KUR’AN’DAKİ DİNİ VE TARİHİ YANLIŞLAR

MUHAMMED MERYEMLERİ KARIŞTIRIYOR

mary and baby jesus

Tevrat’ta İsa ve Meryem’den bahis yoktur. Çünkü Tevrat’ın M.Ö. 600 yıllarında yani İsa’dan 600 yıl önce tamamlandığı bilinir. Tevrat’ta bilinen Meryem sadece Musa ve Harun’un kızkardeşi olan peygamber Miryam’dır. Yani, Musa, Harun ve Miryam kardeştirler. Babaları da İmran’dır. Tevrat’ta Amram olarak geçer.

Kur’an’ın 3. suresi Ali İmran yani İmran Ailesi suresidir ve bu surede Meryem ile İsa ele alınır. Meryem’in babasının kim olduğu hakkında hiçbir İncil’de bir bilgi yoktur. Meryem’in babasının İmran olduğu sadece Kur’an’da yazılıdır.

Tahrim 12. Irzını korumuş olan, İmrân kızı Meryem‘i de Allah örnek gösterdi. Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O, gönülden itaat edenlerdendi.

İncillerde geçmeyen bir bilginin Kur’an’da geçmesini normal saysak ve Musa-Harun’un babası İmran ile Meryem’in babasının İmran olmasını bir tesadüf olarak görsek bile, bunun bir tesadüf değil, büyük bir yanlış, bir bilgi karıştırması olduğu Meryem suresi 27-28 ayetlerinden anlaşılır:

Meryem 27. Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”

Meryem 28. “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”

28. ayet dananın kuyruğunun koptuğu yerdir. Meryem’in Harun’un kızkardeşi olduğu ifade edilmektedir ki; bu ifadeden Meryem’in babasına İmran denmesinin sebebi de anlaşılmıştır. Muhammed Tevrat’taki Meryem’le İncil’deki Meryem’i karıştırmıştır. Başka bir deyişle Musa’yı İsa’nın dayısı zannetmektedir. Büyük bir tarihi yanlışlık ve dini bilgi yanlışlığı söz konusudur. Musa ile İsa arasında 1000 yıldan fazla bir tarih farkı vardır.

Peki Muhammed bu yanlışlığa nasıl düşmüştür? Bunun sebebi Tevrat’ta benzer ayetin geçmesidir.

Harun`un kızkardeşi Peygamber Miryam tefini eline aldı, bütün kadınlar teflerle, oynayarak onu izlediler. (Tevrat, Mısır’dan Çıkış, 15: 20)

İslamcılara göre hem Musa’nın ailesinin hem de Meryem’in ailesinin aynı isimli olması bir tesadüftür. “Ey Harun’un kızkardeşi” hitabı ise mecazidir. Bu savunma ikna edici değildir.

FİRAVUNUN VEZİRİ HAMAN YANLIŞI

Kasas 38. Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.

Kur’an’ın yazarına göre Musa ile Firavun arasındaki çekişme döneminde Firavun’un yardımcılığını Haman yapmaktadır. Haman ismin araştırdığımızda Tevrat’ta buluyoruz ve görüyoruz ki Musa’dan çok sonra yaşamış ve firavunla hiç ilgisi olmayan biri.

Bu olaylardan sonra Kral Ahaşveroş, Agaklı Hammedata`nın oğlu Haman`ı yüksek bir göreve atayıp onurlandırdı. Onu bütün önderlerden daha yetkili kıldı. (Ester, 3: 1)

Muhammed’in tarihi ve dini bilgi yanlışları bununla da kalmaz.

İBRAHİM’İN BABASI AZER DEĞİL TERAH

Enam Suresi 74’üncü ayette, Hz. İbrahim’in babası Azer adıyla anılmıştır. Oysa Tevrat’ta İbrahim’in babası Tareh olarak geçer.

Terah soyunun öyküsü: Terah Avram, Nahor ve Haran`ın babasıydı. (Yaratılış, 11: 27)

Enam 74. Hani İbrahim, babası Âzer’e, “Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.

İslamcıların bu konudaki savunmaları ise; İbrahim’in asıl adının Azer, lakabının Terah olabileceğidir. Kimileri İbrahim’in amcasının Azer olduğunu ve babası yerine geçtiğini ileri sürer. Kimileri ise Arapça’ya geçerken ismin değişmesinden. Bunların hiçbiri kabul edilebilir izahlar değildir. Hele ki diğer yanlışlarla birlikte düşünüldüğünde..

KARUN MUSA HALKINDAN DEĞİL

Kasas 76. Şüphesiz Kârûn, Mûsâ’nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah, böbürlenip şımaranları sevmez.”

Halbuki tarihte bilinen Karun (Croesus) zenginliğiyle ünlü son Lidya kralıdır.  Antik çağın bilinen en zengin kralı olan Krezüs mitolojiye göre her tuttuğunun altın olması için ilâhlara yalvarır; bu dileği kabul edilince mutluluğa erişeceğini sanır. Ancak çok zengin olduğu halde mutluluğu bir türlü bulamayan kral acı içinde kıvranarak ölür. Kur’an’daki servet sahibi Karun’un hikayesi de Krezüs’ün bir kombinasyonudur. Tevrat’ta Karun’la ilgili bir bilgi yoktur. Karun Anadolu’dadır ve Musa ile arasında asırlarca fark vardır.

YAHYA’NIN ADI

Meryem 7-Allah: “Ey Zekeriyya, haberin olsun, Biz sana Yahya adında ve bundan önce kendisine hiçbir adaş yapmadığımız bir oğul müjdeliyoruz dedi.

Bu ayetten anladığımıza göre Yahya ismi ilk kez bir çocuğa veriliyor ve ondan önce hiç kimsenin adı Yahya olmamış.

İncil’de Zekeriya’nın oğluna verilen isim Yahya’nın karşılığı olarak Yohanan’dır. Yohanan Arapça’ya Yahya olarak çevrilmiştir.

Luka 1: 13. Melek, “Korkma, Zekeriya” dedi, “Duan kabul edildi. Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın. (Orijinalinde Yohanan)

Halbuki Yahya-Yohanan adı Tevrat’ta çok sayıda geçmektedir. Yani, ilk kez kullanılan bir isim değildir. Birkaç örnek verelim:

Elyoenay`ın oğulları: Hodavya, Elyaşiv, Pelaya, Akkuv, Yohanan, Delaya, Anani. Toplam yedi kişiydi. (1. Tarihler, 3: 24)

Azgatoğulları`ndan Hakkatan oğlu Yohanan ve onunla birlikte 110 erkek. (Ezra, 8: 12)

İsmail`in yanındaki adamlar, Kareah oğlu Yohanan ve yanındaki ordu komutanlarını görünce sevindiler. (Yeremya, 41: 13)

Peki Muhammed’i yanıltan ne olmuştur da ilk addan bahsetmiştir? Görelim:

Ama annesi, “Hayır, adı Yahya olacak” dedi. Ona, “Akrabaların arasında bu adı taşıyan kimse yok ki” dediler. (Luka 1: 60-61)

ATEŞE ATILAN İBRAHİM DEĞİL

Enbiya / 68-70. Onlar: «Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin» dediler.
Biz: «Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve zararsız ol» dedik.

Kur’an’daki bu ayetlere dayanarak zalim hükümdar Nemrut’un İbrahim peygamberi ateşe attığına, ateşin İbrahim’i yakmadığına inanılır. Ama Tevrat İbrahim’in ateşe atılmasından bahsetmez. Ateşe atılma olayı üç Yahudi ile ilgili bir hikayedir. Üstelik Tevrat’a göre İbrahim’le Nemrut aynı tarihlerde yaşamamış ve birbirlerini görmemişlerdir. Aralarında 300 yıl fark vardır. İbrahim’in ateşe atılma hikayesi Tevrat’ın yanlış yorumlandığı Musevi kitaplarından olan Midraş metinlerinde geçer. Tevrat’taki bir ayetin Midraş’taki yanlış çevirisinden kaynaklanan hatanın aynen Kur’an’da da yer alması ilginçtir. Bu, Kur’an’daki bilgilerin sadece Tevrat’tan değil, Yahudilerin diğer din kitaplarından ve sözlü anlatımlarından da edinildiğini göstermektedir.

KRALLARI, AZİZLERİ PEYGAMBER SANMASI

Tevrat’ta Davud ve Süleyman Yahudilerin en büyük kralları olarak geçer. Örneğin Davud kraldır ve zamanının peygamberi Natan’dır. Ama Muhammed, sırf kendilerine melek gönderiliyor ya da cinlerle ilişkileri olmasından dolayı onları peygamber yapmıştır. Yine örneğin, soylarını devam ettirme amacıyla sarhoşken kızlarıyla yatıp onlardan çocuklarını-torunlarını doğurtan Lut, Kur’an’a göre peygamber, Tevrat’a göre azizdir.

Kur’an’da tarihi ve dini hatalara daha birçok örnek verilebilir. örneğin Samiriyeliler’i Musa zamanının halkından sanması gibi. Halbuki Tevrat’ta Samiriyeliler Musa’dan asırlar sonra ortaya çıkmış bir topluluktur. İşte bütün bu büyük yanlışlar ve gaflar nedeniyle Muhammed, dönemindeki Hristiyan ve Yahudileri ikna edememiştir. Muhammed’in bu hatalarını gören gayrimüslimler onun bir yalancı peygamber olduğunu ileri sürerek İslam’ı reddetmişlerdir.

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

195 Responses to KUR’AN’DAKİ DİNİ VE TARİHİ YANLIŞLAR

  1. Geri bildirim: Kuran’daki Dini ve Tarihi Yanlışlar | İmran Kızı Meryem | Ateist canavar

  2. T.TAŞPINAR dedi ki:

    “Firavunun veziri Haman yanlışı” konusu çok zayıf ve komik bir iddia…firavunun yardımcısının ismi (Haman) onun ölümünden sonra kullanılması mümkün değilmiş gibi..firavun zamanında çok sayıda yahudinin Mısır’da yaşadığı zaten bilinen bir şey değil mi..?Onlardan biri de firavunun yardımcılığı konumuna gelmiş bir yahudi olabilir,sonra da bu Haman ismi Tevrat da geçen kişiye de verilmiş olabilir.HAMAN isminin kullanılması Musa dan sonra yasaklanmıyor ya..

  3. T.TAŞPINAR dedi ki:

    “kralları azizleri peygamber sanması ” konusu da çok komik… yahudilerin kutsal kitabına göre değerlendirme yapılıyor..yani bu kitap yüzde yüz doğru bilgiler içeriyor,buna uymayan Kuran ifadeleri yanlış oluyor..peki siz yahudilerin kutsal kitap saydıkları tevratın Allah sözü olduğuna ve kesin bilgiler içerdiğine inanıyor musunuz ki.?(gerçek tevrattan söz etmiyorum..)

  4. T.TAŞPINAR dedi ki:

    Muhammed meryemleri karıştırıyor- konusunda birinci olarak İmran= Amram kesin midir? Öyle olsa bile hz.musa zamanından sonra İmran adında bir adam kızına Meryem ismini koyamaz mı? Aslında daha da yüksek ihtimaldir bu…çünkü sırf önceki imran ve meryemin hatırasını yaşatmak için kızına meryem ismini koyabilir..bundan etkilenen çevresi de bu meryeme harun un kız kardeşi yakıştırmasını uygun bulmuş olabilirler.. ya da imran adındaki baba,kızı meryem ve bir de oğlu vardır ve hz.musa dönemindeki harun ve meryemin hatırası için kendi ismindeki benzerlikten de etkilenerek oğluna harun ismini vermiş olması kuvvetle muhtemeldir..

    • bilal dedi ki:

      MERYEM SURESİ-28: 1- يا اخت هارون الخ ” EY HARUN’UN KIZ KARDEŞİ ……! ” BURADA
      ”HARUN” DİYE İSMİ GEÇEN KİMDİR ? Arapça ” تفسير القرطبي ” de şöyle geçiyor.!
      ” كان لها اخ من ابيها اسمه هارون لان هذ الاسم كان كثيرا في بني اسرائل تبركا باسم هارون اخي موسي وكان امثل رجل في بني اسرائل الخ ” İsrailoğullarında ahlakıyla,güzel tutum ve davranışlarıyla örnek olmuş Hz.
      Meryem’in babasından Harun isminde üvey bir kardeşi vardı..Hz.Musa’nın kardeşi olan
      Hz.Harun’u çok sevdikleri için bir çok kimse teberüken çocuğunun adını Harun olarak ko-
      yuyordu.Hz.Meryem’in üvey kardeşinin ismi de Harun olduğu için, ‘يا اخت هارون الخ ” Ey
      Harun’un kız kardeşi..” diye ona seslenmişlerdir.Yani bu ayete geçen Harun,hz.Musa’ nın kardeşi değildir.Buradaki Harun,hz.Meryem’in üvey kardeşinin adıdır.! Sanki o zaman dün-
      yada hz.Musa’nın kardeşinden başka HARUN isminde bir kişi yokmuş gibi saçmalamanın
      hiç bir anlamı yoktur.! Arapça Kurtubi tefsirinde şöyel devam ediliyor.” فقد دل الحديث الصحيح
      انه كان بين موسي وعيسي وهارون زمان مديد ” Sahih hadisin de delalet ettiği gibi,Musa,İsa ve Harun
      arasında uzun bir zaman söz konusudur. Yine Ze Mahşeri de şöyle diyor.! ” كان بينهما وبينه
      الف سنة أو أكثر الخ ” hz.İsa ile hz.Musa ve hz.Harun arasında 1000 sene hatta daha fazla uzun zaman vardı. فلا يتخيل ان مريم كانت اخت هارون وموسي ” Bu nedenle Meryem’in hz.Harun
      ve hz.Musa’ın kardeşi olarak asla düşünülemez.” !!! Özetle buradaki HARUN hz.Meryem’
      in üvey bir kardeşidir.
      ==============================================================
      2- AZER,HZ.İBRAHİM’İN ÖZ BABASI MI ? EN’AM-74.AYETİ DİKKATLICA OKUDUĞU-
      MUZDA ” AZER ” ONUN ÖZ BABASININ OLMADIĞINI GÖRCEĞİZ.! AYET ŞÖYLEDİR.
      ” واذ قال ابراهيم لابيه ازر الخ ” Vaktiyle İbrahim,babası olan Azer’e,putları kendine tanrılar mı edi-
      niyorsun ? ” Ayetin doğru çevirisi bu şekildedir. ” Babası olan Azer’e ” Yani Azer onun
      öz babası değil, ona babalık yapan biridir. a) Rivayetlere göre hz.İbrahim küçük yaşta iken
      öz babasını yitiriyor ve bundan sonra öz amcası olan Azer ona babalık görevini yapıyor.
      Hz.İbrahim’in mücadelesi öz babasıyla değil,ona babalık görevini yapan amcasıyladır.Bu
      nedenle hz.İbrahim ona baba diye hitap ediyordu.! b) Arapça da öz babaya kesin olarak
      ” والد ” Valid ”denir. Yani çocuğun doğumuna vasile olan erkek” c) ” أب ” Eb ” ifadesi ise anlamı daha geniştir. Bu ifade öz,üvey ve hatta çocuğa bakıcılık yapan erkek için de kulla- nılır. İşte ayette de ” واذ قال ابراهيم لوالده ” Ve iz kale İbrahim’u li validihi ” değil de ” لابيه ازر ”
      ”li ebihi Azer’e ” şeklindeki geçen bu ifade ile Azer onun öz babsının olmadığına işaret vardır.! ” Valid ” kelimesi ( yani çocuğun doğumuna vesile olan erkek ) geçseydi,Kesin
      olarak Azer onun öz babası olurdu.Peki öz babasının ismi nedir?Bir çok müfessir de Terah
      olduğunu söylüyor.Ama hz.İbrahim’in mücadelsi öz babasıyla değildir.Çünkü küçük yaşta
      iken babası ölmüştü,hz.İbrahim’in mücadelesi putperest olan ve ona oğlu gibi bakan amca-
      sıyaladır. Bundan dolayıdır ki hz.İbrahim ona,Ya validi değil de ya ebeti diye hitap ediyor.!
      Zira,Azer onun öz babası değil,ona baba gibi bakan amcasıydı. TEVBE-114 ile İBRAHİM
      39.ayetlerde de buna açık işaretler vardır.!!! devam edecek…

      • bilal dedi ki:

        1-HZ:İBRAHİM’İN BABASI ? TEVBE-114.AYET: .فلما تبين انه عدو لله تبرأ منه الخ …..” .Kendisi-
        ne onun Allah’ın düşmanı olduğu ortaya çıkınca ondan uzaklaştı( onun bağışlanmasına
        dua yapmaktan vaz geçti.) Çünkü şirk üzere ölene istiğfar edilmez.! Ama bakıyoruz ki,
        hz.İbrahim çok yaşlandığı dönemde (Azer’in şirk üzerine ölümünden yıllar sonra) ona
        çocuk olunca Yüce Allah’a şükrederek anne ve babasına dua ediyor.Bu da gösteriyor ki,
        onun öz babası putperest olarak ölen Azer değil,başka birisidir.Bir çok müfessire göre
        öz babası Terah’tır. İBRAHİM-39-41: الحمد لله الذي وهب لي علي الكبر اسماعيل واسحاق الخ
        ”….ربنا عفر لي ولوالدي الخ ” Bana ihtiyarlığımda İsmail ve İshak’ı ihsan eden Allah’a hamd
        olsun!Şüphesiz benim Rabbim duayı işitendir Rabbimiz ! Beni ve soyumu,namaz kılan-
        lardan eyle ! Ey Rabimiz duamı kabul eyle ! Ey Rabbimiz ! Anne babamı ve bütün mü’minleri
        hesabın gerçekleşeceği gün bağışla ! ” TEVBE-114.Ayete göre,hz.İbrahim,Azer’den
        teberri eder ve ona dua etmketen vaz geçer.Çünkü putperest olarak ölen Azer’e istiğfar-
        da bulunulamaz ve istiğfar edilse dehi bağışlanamaz. Ama bakıyoruz ki,Azer’in ölümün-
        den yıllar sonra hz.İbrahim ” ربنا اغفر لي ولوالدي الخ ” …Ey Rabbimiz ! Beni,anne babamı ve
        bütün inanaları…bağışla ! ” diye dua ediyor. Putperest olan Azer’e duanın kabul oluna-
        mayacağını ve şirk üzere ölenlere istiğfar edilemeyeceğini bildiği halde hz.İbrahim,
        ” لوالدي ” li valideyye ” Anne babamı.bağışla” diye dua ediyor.! Demekki, putperest olarak
        ölen Azer onun öz babası değildir, ” ÖZETLE burada,KUR’AN ve TEVRAT ayrı şeyleri
        söylemiş değildir. Tevrat’ta geçen Terah onun öz babası,kur’an’da geçen Azer’de ona babalık görevini yapan amcasıdır.Bu nedenle kur’an’da hz.İbrahim’in babası için ”li validihi ” (doğumuna vesile olan öz babası ) değil,anlamı geniş olan” li ebihi ” ifadesi
        kullanılmıştır.
        ==========================================================
        2- HZ.İBRAHİM’İ ATEŞE ATAN NEMRUT MU ? KUR’AN’DA NEMRUT DİYE BİR İSİM
        VAR MI?BÖYLE BİR İSİM KUR’AN’DA YOKSA NEDEN KUR’AN’A İFTİRA EDİLİYOR.?
        3- Kur’an,hz.İbrahim’in mücadelesini anlatıyor.Ama onun zamanındaki hükümdarın kim
        olduğunu ismen belirtmiyor. 4- Kur’an,Hz.İbrahim’i ateşe atan onun putperest kavmi ol-
        duğunu ifade ediyor.! a) ENBİYA-68: قالوا حرقوه وانصروا الهتكم ان كنتم فاعلين ” Eğer yapacağı-nız bir şey varsa onu yakın ve tanrılarınıza yardım edin dediler. SAFFAT-97 قالوا ابنوا
        له بنيانا فالقوه في الجحيم الخ ” Kavmi,haydin onun için bir odun yığını hazırlayın da onu ateşe atın dediler.! ” Evet her iki ayette göre de,hz.İbrahim’i ateşe atan onun putperest kavmidir.Bunların hükümdarı kim ise kur’an’da belirtilmemektedir. Yani hz.İbrahim’i
        ateşe atan Nemrut diye bir isim kur’an’da geçmiyor.Tarihçiler şöyle diyorlar,NEMRUT
        özel bir isim değildir.Firavun,Kisra ve Kayser gibi hz.İbrahim’in yaşadığı coğrafyada
        hükümdarlara verilen isimdir. O zaman hz,İbrahim’den 300 sene önce yaşayan hüküm-
        darlara Nemrut denildiği gibi,hz.İbrahim zamanında da yaşayan hükümdara da Nemrut
        denilir.Yani Nemrut sadece bir hükümdarın ismi değilki, ” Üstelik Tevrata göre İbrahim’le
        Nemrut aynı tarihlerde yaşamamış ve bibirbirlerini görmemişlerdir..” diye mesnetsiz bir
        ifade kullanılsın.Zira Nemrut ifadesi tek bir hükümdar için değil,nice zalim hükümdar-
        lara bu isim kullanılmıştır. Bundan hareket ederek yine kur’an ve Tevrat birbirinden fark-
        lı bir şey söylemiş değildir.Tevrat Nemru’ten söz ettiği halde,kur’an Nemrut diye birin-
        den söz etmemiştir.Tevrat’ın söz ettiği Nemrut hz.ibrahim zamanında yaşayan hüküm-
        dar olmayabilir.Çünkü Nemrut sadece bir hükümdarın ismi değildir. Bu nedenle kur’an ve Tevrat’ı karşılaştırarak sanki Tevrat’ın dediği doğru,haşa kur’an’ın da dediği yalnış-
        tır diye mesnetsiz ve saçma bir iddia de bulunmanın hiç bir anlamı yoktur.!!! Kur’an
        bir şeyden söz etmişse, tahrif edilmiş Tevrat’ın da mı ondan söz etmesi gerekir ???
        Halbuki başka konularda kur’an,Tevrat ve incilde var olan bir şeyden söz edince bu
        defa kur’an bunlardan etkilenmiştir diyorsunuz. Kur’an’da var olan bir olay,ahrif edil-
        miş Tevrat’ta yoksa bu defa da haşa kur’an’ın söylediği olay doğru değildir.Çünkü bu olay Tavrat’ta yoktur diyorsunuz .???? Acaba,Tevrat’ı doğru bir kaynak olarak mı kabul ediyorsunuz ?????????? Evet,Kur’an’da hiç bir sorun yoktur.Ama,ne yazık ki sorun üretilmeye çalışılmaktadır !!!!!!!!!!!!! Saygılarımla.

    • nizami dedi ki:

      yada oyle yada boyle yada ne kesin bir cevabin yokki hepsine yada oyle olmus yada boyle olmus yaziyorsun yada olmamishsa o zaman ne olacak ????

    • nizami dedi ki:

      yada oyle yada boyle yada ne kesin bir cevabin yokki hepsine yada oyle olmus yada boyle olmus yaziyorsun yada olmamishsa o zaman ne olacak ???? ? . . ..

      • Mehmet dedi ki:

        zoruna gitti heralde bilal kardeş sizi rezil etmiş daha ne yapsın

    • özgür çocuk dedi ki:

      imran adında bi adam, miryamın hatırasını yaşatmak için kızının adını meryem oğlunun adını da harun koyuyormuş..AAA ne tesadüf bahsettiğimiz kişi isanın dedesinden başkası değilmiş.. sonra o imran denilen adamın torunuda aynen orjinal imranın oğulları gibi peygamber oluyormuuuuş. görüyomusun sen yehovanın işine.. e ne yaparsın hikmetinden sual olunmaz.. yalnız benim anlamadığım bu müslümanlar tesadüf diye bir şeyi inanmıyorlardı değilmi,bu tesadüfe nasıl inanıyorlar ..? bu müslümanlar bi alem yaa gerçekten.işlerine gelirse tesadüf, işlerine gelmezse alahın hikmeti oluyor.bu misalle ilgili bi fıkra aklıma gelir gibi oluyor ama … hatırlayan varsa yazsın.yaa bu kadar işine geldiği gibi davranan, ayetleri, hadisleri lastik gibi neresinden isterlerse o
      tarafa asılıp gerçekleri örtmeye çalışan bi toplum olurmu?

  5. kral dedi ki:

    (örneğin Samiriyeliler’i Musa zamanının halkından sanması gibi. Halbuki Tevrat’ta Samiriyeliler Musa’dan asırlar sonra ortaya çıkmış bir topluluktur. İşte bütün bu büyük yanlışlar ve gaflar nedeniyle Muhammed, dönemindeki Hristiyan ve Yahudileri ikna edememiştir.) sevgılı admın tek bır soru soracagım tevratta samıryelılerden neden bahsedılmış ve tevrat musaya gelmısse tevrattada samıryelıler varsa bu senın dedıgıne gore samıryelılerın musa zamanında oldugunu ıspatlamazmı yoksa tevrat musa oldukten 600 yıl sonramı musaya geldı ? hahahahahahahahahhhaaaa

    • Şahin Erdem dedi ki:

      Tevrat sadece Musa’ya gelmemiş,tevrat Musa’dan İsa’ya kadar gelen peygamberlerin vahiyleri,konuştukları,tarihi olaylarını anlatan kitaptır.

      Yani İslam’da Kur’an sadece Allah’ın sözü,hadis sadece peygamberin sözü,siyer ise peygamberin yaşamı ve dönemin tarihi ve olayları anlatır.

      Yani İslam düşüncesi ve yorumu;1-Ayetler 2-Hadisler 3-Siyer den oluşur.

      Ancak Tevrat’ta Rabbin sözleri yani ayetler,peygamberlerin sözleri yani hadisler,o günkü yaşanmış olaylar yani siyer iç içe tek parça sıralı kronolojik biçimde anlatılır.

      yani gülmüşsün ama kendi cehaletine gülmeliydin.şimdi anladın mı samiriyelilerin Musa zamanında buzağıyı yapan kişi veya kişiler değil,Musa’dan asırlar sonra yaşamış bir kavimciktir.bu yüzden samiri buzağıyı yapan biraz tuhaf kaçmış.Ancak tevratta buzağıyı yapan harun dur.

    • ali dedi ki:

      “Tevrat’ta Samiriyeliler Musa’dan asırlar sonra ortaya çıkmış bir topluluktur.” ne yapsın adam çok zorlamış motor yakmış. işte şimdiki tevratın insanlar tarafından yazıldığının ispatı.

  6. ali haydar dedi ki:

    Büyük insanlarsiniz,sonsuz saygilarla.

  7. vural meriç dedi ki:

    Ve Biz, senden önce, kendilerine vahyettiğimiz ricalden (erkeklerden) başkasını (resûl olarak) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o taktirde zikir ehline (daimi zikir sahiplerine) sorun!

  8. hz.Muhammed dedi ki:

    Kardeşler bakın!
    en güzeli hiçbir dine inanmayın ve bu tartışmalar bitsin…kafanız rahatlasın…
    cehennem varsa hepimiz birden cehenneme gidelim…
    Allah, cennete gidecek müşterisi olmayınca belki insanları inandıramayan peygamberlere kızar da onları da cehenneme gönderir. Belki hatayı kendisinde bulur da Allah’lıktan istifa eder:)
    belki Allah bize kızar…
    Siz benim Elçi olarak gönderdiğime şahit olmadığınız Muhammed e niye inandınız! diye.
    bir de tersini düşünün…
    Muhammed e inananlar cehenneme inanmayanlar cennete…
    şimdi Allah bana dese ki…
    ”sen Muhammed in benim elçim olduğuna şahitlik edermisin…nahh ederim…çünkü; gerçekten de şahit değilim…ne ona ne de diğer peygamberlerin elçiliğine….

    • Mehmet Oğuzhan Özoğlu dedi ki:

      kur’an’da şehadet edin emri yok. zaten şehadet uydurma bir söz. kaldı ki mesela kelime-i tevhid derler. ama kelime-i tesniye yapıp tanrının yanına muhammed’i de korlar. bu dindarların çelişkisidir. dinin değil. şe hi de fiili arapça da farklı anlamlara gelir/gelebilir ve kuran’da bu fiili allah kendisi için de kullanır. 3. surenin 18. ayetinde Allah ve melekler ve ilim sahipleri fail olarak gelir. bu da bu kavram hakkındaki kanıları değiştirir. ben didarların iddialarıyla dinleri asla bir tutmuyorum. çünkü dindarlar hiçbir zaman kitaptaki dini yaşamamışlardır bence…..

    • nizami dedi ki:

      albert einsteinin sozlerini cokk seviyorumm dikkatle okuyun …. 1. Tanrı’nın evrenle zar atacağına inanamıyorum. 2.Yaşam korkusu ya da ölüm korkusu ya da kör inanç temeli üzerinde bir Tanrı kavramını kabul edemem. Size kişisel bir Tanrı olmadığını kanıtlayamam, ama onun hakkında böyle konuşuyor olsaydım bir yalancı olurdum. 3.Tanrı sözü benim için insanoğlunun zayıflığının bir ifadesinden ve ürününden başka bir şey değildir. İncil, saygıdeğer bir kolleksiyon, ama oldukça çocukça olan ilkel düzeydeki efsaneler. Ne kadar ince olursa olsun hiçbir yorum, benim için bunu değiştiremez. 4.Benim görüşlerim Spinoza’nınkine yakındır: Düzenin, bizim sadece belli bir ölçüde ve yetersiz bir şekilde kavrayabileyeceğimiz mantıksal yalınlığına duyulan inanç ve bunun güzelliğine duyulan hayranlık. 5.Varolanların düzenli uyumunda kendini gösteren Spinoza’nın Tanrısı’na inanıyorum, insanların kaderiyle ve eylemleriyle ilgilenen bir Tanrı’ya değil. 6.Ben kesinlikle bir ateist değilim ve kendime panteist diyeceğimi de sanmıyorum. Sözkonusu problem, sınırlı zihnimize göre çok geniştir. Çeşitli dillerde yazılmış kitaplarla dolu büyük bir kütüphaneye giren küçük bir çocuk gibiyiz. Çocuk bu kitapları birinin yazmış olduğunu bilir. Nasıl olduğunu bilmez. Kitapların yazıldıkları dilleri anlamaz. Çocuk bulanık bir şekilde bu kitapların düzenlenişinde gizemli bir düzen olduundan şüphe duyar, ama onun ne olduğunu bilmez. Bana öyle geliyor ki Tanrı’ya yönelen en aydın insan varlığının dahi tutumu böyle bir şeydir. Evrenin harikulade düzenlenmiş olduğunu ve belli yasalara uygun hareket ettiğini görüyoruz ama bu yasaları sadece bulanık bir şekilde anlayabiliyoruz. Spinoza’nın panteizmine hayranım, ama onun modern düşünceye katkısına çok daha fazla hayranım, çünkü o ruh ve bedeni, iki ayrı şey değil de bir bütünmüş gibi gören ilk filozoftur.

      ……………. anlayabilenler anlar anlayamayanlar kendi yalanlari icinde yuzerr ……. hic kimse duymak istemeyenler kadar saar olamaz …. dimi

    • bir kul dedi ki:

      ????????? dedi ki:
      20/07/2013, 20:32 rumuzuyla çelişen kişi BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN
      en güzeli hiçbir dine inanmayın ve bu tartışmalar bitsin…kafanız rahatlasın…DEMİŞSİN

      sen kendini akıllı zannediyorsun fakat hiçte öyledegil inancsızlıga davet ediyorsun fakat inancsızlıkta bir inanctir bunu damı bilmiyorsun bilmiyorsan bir bilene sor cahillik başa beladır
      cehennem varsa hepimiz birden cehenneme gidelim… DEMİŞSİN

      BİR KİRBİT CÖPÜ YAKTA ON SANİYE ATEŞTE TUTTA SENİN SAMİMİYETİNİ GÖRELİM
      Altaki zırvalarında aklı başında birinin sözleri degil yazmaya bile gerek duymuyorum okadar sacma ve cahilceki akıl ve mantık devre dışı olmuş sadece nefsini ve heva ve hevesini konuşturmuşsn

      Okumuş bir kişiden bilgiye dayalı anlatım olmalı iken ne hikmetse sadece safsata acıgını kapatmak için bir şekilde kendini ve kandırabildiklerini oyalamaktan başka bir şey degil eh bilgisizlik insanı böyle yapar en zoruda ne biliyormusun bildigi bilgilerini konuşturamamak konuştursan kendin ile celişecegini biliyor oldugun her yönüyle ayan beyan ortada bilgilerin hep bir sebeb ve sonuca dayalı tesadüfe asla yer bırakmayacak bilgiler gel görki inanc konusuna gelince yaradılış konusuna gelince tesadüf bilinemaz rastgele şans SECİLİM zırva tevil götürmez
      Bilgilerinle aklını konuşturmaların bir biriyle ters bu tezatı bildiginden hiçbir bilgiyi paylaşmıyorsun çünki korkuyorsun kendini yalancı bir durma sokacagını adın gibi biliyorsun akıl öyle bir şeyki yalan ile dogruyu eryada geç ortaya cıkartır ne demişsin nekadar ateist var hep okumuş senin saglaman ne kadar yanlış bu çümle okadar tezatki istersen saglamasını yapalım kendine güveniyorsan bilgini konuştur bak bakalım okulda ögrendiklerinle kainat ve canlılarla ilgili bilgilerin nasılda celişecek okulda ögrendigin her şeyde bir sebeb varken sizler kainatı anlamlandırırken sebebsizlige vurmuyrmusunuz işte çelişki
      Canlılık hercanlı kendi sınıfında ürerkenkendisi dışındaki canlılarla asla üreyemezken sizler her şey her şeyden birbirinden karışık türedigini iddia ediyor olmanız bu tezatlar öyle ayyuka çıkmış bir durumdaki gözümüzle gördüklerimiz aklımızla celişmezken sizler gözlerimizle görmedigimizi ispatlayamadıgınızı dogru diye hemde gayri çiddi bir şekilde hiç rahatsız olmadan dogruymuş gibi anlatmıyormusunuz hemde bilim safsatası altında akıl ve mantık dumura ugruyor Felç oluyor
      NOT İNSANLIK TARİHİ BOYUNCA HİÇKİMSE TESADÜFEN HER HANGİ BİR ŞEYİN HERHANGİBİR ŞEYİ SECEREK BAŞKALAŞTIGINI NE GÖRMÜŞ NEDE DUYMUŞ NEDE RİVAYET ETMİŞTİR FAKAT SİZLER ÇOOOOOK UZUUUUUN YILAR OKADAR COOOOKKİ İNSANLIK VE CANLILIKGIN OLMADIGI Fİ TARİHİNE GÖNDERME YAPARAK SİDDİNSENE İSPATLANAMAYACAK BIRAK İSPATLAMAYI CANLI CEŞİTLİLİGİ YOKKEN NASIL OLURDA SECME VE SECİLME GİBİ BİR ÖRNEK EDİNE BİLİYOR NEKADARDA SAFSATA HUREFA HAYELPEREST HALİSİNASYON BEN DEDEDİM OLDU MANTIKSIZLIGINI YAPA BİLİYORSUNUZ BUNUN NERESİ BİLİM BUNUN NERESİ AKIL VE MANTIGA UYGUN BİR DÜŞÜNCE ANLAYIŞI ANLAMIŞ DEGİLİM ANLAYAN VARSA BERİ GELSİN YAHU BARİ İNANCIMIZA HAKARET VE İFTİRA ATMADAN TEZİNİ AKIL VE MANTIK DAİRESİNDEN CIKMADAN ERDEMLİ VE SAYGILI BİR ŞEKİDE SAVUN KENDİNİ VE DİNİNİ SAKIN BEN HİÇ BİR DİNE İNANMIYORUNM SAFASTASINI SÖYLEME DERKEN SÖYLESENDE KİMSEYİ İNANDIRAMAZSIN HELEHELE AKLI BAŞNDA HİÇ BİR ŞAHSI İNANDIRAMAZSIN ADI ÜSTÜNDE İNANCSIZLIGA İNNMAK VARMI BUNUN ÖTESİ ŞU YOK DERKEN O ŞEYİN YOK OLDUGUNA İNANMIŞ OLUYORSUN BUDA SENİN İNANCIN OLMUŞ OLUYOR

  9. hz.Muhammed dedi ki:

    BİLAL
    şimdi Allah sana;
    ”sen Muhammed in benim elçim olduğuna şahitlik eder misin?” dese,
    şahitlik eder misin?
    BİLAL
    Belki evet şahitlik ederim diyeceksin…
    Ama bu durumda şahitliğin neye benzer?
    Hiç şahit olmadığın bir cinayette; Mahkemede
    cinayeti bu işledi diyerek şahitlik yapmana benzemez mi?
    e be kardeş!
    mahkemede ben cinayeti ”görmedim” desen,
    Hakimin sana ceza verme yetkisi olur mu? hakim
    ”sen cinayeti görmek zorundasın.” diyerek,
    Ceza verirse bu adaletli olur mu?

    • bilal dedi ki:

      Birader ! 1-İslamdaki ”Şehadet” kelimesi türkçedeki gibi değildir.Bu,kesin bir inancın ifade-
      sidir.Mahkemedeki şahitlik gibi değildir. İslamdaki kelimei şehadet,mahkemede cinayetin kim işlediğinin ispatı için yapılan şahitliğe benzemez..Arapçada şehadet terimi sadece
      gördüğüne tanıklık etme anlamında değildir.Bu şehadet kelimesi islam inancına hastır..Öy-
      leyse,islam inancındaki anlama göre değerlendireceksin.İslam inancına göre,kelilmei şe-
      hadetin anlamı şöyledir. ااشهادة = هو التصديق الجازم من صميم القلب المواطيئ لقول اللسان ” Kelimei şeha- dette ki,” ŞEHADET” Kesin bir tasdikle kalbin samimiyetinden gelen bir inancı dille ikrar
      etmek ve söylemektir. ” Yani kişi kendi inancını dışarıya haykırmasıdır.Bu ne kimsenin
      (hakimin ) isteği üzerine söylenir,ne de bir cinayete tanıklık etmek içindir.Bu kelime Islam
      inancına ait ise,islama göre değerlendireceksin.Sanki bir müslüman kelimei şehadeti ge-
      tirince,bunu hakimin isteği üzerine onun huzurunda cinayeti gördüğüne dair tanıklık yapı-
      yor ? Bu kelimei şehadet,samimi bir gönülden gelen ve dille söylenen bir inançtır. Bunu
      mahkeme şahitliğine benzetmenin bir mantıkı var mı? ” اشهد = اي اصدق بالقلب واقربا اللسان= ان لا اله الا الله ” Kalbimle tasdik ediyor ve dilimle ikrar ediyorum ki,Allah’tan başka ilah yoktur.
      واشهد ان محمدا عبده ورسوله ” Yine kalbimle tasdik ediyor ve dilimle ikrar ediyorum ki,Muhammed onun kulu ve elçisidir. Bu gönülden çıkan bir inanç ifadesidir.Bunun mahkeme şahitliğiyle
      hangi benzerliği var.? Biz yüce Yaratıcıyı (Allah’ı ) gözümüzle görmesek bile,bu evrenin
      ancak madde üstü bir zeka,akıl,bilinç,irade ve YARATICI bir kudretin ürünü olabileceğine
      kesinlikle inadığımız için,bu kesin inancı,şehadete döküyoruz.Eseri görünce,müessirine,
      heykeli görünce heykeltraşına,binayi görünce banisine,resmi görünce ressamına inanıyor-
      sun değil mi.? Gerekirse şahitlik de edebilirsin.Çünkü saydığımız bu sanat eserlerinin hiç
      biri ne tasadüfen,ne de kendiliğinden olaşabilmiştir.Görmediğin halde bunları yapanların
      varlığına inanıyorsun.Bilgisayarın mücidi olmasaydı icad edilir midi? İcad edilmiş bir cihazı
      görünce,mücidini görmemişsek bile,ona inanıyoruz.Çünkü söz konusu cihaz kendi kendi-
      ne oluşamaz.İşte bu evren de tasadüfen veya kendi kendine oluşamayacağı için,onun
      mücidinin,yaratıcısının varlığı da zorunlu olmaktadır.İcad edilen kainat eserini gördüğümüz
      için,mücid ve müessirini de görmüş gibi oluyoruz.MESELA: Ne sen beni görmüşsün,ne de
      ben seni..Ama buradaki yazışmalarımız ikimizin varlığını kesin olarak gösteriyor.Bu neden-
      le seni görmediğim halde senin varlığın için şehitlik bile edebilirim. Çünkü senin varlığını
      kesin olarak gösteren eserini görüyorum.Eser,müessirinin kesin kanıtıdır.Bu kesin kanıt
      mevcut ise buna dayanarak şahitlik de edilebilir.Bu maddesel evren de,Yaratıcısının varlı-
      ğının kesin kanıtıdır.Bu kanıta dayanarak insan onun varlığına şahitlik de edebilir.
      2- İlahi mesajın tebliğini almayan ve onunla tanışmayan hiç bir insan cehennemlik olmaz.
      Yine kurtulacaktır.İSRA-15: وما كنا معذبين حتي نبعث رسولا ” Biz,tebliğimizi yapan bir elçi görder-
      medikçe hiç bir halkı cezalandırmayız.” buyurulmaktadır.İnsanların kahir ekseriyeti bu teb-
      liğten yoksun olduğu için Allah’ın merhametiyle kurtulacaklardır 3-Ekmeğimi dinden Kazan-
      dığıma dair elinde bir belge var mı? Buna şahitlik eder misin ? Beni görmüş musun? Yok-
      sa ……? Ben bu siteye Türkiye dışından katılıyorum.Ben kendimi biraz yetiştirmişsem
      bunu inancım gereği yapmışımdır.Öyleyse,siz de ekmeğinizi ateizmden kazanıyorsunuz.!!!

      • vatandaş dedi ki:

        icat varsa mucit de vardır demişsiniz, mucitin 1 tane olduğunu nasıl anlıyoruz peki?

  10. hz.muhammed dedi ki:

    Bilal
    verdigim şahitlik örnegini
    resim ve ressam örnegini vermişsiniz.
    peki benim verdigim örnekte resim kim?ressam kim?
    lütfen kısa yanıt veriniz.sorumun yanıtını uzatmaya gerek yoktur. anlayışınıza teşekkür ederim.

  11. hz.muhammed dedi ki:

    site yönetiminden rica ediyorum…
    sayin bilal bey eger soruma yanıt vermezseniz.
    site ya beni engellesin yada seni. çünkü sen insanları yanıltarak cevap yazıyorsun. kafana göre benzetmeler yapma.ben sana soruyorum kuş nasıl uçar.
    sen bana kuşun uçmasını insan yürümesiyle açıklıyorsun.
    bunu yapma.

  12. hz.muhammed dedi ki:

    istedigin sözlüge bak.
    şehadet: tanıklık,şahit
    temel anlamlarıdır. tebrik ederim.şehadet demek arapçada farklıymış.acaba japoncada nasıl bir anlamı var şehadetin.

    • MaMaLi dedi ki:

      Şöyle bir anlamı var kardeş!!çing çükün,çangeniy,çange mi sireta neyngi)))japonca bilen varsa,tefsirini yapsın lütfen)))))

  13. hz.muhammed dedi ki:

    ne kadar ataist biliyorsam ya bilim adamı ya filozof yada üniversite mezunu.ben hala ilkokul mezunu bir ataiste rastlamadım.
    egitimsiz bir insanı herhangi bir dine inandırmak ne kadar kolay ise,
    egitimsiz bir insanı ataist yapmak o kadar zordur.
    pante bu yazıyı siteye bırak.

    • bilal dedi ki:

      Vay be !Demek ki,bilim adamları,filozof ve üniversite mezunlarının tümünün ateist ol- ol
      ldukarna dair şahitlik edebilirsin.? Bütün bunlar ateist miş ? Senin bu düşüncene göre
      bütün üniversite mezunları,ilahiyat prof.ları vs.ateist olmaları gerekir.Bi önce at gözlü-
      ğünü çıkar bu adreslere gir. Bak bakalım,bütün bilim adamları ve filozoflar ateist mi ?
      Ateist olduklarına dair şahitlik edecek mişsin ? Yoksa şahitlikten vaz mı geçeceksin? Lütfen şu adreslere girin. Ondan sonra şahitlik edin. 1-( TANRI’YA İNANAN FİLOZOF
      VE BİLİM ADAMLARI ) 2- ( ATEİST DR:COLLİNİS:DNA’DA ALLAH’I GÖRDÜM / İnce-
      leme Milliyet Blog.) Tabii olarak sadece ateistleri okusan onları bileceksin,ateist olma- yanları nasıl bileceksin. ?
      ——————————————————————————————————————–
      1-BİLİMSEL OLARAK YARATICIYI İNKAR ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR. Harvard Üni-
      versitesinden Ünlü bir genetikçi ve açık sözlü bir evrimci olan Richard Lewontin şöyle di-
      yor.”Bizi dünyaya materyalist bir açıklama getirmeye zorlayan şey bilimin yöntemleri ve
      kuralları değil,aksine (a,priori ) ye olan bağlılığımızdır.” a,priori ? Bu felsefi terim,hiç bir
      deneysel bilgiye dayanmayan bir ön varsayımı ifede eder. Buna göre,bilimsel yöntem ve
      kurallarla Tanrı’yı inkar etmek mümkün değildir. Bundan hareket ederek,bir bilim adamı Tanrı’yı inkar ederse de,onun bu inancı bilimsel değil, ya varsayımdır,ya da ideolojiktir !
      Bir kaç bilim adamın görüşleri: . 1- Üstün bir akıl fiziğe,kimyaye,ve biyolojiye müdahale
      etmiştir. ” Prof.Fred HOYLE, 2- Evrendeki fizik kanunları,çok bir dahanın ürünü gibi gö-
      rünüyor.”Davis,P.1984 İngiliz astrofizikçi.// 3-Bu dev evreni,düzen ve uyum içinde yara-
      tan yaşatan kimdir? Bir mikrobun hayatı bile,bana Allah’ı ispat etmeye yeter.” LUIS P.
      up .4-Evrenin bir amacı vardır.Orada öyle bir şekilde şans eseri var olmamıştır,ve daha
      celeri.Demek ki,ideolojik davranarak sadeece ateist adamları okumuşsun,onların dışın-
      da kmseyi okumamışsın.? Sana göre,ben ve benim gibi yaratıcıya inanan milyonlarca
      üniversite mezunları eğitimsiz,sen ve senin gibi düşünenler ise,eğitimlidir? Yaratıcıya
      inanan bilim adamları filozof,prof ve milyonlarca üniversite mezunları eğitimsizdirler.Tek
      eğitimli olan zati aliniz ve sizin gibi ateistlerdir.Bunu da sizden öğrendik iyi oldu..! Peki, üniversite mezunlarının yüzde kaçı ateist,yüzde kaçı da ateist değildir, bana söyler
      misiniz.? Ben de bu konuda senin gibi bir iddia ortaya atacak olursam,Üniversite me-
      zunlarının %90 üzeri ateist olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.Bir de şöyle diyelim,
      mezun olanların yüzde kaçi ateist,yüzde kaçı da ateist değildir.?Bu şekilde bir değerlen- dirme yapalım,Yoksa sana göre üniversite mezunu olsa da ateist olmayan herkes cahil ve eğitimsizdir. Çünkü gördüğün ve bildiğin her üniversite mezunu ateistir.Demek ki,
      şu ana kadar ateist olmayan hiç bir üniversite mezunu görmüş ve bilmiş değilsin..Öy-
      leyse,gözünüzde bir sorun var,acilen bir göz Dr.na görünmenizi tavsiye ederim.,,,
      Her ne kadar beni anlamamışsın desen de anlattıklarından bu yorumlar çıkmaktadır. çıkmaktadır.Özetle sadece ateistleri görebiliyorsun,onun dışında hiç kimseyi göremi- yorsun.!
      —————————————————————————————————————–
      Mademki kelimei şehadetteki ” اشهد ” Eşhedu ” kelimesi arapçadır.Öyleyse arapçaya
      göre anlam vereceksin. Kelimei şehadet mahkemeyle değil,gönülden gelen bir inançla
      alaklı bir ifade olduğu için,inanç çerçevesinde değerlendirileceksin.Bunu mahkemedeki şahitlikle karıştırmayacaksın.Bir müslüman kelemei şehadeti getirince ” ben şahitlik ederimki Allah’ı gördüm ve hz.peyğamberi peygamber olarak gördüm ” diye bir iddiasi
      var mı.? Burada ne diyor ? Kalbimle inanır ve dilimle ikrar ederimki Allah’tan başka bir
      ilah yoktur.Yine kalbimle inanır ve dilimle ikrar ederim ki,Muhammed onun kulu ve elçi-
      sidir.” demektedir. Bu gönülden gelen bir inancın ilanıdır.Mahkemedeki gibi cinayeti
      işleyeni görüp görmediğine dair yaptığı bir şahitlik değildir.Kelimei şehadet arapça söy-
      lendiği için anlamını arapçada değerlendireceksin. Arapçada şuraya gir bakalım Şeha-
      det kelimesi kaç anlama gelir. ” ما معني كلمة الشهادة في اللغة العربية ؟ ”
      الشهادة= العلم و البيان- الحضور – الحلف- الاخبار ” Bilmek,açıklamak,tanıklık etmek,hazır bulunmak,
      haber vermek. anlamlara gelir.Arapçada ” شهادة البينة ” Şehadetul beyyine ” denildiği za-
      man yalnız mahkemede yapılan tanıklık ve şahitlik oluyor. Kelimei şehadetin bunun-
      la ne alakası var? Buradaki şehadet,gönülden gelen inancı dışırıya yansıtması olayıdır.
      Biz kesin bir inançla ” Allah’ın varlığına ve birliğine,hz.Muhammed’in de onun bir kulu ve
      son elçisi olduğuna inandığımız için bu kelimei kullanıyoruz.Bunun yerine inacımızı be-
      lirten herhangi bir cümle de kullanabiliriz. Biz kelimei şehadet söylerken,gönlümüzde olan inancımızı açıklıyor ve ilan ediyoruz. Haşa Allah’ı gördüğüme dair şahitlik ediyorum
      diye,hiç bir müslümanın gönlünde böyle şey geçmez.Sadece gönlündeki inancını belirti-
      yor.
      ——————————————————————————————————-
      Allah’ı kendin gibi bir kul olan HAKİME benzetemezsin.! Hakim de senin gibi bir kul-
      dur.O,yürürlükteki hukuka göre sana muamele etmek zorundadır. Yüce Allah ise seni
      yaratan,yaşatan ve bütün evreni senin yaşaman için var edendir.İnanmıyorsan o ayrı
      mesele.Haşa sen,Allah yoktur diyorsan,ki öyle görünüyorsun ?,Peki neden sana ceze
      vereceğinden korkuyorsun.Sen kesin bir dille haşa yaratıcı yoktur diyorsun.O Zaman
      korkmaman gerekir.Olmayan bir şeyden korkulur mu.? Haşa ben onun varlığına inan-
      mıyorasm,olmayan bir şeyden neden korkayım.Siz kendi kendinizle çelişiyorsunuz ?.
      Hem Allah’ın varlığına inanmıyorsunuz,hem de onun icraatini veya vereceği cezayı
      adil bulmayacaksınız.Bu nasıl bir çelişki, ? Zaten onun varlığına inanmıyorsun, Peki ,
      adil olup olmadığını hangi mantıkla sorgulyorsun.? Yok olan bir şey nasıl sorgulanır.?
      Hem varlığına inanmıyorsunuz,hem icraatini sorguluyorsunuz…Bu bir çelişkidir.!
      Evet,eğer hem evreni,hem de bizi Allah yaratmış ve hayatı bahşetmişse,Evrenin ve
      bizim tek yaratıcımız.o ise (ki kesin odur) Öyleyse,bizi her varlıktan üstün meziyetlerle
      donatıp yaratan ve her şeyi bizim istifademize sunan yüce YARATICI,bu akıllı varlık olan bizlerden kendi uluhutini tanımamızı ve mesajının uygulanmasını isteyecektir.. Seni yaratan,yaşatan ve bütün hayat koşullarını senin için o var edecek,ama sen de
      onu tanımıyacaksın,varlığını inkar edeceksin,haşa varlığıyla alay deceksin,isyan ede-
      ceksin,senin dünya ve ahiret mutluluğun için gönderdiği mesajı inkar Edip yok sayacak-
      sın,sonra da bana neden azap versin diyeceksin,değil mi ? Bu itirazın mantıklı mı ?
      Sen bir devlete yaşıyorsun,seni yaratan ve yaşatan söz konus devlet te değil,buna rağmen devleti yönetenin yetkisini tanımıyorsun,devletin hkukunu ve yasalarını tanı-
      mıyorsun,karşı çıkıp isyan ediyorsun ve hiç bir vatandaşlık görevini yapmıyorsun,peki
      legal bir şekilde böyle bir devlete nasıl yaşayacaksın,? devletin hukukundan nasıl ya-
      rarlanacaksın ?.Bir de süç işliyorsan,devletin hukuku seni cezalandırmayacak mı ?
      Buna nasıl itiraz edeceksin.? Haşa,Allah yerine,evreni,her şeyi ve bütün insanları sen
      yaratmış olsaydın” ey akıllı olarak yarattığım insanlar ! Benim uluhiyetime,büyüklüğüme,
      varlığıma ve buyruklarıma inanıp saygı gösterin demeyecek midin.? Seni tanımayan,
      mesajına inanmayan,sana saygısızlık edip isyan edenleri belki ahirete bırakmadan dün-yada iken onları yerin dibine batırıp yok edecektin.Ama yüce Allah öyle değil.Bak sen,
      seni yaratana ve yaşatana inanmıyorsun,inanmadığın için saygı da göstermiyorsun,
      isyan edip belki de haşa varlığıyla dalga geçiyorsun.Ama O,engin merhameti gereği,
      seni yaşatıyor ona inanan ve saygı duyan bir kul olarak benimle senin arasında dünya-
      da hiç bir ayırım da yapmıyor.Sana mühlet veriyor,ne zaman ona inanıp dönüş yapar-
      san seni affedip bağışlayacak ve ebedi mutluluk yurdu olan cennetle ödüllendirecektir.
      Evrenin yaratıcısına inanmamak,saygısızlık etmek gibi durumlar ebedi bir vebale sebep
      oluyorsa,bu hem adil,hem de mantıklıdır. Buna rağmen,İlahi mesajın tebliğini almayan
      ve onunla tanışmayan inkarcı da olsa,her insan yüce Allah’ın engin merhametiyle yine
      kurtulacaktır.Vebal ve ebedi ıstırap çekmeyecektir.” كتب علي نفسه الرحمة ” Herkese merha-
      met etmeyi kendine ilke edinmiştir.Azap etmeyi değil……. saygılar.

      • hz.Muhammed dedi ki:

        1-ben yazımda tüm bilim adamlarının, tüm filozofların ve tüm üniversite mezunlarının ataist olduklarını söylemedim.
        ”ne kadar ataist biliyorsam ya bilm adamı ya filozof yada üniversite mezunu” yazmışım.
        yazımı tam ters olarak yazmışsın…olsun…canın sağolsun…devam ediyorum…
        2-bilimsel olarak yaratıcıyı inkar etmek mümkün değildir demişsin.
        size bu konuda katılıyorum…ama şunu da söyleyeyim..
        bilimsel olarak yaratıcının var olduğunu da ispatlamanız mümkün değildir…
        3- a) üstün bir akıl fiziğe, kimyaya ve biyolojiye müdahale etmiş demişsin…
        b)evrendeki fizik kanunları, çok bir dehanın ürünü gibi görünüyor.
        hiç kimse evrenin muhteşemliğini reddetmiyor. bilim de zaten bu fiziği, bu kimyayı, bu biyolojiyi çözmeye çalışıyor. yani senin allaha inanman bu fiziği bu kimyayı bu biyolojiyi çözdüğün anlamına gelmez.evrenin oluşumunu allahın varlığıyla açıklamaya çalışman bile bu evrenin çözülemeyen muhteşemliğini basitleştirdiğin anlamına geliyor.
        c)bu dev evreni, düzen ve uyum içinde yaratan yaşatan kimdir? demişsiniz.
        bu yukarıdaki deyimi tüm islamcılar ağızlarından düşürmemektedir.
        ancak , ben düzenin ve uyumun olduğu bir evrende yaratıcı aramam.
        şöyle anlatmaya çalışayım.
        dağın tepesinden yamacına doğru akan bir nehir olsun. su niye tebeden zemine doğru hareket eder? çünkü; su dengeye olaşmak ister.yani potansiyelini hareket ederek harcar. ve dengeye gelir. sana soruyorum, suyun tepeden zemine gelmesinde mucize arıyormusun?
        bir de şöyle düşünelim;
        dağın yamacından çıkan bir su, dağın tepesine doğru hareket etsin. işte bu durumda doğa üstü bir güç ararım…bu durumu bir mucize sayarım…çünkü o suda bir kudret vardır.
        niye aramayayım ki? nehir yukarı doğru akıyor. fiziği alt üst ediyor…
        tanrıyı düzen de uyumda niye arayayım ki?
        düzenin uyumun olmadığı bir dünyada yaşam olsaydı, işte o zaman tanrı vardır derdim.
        doğa üstü bir güç vardır derdim.
        yani yukarıdan aşağıya doğru akan bir nehirde tanrının gücünü aramam. eğer nehir aşağıdan yukarıya doğru aksaydı bu durumda tanrıyı aramam mantıksızlık olmazdı.
        4-kişinin üvşiversite mezunu olması onun cahil olmadığı anlamına gelmez. zaten biliyorsun ülkemizdeki özel üniversitelerin sayısı devlet üniversitelerinin sayısını geçmek üzere. yani parayla diploma alanların bolca olduğu bir ülkede yaşıyoruz. öyle bir ülke ki adamın varsa isminin başına prof. dr. yazılması çok basit. kaç prof umuz CERN deneyine katıldı ki. öyle bir ülkede yaşıyorum ki yakında elinde kuran-ı kerim ile ameliyatlara imamlar girecek.
        5- arapçada şuraya girmişsiniz. şehadet kelimesinin ankamlarını yazmışsınız.şehadet kelimesi
        bilmek
        açıklamak
        tanıklık etmek
        hazır bulunmak
        haber vermek
        anlamlarına geliyor demişsiniz. doğru yazmışsınız. öyledir. şimdi verdiğiniz kelimeleri
        ”şehadet ediyorum ki muhammed onun kulu ve elçisidir” ifadesinde ” şehadet ” kelimesinin yerine yazacağım. bakalım ortaya neler çıkacak.
        ”biliyorum ki muhammed onun kulu ve elçisidir” nerden biliyorsun?
        ” açıklıyorum ki muhammed onun kulu ve elçisidir ” sen kendini ne zannediyorsun?
        ” tanıklık ediyorum ki muhammed onun kulu ve elçisidir” ayetler inerken sen onun yanında mıydın?
        ”hazır bulunuyorum ki muhammed onun kulu ve elçisidir” ne kadar uyumlu bir ifade oldu ki?
        ” haber veriyorum ki muhammed onun kulu ve elçisidir ” sen allah mısın?
        Bilal bey, görüyorsun ki hiç biri ” kalbimle tastik ediyor ve dilimle ikrar ediyorum ki”
        anlamını karşılamıyor. aslında sen bu mistik ruh halinle çok güzel harry potter filmleri yazabilirsin. melekler, ruhlar, cinler, cebrail, mikail, azrail, cennet, cehennem, huri….
        yazman için malzemen çok…………

      • bilal dedi ki:

        Birader ! 1- Ben sizin düşüncelerinizden şunu anlıyorum; Sana göre üniversite mezunu
        ateist ise eğitimli,değilse eğitimsizdir. Yani ateizm = eğitim. Tanrıya inanç ise,= eğitimsiz- liktir.Bi de diploma çalma vb.açıklamanızla müslümanları çalmakla itham altına almaya mı
        çalışıyorsunuz.? O zaman ben de şöyle diyeyim,sakın diploma çalan ateistler olmayasın ?
        Bu konuda bilginiz var her halde,çünkü her gördüğün ateist ünüversite mezunudur.Üniver-
        site mezunu olmayan hiç bir ateisti görmemişsin.! 2-Peki,suyun tepeden zemine gelmesin-
        de mücize arayan kim var ? Sizin böyle bir örnek getirmeniz komik olmuştur… Zira suyun
        tepeden zemine gelmesinde mücize zaten yoktur.Mücize,onu oluşturan evrendeki yaratıcı-
        nın yaratma ( yani evrenin fizik ) yasalarındadır. Evrenin varlığı ve onun bütün yasaları bir
        mücizedir.Bunlar,bir rastlantı sonucu ve şans eseri değildir. Bunlar,ancak madde ötesi üs-
        tün zeka,akıl,bilinç,şuur ve irade sahibi YARATICI bir kudretin ürünü olabilir…Kusura bak-
        ma,düşücelerinzde tezatlık vardır.Bir önceki yazılarınızda, ” ..Hiç kimse kesin bir ifadeyle
        Allah yoktur diyemez, Başka bir yerde,eğer bu sitenin tek bir yerinde Allah yoktur yazısını
        bulursan ben de artık senden yana biri olacağım. başka bir yerde,ateistle Allah yoktur de-
        mez” diye yazmışsınız.Ki,atestler hakkındaki bu görüşün doğru değildir,bu sitede yaratıcıyı
        inkar eden bazılarının yazıları vardır,araştırmadan yazmışsınız.Neyse bu önemli değildir.
        Ama bu tür yazılarınızdan anlaşılan odur ki,Allah’a inanıyorsunuz.Fakat bu yeni yazınızla
        çelişkili bir haletinizin varlığı anlaşılıyor.. Mesela: Yeni yazınızda,”…O zaman Tanrı vardır,
        derdim,doğa üstü bir güç vardır derdim.” bu neyi ifade ediyor.? Demek ki,Tanrı’ın varlığına
        inanmıyorsun.Ama önceki yazılarınıza bakınca da inanıyor gibisin.Bu bir çelişki değil mi?
        Evet,çelişkili bir haletiniz vardır. 3-Şehadet kelimesinin bir anlamı da açıklamaktır,değil
        mi ? Peki bir müslüman kelimei şehadet getirince,bununla gönlünde ve düşüncesinde giz-
        li olan inancını açıklamıyor mu.? Açıklma yapılırsa,neyin açıklamsı yapılır.? Gönlündeki
        inancın açıklaması değil mi? Bununla müslüman,sanki şöyle diyor ” Bilinizki,ben Allah’ın
        varlığına,birliğine ve Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduna dair inancımı size açıklıyo-
        yorum.” Bir insan bir şeyi açıklıyorsa,ya kendi inancını düşüncesini açıklıyor,ya bildiklerini,
        ya da gördüklerini açıklıyor. Peki,bunun neresinde uyumsuzluk vardır.? Allah’tan başka
        ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve elçisidir” denmekle gönlündeki gizli inancın keli-
        mei şehadetle dışırıya yansıtması olayı değil midir.? Sen,müslümanın gönlündeki inancı önce söküp atıyorsun,gönlünde bir inanç yoktur gibisinden hareket ederek iddiani haklı çıkarman için,kendince bir cümleyi kuruyorsun.Sen müslümanın gönlündeki inancı yok sayararak cümleyi kuruyorsan işte o zaman yanılgıya düşüyorsun. Müslümanın gön- lündeki inancı göz önüne alarak söz konusu cümleyi kuracaksın. Evet,kelimei şehadete uyumsuzluk yoktur,tam tesine uyum vardır.,, Ama galiba laf kalabalığı ve polimik yapmayı çok seviyorsun….

    • MaMaLi dedi ki:

      hz muhammed!kardeş iftira atma,ben 3 okul bitirdim ama ateist olmadım ben agnostiğim)))

  14. hz.muhammed dedi ki:

    bilal
    yazınızı okudum.yazınıza karşılık verecegim.ancak siz sordugum soruyu yanıtlamamışsınız.şahitlik olayında,
    resim kim?
    ressam kim?
    bu soruma yanıt aldıktan sonra yazınıza yanıt yazacagım.
    şunu da söylemeliyim.hiç kimse kesin bir ifadeyle allah yoktur diyemez.böyle bir iddaada bulunan biri iddaasını da kanıtlamak zorundadır.dolayısıyla yine konu dışına sapmıssın.bu sitenin her tarafını gez bakalım.neredesinde allah yok diye yazılmış.

  15. hz.muhammed dedi ki:

    çok iddaalı konuşacagım.eger bu sitenin tek bir yerinde.
    allah yoktur
    yazısını bulursan bende artık senden yana biri olacagım.

    • nizami dedi ki:

      cok guzel konusuyorsunn hz. muhammed gercekdenn ateistler allah yoktur demez hem pante nin kendiside allaha inaniyor gercekdende allaha inaniyorum diyen biri peyqamberlere inanmak zorunda deyill panteistlerde mesela allaha inaniyor ama dinlere deyill A.Einsteinin kendisi bile panteist dinine hayran olduqunu ve fikirlerinin ona daha yakin olduqunu bildirmishdir …. iste A.Einsteinin sozleri : Ben kesinlikle bir ateist değilim ve kendime panteist diyeceğimi de sanmıyorum. Sözkonusu problem, sınırlı zihnimize göre çok geniştir. Çeşitli dillerde yazılmış kitaplarla dolu büyük bir kütüphaneye giren küçük bir çocuk gibiyiz. Çocuk bu kitapları birinin yazmış olduğunu bilir. Nasıl olduğunu bilmez. Kitapların yazıldıkları dilleri anlamaz. Çocuk bulanık bir şekilde bu kitapların düzenlenişinde gizemli bir düzen olduundan şüphe duyar, ama onun ne olduğunu bilmez. Bana öyle geliyor ki Tanrı’ya yönelen en aydın insan varlığının dahi tutumu böyle bir şeydir. Evrenin harikulade düzenlenmiş olduğunu ve belli yasalara uygun hareket ettiğini görüyoruz ama bu yasaları sadece bulanık bir şekilde anlayabiliyoruz. Spinoza’nın panteizmine hayranım, ama onun modern düşünceye katkısına çok daha fazla hayranım, çünkü o ruh ve bedeni, iki ayrı şey değil de bir bütünmüş gibi gören ilk filozoftur.

  16. hz.muhammed dedi ki:

    ataistle allah yoktur demez. allah vardır da demez.
    allah vardır diyen biri de peygamberlere biat etmek zorunda degildir.

    • bilal dedi ki:

      ” PEYGAMBERLERE İHTİYAÇ YOK MU ? ” Şöyle bir örnek verelim: Bir üniversite kuru-
      luyor.Bu eğitim kurumuna binlerce öğrenci alınacak,ama üniversitenin eğitim cörevlileri
      yoktur.Peki örenciler nasıl eğitim alabilecekler,? ki hepsi de orta ve lise eğitimini görmüş ki-
      şilerdir.Yani pek de eğitimsiz değiller.Buna rağmen öğretim görevlileri olmadan bunlar,ken-
      diliğinden bu eğitimi nasıl alacaklar,neyi öğrenecekler ? Diyebiliir miyiz ki,öğretim görevlisi
      olmadan da bunlar kendi kendine okuyup öğrensinler ? Böyle bir şey düşünülebilir mi ?
      İşte şu koca evrenin ve özellikle hayat için elverişli hale getirilen dünya gezegenimiz de bir
      üniversite mesabesindedir.Yüce yaratıcıya karşı sorumlu bulunan insan oğlunun da,imti- han sırrı ile bu üniversitenin öğrencisidir. Bu kainat üniversitesinde imtihan sırrı gereği bi-rer öğrenci gibi olan insan oğlu akıl ve mantıkını kullanarak yüce YARATICININ varlğına
      inanabilir,bizi ve evreni yaratan Allah’ı kavrayabilir.Fakat Allah’ın niteliklerini,onun hoşnut-
      luğunu kazanmak için yapılacak ibadetlerin neler olduğunu,nasıl yapılacağını,ilahi mesa-
      jın,helal ve haramın neler olduğunu,ahiretteki hesap,ödül,cennet ve cehennem kavramı,
      metafizik alemle ilgili,ebedi hayatla ilgili vs.hiç bir şey bilemez.Bu dünya da davranışların
      kendisine ne gibi sorumluluklar getireceğini bilemez.İşte bu nedenle hem ilahi mesajları
      ihtiva eden ilahi kitaplara,hem de bu mesajı ileten,tebliğ eden ve Allah’a karşı kul / öğren-
      ci durumunda olan insan oğluna öğretmenlik yapacak olan peygamberlere şiddetle ihtiyaç
      vardır.Bu kainat üniversitesinin öğretim görevleri olan peygamberler Allah’tan aldıkları ilahi mesajla bu öğrencileri eğitecekler.İşte,ilahi mesajı alıp bize aktaran ve tebliğ eden pey-
      gamberler olmadan,bize yönelik ilahi mesajın,emir ve buyruklarının neler olduğunu bilme-
      memiz mümkün olmamaktadır. Özetle,hem ilahi mesajı ihtiva eden kitaplara,hem de me-
      sajı iletip öğreten peygamberlere şiddetle ihtiyaç vardır…..

      • elevation dedi ki:

        Evet, Deizm, Panteizm, Agnostisizm ve Septisizm de tıpkı Teizm gibi yanlıştır. Evren yaratılmamıştır, madde ezeli ve ebedidir. Büyük patlama esnasında da tekil bir enerji durumundaydı. Bu nedenle yaratıcı, tanrı ya da allah diye bir şey yoktur. Olmayınca da peygambere gerek yoktur. Çünkü tanrı kavramı antropomorfik yani insan biçimlidir. Bu bir kere kabul gördüğünde, insan (muhammed, isa, musa vs.) ya da insansı (cebrail) bir elçiyi zorunlu kılar.

        Burada felsefenin ontolojik problemi ortaya çıkıyor. Ya madde düşünceden ve ruhsal varlıklardan, ya da bu uyduruk varlıklar maddenin çeşitli hareket ve bileşim yasalarından doğmuştur. Bize göre ikincisi doğru.

    • bir kul dedi ki:

      ???????? dedi ki:
      23/07/2013, 08:13 BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN

      ataistle allah yoktur demez. allah vardır da demez.
      allah vardır diyen biri de peygamberlere biat etmek zorunda degildir.

      zırva tevil götürmez

      ataistle allah yoktur demez.DEMİŞSİN YOKTUR DEİYORSA BUNUN TERSİ OLAN CEVAP VARDIR DEMEKTİR

      allah vardır da demez. DEMİŞSİN ALLAL VARDIRDA DEMEZSE BUNUN TERSİDE YOKTUR DEMEK ANLAMINA GELİR YADA VARDIR HÜKMÜNE VAKIF OLMUŞ DEMEKTİR
      AKIL HİÇ BİR ŞEYİ MUALLAKTA BIRAKMAZ MUTLAKA BİR SONUCA BAGLAR KENDİNCE

      PEKİ BİR ATEİST ALLAH İLE İLGİLİ NE DER HANGİ KANAATE VARMIŞTIR NASIL ACIKLAMAKTADIR BU TEZAT DURUMU VARDIRDA DEMEZ YOKTURDA OF ALLAH HIM SİZLER HEP BÖYLE KELİME OYUNU OYNAMAYI BUKADAR COK SEVİYORSUNUZ ONDAN SONRA BU SİTENİN NERSİNDE ALLAH YOKTUR DENMİŞTİR SAFSATASINI YAZABİLİYORSUNUZ HAN KONU OLURSA OLSUN YA YANIŞTIR YADA DOGRU YA GÜNDÜZ DÜR YADA GECE YA DÜŞÜNECEGİZ YADA DÜŞÜNCESİZLİK EDECEGİZ YA AKLEDECEGİZ YADA AKILSIZLIK YA VAR DİYECEGİZ YADA YOK VARMI BUNUN ÖTESİ
      DÜNYADA İKİ KISIM İNSAN VARDIR
      1 AKLINI KULLANANLAR
      2 AKLINI KULLANMAYANLAR AKLINI NEFSİNİN ELİNE TESLİM EDENLER

      HER HANGİ BİR ATEİST YOK DEMEZ VEDE VARDIRDA DEMEZ İSE OZAMAN NE DER
      CEVAPLAYACAK BİR ATEİST VARMI YANLIZ OKUMUŞ BİR ATEİST OLMALI Kİ CEVAPLARKEN OKULDA Kİ EDİNDİGİ BİLGİLERLE CELİŞMEDEN VERECEGİ BİRÇEVABIDA OLSUN TABİ BUNU NASIL BECERECEK AKIL VE MANTIGNIN DIŞINA CIKMADAN COK MERAK EDİYORUM OKUMUŞ BİR ATEİST

      —————————————————————-

      ‘Allah yoktur’ diyen profesöre Einstein’ın cevabı!..

      Üniversite profesörü, öğrencilerine su soruyu sorar;

      – “Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı?..”

      Bir öğrenci ayağa kalkar ve cevaplar.

      – “Evet, her şeyi Tanrı yarattı!..”

      Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine “Evet efendim” diye cevaplar…

      Profesör devam eder.

      – “Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise kötülüğü yaratan da Tanrı’dır… Çalışmalarımızda uyguladığımız kesinleştirme prensibine göre de kötülüğü yaratan olduğuna göre, Tanrı kötüdür…”

      Çocuk, profesörün bu mantık yürütmesi karşısında şaşırır ve yerine oturur…

      Profesör, Tanrı’nın insanların içinde yarattığı bir efsane olduğunu aklı sıra kanıtlamış olmaktan mutludur…

      ***

      Bunun üzerine başka bir öğrenci ayağa kalkar ve profesöre şu soruyu sorar:

      – “Soğuk var mıdır sayın Profesör?..”

      Profesör şaşırır:

      – “Nasıl bir soru bu böyle?.. Tabii ki var” diye cevaplar…

      “Sen hiç soğukta üşümedin mi?..”

      Bunun üzerine çocuk şöyle söyler:

      “Hayır profesör, aslında soğuk yoktur… Fizik yasalarına göre gerçek hayatta biz ‘sıcaklığın yokluğu’na ‘soğuk’ adını veririz… Aslında soğuk diye bir şey yoktur… O sadece sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için ürettiğimiz bir kelimedir” der ve devam eder.

      – “Karanlık var mıdır profesör?..”

      Profesör cevap verir:

      – “Tabii ki vardır… Sen hiç karanlıkta kalmadın mı?..”

      Çocuk bir kez daha atılır:

      – “Korkarım gene yanılıyorsunuz Sayın Profesör… Çünkü esasında karanlık diye bir şey de yoktur… Gerçek yaşamda karanlık; ‘ışığın yokluğu’na verilen addır…

      Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız…

      Gerçekte, biz Newton’un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz….

      Fakat karanlığı ölçemeyiz…

      Bir basit ışık karanlık bir mekânı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar…

      Çünkü gerçekte karanlık yoktur, ışıksızlık vardır…

      Mesela siz uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz?..

      Işığın miktarını ölçerek!..

      Bu doğrudur değil mi?..

      Öyleyse karanlık denilen şey, insanlar tarafından ışığın olmadığını anlatmak amacıyla kullanılan kelimedir…”

      ***

      Profesör afallamıştır ve çocuk son darbeyi vurur:

      – “O zaman size son bir soru daha sormak isterim Sayın Profesör… Şeytan var mıdır?..”

      Profesör bu kez pek emin olamamakla birlikte yine de cevaplar..

      – “Vardır… Açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde görürüz…

      O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, şiddette yer alır…

      Bunların tümü şeytanın kendisinden başka bir şey değildir…”

      Çocuk “hayır anlamında” başını sallar profesöre…

      – “Şeytan yoktur efendim… Yani kendi başına yoktur…

      Şeytan basit olarak Tanrı’nın yokluğudur…

      O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi insanın Tanrı’nın yokluğunu tarif etmek için yarattığı bir kelimedir…

      Kötülük ve Şeytan, insanın Tanrı’yı ve sevgisini yüreğinde hissetmediği zaman yaptıklarına verilen addır…

      O, aynen sıcaklığın olmadığı yere adını verdiğimiz ‘soğuk’, ya da ışığın olmadığı yere adını verdiğimiz ‘karanlık’ gibidir…

      Şeytan ve kötülük, Tanrı’nın içimizde olmadığı anda yaptıklarımıza verdiğimiz addır…”

      ***

      Profesör kürsüde afallamıştır…

      Fizik yasalarından hareket ederek bu soruları soran ve cevapları vererek profesörü allak bullak eden genç öğrencinin adı Albert Einstein’dır…

      Dün okuyucum Yılmaz Günay’dan gelen bu maili okuduktan sonra, Google’da “Küçük Einstein’ın, kürsüdeki profesöre verdiği cevapları” içeren küçük dramayı izledim…

      Türkçe altyazılı, Almanca orijinalinden…

      1955 yılında 76 yaşındayken öldü Albert Einstein…

      20. yüzyılın en büyük fizikçisi olarak kabul ediliyor…

      Einstein’ın beyni, ölümünden sonra otopsinin yapıldığı Princeton Üniversitesi Tıp Merkezi’nde korunuyor…

      Kötülük yapanların ya da “bunun içinde şeytan var” dediklerimizin, aslında içlerinde sadece Tanrı’nın olmadığını onun sevgisinden yoksun olduklarını örneklerle anlatıyor Einstein…

      “Ben kötüyüm” diyenler, “yaşasın kötülük” diye nara atanlar, “kötü olmaktan” gizli gizli zevk duyanlar, aslında sadece Tanrı’sız olduklarının farkındalar mı?..

      Ne zavallı bir durum…

      Yapayalnız ve Tanrı’sız…

      Üstelik kendilerini o ufak bedenlerin içinde bir başlarına dünyanın merkezi zanneden egosantrik bir başıbozukluk…

      • toro dedi ki:

        Sayın bir kul,

        Yukarıda Einstein’le alakalı olarak alıntılayıp burada paylaştığınız hikaye ile alakalı olarak size iki soru sormak isterim!

        Alıntı aynen şu şekilde başlamış;

        ‘‘Allah yoktur’ diyen profesöre Einstein’ın cevabı!..” sizin alıntınızdan alıntı

        Vuku bulan bu olay bir müslüman okulunda, müslüman öğrencilere ders veren ama onların inandığına inanmayan bir profesöre yine müslüman olan bir öğrencinin verdiği cevapları mı anlatıyor?

        Hikayenin başlık hariç kalanında, o varlıktan ”Tanrı” olarak bahsedilirken nasıl oluyor da başlıkta, bu olayda adı geçen profesörün ”’‘Allah” yoktur dediği iddia edilebiliyor?

        Diğer soruya geçelim;

        ‘‘Allah yoktur’ diyen profesör”, için şeytan da yok hükmünde olacağından yani olmayan birşeyin yarattığı bir varlık tasfirinden bahsedilemeyeceğinden tanrıya inanmayan birinin şeytana var diyebileceğini düşünebilir miyiz?

        Dolayısıyla hikaye kendi içinde tutarsızdır, anlamsızdır. Hikaye doğru olsa bile profesör kararsızdır ve neye inandığının farkında değildir! Dolayısıyla kendi fikirlerini savunabilecek netliğe erişemediğinden bir duruşu temsil ettiğine atıf yapılamaz!

        Hikayenin geri kalanıda henüz fikirlerinde netliğe ulaşmamış bir öğrencinin o yaşta ulaştığı sonuçları sergilemeye çalışmasından ibrettir!

        Burada önemli olan insanın isimlendirdiği sonuçlar ya da algılar değil realitedir. Şöyleki;

        Kainatta karanlık ve soğuk aydınlık ve sıcaklığa karşı dominanttır yani asıl güçlü olanlardır! Bu konuda kesin kanaat belirtmek adı dünya denen bir gezegende yaşayan ve o gezegenin sentezlenmiş sonuçlarına göre hareket eden ve düşünen varlıklara kalmamıştır! Evrenin sadece %5 i aydınlık ihtiva eder. Yani evren karanlık ve soğuktur!

  17. bilal dedi ki:

    EVRENE HAKİM OLAN DÜZEN VE YASALAR BİR YARATICIYI GÖSTERİYOR: Galaksilerin
    uzayda rastgele dağıldıklarını ileri sürülen teoriler modern araçlarla yapılan gözlemler sonucunda
    önemini kaybetmiş,hepsinin belli bir düzen içinde yer aldıkları,gök cisimlerinin hepsinin belirli yasa-
    lar dahilinde hareket ettikleri anlaşılmıştır….Google de ” GALAKSİ-VİKİPEDİ ” ( Modern araştırma
    bölümü ) EVERNDEKİ DÜZEN. Pozitif bilimler tarafından doğanın dev yapısı hakkında bize öğre-
    tilen her şey,kesin bir düzenin hüküm sürdüğünü göstermektedir.Algılarımızla tanımlayabildiğimiz
    kadarıyla,bu düzen ancak amaçlı bir düzenleme sayesinde ortaya çıkmış olabilir.Dolayısıyla evrenin
    bilinçli bir düzene sahip olduğuna dair açık kanıt vardır..Nöbel Ödüllü ünlü Alman fizikçi Max Planck
    Evet,evrendeki düzen ve yasaları oluşturan madde ötesi üstün bir zeka,akıl,bilinç ve Irade sahibi YARATICI bir Kudret vardır.. Evet,evren,bilinçsiz ve amaçsız oluşmamıştır.Madde cansız ve bilinç-
    sizdir.Öyleyse bu cansız ve bilinçsiz maddeyi etkileyip oluşturan,üstün bir zeka,akıl,bilinç ve Irade
    sahibi bir YARATICI vardır…..MADDE EZELİ VE EBEDİ OLAMAZ; Çünkü,maddenin bir özelliği
    ” EYLEMSİZLİKTİR ” Yani maddenin sahip olduğu koruma isteğidir.Bu nedemektir ? MADDEYE
    bir faktör etki etmediği sürece hep aynı konumda kalmaya devam edecektir.Yani bulunduğu ilk ko-
    numdan başka bir konuma geçmez… Madde EYLEMSİZLİK özeliğini korumayarak ilk konumundan
    bugünkü konuma gelmişse,bu onun ezeli ve ebedi olmadığını gösteriyor.EYLEMSİZLİK özelliğine
    sahip olan maddeyi,bukünkü duruma getiren ( evreni oluşturan ) Madde ötesi bir bilinç,zeka,akıl
    ve yaratıcı bir KUDRET vardır. Bu evren ne bilinçsiz,ne amaçsız,ne de şans ve tesadüf sonıcudur.
    Onun varlığını yokluğuna etkileyen yüce bir yaratıcı KUDRET vardır.Yoksa yok olmaya veya sahip
    olduğu eylmesizlik özelliğini hep koruyarak bulunduğu ilk konumdan bugünkü konuma gelmesi söz
    konusu olamzdı…..

    • elevation dedi ki:

      Güneş sistemi nasıl oluştuysa evrende öyle oluşmuştur. Güneş sisteminde de bir düzen var ama belli yasalr çerçevesinde meydana gelmiş bir düzen. Evrende başta gaz bulutudur. Kütleçekim kuvveti etkisiyle uygun yoğunlaşan gaz kitleleri galaksileri oluşturur. Diğerleri uzay boşluğuna dağılır vs.

      Evrenin başlangıcında madde yoktu, tüm madde enerji halindeydi. yani newtonun “eylemsizlik yasası” geçerli değildi. fizik yasaları bile bilindik anlamda yoktu. kuantum mekaniği yasaları ya da ona benzer yasalar hakimdi. patlama neden oldu dersen, çoklu evrenler teorisine göre M kuramı yani Membran kuramı diye bir şey var. Buna göre evren 4 değil (uzay-zaman) 4ten fazla fiziksel boyuta sahiptir. büyük patlamaya yol açan etmenler bu 4 fiziksel boyutun dışında kalan boyutlar. Büyük patlama öncesinde bu boyutlar tekil haldeydi. Hatta bunun teorisi bile var teorik fizikte:

      http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCpersicim_kuram%C4%B1

      http://tr.wikipedia.org/wiki/Sicim_kuram%C4%B1

      http://tr.wikipedia.org/wiki/M-Kuram%C4%B1

      Patlamadan sonra 4 boYutun dışında kalanlar kuantum düzeyine çöktü bu nedenle biz sadece zaman ve mekan algısına sahibiz.

      Yani görülebileceği gibi bir yaratıcıya gerek kalmıyormuş. Evrenin oluşumuda F=m.a gibi şeylerle açıklanabilirmiş.

  18. bilal dedi ki:

    Evrenin düzen ve yasalarından söz ediyorsunuz.Yani size göre de evrene düzen ve yasalar hakim-
    dir.Bundan hareketle evren ve evrene hakim olan bütün düzen ve yasalar, a) Ya bu evren ve onu oluşturan düzen ve yasalar şans eseri olup tasadüfen oluşmuştur ? b) Ya da,bu cansız,billinçsiz, iradesiz madde,üstün bir zeka,akıl,bilinç,irade sahibi madde üstü yüce yaratıcı bir KUDRETİN ira- . desiyle oluşmuştur…? Yani önümüzde iki seçenek var, ya bütün evrenı ve onun bütün yasalarını
    tesadüflere bağlayacağız,ya da Üstün bir zeka,akıl,bilinç ve Irade sahibi bir yaratıcı kudrete.! Akıl ve mantığımızla hareket ediyorsak,bu cansız,bilinçsiz ve iradesiz olan evren ve mükemmel olan
    onun bütün ysalarını bir yasa koyucuya,bir yaratıcı kudrete bağlarız. Akıl ve mantık,bu koca evren
    ve onun bütün mükemmel yasalarını bir şans ve tesadüfe bağlayamaz….. Evren ve onun bütün
    mükemmel yasalarını bir şans eserine veya tesadüf sonucuna bağlamak akli selime ve mantıka
    aykırıdır. Bir gök delenin,bir uçağın,bir fabrikanın,elimizdeki bilgisayarın vs.ne varsa hepsinin tesa-
    düfler sonucu veya şans eseri olarak kendiliğinden oluştuğuna inanmak ve düşünmek nasıl bir man-
    tıksızlık ise,şu koca evren ve onun bütün yasalarını şansa ve tsadüflere bağlamak da o kadar an-
    lamsız ve mantıksızlıktır. Şimdi soruyorum size,şu koca evren ve onun bütün mükemmel yasalarını şansa,tasadüflere bağlamak mı akle,mantıka ve ilme uygundur,? Yoksa bunları üstün bir zeka,akıl, bilinç,irade ve yaratıcı bir güce bağlamak mı ? Ben sana diyorum ki,ilk madde veya enerji kendili- ğinden,şans ve tasasadüflerle mi oluşmuş veya bunu oluşturan etmen nedir.? İlk maddeyi veya enerjiyi var olmaya bir etmen olmasaydı madde veya enerji kendiliğinden nasıl oluşa bilmiştir.?
    İlk madde veya enerjiyi üreten,oluşturan bir faktör ( üretici,mücid,yaratıcı ) olamsaydı,bunlar şansla, tesadüfle veya kendiliğinden oluşabilir midi ? Üretici bir kaftör yoksa,enerji kendiliğinden üretilir mi ?
    Mesela: GÜNEŞ,füzyon reaksiyonları sonucu oluşan enerjiyle etrafına ve dünya gezegegenimize
    ışık ve enerji saçıyor.Güneş diye bir enerji kaynağımız olmasaydı,bugün dünyamıza saçılan ışık ve
    enerji olacak mıdı.? Güneş bu ışık enerji için bir faktör ve bir kaynaktır.Bunun sayesinde dünyamıza
    gelen ışık ve enerji üretiliyor.Yani bir kaynak,bir faktör,olmazsa enerji üretilemez.Peki,ilk madde ve-
    ya ilk enerjiyi üreten,var eden faktör nedir ? Üretici bir faktör olmadan enrerji kendiliğinden üretile-
    meyeceğine göre,enerjiden öte,üretici,yaratıcı,bilinçli bir mücid vardır demek.Üretici faktör yoksa,
    üretilenden de söz etmek mümkün değildir.Diyorsunuzki,” güneş sistemi nasıl oluştuysa evren de
    öyle oluşmuştur,buna itirazımız yoktur.Ama şu bir gerçektir ki,Big,Bang’ tan önce şu anki güneş,
    dünya ve bütün gök cisimleri yoktu.İlk madde,ilk enerji vardı.Bu ilk enerjiyi üreten ve var eden fak-tör nedir ? Bize onu anlat.! Üretici bir faktör olmadan enerjinin,şansla,tasadüfle ve kendiliğinden
    üretilmesi veya oluşması mümkün değildir.Üretilen bir şey için,mutlka üretici bir faktör gerekir.İşte
    O üretici faktör,enerji ötesi üstün bir zeka,akıl,bilinç ve irade sahibi yaratıcı bir müciittir. Yoksa ne
    ilk enerji oluşurdu,ne de oluştuktan sonra kendiliğinden bugünkü duruma gelebilirdi.? Bak karde-
    şim basit bir iki örnek vereyim. Ben elime bir ekmek alıyorum ve sana bu ekmeği pişiren kim ? diye
    soruyorum,sen de bana şu ekmek undan, o da buğdaydan oluşmuş diye cevap veriyor gibisin.Ve- ya biz dev bir tesisi geziyoruz,ben sana bu dev tesisi kuran teknik elemanı kimdir? diye soruyorum
    sen de malzemeleri saymaya başlıyorsun.Şu şundan olmuş,bu bu şekilde olmuş diye anlatmaya
    çalışıyorsun. Ben bu dev kainat tesisinin teknik mühendisini ve mücidini soruyorum,sen onun yapılış
    şeklini projesini bana anlatıyorsun.Ben ise projeyi yapan mühendisi soruyorum.Bana anlattıklarınızı
    ben de biliyorum.onları anlatmana gerek yoktur.Projesini çizen ve oluşması için yasaları koyan kim?

    • elevation dedi ki:

      “.Yani bir kaynak,bir faktör,olmazsa enerji üretilemez.Peki,ilk madde ve-
      ya ilk enerjiyi üreten,var eden faktör nedir ?”

      Madde ve enerji yoktan varolmaz. Bunu nereden çıkarıyorsun. Büyük patlama teorisi, evrendeki tüm maddenin ve enerjinin başlangıçta tekil (singular) bir halde sonsuz yoğun ve sıfıra yakınsayan bir noktaya sıkışık olduğunu, patlama sonucu şimdiki evrene dönüştüğünü söyler. Bu enerjinin yoktan oluştuğunu söylemez. Uzay-zaman ve varsa başka boyutlarda bu aşırı yoğun enerjinin üstüne çökmüş vaziyetteydi. Çünkü kütleçekim çok fazla hatta sonsuzdu.

      Şimdi sen çıkıp güneş gibi gelip geçici bir gökcismiyle, bunu bir tutamazsın. Çünkü güneş ve diğer yıldızlar büyük patlama anından sonrasına ait fizik yasalarını alakadar eder. O fizik yasalarına uyarlar. Büyük patlamaya yol açan sebepler ise üstte verdiğim linklerde görüldüğü gibi çokboyutlu (sicim, süpersicim, m-teorisi) ve plank zamanı ile hacmini alakadar eden fiziksel yasalarla alakalı. Yani büyük patlamadan önce ve sonrasında hakim olan fiziksel sabitler, kurallar birbirinden farklı. İlkinde belirsizlik daha yoğun. İkincisinde genel görelelik ve kuantumdaki belirsizlikler sürmekle birlikte genel olarak Newton mekaniğine dayalı belirli yasalar hakim.

      • bilal dedi ki:

        ” Kütlenin Korunumu Kanunu ” yani, var olan şey yok,yok olan da var edilemez ” ifadesi,
        hangi koşul ve ortam için söylenmiştir ? BU KANUN KAPALI KUTU İÇİN GEÇERLİDİR.
        Yani enerjinin giriş ve çıkışı olmayan kapalı bir alanda bu yasa söz konusudur.Açık alan
        için bu yasa geçerli değildir.Evrenin ilk madde ve enerjisinin bulunduğu ortam böyle kapalı
        bir ortam değildi ki,bu yasa onun için de geçerli olsun.Onun bulunduğu ortam açık ve geniş
        bir uzay boşluğu idi..Bu yasa böyle bir ortam için geçersizdir. Maalesef,materyalistler kim-
        yacı L.Lavoisier’ in bunu hangi ortam için söylediğini adeta ondan söz etmemeye,gizleme- ye ve onun bu sözünü çarpıtmaya çalışıyorlar… Lavoisier kanunu olarak da adlandırılan
        ” Kapalı bir sistemde var olan çevrimler ve işlemler ne olursa olsun,kütlenin sabit kalacağı-
        nı belirten kanunduır.” Bu kanun kapalı olmayan bir sistemde geçerli değildir. Kütlenin ko-
        runumu yasasına dair bir deney: Şimdi her taraf kapalı bir kap düşünelim,İçinde yüzlerce
        çeşit bileşik bulunsun.Kabımızı tartalım ve ateşin üzerine koyalım.Bunun sonucu olarak
        da,kabın içinde çok sayıda reaksiyon olduğunu ve bir çok yeni bileşiklerin de teşekkül etti-
        ğini farz edelim.Deney sonunda kabımızı tekrar tarttığımız zaman,ağırlığının aynı kaldığı-
        nı görürüz. Çünkü,kabımız kapalı olduğundan dar madde çok olmamış,yani mevcut kütle
        kaybolmamıştır.Dardan da herhangi bir madde girişi olmadığından,yoktan yeni bir kütle
        meydana gelmemiştir. Dardan içeriye bir şey koysaydık veya içinden bir şey alsaydık,kutu-
        nun ağırlığında mutlaka bir değişme olacaktı.. Kısaca kütlenin korunumu,çerçevesi tespit
        edilmiş bir kapalı sisteme uygulanan ve maddenin dönüşümleri esnasında ağırlıkla ilgili
        münasebetleri gösteren bir kanundur… ÖZETLE,Kütlenin Korunumu Kanunu,kapalı bir
        sistemde geçerlidir,kapalı bir sistem dışında geçerli olamaz. İlk enerjinin bulunduğu uzay
        boşluğu kapalı bir sistem midi,ki bu yasa onun için de geçerli olsun ??? 2- Kütlenin Koru-
        numu Yasasının geçerli olmadığı bazı gerçek fiziki olaylar da mevcuttur. Mesela; Bugün
        maddenin enerjiye dönüştüğü bilinmektedir. Yani medde enerjiye dönüş yaparak madde
        aleminden yok oluyor. Einstein’in en önemli buluşu olan E=mc2 formülünden,m kütlesi ka-
        dar azalmanın enerji karl,c k hızının karesiyle çarpılması sonucu bulunmaktadır.Bu uygula-
        maya misal olarak bir atomun çekirdeğini tekil etmek üzere bir araya gelen nötron ve pro-
        tonların toplam kütlelerinin azalmasını verebiliriz……” Evet,ilk madde ve enerji nasıl oluş-
        muştur ? Bilim bunu çözememiştir ve ötesine de gidemiyor..! Şu kesindir ki,her varlık bir
        etki ve eylemin sonucudur.Yani etki ve eylem olmazsa bir şey meydana gelemez.İlk enerji
        ve madde bir varlık ise,bunlar da bir etki ve eylem sonucudur demek.,, Bu eylemi gerçek-
        leştiren faktör nedir.? İşte o faktör,madde ve enerji ötesi ÜSTÜN BİR ZEKA,AKIL,BİLİNÇ,
        İRADE SAHİBİ VE YARATICI BİR KUDRETTİR:SÖZ KONUSU BU YARATICI KUDRETE DE ALLAH DİYORUZ……

      • elevation dedi ki:

        Enerjinin korunum yasası, kapalı ve açık sistemler için değişmez. Nerenden uyduruyorsun bunları. Entropi ve Termodinamik yasaları için bu söylediklerin geçerli. Enerjinin korunumu için değil.

        Nükleer ya da başka türlü tepkimeler sonucu kaybolan kütle, çeşitli ışınlara ve enerjilere ya da başka parçacıklara dönüşerek vücut bulmakta, yine enerjinin korunum yasası kendini göstermektedir.

        Evrendeki madde de geçmişte tekil ve aşırı yoğun bir enerji halindeydi, yoktan varolmadı, vardanda yok edilemez. Madde nasıl yoktan varoluyormuş açık sistemde, fiziksel olarak kanıtla bakalım. Evren ortaya çıkmadan öncede madde yoktan varolmamıştı, zaten vardı, büyük patlama ile form ve norm değiştirdi. Yoğunlaşıp madde haline geldi ve evreni meydana getirdi.

      • Zeynep dedi ki:

        Adam size o ilk enerji nerden geldi diye soruyor. Tamam her sey dediginiz gibi oldu. Ama Allah yoksa sormasi ayip o singular sonsuz yogun ve o sifira yakinsayan bir noktaya sıkısık enerji nerden geldi acaba? Kim koydu onu oraya? Bu soruya Allah’in varligini kabul etmeyen ama durustce cevap veren bilim camiasinin cevabini vereyim size: “Bu konu hakkinda hala dusunuyoruz” Uretilen sonsuz paralel evrenler teorisininde zorlama bir teori oldugunu Allah inanci olmayan bir cok bilim dahi adami kabul etmektedir. 65 yil once Hubble in kagit uzerinde ispatladigi big bang ve evrenin genislemesini Allah i kabul etmek zorunda kalacaklari korkusuyla red etme cirpinislari, Hubble teleskopunun atilisiyla ve bu teorinin inkar edilemez hale gelisiyle son bulmustur ve Allah’in varligini kabul etmemek adina son bir cirpinisla ortaya atmislardir bu coklu evrenleri. Medya gucu ve bol bol cekilen Holywood filmleri ile de sanki kanitlanmis tek gerceklik gibi beyinlere sokusturulmustur. Ustelik bilim camiasinda cok ciddiye alinmasa bile. Ama bizim zavalli beyinciklerimiz tv de her anlatilani ciddi sanmaya meyilli ya, cok guzel kullanilmistir bu! Ustelik yaraticisiz bir varligi kanitliyormus gibi gosterilmeye calisilsa bile aslinda bu teori gercekse bile sadece Allah’in iyice karmasik ve muazzam bir yapi yarattiginin kaniti olmaktan oteye gidememektedir. Cunku hala o en onemli soruya, bastaki cok yogun ve sifira yakin tekligin nasil ciktigina cevap verememektedir. Bu teklik kendi kendini mi yaratmistir acaba? Vallahi bir dizi cansiz ve kendi akil ve iradesi olmayan evrensel sabit ve fiziksel kanunlarla tesaduflerin ic ice gecerek beni yarattigi gibi mantik disi bir seye inanarak kendi varligini bu kadar kolaylikla kucumseyenlerden olmaya niyetim yok benim. Beni sonsuz guc, ilim ve kudrete sahip Allah yaratti. Siz fiziksel sabitlerin cocuklarina da Allah akil fikir versin diyorum. Evinizde ancak bir milyon kombinasyonla acilan bir kasaniz olsa ve 2 saatin icinde soyulsa, bunu direk sifteyi bilen birinin actigini dusunursunuz. Tesadufen bulmus demezsiniz herhalde. Demeyin zaten gulerler. Ama evrenin baslangictan bugune tesadufen olma olasiligi on uzeri iki yuz iken, hi hi ole oldu diyebiliyorsunuz. Insan sabitler ve tesaduflerden yaratilinca bu kadar oluyor demek ki…

  19. hz.muhammed dedi ki:

    bilal bey
    CERN de bulunan bilim insanları senin tanrının olup olmadıgını araştırmıyorlar. o bilim insanları insanlık için, insanlara fayda saglamak için deneyler yapıyorlar.bence elinde kuranla CERN e git. ey salak bilim adamları de…boşuna milyon dolarlar harcıyorsunuz de.bakın kuranda allah anlatıyor.evreni nasıl yarattıgını.kurandan birkaç ayet göster işi bitir.CERN in kapısına kilit vur gel.

  20. bilal dedi ki:

    Enerji Korunum Yasası kapalı sistemde geçerlidir.BKZ: 1- ” KİMYA KANUNLARI-Vikipedi ” dikkatli
    okumanızı tavsiye ederim. Özellikle şu cümleye dikkat edin,” Kütlenin korunum kanunu zaman za-
    man Lomonosov-Lavoisier kanunu olarak da adlandırılan,kapalı bir sistemde var olan çevrimler ve
    işlemler ne olursa olsun kütlenin sabit kalacağını belirten kanundur.. denk bir ifadeyle açıklamak
    gerekirse kütlenin durumu yeniden düzenlenebilir fakat kütle yaratılamz veya yok edilemez. Böyle-
    ce kapalı bir sistem dahilindeki her türlü kimyasal tepkime ve proseste tepkenlerin kütlesi ürünlerin
    kütlesine eşit olmalıdır….” Dikkatlice okunduğunda bu yasa kapalı sistem için söz konusudur. Şu
    ifadeleri de iyice düşünüp okumak gerekir, ” Kısaca,kütlenin korunumu,çerçevesi tespit edilmiş bir
    kapalı sisteme uygulanan ve maddenin dönüşümleri esnasındaki ağırlıkla ilgili münasebetleri göste-
    ren bir kanundur….Kütlenin Korunumu perenbinin geçerli olmadığı bazı gerçek fiziki olaylar da mev-
    cuttur… ” Burayı da iyice okuyunuz. 2- Şu adrese de girmenizi tavsiye derim ” VAR YOK,YOK DA
    VAR EDİLEMEZ Mİ ? sorularlaislamiyet. Özetle,madde yoktan var edilemez,ifadesi velevki sizin
    gibi olsun yine sıfırdan ortaya çıkmış anlamına gelmez.Çünkü,ondan önce onu etkileyip var etmeye zorlayan üstün bir zeka,akıl,bilinç,irade sahibi yaratıcı bir etken var idı.Yani ilk,enerji mutlak sıfırdan
    meydana gelmemiştir.O kendinden önce var olan üstün bir zeka,akıl ve yaratıcı bir etken den hasıl
    olmuştur. O üstün etkene,müessir kudrete Allah diyoruz….. Her şey olduğu gibi madde ve enerji de
    bir eylem sonucudur.Bu eylemi yapan ve eneriyi üreten üstün bir zeka,bilinç ve irade sahibi bir kud-
    retin mevcudiyeti söz konusudur. Evet,ilk enerji mutlak sıfırdan hasıl olmamıştır.Onu etkileyen ve
    var etmeye zorlayan yaratıcı Kudret ondan önce zaten mevcut idi.Bu nedenle ilk enerji mutlak sıfır-
    dan meydana gelmiş değildir……

    • elevation dedi ki:

      http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCtlenin_korunumu_yasas%C4%B1

      “Kütlenin korunumu yasası, zaman zaman Lomonosov-Lavoisier kanunu olarak da adlandırılan, kapalı bir sistemde var olan çevrimler ve işlemler ne olursa olsun, kütlenin sabit kalacağını belirten kanundur. Denk bir ifadeyle açıklamak gerekirse kütlenin durumu yeniden düzenlenebilir fakat kütle yaratılamaz veya yok edilemez. Böylece, kapalı bir sistem dahilindeki her türlü kimyasal tepkime ve proseste tepkenlerin (yani reaktantların) kütlesi, ürünlerin kütlesine eşit olmalıdır.”

      Burada bahsedilen kapalı sistem senin anladığın anlamda kapalı sistem değil. Bir kavanozun içindeki tepkimede kütle korunur, eğer kavanozun ağzı açıksa gaz çıkışı (Hdirojen, oksijen vb.) olabilir, bu nedenle kütle korunmaz denmek isteniyor. Burada madde yoktan varolur denmiyor. Buyur göster bize madde nasıl yoktan oluşup vardan yok oluyormuş. Fiziksel olarak ispatla 🙂

      “Kütlenin Korunumu perenbinin geçerli olmadığı bazı gerçek fiziki olaylar da mev-
      cuttur… ”

      Hangi durumlarmış bunlar bir zahmet yazıverseydiniz. Kendinizi komik duruma düşürmeyin. 🙂 Nükleer tepkimelerde ya da enerji=kütlexışıkhızınınkaresi formülleri bile madde enerji denkliğini ifade eder. Madde yok olmaz, enerjide dönüşür. Nükleer tepkimelerde ısı ve radyoaktif ışınlara dönüşür mesela.

      • bilal dedi ki:

        Demek ki,kütle kapalı alanda korunur,açık alanda korunmaz.korunmayan kütle yok olmuş-
        tur.Yani madde olma özeliğini yitirmiştir.Çünkü maddenin yegane özelliği kütle olması ha-
        lidir. Kütle korunmaz nedemek ? Sonuç,kütlenin korunum yasası kapalı sistemde geçerli-
        dir yoksa kütle korunmaz.Yani yok oluyor.Hani var yok olmazdı.Yok da var olmaz dı.İşte
        bu yasa kapalı sistemde geçerlidir.İlk maddenin bulunduğu uzay boşluğu kapalı sistem
        değildi ki,orası için bu yasa geçerli olsun. Kütlenin korunumu prensibinin geçerli olmadığı
        bazı gerçek fiziki olaylar mevcuttur. MESELA; ” Bugün maddenin enerjiye dönüştüğü bilin-
        mektedir. Einstein’in en büyük buluşu olan E= mc2 formülünden ,m kütlesi Kadar azalma-
        nın enerji karl,c k hızının karesiyle çarpılması sonucu bulunmaktadır.Bu uygulamaya misal
        olarak bir atomun çekirdeğini tekil etmek üzere bir araya gelen nötron ve protonların top-
        lam kütlelerinin azalmasını verebiliriz. 35 / 17 CI şeklinde gösterilen klor atomu çekirdeği
        kütlesinin,18 nötron ve 17 protonun toplam kütlesine,yani 172.007277+ 182.008665=35.
        289005 atomik kütle birimine eşit olması gerekir. Burada 1.007277 bir protonun,1.008665 de bir nötronun kütlesidir.Fakat çok hassas deneyler sonucunda bir klor atomu çekirdeği-
        nin 34.96885 atomik kütle birimi olarak,yani,0.32016 daha az bulunmuştur.Aradaki kütle
        fark,enerjiye dönüşmüş,madde aleminden yok olmuştur.” Sana gösterdiğim yerden bunları
        okumamışsın.Demek ki,Kütlenin Korunumu Prensbinin geçerli olmadığı bazı gerçek fiziki
        olaylar da mevcuttur. Gösterdiğim yere girip okuyacaksın diye ben de yazmadım..Madde,
        enerjiye dönüş yapıyor.Ama dönüş yapınca,bu madde,madde olmaktan çıkıyor ve artık o
        bir madde değildir.O bir enerjidir.Madde,uzayda yer kaplayan,kütlesi olan her şeydir.
        Madde enerjiye dönüş yapınca kendi özelliğini kaybediyor,buna artık madde değil enerji deniliyor. Enerji maddeden oluşmuş olsa bile,artık madde yok olmuş,yerini ener bırakmış-
        tır.Evet maddenin özüne bakıldığında parçacıklardan oluşuyor.Fakat bu parçacıkların anti-
        leri dediğimiz karşıt yüklü olanları da vardır ki,bu parçacıklar bir araya gelince madde yok
        olur,yerini enerjiye bırakıyor.. Bir şeyin kütlesi varsa madde,yoksa madde değildir.Madde,
        enerjiye dönüş yaparken kütlesini korumadığı için artık o madde yok olmuştur.Ona madde
        denilmez.1-Demek ki, kütlenin korunumu yasası kapalı sistemde geçerlidr. 2-Bazı gerçek
        fiziki olaylarla da madde yine yok olabiliyor.. Sonuç,maddenin özelliği uzayda yer kaplayan
        kütle hali ise,enerjiye dönüş yapınca madde özeliğini yitirmiş ve yok olmuştur.Yerini enerji-
        ye bırakmıştır.Enerji maddeden oluşmuş olsa bile,artık o madde değildir.O bir enerjidir.
        Çünkü onda artık maddenin bir özelliği kalmamıştır……..

      • elevation dedi ki:

        Hayır Bilal, Kütle yok olmamıştır. Sadece açık sistemde bir bölümü kapalı alanın dışına çıktığı için kap dahilinde eksilmiştir. 🙂 Bu kadar basit bir şeyi nasıl anlamadın hayret ediyorum.

        Evrenin başlangıcındaki kozmik enerji kapalı alan denebilecek bir şeyin içindeydi. Bu nedenle sonsuz yoğun hacme sıkışmış diyoruz zaten.

        “18 nötron ve 17 protonun toplam kütlesine,yani 172.007277+ 182.008665=35.
        289005 atomik kütle birimine eşit olması gerekir. Burada 1.007277 bir protonun,1.008665 de bir nötronun kütlesidir.Fakat çok hassas deneyler sonucunda bir klor atomu çekirdeği-
        nin 34.96885 atomik kütle birimi olarak,yani,0.32016 daha az bulunmuştur.Aradaki kütle
        fark,enerjiye dönüşmüş,madde aleminden yok olmuştur.” Sana gösterdiğim yerden bunları
        okumamışsın”

        Tamam işte diyorsun ya enerjiye dönüşmüştür diye. Demek ki yok olmamış. Hem Klor atomunun kütlesi zaten 35 küsür. Buyur:

        http://tr.wikipedia.org/wiki/Klor

        Sağdaki tabloda Atom ağırlığı kısmına bakarsan,

        Atom ağırlığı 35,453 (2) g/mol

        deniyor. Yani bir eksik sözkonusu değil.

        http://www.google.com.tr/?gws_rd=cr#sclient=psy-ab&q=klor+atom+a%C4%9F%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1&oq=klor+atom+a%C4%9F%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1&gs_l=hp.3..0.515.3463.0.3666.18.12.0.5.5.3.468.2900.0j6j4j0j2.12.0….0…1c.1.22.psy-ab..4.14.1857.0L9410AwTR4&pbx=1&bav=on.2,or.r_qf.&bvm=bv.49784469,d.Yms&fp=a06b56c8efddf6d2&biw=1366&bih=605

        “Madde,
        enerjiye dönüş yaparken kütlesini korumadığı için artık o madde yok olmuştur”

        Enerji sonuç olarak bir gerçekliktir. Örneğin ısı ve ışık enerjilerini ele alırsak bunlar E=h.f gibi formüllerle ifade edilirler. Bu da Enerjiye rasyonel bir gerçeklik kazandırır. Zaten enerjinin korunum yasası vardır, maddenin değil. Evrende başta enerjiydi. Sonra bu enerji yoğunlaşıp madddesel evreni oluşturdu. Bana enerjinin yoktan nasıl varolacağını fiziksel yollarla ispat etmen gerekir.

      • elevation dedi ki:

        Enerjinin üç temel biçmi vardır; Elektrik, Isı ve Işık. elektrik elektronlarla temsil olur. Isı, kuvanta denen parçacıklarla, ışık iste fotonlarla. Yani enerjininde maddesel bir formu sözkonusu. Materyalizm, kesin olarak doğrudur. Örneğin nükleer tepkimeler sonucu açığa çıkan enerjinin büyük bölümü ısı şeklindedir. Bu da kuvantalardan meydana gelir. Plank’ın bununla ilgili çalışmaları var. Google’dan araştırabilirsiniz.

      • bilal dedi ki:

        Zaten İlk enerjinin mutlak yokluktan meydana geldiğini söylemiyoruz.Bu İlk enerji kendin-
        den önce var olan bir özden ( üstün bir zeka,akıl,bilinç irade ve yaratıcı bir kudret’ten )
        hasıl olduğunu söylüyoruz.Yani enerji mutlak yokluktan değil,bir sebepten hasıl olmuştur.
        O sebep de,enerji ötesi üstün bir zeka,akıl ve yaratıcı bir faktördur.Zira cansız,bilinçsiz ve
        iradesiz bir enerjı ne kendiliğinden oluşabilir,ne de bu evreni bu şekle dönüştürebilir.Ener- jiyi bugünkü evrene dönüştüren başka bir etmen,üstün bir zeka,akıl,irade ve yaratıcı bir güçtür. Evren ve onun yasalarının oluşmasında üstün bir zeka,akıl,bilinç,irade ve yaratıcı
        bir kudretin rol oynadığı açıktır…….

      • elevation dedi ki:

        EN’AM 6/101. O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Zevcesi olmadan nasıl çocuğu olabilir? Oysa her şeyi O yaratmıştır, her şeyi bilir.

        BAKARA 2/117. Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah’tır. O, bir işin olmasını dilerse, ona ancak “ol” der ve olur.

        Kuranda yoktan yarattığını söylüyor. Vardan değil. Sizinkisi inanç oluyor anlayacağın, bilimsel gerçeklik değil. Bu ayette yoktan ve benzersiz aynı anlamlarda kulanılmış. Yani evren panteistik bir tanrının icadı değil islam dinine göre.

  21. hz.muhammed dedi ki:

    sonra o bilim adamlarını hacca götür. taş öpsünler,şeytan taşlasınlar.sonra herbiri bir mezhebe girsin.
    kimi kafa kol kessin.kimi üstüne bomba taksın. gidip bagdat ta bir camide kendini patlatsın.kimi dinler ittifakı deyip ılımlı islamcı olsun.CERN de boş
    işlerle ugraşacaklarını.
    degil mi bilal…
    bütün ortadogu ülkelerini alt üst ettiniz.milleti hep cehalete davet ettiniz.hiç bir yerde huzur bırakmadınız.

    • bilal dedi ki:

      Dinimizde taş öpmek yoktur.Kabeyi öpmek ne kur’an’da ne de sünnete yeri vardır.Orada
      taşlanan şeytan değildir.sembolik olarak orada nefis ve kötülüğün simgesi olan şeytanın
      maneviyati taşlanır.Mezhepler islam değildir.İslam sadece kur’an’dır Sahih sünnet ise,
      kur’an’ın sadece şerhidir. 200 küsür sene mezhepler yoktu.Mezhepler kur’an ve mütevatir sünnetin dışında yapılan içtihatlardır.Dinen bu içtihatlar kimseyi bağlayamaz.İçtihatların bir çoğu zaten doğru değildir.Yüce Allah’ın gönderdiği islamda ne sünnilik,ne şiilik ve ne de başka bir oluşum vardır.Ortadoğuyu bu hale getiren kimler olduğunu hala anlamış gibi de-
      ğilsiniz.Irak’ı bu duruma düşüren amarikan emperyalizmi değil midir? 10 seneye aşkın İran
      ve Irak’ı çatıştıran emperyalist güçler değil midi.? Irak ve Afganistan’da iç savaşı çıkartan
      ve hala devam ettiren emperyalist güçler değil mi ? Bugün Ortadoğuda kan dökülüyorsa
      bunun yegane müsebbibi yine emperyalist güçler değil mi.? Ortadoğuyu bu hale getiren,
      müslümanı müslümana kırdıran ve düşman yapan yine emperyalist güçler ve onun yerli
      uşakları olan yöneticiler değil midir? Ortadoğuyu cahil ve geri bırakan,bu hale getiren em-
      peryalist güçler ve ortadoğuyu yöneten uşakları olmuştur.İsmi barış olan,dünyanın huzur,
      barış ve istikrarı hedefleyen yüce Allah’ın gönderdiği islam hangi ülkede var? Emevilerden
      bugünümüze (661.2013 ) Kadar hangi ülkede kur’an hukuku uygulanmıştır.? Hangi ülke-
      de kur’an hukuku vardır.? Ortaduğunun bu hale gelmesinin yegane sebebi bu halkların
      islam ve kur’an’dan uzak kalmalarıdır.İslamı ve kur’an’ı hakkıyla anlayıp uygulamış olsay-
      dılar,buralara barış,huzur,istikrar ve kardeşlik egemen olurdu. Buralara savaş değil,MAİDE
      32.ayette geçen من قتل نفسا بغير نفس فكانما قتل الناس جميعا ومن احياها فكانما احيا الناس حميعا الخ
      ” …Kim katil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan ( dünyanın huzur ve düzenini boz-
      mayan vs.haksız yere ) bir kişiyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur.Kim de bir in-
      sanın hayatını kurtarırsa sanki bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur,” Bu ilahi mesaj
      gönüllere hakim olurdu,kan dökülmeyecekti.Ve bu hadisi şerifin mesajı da insanların inanç
      ve hayat felsefesi olacaktı المسلم من سلم الناس من لسانه ويده Müslüman,diğer insanların elinden ve
      dilinden zarar görmediği kimsedir.” Evet,islama göre müslüman kimseye zerre kadar zarar
      veremez.vermemelidir. Bugün kan döken,bomba patlatan,insaların huzur ve düzenini bo- zanların islamla ne alaksı var.? Onların yaptıklarına,” Bir insanı öldüren,bütün insanları öl-
      dürmüş gibi sayan kur’an onay veriyor mu ? Kusura bakma,Ortadoğu ülkelerini alt üst eden ve onları cahil bırakan sizin medeni olarak gördüğünüz emperyalist güçler ve onların
      yerli işbirlikçileridir. Ortaduğuyu karıştıran,halklarını birbirlerine kırdıran,kan ve göz yaşı
      döktüren yine onlardır.Siz yanılıyorsunuz, Ortadoğunun huzurunu bozan ve buraya ceha-
      leti hakim kılan islam düşmanı emperyalist güçler ve onların işbirlikçi yöneticilerdir.İslam buralara hakim olsaydı,kan dökülmeyecekti,kimseye haksızlık ve zulum edilmeyecekti.
      Huzur,barış ve kardeşlik ortamı egemen olacaktı.Cehaletin yerine bilim hakim olacaktı.
      Ama buna,emperyalist güçler ve işbirlikçileri fırsat vermiyorlar..Bunlar müslümanları din-
      den,imandan uzaklaştırarak,cahil ve yoksul bıraktılar,Birbrlerine düşman yaptılar…..

      • elevation dedi ki:

        “Ortadoğuyu bu hale getiren,
        müslümanı müslümana kırdıran ve düşman yapan yine emperyalist güçler ve onun yerli
        uşakları olan yöneticiler değil midir?”

        Aynı zamanda onlara alet olan müslümanlardır. Sünni ve Şii çatışmasıdır. Durduk yere değildir. Nedeni mezhepler arası uzlaşmazlığa kadar uzanır.

        “Dinimizde taş öpmek yoktur.Kabeyi öpmek ne kur’an’da ne de sünnete yeri vardır.”

        Halife Ömer’in Hacer ül esved’i öptüğü ve şunları söylediği biliniyor,

        “Senin taş olduğunu, senden fayda ve zarar gelmeyeceğini biliyorum. Allah’a yemin ederim ki Hz. Muhammed (s.a.v)’in seni öptüğünü ve sana saygı gösterdiğini görmeseydim, sana saygı gösterip seni öpmezdim”

        Yani hem Muhammed öpüyormuş, Muhammed öptüğü içinde Ömer öpmüş bu saçmalığı.

      • MaMaLi dedi ki:

        bilal!kardeş,uzun yıllar suud da kaldım,senin müslüman,din daşların,haç mevsiminde,gözlerimle gördüm kerelerce,havaalanında toprağı öperken))mekke!de,karataşı öperken))kabe örtüsünü öperken))tavaf da fordculuk yaparken gözlerimle gördüm))kısacası sizin muhammed allah olmuş,allah muhammedin ibrikcisi olmuş))

      • bilal dedi ki:

        Sn.MaMaLi,

        bilal!kardeş,uzun yıllar suud da kaldım,senin müslüman,din daşların,haç mevsiminde,gözlerimle gördüm kerelerce,havaalanında toprağı öperken))mekke!de,karataşı öperken))kabe örtüsünü öperken)) tavaf da fordculuk yaparken gözlerimle gördüm)’ ‘sizden”

        Bu saydıklarıınızdan her hangi birini öpmek hurefe olup dinle hiç bir alakası yoktur. bunları yapan islamı bilmeyen kişilerdir,gerçek anlamda dinini bilen hiç bir müslüman bunlardan hiç birini öpmez,ayrıca buranın toprağı ne ise,oranın da aynıdır,hiç bir farkı ve kutsallığı yoktur.Bu tür hurafeler bilgiszlikten kaynaklanıyor,bunları yapanlar bilmeden günah işliyorlar.
        Fakat ”fordculuk ” iddianıza katılmıyorum,zira aşırı izdihamdan sana öyle görünmüş olabilir. Ayrıca hac niyetile değil de başka amaçlarla oraya gelmiş nice insanlar da var. Mesela:siz hac menasiklerini yerine getirmek için mi oradaydınız ???

        Saygılarımla.

  22. hz.muhammed dedi ki:

    televizyonda haber izlemek istemiyorum.islam ülkelerinde hep kan var.hem de nasıl kan.bir uçak düşünce milletimiz hayrete düşüyor.ancak libyada ırak ta mısırda hergün uçak düşüyor.hergün bir uçak dolusu insan ölüyor.bilal senin dinin 1400 senedir hiç fayda vermemiş ki insanlara…insanları sapıklaştırmış.eroin gibi dinin var.insan nasıl kendini patlatır.patlatıyor işte senin dininde kardeş.müslüman çocukları parçalıyorlar dindaşların be.kıyılır mı be…

    • bilal dedi ki:

      Benim dinim ve kur’an’ımın hükmü hakim olsaydı,insanlık çok fayda görecekti,Ortadoğuya,
      hatta bütün dünyaya huzur,barış,istikrar ve güven ortamı egemen olacaktı.Ortadğunun bu
      kötü durumda olmasının yegane sebebi islam ve kur’an hukukunun yürürlükte olmayışına
      bağlıdır.İnsanları öldüren,kan döken,huzur ve düzeni bozanların kur’an ve islamla hiç ala-
      kalası yoktur.. Gerçkten kur’an’ı ve islamı anlayan ve ona inanan bir insan hiç kimsenin ca-
      nına,malına,haysiyetine,hakkına,hukunkuna,el uzatamaz,hiç kimsenin huzurunu bozamaz,
      Bunları yapan islamla alakası yoktur.İslam kötü bir şeye asla müsaade etmez.Kim bunları yapıyorsa büyük bir insanlık suçunu işlemiş olur.İnancı,dini,düşüncesi,hayat felsefesi ne
      olursa olsun,islam inancına göre herkes Allah’ın kuludur Bir Allah’ın kuluna kötülük yap-
      mak veya saygısızlık etmek onu yaratan Yüce Allah’a saygısızlık etmiş gibi olur.İslama
      göre haksız yere bir insanı öldürmek bütün insanları öldürmek gibidir.İslam insanların hu-
      zur ve mutluğunu,dünyanın barış ve istikraını hedefleyen ilahi bir din ve hukuk nizamıdır.
      Tatbik edilmeyen ve yürürlükte olmayan bir hukuk sistemi ne kadar iyi olursa olsun,
      kendisinden bekleneni veremez ? İnsanlık,Kur’an’ı kendine hayat düstürü edinmedikçe
      ondan beklenen feydayı nasıl görecektir.? Evet,bugün Ortadoğuda dökülen kan ve göz
      yaşlarının sebebi kur’an ve ondaki ilahi mesajdan uzak kalmamızdır.İslam ve kur’an’daki
      ilahi mesajlara hakkıyla uyulmadığı sürece bu kan ve göz yaşları dökülmeye devam ede-
      cektir. Benim dinimden insanlık uzak kalıyorsa ondan nasıl faydayı görebilir.? Bir din,
      bir hukuk yürürlükte değilse onda fayda görmek te mümkün değildir.Ortadoğunun hangi
      ülkesinde islam ve kur’an hukuku hakimdir.? Bu nedenle burada dökülen kan ve göz yaş-
      larının sebebi bu halkların kur’an mesajına uygun olmayan yaşam tarzlarıdır.Kur’an’ı ken-
      dilerine hayat düstürü edindikleri zaman ondan beklenen faydayı göreceklerdir… Hangi
      vicdanla dinimi suclayarak.1400 senedir insanlığa hiç fayda vermemiştir diyorsun ???
      Hele senin kastettiğin insanlık,dinimin o güzel mesajını uygulasınlar bakalım,nasıl faydayı görürler.? Asil,İnsanları sapıklaştıran ve onları eroin gibi yapan öldükten sonra Yüce
      Allah’a hesap verilemyeceğine dair sizdeki inançsizliktir.Kur’an’a ve islama hakkıyla inanan
      bir insan hiç kimseye zarar vermez.İnsanlara zarar veren ya sizin gibi inanci yoktur veya
      zayıftır…Ortaduğuyu karıştıran,birbirlerine düşüren zihniyet açısından hemfikir olduğunuz
      emperyalist güçler ve yerli işbirlikçileridir.
      .

      • MaMaLi dedi ki:

        bilal!senin dinini,kutsal kitabını sık sık(korunuyor),yazar durursun))allah demek koruyamıyor))şu ebabil kuşlarını göndersede,işbirlikcilerin,ve emperyalistlerin üstüne,bombalatsa olmazmı?))

      • 1okuyucu dedi ki:

        Bilâl;

        —Ortadoğunun hangi ülkesinde islam ve kur’an hukuku hakimdir.? (senden alıntı)

        sorduğun soruyu cevaplayan oldu mu bilmiyorum ama benimde cevaplamamda bir sakınca olmaz herhalde?

        Ortadoğuda şeriatle yönetilen Ülkelerin hepsi Kuran hükümlerine göre hüküm veriyorlar, hırsızının elini kesiyorlar, teröristin ya kollarını bacaklarını çaprazlama kesiyorlar yada hapse atıyorlar, zina yapana 100 kırbaç vuruyorlar, bankacılık sistemlerinde faiz yok, kısaca Kuranda bildirilen emir ve yasaklara göre hüküm veriyorlar, genel yasaklara uymakla birlikte bazı Ülkeler (adı biliniyor) aşırıya gidip sarhoş edici içecekler arasına keyif verdiği gerekçesiyle kahveyi de katıyorlar, diğer Ülkelerce kabul edilmediği halde muta nikâhı, recm gibi uygulama yapan Ülke var, (adı biliniyor) yani şeriatla yönetilen Ülkelerde Kuranın tanrısının emir ve yasaklarının tamamına yakını aynen uygulanıyor, (enfal-39 dışında)

        o nedenle şeriatla yönetilen Ülkelerde Kuran hukukunun uygulanmadığını iddia edemezsin, uygulamaları da uygulayanların hatası olarak gösteremezsin, yani İslâmı güzel bir şeymiş gibi gösterme çabalarına ters düşüyor diye Kuranın sebep olduğu realitenin suçunu, uygulayanlara yükleyerek gerçeklerin üstünü örtemezsin?

        —Ortaduğuyu karıştıran,birbirlerine düşüren zihniyet açısından hemfikir olduğunuz
        emperyalist güçler ve yerli işbirlikçileridir. (senden alıntı)

        tam tersi, emperyalist güçler ve onların yerli işbirlikçilerinin amacı Ortadadoğuyu kan gölüne çevirmek değil Ortadoğudaki enerji kaynaklarını birlikte sömürmektir, bunun içinde sömürdükleri bölgelerde siyasal istikrarsızlığın, kaos ortamının olmasını istemezler, çünki yabancı sermaye ( gelişmiş üretim teknolojilerine sahip firmalar) siyasal istikrarsızlığın, koas ortamının olduğu bölgelere gitmek istemezler,

        oysa Orta doğudaki kan gölünün sebebi mezhep ve tarikatların ortaya çıkmasına sebep olan müteşabih ayetlerdir,

        o nedenle müteşabih ayetlerin sebep olduğu sonucu emperyalistlere ve yerli işbirlikçilerine yükleyerek realitenin üstünü örtemezsin, çünki adına Kuran denilen kitap varken, ne emperyalistler nede yerli işbirlikçileri, isteselerde Orta doğudaki kan gölünü önleyemezler,

        o nedenle suçluyu başka yerde arama, suçlu gözünün önünde duruyor?

        aklıma gelmişken sorayım, şu Araplardan bile daha iyi bildiğini iddia ettiğin Arapçayı nerede öğrendiğini çok merak ediyorum, hangi okulda veya hangi dershanede, hangi dergâhta, açıklarsan öğrenmiş oluruz.

  23. hz.muhammed dedi ki:

    sizden korkuyoruz be bilal.klavye arkasından yazıyoruz…insanları öldürüyorsunuz be.nasıl kıydınız Turan DURSUN a.
    o kimseyi öldürmemişti ki.o kimseyi silah zoruyla dininden etmemişti ki.korktunuz ondan.zekasından.

  24. hz.muhammed dedi ki:

    size hatalı ayet gösteriyorlar.siz o ayetin dogru oldugunu başka bir ayetle ispatlamaya çalışıyorsunuz.
    bir ayetiniz köleleri yerin dibine sokuyor.başka bir ayetiniz köleyi yüceltiyor.biz size kölenin yerin dibine sokan ayetleri gösteriyoruz.siz de bize köleleri yücelten ayetler gösteriyorsunuz.
    kitabınız bir şey diyor. on sayfa sonra başka bir şey. siz ne yapıyorsunuz.bir ayeti başka bir ayetle çürütmeye çalışıyorsunuz.

  25. hz.muhammed dedi ki:

    bilal kardeş bak.
    evet evrende bir sır var.ancak şunu bil ki. bu sırrı ne bilim çözebiliyor ne de senin dinin.
    son nokta.

  26. hz.muhammed dedi ki:

    emperyalist güçler islam dünyasını karıştırıyor demişsin.
    bir örnek verecegim.ABD afganistana girdiginde taliban afgan halkına taş devrini yaşatıyordu zaten.
    bilal bey şunu açıklarmı sınız?
    müslümanlar emperyalist güçler tarafından kullanılmaya neden bu kadar açıklar.
    geri zekalılar mı?
    islam mı onları salaklaştırıyor acaba.

  27. hz.muhammed dedi ki:

    ayşe ve muaviyeyi ali ile 1400 sene önce savaştıranlar emperyalistler miydi?
    pislik bizim içimizde demeye dilin mi varmıyor?islam dünyasındaki kavgaların 1400 sene öncesinden kaynaklandıgını niye kabul etmiyorsun?
    sen bana insancıl kaç ayet kaç hadis gösterirsen göster. ama müslümanın müslümanı kıyıp geçirdigi gerçegini örtemezsin.

  28. hz.muhammed dedi ki:

    bilal şunu hiç düşündün mü?
    1400 yıl öncenin en ilkel toplulugu olan bedevilerin dinini seçmissi
    n.
    peki muhammed 2013 te arabistanda bir arap olarak peygamberligini ilan etseydi gerçekten ona inanır mıydın?
    muhammede niye inanıyorsun biliyor musun?sırf ailen müslüman oldugu için.ailen budist olsaydı sen şimdi müslüman mı olacaktın? hadi oradan!şimdi bana budizm i övecektin,

    • bilal dedi ki:

      İlk inen ayetler insan bile sayılmayan kölelerin lehine önce hukuki düzenlemeler getirerek,
      onları da insanlık açısından hürlerin statüsüne getiriyor,daha sonra uygun zaman ve ze-
      minde köleliği yasaklıyor.Peki,hangi ayetler köleleri yerin dibine sokuyor gösterir misiniz.?
      Kitabımız farklı bir şey söylemiyor,siz meal ve yorumlardaki hatalara bakarak, artniyeti-
      nizle yanlış değerlendirmelerde bunuyorsunuz .Kitabımızın hiç bir yerinde iddia ettiğiniz
      farklı şeyler söylenmiyor.Farklı şeyler söyleyen varsa, o da hatalı meal ve yorumlardan
      kaynaklanıyor.Bu da artniyetli olan sizin gibilerin işlerine geliyor. Kur’an’ın doğru anlaşıl-
      masını istemiyorsunuz.Çünkü doğru anlaşılır ve elinizdeki saçma sapan uyduruk rivayet-
      ler de olmazsa islama saldıracak bir silahınız kalmıyor.Onun için kur’an’ın doğru anlaşıl-
      masını doğal olarak istemezsiniz…Hiç bir ayet başka bir ayeti çürütmez,tam tersine bir-
      birlerini tasdikliyor ve takviye ediyor.. Ama artniyetinizle birlikte kur’an’a olan kin ve vefreti-
      niz sizin gönül gözünüzü kör etmiştir.Artık bu artniyetinizle hakikatleri görmeniz mümkün
      olmaktadır.
      ===========================================================
      ..İslam dünyasındaki mevcut gayri islamı yönetimler söz ettiğiniz müslümanları (Taliban
      vb.) gerçek kur’an anlayışından uzak bırakarak islama zarar verecek şekilde yetiştirmiş bulunmaktadırlar. Bunlardaki islam anlayışı kur’an mesajının bir çoğuyla uyuşmayan
      yanlış bilgi ve kendi kültürlerinden kaynaklanıyor.Bu nedenle başkalar tarafından kulla-
      nılmaya açıktırlar. Bir çok tutum ve davranışları kur’an ve islamla hiç bağdaşmıyor.
      Kur’an ve islama aykırıdır.Onlar kur’an’dan ziyade kendi kültürleriyle hareket ediyorlar.
      Ve bu kültür ve yanlış bilgilerini de islama mal ederek,ona en büyük zararı da veriyorlar..
      Afganistan 30 küsür senedir emperyalist güçlerin işgali ve yönetimindedir.İşte onları
      bu duruma getiren,birbirlerine düşüren ve iç savaşı onlara devam ettiren emperyalist güç-
      lerdir. Onlar gerçek islam ve kur’an’ı öğrenmiş olsaydılar,bu gükünkü durumda olmayacak-
      lardı,kardeş kardeşi öldürmeyecekti,iç savaş olmayacaktı.Ama onların bu durumu emper-
      yalistler için bulunmaz bir fırsattır.Maalesef,bu tür oyunlar halkı müslüman olan bütün
      ülkeler üzerinde oynanmaktadır. Buralarda dökülen kan ve göz yaşlarının dinmesi, ancak
      islamı doğru anlamak ve kur’an’ı hayat rehberi edinmekle mümkün olabilmektedir…Onlar
      islamı doğru algılayıp olup hakkıyla uygulamış olsaydılar emperyalistlerin oyuncağı haline
      gelmeyeceklerdi..Onları ve Ortadoğuyu bu acıklı durumdan kurtaracak olan yegane husus
      islam ve kur’an’ı doğru anlamak ve doğru yaşamaktır……..
      Emevi hanadanlarının gerçek islamla ne alakaları var.? Onlar,İslam ve kur’an hukukunu
      yürürlükten kaldırarak islama aykırı monarşi yönetimini getirmediler mi.? Zaten islamı bu
      duruma getiren onlar olmuştur.Müslümanların bölünüp paçalanmalarına,sünnilik ve şiilik
      diye gruplara ayrılmasına sebebep olan bunlardır….Bunları öven kim vardır.?

    • bilal dedi ki:

      İslam 1400 sene önce gelmiş olsa bile onun evrensel mesajı en adil,en insanı ve en mede-
      ni ilkeleri itihava etmektedir.İslam insanlığın huzur ve mutluğu için yegane ilahi nizamdır.
      Hiç bir beşeri sistem onun gibi adil ve insanı olamaz.İslam,huzurdur,mediniyettir,insanlıktır,
      barıştır.kardeşliktir.gerçek özgürlük ve eşitliktir.O evrensel olup kıyamete kadar da gelip
      geçecek bütün toplumların ve çağların yegane hayat kaynağıdır.Onun mesajını alıp
      tebliğ eden hz.Muhammed’de Allah’ın elçisi ve bütün insanlık için en güzel ahlakın tek ön-
      deri ve rehberidir..Ben islamiyeti annem ve babamdan öğrendiğim için değil,araştırararak
      yegane hak din olduğunu gördüğüm için inanıyorum…Ben gönülden inanıyorum. Ben isla-
      ma ve kur’an’a körü körüne inanmış değilim. Gerçekleri bu dinde gördüğüm için Müslüma-
      nım.”Ailen büdist vs olsaydı şimdi budizmi övecektin ”diye sarfettiğiniz ifade ancak sizin gi-
      biler için geçerlidir.Çünkü benim islama olan inancım taklidi değildir.Ailemin etksiyle değil,
      gerçekleri öğrendiğim için ben islama inanıyorum. Allah’a şükürler olsun,ben araştırarak
      bu inanca sahip oldum.İslam son ve evrensel hak dindir.İnsanlığın kurtuluşu,huzur ve mut-
      luluğu sadece islamdadır….

  29. hz.muhammed dedi ki:

    ben birkaç dini araştırdım.bana çok saçma harry potter masalları gibi geldiler.ben de dinsiz olmayı seçtim.bunu kendi irademle yaptım.
    peki ya sen? müslüman olmayı kendi iradenle mi seçtin?

  30. hz.muhammed dedi ki:

    iradem dışında bir dine tabi olmaktansa:kendi irademle dinsiz olmayı tercih ederim.

    • bilal dedi ki:

      Ben de islamiyeti yegane hak din olarak gördüğüm için kendi irademle onu tercih ediyo- rum…Bir de çok komik bir soru sormuşsunuz.”,Müslüman olmayı kendi iradenle mi seç-
      tin diye. ? ,Bu durum ancak sizin gibiler için söz konusu olabilir…. beni zorlayan mı var ? Dinsizliği nasıl kendi iradenle tercih etmişsen,ben de hak din olan islamiyeti içtenlikle
      kendi irademle seçmiş bulunuyorum……

      • rammsteinn dedi ki:

        eğer hindistanda doğmuş olsaydın budist olacaktın.israilde doğsaydın yahudi olacaktın.
        şimdi o dinleri savunuyor bu aynı şeyleri o dinler için yazıyor olacaktın.

  31. hz.muhammed dedi ki:

    ali,ayşe ve muaviyeyi emeviler döneminin aktörleri olarak degerlendirmişsin.oysa ali ve aişe muhammedin dostlarıydılar.ali muhammedi kendi elleriyle kabire bırakmadı mı? aişe nin odasında vefat etmedi mi muhammed?bu saygı duyulan iki insan savaşmadı mı?bu savaşta onbin sahabe ölmedi mi? bu savaş neyin savaşıydı? emperyalist güçlerin kışkırtmasıyla mı savaştılar?

    • bilal dedi ki:

      Arkadaş,biz bugünkü Ortadoğudaki acıklı olayları ve emperyalist güçlerin burada yaptık- ları tahribatları değerlendirirken,bunu 1400 sene önceki olayların bir sonucuy muş gibi göstermenin bir anlamı var.mı ? Irak-İran savaşı,Bağdat’taki olaylar,Afganistan’daki işgal,
      ve ortadoğudaki karışıklıkların nedeni 1400 sene önceki olaylar mıdır.? Ki aralarında
      bağlantı kurmaya çaba gösteriyorsunuz.? Bizim inancımıza göre yanılmayan ve hatası ol-
      mayan kul yoktur.Buna sahebeler de dahildir. İşte Islam ve kur’an’la pek alakası olmayan
      Emevilerin halifeliği ellerine geçirebilmek için hz.Osman’ın şehadetini istismar ederek
      maalesef müslümanları,birbirlerine düşürmek suretiyle bölüp parçladılar.Bu nedenle bu tür
      olayları çıkarmak onlar için bulunmaz bir fırsattı.Müslümanların hataları kur’an’a ve Islama
      mal edilemez.. Madem ki,emperyalist güçlerin yaptıklarını biliyorsunuz, neden onları de-
      ğil de hep mazlüm müslüman halkları eleştiriyorsunuz.? Bu,emperyalist güçler de sizin
      gibi gayri müslimlerdir. Ortadoğuyu karıştıran kan ve göz yaşlarının dökülmesine sebep
      olan sizin gibi gayri müslim emperyalist güçlerin olduğunu unutmayın…!

      • hz.Muhammed dedi ki:

        bilal bey;
        işte köleleri ve bedense engelli insanları aşağılayan iki ayet.
        ben mi ayetleri yanlış yorumluyorum.
        Nahl/75. Allah, hiçbir seye gücü yetmeyen, baskasinin mali olmus bir köle ile katimizdan kendisine verdigimiz güzel riziktan gizli ve açik olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç esit olurlar mi? Dogrusu hamd Allah’a mahsustur. Fakat onlarin çogu (bunu) bilmezler.
        Nahl/76. Allah, su iki kisiyi de misal verir: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir sey beceremez ve efendisinin üstüne bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayir getiremez. Simdi, bu adamla, dogru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse esit olur mu?

      • bilal dedi ki:

        NAHL- 75-76.ayetlerde ne köleler,ne de bedensel engelli insanlar aşağılanmıştır….!
        1-NAHL-75:ضرب الله مثلا عبدا مملوكا لا يقدر علي شيئ الخ” Allah size bir misal getiriyor.(Kendisine or- tak koştuğunuz putlar konusunda ) Hiç bir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkünde
        olan aciz biri ile ( eli kolu bağlı,başkasına muhtaç,mal mülkü olmadığından kimseye yardım
        edemez,aç ve yoksullara infak yapamaz insanlara hizmet sunamaz,kimseye menfaati do-
        kunamaz.vs. ) ومن رزقناه منا رزقا حسنا فهو ينفق منه سرا وجهرا الخ ” Öbür tarafta ( çalışıp kazanması
        nedeniyle) kendisine tarafımızdan güzel bir rızık ve imkan nasip ettiğimiz bir zat ki,ona ver-
        diğimiz serveti gizli – açık hayra ( insanların hizmetime,yoksul ve muhtaçlara ) harcayan
        özgür bir insan düşünün, ” هل يستون الخ ” Bu iki örnekteki insanlar, ( insanlara hizmet,iyilik ve
        infak yapma hususunda ) bir midirler ? İnsanlara yararlı olma ve hizmet sunabilme yönle-
        riyle aynı mıdırlar ? Biri insanların lehine hiç bir şey yapamıyor,öbürü ise,onların lehine
        her türlü infak ve hizmet yapabiliyor. Bu hususta ikisi aynı mıdır.? Evet bu örnekler-
        deki gruplar,insanı ve hukuki açıdan değil,hzimet yapabilme açısından değerlendirilmek-
        tedir. Bunlar,İnsani ve hukuki açıdan eşit olup olmadıklarının durumları değerlendirilme-
        mektedir..Yani kölelerın aşağılanması asla söz konusu değildir.Zaten bu bir darbi-mesel-
        dir ortada muşahhas bir kişi veya grup da yoktur.Kimse aşağılanmamıştır. 2-Önceki ayetle-
        re baktığımız zaman görüyoruz ki,bu darbı-mesel müşrikler tarafından tapılmakta olan ve
        hiç bir şeye gücü olmayan putlar ile her şeye gücü yeten Allah konusunda verilmiştir.Bun-
        dan hareket ederek de şöyle diyebiliriz. Hiç bir şeye güç yetmeyen putlar ile yaratan ve
        ve her şeye gücü yeten Allah bir mi.? Neden gücü her şeye yeten Allah’a değil de,hiç bir
        şeye güç yetmeyenlere tapıyorsunuz.? denilmektedir. 3- Özgür olmayıp hiç bir şeye gücü olmayan ile her şeye gücü olup özgür olan insanların bu misalı (yani bir olup olmadıkları)
        Allah’ın katında ve nazarında değil,o zamanki insanlar tarafından kabul gören mevcut sta-
        tüye göre olup,onların günlük hayatlarından alınmıştır…. Allah nazarında ve katında böyle
        bir şey yoktur.O zamanki insanların nazarında ve günlük yaşamlarında bu vardı.Ayet,onla-
        rın günlük yaşamlarıdan örnek bir getirmiştir.bununla Her şeye gücü olan Allah ile hiç bir
        şeye gücü olmayan putlarının bir olmadığı anlatılmaktadır. 4-NAHL-76:Burada da”dilsiz,
        (Yani hakkı hakikati anlatmaya çalışmayan ve doğru yolda olmayan vs.) ile hakkı hakikati bilen,adaleti dile getirip gerçekleştiren,dosdoğru yol üzere ilerleyen bir insan (bu yönleriyle)
        aynı mıdır.? ”deniliyor.Buradaki dilsizden maksat da hakkı bilip söylemekten aciz olan de-
        mektir.Mesela: Bakara-18:صم بكم عمي الخ ” Sağır,dilsiz ve kördürler onlar.” Bonlar,hakkı duy-
        mamak,söylememek ve görmemek açsından değerlendirilmiştir.Bunlar engelli değiller…
        Benzer bir ayet’ de MÜ’MİN 58:Yani burada da fiziksel engelli değil,ruh gözü ile( hakkı gö-
        ren ile görmeyenler ) kast edilmiştir. Hakkı gören ile görmeyenler bu yönleriyle bir olmaz.
        deniliyor. Demek ki ayetteki ” ابكم ” den maksat,bedensel engelli değildir.Olsa bile,hakkı
        bilen,adaleti dile getirip gerçekleştiren ve doğru yolda olanların bu yönleriyle bir değildir..
        deniliyor.ÖZETLE,bu ayetlerde köleler ve bedensel engelliler asla aşağılanmış değiller…

  32. hz.muhammed dedi ki:

    zaten müslümanlar arasındaki ilişkiler incecik bir ip üstünde?emperyalistler elbetteki bu ortamı degerlendirecekler.bak suriyeye.muhalifler ABD den silah açık bir şekilde istiyor.sen istersin de o vermez mi?bundan emin ol ki: ali ve ayşe bugün yaşasaydılar onlar da ABD den silah isterdiler.

  33. hz.muhammed dedi ki:

    oh iyi! hem emperyalist de silah iste.hem kafir de hem de kafirle gerdege gir.
    sen bizi baside alıyorsun kardeş.
    biz emperyalistleri de çok iyi biliriz müslümanları da.
    bizim davamız insan ve yaşam davasıdır.
    bizim davamız hak adalet davasıdır.
    biz ne alkolik bir toplum istiyoruz ne de zikir yapıyoruz diye bilinçsizce havaya zıplayan insanlar.

  34. hz.muhammed dedi ki:

    söyledigin ayetleri en kısa zamanda toplayacagım

  35. elevation dedi ki:

    Bu sitenin müslümanı bile dinini iyi bilmiyor 🙂 Aslında aralık ayından beri yazdığım günlerin başında bile bu durumu farketmiştim. Pante ateist gibi yazı hazırlıyordu, ama benim içimden sanki panteistmiş gibi bir his geçiyordu. Belki de sitenin isminden öyle geliyordu. Panteidar, panteizme bayağı benziyor çünkü.

    Panteistin hazırladığı siteden bu kadar olur ancak. 🙂 Müslümanı da panteist gibi olur. Gerçek bir müslüman gibi değil. Adama reformist desen değil, müslüman desen değil, böyle panteizme reformizme yaranmak için dinini kıvıran bir tip Bilal. Eğleniyorum 🙂

    • bilal dedi ki:

      Elevation ! 1- EN’AM-101: بديع السموات والارض ” Gökleri ve yeri eşsiz ve mükemmel yaratan
      O dur….” 2-BAKARA-117: بديع السماوات والارض ” Gökleri ve yeri eşsiz ve mükemmel yaratan
      O dur…” Bu iki ayette de بديع ” BEDİ’ ” kelimesi geçiyor.Bu kelimenin anlamı,eşsiz ve mü-
      kemmel yaratan ve var eden demektir.Ama mealciler,bu eşsiz ve mükemmel anlamından
      ziyade ” yoktan” ifadesini kullanmışlardır. Yoktan bile olsa yine anlamda bir sorun olmaz.
      Zira bu ayetler,” Önceden gökler ve yerin bugünkü anlamda mevcut olmadığını,daha son-
      ra yüce Allah onları yaratıp bugünkü duruma getirdiğini söylüyor.Yani Big Bang’tan önceki
      durumu açısından yok idiler.O zaman bugünkü gök cisimleri ve yer yoktu.Onları sonra var etmiştir. Yüce Allah onları ilk maddeden yaratıyor.Bu yönüyle gökler ve yer yok iken son-
      radan var edilmiştir.Bedi’ kelimesi,eşsiz ve mükemmel yaratan,icat eden demektir. Mutlak
      sıfırdan yaratma anlamı çıkmaz.Eşsiz ve mükemmel icat etmek,yaratmak.Kaynak- المعجم
      الوسيط = المغجم الرائد = المعجم العيني = المعحم = اللعة العربية الماصر ” Sen daha önce bana reformist
      diyordun,daha sonra vaz geçtiniz,şimdi de panteizme,reformizme yaranmak için…..” diye
      demeye mi başladın.? Kafana göre hayal mı kuruyorsun ? Kur’an’ın doğru mesajı ne ise
      ben ona inanıyorum. Ne panteizme,ne de reformize yaranma derdim yoktur.İslama göre
      de her şeyin varlık sebibi Yüce Allah’tır.Allah muşahhas bir cisim olmadığı gibi,madde gibi
      yer ve mekan kaplayan bir varlık de değildir.O madde üstü bir zeka,akıl,bilinç,irade sahibi
      yaratıcı bir kudrettir.O her şeyin varlık sebebi ve mücididir.Her şey onun gücünden ve ira-
      desinden hasıl olmuştur.O yer ve mekandan münezzehtir.Onun eşi,benzeri ve dengi olan
      hiç bir şey yoktur.Her şey onun kudret ve iradesinin sonucudur.O her şeyin ilki ve varlık
      sebebidir.Her şey ondan meydana gelmiştir… Ne panteizm,ne de reformizm.tek ve hak
      yol islamdır…
      ==============================================================
      Halife hz.Ömer’in Hacer ül esvedi öpmesiyle ilgili rivayet mütavatir olmayıp haberi ahaddır.
      Haberi Ahad kesin bilgi değil,zannidir.Bu nedenle haberi ahadın din konusunda hiç bir ge- çerli hükmü yoktur.Dini konularda ancak,haberi mütavatir bir şey ifade eder.Bu hz.Ömer’e
      isnat edilmiş bir rivayettir.Hz.peygamber kabeyi tavaf ederken her zaman binlerce sahabi
      onunla tavaf yapardı.Bu olayı sadece hz.Ömar mi görecekti? Başka sahabiler de bunu gör-
      mez midi ? Neden başka biri de hz.peygamberin Hacer ül esvedi öptüğünü görmemiştir ?
      Bu rivayette bulunan çelişki de onun sağlam bir rivayet olmadığını gösteriyor.Hz.Ömer, Hacer ül esved’e ” Senin taş olduğunu,senden fayda ve zarar gelmeyeceğini biliyorum….”
      dediği halde nasıl öpüyor.? Kendisi bunu bildiği halde haşa hz.peygamber bilmez midi?
      Madem ki,bu taşın fayda ve zararının olmadığını biliyorlar ve yüce Allah’da en ufak bir işa-
      retle bunu emretmemişse,neden öpmüşlerdir.? Bu inanca sahip olan hz.ömer,hz.peygam-
      berin Hacer ül esvedi öptüğünü görmüş olsaydı itiraz eder veya en azında sebebini sora-
      caktı a).Bu rivayet haberi ahaddir,hükümler konusunda Kabul edilemez b) Hz.ömer den
      başka bu olayı kimsenin görmemesi ve anlatmamsı düşündürücüdür. c) İçinde çelişkler
      vardır. d) Hz.ömer veya bir sahabiye ait bir söz hadis değildir.sahabi sözüdür.e) anlaşılan
      odur ki rivayet sahih ve muteber değildir…… .

      • elevation dedi ki:

        Yani sana göre maddeyi allah yoktan yaratmadı. Allahla madde paralel olarak varlardı. 🙂 Dehri misin sen 🙂

        Panteistlere ve Deistlere dehri denir islamda. Ateistlere de Kafir, Allahsız, Fen yobazı felan.

        “Kendisi bunu bildiği halde haşa hz.peygamber bilmez midi?”

        Bilmiyormuş demek ki. Bize göre Muhammed süperinsan değildir. Bu durum doğaldır.

  36. hz.muhammed dedi ki:

    bilal
    kafana göre kuran ayetlerini çeviriyorsun.ayetleri oldugu gibi yaz.olmasını istegin gibi yazma.işte problem bundan kaynaklanıyor.sen beni ikna edemiyorsun.ben de seni ikna edemiyorum.
    bir ayette,
    1 mümin 10 kafire bedel diyip de başka bir ayette 1 mümin 2 kafirin üstesinden gelebilir derse ben nasıl o kitaba kutsal kitaptır derim.gönlüm istese aklım kabul etmez.

    • kadir dedi ki:

      o kitaba kutsal kitap demezsiniz. çünkü ayetleri işinize gelmediği için anlamak istemiyosunuz. yada gerçekten anlamıyorsuz.. o iki ayeti iyice defalarca okuyun. ayette yüce allah; allaha tam teslim olan ve ona kavuşmayı hak olarak bilen müminlerin allahın izniyle 10 kişi olsalar 100 kişiye galip gelir. bu inancın ve tam teslimiyetin sonucudur. fakat diğer ayette yüce allah savaştan önce müminlerin kalplerinde bir korku veya zaaf olduğunu biliyor. bu ikinci durumda ise zaaftan dolayı 10 kişi 20 kişiye galip gelebilir. bu zaaf ne kadar fazlalaşırsa müminlerin durumunun dahada zorlaşacağını, tersi durumda ise kolaylaşacağını söylüyor.yani yüce allah müminlere tam teslim olmanın mükafatını söylüyor.

      bu durum daha önceki yazılarda birçok kez açıklandı. fakat dönüp dolaşıp aynı şeyleri söylüyosunuz.

    • bilal dedi ki:

      Allah’ la birlikte madde vardi diyen kim.? Allah varken madde yoktu..Her şeyın başlangıcı
      Allah’tır.O maddenin varlık sebebidir.Madde onun ürünüdür. Yani madde ondan vucuda
      gelmiştir.Bu nedenle madde mutlak sıfırdan değil,kendi varlık sebebi olan yüce Yaratıcı-
      dan hasıl olmuştur.Özetle maddeyi var eden yaratıcı kudret ve sebep,maddeden önce var
      olduğundan madde mutlak sıfırdan değil, kendi varlık sebebi olan Yaratıcı kudretin Irade- siyle olmuştur diyoruz.Yani,madde yokken onun varlık sebebi yüce Kudret zaten önceden vardı.Bu nedenle mutlak sıfırdan gelmediğini söylüyoruz.Maddenin varlık sebebi olan yü- ce Kudret ondan önce var olduğundan dolayı bu ifadeyi kullanıyoruz…. İki de bir sen şu
      musun…….? diye saçmalamayı bırakın… .Ben sadece bir müslümanım…………
      2-Kur’an’ı kerimin muteaddit ayetlerinde Allah’tan başka hiç bir şey (putlar,taşlar vs.) kim- seye ne bir fayda sağlayabilir,ne de bir zarar verebilir denildiği halde haşa hz.Muhammed
      bunu bilmiyor muş,? ”bize göre bu onun için doğaldır ” demenizle çok saçmalamışsınız….!
      .

      • MaMaLi dedi ki:

        bilal!kardeş ben bir kaç dil bilirim!mesela,suud da olduğumda rüyalarımı arapça görüyorum,fransa da farnsızca,ingiltere de ingilizce,rusya da rusca,türkiye de türkçe,çok merak ediyorum acaba neden?sence bunun,ilahi bir açıklaması varmı?

  37. hz.muhammed dedi ki:

    gönlüm bana 2 ile 2 nin toplamına 5 dedirtebilir. peki zekam? gönlüm istedigi kadar 5 desin,bu 2 ile 2 nin toplamınının 4 oldugu gerçegini degiştirmez.ancak zeka kapılarımı kapatıp gönül kapılarını açarsam toplama 5 dersem sadece kendimi avutmuş olurdum.

    bilal işte senin sorunun bu.

    • bilal dedi ki:

      Biz burada gönlümüze göre değil,akıl,mantık ve zekamıza göre konuşuyoruz.Gönül neye
      göre oluşur? İnsanın gönlünü oluşturan onun,aklı,mantıkı ve beyni değilmidir.? Senin gön-
      lün 2 ile 2 nin toplamına 5 dedirtebiliyosa bu senin bileceğin iştir. Bana göre ise,herkesin
      gönlünü oluşturan onun zeka,akıl ve mantıkıdır.Yani gönül zeka,akıl ve mantıkın ürünü-
      dür.Kimsenin gönlü bunların tersine hareket edemez.Gönül ve istek bunların sonucudur.
      Senin zekan sana 2 ile 2 nin toplamına 4 dedirtiyorsa senin gönlün bundan başkasını sa-
      na dedirtemez.Hakikatleri zeka,ve matıkımızla ortaya çıkarıyorsak,zeka kapılarımızı mı ka-
      patıyoruz ? Gönül kapımızı açıp,zeka kapımızı kapattığımızı nereden biliyorsun? Biz,akıl
      ve mantık dışı her bidat ve hurafeleri reddediyorsak,bu gönülle mı olur,yoksa akıl ve man-
      tıkla mı olur.? Bir örnek verelim; Uyduruk ve yalan dolu bazı rivayetlerde,cennete her erke-ğe çok eş verilecektir deniliyor.Eğer gönül kapımı açıp zeka kapımı kapatsaydım,bu rivet-
      leri doğru olarak kabul ederdim.Çünkü gönül bundan hoşlanır. Ama şiddetle bunu reddedi-
      yorum.Zira dinin temel kaynağı olan kur’an’ı kerim böyle bir şey söylemiyor.Bu,akli selim
      ve insan mantığına da aykırıdır. Peki niye reddediyorum,? Demek ki gönül kapımı değil,
      Yüce Allah’ın bana bahşettiği zeka,akıl ve mantık kapımı açıyorum.Belki de siz,gönül kapı-
      nızı açıyor,zeka,akıl ve mantık kapaınızı kapatıyortsunuz……. Ama bakıyoruz ki,kur’an’ın
      doğru anlaşılması sizleri rahatsız ediyor.Doğru anlaşılırsa,islama ve kur’an’a nasıl saldıra-
      caksınız.? Ne ile saldıracaksınız.? İşte bütün korkunuz bundandır. Bu nedenle Kur’an’ın doğru anlaşılmasını istemezsiniz… Bir mü’minin on kafire bedel konusu sayın Kadir bey
      kardeşimin de ifadde ettiği gibi daha önce bir kaç kez yazıldı,istiyorsanız araştırıp bulabilir-
      niz.Ama anlamak isterseniz,sayın Kadir beyin konuyla ilgili verdiği kısa ve öz bilgi de size
      yeterdir diye düşünüyorum….

  38. hz.muhammed dedi ki:

    siz dinciler çok kurnazsınız. bu kurnazlıgınıza örnek vereyim. siz müslümanlar olamayacagına inandıgınız şeyler için olsun diye allahınıza dua etmezsiniz. olabilme ihtimali olan şeyler için allaha dua edersiniz.örnegin hiç bir müslüman kolu olmayan bir insan için elini allaha açıp da
    allahım bu insanın kolu tekrar olsun ona kol ver diyee dua etmez.iste allahınızın bittigi yer burasıdır.sizin allahınız o kabenin içinde kırılan putlardan farksızdır.

    • kadir dedi ki:

      sayın hz.muhammet rumuzlu arkadaş. bu kainattaki herşey bir plan ve bir kanuna göre yaratılmıştır. bu kanunu ancak ve ancak yüce yaratan değiştirebilir. ve buna mucize denir. çünkü evrendeki yasalara aykırı bir durum söz konusu olur. bir insanın kolu yoksa o insana elbette dua edilir. duanın kabulü allah katındadır. elbetteki allah isterse o insana tekrardan kol verebilir. mesela sizin bir arkadaşınızın kolu yoktur. sizde gözünüzle kolu olmadığını görüyorsunuz. o arkadaşınızın annesi allaha dua etti ve duası kabul oldu. arkadaşınızın kolu tekrardan var oldu. ve sizde bunu gördünüz. allah artık arkadaşınızın kolunu yerine getirmiştir. siz bu durumda ne yaparsınız. dehşete kapılmazmısınız. çünkü fizik kurallarına aykırı bir durum ortaya çıkmıştır artık. bilim bunu nasıl izah edebilir? siz bu durumda inanmadığınız allaha inanırsınız. çünkü böyle bişeyin olması olağan üstü bir güç gerektirir. şimdi size bu kainatın allah ile ilgili kanununu açıklıyorum.
      “yüce allah mucizelerini bir topluma mucizelerini gösterirse ve o toplum buna rağmen yinede allahı reddederse o toplumu helak eder (yok eder). çünkü yüce allah yaratmış olduğu kendi kanununun dışında bir eylem gerçekleştirmiştir. bunun bedeli ise iman etmek olmalı… eğer iman edilmezse o toplum vadesini beklemeden yok edilir. hz.muhammet (s.a.v.) den sonra artık son kıyamet günüdür. inanan inanır inanmayanda ister zalim olsun ister ateist vadesine kadar yaşar. Biz müslümanlar kolu olmayan birinede dua ederiz sizin hiç gerçeklemeyeceğini düşündüğünüz olaylara dua ederiz. bizi yoktan var eden yüce allaha sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. sizde hakim olan bu düşünce sizin ancak cahilliğinizden kaynaklanmaktadır. umarım birgün doğruyu görürsünüz. eğer görmezsenizde sizden ricam kendiniz gibi düşünmeyen ve olmayan insanlara saygı çerçevesinde yazın.

  39. hz.muhammed dedi ki:

    kabe deki putlar konuşamıyordu.hareket edemiyordu.öyle bir put buldunuz ki, konuşabilen ancak sizinle konuşmayan,sizi görebilen ancak sizin hiçbir zaman göremeyeceginiz.öyle bir tanrı yarattınız ki kimsenin ulaşamayacagı.
    böyle bir tanrı yaratmamış olsaydınız şimdi çoktan ibrahim gibi biri çıkar allahınızı paramparça ederdi.muhammed akıllıydı.o yüzden tanrısını görünmez yaptı.

  40. hz.muhammed dedi ki:

    islamı kabul etmiş ülkelere bakın
    1.refah seviyeleri çok yüksek.
    2.birbirleriyle barışık toplumlardır.
    3.bebek ölüm oranları çok düşüktür.
    4.hiç birinde iç savaş yoktur.
    5.dünyada ilk 10 da 6 üniversiteleri vardır.
    6.zekat verme gibi özelliklerinden dolayı milli gelirleri ülkede düzgün dagılır.
    7.ibadet yerlerini kana bulamazlar.

  41. hz.muhammed dedi ki:

    islam ülkelerinin özellikleri.
    8.tüm bilimsel buluşlar kutsal kitaplarında yazıldıgı için bilim ve sanayide çok gelişmişlerdir.
    9.açlık ve açlıktan kaynaklanan ölümler olmaz.
    10.okuma yazma oranları çok yüksektir.

    saysam daha çok özellik var.yorukdum.

    • bilal dedi ki:

      İslam ülkeleri için saydığın bu negatif durumların yegane sebebi,sizin gibi gayri müslim
      emperyalist güçlerdir. Onlar ve işbirlikçileri Islam ükelerini adata işgal ettiler,yaktılar,yıktı-
      lar,sömürdiler,ve mazlüm halkları da bölüp parçalayarak birbirlerine düşman ettiler.İslam
      ülkelerinde akan kanın,göz yaşının,geri kalmışlığın,açlığın,yoksulluğun vs ne varsa bütün
      bunların yegana sebebi sizin gibi Islama karşı emperyarlist güçlerdir .Bugün,Afganistan’ı,
      Irakı vs.bu duruma düşüren bunlar değil midir?Yoksa bilmiyor musunuz?Bugün Afrika halkı
      açlıktan ölüyorsa,bunun yagene sebebi,gayri müslim emperyalist güçlerdir.Oranın yer üstü
      ve yer altı kaynakları sömüren yine bunlardır. Bana göre sen,sömürenleri değil,sömürülen-leri,hırsızları değil,malı çalınanları suçlu buluyorsun., Neden sömüreni,zulm edeni değil de,
      hep sömürülen müslüman halkı suçlu buluyorsun.? Onları bu duruma getiren kimlerdir.?
      Maalesef,gayri müslim emperyalist güçlerin,müslüman halkları,islamın ve kur’an’ın özün-
      den uzaklaştırarak yerli işbirlikçileriyle birlikte her her türlü emperyalist emellerini gerçek-
      leştirebilmektedirler.. Eğer,müslümanlar Islam dininden ve insanlığın yegane kurtuluş reh-
      beri olan kur’an’ın özünden uzaklaştırılmamış olsaydılar,bu emperyalist güçler onların üze-
      rinde emperyalist emellerini gerçekleştiremeyeceklerdi.Bütün bunlardan kurtulmak için is-
      lamın ve kur’an’ın özüne dönmek gerekir.Emperyalist ve işbirlikçilerinin boyunduruğundan
      kurtulmak gerekir,Kur’an ve islam hukukunu ve onun evrensel ilkelerini egemen kılmak
      gerekir. Hani ilk yazılarınızda Allah’a inandığınızı söylüyordunuz,Bu sayfada kimse Allah’ı
      inkar etmez diyordunuz.Böyle bir şey varsa senden yana olacağım diyordunuz.! Yoksa kendinizle mi çelişiyorsunuz,? Doğrusu nasıl bir karaktere sahip olduğunuzu anlamaktan
      güçlük çekiyorum..

      • elevation dedi ki:

        Emperyalizm, anti-emperyalist demokratik halk devrimi ve sosyalist devrimle tasfiye edilebilir. İslamla değil.

      • Ayse dedi ki:

        Tabi canim herseyde onlar suclu biz degil

  42. hz.muhammed dedi ki:

    bir şeye vardır veya yoktur demek o şeyin varlıgının veya yoklugunun ispatlanmasıyla mümkündür.binlerce dinin bulundugu bu dünyada seni ancak senin tanrınla degerlendirebilirm.

  43. hz.muhammed dedi ki:

    bana emperyalist deyip durma.emperyalistler sömürü olarak başka halkları seçerler.ancak müslümanlar sömürü olarak kendi halklarını seçerler.örnek olarak somaliyi verecegim.hani türkiye allah için yardım götürüyordu somaliye.işin aslı hiç öyle degil.araştır bakalım,türkiyeli müslüman yardımseverler kaç milyon dolarlık alt yapı ve inşaat ihaleleri almışlar.kardeş suçu hep şeytana yüklemek basit insanların işidir.müslümanlar hep şeytanı dışarılarda ararlar.

  44. hz.muhammed dedi ki:

    ilk önce amerika ve avrupa avladılar somalili mazlumları.leşleri kalmıştı o mazlumların.müslümanlar da bir akbaba kıvraklıgıyla şimdi o mazlumların leşlerini yiyorlar.yani biz ataistler ne emperyalistleri istiyoruz ne de leş kuşlarını.

  45. hz.muhammed dedi ki:

    bu somaliye yardım olayını araştır.kaşıkla verip kepçeyle almak nasıl gör.eminim ki bu somalide alınan ihalelerle ilgili en küçük bir bilgin yoktur.niye haberin olsun ki?bal tutmuşsun parmagını yalıyorsun.siz müslümanların eline bir fırsat geçsin bakalım dünyayı nasıl sömürürsünüz.amerika elinize bu fırsatı vermedigi için mazlumu oynuyorsunuz.

    • bilal dedi ki:

      Siz şu ana kadar.Somali’ye bir kuruş gönderdiniz mi? Neden müslümanların yaptıkları yar-
      dım konusunda kafaları karıştırıyorsunuz.? İddianizi doğrulayacak bir kanıt bir belge var-
      mı? Varsa söz konusu belgeyi yetkili mercilere veriniz ki,her şey ortaya çıksın.İddia sahibi
      iddiasini kanıtlamakla yükümlüdür.Böyle bir şeyi kanıtlayabilirsen sana müteşekkir oluruz. Ama.İddiani kanıtlayamazsan bu defa müfteri konumuna düşersin..Onlar açlıktan ölseler
      bile siz ateistler bir krş.yardım etmezsiniz.Sizin inancınızda zaten aç ve yoksullar için,ne
      zekat,ne fitre,ne sadaka ve ne de bağış gibi yardım yapma mefhumu vardır. Müslümanlar
      yardım edince bu zorunuza mı gidiyor? Kanıtlayamacağınız şeyleri nasıl iddia edebiliyor-
      sunuz.? Yoksa gayeniz saçma sapan iddialarla insanların kafalarını karıştırmak mı.?
      Hangi müslüman Afrikayi sömürüyor.? Amarika ve Avrupa Somali’leri avlıyorsa bunlar
      avladıklarının leşlerini başkasına kaptırırlar mı ? Hiç bir avcı avladığını başkasına kaptırır
      mı? Kaptırırsa neden avlasın ki.? Sizin bu iddianiz çok mantıksızdır. Avlayan,avını asla başkasına kaptırmaz… Neden Amerika ve Avrupa avladıkları leşlerini müslümanlara
      kaptırsınlar.? Halen oranın yer altı ve yer üstü kaynaklarını sömüren Avrupalılar değil mi ?
      Hangi müslüman onları sömürüyör.? Bi araştırın bakalım,Afrika’yi kimler sömürüyor.?
      Sizin zihniyetiniz de zaten aç,yoksul,muhtaç ve işsizlere yardım etme gibi bir olay da yok-
      tur….Peki neden müslümanların yaptıkları yardımı önlemek için saçma sapan iddialarda
      bulunuyorsunuz.? Haydi siz onlara yardım elinizi uzatın,onlara yardımı ulaştırın.Neden
      yapmıyorsunuz ? Yardım yapmyorsanız,bari kafaları karıştırarak müslümanların yaptıkla-
      rı yardımı önlemeye çalışmayın.! Yoksa onların açlıktan ölmesini mi istiyorsunuz ?

  46. hz.muhammed dedi ki:

    muhammed ve ebubekiri sözde korumak için örümcek ag kurmuş.bir örümcek 1 saat içinde en kral agı kurar zaten.bu durumu bir mucize gibi sunuyorsunuz millete.örümcegin 1 saatte yapabildigi bir işi sırf muhammede özelmiş gibi görmek ne kadar mantıklı ki.muhammed o aga takılmadı ama milyonlarca insan o aga takıldı.kaldıkları magarada ne yokki. örümcek var.güvercin var.yılan var.işin ilginç tarafı bu canlılar bir besin zinciri oluşturuyorlar.

  47. hz.muhammed dedi ki:

    yani örümcek güvercin için bir yemdir.güvercin de yılan için bir yemdir. görünüşe bakılırsa magara olayı da tam bir palavradır.kurt kuzuyla yatacak hadi oradan.ebubekiri ısıran yılan güvercini yutar be.
    siz dincilerin bu olaya cevabı yine aynı olacak.
    allah emretti oldu.oldu da bitti maşallah.
    milletin iki kuruşluk aklı var zaten kandırın bakalım…

    • bilal dedi ki:

      Bak kardeşim ! Dinin tek kaynağı kur’an’ı Kerimdir. Hadis sikka ve mütevatir ise o da onun
      şerhi ve açıklamasıdır.Bunun dışında hiç bir şey dinen geçerli değildir. 1- Örümcek ağının
      ve güvercin yuvasının kurulmasıyla ilgili.hiç bir işaret ne kur’an’da,ne de sahih bir hadiste
      mevcuttur….Konuyla ilgili,TEVBE-40.ayete bakabilirsiniz.Burada ne den örümcek ağından
      ve güvercin yuvasından bahsedilmiyor.? Bu ayet,konuyu detaylı bir şekilde anlattığı halde
      bunlara hiç değinmemiştir.Çünkü böyle bir olay yoktur. Bu olay,Islama sokulmak istenen
      aslı astarı olmayan yalan ve uyduruk bir rivayete dayalıdır. Bu konuda Islam dininin temel ,
      kaynağı olan kur’an’a bakacaksın,böyle bir şey var mı,yok mu ? Bunu ne kur’an anlatıyor,
      ne de hz peygamber..Peki neden anlatmamışlardır,? Çünkü böyle bir olay söz konusu ol-
      mamıştır. Böyle bir olay olsaydı,hem kur’an da geçerdi,hem de bunu gören hz.peygamber ve hz.Ebu Bekir anlatacaktı .Bu olay,kur’an’ın verdiği mesaja da aykrıdır.Buhari ve Kütübü
      sitteler de nice uyduruk rivayetler bulunmasına rağmen Buhari bile bu rivayet ve ravisi için
      منكر مجهول ” Münkerun mechulun” Yani bu rivayet münkerdir,doğru değildir.ravisinin de ada-
      leti ve doğruluğu bilinmiyor bu nedenle ravi güvenilir değil ve bu rivayet de münkerdir di- diyor… El-Bani, ” لقاء المفتوح / adlı eserinde c/ 1 / s / 457’de Örümcek,güvercin ve yılanla ilgili rivayetin doğru olmadığını ve bu tamamen Meğaziciler tarafından uydurulmuş bir ri- vayettir” demektedir. BKZ: ARAPÇA Googl de 1- ” قصة العنكبوت في الغار غير صحيحة ”
      2- ” قصة العنكبوت والحمامة مع الرسول غير صحيحة ” Özetle,böyle bir şey kur’an ve sahih sünnete
      asla yoktur.Bu tamamen aslı ve astarı olmayan uyduruk bir rivayettir..Milyonlarca insan bu
      uyduruk söylentiye inansa da hiç bir şey ifade etmez……

      • elevation dedi ki:

        Bahsettiğin ayette (Tevbe, 40) “Onları görünmeyen ordularla korudu” ifadesi var. Görünmeyen ordudan kasıt Örümcek ağı, Güvercin vb. olabilir, öyle yorumlanabilir.

        Reformist değilsin ama onlardan farkında yok. Reformist dini çıkarına uyduran kişidir. Sen dinin çıkarını korumak için bu tür şeyleri kabul etmemektesin.

  48. hz.muhammed dedi ki:

    bilal,
    sana bir soru sormak istiyorum.

    şeytan kazanırsa ödülü ne olacak?
    insanlar mı ona secde edecekler?

    • bilal dedi ki:

      1- Şeytan ödül almak veya kazanmak için değil,intikam almak için ilk insan ve onun nes- ilni kendisi gibi cehennemlik yapmak içindir. Zira eşrefi mahlukat olarak yaratılan ilk insan olan hz.Adem ve onun şahsında bütün insanlara saygı göstermediğinden dolayı bulundu-
      ğu mevkiden kovulmuştur.Bundan dolayı insanı da kendisi gibi cehennemlik yapmak isti-
      yor.Şeytanın insana düşmanlığı,Allah’ın insanı eşerfi mahlukat olarak yaratmış olmasıdır.
      Şeytan kibirlenerek kendisini insandan Üstün görmüştür.İlk İnsanın şahsında insana say-
      gı göstermemiştir.Melekler gibi,onun da insana saygı göstermesini isteyen Allah’a isyan
      ederek üstünlük taslanmıştır. Bu saygısızlık ve gibir nedeniyle bulunduğu konumdan uzak-
      laştılmıştır.Bundan sonra tevbe edip pişmanlık duyacağına,ilk insan ve onun neslinden dünyaya gelecek olan bütün insanlardan intikam alma peşine düşüyor.Ve şöyle diyor.
      A’RAF-16 -17:قال فبما اغويتني لاقعدن لهم صرلطك المستقيم الخ ” …”.Öyleyse ” dedi.” Sen beni (Adem’e
      saygı göstermemem nedeniyle) azgınlığa mahküm ettiğin için,ben de onları gözetlemek
      üzere senin doğru yolunun üzerinde pusu kurup oturacağım.Sonra onların önlerinden ve
      arkalarından,sağlarından ve sollarından sokulacağım.Vesvese verip pusu kuracağım.Sen
      de onların ekserisini şükreden kullar bulmayacaksın.” İşte bu ayetler onun ödül almak ve-
      ya bir şey kazanmak için değil, ilk insan Adem ve onun şahsında insanlığa saygısızlık yü-
      zünden kovulduğu için,Adem ve onun neslini de kendisi gibi cehennemlik yapıp intikam al-
      ma içindir…. Buna rağmen İBRAHİM-22,SBE-20-21,MÜCADELE-10,NAHL-99 ayetlere
      baktığımız zaman onun kimlere güç yetirip yetiremeyeceği,kime nüfuz edip edemeyeği
      de anlamış oluruz..Yani kimseyi kendine zorla tabi edemez.Onun böyle bir gücü de yok- tur. Onun peşinde gidenlere nüfuzu söz konusu olabilir.Bu da sadece vesvese yoluyladır.
      Özetle,şeytanın verdiği mücadeleyle bir ödül kazanmak için değil,sadeece intikam almak
      içindir intikam almasının nedeni de, A’RAF-16-17.ayetlerde gördük….

  49. hz.muhammed dedi ki:

    bilal
    kuran kaç ayettir?
    sizinle alay etmek için sormuyorum.
    6666 deniyor. niye bu sayıyı seçiyorlar.kurana bir mucize daha katmak için degil mi?
    hala kuran kaç ayettir bunda bile ihtilaf yaşıyorsunuz.

    • bilal dedi ki:

      Ayet,kur’an daki sureleri meydana getiren cümle veya cümleciklerden her biridir.Kur’an,
      ayetlerin ( cümle veya cümleciklerin ) sayısını belirtmiyor.Alimler Kur’an’daki cümle
      veya cümlecikleri sayarken,kimisi cümle ve cümlecikleri bir ayet saymış,kimisi de ayrı birer
      ayet saymıştır.Bu onların görüşlerinden kaynaklanıyor.Kimisi her surenin başındaki bes-
      meleyi bir ayet,kimisi de ayrı ayrı ayet saymışlardır.İşte bu nedenle farklı görüşler ortaya
      çıkmıştır.Ayet sayısını yüce Allah belirtmemiştir.Ayetlerin saysı de şu veya bu kadardır
      önemlii değildir.Önemli olan kur’an’da bulunan bu ayetlerin (cümle ve cümleciklerin ) tü-
      münün Allah’ın mesajı olmasıdır. en uygun görüşe göre 6236 ayettir.. kur’an’da şu kadar
      ayet (cümle ve cümlecik vardır ) demenin hiç önemi yoktur.Bu ayetlerin (cümlelerin) sayı-
      sını biraz az veya çok gösterenlerin hiç biri de kur’an’a ne bir ilave yapıyor,ne de ondan en ufak bir cümleciği çıkarıyor. Kendileri cümle veya cümlecik bazında ayetleri sayarken sayı-
      yıda farklılık cörüyorlar.Çünkü bazıları bir yerde geçen cümle ve cümleciği bir ayet,bazıları
      da ayrı ayet saymıştır.Ayetlerin sayısını söylemeye çalışan biziz.Yüce Allah değildir. Bu nedenle biraz farklı söylenmenin hiç önemi yoktur Çünkü kur’an da mevcut bulunan cümle
      ve cümleciklerin tümü Allah’ın mesajı olduğundan ittifak vardır..Ayet (cümle ) sayısı ne ka-
      dar olursa olsun bilittifak hepsi de Yüce Allah’ın mesajıdır.. Bu nedenle hiç sorun yoktur…

  50. hz.muhammed dedi ki:

    bilal,
    uyduruk bir rivayet diyorsun.ama senin bu uyduruk dedigin rivayetler degil midir ki dininizi güçlendiren.ilk önce mucize rivayetler piyasaya sürüyorsunuz.bu rivayetleri yiyen zaten yiyor.yemeyenlere ise bu rivayetler yalan yanlıştır diyorsunuz.sadece islamı degil,tüm dinleri ayakta tutan şey bu uyduruk masallardır.bu rivayetlerin yalan oldugunu bana anlatma.saf insanlara anlat ki, onlar da gerçegi görsünler.anlatırken dikkat et.sana da kafir demesinler.

    • bilal dedi ki:

      Bu uyduruk rivayetler dinimizi güçlendirmiyor,bilakis dinimize en büyük darbeyi,bu yalan ve uyduruk rivayetler indiriyor.Bunu böyle bilmenizi umuyorum.Bunun için hz.peygamber
      من كذب علي متعمدا فليتبوأ مقعده من النار ” Söylemediğim bir şeyi bana uydurup adıma yalan söy-
      leyen her kimse,kendine ateşten bir yer hazırlasın..” diye buyurmuştur.Demek ki,onun adı-
      na nice şeylerin yalan yere uydurulacağını bildiği için bu uyarıyı yapmıştır…Evet İslamın
      ve kur’an en büyük düşmanı uyduruk rivayetledir.Ve islama en büyük darbeyi de indiren
      bu uyduruk rivayet ve yanlış yorumlardır.. İslamı ayakta tutan bunlar değildir.İslamı ayakta
      tutan onun gerçekleridir uyduruklar değil.Kur’an’ın net anllatığının dışında hiç bir mücize de
      yoktur…..Kur’an dışında mücize adı altında anlatılanların hiç biri doğru değildir,hepsi de
      yalan ve uyduruktur…..

  51. hz.muhammed dedi ki:

    araf-16 ve 17 de şeytan amaç ve bu amacını gerçekleştirmek için yöntemini anlatıyor.bu iki ayetten şeytanın ödül alacagı da çıkartılamaz.ödül almayacagı da çıkartılamaz.ayrıca cehenneme gidecegini bile bile şeytanın allah a karşı ahkam kesmesi de ayrı bir muamma.
    şeytan intikam alıyormuş demişsin.tamam da kardeşim intikamı kimden alıyor?allahtan mı yoksa insandan mı?

  52. hz.muhammed dedi ki:

    bilal,
    şeytan intikam alıyor diyorsan intikamı kimden aldıgını da yazmak zorundasın.kapalı konuşmaya hakkın yok.yazıları okuyanlar da senin sorularımıza yanıt verdigini sanacaklar.demogoji yapmanı istemiyorum.
    allahtan mı intikam alıyor?sınırsız güce sahip bir hükümdardan nasıl intikam alınabilir ki?şeytan sözde baş melek salak mı?
    insanoglundan mı intikam alıyor?insanogluyla ne sorunu var kardeşim?allah şeytana ademe secde et diyor.

    • bilal dedi ki:

      Kardeşim ! Gerek gösterdiğim ayetlerden ve gerekse anlattıklarımından şeytanın haşa
      Allah’tan değil,ilk insana ve onun şahsında tüm insanlara saygı göstermediğinden kovulup
      şeytan olduğundan dolayı insandan intikam almaya çalışıyor.Bu insan yüzünden kovulup şeytan oldum öyleyse,ben de onu doğru yoldan saptırarak kendimle birlikte cehennemlik yaparım ve böylece ondan itikamımı almış olayım,demektedir.Yani intikamı insandan alır.
      Allah’tan intikam alır diye nereden çıkarıyorsunuz.? Şeytan baş melek de değildi.Cinlerin
      başı dı diyebiliriz.Çünkü melekler ile şeytan ayrı şeylerden yaratılmıştır.Özetle,şeytan insa-
      na saygı göstermediğinden dolayı kovulmuş ve şeytan olmuştur.O da diyorki,mademki bu
      insan yüzünden kovuldum ve şeyeten oldum,öyleyse,ben de bunu ve onun bütün neslini
      doğru yoldan saptırıp kendim gibi cehennemlik yaparım diyor.Yani intikamını insandan
      alıyor.Çünkü kendisinin şeytan oluşunun tek nedenini insana göstermediği saygıya bağlı-
      yor.Bu nedenle o da insanı kendisi gibi cehennemlik yaparak böylece intikamını insandan
      almaya çalışıyor…..

  53. hz.muhammed dedi ki:

    şeytanın yaptıgı neye benziyor biliyor musun? gavura kızıp oruç bozmaya benziyor.
    veya şöyle örnek vereyim.
    adama kızıyorsun adama diyorsun ki senin çocugunu öldürecegim.adamkendi çocugunu öldürmene izin verir mi?adam sana şunu mu söyler?al sana 20 yıl süre oglumu bu süre içinde öldür.
    nasıl gaddar bir baba çocugunun öldürülmesi için düşmanına süre veriyor?

  54. hz.muhammed dedi ki:

    bilal kusura bakma.sana şunu söylemek istiyorum.yeryüzünde milyar üstünde hiristiyan var.dünyaya tepsi diyen bir incile kutsal diyen diyen milyar insan.incilde yalan yanlış bilgiler olmasına ragmen insanlar bu kitaba inanıyorlar.bu nasıl bir psikolojidir.
    din beynin afyonudur.senin de bu beyni körelmiş hristiyanlardan farkın yok.nasıl ki hristiyanlara incili terketmelerini saglayamıyorsak,senin de kuranı terketmeni saglayamıyorum.

    • bilal dedi ki:

      Bak kardeşim ! Ben körü körüne bir şeye inanmam,bir şey doğru bulursam inanırım yoksa
      inanmam.Ben kur’an’ın orjinal dilini bildiğim için kur’an’da en ufak bir sorun görmüyorum.
      Gördüğüm bütün sorunlar insan kaynaklıdır.Yani yanlış meal,yorum ve uyduruk rivayetler-
      den kaynaklanıyor.Benim beynim körelmiş değil,gerçekleri buluyor.Kur’an ve incilleri birbi-
      riyle karıştıramazsın,söz kunsu sorunlar incillerede mevcut,ama kur’an’ın orjinal metninde
      asla böyle bir sorun yoktur.Sorun yanlış meal ve yorumlardan kaynaklanıyor..Bunlar da
      kur’an değildir…Bu nedenle kur’an da zerre kadar sorun yoktur..Biz kur’an’a inanıyoruz,
      yanlış meal,yorum ve uyduruk rivayetlere değil….Böyle bilmenizi istiyorum….

  55. hz.muhammed dedi ki:

    bilal kardeş bak.islamı senin gibi düşünenler olsaydı yaptıgımız bu tartışmalar olmazdı.ben radikal islamcılardan korkuyorum.
    ayetleri keçi yedi diyip insanları recm eden insanlardan korkuyorum.kuran eşliginde kafa kesenlerden korkuyorum.
    korkmakta haksızsam söyle ki haksızsın.

    • bilal dedi ki:

      İnsanları recmeden ve kafa kesenlerin islama en büyük zarar verenler olduğunu biliyorum.
      Bunlar Allah’ın emretmediği şeyleri haşa Allah adına yapıyorlar.Şiddetle onları kınıyorum.
      Din sadece kur’an’dır.Onların yaptıkları bu şeyler kur’an da var mı ? Varsa bize göstersin-
      sinler… Recm ayetini de keçi yemiştir diye saçma sapan iddiada bulunan ve buna inanan her kimse bana göre müslüman değildir.Bunlara karşı sizinle hemfikirim.. İşte kardeşim,
      İslam ve kur’an doğru anlaşıldığı zaman hiç bir sorun kalmaz..Her insanın inancına,düşün-
      cesine saygı gösterilecek ve hiç bir kimseye zerre kadar baskı yapılmaycaktır.Kur’an’ın bu
      ilkesi egemen olacaktır.لااكراه في الدين ”Din konusunda hiç kimseye zorlama yoktur ”Bu tama-
      men gönül işidir.İsteyen inanır ve bu inacın gerğini kendi hayatında uygular,isteyen de bu- na inanmaz…. Bunun için kur’an ve islamın doğru anlaşılmasına şiddetle ihtiyaç vardır….
      Kur’an ve islam doğru anlaşıldığı zaman saydığınız ve de saymadığınız bütün sorunlar
      Yüce Allah’ın izniyle yok olacaktır.. Eğer dünyanın barışını,insanlığın huzur ve mutluluğunu
      istiyorasak kur’an’Kerimi ve islamı doğru anlamalıyız… İnsanlık buna şiddetle muhtaçtır..
      Selamlar..

  56. hz.muhammed dedi ki:

    bilal,
    sen gerçekten keçinin ayetleri yedigine inanıyor musun?hadi diyelim ki yedi.bunda bir hikmet aramaz mısın?

  57. hz.muhammed dedi ki:

    bilal,
    zekanın ve insandaki düşünebilme kabiliyetinin allahtan geldigini kabul ediyorsunuz.
    ben size aşagıda dört grup insan verecegim.bu gruplar arasında sizin vicdanınıza göre en günahkardan en az günahkar olana dogru sıralamanızı rica ediyorum.en günahkar olana 5 puan en az günahkar olana 1 puan olmak üzere 1 ile 5 arasında degerler vermenizi istiyorum.

  58. hz.muhammed dedi ki:

    gruplar,

    a)zekası allahı kabul ediyor,ibadet yapıyor.

    b)zekası allahı kabul ediyor,ibadet yapmıyor.

    c)zekası allahı kabul etmiyor,ibadet yapıyor.

    d)zekası allahı kabul etmiyor,ibadet yapmıyor.

  59. hz.muhammed dedi ki:

    ataistler inkarcılar degildir.
    -inkar etmek- varoldugunu bildiginiz bir şeye yoktur demektir.
    biz ataistler allahın varolup olmadıgını bilmedigimiz için biz inkarcı degiliz.
    hem allaha inan hem allah yoktur.işte o zaman inkarcı olursun.o yüzden ataistlere saygı göstermelisiniz.

    • nizami dedi ki:

      ben sayqi duyuyorum hickimse Tanrinin var olup olmadiqinin kesin kanitini veremez . hz.muhammed senin yorumlarinin hepsini okudum cok hoshuma gitti fikirlerinde mantiqinda hepsi yalniz bir sheyi bilmek istiyorum neden ismini hz.muhammed olarak yazmishsin?? birde senin sozlerini A.einsteinin sozlerne benzetiyorum : 1.Yaşam korkusu ya da ölüm korkusu ya da kör inanç temeli üzerinde bir Tanrı kavramını kabul edemem. Size kişisel bir Tanrı olmadığını kanıtlayamam, ama onun hakkında böyle konuşuyor olsaydım bir yalancı olurdum. 2.Tanrı sözü benim için insanoğlunun zayıflığının bir ifadesinden ve ürününden başka bir şey değildir. İncil, saygıdeğer bir kolleksiyon, ama oldukça çocukça olan ilkel düzeydeki efsaneler. Ne kadar ince olursa olsun hiçbir yorum, benim için bunu değiştiremez. 3.Ben kesinlikle bir ateist değilim ve kendime panteist diyeceğimi de sanmıyorum. Sözkonusu problem, sınırlı zihnimize göre çok geniştir. Çeşitli dillerde yazılmış kitaplarla dolu büyük bir kütüphaneye giren küçük bir çocuk gibiyiz. Çocuk bu kitapları birinin yazmış olduğunu bilir. Nasıl olduğunu bilmez. Kitapların yazıldıkları dilleri anlamaz. Çocuk bulanık bir şekilde bu kitapların düzenlenişinde gizemli bir düzen olduundan şüphe duyar, ama onun ne olduğunu bilmez. Bana öyle geliyor ki Tanrı’ya yönelen en aydın insan varlığının dahi tutumu böyle bir şeydir. Evrenin harikulade düzenlenmiş olduğunu ve belli yasalara uygun hareket ettiğini görüyoruz ama bu yasaları sadece bulanık bir şekilde anlayabiliyoruz. Spinoza’nın panteizmine hayranım, ama onun modern düşünceye katkısına çok daha fazla hayranım, çünkü o ruh ve bedeni, iki ayrı şey değil de bir bütünmüş gibi gören ilk filozoftur.

      Tanrinin olduqunu herkes dushunur duyar cunku hayattaki duzeni herkes goruyor ama onun ne olduqunu kimse anlayamaz cunki insan zihni buna yetersiz kaliyor.. boshuna hz.muhammedin soylediyi gibi masallar kurmayin..

      • gamze dedi ki:

        arkadaşım sen kuranda dini ve tarihi hatalar olarak haman adını vermişsin ve tevratta haman ahaşveroşun veziri demişsin ama bunu bugünkü tevrata göre söylüyorsun peygamber döneminde hamanın firavun yardımcısı olduğu belki tahrif edilmemiş tevratta vardı büyük ihtimalle hz muhammed döneminde tevrat bugünkü gibi tahrif edilmemişti daha az tahrif edilmişti bu nedenle bu bir tarihi hata değildir

      • pante dedi ki:

        Nerden biliyorsun Tevrat’ın tahrif edildiğini? Vahiy mi aldın?
        Bir tutarsızlık görünce hemen “tahrif” bahanesine sarılıyorsunuz?
        Yahu madem bu kitapları Allah gönderdiyse; bir deve için koca kavmi helak eden Allah, niye kitabını tahrif eden kavmi helak etmemiş?
        Beddualar, hakaretler eden Allah, neden açık açık tahrifi yazıp tahrifçilere beddualar etmemiş?
        Ne Kur’an’da ne de hadislerde tahriften bahsetmez. Ama uyanık İslamcılar tutarsızlıklar karşısında çareyi tahrif iddiasında bulmuşlar.
        Tevrat ve İncil’le ilgili tahrif iddiasının kanıtından daha fazlası kur’an için var. Hepsiyle oynanmış, hepsinde değişiklik yapılmış. Hepsi insan uydurması.

      • dogukan dedi ki:

        Tekvin 15/2 : « Ve İbrahim dedi : Ya RAB Yehova bana ne vereceksin…»
        Çıkış 6/2: «Ve Tanrı Musa’ya söyleyip dedi : Ben, RAB’bim ve İbrahim’e İshak’a ve Yakub’a kadir olan Tanrı olarak göründüm. Fakat onlara Yehova ismimle malum olmadım. »
        Birinci alıntıda Hz. İbrahim RAB’be Yehova ismi ile hitap etmiş, ikinci alıntı da ise RAB Hz.Musa’ya, Hz. İbrahim’e Yehova ismiyle malum olmadığını söylemiştir. Allahin kitabinda celiskiler olmaz. Kuranin hicbir ayeti birbiriyle celismez. Tevratin tahrifine kanit budur.

  60. gamze dedi ki:

    pante siz diyosunuzki bugünkü tevrata bakarak kuranda tarihsel hata var örneğin haman yanlışı bu hz peygamber döneminde biliniyor olması çok yüksek bir ihtimal çünkü odönemde kabul ahbarda tahrif edilmemiş tevrat vardı kaynaklara bakarsan bulursun tevrat tahrif edilmiştir bunu kaynaklar söylüyor

    • yasam dedi ki:

      PEKI MUHA MMED DÖNEMINDE MADEM DAHA TEVRAT TAHRIF EDILMEMISSE MUHAMMET NEDEN ORTAYA CIKMIS YALANCI PEYGAMBERE MI IHTIYAC VARMIS

      • bilal dedi ki:

        Sayın yaşam,

        Bakınız; sayın Gamze arkadaşın ne dediğini doğru düzgün anlayabilmiş değilsiniz,o hz.Muhammed’den önce Tevrat’ın tahrif edilmediğini söylemiyor,belki bugünkü gibi tahrif edilmemiş olduğunu söyliyor. Yani ona göre de hz.Muhammed döneminde Tevrat tahrif edilmişti,bakınız sayın Gamze arkadaşın konuyla ilgili yazısını aynen aşağıya alıyorum !

        ‘’… büyük ihtimalle hz muhammed döneminde tevrat bugünkü gibi tahrif edilmemişti daha az tahrif edilmişti bu nedenle bu bir tarihi hata değildir ‘’ Gamze arkadaştan alıntı ‘’

        Yani ‘’ BUGÜNKÜ GİBİ….’’ diyor, peki bu ifadeye göre de Tevrat hz.Muhammed döneminde tahrifata uğramamış mıdır ? Bu ifadeyi nasıl algılıyorsunuz ?
        Yoksa göz göre göre sayın Gamze arkadaşın yazdığını mı çarpıtıyorsunuz ?
        Lütfen,bir daha okuduklarınızı dikkatli ve doğru okuyun !

        Evet,hem Tevrat,hem de İncil hz.Muhammed’den önce tahrifata uğramıştır.

        Saygılar.

      • toro dedi ki:

        Sayın Bilal,

        Lütfen tevrat ve incilin değişmiş olduğunu sizin değilde elinizdeki kitabın görüşü olarak sununuz! Tabi bu itibarla buraya kendi kişisel görüşünüzü değilde elinizdeki kitapta bulunan ve bu iddianızı destekleyecek ayetleri buraya yazarak yapmalısınız!

        Sonra başkalarını itham ederken çok rahat kullandığınız ”çarpıtma” kelimesi üzerinden münazaraya devam edilir!

      • bilal dedi ki:

        Sayın Toro

        İşte Tevrat’ın tahrifata uğradığına dair iki ayet,

        2-BAKARA-75.ayette Tevrat’ta yapılmış olan tahrifata vurgu yapılıyor.!

        ”Şimdi bunların,size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah’ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi. (Bakara-75)

        3- BAKARA-79.Ayete de Tevrat’ta yapılmış olan tahrifat ve ilavelere vurgu yapılıyor.

        (فويل للذين يكتبون الكتاب بأيديهم ثم يقولون هذا من عند الله ليشتروا به ثمناً قليلاً فويل لهم مما كتبت أيديهم وويل لهم مما يكسبون “79”)

        ‘‘Artık,elleriyle Kitabı (Tevrâtı yalan yanlış) yazıb da sonra onu az bir bahâ ile satabilmek için «Bu,Allah katındandır» diye gelenlerin vay haline!.. Vay ellerinin yazdıklarından başlarına geleceklere ! Vay şu kazanmak da oldukları (rişvet,günah) yüzünden onlara !.

        Saygılar

      • 1okuyucu dedi ki:

        Bilâl;

        —İşte Tevrat’ın tahrifata uğradığına dair iki ayet, (senden alıntı)

        Kurandan önceki kitapların tahrif edildiğini kanıtlayabilmek için kitapların tanrısını, gönderdiği kitapları korumayı akledemeyen veya gönderdiği kitapları koruyamayan aciz bir varlık olarak göstermekten çekinmiyorsunuz?

        öyle ya, korumuyorsa korumayı akledemiyordur, koruyamıyorsa, gönderdiği kitapları korumaktan acizdir, bunun başka yorumu yok?

        ama bir tanrının bir çok kitap göndermesinin tanrılık ilkesine aykırı olduğunu göz önüne aldığımızda, üstelik gönderdiği kitapların farklı semavi dinlerin ortaya çıkmasına sebep olarak semavi dinler mensuplarının birbirlerini boğazlamalarına sebep olması tanrının istemediği bir durum olacağını da göz önüne aldığımızda, tanrının bir çok kitap göndermek istemeyeceği açıktır,

        çünki bir tanrının göndereceği emir ve yasaklar evrensellik ilkesi gereği kitaptan kitaba değişmeyeceği için bu emir ve yasakları tek bir kitapla bildirilmesi yeterli olacaktır,

        yani kitapların tanrısı tanrılık ilkesi gereği tek bir kitap göndermeyi amaçlayacağı açıktır, bu durumda kitapların tanrısının bir çok kitap göndermek zorunda kalması, gönderdiği kitapları korumakta acz içine düşmesiyle açıklanır?

        Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki onlardan bir zümre, Allah’ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi. (bakara-75, diyanet meali)

        Elleriyle (bir) Kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için “Bu Allah katındandır” diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların! (bakara-79, diyanet meali)

        Kuran gönderilen son kitap olması nedeniyle haliyle Kuranın tanrısı Kurandan önceki kitap mensuplarının yaptıklarından bahsedecek,

        eğer kitapların tanrısı bugün bir kitap gönderseydi, o kitapta kelime oyunlarıyla ayetlerin anlamlarını değiştirmeye kalkanların, anlamı yeterince açık olduğu halde ayetlere mecaz anlamlar yüklemeye kalkanların, yaptıkları yorumlarla Kuranın tanrısını yerin dibine batıranların, Kuranı az bir bedel karşılığı sattıklarından söz ederdi, yani Kuranı tahrif edenleri eleştirirdi, öyle bir eleştirirdi ki, Kuranda sözü edilen Yahudiler, o kitapta eleştirilenlerin yanında melake kalırdı?

        Atalarımızın “mum dibine ışık vermez” dedikleri çok güzel bir özdeyiş vardır, o nedenle siz Kuranı tahrif etmeye devam edin,

        bu arada boş durmayın, insanlara bir takım emir ve yasaklar gönderdiği iddia edilen bir tanrının? tanrılık ilkesi gereği tek bir kitap göndermesi gerekirken, bir çok kitap göndermesinin sebebinin tek bir kitap göndermesi gerektiğini akledememesi mi? olduğuna, yoksa gönderdiği kitapları korumakta acz içine düştüğü için mi? bir çok kitap göndermek zorunda kaldığına kafa yorun,

        kafa yorarken evrensellik ilkesini de dikkate alın, hatta evrensellik ilkesinin ne olduğunu bilmiyorsanız iyice araştırıp öğrenin?

      • toro dedi ki:

        Sayın bilal,

        Sanırım şaka yapıyorsunuz! Yani bulabildikleriniz bunlar mı?

        Yani bunları okuyunca yani münferit toplulukların yaptıklarına atıf yapılınca kitap değişmiş mi oluyor?

        O halde söyleyin Tevrat ı değiştirdiği iddia edilen eylemlerin tamamı sizin inancınız içinde de vücut bulmamış mı? Sadece bir örnek vereceğim, mezhepler ve tarikatlar neyin nesi? Eğer yazdığınız ayetlerdeki eylemler tevratın değişmesini sağlayan eylemlerse bu durumda siz sizin kitabınızın da değişmiş olduğunu kabul etmiş olursunuz!

        Neyse vebali sizin! Ben başka şeylerle ilgileniyorum! Size şunu sormak istiyorum, elinizdeki kitapta kendisinden önceki kitapları doğrulayan ya da tasdikleyen ayetlerin durumunu ne yapacaksınız? Olmadıklarını mı varsayacaksınız? Ben onarı paylaşmaktan sıkıldım ama siz iddianızı desteksiz yinelemekten sıkılmadınız! Hadi yine paylaşalım da siz işinize geldiği gibi yeniden çevirin;

        ‘’ELİNİZDEKİ Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.’’ Bakara,41-Diyanet

        Sizce bu ayet şans eseri, ELİNDE gerçek Tevrat olanlara mı denk gelmiş? Olmayan ya da değiştirildiği için asıl olmaktan çıkan bir kitap diğeri tarafından nasıl tasdik edilir?

        ‘’Kendilerine ELLERİNDEKİNİ (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Allah’ın lâneti inkarcıların üzerine olsun.’’Bakara,89-Diyanet

        Dikkat ettiyseniz henüz sizin içinden ayetler paylaştığınız sureden ayrılmış değiliz!
        Bakın ellerindeki kitap onlara kendine peygamber diyenin geleceğini haber veriyormuş, veriyormuş da buna rağmen o geldiğinde inanmamışlar! Ha ayet yine ELLERİNDEKİNİ tasdik etmeye devam ediyor!

        “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” Ali İmran,50-Diyanet

        Şimdi burada hitap edilenlerin tevrata inananlar olduğuna dair bir şüphe var mı? Bu durumda zaten tevrata inananlara ya da inanmış olanlara ‘’aferin, doğru olana inanmışsınız’’ denemeyeceğine göre demek ki hala ellerindeki kitabı tasdik etmeye devam ediliyor!

        ‘’Ey kendilerine kitap verilenler! Bir takım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut Cumartesi halkını lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden, YANINIZDA BULUNANI (Tevrat’ı) DOĞRULAYICI olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.’’Nisa,47-Diyanet

        Sanırım burada da şans eseri değiştirilmemiş bir tevrata sahip olanlara denk gelinmiş!
        Bakın çalışırsınız (yeniden çevirmenize ihtiyacınız varya) diye, size aynı mahiyetteki ayetlerin numaralarını paylaşayım;

        5:43 – 5:44 – 5:45 – 5:46 – 5:66 – 5:68 – 7:157

        Buyurun siz yel değirmenleriyle savaşamaya devam edin! Sinekten yağ çıkarmaya çalışırken yukarıdaki ayetleri inkar etmeye de devam edin!

      • 1okuyucu dedi ki:

        yasam;

        —PEKI MUHA MMED DÖNEMINDE MADEM DAHA TEVRAT TAHRIF EDILMEMISSE MUHAMMET NEDEN ORTAYA CIKMIS YALANCI PEYGAMBERE MI IHTIYAC VARMIS (senden alıntı

        “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (hıristiyanlara ve yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik” demeyesiniz diye; (enam-156, diyanet meali)

        Yahut “Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz diye (Kur’an’ı indirdik). İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah’ın âyetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız. (enam-157, diyanet meali)

        tüm insanlığa tebliğ edilmek üzere bir takım emir ve yasaklar gönderdiği iddia edilen bir tanrının, ”onların okunmasından gerçekten habersizdik” demeyesiniz diyerek Kuranı gönderdiğini söylemesi, gönderdiği emir ve yasakların insanlar vasıtasıyla tüm insanlığa ulaşamayacağını bildiğinin itirafıdır? yani kitapların tanrısı tüm insanlara tebliği edilmek üzere gönderdiği emir ve yasakların insan eliyle tüm insanlığa ulaşmayacağını biliyor?

        zaten tebliğin tüm insanlığa ulaşmasının beşerin çabasıyla asla mümkün olamayacağı ortadayken, tanrının tebliğ işini insanlara bırakması, tanrının yapacağı bir davranış değildir, çünki gönderdiği iddia edilen emir ve yasaklarla tüm insanlığa seslenen bir tanrının sesini tüm insanlara duyuramayacağı düşünülemez,

        özetle söylersek, Kuranın indiriliş sebebinin tahrifat iddialarıyla bir ilgisi yok,

        tanrının kitap gönderdiğini iddia edenler, bir tanrının tanrılık ilkesi gereği bir tek evrensel kitap göndermesi gerekeceğini de bildiklerinden, dolayısıyla tanrının bir çok kitap göndermesinin tanrılık ilkesini zedeleyeceğini bildikleri için önceki kitapların tahrifata uğradığı iddia ederek tanrının bir çok kitap göndermek zorunda kaldığı bahanesinin arkasına saklanıyorlar ama bu seferde inandıkları tanrıyı gönderdiği kitapları koruyamayan aciz bir varlık olarak gösterdiklerini fark edemiyorlar?

        yani öyle bir tanrıyı savunuyorlar ama savundukları varlığın tanrı olmadığını biz anlıyoruz ama onlar anlamamazlıktan geliyorlar?

  61. gamze dedi ki:

    pante kardeşim bu konunun sonuna bu tarihsel hatalar ve gaflar nedeniyle muhammed dönemindeki gayrimüslimleri ikna edememiştir yazmışsın bu tarihi hata dediğiniz hamanın firavun veziri olmayışı vs. peygamberimiz dönemindede iddia edilmişmidir yani bu hatalar ozamanda tartışılmışmıdır eğer öyle ise sizden özür dilerim çünkü bu iddiaların peygamber dönemindede yapılmış olması sizi haklı çıkartır demekki o zaman anlaşılırki kuranda tarihi hata var

  62. aras dedi ki:

    Bu yaziyi yazan her kimse ölüm elbet bulacak seni ve buldugunda emin ol yaptgin yanlisin ne denli buyuk oldugunu anlayacaksin ALLAHin son kitabinda hicbir kusur ya da yanlis yoktur KURAN zaten diger kitaplarin insanlar tarafindan degistirildigini acikca yazmistir icerigi insanlar tarafindan degistirilen kitaplardan bize kanitlar sunman ne kadar
    sacmaysa KURANin yanlis oldugunu soylemen de onun on misli sacma ve son olarak ALLAH BİRDİR TEKTİR O ASLA DUSMEZ KALKMAZ YAZDİGİ KİTAPTA DA TEK Bİ EKSİK YOKTUR BU YANLİSİ ARAMAK BİR YANA BUNU DUSUNMEK BİLE GUNAHTİR
    TEK GERCEK DİNE İSLAMA İNANİN ALLAHA BİZİ COK DUA EDİP SALİH AMEL İSLEYEN KURALLARİNDAN EYLESİN İNSALLAH

    • pante dedi ki:

      Tipik bir müslüman teist örneği…
      “Ölümden kork!”
      “Düşünme, sorgulama, günah!” diyor.
      Bir de yalan ekliyor: “Kur’an, diğer kitapların insanlar tarafından değiştirildiğini AÇIKÇA yazmıştır” diyerek.
      Hem cahil, hem çok bilmiş.

  63. Ahmed dedi ki:

    Incil ve Tevratin artik hukmu yoktur. Yanlislik varsa onu sizin rahip ve hahamlariniz yapmistir. Taspinar konuyu mukemmel bir sekilde izah etmistir. Ortadan yok olan ve Allah tarafindan lanete ugrayan kavimlerle Islam alemini bir tutamayiz. Allah herkesin azapta ve sevincte yardimcisi olsun.

  64. dogukan dedi ki:

    Bak kardes tevrat ile incil tahrife ugramistir. Bir musluman tevratin ve incilin dogrulugunu kabul etmez. Bu nedenle tezlerinizi bu uydurma tarih kitaplariyla kanitlamaya tesebbus etmeniz cok sacma. 2. si obur dinlerde tam anlamiyla bir peygamber kavrami yoktur. Din buyugu kavrami vardir. Islamda da peygamberler kral peygamber ve kul peygamber olarak ikiye ayrilir. Suleyman ve davud as gibi sahsiyetler hem hukumdar hem de allahin birer peygamberidir. Yahudilerin ne dusundugu bizi alakadar bile etmez. 3. su muhammed sav in peygamber oldugunu o donemki yahudiler cok iyi biliyordu. Pek cok yahudi de musluman oldu. Fakat bazi irkci yahudiler son peygamberin kendi irklarindan degil de arap irkindan geliyor olmasini kiskandilar. Onu oldurmeye calistilar. Bunu basaramayinca da tevrati daha da tahrif ederek son peygamberle ilgili kisimlari cikardilar. Yahudiler kuran yuzunden degil irk meselesinden musluman olmadi. 4. su imran adindaki yahudi bir babanin cocuklarina meryem ve harun isimlerini koymasi anormal bir sey olmak zorunda midir. 5. siz ateist misiniz yahudi misiniz size kalsa tevrat kusursuz bir kitap gibi ????

  65. mehmet dedi ki:

    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM “İNSANLARDAN KİMİ DE VAR Kİ ALLAH HAKKINDA BİR BİLGİSİ OLMADIĞI HALDE TARTIŞIR DA HER AZGIN ŞEYTANIN ARDINA DÜŞER.” (Hacc: 3)

  66. mehmet dedi ki:

    “HİÇ ŞÜPHESİZ, ZİKRİ (KURAN’I) BİZ İNDİRDİK BİZ; ONUN KORUYUCULARI DA GERCEKTEN BİZİZ.” (Hicr Suresi, 9)

    Müslüman kardeşlerim bakın bu ayette ALLAH bizlere KURAN’I KERİM’İN korunduğunu bildiriyor.

  67. alptürk dedi ki:

    varsayımlarla atıp tutmayın kardeşim bir şeyleri de karalamayı bırakın neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz ortada bir gerçek varsa istediğiniz kadar bir şeyleri değiştirmek için yalan yanlış diye iftira atın değiştirseniz ne yazar ne kazancınız olacak zamanı geldiğinde kim neye inanıyorsa gerçeklerle yüzleşecek o yanlış bu yanlış size ne siz inandığınız yolda devem edin ederkende başkalarının inançlarına çamur atmayın

    • sarp mustafa dedi ki:

      Başkalarının inançları müslüman olmayanların hayatlarına burnunu sokmasın ozaman… Ne kadar anlayabildiğini bilmiyorum anlayamıyorsan zaten kendi kitabını bilmediğin bellidir.

  68. memet dedi ki:

    3 haham tanrinin buyuk ismini suylerse tanrilasacak diyen yahudilerdir bu ne sacmalik kabalaciligi bahsetmiyorum sen once git kendi kitabini duzel zaten siz degistirdiniz

  69. MaMaLi dedi ki:

    Aklını,kullanan hiç bir insan,hiç bir din ve inancın uydusu olmaz;hiç bir kitap,yaratıcı varsa eğer ondan gelmemişdir,gelmeside,mümkün değil.Hep şunu merak etmişimdir!dünya ya gelmeden,önce,neydim,kimdim,gelirken,bana,kimse bir şey söylemedi,annen bu,baban bu,ülken bu!inancın bu!eğer sorulsaydı,ve dünya nın doğduğum yıldaki hali,kesinlikle,istemezdim.sorulmadı!peki,ölünce bahsedilen,yerde,bana neyi soracaklar?gelirken tercih kullanamadığım,öldükden sonra neyi soracaklar?bu benim tercihim değildiki!birileri beni ısmarlama,dünya ya gönderdi,hemde,tutarsızlıklar ve yalanlarla dolu bir inanç,kitlesinin içine attı;peki benim suçum!bunlara inanmamakmı olacak?peygamberim diyen bir adamın,ensest ilişkisini meşrulaştırmasına onay vermediğim,içinmi suçlanacam?ve bu adamın,küçük kız çocukları ile,halvetini desteklemediğim içinmi sorgulanacam?ve bu adamın allahın ortağı olduğunu,tasdiklemediğim içinmi,cehenneme atılacağım?kin,nefret,intikam bürümüş,düşüncelerini,onaylamadığım,içinmi,cezalandırılacağım?annesi ve babası hakkında,tek cümle kurmamış bu epilepsi hastası,adamı,ailesini,red ettiği için,arka çıkmadığım içinmi cezalandırılacağım?ben her türlü cezaya razıyım!çünki ben kendimden eminim,çalışdım çabaladım,2 çocuk okuttum,yüksek tahsillerini,yaptırdım,kimseyi,aldatmadım,kandırmadım,zor duruma düşürmedim,geceleri rahat uyudum,sokalarda dolaşırken arkama bakmadım,kapım çaldığında teleşlanmadım,gece yarısı çalan telefonumdan hiç rahatsız olmadım,dost meclislerinde,saygı ile karşılandım,içki de içtim,hovardalıkda yaptım,bütün suçum bu!yukarıda yazdığım,suçlar eğer suçsa,atın beni cehenneminize.saygılarımla.

  70. “Haman” Sümerler kadar eski olan Iran’in güneyinde olusmus Elam’li tanrilar panteonunda olan bir kisidir.
    Haman, Babil efsanelerinden araklanarak olusturulmus Tevrat’i olusturan Ester kitabi bölümündeki öykülere konusu edilmekle kalmamis.
    Misirlilar üzerinden Taaa Kuran’a kadar gelmis !!
    ilginç.

  71. Tevratı oluşturan, Eşhter kıtabında anlatılan HAMAN isminin geçtiği öykü.

    Yıllarca sürmüş olayların öyküleri anlatılan bu kitapta yahudi bir kız,Pers imparatorluğunun en güçlü olduğu dönemde çağının en güzel kızı olmasından dolayı Pers kralı Assuerus ile evlenmesi sonucunda tahta çıktığı anlatılmaktadır. Bu dönemde Haman isimli vezirin yahudileri yok etme girişimini tahta çıkan Eşther ve amcası Mardoşe’nin önlemesi, sonsuza kadar belleklerden silinmemesi gereken kutsal Purim günü ismiyle her yıl sürgün ve kurtuluş mucizesi olarak yahudilerce kutlanılmakta.
    Tarihi olayların anlatıldığı bu kitabı inceleyen bilim insanları bu anlatımları Pers tarihiyle karşılaştırmaları sonucunda bu kitapta anlatılan
    öykülerin ordan burdan toplanan tarihi dahada eskilere dayanan Babillilerin efsanevi öykülerinden ibaret olduğunu gördüler.
    Kitapta kral ve yardımcılarının isimlerinin bir kısmının Pers imparatorluğunda olmadığı, bir kısmının ise başka uygarlıklarda olan inanç olgu isimlerinin olmasından dolayı o dönem olduğu iddia edilen yahudi göç ve katliam girişimlerini araştıran bilim insanları Eşther kitabında anlatılan öykülerin gerçekle bir alakasının olmadığını gördüler.
    Geneli eski efsanelerden esinlenerek oluşturulmuş, uyarlanmış hayal ürünlerinden ibaretti.
    İbranice anlamları olmayan Eşther ismi Akadlarda aşk tanrısı olduğuna inanılan İştar isminden, Mardoşe ismi ise yine Akadlarda en büyük Tanrı olduguna inanılan Marduk’un hizmetkarı anlamina gelen Aramice Mardoşe sözcüğünün ibraniceye anlamının değiştirilmesiyle yahudiliğe yerleştirilmişti.
    Ne tesadüs…
    Akadların aşk ve güzellik tanrıcası İştar kadın, Tevratı oluşturan kitabın yazarı, çağının en güzel kadını olduğu iddia edilen Eştherde kadın !!!
    Pers tarihinde bu isimde bir kraliçe hiç olmamışken birde çağının en güzel kızı olarak Pers kralıyla evlenerek tahta oturuyor !!!
    Akadlarda güzellik ve aşk tanrıçası olduğuna inanılan İştarı ibraniler Eşther ismiyle kendilerine uyarlayarak çağının en güzel kadını yaparak
    yahudileştirmişlerdi.
    Marduk erkek, Mardoşede erkek !!! Aramice Marduk’un hizmetkarı anlamına gelen Mardoşe sözcüğünü ibraniler
    katakülleyle Allahın hizmetkarı olarak çeviriyorlar !!!
    Bu kitapta anlatılan öykülerin gerçek kökenleri incelendiğinde Akadlar döneminde mezopotamyanın en büyük tanrısı bir anlamda ibranilerinde tanrısı olmuş oluyordu. Şu tarihi tahrifata ve yozlaştırılmışlığa bir bakın, Sümerlerde Tengri’nin Kadın kaganı olan In Anna Akadlarda aşk tanrıçası İştar olmakla kalmıyor yahudiliğin ve hiristiyanlığın oluşmasına kaynak oluşturduğuna inanılan kitabında yazarı oluyor. Eşther kitabında Pers imparatorluğunda vezir olarak kötü adamı oynayan Haman ise Elamlılar panteonunda tanrı olduğu iddia edilen tarihi bir kişilik olarak karşımıza çıkmakta…
    Yahudilerin mucizevi kurtuluş “Purim” bayramları ise ismini Babillilerde baharın gelişi olarak kutlanan, çıkmak anlamına gelen “Puru” isimli
    bayramlarından araklanıyor. İnanılması mümkün olmayan tarihi olduğu iddia edilen öykülerde anlatılan zaferler Babilliler efsanelerindekilerle aynı. Aramice Tanrı Mardukun hizmetcisi anlamına gelen ibranice bir tanımlama
    olmayan Mardoşe ismini yahudiler Tanrı’nın hizmetkarı olarak çevirerek kutsamışlar.
    Eşther kitabında dağınık olan bu öyküler eski ahit Tevratı oluşturan Samuel kitabında daha bir derli topludur. Bu kitapta Mardoşe’nin atası Saul’un yahudi düşmanı Haman’ın atası Agagı büyük bir zaferle yendiği anlatılmaktadır.
    Agag ise Uruk hakanı Sümeri Gılgamışın bölgeyi yönetmek için amansız mucadeleye girdigi Kişh kenti hakanıdır.
    Samuel kitabındaki öykülerinde Gılgamış destanından arakladığını görmekteyiz.
    Sallamak ve araklama diye ben buna derim işte, öyle güzel sallamışlarki
    insanlık binlerce yıl bu yalanlara Allah’ın gönderdiği din diye iman eder olmuş.
    Sümerlerde Tengri sıfatı olan “Mar-utu” Akadlar döneminde mezopotamyanın en
    büyük tanrısı olmakla kalmamış İsrailoğullarını zalim Hamandan kutaran
    Eşther’in amcasıda olmuş.

  72. Kerim dedi ki:

    Cehenneme inanmayanlar cehenneme girecek adalet yuce Allahtandir

  73. Son nokta dedi ki:

    bu konuyu baslatan arkadas dinle simdi madem bu kadar zekisin Allahin yolunu kesmeye calisiyorsun once Kurani ogren cunku yeryuzunde hak din islamdir anla iyice sonra anlamadiysan anlamadigin yerleri sor alimlere cunku sen acizsin acizligini anladigindada tobe edip inkarciligindan kurtulabilirsin sana en guzel tavsiyeyi verdim top sende kiyamette Allahtan kacamayacaksin simdi boburlenmeyi birakta kurtulmaya bak cunku ozaman bu kadar rahat olamayacaksin pismalik fayda etmez sen bir hicsin unutma …

    • pante dedi ki:

      Son nokta; tanıdığın, bildiğin alim varsa; Yazdıklarımız ortada versinler yanıtını. Buyursunlar yazsınlar, tartışalım.

    • Sakinlik dedi ki:

      Sn. Son Nokta; dindar ve namaz kılıp, oruç tutan biri olarak sizi kınıyorum. Çünkü söz konusu makale ne söylüyor, siz cevap olarak ne diyorsunuz. Bir Müslüman’a bu yakışmaz. Bize düşen soruların cevabını vermektir laf kalabalığı ile konuyu cehenneme getirip milleti tehdit etmek değil. Ayrıca makalede gördüğüm Allah’a karşı bir tutum yok sadece Kuran’ın Hz. Muhammed tarafından yazıldığı söyleniyor. Açıkçası söz konusu Meryem 27-28. ayetlerin cevabını bende veremiyorum. Ve dedikleri gibi ilk okunduğunda Hz. Meryem’in Hz. Harun’un kardeşi anlaşılıyor zorlamaya gerek yok. Fakat işin içinde başka birşey varmı benim bilgim bu konuda yetersiz. O kadar alim ve ulema var diyoruz hiçbiri de bu ayeti açıklamamıştır. Varsa güzel bir açıklaması bana da söyleyin. Bütün tefsirlerde zorlama olduğunu görüyorum inanan biri olarak. Benim şahsen kafam karıştı fakat Allah’ın varlığı konusunda hiçbir şüphem yok. Çünkü bu kainata mutlaka bir Yaratıcı gerekir. İster Tanrı ister Allah ya da ne derseniz diyin. Bir Yaratıcı mutlaka var.

      • bir kul dedi ki:

        Sakinlik dedi ki:
        09/03/2015, 10:46bu tarihli yazına istinaden yazdım

        ……Ayrıca makalede gördüğüm Allah’a karşı bir tutum yok sadece Kuran’ın Hz. Muhammed tarafından yazıldığı söyleniyor. Açıkçası söz konusu Meryem 27-28. ayetlerin cevabını bende veremiyorum. Ve dedikleri gibi ilk okunduğunda Hz. Meryem’in Hz. Harun’un kardeşi anlaşılıyor zorlamaya gerek yok. Fakat işin içinde başka birşey varmı benim bilgim bu konuda yetersiz. O kadar alim ve ulema var diyoruz hiçbiri de bu ayeti açıklamamıştır. Varsa güzel bir açıklaması bana da söyleyin…… Benim şahsen kafam karıştı fakat Allah’ın varlığı konusunda hiçbir şüphem yok. Çünkü bu kainata mutlaka bir Yaratıcı gerekir. İster Tanrı ister Allah ya da ne derseniz diyin. Bir Yaratıcı mutlaka var.DEMİŞSİNİZ

        NOT EGER KURANDAKİ AYETLERİN ALLAHTAN OLDUGUNA ŞÜPHE İÇİNDE İSEN EGER VAHKİ NE VAH DÜNYADAKİ AKLI VE MANTIGI CALIŞAN HERKES KAİNATIN BİR YARATICISI OLDUGUNU MUTLAKA AMA MUTLAKA BİLİR BUNA KENDİSİNE ATEİST DİYLERDE DAHİLDİR İŞ SORUN ALLAH I BİLMEK VE BİLDİRDİGİNİ DE KABUL ETMEKTEN GECİYOR

        BAKARA 85 Bu sözleşmeyi kabul eden sizler, verdiğiniz sözün aksine birbirinizi öldürüyor ve aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz. Günah ve düşmanlıkta onlara karşı birleşip yardımlaşıyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu halde, size esir olarak geldiklerinde, fidyeleşip esir değişimi yapıyorsunuz. SİZ KİTABIN BİR KISMINA İNANIYOR, BİR KISMINI İNKAR MI EDİYORSUNUZ? Sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında rüsvaylıktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de onlar, en şiddetli azaba iletilecekler. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

        BAKARA (97-98) De ki: “Cebrâil’e düşman olanlar bilsinler ki, Cebrâil Kur’ân’ı senin gönlüne Allah’ın izniyle indirdi. Kur’ân, kendinden önce gelen kitapları doğrulayıcı, müminler için rehber ve müjdedir.” Kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâîl’e ve Mîkâil’e düşman olursa, bilsin ki Allah da inkârcıların düşmanıdır.

        BAKARA 256 Allah’tan başka ilah yoktur; her zaman diridir; bütün varlıkların kendi kendine yeterli kaynağıdır. Ne uyuklama tutar O’nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O’nun izni olmaksızın katında şefaat edebilecek olan kimdir? O, insanların gözlerinin önünde olanı da arkalarında olanı da bilir; O dilemedikçe insanlar O’nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun sonsuz kudreti ve egemenliği gökleri ve yeri kaplar. Onların korunup desteklenmesi O’na ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca O’dur.

        BAKARA 285 Peygamber ve onunla birlikte olan müminler, Rabbi tarafından ona indirilene inandılar. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar. O’nun peygamberleri arasında hiçbir ayırım yapmıyoruz ve “İşittik ve itaat ettik. Bizi bağışla ey Rabbimiz, zira bütün yolculukların varış yeri sensin” derler.

        BAKARA 286 iyilik kendi lehinedir, her kötülük de kendi aleyhine. Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme! Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma! Günahlarımızı affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen yüce mevlamızsın, hakikatı inkâr eden topluma karşı bize yardım et!

        KUR’AN’DA MERYEM

        Meryem ve İsa peygamber insanların üzerinde en çok ihtilaf ettikleri, tartıştıkları şahsiyetlerin başında gelir. Kur’an’ın indiği dönemde de durum aynı olduğundan Yüce Rabbimiz bu iki şahsiyetle ilgili temel bilgileri gerçek olarak açıklamış ve Meryem suresinde konuyu “İşte bu, hak söze göre, hakkında ihtilâf edip durdukları, Meryem oğlu İsa’dır.”[1] ifadeleri ile mühürlemiştir.

        Demek oluyor ki bu konuda tek sağlam bilgi Kur’an’da mevcuttur ve Kur’an’da verilen bilgiler ile yetinilmelidir.

        Biz de Kur’an’ın değişik yerlerindeki Meryem ve İsa’yı konu eden ayetler ışığında konuyu takdim ediyoruz.

        Kur’an’dan öğrendiğimize göre Meryem ve oğlu İsa insanlar için birer ayet; göstergedir.

        Enbiya/91:Ve o, ırzını titizlikle koruyan kadın; işte Biz, onu güvenli bilgimizle bilgilendirdik. Ve kendisini ve oğlunu âlemler için bir alâmet/gösterge yaptık.

        Mü’minun/ 50: Ve Biz, Meryem’in oğlunu ve İsa’nın annesini bir alâmet/gösterge yaptık ve ikisini, yerleşmeye uygun, suyu olan bir tepeye yerleştirdik.

        Meryem insanlığa örnek bir şahsiyettir:

        5:46 -O peygamberlerin ardından, yanlarındaki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak Meryemoğlu İsa’yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur olan, kendinden önceki Tevrat’ı tasdik eden ve Allah’dan korkanlar için bir hidayet rehberi ve bir öğüt olan İncil’i verdik.

        5:72 -Andolsun, “Allah, Meryem’in oğlu Mesih’tir” diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih onlara: “Ey İsrailoğulları, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer cehenemdir. Zalimlerin yardımcıları da yoktur” demişti.

        5:75 -Meryem’in oğlu Mesih (İsa), sadece bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Anası da dosdoğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara âyetleri nasıl açıklıyoruz. Sonra yine bak nasıl yüz çeviriyorlar!

        66:12 -Irzını korumuş olan, İmrân kızı Meryem’i de Allah örnek gösterdi. Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O, gönülden itaat edenlerdendi.

        4:156 -(Kalblerinin mühürlenmesinin diğer bir sebebi de İsa’yı) inkâr etmeleri ve Meryem’e büyük bir iftirada bulunmalarıdır.
        ———————————————————————————-
        3:33 -Gerçekten Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim soyunu ve İmran soyunu âlemler üzerine seçkin kıldı.

        3:34 -Bir zürriyet olarak birbirinden gelmişlerdir. Allah her şeyi işitendir, bilendir.

        3:35 -İmran’ın karısı: “Rabbim, karnımdakini tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin.” demişti.

        3:36 -Onu doğurunca -Allah onun ne doğurduğunu bilip dururken- şöyle dedi: “Rabbim, onu kız doğurdum; erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu koğulmuş şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum”.

        3:37 -Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyya’nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu. “Meryem! Bu sana nereden geldi?” deyince, o da: “Bu, Allah katındandır.” derdi. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

        3:42 -Hani melekler: “Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz yarattı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı.

        3:43 -Ey Meryem! Rabbine divan dur ve secdeye kapan ve rüku’ edenlerle beraber rüku’ et” demişlerdi.

        3:44 -İşte bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. (Yoksa) “Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak?” diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu hususta) Tartışırlarken de yanlarında bulunmadın.

        3:45 -Melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih’dir; dünyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah’a çok yakınlardandır.
        ———————————————————————————–
        meryem 3 Hani o, gizli bir sesle Rabbine yalvarmıştı:

        meryem 4 “Ey Rabbim,” dedi, “Vücudumda kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Ey Rabbim, sana ettiğim dua sayesinde hiç bedbaht olmadım.”

        Meryem (5-6) “Doğrusu ben, arkamdan iş başına gelecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum. Karım da kısırdır. Tarafından bana şahsiyetli/velî bir çocuk ver ki bana ve Ya’kub oğullarına mirasçı olsun. Ey Rabbim, onu beğendiğin bir insan yap!”

        meryem 7 “Ey Zekeriyyâ! Biz sana öyle bir oğul müjdeliyoruz ki, onun adı Yahyâ’dır. Daha önce ona kimseyi adaş yapmadık.”

        meyem 8 Ze keriyyâ, “Ey Rabbim! Benim nasıl bir çocuğum olur? Oysa benim hanımım kısır, ben de son derece yaşlandım” dedi.

        meryem 9 Melek, “Haklısın, ama Rabbin şöyle buyurdu: O çocuğu yaratmak benim için kolaydır. Nitekim bundan önce de seni yaratmıştım. Oysa sen hiç yoktun.”

        meryem 10 Zekeriyyâ, “Ey Rabbim, bana bir işaret ver!” dedi. Allah: “İşaretin sapasağlam olduğun halde üç gece insanlarla konuşamamandır” buyurdu.

        meryem 11 Bunun üzerine Zekeriyyâ, mabedden kavminin karşısına çıkarak onlara, “Sabah-akşam tesbîhte bulunun” diye işaret verdi.

        meryem 12 Allah, “Ey Yahyâ! Kitaba kuvvetle sarıl!” dedi. Biz ona, henüz çocuk iken kitabı anlama kabiliyetini verdik

        meryem 13 Ona kalp yumuşaklığı ve temizliği verdik. O, çok sakınan birisi idi.

        meryem 14 Ana babasına çok iyi davranırdı; isyankar bir zorba değildi.

        meryem 15 Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kabirden kalkacağı gün, ona selâm/rahmet olsun!

        meryem 16 Kitapta Meryem’i de an! O, ailesinden ayrılmış ve doğu yönünde bir yere çekilmişti

        meryem 17 Onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu Cebrail’i gönderdik de, ona düzgün bir insan şeklinde göründü.

        meryem 18 Meryem dedi ki: “Eğer saygılı biri isen, senden Rahmân’a sığınırım.”

        meryem 19 Rûh/melek, “Ben, ancak Rabbinin sana gönderdiği bir elçiyim, sana temiz bir oğlan bağışlamak için geldim” dedi.

        meryem 20 Meryem, “Bana bir insan dokunmamışken, ben kötü bir kadın da değilim, nasıl oğlum olabilir?” dedi.

        meryem 21 Rûh/melek, “Haklısın” dedi; Rabbin buyurdu ki: “Bu, bana kolaydır. Çünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kılacağız. Bu, karara bağlanmış bir hükümdür.”

        meryem 22 Meryem ona hamile kaldı. Bunun üzerine onunla uzak bir yere çekildi.

        meryem 23 Doğum sancısı onu bir hurma ağacına dayanmaya sevketti. “Âh, keşke” dedi; “Bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim.”

        meryem 24 Aşağısından ona şöyle seslendi: “Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir.”

        meryem 25 “Hurma ağacının gövdesini kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün.”

        meryem 26 “Ye, iç; gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben çok merhametli olan Allah’a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.”

        meryem 27 Nihayet onu kucağında taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!”

        meryem 28 “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi.”

        meryem 35 Çocuk edinmek Allah’a yaraşmaz. O, yücedir. Bir işe hükmederse, ona “ol” der, o da oluşmaya başlar.

        Meryem 36 Doğrusu Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na kulluk ediniz. Doğru yol budur.
        ———————————————————————————-

        —————————————–

        ALİ İMRAN 57 İman edip yararlı işler yapanlara Allah ödüllerini tam olarak verecektir. Allah, zâlimleri sevmez.

        ALİ İMRAN 58 Bu bildirdiklerimizi, sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’ân’dan okuyoruz.

        ALİ İMRAN 59 Allah katında İsâ’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Allah Âdem’i topraktan yarattı; sonra ona, “ol” dedi ve o da oluşmaya başladı.

        ALİ İMRAN 60 Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise şüphecilerden olma!

        ALİ İMRAN 61 Sana gelen asıl bilgiden sonra, kim seninle bu konuda tartışırsa, de ki: “Geliniz, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da lanetleşelim; Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim.”

        (Şura suresi 10. ayet: Herhangi bir şeyde ihtilafa düştüğünüzde onun hükmü Allah`a bırakılır. İşte budur Rabbim olan Allah! Yalnız O`na güvenip dayandım; yalnız O`na yönelirim ben. )

        Nisa 48: Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah`a ortak koşan da gerçekten büyük bir günah işlemiştir.

        Necm 32: Öyle kişilerdir ki onlar, günahın büyüklerinden ve iğrençliklerden çekinip kaçınırlar. Bazı küçük sürçmeler hariç. Hiç kuşkusuz, senin Rabbin affı geniş olandır. Sizi en iyi bilen O’dur: Hem sizi topraktan oluşturduğu zaman hem de annelerinizin karınlarında ceninler halinde bulunduğunuz zaman. O halde kendi kendinizi temize çıkmış göstermeyin; kimin sakındığını en iyi bilen O`dur.

        saygılarımla

  74. rezil oldunuz simdi dedi ki:

    Din bir ilimdir Hz Muhammed sav. Bildirdigidir. Bizde ona uyacagiz, bugun kimlerin etkisinde kaldigimiza cok dikkat edelim; oncelikte bunlarin nasil bir karakterleri oldugunu Harun Yahya bize anlatiyor;

    TAHRİP EDİLMİŞ TEVRAT’DA ALLAH İNANCI

    Tevrat tahrif edilirken, bu ilahi kitaptaki bazı imani gerçekler de bozulmaya uğramıştır. Gerçekte Yahudilik’te yeri olmayan, asıl olarak putperest kavimlerin kültürlerinde yer alan bazı batıl inanışlar, bu yolla sonradan Yahudiliğe girmiştir. Bu nedenle elimizdeki Tevrat, Allah hakkında bir takım batıl inançlar içermektedir. Allah’ı (haşa) bir insan gibi zaaflara sahip gibi gösteren bazı muharref Tevrat pasajları şöyledir:
    (dinlerarasidialog : bozulmuş dinlerle diyalog okuyun anlayacaksınız) Not: Bu yazıyı 18 yaşından küçük çocuklarınıza okutmayınız…
    ÇIKIŞ BAB: 31
    AYET 17
    S: 87 “0, Israil ogullari ile benim aramda ebediyen bir alamettir; çünkü Rab gökleri ve yeri alti günde yaratti ve yedinci günde rahat etti ve dinlendi.
    TEKVİN BAB: 6
    AYET: 5-7
    S.5 Ve Rab gördü ki, yeryüzünde adamin kötülügü çoktu ve her gün yüregin’in düsünceleri ve kuruntulari ancak kötü idi. Ve Rab yeryüzünde adami yaptigina nadimoldu, ve yürsginde aci duydu. Ve Rab dedi; Yarattigim adami, ve hayvanlari, sürünenleri, ve göklerin kuslarini topragin yüzü üzerinden silecegim; çünkü onlari yaptigima nadim oldum.
    TEKVİN BAB: 33
    AYET: 24-30
    S: 33 Ve Yakub yalniz basina kaldi; ve seher sökünceye kadar, bir adam onunla güresti. Ve onu yenmedigini görünce, uylugunun basina dokundu, ve onunla güresirken Yakubun uyluk basi incidi. Ve dedi: Birak gideyim, çünkü seher vakti oluyor, Ve dedi: Be- ni mübarek kilmadikça seni birakmam. Ve ona dedi: Adin nedir? Ve o dedi: Yakub. Ve dedi: Artik sana Yakub degil ancak Israil denilecek; çünkü Allah ile insanlarla ugrasip yendin. Ve Yakub sorup dedi: Rica ederim, adini bildir. Ve dedi: Adimi niçin soruyorsun? Ve orada onu mübarek kildi. Ve Yakub o yerin adini Peniel koydu; çünkü Allahi yüz yüze gördüm, ve canim sag kaldi, dedi.
    HOSEA BAB: 12
    AYET: 2-4
    S.862 Rabbin Yahuda ile de davasi var, ve Yakubu kendi yollarina göre cezalandiracak, ona islerinde göre ödeyecek. Rahimde kardesini topugundan tuttu; ve erkeklik çaginda Allah ile güresti; “ve melekle güresip yendi.
    HOSEA BAB: 2
    AYET: 16-20
    S.857 Ve seni ebediyen kendime nisanlayacagim; evet, seni dogrulukla ve hakla, ve inayetle ve rahmetlerle kendime nisanlayacagim. Ve seni sadakatla kendime nisanlayacagim, ve Rabbi taniyacaksin.
    İŞAYA BAB: 54
    AYET: 3
    S: 714 Çünkü kocan seni Yaratandir; onun ismi ordularin Rabbidir; ve seni fidye ile kurtaran Israil’in Kuddüsudur.
    İŞAYA BAB: 22
    AYET: 4-5 S.698
    Bundan ötürü ben dedim: Gözünüzü benden çevirin, aci aci agliyayım; kavmim kizinin soyulmasindan ötürü beni teselliye çalismayin.
    MALAKI BAB: 3
    AYET: 8
    S: 698 Insan Allahi soyar mi? Siz ise beni soymaktasiniz. II.SAMUEL
    BAB: 22
    AYET: 8-9
    S.330 0 öfkelendi. Burnundan duman yükseldi. Agzindan ates yiyip bitirdi. TEKVİN
    BAB: 3
    AYET: 8
    S.3 Ve günün serinliğinde bahçede gezmekte olan Rab Allah’in sesini isittiler. MEZMURLAR
    BAB: 79
    AYET: 65
    S.587 0 zaman Rab uyanan adam gibi, sarabtan bagiran yigit gibi uyandi. ÇIKIŞ
    BAB: 24
    AYET: 9-11
    S.78 Ve Musa ile Harun. Nadab ve Abihu ve Israilin ihtiyarlarindan 70 kisi çiktilar ve
    BAB: 32
    AYET: 11-12-14
    S.87 Ve Musa Allahi RABBE yalvarip dedi: Ya RAB, Misir diyarindan büyük kuvvetle, ve kudretli elle çikardigin kavmina karsi, niçin öfken alevleniyor? Misirlilar: Onlari kötülük için, daglarda öldürmek için ve onlari yeryüzünden yok etmek için çikardi, diye niçin söylesinler? Kizgin öfkenden dön, ve kavmina karsi bu kötülüge nadim ol. Ve RAB kavmine edeceğini söyledigi kötülüge nadim oldu.
    Siyonizmin Talmud’daki Kökenleri
    19. yüzyılda doğan bir ideoloji olan Siyonizmin kökenleri, daha eski çağlara uzanmaktadır. Tevrat’ın vahyinden sonraki dönemlerde, zamanla Yahudi toplumu içinde, diğer milletlere karşı ırkçı bir husumetle ve kibirle bakan bir akım gelişmiştir. İlahi bir din olan Yahudiliği faşizan bir ideoloji haline getirmek isteyen bu akımın etkisi, özellikle Talmud olarak adlandırılan kitaplar serisinde görülür.
    Talmud hakkında en detaylı araştırmaları yapan isimlerden biri, İsrail’in en ünlü entellektüellerinden biri olan Israel Shahak’tır. Talmud’daki ırkçı yaklaşımlar, Shahak’ın Jewish History, Jewish Religion: The Weight of Three Thousand Years (Yahudi Dini, Yahudi Tarihi: Üç Bin Yılın Ağırlığı) adlı kitabının temel temasını oluşturur. 1933’te Polonya’da doğmuş, II. Dünya Savaşı yıllarında Naziler’in kurduğu Belsen toplama kampında kalmış, 1945’te ise İsrail’e yerleşerek önce orduda sonra da kimya mühendisi olarak Kudüs İbrani Üniversitesi’nde çalışmış olan Profesör Shahak, “Halakha”yı incelemektedir.
    Halakha, hahamların “bir Yahudi nasıl yaşamalı” sorusunun cevabını en ayrıntılı biçimde vermek için hazırladıkları ve asırlar boyu yeni eklenmelerle genişlemiş yazılı bir dini kaynaktır. Klasik Yahudilik’e göre, bir Yahudi günlük hayatını nasıl geçirmesi gerektiğini öğrenmek için Tevrat’a ya da Eski Ahit’in öteki kitaplarına bakmamalıdır. Bunlar, sıradan insanlar tarafından anlaşılamazlar çünkü. Bunların anlamını sadece hahamlar kavrar ve Yahudi toplumu da dini onlardan öğrenir. Halakha, hahamların Yahudi toplumuna verdiği bu eğitimin toplandığı kaynaktır. Halakha’nın en önemli kaynağı ise, başta belirttiğimiz, “Talmud” adı verilen çok ciltli bir kitaptır.
    Talmud’u incelediğinizde, Öncelikle, diğer iki ilahi dine karşı son derece saldırgan bir tutum göze çarpar. Talmud’a göre, Yahudiler ellerine geçen İncil’leri, eğer şartlar uygunsa, yakmakla yükümlüdürler. Talmud’un Yahudi- olmayanlar hakkında verdiği diğer bazı ilginç hükümler şöyledir:
    • Bir Yahudi bir mezarlığın yanından geçerken, eğer o yer bir Yahudi mezarlığı ise orada yatanları takdis eden kısa bir dua okumalı, ancak mezarlık Yahudi-olmayanlara ait ise orada yatanların annelerine lanet etmelidir.i Talmud kaynaklı bir başka geleneğe göre de, dindar bir Yahudi, bir kilise ya da Hz. İsa tasviri gördüğünde üç kere yere tükürmekle yükümlüdür.ii
    • Talmud yazarlarının en büyüklerinden olan Maimonides, bir Yahudi- olmayanın hayatının kurtarılması konusunda da önemli hükümler vermiştir. Bu hükümlerin biri şöyledir:
    Kendileriyle savaş halinde olmadığımız Yahudi-olmayanlara gelince, ölümlerine doğrudan sebebiyet vermek yanlıştır, fakat eğer ölüm anındaysalar onların hayatlarını kurtarmak yasaklanmıştır. Örneğin bir Yahudi-olmayanın denize düştüğü görülürse, boğulmaktan kurtarılmamalıdır.iii
    Maimonides’e göre, bir Yahudi doktorun bir Yahudi-olmayanı iyileştirmesi de, karşılığında para kazanılsa dahi, yasaktır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir noktaya değinir: Eğer Yahudi bir doktorun bir Yahudi-olmayanı iyileştirmekten kaçınması, Yahudiler’e karşı toplumsal bir tepki gelişmesine neden olacaksa, o halde yasak ortadan kalkar ve hastanın iyileştirilmesi gerekir.iv
    • Talmud’un en büyük yazarlarından biri olan Maimonides’in ırkçı fikirleri de oldukça ilginçtir. Bir yerde Türk milletine de dil uzatarak şöyle yazar:
    Türklerin bir kısmı ve kuzeydeki göçebeler ve zenciler ve güneydeki göçebeler ve bizim coğrafyamızda yaşayıp da onlara benzeyenler; bunların tabiatı daha çok düşük sesli bazı hayvanların tabiatına benzer. Benim düşünceme göre, bunlar insan seviyesinde değildirler. Seviyeleri bir insan ile bir maymunun seviyeleri arasında bir yerdedir. Çünkü görünüşleri maymundan daha çok insana benzemektedir.v
    • Talmud’un cinsel suçlar (zina) hakkında verdiği hükümler de ilginçtir. Eğer bir Yahudi erkek bir Yahudi kadınla evlilik dışı bir cinsel ilişkiye girerse, her ikisinin de öldürülmesi gerekir. Oysa eğer kadın bir Yahudi- olmayan ise, bu kez erkek sadece dayak yer; kadın ise yine ölüm cezasına çarptırılır. Aynı hüküm, Yahudi bir erkeğin Yahudi-olmayan bir kadına tecavüz etmesi durumunda da geçerlidir. Bunun arkasında yatan mantık ise, Yahudi- olmayan kadının her durumda “baştan çıkarıcı” sayılmasıdır. Kadın, “bir Yahudiyi günaha sokmuş” olduğu için ne olursa olsun birinci dereceden suçlu sayılmaktadır.vi Nitekim Maimonides, Yahudi-olmayan tüm kadınlar için “N.Sh.G.Z.” kısaltmasını kullanır. Bunlar, İbranice’deki “niddah, shifhah, goyah, zonah” kelimelerinin baş harfleridir. Kelimelerin anlamı ise şudur: “Kirli (regl nedeniyle), köle, Yahudi- olmayan, fahişe”.vii
    • Yahudiler ile Yahudi-olmayanlar arasındaki mal-mülk ilişkileri hakkında da Talmud’un önemli hükümleri vardır. Eğer bir Yahudi kayıp bir eşya bulur da onun sahibinin bir Yahudi olduğunu farkederse bunu sahibine geri vermekle yükümlüdür. Fakat eğer malı yitiren kişi bir Yahudi-olmayan ise, malın ona geri verilmemesi emredilir. Bir Yahudi- olmayana hediye vermek ise kesin biçimde yasaklanmıştır. (Ancak hahamlar, bir sonraki aşamada Yahudiler’i maddi kar getirebilecek hediyelere -bir başka deyişle rüşvetlere- izin verirler.) Alış veriş sırasında Yahudi-olmayanlara hile yapmak ise, eğer “dolaylı” yoldan olursa, meşru sayılır. Örneğin bir Yahudi, karşısındaki müşterinin kendisine yanlışlıkla fazla para verdiğini fark ederse, “senin yaptığın hesaba güvendim, benim saymama gerek yok” demelidir. Böylece eğer karşı taraf durumu sonradan fark ederse, suçlu duruma düşmez.viii ÇIKIŞ
    araştırıldığında, buna benzer daha pek çok hükme rastlamak mümkündür. Talmud Uyarınca Tevrat’ın Çarpıtılması
    Sözkonusu “Yahudi ideolojisi”, Tevrat’ın ve Eski Ahit’in diğer kitaplarının hükümlerini de kendi düşüncesine göre yorumlamakta ve çarpıtmaktadır. Örneğin Hz. Musa’ya verilen “On Emir”den sekizincisi olan “Çalmayacaksın” (Çıkış, 20:15) hükmü, “bir Yahudiyi çalmamak” (yani kaçırmamak ya da rehin almamak) konusunda konulmuş bir yasak olarak açıklanır. Hükmün mal değil de insan “çalmak” şeklinde yorumlanmasının nedeni, “On Emir”in yalnızca ölümcül suçları içerdiğine dair Talmud yazarlarınca yapılmış bir kabuldür. Öte yandan, Yahudi- olmayanların rehin alınması zaten Talmud tarafından izin verilen bir eylemdir.ix
    “Kardeşini kendin gibi seveceksin” (Levililer, 19:11) hükmünün yorumlanması da aynı şekildedir; “kardeşler” yalnızca Yahudilerdir. Nitekim bir Yahudi genel olarak Talmud tarafından bir Yahudi-olmayanın hayatını kurtarmaktan alıkonur, açıklaması da şöyle yapılır; “çünkü o senin kardeşin değildir”.x
    Sanhedrin’in en güçlü çagi olan Nasi Yuda (M.S.125-217) döneminde, Filistin’in Galilea kentinde Yahudi toplumunun gelenekleri, görenekleri, inançlari, Kutsal Kitap’ta bunlarla ilgili sözler yeniden gözden geçirildi.
    Nasi Yuda (Rabbi Yuda da denir), Eski Ahid’de yönetimle ilgili bütün buyruklari, hükümleri seçip biraraya topladi, onlara kendi çaginda söylenen, Ibrani geleneklerine, göreneklerine dayandigi için kutsal nitelik tasidigina inanilan özdeyisleri de ekledi… Misna (ögreti) adi verilen bu derleme, bir yasa (Yahudi yasasi ) niteligi tasiyordu.
    Bu derlemede bulunan yazilar iki ana bölüme ayrilir: biri Eski Ahid’de geçen yasa ya da buyruk niteligi tasiyan; ikincisi ise Kutsal Kitap’a girmemis, ancak Yahudi toplumunun geleneklerine, göreneklerine göre biçimlenmis, genel geçerlilik kazanmis aliskanliklar.
    “Misna”nin okullarda, bir ögrenim kitabi olarak okutulmaya baslamasi sonucu genis bir yorumculuk dogdu. Onca bulunan eski çaglardan, Kutsal Kitap’tan alinma sözler, çagin anlayisina göre açiklanip yorumlandi. Bu nedenle kitap gün geçtikçe büyüdü. Daha sonraki dönemlerde Misna’ya yeni yeni eklemeler yapildi.
    Misna’nin bölümleri söyledir:
    Zeraim (tohum): Kutsal Kitap’ta geçen yoksullaria, kahinlerle, Evililerin tarim ürünlerinden alacaklari haklarla ilgili yargilar, buyruklar bu bölümde oplanir. Bu bölüm, Kutsal Kitap’in tarim isleriyle ilgili bölümüdür.
    Moei (belirli zaman kesimleri): Kutsal sayiIan günlerle ilgili yargilar, buyruklar, Kutsal Kitap’in (Eski Ahid) disinda kalan gelenekler,görenekler(kutsal olaylarla ilgili olanlar), bu bölümde toplanir. Bunlar da bayram günleri, Sabbat, oruçlar, Yahudi takvimini olusturan hükümlerdir.
    Nahsim (kadinlar): Kadin-erkek iliskileri, evlenme, bosanma, eslerin bir birlerine karsi tutumlari da bu bölümün içinde siralanir.
    Nezikin (zarar): Yahudiler arasinda geçen olaylar sonucu ortaya çikan hukuksal durumlari çözümlemeye yarayan hükümler (ödetme, ceza, zararin giderilmesi, borç islemleri gibi), bu bölümde yer alir.
    Kadosin (Kutsal isler): Kâhinlerin görevleri, tapinaklarla ilgili ödevler, isler, kurbanlar bu bölümün kapsamina girer. Taharoth (arinma – temizlik). Dinle ilgili bütün arinma (temizlenme) islemleri, din bakimindan “murdar” sayilan durumlar, nesneler, tapinmalarla ilgili temizlikler bu bölümde söz konusu edilir.
    Rabbi Yuda’nin düzenledigi, Kutsal Kitap’a dayali Misna, kisa bir süre içinde bir yandan Filistin’de, bir yandan Babil’de genis bir ilgi topladi, okullarda okutulan tek kaynak kitap oldu. Gerek Filistin’de, gerekse Babil’de okutulan Misna’ya, zaman zaman genis yorumlar, açiklamalar eklendi. Böylece öz bakimindan bir, açiklamalar, yorumlar yönünden ayrintili iki büyük kitap ortaya çikti. Birine Babil Talmudu, ötekine Filistin Talmudu denir.
    BABIL TALMUDU: Bu Talmutun vücuda gelmesinde baslica etken Amil Abba Acerha denilen sahis olmustur. Bu kitabindikkat cekici tarafi cümleler arasina sikistirilan birçok noktalar ve virgüllerdir ki Talmutu tetkik eden insanlarin zihinlerini alt üst eder. Bütün esrarlar bu noktalar ve virgüllerde gizlidir. Bu eserleri tetkik eden gayri Yahudi ilim adamlari kitabta kasten yapilan imlâ ve cümle hatalarinin birkaç türlü mâna ifade ettigini ve bir maksat takip ettigini kesfetmislerdir.
    “Çalisma, arastirma” anlamlarina gelen Talmud’un içerdigi konular, tarih, bakimindan, M.Ö. III. yy.’dan baslayip M.S. V.yy. kadar sürer. Bundan sonra Talmud’a bir ekleme, bir açiklama yapilmamis Talmud, Ibrani dilinde “töre, türe” anlamina gelen “tora” (“Tevrat” sözünün kökü de budur) degismez bir yasa olarak kalmistir. Talmud iki ana bölümden olusur. Biri Rabbi Yuda elinden çikan “Misna”, öteki de “Gamera” (arastirma) adini tasir. Asagida TaImud ögretilerinden bazilarini görmekteyiz:
    Yoreh deah
    232 -14 Hagag Para işlerinde “Yalan yere yemin” etmeye müsade edilmiştir. Hoem Hamispat
    156-5 Hagag
    “Yahudi olmayanın mali, mülkü sahipsiz sayilir. Ona herkesten önce el koyan Yahudi, sahibi olur.”
    Hosem Hamispat
    183-7 Hagag “Bir Yahudi, bir Yahudi olmayanla bir iş yaparsa ve bir başka Yahudi, Yahudi olmayani aldatmak, ölçüyü bozmak, malin agirligini veya sayisi azaltmak hususlarynda yardim ederse, ikinci Yahudinin birinciye para karsiliginda veya parasiz yardim ettigi nazari itibara alinmadan, elde edilen kary iki Yahudi aralarinda paylasicaklardir.”
    Hosem Hamispat
    266-1 “Yahudi olmiyan birinin kaybettigi seyi bulan bir Yahudi ise onu almaya haklidir.”
    Yahudinin bilgisi yoksa, o zaman Yahudi ölen mal sahibinin varislerine bir sey ödemege mecbur degildir.”
    Hosem Hamispat
    348-2 “Bir Yahudi olmiyanin hatasindan yararlanmak Yahudiye caizdir. Mesela hesapta bir hata yapilmissa veya onun unuttugu bir ikrazin geri verilmesi söz konusu ise, Yahudi bunun farkina varmadigi cihetle “adina” karsi saygisiz davranmis sayilmaz.”
    Hosem Hamispat
    369 “Yahudi hiçbir Yahudi gümrük mültezimini asla aldatmamalidir. Ama Yahudi olmiyan bir gümrük mültezimini ve hatta bir krali bile aldatabilir. Memlekette cari olan kanunlar bunu yasaklamis olsa bile! Bir Yahudi gümrük memuru ve bir Yahudi gümrük borçlusu, sebep olacaklari ziyanin Yahudi olmiyan devlet veznesine yatirilmasi gibi bir tehlikenin mevcut olmadigi hallerde, Yahudi olmiyan memleket kanunlarini hiçe sayabilir.”
    “Günah islemeye müsaade vardir, yeter ki gizli olarak islensin.”
    “Yahudi maksat ve gayeleri ugruna islenen bütün günahlar gizli olmak sartiyla mübahtir.”
    “Yalniz Yahudi olanlara insan gözüyle bakilir. Yahudilerden gerisi sadace birer hayvandir.”
    “Allah dünyanin bütün servetini yalniz Yahudilere tahsis etmistir. Bütün dünya serveti onlarindir.”
    “Bir sey çalmayiniz, hirsizlik etmeyiniz, hakkindaki emir sadece Yahudilere karsidir. Diger milletlerin can ve mallari helâldir.”
    “Yahudi seriati erkeklere zinayi haram kilmistir. Fakat bu yalniz Yahudi kadinlari içindir. Yahudi olmayanlarin irzi namusu helaldir.”
    “Siz, Yahudi olmayanlardan birini öldürmek sucu ile mahkemelerde bunu yeminle açikça inkar edebilirsiniz.
    Çünkü òldürülen bir hayvandir.”
    “İnsan, Allah korkusunda hilebazca hareket etmelidir.”
    “Her hususta aldatmaya cevaz vardir. Fakat, hilenin anlasilmamasi icin ustaca hareket etmek de sarttir. Bilhassa insan borclu olunca onu ödemek için hile yapabilir.
    “Bir Yahudi, hirsizlik mevzu bahis olunca, yalan yere yemin edebilir. Bir vücud cezasi mevzuu bahis olunca da yalan yere yemin etmesine cevaz vardir, ki bunu Allah adini söyleyerek yapabilir.”
    “Yahudi kendinden olmayanin malini calmak ve isini elinden almakla iyi bir sey yapmis sayilir.”
    “Bayram günlerinde Yahudi yiyecegini hazirlarken,
    çorbasina köpeggin yiyebilecegi birseyi katabilir. Ama Hiristiyanin yiyebilecegi birseyi katmasi menedilmistir.”
    “Bayraminda Yahudi olmayan birine hediye vermek yasaktir. Yalniz, Yahudi olmayan Allaha inanmadigi veya serbest dúsünceli oldugu takdirde is degisir.”
    Bununla beraber, Yahudi olmayan birine sadaka verilebilir ve hastalari ziyaret edilebilir, Bu da sadece, onlarin Yahudileri kendilerinin iyi dostu sanmalar gerektigi zaman yapilir.”
    “Bir insana. Yahudi olmayan bir insana, ancak ona dost görünmek ve çatismalardan kaçinmak için selam verilir.”
    Yahudi olmayana hos görünmek gerektigi zaman, Yahudi mürai olmalidir ve ona Seni seviyorum. demesi kendisine ancak seref verir.”
    “Talmud okuyan aldatici olur.”
    “Abira’nin oglu Haham Eliezer diyor ki: Bu dünyada bütün musibetler yahudilerden gelir.”
    ” Baraton’da deniliyor ki: Yahudi olmiyanlarin tohumu hayvan tohumudur. Yahudi olmayanlarin çocuklari, yahudi asilli aptallardan daha kötüdür. Yahudi olmayanlarin arasindaki evlenmeler damizlik aygirlarla kisraklarin çiftlesmesinden farksizdir.”
    “Yahudi olmayananin mülkiyeti terkedilmis bir nesneye benzer: Onun asil sahibi ilk el koyacak olan yahudidir”
    “Yahudi olmayanin kanini akitmak, Allaha kurban sunmaktir.”
    “Bir yahudi, sulh halinde bulundugu bir Yahudi olmayani bizzat öldürmek zorunda degildir. Bununla beraber, yahudi olmayan birini ölümden kurtarmasi yasaktir. Yahudi olmayan suya düsmüs ve kurtarilmasi icin bütün servetini de teklif etmis olsa, siddetli yasak degismez.. Parasi ile de olsa. bir yahudi doktor bir hiristiyani iyilestirmez. Fakat, böyle bir seyin anlasilip kine sebep olabilmesi ihtimali belirince mesele degisir. Yahudilere karsi kin uyandirmanin önüne geçilmelidir.”
    “Bir yahudi doktorun bir ilâcin iyilestirici veya öldürücü oldugunu anlamak için yahudi olmayan biri üzerinde deneme yapmasina cevaz vardir.
    Bu gibi bir halde bir yahudi çikip da. Ilaçtan ölen yahudi olmayani kurtarmak istedigi taktirde, bir yahudinin onu öldürmesine cevaz vardir. Cünkü ilac denenmesinden ölmek üzere olan yahudi olmayani kurtarmak yasak edilmistir.”
    “Haham Maimonides söyle diyor:
    “Mesih’in gelisinden önce hiristiyan dinsizligi bütün dünyaya yayilacak ve böylece insanlar köpekten farksiz halde düseceklerdir.”
    Talmud bölüm : Hoşem ha-mişpat Yoreh deah
    Talmud’da Mesih’in zuhur edecegi zamana dair bir çok kehanet de yer alir:
    “Bu Mesih yahudi olmayanlari harb arabasinin tekerlekleri altinda çigneyecektir. Büyük bir harb olacak ve bunda insanlarin üçte ikisi ölecektir. Galip yahudiler yedi yil boyunca magluplarin silahlarini yakacaklardir. Magluplar yahudilere boyun egip onlara büyük hediye vereceklerdir. Fakat kral Mesih hiristiyanlari kabul etmiyecek ve onlar tamamiyle ortadan kalkacaklardir. Bütün milletlerin hazineleri yahudilerin ellerine geçecek. Böylece zenginlikleri ölçüsüz bir hale gelecektir.
    “Haham Bathan diyor ki, basi rahat olmak icin yalan söylemek en iyi isdir. Yusuf’un kardesleri yalan söyledi. Peygamber Samuel yalan söyledi, evet Allah da, o da bizzat yalan soyledi.”
    “Yahudiler Talmud’un emirlerine harfi harfine uyduklari taktirde. Yahudi olmayan isci olmak zorunda kalirlar ve birbirlerini yerler.”
    Haham Eliezer diyor ki: “Ziraatten daha sefil bir is yoktur.” Haham ilave ediyor “Bir yahudinin ticaret yapmak için yüz lirasi varsa, her gün et yiyip sarap içebilir sarayda oturabilir. Ama ziraate bin lira da koysa, sebze yiyecek, bir kulübede oturacak ve toprak üstünde uyuyacaktir.
    “Dünya alis verissiz olamaz: Yahudisiz olamaz. Hele yahudisiz devam edemez.” “Yahudiler Filistin’e geldikleri zaman Efendimiz Allah, düsmanlarini korkutmak için bir
    vasita bahsetti: Dayanilmayacak kadar pis kokuyorlardi.”
    “Yahudiler ya üzerlerine basilip yürünecek kadar küçük, yahut yildizlara degecek kadar büyüktürler. Orta büyüklük yoktur.”
    “Prensiplerimizi kaidelerimizi bizden olmayan birine haber vermek, bütün Yahudileri katledilmeleri icin ihbar etmekle müsavidir. Bizden olmayanlar kendi haklarinda yapilmasini ögrettigimiz seyleri haber alinca, bizi sürmekten geri kalmiyacaklardir.”
    Talmud bölüm : Hoşem ha-mişpat Yoreh deah
    Bu kaideler iki bin yil boyunca, bir Hahamlar kalabaligi tarafindan Yahudilerin egitilmesinde kullanilmistir. Yahudi olmayanlar için inanilmasi bile güç olan Talmud’un bu içeriginin dogrulugunu bugünkü Israli’in Devlet Politikalari ve yahudi olmayanlara uyguladigi zulüm yeteri kadar dogrulamaktadir.
    Kabbala
    Yahudi mistisizminin kaynagi sayilan kabbala sözü Ibrani dilinde “gelenek” anlamina gelen “kabbalah”tan türemistir. Bu kavramin M.Ö. I.yy.’da ortaya çiktigi, M.S. Xl.yy.’da genis bir alana yayildigi görülür. Kabbala Eski Ahid’e dayanan, onun gerçek anlamini arastirmayi konu edinen akimdir.
    Kabbala’dan alintilar:
    “Yeryüzunde Tanri, Yahudinin yüz hatlarinda kendini asikar kilar.” “Yahudi, Juda, Jevah veya Johavah, ayni varliktir.”
    “Yahudi yasayan, sahislasmis Tanridir.” “0 dünyevilesmis uluhiyettir: Adam.”
    “Diger insanlar tamamiyle dünyevi, asagi irktandir. Onlar sadece Yahudilere hizmet etmek için yasamaktadirlar. Onlar kücük hayvanlardir.”
    “Hahamlarin sözlerini hor görenler ölüme müstahaktirlar,” “Hahamlarin sözlerini peygamberlerinkinden üstün tutmak gerekir.” “Hahamlarin sözleri “canli” Tanrinin sözleridir.”
    “Dünya yüzünde Hahamlarin verdigi her karar. Allah için bir kanundur.”
    “Haham Jochanan diyor ki: Hahamlarin hepsi de Allah olacak ve onlara Jehova denecektir.”
    “Haham Abbuhu diyor ki: Hahamlar Allah’in hükümdarligina sahiptirler: Allah, onlarin isteklerini yerine getirmeye mecburdur. ”
    “Sihirbazlik Efendimiz Tanriyi gölgeleyebilecek kadar tehlikelidìr. Bununla beraber Haham Chanina bundan hic cekinmedi: Ve bunun icindir ki o, Allah’tan cok daha büyüktü.”
    Talmud ve Kabbaladan alinmis kisimlarda Hahamlarin ne derece yüceltildigi ve halk üzerinde nasil otorite kurduklari görülmektedir.
    Yahudiden baska diger bütün insanlari hayvan olarak gördükleri için en akla gelmeyecek sapikliklari onlar üzerinde deneyebilecekleri açikça görülmektedir. Bu sapkın anlayış, Yahudilik içinde oldukça ırkçı bir anlayışın gelişmesine neden olmuştur. Halen Ortadoğu’da akan kanlarda, bu sapkın ırkçı anlayışın büyük bir sorumluluğu vardır.
    Tevrat’in degistirilmis oldugunun bir baska delili de içerisinde geçen müstehcen konular ve cinsel sapkinliklardir. Asagida da görülecegi üzere bu konularin ilâhi bir kitapta geçmesi imkânsizdir.
    TEKVİN BAB: 19
    AYET: 30-38
    S: 17 Ve Lut Tsoardan çikip dagda oturdu. ve iki kizi; onunla beraberdi, çünkü Tsoarda oturmaktan korktu; ve o, ve iki kizi bir magarada oturdular. Ve büyük kizi küçügüne dedi: Babamiz kocamistir, ve bütün dünyanin yoluna göre yanimiza girmek için memlekette erkek yoktur; gel, babamiza sarap içirelim, ve babamizdan zürriyeti yasatmak için onunla yatariz. Ve o geceden babalarina sarap içirdiler; ve büyük kizi girip babasi ile yatti, ve onun yatmasini ve kalkmasin; bilmedi, Ve vaki oldu ki, ertesi gün büyük kiz küçügüne dedi: Iste, dün gece babamla yattim; bu gece de ona Sarap içirelim, ve babamizdan zürriyet yasatmak için, gir, onunla yat. Ve o gecede dahi babalarina sarap içirdiler, ve küçük kiz kalkip onunla yatti; ve onun yatmasini ve kalkmasini bilmedi. Lûtun iki kizi böylece babalarindan gebe kaldilar.
    NESIDELER NESIDESI BAB: 8
    AYET: 1-8-10
    S: 672 Keske sen bana, Anamin memelerini emmis kardes gibi olaydin! Disarida seni bulunca, Ben seni öperdim; Beni de kinamazlardi.
    Küçük bir kizkardesimiz var, Ve onun daha memeleri yok; Ben duvarim, memelerim de kuleler gibi.
    TESNİYE BAB: 25
    AYET: 11-12
    S: 202 “Adamlar birbirleriyle kavga ederken birinin karisi yaklasip kocasini dövenin elinden onu kurtarmak için elini uzatir, ve onu utanilacak yerlerinden tutarsa; o zaman kadinin elini keseceksin, gözün ona acimiyacaktir.”
    NESIDELER NESIDESI BAB: 4
    AYET: 8-12
    S: 669 Iki memen, sanki bir çift geyik yavrusu. Zambaklar arasinda otliyan,
    Ikiz ceylan yavrusu.
    Kaptin gönlümü, kizkardesim, yavuklum! Gözlerinin bir bakisi ile,
    Gerdaninin tek zinciri ile gönlümü kaptin. Okşamalarin ne güzel, kizkardesim, yavuklum! Saraptan ne kadar hostur oksamalarin,
    Itirinin güzel kokusu da her çesit baharattan! “Ey yavuklum, bal damlatir dudaklarin;
    Balla süt senin dilinin altindadir;
    Esvabinin kokusu da, sanki Libnan kokusu. Kizkardesim, yavuklum, kapali bir bahçedir; Kapali bir kaynaktir, mühürlenmis pinardir.
    TEKVİN BAB: 38
    AYET: 13-19
    S: 39 Ve; Iste, kaynaktan sürüsünü kirmak için Timnata çikiyor, diye Tamara bildirildi. “Ve üzerinden dulluk esvabini çikardi, peçesile örtündü, ve Timnat yolu üzerinde olan Enaim kapisinda sarinip oturdu; çünkü Selanin büyüyüp kendisinin ona kari olarak verilmedigini gördü. Ve Yahuda onu görünce, kendisini kötü kadin sandi; çünkü yüzünü kapamisti. Ve yolda onun yanina inip dedi: Rica ederim, gel senin yanina gireyim; çünkü onun kendi gelini oldugunu bilmedi. Ve dedi: Yanima girmek için bana ne verirsin? “Ve dedi; Sürüden bir oglak gönderirim. Ve dedi: Onu gönderinciye kadar bir rehin verir misin? Ve dedi: Sana ne rehin vereyim? ve dedi: Kendi mühürünü ve kaytanini ve elinde olan degnegini. ona verip onun yanina girdi, ve kadin ondan gebe kaldi.
    KETHUBOTH TALMUTU:
    Bu Talmutun 198. sahifesine kadar Rabbi Dr. Smauel Daiches 198. Sahifeden sonra Dr. Israel W. Slotki yazmislardir. Londra’da 1936 yilinda The Soncino Press tarafindan basilmistir. Talmutlarin en müstehcen maddeleri bu kisimda bulunur. Cinsi münasebetler, zinalar ve fuhsa ait misaller buradadir. Elde mevcut Ibrani dilinde yazilmis eski Kethubothlar bu mevzuuda zengin malûmatla doludur.
    Bu yazliar doktor Samuel Daicles ile doktor Israel Slotki tarafindan ibraniceden ingilizceye tercüme edilmistir.
    Simdi de Kethuboth Talmudundan parçalar nakledelim:
    “Bir Yahudi kizinin bekareti iki yüz akçe (zuz) degerindedir. Bu pazarlik edilerek pesin de ödenebilir.”
    “Bir çocukla küçük bir kizla yahut karisi ile makat yerinden temas edilen kimse bagirir ise ve bunu etraftan isitirlerse bu isi yapan sahsa bu çocukla yahut kizla bu isi yapmamasi söylenir. Eger kadin zevcesi ise bir müddet için bu sekilde hareket etmemesi bu isi yapan sahsa bildirilir.
    Bütün cinsi isler aksam karanliginda yahut karanlik odada yapilmalidir, Sebebi açik havada öyle bir sey yapilirsa herkes isini gücünü birakip manzarayi seyre koyulurlar daha fenasi o adamlar çalisacak yerde çiftlesen insanlari taklide kalkisirlar.”
    “Firincinin ekmegi yanar üzümcünün üzümlerini Yahudi olmiyanlar çalar, çanakçinin çanagi elinden düser kirilir, nöbetçinin gözü döner sehri düsman basar. Karanlikta bu isi yapmanin baska bir faidesi de eger bu cinsi temasi Yahudi olmiyan birisiyle yapiyorsaniz
    “0 adam ki kiz kardesi ile beraber yatip kendilerini cinsi zevklere birakirlar ve kiz kardesi bundan sikayet etmez bunda bir günah ve kabahat yoktur. Fakat hemsiresi sikayette bulunursa bu isi tekrarlamamasi adama teblig edilir.”
    “0 sahis ki daha annesi yasli degildir ve babasi ölmüstür ve annesiyabanci erkeklerin koynuna girmek istemez ve kendi oglu ile yatmak is-ter ve keza oglu da annesiyle yatmak isterse böyle bir vaziyette eger bu isler zor kullanilmadan yapiliyorsa bize düsen bir vazife yoktur. Ta ki ogul evlenme yasina gelip de baska bir kizla evlenmek isterse ve annesi buna mani olmak isterse ogul hem kendi karisinincinsî arzularini hem de annesinin arzularini tatmin etmeli tä ki valdesi baska bir erkek buluncaya kadar.”
    Kethuboth Talmud Bab: 11
    YEBAMOTH TALMUTU:
    Bu Talmut cinsî münasebetler. zinalar ve fuhsa ait misaller ihtiva etmektedir.
    Kadinlarin birbirleriyle ve hayvanlarla yaptiklari sehvani münasebetlerden bahsedilir. Ve sonunda soyle cümlelere raslanir:
    Yahudi bir dul kendisini tatmin icin her türlü usullere bas vurabilir. Bir kadin sebebler östererek bir hayvan ile hayvani münasebetleri ilerletirse bunda münasebetsiz bir sey yoktur. Böyle isler ve zevklere kendisine verip de sonradan evlenmeyi düsünen bir kadini bir bas haham bile alabilir.”
    “Harikuläde güzel bir kadin sicaktan dolayi açik giyinmis bir halde yeri silerken köyün maaruf köpeklerinden biri kapida zuhur etmis ve kadina arkadan tasallut etmis kisa bir zaman sonra da bu kadina bir rahiple evlenmek için müsaade verilmistir. Fakat para ile kendisini satan bir kadin para karsiligi müsterilere zevk vermek için bir köpekle cinsi münasebette bulunursa bu hareket baska türlü telàkki edilir ”
    Yebamoth Talmutu – 56 a – 59 b. kaynak:
    http://www.harunyahya.org/kitap/YahudilikveMasonluk/yvm2.html

  75. bir kul dedi ki:

    toro dedi ki:
    03/08/2015, 10:29

    Burada önemli olan insanın isimlendirdiği sonuçlar ya da algılar değil realitedir. Şöyleki;

    Kainatta karanlık ve soğuk aydınlık ve sıcaklığa karşı dominanttır yani asıl güçlü olanlardır! Bu konuda kesin kanaat belirtmek adı dünya denen bir gezegende yaşayan ve o gezegenin sentezlenmiş sonuçlarına göre hareket eden ve düşünen varlıklara kalmamıştır! Evrenin sadece %5 i aydınlık ihtiva eder. Yani evren karanlık ve soğuktur! DEMİŞSİNİZ

    evet bu fikrine bende katılıyorum cünki bu kainat kitabını sahibi ancak acıklama yaparsa acıkladıgı kadarı ile anlamlandırırız bir farkla işte bu yüzden yüceler yücesi olan allah biz aciz kullarının benim kitabım yani ayetlerim olmadan bu kainatı anlayamayacagımızı bildiginden biz naciz kullarına kullanma kılavuzunu bizlere gönderdi

    ÖRNEK

    Allah’ın gökten yağmur yağdırdığını görmedin mi? Biz, onunla renkleri farklı farklı meyveler çıkardık. Dağlarda değişik renklerde beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar vardır.FATIR 27

    Aynı şekilde, insanlardan, diğer canlılardan ve evcil hayvanlardan da renkleri farklı olanlar vardır. Allah’a ancak bilgili kulları saygı duyar. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür; çok bağışlayıcıdır.FATIR 28

    Allah’ın KİTABINI OKUYANLAR, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için gizli ve açık harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umarlar.FATIR 29

    şu BEŞ NE BİR K VAR YA işte o soruların cevabını ancak kainatı yaratan allah biz kulları için kitabıyla bizlerin aklındaki sorulara ancak allah gönderdigi kitabıyla akıl ve mantık yolu ile rahatlarız başkada hiç bir şey bizleri tatmin etmez sorularımıza cevap veremez rahatlatamaz verebilmeside mümkin degildir

    yazından anladıgım ben kendime ve aklıma güveniyorum beni tereddütde bırakacak hiç bir konu yada bilgi düşüncemden alı koyamaz diyorsun ben sorularımın karşılıgını kendim sordum ve cevabınıda buldum diyorsunuz eger yanlış kanaate varmış isen dogrusunu sade bir şekilde cevaplarsanız memnun olurum

    7:52 – Gerçekten onlara, bilgiye göre açıkladığımız, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik.

    2:32 – Dediler ki: “Yücesin sen (ya Rab!). Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen bilensin, hakîmsin”.

    2:118 – Bilgiden nasibi olmayanlar da “Allah bizimle konuşsa ya, yahut bize de bir mucize gelse ya!” dediler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişlerdi. Onların kalbleri birbirlerine benzedi. Gerçekten de yakîne ermek (hakikati bilmek) isteyen bir kavim için biz mucizeleri çok açık seçik gösterdik.

    9:78 – Allah’ın, onların sırlarını da, fısıltılarını da bilip durduğunu ve Allah’ın bütün bilinmeyenleri bildiğini hâlâ öğrenemediler mi?

    13:2 – Allah O’dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz.

    SAYGILARIMLA

  76. toro dedi ki:

    Sayın bir kul,

    ”evet bu fikrine bende katılıyorum cünki bu kainat kitabını sahibi ancak acıklama yaparsa acıkladıgı kadarı ile anlamlandırırız bir farkla işte bu yüzden yüceler yücesi olan allah biz aciz kullarının benim kitabım yani ayetlerim olmadan bu kainatı anlayamayacagımızı bildiginden biz naciz kullarına kullanma kılavuzunu bizlere gönderdi” sizden alıntı

    Yukarıda yazdıklarınız, doğru olduğununa inandığınız bir olayın size verdiği feyzden ibaret! Siz öyle olduğuna inanmak istiyorsunuz ama yine de bilinçaltınız sizi mantıklı olana yönlendirmekten geri durmuyor!

    ”bu kainat kitabını sahibi ancak AÇIKLAMA YAPARSA acıkladıgı kadarı ile anlamlandırırız” sizden alıntı

    Siz bir tanrıdan doğrudan (aracısız olarak) bu bilgileri aldıysanız başka bir durum, bu bilgileri aldığını iddia eden başka birinden aldıysanız başka bir durum ortaya çıkar!

    Makul doğru bilinçaltınızın sizi yönlendirdiği gibidir, yani ”kainat kitabını sahibi ancak ”SİZE” AÇIKLAMA YAPARSA” anlayabilirsiniz! Size doğrudan (aracısız) böyle bir açıklama yapıldı mı?

    ”Allah’ın gökten yağmur yağdırdığını görmedin mi? Biz, onunla renkleri farklı farklı meyveler çıkardık. Dağlarda değişik renklerde beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar vardır.FATIR 27” sizden alıntı

    Sayın bir kul, sokakta karşılaştığınız herhangi bir adam size karşıda ”gördüğün kuleyi ben yaptım” derse o kule kesin olarak o adam tarafından yapılmış mı olur? Yani doğal tepkiniz adam böyle söylüyorsa ”kesinlikle doğrudur” şeklinde tecelli eder mi?

    Şimdi ayetin söylendiği yıllara yani 1400 yıl geriye dönelim. İnsanlar özellikle Arap yarımadasında yaşayanlar yağmurun nasıl oluştuğunu biliyorlar mıydı? Yani dünyaya özgü bir şekilde ortaya çıkmış bu atmosferik olayın nasıl gerçekleştiğini biliyorlar mıydı?

    O ayet o gün değilde bugün söylenseydi sizin için bir anlamı olurmuydu? Nasıl gerçekleştiğini bildiğiniz ve hatta önceden tahmin edebilecek şekilde teknoloji icad ettiğinz bir doğa olayını bilinmeyen bir kaynağa bağlayan bir iddiayı bugün 1400 yıl öncekinden daha şiddetli bir şekilde tanrıya bağlayabilir miydiniz?

    Ya da şöyle sorayım,

    yağmuru Zeus yağdırdı,
    Yağmuru Ba’al yağdırdı,
    Yağmuru Şiva yağdırdı,
    Yağmuru Enlil yağdırdı,
    Yağmuru Ra yağdırdı,
    Yağmuru Odin yağdırdı, diyenlerle beraber adlarını burada yazamayacağım tanrılarla konuştuğunu iddia eden binlerce insan karşınıza geçse ve size ”yağmuru benim tanrım yağdırdı” dese (ki insanlara böyle dediler) hangisinin doğru söylediğini nereden bilecektiniz?

    O nedenle onu o yaptı, bunu o yaptırdı şeklinde kurgulanmış cümleler doğrudan tanrıdan ve doğrudan bütün insanlara söylenmediği sürece tanrının değil söyleyen insanın sözleridir ve o insan o sözleri söyleyerek kendine itibar tesis ediyordur!

    Kendine peygamber diyenler söyledikleri ve tanrıdan aldıklarıni iddia ettikleri sözlere karşılık hiç itibar (inandırdıkları nezdinde) elde etmediler diyorsanız başka!

    Son olarak bir meteroloji mühendisini zamanda geriye göndersek ve henüz sizin dininize inanmaya başlamışlara ”3 gün sonra yağmur yağacak” dedirtsek ve 3 gün sonra yağmur yağsa ve akabinde bu mühendis arkadaş bu durumu kullanmaya niyetlenerek kendine peygamber dese sizin inandığınız dinin peygamberinin itibarının ne hale düşeceğini hayal edebilirmisiniz?

    Bilinmezi sahiplenerek itibar devşirmek insanları inandırabilirseniz gayet masrafsız eylemdir! Sonunda alacaklarınızın ise sınırı yoktur!

      • rammsteinn dedi ki:

        kul
        cidden bazı noktaları anlamamak için adeta direniyorsun.
        buraya yapıştırdığı link ne diyor bakalım

        Evrimcilerin insanın ilkel atası ile ilgili iddialarını doğrulayacak tek bir bilimsel delile sahip değildir. Bu nedenle sık sık bilimsel sahtekârlıklar yapmaktan sakınmazlar.

        dünyada binlerce bilim adamı evrim teorisi hala ilerletmeye devam ediyor. yüksek miktarda para harcanıyor. ve üniversitelerde bunlar okutuluyor. mesela Neandertaller.
        https://tr.wikipedia.org/wiki/Neandertal
        bunlar yalan dolan diyorsanız merak etmeyin şu anda bu bu canlının klonunu yaratmanın peşindeler. insanoğlu evrimdeki basamaklarından birini canlı kanlı görecek. ve siz hala bunlar için sahtekarlık demeye devam edin.
        bilim önünüze delil getiriyor. ama din adamlarının bunu reddetmesinin tek nedeni reddetmek zorunda oluşu. ama bunu yaparken ortaya bilimsel bir açıklama getirmektense kendi iddiasını atıyor. “her şeyi tanrı dizayn etti o yarattı” peki sizin deliliniz ne? “ee doğa müthiş uyum içinde bunu birisi yaptı” tamam bunu zeus yapmış olabilir. var mı delil? yok.

        onu bunu bırak.
        sizin bu tanrınız uçamayacak olan tavuğa kanadı niye taktı?
        apandistin insanda ne işi var?
        bunlar gibi bir çok gereksiz kör organ var.
        tabii unuttum
        allahın hikmetinden sual olunmaz.

  77. toro dedi ki:

    Sayın bir kul,

    Size hitaben,kendi ”beynim” den aldığım feyz ile yazdığım yazıya ve içindeki sorulara kendi ”beyniniz” yerine başkasının beyni ile üretilmiş, üstelik benim yazdıjklarımla ve sorduklarımla alakası olmayan bir yazı ile cevap vermeye çalışmanız ne kadar da acı!

    Aynen yetersizliğini saklayamayan birinin, yeterli rolü oynamaya çalışması gibi!

    Bu arada o üç arkadaşın çıktığı ve sizin önceden haberini verdiğiniz TV programını izlemeye çalıştım. Şu kadarını söyleyeyim özellike ortada oturan arkadaşın hali inanılmaz derecede üzüntü vericiydi! Bir insanın kendisini böylesi bir hale düşürmesine uzun süre tahammül edemeyerek ekranı kapattım!

    Eğer feyzi bunlardan alıyorsanız onlarda paraları sizden kazanıyorlarsa vah halinize!

    • bir kul dedi ki:

      Sayın toro

      Size hitaben,kendi ”beynim” den aldığım feyz ile yazdığım yazıya ve içindeki sorulara kendi ”beyniniz” yerine başkasının beyni ile üretilmiş, üstelik benim yazdıjklarımla ve sorduklarımla alakası olmayan bir yazı ile cevap vermeye çalışmanız ne kadar da acı! DEMİŞSİNİZ

      ACI olan ne biliyormusun aklını ve benligini kendisini kendisi üretigini kendisinin ilahı oldugunu kimsenin ona yaptıklarından dolayı ödülendirmeyecegini yani hesabının sorulmayacagını tesadüfen gelip şans eseri toprak olup gidecegini akıl ve mantıgının ona bu ilhamı verdigini aklının yeterli oldugunu ve yanılmayacagını sanan ve bu yüzdende feyizli bir şekilde hayatını sürdüren ve başka akla ihtiyac duymayan fakat yanılan bir kişi yanıldıgınıda bu gidişlelede asla farkında olamayacak gibi gözüküyor İŞTE ASIL ACI OLAN GERCEK BU

      BEN KENDİ KENDİME YETERLİ OLMADIGIMI SEN SÖYLEMESENDE SÖYLESENDE
      COK İYİ BİLİYORUM CÜNKÜ BU DONANIMLARI BEN KENDİM KENDİME VERMEDİM BİR YARATICI GÜÇ VERDİ ADIDA İLAH, ALLAH, RAB, ÜSTÜN BİR YARATICI YARATMA KABİLİYETİ OLAN YARATTIGINA HÜKMEDE BİLEN HER YÖNÜ İLE HERŞEYİ İLE HESAPLA ÖLCÜLÜ BİRŞEKİLDE VAR EDEN YÜÇELER YÜÇESİ OLAN EŞİVE BENZERİ OLMAYAN TEK İLAH TEK ALLAH TEK OLAN RAB ŞİMDİ BİR DÜŞÜNELİM TEK OLAN YARATICI BİR ŞEY RATACAK VE OYARTTIGI VARLIK OLAN İNSAN OGLUNA AKIL VERECEK VERDİGİ O ÜSTÜN YETENEKLERLE DONATACAK VEDE TÜM NİMETLERİNİ GÖSTERMESİDE YETMEYECEK HER TÜRLÜ TASARUFTA BULUNMA KABİL,YETENEGİ VERECEK SONRADA VERDİGİ ONİMETLERİN HESABINI SORMAYACAK BİZLERİNDE YANINA KARKALACAK BÖLE OLACAGINI SANIYORSAN işte asıl acı olan da budur işte yazıkki ne yazık İNŞAALLAH BİR AN ÖNCE FARKINA VARIRSINDA ASIL GERCEKTENDE GERCEK BİRŞEKİLDE AKIL VE MANTIIGINI GERCEKLER ÜZERİNDEDE KULLANMAYA BAŞLARSIN YOKSA EGER BU DURUMDAKİ AKIL VE MANTIGININ SANA HİŞ BİR FAYDASI OLMAYACAK BU BİR YANA O GÜN GELDİGİNDE VAHKİ NE VAH DİYECEKSİ NFAKAT İŞTE OGÜVENDİGİN AKLIN SANA HİÇBİR FAYDASI OLMAYACAK LÜTFEN BİR OLASILIK OLARAK BAKTA BİRDE BU DÜŞÜNCE ALTINDA AKIL VE MANTIGINI BÜ DÜŞÜNCE İLE ÇALIŞTIR EMPATİ YAP KORKMA BÖYLE DÜŞÜNMENİN SANA BİR ZARARI OLMAZ BİR ANLIGINA BENİM İÇİN BİR OLASILIK DEGİL BEN BU OLASILIGI SENİN İÇİN SÖYLÜYORUM BU BEDENİN EGER SANA AİT DEGİLSE VEDE ÖYLE OLDUGUNUDA BİLYORKEN NİYE YARATICININ NE YAPA BİLİR NE YAPAMAZ BU DURU BİR KERE OLSUN GERCEKTENDE GERCEK BİR DÜŞÜNCE İLE AKIL VE MANTIGININ NEDEDİGİNE NEFSİNDEN BAGIMSIZ BİR ŞEKİLDE DEGERLENDİR BUNU ŞUNA DAYANARAKTAN NASİHATTA BULUNUYORUM İNSANLIKTA KARDEŞİZ BU BİR TAVSİYEDİR ACİZ BİR KULDAN ACİZ BİR ACIKLAMA OLDU FAKAT AKLEDEN BİR KİŞİ OLDUGUNDAN NEDEMEK İSTEDİGİİMİ BENDEN COK DAHA İYİ ANLAMIŞSINDIR BUNDAN HİŞ ŞÜPHEM YOK TORO

      HER SABAHIN BİR AKŞAMI VAR

      CAN ALDIK VERECEGİZ

      HER NEFES ALDIGIMIZDA GERİ VERİRİZ

      EGER GERİ VEREMEZ İSEK HAYAT SON BULUR
      EGER VERDİKTEN SONRA DA ALAMAZ İSEK YİNE SON BULUR

      HEP ZITLAR VARDIR HAYATTIMIZDA TORO YEDİGİMİZ NANELERİN YADA YAPTIGIMIZ İYİLİKLERİN KARŞITI OLAN ÖDÜL VE CEZA DİYE KARŞILIGI OLMAYACAKMI SANIYORSUN SANIYORSAN İNSANLIKTA KARDEŞİM YADA ABİM YANILIYORSUN EGER AKLIM BANA GERCEKTEN YARDIM EDİYORSA O AKIL AKILDIR YAKSA COK ACI TARİFİ MÜMKÜNDEGİL DÜŞÜNSENE YAŞAMAK NE GÜZEL BİRDE DERTLER VE HASTALIKLAR YOKSA EGER İŞTE AKIL BANA BU BENLİGİMİ VE AKLIMI VEREN BİRİ VARSA O MUTLAKA BANA BİRŞEYLER YÜKLEYECEKTİR TIPKI BANA AKLETME MELEKESİ YÜKLEDİGİ GİBİ TIPKI SEVİNÇ VERDİGİ GİBİ TIPKI MUTLULUK VERDİGİ GİBİ TIPKI SINIRSIZ YAŞAMA İSTEGİ GİİBİ
      TIPKI BU YAYATI BAHŞETTİGİ GİBİ BİR BAŞKA HAYATTA BAHŞEDEÇEK İSTER NANKÖR OLAYAYIM İSRETSE İSTEDİGİ GİBİ YAŞAMAYA CALIŞAN ACİZ BİR KUL HER İKİSİNEDE YAŞAMA VAADİ VERİYOR TIPKI ŞU ANDAKİ VERDİGİ YAŞAMA VAADİGİBİ
      LÜTFEN NEFSİNİN KÖLESİ ESİRİ TUTSAGI OLMA AKIIL VE MANTIGINI NEFSİNİN ELİNDEN AL VE KURTAR ÖZGÜRLEŞ GERCEK ÖZGÜRLÜK İŞTE OZAMAN GÖRECEKSİN GÖRMEK İSTİYORSAN EGER VUCUDUNDAKİ KEMİKLERİ GÖRMEK İSTİYORSAN YAPACAGIN ÜÇ YOLVAR

      NOT BİZLER YOKTUK YOKKEN VAR EDEN TEK GÜÇ SAHİBİ YANİ ÖLÜ İDİK BİZİ VAR ETTİ YANİ CANLANDIRDI BUNU YAPAN YARATICI GÜC YOKKEN NASIL VAR ETTİ İSE İŞTE TIPKI BUNUN GİBİ TEKRARDAN VAR EDECEK BEN DEMİYORUM YÜCELER YÜCESİ OLAN YARATICIMIZ İLAHIMIZ RABBİMİZ TEK GÜÇ SAHİBİ OLAN ALLAH

      1 RÖNTGEN
      2 TOMAGRAFİ
      3 EMAR BU ÖRNEKLER GİBİ
      TEŞBİHTE HATA OLMAZ MİSALİ
      İYİ DÜŞÜNCELER

      • toro dedi ki:

        Sayın bir kul,

        ”BEN KENDİ KENDİME YETERLİ OLMADIGIMI SEN SÖYLEMESENDE SÖYLESENDE
        COK İYİ BİLİYORUM” sizden alıntı

        O halde yazınızın devamında büyük harfler kullanarak ”kendine yeterli” bir insanı oynamamalısınız!

        Sözde ”kendinize yeterli” olmadığınızı biliyorsunuz ama size söylenmeyen (kitabınızda) bir çok şeye ve özellikle de tanrım dediğiniz varlığın aklından geçenlere bile hakimsiniz, halet-i ruhiyesini çok iyi biliyorsunuz!

        Ben size çok basit sorular soruyorum. Cevaplar için sayfalar karalamaya gerek yok! Evet veya hayır cevabı ile sonlandırılabilecek soruların etrafından dolanmaya çalışarak ”kendine yeterli” inanırı oynadığınızın farkında değil misiniz? Ya da kendinizden çok eminsiniz ki sizin A diyerek bize B yi gösterme çabanızın başarılı olduğunu sanıyorsunuz!

        Ben ta en başından size zaten ”yeterli olmadığınızı” söylemiştim! Yani bildiğim bir şeyi bana yeniden söylemenizin benim nezdimde bir karşılığı yok!

        Sorun kendine ”yetersiz” diyen birinin başkalarına akıl vermeye çalışmasıdır! Yani kendi evrimini ya da gelişimini tamamlayamamış birinin başkalarının gelişimine yön vermeye çalışmasıdır!

        Sevgili dostum, bir insan münazarada kendine sorulan sorulara ya da kendine sunulan argümanlara kendi ürettikleriyle cevap veremiyorsa önce kendi haline yanmalı, kendi durumunu düzeltmelidir! Kendi hali ya da durumu sorunlu olanın başkalarının hali ya da durumuna müdahil olmaya çalışması, üstelik bunu bile başkalarının ürettikleri ve argümanları ile yapıyor olmasıdır benim ”acı” diyerek tanımladığım!

        Sanırım inandığınız tanrınız ”OKU” derken size değil de, sizin ürettiklerini kullandığınız diğerlerine sesleniyordu!

        Siz inandığınız tanrınız size ”oku” dediğinde ne sanıyorsunuz? Televizyondaki programda ortada oturan adamın yazdıklarını ”oku” dediğini mi?

        İnandığınız hangi tanrı size ”yetersizliğinizi” başkalarının argümanlarıyla kapatın diyor?

        Ayet paylaşmanız bir noktaya kadar anlayışla karşılanabilir ama birilerinin ayetlerden anladıklarını kendiniz anlamış gibi paylaşmanız anlayışla karşılanamaz!

        Bu sizi, tanrısına bile kopyayla, ezberle, intihalle giden biri yapar!

        Hadi bana ya da bize A deyip B yi anlatmaya çabalayın, peki bu yaptığınızı yani size doğrudan seslenerek ve doğrudan sizi muhatap alarak ”oku” diyen inandığınız tanrınıza, başkalarının ”oku” duğunda anladıklarına çengel atmanızı nasıl anlatacaksınız?

        Ya da şöyle sorayım, siz inandığınız tanrınızın ”oku” diyerek bütün insanlara seslendiğine ama içinizden bazılarınıda okuğunu anlayamayacak şekilde yaratarak, okuduğunu anlayan bazılarına muhtaç hale getirdiğinemi inanıyorsunuz?

        Yani siz başkalarına muhtaç mı yaratıldınız? Sınavda başkalarına muhtaç ama muhtaç olduklarınızla da eşit olduğunuza mı inanıyorsunuz?

        Bakalım şimdi kimin yazdıklarına sığınıp kendinizi kurtarmak için buraya kopyalayacaksınız!

  78. karaca dedi ki:

    biraz varsayım

    kainattaki başka yerleşim birimlerinde çok üstün zekalılar olduğunu varsayalım,bunların nasıl var olduklarını bilmediğimizi varsayalım,bu varlıklar istedikleri takdirde istediği yere gidebilme imkanları da var diyelim,kendi türlerinin devamını cinsel birleşme şeklinde değil hücre,dna,yani kopyalama ve çoğaltma şeklinde yaptıklarını var sayalım yani ihtiyaç duyduklarında,kendi benzerlerini makinalara veya kendi sistemlerine koyarak yapıyorlar ve aynı kalitede aynı bilgide çoğalabiliyorlar ve bilgide sınır tanımıyorlar,icat etmek istediklerini tasarımlarını yapıyorlar ve kendi sistemlerinde bunu yapıyorlar
    yine kainatı gezerken dünyayı buldular ve burada yaşama ait herşeyin olabildiğini gördüler,
    dedilerki bu dünyayı kendi sistemlerimizi kullanarak hayvanlarla bitkilerle dolduralım,sistemlerinde
    dişili erkekli bütün var olan canlıları, herşeyi oluşturdular dedilerki bu dünya gezegeni sahipsiz bırakmayalım,
    buraya insan koyalım diğerlerinden farklı olarak beyinlerini kullanma yeteneği verelim,insanın yaşamı sonsuz olmasın yine kendi sistemlerini kullanarak,yaşlılığı hastalığı,vs ölüm olaylarını gerçekleştirebilecek herşeyi sistemlerini kullanarak insanlara verdiler,
    yine dedilerki,mademki biz bu insanlara beyinlerini kullanma yeteneğini veriyoruz bakalım ne yapmış ne yapmamış bunu insana verdiğimiz beynini kullanma yeteneği kayıt yapsın bu kayıtlarda bize dönsün inceleyelim bakalım dediler.
    yeryüzünde canlıları dişili erkekli olarak hazırladılar,bitkilere kendi üreme sistemlerini verdiler hayvanlara kendi üreme sistemlerini verdiler ve coğalsınlar yeryüzünde hayatı başlatalım diyerek islerini bitirdiler.
    kendi sistemlerini yeryüzünde koyma imkanı yoktu,kendi sistemlerini insan denen canlıların kullanabilmesi mümkün değildi yani kopyalayarak çoğalma bir sistem işiydi ve insanlara bunu vermeleri mümkün değildi ancak bu sistemleri kendileri kullanabiliyorlardı.
    insana da coğalması için gerekli olanı yani dişili erkekli olarak tasarladılar.
    kendi sistemlerini alıp götürdüler.
    şimdi bu söylediklerim varsayımdır,velevki böyle bir durum olmuş ise bizi hayata geçirenlere ne gözle bakmamız gerekir asla onların bilgilerine teknolojisine beynimiz aklımız itibarıyla ulaşamayacağımiza göre,onları ne olarak tanımlamamız gerekir
    tabik yukarda ki varsayımlar gerçek değildir.sadece beyin jimnastiği olarak bakılmalı
    buradaki varsayımda yaratıcı inkar edilmemiştir.
    buradaki varsayımda asla bu düzeni yerleştirenlerin seviyesine ulaşacağımız savunulmamıştır.
    buradaki varsayımda bu düzeni koyanların sistemlerini insan oğlu kullanabilir fikri savunulmamıştır.
    buradaki varsayımda esas incelenmesi gereken insan ve beyni niçin hangi sebeblerle yeryüzüne
    hayat bulması istenmiştir.bu incelenmeli.
    buradaki varsayımda yeryüzünde hayat başlatılmışsa diğer gezegenlerde de aynı türden veya buna benzer bir yaşam başlangıcı oluşturulmuşmudur bu incelenmemiştir.
    buradaki varsayımda yaratıcı kimliği üzerinde bir varsayımda bulunulmuştur.
    buradaki varsayımda yaratıcı üzerinde herhangi bir tartışma açılmamıştır.
    buradaki varsayımda yaratıcının yeryüzünde işini garantiye alıp almadığı yani birden fazla insanın yaratılıp yaratılmadığı incelenmemiştir. öyleya tedbirsiz davranıp tek dişi ve tek erkek insan yaratılmış olsa,bunların çoğalamayacağı aksi giden herhangi bir sebeb yüzünden bu yaratılan adem ve havanın çoğalamayacağı konusu işlenmemiştir.muhtemelen bu tedbir uygulanmış çok sayıda insan dişili ve erkekli olarak yarıtılmış olmalı bunların genel ismine adem yani insan olarak değerlendirmeye alınmış olabilir,
    bu fikri nerden savunuyorum diyorsanız
    habil-kabil olayını bilirsiniz kardeşin kardeşi öldürmesi,öldüren kişinin de benim bu suçum yüzünden yeryüzünde taşlananlardan eziyet görenlerden kovulanlardan,katil olarak damgalanacağım,görüldüğü yerde sıkıntıyla karşılaşağını ifade etmesinden kaynaklanır
    bu ifadeden ne anlaşılması gerekiyor,öldüren kişi suçunun cezasını biliyor ve başkaları tarafından cezalandırılabileceğinin hesabını yapıyor
    iyide o zaman insan adem havva dan ibaretse,katili kim cezalandıracaktı yeryüzünde,
    o zaman
    adem ve havva kavramı bir insanlar topluluğu kavramını ifade etmeli yani 2 den çok kişi
    yine tek adem ve havva olarak bakılmamalı yeteri kadar insan sayısı olarak bakılmalı ,
    amacım yaratıcıyı inkar etmek değildir. yaratılış konusunda dini kitapların yetersiz olarak
    bilgi vermesindendir. düşünüyorsun adem ve havva tek olarak yaratılmış olsa aksi gidebilecek bir durumda tarafların birinin erken ölümde insan soyu o dakikada son bulurdu.

    yaratıcı bu tehlikeyi görmüş olmalı çok sayıda insan yaratmış olmalı bu bilgiyi ne kuran nede diğer kutsal kitaplar tam teferuatlı olarak vermiyorlar. muhtemelen bu konuyu insan beynine bırakmış olmalı.

  79. bir kul dedi ki:

    toro
    fosseyour sana 1ay yada 2 ay önce yapay zeka ile ilgili bir konu teklifinde bulundu sen siyeteye giremiyordun bu yüzden göremedin
    haberin olsun şimdi aklıma geldi
    iyi akşamlar

    • toro dedi ki:

      Sayın bir kul,

      Benim siteye girememe problemim hiç olmadı! Sadece bazen yaptığım ya da yapmak zorunda kaldığım gibi ara vermiştim! Sadece okumak için siteye girdiğim zamanlarda da sayın fosseyour un yazısını görememiş olabilirim.

      Eğer bana o yazının hangi konunun içinde olduğunu söyleyebilirseniz size müteşekkir olurum.

  80. Ghh dedi ki:

    Mü’minler ancak kardeştirler… (Hucurat Suresi,

    • bir kul dedi ki:

      ….Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltiniz ve Allah’a saygı duyunuz ki merhamet olunasınız.hucurat 10. ayet

  81. Tengri Menem dedi ki:

    (((FİRAVUNUN VEZİRİ HAMAN YANLIŞI

    Kasas 38. Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.
    Kur’an’ın yazarına göre Musa ile Firavun arasındaki çekişme döneminde Firavun’un yardımcılığını Haman yapmaktadır. Haman ismin araştırdığımızda Tevrat’ta buluyoruz ve görüyoruz ki Musa’dan çok sonra yaşamış ve firavunla hiç ilgisi olmayan biri.
    Bu olaylardan sonra Kral Ahaşveroş, Agaklı Hammedata`nın oğlu Haman`ı yüksek bir göreve atayıp onurlandırdı.
    Onu bütün önderlerden daha yetkili kıldı. (Ester, 3: 1) (yazıdan alıntı) ))))

    Aslında Kuran ve Tevrat’ta Haman ile yazılanların hepsi yanlıştır.
    Bunu görmek için Tevrat’ta bölümü olan Eşter kitabını yazan kadının kim olduğuna bakılmalı.
    Eşther kimdir ?

    Yıllarca sürmüş olayların öyküleri anlatılan Eşther kitabında yahudi bir kız,Pers imparatorluğunun en güçlü olduğu dönemde çağının en güzel kızı olmasından dolayı Pers kralı Assuerus ile evlenmesi sonucunda tahta çıktığı anlatılmaktadır. Bu dönemde Haman isimli vezirin yahudileri yok etme girişimini tahta çıkan Eşther ve amcası Mardoşe’nin önlemesi, sonsuza kadar belleklerden silinmemesi gereken kutsal Purim günü ismiyle her yıl sürgün ve kurtuluş mucizesi olarak yahudilerce kutlanılmaktadır.
    Tarihi olayların anlatıldığı bu kitabı inceleyen bilim insanları bu anlatımları Pers tarihiyle karşılaştırmaları sonucunda bu kitapta anlatılan
    öykülerin ordan burdan toplanan tarihi dahada eskilere dayanan Babillilerin efsanevi öykülerinden ibaret olduğunu gördüler.
    Kitapta kral ve yardımcılarının isimlerinin bir kısmının Pers imparatorluğunda olmadığı, bir kısmının ise başka uygarlıklarda olan inanç olgu isimlerinin olmasından dolayı o dönem olduğu iddia edilen yahudi göç ve katliam girişimlerini araştıran bilim insanları Eşther kitabında anlatılan öykülerin gerçekle bir ilgisinin olmadığını gördüler. Geneli eski efsanelerden esinlenerek oluşturulmuş, uyarlanmış hayal ürünlerinden ibaretti.
    İbranice anlamları olmayan Eşther ismi Akadlarda aşk tanrısı olduğuna inanılan İştar isminden, Mardoşe ismi ise yine Akadlarda en büyük Tanrı olduguna inanılan Marduk’un hizmetkarı anlamina gelen Aramice Mardoşe sözcüğünün ibraniceye anlamının değiştirilmesiyle yahudiliğe sokulmuştu.
    Ne tesadüs…
    Akadların aşk ve güzellik tanrıcası İştar kadın, Tevratı oluşturan kitabın yazarı, çağının en güzel kadını olduğu iddia edilen Eşther’de kadın !!!
    Pers tarihinde bu isimde bir kraliçe hiç olmamışken birde çağının en güzel kızı olarak Pers kralıyla evlenerek tahta oturuyor !!!
    Akadlarda güzellik ve aşk tanrıçası olduğuna inanılan İştar’ı ibraniler Eşther ismiyle kendilerine uyarlayarak çağının en güzel kadını yaparak
    yahudileştirmişlerdi. Marduk erkek, Mardoşe’de erkek !!! Aramice Marduk’un hizmetkarı anlamına gelen Mardoşe sözcüğünü ibraniler
    katakülleyle Tanrı Rab’bın hizmetkarı olarak çeviriyorlar !!!
    Bu kitapta anlatılan öykülerin gerçek kökenleri incelendiğinde Akadlar döneminde mezopotamyanın en büyük tanrısı bir anlamda ibranilerin de tanrısı olmuş oluyordu. Şu tarihi tahrifata ve yozlaştırılmışlığa bir bakın, Sümerlerde Tengri’nin Kadın kağanı olan İn Anna Akadlarda aşk tanrıçası İştar olmakla kalmıyor yahudiliğin ve hiristiyanlığın oluşmasına kaynak oluşturduğuna inanılan kitabında yazarı oluyor. Eşther kitabında Pers imparatorluğunda vezir olarak kötü adamı oynayan Haman ise Elamlılar panteonunda tanrı olduğu iddia edilen tarihi bir kişilik olarak karşımıza çıkmakta…
    Yahudilerin mucizevi kurtuluş “Purim” bayramları ise ismini Babillilerde baharın gelişi olarak kutlanan, çıkmak anlamına gelen “Puru” isimli
    bayramlarından araklanıyor. İnanılması mümkün olmayan tarihi olduğu iddia edilen öykülerde anlatılan zaferler Babilliler efsanelerindekilerle aynı. Aramice Tanrı Mardukun hizmetcisi anlamına gelen ibranice bir tanımlama olmayan Mardoşe ismini yahudiler Tanrı’nın hizmetkarı olarak çevirerek kutsamışlar.
    Eşther kitabında dağınık olan bu öyküler eski ahit Tevratı oluşturan Samuel kitabında daha bir derli topludur. Bu kitapta Mardoşe’nin atası Saul’un yahudi düşmanı Haman’ın atası Agagı büyük bir zaferle yendiği anlatılmaktadır. Agag ise Uruk hakanı Sümeri Gılgamış’ın bölgeyi yönetmek için amansız mucadeleye girdigi Kişh kenti kağanıdır. Samuel kitabında ki öykülerin de Gılgamış destanından araklandığını görmekteyiz.
    Sallamak ve araklama diye ben buna derim işte, öyle güzel sallamışlar ki insanlık binlerce yıl bu yalanlara Allah’ın gönderdiği din diye iman eder olmuş.
    Sümerlerde Tengri sıfatı olan “Mar-utu” Akadlar döneminde mezopotamyanın en büyük tanrısı olmakla kalmamış İsrailoğullarını zalim Haman’dan kutaran
    Eşther’in amcası da olmuş !!!

    Tanrı sözü olduğu iddia edilen kitap’larda tarihi kişilikler olan kişilerin yanlış yer ve uygarlıklarda kullanımları:
    Tevrat’ta Pers imparatogluğunun Veziri olduğu bilgisi verilen, Kuran’da Firavunun veziri olan HAMAN Elam uygarlığı tanrılar panteonunda bir tanrıdır.
    ((Ahaşveroş, Agaklı Hammedata`nın oğlu Haman`ı yüksek bir göreve atayıp onurlandırdı. (Ester, 3: 1))
    Tarihte Agaklı diye bir kent veya uygarlık yoktur.
    Agak Sümer kenti olan Kişh kenti kağanıdır, Haman’da onun oğlu falan değildir.
    Kuran’da Haman’ın Firavun’un ileri gelenlerinden biri olduğu bilgisi bile bu Kitab’ın varlığı var eden mutlak varlığın sözleri olamyacağının bir göstergesidir.
    Yahudiler, yani Tevrat yazarları olan rabinler babil efsanlerini araklayarak kendilerine uyarlıyorlar.
    Muhammed’de yahudilerin babillilerden araklayarak kendilerine uyarladıkları öykülerde ismi geçen HAMAN’ı alıp kendi kafasına göre uyarlayarak firavunun ileri gelenleri içinde olan veziri/danışmanı yapıyor !!!
    Bu bilgileri öğrendikten sonra semavi denilen kitaplara Allah’ın sözleri diye inanan insanların aklına saşarım.

  82. bir kul dedi ki:

    Tengri Menem dedi ki:
    17/12/2015, 20:27 BU TARİHLİ CIKIŞINA BENDE HERKESİN AKIL YÜRÜTE BİLECEGİ MANTIGINI CALIŞTIRA BİLECEGİ YERDEN ÖRNEKLEDİM

    Kur’an’ın yazarına göre ……..ANLATMIŞTA ANLATMIŞSIN
    SONRADA ………………
    Bu bilgileri öğrendikten sonra semavi denilen kitaplara Allah’ın sözleri diye inanan insanların aklına saşarım. DEMİŞSİN

    Kur’an’da 1400 yıl önce haber verilen bu oluşum sırasından bilim çok yakın döneme dek habersizdi. Bu dönemde kemiklerin ve kasların beraber oluştuğu düşünülüyordu. Gelişmiş mikroskoplar ve anne karnının içine giren mikro kameralar, Kur’an’ın haklılığını bir kez daha göstermiş ve Kur’an’ın 1400 sene evvel verdiği haberi tasdik etmişlerdir.

    ZÜMER 27.AYYET Doğrusu Biz bu ilahi mesajda (hakikati), belki düşünüp ibret alırlar diye insanlara her türlü dolaylı anlatım tarzını kullanarak aktardık;

    İnsanın yaratılışı

    Ateistler, kendi aralarında âyetlerde çelişki aramışlar. Bazı âyetlerin çelişkili olduğunu iddia ediyorlar. Ateist postuna bürünen misyoner diyor ki:
    Sual: İnsanın yaratılışı, Kur’anda çamurdan, topraktan, sudan falan denilerek on çeşit farklı ifade vardır. Bunlar çelişki değil mi? İşte âyetler:

    1- Döllenmiş Yumurta
    O, insanı alekadan yarattı. (Alak 2) [Aleka’yı, embriyo, döllenmiş yumurta veya kan pıhtısı olarak tercüme edenler oluyor.]

    2- Nutfeden
    O insan, [rahme] akıtılan meninin içinden bir nutfe [sperm] değil miydi? (Kıyamet 37)
    Rahimlere atılan meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa biz mi? (Vakıa 58-59)
    O, insanı bir damla nutfeden [spermden] yarattı. (Nahl 4)
    Biz insanı katışık bir nutfeden [sperm ile ovumun birleşmesinden] yarattık. (İnsan 2)

    3- Sudan
    Her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? (Enbiya 30)
    Allah, her dabbeyi [her hayvanı, her canlıyı] sudan yarattı. (Nur 45)
    Sudan bir insan yaratıp onu nesep ve sıhriyete dönüştüren Odur. (Furkan 54)

    4- Topraktan
    Allah nezdinde İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona ol dedi ve oluverdi. (Al-i İmran 59)
    Sizi topraktan yaratması, Onun [varlığının] delillerindendir. (Rum 20)
    O sizi yerden [topraktan] yarattı. Ve sizi o yerde yaşattı. (Hud 61)
    Sizi yerden [toprakta] yarattık; yine sizi o yere [toprağa] döndüreceğiz. (Taha 55)

    5- Balçıktan
    Biz insanı, kuru çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattık. (Hicr 26)
    O sizi çamurdan yarattı. (Enam 2)
    Biz insanı süzme çamurdan yarattık. (Müminun 12)
    O, insanı, pişmiş [tuğla gibi] bir balçıktan yarattı. (Rahman 14)

    6- Toprak ve Meni
    Allah sizi topraktan, sonra meniden yarattı. (Fatır 1)
    Yarattığı her şeyi güzel yaratan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayan Odur.
    Sonra onun zürriyetini, değersiz, hakir bir sudan [meniden, spermden] üretti. (Secde 7,8)

    7- Topraktan, nutfeden, alekadan
    Ey insanlar, eğer öldükten sonra dirilmekten şüpheniz varsa, [bilin ki] biz, sizi topraktan, sonra nutfeden [spermden] sonra alekadan [embriyodan] sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yarattık. (Hac 5)
    Sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alekadan [embriyodan] yarattı. (Mümin 67)
    Allah sizi topraktan, sonra nutfeden [spermden] yarattı. (Fatır 11)

    8- Aşamalardan geçerek
    Sizi merhalelerden [aşamalardan] geçirerek O yarattı. (Nuh 14)

    9- Tek nefisten
    O, sizi bir tek nefisten [Âdem’den] yarattı. (Enam 98, Zümer 6)
    Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. (Hücurat 13)

    10- Yoktan yarattı
    İnsan düşünmez mi ki, o hiçbir şey değil iken biz onu yoktan yarattık. (Meryem 67)

    Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?” diyor.

    İNSAN 1.AYET İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?
    İNSAN 2.AYET Doğrusu biz, insanı imtihan etmek için, döllenmiş yumurtadan yarattık ve onu işiten ve gören bir varlık yaptık.
    İNSAN 3.AYET Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. İster inanır, ister inkâr eder.

    HAC 5. AYET Ey insanlık! Eğer (ölümden sonra) diriliş konusunda kuşku içindeyseniz, unutmayın ki Biz sizi (ilkin) bir tür topraktan, sonra bir damlacık döl suyundan, sonra rahim cidarına asılıp tutunan döllenmiş yumurtadan, sonra (asli unsurları) olumuş fakat (tali unsurları) henüz oluşmamış bir ceninden yarattık: bu size (menşeinizi) açıklamak için yaptığımız (bir uyarıdır). Derken, (doğmasını) dilediğimizi belirlenmiş bir süreye kadar (annelerinin) rahimlerinde tutarız; sonra sizi bir bebek olarak dünyaya getiririz; nihayet sizler olgunluk çağına, (işte bütün bu süreçlerden geçerek) ulaşırsınız: ama içinizden kimilerine ölüm (erken yaşlarda) tattırılır, kimileri de ömrün en düşkün çağına kadar ertelenir; öyle ki, sonunda o, bilen biriyken hiçbir şey bilmez hale gelir. (Bu, şuna benzer) ki; önce yeryüzünü kupkuru bir halde görürsün; fakat ona indirdiğimiz suyun ardından canlanır, kabarır ve her türden gözalıcı bitkilerle yeşerir.

    HAC 6. AYET Bütün bunların (gösterdiği) nihai bir amaç vardır ki, o da mutlak olanın yalnızca Allah olduğu gerçeğidir. Zira sadece O’dur ölüyü dirilten; ve her şeye gücü yeten de yalnızca O’dur.
    Andolsun ki biz, insanı çamurun özünden yarattık. MÜMİNUN 12. AYET
    Sonra onu döl suyu damlası halinde sağlam bir yere yerleştirdik. MÜMİNUN 13. AYET
    Sonra bu döl suyu damlasından, döllenmiş hücreyi yarattık; sonra bu döllenmiş hücreden de cenini ve ceninden kemikleri yarattık; sonra da kemiklere et giydirip onu yepyeni bir varlık halinde ortaya çıkarttık. Yaratanların en üstünü olan Allah’ın şanı ne yücedir! MÜMİNUN 14. AYET
    YASİN 77. AYET İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.
    YASİN 78. AYET Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: “Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?” diyor.
    YASİN 79. AYET De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.
    Bu ayetleri okuyup anladıktan sonra bu bilgilerin bir beşerin yazmasının mümkin olamayacagını anladıkatan sonra akıl ve mantıgıyla degilde nefsini konuşturarak

    BU AYETLERİ BİR BEŞER YAZMIŞTIR DİYECEK KİŞİNİN AKLINA ŞAŞARIM

    Bu bilgileri öğrendikten sonra PEYGAMBERİMİZE VAHYETTİGİ KİTABA YÜCE ALLAH IN KİTABINA BİR BEŞERİN sözleri diye inanan insanların aklına saşarım.

    ŞAŞMAKLA KALMAZ BU NASIL AKIL YÜRÜTMEK DERİM

    • Tengri Menem dedi ki:

      Bir Kul arkadaş.
      Beni güldürdün, Allah’ta seni güldürsün :))
      Bilimi kendinize yontmaktan vaz geçin, gerçekten komik olmaya başlıyorsun.
      Tarık suresinde meninin testislerden değilde bel ve kaburga arasından fışkırarak çıktığını söyleyen Kuran’mı embriyolardan bahs etmiş !!!
      Bırak 1400 yıl öncesini, 50 yıl öncesi çevrilerde bile emriyo sözcüğü kullanılmaz.
      Bir de kendin olabilsen de kendi fikrini yazsan. Kopya yapıştır yapmadan kendini ifade edemiyormusun arkadaş sen ?

      Yazmışta yazmışsın demişsin.
      Yazmayalımda gerçekleri sizin gibi gizleyelimmi, ne yapalım ?
      Evrensel insani degerlerin önemsendiği ülkede laikliğin nimetlerinden yararlanarak yazabiliyoruz.
      Mazallah İslami şeriat ile yönetilen bir ülkede olmuş olsaydık çoktan kellemiz gitmişti.

      ((Kur’an’ın yazarına göre ……..ANLATMIŞTA ANLATMIŞSIN
      SONRADA ………………
      Bu bilgileri öğrendikten sonra semavi denilen kitaplara Allah’ın sözleri diye inanan insanların aklına saşarım. DEMİŞSİN))
      (senden alıntı)

      Arkadaşım senin iman ettiğin kitabın yazarı Elam panteonunda tanrı olan Haman’a firavunun seçkini derse bunları yazanlar her zaman çıkacak.
      Tarihi verileri bir müddet gizleyebilirsiniz fakat asla yok edemezsiniz.
      İlk Arap tanımlaması diyeceğimiz bulgu m.ö. 853 yılında Asurlu kral III Salmanzar’ın isyancı Gindibu Aribi isimli bir prensle savaştığından söz edilen yazıtlar bulunmuştu. M.ö. 530 yıllarında Pers yazıt belgelerinde Arabaya ismimli kavimden fazlaca söz ediliyor.
      Heredot, yazılarında Arapları, “çöl adamı, çölü geçen insanlar” olarak tanımlamıştı. Heredot tanımlamalarındaki insanlar Arap yarım adasınıda kapsayan bölgede yerleşik düzene geçmemiş konar göçerler olan bedevi dediğimiz insalardı.

      Bilim insanlarının buldukları verileri kullanarak bak bunlar Kuran’da vardı diye bilim hırsızlığı yapmadan önce bir bedeviler tarihini, bir de tarihi kendilerinden başlatan Sümerleri ve diğer uygarlıkları oku ve öğren.
      Senin peygamberler dediğin uygarlıkla en son tanışmış İbrani samiler çölden çıkamamışken, inançlarını babil efsanelerinden araklamadan önce bak Sümerler 4/5 bin yıl önce neleri icat etmişler bir öğren istersen.
      Sizin İbrani çıkışlı dinleriniz uzay ile ilgili dişe dokunur bir bilgi vermezken Mö 8000 yıllarında orta asyada Samara kültürü olarak adlandırılan uygarlıkla sümerlerin ataları at’ı ehlileştirerek evcilleştirmişlerdi.Torunları Sümerler ise mezopotamya’da yazıyı icat edip evcilleşen hayvanlara koştukları arabarların yürümesini sağlayan tekerleği bulan insanlar olarak tarihe geçiyorlardı fakat sümerlerin göç ettiği ANU uygarlığındaki kazılarda tekerlekli araba minyatürleri bulunmuştu.
      Eğitim düzenini kurmuş,o kullarda yetişen öğrencilere eşitçillik anlamına gelen demokrasiyi, hukuku öğretiyorlardı.
      Alışverişlerde para kullanmayı,vergi düzenini ve tıp biliminide ilk yaşama geçirenler Sümerlerdi.
      Hala kullandığımız 12 takım yıldızları olan burçları, zaman göstergesi saat’ın dakika ve saniye düzeninide ilk keşfeden insanlardı.
      Birak geleceği, Kuran geçmişten bile verdiği bilgileri yanlış veriyor.
      Siz de bu yanlışları göre göre hala Kuran’a Tanrı sözü diyorsunuz.
      1400 yıldır bilim insanları bir bulgu bulmadan önce hiç bir bilimsel veriyi kuran’da bulamamanıza rağmen
      hiç sıkılmadan bilim insanlarının buluşlarını kendinize mal ederek bilim hırsızlığı yapıyorsunuz.

    • Tengri Menem dedi ki:

      Bir kul arkadaş.

      (((BU AYETLERİ BİR BEŞER YAZMIŞTIR DİYECEK KİŞİNİN AKLINA ŞAŞARIM
      Bu bilgileri öğrendikten sonra PEYGAMBERİMİZE VAHYETTİGİ KİTABA YÜCE ALLAH IN KİTABINA BİR BEŞERİN sözleri diye inanan insanların aklına saşarım.
      ŞAŞMAKLA KALMAZ BU NASIL AKIL YÜRÜTMEK DERİM)))
      (Senden alıntı)

      ((Allah nezdinde İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona ol dedi ve oluverdi. (Al-i İmran 59)))
      (Senin paylaştığın ayet)

      Yani ilk insan Adem’in babası yoktu.
      Babası olmadığına göre adem’den önce’de başka insan da yoktu.
      Yani kuran’a göre homo erektüsler’den evrilen biolojik varlıkları 30 bin yıl önce son bulan, seslerle iletişim kuran, ölülerini gömen, kullanabilecekleri eşyalar ve silahlar yapan, ilkel bir inanca inanan, Avrupa ve orta asya’ya dağılmış olan homo neandertaller yoktu, öylemi ?
      Bu insanlardan arda kalan iskelet ve kullandıkları eşyaları nasıl, hangi mantıkla yok sayabiliyorsunuz ?
      Bence şaşırma, en iyisi inkar et.
      Adem ilk insan ve sonra ondan eşi yaratılıyor.
      başka insan olmadığına göre insan ırkı nasıl üremiş bir anlat bakalım.
      Tabi, İslam uleması bunlarıda düşünmüş.
      Birinci batında ikiz doğan bir erkek ve bir kızın, ikinci batında yine ikiz doğan bir kız ve bir erkekle evlendiklerini, o tarihte başka yolu bulunmadığı için Allah’ın farklı batınlarda doğan kardeşler arasında evlenmelerini uygun bulduğunu söylüyorlar.
      Ne kadar bilimsel, ne kadar muazzam, ne kadar muhteşem bir bilgi..
      Aynı reklamda olduğu gibi. Ben şok, ben manşet, ben ŞAŞIRMAK :)))
      Bizim ırkımız olan homo sapienslerin dünyanın çeşitli bölgelerinde evrildiğini, bizlerden önce’de bizden biraz farklı insan ırkının yaşadığını, Portekiz’de bir mağarda bu iki ınsan ırkından üremiş bir çocuk iskeletinin bulunduğunu dahi bilmeyen bir tanrı gerçekten beni saşırttı.
      Sen saşırmadınmı ???

  83. bir kul dedi ki:

    TENGİRİ

    İNKAR ETTİGİNİZ KURAN GERÇEKTEN ALLAH TAN İSE

    YASİN 79 De ki: “Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı çok iyi bilir.”

    İSRA 51 (50-51) De ki: “İster taş olun, ister demir. İsterse aklınıza imkansız gibi görünen herhangi bir yaratık!” Diyecekler ki: “Bizi hayata kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan.” Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. De ki: “Yakın olsa gerek.”

    FUSSİLET 52 De ki: “İnkâr ettiğiniz Kur’ân, gerçekten Allah’tan ise, halinizin ne olacağını hiç düşündünüz mü? Doğrudan ayrılıp uzaklaşandan daha sapık kim olabilir?”

    FUSSİLET 53 Onlara dış âlemdeki ve kendi içlerindeki âyetlerimizi/doğa kanunlarını göstereceğiz. Böylece Kur’ân’ın gerçek/hak olduğunu anlayacaklardır. “Rabbinin her şeye tanık olması onlara yetmiyor mu?”

    FUSSİLET 54 Dikkat ediniz, onlar Rabblerine kavuşacakları konusunda şüphe içerisindedirler. İyi biliniz ki, Allah, her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.

    ZARİYAT 20 Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde âyetler vardır.

    ZARİYAT 21 Kendi iç âleminizde de âyetler vardır. Gözlem yapmıyor musunuz?

    ARAF 172 Hani kıyamet gününde, “Biz bundan habersizdik” demeyesiniz diye, Rabbin, Âdemoğulları’ndan, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şâhit tuttu ve dedi ki: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Onlar da, “Evet, buna şâhit olduk” dediler.

    ARAF 173 Ya da “Daha önce atalarımız şirke batmıştı. Biz de onların ardından gelen bir soyuz. Gerçeği çiğneyenler yüzünden bizi helâk mi edeceksin?” demeyesiniz.

    ARAF174 İşte, biz de âyetleri böyle açık açık dile getiriyoruz ki, günah işlemiş olanlar belki bizden yana dönerler.

    Bir Kul arkadaş.
    Beni güldürdün, Allah’ta seni güldürsün :))
    Bilimi kendinize yontmaktan vaz geçin, gerçekten komik olmaya başlıyorsun.DEMİŞSİN

    tevbe 82.ayet Artık, bundan böyle (dünyada) az biraz gülsünler; fakat kazandıklarının bir karşılığı olarak (ukbada) çok ağlayacaklar!

    • Tengri Menem dedi ki:

      Bir kul arkadaş.
      Paylaştığın kuran ayetlerini ben zaten okuyorum.
      Gerek yok sürekli konu ile ilgisi olamayan ayetler paylaşmaya.

      SANA BU YAZIMDA SORULAR SORDUM.
      ((Allah nezdinde İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona ol dedi ve oluverdi. (Al-i İmran 59)))
      (Senin paylaştığın ayet)

      Yani ilk insan Adem’in babası yoktu.
      Babası olmadığına göre adem’den önce’de başka insan da yoktu.
      Yani kuran’a göre homo erektüsler’den evrilen biolojik varlıkları 30 bin yıl önce son bulan, seslerle iletişim kuran, ölülerini gömen, kullanabilecekleri eşyalar ve silahlar yapan, ilkel bir inanca inanan, Avrupa ve orta asya’ya dağılmış olan homo neandertaller yoktu, öylemi ?
      Bu insanlardan arda kalan iskelet ve kullandıkları eşyaları nasıl, hangi mantıkla yok sayabiliyorsunuz ?
      Bence şaşırma, en iyisi inkar et.
      Adem ilk insan ve sonra ondan eşi yaratılıyor.
      başka insan olmadığına göre insan ırkı nasıl üremiş bir anlat bakalım.
      Tabi, İslam uleması bunlarıda düşünmüş.
      Birinci batında ikiz doğan bir erkek ve bir kızın, ikinci batında yine ikiz doğan bir kız ve bir erkekle evlendiklerini, o tarihte başka yolu bulunmadığı için Allah’ın farklı batınlarda doğan kardeşler arasında evlenmelerini uygun bulduğunu söylüyorlar.
      Ne kadar bilimsel, ne kadar muazzam, ne kadar muhteşem bir bilgi..
      Aynı reklamda olduğu gibi. Ben şok, ben manşet, ben ŞAŞIRMAK :)))
      Bizim ırkımız olan homo sapienslerin dünyanın çeşitli bölgelerinde evrildiğini, bizlerden önce’de bizden biraz farklı insan ırkının yaşadığını, Portekiz’de bir mağarda bu iki ınsan ırkından üremiş bir çocuk iskeletinin bulunduğunu dahi bilmeyen bir tanrı gerçekten beni saşırttı.
      Sen saşırmadınmı ???

      Konu ile ilgisi olmayan ayetler paylaşarak kaçma yerine sorularıma yanıt ver.

      ((İNKAR ETTİGİNİZ KURAN GERÇEKTEN ALLAH TAN İSE))
      (senden alıntı)
      Ayetlerin Allah’tan olduğunu kanıtklaman için yukarda sorduğum sorulara bilim ve mantık içinde yanıt vermelisin.
      Yok öyle ben söyledim oldu bittiyle çocukca savunmalar.
      Göster şu bilgeliğini artık…

      • bir kul dedi ki:

        Ayetlerin Allah’tan olduğunu kanıtklaman için yukarda sorduğum sorulara bilim ve mantık içinde yanıt vermelisin.
        Yok öyle ben söyledim oldu bittiyle çocukca savunmalar.
        Göster şu bilgeliğini artık…DEMİŞSİN


        NOT BİR GÖREBİLSEN NEFSİNE TAKILMASA İÇİNDE Kİ GERCEKLER BU BİLGİLERİ BİR BEŞER YAZAMAZ TEKNOLOJİSİZ GÖZLEMSİZ DELİLSİZ BELGESİZ

      • bir kul dedi ki:

        TENGİRİ
        SEN BİR YARATICIYA İNANDIGINI SÖYLEMEDİNMİ BU SİTEDE
        SÖYLEDİN
        ŞİMDİ SENİN İNANDIGIN YARATICI HERŞEYİ YOKTAN HİÇ BİR ŞEY OLMADAN BİR İNSANI YARATIRMI YARATAMAZMI BUNA İLK ÖNÇE CEVAP VERİRMİSİN

      • Tengri Menem dedi ki:

        Harun yahya ve onun gibi şarlatanların videoları son tutulduğun kuru dalmı bir kul arkadaş.
        Diger soruları geçtim, biliyorum yanıt veremiyor, veremezsinde.
        Yanıt vermek için tarihi bilimsel verileri kullanmalısın.
        Kullandığın an Kuran’ı inkar etmiş olacağın için asla veremez ipe sapa gelmez, konu ile ilgisi olmayan video paylaşmaya devam edeceksin biliyorum.
        Yazı olarak yanıt ver.
        İlk insan Adem ve eşinden sonra insan ırkı nasıl üredi ?
        Size göre İlk insan adem’den önce hiç insan olmadığına göre homo eraktüs ve neandertaller kalıntıları nerden geldi ?
        Uzaydanmı düştüler bunlar ? :)))

  84. bir kul dedi ki:

    TENGİRİ

    GÖKTEN KİTAP İNSE YİNEDE İNANMAYACAKLAR

    6:124 – Onlara bir âyet geldiği zaman: “Allah’ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe iman etmeyiz” derler. Allah peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suçlu olanlara, yaptıkları hilelerinden dolayı Allah katından bir zillet ve şiddetli bir azap erişecektir.

    6:130 – (Allah) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bugününüze kavuşacağınız hususunda sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” deyince onlar: “Kendi aleyhimize şahidiz” derler. Dünya hayatı onları aldattı ve kendilerinin kâfir olduklarına şahitlik ettiler.

    7:35 – Ey Âdemoğulları! Size içinizden peygamberler gelip âyetlerimi anlattıklarında, kim Allah’tan korkar ve kendini düzeltirse, işte onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.
    Sen, Mûsâ’ya seslendiğimiz zaman Tûr’un yanında da değildin. Senden önce kendilerine uyarıcı gelmeyen bir toplumu uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; belki düşünürler.KASAS 46. AYET

    Yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde, “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de ilkelerine uyup inananlardan olsaydık, olmaz mıydı?” derler. KASAS 47. AYET

    Ama onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?” derler. Daha önce Mûsâ’ya verileni de inkâr etmemişler miydi? “Yardımlaşan iki sihirbaz” demişlerdi; “hepsini inkâr edenleriz” demişlerdi. KASAS 48. AYET

    De ki: “Eğer doğru sözlü iseniz, Allah katından bu ikisinden daha doğru bir kitap getirin de ona uyayım.” KASAS 49. AYET

    ENBİYA 107 AYET BİZ SENİ ANCAK ALEMLERE MERHAMETİMİZ GEREGİ GÖNDERDİK.

  85. bir kul dedi ki:

    TENGİRİ
    SEN BİR YARATICIYA İNANDIGINI SÖYLEMEDİNMİ BU SİTEDE
    SÖYLEDİN
    ŞİMDİ SENİN İNANDIGIN YARATICI HERŞEYİ YOKTAN HİÇ BİR ŞEY OLMADAN BİR İNSANI YARATIRMI YARATAMAZMI BUNA İLK ÖNÇE CEVAP VERİRMİSİN

    • Tengri Menem dedi ki:

      Evet söyledim.
      Varlığı var eden, varlığın arkasında bir güç/enerji, adı ne olursa olsun bir varlığa inanıyorum.
      Bu, ibranilerin babil efsanelerini araklayarak uydurdukları dinlerine inanmam anlamına gelmez.
      Kardeşim biraz araştırma yapmış olsan sen de ne demek istediğimi anlarsın.
      Hiç bir şey yoktan var olmaz.
      Her şey var olandan var olur.
      Bizler(bütün varlık) de var olan varlığın birer parçaları, yansımalarıyız.
      İstersen bi İslami denilen fakat bana göre islami olmayan tasavvufu/düşünceyi bi araştır.
      Ya da vahded-i vücud’un(vücud/beden/ varlık birliği) ne demek olduğunu.
      Bütün varlığı, yani görünen, görünmeyen, idrak dahi edip edemeyeceğimiz bütün evreni tam olarak kavrayamayacağımız için bu varlığın nasıl bir işlevi olduğunuda anlayıp kavrayayamayız, sadece anlamaya çalışırız.
      Bu nedenlerden dolayı benim tam olarak kavrayamadığım bir varlığın işlevi ve yapacakları konusunda emin olarak fikir yürütmem doğru olmaz.
      Sadece yetimin yettiği kadar anladıklarımı anlatırım.
      Bu da benim algılama yetimle ilgilidir.
      Varlık bir süreç içinde evrilerek bir aşamadan başka bir aşamaya giderken bize sadece onu izleyip anlamak düşüyor.

      Hiç bir şey yoktan var olmamıştır.
      Var olan mutlaktan var olmuştur veya onun varlığından evrilmiştir.
      Sen yoktan var olmayı düşünce olarak iman gereği yaptığın, yerinde saydığım ileri gidemediğin için genellikle gerçekleri yansıtan tarih ve evrimsel bilgilerine kapalısın.
      Kapalı olduğun içinde aynı nokta da kalmaya mahkumsun.
      Bu mahkumiyet senin seçimin.
      İste bu mahkumiyette olduğun için Adem’e ilk insan demek zorundasın fakat insanlığın Adem’in çocuklarından ürediğini iman etsende söyleyemiyorsun.
      Çünkü sen de iyi biliyorsun ki gerçeğin öyle olmadığını.
      Söylersen Kuran’a karsı gelip dinden çıkacağından korkduğun için kendi kendini kandırmaya devam ediyorsun.

  86. bir kul dedi ki:

    Tengri Menem

    19/12/2015, 00:15
    Harun yahya ve onun gibi şarlatanların videoları son tutulduğun kuru dalmı bir kul arkadaş.
    Diger soruları geçtim, biliyorum yanıt veremiyor, veremezsinde.DEMİŞSİN

    AKLIN TERAZİSİ BOZULMADAN ELİN TERAZİSİ BOZULMAZ
    NOBEL ÖDÜLLÜ ALBERT EİNSTEİN
    (DİNSİZ BİLİM TOPAL BİLİMSİZ DİN KÖRDÜR) DİYOR

    ONLARIN DOGRU OLUP OLMADIGINI NİYE CÜRÜTME YOLUNA GİTMİYORSUNDA ACİZLİGİNİ KAPATMAK İÇİN HİÇ BİR DELİL HİÇ BİR BELGE ORTAYA KOYMADAN SADECE SÖZ SÖYLEYEREK KİŞİLERİN KENDİSİNİN DURUMUNA YÖNELEREK ONLARDAN BAHSEDİYORSUN BİRDE HAKARET EİYORSUN BU MU SENİN BİLGİN BİLGİ HAKKINDA KONUŞ AMA YOK ÖYLE DEGİL ŞÖYLE DİYEME KALK KENDİNİ HAKLI CIKARTMAK ADINA CİRKEFLİK YAP ŞU ACİZZLİGİNE BAK KALKMIŞ TARİHTEN BAHSEDEN FAKAT TARİHLE İLGİLİ BİR KONUYU İŞLERKEN ORTAYA HİÇ BİR DELİL BELGE VS VS KOYMADAN KANIT GİBİ SONRADA BAŞKALRI BİR BİLGİ KOYDUGUNDA KALK ACİZLİGİNİ KAPATMAK ADINA KİŞİLERE ŞARLATAN DE PEKİ BU DURUMDA SEN ORTAYA BİR KANIT KOYMADAN AFAKİ KONUŞMALERINI DELİLLENDİREMEDEN SÖYLEDİGİN KONULAR İÇİN BAŞKASINA SÖYLEDİGİN O SÖZ GİBİ DURUMUNA DÜŞMÜŞ OLMAZMISIN ŞU DURUMDA SEN HANGİ DURUMDASIN BİR BAKSANA KENDİNE

    İNSİZ BİLİM TOPAL BİLİMSİZ DİN KÖRDÜR

    Yanıt vermek için tarihi bilimsel verileri kullanmalısın.DEMİŞSİN

    BU DURUM SENİN İÇİNDE GEÇERLİ DEGİLMİ SEN YOKSA İLAH MISIN Kİ BAŞKALARINDAN BELGE İSTE BİLGİYE DAYALI OLSUNDE KENDİN KAÇ HİÇ İHTİYAÇ DUYMA YOKSA İSTE KENDİN ORTAYA ZERERECE BİR KANIT ORTAYA KOYMA HERŞEYE YANLIŞ DE ARAKLAMA DE ŞU DE BU DE HALİNE BAK YAZIK HALİNİ BİR GÖRSEN DIŞARIDAN ÜZÜLÜYORUM SENİN ADINA
    YAHU KİTABINI GETİR KİTABINDAN KONUŞ TA EN AZINDAN DERİMKİ EVET İNANDIGI KİTABINDAN KONUŞUYOR FAKAT DELİL GÖSTERECEKSİN

    İNSİZ BİLİM TOPAL BİLİMSİZ DİN KÖRDÜR

    ÖRNEK BİLİM ADAMLARININ KİTABI OLABİLİR BİLİMDEN DEM VUR BİLİM ADINA BİRTANE BELGE ORTAYA KOYAMA BUNA BİLİM SAFSATASI DENİR NE ACI SENİN İÇİN BİLİMİN ARKASINA SAKLANMA KOMİK DURUMDASIN

    BİLİME TAP FAKAT BİLİMDEN KAÇ ŞU TUTARSIZLIGINI DIŞARIDAN GÖREMİYORSUN BİZLERİ BİLİM KARŞITI GÖSTERMEYECALIŞ FAKAT SENDE BİLİME YAKLAŞMA VE ÖRNEKLEYEME BU BİLİMDEKİ BİLGİLER SENİ RAHATSIZ EDİYOR OLMASIN SAKIN NEDERSİN BAK BİRDAHA ACIK SÖYLÜYORUM BİR KİŞİ BİLİMDEN DEM VURUYORSA MUTLAKA ELİNİN ALTINDA OLMALI BİLİM KENDİNİ ANCAK ONLA SAVUNA BİLİRSİN YOKSA KESİNLİKLE NE SÖYLERSEN SÖYLE AFAKİ VE YALAN ARAKLAMA SAC MALAMA OLACAKTIR

    İNSİZ BİLİM TOPAL BİLİMSİZ DİN KÖRDÜR

    KIRITERLER EŞİT OLMALI

    Yazı olarak yanıt ver.DEMİŞSİN

    SEN DAHA AKLI BAŞINDA BİR KİŞİNİN VEREBİLECEGİ BİR SORUYA CEVAP VEREMİYORSUN
    BENDEN YAZILI CEVAP İSTİYORSUN VERDE GÖRELİM BAK BAKALIM VERDİGİN CEVABIN KARŞISINDA İFLAS EDECEGİNİ ANLIYORSUN SANA SORDUGUM SORU DÜNYANIN EN GERÇEKÇİ SORUSU İDİ KİŞİNİN KENDİSİNİ TANIMAMIZA YARAYAN BİR SAGLAMA KİŞİ SAGLIKLIMI KONUŞACAK SAGLIKSIZMI BU NA VERECEGİN CEVAP SENİ BAGLAYACAK VE SENİN KACIŞ YOLLARINI ENGELLEYECEK KAÇTIGIN AN KENDİNİ ELE VERECEKSİN AKLINI DEGİL NEFSİNİ KONUŞTURDUGUNU HERKES GÖRECEK NE OLDU HADİ BEKLİYORUM

    bir kul dedi ki:
    18/12/2015, 23:06
    TENGİRİ
    SEN BİR YARATICIYA İNANDIGINI SÖYLEMEDİNMİ BU SİTEDE
    SÖYLEDİN
    ŞİMDİ SENİN İNANDIGIN YARATICI HERŞEYİ YOKTAN HİÇ BİR ŞEY OLMADAN BİR İNSANI YARATIRMI YARATAMAZMI BUNA İLK ÖNÇE CEVAP VERİRMİSİN

    bir kul dedi ki:
    19/12/2015, 00:43
    TENGİRİ
    SEN BİR YARATICIYA İNANDIGINI SÖYLEMEDİNMİ BU SİTEDE
    SÖYLEDİN
    ŞİMDİ SENİN İNANDIGIN YARATICI HERŞEYİ YOKTAN HİÇ BİR ŞEY OLMADAN BİR İNSANI YARATIRMI YARATAMAZMI BUNA İLK ÖNÇE CEVAP VERİRMİSİN

    NOT BU ÜÇÜNÇÜ SORUŞUM YANİ AYNI SORUYU SORUYORUM
    İKİNCİ SORUMDAN ÖNCE BİR CEVAP YAZDIN FAKAT ORTADA CEVAP YOK

    • Tengri Menem dedi ki:

      AKLIN TERAZİSİ BOZULMADAN ELİN TERAZİSİ BOZULMAZ
      NOBEL ÖDÜLLÜ ALBERT EİNSTEİN
      (DİNSİZ BİLİM TOPAL BİLİMSİZ DİN KÖRDÜR) DİYOR.
      (senden alıntı)

      Bir Kul arkadaş.
      Yahudi bir gelenekten gelen Einstein kendi inancını terketmiş, kuranında kökenini oluşturan İncil ve tevratın çocuksu hurefelerin yeniden canlandırılmasıyma eşdeğer öykülerden ibaret olduğunu söylemiştir.
      İbrani çıkışlı hiç bir inanca inanmayan, İnancının Panteist olduğunu söyleyen Einstein’e mi sarıldın şimdi :)))
      Panteistlik bir din degil bir kul arkadaş, öğren bunları ki saçmalama…
      Einsten ibrani dinlere değil, varlığın arkasında bir gücün olabileceğine inandığını söyledi.
      Eistein’in sözünü yamultarak kendine uyarlamandan dolayı yazının devamına yanıt gerekmiyor.
      Çünkü olmayan, söylenmemiş bir sözü söylenmiş gibi gösterip üzerine kuramlar üretme temelin yanlış olduğu için geriside yanlıştır.
      Unutmadan tekrar hatırlatayım.
      İlk insan Adem ve eşinden sonra insanlık nasıl üremiştir anlatırmısın ?
      Geçen haftada sormuştum bu soruyu sana.
      Bu belki 1O’nuncu oldu.
      Yanıt vermeyecekmisin ???

    • Tengri Menem dedi ki:

      Bir Kul arkadaş.
      Siz islamcılar çok hoşsunuz biliyormusun.
      Nerdeyse Einstein’in evrimi inkar ettiğini söyleyeceksiniz :)))
      Nedenmi ?
      Bak yazına.

      ALBERT EİNSTEİN (DİNSİZ BİLİM TOPAL BİLİMSİZ DİN KÖRDÜR) DİYOR.
      (senden alıntı)

      Uydurduğunuz bu Einstein’in sözünden yola çıkarak Eistein’in evrimi de inkar ettiğini söylersiniz siz.
      Einstein bu dinler için söyledikleri;
      “Bence Musevilik de tıpkı öteki dinler gibi çocukça hurafelerin yeniden canlandırimasından başka bir şey değil”
      Ben bu konuyu daha açarak bu dinlerin sümer kaynaklı babil efsanelerinden araklandığını kanıtlarıyla yazıyorum.
      Einsten ha :)))

  87. bir kul dedi ki:

    Tengri Menem dedi ki:
    19/12/2015, 02:56 BU TARİHLİ YAZINA CEVAP ATTIM GÖREMİYORUM

    • Tengri Menem dedi ki:

      Bir Kul arkadaş.
      Senin bulamadığın yazını ben nasıl bulayım ???
      Benim yazılarım ve sorularım duruyor, söyleyeceklerin beyninden de silinmedi ya !!! :)))
      Tekrar yaz diyecektim ki…
      Doğru ya, sen konuyla ilgisi olmayan islami sitelerin yazı ve videoları bana yanıt olarak kopya yapıştır yapıyordun.
      Kopya yazıyı nerden kopyaladığını ben bilemem kardeş :)))
      Bence kendin ol, kendi fikirlerini yaz ki karsılıklı yazışabilelim.
      Saatlerce süren videolar yerine 3/4 dakikada okunacak kendi yazılarınla Adem ve eşinden sonra insan ırkı nasıl üremiş anlatırmısın ?

  88. bir kul dedi ki:

    tengiri arkadaş

    ADEM VE HAVVA ANNEMİZ VE COCUKLAR NASIL COGALDI
    (https://www.youtube.com/watch?v=AL5GL9LgNkk)
    14 dakika

  89. bir kul dedi ki:

    HİLAL TV DE CANLI TEFSİR YAPILIYOR
    ŞU ANDA MERAK EDENLER VE ANLAMAK İSTEYENLER İÇİN
    BİR TAVSİYE

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s