ÖLÜM

“Hoş gelsin safa gelsin, ama biraz geç gelsin.”

“Ölüm olmasaydı” denilince Voltaire’nin ünlü sözü akla gelir;
“Ölüm olmasaydı onu icat etmek zorunda kalırdık.”

Ölümsüzlük imkansız ama olsaydı; herhalde yaşamın tadı ve değeri bu denli güzel olmazdı. Hatta yaşamın anlamı olmazdı.
Peki ölümsüz bir dünyada dinler olur muydu?
Bilimin eriştiği bu noktada en azından bu kadar inançlı edinemezlerdi.
Kıyamet ve kıyamet sonrası yaşam inançları olurdu. Yine dünyanın, kainatın birgün yok olacağı, tüm insanların öleceği ve iyilerin daha mutlu bir dünyada-cennette, kötülerin ise cehennemde yaşayacağına inanılırdı belki.

Yaşama bağlılık inanan-inanmayan ayırt etmiyor. Kimileri belli etmese de en dindar müslümanlar dahi yaşama dört elle sarılıyor. Şu uçuruma düşen müslüman fıkrasında olduğu gibi:
Bir dala tutunmayı başaran müslüman yukarı seslenir:

” İmdaat! Kimse yok mu? ”
Yukarıdan bir ses cevaplar:

” Bırak kendini. Birşey olmayacak, kurtulacaksın. ”
Adam: ” yardım et! ” diye tekrar seslenir. Yukarıdan:

“Ben Allah’ım! Bana inan, bırak kendini.” diye cevap gelir.

Bu defa adam daha yüksek sesle bağırır:

“Başka kimse yok mu?”

Can tatlı ne de olsa, din-iman tanımıyor.

Bilim ve tıp geliştikçe insan ömrü uzuyor. Belki de bu yıllarda doğanlar yüzyılı aşabilecekler. 100 sene sonrası insanlığın geleceği aşama ise bilinemiyor. Belki de yaşlanmayı engelleyici formüllere ulaşılabilecek ve insan ömrü 300-500 yıl olacak. Tabi dünyanın kötüye giden şartları düzelirse. Bu gidişle 100 sene sonrası küçük  kıyametler kesin gözüküyor.

Bir ateist ölümden korkar mı? Korkar. Ya müslüman? O da korkar.
Ateistin korkması normal. Çünkü ölüm ona göre yok oluş demek. Basit bir hayvan dahi, bir sinek, bir böcek bile yaşamaya çalışıyor. Tehlikeyi görünce kaçıyor.
Peki bir müslüman neden korkar ve yaşama bu denli bağlanır?
Madem ölüm sonrası sonsuz yaşam inancı var. Bu korku niye?
Ölümsüz bir dünyayı bırakalım ama ömrünü uzatabilmek için, daha uzun yaşayabilmek için müslümanın da, hristiyanın da imkan olsa yapamayacağı yoktur. Yani ömrü 50-60 yıl uzatan yeni bir ilaç bulunsa, ama fiyatı çok yüksek olsa, diyelim 1 milyon dolar. İlacı kullananların da yaşlı olmalarına rağmen sağlıklı yaşadığını görüyorlar, yani ilaç kanıtlanmış.

Zengin olsanız almaz mısınız?  Zengin olabilmek ve alabilmek için çırpınmaz mısınız? “Almam, çırpınmam” diyen pek inandırıcı olmaz herhalde.

“Ölümünden sonrasına dek kimseye mutlu demeyin.” diye yazar mutsuz Aşil. Çok daha mutlu Epikurus “ölüm hiçbir şeydir.” diye fikir yürütür. Erken döneminde Wittgenstein “Ölüm yaşamın içindeki bir olay değildir. Ölüm yaşanmaz.” diye yazar. Belki benzer bir mantık izleyen Woody Allen ölümden korkmadığını söyler ve ekler: “Sadece, gerçekleştiğinde orada olmak istemiyorum, hepsi o” Konu ölüm olduğu zaman, espirilerle derin içgörüler, zarif nüktelerle kasvetli düşünceler birbirine karışır. Ölüm marazi bir konu olabilir, ama ölüm konulu sohbetler ve paylaşılan düşünceler kasvetten çok neşe ve keyif üretme, yaşamın değerini arttırma ve dostluklar kurma olanağı taşır.

“İnsan doğduğu andan itibaren ölüme doğru yol alır.” Ve “ölüm yok olmaktır” görüşünün yanında, ölümün mutlak hayatın başlangıcı olduğuna da inanılır.

Eğer ölümden asıl korkunuz yok olmaksa, ölümün yeni bir yaşamın başlangıcı olduğuna inanarak bu korkunuzu aşabilirsiniz. Eğer korku ölüm anında duyulacağı sanılan acılara ise; acılar dayanılmaz hale gelmeye başladığında insanın kendinden geçtiğini ve hiçbir acı hissetmediğini düşünebilirsiniz.

Ölümü kabullenemeyen ve sonsuz yaşamın arzusu içinde olan insanlar için, öteki dünya inancı ve dine bağlılık vazgeçilmez oluyor. Sıkıntıya, zora düşenler dua ile medet umuyor veya arzularını, ihtiyaçlarını sağlayabilmek için tanrıdan talepte bulunuyor.

Bu durumda olanlar için Montaigne’nin ölüm konusunda yazdıkları ilginç olabilir.

ÖLÜM

”Madem ki ölümün ününe geçilemez, ne zaman gelirse gelsin. Sokrates’e; “Otuz zalimler seni ölüme mahkum ettiler,” denildiği zaman: “Tabiat da onları!” demiş.

Bütün dertlerin bittiği yere gideceğiz diye dertlenmek ne budalalık!

Nasıl doğuşumuz bizim için her şeyin doğuşu olduysa, ölümümüz de her şeyin ölümü olacak.

Öyleyse, yüzyıl daha yaşamayacağız diye ağlamak, yüzyıl önce yaşamadığımıza ağlamak kadar deliliktir.

Ölüm başka bir hayatın kaynağıdır. Bu hayata gelirken de ağladık, eziyet çektik; bu hayata da eski şeklimizden soyunarak girdik.

Başımıza bir kez gelen şey büyük bir dert sayılamaz. Bir anda olup biten bir şey için bu kadar zaman korku çekmek akıl karı mıdır?

Ölüm uzun ömürle kısa ömür arasındaki ayrımı kaldırır. Çünkü yaşamayanlar için zamanın uzunu kısası yoktur.

Aristo, Hypanis ırmağının suları üstünde bir tek gün yaşayan küçük hayvanlar bulunduğunu söyler. Bu hayvanlardan, sabahın saat sekizinde ölen; genç, akşamın beşinde ölen; yaşlı ölmüş sayılır.

Bu kadarcık bir ömrün bahtlısını, bahtsızını hesaplamak hangimize gülünç  gelmez?

Ama, sonsuzluğun yanında, dağların, ırmakların, yıldızların, ağaçların hatta bazı hayvanların ömrü yanında, bizim hayatımızın uzunu, kısası da o kadar gülünçtür…

Doğa bunu böyle istiyor. Bize diyor ki:

“Bu dünyaya nasıl geldiyseniz, öylece çıkıp gidin.

Ölümden hayata geçerken duymadığınız kaygıyı, hayattan ölüme geçerken de duymayın.

Ölümünüz varlık düzeninin, dünya hayatının koşullarından biridir.

Hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz?

Daha fazla yaşayıp da ne yapacaksınız?

Yaşadığınız her an, hayattan eksilmiş, harcanmış bir andır.

Ömrünüzün her günkü işi, ölüm evini kurmaktır. Hayatın içinde iken ölümün de içindesiniz; çünkü hayattan çıkınca ölümden de çıkmış oluyorsunuz. Ya da şöyle diyelim:

Hayattan sonra ölümdesiniz; ama hayatta iken ölmektesiniz. Ölümün, ölmekte olana ettiği ise, ölmüş olana ettiğinden daha acı, daha derin , daha can yakıcıdır.

Hayattan edeceğiniz karı ettiyseniz, doya doya yaşadıysanız, güle güle gidin.

Niçin hayat sofrasından, karnı doymuş bir misafir gibi kalkıp gidemiyorsun?

Niçin günlerine, yine sıkıntılar içinde yaşanacak; yine boşuna gelip geçecek başka günler katmak istiyorsun?
Hayat kendiliğinden ne iyi, ne kötüdür: Ona iyiliği, kötülüğü katan sizsiniz.

Dünyayı size bırakıp gidenler gibi, siz de başkalarına bırakıp gidin.

Hep eşit oluşunuz benim adaletimin esasıdır. Herkesin bağlı olduğu koşullara bağlı olmaktan kim haklı olarak şikayet edebilir? Hem sonra, ne kadar yaşarsanız yaşayın, ölümde geçireceğiniz zamanı değiştiremezsiniz. Ölümden ötesi hep birdir. Beşikte iken ölseydiniz, o korktuğunuz mezarın içinde yine o kadar zaman kalacaktınız.
Hiçten daha az bir şey olsaydı, ölüm hiçten daha az korkulacak bir şeydir denebilirdi .
Ölüm size ne sağken kötülük eder, ne ölüyken. Sağken etmez, çünkü hayattasınız; ölüyken etmez, çünkü hayatta değilsiniz.

Hiç kimse yaşamından önce ölmüş sayılmaz; çünkü sizden arta kalan zaman da, sizden önceki zaman gibi sizin değildir: Ondan da bir şey yitirmiş olmuyorsunuz.”

Bizden önce geçmiş zamanları düşünelim. Bizim için onlar yokmuş gibidir.

Hayatınız nerede biterse, orada tamam olmuştur. Hayatın değeri, uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır. Öyle uzun yaşamışlar var ki, pek az yaşamışlardır. Şunu anlamakta geç kalmayın: Doya doya yaşamak yılların çokluğuna değil, sizin gücünüze bağlıdır. Her gün gittiğiniz yere hiçbir gün varmayacağınızı mı sanıyorsunuz? Avunabilmek için eş dost istiyorsanız;  herkes de sizin gittiğiniz yere gitmiyor mu? Ya da geride bıraktıklarınız da daha sonra gelmeyecek mi?
Ömrün bitince, her şey seninle birlikte yok olmuş olacak.

Madem bunun önüne geçmek imkansız, madem herkes neticede aynı akıbete uğrayacak; öyleyse ölümü dert etmek niye?

Yaşadığınız müddetçe dünyanın tadını çıkarın. Doya doya yaşamaya bakın. Yapmak istediklerinizi ertelemeyin, yapabiliyorsanız hemen yapın. Anı yaşayın, hayatı ıskalamayın.

Yaşamının nedenini bilen insan ölümünün de nedenini bilir ve ölümden korkmaz.
İnsanın ölümden korkması doğal görülmelidir. Bu korku sadece insanın önünde sınırlı bir zamanın bulunduğu hakkındaki bilgi değildir , ölüm hakkındaki bilgisizliktir. Böyle bir duyguya sahip olmak doğaldır. Fakat bütün insanların böyle bir duyguya sahip olduklarını söylemek güçtür. İnsanlar arasında gününü gün eden ya da öbür dünyaya hazırlananlar vardır. İnsanlar değişik değer duygularına sahiptir. Değer duygusu, insanın eylemlerini yöneten etkendir. Böyle olduğuna göre bu dünyayı bir zindan, gelip geçici bir dünya olarak görenler daima çıkacaktır. Hangi görüşe inanılırsa inanılsın bilinmelidir ki; Yaşam insan için en büyük armağandır. Ama tesadüfen gelmiş olsun, ama Tanrıdan olsun, bu armağan en güzel şekilde değerlendirilmelidir.

Serdar Kaangil

Bu yazı Felsefe içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

ÖLÜM için 396 cevap

  1. Uğur dedi ki:

    Çok güzel,elinize sağlık .

  2. sadık dedi ki:

    npıyonuz yaa

  3. =tuğba= dedi ki:

    hikaye ii hoşta unuttugunuz bir şey var biz ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANLAR ALLAH Ü TEALA NIN gökte yukarda yerde degil her yerde olduguna inanıyoruz bare yalan yanlış şeyler yazıyosunuz genede en düzgününü yazın biraz komik oluyor

    • karmakan dedi ki:

      tipik müslüman cevaplarından biri daha. al allahına da git burdan.

    • MaMaLi dedi ki:

      tuğba!Emsalziz,türkçenizle bize doğruyu yazsaydınızda,sebeblenseydik)mesela,böceklerin dini varmı?hayvanlar,müslümanmı?bitkiler,hangi peygambere,inanıyor?)engin,bilginizi bizle paylaşırsanız seviniriz!!)))

      • bir kul dedi ki:

        ÖLÜM
        Posted on 02/01/2010

        Peki ölümsüz bir dünyada dinler olur muydu? DEMİŞSİNİZ

        Böyle bir hayal dünyası yok ancak hailisinasyon yada rüyada görürsünüz fakat gercekten sorgularsanız hayatı işte ozaman anlarsınız her şeyin zıtının varlıgını
        BAKARA 28. AYET Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Siz yokken, sizi var etti. Sonra sizi öldürecek ve sonra tekrar diriltecek. Sonunda O’na döndürüleceksiniz.
        BAKARA 29.AYET Allah, yerde olanların hepsini sizin için yarattı, sonra iradesini göğe yöneltip onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilendir

        Can tatlı ne de olsa, din-iman tanımıyor. DEMİŞSİNİZ

        BAKARA 95. AYET Onlar, kendi elleriyle yaptıkları ameller sebebiyle hiçbir zaman ölümü temenni etmeyeceklerdir. Allah zâlimleri iyi bilir.

        BAKARA 96.AYET Onları, insanlar içinde dünya hayatına en çok düşkün olanlar olarak bulacaksın. İçlerinden şirk koşanlar bin sene yaşamak ister. Fakat bu kadar yaşasa da, bu uzun ömür onları azaptan uzaklaştıramaz. Allah onların yaptıklarını eksiksiz görür.

        BAKARA 97. AYET (97-98) De ki: “Cebrâil’e düşman olanlar bilsinler ki, Cebrâil Kur’ân’ı senin gönlüne Allah’ın izniyle indirdi. Kur’ân, kendinden önce gelen kitapları doğrulayıcı, müminler için rehber ve müjdedir.” Kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâîl’e ve Mîkâil’e düşman olursa, bilsin ki Allah da inkârcıların düşmanıdır.
        Bir ateist ölümden korkar mı? Korkar. Ya müslüman? O da korkar.
        Ateistin korkması normal. Çünkü ölüm ona göre yok oluş demek. Basit bir hayvan dahi, bir sinek, bir böcek bile yaşamaya çalışıyor. Tehlikeyi görünce kaçıyor.
        Peki bir müslüman neden korkar ve yaşama bu denli bağlanır?

        Madem ölüm sonrası sonsuz yaşam inancı var. Bu korku niye?DEMİŞSİNİZ

        ENAM 145. AYET De ki: “Bana vahyedilende, leş veya akan kan veya iğrenç bir şey olan domuz eti ya da üzerinde Allah’tan başka bir ismin anıldığı günahkârca bir kurban dışında, yenmesi yasak olan hiçbir şey bulamıyorum. Ama kişi zaruret içindeyse, başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere yiyebilir. Rabbin affedicidir; merhamet sahibidir.”

        BAK BU AYET İNANLARA SESLENİYOR VE NEDİYOR ZORDA KALISAN SINIRI AŞMADAN HARAM OLAN BİR ŞEYİ YİYE BİLİRSİN DİYOR BUNU ANCAK NERHAMETLİLERİN ENMERHAMETLİSİ OLAN YÜCELER YÜCESİ YARATICIMIZ YÜCE OLAN ALLAH BİLİR CANIN NASIL TATLI OLDUGUNU ONDAN VAZ GECMENİN NEKADAR ZOR OLDUGUNU BU AYETİ COK DİKKTLİ TAHLİL EDERSEN ANCAK ANLARSINIZ MÜSLÜMANLAR ALLAH HIN VAAT ETTİGİ CENNETİ VE CEHENNEMİ DÜŞÜNEREK YÜCELER YÜCESİ OLAN MERHAMETLİLERİN EN MERHAMETLİ Sİ RABBİMİZİN AFFINA SIGINARAK CENNETE GİDEBİLMEK ÜMİDİYLE KORKU VE UMUT ARASINDA YAŞARLAR İNSAN OGLU İNANSADA İNANMASADA HAK VUKU BULACAK İŞTE BU YAŞAM BİRİSİNİ VAHAMET DERECESİNDE KORKUTACAK BİRİSİNİ DE KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞATACAK BİRİSİNİN HAYATI ZEHİR OLACAK BİRİSİNİN KORKU İLE ÜMİT ARASINDA OLDUGUNDAN HAYTI ZEHİR ZEMBEREK OLMAYACAK

        “Onlar, korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler.” (Secde16)

        “Onlar ahiretten çekinir ve Rabbinin rahmetini umarlar.” (Zümer, 9)

        Mümin daima korku ve ümit arasında bulunmalıdır. Çünkü fazla korkudan ümitsizlik, korkusuz ümitten de gaflet doğar. Mümin, Rabbinin büyüklüğünü ve azabının çetinliğini bilerek O’ndan korkar. Yani Allah’tan en çok korkan, O’nu en çok bilendir.

        FATIR 28. AYET Aynı şekilde, insanlardan, diğer canlılardan ve evcil hayvanlardan da renkleri farklı olanlar vardır. Allah’a ancak bilgili kulları saygı duyar. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür; çok bağışlayıcıdır.
        “Ölümünden sonrasına dek kimseye mutlu demeyin.” diye yazar mutsuz Aşil. Çok daha mutlu Epikurus “ölüm hiçbir şeydir.” diye fikir yürütür. DEMİŞSİNİZ

        VAKIA 83-85. AYETLER Hele can boğaza gelip dayandığında, ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz. Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz.
        KIYAMET 29. AYET (Ölüm korkusundan) Ayaklar birbirine dolaştığında; O gün sevk, yalnızca Rabbinedir.
        Artık gerçekten, kendisi de bir ayrılık olduğunu anlamıştır. (Kıyamet Suresi, 28)

        Erken döneminde Wittgenstein “Ölüm yaşamın içindeki bir olay değildir. Ölüm yaşanmaz.” diye yazar. Belki benzer bir mantık izleyen Woody Allen ölümden korkmadığını söyler ve ekler:
        “Sadece, gerçekleştiğinde orada olmak istemiyorum, hepsi o” DEMİŞSİNİZ

        CEHENNEM EHLİNİN ÖLÜM ANINDA YAŞADIKLARI
        Öyleyse melekler, yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını aldıkları zaman nasıl olacak? (Muhammed Suresi, 27)

        Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: “Yakıcı azabı tadın” diye o inkar edenlerin canlarını alırken görmelisin. Bu, ellerinizin önceden takdim ettiği işler yüzündendir. Yoksa şüphesiz Allah kullara zulmedici değildir. (Enfal Suresi, 50-51)

        …Sen bu zalimleri, ölümün ‘şiddetli sarsıntıları’ sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: “Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah’a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O’nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz” (dediklerinde) bir görsen… (En’am Suresi, 93)
        Eğer ölümden asıl korkunuz yok olmaksa, ölümün yeni bir yaşamın başlangıcı olduğuna inanarak bu korkunuzu aşabilirsiniz. DEMİŞSİNİZ

        ( EGER BU SÖZÜ REEN KARNASYON U KAST EDİYORSA SÖYLEDİKLERİM GECERLİ YANİ CENNET VE CEHENNEM OLAYINI SAKT EDİYORSA SÖZÜNE KATILIYORUM)
        NEKADARDA BOŞ VE SAFSATA KANDIRMA KENDİNİ VE CEVRESİNİ BOŞ SÖZLERLE AVUTMAYA CALIŞMA CABALARI ANLAMSIZ VE GEREKSİZ SAHTE BİR TAVIR VE DAVRANIŞ BAŞKA BİR ŞEY DEGİL HİÇBİR DELİLE DAYANMAYAN ANCAK RÜYASINDA YADA HAYELLERİNDE OLUR

        Eğer korku ölüm anında duyulacağı sanılan acılara ise; acılar dayanılmaz hale gelmeye başladığında insanın kendinden geçtiğini ve hiçbir acı hissetmediğini düşünebilirsiniz. DEMİŞSİNİZ

        EFAL (50-51.)AYETLER Melekler, inkar edenlerin yuzlerine ve sirtlarina vurarak, «Yakici azabi tadin, bu, kendi ellerinizle yaptiginizin karsiligidir» diyerek canlarini alirken bir gorseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.
        Madem bunun önüne geçmek imkansız, madem herkes neticede aynı akıbete uğrayacak; öyleyse ölümü dert etmek niye?
        Yaşadığınız müddetçe dünyanın tadını çıkarın. Doya doya yaşamaya bakın. Yapmak istediklerinizi ertelemeyin, yapabiliyorsanız hemen yapın. Anı yaşayın, hayatı ıskalamayın.DEMİŞSİNİZ

        ZARİYAT 55. AYET Öğüt ver, çünkü öğüt müminlere fayda verir.

        ZARİYAT 56. AYET Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

        DUHAN 38. AET Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.

        ENBİYA 16. AYET Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında var olan hiçbir şeyi, bir oyun olarak yaratmadık.
        ENBİYA 17. AYET Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, herhalde bunu kendi tarafımızdan edinirdik. Biz, bunu yapanlardan değiliz.
        Hangi görüşe inanılırsa inanılsın bilinmelidir ki; Yaşam insan için en büyük armağandır.

        DEMİŞSİN BU CÜMLE SENİN BİR YARATICININ VARLIGINI KABUL EDİYORSUN DEMEK OLUR NEDENMİ en büyük armagandır ) sözüne dayanarak armagan işi bir varlık tarafından verilen bir durumdur yani bir yaratıcı

        Ama tesadüfen gelmiş olsun, DEMİŞSİN

        buda senin çelişki içinde oldugunu gösterir bana bir tesadüf esri oln bir somut örneklermisin hele hele bu bir insansa göz kulak burun deri beş duyuorganı olacak bu hayvanlardada var aradaki far aklediyor olması ve bu akıl ve mantıgıyla her şeyi sorgulayıp bir bilgi edinip obilgiyi yaşamına katkısaglıyan bir şeyler yapıyor olması bu durumun bir tesadüfe yer verilmesi kadar cahilce bir fikir ileri sürülmesi hele hele akleden bir kişi için cok vahim bir durum akıl asla bu durumu onaylamaz bu akleden bir akıl için birde nefsin emrinde olmayan özgür akıllar için
        ama Tanrıdan olsun, bu armağan en güzel şekilde değerlendirilmelidir.DEMİŞSİN

        OKEY

        DOGRUSUDA BU YALNIZ YARATICININ İSTEDİGİ GİBİ BİR HAT YAŞAYARAK

        İYİ DÜŞÜNÇELER

        Serdar Kaangil

  4. emrah dedi ki:

    ÖLÜM HAKKINDA DÜŞÜNMEK YADA YAZILANLARI OKUMAK SADECE KÖTÜ HİSSETİREBİLİR.
    BUNUN YERİNE NEDEN ‘SADECE’ ÖLMÜYORUZ…………
    Zamanı geldiğinde bir deneyeceğim🙂

  5. sevginin ışığı dedi ki:

    ”Kendini unutmak ölümdür..Ölüm özümüzü unutmamızın sonucunda doğmuştur. Oysa sadece değişimin bir parçasıdır ölüm”… Bu sözleri Barbara Ann Brennan’ın kitabından, yazarın kendisi ile konuşan meleğin sözlerinden aktardığı bölümden aldım… Dileyenler kitabı alsın okusun: Işığın Doğuşu…. Meta yayınları…

    Reenkarnasyon’un olmadığına inanılan bir yerde ölümle ilgili bu kadar safsata yazmak normal olsa gerek… Bari toprak alıp götürecek deseniz ya🙂

  6. d dedi ki:

    guzelmis

  7. Usta dedi ki:

    Merhaba arkadaşlar.
    Yazıyı okurken kafama şu soru takıldı.

    Yıllarca yaşıyoruz. Koşuyoruz,yürüyoruz,düşünüyoruz,yemek yiyoruz,…vs. Vücudumuzun belli bir ısısı var.
    Ölünce vücudumuz buz kesiyor. O canlı, ateş saçan gözlerimiz soluyor. Yüzümüzde korkunç bir ifade oluyor.

    Az önce koşan oynayan kuzu, ölünce buzdolabına koymazsan kokuyor, kurtlanıyor. İnsan için de geçerli bu. Ölünce morga koymazsan, ortalıkta durursa ceset kokuyor, kurtlanıyor, çürümeye yüz tutuyor. Neden yaşarken kokmuyoruz, çürümüyoruz da, öldükten sonra çürüyoruz?

    Acaba ruh denilen şey gerçekten var mı?
    Ruh mu bizim çürümemize neden oluyor?

    Peki ölünce o kadar yaşanmış anılar, söylenmiş sözler nereye gidiyor?

    Neden varız?
    Bu koooskoca evrende yalnız mıyız?

    Aklıma bunun gibi bir sürü soru takılıyor.

    • ferzanda dedi ki:

      şöyle düşün. Sineğin koyunun aslanın ya da ne bileyim kuşun ölümü neyse biz de öyleyiz. İnsan kendine göre düşünüyor dünyayı. Yani kendi algıladığı gibi. Doğuştan akıl sağlığı yerinde olmayan birisi veya kör olan için nedir ki anı. ya da erken ölen bebek için.

    • MaMaLi dedi ki:

      usta!besin zincirini,besin piramitlerini,araştırır,okursan,sorduğun cevabı orda bulacaksın!

    • bir kul dedi ki:

      Usta dedi ki:
      05/11/2013, 17:59
      BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN

      MÜCADİLE 7. AYET Göklerde ve yerde olan biten her şeyi Allah’ın bildiğinden haberin yok mu? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O’dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O’dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunursa bulunsunlar, mutlaka Allah onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.

      “Allah sizi yeminlerinizdeki “lağv”dan dolayı sorumlu tutmaz. Ancak kalblerinizin kazandığından dolayı sizi sorumlu tutar. Allah Gafur’dur, Halim’dir.” (Bakara: 225)

      “Sana hakkında ilim verilmeyen şeyin ardına düşme. Zira; kulak, göz ve kalb, bunların hepsi, ondan sorguya çekilecektir.” (İsra: 36)
      BAKARA 284. AYET Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’a aittir. İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir ve sonra O, istediğini affedecek, istediğini cezalandıracaktır. Zira Allah her şeye gücü yetendir.
      BAKARA 285. AYET Peygamber ve onunla birlikte olan müminler, Rabbi tarafından ona indirilene inandılar. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar. O’nun peygamberleri arasında hiçbir ayırım yapmıyoruz ve “İşittik ve itaat ettik. Bizi bağışla ey Rabbimiz, zira bütün yolculukların varış yeri sensin” derler.
      BAKARA 285. AYET Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez. Kişinin yaptığı her iyilik kendi lehinedir, her kötülük de kendi aleyhine. Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme! Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma! Günahlarımızı affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen yüce mevlamızsın, hakikatı inkâr eden topluma karşı bize yardım et!
      RUH
      “Allah, ölüm vakitleri geldiğinde insanları vefat ettirir, ölmeyenleri de uykularında (bilinç kaybına uğratır). Ölümüne hükmettiklerinin canlarım alır, diğer canları da belli bir süreye kadar bedenlerine salar. Kuşkusuz bunda iyice düşünenler için dersler vardır.” (Zümer, 39/42)

      Kurtubî şöyle der: Bu âyette, Yüce Allah’ın kudretinin büyüklüğüne, tek ilah olduğuna, öldüren ve diriltenin kendisi olduğuna, dilediğini yaptığına ve bunları Ondan başkasının yapamayacağına dikkat çekilmekte¬dir. Bunun içindir ki Yüce Allah şöyle buyurmuştur: İşte bu harikulade işlerde, onları düşünüp ibret alan bir kavim için, Allah’ın ilminin ve gücünün sonsuzluğunu gösteren açık ve kesin alâmetler vardır.
      Kuranda Ruh İle İlgili Ayetler Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla “Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın.” (HİCR SURESİ / 29)
      Kullarından dilediklerine, melekleri emrinden olan ruh ile indirir: Benden başka ilah yoktur, şu halde benden korkup-sakının, diye uyarın.” (NAHL SURESİ / 2)
      Sana ruh’tan sorarlar; de ki: “Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir.” (İSRA SURESİ / 85)
      Sonra onu ‘düzeltip bir biçime soktu’ ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz? (SECDE SURESİ / 9)
      “Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın.” (SAD SURESİ / 72)
      İmran’ın kızı Meryem’i de. Ki o kendi ırzını korumuştu. Böylece Biz ona ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O, (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı. (TAHRİM SURESİ / 12 )

      17. Sure (İsrâ Suresi), 85. Ayet
      Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.”

      39. Sure (Zümer Suresi), 42. Ayet
      Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

      79. Sure (Naziât Suresi), 1. Ayet
      Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara,

      79. Sure (Naziât Suresi), 2. Ayet
      Andolsun (mü’minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,

      81. Sure (Tekvîr Suresi), 7. Ayet
      Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiği zaman.

      97. Sure (Kadir Suresi), 4. Ayet
      Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.
      İYİ DÜNCELER

  8. agnostik dedi ki:

    ölümün olduğu yerde , daha ciddi ne olabilirki…

    doğarken ne bildik ne hissettik, ölürkende böyle muhtemeldir… GÖZÜMÜZE TOZ KAÇMASINDAN BİLE SAKINILMIŞ KİRPİK TASARIMININ SAHİBİ ZALİM OLABİLİRMİ?
    ölüm odaklı değilde , yaşam odaklı yaşarsak güzel ve kaliteli yaşarız. başkalarınada faydamız olur. son nasılsa gelecek,,, İHTİMALLERDEN ÇOK GERÇEKLİKLERİMİZE DOKUNALIM…

    bir dünya hayatının daha sonuna gelmiş bulunmaktayız, umarım diğer yayın ve yapımlar vardır🙂 görüşmek dileğiyle….
    (bunları yazarken tv de – ışığı görenler – diye haber çıktı.ölümden dönenler. çok ilginç.) sadece ışıktan bahsettiler ve acı vs birşey yok…
    http://www.youtube.com/watch?v=5Qgi7VgQKfw hayat bir rüyadır zaten, ölümde uyanmak…

  9. İGNOTUS dedi ki:

    agnostik bey dünya odaklı yaşamak? buraya ait olmayan bir şey eninde sonunda gerçek dünyasına dönecektir bizi buraya bi uğrayında biz sizi alıcaz diye gönderilmedik. tabiki yaşamın değerlerini gözetmek zorundayız ama sınavda olduğumuzu unutma.ihtimaller….. tabiki her ihtimali düşünmek şart ama bunun en geröeğini seçmeye kalksan seçemezsin çünkü şuan gerçeğin en azından dünyada gördüklerini gerçek sanmışsın.

  10. Turan Sır dedi ki:

    HAYATIN MERKEZİ

    Bilgi bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı.
    Düşünen herkese…

    VAROLUŞ

    Ezeli ve ebedi (başlangıcı ve sonu olmayan), varlığı kendinden olan Allah, bilinmeyi dilemiş; zamanı, evreni, melek, cin ve insanı yaratmıştır. Allah’ın yaratması; varlığı, yoklukta bırakmamak içindir ve tercihini yaratmaktan yana kullanmasının bir sonucudur. Bu ise Rahman ve Rahim isminin bir tecellisi olsa gerek. Allah; evreni, melek, cin ve insanı kendi ihtiyacı olduğu için, yani yaratmadığı takdirde kendi varlığını devam ettiremeyeceği için yaratmış değildir. Bu ihsanlar, her daim yaratmalar ve lütuflar olmasaydı, Allah’ın bu sıfatları belkide tecelli etmemiş olacaktı. Ama varlığı her daim hiç bir şeye ihtiyaç duymadan devam edecekti. Allah’ın varlığını kavrayabilecek potansiyelle yaratılan bilinçli varlıkların yaratılış sırası; önce melek, sonra cin, sonra insan şeklinde olmuştur. İnsanlar bir tür olarak yeryüzünün çeşitli bölgelerinde eşzamanlı olarak çok sayıda yaratılmışlardır. Bu üç varlığın dışında varolan, evrendeki canlı ve cansız diğer bütün varlıklar, Allah’ın evrende varettiği eşyanın tabiatına (doğadaki yasalarına-kurallarına) uygun olarak hareket ederler, ancak bilinçli ve sorumlu varlıklar değillerdir. Yani bilinçli ve sorumlu olarak üç tür mevcuttur. Melek, cin, insan… Yaratılışta, insan türüne saygı göstermeyi reddeten, cin türünün kafir olanı yani şeytandır. İnsanın yaratılışından sonra şeytanlaşma temayülü insan türünde de oluşmuştur. Şeytan; kafir cin ve insandır. (114:6) Şeytan ayrı bir tür değil, (kafir) gerçeği örten özellikler gösteren cin ve insanın bu durumunu devam ettirdiği süre içindeki halidir. Şeytan diye ayrı ontolojik bir varlık türü yoktur. Şeytanlık bir sıfattır. Kötülüğü temsil eder. Vesvese ve kötü düşüncedir. İnsan ve cin özgür iradesiyle yaşar ve ölür. Yaşam boyu tercihleriyle ilgili cennet ya da cehenneme muhataptır. Evrende bulunan; insan, cin, hayvanlar ve bitkiler dahil bütün canlılar ölümlüdür. Ahirette bütün canlılar tekrar, dünyadaki bedenleri ile diriltilecek ve hesaplaşma olacaktır. Adaletli olan Allah; insan, cin, hayvanlar ve bitkilerden, canlı ve cansız bütün varlıklardan; yaşamları boyunca birbirlerine hakkı geçenlerin haklarını Ahirette teslim edecektir. Melekler ve kafir olarak ölen insan ve cin dışındaki bütün canlılar, bir daha ölmemek üzere cennette, dünyadaki bedenleri ile sonsuz yaşayacaktır. Ancak kafir (gerçeği örten) insanlar ve cinler ise, hayatları boyunca yapmadıkları iyiliklerin ve yaptıkları kötülüklerin bir sonucu olarak Allah’ın takdir ettiği uzun bir süre cehennemde azap gördükten sonra yokolmayı istemedikleri halde Allah onları ikinci bir ölümle/yokoluşla cezalandıracaktır. Kötülük (cehennem) biter, sonludur. Güzellik (cennet) süreklidir, sonsuzdur.

    Hayatı kurgulayan Allah, tabiki Mutlak Tercih hakkına sahiptir. Neden? Niçin? soruları O’nu bulmaya yönelik olmalı, benlikleri, nefisleri tatmin etmeye yönelik değil. Çünkü cin ve insanın, Allah’a ulaşmadan varlığını anlamlandırması mümkün değildir. Varoluşu Yaratıcıya bağlı. Sonuç olarak diyebiliriz ki; Yaratılış, Allah’ın bir ihtiyacından kaynaklanmıyor, belki Allah’ın sıfatlarının tecelli etmesinden kaynaklanıyor. Mutlak hikmeti ve herşeyin en doğrusunu şüphesiz Allah bilir. İlk ve son, iç ve dış Allah’tır ve Allah her şeyi bilir. (Allah alimdir)’’ (Hadid-3). “Allah gökleri ve yeri altı günde (altı zamanda-aşamada-evrede) yarattı. Sonra Allah, arşa istiva etti (arşı istila etti-kapsadı)” (Araf-54). Şu ayetle her şeyi kapladığını teyit etti. “Allah her şeyi muhittir (ihate etmiştir, kaplamıştır)” (Fussilet-54) . “(Sonra her şeyi yok edecek, Zatı baki kalacaktır) “(Kasas-88). Allahın zatı, alemlerden (Her şeyden, evrenden yaratıklardan ganidir, müstağnidir). Allah evren olmadan da vardır ve alidir-aşkındır. Allah sameddir. Varolmada ve varlığını devam ettirmede hiçbir şeye muhtaç değildir. Fakat yarattıkları evren ve içindekiler, var olmada ve varlığını devam ettirmede Allah’ın zatına muhtaçtırlar. Allah, ilk varın kendisi, son varın kendisi, dış varın kendisi ve iç varın kendisi olduğunu buyurmakta. (Zahir-batın Allah’tır) Sonra kendisinin, evreni yaratıp, kapsadığını ve evreni aşkın olup, sonsuz olduğunu vurgulamakta. Evvel- ahir ilk ve son Allah’tır. Her şeyi bilen Rab olduğunu ve her şeyi donattığını, eğittiğini, yönettiğini buyurmaktadır. Allah’ın dışındaki bütün varlıklar evrende zamana bağımlıdır. Zaman ise canlılığı tüketir. Ahirette ise cehennem yine zamana bağımlıdır ve sonludur. Ancak, zamana değil, Allah’ın varlığına bağımlı olan cennet sürekli ve sonsuzdur…

    Allah; kendi kudretinde, gizli iken bilinmeyi dileyip, zamanı, evreni, alemleri ve içindeki her şeyi yarattığını, daha dünyanın ötesinde gökleri olduğunu orada da soyut-gaybi nesneler olduğunu (melek-cin) gayb-gizli alemlerin de bulunduğunu, canlılığı/ruhu gayb aleminden insana, cine, kendi ruhundan vererek, onu bilmekli, düşünen, akleden, anlayışlı kıldığını bu suretle cinle ve insanla diyaloğu, zati ve sıfati ilişkisi bulunduğunu beyan etmektedir. Allah kendi kudretinde gizli iken, kendinden başka hiç kimse yok iken ve kendini kendinden başka bilen de yok iken, zatından zatına tecelli edip, önce arşı, arşın nurundan melek ve cin türünü yarattığını sonra, sırası ile örnekler alemini, güneşi, gezegenleri, yıldızları, sonra cisimler alemi olan yerküreyi güneşin hararetinin yoğunlaşması sonucu yarattığını, sonrada insan türünü yaratıp, Zati Nuru olan ruhunu/nefsini/canını verdiğini açıklamıştır. İnsan ve cinin ruhu/nefsi/canı/kişiliği; kendi bedeninden ayrı bir varlık değildir ve bedeniyle birlikte gelişir, olgunlaşır, tekamül eder. İnsan ve cin bedeniyle birlikte vardır. Uyanıkken ve uyurken hayal aleminde dolaşan ise insan ve cin beyninin ürünü olan düşüncedir. İnsan ve cin kainattaki/evrendeki/dünyadaki bedeniyle ahirette tekrar diriltilecektir. Allah; herşeyi kapladığını, aştığını, melekle-cinle-insanla konuştuğunu, kelam ettiğini, okumayı, yazmayı, dilleri öğrettiğini açıklamıştır… En büyük öğretici Allah’tır. Allah’ın kainatı ve içindekileri yaratma amacı ise kendisini göstermektir.

    “Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan yaratmıştır. Oku! Yazmayı öğreten rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, insana bilmediklerini öğretendir.” (Alak, 96/1-5)

    İnsan ve cin, doğrudan bir etkileşim içerisinde kalmadan, O’nun yaratmasındaki kemâli, sıfatlarındaki nihayetsizliği ve nihayetsiz güzelliği, Zât’ındaki tarifi mümkün olmayan coşkuları kavrayabilmek için; bu kavrayışındaki anlamları ‘özgürce tasdik’, ‘coşkularıyla ifade’, ‘gıyabında, sözlü olarak ilan’ ve ‘görmedikleri Rablerinin huzuruna, görürcesine bir yakınlık içerisinde sunmak’; nihayet, ‘O’nun kavranmaktan da yüce olduğunu kavramak’ üzere yaratılmıştır. Yani, varoluşunun gayesi, yarattığı varlıkları seven, bu sevgisini ikramlarla ortaya koyan, bu sevgisini ve özenini, bin bir ihsan ve rahmet yansımalarıyla ispat eden Allah’a karşı; ibadetleriyle bu sevgiye layık olduğunu ispat etmesi, ubudiyetiyle bu sevgiyi geliştirmesi ve O’na yakınlaşmaya çalışmasıdır. Bu çabanın son basamağındaki engel, Yaratıcısına ulaşan yolda yıkması gereken son duvar, kendi benliğidir. İnsan ve cin, ilahî bir ikramla bu engeli de aştıktan sonra, meleklerin ulaşmasının mümkün olmadığı noktaya varmış, onların aşmaları mümkün olmayan bir engeli de aşıp, melekleri insanın üstün özelliklerini kabul eder hale getirten o hakikate râm olacaktır ve Allah’a ulaşacaktır… Yani insan ve cin, böylece melek gibi ölümsüz hale gelebilecektir…
    DİN = KURAN = HAYAT

    Allah inanç sahiplerini inananlar olarak isimlendirmiştir. İnananlara birden fazla din değil, tek bir din göndermiştir. Bütün Peygamberler hep aynı dini tebliğ etmiştir. İnsanlar ve cinler, inananlar ve inanmayanlar olarak sadece iki sınıfa ayrılır. Allah’ın gönderdiği dini hükümler hep aynıdır. İnananlar kendilerine gönderilen dine ve kitaplara gönderildikleri dönemlerde çeşitli isimler vermişlerdir. Bu isimlerin bir bağlayıcılığı yoktur. Hepsi aynı şeyi ifade eder. Allah’ın dini ve Allah’ın kitabı tektir. Din Kuran demektir, Kuran din demektir.

    Kutsal kitapların kelime kelime aynı olması değil, aynı emir ve yasakların bulunması esastır. Bugün Kuran’da bulunmayıp Tevrat, İncil vb. kitaplarda yer alan emir ve yasakların bir bağlayıcılığı yoktur. Bu kitaplara bu emir ve yasaklar sonradan inanırları tarafından eklenmiş ya da daha önce bu kitaplarda bulunan hükümler sonradan çıkarılmıştır. Tahrif edilmiştir. Zaten Kuran son olarak bu tahribatı düzeltmek için yeniden gönderilmiştir. İlk gönderilen Tevrat ve İncil gibi kitaplar da ilk hali itibariyle Kuran’dır.

    Peygamberlerin ilk gönderildikleri dönemlerde insanlar Haniflik, Hıristiyanlık, İsevilik, Musevilik, Muhammedilik, İslamiyet, Müslümanlık gibi sıfatlar kullanmışlar ve kullanmaya devam etmektedirler. Allah’ın, insanların ve cinlerin içlerinden kendisine inananları tanımlaması “inananlar” ve emir ve yasakları tanımlaması da “Kuran” (okunan, okunacak ayet) şeklindedir. Zaten bütün dinlerin emir ve yasakları Kuran’da mevcuttur. Kuran, bütün emir ve yasakların bir arada bulunduğu (toplanmış, kitaplaşmış) şeklidir. Kuran’da bulunmayan emir ve yasaklar diğer kutsal kitaplara sonradan tahrif edilerek girmiştir. İslam (müslümanlık) yeni bir din değildir. Allah’ın inananlara gönderdiği tek bir din vardır. Bu dinin adını, inanırlarının çeşitli isimlerle adlandırmış olmalarının bir önemi yoktur. İyi bir Hıristiyan, ya da iyi bir Musevi olmak isteyenler, erdemli olmak, Allaha ulaşmak isteyenler Kuran’a uymak suretiyle inananlardan olurlar. Emirler (ibadetler) vardır. Yasaklar (kötülükler) vardır. Allah koruyan (rahman) ve bağışlayan (rahim) olandır. Emirlerle sevap, yasaklarla günah yüklenir cin ve insan…

    Muhammed Peygamberin vefatından kısa süre sonra cahiliyye devrinin kabileciliğini ve putperestliğini hortlatan münafıklar, birçok Müslümanı öldürmüşler ve Emevilerin başlattığı sapkınca halifelikle birlikte İslam’ın mesajını tahrif etmek ve onu ortaçağ Arap kültürüne dönüştürmek için maaşlı din adamlarını seferber etmişlerdir. İslam dininin tek ve biricik kaynağı olan Kuran’ın anlaşılmaz, detaysız ve yetersiz olduğunu ileri süren müşrik din adamları, yalnız Allah’a özgülenmesi gereken dini; Allah + Peygamber + sahabe + tabiin + mezhep imamları + mezhepte müçtehitler + eski alimler ve şeyhler + daha sonra gelen alimcikler ve şeyhciklerden oluşan bir anonim şirketin ortaya koyduğu bir beşerî din çorbası haline dönüştürdüler. (Lütfen şu sure ve ayetlere bakınız: 7:29; 9:31; 16:52;39:2,11,14; 40:14,65; 42:21; 98:5). Zamanımıza kadar etkileri süren bu felaketli dönemde Kuran’ın yeterli olmadığı inancı yaygınlaşmış ve ciltlerle hadis ve fıkıh kitapları uydurulmuştur. Bu “mişna”ları kabul etmeyenler sapık ve mürted (dinden dönenler) olarak damgalanmışlar ve hatta işkenceler altında katledilmişlerdir. Ebu Hanife, hadis uydurukçularının gazabına uğrayan ve Emevi ve Abbasi zalimlerinin işkencehanelerinde çile çeken mazlumlardan sadece birisidir. Oldukça şiddetli bir devlet terörünün estiği o günlerde Kuran’a rağmen bambaşka dinler oluşturulmuştur. Kuran’daki kavramların anlamını kaydırmak için seferber olunmuştur.

    Peygamberin okuma yazma bilmediği yalanından, onun insanların gözlerini kızgın çivilerle oyup çölde ölüme terkettiği iftirasına kadar… Taşla öldürme iftiralarından, Kuran’da nasih-mensuh ayetler bulunduğu şeklindeki melanete kadar… Aç bir keçinin yiyerek Kuran’dan çıkardığı taşlama ayetinden, halktan korktuğu için onu Kuran’a sokamayan hazrete kadar… Mezhepçiliğin kutsanmasından, şefaat mitolojilerine kadar… Hacerül esved denilen işaret taşının putlaştırılmasından, peygamber mezarının ziyaretinin faziletlerine kadar… Peygamberin sünnetli doğduğu yada sonradan sünnet olduğu yalanlarından, Peygamberin 30 erkeğin cinsel gücüne sahip oluşu hikayesine ve sahabenin savaş dönüşü kadınlarına koşarken orgazm oldukları uydurmalarına kadar… Aişe annemizin 53 yaşındaki Peygamberle evlenirken 19 yaşında bir ergen olduğu halde, 9 yaşında olduğu yalanından, Peygamberin bir gecede 9 kadınla cinsel ilişkide bulunduğu uydurmasına kadar… Peygamberin Medine’de bir Yahudi tarafından büyülendikten sonra haftalarca şaşkın şaşkın dolaşmasından, açlıktan ötürü zırhını bir Yahudi’nin yanına bir kaç kilo arpa karşılığında rehin bırakmış olarak ölmesine kadar… Alimlerin icmasının dini kaynak oluşundan, sevadül azam yani büyük karaltı masallarına kadar… Miracta Allah ile namaz pazarlığı uydurmasından, ayın mucizevi bir biçimde yarılıp bir parçasının Ali’nin bahçesine düşmesine kadar… Dinden dönenin öldürülmesinden, namaz kılmayanın dövülmesi veya öldürülmesi gerektiğine kadar… Erkeklerin kadınlardan üstün olduğu yanlış çıkarsamasından, hayızlı kadınların camiye girmemeleri ve Kuran’a el sürmemelerine kadar… Kadınları eşekler ve köpeklerle aynı kategoride değerlendirmekten, cehennemi kadınlarla doldurmaya kadar… Haremlik ve selamlık yoluyla kadınları hayattan soyutlamaktan, kadınları başörtüsü, peçe ve çarşafla örtüp kimliklerinden soymalarına kadar… Kuran’daki, kadınların göğüslerini örtmelerini emreden ayeti saptırarak, saçlarını örtmeleri emredildiği yalanına kadar. Erkeklere altın yüzük ve ipek elbisenin yasak/haram olduğu uydurmasından, kadınla erkeğin tokalaşmasının kötü görülmesine; erkekler için gümüş yüzük ve sakal bırakmanın dinin bir alameti gibi görülmesinden, müziğin, resmin ve satrancın haram edilişi yalanına kadar… Boşama haklarını gasbederek kadınları köleleştirmekten, erkeğin ağzından kazara çıkan bir kaç sözle aileleri dağıtmaya kadar… Zekatı senede bir kereye indirmekten, Haccı birkaç güne sıkıştırmaya kadar… Namazı üç vakitten beşe çıkarmaktan; sünnet, teravih ve bayram namazları uydurmaya kadar… Kurban kesmek yalanından ve hayvanlarla ilgili yüzlerce haramlar uydurmaktan, Kureyş’in yemek tercihlerinin dini ölçü kabul edilmesine kadar… Hilafetin Kureyş’in hakkı oluşundan, La ilahe illallah demedikçe insanları öldürmenin gerekliliğine kadar… Sakal bırakmanın ve sarık sarmanın faziletinden, kabak sevmemenin peygambere hakaret sayılmasına kadar… Peygambere uymanın hadis kitaplarına uymakla eş anlamlı oluşundan, hadislerin ayetleri iptal edebileceği küstahlığına kadar…

    İnsan ve cinin varlık iddiasında bulunması ve hurafelere sapması geçici ve mecazidir. İnsan ve cin ancak, acziyetinin farkına varıp yaratanına yöneldiğinde bilme duygusunu kavrayabilecek ve gerçeğe ulaşacaktır…
    Dini meslek edinen profesyonel din adamları, insanları Kuran’dan uzaklaştırmak için Kuran’ın zor, anlaşılmaz ve mücmel olduğu yalanını yüzyıllarca empoze ettiler. Kuran’ın anlaşılması için yüzlerce ciltlik rivayet kitaplarının didik didik edilmesi gerektiği yalanına kananlar, Kuran‘ı öğrenmeye vakit bulamadılar. Vakit bulanlar ise kafalarını binlerce hurafeyle doldurduklarından ve üstelik Kuran’ı bunlara muhtaç kabul ettiğinden onu anlama şansını baştan kaybettiler. Nitekim, Allah’ın korunmuş Kelamını korunmamış kul sözlerine muhtaç görenler, Kuran’ın anlaşılmasının zor olduğunu iddia edip durdular.

    Muhammed Peygamberin biricik şikayetinin halkının Kuran’dan uzaklaşması hakkında olması çok ilginç (25:30). Buna rağmen, son Peygamberin halkı, daha hicri birinci yüzyılda hadis üretim fabrikaları kurmaya başladı. Bu felaketli davranışın sonucunda Kuran’ı anlamaya verilen mesai alabildiğine azaldı, bunun yerine binlerce çelişkiyi içeren ilkel rivayetler üzerinde ihtisaslaşma baş gösterdi. Rivayet kitaplarını değerlendirmede ortaya çıkan ihtilafları kurumlaştırıcı usul ve mezhep çalışmalarıyla bu sapkınca tuzak güçlendirilerek orijinal evrensel mesaj Arap, Yahudi ve Hıristiyan kültürlerinin karması bir din haline dönüştürüldü.

    Peygambere yakıştırılan yalanların Hadis ve Sünnet adıyla anılacağını önceden bilen Tanrı, Hadis (söz) kelimesini ayetlerden başka bir söz için kullandığında genellikle kötü bir anlamda kullanır (12:111; 31:6; 33:53;45:6; 52:34; 66:3). Sünnet (yasa) kelimesi de sürekli “Allah’ın sünneti (sünnetullah)” olarak tanımlanır (33:38,62; 35:43; 40:85; 48:23). Dahası, Hadis ve Sünnet’in yanında uydurulan üçüncü öğreti olan İcma (toplu karar) kelimesi de Allah hariç kimin için kullanılmışsa olumsuz bir anlamla mahkum edilir (20:60; 70:18; 104:2; 3:173; 3:157;10:58; 43:32; 26:38; 12:15;10:71; 20:64; 17:88; 22:73; 54:45; 28:78; 7:48; 26:39; 26:56; 54:44…).

    Kuran’ı yeterli görmeyen inkarcılar, Tanrı tarafından Kuran’ı anlamaktan engellenmişlerdir (17:45; 18:57). Çok ilginçtir ki, Kuran’ı kaynak olarak yeterli görmeyenler Kuran’ın anlaşılması ile ilgili ayetlerin bizzat kendilerini anlamamışlardır. Nitekim, 7:3; 17:46; 41:44; 56:79 ayetleri, hem-tez-hem-kanıt olan özgün bir dille kanıtı tezin içine gömen birer sanat eseridir. Hemen hemen tüm Kuran ciltlerinin arka kapağında Arapça üç ayet yer alır. Elinizdeki Kuran’a bakarsanız büyük olasılıkla 56:77-79 ayetlerinin yazıldığını göreceksiniz. Bütün Kuran’ın içinden neden bu ayetler icma ile seçiliyor merak ettiniz mi? Neden, ellinin üzerindeki isim-sıfatı arasından sadece bir kez burada geçen Kerim (Şerefli/Yüce) seçiliyor? Neden Kuran için sıkça kullanılan Zikr (Mesaj), Hakim (Hikmetli), Mübin (Apaçık), Nur (Işık) gibi kelimeler değil de bu ayette geçen Kerim? Neden bu ayet? Neden örneğin, Kuran’ın anlaşılır bir kitap olduğunu üst üste dört kez vurgulayan ayet değil (54:17,22,32, 40)? Veya neden 12:111; 15:1; 17:9; 17:88; 17:89; 30:58; 41:3; 55:2… ayetlerinden biri değil? Mesajın “dirileri” uyarmak için gönderildiğini bildiren biricik ayeti içeren Yasin suresini, inadına ölülere hasredenlerin niyetlerinden kuşkulanmaya hakkımız var (36:70). Kuran’ın bilgisine sahip olanlarınız bu sorunun cevabını iyi bilirler: Müşrik din adamları, bu üç ayeti (56:77-79) icma ile anlamamışlar ve anlamadıkları biçimiyle onların halkın büyük çoğunluğunu Kuran’dan uzaklaştırabileceğini düşünmüşlerdir. Nitekim onlar bu ayetlerin anlamını, abdestsiz olanların Kuran’a dokunmamaları olarak çarpıtırlar. Hayızlı kadınları pis olarak değerlendirdiklerini de düşünürsek, anlamı icma ile çarpıtılmış bir ayeti en popüler ayet ve o ayette geçen Kerim kelimesini en popüler sıfat haline getirmelerinin şeytanca bir melanetin ürünü olduğu anlaşılır. Kuran’ın bir cep kitabı, bir başucu kitabı olmasını engellemek, Kuran’ı rafa kaldırmak ve duvara çivilemek amacını güden plan ne yazık ki büyük oranda başarıya ulaşmıştır. Kuran, bir tren gibi, yüksek voltajlı bir trafo veya cin gibi çarpacak tehlikeli bir nesneye çevrilmiştir. Kuran, anlaşılması çok zor, dokunulması tehlikeli, ve ulaşılması imkansız yüce bir kitap olunca, hoşgelsin hadisler, sünnetler, mezhepler ve din ticareti yapan parazitler.

    Kuranın dışındaki din adına ortada duran bütün kaynaklardaki bilgiler Kuranın aydınlığına muhtaç ham bilgilerdir. Hadis, sünnet adıyla Peygamber sözü ya da uygulaması olduğu iddia edilen sözler ve uygulamalar da olsa bu böyledir. Ki hiç bir sözün veya uygulamanın peygamber sözü veya peygamber uygulaması olduğu ispatlanamaz. Tarihsel olarak bu mümkün değildir. İletişimin ve kayıt sistemlerinin bu kadar yaygınlaştığı günümüzde bile bir kaç yıl önce bir insanın söylediği sözün gerçekten kendisine ait olup olmadığı bile tartışılabilirken, peygamberin ölümünden bir asır sonra yazılan hadis kitaplarından peygamber sözleri veya uygulamaları hakkında gerçeğe uygun bilgi elde edilemez. Şüphesiz, Allah bize bilginin tek kaynağının Kuran olduğunu bildirerek düşünüp öğüt alanlar için bu durumu açıkça vurgular. Bilgiye sınır konulamaz. Evrende varolan bütün bilgilerin kaynağı ise Kuran’dır…

    Allah’ın yol gösterdiği akıl sahipleri, kaynak bilginin en güzeli olan Kuran’a uyarlar. (39:18)

    Din adına uydurulan inanç ve uygulamalardaki çelişkiler; rivayetlerden (hadis, sünnet, içtihat, icma gibi kaynak kabul edilen rivayetlerden) kaynaklanmaktadır. Oysa Allah’ın tek dininin tek kaynağı sadece Kuran’dır. Kuran’ın kendisinde çelişki bulunmaz. Çelişki zannedilen hususlar yanlış anlaşılmalardan ve yanlış Kuran meallerinden, tefsirlerinden kaynaklanmaktadır. Din adına Kuran’a dayanmayan, fakat İslam’ın bir emri ya da tavsiyesi zannedilen konulara örnek olarak, erkek çocukların sünnet ettirilmesi bidatını (kötü geleneğini) hemde sünnet adı altında dine sonradan sokulmuş, insan fıtratını bozan sağlıksız bir adet olarak görmekteyiz.

    Erkek çocukların sünnet ettirilmesi, erkek çocuklara yapılan en büyük kötülüktür ve fıtratı (yaratılışı) bozmak, değiştirmektir. Allah’ın böyle bir emri yoktur. Cahili bir adettir. Erken boşalmanın ve ereksiyon kaybının en önemli sebebi olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Zaten bu geleneğin ortaya çıkması ve yapılış amacına bakılırsa cinsel isteği azaltmayı ve ruhbanlaşmayı artırmayı amaçlayan Yahudi ırkına mensup insanların geleneğinden kaynaklandığı bilinen bir gerçekliktir. Oysa cinsel isteğin azaltılması değil, meşru bir şekilde tatmin edilmesi fıtratın gereğidir. Bu kötü geleneğin, Yahudilik diye de adlandırılan Musevilik inancıyla da bir ilgisi yoktur.
    Kötü bir gelenek olan bu işlem Musevilik dininin bir gereğiymiş ve Allah’ın bir emriymiş gibi önce uydurma rivayetlerle Tevrata eklenerek Musevilik dinine sokulmuş daha sonra da Müslümanların güçlü olduğu dönemlerde Müslümanmış gibi görünen bazı münafık Yahudiler tarafından deşifre olmamaları için İslam dinine yine uydurma rivayetler yoluyla hem de sünnet adı altında şeytani bir akıl oyunuyla sokulmuştur. Münafık bazı Yahudiler şekil itibariyle Müslümanmış gibi görünebilmekte ancak Musevilik dininin bir emri haline getirdikleri bu gelenekleri gereği sünnetli oldukları için (Müslümanlar da sünnetsiz oldukları için) deşifre oluyorlar ve münafıklıkları kolayca ortaya çıkıyordu. Bu çirkin geleneği Müslümanlar arasında da yaygınlaştırarak böylece münafıklıklarını gizlediler.

    Erkek çocukları sünnet ettirme geleneğinin Musevilik veya Müslümanlıkla bir ilgisi yoktur. Kuran’da erkek çocukların sünnet edilmesi diye bir emir bulunmamaktadır. Allaha ve Kuran’a inananların; bütün hayatlarını olumsuz etkileyen en büyük kötülük olan bu işlemden kendilerini ve çocuklarını korumaları, Allah’ın verdiği aklın kullanılmasının gereğidir. Allah’a inananlar çocuklarını sünnet ettirmezler. Kendilerinin rızası olmadan sünnet ettirilmiş olanların ve bilmeden çocuklarını sünnet ettirmiş olanların durumu ise Allah’a kalmıştır…

    “Hiç kimse Allah’ın verdiği bilgiyi ve aklını kullanmadan inanamaz ve Allah akıllarını kullanmayanları rezilliğe mahkum eder.” (Kuran-ı Kerim 10-Yunus Suresi 100. Ayet)

    Günümüz Müslümanlarının bildiği ve uygulamaya çalıştığı İslam, yüzyıllar boyu, din adamlarının uydurdukları kurallarla öylesine bozulmuştur ki Muhammed Peygamberin bildirdiği İslam diniyle ilgisi kalmamıştır. “Ulema” geçinen din adamları, o kadar çok şeriatlar, haramlar, çarşaflar, peçeler, gıdasal yasaklar, sakallar, sarıklar, istincalar, istibralar, misvaklar, sağ ayaklar, sol ayaklar, hadisler, sünnetler, şefaatler, hazretler, efendiler, kerametler, melanetler, mehdiler, evliyalar, şerifler, seyyitler, hırkai şerifler, sakalı şerifler, takiyyeler, takkeler, tespihler, tekkeler, mezhepler, tarikatlar, şatahatlar, muskalar, istihareler, hülleler, hileler, türbeler, nafileler, mekruhlar, menduplar, sevaplar, müstehaplar, fetvalar ve palavralar uydurmuşlardır ki İslam dinini Allah’ın doğadaki ayetleriyle çelişen, karmaşık ve yaşanmaz bir dine çevirmişlerdir. Müslüman halkların dünyanın bu kadar gerisinde kalmalarının en önemli sorumluları bu müşrik din adamları ve onları kullanan politikacılardır.

    Maalesef, bugün müslümanlık iddiasında olanların büyük çoğunluğu, Muhammed Peygamberin tebliğ ettiği din yerine onun baş düşmanları olan Ebu Cehil’in ve Ebu Leheb’in savunduğu şirk ve cehalet dinini izlemektedirler. Ne var ki Allah’ın verdiği söz gelmiş ve yüzyıllardır anlaşılmaz ve yetersiz diye damgalanarak köşeye atılan Kuran’ın mesajı karanlıkları dağıtmaya başlatmıştır. Ördükleri örümcek ağlarının ve cehalet duvarlarıyla oluşturdukları karanlıklarının dağılacağını hisseden profesyonel din adamları ve onların kör izleyicileri büyük gürültüler koparsalar da Allah nurunu devam ettirmektedir. Kuran, tüm Kuran, başka şey değil sadece Kuran.

    “Bu Kuran senden önce gönderdiğimiz elçilerimizin de yasasıdır. Sen bizim yasamızda bir değişiklik bulamazsın.” (Kuran’ı Kerim 17-İsra Suresi 77. Ayet)

    KURAN SOY BİR KİTAPTIR

    Kuran 24 ayar altına benzer. Sahtekarlar altına teneke yapıştırsalar da, hatta altın rengine boyasalar da, altının özelliklerini bilen bir sarraf altını tenekeden rahatlıkla ayırabilir. Demek ki soy metal olan altın, kimyasal yapısıyla herhangi bir sahtekarlığa karşı korunmuştur. Aynı şekilde soy ve son kitap olan Kuran, asal bir sayı olan 19 sayısı üzerine kurulu matematiksel bir yapıyla herhangi bir sahtekarlığa karşı korunmuştur (74:30). Mesajını böylesine mükemmel ve otomatik bir iç savunma sistemine sahip kılan Tanrı çok yücedir!

    Kuran’daki toplam ayet sayısıyla ilgili olarak; Kuran hakkında önemli bir bilgiye sahip olmayan bir Müslüman’a sorarsanız büyük olasılıkla 6.666 sayısını cevap olarak alacaksınız. Ne var ki, bu sayı Zamehşeri adında bir hikayecinin uydurduğu hoş bir sayıdan ibarettir. Altılardan oluşan bu sayı kolayca akılda kaldığı için popüler olmuştur. Fakat elinizdeki Kuran’dan dikkatle sayarsanız, sonucun farklı olduğunu göreceksiniz. Kuran nüshalarında 6.236 ayet bulunduğuna tanık olacaksınız. Bu sayıya Fatiha Suresinin (İlk Sure) başındaki ve Karınca (Neml) Suresinin (27. Sure) içinde geçen Besmeleler dahildir. Bağımsız birer ayet olarak numaralanmadıkları halde Kuran’ın yapısına dahil olan Sure başlarındaki diğer 112 Besmele’yi de eklediğinizde bu sayı 6.348 olur. Ültimatom (Barae, Tevbe) (9. Sure) suresinin sonuna eklenen, ancak Kuran’ın koruma sistemi tarafından dışlanan 2 “ayeti” bu sayıdan çıkardığımız vakit Kuran’da Besmelelerle birlikte tam 6.346 ayet olduğunu görürüz. Bu sayı, Kuran’ın diğer birçok elementi gibi 19 sayısının tam katıdır. Kısacası, 6.234 adet bağımsız ayet içeren Kuran, tekrarlanan Besmelelerle birlikte toplam 6.346 ayete sahiptir.

    İSLAM MUHAMMED PEYGAMBERLE BAŞLAMADI

    İslam özel bir isim olmayıp Tanrı’ya teslimiyet anlamına gelir. Tüm elçiler ve inananlar islam ve müslüman kelimelerinin kendi dillerindeki karşılıklarını, kendi inançlarını tanımlamak için kullanmışlardır (2:131; 7:126; 10:72; 22:78; 27:31,42; 28:53; 72:14). Nitekim, Tanrı yanında makbul biricik din İslam’dır, yani Allah’a teslimiyettir (3:19). Bir çok sözde müslüman, “(Allah’ın buyurduğu gibi) Kuran, tam ve detaylı ise namazların rekatlerini Kuran’ın neresinde bulabiliriz?” diye Tanrı’ya meydan okumaktadır. İslam’ın tüm pratiklerinin Kuran’ın vahyinden çok önce ortaya konmuş olduğunu yine Kuran’dan öğrenmekteyiz (8:35; 9:54; 16:123; 21:73; 22:27; 28:27). İbrahim Peygamber ve tüm elçiler namazı gözetiyorlar, zekatı veriyorlar, oruç tutuyorlar ve hac ediyorlardı (2:43; 3:43; 11:87; 19:31,59; 20:14; 28:27; 31:17). Mekke müşrikleri ise rivayetlerin ileri sürdüğü gibi heykellere tapmıyorlardı; Allah’ın kutsal kulları olduklarına inandıkları Lat, Uzza, Menat gibi isimlerden şefaat bekledikleri (53:19-23; 39:3) ve Allah adına haramlar ve farzlar uydurdukları için müşrik olarak tanımlanmışlardır (6:145-150).
    Mekke putperestleriyle olan benzerliği ortadan kaldırmak için rivayetler uyduranlar, uydurdukları heykel tasvirlerindeki çelişkileri ile aslında yalanlarını ele vermektedirler. Kuran’ın hiçbir yerinde onların heykellere taptıkları, Muhammed Peygamberin heykelleri kırdığı v.s. bildirilmemektedir. Aksine, Mekke müşriklerinin kendilerini İbrahim Peygamberi izleyen ve Tek Tanrı’ya inanan insanlar olarak gördüklerini öğrenmekteyiz (6:23; 39:3). Nitekim onlar, İbrahim Peygamberin hatırası olan Kabe’ye saygı gösteriyorlar (9:19), namaz, oruç ve haccı bazı tahrifatlarla da olsa uyguluyorlar, (2:183,199; 8:35; 9:54; 107:4-6), zekatı bildikleri halde gereği gibi yerine getirmiyorlardı (53:34). Zekat, gelirin ihtiyaçtan fazla olan bölümünü (2:219) geciktirmeden (6:141) ihtiyaç sahiplerine ve Allah yoluna (9:60) gizli veya açık olarak (2:274) verme yükümlülüğüdür (51:19).
    İslam özel isim değildir; kök olarak teslimiyet/barış anlamına gelir. İbrahim Peygamberle tekrar yenilenen (4:125; 22:78) ve tüm peygamberler ve elçiler tarafından iletilen ilahi sistem Allah tarafından bu kelimeyle tanımlanır (5:111; 10:72; 98:5). Yalnızca Allah’a teslim olmaktır (2:112,131; 4:125; 6:71; 22:34; 40:66). Yaratılışımızdaki sistemdir (30:30). Doğa ile uyumlu evrensel ilkeler sistemidir (3:83; 33:30; 35:43). Yalnızca öznel deneyimler değil nesnel kanıtları da ister (3:86; 2:111; 21:24; 74:30). Bir savın doğruluğunu kabul etmek için kalabalıklara veya duygulara değil aklın ölçüsüne başvurmamızı bekler (17:36; 4:174; 8:42; 10:100; 11:17; 74:30-31). Bilgi, eğitim, ve öğrenime önem verir (35:28; 4:162; 9:122; 22:54; 27:40; 29:44,49). İnsanın yeryüzündeki yaratılışını bilimsel olarak araştırmamızı öğütler (29:20).

    “KURAN’A GÖRE NASIL NAMAZ KILABİLİRİZ?”
    Kuran’daki 16:123 ayeti, bütün peygamberlerin ve İbrahim Peygamberin pratiklerinin Muhammed Peygamber tarafından da izlendiğini bildirir. Kuran, ilk insandan bu yana herkes tarafından bilinen bir ibadet olan namazla ilgili olarak yapılan tahrifatları ve eklenilen bidatleri düzeltmiştir. Kuran’da namazla ilgili ayetleri topluca incelendiğinde, Kuran’ın namazı tüm gerekli detaylarıyla bildirdiği görülür. Üstelik, Kuran’daki namaz hakkındaki detaylı bilgi hadis kitaplarında yapılan namaz tarifinden çok daha üstündür. Ne Kuran ne de hadis kitapları peygamberlerin ve eski ümmetlerin nasıl namaz kıldığını gösteren resimler ve video klipleri içermemektedir. Hem Kuran ve hem hadis kitapları namazı kelimelerle tarif eder. Şimdi bu tarifleri üç maddede karşılaştıralım:
    1. Kuran’ın dili hadis rivayetlerde kullanılan dilden daha üstündür. Hadis rivayetleri, farklı lehçeler, kronik ve endemik gramer hataları içermektedir. Kuran’ın dili genel olarak sadedir. Kuran’ın bu özelliği ayetlerle vurgulanır ve Kuran’ı inceleyen inananlarca teslim edilir (11:1; 54:17,22,32,40). Hayatın merkezi Kuran’dır. Peygamberler ve inananlar yaşayan Kuran’dır.
    2. Hadis kitapları çok daha fazla detay içermektedirler. Ancak bu detaylar Allah’ın gerekli gördüğü ve elçisinin öğrettiği detaylar mı? Bu detaylar Kuran ile uyumlu mu? Bu detaylar arasında çelişkilere ne demeli? Hadis kitaplarında namazın detaylarıyla ilgili düzinelerce çelişkiden hangisini seçeceğiz? Babamızın üzerinde bulunduğu mezhebin imamının seçtiğini mi seçmeli? Örneğin, Sahih-i Müslim’de Peygamberin Fatiha okuduktan sonra rükuya vardığını, yani eğildiğini bildiren birçok hadis rivayeti var. Ancak, bir başka hadis kitabında Muhammed Peygamberin falanca veya filanca sureyi zammettiği rivayet edilir. Abdestin alınması ve bozulması hakkında çelişkili bir sürü hadis, mezhepler arasındaki ihtilaflara katkıda bulunmuştur. Elleri salmalı mı bağlamalı mı? Bağlayınca göbek üzerinde mi yoksa kalp üzerinde mi tutmalı? Tekbir getirirken elleri ne kadar kaldırmalı? Ayak parmaklarını nasıl tutmalı? Şehadeti söylerken işaret parmağını ne yapmalı? Ağzı nasıl misvaklamalı? Cemaatle kılarken omuzları ne kadar sürtüşmeli? Kılarken önündekinin ensesine mi yoksa yere mi bakmalı yoksa gözleri tümüyle mi kapamalı? Akşamdan sonra kaç rekat sünnet kılmalı? Öğle namazından sonraki iki rekat sünnet mi, vacip mi, müstehap mı? Abdesti alırken sağdan başlamak ne kadar önemli? Kafaya sarık sarmak mı yoksa takke takmak mı daha sevap? Tuvalete girerken ne demeli ve hangi ayakla girmeli?… Hadis kitaplarında namaz konusunda rivayet edilen çelişkili “detayları” Allah’ın kelamındaki detaylara eklemek doğruya iletmez; olsa olsa kıldan tüyden, parmaktan tırnaktan bir sürü gereksiz detayla meşgul ederek namazın asıl amacını kaybettirir bize.
    3. Hadis kitapları namazın vakitleri konusunda garip bir hikaye anlatırlar. Buhari’deki en uzun hadislerden biri olan “miraç” rivayeti ünlüdür. Beş vakit namazın aslında az bile olduğunu vurgulayan, ama bu arada Allah’a hakaretler yağdıran ve Muhammed Peygamberi düşünemeyen birisi olarak tanıtan bir rivayet! Rivayete göre, acayip bir ata binerek göğe yükselen Muhammed Peygamber, altıncı gökte ikamet eden Musa Peygamberden akıl alarak, altıncı gök ile yedinci gök arasında mekik dokuyarak, Allah ile büyük bir pazarlık sonucunda günde 50 vakit (her 28 dakika için bir vakit) emredilen namazları 5 vakte indirmiş. Hesap-kitap bilmeyen ve kullarına karşı acımasız olan bir tanrı ile cesaretle pazarlık yapan ve ümmetini bu büyük felaketten kurtaran bir kurtarıcı olarak olarak sunulmak istenir Muhammed Peygamber. Tabii, onun bu basit hesabı bilebilmesi için, sürekli olarak Musa Peygamberden akıl alması gerektiği de… 5 vakit namaz uygulamasında bile namazların giriş-çıkış zamanları arasındaki vaktin kısa olması hayatın olağan akışı içinde uygulaması güçlüklere yol açmaktadır. Kuran, kuşkusuz böyle hikayeleri içermez. Bilginin kaynağı Kuran’dır ve Kuran’a yönelen de Allah’a ulaşır.
    Dini sadece Allah’a özgülemeye çağrıldıkları, Kuran’ın dışında izledikleri öğretilerdeki çelişkiler ve hurafeler sergilendiği vakit, Sünnilerin ve Şiilerin koro halinde: “Hadisleri, sünneti, mezhep imamlarının ictihadlarını Kuran’a eş koşmasak nasıl namaz kılabiliriz?” diye mazeret ve soru yönelttikleri bilinen ve sürekli tekrarlanan bir durum. Bu soruyu samimiyetle soranlar varsa, onlara bir müjdemiz var: Namaz kılabilme uğruna onca çelişkiyi ve hurafeyi din edinmenize ve şirk çamurunda boğulmanıza gerek yok artık; Kuran sorunuzun cevabını vermekte ve namazın nasıl kılınacağını detayıyla bildirmektedir. Gerçeğe ulaşmada ise hiçbir mazeret asla başarının yerini tutamaz.
    Sadece Kuran’ı izlersek mezhep kitaplarının tarif ettiği namazın gerçeğini bulabiliriz. Namaz uygulamalarında mezhepler tarafından ilave edilen hususları ve eksik bırakılan yönleri tespit edebiliriz. Kuran’dan Allah’ın emrettiği, elçilerinin ve müminlerin kıldığı namazı tüm detaylarıyla öğrenebiliriz. Kuran’a yöneleni Allah mahcup etmez. Mutlak başarıya ulaştırır.
    Namaz kılmak mutluluktur. Namaz hayatın/dinin direğidir. Hayatımızda namaz yoksa her şey boştur. Hayatın merkezinde namaz vardır. Namaz Allah ile konuşmaktır. Kalp gözü açılanlar, namaz kılmanın ne kadar büyük bir mutluluk olduğunu bilirler. Düşünün ki; karşınızda bir duvar var. Ama Allahû Teâlâ size o duvarı göstermiyor, duvar yok. Önünüzde âlemleri açmış Allahû Teâlâ. Dilediğini kalp gözünüzle gösteriyor. Baş gözleriniz açık olsa da açık olmasa da netice değişmez. Kalp gözünüzle görürsünüz. Bu sebebe dayalı olarak kalp gözü açık olanlar, baş gözleri kapalı namaz kılarlar. Kapalı olarak kılmaları da bazılarını rahatsız eder. Bazıları aralarında kaideler koyarlar. “Namaz kılarken gözler kapanmaz.” diye. Bu kural Allah’ın emrine uygun değildir. Kalp gözü açık olanlar, dış dünya ile ilişkilerini minimuma indirmek amacıyla gözlerini kapatabilirler. Allah’ın size göstereceği şeyi görebilmek için gözlerinizi özellikle kapatın ki; manzarayı bozan bir negatif faktör oluşarak dikkatiniz dağılmasın. Bütün kâinat önünüzde açıktır. Bütün kâinat; yerler, gökler… Allah’ın gösterdiklerini birer birer görürsünüz.
    Eğer Allahû Teâlâ kalp gözünüzü açmışsa, size bu dünyada görmek mümkün olmayan güzellikleri gösteriyorsa, o zaman namaz kılmak bir mutluluktur. Namaz boyunca Allahû Teâlâ size kalp gözünüzle neyi isterse onu gösterir. Son bilmece, Allah’ı görmektir. Bir gün Allah’a ulaşacaksınız. İradenizi de Allah’a teslim edeceksiniz ve Allah’ın Zat’ını göreceksiniz. Allah’ı dünyada görebilmek inananlar için imkansız değildir…
    Allah yoktan varedendir. Allah sürekli yaratandır ve yokedendir, herşeye hakimdir ve Allah için imkansız yoktur. Allah her şeye kadirdir ve Allah için herşey mümkündür. Allah dilediğine/dileyene, dilediğini verendir…

    Eğer siz Allah’ı gereği gibi tanımış olsaydınız, sular üzerinde gezerdiniz ve duanız sayesinde dağlar yerinden oynardı…

    NAMAZ VE VAKİTLERİ

    • Sabah Namazı, Öğlen Namazı, Akşam Namazı olmak üzere bir günde üç vakit namaz kılmayı Allah bütün inananlar üzerine farz kılmıştır.

    • Cuma Namazı olarak bilinen, Cuma günü kılınan Öğlen Namazının cemaatle kılınması gerekir. Diğer zamanlarda namazlar cemaatle veya yalnız kılınabilir.

    • Farz olan Sabah-Öğlen-Akşam namazlarına bu namazların kendi isimleriyle niyet edilir ve ancak kendi vakitlerinde kılınır. Vakti geçtikten sonra kaza namazı adı altında bu namazların kılınması söz konusu değildir. Allah’ın tanımladığı namaz kendi isimleriyle Kuran’da belirtilen Fecr-Vusta-İşa Namazlarıdır ve birinin vaktinin girmesiyle diğerinin vakti sona erer. Allah’ın iki bağımsız ayette 3 vakit namazı tanımlaması da vakitlerin başlama ve sona erme zamanlarının belirtilmesi amacıyladır. Önce Sabah ve Akşam namazları bir ayette (11:114) tanımlanmış, sonra başka bir ayette (2:238) orta namaz tanımlanmak suretiyle vakitlerin giriş-çıkış zamanları vurgulanmıştır. Yani bir günlük süre 3 ayrı namazın vaktinin bulunduğu zaman dilimine ayrılmıştır. İmsak-Öğlen arasındaki zamana sabah, Öğlen-Akşam arasındaki zamana Öğlen, Akşam-İmsak arasındaki zamana Akşam tanımlaması yapılmış ve namazların bu geniş zaman dilimlerinde kılınması emredilmiştir. Kuran’da namazla ilgili geçen diğer bütün ayetler de hep bu üç vakitle ilgilidir. Kuran’da sabah-öğlen-akşam namazı dışında herhangi bir namazdan bahsedilmez.

    • Vacip, sünnet, teravih, bayram, kuşluk, istihare, teheccüd adıyla bilinen diğer bütün farz olmayan ve sevap amaçlı kılınan nafile (serbest) namazlar kılınırken “Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Namaz Kılmaya” diye niyet edilir. Vacip, sünnet, teravih, bayram, kuşluk, istihare, teheccüd namazını kılmaya diye veya başka isimler altında niyet edilmez.

    • Allah rızası için, farz namazlar öncesi ve sonrasında ya da diğer zamanlarda her zaman namaz kılınabilir.

    • Farz olan Sabah-Öğlen-Akşam namazları dahil bütün namazlar için rekat sayısında bir sınırlama bulunmamaktadır. Ancak namaz en az 2 rekat olarak ikame edilebilmektedir. Bütün namazlar 2-3-4 rekat olarak kılınabilir. Allah’ın namazla ilgi farz olan emri Sabah 2 rekat, Öğlen 2 rekat, Akşam 2 rekat olmak üzere bir günde üç vakitte 6 rekat namaz kılınmasıdır. İlave kılınan kısımlar/rekatlar ilave sevap amacıyladır.

    • Namaz Allah tarafından çok sevilen ve değer verilen bir ibadet olduğu için; farz ve diğer namazların 2 rekattan fazla olarak 3 veya 4 rekat kılınması, farz namazlardan önce veya sonra ayrıca nafile (serbest) namaz kılınması ilave sevap kazanılması amacıyladır. Normal zamanlarda 3 veya 4 rekat olarak kılınan farz namazlar ve sevap amaçlı kılınan diğer namazlar, her türlü ihtiyaç halinde, (yolculuklarda, sıkışık zamanlarda vb.) 2 rekat olarak da kılınabilir. Nitekim Cuma günleri öğlen namazı 2 rekat olarak kılınmaktadır. Cuma namazı diye ayrı bir namaz bulunmamaktadır. Cuma günü cuma namazı diye 2 rekat olarak cemaatle kılınan namaz öğlen namazıdır ve öğlen namazı olarak niyet edilerek kılınmalıdır.

    SABAH (FECR) NAMAZI

    • İmsak ile Öğlen arasındaki vaktin tamamı Sabah Namazının vaktidir. Bu zaman aralığı içinde kılınır.

    • Bismillahirrahmanirrahim. “Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Namaz Kılmaya” “Allah’u Ekber” diye niyet ederek önce 2 rekat namaz kılınır.

    • Bismillahirrahmanirrahim. “Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Sabah Namazını Kılmaya” “Allah’u Ekber” diye niyet ederek 2 rekat Sabah (Fecr) Namazı kılınır.

    ÖĞLEN (VUSTA) NAMAZI

    • Öğlen ile Akşam arasındaki vaktin tamamı Öğlen Namazının vaktidir. Bu zaman aralığı içinde kılınır.

    • Bismillahirrahmanirrahim. “Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Öğlen Namazını Kılmaya” “Allah’u Ekber” diye niyet ederek önce 4 rekat Öğlen (Vusta) Namazı kılınır.

    • Bismillahirrahmanirrahim. “Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Namaz Kılmaya” “Allah’u Ekber” diye niyet ederek 2 rekat namaz kılınır.
    AKŞAM (İŞA) NAMAZI

    • Akşam ile İmsak arasındaki vaktin tamamı Akşam Namazının vaktidir. Bu zaman aralığı içinde kılınır.

    • Bismillahirrahmanirrahim. “Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Akşam Namazını Kılmaya” “Allah’u Ekber” diye niyet ederek önce 3 rekat Akşam (İşa) Namazı kılınır.

    • Bismillahirrahmanirrahim. “Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Namaz Kılmaya” “Allah’u Ekber” diye niyet ederek 2 rekat namaz kılınır.
    NAMAZIN AMACI
    Namaz kılmak, sıkça zekatla ve muhtaçlara yardım etmekle birlikte anılarak namaz kılan kişinin toplumsal bilinç ve sorumluluğa sahip olması vurgulanır (2:43,83,110; 4:77, 22:78; 107:1-7). Namaz sadece Allah’ı anmak için kılınır (6:162; 20:14). Bu özel anma ve iletişim ibadeti gözetilirken dış dünya ile ilişkiler minimuma indirilmeli (4:101-103). Namaz, müslümanları günahlardan ve başkalarına zarar vermekten alıkor (29:45). Namaz hayat boyu gözetilecek bir görevdir (70:23).

    VAKİTLER

    Gecenin gündüzün iki ucuna yakın bölümlerinde gözetilmesi gereken Sabah (Fecr: 24:58; 11:114) ve Akşam namazlarıyla (İşa: 24:58; 17:78; 11:114; 38:32) güneşin göğün ortasından sarkmaya başlamasından akşama kadar kılınması gereken Orta (Vusta: 2:238; 17:78) namazı olmak üzere üç vakit namaz mevcuttur.

    Kuran’da sadece üç namazın ismi geçer. Bir başka deyişle, “salat” (namaz) kelimesi, zaman bildiren üç tanımlayıcı kelime ile birlikte anılır. İkindiyi anlattığı zannedilen ayetler öğleni, yatsıyı anlattığı zannedilen ayetler akşamı anlatır. Kuran’dan ve bütün peygamberlerin uygulamalarından bu üç vaktin dışında bir namaz vakti çıkmaz.

    1. Salat-el Fecr : Sabah Namazı (11:114; 24:58)

    2. Salat-el İşa : Akşam Namazı (11:114; 17:78; 24:58; 38:32)

    3. Salat-el Vusta : Orta Namaz (2:238; 17:78)
    Kuran’da Namaz vakitlerini belirleyen ayetlerin hepsinin bu üç vakit hakkında olduğunu görüyoruz. Kuran’da geçen namaz ayetlerinin tamamını topluca değerlendirdiğimizde Orta Namaz olarak adlandırılan namazın sabah ile akşam namazı arasındaki öğle namazı olduğunu rahatlıkla bulabiliriz. Gecenin uyumamız için yaratıldığını (78:10-11) ve gece ortasında kalkıp Allah’ı anmanın üzerimize farz kılınmadığını (73:20) ve Cuma günü kılınan öğlen namazının günün ortasında kılınmasının emredildiğini (62:9-11) düşündüğümüzde “orta” namazın sabah ile akşam namazı arasındaki öğlen namazı olduğunu anlarız.
    Tevrat da bu anlayışı destekler. İbrahim Peygamberin, İsa Peygamberin, Musa Peygamberin ve bütün peygamberlerin namaz kıldığını hatırlarsak Tevrat’ta namaz vakitleriyle ilgili ifadelerin tarihsel değerini daha iyi idrak ederiz. Tevrat’ın çevirilerine tam olarak güvenilememekle birlikte Tevrat’ın en az üç ayetinde bulunan bu desteğin bir hata veya tahrif sonucu oluştuğu olasılığı zayıftır. Tevrat’taki bu ayetlerin gerek birbirleriyle ve gerekse Kuran ayetleriyle olan tutarlılığı dikkat çekicidir. (Bak: 1 Samuel 20:41; Zebur 55:16-17; Daniel 6:10).
    Namaz vakitlerinin beşe çıkarılmasının oluşturduğu kara dumanların izini mezhepler tarihinde görebilirsiniz. Şia’nın beş vakit namazı üç vakte sıkıştıran garip pratiği, namazları beşe çıkartan Sünniler’in baskısı neticesi bir uzlaşmadan kaynaklanıyor olmasın? Sünnetlerle, nafilelerle, teravih namazlarıyla namaza sürekli zam yapan hadis ve sünnet izleyicilerinin üç vakit namazı beşe çıkarmaları çok mu uzak bir ihtimal?
    CUMA GÜNÜ KILINAN ÖĞLEN NAMAZI
    Kadın-erkek tüm inananlar haftada bir Cuma (toplantı) günü öğlen namazına açık bir duyuru ile çağrılır ve namazı erkek veya kadın bir müslümanın önderliğinde topluca gözettikten sonra herkes tekrar işine döner (62:9-11). Duyuru Allah’ı anmaya bir çağırı olup başka isimler zikredilmez (72:18-20). Hutbe namazın bir parçası olmayıp toplantıdan yararlanılarak yapılan bazı hatırlatmalar ve güzel öğütlerden ibarettir. Mescitler (camiler) sadece Allah’a özgülenmeli.
    Allah’ın ismi bir levhaya asılmışsa O’nun ismi yanında hiç bir ismi özellikle yerleştirmemeli (72:18-20). Mescitler topluma açık yerler oldukları için mescitlere gidenler temiz ve güzel giyinmeli. (7:31).
    CENAZE NAMAZI / DUASI
    Cenaze namazı olarak bilinen dua, bir namaz değil aslında. Dileğe bağlı bir duadır. Allah’a ortak koşmadan ölmüş olanları hayırla anıp geride kalmış yakınlarına destek verme amacını güder (9:84).
    ABDEST
    Namaz kılmak için abdestli olmak gerekir (4:43; 5:6). Yüzler, eller yıkanır, başlar meshedilir, ayaklar da topuklara kadar. Ayetlerdeki ifade, ayakların hem yıkanabileceği ve hem meshedilebileceği biçiminde anlaşılır (nitekim bunu bir önceki cümleyle yansıtmaya çalıştık). Böylece, duruma ve iklime göre bize serbesti tanınır. Abdesti sadece cinsel ilişkide bulunmak ve tuvalet ihtiyacını gidermek bozar; Kanamak, kadınlarla tokalaşmak ve kadının adet görmesi abdesti bozmaz ve namaza engel olmaz (5:6; 2:222). Su bulunmazsa, namaza zihinsel olarak hazırlanmak için temiz bir zemine dokunularak eller ve yüz meshedilir (5:6).
    GİYİM
    Namaz için örtünme diye bir koşul yoktur. Odasında kendi başına veya eşiyle birlikte namaz kılan biri dilerse şortla çıplak olarak namaz kılabilir. Allah bizi elbiselerimize göre değerlendirmez ve bizim saklamaya çalıştığımız organları yaratan ve çalıştıran da kendisi olduğundan onları görmekten mahcup olmaz. Adem ve Havva’nın cennetteki tavırları (çıplaklıklarını saklamaya çalışmaları), kurallara uymayarak bedenlendikleri için, suçluluk psikolojisiyle gösterdikleri bir refleksti. Aradan milyonlarca yıl geçmiş ve bu suç herkese ayan beyan olmuştur!
    Ayrıca, örtü olarak kullanılan pamuk, yün, naylon gibi nesnelerin çıplak vücutları meleklerden gizleyeceği biçimindeki yaygın inanış da temelsiz. Bizim çıplak vücudumuz meleklerin umurunda bile olmaz. Kaldı ki, banyolardan veya yatak odalarından melekler kaçmaz.
    Onlar her an bizim hizmetimizdedirler ve yaptıklarımızı her an kaydetmektedirler. Ayrıca, namazda muhatabımız melekler değil, Allah’tır. Örtünme toplumsal bir gereksinme olup kişiyi cinsel ve duygusal ilişkilerde diğerlerinden koruma amacını güder. (7:26,31; 24:31; 33:59).

    KIBLE
    Namaz için İbrahim Peygamberin yeniden kurduğu Kutsal Mescide yani Kabeye yönelmeli (2:125, 143-150; 22:26). Yolculuk anında kıbleye dönme koşulu ihmal edilebilir (2:115).
    REKAT SAYISI
    Kuran namaz için belli bir rekat sayısı bildirmeyerek serbest bırakıyor. Normal koşullarda Rekatlerin minimum 2 rekat olduğu tartışılabilir (4:101-103). Cuma günü kılınan öğlen namazının sadece iki rekat olması ilginçtir. Bu namaz her hafta topluca tekrarlandığı için rekat sayısına ekleme yapılamamıştır. Cuma günü kılınan öğlen namazı dışında, cemaatle kılınmayan namazların rekat sayıları çeşitli biçimlerde zamma uğramış olabilir. Namazın kaç rekat kılınacağı kişinin durumuna ve koşullara bağlıdır. Toplu namazlarda namazı iki rekatle sınırlandırmak daha uygundur.
    MEKANİĞİ

    Namazı ayakta durarak kılmaya başlamalı (2:238; 3:39; 4:102) ve özel durumlar hariç durulan yerden hareket edilmemeli (2:239). Namazda eğilerek yere kapanmalı (ruku ve secde) böylece Allah’a teslimiyet fiziksel olarak da bildirilmeli (4:102; 22:26; 38:24; 48:29). Herhangi bir korku durumunda ayakta durma ve eğilerek yere kapanma koşulu aranmaz (2:239).

    OKUMA

    Namazda okuduğumuz sure ve duaların anlamını namaz anında bilmeli ve Allah ile konuştuğumuzun bilincinde olmalıyız (sure ve duaların anlamlarını öğrenmeliyiz) (4:43). Namazları saygı içerisinde kılmalı (23:2). İhtiyacımıza ve içinde bulunduğumuz duruma uygun olarak Allah’ın herhangi bir ismini (sıfatını) zikredebiliriz (17:111). Namazda Allah’tan başkasını anmak namazın amacıyla çelişir (6:162; 20:14; 29:45). Namazda Allah’ı anmalı, düşünmeli, yüceltmeli, tesbih etmeli, tevbe etmeli ve sadece O’ndan yardım istemeli (1:1-7; 20:14; 17:111; 29:45; 2:45). Fatiha suresi baştan sona Allah’ı muhatap alan bir dua niteliğinde olan biricik sure olup değişik dilleri konuşanların topluca namaz kılabilmelerini sağlayabilmesi açısından uygundur (62:9-11; 4:101-103). Fatiha suresinden sonra ilave olarak ayrıca bir sure daha okunabilir. Namazlarda sure ve duaları orta bir sesle okumalı. Sure başlarındaki besmeleler okunmalı, namazlar ne özellikle gizlenmeli ne de gösteriş amacıyla açıkta kılınmalıdır (17:111). Toplu namaz kılınırsa, namaza önderlik eden kişinin orta bir ses tonuyla okuduğu sure ve dua dinlenmeli (7:204; 17:111). Otururken “Tahiyyat-Salli-Barik” denilen duaları okumamalı; zira bu dualar Muhammed Peygamber sanki herşey nazır ve hazır bir tanrıymış gibi bir hitap içermekte ve Allah’tan başkalarını anmaktadır. İlla bir şey okunmak dilenirse, Allah’ın birliğine şehadet getirilebilir veya herhangi bir dua yapılabilir. Namazda otururken Kunut Dualarını ve Rabbena duasını okumak, Tahiyyat-Salli-Barik dualarını okumaktan anlam itibariyle daha uygundur.

    NAMAZ SONRASI

    Namazları oruç gibi kazaya bırakmak ve sonradan kaza namazı olarak kılmak diye bir şey olmayıp belli vakitlerde yerine getirilmeli (4:103). Namazdan sonra Allah’ı anmaya ve zikretmeye devam etmeli (4:103).

    BİDATLER (EKLEMELER-ÇIKARMALAR)

    Öğlen namazı, ikindi namazı adı altında mükerrer olarak ikinci kez kılınmaktadır. Aynı şekilde akşam namazı da yatsı namazı adı altında mükerrer olarak ikinci kez kılınmaktadır. Kuran’da ikindi ve yatsı vakti geçmez. Günün tam ortasından başlayıp güneş batıncaya kadar devam eden ve ikindi diye bilinen öğlenden sonraki akşamdan önceki zamanı da kapsayan zaman dilimine Öğlen denilmektedir. Aynı şekilde güneş battıktan sonra, yatsı denilen zamanı da kapsayacak şekilde güneşin doğmasına, yani imsak vaktine kadar geçen zaman dilimine akşam denilmektedir. Zaten ikindi denilen zaman dilimi öğlenin son vakitleri, yatsı denilen zaman dilimi de akşamın son vakitleridir. Ayrı bir zaman dilimi değildir. Kuran’dan ikindi diye anlaşılan namaz aslında öğlen namazıdır. Yine aynı şekilde Kuran’dan yatsı diye anlaşılan namaz akşam namazıdır. Kuran dikkatle incelendiğinde bu sonuca varıldığı açıkça görülecektir.

    Aslında öğlen ve akşam namazı olan ve sevap amaçlı kılınan ikindi ve yatsı namazlarını farklı ve ayrı namazlarmış gibi farzlaştırmak, Öğlen ve ikindi ile akşam ve yatsı namazlarını bazen veya her zaman cem etmek suretiyle birleştirmek (şii dünyasında ve bazı sünni kesimde yapılan bu uygulama ile yapılan, aslında namazları zaten üç vakitte kılmaktır), kaçırılmış namazları kaza etmek, Allah’ın emrettiği ve ilk insandan bu yana kılınagelen, bütün peygamberlerin, İsa Peygamberin, Musa Peygamberin, Muhammed Peygamberin de kılmış oldukları üç vakit olan orijinal namazlara sonradan eklenen fazladan bidatlerdir.

    Camide, mescitte veya herhangi bir yerde ikindi namazı kılan cemaatle imama uyarak, öğlen namazına niyet edilerek kılınan namaz öğlen namazı olur. Aynı şekilde yatsı namazı kılan cemaatle imama uyarak, akşam namazına niyet edilerek kılınan namaz akşam namazı olur. İkindi ya da yatsı diye ayrı bir vakti olan, ayrı bir namaz yoktur.

    Güneşin sabah imsak (fecr) vaktinde doğmasıyla başlayan ve öğlene kadar devam eden zamana (Sabah – Fecr), güneşin gökyüzünde tam ortadayken başlayan ve akşama kadar devam eden zamana (Öğlen – Vusta) ve güneşin batmasıyla başlayan, ertesi sabah güneşin tekrar doğmasına kadar devam eden zamana (Akşam – İşa) tanımlaması yaparak; namaz vakitlerini kolaylık için tamamen güneşe duyarlı halde kodlayan, inananları karmaşık hesaplara, takvimlere, saate ve zamana bağlı olmaktan kurtararak, bütün enerjilerin kaynağı olarak yarattığı güneşe uyumlu bir şekilde zamana serbestçe hakim hale getiren, namaz vakitlerini akla ve hayatın olağan akışına uygun ve net bir şekilde tasarlayan ve yaratan Allah’ın şanı yücedir.

    Sevap amaçlı her zaman kılınabilecek olan nafile (serbest) namazları katagorize etmek suretiyle, vacip, sünnet, teravih, bayram, kuşluk, istihare, teheccüd namazı gibi isimlerle farklı bir namaz çeşidi olarak kılınmasını öngörmek, namaz kıldırma memurluğu (imamlık) diye bir meslek icad etmek, kadınların namazda önderlik etmesini yasaklamak, otururken Et-tahiyatu duasını okumak ve bu duada Peygambere ikinci şahıs olarak seslenmek, eller ve parmakların yeri konusundaki detaylarla meşgul olmak, namazdan önce ağzı misvaklamanın, sarık veya terlik giyilmesinin daha sevap olacağına inanmak gibi nice kurallar ve inançlar, hadis, sünnet ve mezhepler yoluyla Muhammed Peygamberden daha sonra Kuran’ı ve aklı devre dışı bırakarak bilinçsizce dine eklenen bidatlerdir.

    ORUÇ – HAC – ZEKAT

    21 Haziranda “Yaz Gündönümü” ile başlayan Ramazan Orucu 21 Temmuza kadar 30 gün sürer (2:183-187). Yine 21 Haziranda “Yaz Gündönümü” ile başlayan ve 21 Haziran ile 21 Eylülde “Güz Gündönümü”nün başlamasıyla biten ve en az 2 gün olması gereken, Mekke Vadisindeki Kabenin ziyareti ise 3 ay devam eder. (2:196-203)

    Maddi manevi olarak gönülden yardım etmek anlamına gelen zekat; hediye, bağış, vergi olarak verilir. (9:60)
    98- BEYYİNE / KANIT SURESİ

    Rahman, Rahim Allah’ın ismiyle. Kitap halkının inkârcıları ve putperestler, kendilerine açık delil/kanıt gelmesine rağmen yollarını terketmezler. Allah’ın bir elçisi kendilerine arındırılmış/temizlenmiş sahifeler okuyor. Onda dosdoğru öğretiler vardır. Gerçek şu ki, kendilerine kitap verilmiş olanlar, ancak onlara açık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler. Oysa onlardan, dini sadece Allah’a ait kılan tektanrıcılar (monoteist) olarak O’na hizmet etmeleri, namazı gözetmeleri ve zekatı vermeleri istenmişti. İşte dosdoğru din budur. Kitap halkının inkârcıları ve putperestler, cehennem ateşinin içindedirler ve orada kalıcıdırlar (kafirler/gerçeği örtenler ikinci bir ölümle/yokoluşla cezalandırılacaktır). Onlar, yaratıkların en kötüsüdür. Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar ise yaratıkların en iyisidir. Rab’leri katındaki ödülleri, içinden ırmaklar akan bahçelerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da O’ndan hoşnut olmuşlardır. Rabbine saygı gösterenin ödülü işte böyledir.

    28:88 Her şey fani olacak, ancak Celâl ve İkram sahibi Rabbinin zatı Bâki kalacaktır.

    51:56 Cinleri ve insanları ancak beni bilmeleri ve bana ulaşmaları için yarattım.

    Bilinmeyi dileyerek evreni, melek, cin ve insanı yaratan Allah’a ulaşarak, Allah’ta baki kalmaya andolsun…

    Turan Sır
    Telefon : 0532 474 59 63
    İnternet : bilgedenetim@msn.com

  11. karaca dedi ki:

    Bilindiği kadarıyla yaratımızı idrak eden sadece insan,olmalı meleklere yaratıcı idraki var oluşlarında verilmiş olmalı,bu meleklerin bir parçasıdır özlerinde bu olmalı onlar için idrak edememe gibi bir proplem yoktur. bu varoluşlarından itibaren böyle olmalı tıpkı yüklenmiş yazılım gibi melekler böyle genel isimlerini
    melek olarak biliyoruz sıfatlarını tam manasıyla bilememize rağmen uzaylı dediğiz varlıklar olması kuvvetle muhtemel,
    hayvanları,bitkileri diger cisimleri saymıyorum onlarda yaratıcı idraki yoktur,olmamalı,olmasıda imkansız
    idrak etme bilinci olmayıp yaradılış sistemleri yaradılış fıtratları vardır
    bir kedi veya hayvanın yavrusunu insan benzeri bir duyguyla sevdiğini sanmıyorum
    insan bu özellikleriyle diğer canlılardan tamamen ayrılır,yoksa cisim olarak diger canlılardan farkı yoktur
    idrak etme vasfı ile diger canlılardan tamamen ayrılır
    bundan dolayı yüce Allah insanı değerli kılmıştır insana bu şanı şerefi vermiştir Allah katında insan değerlidir,ancak şartlar vardır idrakı vasıtasıyla Allahın sözlerine uymaktan geçer.
    insan hakikaten degerlidir bakmayın siz insanın kendisini hayvan gibi yönetmesine

  12. NURİ BABA dedi ki:

    Sevgili Dostlar ; öncelikle Serdar Kardeşime böyle bir site için teşekkürlerimi bir kez daha sunmama lütfen izin veriniz….

    Bu konuyu hiç okumamıştım…
    Açtım ve Serdar’ın yazısına daldım gittim…
    Ne de olsa bir ayağım çukurda, bir gözüm toprağa bakıyor ya…
    Bu anlamda “Ölüm” konusu bana oldukça ilginç gelmeye başladı…

    Ve yazıyı bitirdim..
    Ve başlarda bir yorum (!)….

    “””hikaye ii hoşta unuttugunuz bir şey var biz ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANLAR ALLAH Ü TEALA NIN gökte yukarda yerde degil her yerde olduguna inanıyoruz bare yalan yanlış şeyler yazıyosunuz genede en düzgününü yazın biraz komik oluyor”””

    Bir insan nasıl bu kadar cahil olabilir diye düşünürken, onun yobaz olduğunu anımsıyor ve bunu doğal görüyorum…

    Ben, tüm paylaşım sitelerinde ve de çok ciddi anlamda Serdar Kardeşimin bu sitesinde ; hiç bir yobazın, karşısında ki kişinin fikrini çürütebildiğine tanıklık etmedim…

    Çürütmek için, okumak, araştırmak ve kendini geliştirmek gereklidir ki……

    Zaten bunları yapabilecek yetkinliğe sahip olanların da yobaz kalmaları söz konusu olmamaktadır…

    Bu “Ölüm” konusu gündeme geldiğinde ilk aklıma gelen Kur’anda ki bir ayet olmaktadır…

    “”Her canlı ölümü tadacaktır.””

    Bayılıyorum bu ayete….Dünyada ki ilk canlı milyonlarca yıl önce oluştu…
    İnsanlığın tarihi 150 – 200 bin yıl…
    İslamiyetin tarihi 1400 yıl….

    Yani, iyi ki her canlı ölümü tadacak dedi Kur’anın Allahı…

    Yoksa yanmıştık…Dinazorlarla yaşayıp gidecektik…
    Artık üst katlardan yemek verirdik onlara….

    Bu arada alıntıladığımız değerli =tuğba= hanıma da bir kelam edelim…

    “Abi, ne iş olsa yaparım” diyen, özünde hiç bir iş yapamaz…

    Ve her yerde olduğunu söylediğin de, özünde hiç bir yerde olamaz…
    Sen, olduğuna inansan da….

    Son söz tuğba hanım…

    Biraz daha gayret ederseniz, Cem Yılmaz’ın tahtına oturabilirsiniz….

    Saygılarımla….

  13. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    06/10/2015, 19:24

    Bu konuyu hiç okumamıştım…
    Açtım ve Serdar’ın yazısına daldım gittim…
    e de olsa bir ayağım çukurda, bir gözüm toprağa bakıyor ya…
    Bu anlamda “Ölüm” konusu bana oldukça ilginç gelmeye başladı…DEMİŞSİN

    BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN YAZDIM
    Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir Kitap’tır. (Bakara Suresi, 2)
    Hani Rabbin meleklere demişti ki: “Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım.”HİCR 28. AYET

    “Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!”
    HİCR 29. AYET

    Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.HİCR 30. AYET

    Fakat İblîs hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.HİCR 31. AYET

    Allah, “Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir?” dedi. HİCR 32. AYET

    İblis, “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim” dedi.HİCR 33. AYET

    Allah şöyle buyurdu: “Öyle ise oradan çık! Artık kovuldun!”HİCR 34. AYET

    “Muhakkak ki kıyamet gününe kadar lanet senin üzerine olacaktır.”HİCR 35. AYET

    İblis, “Ey Rabbim! Öyle ise, öldükten sonra dirilme gününe kadar bana mühlet ver!” dedi.HİCR 36. AYET

    Allah, “Sen bilinen bir vakte kadar kendilerine mühlet verilenlerdensin” buyurdu. HİCR 37-38. AYET

    (39-40) İblis dedi ki: “Ey Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara kötü davranışları süsleyeceğim ve ihlâslı kulların hariç onların hepsini mutlaka azdıracağım!” 39-40. AYET

    Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur” dedi. HİCR 41. AYET

    Muhakkak cehennem, onların hepsine vaad olunan yerdir.HİCR 42. AYET

    “Şüphesiz, senin, kullarım üzerinde bir hakimiyetin yoktur. Ancak, azgınlardan sana uyanlar müstesna.”HİCR 86. AYET

    Sana rûh hakkında soru sorarlar. De ki: “Rûh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.” İSRA 85. AYET

    Rabbin meleklere şöyle demişti: “Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın.”SAD 71-72. AYET

    Bütün melekler secde ettiler.SAD 73. AYET

    Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu. HİCR 74. AYET

    Allah, “Ey İblis! Kudretimle yarattığıma secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin?” dedi. SAD 75. AET

    İblis: “Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın” dedi. SAD 76. AYET

    Allah, “Çık oradan, sen kovuldun.” SAD77. AYET

    “Ceza gününe kadar lanetim senin üzerine olsun” dedi. SAD 78. AYET

    İblis, “Ey Rabbim! Tekrar diriliş gününe kadar, bana süre ver” dedi. SAD 79.AYET

    Allah, “İşte o belli vaktin geleceği güne kadar sen süre verilenlerdensin” dedi.AD 80-81. AYET

    İblis, “Senin şanına andolsun ki ihlaslı kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. SAD 82-83. AYET

    Allah, “Gerçek budur ve ben gerçeği söylerim.” SAD 84. AYET

    “Elbette, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım” dedi. SAD 85. AYET

    De ki: “Ben, tebliğime karşılık sizden bir karşılık istemiyorum. Ben, zorluk çıkaranlardan da değilim.” SAD 86. AYET

    Bu Kur’ân sadece âlemlere bir öğüttür. ASAD 87. AYETT

    Onun verdiği haberlerin gerçek olduğunu, bir zaman sonra çok iyi anlayacaksınız. SAD 88. AYET

    Şüphesiz biz bu kitabı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık, kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin. ZÜMER 41. AYET

    Allah, canları, ölümleri sırasında alır; ölmeyenleri de uykuları sırasında… Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen belli bir süreye kadar salıverir. Bunda düşünen bir toplum için dersler vardır. ZÜMER 42. AYET

    Yoksa onlar Allah’tan başkasını şefaatçiler mi ediniyorlar? De ki: “Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi?” SAD 43. AYET
    De ki: “Bütün şefaat Allah’ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra O’na döndürüleceksiniz.” SAD 44. AYET

    Allah, tek olarak anıldığında, âhirete inanmayanların içlerini sıkıntı basar. Ama Allah’tan başkası anıldığı zaman hemen sevinir, mutluluk duyarlar. SAD 45. AYET

    De ki: “Ey Allah’ım! Ey göklerin ve yerin yoktan yaratıcısı! Ey gizli ve açık her şeyi bilen! Kullarının, arasında ayrılığa düştükleri konularda hüküm verecek sensin.” SAD 46. AYET

    Şâyet yeryüzünde bulunan her şey ve bununla birlikte bir o kadarı daha zâlimlerin olsaydı, kıyamet gününde o azabın kötülüğünden kurtulmak için kesinlikle onu fidye olarak verirlerdi. Onlara Allah tarafından, hiç hesaba katmadıkları şeyler gösterilecektir. SAD 47. AYET

    Onların kazandıkları kötülükler, o gün açığa çıkmış olacak ve alaya aldıkları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır. SAD 48. AYET

    İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimizde, “Bu bana yalnızca bilgimden dolayı verilmiştir” der. Hayır, o bir sınavdır. Fakat insanların çoğu bilmezler. SAD 49. AYET

    Bunu onlardan öncekiler de söylemişlerdi de, kazandıkları kendilerine hiçbir fayda vermemişti. SAD 50. AYET

    Kazandıkları kötülüklerin cezası başlarına gelmişti. Aynı şekilde bunlardan zulmedenlerin de kazandıkları kötülüklerinin cezası başlarına gelecektir. Onlar buna asla engel olamayacaklardır. SAD 51. AYET

    Allah’ın, dilediklerine verdiği rızkı genişletip kıstığını bilmezler mi? Şüphesiz bunda, inanan toplum için dersler vardır. SAD 52. AYET

    De ki: “Allah şöyle buyurdu: Ey kendi nefisleri aleyhinde haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok affedicidir; merhamet sahibidir.” SAD 53. AYET

    “Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönünüz, O’na teslim olunuz, sonra size yardım edilmez.” SAD 54. AYET

    “Siz farkında olmadan ansızın başınıza azap gelmeden önce, Rabbinizden size indirilen en güzel kitaba uyunuz ki, hiçbir insan, “Allah’a karşı aşırı gittiğim, küçümseyenlerden biri olduğum için yazıklar olsun bana!” demesin. 55-56. AYET

    Yahut, “Eğer Allah beni doğru yola iletseydi, elbette O’na karşı saygı duyanlardan olurdum” demesin diye. 57. AYET

    Ya da azabı gördüğünde, “Keşke dünyaya bir daha gönderilseydim de iyi amel yapanlardan olsaydım” demesin diye. SAD 58. AYET

    O zaman Allah şu cevabı verecektir: “Elbette sana âyetlerim geldi de sen onları yalanladın, sen kibirlendin ve sen inkâr edenlerden oldun.” SAD 59. AYYET

    Kıyamet günü, Allah adına yalan söyleyenleri yüzleri simsiyah olmuş görürsün. Kibirlenenler için cehennemde yer mi yoktur? SAD 60. AYET

    Allah, takvâ sahiplerini kurtuluşa erdirir. Onlara hiçbir fenalık dokunmaz. Onlar, üzülmezler de. SAD 61. AYET

    Allah, her şeyin yaratıcısıdır ve her şeye vekildir. SAD 62. AYET

    Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler, işte onlar gerçekten kaybedenlerdir. SAD 63. AYET

    De ki: “Ey câhiller! Bana, Allah’tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?” SAD 64. AYET

    Oysa sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer ortak koşarsan kesinlikle bütün yaptıkların boşa gider ve iflas edenlerden olursun.” SAD 65. AYET

    Bilakis sen, yalnızca Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol! SAD 66. AYET

    Onlar Allah’ı gerektiği şekilde takdir edemediler. Kıyamet günü bütün yeryüzü O’nun tasarrufundadır. Gökler O’nun kudret eliyle dürülmüş olacaktır. Allah, onların ortak koşmalarından uzak ve yücedir. SAD 67. AYET

    Sûr’a üflenince, Allah’ın diledikleri hariç olmak üzere, göklerde ve yerde ne/kim varsa hepsi bayılacaktır. Sonra Sûr’a bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar. SAD 68. AYET

    Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanacak. Amel defterleri ortaya konulacak. Peygamberler ve tanıklar getirilecek. Aralarında adaletle hüküm verilecek ve onlar hiçbir haksızlığa uğratılmayacaktır. SAD 69. AYET

    Herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenecektir. Allah, onların ne yaptıklarını en iyi bilendir. SAD 70. AYET

    Nankörler, bölük bölük cehenneme sürülmüşlerdir. Oraya geldikleri zaman, kapıları açılan cehennemin bekçileri onlara şöyle demiştir: “Kendi aranızdan, Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve sizi bu gününüzle karşılaşacağınız hakkında uyaran elçiler gelmedi mi?” “Evet geldi, demişlerdir; ama kâfirlere azâb sözü hak olmuştur (kâfirler azâb hükmünü giymeyi hak etmişlerdir).” SAD 71. AYET

    Dediler ki: «İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından (içeri) girin. Büyüklüğe kapılanların konaklama yeri ne kötüdür.» SAD 72. AYET

    Rabblerine saygı duyanlar da, gruplar halinde cennete götürüleceklerdir. Oraya geldiklerinde ve cennetin kapıları açıldığında, cennetin bekçileri onlara, “Size selâm olsun, hoş geldiniz. Artık sürekli kalmak üzere giriniz buraya” derler. Sad 73. Ayet

    Onlar, “Bize verdiği sözü yerine getiren, bizi dilediğimiz yerinde konaklayacağımız bu cennet yurduna vâris kılan Allah’a hamdolsun. İman edip iyi amelde bulunanların ödülü ne güzelmiş!” derler. Sad 74. Ayet

    Sen, meleklerin de, egemenlik tahtının çevresini kuşatarak, Rabblerini hamd ile övdüklerini görürsün. Artık aralarında adaletle hükmolunmuş ve “âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun” denilmiştir.sad 75. Ayet

    O, yarattığı her şeyi en güzel yaratmış ve insanın yaratılışına çamurdan başlamıştır. SECDE 7. AYET

    Sonra onun soyunu değersiz bir suyun özünden devam ettirmiştir. SECDE 8. AYET

    Sonra ona biçim verdi, ona kendi ruhundan üfledi. Ve sizin için kulak(lar), gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz! SECDE 9.AYET

    “Toprağın içinde kaybolduğumuzda, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?” derler. Gerçekten onlar, Rabblerine kavuşmayı inkâr etmektedirler. SECDE 10. AYET

    De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” SEDCDE 11. AYET

    O suçluların, Rabblerinin huzurunda başlarını eğerek, “Ey Rabbimiz! Gördük, duyduk. Artık bizi dünyaya geri gönder de iyi işler yapalım. Çünkü biz kesin olarak inandık” diyecekleri anı bir görsen! SECDE 12. AYET

    Biz dileseydik herkesi doğru yola iletirdik. Fakat, “cehennemi tamamen cinlerden ve insanlardan dolduracağım” diye söz verdim. SECDE 13. AYET

    Suçlulara, “Bu gününüze kavuşacağınızı unuttuğunuzdan dolayı cezanızı çekin! Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan dolayı süreli azabı tadın!” denilecektir. SECDE 14. AYET

    Bizim âyetlerimize ancak, onlar hatırlatıldığında secdeye kapanan, Rabblerini övgü ile tesbih eden ve büyüklük taslamayan kimseler inanırlar. SECDE 15. AYET

    Onlar geceleyin yataklarından kalkarlar. Korku ve ümit içinde Rabblerine dua ederler. Verdiğimiz rızıklardan da karşılıksız yardım ederler. SECDE 16. AYET

    Yaptıklarına karşılık olarak onlar için, gözleri aydınlatıcı ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez. SECDE 17. AYET

    İnananla yoldan çıkan bir olur mu? Elbette bir olamazlar. SECDE 18. AYET

    Ne zaman onlara: “Allah’ın indirdiklerine uyun” denilse, onlar: “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız” derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170)

    Gerçek şu ki, inkar edenler, (insanları) Allah’ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, sonra bozguna uğratılacaklardır. İnkar edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır. (Enfal Suresi, 36)

    “Bize ne oluyor ki, Allah’a tevekkül etmeyelim? Bize doğru olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler Allah’a tevekkül etmelidirler.” (İbrahim Suresi, 12)

    Gerçekten sen onları dosdoğru olan bir yola çağırıyorsun. (Mü’minun Suresi, 73)

    Ancak ahirete inanmayanlar, şüphesiz yoldan sapanlardır. (Mü’minun Suresi, 74)

    O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: “Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım,” (Furkan Suresi, 27)

    Buna rağmen sana icabet etmeyecek olurlarsa, artık bil ki, onlar, gerçekten kendi heva (istek ve tutku)larına uymaktadırlar. Oysa Allah’tan bir kılavuz (doğru yol gösterici) olmaksızın, kendi istek ve tutkularına (hevasına) uyandan daha sapık kimdir? Şüphesiz Allah, zulmeden bir kavme hidayet vermez. (Kasas Suresi, 50)

    İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün ‘boş ve amaçsız olanını’ satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı bir azap vardır. (Lokman Suresi, 6)

    Görmüyor musunuz ki, şüphesiz Allah, göklerde ve yerde olanları emrinize amade kılmış, açık ve gizli sizin üzerinizdeki nimetlerini genişletip-tamamlamıştır. (Buna rağmen) İnsanlardan öyleleri vardır ki, hiçbir ilme dayanmadan, bir yol gösterici ve aydınlatıcı bir kitap olmadan Allah hakkında mücadele edip durur. (Lokman Suresi, 20)

    Onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman, dini yalnızca O’na ‘halis kılan gönülden bağlılar’ olarak Allah’a yalvarıp yakarırlar (dua ederler). Böylece onları karaya çıkarıp-kurtarınca, artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimizi gaddar, nankör olandan başkası inkar etmez. (Lokman Suresi, 32)

    Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar. (Zuhruf Suresi, 37)

    Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı-tutun; çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin. (Zuhruf Suresi, 43)

    Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan (kıyametten) yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur. (Zuhruf Suresi, 61)

    Şeytan sakın sizi (Allah’ın yolundan) alıkoymasın. Gerçekten o, sizin için açıkça bir düşmandır. (Zuhruf Suresi, 62)

    “Şüphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; şu halde O’na kulluk edin. Dosdoğru yol budur.” (Zuhruf Suresi, 64)

    Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör. (İnsan Suresi, 3)

    Biz ona ‘iki yol-iki amaç’ gösterdik. (Beled Suresi, 10)

    Şüphesiz, Bize ait olan, yol göstermektir. (Leyl Suresi, 12)

    BU BİR TEBLİGDİR

    Yine de yüz çevirirlerse artık sana düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.NAHL 82. AYET

    DİNDE ZORLAMA YOKTUR

    Dinde zorlama yoktur. Artık doğru, yanlıştan ayrılmıştır. O halde tâğûtu/insanı Allah’tan uzaklaştıran her şeyi inkâr edip Allah’a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam kulpa tutunmuşlardır. Zira, Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir. BAKARA 256. AYET

    SENİN DİNİN SANA BENİM DİNİM BANA

    Sizin dininiz size, benim dinim banadır.KAFİRUN 6. AYET

    Saygılarımla
    İYİ DÜŞÜNCELER

  14. NURİ BABA dedi ki:

    Sevgili “bir kul” arkadaş…

    Bana Kur’anı bir kez daha okutturdun…Ama ne yazık ki,
    Muhammedin karalamaları ve o günün koşulların göre ayarlamaları beni hiç ilgilendirmiyor…

    Zira dinler, insanlık tarihinin ulaşabildiği en keskin uyuşturucudurlar…
    Doğal olarak siz de bu uyuşturucunun etkisindesiniz…

    Ben bu uyuşturucudan kurtulma adına 18 yılımı verdim…Ama başardım…
    Oysa siz, henüz eroinin mutluluğunu yaşıyorsunuz ve şimdilik kurtulmayı denemek bile istemiyorsunuz…Beni ilgilendirmiyor, zira 95 yaşında ki babam hala sandalye üzerinde namaz kılar ve asla saygıda kusur etmem…

    Şimdi sizin yazdığınız ayetlere , günümüz koşullarını gözönüne alarak eleştiri getirsem, aklınıza gelen ilk tepki “Sen Allah’a dil mi uzatıyorsun ?” olacaktır…

    Oysa, istesem de uzatamam…Zira sizin inandığınız Tanrının, dünyada ki hiç bir dinle uzaktan yakından ilgisi olmadığından, o yazdığınız ayetlerin bazılarını Tevrat’da, bazılarını da Sümer çok Tanrılı dinlerinin taş kitabelerinde bulabilirim…

    “”Sizin dininiz size, benim dinim banadır.KAFİRUN 6. AYET””….

    Yanıldınız arkadaşım…Benim dinim değil, Tanrım da yok…Ben Ateistim…
    Ancak, hiç bir koşulda Tanrı inancı adına tartışmaya girmem…Girersem, Tanrı kavramının varlığını kabullenmiş olurum…

    Siz bana dininizi anlatıyorsunuz ama ben masal dinleyecek çağları çoktan geçtim…

    “Kölelerinize ve cariyelerinize iyi davranınız” diyen bir dini ve kitabı bana anlatabilmeniz, benim insanlık onurumu foseptiğe atmamla mümkün olabilir…

    Aksi halde, inandığınız tanrının cariyeliğe ve köleliğe ruhsat verdiğini yazan bir kitaba biat etmenizin bile başlıbaşına inandığınız tanrınıza en ağır küfür ve hakaret olduğunu ıskalamam gerekir….

    Bu da beni ilgilendirmiyor…

    Bu arada söylemeden de geçmeyeyim…

    Konumuz ölüm idi ve siz ölümden sonra ki durumları sergilemişsiniz…İblis gibi falan…

    Siz, biat ettiğiniz o kitapta yazılanları, öldükten sonra gören veya öldükten sonra yaşayan bir insan gördünüz mü ?

    Siz inandığınız peygamberin narsist ve pedofil olduğunu biliyor musunuz ?
    Elbette benden iyi biliyorsunuz ama açıklamak işinize gelmiyor…
    Pedofilliği , 6 yaşında nikah kıyıp, 9 yaşında gerdeğe girmesinden belli…

    Ya narsistliği ?

    İsterseniz size ezandan örnek vereyim…

    Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah

    Muhammed’in, Allah’ın elçisi olduğuna şehadet ederim ..

    Doğru mu ? Evet doğru…

    Siz 1400 yıldır, milyonlarca müslüman ; Hira Mağarasında Cebrailin gelip, Muhammede Tanrının elçiliğini muştuladığına şahitlik ediyorsunuz öyle mi ?

    Demek bir pedofil için, demek din maskesi altında kan dökmekten şehvetli bir keyif alan çöl bedevisi için YALANCI ŞAHİTLİK yapıyorsunuz öyle mi ?

    Sonra da bunun adına İslamiyet diyor ve bu uydurulmuş dini, tüm kainatı yarattığına inandığınız Tanrıya ihale ediyorsunuz öyle mi ?

    Ben sizin tanrınıza inanmam ama sizin gibi de asla küfür edip, aşağılamam…
    Hem de kendine harem kurup, masal kitabı yazan bir bedevi için…

    Çok yazık…

    Besbelli cehennemin dibinde özel localara buyur edileceksiniz…

    Sizin adınıza üzgünüm……..:)

    • bir kul dedi ki:

      NURİ BABA dedi ki:
      08/10/2015, 00:17

      İNSANIN YARATILIŞI VE DİRİLTMESİ
      BU AYETLERİ BİZLER GİBİ BEŞER OLAN ALLAH HIN ELÇİSİ AKLEDİP YAZABİLİRMİ
      YAZABİLİR DERSENİZ KENDİNİZİ KANDIRMIŞ OLURSUNUZ 1400 SENEYİ HESAP EDEREK
      OKUYUN VE 2015 TEN BAKARAK SÖYLEYİN
      SECDE 7 O, yarattığı her şeyi en güzel yaratmış ve insanın yaratılışına çamurdan başlamıştır.
      SECDE 9 Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
      SECDE 8 Sonra onun soyunu değersiz bir suyun özünden devam ettirmiştir.
      SECDE 10 “Toprağın içinde kaybolduğumuzda, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?” derler. Gerçekten onlar, Rabblerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
      SECDE 11 De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.”
      SECDE 12 O suçluların, Rabblerinin huzurunda başlarını eğerek, “Ey Rabbimiz! Gördük, duyduk. Artık bizi dünyaya geri gönder de iyi işler yapalım. Çünkü biz kesin olarak inandık” diyecekleri anı bir görsen!
      SECDE 13 Biz dileseydik herkesi doğru yola iletirdik. Fakat, “cehennemi tamamen cinlerden ve insanlardan dolduracağım” diye söz verdim.
      HAC 5 Ey insanlar! Öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz; doğrusu, biz sizi topraktan, sonra nutfeden/meniden yani erlik suyundan, sonra
      yapışkandan/döllenmiş yumurta hücresinden, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir et parçasından yaratmış olduğumuzu size açıklıyoruz. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkarırız; böylece yetişip ergenlik çağına varırsınız. Kiminiz ölür, kiminiz de ömrünün en verimsiz çağına kadar götürülür de, bilirken bir şey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz ona su indirdiğimiz zaman yeryüzü kıpırdanır, kabarır, her çeşitten iç açıcı bitkiler verir.
      SAFFAT 11 Şimdi onlara sor: “Yaratılış bakımından kendileri mi daha zor, yoksa bizim yarattıklarımız mı?” Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
      SAFFAT 12 Sen hayran kaldın; onlarsa alay ediyorlar.
      SAFFAT 13 Kendilerine öğüt verilse, öğüt almıyorlar.
      İNSAN 2 Doğrusu biz, insanı imtihan etmek için, döllenmiş yumurtadan yarattık ve onu işiten ve gören bir varlık yaptık.
      İNSAN 3 Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. İster inanır, ister inkâr eder.
      İNSAN 4 Doğrusu biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.
      MÜMİNUN 11 İnkâr edenler, “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz günahlarımızı itiraf ettik. Çıkış için bir yol var mı?” derler
      MÜMİNUN 12 Sizin bu cezanızın sebebi, tek olan Allah’a çağırıldığınızda inkâr etmeniz, O’na şirk koşulduğunda inanmış olmanızdır. Artık hüküm, yüce ve büyük olan Allah’ındır.
      MÜMİNUN 13 Âyetlerini size gösteren ve gökten size rızık indiren O’dur. Ancak O’na yönelenler öğüt alır.
      MÜMİNUN 14 Kâfirler hoşlanmasa da siz, dini yalnız Allah’a has kılarak O’na dua ediniz.

      BİR BEŞER BUKADAR OLAGANDIŞI BİR BİLGİYİ NASIL OLDUDA BİLDİ HİÇ ŞAŞMADAN
      1400 SENE ÖNCEDEN 2000 LİYILLARA DEDİKİ BU AYETLERİ TEKNOLOJİYLE İNCELERSENİZ BENİM ÖNGÖRÜLERİMİ HARFİYEN HİÇ ISKALAMADAN DOGRULAYACAK VEDE TASTİK EDECEKSİNİZDEDİ SENİN AKLIN ALIYORMU BU BİLGİLERİ BİLEN BİR YARATICI BİLDİRMEDEN HİÇ BİR İNSAN OGLU ATSA BİLE BİLMESİ MÜMKİN DEGİLDİR

      • rammsteinn dedi ki:

        İNSAN 4 Doğrusu biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.

        çok merhametli tanrınızın kafirlere savurduğu tehditler. 1400 sene önce yaşamış birine inanmadığım için ne kadar iyi bir insan olarakta yaşasamda sonsuza kadar tanrınız sözde beni yakacak. niye? çünkü ben peygamberinize inanmadım. iyi bir insan veya kötü bir insan olmam tanrının umrunda değil. tek kıstas var. inanmak yada inanmamak.
        bir kişi düşünün. hayatı boyunca yapmadığıı pislik kalmamış. ama allaha inanıyor. ölünce işlediği kötülükler için yanacak ama neticede cennete girecek. hemde sonsuza dek.
        birde iyi insan var. hayatı boyunca ömrü insanlara iyilik yaparak geçirmiş. milyonlarca insanın hayatını kurtaracak bir ilaç bulmuş. ama allaha inanmıyor. bu insanın sonu sonsuza kadar cehennemde yanmak.

        tanrı olsa bile kıstası olarak inanmak veya inanmamak üzerine kurmazdı. insanı iyi veya kötü olarak ayırırdı.
        kalkıpta bir insanı seçip “git insanları uyar.yoksa hepsini yakarım” demezdi. hele ki seçtiği kişinin hangi karı ile evlenip hangisi ile yatıp yatmayacağı ile uğraşmazdı.
        bir kavmi diğerlerinden üstün tutmazdı. köleliğe karşı çıkardı. karılarınızı dövün demezdi.
        “filan kişi güneşin çamura battığı yere vardı” demezdi
        “yıldızlar şeytana atımlıktır” gibi saçma sapan kelimeler sarfetmezdi.

        hala köleliğin yasaklanmayışını bile açıklayamayan din adamları utanmadan insanlara masallar anlatarak insanları peşinden koşturuyor.
        birisinin katıra binerek allah ile namaz pazarlığı yaptığına inananlar gider şeytana taş atar gökten düşmüş taşı öperek kendinden geçer ama konu evrim olunca ağzından salyalar akarak reddeder. yüz senedir binlerce biliminsanının çalışmalarını dünyanın en iyi üniversitelerin çalışmalarını reddeder. ağzından tek şey allah insanı çamurdan yaratı lafıdır.
        dünyada ki islam ülkeleri sefalet içinde. saçma sapan efsanevi hikayelerin görünmez varlıkların peşinde koştukları sürece de sefalet içinde kalacaklar.

        nuri baba
        uzun zaman sonra seni görmek güzel.
        selamlar.

      • NURİ BABA dedi ki:

        Bir kaç kelam etmeden önce rammsteinn dostumuzu sevgi ve saygıyla selamlayayım….

        “bir kul” arkadaşımız (Arap yağı bol bulunca üstüne başına sürermiş) özdeyişini boşa çıkarmama adına , sitenin hoşgörüsüne dayanarak, Kur’an mealleriyle sayfalarımızı dolduruyor…

        Okuyabiliyor muyuz ? Hayır…
        Neden ? Biz o yazdıklarını bir kez değil, onlarca kez okuduk da ondan…

        Ancak tek farkımız var…Okuyup anlayanlar Ateist ; anlamayanlar Teist oluyor…

        Şimdi arkadaşımıza soralım : Siz bizlere neyi anlatıyorsunuz kuzum ?

        Evet, mesleğinizde profesyonel olduğunuz belli…Öyle olmasaydı, bizlerin gözünden “Ormanı” kaçırarak, ağaçlara kafamızı vurmamızı sağlamak istemezdiniz…

        Cebrail efendinin , tüm dünyayı bırakıp, Arap Yarımadasında (Ne büyük tesadüf, hep Arap Yarımadası), bir mağaraya gelip, serinlikte uyuklamakta olan bir bedeviye, inandığınız tanrının elçisi olduğunu muştuladığını doğrulayamadan ; inandığınız tanrıdan geldiğini savladığınız kitabın içinde yazanlarla bizlerin kafasını karıştırmak istiyorsunuz…

        Sonsuz evreni okyanusa benzetelim…Ve dünya, birazda büyüterek okyanusta bir tenis topudur diyelim…Ve bu top, okyanusun nerelerinde ve kaç metre derinlerde bilinmiyor…

        Neden ? Zira o tenis topundan katrilyonlarca var da ondan…

        Binlerce gezegenin içinde nasıl canlılar varsa, bizim tenis topunun içinde de canlılar var…Ancak, bizim canlılar, okyanusun zaman dilimine göre sadece 6 saat ömrü olan canlılar…

        Her neyse, okyanusun içinde ki tenis topunun içinde yaşayan virüs gibi canlılardan birileri, çevrelerinde kandıracakları ahmakların bolluğu karşısında , değme politikacılara taş çıkartırcasına başlıyorlar atıp tutmaya…

        “Beeennnn, okyanusuuu yaratanla konuştummmm…
        Banaaa, ‘sen benim bu tenis topu içinde ki elçimsin’ dediiii..”….

        Ve aradan bir süre geçip de, politikacı palazlanınca “”Okyanusu yaratan bana (Sen olmasaydın, bu okyanusu yaratmazdım) dedi.””…

        Yaşa varol alkışları falan….İyi de, kimse sorgulamamış mı, bunca hesapsız vicdansız yalanları…

        Hayır sorgulayamazdı zira Ebubekir Hazretleri “”Bizim dinimiz asla sorgulanamaz..Dinimiz Vahye ve Hadise dayanır..Akla ve mantığa değil”” demiştir…(Bu söz bir islami siteden alınmıştır)…

        Ve siz, bizlerin , 1400 yıl önce ki ahmaklar gibi, bu yalanlara sorgulamadan inanmamızı istiyorsunuz ve inanmadığımız ve hepsi yalan, hepsi masal dediğimiz içinde sizin icat ettiğiniz cehennemde yanacağımızı söylüyorsunuz öyle mi ?

        Sevgili rammsteinn dostumuzun sıradan bir sözmüş gibi yazdığı sözcüklere çok uzun süre takıldım kaldım…

        “Tanrınız insanları iyi ve kötü , insanlığa yararlı veya zararlı diye değil ; inanan ve inanmayan olarak değerlendiriyor….Ödülü ve cezayı da ona göre veriyor…”

        Hayır öyle değil diyebiliyor musunuz ?

        Çocukluğum, cami halıları üzerinde sürünerek geçti…Tek bir sözcüğünü dahi öğrenemeden Kur’anı Arapça olarak üç kez hatim ettirdiler…Ve gençliğimde , benim derin inançlı biri olmam nedeniyle, ezan okunurken, ezana değil, bana ayıp olacak diye arkadaşlarım muhabbeti keserdi…Ve şu anda bile babam 95 yaşında ve sandalye üzerinde namaz kılıyor…

        Ancak, o cahiliye dönemimiz bitti…Bir pok bildiğini sandığımız insanların yalanlarıyla avutulma dönemlerimiz bitti…Ve daha çocukken, şah damarıma zerk edilen din denilen uyuşturucunun etkisinden , yüksek teknoloji sayesinde kurtulmayı başardım…

        Zira, tüm dünyada insanlığın icat ettiği en keskin, en etkili ve en sert uyuşturucu DİN dir…Ve ben, bu uyuşturucudan uzun yıllar araştırarak ve sorgulayarak kurtuldum…

        Ve şimdi bana “”””Kölelerinize ve cariyelerinize iyi davranınız”””” diyen bir kitabı savunan kişilerin varlığı bile komik geliyor…

        Buraya Kur’anın ayetlerini kopyalayacağınıza, NASA nın sitesine girin ve sonsuz evreni seyredin…İnanılmazlığı görün…Bulutsusuları, Galaksileri, genç yıldızları ve olağanüstü renkleri ve inanılmazlığı gözlerinizle görün…

        Yalnız Dünyayı göremeyebilirsiniz…Evet, o göremediğiniz dünyanın içinde ki bir canlı, bu sonsuz evreni yarattığı varsayılan yaradanla konuşmuş ve yaradan ona bir kitap göndermiş (!)…

        Ve sizler bu masallara hala inanıyorsanız, size son sözüm şudur…

        “Sizinle beyinlerimiz savaşsın isterdim..Ancak görüyorum ki, siz silahsızsınız bayım”….
        F.Kafka…

        Saygılarımla…

    • bir kul dedi ki:

      KUR’AN MEYDAN OKUYOR !
      Kur’an emsalsiz olduğuna ve benzerinin oluşturulamayacağına dair meydan okuyan bir kitaptır. Bu meydan okuma şu dört ayetle yapılmış ve kademe kademe gerçekleştirilmiştir.
      Önce inkarcılardan o zamana kadar inen kısmının benzerinin getirilmesini talep eder:
      İSRA 17/88 De ki: “Andolsun, bu Kur’ân’ın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, benzerini getiremezler.”
      Sonra meydan okuyuşundaki isteği daraltır ve Kur’an’ın tamamından onun içindeki 10 sureye talebini indirir:
      HUD 11/13 Yoksa, “onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru iseniz, Allah’tan başka çağırabildiklerinizi yardıma çağırın da onun gibi uydurulmuş on sûre getirin.”
      Bu 10 Sure talebine de kimse cesaret edip cevap veremez, yani bir şeyler ortaya koyamaz.
      Son safhada meydan okumada talebini daha da indirir ve tek bir Sure getirmelerini ister.
      YUNUS 10/38 Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru iseniz, Allah’tan başka, gücünüzün yettiklerini çağırınız da, onun benzeri bir sûre getiriniz.”
      İşte bu üç ayetle meydan okumasından bir sonuç alamayınca inen bir ayetle, bu işin hiç bir zaman oluşturulamayacağının altını çizer:
      BAKARA 2/23 Eğer kulumuza indirdiğimiz Kur’ân’dan şüphe ediyorsanız, siz de onun bir sûresinin benzerini getiriniz ve eğer sözünüzün eri iseniz Allah’tan başka tapındıklarınızı da yardıma çağırınız.
      ‘’ Eğer kulumuza indirdiklerimizden şüpheye düşüyor iseniz Allah’tan başka tüm yardımcılarınızı da çağırın.
      BAKARA 2/24 Kur’an’ın veya on suresinin benzerini getiremediniz; bir suresinin benzerini de asla getiremeyeceksiniz. O halde yakıtı insanlar ile taşlar olan ve kâfirler için hazırlanmış bulunan ateşten korkun!
      Bu ilahi sözler şimdiye kadar hiçbir benzerinin oluşturulamadığının ve kıyamete kadar da oluşturulamayacağını kesin bir dille belirtir.
      YÜCELER YÜCESİ OLAN ALLAH MEYDAN OKYACAK VE ŞU ZAMANA KADARDA KİMSE MEYDAN OKUMAYA KARŞI CIKIP CÜRÜTEMEYECEK BENDE BU DURUMU AYAN BEYAN TÜM İNSANLARIN BİLDİGİ GİBİ BİLECEGİM SONRA KALKIPTA AKLIMA VE MANTIGIMA DEGİLDE HEVA VE HEVESİME UYARAK BİZ ACİZ KULLARIN ACİZ DURUMU KARŞISINDA AKILSIZLIK EDECEGİM
      HİCR 15 /9 Kur’ân’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.
      ALİ İMRAN 3/193“Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz, ‘Rabbinize inanın!’ diye imana çağıran bir davetçiyi işittik, hemen iman ettik. Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al!”
      NOT BU KİTAP BİR BEŞERE AİT OLSA İDİ CÜRÜTÜLÜRDÜ BU KESİNDİR BENİM AKLIM VE MANTIGIM BİR BEŞER HER NE YAPMIŞ VE HER NE YAZMIŞ İSE KESİNLİKLE BİR BAŞKA BEŞER OLAN BİRİ ONUN HERNE YAPTI VE HER NE YAZDI İSE HEM AYNISINI HEMDE DAHA İYİSİNİ HEMDE EN KÖTÜSÜNÜ YAPMIŞTIR VE YAPAR İŞTE BU BİR SAGLAMADIR AKILI İNSAN AKIL VE MANTIGINI KULANIR ASLA MEYDAN OKUMAYA KARŞILIK VEREMEYEN BEŞERE GÜVENMEZ AKIL VE MANTIGI İLE DÜŞÜNEN BİR İNSAN
      SORU NİYE BU KİTABIN SAHİBİ MEYDAN OKUMUŞKEN GECMİŞTEKİ İNKAR EDENLER VE ŞİMDİKİ LER KOLAY YOL OLAN MEYDAN OKMAYI BENİMSEMEK VARKEN NİYE ZOR OLAN SAVAŞLARI SECMİŞTİR HALADA MEYDAN OKUMA ORTADA DURUYORKEN HELE HELE TEKNOLOJİDE COK İLERİDE İKEN HERTÜRLÜ YARDIMI ALABİLECEGİNİZ TEKNOLOJİ ELİNİZİN ALTINDA DURUYORKEN NİYE HALA KOLAY YOL VARKEN YİNE COK ZOR OLAN İFTİRA KARALAMA HAKARET YALAN DOLANI SECİYORSUNUZ BUNU AKKLIM ALMIYOR
      NİYE COK KOLAY BİR YOLU SECMİYORSUNUZ OKADARMI KENDİNİZE GÜVENMİYORSUNUZ HAYRET 1400 SENE ÖNCE TAŞ ÇATLASIN NUFUSU YÜZ MİLYONU GECMEYEN OLASI BİR RAKAMA MEYDAN OKUMUŞ OLAN BU KİTABIN SAHİBİ YÜCE ALLAH MEYDAN OKUMAYIDA SONLANDIRMAMIŞKEN HATTA MEYDAN OKUMASINA HİÇ BİR ZAMANDA YAPAMAYAKSINIZ DA DİYEREK KIYAMETE KADARDA MEYDAN OKUMASI ORTADA İKEN ŞU AN DÜNYANIN NUFUSUDA 7 MİLYAR KÜSUR İKEN YANİ İŞİNİZ OKADARDA KOLAYLAŞMIŞ KEN HALADA MÜÇADELENİZİ AKIL VE MANTIK YOLU İLE DEGİLDE KURALSIZ KURAL DIŞI HERYOLU SECEREK DEVAM EDİYOR OLMANIZI ANLAMIŞ DEGİLİM YANİ BU DURUMUN ASLINDA İSPAT OLDUGUNU KABULLENMİŞ OLDUGUNUZUN GÖSTERGESİ DİR
      BAŞKA BİR ŞEY DİYEMİYORSA KENDİSİDİE BU DURUMUN FARKINDA DEMEKTİR
      BUNUN BAŞKA BİR YOLU YOKTUR TEK BİR YOL VAR MEYDAN OKUMAYA CEVAP LAYARAK CÜRÜTECEKSİNİZ
      YADA KABULLENMESENİZDE İNANMASANIZDA MEYDAN OKUYAMADIK BU YÜZDEN BU KİTABIN SAHİBİ OLAN YÜCELER YÜCESİ YÜCE ALLAH IN DOGRU SÖYLEDİGİNİ KABULLENECEKSİNİZ KABULLENMEK İLLAKİ İNANMAK DEMEK DEGİLDİR KABULLENİRSİNİZ SONRADA DERSİNİZKİ BEN KENDİ HEVA VE HEVESİMLE YAŞAMAK İSTİYORUM YÜCE ALLAH DA ZATEN KİMSEYİ ZORLAMIYOR KENDİSİNDEN KENDİSİ ÇOK EMİN SONUNDA BANA DÖNECEKSİNİZ DİYOR
      RAD 13/31 Eğer, Kur’ân ile dağlar yürütülmüş veya yeryüzü parçalanmış yahut ölüler konuşturulmuş olsaydı, kâfirler yine inanmazlardı. Halbuki bütün işler Allah’a aittir. İnananlar hâlâ anlamadılar mı; Allah dilerse, bütün insanları yola getirebilirdi. Allah’ın sözü yerine gelene kadar, yaptıklarından ötürü, inkâr edenlerin ya başlarına yahut evlerinin yakınına düşecek bir vurucu felâketin gelmesi kaçınılmazdır. Doğrusu, Allah verdiği sözden caymaz.

      Sizin adınıza üzgünüm……..:) DEMİŞSİNİZ
      BENİM İÇİN ÜZÜLMENE GEREK YOK SEN KENDİ NEFSİNİN ELİNDEN KURTULMAZSAN AKIL VE MANTIGINI NEFSİN ELİNDEN ALMAZSAN KÖLELİKTEN KURTULAMAZSAN SEN KENDİNE FAYDAN OLMAZSA AYNADAKİ KENDİN OLAN GÖRÜNTÜYÜ EBN ZANNEDEREK ASLINDA KENDİNE KENDİ ADINA ÜZÜLDGÜNÜN FARKINA VARMADAN İMTİHANINI KAYBEDENLERDEN OLACAKSIN O ÜZÜNTÜNÜN SEBEBİ YANILIYOR OLMANDAN KAYNAKLANIYOR BİR AN ÖNCE FARKINA VAR VE KENDİNE GEL BENİM KİSİ SADECE BİR TAVSİYE AKIL SENİN GÖNÜL SENİN

      BELED (8-10) Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona hak ve bâtıl şeklinde iki yolu göstermedik mi?

      BAKARA 26. AYET Allah, bir sivri sineği, hatta ondan daha küçük bir şeyi örnek vermekten çekinmez. İnananlar, bu örneğin Rabblerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Kâfirler ise, “Allah bu örnekle ne demek istedi?” derler. “Allah bu örnekle birçoğunu saptırır, birçoğunu da doğruya yöneltir; bu örnekle, fâsıklardan başkasını saptırmaz.”

      İBRAHİM 4. AYET Onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin dili ile gönderdik. Artık Allah dileyeni saptırır, dileyeni de doğru yola iletir. Çünkü O, güçlüdür; hikmet sahibidir.
      İYİ DÜŞÜNCELER

      • bir kul dedi ki:

        NURİ BABA dedi ki:
        08/10/2015, 00:17

        bir kul dedi ki:
        08/10/2015, 23:00
        KUR’AN MEYDAN OKUYOR
        DEVAMI YUKARIDA RUMUZUNU EKLEMEMİŞİM

      • bir kul dedi ki:

        NURİ BABA dedi ki:
        11/10/2015, 14:49

        BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN
        “bir kul” arkadaşımız (Arap yağı bol bulunca üstüne başına sürermiş) özdeyişini boşa çıkarmama adına , sitenin hoşgörüsüne dayanarak, Kur’an mealleriyle sayfalarımızı dolduruyor… DEMİŞSİNİZ
        İŞTE ARAMIZDAKİ FAR
        O AYETLER ARAPLARIN DEGİL TÜM İNSANLARIN OKUYUP AKLEDEN AKIL VE MANTIGIYLA SORGULAYIP BU KAİNATIN BİR SANATKARI OLMASI GEREKTİGİNİ FARK EDEN FARK ETMEKLE DE KALMAYAN HERŞEYİ SORGULAYARAK BUNA YÜÇELER YÜCESİ OLAN ALLAH IN BİZ KULLARINA GÖNDERDİGİ KİTABIDA OKUYARAK HEM KAİNATLA SORGULAYIP HEMDE İNSANIN ANATOMİSİNİ SORGULAYARAK HEMDE BU KİTABIN SAHİBİ OLAN YÜÇELER YÜCESİ OLAN RABBİMİZİ DE ÖLÇÜLÜ BİR ŞEKİLDE SAYGILI BİR ŞEKİLDE ANLAMAYA CALIŞARAK SORGULAYARAK BU KİTABIN BİZİM GİBİ BİR BEŞER OLAN BİZİM GİBİ CARŞIDA PAZARDA GEZEN BİZİM GİBİ YİYİP İÇEN BİZİM BİBİ HASTALANAN BİZİM GİBİ SEVİNEN VE ÜZÜLEN BİR BEŞERİN İŞİ OLAMYACAGINI AKIL VE MANTIGIMLA HİÇ BİR TEREDDÜTE YERBIRAKMAYACAK KADAR KENDİMDEN KENDİ YAPTIGIM YADA DÜŞÜNDÜGÜM HER HANGİ BİR KONUYU BENİMSESEM BİLE ŞÜPHEYLE TEREDDÜTLE KARAVERİRKEN BU BİZİM KİTABIMIZ OLAN KURANI ASLA VE ASLA TEREDDÜTE YER BIRAKMADAN AKLETTİM VE KABUL ETTİM
        ÇÜNKİ OLMAZSA OLMAZ BİR KURALI VAR HEP DİYORKİ AKLETMİYORMSUNUZ AKLETMEZMİSİNİZ DÜŞĞNMEZMİSİNİZ BAN BİR KİTAP GÖSTER DİKTATÖRLERDEN ASLA VE ASLA AKLETMEYE DÜŞÜNMEYE AKLIMIZI CALIŞTIRMAMIZI İSTEYECEK BİR SÖZ VE BİR YÖNLENDİRME YE KAPI ARALAYACAK BİR YAZISINI TAVSİYESİNİ GÖREMEZSİN HELE HELE DÜŞÜNÜN DEMESİ MÜMKİN DEGİLDİR SORGULATMAZ

        Kuranda AKLET MEYE DAVET DÜŞÜNMEYE DAVET SORGULAMAYA DAVET VS
        12:111 –Andolsun, onların olgularında akıl sahipleri için pek çok ders vardır. Kur’ân, uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat Kur’ân, kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi açıklayan; iman eden toplum için bir rahmet ve bir rehberdir.[
        2:13 -Onlara, “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin!” dendiğinde, “Biz hiç beyinsizlerin iman ettikleri gibi iman eder miyiz!” derler. Biliniz ki, beyinsizler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler.
        2:44 -İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab (Tevrat)ı okuyorsunuz. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?

        2:75 -Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah’ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi.

        2:242 -İşte akıllarınız ersin diye, Allah size âyetlerini böylece açıklıyor.

        2:269 – Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak akıllılar anlar.

        3:190 -Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardır.

        11:87 -Dediler ki; “Ey Şu’ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın.”

        13:19 -Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kişi, kör olan biri ile aynı mıdır? Sadece akıl sahipleri düşünürler.
        ————————
        Okuyabiliyor muyuz ? Hayır…
        Neden ? Biz o yazdıklarını bir kez değil, onlarca kez okuduk da ondan…DEMİŞSİN
        EVET OKUMUŞSUN BELLİ FAKAT NEFSİNİ DAHİLETMİŞSİN
        BİRDE NEFSİNİ AKIL VE MANTIGININ EMRİNE VER YANİ NEFSİN AKIL VE MANTIGININ KÖLESİ OLSUN BİRDE BÖYLE DENE KESİNLİKLE FAYDASI OLACAKTIR
        1 KAİNAT 2 İNSAN KİTABI 3 KURAN BU ÜÇ KİTAP DİGERİNSANLARIN YAZDIGI KİTAPLARA YADA ŞİİRLEREYADA ROMANLARA VS İRE BENZEMEZLER ONLAR OKNUP BİTERLER KURANDA GİRİŞ GELİŞME SONUÇ DİYE İNSANLARIN YAZDIKLARI GİBİ DEGİLDİR
        Kuran Dağınık bir Kitap mıdır?
        Kuran hakkında gelen sorulardan (hatta bazen de eleştirilerden) başlıcası; Kuran’ın DAĞINIK bir kitap olmasıdır. Konular belli bir mantıkla dizilmemiştir. Bir şeyden bahsederken birden başka bir konuya geçilir, sonra tekrar ilk konu gündeme gelir. Bu haliyle alıştığımız sıralı-şekilli kitaplara benzemez. Hatta, Kuran’ın bu sıralaması yanlıştır, bunu adam gibi(?) sıralamak lazım diyen kişiler bile var.

        Bu yazıda, bir yönü ile Kuran’ın neden bu şekilde olduğunu anlatmaya çalışacağım. Ama önce, bambaşka bir konudan örnek vereyim. Gerçekten bağımlısı olduğum şeyden, bilgisayardan.

        Bir şeyi en iyi nasıl öğreniriz?

        Değişik bilgisayar programlarına vakıfımdır. Blender tarzı 3 boyutlu modelleme-animasyon-render programları, Gimp tarzı resim işleme programları, Kdenlive tarzı video montaj programları, LibreOffice tarzı ofis programları… hatta biraz da programlama dilleri. İşin güzel tarafı, hangi program olursa olsun kısa bir sürede öğrenip onu verimli bir şekilde kullanabilirim. Zira, öğrenmenin mantığını biliyorum.

        Aynı zamanda iyi bir öğretici olduğumu da düşünüyorum. Gerek kendim bir programı öğrenirken; gerek diğer kişilere öğretirken aynı yöntemi kullanırım. Asla ama asla, menülerden/komutlardan başlamam. En iyi öğrenme yolu, direkt PROJE üzerinden gitmektir.

        Yani, diyelim Word gibi bir yazı programı öğreneceksiniz. Tek tek bütün menüleri, komutları öğrenmekle uğraşmayın… Bunun yerine, açın Word’ü ve yazı yazın. Yazı yazarken, biçimlendirme komutlarını, paragraf komutlarını, vb. öğrenmek daha akılda kalıcı olacaktır.

        Diyelim bir modelleme programı öğrenmek istiyorsunuz. Konutları öğrenmeye çalışmayın, kutu şöyle çizilir, küre şöyle çizilir, çizgiye kalınlık şöyle verilir filan… Olmaz. Bunun yerine alın elinize bir obje ve direkt onu çizmeyi öğrenin. Bu sayede, aynı anda bir sürü komutu ama daha da önemlisi programın mantığını öğrenirsiniz.

        Örnekler arttırılabilir ama gerek yok. Hollanda’da Arap dili ve edebiyatı okumuş bir arkadaşım, orada nasıl eğitim aldığını anlatmıştı bana. Öğrencilere (dikkat! Bunların çoğu Arap harflerini bile tanımıyorlar) üç harf öğretiyorlarmış, sadece üç harf ve hemen CÜMLEYE geçiyorlarmış. Direkt cümle üzerinden çalışıyorlar. 1 sene sonunda gazeteden tutun da, Kurtubi gibi eski metinlere kadar geniş bir yelpazeyi sözlük yardımı ile okuyabiliyorlarmış bu metotla.

        Bu kadar örnekten sonra gelelim konumuza. Kuran ne için inmiştir? Ne yapmaya çalışır?

        Şayet Kuran’da konular belli bir dizilimle olsaydı, mesela ben boşanma konusunu merak edince, fihristten bu konuyu bulur ve okur geçerdim. Ama bu bana o konuyu bile öğretemezdi adım gibi eminim. Fakat, sizi direkt hayatın içine atarsa Kuran, size hayattan bahsederse, sanki proje üzerinde çalışmış gibi olursunuz.

        Şimdi, kafirlerin düşünce tarzını öğretir bize Kuran mesela. Onlara benzemeyelim diye, onları tanıyalım diye, ne derseniz deyin. Bunu, “kafirlerin düşünce tarzı” başlığı ile gruplandırdığını düşünün, şu etkiyi verebilir miydi?

        Ve yaradılışını unutarak bize örnekli bir soru yöneltti: “Çürüdükten sonra kemikleri kim diriltecek?” (Yasin 36:78)

        Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Allah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız ortak koşardı, hiç bir şeyi de haram kılmazdık…” (Enam 6:148)

        …eğer dilemiş olsaydı Allah’ın doyuracağı kimseleri biz mi yedirecekmişiz? Siz gerçekten apaçık bir şaşkınlık içindesiniz. (Yasin 36:47)

        Halbuki, bunlar ayetlerin arasında dağıtılmıştır. Aynı anda kafirlerin düşünce tarzını, onlara verilecek cevapları, olaylar karşısında nasıl tavır almamız gerektiğini gibi onlarca farklı konu tıpkı hayattaki gibi aktarılır bize. Biz, kafirlerin düşünce tarzını öğreniriz ama, bu etiketle etiketlemeden. “Evet arkadaşlar, şimdi kafirlerin düşünce tarzını öğreneceğiz…” demeden. Üstelik aynı zamanda bu düşünce tarzına cevapları da öğrenmiş olacağız, aynı zamanda dünya hayatı ile ahiret arasında bağlantı kurmayı da, aynı zamanda…

        Denemesi çok kolay. Kuran’da orta büyüklükte herhangi bir sure seçin. Bu sureyi bir kaç defa okuyun; hatta ezberlemeye çalışın. Bir hafta kendinizi gözlemleyin. Okuduğunuz surenin hayatınızda sürekli karşınıza çıktığını, pek çok olayda bu surenin kazandırdığı bakış açısı ile olaylara bakacağınızı görebilirsiniz. İşte, bu; belki de yazının en önemli paragrafı. Eminim, bu verdiğim iddialı önermeye içinizden pek çok kişi, “evet ya, ben de benzer bir durumu yaşadım. X suresini yahut sureden bir bölüm okudum, sürekli hayatımda karşıma çıkıyor” diyecektir.

        Hatta şunu bile söylebilirsiniz: “Yahu, nasıl bir sureye denk gelmişim ben? Sanki Kuran’ın gerisi olmasa bile, sırf bu sure ile bulabilirmişim doğru yolu.”Burada özellikle şu sure ya da bu sure diyerek sizi yönlendirmediğime dikkat edin. İstediğiniz herhangi bir sureyi seçin, okuyun, anlayın… hayatınızda nasıl bir yer edindiğini göreceksiniz.

        Kuran’ın ilk başta dağınık gibi gözüken, ama aslında müthiş bir planla yerleşmiş dizilimi verir bu etkiyi. O; hayat için inmiştir. Size bakış açısı kazandırır. Hemen her küçük parçası, neredeyse hayatın tamamı içindir. Hemen her küçük parçası; hem hayatta karşılaşacağınız çeşitli durumlardan, hem bunlara karşı vermeniz gereken tepkiden, hem dünya hayatının ahiretle bağlantısından, hem…. bahseder. Bir parçasını okursanız, Kuran’ın tamamını okumuş gibi olursunuz. O parça ile bile; hayatınızı şekillendirebilirsiniz.

        Konularına göre düzenlenmiş bir kitap asla ama asla bu etkiyi veremezdi. O durumda, merak ettiğiniz “X” konusuna bakardınız ama bir yer eksik kalırdı.

        Tıpkı hayat gibi. Bir olayı anlamak için sadece o olaya bakmanız yetmez. Onun arkaplanına bakmalısınız; nedenlerine, bağlı olduğu diğer faktörlere, kısacası pek çok şeye bakmanız lazımdır. Kuran’da da, bir konuyu anlamak için sadece o konuya bakmanız yetmez. Kuran’ın tamamına bakmanız lazım. Tamamını kavramadan parçayı kavrayamazsınız. Paradoks gibi gözüküyor ama, küçük bir parçasını anladığınızda; tamamını anlamış olursunuz. Dedim ya, tıpkı hayat gibi.

        O halde, “Kuran okumaya nasıl başlamalıyım?”, “Kuran’ı nasıl öğrenirim?” diye soran kişilere de bir cevap olabilir bu yazı. Çok kolay… Rabbimizin gösterdiği gibi, gruplamadan, bölümlere ayırmadan, düzenlemeye çalışmadan, direkt okuyarak. Kuran’ın öğretmeni Allah’tır.

        Rahman, Kuran’ı öğretti. (Rahman 55:1,2)

        İYİ DÜŞÜNCELER

    • bir kul dedi ki:

      NURİ BABA dedi ki:
      08/10/2015, 00:17 bu azına istinaden

      Oysa, istesem de uzatamam…Zira sizin inandığınız Tanrının, dünyada ki hiç bir dinle uzaktan yakından ilgisi olmadığından, o yazdığınız ayetlerin bazılarını Tevrat’da, bazılarını da Sümer çok Tanrılı dinlerinin taş kitabelerinde bulabilirim…demişsin

      9:70 – Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh Kavmi’nin, Âd’in, Semûd’un, İbrahim Kavmi’nin, Medyen Ashabı’nın ve o mü’tefikelerin haberi gelmedi mi? Onların hepsine peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı

      5:75 – Meryem’in oğlu Mesih (İsa), sadece bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Anası da dosdoğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara âyetleri nasıl açıklıyoruz. Sonra yine bak nasıl yüz çeviriyorlar!

      ALLAH Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini halkların arasından (elçi olarak) seçti.
      ENBİYA Suresi 85. Ayet

      Ayrıca İsmail, İdris ve ZülKifl de… Hepsi güçlüklere karşı dirençli kişilerdi.
      ŞUARA Suresi 106. Ayet

      Kardeşleri Nuh onlara demişti ki, “Dinleyip erdemli davranmaz mısınız?”
      ŞUARA Suresi 124. Ayet

      Kardeşleri Hud onlara demişti ki, “Erdemli davranmaz mısınız?”
      ŞUARA Suresi 142. Ayet

      Kardeşleri Salih onlara demişti ki, “Erdemli olmaz mısınız?”
      NİSA Suresi 54. Ayet

      Yoksa ALLAH’ın lütfundan insanlara verdiğini mi çekemiyorlar? Oysa biz, İbrahim ailesine kitap ve bilgelik verdik. Onlara büyük bir otorite verdik.
      ANKEBUT Suresi 28. Ayet

      Lutu da gönderdik. Halkına dedi ki: “Sizden önce hiç kimsenin işlemediği boyutta bir günahı işliyorsunuz.”
      MERYEM Suresi 54. Ayet

      Kitapta İsmail’i an. O sözünde duran biriydi. Aynı zamanda peygamber olan bir elçiydi.
      ANKEBUT Suresi 27. Ayet

      O’na (İbrahim’e) İshak ve Yakub’u bağışladık. Soyuna peygamberlik ve kitap verdik. Ödülünü bu dünyada verdik ve ahirette de erdemlilerle birlikte olacaktır.
      BAKARA Suresi 132. Ayet

      İbrahim ve daha sonra Yakup şunu çocuklarına öğütledi: “Evlatlarım! ALLAH sizin için bu dini seçti; müslüman olarak ölmeye bakın.”
      MÜMİN Suresi 34. Ayet

      Daha önce Yusuf da size apaçık delillerle gelmişti; fakat size getirdiği mesajı sürekli olarak kuşku ile karşılamıştınız. Nihayet o ölünce, “ALLAH ondan sonra elçi göndermeyecektir (O son elçidir),” demiştiniz. ALLAH, kuşkuda sınırı aşanı böylece saptırır.”
      SAD Suresi 41. Ayet

      Kulumuz Eyyub’u an: “Rabbim, şeytan bana bitkinlik ve acı dokundurdu,” diye Rabbine seslenmişti.
      ANKEBUT Suresi 36. Ayet

      Medyen’e de kardeşleri şuayb’ı… “Halkım, ALLAH’a kulluk edin, ahiret gününü arayın ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın,”demişti.
      BAKARA Suresi 53. Ayet

      Yola gelmeniz için de Musa’ya kitabı ve yasayı verdik.
      KASAS Suresi 34. Ayet

      “Ayrıca, kardeşim Harun benden daha iyi konuşur. Onu benimle birlikte, beni destekleyen bir yardımcı olarak gönder. Beni yalanlamalarından korkarım.”
      SAD Suresi 17. Ayet

      Onların sözlerine karşı sabırlı ol, becerikli bir kulumuz olan Davud’u anımsa; o (Tanrı’ya) sürekli itaat ederdi.
      NEML Suresi 16. Ayet

      Süleyman Davud’a varis oldu. Dedi ki, “Ey halk, bize kuşların dilini anlamak öğretildi ve bize her şeyden verildi. Bu apaçık bir lütuftur.”
      SAFFAT Suresi 123. Ayet

      İlyas elçilerden biriydi.
      SAD Suresi 48. Ayet

      İsmail’i, Elyesa’ı ve Zülkifl’i de anımsa; hepsi iyilerdendi.
      ENBİYA Suresi 85. Ayet

      Ayrıca İsmail, İdris ve ZülKifl de… Hepsi güçlüklere karşı dirençli kişilerdi.
      SAFFAT Suresi 139. Ayet

      Yunus da elçilerden biriydi.
      ENBİYA Suresi 89. Ayet

      Zekeriya da… Rabbine şöyle yalvarmıştı: “Rabbim, beni tek bırakma; sen kalıtçıların en iyisisin.”
      MERYEM Suresi 7. Ayet

      “Zekeriyya, sana bir oğul müjdeleriz. İsmi Yahya’dır. Onun gibisini daha önce yaratmadık.”
      MERYEM Suresi 34. Ayet
      İşte, Meryem oğlu İsa böyleydi. Hakkında kuşkuya düştükleri konunun gerçeği budur.
      AZHAP Suresi 40. Ayet
      Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

      “Ey Muhammed! And olsun, senden önce de birçok peygamber gönderdik. Sana onların kimini anlattık, kimini de anlatmadık.” (Mümin suresi: 78)

      De ki: “Allah doğruyu söylemektedir. O halde, bâtıl olan her şeyden yüz çeviren ve Allah’ın yanı sıra hiçbir şeye ilâhlık yakıştırmayan İbrâhim’in inanç sistemine uyun.”ALİ İMRAN 195. AYET

      Allah yolunda, hakkını vererek cihad ediniz! Sizi O seçti. Din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; ceddiniz İbrâhim’in dininde de böyleydi. Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, Allah gerek daha önce gelmiş kitaplarda, gerekse Kur’ân’da, size Müslümanlar adını verdi. Öyleyse namazı kılınız, zekâtı veriniz ve Allah’a sımsıkı sarılınız! O, sizin dostunuzdur. Ne güzel dosttur; ne güzel yardımcıdır! HAC 78. AYET

      not tabikide olacak olmaması celişki olurdu ademden buyana din isalmdır
      İYİ DÜŞÜNCELER

      • bir kul dedi ki:

        NURİ BABA dedi ki:
        08/10/2015, 00:17 bu azına istinaden
        İ
        sterseniz size ezandan örnek vereyim…

        Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah

        Muhammed’in, Allah’ın elçisi olduğuna şehadet ederim ..

        Doğru mu ? Evet doğru…

        Siz 1400 yıldır, milyonlarca müslüman ; Hira Mağarasında Cebrailin gelip, Muhammede Tanrının elçiliğini muştuladığına şahitlik ediyorsunuz öyle mi ?

        BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN

        3:18 – Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardır.

        3:81 – Allah peygamberlerden şöyle söz almıştı: “Andolsun ki size kitab ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan (kitaplar)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde ona muhakkak inanacak ve ona yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?” demişti. Onlar: “Kabul ettik” dediler. (Allah da) dedi ki: “Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım”.

        5:48 – Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur’ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.

        5:83 – Peygamber’e indirilen (Kur’ân)i dinledikleri zaman, onun hak olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar: ” Ey Rabb’imiz iman ettik, bizi de şahitlerden yaz” derler.

        6:19 – De ki: “Şahitlik yönünden hangi şey daha büyüktür?”. De ki: “Allah, benimle sizin aranızda şahittir ve bana bu Kur’ân vahyolundu ki, onunla hem sizi, hem de sizden sonra kendisine ulaşan herkesi uyarayım. Allah’la beraber başka ilâhlar olduğuna siz gerçekten şahitlik eder misiniz?” De ki: “Ben buna şahitlik etmem”. “O, ancak ve ancak bir tek ilâhtır ve gerçekten ben, sizin ortak tuttuğunuz şeylerden uzağım”de.
        ———————————————————————–

        “Biz, Allah’a ve bize indirilene; İbrâhim, İsmail, İshak, Yakub ve onların torunlarına indirilene; Mûsâ ve İsâ’ya verilenlere, Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbirisinin arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah’a teslim olduk” deyiniz.BAKARA 136. AYET

        Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’a aittir. İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir ve sonra O, istediğini affedecek, istediğini cezalandıracaktır. Zira Allah her şeye gücü yetendir.BAKARA 284. AYET

        Peygamber ve onunla birlikte olan müminler, Rabbi tarafından ona indirilene inandılar. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar. O’nun peygamberleri arasında hiçbir ayırım yapmıyoruz ve “İşittik ve itaat ettik. Bizi bağışla ey Rabbimiz, zira bütün yolculukların varış yeri sensin” derler. BAKARA 285. AYET

        Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez. Kişinin yaptığı her iyilik kendi lehinedir, her kötülük de kendi aleyhine. Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme! Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma! Günahlarımızı affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen yüce mevlamızsın, hakikatı inkâr eden topluma karşı bize yardım et! BAKARA 286. AYET

        İYİ DÜŞÜNCELER

  15. KARACA dedi ki:

    allah yoktur deyip,peygamber ve kurana inanmayanlar kuran benzeri bir kitap yazın da bizde haklı olduğunuzu gorelim adamlar haklı kuranın insan eseri olduğu kafamıza dank etsin başlayın size 20 yıl müddet kuranın inme süresine denk zaman da verelim şayet yazamazsanız peygamber gibi uyduramazsanız sizin sahtekar iftiracı olduğunuza hükmedelim peygambermi yoksa siz mi yamanmışsınız görelim varmı peygamber gibi bir yiğidiniz sizde yoksa böyle bir yiğit yokmu hep mi işkembeden atıyorsunuz buyrun başlayın 20 sene çabuk biter

    • rammsteinn dedi ki:

      karaca
      kuranın benzerini yazın da görelim diyorsunda
      akla mantığa ters bir kitabın nereseni alıp benzerini yazacaksın?
      karılarınızı dövebilirsiniz diyor.
      biz ne diyelim? kulaklarını çekin mi diyelim.
      karılarınız tarlanız gibidir istediğiniz gibi varın diyor
      biz ne diyelim? karılarınız full muamele de bulunmak zorunda mı diyelim?
      muhammede allah bakire eşler verir diyor.
      biz ne diyelim? tanrı isterse cillop gibi manken gibi körpeler verir mi diyelim?
      yıldızlar şeytana atımlıktır diyor.
      böyle bir şeyin bırak benzerini kendine gülerler.
      ellerini ayaklarını çaprazlama kesin diyor.
      biz ne diyelim?
      birisi güneşi çamura bulanmış şekilde buldu diyor.
      bunu şimdiki ilkokul bebeleri bile güler. ama inanmazsan sonsuza kadar yanarsın dersiniz bütün gülünç satırlar biranda inandırıcı duruma gelir. sündürüle sündürüle bilimselliğe ulaşılır. bir bakarsınız dünyanın benzediği tek nesne devekuşu yumurtası olur.

      kuranın benzerini getirin diyerek komik duruma düştüğünüzün farkında değilsiniz.
      murat 131 hastasıyım. buyrun daha iyisini getirin. dünyada murat 131 e rakip olacak hiçbir araba yoktur benim gözümde. buyrun getirin bakalım daha iyisini.

      • bir kul dedi ki:

        rammsteinn dedi ki:
        10/10/2015, 15:40
        insanlık onuru diye bir şey var insan bukadarmı carpıtır viçdanını ve akıl ve mantıgını bastırarak nefsinin kölesi olur yazık cok yazık seni yaradanınla baş başa bırakıyorum
        YAHU İNANMAYYA BİLİRSİN ALLAH ZATEN İKİ YOLU GÖSTERDİM DİYOR DİLEYEN İMAN EDER DİLEYEN İNKAR EDER TABİ ÖDÜLÜNE MUTLAKA KAVUŞACAKTIR BUNDA HİÇ BİR ŞÜPHEM YOKTUR BAK YÜCELER YÜCESİ OLAN ALLAH OKADAR KENDİSİNE KENDİSİ BİLİYORKİ VAADİNİ MUTLAKA RERİNE GETİRECEK O YÜZDEN İNSAN OGLUNA İRADE VERİYOR ALLAH DİLEMEYİ DİLEMESE İDİ DİLEMEYİ VERMEZDİ BİZLERDE DİLEYEMEZ VE İRADEMİZİ KULLANAMAZDIK BUKADARMI AYDINLIKTAN KORKUYORSUN KARANLIGA DALIYORSUN YAZIK ÇOK YAZIK HİÇ BİR AKIL VE MANTIKLA BU YAZDIKLARIN OLACAK İŞ DEGİLDİR BU ANCAK VE ANCAK KÖLELEŞMİŞ BİR AKLIN VE VİCDANIN BASTIRILARAK NEFSİNE İRADESİNİ TESLİM ETMİŞ HEVA VE HEVESİYLE HAREKET EDEN BİR AKILSIZLIK HAREKETİDİR SENİN İŞİN COK ZOR BU TAVRINDAN VAZ GECMEZ İSEN YARADICINDAN UNMADGIN BİR İMTİHANIN OLACAK DURUMUN VAHİM SEN NASIL OLSA İNANMIYORSUN CİDDİYE ALMANA GEREK YOK FAKAT BEN YİNEDE SANA BİR TAVSİYEDE BULUNUACAGIM NE OLUR KENDİNE ACI KENDİNE SAYGILI OL KENDİNE KENDİN YARDIM ET BU TAVRIN YARATICININ HİÇ BİR ŞEKİLDE AFFETMEYECEGİ BİR DURUMDUR

        ÖRNEK

        TEBBET 1. AYET Ebu Leheb’in iki eli kurusun (yok olsun o); zaten yok oldu ya.

        TEBBET 2. AYET Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi.

        TEBBET (3-5) AYETE O, alevli ateşe girecektir. Boynunda hurma lifinden bir iple odun taşıyıcısı olarak karısı da.

        YAPMA BARİ İNANMIYORUM DE VE İFTİRA VE HAKARETİ YAPMA KENDİ ÖZGÜRCE SECTİGİN BU YOLDA SECİMİNE KARŞI SAYGIYI ELDEN BIRAKMADAN FİKRİNİ SÖYLE HEP ÖLCÜYÜ GÖZET ANLADIGIN BİR KONUYU ASLA CARPITMA ASLA VE ASLA AKIL VE MANTIGIN KABUL ETTİGİ HALDE AKIL VE MANTIGINI BASTIRIP NEFSİNİ KONUŞTURMA MUTLA KAVE MUTLAKA İYİ YADA KÖTÜ NE YAPTIK İSE BUNUN MUTLAKA VE MUTLAKA KARŞILIGI OLACAKTIR NE OLUR KENDİNE ACI KENDİNİ SEV KENDİN İLE BARIŞ KENDİN İLE İŞTİŞARE ET KENDİNİ ÇEK ET

        MESELA
        AKIL VEREREK KULUNA KENDİSİNE İSYAN ETMESİ BİR YANA HAKARET VE İFTİRA EDENE KONUŞMA VE İİSYAN ETME İRADESİ VERMİŞ ŞU YÜCELİGE BİR BAKSANA ŞU MUTLAK HAKİMİYETİNİ GÖR HİÇ BİR LİDER PADİŞAH DİKTATÖR BU ÖZGÜRLÜGÜ AFFETMEZ SÜRE VERMEZ ANINDA DEFTERİNİ DÜRER YÜCELER YÜCESİ OLAN RABBİMİZ ONA RAGMEN S
        ÜRE VERİYOR VE BELKİ AF DİLER DİYE KULUNA HEMEN CEZALANDIRMIYOR

        ÖRNEK

        NAHL 58. AYET Onlardan birine kızı olduğu müjdelendiği zaman, öfkesini yutkunarak yüzü kapkara olur.

        NAHL 59. AYET Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakınız ki verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!

        NAHL 60. AYET Kötü sıfat, âhirete inanmayanlar içindir. En yüce sıfatlar ise Allah’a aittir. Çünkü O, her şeyden üstündür; hikmet sahibidir.

        NAHL 61. AYET Eğer Allah, zulümlerinden dolayı insanları hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat, onları belli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.

        NAHL 62. AYET Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a mal ediyorlar. En güzel şeylerin de kendilerine ait olduğunu söylüyorlar. Şüphesiz, onlara ateş vardır ve onlar ateşte terk olunacaklardır.

        “Görmediniz mi Allah yedi göğü uygun tabakalar halinde nasıl yaratmış?” (NUH/15)
        Ve Ay’ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış. (NUH/16)
        Biz rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirip sizi onunla suladık. O suyu hazinelerde tutan da siz değilsiniz. (HİCR/22)
        Şüphesiz ki taneleri ve çekirdekleri yaran Allah’tır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkaran O’dur. İşte Allah budur. O halde nasıl yüz çevirirsiniz? (EN’AM/95)
        Göklerin ve yerin kilitleri O’na aittir. O dilediğine rızkı genişletir ve daraltır. Şüphesiz ki O, her şeyi hakkıyla bilir. (ŞURA/12)
        Güneş’e ve onun parıltısına,
        Güneş’in ardından gelen Ay’a,
        Güneş’i açıp ortaya çıkaran gündüze,
        Onu örten geceye,
        Göğe ve onu bina edene,
        Yere ve onu döşeyene,
        Nefse ve onu biçimlendirene,
        Sonra da ona kötülük ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki,
        Elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur.
        Onu kirletip gömen de ziyan etmiştir. (ŞEMS/1-10)
        Güneş de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.
        Ay’a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür.
        Ne güneşin aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler. (YASİN/38-40)
        Gece ile gündüzün değişmesinde ve Allah’ın gökten bir rızık sebebi olan yağmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır. (CASİYE/5)
        Görmedin mi ki, Allah geceyi gündüze sokuyor, gündüzü geceye sokuyor. Güneş ile ayı da emrine boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gidiyor. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (LOKMAN/29)

        ALİ İMRAN 56. AYET Kâfirlere gelince, onlara bu dünyada da, âhirette de şiddetli bir azap çektireceğim ve onlar için yardım edecek kimse de yoktur.

        ALİ İMRAN 57. AYET İman edip yararlı işler yapanlara Allah ödüllerini tam olarak verecektir. Allah, zâlimleri sevmez.

        ALİ İMRAN 58. AYET Bu bildirdiklerimizi, sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’ân’dan okuyoruz.

        ALİ İMRAN 62. AYET İşte bu, elbette en doğru haberin beyanıdır ve Allah’tan başka bir tanrı yoktur. Muhakkak ki, Allah çok güçlüdür; hikmet sahibidir.

        ALİ İMRAN 63. AYET ğer haktan yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah bozguncuları çok iyi bilendir.

        MÜDDESSİR (11-14) Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!

        İYİ DÜŞÜNCELER

      • bir kul dedi ki:

        Herşeyi yaratandır
        “Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır.” (SAFFAT/96)
        Gökleri ve yeri yoktan var eden O’dur. Eşi de olmadığı halde, nasıl olur da çocuğu olur? Her şeyi yaratan O’dur. Ve O, herşeyi bilendir. (EN’AM/101)
        İşte Rabbiniz Allah bu! O’ndan başka ilâh yoktur; O, her şeyin yaratanıdır. O’na kulluk edin, O her şeye vekildir. (EN’AM/102)
        O öyle bir ilâhtır ki, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinindir. O hiç çocuk edinmedi, hükümranlıkta ortağı yoktur. O, her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir. (FURKAN/2)
        Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: “Âdem’e secde edin” dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı. (ARAF/11)
        Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, kendilerinin aynı olan insanları yaratmaya da kadir olduğunu görüp bilmediler mi? Allah onlar için şüphe edilmeyen bir vâde takdir etmiştir. Fakat zalimler, inkârlarında yine de ısrar ederler. (İSRA/99)
        Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır. (MÜLK/14)
        O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı? (ENBİYA/30)

      • KARACA dedi ki:

        rammsteinn

        cevabını okudum,ilginç geldi,istemediğiniz hükümleri pas geçin,sen benim demek istediğimi tam olarak anlayamamışsın belli.
        yinede kabul ettiğiniz veya mantıklı bulduğunuz yerlere benzer hükümler koyun
        mesela insanın nasıl yaratıldığını nasıl izah edeceksiniz
        mesala ana rahmindeki gelişimi nasıl izah edeceksiniz
        mesela dünyanın nasıl yaratıldığını nasıl izah edeceksiniz
        kuranda vicdansızların taş gibi olduğunu bildirir
        yine rabbimiz taşların içerisinde akan nehirleri,suları örnek verir
        sizde başka bir örnek verebilirsiniz,
        vs vs vs yazın bakalım ne örnek çıkacak sen nereden çıkartıyorsun murat 131 örneğini
        yani kuranı 131 muratla bağdaştırmanı yadıgadım.gelmiş geçmiş vefat etmiş,toprağa gark olmuş nesilleri kalmamış ve kurana allaha inanmış kişileri de yaşayan kurana allaha inanan insanları da katacak olursak bilmem kaç milyar insan eder bunların hepsini senin mantığınla bakacak olsak hepsi mal bunların boşu boşuna inanmışlar gibi bir sonuç çıkıyor yani adamlar boşa kürek sallamışlar senin dediğin bu manaya geliyor.
        iyi tamamda,bunların hepsi akılsız insanlarmı ki inanmışlar ölmüş gitmişler hiçmi içlerinde aklı basan insan yoktu bunların hepsi gerizekalımıymış,sen hiç mi okumadın din alimlerini kuranı insanlara öğretenleri,
        valla hep hikaye anlatıyorsun rammsteinn yani dediğinin tutacak bir tarafı olsa adam haklı diyeceğim ama yok.
        hiçreti bilirsin okumuşsundur.kuranın en büyük delili değilmi nereden çıkartıyorsun diye sorarsan
        yahu peygamberin bir sözüyle bilmem kaç kişi pılını pırtısını toplayıp bu şehirden başka bir şehire göç ediyor ya bu adamlara ne demeli bunların hepsi gerizekalımı içlerinde hiç mi aklı basan yok yahu peygamber sen ne diyorsun bu kadar milleti sen nerden nereye götürüyorsun dememiş de peygamberin peygamberliğen inanmış,basmış gitmişler
        peygamber kuranı kendi sözleri olsaydı kim inanırdı da peşine takılır giderdi o adamlar kuranın allah tarafından gönderildiğine inanmışlar peygambere itat etmişler çekip gitmişler yaşlısı çoluklusu cocuksuzu,kadını erkeği kızı erkeği ya buna ne dersin
        hangi güç insanları bir yerden bir yere nakil edebilir,kuran allah sözü olmasa buna kim inanırda itat edip basıp giderler hiç düşünmezmisin rammsteinn
        bu gün böyle bir olay ancak silah zoruyla o da kanla gözyaşıyla olur kimse gitmek istemez o da yapılabilirse çok zor yapılabilir hemen hemen imkansız gibi bir şey
        ama pegamber zamanında adamlar peygambere uymuşlar zorlama olmadan allah inancıyla adamlar yaşadıkları yerleri terk etmiş gitmişler hiçmi uyanmıyorsun
        rammsteinn bunu sen yapabilirmisin buna gücün yetermi insanlar allahın sözüne uymuşlar basıp gitmişler kuranın gerçek allah sözü gücünü de allahtan aldığının kanıtı değilmidir.

  16. bir kul dedi ki:

    Allah’ın anılmasına tahammül edemezler

    Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, Allah da razı olmuyor. Fakat kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayı diliyor. (TEVBE/32)
    İnkâr edenler: “Bu Kur’ân-ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki üstün gelirsiniz” dediler. (FUSSİLET/26)
    Âyetlerimiz kendilerine apaçık olarak okunduğu zaman, o kâfirlerin yüzlerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: “Şimdi size ondan daha kötü olanını haber vereyim mi? O, ateştir. Allah bunu kâfir olanlara vaad buyurdu. O ne kötü bir dönüş yeridir.” (HAC/72)
    Ve kalblerinin üzerine, Kur’ân’ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur’ân’da bir tek olarak andığın zaman da ürkerek arkalarına döner kaçarlar. (İSRA/46)
    Böyle iken, Allah bir olarak anıldığı zaman ahirete inanmayanların yürekleri burkulur da, O’ndan başkaları anıldığı zaman derhal yüzleri güler. (ZÜMER/45)

    • rammsteinn dedi ki:

      hala takılmışsınız dünya nasıl yaratıldı insan nasıl oluştu diye. gidin carl sagan okuyun cosmos u izleyin. hala onbin sen önceki kafayla yaşıyorsunuz. devirler önce depremi her kavim kendince ruhsal varlıklara bağlamışlardı. yeri sallayabilme gücüne sahip olan yüzlerce değişik tanrısal güç olduğu zannediliyordu. peki şimdi var mı buna inanan?
      şimşeği çakanın tanrı olduğuna inandı insanlar. bunlardan birisi zeus tur biri allahtır.

      O’nu, gok gurlemesi hamd ile, melekler de korkularindan tesbih ederler. Onlar pek kuvvetli olan Allah hakkinda cekisirken, O, yildirimlari gonderir de onlarla diledigini carpar.

      peygamberin peşinden giden hicret edenler demişsin. muhammed 10 sene boyunca çevresinde kendine inanan 80-100 kişi bulabildi. bunların nerdeyse hepsi fakir ve kölelerden oluşuyordu. onlar için hicret demek para demekti. çünkü hicret sonrası bu kişiler haram aylarda ticaret kervanlarına saldırdı. haram aylarda kervanlarda silahlı kimse olmazdı. ama sizin peygamber bu savunmasız kervanların üzerine silahlı bu hicret etmiş kişileri gönderdi. kervanlar yağmalandı. büyük ganimetler geliyordu. peygamberin etrafındakiler parayla birlikte çoğaldı. ama bir çoğu rahatsızdı. çünkü haram aylarda savaş büyük günahtı. ama peygamber bununda çözümünü buldu hemen ayet geldi
      —-
      Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah’ı inkâr etmek, Mes-cid-i Haram’ın ziyaretine mani olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kafir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider
      —–

      yani sizin ki diyorki
      bakın haram aylarda savaş günah ama onlar çok daha büyük günah işlediler. onun için rahat olun.

      putperestlerin icadı olan haram ayların islamda aynı şekilde devam etmesi de ayrı bir konu.
      3 aylarmış. kutsal aylarmış. hepsi nin kaynağı paganizm.

      putperestler
      gökten düşmüş taşı yüzlerce sene öptü. şimdi müslümanlar binlerce senedir aynı taşı öpüyor.

      allahta kuran da demiyor ki;
      bu taşı putperestler öpüp okşuyor böyle bir saçmalığa devam etmeyin.

      diyemez çünkü muhammet de çok iyi biliyordu. insanlar alışkanlıklarında vazgeçemez.
      öpen öpmeye devam etsin dedi.

      yazdıklarıma iftira miftira diyeceksiniz ama bunlar turan dursunun yazdıklarıdır. onun yazdıklarına karşı onu öldürdüler.
      büyük din aliminiz olan süleyman ateş bile bu adamın karşısına çıkamadı. turan dursun bütün din alimlerine meydan okudu. çıkalım tv de herkesin önünde gerçekleri konuşalım dedi. ama kimse çıkamadı karşısına.
      çünkü dedikleri doğruydu.

      • NURİ BABA dedi ki:

        Sevgili Dost ; eğer bir teist olsaydım, senin yazdıklarını çürütmek için başlardım araştırmaya, sorgulamaya…

        Kabe ne zamandır var ?
        Ne zamandır ibadet ediliyor ?
        Uzun zaman müslümanlar neden Kudüs’e dönerek namaz kıldılar ?
        Sonra neden yine Kabe’ye döndüler ?
        Tanrı’nın yarattığı şeytan neden taşlanıyor ?
        Yoksa şeytanı başka bir tanrı mı yarattı ?

        Ama bu ve benzerlerini sorgularken, asla muhammedin masal kitabından destek almayı düşünmezdim…

        Zira bilirdim ki ; “”Dünyada hiç bir nesne, kendine referans olamaz.””…!!!

        Saygılarımla…

      • bir kul dedi ki:

        rammsteinn dedi ki:
        11/10/2015, 18:20 BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN

        Bir profesörün öğrencilerine verdiği mesaj…
        Bilgisayar Mühendisi Arkadaşlar,
        İnşallah iyi bir donanımcı veya iyi bir programcı veya iyi bir networkçü veya iyi bir systemadministrator olacaksın..
        Yanlız şu mühim meseleleri sakın aklından çıkarma: Bu kâinatın öyle bir donanımcısı vardır ki, bütün mevcudâtı ve içinde yer yüzünücreate etmiş, güneşi bir powersource, ayı bir systemclock yapmış. O powersource’dır ki kesintiye uğramaz ve o systemclocktur ki şaşmaz ve şaşırmaz, o donanımcının ilminin ve san’atının nihayetsizliğini gösterir.
        Bu zât aynı zamanda öyle yüce bir programcıdır ki, şu muazzam dünya üzerinde çalışacak şekilde koca hayat programını yazmış, yüzbinlerce yıldan fazladır, error verdirmeden, crash ettirmeden çalıştırıyor. Eğer onun ne kadar iyi bir programcı olduğunu da anlamak istersen, önce kendine bak. Gözünle göremediğin küçücük bir hücrene bütün kodunu save etmiş ve yine o küçücük hücrende execute ettiriyor. Madem ki DNA’nin bir program olduğu apaçıktır, ve bir program programcısız olamaz demek ki senin programcılığın o büyük zâtın programcılığına ancak bir ayna hükmündedir.
        Yine senin bütün hücrelerinden oluşturduğu network’ün içinde hadsiz protokollerle o hücreleri konuşturduğu gibi, madem ki senin de diğer insanlarla türlü dillerde ve protokollerde konuşabilmen için gerekli donanımı yanına vermiştir, aynen öyle de gördürüyor, konusturuyor ve dinletiyor. Ve madem ki sen etrafındaki bütün cisimlerden haber alasın diye ışık, ses gibi türlü mediayı hazırlamış kullandırıyor, ve sen bunları keşfeder, kullanır fakat bir yenisini ekleyemezsin, o halde öyle büyük bir network uzmanı zât vardır ki senin her türlü ihtiyacını bilir, ona göre teçhizatını verir. Senin networkçülüğün ancak onun, sonsuz ilminden sana verdiği bir küçük parça ve bir büyük nimettir.
        Arkadaş, aldanma! Şu güzel dünya hayatı programı bir limitedtrialversion’dur, görüyorsun ki elde ettiğin malı mülkü hiç bir surette save edemiyorsun. Öyle ise, bu kâinat yazılımını yazanı tanı. Hem hiç mümkün müdür ki bir programcı bu kadar güzel bir program yapsın ve yaptığı programda about kesimi koyup kendini tanıttırmasın. Öyle ise bu kâinatın en büyük donanımcısı, programcısı, networkçüsü ve systemadministrator’u olan zâtın her yere işlediği about kesimlerini gör, öğren, fullversiyonunu kazanmak için çalış. Unutma ki hiç bir hareketin atlanmadan çok dikkatli loglar tutuluyor. Bu loglarherşeye gücü yeten o systemadministratortarafindan kontrol edilecektir.Yazar : Mustafa

        GELENEK VE ÇAĞDAŞLIĞIN DİNLE İLGİSİ
        Gelenek ve çağdaşlık genelde taban tabana zıt kavramlardır. Bu ikisinin ortak noktası, dinin en büyük düşmanları olmalarıdır. Geleneğin kökü çok güçlüdür, kuvvetini tarihten alır. Gelenek insanların yaşam tarzını oluşturduğundan ondan vazgeçmek öyle sanıldığı gibi kolay değildir. Çünkü insan doğduğu çevreden, içinde bulunduğu ortamdan otomatik olarak etkilenir. Dinde sadece Kuran`a tabii olmayı ve O`nun tek kaynak olduğunu bir hristiyana anlatmak ve onun da bunu kavraması, gelenekçi yapıya sahip birine anlatmaktan çok daha kolaydır. Bunun nedeni o hristiyanın gelenek içinde büyümemesindendir. Geleneklerin tümü kötü değildir hatta bir çok güzel geleneğimiz de vardır. Gelenek dine müdahele ederse, Kuran`a karşı geleneği savunursa kötüdür. Allah, Kuran`da örneğin zina etmenin cezasını dövme cezası ile açıklamışken, sen kalkıp da geleneğe uyarak recm (taşlayarak öldürme) cezasını uygularsan olmaz. Geleneği Allah`ın Kuran`ına tercih etmiş olursun. Bu bağlamda gelenek dinin düşmanıdır.
        Çağdaşlık, geleneğin zıttı bir görüştür. Burada önemli olan o devirdeki düşüncelerdir, hareketlerdir. En doğrusunun bu olduğu savunulur. Çağdaşlık bir toplumun gelişmesi açısından çok önemlidir. Hepimiz kendimizi çağdaş anlamda geliştirmeliyiz. Toplumun bazı kesimleri ise çağdaşlığı dinin alternatifi olarak görürler. Kuran`ın o devir için indiğini ve geçerliliğini kaybettiğini savunurlar. Allah`ın yasakladığı birçok şeyin o zamanla ilgili olduğunu söylerler. Allah`ın emirlerinin de örneğin namazın, o zamanki Arapların hareketsizliğinden, abdestinse yine zamanın insanının pisliğinden dolayı indirildiğini, bu devrin insanınsa hem temiz olduğu hem de hareketli olduğundan ayetlerin hükümlerinin geçersiz olduğu söylenir. Yine aynı şekilde o zaman pis ortamda olan domuzlar, zamanımızda temiz ortamda büyütüldüğünden yenilebileceği hükmüne varırlar. Homoseksüellikle ilgili hümanist düşünceleri olduğunu açıklarlar, oysa ki Allah onlara yaptırım uygulayın der.
        Çağdaşlık adı altında yapılan bütün bu söylemler, olayı din düşmanlığına götürür. Yoksa hiçbir müslüman çağdaşlığa karşı değildir. Karşı olunan nokta, aynı gelenekçilikte olduğu gibi çağdaşlığın Allah`ın indirdiğine karşı olunan noktada başlar.

        NOT COK KOMİK DURUMDASIN SEN ŞİMDİ BİLGİSAYARIN KARŞISINDA KILAVYEYLE YAZI YAZACAKSIN YAZAN KİŞİNİN SAHİBİ BİLGİSAYARMI OLACAK SENMİ APTALSIN BENMİ HANGİ CAGDA YAŞIYORSUN KARŞINDAKİNİN APTAL OLDUGUNU HANGİ SOMUT VERİLERİNLE CÜRÜTTÜNDE BİZİ İKNA ETTİNDE BİZDE KÖRÜ KÖRÜNE YANLIŞ OLAN BİR KONUYU DOGRULTMADIK SEN KILAVYE ARACILIGIYLA İNTERNETTEN BU SİTEYE ULAŞTIRACAKSIN ULAŞTIRAN SEN OLACAKSIN BİR VİDEO KOYACAKSIN KOYDUGUN O VİDEODAKİ TÜM SESLER SANA AİT OLACAK BENDE DİYECEGİMKİ HEY SEN NEDEDİGİNİN FARKINDAMISIN KAFAYIMI YEDİN BU SES SENİNDEGİL BİGİSAYARIN DOGASINDAVARDI ZATEN ONDANCIKIYOR HANGİ ÇAGDA YAŞIYORSUN ARKADAŞ DEYİP SENİ APTAL YERİNE KOYMAYACALIŞSAM NEDERSİN BANA O YILDIRIMI KİM VARETTİ O YAGMUR BULUTUNUN OLUŞMASINI KİM VAR ETTİ ONLARIN İÇİNDEN CIKAN SİSTEMİ KİM VAR ETTİ EGER BUNLARA TESADÜFDERSEN HİÇ KUSURA BAKMA BEN APTAL DEGİLİM APTAL OLMAKTA NİYETİNDE DEGİLİM APTAL KALMAK İSTEYENLERİN APTAL OLMAK İÇİN UGRAŞMALARINIDA HİÇ AMNLAMIŞ DEGİLİM BENİM AKLIMDAN ZORUM YOK BENKENDİ BENLİGİMİN HAYSİYETİNE YAKIŞIR AKIL VE MANTIKLA HAREKET ETMEK İÇİN HERŞEYİ SORGULAR NECAHİL NEDE YOBAZ NEDE SALAK OLMAKMAK İÇİN BANA BAH ŞEDİLEN TÜM DONANIMLARIMI EN İYİ BİRŞEKİLDE KULLANIRIM

        ŞİMDİ BİR ÖRNEK

        MESELA SİZLER RUHU REDDEDİYORSUNUZ HEPİNİZ OLMAYA BİLİR BİR KISMINIZ
        GÖRMEK NASIL OLUŞUR
        DIŞARIDAN GELEN IŞIK FOTONLARININ GÖZ RETİNASINDAN SİNİRLER ARACILIGIYLA BEYİNDEKİ GÖRME MERKEZİNE ULAŞIR ORADADA O ŞEY NE İSE O ŞEKLİ ALIR YANİ NESNE LEŞİR MESELA ELMA OLUR ARMUT OLUR VS PEKİ BU GÖRÜNTÜYÜ GÖZ GÖRMÜYORSA BU GÖRÜNTÜLERİ KİM GÖRÜYOR TABİKİDE RUH BÖRÜYOR ACIDA BÖYLETATLIDA BÖYLE SEVİNCTE BÖYLE HÜZÜNDE BÖYLE ŞİMDİ BU SİSTEMİ OLUŞTURAN KİM BU SESİ BENDEN CIKARMAMI SAGLAYAN KİM

        ÖRNEK BİLGİSAYAR
        SÖK BAKALIM ONUN İÇİNDE YAZI GÖRÜNTÜ DENİZ KUŞ BALIK İNSAN GÖRE BİLECEKMİSİNİZ SİDDİNSENE DE GECSE BİLGİSAYARIN İÇİNDE BUNLARI GÖREMEZ VE DE BULAMAZSINIZ FAKAT HARDDİSKTEKİ VERİLER NE İSE ONU KABLOLAR ARACILIGIYLA GÖRÜNTÜYE DÖNÜŞEREK EKRANA GELİR MESELA EKRANA BULUTLAR GELDİ VE ŞİMŞEK CAKTI BUNU SENCE KİM CAKTIRDI ŞİMDİ BANA SÖYLERMİSİN AKIL VE MANTIGININ SINIRLARINI TERK ETMEDEN NEFSİNİDE HAPSEDEREK VİCDANINIDA HAKEM YAPARAK CEVAP VERİRMİSİN
        NOT
        FELÇ OLAN BİR KİŞİ NEDEN FELÇLİ OLAN YERLERİNİ HİSSETMEZ ACI DUYMAZ O AZASIYLA HİSSETMEZ EGER ACI HİS GİBİ OLAYLARI BEDEN HİSSEDİYOR OLSAYDİ FELÇ DENEN BU DURUM OLUŞMAZDI OLUŞAN HERŞEY BEYİNDE OLUŞUR VE BİZ O HANGİ AZAMIZ İSE ÖRNEK
        BURUN YADA DİL O ŞEYİ ARACIYLA YOKLAR BEYNE O SİNYALİ GÖNDERİR BEYİNDE O ŞEY NE İSE ONU BİZE SÖYLER İNŞAALLAH BUNDAN SONRADA BU SAÇMA DÜŞÜNCENDEN BAHSETMEZSİN YILDIRIMIN BİR SAHİBİ VAR OLMALI DEGİL SAHİBİ VAR O ILDIRIM KENDİLİGİNDEN OLUŞMUYORKİ KENDİKENDİNİ OLMAYANHERHANGİ BİRŞEY NASIL OLUŞABİLİR EGER OLUŞA BİLİR DERSENİZ CAK YAZIK PROGRAMCILARA İFTİRA ATMIŞ OLURSUNUZ YANİ ŞUNU DEMİŞ OLURSUNUZ BU BİLGİSAYARIN İÇİNDEKİ BİLGİLER KENDİLİGİNDEN OLUŞTU BUNA DA KUSURA BAKMAYIN DİYEN KİŞİLERE CAHİL AHMAK AKILSIZ SEN KAFAYIMI YEDİN NE SACMALIYORSUNUZ GİBİ ŞEYLER SÖYLERLER SAYGIYI ELDEN BIRAKMAYANLAR İSE EN HAFİF TABİRİYLE SENİN AKLINDAN ZORUNMU VAR SEN KÜÇÜKKEN ÇİDDİ BİR HASTALIK GECİRDİNMİ GİBİ SORULAR AKLA GELİR YADA BİZZAT SÖYLERLER CÜNKİ AKIL VE MANTIK ASLA AKLA UYMAYAN MANTIGIN KABUL ETMEDİGİ ASLA VE ASLA DELİLLENDİREMEDİGİ ÖRNEKLEYEMEDİGİ SAGLAMASINI YAPAMADIGI BİR KONUYU GERCEKMİŞ GİBİ KABULLENEMEZ KABULLENMEZ REDDEDER
        CÜRÜTÜR
        İYİ DÜŞÜNCELER

  17. bir kul dedi ki:

    Kur’an hakkında şüphe içindedirler
    İnkâr edenler de, kendilerine ansızın kıyamet gelinceye veya akîm (kısır) bir günün azabı gelinceye kadar, Kur’ân’dan şüphe etmekte devam edip giderler. (HAC/55)

    Öğüt almazlar
    Hayır, hayır, O kur’ân kuşkusuz bir öğüttür.
    Dileyen onu düşünür. (MÜDDESSİR/54-55)
    Kendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar. (SAFFAT/13)
    Ve kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler. (YASİN/46)

    Dini ve iman edenleri alaya alırlar
    Bir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar. (SAFFAT/14)

    Güvenilmez kişilerdir
    Bir mümin hakkında ne bir yemin gözetirler, ne de bir antlaşma. Bunlar işte böyle haddi aşan kimselerdir. (TEVBE/10)
    Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın halde her defasında antlaşmalarını bozarlar ve bundan hiç çekinmezler. (ENFAL/56)
    Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra Allah’a verdikleri sözü bozarlar. Allah’ın birleştirmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabalık bağlarını) keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır. (BAKARA/27)
    Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma. Çünkü Allah güzel davrananları sever. (MAİDE/13)
    Sana “Peki” derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin (gündüz) söylemiş olduklarının tersini kurarlar. Allah onların geceleyin tasarladıklarını yazıyor. Sen onlara aldırma. Allah’a güven. Vekil olarak Allah yeter. (NİSA/81)
    Onların çoğunda, sözde durma (diye bir şey) bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk. (A’RAF/102)
    O fasıklar hem bunları tanımıyacaklar, hem de ne zaman bir ahd üzerine antlaşma yapsalar, her defasında mutlaka içlerinden bir güruh çıkıp onu bozacak ve atıverecek öyle mi? Hatta az bir güruh değil, onların çoğu ahit tanımaz imansızlardır. (BAKARA/100)

  18. bir kul dedi ki:

    Allah’ın ayetlerini çarpıtmaya çalışırlar

    Onlar ki, Allah yolundan döndürmeye çalışırlar ve o yolu eğri büğrü yapmak isterler. Üstelik onlar, evet onlar ahirete de inanmazlar. (HUD/19)
    Âyetlerimizi tartışarak bozmaya uğraşanlara gelince, işte onlar cehennemliktirler. (HAC/51)
    Onlar, o kimselerdir ki dünya hayatını ahirete tercih ederler, (insanları) Allah’ın yolundan çevirirler ve onun eğrilmesini isterler. İşte bunlar, çok büyük bir sapıklık içindedirler. (İBRAHİM/3)
    İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra kendilerine bir rahmet tattırdığımız zaman, âyetlerimiz hakkında derhal bir takım hilekârlıklara girişirler. De ki: “Allah’ın hilesi daha çabuktur. Haberiniz olsun ki elçilerimiz yaptığınız hileleri yazıp duruyorlar”. (YUNUS/21)
    Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolun eğriliğini arayarak öyle her yolun başında oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın ki bozguncuların sonu nasıl olmuştur. (A’RAF/86)

  19. bir kul dedi ki:

    Yalan yere yemin ederler

    Eğer verdikleri sözden sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o küfür öncülerini hemen öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Ola ki, vazgeçerler. (TEVBE/12)

  20. bir kul dedi ki:

    Allah ve din hakkında bilgileri olmadığı Halde tartışırlar

    Hem müşrikler dediler ki: “Hayat, ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak geçen zaman yokluğa sürükler. Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece böyle zannederler. (CASİYE/24)
    Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: “Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti.” derler. De ki: “Allah kötülüğü emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” (A’RAF/28)
    İşte siz böylesiniz. Haydi biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız, ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. (AL-İ İMRAN/66)
    Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük bir iftiradır. Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar. (KEHF/5)
    Görmediniz mi ki, Allah göklerde ve yerde ne varsa hepsini sizin hizmetinize vermiş, gizli ve açık olarak nimetlerini üzerinize yaymıştır. Bununla beraber insanlar içinde kimi de var ki, ne bir ilme, ne bir mürşide ve ne aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında mücadele ediyor. (LOKMAN/20)
    İnsanlardan kimi de vardır ki ne bir bilgiye, ne bir delile, ne de aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışır. (HAC/8)

  21. bir kul dedi ki:

    Allah yolundan saptırmaya çalışırlar
    Allah’ın âyetlerini az bir çıkara değiştirdiler de Allah yolundan engellediler. Gerçekten de bunlar ne fena şeyler yapageldiler. (TEVBE/9)
    Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve onu eğlence yerine tutmak için laf eğlencesi (veya boş söz) satın alırlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azab vardır. (LOKMAN/6)
    Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki şehvetlerine uyanlar ise, sizin doğru yoldan büyük bir meyl ile sapmanızı istiyorlar. (NİSA/27)
    Onlar ki, Allah yolundan döndürmeye çalışırlar ve o yolu eğri büğrü yapmak isterler. Üstelik onlar, evet onlar ahirete de inanmazlar. (HUD/19)
    Onlar, Allah’ın yolundan men ederler ve onu eğriltmek isterler, ahireti de inkâr ederlerdi”. (A’RAF/45)
    Bunu söylemelerinin sebebi şu: Kıyamet günü, kendi günahlarını tam olarak yüklendikten başka, bilgisizlikleri yüzünden saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat edin, yüklendikleri günah ne kötüdür! (NAHL/25)
    İnkâr eden ve (insanları) Allah yolundan çevirenler, diğer kimseleri de bozdukları için onlara azab üstüne azab artırdık. (NAHL/88)
    Çalım atarak ve halka gösteriş yaparak yurtlarından çıkanlar ve Allah yoluna engel koyanlar gibi olmayın. Allah onların bütün yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır. (ENFAL/47)

  22. bir kul dedi ki:

    İman etmek için mucize görmek isterler
    Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?” De ki: “Şüphesiz ki Allah, bir mucize indirmeye kâdirdir, fakat çokları bilmezler”. (EN’AM/37)
    Bilgiden nasibi olmayanlar da “Allah bizimle konuşsa ya, yahut bize de bir mucize gelse ya!” dediler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişlerdi. Onların kalbleri birbirlerine benzedi. Gerçekten de yakîne ermek (hakikati bilmek) isteyen bir kavim için biz mucizeleri çok açık seçik gösterdik. (BAKARA/118)
    Kâfirler şöyle dediler: “Sen, bizim için yerden suyu kesilmeyen bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.”
    “Veyahut hurmalıklardan ve üzümlüklerden senin bir bahçen olsun da ortasından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın.”
    “Yahut söyleyip zannettiğin gibi, göğü başımıza parça parça düşüresin veya Allah’ı ve melekleri söylediğine şahit getiresin. ”
    “Yahut altından bir evin olsun, ya da göğe çıkmalısın. Ona çıktığına da asla inanmayız. Ta ki bize, okuyacağımız bir kitap indiresin.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan başka bir şey değilim.” (İSRA/90-93)
    Bununla beraber, bize kavuşmayı ummayanlar “Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik” dediler. Andolsun ki, doğrusu nefislerinde kendilerini büyük gördüler ve büyük azgınlık ettiler. (FURKAN/21)
    “O’na bir melek indirilmeli değil miydi?” dediler. Eğer bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu, sonra kendilerine hiç göz açtırılmazdı. (EN’AM/8)
    Bir de “Ona Rabbinden daha başka bir âyet indirilse ya!” diyorlar. De ki: “Gaybı bilmek ancak Allah’a mahsustur, bekleyiniz bakalım, ben de sizinle beraber bekleyeceğim şüphesiz.” (YUNUS/20)
    Müşrikler, kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair en ağır yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır”. Onlara mucizeler geldiğinde de iman etmeyeceklerini siz nerden bileceksiniz? (EN’AM/109)

  23. bir kul dedi ki:

    Hakkı göremezler
    Onlara: “İnsanların (müslümanların) inandığı gibi inanın.” denilince, “Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?” derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler. (BAKARA/13)
    Hud: “O azabın ne zaman geleceğine dair ilim Allah katındadır. Ben size benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.” dedi. (AHKAF/23)

  24. bir kul dedi ki:

    Şehvetlerine düşkündürler
    Çünkü siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere gidiyorsunuz. Belki de siz haddi aşan bir kavimsiniz. (A’RAF/81)
    Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki şehvetlerine uyanlar ise, sizin doğru yoldan büyük bir meyl ile sapmanızı istiyorlar. (NİSA/27)

  25. bir kul dedi ki:

    Ruh halleri sıkıntılıdır

    Allah kimi hidayete erdirmek isterse, onun gönlünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, sanki göğe yükseliyormuş gibi, göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Allah, inanmayanları işte böyle pislik içinde bırakır. (EN’AM/125)

  26. bir kul dedi ki:

    Hemen ümitsizliğe kapılırlar

    Ve şayet insana tarafımızdan bir rahmet tattırır, sonra da onu kendisinden geri alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör bir kimse olur. (HUD/9)
    Biz insana nimet verdiğimiz zaman, Allah’ı anmaktan yüz çevirip uzaklaşır. Ona fenalık dokununca da ümitsizliğe kapılır. (İSRA/83)
    Bir de biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona güveniyorlar da; ellerinin önceden yaptığı şeyler sebebiyle başlarına bir fenalık gelirse, hemen her ümidi kesiveriyorlar. (RUM/36)

  27. bir kul dedi ki:

    Kibirli ve şımarıktırlar

    Biz, maişetleriyle şımarmış nice memleketi helak etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz varis olmuşuzdur. (KASAS/58)

    Karun, Musa’nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona demişti ki: “Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.” (KASAS/76)

  28. bir kul dedi ki:

    Yoksullara yardım etmezler

    Onlara: “Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın” dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: “Allah’ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?” dediler. (YASİN/47)
    “Yoksula da yedirmezdik.” (MÜDDESSİR/44)
    İşte o, öksüzü iter, kakar.
    Yoksulu doyurmaya önayak olmaz. (MA’UN/2-3)
    Ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler). (MA’UN/7)

  29. bir kul dedi ki:

    İnsanların haklarını yerler

    Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.
    Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar.
    Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı? (MUTAFFİFİN/2-4)
    Öksüzlere mallarını verin ve kötüsünü (onlara vererek) iyisiyle değiştirmeyin. Onların mallarını, kendi mallarınıza karıştırıp yemeyin. Zira bu, büyük bir günahtır. (NİSA/2)
    Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik): “Ey kavmim, dedi, Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi: Ölçüyü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin, düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın; eğer inanan (insan)lar iseniz, böylesi sizin için daha iyidir!” (A’RAF/85)

  30. bir kul dedi ki:

    Haklıdan değil güçlü gördüklerinden yanadırlar

    Firavun ve adamlarının kendilerini belaya uğratacağı korkusundan dolayı Musa’ya kendi kavminin bir oymağından başka kimse iman etmedi. Çünkü orada Firavun çok üstün idi ve o kesinlikle aşırı giden taşkınlardandı. (YUNUS/83)
    Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. (NİSA/139)

  31. bir kul dedi ki:

    Dünyadaki tüm uğraşıları boşa gidecektir

    Fakat onlar öyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşuna gitmiştir. Zaten bütün yaptıkları da batıldır. (HUD/16)
    Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar. (AL-İ İMRAN/117)
    De ki: Amelleri en çok boşa gidenleri size bildirelim mi?
    Onların dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar güzel işler yaptıklarını sanıyorlardı.
    İşte onlar, Rabblerinin âyetlerini ve O’nun huzuruna çıkacaklarını inkâr etmişlerdir de bu yüzden iyilik altında yaptıkları bütün amelleri boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü onlar için hiçbir ölçü tutturmayız. (KEHF/103-105)

    Not: Burada bulunan ayetler ve konular sınırlıdır. Tamamı için Kuran-ı Kerim Meali’ni bütün olarak okumanızı tavsiye ederiz.

  32. bir kul dedi ki:

    Onlara âyetlerimiz apaçık okunduğu zaman, inkârcıların yüzündeki hoşnutsuzluğu hemen fark edersin. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: “Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah’ın inkâr edenler için belirlediği ateş! Gidilecek ne kötü bir yerdir!” HAC 72. AYET

  33. bir kul dedi ki:

    Onların kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. Yalan söylediklerinden dolayı, onlara acı veren bir azap vardır.BAKARA 10. AYET

    Onlara, “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın!” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edici kimseleriz” derler.BAKARA 11. AYET

    Onların bozguncu olduklarını iyi bilin. Lâkin onlar bunun farkında değillerdir.BAKARA 12. AYET

    Onlara, “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin!” dendiğinde, “Biz hiç beyinsizlerin iman ettikleri gibi iman eder miyiz!” derler. Biliniz ki, beyinsizler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler.BAKARA 13. AYET

    İman edenlerle karşılaştıkları zaman, sözde: “Biz de iman ettik” derler. Elebaşılarıyla, liderleriyle baş başa kaldıkları zaman: “Biz sizinle beraberiz. Sadece onlarla alay ediyoruz.” derler.BAKARA 14. AYET

    Allah onlarla alay ediyor ve taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarına süre tanıyor.BAKARA 15. AYET

    İşte onlar, doğru yola karşılık sapıklığı satın alanlardır. Onların bu ticareti kazançlı olmayacak ve doğru yolu da bulamayacaklardır. BAKARA 16. AYET

    Onların durumu, bir ateş yakan kimseye benzer. O ateş yanıp etrafını aydınlattığında, Allah hemen onların aydınlığını giderir ve onları hiçbir şey göremeyecekleri karanlıklar içinde bırakır.BAKARA 17. AYET

    Onlar manen sağır, dilsiz ve kördür; gerçeğe dönmezler.BAKARA 18. AYET

    Yahut onların durumu, gökten sağanak halinde boşalan, içinde yoğun karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan fırtınaya tutulmuş insana benzer. O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.19. AYET

    Neredeyse gözlerini kapıverecek olan şimşek önlerini aydınlattığında onun ışığında yürürler; üzerlerine karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların kulaklarını sağır, gözlerini kör ederdi. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.BAKARA 20. AYET

    Ey insanlar! Sizi de sizden öncekileri de yaratan Rabbinize ibadet edin ki, korunabilesiniz.BAKARA 21. AYET

  34. bir kul dedi ki:

    Batı’nın tarihindeki utanç: İnsan hayvanat bahçeleri
    BU ESİNTİ TARWİNİN SÖZÜM ONA EVRİM MASALI ADI ALTINDA BİR SAHTEKARLIK LA SÖZDE BİLİMİ DE KATARAK BİLİME ENKÖTÜ BİR ŞEKİLDE ALET ETMİŞTİR İŞTE SAHTE BİLİM ADAMLARI İLE GERCEK BİLİM ADAMLARININ ARASINDAKİ EN BARİZ EN ACIK FARK BİRİ BİLİM MASKESİ İLE İNSANLIGI KANDIRAN ZÜMRE YALANCILARIN MUMU YATSIYA KADAR YANAR
    http://www.hicretder.org.tr/mobile/index.php?sayfa=haberdetay&haberid=6620

    https://abagond.wordpress.com/2012/07/25/human-zoos/

    İsterdim ki size bahsedeceğim hayvanat bahçeleri bu kadarla sınırlı kalsın. Ama öyle değil…
    Aşağıdaki resimde 1958 yılında Belçika’da bir hayvanat bahçesi (HUMAN ZOO) görülüyor. Burada bir kafese konulan, dünya tatlısı bir zenci çocuğa adeta hayvan muamelesi yapılıyor ve bir maymuna yem verilir gibi yiyecek veriliyor.

    Bilim dışı, vahşice, akla ve vicdana sığmayan bu garip uygulamanın sebebi ise Sosyal Darwinizm…
    İnsanları sözde canlı ara-geçiş formu diye hayvanat bahçelerinde sergileyen utanç verici Darwinist zihniyetten dolayı yıllarca insanlara ten renkleri, kafatası boyutları ya da boyları nedeniyle hayvan muamelesi yapıldı.
    Darwin İnsanın Türeyişi kitabında, insanın maymun benzeri canlılardan evrimleştiğini iddia etmişti. O yüzden evrimciler yıllarca bilimsel olmayan bu senaryoyu destekleyecek fosiller aradılar. Bazı evrimciler ise bu senaryoya uygun fosilbulamayınca “yarı maymun-yarı insan” canlıların dünyanın farklı bölgelerinde yaşıyor oldukları yalanını uydurdular.
    İşte 20. yüzyılda insanları kafese koyan çarpık zihniyet bu garip mantığa dayandırılıyordu.
    Bu zalimce ve cahilce düşüncenin sonucu olarak Ota Benga adlı bir pigme “canlı ara geçiş formu” gibi insanlara tanıtıldı.

    (1906 yılında Ota Benga’nın Bronx hayvanat bahçesinde çekilen bir fotoğrafı)
    Ota Benga, 1904 yılında Samuel Verner adlı evrimci bir araştırmacı tarafından Kongo’dan getirilip zalimce zincirlenerek kafese kondu. Birkaç şempanze, bir goril ve bir orangutan ile birlikte “insanın eski ataları” adı altında kafes içine alınarak hayvanat bahçesindeki ziyaretçilere sergilendi.
    Ota Benga herkes gibi ailesi, arkadaşları olan, Allah’ın ruh verdiği bir insan olmasına rağmen sadece farklı bir ırktan yani pigme olduğu için hayvan muamelesine layık görüldü.
    St. Louis Dünya Fuarı’ndaçeşitli maymun türleriyle birlikte kafese konularak “insana en yakın ara geçiş formu” olarak sergilendi.
    ArdındanNew York’taki Bronx hayvanat bahçesine götürülerek sergilenen Ota Benga ziyaretçiler tarafından sürekli aşağılandı.
    Sayın Adnan Oktar ‘Darwinizm’in İnsanlara Getirdiği Belalar’ isimli kitabında Ota Benga’nın yaşadığı bu sıkıntılardan detaylı olarak bahsetmekte ve New York Timesgazetesinden şöyle bir alıntı yapmaktadır:
    New York Timesgazetesinde Ota Benga’yı ziyaret edenlerin rahatsız edici tavırlarınışöyle geçiyordu:
    … parkta 40.000 ziyaretçi vardı. Bu kalabalıktaki hemen hemen her erkek, her kadın ve her çocuk parktaki Afrikalı vahşi adamı görmek için maymun kafesini ziyaret ediyordu. Uluyarak, alay ederek, bağırıp çağırarak pigmeyi rahatsız ediyorlardı…
    Bu utanç verici uygulama yıllarca sürdü. Kongo’dayken evli ve iki çocuk sahibi olarak yaşamış bir insanı hayvan kafesine koyarak onunla dalga geçtiler, hayvana bile uygulanmayacak aşağılayıcı muamelelerde bulundular. Bu zalimce uygulamalara dayanamayan Ota Benga 1916 yılında intihar etti.
    İnsanların hayvanat bahçelerinde sergilenmesi bununla sınırlı kalmadı…
    DARWİNİZM ve HAYVANAT BAHÇELERİNDE SERGİLENEN İNSANLAR!
    Darwin’in bilim dışı teorisine göre Avrupalı olmayan ırklar henüz evrimini tamamlamamış aşağı ırklar olarak görülüyordu.
    O yüzden zenci Afrika yerlileri, kızılderililer, Eskimolar, Aborjinler, Hintliler gibi birbirlerinden farklı görünümde olan insanlar ‘canlı ara-geçiş formu’ olarak sergilenmeye devam etti.
    1889 Paris Dünya Fuarında 28 milyon insan farklı ırklardaki 400 kişinin hayvan gibi gösterildiği sergiyi ziyaret etti.
    1896’da Cincinnati hayvanat bahçesinde bir kızılderili kabilesi olan Siyular sergilendi.
    Fransa, Belçika, New York, Almanya, Kolombiya, Hamburg, Anvers, Barselona, Londra, Milano, Varşova gibi Avrupa’nın çeşitli ülke ve şehirlerinde de insanların kafese alındığı ‘HUMAN ZOO’ ismini verdikleri insan hayvanat bahçeleri veya sergiler bulunuyordu. Her birinin yaklaşık 300 bin ziyaretçisi bulunuyordu.
    Aşağıdaki fotoğraflara dikkatlice bakın… Cahilce Darwinizme inanılması yüzünden insanlara nasıl zulmedildiğini görün…

    İnsan hayvanat bahçesinde sergilenmek üzere esir edilen bu grup ise Sri Lanka’dan…

    Bu fotoğrafta Hindistanlıların kendi ülkelerinden uzak bir sergide esir edilerek şov yapmaya zorlandıkları görülüyor…

    Etiyopya’nın Oromo bölgesinden getirtilerek sergilenen insanlar…

    Bu fotoğrafta Hindistanlıların kendi ülkelerinden uzak bir sergide esir edilerek şov yapmaya zorlandıkları görülüyor…
    IRKÇILIK SAHTE BİLİM DESTEĞİYLE NASIL MAKUL HALE GETİRİLDİ?
    Darwin’e göre kayırılmış ırklar, Avrupalılardı. Afrikalılar, Kızılderililer, Avustralya yerlileri ve diğer her türlü yerli halk ise evrim sürecinde geri kalmış ırkları oluşturuyorlardı. Bu geri kalmış ırkların ise hayvandan farkı olmadığı iddia ediliyordu. O yüzden sözde geri ırkların bir hayvan gibi ehlileştirilmesi, köle olarak kullanılması, topraklarına el koyulması hatta öldürülmeleri gerektiği düşünülüyordu.
    İşte ırkçılığın ‘sahte bilim’ desteğiyle makul hale getirilmesi Darwin’in bu çarpık mantığıyla oldu.
    Darwin ‘İnsanın Türeyişi’ isimli kitabında Avrupa ırkları dışında kalan insanları, kendince “elimine olacak aşağı ırklar” olarak şöyle tanımlamaktaydı:
    “Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler ve onların yerine geçecekler. Öte yandan insansı maymunlar da… kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek. Bu sayede ortada şu anki Avrupalı ırklardan bile daha medeni olan ırklar ve şu anki zencilerden, Avustralya yerlilerinden ve gorillerden bile daha geride olan babun türü maymunlar kalacaktır.” (Charles Darwin, İnsanın Türeyişi İngilizcesi, 2. baskı, 1874, s. 178)
    İşte Darwin’in ‘insansı maymunlar’ olarak ifade ettiği kategoriye giren zenciler bu bilim-dışı mantık yüzünden yıllarca hor görülüp aşağılandı ve insan-hayvanat bahçelerinde sergilenerek köle gibi kullanıldı.
    Peki bu vahşi uygulamalar sona erdi mi? Hayır.
    Darwinist ideolojinin yanlışlığı ortaya konmadığı müddetçe de bu tür uygulamalar gündemde kalmaya devam edecektir. İşte son dönemdeki birkaç örnek:
    Almanya’daki Augsburg hayvanat bahçesinde Temmuz 2005’te bir Afrika köyü kuruldu. Ağustos 2005’te Londra hayvanat bahçesinde incir yaprakları giydirilen insanlar sergilendi.2007’de Adelaide Hayvanat bahçesinde bir “insan hayvanat bahçesi” açıldı; burada bir grup insan, bir çalışma kapsamında, gündüzleri bir maymun bölgesine yerleştiriliyor, akşamları ise evlerine geri dönüyorlardı. Burada bulunanlar çeşitli egzersizlere katılıyorlardı; ve bunlar genelde izleyicileri eğlendirme maksatlıydı.
    Darwinizm hiçbir delil sunmadan yıllarca insanların beynini safsatalarla kirletti. İnsanların aşağılanmasına ve acı çekmelerine sebep oldu. Oysa bilim bize evrendeki her canlının YARATILDIĞINI ispat ediyordu.
    Canlılar tesadüflerin sonucunda bu kusursuzlukta olmadılar. Onları üstün akıl ve güç sahibi Rabbimiz yarattı.
    İnsanlar hayvanlardan evrimleşerek de oluşmamışlardır. Her canlıyı Allah yaratmıştır. Paleontolojik bulgular doğada evrim olmadığını aksine Allah’ın canlılığı bir anda ve kusursuzca yarattığını ispat eder. Örneğin milyonlarca yıl önce yaşayan bir yengecin fosili ile günümüzde yaşayan bir yengeç kıyaslandığında bu canlının hiç değişmediği yani evrim geçirmediği ve bir anda ortaya çıktığı görülür.

    Allah Hz. Adem (as)’dan itibaren bütün insanları ruhundan üfleyerek yaratmıştır.Ruh evrimcilerin açıklayamadığı önemli bir delildir. İnsan sevebilen, düşünebilen, aklını kullanabilen yani ruh sahibi bir varlıktır ve bu yüzden her insan değerlidir. Kuran’a göre de ırkçılık haramdır.
    Hem ‘aşağı ırk’ iddiası geçersizdir hem de ırka göre üstünlük söz konusu olamaz.Bir insan ancak takvasına, güzel ahlakına göre Allah Katında üstün olabilir. Dünyada ırkına göre hiç kimsenin kimseyi aşağı görme hakkı yoktur.

  35. bir kul dedi ki:

    KURANI ANLAMA YÖNTEMİ

    Edebi Bir Sanat Eseri Olan Kur’an’da Ki Ayetlerin Çözülüp Yorumlanması

    Kur’an’ daki ayetlerin yorumu iki yolla yapılmıştır.

    1- Rivayet yoluyla: yani bir ayetin kastettiği manayı bulabilmek için onunla ilgili bütün materyaller ortaya dökülerek hedefe ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu yol bulanık suda balık avlamaya benzer. Doğruyu yakalama ihtimali çok zayıftır.

    2- Dirayet yoluyla Kur’an’ı anlama: bu yol Kur’an’ın kendi bütünlüğü içerisinde bir ayetin kastettiği manayı Kur’an’a, akla, ilime, pratiğe ters düşmeden ortaya koyma metodudur.

    İşte bugüne kadar Kur’an üzerinde detaylı bir inceleme ve araştırma yapılmadığından

    Kur’an doğru olarak anlaşılmamıştır.

    Nasıl bir insandaki kan damlası insan vücudunun tüm özelliklerini yansıtıyorsa Kur’andaki bir ayet de Kur’an ın bütünün özelliği taşımaktadır. Önce Kur’an’ın yorumunu doğru bir şekilde yapabilmek için yapılan yorumun Kur’an’ın ana çatısını oluşturan ayetlere uygun olması gerekir.

    Eşyanın yapısına baktığımız zaman da öyle değil mi?

    Bir insan vücudunda omurga ve kemikler vücut yapısına uygun olarak gelişiyor. Bir insan yaşının kaç olduğu vücudunun değişikliğinden anlaşılır. Bir ağaç da aynı insan gibidir. bir yaşındaki bir ağacın yükü elli yaşındaki bir ağacın yükü kadar değildir. Veya bir binanın ana çatısını oluşturan kolonların binanın kat oranına uygunluğu sağlanmadığı sürece binanın çökmesi kaçınılmazdır.

    Aynen onun gibi Kur’an daki ayetlerin doğru yorumunu yapabilmek için şu ana çatıyı oluşturan ayetlere uygun düşmesi gerekmektedir.

    1- KUR’ANDA ÇELİŞKİ YOK

    4/82: “ Onlar Kur’an’ı hala düşünmüyorlar ki eğer o Allah’tan başkası katından olsaydı kuşkusuz içinde bir çok aykırılıklar bulacaklardı “
    38/28: “Çarpıklığı olmayan Arapça bir Kur’an dır umulur ki sakınırlar.”
    Kur’ an hakkında yorum yaparken Kur’an’ın hiçbir zaman bütünlüğüne ters düşmemelidir.

    2- KÂİNATTA ÇELİŞKİ YOK

    67/3: “O biri diğeri ile tam bir uyum içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahmanın yaratmasında hiç bir çelişki ve uygunsuzluk göremezsin işte gözü çevirip gezdir herhangi bir çatlaklık görüyor musun?”
    67/4:“Sonra gözünü iki kere daha çevirip gezdir o göz umudunu kesmiş bir halde sana dönecektir.

    Dünyaya ve kâinata baktığımız zaman muazzam bir mutabakat görüyoruz dünyanın neresine giderseniz gidin su müdahale olmadıkça yukarıdan aşağıya akar dünyanın neresine giderseniz gidin havaya atılan taş yer çekimi nedeni ile yere düşer. Yine dünyanın neresine giderseniz gidin güneş doğudan doğar batıdan batar.vs.

    Öyleyse kâinat Allah’ın gönderdiği edebi bir sanatıdır. Yani bunlar kendi içerisinde çelişmiyorlarsa birbirleri arasında da çelişmezler.

    3- KÂİNATLA KUR’AN ÇELİŞMEZ

    30/30: “Öyleyse sen yüzünü Allah’ı birleyen bir hanif olarak dine Allah’ın o fıtratına çevir ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah’ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur işte dimdik ayakta duran din budur ancak insanların çoğu bilmezler.”

    Bu güne kadar bize anlatılan dinde böyle bir tutarlılık var mı? Elbette yok. Kur’an insanları İslami birliğe davet ederken İbrahim dinini öğütlerken bunlar yüzlerce binlerce din oluşturmuşlar. Hepsi de birbirleriyle çelişkilidir. Öyle Allah’ın dini olmaz .

    Allah kâinattaki cansız varlıkların, bitkilerin, hayvanların hayat sürme ve hayatta kalma şartlarını bir yasaya bağlamıştır. Bazıları buna evrenin yasası diyor. Ama değişmez çelişmez bir yasa olduğu bir gerçektir, deniz yüzme bilmeyen bütün insanları boğar. Bu evrenin yasasıdır. Bunun kâfir veya Müslüman olmasına bakmaz .

    iyi düünceler

  36. KARACA dedi ki:

    uzun lafın kısası,her yaptığımız amel defterine yazılıyor,yarın karşımıza çıkacak yaptıklarımızı allah yüzümüze okuyacak ben yapmadım şöyle olduydu böyle olduydu deme şansımız yok,allahın gösterdiği yoldan çıkanlar ona inanmayanlar peygamberlerine inanmayanlar varsın hesabını kendileri versinler,allahın defteri kaybolurmu kaybolmaz ebedi dir,herşey katında planlanmış bitmiştir.ne yazdı ise o gerçekleşir allah sözünden caymaz,rabbimiz merhamet sahibidir.sizler merhamet ederseniz merhametli olursanız o da size merhametli olacaktır,yaşamı var ettiği gibi ölümüde var etmiştir kendisinden başka herşey ölecektir buna meleklerde dahil.sonra tekrar yaratacak hesaba çekecektir bunun böyle bilinmesinde fayda var onun için derimki
    onun gösterdiği yolda azami şekilde gitmeliyiz ne diyorsa onu yapmalıyız öyle ben inanıyorum kalbim temiz bilmem nerem temiz demeye hiç gerek yok,namaz kılın diyorsa namaz kılacaksın yapmayın diyorsa o işten uzak duracaksın,yardım edin diyorsa elimizden geldiğince yapabildiğimiz kadar yardım edeceğiz fitne fesad çıkartmayacağız,kötülükten ve kötü olan şeylerden uzak duracağız onun yarattığı ölçü neyse ona yaklaşmaya o ölçüye uymaya kendimizi zorlayacağız elin üç keçisi bey koyununun peşine düşmeyeceğiz dürüstce çalışacağız dürüstce allahtan isteyeceğiz öyle üç kağıtçılık yok,allahın rahmeti sonsuzdur insanı değerli kılmıştır bu değere layık olmaya çalışacağız. ölüm hakktır allahın bir vadidir diğer vad leri gibi.allah vad ettiğini de yapar bunu yapmasına mani olacak hiç bir kuvvette yoktur. bize düşen o ne vad etmiş onlara bakmak varsa hatalarımız onları düzeltmektir.

  37. pamuk1kale dedi ki:

    Karaca;
    yahu peygamberin bir sözüyle bilmem kaç kişi pılını pırtısını toplayıp bu şehirden başka bir şehire göç ediyor ya bu adamlara ne demeli bunların hepsi gerizekalımı içlerinde hiç mi aklı basan yok yahu peygamber sen ne diyorsun bu kadar milleti sen nerden nereye götürüyorsun dememiş de peygamberin peygamberliğen inanmış,basmış gitmişler
    peygamber kuranı kendi sözleri olsaydı kim inanırdı da peşine takılır giderdi o adamlar kuranın allah tarafından gönderildiğine inanmışlar peygambere itat etmişler çekip gitmişler yaşlısı çoluklusu cocuksuzu,kadını erkeği kızı erkeği ya buna ne dersin
    hangi güç insanları bir yerden bir yere nakil edebilir,kuran allah sözü olmasa buna kim inanırda itat edip basıp giderler hiç düşünmezmisin rammsteinn
    bu gün böyle bir olay ancak silah zoruyla o da kanla gözyaşıyla olur kimse gitmek istemez o da yapılabilirse çok zor yapılabilir hemen hemen imkansız gibi bir şey (senden alıntı)

    10 yılda Mekkede muhammede inanan en fazla 100 kişi ve bu kişilerin bir çoğu kölelerden oluşuyor vb…Bu bilgiyi çok okumuşundur ama aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorsunuz hala!
    Bak şu bilgiyide burada çok okumuşundur ama yukarıdaki savsataları yazmakta beis görmezsin hala!
    1978 yılında Jim Jones 911 müridi ile aynı anda intihar etmiş (bknz jonestown toplu intiharı)

    Allah tarafından gönderildiğine inanmışlar peygambere itat etmişler çekip gitmişler yaşlısı çoluklusu cocuksuzu,kadını erkeği kızı erkeği ya buna ne dersin
    hangi güç insanları bir yerden bir yere nakil edebilir,kuran allah sözü olmasa buna kim inanırda itat edip basıp giderler hiç düşünmezmisin rammsteinn Senden Alıntı

    Hadi kıyasla inanıp bir yerden bir yere göç eden 100 kişi ve sen bunu peygamberliğin kanıtı olarak alıyorsun.
    Jim jones aynı anda 911 kişiyi hayatlarından vazgeçmeye ikna etmiş!!
    100-911!
    Bir yerden göç-Hayatlarından vazgeçme,intihar!

    Durma Jim jones ın mezarı nerde hemen araştır ve git ona iman et!

    • KARACA dedi ki:

      pamuk1kale
      Durma Jim jones ın mezarı nerde hemen araştır ve git ona iman et!
      senden alıntı
      adamda akıl olsa bahsettiğin sayıda insanı ölüme götürmezdi.bu bir
      böyle sapık insanların peşinde giden de kendisi gibi allah inancı olmayan kalabalıklar grubudur bu iki bunların hepsini toplasan bir tane adam etmez bu üç
      sen böyle insanları peygamberlerle karıştırıyorsun aynı mantıkla bakıyorsun bu dört
      onların hepsi dinden çıkmış kendilerinin de ne olduklarını bilmedikleri görünüşte insan olan mahlukatlar bu beş
      benim onlarla işim olmaz bu altı onların hepsini toplasan bir tane allaha gerçekten inanan insan değerinde olamaz bu yedi.
      onların işi gücü safsata bizde safsataya yer olmaz bu sekiz
      dünya da onlar gibi manyak mı yok hadi bırak onları kendini canlı bomba koyanlar onların yatacak yeri yok zaten parça parça oluyorlar mezara konacak cesedi bile yok bunların hepsi aynı kafada insanlar sen iman edenlerle bunları aynı kefeye koyamazsın bu dokuz
      gökten zembille inmediğime göre babamın tohumu olduğuma göre,klonlanlanmadığıma göre beni yaratan biri var ben ona inanır ona iman ederim bu onbir
      benim kafam karışık değil karışık olanlar düşünsün gözleri görmeyenler düşünsün
      allahın verdiği aklı kullanamayanlarla da işim olmaz bu oniki
      bu siteyi tesadüfen gördüm neler yazıyor diye baktığımda hep aynı telden çalan insanlar gördüm hepsini toplasan bir adam etmez istediğiniz kadar bilgi sahibi istediğiniz kadar paranız olsun hepsi boş,allaha iman etmedikten sonra kainat sizin olsa ne yazar.
      sizler sizleri var edeni inkar ediyorsunuz bu hiç affedilecek mazur görülecek bişey değil
      bu onüç
      siz dürüst olabilirsiniz,siz hak yemeyebilirsiniz ama imanınız yok ne büyük tehlike
      sen yaratıcını bilmeyeceksin onu tanımayacaksın olacak iş değil
      sahi sizi kim yarattı merak ettim siz gökten zembille mi indiniz hadi beni yaratan ıcra eden var eden allahımız yarattı yaratmaya küdreti yetmişki beni var etti bana elma buğday şeker zeytin vs şeyleri yarattı ve verdi sana kim ne verdi hakikaten izah etmelisin.
      gerçekten allahın varlığına kudretine birliğine inanmıyorsan
      ama inanıp ta inanmamış gibi görünüyor böyle davranıyorsan bundan sen sorumlusun
      beni zerre kadar ilgilendirmez.
      demekki inanmak inanmamak akılla ilgili bir şey kim aklını kullanıyor kim kullanmıyor ilerde belli olacak bundan eminim hemde adım gibi eminim kuşkum yok.
      en azından boşlukta değilim bazıları gibi
      parayla pulla işim olmaz dünya nimeti dünyada kalır bana rabimin verdikleri yeter
      bana el vermiş kulak vermiş diş vermiş ayak vermiş vermiş de vermiş hiç esirgememiş hamd olsun karşılıksız vermiş hemide deseydiki sana verdiğim saçın kulağın dişin değeri şudur bu değeri verdikten sonra bunlar senin dir benim bu değeri ödemeye gücüm yetmezdi belki sen ödeyebilirdin
      ham alemlerin rabbi allaha mahsustur esirgeyen bağışlayan verdiklerini karşılıksız şekilde veren allaha hamdolsun. benim diyeceklerim bunlar kardeş

  38. bir kul dedi ki:

    NEFSİNİ BİR ANLIGINA ASKIYA AL SADECE AKIL VE MANTIGINI VEDE HAKEM OLARAKTA VİÇDANININ SESİNE KULAK VER

    ÖRNEK

    CÖLDE YÜRÜRKEN YERDE BİR SAAT GÖRSEK İLK AKLA NE GELİR BUNU BU SAATİ KİM DÜŞÜRDÜ

    HER AKIL BU SORUYU İSTİSNASIZ ŞAŞMADAN SÖYLER BUNA AKLIN YATACAK İTİRAZ BİLE ETME TEREDDÜT ETME BİLE MÜMKİN DEGİLKEN ŞU MUHTEŞEM KAİNAT TABLOSUNU HER ZERREÇİGİ CANLI OLAN HER ZERRECİGİ MUHTEŞEM OLAN ŞU ŞAH ESER CANLI TABLONUN BİR SAHİBİ OLMAYACAK SEN BENLE DALGMI GECİYORSUN BENİ APTALMI SANIYORSUN YADA BENİ VE BENİM GİBİ DÜŞÜNENLERİ APTAL YERİNE KOYMAYA CALIŞMAK YADA AKIL VE MANTIGINI CALIŞTIRAN HERKESE APTAL DEME CÜRETİNDE BULUNMAK NE BÜYÜK BİR CEHALET NE BÜYÜK BİR AHMAKLIK NE BÜYĞÜK BİR ŞAŞKINLIK NE BÜYÜK BİR YOBAZLIKTIR OLMMAZMI
    BİR TABLO GÖRSEK O TABLOYUMU ÖVERİZ YOKSA O TABLONUN SAHİBİNİMİ ÖVERİZ NE MUHTEŞEM BİR RESSAMMIŞ DERİZ BİR SAHİBİNİN OLDUGUNU ANLARIZ BUNU İLK OLKULA GİDEN AKLI BAŞINDA HER COCUK BİLİR VE ANLAR BU COCUK KADARDAMI OLAMIYORSUNUZ BİR ATEİST BİLE ALLAH IN VAR OLDUGUNU BİLİR AKSİ MÜMKİN DEGİLDİR
    AKIL NEDİR NERDEN GELMİŞTİR NASIL OLMUŞTUR NİYE HER AKIL EVRENSEL DOGRRULARI DOGUŞTAN AKLETMEYE BAŞLAMASINDAN SONRA İSTİSNASIZ BİLİR YANLIŞŞA KARŞI UTANMA HIRSIZLIGIN YANLIŞ BİR ŞEY OLDUGU YADA SEVGİ YADA İYİLİK
    VS HERKES BUNLARI HİÇ BİR YERDE DUYMASA ÖGRENMESE BİR GÜN KARŞILASA AKLI ONA O HAL DEKİ EVRENSEL DOGRU HANGİ KONU İSE HEMEN ANLAR VE GÜÇÜ NİSPETİNDE YAPAR YADA YAPMAZ YAPMASADA BİLİR HAK YADA HAKSIZLIK BUNLARI BİZE KİM KODLADI BAK AKIL HEMEN SORUYOR MUTLAKA BİR KARŞILIGINI OLACAGINI BİLİYOR BUNU SEN BİLMİYORMUSUN Kİ KALKMIŞ BEN ATEİSTTİM DİYORSUN BENİM SENİN ATEİST OLMANA KARŞI DEGİLİM OLAMAMDA FAKAT BENİ KANDIRMANA KIZIYORUM
    ŞUNU DESEN ANLARIM BEN İNKAR EDİYORUM EYVALLAH SEN AKLEDECEN BENDE AKLEDECEM SEN KALKACAN BU KAİNATIN BİR YARATICISI OLDUGUNU ANLAYACAN AKIL VE MANTIGIN SANA BUNU DİKTA EDECEK KALKACAN KAİNATIN BİR YARATICISI YOK DEYİP BİZLERİ APTAL YERİNE KOYMAN YETMİYORMUŞ GİBİ KENDİNİ AKILLI DİYE LANSE ETMEN BEN BÖYLE İNANMAK İSTİYORUM DE EYVALLAH ALLAH YARATTIIGINI ÖZGÜR BIRAKTIM DİYOR DİLEYEN KÜFREDER DİLEYEN İMANEDER

    BİR FARKLA 1. KİŞİLERİN ÖDÜLÜ CENNET 2. KİŞİLERİN ÖDÜLÜ TERCİHLERİNDEN DOLAYI CEHENNEM DİYOR SEN BEN APTAL DEGİLİM DEYİP TERCİİHİNİ YAPARSIN BENDE BANA VAAT EDİLENE KÖR OLACAK KADAR ENAYİMİYİMKİ TÜM GÜZELLİKLERİ REDDEDEYİM DER HAYATIMI ŞANSA VEDE TESADÜFE BIRAKMAM HİÇ BİR YERİM NE ŞANS ESERİ NEDE TESADÜF SE BU KİTABIN SAHİBİDE BU KİTABIN HİÇ BİR AYETİ BEŞERE AİT DEGİL BANA AİTTİR NE YAZIYORSA BENİM TASDİİKİM VE BENİM KORUMAM ALTINDADIR DİYOR KIYAMETTE KADARDA Bİ DAHA NE PEYGABER NEDE BİR KİTAP GELMEYECEK DİYOR VE ÖNÜMDEDE 2 SECENEK VAR 1.Sİ İYİ YOL 2.Sİ İSE KÖTÜ YOL BENDE BU YOLLARDAN BİRİNİ SEÇMEK ZORUNDAYIM ÜÇÜNCÜ BİR YOLDA YOK AKLIM BANA ŞAŞMAZ BİR ŞEKİLDE DÜŞÜNDÜRDÜKTEN SONRA DİYORKİ 1. YOLU SEÇ MUTLAKA DOGRU OLACAK DİYOR ŞİMDİ BENİMGİBİ AKIL VE MANTIGIYLA DÜŞÜNEREK AKLEDEREK SORGULAYARAK BU KİTABI VE KAİNAT KİTABINI VEDE KENDİM OLAN BU AKIL KİTABININ ÜÇÜNÜNDE YAZARININ TEK OLAN YARATICIMIZ VAR EDİÇİMİZ RABBİMİZ OLAN YÜCELER YÜCESİ ALLAH TIR FİKRİNE AKIL VE MANTIGIMLA BU KARARA VARACAM AKILIM BANA ASLA MÜMKİNDEGİL AKSİ DİYECEK VE BEN BU AKIL VE MANTIGIMI NEFSİMLE BASTIRIP SESİNİ SUSTURUP NEFSİMİ KONUŞTURACAGIM BU ANCAK VE ANCAK NEFSİNİ KONUŞTURAN FAKAT KENDİSİNİ KANDIRAN O DA YETMİYORMUŞ GİBİ BAŞKALRININDA KENDİLERİ GİBİ OLMALARINI İSTEYEN OLMAZLARSA AKLEDERLERSE HERTÜRLÜ KÖTÜ SÖZÜ SARFEDEREK KENDİSİNİ DOGRU DÜŞÜNEN BİRİSİ OLARAK LANSE ETMEYE CABALAYARAK DOGRUNUN DOGRU DÜŞÜNCENİN KEDİSİNİN OLDUGUNU HİÇ CEKİNMEDEN HİÇ UTANMADAN HİÇ SIKILMADAN HAYKIRA BİLİYOR BU NECÜRET
    ÖRNEK
    APTAL YOBAZ SALAK AKILSIZ CAHİL CAG DIŞI BU CAGDA DA BÖYLE DÜŞÜNENLER VAMI BAGNAZ GERİÇİ GİBİ İPE SAPA GELMEZ SÖZLERİ SÖYLEYE BİLECEKLER VS
    ATEİST OLMAN SENİN TERCİHİN FAKAT SECTİGİN BU YOLU DOGRUYMUŞ GİBİ KALKIP KARŞI TARAFI YANLIŞINI DOGRUYMUŞ GİBİ FİKİR DIŞI AHLAK DIŞI DAVRANARAK BENİMSETMEYE CABALAMAK COK BÜYÜK BİR YANLIŞTIR
    FİKRİNİ SOMUT TEZLERLE SAVUNURSAN BENİ FİKRİNLE BU DÜŞÜNCENİN NEDEN DOGRU OLDUGUNU ÖRNEKLEDİGİM KÖTÜ SÖZLERE BAŞ VURMADAN İKNA EDRSEN BU İKNA METODUDA AKIL VE MANTIGIN KABULLENECEGİ GECERLİ SOMUT AKLA VEMANIGIN ANLAYACAGI KABUL EDECEGİ ACABA DİYECEGİ VERİLERİ DELİLLERİ VS SUNARSAN İŞTE OZAMAN FİKİRLERİNLE KARŞIYI DÜŞÜNCEYE SEVK EDERVE FİKRİNİ KABULLENDİRİR YADA TEREDDÜDE DÜŞÜNMEYE TEKRARDAN VERİLERİMİ CEK ETMEYE İKNA EDERSEN İŞTE OZAMAN FİKRİNİN BİR MANTIGI OLDUGUNU TEKRARDAN DÜŞÜNMEK ZORUNDA OLDUGUMU DÜŞÜNÜR ACABA DOGRUMU DER TEKRARDAN ÖLCER BİÇER SAGLAMASINI YAPAR IM İŞTE BİR FİKİR KİŞİYİ BU DURUMA İTERSE FİK,İR OLUR YOKSA SACMASAPAN DİKKATE ALMAYADEGER DUYULMAYAN HADİ SENDE DEYİP CİDDİYE BİLE ALACAK BİR DURUMA SOKMUYORSA SAFSATADIR BU HANGİ KONU OLURSA OLSUN BEN SANA DESEMKİ Fİ TARİHİNDE YANIMDA HİÇ KİMSE YOKKEN ÖGLENİN SICAGINDA DÜŞÜNÜYORKEN BİRDEN GÖKTEN YANIMA GÜRÜLTÜYLE KOCAMAN BİR EV DÜŞTÜ ÜSTÜNDEDE BU SENİN YAZIYORDU DESEM SEN BANA NE DERSİN AKLINA GELECEK OLAN İLK ŞEY NE OLUR …YUKARIDA ÖRNEKLEDİGİM KÖTÜ SÖZLERDEN BİRKACINI SÖYLERSİN HERHALDE DİMİ LÜTFEN FİKRİNİ CIKMAZ SOKAKLARLA DEGİL SOMUT VE DE DELİLE DAYANAN ACABA DEDİRTECEK DÜŞÜNMEYEDEGER DEDİRTECEK TEZLERİN OLSUN AFAKİ OLMASIN AŞŞAGILAMA OLMASIN ALAY ETME OLMASIN KELİME OYUNLARI OLMASIN
    “Sizinle beyinlerimiz savaşsın isterdim..Ancak görüyorum ki, siz silahsızsınız bayım”….
    F.Kafka…
    GÜZEL BİR ALINTI KOYMUŞSUN

    EVET BENDE GÖRÜYORUMKİ SENİN SAGLAM DELİLLERE DAYANAN AKIL VE MANTIGIN REDDEDEMEYECEGİ BİLGİ VE DONANIM YOK ATEİST OLMANDAKİ FİKRİNİN DÜŞÜNCENİN SOMUT GERCEKLERE DAYANAN BİLGİLER OLSAYDI KASAPTAN YAGDAN ŞUNDAN BUNDAN BAHSEDECEGİNE FİKRİNİ BENİM GİBİ HATTA KESİNLİKLE BENDEN COK DAHA İYİ BİRŞEKİLDE BU SİTENİZE YAZARDINIZ YAZARDIN HEMDE NOKTASINA VİRGÜLÜNE KÜÇÜK HARH BÜYÜK HARF KISACASI YAZIM KURALLARINA COK DİKKAT EDEREK YAZINI BU SİTEYE KOYARDIN HER HALDE BU YAZIYI OKUDUKTAN SONRA HEMEN BİLGİSAYARINKARŞISINDA KILAVYEYİ BOŞ BIRAKMAZ HER HARFİNİ BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE ÖNCE AKILDAN SONRA KONUT VEREREK SONRA PARMAKLARININ UCUYLA BEYNİNİN VERDİGİ HER HARFİN KOMUDUNU TESADÜFE YER BIRAKMADAN TUŞLAYARAK YAZIYA DÖKERSİN MERAKLA BEKLİYORUM İNŞAALLAH FİKRİNİ BEYAN EDEN ALAY VE HAKRET ETMEYEREK YAZANLARIN FİKRİNİ PAYLAŞMASI COK GÜZEL BİR ŞEYDİR YETERKİ SOMUT ÖRNEKLERLE DELİLLERLE BİLGİLERLE YAPIYORSA FİKRİDE CIKMAZ SOKAKLAR DEGİLSE İŞTE O FİKİR TAM NET BİR BİLGİ OLMASADA BİR FİKİRDİR DÜŞÜNMEYE DEGERDİR

    ÖRNEK
    BİR SİLİH DÜŞÜNELİM BU SİLAHIN İÇİNDEDE MERMİ AGZINA VERİLMİŞ VAZİYHETTEOLSUN FAKAT BU SİLAH BİR ŞEYİN ALTINDA GİZLİ VE ORADA DEVAMLI DURUYOR BU SİLAH BURADA DURDUK YERE KENDİSİNİ ATEŞLERMİ HİÇ BİR SEBEB VE HİÇ BİR VESİLE HASIL OLMADAN O SİLAH SİDDİNSENE ATEŞLEMEZ ATEŞLEMESİ MÜMKİN DEGİLDİR
    ÖRNEK YOLDA YÜRÜYORKEN BİRDEN BİR SİLAH SESİ DUYDUN YANINDAKİ COCUK SANA BABA BU SES NEYDİ NERDEN GELDİ BU SES KİM PATLATTI DEDİGİNDE SEN BU COCUGA YAVRUCUGUN O SES TESADÜFEN ŞANSA RASTGELE SİLAHTAN SİLAHIN KENDİSİ PATLATTI DEDİGİNDE O COCUK SENCE İKNA OLURMU O SİLAHIN BİR ÜRETİÇİSİ OLACAK VEDE O SİLAHIN İÇİNE KONACAK MERMİDE KENDİLİGİNDEN SİLAHIN AGZINA GELECEK SONRA TETİK KENDİLİGİNDEN CEKİLEREK HOROZU KALDIRACAK BİR HIŞIMLA KOVANIN TAM ORTASINA VURARAK KOVANDAKİ BARUTU ATEŞLEYECEK O ATEŞ LEME SONUCUNDA KOVANDAKİ MERMİ BASINCLA SİLAHIN NAMLUSUNDAN HIZLA DÖNEREK CIKARKEN SES CIKACAK BAK KACTANE SİSTEM BİRBİRİNİ TAKİP EDEREK MERMİYİ SİLAHIN AGZINDAN CIKARTTI SEN BU SİLAHTAN BİRTANE TESADÜF LER SİLSİLESİ GÖRDÜNMÜ
    PEKİ BUNU SİLAHA SİLAHIN KENDİSİMİ KARAR VERDİ YOKSA SİLAIN SAHİBİMİ KARA VERDİ VE SİLAHI PATLATTI
    İŞTE YILDIRIMINDA BUNDAN COK DAHA FAZLA BİR SEBEBLER VE SONUCLAR SİLSİLESİ YARATICISI TARAFINDAN OLUŞTURULARAK YILDIRIIMI YARATICININ KENDİSİ GERCEKLEŞTİRİYOR SİLAHTA HERŞEYİ BİZZAT GÖZÜMÜZLE GÖRDÜGÜMÜZDEN BUNUN AKSİNİ ASLAVE ASLA İDDİA EDEMEZSİN FAKAT GEL GELELİM YILDIRIMIN SİLSİLESİNİ BİZZAT GÖZLERİMİZDEN UZAKTA GÖRMEDİGİMİZDEN ORTAYA SOMUT BİR ŞEKİLDE SİZLERE TEKTEK GÖSTEREMEDİGİMİZDEN KENDİNİZİ UYANIK SANIP AKSİNİ İDDİA EDE BİLİYORSUNUZ HALBUKİSİ SİLAHIN MANTIGINDAN YOLA CIKARAK AKIL BU GİBİ ÖRNEKLERLE AKLI EVELLERİ SACMALAYANLARI KENDİLERİNİ KARŞIDAKİ KİŞİLERDEN COK DAHA AKILLI SANANLARI BOŞA CIKARTIR BİR BAŞKA AKILLAR

    İYİ DÜŞÜNCELER

    NOT LÜTFEN CÜRÜTECEKSENİZ KAİNATTAN YADA İNSANIN YAPTIKLARINDAN YOLA CIKARAK SOMUT VERİLERLE ÖRNEKLEYEREK FİKRİNİZİ SİTENİZE KOYUNUZ SAKINA AFAKİ DELİLE DAYANMAYAN HAYALLER KURARAK İSPATLANAMAYACAK AKLIN KABULLENMEYECEGİ İKNA OLAMAYACAGI AFAKİ ANLATIMLARLA GECİŞTİRMEYİNİZ
    KENDİNİZE GÜVENİYORSANIZ
    BENİM TÜRKCEM İYİ OLMADIGINDAN YANLIŞLIKLARIMDAN YANİ YAZIM HATALARIMDAN DOLAYI ŞİMDİDEN ÖZÜR DİLERİM
    YİNEDE KENDİMİ İFADE ETTİM

    • NURİ BABA dedi ki:

      Sayın “bir kul” ; LÜTFEN CÜRÜTECEKSENİZ KAİNATTAN YADA İNSANIN YAPTIKLARINDAN YOLA CIKARAK SOMUT VERİLERLE ÖRNEKLEYEREK FİKRİNİZİ SİTENİZE KOYUNUZ SAKINA AFAKİ DELİLE DAYANMAYAN HAYALLER KURARAK İSPATLANAMAYACAK AKLIN KABULLENMEYECEGİ İKNA OLAMAYACAGI AFAKİ ANLATIMLARLA GECİŞTİRMEYİNİZ

      (Sizden alıntı)…

      Siz, tüm bilgi birikiminizi bir torbaya doldurup, kafamıza konfeti gibi serperek, bizlerle alay mı ediyorsunuz ?

      Tanrı kavramının ve inançların BİLİMSEL TEMELLERİ olmadığını ilköğretim çocukları bilirken ; ileri sürdüğümüz argümanların afaki olduğunu siz mi söylüyorsunuz ?

      Farkında mısınız ? Aynı Tayyip gibisiniz….Hem hırsızlığı yaşam biçiminiz yapacaksınız, hem de hırsızlık aleyhinde onlarca kelam edeceksiniz…(Bu bir örnektir ve sizi tenzih ederim)…

      Yani, hayali ve insan beyninin uydurduğu tanrı kavramı ciddi ve bilimsel, ama bizlerin bunun hayal olduğunu ileri sürmemiz afaki ve hayalcilik öyle mi ?

      Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz kardeşim…

      Yukarıda alıntıladığım cümle, size yazdığım Kafka’nın sözünün sizi aşağılama adına değil, sizi anlatması adına ne kadar doğru olduğunu şimdi daha net anlıyorum…

      Sizin canınız sıkılıyor da, bizleri delirtmek için ortak operasyon mu düzenliyorsunuz ?

      Bize kainatı anlatıyorsunuz…Muhteşemliğini anlatıyorsunuz…İnsanı anlatıyorsunuz, tüm fiziki resmini çizerek…Bizlere doğayı anlatıyorsunuz, hayvanları ve bu güzelliği yaratanın Tanrı olduğunu anlatıyorsunuz….

      Sizin öve öve bitiremediğiniz tüm evrende ki canlı ve cansız varlıklara sizlerden milyon kez daha fazla saygı duyuyor ve sürekli de araştırıyoruz, büyük bir keyifle…

      Sadece anlamadığımız bir şey var…

      Anlattıklarınızın hepsi doğru ve güzel…Ve de olağanüstü….Kabul…..

      Ancak sizler, insanlığın son dörtbininci yılında ortaya atılan bu görünmez tanrının, tüm bu olağanüstülüğü yarattığını NEREDEN BİLİYORSUNUZ ?

      Dünyadan bütün insanları yok edelim…3.Paylaşım Savaşı çıkarsa, zaten öyle olacak…

      Dağlarda ki kurtlar ezan okuyup, ayakta kalan bir kaç ağaç secdeye mi varacak ?

      Kimin umurunda senin tanrın…?

      İnsan yoksa, tanrı da yok…

      Çok mu zor bunu anlamak…!

      Ancak, Kur’anın Tanrısı, sadece Arabistanın tanrısıysa, söyleyecek sözümüz yok…

      Ama siz sorabilirsiniz, bu kadar yakınsınız ya….!

      “””Yarabbi, Kur’anı gönderdin, iyi ettin ama içine birazda Dünyamızın Kuzey Yarımküresini koysaydın da ekvatorun öte tarafında neler olduğunu öğrenseydik…
      Yüce rabbim, yoksa sende mi bilmiyordun, Kuzey Yarımküreyi ?..””” deyiverseydiniz…

      Sevgili “bir kul” arkadaşımız….Biat ettiğiniz kitap, aşağılık köleliğe ve cariyeliğe ruhsat veriyor ama ne yazık ki Kuzey Yarımküreyi bile bilmiyor….

      Ama siz …SOMUT VERİLERLE ÖRNEKLEYEREK FİKRİNİZİ SİTENİZE KOYUNUZ …diyorsunuz, bizlere hakaret edercesine veya bizleri ahmak yerine koyarcasına ve hiç aynaya bakmadan…

      Saygılarımla….!!!

      • rammsteinn dedi ki:

        Nuri baba
        dediklerine katılmamak imkansız. 5-6 bin senelik yazılı tarihi olan insanlar binlerce tanrı yaratmış. her din mensubu kendi dinini doğru buluyor. zeusa kurban kesen de insan allaha kurban kesende insan. şu bir gerçekki davudun icat ettiği tanrı ve onun peşinden gelen kendini peygamber ilan edip bunda başarıya ulaşan insanlar gayet güzel yaşamış. çok riskli bir iş. kendini peygamber ilan edeceksin. insanları inandırabilirsen ömrün boyunca para ve kadın içinde bir ömür geçirirsin. ama başarısız olursan adın sahte peygambere çıkar sonun ölüm olur.
        hep aynı terane. kişi eline kalemi alır. bakın bu kalem nasıl kendi kendine oluşmuyorsa dünyada kendi kendine oluşamaz. o zaman herşeyi allah yarattı.
        peki herşeyi zeusun yaratmadığını nereden biliyorsunuz?
        köleliğe gıkını çıkarmayan allahı savunup peygamberin yaptığı evliliklere kılıf uyduruyorsunuz.
        peygamberliğin kardeşten kardeşe geçişini doğal karşılıyorsunuz.
        eşcinselliği sapkınlık olarak gören tanrınız, seçtiği peygamberin kızıyla yatmasını görmezden geliyorsunuz.
        sizin allahınız işine gelince peygamberiyle güreş tutuyor ama işine gelmeyince araya ayakçı olarak başka görünmez bir varlık koyuyor.
        kadına istediğiniz gibi varabilirsiniz diyerek kadını aşşağılabiliyor ama bir kavmi diğer kavimlerden üstün tutarak onları yüceltebiliyor.

        elin gavuru dediğiniz dinsiz sapkınlar marsa vardı suyu buldu. bizim çok bilmiş müslimler mars suyuyla abdest alınır mı sorusuna cevap arıyor.

        elin imansız gavuru cernde atom parçalayıp kuantumu çözmeye çalışıyor.
        bizim dindar arkadaşlar kadın cinsel organına benzeyen göktaşını kutsal görüp onu öpüp okşayarak kendinden geçiyor.

        putperest binlerce sene hacerül esvet taşını öptü. şimdi müslimler öpüyor. böyle sapkınca bir davranışı nasıl olurda herşeyi yaratan allah nasıl olurda devam ettirir? bir sorun kendinize.
        peygamberin karısı zina etmedi diye onlarca ayet indiren allah köleliği bir ayetle neden yasaklamadı?
        evreni yaratıp savaştan kendine ganimet ayıran tanrı için daha ne diyeyim?

      • NURİ BABA dedi ki:

        Daha bir şey söyleme dost…
        Ne söylersek söyleyelim anlamı yok…
        Tamam, ben ateistim ama teistlerin milyonda biri kadar onların inandığı tanrıya dil uzatıp hakaret etmiyorum…
        Onlar her gün beş vakit tanrılarına küfür ediyorlar…
        Bizi ilgilendirmiyor ama sanki biz küfür ediyormuşuz gibi de üzerimize saldırıyorlar…

        Evrenin derinliğini izlemekten inanılmaz keyif alıyorum ve bu olağanüstülüğün önünde saygıyla eğiliyorum…

        Benimle beraber bunu izleyen bir teist arkadaşım “”Nuri Baba, Yaradan ne de güzel yaratmış değil mi ?”” dediğinde de hiç tartışmıyor ve “Haklısın” diyerek konuyu kapatıyorum….

        Ancaaaakkk ; sonsuz evrende adı bile anılmayan, sadece bir “Mavi Nokta” olarak değerlendirilen dünyamızın içinde ki bazı canlıları kendine elçi yapması, onlarla ilişkiye geçmesi, savaşlardan ganimet istemesi, kendi yarattığı kullar arasında uçurum kadar farklar koyması ve elçisinin yatak odasını düzenlemesi ve de elçisi kimi becermek istiyorsa, derhal bir ayet göndererek “Bence bir mahzuru yok” diyerek izin vermesi , derdini anlatmak için üzüme incire zeytine ve ay’a ve güneşe yeminler etmesi ve evreni yarattığı (!) halde, dünyanın bir de kuzey yarımküresi olduğunu bilmemesi falan derken bu ve benzer saçmalıklar ortaya döküldüğünde , ne yazık ki konuyu kapatamıyor ve insanlığın tarihsel gelişiminde buna benzer bir çok düzenbazlıklar olduğunu ve nitelikli dolandırıcıların “Görünmeyen Tanrı” ile konuştuğunu söyleyerek ahmakları kandırdığını ve de, tüm bu yazdıklarımı ve Tanrıdan indi denilen ve bir de kutsallaştırılan masal kitaplarını….

        Biraz önce seyrettiğimiz evreni yarattığına inandığınız tanrı gönderdi veya yaptı diyor iseniz….

        İnanılan Tanrıya bundan daha fazla küfür ve hakaret edemezsiniz…
        Sonsuzluğu yarattı dediğiniz tanrınızı, muhammedin özel hayatı için kullandığına sessiz kalarak, bir de savunuyorsanız, sizlere de binlerce kez yazıklar olsun…

        Bir ateist, evreni yarattı dediğiniz tanrınıza bile değer biçerken, inandığınızı söylediğiniz bu tanrınızı, muhammedin “Nikah Memuru” yapmaya bile utanmıyorsunuz…

        Ama sizde haklısınız…Hira mağarasına cebrailin geldiğine inandıysanız, bundan sonra ki tüm yalanları da doğal olarak savunacaksınız, savunduğunuz pedofil bile olsa….!!!

      • bir kul dedi ki:

        NURİ BABA dedi ki:
        12/10/2015, 19:02 bu tarihli yazına istinaden

        …Sadece anlamadığımız bir şey var…

        Ancak sizler, insanlığın son dörtbininci yılında ortaya atılan bu görünmez tanrının, tüm bu olağanüstülüğü yarattığını NEREDEN BİLİYORSUNUZ ?demişsin

        yahu bunu bilmeyecek ne var bu nu aklını ve mantıgını akli selim bir şekilde kainatı inçeledigimizde bunların tesadüfeeeeenn olma olasılıgını bir an inçelemeye karar vedigimizde

        ÖRNEK
        SAMAN OT VE İNEK

        samanı ele alalım
        bu saman topraktan yagmur yagdı ot oldu bu araziye bir inek geldi o otu bir de yanındaki kurumuş olan samanı yedi bir müddet sonra bu inekte süt cıktı diger kısmı olan pasasıda oradan cıktı hayret ki ne hayret bir inek ot yiyor saman yiyor yedigi bu ot kursagından bagırsaklar yolu ile işkembeye gidiyor burada işkembedeki enzimler vasıtası ile o işkembedeki damarlar vasıtasıyla ayrıştırma oluyor buradan güzel olan sütü kesesine atıyor diger posayıda otması geren yerden atıyor bak sen inegin bu işne hayret bu inek hiç bir okul okumadı otü mezunuda degil okuma yazmasıda yok cahil fakat o dane bu inek bu zamanakadar gelmiş tüm insanlardan akıllı yok dahaneler olacak işdegil bir inek nasıl olurda inek aklıyla bilim adamlarının yada bu zamana kadar tüm üstün akıllılarn buna enstein gibi nice bilim adamlrının hepside dahil bir inek etmiyorlar hayır olamaz bu işte bir yanlışlık var bir inek naıl olurda insan aklından daha donanımlı bir iş yapar o zaman bir yerde yanlışlık var bu yanlışlık şu olmalı aklım ve mantıgımla tekrardan kendimi çek ettigimde yanlışlıgın benim yanliş düşüncelerimden kaynaklandıgını hemen farkettim sorgulamaya şöyle devam ettim bu inek eger bunu kendisi kendisine görev yapsa idi bu ineklerin herkese süt vermemesi gerekirdi itiraz edrdi bunu ben kendi akıl ve mantıgımla araştırdım cabaladım gecemi gündüzümü bu işe ayırdım sonunda buldum ben enayimiyimki sizlerin ihtiyacınız olan bu sütü sizlere bedava verecem der itiraz eder para karşılıgında ticaret yapardı dünyanın enzengini olurdu ot bedava vergide yok lüks evede ihtiyacı yok demekki bu inege bu görevi aklımla kıyas dahi yapmamın yanlışolacagı üstün bir güc üstün bir kuvvet üstün bir bilincli herşeyin ilmini kendisinin verdigi bir yaratıcı olmalıki akıl ve mantıgım tastik etsin kabul etsin cünki bu iş asla ve asla tesadüflerle şans esrile zar atarak karambolle olması oluşması mümkindegilde ondan bak sen şu arıya bak sen şu agaclara yahu ne akıl 12 saat oksijen 12 saat de karbandioksıt soluyor hayret bu agac tüm bilim adamlarından akıllı olamaz ben hemen bir testere alıp benden akılı olan bu agacı kesip içindeki bu bilgileri kopyalayıp kendim bu sistemi benimseyeyim dünyanın enzengini olurum a odane içinde bilgi yok beyin yok bunda hiç birşey yok hayret insan aklından cok daha üstün bir aklıvar sanmıştım düşüncemi tekrardan elden gecireyim bir yerde mantık hatası yaptım kainatta nereye el atsam aciz kalıyorum ben ve benim gibi insanlar bu kainattaki muhteşem bir bilgi bir bilinç içinde kendi içlerinde hiç biribirbirine karışmadan akıp gidiyorlar öyle ise bunlar asla ve asla kendileri kendilerini ne oluştura bilirler nede bu yaptıkları görevlerin farkında ola bilirler bunlara bu görevleri mutla ka ve muklaka var ediçileri olan yaratıcılaı var etmiş ve her birine görevlerini yüklemiş itirazsız tam bir sadakatle hiç şaşmadan yapıyorlar kendi görevlerini yerine getiriyorlar bunu kendileri kendileri yokken yok olan birşey nasıl yokluktan varlıga cıkabilir cıkarkende örneksiz bilgisiz bir vaziyetten kendisine bir görev secebilir sıralamsı bile sacma

        fussilet 9. ayet De ki: “Siz, yerküreyi iki evrede yaratmış olan Allah’ı gerçekten inkâr mı ediyorsunuz? O’na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.”

        fussilet 10. ayet “Yeryüzünde sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada dört evrede isteyenler/ihtiyaç sahibi olanlar için fark gözetmeden gıdalar takdir etti.”

        fussilet 11. ayet “Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, göğe ve yerküreye, “İsteyerek veya istemeyerek, geliniz!” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.

        fussilet 12. ayet Böylece onları, iki evrede yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti/öğretti. Biz, yakın/dünya göğünü kandillerle/ışık saçan cisimlerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İŞTE BU GÜCÜ SONSUZ VE HER ŞEYİ BİLEN ALLAH IN TAKTİRİDİR.

        NAHL 66. AYET Şüphesiz sizin için hayvanlarda da büyük bir ders vardır. Karınlarındaki fışkı ile kan arasından gelen, içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir süt içiriyoruz size.

        RAD 15. AYET Göklerde ve yerde bulunanlar da, onların gölgeleri de sabah akşam, ister istemez, sadece Allah’a secde ederler.

        ————————–

        Dünyadan bütün insanları yok edelim…3.Paylaşım Savaşı çıkarsa, zaten öyle olacak…

        Dağlarda ki kurtlar ezan okuyup, ayakta kalan bir kaç ağaç secdeye mi varacak ?

        Kimin umurunda senin tanrın…? DEMİŞSİN
        COK KOMİK BİR DURUM

        KASAS 88. AYET Allah ile birlikte başka bir tanrıya tapıp yalvarma! Ondan başka tanrı yoktur. O’nun zatından başka HER ŞEY YOK OLACAKTIR. Hüküm O’nundur ve siz ancak O’na döndürüleceksiniz.

        İnsan yoksa, tanrı da yok… DEİŞSİN

        BAKARA 28. AYET Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Siz yokken, sizi var etti. Sonra sizi öldürecek ve sonra tekrar diriltecek. Sonunda O’na döndürüleceksiniz.

        KAMER 6. AYET Öyleyse onlardan yüz çevir. Çağrıcının hoşlanılmayan bir şeye çağıracağı günü bekle!

        KAMER 7. AYET Gözleri korkudan perişan bir vaziyette, etrafa saçılmış çekirgeler gibi bulundukları yerden çıkarlar.

        KAMER 8. AYET O davetçiye koşarlar. İnkârcılar, “Bu, çok zor bir gün” derler.

        NAZİAT 27,28,29. AYETLERİ Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.

        NAZİAT 30,31,32,33.AYETLERİ Ardından yerküreyi döşedi. Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için yerden suyunu ve bitkilerini çıkardı. Dağları yerleştirdi.

        NAZİAT 34,35. AYETLERİ O en büyük felâket geldiğinde, o gün insan, neyin uğruna çalıştığını hatırlayacaktır.

        NAZİAT 36. AYET Cehennem, her görenin göreceği şekilde ortaya çıkarılacaktır.

        NAZİAT 37,38,39.AYETLERİ İşte, azıp dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
        NAZİAT 40,41.AYETLERİ Ama, kim Rabbinin makamından korkup da, kendini kötülüklerden alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

        MÜCADELE 6. AYET Allah, onların hepsini dirilttiği gün, kendilerine yaptıklarını haber verecektir. Onlar unutsa da, Allah onları sayıp dökecektir. Allah her şeye şahittir.

        MÜCADELE 7. AYET Göklerde ve yerde olan biten her şeyi Allah’ın bildiğinden haberin yok mu? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O’dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O’dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunursa bulunsunlar, mutlaka Allah onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.


        Ama siz …SOMUT VERİLERLE ÖRNEKLEYEREK FİKRİNİZİ SİTENİZE KOYUNUZ …diyorsunuz, bizlere hakaret edercesine veya bizleri ahmak yerine koyarcasına ve hiç aynaya bakmadan… DEMİŞSİN YUKARIDA İNEK ÖRNEGİNİ VERDİM AGAC ÖRNEGİNİ VERDİM ARI ÖRNEGİNİ VERDİM SENDE BUNLARIN AKSİ YÖNDE ÖRNEKLENDİR AKLINLA VE MANTIGINLA BİZE YANLIŞSINIZ BİZLER APTALMIYIZKİ İNEK VE ARI VEDE AGACLAR KESİNLİKLE SENİN DEDİGİN GİBİ BİR YARATICI GÜC ONLARI YARATSIN ASLA VE ASLA OLAMZLAR HEPSİDE TESADÜFEN ŞANS ESERİ VARLAR DİYE BİLİRMİSİN AKIL VE MANTIGINLA

        KALEM 68/10-15
        10 Yemin edip duran alçağa uyma!
        11 İğrenç dedikodular yapan iftiracıya da uyma!
        12 İyiliğe mani olana, saldırgana, günahkâra da uyma!
        13 Kaba ve haşin, bütün bunların ötesinde soysuza da uyma!
        (14-15) Mal ve çocuklarına güvenip, kendisine okunan âyetlerimize yönelik olarak, “Öncekilerin masalıdır” diyene de uyma!

        Saygılarımla….!!!

  39. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    12/10/2015, 23:50 BU TARİHLİ YAZDIGIN BAKIŞ ACISI YANLIŞJARINA CEVAP
    COK YANLIŞ DÜŞÜNÜÜYORSUN MÜLKÜN SAHİBİNE UKALALIK YAPIYORSUN BİZLER KİMİZKİ
    HERŞEYİMİZİ VERENE NASIL DAVRANACAGINI NASIL DAVRANMASI GEREKTİGİNİ AYNAYABAKMADAN ACİZLİGİMİZİ BİLDİGİMİZ HALDE ŞU DOGADAKİ HAYVANLARI ÖRNEK ALARAK KENDİMİZİ CEK EDİP YUÇELER YÜCESİ ALLAH HIN SENİN HİKMETİNDEN SUAL SORULMAZ SEN NE YAPMIŞ VEDE NE DEMİŞSEN HAKTIR VEDE GERCEKTİR BİZ BİLMEYİZ SEN BİLİRSİN SENİN ÖGRETTİGİNDEN BAŞASINI BİZLER BİLEMEYİZ ŞÜKÜRLER OLSUNKİ BİZE AKLETME KABİLİYETİ VERDİN O YETMEDİ BİRDE ÖZGÜRLÜK VERDİN ODA YETMEDİ YARADANINA BİLE SORU SOARMA İNKAR ETME NANKÖRLÜK YAPMA İTİRAZ ETME KABİLİYETİ VERDİN BİZİDE DOMUZ YAPAR KAİNATTAKİ TÜM PİSLİLERİ YEDİRTİRDİN HİÇTE SANA KARŞI İTİRAZ ETME DİYE BİRŞEY BİLMEDEN İŞTAHLA VERDİGİ BU GÖREVİ YERİNE GETİRİRDİK ALLAH HIM SEN NE BÜYÜK NE YÜCESİN ŞÜŞÜR Kİ SEN HER ŞEYİ EN İYİ BİLENSİN BİZE TEMİZ VE LEZİZ YİYECEKLER YEME KABİLİYETİ VERDİN O YETMEDİ SEÇME KABİLİYETİ VERDİN NE YÜÇESİN YARABBİ SANA HESAP SORMAK BENİM NE HADİME UKALALIK YAPMAK NE HADİME YARABBİ DÜŞÜNÇESİZLERİ DÜŞÜNEMEYENLERİ DÜŞÜNÜP AKLETTİKLERİ HALDE KİN VE NEFRETLERİ İLE NEFSİNİ KONUŞTURANLARI NE BÜYÜK BİR MERHAMETİN VAR SEN NE MERHAMETLİSİN BELKİ DÜŞÜNÜP AKLEDERLER DİYE SÜRE VERİYORSUN SEN NEYÜÇESİN NE BÜYÜKSÜN
    OKADAR UKALALRKİ TÜM ŞANI ŞEREFİ HAYSİYETİ VEREN SENSİN BU DONANIMLARLA KALKMIŞ SANA UKALALIK YAPA BİLİYORLAR
    BİR İNSAN NEYİ ŞAKIYORSA ŞAKIDIGI KABINDAKİ SADE CE ODUR
    KİŞİ BİLDİGİNİN ALİMİ BİLMEDİGİNİN DE CAHİLİDİR
    SEN KAİNATA SAFSAF BAKMAYA DEVAM ET AMAÇSIZ GAYESİZ HEDEFSİZ GEL GÖRKÜ YAŞAMINDA HİÇ DE BÖYLE HAREKET ETMİYORUZ BU TUTARSIZLIGIMIZI NASIL İZAH ETNEYİ DÜŞÜNÜYORSUN
    SON

  40. KARACA dedi ki:

    rammsteinn

    iyide rammsteinn sen gitmiş bilmem nereden örnekler veriyorsun
    bana seni kimin yarattığı hakkında en ufak bir bilgi vermiyorsun
    yoksa kendi kendinimi yarattın böyle bizim bilmediğimiz bir gücün mü var
    ha diyorsanki KARACA seni yaratan beni de yaratmıştır amenna o zaman sana sözüm
    yok
    beni allah yarattı hemde atamız ademi kaç kişi yarattı bilmiyorum birden çok fazladır muhtemelen ben ademin soyundan geliyorum diyorum
    sen kendi soyunu bilmiyorsun.
    soyunu biliyorsan açıkla, nereye dayanıyor açıklayamıyorsun
    mutlaka senin soyunun da geldiği bir yer olmalı yoksa
    sende adem babayamı varıyorsun.
    bak şimdi rammsteinn biz topraktan yaratıldık ben değil ilk atamız
    toprakta ne var demir var karbon var bakır var var oğlu var bu madenlerden
    bu elamanlardan,şimdi bu madenleri elamanları suyu vs şeyleri bilen onları yaratan
    var eden insan yapmak için nereye ne kadar nasıl malzeme koyacağını bilmezmi
    hele hele bu bilgi kendisinde var iken bunu yapamazmı,demekki muhim olan bilgi
    bilgi olduktan sonra bunu uygulamış rabbimiz bunda ne var.
    tıp adamları demiyormu insanın vucudunda bakır,demir,çinko karbon vs şeyler vardır insanın temel malzemesi bunlardır demiyorlarmı toprak tan yaratıldığımızın ispati
    hadi onudu bırak yaratmış atmış bir kenara adem babanın cesedini tıpkı insan
    hareketsiz yatıyor,e bu vucudu harekete geçirtecek kontrol edecek bir mekanızma lazım
    yani us yani akıl yani ruh ne sayarsan say bilgisi kendinde saklı olan rabbimiz demiyormu
    ben ademe kendi ruhumdan verdim diye
    bütün hayvanlarda bitkilerden topraktan toprağın bilmem ne elementlerinden yaratılmış
    hayvanlarda karbon demir çinko bakır vs yokmu hepsinde de değiş oranlarda var bu karınca da da aynı solucanda da aynı bir ayı da da aynı bir ağaçta da aynı yani toprağa ait elamanlar
    şimdi bir canlı yaratmak için bu elamanları kendi ölçülerinde bir araya getirip bir hayvan sureti vermekte yetmez e ne olacak bu hayvanların bitkilerin fıtratını yani planını da ceset halindeki bu yaratıklara vermek gerekir yüce yaradanımız onu da yapmış hepsini ayağa kaldırmış
    sen şimdi biraz bu işe düşünmelisin
    şimdi şöyle düşündüğünü görür gibiyim elinde neyi neden yaratacağına dair bilgi olmalı yetmez
    yarattığın bu mahlukatı harekete geçirecek olan mekanızmanın bilgisi de olmalı yine yetmez
    bu mekanızmayı bu mahlukata verirken buna bir plan yapmalısın şu söyle olacak bu böyle olacak diye planı görmüyormusun rammsteinn kimi toprağın altında yaşıyor kimi toprağa kök salıyor
    kimi toprağın yetiştirdiği hayvanı yiyor vs vs
    yani aslında vucudumuz neden yaratıldı ise onun verdiklerini tüketiyoruz.
    sen boşluktan mı besleniyorsun,yani senin yiyecek içecğin aydan marstan mı geliyor topraktan yaratıldık toprağın verdiklerine muhtacız
    mantık yürüt bizleri yaratan ihtiyac sahibi olabilirmi senin gibi benim gibi bir vucudu olsa toprağa suya muhtaç olmazmı olur e nereye kadar bilmem şu zamana kadar e ondan sonra ne olacak
    o zamandan sonra muhtaçlığı giderilmediği takdirde yok olmazmı işte ondan dolayı yaratıcının hiç bir şeye ihtiyacı yoktur ihtiyaç sahibi değildir
    ihtiyaç sahibi olmayanın bilgisi sonsuz değilmidir.
    bu bilginin içerisine neyi katarsan kat kuvvet kudret,bilgi uygulama,sonsuzluk,var etme bilgisi,
    daha benim aklıma gelmeyen içini senin düşünerek doldurabileceğin bilgi muhteviyatını sen düşün bu bilgi sahibi rabbimizde neler vardır neler.istediği zaman istediği bilgiyi kullanamazmı
    aslanda yaratır kaplanda yaratır insan da yaratır melekte yaratır ibliste yaratır kıyameti de oluşturur akıl da yaratır kücücük gözle dünyayı görüyorsun göz bebeği mercimek tanesi kadar bile yok bak göz kapaklarını açtığında dünyayı görüyorsun dünyanın neye benzediğini algılıyorsun şimdi allahta bu bilgi olmazsa bu gözü nasıl çalıştırabilir işlevini yerine getirir.
    muazzam bir sanat değilmi.
    ne yani cennet cehennem yaratmak bilgi sahibi olana zor mu gelir tık tak istediğini istediği şartlarda fıtratta yaratamazmı yaratılamaz diyorsan e bu yaratılanlar ne
    bak şimdi rammsteinn rabbimiz allah yagane mutlak güçtür
    onun için kendini tarif ederken söylediklerine dikkat et
    onun ilmi sonsuzdur der,yaratmak isteği bir şeye ol der ve olur,
    kuvvet ve küdreti sonsuzdur
    bakidir,ezel ve ahirdir yani sonu başı yoktur.o kainat yaratılmadan önce de vardı sonra da var olacaktır.allahın sıfatlarını saymakla bitmez
    onun için derki onun sanatını yazmaya denizler mürekkep ağaçlar kalem olsa yetmezler bu laf ne büyük bir düşünce şeklidir demekki o kadar çok bilgisi varki denizler mürekkep olsa ağaçlar kalem yine de yazmaya kafi gelmez buna ne dersin.
    hakikaten bilgisi çok olanın bilgisini sıralamaya kalksan ne deniz nede ağaçlar yeter demekki sonsuz ilim sahibi.yaz yaz bitmez.mürekkep tükenir.
    kalkmış,pegamber kuranı kendi yazmıştır yok kuranın tanrısı yazında okuduğum şeyleri peygambere hak görmüş vermiş diyorsun verdiyse vermiştir vermediyse vermemiştir bunu büyütecek ne var birde diyorsun kölelik pagan dinin den kurtulup hak dine o zamanki insanların girmesini sağlamakla baskı,köleliği paganizmin köleliğini kaldırmış olmuyormu
    kölelikten kasıt bir insanı para karşılığında alıp hizmetlerde kullanmaksa allahın buna razı olacağını düşünemiyorum,allah her bireyi özgür yaratacak sonra da köleliği yasal ilan edecek bunu söyleyenin aklından zoru olmalı.
    ne yani peygamber tayin etmek insanlarla buluşturmak allah için zor değildir. kaldıki zor olanı yapmış yıldızları dünyayı yaratmış bu zor değilmi ama allah için zor diye bir şey olamaz istediği an istediğini yapabilecek bilgi kapasite,güce sahiptir bunu niçin anlamakta zorlanıyorsunuz bilemiyorum anlamış değilim.

    • rammsteinn dedi ki:

      o kadar boş boş yazı yapıştırıyorsunuz ama sorulan soruları es geçiyorsunuz.

      yahu beni kim yaratıysa yarattı ama benim tanrım benimle güreşmiyor, benim kimle yatıp yatmayacağıma karar vermiyor. hangi kadın helal hangisi haram demiyor. bir erkekğin sapkınlık derecesindeki ihtiyaçlarını gidermiyor. bana inanmayanlar dışındaki herkes sapkındır aşağılıktır demiyor. dört işlemi doğru düzgün hesaplayabiliyor. miras hakkını sizinki gibi eksik yanlış ahlaksızca dağıtmıyor.
      gökteki yıldızlara kandil demiyor. güneş çamura batmaz size öyle gelir diyor. siz zekisiniz gemileri hareket ettirebilirsiniz diyor.
      şimşeği çaktıran benim demiyor. bir doğal olayıdır diyor.
      ceza için elini ayağını çaprazlama kesin demiyor.
      bütün canlılar güzeldir diyor,erkek dişi eşittir diyor. kölelik yasaktır diyor. hediye olarak göğüsleri yeni çıkmış kızlar var demiyor. pedofiliye sizinki gibi cevaz vermiyor. cariyeleri istediğiniz gibi kullanın demiyor. gel seninle kitap yazalım 30 günde yetiştiremezsek 40 günde deyip geleceği de bilirim gelmişinizide bilirim geçmişinizide diyerek size zakkumun kökünü yedirtirim gibi tehditlerde bulunmuyor.
      yani sizin tanrıyla benim tanrım arasında gördüğünüz gibi çok fark. ama bir benzerlik var. sizin tanrı da görünmez benim tanrıda. ismi de “vicdan”

  41. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    12/10/2015, 23:50 BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN

    Daha bir şey söyleme dost…
    Ne söylersek söyleyelim anlamı yok…DEMİŞSİN

    iftira ile bitiriyorsun 1400 sene önçesindeki bir iftirayı gercekmiş gibi anlatıyorsun bu ne tutarsızlık bu ne kin bu ne cirkeflik
    kendine yapılmasını istemedign bir şeyi taaaa kalkmış 1400 sene önce den bu yana bir pedofiliin yaptııgı iftirayı yada bir cahlin yaptıgı bir hayasızlıgı YADA DİN DÜŞMANIN YAPTIGI YADA YOBAZIN YAPTIGI taşıdı bU cirkin sözleri sende oradaymış gibi o dedi bu dedi o bundan duymuş şu ondan rivayet misali tüm uydurmaları akledip mantıgınla anladıktan sonra kalkıp reddetmen gerekirken sende onların kervanına katılıyorsun bedevi olan kervana CİRKEFLER KERVANINA FİTNECİLER KERVANINA HAYASIZLAR KERVANINA
    NOT EGER SOMUT BİLGİLERLE İSPAT EDEREK DELİLLENDİRSEYDİN O ZAMAN BENİM HİÇ BİR KONUŞMA HAKKIM OLMAZ SUSARDIM HAKLISIN DERDİM COK AYIP COK BİRİ SENİ AYNI KONU İLE SUCLASA İFTİRA ETSE SEN AVANAK AVANAK BAKARMISIN KABUL EDERMİSİN EGER BÖYLE DÜŞÜNÜP İDRAK ETSE İDİN BU YALANI BU İFTİRAYI AKIL VE MANTIGINLA YAPMAMAN GERKTİGİNİ ANLARDIN ŞİMDİ ANLAMIŞSINDIR HERHALDE NASIL BİR AHMAKLIK NASIL BİR AHLAKSIZLIK OLDUGUNU SENİN BU YAPTIGIN TAVRININ

    İFTİRAYA KURANDAN DELİLLER BİLGİLER


    TALAK 3. AYET Allah, onu hiç beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a dayanıp güvenirse, O, kendine yeter. Şüphesiz Allah, dilediği şeyi sonuca ulaştırır. Allah HER ŞEY İÇİN BİR ÖLÇÜBELİRLEMİŞTİR.
    TALAK 4. AYET Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlar ile âdet görmeyenler hakkında tereddüt ederseniz ONLARIN BEKLEME SÜRELERİ ÜÇ AYDIR. Hamile olanların bekleme süreleri ise doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a saygı duyarsa Allah ona işinde bir kolaylık verir.
    TALAK 5. AYET İşte bu, Allah’ın size indirdiği buyruğudur. Evet, kim Allah’a saygı duyarsa Allah onun kötülüklerini örter ve ödülünü büyütür.
    NİSA 5. AYET Allah’ın geçiminize dayanak kıldığı MALLARINIZI AKLI ERMEYENLERE VERMEYİNİZ; o mallarla onları besleyiniz, giydiriniz ve onlara güzel söz söyleyiniz.
    NİSA 6. AYET Yetimleri evlenecekleri yaşa gelinceye kadar deneyiniz, sonra aklen olgunlaştıklarını tespit ederseniz, mallarını onlara iade ediniz. Sakın onlar büyümeden önce, aceleyle ve israf ederek mallarını tüketmeyiniz. Zengin olan iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da ihtiyaç ve emeğine uygun olarak yesin! Onlara mallarını geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurunuz. Hesap sorucu olarak Allah yeter.
    Şimdide yine elimizdeki rehbere iyice bakalım ve şu soruyu soralım. Allah bir kızın evlenebilmesi için, hangi özellikleri taşıması gerektiğini söylüyor. Bakın Rabbim bu soruya, nasıl cevap veriyor.
    öyle söyledikleri gibi küçük yaştan bahseden ise asla yok,
    Demek ki aile reisi size emanet edilen yetimler de, ya da kendi evlatlarında, olgunluk ve erginlik görecektir evlenmeleri için, yoksa asla evlenmelerine müsaade edemez.

    Kızı düşünün doğuracağı evladına nasıl annelik yapsın? Erkeği düşünün o aileye nasıl baksın? İşte Kur’an, işte açık seçik ayetleri. İsteyen aklını kullanır, Kur’an nuruyla nurlanır, isteyen kendisine öğretilenleri doğrulamak adına, Kur’an ayetlerinden uzaklaşıp sözcükleri cımbızlar, gerçeklerden uzaklaşır ve sanıya inanır.

    KALEM 68/10-15
    10 Yemin edip duran alçağa uyma!
    11 İğrenç dedikodular yapan iftiracıya da uyma!
    12 İyiliğe mani olana, saldırgana, günahkâra da uyma!
    13 Kaba ve haşin, bütün bunların ötesinde soysuza da uyma!
    (14-15) Mal ve çocuklarına güvenip, kendisine okunan âyetlerimize yönelik olarak, “Öncekilerin masalıdır” diyene de uyma!

    KALEM 14. AYET Gerçek şu ki, Allah adâleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; yüz kızartıcı işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp öğüt alasınız diye size öğüt veriyor.[
    BAKARA 242. AYET Aklınızı kullanasınız diye Allah size âyetlerini böyle açıklıyor.
    Dilerim Rabbim, gönül gözleri açık, aklı ile iman eden, sanıdan uzaklaşılıp, Kur’an ı rehber alan, kulları arsına alır bizleri.

    NOT KUTUPTAN BAHSETMİŞMİ DEMİŞSİN SENİN AKLIN VE MANTIGIN VE VİCDANIN GÖRMEK İSTEMİYORSA BİZLER NE YAPA BİLİRİZ
    KUZEY KUTBUNDAKİ AYI CÖLE GETİRELİM CÖLDEKİ DEVEYİDE KUZEY KUTBUNA GÖNDERELİM BAK BAKALIN NE SÜPRİZLERLE KARŞILAŞACAKSIN YADA PENGU ENİ CÖLDE YAŞAT NE DERSİN NE GÜZEL BİR UYUM OLUR BUNUN ADINA ZULUÜM DENİR TAŞLARI YERİNDEN OYNATIRSAK KENDİMİZE ZULMETMİŞ OLURUZ SANA İSTEMEDİGİN KADAR HER ÇEŞİT ÖRNEKLEME YAPARIM OLUMLU YADA OLUMSUZ
    GAŞİYE 17,18,19,20.AYETLERİ Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
    1 DEVENİN NASIL YARATILDIGINA
    2 GÖGÜN NASIL YÜKSELTİLDİGİNE
    3 DAGLARIN NASIL DİLİKDİGİNE
    4 YERİN NASIL YAYILDIGINA BİR BAKMAZLARMI DİYOR VE DÜŞÜNMEYE AKLETMEYE DAVET EDİYOR
    ŞİMDİ DEVE SADECE CÖL GİBİ SICAK BÖLGELERDE OLDUGUNDAN YARATICIMIZ O HALKA DEVEYİ ÖRNEK GÖSTERİYOR
    FAKAT DİGERLERİ HERKESİN HER COGRAFYANIN GÖRECEGİ BİLECEGİ ANLAYACAGI OLDUGUNDAN
    KALKIPTA KUTUPTAKİ PENGUENİ ÖRNEKLEMİYOR
    BU AYETİ KUTUPTAKİ BİRİSİ OKDUGUNDA ANLAYACAKKİ BENİ DÜŞÜNDÜREREK KENDİ BÖLGESİNDEKİ HAYVANLARI İNÇELEMEMİ ANLAMAMIİSTİYOR YADA KANGURİNİN YAŞADIGI BÖLGEDEKİ BİR İNSAN BU AYETİ OKDUGUNDA KENDİSİNİN GÖZÜYLE GÖRDÜGÜ ALGILADIGI HER HANGİ BİR HAYVANI İNÇELEMESİ GERKTİGİNİ ANLAYABİLECEK KAPASSİTEDE YARTTIGINDAN HER HAYVANDAN ÖRNEKLEME YAPMIYOR TABİ SİZLERİNKİ GİBİ CALIŞAN LARIN HARİÇ
    BAKARA 164. AYET Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yararlı şeyler taşıyarak denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökten yağmur indirip onunla arzı ölmüşken diriltmesinde, oradaki hayvanları üretip yaymasında, gök ile yer arasında Allah’ın emrine boyun eğmiş rüzgârları ve bulutları şu yandan bu yana yöneltmesinde, aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır.
    VARDIRDA GÖRMEK İSTEYENE AKLEDENE MANTIGINI KULLANANA VİÇDANINI BASTIRMAYARAK KULLANANA İRADESİNİ NEFSİNİN ELİNDEN KURTARANA NEFSİNİN KÖLESİ OLMUŞ OLANLARADEGİL KENDİSİ KENDİ NEFSİNİN KÖLESİ CARİYESİ OLMUŞ OLANLARIN KALKIPTA KÖLE VE CARİYELERDEN DEM VURMASI AKIL VE MANTIK VEDE VİCDANLA BAGDAŞMAZ KÖLE CE CARİYELERİ SİZLERİN BU SİTESİNE KACKERE KOYDUM
    RUM 58. AYET Biz, insanlara bu Kur’ân’da her türlü örneği verdik. Şâyet onlara bir mucize getirsen, inkârcılar kesinlikle şöyle diyecekler: “Siz, sadece bâtıl şeyler ortaya koymaktasınız.”

    İYİ DÜŞÜNCELER

  42. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    12/10/2015, 23:50 BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN

    Biraz önce seyrettiğimiz evreni yarattığına inandığınız tanrı gönderdi veya yaptı diyor iseniz….

    İnanılan Tanrıya bundan daha fazla küfür ve hakaret edemezsiniz…
    Sonsuzluğu yarattı dediğiniz tanrınızı, muhammedin özel hayatı için kullandığına sessiz kalarak, bir de savunuyorsanız, sizlere de binlerce kez yazıklar olsun…DEMİŞSİNİZ DEVAMINDADA SACMALAMAK BİR YANA ZIRVALAMIŞSINIZ ZIRVA TEVİL GÖTÜRMEZ MİSALİ



    Tamam ama neden ?neden ?
    Kuran’ı, Peygamber in kendi elleriyle yazdığını farz edeceksek;
    – Niçin, “yakında Mekke fetholunacaktır” diye ayet indirip, feth edememe ihtimaline karşı davasını riske atıyor?
    – Niçin, “Rumlar Perslere karşı tekrar toparlanıp onları yenecek 3-9 yıl arasında” diye, Rumların yenik düştüğünü bile bile
    böyle bir ayet indirip, 3-9 yıl arasında kazanamama ihtimali karşısında davasını riske atıyor?
    – Niçin, Devrinin şairlerine baş kaldırıp “benzerini asla getiremeyeceksiniz” deyip davasını riske atıyor? Kendisi bir şair
    olmamasına rağmen ve belki benzerlerini getirebilecekleri ihtimaline rağmen.
    – Niçin, teheccüd gibi meşakkatli bir namazı ömrü boyunca kendine farz edecek bir ayet indirip ömrü boyunca rahatını
    bozacak bir ayet yazdırıyor?
    – Niçin, daha Kuran yeni indirildiği sırada Ebu Leheb’in iman etmeyeceğine yönelik ayet yazdırıp, onun yalandan da olsa iman
    ettim demesi ihtimalini göze alarak davasını riske atıyor?
    – Niçin, kendisine eziyet ve suikastların bolca olduğu Mekke döneminde, “Seni düşmanlarından koruyacağız” diye ayet indirip
    sonra da “Rabbim beni koruyacak beni korumanıza gerek yok” deyip, suikastların başarıya ulaşma ihtimaline karşı davasını
    riske atıyor?
    – Niçin, “Allah’ın nurunu, İslam’ı tamamlayacağına” dair ayet yazdırıp, Kuran ayetlerinin daha bitmeden, önündeki bir çok
    savaşı da göze alarak, vefat edebilme ihtimaline karşı davasını riske atıyor? Ve üstelik savaşlarda en ön sırada savaşıyor ve
    düşmana savaşta en çok yaklaşan kişi olup kendini ve davasını riske atıyor? Kuran ayetleri bitmeden vefat etseydi davasının
    batıl olacağını insanların anlayabilme ihtimaline karşı…
    Bu “NİÇİN”ler bitecek gibi değil. Bu kadar “NİÇİN” in sonucunda davanın hiç bir şaşma olmadan devam etmesi, ayetlerin bir
    bir çıkması tesadüf müdür? Peygamber kendi nefsinden mi Kuran’ı yazmıştır da bu kadar riskli ayet yazdırmıştır, yoksa Allah mı Kuran’ı yazdırmıştır da bu kadar mucizevi haberi hiç çekinmeden Kuran’a koymuştur?

    —————————–

    1- İnsanların doğal ve temel arzularının birçoğunun objesi olduğunu gözlemliyoruz.
    2- Şu altı tane arzu da doğal ve temeldir
    2.1- Yaşam
    2.2- Korkuların giderilmesi
    2.3- Mutluluk
    2.4- Gaye
    2.5- Şüpheden uzak bilgi edinme
    2.6- Başkaları tarafından iyi davranılma
    3- Birbirleriyle ilişkili de olsa birbirine indirgenemeyecek olan bu doğal ve temel arzuların her birinin karşılanması ancak
    Allah’ın varlığıyla mümkündür.
    —————————–

    Hâlâ Kur’ân üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gönderilmiş olsaydı onda birçok çelişki bulurlardı. NİSA 82. AYET

  43. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    12/10/2015, 23:50 BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN

    Kuran’ı (Haşa) ateistlerin dediği gibi Resulullah yazsa idi
    1- O kitapta Kendisini cennetle müjdelemez miydi?
    2- O kitapla ırkını yüceltmez miydi?
    3- O kitapta adını sadece 4 kez mi anardı?
    4- O kitapta soyumu ,kabilemi (haşimoğullarını) yüceltmez miydi?
    5- O kitapta kendini azarlar, hatta tehdit eder miydi?
    6- O kitapta açıklanması hoşuna gitmeyecek, kendisini zor duruma sokacak şeyleri açıklar mıydı ?
    7- O kitapta kendini Allah’ın en sevgili kulu ve Her şeyin varoluş sebebi ilan etmez miydi? (Bu iddia Kuranda yazmaz, uydurma hadislerde yer alır)
    8- O kitapla kurduğu din sayesinde kendisine Saraylar Hanlar yaptırmaz mıydı? Sıradan hayatına devam edip basit bir hayat yaşar mıydı ?
    9- O kitapla kurduğu dinle Arabistan’ın en genç ve en güzel kızları dururken 51 yaşına kadar tek eşli kalıp 51’inden sonra da ekseriyeti yaşlı ve dul insanlarla evlenir miydi?
    10- O kitap sebebiyle; herkesin en güvendiği insanken, öldürülmek istenen bir insan olmayı göze alır mıydı? Bu uğurda evinden yurdundan kovulup yine de o kitaptan şaşmaz mıydı?
    11- O kitapta indirdiği dine en çok kendisi uyup, en çok kendisi ibadet eder miydi? Sadece kendine has ibadetler koyup, bu ibadetleri uydurduğu halde uygular mıydı?
    Resullerden başka tek bir kişi bile bulamazsınız ki
    YUKARIDA YAZILANLARDAN EN AZINDAN ÜÇÜNÜ KENDİ YAZDIĞI KİTAPTA BELİRTMESİN.
    SIRF BU YÜZDEN BİLE İNANIYORUZ Kİ KUR’AN YÜCE ALLAH’IN SÖZÜDÜR, KUL SÖZÜ DEĞİL.
    “Kâfirler, “Kur’ânâyetleri, öncekilerin masallarıdır. Onları kendisi yazdırmıştır. Bunlar sabah-akşam kendisine okunmaktadır” dediler.
    De ki: “Kur’ân’ı, göklerde ve yerdeki sırları bilen Allah indirmiştir. Şüphesiz Allah, çok affedicidir; çok merhametlidir.” Furkan 5-6

  44. NURİ BABA dedi ki:

    Allah var mı? var..
    Kim söylemiş? Muhammed.
    Muhammed’e Allah’ın varlığını kim söylemiş? Allah..
    Allah’ın varlığını Muhammed’e bildirdiğini bize kim söylemiş Muhammed.
    Allah bunları Muhammed’e nasıl söylemiş? Cebrail vasıtasıyla .
    Allah’ın bunları Muhammed’e Cebrail vasıtasıyla söylediğini kim söylemiş? Muhammed.
    Kuran ayetlerinin kesinlikle Allah’ın sözleri olduğunu kim söylemiş? Allah.
    Kime söylemiş? Muhammed’e.
    Ayetlerin sadece Allah sözü olduğunu bize bildiren kim? Muhammed.
    Muhammed’i kim peygamber seçmiş? Allah.
    Allah’ın Muhammed’i peygamber seçtiğini söyleyen kim? Muhammed.

    Yani yaşamış tek şahit Muhammed yani iddia sahibi…
    Biz bu dalavereleri yemediğimiz için adımız kafirdir…
    Yiyenlere afiyet olsun…!!!

    Adama diyorum ki ; sevgili arkadaşım , söylediklerine karşı değilim…
    Sonsuz evren, dünya, doğa, canlılar, cansızlar, denizler okyanuslar velhasıl,
    Evrende var olan her nesne için hayranlıkla söylediğin sözlere ve anlatımlara karşı değilim ve üstelik de saygı duyuyorum…

    Ancak ; sen bunları inandığını söylediğin insan beyninin yarattığı tanrının yaptığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun ? diyorum…

    Bana, Muhammedin , Zeyd’in ekibi aracılığıyla yazdığı kitabın sayfalarından örnekler veriyor…

    Diyoruz ki ; hiç bir şey kendine referans olamaz…Ama o yine bildiğini okuyor ve o kitabın, sonsuzluğu yarattığı varsayılan tanrıdan geldiğini söylüyor…

    E artık, bu kadarına da pes yahu…
    Ama siz de haklısınız…
    Cennette bal süt şarap akan ırmaklar var mı ? Var…
    Cennette, göğsü turunç (9-11 yaş) bakireler var mı ? Var…
    Cennette, becerildikten sonra da yine bakire olacaklar mı ? Evet…
    Cennete giren her mümine bu bakire hurilerden verilecek mi ? Evet…

    Eğer Tanrı olsaydı, öncelikle kendini peygamber diye lanse edenlerden başlayarak hepinizin belasını verir ve gök gürlemesi gibi bağırırdı…

    “”Ulan ahlaksız reziller…Ben cennetime aldığım müminlere her gece bakire huriler pazarlayan eğlence merkezinin işletmecisi miyim ? Ulan pislikler, ben sizlerin pezevenginiz miyim ?””

    Ama ne yazık ki sizin tanrınız, Arap yarımadasının uyanıkları tarafından uydurulan dandik tanrı olunca, lastik gibi istediğiniz yöne çekiyor ve kendi menfaatleriniz uğruna dilediğinizce oynuyorsunuz…

    Nasıl olsa hayal pilavı…Yağı birazcık fazla oluversin değil mi ?

  45. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    13/10/2015, 18:37

    E artık, bu kadarına da pes yahu…
    Ama siz de haklısınız…DEYİP
    HURAFECİLERİN SACMALARINI CARPITMALARINI SIRF KENDİNİZİ SAVUNMAK İÇİN HAKLI ÇIKARTMAK İÇİN YİNE İFTİRALAR YİNE CARPITMALAR YİNE ….YADA KISKANCLIKTAN CEKEMEMZLİKTEN OLSA GEREK …
    YAHU KENDİNİ HAKLI CIKARTMAK İÇİN HEP İFTİRACILARIN HURAFECİLERİN UYDURMALARINI BİZLERE KİTAPTA BUNLAR YAZIYOR DİYE KENDİ SAFSATALARINI KENDİ YANLIŞLIKLARINI HAKLI CIKARTMAK İÇİN NİYE GERCEK OLMAYAN SÖZLERİ ÖNE SÜREREK KENDİNİ HAKLI DURUMA CIKARTMAYA UGRAŞIYORSUNUZ.
    NİYE BİZZAT KİTAPTAN KİTABIN KENDİSİNDEN BAKIP AYETİ SİTEYE KOYMUYORSUNUZDA AFAKİ SÖZLERLE İSLAMDAN Bİ HABER İNSANLARIDA YANINIZDA TUTMAK İÇİN UGRAŞIYORSUNUZ TEK KALMAKTAN COK KORKUYORSUNUZ
    NOT HURAFECİLERLE DİN DÜŞMALARININ ŞU YÖNÜ HEP AGIR BASMIŞTIR BEL ALTI KONULARINI GİRİP KONUYU CARPITIP SÖZDE İŞİ AHLAKSIZLIK BOYUTUNA CEKEREK KENDİ LERİNİ BAŞKALRINDAN SAKLAMAYA CALIŞMALARI YAHU NİYE HEP AKLINIZA UCKURAR SAPKINLIKLAR GELİYOR AGZINIZDAN EKSİK OLMUYOR BİR SEBEBİ OLMALI ,ÖRNEK
    BÜLBÜL KUŞU HEP ŞAKIR NEDEN ÇÜNKÜ ONU BİLİYOR ONU ŞAKIR BAŞKA BİR ŞEY ŞAKIMIYOR
    ÖRNEK
    EŞŞEKTE ANIRIR NİYE SADECE O BİLGİSİ OLDUGUNDAN
    FİKİRLERİNİ SÖYLERKEN YADA FELSEFE YAPARKEN FİKİRTARTIŞMASINDA SİZLERİN AKLINIZ HEP ….ODASIMI GELİYOR SİZLERİN HERHADE BU KONUDA PİSİKOLOJİK BİR SORUNUNUZVAR HERHALDE TABİ SİZLERİN DERKEN HEPİNİZİ KAST ETMİYORUM AKLI UCKURUNU HATILAYIP AKLINDA TUTAMAYARAK AGZINDAN CİRKİN Mİ ÇİRKİN BAŞKALARINA TERBİYESİZCE SÖZLERİ YALAN YANLIŞ BİRŞEİKLDE SARF EDİYOR OLMANIZDAN ANLAŞILIYOR

    CENNETİ KISKANMANA GEREK YOKKİ SENDE YÜCELER YÜCESİ OLAN RAHMAN OLAN ALLAH IN ELCİSİNE VERDİGİ BU KİTABI KABUL ETMEN YETERLİ TABİ O ZOR OLAN KABUL ETTİKTEN SONRASI ALLAH IN YAP DEDİKLERİNDEN DOLAYI ZOR GELİYOR GURURUN SENİ MAHVEDİYOR CATLIYORSUN CATLADIGININ DELİLİ VAAT EDİLEN CENNETTEKİ GÜZELLİKLERİ ANCAK İLAVELERLE CARPITMALARLA CIKARMALARLA İÇİNDEKİ KİNİ VE ÖFKEYİ BİRAZCIK OLSUN HAFİFLETMEYE CALIŞMAK İÇİN OLDUGU AŞİKAR AYAN BEYAN YAZILARININ İÇİNDEN AKIYOR SIRITIYOR …YAHU BİR ŞEYİ YANLIŞLATACAKSAN AHLAKLI BİR ŞEKİLDE HAYASIINIRLARINI KORUYARAK GÜZEL BİRŞEKİLDE DE ANLATILIR HER HANGİ BİR KONU BU O KONULAR İÇİNDE GECERLİDİR YETERKİ DOGRU BİR ŞEKİLDE İNSAN ONURUNA YAKIŞIR BİR ŞEKİLDE OLAYA BİRDE TERS TEN BAK SEN SAVUNUYOR OLSAYDIN SENİN YERİNDEDE BAŞKA BİRİ SİZLERİN YAFTALAMAYA CALIŞTIGI HAKARET VARİ İFTİRALARI SANA SÖYLESELERDİ SEN NE YAPARDIN NE GÜZEL SÖYLYORSUN MU DERDİN KENDİNE YAPILMASINI İSTEMEDİGİN BİR ŞEYİ BAŞKASINA YAPMA LÜTFEN YANLIŞLAYACAGIN HER HANGİ BİR KONUYU KURANDA VARMI DİYE BAK ONDANSONRA SEVİYELİ BİR ŞEKİLDE SÖYLE SAVINI GÜZEL BİR ŞEK,LDE YAP FİKRİNİ GERCEKTEN SAVUN GERCEKTEN KASTIM EGER FİKRİNE GÜVENİRSEN ANA YOLDAN AYRILMADAN TIRAFİK KURALLARINI DİKKATE ALARAK SINRILARI AŞMADAN FİKRİNİ SAVUNURSUN KENDİNE GÜVEN KENDİNE SAYGILI OL KENDİNİ SEV KENDİNLE BARIŞIK OL

    YASİN 78. AYET Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve “Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?” diyor.
    YOKSA BU AYETİ TASTİKMİ EDİYORSUN YANİ SENİ BİR YARATICI YARATTI
    OKADAR SENİN AMACIN GAYEN HEDEFİN YOK BÖYLE Mİ DÜŞÜNÜYORSUN

    DUHA 51. AYET Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.

    DUHAN 52. AYET Bahçelerde ve pınarların başlarında.

    DUHAN 53. AYET İnce ve kalın ipekten elbiseler giyerek karşılıklı otururlar.

    DUHAN 54. AYET Aynı şekilde onlara çok güzel eşler veririz.

    DUHAN 55. AYET Orada güven içinde her türlü meyveden isterler.

    DUHAN 56. AYET Orada, ilk ölümün dışında, başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.

    NEBE (31-34) AYETLERİ Allah’a saygı duyanlar için umdukları yer, muhteşem bahçeler ve bağlar, müthiş uyumlu harika eşler ve dolup taşan kadehler vardır.

    NEBE (35-36) AYETLERİ Orada, ne boş söz ne de yalan duyacaklar. Bütün bunlar, Rabbinin katından hesaplarının karşılığı verilenlerdir.

    SAD 51. AYET Orada koltuklara yaslanırlar. Birçok meyve ve içecek isterler.

    SAD 52. AYET Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt eşler vardır.

    SAD 53. AYET İşte, hesap günü için, size vaad edilen budur.

    VAKIA (28-33) AYETLERİ Dikensiz meyve ağaçları; salkımları sarkmış muz ağaçları, yayılmış gölgelerde, çağlayarak akan sularda, koparılmamış ve yasak edilmemiş birçok meyve ile nimetlendirilirler.

    VAKIA 34. AYET Yüksek, yumuşak döşeklerdedirler.

    VAKIA (35-40)AYETLERİ Sağdakiler için biz, kadınları yeniden biçimlendiririz. Onları genç kızlar haline getiririz. Eşleri tarafından sevilen yaşıt genç kızlar. Bütün bunlar amel defteri sağından verilenler içindir. Onların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir.

    RAHMAN (68-78)AYETLERİ İkisinde de her türlü meyveler, hurmalar ve nar vardır. Şimdi, Rabbinizin ahiret nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz? İçlerinde huyu ve yüzü güzel hanımlar vardır. Şimdi, Rabbinizin güzelliklerini nasıl inkâr edebilirsiniz? Otağları içinde sahiplerine tahsis edilmiş huriler vardır. Şimdi, Rabbinizin ahiret nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz? Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. Şimdi, Rabbinizin vefasını nasıl inkâr edebilirsiniz? Yeşil yastıklara ve rengarenk halılara yaslanarak sohbet ederler. Rabbinizden daha ne istiyorsunuz? İhtişam sahibi ve cömert olan Rabbinin adı ne yücedir!
    VAKIA (22-24) AYETLERİ Yaptıklarına karşılık olarak orada sedefteki inciler gibi güzel gözlü eşler de vardır.

  46. bir kul dedi ki:

    Peygamberimizin Evlatlığı Zeyd in, Boşandığı Eşiyle Evlenmesi Konusu

    Peygamberimizin evlatlığı, Zeyd in boşandığı eşiyle evlenmesi konusunda, birçok yalan, yanlış bilgilerin söylendiği ve yazıldığını görüyoruz. Tabi tüm bunlar İslam düşmanları, ya da gerçekleri gereği gibi anlayamayan, din kardeşlerimiz diyebilirim. Gelin bu konuyu yanlış bilgiler ışığında değil, Kur’an ışığında anlamaya çalışalım. Önce ayeti yazalım.
    ahzap 37. ayet Allah’ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine yardım etiğin kişiye, “Eşinden ayrılma, Allah’a saygı duy” dediğin anı hatırla! Oysa sen, içinde Allah’ın açığa çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah, çekinmeye daha lâyıktır. Müminlere, evlatlıkları eşlerinden ayrıldıklarında onların boşanmış eşleriyle evlenmelerinde bir sıkıntı olmaması için Zeyd, eşinden ilgisini tamamen kesip ayrılınca onu sana nikâhladık. Allah’ın emri kesinleşmiştir.

    Zeyd peygamberimizin evlatlığıydı. Onu çok sevdiği için akrabası, halasının kızı Zeynep ile evlendirmişti. Fakat Zeynep ile Zeyd geçinememişlerdi. Bu geçimsizliklerini bilen peygamberimiz ayette zikredildiği gibi, EŞİNDEN AYRILMA ALLAH A SAYGI DUY diye, evlatlık Zeyd i sürekli uyarmaktaydı. Fakat sürekli geçimsizliğini görünce peygamberimiz, boşanmalarına izin vermiştir.

    Ayete dikkat ederseniz peygamberimiz, Allah ın açığa çıkaracağı şeyi bildiğin için, toplumdan çekiniyorsun diyor. Bu sözlere öyle yalan ve yanlış, peygamberimize iftira atacak anlamlar veriyorlar ve peygamberimizin, evlatlık Zeyd in eşinde gözü vardı da, onun için boşanınca, onunla hemen evlendi diyebilecek kadar, iftiracı rezil olabiliyorlar.

    Hâlbuki peygamberimizin, insanlardan çekindiği konu tam tersine, toplumun bir konuyu daha iyi anlayabilmesi adına, Allah ın özellikle peygamberimizin, boşandığı evlatlığının karısıyla evlenmesini istemesidir. Peygamberimiz bu konunun, toplum tarafından yanlış anlaşılacağını düşündüğü için çekiniyordu, EVLENMEK İSTEMİYORDU. Ayetin son kısmını tekrar hatırlayalım.

    (ZEYD, EŞİNDEN İLGİSİNİ TAMAMEN KESİP AYRILINCA ONU SANA NİKÂHLADIK.)

    Nikâhlanma emri, direk Allah katından geliyor ve bunu yapmasının nedenini de ayet açıklıyor ve bakın ne diyor.

    (Müminlere, evlatlıkları eşlerinden ayrıldıklarında, onların boşanmış eşleriyle evlenmelerinde bir sıkıntı olmaması için.)

    Aslında burada anlatılmak istenen, evlatlığın boşanan eşiyle evlenebilirsiniz konusundan çok, anlatılmak istenen çok daha önemli bir konu var. Yoksa hangimiz böyle bir durumla karşılaşırız? Belki milyonda bir olasılık bile değil. Burada anlatılmak istenen, evlatlık konusuna dikkat çekmek ve bu konunun daha net anlaşılabilmesi adınadır.

    Kur’an evlatlık edinilmesini istemiş, önermiş hep birlikte yaşayabileceğimizi dahi söylemiş, ama evlatlıklarınızın babalarını, soyunu unutturmadan onları yetiştirmemiz gerektiğini özellikle belirtmiştir. EVLATLIKLARIMIZIN KENDİ EVLADIMIZ GİBİ OLMADIĞI, ONUNDA BİR SOYUNUN, ANNE-BABASININ OLDUĞU ÖZELLİKLE UNUTULMAYIP, ANLAŞILMASI İSTENMİŞTİR.

    Allah toplumun, bazı konuları daha iyi anlayabilmesi için, görevlendirdiği elçiler üzerinden anlaşılmasını sağlar. Unutmayalım peygamberimizin de anne bası çocukken ölmüş ve bir evlatlık olarak yetiştirilmiştir. Hatta kendiside Hz. Ali yi evlatlık alarak almış, daha sonra kendi kızıyla evlendirmiştir. Tüm bu olaylar tesadüf değil, toplumun bu konulara dikkatini çekmek ve konuların daha iyi anlaşılması içindir.

    Peygamberimizin evlatlığının boşandığı eşiyle evlenmesi, kendi arzu ve isteğiyle değil, ALLAH IN EMRİYLE olduğunu, bu mantıkla değerlendirmeliyiz. Ayetin sonunda belirtildiği gibi, ALLAH IN EMRİ GERÇEKLEŞMİŞTİR.

    Saygılarımla
    Haluk GÜMÜŞTABAK
    http://kuranyolu.blogcu.com/
    http://hakyolkuran.com/

  47. NURİ BABA dedi ki:

    MUHAMMED’İN ÖLÜM EMİRLERİ: SUİKASTLER
    Posted on 31/10/2009 by pante
    NADİR BİN HARİS’İN ÖLDÜRÜLMESİ

    Nadir, Muhammed’in akrabalarındandı. Kureyşliler içinde zeki ve aydın bir insandı. Muhammed’in büyük bir iş peşinde olduğunu düşünüyor ve ona inanmıyordu.

    Hicretten önce Nadir, Kuran ve Muhammed’in peygamberliği ile ilgili olarak halkı uyarır ve onun sahte bir peygamber olduğunu söylerdi. Onun bir kahin, sihirbaz veya şair olmadığını ama “aileleri ve insanları birbirine düşman eden bir büyücü” olduğunu iddia ediyordu.
    İbn Hişam, cilt 1. sh. 399

    Aynı eserin 320-321. sayfasında Nadir b. Haris’in şöyle konuştuğu yazılıdır :

    “Bu adama karşı çıkma yolunuz sizi bir yere götürmez. O sizin aranızda yaşamakta. Şimdiye dek ahlâken en iyi olanınızdı; aranızda yaşayan en doğru, en dürüst ve emin kişi oldu daima. Siz tutmuş, onun bir kahin, sihirbaz, şair ve mecnun olduğunu söylüyorsunuz. Kim inanır buna? Ahali, bir kahin nasıl konuşur bilmiyor mu? Bir şairin, bir mecnunun halini tefrik edemez mi halk? Bu ithamların hangisini Muhammed’e yamayabilirsiniz ki halkın dikkatini ondan kaçırabilesiniz. Bakın! Ben size onunla nasıl baş edeceğinizi söyleyeyim.”

    Sonra Irak’a gitti ve oradan” İran kisraları”, “Rüstem ve İsfendiyar’la ilgili masallar” vb. hikayeleri topladı ve Muhammed’in getirdiği Kuran’ın bunlardan farkı olmadığını anlatmaya başladı. “Bunlar da Muhammed’in söylediği türden şeylerdir. Üstelik ben onun gibi peygamberlik iddiasında bulunup, Allah’dan vahiy aldığımı da ileri sürmüyorum. Kur’an, bunlar gibi eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu.
    İslam Tarihi, Asım Köksal, cilt 1-258

    Aşağıdaki ayetin Nuzül sebebinin bu olduğu söylenir:

    Lokman-6 – İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmi delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır. İşte onlara rüsvay edici bir azap vardır.

    Bedir savaşında esir düştü. Nadir’ı esir alan Mikdad b. Esved’di. Muhammed, Nadir’ın öldürülmesini emredince Mikdat fidye alamayacağı için, “Ya Resulallah, o benim esirimdir” dedi. Muhammed, “O Allah’ın kitabı hakkında ileri geri konuşuyordu” dedi ve öldürülmesini emretti. Mikdat tekrar, “Ya Resulallah, o benim esirimdir” dedi. O zaman Muhammed, “Allah’ım Mikdat’ı lütfunla zengin kıl” diye dua etti. Miktad, “İstediğim buydu” dedi. Nadir’in başı Ali tarafından kesildi. Onunla birlikte birçok esir de öldürüldü. Kureyş’in ileri gelenlerinden Ukbe bin Muayt da fidyesi kabul edilmeyerek öldürülenler arasındaydı.

    Ukbe’nin Mekke döneminde birgün Muhammed’i boğmak istediği, bir başka gün namaz kılarken yüzüne hayvan işkembesi attığı, bu nedenle affedilmeyip öldürüldüğü rivayet edilir.

  48. NURİ BABA dedi ki:

    Peygamberimizin evlatlığının boşandığı eşiyle evlenmesi, kendi arzu ve isteğiyle değil, ALLAH IN EMRİYLE olduğunu, bu mantıkla değerlendirmeliyiz. Ayetin sonunda belirtildiği gibi, ALLAH IN EMRİ GERÇEKLEŞMİŞTİR. (Haluk Gümüştabak)…

    Sorduğumuz hiç bir sorunun yanıtı yok…
    Sadece muhammedin yazdığı masal kitabından bizlere laf yetiştirmeler var…
    Asla mantığı kullanmak yok…
    Kararları hep kalple alıyorlar…
    Besbelli beyin islamiyette bir işe yaramıyor…

    Her neyse, gelelim konumuza…

    Ne demiştik ? Sizin Allahınız, Kainatı yaratan Allah mı, yoksa sadece Arap Yarımadasının Allahı mı ?
    Yanıt yok…Ve demiştik ki, yaza yaza bitiremediğiniz Kur’an denilen masal kitabının yazarı eğer sizin önünde secde ettiğiniz Allah ise, gerçekten çok cahilmiş…
    Baksanıza, dünyanın kuzey yarımküresini bile bilmiyor…
    Bilseydi, kitabında da yazardı değil mi ?

    Şimdi gelelim, Haluk Beyefendinin bizleri ahmak yerine koyan yukarıda yaptığımız alıntısına…

    İslamiyetin ilk ve en büyük yalanı, muhammedin cebraille görüşüp peygamber olduğu yalanıdır…Yani, gömleğin düğmesi en yukarıda yanlış iliklenmiş ve aşağıya doğru da hiç bir düğme yerini bulamamıştır…

    Gelelim ikinci büyük yalana….

    Cahiliye dönemi (!) Arapları, kız çocuklarını diri diri toprağa gömerlerdi….
    Madem paganlar kız çocuklarını gömüyorlardı da, muhammedi babası mı doğurmuştu ?

    Gelelim gerçeğe….Evet, kız veya erkek çocuklarının doğuştan sakat olanlarını gömüyorlardı…Zira, o günkü bilgileri, bu çocukları tedavi edecek düzeyde değildi…
    Ancak, başladılar araştırmaya…Hemde cahiliye arapları….
    Ve buldular sorunun kaynağını….AKRABA EVLİLİĞİ…
    Ve derhal yasakladılar akraba evliliğini…

    Ve bu yasak nedeniyle, muhammed ; yanıp tutuştuğu Hala Kızı Zeynep’i alamadı ve zorunlu olarak evlatlığı (!) Zeyd’e verdi…Oysa Zeyd, onun evlatlığı değildi…Aralarında dört yaş fark vardı ve eşi Hatice, Zeyd’i özel olarak muhammedin yanına vermişti…

    Zira Zeyd ; Suriyeliydi ve Hatice ondaki değeri fark edip köle pazarından satın alıp onu özgür kılmıştı…Zeyd, gerçekten de, o günün koşullarına göre Suriye de üniversite mezunuymuş gibi bir entelektüeldi…

    Muhammed, 25 yıllık evliliğinde bir kez olsun eşine ihanet etmemiş ve hiç bir kadınla ilgilenmemişti…Onun çok zeki olması ve böyle bir hatanın ekonomik olarak nelere mal olacağını anlaması çok da zor değildi…

    Eğer eşini aldattığını Hatice öğrenecek olsaydı, Deve Kervanlarına ve zenginliğe elveda demesi kaçınılmazdı…

    Gelelim konumuzun özüne…Hicretten önce, derhal bir ayet uydurdu…Ahzap 50…
    Ve bu ayetle, tüm akraba evliliği yasaklarını kaldırdı…Zira etrafında civciv gibi dolaşan akraba
    kızlarına daha fazla dayanamaz olmuştu, özellikle Zeynep’e….Elbette bu ayetten tüm Halifeler de yararlandılar….

    Ve çeşitli atraksiyonlarla Zeyd ile Zeynep’in arasını açmakla yetinmemiş, Zeyd’i tüm savaşlara göndererek, ortadan kalkmasını da sağlamıştır…

    Ve derhal Ahzap 37 yi yazarak, Kur’anın, yani Arabistanın Allahını Nikah Memuru yaparak, Zeynep’i de becermeyi sonunda başarmıştır…

    Eğer sizin inandığınız Allah, gerçekten Kainatı yaratan Allah olsaydı ; Muhammede “Çok sevdiğin Zeyneple nikahını kıydım, artık istediğin kadar onunla olabilirsin” der miydi ?

    Bu arada, sizin nikah kıyan tanrınıza ve muhammedin karılarını sıraya sokan tanrınıza ve de dünyanın kuzey bölümünü bile bilmeyen tanrınıza inanmadığım için ben kafirim değil mi ?

    Hayır, ben teknolojinin limitleri zorladığı bir çağda ; 1400 yıl önce ki masallara inanmayacak kadar beynini ve de aklını kullanabilen ve asla kimsenin önünde eğilmeyen sadece bir İNSANIM….!!!

  49. bir kul dedi ki:

    • rammsteinn dedi ki:

      yaşı elliyi aşmış birisi kalkıyoron küsür evlilik yapıyor. bunların içinde yaşı daha çocuk olan bile var. evlatlığının karısı var. günümüzde bunu birisi yapsa sapık denir. ama işin ucunda cehennem korkusu olunca her evliliğe kılıf uydurularak durum kurtarılmaya çalışılır. neymiş allah başka karılarla evlenmesine dur demiş ama cariyeleri bunun dışında tutmuş. ne kadar büyük bir lütuf. ne kadar merhametli bir tanrı.özgür kadınlarla evlenme artık biraz da cariyelerle takıl. demiş.
      gözünüz bu kadar kör olsa da vicdanınız da mı kör. evreni yaratan bir tanrı kalkıp seçtiği kişinin uçkuru için neler yapmış anlamıyormusunuz.
      kadın kölelerden istediğiniz kadar alabilirsiniz diyen tanrının gerçek olduğuna inanıyorsunuz. bu tanrı için merhametli diyorsunuz. böyle ahlaksızca insanlık dışı bu uygulamayı gene insanlar kaldırdı. o zaman insanlar çok daha vicdani. çok daha ahlaklı.

      youtube meşhuru şu din adamına şunu sorarlar.
      hristiyan ülkelerinde müslümanlar istediği gibi cami açabiliyorlar.
      islam hoşgörü dini deniliyor ama islam ülkelerinde hristiyanlar klise açamıyor. neden?
      adamın verdiği cevap pişkinliğin son safhası;
      hristiyanlar emin değil ama müslümanlar dininin doğruluğundan emin.
      adam o kadar emin ki cennetteki içeceği şarabın markasını bile biliyor. göğüsleri yeni çıkmış hurilerin isimlerini bile biliyor.

      köleliği yasaklamayan,istediğiniz kadar cariye alabilirsiniz diyen tanrıyı neden savunuyorsunuz?
      allah size 40 huri veriyor. peki zeus size 100 huri verseniz onu da böyle savunurmusunuz? elbette savunursunuz.
      sizin için ahlakmış vicdanmış insaniyetmiş hiç sorun değil. işin ucunda şarap+huri. bu ödül karşısında herşeyi yaparsınız.

      allahın verdiği ödüllerin iki katını zeus veriyor.
      allah için gidip kadın cinsel organına benzeyen taşı öpüyorsunuz. peki zeus için neyi öpersiniz?

  50. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    13/10/2015, 22:38 BU TARİHLİ YAZINA İSRİNADEN

    Sadece muhammedin yazdığı masal kitabından bizlere laf yetiştirmeler var…
    Asla mantığı kullanmak yok…
    Kararları hep kalple alıyorlar…
    Besbelli beyin islamiyette bir işe yaramıyor…DEMİŞSİN

    1 SEN BİR YARATICI VAR DİYORSUN
    2 BENDE BİR YARATICIMIZ OLAN YÜCELER YÜCESİ ALLAH VAR DİYORUM
    BİRİNÇİ SÖZÖZÜNDEN İLERİ GİDEMİYORSUN YANİ BİR YARATICI VAR TAMAM
    NEDEN AKLINLA AKLADEREK SORGULAYARAK İLERİYE DOGRU GİDEMİYORSUN BU MUHTEŞEM AKLI VERİP AKLETTİRİP HİSSETTİRİP ONLARCA DUYGU YAŞATIP AKILLIMIZA DİLE GETİREMEDİGİM ÜMİTLERİ BANA HİSSETTİRİP ONDAN SONRADA ATIL BIRAKACAGINI HİÇ BİR ZAAMAN SANMADIM CÜNKİ İÇ DÜNYAMIZA OKADAR COK DUYGU YÜKLEMİŞKİ İYİLİK ADINA YAŞAMA ADINA HİSLER VERMİŞ BU HİSLERİ CÖPE ATMAK İÇİN VERMEMİŞ YÜCELİGİNİ BÜYÜKLÜGÜNÜ ŞANINI VEDE HER TÜRLÜ GÜÇ VE KUVVETİNİ ANLAMAMIZ VE ŞÜKRETMEMİZ İÇİN VERMİŞ TİR
    BEN İSE YARATICIMIZ HER ŞEYE BİR ÖZ KOYMUŞ İZ KOYMUŞ BİZLERDE NE ÜRETİRSEK ÜRETELİM MUTLAKA AMA MUTLAKA YANINDADA BİR KILAVUZ KOYARIZ ADIDA KULLANMA KILAVUZUDUR
    ÖRNEK
    BUNA İLAÇLAR BU İLAÇLAR EGER YANLIŞ KULLANILIRSA ÖLÜMLE SONUÇLANIR YADA SAKAT BIRAKIR YADA ÖNEMLİ ORGANLARA ZARA VEREBİLİR VS BUNLARDAN EN ÖNEMLİSİNDEN EN ÖNEMSİZİNEKAR HER ŞEY OLABİLİRDE ONDAN BU OLMASIN DİYE BU SİSTEMİ KULANIRIZ KULLANMA KILAVUZUNU BU İLÇLAR NE İÇİN İNSAN İÇİN N NİYE TEDAVİ OLSUN SAGLIGINA KAVUŞSUN DİYE FAKAT TEDAVİ NİN YANINDADA ZARAR VERME RİSKİDE OLDUGUNDAN MUTLAKA KULLANMA KILAVUZU KOYARIZ HEPSİDE BİZ İNSANLAR İÇİNDİR İŞTE AKIL BU YOLDAN HAREKET EDEREK DERKİ SEN HEY İNSAN BUNU KENDİİNE KENDİNDEN OLAN DİGER İNSANLARA BU MERHAMETİ BU YARDIMI DU DÜŞÜNCEYİ İNSAN VE KENDİN İÇİN DÜŞÜNÜP YAPACAKSIN YARADANIMIZ BİZLERİ NASIL BİR ARADA HAK HUKUK ADALET VS.. BUNLARI BİR BİRİMİZE BİZİM BİZZAT KENDİMİZİ BİZE TANITA BİR KULLANMA KILAVUZU ÖNDERMESİN BU BENİM SIRF SENİ İKNA ETMEK İÇİN UYKUMDAN FERGAT EDİP HEPİMİZİN SAGLIGI VEDE MUTLULUGU İÇN AKLIMI KULLANARAK DBU DÜŞÜNCEMİ SANA AKLİSELİM İLE DİYORUMKİ BEN SENİN OLMAYAN TEZİNDEN COK DAHA YAKINIM ÇÜNKÜ BEN GERCEKTEN SORGULUYORUM
    BİZLER BEŞER ŞAŞAR AKLIMIZLA BU NU YAPACAZ YÜÇELER YÜCESİ ALLAH KAİNATTA HİÇ BİR ŞEYLE KIYAS BİLE YAPILAMAYACAK BİZ KULLARINA BİZLERİ BİZLERE TANITAN BİZLERİ BİZLERE KURALI YAŞAMAYI ÖGRETEN AKIL VE MANTIGIMIZI KULLANIRKEN NEFİS DİYE BİR ŞEYİN OLDUGUNU BUNU ASLA VE ASLA BENİM SİZLERE GÖNDERECEGİM KULLANMA KILAVUZU OLMADAN BU NEFİS DENEN ŞEYLE MUCADELE EDEMEZSİNİZ OYÜZDEN AKIL VEMANTIGIM BANA DERKİ BEN HERŞEYİN BİR KULLANMA KILAVUZUNU OKUYUP MUTLAKA BİLGİLİ BİR ŞEKİLDE KULANAYIMKİ YANMASIN GARANTİ KAPSAMINDAN CIKMASIN VS.. DİYE MUTLAKA ALIR OKURUM ŞİMDİSEN Mİ AKLINI KULANIYORSUN AKLEDENLERMİ SEN DE AKLINI KULLANIYORSUN BİR FARKLA NEFSİNİN KÖLESİ OLDUGUNUN FARKINDA DEGİLSİN
    ŞİMDİ TEZİ DELİLİ EN YAKIN BEN OLMUŞ OLUYORUM NEDEN BU AKIL ASLA VE ASLA AKLIN FORMATINDAN CIKMAZ NEDEN BU AKLI YARADAN ONU NASIL KODLADIIGINI BİLDİGİNDEN AYNI BİR BİLGİSAYRCININ HARDDİSKİ NASIL FORMATLIYORSA NASIL HERŞEYİ YÜKLEYİP İŞLETİM SİSTEMİNİ KURUYORSA BU KURDUGU İŞLETİM SİSTEMİNİN NE GİBİ İHTİYACLARI VARSA ONLARI BİLDİGİNDEN HER SEFERİNDE HİÇ ZRLANMADAN TEKRARDAN CALIŞIR VAZİYETE GETİRİR
    YANİ BU İŞLETİM SİSTEMİ NELERİ İÇİNDE BARINDIRIYORSA ONLARI ŞALIŞTIRIR OLMAYAN BİR ŞEYİ NE CALIŞTIRA BİLİR NEDE EKRANA GETİRE BİLİR YANİ BU AKLA NE YÜKLENMİŞSE ONLARI AKLIMIZA GETİRİR OLMAYAN BİR ŞEYİ VAR EDİP ÜRETEMEZ EGER BUNLARI AKLEDİYORSAK BUNU BİZE BİR YARATICI YÜKLEDİGİ İÇİN BİLİYORUZ DEMEKTİR BUDA ŞU ANLAMA GELİR BENSİZE BUNLARI AKLETTİRİP YAPTIRACAK AKIL FAKAT YARATICIMIZIN BİZ KULLARINA NASIL OLURDA GÖNDERMEZ AKSİ MÜMKİN DEGİLDİR

  51. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    13/10/2015, 22:38 BU TARİHLİ YAZDIGIN SACMALIKLARINA BİR TAVSİYE CEVABI
    BU TAVSİYE ŞOK GECİRENLER İÇİNDİR OLAYLARIN ÇİDDİYETİNİN FARKINA VARAN HERKES BU DURUMU YAŞAR BENDE OLSAM ÖYLE OLURDU YANİ AYIPLANCAK BİR ŞEYDEGİL U ÖNEMLİ OLAN ŞOKU ATLATIP ŞOKTAN KURTULMAN DİLEKLERİMLE BENDE SENİN GİBİ YANLIZCA BİR İNSANIM

    Cahiliye dönemi (!) Arapları, kız çocuklarını diri diri toprağa gömerlerdi….
    Madem paganlar kız çocuklarını gömüyorlardı da, muhammedi babası mı doğurmuştu ?DEMİŞSİN
    BU RİVAYTCİLER VE BU DEDİ KODUCULAR BU FİTNECİLER BU AKLINDAN ZORU OLANLAR BU HER DUYDUGUNA DELİLSİZ BELGESİZ İNANANLAR BU KİN VE NEFRETLE AKLINA NE GELİYORSA HESAP ETMEDEN ÖLCÜP TARTMADAN FUTURSUZCA FİRENİ PATLLAMIŞ KAMYON GİBİ HERYERE CARPARAK HERYERE ZARAR VEREREK KİN VE NEFRETİNİ İÇİNDEKİ CİRKİNLİKLERİNİ SIRF KISKANCLIGINDAN KENDİLERİNİDE MAHV EDEREK ORTALIGI KİRLETİYORLAR VS…HEPSİNİN PİSİKOLOJK SORUNLARI OLAN KİŞİLER BENCE BEN BU KANEATE VARDIM BEN BİR KİTAP YAZACAM ALSEN SENİNMİŞ GİBİ DAVRAN DİYECEM YADA BİR YERDEN ALAÇAM BAŞKASINA VERECEM BENİM AKLIMDAN ZORUM OLMALI BÖYLE BİR ŞEY YAPMARSAM SEN KARŞINDAKİ KİŞİLERİ ENAYİ SANIYORSUN SEN BU DEDİGİNE KENDİN GERCEKTEN İNANIYORMUSUN HİÇ ZANNETMEM COUK AKLI DER GECERİM CİDDİ OLARAK TEZİNİ SAVUN ERDEMLİ BİR ŞEKİLDE DAVRANARAK CAMUR ATARAK DEGİL İLK ÖNCE SENİN ELLERİN KİRLENECEGİNİ BİLMİYORMUSUN CAMURU ATMAN İÇİN

    TEKVİR 1. AYET Güneş katlanıp karanlığa gömüldüğünde,

    TEKVİR 2. AYET Yıldızlar dökülüp ışıklarını yitirdiğinde,

    TEKVİR 3. AYET Dağlar yürütülüp kaybolduğunda,

    TEKVİR 4. AYET Değerli mallar terkedildiğinde,

    TEKFİR 5.AYET Yabani hayvanlar bir araya toplandığında,

    TEKVİR 6. AYET Denizler kaynayıp kabardığında,

    TEKVİR 7.AYET Canlar bedenlerle birleştirildiğinde,

    TEKVİR (8-9) AYEETLER Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günah sebebiyle öldürüldüğü
    sorulduğunda,

    TEKVİR 10. AYET Amel defterleri açıldığında,

    TEKVİR 11 AYET Gökyüzü sıyrıldığında,

    TEKVİR 12. AYET Cehennem tutuşturulduğunda,

    TEKVİR 13. AYET Cennet yaklaştırıldığında,

    TEKVİR 14. AYET Her can, kendine ne hazırladığını bilecektir.

    TEKVİR (15-16) AYETLERİ Kara deliklere, ak deliklere yemin olsun,

    TEKVİR 17 AYET (17-18) Çöken geceye, söken şafaklara yemin olsun ki,

    TEKVİR 19. AYET taatli ve de güvenilir elçidir.

    TEKVİR (22-24) AYETLERİ Sizin arkadaşınız Muhammed, kesinlikle deli değildir. O, meleği apaçık ufukta görmüştü. O, gaypten gelen bilgileri sizden esirgeyemez.

    TEKVİR 25. AYET Bu Kur’ân, kovulmuş şeytanın sözü değildir.

    TEKVİR 26. AYET O halde nereye gidiyorsunuz?

    TEKVİR (27-28) AYETLERİ Bu Kur’ân, sizden doğru yola gitmek isteyenleriniz için, bütün insanlara bir öğütten ibarettir.

    TEKVİR 29. AYET Siz zaten ancak, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın dilediğini dilersiniz.

    yazık cok yazık bu cümleyi aklı ve mantıgı yerinde vijdanı calışan bir allah ın kulu yazmaz yazamaz cekinir benim aklımdan zorum olmalıkı ancak böyle zırvalamam gerekir dehip aklına gelen bu sacmalıgı aklında tutar binlerce kişiye karşı sacma sapan ipesapa gelmeyece zırvalarla sırf kuranı inkar için içindeki ayetlerin o kişiyi derinden yaraladıgından şoka girdiginin farkında olmadıgından yazdıklarının farkında degil belki biraz ara vermn gerekiyor kendine gel rahatla boşver nasıl olsa senin ilahın sana bir şey telkin etmiyor sorum luluk yüklemiyor hiç muhatap bile almıyor oh negüzel getz toz eglen yaiç yat niye kendiini bukadar kaıyorsun bu kendini kasmanın sebebi bu görmemezlikten gelmenin sebebi sence ne olabilir şoktan cıktıgında anlarız inanmadıgın bir şey için gerçekolmayan bir şey için kendini helak etmene gerek yok sakinleş yoksa kendine zarar vereceksin istirahat et moralini bozan bu gibi sitelerden uzak dur ki kendini üzmeyesin ayetler aklına geliyorsa başka kitablar oku aklına gelmesin üzülmeyesin halbukisi ayetlerin amacı insan oglunu üzmek degil uyarmak nefsinin telkinlerine çok dikkat etmeyi onefsi kontrollü kullanmayı verilen bu donanımları yerliyerinde kullana bilmek için kendi iyiligimiz için bizlere acıdıgı için gönderilmiş bir kullanma kılavuzudur fakat sen yinede bir raz istirahat et dedigiö gibi saglıgını bozacak şeylerden uzak dur kainatı seyret şarıl şarıl akan dogadaki su seslerini kuşların ötüşünü rüzgarın sesini dinle akşam oluncada gök yüzüne bak yıldızları seyret fakat sakına bu yıldızları yaradan niye yaratmış gibi düşüncelere başlama niye lerden uzakdur bu kadar devasa kainatta ben zerre içinde bir zerre iken beni kim diriltecekte hesap soracak gibi düşüncelerden vaz gec yoksa akıl ve mantıgın seni hiç rahat bırakmaz yani kendini akıl ve mantıgından koru nefsinin heva ve hevslerine bırak seni cok iyi bir şekilde avutur oyalar seni düşüncelerinden kurtarır düşünmek akletmek cok tehlikeli bir şeydir insanı bulanıma sokar huzursuz eder sinirlendirir aklınvarsa kullanma benden sana tavsiye bakıyorum yazılarında bizlerin akıl ve mantıgıyla hareket etmedigimiizi söylüyorsun o cümleleri okuyunca bende farkettim bende diyorum ben niye bukadar huzurluyum sevinçliyim megerse aklımı kullandıgımdanmış sag ol beni uyradıgından dolayı teşekür ederim yanlık sende ters tepki yapıyor galiba bu yüzden sende bizlerin gibi aklı ve mantıgını kullanma boş şeydir adamı boş bırakmaz hep sorar hep cevap arar sordugu sorular cok tehlikeli bir şey yapacan hemen devreye giri veriyor aldıgın elma senin degil senin olmayan bu elmayı yersen hesabını veremezsin diye sslenir seni ve beni aklıı kulanan herkesi rahatsız edr bunu hesabı olmalı hak hukuk diye bir şey var bu akla boşuna verilmedi bu düşünce boş yere aklıma gelmiyor nere ye dönsen nere gitsem peşimizi bırakmıyor bundan kurtulmanın yoları sinemaya git eglence yerleine git bir an olsun kendini boş bırakma bırakırsan hemen devreye girer giriyorda hiç affetmiyor bu yüzden verdigim bu tavsiyelere kendi iyiligin için yap

    • rammsteinn dedi ki:

      bu nasıl bir mealdir böyle
      TEKVİR (15-16) AYETLERİ Kara deliklere, ak deliklere yemin olsun,

      eskiden içinde put olan küp şeklindeki binanın etrafında dön. para verip taş al. bu taşlarla şeytan taşla ama isabet ettireme. final kadın cinsel organı şeklindeki hacerül esved denen taşı öp.
      ak deliğe yemin olsun kara deliğe yemin olsun nerde benim memeleri yeni çıkmış hurilerim.

      bunları yapan sizsiniz ama sapkın olan biziz.

      • NURİ BABA dedi ki:

        Biz anlaşamayız…

        Neden ? Biat etmek, körükörüne inanmak demektir…
        Sorgulamadan inanmak…

        Ben cenneti kıskanıyormuşum, çekememezlik yapıyormuşum falan filan…

        Ben babamın cebinde ki parayı bile kıskanmıyorum…
        Olmayan şey kıskanılır mı ?

        Sizinle anlaşamayız, zira çok saygısızsınız…
        Saygısızlığınız, yazılanları özümsemeden , cımbızla sözcükleri çekip, çürütmeye çalışıyorsunuz, hem de saçma sapan masal kitabını kendinize referans alarak..

        Ve ben de haddimi aşarak bazen ağır sözcükler kullanıyorum, öfkeme yenilerek…Bunun için de ayrıca özür dilerim…

        Daha ilkgençlik yıllarımda anlamını bilmeden arapça olarak Kur’anı üç kez hatim ettim diyorum, umurunuzda bile olmuyor…

        Orta yaşa geldiğimde bile hala inançlıydım diyorum, umursamıyorsunuz…

        Kur’anı sayısız kez, İncili, Tevratı ve Hinduizmi ve de Sümer Babil Çok Tanrılı dinlerini okudum ve aldatıldığımızı , sürüye sayıldığımızı gördüm ve deist oldum diyorum, sallamıyorsunuz…

        Ve sonunda, teknolojinin olağanüstü gelişimiyle, bilgi dağarcığımı arttırdım ve insanların uydurduğuna emin olduktan sonra ve Ateist oldum…diyorum……ama siz ;

        Beni hidayete erdirmeye çalışıyorsunuz, şu stresli günlerde bile kahkaha attırarak…

        Öğrendim ki ; bir çocuk, açlıktan ölüyorsa Tanrı yoktur…
        Bir çocuğa iki lokma veremiyor da, ,istediğine hazinesini (!) boşaltıyorsa, Tanrı yoktur…

        Ve şimdi 66 yaşındayım ve Tanrınızın cennetine kabul ettiği müminlere bakire huri pazarladığı eğlence merkezine inanmadığımı ve eğer bir Tanrı olsaydı, sizin gibi düşünenlerin, kendisini bu kadar alçaltmasına ve aşağılamasına karşın belanızı vereceğini çok iyi bilecek yaştayım…

        Kur’anı yere göğe koyamıyorsunuz…Ancak, Kur’an da inandığınız tanrının acizliği ve zavallılığı o kadar net olarak vurgulanıyor ki, Tanrı, kendini inandırmak için ota poka yemin ediyor…

        Ve bu tanrı, sonsuz evreni bir düzen içinde yaratıyor ama evrende bir “Mavi Nokta” olan dünya içinde ki canlılara gönderdiği kitabı düzgün yazamıyor…

        Üstelik de, o kitabı neden yazıyor…? Sonsuzluğun içinde ki bir gezegende yaşayanlar, kendisine inansa ne olacak, inanmasa ne olacak…

        Ve koskoca evrenin yaratıcısı, kıçı kırık dünyada ki virüs gibi canlıların ibadetini önemseyecek, onların diğer yarattıklarına karşı davranışlarını değil, kendisine inanıp inanmamasını baz alacak ve ona göre cehennemde yakacak veya onlara karı ayarlayacak…

        Ve bizler bu insan aklına hakaret olan görüşlere inanmadığımız için de, cenneti kıskanmakla suçlanıyoruz…

        25 yaşına kadar Muhammed neden bekar kaldı ? Yanıtınız var mı ? Şöyle uydurmasyon değil, mantıklı yanıt…9 yaşında ki kızla gerdeğe girdiğinde “Sıcak bölgelerde insanlar çabuk gelişiyor…Bu nedenle 9 yaşında ki kız, bizlere göre 14-15 yaşında gibi oluyor” diyorsunuz ve kabul ediyoruz…

        Öyleyse, 25 yaşında ki Muhammed, bizlere göre 35 yaşında olduğu halde neden hala bekar ? 40 yaşında iki eşten ayrılmış Hatice, evlenmek istemeseydi, daha ne kadar bekar kalacaktı ?

        40 yaşında, yani bize göre 50-55 yaşında olan Hatice ile neden evlendi ? Hatice’nin deve kervanları olmasaydı, Hatice zengin bir işkadını olmasaydı, yine evlenir miydi ?

        Evlendiğinde 25 yaşındaydı ve çok zeki bir adamdı…Hatice bunu gördü ve hem işlerinin yönetimini ona bıraktı, hem de Zeyd gibi bir entelektüeli yanına verdi…Peki bu yeterli oldu mu ? Hayır…Hatice’nin kuzeni olan ve Arap Yarımadasının en değerli ilk üç din bilgininden biri olan El Varaka’yı, Muhammedle ilgilenmesi için ikna etti…

        Ve El Varaka, Zeyd, tam 15 yıl sürekli olarak Muhammedi eğittiler ve Muhammed profesör oldu…Sümer kitabelerinden Tevrata, İncile kadar her din kitabı hakkında bilgi sahibi olmuştu…

        Ve İslamiyeti yayarken, kendinden önce ki tüm Pagan geleneklerini ve de Tevratın dinsel emirlerini değerlendirerek, kitabına aldı…Elbette hatalar yapacaktı ve yaptı da…

        Ne de olsa bir insandı, Tanrı değildi ki…!!!

        Hatice’den söz etmişken bir gerçeğin altını çizelim ve soralım bakalım, kara kaplı kitaptan neler uydurulacak…

        İslamiyet öncesi, paganlar da bir dolu Hatice gibi işkadını vardı…
        Ve İslamiyet, onbinlerce insanın dökülen kanları üzerinde yükseldiğinde, bana bir tane numunelik işkadını gösterebilir misiniz ?

        Neden yok ? Kadın, cennette de yok…Kandırdığınız ve kafalarına Katolik Kilisesi Rahibelerinin takkelerini taktığınız kadınlara , hurilerin çokluğundan cennette de ihtiyacınız olmayacağı için yok değil mi ?

        Zira İslamiyet bir erkek dinidir ve 25 yaşına kadar kendisiyle ilgilenmeyen kadınlardan intikamını alan Muhammedin , kadın düşmanı dinidir…

        İslamiyette kadının, tüyü dökülmüş uyuz sokak köpeği kadar değeri yoktur…

        Eğer vardır diyorsanız, bunu kanıtlamalısınız demeyeceğim, sadece ramazanda tv.lere çıkan sahtekar din adamlarının konuşmalarına bakın diyeceğim…Bir tanesi kadının belinin üstünden söz ediyor mu ? Bacak arasından çıkamıyorlar ki….

        Evet, son sözleri edelim ve çekilelim huzurlardan…

        Sizler Turan Dursun’u tanır mısınız ? Din bilgini….Kendini yetiştirmiş , araştırmış, sorgulamış, müftülük bile yapmış…Din hakkında kendisiyle tartışmak isteyen her kim olursa, milyonlarca insan önünde tartışmaya hazırım diyen bir ilahiyatçı….

        Bütün dinleri özümsedikten sonra, 6000 yıl önce ki çok tanrılı Sümer Babil dinlerini de araştırmaya başlıyor…

        Ve işte o zaman dananın kuyruğu kopuyor…

        Tüm din kitaplarında ve de özellikle Kur’an da yer alan ve Muhammede vahiy yoluyla geldiği söylenen tüm bilgilerin , Sümer tabletlerinde olduğunu görünce şok geçiriyor…

        Nuh tufanından , Lut kavmine ve daha bir dolu bilgileri görünce, nasıl kandırıldığımızı ve aldatıldığımızı görüyor ve Tanrı ile konuştuğunu söyleyen her kişinin, nitelikli dolandırıcı olduğu sözünün doğruluğuna kesin olarak inanıyor…

        Ve sizler gibi, hiç sorgulama gereği duymadan inananlar tarafından sokak ortasında “”Bu kafirin katli vaciptir”” diyerek katlediliyor…

        İşte ben, sevgili Turan Dursun’un ekolündenim ve din denilen uyuşturucudan sonsuza kadar , biraz uzun sürse de kurtuldum…Ve şimdi mutluyum, rahatım, ve dinin insan onuruna hakaret eden emirlerinden kurtulmanın özgürlüğü içindeyim…

        Ama sizler, hala beni yeniden uyuşturucuya alıştırmak için saçmasapan kitabın saçmasapan kurallarını, sonsuzluğun sahibinden (!) gelmişcesine dayatmaya çalışıyorsunuz…

        Yapmayın, çok komik oluyorsunuz…

        Bana sonsuzluğun tüm canlı ve cansızlarından övgüyle söz edebilirsiniz…
        Bir virüsten ve Güneşimizden 1860 kat büyük olan ancak Samanyolu Galaksisi içinde sıradan bir Gezegen olan PP WEARS gezegeninden söz edebilirsiniz ve sizi saygıyla ve keyifle dinlerim…

        Ama bana, tüm bunları, insanların kafalarında yarattıkları Tanrı denilen görünmeyen varlığın yarattığını söylerseniz, komikliğin limit aşımına gelmiş olursunuz…

        Ama benden , dünyamızın kuzey ucunda ki kutup Ayılarının açlığının giderilmesine yardımcı olmamı isteyebilirsiniz…kabul ederim…

        Ama, sizin tanrınız, hem yaratıyor, hem de neden aç bırakıyor diye sorarım, yanıt veremezsiniz, ayıp olur….!!!

        İçten saygılarımın kabulünü arz ederim efendim….!!!

  52. KARACA dedi ki:

    Ama, sizin tanrınız, hem yaratıyor, hem de neden aç bırakıyor diye sorarım, yanıt veremezsiniz, ayıp olur….!!!

    alıntıdır
    olur allahın işi gücü yok seni biberonla,ekmekle,üzümle,peynirle,zeytinle,hurmayla,domates,erikle hayvan etiyle,av etiyle beslesin toplayıp toplayıp sana getirsin sana yemek yapsın böylelikle sende aç kalmamış olursun sana versin sende allahın varlığına böylelikle belki inanırsın başka
    cahilliğin bu kadarını görmemiştim,

    adam tanrınız neden aç bırakıyor diye soruyor
    demek ki allahın yarattığı hiç bir şey yok insanı yaratmış salıvermiş insanın ihtiyaçları olan bütün yiyecek içecekleri yaratmamış mahrum etmiş insan böylelikle aç kalmış çünkü insanın yiyeceği hiç bir şey yok insan ne yesin,allah getirip vermemişki üzümü aşı ekmeği ne kadar yazık.
    allah bu insanlardan ihtiyaçlarını esirgemiş aç bırakmış
    adamdaki mantığa bak bari şöyle yün döşşekte isteseydin bu da yetmez güzel bird desti yanında da bi tencere güzel yemek hatta sana giyebileceğin elbise de vermeliydi.
    lafa bak aç bırakmış
    yahu olur daha neler neler
    isterdin
    adamdaki düşünce şekline bak ne kadar mantıksız
    zahmet olmazsa tarladaki allahın verdiği ekini biçiver
    zahmet olmasa dalında bitirdiği elmayı toplayıver
    aç kalmaman için bahçedeki tarladaki allahın yarattığı domatesi mercimeği,soğanı toplayıver
    zahmet olmazsa verdiği buğdaydan ekmek yapıver,
    zahmet olmazsa çeşmeden verdiği bi bardak suyu bardağa koyuver,
    su akmazsa allah vermezse zor bulursun suyu
    e sen bunların hiç birini yapmazsan tabi aç kalırsın
    hani domates nedir hiç kimse bilmese buğday nedir hiç kimse bilmese tohum nedir hiç kimse bilmese tanımasa ne olduğunu bilmese var olmasa ha o zaman haklısın dersinki allahım beni yarattın ama benim ihtiyacım olan yiyecek içeceği vermemişsin ben nasıl yaşayacağım taş mı yiyeceğim dersin o zaman haklısın
    allah yaratmış aç bırakmış deme hakkın var
    allahın sana verdiklerini yarattıklarına verdiği ninetleri rızıkları görmezmisin
    bitkilerin tohumlarını şartlarını ben yaratmadım uyanığın biri yaratmıştır.derdini ona anlatmalısın niye aç bırakıyorsun diye herhalde sana karşı fesadlık yapmış aç bıraktığına göre seni.

  53. KARACA dedi ki:

    Neden ? Biat etmek, körükörüne inanmak demektir…
    Sorgulamadan inanmak…

    alıntıdır
    sorguladım,sordum soruşturdum,sonuç allaha çıktı,
    istersen birde sen sorgulama yap bakalım seninki nereye çıkıyor.

  54. KARACA dedi ki:

    Kur’anı sayısız kez, İncili, Tevratı ve Hinduizmi ve de Sümer Babil Çok Tanrılı dinlerini okudum ve aldatıldığımızı , sürüye sayıldığımızı gördüm ve deist oldum diyorum, sallamıyorsunuz…

    alıntıdır

    roman kitabı gibi okursan bir şey anlamazsın,
    sen kalbine giden sonsuz ışığı kapatmışsın,
    aklın seni aldatmış,sonsuz ışığı görememişsin
    ne kadar büyük kayıp
    sonsuz ışığın içinde gözlerini kapatıp ışığı görememek
    be adam
    aç gönlünün kapalı kapaklarını da kuranın ışığında
    sonsuz kudreti gör
    hayret kim kapatmış gönlünün kapısını
    sen kapattıysan açmasını da bilirsin.
    başkası kapattıysa açmak mümkün değil.

  55. KARACA dedi ki:

    Ve sonunda, teknolojinin olağanüstü gelişimiyle, bilgi dağarcığımı arttırdım ve insanların uydurduğuna emin olduktan sonra ve Ateist oldum…diyorum……ama siz ;

    alıntıdır
    yani cahil değilim diyorsun iyide bu kadar bilgi dağarcığı olmasına rağmen bunun arkasındaki gücü öğrenememen eksiklik değilmi sen kaynağı öğrenmelisin. suyun cıktığı yeri göremiyorsun sen sadece akan suyu görmüşsün ya muazzam kaynak.onuda görmelisin

  56. KARACA dedi ki:

    Üstelik de, o kitabı neden yazıyor…? Sonsuzluğun içinde ki bir gezegende yaşayanlar, kendisine inansa ne olacak, inanmasa ne olacak…

    alıntıdır.
    inanırsa yeryüzü cennet gibi olacak inanmazsa ha bu günki gibi olacak.
    sen bakma inandım diyen yalancılara sen bakma kalbi fesad içi dışı pislik dolup taşanlara
    kalbinin karalığının yüzüne vurduğu insanlara sen bakma
    sen yine dön kaynağına o ne demişse kulak ver o kötülüğü emretmez
    kötülükten uzak durmamızı emreder.
    ne yani ben müslümanım inanıyorum diyenlerin hepsinin allaha inandığınımı sanıyorsun
    yüz kişide 3 kişi ya çıkar ya çıkmaz
    ama insan oğlu ettiğini bulacak ne ektiyse onu biçecek
    sen hiç gördünmü arpa ekipte buğday biçtiğini
    kendini kandırır buğday biçtim diye oysa ektiği arpadır.

  57. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    14/10/2015, 15:27 BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN
    Neden ? Biat etmek, körükörüne inanmak demektir…
    Sorgulamadan inanmak… DEMİŞSİNİZ
    SORGULAMAYI BİR ÖRNEKLE ÖRNEKLERMİSİNİZ
    LÜTFEN SORGULAMALARINIZDAN BİRTANE GÖSTERİRMİSİNİZ
    YAŞINIZA BAKARSAK ABİMSİNİZ
    Sizinle anlaşamayız, zira çok saygısızsınız… DEMİŞSİNİZ
    COK AYIP ETMİŞSİNİZ BENSİZİ YAPTIKLARINIZA KARŞILIK SABIRLA NEFSİMİHAPSEDEREK NEFSİMİSIKIŞTIRARAK ÖZGÜR BIRAKMAYARAK SADECE FARKETMENİZİ SGLADIM FAKAT FARKETMEMİŞSİNİZ
    Saygısızlığınız, yazılanları özümsemeden , cımbızla sözcükleri çekip, çürütmeye çalışıyorsunuz,
    hem de saçma sapan masal kitabını kendinize referans alarak..<—BU SÖZÜNÜZLE ÇOK BÜYÜK YANLIŞ YAPIYORSUNUZ FAKAT FARKINDA DEGİLSİNİZ AH BİR BİLSENİZ SİZİN BU KİTABI OKDUGUNUZU HİÇ SANMIYORUM YADA ROMAN OKUR GİBİ OKUMUŞSUNUZ EGER OKUMUŞSANIZ BU KİTAB HİÇ BİR ŞEYLE NE KIYASLANIR NEDE DEGER BİÇİLECEK BİR KİTABTIR
    Ve ben de haddimi aşarak bazen ağır sözcükler kullanıyorum, öfkeme yenilerek…Bunun için de ayrıca özür dilerim…DEMİŞSİNİZ

    KİTABIMA RABİME KARŞI YAPTIGINIZ HAKARETLERİ RABBİME HAVALE EDİYORUM
    Kur’anı sayısız kez, DEMİŞSİNİZ HİÇ ZANNETMİYORUM EVET OKUMUŞ OLA BLİRSNİZ FAKAT BUNA OKUMA DENMEZ OLSA OLSA ROMAN OKUR GİBİ OKUMUŞSUNUZDUR

    İncili, Tevratı ve Hinduizmi ve de Sümer Babil Çok Tanrılı dinlerini okudum ve aldatıldığımızı , sürüye sayıldığımızı gördüm ve deist oldum diyorum, sallamıyorsunuz…NE DEMEMİ BEKLİYORDUNUZ

    Ve sonunda, teknolojinin olağanüstü gelişimiyle, bilgi dağarcığımı arttırdım ve insanların uydurduğuna emin olduktan sonra ve Ateist oldum…diyorum……ama siz ;
    Beni hidayete erdirmeye çalışıyorsunuz, şu stresli günlerde bile kahkaha attırarak…DEMİŞSİNİZ
    SİZİN YERİNİZDE OLSAM AZGÜLER COK AGLARDIM

    Öğrendim ki ; bir çocuk, açlıktan ölüyorsa Tanrı yoktur… DEMİŞSİNİZ

    Bir çocuğa iki lokma veremiyor da, ,istediğine hazinesini (!) boşaltıyorsa, Tanrı yoktur… DEMİŞSİNİZ

    Ve şimdi 66 yaşındayım ve Tanrınızın cennetine kabul ettiği müminlere bakire huri pazarladığı eğlence merkezine inanmadığımı ve eğer bir Tanrı olsaydı, sizin gibi düşünenlerin, kendisini bu kadar alçaltmasına ve aşağılamasına karşın belanızı vereceğini çok iyi bilecek yaştayım…DEMİŞSİNİZ

    HAYTINIZDA YAPTIGINIZ EN BÜYÜK GAF SİZ KENDİNİZİN İLAHI OLMUŞSUNUZ
    RABBİMİN NE YAPACAGINI BİLECEK KADAR RABBİMİN NEYAPACAGINI RABBİMDEN İYİ BİLİYORSUNUZ ŞU GAFA BAK HER ZERRECİGİNİ KARŞILIKSIZ SİZE VEREREK SİZİ SİZ YAPAN RABBİNİZE BU UKALALIGI BU TERBİYESİZLİGİ BU …

    PEKİ SİZ DİYORSUNUZKİ YUKARIDAKİ KİTABLARI OKDUGUNUZU PEKİ NİYE OKDUNUZ BİR ARAYIŞ İÇİNDE İDİNİZ BİR YOL TUTMAK İÇİN VEDE BİR YOL BULAMADAN TÜMDEN YOLLARI SİLDİNİZ PEKİ AKLINIZ SİZİ ŞİMDİ RAHAT BIRAKTIGINIZIMI SANIYORSUNUZ YİNE BİR ARAYIŞ İÇİNDESİNİZ BUNA ADIM GİBİ EMİNİM TÜM AKIL İSTİSNASIZ AKLI ERDİGİNDEN BUYANA HEP BİR SORGULAMA HEP BİR ARAYIŞ İÇİNE GİRER BİR AN BOŞ DURMAZ
    65 YAŞINA GEL PES ET YAPMAYIN COK BÜYÜK BİR YANLIŞ İÇİNDESİNİZ KESİNLİKLE AKLINIZI YANİ ARAIŞINI SİZE DAYATIŞINI MUTLAKA TEKRARDAN CEK EDEREK TÜM BİLDİKLERİNİZİ DAYATILANLARI YADA YANLIŞARINIZI BİR KENARA KOYUNUZ YAPA BİLDİGİNİZ ÖLÇÜDE YAPMAYA CALIŞIN İNANIN HİÇ BİR AKIL BOŞYERE SORU SORMAZ SORDUTMAZ ÜSTELEMEZ BOŞUNA ISRAR ETMEZ DÖNÜP DOLAŞIP AYNI SORULARI AYNI BİLGİLERİ TEKRARDAN DEVAMLI BULANA KADAR HEP ISRAR EDER EN VİJDANSIZ KİŞİNİN AKLI BİLE BÖYLEDİR
    ÖRNEK
    BİR HIRSIZI DÜŞÜNÜN SİZİN PARANIZI CALDI BU KİŞİYİ TAM SUÇ ÜSTÜ YAKALAYIP CALDIGI PARAYI GERİ ALDIGINIZDA HAYIR BU PARA ARTIK BENİM OLDU DEMEZ SUCLULUK PİSİKOLOJİSİYLE KENDİNİ HAKLI CIKARTMAYA CALIŞIR ÖZÜRDİLER AFDİLER BENDE SENİN MALINI SENİN GİBİ CALACAM DEDİGİNDE MALINA SAHİP CIKAR VE YANLIŞ OLDUGUNU SÖYLER HIRSIZDA BİLİRKİ YAPTIGININ YANLIŞ OLDUGUNU FAKAT HASTALIGINDAN YİNEDE YAPAR BİLE BİLE
    İŞTE AKIL ÖYLE BİR ŞEYKİ YARADAN ÖYLE YARTMIŞ ÖYLE DONATMIŞKİ HİÇ BR ŞEYİ EKSİK ETMEMİŞ HER KONUYU ANLAYA BİLECEGİ KABİLİYETTE OLUŞTURMUŞ VE VERMİŞ İŞTE BU YÜZDEN HERKES BİR ARAYIŞ İÇİNDE KİMİ BULUYOR DOGRUYU KİMİ BULUYOR DAGRU FAKAT ŞİRK KOŞARAK KİMİDE BİLİYOR FAKAT GİZLİYOR YANİ MÜNAFIKLIK YAPIYOR VS VS BULMAKTAN KASIT İSTESEK BULURUZ KENDİMİZİ KANDIRIYORUZ DAHA GENCİM ŞİMDİ OLMAZ SONRA İŞİM COK VAKTİMYOK KENDİ KENDİNE BÖYLE GEÇİRİPGİDİYORUZ BULAMAMAK BİRAZ ABARTILI OLDU YANİ KISACASI KENDİNİZE COK BÜYÜK BİR YANLIŞ YAPIYORSUNUZ
    BENDENSİZE KARDEŞ NASİHATİ İNSANLIKTA KERDEŞİZ ADEMİN TORUNLARIYIZ
    NİYE İÇİMİZ HEP ARAYIŞ HEP BİR GÖZLEM HEP BİR SORGULAMA PEKİ NİYE NİYE
    ÇÜNKİ YARADAN MUTLAKA VE MUTLAKA BULMAK İSTERSEK BULABİLECEGİMİZİ BİLİYOR
    ARAYANLAR BULUR BAK ELİNİN ALTIN DA BİLGİ SAYAR BİR TIKLA KOCAMANDÜNYA ÜÇ SANİYEDE JAPONYADAN AMERİKADAN TANZANYADAN RUSYADAN VS VS BİLGİYİ HOP EKRANINA GETİRİYOR SUN 65 YAŞINDA SENİN GİBİ YAŞITTA OLUPTA MİLYONLARCASI BU TEKNOLOJİYİ BİLİYOR FAKAT KULLANAMIYOR MİLYONLARCASINDAN COK İYİ BİRDURUMDASIN BU YETENEGİNİN FARKINDAMISIN

    Kur’anı yere göğe koyamıyorsunuz…Ancak, Kur’an da inandığınız tanrının acizliği ve zavallılığı o kadar net olarak vurgulanıyor ki, Tanrı, kendini inandırmak için ota poka yemin ediyor…DEMİŞSİNİZ

    GÖRDÜNÜZMÜ HAKARETİ TERBİYESİZLİGİ CİRKEFLİGİ
    SAYGISIZLIGI UKALALIGI YAHU BANA DESEN BELKİ HAZMETMEYE CALIŞACAGIM SEN İNANCIMA YÜCELER YÜCESİ OLAN RABBİME YARADANIMA BENİ YOKTAN VAR EDEN HER ŞEYİ VEREN AKLETME YETENEGİ VEREN HERTÜRLÜ GÜZELLİKELRİ GÖZLERİMİZİN ÖNÜNE KOYAN YÜCELER YÜCESİ ALLAH BU SEVİYESİZLİGİ NASIL YAPA BİLİYORSUN

    ENAM 108 AYET Allah'tan başkalarına yalvarıp yakaranlara sövmeyin ki, onlar cehaletin verdiği nefretle Allah'a sövmesinler: Zira Biz her topluma kendi yaptıklarını güzel gösterdik. Sonuçta onlar Rablerine dönecekler: İşte o zaman yaptıkları kendilerine bir bir haber verilecektir.

    SENDEN ŞUNU İSTİYORUM İNANMASANDA BU AYETİ ŞİAR EDİN SAYGILI OL FİKRİNİ SAVUNURKEN NEFSİNE HAKİM OL BU NEFİS ADMI MAH VEDER ALÇALTIR

    Ve bu tanrı, sonsuz evreni bir düzen içinde yaratıyor ama evrende bir “Mavi Nokta” olan dünya içinde ki canlılara gönderdiği kitabı düzgün yazamıyor…DEMİŞSİN

    EGER BİR ÇELİŞKİ GÖRÜRSEK BU NE DİN DEDİR NEDE BİLİM DE İNSANIN KENDİNDEDİR

    Üstelik de, o kitabı neden yazıyor…? Sonsuzluğun içinde ki bir gezegende yaşayanlar, kendisine inansa ne olacak, inanmasa ne olacak…CİFT TARFLI BİR SORUNUN SONUCU MUTLAKA TEKE DÜŞER KİŞİ YA İNANACAK YADA İNKAR EDECEK ÜÇÜNCÜ BİR YOL YOKTUR
    YAZACAM BU SORUYU EN AZINDAN ES GECMEYEYİM

    Kur an niçin gönderildi ?

    Kur'an, bu dünyanın ve bu hayatın kitabıdır. Ve o, insanlar, inançlarım ve yaşadıkları hayatı kendisine göre düzenlesinler diye gönderildi. O, belirli amaçlar (bazı gün ve gecelerde, ölüye vs.) için okunsun diye değil, koyduğu ilkelere göre yaşansın diye gönderildi Bu ilkelerin içinde belli gün ve gecelerde okuma, Ölüye okuma, sevap kazanmak için okuma yoktur. Zira, o diriler için gönderilmiştir.

    “Diri olanlari uyarsın ve kafirler cezayı hak etsinler diye“ (Yasin 70)

    Ve O, sevap kazanmak amacıyla degil, yaşanmak için okunmalıdır, Kur'an;

    "Korunanlara yol göstermek" (2/2)
    "İnsanlara yol göstermek, doğruyu, yanlışı birbirinden ayırmak" (2/185)
    "Karanlıklardan aydınlığa çıkarmak ve doğru yola iletmek“(5/16)
    "Her şeyi açıklamak, mü'minler için yol göstermek" (12/111)
    "İnsanları aziz ve hamid olan Allah'ın yoluna çıkarmak" (14/1),

    "Akıl sahiplerinin öğüt almaları için insanlara bir mesaj olmak" (14/52),
    "En doğru yola iletmek“ (17/9), "Hakkı gerçekleştirmek' (177 105)
    "Hakkı batıldan ayırmak" (25/1)
    "Yaşayan dirileri uyarmak" (36/70),
    "insanlara öğüt vermek" (39/27),
    "İnsanları uyarmak" (39741)
    "Zalimleri uyarmak, güzel davrananları müjdelemek" (467/12)

    ve "herkes uyarılsın, kimsenin mazereti kalmasın" (77/5,6,7) diye gönderilmiş.,

    "anlaşılır" (41/ 44), "apaçık Kitap' tır," (43/2).

    Kuran'ın niçin gönderildiğini bilmeden, O'nu anlamak mümkün mü?

    Kuranın ne olduğunu ve niçin gönderildiğini idrak edememiş birisi, yaşadığı hayatî islam'a göre düzenleyemez. Bu konuyu web sayfamızdaki 'Kur'an nedir bölümü ile birlikte değerlendirmek gerekir
    Çünkü,
    'Kur'an nedir?' sorusuna verilecek cevap aynı zamanda 'Kur'an'ın niçin gönderildiğinide kapsamaktadır. Kur'an, Allah tarafından belirlenmiş insanlık kanunu olup; 'O' nun düzeninin kitabıdır. Onu bu yönü ile anlamayanlar; kendilerini 'yaşayan ölüye' Kur 'an ı da vicdanlara hapsederek, 'yaşayan ölülerin kitabına dönüştürdüler.

    Kur'an, sahibi Allah tarafından korunduğundan,
    'Doğrusu Zikri Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz" (Hicr-9)

    onun aslını değiştirmeye güç yetiremeyenler, onu kendi anlayışlarına uydurarak, ondan sapmışlardır. Böylece din 'ruhbanlaştırılmıştır.' Kitap'tan anlaşılması gereken şey, yanlış anlaşıldığından, bu yanlışlığa paralel olarak "; islami düşünce ve hayatta dejenere olmuştur.
    ————————————————–
    Sizler Turan Dursun’u tanır mısınız ? Din bilgini….Kendini yetiştirmiş , araştırmış, sorgulamış, müftülük bile yapmış…Din hakkında kendisiyle tartışmak isteyen her kim olursa, milyonlarca insan önünde tartışmaya hazırım diyen bir ilahiyatçı….DEMİŞSİNİZ

    HAYIR TANIMIYORUM FAKAT SİTESİNE GİRDİM OKDUM BİRAZDA FAYDALANDIM KISAS AYETLERİNİ ONUNSİTESİNDEN ALDIM HAZIRLAMIŞ OLDUGU O KONU İLE İLGİLİ AYETLERİ KOPYALADIM BİRDE SAVUNDUGU FİKİRLERİNİ BİRAZ OKUDUM

    Ve işte o zaman dananın kuyruğu kopuyor… DEMİŞSİN

    Tüm din kitaplarında ve de özellikle Kur’an da yer alan ve Muhammede vahiy yoluyla geldiği söylenen tüm bilgilerin , Sümer tabletlerinde olduğunu görünce şok geçiriyor…DEMİŞSİN

    KURAN ZATEN SÖYLÜYOR BEN DEMEDİMMİ BU KURAN I OKUMAMIŞSINIZ BU KİTAP ÖYLE BİR KİTAPKİ GÖNLÜNÜ VEREREK OKYACAKSIN BAK BEN ŞOK OLMADIM NEDEN ÇÜNKİ KENDİSİ KİTABINDA SÖYLÜYOR ZATEN AKSİNE SEVİNDİN NE BÜYÜKSÜN NE YÜCESİN ÖYLE BİR KİTAP İNDİRMİŞKİ TAAAAAASÜMERLERDEN KALMA OZAMANA AİT KAVME YADA TOPLUMA PİR PEYGAMBER GÖNDERMİŞ VEDE AYETLERİNİ BİR KERE DAHA ANLADIMKİ BU KİTAPTA ASLA VE ASLA NE BİR HATA NE BİR YANLIŞLIK NEDE BİR TUTARSIZLIK YOK OLAMAZ OLMASI ASLAA VE ASLA MÜMKİN DEGİLDİR MEALLARDEKİ CEVİRİ HATALARI İLAVERERİ KİŞİLERİN KENDİ YANLIŞIDIR
    YADA OKURKEN YANLIŞ ANLAMA YADA OKUDUGUNU ANLAMAMA GİBİ DRUMLARDIR VS VS
    ÖRNEK
    A'LA Suresi

    1 (Ey muhatab) yücelikte eşsiz olan Rabbin adına/adıyla hareket et!
    2 O ki, tüm mahlukatı yarattı ve yaratılış amacını gerçekleştirecek bir donanım verdi.
    3 O ki, her şeye yaratılıştan bir ölçü ve amaç takdir etti, sonra (o ölçüye uyarak amacına ulaşacak) istikamete yöneltti.
    4 O ki, tüm bitki örtüsünü çıkardı.
    5 sonra onu kapkara-kupkuru bir hale soktu.
    6 (Ey muhatab) Biz sana okutacağız ve sen asla unutmayacaksın;
    7 Allah'ın (unutmanı) diledikleri hariç; çünkü O açığa çıkanı da bilir gizleneni de;
    8 böylece zaten kolay olan (vahyi anlamayı) sana daha da kolaylaştırmış olacağız.
    9 Şu halde sen, -öğüt (sadece bazılarına) fayda verse de- hep (fıtratlara nakşolan Allah'ı) hatırlat,
    10 Nasıl olsa Allah'ın sevgisini kaybetmekten korkanlar öğüt alacaklardır;
    11 bedbaht olanlar ise öğütten kaçacaktır;
    12 bu gibiler en korkunç ateşi boylayacaktır;
    13 sonra orada ne ölebilecek, ne yaşayabilecektir.
    14 (Manevi kirlerden) arınma gayreti içinde olanlar kurtuluşa erecek;
    15 Rabbinin adını hatırda tutan da, salata duran da (kurtuluşa erecek).
    16 Maalesef siz (ey insanlar), bu yakın ve aşağı hayatı tercih ediyorsunuz;
    17 oysa ki öteki (hayat) en hayırlı ve daha kalıcıdır.
    18 (18-19) Şüphesiz bunlar, önceki sayfalarda, İbrâhim'in ve Mûsâ'nın sayfalarında da vardı.[750]
    ———————————-
    MAİDE 27. AYET Ve onlara Adem'in iki oğlunun kıssasını gerçek bir amaca matuf olarak anlat: Hani, ikisi de birer kurban sunmuşlardı ve birinden kabul edildiği halde diğerinden kabul edilmemişti! (Bunun üzerine) O (diğerine) demişti ki: "Çaresi yok, seni öldüreceğim!" (Öteki) cevap vermişti: "Allah, yalnızca sorumlu davrananların kurbanını kabul eder!
    BAK GÖRDÜNMÜ İLK BABAMIZ OLAN ADEMİN ÇOCUKALARINA TA OZAMANDAN BU ZAMANA KURBAN HER DEVRİDE DEVAM ADEREK GELİYOR
    OKADAR COK AYET VARKİ HAN GİBİRİNİ YAZSAM BU KADAR YETERLİDİR HER HALDE
    ————————————
    Nuh tufanından , Lut kavmine ve daha bir dolu bilgileri görünce, nasıl kandırıldığımızı ve aldatıldığımızı görüyor ve Tanrı ile konuştuğunu söyleyen her kişinin, nitelikli dolandırıcı olduğu sözünün doğruluğuna kesin olarak inanıyor…DEMİŞSİN

    YİNE GAF YİNE GAF YİNE ATMASYON PALAVRA NE KESİN KESİN MİŞ TAM BİR NİTELİKLİ YALAN DOLANDIRICI SAHTEKAR
    TAM BİR ALDANIŞ TAM BİR YANILMA TAM BİR GAFLET VS VS
    YİNE TASTİK EDİYOR YİNE DOGRULANIYOR YİNE DOS DOGRU OLDUGUNU BİR KESZ DAHA ORTAYA AYAN BEYAN KOYMUŞ OLUYOR
    YAHU BU NEBİÇİM OKUMA NEBİÇİM MANTIK OKYOR OKUYOR HEP TERSTEN YAHU BEN İLK OKUL MEZUNUYUM BEN SAGLAMAYI SİZLERDEN COK DAHA İYİ YAPIYORUM
    SİZLER KESİNLİKLE BİR YERDE BİRŞEKİLDE BENİM ANLAYAADIGIM CÖZEMEDİDGİM BR ŞEKİLDE YORUMLUYORSUNUZ
    TERSİNE EGER ONLARDA YAZMIYOR OLSA İDİ DEDİGİNİZ DOGRU OLACAKTI BEN KAFAYI YİYECEM BUNASIL ALGILAMA SAGLAMA YAPMA BU NASIL SORGULAMA ANLMIŞ DEGİLİM
    1.KİŞİ ADEM 2. İSE ADEM PEYGAMBERLE BİZİM PEYGAMBERİMİZ ARASINDAKİ TÜM PEYGAMBERLER 3. SÜ İSE BİZİM KİTABIMIZ

    NE DİYOR DAHA ÖNCEKİ KİTABLARDADA VARDIR BU TEZİ KİME SORARSAN SOR BENİ TASTİK EDECEKTİR BU İKİSİ ARASINDAKİ TÜM KURAN YANİ AYETLER HANGİ DEVİRDE CIKIYORSA KESİNLİKLE ŞU SONUÇ CIKAR KURAN DOGRU SÖYLÜYOR BU KADAR BASİT
    Ve sizler gibi, hiç sorgulama gereği duymadan inananlar tarafından sokak ortasında “”Bu kafirin katli vaciptir”” diyerek katlediliyor…DEMİŞSİN

    AHBE ABİ İŞTE SİZLER ASLINDA SORGULAMADAN DİNDE OLMAYANLARI ORDAN BUR DAN YADA SAHTE HADİSTEKİLERİ DİN DİYE BİLDİGİNİZDEN GERCEK İSLAMDAN SAF OLANLAR KULAKTAN DOLMA RİVAYETLERDEN EDİNDİKLERİ ATALARINDAN ÖGRENDİKLERİ BİLGİLERİ DİN SANIP SİZLERİNDE BU BİLGİLERİ ONLARA İŞTE DİNİNİZ BU DİYE YALANYANLIŞ DİNLE ALAKASI OLMAYAN BİLGİLERİ SÖYLEDİGİNİZDE BU İKİ ZÜMRE CATIŞIYOR SADE KURAN DİYENLER BU DURUMDAN DIŞINDA OLANLARDIR ENCOK DARBEYİ İŞTE BUNLAR YİYOR YANİ BENİM GİBİ DÜŞÜNENLER İNANALAR

    “Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.” (39/18)

    Etrafımızda İslam adına sergilenen tüm ilkellikler, çirkinlikler ve çelişkiler; kitlelere acilen, gerçek dinin anlatılmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu tip manzaralar dan rahatsız olan ünlü düşünür Muhammed İkbal 1920’lerde şöyle diyordu:

    “Eğer biz İslam’ın bir üstün değerler sistemi olduğunu Müslüman olmayanlara anlatmak istiyorsak, onlara her şeyden önce bizim İslam’ı temsil etmediğimizi söylemek borcundayız.”
    İkbal’den daha önceki yıllarda yaşayan diğer bir ünlü düşünür Muhammed Abduh aynı gerçeği, kendi kelimeleriyle şöyle anlatıyordu:
    “İslam denince akla problemler, çıkmazlar ve çelişmeler geliyorsa, bunun sebebi İslam değil Müslümanlardır. Müslümanların bu asırda Kuran’dan başka imamları yoktur.
    Ezher’de okutulan ve benzeri kitaplar varolduğu müddetçe, bu ümmet ayağa kalkamaz. Ümmeti kaldıracak ruh, ilk dönemde hakim olan Kuran ruhudur. Kuran dışında her şey; Kuran’ı bilmek ve yaşamak arasına konmuş engellerdir.”
    Mehmet Akif Ersoy ise Kuran’a rağmen dini yozlaştıranların oluşturduğu manzarayı bakın nasıl tarif etmiştir:
    “Eğer İslam’dan maksat Kuran’sa, ortada İslam diye bir şey olmadığını söylemek durumundayız. Çünkü Kuran bu gün göklere çekilmiş ve yeryüzündeki İslam’ın onunla ilgisi kalma mıştır.”
    Arap asıllı Amerikalı Profesör İsmail Faruki aynı mana ya gelen kendi tespitlerini şöyle ifade etmiştir:
    “İslam, ne bugünkü Müslümanların tavır ve yaşayışları, ne İslam tarihinin şu veya bu dönemi, ne de İslam adına kaleme alınan şu veya bu kitabın anlattıklarıdır. İslam Kuran’dır.”
    Allah’a ait olmayıp subjektif olan, yani insani olan hiç bir şey din olamaz.
    Dine, hiç kimse, din istismarcısının verdiği gibi zarar vermemektedir.

    İşte ben, sevgili Turan Dursun’un ekolündenim ve din denilen uyuşturucudan sonsuza kadar , biraz uzun sürse de kurtuldum…Ve şimdi mutluyum, rahatım, ve dinin insan onuruna hakaret eden emirlerinden kurtulmanın özgürlüğü içindeyim…DEMİŞSİN
    SİZLER YUKARIDA ALINTILANAN YAZIDAKİ DİNE AİT OLMAYAN DİN ADINA SÖYLENEN DİNİ DİN SANIYORSUNUZ

    Ama sizler, hala beni yeniden uyuşturucuya alıştırmak için saçmasapan kitabın saçmasapan kurallarını, sonsuzluğun sahibinden (!) gelmişcesine dayatmaya çalışıyorsunuz…
    Yapmayın, çok komik oluyorsunuz…DEMİŞSİNİZ
    GAFLAR VE HAKARETLER GIRLA GİDİYOR

    BUNUN CEVABI ANLAŞILAN MAHŞEREDE OLACAK

    SACMA SAPAN OLAN DÜŞÜNCE KİME AİTMİŞ KİMİN BİLGİLERİ SACMA SAPANMIŞ HESAP GÜNÜ BELLİ OLACAK

    Bir virüsten ve Güneşimizden 1860 kat büyük olan ancak Samanyolu Galaksisi içinde sıradan bir Gezegen olan PP WEARS gezegeninden söz edebilirsiniz ve sizi saygıyla ve keyifle dinlerim…
    Ama bana, tüm bunları, insanların kafalarında yarattıkları Tanrı denilen görünmeyen varlığın yarattığını söylerseniz, komikliğin limit aşımına gelmiş olursunuz…DEMİŞSİNİZ

    BİR KERE DAHA COK BÜYÜK BİR GAF YAPTINI SACMALADINIZ ŞAŞIRDINIZ
    GÖRÜNMEYENLERDEN YOLA CIKARSAK İNANIN COK ZOR DURUMA DÜŞERSİNİZ VE DÜŞECEKSİNİZ ALÇALDIKCA ALÇALIYORSUNUZ YAPMAYIN

    1 BANA VAR DEDİGİN AKLINI GÖSTER
    2 BANA VAR DEDİGİN MANTIGINI GÖSTER
    3 BANA VAR DEDİGİN HİSLERİNİ GÖSTER
    4 BANA SEVİNDİGİNİZİ SÖYLEDİGİNİZ SEVGİNİZİ GÖSTERİN
    5 BANA VAR DEDİGİNİZ ÜZÜNTÜNÜZÜ GÖSTERİNİZ
    6 BAN A RÜZGARI GÖSTERİNİZ
    7 BANA RÜYANIZI İSPARLAYIN YANİ GÖSTERİN
    8 BANA İNANMADIGINIZ İNANCINIZI GÖSTERİNİZ
    9 NEFRETİNİZİ GÖSTERİNİZİ GÖSTERİNİZ
    10 BANA ŞEREFİNİZİ GÖSTERİNİZ
    11 BANA HAYSİYETİNİZİ GÖSTERİNİZ
    12 ONURUNUZU GÖSTERİNİZ
    13 VİCDANINIZI GÖSTERİNİZ
    14 ALGINIZI GÖSTERİNİZ
    15 MUTLULUGU GÖSTERİNİZ
    16 BANA GURURUNUZU GÖSTERİNİZ

    BUNLARIN HİÇ BİRİNİ YERDEKİ TAŞ GİBİ YARDEKİ OT GİBİ GÖSTEREMEZSİNİZ FAKAT HEPSİNEDE İNANIYOR VEDE KULLANIYORSUNUZ

    SİZ AKLINIZI BÖYLE Mİ CALIŞTIRIYORSUNUZ İŞTE SORGULAMA YI NE HEP YANLIŞ YAPIYORSUNUZ BELKİ ŞİMDİ ANLAMIŞSINIZDIR

    HEPSİ HİSSEDİLİR FAKAT GÖSTEREMEYİZ SEVİNİNCE YÜZ İFADEMİZLE GÖSTERİRİZ
    İŞTE AKLIMIZ BİZE DERKİ BENİM BİR YARADICIM OLMALI MJUTLAKA OLMALI DER BUNU HİSSEDER FAKAT GÖREMEZ ONU ANCAK AKLIMIZLA ANLARIZ VARDIR FAKAT BU BEDEN YAPIMIZLA BU MADDE YAPIMIZ OLAN GÖZÜMÜZLE GÖRMEMİZİN MÜMKİN OLMADIGINI BİZE YİNE AKLIMIZ BİZE DER DERKİ NASIL SEVİNCİ HİSEDİP ONU YAŞIYORSAM FAKAT GÖREMİYORSAM İŞTE BUNUN GİBİ BİR DURUMLA KARŞI KARŞIYASIN SENİN ONU GÖREMEMEN ONUN OLMADIGI ANLAMINA GELMEZ AKLINA GÜVEN EGER HİSSEDİYORSAM MUTLAKA VARDIR VARDIR VARDIR AKSİ MÜMKİNDEGİLD,İR BEN BEDENİMLE ALLAH IN VARLIGININ BİZZAT KANITIYIM HİÇ BİR TEREDDÜTE YER BIRAKMADAN İNANIYOR VE GÜVENİYORUM

    Ama benden , dünyamızın kuzey ucunda ki kutup Ayılarının açlığının giderilmesine yardımcı olmamı isteyebilirsiniz…kabul ederim… DEMİŞSİNİZ

    BENSİZLERDEN ŞUNU İSTERİM HAYVANLARDAN ÖNCE İNSANLARA YARDIM EDELİM MESELA EŞKİYALARA KARŞI DİGER MAGDUR DURUMDA OLANLARDAN YANA OLALIM MADDİ VE MANEVİ BU KİM OLURSA OLSUN İSTER İNANAN İSTERSE İNANMADIGINI SANAN İNANMAMAYA İNANAN KİŞİYELERİDE YANİ
    ZALİME KARŞI MAZLUMDAN YANA
    HAYVANLARIN GERCEKTEN İHTİYACI OLANLARI PEK AZ OLUR HERKES KENDİ BULUNDUGU MINTIKASINDAKİ ACİZ HAYVANLARA ZATEN VİJDANI OLANLAR İLGİLENİRLER ELİNDEN GELDİGİ ÖLCÜDE GÜCÜ NİSPETİNDE

    Ama, sizin tanrınız, hem yaratıyor, hem de neden aç bırakıyor diye sorarım, yanıt veremezsiniz, ayıp olur….!!! DEMİŞSİNİZ

    İŞTE İŞİN BAM TELİ BURASI
    İNANMADIGIN AYETLERDE ANLATILIYOR
    ÖRNEK
    LÜTFEN SONUNAKARA AYETLERİ OKYUNUZ OKUMANIZ SİZİ AYETLERE TUTSAK YAPMAZ İRADENİZ VAR OLDUGUNDAN KORKMADAN OKUYUNUZ SAMİMİYETLE BU BİR TAVSİYEDİR
    YOKSA YİNE ANLMAYACAKSINIZ VE SORUYU TEKRAR SORACAKSINIZ
    ENBİYA 23. AYET O, yaptıklarından dolayı asla sorgulanamaz; fakat onlar her daim sorgulanırlar.
    BU AYETİ AKLINDA TUT DİGER AYETLERİ OKDUGUNDA DAHA İYİ ANLAYACAKSIN İNŞAALLAH
    OKUMAN KABUL EDECEN ANLAMINA GELMEZ

    FAİZLE İLGİLİ AYETLER:

    Kur’an’da faizle ilgili 7 ayet vardır.Konuyla ilgili ilk ayetin Mekke’de indirilen Rum süresinin 39. ayeti olduğuna dair bilgiler vardır. Kesin yasaklamanın Medine’de indirilen Bakara suresinin 275. ayetten 280. ayete kadar olan ayetlerle yapıldığı bilinmektedir.

    İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını kazanmak için verdiğiniz zekata gelince, işte zekatını veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.(Rum, 30/39).

    Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz. (Âl-i İmran 3/130)

    Men edildikleri halde faizi almalarından ve haksız (yollar) ile insanların mallarını yemelerinden dolayı içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık. (Nisa 4/161).

    Faiz yiyenler ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi kalkarlar. Bu onların: “Alım satım da ancak faiz gibidir." demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alış verişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de faize bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir. Kim faize geri dönerse artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır. Allah, faizi yok eder de, sadakaları artırır. Allah, günahkâr kafirlerin hiç birini sevmez. (Bakara 2/275-276).

    Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve eğer inanmışsanız faizden arta kalanı bırakın. Şayet böyle yapmazsanız, Allah'a ve Resulü’ne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tövbe ederseniz artık sermayeleriniz sizindir. Böylece ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz. (Bakara 2/278-279).

    Ben görünür-görünmez, bilinir-bilinmez tüm iradeli varlıkları sadece Bana kulluk etsinler diye yarattım.
    Muhakkak ki, ölüm tehlikesiyle ve açlıkla, dünya malının, canın ve (alın teri) ürünlerinin kaybı ile sizi sınayacağız. Ama zorluklara karşı sabredenlere iyi haberler müjdele.
    Gerçek erdem yüzlerinizi doğuya veya batıya döndürmeniz değildir. Fakat gerçek erdem kişinin Allah'a, ahiret gününe, meleklere, İlahi kelama, peygamberlere inanması, malı -ona sevgi duymasına rağmen- yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, isteyenlere ve özgürlüğü elinden alınanlara vermesi, namazı istikametle kılması, zekatı gönlünden gelerek vermesidir. Onlar söz verdikleri zaman sözlerinde dururlar, şiddetli zorluk ve darlıklara karşı göğüs gererler. İşte bunlardır sözlerine sadık kalanlar… Takvaya ermiş olanlar da bunlardır.
    OKADAR COKKİ
    Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir. (Ali İmran Suresi, 186)
    “Sadakalar (zekâtlar) Allah’tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (İslâm’a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olana, yolda kalana mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.” (et-Tevbe, 60)
    “Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.” (et-Tevbe, 71)
    “Onların mallarından sadaka (zekât) al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir.” (et-Tevbe, 103)

    "Hani size dayanılmaz işkenceler yapan, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir imtihan vardı." (Araf Suresi, 141)
    Onları yeryüzünde ayrı ayrı topluluklar olarak paramparça dağıttık. Kimileri salih (davranışlarda) bulunuyor, kimileri de bunların dışında olan aşağılıklardır. Onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik, ki dönsünler. (Araf Suresi, 168)
    Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü; attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Mü'minleri Kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı.) Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir. (Enfal Suresi, 17)
    Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar. Zaten onlar, çılgın aleve atılacaklardır.(Nisâ, 4/10);

    Yetimin malına yaklaşmayın, yalnız erginlik çağına erişinceye kadar "onun malına" en güzel biçimde "yaklaşabilir, onu uygun tarzda sarfedebilirsiniz"; ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın.] (En'âm, 6/152).
    “Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah’a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve «İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin» diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.” (el-Bakara, 83)

    “Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah’ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür.” (el-Bakara, 110)

    “İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.” (el-Bakara, 277)
    Nisâ Sûresi
    “Kendilerine, ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın ve zekâtı verin, denilen kimseleri görmedin mi? Sonra onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir gurup hemen Allah’tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya başladılar da «Rabbimiz! Savaşı bize niçin yazdın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (daha bir müddet savaşı farz kılmasan) olmaz mıydı?» dediler. Onlara de ki: «Dünya menfaati önemsizdir, Allah’tan korkanlar için ahiret daha hayırlıdır ve size kıl payı kadar haksızlık edilmez.»” (en-Nisâ, 77)
    “Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar,zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya; işte onlara pek yakında büyük mükâfat vereceğiz.“ (en-Nisâ, 162)
    Mâide Sûresi
    “Andolsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah’a güzel borç verirseniz (ihtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur.” (el-Mâide, 12)
    “Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah’tır, Resûlüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtıverirler.” (el-Mâide, 55)
    Arâf Sûresi
    “Bize, bu dünyada da iyilik yaz ahirette de. Şüphesiz biz sana döndük.» Allah buyurdu ki: Kimi dilersem onu azabıma uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatır. Onu, sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.” (el-Arâf, 156)
    Tevbe Sûresi
    “Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah yarlığayan, esirgeyendir.” (et-Tevbe, 5)
    “Fakat tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, bilen bir kavme âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.” (et-Tevbe, 11)

    İçten saygılarımın kabulünü arz ederim efendim….!!!
    İNŞAALLAH TEKRARDAN BİRGÜ BİLGİLERİNİ N SAGLAMASINI YAPMAYI DÜŞÜNÜRSÜN
    NOT
    İSLAMDA DAYATMA YOKTUR TEBLİG VARDIR
    BİR DE SENİN DİNİN SANA BENİM DİNİM BANA DER SELAMET LER DİLERİN
    KİŞİ ÖZGÜR İRADESİİLE YA SAG TARAFA YÜRÜR YADA SOLTARAFA SEÇE ÖZGÜRLÜGÜ KİŞİNİN EN DOGAL HAKKIDIR
    İYİ DÜŞÜNCELER

  58. bir kul dedi ki:

    nuri baba
    lütfen sonuna kadarsabırla okurmusunuz
    bu bir tavsiyedir irade sizindir gönlünüz neyi yapmak isterse onu harekete gecirirsiniz

    İMAN BÜTÜNLÜĞÜNDE MANTIĞIN ROLÜ
    Şimdi sizlerden, “İslam Dini” ile ilgili, bugüne kadar edindiğiniz tüm bilgileri gözden geçirmenizi istiyoruz.Bu konuyla ilgili, kaynağı ne olursa olsun aklınıza gelen tüm bilgileri, hatta bu bilgiler ışığında oluşturduğunuz davranışlarınızı…
    Bu işlem sırasında, taradığınız bilgiler içinde tutarsızlık tesbit ettiyseniz, aldığınız bilgileri mantık süzgecinizden geçirmeden hafızanıza kaydettiniz demektir. Mantığınızı kullanıp kullanmadığınızı anlamanın en kestirme yoludur bu. Çünkü,mantık süzgecinden geçen bilgide tutarsızlık olmaz.
    Kur’an’da; “ Allah, iman edenleri, dünya hayatında da, ahirette de, tutarlı sözle sağlamlaştırır!..! ( İbrahim 27) denilmesi, mantığın önemini ve mantık ile imanın ne kadar bağlantılı olduğunu görmemiz açısından dikkat çekicidir. Bir konuyla ilgili eksik bilgilere sahip olabilirsiniz, ama edindiğiniz bilgiler içinde
    mantık bütünlüğü oluşturabildiyseniz, bilginiz dahilinde olan tüm soruların cevabına sahip olmanız gerekir. Cevaplarınızda çelişkiler varsa, bilgilerinizi tekrar gözden geçirin ve mantığınıza uymayan bilgiyi eleyin!.. Çünkü ; Bilgide mantık siliniyor ise gerçeğe aykırıdır!..
    Bu noktada, mantığın en önemli görevini şöyle tanımlayabiliriz;
    Kişinin akıl ile elde ettiği bilgiler arasındaki bütünlüğü sağlayıp, çelişkileri gidermek ve bu işlem sırasında, bilgileri bir süzgeçten geçirerek(ki biz buna mantık süzgeci diyoruz) bütüne aykırı, çelişkili veya yanlış bilgileri elemek.
    Bu işlemi, akıl-mantık-gönül üçlüsünün görevlerini baz alarak, anlatmaya çalışalım;
    Bilgiler akıl yoluyla elde edilir. Akla gelen bilgi mantığa gönderilir, mantık yanlış bilgiyi eler, doğru olanı gönüle iletir. Gönül, gelen bilgileri halimize geçirmemizi sağlar. Aslında çok basit gibi görünen bu işlem, oldukça karmaşık ve zordur. Yukarıdaki tanım, olması gerekenin tanımıdır, ancak realitede çoğu zaman evdeki hesap çarşıya uymaz!..
    Mantığın, görevini yerine getirdiğinin, başka bir deyişle mantığımızı çalıştırdığımızın en somut göstergesi ise; soru sormamızdır!..Mantık soru sorar ve aldığı cevaplar doğrultusunda doğruyu ve yanlışı ayırt eder. Her soruda bir bilgi mevcuttur. Çünkü soru; zaten akılda olan bilginin, mantık tarafından sınanması için sorulur!.. Bu nedenle de, bir kişinin sorularına bakarak sahip olduğu bilginin düzeyini ölçmek mümkündür.
    Konunun daha iyi anlaşılması için; bir gazetede, “ Tanrı’ya mesaj var” başlığı ile yayınlanan haberden alıntı yapmak istiyoruz. Haber; Bir kilisede Tanrı’ya elektronik posta gönderen 3 ile 9 yaş arası çocukların
    sorularından oluşmakta. Konumuza uygunluğu açısından, çocuklardan birkaçının sorularını irdelemekte yarar var. Önce soruları görelim:
    “ Ne diye bu kadar çok insan yarattın? Başka bir dünya daha yapıp fazlalıkları oraya
    koyamaz mısın? “ J.B (7)
    “ İnsanların ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine, neden elindekileri tutmuyorsun?” Jane (6)
    “ Sahiden var mısın? Bazıları buna inanmıyor. Eğer varsan, gecikmeden birşeyler
    yapmanda fayda var.” Harriet (6)
    “ İnsanlara ruhları her zaman doğru mu dağıtıyorsun? Yanlış yapabilirsin!..” Audrey (8)
    “ Bende senin dışında tüm liderlerin resmi var. Seninkini de yollar mısın? “Norman (6)
    “ Kitabını okudum ve beğendim. Bütün o fikirler nereden geldi aklına? “John (8)
    “ Zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu? “ Norman(4)
    “ Tanrı olduğunu nasıl bilebildin? “ Charlene (3)
    Bu çocukların en önemli ortak özellikleri, mantık yürütüyor olmaları. Soru soruyorlar ve çoğu, ileride, sordukları sorulara aldıkları cevaplar doğrultusunda bir inanç geliştirecekler… Sorularındaki ortak özellik ise, akıllarında, “Allah” kavramı yerine, yukarıda bir yerlerde oturan ve insanların her hareketini denetleyen
    “ insan tanrı” kavramı bilgisini taşımaları. Bu bilgiyi de maalesef ki biz büyüklerden ediniyorlar!..
    Büyüdüklerinde ise, önlerinde üç seçenek olacak:
    1)- Akıllarındaki yanlış bilgiler doğrultusunda oluşturdukları “insan tanrı” kavramı, gün geçtikçe mantıklarına uymamaya, sorularına cevap verememeye başlayacak ve bu “insan tanrı” ya inanmak yerine mantıklarına inanmayı tercih edecekler. Yani, insan olmanın gerekliliği olan “akıl”larından ödün vermemek adına, imanlarından ödün verecekler.
    Söz konusu çocuklar için, bu süreç başlamış bile!.. Yukarıdaki soruların cevaplarını; yukarıda oturup onları cezalandırmak ve ödüllendirmekten başka hiçbir işe yaramayan “insan tanrı” kavramını aşılayan
    büyüklerden alabilselerdi, bu soruları doğrudan “insan tanrı” ya sormazlardı!..
    2)- Mantıklarına uymayan “insan tanrı” kavramını inkar etmemek adına mantıklarını terk edecekler .Yani, imanlarını korumak adına, akıllarından ödün verecekler ki bunun sonuçlarını, “Tek yönlü iman” adlı bölümümüzde ayrıntılı olarak görmüştük.
    3)- Mantıklarının kabul etmediği bilgileri yeniden sorgulayıp, yanlış olan bilgileri terk ederek, “Allah” kavramını öğrenmeye başlayacaklar. Böylelikle de, mantıklarından ya da imanlarından ödün vermeden, Allah’ı öğrendikçe sevecek, sevdikçe inanacaklar.
    Son seçeneğin görüldüğü kadar kolay olduğunu sanmayın. Çocukluklarından itibaren, en güvendikleri ve en sevdikleri yakınları tarafından oluşturulmuş ve zamanla kökleşmiş olan “insan tanrı” kavramını yıkmak, inanın sanıldığı kadar kolay değil!..
    Aslında hepimiz aynı seçeneklerle karşı karşıya değil miyiz? Bu seçeneklere derinlemesine baktığımızda, seçeneklerden her hangi birini seçeni suçlayabilir miyiz? Olayları irdelediğinizde, yani mantığınızı kullanmaya başladığınızda, sebeplerin arkasını görmeye başlarsınız.
    Sebeplerin arkasında ise; temelde ne suç vardır, ne de ceza!…
    Şimdi sizlerden, mantığınızı kullanarak, yukarıdaki sorulardan koyu renk olanların cevabını düşünmenizi istiyoruz. Bu soruları daha önce kendi kendinize sormadıysanız, lütfen neden sormadığınızı da düşünün!..Kendiniz için olmasa bile çocuklarınız için düşünün. Çünkü bir gün çocuklarınız, kendinize dahi hiç sormadığınız bu soruların cevabını sizden isteyebilirler. Mantıklı bir yanıt vermediğinizde de onları, yukarıdaki seçeneklerle baş başa bırakıyorsunuz demektir!..
    “Arının bütün meziyetlerine rağmen sevilmeyişi,nefsini acı ile koruyuşundandır. Unutulmasın ki, arının mantığı olsa iğnesini kullanmazdı!..” *
    Mantık, insan için öylesine bir silahtır ki; Allah yolunda kullanırsan nefsinin seni Allah yolundan uzaklaştıracak isteklerini, nefsinin yolunda kullanırsan, doğruyu ve yanlışı ayırt edebilme yeteneğini kaybedersin!.. Mantığını nefsine uyarak kendine çeviren ve bu nedenle doğruyu ve yanlışı ayırt etme yeteneğini kaybedenlere en güzel örnek şeytandır.Kur’anda Allah,” Adem’e secde et! ” dediğinde şeytanın mantığı, nefse dönük bir ölçü kullanmış ve ” Ben ondan hayırlıyım çünkü beni ateşten, onu çamurdan yarattın. ” diyebilmiştir. (A’raf 12 – Hicr 33 – Sad 76) Burada dikkat çekici olan; emre itaat etmeyen şeytanın, temelde aklını ve mantığını kullanıyor olmasıdır. Çünkü; şeytanın emre itaat etmemek için öne sürdüğü neden, kendine göre mantıksaldır. Yani mantığını çalıştırmış, fakat nefsinin lehine kullanmıştır.
    Kur’anda, mantığını nefsinin lehine kullananların örneklerine rastlamak mümkündür. Hatta, günahkarların cehennemde hesap veririken ya da kendilerini savunmaya çalışırken söylediklerinde de bir mantık vardır:
    ” Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız. ” (Bakara 170) derler. Çünkü: kendilerince en emin yol, güvendikleri hatta sevdikleri büyüklerinin yoludur. Bu savunu için mantıksız diyemeyiz. Mantık vardır ama mantığı çalıştırıken kullandıkları ölçü, nefsin elindedir. İşte bu ölçüye dikkat etmemiz gerektiğini de yine
    Kur’andan öğreniyoruz:
    Müddessir Suresinde; ” Ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi “(16) diye tanımlanan kişi için deniliyor ki;
    ” Derin derin düşündü o; ölçtü biçti. Kahrolası nasıl bir ölçü kullandı? Bir kere daha kahrolası nasıl bir ölçü kullandı? Sonra baktı. Sonra yüzünü buruşturdu, kaşlarını çattı. Sonra arkasını döndü ve böbürlendi. Şöyle dedi: Bu, rivayet edilerek gelen bir büyüden başka şey değil. İnsan sözünden başka bir şey değil bu. ” (Müddessir 18-25)
    Şimdi, söz konusu ayetleri bu bilgiler ışığında yorumlarsak:
    1- Allah’ın ayetlerine karşı çıkan kişi cahil ya da aptal değil. Düşünüyor; demek ki aklını kullanıyor.Ayetleri okuyor; demek ki okuyup yazma ve değerlendirme yeteneği var.
    2- Ayetleri görür görmez karşı çıkmıyor. Yukarıdaki ayetlerden, belli bir süre araştırma yaptığını anlıyoruz.
    3- Allah; ” Nasıl bir ölçü kullandı? ” diye soruyor bizlere. Hem de iki defa. Böylece bu sorunun cevabını bulmak da bizlere farz oluyor!
    Sonuç olarak diyebiliriz ki; Sekar’a fırlatılacağı belirtilen bu kişi, aklını ve mantığını, nefsinin belirlediği ölçüye göre kullanarak hüküm veriyor!.. Bir başka deyişle; Aklını ve mantığını nefsin yolunda harcıyor.
    Mantığı, nefse yani “benliğe” benzer. Her ikisinin de ortak özelliği, birimsellik bilincini taşıyor olmalarıdır:
    Mantığı, birimsellik bilincinden çıkarıp, ” Tek ” lik bilincine ulaştırabilirsek, nefsimizi de eğitebiliriz. Bu nedenle, önce mantığımızı eğitmeliyiz. Mantığımıza; aklımız ile,birimsellik bilinci ile hareket eden nefsimizin de bütünün parçası olduğu, başka bir deyişle; bizdeki cüzi nefsin kaynağının Külli Nefs olduğu bilgisini iletmeliyiz.
    Peki,mantığımızı nasıl kullanmalıyız ki,nefsimizle olan savaşımızda bize bir güç olsun? Aslında, mantığın nefse karşı savaşı, güncel hayatımızda kolaylıkla fark edebileceğimiz kadar somuttur. Yöntemi şöyle özetleyebiliriz:
    “ Mantığına uyan en doğrusudur. Mantığına uymayan, acaba denilen, daima aranmaya muhtaçtır. Mantığına uymayan, doğruyu vermeyendir!… İçin kaynarken, hayır nefsime değil mantığıma uyacağım dersen, ilk savaşı içinde yaparsan,güçlüğü yenmiş olursun, yoksa, aklına geldiği gibi nefsine kapılıp savaşa
    atılırsan kaybedersin!..”
    Bir şeye karar vermeden evvel mutlaka düşünün, düşünmeden karar vermeyin denilmesinin temel nedeni budur:Akla gelen düşüncenin, mantık tarafından değerlendirilebilmesi için, mantığa zaman tanımak, yani aklımıza geldiği gibi hareket etmemek!…Sonrasında da gönüledanışmak. Kısacası, akıl-mantık-gönül
    üçgenini kurmak.
    Akıl ile mantığın ilişkisini irdeleyecek olursak; mantığı, aklın fonksiyonu olarak tanımlayabiliriz. Mantığın çalışıp çalışmaması akla bağlıdır. Fakat, çalışır haldeki mantık, nasıl çalışması gerektiği konusunda sadece akla bağımlı değildir, bu noktada, gönül de, nefs de devreye girebilir. Yani, mantık, çalışması açısından akla bağlı, nasıl çalıştığı açısından ise bağımsızdır.
    Mantığın çalışıp çalışmaması akla bağlıdır dedik. Bunu şöyle açabiliriz; Aklını kullanmayan, mantığını da çalıştıramaz.Ama aklınızı kullandığınız halde mantığınızı çalıştırmayabilirsiniz. Başka bir değişle;
    Mantıklı bir insan akıllıdır da. Ama akıllı bir insan mantıksız olabilir!…
    Şimdi, akıl ile mantığın ilişkisine bakalım:
    “ Akıl, mantığı doğruya götürür, doğru; kula, kimseye zarar vermemeyi öğretir. Akıl, çerçeveyi çizebilen, mantık yoluna çevirebilendir. Mantık, aklın süzgecidir. Akıl, yön verendir, mantık, aklın verdiğini eleyen, büyük geleni ufalayan. Güçlük, ne elemek, ne ufalamaktır. Güçlük, ne yapacağını bilmemektir. Aklın yaptığını, mantık ölçmezse, yanılgıya düşülür. Ölçme yeteneğin yoksa, ölçebilene danış. “ *
    Evet; güçlük; ne yapacağını bilmemektir!.. Ne yapacağımızı bilmemek, ne istediğini bilmemekten doğar. Çünkü, ne istediğini bilen kişi, davranışlarını, amacına uygun hale getirirve mantığını da, yine bu isteğine ulaşma yönünde çalıştırır.Kısacası, ne istediğini bilen, ne yapacağını da bilir. Böyle olunca da, belirsizlik ortadan kalkar ve mantık tek bir yönde çalışmaya başlar. Mantık, tek bir yönde çalıştığında, idrak artar.
    Her insanın mantık ölçüsünü, önyargıları belirler.Önyargılardan kurtulduğumuz ölçüde ise mantığımızın çerçevesi genişler. Bu nedenle de, her insanın mantık ölçüsü farklıdır. Mantığın, bu yoldaki görevi ise; cüzi aklı, Külli Akıl’a bağlamaya yardımcı olmaktır
    Mantığın en önemli görevlerinden biri de; kişinin niyetini oluşturmasıdır.Mantık; gerçekleşmeyecek isteği niyete döndürmez.Bu nedenle, mantığı ile niyet edenler, niyetlerine yanlış yön vermekten kurtulurlar.Çünkü; mantık çalışmazsa, niyetler hayale dönüşür. İnsan, elde edemeyeceği şeylere niyet etmeye başlar. Olmayacak niyetin olumuna çalışmak da, niyetlerin gerçekleşmiyeceği anlaşıldığında, insanı umutsuzluğa sürükler. Umutsuzluk ise, imanı bitirir!..İnsanı, Hak yolundan döndürecek tüm isteklerin bu yoldan kaldırılması niyeti de, mantık ile kurulur.Bu niyette, duyguya değil, mantığa yer vardır. Mantık,
    ne olursa olsun, yoldaki pisliklerin temizlenmesini söyler:
    Niyet, tüm davranışlarımız için temel kriterdir. Doğru bir niyet yoksa, ibadetin de anlamı yoktur. Allah’ın ne namazımıza ne orucumuza ne sadakamıza ihtiyacı vardır. İbadetlerimiz Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşan; ibadetlerimizi yapma niyetidir. İbadetler de dahil tüm davranışlarımızda temel prensip, niyetimizin Allah’ın rızasını kazanmak olmasıdır.
    Konuya Kur’andan örnekler verelim: ” O’nun katında hiç kimsenin O’na karşılık olarak verilecek bir nimeti yoktur. Yüceler yücesi Rabb’inin yüzünü özleyip istemek için veren hariç. ” (Leyl 19-20)

    ” Güzel söz ve bağışlama; arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, acelesi de yoktur. Ey iman sahipleri! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara riya için malını infak eden kişi gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve eza etmek suretiyle boşa çıkarmayın…” (Bakara 263-264)
    Mantığın, iman bütünlüğünü sağlamadaki rolü, onun, nefsle mücadelesinin ne kadar önemli olduğunun da göstergesidir. Bu nedenle de, nefsin oyunlarına karşı uyanık olmak zorundadır. Mantığın, nefse yenik düşmemesindeki etkenlerden bir diğeri de gönüldür.
    Şimdi, mantık ile gönül arasındaki ilişkiyi, mantığın çalışması yönünden değerlendirelim:
    Gönül, en büyük gücü olan sevgi ile, nefse uyan mantığı döndürmeye çalışır. Mantık ise, insanın niyetini, Allah’a ulaşmanın yollarına çevirerek, gönle yardımcı olur. Gönül ile mantığın ilişkisi; gönül, Allah’ın aşkına varıncaya kadardır:
    “ Mantık, dünya ile ahireti ayırıncaya kadar çalışır. Ahiret yoluna bağlayınca, mantık yerini gönüle bırakır. Aşk, mantık kabul etmez. Deryaya dalan, ölümden korkmaz. Mantığını gül bahçesine girinceye kadar çalıştırırsın. Varınca, gülden başka görmezsin, bülbülden başka dinlemezsin!..” *
    Şimdi, mantığımızı devre dışı bırakan etkenleri tanımak için bir örnek verelim ve mantığın en önemli
    zaafına değinelim:Korku!…
    Korku, mantığı tamamen devre dışı bırakan bir duygu olup, bu anlamda kullanıldığında, nefs tarafından yönlendirilir. Gönülün yönetimindeki korku ise,( ki bu korkunun en başında Allah korkusu gelir) kişiyi, Allah yoluna döndürmek ve kötülüklerden uzak tutmak için kullanılan bir yöntemdir. Gönül korkuyu, insanın korkuya gereksinimi olmadığını idrak edene kadar kullanır!..
    Konumuz gereği, mantığa karşı olan korkuyu anlatmaya çalışalım:
    “ Mantıkta olan bir takıntıdır korku” * Korku, öyle bir takıntıdır ki, bırakın yüzyüze gelmeyi, onunla karşılaşmamak için bile mantıksızca davranabilirsiniz. Kedilerden korkan biri, masanın altına kedi gelme
    olasılığı yüzünden, 40 derece sıcaklıkta, bahçe yerine içerde yemeyi tercih edebilir ve bu tercihte, hiç bir mantıksal yan yoktur.
    Konumuza yönelik en belirgin örnek, günaha girme korkusudur. Oysa ki, günah işlemek ya da işlememek, korkuya değil bilinçli bir seçime ve iradeye bağlıdır ve bu seçim de mantık ile yapılır. Bu farkındalıkta olmadığımızda, nefs, bizleri, günahtan korkutarak günaha itebilir. Örneğin; oruç tutmak, farzdır. Ama, günaha girme korkumuzdan, mantığımızı kullanmayıp, hastalanacağımızı bile bile oruç tutmakta ısrar etmek ise, bedene karşı işlenen bir günahtır.
    Bir diğer örnek ise; cehenneme gitme korkusudur. Cehenneme gitme korkumuz mantıksal boyutları aştığında, dünyadaki yaşamımızı cehenneme çevirebilir. Yani, cehenneme gitmemek için, cehennemimizi yaşarız!.. Allah’ın bizler için verdiği nimetleri bile reddeder, dünyaya geliş nedenimize aykırı yaşamaya başlar, melekleri taklit ederiz.
    Korkularımız, mantığımızı devreden çıkardığına göre, onları yenmenin tek yolu da mantığımızı devreye sokmaktır.
    Temel prensip şudur: mantıksızlığı, mantığınızla değerlendirin ve mantıksızlığın üzerine yine mantığınız ile gidin!…
    Sözün özü ; iman bütünlüğüne sahip olabilmemiz için, öncelikle mantığımızı kullanmak zorundayız. Çünkü biz onu kullanmazsak, o bizi mutlaka kullanacaktır!…
    Berrak Bulut

    Yazar : CeyhanÖzkavalcıoğlu
    Bu yazı Din-bilim-felsefe ilişkisi kategorisindedir.

  59. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA
    BU YAZIYI İNSANLIK İÇİN YAYARMISIN CEVRENDEKİ ARKADAŞLARINADA BU YAZIYI OKUTURSAN MEMNUN OLURUM BİLGİLENDİRİRMİSİN
    İŞTE OZAMAN HAYVANLARA EKSTRADAN HİZMET ETMİŞ OLURUZ
    GÖNÜLSENİN İRADE SENİN KİMSE SANA DAYATAMAZ U TAVSİYE NİTELİNDEDİR
    İNSANLIK İÇİN BÜYÜK BİR HİZMETTİR

    EĞİTİM

    Almanya’da bir Lise Müdürü, her eğitim öğretim yılı başında öğretmenlerine şu mektubu gönderirmiş:

    “Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim.
    Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü.
    İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar.
    Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum.
    Sizlerden isteğim şudur.
    Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın.
    Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin.
    Okuma yazma, matematik, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak o zaman önem taşır.”
    SAYGILARIMLA

  60. bir kul dedi ki:

    Allah’ı Neden Göremiyoruz?
    ALLAH gözle görülebilir mi?
    En`am Suresi 103 Gözler onu fark edip kavrayamaz. Oysaki O, gözleri görür/bilir. O Latîf`tir, lütfu çok olduğu halde kendisi görülemez; Habîr`dir, her şeyden haberdardır.
    Bir başka ayette:
    Şura Suresi 11 Gökleri ve yeri ortaya çıkarandır, Fâtır`dır O. Size, benliklerinizden eşler yapmıştır; davarlardan da çiftler. Bu tarz içinde üretiyor sizi. O`nun benzeri gibi bir şey yoktur. Gereğince işiten, gereğince görendir O.
    Yine bir başka ayette:
    A`raf Suresi 143 Musa, bizimle sözleştiği yere gelip Rabbi de kendisiyle konuşunca şöyle konuştu: “Rabbim, göster bana kendini, göreyim seni. ” Dedi: “asla göremezsin beni. ama şu dağa bak. Eğer o yerinde durabilirse, sen de beni görebileceksin. ” Rabbi dağa tecelli edince onu parça parça etti. Ve Musa baygın vaziyette yere yığıldı. Kendine gelince şöyle yakardı: “Tespih ederim o yüce varlığını, tövbe edip sana yöneldim. İman edenlerin ilkiyim ben. “

    düşünün ki yayılan ışığın tamamını bile göremiyoruz, sadece 390-750

    1. Yaratılış kapasitemizin Allah’ı görebilecek bir güçte olmaması,
    2. Allahu Teâlâ’nın benzer ve zıddının olmaması,
    3. Zuhurunun şiddetinden gizlenmesi,
    4. İmtihan dünyasının böyle gerektirmesi.
    Mikroplar Halbuki biz, ne bunların gürültüsünü duyarız, ne de mevcudiyetlerinden haberdarızdır. Onlar da tamamıyla bizi göremez ve hele katiyen ihâta edemezler.
    SAYGILARIMLA

  61. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA

    İBRÂHÎM-4
    Kendilerine apaçık anlatabilsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik. Allah dileyeni saptırır ve dileyeni de doğru yola eriştirir; güçlü olan, Hakim olan O’dur.

    Akıldır insana yön gösteren
    Akıldır insanı profösör yapan
    Akıldır insanı öğretmen yapan
    Akıldır insanı fizikçi yapan
    Akıldır insanı botanikçi yapan
    Akıldır insanı sarraf yapan
    Akıldır insanı Cambaz yapan
    Akıldır insanı ikna eden inandıran yönünü belirleyen
    Nefistir yada iç güdüsüdür insanı başı boş sorumsuzlaştıran AKLI esir alan köleleştiren
    biliyorsun hayvanlarda hesap vermiyor ama hayvanlarda kendilerine bir saldırı olduğunda, saldırganın kendilerine zarar vereceğini sezinleyip içgüdüsel olarak tepki veriyorlar,kendisini avlamaya çalışan av hayvanından korunmak için kaçıyorlar veya yavrularını korumak için saldırganı üzerlerine çekiyorlar, gerektiğinde saldırıya karşılık vermekten çekinmiyorlar,

    hayvanlar bu davranışları fıtratları gereği kendilerine kazandırılan özellikler sayesinde yapıyorlar, yoksa bir kutup ayısı yavrusunu doyurmak için niye aylarca aç kalmayı göze alsın? yada bir penguen aç kalmak pahasına niye yavrusunu günlerce ayaklarının üzerinde taşısın

    KUTUP AYSI NİYE AÇ KALARAK YAVRUSUNU DOYURUYOR DA KENDİSİNİ TEHLİKEYE ATIYOR NE GEREGİVAR? SORUMLU OLMADIGI HALDE BU HAYVAN ENAYİMİ YERİ GELİYOR YİYECEK BULAMAZSA HEMCİNSİNİ YİYİYORDA KENDİ YAVRUSUNU YEMİYOR HİÇTE TEHLİKESİ YOK
    SORUMLUDA DEGİL KİMSEDE ONU AYIPLAYAMAZ HESEPTA SORAMAZKEN HAYRET BU NASIL OLUYOR
    MANTIKLI BİR İZAHINIZ VARMI VARSA
    CEVAPLARMISIN
    BU SORUMLULUGU KİM VERİYOR ONA
    C EVAPLARMISIN
    BU HAYVANA ETİK DAVRANMASINI KİM TELKİN DEYOR
    CEVAPLARMISIN
    PEKİ KUTUP AYISININ YAVRUSU NİYE ANNESİNDEN KORKMUYOR
    CEVAPLARMISIN
    NİYE ANNESİ YAVRUSUNU ÖLDÜRMÜYOR
    CEVAPLARMISIN
    PENGÜVEN -40 YADA 60 DERECE SOGUKTA AYLARCA NİYE AC KALIP YUMURTASINIKORUMA PAHASINA KENDİSİNİ TEHLİKEYE ATIYOR
    CEVAPLARMISIN
    SAYGILARIMLA

    • rammsteinn dedi ki:

      anne kutup ayısı aç kalıyor yiyecek bulduğunda yavrusuna yediriyor. anne ayı ne kadar aç kalırsa kalsın yavrusunu yemiyor. demek ki allah var.

      bir fare türü var. doğurduğu yavruların bir çoğunu anne yer. demek ki bunu zeus yaratmış. tam randımanlı yaratılış olmamış kusurlu.

      bir karınca türü var. diğer karınca türünü kendine köle yapıyor. bunu da sanırım hades yaratmış. yaratılışta eksiklik var vicdani değil.

      demek ki en iyi yaratılışı kutup ayısını yaratan allah yapmış. on tam puan.

      kısıtlı bilgilerle yaptığınız yorumlar gülünç oluyor. hele yukarıda bir yerde okudum.
      bir milyon önceki yengeç fosili ile şimdiki yengeç fosili aynıymış. bütün evrim teorisi çökmüşmüş.

      dünyanın en iyi 100 üniversinde hangisi öğretiliyor acaba?
      binlerce bilim insanı milyarlarca dolar harcıyor ve her bulunan keşif bu teoriyi artık teori olmaktan çıkarıyor.
      binlerce bilim insanı ömrünü adıyor çok para harcanıyor. binlerce bilimsel çalışma üretiliyor. ama birisi varki elinde bir kitap var kimin yazdığı belli olmayan “bakın herşeyi allah yaratmış. siz yanlış biliyorsunuz” diyor.

      günümüzdeki bir canlının 1 milyar yaşındaki bir fosili bugünkiye aynı ise o zaman bu teori çöker.
      bu konularda hiçbir bilgisi olmayan kişiler üzerinde sizin laflar etkilidir. dersiniz ki “1 milyon yıllık yengeç ile şimdiki yengeç aynı demekki evrim teorisi yanlış” bu lafa itibar eden sizi ayakta alkışlar. bilginize hayran olur. ama bilmez ki dünya 1 milyar yıllık bir hayat döngüsü var. bilmezki dünyada daha ağaçlar bile yokken köpekbalıkları vardı. bu yüzden evrimin sürecinde en mükemmel canlıdır. kansere yakalanmazlar.

      uçamayan tavuğa kanat takan allah insana gereksiz organları neden verdi?
      güneşe 1 cm yakın olsak yanarız diyenler acaba kendilerine hiç sormuyor mu? “allah bir işe yaramayan apandist denilen organı neden insana taktı”
      bilgisizliğinizden çok kendinize olan güveninize gülüyorum. doğru olan bilgi dini inancınıza ters düşüyor diye kabullenmeyişinize gülüyorum.
      yıldızlara kandil diyene de gülüyorum. 1500 sene önce ben olsam bende aynısına inanırdım.
      allah ne güzel kandilleri asmış üstümüze. ioleri de görünmez. yağı da bitmez. bozulmuyorlar da üstelik. ne de olsa allah yapmış bozulmaz tabii

      • NURİ BABA dedi ki:

        Allah’ın Resûlü şöyle buyurur:

        اِنَّ الْمَرْأةَ مِنْ نِسَاءْ اَهْلِ الْجَنَّةِ لَيُرَى بَيَاضُ سَاقِهَا مِنْ وَرَاءِ سَبْعِينَ حُلَّةً حَتَّى يُرَى مُخُّهَا وَذَالِكَ بِاَنَّ الله يَقُولُ: كَأنَّهُنَّ الْيَاقُوةُ وَالْمَرْجَانُ

        فَأمَّا الْيَاقُوةُ فَاِنَّهُ حَجَرٌ لَوْ أدْخَلْتَ فِيهِ ثُمَّ اِسْتَصْفَيْتَهُ لأُرِيتَهُ مِنْ وَرَائِهِ

        Cennetliklerin kendileri gibi Cennet’e girecek kadınları içinde öyle kadın vardır ki, bacağının beyazlığı üst üste giyilmiş dış ve iç giysileri altından bile iliğine varıncaya kadar görülür.

        İşte bu, Allah’ın “Onlar Yakût ve Mercan gibidirler” buyurarak açıkladığı özelliktir.Bilirsiniz, Yakut bir taştır. İçinden bir ip geçirip baksan (saydamlığı sebebiyle) onu görebilirsin.”

        “…Cennet kadınlarının tenlerinin inceliği, yumurtanın kabuğu içindeki beyaz kısmı örten şeffaf zarın inceliği gibidir.”

        … وَلَوْ أَنَّ اِمْرَأَةً مِنْ نِسَاءِ اَهْلِ الْجَنَّةِ اطَّلَعَتْ اِلَى الاَرضِ لَأَضَائَتْ مَا بَيْنَهُمَا وَلَمَلأَتْ مَا بَيْنَهُمَا رِيحاً، وَلَنَصِيفُهَا يَعْنِى الْخِمَارَ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا

        “…Cennet’e girecek kadınlardan biri yeryüzüne doğsaydı, doğduğu bütün yerlere ışığını ve hoş kokularını yayardı. Onlardan birinin başörtüsü dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.”

        “Cennetlik kadınlar, eşleriyle ilişki sonrasında bekâretlerini koruya­caklardır”

        Ali Rıza Demircan….

        Seks, seks, seks, seks……
        1400 yıl önce de tek amaç seks, şimdi de seks, cennette de sürekli seks…

        Sanki kainatın porno sektörünü müselmanlar yönetiyor….

    • NURİ BABA dedi ki:

      Bütün Kutsal Kitaplar, Dinler ve Peygamberler İnsanlık Ürünüdür…
      Hepsi Kendi zamanlarında ve kendi kavimlerinde vuku bulmuş,
      O zamanın şartları dahilinde oluşmuş kaideler bütünüdür…
      Hepsi de birer fantazi ve mistik hikayelere dayalıdır…
      … ve o kavimlerin ve ortaya çıktıkları
      Coğrafyanın yaşam tarzlarını anlatmaktan ibarettir…
      Hepsi lokaldir…
      Hepsi evrensel olmaktan çok uzaktır….
      Hepsi kendi kavimlerini ve coğrafyasını ilgilendirmektedir…
      Hepsi bilimden uzak ve kıyamet üzerine inşa edilmişlerdir…
      Hepsi bir tek Yaratıcıya inanmayı amaç edinmektedir…
      Hepsi kendi zamanlarında yaşananları konu etmişlerdir…
      Hepsi tekrar niteliğinde ki ayetlerden oluşmuştur…
      Hepsi Yüce Allah’ın gücünü inkar etmektedir..
      … Ve Yüce Yaratıcıyı papağan yerine koymuştur..
      Hepsi kendi bölgesinde yetişen sebze, meyve ve bitkilerden bahseder…
      Hepsi kendi bölgesinde yetişen hayvanlardan bahseder…
      Ama bir başka kıta ve ülkelerde yetişenlerden bahsetmez…
      Hepsinde Yağmur, dolu vardır ama ” KAR” yağışı yoktur…
      Çünkü kitapların üretildiği bölgelerde KAR yağışı olmazdı…
      Eskimolardan, Mayalardan, Kızılderililerden bahsetmezler…
      Türklerden, Çinlilerden ve Hintlilerden bahsetmezler…
      Penguen, Devekuşu ve Lamadan bahsetmezler…
      Patlıcan, salatalık, karpuz ve kavun yoktur…
      Hepsi kendi kavimlerinin örf ve adetleri gereği yazılmıştır…
      Hepsi cennet ve cehennem ile insanları korkutmaktadırlar…
      Hepsi Yüce Allah’ı intikamcı ve öc alan bir varlık olarak tanıtmıştır…
      Hepsi Soyut kavramlara dayanmakta ve Kronolojik değillerdir…
      Adem ve Havva ile başlayan ilk yaratılış tamamen uydurmadır…
      Cennetten kovulmaları bir fantezidir…
      Şeytan tamamen uydurmadır…
      …. Bir insanın Kötü veya iyi olması Yüce Yaratıcıdan değil kendisindendir…
      Yüce Allah’ın şeytan ile pazarlığı ise bir faciadır…
      Meleklerin Adem’in önünde secde etmesi ve Şeytanın etmemesi…
      Şeytan’ın Yüce Yaratıcıya karşı gelmesi acayip bir durumdur…
      Sonra kıyamete kadar insanoğluna hep yanlış yaptırması ne garip iş!…
      Kadınların erkeklerin kaburga kemiğinden yaratıldığı savı saçmalıktır…
      Hepsi kendi kavimlerini terbiye etmek içindir…
      Hepsi kendi kavimlerinin birer Anayasasıdır…
      Konulan kuralların bugünkü şartlarda uygulanabilirliği yoktur…
      Hepsi dünya genelinde fitne ve fesat üretmektedir…
      Hepsinde ayrımcılık vardır…
      Hepsi kendi inanışından olmayanları düşman görmektedir…
      Dinler ve kitaplar var oldukça insanlara huzur gelmeyecektir…
      Dinler ve kitaplar vahşet, ölüm ve insan ayrımcılığı yapmaktadırlar…
      “Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyen” diyen Kur’anı
      Yüce Allah değil, Muhammed yazmıştır…
      Diğer kitapların da insanlar tarafından yazıldığı zaten kabul edilmiştir…
      Kısas sitemi bütün kitaplarda mevcuttur…
      Öldürülen bir yakınının intikamı alınmalıdır…
      Yani kan davası…
      Kısas sistemi bugünkü hukuk ve insanlık yaşayışına ve ahlakına aykırıdır…
      Yüce Allah bütün hepsinde affedicidir ama intikam sahibi bir canavar sanki…
      Hep korkutan, intikamcı kendi yarattıklarını bile aşağılayıcı..
      Hepsinde Dünyanın yuvarlak olduğu ve döndüğü yazmaz…
      Hepsinde Dünya tepsi biçiminde ve yeryüzü düzdür…
      Hepsinde olağanüstü olaylardan bahseder…
      Hepsinde yok edilen kavimler vardır…
      Ama ne hikmetse Kur’an yazarından sonra Yüce Allah bundan vazgeçmiştir..
      Musa’ya bir çok mucize verilmiştir,
      Ama kekemeliğini bir türlü düzeltmemiştir…
      İsa’ya bir çok mucize verilmiştir,
      Ama İsa’nın hayatı pek anlatılmaz…
      Davut’un emrine rüzgar ve dalgıç şeytanlar verilmiştir…
      … Cinler Davut’a Belkıs’ı ışınlayarak getirmiştir…
      İbrahimin karısı kısırdı Yüce Yaratıcı ” İsak’ı” veriyor ona…
      Zekeriya çok yaşlı idi ” Yahya’yı” veriyor ona…
      Garibim Muhammed’in ise bir mucizesi yoktur…
      Ona hadi sende bir mucize getir dendiğinde…
      Aldığı Vahiyler sonucu oluşturduğu kitap-ı mucize olarak göstermiştir…
      Onun hakkında uydurulan mucizelerin hepsi uydurmadır,
      Çünkü Kuran da ona mucize verilmediği yazılıdır…
      Meryem’in incinmesini istemedi ve ona kocasız evlat olarak “İsa’yı” nasip etti..
      Hepsinin kendi ibadet günleri vardır…
      Müslümanlar, Cuma günü…
      Yahudiler, Cumartesi günü…
      Hristiyanlar Pazar günü…
      Yeni bir din gelseydi, hangi günü seçerdi acaba?..
      Tabi ki bunların sebepleri vardır…
      Her kavim bir diğerinden ayrılmalıydı…
      Farklı olmalıydı…
      Olmasalardı orayı yönetenler o kavme hakim olamazlardı…
      Yüce Allah’ın Kitap ve peygamber göndermediği kavimlere acıyorum..
      Çünkü onların ibadet edecekleri bir gün yoktur…
      Nedenini anlayamadığım diğer bir konu ise Muhammed hariç,
      Bütün peygamber ve üç kitap Yahudilere gönderilmiştir…
      Yüce Yaratıcı Yahudileri bir zamanlar Cümle Aleme üstün kılmıştır…
      Dört kitap vardır ama nedense üç din vardır..!!!
      Bu Kainatı Yaratan Yüce Yüce Allah Böyle Saçma Sapan Kitaplar Yazar mı?
      Hayır zaten o yazmadı…
      Peygamber denilen kişiler o zamanların isyancı, yenilikçi
      veya idol kişileriydi…
      Sanırım böyle kişileri anlatmaya gerek yok…
      Tarihte çok örneği var…
      Peki, Yüce Yaratıcı’nın tüm bunları gönderdiğini farz edersek?
      Gönderdiği Kitaplar ve Peygamberler ile İnsanlık düzene girdi mi?
      Nuh, Lut, Ad, Semud, Ress v.s kavimlerini Büyük Azaplar ile yok eden Yüce Allah,
      … Niçin şimdi bu suçları işleyen kavimleri yok etmemektedir…
      Yoksa o azapların hepsi insanlara anlatılan birer masal mıydı?
      Evet…
      Hepsi de kırmızı başlıklı kızın hikayesi gibi..!!!.
      İnsanlar böyle mistik hikayeleri sever…
      Çünkü insanoğlu korku üzerine yaşayan bir canlıdır…
      Ama Yaratıcı ile, ama Şeytan ile, ama bir dev ile hep korkutulmuştur…
      Yani korku imparatorluğu her dönemde hakim olmuştur…
      Tıpkı bugün olduğu gibi..!!!

      • rammsteinn dedi ki:

        nuri baba
        yazdıklarına katılıyorum ama şu yaratılış konusunda yani adem havva cennetten kovulma hikayesi sümerlerde var. onlar nereden bulmuş diye soruyoruz ama daha önceki tarihler için yazılı kaynak yok. yazılı tarihin başlangıcı sümerler. semavi dinlerin temel taşlarını yarattılar.
        konuyla ilgili
        12. Gezegen-Dünya Tarihçesi
        Zecharia Sitchin
        kitabı okudum. gerçekten enteresan. özellikle kitabın sonunda yaratılış konusu ele alınmış. okumanı tavsiye ederim.
        dindar arkadaşlarında okumasını isterim ama okumazlar. nolur nolmaz dinden çıkarım bunca ibadet boşa gitmesin derler.
        sağlıcakla…

      • NURİ BABA dedi ki:

        Sevgili Dost ; bunda şaşılacak bir durum yok…

        İnsanlık, 4000 tanrıyı nasıl uydurduysa, bu tür masalları da uyduruyor…

        İnsanlık tarihinin en gelişmiş toplulukları içinde yer alan Sümerliler, Tanrı konusunda da çok yaratıcı davranmışlardır…

        Her şeyin bir tanrısı vardır…

        Tevrat, Sümerlilerin tabletlerinden çalınmadır ve daha sonra tüm din kitapları da aynı yolu izlemiştir…

        Ben artık tartışmıyorum…Zira sorularımız havada asılı kalıyor…

        Sorsan, Kur’an her şeyi biliyor…Evrenin genişleyeceğini bile biliyor…Bilmediği hiç bir şey yok…

        Sadece Dünyanın Kuzey Yarımküresini bilmiyor..

        Kar, buz, dolu gibi doğa olaylarını bilmiyor falan filan…

        İslamiyetten 800 yıl önce var olan Kabenin, müselmanlar için neden kutsal olduğunu kimse bilmiyor falan…

        Bana sayfalar dolusu yazmışlar ve okumaktan gözlerim bozuldu ama 25 yaşıyla 40 yaş arasında ki 15 yıl da özel eğitim aldığını anlattığım bölüm ıskalandı…

        Yetmedi ; cebrail efendinin mağaraya gelip, muhammedi tanrının elçisi yaptığını nereden biliyorsunuz dedim, muhammed yalan söylemez dediler…

        Kainatın son dini ve son kitabı denilen kitapta, akraba kızlarını sana helal kıldık, sana bir zorluk olmasın diye ayetinin böylesi bir kutsal kitapta ne işi var dedik, görmediler bile…

        Ve sorulacak en can alıcı soruyu da sorduk ama , yanıt yerine yine Kur’an ayetleriyle uyutulduk…

        Soru şu sevgili dost….

        İslamiyet ; kendinden önceki geleneklerin, kendinden önceki dinlerin ve kendinden önceki alışkanlıkların dışında bir tane, evet yanlış duyulma olmasın, sadece bir tane FARKLI ve insanlığa YARARLI kural getirdiğini belgeleyin, and olsun biat edeceğim…!!!

  62. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    15/10/2015, 17:57 bu tarihli yazına istinaden

    DiNCi VE DiNSiZ YOBAZLIK
    Kuran okunan vahiy olarak, Yaratıcımız’ın din adına bizden istediklerinin, ulaştırdığı mesajların toplamıdır.

    Kuran zamanın değişimiyle oluşacak yeni durumlara da uygun olacak Allah’ın vahyidir.

    Değişim kaçınılmazdır, ama yeni oluşan şartlara cevap vermek Allah’ın kitabının mucizesidir. Bu mucizevi durum islam’ın reforma ihtiyaç hissetmemesini sağlar.

    Fakat iki zümre, dine karşı çıkan dinsizlik yobazı ve uydurulmuş dini bir türlü bırakmak istemeyen dinci yobazın güçleri bu uydurulmuş dine bağlıdır.

    Dinci yobaz sıkı sıkıya uydurmalarına sarılırken, diğeri işte dininiz budur diyerek prim yapmaya, içinden çıkılmaz sistemi gösterip, insanları dinden kaçırmaya çalışır.

    Dinci yobaz da kendi dışındakileri cehennemlik ilan ederek uydurmalarına daha çok sarılır.

    Görüldüğü gibi bu iki zümrenin de sermayesi aynı, ama kullanımları farklıdır.

    Bu yüzden Kuran’a giderek dinin düzenlenmesinden en çok bu iki grup rahatsız olur.

    Din düşmanı yobaz, dine saldıracak materyalleri elinden Alındığı için bozulacaktır.

    Dinci yobaz ise geleneğe dönüştürülmüş yapısı elinden alındığı için kızacak ve aforozlama, cehennemlik ilan etme mekanizmalarına sarılacaktır.

    Gelenekçi din adına bu aforozları yapanların üniversitede kürsüsü olan profesörler; tarikatların, hiziplerin başları olması; geleneksel yapının sözde aydın yazarları olması bizi şaşırtmamalıdır.

    Kuran bize sosyolojik bir vaka olarak bir fikir ileri sürüldüğü zaman o fikre ilk önce mevcut yapının sivrilmişlerinin, elitlerinin karşı çıkacağını ders vermektedir.

    Bu yüzden kürsüsünde yıllarca geleneksel dini savunanlar, tarikatını geleneksel yapı üzerine oluşturan şeyhler, kendi otoriteleri sarsılacak, yıllarca emek verdikleri karizmaları depreme uğrayacak korkusuyla Kuran’ın islam’ına ilk saldıranlar olacaklardır.

    Hz. isa’yı öldürmeye kalkanların Yahudi din adamlarının önde gelenleri olduğu şeklindeki tarihsel dersi hatırlamamız, Kuran’ın ıslamı’na karşı savaşanların din adamı vasfıyla ortaya çıkışlarına şaşırmamızı engelleyecektir.

    Dine, din istismarcısının verdiği zararı hiçbir şey vermemektedir.

  63. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    15/10/2015, 19:17
    Soru şu sevgili dost….

    İslamiyet ; kendinden önceki geleneklerin, kendinden önceki dinlerin ve kendinden önceki alışkanlıkların dışında bir tane, evet yanlış duyulma olmasın, sadece bir tane FARKLI ve insanlığa YARARLI kural getirdiğini belgeleyin, and olsun biat edeceğim…!!!DEMİŞSİN

    BU İDDİANIN ARKASINDA DURA BİLECEKMİSİN?

    YANİ KENDİNDEN EMİNMİSİN BU İDDİA YI YAPARKEN NASIL OLSA BULAMAYACAKLAR O YÜZDEN Mİ BU MEYDAN OKMAYI YAPTIN

    CEVAPLARMISINIZ

    SAYGILARIMLA
    BEKLİYORUM

    • NURİ BABA dedi ki:

      Evet, meydan okuyorum…
      Sizler kendinizden çok eminsiniz…

      Sümer Babil çok tanrıları dinlerinde olmayan…
      Tevratta olmayan…
      İncilde olmayan…
      Zebur da olmayan…(Allah’ın kitabı denilen Zebur’u da iğdiş ettiler ya neyse…)
      Cahiliye döneminde olmayan…
      Pagan arapların yaşamlarında ve örf adet ve geleneklerinde olmayan…

      Kısaca ; sadece islamiyete özgü ve sadece islamiyetin insanlığa getirdiği bir YARARLI Kural istiyorum sizden…

      Örneğin ; elinde fırsat varken şunu söyleyebilirdi peygamberiniz…

      “”İslamiyet, köleliğe ve cariyeliğe kesinlikle karşıdır asla bu konularda ödün vererek yumuşayamaz””…

      1400 yıl önce böyle bir karar ve bu kararın ciddiyetle uygulanması, islamiyeti dünya dini yapabilirdi…Belki….

      Ancak, ne yazık ki, peygamberinizin köleleri ve de özellikle cariyeleri olduğundan (…bu nasıl bir dinse, peygamberinin bile kölesi ve cariyesi var..Komik..) ..böyle bir radikal karara imza atamadı…

      Ama Allah istememiştir canım…İsteseydi, derhal köleliği cariyeliği kaldırırdı…
      Ama niye kaldırsın ki…Köleler ve cariyeler sizin Allahınız kulu değiller ki…
      Onlar başka Allahların kulları, insan bile sayılmazlar değil mi ?

      • bir kul dedi ki:

        Soru şu sevgili dost….
        İslamiyet ; kendinden önceki geleneklerin, kendinden önceki dinlerin ve kendinden önceki alışkanlıkların dışında bir tane, evet yanlış duyulma olmasın, sadece bir tane FARKLI ve insanlığa YARARLI kural getirdiğini belgeleyin, and olsun biat edeceğim…!!! DEMİŞSİN
        İçki ne zaman ne nasıl haram kılınmıştır?

        ALLAH’ın bir ismi de Hakîm’dir. Yani yaptığı her işi, hikmet ve faydalara göre yaratır. Nitekim insanın büyüyüp kemale ermesi, çekirdeğin yeşerip ağaç olması, bir yumurtanın açılıp kuş olması belli bir süreçle gerçekleşmektedir. ALLAH’ın kâinatta geçerli olan bu kanununu, dinin bazı emirlerinde de görmek mümkündür. İşte yüce Rabbimiz, Hakîm isminin gereği olarak, alkollü içki alışkanlığını toplumdan söküp atmak için, tedriç yani yavaş yavaş men etme metodunu irade etmiştir. Diğer taraftan, içki birdenbire haram edilseydi, içkiye müptela olmuş o asrın insanları İslamiyet’i kabulde nazlanabilirlerdi. Alışkanlıklarını bırakmak istemeyebilirlerdi. Bu bakımdan Kur’an-ı Kerim’de içki ile ilgili ayetler, kademeli olarak şu sıraya göre nazil olmuştur:

        NAHL 67. AYET Yine, hurma ağaçlarının ve asmalarının ürünlerinden, hem sarhoşluk veren (zararlı) şeyler, hem de yararlı, güzel bir rızık elde ediyorsunuz: elbet bunda aklını kullanan bir topluluk için mutlaka alınacak bir öğüt bulunmaktadır.
        Aslında bu ayetin inzali ile, içkinin ileride haram olacağı da anlaşılmıştı.

        BAKARA 219. AYET Sana sarhoşluk veren şeyler ve şans oyunları hakkında soruyorlar. De ki: “Onların her ikisinde de insanlar için büyük bir kötülük ve birtakım menfaatler vardır. Her ikisinin yol açtıkları kötülük sağladıkları menfaatten çok daha büyüktür.” Yine onlar “Neden infak edelim?” diye soruyorlar. De ki: “Bağışlanabilen her şeyden”. Böylece Allah size mesajlarını açıklıyor ki, tefekkür edebilesiniz

        NİSA 43. AYET Siz ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -seyahat (gibi yıkanmayı güçleştiren haller) hariç- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın! Fakat eğer hastaysanız ya da yolculuk yapıyorsanız veya ihtiyaç giderdikten sonra yahut kadınlarla birlikte olmuşsanız ve üstelik su da bulamıyorsanız, o zaman temiz bir toprak alıp yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin! Unutmayın ki Allah tarifsiz bir affedicidir, eşsiz bir bağışlayıcıdır.

        Bu ayet-i kerime, sarhoşken namaz kılmayı men etmiştir.

        MAİDE 90. AYET Siz ey iman edenler! Sarhoşluk veren her şey, tüm şans oyunları, Allah’tan başkasına kurban sunmak ve gelecek hakkında kehanette bulunmak şeytan işi pisliklerden başka bir şey değildir. O halde bunlardan kaçının ki ebedi mutluluğa erişebilesiniz.

        MAİDE 91. AYET Şeytan sarhoşluk veren şeyler ve şans oyunlarıyla sizin aranıza düşmanlık ve kin tohumları saçmaktan, Allah’ı anmak ve namazdan alıkoymaktan başka bir şey istemez: öyleyse siz, hala vazgeçmeyecek misiniz?

        Bu son ayet ile alkollü içkiler kesin olarak haram edilmiştir.

        VE İNSANLIK ADINA COK BÜYÜK BİR İYİLİGE DAVET ETMİŞTİR YANİ YASAKLAMIŞTIR KENDİNDEN ÖNCEKİ DİNLERDE YASAK KOYMAMIŞTI YASAK YOKTU
        SAYGILARIMLA
        NOT SORUNUZU ANLAMIŞIMDIR İNŞAALLAH

      • NURİ BABA dedi ki:

        Süleyman Ateş: Hurma ağaçlarının meyvalarından ve üzümlerden de sarhoşluk ve güzel rızık elde edersiniz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için ibret vardır.

        Elmalılı (sadeleştirilmiş): Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvelerinden de hem içki, hem de güzel bir yiyecek çıkarırsınız. Şüphesiz ki, bunda aklını kullanan bir topluluk için kesin bir ibret vardır.

        Diyanet Vakfi: Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem de güzel gıdalar edinirsiniz. İşte bunlarda da aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.

        NAHL 67. AYET Yine, hurma ağaçlarının ve asmalarının ürünlerinden, hem sarhoşluk veren (zararlı) şeyler, hem de yararlı, güzel bir rızık elde ediyorsunuz: elbet bunda aklını kullanan bir topluluk için mutlaka alınacak bir öğüt bulunmaktadır.
        Aslında bu ayetin inzali ile, içkinin ileride haram olacağı da anlaşılmıştı. (Sizden alıntı)

        Siz kimsiniz de, Tanrıdan geldiğini söylediğiniz ayetlerin içine yorum katabiliyorsunuz…Sizin tanrınızın sizin kadar aklı yok mu ?

        Neymiş efendim (Zararlı) imiş…Nasıl karar verdiniz ?

        Bu ayet, Mekke de inmiştir. (!)…Daha Muhammed güçsüzken…Ama, hicretten sonra güçlenince ve de bir bedevi sarhoşlukla Hamza’nın devesini öldürünce, içki haram edilmiştir….

        Kim tarafından ? Muhammed tarafından…Yani, inandığınız tanrının bu tür oyunlarla uzaktan yakından ilgisi yoktur…

        Ve ne yazık ki cahil müminler, Allah ile aldatmanın, peygamberlerle başladığını bilmezler…

        Bilmelerine izin vermezsiniz…Zira, nemalar kaybolur….!!!

      • bir kul dedi ki:

        KÖLELİK
        OKUYUNUZ

        3:66 Siz, hadi bilginiz olan şey üzerine münakaşa eden kimselersiniz. Ya bilginiz olmayan şey üzerine niçin münakaşa ediyorsunuz? Halbuki Allah bilir, siz bilmezsiniz.
        KÖLELİKLE İSLAMA YÜKLENENLER TAM BİR MEDENİ GÖRÜNÜMLÜ BEDEVİ KÖLEDİR KÖRDÜRLER DE ONDAN BİLMEDEN SÖYLEYENLERE DEGİLDİR BİLEREK AKLEDEREK SIRF KISKANCLIGINDAN AKLETTİGİ HALDE AKLINCA KURNAZLIK YAPTIGINI SAN ZAVALLILARADIR BU SÖYLEDİKLERİM
        ENFAL 8/ 67 Yeryüzünde ağır basıncaya kadar, hiçbir peygambere esir sahibi olmak yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz; halbuki Allah sizin için âhireti istiyor. Allah güçlüdür; hikmet sahibidir.
        ENFAL 8/ 68 Allah tarafından önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldığınız fidyeden ötürü size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.
        MUHAMMED 47/4 İnkâr edenlerle savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarını vurunuz. Onları yendiğinizde de sıkıca bağlayınız. Savaş sona erdiğinde ya bir lütuf olarak karşılıksız ya da fidye alarak salıveriniz. Allah dileseydi onlara galip gelirdi. Fakat kiminizi kiminizle denemek için böyle yaptı. Allah yolunda öldürülenlerin yaptıkları hiçbir ameli Allah asla boşa çıkarmayacaktır
        NUR 24/33 Evlenmeye imkanı olmayanlar ise, Allah kendilerini lütfu ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden, hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul ediniz. Onlara, Allah’ın size verdiği maldan veriniz. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, özellikle iffetli olmak isteyen genç kızlarınızı fuhşa zorlamayınız. Kim onları buna zorlarsa, Allah, hiç şüphesiz zorlayanı değil, zorlanan kadınları bağışlar; merhamet eder.
        2:177 – Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitabave bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve ESİRLERİ kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.
        2:177 ESİRLERİ kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler.
        2:221 – Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlar.
        2:221 – Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır.
        2:221 – Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır.
        4:92 – Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).

        4:92 – Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır.
        4:92 – Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir.
        4:92 – Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir.
        5:89 – Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir KÖLEazad etmektir. Verecek bir şey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar ki, şükredesiniz.
        5:89 – Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir KÖLE azad etmektir.
        9:60 – Sadakalar ancak şunlar içindir: Fakirler, yoksullar, o işte çalışan görevliler, müellefe-i kulûb (kalbleri İslâm’a ısındırılacaklar), KÖLELER, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar. Allah tarafından böyle farz kılındı. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
        24:32 – Aranızdaki bekarları, KÖLELERİNİZDEN ve CARİYELERİNİZDEN iyi davranışta olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.
        58:3 – Kadınlardan zıhâr ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin, karılarıyla temas etmeden önce bir KÖLEYİ HÜRRİYETİNE kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen budur. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.
        90:12 – Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir?
        90:13 – KÖLE azat etmek,
        İYİ DÜŞÜNCELER

      • bir kul dedi ki:

        KUR’AN’A GÖRE KÖLELİK:

        İLAHİ ADALET’İN söz konusu olduğu yerde, adalet herkes için olmalıdır, bu şart adaletin adaletin olmazsa olmaz “TEMEL İLKESİDİR” aksi takdirde herhangi bir adaletten bahsetmek söz konusu olamaz, hele bahis konusu olan “Adalet” İlahi adalet ise adalet dağıtımı konusunda kullar arasında fark gözetilmesi mümkün değildir, Kur’an öğretisine göre, adaletin sağlanmasında, kişinin, Müslüman olması veya Müslüman olmaması, Hür olması veya Köle Olması arasında fark yoktur, kim olursa olsun adalet isteyen muhakkak hakkını almaya hak kazanmıştır, Kur’an’dan mealen:

        – Biz sana Kitâbı hak ile indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği biçimde hüküm veresin; hâinlerin savunucusu olma! 4/105

        – Allah size emânetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah, işiten, görendir. 4/58

        Bu durumun uygulanabilir olabilmesi için İnsanların adalet önünde eşit olmalarına ihtiyaç vardır, bu durumda akla şöyle bir soru gelmektedir, insanlara ait olan malları ellerinden haksız yere almak suç ise ve bu bir adalet konusu ise, o zaman bir insanın şahsına zorla el konulup köleleştirilmesi bir adalet konusu değil midir?. Nasıl ki bir insanın mallarına haksız yer zorla el konamıyorsa ve bu el koyma gasptan başka bir şey değilse, gaspın büyüğü insanın bizzat kendisine el konulmasıdır. Bunun Kur’an’da belirtilen İlahi Adalet ölçüsüne göre kabulü mümkün değildir. Dolayısıyla Kur’an’da köleliğin yasaklanması ve tasfiyesiyle ilgili olarak etkin bir metot ortaya konmuştur, şöyle ki:

        KUR’AN’A GÖRE KÖLELİĞİN YASAKLANMASI VE TASFİYE METODU :
        İnsanlar Adem ve Havva’nın çocukları olarak aynı ana babadan dünyaya gelmelerine rağmen, tarihte çok yaygın olarak bir birlerini köle yapmışlardır. İnsanların, insanları köle edinme kaynaklarını başlıca üç şekilde tasnif edebiliriz:

        1- Savaş veya baskın neticesinde, yenilen veya ele geçirilen tarafın köleleştirilmesi.

        2- Köle sahiplerinden satın almak yoluyla köle edinilmesi.

        3- Köle sahiplerinin, köleleri üretmek suretiyle çoğaltıp, yeni köleler edinmesi.

        Bu suretle bir insan, diğer bir insanı köle edinmekte ve hürriyetine el koyabilmektedir. Bu durum köle olmuş insan için çok zor bir olaydır. Köle olmuş insanları, kölelikten kurtarmanın iki yolu vardır. Bunlardan bir tanesi herkes hürdür deyip köleliğin reddedilmesi, ikincisi ise kontrollü şekilde sosyal doku içinde eritmek suretiyle azalta, azalta mücadele edilmesidir.

        Herkes hürdür deyip kölelik ret edildiğinde, köleliğin yaygın olduğu devirlerde, bir çok sosyal patlamalar meydana gelecektir. Örneğin: Toplumda hür fakat birçok işsiz, evsiz, aç insanlar doluşacak, efendileri eliyle azat edilmiş köleler, efendilerinden intikam alma durumuna gelebilirler. Hatta bir araya gelip eski efendilerini köle yapmaya kalkışa bilir ve daha birçok olaylara sebebiyet verebilirler.

        Kölelikle sosyal doku içerisinde eritmek suretiyle azalta azalta mücadele edilmesi durumu ise, toplumu sarsmayan ve hatta İslam toplumu dışındaki köleci toplumlarla etkili bir mücadele yöntemidir. Zira Müslümanların, korku duymadan o toplumlardan köle satın alıp hürriyete kavuşturmalarına olanak vermektedir.

        Kölelikle mücadele edilmesiyle ilgili olarak, Kur’an’da bir dizi tedbirler vardır, bunlardan örnekler verecek olursam:

        Kur’an’dan mealen:

        – (Savaşta) kâfirlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı Salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda katledilenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz. 47/4

        Böylece, savaş esirlerinin köleleştirilmesi, İslam’da yasaklanmış olmaktadır. Zira savaşın bitiminde esirler ya karşılıksız yada fidye karşılığı serbest bırakılacaklardır. Böylece savaş yoluyla köle alınması önlenmiş olmaktadır.

        Köle sahibi olan kafirlerin ellerindeki kölelerden satın almak, kölelerin müslümanların eline geçmesine ve böylece hürriyete kavuşmaları için kendilerine bir kapı açılmış olmaktadır. Zira, İslam dininde kölelerin hürriyete kavuşmaları teşvik edildiği gibi, diyet şartına da bağlanmış, sadakalardan kendilerine pay verilmesi farz kılınmış, ayrıca kendilerinden hayır beklenen bir kölelerin mukatebe yapmak suretiyle hürriyetine kavuşturulması ön görülmüştür. Cariyelerin zorlanıp zinaya sürüklenmesi yasaklanmış, köle ve cariyelerden salih olanların evlendirilmesi emredilmiştir. Böylece bir dizi tedbirlerle, köleliğin ortadan kaldırılması yolu açılmıştır. Bu hususlarla ilgili olarak örnekler verecek olursam, şöyle ki:

        Kur’an’dan mealen:

        – (İnsan), hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? 90/5

        -(Gösteriş ve övünme için) “Ben birçok mal telef ettim” diyor. 90/6

        – Kimse kendisini görmedi mi sanıyor? 90/7

        – Biz ona vermedik mi: İki göz 90/8

        – Bir dil, iki dudak? 90/9

        – Ona iki yolu (doğru ve eğriyi) göstermedik mi? 90/10

        – Fakat o, sarp yokuşu geçemedi. 90/11

        – Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? 90/12

        – Bir boynu (kölelik zincirinden) çözmek, 90/13

        – Yahut doyurmaktır: açlık gününde, 90/14

        – Akraba olan yetimi, 90/15

        – Yâhut hiçbir şeyi olmayan yoksulu, 90/16

        – Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak. 90/17

        Doğru yolda olmanın bir şartı olarak, köle azat etmek gösterilmiştir. (Ayrıca bak. 2 Bakar 177. )

        Kefâret şartı olarak köle azat etmenin farz kılınması.

        Kur’an’dan mealen:

        – Kadınlarına zıhar edip sonra söylediklerinden dönenler, karılarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuştursunlar. Size öğütlenen (hüküm) budur. Allah yaptıklarınızı haber almaktadır. 58/3

        (Ayrıca bak. 4 Nisa 92 ; 5 / Maide 89 )

        Kölelerin, ihtiyaçlarını karşılamak üzere, kendilerine sadakadan farz olarak pay verilmesi. Kur’an’dan mealen:

        – Sadakalar, Allah’tan bir farz olarak ancak fakirlere, düşkünlere, onlar üzerinde çalışan (sadaka toplayan) memurlara, kalpleri (İslâm’a) ısındırılacak olanlara, kölelik altında bulunanlara, borçlulara, Allah yoluna ve yolcuya mahsustur. Allah bilendir, hikmet sâhibidir. 9/60

        Köle ve cariyelerin evlendirilmesi ve mukatebe konusunda Kur’an’dan mealen:

        – İçinizden bekârları ve köle ve câriyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah, lûtiyle onları zengin eder. Allah geniş (nimet ve lütuf sahibi)dir. (her şeyi) bilendir. 24/32

        – Evlenme (imkânı) bulamayanlar, Allah kendilerini lûtfundan zengin ed(ip evlenme imkânına kavuştur)uncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında (köle ve câriye)lerden, mukatebe (akdi) yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir iyilik görürseniz mukatebe yapın. Ve Allah’ın, size verdiği malından onlara da verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, nâmuslu kalmak isteyen cariyelerinizi zinaya zorlamayın. Kim onları (zinaya) zorlarsa, şüphesiz Allah, zorlanmalarından sonra (0 cariyelere karşı) bağışlayıcı, esirgeyicidir. 24/33

        Yukarıdaki ayet meallerinde görüldüğü gibi, İslam dininde köleliğin sona erdirilmesiyle ilgili çok önemli yaptırımlar vardır. Bir insanın dünyada en çok isteyeceği şeylerden bir tanesi, hürriyet ve ev bark sahibi olmasıdır. İslam dininde bunlarla ilgili sağlam esaslar getirilmiştir, köle ve cariyelerden salih olanların evlendirilmesi emredilmiştir. Ayrıca cariyelerin zinaya zorlanması yasaklanmış olup, zinadan uzak aile kadını olmalarına olanak sağlanmıştır. Köleliği kesin ortadan kaldıran bir husus olarak, kölelerle mukatebe akdi yapılması emredilmiştir. Bu mukatebe akdinin tek şartı, hürriyeti verilecek kölenin, kendisinde iyilik görünen bir kimse olmasıdır. Kölelik altında yaşamış olan ve kendisinden iyilik görünmeyen bir kimsenin hürriyete kavuşturulması, İslam toplumuna zararlı olacağından, köleliğin tasfiyesi olayında bu benimsenmemiştir. Bunun dışında kişi kendisinden hayır görünen bir kimse ise, hür olması için mukatebe akdi yapmak üzere müracaat etmesi yeterlidir. Kendisiyle yapılan mukatebe akdi, hürriyete kavuşma akdidir; bir hürriyet belgesidir. Bu akit hürriyete kavuşan köleye baş edemeyeceği mali yük getiren bir akitte değildir, tam tersi, toplumda tutunabilmesi için kendisine malen yardım edilmesi emredilmiştir. Zira, hiçbir maddi imkana sahip olmadan hür olması, kendisini köleliği arayacak hale getirebilir, bu mali yardım yapılmak suretiyle önlenmiştir. Ayrıca, kölelik müddeti içerisinde, köle sahibi, kölesine kısas kapsamına giren bir zarar verdiği zaman, kölenin affetmeyip kısas istemesi halinde, kölesine verdiği zarar kadar kendisine kısas uygulanır. Kısas gerektiren olaylarda, kısas hükmünün uygulamasında, Kur’an’da, efendi köle ayırımı yapılmamıştır.

        Kur’an’dan mealen:

        – Onda (Tevrat’ta) onlara: cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılık kısas (ödeşme) yazdık. Kim bunu bağışlar (kısas hakkından vazgeçer)se o kendisi için kefaret olur. Ve kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte zâlimler onlardır. 5/45

        Kur’an’da kısas konusunda şöyle denmiştir, mealen:

        – Ey akıl sâhipleri, kısasta sizin için hayat vardır, böylece korunursunuz. 2/179

        Fereç Hüdür
        İYİ DÜŞÜNCELER

      • bir kul dedi ki:

        NURİ BABA dedi ki:
        15/10/2015, 22:36 BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN

        Ama niye kaldırsın ki…Köleler ve cariyeler sizin Allahınız kulu değiller ki…
        Onlar başka Allahların kulları, insan bile sayılmazlar değil mi ? DEMİŞSİN

        MUHAMMDET 4. AYET Artık inkarda direnip (onu dayatanlarla) savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarına vurun! Nihayet kızışmış bir savaşın sonuna dayandığınızda durmayın, (kalanların) ipini sıkı bağlayın. Fakat daha sonra ya bir lütuf olarak karşılıksız, ya da bir fidye karşılığı serbest bırakın ki, savaş tüm ağır sonuçlarıyla ortadan kalksın: böyle yapın! Ve eğer Allah dileseydi, onların hakkından bizzat gelirdi; fakat bunu (yapmadı) ki, sizi birbirinizle sınayabilsin. Allah yolunda öldürülenlere gelince: Evet (Allah) onların yaptıklarını asla zayi etmeyecektir: BU AYETİ BİRCOCUGA OKUTSAK SINAVINDA BU SORUYU CEVAPLASA 10 ÜZERİNDEN 10 ALIR ÇÜNKİ ÇOCUK SAF VE TEMİZ BİR ŞEKİLDE İDEOJİERDEN UZAK OLDUGUNDAN AKIL VE MANTIGIYLA ANLADIGINI YİNE AKIL VE MANTIGI BU SORUYU CEVAPLAYACAGINDAN ASLA SENİN DÜŞTÜGÜN BUDURUMA DÜŞMEYECEKTİR ÇÜNKÜ NEFSİNİ KONUŞTURMAYACAKTIR ÇÜNKÜ HENÜZ SAF VE TEMİZ BİR ŞEKİLE DİR ALLAH IN VERDİGİ DONANIMLARI DAHA SEN SUZ NEFSİMİ KONUŞTURAYIM İDEOLAJİSİNİN ZAMANI GELMEDİGİNDEN BOŞUNA ŞU SÖZ SADIR OLMAMIŞTIR
        ÇOCUKTAN AL HABERİ
        SENİN BU DURUMUN AYAN BEYAN ORTADADIR KENDİNDEN VE YANDAŞLARINDAN BAŞKASINI KANDIRMAYA CALIŞMAN FİKİR AHLAKSIZLIGINA GİRİYOR VE YAPTIGIN ÇOK AYIP BİR ŞEY

        KİTABI OKDUGUNU SÖYLÜYORSUN HEMDE ONLARCA KEZ OKDUGUNU SÖYLEYEN SEN SACMALAYAN SEN ANLAMAYAN SEN ANLAMADIGI NI ANLAMAYARAK ANLAMADIGI KAVRAYAMADIGI BİR KONUYU KALKMIŞ UKALALIK YAPA BİLİYOR BİLMİYORSAN BİR BİLENE SOR AYETNİ DEMİ HİÇ HATIRLAMADIN CAHİLLİK BAŞA BELA BİRDE ALLAH BİLİR ÜNİVERSİTEYİDE OKUMUŞSUNDUR ALLAH BİLİR BU NASIL OKUMAK HEP YANIYILORSUN HEP SEBEBİ YUKARIDAKİ ACIKLAMAM OLMASIN İŞTE İDEOJİLER İNSANI ADALETSİZLİGE SEFK EDER

        NİSA 135. AYET Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutunuz; kendiniz, anne babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa, Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Haklarında şahitlik ettikleriniz zengin olsunlar, fakir olsunlar, Allah onlara sizden daha yakındır. İğreti arzularınıza uyup adaletten sapmayınız. Eğer şahitlik ederken dilinizi eğip bükerseniz ya da doğruyu söylemezseniz, muhakkak ki Allah yaptıklarınızı bilir.

        MAİDE 8.AYET Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olunuz. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olunuz; bu takvânın ta kendisidir. Allah’a isyandan sakınınız. Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
        İYİ DÜŞÜNCELER

      • NURİ BABA dedi ki:

        Kuran’ın bir tanrı tarafından gönderilmediğinin en kesin kanıtı Zariyat 49. ayettir. Ayette şu geçer :

        ” Her şeyden de çift çift yarattık ki, düşünüp öğüt alasınız. ”

        Hermafrodit canlılardan haberi olmayan ve Peygamber olduğunu iddia eden Muhammed’in en büyük yanılgısıdır bu…

        Yanılgı demeyelim de, bilgisizlik diyelim…Eğer bu kitap, sizin inandığınız tanrıdan gelseydi, tanrı yarattığı bu canlıların niteliklerini bilmez miydi ?

        Belki de bilmeyebilirdi…Zira “Kar buz dolu” gibi doğa olaylarını bilmediğine göre, böylesi bilimin ortaya çıkardığı canlı türlerini de bilemezdi elbette …

        Bazen Sizin tanrınızın Muhammed olduğundan bile kuşkulanıyorum…

        Hermafrodit hem dişi hemde erkek üreme organına sahip olan canlılara verilen isimdir. Hermafrodit canlılara örnek verecek olursak :
        – Salyangozlar,
        – Solucanlar
        – Planaryalar ( bir grup yassı solucan )
        – Bölünerek üreyen tek hücreli canlılar örnek verilebilir.
        Döllenme olmaksızın üreyebilen ( partenogenetik ) canlılar da vardır.
        Örneğin :
        Kırıkkanatlılar, tahtakuruları, Japon balığı ve semender örnek verilebilir.

        Halen Kuran’ın, inandığınız Tanrıdan geldiğine inanan arkadaşlarım, sorgulamanız için geç değil.
        Sürekli kandırılıyorsunuz…
        Farkında mısınız ?

        Elbette farkındasınız, 632 yılında Muhammed’in vefatıyla İslamiyetin de öldüğünün bittiğinin farkında olduğunuz gibi…!!!

        Öyleyse bugüne nasıl geldi diyeceksiniz değil mi ?

        Hallacı Mansur’un topuğunu vurduğu yeri ve kazıldığında topraktan çıkanları düşünün de, bugüne kadar nasıl geldiğini daha iyi anlarsınız…!!!

      • toro dedi ki:

        Sayın bir kul,

        Doğrusu sizin vecizelerinizi özlemişim…

        ”MUHAMMDET 4. AYET Artık inkarda direnip (onu dayatanlarla) savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarına vurun! Nihayet kızışmış bir savaşın sonuna dayandığınızda durmayın, (kalanların) ipini sıkı bağlayın. Fakat daha sonra ya bir lütuf olarak karşılıksız, ya da bir fidye karşılığı serbest bırakın ki, savaş tüm ağır sonuçlarıyla ortadan kalksın: böyle yapın! Ve eğer Allah dileseydi, onların hakkından bizzat gelirdi; fakat bunu (yapmadı) ki, sizi birbirinizle sınayabilsin. Allah yolunda öldürülenlere gelince: Evet (Allah) onların yaptıklarını asla zayi etmeyecektir:” sizden alıntı

        Ve akabinde diyosunuz ki;

        ”BU AYETİ BİRCOCUGA OKUTSAK SINAVINDA BU SORUYU CEVAPLASA 10 ÜZERİNDEN 10 ALIR ÇÜNKİ ÇOCUK SAF VE TEMİZ BİR ŞEKİLDE İDEOJİERDEN UZAK OLDUGUNDAN AKIL VE MANTIGIYLA ANLADIGINI YİNE AKIL VE MANTIGI BU SORUYU CEVAPLAYACAGINDAN ASLA SENİN DÜŞTÜGÜN BUDURUMA DÜŞMEYECEKTİR ÇÜNKÜ NEFSİNİ KONUŞTURMAYACAKTIR ÇÜNKÜ HENÜZ SAF VE TEMİZ BİR ŞEKİLE DİR ALLAH IN VERDİGİ DONANIMLARI DAHA SEN SUZ NEFSİMİ KONUŞTURAYIM İDEOLAJİSİNİN ZAMANI GELMEDİGİNDEN BOŞUNA ŞU SÖZ SADIR OLMAMIŞTIR
        ÇOCUKTAN AL HABERİ” sizden alıntı

        Peki bir yetişkin olarak siz ne durumdasınız?

        Örneğin tanrı size ”bir yangını söndürmek için girdiğiniz binada bulduğunuz altınları isterseniz GERİ VEREBİLİRSİNİZ, istemezseniz GERİ VERMEZSİNİZ” deseydi, yani geri vermemek tanrı nezdinde bir suç ya da günah olarak tanımlanmadığında ve inisiyatif sadece size bırakıldığında gidip altınları geri verirmiydiniz?

        Bu sorunun sizde ki karşılığını tabi ki merak ediyorum ama eğer siz bu sorunun o kitaba ilk muhatap olanlar nezdindeki karşılığını merak ediyorsanız dönüp tarihlerine bakın! Onlar köleliği ancak Birleşmiş Milletlerin baskısıyla 1962 de (sözde) kaldırabilmiş, Osmanlı ise biraz daha önce yani 1847 de kaldırmış! Bu bilgiyi okuduktan sonra acaba kafanızdan Birleşmiş Milletler topluluğu kitabımızı okuma hatta anlama konusunda bizden daha mı ilerideler sorusunu geçirirmisiniz, sanmıyorum!

        Şimdi paylaşımınıza geri dönelim;

        ”Fakat daha sonra ya bir lütuf olarak karşılıksız, ya da bir FİDYE karşılığı serbest bırakın” sizden alıntı

        Bir insanının kaderine ister LÜTUF ister ise FİDYE karşılığı yön verme gücüne sahip olduğunuzda o insan otomatikman sizin kölenizdir! Ama siz bunu anca çocukluğunuza dönebildiğinizde anlayabilirsiniz!

        Yazımı şu iki soruyla bitirmek istiyorum! Bu savaş esirlerinden LÜTUF olarak serbest bırakılanlar kendileri için fidye ödeneyemeyecek durumda olanlar mıdır? Yani bunlar için fidye istenecek ya da ödeyebilecek birileri bulunsa fidye istenmeden bırakılırlar mıydı?

        Bahsedilen tanrı kendisinin indirdiği kitapta içki içmeyi ondan HARAM diye bahsederek kesinlikle yasaklamış mıdır, yasaklamamış mıdır? Eğer böyle bir yasak varsa sizden o yasağı bizimle, bizim tartışamayacak şekilde kabul etmemizi sağlayacak şekilde paylaşmanızı (tabi ki tanrının dediğiniz kitaptan) istiyorum

  64. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA

    CARİYE İLE EVLİLİK

  65. Bi yabancı dedi ki:

    Sayın Bir Kul :

    Kuran köleliği kesinlikle yasaklamamıştır.

    • bir kul dedi ki:

      Bi yabancı dedi ki:
      16/10/2015, 02:19

      Sayın Bir Kul :

      Kuran köleliği kesinlikle yasaklamamıştır. DEMİŞSİNİZ ŞİMDİ GÖRDÜM
      NURİ BABAYA BUNUN CEVABINI AYETLERLE VERDİM HERHALDE SİZ GÖRMEDİNİZ
      YYOK GÖRÜP OKUG
      DUKTAN SONRA VERDİ İSENİZ BU VERDİGİNİZ CEVAP TAM BİR KÖR EBECİLİKTİR AYIP OZAMAN SİZDE NEDEN VERNEDİGİNİ KENDİ KİTABINIZDAN VERİNİZ BEN DE OKUYAYIM
      ÖRNEK
      Artık inkarda direnip (onu dayatanlarla) savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarına vurun! Nihayet kızışmış bir savaşın sonuna dayandığınızda durmayın, (kalanların) ipini sıkı bağlayın. Fakat daha sonra ya bir lütuf olarak karşılıksız, ya da bir fidye karşılığı serbest bırakın ki, savaş tüm ağır sonuçlarıyla ortadan kalksın: böyle yapın! Ve eğer Allah dileseydi, onların hakkından bizzat gelirdi; fakat bunu (yapmadı) ki, sizi birbirinizle sınayabilsin. Allah yolunda öldürülenlere gelince: Evet (Allah) onların yaptıklarını asla zayi etmeyecektir:MUHAMMED 4. AYET OKUDUGUNU ANLAYAN BİRİSİ OLARAK BU AYETİ OKDUKTAN SONRA EGER YİNE HAYIR DİYECEK OLURSANIZ SİZE SADECE VAH Kİ NE VAH DERİM nefsi ile degerlendirdiginin sonucuna varıırm akıl ve mantıgını nefsin köleleştirmiş derim özgürlügünün olmadıgını anlaım o yüzden vahki ne vah derim
      İYİ DÜŞÜNÇELER

  66. Bi yabancı dedi ki:

    Sayın Bir Kul;

    Kıyamete kadar tüm insanlığı götüreceği iddia edilen, mutlak güç sahibi bir tanrıdan kaynaklı dinin üç beş köle sahibi karşısındaki siyasal başarısızlığı söz konusu.
    Din bir şeyi ya kabul eder ya etmez. yasakladı mı tam yasaklar, izin verdi mi tam izin verir. öyle siyasal sorumluluk sahibi hükümetler gibi şimdilik şu kadarını yapalım da, şu alanda teşvik verelim de, ileride tümden kaldırırız gibi bir yöntem izlemezler.

    İslamda kölelik varsa vardır, izin veriliyorsa veriliyordur. varlığını kabul etmek ve buna rağmen yasaklamamak da doğrudan izin vermek anlamına gelir. evrensel olarak ve kıyamete kadar.

  67. Bi yabancı dedi ki:

    İslam için kölelik hayatın bir parçasıdır. ayıplamaz, reddetmez, aşağı yukarı olduğu gibi kabul eder.
    Mal varlığından allah yolunda harcama kapsamında azad etmek tavsiye edilse de kavram olarak kölelik kesinlikle hayatın bir parçasıdır. Söylendiği gibi zamanla ortadan kaldırma, kaynaklarını kurutma gibi bir hedefi ve programı olmamıştır islam’ ın. Zaten savaştığın bir toplumun karısını, kızını, esir askerlerini köle yapıp pazarda satmaya cevaz veren bir peygamberin ve metnin köleliğe karşı olduğunu iddia etmek anlamsızdır, zorlamadır.
    “Peygamberin haram dediğine haram demeyenlerle kendi elleriyle vergi verene kadar savaşın” diye salık veren ve savaş esirlerinin köleleştirilmesiyle ilgili bir sorunu olmayan islam’ın nasıl köleliğe karşı olduğunu söylenebilir?

    İslam’ı yaldızlamaya, makyajlamaya çalışmak beyhude bir çabadır.

    • bir kul dedi ki:

      Bi yabancı dedi ki:
      16/10/2015, 02:42
      bu ve başka tarihli yazına istinaden

      bir kul dedi ki:
      15/10/2015, 23:24 bu tarihli yazıyı okuyunuz bu bir tafsiyedir
      yada bu adresten okuyunuz

      http://www.kuran-tekkaynak.com/yeni_sayfa_16.htm

      birde internetet şunu arayın
      insan hayvanat bahcesi diye yazın sizi güzel bir süpriz bekleyecek medeniyetin aslında tam bir bedevileşmiş halini gösterecek


      iyi düşünceler

  68. biyabancı dedi ki:

    Sayın Bir Kul ;

    Kıyamete kadar tüm insanlığı götüreceği iddia edilen, mutlak güç sahibi bir tanrıdan kaynaklı dinin üç beş köle sahibi karşısındaki siyasal başarısızlığı söz konusu. Din bir şeyi ya kabul eder ya etmez. Yasaklayacaksa tam yasaklar, izin verecekse tam izin verir. Öyle siyasal sorumluluk sahibi hükümetler gibi şimdilik şu kadarını yapalım da, şu alanda teşvik verelim de, ileride tümden kaldırırız gibi bir yöntem izlemez.

    İslamda kölelik varsa vardır, izin veriliyorsa veriliyordur. varlığını kabul etmek ve buna rağmen yasaklamamak da doğrudan izin vermek anlamına gelir. Evrensel olarak ve kıyamete kadar.

    İslam için kölelik hayatın bir parçasıdır. ayıplamaz, reddetmez, aşağı yukarı olduğu gibi kabul eder.Mal varlığından allah yolunda harcama kapsamında azad etmek tavsiye edilse de kavram olarak kölelik kesinlikle hayatın bir parçasıdır. söylendiği gibi zamanla ortadan kaldırma, kaynaklarını kurutma gibi bir hedefi ve programı olmamıştır islam’ ın. zaten savaştığın bir toplumun karısını, kızını, esir askerlerini köle yapıp pazarda satmaya cevaz veren bir peygamberin ve metnin köleliğe karşı olduğunu iddia etmek anlamsızdır, zorlamadır.

  69. KARACA dedi ki:

    ” Her şeyden de çift çift yarattık ki, düşünüp öğüt alasınız. ”

    alıntıdır

    yorumu yapan kişi sizin tanrınız diyerek söze başlar
    Hermafrodit hem dişi hemde erkek üreme organına sahip olan canlılara verilen isimdir. Hermafrodit canlılara örnek verecek olursak :
    – Salyangozlar,
    – Solucanlar
    – Planaryalar ( bir grup yassı solucan )
    – Bölünerek üreyen tek hücreli canlılar
    Vs şeylerden haberi olmadığını bu yüzden kurana içerik olarak koymadığını düşünür.
    ilginç.
    hem yaratacak hem haberi olmayacak ilginç bir yaklaşım
    yani kuranda hem fotonları hem dna yı hem atomu hem,hücreleri,hem elektronları,hem yerçekimi kanunlarını hem havayı hem suyu ve bileşenleri anlatsaydı bile anlayacağınızı sanmıyorum.
    ona da bir kulp bulmak sizin için kolaydı.
    yok şunu niye koymamış bundan haberi yokmu yok bunu koymamış bundan haberi yokmu
    ne var ne yok hepsini koysa bile kurana yüce allah inanmadıktan sonra inanmazdınız
    siz kuranı matematik fizik fen kimya kitabı mı sanıyorsunuz
    sizin aradığınız anlaşılan bu türde bir kitap velevki öyle bile olsa yine inanmazdınız
    nedeni gayet basit
    maddi düşünüyor maddi davranıyorsunuz herşeye bir sebeb bir amaç bir gerekçe arıyorsunuz
    maddi düşündüğünüz için maneviyatı göremiyorsunuz
    maneviyat maddiyattan çok daha engin ve derindir.
    tıpkı aklın var olduğunun kabul edilmesi ama ispat edilememesi gibi
    ondan dolayı doğru dürüst düşünemiyor,herşeye bir kulp bulmayı adet haline getirmişsiniz
    bakın dikkatinizi çekmek isterim
    kuranı,hz muhammede,isaya incil, musaya tevrat inmemiş olsa bile yani
    yaratıcı hakkında en ufak bir bilgimiz olmazsa bile
    din adına herhangi bir şey olmazsa bile
    kullanabilseydiniz aklınız yüce yaratıcıyı kavramakta,anlayabilmekte yüceliğini varlığını anlamanızda
    size yol gösterecekti. velevki saydığım bütün unsurlar olmazsa bile
    her sağlıklı düşünen akıl gibi bu yaradılıştaki sırrı anlamaya çalışır bunun mutlak bir planlayıcısı
    organize edicisi ve yürütücüsü olduğu fikrini kabul edip inanırdım
    manevi düşünürseniz bunun böyle olduğunu göreceksiniz
    her yol ona çıkar siz istesenizde istemesenizde. ister kuran olmuş ister olmamış ister peygamber olmuş ister olmamış farketmez bana verilen akıl bunun böyle olduğunu ifade ediyor.

  70. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    16/10/2015, 13:51 bu tarihli yazına istinaden

    Kuran’ın bir tanrı tarafından gönderilmediğinin en kesin kanıtı Zariyat 49. ayettir. Ayette şu geçer :
    ” Her şeyden de çift çift yarattık ki, düşünüp öğüt alasınız. ” DEMİŞSİNİZ

    ZARİYAT 47. AYET Bütün bir göğü kendi güç ve kudretimizle Biz inşa ettik ve onu sürekli genişleten de Biziz.
    ZARİYAT 48. AYET Yeri de Biz yayıp döşedik: Biz, ne muhteşem bir döşeyiciyiz.
    ZARİYAT 49. AYET Her şeyi çift-zıt kutuplu yarattık ki, öğüt ve ibret alabilesiniz.
    ZARİYAT 50. AYET Şu halde (de ki): “Allah’a kaçınız! Şüphe yok ki ben O’nun katından size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
    ZARİYAT 51. AYET Allah’la beraber, başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayınız! Elbette ben O’nun katından size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
    ZARİYAT 52. AYET İşte böyle! Onlardan öncekiler, kendilerine gelen her peygambere mutlaka “sihirbaz” ya da “mecnun” dediler;
    NOT
    1 ALLAH
    2 İNSAN
    3 KAİNATA KOYDUGU DEGİŞMEZ YASALAR OLAN KANUNLAR
    4 AKIL KANUNLARI İNÇELER DEGİŞMEZ KANUNLARDA BİLİM ADAMLARINI BU SAYEDE BİLİM ADAMI YAPAR
    5 ŞİMDİ BİLİM ADAMINA AKLI VEREN O KAİNATA BU DEGİŞMEZ YASAYI KOYAN O DÜŞÜNDÜRÜP AKLETME YETENEGİ VEREN O DOGRU VE YANLIŞ DİYE BİLME AYIRT EDE BİLME YETENEGİNİ VEREN O YANLIŞ YAPARMI OLASILIK BİLE DEGİLDİR ZIRVALAMAKTIR SACMADIR AKIL TUTULMASIDIR KISKANCLIKTIR NANKÖRLÜKTÜR VE VS ….
    5 Her şeyi çift-zıt kutuplu yarattık ki, öğüt ve ibret alabilesiniz.DİYORSA
    ALLAHTA HATA OLMAYACAGINA GÖRE YANİ ACİZLİK ONA NİSBET ETMEZ ACİZLİK EKSİKLİK İNSANDAN KAYNAKLANIR ACİZ OLAN İNSANSA TÜM HATALAR BU PEYGAMBERDE OLSA HATA YAPARLAR İSANLAR YANİ ALLAH IN AYETLERİNDE KESİNLİKLE HATA YOKTUR OLMAZ OLAMAZ
    1 ALLAH IN AYETİNİN CEVİRİSİNE ANLATIM HATASI VARDIR YANİ YA YANLIŞ ANLAMA YADA YANLIŞ CEVİRİ ANLADIGINI CEVİRİRKEN YAPILAN CEVİRİ SECİM HATASI OLA BİLİR
    2 BİLİM ADAMLARININ DAHA BU SEVİYEYE GELEMEDİGİ YADA NEFSİNİN İDOOLOJİSİNİ SAVUNDUGUNDAN İDOOLOJİSİ İLAH OLDUGUNDAN DOGRUYA SIRT CEVİREBİLİR ÇOK RAHAT BİRŞEKİLDE YANİ KISACASI MUTLAKA BİR YANLIŞ VARSA O YANLIŞ İNSANDAN KAYNAKLANIYORDUR

    NOT NİYE HEP TEK TARAFLI DÜŞÜNÜYORSUN BİRDE YA GERÇEKTEN BEN YANILIYORSAM DEME CESARETİNİ NİYE GÖSREREMİYORSUN BU SANA ZARARVERMEZ BU SENİ MÜŞLÜMAN YAPMAZ ZORLAMAZ SEN BENÇE ŞUNDAN KORKUYORSUN EGER GERCEKTEN İYİ YÖNDEN ÇİDDİ BİR ŞEKİLDE SORGULAYARAK ÇİDDİ BİR ARAŞTIRMA İLE ANLAMAK İÇİN UGRAŞIRSAN AKIL VE MANTIGIN NEFSİNİN KÖLELİGİNDEN KURTULUR SENİ ZORA SOKAR VİJDANINI HAREKETE GEÇİRİR İŞTE BENÇE BU DURUM SENİ KORKUTUYOR BENCE BENİMKİSİ BİR HİS DÜŞÜNCE YANILA BİLİRİMDE BİR TAHMİN VS

    İYİ DÜŞÜNCELER

    • NURİ BABA dedi ki:

      Bana diyorsunuz ki ; NİYE HEP TEK TARAFLI DÜŞÜNÜYORSUN BİRDE YA GERÇEKTEN BEN YANILIYORSAM DEME CESARETİNİ NİYE GÖSREREMİYORSUN.

      Sizler beni anlama cesaretini bile gösteremiyorsunuz, ona ne demeli…

      Anlamadığınız veya anlamak istemediğiniz konu şu…

      Ben Ateistim ve bu nedenle insanların Tanrı inançları üzerinde asla tartışmam ve asla neden inanıyorsunuz diye sormam…

      Bunu sormak kadar büyük terbiyesizlik yoktur…

      Zira, Tanrı kavramını insanlar kendi beyinlerinde icat etmiş inanmış ve ona evren dahil her şeyi ihale etmiştir…

      Peki, onların kendi uydurdukları Tanrı kavramına karşı mıyım ? HAYIR…

      Onların inançları beni ilgilendirmiyor…Ve bilinmelidir ki, (Gerçekten bilmiyorsunuz), bir insanın ateist olabilmesi için, en az sizler kadar araştırması ama sizden farkı , bir de sorgulaması gerekir…İşte bunu bilmiyorsunuz ve Ateistle tartışırken ortaya din denilen nitelikli dolandırıcıların uydurduğu ve inandığınız Tanrınızla hiç ilgisi olmayan masallar manzumelerini atıyorsunuz….

      Bir an için benim gibi ateiste (Ben 16 yaşında değil, 66 yaşındayım..Beni hidayete erdirmeye çalışmanız, benim akıl sağlığıma hakaret etmeniz demektir)…Tanrının evreni yarattığını kabul ettirdiniz ve size hak verdim…

      Ve NASA nın sitesinden evrenin sonsuzluğunu ve muhteşemliğini seyretmeden uyumayan bana, işte bu güzellikler bizim inandığımız Yaratıcının eseri derseniz, sizinle tartışmam ve sadece HAKLISINIZ derim…

      Ama sonra, din kitaplarında yazanları, peygamberleri, uydurulan vahiyleri, ayetleri masalları, ve öldürme emirlerini, ve çelişkileri, ve tutarsızlıkları da bu evreni yaratan yaratıcı yaptı derseniz, sizlerle tüm muhabbetimiz kesilir…

      Saygı da bir yere kadar…

      Siz benim akıl sağlığıma küfür edeceksiniz, kendine harem kurmuş bir pedofili , hiç sıkılmadan Evreni yaratan yaratıcıyı da kullanarak bana savunmaya çalışacaksınız….

      Efendiler…Ben sizin Tanrınıza karşı değilim…

      Ben, sizin Allah’a inandığınız kadar, uydurulmuş bu dinlerin Tanrısal olmadığına inanırım…

      Ayrıca, asla gerçeklerle yüzleşemiyorsunuz…

      İslamiyet denince aklınıza ; Peygamberinizin yüreğinde taşıdığını düşündüğünüz kurallar geliyor ve canhıraç biçimde savunmaya çalışıyorsunuz…

      Oysa günümüzde ki islamiyeti savunmak, sizin gibi namuslu insanların görevi değil…

      Zira, tüm yalanların, tüm hırsızlıkların, tüm şerefsizliklerin, tüm tacizlerin hüküm sürdüğü islam coğrafyasını bırakıp da, 1400 yıl önceyi savunmaya çalışmanız, sizin de islamiyetin yok edildiğine inandığınız gösterir…

      Yoksa, sizin gibi dürüst insanların, bugünkü islamiyeti savunmaları, Tayyibi, El Kaideyi, El Nusrayı, IŞİDi ve daha nice ABD emperyalizminin köpekliğine soyunmuş kiralık katilleri savunmanız anlamı taşır ki, bunu size yakıştıramam…

      Eğer dünyada ki tüm semavi dinler Tanrısal olsaydı, bu kadar oynanabilir, bu kadar kullanılabilir ve bu kadar üzerinde tepinilip yalanlar uydurulabilir miydi ?

      Allah’ın dediğiniz kitap, yakılabilir miydi ? Yakmaya kalkanın elleri alev alırdı ve üstelik de hiç ikircikleneceğimiz bir konu olmazdı…

      Evet dostlar ; işte ayrıldığımız ve asla aynı ufka bakamayacağımız konu bu…

      HİÇ BİR DİN TANRISAL DEĞİLDİR….!!!

      Bilmeden Tanrınıza dil uzattıysam özür dilerim…
      Peygamberinize ise, bilerek dil uzatıyorum…

      Saygılarımla….!!!

      • bir kul dedi ki:

        NURİ BABA dedi ki:
        16/10/2015, 21:21

        Zira, Tanrı kavramını insanlar kendi beyinlerinde icat etmiş inanmış ve ona evren dahil her şeyi ihale etmiştir…DEMİŞSİNİZ
        PEKİ BİRDE BUNU TERSTEN OKYALIM SİZLER NEDEMİŞ OLYORSUNUZ ACABA

        BİZLER VAR OLAN BİLGİLERDEN YOLA CIKARAK DEGERLENDİREREK SAGLAMASINI YAPARAK AKIL VE MANTIGIMIZLA TEST ETTİKTEN SONRA SORDUGUMUZ CAN ALICI SORULARA NEDEN OLAMAZ DİYE SOMUT AKLA VE MANTGA UYAN CEVAPLARINIZ OLMADIGINDAN DİYORUZKİ İŞTE SAGLAMASI EGER BU TEZLERİ BU MEYDAN OKUMALARI CÜRÜTÜRSENİZ SİZLER HAKLISINIZ DİYORUZ FAKAT AYNI SAMİMİYETLE SİZLER BUNU YAPAMIYOR VEDE CEVAP VEREMİYOR VEDE TAVSİYEDE EDEMİYORKEN NASIL OLURDA ORTAYA AKIL VE MANTIGINIZLA KARAR VERİP BEN BUBU NEDENLERLE BİLİMLE BİLİMDEKİ ŞUŞU NEDENLERE DAYANARAK SOMUT VERİLERE DAYALI NET CEVAPLAR VEREMEZKEN KURANINDA MEYDAN OKUMASINA CEVAP VEREMEZKEN BİZLERİN NASIL APTAL DİYE BİLİR DAHA İLERİ GİDEREK CİRKİN YAKIŞTIRMALAR LA İFTİRA EDE BİLİRİSİNİZ AKSİNE CEVAP VEREMEYEREK SİZLER BİZLERE KÖTÜ YAKIŞRIRMALRI HİÇ CEKİNMEDEN SIKILMADAN SÖYLÜYORSUNUZ HEM RABBİMİZE HEM PEYGAMBERİİMİSE HEMDE KİTABIMIZA YANİ KISACASI DİNİMİZE HAKATER EDEBİLİYORSUNUZ YAZILARIMDA YAZARKEN COGUL OLUYOR ASLA HERKESİ KAST ETMİYORUM SADECE DİYENLERİ YAZISI İLE SOMUT ORTATA OLANLARA DİYORUM

        ÖRNEK
        POSTACI SİZE BİR MEKTUP GETİRSE İLK YAPACAGINIZ İŞ MEKTUBUN GÖNDEREN KISMINI OKUYUP DOGRUMU DİYE BAKIP KARAR VEREREK HAYIR BU YANLIŞ GELMİŞ DER POSTACIYA İADE EDERSİNİZ POSTACIDA MEKTUBU GERİ ALIR İŞTE AYNEN BÖYLE
        CÜRÜTMEDEN YALAN YANLIŞ DİYEREK NEREDE İSE KÖTÜ YAKIŞTIRMALARLA AFAKİ SÖZLERLE DELİL VE BİLGİYE DAYALI OLMAYAN ZAN VE VESVESEDEN ÖTEYE GİTMEYEN YAKIŞTIRMALARI İFTİRALARI RİVAYETLERİ ÖNE SÜREREK SONRADA İŞTE SİZLER BU HALDESİNİZ YAKIŞTIRMASI İLE BİZLERİN SİZLER HAKARET ETTİGİNİ İFTİRA YOLU YAKIŞTIRMALRINIZI KENDİNİZİ HAKLI CIKARMAK İÇİN NASIL YAPABİLYORSUNUZ İLK ÖNCE
        BU TEZLERİ CÜRÜTÜNÜZ SONRA DEDİGİNİZİ BİZZAT BEN KABUL EDECEGİM EGER CÜRÜTEMEZ SENİT YİNE AFAKİ SÖZLERLE BASTIRMAYA CALIŞIRSANIZ BU YAZIYI OKUYAN HERKES KİMİN HAKLI KİİMİN HAKSIZ OLDUGUNU VİJDANI İLE BİLECEKTİRGERCEGİ DIŞARI HAYKIRAMASADA

        ÖRNEK
        Her şeyden önce, neye inanırsa inansın, ne kadar yanlış kimse olursa olsun, herkesin doğru kabul edeceği bir gerçek vardır. Bu gerçek, “insanın sahip olduğu en önemli melekesinin, akıl kullanabilmesi” olmaktadır.

        Akılı iyi kullananabilenler, diğerlerine göre her şeyden önce doğru-yanlış, gerçek-yalan ayrımını çok daha iyi yapabilirler, bulabilirler. İşte bu nedenle, doğru ve gerçek olan kişi ve sözler akıldan ve akıllı kişilerden korkmazlar, çekinmezler. Ancak, yalan, hile ve tuzakların çok olduğu bir kişi yada kaynak ise bunlar kendinde ne kadar çoksa akıldan ve aklını kullanabilenden o derece büyüklükte korkarlar.

        Çünkü, şimdi olmasa bile sonra, birisi olmasa bile başka birisi akıl ederek yalanı ortaya çıkaracaktır. Bu yüzden, ancak yalan söylemeyen, yanlış olmayanlar akıldan korkmaz, aksine akıllıyı muhatap alır.

        ÖRNEK
        ATEİSTLERİN DEDİGİ GİBİ PEYGAMBERİMİZ YAZSA İDİ
        Kuran’ı (Haşa) ateistlerin dediği gibi Resulullah yazsa idi
        1- O kitapta Kendisini cennetle müjdelemez miydi?
        2- O kitapla ırkını yüceltmez miydi?
        3- O kitapta adını sadece 4 kez mi anardı?
        4- O kitapta soyumu ,kabilemi (haşimoğullarını) yüceltmez miydi?
        5- O kitapta kendini azarlar, hatta tehdit eder miydi?
        6- O kitapta açıklanması hoşuna gitmeyecek, kendisini zor duruma sokacak şeyleri açıklar mıydı ?
        7- O kitapta kendini Allah’ın en sevgili kulu ve Her şeyin varoluş sebebi ilan etmez miydi? (Bu iddia Kuranda yazmaz, uydurma hadislerde yer alır)
        8- O kitapla kurduğu din sayesinde kendisine Saraylar Hanlar yaptırmaz mıydı? Sıradan hayatına devam edip basit bir hayat yaşar mıydı ?
        9- O kitapla kurduğu dinle Arabistan’ın en genç ve en güzel kızları dururken 51 yaşına kadar tek eşli kalıp 51’inden sonra da ekseriyeti yaşlı ve dul insanlarla evlenir miydi?
        10- O kitap sebebiyle; herkesin en güvendiği insanken, öldürülmek istenen bir insan olmayı göze alır mıydı? Bu uğurda evinden yurdundan kovulup yine de o kitaptan şaşmaz mıydı?
        11- O kitapta indirdiği dine en çok kendisi uyup, en çok kendisi ibadet eder miydi? Sadece kendine has ibadetler koyup, bu ibadetleri uydurduğu halde uygular mıydı?
        Resullerden başka tek bir kişi bile bulamazsınız ki

        YUKARIDA YAZILANLARDAN EN AZINDAN ÜÇÜNÜ KENDİ YAZDIĞI KİTAPTA BELİRTMESİN.
        SIRF BU YÜZDEN BİLE İNANIYORUZ Kİ KUR’AN YÜCE ALLAH’IN SÖZÜDÜR, KUL SÖZÜ DEĞİL.

        ————————————————————————

        ÖRNEK
        Tamam ama neden ?neden ?
        Kuran’ı, Peygamber in kendi elleriyle yazdığını farz edeceksek;
        – Niçin, “yakında Mekke fetholunacaktır” diye ayet indirip, feth edememe ihtimaline karşı davasını riske atıyor?
        – Niçin, “Rumlar Perslere karşı tekrar toparlanıp onları yenecek 3-9 yıl arasında” diye, Rumların yenik düştüğünü bile bile
        böyle bir ayet indirip, 3-9 yıl arasında kazanamama ihtimali karşısında davasını riske atıyor?
        – Niçin, Devrinin şairlerine baş kaldırıp “benzerini asla getiremeyeceksiniz” deyip davasını riske atıyor? Kendisi bir şair
        olmamasına rağmen ve belki benzerlerini getirebilecekleri ihtimaline rağmen.
        – Niçin, teheccüd gibi meşakkatli bir namazı ömrü boyunca kendine farz edecek bir ayet indirip ömrü boyunca rahatını
        bozacak bir ayet yazdırıyor?
        – Niçin, daha Kuran yeni indirildiği sırada Ebu Leheb’in iman etmeyeceğine yönelik ayet yazdırıp, onun yalandan da olsa iman
        ettim demesi ihtimalini göze alarak davasını riske atıyor?
        – Niçin, kendisine eziyet ve suikastların bolca olduğu Mekke döneminde, “Seni düşmanlarından koruyacağız” diye ayet indirip
        sonra da “Rabbim beni koruyacak beni korumanıza gerek yok” deyip, suikastların başarıya ulaşma ihtimaline karşı davasını
        riske atıyor?
        – Niçin, “Allah’ın nurunu, İslam’ı tamamlayacağına” dair ayet yazdırıp, Kuran ayetlerinin daha bitmeden, önündeki bir çok
        savaşı da göze alarak, vefat edebilme ihtimaline karşı davasını riske atıyor? Ve üstelik savaşlarda en ön sırada savaşıyor ve
        düşmana savaşta en çok yaklaşan kişi olup kendini ve davasını riske atıyor? Kuran ayetleri bitmeden vefat etseydi davasının
        batıl olacağını insanların anlayabilme ihtimaline karşı…
        Bu “NİÇİN”ler bitecek gibi değil. Bu kadar “NİÇİN” in sonucunda davanın hiç bir şaşma olmadan devam etmesi, ayetlerin bir
        bir çıkması tesadüf müdür? Peygamber kendi nefsinden mi Kuran’ı yazmıştır da bu kadar riskli ayet yazdırmıştır, yoksa Allah mı Kuran’ı yazdırmıştır da bu kadar mucizevi haberi hiç çekinmeden Kuran’a koymuştur?
        ALINTI
        ÖRNEK

        İŞTE SİZE ER MEYDANI BUYURUN
        KUR’AN MEYDAN OKUYOR !

        Kur’an emsalsiz olduğuna ve benzerinin oluşturulamayacağına dair meydan okuyan bir kitaptır. Bu meydan okuma şu dört ayetle yapılmış ve kademe kademe gerçekleştirilmiştir.
        Önce inkarcılardan o zamana kadar inen kısmının benzerinin getirilmesini talep eder:
        ‘’ De ki: Bütün insanlar ve görünmeyen gizli varlıklar ( cinler ) bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelselerdi ve bir birlerine bu konuda destek olmak için ellerinden ne geliyor ise yapsalardı, yine onun benzerini ortya koyamazlardı. ‘’ ( İsra, 17/ 88 )
        Bu meydan okuyuşuna inkarcılardan bir cevap gelmez.
        Sonra meydan okuyuşundaki isteği daraltır ve Kur’an’ın tamamından onun içindeki 10 sureye talebini indirir:
        ‘’ Yoksa onu kendisi mi uydurdu diyorlar. ‘ De ki: Haydi siz yalan üzere uyduruşmuş olarak O’ nun benzeri 10 Sure getirin ve eğer doğru sözlüler iseniz Allah’tan başka güç alabileceğiniz herkesi de yardıma çağırın. ‘’ ( Hud, 11/13 )
        Bu 10 Sure talebine de kimse cesaret edip cevap veremez, yani bir şeyler ortaya koyamaz.
        Son safhada meydan okumada talebini daha da indirir ve tek bir Sure getirmelerini ister.
        ‘’ Eğer kulumuza indirdiğimiz Kur’an’ın Allah katından olduğundan şüpheniz varsa, O’ nu ( Muhammed ) uydurdu diyorsanız, haydi siz de bu Kur’an’ın herhangi bir Suresinin benzerini getirin. ‘’ ( Yunus, 10/38 )
        İşte bu Mekke’de inen üç ayetle meydan okumasından bir sonuç alamayınca Medine’de inen bir ayetle, bu işin hiç bir zaman oluşturulamayacağının altını çizer:
        ‘’ Eğer kulumuza indirdiklerimizden şüpheye düşüyor iseniz Allah’tan başka tüm yardımcılarınızı da çağırın.
        Ama bunu yapamazsınız, hiçbir zaman da yapamayacaksınız, o halde bundan vaz geçin, yakıtı insanlar ve taşlar olan o cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş inkarcılar için hazırlanmıştır. ‘’ ( Bakara, 2/23-24 )
        Bu ilahi sözler şimdiye kadar hiçbir benzerinin oluşturulamadığının ve kıyamete kadar da oluşturulamayacağını kesin bir dille belirtir.
        Bu demek değildir ki hiç kimse buna teşebbüs edemeyecektir. Bilakis bir çok insan bu güne kadar buna kalkışmıştır. FAKAT NAFİLE
        SAYGILARIMLA
        BUNLARIN HEPSİ AKLI VE MANTIGI OLANLAR BU SORUYU AKIL VE ANTIK DIŞI DİYE BİLİRBİ
        BU MÜMKÜNMÜ HEPSİDE MANTIKLI SORULAR BİZLERİN NASIL OLURDA AKLETMEDEN MANTIGIMIZO CALIŞTIRMADAN SORGULAMADAN DÜŞÜNMEDEN HESAP EDETMEDEN ODA YETMEZMİŞGİBİ KARŞITARAFLARA SORARAK BAKALIM ONRAL NEDİYECEK DİYEREK SORULARI SORARAK SAGLAMASINI YAPTIKTAN SONRA EGER CÜRÜTEMİYORLARSA AKLA VE MANTIGA UYGUN KABULLENE BİLİR HERKESİN OKUDUGUNDA EVET DOGRU SÖYLÜYOR DOGRULUGUNUN ÖLCÜSÜDE HAKARET ETMDEN AŞŞAGILAMADAN DIŞLAMADAN İFTİRA ATMADAN YALAN YANLIŞ BİLGİLERLE KARALAMADAN HAK VE HUKUKU GÖZETEREK ADALETLİ OLARAK TEKTEK DELİLLERİİLE BELGELERİ İLE SOMUT ANLATIMLARI İLE YAPIYORLAR DEDİRTEREK CÜRÜTÜRSENİZ BU MEYDAN OKUMALARI CÜRÜTTÜGÜNÜZ ANDA ZATEN KİTABIN KENDİSİ KENDİSİNE CEKEREK HAYDİ CÜRÜTÜNÜZ DEDİGİNDEN HİÇ BİR SAKINCASININ OLMADIGINI KENDİSİ SÖYLEDİGİNDEN BU KİTAB YANLIŞDER VAZ GECERİM HİÇCEKİNMEDEM BENİ KİM APTAL YERİNE KOYARSA KENDİSİSİ O DEDİGİ SÖZLERİN SÖZÜN KENDİSİ DİYEN KİŞİYE AİTTİR
        KÖTÜ SÖZÜ KİM SÖYLERSE POTACI O MEKTUBU SAHİBİNE GERİ VERİR BU GÖNDERDİGİN ADRESİN DEGİLMİŞ BU MEKTUPDER

        İYİ DÜŞÜNCELER

        BUZAMANA KADAR YADIGIN HERBİRİNE YANİ HEPSİNE BİRDEN CEVAPTIR HAKARET İÇERMEYEN BİR CEVAP AYNISINI SİZLERDEN DE BEKLİYORUM DERKEN KİMSE CEVAPLAMAK ZORUNDA DEGİLDİR BU BİR TAVSİYEDİR
        HERKESİN GÖRÜŞÜ NE SAYGILI ORALAR SAYGI DÜYARAK FİKRİ TEATRİSİNDE BULUNMAK ASLA VE ASLA DİNİNE KARIŞAM DEGİLDİR KİŞİ DELİLLENDİREMEDİGİ TEZLERİ SONUCU ERDEMLİ BİRŞEKİLDE BEN BÖYLE İNANIYORUM DER KARŞIYADA YANLIŞLAYAMADIGI TEZLERİNİN SONUCUNDA KENDİSİNİ AHAKLI CIKART MAK GAYESİ İLE DEMEDİGİBİR SÖZÜ DEMİŞ GİBİ YAPARAK YAZARAK SEDECE ZAN VE VESVESLERLE KARŞITARAFA BEN AKILLIYIM DİYEREK SEN DEGİLSİN YADA SEN KENDİNE AKILLI DİYEREK BANA SEN AKILSIZMI DİYORSUN DİYEREK KENDİSİNİ KENDİSİ HAKLI DURUMA SOKAMAZ

        ÖRNEK

        YERDE BİR SAAT GÖRSEK BENDESEMKİ BU SAAT BENİM SENDE KOLUNDA SAATİN VAR İKİNÇİ SAAT BİRAZ MANTIKSIZ OLMUYORMU SORUSUNU SORDUGUNDA BEN KEMKÜM EDEREK SORUDAN KACIYORSAM SENİ BASTIRKAM VE İKNA ETMEK İÇİN SEN BANA YALANCIMI DİYORSUN AGZIMA NE GELSE SÖYYLESEM MAKUL VE MANTIKLI CEVAP VERMEYEREK SANA YALANCIDESEM OLURMU HEMEN VİCDANIN HAREKETE GECER VE BU KİMİ KANDIRDIGINI SANIYOR KARŞISINDA KİNİ NE SANIYOR GİBİ SÖZLERİ HEMEN YAPIŞTIRIRSIN İŞTE YANİ FAKAT BEN BİRBİR BU SAATİN BENİM OLDUGUNA SENİ BİR BİR DELİLLERLE BİLGİ VE BELGELERLE TEKTEK İKNA EDEREK AKIL VE MANTIGINA KABULLENDİREREK SOMUT DELİLLERLE ANLATIRSAM DERSİNKİ VİJDANINLA EGER BU NUN OLMASA İDİ SAGA SOLA SALDIRIR CİRKEFLİK YAPAR BENİ KANDIRMA YOLLARINA GİDEREK BENİ İKNA ETMEYEREK SACMA SAPAN AKIL VE MANTIGIMIN KABUL ETMEYECEGİM YOLLARLA BANA SAATİN ONUN OLDUGUNA DAİR BU YOLU TUTMAZDI
        BİLMEM ANLATA BİLDİMMİ EH BENİM KABASİTEM BURAYAKADAR ANCA COK UZUN BİR ŞEKİLDE ANCAK ANLATABİLDİM ASLINDA BUNDAN DAHA İYİ BİR ŞEKİLDE AKLIMDAN GECİRİYORUM FAKAT PARMAKLARIMDAN KILAVYEYE AKTARAMIYORUM BENİM YETENEGİM ANCAK BUKADAR EH YİNEDE BU KADARINI DA OLSA YAPIYORUM YAZIMIN İÇİNDEKİ EKSİKLERİMDEN YANLIŞLARIMDAN DOLAYI ŞİMDİDEN AFFINIZA SIGINIYORUM
        SAYGILARIMLA

      • NURİ BABA dedi ki:

        De ki ; ” Bu sonsuz evreni illaki bir yaratan vardır..Yoksa kafayı kaçıracağım, nasıl böylesi bir düzen içinde olabiliyor sonsuz denilen evren…Ve yarattığı güneşimizden bir parça kopup da nasıl yaşadığımız dünya oluyor ? Ve bu dünyada denizler ormanlar ve canlılar nasıl böyle mükemmel olabiliyor ? Bunların tesadüfen olması söz konusu bile değil, illaki bir yaratan var ve o da benim inandığım Allah.”…

        Dedin mi ? Dedin…

        Daha diyecek misin ? Yok , diyemeyeceksin zira nefesin kesildi değil mi ? Dua et ki, inandığın tanrı senden yana da, nefessiz kalıp gebermene izin vermedi…

        Şimdi biraz da bizim nefesimiz kesilsin değil mi ?
        İnandığın tanrı nasıl bir şey ?
        Yani, eli ayağı, gözü kulağı var mı ?
        Erkek mi, dişi mi ?
        Bu sonsuzluğu yaratabildiğine göre, sonsuzluktan büyük olma olasılığı da pek yabana atılamaz değil mi ?
        Örneğin, hiç bir canlı, doğurduğu canlıdan küçük değildir…Yoksa küçük mü ?
        Tanrının canlı olup olmadığı da bilinemiyor değil mi ?
        Peki, tanrı hakkında hiç bir bok bilinmiyor da, onun adına neden şu küçücük dünyamızda kısacık yaşamları olan canlıları sürekli katledip yaşamlarına son veriliyor ?

        Musa ile aynı yüzyıl içinde yaşamış olan bir Firavunun icat ettiği tanrıya inanmış olmana kızmıyorum da, bu uyduruk tanrının, 4 milyar ışık yılı uzaklıkta ki kara deliği bile yaratacak kadar güçlü olup, Muhammedin kitabında saçmalayacak kadar cahil olmasına ben akıl erdiremiyorum sen illa ki bir yalan bulursun değil mi ?

        NASA nın sitesine girersen, bir su kütlesi göreceksin…Bu kütle, dünyamızda ki tüm denizlerin 140 Trilyon katı…Yazıyla da yazayım…Yüzkırktrilyon…
        Ve evrende genç yıldızlar da sürekli çoğalıyor…Evet, daha yaşları ortalama 4 milyon yıl…Yani, evren yaratıldıktan (!) 14 milyar yıl sonra hala yeni yeni yıldızlar çıkıyor meydana…
        Yani senin tanrın çalışmayı hiç bırakmıyor da, bu arada insanların, ölüm emrini senin tanrının nasıl verdiğini de anlayamıyoruz…
        Ne ara yeni yıldızlar yaratıp, dünya denilen gezegenin içinde ki canlıların telef olmasını örgütleyebiliyor, inanılır gibi değil…

        Sen, çocuğun üniversiteye giremediğinde de, nedenini tanrına ihale etmiştin değil mi ?
        Sen işten atıldığında da, Evren gibi inanılmazları yaratana (!) kızmıştın değil mi ?
        Sen, yakınını trafik kazasında kaybettiğinde de “Allah’ın takdiri” demiştin değil mi ?
        Oysa biraz kafanı gökyüzüne kaldırsaydın, milyarlarca genç yıldıza evrende yer bulmaya çalıştığını görürdün…
        Evrenin gözünde dünyanın haysiyeti yok ki, içinde ki senin benim gibilerin olsun…

        Özgür doğdun ama köle öleceksin…….

        NOT : Saygısızlık etmeme adına Firavunun icat ettiği tanrının önünde secde etmenize ses etmedik ama pedofil muhammedin yazdığı kitabı, bizi ahmak yerine koyarcasına, firavunun tanrısının gönderdiğini söylediğiniz için ve de benim gibi bir ateiste , ateistliği öğretmeye kalktığınız için, şimdi bakalım, tanrınız ne işe yarıyormuş ve kimlere kanka olmuş bir görüşelim…

  71. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dediki VE TOROYA
    16/10/2015, 14:09

    toro dedi ki:
    16/10/2015, 08:47
    bu tarihlerdeki BU TARİHLİ YAZILARINIZA İSTİNADEN

    Siz kimsiniz de, Tanrıdan geldiğini söylediğiniz ayetlerin içine yorum katabiliyorsunuz…Sizin tanrınızın sizin kadar aklı yok mu ? DEMİŞSİNİZ
    BEN ALLAH IN ACİZ BİR KULUYUM YANILA BİLEN HATA YAPABİLEN YAPTIGI HATAYI FARK EDERSE SAGLAMASINI YAPIP DOGRU OLANNI BENİMSERİM SAG OL HATAMI GÖSTERDİGİN İÇİN YANLIZ İŞİN ÇOK ZOR GERCİ ALLAH İDDİA ÜZERİNE YAPILAN BİATI ASLA KABUL ETMEZ KABUL EDECEGİBİAT KENDİSİNE VERDİGİ AKIL VE MANTIGIYLA SORGULAYIP YAKABUL EDER YADA REDDEDER BU TERCİH EGER GÖNÜLDEN VE OLURSA İŞTE NU KABUL EDER GÖNÜLDEN OLAN İSE KENDİ ARZUSUYLA KENDİ ÖZ İRADESİ İLE OLACAGINDAN HER EMİR VE YASAKLARINI KENDİ İSTEGİYLE SEVEREK GÖNÜLDEN İSTEYEREK YAPACAGINDAN BİAT ETMENİ KABUL EDECEKTİR İNŞAALLAH

    KONU NES FAKAT TAM DA BİZİM KONUYU İŞLİYOR ÇOK NET BİR ŞEKİLDE BENİMDE EKSİKLERİMİ GÖRMEMİ SGLIYOR ALLAH RAZI OLSUN HEPSİNDEN

    İYİ DÜŞÜNCELER

    • toro dedi ki:

      Sayın bir kul,

      Hala bıraktığım gibisiniz! Çok basit sorulara kendiniz cevap veremediğiniz anda başkalarından medet ummaya başlıyorsunuz!

      Anlaşıldı ki bir önceki yazımda sorduğum sorulara cevap alamayacağım.

      O halde başka sorular sorayım.

      Siz anlayamadığınız bir tanrı sözüne (size göre) nasıl iman edebilirsiniz?

      Bir de duruma tanrı tarafından bakalım;

      Tanrı sizin anlayamadığınız sözlerine (onun) iman etmenizi isteyen bir varlık mıdır?

      Yazıma yine son sorumu sorarak nihayet verdirmek istiyorum;

      Tanrıdan geldiğine inandığınız metnin neresinde, tanrı size;

      bu metni anlamak yani bana iman etmek için yukarıda paylaştığınız videodaki insanlara danış diyor?

      Önce tutarlı olacağız, tutarlı olamadığımız anlarda karşıdan gelen sorulara cevap vermek yerine tutarsızlıklarımızı tamir etme kaygısına düşeriz! Yani kendi girdabımıza düşüveririz!

      • bir kul dedi ki:

        oro dedi ki:
        16/10/2015, 23:17
        BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN

        Hala bıraktığım gibisiniz! Çok basit sorulara kendiniz cevap veremediğiniz anda başkalarından medet ummaya başlıyorsunuz! DEMİŞSİNİZ
        SENİN LE BENİM ARAMDAKİ FAR
        NE YAPAYIM SİZLER GİBİ OKUP BİLGİ DARCIGIMI GENİŞLETEMEDİM TORO BİRGÜN YAŞLANDIGINDA NE YAZIKİ SENDE YARDIM ALACAKSIN BİR BASTONDAN BELKİDE YARDIM ALMAK AYIP DEGİLKİ SEN GÜN GEEÇEK COÇUKLARIMIZDAN YARDIM İSTEYECEGİZ KOLTUKTAN KALKIP YÜRÜYE BİLMEK İÇİN VS VS

        Bir de duruma tanrı tarafından bakalım;

        Tanrı sizin anlayamadığınız sözlerine (onun) iman etmenizi isteyen bir varlık mıdır?DEMİŞSİNZ
        İYİLİK YADA KÖTÜLÜK İÇEREN HİÇBİRAYETLERDE SORUNYOK YAP YADA YAPMA GİBİ BİLİMİ İLGİLRNDİRİEN BİR ALLAH BİRDE İLİMDE İLERİ GİTMİŞ KİMSELERİN ANCAK YORUM YAPACAGI AYETLER KONU OLUNCA ELBETTEKİ ANLAŞIŞLAMAYACAK BENİM GİBİ

        “Sana Kitabı indiren O’dur. O’ndan Kitabın anası (temeli) olan bir kısım âyetler muhkemdir; diğerleri ise müteşabihtir/benzeşenlerdir. Kalplerinde bir eğrilik/kayma olanlar fitne çıkarmak ve olmadık te’vilini/yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun te’vilini Allah’tan başkası bilemez. İlimde râsih olanlar (derinleşenler) ise: ‘Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır’ derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşün(e)mez.” (3/Âl-i İmrân, 7)

        YANİ BANA SEN BUNU BİR BİLE SOR DİYOR

        Biz, senden önce, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız Kur’ân’ı bilenlere sorunuz!

        DİYOR YANİ BEN BİLMEDİGİM BİR KONUDA AHKAM KESERSEM İÇKİ AYETLERİ KONUSUNDA OLDUGU GİBİ BANASEN KİM OLUYORSUNDA DİYE BAŞLAYAN SÖZCÜKLERİ İŞTİRİM NURİ BABA NIN YAPTIGI SÖZLER GİBİ BİLMEMEK AYIP DEGİL
        HER KES AYNI KPASİTEDE OLMADIGINDAN GAYET NORMAL BİRŞEYDİR ÇEŞKE BİR BİLİM ADAMI KAPASİTESİNDE OLSAYDIMDA YÜCELER YÜCESİ OLAN RABBİMİN İLMİNİ İNCELEYEREK ONA DAHA COK HUŞU İÇİNDE İSTEDİKLERİNİ DAHA EKSİKSİZ BİR ŞEKİLDE YAPABİLSEYDİM
        Önce tutarlı olacağız, tutarlı olamadığımız anlarda karşıdan gelen sorulara cevap vermek yerine tutarsızlıklarımızı tamir etme kaygısına düşeriz! Yani kendi girdabımıza düşüveririz!DEMİŞSİNİZ
        NE DİYE BİLİRİMKİ

        SAYGILARIMLA

  72. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    16/10/2015, 21:21BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN

    Anlamadığınız veya anlamak istemediğiniz konu şu…

    Ben Ateistim ve bu nedenle insanların Tanrı inançları üzerinde asla tartışmam ve asla neden inanıyorsunuz diye sormam…

    Bunu sormak kadar büyük terbiyesizlik yoktur…DEMİŞSİN
    SEN COKUKMU KANDIRIYORSUN YADA KARŞINDAKİ ŞİYİ APTALMISANIYORSUN
    YAZDIGINYAZILARDAN SANA EN AZ İKİTANE GÖSTERİRİRM ZITLAR DİYE BİRŞEY VARDIR
    NİR İNSAN SABAHTAN BAHSEDİYORSA ONUN ZITTI OLAN AKŞAMDA GİRER KONU İÇİNE BİR ÖRNEK
    MESELA HAŞA BU KURAN I BİR PEYGAM BER YAZMIŞTIR BU ALLAHTAN DEYİLDİR DEMEK VEDE ONU DGRÜLAMAK İÇİN YANLIŞ YALAN BİLGİLERLE KARŞI TARA BAK DOGRU BİLDİGİN ŞEY HAŞA VE HAŞA YANLIŞ DEMEK VS BUNUN YADA BUNA BNZER TEZLERLE KARŞIYA BAK ÖYLWYSW YOKTUR UYDURMADIR DEDİGİNDE GERİYE KANLAN ŞIK SENCE NE ATEİSDEDİGİN DÜŞÜNCE ALLAH I İNKARDIR SEN İSE YA KİNAYE YAPIYORSUN YADA ATESİSTLİGİN NE OLDUGUNU BİLMİYORSUN YAZILARINDA YÜCE ALLAH DİYORSUN KURAN I BİR BEŞER YAZDI DİYORSUN YANİ DOGMA DİYORSUN KENDİNLE CELİŞİYORSUN İSTERSEN GERİYE DÖNÜK YAZILARINI TEKRARDAN BİR GÖZDEN GECİR YAZILARIN ATEİST BİR DÜŞÜNCEYE TERS BİR DURUM
    ATEİSTTİN İKL KURALI ALLAH IN OLMADIGI TEZİDİR BUNU BİLMİYORMUSUN
    ÖRNEK
    KAİNAT EZELDEN BERİ VARDIR VE SÖNSUZA KADAR DEVAM EDECEKTİR İN ANLAMI BUDUR
    YANİ ALLAH YOKTUR DEMETİR YARATILMAMIŞTIR DEMEK OLUR BİR ATEİST BİR KİTABI ALLAH A REFERAN GÖNDERMEDEN DİREK DOGMNA DER FAKAT SEN KİTABIMIZI SÖZDE BİR BEŞER YAZMIŞTIR DERKEN MUTLAKA REFERANSIN DOLAYLI OLARAK ALLAH A REFERANS EİYORSUN

    O YÜZDEN HİÇTE YANLIŞDEGİL BENİM ÖNERİM SANA ÖNERMEK SANA FİKİR SUNMAK ÖNERMEK DAYATMAK OLARAKMI ANLIYORSUN VE ALGILIYORSUN KENDİNE GÜVENENLE KENDİİNE GÜVEN SORUNU OLANLARIN ARASINDAKİ FARK BU
    SENİN BANA SÖYLEDİKLERİNDEN

    ÖRNEKLER
    NURİ BABA dedi ki:
    06/10/2015, 19:24
    Bir insan nasıl bu kadar cahil olabilir diye düşünürken, onun yobaz olduğunu anımsıyor ve bunu doğal görüyorum… DEMİŞSİNİZ YANİ BEN YANLIŞ YODAYIM SEN BENİ DOGRU YOLA DAET EİYORSUN
    NE OLDU BU NE DOLAYLI BİR DAVET DEGİLMİ

    NURİ BABA dedi ki:
    08/10/2015, 00:17
    Zira dinler, insanlık tarihinin ulaşabildiği en keskin uyuşturucudurlar…
    Doğal olarak siz de bu uyuşturucunun etkisindesiniz…DEMİŞSİNİZ

    YANİ KANDIRILDIK YANLIŞ YOLDASIN GEL DAVET EDİYORSUN

    Ben bu uyuşturucudan kurtulma adına 18 yılımı verdim…Ama başardım…
    Oysa siz, henüz eroinin mutluluğunu yaşıyorsunuz ve şimdilik kurtulmayı denemek bile istemiyorsunuz… DEMİŞSİNİZ

    SİZCE BU NE ANLAMA GELİYOR NEYİ ÖNERMİŞ OLYORSUNUZ

    Yanıldınız arkadaşım…Benim dinim değil, Tanrım da yok…Ben Ateistim…
    Ancak, hiç bir koşulda Tanrı inancı adına tartışmaya girmem…Girersem, Tanrı kavramının varlığını kabullenmiş olurum… DEMİŞSİNİZ

    BURADA Kİ SATIRLARI COK İYİ İRDELE VE AKLINDA TUT İLERİDE BU SÖZLERİNİ KENDİN CÜRÜTECEKSİN

    Ancak tek farkımız var…Okuyup anlayanlar Ateist ; DEMİŞSİNİZ

    TERSTEN OKUDUGUMUZDA NE ANLAMA GELİYOR KENDİ DÜŞÜNCENİZE DAVET ETMİŞ OLUYORSUNUZ NE OLDU anlamayanlar Teist oluyor…DEMİŞSİNİZ

    Yaşa varol alkışları falan….İyi de, kimse sorgulamamış mı, bunca hesapsız vicdansız yalanları…DEMİŞSİNİZ

    BU NE ANLAMA GELİYOR BENİM DOGRU DÜŞÜNCEME GEL DOGRU BU YOLDA NE OLDU BAK BU TARZ SÖZLERDE DAVETTİR KARALAYARAK BİLGİ VEBELGEYE DAYANMADAN HAKARET VE İFTİRAYLA DIŞLAYARAK YEREREK KÜÇÜMSEYEREK YAPIYORSUN BU TERBİYESİZLİGİN DANİSKASIDIR BENİSE BUNLARIN HİÇ BİR İSİNİ SÖYLEMEDEN DÜŞÜNMEYE DAVAETEDİYORUM
    Zira, tüm dünyada insanlığın icat ettiği en keskin, en etkili ve en sert uyuşturucu DİN dir…Ve ben, bu uyuşturucudan uzun yıllar araştırarak ve sorgulayarak kurtuldum…DEMİŞSİNİZ

    KURTULDUGUNUZA GÖRE DOGRU YOL BUDUR GEL DOGRU YOLA SENDE DEMEKTİR NE OLDU SEN AKLEDEN BEN AKLEDEMEYEN YANLIŞBENİM YOLUM DOGRU SENİN YOLUN FAKAT ORTADA NE BİR BİLGİ NE BİR DELİL NEDE BİR GERCEK BİLE YOKKEN TEZİNİ FİKRİNİ NET VE SOMUT KOYMADAN SADECE FASA FİSOLARLA DOGRUYU BULUYOR BULDUGU BU DOGRULAR NE HİKMETSE BİR TÜRLÜMADDELER İLE SOMUT VE NET BİRŞEKİLDE MADDELER HALİNDE SİTEYE KOYA MIYORSUN

    Ancak, Kur’anın Tanrısı, sadece Arabistanın tanrısıysa, söyleyecek sözümüz yok…DEMİŞSİNİZ

    BU ÇÜMLENİZİN İÇİNDEN ŞU ÇIKIYOR TANRI DEMEKKİ TÜM KAİNATI KAPSAYAN VE VRENSEL OLAN BİR TANRI OLUR YÖRESEL DEGİL BÖLGESEL DEGİL OLURSA HERYERİ TEMSİL EDEN BİR TANRI OLA BİLİR ANLAMICIKAR BİR ATEİST BU CÜMLE VE BUNA BENZER BİR CÜMLE KURMAZ REFANS ETMEDEN BAGLANTI KURMADAN DOGMA VE BUNA BENZER CÜMLELERLE SÖZLERİNİ SÖYLER BİR ATEİST

    Ama siz sorabilirsiniz, bu kadar yakınsınız ya….! DEMİŞSİNİZ REFERANS VERDİNİZ YİNE
    ALLAH IN VARLIGINA OLUMLU BİR CÜMLE KURDUNUZ EN AZINDAN YA VARSAYA YADA VARSAYA ATEİST YA VARSA DEMEZ
    Evrenin derinliğini izlemekten inanılmaz keyif alıyorum ve bu olağanüstülüğün önünde saygıyla eğiliyorum… DEMİŞSİNİZ

    BİR TANRI EDİNDİNİZ ATEİSTLER TÜM TANRILARI REDDEDER HİÇBİR YARATICIYI KABUL ETMEZLER KENDİ NEFİSLERİ HARİÇ

    “Görünmeyen Tanrı” ile konuştuğunu söyleyerek ahmakları kandırdığını ve de, ..DEMİŞSİN

    GÖRDÜNMÜ AKILLI SEN DOGRU LYOLDA OLAN SEN GEL BENİM DOGRU LOLUMA BAK SEN DAVET EDİYOR HAKARET EDEREK YEREREK KÜÇÜMSEYEREK BİR İNSAN BİLGİSİNE GÜVENİYORSA GÜZEL BİR ANLATIMLA NEDEN NİÇİNLERİ AKIL VE MANTIGI İKNA EDİCİ BİLGİLERİNİ YAZARAK DİREK YADA DOLAYLI YADA BİLGİ İLE BAŞ BAŞA BIRAKARAK DAVET EDER NE OLDU

    Biraz önce seyrettiğimiz evreni yarattığına inandığınız tanrı gönderdi veya yaptı diyor iseniz….DEMİŞSİNİZ NE OLDU CÜMLENİN AKIŞINDAN NE ÇIKIYOR

    İnanılan Tanrıya bundan daha fazla küfür ve hakaret edemezsiniz…DEMİŞSİNİZ

    BU COK DAHA NET BURADA GİZLİ BİR KABUL VAR HANİ TARTIŞMAZDINIZ HEMDE ASLA DİYEREK HAHAHA RESMEN SAVUNUYORSUNUZ NE GÜLÜNÇ BİR DURUM ATEİSTMİŞ BENCE SİZ ATEİSTLİGİ TAM MANASI İLE BİLMİYORSUNUZ HA BİDE TÜRKİYEYE HAS BİR DURUM SİZLERİN ATEİSTLİGİ AVRUPADAKİ ATEİSTLİKLE ALAKASI BİLE YOK ONLARINKİ FARKLI ONLARINKİ TUTARLI

    Eğer Tanrı olsaydı, öncelikle kendini peygamber diye lanse edenlerden başlayarak hepinizin belasını verir ve gök gürlemesi gibi bağırırdı…DEMİŞSİN

    YİNE BİR SAVUNMA BU NASIL BİR ATEİSTLİK VARSAYIMLAR ÜZRİNDEN SAVUNMA OF OF NE DİYEYİM ALSAYDI BİR OLASILIKTIR BAK MANTIK KURDUN ÖLÇTÜN BİÇTİN OLMA OLASILIGI NA GETİRDİN OF OF

    “”Ulan ahlaksız reziller…Ben cennetime aldığım müminlere her… DEMİŞSİNİZ

    HAKARETLERLE CİRKEFLİKLE KÖTÜLEYEREK YANLIŞ YOLDA OLDUGUMUZU KAST EDEREK DOLAYLI BİR DAVET DEVAMINDADA ASLIASTARI OLMAYAN RİVAYET YADA GELENEK LEREDAYANILAN UYDURMALARI GERCEKMİŞ GİBİ KABUL EDEREK ÇİRKİNMİ ÇİRKİN SÖZLER VE HAKARETLER İFTİRALAR

    Hayır, ben teknolojinin limitleri zorladığı bir çağda ; 1400 yıl önce ki masallara inanmayacak kadar beynini ve de aklını kullanabilen ve asla kimsenin önünde eğilmeyen sadece bir İNSANIM….!!! DEMİŞSİN

    YUKARIDAKİ BİR CÜMLENDE KAİNATIN MUHTEŞENLİGİNE SAGIYLA EGİLMİŞTİN BUDA BİR MUHATABLIKTIR
    ÖRNEK
    BİR İNANIŞ DİNİ İNEKLERE TAPAR SAYGI DUYAR İNANIR İNANCININGEREGİ
    YOLDA İSE KALKANA KADAR O İNEGİ RAHATSIZ ETMEZ CÜNKİ İNANIYOR ONA YANLIŞ BİLMİYORSAM İNANAN SAYGI DUYAR EGİLİR TÜM İNANIŞLARDA İSTİSNALAR HARİÇ SAYGININ
    GEREGİ BELİRTİSİ EGİLMEKTİR BOYUN BÜKMEKTİR
    DAHA YARIYA GELMEDİM YETERLİDİR HER HALDE

    ŞİMDİ KİMKİME HANGİ SAYGISIZLIGI YAPMIŞ SİZDE BENİM YAZDILARIMDAN ALINTI YAPARAK BANA GÖZTERE BİLİRSİNİZ

  73. bir kul dedi ki:

    Beyin En Üstün Bilgisayar
    http://yaratilis.com/index.php/beyin-en-ustun-bilgisayar/
    yorumsuz

  74. KARACA dedi ki:

    Bilmeden Tanrınıza dil uzattıysam özür dilerim…
    Peygamberinize ise, bilerek dil uzatıyorum…

    Saygılarımla….!!!

    alıntıdır,

    davasından vaz geçmesi için herşeyin verilmek istendiği bir adam,verilmek istenen şeyler neler olabilir bir bakalım yönetimde ortaklık mal mülk kadın,rüşvet konum,hakimeyet,idarecilik,vs vs şeyler hepsi kendisine teklif edilmiş olmalı al bunlar senin olsunda sen bu davadan vaz geç diye
    bizde rahatımıza işimize gücümüze bakalım diye mutlaka demişlerdir.
    şimdi bu kadar verilmek istenen değerler varken hiç birini kabul etmeyip davasından vaz geçmemek nasıl ruh olabilir sizce teklif edillenlere gitmesini önleyen ne olabilir sizce
    tamam siz peygamberin peygamberliğini kabul etmiyorsunuzda rüşvet yalan dolan olsaydı bir yerde açık vermezmiydi. her şeyi yüzüne gözüne bulaştırmazmıydı iddiasının fos olduğu er yada geç ortaya çıkmazmıydı. niçin davasından peygamberliğinden allahın elçisi olduğunu bildirmekten ifşa etmekten açıktlamaktan insanların zoruna bile gitse istemedikleri ayetleri açıklasın
    Hz muhammedin eti neydi budu neydi, gücü neydi sonuçta peygamber olduğunu söyleyen allahın elçisi olduğunu söyleyen kendi halinde bir kimse tehdit edilmemişmidir. canına kast edenler bulunmamışmıdır
    Bu adamın aklından zorumu varmış davasından vaz geçmemiş,isteseydi bir eli balda bil eli bağda yaşar giderdi. o kadar kendine inanmış insan bulmuşken ben peygamberim allahın elçisiyim diyerek insanları sömürmeyi niye yapmamış
    varmı böyle sömürdüğü bir insan biliyorsanız yazın okuyalım ben bilmiyorum
    hayatı hep meşagatlerle gelmiş geçmiş çok çeşitli zorluklarla karşılaşmış o devri yaşayanların ifadeleri bunlar onlardan öğreniyoruz neler çektiğini
    kalmış arkadaşın biri PEYGAMBERİNİZE ise bilerek dil uzatıyorum diyor.
    ölmüş gitmiş,toprağa gark olmuş kişilerin ardın dan bilerek dil uzatmak yeni bir adet midir.
    kuranı anlamayanların kurana kulp bulmaları kadar daha ne tehlikeli olabilir.
    hele hele kendi olmadığı halde arkasından toprağa gark olmuş bir insanın ardından bu kadar edepsizce konuşmak insanlığınızın neresine yakışır. yakıştıramıyorsanız niye dil uzatıyorsunuz
    kendini savunacak bir pozisyon olsa derimki adam burda ne diyeceksen ona de ardından konuşma adam yanında illaki sana bir cevap verir o yok bu yok ardından konuş dur
    kocakarıların laf üretmesi gibi,yazık. adam olan adamın arkasından konuşmaz hele hele ölmüş bir kimse için asla.

  75. KARACA dedi ki:

    Ve evrende genç yıldızlar da sürekli çoğalıyor…Evet, daha yaşları ortalama 4 milyon yıl…Yani, evren yaratıldıktan (!) 14 milyar yıl sonra hala yeni yeni yıldızlar çıkıyor meydana…
    Yani senin tanrın çalışmayı hiç bırakmıyor da, bu arada insanların, ölüm emrini senin tanrının nasıl verdiğini de anlayamıyoruz…
    Ne ara yeni yıldızlar yaratıp, dünya denilen gezegenin içinde ki canlıların telef olmasını örgütleyebiliyor, inanılır gibi değil…

    Alıntıdır.

    kainatın 14 milyar yıl önce yaratıldığına inanıyorsunda
    15-16-17 …………….
    milyar yıl önce ne olduğunu niye sorgulamıyorsun
    diyorki arkadaş yeni yıldızlar doğuyormuş,doğmaya devam ediyormuş
    vs vs şeyler oluyormuş ve olmaya devam ediyormuş,
    niye garipsediğinizi anlıyamadım,Yüce Allahın yarattığı bütün mahlukatın kainatın hangi sırrını çözebildiniz,çözülemediğine göre allahın bilgisi sonsuzdur bunu mutlaka kabul ettiğinizde
    evrendeki yaratılışların fıtratı üzerine halen devam ettiğini görmelisiniz
    bilgi sahibi olan yaratmaktan sistem kurmaktan devam ettirmekten acizmidir yapmış uyguluyor kurduğu sistem yokluktan yarattığı varlık üzerinde halen sürüyor bunu anlamak bu kadar zormu
    nasıl yaratmış nasıl bir sistem kurmuşsa halen devam ediyor
    allah amelemi ki çalışıyor diyorsunuz siz kendi aklınızla allahın yaptıklarını karıştırıyorsunuz.
    anlamay çalışıyor anlıyamıyorsunuz sonrada kulp bulmaya çalışıyorsunuz
    demiyormuki kendisi yüce rabbimiz kendini tanıtırken
    o yaratmaya devam edendir.
    sözünü kuranda hiç okumadınızmı
    neler yarattığını siz nereden bileceksiniz aklınızın buna yeteceğini mi sanıyorsunuz
    aklınızda onun yarattıkları eserlerden bir tanesi olduğunu niçin görmek istemiyorsunuz
    yani yaratılan akıl yaratanın sırrını çözecek öylemi ancak anlamaya,yorumlamaya kabul etmeye kendini zorlayabilir yoksa yaptıklarını yarattıklarını akıl niye yapmış diye kendini zorlayarak sorarsa cevap dahi. bulamaz takılır kalırsınız

    • NURİ BABA dedi ki:

      Olur, derhal sorgulayalım…

      Evren 14,5 Milyar yıl önce kandillerle aydınlatılmadı mı ?

      Yani sizin dediğiniz 15-16-17 milyar yıl önce Karanlıktı değil mi ?

      Yani, Evreni kandillerle donatmadan önce Tanrınız Karanlıklar Prensi miydi ?

      Sonra canı sıkıldı ve ortalığı aydınlatmaya karar verdi…

      Ama Muhammede de söylemeyi ihmal etmedi…

      “”Sen olmasaydın, gökteki kandilleri yakmazdım””..

      Babam, oğlum söyleyeceksen eğer, bari biraz doğru yalan söyle derdi…Ne anlama geldiğini bilmezdim…Muhammedin sayesinde öğrendim…

      Muhammedin Kitabından :

      Diyanet İşleri : Kuran’ı anlarlar diye kalblerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Kuran’da Rabbini bir tek olarak andığın zaman, onlar ürkerek ardlarına dönerler. (İsra 46)

      Demek ki sizin Tanrınız, herkesin gönderdiği (!) kitabı anlamasını istemiyor öyle mi ?

      Yaptığı saçmalıkları kimse anlamasın diye Tanrınızı da devreye sokuyor…

  76. bir kul dedi ki:

    http://yaratilis.com/index.php/bilim-adami-olmasaniz-da-2/

    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.

    Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.
    1- De ki; O Allah bir tektir.
    2- Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir).
    3- Doğurmadı ve doğurulmadı
    4- O ‘na bir denk de olmadı.
    —————————————–
    “Allah… O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun Kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür.” (Bakara Suresi, 255)

  77. bir kul dedi ki:

    Çocuk Yaşta Evlilik Kuran’da Yoktur
    Kuranda Çelişki Yoktur / 25 Ağustos 2015

    Çocuk yaşta evlilikHazreti Ayşe’nin yaşını bahane ederek peygamberimize saldıran ve Kuran’da çocuk yaşta evliliğin serbest olduğunu iddia eden kişilere hatırlatılması gereken ilk konu, hükümlerin yalnızca Kuran’dan öğrenileceği ve Kuran’la mutabık olmayan kaynaklara itibar etmemeleri gerektiğidir. Allah, ”Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık…” (En’am Suresi, 38) buyurur. Noksanı olmayan Kuran’da, evlilik gibi önemli bir konunun zamanına da elbette işaret edilmiştir.

    Yetimleri, nikaha erişecekleri çağa kadar deneyin; şayet kendilerinde bir (rüşd) olgunlaşma gördünüz mü, hemen onlara mallarını verin. .. (Nisa Suresi, 6)

    “yetimin malına, o erginlik çağına erişinceye kadar -o en güzel (şeklin) dışında- yaklaşmayın…” (En’am Suresi, 152)

    Ayetleri dikkatli okursanız, yetimleri ”nikaha erişecekleri çağa kadar” deneyin diyor. Şayet kendilerinde bir ”olgunluk” görürseniz onlara mallarını verin diyor. İkinci ayette de yetimin malına, ”o malını kontrol edebileceği erginlik yaşına erişinceye kadar” en güzel şeklin dışında dokunmayın deniyor. Küçük bir çocuk para kavramını bilmez. Tasarruf nedir, hesaplı alışveriş nedir, parasını hangi alanda değerlendirirse artırabilir bunları bilemez. Çocuğun eline para verirseniz onunla ya şeker alır ya çikolata. Dolayısıyla malını kontrol edeceği çağ bedensel değil, zihinsel olgunluk çağıdır. Aynı şekilde nikaha erişecekleri çağ da, bedensel olgunluğa eriştikleri ergenlik dönemi değil, malını kontrol edebileceği, zihinsel olgunluğa eriştikleri erginlik/gençlik çağıdır.

    Ayette “ruşden” kelimesi geçer. Kadın ve erkeğin “Reşit” olması gerektiği manasındadır.

    “Rüşd: Doğru yolu bulabilme yeteneği
    Reşid: Doğru yolu başkalarına gösteren kişi.
    Raşid: Doğru yola gelebilecek kapasiteye erişmiş kişi.
    Mürşid: İrşad eden, eğiten, aydınlatan”

    Mehir, İslam Hukuku’nda erkeğin evlenirken kadına verdiği para veya maldır. Mehir kadının ailesine değil, direkt kadına verilir. Yukarıdaki ayetlere göre malların sahibine teslim edilme çağı, o kişinin malını kontrol edebileceği yaştır. Dolayısıyla mehir alan kadının bu malı veya parayı kontrol edebileceği bir yaşta olması gerekir.

    Hz. Ayşe’nin 6-9 yaşında evlendiği konusundaki iddialar, Kuran’daki evlilik için belirtilen yaş ile uyum göstermiyor. Kuran’da işaret edilen evlilik yaşı, şu an ki Medeni Kanunumuzda yer alan yaş sınırı ile tam uyumludur. Ayrıca Hz. Ayşe’nin yaşının rivayet edildiği kaynakların muhatabı olan Buhari, peygamberimizden 238 yıl sonra, Müslim 243 sene, Tirmizi 260 sene, Ebu Davud 256 sene, Nesai 238 sene, İbn-i Mace 263 sene sonra yaşamışlardır. Hz. Ayşe’nin yaşı kimi kaynakta 6, kiminde 9, kiminde de 18 olarak rivayet edilmiştir. Genel olarak evlilik yaşı konusunda referans Kurandır. Kuran, nikah için zihinsel olgunluk çağını işaret eder.

    Ancak bu net delili görmezden gelen bazı ateistler, Talak Suresi 4. ayette, ” adet görmemiş” ibaresinin küçük çocuğa işaret ettiğini iddia ederler.

    ”Kadınlarınızdan (menopoz dönemine girerek) âdetten kesilenlerin iddetinde tereddüt ederseniz, onların iddet süreleri üç aydır. Adet görmeyenlerin de süreleri böyledir. Hamile olan kadınların iddetleri, çocuklarını doğurdukları vakit biter. Kim Allah’ı sayıp O’na karşı gelmekten korunursa, Allah onun işinde bir kolaylık verir.” (Talak, 4)

    Adetten kesilmiş, yani menopoz dönemine girmiş kadınların bekleme süresi 3 ay deniyor. 3 ay neden bekleniyor? Hamile olup olmadığının anlaşılması için. Adet görmeyen çocuk hamile kalabilir mi? Hayır. O zaman 3 ay beklemesine de gerek yoktur. Hamile kalan kadın adet görmez. Ancak hamile olduğunun anlaşılması süre alır. Bu durumda olan kadınlar için de bekleme süresi 3 aydır. Hamileliği kesin olanlar ise doğuma kadar bekler.

    Meallerde adet görmemiş kızlar olarak çevrilen ‘vellai lem yahidne’ ifadesi tıbbi olarak “sekonder amenore” denilen durumdur. Yani adet düzeni bozulduğu için adet görmeyen (normalde adet gördüğü halde türlü sebeplerle 3 ay veya daha uzun süren bir dönemde âdet görmeyen) kadınları ifade eder.

    Talak suresi 4. ayette bazı meallerde rastalığımız “henüz adet görememiş” ifadesi geçmez. Henüz adet görmemiş diyebilmek için ”ellaaiii lemma yahidne ” kelimesinin geçiyor olması gerekir.

    Lem: Hiç olmayacak, ya da hiç olmamış manası kazandırır.

    Lemma: Henüz olmamış ama olacak manası kazandırır.

    Ayette geçen “Nisa” kelimesi yetişkin kadınlar için kullanılan bir kelimedir. Adet görmeyen kişi eğer çocuk olsaydı o zaman ” Vildan, Veled, Benat…” kelimelerinin geçiyor olması gerekirdi. Ancak ayette yetişkin kadınların tanımlandığı “Nisa” kelimesi geçmektedir.

    Sonuç olarak Kuran çocuk evliliğine izin vermez. Bu tip yanlış bir uygulamayı ancak Kuran’dan uzak toplumlar uygular. Yanlış ve kasıtlı yapılan tercümeler nedeni ile ateist ve bağnazlar İslam’ın çocuk evliliğine izin verdiğini iddia ederler. Çocuklar şefkat gösterilmesi gereken varlıklardır, kimse sapık görüşlerine Kuran’dan delil bulamaz.

    NOT HAKSIIZLIK KİMDEN GELİRSE GELSİN KİME YÖNELİK OLURSA OLSUN ZALİME KARŞI MALUMDAN YANA OLACAGIZ KENDİNE YAPILMASINI İSTEMEDİGİN BİRŞEYİ BAŞKASINA YAPMA DEDEDİM YİNE YAPTIN SENİ AKLİ SELİME DAVET EDİYORUM EGER VİJDANINDA KÖRELMEDİ İSE BU DİLİNİ BİRDAHA UZATMAZSIN HİÇKİMSEYE BU ÖFKE VE KİNİN SENİ ÇATLATIYOR HERHALDE BÖYLE YAPARAK RAHATLADIGINI SANIYORSAN ALDANIYORSUN BİLEREK UZATTIGIN O DİLİNİ YÜCE ALLAH İNŞAALLAH MAHVEDER ODİLİNİ EŞŞEK ARISI SOKSUNDA BİRDAHA KİMSEYE DİL UZATAMAYASIN HER DİLİNİ UZATTIGINDA EŞŞEK ARISI AKLINA GELİR VE DİLİNİ KİMSEYE UZATAMAZ OLURSUN İNŞAALLAH BİR İNSAN AKLETTİGİ HALDE NASIL OLURDA YOKMUŞ GİBİ DAVRANA BİLİR NE AYIP BİRŞEY 66 YAŞINDAKİ BİRİNE HİÇ YAKIŞMIYOR BU NE HINÇ BU NE ÖFKE
    HAKSIZCA İFTİRA ATARAK SÖYLENMİŞ KÖTÜ SÖZ SAHİBİNE AİTTİR

    BEN SENİN ATANA MAYMUNUNA DİL UZATIYORMUYUM YADA DARWİNE KEMSÖZ YADA KÖTÜ SÖZ SÖYLÜYORMUYUM YOK İŞTE SENİN ASLINDA ACİZ KALDIGINDAN YAPIYORSUN SÖYLEDİKLERİNİN HİÇ BİRİSİNİN PEYGAMBERİMİZİN YAPMASININ İHTİMALİ DAHİ OLMAYACAGINI BİLDİGİNDEN YADA ANLADIGINDAN ANCAK ANCAK YAPMIŞ GİBİ VARSAYARAK SÖZDE KENDİNİ HAKLI CIKARTACAGINI BUNU DA HEPİMİZİN YUTACAGINI SANARAK SEVİYENİ DÜŞÜREREK NEFSİNİ KONUŞTURUYORSUN

    • rammsteinn dedi ki:

      demek ayşenin yaşı 18 miş. sanki yaşı 18 olduğunda her şey süper. tamamen herşey çok ahlaklı duruma geliyor. 18 yaşındaki ayşe kendinden 40 yaş büyük biriyle evlendiriliyor. tipik müslümana göre herşey normal.
      ama kendi mahallesinde birisi böyle bir evlilik yapsa denilecek lafları buraya yazmaya gerek yok.
      50 yi devirmiş biri birden coşuyor etrafında kim varsa evlilik yarışına giriyor. evlatlığının karısını bile alıyor elinden. on kusur evlilik ve sayısı bilinmeyen cariyeler.
      youtube meşhuru imam zakiri utanmadan diyor ki “hepsi siyasi evlilikti”
      bu evlilikler olmasaydı islam olmayacak mıydı?
      allah muhammede bu evliliklere yaptırmaya mecburmuydu?
      allah bu evliliklere muhtaç mı kaldı?

      siz bir konu için verdiğiniz cevabı cevap mı zannediyorsunuz. sizin kitabınız inanmayan kişiler için akılsız diyor. siz kendinizi çok akıllı zannediyorsunuz da verdiğiniz bu cevaplarla karşınızdakini aptal yerine mi koyuyorsunuz?
      bir şeyler söyleyelimde bunlar zaten akılsız nasıl olsa inanırlar mı diyorsunuz?

      yetimler konusundaki ayetlerin ne zaman indiğini kime ve ne sebeble indiğinden bi haber buraya kopyala yapıştırla islamın ahlakından dem vuruyorsunuz.
      konuyu en başından anlayın gerisini kendiniz bulun.
      bedeviniz yaptığı savaşlardan sonra elde maddi ganimet var. bir pay muhammede bir pay allah bir pay savaşanlara. bunların içinde kadın köleler yani cariyeler var. cariyeler ile cinsel ilişki serbest. bir cariye ile bir çok müslim ilişkiye giriyor. neticede cariyeler hamile kalıyor. bir çok yetim çocuk doğuyor. babaları belirsiz. bunların içinde kızlarda var. bu kızlar büyüdüğünde onunla cinsel ilişki kuracak erkek müslim şüpheye düşüyor “acaba bu bu kız benden mi?” diye. tabi bu olayı allah düzenlemeye çalışıyor. bunun üzerine sizin yüce ulu ahlaklı merhametli süper mega ultra tanrınız allah ayetleri cebrail üzerinden muhammede ayetleri gönderiyor.
      insanların iyiliğinden başka bir şey istemeyen allah büyük sorunu bu şekilde hallediyor.
      cariyeliği köleliği yasaklayamıyor. çünkü peygamberin otoritesi sarsılacak. çok büyük maddi kayıp olacak. erkek savaşçıların cinsel ihtiyaçlarını giderilmesi zorlaşacak.bunlar çok büyük sorunlar olduğu için cariyelikte serbest kölelikte serbest. isteyen istediği cariye ile yatsın kalksın sorun değil
      —-
      nisa 24
      (Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah’ın size emri budur. Bunlardan başkasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
      —-
      allah iyiki bu ayeti gönderdi. zira ayette dediği gibi evli kadınlarla ilişki haram. bütün dinlerde evli kadınlar ilişki serbest bir tek islamda yasak. islamı üstünlüğü.

      cariyeler ile ilişki serbest kalmış. kadın köle ile ilişki serbest.
      sanırım allah burada kadın kölelerin iyiliğini düşünmüş. çünkü kocası savaşta ölen kadın yalnız kalmıştır. savunmasızdır. parası da yoktur belki. canı sıkılır. üzüntülüdür. allah daha çok canı sıkılmasın diye heralde onlarla cinsel ilişki kurulmasını istedi. her şey onların iyiliği için.aksi takdirde yalnızlıktan bunalıma girer ağaca taşa eşşeğe felan tapmaya kalkarlardı.
      allah gerçekten büyükmüş.
      kuranda dediği
      herşeyi apaçık anlatmış.
      islam dünyasının yarısı ayrı telden anlasada bu allahın sorunu değil. yanlış anlayanın sorunu

      • NURİ BABA dedi ki:

        Madem ki Sen Allah’sın…
        Öyleyse sana yakışanı yap da
        Büyük düşün!
        Hem koskoca evreni yarattığını söylüyorsun..
        Hem de el kadar çocukları açlıkla,
        Tecavüzle imtihan etmeye kalkıyorsun….
        Sen gerçekten tanrı mısın ?
        Yoksa sana “Tanrısın” diyenler,
        Seninle dalga mı geçiyorlar…???

      • NURİ BABA dedi ki:

        Lokman 10…

        Diyanet İşleri : Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir.

        Bu ayet de diğerleri gibi, sonsuzluğu yarattığı iddia edilen Tanrıdan geldi değil mi ?

        Sanırım bunu gönderirken, çok meşguldü, süpernovaların çarpışmasıyla ilgilenirken, ancak böyle saçma sapan bir şeyler karalayıverdi değil mi ?

        Ne demiştik ?

        Muhammedin kitabını, inandığınız tanrıdan geldiğini söyleyebilmek, inandığınız tanrınıza en büyük hakarettir…

        Bizler, sizin uydurduğunuz tanrıya inanmayız ama sizin gibi de asla hakaret etmeyiz…!!!

      • NURİ BABA dedi ki:

        Bu ÜÇ Ayeti Okuyup da Hala Bu Zırvaları Yüce Yaradan Yazdı Diyen Varsa çok yazık…

        En’am-111. “… Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi.”

        En’am-125. “Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar.

        Bakara-7. ” Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir”.

        Soralım : Şimdi ben ateistim..Yani inanmıyorum…

        İnanmamama neden olan ben miyim ?
        Yoksa sizin Tanrınız mı ?

        O dilemedikçe ben iman edemem değil mi ?

        Öyleyse uydurulan Tanrınıza kızın, bana niye kızıyorsunuz ki….!!!

  78. KARACA dedi ki:

    Babam, oğlum söyleyeceksen eğer, bari biraz doğru yalan söyle derdi…Ne anlama geldiğini bilmezdim…Muhammedin sayesinde öğrendim…

    Alıntıdır,
    yani yalan söylemeyi Muhammedin sayesinde öğrenmişsiniz,
    atıyor tutuyorsunuz kim sizin peşinizden gidiyor,kimleri inandırabildiniz hadi yalan söylemeyi muhammedden öğrendim diyorsunuz
    sizler doğru söyleyenlerden iseniz peşinize kaç kişi takılmış yeryüzünde sizin gibi kaç kişi var
    varmı herşeyi kökünden değiştirecek oluşumunuz ancak yalan dolan iş bu sizinkisi attım denize oltayı kim denk gelirse hesabı peşinizden giden bile yok fikirlerinizi ancak kendiniz yorumluyor kendiniz kabul ediyorsunuz hani sizleri destekleyen öne sürdüğünüz yorumları kabul eden olsa
    ha dersinki bunlar bir şey biliyor millette bunlara güveniyorlar ve destekliyorlar o yok bu yok kuru kuru ateistim deistim bilmem neyim diyorsunuz hep palavra 66 yaşında olmak hiç bir şey ifade etmiyor akıl yaşta değil baştadır.
    ateistin önde gidenlerinden biri olan darvin bile sizden dürüstü Hz muhammede dil uzattığını sanmıyorum ama siz yalancılıkla suçluyorsunuz laf söylemek kolay hani deliliniz yalancı olduğuna dair yok şöyle yapmış yok böyle yapmış orda mıydın birlikte mi yaptınızda kesin konuşuyorsunuz
    hadi sizin söylediğinizi varsayalım muhammed kuranı kendi yazmış uydurmuş
    yeryüzünde kıyamete kadar bu yalanları ile sürecek kendisine inanan insanları bulmuş
    siz ne yaptınız hani peşinizden kim gidiyor.yarın toprağa geldiğin yere gittiğinde kimse sizi hatırlamaz bile ancak yaptıklarınızla yeryüzünde fitne ve fesadınız hatırlanır ilginç kendi söylediğine kendisinin de inanmadığı yorum tarzları
    hz muhammed kuranı kendi uydurmuş olacak işmi bu söylediğin,1400 senedir kitleleri peşinden koşturmuş cahil okuma yazma bilmeyen adam söylediklerine her iman eden inanmış
    hani sizler ne yaptınız ne kurdunuz ne yaptınız eseriniz ne kuran benzeri sizinde gerçekleri yazdığınız bir rehberiniz mi var o yok bu yok ancak kuru kuru gürültü
    adamın 1400 sene önce söyledikleri bu gün hala geçerli
    siz niye boş durdunuz 1400 senedir.

  79. Bi yabancı dedi ki:

    Değerli müslüman kardeşler, her zaman evrende mükemmel bir düzenin var olduğunu söylersiniz değil mi?
    dersiniz ki,
    bak!
    yıldızlara bak,
    güneşe bak,
    dünyaya bak.
    mükemmel bir sistem içinde, mükemmel bir biçimde, mükemmel yörüngelerinde dolanıyorlar.
    eğer dünya bilmem kaç milimetre güneşe yaklaşsa kül olur, bilmem kaç milimetre uzaklaşsa donar.
    bak. atoma bak.
    elektron şu kadar büyük olsaydı, komple patlardık.
    proton şu kadar şey olsaydı şey olurdu.
    yok efenim kuarkın spini öyle değilde böyle olsaydı çok fena olurdu.
    çevrene bak.
    milyarlarca canlı mükemmel bir denge oluşturmuş.
    bir tanesinin soyu tükendimi sistem yalpalıyor.
    vücuduna bak.
    mükemmel.
    kabul ettim diyelim,
    ve tüm bunları allah yarattı.
    ve hatta bizim için.
    tamam dedik.
    peki güzel kardeşim,

    bu kadar mükemmel bir sistemi yaratan,
    benim ıspartalı anamla nasıl aynı pedagojiyi kullanabilir ya?

    “yemeğini yemezsen, nah sana dondurma!”
    “dersini yapmazsan, terliği ağzına sokarım!”

    mükemmel bir evren kur, uzay-zamanı yarat, envai çeşit canlıyı milyarlarca yıl içinde doğura öldüre süper bir eko-sistem yarat,
    bunun dışındaki sonsuz kadar evreni de idare et, farklı farklı boyutları yarat, yetmezmiş gibi metafiziksel dünyayı da kontrol et, melekler cinler felan…

    ama iş, en özgür iradelisinden yarattığın, nadide eserlerin olan insanlığa gelince
    ceza-ödül sistemiyle ıspartalı bir anaya dönüş.

    olur mu?

    öyle yaparsan ödül,
    böyle yaparsan ceza.

    bu mu allahın sınavı?

    gerçekten çok yaratıcıymış.

    • bir kul dedi ki:

      Bi yabancı dedi ki:
      18/10/2015, 00:04 BUTARİHLİ YAZINA İSTİNADEN
      BU YAZINI NASIL ANLAMALIYIM ANLAMAM GEREKİR ACIKLRMISINIZ
      SAKINCASI YOKSA
      İYİ DÜŞÜNCELER

  80. KARACA dedi ki:

    Yani sizin dediğiniz 15-16-17 milyar yıl önce Karanlıktı değil mi ?

    Alıntıdır.

    yokun ne olduğunu bilirmisin yok yok yok yok olan bir şey yok
    ancak allah vardır. ezel ve ebed olan
    yokluk bir dönem değildir bir süreç değildir sadece yokluk.
    allahtan başka hiç bir şeyin olmadığı yokluk anlatabiliyormuyum
    bilgisiyle ve gücüyle ol dedi yokluktan 14.5 milyar yıl önce varlık oldu oluştu
    oluşmaya halen devam ediyor, buna allahın gücü yeter yetmezse zaten varlık
    oluşamazdı yok olarak kalırdı. allah ol demeseydi 14.5 milyar yıl sonra yani bu gün
    hala yokluk devam ederdi zamanın maddenin maneviyatın hiç bir şeyin olmadığı
    kainatın uzay boşluğunun hiç bir şeyin olmadığı yokluk
    allaha şükretmeliyizki yokluktan emri ile varlığa dönüştürdü yaratmasaydı sizler bizler herşey halen yoktu.
    anlayabilmeniz açısından
    siz 50 yaşındasınız siz 51 yıl önce yoktunuz yani ini cini belli olmayan kimliği olmayan neye benzediği dahi belli olmayan yok oğlu yoktunuz demekki allah yoktan var edendir.demekki sizi 50 yıl önce yoktan var etmiş.diyebilirmisin bana ben 55 yıl önce vardım hadi desene yok olduğunu sende biliyorsun
    ben size 15-15-17……… milyar önce örneğini anlayabilmeniz açısından vermiştim sorgulamanızı istemiştim,14.5 milyar yıl öncesi diye bir şey yok bunun öncesi yok yani koskoca bir yok.

    • NURİ BABA dedi ki:

      Ve sizin tanrınız “yok”luklardan oluşmuştur…
      Yani, kimsenin katkısı olmadan da oluşulabiliyor değil mi ?
      Ve Firavunun icat ettiği tanrıyı, 17 milyar yıl öncesine de götürdünüz ya, size helal olsun…

      Tanrı yokluklardan olabiliyor ama Evren tanrısız olamıyor değil mi ?

      Bizim akıl sağlığımız hala yerinde, sizinkileri bilmem…

      .

      Birileri sürekli olarak Kur’anın orijinalinden söz ediyor..Haklıdır…
      Nasıl olsa orjinali yandı…
      Kur’anın orjinalinin Kureyş Lehçesiyle olmasından daha doğal ne olabilir..
      Muhammed’in bildiği dil buydu ve böyle yazdı..
      İngilizce Çince yazacak hali yoktu…
      Bu arada konumuz neydi ?
      Cennet ve cehennem ..
      Kur’an da cennet cehennem var mı ? Var…
      Kur’an da, cennette huriler var mı ? Var…
      Her ne kadar, genel olarak soytarı diye sıfatlandırdıklarımız, cennetin ara sokaklarına kadar anlatsalar da, konumuz onların cahil halkı kandırıp, ceplerini doldurmaları değil, sadece bununla ilgili bir soru soracağım…

      Tanrı’ya inanmayanlar dosdoğru cehennem ateşinde kızaracaklar…Doğru mu ? Evet…
      Peki, inananlardan biri (var olduğunu kabul ederek), Tanrı’nın karşısına çıksa ve birlikte sorguya alınsak…
      Tanrı : Söyle bakalım, sen bana neden inanmıyorsun ?
      Ben : Senin adının geçtiği her yerde kan,zulüm ve ölüm var..
      Tanrı : Onları ben yapmıyorum..
      Ben : Ama senin yüzünden olduğunu söylüyorlar..
      Tanrı : Neyse, onları daha sonra sorgularım..

      Tanrı : Mümin kulum, Kitaplara inanıyor musun ?
      Mümin : Elbette..Senden gelen her şeye inanırım..
      Tanrı : Benden geldiğini nereden biliyorsun..?
      Mümin : Senin Elçilerin söyledi..
      Tanrı : Ben kendime elçi tayin edecek kadar aciz miyim ?
      Mümin : Ama tüm vahiyler senden geliyordu..
      Tanrı : Ben vahiy mi göndermişim ?
      Mümin : Evet..Hem de son elçine 23 yıl boyunca göndermişsin…
      Tanrı : Evren saatine göre 6 saatlik ömrü olan faniye, bu kadar yakın mı olmuşum…?
      Mümin : Bize hep öyle anlattılar…
      Tanrı : Cennete inanır mısın ?
      Mümin : Elbette…
      Tanrı : Benim gönderdiğimi söylediğin kitapta yazan cennete mi ?
      Mümin : Evet..
      Tanrı : Hani şu göğsü turunç bakire kızlar verilen cennete..
      Mümin : Evet..
      Tanrı : Ulan deyyus…Bir sürü yalana inanmışsın, salaksın , cahilsin diye ses etmedik…
      Ancak, her gece müminlere bakire kızlar verilen eğlence merkezinin işletmecisi olduğuma nasıl inandın soytarı…
      Atın bu beyinsizi cehenneme….!!!
      diyecek ve o beyinsizlerden çok fazla olduğundan bize cehennem de yer kalmayacak…

      Trinam trinam tri tri trinam…
      Biz yırttık anam biz yırttık..
      Tri tri trinam…

      • KARACA dedi ki:

        Trinam trinam tri tri trinam…
        Biz yırttık anam biz yırttık..
        Tri tri trinam…

        alıntıdır

        desene sen yırttın oh ne güzel senin adına sevindim
        cehennem bir kişi eksik kalacak o zaman nasıl olsa
        orayı da dolduracak bir kişi çıkar
        iyide cennetin kadrosu zaten dolmuş sen nerede kalacaksın
        araftamı.
        gari bize el sallarsın size demedim mi diye
        bizde sana deriz el sallarız demiştin diye
        bunun sakıncası yok.

        işin şakası bir yana amel defterini güzel şeylerle doldurmaya bakmak en iyisi. en güzeli insanlığa yakışanı budur.

      • KARACA dedi ki:

        Ve sizin tanrınız “yok”luklardan oluşmuştur…
        Yani, kimsenin katkısı olmadan da oluşulabiliyor değil mi ?
        Ve Firavunun icat ettiği tanrıyı, 17 milyar yıl öncesine de götürdünüz ya, size helal olsun…

        Tanrı yokluklardan olabiliyor ama Evren tanrısız olamıyor değil mi ?

        Bizim akıl sağlığımız hala yerinde, sizinkileri bilmem…

        .alıntıdır.

        ben böyle bir şey demedim böyle anlaşıldı ise düzeltiyorum

        sende benim gibi okuduğunu anlamıyorsun bu huyuma çok kızıyorum
        tövbe haşa ben bu sözü nasıl kullanırım ancak bu sözü cahil cuhala kullanır
        Tanrı yokluktan oluşabiliyor öylemi bu tanım bana yabancı geldi.
        cevaben derim ki.
        yoktan var eden allahtır. derim
        yokluktan var olan allahtır demedim böyle bir söz kullanmadım kullanmamda.
        yanlış anlamışsınız

      • KARACA dedi ki:

        Trinam trinam tri tri trinam…
        Biz yırttık anam biz yırttık..
        Tri tri trinam…

        alıntıdır.

        Allah vardır ondan başka ilah yoktur kulu muhammed onun elçisi ve resülüdur
        demedik mi demedikmi deriz.

  81. Bi yabancı dedi ki:

    Bütün inananların da gerçek islamın kendi yaşadıkları şekli olduğuna inanma hastalığı vardır. Kainatın bi tane (muhtemelen şimdi kapınızı çalsa kimsenin evine bile sokmak istemeyeceği tipte) Arap dayı için yaratıldığına inanan kitlenin, en doğru inanan da benim iddiasında bulunması normal gerçi. Araplara sorsan türkler kafir, türklere sorsan onlar sapkın, adam birasını yudumlarken recm cezasını uygulayanlara sizinki gerçek islam değil diyor falan kafalar çok karışık…

  82. KARACA dedi ki:

    karanlık tı değilmi yorumunuza devam ediyorum
    karanlık bir olgudur nitelikleri belli olan bir olgu her ne kadar yenilmesede içilmesede bir olgudur
    bütün olgular yoklukla izah edilemez yok denildiği zaman karanlığın dahi olmadığı anlaşılmalıdır
    karanlık dahi yokluktan yaratılmıştır.

  83. NURİ BABA dedi ki:

    Allah hüzünlü kalbi sever.” Hz. Muhammed (s.a.v)

    “””Allah, Muhammed’e “Ben hüzünlü kalpleri severim” mi demiş ?”””
    diye bir siteye yazmıştım ki…

    “”Kim lan bu araya giren…Senin haddine mi düşmüş,Allahla Peygamberimizin arasına girmek kafir”” ve v.s. v.s. v.s……..
    diye teşekkür edildi…

    Bu teistler çok kibar oluyorlar canm….!!!

  84. NURİ BABA dedi ki:

    Bu ayetleri Kainatı var eden Yüce İradenin yazdığını, gönderdiğini söyleyen her insan akıl zafiyetine uğramıştır…

    Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler, Sabiîler ve Hıristiyanlardan “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır” (Maide/69)

    Ne diyor Kur’anın Allah’ı ; DİNİ ne olursa olsun güzel AMEL işleyen herkes CENNETE gidecektir…

    Bunu söyleyen Allah kararını değiştiriyor ve bakın ne diyor;

    Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır…
    ( Al-i İmran/85)

    Bu kainatı var eden Yüce İRADE, GÜÇ aptal mı, salak mı, geri zekalı mı, ne söylediğini bilmez mi ?
    Hem SALİH AMEL işleyenler için ahiret de bir zorluk olmayacağını söylüyor, diğer taraftan da hayır sözümü geri aldım İslamı kabul etmeyenler CEHENNEME gidecektir diyor..

    Bu Yaratıcının (!) ADALETİNE, AHLAKINA, GÜCÜNE yakışan bir durum olur mu ?

    Şimdi sorun, kendisine yaratıcı denilen hayali varlıkta mı, yoksa, insanları Allah ile aldatmanın ilk örneklerini sergileyen peygamberlerde mi ?

    Bizler madem ki ateistiz, öyleyse bu konularla neden ilgileniyoruz ki…

    Hayır, ilgilenmeyeceğiz de, işte bu konuları kullanarak ve de koyunları kandırarak, dünyanın en büyük hırsızı ülkemizin başına tebelleş oldu…

    Eğer şu uydurulan dinler olmasaydı, dinci soysuzlar insanların başına bela olabilirler miydi ?

  85. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    18/10/2015, 19:22 BU YAZINA İSTİNADEN

    Bu ÜÇ Ayeti Okuyup da Hala Bu Zırvaları Yüce Yaradan Yazdı Diyen Varsa çok yazık… DEMİŞSİN

    En’am-111. “… Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi.”

    En’am-125. “Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar.

    Bakara-7. ” Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir”.

    Soralım : Şimdi ben ateistim..Yani inanmıyorum…

    İnanmamama neden olan ben miyim ?

    Yoksa sizin Tanrınız mı ?

    O dilemedikçe ben iman edemem değil mi ?

    Öyleyse uydurulan Tanrınıza kızın, bana niye kızıyorsunuz ki….!!!DEMİŞSİN

    NAHL (68-69) Rabbin bal arısına, “Dağlardan, ağaçlardan ve kurulmuş kovanlardan yuvalar edin, sonra da her türlü üründen ye de, Rabbinin işlek olan yollarından yürü!” diye vahyetti. Karınlarından, insanlara şifa olan türlü türlü renkte içecek çıkar. Düşünen topluma bunda bir ders vardır.

    ALLAH VAHYETTİ TEKTARAFLI ÖZGÜR İRADESİ YOK TEK YÖNÜ VAR SADECE DEDİGİNİ YAPIYOR EMRİNİN DIŞINA ÇIKAMIYOR DİLEYEMİYOR İRADELEYEMİYOR VERİLEN GÖREVİ SADECE YAPIYOR
    SORAMIYOR AKLEDEMİYOR İTİRAZ EDEMİYOR VS VS VS

    ALLAH DİLEMEYİ DİLEMESE İDİ DİLEMEYİ VERMEZDİ
    YADA ALLAH DİLEMEYİ İSTEMESEYDİ DİLEMEYİ VERMEZDİ

    ———————————————————————————————————————
    Orada, ne boş söz ne de yalan duyacaklar. Bütün bunlar, Rabbinin katından hesaplarının karşılığı verilenlerdir.NEBE 35-36.AYETLER

    O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi’dir. O, rahmetin kaynağıdır. O gün insanlar, O’na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.NEBE 37. AYET

    Rûh ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân’ın izin verdiklerinden başkası konuşamaz, konuşan da doğruyu söyler. NEBE 38. AYET

    İşte bu, hakkın tecelli ettiği gündür: artık dileyen Rabbine varan bir yol tutsun! NEBE 39. AYET

    Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve kâfir, “Keşke toprak olsaydım!” diyecektir.NEBE 40. AYET

    BELED (8-10) Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona hak ve bâtıl şeklinde iki yolu göstermedik mi?

    SIRF BU AYETLERDEN YOLA CIKSAK İKİ YOL DEMEK BENİM SECME KABİLİYETİMİN OLDUGU BUNA BENİM KARAR VERECEGİMİN BUNU ALLAH IN BİLE MUDAHALE ETMEDİKÇE HİÇ KİMSENİN DEGİŞTİRMESİ ASLA VE ASLA MÜMKİN DEGİLDİR KİŞİNİN KENDİSİ HARİÇ BUKADAR ACIKTIR

    NOT İŞTE BÖYLE SOR
    ——————————–
    EGER CEVABINI ALAMAZSAN İŞTE OZAMAN HAKLISIN BENDE SENELERCE BOŞA KÜREKCEKTİM
    HEP OKUDUM NEZAMANKİ GERÇEK HAYATTAN BAKARAK TEST ETTİM İŞTE OZAMAN ANLADIMKİ SORUN HEM MEALÇİLERDE HEM BİZDE HEMDE ATALARIMIZIN BİLGİLERİ İLE YETİŞİP BÜYÜDÜK VEDE KAFAMIZDA O BİLGİLERLE AYETLERİ OKUYUNCA TEZATLAR OLUŞTU ESKİ BİLGİLERİMİZİ SORGULAMA YERİNE KURANI SUÇLAYARAK YANLIŞ YAPIYORUZ KONUYU ANLAMAK İÇİN UGRAŞMAMAKTA OLMAMIZDAN OKYUP GEÇMEKTEN KAFA YORMAMAKTAN ROMAN GİBİ OKUYOR OLMAKTAN KAYNAKLANDIGINI ANLAMALIYIZ DİLEMEK İLE İLGİLİ AYETLERİ VEDE O AYETLERİN ÖNÜNÜ VE DE ARKASINIDA OKUYUP İŞTE OZAMAN KURAN NEDEMEK İSTİYOR HER AKLI BAŞINDA HERHANGİ BİR İNSAN HİÇ ZORLANMADAN ANLAYACAKTIR FAKAT NEFSİNİ KONUŞTURANLAR HARİÇ TİR ÇÜNKİ BUNLAR ANLASADA YİNE NEFSİNİ KONUŞTURACAKLAR

    NOT SABIRLA AŞŞAGIDAKİ YAZIYI
    OKUYACAGINIZA İNANIYORUM BİZLERİ ANLAMANIZ İÇİN

    Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz
    1. Sorunuzun cevabı için bir “bulmaca” çözmeye ne dersiniz:
    Örnek Bir: Muddessir Sûresi’ni açıyorsunuz. 55 ve 56. âyetleri okuyorsunuz. Ben kendi tercümemden vereyim: “Artık dileyen ondan öğüt alır; zaten onlar ancak Allah’ın dilemesidurumunda öğüt alabilirler?
    Şimdi sorular:
    55. âyetteki “dileyen” kul, 56. âyette dileyen Allah… Hangisi doğru? Kul mu diler, Allah mı? Üstelik ardı ardına iki âyette bu ne iştir?

    Örnek İki: İnsan Sûresini açıyorsunuz. 29 ve 30. âyetlerini okuyorsunuz. Ben meallendireyim: “Bütün bunlar bir öğüt ve uyarıdır: Şu halde dileyen (insan) Rabb’ine varan bir yol tutsun. ZatenAllah dilemese siz asla dileyemezdiniz. Elbette Allah her şeyi bilendir, hikmetle hükmedendir.
    Dileyen kul Rabb’ine varan bir yol tutsun diyen de, Allah dilemese siz dileyemezsiniz diyen de aynı Kur’an, aynı sûre, hatta peşi peşine iki âyet…
    Çelişki? Binlerce haşa!… Çelişki bizim aklımızda, Allah’ın iradesini kulun iradesiyle kapıştıran kelamcıların dilinde. Vahiy pırıl pırıl…

    İpucu: Aynı sûrenin 3. âyeti: İnsanı yola hidayet ettik: İmanı ve inkarı seçmeyi kendi tercihine bıraktık.
    Sonuç: Allah dilemedikçe kul dileyemez. Allah ise kulun dilemesini dilemiştir. Hepsi bu…

    ALINTIDIR
    MUSTAFA İSLAMOGLU

    Hidayeti ve Sapıklığı insan Seçer

    Hidayete ermek/kavuşmak ve iman etmek ile kafir olmak veya sapıklığı seçmek konusu yanlış anlaşılan konulardan biri olarak günümüzde de düşünce hayatımızda karışıklıklara neden olmaya devam etmektedir.

    Konuya girmeden önce şu gerçeğin bilinmesinde yarar var: inancımızda büyük öneme sahip olan bu konunun, yanlış anlaşılmasının temelinde kuşkusuz ki, Kur’an’a bütüncül bir anlayışla yaklaşmamak yatmaktadır.

    Sitemizin Kur’anı Gereğince Anlaşılmasının Önündeki Engeller bölümünde de değindiğimiz gibi, ayetlere anlam vermeye çalışırken, Kur an’m bir bütün olarak ifade ettiği genel anlamı gözönünde bulundurmazsak, yani ayetleri tek başına ve yalın olarak ifade ettikleri anlamlarıyla anlamaya çalışırsak, anlaşılması gerekenin yerine kendi anladığımızı geçiririz. Bu da yanılmamıza, yanlışa düşmemize neden olur. îşte bu konuda da, böylesine bir yanlışa düşmüş olmanın çelişkisini yaşamaktayız.

    Bir ayetin ne dediğini anlamaya çalışırken, anlaşılması gerekenin ne olduğu konusunda, Kur’anın genel anlayışına ve özellikle aynı konuyu içeren diğer ayetlere uygunluk sağlamasına dikkat edilmelidir. Bu dikkati göstermeyenler, söylenen şeyle, söylenmek istenen şey arasında yanlış bağlantı kurdukları için, farklılık ve çelişki ortaya çıkmakta ve söylenmek istenen şey yanlış anlaşılmaktadır.

    Kur’an, insanın seçme iradesine/özgürlüğüne sahip olarak yaratıldığını, dileyenin dilediği yolu, seçme hakkına sahip olduğunu defalarca ve açık bir biçimde belirtmiştir. Kur’an, insanlar, hidayete erip, doğru yolu bulsunlar diye, Allah tarafından gönderilen bir kitaptır.

    Bu, Allah’ın, insanlar arasında hiçbir ayırım gözetmeksizin, hepsinin doğru yolu bulmaları, hidayete ermelerini istediği anlamına gelir. Allah’tan, doğru yolu gösterici elçilerin, hidayete erdirici kitaplar (rehber)’ın, doğru ile yanlışı açıklayıcı/ayir dedici vahyin gönderilmesi,
    bütün insanların hidayete ermeleri ve iman etmeleri için değil midir?

    Kitabın insanlar ikna olsunlar diye, herşeyi örnekleyerek açıklaması, insanın sonunun nasıl olacağını bildirmesi ve bizatihi Kur’an kendisinin insanları doğru yola, hakka çağıran bir mesaj olduğunu, iyi yolla, sapık yolu iyice ayırarak, bunların neler olduğunu apaçık gösterici olduğunu belirtmiş olmasına rağmen; Kur’an, dünyanın imtihan dünyası olduğunu, Allah’ın insanları sınamakta olduğunu bildirmesine rağmen; kimi müslümanları,

    “inananı ve inanmayanı, mümini ve kafiri, hidayete ereni ve sapmışı Allah belirlemektedir. Allah seçici olarak, dilediğini hidayete, dilediğini de sapıklığa yöneltmektedir“ diye düşünmeleri ve inanmaları doğru olabilir mi?

    Kuşkusuz bu düşünce ve inanç Kur`ana ters düşmektedir. Çünkü şayet öyle olsaydı iman eden ve etmeyenin, hidayete erenin ve sapıklığı seçenin, hiçbir suçu ve sorumluluğu olmaması gerekirdi, öyle ya, insan yapmadığı veya seçmediği birşeyden ne diye sorumlu tutulsun ki? Düşünebiliyor musunuz!

    Allah, kullarından bir kısmına iman vermeyecek, onları hidayete erdirmeyecek; onları inkarcı yaparak, sapıklığa itecek; ondan sonra da inanmıyorlar diye/sapık oldular diye cezalandıracak. Böylesi bir çelişkiyi Allah’a yakıştırmak nasıl doğru olabilir? Hangi akıl sahibi bunu kabul edebilir?

    Bu yanlışı islam’a mal etmeye çalışan zihniyetin Kur’an’dan ne kadar uzak ve kopuk bir zihniyet olduğu bîr kez daha açıkça belli olmuyor mu? Şayet bu konuda seçici ve belirleyici Allah ise o zaman ne diye küfredenleri Cehenneme göndersin? Veya bunun tersi olarak iman edenleri ne diye Cennete göndersin? Çünkü, iman edenler, bu tercihi kendi iradeleri ile yapmamış olup, bunda bir payları yoktur.

    Oysa ki birşeyi hak etmek için, ne gerekiyorsa yapmak gerekir, îman edeni Allah belirlediğine göre, onu ne diye Cennetle ödüllendirsin? İnanan ve inanmayanı, kabul eden ve etmeyeni Allah belirliyor diyorsak, o zaman bunun neticesinde insanın bir suçu, günahı veya sevabının olmadığı neticesine varırız. Öyle ya, mademki bu seçimi Allah yapmıştır o zaman insan ne diye suçlu olsun ki?

    Bu gerçeğe rağmen Kur’an daki kimi ayetleri, iman ve inkar edenleri Allah belirler, hidayet Allah’tandır; Allah dilemedikçe kimse hidayete eremez, Allah dilediğine hidayet, dilediğine sapıklık verir şeklinde anlamak, anlamlandırmak nasıl doğru sayılabilir? Ne var ki örnek olarak seçtiğimiz aşağıdaki ayetler ve benzer ayetler dikkate alınarak, sanki “insanların neyi seçeceğine Allah karar vermektedir” şeklinde anlaşılabilmektedir.

    Bu anlayışın yanlış olduğunu yukarıda izah etmeye çalıştık. Buna ilave olarak, konu ile ilgili yüzlerce ayetten örnek olsun diye birkaçını vererek izahımıza devam edeceğiz. Ancak öncelikle konunun yanlış anlaşılmasına neden olan ayetlerden bir kaçına değinmeye çalışalım:

    “Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği kimseyi şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola koyar” (Enam-39).

    “Allah’ın izni olmadan hiç kimse inanmaz ve (Allah) pisliği (huzursuzluğu, azabı), akıllarını kullanmayanların üzerine kor” (Yunus-100),

    “(Ey Muhammed), sen onların yola gelmelerini ne kadar istesen de Allah şaşırttığını yola getirmez ve onların yardımcıları da olmaz!” (Nahl-37),

    ”Allah dileseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat (o), dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Ve siz mutlaka yaptığınız şeylerden sorulacaksınız” (Nahl-93).

    Kur’an’da, hidayet ve sapıklık veya iman ve inkar etme konusunda bu ayetlerle aynı anlama gelebilecek daha birçok ayet bulunmaktadır. Bu dört ayetin analizini yaparak ilahi murada yani söylenen şeyle, ne söylenmek istendiğine dair yapacağımız açıklama, benzer ayetler için de geçerlidir. Konu ile ilgili ayetlere yaklaşımda şu hususa çok iyi dikkat edilmelidir:

    Kur’an’da hiçbir yerde doğrudan “Allah dilediğini saptırır, dilediğine hidayet verir” şeklinde başlayan veya yalnızca bu cümleden ibaret olan bir ayet göstermek mümkün değildir. Buraya örnek olarak aldığımız ayetlerde de görüleceği gibi “ayetleri yalanlayanlar”, “akıllarını kullanmayanlar”, “öğüt almayanlar”, “yanlışta ısrar edenler”, gerekçe gösterilerek, hidayet ve sapıklık söz konusu edilmektedir.

    Bu ayetlerde olduğu gibi, konu ile ilgili bütün ayetlerde iman ve küfür bir gerekçeye dayandırılmaktadır. Söz konusu gerekçeleri gözardı edenler, karşı koyanlar, yok sayanlar muhatap alınarak onlara şöyle denmek istenmektedir:
    “Sizler bu gerçeklere (gerekçelere) aldırmayıp ve söylenenleri kabul etmediğiniz için, tavrınız sadece sizi bağlamakta ve gerçekten kaybeden de sizler olmaktasınız. Tercih hakkı size bırakıldığından, bu tercih hakkım kötüye veya iyiye kullanmış olmanın bedeli de size aittir. ‘Hidayeti ve sapıklığı’; seçme ve tercih etme hakkını size kullandırıcı olarak ve bu konuda izin vererek yani dilediğinizi seçmeye müsaade ederek, seçmenize karışmayarak Biz vermiş oluyoruz/ işte Kur’an “dilediğimize hidayeti, dilediğimize sapıklığı veririz ” bu anlamda kullanmıştır.

    Ey insanlar! Eğer size seçme hakkı vermeseydim veya hidayeti ve sapıklığı biz yaratmasaydık sizin birşey yapmaya (hidayeti veya sapıklığı seçmeye) gücünüz yetmezdi, iyi ve kötü olanı biz yaratıyoruz, siz ise sadece seçiyorsunuz. Yani yaratıcı olarak hidayet ve sapıklığı biz veriyoruz (size sunuyoruz); seçici olarak da sîzler seçiyorsunuz, işte vermek bu anlamdadır, istenilen mevki Allah’tır, Diğer bir deyimle veren mevki Allah’tın insan alandır, insan, Rabbi tarafından kendisine verilen hidayet ve sapıklıktan dilediğini alır.

    Bu konuda tercih etme ve seçme hakkı tamamen ona aittir; Yalnız bu alma işinde Allah, insanı iyi olanı alması için Kitap ve elçi ile desteklemektedir. Kötüyü alırsa cezalandıracağı, iyiyi alırsa ödüllendireceği ikazında bulunarak, iyi olanı alması için uyararak, Allah, kullarından yana tavır almaktadır.

    Rabb’imizin, “Biz dilemedikçe hidayete eremezsiniz” ve “Biz dilemedikçe doğru yolu bulamazsınız” şeklinde de birçok ayeti bulunmaktadır. Bu tür ayetler bir durum testaiti yapmaktadır. Bir şeyin olmasını istemek veya karar vermek değil- birşeyin sonucunu açıklamaktadır bu ayetler. Rabb’iniz, öncelikle kullarına doğruyu ve yanlışı, iyiyi ve kötüyü, imam ve küfrü açıkça göstererek onları iyi olanı seçmeleri konusunda uyarmaktadır.

    Ancak bu gerçeğe rağmen kimi kullar yanlış olanı ve küfrü seçmektedirler. Bu kimseler hiçbir uyarıya aldırmamakta, inat ve tam bir kararlılıkla bu tavırlarım sürdürmektedirler, îşte bu hal üzerinde olanlara, Allah demektedir ki: “Onları girdikleri yoldan ancak Ben döndürebilirim. Onlar kendi kararları ile artık dönmezler; onlar, ancak
    benim kararımla dönebilirler .yani ben dilemedikçe dönmezler. Onların doğruyu bulmaları ancak benim müdahale etmeme ve onlara verdiğim seçme hakkını iptal etmeme seçeneğiniz yoldan değil benim gösterdiğim yoldan gitmek zorundasınız dememe bağlı İşte Allahın dilemesi bu şekilde olursa ancak ozaman bu kimseler doğru yolu bulurlar seçerler.

    Aksi halde bu mümkün olmaz.yani Allah dilemedikçe (dönmelerine karar vermedikçe) onlar yanlış yoldan dönmezler… Allah dilemedikçe deyiminin vurgusundan da bu işin düzelmesinin tamamen Allahın dilemesine kaldığını bunun dışında hiçbir şeyin yararının olmadığı anlaşılmaktadır.

    Allah her şeye güç yetiren olduğu için şayet isterse en azmışı dahi zorla doğru yola döndürür. Diğer bir deyimle Allah inanmayan ve sapıtmışlara demektedir ki siz öylesine azmış ve sapıtmışsınız ki sizin doğruyu bulmanıza hiçbir şeyin gücü yetmemektedir.

    Ancak ben müdahale edersem ancak ben dilersem düzelirsiniz. Başka türlü düzelemezsiniz. Allah’ın dilediğine hidayet verdiği dilediğini de saptırdığı gerçeğinin böyle anlaşılması gerektiğine inanıyor ve son sözün kur’an a bırakıyoruz.

    Bu sizin ellerinizin yapıp öne sürdüğünün karşılığıdır. Allah kullara asla zulmedici değildir. (al-i İmran-182)

    (Allah’a) ortak koşanlar diyecekler ki Allah isteseydi ne bizi ne de babalarımız ortak koşmazdık hiçbir şeyi haram yapmazdık. Onlardan önce yalanlayanlar da böyle demişlerdi de nihayet azabımızı tatmışlardı. De ki yanınızda bize (çıkarıp) göstereceğiniz bir bilgi (yazılı belge) var mı? Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz.(en’am-148)

    Her nefis ölümü tadacaktır. Biz sizi sınamak için şerre de hayra da müptela kılıyoruz. Ve sonunda bize döndürüleceksiniz. ( Enbiya -46)

    Kim iyi iş yaparsa yararı kendisinedir. Ve kim kötülük yaparsa zararı kendisinedir. Rabbin kullara zulmedici değildir. (fussilet-46)

    Kim ahiret ekinini istiyorsa onun ekinini artırırız kim dünya ekini istiyorsa ona da dünyadan bir şey veririz.fakat onun ahirette bir nasibi olmaz…(Şura-20)

    Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah’ındır. (bunları yaratmıştır.)ki kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırsın güzel davrananlarıda güzellikle mükafatlandırsın (Necm-31)

    Biz ona yolu gösterdik: Ya şükredici veya nankör olur (insan-3)

    Kısa ve doğru yolu Allah gösterir. Ama o yoldan sapan da var Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi (Nahl-9)

    İman ettikten,Rasulün hak olduğunu gördükten ve kendilerine açık deliller geldikden sonra inkar eden bir topluma Allah nasıl yol gösterir?Allah zalim toplumu doğru yola iletmez. (Al-i imran-86

    TEVHİD NESLİ GELİYOR SİTESİNDEN
    ALINTIDIR

    https://mehmetselvi.wordpress.com/2014/01/27/allahin-takdiri-kulun-tedbiri-prof-dr-ahmet-akbulut-2/
    BUNUDA OKYABİLİRSİN BİRAZ ÇOK UZUNDUR

    HEPSİ BİRER TAVSİYE NİTELİGİNDEDİR KİŞİ ÖZGÜRDÜR DİLERSE OKUR DİLEMEZSE OKUMAZ YÜCELER YÜCESİ OLAN ALLAH DİLEMESEYDİ DİLEMEYİ VERMEZDİ İKİ YOLUN ORTASINA BIRAKMAZDI
    ARIYA VAHYETTİGİ GİBİ OLURDUK TEKYÖNLÜ

    SAYGILARIMLA

  86. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    18/10/2015, 17:33

    Madem ki Sen Allah’sın…
    Öyleyse sana yakışanı yap da
    Büyük düşün!
    Hem koskoca evreni yarattığını söylüyorsun..
    Hem de el kadar çocukları açlıkla,
    Tecavüzle imtihan etmeye kalkıyorsun….
    Sen gerçekten tanrı mısın ?
    Yoksa sana “Tanrısın” diyenler,
    Seninle dalga mı geçiyorlar…???
    ——————–
    YARATICIYA NEDEN YARATTIN DENMEZ
    HALIK yaratıcı demektir Yaratıcı olana neden yarattın denmez güneş ışıkla anılıyorsa bu iye ışık veriyor denmez bir sanatkara sanat meydana getiriyorsa bunu niye yaptı denmez bu sonderece abest
    Bir sorudur bu onun ayrılmaz bir parçasıdır bir sıfatının tecellisi cenabı hakkın zatıyla bizim izah etmeye gayret ettigimiz bir varlık meselesidir yani Allah ın sıfatları onun tecellilerinin bir zorunlulugudur Allah öldürünce niye öldürüyor sorusu sorulmaz öldürendirdiyince niye sorusu sorulamaz .
    ————————————
    YARATICIYA NEDEN YARATTIN DENMEZ
    HALIK yaratıcı demektir Yaratıcı olana neden yarattın denmez güneş ışıkla anılıyorsa bu Niye ışık veriyor denmez bir sanatkara sanat meydana getiriyorsa bunu niye yaptı denmez bu sonderece abest
    Bir sorudur bu onun ayrılmaz bir parçasıdır bir sıfatının tecellisi cenabı hakkın zatıyla bizim izah etmeye gayret ettigimiz bir varlık meselesidir yani Allah ın sıfatları onun tecellilerinin bir zorunlulugudur Allah öldürünce niye öldürüyor sorusu sorulmaz öldürendir diyince niye sorusu sorulamaz .
    Göklerin ve yerin mülkü O’nundur; ve bütün işler Allah’a döndürülür. HADİD 5. AYET

    De ki: “İster Allah diye yalvarıp yakarın, ister Rahman diye: O’na hangi biriyle yalvarırsanız yalvarın, ama unutmayın ki en güzel nitelikler ve tüm mükemmellikler O’na mahsustur!” İmdi (ey muhatap), sen de yalvarıp yakarırken ne sesini aşırı yükselt, ne de aşırı kıs; bu ikisi arasında dengeli bir yol tut; İSRA 110. AYET

    ve de ki: “Övgülerin tamamı (kendisi için) çocuk edinmeyen, mutlak otoritesinde O’na ortak olacak hiçbir varlık bulunmayan, güçsüzlük ve düşkünlükten dolayı bir yar ve yardımcıya ihtiyaç duymayan Allah’a aittir!” Nihayet, sınırsız büyüklüğünü anarak O’nun ululuğunu ikrar et! İSRA 111. AYET
    ———————————–

    Allahü teâlânın adaleti

    Sual: Bir ateist, (Tanrı’nın, beni dünyaya getirirken bana sormadığı, benim görüşümü almadığı hâlde, yaptıklarımdan beni sorguya çekmesi adalete aykırı değil midir?) diyor.
    CEVAP
    Adaletin ne olduğunu bilmediği için ateist böyle konuşuyor. Allahü teâlânın adaletiyle kulların arasındaki adalet çok farklıdır. Bu yanlışlıktan dolayı, ateist işin içinden çıkamıyor ve kendisinin sorguya çekilmesini adaletsizlik sanıyor.

    İnsanlar arasındaki adalet, bir âmirin, ülkesini idare için koyduğu kanunlar içinde hareket etmesidir. Zulüm ise, bu kanunun dışına çıkmaktır. Her şeyi yoktan yaratan Allahü teâlâ, hâkimler hâkimi, her şeyin asıl sahibi ve tek yaratıcısıdır. Üstünde bir âmiri, sahibi yoktur ki, Onu bir kanun altında bulundursun. Bundan dolayı, (Allah’ın yaptığı şu iş, adalete uymuyor) denmez.

    Adaletin bir başka tarifi ise kendi mülkünde olanı kullanmak demektir. Zulüm ise, başkasının mülküne tecavüzdür. Allahü teâlâ, kâinat ve içinde bulunan her şeyin yaratıcısı olup, Ondan başka yaratıcı bulunmadığına, hiçbir kimse, hiçbir şeye sahip olmadığına göre, Rabbimizin yaptığı işler, hiç kimsenin malına, mülküne tecavüz değildir. Ne yaparsa yapsın, Onun yaptığı işler için, (Adalete uymuyor) denmez. Yasak ettiği bir şeyi, daha sonra serbest bırakabildiği gibi, önceden serbest ettiği bir şeyi de daha sonra yasaklayabilir. Mülk Onundur, dilediği gibi kullanır. Kimsenin bir şey sormaya hakkı yoktur. Canlı, cansız, insan ve hayvan hepsi Onun mülküdür. Dilediği gibi tasarruf eder. Bize konuşma özelliğini ve ateiste, bu iş adalete uygun değil diye düşünme yeteneğini veren de Odur. Mülk Onundur. Her şeyi ve herkesi yoktan var eden Odur. (Şöyle yapanı Cehenneme, şöyle yapanı Cennete koyarım) diyerek imtihana soktu. Kazananı Cennete, kaybedeni Cehenneme atar. Aslında imtihan yapmadan da, istediğini Cennete, istediğini de Cehenneme koyabilirdi. Mülk Onundur, başkasının malına mülküne tecavüz yok ki, adalete aykırı densin! Allahü teâlâ, yarattıklarının hepsini Cehenneme atsa, yine adaletsizlik olmaz. Başka birinin malını atmıyor ki, adalete uymasın. Ama O merhamet etmiş, (Şunları yapanı Cennete koyarım) demiş, bu da Onun bir ihsanıdır. Cehenneme atsaydı, bir şey diyebilir miydik, itiraz edebilir miydik? Ateist gibi itiraz edilse de ele ne geçerdi?

    Allahü teâlâ dileseydi, ateisti, kedi köpek olarak da yaratabilirdi. Niye beni hayvan yarattın demeye hakkı olmazdı. Bakkaldan çay ve şekeri alırız, kimimiz onunla çay içeriz, kimimiz de helva yapar, yeriz. Şekerin bir şey demeye hakkı var mı? Ne diye falanca bakkaldan aldığını çayda içtin de, beni helva yaptın diyebilir mi? Madem şeker benim malımdır, mülkümdür; onu dilediğim gibi kullanırım. Başkasının, bu şekerle niye helva yaptın demeye hakkı olamaz.

    Bir insan domates alır, bununla salata yapar, tuzlu veya tuzsuz yer, domates buna müdahale edemez. Çöpe atılsa da bir şey diyemez. Bütün meyve ve sebzeler böyledir. Hayvanlar da böyledir. Bir kuzuyu keser, kızartır, yeriz, sucuk yaparız, köpeğe veririz. Kokutup çöplüğe atarız. Kuzu bize, niye öyle yaptın diyemez, çünkü mal bizimdir. Kuzuya sorsak, elbette beni kesme der. Yılana sorsalar, ben yılan değil, aslan olmak isterdim veya insan olmak isterdim diyebilir. Yılanın, beni niye inek yaratmadın, beni niye kadın yaratmadın demeye hakkı yoktur.

    Asırlar önce, kölelik devri vardı. İnsan kölesini istediği gibi çalıştırırdı. Köleye hiç sorulmazdı. Sorulsa, niye çalışmak istesin, elbette hür olmak isterdi. İşte bütün insanlar da, Allahü teâlânın kuludur, kölesidir. Yoktan yaratılmıştır. Köle nasıl denileni yapmaya mecbursa, biz köleler de bizi yoktan yaratan Rabbimizin emirlerini yapmak zorundayız. Yapmam diyen şiddetli azaba düçar kalır. Yapan ise sonsuz nimete kavuşur.

    Allahü teâlânın, insanları yaratmadan önce de, yarattıktan sonra emir verirken de, kimseye bir şey sorması gerekmez. Sorulsa, insanlar niye kul, köle olsunlar ki, hepsi, ben hükümdar, hatta tanrı olmak isterim der.

    Kadının, beni niye kadın yarattın, erkeğin beni niye erkek yarattın demeye hakkı olmadığı gibi, hiç kimsenin de, bizi niye yaratıp dünyaya getirdin, niye bunları emrettin, niye bunları yasakladın demeye hakkı yoktur. Bir buğday tanesini yaratmaktan âciz olan insan, kâinattaki her şeyi yoktan yaratan Allah’a karşı nasıl böyle konuşabilir?

    Allah’a inanmıyorum diyen ateist, bir arpa, bir üzüm bir karınca yaratabilir mi? Öyle ise inanmam demesi çok yanlıştır, yarın cezasını da ağır şekilde çekecektir. Kendi vücudunun yaratılışına, aya, güneşe bir baksa, muazzam güce sahip bir yaratıcının olduğunu görür. Hazret-i Ali bir ateiste diyor ki:
    (Biz inanıyoruz. Diyelim ki, senin dediğin gibi tekrar dirilmek olmasaydı bile, inanıp ibadet etmekle bizim hiç zararımız olmazdı. Bizim inancımız doğru olduğu için, sen sonsuz olarak ateşte yanacaksın.)

    Ateist, her ne kadar, ateistim, yani hiçbir şeye tapmıyorum dese de, mutlaka bir şeye tapıyordur. Nefsine, şeytana, aklına, malına, ilmine, gücüne kuvvetine, güzelliğine tapıyordur. Kitaplarda, (Allah’tan başka şeylere tapan, onlarla beraber Cehenneme atılır) buyuruluyor.

    Ateist ölünce, kendi inancına göre, yok olacak. İslamiyet’e göre ise, o Cehennemde sonsuz azap görecektir. İnanan da, sonsuz nimetler içinde yaşayacaktır. Aklı, bilgisi olan bir insan, bu ikisinden elbette, ikincisini seçer. Sonsuz azapta kalmak, bir ihtimal bile olsa, bunu hangi akıl kabul eder? Hâlbuki âhiret hayatı, bir ihtimal değil, binlerce Peygamberin haber verdiği, apaçık bir gerçektir. O halde, biraz aklı ve ilmi olanın, Allah’a ve ahirete inanması gerekir.

    Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin, bir ateiste verdiği cevabın bir bölümü şöyledir:
    1- Günah işleyeceğin zaman, Onun rızkını yeme! Rızkını yiyip de, Ona isyan doğru olur mu?
    2- Ona asi olmak istersen, Onun mülkünden çık! Mülkünde olup da, Ona isyan layık olur mu?
    3- Ona isyan etmek istersen, gördüğü yerde günah işleme! Onun mülkünde olup, rızkını yiyip, gördüğü yerde günah işlemek, uygun olur mu?
    4- Can alıcı melek gelince, tevbe edinceye kadar izin iste! O meleği kovamazsın. Kudretin var iken, o gelmeden önce tevbe et! O da, bu saattir. Zira, ölüm meleği ani gelir.
    5- Kıyamette, (Günahkârlar Cehenneme gitsin) denince, ben gitmem diyebilir misin?

    Siz, yokluk diyarından, bu varlık âlemine, kendi isteğinizle gelmediğiniz gibi, oraya da, kendi isteğinizle gidemezsiniz. Gözleriniz, kulaklarınız, diğer organlarınız, girip çıktığınız bütün mahaller, özetle, ruh ve cesedinize bağlı bütün aletler, sistemler, hepsi Allahü teâlânın mülk ve mahlûkudur. Siz Ondan hiçbir şey gasp edemezsiniz! O görür, bilir, işitir ve her var olan şeyi, her an varlıkta durdurmaktadır. Hepsinin idaresinden bir an gafil olmaz. Mülkünü kimseye çaldırmaz. Emirlerine uymayanların cezasını vermekten de, aciz kalmaz. Bir hadis-i kudsi meali şöyledir:
    (Önce gelenleriniz, sonra gelenleriniz; küçüğünüz, büyüğünüz; dirileriniz, ölüleriniz; insanlarınız, cinleriniz; en itaatli kulum olsanız, büyüklüğüm artmaz. Aksine, hepiniz, bana karşı duran, Peygamberlerimi aşağı gören, düşmanım olsanız, ilahlığımdan bir şey eksilmez. Allahü teâlâ, sizden ganidir, Ona hiçbiriniz lazım değildir. Siz ise, var olmanız ve varlıkta kalabilmeniz için ve her şeyinizle, hep Ona muhtaçsınız.) [Müslim]

    Allahü teâlâ, vücut makinenizi işletip maksada göre kullanmanız ve istifade etmeniz için elinize teslim ediyor. Bütün bunları, size ve iradenize ve yardımınıza muhtaç olduğundan değil, mahlûkları arasında size ayrı bir mevki vererek, mutlu olmanız için yapıyor. Ellerinizi, ayaklarınızı, kullanabildiğiniz her uzvunuzu, arzunuza bırakmayıp da, yüreğinizin atması, kanlarınızın dolaşması gibi, sizden habersiz kullansaydı, her işinizde, zorla, refleks hareketleri ile, çolak el, kuru ayak ile yuvarlasaydı, her hareketiniz bir titreme olsaydı ne yapabilirdiniz Doğmadan önceki, doğduğunuz zamanki halinizi düşünüyor musunuz? Üzerinde yatıp kalktığınız, yiyip içtiğiniz, gezip dolaştığınız, dertlerinize deva, korkulara, sıcağa, soğuğa, açlığa, susuzluğa, yırtıcı ve zehirli hayvanların ve düşmanların hücumlarına karşı koyacak vasıtaları bulduğunuz şu yer küresi yapılırken, taşları, toprakları hilkat fırınlarının ateşlerinde pişirilirken, suyu ve havası, kudret kimya hanesinde imbiklerden çekilirken, siz nerede idiniz, ne içinde idiniz, hiç düşünüyor musunuz? Bugün, bizim dediğiniz karalar, denizlerden süzülüp ayrıldığı, dağlar, dereler, ovalar, tepeler yerleştiği zaman, acaba neredeydiniz? Denizlerin acı suları, Hakkın kudreti ile buharlaştırılıp, gökte bulutlar yapılırken, o bulutlardan yağan yağmurlar, çakan şimşeklerin ve güneşten gelen kudret, enerji dalgalarının hazırladığı gıda maddelerini, yanmış, kurumuş toprakların zerrelerine işletip, o maddeler, ışık ve ısı şuaları tesiri ile oynayıp titreşerek hayatın hücrelerini yetiştirirken, nerede idiniz ve nasıldınız?

  87. Bi yabancı dedi ki:

    Dinlerde tehdit unsuru olarak kullanılan kavram. ÖLÜM

    Eğer kurallara uyar da “istenildiği” gibi yaşarsanız hepimizin bildiği ödülleri alırsınız yok eğer uymazsanız çok ama çok çekeceğiniz bir yere gönderileceksiniz. Bu yerde yanacaksınız, sonra deriniz yenilenecek ve tekrar tekrar yanacaksınız.(Yanan insanda bir noktadan sonra derideki acıyı algılayan sinir reseptörleri yanıp işlevsiz kalacağından acı duyumu ortadan kalkar.insanoğlu bu bilgiye bin yıllardan beri sahip olduğu için ölüm sonrası hayat tehditlerinde bu bilgiye dayalı bir işkencenin bulunması çok normal tabi.) (!) (!) (!)

    • NURİ BABA dedi ki:

      Sevgili “Bi yabancı” dostumuz…

      Yanıtlarınızı, yorumlarınızı okudum ve keyif aldım…Sitemiz de sizin gibi “1okuyucu” ve “Toro” isimli dostlarımızın da yorumlarını öğrenerek ve büyük keyifle okurum..

      Sitemizde ki teistlere göre :

      Kur’an = Allah
      Muhammed = Allah
      İslamiyet = Allah…

      Yani, elbette onlar bu saydıklarıma Allah demiyorlar ama bu saydıklarımın hangisine muhalefet ederseniz, onların, yani Kur’anın, yani Muhammed’in, yani İslamiyetin Allahına muhalefet etmiş oluyorsunuz…

      Sorduğum onlarca sorunun birinin bile yanıtını alamadım..

      Örneğin ; inandığınızı söylediğiniz Allah ;

      Sonsuz Evrenin Tanrısı mı ?
      Samanyolu Galaksisinin Tanrısı mı ?
      Güneş Sistemimizin Tanrısı mı ?
      Dünyamızın Tanrısı mı ?
      Arap Yarımadasının Tanrısı mı ?

      Buna yanıt yok…Neden ?

      Nasıl yanıtlayabilecekler ki…Hangi seçeneği işaretleseler, sorunun altında kalacaklar…

      15 Milyar yıl önce (Bilime göre, profesyonel yalancı hurafelere göre değil), Evrende ki sıkışan gazlar patlıyor…Büyük Patlama…Ancak, sonsuzluk, bu patlamayı kaç milyar yılda oluşturdu, bilinemiyor…

      Ama bu patlamadan önce de Tanrı vardı..(Öyle diyorlar)…
      Yani Tanrı, yani 4000 yıl önce Kraliçe Nefertiti’nin Firavun eşinin , çok tanrı enflasyonuna bir son vererek, tanrıyı teke indirererek bugün bile insanların o görünmeyen tanrıya tapmalarını sağlamasına itiraz edecek hurafeciler bulamadıklarından, bu konuda tek söz etmeden geçiştirseler de , yine de Büyük Patlamadan önce de Firavunun Tanrısının “Var” olduğunu iddia ediyorlar…

      Yani inandıkları Tanrı, büyük patlamadan önce, “Karanlıklar Prensi” olarak sonsuzlukta boş boş dolaşıyordu…Ve canı çok sıkılınca, gazları sıkıştırdı ve patlattı…

      İşin en komik tarafı da , Muhammedin yazdığı kitap da, “”….gökteki kandilleri senin için yaktım..”” demesi…İnsan aklına bu kadar hakaret edilir mi yahu…

      Katrilyonlarca Yıldızı, Trilyonlarca Gezegeni, Milyarlarca Güneş Sistemlerini, Milyonlarca Galaksileri ve bizden 4 Milyar Işık Yılı Uzaklıkta ki Kara Deliği Yaratan Tanrı ; sonsuzlukta adı bile anılmayan ve varlığı yokluğu bilinmeyen bir dünya gezegeninde ki, Evren Saatine göre 6 saatlik ömrü olan, ve ihtiyar karısından iki aylığına kurtulmak için mağaraya sığınan cahil cühela çöl bedevisine adam gönderip, elçisi olduğu talimatını verdikten sonra da 23 yıl boyunca o bedevi ile ilgileniyor ve ona Sonsuz Evreni yaratırken gösterdiği beceriyi gösteremeyerek, yazdığı kitap da saçmalık üzerine saçmalıklar, yalan dolan, bir sözünü diğeri ile yok etmeler falan derken işi eline yüzüne bulaştırıyor…

      Kim bulaştırıyor ?

      Yukarıda sorduk…İnandığınızı söylediğiniz Allah, neyin Tanrısı diye…

      Bir kitap yazmayı bile eline yüzüne bulaştıran tanrı, sonsuzluğu yaratan mı, yoksa Arabistan sınırları içinde Kureyşlilerle, Mekkelilerle oynayan tanrı mı ?

      Yazdığı Kitap da, yarattığı (!) dünyanın Kuzey Yarımküresini bile bilmeyen Tanrıya, Tanrı denir mi ?

      Sonsuzluğun içinde bir su kütlesi var…
      Bizim tüm denizlerimizin 140 Trilyon katı…Bunu kim yarattı ?
      Sizin Tanrınız değil mi ?
      Ve o tanrınız, Muhammed denilen bir çöl bedevisiyle haşır neşir oluyor ve uydurduğun dinden çıkan olursa, ellerini ayaklarını çapraz bağlayıp kes diyor öyle mi ?

      Öyle bir Tanrınız var ki ; sadece öldürmek için yaratıyor…

      Bir ayetinde (Enfal 1) ; ganimetler seninle benim diyor elçisine ama 14 milyar yıl sonrasını bildiği halde, ondört gün sonrasını bilemiyor ve aşağılık katil gaspçı,ganimetçi rezil arapların savaşa gitmeyeceğini sonra anlıyor ve derhal (Enfal 41) hatasını düzeltiyor ve ganimetlerin 1/5 i bizlerin, diğerlerini ver o şerefsizlere diyor öyle mi ?

      Zeus bile sizin tanrınızdan daha tutarlı yahu…
      Neresinden baksan tutarsızlık
      Neresinden baksan ahmakça…

      Muhammedin yazdığı masal kitabını kopyalayarak yanıt yazmayın…
      Tanrınızın verdiği aklı kullanın biraz da…!!!

      • bir kul dedi ki:

        NURİ BABA dedi ki:
        20/10/2015, 15:56

        Yani, elbette onlar bu saydıklarıma Allah demiyorlar ama bu saydıklarımın hangisine muhalefet ederseniz, onların, yani Kur’anın, yani Muhammed’in, yani İslamiyetin Allahına muhalefet etmiş oluyorsunuz…DEMİŞSİN EVET DOGRU ANLAMIŞSIN

        Sorduğum onlarca sorunun birinin bile yanıtını alamadım..DEMİŞSİN

        Örneğin ; inandığınızı söylediğiniz Allah ;

        Sonsuz Evrenin Tanrısı mı ? EVET
        BU ALTAKİ SAYDIKLARIN ZATEN SONSUZ EVRENİN İÇİNDE OLDUGU İÇİN DİGERLERİNE EVET DEMEK ANLAMSIZ VE SAÇMA OLUR
        Samanyolu Galaksisinin Tanrısı mı ? HERŞEYİN RABBİ
        Güneş Sistemimizin Tanrısı mı ? HERŞEYİN RABBİ
        Dünyamızın Tanrısı mı ? HERŞEYİN RABBİ
        Arap Yarımadasının Tanrısı mı ? HERŞEYİN RABBİ

        Buna yanıt yok…Neden ? SEN GÖRMEK İSTEMİYOR OLDUGUNDAN
        Onlar “Allah hiç bir insana hiç bir şey indirmemiştir” derken Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. De ki: “Kim indirdi Musa’nın insanlara bir ışık ve rehber olarak getirdiği ve sizin papirüs parçalarına dönüştürdüğünüz, çok gizlediğiniz halde sadece gösteriye açtığınız, sizin ve atalarınızın bilmediği birçok şeyi kendisi sayesinde öğrendiğiniz kitabı?” “Allah’tır!” diye cevap ver! Sonra da bırak, daldıkları boş laflarla oyalanıp dursunlar. ENAM 91. AYET

        Siz ey insanlık! Bir misal veriliyor, şimdi onu dinleyin: Allah dışında yalvarıp yakardığınız o varlıkların hiç biri, asla bir sinek bile yaratamazlar; bu iş için hepsi bir araya toplansa dahi… Dahası, eğer sinek kendilerinden bir şey kapıp kaçacak olsa, ondan onu dahi geri alamazlar: (zira) almak isteyen de aciz, kendisinden alınmak istenen de! Hac 73. Ayet
        Onlar, Allah’ın gücünü gereği gibi kavrayıp takdir edemiyorlar: nitekim Allah her şeye muktedir olan yüce bir otorite sahibidir. Hac 74. Ayet
        (Dolayısıyla) Allah meleklerden de elçiler seçer, insanlardan da. Ne var ki sadece Allah her bir şeyi duyar, her bir şeyi görür.hac 75. Ayet
        “Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, göğe ve yerküreye, “İsteyerek veya istemeyerek, geliniz!” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.fussilet 11. Ayet

        Gökleri ve yeri, örneksiz yaratandır. O’nun hiçbir zaman bir eşi olmadığı halde nasıl çocuk sahibi olabilir? Kaldı ki, her şeyi yaratan O’dur ve O her şeyi bilmektedir. Enam 101 ayet
        Gökleri ve yeri, örneksiz yaratandır. O’nun hiçbir zaman bir eşi olmadığı halde nasıl çocuk sahibi olabilir? Kaldı ki, her şeyi yaratan O’dur ve O her şeyi bilmektedir. Enam 102 ayet
        Gökleri ve yeri hak ile yarattı: O, şirk koştukları şeylerden yücedir. NAHl 3 ayet
        Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ediyorlar. RUM SURESİ 8. Ayet

        Nasıl yanıtlayabilecekler ki…Hangi seçeneği işaretleseler, sorunun altında kalacaklar…DEMİŞSİN
        GÖRDÜĞÜN GÖREMEDİGİN HERŞEYİN RABBİDİR HERŞEYİN HERŞEYİN HERŞEYİN RABBİDİR

        15 Milyar yıl önce (Bilime göre, profesyonel yalancı hurafelere göre değil), Evrende ki sıkışan gazlar patlıyor…Büyük Patlama…Ancak, sonsuzluk, bu patlamayı kaç milyar yılda oluşturdu, bilinemiyor…

        Ama bu patlamadan önce de Tanrı vardı..(Öyle diyorlar)…
        Yani Tanrı, yani 4000 yıl önce Kraliçe Nefertiti’nin Firavun eşinin , çok tanrı enflasyonuna bir son vererek, tanrıyı teke indirererek bugün bile insanların o görünmeyen tanrıya tapmalarını sağlamasına itiraz edecek hurafeciler bulamadıklarından, bu konuda tek söz etmeden geçiştirseler de , yine de Büyük Patlamadan önce de Firavunun Tanrısının “Var” olduğunu iddia ediyorlar… DRMİŞSİN

        Yoksa onlar (gökyüzü yerine), kendileri (ilah diye tapınılan o cansız nesneler) tarafından canlandırılsınlar diye mi yeryüzünden ilah ediniyorlar? ENBİYA 21. AYET
        Allah’ın, göklerde ve yerde bulunan her şeyi sizin emrinize boyun eğdirdiğini, açık ve gizli bütün nimetlerini size bolca verdiğini görmez misiniz? İnsanlardan bazıları, Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan, rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı bulunmadan tartışmaya girerler. LOKMAN 20. AYET

        Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki arşın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan uzaktır. ENBİYA 22. AYET

        Yani inandıkları Tanrı, büyük patlamadan önce, “Karanlıklar Prensi” olarak sonsuzlukta boş boş dolaşıyordu…Ve canı çok sıkılınca, gazları sıkıştırdı ve patlattı… DEMİŞSİN
        SEN DÜNYADA YAPILAN ATOM BOMBALARININ HANGİBİRİSİNİN BİR ŞEY YARATTIGINI GÖRDÜN
        YOK ETMEKTEN BAŞKA DAHADA ETKİSİ DEVAM EDİYOR VAR OLAN CANLILARA BIRAK FAYDAYI ZARARLARINI DAHADA GÖSTERİYOR
        ÖRNEGİN
        AMERİKA BİR LEŞİK DEVLETLERİ ATOM BOMBASI ATTI HİROŞİMAYA O HİROŞİMAYI TÜM CANLI VE CANSIZ HER ŞEYİ ETKİSİZLEŞTİRDİ ALTMIŞ SENE GEÇTİ ATOM BOMBASININ ATILDIGI YERDE BİR TANE OT DAHİ ÇIKMIYOR SEN KALKMIŞ CAHİLLER GİBİ KONUŞUYORSUN

        İşin en komik tarafı da , Muhammedin yazdığı kitap da, “”….gökteki kandilleri senin için yaktım..”” demesi…İnsan aklına bu kadar hakaret edilir mi yahu…

        Katrilyonlarca Yıldızı, Trilyonlarca Gezegeni, Milyarlarca Güneş Sistemlerini, Milyonlarca Galaksileri ve bizden 4 Milyar Işık Yılı Uzaklıkta ki Kara Deliği Yaratan Tanrı ; sonsuzlukta adı bile anılmayan ve varlığı yokluğu bilinmeyen bir dünya gezegeninde ki, Evren Saatine göre 6 saatlik ömrü olan, ve ihtiyar karısından iki aylığına kurtulmak için mağaraya sığınan cahil cühela çöl bedevisine adam gönderip, elçisi olduğu talimatını verdikten sonra da 23 yıl boyunca o bedevi ile ilgileniyor ve ona Sonsuz Evreni yaratırken gösterdiği beceriyi gösteremeyerek, yazdığı kitap da saçmalık üzerine saçmalıklar, yalan dolan, bir sözünü diğeri ile yok etmeler falan derken işi eline yüzüne bulaştırıyor…

        Kim bulaştırıyor ?

        Yukarıda sorduk…İnandığınızı söylediğiniz Allah, neyin Tanrısı diye…

        Bir kitap yazmayı bile eline yüzüne bulaştıran tanrı, sonsuzluğu yaratan mı, yoksa Arabistan sınırları içinde Kureyşlilerle, Mekkelilerle oynayan tanrı mı ?

        Yazdığı Kitap da, yarattığı (!) dünyanın Kuzey Yarımküresini bile bilmeyen Tanrıya, Tanrı denir mi ?

        Sonsuzluğun içinde bir su kütlesi var…
        Bizim tüm denizlerimizin 140 Trilyon katı…Bunu kim yarattı ?SENİ VE BENİ HERŞEYİ YARAN O YÜCELER YÜCESİ OLAN MERHAMETLİ OLAN ALLAH YARATTI
        Sizin Tanrınız değil mi ? EVET
        Ve o tanrınız, Muhammed denilen bir çöl bedevisiyle haşır neşir oluyor ve uydurduğun dinden çıkan olursa, ellerini ayaklarını çapraz bağlayıp kes diyor öyle mi ? DEMİŞSİN
        NASIL İŞİNE GELİRSE İŞİNE GELDİGİ GİBİ GÖRMEK İSTEDİGİN GİBİ CARPITARAK NE ÖNÜNÜ VE ARKASINI NI OKUMADAM SADECE NAMAZ KILMAYIN DİYEN AYETE YAPILAN CARPITMA GİBİ SENDE O AYETTE YAPTIN İŞTE SİZLER BÖYLESİNİZ
        Allah’a ve Peygamberi’ne savaş açanların ve yeryüzünde fesadı yaymak için gayret gösterenlerin cezası, ancak ya öldürülmeleri ya asılmaları veya dönekliklerinden dolayı el ve ayaklarının kesilmesi, ya da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu, onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için âhirette de büyük azap vardır. MAİDE 33. AYET

        Öyle bir Tanrınız var ki ; sadece öldürmek için yaratıyor… DEMİŞSİN
        SENELERCE KURANI OKUDUGUNU SÖYLEYEN BİRİNİN BUKADAR CİRKEFCE YALAN ATMASI AHLAKINI GÖZ ADRI EDEREK VİJDANINI BASTIRARAK İFTİRAYI HİÇ UTANMADAN HİÇ ÇEKİNMEDEN SÖYLEYE BİLİYOR YAZIK COK YAZIK

        Bir ayetinde (Enfal 1) ; ganimetler seninle benim diyor elçisine ama 14 milyar yıl sonrasını bildiği halde, ondört gün sonrasını bilemiyor ve aşağılık katil gaspçı,ganimetçi rezil arapların savaşa gitmeyeceğini sonra anlıyor ve derhal (Enfal 41) hatasını düzeltiyor ve ganimetlerin 1/5 i bizlerin, diğerlerini ver o şerefsizlere diyor öyle mi ? YAZIK COK YAZIK

        Zeus bile sizin tanrınızdan daha tutarlı yahu…DEMİŞSİNİZ
        ZEUSUN KİTABINDAN GERÇEKLERİ GÖSTERİRMİSİNİZ BİZİDE BİLİNÇLENDİRMİŞ OLURSUNUZ BİZDE BİZİDE KİTABIMIZIN NEKADAR DOGRU OLDUGUNU ANLAMAYA ÇALIŞIRIZ SAGLAMASINI YPMIŞ OLURUZ
        Neresinden baksan tutarsızlık DEMİŞSİNİZ
        SİZ KİTABINIZDAKİ SÖZLERİ BURAYA YAZMADAN TUTARLIMI OLDUGUNU TUTARSIZMI OLDUGUNU BİZZAT BİZLER OKUYARAK KARAR VERELİM GÖRMEDEN AFAKİ KONUŞMUŞ OLMAYIZ DELİL VE BELGE ÜZERİNE KONUŞMUŞ OLURUZ BU DAHA İYİ OLMAZMI BU SİTEDEKİLERDE OKUR HEPİMİZ DEGERLENDİRMİŞ OLURUZ OZAMAN KİMİN CACMA KİMİN DOGRU OLDUGUNU HEP BERABER AKIL VE MANTIGIMIZLA OKUR KARAR VERİRİZ AKLIN YOLU BİRDİR
        Neresinden baksan ahmakça… DEMİŞSİN PAYLAŞMADAN DEGERLENDİRME YAPAMAYIZKİ BU NE ACELECİLİK ŞAHİTLERDENMİ KORKUYORSUN YANGINDAN MALMI KACIRIYORSUN DERLER ADAMA İKL ÖNCE PAYLAŞ AHMAKCA OLUP OLMADIGINI HEP BERABER ANLAYALIM ACELE ETME KESKİNSİRKE KÜPÜNE ZARAR VERİR SAKİNLEŞ RAHATLA

        Muhammedin yazdığı masal kitabını kopyalayarak yanıt yazmayın…
        Tanrınızın verdiği aklı kullanın biraz da…!!! DEMİŞSİN
        Çok komik oluyorsun zaten yüceler yücesi olan rabbimizin bize verdiği akıl ile heryerdeki aytlerini vede yazılı olan kitaptaki ayetleri AKLIMI KULLANIYORUM kullanıyorum zaten farkında degilmisin
        Örnek
        (20-21) Kat’î olarak îmân edecekler için yerde ve kendi nefislerinizde (Allah’ın kudretine ve birliğine) deliller vardır. Hiç görmez misiniz? Zariyat 20-21. Ayetleri

        ÖRNEK
        RUH VİJDAN NEFİS ONUR GURUR SEVİNÇ HÜZÜN BUNLAR MADDE DEGİLLER BUNLAR İNSANA NASIL YERLEŞTİ NASIL OLUŞTU NASILLAR BUNLARI İZAH EDEBİLİRMİSİNİZ HADİ BEDENİ HAŞA VE HAŞA TESADÜF E PEKİ DİGERLERİNİ ANLAT HELE HELE ŞU AKIL ANLAT İŞTE SANA BİRADA BAŞKA AYETLERDEN FAKAT BUNLARDA KURANDA YANİ KILAVUZUMUZDA GEÇİYORLAR

        Örnek
        İnek örneğini vermiştim arı yı örnek vermiştim ağacı örnek vermiştim gözden örnek vermiştim unuttunmu

        NİYE BEN NASIL KENDİMİ KENDİ İNANCIMI DEGERLERİMİ İLKELERİMİ SAVUNACAGIM ÇOK KOMİK OLUYORSUN SENDE KENDİ KİTABIINI KONUŞTUR KİTABMI YOK İSTEMEDİGİN KADAR VAR AL BİRİSİNİ SENDE ONUNLA SAVUN NEYE İNANIYORSAN HER BİR MESLEK SAHİBİNİN BİR KILAVUZU VARDIR SEN BUNU BİLİRKEN KALK MIŞ BANA KOPYALA YAPIŞTIR YAPMA AYETLERİ DİYORSUN SENİN BU PİSİKOLOJİYİ ÇOK İYİ ANLIYORUM GERÇEKLER ETKİLİYOR SENİ İNANMIYORSAN ASLA RAHATSIZLIK DUYMAZSIN RAHATSIZLIK HİSSEDİYORUM SENDE PEKİ BEN SANA KARŞI KILAVUZSUZ NASIL İNANCIMIN DOGRU OLDUGUNU DOGRU YOLDA OLDUGUMU İSPATŞLAMAK İÇİN BİLGİLERLE HEM KAİNATTAN HEM KURANDAN HEMDE İNSANDAN ÖRNEKLER VERECEGİM SAGLAMASINI YAPACAGIM HATIRLARMISIN GÜZEL BİR SÖZ KOYMUŞTUN SİTEYE BENİM SİLAHSIZ OLDUGUMU SÖYLÜYORDUN ŞİMDİ ANLADINKİ ASIL KENDİN SİLAHSIZMIŞSIN BUNUn FARKINA VARDIN ŞİMDİ HER İKİMİZİN SİLAHSIZ OLMASINI MI İSTİYORSUN SENDE BİR TANE EDİN ÖRNEK
        ZEUSUN KİTABINI AL VE ORADAN İLAHININ NELERİ TAVSİYE ETTİGİNİ NELERİ YASAKLADIGINI İNSANLAR ARASINDA NASIL BİRBİRLERİ İLE GÜZEL DAVRANMALARI GEREKTİGİNİ ANLATAN SÖZLERİNİ BİZLERLE ATEİSTTİNBİLE BİR İNANCI VARDIR ÖRNEK
        ATEİST OLMANA HANGİ DÜŞÜNCELERDEN DOLAYI OLDUN İSE BUNDAN SONRASI SECMEK OLDUGUNA GÖRE İKİ OLASILIKTAN BİRİNİ SECMİŞ OLUYORSUN 1. ŞIK VAR 2. ŞIK YOK YANİ YA YAZI DİYECEKSİN YADA TURA BAK SECTİN İNANCSIZLIK iNANCINI SECMİŞ OLUYORSUN

        BİR ATEİST ALLAH YOKTUR DERKEN ALLAH I KABUL ETMİŞTİR OLMAYAN BİR ŞEYİN REDDİ OLURMU ARADAKİ FARK SADECE NEFSİNİ KONUŞTURUYOR OKADAR
        bu bilgiden yola çıkarak ateistlerinde bir dini vardır derim aksını kimse cürütemez saglaması ortada

        Örnek
        Darwin Musolini vs vs edine bilirsin hiçte rahatsız olmam daha güzel olur hoşuma gider en azından bana bir daha kitabımdan ayetler koyma demezsin eşit olmuş oluruz herkesin mutlaka referans aldığı bir kitabı vardır vede olmalı YOKSA AFAKİ OLUR DAYANAKSIZ OLUR
        İYİ DÜŞÜNCELER

      • NURİ BABA dedi ki:

        Öncelikle verdiğiniz uzun yanıt için teşekkür ederim…

        Unutmadan vurgulamalıyım…

        Ben size örnek olsun diye bir iki ayetten söz ediyorum..

        Ama bana, Muhammedin kitabından iddialarınızı sağlamlaştıracak ayetler yazmayın…

        Zira, Muhammedin kitabı, muhammedin anlattıklarına referans olamaz…

        Siz illa ki Hitler’in “Kavgam” kitabını okumuşsunuzdur…

        O kitap da Hitler için tek olumsuz söz bulabilir misiniz ?

        Üstelik de Hitler, Alman ırkını savunan bir melek gibidir…

        Oysa dünyayı kana bulayan bir ırkçı faşisttir ve Almanlar bile lanet ederler…

        Bu arada, aklıma gelmişken sorayım….

        Siz Darwin le Mussolini yi nasıl aynı cümle içinde andınız onu anlayamadım…

        Ama ben size bir kitap adı vereyim ve huzurlarınızdan çekileyim…

        Karl Marks…KAPİTAL…

        Yedi ciltlik kitap da bir tane çelişki, bir tane yalan, bir tane aynı görüşün bir başka sayfada tersinin söylenmişini ve de Amerika da kurulup ömrü çok kısa olan Antimarksist Üniversitenin bile antitez getiremeyip, çürütemediğini belki siz okur ve Muhammedin kitabını referans alarak çürütebilirsiniz…

        Sizin mantığınıza göre, Kur’anı Arabın tanrısı yazmışsa ;

        Marks’ın kitabını da belki de sonsuz Evrenin tanrısı yazmıştır…

        Kimbilir ?…

      • toro dedi ki:

        Sayın nuri baba,

        Dinler öğretilmiş motivasyonlardır. Peşine takılanlar aksiyle karşılaşmaya ve aksini duymaya karar verene ya da hazır olana kadar bu motivasyondan gayrısına meyletmezler. Bu bir anlamda kalem tutmak gibidir. Tutmayı nasıl öğrenirseniz öyle devam ettirirsiniz, alışkanlıktır.

        Bakın kuzeyliler özellikle vikingler zamanında odin adında bir tanrıya inanırlardı! Amaçları ölümlerinden sonra onun tarafından valhalaya alınmaktı. Bunun için kutsal ayinlerde gönüllüce boğazlarının kesilmesine ve kanlarının odine sunulmasına razı olurlardı! Manzarayı gözünüzün önüne getirin!Bir insanı canından vazgeçiren inanılmaz bir motivasyondur bu! Hadi o zamanlara geri dönsünler ve o insanların bu motivasyonlarını sadece kendi motivasyonlarının doğru olduğunu (doğru olan benim tanrım desinler) iddia ederek yüzlerine karşı eleştirsinler!

        Bunun sonu yoktur. Dünyada hiç bir inanan, inandığına inanırken, aslında doğru olanın başkasının inancı olduğunu düşünmez, düşünemez! Dolayısıyla bir inancın savunucuları kendisi gibi olmayanları eleştirirken kendi argümanlarını kullanmak zorundadır. Bu onun inandığı mutlaklıktır.

        Yazımı bitirirken sizinle, bahsedilen kitabın aslında ne olduğunu açıkça itiraf eden bir cümle paylaşacağım;

        ”İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.” Diyanet-Hac,27

        Şimdilerde bazıları onun içindeki şifreleri çözdüğünü iddia ederek içine uzaylıların (olası) varlığını bile eklemeye çalışmaktadır!

        Ama işe bakın ki bütün zamanlara seslenen bir inanç insanları kendisine ”yorgun develerle” çağırıyor! Sanırım havalimanda inip sarı otobüslerle oraya taşınanlar kendilerine ne direktif verildiğinin farkında değiller!

        Onlara seyahat için önerilen yegane araç deve iken, onlar satır aralarında uzaylıları ya da evreni anlatan söylemleri bulmaya çabalıyorlar!

        Yani işin özü ”deve” dir!

      • NURİ BABA dedi ki:

        Öğrenmenin yaşı yok sevgili toro dost…

        Sizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum…

        Ve sevgili Bi yabancı dostumuzun “Ebu Süfyan” konusunda ki bilgilendirmesini de keyifle içselleştirdiğimi vurgulamalıyım…

        İyi ki varsınız…

        İçten sevgilerimle…

  88. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    18/10/2015, 19:22
    Bu ÜÇ Ayeti Okuyup da Hala Bu Zırvaları Yüce Yaradan Yazdı Diyen Varsa çok yazık…
    En’am-111. “… Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi.”
    En’am-125. “Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar.
    Bakara-7. ” Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir”.
    Soralım : Şimdi ben ateistim..Yani inanmıyorum…
    İnanmamama neden olan ben miyim ?
    Yoksa sizin Tanrınız mı ?
    O dilemedikçe ben iman edemem değil mi ?
    Öyleyse uydurulan Tanrınıza kızın, bana niye kızıyorsunuz ki….!!!DEMİŞSİN
    SANA KIZMAMIZIN SEBEBİ UYDURMA YALAN DOLAN HURAFE GIYBET VE ASLI ASTARI OMAYAN RİVAYET YOLLU ATALARDAN DUYDUGUMUZ YALAN YANLIŞ BİLGİLERLE OLMAYAN KONULARA AKLINCA UYANIKLIK YAPMAYA CALIŞMANDIR YOKSA KONU DIŞINA ÇIKMADAN AKIL VE MANTIGINA KABULLENDİREMEDİGİN DİNİİ KONULARI ANLAMAK VE BİZLERİ ANLAMAYA ÇALIŞMAK İÇİN YAPARSAN ERDEMLİ VE SEVİYELİ BİR ŞEKİLDE İTİRAZ EDERSEN SANA KİMSE KIZMAZ O AYETLER YANİ KURAN BANA DA SESLENİYOR BENİMDEGİLKİ HİÇKİMSEYİ AYIRT ETMİYOR HERKESE EŞİT MESAFEDE HİTAP EDİYOR KOYDUGU KURALLARIN HANGİMİZ HANGİSİNİ KABUL EDRSEK O YÖDEKİ VAATLER HANGİMİZ OLURSA OLSUN SEÇTİGİ YÖNDEKİ YOLUN MÜKAFATI NE İSE OYOLDAKİ KİŞİLERİN BİZZAT KENDİSİ SEÇTİGİNDEN ONA O YÖNDEKİ NE İSE O HASIL OLUYOR BU BENDE OLSAM SENDE OLSAN DEGİŞMİYOR ROLLERİ BİZE ALLAH DİKTE ETMİYOR BİZZAT BİZLER KENDİMİZ KENDİ İRADEMİZİ HAREKETE GEÇİREREK BİZZAT KENDİMİZ KABULLENİİYORUZ
    ÖRNEK
    Soralım : Şimdi ben ateistim..Yani inanmıyorum…DEMİŞSİN

    (ŞİMDİ BEN ATEİSTİM ) BU ÇÜMLEDE Kİ İRADE SENİNMİ HEMDE KESİNLİKLE PEKİ E PEKİ BU İRADE NEREDEN GELDİ AKIL MELEKENDEN DÜŞÜNDÜN ÖLÇTÜN BİÇTİN BU KANAATE VARDIN VE BİR KARAR VERDİN BUNU SANA DAYATAN OLDUMU HAYIR BAK BİR İRADE KULLANDIN YANLIŞTA OLSA BİR İRADEDİR SENİ ZORLAYAN OLMADI
    ÖRNEK
    İnanmamama neden olan ben miyim ? DEMİŞSİN
    (İNANMAMAYA NEDEN OLAN BENMİYİM DİYEREK SORUMLULUGU AKLI VERENE ATARSAN DOGRUYU ASLA VE ASLA BULAMAZSIN EVET TABİKİDE SENSİN BAŞKA KİM OLABİLİRKİ ÖGRETMENİN SANA BİR MATAMATİK SORUSU SORDUGUNDA KALKAR AKLINA AŞIRI GÜVENEREK HERŞEYİ BİLİRİM EDASI İLE SAGLAMASINI YAPMADAN CABUCAK YAPIP İŞTE YAPTIM DİYEREK SÜRENİ DOLDURDUGUNDA ÖGRETMEN BEN SANA BUNU ANLATIMMI ANLATTIM PEKİ HERTÜRLÜ ÖRNEKLERLE ACILADIMMI ACIKLADIM PEKİ SEN BUNU TEKRARDAN NE OLUR NE OLMAZ DİYEREK AKIL VE MANTIGINA TEKRARDAN SORARAK YA ANLAMAMIŞSAM ÖDEVİM DEN SIFIR ALIRSAM DİYEREK TÜM BENLİGİNİ VEREREK AKIL VE MANTIGININ TÜM GÜCÜNÜ KULLANARAK TEKRARDAN ACELE ETMEDEN SAKİNCE EN AZ ÜÇTANE OLMAK ÜZERE ÇEK EDEREK YAVAŞ YAVAŞ ANLAYIP KAVRADIKTAN SONRA ONLARIN SAGLAMASINI DA YAPARAK EMİN OLDUKTAN SONRA İRADENLE BİR SORUMLULUK BİLİNCİ İLE KARARAR VERİRSEN BU KARARA ASLA VE ASLA NEFSİNİ KARIŞTIRMAZSAN KARAR VERİRSEN YANILMAZSIN
    BİR KONUNUN ANLAŞILMASI ANLAMAK İÇİN UGRAŞILMASINDAN SONRA DOGRU OLDUGU ANLAŞILDIKTAN SONRASI KİŞİLERİN İRADESİNE KALMIŞ BİRŞEYDİR KABUL EDİP ETMEMEK İSTERSE KÜSER ÖDEVİNİ YAPTIKTAN SONRA YERİNE GETİRMEYİP SÜRESİNİ DOLDURARAK TENEFÜS ZİLİNİN CALMASINA KADAR OYALANIR SORUMLULUK HERKESİN KENDİ SORUNU OLACAGINDAN KİMSE ONA DİKTA EDEMEZ NASİHAT VERMEKTEN BAŞKA UYARMAKTAN BAŞKA NASİHAT VE UYARMAK İNSANLIGIN VAZ GECİLMEZ BİR GÖREVİDİR İNSAN OLMANIN VERDİGİ BİR İNSANLIK GÖREVİDİR
    ÖRNEK
    DALGINLIKLA YÜRÜKEN BİRİSİ SANA DİKKAT ET DİYE SESLENEREK CARPACAK OLAN ARABAYA KARŞI UYARIDA BULUNAN BİR KİŞİYE TEŞEKKÜR VADA GÜZEL SÖZLER VARKEN KALKAR SEN BENİM APTAL OLDUGUMUMU SANIYORSUN BEN MANYAKMIYIM SEN BANA SALAK MUAMELESİMİ YAPYORSUN VS VS VS DİYE BİLİRMİSİN BU İNSANA İNSAN OLANA İNSANLIK ADINA YAPILAN BU UYARIYA KARŞI İNSANLIK DIŞI HAL VE HAREKETTE BULUNA BİLİRMİ HAYIR
    KİŞİ SAG OL DER İSTER TEŞEKKÜR EDER İSTERSE ETMEZ FAKAT SEN BENİ NEDEN UYARIYORSUN DİYEMEZ YADA HAKARETLER YADA CİRKEFLİK YADA KÖTÜLÜGÜNÜ İSTİYORMUŞ EDASIYLA SUÇLAMAYA YADA KABA KUVVET KULLANMAYA KALKMAZ HER AKLI BAŞINDA OLGUN ERDEMLİ ONURLU AHLAKLILI BİR KİŞİ KULAK ARKASI EDE R KALDIGI YERDEM HAYATINA İNANCI NE İSE ONU YAŞAYARAK DEVAM EDER KİMSENİN SINIRLARINI GECMEDEN BEN ÖZGÜRÜM SAVIYLA BAŞKALLARINDAN BANA NE DİYEREK YOK SAYARAK HAREKET EDEMEZ
    ÖRNEK

    60:8 – Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever.

    60:9 – Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselere dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır

    İYİ DÜŞÜNCELER

  89. KARACA dedi ki:

    ilginç ama soru şu

    akıl olarak yeni doğnmuş bir çocuk ile ilerlemiş yaşına rağmen akıl olarak farkı varmıdır.
    yoksa her ikisinin de akıl kapasiteleri aynımıdır. yani her ikisi de su bardağı gibi düşünürsek
    kapasite olarak aynımıdır biri bardağı doldurmuştur diğeri henüz bu bardağı doldurmaya başlamamıştır. burada sormak istediğim hangisi daha akıllıdır değil kapasite olarak ikisi de bir birine denk midir. neden bu soru diye sorulduğunda şöyle bir cevap verebilirim
    5 yaşındaki çocuk bilgisayarı kullanmayı biliyor öğrenmiş bardağın bir kısmını doldurmuş
    55 yaşındaki bir kişi bilgisayar kullanmayı bilmiyor bardağın bir kısmını dolduramamış
    soru şunu akla getirmiyor mu akıl yaşta değil baştadır diye çok bilinen sözümüz vardır.
    eğer 5 yaşındaki cocuğun akıl kapasitesi 55 vesair yaştaki insanla aynı ise
    ana rahmine düştükten sonra 3 ay sonra ruh verilen çocuğun akıl kapasitesi de aynıdır
    konuşamıyor yürüyemiyor yani akıl denilen bardağı henüz bomboş ama bardağın yüksekliği haçmi
    derinliği ebatları ileriki yaşlarda olanlarla aynı mıdır bana kalırsa aynıdır
    gözleri kulakları elleri sinirleri vs organlarının verileri ile insan bu boş bardağı doldurmuyormu
    akıl yaşa bağlı değildir her insan da da aynı olmalı

    • Bi yabancı dedi ki:

      Sayın Karaca :

      __eğer 5 yaşındaki cocuğun akıl kapasitesi 55 vesair yaştaki insanla aynı ise
      ana rahmine düştükten sonra 3 ay sonra ruh verilen çocuğun akıl kapasitesi de aynıdır. Sizden Alıntı!

      Ruhun insana ana rahminde geçirdiği üç aylık periyot sonucunda bahşedildiği şeklindeki bilgiyi hangi kaynağa dayandırıyorsunuz ??

      • NURİ BABA dedi ki:

        TEVBE 111
        İnnallâheşterâ minel mu’minîne enfusehum ve emvâlehum bi enne lehumul cenneh(cennete), yukâtilûne fî sebîlillâhi fe yaktulûne ve yuktelûne va’den aleyhi hakkan fît tevrâti vel incîli vel kur’ân(kur’âni), ve men evfâ bi ahdihî minallâhi, festebşirû bi bey’ıkumullezî bâya’tum bihî, ve zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).

        Allah muhakkak ki; Allah yolunda savaşan, böylece öldüren ve öldürülen mü’minlerden onlara verilecek cennet karşılığında, canlarını ve mallarını satın almıştır. (Bu), Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da, O’nun (Allah’ın) üzerine hak olan vaaddir. Allah’tan daha çok ahdine vefa eden kimdir? O’nunla yaptığınız alışveriş ile sevinin! Ve işte o, en büyük fevz (mükâfat)dir…
        .

        Bu sözleri söyleyen ; sonsuz evreni yarattığı söylenen tanrı…!!!
        Ben insanın insanca savaşsız ve sömürüsüz bir dünyada yaşamasına inanıyorum…
        Siz buna “Boş bir inanç” mı dediniz ?

        Evreni yarattığına inandığınız tanrının, Kureyş kabilesinin ileri geleniymiş gibi sohbet edip, tartışıp, ve bir bedeviye talimat vermesi….

        “Dolu inanç” değil mi ?

      • Bi yabancı dedi ki:

        Sayın Nuri Baba :

        Sevgili “Bi yabancı” dostumuz…
        Yanıtlarınızı, yorumlarınızı okudum ve keyif aldım…Sitemiz de sizin gibi “1okuyucu” ve “Toro” isimli dostlarımızın da yorumlarını öğrenerek ve büyük keyifle okurum.. Sizden Alıntı !!!

        Gösterdiğiniz alaka için teşekkür ederim. Yazınızı ilgiyle okudum. Ben müsade ederseniz bambaşka bir şeyden bahsedeceğim.
        İslamın en ustaca üstü örtülen oysa altı kalın çizgilerle çizilmesi gereken gerçeği Ebu Süfyan!!!
        Al İmran suresinde O ŞEYTAN diye bahsi geçen Muhammedin canına kast eden onu hicrete mecbur bırakan Muhammedin taraftarlarının hatta en yakın akrabalarının (Hamza) ölümüne sebebiyet veren savaşların katılımcılarının lideri Ebu Süfyan’dır. Ebu Süfyan’ın Müslüman oluşu detaylıca incelenmelidir.Asıl kötü adam Ebu Leheb ya da Ebu Cehil değildir bilakis kötü adam Ebu Sufyandir.Herkesi örgütleyen her olayı yapan Ebu Sufyan savaşlarda hep arkada izleyici olarak organizatör olarak oturduğu için öldürülmemiş sonra da herkes Müslüman olunca bu da son çare olarak müslüman olmuştur ! Ebu Cehil ya da Ebu Leheb öldürüldükleri için kötü adam olarak kalmışlardır.İnsan soruyor ; peki ya Ebu Sufyan??? Ebu Süfyanın Müslüman oluşu uğruna binlerce insanın öldüğü savaşlar sonucunda Mekke hakimiyetinin o savaşlarda Muhammedin karşısında olanların lideri olan Ebu Süfyanın yeniden eline geçmesinin önünü açmıştır.Peki ne anladım bu işten ! Daha anlaşılır bir şekilde ifade edeyim :

        Elindeki gücün gideceği an İslamı kabul ettiğini beyan eden Ebü Süfyanın bu hamlesi Muhammed tarafından onaylanmış ve hatta pekiştirilmek adına dünür bile olmuşlardır.Muhammedin ölümü ve dört halife sonrasında ise Ebu Süfyan ve avanesi ”Mekkenin en ileri gelen koltuğunu” yeniden devralmışlardır ve bu aile şu anda gördüğümüz İslamın ana hatlarını oluşturarak Abbasilere Selçuklulara ve Osmanlıya devretmişlerdir.

        İslamın Tanrısının sürekli lanet okuduğu kalpleri mühürlü dediği anlayışsız dediği kitlenin lideri ve hatta O ŞEYTAN demek suretiyle kastettiği Ebu Süfyan’ın MÜSLÜMAN OLUŞU bence Muhammed-Allah ikilisi arasında ki iletişimin(!) ne kadar sağlıksız ne kadar temelsiz olduğunun aslında böyle bir iletişim olmadığının en enteresan göstergesidir…

      • karaca dedi ki:

        Enam 151 okuyun orada bu konuya nasıl değinildiğini görürsünüz

        rızkınıza ortak çıkar endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin

  90. bir kul dedi ki:

    NURİ BABA dedi ki:
    20/10/2015, 16:12 BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN
    TEVBE 111
    İnnallâheşterâ minel mu’minîne enfusehum ve emvâlehum bi enne lehumul cenneh(cennete), yukâtilûne fî sebîlillâhi fe yaktulûne ve yuktelûne va’den aleyhi hakkan fît tevrâti vel incîli vel kur’ân(kur’âni), ve men evfâ bi ahdihî minallâhi, festebşirû bi bey’ıkumullezî bâya’tum bihî, ve zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
    Allah muhakkak ki; Allah yolunda savaşan, böylece öldüren ve öldürülen mü’minlerden onlara verilecek cennet karşılığında, canlarını ve mallarını satın almıştır. (Bu), Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da, O’nun (Allah’ın) üzerine hak olan vaaddir. Allah’tan daha çok ahdine vefa eden kimdir? O’nunla yaptığınız alışveriş ile sevinin! Ve işte o, en büyük fevz (mükâfat)dir…
    .
    Bu sözleri söyleyen ; sonsuz evreni yarattığı söylenen tanrı…!!! DEMİŞSİNİZ

    … YİNEDE GÖRMEK İSTEMEZLER

    İSLAMI SAVAŞ DİNİ GÖSTERENLERE

    İnkarcılarla savaşın sınırları

    Kur’an’daki savaş ile ilgili ayetler inkarcılar tarafından kasıtlı olarak çarpıtılıp kullanılmaya çalışılmaktadır. Ayetlerdeki ifadeler metnin ana akışından koparılarak farklı yorumlanır. Oysa bu ayetler Kur’an’ın genel mantığı ve konunun akışına göre değerlendirilse durum daha bir açıklık kazanacaktır. Tevbe suresinde ki ayet şöyledir:
    Kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resûlü’nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam’ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın. (9 Tevbe Suresi, 29)

    Ayetteki ifadeye dikkat edilirse burada savaşmanın emredildiği insanlar tüm kitap ehli değildir. Bunlar kitap verilenlerden bir gruptur. Bunlarla savaşmak istenmesinin nedeni yine onların Müslümanlarla savaşmalarından dolayıdır. Eğer Tevbe suresi başından itibaren okunursa konu daha iyi anlaşılacaktır.
    Savaş ile ilgili ayetleri Kuran’ın bütünlüğü içinde değerlendirmek lazımdır. Tüm bu iddiaların aksine Kuran’a göre savaş savunma amaçlı yapılmalıdır. Başka insanların topraklarını fethetmek için yapılan savaş Kuran’a göre dini bir savaş olamaz. Tarih boyunca fetih amaçlı İslam devletleri bazı savaşlar yapmış olabilir. Fakat bunların hepsi dini savaşlar değil, siyasi savaşlardır. Allah bu tarz bir savaşı yasaklamaktadır. Bakara suresinde şöyle buyrulmaktadır:
    Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah, aşırı gidenleri sevmez.Onları, bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Kafirlerin cezası işte böyledir. Onlar, (savaşa) son verirlerse (siz de son verin); şüphesiz Allah, bağışlayandır esirgeyendir. (Yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur. (2 Bakara Suresi , 190-193)
    Bu ayetlerden anlaşıldığı gibi savaş ancak savaşanlara karşı yapılır. Üstelik bu savaşta aşırılığa gidilmemesi için Allah, inananları uyarmaktadır. Savaş esnasında karşı taraf savaşa son verip aman dilerse, Müslümanlar buna uyar ve savaşa son verirler. KURAN DA SAVAŞIN ANCAK SAVUNMA AMAÇLI OLDUGUNU YUKARIDAKİ AYETLERDE GÖRMÜŞTÜK. Bunun dışında saldırı olduğunda ise Allah Müslümanların bu saldırganlığa karşı cevap vermelerini ve tüm güçleriyle bu saldırganlarla savaşmalarını ister. Tevbe suresindeki ayetler şöyledir:

    Yeminlerini bozan, elçiyi (yurdundan) sürmeye çabalayan ve sizinle ilk defa (savaşa) başlayan bir toplulukla savaşmaz mısınız? Korkuyor musunuz onlardan? Eğer inanıyorsanız, kendisinden korkmanıza Allah daha layıktır. Onlarla çarpışınız. Allah, onları sizin ellerinizle azarlandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü’minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun. Ve kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (9 Tevbe Suresi, 13-15)
    Savaşta kararlı ve güçlü olmanın hem savaşın daha çabuk bitmesini sağlayacağı, hem de muhtemel savaşlar için caydırıcı bir örnek oluşturacağı açıktır. Saldırganlara karşılık vermek ve onları bu hareketlerine pişman etmek sonuçta barışı korumak için en doğru yol olacaktır.
    Bunun dışında bir de Allah, Müslümanlardan zayıf bırakılmış, eziyet gören, muhtaç insanlar için yine onları koruma amaçlı savaşa izin vermektedir:
    Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize katından bir yardım eden yolla” diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (4 Nisa Suresi, 75)
    Bu tür bir savaş da şiddetten değil aksine merhametten doğmaktadır. Zalimliğe karşı İslam, mazlumu kuşatıcı ve koruyucu olunmasını inananlara öğütler. Barış durumunda ise Allah, iman edenlerden iyiliği ve adaleti ister. Burada amaç savaşa karşı barışın korunup muhafaza edilmesidir:
    Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (60 Mümtehine Suresi, 8)
    Karşınızdaki grup hangi dinden olursa olsun eğer barış içinde yaşamak istiyorsa, bunlara karşı inananların yaklaşımı Kur’an’a göre sadece dostane bir yaklaşım olabilir. Dolayısıyla bu ayetler bir bütünlük içinde okunup değerlendirildiğinde ortada bir çelişki yoktur.

    ALINTI

    Ben insanın insanca savaşsız ve sömürüsüz bir dünyada yaşamasına inanıyorum…
    Siz buna “Boş bir inanç” mı dediniz ?
    Evreni yarattığına inandığınız tanrının, Kureyş kabilesinin ileri geleniymiş gibi sohbet edip, tartışıp, ve bir bedeviye talimat vermesi….
    “Dolu inanç” değil mi ? DEMİŞSİNİZ

    DOLU İNANÇ ALTTAKİ VİDEODA ANLATILIYOR

    http://yandex.com.tr/yandsearch?&clid=2186620&text=biz%20imtihanedecegiz

    İYİ DÜŞÜNCELER

    • Bi yabancı dedi ki:

      Sayın Bir Kul :

      İslam barışın hoşgörünün özgürlüğün dinidir. Mesela İslam dininde kadın akşam yapacağı yemeğin yanında bulgur pilavı mı yoksa pirinç pilavı mı yapacağına kendisi karar verir…

      İslama barış dinidir diyenler barışın taraflarını da yazabilirler mi acaba ?
      Küskünlüğün sebebini , küskünlüğe giden yolu döşeyen taşların müsebbibini , insanlığın duyduğu ilk kavgayı vs. vs. Ha ne dersiniz !?

      Bu arada İnsanlığın duyduğu ilk kavga demişken şu kavgayı birde Şeytandan dinlesek (!) Sonuç itibariyle tek bir tarafı dinleyerek karar veren birisi doğru karar vermiş olsa bile haksızlık etmiş sayılır…

  91. bir kul dedi ki:

    Bi yabancı dedi ki:
    21/10/2015, 01:29

    İslam barışın hoşgörünün özgürlüğün dinidir. Mesela İslam dininde kadın akşam yapacağı yemeğin yanında bulgur pilavı mı yoksa pirinç pilavı mı yapacağına kendisi karar verir…

    İslama barış dinidir diyenler barışın taraflarını da yazabilirler mi acaba ?DEMİŞSİN
    SEN ANLAT

    Küskünlüğün sebebini , küskünlüğe giden yolu döşeyen taşların müsebbibini , insanlığın duyduğu ilk kavgayı vs. vs. Ha ne dersiniz !?DEMİŞSİNİZ
    SEN ÖRNEKLE

    Bu arada İnsanlığın duyduğu ilk kavga demişken şu kavgayı birde Şeytandan dinlesek (!) Sonuç itibariyle tek bir tarafı dinleyerek karar veren birisi doğru karar vermiş olsa bile haksızlık etmiş sayılır… DEMİŞSİNİZ
    NEDEN BUYRUN ANLATIN
    ANLATIMLARIN BANA GÖRE MUGLAK SENİN ANLATIŞINDA SORUNYOK DİREK SÖYLE NET SÖYLE NE DEMEK İSTEDİGİNİ TAM ANLAYAYIM

    • NURİ BABA dedi ki:

      Kur’anı eleştirmek halkın bir kısmının dini değerlerini aşağılamak değildir.. Sorgulamaktır..

      Çünkü Kur’an hem dini değerleri aşağılamakta, hem başkalarına karşı KİN ve NEFRET söylemi içinde olmakta, hem IRKÇILIK suçu işlemekte ve hem de hak dini dediği İslamı DİN EDİNMEYEN kimseler İLE cizye verinceye kadar savaşın demektedir..
      Yani?!

      Suça TEŞVİK eden, ayrımcılık yapan, KİN ve NEFRET söylemleri içinde olan ben değilim, Kur’andır…

      Benim ortaya koymaya çalıştığım budur..

      Bu ayetler bir dinin diğer dinlere karşı hoşgörüsüzlüğü, kin ve nefret tohumları söylemi içinde değil midir?!

      Maide-51.Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.

      Maide-82. (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar.

      Al-i İmran-19. Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.

      Al-i İmran-85. Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

      Tevbe-29. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.

      Nisa-89. Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.

      >>> Yine Kadınları aşağılık olarak gören, onlara karşı erkek üstünlüğünü ortaya koyan ve dövülmeleri gerektiğini de söyleyen yine Kur’anın kendisidir…

      Nisa-34. Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları DÖVÜN. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür.

      Bu ayetler kin ve nefret üreten ayetler değil midir?!

      Başka dinden olanları aşağılamak değil midir?!

      İslam dinini kabul etmeyenlerin CEHENNEME gideceği söylemek başka bir inanca sahip olanları açık olarak HEDEF gösterme değil midir?!.. Bu ayetler ortada iken İslam harici inanç sahibi olanlar açık bir şekilde DÜŞMAN ilan edilmişken, İslamın barış ve hoşgörü dini ve kur’anın İLAHİ olduğunu söylemek mümkün müdür?!

      Özetle; Kur’anda var olan ayetlerin kendisidir kadın – erkek ayrımcılığı yapan, kendinden olmayan insanları öldürme emri veren.. Bizim bunları ortaya koymamız nasıl suç olabiliyor ki?!

      Ortada bir SUÇ var ise bu SUÇU Kur’anın kendisi işlemektedir..

      Peki, bu yazdıklarımı algılayabilir misiniz ? Hayır…

      Zira sizler, bilinçli olarak insanlık suçu işliyorsunuz ve Kur’an dediğiniz ölüm makinesinin bizatihi suç ortaklarısınız…

      • bir kul dedi ki:

        NURİ BABA dedi ki:
        21/10/2015, 20:09

        Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında, “Ey Rabbim! Beni geri gönder” der.mü minun 99.ayeti

        O suçluların, Rabblerinin huzurunda başlarını eğerek, “Ey Rabbimiz! Gördük, duyduk. Artık bizi dünyaya geri gönder de iyi işler yapalım. Çünkü biz kesin olarak inandık” diyecekleri anı bir görsen! secde 12. ayeti

        nor akıllı insan akılını kullanır
        imtihan bittiginde bu dediklerinle karşılaştıgında anlayacaksın kendine acımayana kim nasıl acısınki kendi düşen aglamaz sendeo dayanıklık var ben hissediyorum
        bu ne cesareti

        Suça TEŞVİK eden, ayrımcılık yapan, KİN ve NEFRET söylemleri içinde olan ben değilim, Kur’andır..DEMİŞSİN

        Benim ortaya koymaya çalıştığım budur..DEMİŞSİN
        MAHŞERDEDE YÜCE ALLAH IN HUZURUNDA DA DERSİN NASIL İFTİRA ATTIGINI NASIL CARPITTIGINI


        İYİ DÜŞÜNCELER

      • KARACA dedi ki:

        Zira sizler, bilinçli olarak insanlık suçu işliyorsunuz ve Kur’an dediğiniz ölüm makinesinin bizatihi suç ortaklarısınız…
        alıntıdır
        Bu ayetler kin ve nefret üreten ayetler değil midir?!
        alıntıdır,
        Başka dinden olanları aşağılamak değil midir?!
        alıntıdır,
        Özetle; Kur’anda var olan ayetlerin kendisidir kadın – erkek ayrımcılığı yapan, kendinden olmayan insanları öldürme emri veren.. Bizim bunları ortaya koymamız nasıl suç olabiliyor ki?!
        alıntıdır,
        Peki, bu yazdıklarımı algılayabilir misiniz ? Hayır…

        yazdıkların bunlardır,

        evet kuranda yazdıkların vardır kural koyan allah bu kuralları koymuştur sebebi gayet açık değilmi
        sana göre bu kuralları niye koydun diye soracağız öylemi
        hani ibliste senin gibi düşünmüş,boyunun ölçüsünü almıştı rahmetinden sonsuza kadar kovulmuştu hatırlamanız gerekir ilgili ayeti okuyun bakın
        tıpa tıp senin dediklerine uyuyor
        o da öyle demişti çamurdan yarattığın insana mı secde edeceğim der ve hapı yutar
        niye hapı yuttu allahın iradesine karşı geldiği için
        kibir sahipleri aynen sizin dediğiniz gibi düşünür ve red ederler
        oysa karşılarında yaratıcının iradesini görmezden gelenlerin sonunun durumunun ne olduğu açık şekilde anlatılmıştır.
        yüce rabbimiz insan daki bu kibiri bildiği için tövbe kapısını kapatmamış
        insanların tövbe etmesini istemiştir.
        yapılan hatayı bir daha tekrar etmemek üzere
        sadece bu davranışı insana ihsan etmiş iblisin hakkından gelmişti,iblis töbe etsede etmese de rahmetinden uzaklaşanlardan olmuştu.
        tövbe kapısını açmanı öneririm.

    • Bi yabancı dedi ki:

      Sayın Bir Kul :

      Duyarak okuyarak inandığınız zamanın en eski kavgası hangi iki figür arasında çıktı ? Bu soruma cevap verdikten sonra inancınıza göre ilk cinayeti kimin ne için işlediğini de anlatırsınız herhalde !

  92. bir kul dedi ki:

    Duyarak okuyarak inandığınız zamanın en eski kavgası hangi iki figür arasında çıktı ?

    27. (Resûlüm!) Onlara Âdem’in iki oğlunun gerçek haberini oku: Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı (Hâbil koç, Kâbil ekin sunmuştu) da onlardan birinin (Hâbil’in)ki kabul olunmuş, (gökten inen ateş, onun kurbanını yakmış) diğerininki kabul olunmamıştı. O (kurbanı kabul olunmayan Kâbil, bu durumu kıskanarak kardeşine): “Seni mutlaka öldüreceğim.” demişti. (Hâbil de): “Allah, ancak kendisinin emrine uyan/ karşı gelmekten sakınanlardan (kurbanı) kabul eder.” demişti.

    28. “Andolsun ki beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.”

    29. “Doğrusu ben, dilerim ki benim günahım ile kendi günahını (birlikte) yüklenesin de cehennemliklerden olasın. İşte zalimlerin cezası budur.” (dedi).

    30. Nihayet nefsi ona kardeşini öldürmeyi (ve bunun zararı olmadığını) kabullendirdi. Böylece onu öldürdü de (dünya ve âhirette) ziyana uğrayanlardan oluverdi.

    31. Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini kendisine göstermek için (Kâbil’e), yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Bundan ibret alan Kâbil:) “Yazıklar olsun bana! Kardeşimin cesedini gömmekte şu karga kadar olmaktan aciz mi kaldım?” dedi. Artık o (haline ve yaptığına) pişmanlık duyanlardan biri haline gelmişti.

    (Bu olayda olduğu gibi nefsânî duygularına kapılan insanlar, birçok acı olaylara sebep olurlar. Böylece dünya ve âhiretlerini yıkar ve kendilerine yazık ederler. Bundan dolayı insanlığın her türlü kötü duygulardan arınması, toplumun kurtulması için İslâm’ı bütünüyle yaşaması ve neslini İslâm terbiyesi ile eğitmesi lazımdır; tek çare de budur.)

    32. Bundan dolayı İsrâiloğulları’na (Tevrat’ta şöyle) yazdık: Kim bir canı, başka bir cana veya yeryüzünde fesat çıkarmasına karşılık olmaksızın (şer’an/ hukûken ölümü haketmeksizin) öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onun hayatını (meşru bir imkânla) kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur. Muhakkak ki peygamberlerimiz onlara açık deliller getirmişti. Sonra onlardan bir çoğu bunun ardından yeryüzünde (yine isyan ve cinayetle) aşırı gitmektedirler.

    33. Allah ve Resûlü’(nün hükümleri)ne karşı savaş açan ve (bu hükümlerin yapılmasını istemeyerek ve aksini yaparak)[14] yeryüzünde anarşi/fesat çıkartmaya çalışanların cezası ancak (verilecek hükme göre ya) öldürülmeleri, ya asılmaları, ya (sağ) elleriyle (sol) ayaklarının çapraz kesilmesi, ya da (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu, onlar için dünyada bir rezilliktir. Âhirette ise onlara büyük bir azap vardır.

    34. Ancak siz, onları (yakalayıp) ele geçirmezden önce (zarar vermeden kendiliğinden teslim olup) tevbe edenler bunun dışındadır.[16] Bilin ki Allah çok bağışlayandır, merhamet edendir.

    35. Ey iman edenler! Allah’ın emrine uygun yaşayın ve O’na (araya aracılar koyarak değil, ibadet, Allah’ı çok anmak ve sâlih amellerle yaklaştırıcı ve rızasını kazandırıcı) ‘sebep ve yol’(lar) arayın. O’nun yolunda (malınızla, canınızla insanları kula kulluktan kurtarmak ve İslâm’ın hayatınıza hâkim olması için) cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. [krş. 10/18; 17/57; 18/110; 34/37; 39/3; 42/26]

    36. Küfre sapanlar var ya, dünyada olan her şey ve onun yanında bir o kadarı daha onların olsa ve kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler, kendilerinden kabul edilmez. Onlar için çok acıklı bir azap vardır. [krş. 39/47]

    Bu soruma cevap verdikten sonra inancınıza göre ilk cinayeti kimin ne için işlediğini de anlatırsınız herhalde ! semişsin
    not bu nefsi terbiye edecek mutla ka bir kullanma kılavuzu olmak zorundadaır
    bunu neredenmi biliyorum gelmiş geçmiş tüm devletler insanları ölçüsüz hareket etmemmesi içn durmadan ana yaca ve kanunlar vede ceza lar yapmışlardı 2015 e kadar elde var sıfır nafile gittikçe azgınlşan bir insanlık dünyası işte örnek cevremizdeki olup bitenler işin özü nefis kısaknclık cekememezlık ben o degil be hep ben ben ben bu beni firenleyecek nefsi ve aklı var eden bir yaratıcı mutlaka bir acıklayıcı kullanma kılavuzu her devire hare kavme göndermeliki herşeyi her yöü ile dıdısının dıdısını aklından gecenleride bilmeliki gercekten haklı ile haksızı ayırtederek haklı olana hakkını haksız olanada hak ettigini verebilmeli

    • bir kul dedi ki:

      Bi yabancı dedi ki:
      21/10/2015, 20:54

      not sabırla tüm dikkatini vererek okumanı istiyorum bu bir tavsiyedir özgür olan iraden le neyi istiyorsan onu yapma özgürlüğünü kendin devreye sokacagından secdigin bu tercih senin bizzat kendi kararın olacak farkına vardırmak için böyle yazdım

      Onlara dış âlemdeki ve kendi içlerindeki âyetlerimizi/doğa kanunlarını göstereceğiz. Böylece Kur’ân’ın gerçek/hak olduğunu anlayacaklardır. “Rabbinin her şeye tanık olması onlara yetmiyor mu?” fussilet 53. ayet

      • fossoyeur dedi ki:

        Ölüm….

        Aslında yaşadığımız hayatın en büyük gerçekliği. ..Fakat bu büyük gerçeklik bir başka boyutta bir sır haline dönüşüyor…Herkes bu sırra mazhar olmak ister…Nafile;öyle bir sır ki çözülmesi imkansız…

        Neden var olduk?Neden yaşıyoruz? Ve neden ölüyoruz? …Belkide insanoğlunun toplumsal yada kişisel olarak zihnini en çok ziyaret eden sorular bunlardır…Ancak çağlar boyunca buna bir cevap bulunamamıştır bulunmasıda bana göre imkansızdır…Evet belirli argümanlarla temellendirebiliriz fakat doğru cevaba isabet ettirebilme ihtimalimiz sadece bilinmeyen bir tesadüftür. ..

        Ancak şu varki bu büyük gerçekliği idrak etme yetisi tüm canlılarda neden var?Yani iki büyük gerçeklikle karşı karşıyayız .Ölüm ve ölümü idrak etme yetisi…

        Kısacası var olmak bizim tercihimiz değil ancak bize sunulmuş olan “var” lığı korumak için sonuna kadar savaş veriyoruz.Neden?…

      • toro dedi ki:

        Sayın fossoyeur,

        Sizi tekrar okuyabilmek ne güzel.

        O meşhur filmde dediği gibi, ”başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır”!

        Buna ek olarak birde, başlangıcı ve sonu deneyimleyerek öğrenenlerle henüz deneyimlemediği sonun hiç gelmeyeceğini iddia edenler vardır!

        Üstelik sonu deneyimlediği için bilenler yani kaçışı olmayanlar, başkasının ya da başkalarının sondan kaçışı olduğuna inanırlar!

        Sanki kendinde olmayanın başkasında olmasını bekleme güdüsü gibi! Kendi isteklerinin ve hayallerinin başka bir varlıkta gerçekleşmesine inanmaktan haz duyma ve ondan ya da onlardan kendisine de pay vermesini ya da vermelerini umma!

        İşte bu insandır!

        Dostum 5 maymun deneyini duyduğunuzu düşünüyorum ama duymadıysanız mutlaka okuyun!

      • fossoyeur dedi ki:

        Sn toro

        Öncelikle selamlar. Biraz yazmaya ara vermiştim.En son sizinle bir konuda fikir alışverişinde bulunmak istemiştim fakat cevap alamayınca bende yazmaya ara verdim.Zaten o sıralar sanırım sizde yoktunuz…

        Evet sevgili dostum;beş maymun deneyi…Organizasyonel negatif öğrenme…Toplumlarda sıkça karşılaştığımız anlamsız ritüellerin müsebbibi…Ancak beş maymun deneyinin zaman ve uyarlama ile ilgili eksik yada kusurları olduğunu düşünüyorum…

        Sevgili dostum insan inanmaktan neden haz duyar?…Hemde kendi isteklerinin ve hayallerinin başka bir varlıkta gerçekleşmesine inanmaktan neden haz duyar?..

      • toro dedi ki:

        Sayın fossoyeur,

        Evet bazen ara vermek istiyorum ve evet bana hitaben bir yazınız olmuş (sayın bir kul sonradan bana hatırlattığında haberim oldu) farkedemedim, kusura bakmayın!

        ”Sevgili dostum insan inanmaktan neden haz duyar?…Hemde kendi isteklerinin ve hayallerinin başka bir varlıkta gerçekleşmesine inanmaktan neden haz duyar?..” sizden alıntı

        Hayattaki varlığını bir sebebe ya da umuda bağlama güdüsü ya da çaresizliği olabilir! Bakın güzel bir atasözümüz var ”denize düşen yılana sarılır”!

        Neden denize düşünce (çaresizliğin dibi) yılana sarılmak (normalde yapılmayacak en uçtaki şeyi yapmak) normalleşiyor?

        Düşünsenize yoktan var olan bir varlık neden, yok olmaktan korksun? Üstelik yokluk nedir diye bir soruya hiçbirimiz en doğru cevabı veremeyiz! Çünkü bilmiyoruz! Bilmeden korkuyoruz, diğer herşey de bu korkunun peşinden geliyor!

        Yok olma süremizi evrenin tahmini (ben buna mutabık değilim) yaşına uyarladığımızda bizim neslimiz yaklaşık 13,8 milyar yokluğun içinde oldu diyebiliriz! Ama ortalama 75 yıllık bir varoluşun geride kalan 13,8 milyarlık yokluktan bu kadar korkması bu varlığın daha güçlü br varlık tarafından özel olarak yaratıldığı fikrine aykırıdır! Çünkü yokluk aslında onun yanına dönmektir! Çünkü bizim var olduğumuz yapı onun var olduğu yapı değil onun var ettiği yani onun bulunduğu yapının içinde var olan bir alt yapıdır (bu simalasyon bilinen tanrı algısına göre tanımlanmıştır)!

        Sonuç olarak soyut beklentiler ve korkular, bilinmezin, bilinir yada tahmin edilebir kılınmasına yönelik olarak ortaya çıkan insan tavırlarıdır!

      • fossoyeur dedi ki:

        Sn toro

        Size hitaben yazdığım önceki yazımı görmemiş olmanız önemli değil nasılsa o konu hakkında bir münazara başlatabiliriz. Tabi sizde buna onay verirseniz…

        Fakat şu önümüzdeki konuyu biraz irdeleyelim müsadenizle…

        Düşünsenize yoktan var olan bir varlık neden, yok olmaktan korksun? Üstelik yokluk nedir diye bir soruya hiçbirimiz en doğru cevabı veremeyiz! Çünkü bilmiyoruz! Bilmeden korkuyoruz, diğer herşey de bu korkunun peşinden geliyor!
        (Sizden alıntı )

        Hatırlarsanız daha önceki münazaramızda (insan özel midir değilmidir?) ısrarla durduğunuz empirist noktadan sapmamıştınız! (Lütfen yanlışım varsa düzeltin)

        Şimdi bu noktadan hareketle ;insan daha önce hiç deneyimlemediği, sonrası için sorularının en ufak bir cevabı olmayan bu süreç için neden korksun? …

        Devamında zuhur eden ve sizin bahsini ettiğiniz durumlarla ilgi sizinle aynı noktadayız fakat ilk başlangıç önemli yani insan hiç deneyimlemediği bir şeyden neden korkar? …

      • toro dedi ki:

        Sayın fossoyeur,

        ”Şimdi bu noktadan hareketle ;insan daha önce hiç deneyimlemediği, sonrası için sorularının en ufak bir cevabı olmayan bu süreç için neden korksun? …

        Devamında zuhur eden ve sizin bahsini ettiğiniz durumlarla ilgi sizinle aynı noktadayız fakat ilk başlangıç önemli yani insan hiç deneyimlemediği bir şeyden neden korkar? …” sizden alıntı

        Güzel sorular.

        Ama ben bu soruların cevabını daha en başta 5 maymun deneyine atıfta bulunarak vermiştim!

        Ama durumu açmakta fayda var. İnsan yokluktan varlığa transfer olduğunda deneyimleyerek öğrenirken aynı zamanda yaratmaya da başladı (kendi mekanının şartlarına uygun olarak ve tıpkı diğer mekandaki tanrının(!) yaptığı gibi). İşte zamanın bir anında korunmak, kollanmak ve korkmak için kendinden güçlü bir varlığa ya da varlıklara gerek duydu! Çünkü doğanın kendinden çok daha güçlü olduğunu deneyimlemişti. Korunma ve kollanma içgüdüsü (deneyimlenmiş) o kadar ağır basıyordu ki somut olarak korunup kollanmak yerine (daha sonra buda değişti) soyut olarak korunup kollandığına angaje olarak motive olmaya başladı!

        Bunun sonucunda yani korunup, kollanmak beklentisinin karşılığında da kendisini koruyup kollayanın yine kendisinden bunun karşılığını beklemesi gerektiğini düşündü! Çünkü o doğada böyle yapıyordu! İşte o karşılığın verilmesi aşamasında ortaya korku çıktı. Kendi kendine sormaya başladı, ” beni koruyup kollamasına karşılık yaptıklarım onu tatmin ediyormu ya da yapmadıklarım onu kızdırıyormu? Beni cezalandıracak mı?”

        Şimdi gelelim sona! Bana söyleyin lütfen, tanrı tarafından cezalandırılma korkusumudur korkulan yoksa hiçliğe yani yokluğa geri dönüşmüdür?

        Ölüm anında insanın beyni dünyaya kendini kapatır ve dışarıda olanları önemsemeden sadece gittiği yere odaklanır o an ortada bir korku yoktur! Bu konuştuklarımızın hiç biri o anda beyin tarafından önemsenmez çünkü madde yeniden aslına (içinde bulunduğu mekanın yapıtaşlarına) dönmektedir! İnsan evren var oldukça o evrenin ta kendisi yani yapıtaşı olacak yani aslında yok olmayacaktır. Yok yani hiç olma hali insanın ortaya çıkması için gerekli şartları oluşturan evrenin olmadığı an için geçerlidir! Aslına bakarsanız varlık ya da hiçlik birbirinin kardeşidir!

        Sorun insanın varlığını yanlış şekilde sorgulamasından kaynaklanır! Düşünsenize su damlası gaz hale geçmekten yada gaz haldeki su haline gelmekten korkuyor mudur?

      • fossoyeur dedi ki:

        Sn toro

        Yazdıklarınızın bir çoğunda mutabığız. Fakat bunlar ortadan yada bir kısımdan sonra devam ettirilmiş şeyler!

        Korku ; neden bu duygu insanda ve diğer tüm canlılarda var?…Deneyimleyerek yada deneyimlemeden neden korkarız? …Bu duygu bir tesadüfmüdür yoksa bilinçli bir kontrol mekanizmasımıdır? Bir an “korku” denen o duyguyu tüm canlılardan çekip alsak ortaya çıkabilecek kaosu tahayyül edebiliyor olmalısınız…

        Şimdi gelelim sona! Bana söyleyin lütfen, tanrı tarafından cezalandırılma korkusumudur korkulan yoksa hiçliğe yani yokluğa geri dönüşmüdür?
        ( Sizden alıntı )

        Bu sorunuza ne şekilde cevap vermiş olursam olayım sonuçta cevap görecelidir!

      • toro dedi ki:

        Sayın fosseyour,

        Sevgili dostum, bana verdiğiniz yanıtlar bana, sizin bizim hep aynı anı yaşadığımızı aslında geride geçen bir zamanın olmadığını düşündüğünüzü ya da varsaydığınızı hissettiriyor!

        Bakın bilimsel hesaplamanın peşinden gidersek dünya 4,5 milyar yaşında,yaşamın tek hücreli organizmalar olarak ortaya çıkışı ise 3,8 milyar yıl öncesine dayanıyor. Çok hücreli canlıların ortaya çıkışı ise 2 milyar yıl önce.

        Dünyanın ortaya çıkması bir kaos, ortaya çıkan dünyanın şekillenmesi başka bir kaos, bu dünyanın içinde yaşamın ortaya çıkışı ise başka bir kaostur!

        Yaşam tek hücreli organizmadan çok hücreli organizmaya geçişe tam 1,8 milyar yıl ayırıyor! 1,8 milyar yıldaki deneme sayısını yada başkalaşım sürecini gözünüzün önüne getirin! Sonrada canlıların 2 milyar yıldan bu yana geçirdikleri süreci düşünün!

        Biz aynı anda yani akmayan bir zamana tabi müstakil bir mekanda olanları konuşmuyoruz! Ortada milyarlarca yıllık bir süreç var! Yani bir anda ortaya çıkmamış bir şeyi bir anda yok ederek sorgulamaya çalışmak bence pek de anlamlı değildir!

        Sizin yolunuzdan giderek şu soruyu sorabilirmiyiz! Dünyada neden denizler oluştu, dünyanın denize ne ihtiyacı vardı (dünayı insan olarak düşünelim)!

        Sonra şunu soralım, İnsanda korku neden oluştu, insanın korkuya ihtiyacı mı var?
        Bu bir tesadüftür! Bunun tesadüf olmasını bertaraf edecek şeyler ise evrenin değil sadece dünyanın varlığı ve dünyayı var edenin var edildiği söylenenler tarafından bilinmesidir (varlığına İNANILMASI değil)!

        ‘’Şimdi gelelim sona! Bana söyleyin lütfen, tanrı tarafından cezalandırılma korkusumudur korkulan yoksa hiçliğe yani yokluğa geri dönüşmüdür?’’benden alıntı

        ‘’Bu sorunuza ne şekilde cevap vermiş olursam olayım sonuçta cevap görecelidir!’’ sizden alıntı

        O halde ortada bir tanrı olmadığını (insanların bu motivasyonu hiç bulmadıklarını) düşünün! Bu durumda ölümden sonraki süreç için korku duyulacakmıydı ya da korkunun şiddeti bu denli yüksek olacakmıydı?

        Dostum atılan her adım başka bir adımı getirir! Şunu da bir dipnot olarak vereyim, unutmayın ki toprakta attığınız her adım mikro anlamda bir big bangdir ve içinde kendi kaosunu ve düzenini oluşturur!

        Son olarak insanların olaylara karşı davranış tarzları her zaman bu şekilde değildi!
        Örneğin taş devrinde bir mağara adamının eşini vahşi hayvanlara kaptırmaya verdiği tepki ile bizim zamanımızda ki bir insanın verdiği tepki başkadır! O gün eşit şartlarda bu anlık ve gelip geçer bir durumdur, doğal süreçtir! Çünkü galip geldiğinde avcı olarak adlandırılacak canlıların birbiriyle rekabetiyle ilgilidir. Ama şimdi duruma göre av duruma göre avcı olan varlık (geçmişte) genel avcı durumuna gelmiş ve bu alışkanlık onu av olduğunda dehşete düşürmeye başlamıştır!

        Dostum bir önceki yazımda başka bir arkadaşa Odin için hayatından vazgeçenleri örnek göstermiştim! Bu motivasyon yani ölüme gidişe bakış çağlar boyunca hiç bir zaman tek bir hareket ya da tavır halinde olgunlaşmamıştır! Yani kendi içinde bile tutarlı değildir!

      • fossoyeur dedi ki:

        Sn toro

        Yine büyük bir keyifle okudum.

        Sevgili dostum, bana verdiğiniz yanıtlar bana, sizin bizim hep aynı anı yaşadığımızı aslında geride geçen bir zamanın olmadığını düşündüğünüzü ya da varsaydığınızı hissettiriyor!
        (Sizden alıntı )

        Azizim böyle hissetmeniz beni şaşırttı.
        Bakın sorum şu; “korku” nedir?…Bu duygu nereden geliyor? Siz herzamanki gibi bana gelişimini,değişimini ve inançlar doğrultusundaki varyasyonlarını izah ediyorsunuz!

      • toro dedi ki:

        Sayın fossoyeur,

        Bana diyorsunuz ki;

        ”Azizim böyle hissetmeniz beni şaşırttı.
        Bakın sorum şu; “korku” nedir?…Bu duygu nereden geliyor? Siz herzamanki gibi bana gelişimini,değişimini ve inançlar doğrultusundaki varyasyonlarını izah ediyorsunuz” sizden alıntı

        Başka nasıl anlatabileceğimi anlamış değilim! Şu soru belki bize yardımcı olabilir;

        Sizce ilk insanlar ilk defa üzerlerine doğru koşarken gördükleri bir yırtıcıdan kaçmışlarmıdır yoksa o yırtıcının aralarından birini yakalayarak parçaladığını ve yediğini gördükten sonra ondan kaçmayı ya da korkmayı mı öğrenmişlerdir?

        Size Jurasic Park filminden bir sahne hatırlatayım! Ormanda kaza yapan biri kendisine doğru yaklaşan küçük yaratıklar görür! Bunlar kendisinden küçüktür hatta şirindirler de, dolayısıyla kendisine zarar verebileceğine ihtimal vermez ve yanına gelmelerine izin verir! Ve o küçük yaratıklar birden ağızlarını açtıklarında ortaya çıkan keskin dişler kişiyi dehşetli bir korkuya gark ederek avaz avaz bağırmasına sebep olur. Sonuçta o küçücük yaratıklar kişiyi yer! Şimdi orada bir değilde 2 kişinin olduğunu düşünün! ilk baştaki gibi tepki veren 2 kişi ama biri yenilip diğeri kurtuluyor! Şimdi bu kurtulan kişi bu yaratıkları tekrar gördüğünde içinde ortaya ilk çıkacak his ne olur? Şimdi o yaratığın ölüm olduğunu düşünün! Biz ölüm korkusunu yada ölümün ne demek olduğunu ölen kişinin kendisinden mi yoksa ölene şahit olan başka bir insandan mı öğrendik?

        Bakın ben yaşadığımız anın sürecin son safhası ya da en dengeli yani herşeyin oturmuş olduğu hali olduğunu düşünmüyorum!

        Biz kendi kavramlarımızın esiri olmuşuz! Sürekli kendimizi inandıracak argümanlar üretiyoruz! Geçmişi hiç olmamış sayıyoruz!

        Diğer soru, insanlar elektirikten (çarptığında insana yapabileceklerinden) ne zaman korkmaya başladılar? Aslında içlerinde bir yerde her zaman ”elektrikten korkmalıyım” şeklinde bir korku var mıydı? İlk insanlar elektrik çarpmasından korkuyor muydu?

        Sevgili dostum, korku bizim bazı durumlarda takındığımız halin duygu halinde dışa vurumuna verdiğimiz isimdir! Öğrenilir! Aç bir aslan onu hayatında ilk defa gören bir bebek için mi korkutucudur yoksa aslanın açken doğada neler yaptığını bilen ve seyreden bir yetişkin için mi?

      • fossoyeur dedi ki:

        Sn toro

        Bana hatırlattığınız jurasic parc filmindeki o sahneye geri dönelim.

        Sahnedeki kişi kendisine doğru gelen küçük ve şirin yaratıklardan keskin dişlerini görene dek korkmamıştır ama keskin dişlerini görünce korkmuştur! Oysaki onları yani küçük şirin yaratıkları daha önce hiç görmemişti deneyimlememişti! Şimdi siz onun ilk insan olduğunu düşünün! Hiç deneyimlemediği bir şeye karşı neden olumsuz bir duyguyu yaşıyor?

        Benim en başından beri vurgulamaya çalıştığım ; ” korku ” dediğimiz duygunun mucidi insanın kendisi değildir! “Korku” insanın kendisiyle doğar!

        Biz ölüm korkusunu yada ölümün ne demek olduğunu ölen kişinin kendisinden mi yoksa ölene şahit olan başka bir insandan mı öğrendik?
        ( Sizden alıntı )

        Bu her iki durumdada olabilir. Ölene şahit olan özne de olabilir! …

        Bakın ben yaşadığımız anın sürecin son safhası ya da en dengeli yani herşeyin oturmuş olduğu hali olduğunu düşünmüyorum!
        ( Sizden alıntı )

        Bu konuda mutabığız…

        Diğer soru, insanlar elektirikten (çarptığında insana yapabileceklerinden) ne zaman korkmaya başladılar? Aslında içlerinde bir yerde her zaman ”elektrikten korkmalıyım” şeklinde bir korku var mıydı? İlk insanlar elektrik çarpmasından korkuyor muydu?
        ( Sizden alıntı )

        Münazara boyunca bu ve buna benzer yaptığınız örneklendirmeler bahsini ettiğimiz o duygunun artçılarıdır!Yani sizin “öğrenilir ” dediğiniz durumlarda ” korku”nun şiddeti ve korkulan şeylerin ” ne”liği değişebilir!

      • toro dedi ki:

        Sayın fossoyeur,

        Sanırım bu noktada daha da açık olmalıyım. Çünkü söylemeye çalıştığım şeyi size henüz söyleyememiş olduğumu görüyorum!

        Bakın ben size en küçük yaşam noktasından başlayarak gelişen ve bizim kendimize göre adlandırdığımız ve somut eylemlerle desteklenen, ama genellikle soyut yaşandığı için içselleşen tezahürlerin serüvenini anlatmaya çalışıyorum!

        Eğer siz insan bir canlı olarak ortaya bizim şuan bildiğimiz gibi, iki ayaklı ve kollu, iki gözü ve kulağı olan, ağzı ve beyni olan bir varlık olarak çıktığını düşünüyorsanız yani insan dünyada ilk ortaya çıktığında formu şuandaki formuyla aynıydı diyorsanız aşağıdaki yorumunuzda haklılık payı olabilir!

        ”Benim en başından beri vurgulamaya çalıştığım ; ” korku ” dediğimiz duygunun mucidi insanın kendisi değildir! “Korku” insanın kendisiyle doğar!” sizden alıntı

        Ama ben insan ortaya bu formda çıkmadı diyorum! Yani en küçük, yani mikrobik düzeyde bir başlangıçla dünyada varolan varlık, varlığını var olduğu süre zarfında yaptığı denemelerin ortaya çıkardı sonuçlar ve o sonuçlara dair içsel imgeler ve elektiriksel yansımalarla bezedi! Bunu yaparken öğrendiği herşeyi neslinin yeni nesillerine aktardı!

        O yüzden size bebek örneğini verirken ortaya ilk çıkan mikrobik canlı korku nedir bilmiyordu dedim!

        İşin garibi eğer ortayan çıkan bu mikro organizmalar içerilerinde korku diye tabir edilen bir duygu taşısalardı, bugün bizler var olamazdık! Eğer korksalardı birbirleriyle etkileşime giremezlerdi! Eğer korksalardı milyonlarca yıl suyun içinden yüzlerce derece sıcaklıkla kavrulan toprağa çıkmaya çalışamaz ve varlığına sahip çıkmanın yada hayatta kalmanın yada varolmanın dayanılmaz hafifliği içselleştirerek korunması gereken bir emanet haline getiremezlerdi! Size varlığımızı sağlayan şeyin aslında bizim korku nedir bilmeyen ilk atalarımızın çabası olduğu anlatmaya çalışıyorum!

        Sevgili dostum bu doğa ilk anda içinde korku barındırmayan mikro organizmaların eseridir! Korku aslında hala son olmayan ama bizim sonmuş gibi algıladığımız durumların bizim tarafımızdan adlandırılmış hallerinden yalnızca biridir!

        Örneklerimde size hep ilk anı betimlemeye çalıştım! İlk andaki bilinmezin bizim türümüz tarafından nasıl algılanmış olabileceğini (kendine özgü) ve bu algılarını nasıl yoğrulmuş olabileceğini örneklemeye çalıştım!

        Ama görüyorum ki siz insanın açılan paketten içi doldurulmuş ve kullanıma ya da dünyada dolaşmaya hazır halde çıktığını öngörüyorsunuz!

        Yine söylüyorum, biz yani insan, bilinen zamanın tamda bu anında ve şuan da ki formuyla ortaya çıkan ve hep bu anı yaşıyan ve bu anda yaşlanarak bu anda ölecek olan bir varlık değildir!

        Siz kendinize bir anlam katmaya çabalıyorsunuz! Tamam, ama bunun için, içinizin baştan doldurulduğuna angaje olmak zorunda değilsiniz! Maddeyi dönüştürme noktasına gelmiş olan insanın hala gerçek anlamın kendisi olduğunu farkedememesi ilginçtir!

        Size son bir örnek vereceğim!

        Bahçede, bebek sandalyesinde oturan bir bebek düşünün! Bebeğin önündeki tabakta sütlü lapa var! Bebek elindeki kaşıkla lapayı didiklerken birden tabağı ittiriyor ve tabak içindeki lapayla beraber yere dökülüyor! Şimdi bir düşünelim bir tabak içine sıkıştırılmış mikro düzeydeki canlılık bir anda başka bir etkiyle başka bir hale dönüşüyor! Yukarıdan yani masadan aşağıya düşen sütlü lapanın yere çarparken ortaya çıkardaği mikro dünyadaki devasa enerjiyi düşünün! Şimdi bırakalım o sütlü lapayı oradan kimse temizlemesin yada çoğunu evin kedisi yesinde kimse tarafından farkedilmeyecek bir miktar orada durmaya devam etsin! 2 gün sonra sütlü lapanın toprakla etkileşiminden ortaya çıkacak bakteriler sütlü lapayı yere düşüren bebeğe tanrı mı demeliler? Bu durumda bu bakteriler bebek tarafından bir bilinç eseriyle mi yaratılmış oldular?
        İşin en önemli kısmı ise tanrıları(!) yani bebek onların farkında mı? Ya da farkında olabilir mi? Tanrıları onların içine birşeyler koydu mu?

      • NURİ BABA dedi ki:

        Sevgili toro dost…

        İzninizle yaptığınız yorumu arşivime kaldırıyorum…

        Bir süre sonra, bilgiçliğimin dayanılmaz hafifliğiyle tekrar size satmaya çalışabilirim..!

        İçten sevgi ve saygılarımı sunuyorum…

      • fossoyeur dedi ki:

        Sn toro

        Öncelikle işlerimin yoğunluğu hasebiyle geç cevap verdiğim için affınızı rica ediyorum…

        Ama ben insan ortaya bu formda çıkmadı diyorum! Yani en küçük, yani mikrobik düzeyde bir başlangıçla dünyada varolan varlık, varlığını var olduğu süre zarfında yaptığı denemelerin ortaya çıkardı sonuçlar ve o sonuçlara dair içsel imgeler ve elektiriksel yansımalarla bezedi! Bunu yaparken öğrendiği herşeyi neslinin yeni nesillerine aktardı!
        (Sizden alıntı )

        İnsanın bu formda ortaya çıktığını ne iddia ediyorum nede öngörüyorum! Sanırım buradaki tarafınızdan anlaşılamama problemi benim “neden” lerime sizin “nasıl”larla yaklaşımınız ve bu doğrultuda izah etmeye çalışmanız olabilir!

        İlk canlı oluşumu ve günümüze ulaşan milyarlarca yıllık serüveni bir şekilde bilimsel verilerle temellendirilebilir fakat bu asla “bu böyledir” denilemez!

        İlk canlının suyun içinde varlığını sürdürürken neden karaya çıkma gereksinimi duyduğunu hayat için gerekli değişen koşullarla (“nasıl”) (kesinliği kanıtlanmadan) izah edebilirsiniz fakat bunun nedenini aynı “nasıl”larla izah etmek görecelidir!

        Herşeyi tesadüflere bağlamak ne kadar rasyoneldir? Bu kadar tesadüfün bir araya gelerek bilinçli bir yapı oluşturması kendi varlığına da aykırı değilmidir?

        Herşeyin tesadüfler sonucu var olduğunu dillendirenler bir yaratıcı fikrini reddederken iki defa düşünmeliler!

        Asıl konumuza dönelim ve sizin son yazınızdan örneklendirmeler yapalım;

        Bunu yaparken öğrendiği herşeyi neslinin yeni nesillerine aktardı!
        ( Sizden alıntı )

        Bu cümlenizin muhatabı insandır! Öğrenebilmeyi kendisimi tasarladı?Öğrendiği herşeyi kayıt ettiği ilgili mekanizmalarını kendisimi oluşturdu? Öğrendiği herşeyi yeni nesillere “neden” aktarma gereği duydu?Yaşamak dayanılmaz hafiflikte ise neden tüm canlı bu hafifliğe sıkıca sarıldı?

        Eğer korksalardı milyonlarca yıl suyun içinden yüzlerce derece sıcaklıkla kavrulan toprağa çıkmaya çalışamaz ve varlığına sahip çıkmanın yada hayatta kalmanın yada varolmanın dayanılmaz hafifliği içselleştirerek korunması gereken bir emanet haline getiremezlerdi!
        (Sizden alıntı )

        Acaba suyun içinden yüzlerce derece sıcaklıkla kavrulan toprağa çıkma nedenleri “korku” olamazmı? Şöyleki; suyun içindeki yaşam için gerekli koşullar varlığını tehdit eder hale gelince başka alternatifler aramaya yönelmesi “yok olma korkusu”ndan olamazmı? Hatırlayınız,önceki yorumunuzda kullandığınız bir atasözümüz;”denize düşen yılana sarılır”!..Sonuç her halükărda “yok olma korkusu”nun getirdiği bir hamle değilmidir?!…

        Son olarak verdiğiniz bebek örneğinizde ortadan devam ettirilmiş bir örnek olduğunu düşünüyorum! Bakterilerden önce lapanın varlığı önemlidir! Daha sonra bebeğede belki değinebiliriz! …

      • toro dedi ki:

        Sayın fosseyour,

        Ben sizi anlamak konusunda bir sıkıntı yaşadığımı düşünmüyorum. Sorun sizin durumu, bizim bir bütüne ait bütün parçaları biliyormuşuz gibi yorumlamaya çalışmanızdır!

        Sevgili dostum neyin tesadüf ya da neyin tesadüf olmadığını nereden bilebiliriz bütünün tamamını gözleyemeden? Ben size bir kesinlikten bahsetmiyorum, ben size önümüzde tek ve mutlak bir seçenek ya da gerçek olamaz diyorum. Ben evrenin tamamı nasıldır evren tam olarak nasıl bir yapıdır dışarıdan nasıl görülür tam olarak işleyişine ait veriler ve istatistikler nedir bilmiyorum, siz biliyormusunuz? Yani içinde yaşadığımız evren hakkında hiç birşey bilmeden sırf o evrenin içinde var olduğumuzu bilme durumumuz üzerinden bir kesin kurguya varamayız!

        Hala şuanı yaşarken yani bulunduğunuz yere göre başlangıçtan bu yana bizim için akan zamanında (bu arada zaman konusunda farklı bir yöne savrulmaya başladım) sonunda durduğunuz yerden yorumlamaya devam ediyorsunuz durumu! Sevgili dostum bir yaratıcının bizi bilinçli olarak yarattığı düşüncesinin tarihi ne kadardır ve bu tarih insanlık tarihinin ne kadarlık bir kısmını işgal eder?

        ‘’Son olarak verdiğiniz bebek örneğinizde ortadan devam ettirilmiş bir örnek olduğunu düşünüyorum! Bakterilerden önce lapanın varlığı önemlidir! Daha sonra bebeğede belki değinebiliriz! …’’ Sizden alıntı

        Sayın fosseyour, lapa kim olursa olsun yani tanrı veya onun yarattıkları için var oldukları mekanın kaynaklarını ifade eder! Tanrı olmayan birşeyle yaratamaz! Bu durumda tanrı kendini de kendisi yaratmış olmalıdır! Aksi durumda ise o, bir yapının kaynaklarıyla besleniyor ve onları kullanıyor olmalıdır! İşte bu noktada lapa onun var olduğunda etrafında bulduğu ve eğer onları kullanarak birşeyler yaratacaksa kullanacağı kaynaktır! Yani tanrı yokken de var olandır!

        Hatırlayınız insan da varolduğunda mesala ortada MASA yoktu ama ağaç vardı! Ha siz bu noktada yönlendirenin bir tanrı olduğuna inanıyorsanız yani insanın bir tanrı tarafından yönlendirilmeden ve o tanrının içine koyduğu duygular olmadan ilerleyemeyeceğini (masayı yapamayacağını) düşünüyorsanız bu durumda bana o tanrıyı insanları yaratıp onların içine duygular yerleştirmeye yönlendiren ve bizim tarafımızdan bakıldığında tanrının da yaratıcısı olan diğer gücü de anlatabilmelisiniz!

        Dostum görmüyormusunuz asıl çıkmaz duruma sizin baktığınız gibi bakmaktır. Eğer insanın zeki ve duygulu olması onun bir tanrı tarafından yaratılmış olmasını zorunlu kılıyorsa aynı sebeb sonuç ilişkisi tanrının kendisi içinde söz konusu olmalıdır! Bu durumda ortaya çıkan bu sorunu aşmak da bence bana değil size düşer!

        Ama ben yazıma son verirken size şunu sormak istiyorum, Bizim tanrımız hangisi, bizi yaratan mı yoksa bizi yaratanı, yaratanı,yaratanı,yaratanı,yaratanı,yaratanı,yaratanı ……… yaratan mı?

        Kafam karıştı, olaya sizin gibi bakarsak kaç tane tanrı olacak ve hangisi gerçek tanrı olacak bilemedim! Kısacası tanrının (bizi bilinçli olarak yarattığını düşündüğünüz) var olması da bir tesadüf değilmidir? Peki sizce o, varlığının bir tesadüf olamayacak kadar önemli olduğunu düşünüyor mudur, tıpkı bizim gibi!

      • fossoyeur dedi ki:

        Sn toro

        Yine büyük bir keyifle okudum…

        Azizim ben herhangi bir mutlak kesinlikten bahsetmiyorum!Bütünün tüm parçalarınada vakıf değilim! Fakat vakıf olabildiğim parçaların nedenselliği içinden en rasyonel olanı bulmaya çalışıyorum!

        Bana göre her teori kendi içinde açmazlar barındırır!

        Gidebildiğimiz ta en başa gidelim! “Var” ve “Yok”!!!Eğer “var”lık kendiliğinden oluşabiliyorsa o halde buna tanrı da dahildir!Yok eğer hiçbirşey kendiliğinden oluşamıyorsa bu “var”lık nerden geliyor?!Her iki durumda “tanrı” fikri (bana göre) rasyoneldir!

        Gelelim sizin bana yönelttiğiniz bizim tanrı mız hangisidir bizi yaratanı yaratanı yaratanı. ……. sorunuza ; azizim sonuçta en başa gitmek durumundayız!Sonuç itibarı ile bir başlangıç olmalı öyle değilmi? Aksini iddia ediyorsanız zevkle okumaya hazırım!İşte bu başlangıçta iki ihtimal var!Eğer varlık kendiliğinden bilinçli bir şekilde oluşabiliyorsa tanrıda bu şekilde var olmuş olabilir! Yok tesadüf olarak oluştuysa yine tanrıda tesadüf olarak oluşmuş olabilir!Yok hayır varlık kendiliğinden oluşamaz tesadüfende oluşamaz ise o halde bu varlık nedir?Gördüğünüz gibi her durumda tanrı olasılığı vardır. İşte tam bu noktada yukarıda değinmeye çalıştığım “en rasyonel olanı” bulmak önermesi ile hareket edebiliriz!Penrose’un hesaplamasına katılırmısınız bilmiyorum!!!

        Devamındaki süreçler ve şu anda kendimizi içinde bulduğumuz zaman diliminden bakabildiklerimiz yani parçalara da bu şekilde yaklaşıyorum. Sizin milyarlarca tepkime sonucu oluştuğunu varsaydığınız şimdiki zaman dilimini (herşey dahil) tesadüf olarak öngörmüyorum fakat fatalizmide sorunlu buluyorum.Bu nokta da bütün sonuçlarını bildiği bir yapıya tanrının yönelebilceği ihtimali bana pek mantıklı gelmiyor.Diğer taraftan tanrının (varsa eğer ) niyetini tam olarak okuyabilmemizin de mümkün olamayacağı kanaatindeyim!

        Azizim kısacası bu deryada bir katreyiz! Derya nedir?

      • toro dedi ki:

        Sayın fossoyeur,

        İnanın sizinle yaptığımız bu münazaraları oldukça önemsiyor ve aynı sizin gibi bana dönüşlerinizi okurken keyif alıyorum.

        Soruyorsunuz ki;

        ‘’Sonuç itibarı ile bir başlangıç olmalı öyle değilmi? Aksini iddia ediyorsanız zevkle okumaya hazırım!’’ sizden alıntı

        Burada bence soru neyin ‘’başlangıcı’’ vardır olmalıdır! Bizim yani insanın bir başlangıcı ve sonu vardır çünkü test ettik, biliyoruz. Yorumumu sizin yorumunuzla destekleyeyim:
        ‘’Azizim kısacası bu deryada bir katreyiz!’’ sizden alıntı

        Biz evrenimizin bir başlangıcı var mı, sonu olacak mı, biliyor muyuz? Diyelim ki evrenimiz başka bir yapının mikro düzeyde başka bir kesiti, o yapının başlangıcı var mıydı, sonu olacak mı, biliyor muyuz?

        Sevgili dostum, bilmek nedir! Bilmeyi bütün yapıyı düşünerek tekrar tanımlayalım, ardından tekrar soralım;

        Bir şey biliyormuyuz? Ya da ne biliyoruz?

        Dostum benim geldiğim noktada yorumum, hiçbir şeyini bilmediğimiz sadece etrafımızı mikro düzeyde sardığını hissettiğimiz yapının bizim yani insanın algıladığı, bildiği ya da test ettiği şekilde bir başlangıcı ya da sonu yoktur! Aslını isterseniz bana göre zaman diye birşey de yoktur! Aslolan ‘’harekettir’’ ve hareketin başlangıcı zamanın başlangıcı değildir!

        Şöyle düşünün, bildiğimiz evrendeki madde, sürekli hareket eden atomların etrafında hareket ettiği çekirdeklerlerden ibarettir. Bildiğimiz evrende herşey hareket eder ve hareket etmek için enerji biriktirmeye çalışır! Biz dünyada zamanı gezegenimizin güneşin etrafında ve kendi etrafındaki hareketine dış uzayda ise ışığın hareket hızına göre hesaplarız!

        Bu durumda hesabı big-bang in meydana geldiği düşünülen andan itibaren hesaplanan ‘’zamana’’ ya da başlangıca dair sorular soralım!

        Diyelim ki evrenimizin bir fişi var ve bu fiş bilinmez biri tarafından bilinmez bir zamanda çekiliyor ve bütün evren harekete son veriyor yani duruyor! Bu durumda zaman da durur mu? Yine diyelim ki bilinmez kişi bilinmez bir zaman sonra fişi tekrar takıyor ve evren tekrar hareket etmeye başlıyor! Bu durumda bana başlangıcı ve ne zaman başladığını tekrar söyleyin hatta yapabiliyorsanız big-bang i hesapladıkları gibi hesaplayın!

        Peki siz fişin çekildiği an ile fişin yeniden takıldığı ana kadar geçen durma halini dururken ya da durma hali bittikten hemen sonra hissedebilir misiniz? Bu durumda size soruyorum bizim ya da evrenin sürekli akan bir zaman dahilinde hareket ettiğine eminmiyiz? Ya belli aralıklarla duruyor ve yeniden başlıyorsak (makro düzeyde farkedilebilen ama mikro düzeyde farkedilemeyen)?

        Dostum bildiğiniz herşeyi unutun ya da bildiğiniz herşeyin mikro düzeyde sadece sizin için anlamlı makro düzeyde ise anlamsız olabileceği gerçeğiyle yüzleşin!

        Yukarıda yazdığım şeylere bakın! Sonra tekrar düşünün insan, bu kadar anlaşılmaz bir yapıyı bilinçli olarak yaratacak bir tanrının yine bilinçli olarak yarattığı bir varlık olabilir mi? Bu mikro düzeydeki yapının içindeki varlığınız makro düzeydeki yapı içinde hele de makro yapının yaratıcısı için ne kadar anlamlı ya da dikkat edilesi olabilir?

        İnsan var olduğunda masa yoktu ama ağaç vardı! İnsan sonra ağaçtan masa yarattı, masayı ilk yapan insan masanın içindeki atomlardan haberdar mıydı? Olabilir miydi?

      • NURİ BABA dedi ki:

        Sevgili “toro” dostum…

        “”Dostum bildiğiniz herşeyi unutun ya da bildiğiniz herşeyin mikro düzeyde sadece sizin için anlamlı makro düzeyde ise anlamsız olabileceği gerçeğiyle yüzleşin!

        Yukarıda yazdığım şeylere bakın! Sonra tekrar düşünün insan, bu kadar anlaşılmaz bir yapıyı bilinçli olarak yaratacak bir tanrının yine bilinçli olarak yarattığı bir varlık olabilir mi? Bu mikro düzeydeki yapının içindeki varlığınız makro düzeydeki yapı içinde hele de makro yapının yaratıcısı için ne kadar anlamlı ya da dikkat edilesi olabilir?””

        Sizden yaptığım alıntının nedeni ; başkaları beni ilgilendirmiyor ama yazılarınızdan aldığım dersleri ve bilgileri hiç unutmamam gerektiği beni ilgilendiriyor…

        Yukarıda ki paragrafı üç kez özümseyerek okudum…

        Muhammed ve ekibinin yazdığı ayetleri bizlere referans olarak sunanlar da, bir kez önyargısız okumuş olsalar, ya çürütecekler – ki bunun için bilime inanmak ve sorgulamak gerekir – , ya da feodalizmden kapitalizmi yaşamadan sosyalizme geçen Sovyetler gibi, deizme selam vermeden doğruca ateizme geçebilirler…!!!

        Sevgi ve saygılarımı içtenlikle sunuyorum..

      • toro dedi ki:

        Sayın NURİ BABA,

        Yazılarımı izin almaya gerek duymaksızın bir yerler de paylaşmadan arta kalan zamanlarda, sizin de bu konuyla ilgili düşüncelerinizi bizimle paylaşmanızı beklerdim.

        Şaka şaka🙂 Canınız sağolsun sayın büyüğüm.

        Ama bu topa cidden girmenizi isterim. Araya bilinen tanrı ya da dinleri katmadan!

      • fossoyeur dedi ki:

        Sn toro

        “Zaman” mı yoksa “hareket”mi?Sizin cevabınız “hareket”…Bazen düşünüyorum madde neden eskir? …Neden ilk ortaya çıkış halini koruyamaz? …Oysa fizikte maddenin hareketsizliği yasası vardır.Dahası maddenin tembellik yasasıda vardır!…Madde neden eskir? …Zamanmı geçtiği için madde eskir yoksa madde eskidiği içinmi zaman kavramını kullanırız? ..

        Makro alemde de mikro alemde de işler neredeyse aynı şekilde işler. Mikro bir spermden makro bir insan oluşabiliyor!Bu oluşum sürecinin işleyişini hangimiz biliyor yada kontrol edebiliyoruz? …Yani bir mikro sperm makro aleme yolculuğu esnasında durumun farkındamıdır veya buna müdahale etme yada kontrol etme olasılığı varmıdır? Bir anda bir bilinç var oluyor ve olup biteni anlamaya (anlamak başlı başına bir muamma) çalışıyor!Ancak oluşumu esnasında hiçbir şekilde “özne” nin “yüklem”i yok!..

        Sevgili dostum bana öyle geliyor ki olup biten herşeyi sadece uzun süreçler sonucu tepkimelerle izah etmeye çalışmak yeterince rasyonel görünmüyor…

        Herşeyin bir düzenden düzensizliğe doğru gitmesi başlangıçla son arasında bize fikirler sunabilir.Bunu destekleyecek diğer argüman “zaman”ın (bu sizin kabul ettiğiniz “hareket”içinde geçerli)tersinemez olarak hep ileriye doğru akmasıdır. …

        Velhasılı masayı ilk yapan insanın masanın içindeki atomlardan haberdar olup olmaması o atomların yaptığı masaya uygunluk gerçeğinden daha önemli değildir!..O halde bende size şöyle bir soru sorarak yazımı bitireyim;
        ağacın içindeki atomlar neden birden fazla işlev uygunluğundadırlar? …

      • toro dedi ki:

        Sayın fossoyeur,

        ”“Zaman” mı yoksa “hareket”mi?Sizin cevabınız “hareket”…Bazen düşünüyorum madde neden eskir? …Neden ilk ortaya çıkış halini koruyamaz? …Oysa fizikte maddenin hareketsizliği yasası vardır.Dahası maddenin tembellik yasasıda vardır!…Madde neden eskir? …Zamanmı geçtiği için madde eskir yoksa madde eskidiği içinmi zaman kavramını kullanırız? ..” diyorsunuz.

        Maddenin hareketsizliği yasasında dahi maddenin tam olarak hareketsizliğinden bahsedilmez! Burada atıfta bulunulan eylemsizlik, cisimlerin hareket durumlarının koruma eğilimlerini devam ettirmeleridir! Bu hareketsizken hareketsizliğe devam etme, hareketliykende hareketi aynen devam ettirme şeklindedir! Eğer atıfta bulunduğunuz bu ise bu durum Newton’un 1.”Hareket” yasasının konusudur!

        Sevgili dostum, madde eskimez, yorulur! Hareket halindeki her cisim bu hareketi devam ettirmek için dışarıdan enerji transferi yapmak zorundadır ve yapar! Bu durumda madde aldığı enerjiye bağlı olarak girdiği etkileşimle sürekli hareket etmeye başlar! İşte bu hareketin başlamasıyla ile bitmesi arasında geçen süreyi ölçmek isterseniz zaman kavramını icat etmek zorunda kalırsınız! Bu hakim olduğumuz çünkü ölçebildiğimiz sürelerin zihnimizde oluşturulan karşılığıdır! Zihninize bunu öğretirsiniz ya da öğretirler (sizden önce öğrenenler) ve siz bunu bu şekilde algılarsınız!

        Mesela sevgili dostum sokakta gezip gördüğünüz insanlara gözden retinaya yansıtılan görüntünün (ışığın) beyin tarafından işlenmeden önce baş aşağı olduğunu anlatmayı denemek istermisiniz! Ya da hayalet uzuv sendromunu, sinestiziyi ve özellikle aynalı kutu tedavisini! Ya da ayrık beyin sonucu ortaya çıkan ve artık ayrılmış olan iki lobun nevi şahıslarına münhasır dünya ya da zaman anlayışlarını anlatmayı!

        Ben size, baktığınız şeyi ona ne olarak bakıyorsanız o şekilde görür ve tanımlarsınız diyorum! Yani her varlığın gördüğünü işleme şekli aynı değildir, sonucunda bunun nöronlarında oluşan karşılığıda aynı değildir!

        Dünyanın oluşumuyla ortaya çıkan ilk hücreler zamanla mekandan enerji transferi yapmaya başladılar. Sonuç itibariyle transfer edilen enerji hücreyi büyütmeye ya da şişirmeye başladı. Bu durumda hücre ya fütursuzca büyüyerek patlayacak yani her hücre aynı sonu yaşayarak yok olacak ya da bölünerek hayatta kalacaktı! Bölünmeye dikkatinizi çekerim. Bu aynı zamanda mevcut edinilmiş deneyiminde taransfer edilmesi demektir! Sonuç itibariyle hücre yaşamanın yani hayatta kalmanın yolunu bulmuştur. İşte bu öğrenilmiş gerçeklik hücre tarafından nesilden nesile trasfer edilerek (her bölünmede) yaşamın yani hareketin devamı sağlanır! Adına insan ya da başka bir şey deyin dünyada var olan canlıların fizyolojik amacları hayatta kalmak ve üremek üzerine kurgulanmıştır!

        Siz ısrarla dünyayı, insanı ve doğayı 2016 yılında gördüğünüz haliyle değerlendirmeye uğraşıyorsunuz! Bunu size özgü sinapslar ve onların size özgü kurguları üzerinden yapıyorsunuz! Ben size herşey sizin gördüğünüz gibi değildir diğerleride kendi gördükleri gibi görür diyorum!

        Sizin psikoloji ile ilgilendiğinizi hatırlıyorum. Mesela benimle düşünmek isterminiz? Mesela ben bir süredir şunu düşünüyorum, zaman kavramını (insanına özgü sendrom) hayalet uzuv sendromundan ayıran şey nedir?

        Hiçbirşeyi bilmeden herşeyi biliyormuş gibi yaptığımızı anlamamız için bunu bize, bizden daha üstün varlıkların söylemesini mi beklemeliyiz? Nede olsa bizde böyle yapıyoruz!

        Sorunuza gelince;

        ”ağacın içindeki atomlar neden birden fazla işlev uygunluğundadırlar? …” sizden alıntı

        Bakın bu sorunuza yukarıda yazdıklarımla zaten baştan cevap vermiş bulundum! Ama son olarak şunu söyleyebilirim, emin misiniz?

        Ya da bu soruyu bu kadar basit sorabilmenizin sebebi bahsettiğiniz atomların bir ağaca ait atomlar olması mı? Ya masa insandan yapılsaydı(detaylandırmıyorum, hayal gücünüze bırakıyorum) bu durumda bu soruyu ilk baştaki mantık örgünüze göre yeniden sorabilir miydiniz?

        Eğer ben ağacı kesip biçip masa yaptıysam atomları buna uygun olduğundandır sonucuna ulaşıyorsanız benim örneğimde de aynı sonuca ulaşmalısınız! Yani yapılabiliyorsa uygundur! Sonuçta biz hayvanların derilerinden de neler yapabiliyoruz değilmi?

        Bakın bu vesileylede insanın ”gerçek sendromuna” atıfta bulunmuş olduk!

      • fossoyeur dedi ki:

        Sn toro

        “Sevgili dostum madde eskimez yorulur ” diyorsunuz .Pekala neden yorulur?..Oysaki maddenin mevcut durumunu koruma eğilimi vardır! Onu yoran bu eğilimmidir? Mevcut durumunu koruma eğilimi olan (hareketsizler) neden hareket etmek istesin?

        Adına insan ya da başka bir şey deyin dünyada var olan canlıların fizyolojik amacları hayatta kalmak ve üremek üzerine kurgulanmıştır!
        (Sizden alıntı )

        Bu kurgunun direktörü ne?Hücre ilk ortaya çıktığında ( ilk ortaya çıkış mevzuunu şimdilik es geçiyorum) mekandan enerji transfer ediyor bu enerji zamanla onu şişiriyor bu şişme sonucu önünde iki seçenek olan hücre patlayarak yok olmayı değilde bölünerek hayatta kalmayı seçiyor! Doğrusu kulağa çok hoş geliyor! Daha sonra bu hücre neler yapıyor neler! Merak ediyorum ilk hücreye enerji transfer etme kabiliyetini kazandıran neydi?

        Evet sizinle hayalet uzuv sendromu ve zaman ilintisini tabikide düşünmek isterim.Şimdi burada bilimsel izahatları sıralamaya gerek olmadığı kanısındayım. Sesli düşünecek olursam;zamandan ayrılmıyor bilakis zamana bağlanıyor!Ayrık beyin durumu ise bana göre mükemmel bir hadise!Lakin zaman isteyen bir hadise.Belki sadece bunun üzerine bir münazara yapabiliriz.

        Bakın sizinde vurguladığınız gibi her canlı gördüğünü farklı görüyor ve yorumluyor! Oysaki ortada bir nesil transferi var “öğrenilmiş gerçeklik” çerçevesinde! Öğrenilenler transfer ediliyorsa bu farklılığın sebebi nedir? Öğrenme kabiliyeti nedir?

        Atom konusunda vurgulamak istediğim atomların birden fazla işleve uygunluk durumlarıydı! Ağaçtan masada yaparsınız kağıtta! Ağaç bir üçüncü işleve namzet benden birde yakılacak odun olsun diye kendini dizayn etmiş midir ?. ..

        Haklısınız insanda bir “sendrom” var ama aynı sendromdanmı bahsediyoruz emin değilim!

      • toro dedi ki:

        Sayın fossoyeur,

        Merak etmek iyidir. Canlıya kendini ve etrafını farketme konusunda ilham verir! Örneğin ben sürekli merak ederim! Neden domates ve patates aynı anda bütün dünyada ortaya çıkmadı da sadece Amerika kıtasında ortaya çıktı? O domatesin aslında 150 sene önce yani anavatanından avrupaya taşınırken sarı olduğunu bilen kaç kişi var? Sanırım dizaynör domatesi yer değiştirdiğinde rengini de değiştirecek şekilde dizayn etmiş olmalı! Domatescik dolaşmaya başlayınca rengi değişiyor? Ya da neden koalayı Avustralyanın, lamayı’da Amerika kıtasının dışında da göremeyiz! Mesela Zika virüsü neden aynı anda bütün dünyada değilde Amerika Kıtasında ortaya çıkar? Sinekten geçen ve insanın yavrusunun beyninin daha küçük oluşmasını sağlayan bu virus bir dizaynörün eserimidir yoksa insan embiryosu alışık olmadığı bir etkiye mi tepki vermektedir?

        Bunların hepsi bir yana, kendi kendime sorarım;

        Aşk, din, müzik,sanat vs. den birini veya tamamını çıkarsak yani onlardan vazgeçsek, sıkılmanın ötesinde, bir yok oluşa gidermiyiz? Hadi şimdi yaşamak ya da üremekten ya da sadece birinden vazgeçelim, sonuç biyolojik olarak yok oluş! Tamda diğer canlılarla aynı şekilde!

        Hikaye biyolojik var oluşla başlayıp besin zincirinde yer edinme kavgasılya perçinlenirken ve diğer türlerin devam edenleri doğar doğmaz sürüye katılabilecek şekilde güçlenirken, kendi yavrusu için en az 15 sene (doğa için kötü bir yatırım) gereken bir türün, ancak kendinden üste bulunan dominant avcılar yok olduğunda ortaya çıkabildiğini, çıkabileceğini unutan, görmekten korkan o türün, kendini kibirle kutsadığı o hazin hikaye yine onun kendi eliyle yazılır!

        Merak etmeye devam edelim! Dünyayı bir zamanlar kaplayan yüksek bitkiler ve canlılar yok olduklarında petrol olmayı kendilerimi istediler? Onların petrole dönüşmelerini sağlayan kimyasal süreç bilinçli bir irademiydi yoksa maddenin varlıktan yokluğa ya da canlılıktan cansızlığa dönüşüne uyum sağlamaya çalışan doğanın ya da onun yapıtaşlarının yani cansızlıkta kalan diğerlerinin bir zamanlar canlı olanlara hoşgeldin partisi miydi? Ya da neden o bitkiler ya da canlılar o kadar devasaydı da şimdi minyatüre oldular! Onların zamanında oksijenin henüz daha yukarıda olması ve canlıların yaşamak için ona ulaşmaya yani yaşamak için uzamaya çalışmasıda planlı bir çalışmanın ürünümüydü?

        Hücre ilk defa mekanla ilişki kurduğunda yani ilk defa mekandan OKSİJEN transferi yapıp NEFES almayı öğrendiğinde madde canlı ve cansız olarak ayrıştı! İşte bu ilk transfer dolayısıyla bu dünyadaki türlerin tamamı yaşamak için SOLURLAR! Oksijensiz kaldıklarında ya da hücrelerinin solumaya evrilmediği bir maddeyi soluduklarında ise ölürler!

        Sizce doğa için canlı ya da cansız olanların birbirinden farkı varmı? Madde aktif olarak hareketini sürdürebiliyorsa canlı bunu başaramıyorsa cansızdır! Bu arada bir zamanlar hareketini devam ettirebilen yani canlı olanların bazıları ise şu anda cansızdır çünkü bir yerde hareketi devam ettirebilecek gücü yitirmiş yani canlılar içinde yenilenlerden olmuşlardır!

        Peki sizce doğada hayatta kalmak ya da canlı olmak diye özel bir kavram varmıdır? Yoksa olan herşey kimyasal tepkimelerin evrenin fizik kanunlarına göre şekillenmiş tezahürlermidir?
        Hücre hayatta kalmayı başarmıştı. Ama sadece hayatta kalmak yetmeyecek hayatta kalmayı devam ettirme güdüsü ortaya çıkacaktı! Ama bir sorun vardı yapı ne kadar güçlü olursa olsun ne kadar dayanıklı olursa olsun kendini yenilemeden bütünlüğünü koruyamayacaktı! Yani ölecekti! Sonunda vücut yapısını koruyamasada, yapıya ait deneyimlerini transfer ederek yani bilinç transferi yaparak canlılığa devam etmenin yolunu buldu! Önce bölündü, bölünürken kendini belirli bir düzende ayırdı! Eğer hiç bölünemesydi çoğalamayacak, çoğalamasaydı türleşemeyecek, türleşemeseydi bu dünyadaki yapı oluşmayacaktı! Her hücrenin hayatta kalma çabası yani entropiye karşı direnme isteği belki bir düzeni belkide başka bir kaosu yani doğayı yarattı!

        Bazen en zeki insan bile kendisini ortaya çıkaran şeyin basit bir oksijen transferiyle solumaya başlayan yani cansızlıktan canlıya geçen maddenin yani hücrenin bölünmesi olduğunu kabul etmekte zorlanabilir! Çünkü beyin artık yeni yönlendirmelere angajedir!

        İşte o yüzden hayalet uzuv sendromu önemlidir! O anlı şanlı kutsanmış insan olmayan uzvunun ağrıdığını, olmayan parmaklarının kaşındığını hisseder! Aslında olmayan bir kimyasal tepkime sırf beyin tarafından var sanıldığı için insanı yeyip bitiren bir acıya dönüşür ve siz bir gün aniden bir aynadan beyne göndereceğiniz bir feyk görüntüyle beyni, şaka değil kendi beyninizi kandırır ve o acılardan o kaşınmalardan kurtulursunuz!

        Ya da birgün beynin görüntü depolayan ve eşleştiren bölgesi zarar görürde, sesini duyduğunuzda anneniz olduğunu bildiğiniz ama beyninizde yüzünü eşleştireceğiniz veri kalmadığından o sesin sahibi olan kişinin aslında annenizin yüzünü çaldığını ısrarla iddia edersiniz!

        Ya da kafanızı kapıya çarptıktan 1 saat sonra uyandığınızda sol kolunuzun sizin olmadığını haykırır ve insanlardan onu oradan almalarını ister hatta bunu kendiniz yapmaya çalışırsınız!
        Ya da beyninizde oluşan iletişim bozukluğu yani nöronlar arası sinapslaşma problemi ayyuka çıkarda sorunu çözmek ve sizi ansızın gelen krizlerden korumak için loblarınızı ayırıverirler! Sonra beynizin bir lobuyla tanrının varlığına diğeriyle kesinlikle var olmadığına inanmaya başlarsınızda bunu gören V.S.Ramachandran ortaya sorar;

        ‘’Eğer tanrı varsa bu arkadaş cennetemi gider cehennememi?’’

        Burada sayfalarca yazdım! Öğrenme kabiliyeti her tütün kendi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde ortaya çıkar ve gelişir! Bir aslanın karşısına geçip ne kadar güzel gitar çaldığınızla övünemez ve bu yeteneğinizi ona karşı bir üstünlük olarak sunamazsınız! Onun öğrenmesi gereken ve henüz ihtiyacı olan yegane yetenek avlanma yeteneğidir!

        Örneğin ilk insan bilgisayar kullanmayı bilerekmi doğdu? Yada bugünün dünyasında bilgisayar kullanmayı bilmeyenin hali ne olur? 30 yıl önce bilmese aç kalma riski olurmuydu? Neden üniversite diploması almak için birbirimizle yarışıyoruz? O diplomalarla ne yapmaya çalışıyoruz?
        Hiç birşey kendi kendini dizayn etmez! Kimsenin böyle bir iddiası yok! Her şey denemelerinin sonucundan açılan kapılardan girer ve her gittiği yerde yaşamının tehdit altında olduğunu duyumsarsa yeni bir kapıya yönelir sonra dönüp geriye baktığınızda geçtiğiniz kapılardan oluşmuş olan çizgi sizin türünüzün yolu olur!

        Sevgili dostum, önce doğaya sonra insana bakın sonrasında iyice düşünerek bana söyleyin, insan denen tür sizin iddia ettiğiniz gibi özelikle dizayn edilen bir tür müdür yoksa doğadaki dengenin dışına savrularak doğayı yani yapıyı tehdit etme noktasına gelen bir anomalimidir? İnsanın varlığının doğada ortaya çıkan bir çıldırış olmadığını nereden biliyorsunuz?

        Şu anda dünyadan bütün insanları çıkarın bu bütün doğanın ve bütün diğer türlerin hayrınamıdır yoksa zararınamıdır? Örneğin kutup ayıları insanların arabaları artık çalışmadığında üzülecekmidir?

        Neyse bakın hücreler neler yapıyorlar, gidinin yaramazları!
        http://odatv.com/kansere-boyle-bakmadiniz-0202161200.html?utm_source=dlvr.it&utm_medium=twitter

        Normal hücreler ne oluyorda bozuluyor ve neden birbirleriyle birleşmeye çabalayıp kanseri meydana getiriyorlar? Bu ancak elektron mikroskobuyla görülebilen hücreler nasıl oluyorda birbirleriyle birleşmeleri ve normal hücrelerden iki kat daha fazla hızla hareket etmeleri gerektiğini düşünüyorlar?

        Sizce bu hücrelerin ‘’öğrenme kabiliyetleri’’ nereden geliyor?

        Normal bir hücrenin bozulup, bir zamanlar kendisininde yapıtaşı olduğu yapıyı kemirerek başka bir eyleme yönelmesi normaldir de, ilk hücrenin oksijeni transfer ederek evrilmesimi abestir?

  93. bir kul dedi ki:

    fossoyeur dedi ki:
    22/10/2015, 00:01

    Ölüm…. bu Tarhli yazın cok güzeldi fakat şu cümlenin tam acılımını anlayamadım

    fakat doğru cevaba isabet ettirebilme ihtimalimiz sadece bilinmeyen bir tesadüftür. ..DEMİŞSİNİZ
    NİYE COK ZOR OLSUNKİ SADECE 2 SECENEKTEN BİRİ Nİ AKIL VE MANTIGIMIZLA KAİNATTAKİ HER ŞEYİ İNÇELEDİGİMİZDE BİZE DERİNDEN DERKİ NASIL OLURDA HERŞEY BİR DÖNGÜ İÇİNDE BİR VAR OLUP BİR YOK OLUYOR BUNU KİM KONTROL EDİYOR HEP BİR DEVAMLILIK VAR MESELA OT
    ÖRNEK
    MESELA OT
    MESELA MEYVE AGAÇLARI HER MEYVE VERİŞLERİNDE ÖZÜNÜ KENDİ MEYVESİNİN İÇİNE NİYE KOYAR VE BU ŞEKİLDE O MEYVE AGACI DEVAM EDER BUNU ŞAŞMADAN TEKRARLAR BUNDA AKIL YOK BİLİNÇ YOK HEMDE CANILICI YÖNÜ BİZİM İÇİN ÖLDÜRÜCÜ OLAN KARBONDİOKSİTİ SOLUR VE KAİNATA VE BİZLERE HİZMET EDER BUNU BİZ NİYE YAPAMIYORUZ BİZDE AKIL VARKEN BU SİSTEMİ KULLANAMIYORUZ TERCİH YAPAMIYORUZ

    saygılarımla
    uzunzamandan beri yoktun

    • fossoyeur dedi ki:

      Sn bir kul

      Öncelikle selamlar…Her yere yetişme çabanızı takdirle karşıladığımı bilmenizi isterim. Lakin bunca çabanızı şu yazma şeklinizi küçük harflerle yaparak taçlandırsaydınız çok daha güzel olacaktı. (Latife)…

      Ağacın karbondioksiti sizin için soluduğunu nerden biliyorsunuz? Yani size hizmet ettiğini nerden biliyorsunuz? …Örneğin şu anda hiç insan yaşamayan bölgelerde meyve veren ağaçlar yada karbondioksiti soluyan ağaçlar kime hizmet etmiş oluyor? …

      Saygılar…

      • bir kul dedi ki:

        toro dedi ki:
        21/10/2015, 08:21

        Bu tarihli yazına istinaden

        Ama işe bakın ki bütün zamanlara seslenen bir inanç insanları kendisine ”yorgun develerle” çağırıyor! Sanırım havalimanda inip sarı otobüslerle oraya taşınanlar kendilerine ne direktif verildiğinin farkında değiller!

        Onlara seyahat için önerilen yegane araç deve iken, onlar satır aralarında uzaylıları ya da evreni anlatan söylemleri bulmaya çabalıyorlar!

        Yani işin özü ”deve” dir! DEMİŞSİNİZ

        O, atları, katırları ve merkepleri hem kendilerine binesiniz, hem de (hayata) güzellik katmak için yarattı; ve daha sizin bilmediğiniz nice şeyleri de yaratacak. NAHL 8. AYET

        ÖRNEK
        ARABA UCAK FÜZE TREN HELİKOPTER BİSİKLET VS VSVS DAHA NELER YARATACAK BEKLEYELİM GÖRELİM BİZ GÖRMESEK BİLE BİZDEN SONRAKİLER GÖRECEK VE BÖYLE GİDECEK TORO BANA BUNDAN SONRA KULANMAMIZ İÇİN SENCE NASIL BİR ARAC OLACAK İSİMLENDİRİRMİSİN ŞEKİLLENDİREREK HAYALİNE GETİR TORO NİYE İNSANLARIN DIŞINDAKİ CANLILAR İÇAT EDEMİYORLAR

        BU ÖZELLİGİMİZİ KİMDEN ALDIK KİM VERDİ NASIL VERDİ NİYE VERDİ VERMEKTEKİ AMACI NE İDİ BUNLARIN HEPSİNİ NASIL CEVAPLANDIRMAYI DÜŞÜNÜYORSUN SEN KENDİN CALIŞARAK KAZANMADIGINA GÖRE NE NEDEN NİÇİN NİYE VS VSVS BU AKLI İNŞAALLAH TESADÜFE ŞANSA RASTGELE İLE ACIKLAMAYI DÜŞÜNMEZSİN MAKUL VE MANTIKLI BİR İZAH GETİRECEGİNE İNANIYORUM CÜNKİ HEPİMİZ AKLEDEİYOUZ AKILLI VARLIKLARIZ
        DÜŞÜNÜN DİYEN ALLAH AKLEDİN DİYEN ALLAH güzellik katmak için yarattı; ve daha sizin bilmediğiniz nice şeyleri de yaratacak. DİYEREK İNSANA YOL GÖSTERMESİ YETMEZMİ

        ÖRNEK
        DÜNYAMIZ HEM UCAK HEM EVİMİZ HEMDE YURDUMUZ VSVSVS TÜM İHTİYACLARIMIZ İÇİNDE
        BUNDAN DAHA MUHTEŞEM ARAC DAHA MUHTEŞEM EV DAHA MUHTEŞEN YURDUMUZ OLURMU HEPSİ İÇİNDE SAY SAY BİTMEZ AKIL YÜRÜTME HATTA MUHTEŞEM BİR GEMİ LOKOMOTİFİDE GÜNEŞ ŞU KONFORA BİR BAKSANA GECE LAMBASIDA AY
        İYİ DÜŞÜNCELER

        SAYGILARIMLA

  94. bir kul dedi ki:

    fossoyeur dedi ki:
    22/10/2015, 00:01
    Ölüm….

    Aslında yaşadığımız hayatın en büyük gerçekliği. ..Fakat bu büyük gerçeklik bir başka boyutta bir sır haline dönüşüyor…Herkes bu sırra mazhar olmak ister…Nafile;öyle bir sır ki çözülmesi imkansız…DEMŞSİNİZ
    dogru bir yol izlenirse deneyimsiz akıl ve mantık yoluyla mantıklı oldugu akla ve mantıga asla aykırı olmayacagını akıl bizzat kendisi anlar ve reddetmez çünki aklı veren allah oldugundan kuranda allah ın biz kullarına gönderdigi kullanma kılavuzumuz oldugundan bu kılavuzla deliller ve izleri takip ederek olumlu bir sonuç alırız

    Neden var olduk?Neden yaşıyoruz? Ve neden ölüyoruz? …Belkide insanoğlunun toplumsal yada kişisel olarak zihnini en çok ziyaret eden sorular bunlardır…Ancak çağlar boyunca buna bir cevap bulunamamıştır bulunmasıda bana göre imkansızdır…DEMİŞSİNİZ burada referans kendiniz oldugundan
    tabikide zor olacaktır aklında herşeyin tekbaşına aklımızla cözemeyizfakat bir kılavuz bir rehber aracılıgıyal yardım alarak işe samimiyetle yaklaşırsak bulamamamız anlayamamamız olacak iş degildir deneylemedende sonuca ulaşılabileceginiinsan oglu anlar ve kavrar

    örnek
    yüceler yücesi olan allah ın varlıgını nasıl akledenler görmesede algılayamasada şekllendiremesede hisseder vederki şü mühteşem kainatın bir yaratıcısı vardır yarattıklarından yola cıkarak sonucu bizzat yaşyamasada hissederek akıl ve mantıgıyla gönlüne gelen hislerle derki herşeyi vareden allah eger bana
    adalet duygusun
    haksızlık duygusunu
    hakkını savunma duygusunu
    ahlak duygusunu
    şeref duygusunu
    onur duygusunu niye verdi vs vs vs

    Ölümden sonra hayat var mı, işte ispatı? (Prof. Dr. Zakir Naik)

    Evet belirli argümanlarla temellendirebiliriz fakat doğru cevaba isabet ettirebilme ihtimalimiz sadece bilinmeyen bir tesadüftür. ..DEMİŞSİNİZ

    NOT NASIL BİR DEDEKTİF DELİLLERLE İZLERLE BELGELERLE O YOLU TAKİP EDEREK HIRSIZA ULAŞIYORSA
    BİZLERDE YÜCELER YÜCESİ OLAN ALLAH IN BİZLERE VERDİGİ KAİNATTAN OLSUN İNSANIN DONANIMARINDAN OLSUN KİTAPTAN OLSUN BUNLARI TAKİP EDEREK DOGRU BİR YOL TAKİP EDERSEK MUTLAKA VE MUTLAKA AKIL VE MANTIGIN KABULLENEBİLECEGİ MANTIKLI BİR DÜŞÜNCEYE ALLAH A GÜVENEREK DERKİ Bİ7 ALLAHIN KİTABI İSE İNSANDA ALLAHIN YARATTIGI BİR CANLI İSE OZAMAN DENEYLEYEMESEMDE GÜVENEREK VAR DERİM İNANIRIM İSLAM DİNİ AKIL VE MANTIGINI KULLANARAK İNANMA VE GÜVENME DİR VAAT ETTİYSE DOGRUDUR DER TESLİM OLURUM

    ÖRNEK

    Kuşkusuz Allah kimseye zerre miktarı haksızlık yapmaz; eğer hayırlı bir iş varsa onu kat kat artırır; katından da büyük bir ödül bahşeder. NİSA 40. AYET
    “Sizin hanginizin en güzel ameli yapacağını” imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. Ve O; Aziz’dir, Gafûr’dur. MÜLK 2. AYETİ
    Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma metâından başka bir şey değildir. ALİİMRAN 185.AYET
    Ey iman edenler! Allah’a, Peygamber’e ve aranızdan siyasal erkin emanet edildiği kimselere itaat ediniz. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, eğer Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız onu Allah’a ve Peygamber’e götürünüz. Bu, hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. NİSA 56. AYET
    SAYGILARIMLA

    • rammsteinn dedi ki:

      ölümden sonra hayatın ispatı nasılmış yeni öğrendim
      Zakir diyor ki
      ölünden sonra hayatın olduğunu allah söylüyor. allah var. o zaman bu gerçektir.
      alkış alkış alkış.

      • NURİ BABA dedi ki:

        Sevgili Dost rammsteinn ;

        Arapça bilerek ve Kureyş lehçesinde olan Kur’anın tefsirini en sağlıklı biçimde yapanların arasında bu cahil halimle tartışamayacağımı anladığımdan , sürekli olarak senin paylaşımlarının altına yorumlar yaparak, seninle sohbet etmek daha çok keyiflendiriyor beni…

        SECDE 13-14
        Biz dileseydik, her benliğe hidayetini elbette verirdik. Fakat benden şu yolda söz hak olmuştur: “Yemin olsun, cehennemi tamamıyla cinlerden ve insanlardan dolduracağım.”

        “Bu gününüzü unutmuş olmanın karşılığını tadın. Kuşkusuz, biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık sonsuzluk azabını tadın.”

        Tanrı mı dilememiş, yoksa Muhammed mi?!

        Kainatı var eden bir Yaratıcı düşünün ki; Yarattığı kullarının kötü olmasını istiyor..

        Ve söz vermiş cehennemi cin ve insanlar ile doldurmaya…
        Olur mu böyle şey ?.
        Bir yaratıcı yarattığı insanları cehenneme doldurmaktan zevk alabilir mi ?.

        Hitler bile bu kadar zevk almamıştır herhalde ?..

        Ve bunu söyleyen merhamet eden bir Allah..
        İnsanların kötü olması onun ne işine yarayabilir ki ?
        O zaman bütün kötülüklerin sebebi de Allah olmuyor mu ?..
        IŞİD de onun isteği, El kaide de onun isteği, 10 yaşında ki kız çocuğuna da 28 kişinin tecavüz etmesi onun isteği..
        Hiç Yüce yaradan böyle bir şey düşünür mü ?.
        Hayır tabi ki; düşünen ve söyleyen Muhammed…

        Kendi sözlerini de İlahiyatla makyajlayıp Allah adına sunan da kendisi..

        Ve bu zırvalara 1400 yıldır inandırılan geri zekalı insanlık..

        Ama bu insanlar, Kainatı yarattığını varsaydıkları Tanrılarının, bir arap çöl bedevisine Cebrailini gönderip de, sen benim artık elçimsin dediğine inanılıyorsa, ondan sonra gelen tüm saçmalıklara ve komedilere de inanılması da normal….

        Saygılarımla dost…

      • bir kul dedi ki:

        rammsteinn dedi ki:
        23/10/2015, 08:54
        kendine ve aklına güveniyorsan sabirla bu videodaki konuyu tüm benliginle dinlemeni isriyorum
        not
        bu bir tavsiyedir
        benim gibi düşünenleri anlamanı için
        insan özgürdür yne yapıp ne yapmayacagına kişi kendi özbenligiyle kendisi verir iradesine kendisi hakimdir

        Ayetel Kürsi’deki Bilinmeyen Düzen

        Allah’ın Varlığına İkna Edici Argüman

        iyi düşünceler

    • fossoyeur dedi ki:

      Sn bir kul

      Sürekli kendinizi tekrar ediyorsunuz! Burada size defalarca izah edilmeye çalışıldı. Önce inandığınız kitabın doğruluğunu ispatlamalısınız sonra bu kitaptan örnekler verirsiniz! Dahası kendi kitabınızın doğru olduğunu iddia edebilmeniz için aynı iddiada olan diğer bütün kitapları yanlışlamanız gerekiyor!

      Bakın şimdi size bana yazdığınız bir ayet üzerinden somut bir örnek vereyim;

      Ey iman edenler! Allah’a, Peygamber’e ve aranızdan siyasal erkin emanet edildiği kimselere itaat ediniz. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, eğer Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız onu Allah’a ve PEYGAMBER’e GÖTÜRÜNÜZ. Bu, hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. NİSA 56. AYET

      Şimdi büyük harfli iki kelimeye dikkatinizi veriniz lütfen!Şimdi siz bu dinin mensupları olarak aranızda ayrılığa düştüğünüz bir konuda hangi peygamberi nerede bulup kapısını çalacak ve icazet alacaksınız?

      Bu arada verebileceğiniz olası kaçamak cevabı vermeden önce bir daha düşünün derim!…

      • bir kul dedi ki:

        fossoyeur dedi ki:
        22/10/2015, 11:18

        Ağacın karbondioksiti sizin için soluduğunu nerden biliyorsunuz? Yani size hizmet ettiğini nerden biliyorsunuz? …Örneğin şu anda hiç insan yaşamayan bölgelerde meyve veren ağaçlar yada karbondioksiti soluyan ağaçlar kime hizmet etmiş oluyor? … DEMİŞSİNİZ
        Allah’ın, göklerde ve yerde bulunan her şeyi sizin emrinize boyun eğdirdiğini, açık ve gizli bütün nimetlerini size bolca verdiğini görmez misiniz? İnsanlardan bazıları, Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan, rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı bulunmadan tartışmaya girerler. LOKMAN 20.AYET

        Biz insanlar denizi ormanı toprağı gücümüzün yani allah ın biz kullarına verdiği akılla yapabildiğimi herşeyi yapıyoruz insanındışındaki hiçbir şey itiraz edemiyor fakat tüm bilimadamlarını toplasak bir agac etmiyor gel görki o ağaçta kesilmesini ilaçlanmasını budanmasını yada aşılanmasını engelleyemiyor itiraz edemiyor ona rağmen bizlere küsmüyor yılmadan bıkmadan görevini ifa ediyor ağaçlar nüfus planlaması yapma gereği duymadığı halde dünyayı boğmuyor sınırı aşamıyor aşmıyor hayvanlarda öyle sadece mevsimi geldiğinde ürüyorlar ve nüfus planlamasını yapmamalarına rağmen dünyayı boğmuyorlar fakat insan öylemi İsterse üremeyi engeller isterse durdurur vs vs vs bunun gibi

        Saygılar…

  95. Bi yabancı dedi ki:

    Ölüm bir cümlenin noktasıdır. Etkileyici bir heykelin son rötuşu, mükemmel bir resmin bir bütün olmasını sağlayan son fırça darbesi, çok güzel bir kitabın en can alıcı ve en güzel olan son cümlesidir. Çekilen deliksiz bir uykunun sonsuz döngü içine alınmış halidir.Bu geçiciliğin içinde hayat TANRININ eseri ise İNTİHAR bu esere itiraz eden en sıra dışı fiildir.

    Şu boyutlar curcunası içerisindeki yaşamı anlayamasam da, eninde sonunda sığınılacak nihai bir nokta olmasından ötürü ölüm aslında varlığından emin olabildiğim yegane kavramdır. Bir gün onunla yollarımızın kesişeceğinin farkında olunmasının verdiği his, önce bir tükeniş korkusu olarak yansısa da, sonra derinlerine daldıkça enteresan bir huzur katar içime. Ve çeşitli düş sarmalları dolanır zihnime; hani el mahkum doğduk bir garip yaşam hengamesi içerisine. Yırtınsak da herkes gibi geçip gideceğiz bu yollardan bir şekilde. O zaman nedir şu dört başı mamur dünyadaki o bitmek bilmez iştahımız? Nedendir sürekli birbirlerimizin farklılıklarının üzerine kara bulutlar gibi çökeriz? Hani hep şu tatlı cana vedalaşmamak için çabalarız ya, oysa çeşitli güdülerle içine ettikten sonra o yaşamı yaşamaya kalkmak zaten bir çeşit işkence değil midir aslında?

  96. bir kul dedi ki:

    fossoyeur dedi ki:
    23/10/2015, 10:08

    bir anlıgına sizin tarafınızdan gercekten dogru olduguna inandıgını varsayarak şu soruyu sormak istiyorum ileri sürülen akıl ve mantık la degerlendirilen bu konu sizce sizin akıl ve mantıgınızla degerlendirirseniz yani degerlendirdiginizde sonuç ne oldu degerlendirmenizin sonucu nedir sizce bir sakıncası yoksa cevabınızı merak ediyorum muhakkak bir degerlendirme yapmışsınızdır

    –>EGER BİR ÇELİŞKİ GÖRÜRSEK BU NE İLMİN KENDİNDE NEDE DİNDEDİR İNSANIN KENDİNDEDİR

    –>LUZUMSUZ ŞEYLERİN PEŞİNDEN KOŞAN LUZUMLU ŞEYLERİ KAÇIRIR

    ALLAH DEMEK ANLAM DEMEK ALLAH`I OLMAYANIN ANLAMI OLMAZ DEGERLER MUTLAKA REFERANS İSTERLER REFERANSIZ DEGER OLMAZ DEGERİN REFERANSI KENDİNE OLMAZ MUTLAKA AŞKIN REFERANSI OLMALI AŞKIN BİR REFENSI İSE ALLAH`DIR.

    “Tabiat hiç şüphesiz Allah’ın hiç vazgeçemeyeceğimiz, okunması gereken diğer bir kitabıdır”
    GALILEO GALILE

    “Tabiat kitabına göre biz astronomlar, Yüce Allah’ın din adamları olduğumuzdan, bizim Allah’ın şanını konuşmamız gerekir.”
    JOHANNES KEPLER

    “Allah sonsuz ve mutlaktır; gücü sınırsızdır ve herşeyden haberdar olandır; varlığı sonsuzluğa dayanır; herşeyi yönetir, yapılan ve yapılacak olan herşeyi bilir
    ISAAC NEWTON

    “Doğayı ne kadar çok incelersem, Yaratıcı’nın eserleri karşısında inancım o kadar çok artıyor.” “Bilim, insanı Allah’a götürür.”
    LUIS PASTEUR

    İHTİLAFLARIN ÇÖZÜM ADRESİ, ALLAH’IN KİTABIDIR.

    Ey iman edenler! Allah’a, Peygamber’e ve aranızdan siyasal erkin emanet edildiği kimselere itaat ediniz. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, eğer Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız onu Allah’a ve PEYGAMBER’e GÖTÜRÜNÜZ. Bu, hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. NİSA 56. AYET

    16/Nahl, 64: “Sana kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik.”
    42/Şura, 10: “Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum.”
    2/Bakara, 213: İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
    3/Al-i İmran, 105: “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.”
    45/Ahkaf, 17: “Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir.”
    2/Bakara, 176: “…Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler derin bir ayrılık içindedirler.”
    saygılarımla

    • fossoyeur dedi ki:

      Sn bir kul

      Size bir soru yönelttim fakat siz cevabı benden bekliyorsunuz!

      Sadece düşünün herşey yeterince açık zaten!

      Yazınızda sizin önünüze örülen duvarlarıda resmetmişsiniz!

      –>EGER BİR ÇELİŞKİ GÖRÜRSEK BU NE İLMİN KENDİNDE NEDE DİNDEDİR İNSANIN KENDİNDEDİR
      (Sizden alıntı )

      Özenle işlenmiş şu kalın duvarları görebiliyormusunuz???Daha ilk adımda yönlendirme başlamıştır ve izleyeceğiniz yol kenarları kalın duvarlarla yükseltilerek istenilen yöne doğru çoktan döşenmiştir! …

      Bir başka örnek sözkonusu ayetin içinde gözlerinizin içine bakıyor sn bir kul!

      Ey iman edenler! Allah’a, Peygamber’e ve aranızdan siyasal erkin emanet edildiği kimselere itaat ediniz. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, eğer Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız onu Allah’a ve PEYGAMBER’e GÖTÜRÜNÜZ. Bu, hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. NİSA 56. AYET

      Siyasal erkin emanet edildiği kimselere itaat ediniz! Koşulsuz şartsız!Peki anlaşmazlığa düşülünce ne olacak?Siyasal erki emanet edene başvurulacak! Siyasal Erk kim?Emanet edilen!Emanet edilen kim?Emanet eden!Peki anlaşmazlık durumlarında çözüm kimde aranıyor? Bilmem anladınızmı sn bir kul?…

      Ayrıca şuraya paylaştığınız falan şunu dedi filan şunu dedi masallarını paylaşmadan önce emin olabileceğiniz düzeyde araştırarak yapın lütfen!

  97. bir kul dedi ki:

    TORO
    SENİN HAYEL GÜCÜN ÇOK KUVVETLİ SENİN HAYEL GÜCÜNE GÜÇ KATMAK İÇİN BİR VİDEO KOYDUM ONU SABIRLA DİNLEMENİ İSTİYORUM BENİ ANLAMAN İÇİN

    Allah’ın Varlığına İkna Edici Argüman
    YANİ KAİNATTA TESADÜFÜNMÜMKİN OLAOLASILIGI OLASILIGINI VARMI YOKMU BU MÜMKİNMİ DEGİLMİ SENİN HAYAL GÜCÜNE GÜÇ KATACAGINI UMUYORUM YAZILARINI OKUDUM
    BU YÜZDEN SANA BU VİDEOYU TAVSİYE EDİYORUM

    bir kul dedi ki:
    24/10/2015, 09:47 BU TARİHLİ YAZIMDA

    SAYGILARIMLA

    • toro dedi ki:

      Sayın bir kul,

      Verdiğiniz videoyu adına rağmen izlemeye çalıştım ama ancak 10 dakika dayanabildim. Kusura bakmayın ama söylenenler ilk 10 dakika içinde kendiyle o kadar çelişti ki devam edemedim.

      Şimdi asıl konuya dönelim;

      Bana izlememi önediğiniz videonun yönlendirici olarak belirlenmiş adı neydi;
      ‘’Allah’ın Varlığına İkna Edici Argüman’’

      Demek ki siz hala sizin varlığına inandığınız tanrının ‘’İKNA EDİCİ’’ argümanlara ihtiyaç duyduğunu düşünüyorsunuz! Bu argümanları kim buluyor, insanlar mı? Peki dostum madem bu argümanlar var ve insanlar tanrıyı (diğer soru hangi tanrı, ya da hangi inancın tanrısı) bu argümanlarla bulabiliyor o halde tanrı varlığını ilan etmek için neden peygamberler aracılığıyla insanlarla irtibat(!) kuruyor? Nasıl olsa argümanlarla varlığı farkedilecekse neden varlığını kendisi farkettirmeye çalışsın?

      Neyse! Okuduğunu anlayamayan ve okuduğunu anlamak için başka okuyuculardan yardım alan biri olarak benim yazdıklarımı okuduğunuzda anlamıyor olabilirsiniz! Peki bende sizi diğerlerinden aldığınız yardımı vereyim!

      Sevgili dostum ben bir ATEİST deği-LİM! Ben de bir tanrıya inanırım (bilmem) ama o tanrının kendine tapılmasını isteyen ya da bizim farkımızda olan bir varlık olduğuna inanmam! Çünkü bana böyle bir durumu gösterecek doneler ya da bir temas mevcut değil! O yüzden bana tanrıya ‘’İKNA EDİCİ’’ argümanlarla değilde o tanrının (size göre gerçek olan) ODİN, ZEUS, ENLİL ya da ENKİ olmadığına ‘’İKNA EDİCİ’’ argümanlarla gelmenizi tercih ederim! Tanrıya ‘’İKNA EDİCİ’’ argümanda peki hangi tanrıya?

      Şimdi size sesleniyorum!

      Bakın üzerinde ittifakla mutabık olunan ve sizin kitabınızın oluşmasını sağlaya süreç nasıl gelişmiş;

      ‘’ “Yemame savaşında ashabın öldürülmesini müteakib, Hz. Ebu Bekir (ra) beni çağırttı. Yanına vardım. Hz.Ömer de orada idi. Ebu Bekir bana dedi ki:

      ‘Ömer bana gelip dedi ki:

      ‘Yemame ‘de Kur’an hafızları çok zayiat verdi. Bu gibi vakalarda hafızların ölmeleriyle Kur’an’ın birçoğunun zayi olmasından endişe ederim. Bana kalırsa Kur’an’ın cem edilmesi için bir emir çıkarman gerekir.’

      Ben de Ömer’e şöyle cevap verdim:

      “Resulullah’ın yapmadığı bir işi nasıl yapabilirsin?”,

      Ömer:

      “Vallahi bu hayırlı bir teşebbüstür.” dedi.

      Sonra bu iş üzerinde o kadar durdu ki, bana söyleye söyleye neticede Allah kalbime bu işi yatırdı, ben de onun görüşünü benimsedim.”

      Zeyd devamla diyor ki: “Ebu Bekir bana dönüp şöyle dedi:

      “Sen genç, dinç, zeki bir adamsın. Kimse ittiham edemez. Zaten Resulullah’ın da vahiy katibi idin. Kur’an metnini topla.”

      Vallahi bir dağı yerinden nakletmemi isteselerdi, Kur’an’ı toplama mes’uliyeti kadar bana ağır gelmezdi. Neticede Kur’an’ı hurma dallarından, yassı taşlardan ve insanların hafızalarından derlemeye başladım.” (Buhari)

      Devam edelim;

      ‘’Kaynakların ittifakla bildirdiğine göre, Hz. Ebu Bekir (ra), Zeyd’e asla hafızasına GÜVENMEMESİNİ, her ayet için İKİ delil olmak üzere, İKİ şahıstan YAZILI nüsha aramasını EMRETTİ. Bu iş için Zeyd, Hz.Ömer (ra)’in yardımını şart koşmuş, O da ciddi bir şekilde kendisine yardım etmiştir. Zeyd bizzat kendisi iyi bir hafız olduğu halde, kendisi gibi başka hafızlarla da yetinmeyip, her ayet hakkında mukabele görmüş iki yazılı şahid aramak gibi son derece titiz ve ilmi bir usul takib etmiştir. Yalnız Tevbe suresinin sonundaki iki ayet hakkında, araştırmasına rağmen iki yazılı şahidi bulamamış, Ebu Huzeyme’deki yazılı nüshaya istinad etmek durumunda kalmıştır. Bu şekilde Hz.Ebu Bekir (ra) devrinde biraraya getirilen sahifelere “el- Mushaf” denilmiştir.’’

      Kaynaklar:
      – Doç. Dr. Suat YILDIRIM, Kur’an-ı Kerim ve Kur’an İlimlerine Giriş, Ensar Nesriyat.
      – Osman KESKİNOĞLU, Mitoloji Kitab-ı Mukaddes ve Kur’an-ı Kerim Düşünce Kavramları, Kur’an-ı Kerim Bilgiler, TDV. Yayınları.

      Söyleyin bakalım, madem bizimle paylaştığınız cümleler okunduğunda okuyan tarafından tanrının sözleri olarak algılanmalı ya da algılanıyorsa bizzat müslüman olanlar yüzlerine okunan ve tanrının sözleridir denilenlerin tanrının sözleri olduğunu anlayamamışta (okunanlar onlarda o etkiyi yaratmamış mı) her bir söz için yazılılı şehadet verecek iki şahit mi aramışlar?

      Bu durumda bende size diyorum ki, madem zaten müslüman olan hatta bizzat bu dinin indirildiği dönemde yaşadıkları halde yüzlerine okunanları, okunduğu anda ‘bu sözü tanrıdan başkası söyleyemez’’ şeklinde niteleyemeyip anlayamayanların, iki kişinin yazılı şahitliğine ihtiyacı var ise 1400 yıl sonra yaşayan insanların daha fazla şahide ihtiyacı vardır!

      İşte bu durumda ben de sizden beni, ilk müslümanların bile tanrı sözü olduğuna kanaat getirmek için iki şahide ihtiyaç duydukları sözlerin gerçekten tanrının ulağı tarafından kendine peygamber diyene verildiğine yazılı olarak şahitlik edecek 2 kişi ile tanıştırmanızı istiyorum!

      Aksi durumda bana okuduğunuzda anlarsınız, kalbinizle okursanız hissedersiniz şeklinde içi boş ve anlamsız söylemlerle gelmeyin!

      Bu arada sizinle paylaştığım süreç içinde kitabın kimin isteğiyle (tanrının ve elçisi olduğu söylenenin olmadığı kendiliğinden ortaya çıkıyor) vücuda getirildiğine değinmediğime dikkatinizi çekerim. Çünkü daha önce onlarca kere değinmiştim!

  98. bir kul dedi ki:

    toro dedi ki:
    25/10/2015, 15:36 BU TARİHLİ YAZINIZA İSTİNADEN

    Sayın bir kul,

    Verdiğiniz videoyu adına rağmen izlemeye çalıştım ama ancak 10 dakika dayanabildim. Kusura bakmayın ama söylenenler ilk 10 dakika içinde kendiyle o kadar çelişti ki devam edemedim. DEMİŞSİNİZ
    ADINA RAGMEN DEMENİZİ ANLIYORUM FAKAT BENİM ACIMDAN BİR YARATICIYA AKIL VE MANTIGI OLAN SAGLIGINDA SORUN OLMAYAN HER BİR BİREY MUTLAKA VE MUTLAKA YARTICININ VAR OLDUGUNUBİLİR VE ANLAR YANİ KISACASI BİRŞEYE MUTLAKA VE MUTLAKA İNANIR
    ÖRNEK
    IŞIK VE KARANLIK
    KARANLIK OLAN BİR ŞEY DEGİLDİR KARANLIK BİZZAT VAR OLAN BİR ŞEY DEGİLDİR IŞIGIN YOKLUK YANİ ÖNÜNE GECEN CİSMİN IŞIGI KESMESİNDEN KAYNAKLANAN BİR DURUMDUR
    IŞIK İSE VARDIR İŞTE ATEİSTLER BU DURUMU TERSTEN SÖYLERLER
    KARANLIGIN VAR OLDUGUNU IŞIGIN İSE YOK OLDUGUNU SÖYLERLER
    YANİ AKIL VE MANTIGIYLA DEGİLDE NEFSİNİ KONUŞTURDUGUNDAN İŞTE BÖYLE KONUŞURLAR
    O YÜZDEN O BAŞLIGI GALE ALMADIM ALLAH I GEREGİGİBİ ANLAYAMAYAN HER KİM VARSA HERKESİ KAPSAR yani bir yaratıcı güç
    ÖRNEK
    Nitekim onlar Allah’ı hakkıyla takdir edemediler; oysa ki bütün yeryüzü Kıyamet Günü O’nun tasarrufundadır; gökler ise O’nun kudret eliyle dürülmüştür: Yüceler yücesi olan O, onların şirk koştukları her şeyin ötesinde aşkın bir varlıktır. ZÜMER 67. AYET

    Onlar, Allah’ın gücünü gereği gibi kavrayıp takdir edemiyorlar: nitekim Allah her şeye muktedir olan yüce bir otorite sahibidir. HAC 74. AYET

    Şimdi asıl konuya dönelim;DEMİŞSİNİZ

    Bana izlememi önediğiniz videonun yönlendirici olarak belirlenmiş adı neydi;
    ‘’Allah’ın Varlığına İkna Edici Argüman’’

    Demek ki siz hala sizin varlığına inandığınız tanrının ‘’İKNA EDİCİ’’ argümanlara ihtiyaç duyduğunu düşünüyorsunuz! Bu argümanları kim buluyor, insanlar mı? Peki dostum madem bu argümanlar var ve insanlar tanrıyı (diğer soru hangi tanrı, ya da hangi inancın tanrısı) bu argümanlarla bulabiliyor o halde tanrı varlığını ilan etmek için neden peygamberler aracılığıyla insanlarla irtibat(!) kuruyor? Nasıl olsa argümanlarla varlığı farkedilecekse neden varlığını kendisi farkettirmeye çalışsın? DEMİŞSİNİZ

    AKLA GELEN SORULARDAN ANLAMALISIN NİYE AKIL DEVAMLI SORAR VE ARAŞTIRMA İHTİYACI DUYAR BU SORGULAMAYI NİYE ENGELLEYEMİYORSUN BU BİLGİLERİ NİYE ESGECEMİYORSUN NİYE ONCA YAZILAR YAZARAK KENDİNCE BÖYLEDİR ŞÖYLEDİR DİYEREK KENDİNİ KENDİN İKNA ETME İHTİYACINDA HİSSEDİYORSUN NİYE GEZİP TOZUP EGLENMENE BAKMIYORSUN NİYE BU KONULARA GİR ME İHTİYACI HİSSEDİYORSUN BU NE LERİ OKADAR COK ÖRNEKLERİMKİ BUNU SENDE ÇOK İYİ BİLİYORSUN NİYE BUKADAR KAFA YORUYORSUN UCSUZ BUCAKSIZ KAİNATTA BİR ZERRE BİLE ETMEZKEN BİZ İNSAN OGLU NİYE BİZİ BU KAİNATTA KİM BULABİLİRKİ CÜRÜMÜŞ KEN ZERRELERE AYRILMIŞKEN NİYE BU CABALARIMIZ NİYE DÖNÜP DOLAŞIP BOŞKALDIGIMIZDA AKLIMIZ BİZİ HEMEN DÜŞÜNDÜRTMEYE SORULAR SORDUTMAYA FİKİRLER YÜRÜTMEYE ANALİZLER YAPTIRMAYA İTER NİYE NİYE NİYE BU İYELER DEVAM EDER GİDİR YAPMA TORO ALLAH BİZE VERDİGİ BU AKILI ÖYLE BİR DONATIP VERMİŞKİ
    AKIL DAİMA YARATICISINI SORGULAR VE ARAŞTIRIR ARAŞTIRMA VE SORGULAMA İHTİYACI DUYAR
    BU KENDİSİNE ATEİSTİM DİYENLERİNDE ES GEÇEMEDİGİ BİRŞEYDİR ES GEÇMESİDE ASLA VE ASLA MÜMKİNDEGİLDİR NEDEN BU SORUNUN CEVABINI SEN KENDİNE HİÇ SORDUNMU GERCEK BİR ŞEKİLDE
    Neyse! Okuduğunu anlayamayan ve okuduğunu anlamak için başka okuyuculardan yardım alan biri olarak benim yazdıklarımı okuduğunuzda anlamıyor olabilirsiniz! Peki bende sizi diğerlerinden aldığınız yardımı vereyim!

    Sevgili dostum ben bir ATEİST deği-LİM! DEMİŞSİNİZ

    EVET BİLİYORUM

    ÖRNEK
    Sizin dininiz size, benim dinim banadır. Kafirun süresi 6. Ayet

    Ben de bir tanrıya inanırım (bilmem) ama o tanrının kendine tapılmasını isteyen ya da bizim farkımızda olan bir varlık olduğuna inanmam! DEMİŞSİNİZ

    NOT EKSİK ACİZ BİR TANRI TASAVVURU OLARAK ANLIYORUM BU CÜMLELRİNİZİ

    Nitekim onlar Allah’ı hakkıyla takdir edemediler; oysa ki bütün yeryüzü Kıyamet Günü O’nun tasarrufundadır; gökler ise O’nun kudret eliyle dürülmüştür: Yüceler yücesi olan O, onların şirk koştukları her şeyin ötesinde aşkın bir varlıktır. ZÜMER 67. AYET

    Onlar, Allah’ın gücünü gereği gibi kavrayıp takdir edemiyorlar: nitekim Allah her şeye muktedir olan yüce bir otorite sahibidir. HAC 74. AYET

    Çünkü bana böyle bir durumu gösterecek doneler ya da bir temas mevcut değil! DEMİŞSİNİZ

    NE DİYE BİLİRİMKİ YAPACAK BİR ŞEY YOK HERKESİN AKIL YÜRÜTMESİ BAKIŞ ACISI VE DEGERLENDİRMESİ NEFSİ NE NAKADAR MEYİLLİ OLUP OLMADIGIYLA YAKINDAN İLGİLİ BİR SORUN

    PEKİ SİZİN ACINIZDAN NASIL BİR DONELERİN OLMASI GEREKİYOR SİZİN AÇINIZDAN BİZLERLE PAYLAŞIRMISINIZ SİZLERİN GİBİ DÜŞÜNENLERİ ANLAMAK ACISINDAN

    O yüzden bana tanrıya ‘’İKNA EDİCİ’’ argümanlarla değilde o tanrının (size göre gerçek olan) ODİN, ZEUS, ENLİL ya da ENKİ olmadığına ‘’İKNA EDİCİ’’ argümanlarla gelmenizi tercih ederim! Tanrıya ‘’İKNA EDİCİ’’ argümanda peki hangi tanrıya? DEMİŞSİNİZ

    TEK OLAN YÜCELER YÜVESİ OLAN EŞİ VE BENZERİ OLMAYAN EKSİKLİKLERDEN UZAK ACİZLİKLERDEN UZAK OLAN TEK YARATICIYA HER AKLI BAŞINDA OLAN MUTLAKA BİR YARATICI VRDIR DİYEN YARATICIMIZA

    ÖRNEK
    FELSEFE
    1. İslam dinini temelinin mantık üzerine kurulu olması (Felsefi argüman )
    Bildiginiz gibi İslam dini tek tanrılı bir dindir.
    İhlas süresinin 1. Ayetinde şu şekilde geçiyor: deki😮 Allah tektir. Eger bir din doğru ise bu dinin tek tanrılı bir din olması en mantıklısıdır. Sebebini açıklayalım şimdi.
    Felsefe “Ockham ın Usturası “ diye diye bilinen önemli bir ilke vardır.
    Bu ilke şöyle der: “Her şeyin bir birine eşit oldugu bir ortamda,
    En basit açıklama doğruya en yakın olandır. “
    Bu prensibe göre bir şeyi açıklamak için zorunlu olmadıkça varlıkları çogaltılmamalıdır. Tek tanrılı dinler uymaktadırlar.
    **http://plato.stanford.edu/entries/ockham/#4.1
    Örnegin hiristiyanlıkta teslis inancı vardır Bu inanca göre tanrı:
    Baba oğul ve kutsal ruh üçlemesinden oluşuyor. Tek tanrı:
    Olabilirken gereksiz yere tanrı çoğaltılmaktadır.
    Kuranda hiristiyanların bu inancının mantıklı olmadıgı şu şekilde ifade ediliyor: “Ege yerle gökte Allah tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Arş ın Rabbi olan Allah, onların (Hıristiyanların)yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehdir. “ ENBİYA 22.ayetİ
    Kuran ın sundugu bu sebeb geçerli bir argümandır.

    Fizikçi ve Felsefeci olan Enis Doku “dahi ve dindar isimli kitabında bunu şöyle izah ediyor:
    Allah ın birden fazla ilah olduğu iddiası mantıksal çelişkiye götürdüğü için de kabul edilemezdir.
    Birden fazla kişilikli ilah “ kavramı,tıpkı “tıpkı dört kenarlı üçgen veya “evli bekar “ gibi içinde çelişki içeren bir kavramdır. Birden fazla kişilik varsa, mantıksal olarak bu kişiler belli konularda ayrılıga düşe bilirler Peki her şeye gücü yeten iki varlıgın istekleri çelişirse bunlardan hamgisi gerçekleşecektir?
    Basit bir örnek vermek gerekirse birinci kişilik her şeye kadir olamayacaktır, ki bu durumda “ilah“ tanımı ile çeliştiginden sadece ilk kişiligin ilah oldugu ortaya cıkacaktır! Yeşil olursa, aynı durum ikinci ilah için söz konusu olacaktır! Eger göğün rengi degişmeden kalırsa, bu sefer iki kişilik de her şeye kadir sıfatları ile çelişecekler, dolayısı ile gene çelişkili bir durum ortaya çıkacaktır!
    Saydıgımız üç sonuç da kabul edilir degildir, dolayısı ile teslis, yada Allah ın birden fazla kişiligi olabilecegi varsayımı çelişkilere yol açtıgı için terk edilmelidir. “ **Dahi ve Dindar, İsak Nwton sayfa 82-83 dört dakika otuz üçüncü saniye
    NOT
    İŞTE BU YÜZDEN SADECE VE SADECE YÜCELER YÜCESİ OLAN YARATICIMIZ OLAN ALLAH TIR DERİM

    ——————————————————————–
    Şimdi size sesleniyorum!

    Bakın üzerinde ittifakla mutabık olunan ve sizin kitabınızın oluşmasını sağlaya süreç nasıl gelişmiş; DEMİŞSİNİZ
    GERCEGE DAYALI OLAMYAN RİVAYET YOLLU OLAN HER ŞEYE İNANIYORSUNUZ FAKAT ŞU KİTABI DELİLLERLE ÇÜRÜTEMEYEN TEZLERİNİZ SORULARINIZ NEDENLERİNİZ YOK ŞU ŞU ŞU DİYE BAŞLAYAN SORULARINIZ

    ‘’ “Yemame savaşında ashabın öldürülmesini müteakib, Hz. Ebu Bekir (ra) beni çağırttı. Yanına vardım. Hz.Ömer de orada idi. Ebu Bekir bana dedi ki:

    ‘Ömer bana gelip dedi ki:

    ‘Yemame ‘de Kur’an hafızları çok zayiat verdi. Bu gibi vakalarda hafızların ölmeleriyle Kur’an’ın birçoğunun zayi olmasından endişe ederim. Bana kalırsa Kur’an’ın cem edilmesi için bir emir çıkarman gerekir.’

    Ben de Ömer’e şöyle cevap verdim:

    “Resulullah’ın yapmadığı bir işi nasıl yapabilirsin?”,

    Ömer:

    “Vallahi bu hayırlı bir teşebbüstür.” dedi.

    Sonra bu iş üzerinde o kadar durdu ki, bana söyleye söyleye neticede Allah kalbime bu işi yatırdı, ben de onun görüşünü benimsedim.”

    Zeyd devamla diyor ki: “Ebu Bekir bana dönüp şöyle dedi:

    “Sen genç, dinç, zeki bir adamsın. Kimse ittiham edemez. Zaten Resulullah’ın da vahiy katibi idin. Kur’an metnini topla.”

    Vallahi bir dağı yerinden nakletmemi isteselerdi, Kur’an’ı toplama mes’uliyeti kadar bana ağır gelmezdi. Neticede Kur’an’ı hurma dallarından, yassı taşlardan ve insanların hafızalarından derlemeye başladım.” (Buhari) DEMİŞSİNİZ

    Devam edelim;

    ‘’Kaynakların ittifakla bildirdiğine göre, Hz. Ebu Bekir (ra), Zeyd’e asla hafızasına GÜVENMEMESİNİ, her ayet için İKİ delil olmak üzere, İKİ şahıstan YAZILI nüsha aramasını EMRETTİ. Bu iş için Zeyd, Hz.Ömer (ra)’in yardımını şart koşmuş, O da ciddi bir şekilde kendisine yardım etmiştir. Zeyd bizzat kendisi iyi bir hafız olduğu halde, kendisi gibi başka hafızlarla da yetinmeyip, her ayet hakkında mukabele görmüş iki yazılı şahid aramak gibi son derece titiz ve ilmi bir usul takib etmiştir. Yalnız Tevbe suresinin sonundaki iki ayet hakkında, araştırmasına rağmen iki yazılı şahidi bulamamış, Ebu Huzeyme’deki yazılı nüshaya istinad etmek durumunda kalmıştır. Bu şekilde Hz.Ebu Bekir (ra) devrinde biraraya getirilen sahifelere “el- Mushaf” denilmiştir.’’

    Kaynaklar:
    – Doç. Dr. Suat YILDIRIM, Kur’an-ı Kerim ve Kur’an İlimlerine Giriş, Ensar Nesriyat.
    – Osman KESKİNOĞLU, Mitoloji Kitab-ı Mukaddes ve Kur’an-ı Kerim Düşünce Kavramları, Kur’an-ı Kerim Bilgiler, TDV. Yayınları.

    Söyleyin bakalım, madem bizimle paylaştığınız cümleler okunduğunda okuyan tarafından tanrının sözleri olarak algılanmalı ya da algılanıyorsa bizzat müslüman olanlar yüzlerine okunan ve tanrının sözleridir denilenlerin tanrının sözleri olduğunu anlayamamışta (okunanlar onlarda o etkiyi yaratmamış mı) her bir söz için yazılılı şehadet verecek iki şahit mi aramışlar?DEMİŞSİNİZ

    ÖRNEK
    Buhari Analizi
    NOT
    AKIL VE MANTIGIN BU VİDEODAKİ ANLATILANLARI KABULLENECEKMİ SENİN ADINA EMİNİMKİ ASLA KABUL ETMEYECEKSİN ADIM GİBİ EMİNİM BİR FARKLA NEFSİNİ KONUŞTURMAZSAN

    Bu durumda bende size diyorum ki, madem zaten müslüman olan hatta bizzat bu dinin indirildiği dönemde yaşadıkları halde yüzlerine okunanları, okunduğu anda ‘bu sözü tanrıdan başkası söyleyemez’’ şeklinde niteleyemeyip anlayamayanların, iki kişinin yazılı şahitliğine ihtiyacı var ise 1400 yıl sonra yaşayan insanların daha fazla şahide ihtiyacı vardır!

    İşte bu durumda ben de sizden beni, ilk müslümanların bile tanrı sözü olduğuna kanaat getirmek için iki şahide ihtiyaç duydukları sözlerin gerçekten tanrının ulağı tarafından kendine peygamber diyene verildiğine yazılı olarak şahitlik edecek 2 kişi ile tanıştırmanızı istiyorum! DEMİŞSİNİZ

    Aksi durumda bana okuduğunuzda anlarsınız, kalbinizle okursanız hissedersiniz şeklinde içi boş ve anlamsız söylemlerle gelmeyin!

    Bu arada sizinle paylaştığım süreç içinde kitabın kimin isteğiyle (tanrının ve elçisi olduğu söylenenin olmadığı kendiliğinden ortaya çıkıyor) vücuda getirildiğine değinmediğime dikkatinizi çekerim. Çünkü daha önce onlarca kere değinmiştim! DEMİŞSİNİZ
    Ben de öyle
    – Andolsun Tûr’a (52/1)
    – Satır satır yazılmış Kitab’a (52/2)
    – Yayılmış ince deri üzerine (52/3)

    İfadeleri Kuran’ın nasıl yazılmış bir Kitab olduğunu belirtir. Ayetler peygambere inmişti, eğer Kur’an ince deri üzerine yazılıp tespit edilmemiş olsaydı bu ayetleri duyanlar, siz hangi ince deri üzerine yazılmış kitaptan bahsediyorsunuz diye sormaz mıydılar! Kuran’ın peygamber zamanında özenle yazılmış olduğuna dair diğer bir örnek, Kur’an’dan mealen:

    – Hayır, o ayetler bir mesajdırlar. (80/11)
    – İsteyen onları idrak eder. (80/12)
    – Onlar, değerli sayfalardadır. (80/13)
    – Yüksek ve temiz sayfalarda. (80/14)

    Bu örneklerden anlaşıldığı üzere, Kuran’ın sonradan rast gele, taş parçalarından,ağaç kabuklarından, kürek kemiklerinden toplanmış bir kitab olduğu yolundaki rivayetler Kur’an’a uymamaktadır, ve aslı yoktur.
    ——————————————
    NOT KİTABIN ŞAHİDİ HER İNSANIN BİZZAT KENDİSİDİR NASILMI KİTABI OKUYARAK KAİNAT KİTABINI OKUYARAK İNSANIN BİZZAT KENDİSİNİ OKUYARAK AKLININ VE MANTIGININ KENDİSİNİN KENDİSİ BİZZAT ŞAHİTLİK EDECEKTİR NASILMI ÇELİŞKİSİZ VE MUCİZEVİ BİR KİTAP OLAMSINDAN KESİNLİKLE ASLA VE ASLA BİR BEŞERİN YAZAMAYACAGI OLUŞUNDAN BİR BEŞERİN AKLINDAN DAHA ÜSTÜN BİR KİTAP OLUŞUNDAN VS VS VS .
    YA İNANACAK YADA İNKAR EDECEK BU NUN BAŞKA BİR YOLU YOKTUR
    KİŞİ İNANIR VEYA İNANMAZ EN DOGAL HAKKIDIR YANILIRSADA KENDİSİNİN SORUNU YANILMAZSADA
    EGER YANILMIŞSA PİŞMANLIGI OLACAK
    EGER YANILMAMIŞSA SEVİNECEK YANILMAYANLAR ALLAH IN VERDİGİ AKIL İLE AKLEDEREK DÜŞÜNEREK DÜŞÜNMEKTEN KORKMAYARAK ÇESARETLE AKLINA GÜVENEREK GÜVENMESİ GEREKTİGİNİ ANLAYIP KLAVRAYIP SAGLAMASINI YAPTIGINDAN KABUL ETMESİNİN MATIKLI OLACAGINI ANLADIGINDAN MUTLAKA VE MUTLAKA DERKİ MEYDAN OKUMASINA MEYDAN OKUYAMIYORSAM İLERİ SÜRDÜGÜ TEZLERİ SÖYLEMLERİNİ CÜRÜTEMİYORSAM BU KİTABIN SAHİBİNE GÜVENİR TESLİM OLURUM DER VE GÜÇÜ NİSPETİNDE UYAR DERKİ BU VAADİ ANCAK VE ANCAK BİR YARATICI VAAT EDEBİLİR ŞU DÜNYAYA GÖNDEREN VAR EDEN YARATICI BU NİMETLERLE BZE ZATEN KENDİSİNİ İSPATLAMIŞ BUNU YAPAN YARATICI NEDEN BU KURANDA VAAT ETTİKLERİNİ YAPAMASIN ÖRNEGİ ZATEN KAİNATTAKİ HERŞET MEYDANDAİKEN KUMAR OYNAMANIN ALEMİ YKDER VE KABUL EDER FARAZA HAŞA BİR ANLIGINA ŞÖYLE BİR AKIL VE MANTIK DIŞI BİR VARSAYIMLA DÜŞÜNELİM
    DİYELİMKİ HAŞA VE HAŞA BEN BU KİTABA GÜVENMEDİM VE HESAP KİTAP OLDUGUNUN TEKRARDAN DİRİLTİLMEİNİN OLMADIGI SÖZ KONUSU OLURSA
    BEN NE KAYBEDERİM İYİ BİR İNSAN OLAMAYA CALIŞARAK YAŞAMIŞ OLMAKTAN BAŞKA
    O gün, kendisine yazık eden, parmaklarını ısırarak şöyle der: “Âh, keşke peygamberin yolunu tutsaydım!” FURKAN 27. AYET
    “Vah bana, keşke falancayı dost edinmeseydim!” FURKAN 28. AYET
    Doğrusu, bana vahiy ulaştıktan sonra beni ondan uzaklaştırdı.” Evet, zaten (kişiyi vahiyden) uzaklaştıran her tür şer güç insanı işte böyle yüzüstü bırakır. FURKAN 29. AYET
    Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi. FURKAN 30. AYET
    ———————————————
    BU KİTABI VE İNANALARINI ANLAMAK İSTEYEN HERKESE BİR TAVSİYE DİR
    YALNIZ LÜTFEN SABIRLA VE SONUNAKADAR ANLATILANLARI
    TEKRARDAN CEK EDEREK SAGLAMASINI YAPARAT DEGERLENDİRİN
    Mükemmel Kitap KUR’AN

    not
    benim AKLIM İ inancsız hiç bir insan yokturder onlar yanılıyor farkında degiller DERİM
    yada ….

    İYİ DÜŞÜNCELER
    SAYGILARIMLA

    • toro dedi ki:

      Sayın bir kul,

      İlk başta dedim ki şöyle uzun bir yazıyla karşılık vereyim, içine bir sürü bilimsel buluntuda koyayım ki amlamlı olsun! Sonra düşündüm, siz okuduğunuzu anlamıyorsunuz ki, bırakın okuduğunuzu anlamayı baktığınızı da görmüyorsunuz!

      Üstüne hem yetersizliğinizi itiraf ediyor ama yinede yetersizce çırpınışlardan vazgeçmiyorsunuz! Üstekil bu bilgisiz dolayısıyla yetersiz çırpınışların inancınıza zarar verdiğininde farkında değilsiniz!

      Örneğin Tur suresinin başında bahdesilen Tur dağı Musa’ya kitap verildiği söylenen dağ, satır satır yazılmış kitapta tevrattır! Sayın bir kul, sayın mantığı, aklı, vicdanı, önsezileri bizden daha kuvvetli bir kul, söylermisiniz henüz tamamlanmamış bir kitaptan tamamlanmış gibi bahsetmenin mantığı nedir? Peki sayın bir kul, sizin inancınızın vahiyleri inerken insanların elinde bulunan tevrat tamanlanmış bir kitap değilmidir? Ya da sayın bir kul, Tur suresi inerken henüz kitap haline getirilmemiş ve ne bulunursa üzerine yazılmış sözlerin hepsinin ”Yayılmış ince deri üzerine” yazılmış olduğundan bahsedilebilir mi?

      Dostum, benim için buharinin ne dediği önemli değil, benim için size elinizdeki kitabı taşıyanların yine bu kitabın oluşumuyla ilgili taşıdıkları tarihtir! Bakın eğer ben yalan söylüyorsam ya da durum böyle değilse yani kitap benim paylaştığım şekilde toplanmamışsa bana bunun bilgisini getirin ona inanayım! Yani size taşınan kitap doğru ama size o kitabı taşıyanların anlattığı tarih yanlış öyle mi? Yani bu adamlar kitabı doğrru yani bozmadan taşır ama tarihi yanlış ya da bozarak taşır!

      Şimdi gelelim şu veciz açıklamanıza,

      ”KARANLIK OLAN BİR ŞEY DEGİLDİR KARANLIK BİZZAT VAR OLAN BİR ŞEY DEGİLDİR IŞIGIN YOKLUK YANİ ÖNÜNE GECEN CİSMİN IŞIGI KESMESİNDEN KAYNAKLANAN BİR DURUMDUR” sizden alıntı

      Başta dediğim gibi, baktığınız bile görmekten uzaksınız! Söyleyin bana evrendeki bütün ışığın bir düğmesi olsa idi kapattığınızda geride ne kalırdı? Çekinmeyin söyleyin, ne kalırdı?

      Lafı uzatmayacağım, sizinle okuması vede anlaması sizin için çok zor bir bilgi paylaşacağım, gerisini ister kendiniz çözeseniz isterseniz başkasından rica eder yerinize çözdürürsünüz!

      ”Evrendeki kütleçekimsel enerjinin incelenmesi sonucu, varsayılan toplam enerji yoğunluğunun sadece %4’ünün doğrudan gözlemlenebilir maddelerden oluştuğu gözlemlenmiştir. Yine bu toplamın %22’sinin karanlık maddeden oluştuğu hesaplanmaktadır. Kalan %74’ünün ise evrene dengeli bir şekilde yayılmış olan karanlık enerjiden oluştuğu kabul edilir.”

      https://tr.wikipedia.org/wiki/Karanl%C4%B1k_madde

      Ama gerçekten öğrenmek isterseniz size, seve seve ”doğrudan gözlemlenebilir madde” nin ne demek olduğunu da anlatırım!

  99. Bi yabancı dedi ki:

    -KONU DIŞI-

    Bilimsel kanıt deney ve gözlem gerektirir, dolayısıyla araştırılan şeyin ölçülebilir olması bir nevi ön şarttır. Tanrıyı ölçülebilir bir hale getirmek onun onmipotent olma ilkesine aykırı olacaktır.
    Diyeceğim odur ki bir gün hani olmaz ya; bilim Tanrırın varlığını kanıtlarsa aslında bulduğumuz şey herkesin sayıp sevdiği bağrına bastığı “allah” olmayacak…
    O yüzden dua edin de bi halt kanıtlayamadan yok olup gidelim !
    Siz de “eheh olmadığını kanıtlasana? Kanıtlayamıyorsun demek ki var?!” şeklindeki primitif mastürbasyonunuza devam edin!!!

    • bir kul dedi ki:

      Bi yabancı dedi ki:
      28/10/2015, 00:22
      yahu okumuş bir kişi daha kainattan aklıyla örnekleme yapmadan degerlendirme yapmadan ileri geri konuşa biliyor
      örnek
      agacın karbondioksit solumasını ve hayat sürmesini kendisine kopyalayamayan odtü mezunlarıda dahil tüm bilim adamları bu agacın bu bilgiyi kendisine hangi laboratuarda deneyledi sentezledide insan oglunu dahi sollayarak kafa tutarak haydi benden daha akıllı varmı diye tüm bilim adamlarına kafa tutarken sen daha sacmalamaya devam ediyorsun sen hiç muhasebe diye birşey duymadınmı yada saglama sen ilk önce teknolojiyle bunu becer yada anla …
      örnek
      hangi bilm adamı tüm insanlıgın aklım vardedigi aklı laboratuarda sentezleyerek onu görünür hale getirerek aha işte aklımız bu bu şey şuna benziyor rengi şu eni ve boyu şu vs vs diyebilecek bir cag oldumu yada olacagına inanıyormusun sendaha aklını kulanmadan yormadan herkesin bendede senin o akıl dedigin akıldan var der fakat hiç birimizde vardedigimiz aklı yerdeki taş gibi gösteremezken bilim acizmi acizken acizligide ortda vede hiç bir teknoloji de hiç bir çagda ne dün ne bugün nede yarın cözmeside mümkin degilken sen sen kalkmış kainatn tan sonraki hayata kadar hiç bir beşerin asla ve asla bu göremeycegi fakat var oldugunu bildigi tek yaratıcımızı kalkmış bilime sıgınarak afaki bir şekilde saçmalıyorsun sen ilk önce o güvendigin bilimadamlarına sende kive bendeki nefsi test ette eni ne boyu ne şekli ne rengi ne diye bir istekte bulun bunu çözersen ki siddinsene çözemeyecek bir şeyi kalkmış hayallerini hiç saglamasını yapmadan degerlendirme yapmadan atıp tuta biliyorsun çok komik oluyorsun boyundan büyük işe kalkmak ruhunu göstersene bak bindörtyüz sene önce sormuşlar kimsede tarif edemiyor bu nasıl bir şey size az bilgi verildi diyor 1400 senedir kimseden cıt yok ha çok güvendigin o fakat bu konuda aciz kalackl olan bu bilim adamlarına bundansonrada kıyamete kadarda acizlikleri kesin bir şekşde belli iken bunun mümkin olmayacagını anlardın bilim adamı göremedigi bir şeyi teste nasıl tabi tutabilr ki bu nesce nekadar dogru olur saçmalıktam başka
      örnek
      Sana ruh hakkında soruyorlar. De ki: “Ruh Rabbimin (akıl sır ermez) işlerindendir ve size bu konuda çok sınırlı bir bilgi verilmiştir.” İSRA 85. AYET

      BİR GIRAM İLERİ GİDE BİLDİMİ BİLİM ADAMLARI GİDEMEZ
      EH ANLAMIŞSINDIR ARTIK YAZDIGIN YAZININ NE DURUMDA OLDUGUNU
      AKLINA İYİ ŞEYLER GETİR MASTURMASYONLA COK UGRAŞMAKTAN DÜŞÜNME KABİLİYETİNİ ZAYIFLATTIGININ FARKINA VARAMIYORSUN BİR AN ÖNCE KURTUL
      OZAMaN DAHA İYİ DÜŞÜNECEGİNE ADIM GİBİ EMİNİM

      SAYGILARIMLA
      İYİ DÜŞÜNCELER

    • NURİ BABA dedi ki:

      Sevgili Bi yabancı dost…

      Konu dışı da deseniz, yine keyifliydi…

      Birisi bana ” Tanrı yok diyorsun ya, hadi yokluğunu kanıtla bakalım” diyerek, salaklığın limitlerini zorlama yarışına katıldığını beyan etti…

      Senin anlayacağın şekilde kısaca bir örnek vereyim dedim…

      Mersin’e giderken, Tekir Yaylasın da durduk ve altımızda uzanan orman denizini seyrediyoruz…

      İkimizde de yeşilin tüm tonlarını görmenin keyfi içindeyiz…

      Ve sen ” Bu çam ormanlarının içinde muhteşem Muz Ağaçları vardır..”…diyorsun..

      Ve sana ; ben bu ormanın içinde muz ağaçları yok demedim, belki de vardır…
      Var diyen sen olduğuna göre in aşağıya da bize biraz muz getir de yiyelim…diyorum ama

      “”Nasıl getireceğim kardeşim, çam ormanında muz ağacı ne arar ?”” diyerek verdiğim örneği çürütmeye çalışıyorsun..

      Sen ormanda muz ağacı var derken havalardaydın…Madem ki var, al getir diyerek somutlanmasını istediğimiz de oranı buranı sallamaya başladın…

      Ama, başı sonu olmayan ve gerçek sonsuzluğun içinde, Muhammed’in nikahını kıydığına inandığın Tanrını buluyorsun değil mi ?

      Yoksa bulamadın mı ?

      Vah yazık…!!!

  100. bir kul dedi ki:

    toro dedi ki:
    27/10/2015, 08:25

    BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN
    Üstüne hem yetersizliğinizi itiraf ediyor ama yinede yetersizce çırpınışlardan vazgeçmiyorsunuz! Üstekil bu bilgisiz dolayısıyla yetersiz çırpınışların inancınıza zarar verdiğininde farkında değilsiniz!
    DEMİŞSİN

    Her insan bildiğinin alimi bilmediğinin cahilidir.

    Ey bilginler, kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip, kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz? BAKARA 44. AYYETİ

    Örneğin Tur suresinin başında bahdesilen Tur dağı Musa’ya kitap verildiği söylenen dağ, satır satır yazılmış kitapta tevrattır! Sayın bir kul, sayın mantığı, aklı, vicdanı, önsezileri bizden daha kuvvetli bir kul, söylermisiniz henüz tamamlanmamış bir kitaptan tamamlanmış gibi bahsetmenin mantığı nedir?
    Peki sayın bir kul, sizin inancınızın vahiyleri inerken insanların elinde bulunan tevrattamanlanmış bir kitap değilmidir? Ya da sayın bir kul, Tur suresi inerken henüz kitap haline getirilmemiş ve ne bulunursa üzerine yazılmış sözlerin hepsinin ”Yayılmış ince deri üzerine” yazılmış olduğundan bahsedilebilir mi?DEMİŞSİN

    – AndolsunTûr’a (52/1)
    – Satır satır yazılmış Kitab’a (52/2)
    – Yayılmış ince deri üzerine (52/3)

    Onlar “Allah hiç bir insana hiç bir şey indirmemiştir” derken Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. De ki: “KİM İNDİRDİ MUSA NIN İNSANLARA BİR IŞIK VE REHBER OLARAK GETİRDİGİ VE SİZİN PAPÜRÜS PARCALARINA DÖNÜŞTÜRDÜĞÜNÜZ,ÇOK GİZLEDİGİNİZ HALDE SADECE GÖSTERİYE AÇTIGINIZ,SİZİN VE ATTALARINIZIN BİLMEDİGİ BİR ÇOK ŞEYİ KENDİSİ SAYESİNDE ÖGRENDİGİNİZ KİTABI?”ALLAH TIR!” DİYE CEVAP VER! Sonra da bırak, daldıkları boş laflarla oyalanıp dursunlar. ENAM 91.AYET

    Sonra, güzel davrananlara nimetimizi tamamlamak, her şeyi açıklamak, BİR KILAVUZ VE RAHMET OLMAK ÜZERE MUSA YA KİTABI VERDİK Kİ onlar Rablerine kavuşacaklarına inanabilsinler. ENAM 154.AYET

    Yine doğru yolu bulmakta kılavuz edinmeniz için Musa’ya hakkı batıldan ayıran Kitabı vermiştik.BAKARA 53.AYET

    Hani bir zamanlar sizden mîsak (sağlam bir söz) almıştık, Tur’u üstünüze kaldırıp demiştik ki; size verdiğimiz kitaba kuvvetle tutunun ve içindekilerden gafil olmayın, gerek ki, korunursunuz. BAKARA 63. AYET

    Musa’ya İLAHİ KELAMI vermiş ve birbiri ardınca onu izleyen peygamberler göndermiştik. Meryem oğlu İsa’ya da gerçeğin açık belgelerini vermiş ve onu kutsal ruh ile güçlendirmiştik. Fakat her ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir mesaj getirmişse, küstahça ona başkaldırdınız: kimini yalanladınız, kimini öldürüyorsunuz. BAKARA 87.AYET

    Dostum, benim için buharinin ne dediği önemli değil, benim için size elinizdeki kitabı taşıyanların yine bu kitabın oluşumuyla ilgili taşıdıkları tarihtir! Bakın eğer ben yalan söylüyorsam ya da durum böyle değilse yani kitap benim paylaştığım şekilde toplanmamışsa bana bunun bilgisini getirin ona inanayım! Yani size taşınan kitap doğru ama size o kitabı taşıyanların anlattığı tarih yanlış öyle mi? Yani bu adamlar kitabı doğrru yani bozmadan taşır ama tarihi yanlış ya da bozarak taşır!DEMİŞSİN

    Bilmediğin şeyin ardına düşme! Çünkü işitme duyusu, görme duyusu ve gönül, bunların hepsi bundan sorguya çekilecektir. İSRA 36. AYET

    Başta dediğim gibi, baktığınız bile görmekten uzaksınız! Söyleyin bana evrendeki bütün ışığın bir düğmesi olsa idi kapattığınızda geride ne kalırdı? Çekinmeyin söyleyin, ne kalırdı?DEMİŞSİN

    Gerçektende dedigin gibi bir durum olsaydı dener neticeyi görürdük fakat olmadıgından bizi aştıgından bilemeyiz olur
    NOT BU KONUN CEVABINIDA SEN VERİRSİN HERHALDE

    Ardından, o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu Îsâ’yı gönderdik. Tevrat’tan yanında bulunanı doğruluyordu. Onda hidayet ve ışık olan İncil’i ona verdik. Tevrat’tan yanında olanı doğrulayıcı idi. Doğruya ve güzele kılavuz, takvâya sarılanlara bir öğüttür. MAİDE 46. AYET

    De ki: “Ey kitap ehli! Siz Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni hakkıyla uygulamadıkça bir şey üzerinde değilsinizdir.” Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun inkâr ve azgınlığını elbette arttıracaktır. Kâfirler topluluğuna üzülme! MAİDE 68. AYET

    De ki: “Bütün görünen ve görünmeyen iradeli varlıklar bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya toplansalar ve bu konuda birbirlerine var güçleriyle destek verseler, yine de onun bir benzerini ortaya koyamazlardı!” İSRA 88. AYET

    Kendinde şüphe olmayan bu kitabı, âlemlerin Rabbi olan Allah indirmektedir. SECDE 2. AYET

    Yoksa “onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır, o, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu uyarman için Rabbin tarafından gelen bir haktır/kitaptır. Umulur ki doğru yolu bulurlar. SECDE 3. AYET

    Bu Kur’ân Allah’tandır, başkası tarafından uydurulup ortaya konulamaz. O ancak önündeki (daha önce indirilen) Tevrat ve İncil’i doğrular ve (Allah katında yazılı olan) kitabı bir bir açıklar. Onda şüphe adına hiçbir şey yoktur; O, âlemlerin Rabbinden (indirilme)dir. YUNUS 37. AYET

    Elif, lâm, râ. Bu, Rabblerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip ve övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. İBRAHİM 1. AYET

    Bu kitap, her şeye gücü yeten ve her işinde hikmet bulunan Allah tarafından indirilmiştir.
    ZÜMER 1. AYET

    “Onu o (peygamber) uydurdu” mu diyorlar? De ki; “Haydi siz de onun gibi bir sûre getirin ve Allah’dan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onu da yardıma çağırın. Eğer sözünüzde sadık iseniz (bunu yapın). (YUNUS/38)

    Kur’ân’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız. HİÇR 9. AYET

    Zira Rabbinin sözü aslına sadık olarak (yerine ulaşmış) ve adaletle uygulanmıştır: O’nun sözlerini alıp da yerine başka söz koyacak hiçbir güç yoktur: Zira her şeyi işiten, her şeyi bilen sadece O’dur. ENAM 115. AYET

    Bâtıl, Kur’ân’a önünden de ardından da gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah tarafından indirilmiştir. FUSSİLET 42. AYET
    SEVGİLİ TORO KESİNLİKLE VE KESİNLİKLE PEYGAMBERİMİZ HAYTA İKEN YAZICI KATİPLERE YAZDIRDIGI AYETLERİ ALLAH IN NURUNU TAMAMLADIM DEDİGİ AYETİ İNDİRDİGİNDE KURAN TAMAMLANMIŞ VEDE ELÇİSİ TARAFINDAN YARDIMCILARI KİM İSE PEYGAMBERİMİZ DENETİMİNDE TAMAMLANMIŞTIR
    KİTAPLAŞTIRILMIŞTIR AYETLERİN HEPSİNİ İNÇEDEN İÇÇEYE OKUDUGUNDA
    1 ALLAH
    2 CEBRAİL
    3 ALLAH IN VAHYİ
    4 ELÇİSİ PEYGAMBERİMİZ ÖNDERİMİZ LİDERİMİZ DEN BAŞKASI OLMAMIŞTIR
    O GÖREVİ O ŞEREFİ LİYAKATIYLA ALLAHIN EMRİYLE KORUMASIYLA HERTÜRLÜ TUZAKLARAKARŞI KORUYARAK TAMAMLATMIŞTIR TAMAMLANMAMIŞ BİR KİTABA ALLAH KORUMA VAADİNDE BULUNMAZ NURUMU TAMAMLADIM DEMEZ Dİ

    ÖRNEK
    Muhakkak ki biz, bu Kur’ân’da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan vazgeçmedi.İSRA 89. AYET
    Doğrusu Biz bu ilahi mesajda (hakikati), belki düşünüp ibret alırlar diye insanlara her türlü dolaylı anlatım tarzını kullanarak aktardık; ZÜMER 27. AYEET
    Andolsun ki biz, bu Kur’ân’da insanlara her örneği açıkladık. Ama insan tartışmaya her şeyden daha düşkündür. KEHF 54. AYET
    BUNU KURAN SÖYLÜYORSA EVET KİTAPLAŞTIRILMIŞ DERİM ŞEKSİZ ŞÜPHESİZ

    – AndolsunTûr’a (52/1)
    – Satır satır yazılmış Kitab’a (52/2)
    – Yayılmış ince deri üzerine (52/3)

    BU AYETLER ALLAH IN GÖNDERDİM DEDİGİ TÜM KİTAPLAR İÇİN DİR HEPSİNİ İÇİNE ALIR DEGİŞEN HİÇ BİRŞEY YOKTUR
    ALLAH RESÜLÜ VE EKİBİ KİMLERSE ONLARDIR DERİM

    ÖRNEK
    – Hayır, o ayetler bir mesajdırlar. (80/11)
    – İsteyen onları idrak eder. (80/12)
    – Onlar, değerli sayfalardadır. (80/13)
    – Yüksek ve temiz sayfalarda. (80/14)

    BURADAN PEYGAMBRİMİZ NE ANLIYOR HERŞEYDE ÖRNEK VEREN RABBİM ONA
    VAHİYLERİN HEPSİNİ BENİM SANA VERDİGİM ÖRNEK GİBİ HEPSİNİ SATIR SATIR YAZIP KİTAPLAŞTIR DİYOR BUNU BİLEN ELÇİMİZDE KETİPCİLERLE VE EKİBİYLE KIYAMETE KADAR RABBİMİN KORUMASINDA VE DE GÜVENCESİNDE AYAKTA DURUYOR YUKARIDAKİ AYETLERDEKİ DEDİGİ GİBİ HİÇ BİR ŞÜPHEYE YER BIRAKILMAYACAK BİR ŞEKİLDE TEMİNATI YÜCELERYÜCESİ OLAN EŞİ VE BENZERİ OLMAYAN HERŞEYE HAKİM OLAN ALLAH

    YALNIZ RIVAYETLERİN DEDİGİ NE İNANMAM İNANAMAM HERKESİN AKLI VAR OLDUGUNDAN SEÇME VE DEGERLENDİRME KİŞİLERİN NASIL VE NELERİ KIRİTER ALDIGI KİŞİLERİN KENDİ YETENEGİNİN KENDİSİNİN KENDİSİ DEGERLENDİRECEGİNDEN KİŞİLERİN ELDE ETTİKLERİ BİLGİLER KENDİLERİNİ BAGLAR BAŞKALARINI BAGLAMAZ ENDOGRUSU NE İSE BEN ONU SAVUNUR ONU KABUL EDERİM DİGERLERİNİ ELERİM BENİM İÇİN KURAN IN SAHİBİ KURANLA İLGİLİ HER KONUYU KENDİSİ BİZZAT HERTÜRLÜ ÖRNEKLEMELLERLE VERMİŞTİR YETERLİDİR
    ÖRNEK

    Hiç mi düşünmüyorsunuz? SAFFAT 155. AYET
    Yoksa sizin açık bir deliliniz mi var? SAFFAT 156.AYET
    Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getiriniz.SAFFAT157.AYAT

    BEN ALLAH HIN KİTABINDAN BAŞKA KİTAB TANIMAM ALLAH IN KİTABIYLA İLGİLİ KONULARDA ADRES SADECE KİTAPTIR YÜCELER YÜCESİ OLAN ALLAH IN KİTABI

    Ey iman edenler! (Bütün emir ve yasaklarında) Allah’a itaat edin, Rasûl’e itaat edin ve sizden olan, (sizin gibi inanan) bütün idarecilere de (Allah’a ve Rasûlü’ne itaat çerçevesinde itaat edin). Eğer Allah’a ve Âhiret Günü’ne gerçekten iman etmişseniz, hakkında ihtilâfa düştüğünüz herhangi bir meseleyi Allah’a ve Rasûl’e arz edin. Böyle yapmanız, hem (hakkınızda) hayırlıdır, hem de netice itibariyle çok daha güzeldir. NİSA 59. AYET

    VE SENARALARINDA ALLAH IN İNDİRDİGİNE UYGUNOLARAK HÜKMET! Onların keyfi yargılarına da uyma! Allah’ın sana gönderdiklerinden bir kısmında seni yanıltmalarından sakın! Eğer yüz çevirmekte ısrar ederlerse, iyi bil ki Allah onları birtakım günahlarından dolayı cezalandırmak istiyor. Unutmayın ki insanların çoğu yoldan çıkmıştır. MAİDE49.AYET

    PEYGAMBERİMİZ HAKKIN RAHMETİNE KAVUŞTUGUNDAN İNSANLARIN İHTİLAFINI HAKİMLER HAKİMİ OLAN YÜCELER YÜCESİ ALLAH IN KİTABI ADRES GÖSTERİLİYOR
    BUNDAN ÇIKAN SONÇTA ASLA VE ASLA ŞAİBEYE YER OLMADAN İTİLAFIN OLMADIGI BU KİTABIN SONRADAN BAŞKALARININ AKLETMESİYLE TELAŞA KAPILARAK TOPARLANMIŞ BİR KİTAP DEGİLDİR ASHABINI ÖNE SÜREREK ONLARA İFTİRA OLMUŞ OLUYORLAR BİLEREK YADA BİLMEYEREK

    İŞTE BU YÜZDEN ALLAH KURAN AYETLERİYLE BİZLERİ UYARIYOR

    İYİ DÜŞÜNCELER
    SAYGILARIMLA

    • toro dedi ki:

      Sayın bir kul,
      🙂

      Ne yaptığınızın farkında değilsiniz ki, size ne söylediğimin farkında olasınız! Şöyle söyleyeyim, ben bütün gücümle uğraşsam hatta yanıma başkalarını da alıp öyle çabalasam inancınıza sizin verdiğiniz kadar zarar veremem!

      Diyelim ki gerçekten de sizin bahsettiğiniz tanrıdır doğru olan! Bu durumda O şuan da hem beni hemde sizi okuyordur değil mi? Sanırım orada sizinle çok ama çok gururlanmıştır! Hatta bu son yorumunuzu okuduğunda ayağa sıçrayıp (!) ellerini birbirine çarpmış ve ”işte bu, işte bu benim kulum” diye haykırmıştır! Haksızda sayılmaz hani, sizden iyisinimi bulacak!

      Tanrısını anlamak yani tanrısının kelamı olduğunu iddia ettiği sözlerin anlamını çözmek için yardımcılar ya da yardımcı kitaplar kullanan bir kuldan daha makbul ne olabilir ki! Neyse, bir şekilde anlasında! Ne de olsa kar KARDIR!!!

      İnanın, inancınıza duyduğum saygı (insanların tercihleri bana dokunmadığı sürece onların seçme özgürlüklerinin tezahürüdür) sizin gibilerin verdiği zarardan daha büyüktür! Bir inanç inanırları nezdinde vücut bulur! Eğer bahsettiğiniz inanç sizin nezdinizde yani sizin formunuzda vücut bulmuşsa diyecek söz kalmamıştır!

  101. bir kul dedi ki:

    İster inan ister inanma ! SÜPER,KESİNLİKLE İZLEYİN

  102. bir kul dedi ki:

    :255 – Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O’na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.

    25:47 – Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü yayılıp çalışma (zamanı) yapan O’dur.

    36:52 – Onlar: “Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân’ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler” derler.

    39:42 – Allah, o canları öldükleri zaman, ölmeyenleri de uyuduklarında alır. Sonra haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkor, diğerlerini de takdir edilmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.

    78:9 – Uykunuzu bir dinlenme yaptık.

  103. bir kul dedi ki:

    RÜYADAKİ DÜNYA VİDEOSUNU SEYRTTİNSE ŞİMDİDE BU BİLGİSAYARI İNSAN BEDENİ OLARAK VARSAY VE BU BİLGİSAYARIN VEDE İÇİNDEKİ BİLGİLERİNİN HANGİ ZERRESİ TESADÜFEN VE RAST GELE OLUŞMUŞTUR BİRTANE ZERRECİGİNİ ÖRNEKLE SENTELE HAYEL VEDE KURGU GÜCÜNÜ
    DE DEVREYE SOKARAK SONRADA KENDİNE SOR MUHASEBE YAP SAGLAMAYAP

    1 ELEKTİRİGİ CAN
    2 HARDDİSKİ BEYİN
    3 İŞLETİM SİSTEMİ RUHU
    4 BAYOS YANİ İNSANDA İNSAN DELİRSEDE KAYBOLMAYAN ÖZELLİKLERİ (YEMEK YATMAK KALKMAK VS VS YÜRÜMEK VS
    5 EKRANI GÖZÜ
    ŞİMDİDE BİRAZCIK KAFA YORUN

    • rammsteinn dedi ki:

      kul
      sağdan soldan kopyala yapıştır yapmaktan bıkmadın mı?
      burdaki her konuyu islami sitelerden kopyala yapıştır yapıyorsun. olmayan konuları ise es geçiyorsun. görmemezliğe vuruyorsun.
      islami sitelerde bir yere kadar cevap buluyor. çünkü verilecek her cevap kendisine ters düşecek. misal
      dünyada hayat varolalı bir kaç kez büyük yıkım geçirdi. bunlardan birinde canlı türlerinin yüzde 98 i silindi. geriye kalan tür çeşidinden tekrar türler türedi. sizin allah dediğiniz tanrı acaba update mi yaptı? “bunları beğenmedim daha iyisini yapayım ” mı dedi?
      diğer bir dönem. meşhur dinazorları yaratmasının ve yok etmesinin sebebi nedir?
      uçamayan tavuğa kanadı niye taktı?
      insan vücudundaki işe yaramayan apandisti niye taktı?
      bilim bunların hepsini mantıklı ve ispatlı bir şekilde açıklar. ama dinin söylediği tek şey var. allah ol dedi onun için öyle oldu.

      ilginç bir canlı daha var.(adını bulursan büyük takdir ederim) kendi dişi kendi kafasının içine girerek ölen. bir mutant. böyle bir canlı yaratmanın mantığı nedir acaba?
      acaba bu canlı da tanrı tarafından mı cezalandırıldı?
      “benim dediğimi yapmadınız bende size bu cezayı veriyorum” mu dedi?
      sen bu soruların cevabını nette bulamazsın. çünkü bunların cevabını ancak bilim verir.
      “gece ıslık çalma şeytanlar gelir” diyen birilerinin cevaplayacağı sorular değil bunlar.

    • rammsteinn dedi ki:

      şu bayos dediğin galiba bios. eğer öyle ise değişmeyen özellik olarak onu kullanamazsın. çünkü bios değişir. arada güncellenir. çökebilir. anakart üzerindeki pilini çıkarırsan resetlenir. jumper ile sıfırlanabilir.
      hakim olmadığın konular üzerinden gitmen seni sadece gülünç duruma düşürüyor.

      kuantum mekaniği üzerinde çalışan bilim adamları insan beynini tamamen işlemci üzerine aktarma üzerine çalışıyor. bunun anlamı ölümsüzlük olacak.
      bilim adamları bu kadar çok biliyorsa sinek kanadı yaratsınlar da görelim gibi abidik gubidik laflara millet gülüyor artık. gülen kim mi?
      allahın hakir gördüğü beyinsiz dediği aşağıladığı kafirler. adamlar marsta su buldu. hissedebilen yapay kol yarattı. organ yarattılar. ama sizin allah bunlara sapkın diyor. akılsız diyor.

      • bir kul dedi ki:

        rammsteinn dedi ki:
        29/10/2015, 17:12 BUTARŞİHLİ YAZINA İSTİNADEN

        şu bayos dediğin galiba bios. eğer öyle ise değişmeyen özellik olarak onu kullanamazsın. çünkü bios değişir. arada güncellenir. çökebilir. anakart üzerindeki pilini çıkarırsan resetlenir. jumper ile sıfırlanabilir.
        hakim olmadığın konular üzerinden gitmen seni sadece gülünç duruma düşürüyor.DEMİŞSİN

        BAK ABKALIM BEN NE DEMİŞŞİM AŞŞAGIDA DEDİGİM AYNISINI KOYDUM
        BEN BİLMESE İDİM O ÖRNEGİ VERMEZDİM VEDE BUNU SİTELERDEN ALMADIM BEN ÖNEKLEDİM BAYOSLA İLGİİLİ VERDİGİN BİLGİYİ BENDE BİLİYORUM YİNEDE SAG OL
        PEKİ BEN DEGİŞMEYEN DERKEN İNSANDAKİ BAYOS AYARLARI DELİRSEDE BU DEGİŞMEZ DEDİM TEKRARDDAN OKU

        4 BAYOS YANİ İNSANDA İNSAN DELİRSEDE KAYBOLMAYAN ÖZELLİKLERİ (YEMEK YATMAK KALKMAK VS VS YÜRÜMEK VS
        ——————————————

        kuantum mekaniği üzerinde çalışan bilim adamları insan beynini tamamen işlemci üzerine aktarma üzerine çalışıyor. bunun anlamı ölümsüzlük olacak. DEMİŞSİN
        TOPU TACA ATARAK BİLİMADAMLARININ ÜSTÜNE YÜKLEYEREK ORADAN SESLENEREK PACAYI KURTARACAGINI SANIYORSAN SEN KENDİNİ AVUTA DUR SADECE BEYİNDEKİ BİLGİLEİ ALACAKLAR BU ZATEN MÜMKİN OLAN BİRŞEYDİ BU ZATEN ŞİMDİDEGİ ON YILLAR ÖNCESİNDEN BİLİNEN BİR KONU İDİ
        BENSENELERCE BİLİM VE TEKNİKDERGİSİ ALAN BİRİSİYİM KOMİKLİGİNDE BUKADARI OLUR ANCAK
        İŞLETİM SİSTEMİNİN KARŞILIGI RUHTUR RUHU NASIL ELDE EDECEKLER YAHU MADDE DEGİL IŞIK DEGİL ENERJİ DEGİL YAHU YAPMA
        BİR BİLGİSAYAR KENDİ YARATICISI OLAN İNSAN OGLUNDAN NASIL KURTARIR
        EMPATİ BİLE YAPAMIYORSUN YAHU O DEDİGİN İŞLEMİ SADECE KENDİSİNDEN SONRAKİLERE YANİ ALİESİNE BİR ANI OLARAK KALİTELİ BİR GEÇMİŞ OKADAR KUMANDA KİMİN ELİNDE SEN ONA BAK SEN DÜŞÜNÜYORSUN FAKAT ÇOK YÜZEYSEL DÜŞÜNÜYORSUN DERİNLEMESİNE DÜŞÜN ENİNE BOYUNA DÜŞÜN SAMİMİ BİR ŞEKİLDE DÜŞÜN GERÇEKLERDEN KACARAK NEFSİNİ KONUŞTURMAN SENİ SADECE OYALAR YANİ KENDİNİ EKNDİN KANDİRİYORSUN YAZIK EDİYORSUN
        adamlar marsta su buldu. hissedebilen yapay kol yarattı. organ yarattılar. ama sizin allah bunlara sapkın diyor. akılsız diyor.DEMİŞSİN
        hissedebilen yapay kol yarattı DEMİŞSİN
        SEN YAZILARI NEFSİNLE OKUYORSUN DİKKATLİ OKU HİSSEDEREK OKU
        KOLUN HİSSETMESİNİ SAGLAYAN YİNE YÜCELER YÜCESİ OLAN ALLAHIN YARATTIGI KİŞİNİN SİSTEMİNİ YAPTIKLARI YAPAYKOLA VEMELERİ SONUCU
        BEYİNDE ACIYI HİSSEDİYOR RUYADAKİ DÜNYA VİDEOSUNU HİSSEDEREK OKU
        Geçirdiği trafik kazası sonrasında tek kolunu tamamen kaybeden Claudia Mitchell, dünyada ilk kez denenen yöntem sayesinde biyonik kolunu hissediyor. Massachusetts General Hastanesi nörologu Doktor Leigh Hochberg, Mitchell’e taktıkları protez kolu hissedebilmesi için farklı bir yöntem denediler. 2 MİLYON STERLİN Protez kolu dikişsiz olarak Mitchell’in vücuduna empoze eden Hochberg, genç kızın göğsünde deri altına elektrotlu “sinir yamaları” yerleştirdiler. Bu sayede kol, göğüsteki başlangıcı olan kaslar kanalıyla yeniden dokunma duygusuna kavuştu. Kolunu beyni sayesinde kumanda eden genç kız sağlıklı eline çok sıcak su tuttuğunda diğer protezli kolunda da acı hissetiğini belirtti. Bu operasyonun fiyatı 2 milyon sterlin.

        Bunalr insanlıkiçin çok güzel şeyler fakatsen sonuçtan aberver
        Onları, insanlar içinde dünya hayatına en çok düşkün olanlar olarak bulacaksın. İçlerinden şirk koşanlar bin sene yaşamak ister. Fakat bu kadar yaşasa da, bu uzun ömür onları azaptan uzaklaştıramaz. Allah onların yaptıklarını eksiksiz görür. BAKARA 96. AYET
        İYİ DÜŞÜNCELER

      • karaca dedi ki:

        rammsteinn

        allahın hakir gördüğü beyinsiz dediği aşağıladığı kafirler. adamlar marsta su buldu. hissedebilen yapay kol yarattı. organ yarattılar. ama sizin allah bunlara sapkın diyor. akılsız diyor.
        sizden alıntı
        haklısın allah bunlara sapkın diyor akılsız diyor
        nedeni gayet basit iman meselesi allaha iman etmek meselesi
        allahın iradesine teslim olma meselesi bunlar olmadıktan sonra
        allahın tanımı doğrudur akılsız,sapkın,ve hatta ekliyor kafir diyor
        bunu ben demiyorum yüce yaratıcımız diyor
        allaha iman ettikten sonra birliğine inandıktan sonra gerisi çorap söküğü gibi gelir
        zor olan allaha iman etmektir ama bazıları için zordur
        inananlar için bu problem olmaktan çıkmıştır.

      • toro dedi ki:

        Sayın karaca,

        ”haklısın allah bunlara sapkın diyor akılsız diyor
        nedeni gayet basit iman meselesi allaha iman etmek meselesi
        allahın iradesine teslim olma meselesi bunlar olmadıktan sonra
        allahın tanımı doğrudur akılsız,sapkın,ve hatta ekliyor kafir diyor
        bunu ben demiyorum yüce yaratıcımız diyor
        allaha iman ettikten sonra birliğine inandıktan sonra gerisi çorap söküğü gibi gelir
        zor olan allaha iman etmektir ama bazıları için zordur
        inananlar için bu problem olmaktan çıkmıştır.” sizden alıntı

        Dostum gelin sizinle bir sonuç hayal edelim;

        Düşünün ki kendine peygamberim diyen normalden tam 10 sene önce ”ben peygamberim” diye ortaya çıktı! Yani kendi coğrafyasını kendine bağladıktan sonra 10 senesi daha vardı. Bu zamanı da Büyük İskender gibi dünyayı fethetmeye harcadı. Bu sayede öldüğünde dünyanın 2/3’ü kendisine iman etmişti. Sınırlar batıda Portekizden İngiltereye doğuda ise Çinden Rusyaya kadar uzanıyordu! Yani sadece Amerika kıtasına gidememişti!

        Şimdi size soruyorum bu durum da;

        -Portekizliler Amerika dahil dünyanın birçok yerini keşfedecekleri deniz yolculuklarına çıkabilirler miydi?

        -Uçak ve araba icat edilebilir miydi?

        -Bildiğimiz kağıt, radyo, telegraf, telefon, faks, televizyon ve internet icat edilebilir miydi?

        -İnsan oğlu dünyayı dışarıdan görmek için araçlarla uzaya çıkabilir ve binlerce yıldır süregelen ”dünya düzdür” inancının yanlışlığı anlaşılabilir miydi? Buna bağlı olarak yıldızların aslında gökyüzüne yerleştirilmiş kandiller olmadığını anlayabilir miydik?

        Dostum, birileri özellikle sizin inancınıza tabi olmayan birileri tarafından yaratılmış bir gelecekte o geleceğin nimetlerini sonuna kadar kullanıp sonra o nimetlerin yaratıcılarına sırf sizin tanrınıza inanmıyorlar diye beyinsiz demek normal zekada insanların size bir yerleriyle gülmesi için yeterli bir nedendir! Ne oldu, o beyinsizlerin icat ettikleri olmadan yaşayamaz hale mi geldiniz?

        Ne demek istediğimi anladınız mı yoksa devam edeyim mi?

  104. bir kul dedi ki:

    rammsteinn dedi ki:
    29/10/2015, 16:52
    kul
    sağdan soldan kopyala yapıştır yapmaktan bıkmadın mı?
    burdaki her konuyu islami sitelerden kopyala yapıştır yapıyorsun. olmayan konuları ise es geçiyorsun. görmemezliğe vuruyorsun.
    islami sitelerde bir yere kadar cevap buluyor. çünkü verilecek her cevap kendisine ters düşecek. misal
    dünyada hayat varolalı bir kaç kez büyük yıkım geçirdi. bunlardan birinde canlı türlerinin yüzde 98 i silindi. geriye kalan tür çeşidinden tekrar türler türedi. sizin allah dediğiniz tanrı acaba update mi yaptı? “bunları beğenmedim daha iyisini yapayım ” mı dedi?
    diğer bir dönem. meşhur dinazorları yaratmasının ve yok etmesinin sebebi nedir?
    uçamayan tavuğa kanadı niye taktı?
    insan vücudundaki işe yaramayan apandisti niye taktı?
    bilim bunların hepsini mantıklı ve ispatlı bir şekilde açıklar. ama dinin söylediği tek şey var. allah ol dedi onun için öyle oldu.
    ilginç bir canlı daha var.(adını bulursan büyük takdir ederim) kendi dişi kendi kafasının içine girerek ölen. bir mutant. böyle bir canlı yaratmanın mantığı nedir acaba?
    acaba bu canlı da tanrı tarafından mı cezalandırıldı?
    “benim dediğimi yapmadınız bende size bu cezayı veriyorum” mu dedi?
    sen bu soruların cevabını nette bulamazsın. çünkü bunların cevabını ancak bilim verir.
    “gece ıslık çalma şeytanlar gelir” diyen birilerinin cevaplayacağı sorular değil bunlar.

    ————————————————–
    SANA TAVSİYEM ONLARI BİR AN ÖNCE ALDIR VE DE KURTUL MADEM DOV VE YERSİZ İŞE YARAMIYORLAR SEN DE VER KURTUL HAFİFLERSİN CAHİLLİK BAŞA BELA BU NASIL SORGULAMA BU NASIL DÜŞÜNME BU NASIL FİKİR YÜRÜTMEK BU OLSA OLSA UKALALIKTIR MADEM ÖYLE MAHŞER GÜNÜ YÜCELER YÜCESİ OLAN ALLAH IN HÜZÜRÜNA CIKTIGINDA SORARSIN TABİ BU HALİNLE GİDERSEN ALLAH IN HUZURUNA O SORUYU SORMAYI BIRAK BAK NE DİYECEKMİŞİZ

    Ateşin başında dikilecekleri zaman onları bir görmelisin. Derler ki: “Ah, keşke hayata bir daha döndürülsek! (O zaman) Rabbimizin mesajlarını yalanlamaz, mü’minlerden olurduk.” EN AM 27. AYET

    Ama hayır, daha önce gizlemiş oldukları şey onlara apaçık göründü de ondan; ve eğer geri döndürülselerdi, kendilerine yasaklanan şeylere yine dönerlerdi: Şu kesin ki onlar, yalanı tabiat haline getiren kimselerdir. ENAM 28. AYET

    De ki: “Ben, bir yanlış yaparsam kendi aleyhime yapmış olurum. Eğer doğru bir iş yaparsam biliniz ki bu, Rabbimin bana vahyettiği Kur’ân sayesindedir. Şüphesiz ki O, işitendir; yakındır.” SEBE 50. AYET

    ! Asıl sen onları, şah damarlarından yakalanıp kaçacak delik bulamamış bir halde dehşetten panikledikleri zaman bir görmeliydin! SEBE 51. AYET

    İşte onlar (o zaman) “Biz ona inandık!” diye haykırırlar. Ama bunca uzak mesafeden (kurtuluşa) zahmetsizce ulaşmak nasıl ve nereden mümkün olacak? SEBE 52.AYET

    Oysa ki onlar daha önceden inkar etmişler ve (dünya gibi) uzak bir noktadan (ahiret gibi) idraki aşan bir gerçeğe dil uzatmışlardı. SEBE 52.AYET

    Rammsteinn
    BİLGİYİ GÖRMEKVE BİLMEK YETERLİ DEGİLDİR ONUN AMAC VE GAYESİNİN NASIL VE NE İÇİN VAR OLDUGUNU NEDEN VAROLDUKLARINI HER YÖNÜ İLE 5N1K FORMÜLÜ İLE SORGULAYARAK YOL ALA BİLMEKTİR
    SAYGILARIMLA
    İYİ DÜŞÜNCELER

    • rammsteinn dedi ki:

      kul
      benim yazdıklarım ile senin yazdıkların arasında bir bağlantı var mı? bırak cevap vermeyi yanından bile geçemiyorsun. yazımın içinde zaten belirttim. soruların cevaplarını islami sitelerde bulamadın mı? bulamıyorsan bir sarıklı hocaya soruver. olmadı üfürükçüye sor. soruları duyunca oflayıp puflar.
      devam edeyim

      [ENAM(6)/ 97]
      O (Allah) ki, yıldızları, karanın ve denizin karanlığında, onlarla yol bulasınız diye yarattı. Anlayan bir kavim için âyetleri (böyle) açıklarız.

      herhangi bir uzay belgeseli izleyen biri şu ayete güler geçer. artık neresiyle güler onu bilmiyorum. sizin ki diyor ki yıldızın birine “seni yarattım kuzeyde dur yoksa insanlar yolunu bulamaz kaybolurlar.”
      devam
      Sonra, (Allah) oraya Göğe yöneldi, o duhan(gaz bulutu) halinde idi. Böylece (Göğe) ve Arz’a dedi ki: “İsteyerek veya istemeyerek gelin!” İkisi de: “İsteyerek(itaat ederek) geldik” dediler.
      tanrı gök ile yeri çağırıyor bunlar koşa koşa geliyor. ama isteseler gelmeyebilirlermiş. acaba gelmeseler ne olurdu? “arz sen gelmeyi istemiyorsun seni sonsuza yakadar yakayım da aklın başına gelsin”
      sanırım venüs gelmeye yanaşmamış onun için cayır cayır yanıyor.

      • KARACA dedi ki:

        rammsteinn
        Sonra, (Allah) oraya Göğe yöneldi, o duhan(gaz bulutu) halinde idi. Böylece (Göğe) ve Arz’a dedi ki: “İsteyerek veya istemeyerek gelin!” İkisi de: “İsteyerek(itaat ederek) geldik” dediler.
        tanrı gök ile yeri çağırıyor bunlar koşa koşa geliyor. ama isteseler gelmeyebilirlermiş. acaba gelmeseler ne olurdu? “arz sen gelmeyi istemiyorsun seni sonsuza yakadar yakayım da aklın başına gelsin”
        sanırım venüs gelmeye yanaşmamış onun için cayır cayır yanıyor.

        sizden alıntı

        e daha ne olacak rammsteinn bak bilim adamları da dünyanın ilk halinin ayette anlatıldığı gibi olduğunu bulmadılarmı ilk zamanlarında dünyanın toz ve gaz bulutu olduğunu bulmadılarmı
        allahın emrine uyarak,yavaş yavaş emir doğrultusunda şekillenmeye başlamadımı
        sen bu ayetten ne anladın tam bilim adamlarının anlattığı mevzuya uygun değilmi
        ayet sana tam teferuatlarını mı anlatacaktı genel olarak nasıl oluştuğu hakkında bilgi vermiyormu
        ha unutmadan peygamber nereden bilebilirdiki dünyanın ilk halinin gaz ve toz bulutu olduğunu nereden bilecekti bu ayetle bilgi verilmeseydi,onu yalancılıkla suçluyorsunuz ,
        iyide hiç bir bilgisi olmayan bir insan dünyanın nasıl yaratıldığı hakkında nasıl bu denli kesin bir bilgi verebilir bu ayet bile size yeter aslında ama düşünüp,yorumlamanız için sene 570-600 yılları arası sizin tabirinizle kendisine peygamberim diyen kalkıyor bu ayeti yazıyor olacak işmi sizin dediğinizin aslı astarı yok
        tek başına bile bu ayet allahın varlığına birliğine inanmaya yeter resullah 1400 yıl önce insanlara
        allahın kendisine verdiği bu bilgiyi aktarmış senin bilim adamları daha yeni buldu bu bilgiyi
        bu sana yetmezmi
        allah göğe yöneldi,isteyerek veya istemeyerek gelin emirlerini sen söz olarak mı yorumluyorsun
        anlayamadım allah kendi planının işlemesinden örnek veriyor siz bunu söz olarak anlıyorsunuz
        lafınan sözünen bu olaylar olurmu,yüce rabbimiz burada kendi emirlerinin nasıl gerçekleştiğini
        süreci ifade ediyor siz gidip başka şey anlıyorsunuz
        sanki ayrılın diye emir etmiş gökle yer bir birinden tak diye ayrılmış şeklinde anlaşılmamalı
        rabbimiz burada yaratılıştaki sürece dikkati çekiyor
        siz gidip bunu farklı anlıyorsunuz. tak tak tak hemen dünya ile gök birbirinden ayrıldı gibi düşünmemek gerekir.

  105. bir kul dedi ki:

    .toro dedi ki:
    30/10/2015, 08:58 BU TARİHLİ YAZINA İSTİNADEN

    ………Şimdi size soruyorum bu durum da;

    -Portekizliler Amerika dahil dünyanın birçok yerini keşfedecekleri deniz yolculuklarına çıkabilirler miydi?

    -Uçak ve araba icat edilebilir miydi?

    -Bildiğimiz kağıt, radyo, telegraf, telefon, faks, televizyon ve internet icat edilebilir miydi?

    -İnsan oğlu dünyayı dışarıdan görmek için araçlarla uzaya çıkabilir ve binlerce yıldır süregelen ”dünya düzdür” inancının yanlışlığı anlaşılabilir miydi? Buna bağlı olarak yıldızların aslında gökyüzüne yerleştirilmiş kandiller olmadığını anlayabilir miydik?DEMİŞSİN
    ——————————————————————————————
    Müslümanların en büyük 20 icadı

    İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Independent Müslüman mucitlerin Avrupa’yı ve dünyayı nasıl değiştirdiğini anlatan bir liste hazırladı. Haberde, Müslümanların dünyayı değiştiren 20 icadına yer verildi. Haberde İslam dünyasında yaşanan kahvenin bulunması, ilk uçma deneyi, cerrahi aletlerin dizaynı, dolmalakemin icadı gibi gelişmelerin insanlığın yaşamını nasıl değiştirdiği anlatıldı. İşte Independent’a göre Müslümanların en büyük 20 icadı:

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    GÖZ

    Antik Yunan’da insanlar gözümüzden ışınların çıktığını ve bu sayede görebildiğimizi düşünürdü.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    Dünyada ilk kez ışığın göz içine girerek kırılması sonucunda dünyayı gördüğünü keşfeden 10. yüzyılda yaşamış bir Müslüman alim olan İbni Haytam’dı. Karanlık odayı ve ışık oyunlarıyla görüntü elde etmeyi ilk olarak İbni Haytam keşfetmişti.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    SANTRANÇ

    Satrançın bugün oynanan formu ilk kez İran’da geliştirildi ve buradan Batıya yayıldı.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    10. yüzyılda İspanyollar Emeviler aracılığıyla satrançla tanıştı.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    UÇMAK
    Wright Kardeşlerin ilk uçma denemesinden 1000 yıl kadar önce 852 yılında Abbas İbn Firnas adlı bir Arap Cordoba’daki Ulucaminin minaresinden tahtadan kanatlarla atladı.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    Uçmayı umuyordu, tabii uçamadı. Ama tahta kanatların yarattığı paraşüt etkisi sayesinde hafif bir şekilde yere düştü. 875 yılında 70 yaşındayken bu kez ipek ve kartal tüylerinden yaptığı kanatlarla bir uçurumdan atladı. 10 dakika kadar havada kalmayı başardı.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    SABUN

    Haçlı Seferlerindeki Hıristiyan askerleri gören Müslümanları dehşete düşüren şey onların saldırganlığı değil Avrupalıların çok nadir banyo yapmaları ve vücutlarının çok kötü kokmasıydı.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    Eski Mısır’da da sabun vardı ancak Araplar bitki yağlarını karıştırarak modern anlamdaki sabunu oluşturdu. Şampuan da bir Arap icadıdır. Şampuan ilk kez İngiltere’ye 1759’da gelmiştir.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    SIVILAR

    Sıvıları dağişik kaynama noktalarına göre birbirinden ayırma da ilk kez Müslüman bilim insanı Jabir ibni Hayyan tarafından bulundu.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    Yaptığı deneylerle de modern kimyanın kurucusu sayıldı.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    MİL SİSTEMİ

    Düz hareketi döner harekete çeviren mil sistemi de ilk kez bir İslam bilgili olan El Ciziri tarafından geliştirilmiş ve içten ateşli motorun icadına kadar tüm dünyadaki mekanik cihazların temel presibini oluşturmuştu.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    ELBİSE

    Elbiselerin kumaşı ve astarının arasına dolgu malzemesi kullanılması da yine Ortadoğu’da ortaya çıkan bir icattır.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    KAHVE

    Rivayete göre Güney Etiyopya’nın Kaffa bölgesinde Arap bir çoban olan Halid koyunlarının bir bitkiyi yedikten sonra canlandığını gördü. Halid bu bitkiden topladı ve götürüp kaynarak içti.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    İlk olarak geceleri uyanık kalıp çalışmak ya da dua etmek isteyen Sufi alimler tarafından kullanıldığı tahmin edilen kahve ancak 1645 yılında Venedik’e ulaştı. İngiltere’nin başkenti Londra’daki ilk kahvehaneyi ise bir Türk açtı.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    KUBBE VE KEMER

    Kubbe ve kemer şeklindeki yapılar İslam mimarisinin ürünüdür. Özellikle kubbe mimarisi konusundaki teknikler Avrupa’ya İslam bilginleri aracılığıyla taşınmıştır.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    İngiltere Kralı V Henry’nin sarayının mimarı da bir Müslümandı.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    CERRAHİ ALETLER

    Dünyada bugün kullanılan cerrahi aletlerin tümünün nihai dizaynları Endülüs Emevilerinden El Zehravi’ye aittir. Neşter, kemik testereleri, göz ameliyatı makaslarının da aralarında bulunduğu 200 cerrahi alet modern tıpta da kullanılır.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    Hayvan bağırsaklarından yaptığı iplikle attığı dikişlerin kendi kendine kaybolduğunu da Zehravi keşfetmiş ve yine hayvan bağırsaklarından ilk kapsülü yapmıştır. 13. yüzyılda İbn Nafis de dolaşım sistemini tanımlamıştır.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    RÜZGAR DEĞİRMENİ

    Rüzgar değirmeni ilk olarak İran’da keşfedilmiş ve Arap ülkelerinde de geliştirilmiştir.

    Müslümanların en büyük 20 icadı

    Avrupa’da ilk rüzgar değirmeni bundan tam 500 yıl sonra kullanılmaya başlamıştır.

    TEMBELLERLE ÇALIŞKAN AKILLILAR ARASINDAKİ FARK

    • toro dedi ki:

      Sayın bir kul,

      Keşke kendinize yazılan yorumlara cevap verme konusunda da bu kadar iştahlı olabilseniz! Neyse, ne demişim ben;

      ”-Portekizliler Amerika dahil dünyanın birçok yerini keşfedecekleri deniz yolculuklarına çıkabilirler miydi?

      -Uçak ve araba icat edilebilir miydi?

      -Bildiğimiz kağıt, radyo, telegraf, telefon, faks, televizyon ve internet icat edilebilir miydi?

      -İnsan oğlu dünyayı dışarıdan görmek için araçlarla uzaya çıkabilir ve binlerce yıldır süregelen ”dünya düzdür” inancının yanlışlığı anlaşılabilir miydi? Buna bağlı olarak yıldızların aslında gökyüzüne yerleştirilmiş kandiller olmadığını anlayabilir miydik?” Benden alıntı

      Madem topa girdiniz o halde size soralım,

      Amerika ve ümit burnunu keşfedenler sizinkiler miydi?

      Uçak ve arabayı icat edenler sizinkiler miydi?

      Bildiğimiz kağıt, radyo, telegraf, telefon, faks, televizyon ve interneti icat eden sizinkiler miydi?

      Uzaya yani dünya dışına ilk çıkanlar sizinkiler miydi? Yıldızların aslında göğe yerleştirilmiş kandiller olmadığını sizinkilerden mi öğrendik?

      Dostum birşey üzerinde çalışma yapmak ile o şeyi geliştirip toplum tarafından içselleştirilmesini sağlamak başka birşeydir! Doğrudur bu coğrafya da çok değerli bilim insanları yetişmiştir yetişmektedir! Anlamadığınız şey o dönemde müstakil bazı insanların çabalarının toplum tarafından sahiplenip içselleştirilmediği ve bu çalışmaların mikro düzeyde kalmasıdır! İlk uçan insan ibn firnas olabilir ama bu kendi toplumunu uçağı icad etmeye götürecek sürece motive edememiş bu çalışmaları sahiplenmemişlerdir. Onlar o dönemin ancak güçlü kişilerce desteklenerek çalışabilecek isimsiz dahileridir! Söyleyin bana wright kardeşler sizinkilerden midir?

      Batı toplumu (herşeylerini desteklediğim kesinlikle düşünülmesin) kişilerin çalışmalarını bir yerde desteklemeye başlamış ve yapılanları içselleştirmeyi kilisenin yani dinlerinin baskısına rağmen becerebilmişlerdir! Ne zaman ki sizin toplumunuz kendi ortaçağını yıkacak bir bilinç devrimiyle dine rağmen bilimsel atakların peşinden gider o zaman birileriyle övünebilirsiniz!

      Aksi taktirde kıyıda köşede kalmış, yaptıklarıyla kendi toplumunda yalnızlaştırılmış insanlarla bugün gurur duyuyor gibi yapmanın anlamı yoktur!

      Size bir tavsiye yazılarımı anlamıyorsanız yardım alın! Sonuç itibariyle MÜTEŞABİH falan değiller!

    • rammsteinn dedi ki:

      müslümanların en büyük yirmi icadının içindekiler bile islamın ne kadar aciz kaldığının bir göstergesi.
      hele bi de
      TEMBELLERLE ÇALIŞKAN AKILLILAR ARASINDAKİ FARK
      deyişin yok mu🙂
      bu buluşlarının her birinin karşısına yüz kat çok daha üstün icat yazılır. ama senin için rüzgar değirmeni, telefondan daha üstündür.
      cerrahi aletler, marsa inen makineden daha üstündür.

      sadece müslimlerin bulduğu icatlar yaşarsan akşam mum ışığında oturur işe deve ile gider yakınların ile konuşmak için güvercin kullanırsın.

      Elbiselerin kumaşı ve astarının arasına dolgu malzemesi kullanılması da yine Ortadoğu’da ortaya çıkan bir icattır.
      evet çok büyük icat. bunu müslimler icat etmese üstümüze giyecek elbise bulamazdık. iyiki bulmuşlar.

      sen onu bunu bırak şu tavuk meselesine gel
      senin şu tanrın uçamayan tavuğa neden kanat taktı?
      herşeyimizi mükemmel yaratmış ama apandisti fazladan takmış. boşluğuna denk geldi sanırım. yoksa işe yaramayan organın ne işi var insanda. ama maymunun ihtiyacı çünkü selülozu sindirmek için gerekli ama bizim ihtiyacımız yok. sanırım maymunlar ile insanları yaratırken eli kaydı veya “fazla organ göz çıkarmaz dursun şurda” mı dedi?

      • karaca dedi ki:

        rammsteinn

        yukarıda yazdıklarını okudum bakış açın müslümanlar bulamamış diğerleri bulmuş diyorsun
        olmadı
        hatırlaman lazım vebanın hüküm sürdüğü çağları,pislikten temizliğin ne olduğunu bilmeden yaşayanların vebaya koleraya salgın hastalıklara yakalandıklarını bilirsin
        sen bana anlat bakalım islamiyetten sonra yani namazın farz kılındığı tarihten sonra müslümanlığı kabul etmiş toplumlarda böyle salgın hastalıkların yaşandığı tek bir vaka varmıdır.
        müslümanlar neyi icad etmiş diyorsun al sana icad ettikleri şeylerin başında 5 vakit namazda alınan abdest ellerin ayakların yüzün parmakların yıkanması temizlik değilmi bunu kim icad etmiş
        yüzünü aldığı abdestle yıkayan temizleyen insana mikrop bulaşabilirmi al sana müslümanlığın en büyük icadı avrupa devletleri nereden bilecekler abdestin temizlik getirdiğini
        dinin emridir başka bir temizlik daha söyleyeyim
        cinsel ilişkiden sonra gusul abdesti almak yani vucudunu suyla yıkamak
        pisliklerden arınmak böylece temiz kalabilmek öyle canın istediği zaman banyo işi değil
        cima yaptıysan mecbur sana temizlik yani banyo yapmayı emretmiş
        bu temizlik değilmi insanın sağlığının düşünülmesi değilmi
        senin bahsettiğin avrupalılar cima yapıp pis pis temizlenmeden geziyorlarmış ondan dolayı veba kolera salgın hastalık yürümüş te yürümüş
        nerde islam toplumunda salgın hastalıklardan toplu ölümler bir tane örnek göstersene
        islamın en büyük hediyesi gusul abdesti namaz için alınan abdest değilmidir.
        kadınlara mehir olayını çıkarmış boşanma durumunda olan kadınlar mağdur olmasın diye
        bu icad değilmi
        öyle herkesle ilişkiye girmeyi yasaklamış hastalık pislik kapmayı önemiş bu icad değilmi
        fuhuşu yasaklamış niye insanlar hastalık kapmasın diye sebeblerden bir tanesi de budur
        şunlarla bunlarla ilişkiye giremezsin şunlarla bunlarla evlenemezsin demiş
        bu icad değilmi
        öyle senin dediğin avrupalılar erkek erkeğe evleniyor olacak işmi bu ne pislik
        islamda varmı böyle bir şey
        bu icad değilmi koyduğu yasaklar icad değilmi
        hemde insanı ön planda tutan icadlar değilmi insan sağlık ve sıhhatini ön planda tutan icadlar değilmi islamdan önce kim kime dum duma
        avı aç kaldığın zaman yasak olmaktan çıkarmış böylece hayvanların soyunun devamına zeval gelmesin diye avı hangi şartlarda nasıl yapılacağını söylemiş bu hayvanlar icin icad değilmi
        şimdi avcı lar pis canları istediği için hayvanları öldürüyorlar yani islamın emrinin dışına çıkıyorlar
        bunu yasaklamak islamın icadı değilmi
        hayızlı olan kadına yaklaşmamak böylece hastalıkların önüne geçmek kimin icadı islamın icadı değilmi
        daha neler neler yazabilirim
        ha diyorsanki teknik ne bulmuş ona kafası basmamış demekki
        ha unutmadan bu imansızların inançsızların yaptığı silahlar yani senin tabirinle silahlar
        topluca insanların ölümüne sebeb olmuyorlarmı
        bu mu icad insanı ön planda tutmayan şeylere sen icad mı diyorsun

  106. karaca dedi ki:

    sayın toro

    -Uçak ve araba icat edilebilir miydi?

    -Bildiğimiz kağıt, radyo, telegraf, telefon, faks, televizyon ve internet icat edilebilir miydi?

    -İnsan oğlu dünyayı dışarıdan görmek için araçlarla uzaya çıkabilir ve binlerce yıldır süregelen ”dünya düzdür” inancının yanlışlığı anlaşılabilir miydi? Buna bağlı olarak yıldızların aslında gökyüzüne yerleştirilmiş kandiller olmadığını anlayabilir miydik?

    Dostum, birileri özellikle sizin inancınıza tabi olmayan birileri tarafından yaratılmış bir gelecekte o geleceğin nimetlerini sonuna kadar kullanıp sonra o nimetlerin yaratıcılarına sırf sizin tanrınıza inanmıyorlar diye beyinsiz demek normal zekada insanların size bir yerleriyle gülmesi için yeterli bir nedendir! Ne oldu, o beyinsizlerin icat ettikleri olmadan yaşayamaz hale mi geldiniz?

    Ne demek istediğimi anladınız mı yoksa devam edeyim mi?

    sizden alıntı

    toro biz aynı dili konuşmuyoruz senin ifade ettiklerin farklı farklı şeyler icat etmek insanın yapabileceği bir şey bunun dinle inançla ne alakası var kimin kafası basıyorsa gider icat eder
    bulanın kimliği önemlimi müslüman hiristiyan,ateist yada musevi olması neyi değiştirir insan insandır kafası basıyorsa bulmuştur bunu anladık bunda sıkıntı yok
    insana has insana özgü bir davranış biçimidir bulmak icat etmek
    rabbimiz demiyorki inanmayan insanlar geri zekalı akılsız kafir içat bulamazlar demiyorki
    bunu demiş olsa zaten haksızlık yapmış olur
    onun demek istediği sapkın akılsız kafir sözü bu senin saydıkların için geçerli değildirki
    onun demek istediği, yarattıklarının nasıl kusursuz bir plan dahilinde işleyiş içerisinde olduğunu gördüğü bildiği akıl ettiği halde aklını çalıştırmayıpta bu hikmeti anlayamayanlara akılsız,sapkın kafir diyor. bunun arkasındaki gücü yani kendisini anlayamayanlara akılsız sapkın kafir diyor.
    icat etmek icad edileni insanların kullanması farklı bir şey icat eden nasıl icat ettiğini anlaması bilmesi gerekir yoksa ben elektriği buldum insanlığa faydam oldu demek başka
    birde bu elektiriği yaratanın eserini nasıl yarattığını akıl etme başka şeydir.
    allah elektriği yaratmasaydı insan oğlu onu nereden bulacaktı elektro manyetiği,kanunlarını özelliklerini allah yaratmıştır sırası geldiğinde allahın yarattığı bu elekto manyetiği insan bulur
    insanın yaptığı allahın yarattığını bulmaktır. farklı olan bir şey yoktur ortada sanki insanlar elektriği hiç yoktan var etmiş gibi lanse edilmemeli
    hiç yoktan var etme allaha mahsustur insanın böyle bir özelliği yoktur böyle bir özelliği olsaydı insanın allaha eş olurdu. bunu anlamak bu kadar zor değil
    artı allahın yarattığı halen insana sır olan pek çok şey vardır sırası zamanı gelince allahın müsade ettiği ölçülerde insan bunları bulacaktır.
    ya allah bunları hiç yaratmamış var etmemiş olsaydı insan nereden neyi bulacaktı bu mümkünmü
    olmayan bir şeyi bulmak icat etmek
    şimdi demek istediğim şudur. senin söylediğin 10 sene öncesi 10 sene sonrası kendisine peygamberim diyenim işine benim aklım ermez bu mevzulara uzağım
    allah her şeyi yaratacak peygamber göndermekten aciz olacak öylemi senin mantığın kabul ediyormu bunu mutlaka peygamber de göndermiştir kanunlarını da insanların uyması gereken kuralları da peygamberlerine söylemiştir bunları insanlara söyleyin deyi bunda sıkıntı yok
    anlaşamadığımız nokta allahın varlığını kabul edip etmeme meselesidir.
    artı ilave edeyim islam dini buluş yapın icat edin hastalıkların çaresini bulun,uçak yapın aya gidin marsta su bulunup bulunmadığını araştırın,araba yapın petrolu benzine mazota çevirin,televizyon bulun internet icat edin cep telefonu icad edin diye inmemiştir. bunları insanlar bulur yapar icad eder
    dinin temel amacı Allahın birliğine varlığına,herşeyi yoktan var ettiğine,ondan başka ilahın olmadığına, dönüşümüzün ancak kendisine olacağına buna inanmaya buna iman etmeye bunu anlamaya davet eder insanlara bunu tavsiye eder örnekleri ile öğüt verir öğüt verirkende örnekleri istediği gibi kullanır insanın allahı anlaması için bilmesi için gereken verileri verir insanında artık bunları gördükten bildikten sonra anlamamakta ısrar etmemesini ister dinin temel amacı budur
    yoksa insanala sizler niye icat etmiyorsunuz buluş bulmuyorsunuz demez görevi de değildir
    akıllı insan
    insanın yaratılışındaki mücizeyi görmesi gerekir,akıllı insan maddelerdeki özelliklerdeki mucizeyi görmesi gerekir akıllı insan soğukla sıcak arasındaki ilişkiyi bu mucizeyi görmesi gerekir
    akıllı insan bazı hayvanların insanın hizmetine verilmesindeki mücizeyi görmesi gerekir,
    akıllı insan kendisine verilen akılın neler yapabileceği nelere kadir olduğunu bilir bu mücizeyi görür
    akıllı insan hücrelerin nasıl bölünerek coğaldıklarının arkasındaki mücizeyi görür
    akıllı insan kendi yaratılışındaki mücizeyi görür
    allahın istediği ben bunları yarattım kulum niçin görmek istemez beni der
    bunları göremiyenleri akıl edemeyenleri sapkın akılsız kafir olarak yorumlar
    aslında konu gayet açık net
    şunuda hiç bir zaman unutmam allaha iman eden onun verlığına birliğine herşeyin arkasındaki gücün tek yaratıcı güç allah olduğuna inanan insanlara yüce rabimiz rahmet eder rahmetini esirgemez merhametini gösterir onu cehennem azabından korur
    affedersin sana abes değil ama abes gibi bir örnek vereyim
    kadın ile erkek birleşecek hani rabbimiz derya atmakta olduğunuz tohum dan nasıl da insan yaratıyoruz der tam bu örnek bizim demek istediğimize uyuyor
    bir tamla tohum ana rahminde yerleşecek hayat bulacak coğalacak insan şekline bürünecek gelişecek zamanı gelince ana rahminden dışarı çıkacak dünyaya gelecek
    söylesene toro bunu allahın ilminden başka allahın kuvvet ve kudretinden başka allahın kanunlarından başka yarattığı bu sistem den başka kim yapabilir buna kimin gücü yetebilir
    aslında insan allahın yarattığı bu sistemi kullanıyor farkında değil bunu bilmek anlamak şükretmek gerekmezmi.

    • toro dedi ki:

      Sayın karaca,

      ”toro biz aynı dili konuşmuyoruz senin ifade ettiklerin farklı farklı şeyler icat etmek insanın yapabileceği bir şey bunun dinle inançla ne alakası var KİMİN KAFASI BASIYORSA gider icat eder” sizden alıntı

      Bakın ben sizin yukarıda ki yorumunuzu alır ve üzerine bir kitap yazarım ağırlığından ezilirsiniz! Eğer durduğunuz yerde üretebildiğiniz yorum buysa ve bu yorum ile kendinizi ve inancınızı aşağıladığınızı göremiyorsanız ya da zaten kendi inancınızı ve inancınızın o inancı yaşayan toplumlar için ortaya çıkardığı sonucu yani ne ifade ettiğini ancak bu şekilde açıklayabiliyorsanız gidip bu aşağılamayı ayna karşısında kendi kendinize yapın! Burada işiniz ne, neden zaten kendinize yaptığınız aşağılamayı başkalarından işitmeye uğraşıyorsunuz?

      Demek ”KİMİN KAFASI BASIYORSA” ha! Peki dostum bu durumda ”KAFASI BASMAYANLAR” kimler oluyor? Peki benim bana cevap vermenizi gerektiren (size göre) yorumum neydi?

      Şimdi tekrar soruyorum eğer dünyanın 2/3 ü sizden olsaydı, bugün mesela inancınızın şartlarından birini gerçekleştirmeye gitmek için uçağa binebilir miydiniz?

      ”İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek YAYA olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun DEVELER üzerinde sana gelsinler.” Diyanet,Hac-27

      Sanırım birileri de sizinle aynı fikirdeymiş yani neyi yapıp neyi yapamayacağınızı taa en baştan biliyormuş!

      • KARACA dedi ki:

        sayın toro

        Bakın ben sizin yukarıda ki yorumunuzu alır ve üzerine bir kitap yazarım ağırlığından ezilirsiniz! Eğer durduğunuz yerde üretebildiğiniz yorum buysa ve bu yorum ile kendinizi ve inancınızı aşağıladığınızı göremiyorsanız ya da zaten kendi inancınızı ve inancınızın o inancı yaşayan toplumlar için ortaya çıkardığı sonucu yani ne ifade ettiğini ancak bu şekilde açıklayabiliyorsanız gidip bu aşağılamayı ayna karşısında kendi kendinize yapın! Burada işiniz ne, neden zaten kendinize yaptığınız aşağılamayı başkalarından işitmeye uğraşıyorsunuz?

        sizden alıntı
        başkasına hakaret etmediğime göre,fitne fesad peşinde koşmadığıma göre zinayı mübah görmediğime göre fuhuşu normal görmediğime göre hırsızlığı arsızlığı yolsuzluğu kabul etmediğime göre normal standardlarda bir yaşamım olduğuna göre niçin aşağılanayım
        kendimi de aşağılanmış olarak hissetmiyorum bu sizin hüsnü kuruntunuz kendinizi bişey sanıyorsunuz karşınızdaki insana bu denli aşağılamaktan ve ya buna benzer sözler kullandığınızda siz kendinizi üstün mü sanıyorsunuz yani siz üstünsünüz bizler aşağılanmışız öylemi toro sen yanılıyorsun herkesin yaptığı gibi ben de burada inancımı savunuyorum
        kendimi ve dinimi aşağılanmış olarak görmüyorum sizin kullandığınız kelimeler kaliteyi ortaya koyuyor demek ki insanlıktan nasibinizi bu kadar almışsınız
        bizler kimseyi aşağılamadık sizin bahsettiğiniz şekilde de aşşağılanmadık
        bu düşünce tarzı size mahsus bir şey olsa gerek,
        ben bana ait düşünceleri inançları doğru bilirim sen sana ait düşünceleri doğru bilirsin
        sen bana kabul ettiremezsin ben sana kabul ettiremem ama ne seni ne görüşünü aşağılamam
        olur insandır derim bu da böyle düşünüyor der çıkarım ama sizin yaptığınız çok yanlış
        eğer hakikaten dünya sizin gibi inançsızlara kalmış olsaydı iman eden inanan olmasaydı
        o dünyanın halini düşünemiyorum bile çünkü sizi kısıtlayan herhangi bir şey olmayacaktı
        şimdi ben bu sözü söylediğimde sizi aşağılamış olmuyorum tespitte bulunuyorum isterseniz doğru kabul edin isterseniz düşünün hakikaten dünya inançsızlara kalmış olsaydı ne olurdu diye
        karar sizin
        aşağılanmaktan bahsediyorsun bizler islam dinini tanımakla şereflendik gurur duyduk insan olmanın onur hasiyetini yaşadık ve bu dinin bir mensubu olmaktan da gurur duyarız
        senin gurur duyabileceğin bir şeyin varmı ancak içi boş konuşmaktan başka

      • toro dedi ki:

        Sayın karaca,

        Size dedim ki;

        ”Demek ”KİMİN KAFASI BASIYORSA” ha! Peki dostum bu durumda ”KAFASI BASMAYANLAR” kimler oluyor? Peki benim bana cevap vermenizi gerektiren (size göre) yorumum neydi?

        Şimdi tekrar soruyorum eğer dünyanın 2/3 ü sizden olsaydı, bugün mesela inancınızın şartlarından birini gerçekleştirmeye gitmek için uçağa binebilir miydiniz?

        ”İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek YAYA olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun DEVELER üzerinde sana gelsinler.” Diyanet,Hac-27

        Sanırım birileri de sizinle aynı fikirdeymiş yani neyi yapıp neyi yapamayacağınızı taa en baştan biliyormuş!” benden alıntı

        Lütfen sorularıma da cevap verir misiniz?

        Özellikle;

        ”Demek ”KİMİN KAFASI BASIYORSA” ha! Peki dostum bu durumda ”KAFASI BASMAYANLAR” kimler oluyor?

        Sorusuna cevabınızı çok merak ediyorum!

  107. karaca dedi ki:

    rammsteinn

    sen onu bunu bırak şu tavuk meselesine gel
    senin şu tanrın uçamayan tavuğa neden kanat taktı?

    sizden alıntı

    tavuğa bu kanatları vermeseydi hayvan nasıl dengesini bulacaktı
    kanatları olmasaydı yolda hayvan nasıl yürüyecekti
    civcivlerini nasıl kanatlarının altına alacaktı.
    bu uçamayan kanatları vermişki bunları yapabilsin diye
    rammsteinn bunu anlayamaman gerçekten ilginç

    senin şu tanrın dediğin yüce allah
    bak sana da akıl vermiş ne güzel konuşuyorsun
    ya vermeseydi .

    • rammsteinn dedi ki:

      karaca
      sizin allah tavuğa kanat takarken dengesini gözetmiş yavrularını gözetmişte kivi kuşu için buna niye gerek duymamış?
      bu konu üzerine binlerce prof hayatını adadı demek ki hepsi yanlış biliyormuş. bence bu dediklerini harward oxford gibi üniversitelere gönder. seni havada kaparlar.
      kuşların yüzlerce milyon yıllık sürecini iki satırla çözdün. adamlar hayatı boyunca yanlış yapmışlar. burda boşuna harcanma dünyanın bioloji uzmanı olursun bu fikirlerle.
      yılanın ayakları niye yok? “dar deliklere girebilsin diye”
      köstebek niye kör? “ışığa alerjisi var”
      arı niye bal yapar “insan yesin diye”
      dünya bu tespitlere kesinlikle hayran olur…

      ayrıca benim aklımı allah vermedi. bu aklı veren yaratan birisi olsaydı sanırım çoktan ortaya çıkardı. özellikle sizin tanrınızın dediklerine isyan ederdi. zira zerre kadar vicdan sahibi olan köleliğe de karşı çıkardı. karılarınızı dövün,istediğiniz gibi varın,üçer beşer alın demezdi. karşı çıkanların ellerini ayaklarını çapraz kesin demezdi. kendisine inanmayana hakaret etmezdi. elli yaşını geçmiş birisi için git şu torunun yaşındakiyle evlen demezdi.
      demek ki tanrı yok ortada.

      • NURİ BABA dedi ki:

        Sevgili rammsteinn dost….

        Bu akıl konusuna bir kelam edeyim dedim ama dosta ayıp olmasın, o gereğini zaten yapar diye düşünerek senin yorumunu bekledim…

        Ve beklediğime değdi…Çok hoş be dost…Var olasın…

        Ben de ;

        “…senin şu tanrın dediğin yüce allah
        bak sana da akıl vermiş ne güzel konuşuyorsun
        ya vermeseydi …”….

        cümlesine kısaca diyecektim ki ;

        O aklı, senin Allahının verdiğini nereden biliyorsun ? Eğer akıl verecek kadar fazla aklı olsaydı, önce bunu Muhammede verirdi…

        Ve tavuk konusunda ki yorumu (!) bir kaç kez okudum, acaba ben yanlış mı yorumluyorum diyerek ama sonunda anladım ki arkadaş tanrısıyla konuşmuş ve onun dediklerini de bizlere aktarıyor…Neden kanat verdiğini sormuş, o da civcivleri korusun diye demiş ki bize de bu şekilde söylüyor…

        Oysa, civcivleri korumak için kanatlara gereksinim duyulmayacağını Muhammed üzerinde denemişti zaten…

        Hiç boşta gezen civciv kaldı mı, muhammedin kolları arasına alıp tehlikeden (!) kollamadığı….!!!

        Saygılarımla…

  108. karaca dedi ki:

    rammsteinn

    bu tavuk hikayesine ilaveten unuttum onu da burada ekliyeyim
    kısa kanatları uçamayan kanatları allah tavuğa vermeseydi de uzun
    uçabileceği kanatlar verseydi sen o zaman yumurta diye bir şeyi bilmezdin
    tavuk gidip te senin kümesinde yumurtasını yapmazdı uzun kanatları sayesinde
    uçar gider sana yumurta filan ikram etmezdi
    allah tavuğa işte böylece insanlara hizmet etmesi için bu tekniği düşünmüş ne
    var bunda şükretki tavuğun ördeğin kazın kanatları aynen böyle
    senin dediğin gibi kanat verseydi yüce rabbimiz nah bulurduk yumurtayı
    sen şimdi bundaki ilahi hikmeti göremiyormusun
    o bilmiyormuydu uzun kanatları olduğu taktirde insanlardan kacacağını
    benim fikirlerimi oxford filan yakalayamaz onlar ne biliyor onlara senin dediğin
    gibi tavuğa niye kısa kanat verilmiş desen kem küm derler tavuğun tarihçesini
    anlatırlar hadi anlattılar diyelim iklime bağladılar,coğrafi şartlara bağladılar mevsimlere
    bağladılar bağladılarda bağladılar tavuğun kanadını
    e gardaşım, bu tavuk japonyada da aynı arjantinde de aynı rusyada da aynı türkiye de de aynı bilmem hangi memlekette de aynı demekki kısa kanadın yaradılmasında bir amaç var bu amaç
    bütün ülkeler bütün iklimler için geçerli
    o da yumurta yapmak civciv çıkartmak
    ha unuttum sen aslında horozları sorman gerekirdi
    niye bunlar böyle zırt pırt ötmüyorda belli vakitlerde ötüyorlar diye
    hadi bu soruyu ben sana sorayım horozlar zırt bırt niye ötmezler
    hadi bil bakalım
    bana sorma ben biliyorum.
    allaha inanmış olsan tak diye cevabını verirsin hatta oxforda bile yazabilirim
    ver adresini yazayım bu oxford üniversitesine horozun zırt bırd ötmemesinin sebebini
    hadi bil bakalım horoz zırt bırt diye niye ötmez. öteceği zamanı bilir niyeki?

  109. karaca dedi ki:

    NURİ BABA
    Ve tavuk konusunda ki yorumu (!) bir kaç kez okudum, acaba ben yanlış mı yorumluyorum diyerek ama sonunda anladım ki arkadaş tanrısıyla konuşmuş ve onun dediklerini de bizlere aktarıyor…Neden kanat verdiğini sormuş, o da civcivleri korusun diye demiş ki bize de bu şekilde söylüyor…

    sizden alıntı
    sen tanrı diye neye diyorsun bizim tanrımız filan yok tanrı diye bir şey bilmiyorum ben
    benim bildiğim herşeyin yaratıcısı herşeye gücü yeten ezel ve ebed olan tek yaratıcı
    biliyorum o da Yüce Allahtır senin bahsettiğin Tanrı kim sahi sen biliyormusun biliyorsan
    bu tanrıyı sen anlat ben bilmiyorum tanrı dediğin nedirki.
    iman edenlerin bildiği inandığı allahı kast ediyorsan ismi tanrı filan değildir
    o kendini tarif ederken Allah olarak anılmasını isteği için ismini biz Allah olarak
    biliriz
    senin bahsettiğn tanrı yenir mi içilirmi kimdir bu tanrı nedir ne değildir.

    • NURİ BABA dedi ki:

      “karaca”…
      Dostlarımıza ayrı ayrı yanıt verme telaşına düştüğünden, saçmalık limitlerini öyle aşıyorsun ki, insan yanıtlayıp yanıtlamamakta kararsız kalıyor…

      Bir bilge ” Gökten geldiğine inanılan bir kitaba göre yaşamını ve dünyayı düzenlemeye çalışan kişilerle asla tartışamazsınız” demişti…

      İşte bu anlamda, sevgili dostlarımın sizinle tartıştığına değil de, sadece sohbet ettiklerine inanıyorum…Bilgilerin genişlemesine ve de kadük kalmamasına da yararı olduğunu ıskalamadan…

      Muhammed, Hira Mağarasında Cebrail efendiyle tanışarak ve bir süre sohbet ederek, büyük patrondan gelen talimatları özümsedikten sonra, öncelikle eşi Hatice’nin yanına gitti ve ona ne dedi ?

      “”Tanrı birdir, Tanrı’dan başka ilah yoktur, tapınma sadece Tanrı’ya olur…Cebrail Aleyhisselam bana Tanrı’nın Elçiliğini muştuladı..Ben artık Tanrı’nın peygamberiyim..”” dedi mi demedi mi ?

      Ha bu arada, hazır yeri gelmişken hemen onuda araya sıkıştırayım…

      “”” “Tanrı Uludur, birdir, tektir. Hiçbir şey yokken o vardı. Her şeyi o yarattı. Varlığı ezelden beri süregelen ve ebediyete kadar sürecek.””””…

      Bu söz kime ait biliyor musun ?

      Tek Tanrıya İnanan Tek Mısır Firavunu Akhenaton’a ait…MÖ 1350 yıllarında yaşamış bu Firavunun sözleri size hiç tanıdık gelmedi mi ?

      O dönem Mısır’da ki 2000 Tanrıyı bir kalemde silip, yerine şimdi senin inandığın tek tanrıyı koydu…Ve 15 yıl sonra ölünce sazı eline Musa denilen nitelikli dolandırıcı aldı ve başladı Firavunun sözlerini söylemeye…

      Zira, eski tanrıların din adamları, yeniden tanrı sayısını çoğaltmışlar ve eskiye dönmüşlerdi…Din, her çağda soytarı ve hırsızların geçim kaynağı olmuştur…

      Evet, senin peygamberin eşi Hatice’ye sürekli Tanrıdan söz etmiş ama Pagan Araplardan kendisine inanan bulamamıştı…

      Peki ne yaptı ?

      Onların değer verdiği elçilerden en önemlisi olan El-İlah adını kullanmaya başladı…

      Neden “Elçi” dedim…Zira onlar salak değillerdi ve putlara tapmazlardı…Onlar, kendi dillerinde Allah’a taparlardı ama Kabe’de ki putları Allah’a erişmek için aracı olarak kullanırlardı, yani elçi…

      İşte Muhammed burada devreye girdi ve “” Sizlere o putlar yardımcı olamaz..Kırın onları…Allah’ın Elçisi benim, ancak sizin dileklerinizi ben iletebilirim “” dedi…

      Ama ne yaparsa yapsın, kervanlarında, bağ ve bahçelerinde çalışan işçilerden başka kendisine inanan bulamadı…Bulsaydı, Medine’ye göç eder miydi ?

      Göç yaklaştığında da hemen bir ayet uydurdu…Ahzap 50…

      Uzun yola çıkarken, akraba civcivlerini kanatları altına alması gerekiyordu, Allah’ın Emri (!) olarak…

      Evet, Muhammed de sadece Tanrı sıfatını kullanmaya devam edecekti ama Araplara yaklaşamayacağını anladığından El-İlah dan kaynaklanan Allah sözünü kullanmaya başladı…

      Çok uzun yıllardır, “Tanrı yok,Allah var” diyen küçük beyinlilerle sohbeti kesmiştim ama sizin böyle sine absürdlüğe sarılacağınız aklıma gelmemişti…

      Üzgünüm…Çok sevdiğim bir sözü yinelemek zorundayım…

      Sizinle beyinlerimiz savaşsın isterdim…Ama görüyorum ki, siz silahsızsınız bayım….!!!

      • rammsteinn dedi ki:

        nuri baba
        burdaki mizahı inan hiçbir yerde bulamıyorum. adeta bektaşi fıkrası gibi
        allah tavuğun kanadını ufak yapmış çünkü uçmasını istemiyor. insanlar için yumurta yapsın istiyor. allah demiyor ki “tavuk bak senin işin insanlara yumurta yapmak efen efendi işini yapma sağa sola kaçma” çünkü nolur nolmaz bazı tavuklar lafını dinlemez işini garantiye almak için uçmaması için kanadını ufak yaratıyor.

        burdaki dindar arkadaşlarla çok değil bi yüz veya ikiyüz sene önce konuşuyor olsaydık şimdiki dediklerinden çok farklı şeyler diyeceklerdi.
        köleliğin yasaklanmasını isteyenlere dindarlar karşı çıkacaktı. kuranda ki ayetleri gösterip “kölelik peygaberimizin sünnetidir. yasaklanması haramdır” diyeceklerdi. çünkü kölelik meşruydu.
        “dünyaya yuvarlak diyen dinden çıkmıştır katli farzdır” diyeceklerdi. tıpka elli sene önceki arap müftü gibi.
        canlılar yaşadıkları ortama ayak uydurabilmek için devamlı bir değişim içinde. din de aynı şekilde evriliyor.
        zeus şu anda neyse allah ta bir gün onun gibi mitoloji kitaplarında kendine yer bulacak. ama bunun için oldukça uzun bir zaman gerekiyor.
        uzay belgesellerini sevdiğini biliyorum. birazda kuantum mekaniği ile ilgili olanlara zaman ayır bence. çünkü inanılmaz derecede muazzam.

      • NURİ BABA dedi ki:

        Sevgili rammsteinn Dost ;

        “”…uzay belgesellerini sevdiğini biliyorum. birazda kuantum mekaniği ile ilgili olanlara zaman ayır bence. çünkü inanılmaz derecede muazzam.””

        Önerini saygıyla karşılıyor ve bugünden araştırmalara gireceğimi belirtmek istiyorum…

        Çok namuslu ve dürüst bir dindar ile sohbet ediyoruz…

        Onun Tanrıya neden inandığını hiç sormadığım için benimle muhabbet ediyor…

        Bir soru sordum, ve tüm namusuyla yanıtlamasını istedim ama yanıtını bana değil, kendine vermesini söyledim….

        Şaşırdı…Zordur bunu yanıtlamak, kendini üzme, bunca yıl aldatıldığın için dedim ve sordum…

        “””Bu yaşına kadar, inandığın Tanrının nasıl bir yararını gördün ? Dinlerin değil, Tanrının diyorum…Zira, dinlerin yararını sadece din satarak ve hiç bir üretime katkı sağlamayarak, sadece insanları dünyaya geldiğine pişman eden korkutucu masallar anlatarak cebini dolduran din soytarıları görürler ve hepsi de senin gibi dürüst inançlı insanları iliğine kadar sömürerek palazlanırlar…Bu nedenle pedofillerin uydurduğu dinden değil, inandığın Tanrıdan söz ettim…

        Ne zaman bir yararını gördün ?
        Hangi işin olmayacaktı da, dua ettin ve oldu …?
        Duvar kenarında soğuktan ve açlıktan uyuşmuş bir çocuğa, ne zaman bir lokma ekmek gönderdiğini gördün…? Bu sorunun içinde ki geniş anlatımı anlıyorsun değil mi ?
        Canlı cansız her varlığı inandığın Tanrı yaratmış..Bana ne…Yaratmayaydı…Ormanlar denizler hep onun eseriymiş…Nereden biliyorsun, O’nun yarattığını…Tüm bunlar olmasaydı, bunları Yaratmasaydı, insan olacak mıydı ? Olmayacaktı…

        İnsanın olmadığı bir yerde Tanrı olsa ne yazar, olmasa ne yazar…
        Demek ki sevgili kardeşim ; senin inandığın tanrı ; insan varsa var, insan yoksa o da yok…..

        Evet, gece kafanı yastığa koyduğunda bunları bir düşün bakalım…İnsanlık tarihi boyunca, hangi doğal afetleri önlemiş, hangi savaşlara engel olmuş, hangi ölümleri durdurmuş, hangi hastalıklara derman olmuş, ve dünyanın yaşanası bir yer olmaktan çıkmaması için ne yapmış ?

        Farkında mısın ? Sürekli olarak senin Tanrıya olan görevlerinden söz ediyorlar…Peki bu Tanrınızın insanlığın insan gibi yaşaması için hiç görevi yok mu ?

        Ve eğer her haltı inandığın Tanrı yapıyor ve onun izni olmadan kimse kıpırdayamıyorsa, 9 şiddetinde ki Tsunami ile binlerce insanı neden öldürdü ve bu insanlar çığlık atarken zevk mi alıyordu ?

        Ve son olarak ; Rab, Tanrı Allah diye kıçını başını yırtanların, insanlığa bir tavşan pisliği kadar yararları oldu mu ?

        Sen namuslu adamsın..Senin kendine de saygın var…Bu gece düşün bu söylediklerimi, büyük olasılıkla biat edip köle olmaktansa, İNSAN olmayı seçeceksin…”””….

        Sevgili dostum, konuşma oldukça uzundu ama kısaltarak buraya aldım…

        Sana saygılarımı sunuyorum…

  110. bir kul dedi ki:

    rammsteinn dedi ki:
    31/10/2015, 16:32

    http://www.izlesene.com/video/kuranin-kozmogonik-kanitlari-kuranin-bilimsel-mucizeleri/8095670

    bu tarihli yazına
    peki o aklı nereden pazardanmı aldın yoksa……
    bilim seni kurtaracak rammsteinn yanlız teslim olmanlazım seni kobay olarak kullanmalarına izin verirsen 1000 yıl ömrün olur bu gün senin için yeterlidir bilime teslim ol sen zaten bilime tapıyorsun sana vaat ettigi günler yakın belki yarn belki yarındanda yakın
    sana hayellerinde başarılar inşaallah bir gün fark edersin yoksa işin yaş sen benim böyle yazdıgımı bakma sen zaten inanmıyorsun korkma bilim arkanda dag gibi duruyor o bilim seni kurtaracak 250 bin trilyon ışık yılı gezegene göndereceginden oradaki galaksilerden birinde bir yerde saklanırsın şu uçsuz bucaksız evrende seni kim bulacakki zaten zerre olup yok olacaksın seni orada kimse bulamaz rammsteinn sen bu videoyu dinleme ve okuma ne olur ne olmaz etkilenirsin
    bir gün o deliksiz uykundan uyanman tavsiyesi dileklerimle

    • rammsteinn dedi ki:

      kul
      ateist eşcinsel bir kişi sayesinde şu anda bu yazıları yazıyorsun.
      ateist birisinin bulduğu telefon sayesinde sevdiklerinle konuşuyorsun.
      ateist birisinin bulduğu motor sayesinde yolculuk yapıyorsun.
      gerisini saymıyorum.
      bunları sana ve konyada milli maçta terörden ölenlere saygı duruşunu ıslıklayanlara hitaben yazıyorum. ıslıklamalarının sebebi ise “saygı duruşunun gavur icadı” olması.
      madem ki bu kadar tutucusunuz neden gavurun kafirin icatlarını kullanıyorsunuz..

      senin buraya kopyaladığın yazıları videoları ben senelerce okudum seyrettim. ben bir sabah uyanıpta “allah yok” demedim. senelerce okudum. her iki tarafıda.
      bilim ne diyorsa gerçek odur. gerisi şizofrenlerin uydurmasıdır.

      • bir kul dedi ki:

        rammsteinn dedi ki:
        01/11/2015, 19:25
        kul
        ateist eşcinsel bir kişi sayesinde şu anda bu yazıları yazıyorsun.DEMİŞSİN
        HİÇTE ÖYLE DEGİL BEN CATIRCATIR PARASINI VEREREK ALDIM NEREDEN ONUN OLUYORMUŞ YÜCELER YÜCESİ OLAN EŞİ VE BENZERİ OLMAYAN HER ŞEYİ BİZ KULLARINA İMTİHAN İÇİN AYAKLARIMIZIN ALTINA KOYAN HİÇ BİR ŞEYE MUHTAÇ OLMAYAN YÜÇE ALLAH IMIZ VERDİ BANA HİBE TEMEDİKİONUN OLSUN ONU SATAMAZSA NE İŞE YARAR CÖPLÜKTEN BAŞKA HAYRINAMI ÜRETİYORKİ

        ONADA GEÇİMİNİ SAGLAMASI İÇİN AKIL VERDİ ODA GEÇİMİ İÇN ÇALIŞTI VE ÜRETTİ OKADAR HİÇTE ONUN SAYESİNDE OLMUŞ BİRŞEY DEGİL AKLI KİM VERDİ O ŞEYLERİ KİM KOYDU DÜNYAMIZA TERSTEN OKUYORSUN
        —————————————————–
        SEN TEKNELOJİYİ BİLİMİ KAVRAMIŞ VE ANLAMIŞ BİRİSİ DEGİLSİN OLSAYDIN BUKADAR SACMA SAPAN BİR İDDİADA BULUNMAZDIN BULUNSAN BİLİE BİR BELGE VE BİLGİLERLE DELİLLER İLE KONUŞURDUN AFAKİ SÖZLERLE BİLİMDEMEKLE BİLİM OLMAZ YOK DEMEKLE HİÇ BİR ŞEY YOK OLMAZ SEN YOKSUN DESEM BANA BU SİTEDEKİ HERKEZ GÜLER SENİ HİÇ BİRİİMİZ GÖRMESEKTE İZLER VEDE DELİLLER SENİ İŞARET EDER BUKADAR RAHAT BİR ŞEKİLDE KONUŞARAK KARŞITARAFA İNSANLARIN AKLINA HİTAP EDEREK SACMALALAMAK OLMAZ YAPACAKSAN TAVUK APANDİSİT YILAN DEYİP SAYDIKTAN SONRA TEKTEK 5N1K FORMÜLÜ İLE BİLİMİN İSPATLARI İLE VE SOMUT VERİLERİDE SİTEYE KOYARAK İDDİADA BULUNURSAN İŞTE OZAMAN DEDİGİN DOGRU OLUR YOKSA SACMASAPAN İPESAPA GELMEZ SÖZLERİNİN GERCEK OLDUGUNU GERCEKMİŞGİBİ ANLATMANKADAR BOŞ BİR ŞEY YOKTUR
        ÖRNEK
        BİR TAVUK YAP VEDE O TAVUK ÜÇSUN ONDANSONRA SENİ EL ÜSTÜNDE TUTARIM YADA ALTERNATİF OLARAK KANATSIZ YAP O TAVUK YÜRÜRKEN KOPŞARKEN SAGA SOLA DÖNERKEN HİÇ TEKLEMEDEN DÜŞMEDEN YERİNE GETİRRSE İSPATLAIMIŞ OLURSUN SANA BİR TİYO HAZIRI VARKEN SADECE KANATLARINI ANESTEZİ İLE ALDIR İYİLEŞTİKTEN SONRA SAL BAKBAKALIM BİLİMADAMLARIDA SENDE SENİN GİBİ DÜŞÜNENLERDE BEYNİNDEN VURULMUŞA NASIL DÖNECEKLER YADA UZUN KANATTAK DOGAYA SAL BAK BAKALIM SONUÇ NE OLACAK SONUC SIFIR FOS FOS FOS KALKMIŞ TAVUGUN KANADI NİYE KISA BUKADARDA CAHİLLİK OLMAZKİ BU KANIYA NE YARATTINDA ÖYLE OLMAZ BÖYLE OLUR SAFSATASIYLA HİÇ BİR YARATMIŞ ÖRNEKLEME ORTAYA KOYMADAN KAFA YORMADAN SÖZ SÖYLEMİŞ OLK İÇİN SÖZ SÖYLEN MEZ HAZIR ORTADA DURAN TAVUGU BİLİM HERTÜRLÜ DENEYEREK BU TAVUKTAN DAHA İYİ BİR YAŞAM SUNARSA SİZLER DOGRU SÖYLÜYORSUNUZ 1400 SENE GECTİ KIYAMETE KADARDA TAVVUKLAR YANI BAŞIMIZDA DAHA NE BEKLİYORSUNUZ BİZLER BEKLİYORUZ SENİN O BİLİMADAMLARINDAN GELECEK HABERİ DERİMKİ GERÇEKTENDE DOGRU SÖYLÜYOR AFFERİN DOGRU SÖZLÜ İMİŞ SÖYLEDİGİ SÖZLERİN NEKADARDOGRUYMUŞ İŞTE DER SENİ DOGRULARIM YOKSA CAHİLLİKTEN BAŞKA BİRŞEYDEGİLDİR SÖYLEDİGİN SÖZLER
        ÖRNEK
        ŞU YILANA AYAK TAKSINLAR BU YILAN ZULÜM CEKMESİN İYİLİK YAPMIŞ OLURSUNUZ TEKNOLOJİ VEDE İLİM VAR BİLM ADAMLARIDA VAR NE BEKLİYORSUN HEMEN YETİŞTİR BİLİM ADAMLARINA BELKİ AKILALRINAGELEMEMİŞTİR ÇOK ARAŞTIRMAKTAN MEŞGÜL OLDUKLARINDAN BİR AN BOŞ DURMADIKLARINDAN BURNUNUN UCUNDAKİ ÖRNEGİ GÖREMİYE BİLİRLER DERSİNKİ BİZİM SİTEDE BİR KUL DİYE BİRİSİ BU ÖNERİYİ SUNDU BU FİİKİR BİZİM TEZİMİZE GÜZEL BİR ÖRNEK OLUR HAZIR CANLI YILANDA VAR BİZ İSTESEKTE YARATAMAYIZ BU YARATMA İŞİ BİZİ AŞAR ASLINSDA MAYMUNLAR BAŞARMIŞLAR SİZLERİN SÖYLEMESİ İLE AKILSIZ MAYMUNLAR MAYMUNKEN AKLEDEMİYORKENDE AKLEDEN İNSAN OLMUŞLAR HAYRET ŞİMDİ BİZ AKLEDENLER İSE BİR YILAN OLAMIYOR VEDE BİR TAVUK YARATAMIYORUZ EN İYİSİMİ BİZ HAZIRDA OLAN YÜCE ALLAH IN YARATTIGI BU TAVUGU YADA BU YILANI BU ZÜLÜMDEN KURTARALIM BİZ BİR YILAN YARATAMAYIZ AMA VAR OLAN YILANI DAHA İYİBİR HAYAT SUNA BİLİRİZ HEMDE SEÇİLİMİ TESADÜFÜ BU TEZLE İSPATLARIZ BÖYLECEDE BİR YARATICI FİKRİNİ CÖKERTİRİZ BUNDAN GÜZEL FİKİR OLURMU RAMMSTEİNN
        ateist birisinin bulduğu telefon sayesinde sevdiklerinle konuşuyorsun.
        ateist birisinin bulduğu motor sayesinde yolculuk yapıyorsun.
        gerisini saymıyorum.
        bunları sana ve konyada milli maçta terörden ölenlere saygı duruşunu ıslıklayanlara hitaben yazıyorum. ıslıklamalarının sebebi ise “saygı duruşunun gavur icadı” olması.DEMİŞSİN
        BİRKER GAVUR NEDEMEK SACMA SAPAN BİRSÖZ BENİM İÇİN MUGLAK BİR SÖZ BOŞ BİR SÖZ
        YANİ ONLARINKİDE ONLARN SORUNU NE AMAÇLA YAPTIKLARI NE BİLECEGİM BELKİDE GECMİŞTEKİ ATALARINA YAPILANLARI UNUTMADIKLARINDAN DOLAYI SEVMEDİGİ İÇİN YAPMIŞLARDIR OLAMAZMI İLK ÖNCE SOR ANLAMAYA ÇAŞIŞ KENDİLERİNDEN DUY ONDAN SONRADA NE DİYECEKSEN BAŞKALARINA DA SIÇRAMADAN HEDEFİ GENİŞLETMEDEN ADRES DIŞI OLANLARI İÇİNE ALMADAN SÖZÜNÜ SÖYLE

        madem ki bu kadar tutucusunuz neden gavurun kafirin icatlarını kullanıyorsunuz.DEMİŞSİNİZ NEKADAR ACİZ BİR SÖZ SANAMI KALMIŞ SATAN RAZI ALAN RAZI KİŞİNİN KENDİSİ BAŞKA ÜRETTİGİ BAŞKA BU KISKANÇLIGINI ANLAMIŞ DEGİLİM

        .Allah, sizinle din konusunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve adaletli davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, âdil olanları sever.MÜMTEHİNE 8. AYET

        Allah sadece, sizinle din konusunda savaşanları, sizi yurdunuzdan çıkaranları ve sizin çıkarılmanıza yardımcı olanları dost edinmenizi yasaklar. Kim onları dost edinirse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.MÜMTEHİNE 9. AYET
        SANAMIKALMIŞ BENİM KİMDEN NE ALACAGIM NE ALMAYACAGIM SEN CATLASNDA PATLASANDA TEKNOLOJİYİ VEDE ALLAH KULLARI ARACILIGIYLA NE VERDİ İSE GÜCÜMÜN YETTİİGİ ERDİGİ NE VARSA LAZIMSA ALIRIM SANANE ALLAH HIN VERDİGİ BU NİMETLERİ ONUN HİZMETİNDE KULLANMAK İÇİN ALIRIM VEDE KENDİM İÇİN VEDE ÇOCOKLARIM VEDE HAYAT TARZIM İÇİN ALIRIM
        BANYOYUDA TEMİZLİGİDE BİZLER ONLARA ÖGERETTİK CANI İSTEYEN ÖRNEK ALIR KULLANIR
        BAK BEN KISKANMIYORUM

        senin buraya kopyaladığın yazıları videoları ben senelerce okudum seyrettim. ben bir sabah uyanıpta “allah yok” demedim. senelerce okudum. her iki tarafıda.
        bilim ne diyorsa gerçek odur. gerisi şizofrenlerin uydurmasıdır.DEMİŞSİN
        İŞTE AVRUPANIN AKIN AKIN İSLAMA GELDİİGİNİ GÖREMİYORSUN O ÇOK ÖVDÜGÜN BİLİM ADAMLARI VAR AVRUPA İSLAMA YÖNELİYOR KORKARIM YAKINDA YANLIZ KALACAKSIN HERHALDE BİLİMADAMLARINIDA KAYBEDECEKSİN SONRA BİLİMEDE BİLİM ADAMLARINADA ARTIK CEPHE ALIRSIN SENİ VE FİKİRLERİNİ TEZLERİNİZİ TERK ETTİGİNDEN AKIL VE MANTIKLA HİÇ BİR İLGİSİ OLMADIGI SONUCUNA VARDIKLARINDA YAPA YANLIZ KALACAKSINIZ ÇOK UZAKTA DEGİL RAMSSTEİNN ONLARIDA BUNDAN SONRA İRTİCACI OLARAK YAFTALARSIN
        BU NE KİN BU NE ÖFKE BU NE CEKEMEMMEZLİK BU NE SAYGISIZLIK BU NE HAKARET SENİN İÇ YAPINI ORTAYA KOYMAYA YETERDE ARTAR BİLE YAZIK COK YAZIK ŞU ANA KADAR YAZDIGN YAZILARDA BİR TANE SOMUT DELİLE DAYALI BELGELİ BİR ŞEY NE YAZDIN NEDE SÖYLEDİN SADECE SÖZ VEDE KARŞIYA İFTİRA VE KARALAMA NE AYIP BU YAPTIGIN AHLAKA SIGIYORMU ERDEMLİGE SIGARMI İŞTE İNSAN BİR KERE KARŞIYA KİN BESLEMESİN HER TÜRLÜ ÇİRKEFLİGİ HİÇ ÇEKİNMEDEN YAPAR ÖRNEK SEN
        VE BU SİTEDE BAZDIKLARIN SENİ KENDİNLE BARIŞIK OLMDIGINDAN KENDİNE KÜSTÜGÜNDEN İÇİNDEKİ YAGINI SÖNDÜRMEK İÇİN BAŞKALARINA HAKARET EDEREK RAHATLAYACAGINI SANIYORSAN YANILIYORSUN SENİ DAHADA ZORA SOKAR BU DAVRANIŞIN HIRCINLAŞTIKCA KENDİNE ZARARVERMEYE BAŞLARSIN KİN VE NEFRET İNSANI YER VE BİTİRİR KENDİNE SAYGIN OLSUN KENDİNE SAYGIN OLURSA BAŞKASINA DA OLUR BUNLAR İÇ İÇE OLAN ŞEYLERDİR İYİLİK DÜŞÜNÜRSEN İYİLİK YAPARSIN KÖTÜLÜK DÜŞÜNÜRSEN KÖTÜLÜK YAPARSIN İNSAN NE İSE NEYİ BENİMSEMİŞSE KABUL ETMİŞSE ONU YANSITIR ONUŞAKIR İŞTE ÖRNEK SENİN O CİRKİN YAKIŞTIRMAN BUKADARMI KIZGINSIN KENDİNE KENDİN ZARAR VERİYORSUN YAPMA FİKİRLERİNİ SÖYLE ESPİRİİLERİNİ YAP FİKİRLERİN DELİLE DAYALI SOMUT OLSUN BİLİMDEDİNMİ GERSİNİ SÖYLEMEDİNMİ BU SÖZÜN HAVADA KALIR HİÇ BİR ANLAM İFADE ETMEZ BEN 24 SAAT ACIM DESEM YEMEK ÖNÜMDE DURURDA YEMEZSEM NASIL SACMALIK OLURSA SENİN YAPTIGINDA AYNEN ONUN GİBİ BİR ŞEY OLUR İDDİA DELİL İSTER HELE HELE COK CİDDİ BİRŞEYBİR TEZ SÖYLÜYORSAN ÇÜNKİ İNSANLAR O BİLGİ SONUCUNDA BİR KANAATE VARACAK VE ONDAN SONRA BİR DEGERLENDİRME YAPACAK BU DEGERLENDİRME NİN ANA SONUCU İNANMAK YADA İNANMAMAK GİBİ ÇOK CİDDİ BİR KONU İÇİN KARAR ALMASINA YARDIMCI OLACAK
        O YÜZDEN ORTAYA BİR ŞEY KOYAMADIGINIZDAN BU NEFRET VE KİN VE ÖFKE İŞTE BU YÜZDEN BAŞKA BİR SEBEB YOK YOK YOK OLAMAZDA İŞTE SORUN BU OLDUGU İÇİN ARTIK DAYANAMAYIP PATLIYORSUN KENDİNE HAKİM OLAMIYORSUN NEDENİ İSE TEZLERİNİZİN BİLLİME ASLA VE ASLA UYMUYOR UYMASIDA AKIL VE MANTIGIN KABULLENMEYECEGİ BİR ŞEY OLDUGUNDAN KAYNAKLANIYOR

  111. karaca dedi ki:

    rammsteinn
    uzmanı olursun bu fikirlerle.
    yılanın ayakları niye yok? “dar deliklere girebilsin diye”
    köstebek niye kör? “ışığa alerjisi var”
    arı niye bal yapar “insan yesin diye”
    dünya bu tespitlere kesinlikle hayran olur…
    senden alıntı
    ilahi rammsteinn,ya neyi nasıl niye niçin yarattığını sorgulamak banamı veya sana mı kalmış hem sorgulasan bile nereye varacaksın çakılıp kalırsın
    kısaca ben sana şunu söyleyebilirim anlıyabilmen açısından
    Allahın ilmi sonsuzdur,bilgisi kuvvet ve kudreti sonsuzdur hiç bir sınırlamaya tabi değildir.
    dilediğini dilediği şartlarda istediği miktarda istediği özellikte istediği kuvvette istediği şekilde
    hikmetini kendinin bildiği niçin nasıl yarattığını kendisinin bildiği şekilde yaratmıştır.
    allahın buna gücü yeter zaten gücü yetmeseydi sen hiç bir şey göremezdin
    gücü yetmeseydi deneme yanılma gibi yarattığı şeyler ayar tutmazdı hiç biri ayakta kalamazdı.
    hiç birinin yaşamaya gücü ve kuvveti olmazdı velevki sende bu deneme yanılma yaratılanları görse idin
    pek çoğuna hatta tamamına kusur bulurdun hata bulurdun şimdi söyle bana Allahın yarattıkları arasında
    herhangi bir kusur bulabiliyormusun
    bulamazsın,neden bulamazsın
    yüce rabbimizin ilmi sonsuzdur bunu anlamalısın
    bilginin ta kendisidir bilgiyi kullanmaz bilgi tamamen hükmü altındadır
    bu ne demektir bilginin ta kendisi olacaksın dilediğini dilediğin zaman dilediğin şartlarda yaratabilecek gücün vardır demektir allah böyle bir güce hakimdir sahiptir,yegane tek yaratıcı güç odur.
    onun izni olmadan derlerdi yaprak bile kımıldamaz ben saçma bulurdum
    ama düşündüm düşündüm hakikaten izni olmadan,vucud buldurmadan yaprağın olamayacağı olmadığı için kımıldayamayacağı sonucuna vardım senin nefes alman bile onun eseridir onun izni ile nefes alırsın onun sana verdiği sistemler çalışır nefes alırsın ya izin vermeseydi biz nah nefes alırdık adım dahi atamazdık derinlemesine düşün bunun böyle olduğunu çok çabuk kavrarsın

    • rammsteinn dedi ki:

      karaca,
      her dindarın dediğini diyorsun aynı zamanda ne derece bilgiden uzak olduğunu adeta haykırıyorsun.
      dünyada kusurlu olan bir çok canlı var. bunlardan birisini yukarıda yazmıştım. ama okumuyorsunuz. anlamak istemiyorsunuz.
      bir canlı var kendi dişi kendi kafasına giriyor ölümüne sebeb oluyor bil bakalım adı ne?
      bir canlı daha var adı köpekbalığı. dünyada daha ağaçlar bile yokken o vardı. onun için evrilmiş canlılar listesinde en tepede. onun için kansere yakalanmıyor. en mükemmel canlı. dişi kırılırsa yarım saate yenisi çıkıyor.
      senin allah bu canlıya bu özellikleri bahşederken insanoğlu ortada yoktu. sanırım ilk yaratılan olduğu için özene bezene yaratmış. sonradan yaratılanlarda bu özen kalmamış baştan savma olmuş.
      insanın sahip olduğu tek özelliği aklı başka bir bir şey yok. mükemmel mi? kesinlikle yanından geçmez. netten ara “insandaki gereksiz organlar” diye.
      bilimi sarıklı hocalardan değil akademik ünvanı olan biliminsanlarından öğrenin.

      cübbeli hocanız der ki “insanoğlunun geçmişi 7bin senedir.hadisler ispatıdır. fosildir mosildir hepsi yalan dolandır”

      sırf tanrınıza yalakalık olsun diye “allah herşeyi mükemmel yaratmış” demeyin çünkü komik oluyor.

    • Servet Çakır dedi ki:

      karaca ciddi misin, şaka mısın? Bu kadar sığlık ve sıradanlık olur mu?
      Teknolojinin parasını verdim aldım diyen bir kul a söyleyecek birşey bulamıyorum zaten.
      rammstein ve NURİ BABA kaleminize, ellerinize, ve beyninize sağlık, yazılarınız gerçekten güzel ve akıl dolu. Sizlere teşekkür etmek için üye oldum.
      Gerçekten bir tanrı olsa da çıksa dese ki;
      “ben böyle peygamberler göndermedim”
      bunlar ona da inanmaz, çünkü atadan gelme şartlanmışlık var, korku var.
      Sorduğunuz sorulara bile hep kaçamak cevaplar veya uzun uzun kopyala/yapıştırla yanıt veriyorlar.
      Sure veya ayetleri açıklama gereği duyulan bir din var karşımızda.. Yani allah söylemek istediklerini açık ve net anlatamamış, çıkıyor bir imam veya hoca bize yok efendim orada şöyle demek istemişmiş te mişmiş. Salla gitsin. Bir din kendini yeterince anlatamıyorsa, bu onun problemidir.
      islam da diğer dinlerde olmayan cihad kelimesi var ki;
      müslüman müslümanı allahuekber diyerek katlediyor. (ölen de öldüren de).
      Bir din (veya allah) yaşatmıyor, öldürüyorsa,
      Bir din sevdirmiyor, korkutuyorsa
      bundan ne bekleyebiliriz ki..