SELEFİLİK VE IŞİD

el-kaideyle-savas

 

Kelime anlamıyla selef, öncekiler, önde olanlar demektir. Halef ise sonradan gelenler. İslami anlamını ise Buhari ve Müslim’de yer alan şu hadisten alırlar:

“En hayırlı nesil; benim dönemimde yaşayanlardır. Sonra onları izleyenler, sonra onların ardından gelenlerdir”

Hadiste belirtilen ve en hayırlı görülen ilk üç kuşak “selef” olarak adlandırılır ve Selefiler bu ilk üç kuşağın, öncelikle de sahabenin izinde olduklarını ifade ederler.  Bu üç kuşak; Ashab, Tabiin ve Tebe-i Tabiin. Yani Muhammed’in zamanında yaşayan Müslümanlar,  onların yakınları, onları görenler  ve onlardan sonra gelen ilk kuşak, çocukları-torunlarıdır. Sonradan gelenlerin, yani haleflerin bidatlar edindiğine ve şirke bulaştıklarına inanırlar. Sonradan gelenler olarak dışlananların içine mezhep kurucuları da dahildir, Tasavvufçular da. Hatta Tasavvufçular şirke batmış olarak görülür. Mezhep kurucularını dışlamakla beraber, Selefiliğin kökeni Hanbeli mezhebine, imam Ahmed bin Hanbel’e dayanır ve Ibni Teymıyye’nin yolunda giderler.  Son olarak da 19. Yüzyılda Vahhabilik adıyla ortaya çıkan akımın kurucusu Muhammed bin Abdulvehhab’ı imam olarak tanırlar. Selefiler dünün Vahhabileridir, günümüzde Vahhabi ismini kamufle edip kendilerini Selefi olarak  tanıtmaktadırlar.

Selefileri ve Vahhabiliğin yeni adı Selefiliği anlayabilmek için tarihi kökenlerini bilmek ve şu dört ismi, Ahmed bin Hanbel, İbni Teymıyye, Muhammed bin abdulvehhab’ı  ve Seyyid Kutub’u iyi tanımak gerekir.

Selefiliğin Tarihi Kökeni

Hanbeli mezhebinin kurucusu imam Ahmed bin Hanbel 780 yılında Bağdat’ta doğdu, 855 yılında Bağdat’ta öldü. Aklın öne çıkarılmasına ve bunun öncüsü olan Mutezile mezhebine karşı çıkan Hanbel “Kur’an’da ve hadislerde belirtilenlerin dışında bir şey lazım değildir, onlar yeter” düşüncesi doğrultusunda hareket etti. Kendi döneminde Hanbelilik yaygın olmakla beraber günümüzde pek fazla takipçisi kalmadı. Ancak mezhepsizlikle suçlanmamak için günümüzün Vahhabiler kendilerini Hanbeli mezhebinden tanıtmaktadırlar.

Selefiliğin kökeni  1263’de Harran’da doğan İbni Teymıyye’ye dayanır.  İbni Teymıyye Hanbeli mezhebinde yetişti. Ancak daha sonra kendine has uç fikirlerle ortaya çıktı. Mezhepleri eleştirdi, Tasavvuf’u İslam dışı saydı, İbn Arabi’yi ve onun görüşlerini benimseyen mutasavvıfları açıkça kafir ilan etti.  Allah’ı insan biçimli kabul etmesi ve ehli Sünnet inançlarına saldırması sapıklık olarak nitelendi ve Mısır’da hapse atıldı. Kur’an’da Allah’ın eli, yüzü, gözü, bacağı, tahtı gibi ifadeleri müteşabih olarak gören Ehli Sünnete karşın Teymıyye bunları hakikat olarak öne sürdü.  Gerçekten de ayet ve hadisler değerlendirildiğinde Teymıyye’nin bu konuda dayanaklarının güçlü olduğu görülür. Ancak devir Allah’ın insan ya da başka bir biçimde maddi varlık olarak görülmediği ve tasavvur edilemeyeceğine inanıldığı dönemdir, o yüzden Teymıyye’nin gökteki tahtında oturan Allah düşüncesi bile büyük tepki görür. Halbuki ayetlerle sabittir. Ancak bu ayetler Ehli Sünnetçe müteşabih olarak nitelenir.

Muhammed bin Abdulvehhab 1703 yılında doğdu. Gençliğinde Selefilik görüşünü araştırdı ve benimsedi. Şirk gördüğü inançlara karşı çıktı ve bazı sahabelerin mezarlarını yıktırdı. Kabile şefliği yaptı, çevre kabileleri birleştirdi ve yağmacı çetelerden oluşan düzensiz bir ordu  kurdu. Hac kafilelerini yağmaladı ve güçlendi. Böylece ilk Suudi devletinin temellerini attı. Osmanlı’ya karşı isyan başlattı ve savaş ilan etti.  1792 yılında öldükten sonra Vahhabiler Osmanlı’ya karşı savaşlarını devam ettirdiler. Şiilerin kutsal mekanı Kerbela’yı basıp tahrip ettiler. Mekke ve Medine’ye saldırdılar. 1802 yılında Hicaz topraklarını ele geçirdiler. Sonrasında süren savaşlarda kurdukları Suudi Krallığı 2 kez kurulup yıkıldı ve yeniden Osmanlı’ya geçti ama 1. Dünya savaşıyla birlikte bugünkü Suudi Arabistan Devleti 3. Kez kuruldu. Vahhabilik Arabistan’da egemen oldu ve Muhammed bin Abdulvehhab’ın soyundan gelenler Arabistan’da günümüze dek hükmettiler.

1906-1966 yılları arasında yaşayan Mısırlı Seyyid Kutub’un, El-Kaide’nin ideolojisine zemin hazırladığı iddia edilir. Kutub’a göre;  tevhide dayanarak biçimi ne olursa olsun yeryüzünün her köşesinde beşerî rejimlere ve düzenlere başkaldırmalı, yeryüzünde Allah’ın hâkimiyetinin yeniden yürürlüğe konulabilmesi için insan egemenliğine son verilmesini amaçlamalıdır. Kutub iki toplum olduğunu iddia eder. İslam toplumu ve Cahiliye toplumu. İslam olan toplumların çoğu da Kutub’a göre cahiliyedir ve Cahiliye toplumlarının İslam toplumuna dönüştürülmesi için beşeri sistemlere karşı savaşılmalıdır. Bu görüşler cihadi Selefilik olarak nitelenir ve El-Kaide ile diğer Cihadçı Selefilerin ideolojisinin temelini oluşturur. Seyyid Kutub,  İhvan yani Müslüman Kardeşler teşkilatındandı ve devlet başkanına suikast girişimine dahil olmaktan 10 yıl ağır hapis cezası yedi. 1964’de hapisten çıktı ama bir yıl sonra tekrar darbe hazırlığı iddiasıyla tutuklandı ve 1966’da idam edildi.

Günümüzde Selefilik

Günümüzdeki Selefiliği 2 ayrı kategoride değerlendirebiliriz. Suudi Selefiliği ve Cihadi Selefilik.  Asıl gövde ve güç Suudi Vahhabiliğidir.

Cihadi Selefiliğin ilk örneğini Afganistan’da Taliban iktidarı döneminde gördük. 1988’de SSCB’nin Afganistan işgaline karşı mücadele amacıyla kurulan Usame Bin Ladin’in El-Kaide örgütü, ABD desteğiyle büyüdü ve sonrasında terörist bir yapılanmaya dönüştü. İslam ülkelerinde halifelik kurulması  amacıyla eylemler yaptı. Gerçi Taliban’ı Selefilikten ayrı tutmak gerektiğini ve Diyobendi olarak tanımlanan cemaate bağlı olduğunu belirtelim ama pratik olarak Selefilerle aynı kulvarda sayılır. Selefi olmadığı halde Selefilerle güç birliği yapan ve onlara destek veren irili ufaklı birçok örgüt ve cemaat vardır. Irak’ta kurulan IŞİD de bu tür bir yapılanma ile ortaya çıkmıştır. Tümüyle Selefilerden oluşmayıp aralarında Sünni mezheplerden olan çeşitli ülkelerden katılımcılara sahiptir. Ama temel yapı olarak dünyada “Irak El-Kaide’si” olarak bilinir.

IŞİD – Irak ve Şam İslam Devleti

ABD’nin Irak İşgali sırasında , Ebu Musab Zerkavi tarafından kurulan  Cema’at el-Tevhid örgütü bombalı intihar eylemleriyle kendini tanıttı. 2004 yılında El-Kaide’ye bağlılığını bildirdi ve bundan sonra Irak El-Kaide’si olarak anıldı. Binlerce sivilin öldürüldüğü bombalı katliamlar gerçekleştirdi. 2011’de Mısır’daki Arap Baharı hareketinde şeriat çağrısıyla kendisi gösterdi. Ve ardından Suriye’de yaşanan olaylarda rol aldı. El Nusra Cephesi’nin katılımıyla örgüt büyük güç kazandı. Örgütün lideri Ebubekir El Bağdadi,  2013’te El-Kaide’de ayrıldığını duyurarak IŞİD’in kurulduğunu açıkladı. Katar ve Türkiye’den silah ve para yardımı aldığı iddia edilen IŞİD’in Irak’taki yapılanmasının merkezinde Saddam döneminin BAAS kadrosu var. Suriye’deki gücü 6-7 bin kişi olan IŞİD’in Irak’ta 10 binden fazla milise sahip olduğu tahmin ediliyor.

 

Irak Şam İslam Devleti diye Türkçeye çevrilen örgütün İngilizce adı: The Islamic State in Iraq and the Levant (ISIS). BBC’nin haberine göre, ISIS’teki “s”lerden biri Arapça (İngilizce) “al Sham”a tekabül ediyor. Bunun anlamı da Suriye, Şam ya da Levant (Doğu Akdeniz Ülkeleri) olabilir. BBC, örgütün küresel cihat kavramından hareketle, sözcüğün Doğu Akdeniz olabileceğini ifade ediyor.

* Cengiz Çandar da örgütün adının anlamını şöyle açıklıyor: “El Devle el-İslamiyye fi’l Irak ve eş-Şam” adlı örgütün baş harfleri okunduğunda Irak, Arapça ‘ayn’ ile yazıldığından, kısaca “Da’iş” diye telaffuz ediliyor. Şam, Osmanlı döneminin “Bilad eş-Şam”ını. Yani “Şam Ülkesi” anlamında. Yani, Suriye’yi ifade ediyor.

 

Suriye’de Esad’ı yıkma arzusuyla destek verilen, beslenip büyütülen terör örgütü, şimdi istilacı, katliamcı bir komşu devlete dönüştü ve NATO’nun gündemine girdi. “Komşularla sıfır sorun” hedefiyle gelen Dışişleri Bakanı Ahmed Davudoğlu, IŞİD’le birlikte cumhuriyet tarihinin en başarısız dışişleri bakanı olarak dibe batmış oldu. İstifa kültürüne  sahip olmayan bir hükümetin bakanından sebep oldukları bu durum karşısında istifa gibi erdemli bir davranış beklemek hayal kırıklığı olur. Gezi direnişçilerine terörist diyebilecek kadar alçalan ama yarattıkları canavarın elindeki rehineleri kurtarma bahanesiyle aleyhinde tek kelime bile edemeyen, hatta düşman olmadıklarını söyleyebilecek kadar gafilleşenler, belki de amaçladıkları sonuca erişmenin gizli sevinci içindedirler. Ve sonraki hamlelerin hesabı içindedirler. Bunun doğru olup olmadığını gelişmeler gösterecektir.

Serdar Kaangil

 

 

 

Bu yazı Politika içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

SELEFİLİK VE IŞİD için 8 cevap

  1. sercan dedi ki:

    bu dinciler dini kullanarak öldürme mazoşist duygularını tatmin için katliyam yapan sapık gruplardır …zamanında muhammetde kendine din yaratarak milyonlarca insanın ölümüne sebeb olmuştur ve olmaya devam edecek ,,,
    kendikendini imha eden bir ırk
    zaten bu zihniyetteki insanların bu çayda bu dünyada yaşama haklarıda yok
    ÖYLEYSE YOK EDİN BİRBİRİNİZİ,,YOK EDİNKİ BU DÜNYA SAVAŞSIZ DİNSİZ BİR DÜNYA
    OLARAK MUTLU BİR ŞEKİLDE YAŞASIN …..

  2. yücel dedi ki:

    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
    “Onlar, (kendi canları çekmesine rağmen) seve seve yiyeceği (yemeği) yoksula, yetime ve esire yedirirler. (Yedirdikleri kimselere şöyle derler): “Biz sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz..” (İnsan su.76/8-9.)

    Bu karşılıksız güdülen güzel mi güzel nasihat adına bir dinleyin. eğer vicdanı temiz akıl sahibi iseniz.

    sizin inancınız nedir? neden inanırsınız? neden inanmazsınız? neden okuyup kaynağını en kökünden araştırmazsınız? eğer sorunuz varsa dürüst olun bende sizlerde belli edep kapsamında tartışalım SİZLER BİLİYORSANIZ BU AÇIĞAÇIKACAKTIR İDDİANIZDA DOĞRUYSANIZ BEN BİLİYORSAM ELBETTE BUNADA ŞAHİT OLACAĞIZ. “ALLAH İLMİN KIYMETİNİ BİLMEYENLERİN KALPLERİNİ MÜHÜRLER” “(Hiç de) yer (yüzün) de gezip dolaşmadılar mı ki (bari) bu sebeple düşünecek kalplere, bu suretle işitecek kulaklara mâlik olsunlar). Fakat hakikat şudur ki (yalnız maddî) gözler kör olmaz, fakat (asıl) sinelerin içindeki kalpler kör olur.”[1]

    İnançsız insanın duygularını derlemek mümkün değildir. Ancak toplumda inanca dayalı belli kurallar olur ve bu kurallar inanmayanlar üzerinde sunni bir kural görevi görür aklı gözüne inmiş bu kişiler toplumdaki istifade ettikleri bu güzellikten bi haberdir ve hep özgürlükten dem vurur. Her ülkede polis hep aynı kanunları koysa mutlaka göreceksiniz refah düzeyleri aynı olmayacaktır bunun kaynağı inançtır.
    inançsız kişiler görüldüğü üzere inançlı toplumlarda azınlık ve oradaki düzene uymuş fakat şikâyetçi olmuştur.
    inançsızların oluşturdukları toplumların gidişçe ne kadar sapkınlığa gittiğine şahit değilmisiniz??? soruyorum??
    onların düzeni insan arzuları üzere değilmi???elbette insan her istediğini yaparsa mutlu olurmu? olabilir demi.. peki onun isteklerinin sınırları acaba nerede???…
    insan ne hareket etse kâr zarar düşüncesiyle hareket eder hayat bir ticaret edasında..kendisine fayda sağlayan kâr zarar getiren adı üstünde. Ahlaki kolonları kim koydu sanırsınız ilk önce cahiliye döneminden tutun ele alın sapkın kavimlerin nasıl helak olduğunu göreceksiniz yalan mı?? tarihe sorun(şu yazılarıdan istediğiniz kısmını sorun o konuda derin cevap yazacağım inşallah) ve neden din bunu engeller çünkü görmediği halde Rahman dan korkar. hayrı gizli gösterişsiz yapar.

    ben size dini nasihat almak isteyenler için bu kısmı aktarıyorum ve diğerleri için aşağıda devam edeceğim
    (Surenin en sık tekrarlanan ayetleri de bu kıssalar sırasında nakledilir. Ki 4 kez tekrarlanan şu ayette olduğu gibi; Ve lekad yessernel Kur’âne lizZikri fehel min müddekir (17-22-32-40) doğrusu biz bu Kur’an ı öğüt alacak olanlar için, ders alacak olanlar için, anlayacak ve kavrayacak olanlar için kolay kıldık.
    Fehel min müddekir. Hala ders alacak yok mu?
    Zâriyat sûresi
    19. Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı (onu verirlerdi).
    20. Kesin olarak inananlar için yeryüzünde açık âyetler (deliller) vardır.
    21. İçinizde… Görmüyor musunuz?
    22. Rızkınız da size vâdedilen şeyler de göktedir.
    23. Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.
    24. Resulüm! İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana gelmedi mi?
    25. Onlar İbrahim’in yanına girdiklerinde: “Selâm!” demişlerdi. O da: “Selâm!” demiş, içinden de onların “Tanınmamış bir topluluk” olduğunu geçirmişti.
    26. Hemen âilesinin yanına giderek semiz bir dana getirtti.
    27. Önlerine sürüp: “Yemez misiniz?” dedi.
    28. Onlardan ötürü içine bir korku düştü. “Korkma!” dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.
    29. Karısı hayretle seslenerek geldi. Elini yüzüne çarparak: “Ben kısır bir kocakarıyım!” dedi.
    (hatta başka bir surede o elçiler üzerinizdeki Allah ın nimetlerine şaşırmıyorsunda buna mı şaşıyorsun demişlerdi öyle ya yoktan kim var etti?)
    30. Onlar: “Bu böyledir. Rabbin söylemiştir. O hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.” dediler.
    31. İbrahim: “O halde işiniz nedir ey elçiler?” dedi.
    32. Dediler ki: “Biz suçlu bir kavme gönderildik.”
    33. “Üzerlerine sert taşlar yağdıralım diye.”
    34. “Onlar haddi aşanlar için Rabbinin katında işaretlenmiştir.”
    35. Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık.
    36. Zaten orada müslümanlardan sadece bir ev halkından başka kimse bulamadık.
    37. Acı azaptan korkanlar için, orada bir işaret bıraktık.
    38. Musa’da da ibretler vardır. Onu apaçık bir delil ile Firavun’a gönderdik.
    “Geçen hafta Londra’da British Museum’u gezme fırsatı buldum.
    Kuran’da helak edilişi ve ibret için bedeninin korunacağı anlatılan firavunun fotoğraflarını bizzat kendim çektim”
    Yunus Suresi 90. 91. ve 92. Ayetler:

    “İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım.” dedi.
    Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.
    Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir.” evet haberimiz var ama Kuran ı kerimde dediği üzere gözler kör olmaz sineler körelir.

    SİZLERE ŞU TAVSİYEYİ YAPAYIM GEÇEN BİRİ Müslümanların savaşta ne kadar zulüm yaptığını yazdı ve ben ona ayetleri yazarak şu örneği verdim hocanın her yaptığı islamın emrettiği olmayabilir doktorun hastaya sigara içme demesiyle kendi içmesi gibi ilim ilim ilim önce öğren sonra konuş diyelim ki ben cinayet işledim Türkiye cinayet mi işlemiş oldu çok komik.
    ve o savaş ayetlerini yazayım yamukluk olmadığını görüp düşünüp sakınırsınız belki.. ve benim sizden beklentim yok (“Onlar, (kendi canları çekmesine rağmen) seve seve yiyeceği (yemeği) yoksula, yetime ve esire yedirirler. (Yedirdikleri kimselere şöyle derler): “Biz sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz..”) (İnsan su.76/8-9.)

    siz bana da sormayın kuranın türkcesini alın okuyun o benim yazdığım değil siz inanmamış olabilirsiniz ama bi okuyun

    “Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sora fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte bu kimseler zalimlerdir.”

    • Mustafa dedi ki:

      İyi de güzel kardeşim sorun temelde. Senin inanç dediğin şeyin temeli bozuk. Yanlışlar ve masallarla dolu. Sen bu masalları tutmuş mutlak gerçekler gibi kabullenmişsin.

      İnançsız toplumlar ahlaki olarak yozlaşmış diyorsun da sen ahlak anlayışını kurandan edindiğin için diğer ahlak anlayışlarını yozlaşmış olarak görüyor olmayasın? Bence insanlara verdiğin tavsiyeye önce sen uy ve Kuran’ı türkçe mealinden oku. Ama okuyup geçme her bir ayeti, günümüz dünyası için nekadar ahlaki diye sorgulayarak oku.

    • rammsteinn dedi ki:

      yücel
      diyorsunki
      inançsızların oluşturdukları toplumların gidişçe ne kadar sapkınlığa gittiğine şahit değilmisiniz

      evet şahidiz. müslüman ülkelerin haline şahidiz.. insan haklarının olmayaşına sefilliğine eğitimsizliğine saygısızlığına vs vs

      ,ANKEBÛT-62
      Allah rızkı kullarından dilediğine bol bol verir, dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

      bu ayeti nedense çok severim. dünyadaki islam ülkelerinin sefilliğini görünce bu ayetin ne kadar anlamsız olduğunu görürüm.
      şöyle de diyebiliriz.
      sizin tanrınızın isimlerinden birisi de müntakim. yani “intikamcı”
      ne derseniz? belki de müntakiminizin istediklerini doğru yapamıyorsunuz o da adı gibi intikamını yeryüzünde böyle sefil bırakarak alıyor.

  3. candost neşeci dedi ki:

    İkmal yolu açmak için Suriye sınırına ilerleyen ve önceki gün Yezidilerin yoğun olarak yaşadığı Musul’a bağlı Sincar’ı (Şengal) ele geçiren İslami terör örgütü IŞİD vahşeti sürüyor.

    AA’nın haberine göre, Irak Parlamentosu Kürdistan Yurtseverler Birliği’nden (KYB) Yezidi Milletvekili Feyyan Dahil, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, “IŞİD, Musul’un Sincar ilçesinde, Yezidilerden 500 kişiyi öldürdü, 500 kadını da cariye olarak esir aldı. Kadınları Telafer’e yakın bölgelere götürdü” dedi. Dahil, Yezidilere karşı soykırım uyarısında bulundu ve yardım çağrısı yaptı.

    Diğer yandan, IŞİD’ten kaçan bazı Yezidi aileler, Şırnak’ın Silopi ilçesinden Irak’a açılan Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı.

    Ateş, güneş ve suyun kutsal sayıldığı bir inanç şekline mensup olan Yezidiler, daha çok Irak’ın Musul ve Duhok şehirlerinde yaşıyorlar. Irak’taki sayılarının 500 bin olduğu ifade ediliyor.

    Müslüman geçinen arkadaşlar bugün gazze için gösterdiğiniz hassasiyeti bu insanlar için neden göstermiyorsunuz.Bu yezidiler insan evladı değilmi?Bugün dininizin evrenselliğinden bahseder durursunuz nerede sizin evrenselliğiniz

  4. Çorapsız dedi ki:

    Allah’ın kitabını okuyup anlayan, “Elhamdülillah Müslümanım” diyen bir kimse, kimseyi öldürmemeli.

  5. Seymur dedi ki:

    sayin Serdar Kangil bey yazdiginiz mekaleleri seve-seve okuyorum.Paralel olarak ünlü yönetmen Aaron Russonun ,Rokfeller ailesi hakda verdiyi aciklamalardan sonra öldürüldüyü düsünülen belgesel filmleri ve öylecede Jacque Fresconun Venus projesi ile yakindan ilgileniyorum.Bu proje tum dünya insanlari ,yani hepimiz icin cok önemli.Progede ne kadar para sistemi mevcutsa biz. insanlar kul gibi yasamaya devam edeceyiz diyor.Proje tüm dünya insanlarini birlesmeye davet ediyor.Prezidentsiz ,Basbakansiz ,Senatsiz,Kongresmensiz bir dünyayi tercih ediyor.Evet sayin Serdar bey ve saygideyer site okuyuculari cok rica ediyorum,Jacque Fresconun Venus projesi ile Yootubede tanisin ve destek olun .Buna tüm insanligin ihtiyaci var ,mesela bu projeyle bagli güzel bir mekale yazarsaniz eyer cok yardim etmis olursunuz.Kisacasi evet ne kadar Prezidentlik ,basbakanliq, konqresmenlik senatorluk dünyasinda yasarsak ,birak Suriye ve Iraki tüm dünyada hep kanlar durmadan akicak.Buna bir dur demenin ,son vermenin tam zamani geldi artik.Rusiya ,Fransa ,Avstriya ülkeleri artik yeteri kadar bu projeyi desteklemekteler.Sunu bizlerde yapa biliriz .Cok rica ediyorum insanliga katkida bulunalim.Tesekkürler .

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s