KAHROLASI KİRLİ SİYASET

Beynimizde yer etmiş bütün önyargılardan, kemikleşmiş fikir ve duygulardan sıyrılıp şöyle düşünelim:

Bu ülkenin sade bir vatandaşı olarak ne isteriz, nasıl yönetilmeyi arzu ederiz?

Eğer gerçekten geçmişe ait bütün duygu ve düşüncelerden, taraflılıktan sıyrılabilmişseniz ve hiçbir etki altında kalmadan objektif olarak meseleye yaklaşabildiğiniz takdirde benim gibi düşüneceğinize eminim.

Ben en başta;

– İnsan gibi çalışmak

– İnsan gibi yaşamak

– İnsan gibi muamele görmek isterim.

Bunun için de beni kimin, hangi partinin yönetiyor olması hiçbir önem arzetmez. Çünkü bunu sağlayan bir yönetim kesinlikle kötülerden, çıkarcılardan oluşamaz.

Yöneticilerin ırkı, soyu, kökeni hiç mühim değil. Çünkü neticede hepimiz insanız. Türkçülük, Kürtçülük karın doyurmuyor. Yeter ki bizi yönetenler Türk düşmanlığı, Kürt düşmanlığı ya da başka bir toplumun düşmanlığı içinde olmasınlar.

Yine yöneticilerin mensup oldukları din ve mezhep ya da sahip olduğu felsefi düşünce de önemli değil. Yeter ki o yöneticiler kendi inançlarını farklı inançlar üzerinde hakim kılmaya yeltenmesinler, farklı inanç ve düşüncelere ayrımcı davranmasınlar.

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” denir. İnsanını yaşatmayan devlete o insan neden ihtiyaç duysun ki. Bu durumda gider anarşist de olur, terörist de…

Eğer devlet, ülkesini ve milletini seven, çıkarcı olmayan, kasasını-kesesini doldurmayı düşünmeyen, başkalarına, başka ülkeye-örgüte-gruba gebe olmayan nitelikli yöneticilerden oluştuğu takdirde yurttaşlarını daha kaliteli yaşatmak için çabalayacak ve doğru politikalar izlendiği takdirde bunu  başaracaktır.

Bugüne gelirsek; iktidar AKP olmuş, CHP olmuş ya da başbakan Erdoğan olmuş, Kılıçdaroğlu olmuş hiç farketmemeli. Yeter ki halk için çalışsınlar, halk için icraat yapsınlar. Başka bir ülkenin kuklası maşası, uşağı olmasınlar. Basit sebeplerle başka devletlerle düşmanlık yaratmasınlar, savaşa-çatışmaya kalkışmasınlar. Türkiye’nin bağımsız, özgür, onurlu, kalkınmış ve modern bir devlet olması için çalışıyor olsunlar.

Ama ne yazık ki kirli siyaset bunu engelliyor. Siyasete soyunanlar yükselebilmek için güçlü gördüklerine biat etmek, onlara şirin görünmek zorunda kalıyorlar ve iktidar olduklarında da onlara bağımlılıktan kurtulamıyorlar. hatta kimileri kurtulmayı da düşünmüyor, onların hizmetinde oluyor.

Hala 1400 sene öncesinin Hülefa-i Raşidin ya da 500 sene öncesinin Osmanlı ya da 80 sene öncesinin Kemalizm idealinde olanlar var ve bunların potansiyellerinden istifade eden politikacılar var. Halbuki o dönemlerin de olumlu yanlarının yanında olumsuz tarafları da vardı. Tarihten ders almak yerine geçmiş tarihin sadece olumlu yanlarını görüp o döneme özlem duymak doğru değil. Önümüze bakmalı ve geleceğin projelerini çağa göre şekillendirmeye çalışmalıyız.

Temiz siyaset dileğiyle…

Reklamlar
Bu yazı Politika içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.