GARANİK OLAYI

ŞEYTAN AYETLERİ

seytan-ve-cin-550x238

Bu olay İslam literatüründe ve tefsir ilminde Garanik olayı olarak bilinmektedir.

Elâte vel uzzâ.
Ve Menates salisetel uhra
Tilke’l ğarâniku’l Ulâ
Ve inne le şefâatehunne le turca.

“Lât ve Uzza
Ve bir üçüncüsü olan Menat
Onlar ulu turnalardır.
Ve elbette şefaatleri umulur.”


Bu sözler, Necm suresinin ayetlerine şiirsel olarak da çok uygundur. Aynı uyaktadır, aynı kalıptadır. Bunlar Arabistan’da Muhammed döneminde de, Muhammed döneminden önce de şiir olarak zaten biliniyor ve söyleniyordu.

Garanik Olayının Mekke döneminde yaşandığı kesindir. Tam tarihi bilinmese de Habeşistan göçünden sonra olduğu söylenir. Çünkü bu olayla birlikte Müslümanlarla putperestlerin barıştığı haberi yayılır ve Habeşistan’a göç edenlerin bir kısmının döndüğü, çoğunluğun ise tepki gösterdiği rivayet edilir.
Olayın gelişimi İslami yönden şöyle anlatılır:

Mekke’de müslümanların eziyet ve iskencelere uğradıkları, bu sebeple bir kısım müslümanın Habeşistan’a göç ettiği bir dönemde Hz. Peygamber, Mekke müşrikleri ile uzlaşmanın yollarını arıyor, devamlı anlaşma çareleri düşünüyormuş. Zihni bu düşünce ile hep meşgul iken bir gün Kâbe yanında Necm suresini okuyormuş.

“Gördünüz mü o Lât ve Uzza’ yı ve üçüncü(leri olan) Menât’ı?” şeklindeki 19 ve 20. ayetlerini okuduktan hemen sonra Şeytan, Hz. Peygamber’e musallat olmuş ve şeytanın etkisiyle Hz. Peygamber, farkında olmaksızın “Bunlar ulu turnalardır ve şefâatleri umulur” cümlelerini vahyin devamı gibi söyleyip Necm suresini okumaya devam etmiş. Surenin sonuna gelince secde ayeti olduğu için Hz. Peygamber ve orada bulunan müslümanlar secdeye kapanmışlar.

Müşrikler de Hz. Peygamber’in okuduğu bu cümleler sebebiyle son derece sevinerek; “Artık Muhammed ilâhlarımızın şefâatini kabul ettiğine göre aramızda önemli bir ayrılık kalmadı” deyip hepsi secdeye kapanmışlar. Son derece yaşlı bir veya birkaç müşrik, yere eğilip secde etmek zor geldiği için yerden bir avuç toprak alarak alınlarına değdirmiş ve böylece ilâhlarına tâzimde bulunmuşlar. Bu olay dolayısıyla müşrikler kısa bir süre müslümanları kendi hâline bırakmışlar. Ancak bu olayın ardından Cebrâil (a.s.) gelerek hatası dolayısıyla Hz. Peygamber’i ikaz etmiş, bu arada nâzil olan Hacc sûresinin “…Senden önce gönderdiğimiz hiçbir resul ve nebî yoktur ki birşeyi arzuladığı zaman şeytan onun arzusuna (vesvese) atmamış olsun. Allah, kendi ayetlerini sağlamlaştırır…” meâlindeki 52. ayeti ile önceki cümle neshedilmis.

Taberi’ye göre uzlaşma teklifi Mekke’li müşriklerden gelmiştir:

“Ey Muhammed! Sen bizim ilahlarımıza küfretmekten vazgeç… bir yıl boyunca bizim ilahlarımız olan Lat ile Uzza’ya ve Menat’a ve bir yıl boyunca da biz senin ilahına ibadet edelim. Senin bizi kabule çağırdığın din, bizim dinimizden hayırlı olursa, biz o din’den hissemizi alırız; eğer bizim dinimiz seninkinden hayırlı olursa, sen bizim dinimizden hisseni alırsın.

İslam dışı değerlendirmeye göre ise; Muhammed’in bu teklifi değerlendirerek stratejisini değiştirdiği, uzlaşmaya yöneldiği ileri sürülür. Putperestlere de haber göndererek Kabe’de toplanılır ve Necm suresi, içindeki şeytan ayetleri denilen sözlerle okunur ve Müslüman-putperest toplu halde secdeye varılır. Ancak ne var ki Muhammed’in bu tutumu müslümanlar arasında bir süre sonra tepki yaratır. Hele haber, Habeşistan’a göç etmiş bulunan müslümanlara ulaşınca, onlar tarafından olumsuz şekilde karşılanır.
Tepkiler karşısında Muhammed büyük bir hata işlediğini ve bu hata yüzünden taraftarlarından bir çoğunu kaybedebileceğini anlamakta gecikmez ve hatasını düzeltmenin yolunu arar. Cebrail’in gelip kendisine: “Ey Muhammed sen ne yaptın? İnsanlara, benim sana getirmediğim sözleri söyledin” dediğini ilan ederek dönüş yapar ve ayetleri aşağıdaki gibi düzeltir.

53-NECM:
19. Siz de gördünüz degil mi o Lât ve Uzza”yi?
20. Ve üçüncü olarak da öteki (put) Menat”i?
21. Demek erkek size, disi O”na öyle mi?
22. O zaman bu, insafsizca bir taksim!
23. Bunlar (putlar), sizin ve atalarinizin taktigi isimlerden baska bir sey degildir. Allah onlar hakkinda hiçbir delil indirmemistir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafindan yol gösterici gelmistir.
24. Yoksa insan, her arzu ettigi seye sahip mi olacaktir?
25. Ahiret de dünya da Allah”indir.

Hatta bu olaydan Kureyşlileri suçlar:

İsra/ 73-75. Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi. Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin. O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.

Hacc suresindeki açıklama ise şöyledir:

Hac-52. (Ey Muhammed!) Biz, senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, o, bir temennide bulunduğunda, şeytan onun dileğine ille de (beşerî arzular) katmaya kalkışmasın. Ne var ki Allah, şeytanın katacağı şeyi iptal eder. Sonra Allah, kendi âyetlerini (lafız ve mana bakımından) sağlam olarak yerleştirir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hac-53. Allah, şeytanın böyle yapmasına müsaade eder ki) kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için, şeytanın kattığı şeyi bir deneme (vesilesi) yapsın. Zalimler, gerçekten (haktan) oldukça uzak bir ayrılık içindedirler.

Hac-54. Bir de, kendilerine ilim verilenler, onun (Kur’an’ın) hakikaten Rabbin tarafından gelmiş bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavuşsun. Şüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir.

Ayetlerin olayı doğrular nitelikte olduğu görülüyor.
Ayrıntılara girilmediği için müşriklerle uzlaşmaya girilip girilmediği, Necm suresinde putların bu uzlaşma neticesinde yer alıp almadığı hadislerin doğruluğuna bağlı.
Eğer doğruysa bu uzlaşma, Muhammed’in mücadelesinin dini değil, siyasi iktidar mücadelesi olduğunu gösterir. Bu da asıl “Allah ile aldatma” nın iktidar savaşı olduğunu kanıtlar.

Serdar Kaangil

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

27 Responses to GARANİK OLAYI

  1. toprak2012 dedi ki:

    ya hac suresi 53 te sana ve senin gibilere cevap veriyo işte daha ne istiyosun .

  2. aydın dedi ki:

    GARÂNÎK OLAYI
    Hz. Peygamber’in’ Mekke döneminde Habesistan’a hicret eden müslümanlarin Mekke’ye tekrar dönmelerine sebep olarak gösterilen, ama gerçekte Islâm düsmanlarinin uydurduklari asilsiz bir rivâyet.
    Islâm düsmanlarinin sinsi birtakim faaliyetlerle müslümanlarin akîdelerini bozmak, inançlarini sarsmak, Islâm esaslari üzerinde birtakim süphe ve tereddütler meydana getirmek niyetiyle uydurduklari rivâyetlerden birisi olan Garânîk kissasi, Ilk dönem Islâm alimlerinden birçogunun izledigi “kendilerine ulasan tüm rivâyetleri tenkid süzgecinden geçirmeksizin oldugu gibi aktarma ve meselenin tenkidini ilinî yeterlilige sahip okuyucuya birakma metodu sebebiyle, aslinda uydurma olmasina ragmen bazi Islâm tarihi ve tefsir kaynaklarinda yeralir. Sözde Garânîk olayi ile ilgili çesitli kaynaklarin anlatim tarzlari ve yazarlarin yorumlarinda bazi farkliliklar olmakla birlikte ana hatlariyla,bu uydurma olay söyle olmus: …Mekke’de müslümanlarin eziyet ve iskencelere ugradiklari, bu sebeple bir kisim müslümanin Habesistan’a göç ettigi bir dönemde Hz. Peygamber, Mekke müsrikleri ile uzlasmanin yollarini ariyor, devamli anlasma çareleri düsünüyormus. Zihni bu düsünce ile hep mesgul iken bir gün Kâbe yaninda Necm suresini okuyormus. “Gördünüz mü o Lât ve Uzza yi ve üçüncü(leri olan) öteki (put) Menât’i?” seklindeki 19 ve 20. ayetlerini okuduktan hemen sonra Seytan, Hz. Peygamber’e musallat olmus ve seytanin etkisiyle Hz. Peygamber, farkinda olmaksizin “Bunlar yüce kugu kuslari (veya turnalar)dir ve sefâatleri umulur” cümlelerini vahyin devami gibi söyleyip Necm suresini okumaya devam etmis. Surenin sonuna gelince secde ayeti oldugu için Hz. Peygamber ve orada bulunan müslümanlar secdeye kapanmislar. Müsrikler de Hz. Peygamber’in okudugu bu cümleler sebebiyle son derece sevinerek; “Artik Muhammed ilâhlarimizin sefâatini kabul ettigine göre aramizda önemli bir ayrilik kalmadi” deyip hepsi secdeye kapanmislar. Son derece yasli bir veya birkaç müsrik, yere egilip secde etmek zor geldigi için yerden bir avuç toprak alarak alinlarina degdirmis ve böylece ilâhlarina tâzimde bulunmuslar. Bu olay dolayisiyla müsrikler kIsa bir süre müslümanlari kendi hâline birakmislar. Bu haber Habesistan’daki müslümanlara “tüm Mekkelilerin Islâm’a girdigi” seklinde ulasmis ve Habes muhâcirleri orayi terkedip Mekke’ye yönelmisler. Ancak bu olayin ardindan Cebrâil (a.s.) gelerek hatasi dolayisiyla Hz. Peygamber’i ikaz etmis, bu arada nâzil olan Hacc sûresinin “…Senden önce gönderdigimiz hiçbir resul ve nebî yoktur ki birseyi arzuladigi zaman seytan onun arzusuna (vesvese) atmamis olsun. Allah, kendi ayetlerini saglamlastirir…” meâlindeki 52. ayeti ile önceki cümle neshedIlmis. Hz. Peygamber, olanlardan üzüntü ve nedâmet içinde, yeni inen ayetleri ilân edince Mekkelilerin eziyetleri yeniden baslamis…”
    Temelde bu anlatim tarzini ve Garânîk olayinin vukû buldugunu kabullenen bazi yazarlar bu rivâyeti; “Garânîk sözünün geçtigi cümleyi söyleyen, Hz. Peygamber degildir; bizzat seytan, sesiyle ortaya atIlmistir”, “Bu cümleyi, Hz. Peygamber Kur’an okurken gürültü yapip, bagirip çagirarak ona baskin çikma seklinde müsriklerin devamli izledikleri bir politikanin geregi olarak ve son okunan ayette putlarinin adi zikredilince onlarin siddetli bir sekilde kötülenmesinden endise ederek kendi akîdelerine uygun bir sekilde müsriklerden birisi söylemistir. Bu sözün sâhibi, Hz. Peygamber olmadigi gibi, seytan da degildir, ama seytanlasmis Insanlardan birisidir”, “Bu cümle, müsrikler tarafindan daha önce bilinen, tavaflari ve yeminleri sirasinda kullanilan bir cümle idi. Müsrikler “Lat, Uzzâ ve öteki üçüncüleri Menât; bunlar yüce kugu kuslaridir ve sefâatleri umulur’ derlerdi. Hz. Peygamber’in okudugu Necm suresinin 19 ve 20. ayetlerinde bu putlarin adi geçince müsriklerden biri önceden kullandiklari bu yemin cümlesini araya sokusturuvermis, Ilk plânda bunu kimin okudugu bilinememisti…” gibi çesitli yorumlamalara tabi tutmaktadirlar.
    Ancak gerek geçmis dönemlerin, gerekse asrimizin tahkik ehli âlimleri, bu rivâyeti çesitli yönleriyle inceden inceye tetkik etmisler ve birçok noktadan tamamen asilsiz, uydurma bir rivayet oldugunu ortaya koymuslardir. Kur’an-i Kerîm’in, Cenâb-i Hakk’in muhâfaza ve garantisi altinda oldugu, ayetlerin beserî ve seytanî tasallutlardan mahfuz bulundugu bilinen bir gerçektir. Bu bakimdan Hz. Peygamber Kur’an okurken seytanin tasallutuyla Kur’an ayetlerine bir seytan sözünü karistirmasi ya da seytanin veya bir müsrigin herhangi bir sözünün geçici bir süre için bile olsa farkedIlmeyip Kur’an’dan zannedIlmesi, katiyetle ihtimal dahilinde degildir. Ayrica Hz. Peygamber, müslümanlarin ugradigi eziyet ve iskenceler dolayisiyla ne kadar üzüntülü ve bu eziyetlerin kaldirIlmasi hususunda ne derece düsünceli olursa olsun, dilinden, yillar boyu’ ugrunda mücâdele verdigi tevhid akidesine tamamiyle zit böyle bir cümlenin dökülmesi veya baskasi tarafindan söylenen bir cümleyi farkedip müdâhale etmemesi sözkonusu otamaz.
    Garânîk rivayetini kitabinda Ilk nakleden müellif, h. III. asir baslarinda 204/819 tarihinde vefat eden Ibnü’l Kelbî’dir. Daha sonra Vâkidî, Ibn Sa’d, Taberî, Zemahserî gibi bazi tarihçiler ve müfessirler Ibnü’l-Kelbî’den alarak bazi küçük degisiklik veya ilâvelerle aktarmislardir. Ibnü’l-Kelbî’nin; naklettigi rivayetlerde hiçbir hassasiyet göstermeyen ve nakillerine güvenIlmeyen bir kisi oldugu bilinen bir gerçektir. Üstelik Garânîk kelimesinin geçtigi cümle, muhtelif kaynaklarda birbirinden çok farkli sekillerde nakledIlmistir ki bu da rivayetin uydurma olduguna Isaret etmektedir.
    Su halde Garânîk rivayeti, tamamiyla asilsiz olup Islâm’in daha Ilk asirlarinda Islâm düsmani zindiklar tarafindan uydurulmus, günümüze gelinceye kadar çesitli asirlarda Islâm’a muhalif belli çevrelerce bir koz olarak kullanIlmis, günümüzde de Islâm düsmani garazkâr müstesrikler tarafindan zaman zaman tekrar ortaya atilarak bu vesile ile Islâm’a karsi saldirilarda bulunulmustur.
    Su halde Habesistan’daki müslümanlarin Mekke’ye geri dönmelerinin sebebi, sözde Garânîk olayi degil; bu yillarda Hz. Hamza ve Hz. Ömer gibi güçlü ve itibarli sahislarin Islâm’a girmeleri dolayisiyla Mekke müsriklerinin bir süre çekinerek eziyet ve iskencelerine ara vermeleri, dolayisiyle Mekke’de geçici bir sükûnet havasinin olusmasi; Habesistan’da Necâsî Ashame’ye karsi bir ayaklanmanin basgöstermesi ile karisikliklarin zuhûr etmesidir.
    Necm suresinin Kâbe yaninda Hz. Peygamber tarafindan okundugu; surenin sonunda secde ayeti bulundugu için Hz. Peygamber’in ve orada bulunan ashabinin secdeye kapandiklari, buna mukâbil müsriklerin de tamamiyla secde ettiklerine dari Imam el-Buhârî’nin el-Câmi’u’s-Sahîh’inde sahih bir rivâyet vardir (bk. Buhârî, Tefsiru Sûrati ve’n-Necm 4). Ancak bu rivayette Garânîk meselesiyle ilgili hiçbir husus yoktur; olmasi da zaten hem nakil yönünden, hem de akil yönünden mümkün degildir. Islâm düsmanlari adetleri vechile yalan ve uydurmalarini Iste bu rivayet üzerine bina etmis, asli ve esasi olmayan Iftiralarla bu sahih rivayeti tamamiyla çarpitmislardir. Hz. Peygamber ve ashabi, Necm suresinde geçen secde ayeti dolayisiyla secdeye varirken müsrikler de bu surenin 19 ve 20. ayetlerinde adlan anilarak kötülenen putlari ve akîdelerine sahip çiktiklarini belirtmek ve putlarini tazim etmis olmak için putlari adina secde etmis olmalidirlar.

  3. sorgulayıcı dedi ki:

    Aydın arkadaşımız sadece niyetini belirtmiş.Bu olayı, islami çok güvenilir kaynaklar onaylarken, aydın arkadaşımız ve iman etmiş müğmin taarruzu ile yola çıkan nice sorgusuz insan yine savunmaya geçmekte ve böyle birşeyin olamayacağı zannı ile yorumlar yazmakta.Yahu hadis ve ayetler ortada kardeşim ne diyosun sen ya…Burada konuyu uzatmak aydın arkadaşımıza söz düşürmek olacağından kısa kesiyorum…

  4. kapitalizm dedi ki:

    arkadaşım bu olayı bütün hadisçiler yalanlıyor bunlar sonradan uydurulan şeylerdir peygamberimiz günahsızdır şeytan ona sokulamaz allah ona peygamberimzin yanından geçmeyi bile yasak etmiştir hem peygamberimzin kalbi ve ruhu allahın elindedir bu iftiralar tamamen allaha ve peygamberine iftiradır bunu yazan sana da tevbe etmeyi öneriyorum

  5. serdar dedi ki:

    Hac 52 de böyle bir durumun olamıyacağı apaçık belirtiliyor nasıl okuyorsunuz anlamak mümkün değil…

  6. Zehra dedi ki:

    Sizin yazılarınızın birbiriyle çeliştiğinin farkında mısınız ?
    Bazı yazılarınızda Hz Muhammedin dini uydurduğunu vs söylerken burda nasıl oluyor da birden Allahı Ve Hz Muhammedin peygamberliğini kabul etmiş oluyorsunuz ?

  7. koraya dedi ki:

    aynştayn bütün kutsal kitapları incelemiş ve hepsinin uydurma yalan olduğunu, allah sözü olamayacak kadar basit ve tutarsız olduğunu bildirmiştir. bu tesbitini diğer bilim adamlarının neredeyse tamamı doğru olarak kabul etmişler ve sümerlerin dininin bir devamı olarak nitelendirmişlerdir. Sumerlerin türk olduğu neredeyse kesinleşmiştir, dolayısıyla bu dinler türklerin eseridir. bunu herkes mutlaka bilmeli.

    • bilal dedi ki:

      ”aynştayn” şeklindeki yazınız yalnıştır.”Einstein” olacaktır.Söz konusu bilim adamının
      ismini dahi yalnış yazıyor isen,bunun bütün kutsal kitapları incelediğini nasıl ve ne şekilde
      öğrendinizi merak ediyorum ! Neyse,bu kunu önemli değildir.
      Ama,bu iddianızı genelleştirip kur’an’ı da kutsal kitaplara dahil edersen yanlış yapıyorsun.!
      === Evet,Nevton,Galile,Leibniz,Voltaire,Diderot,Roussau,Kant ve Paine gibi düşünürler
      İncilleri inceleyerek,bilimsel bir dille yazılmadığını,bilim,akıl ve mantıkla çeliştiğini ifade ederek,bu incillerin orjınal ve yaratıcının gönderdiği incil olmadığını savunmuşlardır.
      Bunlar,Hıristiyanlık doktrine karşı çıkmışlardır.Bunlar,Yaratıcının varlığına inanıyorlar.
      Onlar,kutsal kitapları ( yani incil’leri ) araştırmışlar ve böyle bir karar vermişlerdir.
      Hıristiyanlıkta ”kutsal kitaplar ” denildiği zaman,incil nüshaları kast edilir.Onlar kur’an’a
      ne inanırlar,ne de ona kutsal kitabı derler. İşte bu Akıl Çağı düşünürleri sadece kutsal
      sayılan incil nüshalarını inceleyerek böyle bir kanaata varmışlardır.Onlar,ne kur’an’ı arıştır-
      mışlar,ne de hakkında bir şeyler söylemişlerdir.Çünkü onlar,kur’an’la değil,Hıristiyanlık
      doktrini ve incillerle iç içe yaşamışlardır.Onların bu sözleri kutsal sayılan incil nüshaları ve Hıristiyanlık doktrini hakkındadır.Bu sözler, kur’an’.için değildir.Çünkü Hıristiyanlıkta
      kur’an kutsal bir kitap sayılmaz. Onun adına genelleştirmeyi yapan,hiç bir dini tanımayan
      kimselerdir.. Bu düşünürlere göre, a) Tanrı mekanik evrenin gözcüsü,kurucusu ve yaratıcı-
      sıdır. b) Tanrı insanın mükemmelliğini,iyiliğini ve mutluluğunu ister. c) Tanrı’ın gönderdiği
      (tahrif edilmemiş olan) dinlerin amacı,insanın bu dünyada erdemli ve iyi yaşamasıdır..
      Kaynak :” Uygarlık Tarihi,” S.97-98 Saygılar.

    • exhorder dedi ki:

      Sümerlerin Türk olduğu yine bir Türk efsanesidir. Sümerler, Babiller Akkadlar ve Asurlular, Elamlılar vb. gibi Semitik bir medeniyettir. Dİnleri bile Kuran ve Tevratı etkilemiştir. 🙂

      • Defne dedi ki:

        Sümerler Türk olmadığı gibi Semitik bir halk da değildir değerli arkadaşım, kaynakları bir kez daha incelemeni tavsiye ederim, gözünden kaçmış sanırım.

    • bilal dedi ki:

      Koraya Arkadaş!1-Acaba,Einstein’den bütün kutsal kitaplarının incelenmesini ricada bulu-
      nan kimlerdir.? Kendisi mi buna kararar verecek ? Ondan başka akıllı hiç bir kimse yok
      mudu ? Onun bir çok insandan ne farkı vardır.? O her şeyi bilen insan üstü bir yaratık mı ? Bilim adamı oldu diye ne kadar büyütüyorsunuz!.Onun söylediği her şey mutlak doğrumu ?
      Allah’tan başka her şey bilen ve yanılmayan insan var mı? Elbette kendi dalında takdir
      edilen uzman bir kişidir.Ama onun uzmanlık sahası,dinler ve kutsal kitaplarının araştırması
      değildir,onun araştırma sahası fizik ilimleridir.Bu konu ayrı,kutsal kitapları araştırmak ayrı-
      dır. Evet,o da normal bir insan gibi araştırmış olabilir.Ama,söylediği herşey mutlak ve kesin
      doğrudur diyebilir miyiz.? Eğer böyle diyen biri varsa,haşa onu tanrı konumuna koymuş
      olur. b) Evet,Einstein,önce bir musevidi.Museviler de,Hıristiyanlarda ne kur’an’ı Kerime
      inanırlar,ne de onu kutsal bir kitap sayıyorlar. Bu nedenle,Einstein,kutsal kitap ve dinleri
      araştırmıtır dediğimiz zaman,Tevrat ve incil nüshalarını incelemiş demektir.O ve içinde
      yaşamış olduğu toplum,kur’an ve islamı kutsal saymadıkları için,bunları araştırmamıştır.
      Bu nedenle,kutsal kitaplar ve dinler çin,bunlar insan uyduruklarıdır ifadesi, islam ve kur’an
      için değil. Tevrat,İncil nüshaları,musevilik ve Hıristiyanlık içindir. Ama,buna rağmen yaratı- cıya olan inancını hiç yitirmemiş,sadece Hıristiyan ve musevilikteki,yalnış Tanrı imajına ve bu dinlerin yanlnışlıklarına bakarak,bunların hak din olamayacağına karar vermiştir.. Çünkü,Hıristiyanlıktaki,( özellikle teslis inancı vb.) ve Musevilikteki Tanrı imajını,akıl ve mantıkla bağdaştırmak mümkün değildir..
      c) Özel isimler olduğu gibi yazılır,okunduğu gibi değil.Okunuşun doğrudur,ama özel isimler
      öyle yazılmaz! Neyse bu önemli değildir. Saygılar.

      • koraya dedi ki:

        Bunları elbette biliyoruz. Bilmeyen olabilir. okuyunca anlamaları için böyle yazıldı. Bunu anlamayacak kadar zekasız olduğunuzu sanmıyorum.
        Bu dahi bilim insanı normal bir insan düzeyinden daha akıllıydı. Beyni koruma altında ve ortalama erkek beyninin iki misli ağırlığında. Onun her dediği doğru lafını nereden çıkarıyorsunuz iyi okuyun. Kendisi durağan evren konusunda yanılmıştır. Ama genelde dahiler gerçekleri daha iyi görürler..

  8. koraya dedi ki:

    Yazdıkların yanlış, türkçeyi de bilmiyorsun. birde cevap yazmışın..Aynştayn Türkçe okunuşudur. Bu sözcük almancadır ve bir taş, tek taş anlamındadır. Siz adını bile bilmiyorsunuz. Albert Einstein almanyanın ulm kentinde doğmuş, yahudi bir aileden gelir. Kendisi daha çocukluktan itibaren sadık bir yahudi olarak yetişdirilmiştir. Bu dahiye dünyadaki bütün kutsal kitapları incelemesi için ricada bulunulmuştur. Kendisi bunu kabul etmiş ve tevrattan başlayarak hepsini ayrıntılı incelemiştir. Kendisi bir yaratıcıya inanıyordu. Ama şok olmuş, kutsal kitapların tamamının uyduruk, ilkel, çağdışı, yalan, kan dökücü, hırsız, soyguncu, çıkar için veya hastalıklı kişilerin yazdığı sonucuna varmış ve rapor olarak yazmıştır. Bu rapor amerikadadır. Ben bu raporu okuyanların görüşlerine de baktım: bilimle uğraşanların tamamı onaylıyor. Sumerlerin Türk oldukları ve türkçe konuştukları, orta asyadan geldikleri kanıtlanmıştır.

    • exhorder dedi ki:

      Yapma yav, Sümerler Türkmüş, sen 1930’lardan kalma Güneş dil teorinin uzantılarına inanmaya devam et.

      şu link neden Sümerce’yi altay dillerine değilde izole diller grubuna yerleştiriyor?

      http://en.wikipedia.org/wiki/Sumerian_language

      sağ tablonun altına bak, Language isolate deniyor, sınıflamada. Yani altay dillerinden değil.

      Yazı dili eklemeli diye hiç bir zaman Altay grubuna girmez. Eklemeli dillere giren ama Altay grubundan olmayan bir yığın dil grubu vardır. Bunlar şunlar,

      http://tr.wikipedia.org/wiki/Eklemeli_diller

      görüldüğü gibi altay dil grubuna giren, türkçe, moğolca, japonca, korece vb. yanı sıra, kafkas dillerinin tamamı, Avrupa’da izole bir dil olan baskça, hint-avrupa dillerinden farsça ve antik sami dillerinden sümerce, elamca, urartuca, hurrice vb. de bu kategoride.

      ikinci olarak Sümerce ile Türkçe arasında kelime benzerlikleri vardır, ama bu Sümerceyi yine altay dil grubuna yerleştirmez. Aynı benzerlik elamca’da da gözlenir çünkü,

      http://tr.wikipedia.org/wiki/Elamlılar

      bu yaklaşıma göre Elamlılarda, Türktür. Düpedüz komedi savunduklarınız. Zaten ortaya atanlar, Muazzez Ilmişye Çığ, Osman Nedin Tuna gibi faşist-ulusalcı kesimden, 20.yüzyıldan kalma ilkel tarihçilerin görüşleri.

      Sümerliler muhtemelen, Semit yahut izole gruplardan birisiydi.

      • koraya dedi ki:

        semitikten izoleye mi döndünüz. ilerleme var batının oyununa gelmeyin..

      • exhorder dedi ki:

        dönme değil, kesinsizlik var. Benim görüşüme göre dilleri izole, kendileri sami halklarındandır. Ama dilin yanı sıra kendisininde izole olduklarını genel olarak kabul görmüş bir bilgidir. açıkçası aşağı mezopotamya’ya göçmüş, dinleri tevratı tevratta incil ve kuranı etkilemiş bir topluluk samidir. ya da pro-semitik yani ilk samilerdendir.

  9. Koraya dedi ki:

    Neden yalan yazıyorsunuz., sumerce, antik semitik bir dil diye hiç bir yerde yazmıyor. Tam tersine Türk ve yabancı yüzlerce yazar ve araştırmacı, sumercenin Türk dil ailesine ait olduğunu yazıp örneklerle kanıtlıyor. Benim burada Türkiyedekiler kadar zamanım yok onun için bir örnek yazacağım.
    Karşılaştırmalı dil biliminin kurucusu, doğruluğu tüm dünyaca tam olarak kabul edilmiş, Wilhelm von Humboldt, eklemeli diller ailesi olarak şu dilleri sıralıyor: Türkçe, Sumerce, Fince, Elamca, Urartuca, Macarca, Japonca, Korece, Estce, Estrükce, vs.
    İlkel Türk düşmanığı yapmanız bu gerçeği asla gölgeleyemez. Türkler tarihte yağıları çoğaldıkça daha da güçlenmişlerdir. Ama daima barışı yeğlemişler, Atatürk gibi: Yurtta sulh, cihanda sulh demişlerdir.

    • exhorder dedi ki:

      Eklemeli diller arasına Gürcüce, Farsça Abhazca, Baskça, Lazca, Çeçence ve diğerlerini neden koymuyorsun. Link verdik ya, orada izole diller grubuna giriyor deniyor. Ne türk dilleri. Burada insanları kandıran sensin. Bu arada Altay dillerine girmiş olsa bile, bu onu Türk dili yapmaya yetmez. Çünkü Moğolca da eklemeli bir altay dilidir.

      • KORAYA dedi ki:

        Senin gözün vs. yi görmüyormu? Sağır ve kör. İnsanları kandırma.. Aile aynı kökten oluşur.

      • elevation dedi ki:

        Sümerler Türk olsa ne değişecek, altı üstü Sümerlerinde Türkler gibi Moğol ırkından olduğu ortaya çıkar. Ama hiç sanmıyorum ki sümerler türk olsun. Türklerin aşağı mezopotamyada ne işi var? 1070 küsürde ilk kez anadoluda rastlanıyor türklere. 🙂 Hem sümerce izole diller grubundandır. Malmısın sen durmadan aynı şeyi tekrarlayıp duruyorsun. İzole diller deniyor, altay diller değil. Senin yaklaşımınla hareket edersek, yukarı mezopotamyadaki elamlılarda türk o zaman. Saçma sapan turancı inançlarınızı, dininizi bilim kaale almıyor. 🙂

      • exhorder dedi ki:

        karışıklığı önlemek için bu nickle yazdığım tek not: üstteki elevation nickli yazar benim. 🙂

    • yoruichi dedi ki:

      “Ünlü bilim insanının beyninin normal bir yetişkin beyni olan 1400 gramdan daha düşük ağırlığa sahip olduğunu (1230 gram) rapor eden bu çalışmada vurucu bulgu sinir hücrelerinin yoğunluğuyla ilişkili.
      Bu çalışmanın sonuçlarına göre Einstein’ın beyni daha az alanda daha fazla sinir hücresi bulunduruyor.”
      mealen einstein’nın beyni, ortalama erkek beyninin 2 katı değildir, ondan biraz daha düşüktür. zaten boyutu değil işlevi önemli değil mi? ayrıca insan beynine işlev sağlayan sinir hücreleridir, einstein’ın beyninde daha yogun oldukları bilimsel makaleler ile sabittir. 3 adet bilimsel makale (makaleden kastım : akademik araştırma yöntemleri ile sistemli olarak çalışılan konunun anlatıltığı ve bilim dünyasının kabul ettiği çalışma raporları) aşagıda yazmaktadır, ilgilenen kişilere tavsiye ederim, koraya’nın dediği gibi türkiye’de bizim araştırıcak vaktimiz çok. o yüzden değerlendirelim kulaktan dolma atıp tutmayalım dimi ama.
      Marian C. Diamond, Arnold B. Scheibel, Greer M. Murphy & Tomas Harvey (1985). On the Brain of a Scientist: Albert Einstein. Experimental Neurology (vol. 88, pages 198-204).
      ** Anderson, B. and Harvey T., Alterations in cortical thickness and neuronal density in the frontal cortex of Albert Einstein, Neurosci Lett. , 210:161-164, 1996.
      *** Witelson, S.F., Kigar, D.L. and Harvey, T., The Exceptional Brain of Albert Einstein, The Lancet , 353:2149-2153, 1999.

      • Koraya dedi ki:

        Ejnebi isimli kişi zamanınız çok olabilir ama yazdıklarınız gerçeği yansıtmıyor. Boşuna atıp tutmakla bir yere varamazsınız. Beyin hala koruma altında ve 3 kilodan fazla ağırlıkta.

  10. LalOrhan dedi ki:

    Aklı olanın din!i olmaz)cevap yazmak bile zül!saygılarımla.

  11. Geri bildirim: Şeytan Ayetlerine Tepkililer,Aynı Zamanda Aşık !!! « dinsizateist

  12. HAYDAR dedi ki:

    SÖYLEDIGIN BU SAÇMALIKLARA SEN INANIYORMUSUN SITE SAHIBI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s