TEBENNİ – EVLATLIK OLAYI

atheist

EVLATLIĞIN REDDİ

Evlât edinme, herhangi bir sebeple çocukları olmayan ailelerin ya da çocukları olup da evlât edinerek çocuk sevgisini daha fazla pekiştirmek isteyen eşlerin aile yuvasından mahrum olan çocukları ailelerine katmak suretiyle korunmasını sağlayan bir müessesedir.

Bu müessese, pek eski zamanlardan beri, çeşitli hukuk sistemlerince kabul olunmuş ve özel düzenlemelere tâbi tutulmuştur. Gerçekten de, bu müessese Eski Çin, Hint, Babil, Asur, Sümer, Mısır, İran, Yunan ve Roma hukuk sistemlerinde bilinmekteydi. Tarihî bilgiler, İslamiyet’ten önceki Türk kavimlerinin, Barbarların ve Cermenlerin evlât edinmeyi tanıdıklarını göstermektedir.

İslam öncesi Arap toplumunda da bu müessese mevcuttu. Evlat edinilen çocuk için Kabe önünde onu özevlat gibi kabullendiğine dair yemin edilir, evlatlık aynı diğer çocuklarla eşit şekilde mirasa dahil edilir ve evlat edinen, evlatlığa soyadı gibi kullanılan baba ismi yerine kendi ismini verirdi.

Nitekim Muhammed de Zeyd’i bu şekilde evlat edinmiş ve “Ey Arap kavmi! Bundan sonra Zeyd’i Muhammed’in oğlu diye çağırın.” diyerek Zeyd Bin Harise’yi Zeyd Bin Muhammed olarak kabullenmişti. Hatice’nin 8 yaşında iken Ukaz Panayırındaki köle pazarından satın aldığı Zeyd, 11 yaşından itibaren artık Muhammed ve Hatice’nin oğlu idi.
Zeyd, ilk Müslümanlardan biri olmanın yanında Ebu Talib’in ölümünden sonra himayesiz kalan Muhammed’in Hatice’nin akrabalarının çok olduğu Taif’e sığınmasında ona eşlik etmiş, peygamberlik iddiaları karşısında Muhammed’i taşlayan Taiflilere karşı ona siper olmuş, kan revan içinde kalarak ağır yaralanmıştı.

Genç Zeyd’in ilk evliliği Muhammed’e dadılık yapmış olan kendinden yaşlı Ümmü Eymen ile oldu. Ondan Usame doğdu.
Zeynep, Muhammed’in halasının kızıydı. 28 yaşındaydı ama bekardı.
Muhammed, Ümmü Eymen’in yaşlılığından dolayı 2. bir eş almak isteğini kendisine ileten Zeyd’le, önce itiraz edip sonra ikna olan Zeynep’i evlendirdi.
Ama geçinmeleri fazla uzun sürmedi, evlilikleri huzursuzlaştı.

Bu sıralarda Muhammed’in Zeyd evde değilken Zeynep’in evine yaptığı ziyaretle Tebenni Olayı vukubuldu.
Taberi tarihinde bu ziyaret şöyle geçer:”Tanrı elçisi günün birinde Zeyd’i aramak üzere onun evine gelir. Kapıda yünden örülmüş bir perde asılıdır. Peygamber kapının önündeyken rüzgar perdeyi kaldırır. O anda Zeyneb içerde çıplak olarak bulunmaktadır.Tanrı elçisinin gözü ona ilişir, güzelliği hoşuna gider ve kalbinde iz bırakır. Akşam olup da Zeyd eve gelince, Zeyneb ona Peygamberin geldiğini söyler. Zeyd, “ Eve girmesini rica etmeli idin” der. Zeyneb, “ Eve girmesini rica ettiysem de girmedi.” der. Zeyd, “ Peki ayrılırken bir şey soylemedi mi .” der. Zeyneb, “Kalpleri değiştiren Allah kutludur, dedi” der. Bu söz üzerine Zeyd, Muhammed’in Zeyneb’e aşık olduğunu ve onunla evlenmek isteyebileceğini düşünerek, onun yanına gider ve “Ey Tanrı elçisi, evime geldiğini söylediler, babam ve anam sana feda olsun, eve girmeliydin.. Zeyneb hoşuna gitmiş olabilir, eğer hoşuna gittiyse hemen boşarım” der. Muhammed, “Karın hakkında bir şüpheye mi düştün ? ” diye sorar.. Zeyd, “ Ey Tanrı elçisi, hiçbir hususta ondan şüphelenmedim ve ondan hayırdan başka bir şey görmedim” der. Muhammed ona, daha sonra Ahzab Suresi 37. ayette de bahsi geçen “Eşini tut, Allah’dan kork” sözlerini sarfeder. Ancak herşeye rağmen Zeyd, ne düşündüyse Zeyneb’i boşar.”Bu ziyaretten sonra Zeynep şöyle der:“Resul-ü Ekrem hazretlerinin beni görüp beğenmesinden sonra Zeyd benimle evlilik münasebetinde bulunmadı.”Bundan sonra bu konuyla igili Ahzap ayetleri gelmeye başlar.

Ahzap-4. Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi, «zıhâr» yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola O eriştirir.

Bu ayetle birlikte Arap toplumunun çok önemli bir geleneğinin tanınmadığı, bu hukuki adetin boş söz olduğu ilan ediliyor ve evlatlıkların öz oğul sayılamayacağı bildiriliyordu.

Tanınmayan sadece Arap toplumunun adeti değildi. Kur’an’a göre Mısır toplumunun adeti de tanınmamış oluyordu.

“asâ en yenfeanâ ev nettehızehu veleden” ifadesi hem Yusuf hem de Kasas suresinde geçer. Anlamı “Belki bize faydası olur ya da onu evlat ediniriz” dir. Bu evlatlıkların biri Yusuf, diğeri de Musa peygamberdir.
Yusuf-21. Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Kasas-9. Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
Nedense Allah ne  Yusuf döneminde evlatlığa karşı çıkmıştı ne de Musa döneminde.

Ahzap-5 ayetiyle ilk adım tamamlandı ve Zeyd bin Muhammed, tekrar Zeyd Bin Harise’ye dönüştü.

Ahzap-5. Onları babaları namına çağırınız, Allah yanında o daha doğrudur, eğer babalarını bilmiyorsanız dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdırlar. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Evlatlığın reddi ayetleri, işin içinde Zeynep olmasa belki tartışılabilirdi, doğruluğu yanlışlığı irdelenebilirdi. Yanlış da bulunsa, hiç olmazsa Zeynep’e bağlanmaz, o sebepten reddedildiği düşünülmezdi. Ama bu çok doğru ve topluma yararlı, kimsesiz çocuklar için hayırlı olan kural, Muhammed hazretlerinin Zeynep tutkusu yüzünden bozulmuştu.

MUHAMMED’İN EVLATLIĞININ EŞİ İLE EVLENMESİ:

Bu sıralarda Zeyd, Zeynep’ten boşanır. Muhtemelen “Eşini yanında tut” diyen efendisinden boşanma iznini alabilmiş ve sırtındaki bu ağır yükten, başındaki bu beladan kurtulmuştur. Çünkü müminlerin annesi sayılacak olan biri ile evli olması, annesi yerine karısı olması Zeyd için bir musibettir. Muhammed ayetlerle, Zeynep de boşanma ile özgür olmuş, evlenmeleri önünde bir engel kalmamıştır.
Ve 2. adımda bu evliliği duyuran ayet gelir:

Ahzap-37. Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye, eşini bırakma, Allah’tan sakın diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kesince onu seninle evlendirdik ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlara evlenmek konusunda mü’minlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah’ın buyruğu yerine gelecektir.

Muhammed, Zeynep’e gider ve nikahlarını Allah’ın kıydığını haber verir.
Ama toplum ilk kez karşılaştığı bu duruma ne tepki verecek, üstelik bir peygambere bunu nasıl yakıştıracaktı?

Muhammed’in evlatlığının boşanan eşiyle yani kendisine baba diyen eski geliniyle evlenmesi toplumda infial uyandırır. Evlatlığın reddi ayetlerinin sebebi belli olmuş,  vehbinin kerrakesi anlaşılmıştır . Tepkiler ve dedikodular yayılır.  Bunun üzerine tehdit içeren Ahzap ayeti gelir:

Ahzap-60. Andolsun ki, eğer o münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde yalan haberler yapıp tahrikte bulunanlar vazgeçmezlerse, mutlaka seni kendilerine musallat kılarız sonra orada çevrene pek az yanaşabilirler.

Ahzap-4 ayetiyle bildirilen evlatlıkların öz oğul gibi olamayacağı ifadesi, toplumdaki Zeyd için söylenen “Babası, eşiyle evlendi” sözlerine karşı tekrar Ahzap-40 ile vurgulanır:

Ahzap-40. Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resûlü ve nebîlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Bu ayetle, deyim yerindeyse Muhammed, bir taşla iki kuş vurmuştur. Hem hiçbir erkeğin babası olmadığını söyleyerek, Zeyd’in babası sayılmayacağını bildirmiş, hem de peygamberlerin sonuncusu olduğunu öne sürerek kendinden sonra peygamberliğe kapıları kapatmıştır.

Tebenni olayına tepkiler:

744 – Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) demiştir ki:
“Eğer Hz. Peygamber kendisine inen vahiyden bir şey gizleseydi Ahzap-37 ayetini gizlerdi. Nitekim Hz. Peygamber, Zeyneb’le evlenince: “Oğlunun helâllığıyla evlendi” dediler. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk Ahzap-40 ayetini gönderdi. Resûlullah, Zeyd’i küçükken evlât edinmişti. Büyüyüp delikanlı oluncaya kadar yanında kaldı. Herkes onu Zeyd İbnu Muhammed diye çağırıyordu. Bu sebeple Cenab-ı Hakk Ahzap-5 ayetini gönderdi.
Tirmizî, Tefsir, Ahzâb (3206);Müslim, İman 287, (177);Buhârî, Tevhid 22.

Tebenni olayıyla birlikte iki ilk’e imza atılmıştır.
1.si, sözde Allah ilk defa birisinin, bir peygamberinin nikahını kendi kıymıştır. Bu nikah için ne şahit gerekmiştir ne de eşlerin rızası, evlilik şartları, mehir vs.
2.si, ilk kez bir toplumda evlatlığının boşanan eşiyle evlenmesi gerçekleşmiştir, hem de bir peygamber eliyle.

Nikahlarını Allah’ın kıydığını övünerek şöyle aktarır Zeynep:

“Şüphesiz Allah Taala beni Peygamber ile göklerde nikah etti. Çünkü, ‘Zevvecnakeha – Biz seni Zeyneb’le evlendirdik’ Buyurdu.”
Sahih-i Buhari/ Kitabu’t-Tevhit/7291-49

Bir hadise göre: Muhammed nerede ilgisini çeken güzel, bir kadın görse, hemen eve gider; Zeyneb’le yatardı. Böylece şehvetini giderirdi.

Câbir lbn Abdullah anlatıyor:

– “Peygamber bir kadın gördü; hemen Zeyneb’e gitti. Ki Zeyneb o sırada bir derisini ovup işliyordu. Peygamber hemen cinsel ihtiyacını gördü. Sonra arkadaşlarının yanına çıktı. Ve şöyle konuştu:
– Kadın, şeytan biçiminde çıkar karşıya. Ve yine şeytan biçiminde dönüp gider. Bu nedenle sizden herhangi biriniz bir kadın gördü mü, hemen karısına gidip onunla yatsın. Çünkü bu (cinsel ilişki), o kişinin içindekini (kabaran şehvetini) söndürür.”

Müslim, e’s- Sahih, Kitabu’n-Nikâh/9-10, hadis no: 1403; Ebu Davud, Sünen, Kitabu’n-Nikâh/44, hadis no: 2151; Tirmizî, Sünen, Kitab’r-Rıdâ’/9, hadis no: 1158.

Tebenni Olayıyla birlikte İslam toplumlarında evlatlık müessesesi büyük zarar görmüştür.
Evlat edinme yasaklanmıştır. Kimsesiz çocuklara bakılabileceği ise şartlara bağlanmıştır. Mirastan pay almaları imkanı ortadan kaldırılmıştır. Örneğin çocuğu olmayan bir ailenin bir bebeği evlatlık edindiğini, büyütüp yetiştirdiğini, öz çocukları gibi onu sevdiklerini düşünelim. Başka çocukları da yoksa ölümlerinden sonra miraslarından o evlat edindikleri çocuk yararlanamıyor ama hiç sevmedikleri uzaktan akrabaları miraslarına konabiliyorlar.
Toplumumuzda ise bu dini gerçek bilinmiyor ve evlat edinme müessesesi yürüyor. Dini programlarda, camilerdeki hutbelerde toplumun dini duyguları sarsılmasın diye evlatlık konusuna pek girilmiyor.

Serdar Kaangil

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

TEBENNİ – EVLATLIK OLAYI için 17 cevap

  1. Geri bildirim: Tebenni Olayı-Evlatlığın Reddi (Zeyd b. Harise) | Ateist Cevap

  2. mervece dedi ki:

    Burada yazan iddialara karşı cevap… Bakalım işin aslı nedir?
    http://www.mervece.com/?p=1166

  3. cüneyt dedi ki:

    Yalan söylemeyin lan. ayeti kafanıza göre değiştirmişsiniz.

  4. Geri bildirim: DİNLERDEKİ UCUBE EVLİLİKLER | BİLİMSEL FELSEFE

  5. rammsteinn dedi ki:

    sübyancılar bavulları toplamaya başlamışlardır.

  6. sevda dedi ki:

    kafirliğin bu kadarı olur. siz kendinize ne kadar çok güveniyorsunuz böyle ki allah ın yazdığını değiştirme cüretini gösteriyorsunuz ya? Alın size Allah ın ayeti tabi Allah a inanıyorsanız…

    Size (şunlarla evlenmeniz) haram kılındı. Analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşin kızları, kızkardeş kızları, sizi emzirmiş olan (süt) anneleriniz, süt anneden kızkardeşleriniz, kadınlarınızın anneleri, kendileriyle birleştiğiniz kadınlarınızdan olup, evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Fakat eğer onlarla henüz birleşmemişseniz, o taktirde (onlarla evlenmenizde) sizin üzerinize bir günah yoktur. Ve sizin sulbünüzden gelen oğullarınızın eşleri (kadınları) ve iki kızkardeşi bir arada (nikâh altında) toplamanız. Geçmişte olanlar hariç. Muhakkak ki, Allah Gafur’dur, Rahîm’dir.(Nisa/23)
    Allah bir adama göğsünde iki kalp kılmadı (yaratmadı). Zihar yaptığınız (sen bana benim annemin sırtı gibisin diyerek boşamak istediğiniz) zevcelerinizi sizin anneleriniz kılmadı. Ve evlâtlıklarınızı, sizin oğullarınız kılmadı. İşte bunlar sizin ağızlarınızdaki sözlerdir. Ve Allah hakkı söyler. Ve O, (Kendine ulaştıran) yola hidayet eder.(Ahzab/ 4.)(Bir kimsenin karısına “sen bana anamın sırtı gibisin” diyerek, onu kendisine haram kılması. Zihar, “zehr” kökündendir, kelime anlamı sırt demektir. )

    Onları (evlât edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.(Ahzab/5)
    (Resûlüm!) Hani Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah’tan kork! diyordun. Allah’ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah’tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.(Ahzab/37)

    Ey Nebî (Peygamber)! Muhakkak ki Biz, ecirlerini (mehirlerini) verdiğin zevcelerini ve elinin (altında) malik olduğun, Allah’ın ganimet olarak sana verdiği (cariyelerini) helâl kıldık. Ve seninle beraber hicret eden amcanın kızları, halanın kızları, dayının kızları, teyzenin kızları ve nefsini Nebî (Peygamber) için hibe eden ve Nebî’nin (Peygamber’in) de onu almak istediği mü’min kadınları, (diğer) mü’minler hariç, sana özel olarak (helâl kıldık). Onlara (diğer mü’minlere) zevceleri ve ellerinin (altında) malik oldukları (cariyeleri) konusunda neyi farz kıldık, Biz biliriz. (Bu), senin üzerine bir zorluk olmaması içindir. Ve Allah, Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).

    • pante dedi ki:

      Sevda, biz de aynı ayetleri verdik, herhangi bir fark yok.
      Bizim “Kur’an’da evlatlıklarla evlenilebilir” diye yazıyor şeklinde bir iddiamız olmadı.
      Ama “Evlatlıklarınızla evlenemezsiniz” diye bir yasağa da rastlamadık.
      Ve evlatlıklarla evlenilebileceğini biz söylemiyoruz, İslamcılar söylüyor. Bizse buna karşı çıkıyoruz, kınıyoruz.
      Direk olarak bir ayet olmamasına rağmen, böyle bir sonuç çıkarmak büyük yanlıştır. Olumlu sonuçlar çıkarma gayretinde olunacağına, çağa uygun, insan haklarına uygun, etiklere uygun hale getirileceğine tam tersi yol izleniyor.
      Kızılacaksa bize değil, bu yobazlara kızılmalı.
      Sitem edecekseniz bize değil, inandığınız Allah’a sitem edin. Peygamberini evlatlığının karısıyla evlendirerek bu yobazlara, bu sapıklara yol açmasına sitem edin. Tabi biz dinlere, kitaplara, peygamberlere inanmadığımız için bu suçu asla tanrıya yakıştırmıyoruz. Nefislerini tatmin edebilmek için niyetlerine Allah’ı-tanrıyı alet edenlere kızıyoruz. Aramızdaki fark bu. O yüzden kafir olan da biz değiliz, sizsiniz..

  7. Cansu dedi ki:

    sen var ya cahilin önde gidenisin.
    Sen benim Peygamberime Muhammet diye babanın oğluymuş gibi hitap edemezsin.
    Üstüne a cahil Peygamber Efendimiz Ebu Talib ve Hz Hatice’nin vefatından sonra yani hüzün yılı dediğimiz bu yıldan sonra gidip Taif’te akrabalara sığınmadı. Taif’e dini tebliğ için gitmiştir. Akraba ziyareti değil yani senin yaptığın türden.
    Peygamber Efendimiz kabeye çıkıp Zeyd benim evlatlığımdır diye yeminde etmemiştir
    ondan sonrasını okumadım bile.
    sen cahilsin
    sen ilahiyatçı ve yahut İslam tarihçisi bile değilsin.
    Bilmediğin konulara burnunu sokma.
    git hikaye yaz.

  8. yasir dedi ki:

    Kuranda, nikahlanıp zifafa girdiğiniz hanımlarınızın Çoçukları haramdır diyor…
    Pygamber, ne zeyd’in, nede Zeynep’in annesi il evli değildi…
    Bu durumda ne zeyd, nede Zeynep, Peygamberin öz evlatlığı olmuş olmuyor…

  9. rammsteinn dedi ki:

    Diyanet İşleri

    Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    AHZÂB – 50

  10. Havacı dedi ki:

    Ben ateist değlim aksine 50 yıllık yaşamımın önemli bir bölümünü dindar olarak geçirdiğimi düşünüyorum ve bu siteye de tesadüfen girdim. Siteyi incelediğimde bazı sığ yaklaşımlar dışında büyük bir emekle hazırlanmış olduğunu gördüm. Tartışmalı bazı konularda islami kaynakların referans olarak verilmesi ve bazı dindar yorumcuların bu kaynaklara erişmeden refleksi bir tepkiyle inkara girişmesi ya da admine saldırması bir çaresizliğin sonucu olabileceği gibi inandığı dini koruma çabası da olabilir. Buradaki yorumlara baktığımda evlatlık konusunda da benzer tavırlar gösterilmiştir. Hz.Zeyd’in peygamberimizin evlatlığı olduğunu ve onun künyesi ile çağrıldığını en temel siyer kitapları bile yazmaktadır. Neticede peygamberimiz evlatlığının boşadığı karısı Zeynep ile evlenmiştir. Evlat edinmede evlatlıklar öz evlat gibi olmadığından mahrem ilişki korunmak durumundadır. Medeni Kanunumuzda evlatlık alma şartları ve yasal hakları (miras dahil) düzenlenmiştir. İslamda evlatlık müessesesi kapatılmış, yetim ve öksüzlerin devlet eliyle bakılması benimsenmiştir. Şimdi burada yetim ve öksüzlere bakmanın fazileti ile ilgili olarak bir çok hadis öne sürülebilir. Onlara miras hakkı olmadığı için evlatlık edinen isterse baktığı kişiye mirasından vasiyet edebilir. Allah doğruyu bilir ama çocuğu olmayan ve maddi durumu da iyi olan ailelerin evlat edinme suretiyle hem o çocuğa sevgilerini verebilmeyi hem de evlatlığın bu sevgi ortamında öz evlat gibi sevilmesinden ve mirastan mahrum bırakılmasının ilahi gerekçesini ben de merak ediyorum.

  11. AVNİ dedi ki:

    Evlatlıkla ilgili olarak mahremiyet konusunu işleyen bir yazıyı islamı bir siteden aldım.
    “Üçüncüsü ise yakın akrabadan alınamadığında evlatlığın yabancı birinden, bir fakir insandan ya da kimsesiz çocuklardan alınması fakat emzirme imkânının olmaması hâlidir. Bu durumda çocuk belli bir yaşa kadar evde barındırılır. Yabancı bir çocuk olması hasebiyle giyim kuşama, hâl ve tavırlara dikkat edilir. Belli bir yaştan sonra da emniyetli bir yurda verilir.”
    “Evlatlık” yabancı olduğu için bir mahremiyet oluşmakta, belli yaşa gelince evden uzaklaştırılır na mahrem diye.
    Aşağıdaki ayette elinizin altında bulunan köle ve cariyelerin belli zaman mahrem halde bulunmanız dışında izin istemeleri dışında tıpkı evin öz çoçuğu gibi rahatlar mahremiyet yok ( rahatça çıplak gezer anlamında demiyorum ) , birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz diyor. Savaş ganimetinden düşen elin herifi niye mahrem olmuyorda evlatlık niyetiyle aldığın, baktığın çoçuk büyüyünce mahrem oluyor, bana bunu biri açıklayabilirmi ?
    Ey müminler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar, sabah namazından önce, öğleyin (sıcak memleketlerde öğlen uykusu için) soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, mahrem halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. İşte Allah ayetleri size böyle açıklar. Allah, (her şeyi) bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Nur süresi 59. ayet…

  12. Seymur dedi ki:

    sayin Serdar Kangil bey yazdiginiz mekaleleri seve-seve okuyorum.Paralel olarak ünlü yönetmen Aaron Russonun ,Rokfeller ailesi hakda verdiyi aciklamalardan sonra öldürüldüyü düsünülen belgesel filmleri ve öylecede Jacque Fresconun Venus projesi ile yakindan ilgileniyorum.Bu proje tum dünya insanlari ,yani hepimiz icin cok önemli.Progede ne kadar para sistemi mevcutsa biz. insanlar kul gibi yasamaya devam edeceyiz diyor.Proje tüm dünya insanlarini birlesmeye davet ediyor.Prezidentsiz ,Basbakansiz ,Senatsiz,Kongresmensiz bir dünyayi tercih ediyor.Evet sayin Serdar bey ve saygideyer site okuyuculari cok rica ediyorum,Jacque Fresconun Venus projesi ile Yootubede tanisin ve destek olun .Buna tüm insanligin ihtiyaci var ,mesela bu projeyle bagli güzel bir mekale yazarsaniz eyer cok yardim etmis olursunuz.Kisacasi evet ne kadar Prezidentlik ,basbakanliq, konqresmenlik senatorluk dünyasinda yasarsak ,birak Suriye ve Iraki tüm dünyada hep kanlar durmadan akicak.Buna bir dur demenin ,son vermenin tam zamani geldi artik.Rusiya ,Fransa ,Avstriya ülkeleri artik yeteri kadar bu projeyi desteklemekteler.Sunu bizlerde yapa biliriz .Cok rica ediyorum insanliga katkida bulunalim.Tesekkürler .

  13. orhan dedi ki:

    sevda: mavi ekran..??

  14. Western Scala dedi ki:

    Ayrıntılı bilgi için teşekkür ederiz Sn Serdar Kaangil

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s