TÜRKİYE’DE ÖTEKİ OLMAK

Giderek muhafazakarlaşıyor, dindarlaşıyoruz.
Sosyal yönden 10 yıl önceki durumumuzla bugünkü durumumuz aynı değil. 20 yıl önceki durumumuz da 10 yıl önceki ile aynı değildi.
Bu değişimin en iyi farkına varanlar yurt dışında yaşayıp da 5-10 senede bir gelenler. Özellikle türbanlı, çarşaflı görünümünün aşırı ölçüde yükseldiğini gözlemliyorlar.
Toplumdaki bu değişim, değerlere bakış açısını da değiştiriyor, kültürümüzü ve yaşam tarzımızı etkiliyor.
Bu durumdan en çok etkilenenler de “ötekiler” oluyor. Çünkü onlara bakış daha da olumsuzlaşıyor.
Kim bu ötekiler? Yani, toplumun dışladığı, kendinden görmediği kesimler hangileri?
Ötekileri tanımlamak için kullanacağımız en doğru ifade herhalde “Etnik, dinsel, cinsel, siyasal kimliğini gizlemek zorunda kalanlar” olur.
Ötekilerin kimisi gizlemese de geneli güvenliği için, dışlanmamak için buna mecbur kalır.
Bir kısım ötekilerin ise gizlenme olanağı yoktur. Örneğin açık giyinenler, mini etekliler gibi ya da Romanlar-Çingeneler gibi..

– Ateistler-Dinsizler
– Gayrimüslimler: Ermeniler, Rum’lar, Yahudiler
– Sosyalistler-Komünistler
– Eşcinseller
– Çingeneler
– Aleviler, Süryaniler, Yezidiler
– Mini etekliler, nikahsız yaşayanlar

Hatta bu listeye Kürtleri de ekleyebiliriz.

Ötekiler, sadece devletten, hükümetlerden baskı görmemiş. Siyasal iktidarlar, devlet kurumları, Emniyet ötekileri ezdiği, hor gördüğü, 2. sınıf muamelesi yaptığı gibi asıl baskıyı halkın çoğunluğundan görmüş. Çevresinden, komşularından, okuldaki arkadaşlarından, askerlikte, iş hayatında hep farklı davranıldığını ve bunun olumsuz yönde olduğunu görmüş.
Öteki olmak yada olmamak ötekilerin elinde olan birşey değil. Ayrıca kendi tercihleri olan konularda çoğunluktan olmak zorunda da değiller.
Örneğin bir Ermeni vatandaşın çoğunluk olan Türklerden olması olanaksız olduğu gibi, olması da gerekmiyor. Türk nasıl Türklüğünden memnunsa o da Ermeniliğinden memnundur.
Ya da bir sosyalist, çoğunluk gibi milliyetçi muhafazakar olmak zorunda değildir. O dünya görüşünün de, sahip olduğu ideolojinin de doğru olduğunu düşünmektedir ve başka bir düşünceye zorlanamaz. Ama ne var ki bu sahip olunan kimlikler onu yaşamda türlü olumsuzluklarla karşı karşıya getirir. En azından fırsat eşitsizliği yaratır.

Ötekileri anlayabilmek için empati yapmak, kendini onların yerine koyup yaşadıkları zorlukları algılayabilmek gerekir.
Toplumun empati yapabilir düzeye gelmesi, ötekilerin sorunları için atılmış bir adım olacaktır ama ne yazık ki empatiden uzak bir toplumuz.
Farklılıkları zenginlik olarak görmek ve sahiplenmeyi bir yana bırakalım, hoşgörü ve anlayışla yaklaşmaktan bile yoksunuz.
Ve siyasi egemenlerin göstermelik el uzatmalarıyla çözülecek bir sorun da değildir bu. İçten, samimi ve geçici olmayan bir kucaklaşma gereklidir ki maalesef buna çok uzağız.

Ötekilikten daha beter durumu da var. Ötekinin ötekisi olmak.
Örneğin hem gayrimüslim, hem ateist, hem komünist hem de eşcinsel olmak gibi.
Böylesinin işi bütün ötekilerden zor. Böyle bir durumda herhalde bu ülke yaşanılmaz olurdu.
Aşağıdaki dörtlük Serkan Engin tarafından çeşitli dillerde ötekiler için yazılmış. Ben 4 dili veriyorum:

BÜTÜN ÖTEKİLER BENİM

Alevi Eşcinsel bir Zenciyim
Ateist Travesti bir Mohikanım
Dersimli bir Laz, Lazistanlı bir Kürdüm
Berlinli bir Pigme, Kongolu bir Germenim

Serkan Engin

Ê DIN GÎ EZIM

Ez reşike kî êlevî û hevgayim
Ez Mohîkane kî travestî û bê xudê me
Laz e kî ji Dersime, Kirmance kî ji Lazîstane me
Pîgme kî ji Berlînê, Germene kî jî Kongolê me

MTEL MANJURAPE MA VORE

Alevi, bozobiç´i ar Afrikanuri vore
Ateisti, travesti ar Mohik´ani vore
Dersimuri ar Lazi, Lazonanuri ar kyurdi vore
Berlinuri ar P´igme, K´ongonuri ar Almani vore

YES YEM POLOR AYLERI

Alevi yem, miyaseragan u sevamort
Anhavad serapoğ mı, Mohigan mı
Dersimi meç Laz mın yem, Lezkileri yergırum Kurt mı
Berlinzi Pigme mın yem, Kongoyum Germen mı

—–

Genele egemen olanlar, lokalde “öteki” durumuna düşebilirler.
Şu 1-2 yıl öncesine kadar türbanlıların üniversitelerde “ötekiler” olması gibi.

Vatanı olmayanlar, dünyanın her yerinde ötekiydi. Örneğin Yahudiler. Çingeneler ise hala her yerde öteki durumundalar.

Siyasi olarak tek parti döneminde Kemalist milliyetçiliğin dışında kalanlar ötekilerken, çok partili dönemde önce milliyetçi muhafazakarların, sonra Türk-İslamcıların dışındakiler öteki konumdaydı.
Şimdi ise İslamcı muhafazakarların dışındakiler öteki durumunda.

İnsanları birbirinden uzaklaştıran, azınlıkları ötekileştiren başlıca 2 unsur vardır.
Din ve etnisite.
Dinin ürünü olan dincilik ve etnisitenin ürünü olan milliyetçilik, kendilerinden farklı olanı ötekileştirir.
İkisi bir olduğunda ötekileştirme daha da keskinleşir.

Türkiye devriminin ilk yıllarında ve devrimin şuuruyla birlik anlayışı vardı. O nedenle anayasada ırkçılık yasaklandı, tüm vatandaşların sınıfsız-imtiyazsız eşit olduğu ilkesiyle yola çıkıldı.
Ne var ki teorik olarak benimsenenler, pratikte uygulanamadı. Çünkü tabandan tavana gelişimin-değişimin düşüncesi değildi bu ve toplumun yapısı o düzeyde değildi. Hatta yönetici kadrolar, mebuslar, valiler, kaymakamlar, nahiye müdürleri bile bu anlayıştan uzaktı ve yasayla-zorlamayla ayrımcılığın engellenmesi mümkün değildi.
Nitekim kısa süre içinde özellikle gerici feodal isyanlardan sonra topluma 3 farklı yapı olarak bakılmaya başlandı.
1- Müslüman olanlar ve Türkçe konuşanlar
2- Müslüman olanlar ama Türkçe konuşmayanlar
3- Gayrimüslimler ve Türkçe konuşmayanlar
Bu sıralamada 2.ciler Kürtlerdi, 3.ler ise Ermeniler, Rumlar ve Yahudiler. En fazla öteki olanlar tabi 3. sıradakilerdi.
Ancak çok partili döneme geçildikten sonra, bilhassa 70’li yıllarda aynı Osmanlı’da olduğu gibi, 1. sıralama içinde yer alan Aleviler 3. sıradakiler kadar ötekileştirildi.
Tek partili dönemde sadece Dersim Alevileri 3. sırada görülürken, bu defa tamamı 3. sıraya ötelenmiştiler.

Tabi bu kategorize resmi olarak yapılmasa da, uygulamada böyleydi. Kimi zaman baskılara ve asimilasyon teşebbüslerine, kimi zaman ise katliamlara kadar varan olaylara dönüştü.
Örneğin 1928’de İstanbul’da talebe cemiyetleri “Vatandaş Türkçe konuş” kampanyası başlattı ve azınlıklara baskıya dönüştü. 1934’de Atsızcıların başlattığı Trakya olaylarıyla Yahudiler bu bölgeden göç etmek zorunda kaldılar. 2. Dünya Savaşından sonra başlatılan Varlık vergisinde yapılan yanlışlar, ödeme gücü olmayan azınlıkları çok olumsuz etkiledi. DP döneminde 6-7 Eylül olaylarında Rum ve Ermenilerin dükkanları yağmalandı, tahrip edildi.

DP döneminde zirveye çıkan bir başka ötekileştirme ise solcular,sosyalistler içindi. Öyle ki 6-7 Eylül olaylarının failleri olarak bile onlar tutuklandılar. Aralarında Aziz Nesin, Nihat Sargın, Kemal Tahir, Asım Bezirci, Hasan İzzettin Dinamo gibi dönemin ünlü solcuları hapse atıldı. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın klişeleşmiş sözü “Bu kış komünizm gelebilir” diyerek komünist avına çıkıldı, sol üzerinde terör estirildi. Komünist olmayanlar bile sırf muhalif oldukları için komünist diye fişlendi, tutuklandı.
Yine DP döneminde başlayan Kıbrıs meselesinden dolayı azınlıklar üzerindeki baskılar, 74’deki Kıbrıs müdahalesinden sonra yükselen milliyetçi hareketler nedeniyle azınlıkların büyük oranda göçüne neden oldu.

Ötekiler kiliseye giderken tedirgin oldular. Kapıları çalındığında kim o derken kaygı duydular hep.
Bazıları çocuklarına 2. isim verdi. Evdeki ismi Aida ise sokaktaki ismi Ayla oldu belki.
Onlar çocuklarının eve dönüşünü daha fazla merak ederek beklediler daima.
Hele askere gönderdikleri oğullarını herkesten çok korkuyla uğurladılar, şafaklarını korkuyla saydılar.

Ermeni Garabet ve Ani Balıkçı ailesi de bu hisleri yaşadı oğulları Sevag’ın askerliğinin bitimine 18 gün kalana kadar.
O kalan 18. günde aldıkları acı haberle yıkıldılar. Günlerden 24 Nisan’dı. Üstelik Paskalya bayramlarıydı.
Sevag Balıkçı’nın askerliğini yaptığı Batman’da arkadaşıyla şakalaşırken kaza kurşunuyla öldüğü söylendi.
Önce bu kaza bilgisine inandılar. Ama içlerini hep kurt kemirdi. “Acaba başka birşey mi?” diye düşündüler hep.

Mahkeme Sevag’ı vuran er Kıvanç Ağaoğlu’nu tutuksuz yargıladı.
Daha önce kaza olduğuna tanıklık eden Halil Ekşi ifadesini değiştirdi ve Kıvanç’ın hedef alarak Sevag’a ateş ettiğini anlattı.
Önceki ifadesine kendisini Ağaoğlu ailesinin zorladığını, korktuğu için öyle ifade verdiğini belirtti.
Buna rağmen mahkeme tutuksuz yargılamanın devamında karar kıldı. Sonraki celse 13 Şubat’ta.

Sevag’ın ailesi çocuklarının neden öldürüldüğünü öğrenmek istiyor. Ermeni olduğu için mi öldürüldüğü de merakları arasında.
Bunu düşünmeden edemiyorlar. Çünkü hayatları öteki olarak yaşamakla geçmiş.

Sevag ötekiyse sen kimsin?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Her biri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun?”

(Ahmet Arif -Anadolu şiirinden)

Serdar Kaangil

Reklamlar
Bu yazı Politika içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

7 Responses to TÜRKİYE’DE ÖTEKİ OLMAK

  1. KAAN dedi ki:

    Maalesef insanın bir başkasının inancına saygı duymadığı toplumlarda böyle olaylar olabiliyor. Bunda etnik köken farklılıklarının çok olmasıda büyük etken. Mesela bu site baştan aşağı ALLAH ı, Peygamber i, Kur’an ı ve İslam ı karalayıp, aşağılayıp kişilerin inancına saygısızca, fütursuzca hakaretlerde bulunulan yazılarla dolu. İslami bir siteye git aynısını ordada görmek mümkün.Böyle bir ülke de daha ne olmasını bekliyorsun.

    Ateistin aklı herkesi nasıl ateist yaparımda bu ülke benim için dahada yaşanabilir hale gelir diye, gecesiini gündüzüne katarak, pervasızca kişilerin inançları ile dalga geçmeye şartlanmışsa…..

    Müslümanın aklı, aman benim çocuğumda bunlar gibi olmasın diyerek kimsenin inancına saygı göstermemeye daha çok çalışırsa…

    Alevinin aklı, kendi idealleri doğrultusunda bir toplum oluşturmaya odaklanmışsa…

    Kısacası herkes kendi fikrini bir başkasına empoze etmeye çalışırsa, BU ÜLKEDE ÖTEKİLER ASLA TÜKENMEZ.

    Diyeceğim şu ki; derdini yanlış yerde anlatıyorsun arkadaş. Bu site bir kere senin insancıl duygularla yazdığın bunca satırlara çok ters. Çünkü bu site kişilerin inançlarına hiçmi hiç saygısı olmayan insanlarla dolu. Forumlarda yazılanlar bunları gösteriyor.

    Kendileri ile aynı ideolojiyi paylaşan yazarlar, bilim insanları, şairler, siyaset adamları hepsi güzel insanlar. ÖTEKİLERİN değerleri karalanmayla, iftirayla, yalanla, dolanla delik deşik edilmeye hazır hedef tahtası. ÖTEKİLER buna inanmış bir kere saygı duyalım diye birşey yok.

    Sen bu ülkede ÖTEKİ OLMAK adına birşeyler yapmak istiyorsan, bu sitenin hiçte uygun bir yer olmadığını bilesin.

    SAYGILAR…

    • sevginin ışığı dedi ki:

      Sevgili Kaan bey… İnsanların inançları, başkalarını/ birilerini cehennemlerde yanmaya mahkum etmiyor olsa idi, mesela Kuran’da cariyeler ve köleler olmasa idi, kadınlar erkeklerden daha aşağı gözükmüyor olsalar idi, gerekli veya gereksiz gözüken durumlarda bile olsa kafirleri öldürmekle ilgili yazılar olmasa idi, yukarıdaki yorumunuza katılırdım…
      Ben Kuran’ı elime alıp, değişik meallerinden, gerektiğinde de arapçasından birebir kelime karşılıklarına bakarak okudum ve müslümanlıktan tamamen çıktım.. Ama tek olan yaratıcıya ve onun herkesi bir yarattığına inanır ve herkese eşit ölçüde saygı duyarım ve severim… Bazı insanlar kendilerini sevmiyorlarsa, özlerini unutmuşlarsa bu benim kabahatim değil… Ama yine de dua ederim onlar için, kalplerindeki gerçeği bulmaları için…
      ***Benim karım Türk vatandaşı değil, ama kimseyi dini için ayırmaz, ona göre muamele etmez… Ama her nereye gitsek bu ülkede, karını müslüman yaptın mı, yoksa cehenneme gider diye fısıldanır kulağıma… Ama yukarıdaki yazıyı yazan arkadaşların öteki diye grupladıklarının hiçbirinden böyle bir şey duymadım…
      İnsanların inançlarının, diğerleştirdikleri hakkında biraz daha ayrıntılı inceleme yapmanızı dilerim… saygılarımla

  2. exhorder dedi ki:

    Öteki olmak diye bir şey yoktur. Devlet zamanında anti-komünist siyaset izlediğinden -ve aslında üstü örtük şekilde aynı siyaseti sürdürüyor-, türk-islam sentezciliğini türklerin büyük çoğunluğunun yaşam tarzı haline getirmişti. türk-islam sentezinde türk-müslüman-sünni-hanifi ve erkek olmayanlar dışlandığından geri kalan herkes bundan fazlasıyla nasibini alıyordu. mesela senin bu makaleyi “serdar kaangil” adıyla yani gerçek adınla yayınlaman bile aslında türk-islam sentezciliğini kısmen gevşeten postmodernizmin etkisinden başka bir şey değildir. 🙂 aynı şey kadınların son yıllarda iyice açılıp saçılmasında bile kendisini gösteriyor, ya da artık zinanın rutinleşip, nikahlı seksçilerin kezban yaftası yemesi de bunun ürünüdür. ama elbette gerçek temellerden yoksun olduğundan çözülmesi kısa sürdü.

    Yani asıl hedef sosyalizmdir. Devlet toplumu milliyetçi-muhafazakar cendereye sokuyorsa bu da komünizm korkusundan doğan bir reflekstir. Korku azaldıkça ya da geçici olarak ortadan kalkınca reflekste kaybolur.

  3. exhorder dedi ki:

    en büyük sıkıntısını kürtler çeker.

    • MaMaLi dedi ki:

      Evet kürtler çeker!vergi ödemezler,su parası ödemezler,elktrik parası ödemezler,beleş yaşarlar,beleş ölürler,beleşine,dünya ya gelmişlerdir,

  4. Arzu Sezen Şen dedi ki:

    sizin ötekiler dediğiniz dünyanın heryerinde var heryerde çeşitlilik hakim ben sizin sayfanızı kaba taslak ziyaret ettim ve yazılarınız toplumu birbirinden kopartıcı yazılarla doludur islamiyete inananların çoğalması sizi neden bukadar tedirgin etmekte eğer bir korku duyacaksanız bu islamiyet olmamalı bütün inançları bir kenara koyun ve dikkatlice dünyaya bir bakın sizce sona yaklaşılmadımı? bukadar etnik din ayrılıklarını ortaya dökmek dünyanın sona yaklaşmasını değiştirebilecek mi? burası çin değil afrika değil hertürlü farklılığın toplanma yeri eğer çoğunluk islamiyete inanmışsa arabistana mı gitsin diyosunuz yada ırksal olarak küçük eyaletler kurmak işimize yarar mı diye düşünüyosunuz eğer öyle olsaydı neden osmanlı kuruldu sınırları olmayan büyük bir devlet ortaya çıktı siz türkiyede ırk olarak asla bir sınır çicemezsiniz zaten şehir olarak az çok hatlar belli din olarak çizemeyiz çünkü onlarında hatları belli yani biz yahudiler gibi tek ırk tek din değiliz ne yapalım etnik kökenleri birbirine eşitlemek için katliyammı yapalım yada dinsel eşitlik için katliyammı yapalım sürekli ülkenin kötü gidişat içinde olduğunu vurgulamışsınız sizce bundan daha kötü nereye gidebilir olsa olsa beylik sistemine geçilir zaten pek fark yokki sınırlar yok ama kültürel sınırlar ortada her bölge kendine has özellikleri ile ortada bunu kimse yıkamaz yahudilerin çuvalladığı ayrıntıda burda şimdi birbirlerine üstünlük sağlamsını istiyolar halk bunun bilinçli yada bilinçsiz farkında o yüzden savaşmak üstünlük gibi bir derdi olmadığı içinde islam adı altında birleşme yoluna kendiliğinden gitmekte azınlıklar çaresizce bu durmu kabullenmek istememekte hangi kitap hangi din olursa olsun açıkça ifade etmiş herkes başladığı noktaya döner osmanlının sonunu getirmekle yeniden doğuşuna sebep olmaktalar çünkü maddeyi yok edemezsiniz maddeyi geçmek mümkün değil sonum yokluk ise bu varlık niye? bu kısır döngü içinde 100 yıl döndürebilirler belki biraz daha fazla ama sonuç asla değişmez eğer sonuç değişecek olsa idi büyük imparatorluklar asla kurulmazdı yaratıcının yarattığı hiçbirşeyde düzensizlik göremezsiniz tıpkı insan gibi doğar büyür gelişir ve ölür öldüğü yerden hayat tekrar devam eder yahudiler yada bu ülke üzerinde kimin kan dökmek için üstümüzde rolu varsa kadere yardım etmiştir aslında sadece farkında değilidir sizde bu ayrılıkları ortaya dökerken bilmeden bütünlüğü görmemize ışık olmaktasınız amacınız belki bütünlüğü görmemiz değil fakat bir şekilde kötülük iyiliğe dönüşmekte felsefeci arkadaşlar bunu çok daha iyi bilir bölünmeyen noktaya kadar gelince bütünlüğe gidilir umarım anlatmışımdır bundan sonraki her bölünme çalışması bu milleti bütünlüğe götürecektir kaçınılmaz gerçeklerle sınırlıyız yaratıcının yarattığı dengeyi aşamaya ister şeytan olsun ister melek ister insan kimsenin gücü yetmez …..

    • MaMaLi dedi ki:

      Yaratıcı!kuran-ı kerim deki ise!çok cahil,çok dedikoducu,küfürbaz,bedduacı,bol bol yemin eden,muhabbet tellalı,kararsız,şüpheci,pedofil,ensest,biz bu yaratıcıyı istemiyoruz…alın sizin olsun)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s