BİR KUTSAL AİLE: EHLİBEYT

Ehlibeyt, Peygamberin ailesi, ev halkı demektir. Ehlibeyt’in kimlerden oluştuğu konusunda değişik görüşler var.
* Peygamberin amcası Ebu Talib, hanımları, damadı Ali, kızı Fatma, torunları
* Peygamberin sadece hanımları.
* Peygamberin damadı Ali, kızı Fâtıma, torunları Hasan ve Hüseyin ve hanımları.
* Peygamberin damadı Ali, kızı Fâtıma, torunları Hasan ve Hüseyin.
* Peygamberin damadı Ali, kızı Fatıma, torunları Hasan, Hüseyin ve 12 imam.
* Peygamberin eşleri, çocukları ve tüm yakın akrabaları.

Ehlibeyt’e Şiilerin ve Alevilerin sahiplendiğini görmekteyiz. Sünniler ehlibeytin pek sözünü etmezken Alevi ve Şiiler arasında ehlibeyt kutsal olarak görülür.

Ehlibeyt, peygamberin ev halkı olarak tanımlandığında akla en başta peygamberin hanımları gelmektedir. Damadı Ali ve kızı Fatma ehlibeyt’e dahil edilirken ilk eşi Hatice’nin dahil olmaması mümkün müdür? Ya da çok eşlilik döneminde, eşleri arasında en revaçta olan Ayşe’nin ehlibeytten sayılmamasının sebebi nedir?
Peygamber, ehlibeytin kimlerden oluştuğunu açıklamadıysa bunu birkaç kişiyle sınırlamanın sebebi peygamberin ölümünden sonraki bölünme olabilir mi?
Yoksa böyle bir açıklama yapmış mıdır?

Bir kesim şöyle diyor:

Penc-i aba,yani aba altındaki beş kişi Hz.Muhammed’in kızı Fatima,damadı Ali,torunları Hasan ve Hüseyin için ettiği bir kelamdır diye rivayet vardır.Hz.Muhammed’in,bu kişileri kendi abasının altına alarak “Etleri etim,kemikleri kemiğim,kanları kanım” dediği rivayet edilir.Bu olay ise Ehl-i Beyt’in Ali ve onun soyu olduğu iddiasını gündeme getirmektedir.

Yine veda haccından önce Gadir-i hum denilen bir yerde Hz.Muhammed’in Ali’yi vekil tayin ettiği rivayet edilir şiiler tarafından ama sünniler bu konuda pek şiiler gibi düşünmemektedirler.

Daha geniş bilgi ise şurada: var.http://www.kuranislami.com/save/gadirihum.rtf

Penc-i aba konusu ise aşağıda biraz işlenmiş durumda.

İki cihanın efendisi Hz Muhammed’e duyulan saygı ehl-i beyt için de geçerlidir. Yaradan’ın en sevdiğine duyulan muhabbet, Hz. Muhammed’in de sevdiklerine aynı coşkuyla duyulmaktadır.
Bu sevgi teşviki Kur’an-ı Kerim’de açık ve net yer alır:

“Ey Resûlüm onlara de ki: Tebliğ vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum. Sizden istediğim akraba ve Ehl-i Beytime karşı muhabbettir.”(Sura: 23).

İbn u Abbâs (RA)’dan rivayettir. Res’ulullah (SAV) buyurdular ki:

“Nimetleriyle sizi beslediği için Allah’ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin.”(Canan, 12: 414).

Resûlullah Al-i Beyt’i hem sevmiş hem de sevmemizi emretmiştir.
Müslim ve Tirmizi’nin bir rivayetine göre de (Canan, 12: 290) “Oğullarımızı ve oğullarınızı çağıralım.” ayet-i kerimesi indiği vakit Resûlullah (SAV) hemen Ali’yi, Fatma’yı, Hasan ve Hüseyin’i çağırdı ve Allah’ım bunlar benim ailemdir diye buyurdular.

8-10 yaşlarındayken İslâm’ı kabul ettiği ve yüzünü puta döndürmediği için Keremullahi Veche diye tazim edilen Hz. Ali, Şirin’in mısralarında bazan Hz. Muhammed’le, bazan de müstakil olarak zikredilir.
Müslim ve Tirmizi’nin bir rivayetine göre de Resûlullah (SAV) Hayber günü buyurdular ki:Yarın sancağı öyle bir kimseye vereceğim ki O, Allah’ı ve Resûlunu sever, Allah ve Resûlu de Onu sever (Canan, 12: 288).

Hz. Muhammed (SAV) sancağı Hz. Ali’nin eline verir. Bu Hadis-i Şerifte, Hz. Ali’nin Allah ve Resûlünü, Allah ve Resûlü’nün de Hz. Ali’yi sevdiği Hz. Muhammed tarafından teyid edilmektedir.
Ayrıca Resûlullah (SAV) Ben kimin dostu isem Ali de onun dostudur. (Canan, 12: 289) buyurmuşlardır.
Şirin bu sevgiyi şu dörtlüğünde özetler:

Hakka adarız bedeni
Severiz semah edeni
Ehli beyti inciteni
Kınarız Allah aşkına

Hz. Muhammed’in sevgili torunu Hz Hüseyin’in ve diğer Ehl-i Beyt mensuplarının katledildiği Kerbela Türk şiirinin susmayacak acı dolu serzenişi yürekten kopan çığlığı olmuştur.
Türk edebiyatında Kerbela mersiyeleri XV yy. da görülmeye başlar. En eski örnek Yazıcıoğlu Muhammed’in Muhammediye adlı eserindeki mersiyedir. XV yy. daki diğer bir örnek de Sinan Paşa’nın Tazarrunâme adlı eserinde yer alır. XV yy. dan sonra Kerbela mersiyesi yazan şairlerimiz ve şiir örnekleri çoğalmıştır… Duyduğu üzüntüyü dile getirmede, Kerbela mersiyesi yazmada Türk toplumu bir yürek olmuş, üzüntünün, Yezid’e lanetin odunu tek bir yürekte yakmışlardır.
Şirin’in şiirlerinde de Kerbela’nın her dem paylaştığımız acısı, sönmeyen ateşi söz olur, can acıtır. Şiirlerindeki tahkiye ediş olayın teferruatını da önümüze serer.
Açlık, sıcak ve susuzluktan bitkin düştüğünden şehit düşen Ehl-i Beyt mensupları içinde Hz Hüseyin’in kundağa sarılı küçük oğlu Ali Asgar da vardır. Ali Asgar imamın kucağında iken okla vurulmuştur. Hz. Hüseyin de takatsiz düşünce Şimir B. Zül-Cevşen’in emriyle şehit edildi(Altınok, 1998: 84).

Kerbela’daki trajik hadiselerden biri de savaş meydanındaki Kasım ve Fatıma’nın evlilik törenidir. İmam Hüseyin kardeşinin vasiyeti üzerine Kâsım’ı Fatıma ile evlendirir. Kasım, babası İmam Hasan’ın çok kederlendiği vakit okuması için koluna bağladığı pazubentin içinde yazılanları okuduğunda babasının şu notuyla karşılaşır:
Ey Kasım, sana vasiyet ediyorum ki Amcan Hüseyin Kerbela’da zor bir duruma düştüğü zaman sakın onun uğrunda kanını dökmekten geri kalmayasın ve hiçbir bahane ile tereddüt göstermeyesin(Gündoğdu, 1996: 322).
Bu vasiyet üzerine nikahlısı Fatıma’yı bırakarak savaş meydanına at süren Kasım şehadet şerbetini içmiş, Hakka kavuşmuştur. Şehadeti üzerine gerçek Şeb-i Aruz’u yaşamıştır.Kucağında Ali Askar yürüdü
Şu masuma bir su verin deridi
Boğazından bir ok değdi eridi
Altı aylık yavrum derdi Hüseyin
Ali Ekber Yusuf gibi güzeldi
Fidan boylu Muhammed’e benzerdi
Gökteki melekler vasfın yazardı
Ali Ekber meydana girdi Hüseyin
Araya aldılar Ali Ekberi
Çektiler hançeri tiği teberi
Temaşaya geldi gök melekleri
Ekber saflarını yardı Hüseyin
Yoruldu takati kalmadı bitti
Biri beşi değil hep hücum etti
Başını kestiler Yezide gitti
Cesetleri susuz yurdu Hüseyin
Savaş sırasında toy düğün oldu
Kasım amcasının kızını aldı
El ele değmedi bi murat kaldı
Meydana er ister ordu Hüseyin
Kan ağlarım gece gündüz zar benim
Kerbela’da şehit düşen pir benim
Kul Şirin’i bitmez sevdam var benim
Gerçek sevenlere pirdi Hüseyin

***
Matem ayı Muharremin onunda
Dertli dertli öten kuşlar merhaba
Kılıç kan içinde ağlar kınında
Kerbela’da kesik başlar merhaba
Hür şehittir insanlığın kurbanı
Sağ kolunda durmaz akıyor kanı
İmam Hüseyin ister nişanı
Hak Muhammed Ali Üçler Merhaba
Ehl-i Beyt bir su deyi sızılar
Anada süt arar emlik kuzular
Altı aylık askar noldu gaziler
Penci Ali-aba beşler merhaba
Celal Abbas kendini Fırat’a attı
Zalimler görünce hep hûcüm etti
Kolları kesildi kırbayı tuttu
Alkana boyanan dişler merhaba
Saçın yoldu Ali Ekber Leylası
Yakıldı Kasımın kandan kınası
Sırrıya ağlar şehit anası
Muradın almayan eşler merhaba
Altı Alioğlu atmış altı can
Yetmiş üçün biri Hamza pehlivan
Yürüdü Hüseyin açıldı meydan
Zeynep’in gözünde yaşlar merhaba
Yetmiş üçtür Kerbela’nın kurbanı
Zeynel kan ağladı gezdi cihanı
Murtaza Şirin’in canı cananı
Kesik başlar kalem kaşlar merhaba

İnsanları onulmaz dertlere salan Kerbela hadisesini Şirin Hz. Muhammed’e şikâyet eder:

Torunu Hasan’a zehir verdiler
Hüseyin’i Kerbelaya sürdüler
İmamlar yoluna tuzak kurdular
Çölleri suladı kanım Muhammed

Torunlarına karşı büyük muhabbet besleyen Hz. Muhammed’in şu sözü Ya’la İbn-u Mürre’den rivayettir:“Hüseyin bendendir ben de Hüseyin’denim, Allah Hüseyin’i sever, Hüseyin esbattan biridir.”(Canan,12: 312).

Diğer kesim ise şöyle diyor:

Şura-23 ayetinin doğru yorumu şöyledir:

Şura/ 23. “İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: “Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiç bir ücret istemiyorum.” Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği arttırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir.”

Ahzap suresinde de ayetlerde konu Hz. Peygamber’in eşleri olduğu için ehl-i beyt ile doğrudan doğruya “Hz. Peygamber’in eşleri” kastediliyor. Ortada henüz ne Hasan ne Hüseyin, ne de oniki imam vs. yoktur.
Demek ki aslında ehl-i beyt Hz. Peygamber’in (s.a.v) eşleridir.

Şur’a-23 ayetinin yorumundaki ayrılıklar sünnilerle şiilerin ehlibeyt’e bakışlarındaki farkı ortaya koyar.
Bir rivayette, ayet nazil olunca Hz. Peygambere “ya Rasulallah, sevmemiz vacip olan yakınların kimlerdir?” diye sorulmuş, Hz. Peygamber, “Ali, Fatıma ve oğulları” cevabını vermiş.

İbn-i Abbasa bu ayetten sorulur. Daha cevap vermeden, orada bulunanlardan Said b. Cübeyr, “Al-i Muhammed” deyince, İbn-i Abbas “acele ettin, der. Çünkü Kureyşin hiçbir ailesi yoktur ki Hz. Peygamberin onlara akrabalık bağı olmasın. Ayetin manası “hiç olmazsa yakınlık hakkını gözetin” demektir.”

İbnu Kesir, ayetin yorumunda şu manaya dikkat çeker: “Bana yardım etmiyorsanız, hiç olmazsa aramızda olan akrabalık sebebiyle eziyet etmeyin.”
İbni Kesir’in kendi yorumu da ilginçtir:
“Ayetten muradın “Hz. Ali, Fatıma ve oğullarıdır” şeklindeki rivayet senet olarak zayıftır. Ayrıca, sure Mekki surelerdendir. Mekkede ise Hz. Fatımanın çocukları yoktu. Hz. Ali ile evlilikleri hicretin ikinci yılında Bedir Savaşı sonrası olmuştur. Ancak bu rivayeti kabul etmemek, Al-i Muhammed’e sevgi beslememek anlamında değildir. Çünkü onlar temiz bir zürriyetten, fahr, hasep ve nesep noktasında yeryüzündeki en şerefli evden gelmişlerdir.”

Ehlibeyt konusunda hadislerin çokluğu ve kavramın sahiplenilmesi nedeniyle Şii ve Aleviler üstün durumda görünür. Çünkü onların kabulünde ehlibeyt kapsamına Ali, Fatıma ve oğulları Hasan ile Hüseyin girer. Bunların da sürekli dilde tutulması, övgüler dizilmesi, şiirlere, ağıtlara konu olması için Şiiler ve Aleviler için bir engel yoktur. Nitekim ehlibeyt olarak nitelendirilen bu ailenin mağdur ve mazlum olarak görülmesi nedeniyle bu sahiplenme tutmuştur.

Sünnilerin ise ehlibeyti peygamberin hanımları olarak tanımlaması, bu kavrama sahiplenememe durumu doğurmuştur. Çünkü ehlibeyt’in içine peygamberin tüm eşleri gireceğinden, bu konuyu sürekli dillerinde dolamaları demek, peygamberin tüm eşlerini ifşaa etmek demektir ki bu ise kaçınılan bir durumdur. Ehlisünnette peygamber eşlerinin çokluğu rahatsızlık duyulan bir konudur.
15-20 civarında eşi bahis konusu yapmak ve şiiler, Aleviler gibi ehlibeyt diye onların isimlerini zikretmek önlerinde bir engeldir ve peygamberin eş sayısını bilmeyen halkta şüphe oluşturup, imanlarını zedeleyebilir.

Peygamberin ehlibeyti müslüman olmak zorunda mıdır?
Müslüman olmayan, müslümanın dostu, kardeşi sayılamayacağı için ehlibeyt kapsamına girmez mi? “Girmez” yanıtı sanki mantıklı gibi duruyorsa da yanlıştır. Bir insanın ailesi hangi fertlerden oluşuyorsa odur. İnancı, fikri ne olursa olsun.
Dolayısıyla Muhammed’in annesi, babası ehlibeytten sayılmayacak mıdır?
Muhammed yetim büyüdüğü için ve annesini-babasını bilmediği için ehlibeytten sayılmayabilir.
Peki ya kendisine yıllarca babalık yapmış olan Ebu Talib? Ölene kadar Muhammed’in koruyucusu ve yardımcısı olmuş ama ona inanmamış bir putperest. Ali, ne kadar ehlibeytten sayılmayı hakediyorsa, Ebu Talib de o kadar ehlibeytten sayılır bana göre.
Diğer amcası Ebu Leheb’in sayılması mümkün değildir. İnancından ve karşıtlığından değil, Muhammed’e Ebu Talib kadar bir yakınlığı söz konusu olmadığından.

Kur’an’da ehlibeyt sadece Ahzap-33’de geçer.

Ey Ehl-i Beyt; Allah sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

Burada çelakıl’lar gibi bir mucizeden bahsetmek doğru değildir.
“33 cennet yaşıdır ve kutsaldır. Ahzap suresi 33.suredir. Ehlibeyt 33.surenin 33. ayetinde geçer ve ehlibeyt 33 kişiden oluşur.” demek mümkün değildir.
Ehlibeytin sayısı 33 olmasa da o civardadır. Şimdi ispata geçelim:

Ahzap suresinin 33.ayetinden öncesini incelersek konunun 28. ayette başladığını görürüz.

28. Ey Peygamber, hanımlarına de ki: “Eğer dünya hayatını ve onun ziynetini istiyorsanız, gelin, boşanma bedellerinizi verip sizi güzellikle boşayayım.

29. “Yok eğer Allah’ı, resulünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah sizin güzel düşünüp güzel hareket edenlerinize büyük bir ödül hazırlamıştır.

30. Ey peygamber kadınları, sizden kim apaçık bir edepsizlik yaparsa, onun azabı iki kat olacaktır. Bu, Allah için çok kolaydır.

31. Sizden kim, Allah’a ve resulüne itaat eder, iyilik yaparsa, ona da ücretini iki kat olarak veririz. Kendisi için bol ve bereketli bir rızık da hazırlamışızdır.

32. Ey Peygamberin hanımları! Siz herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah’tan sakınıyorsanız cilveli bir eda ile konuşmayın, yoksa, kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder; daima ciddi ve ağırbaşlı söz söyleyin.

33. Evlerinizde sessizce oturun, eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

34. Oturun da evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti anın. Şüphe yok ki Allah lütuf sahibidir ve her şeyden haberdardır.

Şimdi Ehlibeyt’den kastedilenin kimler olduğuna karar verebilirsiniz. Herşey apaçık ortada.
Şiilerin, Alevilerin dediği gibi Ali, Fatıma, hasan, Hüseyin midir ehlibeyt?
Yoksa peygamber hanımları başta olmak üzere daha geniş bir muhteviyat mı içerir?

Serdar Kaangil

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

6 Responses to BİR KUTSAL AİLE: EHLİBEYT

  1. alihan birinciol dedi ki:

    çok işime yaradı sağal bunu kim yazdıysa proje ödevimden kurtuldum .Ama bayada bi çokmuş yszı hepsini yazmivedim bende

  2. alihan birinciol dedi ki:

    yaz yaz bitmedi valla hi tam 6.35 saatte yazdımmmmmm………………………………………………………………………………….???*??*??????????????????????????????????)(::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::………………..:::::::::::::::::::::::::::::::::::::…………………….::::::::::::::::::::::::::::::::::::…………………………….::::::::::::::::::::::::::::::::………………:.:.:.:.:.:.:

  3. tilmiz dedi ki:

    Hayret Serhat kaangil. Öteki yazılarında Kur’nın sahihliğine demediğini bırakmamışsın. Burda ise booolca ayetlerden iktibas etmişsin. Seni tilki seni. Madem Kur’an (haşa) uydurmaydı bunca ayet de ne oluyor. Hem kim demiş bunca olay yaşanmış. Siz delillere bakmazsınız, bunlar umrunuzda da değil. Egon o kadar şişmiş ki, İlahi hakikatlere karşı boyun eğemiyorsun. Amma işine gelince de bolca malzeme yapıyorsun. Seni İlahi adalete havale ediyorum.

  4. MaMaLi dedi ki:

    Tılmiz,havaleyi,hangi postaneden yapıyorsun yazmamışsın)))kara cahil!!!

  5. kazım bayat dedi ki:

    kolay gelsin canlar bu tartışmalar aslında doğruları öğrenmek için olursa insanı geliştirir. böyle olması için ise kaynaklara dayalı bir tartışma olmalıdır

    • Fatih çınar dedi ki:

      Ey Serdar kaangil beyefendi … Bu yorumu yapmadan önce arapçayı iyi bilmeni tavsiye ederim, bu sayede insanları yanlış yönlendirmemiş ve bilgilendirmemiş olursun. Ayette geçen”ankamur ricse” tabiri hem erkek hem kadını içine alan, aileyi temsil eder. Ayetin öncesi, peygamber hanımlarına yöneliktir doğru, ama 33. Ayette hem erkek hem kadını içine alan, ankamurricse tabiri kullanılmıştır. Ayrıca al i imran suresindeki şahısların ali Fatma Hasan Hüseyin olduğuna dair, tüm ehli sünnet kaynakları ittifakla rivayet ederken, çok konuşmayalım bence.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s