GERONİMO ve KIZILDERİLİ SOYKIRIMI

geronimo11

GERONİMO İLE KIZILDERİLİLERE YAPILAN SON ALÇAKLIK

ABD, El Kaide lideri Usame Bin Ladin’e yaptığı operasyonun adını Geronimo Harekatı koydu. Usame’yi de Geronimo diye kodlandırdı. Usame öldürülünce “Geronimo öldürüldü” diye haberi duyuruldu. Bu haber Kızılderilileri ayağa kaldırdı. Çünkü Geronimo 19. yüzyılda yaşadıkları toprakların sömürgeleştirilmesine ve soylarının kurutulmasına karşı mücadele veren efsane Kızılderili savaşçısıydı. Geronimo 1829’da Arizona’da doğmuş bir Apaçiydi. Öz dilindeki adı Gokhlayeh yani “Esneyen Adam” idi.

Yaşadığı bölge İspanyolların ve Meksikalıların saldırıları altındaydı. 1851 yılında evine döndüğünde tüm ailesinin ve köy halkının katledilmiş olduğunu gördü. Meksikalı bir askeri birlik köyü basmış ve büyük bir vahşetle herkesi öldürmüştü. Bu katliam, Geronimo’yu istilacı beyazlara karşı kin, nefret ve intikam hisleriyle dolduracak ve ona emperyalistlere karşı mücadele veren son Kızılderili savaşçı ünvanını sağlayacaktı. Geronimo bir Kızılderili şefi değildi. Ve o sıra bir Şamandı, büyücü-şifacıydı. Katliamdan sonra artık dağlar onun meskeniydi. 1852 yılında Geronimo’nun başında olduğu Apaçiler Meksika’ya karşı savaş kararı aldı. Beyazlara karşı düzenlediği eylemlerle kısa zamanda hem Apaçiler içinde hem de beyazlar arasında ün kazandı. Beraberindeki 5000 Apaçi ile dehşet saçıyor, askeri birliklere saldırıyor, eylem üstüne eylem düzenliyordu. Gazeteler yaptığı eylemleri abartıyor, Geronimo adı beyazlar arasında büyük bir korku yaratıyordu. Apaçi şeflerinin tümünün sevgisini kazanmış, Kızılderililer arasında görüşlerine ve gücüne büyük saygı duyulan bir kahraman lider olmuştu. 1870’de yakalanan Geronimo, 3 kez kaçma teşebbüsünde bulunuyor ve 4. seferinde kaçmayı başarıyordu. Uzun süre yakalanamayınca 500 izci ve 3000 Meksikalı asker peşine düştü. 1884’de İzciler sonunda onu buldu ve rezervasyon bölgesine geri götürüldü. Ancak özgür ruhlu Geronimo bir yıl sonra 35 savaşçı, 109 kadın, çocuk ve gençle bu bölgeden de kaçmayı başardı. 10 yıl boyunca peşindeki binlerce izciye ve askere rağmen ele geçirilemedi. Bir keresinde 24 adamı ile 5000 süvariden kaçan Geronimo Dumanlı Dağlar’a sığınmış ve dağları didik, didik arayan süvariler ilginçtir ki Geronimo’nun izine bile rastlayamamıştı.

Geronimo’yu yakalayamayan süvariler köylere saldırıp kadın ve çocukları öldürmeye başlamışlardı. Bunu duyan Geronimo sonunda dayanamadı ve halkına zarar gelmemesi için teslim oldu. 1909 yılında bir savaş mahkumu olarak yerleştirildiği Oklahoma’da ölen Geronimo’nun cesedi hâlâ kayıp. Bir gün sonra gömüldüğü yerde bulunamayan Geronimo’nun cesedinin kimsesizler mezarlığına atıldığı, Apaçiler tarafından alınıp kendi dağlarına götürüldüğü ve cesedin ABD tarafından çalındığı yönünde çeşitli efsaneler vardır. 1986’da, San Carlos Apaçi Sözcüsü Ned Anderson’ın içinde Geronimo’nun kafatasının resminin de bulunduğu bir mektup alması, cesedin ABD askerleri tarafından çalındığı kanısını güçlendirmektedir. Apaçi liderlerine ait kimi özel eşyaların da çalındığını söyleyen Anderson, bunun Kızılderilileri küçük düşürmek adına yapıldığını söyleyerek, ABD eski Başkanı George Bush’a Geronimo’nun cesedinin gerekli ritüeller yerine getirilerek gömülmesi için harekete geçilmesini talep eden bir yazı göndermişti. 2009’da Geronimo soyunu temsil eden Ramsey Clark, Geronimo’nun kemiklerinin kabilesine teslim edilmesi için dava açmıştı. Konuyla ilgili talep dilekçesi hâlâ ABD hükümeti tarafından işleme konulmadan bekletilmektedir. Oklahoma bölgesindeki Fort Sill’de sembolik bir mezarı bulunmaktadır. Kızılderili soykırımı yapanlar, aradan geçen bir asırdan fazla zamana rağmen hala ilkel kafalara sahipler. Kızılderililerin efsanevi kahramanlarının adını bir teröriste verme münasebetsizliğinden çekinmeyecek derecede küstahlar. Kızılderili soyundan geriye kalan bir avuç insan şimdi Obama’dan özür bekliyor. Usame’ye liderlerinin isminin verilmesini kendilerine yapılan son alçaklık olarak görüyor ve yaralarının deşildiğini, atalarının kemiklerinin sızlatıldığını belirtiyorlar.

KIZILDERİLİ SOYKIRIMI KRONOLOJİSİ

Önce Kristof kolomb öncesi Amerika’ya kısaca değinelim: Kolomb öncesi amerika kıtası birkaç uygarlık ve bunun dışında feodal kabileler halinde yaşamakta olan yerlilerden müteşekkildi. Kuzey Amerika yerlileri western filmlerinden ve Teksas-Tommiks gibi kitaplardan aşina olduğumuz Apache, Comanche, Cherokee, Cheyenne, Sioux gibi kabileler olup belli başlı krallık ya da uygarlık kuramamışlardır. Orta ve güney amerika yerlileri ise Kuzey Amerika’ya nispeten daha farklıdır. Buralarda da kabileler, klanlar halinde yaşam olduğu gibi, Olmekler, Toltekler, Zapotekler, Mayalar, Aztekler, İnkalar gibi uygarlıklar, imparatorluklar bulunmaktaydı… kızılderili boy ve kabilelerinin sayısının 500 civarında olduğu tahmin ediliyor.

Kızılderili Kabile Listesi

Kolomb öncesi Amerika kıtası ve civar adalarda yaşayan kızılderili nüfusunun 140 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir.

1492 : Kristof Kolomb Amerika kıtasına ulaşıyor. Muhtemelen San Salvador bölgesine çıkıyor. Ama o Hint adalarına vardığını sanıyor. Karşılaştığı Kızılderilileri de Hintli sanıyor.

1493 : Yeni kıtanın duyulmasıyla Avrupalılar şimdiki Glenn takımadalarına çıkıyorlar. Ve Kolomb’un askerleri adada yaşayan Taino Kızılderililerini vahşice katlediyorlar. Onbinlerce Kızılderili öldürülüyor.

1498 : Kolomb, İspanya kralına yazdığı mektupta şöyle diyor: “Buradan satılabildiği kadar köle gönderebiliriz.”

1498 – 1523 : Sömürgeciler kıtaya yayılmaya ve önlerine çıkan yerlileri katletmeyi sürdürdüler. Yerlilerin mallarına, ürün stoklarına, hayvanlarına el koyuyor, esir aldıklarını da hamal olarak çalıştırıyorlardı.

1523 : Meksika’ya ayak basan Papaz Motolinia, beyaz adamın yaptığı vahşet için şöyle diyordu: Kızılderililerin eğer altını yoksa çocuklarını satarlardı. Eğer çocukları da kalmamışsa kendi hayatlarını verirlerdi. Bu haraçları veremediklerinden ötürü Kızılderililer işkence acıları altında ya da gaddarca zindanlarda öldürülürdü. Zira İspanyollar onlara hayvani bir vahşilikle muamele ediyor ve onları hayvandan daha aşağı görüyorlardı. Kızılderililerin cesetleri köpeklerin önüne yem olarak atılıyor, vücutlarından yaralara iyi gelebilecek bir yağ üretiliyordu. Kızılderili kadınlar sıra hâlinde direk ve ağaçlara, çocukları da onların ayaklarına asılıyordu.

1539 : Pascual de Andagoya ise 16 yıl sonra şöyle diyordu: Kizilderililer tamamen yok olmak üzereler. Bir haç ile tanrı aşkına verilecek yemek dileniyorlar. Askerler sadece don yağından mum yapmak için bütün lamaları öldürüyorlar. Kızılderililere ekim yapacak hiçbir şey bırakmadılar. Büyükbaş hayvanları kalmadığından ve alamadıklarından dolayı açlıktan ölmeye mahkûmlar.

1544 – Bartolome de Las Casas İspanya prensine ithafen yazdığı ‘Kızılderili Katliamı’ adlı eser, zulmü şöyle anlatıyor: “Sırf eğlence olsun diye, kadın erkek demeden yerli halkın ellerini, burunlarını ve kulaklarını kesip kopardıklarını ve bunun bölgenin değişik yerlerinde defalarca tekrarlandığını kendi gözlerimle gördüm. Memeden kesilmemiş bebekleri annelerinin göğsünden alarak onları en uzağa fırlatma konusunda birbirleriyle yarıştılar…” Kitapta, İspanyollar Haiti adasına geldiklerinde adada 3 milyon yerli yaşadığı ama şimdi sayılarının sadece 200 olduğu yazılıyor. Ayrıca son 40 yıl içinde aralarında kadın ve çocukların da olduğu 12 milyondan fazla Kızılderilinin öldürüldüğü ve öldürülmeye devam ettiği belirtiliyor. Bu rakamın 15 milyon olarak belirtilmesinin yanlış olmayacağı ifade ediliyor. Burada bir ara verelim. 40 yıl içinde 15 milyon Kızılderili katledilmiş. Bu rakamın 400 yıl sonunda 70-80 milyona ulaştığı tahmin ediliyor.

Osmanlılar Kızılderili katliamının başlamasından 40 yıl önce İstanbul’u fethetmişlerdi. Şeriatın gereği 3 gün boyunca şehir  yağmalanmıştı.  1520’lerde ise Kanuni Avrupa’da yeni fetihler peşindeydi. Osmanlı, 1529’da Viyana kapılarına dayandığında, koloniciler Amerika yerlilerinin yarısından çoğunu katletmiş, yüzbinlerce kızılderiliyi öldürmüşlerdi. Barbarlığın kıyaslanması açısından önemli gördüğüm için belirtme gereği duydum. Bu arada Amerika’da yerlilerden ele geçirdikleri tüm bölgelere kendi taktıkları isimleri vermekteydiler. Bugün o isimlerle anılırlar. Ama örneğin Megalo İdeacılar İstanbul’un kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri gibi inatla Konstantinapolis demeyi sürdürürler. Bu arada son Kızılderili katliamı ile Ermeni tehciri arasında sadece 25 yıl olduğuna dikkati çekelim. ABD ve AB ülkeleri Ermeni faciasına çok duyarlıdır ama 80-100 milyon Kızılderilinin katledildiği ve soylarının kurutulduğu bu asıl soykırım karşısında sanki böyle bir olay yaşanmamış gibi duyarsızdırlar. Çünkü Kızılderililerin diasporaları, lobileri yoktur, onları kimse savunmaz.

1630 : Koloniciler insanlara ve vahşi olmayan hayvanlara karşı silah kullanımını yasaklıyor. Kızılderililer vahşi hayvanlar kategorisinde görülüyor ve Kızılderililer, kurt vb. vahşi hayvanlar yasaktan muaf tutuluyor.

1637 : New England’daki ilk büyük soykırım hareketlerinden biri Pequot Kızılderililerinin yok edilmesiydi. Sömürgeci Protestan Püritenlerin, uyguladıkları bu vahşeti göklere çıkaran resmi açıklamaları ise şöyleydi: “Yeryüzü cennetinde Tanrı’nın istemediği bu Pequot yerlileri temizlendi. Öyle ki, şükürler olsun, artık Pequot ismi taşıyan kimse kalmadı.” Bugün, ‘Tanrı’nın izni altında’ diye yurduna bağlılık yemini eden her Amerikan çocuğu, aslında, bu katliamı uygulayan Püritenlerin taşıdığı retoriği ve Tevrat’tan kaynaklanan düşünceyi ödünç almaktadır. Püritenlerin Tevrat’tan aldıkları düşünce ise şudur: “Bilinçli bir biçimde, Tanrı’nın seçilmiş halkına ait olan Vaadedilmiş Topraklar’daki Kenan halkını yok etmek”. Katliamı uygulayan Püritenler, yaptıkları işi tümüyle dini liderlerinin kontrolünde gerçekleştiriyorlar, kutsal misyon’larını yerine getiriyorlardı. Öyle ki, Kızılderili erkek, kadın ve çocuklar tümüyle Tevrat emirlerine göre katlediliyorlardı. Kendi kullandıkları Tevrat deyimlerine göre, Püritenler, Kızılderili çadırlarını ‘kızgın ateşli fırınlara’ döndürüyorlar, içindeki kurbanları Tevrat deyimiyle ‘olabilecek en kötü ölümle’ öldürüyorlardı. Bir başka Tevrat ayetinin deyimiyle ölenler ‘ateşin içinde kızarıyor, ancak oluk oluk akan kanları ateşi söndürüyordu. Katliamı uygulayanlar ise ‘Yehova’nın övgüsüne layık’ oluyorlardı.

1643 – Güney Manhattan’da Hollandalı askerler tarafından Algonquin Kızılderilileri’ne karşı gerçekleştirilen ve David de Vries tarafından aktarılan katliam şöyleydi: “Askerler pek çok Kızılderili’yi uykularında öldürdüler. Annelerinin göğüslerinden çekilip alınan bebekler anne-babalarının gözleri önünde kılıçla parçalanıyor ve bebeklerin parçaları ateşe atılıyordu. Kundaktaki bebekler beşikleri içinde parçalanıyor, kafaları eziliyor, en taş-yürekli adamın bile vicdanını sızlatacak bir vahşilikle öldürülüyorlardı.Bazı bebekler nehre atıldı, onları kurtarmak için anne ve babaları da suya atladı. Ama askerler ne çocukların ne de anne-babaların sudan çıkmalarına izin vermediler, hepsi boğuldu.”

1675 : Kral Philip Savaşı olarak adlandırılan savaşta, Norrogonsettler ve Wonpanoaqlar gibi kabileler acımasız bir biçimde yok edildiler. Tarihçilerin aktardıklarına göre; “Bu, İngiliz askerlerinin kudurmuş gibi çevreye saldırarak yaralı, erkek, kadın ve çocuk ayırt etmeden öldürdükleri, kamplarını ateşe verip, Kızılderilileri yaktıkları bir 17. yüzyıl MyLaisi’ydi.” Papaz Cotton Mather de, bu kıyımı bir “barbekü” olarak adlandırıyordu! Kızılderili avı o dönemde –tehlikenin çok az olması dolayısıyla- New England’da popüler bir spor olmuştu! Douglas Edward Leach’a göre, “Bu öldürme ve kıyımlar kuşkusuz Tanrı’nın iradesiydi.” Bir başka yazar da bu ortak düşünceyi şu sözlerle açıklıyordu: “Efendimiz İsa, onları önünde diz çöktürüp kahretti.” 17. ve 18. yüzyıl sömürgecilerin, servet ve macera peşinde koşan Avrupalıların Amerika kıtasına büyük göçünü yaşadı. Kıtanın yerlilerini katlederek topraklarına el koyan bu sömürgecilerin çoğunluğu İspanyol, Portekiz, İngiliz, Fransız ve İtalyan’lardan oluşmaktaydı. Ama asıl hakim güç İngilizlerdi. Sömürgeciler ulaşabildikleri bölgeleri parsel parsel paylaştılar. Ve zaman içinde kendilerine ait koloniler oluşturdular. Günümüzün ABD’sinin temeli bu sömürgeci katliamcılar tarafından atıldı. Yani, bir anlamda ABD daha kurulurken emperyalist zihniyete sahipti.

1750 – Sömürgecilerin koloni sayısı 13’ü bulmuştu. Nüfusları ise 2 milyonu aşmıştı.

1760 – Koloniler kendi devletlerine bağlıydılar. Örneğin İngiliz kolonisi Birleşik Krallık tarafından yönetilmekteydi. Krallığın kanunlarına ve vergilerine tabi idiler. Avrupa’da “Yedi yıl Savaşları” İngiliz ekonomisini zor duruma sokunca vergiler arttırıldı. Koloniler bundan rahatsız oldular ve zaten düşünmekte oldukları bağımsızlık için çalışmaya başladılar.

1776 – Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi okunarak, 4 Temmuz’da ABD’nin kuruluşu için ilk adım atıldı. Koloni güçleri ile İngiltere arasında savaş başladı ve 6 yıl sürdü. Koloni güçlerinin başında George Washington vardı. 1783’de bağımsızlıkları tanındı. 1787’de ise resmi olarak eyaletlerden oluşan ABD kuruldu.

1779 – Amerika’nın kurucu babası George Washington; Tümgeneral John Sullivon’a Iroquoilor’a saldırıp, “Yöredeki bütün yerleşim yerleri tamamen harabeye dönene kadar da barış amaçlı hiçbir görüşme önerisini dinlememe” emri verdi. Sullivan emredildiği gibi yaptı ve ilk raporunda açıklandığı gibi, “ O güzel bölgenin bütünü, bahçe görünümünden sıkıntılı ve iğrenç bir harabeye” çevirerek yerlilerin “geçimlerini sağlayan her şeyi yıkıp, yok ettiğini” bildirdi. Ona göre, Kızılderililer bir “yok etme savaşında vahşi hayvanlar gibi avlanmışlardır.”

1783 – Yapılan vahşet başkan Washington tarafından da onaylanmaktaydı. Çünkü Washington’un 1783’te söylediğine göre; “Kızılderililer, Beyazlardan toplu yıkımdan başka bir şey görmeyi hak etmeyen vahşi hayvanlardır. Kurtlardan pek farkı yoktur, en sonunda her ikisi de, biçim olarak farklı olsalar da av hayvanlarıdır.”

1803 – Başkan Jefferson 80 milyon frank karşılığında Napolyon’dan Loisiana’yı satın alarak Birleşik Devletler topraklarını iki katına çıkarır.

1807 -Başkan Jefferson Savaş Bakanına bölgelerindeki Amerikan yayılmasına direnen her Kızılderili’nin “balta” ile karşılanması gerektiğinin emrini vermişti. “Ve… Eğer herhangi bir Kızılderili kabilesine karşı baltamızı kaldırmak zorunda kalırsak, o kabilenin kökü kazınıncaya veya Missisipi’nin ötesine atılıncaya dek indirmeyeceğiz. Savaşta bazılarımız ölecek; ancak onların hepsini yok edeceğiz.” diyordu.

1809 – Shawnee Reisi Tecumseh Mississippi’nin batısındaki yerli kabilelerini birleştirerek, beyazları topraklarından atmaya çalışıyor. Sonuç yenilgi ve yıkım…

1812 – Başkan Jefferson, Beyaz Amerikalıların, “geri kalmış Kızılderilileri, orman hayvanlarıyla birlikte Stony Dağlarına sürmek zorunda kaldığını” bildiriyordu. Bir yıl sonra ise, “Amerikan hükümetinin önünde Kızılderilileri yok edene dek peşini bırakmamaktan veya onları gözümüzün göremeyeceği yeni yerleşim yerlerine sürmekten başka bir seçenek olmadığını” belirtiyordu. Gerçekten, Jeffferson’un Kızılderililer hakkındaki düşünceleri; “Yeryüzünden silinmek” veya “Amerikalıların yolundan çekilmek” olmak üzere Yerlilere yalnızca iki seçenek sunulduğunu belirten açık söylemlerle doludur.

1813 – Alabama’da Creeklere karşı çıkan savaş iki taraf içinde kanlı neticelendi.

1817 – Geleceğin Başkanı Andrew Jackson, Florida’daki Seminolelerin çoğunu bölgeden sürüyor ve Keskin Bıçak lakabını alıyor.

1824 – Sequoyah, babası beyaz olan bir melezdi. Kızılderililerin mücadelesine sadık kaldı ve beyaz adamın üstünlüğünün eğitiminde olduğunu gördü ve Kızılderili alfabesi üzerinde çalıştı. Ve sonunda Cherokee alfabesini yarattı.

1830 – Kızılderili tehcir yasası çıkarıldı.Başkan Andrew Jackson’ın ateşli mücadelesi sonucunda Kongre’den geçti. Buna göre Doğu’daki bütün kabileler yurtlarını bırakıp Batı’da onlara ayrılmış olan topraklara yerleşecekti. İlerleyen yıllarda bütün kabileler, topraklarını, bulunduklar eyaletlere bırakan anlaşmalara imza koymak zorun kaldılar ve şu ya da bu şekilde toplama bölgelerine sürüldüler.

1832 – Kara Şahin Savaşı: Nisan 1832’nin başında, Reis Black Hawk tarafından yönetilen, Soux ve Foux kızılderili kabilelerini, 1804 yılında imzalanan ve pek çok toprağı ellerinden alan anlaşmada kaybettikleri yerler için ayaklandılar. İlk savaşı Kızılderililer kazandılarsa da, daha sonra ABD birliklerinin baskınına uğradılar ve büyük kayıplar verdiler. ABD birlikleri daha sonra kabilelerin yerleşim bölgelerini basarak sivillere saldırdı. 1000’e yakın yerli sistemli şekilde katledildi.  

1837 – Seminole Reisi Osceola ve diğer Kızılderili reisleri beyaz bayrakla görüşmeye gidiyor ama  tutuklanıyorlar. Hemen ardından Okeechobee Gölü Savaşı’yla Seminole halkı teslim oluyor.

1838 – Tehcir uygulamasında Gözyaşı Yolu olarak adlandırılan sürgün yolunda binlerce Kızılderili yaşamını yitirdi. 17.000 Cherokee’den 8.000’i Gözyaşı Patikasında öldü. Dondurucu yağmur ve soğukta yürümeye zorlanan Kızılderililer bozuk un ve kokmuş etle besleniyorlardı. Bu “ölüm yürüyüşü” sonunda Kızılderili bölgesine vardıklarında ise, çok daha fazlası öldürücü hastalıklara ve açlığa yenik düştüler. Başkanlık emriyle bu ölüm yürüyüşleri diğer yerlerde de sürdürüldü. Chicksawlar, Choktowlar gibi Kızılderili halkları da 1830’larda ata yurtlarından kovuldular. Bu süreçte, Creekler, Seminoleler ve Chorokeelerin ölüm oranları diğerlerine göre daha da yükseldi. Sürgüne gönderilen Kızılderililere yardım olarak dağıtılan battaniyelere çiçek mikrobu bulaştırılarak çok sayıda insanın öldürülmesi sağlanmıştı. İlk biyolojik silahın böylelikle Kızılderililer üzerinde uygulandığı öne sürülür.

1845 – John L. O’Sullivan Kader Bildirisini kaleme alıyor. Amerikan topraklarının zenginliklerini değerlendirmek ve yerli halkları uygarlaştırmak beyazların kaderi ilan ediliyor.

1849 – Altın bulunan Kaliforniya’ya büyük bir göç dalgası yaşanıyor.

1850 – Kızılderililerin ellerinde kalan bölgelerden dördü daha alınıp yeni eyaletler oluşturuluyor.

1861 – Kuzeyliler ile Güneyliler arasında Amerikan iç savaşı çıkıyor. Bu korkunç savaşta toplam nüfusu yaklaşık 32 milyon olan ABD’nin ölü sayısı 620.000’e ulaştı. 4 yıl süren savaşın ortasında başkan Abraham Lincoln, tüm ayaklanma bölgelerinde köleliğin kaldırıldığını ilan ederek özgürlük bildirgesini yayınladı. 2 yıl sonra suikaste kurban gitti. Suikastin ardında kendi savunma bakanı ve gizli servis vardı.

1863 – Kızılderililerin beyaz adamın kafa derisini yüzmeye meraklı oldukları bilinir. Oysa işin aslı şudur: 1863 yılının Temmuz günlerinde Navaholar ile general Carleton arasındaki gerginlik sürmektedir. Soluk benizliler Navaholar’ı yıldırmak için hayvanlarına el koymaya, ekinlerini yakmaya başlar. Ama, bir grup Navaho savaşçısı Canby Kalesi’ni basarak koyunlarını, keçilerini geri alırlar. General Carleton, 18 Ağustos’ta askerlerine, getirdikleri her Kızılderili atı ya da katırına yirmi dolar, her koyuna ise bir dolar ödeneceğini duyurur. Yirmi dolar aylık alan askerler gözü dönmüş bir şekilde köylere saldırırlar. Ve öldürülen Navaholar’ın kırmızı bir iple bağladıkları uzun, siyah saçları askerler tarafından kesilir. Zaman ilerledikçe Kızılderililerin kafa derilerine ödül koyma alışkanlığı yaygınlaşır. Amerika’nın gerçek sahipleri hastalık, açlık, sürgün, tecavüz, işkence dışında beyaz adamdan yeni bir şey öğrenirler: Kafa derisi yüzme.

1864 – Kum Deresi Katliamı. Albay Chivington, Cheyenne Reisi Kara Kazan’ın köyünü basıyor. 28’i erkek 133 Kızılderili öldürülüyor.

1866 – Kızıl Bulut önderliğindeki Siouxlar topraklarından yol geçirip (Bozeman Yolu) kale yapmak isteyen askerlerle çatışıyor. 80 Asker ölüyor.

1867 – ABD 7 milyon dolar karşılığında Alaska’yı satın alıyor.

1868 – Washita Katliamı. Albay Custer komutasındaki Süvari Alayı suçsuz bir Cheyenne köyüne daha saldırıyor. Kara Kazan dahil 11’i savaşçı 103 kişi öldürülüyor.

1869 – Güneyli Cheyenneler, Arapaho ve Comanche ittifakı yenilgiye uğruyor. Savaş reisleri Gaga Burun ve Uzun Boğa öldürülüyor. Teslim olan Comanche reisi Tosawi’ye ” En iyi Kızılderili ölü bir Kızılderilidir!” sözü sarfediliyor.

1871 – Texas’ta yabansığırları alanında başlayan büyük savaş 4 yıl boyunca aralıklı olarak sürüyor. Texas’lılar Kiowa-Comanche ittifakını çökertiyor. Bütün önemli liderler yakalanıyor.

1876 – Custer’in süvari alayı bu kez little Bighorn’da saldırıyor ancak Oturan Boğa ve çılgın At tarafından karşılanıyor ve çarpışmada Amerikan askerlerinin tümü ölüyor. 1878 – Cheyenne sonbaharı. Sürgündeki 300 Cheyenne yurtlarına dönebilmek için son bir mücadeleye girişiyor. Büyük çoğunluğu açlık, soğuk ve kurşunlara yenik düşüyor.

1881 – Oturan Boğa teslim oluyor.

1886 – 15 yıldır savaşan Apache reisi Geronimo teslim oluyor.

1890 – Kızılderililer arasında beyaz adamı topraklarından kovacak bir kurtarıcının geleceği inancı doğar. Bu inancın ortaya çıkardığı Hayalet Dansı gittikçe yaygınlaşır.  Amerikan Hükümeti Hayalet dansından korkarak orduyu Kızılderililer’in üstüne salar. Yaralı Diz’de bulunan 350 kadın, erkek ve çocuktan yaklaşık 300 ‘ü öldürülür. Katliamı yaşayan Kara Geyik o gün bir başka şeyin daha öldüğünü söyler: “O zaman kaç kişinin öldüğünü anlayamamıştım. Şimdi kocamışlığımın şu yüksek tepesinden gerilere baktığımda, yerde birbirleri üzerinde yığılı duran boğazlanmış kadınları ve çocukları hala o genç gözlerimle görebiliyorum. Ve orada, o çamurun içinde bir şeyin daha öldüğünü ve o kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum. Evet bir halkın düşü öldü orada…”

1909 – Geronimo ve büyük reis Kızıl Bulut aynı tarihte hayata veda eder. Yazımızı Kızılderililerin bilge sözleriyle noktalayalım:

Verdikleri sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; “Topraklarınızı alacağız” dediler ve aldılar. Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenemeyen bir şey olduğunu anlayacak.

Serdar Kaangil

Bu yazı Tarih içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

GERONİMO ve KIZILDERİLİ SOYKIRIMI için 24 cevap

  1. Horakti dedi ki:

    Pante inanılmaz güzel bir yazı daha yazmışsın daha önceki yazılarınıda okudum ve senin tarih bilgine hayranım

  2. Geri bildirim: Anonim

  3. Recep Suzen dedi ki:

    söyleyin kim soykırım yapmış

  4. Recep Suzen dedi ki:

    osmanlımı yoksa diyer milletlermi türkler hiç bir zaman mazlumun canını yakmamıştır yakmayacaktır

    • sadasdasd dedi ki:

      İngilizlerin amerikan yerlilerine yaptıklarını türkiye kürtlere yaptı yapıyor. Hemde daha beterini yapıyor. Hitlerin dahi aklına gelmeyrn dili yasaklıyor, resmi dil olmasını dahi tartışıyor.. Kürtleri fiziken katledemeyen tc. ruhen yok etmek istiyor. Yaşasın Alevi, kızılderili, türkmen, bedevi, rum, ezidi halklarının özgürlük mücadelesi

  5. deniz dedi ki:

    bu tarihi bilgileri ayrıntılı bir şekilde ve gerçekleştiği yılı da belirterek yazmanız çok iyi olmuş soluksuz okudum elinize sağlık

  6. AbraKadavra dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş teşekkürler..

  7. Bahadır ayhan dedi ki:

    Bunlar cezasız kalmamalı

  8. sevginin ışığı dedi ki:

    Çok güzel bir yazı elinize sağlık…
    İzninizle yazıya küçük bir ekleme yapayım…
    Kolomb’un Amerika’yı keşfetmesi ile, İstanbul’un alınması arasında çok kısa bir süre var. Çünkü, Osmanlılar İstanbul’u aldıklarında, ve daha da yayılmaya başladıklarında, Avrupalıların Hindistan ticaret yollarını kestiler. O dönemde Hindistan çok zengin bir yer. Afrika kıtasının altından da gemiyle dolaşıp Hindistan’a gitmek çok zahmetli olduğunda yeni yollar aradılar. O yüzden de Amerika yerlilerini gördüklerinde Hintli sanmışlardır…
    *”Mahşerin dördüncü Atlısı” yazan Andrew Nikiforuk, iletişim yayınları…. Bu kitap İspanyollar püskürtülebilecek iken, neden Amerika kıtasının yerlilerinin mağlup olduklarını çok güzel anlatıyor. Hatta kıtanın fethi karşılığında Avrupa’da da nasıl binlerce insanın öldüğünü güzel açıklıyor… Okunmasının şiddetle tavsiye ederim..

    Yorum yazan arkadaş, sevgili Bahadır bey’e, Buda’dan şu güzel iki değişi armağan ediyorum:

    ’Nefret hiçbir zaman nefretle yok edilemez. Nefret sevgiyle yok edilir bu ölümsüz kanundur.’’

    ‘’Öfkeye sarılmak birine atmak için kavradığınız sıcak bir kömür parçası gibidir; yanan aslında sizsinizdir.’’

    Bir tane de İsa’dan:

    ”Kılıçla öldüren, bir gün gelir mutlaka kılıç ile öldürülür”

  9. ruhsuzlar dedi ki:

    SOYKIRIM YAPAN CANİLER EMPERYALİSTLER BELLİ BİRDE TÜRKLER SOY KIRIM YAPTI DİYORLAR.. YAPANLAR AÇIKÇA ORTADA AMA KÖPEK KÖPEĞİN ETİNİ YERMİ MİSALİ.

  10. hakan dedi ki:

    Serdar kaangil arkadaşım sen çok omurgasız bir insansın her türk milliyetçisi gibi içinde gizli bir faşistlik vardır türk solcuların bir çoğunda olduğu gibi kürdleri hazmedememezlik vardır PKK ve OPORTÜNİSTLİK başlıklı yazını okudum cevap yazmayacaktım ama bu araştırmanın altında senin adını görünce yazmazsam dert olur ; öyle akademik belgeli ve tarihli izahata gerek yok bunlar zaten aşikar bilen biliyor gerçekten insani bir perspektifle bakan bilir PKK nin rezil eylemler yapmadığını yaptığı eylemlerin tamamının onurlu oldugunu bebek katili türkiye cumhuriyetinin askerleri oldugunu insan olan vicdan sahibi olan herkes biliyor.. (Ayhan ÇARKIN unu defalarca itiraf etti bir çok jitem itirafçısı gibi ) ama siz bunları duymadını görmediniz bilmezsiniz elinizdeki kanı görmek istemezsiniz tıpkı tevrat ı rehber edinmiş Püritenler gibi sizde milliyetçilik vatanperverlik adına bu görevi üstlenmiş kürtleri katlediyor her türlü müdafalarını lanetliyorsunuz terör eylemi diye aşağılıyorsunuz .. PKK ve lider Abdullah ÖCALAN her zaman ABD emparyalizmine karşı durdu her bir çok kitap röportaj ve makalelerinde dile getirdi;sizin dediğiniz gibi emperyalizmin uşaklılığını yapsaydı şu an kuzey ırakta kendısıne verilen villasında oturuy olurdu onlara biat etmediği için zindanlarda çürümeye mahkum ettiler.. enfaal operasyonlarında 200.000 kürt nazi soykırımını aratmayacak şekilde katledildi halepçe katliamıyla doruk noktaya ulaştı bunu görmezsiniz./görmek istemezsiniz türkiyede cumhuriyetin ilanıyla lozanda kandırılıp katliam ve asimilasyon politilkalarıyla her türlü alçaklığı reva gördükleriide kürtler di şark ıslahat planları ile halkı sürende sizin zihniyetinizdi ohal i çıkarı 5 000 köy/mezrayı boşaltanda sizin zihniyetinizdi 17 000 faili meçhul cinayete rağmen pkk ye terörist diyenlerde sizin zihniyetinizdi seyit rızaya çabulcu diyen alçaklarda aynı zihniyete sahiptir gün gelecek seninde yukarıda belirttiğin gibi dünyanın herhangi bir yerinde biride sizin için aynı şeyleri yazacak…

    Ben ateist biriyim bu sayfaları severek takip ediyordum bu çatı altındakilerin düşünebilen bireyler oldugunu gerçekleik temelinde yaşama baktıklarını herşeyden önce dinden arındırılmış bir vicdana sahip olabileceğini düşündüm galiba yanıldım .. sanırım faşistlik kronik bir hastalıktır….

    • sadasdasd dedi ki:

      Bir gün gelicek Kürtlere yaptıklarınız da aynı bu şekilde başkaları tarafından kalem alıncaktır. Yaşasın kızılderili, kürt ve ezilen diğer tüm halklar kahrolsun sömürgeci devletler.

  11. bahar dedi ki:

    hakan, zaten apo denen herif kendi topraklarında ağaydı, paşaydı. Onun derdi Amerikan emperyalizmine karşı koymak değildi. Onun derdi, tek bir villayla doymayacak kadar açgözlü olmasıydı ve kendine ait olmayan topraklara göz dikecek kadar alçak olmasıydı. Yukarıda anlatılan katliamın aynısını yapmış olan savunduğun apodur. Beşikteki bebeğin, askerin, binlerce yaşlı, kadın ve çocuğun katilidir apo. Zindanlarda çürüyor demişsin. Kendine gel, lafını bil de konuş. O adi herif, Amerikan emperyalizminin maşası olan hükümet tarafından beslenip, bakılıyor. Koskoca bir ada, her türlü sağlık imkanı ve rahat bir yaşam tarzı kendisinin emrinde. Bu kadar vicdansız olmayın..!!

    • hakan dedi ki:

      Bahar bunlar senin fikirlerin mi yoksa izlediklerin mi sana ait olmadığı aşikar olsaydı en azından ezberlerden farklı bir şeyler öne sürerdin.. beşikteki bebeği yaşlıyı köyleri basan, tv lerlde bağıra bağıra biz yaptık diyen ayhan ÇARKIN gibi jitem itirafçıları var sen hala 10 yıl önceki faşizan zihniyetle yaklaşıyorsun önce araştır tarıhsel gerçekliğine bak objektif ve olabilirsen birazdan vicdanlı ol öyle olaylara bak katilide zalimide isteyerek yada istemeyerek savunuyor oldugunu gör.. yazdığın cevapta elle tutulur makul gerçekçi hiç bir şey yok. başkasının ağzı ile konuşmak akıl sahıbı insanın yapacağı bir şey değilidir…

  12. Gencer dedi ki:

    Pante sayende İbranilerin ne kadar adi şerefsiz insanlar olduğunu çok iyi anladım.Burada yazılanları hayatımda ilk defa okuyorum.Bundan dolayıdır ki sana gönülden teşekkür ediyorum.
    İbraniler artık benim nazarımda insanları bin bir türlü hile ve alçaklıkla kandırmış ve ölümlerine yol açmış adi yaratıklar olacaktır.Bunlara Araplarda dahildir, herkes bilmeli ki Araplarda İbranidir ve yüz yıllardır yaptıkları pislikler ortadadır.Bu yaşıma kadar Arapların dinine tabi olduğum için kendimden utanıyorum.Bunca yıldır neden bunları araştırmamışım bu bilgilere ulaşmamışım diye kendime çok kızıyorum.Ben artık yeryüzündeki hiç bir dine dahil değilim.Kandırılmışlığın acısını yaşıyorum.
    Her gün senin sayfandayım ve inanki yeni ufuklara bu bilgiler sayesinde yelken açtım.

    Teşekkürler.

  13. Deniz dedi ki:

    Çok güzel bir yazı eline sağlık…

    Bu soykırımı yapan usa i oluşturan batı barbarlarının demokrasi özgürlük getiriyoruz diye hala Ortadoğu’ya Afrika’ya musallat olmaları yine açlıklarından..toprak egemenliği açlığı, depolarına dolacak 1lt benzin kollarına takacakları tek taş pırlanta açlığı.. emperyalizm sınır tanımıyor

    Şimdi belgesel kanalları kalan soylarını tükettikler üç beş kızılderiliye geleneklerinizi unutmayın akılları veriyorlar büyük bir ikiyüzlülükle. Gelenek mi bıraktınız soylarını tükettiniz alçakça vahşice en korkunç biçimde.

    Askerlerimizi aydınlarımızı tutsak ettikleri operasyona “ergenekon” diyenlerle, usame operasyonuna “gerenimo” diyenler aynı kişilerdir aynı adreslerdir aynı zihniyettir.hiç yabancı değil.

  14. Güven özal dedi ki:

    Hugo Chavez haklı idi. ABD, Kızılderili katliamı ile başlamış, zencilere eziyet çektirmiş, II. Dünya savaşında büyük sivil kayba yol açmış, nihayetinde Hiroşima ve Nagazaki’de Yüzbinlerce masum sivili katletmiştir. Vietnam ve Irak’ta yapılanlar unutulmamalıdır. Sadece Vietnam’da 2,5 milyon masum sivil ABD tarafından yok edilmiştir. Bütün bunlar bunların ne kadar acımasız, saldırgan insanlar olduklarını kanıtlamaya yetmezmi?

  15. mahmut dedi ki:

    hakan sen baya bir amerikan filmi seyretmisin amerikalilarda yaptiklari katliyami carpitarak filimlere yansitiyolar.mesale ben 10 yasina kadar kizildereli düsmaniydim niye kovboy filmlerinde hep kizilderelileri vahsi taraf olarak gösteriyorlardi bizde cocuk akliyla inaniyorduk.o hesap sende pkk´nin yaptiklarini burda carpitip yansitmaya kalkma o dedigin köyler mezralar niye bosaltildi bazi kürtkler niye öldürüldü sen benden daha biliyosundurda üstüne ugramak isine gelmez menfat dünyasi nede olsa.isdediginizi Irakdami yaparsiniz irandami yaparsiniz olmadi amerika kitasinami gidersiniz naparsaniz yapinda TÜRK topraklarinda olmayacanigi kafaniza yazin.TÜRK topraklarinda kürt ,türk, laz,cerkez ,cinli,alman,japon ,olmadi,irlandali kim olursa olsun özgürce yasar yanliz bölmüye kalkan olursa isde ozaman türkmüs,kürtkmüs,lazmis,cerkezmis,japonmus su bu demezler alirlar asagiya.bununda fasizimle sunla bunla alakasi yok her akli basinda insanin vatanini seven inanin yapacagi ilk seydir.senin o baskanim dedigin adam TÜRK TOPRAKLARINA gözünü dikmisse o kadar az gözlülügede kimse hosgörüyle yaklasmaz.
    ha unutmadan bende bir kürt avladiyim yanliz senin gibi pkk yanlisi deyilim.
    NOT:bu konuyu geceli cok olmusya ben yeni okudum cevap gecikti idare Edin :::::

  16. ali ihsan ay dedi ki:

    bu kadar bilgiye sahip bir insanin ,neden yavuz sultandan,dersimden corum,marastan ,zilandan bi haber olduguna inanayim ben simdi…hic sözü edilmiyor bu olaylarin tarihinden ve ayrintilarindan…cok mu os görülü ve sevecendiniz,hic mi yasanmamisti yoksa bu bahsedilenler…bence kizilderililer türk mü idi teorileri üretmektense kafa yapisi olarak beyaz adam acaba türk olmasin mi konularina kafa yorun…isin tersinden yola cikin kendinizi göreceksiniz aynadaki yansimalarda…

  17. karaca dedi ki:

    bir milletin başına gelebilecek en kötü şey katliam
    bir film izlemiştim,ordusu olmayan bir ülke konu ediliyordu
    ülkeleri işgale uğramış ilgalci kuvvetlerin insafına terk edilmiş
    onlarda istediklerini ordusu olmayan bu ülke halkına yapıyorlardı.
    demek istediğim şu değerli arkadaşlar zaman öyle bir zamanki
    biz millet olarak biriz bu kürt-türk-laz-çerkez ayrımını bir tarafa
    koyarak aşırı kürt milliyetcilerine aşırı türk milliyetcilerine fırsat veril
    memeli hepimiz kardeşiz ülkemizde yapılan haksızlıklara millet olarak
    karşı çıkmalıyız Allah muhafaza bu iki büyük millet birbirine düşman
    olursa ne ordumuz ne dış düşmanlara karşı koyabilecek kuvvetimiz
    kalır elin yabancısı gelir krallığını ülkemizde ilan eder hepimizi yok etme
    yoluna gider,ORDUSUZ MİLLET olmaz mümkün değil
    kızılderililer düşmanlığı bilmiyorlarmış bir araya gelip devlet anlayışı ile
    bir yönetim ve ordularını kurmamışlar eğer düzenli orduları olsa idi
    hiç bir ilgalci kuvvet onları yok edemez telef edemezdi. yazık
    akılsızlıkları sonlarını hazırlamış
    Önderimiz M.Kemal Atatürk bu günleri görerek orduyu kurmuş
    tek devlet tek millet kavramını yerleştirmiştir.
    yurt sulh cihanda sulh şiyarimız olmalı
    ezilen sömürülen halkların yanında olmalıyız
    nerde haksızlık varsa karşı çıkmalıyız
    bir şahıs insanları ayırıyor yazık hiç hak etmiyor bulunduğu makamı
    bakalım bu ayrımcılığın sonu nereye varacak
    yoksa kızılderililer gibi bir sonla mı karşılaşacağız
    unutulmamalıki Allah mazlumların yanındadır.

  18. Geri bildirim: Kızılderili Soykırımı | PaylaşON - Sende Paylaş !

  19. reis dedi ki:

    çok teşekkür ederim.çok güzel bir yazı dizisi yazmışsınız.
    çok yazık olmuş.
    yüce bir ırk yok olmuş.
    Amerikalıların gerçek yüzünü yazmışsınız.
    mazlum ve masum kızılderelilerin. katline ferman çıkartmışlar.kınıyorum.lanetliyorum.
    tanrının gazabı kızılderelileri yok edenlerin üzerine olsun
    yüce allahın adaletine havale ediyorum.
    yüce allah’ta aynısını onlara yapsın.
    tek dileğim bu
    ilahi adalet inşallah bir gün tecelli eder.
    allahım kızılderelilerin ahını yerde bırakma.
    bu masum insanların kanlarını yerde bırakma.

  20. irfan can dedi ki:

    avrupalılar ne kadar acımasızlar, tarih boyunca hemen hemen her yerde mazlumlara saldırdılar yıkıp yok ettiler, ne kötüdürki bugün dünyanın sevileni haline geldiler yazık.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s