DiNLERDE ve TOPLUMLARDA ZİNA

İnsanlık tarihinin en eski yasak ilişkilerinden olan zina, kocanın karısı üzerindeki egemenlik hakkına, tanrıya, topluma, evlilik kurumuna ve aileye karşı işlenmiş büyük bir suç olarak görülmüş ve genelde de ölümle cezalandırılmıştır. Evrimi itibarıyla önce kocanın, daha sonra ailenin, sonrasında aşiretin-klanın ve en sonunda da devletin cezalandırdığı bir suç olarak günümüze kadar gelmiştir. Kimi toplumlarda sadece evliler arasındaki zina suç sayılırken, kimi toplumlarda evli-bekar herkesi kapsar. İslam’da olduğu gibi kimi toplumlarda sadece penis-vagina birleşmesi olarak tanımlanırsa da, kiminde öpüşme dahi zina sayılır. Kimi toplumda cezası ölüm iken, kiminde kırbaç, sopa ve para cezası vardır. Kabul görmeyen yasak evlilikler de zina kapsamında değerlendirilerek cezalandırılmıştır.

Demokrasinin beşiği sayılan Fransa’da bile zina suç olmaktan ancak 1975 tarihinde çıkarılabilmişti.

Tarihte ünlü zinalar:

Roma imparatoru Neron, heteroseksüel karısı Oktavia’yı halka açık düğünde iki erkekle birden evlenerek zina suçu işlediği gerekçesiyle öldürtmüştür.

1536’da İngiltere kralı 8. Henry, 2. Eşi Anna Boley’i zinadan dolayı ölüm cezasına mahkum ettirmiştir.

Kral Davud’un komutanının karısıyla zinası, Lut’un kızlarının soylarını devam ettirebilme maksadıyla sarhoşken babalarıyla cinsel ilişkide bulunmaları, Yakup’un oğlu Yahuda’nın fahişe sanarak oğlunun karısıyla yatması ve gelininden ikiz çocuğu olması, Davud’un oğlu Amnon’un üvey kızkardeşi Tamar’a tecavüz etmesi Tevrat’taki ilginç zinalardır.

Hammurabi Kanunlarında Zina:

” 129. Eğer bir adamın kansı bir başka bir erkekle yatarken yakalanırsa onları bağlayıp suya atacaklar. Eğer kadının kocası yaşatırsa, kral da yaşatacak.

“130. Eğer bir adam başka bir adamın babasının evinde oturan karısını zor kullanıp koynunda yatırırken yakalanırsa, o adam öldürülecek, kadın özgür.”

Sumer, Babil, Asur Kanunları, s.198: (Ana Britannica; c:14, s:385)

Sumer’de bekâret konusu önemli görünüyor. Sumer kanunlarının yazılı olduğu tabletler kırık ve okunamayan yerleri çok. Okunabilen iki madde bunu kanıtlıyor: Bunlardan birinde, bir kölenin zorla bikrini bozan 5 şekel (tahminen 40 gram) gümüş vermek zorunda. Diğerinde dul olarak evlenen bir kadın, kocasından boşandığında kız olarak evlenen kadının alacağı tazminatın yarısını alabiliyor.

(Prof. Dr. Mebrure Tosun, Doç. Dr. Kadriye Yalvaç, Sumer, Babil ve Asur Kanunları ve Ammi Saduqa Fermanı, Ankara, 1975, s.40, madde 5-7.)

Eski Türklerde Zina:


Araştırmacılar es­ki Türklerde fuhuş ve zinanın pek bulunma­dığında ittifak ediyorlar. Çünkü töreye göre, zina en büyük suçlar arasındaydı ve ölüm cezası uygulanırdı. Sadece Uy­gurlar devrinde zina suçuna ölüm cezası yerine üçyüz sopa ve bir de para cezası uygulanmıştı. Bu da o sırada Uygur Türkleri arasında Budizm’in yayılması­na  bağlanıyordu.

Göktürklerde, zina eden erkek ve kadın yakılırken, Hunlarda evli bir kadına tecavüz eden kişi ölüme mahkûm edilirdi. Genç bir kızı iğfal edenden ise büyük bir fidye alınır ve o kızla evlendirilirdi. Takyular’da tecavüz eden kişi iğdiş edilir. Bütün bu kavimlerde düşmanlara aynı hareketi yapmak suç sayılmazdı.

Eski Mısır, Yunan ve Roma’da Zina:

Eski Mısır’da da zina affedilmeyen bir suç. Öyle ki kadın, suçunu reddetse bile suya atılıyor. Eğer boğulmadan sudan çıkmayı başarabiliyorsa zina yapmadığına inanılıyormuş.

Eski Yunan’da zinanın değerlendirilişi, eski Mısır ve Asur uygarlıklarında karşılaşılandan (kadının suda boğulmasından) pek farklı değilmiş:   Kocaya sadakat ödevi yüklemeyen Eski Yunan’ın birçok sitesinde zina  yapan kadının cezası (eğer kocası maddi bir tazminat istemez ise) ölümmüş. Roma’da farklı değil; koca isterse kadının öldürülmesi yine yasalmış.

Tevrat’ta zinanın cezası:

Levililer: 20

10. “Biri başka birinin karısıyla, yani komşusunun karısıyla zina ederse, hem kendisi, hem de zina ettiği kadın kesinlikle öldürülecektir.

11. Babasının karısıyla yatan, babasının namusuna leke sürmüş olur. İkisi de kesinlikle öldürülecektir. Ölümü hak etmişlerdir.

12. Bir adam geliniyle yatarsa, ikisi de kesinlikle öldürülecektir. Rezillik etmişler, ölümü hak etmişlerdir.

13. Bir erkek başka bir erkekle cinsel ilişki kurarsa, ikisi de iğrençlik etmiş olur. Kesinlikle öldürülecekler. Ölümü hak etmişlerdir.

14. Bir adam hem bir kızla, hem de kızın anasıyla evlenirse, alçaklık etmiş olur. Aranızda böyle alçaklıklar olmasın diye üçü de yakılacaktır.

15. Bir hayvanla cinsel ilişki kuran adam kesinlikle öldürülecek, hayvansa kesilecektir.

16. Bir kadın cinsel ilişki kurmak amacıyla bir hayvana yaklaşırsa, kadını da hayvanı da kesinlikle öldüreceksiniz. Ölümü hak etmişlerdir.

17. Bir adam anne ya da baba tarafından üvey olan kızkardeşiyle evlenir, cinsel ilişki kurarsa, utançtır. Açıkça aşağılanıp halkın arasından atılacaklardır. Adam kızkardeşiyle ilişki kurduğu için suçunun cezasını çekecektir.

18. Âdet gören bir kadınla yatıp cinsel ilişki kuran adam kadının akıntılı yerini açığa çıkarmış, kadın da buna katılmış olur. İkisi de halkın arasından atılacaktır.

19. Teyzenle ya da halanla cinsel ilişki kurmayacaksın. Çünkü yakın akrabanın namusudur. İkiniz de suçunuzun cezasını çekeceksiniz.

20. “Amcasının karısıyla cinsel ilişki kuran adam, amcasının namusuna leke sürmüş olur. İkisi de günahlarının bedelini ödeyecek ve çocuk sahibi olmadan öleceklerdir.

21. Kardeşinin karısıyla evlenen adam rezillik etmiş olur. Kardeşinin namusunu lekelemiştir. Çocuk sahibi olmayacaklardır.

Tesniye; 22:

13. “Bir adam bir kadın alır, yattıktan sonra ondan hoşlanmazsa,

14. ona suç yükler, adını kötüler, `Bu kadınla evlendim ama onunla yatınca erden olmadığını gördüm` derse,

15. kadının annesiyle babası kızlarının erden olduğuna ilişkin kanıtı alıp kapıda görevli kent ileri gelenlerine getirecekler.

16-17. Kadının babası ileri gelenlere, `Kızımı bu adamla evlendirdim ama o kızımdan hoşlanmıyor` diyecek, `Şimdi kızımı suçluyor, onun erden olmadığını söylüyor. İşte kızımın erden olduğunun kanıtı!` Sonra anne-baba kızlarının erden olduğunu kanıtlayan yatak çarşafını ileri gelenlerin önüne serip gösterecekler.

18. Kent ileri gelenleri de adamı cezalandıracaklar.

19. Ceza olarak ondan yüz gümüş alıp kadının babasına verecekler. Çünkü adam İsrailli bir erden kızın adını kötülemiştir. Kadın adamın karısı kalacak ve adam yaşamı boyunca onu boşayamayacaktır.

20. “Ancak bu sav doğruysa, kızın erden olduğuna ilişkin bir kanıt bulunamazsa,

21. kızı baba evinin kapısına çıkaracaklar. Kent halkı taşlayarak kızı öldürecek. Babasının evindeyken fuhuş yapmakla İsrail`de iğrençlik yapmıştır. Aranızdaki kötülüğü içinizden atacaksınız.

22. “Eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. İsrail`den kötülüğü atacaksınız.

23. “Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,

24. ikisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz. Çünkü kız kentte olduğu halde yardım istemek için bağırmadı; adam da komşusunun karısıyla ilişki kurdu. Aranızdaki kötülüğü içinizden atacaksınız.

25. “Eğer bir adam kırda nişanlı bir kızla karşılaşır, onu yakalayıp tecavüz ederse, yalnız tecavüz eden adam öldürülecek.

26. Kıza hiçbir şey yapmayacaksınız. Çünkü kızın ölümü hak edecek bir günahı yoktur. Bu, komşusuna saldırıp onu öldüren adamın davasına benzer.

27. Adam kızı kırda gördüğünde nişanlı kız bağırmışsa da onu kurtaran olmamıştır.

28. “Eğer bir adam nişanlı olmayan erden bir kızla karşılaşır, tutup onunla yatarsa ve bu ortaya çıkarsa,

29. kızla yatan adam kızın babasına elli gümüş verecek. Kıza tecavüz ettiği için onu karı olarak alacak ve yaşamı boyunca onu boşayamayacaktır.

30. “Kimse babasının karısını almayacak, babasının evlilik yatağına leke sürmeyecektir.”

İncil’de zinanın cezası:

Matta: 5

27. Zina etmeyeceksin` dendiğini duydunuz.

28. Ama ben size diyorum ki, bir kadına şehvetle bakan her adam, yüreğinde o kadınla zina etmiş olur.

29. Eğer sağ gözün günah işlemene neden olursa, onu çıkar at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, bütün vücudunun cehenneme atılmasından iyidir.

30. Eğer sağ elin günah işlemene neden olursa, onu kes at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, bütün vücudunun cehenneme gitmesinden iyidir.

31. Kim karısını boşarsa ona boşanma belgesi versin` denmiştir.

32. Ama ben size diyorum ki, karısını fuhuş dışında bir nedenle boşayan onu zinaya itmiş olur. Boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur.”

Yuhanna; 8/1-11:

İsa ise Zeytin dağına gitti. 2Ertesi sabah erkenden yine tapınağa döndü. Bütün halk O`nun yanına geliyordu. O da oturup onlara ders vermeye başladı.

Din bilginleri ve Ferisiler, zina ederken yakalanmış bir kadın getirdiler. Kadını orta yere çıkararak İsa`ya, «Öğretmen, bu kadın tam zina ederken yakalandı» dediler.

«Musa, Yasa`da bize böyle kadınların taşlanmasını buyurdu, sen ne dersin?»

Bunları İsa`yı sınamak amacıyla söylüyorlardı; O`nu suçlayabilmek için bir neden arıyorlardı.
İsa eğilmiş, parmağıyla toprağa yazı yazıyordu.

Durmadan aynı soruyu sormaları üzerine doğruldu ve, «Aranızda günahsız olan, ona ilk taşı atsın!» dedi.
Sonra yine eğildi, toprağa yazmaya koyuldu. Bunu işittikleri zaman, başta yaşlılar olmak üzere, birer birer dışarı çıkıp İsa`yı yalnız bıraktılar. Kadın ise orta yerde duruyordu.

İsa doğrulup ona, «Kadın, nerede onlar? Hiçbiri seni yargılamadı mı?» diye sordu.

Kadın, «Hiçbiri, efendim» dedi. İsa, «Ben de seni yargılamıyorum» dedi. «Git, artık bundan sonra günah işleme!»

İslam’da zinanın cezası:

Nur- 2. Zina eden kadın ve zina eden erkekten herbirine yüz değnek vurun; eğer Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, Allah’ın dinini uygulamada bunlara bir acıyacağınız tutmasın! Ayrıca mü’minlerden bir grup cezalandırılmalarına şahit olsun!

Nur-3. Zina eden erkek ancak, zina eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenir. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. Bu, mü’minlere haram kılınmıştır.

Eşcinsel erkeklerin cezası:

Nisa-16. Sizlerden (erkeklerden) fuhuş yapanların, her ikisine eziyet edin. Eğer tevbe ederler de ıslah olurlarsa artık onlardan vazgeçin. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.

Görüldüğü gibi, eşcinsel ilişkide bulunan erkeklere verilecek ceza olarak belirtilen eziyetin niteliği ayette açıklanmamıştır. Bu nedenle ağırlıklı olarak dil ve el eziyeti olarak düşünülür. İslam hukukçuları bu konuda birçok görüş üretmişlerdir.  Ayetteki “uslanırlarsa” ifadesi, bu eziyetin pişmanlık verecek ve uslanmaya teşvik edecek ölçüde olmasını öngörmektedir.

Eşcinsel kadınların cezası:

Nisa; 15. Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin.

Kimi İslam Hukukçuları; Kur’an’da yer alan zina edenlere 100 sopa vurulmasıyla ilgili ayetin bekarların zinasıyla ilgili olduğu söylerken; evlilerin cezasının taşlanarak öldürülmek (recm) olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu konuda Kur’an’da herhangi bir ayet yoktur ama bazıları Kur’an’da recm ayetinin bulunmasına rağmen lafzının kaldırıldığı ancak hükmünün baki kaldığı gibi, bazıları Kur’an iki kapak arasına alınmadan önce recm ayetini olduğu sayfayı bir keçinin yediği gibi iddialarda bulunmuşlardır. Hadislerde recm mevcuttur ve İran’da  uygulanır.

Zinanın İspatı:

Nur-4. Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir.

Nur/ 6-7. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defada da; eğer yalancılardan ise, Allah’ın lânetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir.

İlave olarak hadislerde bir ilişkinin zina sayılabilmesi için 4 şahit tarafından ve kesin olarak erkeğin cinsel uzvunun kadının cinsel uzvuna girdiği görülmüş olmalıdır.

Tecavüz:

Sumer’de tecavüz de fena sayılmış. “Hür bir adamın kızı yolda tecavüze uğrarsa; anne, babası onun sokakta olduğunu bilmemişlerse, kız onlara ‘tecavüze uğradım’ derse, anne, baba onu zorla erkeğe karı olarak verecekler.” (The Ancient Near East, Supplementary Texts and pictures Relating to old Testament, Editted by James B. Pritchard, Princton, 1969, s.89, 90.)

Tecavüz, Sumer efsanesine bile konu olmuş. Tanrı Enlil, Tanrılann başı olduğu halde, evlenmeden önce karısını aldatarak zorla tecavüz ettiği için Tanrılar meclisince yeraltı dünyasına sürülmüş.

Bu efsaneye ait bazı satırlar şöyle: Nippur’un güzel kızı Tanrıça Ninlil annesinin önerisi üzerine kendisini Tanrı Enlil’e göstermek üzere suya giriyor.

Saf suda kız yıkandı/Ninlil Nunbirdu kanalının kenannda yürüdü./Büyük dağ baba Enlil gördü onu/Bey kıza “gel yatalım” dedi, kız istemedi/”Benim dölyolum çok ufak birleşmeyi bilemez /Dudaklanm çok küçük öpmeyi bilemez.”

Bunun üzenne Enlil, vezirine bir tekne getirtir. Kızla teknede gezerken ona tecavüz.eder. Bu olaya kızan Tanrılar meclisi Enlil’i yakalayaıak şöyle derler: “Enlil ahlaksızın biri, defol şehirden.”

Böylece Enlil yeraltı dünyasına gönderilir. Ninlil de arkasından gider. O arada Ay Tanrısına gebe kalır. Birçok olaydan sonra ancak yeryüzüne çıkarlar. (Tarih Sumer’de Başlar, s.70-72.)

Aynı olay Tevrat’ta (Tesniye, 22:28, 29) şöyle geçer:

“Eğer bir adam kız olan nişanlanmamış bir genç kadınla yatarsa ve onları bulurlarsa, adam genç kadının babasına 50 şekel (şekel Sumerlilerden Akadcaya geçen bir ağırlık ölçüsü birimi) gümüş verecek ve kadın onun karısı olacak.”

Eğer adam, nişanlı bir kızla şehirde yatarsa her ikisi de taşlanarak öldürülüyor.

Yasa’nın Tekrarı: 22;25‘de ise tecavüze şöyle değinilir:

Eğer bir adam kırda nişanlı bir kızla karşılaşır, onu yakalayıp tecavüz ederse, yalnız tecavüz eden adam öldürülecek.

Kur’an’da ve hadislerde ise tecavüze yer verilmemiştir.

Serdar Kaangil

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

23 Responses to DiNLERDE ve TOPLUMLARDA ZİNA

  1. yusuf a. dedi ki:

    BİR BÜYÜK UYDURMA: RECM (TAŞLAYARAK ÖLDÜRME)
    Bu bölümde mezhepçi İslam’ın en haddi aşan uydurmalarından birini göreceğiz. Bu uydurma ile Kuran’ın ayeti iptal edilmeye çalışılmış ve dine taşlayarak öldürme gibi bir ilave yapılmıştır. Fakat asıl dehşetli olan şudur ki; gelenekçiler sırf recmi, yani zina edeni taşlayarak öldürmeyi haklı çıkartmak için, Kuran’ın eksik olduğunu, aslında recm ayetinin var olup, bu ayetin keçi tarafından yenilip yok edildiğini söyleyecek kadar ileri gitmişlerdir.

    Bu bölümü okurken lütfen şunu bir kez daha hatırlayın: Kuran’a ilave olan recmi tüm mezhepler savunur. Yani midye ve karidesi yemenin haramlığını, altın ve ipek giymenin kötülüğünü, başörtüsü ve peçe takmanın farziyetini, müzik dinlemenin ve resim yapmanın yasaklığını, namazlarda ve hacda Kuran’da olmayan detaylar olduğunu savunan Ehli Sünnet mezhepler; Hanefiler, Şafiiler, Malikiler, Hanbeliler ile Şii mezhepler aynı zamanda recmi, hem de istisnasız hepsi savunurlar. Eğer recmin yanlışlığı ve uydurma hadislerin dinin kaynağı olamayacağı iyice anlaşılırsa, o zaman tüm bu mezheplerin hatalı yolda oldukları da iyice ortaya çıkar. Eğer bu mezheplerin hatası iyice anlaşılırsa; o zaman Kuran’da olmayan ipeğin, altının, başörtüsünün, peçenin, haremlik-selamlık ve diğerlerinin de dinde olmadığı daha iyi anlaşılır. Çünkü Kuran’da olmayan bu ilave farzlar ve haramlar hep mezhepler yoluyla dinimize girmiştir. Recm konusu ise hem mezheplerin hatalı olduğunu, hem de hadis kitaplarının saçma olduğunu en güzel şekilde gösterir. Çünkü Buhari, Müslim, Ebu Davut, Hanbel, İbni Mace gibi bütün meşhur kitaplar recmi savunurlar. Üstelik bunu savunurken recmi haklı çıkartmak için Kuran’ın eksik olup, recmin aslında Kuran’da olduğunu (keçi Kuran ayetini yemeden önce) bile söyleyebilmişlerdir. Her şeyden önce Kuran-ı Kerim’de zinanın cezası belirtilmiştir. Kuran’da belirtilen bir konuda Kuran’ın hükmü ile çelişen bir hüküm ortaya atmak gelenekçi İslam’ın, mantık ve Kuran’a bağlılık seviyesini bir kez daha ortaya koymaktadır.

    Zina eden kadın ve zina eden erkeğin ciltlerine yüz vuruş vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini konusunda bunlara acıma duygusu sizi yakalamasın. Müminlerden bir grup da bunların cezalarına tanık olsun.

    24-Nur Suresi 2

    Ayette zinanın cezası yüz celde olarak geçer. Arapça’da “celde” kelimesi deriyi incitecek bir değnek manasındadır. Bu ceza için Arapça’da “asa, minsee” (sopa, değnek) kelimelerinin geçmemesi, ayette bir grubun bu cezaya şahitlik etmesinin istenmesi, suçlunun canını acıtmaktan çok toplum önünde teşhir edilerek cezalandırılmasının hedeflendiğini gösterir. Kuran’a göre zinanın ispatı için dört şahit gerekir. İslam’da özel mülkiyetin dokunulmazlığının olduğunu düşünürsek, aslında gizlice zina yapanları dört kişinin cinsel ilişki anında görmesi çok zordur. Fakat bu ceza alenen zinayı, genelevler şeklinde yapılanmaları yok edecek bir uygulamadır. Allah bu uygulama için bile “sizi Allah’ın dinini uygulama konusunda acıma duygusu yakalamasın” demektedir. Peki nasıl olur da, taşlayarak öldürme gibi çok şiddetli bir ceza, hem de bu konunun hükmü Kuran’da açıkça belirtilmişken gerçek olabilir? Üstelik bu ayetten bir önceki 24- Nur suresi 1. ayette bu surenin ayetlerinin farz ve apaçık olduğu söylenir. Bu; kelime sıkıntısı çekmeyen (31-Lokman suresi-27), en iyi yasa koyucu (5-Maide suresi-50), unutkan olmayan (19-Meryem suresi-64), Kuran’ı detaylı bir şekilde indiren (11-Hud suresi-1) Allah’ın yasasıdır. Gelin şimdi de uyduruk İslam’ın türeticisi mezhepçi İslamcıların (aslında İslam tahripçilerinin demek daha doğru olabilir) hadislerle uydurdukları dindeki recm uygulamasını inceleyelim.

    KEÇİ KURAN AYETİNİ YOK EDİYOR
    Recmi topluma kabul ettirmeye çalışan recm savunucuları yalanlarını halka kabul ettirmek için bir hikaye de uydurdular. Bu hikayeye göre recm ile ilgili Kuran ayetleri sayfalara yazılı şekilde Hz. Aişe’nin evindeydi. Peygamber’in vefatından sonra odaya giren aç bir keçi bu ayetleri yemiştir. Böylece keçi bu ayetleri neshetmiştir, yani hükmünü kaldırmıştır. (Nasih-Mensuh rezaletini bir önceki bölümde işledik. Bu konu, o bölüm için çok önemli bir delildir.) Bu hikayeyi İbni Mace Nikah 36,1944 veya Hanbel 5/131,132,183 ve 6/269’da bulabilirsiniz. Peygamber’in vefatından sonra hem tamamlanmış, hem ezbere bilinen Kuran’ın bir ayeti hem de keçinin yemesi suretiyle nasıl ortadan kalkar? Geleneksel İslam’a göre büyük alim olan İbni Kuteybe, konuya şu cümlesiyle giriş yaparak açıklık getirir: “Keçi mübarek bir hayvandır.” Devamında ise bu büyük(!) alim keçinin faziletlerini açıklar ki konu iyice anlaşılsın. Sonra da şu ilginç cümlesiyle konuyu açıklar: “Ad ve Semud kavimlerini ortadan kaldıran Allah, bir ayetini keçiye yedirerek kaldıramaz mı?” Allah’ı inkar eden bu iki kavmi Kuran ayetlerine benzeten İbni Kuteybe böylece geleneksel, hadisçi, mezhepçi İslamcıların tutarsız yaklaşımlarına iyi bir örnek oluşturmaktadır. Türkçe’ye “Hadis Müdafası” diye çevrilen orjinal ismi “Tevilu Muhteliful Hadis” olan İbni Kuteybe’nin kitabını okumanızı tavsiye ediyoruz. Okuyun ki Kuran’ın yeterliliğini, geleneksel İslamcıların çap ve kimliklerini daha iyi anlayın. Hadis kitaplarının bizim kanaatimize göre Hz. Ömer’e iftira olan bir hadisiyse şöyledir:

    İleride bazı kişiler çıkacak ve recm cezasını Kuran’da bulmuyoruz diye recmi inkar edeceklerdir. İşte bu kişiler okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır. Eğer halkın “Ömer Kuran’a ilave ediyor.” demesinden korkmasam bu recm ayetini Kuran’a yazardım.

    Buhari 93/21, Müslim Hudud 8/1431, Ebu Davut 41/1

    Bizce bu hadis bile tek başına Buhari, Müslim ve Ebu Davut’un güvenilmeyecek kitaplar olduğunun anlaşılması için yeterlidir. Böylece en sahihleri, en doğruları böyle olan hadis kitapları bile bir kenara atılıyorsa diğer hadis kitapları ve hadislere dayanan tefsir, ilmihal kitabı gibi kitapların da tereddütsüz bir kenara atılmaları gerektiği anlaşılır. Görüldüğü gibi bu recm hadisleri hem dine, hem Peygamber’e, hem Ömer’e iftiralardır. Bu hadislerin mantığına göre Hz. Ömer Allah’tan çok halktan korkuyordu. Demek Hz. Ömer halktan değil de Allah’tan korkmuş olsaydı keçinin yiyerek yok ettiği recm ayeti, hadis kitapları yerine Kuran’da olacaktı! (Lütfen 11. Bölüm’ü bir daha okuyun ve Hz. Ömer’in Ebu Hureyre ve diğer uyduruculara karşı tavrını, Kuran’a sahip çıkışını bir daha gözden geçirip Hz. Ömer’e yapılan bu iftiranın yalanlığını kavrayın.)

    ZİNA YAPAN MAYMUNLARIN TAŞLANMASI
    Bu uydurmalarla yetinmeyenler maymunların da zina eden bir maymunu yakalayarak taşladıklarını ve sahabelerden birisinin de maymunu recm etme olayına katılarak maymunu öldürdüğünü anlatırlar. Sözde recmin ne kadar mantıklı olduğunu, maymunların bile bunu anladığının, fakat bazı insanların anlayamadığının mesajını veren bu çok değerli (!) hadisi bilin bakalım hangi alim rivayet etmiştir? Evet, bu, süperlerin süperi diye takdim edilen, bir hadisini bile inkar edenin kafir olacağı söylenen en doğru hadis kitabının yazarı olan (diğerlerini siz düşünün) Buhari’nin 63/27’de geçen hadisidir.

    Kurtubi’nin bir izahında ise Ahzab suresinin sonunda recm ayetinin eksik olduğu, Hz. Osman’ın döneminde bunların yazılmadığı söylenir. Bu izahta da Kuran’da mevcut olmayan recm geleneğine dayanak yaratma endişesinin, nasıl Kuran’a iftiralar atmaya kadar uzanmış olduğunu gözlemliyoruz.
    MEZHEPÇİLER LÜTFEN BUNU DÜŞÜNSÜNLER
    Görüldüğü gibi bir sürü çelişkili, mantıksız izah, sırf recm geleneğinin yerleşmesi için uydurulmuş ve Kuran’ın açık hükmü olan 24- Nur suresi 2. ayetin de hükmü kaldırılmaya (neshedilmeye) çalışılmıştır. Bir rivayete göre Hz. Ömer döneminde Kuran’da recm yoktu, öbür rivayette Hz. Osman döneminde yazılmadı denir. Başka bir rivayette ayet keçi yüzünden ortadan kalkar. Diğer yandan maymunların recminden ve sahabelerin buna katıldığı komedisinden bahsedilir. Üstelik Kuran’daki açık hüküm yok sayılır. Neresine el atılırsa mantıksızlık ve çelişki olan bu konu geleneksel İslam’ın uydurucularının sıkışınca nasıl Kuran-ı Kerim’e iftiralar attıklarını da göstermektedir. Oysa birçok gelenekçi hem Kuran’ın, hem hadislerin doğruluğunu, hem de buralarda yazanları kelimesi kelimesine kabul ettiklerini söylemektedirler. Bu kabulü yapan gelenekçilerin çoğunun ne yazık ki kendi gelenek ve inançlarından habersiz oluşları büyük bir sorundur. Kuran’a göre Kuran yeterlidir ve dinin tek kaynağıdır. En sahih hadis kitaplarına ve mezheplere göreyse Kuran eksiktir. Aç ve mübarek bir keçi (!) Kuran’ı yiyip eksiltmiştir! Lütfen aldatılan mezhepçi arkadaşlar bu konuyu iyice araştırın. Çünkü ilmihal kitapları bu konuyu örtbas etmekte, şeyhler, hocalar milletin kafası karışır diye bu konuya hiç girmemektedirler. Mezhepçi arkadaşlar eğer bu konuyu araştırırsanız çok güvendiğiniz mezhebinizin, hadis kitaplarınızın nasıl kendilerini haklı çıkartmak için Kuran’ı eksik saymaktan geri durmadıklarını ve tüm bu zırvaları uydurduklarını göreceksiniz. Mezhebi kabulle hiç bilmeden bu izahları da kabul etmiş oluyorsunuz. Çünkü bu izahlar mezheplerin, en doğru (!) hadis kitaplarının bir parçasıdır. Oysa Kuran apaçık bir şekilde din adına tüm detayları veriyor. Bizi, “Fırkalara bölünmeyin” diye mezhepçilikten alıkoyuyor. Mezheplerse “Recm nohut büyüklüğünde çakıl taşları ile olur. Kadın bir çukura gömülür, erkek ayakta taşlanır. (Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı 7/97)” tipi dehşetli açıklamalarla vahşeti, yavaş yavaş öldürmeyi, Kuran’la çelişkiyi telkin etmektedirler.
    KURAN’I BOHÇADAN ÇIKARALIM
    Ne yazık ki yıllarca mezhepçilik övüldü. Mezheplere karşı çıkmak sapıklık olarak gösterildi. Mezhepsiz kelimesi dilimize bir hakaret unsuru olarak girdi. Kuran evimizde bohçalar içinde, yüksek bir yerde asılı olarak bulundu. Kuran ölülerin arkasından okundu ama, dirilerin hayatına yön vermesine izin verilmedi. Buna izni vermeyen mezhepçiler; dini ancak üç-beş kişinin anladığını, bizimse, onlardan ve onların kitaplarından dini öğrenmemiz gerektiğini söylediler. Allah kitabından dini anlamak gibi büyük bir cürete kalkışırsak çarpılacağımız anlatıldı. Bu çabaya ne gerek vardı ki! Mezhep imamları dini anlatmıştı. Bu mantıkla ne mühendisler, ne profesörler bile uyutuldu. Çünkü bu anlatımda akıl yok, taklit vardı. Aslolan taklit olunca profesörle, mühendisle, en cahil bir oldu. Çünkü akıl, ilim hiç kullanılmayacaktı ki! Onu, kullanması gerekli olan mezhep imamları, hadis imamları kullanmıştı. İnşallah onların akıllarını ne kadar kullandıkları ve sadece Kuran’a sarılmanın önemi bu recm örneği ile anlaşılmıştır.

    Allah pisliği aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.

    10- Yunus Suresi 100

    Andolsun size, içinde öğüt bulunan bir Kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız?

    21- Enbiya Suresi 10

    • sevginin ışığı dedi ki:

      eline sağlık, çok güzel bir yorum olmuş…

    • yasir dedi ki:

      Şura-13’te çok açık ve net din tektir ayrılığa düşmayin diye açıklıyor Nuh peygamberden buyana gelen bütün peygamberler aynı din ve şeriyat üzerine gelmiştir…Din tektir islamdır ALLAH katında başka din yok.
      Lakin peygamberler geldikleri zaman görevlerinden biride bazı helalleri haram, bazı haramlarıda helal kılmak içindir gelmişlerdir…

      ŞÛRÂ – 13–O: ‘Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin’ diye dinden Nuh’a buyurduğunu, sana vahyettiğimizi ve İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya buyurduğumuzu sizin için de bir şeriat kıldı. Müşrikleri kendisine çağırdığın şey onlara ağır geldi. Allah dilediğini kendine seçer ve gönülden yöneleni kendine iletir.

      Ali İmran 50’de İsa peygamber seslenirken israiloğlu larına kılınan bazı haramları helal kılmak için geldiğini belirtiyor, yani tevratta bazı yasaların değiştiği anlamına geliyor ki,,, Kuran’da da bazı yasaların değişebilmesi pok doğaldır..Tevrat’ta olan cumartesi yasağının Kuranda kalması gibi,,, Tevrat’ta olan haram hayvanların sayılırken, kuran’da Domuz,leş ve kan’ı belirtip diğer konularda din’in tamamlandığı ve temiz olan her şeyin helal pis olan her şeyin haram olduğu belirtilmesi gibi…

      ÂLİ İMRÂN – 50–“Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”

      MÂİDE – 5—Bugün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilenlerin (yahudi, hıristiyan vb. nin) yiyeceği size helâldir, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Mümin kadınlardan iffetli olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz şartıyla, namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Kim (İslâmî hükümlere) inanmayı kabul etmezse onun ameli boşa gitmiştir. O, ahirette de ziyana uğrayanlardandır.

      Diğer bir yazının altında bunları yine belirtmiştim…Kuran’daki zina cezası Recm’de hem daha ağır hem’de kişiye kendini düzeltme tövbe fırsatı vermiş oluyor…Neden ağır diyecekseniz zina suçu işleyeni toplum önünde işkence ile teşhir etmek Ölümden daha ağır bir ceza olsa gerek bir insanın bu şeçu işleyip toplum önünde bu şekilde teşhirinden sonra yaşamasına izin vermek ona yapılmış büyük bir işkence olsa gerek lakin akabinde ALLAH akıllanır kendini düzeltir tövbe ederse bağışlanacağını ve müminlerinde o kişileri toplumda rencide edip aşşalamamaları gerektiğini belirtiyor…
      Zinadan sonraki ölüm cezası anlık bir işkence ve acıdan sonra gelen bir ölüm ve kişiye kendini düzeltme fırsatı verilmeden yapılmış oluyor, aslında toplum önünde yapılan aşşağılam sonra insanın yaşaması o utanç ile toplumda kalması ölmekten daha ağır bir hal almış oluyor fakat durum böyleyken çok merhametli ALLAH o kişilere kendilerini düzeltme ve tövbe kapısını açıyor…

      NİSA–15 – Kadınlarınızdan zina edenlere karşı, içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar, şahitlik yaparlarsa, bu kadınları, ölüm alıp götürünceye kadar veya Allah onlara bir çıkış yolu açıncaya kadar evlerde hapsedin.

      NİSA–16 – Sizlerden zina edenlerin her ikisine de eziyet edin. Eğer onlar tevbe edip kendilerini ıslah ederlerse onlardan vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve çok merhamet edendir.

      • yasir dedi ki:

        Abdullah Abdal!!!
        Çok uzun yazılar yazmışsın senin düşünce ve bakış acın bilindiği için ve bir çoğu yalan, aşşalama ve hakaret vari olduğu için okumadım…

        Senin Nick’inin üstüne tıkladığımızda http://inanilmazyalanlar.wordpress.com/ bu sayfa çıkmakta ve bütün yazılar islamı islam toplumunu aşşalıyan hakaret eden yazılarla dolu.. bilişim şuçları ile ilğili bunlarla ilğili muhakkak tetbir ve yasalar vardır…

        İster ateist-ister put peres-ister hiristiyan-ister yahudi olsun kişi toplum inanışları dinleri ve dini değerleri aşşağılamak suçtur…

        Fazıl say davası ve aldığı ceza buna emsal teşkil eder…

        Muhakkak bu aşşağılama yazıları ile ilğili bilişim şuçlarının tedbiri vardır…

      • AbdullahAbdal dedi ki:

        Ne oldu ya.. Allahınızın Gücü kuvveti kalmadı mı?
        Herşey Allahtan değil mi? o ceza veremiyormu?
        Allaha inanmak yerine Mahkemeye inanmaya başladınız:)

        Fazıl say adamsa,
        Kuranın cennetinin bu olduğu konusunda ısrar edecektir.
        ve Kuran sakıncalı ve Ahlak dışı bir kitap olduğundan Tüm Dünyada yasaklanacaktır.

        KURANDA AYETLERDE CENNET ŞÖYLEDİR..
        EY MÜSLÜMAN CENNET BU İŞTE İSTEDİĞİN CENNET..
        Başka bir şey olduğunu söyleyen ayet varsa buyurun Müslümanlar..
        getirin ..İnsanlığınızı gösterin.bizi aydınlatın.

        Erkekler için ,
        yepyeni bir yaratılışla tomurcuk göğüslü genç kız huriler olacak cennette.

        Müslüman Cennetinin
        ayetlerden anladığımız kadarıyla erkekler için seks cenneti olma dışında özelliği yok.

        Cennette üreme ve çocuk olmadığı için,
        yapılan cinsel ilişki sadece zevk amaçlı yapılıyor.
        Tomurcuk göğüslü küçük kız Huriler niçin bekliyorlar erkekleri?
        Erkeklere eşlik yapmaları için.

        Erkek için cennette neler var tek tek ayetlerden alalım.
        söz verilen cennetin durumu şöyledir:
        1-Orada bozulmayan su ırmakları
        2-tadı değişmeyen süt ırmakları,
        3-içenlere zevk veren şarap ırmakları
        4- süzme bal ırmakları vardır.
        5-Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır.
        6- işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak Otağlar içinde sahiplerine tahsis edilmiş hûriler vardır.

        Biz onları yepyeni bir yaratılışta yarattık
        hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.
        Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
        Yeşil yastıklara ve hârikulâde güzel döşemelere
        Yaslanan kendileriyle bir yaşta,göğüsleri çıkmış genç huriler vardır.
        Tomurcuk göğüslü huriler Sanki onlar saklanmış yumurtalardır.
        İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.
        Çevrelerinde, inciler sanacağın,hep aynı gençlik ve güzellikte kalacak hizmetçiler dolaşır.

        Bu cennette kadınlar için hiçbir şey yoktur.
        Kadınlar için bir şey varda insanlar mı fark edemiyor?

        Cennette kimse kimseyi tanımayacak
        ve herkes aynı yaşta olacak denildiğine göre
        bir kadın orada kocasını bulamayacak.
        Kocasını bulamayan kadın bu seks cennetinde ne yapacak?
        Ne işi var cennette?

        Huriler sadece cennet için yaratıldığına göre;
        Yemek pişirmek,
        Temizlik,
        Çocuk doğurmak yok,
        iş güç ,çalışma yok,
        çamaşır bulaşık ütü yapmak yok.
        Tarla ekmek ..bhçe ekmek yok..
        Sinemaya gitmek ,,tiyatroya gitmek yok..
        72 tane 9-10 yaşlarında (tomurcuk göğüs bu demek)Hurilerle çadırda cilveleşen erkek ..
        Erkeğin başka işi varmı?
        Şarap ırmağından şarap
        Süt ırmağından Süt

        Müslümanların kurandaki cennetinin seks cenneti olmasının nedeni;
        Üremek için çiftleşme olmamasıdır .hamilelik yok..
        Sadece hurilerle zevk için birlikte olmak var.
        Orada çocuk yok çünkü herkes aynı yaşta olacak.

        NEBE-34…. kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

        İşte Kuranın cenneti ve Hurileri anlatan ayetleri
        RAHMAN-56-Oralarda dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
        RAHMAN-72. Otağlar içinde sahiplerine tahsis edilmiş hûriler vardır.
        RAHMAN-74. Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
        VAKI’A-22,23. Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır.
        NEBE-31,32,33,34. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler,
        kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
        DUHAN-53.İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.
        DUHAN-54.İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
        TUR-20. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.
        ŞAFFAT-48.Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.
        ŞAFFAT-49.Sanki onlar (beyazlıklarıyla), saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır

        Kuranda yazdığı kadarıyla ,
        Cenneti arzulayanların Dünyadaki Dokuz yaşından küçük kızlara olan tutkusu (talak-4) cennette devam eder.

        Tomurcuk göğüslü küçücük bakire hurilerle ödüllendirilerek.
        Minik kızlardan mahrum bırakılmaz.
        Televizyon, Gazete ,iş ,çalışma,İnternet ,Araba ,Uçak ,seyahat gibi dünya zevkleri cennette yok.Akraba,ana,baba, kardeş,çocuk yok Din olmadığı için terör,Para olmadığı için savaş yok.Bu cennet Müslümanlar için yeterlidir.

    • yasir dedi ki:

      ”Kuran’da da bazı yasaların değişebilmesi pok doğaldır..”
      Üstteki yazıda böyle bir cümle kurmuşum…Kuranda bazı yasaların değişmesinden kasıt, Kuran’ın daha önceki kitaplarda gelmiş olan yasalarını düzeltmesi ve değiştirmesi anlamında yazdım…Kuranda inan aynen öyledir insanlar bu yasaları değiştiremez…

    • AbdullahAbdal dedi ki:

      Kuranda Tecavüz eden erkeğe ceza varmıdır?
      Varsa hangi Ayet?
      Nisa -16 da Erkeğe tecavüz eden erkeğe bile ceza yoktur..kınayın diyor..affediyor allah

      Zina ise ölüm..
      Ölüm alıncaya kadar eve hapsedin.. ölüm nasıl alacak..ayette net değildir..
      Nikahın olmadan yapılan her türlü sex islamda zina yani Fuhuştur..
      İçinde seks olan her türlü olayın,(Tecavüzün bile)
      İslam’da zina sayılması ile kadınlar,
      kendilerine tecavüz eden olsa bile, Tecavüzcülerini şikayet edemezler.

      Çünkü kurana göre 4 şahit bulmaları zorunludur.
      Dört şahit bulabilmek ancak toplu tecavüzlerde mümkün olur.
      Tecavüzü ispatlayamayan kadının şikayetçi olması sadece herkesin duymasına yol açar.

      NUR-4.Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir.

      NUR-13.Dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? İşte bunlar, şahit getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır.

      İslam’a göre 4 şahitte yeterli olamayabilir
      çünkü tam ilişkiyi gördüm demedikçe şahitlik anlam ifade etmiyor.
      Aynı yatakta çıplak görmek bile yeterli değilken nasıl ispat edebilir.

      Tecavüzü ispatlayabilse,
      bu durumda da kadın nikahsız seks yapmış olacağından zina suçu işlemiş olur.
      Zina sonrasında recm edileceğini bilen bir kadın tecavüzcüsünü şikayet edebilir mi?

      Ölmeyi göze alarak hiçbir kadın tecavüzcüsünü şikayet edemez.
      Kurallarını Kurandan alan İslam, sonuçta tecavüzü yaygınlaştırdığından kadın için tecavüzden kurtulmanın tek çaresi eve kapanmak olmaktadır.

      • kadir dedi ki:

        sayın abdullabdal…

        şüphe yokki allah adaleti, iyiliği, yakınlığı olanlara yardım etmeyi emreder. hertürlü münkeri, fahşai, ve bağy i yasaklar. düşünesiniz diye size öğüt veriyor.. (nalh 90)

        kuranda ırza tecavüzün cezası yoktur diyip kendinizi avutmaya devam edin ama çabanız her zaman boşunadır… bak sayın kardeşim.. fuhuş-zina iki kişinin rızasına dayanarak yapılan bir hayasızlıktır.. bu durum ölüm cezasını gerektirmez. yüce rabbimizde bu hayasız durumu karşı 4 şahit getirilmesi ve şahit olduğu taktirde erkek ve kadına 100 sopa vurulması gerektiğini bildiriyor.. fakat ırza tecavüz aynı şey değildir.. tecavüz sadece ırzlada kalmaz… hakka tecavüz, mala tecavüz, ırza tecavüz, cana tecavüz, devlete tecavüz… vs.vs. diye bunların çeşitleri vardır… her kimki müslümanın canına malına, ırzına tecavüz ederse ona karşı konulur, onunla savaşılır.. öldürülür.. kuranda bu böyledir.. her kim bu çirkin işleri yapmaz ise müslümanların onlara saldırması kesinlikle yasaktır.. bu bağlamda bu tür insanlar ırza tecavüz ederse o insanın cezası ölümdür.. ve ebedi cehennemliktir.. kuran böyle insanlara zalim- bağy tarzı ifadeler kullanır.. ve bu insanlar kurana göre ebedi cehennemliktir..

        isra suresinde “zinaya yaklaşmayın” ifadesi zinaya çağrı yapan herşeyden uzak durmak anlamına geldiğini ifade ediyor.. böylelikle sapkınlık, zina ve ırza tecavüzün önüne geçilmesi hedefleniyor…

        kuranı genel olarak ele aldığınızda bunu farkedeceksiniz.. kuranda o yoktur, bu yoktur diye söylemlere girerek bu yalana ancak kendinizi inandırırsınız.. yüce allah kuranda herşeyden nice örnekler vermiştir..

        saygılar..

    • MaMaLi dedi ki:

      Yunus 100 ayetini neden eksik yazdın?”Biz imanı istediğimiz kişiye veririz,aklını kullanmayanların üstüne pislik yağdırırız”peygamberiniz,imanın yemende olduğunu söyler))uzak olduğu için kuran-ı kerim in tanrısı herkese veremiyor demekki.))

      • bilal dedi ki:

        Sn.MaMaLi,

        Yunus 100 ayetini neden eksik yazdın?”Biz imanı istediğimiz kişiye veririz,aklını kullanmayanların üstüne pislik yağdırırız”peygamberiniz,imanın yemende olduğunu söyler) ‘’sizden alıntı ‘’

        Yunus-99-100.ayetlerin doğru meal ve yorumu aşağıdadır.

        Eğer Rabbin (iman etmek için insanların iradelerini zorlamak) isteseydi,yeryüzünde bulunanların hepsi topluca iman ederdi. Hal böyleyken,mümin olsunlar diye sen insanları zorlayıp duracak mısın! (kimseyi iman etmeye zorlama hakkın yoktur). Allah’ın (kuralına
        göre işleyen) izni olmadıkça (yani insan kendi özgür iradesiyle inanmak istemedikçe) hiç kimsenin inanması mümkün değildir. O,akıllarını kullanmayan,cehaletten kurtulmayan fertlerin ve toplumların üzerine de ricsi ( maddi ve manevi azap ve sıkıntıyı) bırakır.” (Yunus, 10/99-100)

        Buna göre,

        a) Yüce Allah kimseyi iman etmeye zorlamaz,
        b) Hiç bir kimsenin de başkasını iman etmeye,zorlama hakkı yoktur,peygamber dahil bu yetki hiç kimseye verilmemiştir. c) İman ancak Allah’ın (kuralına göre işleyen) izniyle (yani insanın kendi özgür iradesiyle) gerçekleşebilmektedir.!!!

        Özetle,Allah’ın izniyle olan iman kişinin kendi özgür iradesiyle gerçekleştirdiği imandır.

        Yani yüce Allah ‘’ istediği kişiye değil,belki kuralına göre işleyen izniyle iman verir.(yani iman ancak insanın kendi özgür iradesiyle gerçekleşebilir,kişinin özgür iradesi olmadan zorla kimseye iman verilmez.) şeklindedir.
        Buna göre kişinin kendi özgür iradesiyle gerçekleşmiş olan iman‘’ALLAH’IN İZNİYLE OLAN İMANDIR ! ALLAH BU ŞEKİLDEKİ İMANI KABUL EDER !

        İşte söz konusu ayet bunları anlatıyor,ama ya anlayamıyorsunuz,ya da bilerek ayetleri çarpıtıyorsunuz !!!

        Saygılarımla.

  2. a.birisi dedi ki:

    Yaw diğer tarafta yazmıştım işte anlasanız inanacaksınız inansanız cennete gideceniz
    Allaha karşı mücadele edeceniz ki ölünce(hadi ölümüde saçma deyin inanmadeyin birazda güleyim 🙂 ) cehenneme gidebilin yoksa cehenneme kim gider…

  3. a.birisi dedi ki:

    Şey diyorum ölünce ne oluyo insan
    ne bekliyor ölümde insanı
    yok olmak nasıl bişiy
    ya ölüm yoksa…………

    • sevginin ışığı dedi ki:

      Sayın yazar Pante,
      İncil’de zinanın cezası: diye bir başlık var yukarıdaki yazında… O maddenin altında herhangi bir ceza görebiliyor musun??? Tam tersi, içine bak diyor. Başkasına suçlamadan önce kendine bak diyor…

      Sanırım dinleri aynı kefeye koyma inancı sebebiyle bu durumu görememişsiniz. Ya da kasten koymuşsunuz, tam anlayamadım, açıklarsan sevinirim… Çünkü durum çok açık, ceza ile alakalı bir durum yok orada.
      Sevgilerimle

      • pante dedi ki:

        Sn. sevginin ışığı;
        İncil’e göre zina suçtur ve en büyük günahlardan biridir.
        Hatta diğer dinlerden farklı olarak cinsel ilişki olmasa dahi; kalbinden geçirmek, gözle bakmak bile zina olarak görülmüştür.
        Cezasına gelince; İncil’lerde Tevrat’tan farklı bir cezadan bahsedilmediği gibi, belirgin bir cezanın verilmesi de belirtilmemiştir.Zina cezası olarak bir uygulamaya da rastlanmamıştır.
        Sonuçta kişinin kendi kendisini cezalandırması ya da cehennemde yanması ikilemi arasında konu muallak bırakılmıştır. Bunun nedeni de İsa’nın recmi ancak günahsız olanların uygulayabileceği şartına bağlamış ve başka bir alternatif ceza sunmamış olmasıdır.
        Başlıkta bir sorun yoktur. Herkes Hristiyanlıkta zinayı merak edebilir. Ve başlığı okuduğunda büyük suç olduğunu ama dünya hayatında net bir cezasının bulunmadığını, ahirette ise cezasının cehennem olduğunu görecektir.
        Sonuçta Hristiyanlık da diğer dinler gibi insanların özel hayatına müdahale eden, bir bakışa bile karışan, o bakıştan dolayı bile cehennemde yakmakla tehdit eden bir dindir. Toplum düzenini koruma açısından evli insanların zinasını engellemek için caydırıcı bildirimde bulunması normal karşılanabilirdi. Ama ayrımsız bir şekilde, insanların ilişkilerine, evlilik ve boşanmalarına, flörtlerine, isteklerine, bakışlarına varana kadar hükümler getirmesi ve cehennem tehdidinde bulunması ceza dışında diğer dinlerle aynı zeminde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

        Sevgiler.

  4. a.birisi dedi ki:

    Nasih-Mensuh
    komik Allah değiştiririm diyo kuranında
    ama kuranı okumuyanlar yok diyo değiştirmez
    Allah dönekmi diyorlar
    ozaman sizin zayıflığınızı bildi derken dah önceden bilmiyormuydu
    da düşman sayısını azalttı yok bunuda keçi yazmıştır..yiyo ya yazarda

    • bilal dedi ki:

      a.birisi ! KUR’AN’DA MENSUH AYET YOKTUR: ” 1-BAKARA-106:ماننسخ من اية اوننسها ناتي بخير منها او مثلها ” Biz,bir aytten her neyi nesh eder veya unutturursak,!!! Ondan daha hayır-
      lısını veya benzerini getirebiliriz. الم تعلم ان الله علي كل شئ قدير ” Allah’ın her şeye gücü yeten ol-
      duğunu bilmez misin.”DİKKAT EDİLECEK OLURSA ayetten, a) ”Nesh eder veya unuttu-
      rursak ” ifadesi ile ” şayet böyle bir şey yaparsak” anlamı çıkar.Ayet şartlıdır. (yani hümü
      takdiridir ) Ayeti nesh ediyor veya unutturuyor, nash ettik veya unutturduk diye hiç bir an-
      lam çıkmaz.. b) Ayetin son cümlesinde ” الم تعلم بان الله علي كل شئ قدير ” Allah’ın her şeye gü-
      cü yeten olduğunu bilmez misin.” ? ifadesiyle de,böyle bir durumda Yüce Allah’ın eski hük-
      münden daha iyi veya aynısını getirmeye güç yettiğinin vurgusu yapılmaktadır.Yani Allah
      her şeye güç yetendir.Ayetin son cümlesi de,neshin oluştuğunu değil,Allah’ın her şeye
      güç yettiğini bildirmektedir.Yani bu ayette göre,neshi gerektiren durum veya şartlar gerçek-
      leşirse,yüce Allah,daha iyisini veya mislini getirebilir. Evet,ayet bunun mesajını bize veri-
      yor,neshin gerçekleştiğini değil.
      ================================================================
      2- NAHL-101: واذا بدلنا اية مكان اية الخ ” Biz,bir ayeti (hükmü) bir ayetin (hükmün ) yerine koy-
      duğumuz zaman ……derler….” المعني اذا بدلنا شريعة متقدمة بشريعة مستأنفة الخ ” Yani, eski bir
      şeriatin (kitabın ) bazı hükümlerini,yeni gelen bir kitabın bazı hükmü ile değiştirdiğimiz de ”
      Hani,İncil ile Tevratın bazı hükümleri,son kitap Kur’an’ ile de geçen kitapların bazı hüküm-
      leri,yeni toplumun ihtiyacına ve gerçekleşen koşullara göre değişerek yeni hükümler geti-
      rildiği gibi. Bu tebdil,eski kitaplardaki bazı hükümlerin kur’an’la
      yenilendiğinin vurgsu vardır.Müfessirlerin görüşleri de bu şekildedir. Bu durum,bir Dr.un
      hastasına,tedavinin seyri boyunca bir ilaç vermişken,değiştirip başka bir ilaç vermesine
      benzer.Bu değişiklik yerel ve bölgesel kanunlarda olur. Zira gelişen ve değişen toplumun
      ihtiyaç ve sorunları da değişmektedir.ÖZETLE,Kur’an ayetlerinin hiç biri mensuh değildir.
      ================================================================
      3-ENFAL-66.Doğru meal, ” وعلم ان فيكم ضعفا الخ ” ..Zira sizde bir zaaflık olduğunu biliyordu.”
      ” bildi ” diye şeklindeki çeviri yanlıştır.Çünkü ”علم ” bu fiil kipi,mazıyı (geçmişi) ifade ediyor.
      hal zamanı değil. Fiili mazının üzerine ” و ” harfı gelince de, konuyla ilgili Allah’ın bilgisi- nin önceden var olduğunu daha da pekiştirmektedir. ÖZETLE.” Allah biliyordu. ”
      ”Allah bildi ” şeklindeki çeviri yalnıştır. Saygıyla.

      • Pirate dedi ki:

        Yine Bilal bey ve yine keyfi ayet yorumları. 😀 Her konuda olduğu gibi, bu konuda da aynı savunma: ‘O ayette meal hatası var.’

        Ne demek Kuran’da mensuh yoktur? İnandığınız Allah’ın var dediği şeye siz hangi akla hizmet yok diyorsunuz?

        Nahl suresinin 101. ayetinin sizi yorumunuzla hiç alakası yok. Muhammed’e niye ‘iftiracı’ diyorlar? Kuran ayetleri birbirini nesh ettiği için mi; yoksa Kuran ayetleri, İncil ve Tevrat ile çeliştiği için mi? İncil ve Tevrat için olsa, niye o anda ‘iftiracı’ desinler? Daha önce Muhammed’e inanıyorlar mıydı sanki? Siz Nahl 101’i anlamamışsınız bence, tekrar okuyun. O ayette neyin vurgulandığını bir kontrol edin bakalım.

        Kuran’da nesh olduğu tartışmasızdır. Hoşgörü ayetleri, CİZYE ve CİHAD AYETLERİ ile nesh edilmiştir. Dinde zorlama olmadığı için mi CİZYE alacaksınız kitap ehlinden? Tabi CİZYE’yi de ‘mecaz’ diye yorumlarsınız belki. Buna şaşırmam açıkçası.

        Ahzab suresinin 50. ayeti, aynı surenin 52. ayeti ile nesh edilmiştir. Nisa 15 ve 16, Nur suresinin 2. ayeti ile nesh edilmiştir. Daha pek çok örnek verilebilir.

        Enfal 66’yı da çarpıtmışsınız. Size göre bütün Kuran ayetleri yanlış çevrilmiş. ‘Evrensel kitap’ dersiniz bir de. Tabi tabi. Evrensel olduğu her halinden belli. 14 asır geçmiş, daha doğru çevrilen ayet bile yok. Ona ‘meal hatası’, buna ‘meal hatası’… Bu blog sayfasındaki bütün cevaplarınız bundan ibaret.

        Enfal 66’da ‘biliyordu’ olamaz. Madem biliyordu, neden önce 1 kişiye 10 kişi ayarladı? Bildiği için mi? 😀 Bilmediği için ayarlamış olmasın sakın?

        Bakın bir örnek daha. Araf suresinin 160. ayeti şöyle:

        Araf, 160:
        Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde on iki kabileye ayırdık. Kavmi kendisinden su isteyince, Musa’ya, “Asanı taşa vur!” diye vahyettik. Derhal ondan on iki pınar fışkırdı. Her kabile içeceği yeri BİLDİ.

        Bu ayette de ‘alime’ kelimesi kullanılmış. Tıpkı Enfal 66’da olduğu gibi. Bu ayetteki ‘bildi’ kelimesi, ‘sonradan öğrenilmiş bir durum’u anlatıyor. Yoksa bu kabileler, su içecekleri yeri önceden de biliyor muydu? Hayır. YENİ ÖĞRENDİLER.

        Tıpkı Enfal 66’da, Allah’ın, Müslümanlarda zayıflık olduğunu YENİ ÖĞRENDİĞİ gibi.

        Yeterince açık mı?

        Sonuç olarak, Enfal 65, Enfal 66 tarafından nesh edilmiştir. Kuran’da, Allah’ın bilmediği şeylerin ortaya çıkması durumu vardır. Bakara suresinde oruç ayeti de buna bir örnektir mesela. Kadınlara yaklaşmak önce harammış, sonra Allah, insanların kendilerine zulmettiğini BİLMİŞ ve kadınlara yaklaşmayı helal kılmış. Önceden biliyor olsaydı, ilk seferde helal kılardı herhalde. Kalkıp da ‘Allah bunu bildi, artık kadınlara yaklaşın.’ falan denmezdi.

        Ama ‘nesh yoktur’ iddianız geçersizdir. Ahzab 52, Ahzab 50’yi nesh etmemiş yani öyle mi? Demek ki Muhammed, ölünceye kadar kadın alabilirdi. 50. ayetin hükmü vardı yani. Bu durumda 52. ayet yalan oldu. Görebiliyor musunuz çelişkinizi?

        Kuran’da nesh olup olmaması bizim açımızdan hiçbir şeyi değiştirmez. Yani bu konuda yeterince dürüst davrandığımızı buradan anlayın. Nesh olsa da olmasa da fark etmiyor bizim için. Ama bir şey varsa vardır. Var olan bir şeye ‘yok’ diyemeyiz. Onu siz yapıyorsunuz. Olmayan şeylere ‘var’ deyip, olan şeylere ‘yok’ diyorsunuz. 😀

        Bir de şu her konuya ‘Meal hatası’ demekten vazgeçtin yahu. Olmuyor cidden. Size göre ‘Elif Lam Mim’ bile meal hatası herhalde. Sonra ‘yalancı’ deyince kızıyorsunuz. Araplar yanlış yorumluyor, Türkler doğru yorumluyor. Ne güzel kitap!

      • bilal dedi ki:

        Sayın pirate !-KUR’AN’IN tek bir ayetinin orjinal metnini anlayamadığınız halde,bir Alla-
        mei cihan gibi davranıp şu ayet,şu ayeti neshetmiştir diye iddiade bulunuyorsunuz.!!!
        Kur’an’ın orjinalını bilmediğin halde,kur’an hakkında nasıl böyle konuşabiliyorsunuz.?
        Bu bir saçmalıktır.Kur’an’da mensuh diye tek bir ayet yoktur.Bir de diyorsunuzki,”meal
        hatası vardır”demekten vaz geçtiniz.!!! Bundan vaz geçmiş olsaydım,sizin gibi hatalı
        meallere bakardım.Öyle mi yapıyorum ? Yoksa kur’an’ın orjinalına mı bakıyorum.? İki
        de bir,meal hatası vardır dememe gerek yoktur.Zaten doğru meal vermekle konu anla-
        şılıyor. 2-ENFAL-66.de ayarlama yok,fakat bir hakikat dile getirilmiştir.O da şöyledir. ”
        inançlı,sabırlı,azımlı,kararlı,bilinçli olup davası uğruna göz kırpmadan canını seve seve
        feda edebilen bir insan,bu bilinç ve şuura sahip olmayan ve dolaysıyla ölümden korkan
        nice insanların üstesinden gelebilir. Bu bir realitedir.Kur’an’ ”Ey mü’minler ! Şayet böyle
        oluırsanız,sayınız az da olsa,sayıları çok olan düşmanlarınızı yenebilirsiniz.Fakat,sizde zaaf olduğuna dair Allah’ın bilgisi olduğu için size bu yükü yüklemez,bilakis hafifletir.
        Şayet ” ان يكن منكم الخ ” bu durumda olasaydınız,bu size emredilecekti.Ama durumunuzu
        önceden bildiği çin,ağır olan bu yükünüzü hafiletiyor..
        MANTIKLI düşündüğümüz zaman bir çok mealin hataları ortaya çıkıyor.
        .a) Yükün hafifletilmesinin nedeni onlardaki zaaflıktır.b) Sonuç ise,yükün hafifletilmesi-
        dir. Niçin yükleri hafifletilir,? Çünkü onlarda zaaflık vardır. DEMEKKİ,burada bir neden,
        bir de sonuç vardır. a) ”Neden, onlardaki zaaflıktır ” b ) Sonuç ise,yüklerinin hafifletilme-
        sidir. ” NEDEN,DAİMA SONUÇTAN ÖNCE GELİR,ÇÜNKÜ SONUCU DOĞURAN
        ” NEDEN’DİR:” Bunu anladıktan sonra söz konusu ayette bir göz atalım:
        DOĞRU MEALİ VERİYORUM:
        ENFAL-66: الان خفف الله عنكم ” Şu an Allah yükünüzü hafifletti. ” وعلم ان فيكم ضعفا ” Zira sizde
        bir zaaflık olduğunu biliyordu.(yani şu anda bulunduğunuz konum nedeniyle Allah yükü-
        nüzü hafifletti.) Daha önce haklarında zaaflık bilgisi olmadan,yüklerinin hafifletilmesi
        söz kosu olabilir mi ??? Demekki daha önce Allah bunu bildiği için,yüklerini hafiflettiyor.
        BİR DE YALNIŞ MEALE BAKALIM: الان خفف الله عنكم ” Şu an Allah yükünüzü hafifletti.
        وعلم ان فيكم ضعفا ” Zira sizde bir zaaf olduğunu bildi.” Yani bu yalnış meale göre,önce
        yük (SONUÇ) haffiletiliyor.Daha sonra,zaaflık bilgisi (NEDEN ) ortaya çıkıyor. Halbuki,
        önce zaaflık bilgisi hasıl olur,daha sonra yükün hafifletilmesi söz konusu olur.Allah on-
        ların zaaflığını bilmeden önce nasıl yüklerini hafifletir.? DEMEKKİ zaaflık bilgisi vardıki,
        yükleri hafifletiliyor.MESELA:Havanın ısınması,güneşin açılmasına bağlıdır.Güneş açıl-
        madan hava ısınmaz.Çünkü,havanın ısınmasına neden olan güneştir..Buna göre, güneş neden,sonuç ise,havanın ısınmasıdır. Her şeyde,önce ”sebep”,daha sanra ”so-
        nuç ” gerçekleşir. Bunda da, önce ”zaaflık bilgisi vardıki,yükleri hafifletiliyor. EVET,
        savaş olmamıştıki,buna bağlı sonradan zaaflık durumunun bilgisi ortaya çıksın.???
        ================================================================
        3- A’RAF-160: İLE ENFAL-66.NIN KARŞILAŞTIRMASINI YAPMIŞSIN:!!!
        == A’RAF-160: قد علم ”, ENFAL-66: وعلم ” şeklindedir. A’RAF-160.da,fiille birlikte,eylemi
        pekiştiren ” قد ” harfı gelmiş, ama ENFAL-66.da ise,bu harf yoktur,onun yerinde,fiilin
        vuku bulduğu zamanı daha da mazıya götüren ” و ” harfı gelmiştir. Bu nedenle,her iki fiilin vuku zamanı farklı oluyor..
        A’RAF-160: قد علم ” muhakkak,her kabile içeceği yeri bildi. ” ENFAL-66: وعلم ” Zira,
        sizde bir zaaflık olduğunu biliyordu. ” İşte,ENFAL’da geçen, ” و ” harfı,fiilin vuku za-
        manını farklı yapmıştır. MESELA: Nehiy ve cezim edatı olan,” لم ” harfı,fiili
        muzari’in ” hal veya gelecek fiilin ” üzerine gelince,anlamını geçmişe çevirir. ÖRNEĞİN;
        ” يأتي ” geliyor,gelecek. ” لم يأتي ” gelmedi,gelmemiştir. İşte,bazı harflar,eylemin vuku za-
        manını değiştirmektedir.Bu ayetlerde de,aynen öyle.

  5. mehmet dedi ki:

    öncelikle Allah cümlemize aklı selim ihsan eylesin ve bizleri akleden kalpleriyle düşünen fakihlerden kılsın. yukarıdaki yazıyı beyeni ve takdirle okudum. yazıya şunları ilave etmekte büyük yarar buluyorum: elmanın içi pis diye çöpe atılamayacağını, harhangi bir şeyin kirlendi veya bozuldu idiasıyla çöpe atılamayacağını hepimiz biliyoruz aynen bunun gibi kitaplarda içlerinde doğru ve yanlış bilgiyi beraber barındırırlar baştan sona doğru güzel ve kusursuz tek kitap kuran-ı kerim dir. kusursuz tek kişide Allahu teala dır. hadislerdede yanlışlıklar bulunabilir ve sahte hadisler uydurulabilir fakat sahte hadisler var diye hadislerimizi kesinlikle yok sayamayız bize düşen allahın kitabını okurken euzu besmele çekmek yani şeytansı düşüncelerden allaha sığınmak, aklını en doğru şekilde kullanmak. allah yukarıdaki yazının sahibinin daima yanında bulunsun

    • MaMaLi dedi ki:

      Sayın bilal!!KUR’AN yazmışsınız!arapça bildiğinizi,söylüyorsunuz kuran-ı kerim böylemi yazılır sizin yazdığınız gibimi yazılır?KURAN!kitap değilmi?KİT’AP yazsak olurmu?total anlamıda okunan kitap demek değilmi?böylemi,arapça biliyorsunuz?

  6. nizami dedi ki:

    19. Ceza olarak ondan yüz gümüş alıp kadının babasına verecekler. Çünkü adam İsrailli bir erden kızın adını kötülemiştir. Kadın adamın karısı kalacak ve adam yaşamı boyunca onu boşayamayacaktır.

    20. “Ancak bu sav doğruysa, kızın erden olduğuna ilişkin bir kanıt bulunamazsa,

    21. kızı baba evinin kapısına çıkaracaklar. Kent halkı taşlayarak kızı öldürecek. Babasının evindeyken fuhuş yapmakla İsrail`de iğrençlik yapmıştır. Aranızdaki kötülüğü içinizden atacaksınız.

    ne komik o kadar yuce bir tanrii bakin ne konusuyor cok basit sheylerden……. bide burada erkeye ceza olarak 100 gumus soylenmis ama kadinin cezasi olum bunun ne kadar buyuk bir hukuksuzluk olduqunun farkindamisiiniz yaa birde 100 gumus komiyime gidiyor…… Tanri 100 gumus diyor yani onun doqru bildiyi hukuk bumu sizce 100 guummuus yoksa bu daha cok tas devrinden kalma insanlarin dusuncelerine benzemiyormu?????? of of Tanrinin bu kadar basit olduqunumu duwunuyorsunuz yani ????

  7. nizami dedi ki:

    hem yuzde 20 % kizlar doqulduqu gunden erden oluyor yani buda var o devirde bunu nasil biliyorlardii pekiii ??????? cok buyuk bir yalniw

  8. AbdullahAbdal dedi ki:

    Uygur Türkü demek ,,Uygur Türkçe bilir konuşurmuyu getirir.
    Uygur uygurdur ve Ana dili Uygurcadır.
    Türk Türktür ve ana Dili Türkçedir..
    Alman Almandır ve Ana dili Almancadır..
    Alman Türkü..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s