ASHABIN EVLİLİK ÇILGINLIKLARI

ashab
Hep okuruz, Ashab-ı Kiram’ın örnek hayatı vs. diye.
Gerçekten örnek olmuşlar mıdır?
Yoksa birbirlerinin kızlarını alarak bir saadet zinciri mi kurmaya çalışmışlardır?
Forumlarda peygamberin eşlerini, cariyelerini bol bol okuduk. Nerdeyse artık ezbere sayacağız adlarını. Zamanında ise Hatice anamız, Ayşe anamız diye yutturulurdu hepimize. Sanırdık ki 2 eşi var. Biri ölünce öbürünü almış diye bilirdik. Meğer neymiş Muhammed Hazretleri..
Hala öyle biliyor çok büyük çoğunluk. Hadi farzedelim ki peygamber koruma için, şefkat için, onore etmek için, siyasi vs. nedenlerle böyle çok evlendi. Peki ama diğerlerine ne oluyor?Halife Ömer peygamberin kızının kızını nikahlayarak, hem de 60 yaşında ve 12-13 yaşında bir kızı alarak herhalde peygamber sünnetini yerine getirmiş oluyordu.
Ebebekir’in kızı Muhammed’e, Muhammed’in kızı Osman’a, Ömer’in kızı Muhammed’e, Muhammed’in kızı Ali’ye, Ali’nin kızı Ömer’e vs. vs. tam bir cümbüş.“Ömer adaleti” diye adaleti simgeleştirmiş olan müslümanlar, bu adalet anlayışlarının içinde bu konuyu da kıstas olarak alıyorlar mı acaba? Eminim büyük çoğunluk bilmiyordur.
Bence bu işin içinde başka iş var. Ne olabilir?
Bir insan böyle hassas bir konuda kendini alçaltmaz.
Hele de topluma önder olan, topluma örnek olması gereken insanlar, bir dini temsil eden, dinin başında olanlar böyle toplumun nefretini kazanacakları bir konuda nasıl zaaf içinde olabilirler?
Bu davranışları, küçük kızlara meyilleri Allah’tan mı? Yoksa şeytandan mı?
Ya da nefislerinden mi?
Yoksa peygamberle akraba olmuş olmak için mi?
Cesaretiyle, yiğitliğiyle tanınan Ali nasıl olur da kızını Ömer’e verir?
Bu evlilik Fatma oldükten yıllar sonra gerçekleşiyor. Bu arada Ali kimlerle evlenmiş acaba?
Sanki birisinden cesaret alıp hepsi aynı yolda devam etmiş.
Osman’ın peygamberin 2 kızıyla birden evlenmesi nasıl izah edilebilir?

Biz bunları yazarken ve sorarken müslüman arkadaşlar gücenecek, rencide olacak diye sıkılırken bu işleri yapanlarda hiç sıkılmak yok muydu?
Hiç mi düşünmediler geleceğin müslümanları bizim bu çılgınlığımıza ne diyecek, bunları nasıl izah edecek diye?

Arif Tekin’den:
Kısa tutmak için bir kısmını atlıyorum:
ÖMER KIZCAĞIZIN ETEK ALTINA BAKIYOR:Şimdi yeniden Ali’nin kızı Ümmü Gülsüm’e dönelim: Az önce izahına çalıştığım gibi, Ömer bu kızla evlendiği zaman kızcağız ancak 9–10 yaş civarındaydı. Ömer ise, yaklaşık olarak altmış 60 yaşlarında.Peki, Hz. Ali nasıl oldu da bu yaştaki çocuğunu Ömer’e verdi?
Olay şöyle gelişiyor: Ömer bir gün Ali’ye, “Kızın Ümmü Gülsüm’ü bana ver ki, Muhammed’le olan akrabalığım daha da pekişsin diyor”Önce Ali “Kızım hem küçüktür, hem de büyüyünce onu ağabeyim Cafer’in çocuklarından birine vermeyi düşünüyorum” diyerek kabul etmiyor.

Ancak Ali sonunda bir yolu bulunarak bu evliliğe ikna ediliyor. Bunun nasıl olduğu konusunda değişik görüşler olmakla birlikte en akla yakın olanı Ömer’in Halife olarak elindeki gücü kullandığıdır. Güvenilir bazı İslami kaynaklar, Ömer halife olduğu için Ali’yi tehdit ettiğini, bunun sonucu olarak Ali’nin buna rıza göstermek zorunda kaldığını yazıyorlar.
Bana göre en mantıklı olanı da budur.

Benzer yorumlar üzerinde durmadan sadece İslam’a göre sağlam diye bilinen kaynaklara bakarak bu olayı aydınlatmak mümkündür. Elimizin altında var olan bu bilgiler, konunun aydınlatılması için yeterli.

Olaya ilişkin İslami kaynaklarda var olan bilgileri kısaca özetleyelim: Ömer Ali’yi ikna edince sıra Ömer’in kızı görmesine gelir. Ali kendisine, “O zaman ben sana kızı bir aba ile birlikte göndereyim; güya sana o abayı hediye ediyorum. Şayet kızı beğenirsen ona, ‘Aba güzeldir, beğendim’ de, ben de onu sana nikâhladım” diyor. Yani, burada kıza bir oyun oynanıyor.

Kız Ömer‘in yanına varınca, Ömer hiç abaya bakmadan direkt olarak kızın fistanını kaldırıp etek altına bakıyor. Onun bu davranışına karşı kız kendisine, “Eğer sen halife olmasaydın burnunu kırardım” diyor ve dönüp eve gelince babası Ali’ye, “Baba sen beni ne kötü bir adama gönderdin! O hiç abaya bakmıyordu; sadece bana bakıyordu ve fistanımı kaldırdı” diye anlatıyor. Ali ise buna karşı kendi kızına, “ Kızım, ben seni onunla nikâhladım, o artık senin eşindir” diyor ve böylece bu zavallı çocuk o andan itibaren Ömer’in hanımı oluyor.

Çoğu kaynaklarda “Kız henüz ergenlik çağına gelmemişti” ifadesi de var. Zaten aşağıdaki kaynakların çoğunda bu ifade vardır. Bu fistan kaldırma, bu senaryo çok vahşi bir olay olduğu için, okuyucunun kafasında şüphe kalmasın diye İslam tarihinde kabul görmüş bir sürü kaynak aşağıya alıyorum.

Ayrıca bu evlilik sonucu Ömer’le Ümmü Gülsüm’den Zeyd ve Rukiye adlarında iki çocuk dünyaya geldiğini, aşağıdaki kaynakların tümü yazıyor. İşte cahil halkın bilmediği ve adaleti ve kendisine ’Adaletin kılıcı’ dedikleri Ömer böyle bir Ömer’dir işte. Bu, onun halk nezdinde bilinmeyen yönlerinden küçük bir vahşet örneğidir. Çünkü inananların bilmediği buna benzer daha nice vahşet örnekleriyle, dosyaları doludur.

Kaynaklar:

TDV. İslam Ansiklopedisi,12/219;
İbni’l Cevzi, Sıfat-i Safve, 1/152;
Askalani, İsabe, no:5740,11583, Tehzib-i Tehzib, no:2860-12/468;
İbni Abdi’l Berr, İstiab no: 1878, 4057;
Halebi, İnsanü’l Uyun, 3/367;
Zehebi, Sireti Alam..,2/119;
Ali Nasıf, “Tac” Fedail kısmı, dipnotta, 3/378
İbni Sad, Tabakat, no: 6420.
Kandehlevi, Hayat-i Sahabe, Ahmet Meylani terc. 3/319 ve devamı Kenz.., 8/291’den alıntı.
Zehebi, “Tarihi İslam” 2/254 Müaviye bölümünde, Sireti Alami Nübela, 2/500-502, el-İber, 1/16.
Prof. İ. Canan, Kütüb-i sitte, 15/527
Askalani, İsabe, no:12233
İbni Beşkeval, Gavamıd.., 2/787..
İbni Abdi’l Berr, no:4204;
İbni Esir, Üsd, no:7578 8-
ibni İshak, terc. Sezai Özel, 311-12 9-
Ömer Rıda Kehhale, Alami Nisa, 4/255
Halit A. Rahman, Mevsuatu Uzemain Havle’r-Resul, 3/2170
Muhibbüddin Taberi, Riyadü’n-Nadre, 2/80… ve Semti Semin, 133
Diyarbekiri, Tarih’ül Hamis, 2/251- 2/284..
İbni Küteybe, el-Maarif, 58..
Buhari, megazi, 22;
Yakubi, 2/40;
Salihi, Ezvaci Nebi, 214;
İbni Esir, el-Kamil, 2/537, 3/54, 3/206;
Ali-Naci Tantavi, 363.
İbni’l Cevzi, Sıfat-i Safve, 1/142,162,2/5, el- Mücteba.., 97;
Semhudi, el-Musannaf..no.10354; Şevkani, Derrü’s-sahabe, 549;
Taberani, Mucemi Kebir, 9/173 Ehli Beyt bölümü;
Taberi Tarihi, 5/19,6/69;
İbni Sad, Tabakat, no; 4620;
Zehebi, Tecrid-i Esma, no:4049;
Endülüsi, Ikdü’l Ferid, 4/365, 6/89..;
İbni Asakir, Tarihi Medineti Dımaşk, 3/179;
İbni Habib, Muhabber, 53,56,101, 399,437…;
Hindi, Kenz. no: 37586 ..;
Hakim Müstedrek, 4/142;
Mahmut Halebi, 125;
Halil Cuma, Nisaü Ehli’l Beyt,659;
M.Sait Mübeyyed, Mevsuat, 188-91;
Beyhaki, Delail-i Nübüve, 7/283;
Hafız Temimi, Kitabü’s-Sükat,2/216 vs

Halife Ömer’in, kızı karşılığında Ali’ye 40.000 dirhem ödediği söylenir:

Muhammed İbn İsahk’ın beyanına göre, halife Ömer b. Hattab, Hz. Ali’den Hz. Muhammed’in kızı Fatıma’dan olma kızı Ümmü Gülsüm’ü istemiş; Hz. Ali’de kızını ona vermiştir. Ömer b. Hattab, bu evlilik için 40 bin dirhem başlık ödemiştir. Ümmü Gülsüm’den Zeyd ve Rükiyya adlarında iki çocuğa sahip olmuştur. Kaynak: Muhammed İbn İsahk (M. 704-769) Siyer, sa.311-312 A.Y.

Halife Ömer’in 7 eşi ve 2 cariyesi olduğu rivayet edilir.

Şunu bir hakikat olarak söylemek lazımdır ki, mevcut ve mevsuk en eski kaynaklara göre, halife Ömer b. Hattab, müslüman olmadan önce Zeynep, Müleyke ve Kureybe adındaki hanımlarla evlenmiştir. Müslüman olduktan sonra Ümmü Hakime, Cemile, Ümmü Gülsüm ve Atike adındaki hanımlarla evlenmiştir. Ayrıca Bahiyye ve Fekihe adında iki caryesi de vardı.

Kaynak: Taberi (M.839-923) Tarih-i Taberi, c.3, sa.135-137 E.O.Y. İbnü’l-Esir (M.1160-1234) El-Kamil, c.3, sa.59-60 B.Y.

İbnü’l-Esir, Taberi’ye itifak ederek aynı malumatı verir.

Müslümanlar Ali’nin sadece Fatma ile evli olduğunu sanırlar, hatta Aleviler bile.
Çünkü genelde torunları Hasan ve Hüseyin’den bahsedilir.
Ama durum öyle değildir.

Taberi’nin beyanına göre, Hz. Ali şehit olduğu gün 14 erkek çocuğu ve 17 tane de kız çocuğu hayatta idi. Hz. Ali’nin nesli, Hasan, Hüseyin, Muhammed b. Hanefiyye, Abbas ve Ömer adlı oğullarından yürümüştür.

Kaynak: Taberi (M.839-923) Tarih-i Taberi, c.3, sa.217-219 E.O.Y. İbnü’l-Esir (M.1160-1234) El-Kamil, c.3, sa.404-405 B.Y. İslam ansiklopedisi, Leyden tabı, ma.Ali M.E.B.Y.

Muhammed hazretleri sağlığında Ali’nin evlilik isteklerini reddetmiş, Fatma sağken başka kadınlar almasına engel olmuştu.

Misver b. Mahreme’dan rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir:
Hz. Muhammed’in minber üzerinde şöyle buyurduğunu işittim:
“Hişam b. Muğire oğulları, kızlarını Ali b. Ebü Talib’e nikahlamak hususunda benden müsaade istediler. Müsaade etmem, gene müsaade etmem, gene müsaade etmem, Ancak Ebü Talib’in oğlu (Ali), benim kızımı boşayıp onların kızıyla evlenmek isterse o başka! Çünkü Fatima benden bir parçadır. Onu kuşkulandıran beni de kuşkulandırır ve onu üzen de üzer.”

Kaynak: Sünen-i Tirmizi, hadis No: 4121,Y.E.Y.

“Ali, bu kadar çocuğu kimden yapmış?” diye sorarsanız, tabi ki sadece Fatma’dan değil.
Bu 14 erkek, 17 kız ise sağ kalanlar. Küçük yaşta ölenler dahil değil.
Ali’nin eş sayısının 10’dan fazla olduğu tahmin ediliyor.
Bilinen eşlerinin isimleri şöyle rivayet ediliyor:

1. Fatma 2. Ummu’l-Benin binti Haram el-Kellabiye 3. Leyla binti Mesud 4. Esma binti Umeys
5. Sahba 6. Umame 7. Havle binti Cafer 8. Ümmü Said 9. Mahabba

Bu sayıya bakıp da çok görmeyin.
Hiçbiri eş sayısında Muhammed hazretlerine yetişememiştir ama torunu Hasan hariç.
Hasan dudak uçurtacak sayıda eşe ve cariyeye sahiptir.
Eş sayısının 100, cariye sayısının 200-300 civarında olduğu rivayet edilir.
Alır alır boşarmış. Tam keyfi bir durum.
Sürekli alıp boşaması yüzünden çok boşayan anlamında Mıtlak ismiyle anılır olmuş.
Hasan’ın peygamber dedesine çektiği söylenir.
Bu çok boşaması nedeniyle babası Ali’nin şöyle söylediği rivayet edilir:

“Kufeliler, Hasan’ı evlendirmeyin, (ona kız vermeyin) Çünkü o çok boşayan bir adamdır. (racülün mıtlak)” Bunun üzerine Hemedanlı birisi şöyle demişti: “Mutlaka onu evlendireceğiz. O razı olduğunu (nikâhında) tutar, razı olmadığını boşar.”
Heytemi, s. 136- 137. (İbn-i Sad’ın Tabakat’ından) ; Ebul- Fida, İsmail b Ömer, el-Bidaye, I- XIV, Mısır ty, VIII, 38; Yakubi, Ahmed b. Ebi Yakub, Tarihu’l- Ya’kubi, I-II, Daru’s- Sadır, Beyrut 1960, II, 228.

Bu sayıların abartılı olduğu, 13 eşi, 23 çocuğu olduğunu öne sürenler de vardır.

Ashabın cariyelerinin yanısıra çok sayıda eş sahibi olmalarının nedeni acaba Kur’an’daki Nisa-3 ayeti olabilir mi?
Bu ayet hep şöyle anlaşılmıştır:
“Dört kadınla evlilik yapabilirsiniz ama sizin için doğru olan tek kadınla evliliktir.”
Acaba öyle mi?

Bakalım ayet tam olarak ne diyor:

Nisa-3. Ve eğer yetimler konusunda adalete riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, o taktirde hoşunuza giden kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın.
Fakat, eğer adaletle davranamayacağınızdan korkarsanız o zaman bir tane ile veya elinizin altındaki sahip olduklarınızla yetinin.
İşte bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.

Yetimler konusunda adalete riayet edememekten korkulmazsa ne olacak:
O zaman istenildiği kadar kadın alınılabilir. 10, 15, 20 hatta isterse daha fazla.
Çünkü müfessirlere göre; bu ayetten önce insanlar çok sayıda kadınla evlenirlermiş ve aynı zamanda yetim malı yerlermiş. Ayet yetim malı yemekten korkanlar için bir çözümmüş.
Yine deniyor ki çok sayıda kadına adaletli davranamamaktan korkuyorsanız, tek kadınla evlenin.

Şimdi mümkün mü hiç erkeklik havası atan ve hatta bunu şeref meselesi yapanların “adaletli davranamam” diye çekinmesi?
Ayet korkak, pısırık ve de kılıbık erkekler için geçerli. Taş fırın erkekleri için değil.
Kendine güvenen erkek yetimlerin adaletine riayet edeceğini düşünür ve kadın sayısını 4’le sınırlandırmaz ve 8-10-15 kadının üstesinden gelir. 🙂

Serdar Kaangil

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

60 Responses to ASHABIN EVLİLİK ÇILGINLIKLARI

  1. Geri bildirim: Ashabın Evlilik Çılgınlıkları | Ateist Cevap

  2. Bahadır Aydın dedi ki:

    Bu yazdıklarınızdan dolayı sizi Yüce Allah’a havale ediyorum. Yüce Allah (C.C.) sizi bildiği gibi yapsın.

  3. fatma çelik dedi ki:

    ömerin ümmü gülsümle evliliği diye bir olay yoktur. aslında fatımanın kızı diye satılan ümmü gülsümün varlığı bile meçhuldür. fatımanın aslında 3 çocupu vardır. hasan hüseyin muhassin. muhassin ve ya muhsin bebekken ölmüştür.

  4. kews dedi ki:

    birşey bildiğini zanneden fakat hiç birşeyden haberi olmayan zavallının tekisin Allah ıslah etsin ne diyelim.

  5. Bir Dost dedi ki:

    “Hz. Ömer’in Ümmü Gülsüm ile evliliği yoktur.” diyenlere ithafen…

    Hz. Ömer’in Ümmü Gülsüm ile evlenmesi konusunda anlatılanlar doğru mudur?

    Soru

    Hayatüs sahabe 3. ciltte Hz. Ömer’in, Hz. Alinin kızı Ümmü Gülsüm ile evlenmek istediği ve Hz. Ali’nin kızını Hz. Ömere gönderdiği, Hz. Ömer’in kızın eteğini kaldırp baktığı yazılıyor. Bu hareket Hz. Ömer gibi büyük bir sahabinin yapacağı bir harekete benzemiyor, acaba bu hadisenin aslı, kaynağı nedir?

    “Cevap

    Değerli kardeşimiz;

    Hz. Ömer’in, Ehl-i Beyt’le Akrabalık Arzusu ve Hz. Ali’nin Kızı Ümmü Gülsüm’le Evliliği:

    Hz. Ömer’in hayatındaki bu olay onun Ehl-i Beyt sevgisini gösterir. Hz. Ömer (r.a.) halifeyken, bir gün, Hz. Ali’den, kızı Ümmü Gülsüm’ü istedi. Hz. Ali, 0 küçüktür” dedi.

    Bunun üzerine Ömer (r.a.), Hayır. Vallahi, bu bir şey değil; fakat sen beni engellemek istiyorsun” diye konuştu, Eğer gerçekten dediğin gibi (çocuk/sabî) ise onu bana gönder” diye ekledi.1

    Aslında, Resûlullah’ın vefatından önce dünyaya gelen Ümmü Gülsüm, gerçekten küçüktü.2 Hattâ, bir rivayette, kendisinden, “O, o zaman bir kız çocuğu idi” diye söz edilir. Hattâ, Mescid-i Nebevî’de sonucu bekleyen Hz. Ömer’e yanındakiler, “Ey Mü’minlerin Emîri! Ondan ne istiyorsun? O küçük bir kız çocuğudur” demişlerdi.

    Ümmü Gülsüm’ün küçüklüğü bir yana, Hz. Ali onu, Tebük’te şehid olan kardeşi Câfer-i Tayyar’in öksüz oğluna vermek istiyordu.

    Hz. Ali, evine geldi. Ümmü Gülsüm’ün eline bir hülle (elbise) verip, “Bunu Emîru’l-Mü’minîn’e götür, ona şöyle de: ‘Babam sana, bu elbiseyi nasıl buluyorsun, diyor de” diye onu gönderdi. Çocuk yaşta olan Ümmü Gülsüm, hiçbir şeyin farkında değildi. Elbiseyi Hz. Ömer’e getirerek babasının dediklerini tekrarladı. “Bunun üzerine onun izarından (ön kolundan) tutunca, Ümmü Gülsüm kolunu çekti.”3

    Ümmü Gülsüm, Ömer’e kızmıştı. Hz. Ömer ise, “iffetli ve şerefli birisi” dedikten sonra, “Git, ona (babana) şöyle de: O ne güzel ve ne cemâllidir. Vallahi o, senin dediğin gibi değildir.”

    Bunun üzerine Hz. Ali, onu Ömer’e (r.a.) nikahladı. Konu hakkında birbirine benzer farklı rivayetler de vardır. Zehebî’ye göre, Hz. Ömer, Ümmü Gülsüm’le H. 17. Yıl’da evlenmiştir.4

    Dipnotlar:

    1- Tarihül Hamis, II, 284; Zehairul Ukba, s. 168
    2- Zehairül-Ukba, s. 169; el-Hulafaur-Raşidun, s.68. Bu evlilik H. 17. Yıl’da olmuştur.
    3- Fe aheze Umeru biziraiha fec-tezebetha minhu; Zehairul Ukba, s. 168; Tarihul Hamis, II, 284.
    4- Konuyu bütün rivayetlerle ele almak ve tartışmak sözü uzatacağı için diğer rivayetleri almıyoruz. Geniş bilgi için bkz. Tarihül Hamis, II, 284; Zehairul Ukba, s. 148-170; el-Hulafaur-Raşidin, s. 68.”

    Kaynak: http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/5610/hz-omer-in-ummu-gulsum-ile-evlenmesi-konusunda-anlatilanlar-dogru-mudur.html

    • Temmuz dedi ki:

      Bir dost;
      Ömer’in Ümmü Gülsüm’le evliliği Ehli Beyt sevgisi yüzünden diyerek olayı açıklamak
      ve bunu geçerli bir mazeret olarak görmek nasıl bir mantıktır. Ben 50 yaşındayım. Bir
      yakınıma gitsem ve desem ki sırf sizi çok ama çok sevdiğim için 13 yaşındaki kızınızla evlenip akrabanız olmak istiyorum. Ne cevap alırım acaba. Yada biri size bu şekilde gelse ne dersiniz merak ediyorum.

      • mart dedi ki:

        Islam olmadiginiz icin bu mefhumlari bilmezsiniz.Yazik size ki 50 yaşında cehalet ve taassub dolusunuz. Öyle zannediyorum ki siz verecekleri cevab “evet” dir. Çünkü sizin ensest iliskiyi onaylayan bir aileye sahib olduğunuzu düşünüyorum.

  6. mustafa çelik dedi ki:

    herşey birtarafa 60 yaşında evlenen Ebu bekr, ümmü güldümden 2 çocugu oluyor ve evlendiginde kız 9-13 arası deniyor. Ebu bekr (d. 573 – ö. 23 Ağustos 634) öldügünde 61 yaşında ise nasıl oluyor , 9-13 yaşında 2 çocuk nasıl dogurur, en önemlisi 1 yılda ikiz olmayan 2 çocuk nasıl dogar.

  7. TEBLİĞCİ dedi ki:

    1500 yıl sonra bile hala cahiliye devrini yaşıyoruz..
    Biz Türkler böyle değildik ama savaşta yenildik..
    Arap isimleri koydular çocuklarımıza..
    unutturdular neslimizi atamızı..
    Türlüğümüzü unutturdular..
    Onurlu bir Milletken..Bir arabı allahla aramızda elçidir diye kandırdılar bizi..

    Muhammedin karısı 40 yaşında…
    Diyelimki Ali Muhammed le haticenin ilk kızıyla evlendi..yaşı 13 olsun..2 yıl hamilelik vs…
    O devirde 40 yaş şimdiki 70 yaş kadar yıpratıcı ama yinede muhammedden diyelim..
    etti 55 yaş..

    Yani ali muhammedin damadı olarak muhammedin kızıyla 13 yaşında evlense..
    2 yıl hamilelik vesayire desen hesap doğru..10 yaşında ümmü gülsüm..
    60 yaşında ömer…
    eh yine de Ebu bekirin kızı Aişe ile muhammedin evlendiğinden büyükmüş yaşı..
    neden şaşırılıyorki..
    Gerçekleri öğrenip düşünmemek sorgulamamkla elinize ne geçiyor…
    Ulusumuz hala Arap esareti altında yaşasın..
    Türk çocuklarına Arap ismi koyulmaya devam edilsin..

    Hatta İrandaki gibi kızlarımızın ergenlik ve evlenme yaşı 9 a indirilsin bumu isteğiniz..

  8. Emre Koc dedi ki:

    butun bunlar tarihi gerçek…o ömerki fatımanın katili

    • Zehra dedi ki:

      bu olay olduğu sürede hz ömerin müslüman olmadığını bilmiyorsunuz sanırım. müslüman olduğunda hz muhammede yağtığı yardımlar hakkında bir fikriniz var mı ?

      • Temmuz dedi ki:

        Zehra Hanım,
        Çok mantıklı ve bilgi içerikli bir not düşmüşsünüz.Sizin kadar olmasa da;
        aynı bilgelik ve mantıkla cevap vereyim:Dam üstünde saksağan, vur beline
        kazmayı.

    • arife tangur dedi ki:

      sizin hepinizi allah ıslah etsin o yüce insanlardan nasılda arkadaşınızdan bahseder gibi bahsediyosunuz oki muhammet mustafa s.a.v.biraz edepli konuşun bugün yaşıyosanız peygamberimizin ve o yüce sahabelerin savaşlarda korkmadan yaptığı mücadeleyle akan şehit kanlarıyla allahtan korkun ve saygılı konuşun

      • ROACH dedi ki:

        yüce olan rab dır

      • Allah(bb) dedi ki:

        1500 sene once yapilan arap savaslariyla bizim yasamamizin ne alakasi var lan kus beyinli…

  9. tuncer bey dedi ki:

    “Hep okuruz, Ashab-ı Kiram’ın örnek hayatı vs. diye.
    Gerçekten örnek olmuşlar mıdır?
    Yoksa birbirlerinin kızlarını alarak bir saadet zinciri mi kurmaya çalışmışlardır?”
    diye başlamışsın ki bu senin islam düşmanlığından dolayı basiretinin bağlandığını,
    vicdanının pörsüdüğünü, tarih bilginin saplantılarınla sınırlı olduğunu, cahillliğini ve şeytana kendini bedava sattığını gösterir. halbuki şeytan bile peygamberimize inanır ashabı kiramı tanır ve Allah’tan korkardı. sen şeytanı geçmişin. Tevbe edip aklını başına alırsan kendini kurtarırsın yoksa inanmasan bile Allahın huzuruna çıkacak ve belanı bulacaksın yardımına şeytan bile gelemeyecek kendi derdinden. allah hidayet versin..

    • onbasi dedi ki:

      sorgulayan insanlar için hidayet dileyeceğinize onlar gibi belge getirin söylediklerinizi kanıtlayın burada yazılanların altında islami kaynaklar var gidip o kaynakları araştırın mesela çok zor değil, ama inanç sorgulamamaktır zaten değil mi? inanç bilmeden her şeyi kabul etmektir.

      • mart dedi ki:

        Onbasi nickli,
        Sorgulayan insana saygimiz var,mufteriye degil.sanki cok okumussundan konusuyon.

        Bakin bende belgelerle konusuyorum.

        “Ben malım”

        Kaynaklar:
        1-Onbasi,panteidar nesriyat,hatiratim 223 sayfa,1993

  10. rose dedi ki:

    Allahım ”Kalbimizdeki Zümrüt Tepeye” ulaştır bizi.Bilmeyenlerimize bildir Kendini.En inançsızımız dahi gizliden de olsa inanma ihtiyacı içinde.

  11. Zehra dedi ki:

    birazcık daha araştırmacı olmanızı öneririm.
    şöyle açıklayayım: hz Muhammed, :Hz Ayşe ile evlendiğinde Hz Ayşen’nin 6-7 yaşlarına olduğu söylentisini biliyorsundur. bu kesinlikle yanlıştır.Arapçadaki söz sanatında 1-2-3-4-5-6-7-8-9 gibi yaşlar kullanıldığı biçime göe 11-12-13-14-15-16… olmaktadır. Hz Ayşe bu söz sanatını çok iyi bilirdi ve evlilik yaşını da bu şekilde söylemiştir.
    Peki sizce buradaki yanlış anlamanın aynısı Hz Ömer ve Hz Ümmü Gülsüm içinde geçerli olamaz mı ?
    Etek kaldırma meselesi ise tamamen uydurma. bu konuda, Hz Ömer Hz Ümmü Gülsümün sadece elbisesinin kolunu çekiştirmiştir. Hz Ümmü Gülsüm ise iffet sahibi bir kadın olduğundan, buna sinirlenmiş ve tepkisini dile getirmiştir. Bunun üzerine Hz Ömer, bu kıızn çocukluk bilincinin geride kaldığını söyler ve evlenirler.
    Evlenmelerinde ilişki geri plandadır zaten. Hz Ömerin isteği öbür dünyada peygamber ailesi yani ehli beytten olmak istemesidir. Evlilikten sonrada çok sevinmiştir. Ama Hz Ümmü gülsümle hemen ilişki yaşayıp yaşamadığı ile ilgili bilgim yok. Ama Hz Ömer kızını isterken Hz Aliye, şimdi küçük olsa da ilerde büyüyecektir demiştir.

    • kelesce_28@hotmail.com dedi ki:

      arastirmaniz ve verdiginiz örnek icin tskler

    • onbasi dedi ki:

      BUNLAR OLURKEN SENDE YANLARINDA MIYDIN?

      • musab güneş dedi ki:

        aksi olurken sen yanındamıydın ? İnsan olmanın münasebetiyle akla sahip olupda aklı vereni unutmak nasıl bi kafa yapısı şaşrmamak mümkün değil. Bazı şeyler vardır kesin suretle inanmak lazım bazı şeyler vardır tabiki sorgulanır.. O devir de sen bir Ömer olda öyle bi sevgiyle dolda sonra anlarsın belki Resullullahh sevgisini. Şefaatinden faydalanmak ne büyük şerf olurdu. Soyunu ona dayandırmak ne büyük mutluluk olurdu. Diyelimki sen O nun soyundan değilsin çok ta kötülük yaptın amma velakin bir şey oluyor ve ön saflarda yer alıyorsun. akraba oluyorsun.

        İnsanlar inanmayabilir. Farklı dine mensub olabilirler. Sen hiç bir hakiki Müslümanın başkasını kötülüyeci laf ettiğini duydunmu okudun mu. Şu şunun kızına sarkmış şununla evlenmiş. Yaptığı iyi şeyleri görmeyi bi beceremedik.Bunun vebali büyük olabilr. belki inanmıyorsun olabilir . Sonunda geleceğin yer belli. İnanmasan da belli. sen o bu şu farketmez hepinizi severim tanımadığınız biri sizin için güzel bir şey istiyorrsa vardır bundada bir hikmet. selametle. Tez zamanda hakikatı görmeniz dileğiyle.

      • toro dedi ki:

        Sayın musab güneş,
        Herkesin yaptığı şeyi yapıyorsunuz! Kendinizi savunmak için kendi kendinize argümanlar yaratıyor sonra onlara dayanarak birşeyleri ispat etmeye çabalıyorsunuz!

        Bana söylermisiniz ”hakiki Müslüman” ne demek? Bir müslümanın hakiki yada taklit müslüman olduğunu başka bir müslüman ya da başka biri nasıl anlar? Kimin elindedir bu hakiki müslümanmetre? Kim ölçer insanların müslümanlığının hakikiliğini? Bu ölçmeyi yapacak olanın kim olduğu sizin inancınızda belli değilmi? Hakikilik yani son noktada gerçeklik nerede belli olacak? Bueada mı, öteki tarafta mı? İnancınız öteki tarafta diyor! Peki siz öteki tarafta inancınızın yaratıcısı tarafından belirlenecek hakikilik yani gerçeklik olgusunu nasıl oluyorda bu dünyada insanların belirleyebileceği, öngörebileceği ya da olduğuna karar verebileceği bir şey olarak değerlendiriyorsunuz? Siz aranızda hakiki olanı tayin edebiliyorsanız mahşer meydanında yapılacak şey adet yerini bulsun tuluatımıdır? Öyle ya sizin HAKİKİolduğuna karar verdiğiniz müsümanın tekrar tanrısının karşısında sorgulanmasına ne gerek var! Direkt cennete gidiversin!

        Arkadaşım, kavramları nereye gideceğini düşünmeden gelişigüzel kullanmayın. Bu benim sizi naçizane tavsiyem olsun!Ama sizin inancınızın tanrısı kendi gücünü (hüküm verme) paylaşmak isteyene tavsiye vermez! Ne vereceğini bilerek hükmünü paylaşın!

      • yasir dedi ki:

        (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et. 39 / ZUMER – 2

        İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez. 39 / ZUMER – 3

        Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?” 39 / ZUMER – 43
        De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz.” 39 / ZUMER – 44
        Allah, bir tek (ilâh) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Allah’tan başkaları (ilâhları) anıldığında bakarsın sevinirler. 39 / ZUMER – 45

        Allah Kuranda ne diyor siz ne diyorsunuz…
        Peygamberin şefaati demek ne demek…
        Peygamberde ve diğer bütün peygamberlerde de muhakkak bir şifa-şefaat vardır buda manevi-ruhi bir şifa-şefaattir…Lakin bu şeffat yine Allahın şeffatidir bunlar sadece vesiledirler bu şefaate yalnız akıl sahipleri ve Allahın emir ve yasaklarına uyanlar ulaşabilir, bu şefaat te bu dünyada kazanılır…Burada yaptığın hayırlı ameller ançak senin kurtuluşun olur, kötülük yapmışsan sana şefaat edilmesini bekleme…
        Otta-böcekte-ilaçta vs’de de şifa şefaat vardır bunlar bedeni şifa ve şefaattir, bedenin hastalandımı tıbbı uyğulamalarla şifaya ulaşırsın Allahın izni ile…
        Ruhi şifaya da kuran ve kurandaki peygamber kıssalarından çıkarım ve Allahın emir ve yasaklarını uyğulayarak ulaşabilinir…

        (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin. 39 / ZUMER – 41
        Allah’tan başka dostlar edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin. 42 / ŞÛRÂ – 6

        Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. 28 / KASAS – 56

        Allah kuranda resulüne sen sevdiği kimseyi doğruy iletemesin diyor…Ama bizim nakil-hadis dini bunun tam tersini söylüyor…

        Eğer nakil ve hadiscilerin dedikleri gibi olsaydı, İbrahim babasına, nuh oğluna şefaat eder onları kurtarırdı veya bunlara güçleri yeterdi…

        Kuran bunların tam tersini söylüyor…

        Şefaat tamamiyle Allahındır, Allah bunu dilediği ileulaştırır, lakin insan şirk-aracı koymadan Allahtan isteyecek-bekleyecek ve ondan bilecektir.

      • toro dedi ki:

        Sayın Yasir,
        İyi güzel, her zaman ki gibi kurandan ayetlerle kendi tarafınızın doğruluğunu ıspatlama çabasındasınız! Ama bu tarz örnekleme sizi hiç bir şartta haklı kılmaz! Hiç bir şekilde haklı olduğunuzu, doğru olduğunuzu kanıtlayamazsınız!
        Çünkü benim veya başkasının size karşı ve inandığınızın tersine bir argüman ya da mantıkla size karşılık verebileceğini tanrı bilecek güçtedir! O halde tanrı mantığı yok sayarak mantıksız bir çağrıya uyulmasını bekleyecek kadar saf bir varlık olabilirmi?

        Bir dine çağıran ve kendine peygamber diyen tabi ki peygamberliğine inandırmak için insanları ikna etmeye çalışacaktır! Tersi mantıksızdır! O halde ben veya biz böyle bir seçenek ortadayken hiç şahid olmadığımız bir ilahi buluşmanın eseri olarak bir kutsal kitabın ortaya çıktığını nereden bilebiliriz?

        Ya da başka bir noktadan bakalım! Bu kutsal kitap kendinden öncekilerin devamı olduğunu ve önceki kitaplar değiştirildiği için kendisinin geldiğini söylemiyormu? Yani varlığını ispat için diğerlerine atıfta bulunuyor! Peki sevgili yasir bana söylermisiniz bu kutsal kitapta da adından incil diye bahsedilen o kitap nerede? İsa incil diye bir kitabı hayattayken yazdırmışmı? Yazdırmış olmalıki incil diye bir kitap olabilsin ve değiştirilebilsin! Kutsal kitabınız hangi incili işaret ediyor! İsaya verilen incil hangisidir ve akibeti nedir?

        Kutsal kitabınızdan önce onun atıfta bulunduklarının doğruluğundan emin olacaksınız?

        Şöyleki ilk incil matta tarafından yaklaşık İ.S. 60 lı yıllarda yazılır! Aynen Kuran gibi yazıldığında ona indirildiği söylenen peygamberi hayatta değildir! Yani yazımı bittiğinde onu tastik edecek bir ilahi temsilci yoktur!
        Aralarındaki terk fark son kitabın son olacağının ve korunacağının yine kitabın içinde yazmasıdır!
        Yani düşünün bir dersi geçmek için piyasadan yardımcı bir kitap alıyorsunuz ama o kitabın girişinde bu kitap sizin işinize yaramaz yazıyor!

        Yani kitap kendisi için ben işe yaramazım diyor! Böyle birşey olabilirmi? Satılmak ve üstünden para kazanılmak için piyasaya sürülen bir kitap kendine ben işe yaramazım der mi?

        Şimdi tersini düşünün! O kitapta ben piyasanın en iyi kitabıyım yazıyor olsaydı, biz satılmak için piyasaya çıkmış bu kitabın kendisi için söylediği en iyi benim sözünü mutlak doğru olarak mı kabul edecektik?

        O nedenle kendinin ilahi olduğunu ispatlamakla mükellef bir kitabın ispatlamak için söylediği sözlerin kesinlikle doğru olduğunu düşünmek tanrı tarafından yaratılan mantığın dışında bir olgudur!

        Hiç kimse kaynağına şahit olmadığı bir eylemin hele 1400 yıl sonrasında şahitliğini yapamaz! Bu nedenle eşyanın tabiatı gereği kendine ben aslında tanrının kelamı değilim demiyecek bir kitabın kendi sözleriyle bir mutlaklık ya da doğruluk inşa etmesi mümkün değildir! Sonuç olarak ona inanılır, ama doğrudur denilemez!

    • Düşün !
      Bir kız çocuğu doğumundan beri ülvi amca olarak bildiği, bebek iken kollarında büyüdüğü, daha neyin ne oldugunu bilmeden kendinden 50 yaş büyük bir insanın koynuna girmek zorunda kalıyor.
      60 yaşlarında toplumda saygın ve zengin bir kişi çocuğun için bu tür bir teklif yaparsa, sende ben bununla akraba olayım, fırsatı kaçırmayım diye seve seve kabul edermisin ?
      Ben, dedelik soyundan gelen, azda olsa beni islama bağlayan Ehlibeyt sevgisi var.
      Ama imam Ali’nin çocuk yaştaki kızını Ömer’e vermesi ve Ömer’in onu iştahla karı yapması miğdemi bulandırıyor.
      Birde illa birine yakın,dost olmak için o insanın çocuk yaşlardaki kızlarıyla evlenmesimi gerekir ?
      Dost olmak bu evliklerdenmi geçiyorda bu tür olaylarda hep çok yakın olabilmek için bu yolu seçtiler diye saçma savunmaya giriyorsunuz ?
      Dost olmanın baska yolu yokmu ?
      Dost ve yakınlaşmak neden hep sex’ten geçiyor ?
      Korkma, Allah neden Ashabı sevmedin, neden onları eleştirdin diye seni hesaba çekmeyecek.
      Kuran’a göre sadece Kuran’dakilerden hesaba çekileceksin..

    • Temmuz dedi ki:

      Zehra Hanım:
      O zamanda yaşayanların ruhsal ve psikolojik durumunu analiz etmenin imkanı yok.
      Dolayısıyla resme baktığımızda ne görüyorsak onun üzerinden yorum yapılır. Aslında
      niyeti şuydu da, kalbinden geçenler farklıydı da pek mantıkla örtüşmüyor. O büyük insanların şunu bilmesi gerekirdi ki, yaptıkları her şey birilerine örnek teşkil edecek ve birileri o yoldan yürüyecekler. O zaman o yol çok sağlıklı ve hiç bir hataya mahal vermeyecek şekilde olmalı.Çünkü kıyamete kadar bütün İslam alemine kendi yaptıklarıyla ayna tutacaklar. O aynada da çok hoş görüntüler yok.

    • fatih dedi ki:

      seve seve büyütecem demiş.

  12. muradiye dedi ki:

    hz ömer ğerçekten torunu yaşında ki hz ümmü gülsümle böyle birşey yaptıysa korkunç tam bir sapıklık başka ne olabilir.ömer adaletli diyenler bu nasıl adalet islamiyette böyle birşey yok o değilmi hz fatmaya kötülük yapan Allahın laneti onlara ve onun gibilerin üstüne olsun .

  13. mervece dedi ki:

    Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin, eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen mallarını kendilerine verin. nisa suresi 6…
    demek ki evlilik çağı denilen bir şey var… ve ayetin devamı bunun ne zaman olduğunu açıklamış… mallarını idare edebilecekleri zaman… ümmü gülsüm ün evlenme yaşı, hz aişe validemizin evlillik yaşı… bu yaşlar kesin değil, rivayetlerden ibarettir…
    daha önceden tavsiye olarak ismini vermiştim siyeri farklı okumak adlı bir kitabın… bu kibın içinde hz aişe evlendiğinde 9 yaşında olduğu yazar…hesaplamalar yapar… ama aynı hesaplamalarla başka bir yazar 18-19 der… ben ayete bakarım…
    ayet net… peygamber efendimiz as ayetlere uygun olarak davranıyordu… o zaman bana hz aişe validemizin evlilik yaşının 18,19 olması daha mantıklı geliyor…
    unutmayın, rivayetler ayetlere karşı ters ise geçerli kabul edilmez… rivayetlere göre islamiyeti yorumlarsanız, yanılan siz olursunuz…
    peygamber efendimiz den yüzyıllar sonra yazılan, iletilen hiç bir şey “mutlak” doğru kabul edilemez… o tarihten sonra kişilerin yazdıkları her eserde yanlışlık payı vardır…

  14. mervece dedi ki:

    bir önceki mesajımda son kez bu siteye girdiğimi yazmıştım… siteme bırakılan bir maili anlayamdığım için tekrar bu siteye bakmak zorunda kaldım…bu sefer gerçekten sondu… merak eden olur diye belirtmek istedim…

  15. sibel dedi ki:

    Bunlar önemli bilgiler tabi,ama diğer taraftan müslüman ülkelerin kadına verdiği değer ortada zaten,ataerkil olan dünyanın ataerkil dinleri olması da tesadüf olmamalı değil mi..

    • bilal dedi ki:

      Müslüman ülkelerde kadına verilen değer islamın kadına verdiği de-
      ğer değildir.Halkı müslüman olan hangi ülkede islam hukuku vardır ki,
      İslama göre kadına gereken değer verilsin? Bugün islam ülkelerindeki
      mevcut hukuk sistemleri ile yürürlükteki yönetimlerin hiç biri islamı de-
      ğildir.Hepsi gayri islamı yönetimlerdir.Böyle yönetimlerden ne beklenir ?
      Kadına karşı bu gayri islamı sistemlerden kaynaklanan sorun islama
      maal edilemez.Çünkü mevcut sistemler islamı değildir.Hak,hukuk ve adaleti mevcut hukuk sistemi uygulayacak,bireyler değil. Halkı müslü-
      man ülkelerdeki mevcut hukuk sistemlerinin yakından uzaktan islamla
      alakası yoktur.İslam kadın ve erkek arasında hiç bir ayırım yapmadan
      şü hükümü veriyor.Tevbe-71:والمؤمنون والمؤمنات بعضهم اولياء بعض يامرون بالمعروف
      وينهون عن المنكر الخ ‘’ İnanan erkekler,inanan kadınlar birbirlerinin velile-
      ridir.(yöneticileri ve idarecileridir.) Birbirlerine ma’rufu (iyiliği,meşru ve hu- kuki olan bütün işleri ) emrederler. Münkeri,(kötülükleri,meşru ve huku-
      ki olmayan işleri) de menederler..’……’Dikkat edilirse,her iki cinsin de bir-
      birlerinin velisi,yönetici ve idarecisi olabilmektedir. Erkek te kadına,kadın
      da erkeğe emir verip birbirlerini meşru ve hukuki olmayan işlerden men- edebilirler. .KUR’AN,her iki cinse de toplumu temsil etme,yasama ve
      yürütme faaliyetinde bulunma hakkını veriyor. Bunun tersini söylemek
      kur’an’ın mesajına aykırıdır…. Bugün islam ülkelerindeki yönetim ve hukuk sistemlerinin hiç biri de kur’an’a dayalı değildir. Gayri islamı yöne-
      timlerdir… Allah Resulu hz.Muhammed şöyle buyuruyor: انما النساء
      شقائق الرجال ‘’ Her konuda kadınlar,erkeklerin eşi ve dengidirler. Saygılar..

      • Sn. Bilal.
        Senin ölçeğine göre gerçek Islam ülkesi ve gerçek Islam hukuku yok.
        Tamam anladık, hiç kimse 1400 yıldır doğru yolu bir türlü bulamadılar.
        Peygamberin ölümden günümüze kadar müslümanlar hep birbirlerini boğazlamış, bu boğazlama ne kadar sürecek kimse bilmiyor.
        Islam dünyası 14 asırdır hala kan ve göz yaşı içinde, ne zaman bu bataklıktan çıkacağıda belli değil.
        Barış ve huzur getirme vadinda bulunan Kuran, 1400 yıldır neden insanlığa barış ve huzur getiremedi ?
        Neden insanlar huzuru evrensel insani değerlerden oluşmuş kanunlarla yönetilen ülkelerde buluyor ?
        Bunun başı bozukluğun nedeni insanlarmı, yoksa bu dinlermi ?
        Bunun nedeni insanlar ise bu din neden bu insanları doğru yola sokmaktan aciz ?
        Hayır nedeni bu dini insanlar yanlış algıladılar diyorsan, bu din neden yanlış algılanmanın önüne geçemiyor ?
        Neden bu Din, Emeviler, Abbasiler gibi devletlerin ve geçmiste de olan vahşi islami örgüt ve partilerin elinde oyuncak oluyor ?
        Neden bu din inananlarına huzur içinde rahat nefes aldıramıyor ?
        Neden hep milyonlarca müslüman hep yanlış anlıyorda, neden yorumu yapanlar hep doğrusunu biliyor ?
        Arkadasım, tarihi bir gerçek var.
        Bunu sende bende çok iyi biliyoruz.
        Dinler tarihlerinden günümüze kadar hep insanları sömürme aracı olmuış, kan ve göz yaşından başka bir şey vermemiş.
        Sakın suçu insanlarda arama, din barış ve huzur içinse, insanlara barış ve huzur vermeli.
        Barış ve huzur için geldiğini iddia eden dinler 2600/2000/1400 yıl insanlara kendini kullandırmamalıydı.
        Ama malesef….
        Insanlar çok kötü niyetli, kurnazlık yapıp kullanıyorlar, aptal oldukları için yanlış anlıyorlar diye boş savunma yapmayın Allah’ınızı severseniz.

      • mart dedi ki:

        Sn kökler ve kanatlar,
        Islamin hicbir döneminde müslümanlar birbirini kesmemistir.
        1- islam hukuku vardir.tarih okuyunuz.
        2-alemi islam 1400 yildir dogru yoldaydi ta ki şeriat kalkana kadar.
        3-kuranin hadimler insanlik varoldugundan beri huzur getirmislerdir.bazi dönemler mustebid ve haccac lar zuhur etmis dogrudur fakat bunlara karsi mucadele edilmiştir.
        4-Nedeni seytandir.adem ile seytan arasindan mucadele var.dunyada mücadele hic bitmicek cunku kuran bildiriyor.
        5-hicbir tarih bilginiz yok.yalan yanlis ogrenmissiniz.

  16. Gencer dedi ki:

    Şimdi bu yukarıda yazılanları yüzde kaçı yanlış bence %90 civarında doğrudur.Ayette üçer dörder diyor buda doğru.Bu düzen iyi bir düzenmidir sizce.Araplardan kurtulmalıyız.

  17. Gencer dedi ki:

    Ahzap 50 :Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
    Bu ayete göre Muhammed’in haricindekiler Harama el uzatmışlar olmuyor mu?
    Ömer Ebubekir Ali Kuran’a karşı gelmişler.
    Yanılıyormuyum.?

  18. bedirhan bedir dedi ki:

    şia ve rafizilerin HZ. ÖMER ”RADIYALLAHU ANHUM” ‘a sövme yarışı kıyamete kadar sürecek-birinci gelene ödül CEHENNEM olacak-yakışır yanii

  19. MaMaLi dedi ki:

    Kuran-ı kerim den örnekler veriyorsunuzda,kuran,allah kelamı ise,allah neden,ganimet den,5/1 pay istiyor?ne yapacak,okadar deveyi?neden cemal savaşı aişe ile ali arsında,oldu 20 bin müslüman bir birini kesti?miras savaşı olmasın sakın?muhammedin 65 civarında,irili ufaklı”sözde”savaşları vardı,20 bin kişi,ölmemişdi,cemel savaşında,neden müslümanlar birbirini kesdi?arkadaşlar!suudi arabistan baş müftüsü,2010 yılı temmuz ayı ilk,ıhaftası,şu açıklamayı yaptı”kız çocukları ile doğduklarında nişanlana,bilir,9 yaşında,evlene,bilirsiniz bu peygamberimizin sünnetidir”küçük kız çocukları ile evlilik araplarda,gelenekdir,diğer arap ülkelerinde de aynen devam eder.saygılarımla.

  20. Din sömürgeleri dedi ki:

    ya boşuna uğraşıyorsunuz herkesin inancı kendine arkadaşlar bizi ilgilendirmez isteyen allaha inanır isteyen inanmaz ben inanmıyorum inancımda kendime eğer gerçekten diğer taraf varsa da yanarız ama kurandaki allah benim saygımı hiç bir zaman kazanamaz hele ki bi dediği bi dediğini tutmayan dünyanın düz olduğunu söyleyen kadınları sex kölesiymiş gibi gösteren insanlara seçme hakkı vermeyen vs. bir allah benim allahım olamaz.

  21. isimsiz dedi ki:

    yazıda , Çünkü” inananların bilmediği” buna benzer daha nice vahşet örnekleriyle, dosyaları doludur….denmiş. 🙂 inanmayanlarda ne çok şey biliyor ya ? inanmıyorsan bu uydurmalara neden inanıyorsun ve yayınlıyorsun ? maksat belli , milleti dinden soğutmak . en üsttede yazılmış ‘seviyeli tartışma platformu’ diye. seviye nerede kaldı ? söylenecek çok şey var aslında .

    neyse üstteki capsten senin gibi ilham alan çok kişi var albüme koyarsın
    (seviyelisin ya gülmek istiyorsun belli ki ) :

    https://www.google.com.tr/search?q=the+rock+driving&biw=1280&bih=631&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ei=1TldVLiRCpDsaKjKgLgL&ved=0CAYQ_AUoAQ

  22. envoy dedi ki:

    ha buarada beyler muhammed evlatlığı zeyd’in karısı zeynep le de evlenmiştir, zeynep aynı zamanda muhammed ın halasının da kızıdır.. ohannees (;

  23. dogu-batı dedi ki:

    Buharinin 22. megazisi demişsiniz hangi bab da geçiyor? Bulamadım 22 de

  24. Ali salim dedi ki:

    Ya islamla yücelir ya inkarla çürürsün bu yol burda bitmiyor hey şahıs gittiginde görürsün…

  25. safiye dedi ki:

    kadınların habis bir varlık gibi görülürken, İslam cenneti saliha kadinin ayaginin altına sermiş, 3 kız çocuğunu saliha olarak yetiştiren anne ve baba içinde cennet sigortasi ilan etmistir. Sizi Allaha havale ediyorum

  26. Selo dedi ki:

    Eğer sen bilimsel bir çalışma sunduğunu iddia edeceksen sadece sünni islamın kaynaklarına değil Şii kaynaklara ve tarihi bilimsel kitapları da inceleyip çalışmanı sunacaksın dostum. Bir de bu din olsa bile tarihi bir konuyu günümüz koşullarıyla değil o günün koşullarıyla ( sosyolojik yapısıyla ) ele alacaksın.

  27. Sema dedi ki:

    Araştırma yaptığınızı,sorgulamacı din taraftarı olduğunuzu beyan ederken bile inanmamak gayesi içlerinizde güddüğünüz ne kadar da belli.Bir de”güvenilir kaynak ”dedikleriniz ya çok güvensizse(ki bunda şüphe duymuyorum)?Girdiğiz onca günahın affı için Yaradandan af dileyin,tevbe edin…Kalp gözünüz kapalı ama uyarmak bizlere düşer yinede.

  28. omer dedi ki:

    Müslümanların KENDİ hadis/rivayet kaynaklarını tekrar Kuran,AKIL ekseninde sorgulamanın zamanı geldi ve geçiyor!
    Hadisler,rivayetler kuran gibi %100 doğru değildir.
    Zaman ile yahudi,hristiyan,zerdüşt hikayeleri,hurafeleri İslama hadisler yoluyla geçmiştir. Kurana/Allaha söyletemeyecekleri şeyleri PEYGAMBER söyledi diyerek İslama sokmuşlardır.
    Peygamberden sonra Hicri 150-200yılından sonra yazılan hadislere nasıl güvenebiliriz?[ “Kuran dışında benden başka birşey yazmayın” gibi hadisler Sahih kaynaklarda[Tirmizi,Muslim vs.] ORTADA iken!]

    İslam aleminin acilen kendi ÖZ ELEŞTİRİSİNİ yapması gerekir.
    Uydurma hadislerden,rivayetlerden,hurafelerden daha çok Salman Rüşdüler,Turan Dursunlar çıkar!!!

    İslamda Evlilik İçin Nikah Çağına ermiş olması gerekir ve Rüşte/Olgunluğa erişmiş olması gerekir. [Bak. Nisa 6]

    İslamda PEDOFİLİ[Çocuk yaşta evlilik] hakkında :
    https://fromatheismtoislam.wordpress.com/2015/04/05/islam-pedofiliye-izin-mi-veriyor-talak-suresi-4/

    • rammsteinn dedi ki:

      mr ömer
      çocuk evliliğinin islamda olmadığını anlatmaya çalışıyorsun. şu hadisler bu ayetler derken hep cümleler şuna çıkıyor. “şu ayet bu hadis çocuklarla evliliğinin yasaklandığını İŞARET EDİYOR”
      İŞARET EDİYOR u büyük yazıyorum kafana al diye. niye peki?
      allah güya geleceği geçmişi herşeyi biliyor öyle değilmi? peki insanların küçük yaşlarda evlenmesini istemeseydi bunu anlatmak için ayetler ile İŞARET mi ederdi yoksa direkt “ey insanlar evlilik yaşı 18dir” deyip kesin bir yasak mı koyardı?
      bu soruya hemen şöyle bir cevap geliyor “o zamanlarda toplum yapısı buna müsait değildi”
      domuz yemeyi alkolü falı şak diye diye yasaklayan bir tanrı var bu tanrı evreni yaratacak kadar güçlü geleceği bilecek kadar ilahi ama ne köleliği yasaklayabiliyor ne de çocuklar ile evliliği.
      lütfen insan aklıyla dalga geçmeyin. sırf bir inancı savunmak için kendinizi güldürtmeyin. kendi sınırlı zekanızın herkeste olduğunu zannetmeyin. sınırlı zeka diyorum çünkü din zekanıza zincir vuruyor.

      ayrıca,
      çocuklar ile evlilik yasaklanmıştır
      kadınlar ile erkekler eşittir
      kölelik yasaktır
      BUNLAR KURANDA YOKTUR. YOKTUR YOKTUR
      olmadığı için islam ülkelerinde pedofiliyi görüyoruz kadınların nasıl aşağılandığını görüyoruz. dünyada islamı en ılımlı yaşayan bizdik. ama maalesef ülkemiz dindarlaştıkça kadınlarımız daha çok aşağılandı çocuk tecavüzleri %1400 arttı.
      diyeceksin ki “bunları islama mal edemezsiniz”
      peki kime mal edeceğiz?

      islamı diyelim ki biz yanlış anlıyoruz öylemi?
      hemen istatistiklere bakalım. pedofili gibi iğrenç ötesi suçların yüksek olduğu ülkelerin %90 ı müslüman. diyeceksin ki onlarda islamı yanlış anlıyor. peki islamı kim doğru uyguluyor? hiçkimse. demek ki allah meramını kimseye anlatamamış. komik ötesi bir durum

      bende önceden müslümandım ve ateistlerin benim gibi bu yazılarını görünce yüzüm kızarırdı dinimden utanırdım. çünkü her okuduğum doğruydu.
      peki hiç sizin yüzünüz kızarıyor mu?

  29. ebrar dedi ki:

    Siz ne ukala ne utanmaz bir arastirmacisiniz. Arastirmalarinizi boyle bir uslupla sunmaniz cok seviyesizce. Lutfen hz. Peygamber hakkinda dogru kelimeleri secip metninizi oyle yayinlayin.

  30. Emre dedi ki:

    Birtakım kendini bilmez insanlar, “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da, Batı da Allah’ındır. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir.”(Bakara/142)
    Bizim şer gördüklerimizde hayır, hayır gördüklerimizde şer vardır sen kendine kılavuz bir tek kuranı edin şeytan işini çok iyi bilir her yerden sana vesvese verebilir ama kurandan veremez. Rabbinin de dediği oku.

  31. Altan Gökbörü dedi ki:

    Görülüyorki Allah gereğinden fazla şeyi helal kılmış.Yada birileri yalan söylemiş.Eğer bunlar yalansa kimler uydurmuş oluyor.

  32. Hamza Pehlivan dedi ki:

    Vahşi bedevi arap kabilesinin adet,gelenek ve örfleridir.Demekki müslümanlıkta pek birşey değiştirmemiş sadece iktidar erkini 30 yıl kadar değiştirmiş ve Ebu Ümeyye (Emeviler) tekrar ele geçirmiş ve herşey onlara göre yeniden ayarlanmıştır.İslamın insanlığa helede Arap-Türk-Fars-Hind insanına birşey katmadığı hatta 1400 yıl önceki zamanda dondurup bıraktığı,bugünki durumlarına bakınca ortadadır.
    Kuran arabı bile halâ gerçek bir insan yapmamıştır,kendi dilinde olduğu halde.
    Sonuç:vahşi bedevi bir arap kabilesinin örfleri,sapkınlıkları ve iktidar kavgaları din diye yutturulmakta ve Ortadoğu halklarının ayaklarında bir pranga olarak devam etmektedir.Hepsi birbirine düşmandır ve Emperyalizmde bu durumdan azami derecede yararlanmaktadır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s