İSLAM’DA EZAN İHTİLAFI

Ezan’ın Arapça’daki sözlük anlamı “bildirmek”tir. Namaz vaktini bildirmek şeklinde genişletilmiş olarak tanımlandığı gibi, imana çağırmak şeklinde de tanımlanır.

Kur’an’da ezandan bahsedilmez. O nedenle ezan farz değil, sünnettir.

Namaz hicretten önce, ezan ise hicretten hemen sonra başlamıştır. Ezan’ın başlangıcıyla ilgili hadis şöyledir:

Hadis No : 2439

Ravi: İbnu Ömer

Tanım: Müslümanlar Medine’ye geldikleri vakit toplanıyorlar ve namaz vakitlerini birbirlerine soruyorlardı. Namaz için kimse nida etmiyordu. Bir gün bu hususta konuştular. Bazıları: “Hristiyanların çanı gibi bir çan edinin” dedi. Bazıları da: “Yahudilerin boynuzu gibi bir boynuz edinerek (onu öttürün!)” dedi. Hz. Ömer (ra): “Bir adam çıkarsanız da namazı ilan etse!” dedi. Resulullah (sav): “Ey Bilal! Kalk! namazı ilan et!” dedi.
Kaynak: Buhari, Ezan 1; Müslim, Salat 1, (377); Tirmizi, Salat 139, (190); Nesai, Ezan 1, (2, 2-3)

Bir diğer rivayette şöyle denmiştir:

“Ensardan bir adam gelerek: “Ey Allah’ın Resulü! Ben sizin üzüntünüzü görüp ayrıldığım vakit (rüyamdan) bir adam gördüm. Üzerinde yeşil renkli iki giysi vardı. Kalkıp mescidin üzerinde ezan okudu. Sonra bir miktar oturdu. Tekrar kalkıp aynı söylediklerini bir kere daha tekrarladı. Ancak bu sefer bir de kad kameti’s-salat (namaz başlamıştır) cümlesini ilave etti. Eğer halkın (bana yalancı diyeceğinden korkum) olmasaydı ben “uykuda değildim, uyanıktım” diyecektim” dedi.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): “Allah sana hayır göstermiş. Bilal’e söyle (bu kelimeleri söyleyerek) ezan okusun!” dedi.

Hz. Ömer (ra) de atılarak: “Onun gördüğünü aynen ben de gördüm, ancak o, anlatma işinde benden önce davranınca, ben utandım (anlatamadım)” dedi.

“Adam anlattıkları arasında şunları da söyledi:

“(Mescidin üzerine çıkan adam) kıbleye yöneldi ve dedi ki:

“Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber, eşhedu en la ilahe illallah, eşhedu en la ilahe illallah. Eşhedü enne Muhammeden Resulullah eşhedu enne Muhammeden Resulullah, hayye ala’s’salat -iki defa- hayye ala’l-felah -iki defa- Allahu ekber Allahu ekber, lailahe illallah.” Sonra bir miktar durduruldu. Sonra adam tekrar kalktı, aynı şeyleri yeniden söyledi. Ancak bu sefer Hayye ala’l-felah’tan sonra kad kameti’s-salat kad kameti’s-salat dedi. Ravi ilave etti: “Resulullah (sav): “Bunu Bilal’e öğret!” buyurdu. (Adam emri yerine getirdi) Bilal de onları söyleyerek ezan okudu.”
Kaynak: Ebu Davud, Salat 28, (505-507)

Diğer bazı hadislerde ashabdan Abdullah b. Zeyd’in ve Ömer’in ezanın sözlerini rüyada görerek peygambere anlattıkları rivayet edilirse de Buhari ve Müslim rüyaya itibar etmeyerek bu hadisleri almazlar.

Türk`lerde ezan her vakit farklı bir makamda okunur.

Sabah Ezanı: Sabâ, Dilkeşhâveran makamında

Öğle Ezanı: Sabâ, Hicaz makamında

İkindi Ezanı: Hicaz makamında

Akşam Ezanı: Hicaz, Rast makamında

Yatsı Ezanı: Hicaz, Bayatî, Nevâ veya Rast makamında okunur.

1932 ile 1950 arasında, 18 yıl boyunca Türkiye’de ezan Türkçe okunmuştur.

Türkçe ezanı dinlemek için:

Ezan konusunda, İslam’ın iki ana mezhebi olan Sünnilik ve Şiilik arasında ihtilaf vardır. En başta Ehli Sünnet mezhepleri sabah ezanında “Esselatu hayrun min-en nevm” (namaz uykudan hayırlıdır.) derler, ama bu kelimeyi Ehlibeyt mektebine uyanlar söylemezler.

İmam Malik’e göre:

“Müezzin, sabah namazını haber vermek için Hz. Ömer (ra)’in yanına gider. Onu uyuyor bulunca: “Essalatu hayrun mine’n-nevm (namaz uykudan hayırlıdır)” der. Bunun üzerine Hz. Ömer, o ibareyi sabah ezanına ilave etmesini emreder.”
Kaynak: Muvatta, Salat 8, (1, 72)

Ayrıca Ehlibeyt mektebine tabi olanlar ezanda  “Heyye elel Hayril amel” (Koşun amellerin en hayırlısına) derler. Ama Ehli Sünnet mezhepleri bu kelimeyi söylemezler. Üçüncü olarak da, Ehlibeyt mektebi mensupları ezanda “Eşhedu enne Aliyyen veliyullah” derler ama Ehli Sünnet mezhepleri bu şahadeti söylemezler. Ezandaki başlıca ihtilaf bu üç cümleden ibarettir.

Şiilerin okuduğu ezan:

“Esselatu Hayrun min-en Nevm” ifadesinin sonradan uydurulduğu doğru gibi görünmektedir. Çünkü naklolunan sahih hadislerde bu ifadeye rastlanmaz. İbni Mace’nin Bilal’in ilave ettiği ve peygamberin onayladığı şeklindeki bir hadisi zayıf olarak nitelendirilir.

Bu konuda önemli bir itiraz, ezana bu ilaveyi Ömer yaptıysa, hilafet Ali’ye geçince neden kaldırmadığıdır. Ancak Ali’nin dönemi zaten oldukça sıkıntılıdır. Bir de yerleşmiş olan konularda köklü değişikliğe gitmesi yaşanan sorunlara tuz-biber olabilirdi.

Şia’ya göre: Hayye elel Hayril amel dediğiniz zaman, asker en iyi amel olarak namazı görecek ve dolayısıyla cihat’dan yüz çevirecek. Bunun için o kelimeyi ezandan çıkardı ve Peygamber döneminde ezanda olmayan “Esselatu hayrun min- en nevm” (namaz uykudan hayırlıdır) cümlesini sabah ezanına yerleştirdi. İkinci halife bunları yaparken sırf zamanın gereksinimlerine göre hareket etti.

Ehli Sünnetin hadis kaynaklarından biri olan Kenz-ul Ummal’da şöyle nakledilir;  Bilal sabah ezanını okuyordu ve okurken “Heyye ela hayril amel” de diyordu.  (Kenz-ul Ummal, c. 8, s. 342, h. 23174)

“Eşhedu enne Aliyyen veliyyullah”  (şehadet ederim ki Ali Allah’ın velisidir) ifadelerinin Şia imamları döneminde ezanda okunduğu görülür. Ama peygamber döneminde okunduğuna dair bir sahih hadis yoktur. Bunun da Şii uydurması olduğu aşikar görülmektedir.

Minare ve Hoparlör

Minare İslam’ın ilk dönemlerinde yoktur. İslam’a sonradan dahil edilmiştir. Taklitçi zihniyetlerin eseridir. Kiliselerin çan kulelerine özenerek minare yapımına gidilmiştir. İslam’da olmayan bu minare yapımı için caiz olup olmadığı tartışılmış, caiz olduğunda karar kılınmıştır. O da şu kararla:
Eğer bir yerde ezanın duyulabilmesi için minareye ihtiyaç varsa caizdir. ihtiyaç yoksa caiz değildir. (Fetâvâyı Hindiyye, beşinci cild, 322)

Bu fetvaya dayanarak gereken yerlerde minare yapılmış, gerekmeyenlerde yapılmamış.
Emevilerden itibaren cami inşaatları yapı sanatına dönüşmüş ve Osmanlı’da Mimar Sinan ile zirveye çıkmış. Bu görkemli camiler için caiz olup olmadığı tartışılmamış hiç.
Halbuki Kur’an’da Muhammed’in mescidi haricinde yapılan gösterişli bir mescid için “Orada namaz kılma” emri var.
Bu görkemli camilerin tek sebebi Hristiyanların kiliselerinden, Musevilerin Sinagoglarından aşağı kalmama yarışıdır.

Neden minare yapımına gidilmişti?
Çünkü ezan sesini tüm köye, mahalleye duyurabilmek için yüksek bir yerden seslenmek gerekiyordu. Yani, minareler şerefelerinde dönerek ezan okumaya yarıyor.
Günümüzde ise hiçbir minarede ezan okunmuyor.
Cami içindeki banttan dışarıya hoparlörlerle ezan okunuyor.
Örneğin İran’daki camiler minaresizdir.
Bu durumda ya minareler caiz değildir, ya da hoparlörle ezan okumak.

Nitekim hoparlörle ezan okumak da İslam’daki önemli ihtilaflardan biridir ve kimi İslamcılarca mekruh görülür. Hoparlörden çıkan sese amin diyenin namazının bozulacağı da söylenenler arasındadır.

Hanefi mezhebinde kıymetli kitapları bulunan, fıkıh uzmanı İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki:
Dağa çarpıp yankılanan ses, insan sesi olarak kabul edilmez. Vasıtasız [aracısız], bizzat insanın söylemesi gerekir. Yankı ile gelen ses, hakiki ses hükmünde olmadığı için, böyle duyulan bir secde âyeti için secde-i tilavet gerekmez. İmamdan başkasının sesine âmin diyenin namazı bozulur. (Redd-ül-muhtar)

Serdar Kaangil

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

5 Responses to İSLAM’DA EZAN İHTİLAFI

  1. Esad Muhammed dedi ki:

    Ne ihtilaf ama..Ne kadar basit bahanelerin arkasına sığınıyorsunuz inanmamak için.Kur’an ve sahih sünnet dışında herşey tartışılır.Siz yaratılışta ki ittifaka bakın.Bakın hepimizin elleri ve ayakları aynı yerde ağzı sırtında olan var mı.İbretlik yaratsa Rabbim ona da yaratmayı bilmiyor diyenler çıkıyor 7 milyarı görmeyip de 1 kişiyi gören körler… Körlere hakâret olmasın.

    • HuzurBilimde dedi ki:

      agzımız sırtımızda değilmiş ateistler.. hadi allah yoluna girelim artık 🙂

  2. Geri bildirim: İslam’da Ezan İhtilafı | Ateist Cevap

  3. selen arısoy dedi ki:

    Merhaba
    İslamın, Kuranın doğru anlaşılıp doğru yaşanmadığı İslam aleminin durumundan çok açık olarak belli değilmi?

    Kuranda bir çok ayette hiç düşünmezmisiniz der Allah.
    Atalarının putlarına tapanlardan bahsedilir.
    Düşünen, sorgulayan insanlar Allah’a daha yakındır.
    “Atalarından öğrendikleri hazır inanca” teslim olmuş, düşünmeme lüksünü yaşamayı tercih eden insanlar
    Düşünen insanı rahatını bozacak tehdit olarak görür ne yazıkki.

    Sünnetin sahih olduğunu nereden biliyoruz?
    Hepimizin dünyayı anlayışı farklı. Arada 1 kişi bile olsa başkasına nakledilen olaylar farklı anlaşılmıyormu? Peygamber kendisi yaşarken izin vermemiş söylediklerinin yazılmasına. Öldükten 200 sene sonra kaleme alınmaya başlanmış hadisler.
    Düşünen, sorgulayan bizi aydınlatan hepinize sonsuz teşekkürler ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s