10 Emir’in 2 maddesi bugünlerde sıkça konuşuluyor.
6. madde: “Öldürmeyeceksin“. 8. madde: “Çalmayacaksın“.
Binlerce yıldır kimileri öldürüyor, kimileri çalıyor, kimileri ise hem çalıyor hem öldürüyor.
Bizim konumuz çalanlarla ve onlara verilen cezalarla ilgili.
Hırsızlık tüm dinlerde, hukuk ve ahlâk sistemlerinde bir suç olarak görülmüş, kınanmış, yasaklanmış ve cezaya bağlanmıştır.
Tevrat’ta ve Kur’an’da “Kısasa Kısas” sistemi var.
Hırsızların cezalandırılması konusunda Tevrat’ın “kısasa kısas” kuralına uygun hareket ettiğini görmekteyiz.
Tevrat’ta hırsıza verilen ceza, çaldığını misliyle ödetmektir.
Ama Kur’an, “kısasa kısas” kuralına aykırı olarak hırsızın elinin kesilmesini emreder.
İbrahimî din anlayışına ters olan bu hükmün kökeni nedir?
Neden “Kısasa kısas” kuralına uyulmamıştır?
Maide-38. Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah’tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah izzet ve hikmet sahibidir.
Ayşe rivayet etti ki; “Resulullah çalınan malların değeri çeyrek dinar ya da fazla ise, hırsızın elini kestirirdi.”
(Sahih Muslim, Kitab Al-Hudud, hadis: 4157)
Ebu Hureyra Resulullah’ın şöyle dediğini rivayet etti:
“Bir yumurta çalıp eli kesilen, ya da bir ip çalıp eli kesilen hırsızın üzerinde Allahın belası olsun!”
(Sahih Muslim, Kitab Al-Hudud, hadis: 4185)
İnsanın el gibi değerli bir uzvu kesildiğinde bir daha yerine gelmez. Ömür boyu bu geçimini sağlamada en fazla önem arzeden organından yoksun kalır.
Peki nedir bu kabul edilemez cezaya sevkeden?
Öncelikle mimlemektir.
Bunun nedeni o kişinin değişmez bir huya sahip olduğu düşüncesidir.
Yani, “7′sinde neyse 70′inde de odur.” zihniyetidir.
15 yaşında bir sebeple birşey aşıranın, bunu daima yapacağı, 20′sinde, 30′unda, 50′sinde de değişmeyeceği düşüncesidir.
Öyleyse bu zararlı kişi tanınmalı, bilinmelidir. Burnu ya da kulağı kesilmeli, yüzü dağlanmalıdır ki onu görenler dikkatli olsunlar.
Bu eski pagan dinlerde böyleydi.
Hür bir kişinin karısı, başka bir hür kişinin evinden bir şey çalırsa, ve çalınan malın değeri beş kurşun minasından fazla ise, çalınan malların sahibi şöyle yemin etsin: “Ben ona bu malı almaya izin vermedim, evimde bir hırsızlık oldu”. Kocası isterse, çalınan malı geri çevirir, karısı için bir kurtulmalık fiyatı öder ve kulaklarını keser. Kocası onun için kurtulmalık fiyatını ödemek istemezse, çalınan malının sahibi kadını alıp burnunu kessin.
(Orta Asur Kanunları)
Yine muhtemelen “Kesilmişken eli kesilsin ki, suç işleyen organı kesilmiş olsun ve bir daha o organıyla hırsızlık yapamasın.” diye düşünülerek el kesme cezası doğdu.
Hür bir adam, başka bir hür adamı kendi tarlasına baksın diye işçi olarak tutarsa, o tarlayı işletmek için adama öküzler emanet ederse ve ona hayvan yemi ödünç verirse, o adam hayvan yemini çalırsa ve adamın yanında bulunursa, onun elini kessinler.
(Hamurabi Kanunları, 253. kanun)
Nitekim İslam Öncesi Kureyş’de hırsıza verilen ceza elini kesmekti. Ve İslam’a bu ceza hiçbir değişikliğe uğramadan aynen geçti.
İslamcı Hayrettin Karaman bu konuda şöyle diyor:
İslâm’dan önce Arabistan’da hırsızlığın suç sayıldığı ve bu suçu işleyenlerin cezâ olarak ellerinin kesildiği, ilk el kesme hükmünü Velîd b. Muğîre’nin verip uyguladığı bilinmektedir.
İslâm gelince Câhiliye devri düzen, âdet ve uygulamalarının tamamını kaldırmamıştır; bunların bir kısmını olduğu gibi devam ettirmiş, bir kısmında değişiklikler yapmış, kalanını da -İslâm’ın tevhid ve ahlâk ilkelerine aykırı olduğu için- tamamen değiştirmiştir. Hırsızlığın suç sayılması ve bu suça uygulanan cezâ da İslâm’ın, Câhiliye’den devralıp devam ettirdiği uygulamalar arasındadır.
Şimdi Tevrat ve Kur’an’daki iki hükmü insani, ahlaki, hukuki, mantıki açılardan kıyaslayalım:
Önce Tevrat’taki hükme bakalım:
Levililer: 6 /1-5. Rab Musa`ya şöyle dedi:
Eğer biri günah işler, Rab’be ihanet eder, kendisine emanet edilen, rehin bırakılan ya da çalıntı bir mal konusunda komşusunu aldatır ya da ona haksızlık ederse, kayıp bir eşya bulup yalan söylerse, yalan yere ant içerse, yani insanların işleyebileceği bu suçlardan birini işlerse, günah işlemiş olur ve suçlu sayılır. Çaldığı ya da haksızlıkla ele geçirdiği şeyi, kendisine emanet edilen ya da bulduğu kayıp eşyayı, ya da hakkında yalan yere ant içtiği şeyi, üzerine beşte birini de ekleyerek, suç sunusunu getirdiği gün sahibine geri vermeli.
Rab’be suç sunusu olarak kâhine belli değeri olan kusursuz bir koç getirmeli.
Kâhin Rab’bin huzurunda onun günahını bağışlatacak; işlediği suç ne olursa olsun kişi bağışlanacak.”
Yani Tevrat’a göre örneğin bir hırsız 100 liralık bir malı çaldıysa, pişman olması halinde sahibine 120 lira olarak ödediği takdirde affolunuyor.
Kur’an’daki Maide-38 ayetini yazmıştık. Uygulamadan bir örnek verelim/Kütübüsitte’den:
Mescide uyumak üzere ridasını yastık yaparak uzanmıştı. Uyurken bir hırsız gelip ridasını aldı. Ama Saffan (uyanarak) hırsızı yakaladı, doğru Hz. Peygamber (sav)`e götürdü. Resulullah (sav) derhal elinin kesilmesini emretti. Saffan: “Ey Allah`ın Resulü, ben bunu istememiştim, ridam ona sadaka olsun!” dedi. Resulullah (sav): “Onu bana getirmezden önce niye yapmadın?” diyerek, teklifi reddetti.”
Hadis no: 1651
Bu sahih hadis’e göre, mağdur olan şikayetinden vazgeçtiği halde kabul edilmiyor. Bir gömlek için hırsızın eli kesiliyor. Üstelik de bunu ısrarla uygulayan İslam peygamberinin bizzat kendisi.
Buna karşın Halife Ömer’in kıtlık zamanında yapılan hırsızlıkları affettiğini okuyoruz. Gaddar bilinen Ömer bile daha insaflı.
Şimdi gelelim hırsızın çaldığı malın elinde yakalanması ya da satması, kullanıp harcaması halinde verilen cezaya:
Çıkış: 22;
1. Bir adam öküz ya da davar çalıp boğazlar ya da satarsa, bir öküze karşılık beş öküz, bir koyuna karşılık dört koyun ödeyecektir.
4. Çaldığı mal -öküz, eşek ya da koyun- sağ olarak elinde yakalanırsa, iki katını ödeyecektir.
7. Biri komşusuna saklasın diye parasını ya da eşyasını emanet eder ve bunlar komşusunun evinden çalınırsa, hırsız yakalandığında iki katını ödemelidir.
Akla şöyle bir soru gelebilir:
“Ya hırsızın ödeme gücü yoksa, çaldığı malın iki mislini karşılayamıyorsa?”
Bu duruma da Tevrat’ta hüküm var:
3. “Hırsız çaldığının karşılığını kesinlikle ödemelidir. Hiçbir şeyi yoksa, hırsızlık yaptığı için köle olarak satılacaktır.
Bir İbrani’nin köleliği ise sınırlı. Şöyle:
Yasa: 15/ 12-14. Altı yıl size kölelik edecek, yedinci yıl onu özgür bırakacaksınız. Onu özgür bırakırken, eli boş göndermeyin. Ona davarlarınızdan, tahılınızdan, şarabınızdan bol bol verin.
Demek ki köleliğin kaldırıldığı günümüze uyarlandığında, hırsız cezasını ödeyecek kadar çalıştırılacak demektir.
Ama İslam hala el kesiyor ve eli kesik insanlar Arafat-Hira yollarını doldurup, hacılardan dileniyor.
Zinaya 100 değnek cezası veren İslam, hırsızın elini kesiyor.
Zaninin niye pipisini kesmiyor? O da suç organı. Ama görüyoruz ki Kureyş putperestliğinde böyle bir ceza yok. O nedenle İslam’da böyle bir başka saçmalık yer almamış. Zaten daha baştan ucundan kesiyorlar.
El kesme cezasının tutarsız ve çok saçma bir başka yanı, bu cezanın gizlice bir eve, dükkana, kümese girene verilip de, zorla gasbederek çalana verilmemesi.
Örnek verelim.
Bir hırsız siz evde yokken evinize gizlice girdi ve evdeki 100 liranızı çaldığı takdirde cezası elinin kesilmesi.
Ama size yolda saldırıp, yerlerde sürükleyerek çantanızı alıp gasbettiği takdirde eli kesilmiyor. Çünkü bu eylemi gizli yapmamış oluyor. Halbuki diğerinden farklı olarak gasp sırasında büyük bir korku ve travma yaşıyorsunuz.
İslam hukukunda Ebu Davud ve Tırmızi’nin hadisine dayanarak, gaspçıya, yağmalayana, emanete ihanet ederek el koyana el kesme cezası yoktur. Şöyle denir:
Malın alınması hırsızlığın tarifine uygun olmalıdır. Hırsızlığın anlamı ise malın, gizlice ve saklamak suretiyle alınmasıdır. Gasp ederse, mal sahibinin gafletinden faydalanarak malı alıp kaçması, yağmalaması ya da ihanet etmesi hırsızlık sayılmaz ve eli kesilmesi gerekmez.
http://www.hilafet.com/kitaplar/Islam_Hukukunda_Ceza/10.htm
Yani, hiçkimse gaspçının kapkaçcının, hortumcunun elinin kesileceğini sanmasın. Olan baklava çalan, yumurta çalan gariban hırsızlara olur. Zenginin, arkası güçlü olanın elinin kesildiği görülmüş şey mi?
Yazımızı Kütübüsitte’den ibret dolu bir başka hadisle tamamlayalım:
Resulullah (sav)`a bir hırsız getirilmişti. “Öldürün onu!” diye emretti. Kendisine: “Ey Allah`ın Resulü, bu adam sadece çaldı” denildi.
Bunun üzerine “Öyleyse (elini) kesin!” dedi ve derhal eli kesildi.
Sonra aynı adam ikinci sefer getirildi. Yine: “Öldürün onu!” diye emretti. Kendisine: “Ey Allah`ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı” dendi.
Bunun üzerine “Öyleyse kesin!” dedi ve derhal (sol ayağı) kesildi.
Sonra üçüncü sefer getirildi ve hırsızlık yaptığı söylendi. Hz. Peygamber: “Öldürün onu!” diye emretti. Kendisine: “Ey Allah`ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı” denildi.
Bunun üzerine: “(Sol elini) kesin!” diye emretti.
Sonra aynı adamı dördüncü kere getirdiler. “Öldürün onu!” buyurdu. Kendisine: “Ey Allah`ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı” dediler.
Bunun üzerine “(Sağ ayağını da) kesin!” diye emir buyurdu. Aynı adam beşinci sefer getiririldi. Hz. Peygamber (sav): “Öldürün onu” diye emretti.
Hz. Cabir (ra) der ki: “Adamı götürüp öldürdük. Sonra sürüyerek götürüp bir kuyuya attık. Üzerini de taşla doldurduk.”
Kütübüsitte, Hudud bölümü, Hadis No: 1631
Serdar Kaangil




yaradan muhammet ın gunahlarını affetsın ne dıyelım canım::))
ALLAH (c.c) Seni bu lafından dolayı affetsin..
koksal senin günahlarini kim affedecek?
Yukardaki carpitilmis yazilari yazani kim affedecek?
Isinize geldigi gibi carpitin bakalim, sizi birileri carpitir hesap gününde..
düşünce özgürlüğünden bahsediyoruz .oda kendince biraraştırma yapmış.beğenmessen kapatırsın benğendiğini okursun ama tehdide ne gerek var . tabi sürekli bunlarla korkutulduğumuz için senide anlayabiliyorum.
muhtemelen yazar senin gibi eleştirenlere karşı açık ve anlayışlıdır
Pingback: İslam'da Hırsızın Elinin Kesilmesi | Ateist Cevap
Adamın iki kolu, iki bacağı da kesilmiş ama hala hırsızlık yapabiliyor.
Ben olsam bu adamı öldürmek yerine ödüllendirirdim
verilen hadis ve olay ornekleri yanlıs olma ihtimali fazla bunların uydurulmus amacı sonraki donemlerde yapılan zulmun daha once peygamber donemindede yapıldığını ispatlayıp zulmu hak bilmek iki eli ve iki ayağı kesilen bi insanın hırsızlık yapması imkansız ole deil mi ve adam neden direk getirildiğinde oldurun diyor(adamın suçunu oldurun dedikten sonra soyluyolar)acaba başka bi suçu mu var
ya da madem boyle bi uygulama var neden bu dinin içindekiler daha cok ezilen koleler ve savaşlarda canla başla savasan yine köleler
Alemlere rahmet olarak gonderilen HZ.MUHAMMED (S.a.v) Allah(c.c) ün kanunLarını uyguluyor.. saldıracak biseyler arıyorsunuz ve bulamıyorsunuz. sadecec ebuldunuzu zannediyorsunuz.. su yaradan muhammetin (s.a.v) gunahlarini affetsin diyen arkadsa bir cevabım olucak.. ALLAH Seni Islah etsin.. baska söze ne hacet..
ben şu allah muhammedin günahlarını affetsin diyen kişiye cevabım resulullah ın gelmiş geçmiş hiçbir günahı zaten yok sana gelince senin gibiler için yaşasın cehennem
abartma istersen
Öncelikle söyleyeyim ki;
Eğer bunları Efendimiz (sav) demişse veya yapmışsa doğrudur. Kabul ettik.
Kainatta atomu da, insanı da, en büyük gezegenleri, galaksileride yaratan Allah (cc) ‘ın adaleti insan aklının alabileceğinden de fazla olabilir.
Nitekim bunu çeşitli peygamberlerin hayatlarından bazı kesitlerde görebiliyoruz. (Örn: Hz. Davud (as))
Bununla birlikte , islamda ; sebebini anlayabilirseniz hiçbirşey mantıksız gelmeyecektir.
Eğer Allah (cc) ya da Muhammed (sav) bi emri vermişse bir sebebi vardır.
Öyle ki;
Allah’ın kuluna olan merhameti , annenin evladına olan merhametinden kat be kat üstündür.
Öyle ki;
Taif te taşlandığı zaman Rabbine taiflilerin helak olmaması için dua eden;
“Bilmiyorlardı, bilselerdi yapmazlardı ” diyen,
her fırsatta merhameti öğütleyen, bir peygamberin(sav) merhameti tartışılamaz.
Siz bu Peygamberi (sav) zalim yaptınız yazınızda.
Hadisleri kendinizin istediğiniz anlamlara gelecek şekilde ifade ettiğinizi düşünmekle birlikte;
Madem felsefe yapıyorsunuz, Madem dürüstsünüz hadisleri ve Hz. Muhammet (sav) efendimizi bir bütün olarak neden göz önüne almıyorsunuz?
Merhamet etmeye verdiği önemi,
ümmetine merhameti öğütlediğini neden yazmıyorsunuz?
Sizce sayamayacağım bir çok örnekle merhametini ispatlamış (sadece insana değil hayvanlara bile merhameti olan) bir kişi aynı zamanda sadist duygular besleyen bir kişi olabilir mi?
Kısacası yazınızın,
Felsefe ile uzaktan yakından ilgisi olmayan tek taraflı düşüncesine kılıf uydurmuş olmak için yazılmış bağnaz bir yazı olduğunu düşünüyorum.
Fakat yinede karşıt düşünceli yorumları içtenlikle sitede yayınladığınızı görüyorum. Bu alkışa şayan bir davranış. İslamı karalamaktan ziyade anlamaya çalışan biri olduğunuzu düşünüyor (hiç olmazsa umud ediyor) , Allah’ı (cc) içinde hissedenlerden olmanızı diliyorum.
Ama öncekiler daha gaddardılar deyip de aslında olmayan cezaları varmış gibi göstermek de nedir?
Baktığınız yer baştan aşağıya yanlıştır. Eğer bunu bir din anlatımı olarak yapıyorsanız bu şekilde insanların İslam’dan soğumalarına sebep olursunuz. Yok, fitne çıkarmak amacıyla yapıyorsanız halinize acırım.
İslam, bir cezalar sistemi değildir. Cezayı mağdurun şahsına bırakmış, hadler belirlemiş olsa bile affetmenin her zaman için büyüklük olduğunu savunmuştur. Hiçbir ceza tek başına uygulanmaz. Öncesinde uygulanması gereken caydırıcı tedbirler vardır. Ekonomik adaletsizliğin olduğu bir memlekette hırsızlık yaptı diye kimsenin eli kesilmez. Önce insanların hırsızlık yapmalarına gerek bırakmayacak düzenlemeler getirilir. Bunlar hem devlet eliyle hem de esnafın, sanayicinin ve halkın çabalarıyla gerçekleşir.
Eğer bir insan aylarca iş bulamayıp çocuklarının yüzüne bakamaz duruma geliyorsa çalar. Bunu hiçbir yasal kuvvet engelleyemez. Müslüman, hiçbir tanıdığının bu duruma düşmesine izin vermez. Bir şekilde gerekli şartlar oluşturulup geçimi sağlanır.
Ayrıca zekat diye bir müessese de vardır. Devlete verilir. Zekattan ayrılan paylardan biri de zor durumda olan, iflas seviyesine gelen birisi olursa ona faizsiz olarak, durumunu düzelttiğinde yerine koyması karşılığında ayrılan ödenektir. Bugünkü gibi banka banka dolaşmaz kimse. Bütün bu uygulamalarda iyi niyet esastır.
İslamda hadlerin uygulanabilmesi için, önce buna gerek bırakmayacak düzenlemeler uygulanır. Bu düzenlemeler olmadan cezalar olmaz.
Kalın kafanıza bunu yerleştireceğinizi umuyorum.
Allah ayette açıkça belirtmiş ‘hırsızlık yaparsa ibret olsun diye eli kesilsin ‘ diyor . şöyle olusa şöyle böyle olursa böyle demiyorki .duruma göre davranın demiyorki
Birincisi; bu hadis ne kadar doğru orası tartışılır.Çünkü kutbi sittedeki her hadis doğru olacak diye br şey yok, birçok uyduruk hadis var buda onlardan biri olabilir.Zaten hadiste çok çelişki var.Ne öyle iki eli kesilen adam hırsızlık nasıl yaapabiliyo.neyse hadisi beni şüphelendirdi, doğru olmayabilir.
İkincisi: Günümüzde hırsızlığa,zinaya, cinayete devletlerin verdiği cezalar ne. sadece bi hiç. 30 bin kişinin katilini dahi cezalandıramayan bir sistem ve diğer yanda bir hırsızlık cezasında suçu işleyene verilen el kesme cezası ve gayet te mantıklı. Düşünün bi tüm ön yargılarınızı bii yana bırakın. Bir otobüste gisiyosunuz çocuğunuzun ameliyat parası cüzdanınızda ve cüzdanınızı bir hırsız çaldı ve çocuğunuz ameliyat olamadı ve öldü. Siz eğer o hırsızı yakalasanız acaba ne yaparsınız. Önce bunu kendi vicdanınıza sorunuz, sonra sonsuz şefkat sahibi alllahun verdiği cezayı düşünün. allah hekese hidayet versin.
Hala allah putuna tapanların bu vicdansız cezayı meşrulaştırmaya çalıştığı görülüyor. Bir kişi de çıkıp demiyor ki böyle insanlık dışı bir ceza varsa ben bu dinden çıkarım. Vicdansızın birisi eğer allah böyle emretmiş peygamberde yapmışsa kabul ettik demiş. Bir başkası cehennem tehdidinde bulunmuş biz “kafirlere”.
Uyanın beyinsizler, eğer bir yaratıcı varsa, ve eğer bu şekilde emirler vermişse, o yaratıcı zalim psikopatın tekidir. Yok eğer bir yaratıcı varsa ve arabın biri bu masalları uydurup bana vahiy geliyor dediyse, sizde vicdansızca bu zulme ortak oluyorsanız olası bir cehenneme gidecek olanlar siz olacaksınız.
Kafanızı kullanamıyorsanız vicdanınızı kullanın. Adı teslim olmak anlamına gelen bir din ancak ve sadece zulme hizmet eder.
kafir adamımsın olayı çok güzel açıkladın. bu gerici, cahil, muhammedist düşüncedekiler ne söylersen söyle anlamazlar, yoksa allah bunlarında mı kalbini mühürledi ?
hala hadisin doğruluğunumu tartışıyoruz yukarda kocaman ayet var . emir var , hırsızlık yaparsa kesip atacan bitti .
http://www.bydigi.net/semavi-dinler/280106-hirsizin-elinin-kesilmesi-konusunda-kafanizda-soru-isareti-mi-var-cevabi-buyrun.html bide buna bi bakın
Arkadaşlar,peygamber Efendimiz,hayta iken sözlerinin, Yazılan ve kayd edilen Kur’an-ı kerime karışmasın diye yazılmasına asla müsada etmiyordu.Vefatından 100 sene sonra sadece ağızdan ağıza ve kulaktan dolma bir şekilde rivayet edilen ve peygamberimize isnad edilen doğru ve yalnışı bilinmeyen hatta kur’an ‘la ve birbirleriyle çelişen ,maksatlı veya maksatsız nice sözler hadistir diye yazılmaya başlandı.Hadistir diye bildiğimiz niceleri vardırki tamamen uydurmadır . kaç bin hadisten söz ediyoruz, halbuki Ebe Hanife ve İmam Malik Hazretleri;Sıkka ( yani güvenilir ve kesin) doğru ve mütevatır olan hadislerin sayısı 16-17 ‘i geçmemektedir.diyorlar. Hadis kaynağı ne olursa olsun.buradaanlatılan rivayetlerin hiç biri peygamberimize ait değildir.Hepsi uydurma hadistir.yalandır.Yazılmayan ve kayd edilmeyen hadisler,100 sene sonra doğru ve yalnış olanı nasıl ayıracaksın? Bir rivayet ki kur’anla,bilim ve akılla çelişiyorsa o asla hadis değildir.
Günümüzde bu ceza sadece kendi bankalarını soyanlara verilseydi, A.B.D ve Avrupada şimdi çıkan ekonomik kriz çıkmazdı.
Değerli Kafir kardeşim yazıma karşılık senden bir yorum beklemiştim.Saygılarımla.
Hırsızlık,başkasının bin bir zorlukla meşru yollarla kazanmış olduğu malını çalıp,kalbını yaralayan bir hıyanet,vicdana sığmayan bir cinayettir.Bunun için, yüce İslam dini,hırsızlığı önlemek, insanın emeğini korumak ve bu insanlık dışı suçtan caydırmak amacıyla,toplumun huzur ve selameti için aşı,işi olan,ekonomik sorunu olmayan ve zor durumda bulunmayan birilerinin bu sucu işlemesi halinde ona ağır bir müeyyide getirmiştir.İslamın öngördüğü model toplumda,(ki işsız, aç,yoksul ve ekonomik sorunlarla boğuşmayan bir tolumdur.) Bu müeyyide uygulansaydı hırsızlık olayları en az düzeye inerdi,her kes kendi evinde korkmadan huzur ve güven içinde uyuyabilecekti.Bu müeyyidenin uygulanabilmesi için açlık,işsizlik,ekonomik sorunlar,zaruret,ve iktisadi krizlar gibi,hırsızlık suçunu işlemeyi kısmen veya tamamen mazur gösterecek bir sebebin bulunmaması gerekir.Bu sebeplerden dolayı hırsızlık yapanlara bu caza uygulanmaz.Bizim delilimiz Hz.Ömer zamanında ki uygulamadır.O,ekonomik krizde bu cezayı askıya aldığı gibi,az ücretle çalıştırdığı işçinin,işvereninin malını çaldığı halde,ona ceza vermemesi , işverene de yeteri kadar ücret vereceğini,aksi takdirde işçi tekrar hırsızlık yaparsa sorumlu işveren olacağına dair talimatıdır.Çünkü az ücretle işçiyi çalıştıran iş veren,işçiyi hırsızlığa teşvik etmiş sayılır. Nitekim;Hz.Peygamberin en yakın arkadaşı ve müslümanların halifesi olan Hz.Ömer,bizden deha fazla kur’an-ı anlayan ve tatbik edendir. Onun bütün uygulamaları kur’an ve sünnete uygun idi. Yani sosyal hayatının her alanında olduğu gibi,ekonomik alanında da sosyal adaletin ve adil bir gelir dağılımının yaşandığı ve islamın egemen olduğu toplumda,zarureten dolayı değil de, daha fazla kazanmak ve daha fazla zengin olmak amacıyla yapılan bu suca böyle ceza uygulanır. İslamın getirdiği bu şekilde ki ceza hukuki,ahlaki ve vicdanı açıdan en adil ve caydırıcı ceza biçimidir. Hırsızlıkta yaşanan bir – iki olayın analizini yapalım; Bir adam,küçük yaştaki kızın bileklerini kesiyor,kolunda altın zannettiği,değersiz bileziği alıyor, veya evde yalnız yaşayan yaşlı ninenin, hırsıza elindeki bileziğini vermeyince boğarak öldürüyor,sonradan yakalanıyor….Bu cani hırsızın elini kesmek,insan haklarına aykırıdır,gericiliktir.diyenlere,şunu demek lazım; Peki adamı hapsa mahküm edip,iyi haldan cezasını yarıya,düşürelim,mahkeme zaten uzun sürüyor, göz altında kaldığı süreyi de göz önüne alarak serbest bırakalım.Ki bu olaylar kesinlikle olmuştur.
Söz konusu yaşlı nine toprak altında,hırsızda dışarda; Söylüyorum bu mu adalet? bu mu insanlık? bu mu medeniyet.? bu mu çağdaşlık.? Vicdanımızla baş başa kalalım.Her kese saygılar.
Sayın Bilal ,güzel bir yazı yazmışınız.Çocuğu aç kaldığı için mecbur kalan asgari ücretliler elbette bu kapsam dışında tutulmalı.Çünkü onun maaşıda hak ettiği ücretin yarısı verilerek patronu tarafından çalınıyor.Ama kendi bankasını soyan,milyonlarca kişiyi mağdur edenlere bu ceza uygulanmalı.Emin olun,bu kanundan sonra kimse,kendi bankasını soymaz.Dünyadaki bütün ekonomik krizler,banka denen başbelalarından çıkmıştır.Bu önerime ateistlerdende bir itiraz yok.Kuran yine haklı çıktı.Saygılarımla.
Serdar KAANGİL’e Cevap; KÜTÜBÜ SİTTE’den alıntı yaptığın 1631 nolu rivayet,hadis değildir.Bütün Mü- haddisler,bil ittifak bu rivayetin zayıf,( Peygamberimize ait olmadığını )söyledikleri halde,hadis olarak de- ğerlendirmen büyük bir cahillik ve gafletliktir.Peygamberimizin vefatından 300 sene sonra yazılan sözkonu- su kitaplardaki tüm rivayetler nasıl doğru olabilir? O.kitaplardaki bir çok rivayet hadis değildir,senetleri zayıf ve mevzudur. Bu nedenle;İki büyük mezhep imamları;İmam Malik ve İmam Ebu hanife Hazretleri, Buhari,Müslim ve diğer kitaplarda geçen bir çok rivayetle amel etmemişlerdir.Gerekçe ise; Bu rivayetle- rin Peygamberimizin sünneti ile çelişki halinde olduklarından dolayıdır.1- KYNAK; Tarihul İslam /178/ 2.KAYNAK: İslam Dininin Temel Kaynakları / 178
Peygamberimize Uydurulan bu rivayetinin tahlilini yapalım; Bir insanın her iki eli ve her iki ayağı kesilmiş olarak bir silindir halinde yaşıyor ve yürüyemiyor, nasıl olur da bu durmu ile gidip beşinci kez hırsızlık yapabiliyor muş? Bu asla mümkün değildir.Buna ihtimal dahi verenin aklında şüpheleniyorum.
Peygamberimiz zamanında yazılmayan ve kayda geçirilmeyen bir rivayetin Hadis olabimesi için;
”Usulul Hadis” ilmine göre aşağıdaki kriterlere uygun olması gerekir: 1- Bir rivayet,nerede yazılmış olursa olsun, /Sahihi Buhari,Müslim ve Diğer kitaplar dahil / tarihi bir gerçek olayla çelişiyorsa,hadis değildir.
2-Ravi Bid’at ehli ise, 3-Müslümanlara bir sorumluluk taşıdığı halde,rivayet” Mütevatir” olmayıp,Haberi Ahad ise,hadis değildir.Ki,rivayetlerin çoğu böyledir. 3-Rivayet;akıl,pozitif bilim veya kur’an’la çelişiyorsa,hadis değildir.4-Rivayet;Peygamberimizin saygınlığına halel getiriyor veya sünnetiyle(yaşam tarzı ile )çelişiyorsa,hadis değildir.5-Küçük veya önemsiz bir şeyi abartıyor veya önemli bir şeyi önemsizleştiriyorsa,hadis değildir. KAYNAK: RUHUD-DİNİL İSLAMİ /Sayfa 466/ Afif A.Fettah Et-Tebara./
Yani; kesin kes ” Mütevatir ” bir rivayete hadistir,diyebiliriz; Ki; Ebu Hanife ve İmam malik’e göre; böyle hadislerin sayısı 17 taneyi geçmemektedir. Peygamberimiz zamanında Hırsızlık yapanla ilgili ”Kütübü Sitte’de” geçen olayının tamamı peygamberimize uydurma ve iftiradır.Böyle bir olay,peygambemiz zamanında yaşanmadığı gibi, Kur’an-ı Kerim’le da çelişiyor. Bu rivayet, (olay), Peygamberimizin vefatından tam 300 sene sonra yazılmıştır.Buna nasıl inanılır.? Saygılarımla.
Bilal, Kütüb-ü Sitte’yi Yahudiler ya da Hristiyanlar hazırlamadı. Sünni İslamcılar’ın en güvenilir hadisçilerden derledikleri hadislerden oluşan bir kaynaktır. Bu konuda o kaynaktan hadis örneği verenleri değil, o kaynağı ve onu oluşturan İslamcıları eleştireceksin.Kaldı ki Cübbeli gibi, Said Nursi ve nurcular gibi imamların-din alimlerinin yazdığı her hadisin doğru olduğunu öne sürenler var. Hadislerin doğru olduğuna inanmıyorsan reddeder, tanımazsın. Ama İslam dini ayet ve hadislerden oluştuğuna göre, hergün tv’lerde en zayıf hadisler kullanılarak propaganda yapıldığına göre bizim de hadisleri örnek vermemizden daha doğal birşey olamaz. Kaldı ki verdiğimiz hadisler en sahih olarak kabul edilenlerdir. O kaynak diye verdiğin Tarihul İslam gibi kitaplarınsa Kütüb-ü Sitte yanında lafı bile geçmez.
Pante! Evet,islamın 1.Temel kaynağı Kur’an-ı Kerim, 2. kaynak ise,Peygamberimizin sünnetidir.Ama sizin getirdiğiniz o zayıf ve uydurma rivayetler islamın kaynağı olamazlar.! 2.Kaynak ancak ”mütevatir” (sahih ) hadistir. Yazdığınız bu rivayetlerin tümü, sahih hadis krıterlerine uymadıkları için,bırakın kaynak olmayı,onları asla nazarı itibare bile almayız.Söz ettiğiniz kütübi-sitte’yi ne yüce Allah göndermiştir,ne de hadis sahibi olan peygamberimiz yazdırmıştır.Bunları yazan zatların yaşadıkları dönem,peygamberimizin döneminden yaklaşık 300 sene sonradır.Bu eserleri yazan zatlar,gaybı bilemedikleri gibi,bir çok bilgi ve derlemeleri de yalnış olabilir.İslam inancına göre,hiç bir kimse sonsuz bilgiye sahip olamayacağı gibi,hata ve yalnışlardan
da beri değildir.İnancımıza göre,en büyük sahabe bile hata ve günahlardan masum değiler.Bu zatlar,(r.a.) kendi dönemlerinde duydukları rivayetleri derleyip,yazmışlar. Kayda ve yazıya geçilmeyen ve üzerinde yaklaşık 2-3 asır geçen birine ait sözlerinin tümünün sağlıklı bir şekilde bugünümüze ulaş- ması mümkün değildir. Şu an teknoloji çağında yaşadığımız halde,eğer önemli kişilerin söylediklerini kayda geçirmezsek;söz konusu sözleri bizden sonraki kuşaklara sağlıklı aktarmamız da mümkün ol- mayacaktır.İşte hadisler de böyle.Bunun için,rivayetin sahih hadis olabilmesi için,”Usulul Hadis” alimleri ve muhaddisler,önceki yazımda bellirttiğim krıterleri getirmişledir.Bu krıterlere uymayan hiç bir rivayet hadis olamaz. 2.Konuya değinmek istiyorum;diyorsunuz ki, bazı müslüman kesimler de zayıf hadisleri getirip propagandalarını yapıyorlar,malesef öyle,bu konuda sana katılıyorum,hiç araştırmadan bir çok zayıf ve mevzu rivayetleri getirip anlatmaya çalışıyorlar,bunu tasvip etmek mümkün değildir. Ancak, Hz.Muhamme’de inanmamış olabilirsiniz! Mukaddes Kitabım Kur’an-ı Kerimin dediği gibi ” Leküm dinuküm ve liye dini”( Sizin dininz,inancınız size,benim ki ise bana dır.)diyerek, saygı duyuyorum. Uyduruk ve zayıf rivatleri getirip, Hz.Muhammed’e aitmiş gibi göstererek, kimsenin beynini yıkmamanızı ve İnsaliğın kurtuluş rehberi olan Hz.peygambere hakaret etmemenizi umuyorum. Saygılarımla.
Anladigim kadari ile bazi arkadaslar hirsizlik yapacaklarda ellerinin kesilmesi zorlarina gidiyormus gibi bir hal var ortada. Yahu insan elinin kesilecegini bilirde hirsizlik yaparmi hic.
Ateist arkadaslar sizden rica ediyorum bazi ayetleri acik acik soylerken bazi ayetleride perde arkasi yapmayin lütfen. (Boyle yapanlar icin soyluyorum)
38. Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
39. Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Hem bir kere hirsizlik yapmakta neymis. Insan oglu o kadar acizmiki hirsizlik yapacagina kalkip icinde bulundugu sikintiyi bir digerine soylemesin. Sikintiyi digerlerine soyleyip ve digerleride zorda kalmisin sikintisi konusunda ona yardimci olmuyorlarsa vay onlarin insanliklarina.
Bu arada müslüman olupta hadise inanmakta neymis? Kur an disinda baska kaynak arayanlarin vay haline. Peygamber Allah in bildirdikleri disinda neyi biliyorki kalkip size onu buyursun? Allah neyi eksik biraktiki peygamberlerin haddine onu tamamlamak düssün? Peygamber kuran disinda ne soz soylemissede kendi devrindekilere soylemistir. Musluman bir insanin Kuran disinda rehberi olmaz. Kuranda hersey ilk okula giden bir cocugun bile anlayacagi kadar acik ve samimidir. Isi yokuslara surerek kimse kendine eziyet etmesin.
Ateist arkadaslara gelince, bu onlarin kendi fikirleridir. Herkes fikrinde ozgurdur ama iftira olmamak sartiyla. iftiranin hic bir yerde yeri olmaz. Kimse kimseyide sahip olmadigi cehennem ile tehdit etmesin. Cennette Cehennemde Allahindir ve o her ikisinede diledigini iletir.
Hepimiz insanogluyuz. Fikirler paylasilirken kimsenin bir digerine hakaret etme ve küfür etme yetkisi olamaz ve olmamalidir. Bu kabul edilemez bir yargidir.
Hadislere inanmakta neymiş diyorsun ama Kuran’da peygamberin sünnetine de inanmamızı söylüyor ve sen bunu reddediyorsun. Kuran’da yazan her şeyi anlamak bu kadar kolaysa “Hırsızın elini kesin” de kesmemizi emrediyor demektir. Mecaz anlam ifade etmiyorsa tabi(ki bunu bilemeyiz). Hırsızın elinin kesilmesi neden mi zoruna gidiyor insanların? Çünkü vahşet. Bir kötülüğü kötülükle cezalandırmak adalet mi yoksa başka bir kötülük mü?
Kardeş yazdığımı iyi okumamışsın anlaşılan. Bir daha okumanı tavsiye ediyorum. Bu arada bana Kur-an da peygamber sünneti diye bir ayet gösterirmisin?