MAHOMET’İN HİKAYESİ – Uçan Tabut

Facebook’taki Bilimsel Felsefe sayfamıza Stefan Zweig’la ilgili paylaşım için bir söz ararken Satranç kitabındaki şu ifadelere takıldım:

“Aynı zamanda satranç, Muhammed’in tabutunun gökyüzüyle yeryüzü arasında gidip gelmesi gibi; bilimle sanat arasında gidip gelmiyor mu, birbirine zıt kavramları olağanüstü bir biçimde birbiriyle ilişkilendirmiyor mu?!”

“Muhammed’in tabutunun gökyüzüyle yeryüzü arasında gidip gelmesi” de neyin nesiydi, Stefan Zweig mı uydurmuştu yoksa başka bir kaynakta mı geçiyordu, araştırınca şu bilgilere ulaştım.

Bilindiği gibi ne Museviler ne de Hristiyanlar Muhammed’i bir peygamber olarak tanımazlar. Yahudi inancına göre son peygamber M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış olan Malaki‘dir ve peygamberlik onunla son bulmuştur. Yahudi bilginlerin din literatüründe Muhammed’den bahsedilirken ismi yerine kendi koydukları lakaplar kullanılır. Bunlar Pasul – defolu, ayıplı, roe tson – koyun çobanı, roe evili – akılsız çoban, meşuga – deli, mecnun, şote – aptal, arur – lanetli, ha-raşa – kötü gibi küçük düşürücü sıfatlardır. En yaygın kullanılan meşuga ve pasul’dur.

Aslında ‘Muhammed’ kelimesi, Orta Çağ’dan itibaren Latince Mahumet, Fransızca Mahomet, İtalyanca Maometto, İspanyolcada Mahoma gibi farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır.

Yahudi ve Hristiyanların çoğu Müslümanların Muhammed’e bir ilah gibi inandıklarını düşünür. Hatta bir çok dini eserde ilah olarak gördüklerini ileri sürerler. Müslümanlar bunu kabul etmese de, Muhammed için gösterilen aşırı hürmet ve tazim onun putlaştırıldığı şeklinde değerlendirilir.

Ortaçağ Yahudi eserlerinde Muhammed’in Yahudileri cezalandırmak için Tanrı tarafından gönderilmiş bir bela olduğuna yer verilir. Bu görüş Muhammed hakkında anlatılmış bir efsaneden ortaya çıkmıştır. İşte o efsane:

Muhammed’in Hikayesi
Yehuda kralı Sidkiya, kendi döneminde Rabb’in gözünde kötü olanı yaptı. Tanrı da onların üzerine, kendisine karşı gelmelerinden dolayı, Kildanilerin kralını gönderdi; o da onları Babil’e sürdü. Hatalarına yenilerini eklediler ve Tanrı, onlara Peygamber Yehezkiel’i gönderdi. Fakat onun sözünü de dinlemeyip iyice inatlaştılar ve atalarından daha fazla kötülük yaptılar. Peygamber onları uyardı ve onlara “Tanrı’nız olan Rabb’e dönün ki artık hiçbir şeye hevesimiz kalmadı diyeceğimiz günler gelmesin!” dedi.
Tanrı’nın Peygamber Hoşea aracılığıyla bildirdiği “Onların ceza (yoklama) günleri geldi, hesap günleri çattı. İsrail bilsin ki, suçunuzun çokluğundan, düşmanlığınızın büyüklüğü yüzünden, ‘Peygamber aptal, ruhânî insan deli sayıldı’ sözleri gerçekleşecek dedi.” Yehezkiel onlara azap günlerini son nesle kadar aktarılsın diye anlattı. Onlar bu sözü akıllarında tuttular fakat İsrail’in Tanrısı’ndan daha da uzaklaşarak beş yüz on sene daha da beter işler yaptılar ve sonunda Tanrı’ya yalvardılar, çünkü artık sürgün onların üzerine iyice ağır gelmekteydi.
O günlerde İsrail bilginlerinden aktarlık yapan tüccar bir adam vardı. Konuştuğunda Tanrı’nın adamı gibi konuşurdu, rüya anlatıldığında hemen tabir eder, herkes de onu dinlerdi. Günün birinde güneş doğduğu sırada adamın biri kapısının eşiğinde dikilerek ona “Bir rüya gördüm, bu rüyayı tabir edecek kimse yok, bu yüzden sana geldim” dedi. O da ona “Anlat bakalım, çünkü tabir-tevil Tanrı’dan” dedi. Adam,
“Rüyamın orta kısmının sonunda kendimi büyük bir ormanın içinde ayakta duruyor vaziyette gördüm. Birden sağımı solumu yabanî otlar kapladı. Baktım ki sol elimin ayasında bir badem ağacı büyüyor. Bu ağacın on iki gövdesi, on iki dalı ve bol yaprakları vardı, fakat kökleri kısaydı. Bütün kuşlar ve kanatlı hayvanlar ona bir sürü yuva yaptılar. Ağacın altında ise yeryüzünün bütün hayvanları çökmüş vaziyette duruyorlardı. Heyecanlandım ve şaşkınlıkla ‘Bu kadar büyük bir ağırlığı avucum nasıl kaldırdı?’ dedim. Yine rüyamda [bu ağacın] elimin ayasında sekiz gün on sekiz saat boyunca kaldığını gördüm. Sağ elimle sol elim bu süre boyunca savaştı ve sonunda bu günler bitti ve gökten Tanrı’nın ateşi düşerek eli ve içindeki her şeyi yedi. Böylece sağ elim sol elime galip geldi. Şaşırdım ve uyandım. İşte rüya bu! Çok korktum ve bu rüyanın açıklamasını çok merak ettiğim için gelip sana anlattım.”
[Rüyayı tabir edecek] Adam, rüyayı dinler dinlemez korktu ve titredi. İçinden “Eyvahlar olsun bize ki azap günleri ve ‘Hiçbir şeye hevesimiz kalmadı artık!’ diyeceğimiz günler geldi” dedi. Prense “Bu çok büyük bir şey, şimdi sen yedi gün bekle, Tanrı’nın sana bildireceğini sana anlatacağım” dedi.
Adam da oradan ayrılıp gitti. [Rüya tabircisi] Yahudi adam kendini eve attı ve kapıyı kapattı. Ardından da sinagoga gitti. Tarşiş’te bulunan kohenleri, Levilileri ve yaklaşık on bin kadar insanı sinagoga topladı. Rüya tabircisi adam ağladı ve çula sarınıp kül döktü. Beldenin insanları ona “Bugün sana ne oldu böyle?” diye sordular. O da onlara “Oruç için bir gün belirleyin, özel bir toplantı yapın ve Tanrı’ya yakarın, çünkü Yehezkiel’in Hoşea’nın adıyla önceden bildirerek ‘Onların ceza (yoklama) günleri geldi, hesap günleri çattı. İsrail bilsin ki peygamber aptal, ruhânî insan deli sayıldı. Ne yapacaksınız dinî bayramlarda, Rabbin bayram gününde?’ dediği günler geldi çattı” dedi. [Rüya tabircisi] Adam, adamın anlattığı rüyayı nakletti ve onlara şöyle dedi:] “[Rüyanın] tabiri şöyle:
Bu rüyayı gören adam, ateşin elinin ayasında kaldığı gün sayısı gibi yaklaşık dokuz yüz yıl hüküm sürecek. On iki gövde İsmail’in (Müslümanların) on iki kralıdır. On iki dal ise Ketura oğullarıdır. Hayvanlar ise ‘Sen, Tanrı’nın peygamberisin, senin sözünü dinlemeyenler öldürülecek’ diyerek ona iman edecek diğer milletlerdir.

Şimdi gelin ona bir kurnazlık yapalım (bir oyun oynayalım) ve dilini karıştıralım, yemeğine zehir katalım, esenlik içinde gitmesin (ölmesin) ki İsrail evi için tökezleme taşı olmasın. Aranızdan bin kişiden birini seçerek bilgili, akıllı ve güçlü en iyi on adamı belirleyin. Bu adamlar kralın [rüya gören adamın] kapısından ayrılmayıp ona uzaktan tavsiyelerde bulunarak gün be gün onunla konuşsunlar. Onunla her görüşen ona Enoş’un şeceresini, Tufan’ı, dillerin karıştırılmasını, Keldaniler’in Ur kentinde İbrahim’in başına ne geldiğini, gök tanrıçasına tapanlara ne olduğunu, Tanrı’nın Sodom ve Gomorra’ya ne yaptığını, İshak’ın kurban edilişini, Yakup ve Esav’ın hikayesini, Yusuf’un satılışını ve sonra Mısır’da yüce bir makama gelişini, ilahi bir sevkle Yakup ve oğullarının Mısır’a nasıl gittiğini, Mısırlıların onları köleleştirmelerini, Musa’nın Mısır’da göz önüne serdiklerini (mucizeleri), Tufan’dan sonra Tanrı’nın Nuh’a emrettiği her şeyi, Tora’nın tehditkâr ayetlerini, cehennem ve cennet anlatımlarını ona anlatsın. Çünkü Tanrı her insana yaptıklarının sonucuna ve gittiği yolun gerektirdiğine göre karşılığını verir. İşte bütün bu kıssalar da kitapta beliğ bir dille yazılacak ve her dinleyen şaşkına dönecek. Öyle ki insanlar, bunlar Tanrı sözüdür, bir kadından doğan bunu yapamaz diyecek. Bu kitabın adını Kur’an diye isimlendirecekler ve [rüyayı gören] adamın eline verecekler. Onu kandırmak için bir bir o adama gidecekler, o da fark etmeyecek, [bu on seçkin Yahudi bilgini] her gün onun sofrasında onunla yemek yiyecek!”

Cemaat bunları duydu ve aralarından kralın [rüya gören adamın] sarayında boy gösterebilecek nüfuza sahip akıllı, tanınmış ve Arapça konuşan on bilge adamı seçtiler. Onlara takip edecekleri yolu söylediler. [Bu on seçkin Yahudi bilgin] milletin yanından selametle ayrıldılar. İki ay kadar oturdular ve akıllarına geleni kitaba yazdılar. Sonra altmış adet taş [tablet] aldılar ve kitapta olan her şeyi taşların üzerine kazıdılar. Sonra cemaati topladılar ve onlara şunları söylediler: “Eğer bu yaptıklarımızı açığa vurmazsanız, canımız size feda olsun!
Günahlarımızı da siz üstleneceksiniz, çünkü bu adamın arkasından giderek [Tanrı’ya] isyan etmiş olacağız. Tanrı kalplerimizdekini biliyor ki bunu isyan ve karşı gelme olarak yapmayacağız, bilakis [rüya gören] adamın sözünü dinlesinler diye onu yanıltıp fikrini değiştirmek için yapacağız. Böylece [İsrail halkının] çoğunun hayatta kalması ve harika bir biçimde canınızı kurtarmak için bunu yapıyoruz. Çünkü bütün bir İsrail toplumu ve evlatlarının yok olmasındansa sizi kurtarmak için cemaatimizin arasından on kişi olarak çıkmamız [bu işi üstlenmemiz] daha iyidir.”

Bütün cemaat de “Canımız size feda olsun, korkmayın, Tanrı’nın kalbinize koyacağı şeyi yapın, Tanrı sizinle olsun” dediler. Ardından herkes evine dağıldı, [Seçilmiş bu on adam] aralarında olan bu sırrı kesinlikle ifşa etmeyeceklerine ve aynı gün o adamın yanına gitmeyeceklerine dair yeminleştiler. Birbirlerini gördüklerinde tanımazlıktan gelerek bu adam kim, ne iş yapar, hangi milletten şeklinde sorular sormak üzere anlaştılar. Böylece [rüya gören] adamın kalbini kazanacaklar ve kurdukları tuzak anlaşılmayacaktı. Altmış adet taş aldılar ve rüya tabircisi [Yahudi bilginin] evine koydular. Sonra da her biri kendi yoluna gitti ve günlerce dışarıda oturdular.
Bir gün tüccar [Rüya tabircisi] kafasını kaldırıp baktı ki rüya gören adam karşısında dikiliyor. [Rüya gören adam] ona “Nerdeydin, ne zamandır seni göremedim” dedi. O da şöyle dedi: “Çok kötü hastaydım ve yorgun düştüm, bununla beraber seni unutmadım, zihnimde tüm gün sana vereceğim cevabı tasarlıyordum. Şimdi, Tanrı’nın sözünü [rüyanın tevilini] dinle. Şansın yaver gidecek, düşmanlarınla savaşacaksın, yıldızların arasına evini kuracaksın, nâmın her yere yayılacak. Rüyanda gördüğün ağaç sensin, gövdeler ve dallar, İsmailoğulları ve Ketura oğullarıdır. Yabanî ve evcil hayvanlar ile göğün kuşları, sana katılacak ve boyun eğecek diğer milletlerdir. Onlar için Tanrı (gibi) olacaksın ve krallığın sekiz yüz yetmiş beş sene devam edecek. Ne mutlu sana inananlara ki sen milletlere peygamber olacaksın. Tanrı, senin elinle yeni bir şeriat/kitap verecek ve adı Kur’an olacak, böylece adın her yerde duyulacak.”
Adam tüccarın dediklerini duyduğunda şaşkına döndü ve “Tanrı baş ve lider olmayı benim gibi kabilesinin en genci olan adama mı nasip edecek yani şimdi?” dedi. Tüccar adam ona, “Kalbin endişe duymasın, çünkü bunlar Tanrı için kolay şeylerdir, şimdi sana bir sürü altın ve gümüş vereceğim, bununla kendine ev yapacaksın ve arkadaşlarını oraya çağıracaksın, isteyen herkesi yedirip içireceksin. Para bittiğinde tekrar bana gel, ben sana daha da fazla vereceğim. Çünkü Tanrı’da yardım kıtlığı olmaz” dedi.
Adam oradan ayrıldı ve (rüya tabircisi) adamın dediklerini yaptı. Bir sürü insan ona geldi ve onlara yedirdi, içirdi. Adam bu durumu on sekiz ay kadar sürdürdü. Bir gün kafasını kaldırdığında ona doğru gelmekte olan bir haham gördü. Adam yere kadar eğilerek tazimde bulundu ve Muhammed’e “Efendim, bana bir ilham ifşa oldu. Tanrı’nın meleği gökyüzünde uçuyordu. Sureti, insan sureti gibiydi. Bu melek seni omuzlarına alarak yüce ve yüksek bir tahtın üzerine çıkardı. O taht, Tanrı’nın tahtı gibiydi ve Tanrı elini senin başına koydu. Bir de duydum ki [insanlar senden bahsederek] ‘Bütün âlem onun hürmetine yaratılmış, çünkü o Tanrı’nın seçtiğidir’ diyorlar” dedi.
Muhammed [bu sözlere] çok şaşırdı.
[O sırada] Haham adam [rüya tabircisi Yahudi] tüccar adamın yanlarına
geldiğini görünce tanımazlıktan geldi ve Muhammed’e “Efendim, şu karşınızda dikilen adam kim?” dedi. Muhammed de “O Yahudi bir adamdır, o da senin dediklerinin benzerini söyledi bana” dedi. Haham adam şaşırdı ve “Ona nasıl malum oldu bu durum?” dedi. Muhammed bunları duyunca cesarete geldi, çok gururlandı, zira onlara inanmıştı. On ay içerisinde bütün hahamlar onun yanına geldiler ve uzaktan uzağa tavsiyelerde bulundular.
Birbirlerini tanımazlıktan gelerek onun kalbini kazandılar.

[Zamanla] Muhammed’in eli güçlendi ve onları halkının ileri gelenleri yaptı. Artık [hahamlar] her gün onun yemek sofrasındaydılar. Gün geldi, İsrail hahamları İblis’e (Aşmeday) yemin ettirdiler ve ona “Muhammed’e git ve de ki, Tanrı senin amellerinden memnun kaldı ve dünyada benzeri görülmemiş Tevrat, Neviim ve İncil kitabının bir nüshasını vereceğini bildirmek için beni sana gönderdi” dediler.

Bunun üzerine bir gece yarısı [İblis] yalın kılıç gizlice ona gitti ve saçının kâkülünden yakaladı. Adam [Hz. Muhammed] o kadar korktu ki, ölmeyi istedi. İblis ona “Eğer sen Tanrı’nın peygamberiysen ben de Tanrı’nın ordusunun komutanıyım. Şimdi Tanrı, kitabını, ahid kitabını sana verecek, ben de bunu sana bildirmek için geldim. Benzeri olmayan ve gayba dair şeyleri haber veren bir kitaptır bu. Bütün insanlar arasından sen seçildin bu iş için, ben de sana bunları haber vermek için geldim” dedi.
Sabah oldu ve adam bütün hahamları çağırarak başından geçenleri anlattı. Onlar da çok memnun oldular ve ona “Sağlam dur (cesur ol), ikinci kez inzivaya çekil, belki seninle konuşan melek ikinci kez sana döner ve sen de ondan kitabın içeriğini ve ne zaman sana verileceğini sorarsın, böylece millet de kitap gelmeden önce hazırlık yapmış olur” dediler.

O da “Bugün dediğiniz gibi yapacağım” dedi. İkinci kez inzivaya çekildi, gece yarısı oldu, İblis bir katırın üstünde ona yaklaştı ve başında dikildi, adam çok korktu ve korkudan ölmek istedi. İblis ona “Benden neden bu kadar korktun?” dedi. O da “Bana bahsettiğin ahit kitabının içeriğini öğrenmeyi o kadar çok istiyorum ki bunun için ne yapabilirim?” dedi. İblis ona “O zaman yarın için hazırlanın, yirmi yedi gün oruç tutacaksınız. Yalnızca sabahın başlangıç vaktine az kalana [imsak vaktine kadar] kadar yiyeceksiniz, çünkü bu şekilde emredildim.

Gece yarısı ayın ışığı gittiğinde, üzerleri Tanrı’nın eliyle yazılmış yazılardan oluşan altmış tane taş [tablet] inecek ve üzerlerinde yazılı olan şeyleri çocuklarınıza sözlü olarak öğreteceksiniz” dedi. Sonra yukarılara doğru kaybolup gitti. Adam sabah kalktı ve başından geçenleri hahamlara anlattı. Onlar da onun sözünü dinlediler ve kendilerine emredilen her şeyi yaptılar.
Yirmi yedi gün bittiğinde hahamlar, İblis’i tekrar ona gönderdiler. İblis, adamın [Hz. Muhammed] yatağına gitti ve ona delilik, körlük ve şaşkınlık bulaştırdı ve ona “Kalk, çık ve Tanrı’nın sana gönderdiği ahit kitabını al” dedi. Adamın evinde büyük bir karanlık hakimdi ve çevredeki insanlar da korku içindeydi. Hahamlar altmış taşı alıp kimseye gözükmeden adamın evinin kapısına bir bir bıraktılar ve adam da onları görmedi.

Muhammed, sabah olup uyandığında kapıda önlü arkalı olarak yazılmış taşları görünce çok şaşırdı. Elini uzatıp ilk taşı aldı ve birden etrafı [meraklılarla] doldu taştı ve ondan ne yazdığını okumasını istediler ama okuyamadılar.
“Tanrı bize ne yaptı, ne yapacağız şimdi biz bu taşlarla?” dediler. Adam hahamlara sordu, onlar da “Üç gün daha oruç tut ve ayı tamamla, belki ay görünene kadar harflerin sırları bize ifşa olunur veya bakarsın Tanrı sana acır ve başta olduğu gibi meleğini tekrar gönderir” dediler. O da “Tamam öyleyse, dediğiniz gibi yapacağım” dedi.
Hahamlar bir taş levha aldılar ve üzerine yirmi yedi Arap harfini yazıp İblis’e teslim ettiler. İblis de gece yarısı adamın yatak odasına girerek taş levhayı oraya bıraktı, adam da fark etmedi. Sabah olunca adam taş levhayı buldu ve onu kavminin ileri gelenlerine gösterdi; onlar da “Kim bilir belki de bu harfler, ilk taşların anahtarlarıdır [şifreleridir]” dediler. Bugüne kadar da bu harfleri taşların anahtarları [şifreleri] olarak isimlendiregeldiler. Taşları bir araya getirdiler, sonra da bu harf elif, ikinci harf be diyerek sonuna kadar devam ettiler. (Bazı surelerin başındaki kesik harfler- Huruf-u Mukatta)

Hahamlar da taşlarda yazan herşeyi adamın taraftarlarına okuyup öğrettiler. Adamın ünü bütün ülkede duyuldu. Uzak ülkelerden bir sürü insan ona geldi ve taşlardaki yazıları kendi dillerinde yazarak memleketlerine götürdüler. [Yahudi bilginler] yazılardaki yalanları anlamasınlar diye onlara milletlerinden hiç kimsenin ahit kitabında yazan yazıları asla tefsir etmeye ve anlamaya çalışmamasını tembihlediler.
Muhammed etrafında bir hayli taraftar toplandığını görünce gururlandı. Kendi sözünü dinlemeyen her milletle savaşmaya başladı ve kalbine yok etme duygusu hâkim oldu. Yakın memleketlerdeki yabancı halklarla savaştı ve onlara galebe çalarak hâkimiyet kurdu. Birçokları ona meylettiler ve şeriatına inandılar, çünkü bütün milletlere korku salmıştı.
Gün geldi, hahamlara “Birçok millet sözümü dinledi, Tanrı tarafından göklerden bana verilen şeriatımı gün be gün dinlemeye geliyorlar. Öyle ki bu şeriat, şeriatlerin bir nüshasını içermektedir. Peki, siz İsrail evi (halkı) sözümü dinlemede neden inatçılık ediyorsunuz ve bugüne kadar öğretilerimi kabul etmeye yanaşmadınız?” dedi. Onun önünde duran hahamlar da şöyle dediler: “Seni anlamak için onların gözleri açıldığında, bizim gibi onlar da (Yahudiler) gelerek sana boyun eğecekler ve ebediyen sana inanıp bugün olduğu gibi inatçılık etmeyecekler.” Adam “Hayır, onlar bana inanana kadar ahdin öcünü alacak kılıcı arkalarından yollayacağım ve o zaman rüyalarının ne olacağını göreceğiz! dedi. Onlar da “Efendimizin dediği şeyler hiç de iyi değil, o zaman onlara bu sene mühlet ver, eğer sana inanmazlarsa o zaman Tanrı’nın onlara yapman için kalbine koyacağı şeyi yaparsın” dediler.
Muhammed bundan sonra onlarla bir daha bu konuda konuşmadı. Adam, İsrail oğullarından bir kadını kendisine eş olarak aldı. Onu çok sevdi ve onun babasına ve ailesine mektup yazarak onları hükümranlığı süresince vergiden muaf tuttu ve onlara sürekli ihsanda bulundu. Hahamlar gördüler ki çılgınlıkla davranıyor ve düşünceleri kötülüğe koşuyor, yandaşlarına İsrail soyunu yok etme emrini vermesinden korktular.

‘Gelin ona bir oyun yapalım’ dediler ve karısıyla işbirliği yaparak yemeğine zehir koydular. Adam hastalandı ve yatağa düştü. Hastalığı iyice ağırlaştı, öyle ki ahalisine vasiyetini bildirmeye başladı. Hahamlara “Yazın ve benim adımla imzalayın ki eğer İsrail evi (halkı) dokuz yılın sonunda bana iman etmezse, onları öldürün ve mallarına el koyun!” dedi. Hahamlar da kalemi aldılar ve “Dokuz yüz yılın sonunda” yazdılar ve öfkeleri ateş gibi parladı. Adam yeniden bir ekleme yaparak “İsmimle tekrar yazın, her bayramda bir Yahudi’yi ağaca asın!” dedi. Onlar da [bu ifade yerine] “Bir kuzuyu kurban edin!” diye yazdılar ve kralın adıyla mühürlediler.
Gördüler ki eli yok etmek üzere Yahudilere uzanıyor, hahamlar ayağa kalkarak üzerine gidip onu kan dökmeden öldürdüler. Yatağında uzanmış duruyordu. Sonra da iyice bitik düştü ve öldü. Daha sonra kapıyı açtılar ve taraftarları içeriye doluştular ve onu yatağında uzanmış ölü halde buldular.
Başında ağlayıp ona “Ah efendim, vah efendim!” diye ağıt yaktılar. Hahamlar onu aldılar, kestiler, pişirdiler ve etini köpeklere attılar. Bugüne kadar ona ne olduğunu kimse bilmedi. Bir eşeğin kalça kemiğini alıp “Kalça kemiği bu, bedeni de semaya yükseldi” dediler. Sonra çelik bir tabut yaptılar ve kemiği tabuta koydular ve üzerine “Bu, onun kalıntısıdır” diye yazdılar.
Tabut yer ile gök arasında uçtu ve Mekke’nin ortasında bulunan Mitşe’ye gitti. Orada onun adına bir ev inşa ettiler. Müslümanlar o gün bugündür her sene bütün ülkelerden orayı ziyarete giderler.

Not: Metinde Muhammed’in cesedinin parçalanıp köpeklere yedirildiği bilgisi Ortaçağda yazılmış bazı eserlerde de mevcuttur. Örneğin, bugünkü İspanya’nın kuzeyinde bulunan Roncevaux’da 778 yılında yapılan savaşla ilgili kahramanlık hikayelerinin anlatıldığı 12. yüzyıla ait La Chanson de Roland adlı şiirde Muhammed’in cesedinin bir çukura atılarak domuzlar ve köpekler tarafından parçalandığı anlatılmaktadır. Hadislerde Muhammed’in cenazesinin 3 gün gömülmeden tutulduğu, 3. günün sonunda bir mezarlığa değil de, öldüğü odaya gömüldüğü aktarılır. Sebep olarak da bir zayıf hadis gösterilerek “Peygamberler öldükleri yere gömülür” denir ama öldüğü yere gömülen bir başka peygamber örneği yoktur. Aksi bir örnek, Yakup Mısır’da ölmüş ama Kenan’a götürülüp gömülmüştür. Muhammed’e bir cenaze töreni yapılmamış olmasındaki tuhaflık, bu hikayedeki cesedinin köpeklere yem edilmesi ifadeleri ile iyice tuhaflaşıyor. Mescid-i Nebevi’de olduğu iddia edilen mezarı açılmadan aydınlanamayacak bir konu…

Kaynak:

YASİN MERAL Ankara Üniv. İlahiyat Fakültesi

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/1762/18678.pdf

 

Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

MAHOMET’İN HİKAYESİ – Uçan Tabut için 33 cevap

  1. karaca dedi ki:

    Bu yahudiler ezelden beri dünyayı karıştıran FİTNECİ bir milletmiş meğer,
    yok iblisi göndermişler yok rüya,yorumlamışlar artık zamanımızda bunları millet yemez
    eskiden cahil halka demekki ne versen yiyormuş geçti bolunun pazarı sür eşeğini
    niğdeye ey yahudi bu kırdığın kaçıncı bardak sizden olmaz evliya olsa bile koymam avluya
    sizin hakkınızdaki bütün hikayeler hep olumsuz oluyor ne hikmetse ne biçim bir milletsiniz
    siz.

    • Bi Yabancı dedi ki:

      Ne biçim olduklarını görmek istiyorsanız Müslüman nüfustan Musevi nüfusu çıkarın bulduğunuz sayıyı bir kağıda yazıp çerçeveletip duvara asın sonra duvara astığınız kağıdın karşısına geçip deyin ki biz bunlardan bu kadar kalabalık olmamıza rağmen bu insanlara neden ne biçim milletsiniz demekten daha öte daha ciddi daha bilimsel daha sosyal daha mantıksal tepkiler veremiyoruz ?

  2. karaca dedi ki:

    sayın bi yabancı

    alemi cihan olsa ne yazar işleri güçleri fitne fesat yukardaki hikayenin aslı varsa ne dolaplar çevirdiklerini niye görmüyoruz adamlarda her yol mubah,iyilerini tehzih ederim,uzayı kainatı fethetseler ne yazar,biz kalabalıklarımızla övünmeyiz,bunu da nereden çıkardınız,bizde yokmu fitneci fesatçı insan ama görmeniz gereken geçmişten bu tarafa hep bunların hikayeleri,olumsuzluklarla dolu,bazı insanların uygulamaktan yapmaktan çekindikleri işleri bunlar peynir ekmek gibi yapıyorlar bu mu insanlık dünyaya hükmetseler ne yazar.

    • Bi Yabancı dedi ki:

      Sayın Karaca :

      Bana diyorsunuz ki biz kalabalık oluşumuzla övünmeyiz bunu da nereden çıkardınız.
      Ben size, siz kalabalık oluşunuz ile övünüyorsunuz demedim ben başka bir şey söyledim.
      Ne yapıyormuş Yahudiler ? Dünyada en çok Müslüman öldürenler yine Müslümanlardır. İsterseniz bunun mukayesesini yüzeysel bir araştırma sonucunda kendiniz yapabilirsiniz. Bakın sizden Beni Kureyza meselesini araştırmanızı rica edeceğim. Ondan sonra asırlar önce mensubu olduğunuz dinin inanırlarının bunu dini yaymak için nerelerden nerelere ellerinde kılıçlarla gittiklerini o kılıçlarla nice insanların kanlarını döktüklerini objektif bir şekilde dile getirebilirsiniz.
      İşin özü, yapmanız gereken şey insanları eleştirirken din ve ırk ayrımı gözetmemek.

  3. karaca dedi ki:

    Sayın Bi Yabancı

    Ne yapıyormuş Yahudiler ? Dünyada en çok Müslüman öldürenler yine Müslümanlardır.
    Diye tespitte bulunmuşsunuz neler yaptıklarını ben size söyleyeyim,o zaman bakın etrafınıza
    o zaman bakın yakın ve uzak orta doğu tarihine,yeryüzüne saldıkları fitne ve fesadın izlerini çok keskin göreceksiniz,müslümanların birbirlerini katletmeside yahudilerin meyvası bunların ürünüdür.
    akla hayale gelmeyecek fitneyi ortaya süren bunlardır üşenmeyin yukardaki hikayeyi bir kez daha okuyun,arkasındaki, içindeki fitneyi çok net görme imkanınız olacaktır.kürtajın tarihini inceleyin kökü bunlara dayanır,faizin kökünü inceleyin bunlara dayanır,fuhuşun tarihini inceleyin bunlara dayanır,en ölümcül silahların tarihini inceleyin bunlara dayanır,siz tutmuş ellerinde kılıçla gittiklerinde nice insanların kanlarının döküldüğünden bahsetmişsiniz doğrudur fitne ve fesad ortadan kaldırılmalıdır. kaldırılıncaya kadar her ne gerekiyorsa yapmak mübah değilmidir.
    inceleyin yahudi tarihini geçmişini neler yaptıklarını sorularınızın cevabını bulursunuz
    yaydıkları fitne ve fesadla nasıl insanları birbirlerine düşürdüklerini çok rahat net birşekilde göreceksiniz,
    bu tespiti ben yapmıyorum,kuranda allah yapıyor onlara buğz ediyor.
    bunu da görmelisiniz,
    türklere,arablara,hintlilere japonlara,fransızlara,ingilizlere buğz etmiyor. buğz ettiği çok net olarak yahudilerdir ilgili pek çok ayet vardır. hadi ben öngörülüyüm
    allah tamı öngörülü
    Hitlerin ne yaptığını okumuşsunuzdur,duymuşsuzunuzdur,o adamında hiçmi haklı tarafı yok
    onun hatası kurunun yanında yaşıda yakmak olmuş,
    insan kurban etmelerin tarihini inceleyin hep bunların bu insanların fitnesi,fesadı olduğunu göreceksiniz,
    parasıyla dünyayı birbirine katan kan ve gözyaşının bütün tohumlarını atan bunlar değilmidir
    bu düşünce tarzı değilmidir.
    yukardaki hikayeyi lütfen bir daha okuyun,oradaki fitne, fesadın nasıl yayıldığını göreceksiniz.
    aklı başında insanların ortaya ileriye süremeyeceğini görmelisiniz,ancak yaratılışında demekki karışıklık olan bir milletin bir türün yapabileceği olaylardır.

    • Bi Yabancı dedi ki:

      Sayın Karaca

      Bana söyleyecek çok da bir şey bırakmadınız. Yahudilerle ilgili söylemlerinizin tümü tarafgirliğin kör ettiği gözlerin(!) algıladıklarının tezahürleridir. Neden ”bana söyleyecek bir şey bırakmadınız” dedim! İşte cevabı :

      _ancak yaratılışında demekki karışıklık olan bir milletin bir türün yapabileceği olaylardır.Sizden Alıntı!!!!!

      Dikkatimi çeken başka bir söyleminize de kısaca değinip bitireceğim.

      _türklere,arablara,hintlilere japonlara,fransızlara,ingilizlere buğz etmiyor. buğz ettiği çok net olarak yahudilerdir ilgili pek çok ayet vardır.Sizden Alıntı!!!!!

      Neden sadece Yahudiler ve Araplar anlatılıyor? Sanırım bunu anlayabilmek için çok büyük bir efor sarf etmeye gerek yok! SAYIN TORONUN hoş görüsüne sığınarak kendilerinden bir kaç alıntıyla size cevap vereyim :

      Kuranın tanrısının bütün dünyaya seslendiğine dair ellerinde beklentileri haricinde gösterebilecekleri kesin kanıtları yok!Açıkça bellidir ki kuran arap yarımadasında ki yaşayışa özgü olarak ortaya çıkmış arap geleneklerinin ıslahı ile uğraşmıştır! Aksini iddia ediyorsalar arap yarımadasında görülmeyen ama dünyanın başka bir coğrafyasında yaşandığı kuranda bildirilerek ıslah edilen gelenek ve göreneklerin olduğunu da dayanakları kuran olmak üzere gösterebilmeliler! Sayın Torodan alıntı

      Eh!!! Sayın Karaca sanırım neden kuranda Araplar ve Yahudiler var bu ne eksik ne fazla paragraftan anlamışsınızdır…

    • rammsteinn dedi ki:

      karaca
      yahudiler ile ilgili yazdıklarınızı allah görmesin. sonra size çok kızar. niye kızacakmış dediğinizi duyar gibiyim.
      yahudi üstün ırktır. tıpkı kuranda yazdığı gibi.
      size 1 tane peygamber gelmiştir. daha doğrusu araplara 1 tane islam peygamberini allah göndermiştir. peki yahudilere? 10-20-30 arası bir rakam. ama 1 taneden fazla olduğu kesin.
      onlara onlarca peygamber gelmiştir. kardeşten kardeşe,babadan oğula peygamberliklikler peyda olmuştur.
      siz yahudilere kızarak allahı kızdırmayın. allah belliki yahudileri çok sevmiş. onları üstün ırk olarak ilan etmiş. ilk onları seçmiş. peygamber üstüne peygamber göndermiş.
      muhammet ile görüşme için araya cebraili sokarken yahudi peygamberler ile güreş tutmuş. onlar ile daha sıcak temas kurmuş.
      muhammede akrabalarından tut, kendi evlatlığının karısını bile evlendirmiş.
      lut denen şahıs kızlarıyla şarap içip onlar ile cinsel ilişki kurarken sizin allah ne yapıyordu acaba?
      eşcinsel diye lutun kavmine taşa çeviren allah, peygamber seçtiği şahsın kızlarıyla şarap içip grup olarak cinsel ilişki kurarken tef mi çalıyordu?
      yahu sizin dinler tarihiyle hiç alakanız yok. olsaydı yahudilere böyle atıp tutatmazdınız. çünkü allahın en gözde insanları onlar.
      1 milyar müslüman nüfus kalkıp 10-20 milyonluk yahudi nüfusu ile baş edemiyorsa kusuru kendinizde arayın.
      dünyanın islam merkezi olan araplar bir topluiğne bile üretemiyorken yahudiler neler üretmiş bir bakın.
      öyle bir bakın ki yüzünüz kızarsın. ama bırakın yüzünüzün kızarmasını adeta arapların bir yerlerini yalayan bir toplumsunuz.

      dünyada hangi dinlere ait terör örgütleri var?
      kaç tane yahudi terör örgütü kafa kesip insan yakıyor?
      kaç tane hristiyan terör örgütü kadınları köle olarak satıp erkeklerini öldürüyor?
      kaç ateist canavar çocukların eline silah veriyor?

      size göre bütün terör örgütleri müslüman değil, müslüman kılığına girmiş ateist yahudi ve hristiyan insanlar.

      sizi allah kurtarsın diyeceğim ama olsa da keşke kurtarsa. olsa zaten kurtarırdı. kurtarmadığına göre allahın umrunda değilsiniz. allahın umrunda olanlar yahudiler. ama maalesef yahudi olamıyoruz. çünkü yahudi olunamıyor maalesef. anca yahudi olarak doğmanız lazım. bu da allahınkanunu. o demiş “yahudi olunmaz doğulur” diye.
      napalım kaderimize küselim. keşke yahudi olarak doğsaydık. allah ne güzel bakardı bize.

      • karaca dedi ki:

        sayın rammsteinn

        napalım kaderimize küselim. keşke yahudi olarak doğsaydık. allah ne güzel bakardı bize.

        benim böyle bir saplantım yok,ben türküm türk doğdum türk öleceğim,anam da türk babam da tür atalarımda türk
        cümlelerinizden yahudi olarak doğmadığınız için pişmanlık ifadesi seziyorum,
        demekki sen yahudi olarak seçilmemişsin.
        yahudi olarak doğmadığına göre.

      • karaca dedi ki:

        Sayın rammsteinn

        öyle bir bakın ki yüzünüz kızarsın. ama bırakın yüzünüzün kızarmasını adeta arapların bir yerlerini yalayan bir toplumsunuz.

        sizden alıntı,

        Benim ne yüzüm kızaracak sayın rammsteinn ben gidipte arapların bilmem neresini yalayan bir bir gurubun üyesi değilim bunu yapanlarla beni karıştırma onların hepsi şerefsizdir aha net olarak söylüyorum,
        birilerinin kıcını yalayan kadar şerefsiz kim olabilir
        arabdan bana ne onun yolu bana uyar ne benim benim yolum araba ,arap kadar pis millet varmı
        lafa bak gidipte onların kıçlarını yalıyormuşuz.
        hadi bana bunu söyledin,sen ne iş yaparsın sen nelerin kıçını yalıyorsun yahudilerin mi
        amerikalıların mı ingilizlerin mi yoksa benim bilmediğim başkalarının mı bana bunu sorduğuna göre benim de sana sormak hakkım,siz kimin kıçını yalıyorsunuz
        din yok kitap yok,allah yok peygamber yok,siz necisiniz ne milletsiniz kimsiniz ırkınız nedir nerden geldiniz nereye gidiyorsunuz varmı bir menşeiniz yoksa arada kalanlardan menşei belli olmayanlardanmısınız açıkla sayın rammsteinn
        mademki bizler arapların kıçını yalıyoruz,sen de söyle kimin kıçını yaladığını
        ha ben kimsenin kıçını yalamıyorum diyorsan
        söyle kimin kılıcını sallıyorsunuz.

  4. Bi Yabancı dedi ki:

    Sayın Karaca:

    _siz tutmuş ellerinde kılıçla gittiklerinde nice insanların kanlarının döküldüğünden bahsetmişsiniz doğrudur fitne ve fesad ortadan kaldırılmalıdır. kaldırılıncaya kadar her ne gerekiyorsa yapmak mübah değilmidir. Sizden Alıntı!!!!!!

    İlk yazımda tarafgirlik dedim ya eksik söylemişim tarafgirlik size yönelik kullanacağım tabirler içinde en hafifi olur. Kusura bakmayın ama aidiyetinizden olan insanların döktükleri kanları aklamak adına haklarında en ufak bir bilgi kırıntısına sahip olmadığınız halde öldürülen nice insanı fitnecilik ve fesatlıkla suçlayıp Yahudileri insanlık tarihin en acımasız en vicdansız ırkı(!) gibi gösterme çabanız bana,size bu ifadeleri kullanmaktan başka çare bırakmadı.
    Afedersiniz ama Emevilerin Abbasilerin Gaznelilerin Selçukluların Osmanlının ve bilimum islam bayrağını taşıyan devletlerin ellerinde kılıçlarla başka coğrafyalarda yaşayan halkların topraklarına girip kan dökmelerini o topraklarda fitne ve fesat vardı şeklinde açıklayan bir insana saygı duyamam…

    Tıpkı şu an Orta Doğuyu kan gölüne çeviren Amerika, İsrail, İngiltere,Rusya gibi emperyal devletlerin savunucularına saygı duymadığım gibi…

  5. Turan Sır dedi ki:

    https://t.co/4lfOnk8EBg
    Akıl Büyük Nimettir.
    “Hiç kimse Allah’ın verdiği bilgiyi ve aklını kullanmadan inanamaz ve Allah akıllarını kullanmayanları rezilliğe mahkum eder.” (Kuran-ı Kerim 10-Yunus Suresi 100. Ayet)

  6. toro dedi ki:

    Sayın Turan Sır,

    ”Akıl Büyük Nimettir.
    “Hiç kimse Allah’ın verdiği bilgiyi ve aklını kullanmadan inanamaz ve Allah akıllarını kullanmayanları rezilliğe mahkum eder.” (Kuran-ı Kerim 10-Yunus Suresi 100. Ayet)” diye alıntılamışsınız!

    Diyorsunuz ki;

    “Hiç kimse Allah’ın verdiği bilgiyi ve aklını kullanmadan inanamaz ve Allah akıllarını kullanmayanları rezilliğe mahkum eder.”

    Sırf merakımdan soruyorum, İNANMAYANLAR nelerini kullanarak İNANMIYORLAR?

    Çünkü insan doğasında ortaya çıkan seçeneklerin değerlendirilmesi, yani beyinde toplanan donelerle bir karara varılması eyleminin tamamına AKIL denir!

    Yani İNANMAMA eyleminin oluşmasını sağlayan da AKILDIR! Bu durumda aklını kullanıp seçenekleri sizin dışınızda değerlendirenlerde, AKLI kullansınlar diye verdiğini iddia ettiğiniz tanrı tarafından ”rezilliğemi mahkum edilirler”?

    Basit mantıkla aklını hiç kullanmama durumu eylemsel ve düşünsel olarak sabit kalmayı gerektirir. Sabit kalmayanlar ise aklını bir şekilde kullanmış olurlar! Ama siz çıkıpta aklınızı benim istediğim gibi kullanmalısınız ya da O’nun istediği gibi kullanmalısınız derseniz bunun adı AKLETME değil talimatı, emri ya da komutu uygulama olur! Yani ezberin icrası!

    Bu durumda o marifetmiş gibi alıntıladığınız tümcenin bir tanrı tarafından söylenme ihtimali sıfırın bile altındadır!

    • Turan Sır dedi ki:

      Aklını kullanmayanların hurafelerle başbaşa kalarak rezil olacakları anlatılıyor burada. Muhatap inanmayanlar değil sadece. Herkes. İnsan ve melek. Bilinçli iki tür. Akıl gereklidir ancak yeterli değildir. Pasajda gerekli olan bir unsurdan daha söz edilir. Bilgi…

      • toro dedi ki:

        Sayın Turan Sır,

        Sizin misyonerlik yapmak adına önünüze gelen yere yapıştırdığınız ve benim cevap yazdığım aşağıdaki tümce için;

        “Hiç kimse Allah’ın verdiği bilgiyi ve aklını kullanmadan inanamaz ve Allah akıllarını kullanmayanları rezilliğe mahkum eder.” (Kuran-ı Kerim 10-Yunus Suresi 100. Ayet)” sizden alıntı.

        ”Aklını kullanmayanların hurafelerle başbaşa kalarak rezil olacakları anlatılıyor burada. Muhatap inanmayanlar değil sadece. Herkes. İnsan ve melek. Bilinçli iki tür. Akıl gereklidir ancak yeterli değildir. Pasajda gerekli olan bir unsurdan daha söz edilir.” demişsiniz

        Bu bana başka size başka anlaşılan tümcenin sonunda bir yıldız, sayfanın sonunda da (tümcenin yazılı olduğu kitabın) bu yıldıza istinaden yazılan bir dip not vardır da, ben mi göremedim?

        Ya da tanrınız benim cevabıma istinaden size ”aslında ben şunu demek istemiştim” demek suretiyle yardıma koştu!

        Tanrı, tanrı! Yüceler yücesi tanrı! Varlığımızın mimarı eşi benzeri olmayan güç diyerek tapındığınız tanrının sözlerini ”aslında” diyerek açıklıyarak aslında neye inanmadığınızı bize çok net gösteriyorsunuz!

        Siz söyledikleri her insan tarafından farklı anlaşılan ve söyledikleri ancak ona doğrudan inandırılmış olarak yetiştirilen bireyler tarafından ”açıklanabildiğinde” anlaşılan bir tanrıya inanıyorsunuz! Yani bu tanrının sözlerinin anlaşılabilmesi için (onca gücüne rağmen) sizin gibilerin yardımına ihtiyacı var!
        var!

        Bu durumda size katılmamak elde değil! Yani sizin dediğiniz gibi;

        ”Akıl gereklidir ancak yeterli değildir.” sizden alıntı

        Bir de Turan Sır’lara ihtiyaç vardır!

  7. bir kul dedi ki:

    Bi Yabancı dedi ki:
    10/03/2016, 00:34 BU TARİHLİ YAZINIZA BİR SORU

    Neden sadece Yahudiler ve Araplar anlatılıyor? Sanırım bunu anlayabilmek için çok büyük bir efor sarf etmeye gerek yok! SAYIN TORONUN hoş görüsüne sığınarak kendilerinden bir kaç alıntıyla size cevap vereyim :

    Kuranın tanrısının bütün dünyaya seslendiğine dair ellerinde beklentileri haricinde gösterebilecekleri kesin kanıtları yok!Açıkça bellidir ki kuran arap yarımadasında ki yaşayışa özgü olarak ortaya çıkmış arap geleneklerinin ıslahı ile uğraşmıştır! Aksini iddia ediyorsalar arap yarımadasında görülmeyen ama dünyanın başka bir coğrafyasında yaşandığı kuranda bildirilerek ıslah edilen gelenek ve göreneklerin olduğunu da dayanakları kuran olmak üzere gösterebilmeliler! Sayın Torodan alıntı LAMIŞSINIZ
    peki madem böyledüşünüyorsunuz ozaman yanış olan bir gelenek örneklermisiniz arap yarım adasında olmayan başka bir yerde olan bir kötü gelenek

    not kuran yani allah ın kelamı olan buran inanan bir topluma DİN ile ilgili her şeyi acıklamıştır

    • Bi Yabancı dedi ki:

      Sayın Bir Kul ;

      Görmeyeli çok değişmişsiniz(!) Bana diyorsunuz ki ;

      ”peki madem böyle düşünüyorsunuz ozaman yanış olan bir gelenek örneklermisiniz arap yarım adasında olmayan başka bir yerde olan bir kötü gelenek”SİZDEN ALINTI

      Bakın ben bir kitabın Tanrısalım ve Evrenselim iddiasına karşı neden Tanrısal ve Evrensel olmadığını karşı iddialarla açıklamaya çalışıyorum sizin bana yönelik dünyanın başka coğrafyalarında ıslah edilmesi gereken kötü gelenekler var mı varsa gösterin şeklindeki sorunuza ancak ayna tutarım.
      Bana neden dünya halklarının ıslaha muhtaç ya da diğer halklara tavsiye edilesi (fark etmez) geleneklerini soruyorsunuz ki ? Kuran, bu evrenin varlık sebebi Allah(!) tarafından gönderilen evrensel(!) ilahi(!) bir kitap değil mi ? Sorularınızı bana değil inandığınız tanrının kitabına yani kurana sorun…

      Cin(!) olmadan adam mı çarpacaksınız :))

  8. bir kul dedi ki:

    Sayın bi yabancı

    Bakın ben bir kitabın Tanrısalım ve Evrenselim iddiasına karşı neden Tanrısal ve Evrensel olmadığını karşı iddialarla açıklamaya çalışıyorum….. DEMİŞSİNİZ

    inanın hiç bir ciddi sorunuz yoktur ciddiyetle sorulacak sorulara kesinlikle bu alllah ın kelamı olan kuran da cevaplar vardır yeterki samimiyetle samimi bir şekilde akıl ve mantıgın cerçevesinden sınırlarından cıkmadan incelerseniz sorgularsanız mutlaka ve mutlaka tatmin edici cevaplar bulacaksınız vicdanla bakanlar bunu akledecerek akıl ve mantıklarıyla kavrayacaklardır yeterki nefsini devreye sokmasınlar nefsini konuşturmasınlar bu allah ın kelamı olan kuranda kıssalar bu yüzden vardır bu kıssaları hangi bir ırka veya kavme mote etsen hiç degişmeyecektir o kavminde neticede insanları vardır onlarında akılları vardır vicdanları vardır nefisleri vardır dünyanın neresinde insan varsa hepsine hitap ediyor neticede bu allah ın kelamı olan kuran akıl ve mantıga vecdana sesleniyor ve her söyledigi akıl ve mantıga asla ve asla ters gelmiyor eger ayet bütünlüğü içerisinde irdelerseniz göreceksinizki aklınızdan gecen ciddi sorularınıza cok daha ciddi birşekilde yanıt bulacaksınız yeterki ön yargılarınızla şarrtlanmalarınızla degilde gercektende anlamaya calışarak bagajınızdaki yanlış olan bilgilerinizi bir kenara bırakarak anladıgınız halde aklettiginiz halde daha önceden bu allah ın kelamına karşı yanlış olan bilglerle bu kuran ın kendisine yanlış olan kuran ın demedigi bilgileri kuran a sormayın
    sorular
    1 niye aklederiz
    2 niye aklettigimiz halde akletmemiş anlamamış gibi davranırız
    3 niye istedigimz zaman aklımız yerine nefsimizi konuştururuz aklın konuşması gerektigi halde aklımızı degilde nefsimizi konuştururuz bunu isteyerek ve bilerek yaparız
    4 niye vijdan diye birşey var niye vijdanımızı eger bastırmadı isek bu vijdan hiç şaşmadan herkeste aynı dır evrenseldir niye en kötü kişidede evrensel bi şekilde işler aradaki fark bastırmasıdır gizlemesidir yokmuş gibi davranmayacalışmasıdır
    5 niye bunlar istisnasız herkeste aynıdır aynı işler
    6 soru niye bu allah ın kelamına karşı bir şey getiremez kimse hiç bir inanc kedisi ile ilgili meydan okuyamazken niye bu allah ın kelamı olan kuran meydan okur bana bir kitab göster meydan okuyan ve okudugu andan itibarende cürütülemeyen tarihin bu zamana kadarda gelebilen vede bu zamandada o cok güvendikleri bilimi teknolojiyi de kullandıkları halde 1400 yıl önce teknolojinin eseribile olmayan ilkel bir zaman dilimi olabilecek cagda meydan okuyarak bu zamana kadar gelmiş hiç bir kişi topluluk vede o büyük devletler hemde tüm gücleri ile allah ın kelamı olan kuranla müçadelesinide illegal olan heryolu deneyerek yok etmek için her türlü müçadelesine hiç bıkmadan hiç yılmadan calışıtıgı halde yok edemedi bunu ciddi birşekilde düşünmeni istiyorum nice devletler var oldu nice anayasalar yapıldı nice diktatörlerin yaptıkları kanunlar yok oldu gitti hiç yok olmayacak iddiasında oldukları halde hepside yok oldular olmayada devam ediyorlar fakat bu allah ın olan kuran meydan okumasına hiçbirkişi ve topluluk yada devletler karşısına mertce cıkamıyorlar bunu bir düşünmeni istiyorum ciddi birşekilde nasıl oluyorda kimse karşısına cıkamıyor sadece bunu düşünsen yeterlidir kim engelliyor somut olarak cevaplaya bilirmisin 7 milyar küsür içinden hiçbir kişi niye cıkamaz cıkmaz okadarlada kalmıyor kıyamete kadarda kimse bu allah ın olan yüceler yücesi kuran ı saf dışı bırakamaz bırakamıyor tarihin tozlu raflarına gönderemiyor hemde bu cagda uzaya cıkılan bu cagda övünülen bu cagda bu ne acizlik 1400 sene nerede 2016 yılına meydan okuyor kimsede cıtyok fakat hertürlü samimiyetsizlik le mücadele var yapıyorlar bu ne acizlik bu ne akılsızlık bu ne güvensizlik bu ne vijdansızlık bu ne nankörlük nedenide uydu üret bunu uzaya at ve tüm dünyaya herkese yayın yapa bil fakat bir kitaba karşı aciz kal sen kalk tank yap top yap füze yap atom bmbası üret nükleer sanraller yap vs vs vs insansız araclar üret robot üret aklıma gelmeyen daha nice üstün içadlar keşfet fakat meydan okuyan birkitaba karşı direk karşıına cıkarak meydan okuyama fakat hertürlü illegal yollarla mücadele ederek yok etmek için mücade et hemde her türlü sistemi kullanarak bundada başarısız olduklarınıda sende bende her kes görüyor ken

    BU SORU AŞILAMADAN BAŞKA SORUYA SIRA GELEBİLİRMİ SENCE İŞTE AKIL İŞTE MANTIK İŞTE EN CİDDİ TEKLİF ORTADA DURUYORKEN 2016 DAN GERİYE BAKTIGIMIZDA 1400 SENEYE DOGRU DÜRBÜN TUTTUGUMUZDA ARADA HİÇ BİR ENGELİN OLMADIGINI BU ZAMANAKADAR BİNLERCE DEVLETİN YIKILDIGI ANAYASALARININ YOK OLDUGUNU NİÇE AŞILAMAZ DENİLEN ŞEYLERİN AŞILDIGINI TARİHİN GERİSİNDE KALDIGINI GÖRÜYORUZ HİÇ BİR DEVLETİN YADA TOPLULUGUN YADA KİŞİNİN BU ALLAH IN KELAMI OLAN KURAN I TARİHİN GERİSİNDE BIRAKAMADIGINI YOK EDEMEDEGİİNİ AYAN BEYAN GÖRÜYORUZ
    SENCE BU KİTAPMI TEK DOGRUYU SÖYLÜYOR YOKSA 7 MİLYAR KÜSÜR KİŞİMİ

    BU BENİM SORDUGUM SORUYA İLK ÖNCE BEN CEVAP VERMEK İSTİYORUM TÜM SAMİMİYETİMLE BU AKIL BENDE VAR OLDUGU SÜRECE EGER AKIL VE MANTIGIMIN YOLUNDAN VAZ GECMEZ İSEM YANİ HEVA VE HEVESİMLE NEFSİMLE YAŞAMAYA KARAR VERMEZ İSEM BU KİTABIN SAHİBİ BİR BEŞER ASLA OLAMAZ BU KİTABIN SAHİBİ VAR OLDUGU BU ZAMANA KADAR GELMESİNDEN AYAN BEYAN ACIKLIYOR BU DURUMU İŞTE SANA AKIL MANTIKLA DÜŞÜNEREK KARAR VERMEK EGER CÜRÜTÜLÜRSE BİLKİ BİLELİMKİ BU BİR BEŞERE AİTTİR BİR YARATICIYA AİT OLAMAZ CÜNKÜ ANCAK BİR YARATICI TÜM İNSANLIGA MEYDAN OKUYA BİLİR BİR BEŞER BİR ŞEY MEYDANA GETİREREK MEYDAN OKUDUGUNDA DEGİL 1400 SENE BİR ASIR GEÇMEDEN O ŞEYİN CÜRÜTÜLDÜGÜNÜ HERKES GÖRÜR BİLEREK BİR ASIR DEDİM UZUN TUTTUM BU SÜRENİN DÖRTTE BİRİNE BİLE GEREK KAMADAN NE Kİ İNSAN ELİ İLE BİRŞEY YAPILMIŞŞA MUTLAKA AMA MUTLAKA BİR BAŞKA KİŞİDE O ŞEYİN YA AYNISINI YADA DAHA İYİSİNİ YAPAR ÜRETİR SAF DIŞI EDER BUNU HİÇ BİR AKLI BAŞINDA BİRİSİ AKSİNİ İDDİA EDEMEZ VARSA BUYURSUN GÖSTERSİN 1400 SENEDEN BUYANA HER HANGİ BİR BEŞERİN ESERİ BU ZAMANA GELMİŞMİ GÖSTEREBİLİRMİSİNİZ

    İŞTE SANA SAMİMİYETİMLE DÜŞÜNÇEM AKLETMEM MANTIK YÜRÜTMEM VİJDANIMLA BAKARAK DEGERLENDİRMEM VS VS VS

    SAYGILARIMLA

    HERKES ÖZGÜRDÜR KİMSE KİMSEYE BİR DÜŞÜNCESİNİ DİKTA EDEMEZ
    BEN BİR MANTIK YÜRÜTEREK KENDİ SEVİYEMDEN TÜRKCEMİN YETERLİLİGİ KABİLİYETİM ÖLCÜSÜNDE BİR FİKİR İLERİ SÜRDÜM KABUL EDERSİNYADA ETMEZSİN O KİŞİNİN BİLECEGİ BİRŞEYDİR İNANMAK YADA İNANMAMAK HERKESİN KENDİSİNİN BİLECEGİ BİRŞEYDİR HERKESİN AKLI VARDIR BİZLER FİKİRLERİMİZİ FİKİRLERİMİZLE YARIŞTIRIYORUZ SENİNDE FİKRİNİ ALMAK İSTERİM BENİM BU FİKRİME KARŞI BİR FİKİR SÜRECEGİNE İNANIYORUM HEMDE BENDEN DAHA GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE DAHA GÜZEL VE MANTIKLI OLACAGINADA İNANIYORUM

    not
    benim cinlikle işim olmaz

    SAYGILARIMLA

    • Bi Yabancı dedi ki:

      Sayın Bir Kul :

      Hep aynı şeylerin söylendiği kısır döngü haline gelmiş münazaralardan bıktım usandım doğrusu.
      Ben kuranı okudum akıl süzgecimden geçirdim ve onun Tanrısal olmadığı sonucuna vardım. Siz şimdi hangi ehliyetle benim kuranı samimiyetten uzak okuduğumu okurken nefsani duygularla hareket ettiğimi kurana ciddiyetsiz sorular sorduğumu ön yargılı olduğumu ve bagajımda yanlış bilgiler olduğunu söyleyebiliyorsunuz ?
      Bir buçuk milyar insanın Tanrıdan geldiğine inandığı, inanmayanlar için içinde sonsuz azapların tasvir edildiği ve inananlar için de en nihayetinde sonsuz nimetlerin olduğu cennetin vaat edildiği bir kitabı okuyup reddeden ben ön yargılı ve nefsani davranmış oldum ama vaat edilen ödüllere ulaşmak için hayatını ve aklını şekillendiren sizler nefsanilikten uzak oldunuz öyle mi ?
      Öte yandan beni iyi anlamanızı tavsiye ediyorum zira ben İslama karşı olan birisi değilim ben bütün dinlerin insan ürünü olduğuna inanan birisiyim. Yazılarımı şekillendirirken belirli bir zümreye pozitif ya da negatif ayrımcılık yapmamaya çalışıyorum. Bahsini ettiğiniz islamı yok etme çabaları genlerinize işlemiş mağduriyeti oynama huyunuzun tezahürleridir.
      Tarih sahnesinde üç dinin önde gelenlerinin birbirlerine karşı masumiyet yönünden mukayese edildiğinde üstünlükleri yoktur. Siz fethederken onlar haçlı seferi düzenledi sizin feth dediğinize onlar işgal diyor. Körler sağırlar birbirinizi ağırladınız gelmiş burda bizim inancımız yok edilmeye çalışıldı edebiyatı parçalıyorsunuz! Bir zamanlar hristiyanlığın hakim olduğu sizin orayı zapturap altına almak için attığınız adımlar olmasa şu an da ezan değil çan sesinin duyulacağı İstanbul topraklarında kimler kimlerin inancını yok etti ?

      _meydan okuyor kimsede cıtyok fakat hertürlü samimiyetsizlik le mücadele var yapıyorlar bu ne acizlik bu ne akılsızlık bu ne güvensizlik bu ne vijdansızlık bu ne nankörlük nedenide uydu üret bunu uzaya at ve tüm dünyaya herkese yayın yapa bil fakat bir kitaba karşı aciz kal sen kalk tank yap top yap füze yap atom bmbası üret nükleer sanraller yap vs vs vs insansız araclar üret robot üret aklıma gelmeyen daha nice üstün içadlar keşfet fakat meydan okuyan birkitaba karşı direk karşıına cıkarak meydan okuyama SİZDEN ALINTI

      Sayın Bir Kul karşınızdakine bir şeyler söylerken bu söyleyeceğiniz şeylere gelecek olası cevapları hiç düşünmez misiniz ? Bana akletmekten bahsedip aklını ergen bir çocuğun heyecanı gibi kullanan siz mi; kuranın Tanrı sözü olduğuna kanaat getirerek benim aklımın onun tanrı sözü olduğuna kanaat getirecek seviyede çalışmadığını yada nefsimin aklımın önüne geçtiğini iddia ediyorsunuz ?
      Ne olmasını bekliyorsunuz Sayın Bir Kul ? Kuranın meydan okumasına karşı diğer din mensuplarının ne yapmasını bekliyorsunuz ? Dünyada yazılı olan bütün kuranları toplayıp yakmalarını kuran matbaalarını havaya uçurmalarını falan mı bekliyorsunuz? Kendinize gelin! Kimlere nankör diyorsunuz ? Yüzsüzlüğün de bu kadarasına pes doğrusu! Beyefendiye bakın başka dinlere mensup insanların icatlarından bahsedip o icatları yapan insanların kurana inanmamalarını nankörlük olarak nitelendiriyor!
      Bir HRİSTİYAN bir MUSEVİ bir ATEİST size; Eğer ortada bir nankörlük varsa o nankörlüğün en büyük icarcısı sizlersiniz ! Çünkü bizim her türlü bilimsel buluşumuzdan faydalanan mesela HAC ibadetinizi bizim icat ettiğimiz uçakla yerine getiren sizler bize kafir diyecek bize ebedi cehennemi layık görecek en önemlisi de inanç bakımından bizim yanlış yolda olduğumuzu iddia edip üstüne üstlük bize nankör diyecek kadar nankörsünüz derse ne cevap vereceksiniz?
      O yüzden Sayın Bir Kul altından kalkamayacağınız cümleler oluşturmayın!!!

      Tutturdunuz bir meydan okuma türküsü! Yahu sizin inandığınız Allah meydan okudu da ne oldu? Hangi inancı söküp attı dünya halklarından ? Hangi yeni inancın doğmasına engel olabildi ? Açın gözlerinizi de etrafa bakın dünya müslümanların etrafında dönmüyor sizden sayıcı bir milyar fazla nüfusa sahip bir inancın insanlarını barındırıyor bu gezegen! Sizle sayıca neredeyse aynı nüfusa sahip ateist-deist-agnostik vs vs gibi düşünce sistemlerine sahip insanları barındırıyor bu gezegen! Ve bu gezegende bahsini ettiğim inançların düşünce sistemlerinin ve daha nice farklı dinin mensuplarının kuranı çürütmek gibi bir dertleri yok zira sizler nasıl BEŞ BUÇUK MİLYAR insanın yanlış yolda olduğunu inançlarının kutsallarının çürümüş olduğunu düşünüyorsanız o BEŞ BUÇUK MİLYAR insanda sizin inancınızın yanlış temelsiz ve çürük olduğunu düşünüyor!

      Sizin inancınızın kitabınızın çürümediğinin çürütülmediğinin kanıtı hala ona inanılıyor olması mı ? Sahi siz Musevilerin Hristiyanların inançlarını hangi ara çürüttünüzde bizim haberimiz olmadı ?

      Son olarak Sayın Bir Kul : Yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve insanların Allah’ın dininin egemenliğini kabul etmelerine kadar onlarla savaşın. ENFAL SURESİ 39 AYET

      Ee yeryüzünde Allahın dininin egemenliği sağlandı mı? Meydan okuyan eğer gerçekten bir Tanrı olsaydı şu an yukardaki ayet doğrultusunda yeryüzünde din tamamen o Tanrının olmuştu sayın Bir Kul !!!

  9. bir kul dedi ki:

    Sayın bi yabancı

    kuran kimsye kafir demez

    senin dinin sana benim dinim bana de der

    yaniherkesin mutlaka ve mutlaka birşeye inanacagını bunun aksinin mümkin olmadıgını söyler

    Sayın biyabancı

    kuran o kadar cok akla vurgu yaparki bu kuranın yanına akla vurgu yapan ikinci bir kitap ortaya koyamazsnız insana okadar cok kendisine müracat etmesini hiç bir kitapta göremezsiniz hatta başka kitaplar aklınızı kullanmayın der bana teslim olun der teneşirdeki ölü gibi olun der işte bu yüzdende bu kitabın yanına ikinci bir kitap koyamazsınız beni okurken asla sorgulamadan akletmeden düşünmeden karar vermeyin diyen bir kitap ortaya koyamazsınız varsa gösteriniz ben bilmiyorum

    Sayın bi yabancı

    bu kitap bir iddiada bulunur bana güvenin der fakat direk güvenin demez herşeyi inçeleyin sorgulayın fakat kesinlikle ve kesinlikle aklederek karar verinder körü körüne nefsinize uyarak hayatınızı geleceginizi kesinlikle ve kesinlikle akıl ve mantıgınızla aklederek manık yürüterek ve en mantıklı olana yine aklınızla karar verin der

    Sayın bi yabancı

    sayın bi yabancı sizler gibi kelimeleri pekiştirerek detaylandırma yetenegim olmadıgından hele hele sayın toro gibi bir kabiliyetim olmadıgından bu yazımı aklınla dahada detylandırarak örneklendirebilirsiniz

    Sayın biyabancı

    şimdi gelmek istedigim bir örnekle size kendimce bir ufuk olsundiye bunu bir örnek olarak verme ihtiyacı hissettim şöyleki
    Sayın bi yabancı

    ((( titanik diye birşey duymuşsunuzdur mutlaka ))) bunu birde belgeseli var belki seyretmişsinizdir
    eger seyretmedi iseniznmutlaka seyretmenizi tavsiye ediyorum filmini demiyorum
    belgeselini diyorum

    bu titanigin bir sahibi vardı ve cok büyük bir iddiasıda vardı öyle bir iddiası vardıki hiçbir şekilde batmayacagına dair kendisine güvenenlere ve herkese meydan okudu ve kendisine insanlar güvendi inandılar ve o güvendikleri kişiye ve gemisine yani gemiyi gördüler fakat ilmi olara bilgi ve belgeye dayalı olarak bizzat test ederek kesin bir kanaate vararak degilde o gemiyi yapan kişinin sözüne kişinin o zamanki makamına ve yerinden dolayı ikna oldular ve güvenip inandılar ve teslim oldular şimdi bu insanların sucu neydi güvenmek düşüne biliyormusunuz daha hiç bir sefer yapmamış hiç bir testten gecmemiş hiç bir somut yolculugu olmayan bir kişinin gemisine güvendiler inandılar hiç akıllarını kullanmadıklarını söyleye bilirmiyiz tabikide hayır bunu aklında dahada detaylandıra bilirsin gelişmiş bir şekilde aklından cogalta bilirsin fakat daha ilk seferinde
    ((( BATTI ))) hem gemidekiler hemde karadakiler hemde kıyamete kadar var olacak bu konudan haberi olan herkeste bundan haberi oldu ve bundan sonrada olacaktır.
    peki bu geminin sahibine güvenmeyenler olmadımı tabikide olmuştur mutlaka olmuştur olmamasıda mümkindegildir peki bunlarda aklını kullanmadımı tabikide kullandı hatta bazıları güvendigi halde kapasite nedeni ile binemeyenlerde olmuştur işte bu binemeyenler bu durumdan haberi olunca kimbilir nasıl sevinmişlerdir
    Binenlerde nasıl pişman olmuşlardır fakat pişmanlık hiçbir fayda vermedi işte demek istedigim o ki insan oglu mutlaka ve mutlaka bir şeylere güvenmek ister cünki yapısal olarak aciz yaratılmış ve her şeye kendisinin yapması mümkin olmadıgından bir kişi eşini bile secerken kesin olarak tam ve eksiksiz olarak secemez yada ahcısını yada şöförünü yada ucakla yolculuk yapacaksa en güvendigi firma ne ise onu tercih ederek bir başka firmayla kıyaslayarak tercih hakkı kullanarak sectigi o firmayı güvenerek o firmayla yolculugunu yapar işte bunu dahada detayladıra bilirsin zenginleştirebilirsin işte bu yüzden insan oglu mutlaka ama mutlaka bir şeylere bir şeye yaratılışı geregi var oluşu geregi fıtratında evrensel var olan bir şeye içindeki umutlarını düşüncelerini bir şeye dayandırarak mutlak ama mutlaka inanmak ve güvemmek yolu ile saglam bir ipe tutunmak ve o yolculugun sonundada saglam bir limana güvenli birşekilde ümit ettigi kesinlikle ve kesinlikle var oldugunu aklıyla ve mantıgıyla aklederek fikrederek şu bulundugu kosmos içerisindeki şu muhteşem bir ucak bir gemi bir füze bir bir tren bir arac icerisinde tüm ihtiyacıyla beraber hiçbir sapma yapmadan hiçbir tereddüte yervermeyecek şekilde her şeyi incele eger benden daha tutalı bir şey bir kitap varsa ona uy diyor yani tek olarak bu kitabtır diyor seni ve seninle birlite güvenen herkesi kesinlikle limana getirecegini ve vaat ettigi tüm nimetleri emrine verecegini söylüyor oda yetmiyor eger yinede buna ragmen ben kendi heva ve hevesimle istedigim gibi bu dünyada yaşamak istiyorum cünki öldükten sonra dirilecegime ikna olmadım bu yüzdende bu hayatımı kendi arzularıma göre yaşamak istiyorum diyen olursa sen bilirsin diyerek neticede pişman olacaksın fakat bu pişmanlıgın aynen titaniktekiler gibi hiçbir fayda vermeyecektir diye sana sesleniyorum ne olur işini şansa bırakma diyorum mutlak ve mutlaka seninde bir arayış içinde oldugunu bu bendeki akıl vemantgımla biliyorum senden tek istedigim bu kuran ın karşısına bir şey cıkarta biliyormusun birtane örnek verebilirmisin eger birkişi ve bir topluluk bu kuran ın meydan okumasına meydan okuyarak ses getirirse sana şeferfimle söylüyorum bir saniye bile tereddüt etmem hemen vaz gecerim zaten kendisi bunu söylüyor bu kitab kendisine kitap olarak kendisi meydan okuyamayacagına göre bunu bu kitabın bir sahibi var yalnız bu kitabın sahibi okadar kendinden eminki okadar kendisine güveniyorki bu kitabın sahibi bir insan olamaz bir beşer olamaz eger olsa idi buna kesinlikle ve kesinlikle şahit olurduk bukadar kesin bir gercektir işte bende bu kitabın sahibine güvenerek kesinlikle titaniktekiler gibi hayyel kırıklıgına ugramayacagımı anlıyorum nedenmi 1400 sene dir hala rotasında hala istikrarlı birşekilde lokomatifi olan güneşiyle hiç sapmadan kurşun hızındanda hızlı birşekilde yörüngesinde devam ediyor olmasıdır hata etmeden verilen istikamete dogru kararlı birşekilde güvenle yolculuk yaparken o yolculugu olan geminin içindeki kullanma kılavuzuna uyanları mutlaka ve mutlaka vaat edilen yere getirecegini vaat eden bir kitap varken hemde iki secenek sunmuş iken ve mutlakada bu yolculuk içerisinde daha önçekilere vaat ettigi vaatlerin söylediklerinin harfi harfiyen dogru oldugunu gördügümden ve yolculugunda kıymete kadar devam edecegine dair kesin bir kanaat getirmişken bunuda herkesle beraber görüyorken dahada batmamışken düşünsene şu dünya uzayda bir toz zerrecigi bile etmiyorken hiçbir şey yok etmemiş edememiş batıramamış batmasıda titanikle karşılaştırıldıgında titanigin daha güvenli oldugu ortada iken titanik batmış fakat bu kuran ın sahibi olan bir yaratıcımız bu geminin asla batmayacagını ve sadece kendisi vaat ettigi zam geldiginde batıracagını söylemiş ve tutarlı oldugunu tüm insanlıga 1400 senelik bir güvenle bizlere göstermiş bunuda bilim söylüyor şimdi ben nasıl olurda bana aklet düşün mantıgından gecir tart ve ondan sonra karar ver diyen bir kitaba tabi olmam bunu herkes aklettigi nederece degerlendirdigi hangi örneklerle degerlendirerek ondan sonra bir şeye inandıgını görmüşken ben nasıl olurda en dogrusu olara tek dogrusu olar gördügüm bu şıklar arasından aklımla işte olsa olsa ancak bu olabilir diyemem akıl derki kesinlikle bunu onayla buna güven tek dogru olan bu heryönü ile test ettim araştırdım tek iddialı olarak bu kitabı gördüm hemde öyle bir iddiada bulunuyorki taa ilk adem den buyana belirli aralıklarla her kavme bir nebi ve resul mutlaka gönderdim der ve tüm nebilere tüm resullere kendisinin gönderdigi kitaplarada sahip cıkarak hepsinede inanmamızı emreder bukadar tutarlı bir kitap ancak bu sistem olursa olur yalnız 1400 sene önceki bir zaman diliminden başlayan bir sistem olması samca olacgını akıl anlar ve kavrar ve güvenir ve inanır inanmayanlar bu kitaba inanmıyorlar yoksa onlarında mutlaka ve mutlaka bir inandıkları şey vardır örnek nefisne olur makam olur güçe olur vs vs vs inançsız hiçbir akıllı insan yoktur olamazda işte bu nokta tek dogru noktadır
    Okadar cok şey detaylandırarak daha geniş bir şekilde yazmak istiyorumki fakat gel görki içimdekileri kalemden kagıda yani kılavyeden wörde tam olarak aktaramıyorum aktardıgım sadece ve sadece 100 üzerinden 10 u geçmez ne yapayım benim de eksik yanım yetersizlik alanım burası olsun herkes kabiliyeti oranında bilgisini fikrini düşüncesini kabiliyeti nispetinde aktarır yinede ne demek istedigimi anlatabildigimi sanıyorum içimdekini daha güzel daya yapıcı daha olgun birşekilde aktaramasamda yinede yapabildigimi sanıyorum
    Saygılarımla

    • Bi Yabancı dedi ki:

      Sayın Bir Kul :

      _Sayın bi yabancı
      kuran kimsye kafir demez SİZDEN ALINTI

      -Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar KAFİRLERİN (el kâfirûne) ta kendileridir! MAİDE 44
      -Her kim Allah’a, Allah’ın meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile Mîkâil’e düşman olursa, iyi bilsin ki, Allah da o KAFİRLERİN (li el kâfirîne) düşmanıdır! BAKARA 98
      -Ey iman edenler! “râine” demeyin, “unzurna” deyin ve iyi dinleyin, KAFİRLER(ve li el kâfirîne) için elemli bir azap vardır! BAKARA 104
      -De ki, Allah’a ve Peygamber’e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah KAFİRLERİ(lâ yuhibbu el kâfirîne) sevmez! AL İMRAN 32

      Sayın Bir Kul hani kuran kimseye kafir demiyordu. Yukarıdaki ayetler , inandığınız yaratıcının ve onun peygamberinin bilgisi dışında mı eklendi kurana ?
      Bakın yukarıda verdiğim ayetlerden kuranda daha onlarca hatta yüzlerce var.Hal böyleyken daha yazınızın girişinde topu taca göndermişken yazınızın geri kalanını okumamı mı bekliyorsunuz? Üstelik bir önceki yazımda söylediklerimin hiç birisine değinmemiş,değinmek işinize gelmemişken!!!

  10. bir kul dedi ki:

    Sayın bi yabancı
    pardon dalgınlıgıma gelmiş yanlış kalmış aklımda gavur demez diyecektim baktım yazına kafir demişsin yani dalgınlıgıma gelmiş dalgınlıkla gaf yapmışım
    saygılarımla

    • Bi Yabancı dedi ki:

      Sayın Bir Kul :

      Gavur Türkçede Müslüman olmayan kişileri belirtmek için kullanılan bir sıfattır. Osmanlı Devleti döneminde Farsça gebr sözcüğünden Türkçeye girmiş ve bu dönemde özellikle gayrımüslimleri ifade etmek için kullanılan bir sözcüktür(VİKİPEDİ)! Dolayısıyla arada fark yok.

      __ey iman edenler rastgele peygamberin evlerine girmeyin, bir başka iş için girmişseniz ille de yemek vaktini beklemeyin. ama yemeğe çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve uzun söze dalmayın. gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa allah, hakkı açıklamaktan utanmaz. onlardan peygamberin eşlerinden bir şey isteyeceğiniz zaman, perde arkasından isteyin. bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha temizdir. allah’ın resûlüne eziyet vermeniz ve ondan sonra eşlerini nikahlamanız size ebedi olarak helal olmaz. çünkü böyle yapmanız, allah katında çok büyük bir günahtır.” AHZAP SURESİ 53. AYET
      __Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi. TAHRİM SURESİ 3. AYET

      Sayın Bir Kul siz bir inanır olarak bana yukarıdaki ayetleri tüm yönleriyle izah eder misiniz?

      • rammsteinn dedi ki:

        hazır ayet sündürmeye gelmişken şu ahzap 51 de neyin sırasından bahsediliyor?

        Bunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır.

  11. bir kul dedi ki:

    Sayın bi yyabancı

    3. ayeti sadece önünü ve arkasını görmezsek tek başına okursak tabiki muglak kalacaktır anlaşılamayacaktır tabiki
    1. Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    2. Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmayı (ve kefaret ödemeyi) size meşru kılmıştır. Allah sizin yardımcınızdır. O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    *******************************************************************
    3. Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.
    *********************************************************************
    4. (Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü’minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar.

    5. Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha hayırlı, müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.

    6. Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.

    not bu ayetlerin neresinde ne gibi bir çelişki var ben göremiyorum sizler dışarıdan bakınca görüyorsanı ne gibi bir çelişki görüyorsunuz yanlız saygı cercevesinde olsun acıklamalarınız

    saygılarımla

  12. bir kul dedi ki:

    Sayın bi yabancı

    Asla inkarcılara ve ikiyüzlülere uyma ve onlara incitici sözler söyleme/onların incitici sözlerine aldırma; ve yalnız Allah’a güven: zira koruyucu otorite olarak Allah yeter. Ahzap 48.ayet
    Siz ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlar da onları gerdeğe girmeden önce boşarsanız, onlara karşı iddet hesaplama hakkınız yoktur; şu halde derhal onlara dünyalıklarını verin ve kendilerini güzellikle salıverin. Ahzap 49.ayet

    Sen ey Peygamber! Biz sana mehir bedellerini verdiğin eşlerini; savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunan kimseleri; seninle birlikte göç etmiş bulunan amca ve hala kızlarını, dayı ve teyze kızlarını; ve kendilerini Peygamber’e (mehir bedeli istemeksizin) sunan ve peygamberin de kendilerini nikahlamayı kabul ettiği mü’min kadınları -ki bu yalnızca sana hastır, diğer mü’minler için değildir- helal kıldık. Doğrusu onlara eşleri ve sağ elleri altında bulunanlar konusundaki talimatlarımızı bilmekteyiz; ne ki bununla amaçlanan, senin zor durumda kalmamandır: zaten

    Allah tarifsiz bir bağışlayıcıdır, eşsiz bir merhamet kaynağıdır. Ahzap 50.ayet
    Hanımlarından dilediğinin yanında kalma sırasını erteler, dilediğini de öne alabilirsin. Sırasını ertelediklerinden arzuladıkların olursa onlara dönmende sana bir sakınca yoktur. Böyle yapman onları mutlu etmen, üzülmemelerini sağlaman, kendilerine verdiklerinle hepsinin razı olması için daha uygundur. Allah, sizin kalplerinizde olanı bilir ve son derece yumuşak davranır. Ahzap 51.ayet

    Bundan sonra sana, başka hiçbir hanım helal değildir; güzellikleri seni hayran bıraksa dahi -sağ elinin altında bulunanlar hariç- onlardan hiçbirini değiştiremezsin: hem zaten Allah her şeyi gözetleyendir.ahzap 52.ayet
    *************************************************
    Ey iman edenler! Siz, zamanını gözetmeksizin, bir yemeğe davet edilmedikçe Peygamber’in evlerine girmeyiniz. Ancak davet edildiğiniz vakit giriniz. Yemeği yediğinizde hemen dağılınız, sohbete dalmayınız. Çünkü bu hareketiniz Peygamber’i üzmekte, fakat o, bunu size söylemekten utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber’in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman, perde arkasından isteyiniz. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin, Allah’ın peygamberini üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz olmaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır. Ahzap 53.ayet
    *************************************************

    Bir şeyi açıklasanız da gizleseniz de (fark etmez): unutmayın ki Allah her şeyi en ince ayrıntısına kadar zaten bilmektedir.ahzap 54.ayet

    Onlara babaları, oğulları, kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınları ve ellerinin altında bulunan câriyelerinden dolayı bir günah yoktur. Allah’tan sakınınız; şüphesiz Allah her şeye şâhittir.ahzap 55.ayet

    (Ne ki) onların babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi cinslerinden olan kadınlar ve sağ elleri altında bulunanlar konusunda bir mahzur yoktur. Ama (Ey Peygamber hanımları), siz hep Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle hareket edin: çünkü Allah her bir şeye şahittir.
    Allah ve melekleri peygambere destek oluyorlar. Ey iman edenler! Siz de peygambere destek olunuz, ona yürekten bağlılığınızı ifade ediniz. Ahzap 56.ayet

    Gecenin bir kısmından uyanarak, sana mahsus bir artı değer/nâfile olmak üzere, namaz kıl! Böylece Rabbinin seni, övülmüş bir makama ulaştırması umulur.isra79.ayet
    “Ey Peygamber! Niçin Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi, eşlerinin hatırı için haram kılıyorsun? Allah affedendir; merhamet sahibidir.” Tahrim 1.ayeti

    Abese – (24:1) Surat astı ve döndü;
    Abese – (24:2) Kör geldi diye.
    Abese – (24:3) Ne bilirsin belki o arınacak?
    Abese – (24:4) Yahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak.
    Abese – (24:5) Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince;
    Abese – (24:6) Sen ona yöneliyorsun.
    Abese – (24:7) Onun arınmamasından sana ne?
    Abese – (24:8) Fakat koşarak sana gelen,
    Abese – (24:9) Saygılı olarak gelmişken,
    Abese – (24:10) Sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Tevbe – (113:43) Allah seni affetsin; doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalan söyleyenleri bilmezden önce niçin onlara izin verdin?
    *****************************************************
    Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. GÖKLERDE VE YERDE NE VARSA HEPSİ O’NUNDUR. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O’na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür. (BAKARA/255)

    “..Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası, dünya hayatında ancak rüsvaylık, kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmış olduklarınızdan asla gafil değildir.” (Bakara 85)

    “Allah ve Rasulü bir işe hüküm verdiği zaman, mü’min bir erkek ve kadına o işi kendi isteğine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Rasulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab 36)

    “Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Rasulüne davet edildiklerinde, mü’minlerin sözü ancak “İşittik ve itaat ettik” demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.” (Nur 51)

    “Hayır! Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın onu tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.” (Nisa 65)
    Saygılarımla

    • Bi Yabancı dedi ki:

      Sayın Bir Kul :

      Arkadaşım bana niye ayet yazıyorsunuz! Ben size zaten ayetler verdim ve izah edin dedim! Bu ayetlerde çelişki var demedim bana ayetlerin geliş amacını ne demek istediklerini kimlerin hayatına ne yönden hitap ettiklerini vs vs kastetmek suretiyle her yönden açıklayın dedim.

  13. bir kul dedi ki:

    Sayın Bi yabancı

    Arkadaşım bana niye ayet yazıyorsunuz! Ben size zaten ayetler verdim ve izah edin dedim! Bu ayetlerde çelişki var demedim bana ayetlerin geliş amacını ne demek istediklerini kimlerin hayatına ne yönden hitap ettiklerini vs vs kastetmek suretiyle her yönden açıklayın dedim.
    demişiniz
    12 dakikalık videoyu dinlerseniz anlayacaksınız bende yeni anladım

    tahrim 3. ayetin bizlere verdigi ders

    İkincisi bu ayet bize isim vermiyor bakınız. Yani olayı vurguluyor ismi değil, ismin üzerinde durmayın isimler önemli değil yapılan önemli. Yapılan bir hata ise kim yapmış ulursa olsun hata hatadır. Aslında bize verdiği derste bu ve Ahlak inşa ediyor aslında, bununla ahlak inşa ediyor.

    saygılarımla

    • Bi Yabancı dedi ki:

      Sayın Bir Kul :

      Öncelikle doğa üstü güçlerim olsaydı sizin bana vereceğiniz cevabı ancak bu şekilde lehime kurgulayabilirdim…

      Bütün insanlığa dolayısıyla size de hayatınızı buna göre şekillendirin diye gönderilen ilahi kitabı(!) elinize alabilmek için BİRİLERİNE ihtiyaç duyuyorsunuz o BİRİLERİ kitabı sizin elinize veriyor sayfaları çeviriyorsunuz anlamadığınız bir dil, tekrar BİRİLERİNE ihtiyaç duyuyorsunuz o birileri de bu bilmediğiniz dilde yazılmış kitabı sizin dilinize tercüme ediyor ve kitabın yeni halini tekrar elinize alıyorsunuz bu seferde içindeki ayetlerin neden ne sebeple hangi olay üzerine geldiğini bilmediğiniz için BAŞKA BİRİLERİ devreye giriyor ve sizin yerinize ayetleri tefsir edip açıklıyor. Siz de bu elden ele dolaşan algı dizisinin en son halkasını alıp boynunuza geçirip Tanrım sizi anladım size biat ettim diyorsunuz!!!

      Ve o Tanrı böyle temelsiz bir inancı değerli buluyor!!! Biz bu nasıl Tanrısallık dediğimizde nefsani davranmış oluyoruz aklımızı sakatlamış oluyoruz kafir oluyoruz; böyle temelsiz bir bir sistemi Tanrıya yamayan sizler ise nefsani arzularınızı terbiye edebilmiş gerçek anlamda akıl eden ve sınırsız sayıda ödülün olduğu sonsuz cenneti hak etmiş oluyorsunuz öyle mi ???

      Olur görürsem söylerim !!!

      • bir kul dedi ki:

        Sayın bi yabancı

        Olur görürsem söylerim !!! DEMİŞSİNİZ

        olur bende o gün ne güzel akletmişsin aklını cok güzel kullanmışsın negüzel akletmişsin negüzel sorgulamışsın derim
        işte özgür akıl işte fikir işte fikirlere karşı düşüncelere karşı saygılı olarak herkes kendi sorgulaması sonucu kendisi sonucunu belirleyecek
        saygılarımla

      • Bi Yabancı dedi ki:

        Sayın Bir Kul :

        Sanırım O GÜN cennete gitmek sizi kesmeyecek bir de benim yanıldığımı imalı bir şekilde yüzüme söyleyerek nefis terbiyenizi nirvanaya ulaştıracaksınız :)) Hadi bakalım!!

        Bu arada yazımın sonundaki ”olur söylerim” ifademi alıntılayıp sadece ona cevap vermeniz çok hoş olmuş. Siz ancak O GÜN diye tabir ettiğiniz günde Tanrınızın hadi bakalım Bi Yabancıya bir ders de sen ver direktifiyle bana cevap verebilirsiniz.Korkarım(!) o gün hiç gelmeyecek…

  14. bir kul dedi ki:

    Sayın bi yabancı

    Olur görürsem söylerim !!! DEMİŞSİNİZ

    diye verdigim cevapta eksik bir şey bırakmışım
    inşaallah allah ın merhamatine sıgınarak affettigi kullar arasına gir diyenlerden olursam İŞTE O ZAMAN
    olur bende o gün ne güzel akletmişsin aklını cok güzel kullanmışsın ne güzel akletmişsin ne güzel sorgulamışsın DEME HAKKI BULURUM İNŞAALLAH

    ZÜMER 18. AYET Onlar ki, sözü dinler ve onun en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahipleridir.

  15. bir kul dedi ki:

    Bi Yabancı

    ben kendi gafımı düzeltmek için kendimi kast ettim yani allah ın affetmesi cenneti bahşetmesi sonucu ancak ben sana o sözleri söyleye bilrim demeyi kast etmiştim kimse kimsenin durumunu bilemez allah tan başka senin şu anki durumun bu an için gecerli yarın düşüncen nasıl olur onu ben bu andan bilemem ben yarınıda bilemem
    inşaallah anlata bilmişimdir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s