KUR’AN’DA HAKARETLER

“SİZİN DİNİNİZ SİZE, BENİM DİNİM BANA!” YA SONRA?

safe_image

Kafirun suresinin Mekke döneminin ilk başlarında ve 18. sırada geldiği belirtilir. Demek ki daha henüz Muhammed hazretlerinin peygamberlik iddiasına inanan sayısı çok azken yanında 100 kişi bile yokken yazılmıştır. Yani, en güçsüz olduğu, en baskı altında olduğu dönemde. Diğer Mekki surelerde olduğu gibi bu sure de barışçıl, insani, özgürlükçü bir düşünce yansıtır. Ne şiddetten, ne öldürmekten ne de savaştan söz edilir.

Sonrasında yani güçlenildiği zaman hitaplar değişir, ağızlar bozulur, tehditler, hakaretler, küfürler başlar. Ve ardından kavgalar, cinayetler, savaşlar ve katliamlar gelir. Bu yazıda sadece Kur’an’daki hakaretlere yer vereceğiz. Bu hakaretler farklı dindeki diğer inançlı insanlara yapılmıştır yani Muhammed’e inanmayanlara. Kur’an’da ateistlik yani tanrı inancını reddedenlere ait bir ifade yoktur. Belli ki o dönemde herkesin bir inancı varmış, kimisi putperest, kimisi Hristiyan, Musevi, Sabi kimisi de Hanif. Dinsizlik, ateistlik günümüzdeki kadar yoğun ve siyasi egemenliği etkileyecek boyutta olsaydı, herhalde onlara da sayılıp sövülürdü. Müslüman olmayanlara yapılan sövgülerden örnekler:

YALANCI

Eleştirileri bile hakaret olarak algılayanlar, yalan-yalancı sözüne hiç tahammül edemezler. Ama Kur’an’da inanmayanlar yalancılıkla suçlanır.

Müminin 90.  Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.

Nahl 105. Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.

Zariyat 10-11. Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir, delidir” diyen) yalancılar kahrolsun!

HAYVAN

Furkan 44. Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidişçe daha sapıktırlar.

Muddessir 50-51. Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.

Maide 60. De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lânetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.”

Araf 166. Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik.

Araf 179. Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.

PİSLİK

Tevbe 28. Ey iman edenler! Allah’a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir.

Tevbe 125. Kalplerinde hastalık olanların ise, pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış), böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir.

SAPIK

Fussilet 52. De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?”

Neml 81. Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.

Bakara 16. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. (…)

AZGIN

Muttafifin 12. Onu (din gününü), ancak her azgın, günahkâr kimse inkâr eder.

Sad 55-56.  İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!

Tur 32. Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?

REZİL

Haşr 5. Hurma ağaçlarından, herhangi birini kesmeniz veya olduğu gibi bırakmanız hep Allah’ın izniyledir ve O’nun yoldan çıkanları rezil etmesi içindir.

Tevbe 14. Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın; onları rezil etsin; sizi onlara galip kılsın ve mümin toplumun kalplerini ferahlatsın.

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

60 Responses to KUR’AN’DA HAKARETLER

  1. yasir dedi ki:

    ALLAH’ın Resuluna sadece isimiyle hitabederim diyorsunuz lakin yukarda ”HAZRETLERİ” kelimesini kullanırken bunda bir kinaye ne bileyim bir alaycı tavır seziyorum acaba benmi yanılıyorum…

    Ayrıca yukarıdaki sizin hakaret dedikleriniz kişi bunları yapıyorsa hakarete değil gerçeklerdir.
    ALLAH gerçeği söyler, gerçeği söylemekten çekinmez.

    • pante dedi ki:

      Okudukça kimi yazılarımda hazretleri ifadesine rastlayacaksın yasir. Genelde sadece Muhammed yazarım, bazan hazretleri eklerim, bazan Muhammed Mustafa, bazan İslam peygamberi derim, bazan da fahrialem. Başına ya da sonuna olumsuz bir sıfat eklenmedikten sonra isim olayına takılma bu kadar. Neden Hz. değil de hazretleri? Çünkü birincisi ben Türkçe konuşup yazıyorum. Hz. ve sav ekleri Arapçadır. Arapça kökenli kelimeleri kullanabiliriz ama yazım şekline uygun olarak. İkincisi bu sözcüklerin anlamından kaynaklanıyor. Anlamını bilmeden bunları kullananlar çok. Hazret demek; hazır olan, huzurda olan demektir ki başlangıçta “hazır ve nazır olan” anlamında Allah için kullanılmıştır. Muhammed’in yüceltildiği dönemden itibaren önce onun için, sonra da diğer peygamberler ve sonrasında da halifeler, sahabe vb. kişiler için kullanılmaya başlanmıştır. Başa getirilen hazretin: “Hazır ve nazır olan” anlamına denk düşmemesi için isim sonrasına hazretleri kullanılırdı. Bir anlamda “Allah’ın hazretlerinden biri” der gibi. Zaman içinde bunu peygamber ve sahabenin dışındaki insanlar için kullandılar. Mehmet Efendi hazretleri gibi. Doğrusu sadece Allah için Hazret, diğerleri için hazretleri denmesidir. Tabi bu benim görüşüm, farklı düşünüp farklı yorumlayanlar çok. Ama kullanılan isimlerin, sıfatların anlamlar önemliyse eğer hazırda-huzurda olmayana hazret denmesi ters.

      (s.a.v.) konusuna gelince; açılımı sallallahü aleyhi ve sellem. Sadece Muhammed’e kullanırlar Muhammediler. Diğerlerine (a.s). Yani aleyhisselam. Örneğin (a.s.) yazılacağına (s.o) yazılsa geçersiz mi olur? Yani “selam olsun” İlla Arapça mı gerekiyor? Asıl gariplik ise (sav)’da. Sav içinde salat var, salavat var çünkü. Onun da bir tek Muhammed’e has olduğuna inanılır. Eğer buradaki salatın anlamı namaz kılmaksa yandı gülüm keten helva. Destekse, diğer peygamberler destek görmedi mi? Daha da tuhafı artık ölüp gitmişler, ne namazı ne desteği bu? Bu sav’ı kullandığında tek anlam çıkar o da “kıldığımız namazlar sanadır” anlamı. Yani Muhammed’i put gibi görmektir bu, bilinçli ya da bilinçsiz. Bilinçli diyorum çünkü gizli olarak cemaat ve tarikatlarda Muhammed’i Allah’a eş görenler var. Bazan açığa da vuruyorlar.

      Yani, sonuç olarak kinaye yok, alay yok, mana var, gerçek var. Kullanırsam öyle kullanırım. Anlayana..

      • OSMANLI dedi ki:

        Yüce kitabimiz Hz. KUR-AN, Allah (cc.) tarafindan gönderilmistir. Onun habibi HZ. Muhammed (s.a.v.) onun resulü ve elcisidir. Sen kendini ne saniyorsun ki, bu yüce kitabin bir tek harfini birak, bir ayetini elestirmeye kalkisiyorsun? Neymis, felsefe, ateizm, neymis materiyaliz falan felan. Aldigin tek nefes kimin sayesinde aliyorsun, düsündügün tek düsünceyi kimin sayesinde düsünüyorsun profesör? Haddini bil. Allah sana akil verdi diye börbürlenmeye hic gerek yok. Hz. Muhammed (S.A.V.) tabiki sayif oldugu döneminde indirilen ayetler Allah´da ona göre indirtmis. Allah aklini ve firkini arttirsin. Sen gücsüz bir durumda gidip de kat kat güclü birisine kafa tutarsan ne olur? Bu ahmaklik olur. Yani Türkiye´nin Amerika´ya savas acmasi gibi bir sacmalik. Peygamber efendimiz güclendikce de Allah (cc.) ayetleri ona, duruma göre indirmistir. Allah en dogrusunu bilir. Hem söyle olsaydi böyle olsaydi demek ne fayda. Allah böyle istedide öyle oldu. Sona gelipte analiz cekmek nedir? Gelelim elestirilerine. Insanlarin sapmislarin haline bak bakalim, hayvanlardan farki var mi? Niye geldim bu dünyaya düsünen mi var, ben dogru mu yapiyorum yanlis mi yapiyorum acaba, Allah katinda nasil hesap verecem düsünen mi var aralarinda? Pislik icinde yasiyorlar, maddi ve manevi! Bende simdi oturup yüce kitabimizdan belirli bir konu bulmaya calissam bende kac tane örnek verebilirim. Mesela ayni verdigin bir Sure de kalabiliriz (A`raf 199: Sen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.) Yani Allah cok yerde habibine iyiligi, sabiri ve güzelligi emrediyor. Nicin bunlari yazmiyorsun? Tek görmek ve inanmak istedigini yaziyorsun? Kur-an´i pirincden tas ayiklamakan mi sandin (hasa). Anlamadigin, bilmedigin konulara burnunu sokmasan cok iyi edersin. Senin giristigin konu tefsir gibi birsey. Bunu usulü adabi vardir. Öyle yolunu sasirmis Kur-an´dan hüküm, tefsir cikartamaz. Alimlik ister buna. Ve senin bir alim oldugunu nedense hic de inanasim yok. Son olarak bu yaklasimin, yani Kur-an´i belirli kelimelere tarayip herhangi sonuc cikartmak, Avrupa ve diger bati ülkelerinde Islam düsmanlarida yapmaya calisiyor. Sen Islam düsmani olmayabilirsin, ama yaptigin ve yazdigin seyler hadsizlik (belki farkinda degilsin). Unutmak ki 600 senelik bir Imparatorluk bu kitaba dayanarak ayakta kaldi. Neyse, lafi uzatmadan A´raf 199 Suresine isaret ederek hayirli günler diliyorum. Allah isla etsin insAllah.

      • nizami dedi ki:

        heyy osmanli peki sen birine haddini bil sozunu deme iznini nereden buldun??? sorabilirmiyim acaba ??? burada kuranin ayetlerini ellestiren kisi allaha inanmiyorum kelimesini yazmishmi birde oku istersen sadece gozlerinizi acip gercekleri gormenizi istiyor gormek istemeyenler gormesinler zaten boyle bir atalar sozu var … dunyaya gercek bir dahi geldiyinde onu shu isharetten taniyabiliriz : tum ahmaklar ona karshi birleshmishdir….. o dahi insanda albert einsteindi kimse onu anlamiyorr cunku herkes ahmakk … ne kadar cok adam benle ayni fikirdeyse o kadar cok yanildiqimi dusunurum ….. ve bu ayetleri elestirenn kiside einsteinin dediklerine inaniyorrrr … herkes kendi haddinda kalsin eyer bir fikrin varsa bildirirsin yazarssin hersheye bilim tarafindan bakmak lazim ama bence insanlarla bu konuyu tartismanin bir manasi yok cunku hic kimse duymak isdemeyenler kadar saar olamazz einsteinin bir sozude varki …… iki seyin sozsuz olduquna inaniyorum 1 . inasanlarin aptalliqinin 2. kainatin . ama ikincisinden o kadarda emin deyilim ………. neyse bosuna parmaklarimi yordum cunku bir sey anlayamayacaqindan eminim…

      • nizami dedi ki:

        ha insanlarin hayvandan varki kalmadi diyorsan iranda halki asiyorlar kesiyorlarr sence onlarin hayvandan bir farki varmi?????? onlar birini kesme asma hakkini nereden aldilarrr ???? o insanlarin asildiqini gorenlerin tukleri urpeshiyor bizim kucuk merhametimiz bunu kaldirmiyorr sence o kadar merhametli tanrinin bu hoshunami gidiyor ???? kafirler ne guzel asiliyormu diyor???? peki bu ne kadar mantikli???? eyer bir insannin akli varsaa o iyiyi kotuyu birbirinden ayira bilirr o yuzden akilsizlar icin din cikarilmis yoksa onlar bir sey anlamiyor eyer din insanlari butun dinler yalan diye inansalar hepsi dunyayi yakip gecerler …

      • Sahin Karakuss dedi ki:

        mukemmelsin… ya ben nekadar gec kalmisim seni ve yazilarini bulmakda… mukemmel ve saygiyi hic bozmadan….. yorumu tamamen bize birakmisin… ellerine saglik…. eee ben derim simdi TANRIMI INSANI YARATTI INSANMI TANRIYI YARATDI,,,, himmmm eeee

      • Sena dedi ki:

        nizami bey ”heyy osmanli peki sen birine haddini bil sozunu deme iznini nereden buldun???” diyorsun da peki ya Kur’an-ı Kerimde geçen ayetleri bu kadar değiştirme hakkını kim veriyor admine yada kim size bu eleştirme hakkını veriyor acaba… hadi bunuda geçtim ya katdeltme katledilme meselesine ne demeli. mısırda suriyede cezayir çeçenistan ve daha bir çok islam ülkeleri katlediliyor bunlara hiç mi üzülmüyorsunuz onlar insan değil mi. dünya da en çok katledilen topluluk islam toluluğudur. ha şunuda söylemek gerekirse; insanlar hep bi arayış içindedir bi ruhsal boşultadır hiçbirşeye inanmıyorum diyen bi insanın bile ”hiçbirşeye olan” inancı vardır..ve bu bi akılsızlık değildir.

  2. Allah’ın,Kur’anın veya İslamın bazı kimseleri bazı şeylere benzetmesi normaldir,bazı kesimler beni yobaz olarak görür,bazıları,alim,bazıları terörist bilir,bazıları onurlu azimli,realist bir mücadele adamı görür.Siz sokak ortasında bir kadını döven adamı,müridlerinin sırtında geçinen şeyhleri,üfürüp püfleyen yobazları,dini suistimal ederek başka başka hesap yapanları,örtülü fahişeleri v.b karakterleri nasıl görürsünüz.Hayvan gibi adam dediğiniz olmadımı hiç.Veya başka aşağılayıcı terimler kullandığınız hiç olmadımı.İYİ VE KÖTÜLER ayırt edilir ve yaklaşımlar o yönde olur.Tabi İYİ VE KÖTÜ herkesin değer ölçülerine göre değişir.

  3. merve dedi ki:

    yasir !!! allah varmı yokmu 60sene sonra anlarsın . şimdi anlamanın imkanı yok çünkü sen şanslı bir insan degilsin.şeytanın esiri olmuş zavallı bir insansın. LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULALLAH

    • Abdullahabdal dedi ki:

      İlahe..dediğine göre.senin allahın dişi 🙂

      • bilal dedi ki:

        Sayın Abdullahabdal ! Kelimei Tevhid de geçen ( İlahe ) ismi müennes (yanı dişil) değildir.
        Burada dişil alameti olan (T) harfı yoktur.İlah ismindekı ( İ-L-A-H ) bütün bu harflar ismin
        aslındandır.Burada te’nis (dişil ) alameti asla yoktur.” La ilahe illallah ” cümlesinde ki İlah
        ismini mensup yapan ( yani İlah’ın sonununu herekeli yapan Nefyi Cins edatı olan ” LA ”
        harfıdır.Arapçada bır isimin üzerinde İrap yapan Amil yoksa merfu okunur.Arapçada isim-
        leri merffu,mansup ve mecrur yapan edatlar vardır. Bunlar bulundukları yerlerde isme
        irap (harake) verirler. Kelimei Tevhid deki ” İlah ismini,İlahe ” yani sonuna (e) nasbe irabı-
        nı koyan ” La ” edatıdır.Bununla İlah ismi müennes olmamıştır. İLAH ismi müennes olsay-
        dı” İlahe değil,İlahet olacaktı. Kelimei Tevhid de,La ilahe illellah ” dır. La ilahet illallah ” de-
        ğildir.Bunu anlayabilmeniz için arapça dil gramerini,sarf ve Nahv ilmini bilmeniz gerkir. Bu
        nedenle yukarıdaki iddianız geçersiz olup asla doğru değildir…. saygılar…

    • nizami dedi ki:

      Hic bir insan zavalli diyil.Onu sen bilemezsin.Herkes bir-birini zavalli gore bilir.Sen shansli kurana inananami diyorsun? Yani bu kadar dunyadaki dinlere inananlar hepsi shanssiz.Peki o zaman incile tevrata zebura neden inanmiyorsun?

    • yasir dedi ki:

      Merve hanım!!! 60 seneye gerek yok, ALLAH var ben biliyor ve onaylıyorum tüm kalbimlede iman ediyorum…
      Lakin bu tarz yazmanıza sebeb olan ne dir? bilmiyorum ve öğrenmek istiyorum…
      Size cevap verebilmem için öğrenmem gerekiyor…

    • Sahin Karakuss dedi ki:

      ama iste o zamanda gec olur

    • FERHAT 1106 dedi ki:

      O BAAKIŞ AÇISI İLE SİZ HANIMEFENDİ ŞUANDA BİLİNEMEZ BİR GERÇEKLİK YARATIP BUNA TAPIYORSUNUZ. VEDE BU BİLENEMEYEN GERÇEKÜSTÜ VARLIĞIN VARLIĞINA SORGULAMADAN KÖRÜ KÖRÜNE İNAÇ DUYMAKTASINIZ. SANIRIM SİZ HİNDU TOPLUMUNDA DOĞSAYDINIZ İNEKLERE TAPACAKTINIZ VE BURADA AYNI YAZI İÇİN ELEŞTİRİDE BULUNACAKTINIZ BİRAZ YÜZEYSEL KALMIŞ YORUMUNUZ KUSURA BAKMAYIN..

    • MaMaLi dedi ki:

      merve!nerdeyse seni müsülman sanacakdım)çakma olduğun tevhid’den anlaşıldı))tırışkadan müsülman)))

  4. rammsteinn dedi ki:

    Muddessir 50-51. Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.

    Siz kaçarken üstüne hakaret ederek kaçıyorsunuz.
    kaçmak yerine ayetleri niye izah etme yoluna girmiyorsunuz?
    hakaret eden,tehdit eden,yemin eden bir tanrının peşinden gitmeyenleri küçümsüyorsunuz…
    ——
    “İncire (tin) ve zeytine andolsun ki., Sina Dağı’na andolsun ki, Bu güvenli kente (Mekke’ye) andolsun ki, biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra da onu aşağıların aşağısı kıldık” (Tin Suresi, ayet 1-5).
    ——
    “Kuşluk vaktine andolsun. Sükûna erdiği zaman geceye andolsun ki, ey Muhammed, Rabbin seni ne bıraktı ne de sana darıldı” (Duha Suresi, ayet 1-3).
    —–

    yemin üstüne yemin eden birde yemin edenlere kanmamasını tembihliyor

    —-
    “Ey Muhammed! Diliyle iğneleyen çok yemin eden alçak zorbaya aldırış etme” (Kalem Suresi, ayet 10-14).
    —-

    • Sahin Karakuss dedi ki:

      ee du bis gut sehr guuut du must lucifers freund werden

      • MaMaLi dedi ki:

        şahin karakuş!!şeytan varsa,onunla arkadaş olurum))insanları,tanıdıkca,bu devirde,şeytana,pek iş düşmüyor))yalnız ingilizcen çok müthiş))çok etkilendim))ana okulunda,senin yazdıkların öğretiliyor bebek’lere)))

  5. nizami dedi ki:

    Anlamadim sende ilahi diyorsun senin allahin erkekmi oluyor?

  6. Murtazâ Kâmil Adıtürk dedi ki:

    “İnananlara rastladıkları zaman: ‘İnandık’ derler. Şeytanları ile başbaşa kalınca da: ‘Biz, sizin yanınızdayız. Onlarla sadece alay ediyoruz’ derler.”

    “Küfredenlere dünya hayatı cazip görünmekte ve bu sebeple iman edenlerle alay etmektedirler. Oysa Allah’tan korkanlar, kıyamet günü onların çok üstündedirler; Allah dilediğine hesapsız rızık verir.”

    “Namaza çağırdığınızda, onu alaya ve eğlenceye alırlar.”

    “Onlara hak geldiği zaman onu hemen yalanlamışlardır. Alaya aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.”

    “Sadaka vermekle gönülden davranan müminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir. Onlara can yakıcı bir azap vardır.”

    “Onlara gelen her peygamberle alay ediyorlardı.”

    “Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz. Kafirler, batıl ile hakkı ortadan kaldırmak için mücadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alay konusu yaparlar.”

    “Küfredenler seni gördükleri zaman, alaya almaktan başka bir şey yapmazlar.”

    “Siz ise size benim zikrimi unutturana kadar onlarla alay ederdiniz. Siz onlara gülerdiniz.”

    “Yazıklar olsun o kullara! Ki, kendilerine bir peygamber gelmeyegörsün, onunla sadece alay ederlerdi.”

    “Bir ayet gördüklerinde, onu eğlenceye alırlar.”

    “Kendilerine bir peygamber gelmeyedursun mutlaka onunla alay ederlerdi.”

    “Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır.”

    “Onların yanlarından geçtiklerinde birbirlerine kaş göz ediyorlardı. Doğrusu suç işlemiş olanlar; mü’minlere, gülerlerdi. Onları gördükleri vakit; muhakkak bunlar sapıklardır, derlerdi.”

    “Kavminden ileri gelenler de dedi ki: Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.”

    “Onlara; Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden infak edin, denildiğinde; o küfredenler iman etmiş olanlara dediler ki: Dilediği takdirde Allah’ın doyuracağı kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz, ancak apaçık bir sapıklık içerisindesiniz.”

    “Onlar: “Evet, doğrusu bize bir uyarıcı geldi, ama biz yalanladık ve: ‘Allah, hiç bir şey indirmemiştir. Siz, büyük bir sapıklık içindesiniz dedik'”derler.”

    “Onlara «Halk nasıl iman etti ise siz de öyle iman edin» denildiği zaman «Biz hiç beyinsiz ayaktakımı gibi iman eder miyiz?» derler.”

    “Dediler ki: Ey kendisine kitab indirilen kişi; sen, mutlaka delisin.”

    “Firavun dedi ki: Size gönderilen peygamberiniz şüphesiz delidir.”

    “Ve derlerdi ki: Deli bir şair için mi ilahlarımızı terkedeceğiz?”

    “Ondan yüz çevirmişler; belletilmiş delinin biri, demişlerdi.”

    “Firavun, askerlerine güvenerek yüz çevirmiş ve: Bu ya bir sihirbaz veya bir delidir, demişti.”

    “İşte böyle. Onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde sadece; büyücüdür veya delidir, dediler.”

    “Onlardan önce Nuh kavmi de yalanlamış, kulumuzu tekzib ederek; “delidir” demişler ve yolunu kesmişlerdi.”

    “Doğrusu o küfredenler, zikri işittiklerinde, az kalsın seni gözleriyle yiyeceklerdi. “Ve o, mutlaka bir delidir” diyorlardı.”

    “Kavminin ileri gelenlerinden küfretmiş olanlar: ‘Gerçekten biz, seni beyinsizlik içinde görüyoruz ve doğrusu biz, seni yalancılardan sanıyoruz’ dediler.”

    “Halkının ileri gelen kafir takımı: ‘Biz, senin sadece bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Sana, görüşü kıymetsiz ayak takımından başka kimsenin uyduğunu da görmüyoruz. Sizin bizim üzerimize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz’ dediler.”

    “Dediler ki: ‘Ey Şuayb; söylediklerinin çoğunu anlamıyor ve seni aramızda cidden zayıf görüyoruz. Taraftarların olmasaydı, seni taşlardık. Esasen sen, bizim yanımızda şerefli kimse de değilsin.'”

    “Onlar: ‘Hayır, bunlar saçma sapan rüyalardır. Hayır onu uydurmuştur, hayır o, şairdir.'”

    “Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu biz, seni yalancılardan sanıyoruz.”

    “Firavun da dedi ki: ‘Ey ileri gelenler; sizin, benden başka bir tanrınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman; haydi, benim için çamurun üzerinde ateş yak da, bana büyük bir kule yap. Çıkar da belki Musa’nın tanrısını görürüm. Doğrusu onu yalancılardan sanıyorum.'”

    “Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Bütün işlerin dönüşü Allah’adır.”

    “Hani onlara iki elçi göndermiştik de bunları yalanlamışlardı. Bunun üzerine Biz de üçüncüsüyle desteklemiştik de: Biz, size gönderilmiş elçileriz, demişlerdi. Onlar da; ‘Siz, ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman, size hiç bir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz’ demişlerdi. ‘Doğrusu, sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Vazgeçmezseniz andolsun ki sizi taşlayacağız. Ve bizden size, elim bir azab dokunacaktır’ dediler.”

    “Küfredenler içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırmışlardı da demişlerdi ki: Bu, çok yalancı bir sihirbazdır.”

    “Gerçekten Biz Mûsa’yı âyetlerimiz, mûcizelerimiz ve apaçık bir yetki ile Firavun’a, Hâman’a ve Kârun’a gönderdik de onlar: “Bu yalancı bir sihirbazdır!” dediler. Onlara kendi katımızdan gerçeği getirdiği halde: ‘Onunla birlikte iman edenlerin oğullarını öldürüp, kadınlarını sağ bırakın’ demişlerdi. Oysa kafirlerin tuzağı ancak boşa gitmeye mahkumdur. Firavun demişti ki: ‘Bırakın beni de Musa’yı öldüreyim. O ise Rabbına yalvaradursun. Onun, sizin dininizi değiştirmesinden veya yeryüzünde fesad çıkarmasından korkuyorum.'”

    “Aramızdan, vahiy ona mı gönderilmiş? Hayır, O, yalancı küstahın biridir.”

  7. robbin dedi ki:

    dünyada tek 1 çocuk ağlıyorsa Tanrı yoktur.

  8. Murtazâ Kâmil Adıtürk dedi ki:

    Dünyada tek 1 çocuk gülüyorsa Tanrı var mıdır?

  9. HAMZA dedi ki:

    Yüce Allah ona inanmayan, hayatlarını boşa geçirenlere hidayet etsin. Kalpleri mühürlü kimseler, inanmamakta ısrarcı ve kalıcıdır. Yüce Allah böyle istediği için. Ne kadar konuşursanız konuşun bir şey değişmez. Bizler günahkar, aciz kullarız. Allah tüm islam kardeşlerimizi affetsin. Biz Allah’ın tek olduğunu, gönderilen elçilere iman etmiş olsakta hatalar yapabiliyoruz. Allah bizim inancımızı daim kılsın ve elimizden almasın. O her şeye gücü yeten Yüce Yaratıcıdır. Her şey ondan gelir, yine ona dönecek. Kuran-ı Kerim gibi kutsal bir kitabı okuyup inanmayan ve geçmişi görüp küfre girenlerin vay haline!

    Kimseyi eleştirmek haddimize değil elbet. İnsanız, hidayetin kime verileceğini Yüce Allah bilir. O bütün övgülerin tek sahibidir. Nitekim Cehennem’in yakıtları insanlar ve cinler olacağı üzere yanacak ve affedilmeyecek insanlarda olacak. İmanlı ölen herkes mutlaka Cennete girecek.

    Mübarek Kurban Bayramızı Kutlarım kardeşlerim.

    Saygılarımla..

    • Timur dedi ki:

      Sizin Allah’ınız bir kısım insanları cennete zevk sefa etsinler, bir kısım insanları da onlara kalorifer odunu olsun diye mi yarattı? Hadi cennettekiler tamam da kalorifercilere yazık değil mi? Sizin Allah’ınız ayrımcı ve sadist midir? Sınav ayağından gidiyorsunuz ama sınavda herkese eşit soru sorulur. Sizin Allah’ınız ise kimisine iki kere iki kaçtır diyor, bildin geç cennete, kimisine de üç katlı integral soruyor, bilemedin geç cehenneme. Var mıdır böyle bir adaletsizlik? Allah kul ayırmaz diyorsunuz, nasıl ayırmaz? Kimisinin tokluktan keyfi yerinde, kimisi açlıktan sefalet içinde. Hani Allah katında herkes eşitti? Dünyada bile eşit olmayan Allah katında nasıl eşit olacak?

  10. xxx dedi ki:

    CAHİLLER KURAN KİTAP OLARAK GELMEMEŞTİR.SÖZ OLARAK İLETİLMİŞTİR.YAZIYA DÖKEN
    ÖEMER DİR.İLKOKULDA YAZI NEDİR .KİTAP NEDİR ÖĞRENMEDİN Mİ?

  11. Gencer dedi ki:

    Bu Savaşların çıkması milyonlarca insanın öldürülmesini şimdi çok daha iyi anlıyorum.Teşekkürler.
    Kitaba savaşın yazmış savaşmışlar,Öldürün yazmış öldürmüşler.Tevrat,İncil,Kuran Ölüm kusan sayfalarmış meğer.

  12. ismail dedi ki:

    İnsanlar gibi düşünen bir varlık tanrı olamaz,belki allah olabilir.

  13. Timur dedi ki:

    Gerçek Yaratıcı kelamı; gözlemlediğimiz evrendir, güneştir, aydır, gezegenlerdir, yıldızlardır. Bu muhteşemliğe kim “Hayır” diyebilir?
    Gerçek Yaratıcı kelamı; matematiğin, fiziğin, kimyanın, bilimin değişmez kurallarıdır. Bunları hangi fani değiştirebilir?
    Gerçek Yaratıcı kelamı; iki kere ikinin dört etmesi kadar kesin ve net olan bir şeydir. Bunu hangi insan inkâr edebilir?
    Hiçbir insan bu kelamları değiştiremez ve farklı yorumlayamaz.
    Gördüğünüz gibi gerçek Yaratıcı, insana; “evrensel bir dil ile” seslenmektedir!…
    İnsan dili ise yerel ve değişkendir. Bu nedenle de dünyanın bütün dilleri, değişmez ve evrensel olan bu bilgileri anlatabilmekte maalesef yetersiz kalırlar.
    Dünyadaki hiç bir din evrensel dil kullanmadığından (yerel dil kullandıklarından) dolayı, mevcut dinlerin hiç biri evrensel olamamış ve dünyada yaşayan tüm insanlar tarafından aynı anda ve bir bütün olarak kabul görmemişlerdir.
    Eğer dinler gerçekten Yaratıcı kelamı olsalardı, evrensel anlamda hiç kimsenin onları inkâr etme, eleştirme veya farklı yorumlama şansı da olamazdı diye düşünüyorum.

    Saygılarımla,

    • ismail kenzo dedi ki:

      Tanrı muhammedin tanrısı-aklı ve vicdanı-olunca sorun yok,evrensellik aranmaz,arayanlara da kafir diyerek,katli vaciptir diyerek fetva verirler,kısacası onların tanrısı bilimsel felsefe yapanları sevmez.

    • Gencer dedi ki:

      Değerli ve katkı yapan yorumundan dolayı teşekkürler.

  14. Ömer dedi ki:

    İnsanlar, hepimizin gitcemiz 2 yer var bir cennet biride cehennem. Cennet ve cehennem olmasaydı kotuluk ve iyilik olmazdı. O zamanda herkez bir birini yerdi. Madem gunah yok kafama göre iş yapardım insan oldururdum her kotulugu yapardım. Ve islam madem yalan ve bosuna namaz kılıyosak benim kaybedecegim bir şey yokki madem obur dunya yok. Size ne ki islamdan hristiyandan.. Bu kadar saçma bir şey olamaz aklınızı başınaza toplayın.

    • sarp mustafa dedi ki:

      Bana göre bir tanrı var ama o muhammede ktiap yollamadı. Senin kaybedeceğin bişey yok mu? Emin misin? Eğer bir tanrı varsa ve o benim dediğim tanrıysa ve sende insandan uydurma bir dine inanıp onu kızdırıyorsan? onun kıl demediği namazı o demiş gibi kılıyorsan? ve gerçek tanrıyı bulamadığın, sahte bir dine inandığın için cehenneme gideceksen? Gerçekten kaybedecek birşeyin yokmuş. Teorin tanrı olmadığında geçerli kaybedek birşeyin yoktur. Ama bir tanrı varsa ve “ya yanlış tanrıya dua ediyorsanız ve her seferinde gerçek tanrıyı daha da fazla sinirlendiriyorsanız” (Homer Simpson 🙂 ) kaybedek çok şeyin olur.

  15. Ömer dedi ki:

    Ve KUR’AN mealini okumayın gerçekten KURANı okumak istiyorsanız tevsirleri okuyon tercumesi odur. Bunu kimse kolay okuyamaz çonkü okumak için yürek lazım nerde oyle yurek 3000 den fazla 🙂 alda oku sonra yorum yap koç.

  16. Timur dedi ki:

    Bir yaratıcımız vardır fakat dinler, peygamberler ve kitaplar yoktur. Yaratıcı bizimle; Arapça, Latince veya İbranice gibi fani insan dilleri ile iletişim kurmaz. Zaten onun gücünü ve kudretini anlatabilmek, bir kaç yüz sayfalık kitapların işi değildir.

    Onun bizimle iletişim kurmak için peygambere ihtiyacı yoktur. Çok basit bir örnek verecek olursak, güneşin ısısını ve ışığını bize ulaştırmak için peygamber mi gerekiyor? Tabi ki hayır. Aslında o bizimle her an için evrensel bir dil ile bağlantıdadır ve bu bağlantı insanlar farkında olsa da olmasa da bir an için bile kesilmez. Yaratıcının varlığını anlamak için; dinlere, peygamberlere veya onların kitaplarına ihtiyaç yoktur. Aracılık edenlere ihtiyaç yoktur. Yobazlara, riyakarlara ihtiyaç yoktur. İnsanlar gözlemlediği her bir şeyden aldığı evrensel mesajlarla onun varlığını hissederler. Gerçek Yaratıcı, bu dünyadaki tüm insanların yaratıcısıdır, sadece belli bir zümrenin değil! Onun için hiç kimse Yaratıcıyı sadece kendi zümresi için sahiplenmeye kalkmasın! Çünkü Yaratıcı; zümre malı değil, zümrelerin sahibidir!…

    • Gencer dedi ki:

      Timur dostum katkılarından dolayı teşekkürler.
      İşte ulaşmamız gereken sonuç budur.Dinler ve Kitapları Tanrı’yı kullanarak kendine çıkar ve ayrıcalık elde etmeye çalışanların ortaya çıkarmış olduğu amaçladıkları KORKU İmparatorluklarının birer ARACIDIR.

      Dinlerin ve Peygamberlerin peşinden ancak sorgulamayan insan gider.

      Yaratıcıya inanmak için hiç bir şeye ihtiyaç duymayan insan kendi benliğine ulaşmıştır.

      Saygılar.

    • bilal dedi ki:

      Sayın Timur ,
      İLAHİ MESAJ VE ELÇİLRE NEDEN İHTİYAÇ VARDIR ???
      Güneşten gelen ısı ve ışık kendiliğinden öyle vsasıtasız bize gelmez,yüce Allah’ın ya-rattığı bir takım yasalarla ancak bize olaşabilir.İşte ilahi mesajların da bize ulaşabilmesi için bir iletşime ihtiyaç vardır.Dünyada milyarlarca insan yaşamış ve yaşamaya da de- vam ediyor.Yüce Allah her bir insana bir kitap mı göndersin.? Yoksa insanlardan bu göreve layık olanları elçi (temsilci) yapıp onların vasıtasıyla mesajını bütün insanlara mı ulaştırsın.? Zaten ilahi mesajın tebliğini almayan kim olursa olsun ahirete sorumlu tutulmyacak ve ebedi kurtuluşa nail olacaktır..!!! Evet İnsan kendi aklini kullanarak sağduyusuyla düşünürse evrenin yaratıcıısnı algılayabilir.Ama ötesini algılayamaz.Her insanın akil,zeka,düşünme yeteneği ve bilgi düzeyi de aynı değildir.İnsan kendi akliyle Allah’ın varlığı dışında neyi algılayabilir.? Ebedi hayat yurdunu,ölüm ötesini,Allah’ın zati ve subuti sıfatlarını,kendisine nasıl ibadet edileceğini,nelerden hoşnut olup olmadığını,Allah’ın emir ve yasakları,helal ve haramlar neler olduğunu vs.bütün bunları yanlız akliyle insan nasıl algılayabilecek.??? İlahi mesajar (kitaplar) gelmeden,bunları bize ileten elçiler olmadan bu konularda neyi öğrenebiliriz.? İlahi mesajlar (kitaplar ) insanlığın huzur ve mutululuğu için Allah tarafından gönderilen kanunlar manzumasıdır.Bunlar bize gelmeden ve bunları okumadan neler olduğunu nasıl bileceğiz.? Diyelim ki,bir dvlet kendi halkı için hukuki yasaları yapıp yürürlüğe koyuyor.Söz konusu devlet bu yasaların neler olduğunu halkına anlatmazsa veya yasa-ları anlatan kitaplar ve haberler yayınlanıp okunmazsa bu yasaların neler olduğunu halk nasıl bilecek.? Bunları akliyle mi bilecek.??? İşte biz de akil va sağduyumuzla yüce Yaratıcıyı algılayabiliriz.Ama bunun ötesini, onun mesajını aklımızla algılayamayız.Bu nedenle insanlığın huzur ve mutluluğu için ilahi mesajların (kitapların,kanunların ) gelmesine ve bunları insanlara duyurup öğretecek eliçlere de şiddetle ihtiyaç vardır.. Ne bu evren,ne de insan Allah tarafından amaçsız ve başı boş olarak yartılmamış-tır…İğneden ipliğe kadar,elimizdeki bilgisayar vs.bütün bunlar amçsız mı üretilmiştir.? İğneden ipliğe kadar her şey bir amaç için icat edilip üretilmiyor mu.? Bu koca evren ve bütün canlılardan üstün meziyet ve yeteneklerle dontılan insan da amaçsız ve başı boş mu yaratılmış..??? Bunlar bir oyun ve eğlence olsun mu diye yaratılmıştır .??? Bunun akli ve mantıkı bir izahı var mı.??? Kur’an’da yüce Allah bu konuya şöyle vurgu yapıyor. ‘’افحسبتم انما خلقناكم عبثا وانتم الينا لاترجعون ‘’ Ey insanlar ! Yoksa sizi başı boş,anlamsız ve amaçsız olarak mı yarattığımızı,öldükten sonra da tekrar diriltilip bize gelip hasap vermeyeceğinizi mi sanırsınız.??? diye buyurulmaktadır. Özetle,evren ve içindeki insanlar amaçsız,başı boş ve anlamsız yaratılmamıştır..Yüce Allah yarattığı insanın huzur ve mutululuğu için kendi mesajını iletip onunla ilgilendiğini bildirecektir.. Bunu ne ile bildirecek ??? Elbette görevlendirdiği elçilere vahiy yoluyla kendi mesajının tebliğ ve duyurusunu yaptıracaktır…!!! …Saygılarımla…

      • sarp mustafa dedi ki:

        “Yüce Allah her bir insana bir kitap mı göndersin.?” senin cümlen.

        Benim cevabım: evet bana göndersin benim kitabımı. Eğer gerçekten kuran benim için geldiyse bana gönderilsin. Yaratcı için her insana kitap göndermek çok mu zor. Hadi göndermedi diyelim, bu işi bir insana bırakması başlı başına sorgulama sebebidir. Madem öyle kabenin olduğu yere zank! diye indirecekti çeliğe kazınmış kuranı, bizde insanı muhattap almadığımızdan sorun görmeyecektik. Ya da herkese kitap yazıp göndermek zor ise sizin tanrınız için doğan her bebeği damgalayıp göndersin her doğan insanın sağ omzunda allah yazsın. Dna mızı öyle kodlayıp bunu rahatlıkla yapabilirdi. Benim aklıma gelen tanrınızın aklına gelmiyor mu demeye çalışıyorsunuz? ya da
        insan:\\format /s yazıp system dosyalarını yani kuranı hafızamıza kodlayıp yollasaydı dünyaya her geleni. çok mu zor yani? öyle olsaydı da emin ol insanlar sınava tabi olurlardı. siz müslümanlar bir elinizde kuran diger elinizde şarap, koynunuzda 4 karı gözünüz dışarda dekolte giyenlerin memelerinde, kalçalarında, kul hakkı haram diyip kul hakkının anasını ağlatan sizler değilmisiniiz? yani benim seçeneklerimide yapsa insanlar sınava tabi olurlardı. ama en azından gerçekten yaratıcıya ve ondan gelen sözler topluluğu olduğuna inanarak sınava tabi tutulurduk.

        “İlahi mesajar (kitaplar) gelmeden,bunları bize ileten elçiler olmadan bu konularda neyi öğrenebiliriz.? ” bu da senden yukarda cevabı var.

        1 adam gönderip milyarlrca insana yol göstermek tanrının aklına hakaret etmeye benzer.
        gerçi bunun hakaret olduğunu anlayınca tebliğ olmayan sorumlu değil diyip kıvırtılmış ya neyse. böyle tanrı mı olur? ya ben kitabı gönderdim muhammed iletmeye başlasın ulaşmayanları boşversin onları sorumlu tutmayacağım. diyip bir boşvermişlik havası verilmiş resmen tanrıya. Gönder arkadaşım aborjin kavmine de aynı kitabı. gönder mayalara da, gönder çine japonya ya alaskaya kanadaya muzey kutbuna, yeni gineye… Tanrıya mı zor geldi bu?

        “Diyelim ki,bir dvlet kendi halkı için hukuki yasaları yapıp yürürlüğe koyuyor.Söz konusu devlet bu yasaların neler olduğunu halkına anlatmazsa veya yasa-ları anlatan kitaplar ve haberler yayınlanıp okunmazsa bu yasaların neler olduğunu halk nasıl bilecek.?”

        bu da senin başka bir saçmalığın.
        İnsan yetisiyle sınırsız güce sahip yaratıcıyı aynı kefeye koymak, senin sığ düşüncenin sebebidir. BAHSETTİĞİMİZ KİŞİ YÜCE YARATICI BE ADAM! gücünün sınırı yok!!!!!!
        Matbaaya inip şunu basın benim sözlerim bunlar sonrada insanlara dağıtın diyen biri değil!.

        “Elbette görevlendirdiği elçilere vahiy yoluyla kendi mesajının tebliğ ve duyurusunu yaptıracaktır…!!! …Saygılarımla…” benim gibi aciz insanlara mı muhtaçta msjının tebliği muhammede kalmış tanrının? sonsuz kudret sahibi bir insan var ama msjlarını sadece 1 kişiye iletebiliyor ve onun yaymasını bekliyor???

  17. Sena dedi ki:

    Ayet-i Kerime’nin aslı böyle değildir arkadaşlar en iyisi mi ben size açıklayayım olayı;
    Peygamber Efendimiz islamiyeti yaydığı ilk dönemler de müşrikler islamiyetin yayılmasını engellemeye çalışmışlardır.
    İslamiyetin günden güne büyümesi üzerine müşrikler hz. peygamberimizle anlaşmak istediler. bu amaçla utbe bin rebiayı ona elçi olarak gönderdler. utbe ona eğer zenginlik istiyorsa servet verebileceklerini , liderlik istiyorsa onu başlarına lider yapacaklarını , evlilik istiyorsa şehrin en soylu ve en güzel kadını ile evlendirmeye hazır olduklarını söyledi.utbe, hz. peygamberimizden bunun karşılığın da dini yaymaması konusu gibii şeyler söyledi. hz. peygamberimiz ise şöyle yanıt vermiştir;” ben saydıklarınızın hiç birine sahip değilim . ancak Rabbim, beni size peygamber olarak gönderdi. ben size Allahın emirlerini tebliğ ediyorum iman ederseniz dünya ve ahirette mutlu olursunuz. yeter ki putlara tapmaktan vazgeçip Allaha iman ve kulluk ediniz.

    Anlaşma tekliflerinin reddedilmesi üzerine müşrikler bu kez ona bir yıl putlara tapma. bir yılda Allaha tapmayı önerdiler. ancak mekkelilerin bu teklifi Peygamberimize inen şu Ayetlerle reddedilmiştir
    ” DE Kİ; SİZ EY HAKİKATİ İNKAR EDENLER! BEN TAPMAM SİZİN TAPTIĞINIZA, SİZ DE TAPMAZSINIZ BENİM TAPTIĞIMA. VE BEN TAPMAYACAĞIM (asla) SİZİN TAPIP DURDUĞUNUZA, SİZ DE (hiç) TAPMAYACAKSINIZ BENİM TAPTIĞIMA. SİZİN DİNİNİZ SİZE, BENİMKİSİ BANA! ” (KAFİRUN suresi)
    burada ki söylenmek istenen şudur arkadaşlar; mekkeli müşrikler peygamber efendimize çok eziyetler çektirdikleri için bu ayeti kerime inmiştir ki dikkat ederseniz mekke de inmiştir yani mekkeli müşriklere daha çok inmiştir. aslı ise şöyledir;
    isteyen sitediği gibi neye inanmak istiyorsa yaşasın kimse kimsenin dinine küfredemez. deniilmektedir şu an bu hadise burda da gerçekleşmektedir bi nevi. yani dinde zorlama yoktur..

    ne güzel şöylemiş NECİP FAZIL

    Dinde zorlama yoktur
    Herkes hürdür elbette
    İsteyen bu dünyada yanar
    İsteyen ahirette..

  18. serkan aydın dedi ki:

    Arkadaşlar selam size,
    Kovulmuş olan şeytan dan Allah’a sığınırım.
    Ben de dahil bir çoğumuz doğruyu bulmak ve mutlu olmak istiyoruz. bu nedenle bir sürü soru aklımıza geliyor.
    Gerçek olan nedir?
    Bu kadar farklı düşünceler nereden çıkıyor? Bir çok zeki ve akıllı arkadaşlarımdan neden farklı fikirler çıkıyor ?
    Kimsenin art niyetli olduğunu sanmıyorum, ama farklı fikirler var ve bir güç var ki sanki bu kargaşanın çıkması için ciddi bir enerji harcanıyor. kimse kimseye tahammül edemiyor.

    Çok basit ve herkesin bildiği bazı gerçekleri açıklamaya çalıştım. bu gerçeklere neden? sorusunu sordum.

    Nasıl oldum? siz de cevaplayın. Bir su damlasından, ve benden önce olmuş bir kadının karnında çeşitli evrelerden geçerek geldim ve ben bu oluşum anılarımı hiç mi hiç hatırlamıyorum. Bu durum tüm insanlar için böyle olmuş hiç değişmemiş. Böylelikle nesiller, ırklar ve zeki ve akıllı insan toplulukları oluşmuş. Sizlerde böyle oluştunuz. Anne ve Baba dediğimiz insanların korumasında güçlendik bilgilendik. Fakat anne ve babamızın da korkuları ve güçlerinin yetişemediği bir çok olay vardı.biz doğana kadar cinsiyetimizi, görünüşümüzü, özürlü olup olmadığımızı bilmiyorlardı. merakla bizi bekliyorlardı. Çaresizdiler hastalandığımız da bizim iyi olmamız için sonuçlarını bilmeden her şeyi denediler kimisi Allah’a dua etti, kimisi isyan etti vs..

    İnsanlara verilen hayat süresi neden var? kendisini çok iyi koruyan insanlar olsaydı ölümsüz insanlar olur mu idi? çok para kazanan insanlar ömürlerini sınırsız yapabiliyor mu? maalesef sınırlı bir yaşam süremiz var ve bu süreye bir çok şeyi sığdırmaya çalışıyoruz. bizden önceki nesiller içinde durumun böyle olduğu aşikardır. Bir mezarlık ziyaretimde fark ettim, mezar taşlarında doğum tarihi ve ölüm tarihlerine bakınca her yaştan insana rastladım. aynı yıl doğmuş ve aynı yıl ölmüş, 10 yaş, 15 yaş, 20 yaş 80 yaş vs. benim yaşımdan küçüklerde vardı. O anda her an benim de gidebileceğimi düşündüm. ve bir gün bende orada olacağım kesin ama hangi tarihler yazacak bilemiyorum. kimseninde bileceğini sanmıyorum.

    Hayatım boyunca güçsüz ve akılsız olduğum zamanlarda dahil, her gün düzenli bir şekilde yemek yedim, su içtim tüm ihtiyaçlarım bir şekilde hazır olarak dolaylı yollardan benim önüme getiriliyor. yaşamam için zorunlu olan tüm ihtiyaçlarım geldi. babama, dedeme , yaşlılara, tüm insanlara, tüm canlılara trilyonlarca canlıya milyarlarca yıldır bu şekilde bitmeyen bir kaynaktan bu malzemeler gönderiliyor. işte aklım burada duruyor bu gücü benim gibi zeki bir insan yapamayacağı kesin ve ben ömrü hayatımda böyle bir gücü sahip bir canlıya da rastlamadım. ?

    Aklıma ve becerilerime rağmen kendimi çok beğeniyorum fakat ben kendi yaradılışımı bilemiyorum. Nereden geldiğimi bilmiyorum. Bazen çok aciz olduğumu hissediyorum. Dişim ağrıyor, karnım ağrıyor, kalp atışım benim kontrolüm dışında oluyor, tuvalete gitmek istemiyorum ama mecburum, yemek yemeden 2. 3. 4. öğüne kadar dayanamıyorum, hiç uyumak istemiyorum ama en fazla 48 saat dayanabiliyorum. Uykuya daldığımda neler olup bitiyor hiç bir şeyden haberim olmuyor. uyandığımda kendimi güçlü ve dinç hissediyorum. bunların hepsini benim hayatımda oluyor. eminim sizlerde ve tüm canlılarda böyle şeyler oluyordur. bu na benzer bir sürü olay bizim aklımızın ve becerilerimizin dışında oluyor. Düşünmemiz, fikir üretmemiz bile bizden değil sanki, bazen aklıma nereden geldiğini bilmediğim bir sürü kötü ve iyi fikirler geliyor.

    insanlara yardım etmeyi çok seviyorum ama bazı insanlara kızıyorum neden?

    Bizi yöneten bu güçleri tanıyıp bulmak istiyorum.

    Bir güç bana kötüyü sevdirmeye bir güç de bana iyi ve güzel olanı sevdirmeye çalışıyor.
    Çok güzel, düzenli muntazam bir dünya gördüm. bu düzenin ve insanların sonlu olması fikri bana saçma geliyor. insanların kısa olan hayatının sonlu olması fikri çok ama çok saçma bizim gibi çok güzel yaratılmış olan canlıların yok olması fikrini, kabul edemiyorum.

    Bu sorulara ve gerçekler cevap aradığımda beni yaratan olan Allah’a ulaştım.
    Beni yaratan bana tüm ihtiyaç ve taleplerimi bir şekilde bana gönderdi. Tüm yarattıklarına da gönderdiğine eminim. bu sorularıma da cevap gönderdiğine eminim. işte bu sonuçla Kuran -ı kerim i okuma fırsatı buldum. sorular sordum. kuran da cevaplar buldum. okudukça düşündüm ruhum büyüdü çok güçlendiğimi hissettim. Yaratana her şeyimle teslim oldum. Artık beni yaratanın benimle konuştuğunu hissettim. Aklımda hiç bir soru işareti kalmamaya başladı. Kalbimdeki, ruhumdaki tüm perdeler açılmaya başladı. Diğer kitapları ve peygamberleri araştırdım. insanların yaratana teslim olmadığını, kulluk yapmak istemediklerini fark ettim. İslam dinini yaşıyor gözüken ama batılı yaşayan insanlar olduğunu gördüm. Yaratan her şeyi öyle güzel düzenlemiş, öyle güzel planlamış ki, “Şeytanı da yaratmış, bizi Allah’a ulaşmaktan alıkoymak için neler yaptığını görüyorum, bu platformda bile çok güzel çalışıyor. düşüncelerimize kadar hükmediyor. bize kibir, öfke, hırs, kendini beğenme duygusu vs.. yaratanın hoşuna gitmeyecek her türlü yanlışı yaptırıyor. Kuran da çoğu ayetlerinde şeytanı ve yaptıklarını ince ayrıntısına kadar anlatıyor, elçilerine dahi musallat olan şeytan bizleri çok daha kolay kandırıyor.
    Lütfen kibiri, bırakın Allah’a teslim olun ve yürekten tüm benliğinizle ondan yardım isteyin size yardım edecek sadece “O” dur.

    Arkadaşlar “Allah’ın ayetlerini parçalayarak insanlara yanlış yapmayın… eminim yaratanı insanların yanlış tanımasına sebep olabilir. Burada hiç bir ayet yazmadım. Kuran -ı kerim bütün olarak okunmalı ve yavaş yavaş okunmalıdır. şeytandan Allah’a sığınarak okunmalıdır. Okurken sözlerin Allah’ın olduğunu düşünmelidir. Allah’a Teslim olmak gereklidir.

    Teslimiyet çok zordur.
    İbrahim peygamberin teslimiyeti gibi bir teslimiyeti yaşamak,
    Allah’ın ona verdiği oğlu İsmail den Allah rızası için vazgeçebilecek bir teslimiyet.
    Kendimi düşününce çok zorlanıyorum. Allah’ım bana böyle bir teslimiyet nasip et.

    Allah’ım sen hepimize hidayet, akıl, doğruluk,ve bütün güzelliklerini nasip et ,

    • 1okuyucu dedi ki:

      serkan aydın;

      “”””Teslimiyet çok zordur.
      İbrahim peygamberin teslimiyeti gibi bir teslimiyeti yaşamak,
      Allah’ın ona verdiği oğlu İsmail den Allah rızası için vazgeçebilecek bir teslimiyet.
      Kendimi düşününce çok zorlanıyorum. Allah’ım bana böyle bir teslimiyet nasip et.”””

      tanrının sana teslim olmayı nasip etmesini bekleme, kendin teslim olmayı dene,
      işe varsa çocuğunu, yoksa en sevdiğini boğazlamayı deneyerek başlayabilirsin, hatta sevdiğin her şeye tu kaka diyerek teslim olmayı deneyebilirsin.

      ayrıca, imanın şartlarından biri hayır ve şerrin Allahtan geldiğine inanmaktır,
      şeytanın şerrinden Allaha sığınman, senin şeytanla baş edemeyecek kadar güçsüz biri olduğunu gösterir, hadi güçsüz olduğun bir konuda Allaha sığınmana diyecek bir şeyimiz yok ama, seni Allahın şerrinden kim koruyacak, orasını bilemeyiz. 🙂

    • Timur dedi ki:

      Gördüğü bir rüya üzerine oğlunu kesmeye kalkan bir adama, sen kalk “BEYİN” yerine “KOYUN” gönder!…

      Çok mantıklı öyle değil mi?

  19. AVNİ dedi ki:

    Sayın serkan
    Peygamber ibrahimin çoçuk kurban etmesi yaşadığı kabul edilen babil döneminde yapılıyormu. Babilliler “Molek’e çocuk kurban sunuluşunu gösteren bir Babil silindir mühürü “http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/b/ba/Molech_babylon.jpg”
    . İnsanların Molek’e çocuklarını kurban olarak sunmasını yasaklayan Tanrı Musa’ya şöyle der: İsrail halkına de ki, İsrailliler’den ya da aranızda yaşayan yabancılardan kim çocuklarından birini ilah Molek’e sunarsa, kesinlikle öldürülecek. Ülke halkı onu taşlayacak.
    O dönemde olan bir şey yahudi mitolojisine konu olmuş, tanrı değişmiş, bugünlere gelmiş.

    • rammsteinn dedi ki:

      musanın din diye getirdiği kurallar o dönemin diğer dinlerinden alınma ibadetlerden,kurallardan başka bir şey değildir.
      bir nasıl olurda bir kavmi seçer o kavmi üstün kılar?
      üstelik onlara bahşettiği dinin en temel kuralı olan “yahudi olunmaz,doğulur” olarak tasdik eder. böyle bir din, din olamaz. bunu kabul eden bir din asla bir din olamaz.

  20. sercan dedi ki:

    insan ve hayvan boğazlamak islamın fıtratında var …
    bugünde baktığımızda arap ülkeleri insan boğazlamaktan adeta zevk alıyor inanmayan
    yutubdaki ışıd vahşeti videolarını izlesin
    bu toplumu bu hala getiren muhammedin öğretileri araplar bu dini yaşadıkça asla kan savaş eksik olmayacak ,,sözde islam dinini yaymak ve şeriatı uygulamak olan bu dinciler
    ne hikmetse götleri müslüman olmayan bir ülkeye saldırmayı yemiyor ….
    kendi kendilerini imha ediyorlar ….
    etsinlerde dünya biraz rahat nefes alsa…

    • bir kul dedi ki:

      ALLAH AKIL FİKİR VERSİN GÖNÜL GÖZÜNÜ ACSIN

      ARAF 7/28 Onlar bir kötülük işlediklerinde, “Babalarımızı bu kötülük üzerinde bulduk. Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Allah kötülüğü emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”

      Akıl doğru kullanıldığında bir nimet, yanlış kullanıldığında bir bela, hiç kullanılmadığında büyük bir israftır.
      Vahiylerin gayelerinden biri de insanoğluna aklını doğru kullanmayı öğretmektir. Malum insan aklının çalışma şekli üçtür: Parçadan bütünü, bütünden parçaya, parçadan parçaya (dedüksiyon, endüksiyon, analoji). Diğer yollar bu üç sınıftan birine girer. Tarihte akıl konusunda iki aşırılık olmuştur: Birincisi aklı mutlaklaştıran ve akla sorgusuz sualsiz teslim olan “akılcı” görüş. Bu dengesizlik ve ifrattır. Akıl amaç değil araçtır. Her araç amaçlaştırıldığında yoldan çıkar. Akıl kendisini taşıyamaz olur. Tanrılaşır, küstahlaşır, haddini aşar, sınır tanımaz. Kur’an böylesi bir aklın faaliyetine fikir diyor. Yani sığ ve hakkı verilmemiş düşünce. Müddessir suresinin 18 ve devamında anlatılan aklı buna örnek verir.Diğerine tefekkür diyor. Derin ve hakkı verilmiş düşünce. İkincisi aklı atıl bırakan, onu çalıştırmayan ve kullanmayan, ona hep güvensizlik besleyen, hatta onu yeren dengesiz yaklaşım. Bu da tefrittir.

      Çözülmesi gereken bir şifre değil, bir slogan değil, bu kadar karmaşık değil, çok basit,
      çok saf…

      Allah’lı din nedir aslında?
      Ahlaktır
      Dürüstlüktür
      Vicdandır
      Güvendir
      Saflıktır
      İç temizliğidir
      İçi dışı bir olmaktır
      Gösterişten,
      kibirden,
      yalandan,
      sahtelikten,
      her türlü dalavereden uzak olmaktır Dostluktur Gerçek sevgidir Yani aslında
      herkesin aradığı, ama çok az kişinin sahip olduğu şeydir İşte o GERÇEK İNANÇTIR…
      DAHA NE DİYEYİM

  21. Işıdı anlamak için ayetlere bakmak yeterlidir. Allahın hükmü kurandır ve laiklerde kuran hükümlerini uygulamazlar,dolayısıyla laikler münafıktır islama göre.
    Nisa 61-“Onlara Allahın hükme gelin,peygambere gelin!.denildiği vakit münafıkların senden çekindikçe çekindiklerini görürsün
    Nisa 89- Onlarla eşitlenesiniz diye kendilerinin küfre saptığı gibi küfre sapmanızı istediler.O halde Allah yoluna gelinceye kadar onlardan dost edinmeyin.Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın ve
    bulduğunuz yerde öldürün.Bir daha da onlardan ne dost edinin ne de yardımcı.

    • bir kul dedi ki:

      VERDİGİNİZ ÖRNEKLER İNSANLIGIN FITRATINDA OLAN CÜMLELER DİR ALLAH NE SÖYLEMİŞ SE DOGRU SÖYLEMİŞTİR BU BENDE OLSAM
      nisa 4/135

      Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutunuz; kendiniz, anne babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa, Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Haklarında şahitlik ettikleriniz zengin olsunlar, fakir olsunlar, Allah onlara sizden daha yakındır. İğreti arzularınıza uyup adaletten sapmayınız. Eğer şahitlik ederken dilinizi eğip bükerseniz ya da doğruyu söylemezseniz, muhakkak ki Allah yaptıklarınızı bilir.

      senden borc para alsam 1 aysonra vercem desem ve sözümde durmasam ve vermeyede niyetimin olmadıgını anlasan ne dersin sagol ne dürüstsün paraya ihtiyacın olursa gene veririm senne sadıksın mı dersin yoksa yukardaki allah ın ayetleriinin icinde gecen kabullenmedigin sözlerinimi söylersin yoksa daha beterinimi
      KENDİNE YAPILMASINI İSTEMEDİGİN BİR ŞEYİ BAŞKASINA YAPMA DİYE BİR SÖZVAR
      SEN BU AYETİ OKU BUNNE KÜSTAHLIK BU NE NANKÖRLÜK BU NE GÖRMEMEZLİK NU NE İFTİRA
      ARAF 7/28 Onlar bir kötülük işlediklerinde, “Babalarımızı bu kötülük üzerinde bulduk. Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Allah kötülüğü emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”

      HİCR 15/ (39-40) ‘Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım’ dedi

      YUKARIDAKİ AYETTE ŞEYTAN VE AVANELERİ BAK İFTİRALARINA NANKÖRLÜĞÜNE
      KALIN SAGLICAKLA

      • 1okuyucu dedi ki:

        bir kul;

        —HİCR 15/ (39-40) ‘Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım’ dedi (senden alıntı)

        demek şeytanı kitapların tanrısı saptırmış?

        kitapların tanrısı, insanları doğru yola yönlendirmek amacıyla kitaplar ve peygamberler gönderdiğini söyler? herhalde insanlar sapmış olmalı ki kitapların tanrısı onları sapkınlıktan kurtarmak için kitaplar ve peygamberler gönderiyor, hatta peygamber gönderdiği halde doğrultamadığı toplumları top yekün imha ettiğini de Kuranda yazar,

        aksini iddia edenler varsa, kitapların tanrısının kitaplar ve peygamberler göndermesinin sebebinin ne olduğunu açıklamak zorundadırlar?

        o nedenle, kitapların tanrısının halis kıldığı kullarını doğru yola yöneltmek gibi bir amacı olamaz, çünki onlar zaten kitapların tanrısı tarafından doğru yola yönlendirilmişlerdir, esas doğru yola yönlendirilmesi gerekenler eğri yola sapmış olan sapkınlardır,

        dolayısıyla kitapların tanrısının esas amacı, şeytanın saptırdığı insanları doğru yola yöneltmek olması gerekirken, şeytanın saptırdıklarının kalp gözlerini mühürlemek suretiyle adeta onlara doğru yol kapısını kapatarak, doğru yolu bulmalarını engelliyor, yani kitapların tanrısı bu tutumuyla resmen şeytanın amacına hizmet ediyor??? hani derler ya, “bu ne perhiz bu ne lâhana turşusu”

        şeytanında sapıtmış olan insanlarla bir işi olamaz, onları zaten saptırmıştır, dolayısıyla şeytanın saptırmak isteyeceği kişiler kitapların tanrısının halis kulları olması gerekir, öyleya mantıken saptırılacak olan kişinin sapıtmamış biri olması gerekir,

        o nedenle, şeytanın “halis kulların hariç” diye bir ifade kullanması, saptırma kavramının anlamına ters bir söylemdir,

        kitapların tanrısı, sapmışları doğru yola yönlendireceğine, halis kullarını doğru yola yöneltiyor, şeytanda kitapların tanrısının halis kullarını saptıracağına, saptırdıklarını saptırmaya uğraşıyor,

        bunun mantıksal bir açıklaması var mıdır acaba???

        günümüzdeki realiteye baktığımızda mevcut durum, fenalıkları insanlara güzel gösteren şeytanın suçu mu? yoksa, fenalıkların fena bir şey olduğunu gösteremeyen kitapların tanrısının mı?

        herhalde geleceği bilen kitapların tanrısı, şeytanla gireceği adam ayartma yarışmasını kaybedeceğini görmüş olmalı ki, şeytan karşısında uğradığı hezimeti ört bas emek için doğru yola yöneltemediklerini şeytana kaptırdığını itiraf etmek yerine onların kalp gözlerini kapattığım için sapıklıkta kaldılar bahanesinin arkasına saklanıyor, yani onları şeytan ayartmadı, ben doğru yolu bulmalarına engel olduğum için eğri yolda kaldılar diyor, tabi yerseniz diyor.

        bir yandan da fena göstermeyi beceremediği şeyleri cennette vaad etmekten geri kalmıyor.

    • bilal dedi ki:

      Sn. Sqυeeze ☮ (@Squeeze,

      ‘’Işıdı anlamak için ayetlere bakmak yeterlidir. Allahın hükmü kurandır ve laiklerde kuran hükümlerini uygulamazlar,dolayısıyla laikler münafıktır islama göre.
      Nisa 61-“Onlara Allahın hükme gelin,peygambere gelin!.denildiği vakit münafıkların senden çekindikçe çekindiklerini görürsün ‘’ sizden alıntı’’

      Bu ve bundan sonra gelen ayetlerin hiç birinde söz konusu münafıkların öldürülmesi istenmemektedir bilakis,kötülüklerinden yüz çevirip onlara zarar verilmemesi,onlara tesir edici güzel öğütlerde bulunulması istenmektedir.Ama onlar kur’an’ın bu emrine aykırı davranmaktadırlar.

      Yani NİSA-61-63.ayetlere göre asıl münafıklar onlardır,zira eylem ve düşünceleri kur’an’a aykırıdır. Bu ayetlere bir göz atalım;
      Birbiriyle bağlantılı olan Nisa-61-63.ayetlerin mealleri aşağıdadır.

      Onlara, Allah’ın indirdiğine ve Peygamber’e gelin, denildiği zaman, münafıkların senden hep uzak kaldığını görürsün. (Niisa-61)

      ‘’Elleriyle yaptıkları (kötülükler)yüzünden başlarına bir felâket/sıkıntı/ gelince hemen,biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmak istedik,diye yemin ederek sana nasıl gelirler! (Nisa-62)

      Allah onların kalplerindeki kötü duyguları iyi bilir. Onlara aldırış etme, öğüt ver, kendileri hakkında içlerine işleyecek etkili sözler söyle onlara. (Niasa-63)

      İşte görüldüğü gibi bu ayetlerde söz konusu münafıklara zarar verilmesi veya öldürülmesi değil,bilakis kendilerine zarar verilmemesi,onlara güzel öğütlerde bulunulması istenmektedir.

      Peki IŞİD ne yapıyor? bu ayetlerin verdiği hükmün tersini yapmıyor mu? bu nedenle asıl münafık kendileridir.

      Ayrıca Işid’ın eylem ve düşünceleriyle uyuşmayan kur’an’daki ayetlerinin de çıkartılıp atılmasına dair liderlerinin de bir talimati de vardır.

      Demek ki,onlar münafıktırlar.

      Aslında Işıdı anlamak için şu ayetlere bakmak gerekir.

      1-‘’من اجل ذلك كتبنا علي بني اسرائيل انه من قتل نفسا بغير نفس فكانما قتل الناس جميعا الخ ‘’

      ‘’Bundan dolayı İarailoğullarına da kim karşılık olmaksızın (yani katil olmayan) veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışmayan bir canı /insanı/ öldürürse,bütün insanları öldürmüş sayılır,kim de onu (bir canı,insanı) ihya eder /kurtarırsa,bütün insanları kurtarmış giibi olur. ‘’ (Maide-32)

      2-Kim inanmış birisini kasden öldürürse yeri,sürekli kalacağı cehennemdir. ALLAH kendisine gazap ve lanet etmiştir. Ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.’’(Nisa-93)

      İşte bunlar kendilerinden olmayanlar ister müslüman olsun ister olmasın hiç fark etmez masum isanların canlarına kıyarlar.! kıyamete de onlar bu ayetin hükmü gerği cazaya çarpılırlar.

      Nisa 89- Onlarla eşitlenesiniz diye kendilerinin küfre saptığı gibi küfre sapmanızı istediler.O halde Allah yoluna gelinceye kadar onlardan dost edinmeyin.Eğer yüz
      çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün.Bir daha da onlardan ne dost edinin ne de yardımcı ‘’sizin göstrediğiniz meal’’

      NİSA-89.AYETİN DOĞRU MEALİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİR !

      Onlar,kendilerinin inkar ettiği gibi,(size baskı ve şiddeti uygulayanlarla birlikte) sizin de hakikati inkar etmenizi isterlerdi ki siz de onlar gibi olasınız.O halde,(zulüm ve kötülük)
      diyarını terk etmedikleri sürece onları veli edinmeyin.Eğer bundan yüz çevirip,düşmanlığa yönelirlerse (ve sizi öldürmek için fırsat kollarlarsa),siz de onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün.Bir daha da onlardan ne veli edinin ne de yardımcı. ‘’ şeklindedir.

      Demek ki,bu ayette göre de münafıklar müslümanlara karşı saldıraya geçen müşriklerle işbirliği yapıp saldırırlarsa bu onlar için bu hüküm uygulanabilir.Müslümanlara saldıran müşriklerle işbirliği içinde olmadıkları zaman Nisa-61-63.ayetlerin hükmü gereği onlara ne bir zarar verilebilir,ne de öldürülürler.!!!
      Bu nedenle yukarıdaki yorumunuzun bir mesnedi ve anlamı yoktur.

      Saygılarımla.

  22. bilal dedi ki:

    HİCR 15/ (39-40) AYETLERİN MEALLERİ HATALIDIR !

    —HİCR 15/ (39-40) ‘Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim;halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım’dedi.”Bu meal hatalıdır!

    HİCR -39-40.AYETLERİN DOĞRU MEALLERİ İSE AŞAĞIDAKİ GİBİDİR !َ

    قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِي لأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الأَرْضِ وَلأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

    ‘’Rabbim dedi,beni rahmetinden/bulunduğum konumdan/ mahrûm ettiğin gibi halis kılınan kulların hariç,bende kötülükleri,yeryüzünde onlara bezeyecek ve onların hepsini rahmetinden mahrûm etmeye çalışacağım.’’ ( HİCR-39-40) şeklindedir. (Bu da doğru mealdır)

    Arapçada ‘’ SAPTIRMAK ‘’ kelimesinin karşılığı ‘’ اضلال‘’ İDLAL ‘’ dır, Azdırmanın karşılığı ise’’ اطغاء’’ ITĞA’’ dır,halbuki söz konusu ayette bu her iki kelime de geçmiyor !!!

    a) Eğer ayette ‘’BENİ SAPTIRDIĞIN İÇİN ‘’şeklinde bir ifade olsaydı,ayetin arapça metni şöyle olması gerekirdi.,

    ‘’ قال رب بما اضللتني لازينن لهم في الار ض ولاضلنهم اجمعين ‘’ kale Rabbi,bima ADLELTENİ le üzeyyinenne lehum fil ardı VELE UDILLENNEHUM ecmein ‘’ şeklinde olması gerekirdi,

    b) Eğer ayette ‘’ BENİ AZDIRDIĞIN İÇİN ‘’ şeklinde bir ifade de olasaydı,bu defa ayetin arapça metni de şöyle olması gerekirdi;

    ‘’قال رب بما اطغيتني لازينن لهم في الارض ولاطغينهم اجمعين ‘’ Kale Rabbi,bima ATĞAYTENİ le üzeyyinenne lehum fil ardı vele utğiyennehum ecmein ‘’ şeklinde olması gerekirdi.

    Ama bu her iki ifade de ayetin arapça metninde yoktur,bu nedenle bu her iki ifadenin kullanıldığı tüm meallerde çeviri hatası vardır !

    c) İbni Abbas, فبما اغويتني ’’ fe bima eğveyteni’’ ey bima a’zelteni’’beni bulunduğum konumdan azlettiğene mukabil… ‘’ diye şeklinde açıklamıştır.
    ‘’فبما اغويتني ‘’ febima Eğveyteni bulunmduğum konumdan mahrum bırakmana,aleyhime hüküm vermene mukabil……’’

    d) ‘’فبما اغويتني اي خيبتني من رحمتك ‘’ Ey ğayyebteni min rahmetike’’ Beni rahmetinden mahrum bıraktığına mukabil…’’

    c) İbni Arabi de şöyle diyor:

    وقال ابن الأعرابي : يقال غوى الرجل يغوي غيا إذا فسد عليه أمره ، أو فسد هو في نفسه . وهو أحد معاني قوله تعالى : وعصى آدم ربه فغوى أي فسد عيشه في الجنة

    ‘‘Ğaver reculu yağvi ğayyen iza fesede aleyhi emruhu.‘‘kişinin işi,yaşayışı bozulunca,bulunduğu konumdan alınınca,onun için bu ifade kullanılır
    . Mesela:TAHA-121.ayete Adem için şöyle denilmiştir ‚‘‘ وعصى آدم ربه فغوى أي فسد عيشه ‘‘ Ve asa ademu rabbehu fe ğava ..‘‘ ey fesede aleyhi ayşuhu……‚‘‘

    ‘‘Adem,Rabbine âsi oldu da yaşayışı bozuldu./ içinde bulunduğu dünyevi cennetteki konumundan oldu / anlamındadır.

    Arapça lügatlarında da ‘’غوي ‘’ ğava ‘’ kelimesinin bir anlamı da şöyledir..

    غ و ى : الغَيُّ الضلال والخيبة ‘‘ yitirmek,hüsrana uğramak,zarar görmek,bulunduğu konumdan olmak vs.anlamlara gelir.

    Yani meallerde geçen‘’BENİ SAPTIRMANA VEYA AZDIRMANA KARŞILIK’’ifadeleri tamamen yanlış olup ayetin arapça metninde bu tür ifadeler yoktur.!
    Ayrıca burada yemin ifadesi de asla yoktur,belki ‘’ lamı’’ te’kid/tahkik ‘’ vardır.

    Özetle,yüce Allah İblis’i ne SAPTIRMIŞ,ne de AZDIRMIŞTIR,bilakis nefsindeki kibir ve bencilliği yüzünden verilen ilahi emri yerine getirmediği için,bulunduğu konum ve ilahi rahmetten mahrüm bırakılmıştır !
    Bu nedenle sn.1okuyucu’nun konuyla ilgili yapmış olduğu yorumların ne bir mesnedi,ne de bir anlamı vardır.

    Saygılar.

    • 1okuyucu dedi ki:

      Bilâl;

      —‘’Rabbim dedi,beni rahmetinden/bulunduğum konumdan/ mahrûm ettiğin gibi halis kılınan kulların hariç,bende kötülükleri,yeryüzünde onlara bezeyecek ve onların hepsini rahmetinden mahrûm etmeye çalışacağım.’’ ( HİCR-39-40) şeklindedir. (Bu da doğru mealdır) (senden alıntı)

      aşağıdaki alıntı Kuran meali sitesine aittir,
      ——————–
      Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fîl ardı ve le ugviyennehum ecmeîn(ecmeîne). (hicr-39)

      1. kâle : dedi
      2. rabbi : Rabbim
      3. bi mâ : sebebiyle, dolayısıyla
      4. agveyte-nî : beni sen azdırdın
      5. le uzeyyinenne : mutlaka güzelleştireceğim, süsleyeceğim (ziynetlendireceğim)
      6. lehum : onlara
      7. fî el ardı : yeryüzünde
      8. ve le ugviyenne-hum : ve mutlaka onları azdıracağım
      9. ecmeîne : tümünü, hepsini
      —————–
      kelime oyunlarıyla bir şeyleri kurtaracağını sanma,

      ayeti savunurken filanca kelimeler yoktur diyorsun ama bir taraftanda ayete olmayan kelimeleri yamıyorsun,

      bak bakalım ayette “rahmetinden”, “bulunduğum konumdan” söz eden kelimeler var mı?

      tüm dillerdeki gramer yapılarında, bir çok kelime aynı anlama gelebileceği gibi, bir kelimenin de bir çok anlama gelebileceğini, hatta belirteç takılarının hem tekil nesnelere hemde çoğul nesnelere işaret edeceğini normal zekâya sahip olan herkes bilir,

      senin yaptığın bir çok anlama gelen kelimeleri işine gelen anlamda kullanmaya çalışma kurnazlığını veya kelimenin asıl anlamanı başka türlü gösterme kurnazlığından başka bir şey değil,

      hadi senin dediğini doğru varsayalım, yinede ortada bir garabet var, insanoğlunu yönlendiren 2 varlık var, biri insanları doğru yola yönlendiriyor, diğeri ise eğri yola yönlendiriyor,

      kusura bakma ama bir tanrı insanları yönlendirme konusunda, yarattığı bir varlık ile bilek güreşine tutuşmaz, eğer insanoğluna hükmetmeye çalışan 2 ayrı güç varsa ortada 2 tane tanrı var demektir,

      tek tanrı inancına sahip olanlar, yeryüzündeki kötülüklerin sebebinin tanrıdan kaynaklanmadığı martavalını uydurmak için bir günah keçisi aramışlar, kötülüklerin sebebi olarak şeytan ismini verdikleri bir garabet yaratık uydurmuşlar, akılları sıra tanrılarını masum bir varlık olarak gösterme kurnazlığı yapmışlar,

      sonuçta ortaya 2 tane metafizik varlık çıkmış, bunlardan biri insanları doğru yola yönlendiriyor, diğeri eğri yola yönlendiriyor,

      üstelik kötü olan bu varlık öylesine güçlü ki tanrının en salih kulları olan peygamberlere bile vesvese verebiliyor, kitapların tanrısının binlerce yıllık çabasına rağmen, yeryüzünde kötülüğü egemen kılabiliyor,

      yani kitapların tanrısı ne kadar çabalarsa çabalasın şeytan karşısında eli kolu bağlı, bir türlü yeryüzünden kötülüğü yok edemiyor, yok etmek için uğraştığında da, bırak yok etmek şöyle dursun, gönderdiği anlaşılmaz ayetlerle şeytana malzeme vererek, yeryüzünde kötülüğün egemen olmasına sebep oluyor,

      oysa her şeyin insanların eylemlerinin bir sonucu olduğunu anlayabilseydiniz, yani insanların eylemlerinin, zıt kavramlar gereği olumlu veya olumsuz olacağını anlayabilseydiniz, inandığınız tanrıya şeytanı şirk koşmazdınız,

      işte sizin yaptığınız bu, üstelik sizin tanrınız, şeytanın önünü alabildiğine açarak adeta şeytana uşaklık yapar hale gelmiş, bana inanmıyorsan realiteye bak.

      • bilal dedi ki:

        Sn.1okuyucu,
        ‘’ 4.agveyte-nî : beni sen azdırdın
        8.ve le ugviyenne-hum : ve mutlaka onları azdıracağım ‘’ sizden alıntı’’

        Peki ben neyi anlatıyorum ? Arapça lügatlarından ve hatta İbn Abbas gibi zatlardan konuyla ilgili tefsirleri naklederek 4.sıradaki ‘’ agveyte-nî ve 8.sıradaki ve le ugviyenne-hum ‘’ kelimelerinin çevrisi hatalı olduğunu anlatıyorum,ama siz hala buradaki hatalı çevrileri bana gösteriyosunuz! Sanki kelime kelime çeviri yapan de çok doğru olarak çevirmiştir? O kelime kelime hatalı çeviri yapanın diğerlerinden ne farkı vardır? Zaten bir çok mealci de kopya çeker gibi bu hatalı çevirileri birbirlerinden almışlardır.Siz de, arapçayı bilmediğiniz için bunun böyle olduğunu anlayamıyorsunuz,ama anlamıdığınız halde inaden devam diyorsunuz.!
        Saygılar.

      • 1okuyucu dedi ki:

        Bilâl;

        —Siz de, arapçayı bilmediğiniz için bunun böyle olduğunu anlayamıyorsunuz,ama anlamıdığınız halde inaden devam diyorsunuz.! (senden alıntı)

        benim neyi anladığımı da sen anlayamıyorsun,

        —hadi senin dediğini doğru varsayalım, yinede ortada bir garabet var, insanoğlunu yönlendiren 2 varlık var, biri insanları doğru yola yönlendiriyor, diğeri ise eğri yola yönlendiriyor,…… (benden alıntı)

        meallerin hatalı veya hatasız olması benim umurumda bile değil, benim özde neyin peşimde olduğumu yukarıdaki alıntının devamını okuduysan görmüşsündür, siz önce Kuranın tanrıdan geldiği kanıtlayın ondan sonra bizle hatalı meal doğru meal muhabbeti yapın, yani özü göz önünden kaçırmak için bizi ayrıntılarda boğmayın,

        ayrıca, belirteçlerin hem tekil hem çoğul nesnelere işaret ettiğini bilmek için Arapça bilmeye gerek yok, anladın mı?

  23. bir kul dedi ki:

    1 okuyucu
    ya benseni hiç anlamıyorum aklım senin seviyene cok uzak yada sen çok üst perdeden konuşuyorsun dışarıdan şöyle bir baktım yazılarının 3 te ikisine tekrar ediyorum gercekten çok zekisiniz yanlız kendinizden okadar emin sinizki bunu yazılarınzdan anlıyorum hiç yanılmadıgınızı ve kesinlikle dogru yolda oldugunuzu yazılarınızda dalgalı birşekilde hissettiriyorsunuz
    soru kendinizden son drece emin yapan evren tanrınızı tanıtırmısınız
    cevapla
    kuluna kurallar bildiriyormu bildiriyorsa
    kitabını mı gönderdi yoksa kitabı sizmisiniz
    örnek akıl yoluy la vahiy insanın kendisi
    çümki netanrınızdan bahsediyorsunuz ne de kurallarından şunu keşfettim evrenin tanrısı dşyorsunuz evrenin tanrısının yarattığı herseyin kurallarla dolu ve kuralsız sınırsıs ölçüsüz hicbir yerinide göremezsiniz evrenin tanrısı herşeye kural komuşken nasıl olurda yarattıgı insan olan kullarını kuralsız yaşamyı yegledi bunu ben demiyorum sizin bizzat yazılarınzdan cıkartım
    örnek
    hep diyorsunuz ya kuranın tanrısı ve onun kuraları olan biz müslümanları bizim kitabımız varken biz hic birşey yapamıyoruz sözüm ona kuranın tanrısı ve Müslüman kuları kitabı da varken dünyayı bu hale getiriyor ve hiç bir önlem alamıyor haşa kella haşa
    şimdi madem öyle senin evrenin tanrısı olan evrenin tanrısı niye müdahale etmiyor üstelik kitab da göndermemiş bu durumda demektirki bütün sorumlulugu kendisinde gördügü için kullarıda göndrecegi kitabını biz müslümanlar gibi beceremeyeceginden tüm sorumlulugu kendisi üstlenmiş madem öyle evrenin tanrısı niye müdahale edipte bu durumu düzeltmiyor şunu içgtenlikle söylüyorum asla amacım hakaret degil çünkü senin evrenin tanrısı dedigin O ALLAH TIR tümbildigimiz bilmedigimiz ne varsa herşey onundur
    lütfen allah aşkına bu nu biz aciz kularına izah edrmisimniz lütfen anlıyorumki benden yaşlı sınız bir yazıınızda emekli oldugunuzu söylüyorsunuz saygılarımla bu konuyu cok içtenlikle sizden bekliyorum yazım karışıkta olsa anlata blmişimdir herhalde meramımı
    bu durumda
    1 MUTLAK ALLAH TÜM HERŞEYİN
    2 EVRENİN TANRISI
    3 KURANIN TANRISI ACİZ NE GÖNDERDİGİNİ BİLMEYEN GÖNDERSEDE GÖNDERDİGİNE SAHİP CIKAMAYAN AYIRIMCILIK YAPAN BİR DEDİGİNİ DİGER BİR AYETLE DEGİŞTİREN BUYAZDIGIM SENİN AYETLERİ İSTİSNASIZ TEVİL EDERKEN YAZININ AKIŞINDAN BELLİ OLUYOR

    BU DURUM U NASIL İZAH EDECEKSİNİZ
    BİR DE YAZINIZ DAN ÖRNEK SENDEN ALINTI
    1okuyucu dedi ki:
    23/01/2015, 20:33
    bir kul;
    —HİCR 15/ (39-40) ‘Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım’ dedi (senden alıntı)
    demek şeytanı kitapların tanrısı saptırmış?
    kitapların tanrısı, insanları doğru yola yönlendirmek amacıyla kitaplar ve peygamberler gönderdiğini söyler? herhalde insanlar sapmış olmalı ki kitapların tanrısı onları sapkınlıktan kurtarmak için kitaplar ve peygamberler gönderiyor, hatta peygamber gönderdiği halde doğrultamadığı toplumları top yekün imha ettiğini de Kuranda yazar,
    aksini iddia edenler varsa, kitapların tanrısının kitaplar ve peygamberler göndermesinin sebebinin ne olduğunu açıklamak zorundadırlar?
    o nedenle, kitapların tanrısının halis kıldığı kullarını doğru yola yöneltmek gibi bir amacı olamaz, çünki onlar zaten kitapların tanrısı tarafından doğru yola yönlendirilmişlerdir, esas doğru yola yönlendirilmesi gerekenler eğri yola sapmış olan sapkınlardır,
    dolayısıyla kitapların tanrısının esas amacı, şeytanın saptırdığı insanları doğru yola yöneltmek olması gerekirken, şeytanın saptırdıklarının kalp gözlerini mühürlemek suretiyle adeta onlara doğru yol kapısını kapatarak, doğru yolu bulmalarını engelliyor, yani kitapların tanrısı bu tutumuyla resmen şeytanın amacına hizmet ediyor??? hani derler ya, “bu ne perhiz bu ne lâhana turşusu”

    • 1okuyucu dedi ki:

      bir kul;

      —-ya benseni hiç anlamıyorum aklım senin seviyene cok uzak yada sen çok üst perdeden konuşuyorsun dışarıdan şöyle bir baktım yazılarının 3 te ikisine tekrar ediyorum gercekten çok zekisiniz yanlız kendinizden okadar emin sinizki bunu yazılarınzdan anlıyorum hiç yanılmadıgınızı ve kesinlikle dogru yolda oldugunuzu yazılarınızda dalgalı birşekilde hissettiriyorsunuz
      soru kendinizden son drece emin yapan evren tanrınızı tanıtırmısınız (senden alıntı)

      aksine, bana sunulan olanakları gebe kalmamak için veya meslek ahlâkıyla bağdaştıramadığım için elimin tersiyle ittiğim için benim aptal biri olduğuma inananlar bir hayli çoğunlukta? neleri geri teptiğimi anlatmaya kalksam seninde aptal olduğuma inanman mümkün?

      burada yaptığım ise tamamen akıl yürütmekten ibaret, objektif düşünebilmeyi deneyen herkes, hayal gücünü kullananarak bazı çıkarımlarda bulunabilir, dikkat edersen, dinlerle ilgili leyhte ve aleyhte yayınları okumuş olmama rağmen ben farklı seylerden söz ediyorum, daha doğrusu olayları sebep sonuç ilişkisine göre inceliyorum,

      bu arada seni, seninle aynı rumuza “BİR KUL” sahip üyeyle karıştırdığım için aramızdaki diyaloğun seviyesinin ne olduğu konusunda ikinizi birbirinize karıştırıyorum,

      —cevapla
      kuluna kurallar bildiriyormu bildiriyorsa
      kitabını mı gönderdi yoksa kitabı sizmisiniz
      örnek akıl yoluy la vahiy insanın kendisi
      çümki netanrınızdan bahsediyorsunuz ne de kurallarından şunu keşfettim evrenin tanrısı dşyorsunuz evrenin tanrısının yarattığı herseyin kurallarla dolu ve kuralsız sınırsıs ölçüsüz hicbir yerinide göremezsiniz evrenin tanrısı herşeye kural komuşken nasıl olurda yarattıgı insan olan kullarını kuralsız yaşamyı yegledi bunu ben demiyorum sizin bizzat yazılarınzdan cıkartım (senden alıntı)

      neden illada tanrının insanlarla mutlaka kontak kuracağına hükmediyorsunuz?

      tanrı evreni yaratmış, koyduğu doğa yasalarıyla canlı ve cansız yaşamı düzenlemiş, yarattığı varlıklara kazandırdığı becerilerle her varlığın kendine has özelliklere göre davranmasını sağlamış,

      yani tanrı, yarattığı tüm varlıkları kendi kurguladığı şekilde dizayn ederek, kendilerine biçilen rollere uygun davranacak eylemlerde bulunabilmelerini mümkün kılmış,

      işte insanoğlu kendisine kazandırılan bu becerileri kullanmaktan başka bir şey yapmıyor ve yaptığı hiçbir şey tanrının bilmediği bir şey değil,

      bu demek değildir ki tanrı verdi diye insanların her şeyi yapmaları mübah,

      insanoğlu doğa yasalarının gerektirdiği zorlu yaşam koşullarında (beslenme barınma korunma, vs.) tek başına varlığını sürdürmesi mümkün değildir,

      yani insanoğlu toplu yaşamın gerektirdiği bir sosyal varlık olarak, birlikte yaşamanın gerektirdiği kurallara ister istemez uymak zorundadır, uymayanlara da cezai müeyyideler uygulanmak zorundadır,

      nasıl bir varlığın kendisini savunması için bir yerlerden izin almasına gerek yoksa, bir toplumun da birlikte yaşamanın gerektirdiği kuralları belirlemek için bir yerlerden izin almasına gerek yoktur,

      yani zorunluluk arz eden şeyler ister istemez beraberinde bazı önlemleri gerektirir, bu önlemleri tanrı istese bile engelleyemez, zaten tanrılık ilkesi gereği engellemez,

      o nedenle insanlar birlikte yaşamalarını mümkün kılacak otokontrol sistemlerini zorunlu olarak geliştirirler, geliştiremedikleri taktirde birlikte yaşamaları asla mümkün olmaz, zaten evrenin tanrısı insanoğluna otokontrol sistemlerini geliştirecek aklı da vermiştir, vermeseydi, insanlar insanca yaşamanın yollarını aramaz, insanların din, dil, ırk, cinsiyet, vb. gibi özelliklerine bakılmadan tüm insanların aynı yasal haklara sahip olduğu laik demokratik bir sistemi bulamazlardı,

      o nedenle insanların hiçbir kurala tabi olmadığından söz edilemez, bu tanrıya inansın veya inanmasın tüm toplumlarda böyledir, (zuzu kabilesi dahil) böyledir çünki, o toplumdaki insanların bir arada yaşayabilmeleri için böyle olmak zorundadır, yani sebep birlikte yaşamaksa, otokontrol sistemleri bu sebebin bir sonucu olmak zorundadır ve bunun tanrıyla hiçbir ilgisi yoktur,

      —lütfen allah aşkına bu nu biz aciz kularına izah edrmisimniz lütfen anlıyorumki benden yaşlı sınız bir yazıınızda emekli oldugunuzu söylüyorsunuz saygılarımla bu konuyu cok içtenlikle sizden bekliyorum yazım karışıkta olsa anlata blmişimdir herhalde meramımı (senden alıntı)

      emekli olduğum doğudur ama bu yaşımı bir avantaj olarak kullanacağım anlamına gelmez, ben buraya insanlaran saygı görmeye değil, düşündüğüm şeyleri söylemeye geldim, çünki tartışma ortamında yaşlar değil fikirler konuşulur,

      ayrıca akılda yaşta değil başta olduğuna göre bazen 5 yaşındaki çocuk bile sorduğu soruya cevap veremeyen yaşlı birini mat olabilir, o nedenle yaşıma takılma, hakaret içermediği sürece her türlü söylemime çekinmeden eleştiri getirebilirsin, hatta müzip olduğumu, arasıra kinaye yaptığımı gizlemememe rağmen bu huyumun çirkin bir şey oduğunu söyleyebilirsin ama ne yapayım huyum bu, hani derlerya “can çıkar huy çıkmaz diye” işte benimkide öyle bir şey,

      —MUTLAK ALLAH TÜM HERŞEYİN
      2 EVRENİN TANRISI
      3 KURANIN TANRISI ACİZ NE GÖNDERDİGİNİ BİLMEYEN GÖNDERSEDE GÖNDERDİGİNE SAHİP CIKAMAYAN AYIRIMCILIK YAPAN BİR DEDİGİNİ DİGER BİR AYETLE DEGİŞTİREN BUYAZDIGIM SENİN AYETLERİ İSTİSNASIZ TEVİL EDERKEN YAZININ AKIŞINDAN BELLİ OLUYOR
      BU DURUM U NASIL İZAH EDECEKSİNİZ (senden alıntı)

      insan oğlunun eylemlerinin sonucu ya olumludur yada olumsuzdur, bunun ortası yok,

      insanoğlu eylemlerinin sonucunu, olaylarda meydana gelen tepkilerini tarif eden zıt kavramlarla ismen tanımladığında, bireylerin ve/veya toplumun zararına olmayan eylemlere bir şey deme gereği duymamış, bireylerin ve/veya toplumun zararına olan eylemlerine cezai müeyyide uygulama yoluna gitmiştir, suç işlemeyi önleyecek bir yasa olmadığından her toplumda suç sayılan fiilleri işleyenler de olmuştur ve dünya durduğu sürece olacaktır,

      insan oğlu çok tanrılı tanrı inancından tek tanrılı tanrı inancına geçtiğinde kötü olarak tanımladığı eylemlerin sebebini nereye koyacağına karar verememiş, tanrıyı temize çıkarmak için kötülüğün sebebi olarak adına şeytan dediği bir günah keçisi yaratmış,

      oysa insan oğlu yaptığı eylemlerin sonucunun zorunlu olarak iyi veya kötü olduğunu kavrayabilseydi, inandığı tanrıyı temize çıkarma çıkarmaya çabalamaz, kötülüğü yamayacağı metafizik bir varlık yaratmaya kalkmazdı,

      oysa tanrı doğada her şeyi arz talep dengesine göre kurmuştur, örneğin; aldananlar olduğu sürece aldatanlar da olacaktır, beklentileri olanlar olduğu sürece, bu beklentileri karşılayanlar da olacaktır, korkaklar olduğu sürece korkutanlar da olacaktır, öbür dünya beklentileri olanlar olduğu sürece olanlara öbür dünyayı da sunanlar olacaktır, sömürülenler olduğu sürece sömürenler olacaktır, toplumlar firavunun firavunlaşmasına göz yumduğu sürece firavunlarda firavunlaşmaktan geri durmayacaktır, yani olan biten her şey sebep sonuç ilişkidir, başka bir şey değil. yani talep varsa arz vardır, sonucu da belirleyecek olan taleptir,

      Kuranın tanrısına gelirsek, bir tanrının gönderdiği bilgi, tanrılık ilkesi gereği evrensel bir bilgi olması gerekir, yani tüm zamanlara hitap eden, zamana göre değişmeyecek bir şekilde olmalıdır,

      tanrının bahsettiği bilgi, bir beşerin bazı deneylere veya çıkarımlara göre yaptığı, doğruluğu bir başka birinin yaptığı deneyle yanlışlanacak bir bilgi değildir ki tanrı gönderdiği bilgide değişikliğe gitsin, bana göre böyle bir tanrı kavramı olmaz ama Kurana göre oluyor,

      örneğin kitapların tanrısı,Tevrattaki kısas ayetinde, katilin bağışlanmasını, kişilerin kefarete sayması şartına bağlamışken, Kurandaki kısas ayetinde, katilin bağışlanmasını tazminat şartına bağlamıştır,

      bunu yapmasının nedeni, Yahudiler katilin hiçbir bedel ödemeden toplum içerisinde elini kolunu sallaya sallaya dolaşmasını hiç kimse hazmedemiş olmalılar ki, benim kefarete sayacağım bir borcum yok deyip katilin öldürülmesini istemiş olmaları üzerine, (ki büyük olasılıkla katilin öldürülmesini istemişlerdir) Kuranın tanrısı katilin maddi bir bedel ödeyerek bağışlanması şartını getirmek zorunda kalmış olduğundan anlaşılıyor,

      bir tanrı beşer değildir ki bizim mecliste yapıldığı gibi durmadan yasa değiştirsin, o nedenle bir tanrının getirdiği kurallar ilk gönderdiği şekilde, yani zamana ve olaylara göre değiştiremeyeceği şekilde olmalı,

      bununda anlamı eğer tanrı emir ve yasaklarını bildirmek üzere kitap gönderdiyse, gönderdiği hükümleri değiştirmeyeceği tek bir kitap olması gerekir, bir çok kitap değil, yani bakara-106’daki söylem bir tanrı söylemi olamaz,

      daha fazla bir şey söylemek istemiyorum, huzuru neyde buluyorsan öyle yaşa diyorum.

  24. Efecik dedi ki:

    Allah herşeyi bilendir görendir, onun için ayetleri hakaret değildir, asıl Allah’a hakaret eden sensin,
    Senin gibilerde kuranda apacık yazılıdır.
    Cehenneminiz ateşiniz bol olsun
    Siz olmasanız cehennem nasıl yanardı?

    Allah sizin gibileri mü’minlerden koruyor.

  25. Geri bildirim: EN ÇOK İNANILAN EN AZ ANLAŞILANDIR | YERELCE

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s