UR – KUR’AN

KUR’AN’IN ÖNCÜSÜ MEÇHUL KİTAP

13469

Kur’an’daki bazı ayetler, daha önce yaşanmış, daha önce emredilmiş gibi ifade edilmiş.
Örneğin müslümanlara namaz şartının miraçla geldiği öne sürülür.
Miraç’ın ise Hicrete yakın bir zamanda gerçekleştiği belirtilir.
Ama Alak suresi ilk gelen surelerdendir ve içinde namazdan bahseder.

Alak/ 9-10. Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?

Eğer Alak suresi ilk surelerdense, namaz bundan önce emredilmiş olmalıdır.

Bir başka örnek Kalem suresinde geçen “Eskilerin Masalları derler” ifadesidir.
Kalem suresi de ilk yıllarda gelen surelerdendir ve o sureden önce İbrahim’in, Musa’nın vb. peygamberlerin hikayeleri anlatılmamıştır.

Kalem-15. Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları!” der.

Demek ki daha önce bu masallar anlatılmış ve Kureyşliler de burun bükmüş: “Eskilerin masalları” diyerek.
Bu durumda insan düşünmeden edemiyor. “Daha önce Kureyşlilere okunan bir başka kitap mı vardı?” diye.
Bunu destekleyen bir ayet de var üstelik:

Nisa-136. Ey iman edenler, Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba, daha önce indirdiği kitaba da iman edin! Kim Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanmazsa, pek derin bir sapıklığa saplanıp gitmiştir.

Ayete dikkat edilirse; “Daha önce indirdiği kitaba da” diyor.
“Kitaplara” deseydi, Tevrat,ı, Zebur’u ve İncil’i anlardık.
Ama tekil kullanıyor, “kitaba” diyor.
Ya ortada bir yazım hatası vardır ki bu da Allah’tan geldiğine inanılan bir kitap için bir çelişkidir. Ya da bilinçli kullanılmıştır ve Kur’an’dan önce Kureyş’e ait bir kitap daha mevcuttur.

Kureyş’te Kur’an’dan önce bir kitap daha varsa bu kitaba ne olmuştur?
Yoksa batılı yazarların Ur-Quran diye adlandırdıkları bir ön kitap iddiası doğru mudur?Tevrat’ta şöyle bir ayet vardır: Çölde Sayım/ 21-14. RAB`bin Savaşları Kitabı`nda şöyle yazılıdır: Sufa topraklarında Vahev Kenti, vadiler, Arnon Vadisi, (…)Eski Ahid’de bu adda bir kitap yoktur.
“Rab’bin Savaşları” diye bir kitaptan bahsediliyorsa bu kitaba ne olmuştur?

Kur’an çok karmaşık bir kitaptır. Ne ilk ayeti kesin bellidir ne de son ayeti. Tarihsel bir sıra ile yazılmadığı gibi, olaylara-gelişmelere göre de bir sıra izlenmemiştir. Ne başlangıç tarihi belirtilmiştir ne de tamamlanış tarihi. Kısacası Kur’an’da hiç tarih yoktur. 

Tarih yoktur ama zaman vardır. Fakat belirsiz bir zaman. “Bir zamanlar”, “Anlaşma yaptığınız zaman”, “İki bozgunculuktan ilkinin zamanında”, “Sidre’yi kapladığı zaman,” O zaman”, “Uzun zaman” gibi tarihten yoksun soyut ifadelerle zaman belirtilmiştir.

Kur’an’da bir tarihlemenin olmaması, yazımının ne zaman başladığını da kesin belirlemiyor. Mekke dönemine ait olduğu öne sürülen ilk surelerdeki ifadelere İslam öncesi şairlerinde de rastlanılması, Kur’an’ın yazımına belirtilen 609-610 tarihinden çok önce başlandığı şüphesini doğuruyor. Ya da Kur’an’ı yazmakta faydalanılan başka bir kitap ya da kayıtlar olduğu olasılığı akla geliyor.

Nitekim Yemen Sana Kur’an’ını inceleyen profesör Puin, ayetlerin yazılı olduğu parşömenlerin bir kısmının kazınmış olduğunu ve altta farklı metinler olduğunu söylüyor. Ayetlerin bir kısmının İslam öncesinde Aryani kökenli Hristiyan beyitlerinden alındığı ileri sürülüyor. Bu ayetlerde Arami dilinden pek çok kelimenin kullanılması bunun bir kanıtı olarak sunuluyor. Bunun yanında bir başka iddia da, Muhammed’den çok sonra 8. yüzyılda Hristiyan ve Yahudilerle yaşanan polemikler neticesinde Kur’an’a son şekli verildiği şeklinde. Kur’an’ın kökeni ile ilgili Arif Tekin’in yazdıklarına bir göz atalım:

“Hz.Muhammed henüz 35 yaşındayken ve daha peygamberlik fikri ortalıkta yokken, Mekke’deki Ka’be tamir edilir ve o sırada Süryanice yazılmış bir kitap Ka’be’nin temelinden ortaya çıkar…Hatta bu tamirat sırasında Ka’be’nin temelinden bir de altın-gümüş hazineleri çıkar ve talan edilir.. Bu arada çalanlardan ‘Düveyk’ adında biri yakalanıp eli de kesilir…[1]

Kur’an’ın kökenine ışık tutacak bilgiler olduğundan ve insanlar, “İşte Muhammed, kendi bilgilerini benzer kaynaklardan alıyor” demesinler diye, bu ele geçen kitabın içeriği hakkında(birkaç madde dışında) fazla bir bilgi yok islami kaynaklarda. O zaman bu konuya sansör konduğu belli…Ama şu not çok önemli. O çıkan kitabı okuyan kişi diyor ki, “Bu belgede yazılanları size tam okusam, ola ki başıma bir şeyler gelir.” Bu açıklama, Askalani,’El- İsabe fi temyizi s’Sahabe’ adlı yapıtında Esved bin Abd’dan aktarmaktadır..

Tabi ki Ka’be tamir edilirken Hz. Muhammed de o sıralarda bir işçi olarak Ka’be işinde çalışıyordu ve bir ara amcası Abbas kendisine, dikkat et, aman sana bir şey olmasın diye onu uyardığı halde, yine bir ara ayağı kayıyor ve kendisi yere düşüp bayılıyor. Bu hadis, en başta Buhari’de geçmektedir. Hadisi Cabir aktarıyor[2] ..

Hatta Medine’ye geçince ilk yıllarda Zeyd bin Sabit’e şunu diyor: “Bana Süryanice yazılar gelir. Ben, yahudilerin sırlarımı bilmelerini istemiyorum. Onun için sen gel de bu Süryanice’yi öğren bana lazımsın” diyor ve Zeyd, “Çok kısa zamanda, 2 hafta içinde ben bu dili öğrendim: Hem gelen mektupları okuyabiliyordum, hem de sahiplerine yanıt verebiliyordum” diyor[3]. Burada islami kaynaklarda deniliyor ki, Zeyd bu Süryanice dili medreselerde öğrendi. Peki hangi Süryanice medreselerinde öğrendi diye sorulmaz mı? Kaldı ki, bir insanın yabancı bir dili 2 hafta gibi kısa bir zaman dilimi içinde öğrenmesi ve hele hele diplomatik düzeyde gelen yazılara yanıt vermesi ne kadar gerçekçidir bu da dikkatlerden kaçmamalıdır!…

Şu da var ki, o zaman yahudiler Tevrat’ı okur arapça olarak müslümanlara anlatırdı..Yani olaylar o kadar içiçeydi ki, birbirlerinden etkilenmek, yararlanmak çok kolaydı. Bu, zaten Diyantçe terceme edilen Tecrid-i Sarih’te de anlatılıyor[4] Şunu da belirteyim ki, o zaman ortadoğu kültür ve inançları o coğrafyalarda içiçe girmişti, hatta Hz. Muhammed Medine’ye gitmeyene kadar Medine halkı iki bayrama inanır, onları kutlardı. Bunların adları da her yıl 21 Mart’ta kutlanan ‘Newroz’ bayramıyla yine o zaman Mezopotamya’da her yıl 22 Eylül’de kutlanan ‘Mihrican/Mihriban’ bayramı vardı ve bunu, Medineliler de kutlardı, oralara kadar yayılmıştı..Hz. Muhammed Medine’ye geçince bu iki bayramıi yasaklar, yerlerine de Ramazan ve Kurban bayramlarını meşru kılar..Bu bilgiler, sağlam diye bilinen İalami kaynaklarda anlatılmaktadır[5]

Zeyd’le ilgili şu önemli notu da yazmakta yarar var: Muhammed Medine’ye gelince halk onu karşılamaya gider ve o zaman yanlarında 11 yaşında olan Zeyd de var. İslami kaynaklarda, Zeyd’in kendisi, ‘Ben o zaman 11 yaşındaydım’ diye bilgi var[6]…Karşılamaya gelenler o sırada Muhammed’e, ’Bu çocuk/yani Zeyd sana gelen Kur’an surelerinden 17’sini bilir’ derler ve aynı anda orada o surelerden bir kısmını Muhammed’e okur. Muhammed bunu görünce hayretler içinde kalır[7] ve burada artık Zeyd’i göze alır. Zeyd burada puan alır ve geleceğinin parlaklığı, burada temelini atar..Tabi ki yahudi dili İbranice o zaman halk arasında vardı ve yaygındı..Hatta Ebu Hüreyre diyor ki, yahudiler Tevrat’ı kendi dilleriyle okur arapçaya terceme ederdi..Aynı zamanda Hatice’nin amca oğlu Varaka, İncil’i İbranice olarak yazardı diye geçiyor saglam islami kaynaklarda..[8] Yani hem Tevrat, hem de İncil’den o zaman kolay yararlanılabilirdi, bu konuda yazılı belgeler hazırdı..

Aslında burada da gözden kaçan bir durum var. O da şu: Muhammed Mekke’den yeni gelmiş ve onu karşılamaya gidenlerden bir çocuk Kur’an’da geçen surelerden 17’sini okur. Peki Zeyd bu yaşta ve üstelik bir yahudi ailenin çocuğu iken bunları kimden öğrenmişti! Bana göre Zeyd’in okuduğu ayetler, Kur’an’da anlatılan ve kökleri İsrailoğulları peygamberlerine dayanan Musa, Yakup, oğulları Yusuf ve Bünyamin gibi, İbrahim ve oğulları İsmail-İshak gibi efsaneleri anlatan ve Zeyd’in yahudilerden öğrendiği benzer olaylarmış; ama islami kesim bunu Kur’an ayetleri saymış, bu da gözden kaçmamalıı..Çünkü işaretler bunu gösteriyor. 11 yaşındaki bir çocuk ve henüz coğrafyasına yerleşmeyen bir dinin kitabından 17 sure gibi büyük meblağı okuyup öğrenmesi düşünülemez.

Birgün Hz. Ömer bir yahudiyle karşılaşır. Adamın yanında yazılı bir kitap var ve Ömer o adamı oturtur.. Adam, şimdiki biçimiyle Kur’an’da yazılı olan Yusuf suresinin ilk 3 ayetini aynen okur. Ki daha önce de bunları Muhammed’den duymamıştı, eskilerden kalma, daha önce yazılmış kitaptan okuyordu.. Ömer orada adama, Sen bunları Daniel peygamberin kitabından mı aldın![11]

“Sen 3 ayet okudun al sana 3 kırbaç/tokat” diyor ve adamı dövüyor. Bir de ona, ‘Eger sen bunları başka yerde okursan, senin canına okurum’ diyor ve o kitaptan bir nusha alıp dogruca Muhammed’in yanına vararak ona şöyle diyor: Ben bu kitabı Benikureyza yahudilerinden bir arkadaşımdan kopyalayıp getirdim. Bunun içinde önemli bilgiler var, bunlardan istifade edelim diye getirdim’. Ömer zannediyordu ki, Muhammed’e bunları anlatırsa Muhammed’in kendisi sevinir; ama tam tersine Muhammed’in yüzü kıpkırmızı olur ve üstelik Ömer’e kızar. Ordakilerin hepsi Muhammed’in yüz ifadesinden, Ömer’in kendisine anlattığı bu olaydan dolayı kendisinin çok bozulduğunu ve kızdığını farkeder ve bunu kendi aralarında konuşurlar..Hatta buna karşı Muhammed şöyle bir konuşma yapar: ‘Ben sizin peygamerinizim siz de benim ümmetimsiniz. Şunu bilin ki, eger şu an Hz. Musa sağ olsaydı o da beni peygamber olarak kabul ederdi..Kim onu bana tercih ederse, yanlış yoldadır’ der. Bu arada Ömer korkudan ,’Vallahi benim rabbim Allah, peygamberim Muhammed ve dinim de İslamdır’ der. Hz. Ömer’in bu olayı, birçok islami kaynaklarda ve özellikle de Kur’an’ın önemli/meşhur tefsirlerinde işlenmiştir. Yusuf surresi 3. ayet ve Al-i İmran suresi 82. ayetinde bu konular çok detaylıca işlenmiştir. Bu kaynaklardan bir kısmını aşağıya alıyorum.[12].

Bellidir ki, Muhammed’in kızmasının önemli bir nedeni vardı: Millet bilmesin ki o eski yazılar oratalıkta var ve Muhammed onlardan yararlanıp böyle bir kitap hazırlar diye.Tepkisinden gaye, o eski belgelerin izini yok edip, kendi projesini sanki yeni var eder gibi topluma kabul ettirmeğe niyetlenmek..Bu konu, kitap haline getirmek kadar zengin bir konu aslında: Hatice’den, Varaka’dan, Ka’be’nin temelinden çıkan belgelerden, rahip Bahira ve rahip Nastura’dan, yahudi kaynaklardan, Hilf’ül Fudul/Hilfü’s-Salah gibi insan hakları teşkilatlarından öğrendiği bilgilerden, Selmani Farisi’den,Cebr-i Rumi’den vs… kalma eserler vardı onun elinde.

Bu başlık altında sunulan bilgiler, aşağıda dipnot olarak verdiğim kaynaklarda ve daha isimlerini buraya almadığım birçok islami kaynaklarda anlatılmaktadır…[13]”

Dipnotlar

[1]İbni Hişam, Siyer, Bina’ül Kabe kısmında. İbni Esir de, El-Bidaye ve Nihaye adlı eseri’Kureyşin Ka’be’yi yeniden inşa etmesi kısmında..Ezraki, Ahbari Mekke adlı eseri s. 93’te, Kelai de ‘El-iktifa….’ adlı yapıtında bunları anlatmaktadırlar…

[2]Buhari, Menakıb, Bünyan’ül Ka’be..

[3]- İbni Sad,Tabakat, 2/430, Hindi, Kenz, no: 37057-37060’a kadar, Ebu Davud, Sünen. İlim-1.bab.

[4]- Tecrid-i Sarih, Diyanet tercemesi no: 1679

[5]- Diyanet’in tercemesi tecrid-i Sarih no: 513’ün şerhi, cilt 3/ 157. Ebu Davud’un türkçe tercemesi 1/675. Burada hem Newroz, hem de Mihrican isimleri var..Prof İbrahim canan, Kütüb-i Sitte tercemesi 13/133..

[6]- Kenz’ül Ummal. No: 37055 hadis.

[7]-Kenz’ül Ummal, no: 37056 hadis

[8] -Buhari, Bed’ül Halk,,Hz. Ayşe’den rivayetle..Mişkat’ül Mesabih, no: 155

[9]- Sümerlerden İslama Kutsal kitaplar ve dinler, s. 23

[10]-Bütün Yönleriyle Asr-i Saadette İslam, 2/66 Ali Bulaç Kaleminden.

[11] Bilindiği gibi Daniel ismi Tevrat’ta geçiyor s. 840-855 ve orada ona ayrıca 15 sayfalık da yer verilmiş, İsrailoğullarından önemli bir isim ve Babil kralı Nabukanetsar Küdüs’ü ele geçirip yahudileri Babil’e sürünce, o da içlerinde vardır ve o sürgün hayatında Mezopotamya’ya yerleşen Zerdüşt inançlarını öğrenip Yahudi kültürünün değişimi noktasında önemli katkısı olan bir isim)

[12]-a-)İbni Kesir, kendi tersirinde, Yusuf 3 ve Al-i İmran 82. ayetlerin tefsirlerinde.Yine aynı yazar, başka bir kitabı olan ‘El-Bidaye ve Nihaye’de’ Kitab-ü sireti Nebi bölümünde bunları anlatıyor.. .
b-)İmam Suyuti, kendi tefsiri ‘Dürrü’l Mensur’da’ yine Yusuf suresi 3 ile Al-i İmran suresi 82.ayetlerin açıklama kısmında.
c-)Bilindiği gibi bir mezhep lideri olan Ahmet b. Hanbel bunu, hadisü Abdillah bin Sabit kısmında almış.
d-) Halebi, insan’ül Uyun, Muhammed’in peygamberliğinin genel olduğu kısmında.
e-) Heysemi, Mecmeü Zevaid adlı yapıtı, no: 805’ten 810’a kadar olan hadislerde almış bunları
f-)Ayrıca Hz. Ömer’in bir yahudiden alıp Muhammed’e getirdiği bu yazıyla ilgili çok detaylı açıklamalar ve kaynaklar, Dr. Muhammed b. Abdullah el-Mes’ari’nin kaleme aldığı ‘Kitabu Muhasebet-il hükkam” adlı .eserinde geçmektedir.Tabi ki bu kaynakların hepsi arapçadır.

[13] A-)İbni Hişam(H.218.ö), İbni İshak’tan(H.151. ö) alıntı yaparak kendi siyer kitabı ’Ka’be’yi işa’ kısmında..
B-)Halebi, ’İnsan’ül Uyun’ adlı eseri, hem Hz. Muhammed’in nesebi, hem de Kureyş’in Ka’be’yi inşa etmesi kısmında..
C-)İmam Suyuti(H. 911. ö), ’el-Dürrü’l Mensur’ adlı çok kapsamlı tefsiri, Yusuf suresi 3 ve Al-i İmran suresi 82. ayetlerin açıklama kısmında.
D-)İbni Kesir(h.774.ö.H)de, hem kendi tefsir kitabı Yusuf suresi 3. ayet ile Al-i İmran suresi 82. ayette ele almış. Ayrıca
el-Bidaye ve Nihaye adlı eseri, ’Kitabü Sireti Nebi’ kısmında..
E-)İmam Ezraki(244.ölmüş.H), ’Ahbarü Mekke’ adlı yapıtı s. 93’te..
F-)İmam Kelai (634 h.ö)de, ‘El-İktifaü bima tedemmenehü..’ adlı eserinde..
G-)Abdurrazzak(211ö. H) da ‘Musannaf’ adlı 11 ciltlik kaynağı no: 10163 nolu hadisten 10165’e kadarki hadislerde.
H-)-Heysemi(807.ö.h), ‘Mecmeü zevaid’ isimli yapıtı no: 805’ten 810’a kadar olan hadislerde..
I-)Dr. Muhammed Abdullah Mes’ari, ‘Kitabü muhasebet-il Hükkam’ adlı eserinde bu konuda çok kaynak verir..
Mesela; İbni Ebi Şeybe(h.235.ö), Darekutni(385h.ö), Darimi(h.255.ö) ve daha birçok islami yazarın isimlerini verir.
J-)Ebu Davud(275.h.ö), İlim-1.
K-)İbn-il Esir(606.h.ö), Üsd, no: 1824…
L-)İmam Askalani de(h.852.ö) Buhari’nin şerhi olan ’Feth’ül Bari’de..
M-)Hindi,(ö.807.h)’Kenz’ül Ummal…

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

5 Responses to UR – KUR’AN

  1. mervece.com dedi ki:

    Pante;
    Kur’an da çelişkiler diye başlık atan arkadaşım… Sana bir sır vereceğim şimdi ve sende çok şaşıracaksın…hemde çok… belki de bu sebeple apar topar yazında değişikliler yapacaksın…
    İslamiyette iftira büyük bir suçtur…Hatta birisine iftira edenin, iftira ettiği şeyi kendi yaşamadıkça (kendi başına gelmedikçe) ölmeyeceği söylenir… Bunun örneğini hayatta çok gördüm…

    Sende, kur’an daki çelişkiler diye bir yazı yayınladın… İnsanın en büyük düşmanı “kendi” dir… Sen bu yazınla, başka bir yazını çürüttün… Kendinle olan savaşın, iç muhasebelerindeki “yenik”liğin de ayyuka çıktı…

    Senin düşmanın yaradan değil pante, “kendin”… kendi çelişkilerin…

    bak bu yazında ne demişsin…

    “Kur’an’daki bazı ayetler, daha önce yaşanmış, daha önce emredilmiş gibi ifade edilmiş.
    Örneğin müslümanlara namaz şartının miraçla geldiği öne sürülür.
    Miraç’ın ise Hicrete yakın bir zamanda gerçekleştiği belirtilir.
    “AMA Alak suresi ilk GELEN SURELERDENDİR ve içinde namazdan BAHSEDER.”

    BU DA “SAVAŞTA NAMAZ” başlıklı YAZINdan…
    Kabe’ye çevirip haccı kabul etmişse; namaz kılmayı, oruç tutmayı da sonradan kabullenmiştir. İslam’ın başlangıcında, ilk 10-15 yıl içinde bu adet ve ibadetler yoktur. “NUZÜL sırasına göre ilk surelerde bu ibadetlerden SÖZ EDİLMEZ.”

    Görüyorsun ya pante, insan “iftira” ettiği şeyi kendi yaşamadan ölmüyor…

    • Egitmen dedi ki:

      İslamiyette iftira büyük bir suçtur…Hatta birisine iftira edenin, iftira ettiği şeyi kendi yaşamadıkça (kendi başına gelmedikçe) ölmeyeceği söylenir… Bunun örneğini hayatta çok gördüm…

      IYIDE BU IFTIRALARINIZI YANI ISLAMCILARIN VE HATTA TEYYEBIN IFTIRALARINI BIZ COK DINLEDIK HATTA ETHEM ICIN TERÖRISTTIR DEDILER DHCK LI FALAN DEDILER SONUC NE OLDU SABAHA SÖYLEDIGINIZ YALANLARIN ASLI AKSAM USTUNE CIKTI

      YANI MUSLUMANLAR BU IFTIRA OLAYINI COK YAPIYORLAR MESELA ATATURK KONUSUNDAN EN FAZLA IFTIRA ONA ATILIYOR AKLA SAMANA GELMEDIK YALANLAR

      OZAMAN MUSLUMAN DEGILMISINIZ

  2. rocco dedi ki:

    alak suresi tek partta indirilen bir sure değildir dolayısıyla 9_10 ayetleri gösterilerek ilk inen surelerdendir demek yanlıştır. ilk inen ayetleri 1_5 ayetleridir

  3. Vefa Erdem dedi ki:

    Kaynakçaya bakınca iddalarınızın temelinin söylenti, aktarım ve menkıbelerden ibaret olduğunu görüyoruz. Unutmayın ki hadis kitapları bile Kuran’la yan yana konulamaz. Işini kolaylaştırdığınız için şeytan ve masonlar sizi çok seviyor olmalı. Eyvah eyvah.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s