İLAHİ VARLIKLAR

DÜŞEN İLAHLAR/ DÜŞEN MELEKLER

Çok tanrıcılıktan tek tanrıcılığa melekler 

Çok tanrıcı dinlerin çoğunda büyük ve küçük tanrılar, iyi ve kötü tanrılar var. Genelde de bir yaratıcı baştanrı var ve diğerleri yardımcı tanrı gibi. Savaş tanrısı, Bereket tanrısı, Ölüm tanrısı, Kader tanrısı, Aşk tanrıçası, Deniz tanrısı, Sanat tanrıçası, Yağmur tanrısı bu ilahların başta gelenleri. Bu ilahların yaratıcı baştanrının emrinde yardımcı ilahlar olduğu ve tek tanrıcılığa geçişte toplumların bu ilahları meleklere dönüştürdüğü kuvvetle muhtemel. Meleklerin içinden aforoz edilenlerin ise şeytanlara ve cinlere dönüştüğü görülüyor.

Yazıtlar üzerinde yapılan çalışmalar,  çok tanrıcı dinlerin çoğunda bazı küçük tanrılara tapınmanın yanı sıra, aynı anda süper bir tanrıya da ibadetin yapıldığını ortaya çıkarmıştır. Bir baştanrının diğer bütün tanrıları kontrol ettiği veya dünyayı yaratmada ve gözetmede süper bir gücün olduğu inancı, tek tanrıcılığı oluşturmamaktadır. Fakat bu tür inançlara artan vurgu, tek tanrıcılığa, özellikle de diğer tanrıların varlığının ihracına yönelik bir eğilimi ortaya koymaktadır.

Bu kitabeleri yazan kişiler, gücü, diğer ilahi güçleri aşan ve tek başına yegane gücün sahibi olan en büyük bir tanrıya ibadet ediyorlardı ve onun Gök Tanrısı olduğuna inanılıyordu. Gök ona aitti. Daha küçük olan diğer tanrılar, onun elçileri ve vekilleriydi.

İslam öncesi Araplarda da baş tanrı inancını belirgin olarak görebiliriz. Bu inanç, Kur’an’da belirtildiği gibi İslam öncesi Arap şiirlerinde de net olarak görülür.

Kuran’daki ifadelere göre Allah’a bir baş Tanrı (En Büyük Tanrı) olarak inanan Mekkeliler, göklerin ve yerin onun tarafından yaratıldığını ve hatta bir anlamda onun mülkü olduğunu düşünüyorlardı. Ayrıca onu özellikle, ekinleri yeşertecek yağmuru yağdıran Tanrı olarak algılıyorlardı. Müminun 88. ayetinde müşrikler, bütün bunları, ‘Her şeyin melekûtunu elinde tutan, her şeyi koruyup kollayan fakat kendisi korunmaya muhtaç olmayan Tanrı’yı’ kabul eden kişiler olarak vasıflandırılmaktadır.

Şüphesiz ki bu düşünce, diğer alt tanrılardan aracılık etmeleri için istekte bulunma uygulamasının temelidir. Allah ilahlar kabilesinin en güçlü Seyyidi, diğer alt tanrılar ise dost oldukları kimselerin ricaları doğrultusunda o Seyyid katındaki etkinliklerini kullanmaya hazır diğer ileri gelenler gibi düşünülmekteydi.

Her ne kadar Kur’an’da “Lailaheillallah” yani Allah’tan başka ilah olmadığı çeşitli ayetlerde vurgulanmış olsa da, bu üst tanrı inancının izlerinin devam ettiği görülür.

“Allahuekber” ifadesindeki ekber’in anlamı daha büyüktür. İslam’da “en büyük olarak çevrilir. “Allah en büyüktür” ya da “Allah daha büyüktür” ifadesinde bir üst tanrı vurgusu belirgindir. Yine Saffat 125 ayetinde “Yaratıcıların en güzelini bırakıp Ba’le mi tapıyorsunuz?” ifadelerinden üst tanrı izleri açıkça görülmektedir.

Teixidor, The Pagan God adlı eserinde, meleklerden “Tanrının kutsal çocukları” diye bahseder (s. 14) ve Astarte’nin bir melek olarak düşünülebileceğini de ima eder (s. 38). Bu durumda Mekke’deki putperestlerin diğer tanrıları melek olarak görmelerinde şaşılacak bir şey olmamalıdır.

Baş tanrı Allah’ın dışındaki diğer tanrılar ve melekler  onlara tapanlar tarafından bir aracı yani şefaatçi olarak görülmekteydi. Kur’an’da da meleklerin şefaatçi olabileceğinden bahsedilir:

Necm- 26. Göklerde nice melekler vardır ki Allah’ın dilediği ve razı olduğu kişiler hariç şefaatleri bir işe yaramaz.

Görülüyor ki putperestlerin melekleri şefaatçi görmesi Kur’an’da reddedilmemekte, sadece Allah’ın izin vereceği kimselere mahsus kılınmaktadır. Putperestlerin Lat, Uzza ve Menat gibi başmelekleri “Allah’ın kızları” olarak nitelediklerini biliyoruz. Yazının sonunda Tevrat’taki “Allah’ın oğulları” konusuna da değineceğiz.

İslam’da Melekler

İslam’da 4 büyük melek var.
Cebrail, Mikail, Azrail, İsrafil.

Mikail, Yahudiler için en önemli melektir. Baş melek olarak onu kabul ederler. Michael olarak geçer.

Fakat her nasılsa Kur’an’da “Mikail” olarak değil, “Mikal” olarak geçer.

Bakara/98. Men kane adüvvel lillahi ve melaiketihı ve rusülihı ve cibrıle ve mıkale fe innellahe adüvvül lil kafirın

Ama mealinde ve İslam’da Mikail olarak ifade edilir.

Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mikail’e düşman olan kimse inkar etmiş olur. Allah şüphesiz, inkar edenlerin düşmanıdır.

İslam’da Mikail’in görevi;
Rızk, bereket getirmek, ucuzluk, bolluk, kıtlık, pahalılık ve her maddeyi hareket ettirmek, bulut, yağmur, kar, dolu, rüzgar, fırtına ve benzeri tüm doğa olaylarını sağlamak olarak belirtilir.

Hak Taâlâ, atmosferde, yani hava denizinin içinde kardan ve doludan nice yüzbin dağlar yaratmıştır. Yerin bir tarafına kar, bir tarafına dolu gönderecek oldukta; bunlara vekil olan Mikail aleyhisselama emreder. O dahi vekili olan İsmail adlı meleğe emredip, murat eylediği yere, istediği kadar her tanesini bir melek koyar. Nitekim Hak Taâlâ: “Görmedin mi ki Allah, bulutları sürüklüyor; sonra bulutların arasını topluyor, sonra onu bir yığın haline getiriyor. İşte görüyorsun ki, yağmur bunların arasından çıkıyor. Allah, gökte dağlar halindeki birikintilerden dolu indiriyor da, dilediği kimseye bununla musibet veriyor, dilediğinden de onu bertaraf ediyor. Şimşeğin parıltısı neredeyse gözleri alıverecek.” (24/43), buyurmuştur.

Hak Taâlâ, bulutları, içleri boş ve latif biçimde yaratmıştır. onları, Mikail aleyhisselamın yardımcıları havada toplayıp, yere yakın getirdikte; gökyüzünü örtüp, kesif bir bulut olurlar. Hak Taâlâ, bulutların sevki için Ra’d adlı bir küçük melek yaratıp, onu, Mikail aleyhisselama tâbi kılmıştır. Onun demirden bir kırbacı vardır ki, kamçıyla bulutları develer gibi sevk eder. Vuruşunun şiddetiyle kırbacından ateş çıkar ki, ona şimşek derler. Eğer o ateşin kıvılcımı yere düşerse, ona yıldırım derler. O korkutucu gök gürültüsü, küçücük bir melek olan Ra’d’ın sadasıdır ki, Hak’kı hamd ile tesbih eder. O, bulutları yerlerine sevkedip gider. Nitekim Hak Taâlâ Kelam-ı Kadim’inde: “Gök gürültüsü, Allah’ı hamd ile tesbih eder; melekler de Allah’dan korkarak tesbih ederler,” (13/13), buyurmuştur. (Marifetname’den)

Yağmurları Allah’ın izniyle yağdıran Mikail ise;
Bu yağmur bombaları, nasıl Allah’ın izni alınmadan ve Mikail’i saf dışı bırakıp yağmur yağdırabiliyor? İlginç.

Şeytan’ın cinlerden olması ve Düşen Melekler:

İsra/ 61. Hani, meleklere: “Âdem’e secde edin!” demiştik; onlar da secde etmişlerdi. Ama İblis secde etmemiş, şöyle demişti: “Çamur olarak yarattığın kişiye secde mi ederim?”

Kehf/ 50. Hani, biz meleklere “Âdem’e secde edin” demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. İblis, cinlerdendi (cinlerden oldu).

Bu ayetlerde tereddüte düşüren; Allah’ın meleklere emir verdiği halde İblis’in cinlerden olduğunun belirtmesi.
Emir meleklere ve cinlere verilmiş olsa çelişki olmayacak. İblis cin ise meleklerin içinde ne işi var?

Ayette “cinlerdendi” şeklinde çevrilen “kane minel cinni” ifadesinin tam karşılığı “cinlerden oldu“dur. Örneğin Sad-74 ayetinde “İblis hariç ki, o kibirlendi ve kâfirlerden oldu.” şeklinde geçer. “Kafirlerden oldu” ifadesi de “kane minel kafirin” den çevrilmiştir.

Bu karışıklığın sebebi, “Düşen Melekler” konusunun anlaşılamamış olmasındandır.
İslamdan önce Hristiyanlık ve Musevilikte meleklerin bir kısmının meleklikten cine düşürüldüğüne inanılır.

“Sonra solundakilere şöyle diyecek: ‘Ey lanetliler, çekilin önümden! İblis’le melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe gidin!” (Matta 25:41)

“Tanrı günah işleyen melekleri esirgemedi; onları cehenneme atıp karanlıkta zincire vurdu. Yargılanıncaya dek orada tutulacaklar.” (2. Petrus 2:4).

Hristiyanlara göre meleklerin 1/3’ü bu şekilde cine dönüştürülmüştür. Bunlar genelde asi meleklerdir ya da şeytanın tarafını tutanlardır. Şeytan da Tanrıya isyan ettiği ve Tanrının yerine geçmek istediği için meleklikten düşürülmüş ve cin yapılmıştır. Kovulmadan önceki adı, “Işık Taşıyıcı” anlamında “Lucifer“dir. Üstelik Lucifer’in düşmeden önce başmelek olduğuna inanılır.

Büyük ejderha -İblis ya da Şeytan denen, bütün dünyayı saptıran o eski yılan- melekleriyle birlikte yeryüzüne atıldı.” (Vahiy 12:9).

Bu farklılıkları da Kutsal kitaplar arasındaki çelişkiler arasına katabiliriz.
İslam, cinlerin ateşten, meleklerin nurdan yaratıldığı inancıyla Hristiyan ve Musevilerden farklı bir inanç ortaya koymuştur. Dolayısıyla “meleklerin düşüşü”nü de reddeder. Sonuçta da şeytan konusu muğlak kalır.

Cinler dumansız ateşten yaratılmışlar.
Kur’an’a göre cinlerin de cehennemlik olanları var.
Bu noktada birçok insanın kafası karışıyor “Ateş yanar mı?” diye.
Bu bildiğimiz ateş olsaydı, herhangi bir cin insana yaklaşınca yakabilirdi.
Nasıl ki insan bedeni toprak değilse, cin bedeni de ateş değil.

Yine Kur’an’a göre bunların müslüman olanları da var, gayrimüslimleri de.
Bir kısmı da satanist tabi. İnsanlar gibi onların da çoğu cehennemlik.
Cennetlik olanları yine farklı boyutta mı yer alacaklar cennette? *bilinmiyor.
Onların da peygamberleri var. Kur’an okuyanları, dinleyenleri var.
İnsan bedenine girdikleri gibi, tüm hayvanların bedenine girebiliyorlar.
Çıkartılmaları da cin uzmanlarına, medyumluk yetisi olanlara kalıyor tabi.
Peygamberler ise bu konuda en uzman olanları.
Tevrat cinciliği yasaklamış olduğu ve cincilik yapanları ölümle cezalandırdığı halde, İslam’da ve Hristiyanlıkta cincilik yaygındır. Bunun nedeni de bizzat peygamberlerinin cin kovma rivayetleridir. Hele İsa tam bir cincidir. İncillerdeki mucizelerinin bir kısmı cin çıkartma ile ilgilidir.

Hristiyanlık ve Musevilikte Melekler

Hristiyanlıkta melekler keruv, seraf ve başmelek olarak sınıflandırılır.

Yahuda 9’da Mikail’in başmelek olduğu yazılıdır. Ancak bütün meleklerin başı mı olduğu yoksa başka başmelekler de mi olduğu belirtilmemiştir.

Yahuda-9. Oysa Başmelek Mikail bile Musa`nın cesedi konusunda İblis`le çekişip tartışırken, söverek onu yargılamaya kalkışmadı. Ancak, “Seni Rab azarlasın” dedi.

Musevilikte meleğin İbranicesi mal’akh’dır. Büyük melekler Michael, Gabriel, Rafael, Uriel  ve ölüm meleği Malah Hamavet’dir. Tevratta Mikail’den baş önder olarak söz edilirken, Cebrail herhangi bir sıfatla anılmaz. Sadece isminin geçmesinden dolayı büyük meleklerden sayıldığını anlamaktayız. İslam’da ise Cebrail öne geçirilmiş, başmelek haline gelmiştir. Kur’an’da sadece Cebrail için “Ruh” olarak bahsedilir. “Ruh ve melekler” yani “Cebrail ve melekler” denilerek Cebrail diğer meleklere göre ayrı bir mertebede tutulur.

1- Mihael: Anlamı: Kim Tanrı gibidir?

2- Gabriel: Anlamı: Tanrı adamı.

3- Uriel: Anlamı: Tanrı ışığımdır.

4- Rafael: Anlamı: Tanrı iyileştirdi.

Burada adı edilen melekler , hemen hemen hiç değiştirilmeden İslamiyet’e aktarılmıştır. Yalnız önemleri değişmiş , Mihail’in yerine Gabriel (Cebrail) gelmiştir. Meleklerin , eski dönemlerde Tanrı sayıldıkları adlarından anlaşılmaktadır. Çünkü adlarının sonundaki “el” Tanrı demektir. Cebrail , Cebr Tanrı anlamına gelir.

Melekler, Ortadoğu kökenli dinlerin tümünde vardır ve ilahi varlıklardır. İnsanlar gibi yiyip-içmediklerine, uyumadıklarına, cinsellikleri olmadığına inanılır. Sadece dünyaya gelip insanlarla iletişim kurarken insan kılığında geldikleri, insanlar gibi yiyip içtikleri belirtilir.

Meleklere inanış Mecusilikte de etkilidir. Bu dinde İslamiyet’teki Cebrail’in görevine benzeyen bir görev yapan Vohu Manah vardır. Bunun daha eskilerdeki adı Ameşe Spantes idi.

Sabiilerde ise Cebrail biçiminde anlatılan melek zaman zaman yaratıcı durumunda da ortaya çıkar.

Şimdi Tevrat’ın Yaratılış 6. Bölümünün ilk ayetlerine bakalım:

  1. Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu.
  2. İlahi varlıklar insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.

İngilizcesinde “ilahi varlıklar” “sons of god” olarak geçmekte. Yani “Tanrının oğulları”. İlahi varlıklar olarak çevrilmesi için “Divine Entities” olması gerekirdi.

Yorum sizin!

Serdar Kaangil

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

İLAHİ VARLIKLAR için 14 cevap

  1. oğulcan çelebi dedi ki:

    kesinlikle hristiyanlar meleklerin cine dönüştürüldüklerine inanmıyorlar zaten verdiğin örneklerde de öyle bir şey geçmiyor sadece cennetten düştüklerine inanırlar güzel saçmalamışsın kültürlü rolü oynayıp, ayrıca kurandaki birçok şeyi yanlış yorumlamışsın örnek istiyorsan herhangi bir tanesine bak yani yazık bu kadar insanları çelişkiye düşürmek için harcadığın emeğe ben üç latin dilinde eğitimliyim tercümanlıktan mezunum incilide gayet iyi bilirim hiç cin min yok yani birde bir sanat sözünü insan nasıl böyle çarpıtabilir yaratıcıların en güzel asla öyle bir anlama gelmemekte zaten kuranın bir çok yerinde okursan görürsün bir tek kendisinin yaratma gücü olduğunu belirtir kendi izni dışında bir şey yaratılamaz şeytanın cine dönüştürümesine gelince ben orada değildim bu konuda kesin bir şey diyemem ama buda oldukça saçma olurdu nitekim onlarında bizim gibi kul ve ölümlü olduğundan söz edilir o zaman bu nasıl dolaşıyor kıyamete kadar yeryüzünde ayrıca bir melek niye cine çevrilsin ölümsüz bir cin olabilir dersen ölümsüz insanda olur bir tek onun istemesi yeter bir cin ne yapabilir ki kocaman milyon yıllara dağılmış insan ırkına ve ayrıca cinlerede ve yandaşları ne yapabilirler eğer cin iseler ve ben bu çevirinin o artık iblisti olarak yorumlandığından eminim yani “çüş”.

    • Erdem dedi ki:

      Önce insan gibi cevap yazacaksan insan gibi doğru düzgün yazmaya bak da cümle sonlarına .(nokta) koy. Ki bu sayede ne yazdığını anlayabilelim. Anında kuran savunucusu rolünü oynamayın, Allahı savunmak sana mı kaldı? O kafirse sana ne ondan, kuranı savunup dini mi kurtarıyorsun? Allah cezasını verecektir elbette sana göre.

      • oğulcan dedi ki:

        kes sesini geri zekalı tabi ki savunurum inandığım şeyi ayrıca sana mı kaldı imla kurallarına dikkat edip etmemem gerektiği ben bildiğim bir konuda yanlış olan bir şeyi düzelttim bunu yazan arkadaş verdiği örneklerin kitaplarıylada çelişiyor nokta

  2. pramid dedi ki:

    yaznız çok iyi. tşk cin melek kavramları anlaşılırsa islam da iyi anlaşılır. iblis insanın beynide olanbir melekedir ve yapısı fazla iyi bilinmediği için cin denir. gerçek dinde melek(üluk kökünden gelen haberci(ulak türkçemizde de habeci ) ve mülk meleke (yönetim güçleri) anlamında olup bu melekler ikişer üçer dörder cenahlı yani güç birimindedirler)

  3. schuon dedi ki:

    turan dursunun dediklerini aynen basmışsın incilde tarih yok onlar tevratada inanırlar tarihsel inançları birdir tevratla kuran arasında bilmem kaç bin sene var şifahi sözler ve birkaç parşömenle aktarılmış hiç bir sarihliği olmayan yahudi halk masalları ‘bremen mızıkacıları’ geriye doğru okuma yapıyor ‘bak aslı böyleydi onu böyle aldı’ diyor kuran zaten o kitapları reddeder tahrif der yoksa müslümanlar niye kuranın arkasına eklemiyor tevratı incili hanya nere konya nere?ben de çıkar vedalardan upanişadlardan öyküleri benziyor diye manas destanına ilgilendirir ‘bak böle değişti ya’ derim kendi yazmış,(basmış) melek nur iblis ateşten diye ikiside aynı değilmi ? enerji kaynağı olmadan nurda ateşte çıkarmı? kasıt aynıdır cinde bir çeşit melektir zaten kategorik sesleniyor ayet bu sembolizmden metafizik alemin ne idüğünü bilemezsinki tabiattaki gerçeklikten sembolizm yaparak insan bilincine yaklaştırıyor olayı aristo mantığıyla onumu anlayacan?doğabilimleri yasalarına mı tabi kuran Allah ufuk versin size?

  4. Leon dedi ki:

    Yağmurları Allah’ın izniyle yağdıran Mikail ise;
    Bu yağmur bombaları, nasıl Allah’ın izni alınmadan ve Mikail’i saf dışı bırakıp yağmur yağdırabiliyor? İlginç. demişsin;

    ( yağmur bombası
    Kurak mevsimlerde atmosferde yağmur bulutlarının oluşmasını hızlandırsın diye atılan bomba.

    lm. Regensbombe (f), Fr. Bomba à pluie, İng. Rain-bomb. Çok soğuk bulutlara, buz kristalleri saçarak yağmur ve kar şeklinde yağışın sağlanması. Çok soğuk bulutlar sıkça görülür. Bunlar 0°C nin altında veya hattâ -40°C’nin altında bulunan çok küçük su damlacıklarından ibârettir.

    Metod: Sunî bulut tohumlaması havadan veya yerden yapılabilir. Bir uçak kullanılarak, bulutların içine katı karbondioksit (kuru buz) tanecikleri saçılır. Sıcaklıkları çok düşük olduğu için bu tâneciklerde çok miktarda buz kristalleri vardır.

    Diğer bir metod, mikroskopik gümüş iyodür parçacıkları veya benzer maddeleri duman şeklinde havadan veya yerden bırakmaktır. Bu parçacıklar buluta düşer veya çekilirse, bunlar buz kristallerinin meydana gelmesinde merkez teşkil eder. Birkaç santimetreküplük madde, kilometreküplük çok soğuk bulutları tohumlamak için kâfidir. Bu sebeple atmosferde büyük hacimlerle meşgul olunması ekonomiktir.

    Kullanılışı: Bulut tohumlaması, bulutta önemli değişiklikler meydana getirir. Isı ortaya çıkarır, su taneciklerinin tabiatını, büyüklüğünü ve sayısını değiştirir. Nem ve hava akımını da değiştirir. Bu anlamda hava şartlarını değiştirmek gâyesiyle önemli bir araç olarak kullanılır. Hava alanlarını kaplayan çok soğuk bulutlarda delik açmak veya çok soğuk sisleri ortadan kaldırmak için kullanılır. Bulut mevcutsa, yağmur ve kar yağışını bir bölgede artırmak için de kullanılır. Ayrıca doludan meydana gelecek mülk ve zirâî hasarı önlemek için kullanılır. )

    Yani senin söylediğin gibi İnsan yapımı bir yağmur yoktur ! Zaten varolan bir şeyin hızlandırılmasına etki edilebiliyor. Senin bu savından yola çıkarak; Haşa Allah yarattığını iddia ediyor ama insanıda biz çiftleşerek yapıyoruz la aynı derecede komik olmuş… Gerçekten at gözlüğü ile bilimsel değil şeytansal yaklaşıyorsun!

    • Leon dedi ki:

      Yada herşeyi yaratan Allah olduğu söyleniyor ama ben pamukta fasulye büyütebiliyorum gibi yada buna benzer milyonlarca örnek verebilirim. Saçmalamışsın…

      • luisgAR dedi ki:

        o fasulyeye YUCE RAB can wermese sen biraz zor buyutursun.

  5. ismail soytekinoğlu dedi ki:

    değerli arkadaşlar nekadar zeki olduğunuzun farkındamısınız. bu devirde o yazdıklarınızın tümü aklınızın yarattıklarıdır, zekanızın kurgularıdır başka hiç bir gerçeklikliği olamaz, bütün bu konuşmalarınız yazdıklarınız aklınıza mantığınıza zekanıza hatta sizi ve avreni yaratan tanriya hakarettir. beş bin yıl önce insanlar ne konuşuyorlardı acaba beş bin yıl sonra ne konuşacaklar acaba bunu size ne melekler ne haci efendi ne isus efendi söyleyebilir yanlızca aklınız söyleyebilir hatta farklı şeyler yazıp dahada söyletebilir. bu saçmalıkları konuşarak çok geliştiğimizi zannederek nekadar geri olduğumuzu kanıtlıyoruz farkında iseniz. kafaları kuma gömmek düşmandan saklanmak için yeterli diyildir hayal kurmak gerçeklerden kaçmak kurtulmak olamaz, gerçeklerden kaçmak gerçekleri yok etmez evrende insanlık kendi kurtuluşunu kendileri sağlayacaktır. evrende insandan başka insanın dostu yoktur. insan kendi kurtuluşunu sağlayabilmesi için birbirine sarılarak mücadeleye başlamalıdır.

  6. zafer dedi ki:

    saçma bir yazı bunada inananlar olacaktır vebal aldığının farkındasındır umarım..!!

    • vebal aldığının farkındasındır umarım demiş, soruyorum vebal almak nedemektir vebalin manası nedir bunu dahi bildiğine inanmıyorum bu kadar cehaletin esiri olmuş zavallıların suçu dahi olamaz günahları dahi kabul edilmemeli bence yinede allah önce sizin gibilere yardım etsin bizi boş verin.

  7. sevginin ışığı dedi ki:

    Hem yazıyı yazan, hem de yorumcular bu konuda çok cahilsiniz kusura bakmayın.
    Meleklerin fiziki bir bedeni yoktur. Onları görmek istiyorsanız bilinç seviyenizi gündelik bilincin dışına çıkarmanız, yani zihninizi sessizleştirmeniz lazım… Eğer bunu başarabilirseniz, astral bedeninizin olduğu bilinç seviyesine çıkabilirsiniz… Ama bunun için mental sisteminizde ön yargılarınızın olmaması gerekiyor. O seviyeye çıkarsanız meleklerin varlığını da duyumsamaya başlayabilirsiniz. Çünkü onlar astral evrende hareket ederler. Aslında bizimle devamlı konuşurlar ama bilinç frekansımızı o düzeye çıkarmadığımız sürece onları duyamayız…. Ben bir kaç kere varlıklarına şahit oldum ve zihnim berrak olduğunda da seslerini duyabiliyorum… Biraz araştırırsanız, bu konuda güzel kitaplar var… Ama müslümanlar maalesef melekleri sadece peygamberlerin görebileceğine inanıyorlar… Ne yazık!… Hristiyanlar bu konuda hiç değilse daha şanslılar…
    Candan sevgilerimle

    • rammsteinn dedi ki:

      öyleyse budistler bırak kontak kurmayı,meleklerle pişti oynuyorlardır.
      mikail haylaz bir melek.kızınca camilere şimşek çakıyor.

      tanrı herşeyi yarattıda yönetirken meleklerdenmi yardım alıyor?

      benim iyilik ve kötülüklerimi melekler yazıyor.itiraz edersem şahit olarak gözüm kulağım elim parmağım konuşacak.benin ne yaptığımı nettiğimi kaderimi tanrı bilmiyormuki meleklere hesap kitap tutturuyor.şahitlik gösteriyor.
      melek diyecek bu burda şunun malını çaldı. bende yok yalan diyecem. elim konuşacak evet çaldı diyecek. tanrıda bakacak. tamam elin öyle söylüyorsa yapmışsındır diyecek.
      yani şahit olmasa yırtma şansım var.
      dalga geçmek istemiyorum ama bunlar islamda ve diğer dinlerdede var.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s