KANDIRILIYORUZ, ALDATILIYORUZ!

549944_612964388732200_1583275313_n

Bir yalan çemberiyle kuşatmışlar hepimizi. Neredeyse her alanda, her konuda aldatılıyoruz. Yalanla-dolanla, sahtekarlıklarla iç içeyiz ve çoğumuz farkında değiliz.
İnsanlar gerçeklerle değil, yalanlarla yaşıyorlar. Olayları-olguları doğru göremiyor, doğru tahlil edemiyorlar. Çünkü sorgulama yetenekleri köreltilmiş, şüphe duyma hisleri yok edilmiş. Bilimsellik yok, diyalektik yok, materyalist düşünce hiç yok.

Allah’la kandırıyorlar. Din’le aldatıyorlar. Siyasetle sömürüyorlar. Dinleri yalan, Allah’ları sahte, siyasetleri aldatma üzerine kurulu. Neye el atsanız altından bir düzenbazlık çıkıyor. Sağlıkta, eğitimde, sporda, ekonomide hilekarlık, yalan diz boyu.

Tarihimiz yalanlarla dolu. Ulubatlı Hasan da yalan, Fatih’in gemileri karadan yürüttüğü de. Eyüp Sultan’ın, Yuşa hazretlerinin türbesinde kimbilir kim yatıyor?!
Kutsal emanetler sahte, zaman zaman “bulundu” dedikleri Nuh’un gemisi balon!

Deprem konusunda yalan söylüyorlar.
Yapı Denetim yalan! TOKİ evlerinin depreme dayanıklılığı yalan!

Yapılar doğru denetlenmiyor. Statik projelere uyulmuyor. Hala belediyelerin çoğunda rüşvet çarkı dönüyor.
Kentsel dönüşüm yalan. Rant projesinden başka bir şey değil. En güzel yerleri düşük paralarla insanların ellerinden alıp, yerine AVM’ler, rezidanslar dikiyorlar.

Piyasa sahtelerden, taklitlerden geçilmiyor. Gıda ürünlerinde türlü kimyasallar, kanserojenler var. Üretimde, imalatta çeşit çeşit hileler yapılıyor. Ürünlerin ömürlerini uzatmak, çekici görüntü ve renk vermek için kanseri tetikleyici katkılar kullanıyorlar. 3-5 çeşit değil, yüzlerce çeşit zararlı katkıyı insanlar takip edemez durumdalar.

Demokrasileri yalan, özgürlükleri yalan, vatan sevgileri, halk sevgileri yalan!

Düzen düzenbazlıklarla yürümekte.

Programları yalan! Propagandaları yalan! Ağlamaları yalan!
Sağ da yalan, sol da yalan!

Türkleri de kandırıyorlar, Kürtleri de, hepimizi aldatmaktalar.

Ergenekonları da yalan! Demokratik açılımları ve ileri demokrasileri de!

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovuyorlar.

Yalancılar en itibarlı, doğruları haykıranlar en nefret edilenler olarak görülüyor.

Namusssuzlar beyefendi oluyor. Namuslular susturuluyor. Yolsuzluğu ihbar edeni içeri atıyor, yolsuzluk yapanı görmüyor, yapmayanı cezalandırıyorlar.

Nasıl başedeceğiz, nasıl tersine çevireceğiz bu yalan-dolan çarkını?!

Daha doğar doğmaz yalanlarla karşılanıyor bebeler. Kulağına ezan okunarak ismi konuyor. Bir müddet sonra ağzına yalancı meme tıkıştırılıyor. Uyusun diye sallanıyor, ağlamasını kessin diye türlü hokkabazlıklar yapılıyor.

Henüz dünyayı tanıyıp anlayamadan “Allah, Muhammed” dedirtilmeye çalışılıyor.
Ve ardından “Seni leylekler getirdi yavrum” yalanı başlıyor.

Daha 5-6 yaşındaki çocuklara Arapça sureler ezberletiliyor ve bununla övünülüyor. Minik beyinlere daha dünyanın, yaşamın ne olduğunu anlamadan din enjekte ediliyor. Yaramazlık çağı başladığında korkutma yalanları devreye giriyor, “öcü” deniyor. Büyüdükçe öcüler çoğalıyor. Cin-şeytan mavallarıyla korkutuluyor.
“Çarpılırsın” deniyor. “Allah taş yapar” deniyor.

Çocukların psikolojisi bozuluyor, hayali varlıkların korkusu ile yaşıyorlar. Kur’an’da bile olmayan ilkel çağlardan, putperestlerden kalma sünnet adetiyle cinsel organları kesiliyor. Minicik çocuklar psikolojik travma yaşıyorlar. Sünnetin olmayan yararları ile kandırılıyorlar. BM’in “genetik sakatlama” olarak nitelendirdiği erkek ve kız sünnetini sanki yararlıymış gibi anlatıyorlar. Her ne kadar kız sünneti ülkemizde sadece Güneydoğu’da seyrek olarak varsa da, erkek çocuklarını sünnet ettirmemek dinsizlikle, kafirlikle eşdeğer görülüyor. Yahudi ve putperest adetinin İslam’da geldiği nokta, bir büyük yalanın nasıl büyük bir gerçeğe dönüştürüldüğünün en bariz örneği. Halbuki İslam’ın kutsal kitabı olan Kur’an’da “Allah’ın yaratış biçimini değiştirmek lanetleniyor. Fakat yalancılar ona da kılıf bulmasını biliyorlar.

İslam’ın ilk şartı kelime-i şahadettir. Yalandır. Kelime-i tevhid’in yani “Lailaheillallah”‘ın başına eşhedü yani “şahitlik ederim ki” ekleyip müslümanlara, müslüman olacaklara dayatmışlardır. Bugünün insanları neyi, nasıl, nerede görmüşler ki şahit olsunlar. Analarının, babalarının dinini seçmişler. Ama sanki araştırarak, sorgulayarak seçmişler gibi sayılmakta, düpedüz yalancı şahitlik yaptırılmaktadır.

Hangisi normal, hangisi savunulabilir bunların?!
Ne var ki çocukluk bitince yalanlar da bitmiyor.
Büyüdükçe yalanlar çoğalıyor ve en kötüsü; kendisi de yalancılar kervanına katılıyor. O da arkadaşlarını ve küçüklerini aldatmaya başlıyor yalanlarla. Yalan-dolan çarkının bir dişlisi haline geliyor.

Bunların bir kesimi okuyor, sözde büyük adam oluyor. Örneğin ÖSYM başkanı oluyor. Şifreli sorularla öğrencileri aldatıyor. Şifre ortaya çıkınca bu defa ekranlardan toplumu aldatıyor. Cumhurbaşkanı soruyor, bakanlar soruyor. Onları da aldatıyor. Ama ne görevden alınıyor, ne istifa ediyor. Çünkü aldatılanlar da aldatıyor. Çünkü aldatmaya, aldatılmaya alışıklar. 1,7 milyon aldatılan öğrenci, aileleriyle birlikte 5 milyon insan. Ancak tepkisini koyup sokağa dökülen sadece birkaç bin kişi. Aldatmayı-aldatılmayı kanıksamış bir toplum. Bu yüzden de hep düdüklenen ve düdüklenmeye elverişli olan bir toplum.

İnsanlar aldatılmaları nedeniyle sadece sömürülmekle kalmıyorlar. Aldatılan toplum pasif, duyarsız ve haksızlıklara karşı tepkisiz hale geliyor. Ne kendi hakkını arayabiliyor ne de başkalarının hakkı için mücadele edebiliyor. Bu yüzden de sömürüye, zulme, haksızlıklara, eşitsizliklere, yolsuzluklara karşı mücadele verenleri anlayamıyor. Onlara destek vermek, onlarla omuz omuza olmak yerine onlara karşı tavır alıyor, onlara düşman oluyor. Çünkü dini inançları ve kanıksamış olduğu yalanlar onu frenliyor ve dini kullananlara aldanıyor. Onun için mevzubahis dinse, Allah’sa gerisi teferruat oluyor. Din diyenin, Allah diyenin yanında yer alıyor. Böylece dolaylı olarak sömürüye, zulme, zorbalığa ortak oluyor.

Bunun örneklerini tarihte çok yaşadık. 1969′da yaşanan “Kanlı Pazar” tarihe geçti. “Bağımsız Türkiye” mücadelesi veren ve ABD savaş gemilerini, 6. Filo’yu protesto eden gençler dincilerin saldırısına uğradı. O dönem gençlere saldırıp öldürenler, bugün bakanlık koltuklarında oturmaktalar.

12 Eylül darbesini yapan cuntacıların başı Kenan Evren yaptığı her mitingde halkı aldatabilmek için Kur’an’dan ayetler okudu. Dini telkinlerle darbelerine haklılık kazandırmaya çalıştılar ve bunda da muvaffak oldular. Cuntacılar bir yandan dincilerin sırtını sıvazlarken diğer yandan solu, devrimcileri ezdiler, işkencelerden geçirdiler. Sol düşünceyi tümüyle yoketmeye kalkıştılar. Böylece siyasal islam’ı palazlandırdılar. Marx’ın “Din afyondur” sözüyle ifade ettiği gibi toplumu dinle uyuşturup pasifize ettiler.

Şu günlerde hükümetin terör örgütü ile ve lideri Öcalan’la güya barış müzakereleri var. Bu da yalanın daniskası! Kamuoyuna barış müzakeresi diye yansıtılan görüşmeler aslında anayasa pazarlığından başka bir şey değildir. Başkanlık sistemini getirmenin karşılığında Anayasa’dan Türk ulusu kavramını çıkartma pazarlığı müzakerelerin baş maddesidir. Bunun yanında PKK’yı Suriye’ye karşı kullanmaya yönelik pazarlığın olduğu şüpheleri de mevcuttur ki, kaygı duymamak olanaksızdır. Bu barış müzakereleri yalanı, bir başka yalanı daha anlaşılır hale getiriyor. Belli ki yıllardır TSK’ya karşı sürdürülen karalama kampanyasının ardından yurtsever subayların ordudan tasfiyesi ve genelkurmay başkanına kadar yüzlerce üst düzey subayın tutuklanması, bu kara pazarlıklara zemin sağlamak amacıyla yapılmıştır. Yani, darbe teşebbüsü de yalandı, bir darbe tehlikesinin devam ettiği de.

Bugün Türkiye basın hürriyetsizliğinde, gazetecilere baskıda dünyada ilk sıralarda yer alıyorsa, Bangladeş’i, Uganda’yı bile geride bırakmışsa; Bunun nedeni aldatılmışlıktır. Bu kara lekenin sebebi, dinin kullanılması, halkın din yoluyla aldatılmasıdır. Halk siyasilerin din batağına saplanmıştır ve o yüzden yolsuzlukların, haksızlıkların hesabını soramamaktadır. Halkı bu bataktan çekip çıkarabilmenin tek yolu eğitimdir, bilinçlendirmedir. Dincilerin yalanlarını, mavallarını halka açıklamak ve gerçekleri aktararak aydınlatmaktan başka çare yoktur. Aydınlanma sağlanmadan yalanların, alçaklıkların sonu gelmez. Bir yandan laik cumhuriyeti savunurken, ulusal birliğimizi hedef alan şer planlarına karşı direnirken, teokrasiye geçit vermemeye çalışırken, diğer yandan aydınlanma yolunda mumlarımızı, meşalelerimizi çoğaltmalı ve karanlığın üzerine yürümeliyiz. Aksi takdirde o karanlık hepimizi boğacaktır.
Aydınlık yarınlara kavuşmanın yolu; Aydınlık için mücadele vermekten geçiyor.

Serdar Kaan Korkmazgil

 

Reklamlar
Bu yazı Politika içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

7 Responses to KANDIRILIYORUZ, ALDATILIYORUZ!

  1. arma85 dedi ki:

    Helal olsun. Soylenmesi gereken ne varsa soylemissin.

  2. burcu dedi ki:

    çok güzel anlatmışsınız yalanlarımızı. hayatımız hep yalan, dolan.
    Ne demiş Zülfü Beyhan;
    Sağım yalan solum yalan,
    Giden yalan dönen yalan,
    Döndüm baktım dünya yalan…

  3. İsmail Ķöylü dedi ki:

    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine göre, herkesin, kendi çocuğunu kendi inancına göre yetiştirme özgürlüğü vardır.
    İslam, Arapça sureleri kucucuk cocuklara ezberletmek sizce saçma olabilir. Ama bunu soylediginizde baskalari da sizin cocugunuzun inancina mudahale etme hakkini kendinde gorur. Herkes demokratik bicimde siyasi, dini gorusunu propaganda yapabilmeli, saygili bicimde tartisabilmelidir.

    • sarp mustafa dedi ki:

      insan hakları evrensel beyannamesiyle iş yapılırsa eğer senin kuranın direk silinir. Ortadan kaldırılmak istenir. İyi de neden? Çünkü inanmayanlara aptal, eşek, domuz, beyinsiz vs. diye hakaret etmekte pis bir bedevi ağzı kullanır. Temelinde havyan gibi hakaret etme inancı duyan bir kitaptır. O yüzden siz kuranınızın kurallarıyla yaşayın…

  4. süvari dedi ki:

    selam dostlar kutsal emanetleri kaç kez ziyaret ettim unuttum ama çok manidar bir tespitimi paylaşmak istiyorum.malumunuz hz.peygamberin habeş kralına yazmış olduğu mektubu görmüşsünüzdür orda hiç bir imla işareti ve süslü yazı yok sahte diyemeyiz çünkü peygamberin mühürü var altında.ayrıca çok iyi bilinmekteki 7.yüzyıl arap yazı sanatı yok imlasız yazım var peki sancak-ı şerif ve peygamberin kılıcı ve diğer yazılı emanetlerdeki o sükseli imla işaretli yazılar neyin nesi.ya mektup yalan ya diğerleri yalan sizce hangisi doğru.selamlar.tarihin süvarisi

  5. selami bekdemir. dedi ki:

    SELAM.KARDEŞLERE herkesiniz dili döndüğünce yazmışsınız okudum hiç haksız yok gibi pek ala ben de diyorumki herşey yalan abd.gerçeği olanca pisliği ile sırıtarak ne mallamalara geldimizi

    seyir ediyor tepemizde.artık eskisi gibi senar yoda yazmıyo emiri veriyor ve uygulama hayata geçiyor.önce orta doğuya ve balkanlara tayy,ip başbakan olduruyor elini çok güçlü hissiyatıyla atatürk gibisin dedittiriyor. taraflı tarafsız birde güzel vanminut,peşinden israile bi özür,birde 30 yıllık pkk çözümsüzlüğü nü çözdürüyor ah ulan ah yemede yanında yat halbuki asıl hede fi koydu kafaya oruspu çocukları iranı delebilmek için son kartınıda pkk iran çıkmazını negatif iran olarak sürümeye çok yakın tamda bunun üzerine suriye tehditi de yok artık türkiyeye bukadar gücü sana veren abd ye hayır diyemessin hadi bakalım irana saldırıyoz denecektir sonuç siz düşünün nasıl ırakda otomatiğe baladıysa bu ülkeyide o hale getirebilecektir amerika acıdır ama gerçektir. çünki boynuz kulağı geçmiştir çook çalımlı baş bakanları kendi insanına pas pas gibi yerlerde sürükletmiştir. kaba olucak ama bu amcık amerika. şimdi her kese iyi yolculuklar,sevgili sağcılar heybetli solcular,hatta vatan milliyetcileri.bence cümlemize geçmiş ola……

  6. ht2461 dedi ki:

    Tebrikler ancak “Aydınlık yarınlara kavuşmanın yolu; Aydınlık için mücadele vermekten geçiyor.” ama mücadele yollarına değinmemişsiniz,tek geçerli yol da yok malesef. herkes bir şekilde kendince mücadelesinde ama birlik yok beraberlik yok dolayısıyle sonuç da alınamıyor.Nereye kadar ….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s