SAVAŞTA NAMAZ

Savaş-Namazı-680x510

Kur’an’da Allah savaşı farz kılmış, cihadı emretmiş ama savaş sırasında bile namaz kılınmasını istemiş. Kısa tutulsa bile nöbetleşe namaz kılınmasını hükmetmiş. Peki neden Allah bu kadar çok istiyor namaz kılınmasını, kendisine dua edilmesini? O savaşın olacağını da, savaşa kimlerin katılacağını da, savaşın sonucunu da Allah bilmiyor mu? Öyleyse o namazın kime ne faydası var?

Bakara 216 – Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Bakara 244 – O halde Allah yolunda çarpışın ve bilin ki Allah, her şeyi işitir ve bilir.

Ayetlerden görüldüğü gibi Allah müslümanlara savaşmayı emrediyor ve bunun farz olduğunu bildiriyor. Ama ardından savaşırken bile namaz kılınmasını istiyor:

Nisa 102 – Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Kuşkusuz Allah kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

Nisa 103 – O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allah’ı zikredin. Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkanı ile kılın. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır.

Peki neden?

Çünkü namaz da hac gibi Arapların vazgeçemediği İslam öncesi adet ve ibadetlerdendi. Güneş kültünün vazgeçilmez ritüeliydi. Nasıl ki başlangıçta haccı reddedip kıbleyi Kudüs edinen Muhammed, bunun tutmadığını görünce kıbleyi tekrar Kabe’ye çevirip haccı kabul etmişse; namaz kılmayı, oruç tutmayı da sonradan kabullenmiştir. İslam’ın başlangıcında, ilk 10-15 yıl içinde bu adet ve ibadetler yoktur. Nuzül sırasına göre ilk surelerde bu ibadetlerden söz edilmez. Namazın olmadığına Mekke’de yazılmış olan Maun suresi  kanıttır. Surede namaz kılanların gaflet içinde olduğunu yazarak vay hallerine denir ve onların namazla gösteriş yaptıklarını yazar. Bu sure İslamcılar tarafından farklı yorumlanır. Sanki normal namaz varmış da, bir de ayrıca gösteriş namazı kılanlar varmış gibi gösterilir. Halbuki diğer taraftan namazın mirac sırasında emredildiği belirtilir. Oysa Maun suresi Miractan çok öncedir.

Kutsallardan, tabulardan kolay kopulamaz. Araplar da kutsal bildiklerinde oldukça tutuculardı ve onlardan vazgeçmediler. Tek vazgeçtikleri putlar olmuştu çünkü artık onlar çok dejenere olmuştu, dönem tek tanrıya geçiş dönemiydi ve alay konusu olan putları bırakmaya zorunlu kalmışlardı. Ama bilahare yeni putlar edindiler. Kur’an, Muhammed, evliyalar, şeyhler, şıhlar vs..

Dolayısıyla savaş konu olunca “Namazımızı nasıl kılacağız?” sorunu doğmuştu ve güneşin doğuşunda, en tepede oluşunda ve batışında namaz kılmakta ısrarcı olmuşlardı. Sonuçta kısa tutulmak ve nöbetleşe kılınmak şeklinde kabul olunmuştu. Bunun dinsel olmayan izahı ancak bu olabilir. Dinsel izahı ise namazın savaşta bile olunsa vazgeçilemeyecek önemde bir ibadet olduğudur. Buradan kaza namazı diye bir namaz olamayacağı sonucu da çıkar. Vakti geçen namazın kazası olmaz. Savaşta bile olmadığına göre, hiçbir şekilde olması mümkün değildir. Ama müslümanlar sanki Kur’an’da, islam’da kaza namazı varmış hatta farzmış gibi yanıltılırlar.

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

14 Responses to SAVAŞTA NAMAZ

  1. Müspet dedi ki:

    5 vakit namaz kılmak insanı zincire vurmuş gibi dine bağlayan bir durum. Sonu gelmeyen namazlar sayesinde bir kalıba giriyor ve tam bir paronayak oluyorsun.

  2. elevation dedi ki:

    İslam dini zaten, Müşriklerin dinini reddetmiyor. Müşriklerin dininin, İbrahim’in oğlu İsmail peygamber ile araplara gönderildiğini fakat sonradan -zamanla- arapların bunu bozduğunu ve çok tanrılı ay kültüne dayalı bir inanç sistemi haline getirdiklerini iddia ediyor. Kur’an da Lat, Menat ve Uzza geçer, ancak bunun övülerek geçtiği iddia edilen şeytan ayetlerinin varlığı henüz kanıtlanmış bir şey değil. Müşrik yani ortak koşanda, Allah (El-İlah)’ı reddeden değil, ona ortak tanrılar ve tanrıçalar, kızlar ve oğullar ortaya atan çok tanrılı arap dinine inananlar. Muhammed’e göre Ay kültü, ibrahimi dinlerle aynı kökene sahip, hepsi allah’tan gelmekte, kendiside bozulan eski dinleri lağvedip, bozulmayacak bir din ortaya çıkaran son peygamber ve nebi vs.

    Aslında bu mantıksız bir fikirde değil. Eski arap inanışları ile İbrahimi dinler arasında çarpıcı bezerlikler var. Bunlar İbrahim’in gerçekten yaşadığını ve İsmail aracılığıyla dinini araplara benimsettiğini doğruluyor. Arapların Yahudilere göre daha esmer olmasıda Zenci köle hacer’in soyundan gelmeleri ile ilişkili olsa gerek. Bizim kabul etmediğimiz nokta, İbrahim’in İslamda tasvir edildiği şekliyle bir din adamı olmadığıdır. Açıkçası ben Tevratta ve Zeburda yazılı olan kronolojik olayların gerçek olduğuna inanıyorum. Mucizeler ve diğer mitler efsane elbette.

  3. Pirate dedi ki:

    Sayın Pante. Verdiğiniz ayetler; Bakara 102-103 değil, Nisa 102-103 olacak. Onu düzeltirsiniz bir ara.

    Bu arada resim güzel olmuş. 😀

  4. elevation dedi ki:

    İbrahim (Abraham), İsmail ve İshak (İsrail) hiç yaşamamış olabilirler. Ama bu Yahudilerle Arapların ortak kökenden geldikleri gerçeğini değiştirmez. İki grupta Sami dillerini konuşurlar. Alfabeleri bile birebir benzerlik gösterir. İbranice Aramca ve Arapça arasında kardeş kopyası benzerlikler sözkonusu. Hristiyanlık ve Musevilik birbirini tamlayan iki din olarak (Eski ve Yeni ahid) Yahudi ürünüdür. İslam ise bu iki dinin bütünlüğünden kopuk ve onların üstüne gelen Arap ürünü bir dindir. Arapların Eski Ay kültü inancı ile Bu İbrani dinlerinin ortak paydada toplamıştır.

    Musevilik katı bir inanç olmakla birlikte sadece Yahudi topluluğuna hitap eder. Hristiyanlık evrenseldir, ama musevilikteki tektanrı anlayışını bozup üçlü birliğe çevirir. İslam’da evrensellik iddiasında olan Ortadoğu dinidir. Hristiyanlıktaki üçlü birlik Tevhid halini alır ve yeniden tektanrılı hale döner, ancak evrensel değildir. Ortadoğu ile sınırlanmış bir dindir. Diğer Kıtalarda ancak azınlık oluşturacak kapasiteye sahiptir.

    Barnabas İncili’de Hristiyanlığı İslamlaştırma adına eski bir Hristiyan tarafından kaleme alınmış olsa gerek. Oysa bu mümkün değil, çünkü Hristiyanlık Yahudi milleti ile ilişkilidir, İsa yahudilerin arasından çıkmıştır ve İncil’de İbranice ile yazılmıştır. Latince Hint-Avrupa dillerine girer, sami dilleri ile ilişkisi yoktur ve sonradan Vatikan tarafından kullanılmaya başlanan bir dildir. Ama Kur’an Arapça yazılmıştır ve Araplarla ilgilidir. Herne kadar iki grupta semitik olsa bile, İsrailliler (Kuranda İsrailoğulları diye geçer) safkan semitiktir, Aşkenaz yahudilerinin ürünüdür hem musevilik hem hristiyanlık.

    Avrupa ve batı’nın hristiyanlığı benimsemesi, daha sonra Roma imparatorluğu dönemine denk düşer, savaşlar, talanlar vs. ile Hristiyanlıkta diğer bütün dinler gibi Ari uluslarına, Ari uluslarının kolonileşmesi nedeniyle Yeni dünya’ya ve Afrika kıtalarına kadar yayılır.

  5. mervece.com dedi ki:

    Pante;
    Kur’an da çelişkiler diye başlık atan arkadaşım… Sana bir sır vereceğim şimdi ve sende çok şaşıracaksın…hemde çok… belki de bu sebeple apar topar yazında değişikliler yapacaksın…
    İslamiyette iftira büyük bir suçtur…Hatta birisine iftira edenin, iftira ettiği şeyi kendi yaşamadıkça (kendi başına gelmedikçe) ölmeyeceği söylenir… Bunun örneğini hayatta çok gördüm…

    Sende, kur’an daki çelişkiler diye bir yazı yayınladın… İnsanın en büyük düşmanı “kendi” dir… Sen bu yazınla, başka bir yazını çürüttün… Kendinle olan savaşın, iç muhasebelerindeki “yenik”liğin de ayyuka çıktı…

    Senin düşmanın yaradan değil pante, “kendin”… kendi çelişkilerin…

    bak “UR- KUR’AN” yazında ne demişsin…

    “Kur’an’daki bazı ayetler, daha önce yaşanmış, daha önce emredilmiş gibi ifade edilmiş.
    Örneğin müslümanlara namaz şartının miraçla geldiği öne sürülür.
    Miraç’ın ise Hicrete yakın bir zamanda gerçekleştiği belirtilir.
    “AMA Alak suresi ilk GELEN SURELERDENDİR ve içinde namazdan bahseder.”

    BU DA “SAVAŞTA NAMAZ” başlıklı YAZINdan…
    Kabe’ye çevirip haccı kabul etmişse; namaz kılmayı, oruç tutmayı da sonradan kabullenmiştir. İslam’ın başlangıcında, ilk 10-15 yıl içinde bu adet ve ibadetler yoktur. “NUZÜL sırasına göre ilk surelerde bu ibadetlerden SÖZ EDİLMEZ.”

    Görüyorsun ya pante, insan “iftira” ettiği şeyi kendi yaşamadan ölmüyor…

  6. Geri bildirim: Anonim

  7. kuzekere dedi ki:

    o insanlar savaşta bile namazlarını kılarlerken sizin gibi agnostik düşüncede olan insanlar bu olayda bile maddeci bir bakış açısıyla kafa karıştırmaktan başka bir işe (boka) yaramaz..

  8. Fatih dedi ki:

    pante sen bu düşüncelerinde samimi isen bi takva sahibi ile konuş benmi sana benzer bi arkadaşım vardı. Kendisi sürekli ikilemdeydi ve sonra başına neler neler geldi bi ara haşa ‘ Allah yok (!) ‘ diye bağırmaya başlamıştı ama sonunda o da kabul etti. İslam Allah katındaki dindir. Çelişki bulduysan ve gerçekten samimi isen düşüncelerinde araştır. Ayet-i kerimlerde, hadis-i şeriflerde araştır. Ama güvenilir kaynaklara inan.
    Mesela bak sana bişey anlatayım:
    Kaptan Kusto hakkında ;
    Fransız sualtı araştırmacısı, keşifler ve yazardır Sualtı dünyasmı anlatan filmleri ve kendi buluşu olan iki kişilik derin daima hücresi ile billniı Şöhreti Fransız Cumhurbaşkanını geçmiş olan Kusto 26 yaşmdan itibaren denize ve su altına merak sardı Araştırdıkça da bir başka güzellik dünyasıyla karşılaşmaktan gelen büyük bir zevkle deryalara hayran kaldı 195 l’den itibaren Katipso adlı gemiyi satın alarak ve su altında daha fazla durmasını

    sağlayacak bir kısım aletleri geliştirrek, ihtisasını derinleştirdi Dünyanın bütün denizlerinde ve büyük sularında filmler çekti, televizyon programları hazırladı aynı konuda kitaplar yaz Büyük akvaryumlar ve müzeler kurdu
    Dünya televizyonlannda uzun müddet yayınlanan Yaşayan Deniz programı ile okyanusların sırlarım gözler önüne getirdi Cebelitank Boğazı’ndaki araştırmalannda iki farklı denizin su kütlelerinin birbirine karışmadığını tespit etti Aralarında yoğunluk farkı olduğundan Atlas Okyanusu’na ait su kütlesi üstte, Akdeniz’e ait su kütlesi de altta olmak üzere iki su kütlesi birbirlerinin tarafına devamlı olarak aktıklan halde birbirlerine karışmamaktaydı Yani, Atlas Okyanusu’nun suyu Cebelitank Boğazı’ndan Akdeniz’e, Akdeniz’in suyu da Atlas Okyanusu’na akmakta, fakat iki su kütlesi arasında su alışverişi olmamaktaydı Bu çalışma ve incelemenin sonunda keşfettiği bütün bilgilerin 1400 yı1 önce Kur’an-t Kerim’de bildirildiğini görünce önce şaşırdı, sonra Kur’an’m hak kitap olduğunu kabul etti

    Kaptan Kusto Kur’an’a hayran olmasına sebep olan olayı şöyle anlatır:
    “1962 senestnde Alman ilim adamları, Aden Körfezi ile Kztlderu:z’irı birleştiği Mendeb Boğazt’nda, Kıztldeniz’irı suyu ile Hint Okycmusu’rıun suyunun birbirine kanşrnadığtnı belirlemişlerdL Biz de Cebelıtank Boğazı’ndan karşılıklı akıntı olduğu bilinen AtLas Okyanusu ile Akdeniz’in sulanmn birbirine kanşıp, kanşmadığtnı araştırmaya başladık Önce, Akdeniz’in kendine has sıcaklığı, tuzluluğu ve yoğunluğu ile barındırdığı canlıları tespit ettik Aynı araştırmayı Atlas Okyanusu’nda tekrarladık iki su kütlesi binlerce yıldır Cebetttank Boğ azı’nda birleşiyordu Bu durumda iki su kütlesinin kanşması ile tuzluluk, yoğunluk gibi unsurların birbirine denk, hiç olmazsa birbirine yakın

    olması icap ediyordu Halbuki, her iki denizin en yakın lasımlannda bile deniz suyu kendi özelliğini koruyordu
    Yani, iki denizin birleşme sathında bir su perdesi iki deniz suyunun birbirine kanşmasını engelliyordu Bu durumu açtığım Profesör Maurice Bucaille, bunda şaşılacak bir şey olmadığını, İsldm’ın kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’in bunu açık bir şekilde yazdığını söyledL Hakikaten bu hakikat, Kur’an-ı Kenim ‘de dosdoğru açıklanıyordu Bunu öğrenince Kur’an-ı Kerim ‘in Allah kelamı olduğunu anladım İslam dini, manevi gücü ile bana kaybettiğim oğlumun acısına dayanma sabrını verdi.
    İslam hak dini ! İslam bir insanın en güzel şekilde gelişmesini sağlayan din !
    İslam dinini iyice araştır ve diğer inanılan dinlerle karşılaştır..

    • pante dedi ki:

      İnci ve mercan tatlı suda yetişir mi Fatih?

      • cansinan dedi ki:

        pante ,merhaba ,
        neden cevap vermedin fatih kardeşimize ?
        sizin amacınız çamur at izi kalsın prensibi.
        bilmeden veya bilmek istemeden karalamak.
        can boğaza dayandığında , o sol yanındaki kalbi Allah Allah diye çalıştıran , fişi çektiğinde
        anlayacaksın.umarım anlamakta okadar gecikmezsin.

    • yeryuzuinsani dedi ki:

      Kaptan Cousteau’ nun müslüman olduğunu nereden çıkartın?
      Düşünen, araştıran, sorgulayan insanlara ‘dinsiz’ ve ‘inançsız’ gözüyle bakıyor ve onların soru ve karşı görüşlerine ya hakaretlerle yada şehir efsaneleriyle cevap veriyorsunuz!
      Bu eleştirim sadece sizin için değil sevgili kardeşim şahsınızda sizin gibi düşünen ve yazan arkadaşlaradır…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s