ULUSAL DEMOKRATİK SOSYALİZM

ve ULUSAL DEMOKRATİK DEVRİM

Dünyanın geleceğindeki evrensel nizam sınıfsız-sömürüsüz sosyalizmdir, yani komünizm.
Mevcut içeriğiyle komünizm bir ütopya olarak görülse de, zaman içinde uygulanabilir en ideal forma ulaştırılacak ve ütopya olmaktan elbette çıkarılacaktır.
Ancak komünizm, belki asırlar sonrasının hatta binlerce yıl sonrasının gerçekleştirilecek düzeni olacağından çağımızın tartışma konusu değildir. Komünizm gerçekleştirilemeyecek bir düzen olsa dahi bu, sosyalizmden vazgeçilmesi anlamı taşımaz. Her halükarda sosyalizm insanlık için gerekli bir sistemdir. Gelecek kaçınılmaz olarak sosyalizmdir. Çünkü dünyadaki adalet, halklar arasındaki paylaşım ve fırsat eşitliği bunu gerektirmektedir. Üstelik yıldan yıla dünyadaki enerji ve besin yetersiz hale gelecek, artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarını karşılayamaz seviyeye düşecektir. Dünya halklarınının böylesi bir bunalımda tek çözümü sosyalizm olacaktır. Çünkü kapitalist sistem, hem mevcut kaynakları hızlı tüketme ve israf etme niteliğindedir, hem de adaletsiz paylaşımıyla kitleleri ezer, sömürür. Geleceğin kısıtlı şartlarında dünya halkları bu yükü taşıyamaz ve dünya devrimi kaçınılmaz hale gelir.

Dünya devrimi kesindir ama halkların bu devrimi beklemesi ve kapitalizme boyun eğmesi gerekmez. Dünya devrimi hala kapitalizmin, emperyalizmin sürdüğü ülkelerde gerçekleştirilir ve tüm dünya sosyalizme geçer. Dünyada egemen bir kapitalist sistem kalmaz. Ama ondan önce her halk, kendi ülkesinde devrimini gerçekleştirip sosyalizme geçebilir. Bu ülkesel geçişler ulusal sosyalizmdir. Her ülke kendi halkının yapısına, ülke şartlarına göre bir sosyalist uygulama içinde olur. Dünya devrimine kadar her halk kendi ülkesinde sömürüye son vermeye çabalar ve diğer sosyalist ülkeler ile dayanışma içinde olur. Ulusal sosyalist düzenlerin elden geldiğince en demokratik şekilde kurulması gerekir. Çünkü sosyalistler diğer tüm sistemlerden çok daha demokrattır. Bunun uygulamada da böyle olması gerekir. Egemen olan halk iktidarı olmalıdır. Bu da en gerçekçi demokrasiyle sağlanır. Marks’ın Proleterya diktatörlüğünü, burjuvazi ve karşı devrimciler üzerinde bir diktatorya olarak anlamak gerekir. Halk, diktatorya ile yönetilemez. Bu faşizmden farksız olur. Nitekim Sovyetlerdeki durum buydu ve halkla hiçbir dönemde kucaklaşılamadı ve halk daima iktidardan çekinir oldu. Halkın desteğini alabilmiş bir sistem olsaydı, kesinlikle emperyalist baskılardan etkilenilmezdi. Halk, sisteme sahip çıkardı.

Bilhassa emperyalizme bağımlı ülkelerde demokratik sosyalizme ulaşabilmenin yolu ulusal demokratik devrimden geçer. Ulusal demokratik devrimden önce sosyalist devrimin gerçekleştirilmesi mümkün olsa bile tutarlı ve kalıcı olmayabilir. Üstelik de oluşturulmaya çalışılan sosyalizm demokratik olmaz. Çünkü hala feodal kalıntılara sahip ve toprak devrimini tamamlayamamış ve göstermelik demokrasiyle hatta zaman zaman faşizmle yönetilen genelde oligarşik yapılarda devrimden sonra direk sosyalizme geçilemez. Önce feodalitenin tamamen tasfiyesi ve toprak devriminin tamamlanması, köylülerin kooperatifleştirilmesi, kentleşmenin ve sanayileşmenin tamamlanması gerekir. Bunlar demokratik devrime ait işlerdir ve sosyalizm içinde yapılması devrime ve demokrasiye zarar verir. Çünkü tepki veren, geçişi zor olan bir aşamadır. Halbuki ulusal demokratik devrim için sadece sosyalist kitleler gerekmez. O nedenle sosyalizme göre yapılması daha kolay bir devrimdir. Devrimin ulusal müttefikleri vardır ve sosyalistlere büyük güç ve destek sağlarlar. Bunlar bağımsızlık yanlısı yurtsever halk tabakalarıdır. Yurtsever işçiler, köylüler, asker, esnaf, memur ve öğrenciler sosyalist olmasalar bile antiemperyalist mücadelede sosyalistlerin müttefikidirler. Hatta küçük burjuvazi ve milli burjuvaziden bile destek gelir. Böyle bir ulusal demokratik devrim sayesinde tam bağımsız bir ülkeye sahip olunur. Topraksız köylülere toprak dağıtılır. Sanayileşmeye, kooperatifleşmeye gidilir. Hızlı bir üretim artışı ve büyüme sağlanır. Ancak özel mülkiyete ve üretim araçlarına dokunulmaz. Kapitalistlerin varlıklarını sürdürmeleri sağlanır. Fakat egemenlikleri ellerinden alınmıştır. Egemen olan halktır, yurtsever devrimcilerdir. Ülkede her yönüyle tüm demokratik açılımlar tamamlanır. Halkın eğitimi ve bilinçlendirilmesiyle birlikte kültür devrimi gerçekleştirilir. Bu aşamada sosyalistler seçimlerle halkın sosyalizmi benimsemesini sağlamaya çalışırlar. Sermayenin egemenliği ortadan kalktığı ve faşist engellemeler son bulduğu için halkın çoğunluğunun sosyalizmi talep etmesiyle birlikte demokratik sosyalizme geçilir.
Demokratik sosyalizmde ilk aşamada kamulaştırılan sadece büyük burjuvazinin elindeki üretim araçlarıdır. Daha sonra büyük özel mülkiyetler de kamulaştırılır. Ama emekçi halkın mülkiyetine, esnafa ve kobilere ilişilmez. Küçük ve orta işletmeler desteklenir, ancak bunların şirketleşip, holdingleşip burjuvalaşması engellenir. Yani, daha fazla çalışana, daha fazla üretene, bedeniyle birlikte zihnini de çalıştırıp daha fazlasını hakedene olanak tanınır. Fakat sömürüye kesinlikle ortam sağlanmaz.

Not: Bu yazı 2010’da yazılmış olup, 2013 Haziran’ındaki Gezi Direnişi, bir ulusal demokratik devrim birlikteliğidir ve demokratik devrim girişimine en güzel örnektir.

Serdar Kaangil

Bu yazı Politika içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s