TAHRİM OLAYI

Tahrim, yemin ederek bir şeyi kendine haram kılmak, yasaklamaktır.
Muhammed’in bir olaydan sonra eşleriyle arası açılmış ve eşlerinin hiçbirinin evine gitmez olmuştur. Bu olaya dair gelen sure, ilk 5 ayetinden dolayı Tahrim ismini almıştır.

1. Ey Peygamber! Allah’ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek neden kendine haram kılıyorsun? Allah Gafur’dur, Rahim’dir.
2. Allah size, yeminlerinizi çözmeyi farz kılmıştır. Ve Allah sizin Mevla’nızdır. Alim’dir O, herşeyi bilir; Hakim’dir O, hikmetleri sonsuzdur.

3. Hani, Peygamber, eşlerinden birine bir sözü gizlice söylemişti. Sonra eşi bu sözü duyurup Allah da onu Peygamber’e bildirince, Peygamber sözün bir kısmını açıklamış, bir kısmından vaz geçmişti. Peygamber, sözü eşine bildirdiğinde o: “Bunu sana kim haber verdi?” demişti. Peygamber de: “O herşeyi bilen, herşeyden haberi olan bana bildirdi.” diye cevaplamıştı.

4. Eğer ikiniz, ey hanımlar, Allah’a tövbe ederseniz ne iyi, çünkü kalpleriniz kaydı; yok eğer Peygamber’e karşı aranızda dayanışmaya girerseniz hiç kuşkusuz bizzat Allah, onun destekleyicisidir. Cebrail ve müminlerin iyileri de. Bütün bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar.

5. Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah’a veren, inanan, itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir.

Tahrim suresinin tefsirlerinde surenin ilk 5 ayetinin nuzül sebepleri 3 olaya bağlanır.

1- Muhammed’in cariyesi Mariya’yla ilişkiye girmemeye yemin etmesi,
2- Muhammed’in bal şerbeti içmemeye yemin etmesi,
3- Muhammed’in kendinden sonra imamet’in kime geçeceği konusunda sır vermesi.

Bu üç olaydan en zayıf olanı 3.südür. Çünkü ortada bir yemin vardır. Bu yemin, ilk iki olaya daha uygun düşmektedir.

Mariya Olayı:Hadis No : 0838
Ravi: Enes
Tanım: Resulullah (sav)’ın zaman zaman birleştiği bir cariyesi vardı. Hz. Aişe ve Hz. Hafsa peşini bırakmadılar. Sonunda Resulullah bu cariyeyi nefsine haram etti. Bunun üzerine: “Ey Peygamber, sen zevcelerinin hoşnutluğunu arayarak, Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun?…” diye başlayan Tahrim süresi nazil oldu.”
Kaynak: Nesai, İşretu’n-Nisa, 4, (7, 71)

Taberi olayı şöyle anlatır:

Gün, Muhammed’in hanımlarından Hafsa’nın günüydü. O gün Muhammed, Hafsa’yla cinsel ilişkide bulunmak üzere kalkıp evine gider. Ama Hafsa’yı evde bulamaz. Tam o sırada, bir zamanlar, Mısır Mukavkısı’nın kendisine armağan ettiği cariyelerden Mariya çıkagelir. Muhammed, cariyeyi Hafsa’nın yatağına atar ve işini görmeye başlar. Muhammed’in, cariyesiyle yatması doğaldır. Kur’an da, hanımlarının dışında cariyeleriyle de yatmasına olanak verilmiştir. (Bkz. Ahzab Suresi, ayet: 50, 52.) Ne var ki cariyeyle özgür (hurre) olan bir kadının, üstelik Ömer kızının, Hafsa’nın yatağında beraber olmaktadır . İşte bu olağan değildir. Terslik bu ya, o sırada, Hafsa da çıkagelmiştir. Muhammed’in Mariya ile ilişkisini görünce büyük tepki gösterir:

– “Tann Elçisi! Sen beni kötü duruma düşürdün, aşağıladın. Öyle birşey yaptın ki, benzerini hiçbir karına yapmadın! Benim günümde, benim sıramda ve benim yatağımda bir cariyeyi yatırıp yapıyorsun!”
Sonra Muhammed’le Hafsa arasında şu konuşma geçer:

– “Hafsa! Marya’yı kendime haram etsem de ona bir daha yaklaşmasam; bundan hoşnut olur musun?

– Evet!
Muhammed: “Vallahi Billahi Mariya ile bir daha yatmayacağım!”
Muhammed hemen ant içmiştir.

– Hafsa! Aramızda kalsın, bunu sakın kimseye söyleme, olmaz mı?

– Tamam!

Ne var ki, Hafsa bu durumu Aişe’ye anlatır.

(Bkz. Taberi, Camiu’l-Beyân, 28/102.)

Olayın duyulması ve hanımlarının aralarında dayanışmaya gidip kendisine karşı tavır alması üzerine Muhammed eşlerini terk eder ve bir odaya uzvete çekilir. Muhammed’in eşlerini boşadığı dedikodusu yayılır. Bir rivayete göre ise cezalandırmak için sadece Hafsa’yı boşamış ve diğerleriyle de 1 ay beraber olmamaya yemin etmiştir.Hafsa Ömer’in, Ayşe ise Ebubekir’in kızıdır. Babalarının konumuna güvenerek asiliğe cesaret edebilmişlerdir. 4. ayette geçen “İkiniz” sözü Ayşe ile Hafsa’yı kasteder.
Ömer, olayı öğrenince hiddetle Muhammed’e gider ve görüşmek ister. 3 kez geri çevrilen isteği sonunda kabul edilerek içeri alınır ve bu görüşmeden sonra Tahrim ayetleri gelir. Ardından Hafsa ile nikah tazelendiği ve 29. gün eşlerine dönüp Ayşe’yle beraber olduğu söylenir.
Ayşe, henüz bir aylık sürenin dolmamış olduğunu düşünerek kendisine sorar: “Hani sen, bir ay boyunca hanımlarından uzak duracağına dair yemin etmemiş miydin? Bugün daha otuz gün bile olmadı; yirmi dokuzuncu gündeyiz!”. Muhammed kendisine şu yanıtı verir: “Bu ay yirmi dokuz gün çeker.”

Hadis No : 0107
Ravi: Enes
Tanım: Hz. Peygamber (sav)’i bir at yere atmıştı. Resulullah (sav)’ın (sağ) tarafı veya (sağ) omuzu ezildi. Bu O’na ayakta duramayacak kadar izdırab verdi. O sıralarda hanımlarını da bir ay müddetle terketti. Bu esnada, hurma kütüğünden yapılmış bir merdivenle çıkılan tenezzüh odasına (meşrübe) çekildi. Ashab (ra) kendisine “geçmiş olsun” ziyaretine geliyorlardı. Resulullah (sav) oturarak namaz kılardı, onlar ise ayakta durarak namaza uymuşlardı. Selamı verince şöyle dedi: “İmam, kendisine uyulmak için vardır, öyle ise ayakta namaz kıldırıyorsa siz de ayakta kılın, şayet oturarak kıldırıyorsa siz de oturarak kılın, imam rükuya varmadan rükuya gitmeyin, o başını kaldırmadan siz de kaldırmayın.” Ravi der ki: “Hz. Peygamber (sav) ayın 29’unda meşrübeden indi. Ashab: “Ey Allah’ın Resulü, sen bir aylık bir müddet için ila’ya (ayrı kalmaya) karar vermiştin” dediler. Onlara: “Bu ay yirmi dokuz gündür” cevabını verdi.” (Buhari ve Müslim’de Ümmü Seleme’den gelen bir rivayette: “Bu ay yirmi dokuz çekiyor” buyurmuştur. Müslim’de Cabir (ra)’den kaydedilen bir rivayette: “Sonra iki elini üç sefer uzattı, ikisinde her iki elinin bütün parmaklarıyla, sonuncu kerede sadece dokuz parmağıyla işaret etmişti” diye yirmi dokuzu gösterdiği açıklanır. (Sıyam 24))
Kaynak: Buhari, Salat 18, Ezan 51, 82, 128, Sıfatu’s-Salat 83,128, Savm 11, Mezalim 25, Nikah 91, Talak 21,

Bal Şerbeti Olayı:

Elmalılı tefsirinde bu olay hadislerden aktarılarak şöyle anlatılır:Hz. Peygamber’in hanımlarından birinin yanında bir bal şerbeti içmiş olmasından dolayı diğer hanımların söz birliği ederek, megafir (kötü kokulu bir ağaç zamkı) kokuyor diye latife yapmaları üzerine peygamber’in bir daha bal şerbeti içmemeye yemin etmiş olmasıdır.

Buhari’de Hz. Aişe’den rivayet edilen şu hadis vardır :

Resulullah Zeyneb’in yanında bal şerbeti içer ve onun odasında daha fazla dururdu. Ben ve Hafsa, peygamber hangimize gelirse “Megafir mi yedin ? Senden megafir kokusu alıyorum” diyelim diye konuştuk. Bunun üzerine Hz. Peygamber buyurdu ki “Hayır Zeyneb’in yanında bal şerbeti içmiştim, öyle ise daha da içmem, işte yemin ettim. “Bunu kimseye söyleme”

Ancak Ayşe, diğer kadınları da ikna edip peygamber yanlarına geldiğinde onun koktuğunu söylemelerini ister. Bal şerbeti içtiğini söylediğinde de “O balı yapan arılar megafir yemiş herhalde” diye cevap vermelerini söyler. Muhammed her hanımının yanına girdiğinde aynı tepkiyle karşılaşınca eşlerinin aralarında kendisine karşı birleştiğini anlayarak küser ve onlarla 1 ay boyunca beraber olmamaya yemin eder.

Bazı hadislerde bal şerbeti ikram edenin Zeynep, bazılarında ise Hafsa olduğu belirtilir.

Bal şerbeti olayı, Mariya olayına göre daha zayıf görülmektedir. Mariya olayında tüm eşleri işin içinde olabilmektedir ama bal şerbeti olayında Zeynep’e küsmesi anlamsızdır.

Halifelik Olayı:

Muhammed’in kendisinden sonra devlet başkanlığına Ömer ile Ebubekir’in geleceğini Hafsa’ya sır olarak söylediği olaydır. Elmalılı tefsirinde konu şöyle aktarılır:Hz. Peygamber (s.a.v.)’in kendisinden sonra devlet başkanlığının Ebu Bekr’e ve Ömer’e geçeceğini Hafsa’ya bir müjde olarak haber vermiş ve gizlenmesini emretmiş olmasıdır. Tefsirlerin birçoğunda zikredilmiş olan bu haber, gerçi Kütüb-i Sitte’de (altı kitapta) nakledilmemiştir. Ancak Mâriye olayını rivayet edenler içinde bu haberi de rivayet edenler olduğu gibi başka güvenilir zatlar da nakletmişlerdir. “el-Bahru’l-Muhît”de Ebu Hayyan şöyle diyor: “Hadis, Mâriye sebebiyledir; bir de bal içtim denilmiştir. Meymûn b. Mihrân dedi ki: “Hadis, Peygamber’in Hafsa’ya sır olarak söylediği şu hadistir: “Ebu Bekr ve Ömer benden sonra hilafet yoluyla benim emrime sahip olacaklardır”. Alûsî de bu rivayetleri daha derli toplu naklederek demiştir ki: “İbnü Merdûye İbnü Abbas’tan ve İbnü Ebî Hâtim Mücahid’den şöyle rivayet etmişlerdir: “Peygamber (s.a.v.) Hafsa’ya Mâriye tahrimini ve kendisinden sonra muhakkak Ebu Bekr ve Ömer’in insanlara emîr olacaklarını gizlice söylemişti. Hafsa da gizlice Aişe’ye söyledi. Hakikaten bu işin gizlice söylendiği hakkında daha başka haberler de vardır. Ancak bal hadisi daha sahihtir.
Nihayet özet olarak şunlar söylenebilir: Anlatılan bu olayların üçüde (Mâriye ve şerbet olayı ile Ebu Bekr ve Ömer’in hilafetiyle ilgili hadise) vuku bulmuş, ravilerin bazısı bir kısmını, bazısı da bir kısmını rivayet ederek “Ey peygamber! Niçin haram ediyorsun?” âyeti nazil oldu.” demiştir. Bunlardan hiç birisi de yalnız kendi rivayetlerinin sahihliğini iddia etmemiş olduklarından, burada söylenen de doğrudur. Bu doğru olursa, ihtilafın çözümü de kolaylaşmış olur. Değilse başka çözüm yolu ara. En iyisini Allah bilir.”

Muhammed’in özel hayatında bu 3 olay da geçmiş olabilir. Hatta 3 olay birbiri peşi sıra da yaşanmış olabilir. Ancak hilafet sırrı ve bal şerbeti olayı, eşleri peygambere karşı tavır alacak, peygamber küsüp onları terk edecek ve sonuçta konuyla ilgili olarak ayetler yazılacak kadar önemli görülmemektedir. Elmalılı’nın değindiği bir olasılık Mariya olayı ile hilafet sözünün ilişkili olabileceğidir. Yani, Muhammed, cariyesi Mariya ile Hafsa’nın yatağında yakalanınca, kimseye söylememesi için kendisinden sonra Ebubekir ve Ömer’in başa geleceğine dair bir söz vermiş ve Hafsa bu sırrı Ayşe’ye anlatınca ortalık karışmış olabilir.

Serdar Kaangil

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

TAHRİM OLAYI için 3 cevap

  1. yavuz dedi ki:

    baştan sona küfür kokan, dinle diyanetle alakası olmayan, çarpıtma ve yalan dolanla dolu bu kokuşmuş yazıdan Allaha sığınıyoruz. Rabbim hidayet nasip etsin, hidayete layık değilseniz İslamın nurunu söndürebileceğini hayal eden siz gafilleri kahru perişan eylesin. amin

  2. betül dedi ki:

    “Kim bana yalan isnatta (yapmadığını yapmış, söylediğini söylemiş gibi gösterme) bulunursa cehennemdeki yerine hazırlansın”(Buhari Enbiya 50 / Tirmizi İlim 13) hadisi varken siz nasıl da rahat uyuyabiliyorsunuz..? Böylesine Şerefli bir insana nasıl kelimeler bunlar… verilen kaynakların hiç biri bu konuları böyle ele almıyor. Anladım ilminiz bilginiz yok da hiç mi Allah korkunuz da mı yok…!

  3. omer dedi ki:

    Uydurma hadisler(buhari dahil!) ve ateistlerin peygambere iftira mahiyetindeki mitolojilerini ısıtıp ısıtıp önümüze koymayın.

    Hz.Peygamberin ahlakına Allah şahittir.(Kalem Suresi 4. ayete bak)
    Kurandaki Ayette ne anlatılıyorsa o kadar bilmek kafidir.
    Ne anlamak gerekir bu ayetten ona bakmak lazım.
    (Demek peygamberlerde hata yapabilir.İnsan olan Hz.Muhammedi çook kutsamayın,hristiyanların Hz.İsa’yı ilah yaptığı gibi onuda peygamberlikten çıkarmayın,ilahlaştırmayın!)

    Peygamberin hatasını Allah düzeltir ve bunlar insanlardan gizlenmez.
    Peygamberler “insanüstü canlılar” (günahsız melekler gibi) değildirler fakat örnek alınacak “ÜSTÜN insandırlar”.


    Selamün aleyküm.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s