YARATILIŞ KISSASI

Kıssa masal demektir. “Dini Efsane ve Masallar” başlığında en büyük kıssanın yaratılış efsanesi olduğunu belirtmiştik. Bu kıssaya masal ya da hakikat olarak bakmak size kalmış. Şimdi bu kıssayı daha geniş olarak ele alalım:

Allah’ın arşı sular üzerindeydi ve henüz hiçbir şey yoktu. Kendisi bilinmek istedi ve kimlerin kendisini bileceğini, kimlerin salih ameller işleyeceğini  görmek için yaratmaya karar verdi.  Önce dünyayı 2 gün içinde yarattı. Sonra 4 gün içinde yeryüzünde sabit dağlar yerleştirdi ve yeri  yayıp döşedi. Bolluk ve bereket için dünyada rızıklar oluşturdu.  Ardından duman halindeki göğe yöneldi. Göğe ve yere “İsteyerek veya istemeyerek  gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.

Böylece onları, 2 günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü yıldızlarla süsledi. Hem de o yıldızları şeytanları taşlamak için atış tanesi yaptı. Küçük yıldızlardan biri olan güneşi, hem dünyayı ısıtması hem de gündüzleri aydınlatması için koydu. Nur verici olan ay’ı da geceleri aydınlatsın ve insanlar ayların-yılların hesabını yapabilsinler diye yerleştirdi. Yeri ve gökleri 6 günde yarattıktan sonra arşa yükseldi. 7. Gün dinlendiği ve o yüzden cumartesi günü çalışmayı insanlara yasak ettiği ve bu yasağa uymayanları maymuna dönüştürdüğü yazılmışsa da dinlenmesini reddedenler de çoktur.

Allah’ın kürsüsü arşda, Sidretül Münteha denilen yerdedir ki orada bir gün 1000 yıla denktir. Cebrail’in oradan dünyaya varışı 50.000 yıl sürer. Dünyadaki işlerin, bilgilerin oraya varışı ise 1000 yıl sürer. Allah’ın kürsüsünü kıyametten sonra 8 melek taşır.

Allah dünyayı uçlarından eksiltmektedir. Güneş, dünyanın batısında bir çamur gözesine batar. Doğusunda yaşayanların ise üzerlerine gölge düşmez. Dünyanın üzerine göğü bir tavan yapan Allah, isteseydi daha genişini de yapabilirdi ki o tavanda tek bir çatlak yoktur. Üstelik göğü direksiz yaratmıştır. Hiçbir direk olmadan göğü tutar. Göğü tutmasaydı, dünyanın üzerine düşerdi.

Sonra Allah meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, kuru balçıktan, şekil verilmiş kokuşmuş çamurdan bir beşer yaratacağım. ” dedi. Melekler: “Aa! Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni övgüyle tespih ve takdis ediyoruz” dediler. Allah: “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” dedi.

Sonra Allah, Adem’i  topraktan yarattı, sonra ona “ol!” dedi, o da oluverdi.

Adem’in yalnız kalıp sıkılmaması ve kendisine yardımcı olması için de kaburgasından Havva’yı yarattı.

Ve Adem’e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: “Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin.” dedi.

Melekler  “Senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yok.” dediler.

Bunun üzerine Allah: Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere anlat, dedi. Âdem onların isimlerini onlara anlatınca: Ben size, muhakkak  yerde ve gökte görülmeyenleri bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi.

Ardından da bütün meleklere “Haydi şimdi Adem’e secde edin” dedi. İblis hariç hepsi secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi.  Bu yüzden başmelek iken meleklikten düştü cinlerden oldu. İslamcılara göre zaten cinlerdendi. Allah buyurdu: “Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?” İblis: “Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.”

Allah: “Öyleyse in oradan , orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık cennetten, çünkü sen artık aşağılıklardansın.» diyerek şeytanı cennetten kovdu.

Şeytan dedi ki: “Öyleyse bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver. Sana onların secde edilmeye layık olmadıklarını kanıtlayayım.” Allah da kabul etti ve kıyamete kadar ona süre verdi.

Şeytan da şöyle dedi: “Beni azgınlığa itmene karşılık, ant olsun ki, onları saptırmak için senin dosdoğru yolun üzerinde oturacağım, sonra da onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşıp geleceğim ve sen, onların çoğunu şükreder bulamayacaksın.” dedi. Allah da “Andolsun ki sana uyanların tümünü cehenneme dolduracağım. Sonsuza kadar ateş azabına tutulacaklar.” dedi.

Sonra Allah, Âdem’e hitap etti: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yiyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”

Fakat cennetten kovulmuş olmasına rağmen nasıl olup da tekrar cennete girmeyi başaran şeytan onlara, gözlerinden gizlenmiş olan edep yerlerini açığa çıkarmaları için fısıldadı. Onlara şöyle telkinde bulundu:  Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi? Rabbinizin size bu ağacın meyvesini yasaklamasının tek sebebi, sizin meleklerden veya ölümsüz hayata kavuşanlardan olmanızı önlemektir” diyerek  kendisinin onların iyiliğini istediğine dair yeminler etti. ”

Böylece onları hile ile aldattı.

Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Allah onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye kızdı.

İkisi birden: «Ey Rabbimiz! Kendimize haksızlık ve yazık ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen herhalde zarara uğrayanlardan oluruz» dediler.

Allah ‘Birbirinize düşman olarak inin,’ buyurdu. “Yeryüzünde sizin için bir vakte kadar bir yerleşim ve geçim vardır. Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız.” buyurdu.

Adem Hindistan’da Seylan adasına, Havva ise Cidde’ye sürüldü. Menisinin toprağa karışıp helak olmasına çok üzülüyordu. Adem’in toprağa karışan menisinden Yecüc ve Mecücler yaratıldı.
Adem, Havva’ya kavuşmak için 200 sene ağlayıp yalvardı, dua etti. 200 senenin sonunda duası kabul edilip Hacca gitmesi emredildi. Arafat ovasında yeniden Havva ile buluştu. Eşine kavuşmasına şükür için Kabe’yi inşa etti. Çocukları oldu.

İki çocuğu tanrıya kurban sundu. Çiftçi olan ürünlerinin en iyilerinden, çoban olan ise sürüsünün en genç, en güzel hayvanını armağan etti. Allah, çiftçi olanın kurbanını beğenmedi. Bunun üzerine kardeşler arasında kıskançlık oluştu. Kurbanı beğenilmeyen Kabil, Habil’i öldürmeye kalkar. Habil ona: “Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır.” Dedi. Kabil de onu öldürdü.

Adem, neslinden 40.000 kişiyi gördü. 1500 yaşında iken çocuklarına, torunlarına peygamber oldu.
Ademoğulları Şehirlerde yaşar, okuma yazma bilirlerdi. Demircilik, dokumacılık, çiftçilik, ekmek yapmak gibi sanatları vardı. Altın üzerine para basılmış, maden ocakları işletilip, çeşitli aletler yapılmıştı. Cebrail onu 12 kez ziyaret etti. Günde 1 vakit namaz, oruç ve gusül abdesti emredildi.
Kendisine kitap verilip, fizik, kimya, tıp, eczacılık, matematik bilgileri öğretildi.
Çocukları çeşitli dillerde konuştu. Süryani, İbrani ve Arabi diller ile kerpiç üstüne çok kitap yazıldı.
2000 yaşında iken Cuma günü vefat etti. Havva kendisinden sonra 40 yıl daha yaşadı.
Cenazesini melekler yıkadı. Namazını Hz.Şit kıldırdı. Mezarının Kudüs’te, Mina’da, Mescid-i Hif’te veya  Arafat’ta olduğu tahmin edilmektedir.
(Kur’an-ı Kerim ve açıklamalı Türkçe Meali, Kral Fahd Matbaası, Medine-Münevvere, 1992 İbrahim Sıddık İmamoğlu, Büyük dini hikayeler, Osmanlı yayınevi, İstanbul, 1980)

İlk insanların çoğalması Adem’in kızları ile oğullarının evlenmesiyle oluştuysa da bu ensest sayılmaz. Çünkü rivayete göre ayrı yumurta ikizleri birbiriyle evlenmiştir.

Allah, ilk insanı topraktan, eşini kendinden yaratmıştır ama sonraki insanlar fışkırıp atılan meniden yaratılmıştır. Ki o bir atımlık su, omurga ile kaburga kemikleri arasından çıkar. Testisler asıl üreteç sayılmaz.

Allah dünyada insanlar için 8 çift hayvan yaratmıştır. Koyundan 2, keçiden 2, deveden 2 ve sığırdan da 2. At, eşek, tavuk, hindi, ördek vs. hayvan sayılmaz. Her canlıyı çift yaratmıştır. Bakteriler, virüsler canlıdan sayılmaz.

Allah, cenneti ve cehennemi de yaratmıştır. Cennetin genişliği göklerle dünya kadardır.

Cehennem’e kıyametten sonra soracaktır: “doldun mu?” diye. Cehennem: “Daha yok mu?” diye karşılık verecektir. Cehenneme giren orada ebedi kalacaktır ama takdir Allah’ındır.

Cehennemin çoğunluğunu kadınlar oluşturacaktır. Çünkü kadınlar aklen ve dinen eksiktirler. Ve çoğu kocalarına itaat etmediklerinden dolayı günahkardır.

Allah insanları zengin-fakir, hür-köle olarak yaratmıştır. Hiç zenginle fakir, hürle köle bir olur mu?

Cennette de huriler, gılmanlar ve vildanlar vardır ki çocuk hizmetçi olan vildanlar, müşrik ve gayrimüslimlerin genç yaşta ölen çocuklarıdır.

Allah, her insanın kaderini Levhi Mahfuz denilen ana kitapta yazmıştır. Her gün her insanda iki melek günahlarını, sevaplarını, iyi ve kötü işlerini yazar ki, bu yazılanlar ana kitapta yazılmış olanın aynısı çıkar. Dileseydi Allah her insanı cennetlik yaratırdı. Ama insanların kimisine hidayet vermiş, kimisine vermemiştir. Kimi insanların kalplerini mühürlemiştir ki isteseler de iman edip doğru yola gelemezler.

Bunların hesap gününde bütün Salih amelleri boşa gidecek, yaptıklarına bakılmaksızın doğrudan cehenneme gönderilecekler ve orada ebedi ateş azabına uğratılacaklardır.

Bu mucize bilgilere rağmen hala inanmayanlar, bu kıssa içindeki tüm söylemleri sembolik olarak düşünebilirler. Ama “Bu kadar da akıldışı, bilimdışı sembolik anlatım mı olurmuş?” denirse; buna da “Allah’ın insanları sınaması” izahı getirilebilir. Allah alimdir, rahimdir. Yaratanların en güzelidir.

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

YARATILIŞ KISSASI için 29 cevap

  1. Sapiens dedi ki:

    Sayın Pante,

    Burada gözlerden kaçan önemli bir husus var. Adem ile Havva cennette ve henüz ortalıkta herhangi bir sorun yok iken, şeytan Allah’a “bana insanların yeniden dirileceği güne kadar izin ver” diyor.

    Şeytan insanların cennetten kovulacağını, Dünya’ya gönderileceğini, teste tabi tutulduktan sonra tekrar diriltileceğini nereden biliyormuş ki böyle bir kelam etmiş? Allah zaten herşeyi biliyor, şeytan da her nasılsa öğrenmiş.

    Neticede bütün bunlar, sanki daha önceden kararlaştırılmış bir senaryonun adım adım yürürlüğe konmasından ibaret gibi görünüyor. Ancak ortada çok kötü bir senaryo var ve oyuncular da (en azından bir kısmı) bunu farkedemeyecek kadar akılsız değil.

    Saygılar…

  2. katre dedi ki:

    Cehennemi kadınlar dolduracak cümlelerinizi okuyunca gözlerime inanamadım..Çünkü kadınların aklı kıt ve kocalarına karşı itaatkar olmadıkları için daha günahkarlar…Bu kadar bağnaz bir felsefeyi esefle kınıyorum..Bu ne yüce Allahın hükmüdür ne de Paeygamberimizin sölediği bir sözdür..buna asla inanmam..ama dinimizde böyle bir hüküm varsa ben müslümanlığı reddediyorum…

    • betul dedi ki:

      Evet var sahıh buharide bu bir hadis,açıklamasını oku efendimiz çok güzel anlatıyor

      • Mehmet dedi ki:

        Uydurma hadislerle yaşayan müslümanlar bu hadislerle de kadına olmadık zulmü reva görmüş ve adeta köle gibi kullanmışlardır.

    • ihsan topaloğlu dedi ki:

      asla böyle bir ifade yok kuranda..deli saçması hepsi..cenneti annelerin ayağı altında tarif eden bir din kadınları böyle aşşağılarmı hiç ? siz kadınları allah emaneti olarak aldınız der başka bir ayette de…

  3. selamın aleyküm dedi ki:

    Öncelikle iyi günler,
    Dikkat çekmek istediğim konu yaratılış destanıyla ilgili değil. Dinle ilgili. Okudugum bilgilere göre hak din islam ve islamı seçmeyenler kafirdir cehennemde yanacaklardır. Dünya nüfusunun yaklaşık %30 unu hristiyanlar oluşturuyor. Hristiyanların hepsi cehennemlik midir kardeşim :). Hadi diyelim ben Müslüman bir ülkede doğmadım rusyada sibiryada doğdum. Rusyada bilindiği gibi ateistler çoğunlukta. Ben kücüklüğümden itibaren ne bir din nede bir dinsel kültür ile etkileşim içinde olmayacaktım ve büyük olasılıkla öyle ölecektim. Peki cehennemlikmi olacaktım. Bi gidin aklınızı seviyim. gelmeyin bu oyunlara. Nasıl meydana geldik bilmiyorum ama tanrı denen bişey yok. Olsa bile madem geleceği görüyor bir insanın kötülük yapacagınıda görür çook öncelerden ve o kişinin günahı çok öncelerden yazılmış değilmidir aslında. Ben intaharın eşiğindeyim şu anda. İnanın sorguladıkça ağladım. Yüzyıllardır kandırılmışız. Boşa yaşıyoruz. Bi hayvandan farkımız yok. Hayvanların düşünemediğini sanıyoruz ama kanıtımız yok. Bence hayvanlarda düşünebilen ve duyguları olan yaratıklar. Biz sadece onları anlayamıyoruz. Ama bu döngüde sadece birer kuklayız ve inançlarımız bazı insanların işine geliyor ve kendi çıkarları için kullanıyorlar.

    • Hakikat dedi ki:

      Hz.İbrahim (a.s.)’ın içinde yaşadığı devirde etrafı inançsız ve batıl inançlarla dolu insanlar vardı; O kavim yıldızlara, güneşe tapan bir kavim idi. Hz.İbrahim (a.s.) ise bu kavmin aksine, çevresindeki batıl inançları içeren rivayet ve hadiseleri sorgulama (Güneş’in,Ay’ın ve Yıldızlar’ın Yaratıcı olamayacak bir çok özelliğini görerek ve düşünerek anlama…vs gibi), doğru düşünme (akıl) ve tefekkür yoluyla, önünde bir tanrı kitabı olmadan ve hiçbir kimsenin yardımı olmadan tek başına Allah’ın varlığına ulaşmıştır.
      Saygılarımla
      Hakikat.

      • HASAN dedi ki:

        Sevgili hakikat milyonda bir adam çıkmış düşünüp ben hakikatı buldum demiş, oda zaten peygamber olmuş.. Şimdi şöle bir akıl jimnastiği yapalım.
        Bu saatte amazonların derinliklerinde bir kabilede hallo yaşıyor. muhtemelen acaip şeylere inanıyordur. Birde izmirde ortalama müslüman olan hasan var. Hallo muhtemelen paganist yada animistir yani kafir. Bu adam sabah kalkar ava gider, avlanır akşam gelir yer içer varsa çoluk çoçuğuyla ilgilenir. Gayet sade yaşar. Ama ortalama müslüman olan hasan namaz kılmaz ama inanır, kız arkadaşı vardır, akşam tek tük içer vs. şimdi ikiside öldüğünde hasan müslüman bir toplumda doğmanın verdiği avantajla inandığından dolayı mevcut günahlarının bedelini yanarak öder, inancı olduğundan dolayı cennete gider. Burda hem fikiriz. Amazonlu hallo ne yapacak, belli bir atalar inancının içinde yaşıyor, etrafında olan şeyler belli, mutluda sıkıntıda yok, adam pratik günahta işlemiyordur belki, içki kumar gibi.. Şimdi bu adama kardeşim sen düşünüp allahı ve hak inancı bulmak zorundasın yoksa yanar demek ne kadar doğru. Hallo’nun bir ibrahim olmasını beklemek neredeyse pratik olarak çok zor, imkansız değil. Bana şunu diye bilirsin bu adamın islamdan haberi olmadığından dolayı günahı yoktur, bir nevi fetret döneminde.. onun için kurtulma şansı var. O zaman şöle yapsak bu adama bir müslüman olarak hiç rahatsız etmeyelim, o habersiz yaşasın öle olsun kurtulsun. Neden ben bu adama gitsem islamı anlatsam oda inanmasa, aklı almadı ben atalarımın dinine bırakmam dese ve hemen ölse adamı kulliyen cehenneme göndereceğiz.Çok ince çizgi…Saygılar..

      • ihsan topaloğlu dedi ki:

        hasan bey..kuran okumadığınız belli..amazonda yaşayan hallodan örnek vermişsiniz..islamın tebliğ edilmediği yerde herhangi bir mesuliyet yoktur..bununla ilgili çok açık ayetler vardır”andolsun ki biz uyarıcı göndermediğimiz hiçbir kavmi helak etmedik’der…eğer sen biliyorsan sadece uygulamak ile değil tebliğden de sorumlusun,o yüzden eğer halloya ulaşabilyorken gidip islamı tebliğ etmezsen halloya bişe yok,onun ecrini sen çekersin….

      • ihsan topaloğlu dedi ki:

        sen yinede git,eğer o geçmiş helak olan kavimlerdekiler gibi”biz atalarımızı bu din üzerine bulduk,sizin dininizi kabul etmeyiz,siz düpedüz yalancılarsınız’derse o onun sorunu.sen görevini yap..tebliğden de sorumluyuz..keza peygamberlerde öyleydiler,sadece uyarıcıydılar…

    • Mehmet dedi ki:

      Ademden Hatemül enbiyaya kadar tüm peygamberlere tebliğ edilmesi emredilen din İslamdır. İsra suresinin 77.Ayetin de: “Senden evvel gönderdiğimiz bütün Peygamberlerin sünneti vechile ki: sen bizim sünnetimize bir tahvil bulamazsın” buyuruyor.

    • Sebuhi dedi ki:

      .sen burda yazilanlara inanma Ac Qurani Kerimi onu oxu .. Xiristiyanlar cehennemlik deyil amma xiristiyanda gerek bir xiristiyan kimi ibadetini elesin ALLAH yolunda ve ALLAHin Resulu olan Hz.Muhammede inansin ..ve ALLAHin butun Peygenber ve Imamlarinada inansin .ele Xristiyanlarda var ki Hz.Isni ALLAHin oglu hesab edirler elbetde bu gunahdi bilmeden diyeinin ALLAH cezasini verecek..eger bu bir yalan olsaydi ALLAH sozume gore bagisdasin Muslumanlarda diyerdi ki Hz.Muahammed ALLAHin ogludu bes niye dimiyibler fikirlesmisen hec? cun ki bu esirde olan Xristiyan dini deisib ozderine xeyir edeni yaziblar.Musiqi haram ..amma Kilselerde Musiqi seslenir bir cur .Insan beyni gedib oralara cata bilmez nede anlaya bilmez ..o seytandi ki insani derinliylere aparar ve insani oz yolunda sehv yalnis cixartmaga calisar ve insanin icinde ele bir hiss oyadar ki sonda ALLAH yoxdur diyer..yaratilis varsa Yaradanda var ..sen en yaxsisi Qurani Kerimi oxu butun Ayetleri..ondan basqasi yalan ..bir sozde diyim sene ..bele basa dusdum ki sen ateistsen seytan vesvesesi deyilen bir hiss var bu halda sende ola bilmez o hiss ..sen ALLAHA Iman getir yaxsiliq ele ALLAH vacib buyurdugu ucun Oruc tut.ALLAH ne buyurubsa onlari ele gor senin ureyinde nece vesvese yaranacaq bu halda sen icinde sene diyen yoxdu sehv yoldasan amma ALLAH yolunda ol gor seytan seni yoldan cixartmaq ucun neler edecek qelbin varsa hiss eliyeceksen .Kebeni Hz.Ibrahim dikib oz oglu ile Hz.Ismayil.bir sozle Qurani Kerimi Oxu.oxudugun ucunde sagol.Esedu Anne Muhammeden Resulullah

  4. Can Azman dedi ki:

    Anlatan arkadaş biraz garip anlatmış. Çok acımasız bir şey gibi anlatmış. Sakın yanlış düşünmeyin arkadaşlar. Allah merhamet edendir. Bir annenin çocuğuna olan sevgisinden 99 kat daha fazla seviyor o sizi. O sadece günahtan ve dine inanmama inadından vazgeçmeyenleri yani en kötülere cehennemi layık görmüştür. İmanlılardan da cehennemde 7000 yıl kalacak vardır ama o 7000 yılında sonunda cehennemde hiç bir imanlı kimse kalmayacaktır. İmanlı derken de sadece müslümanları kastedmedim bunun hristiyanı var yahudisi var onların dini de bir zamanlar hak dini idi.

    İlk cevabım katre’ye:
    Cehennemi kadınların dolduracağı sözünün doğru olup olmadığını bilemem. Ama doğruysa da zaten bu kadınların suçu değil midir? Kadınlar da günah sevap işler.
    Diğer cevabımda Selamın Aleyküm’e:
    Olayı bu kadar basite indirmek sizce de saçma değil mi? Hristiyanlar da cennete girecek. Tabi günümüz hristiyanları değil, hristiyanlık hak dini iken hristiyan olanlar. Ama niye şimdiki hristiyanlar cehenneme gidiyor mu dersiniz. İslamın gelmesinin sebebi bir takım hristiyanların incili kendi amaçları doğrultusunda değiştirmeleridir. 4 tane incil var şuanda. Hristiyanlar (şuandaki hristiyanlar) Hz.Muhammed’in (s.a.v) peygamberliğini reddediyorlar değil mi? Reddedmese zaten hıristiyan olmaz. Allah peygamber olarak yollamış Hz.Muhammed’i (s.a.v). Şimdi ona sen peygamber değilsin demek Allah’a yalancı demek değil midir?

    http://forum.islamiyet.gen.tr/fikih-ve-akaid/73826-mazlum-hiristiyanlar-cennete-4.html
    Buradaki yazıyı okumanı tavsiye ederim. Eksik bilgiyle buraya gelip kafana eseni söyleme.

    Günahın önceden yazılması olayını da şöyle bir örnekle açıklayayım senin için:

    ”Satranç oyununu izlerken adamın gözünden bilirim kazanıp kazanmayacağını. Ama benim bunu bilmem bu adamın kazanıp kazanmamasına etki etmez.”
    Yine eksik bilgi ile atlamışsın.

    Yüzyıllardır din yok yalanıyla kandırıldın evet. Hayvandan bir farkın olmadığını düşünüyorsan neden bir insan gibi yaşıyorsun. Git çöpten yemek ye dışarda yat yani. Aaa bak hayvandan farkın varmış gördün değil mi? Ben insanım hayvandan da üstünüm arkadaş. Bu yüzden kasaplarda hayvanı kesen benim. Bu yüzden besin piramidinin tepesindeki benim. Hayvanlar düşünebilir. Fakat hayvanlar insanlar kadar karmaşık şeyleri anlayamaz. Bir hayvana kare kökü bulduramazsın en basitinden.Duygularıda vardır.Fakat onlar eninde sonunda toprağa karışacaklar cehenneme yada cennete gitmeyecekler. Bazı insanlar diğer insanların inançlarını kullanarak onları sömürecek kadar şerefsiz, doğrudur. Fakat bu dinin bu amaç için geldiğini göstermez. Televizyonun icad olmasının sebebi reklamcıların para kazanmak istemesi anlamına gelmediği gibi buda böyledir.

    Şimdi şu yazdıklarına bak:
    İntiharın eşiğindeyim
    Boşuna yaşıyoruz
    Bu döngüde bir kuklayız

    Ne kadar hayat dolusun gördün değil mi. Ateistlik sana hayat katmış. Böyle devam et yavrum.

    Hala seninle aynı fikirde onlar için son bir sözüm var beyni olan herkesin anlayacağını umuyorum:
    Diyelim ki sen haklısın. Bana öbür tarafta niye namaz kıldın niye oruç tuttun vs denmeyecek. Aynı seviyede olacağız değil mi?
    Ama diyelim ki sen haksızsın? Diyelim ki evdeki hesabın çarşıya uymadı? O zaman ne yapacaksın? Buna rağmen hala doğru yolu bulmadıysanız cidden Kur-an’ı Kerim’de yazdığı gibi gözlerine perde çekilmiş, kulaklarınız mühürlenmiş demektir.

    Bir daha ki sefere de dinime laf atacakken araştırıp ta gel ki eşit seviyede olalım.

    • karmakan dedi ki:

      yetişti müslümanın biri. muhammede ve allaha laf da söyletmez bu.

    • temmuz dedi ki:

      can bey, o zaman sen ne olur olmaz diye mi inanıyorsun? bir de serdar bey’den
      daha fazlamı araştırıyorsun?buradaki birçok insan gibi ben de dahil elimden geldiğince
      doğruya ulaşmaya çalışıyorum.geçenlerde cübbeli ahmet hoca’ya sordular;hz adem ne zaman yaşamıştır diye.yani ilk insandan bu güne kadar geçen süre ne kadardır diye.
      7000-7500 yıl civarı dedi. insanoğlunun kullandığı 10.000 yıldan daha eski iğne bulundu.
      20.000-30.000 yıl öncesine ait insan izleri çok net. daha söylenecek o kadar çok şey var ki…bir de bilgi olarak kimin kiminle eşit olduğu pek belli olmaz.

      • bilal dedi ki:

        Sn.temmuz,

        Söz ettiğiniz zat ne kur’an’a,ne de hz.peygamberin sahih bir hadisine dayanarak Adem 7000 – 7500 yıl önce yaşamıştır diyor.!!! Konuyla ilgili söylemiş olduğu tarih tamamen uydurulmuş,aslı astarı olmayan bazı kişlerin rivayetleridir.Adem’ın yaşadığı zaman hakkında vahiyle (kur’an’la) bir bilgi verilmediğine göre,gaybi bir durum olan böyle bir bilgiyi hz.peygamber bile veremez.Çünkü gaybi konularda vahiy yoluyla kendisine bilgi verilmişse ancak o zaman öğrenebilir.Öyleyse hz.Adem’ın yaşadığı tarih 7000 -7500.yıl vs.önce olduğunu söylemek ne kur’an’a,ne de hz.peygambere dayanmaktadır…Bunu kur’an’a veya hz.peygambere dayandıran her kim olursa iftra etmiş oluyor…Bu nedenle bilimsel veriler ne diyorsa doğrusu odur.!!!

        Saygılarımla…

      • ihsan topaloğlu dedi ki:

        cübbeli hocaları değil kuranı okursanız daha faydalı bilgilere ulaşırsınız..cübbeli ahmet kim oluyor.bir nuh (as) kavmi arasında 50 yılı müstesna 1000 yıl yaşamıştır diyor kuran..sadece nuh peygamber..ademin 2000 yıl yaşadığı söyleniyor.etti sana 2 peygamberde 3050 yıl..kuranın verdiği rakam bu..cübbelinin değil..kuran okuyun kuran,bırakın soytarıları rehber edinmeyi…

  5. Fulya dedi ki:

    Allah senden razı olsun Can

  6. zeynep dedi ki:

    hani bu ülkenin %99 u müslüman hepiniz ateistleşmişsiniz ya neredeyse Allah yok diyeceksiniz (haşa) ..işte ılımlı islam denen şu amerikanın oyunu türkiye yi de etkiliyor…

    800 lü yıllarda 500.000 genç solcu sağcı kavgasından birbirini öldürdü. o türkiyenin karanlık günleriyidi. o günleri yeniden mi yaşamak istiyorsunuz? (solcu sağcı yani dinsiz , müslüman kavgası)

    biz ömer osman kavgası yaparken, siz Allah var mı yok mu kavgası içindesiniz.. Allahtan korkun ya sizin anneniz babanız müslüman değil mi gidin bir onlara sorun .

    mantık diyorsunuz islam mantıkla çözülmez mantık üstü bir din…

    illada mantık diyorsanız bu anlatacağımda da mantığı bulun:

    4 tane araştırmacı bir uçakta tartışma yapıyorlar. 2 si ateist 2 si müslüman Allah’ ın varlığını yokluğunu tartışmışlar. Ateistler sürekli Allah yok diyorlar.. uçaktan birden ses gelmiş ve uçak dengesi kaybedeceği sırada Allah yok diyenlerin hepsi ”ALLAH” diye bağırmış.

    gerçek bir olay…

    • MaMaLi dedi ki:

      Uçakdakiler hindu olsaydı!Brahma, diye bağıracaklardı))çin li olsalar Buda diye bağıracaklardı))sıfat dan nem kapanıda ilk def gördüm))ayrıca 800 yıllarda,osmanlı bile yokdu siz sağcı,solcu,kavgasından bahsetmişsiniz))

  7. eyup dedi ki:

    eğer ki sende etçilsen can azman bey seninde hayvandan farkın yok demekki hayvanlarda doğada habire birbirine kıyım yapıyor zaruri ihtiyaçtan dolayı sende de var bu zaruriyet…heleki şu uçak hikayesini anlatan muhterem zat ..eğerki sana daha önceden ellah inancı empoze edilmisse bozuk plak gibi takılmaya başlar beyin denize düşen yılana sarılır misali ateistle inaçlı olan kişilere o isim öğretilmeseydi iki tarafta gözlerini kapatırdı sadece allah demezlerdi..ama ben iyi yüzerim o yüzden yılana sarılmayacağım gibide allah diyen bir kişiyede yardımım dokunabilir.. sana ölümden korkmaman öğretilseydi ölüm sadece boyut değiştirmedir denseydi belkide hiç korkmazdın ölümden ….islam dindir islam felsefe değildir diyenlere bakıyorumda felsefe ile dini kurtarmaya çalışıyor…..

  8. birisi dedi ki:

    Yukarıda yazılarını okuduğum arkadaşlar, ne yaşadılar ne gördüler bilmiyorum,ama;
    Şunu belirtmek isterim ki ,eğer bir yaratıcımız olduğuna inanıyorsak eğer ,ki ben inandığımı zannediyorum (İnşallah inananlardanımdır.),o ALLAH sizlerden ve bizlerden çok adil,rahmet sahibidir.
    Bir arkadaşın Kuran-ı Kerimde ”kadınların çoğu cehenneme gidecek” İbaresi varsa ben bu dini inkar ediyorum,şeklindeki ifadesi dikkatimi çekti. Evet kuran-ı Kerimde ”biz çok az kadına kemalini verdik.” Şeklinde ifadesi vardır ve yukarıda verilmeye çalışılan Adem as. ve havva anamızın hikayesinde o ağaçtan (ki kuran-ı kerimi okuduğumda benim şahsi olarak çıkardığım ;şeytanın onlara zakkum kabuğu kemirttiğidir; yanlışım varsa ALLAH affetsin.)kemirmesi konusunda şeytanın telkinini Adem as. ilk önce reddediyor ,fakat havva anamıza sevgisinden ve şeytanın yeminlerine kanması sonucu suçun işlenmesi ortaya çıkıyor. Ha ben şahsen bu suçun sorumluluğu havva anamız yüzündendir demiyorum. Ancak bu ayetlerde dikkat çekilmeye çalışılan konu kadının dine uyma ve günaha girmeye dayanıklılık yönünden erkeğe göre zayıf yaratılmış olmasına dikkat çekmek içindir. Tabi ki, burada sana bana göre doğru anlayışı değil islama göre doğru yanlış anlayışı önemlidir. (Eğer inanan isek).Birazcık kadınla erkek arasındaki farkı gözlemleyen arkadaşlar varsa kadınların oyuna eğlenceye,giyime ,lükse ve daha meyilli olduklarını buna karşı badirelerde daha sabır kıtlığı içinde olduklarını görebilir.(Tabi bu söylediklerim genellemedir, yoksa istisna da benden çok daha dayanıklı olan bayanlar da mevcut). Dikkat ederseniz bunlar dinen dünyaya bağlanma göstergesidir.Bu konu da aslında kadınları ve erkekleri bilinçlendirmek ve daha kabul olana yönlendirmek için düşünülsün diye verilen ayetlerdendirler. Yoksa cennette cehennem de ALLAH’ın takdirindedir.
    Bir arkadaşım da hayvanlarında düşünebildiği ve hatta insanlar seviyesinde olduğu gibi bir fikir ortaya atmış; evet hayvanlar da düşünebilirler ve belli oranda akıl sahibidirler de, ancak nasipleri kendilerine yetecek kadardır. Eğer senin dediğin mantıkla düşünürsek bitkilerde düşünebilir onlar da canlıdır. Ama ben hiç hayatımda alim bir kedi,mucit bir köpek, şehirler kuran bir şempanze görmedim.Görenler var mı ? onu da bilmiyorum.
    Şaka bir tarafa yine Kuran-ı Kerimde ”biz her canlıyı ümmet olarak yarattık” Şeklinde ayetler vardır ve onlarda mahşer meydanına toplanacaktır. Ama şu da gerçektir ki; herkes kendisine nasip edilen şeylerden sorumlu olacaktır. Ayrıca bu durum; nasıl ki canlılar derece derece yaratıldıysa ,insanların da derece derece olduğunu belirten ayetlerdendir(tabi bu dereceyi verecek olan ALLAHtır, yoksa en güçlü olan,en zengin olan , en cin fikirli veya fırlama olan en üst dereceyi kapar anlamında değildir)
    Bir de hırıstiyan bir toplumda veya ateist herhangi bir toplumda doğup oranın kültürü ile yetişmiş,hayatında hiç islamiyetle tanışmamış veya duysa da kendi kültürü sebebiyle kendi kültürüne saplanıp kalmış insanlara sanki haksızlık yapılacakmış gibi düşünen arkadaşa da söyleyeceğim,
    Göğün getireceği kara dumanı (duhanı),sura ilk üfürülüşü,güneşin batıdan doğacağı günü ve ALLAH’ın tüm ayetlerini (mucizelerini) göstereceği ve peygamberlerini şahitler olarak getireceği günü gözle.
    Ha yukarıdaki cümleyi sana kızdığım için yazmadım. Şunu belirtmek istedim ;önce şunu kabul etmek lazım ALLAH’ın bilgisi hepimizden üstündür, kalplerdekini , ezeli de ebedi de o eksiksiz bilir.
    Nasıl ki ”Amennah inandık diyen kişiler,inandık demeleriyle bırakılmayacak ”,çok değişik vesilelerle sınava tabi olacaklar sa ,O bir olan ALLAH da mutlaka onları aynı şartlarla deneyecek ve adem oğullarına itiraz noktası bırakmayacaktır.
    Peki nasıl , Şöyle olduğunu zannetmekteyim; sura ilk üfürülüp insanoğlu ne oluyor buna dediğinde ,ölüp de derin uykuya dalmış,geçen zamandan habersiz olanlar mezarlarından çıkarıldıklarında, Yüce ALLAH Peygamberlerini gönderip (son peygamber Hz. Muhammet sallallahu aleyhi veselleme destekçi olarak verip, ki rabbim bunun sözünü aldığını Kuranı Kerimde belirtiyor) mucizelerini(ayetlerini) ,duhanı ve güneşin batıdan doğuşunu gösterecek.
    Güneşin batıdan doğuşu evresine kadar inananlar inanacak, ondan sonra da iman kapısı kapanacak. Taki ikinci kez sura yani asıl kıyamet kopuncaya kadar. Ama artık insan oğlu mahşer meydanına sevk edilirken ve şahitler de getirilirken artık inanmanın faydası da olmayacak.
    Şimdi bazı arkadaşlar ya nasıl olur insan mezara girişinde her şey bitmiştir, diyen arkadaşlar olabilir. Bakın ALLAH Kuran-ı Kerimde berzah aleminden bahseder ve berzah aleminin dünya hayatı gibi olduğundan haber verir ,tabi bu alem iyi kulları içindir ayrıca birde karanlıklar içinde mezara girip hiçbir şeyin farkında olmadan buradan karanlıklar içinde,şeytan çarpmış gibi vb. haller içinde uyandırılacak olanlardan bahseden bir çok ayet vardır.
    Ama şurası kesindir ki; İnanmış olmakta , ALLAH’tan inanmamış olmak ta!
    Yani sonuçta ; nerede nasıl doğmuş olman değil yaratanın ezelde ,hakkında ne takdir ettiğidir.
    Yukarıda yazdıklarım bildiğim ve okuduklarım ışığında kendi şahsi çıkarımlarımdan oluşmaktadır. Eğer yanlışım varsa veya yanlış noktalarım varsa Yüce ALLAH cc. affetsin inşallah
    Yüce ALLAH İnşallah hakkımızda hayır verir ve affına ulaşan kullarından eyler bizleri!

  9. sevginin ışığı dedi ki:

    Adem ve Havva hikayesi ile ilgili duyup duyulabildiğim en güzel yorumu sizlerle paylaşmak istiyorum:
    **Öğrenci, ustasına soruyor:
    ” ”Adem ile Havva hikayesi bana çok anlaşılmaz geliyor!” Söz konusu hikaye ile ilk uğraştığım zamanlarda, bir gün, ateşli bir şekilde bu gözlemi yapmıştım. ” Niçin Tanrı sadece suçlu çiftle kalmayıp, doğmamış masum nesilleri de cezalandırdı?”
    Ustamı, cehaletimden çok ateşli konuşmam eğlendirmişti. ” Tekvin, son derece semboliktir ve kısır yorumlarla anlaşılamaz,” diye açıkladı. ” Bahsedilen ‘hayat ağacı’, insan bedenidir: Omurilik, köklerinde insanın saçları, dallarında ise içeriye ve dışarıya nakleden sinirler bulunan, baş aşağı çevrilmiş bir ağaç gibidir. Sinir sistemi ağacı, görme, işitme, koku alma, tat alma ve dokunma duyuları şeklinde bir çok zevk veren meyve taşır. İnsan, haklı olarak, bunların müptelası olabilir; fakat başta, bedenin ortasındaki (bahçenin ortasındaki) ‘elma’ olan cinsellik deneyimi, ona yasak edilmişti.
    ” ‘Yılan’, cinsellik sinirlerini uyaran ve omurgada bulunan, sarmal şeklindeki enerjiyi simgeler. ‘Adem’ akıldır, ‘Havva’ ise duygudur. Herhangi bir insanda, duygusallık ya da Havva bilinçliliği, cinselliğin tahrikine yenilirse, o kişinin aklı yani Adem de dayanamayıp, yenik düşer
    ‘Tanrı, insan türünü erkek ve kadın bedenlerini, kendi iradesinin gücüyle maddeleştirerek yarattı; yaratmış olduğu yeni türe de, benzer şekilde ‘kusursuz’ veya yüce bir yolla çocuklar yaratmanın gücünü ihsan etti. O ana kadar bireyselleşmesi, sadece içgüdüye bağlı ve akıl yürütme olanağından yoksun olan hayvanlarla sınırlı bulunduğundan, Tanrı, simgesel olarak Adem ve Havva diye adlandırılan ilk insan bedenlerini yarattı. Bunlara, yukarıya doğru evrim avantajına sahip olmaları için, iki hayvanın ruhlarını veya tanrısal özlerini aktardı. Adem’de veya erkekte, mantık üstün geldi; Havva’da ya da kadında ise duygu hakimdi.Böylece, olaylar dünyasının altında yatan ikilik veya kutupsallık ifade kazanmıştı. Mantık ve duygu, zihin hayvansal eğilimlerin yılansı enerjisi tarafından kandırılmadığı sürece, işbirliğinden doğan bir mutluluk içindedir.
    ‘Dolayısıyla, insan bedeni sadece hayvanların evrimlerinin sonucu olarak değil, Tanrı tarafından özel bir yaratma işlemi neticesinde ortaya çıkmıştır. Hayvan şekilleri, tam bir tanrısallığı ifade etmek için çok kabaydılar; her şeyi bilmesi mümkün olan beyindeki ‘bin taç yapraklı lotus’ ve omurgada hassas bir şekilde uyandırılmış gizli merkezler yalnızca insana verilmiştir.
    ‘Tanrı veya Tanrısal bilinçlilik, ilk yaratılan çiftte mevcuttu ve onlara, insana ait tüm duyarlılıkların zevkini çıkarmaları önerilmişti, bir tanesi dışında:Cinsellik duyuları. Bunlar, insanlığın kendisini, çoğalmanın daha düşük seviyedeki hayvansal yönteminin ağına düşürmemesi için yasaklanmıştı. Bilinçaltında mevcut olan hayvansal hatıraların canlandırılmaması için yapılmış olan uyarı, dikkate alınmadı. Adem ve Havva, kaba döllenmenin yolunu yeniden başlatarak, başlangıçtaki mükemmel insan için doğal olan tanrısal mutluluk durumundan aşağı düştüler. ‘Çıplak olduklarını bildiklerinde’, Tanrı’nın kendilerini uyardığı gibi, ölümsüzlük bilinçlilikleri kayboldu; kendilerini, bedensel doğumu bedensel ölümü izlemesi gerektiği şeklindeki fiziksel yasaya tabi kılmışlardı.
    ” ‘YIlan tarafından Havva’ya vaat edilen ‘iyi ve kötü’ bilgisi, ölümlülerin, mayanın altında tabi olmaya mecbur kaldıkları ikicil ve çelişkili deneyimleri ima eder. İnsan, duygularını ve mantığını yani Havva ve Adem bilinçlerini yanlış kullanması yüzünden yanılgıya düşüp, tanrısal kendine-yeterlilik’in yüce bahçesine girme hakkından vazgeçer. ‘Ebeveynini’ veya ikili doğasını, birleştirilmiş bir uyuma veya Aden’e yani Cennet bahçesine geri döndürmek, her insanın kendisine karşı olan sorumluluğudur.”

    • bir kul dedi ki:

      SEVGİ
      AKIL SENİN İRADE SENİN MANTIK SENİN
      ALLAH ADINA KONUŞMA
      BU SÖYLEDİKLERİNİ DİNE DAYANDIRMIYORSAN SORUN YOK SEVGİDE SENİN IŞIKTA
      SENİN DİNİN İNANDIGIN GİBİ ÖZGÜRCE YAŞA

      3:94 – Kim bundan sonra Allah’a karşı yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
      6:21 – Allah’a iftira ederek yalan uydurandan veya âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hiç şüphe yok ki zalimler kurtuluşa eremezler.
      6:93 – Allah’a karşı yalan uyduran, yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmadığı halde: “bana vahyedildi” diyen ve: “Allah’ın indirdiği gibi bir kitap da ben indireceğim” diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini ölüm şiddeti içindeyken bir görsen! Melekler onlara ellerini uzatırlar ve:” Ruhunuzu teslim edin. Bugün, Allah’a karşı haksız şeyler söylediğinizden ve O’nun âyetlerine karşı böbürlenmenizden dolayı alçaltıcı bir azapla cezalandıralacaksınız” derler.
      29:68 – Allah’a karşı yalan uyduran, yahut kendisine hak gelmişken onu yalan sayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirlere yer mi yok?
      Allah’a yalan uyduran ya da O’nun âyetlerini yalanlayanlardan daha zâlim kim olabilir? Şüphesiz zâlimler kurtuluşa eremezler.

      ZUHRUF 43/19 Onlar, Rahmân’ın kulları olan meleklerin dişiler olduklarını kabul ettiler. Meleklerin yaratılışına tanık mı oldular? Onların bu tanıklıkları yazılacak ve bundan sorulacaklardır.

  10. serkan dedi ki:

    çok güzel bir özet olmuş Serdar Abi,bayıldım..

  11. selim şerif dedi ki:

    Bayılıyorum bu Arap mitolojisine,Kuran iyi ki yazılmış yoksa dönemin Arap mitolojisi hakkınd çok az şey öğrenecektik.Çoğunlukla Tevrat dolayısıyla Mezopotamya kaynaklı olması da bir şey değiştirmiyor,sonuçta tüm Semitik halkları aynı milletin farklı kolları olrak görmek çok da yanlış sayılmaz.

  12. Gencer dedi ki:

    Alıntı…
    Sümerler’in Dini İnançlarını yaşıyoruz.
    Sümerler gerçekten çok etkileyici bir toplulukmuş;

    Sumer’lerden devam edelim. Tevrat, Incil ve Kur’an’da, Havva’nin, Adem’in kaburgasindan yaratildigi anlatilir. Peki hic dusundunuz mu, neden kaburga? Neden parmak veya penis veya bacak veya kulak veya kalp degil de kaburga? Bunun cevabini veremezsiniz, cunku mantikli bir aciklamasi yoktur. Ama Sumer yazitlarinda bu cok da guzel bir sekilde anlatilir:

    Ninhursag, Sumerlerin buyuk tanricasidir. Ninhursag sekiz meyve agaci eker ve diger tanrilari bu meyveleri yememeleri konusunda uyarir. Su Tanrisi, Enki, bu meyvelerden yasak olmasina ragmen tadar. Tipki Adem’in, Tanri’nin yasak meyvesinden yemesi gibi. Ninhursag cok kizar ve Enki’nin yedigi her meyve icin bir organina hastalik verir. Enki’nin olumu yakindir artik. Ninhursag’in vicdani rahat etmez ve Enki’nin hasta olan sekiz organinin tedavisi icin sekiz tedavi edici tanri yaratir. Enki’nin hasta olan sekiz organindan biri de kaburgasidir. Kaburga, Sumercede ‘ti’ kelimesiyle bilinir. Ninhursag, Enki’nin kaburgasini iyilestirmek icin bir tanrica yaratir ve bu tanricanin ismi ‘Nin-ti’dir. ‘Nin‘, Sumercede kadin demektir. Yani Ninti, Turkcesiyle ‘Kaburgadan yaratilan kadin’dir. Sumerce’de ‘ti’, ayni zamanda ‘hayat veren’ anlamina da gelir. Yani ‘Nin-ti’, ‘Kaburgadan yaratilan kadin’ disinda bir de ‘Hayat veren kadin’ demektir. ‘Eve’, yani ‘Havva‘nin da, Adem’in kaburgasindan yaratildigini ve kelime anlaminin da ‘Hayat veren kadin’ oldugunu biliyor muydunuz?

    Tevrat’ta anlatilan yilan hikayesinin cok benzeri de yine Sumer hikayelerinde gizlidir. Bakin, tarihin ilk kitabi, Gilgamis Destaninda anlatilan bir hikaye nasildir:

    Gilgamis (Gilgamesh), olumsuzluge ulasabilmek icin hayat agacini arar. Buyuk selden yaptigi gemiyle kurtulmayi basaran ve Tanri mertebesine ulasan Utnapistim’in (Nuh’u hatirlayin) bu agacin yerini bildigini ogrenir. Ona gider ve agacin yerini ogrenir. Hayat agacindan kopardigi meyveyle sehrine geri donerken bir tasin basinda uyuya kalir. Bu sirada bir yilan (Havva’yi ayartan yilani hatirlayin), gelir ve bu meyveyi calarak Gilgamis’in olumsuzlugunu elinden alir.

    Iste bu sel felaketi de bilim adamlarinca dogrulanmistir. M.O. 5000-4000 yillari arasinda bir zamanda, “Flandrian Transgression” adiyla bilinen denizlerin yukselmesi olayi gerceklesir. M.O. 4000′de a Eden sular altinda kalir ve su an bildigimiz Basra Korfezine donusur. Sumerler bir sure sonra guc kaybeder ve ortadan kaybolurlar. Sumerlerin yazim diliyse halen bolgede ve cevresinde kullanilmaktadir. Mezopotamya bolgesine bir sure sonra Babiller hakim olur. Yahudiler de Babillerin arasinda yillarca yasar ve kusaktan kusaga anlatilan efsaneleri ogrenirler. Daha sonra Tevrat kitaplarini yazacak olan Yahudiler, bu efsaneleri kitaplarinda simgesel dillerle anlatacak, bu da yillar sonra Arabistan’da peygamberligini ilan edecek Muhammed tarafindan gunumuz Musluman’larina aktarilacaktir.

  13. omer dedi ki:

    Kuran,Tevrat,mitoloji,uydurma hadislerden güzel bir karışım yapmışsın.Tebrikler!
    Sadece Kurandaki ayetler hakkında konuşacağım. Diğerler kaynaklar -hadisler dahi olsa- sahih/doğru olduğu TARTIŞMALIDIR.

    Allah evreni altı devirde/günde(yewm) yaratmıştır.
    Yedinci gün dinlenme olayı Tevratta geçer Kuranda geçmez hatta Kuran tevrattaki bu dinlenme vasfını eleştirir.(Kaf Suresi 38 ayete bak)

    Arş arapça taht demektir.Bu Allah için kullanılınca “hükümranlığı,otoriteyi eline aldı” anlamına gelir.
    Tıpkı cumhurbaşkanı koltuğu devretti dediğimizde koltuk aslında “otoriteyi,hükümranlığı” ifade eden mecazi bir anlatımdır.
    Enfal 10.ayette Allahın elinden bahseder.Bu elbetteki mecazdır.

    1.000gün ve 50.000 gün olayı açıkca zamanın izafiliğini gösterir.
    (http://www.mucizeler.com/2011/03/1400-yil-once-zamanin-izafiligi-aciklandi/)

    Gökyüzünün direksiz durmasını söylemesi fizik açısından gayet güzel bir açıklamadır.1400 sene evvel göklerin dağlar üzerinde olduğu söylenmiştir.
    http://www.mucizeler.com/2011/03/direksiz-yukselmis-gokyuzu/

    Korunmuş tavan ve diğerleri için…
    http://www.youtube.com/watch?v=1Dcu89XL1w8

    Hangi birine cevap vereyim…
    Selamün aleyküm.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s