KUR’AN’DA MATEMATİK HATASI

ŞERİATTE MİRAS HUKUKU

Nisa-11. Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder. (Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, ölünün bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuş ise, anasına üçte bir (düşer). Eğer ölenin kardeşleri varsa, anasına altıda bir (düşer. Bütün bu paylar ölenin) yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size, fayda bakımından daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş farzlardır (paylardır). Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

Nisa-12. Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır (zevcelerinizindir). Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah’tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.
Bu ayetlere göre varsayalım ki, bir adam öldü ve geride üç kız evlat, bir ana, bir baba ve eşini bıraktı.. Yukarıdaki ayetlere göre miras paylaşımı şöyle olacaktır:Üç kız evlada mirasın 2/3’ü, ana ve babanın her birine 1/6, karısına 1/8 kalacaktır.

Bu durumu, matematiksel olarak hesaplarsak:

(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur! (Halbuki 1,0 olması gerekirdi!..)

Bu sonuç Kur’an’da verilen oranların hatalı olduğunu göstermektedir. Çünkü mirasın %112,5 u mirasçılara dağıtılamaz. Böyle %100’ün üstünde bir dağıtım yapmak imkansızdır.

ÖRNEK:

Adam ölüyor. Geride kalan varisler şunlar; eşi, 3 kız çocuğu, annesi ve babası..

Buna göre miras dağıtım oranları Nisa suresi 11. ve 12. ayetin de şöyle bildirilmiştir:

Kız çocuklarına mirasın 2/3 ü
Anneye mirasın 1/6 sı
Babaya mirasın 1/6 sı
Eşine mirasın 1/8 i

————————————

Adamın kalan mirasını 120 milyar farzedelim:

120 x 2/3 = 80 çocuklara
120 x 1/6 = 20 anneye
120 x 1/6 = 20 babaya
——————————
toplam = 120 Görüldüğü gibi mirastan eşe hiç para kalmadı.

Eğer eş de almış olsa;
12 x 1/8 = 15 Eşe düşen pay
—————————-
Toplam = 135

Ortada ise 120 milyar var. Eşe 1 kuruş dahi kalmadı.

İşte bu, Kur’an ayetlerinin hatalı olduğunu gösterir.

Halife Ömer’in Hataya Karşı Avl Yöntemi:

Bu hatayı düzeltmek için Ömer “avl”, “avliye” olarak adlandırılan basit bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem allah’ın verdiği oranlardan yola çıkıp bir noktada ufak bir değişiklik yaparak oranların tümünü değiştiren ve toplamı %100 olacak yeni oranlar elde eden bir yöntemdir… Günümüzde İslam hukuku miras konusunda bu yöntemi esas alır.

Avl yöntemiyle bir anlamda Kur’an ayetlerinin dışına çıkılmakta ve Kur’an’a göre şeriat uyguladıklarını söyleyenler, mecbur kalarak kendi uydurdukları hüküm ve yöntemi kullanmaktadırlar.

Avl yöntemi ile şu yol izlenir :

27/24 oranında payda 27’ye yükseltilerek 27/27 = 1 oranına ulaşılır.

Böylece varislerin yeni oranları;

Üç kızın toplam payı: 2/3 = 16/24 yerine 16/27
Annenin payı: 1/6 = 4/24 yerine 4/27
Babanın payı: 1/6 = 4/24 yerine 4/27
Zevcenin payı: 1/8 = 3/24 yerine 3/27

olacak şekilde değiştirilmiş olur.

Yani matematik olarak yanlış olan, ama çaresiz ve zorunlu kalınarak hileli bir yöntemle oranlar değiştirilmek suretiyle paylaşımın sağlanması yoluna gidilmiştir.

Görüldüğü gibi ayetlerde belirtilen oranların kullanımı mümkün olmadığı için bu oranlar değiştirilmiştir ve başka oranlar kullanılmaktadır.

Böyle basit bir dört işlem hatasının, her harfi, her kelimesi Allah sözü olduğu bildirilen Kur’an’da yer alması, Allah gibi kusursuz bir varlığın hatası olmasa gerek. O halde, bu hatanın sebebi ne olabilir dersiniz?

Bu, Kur’an’ı Muhammed’in uydurduğunun en önemli delili midir?

Bu hata şimdiye kadar izah edilememiş, mantıklı, bilimsel bir yanıt verilememiştir.

Diğer çelişkiler “müphemdi, müteşabihdi ” diyerek, kelimeleri çarpıtarak, tahrif ederek, yanlış bilgiler verip demagoji yaparak bir şekilde geçiştirilebilir. Ancak Matematik laf değil, işlem ister. Matematik de mecazilik, müteşabihlik sökmez.

Nitekim Halife Ömer’de sökmediğini görmüş ve Avl denilen aldatma yöntemi uygulamıştır.

Bu ayetlerdeki hatayı anlayanlar ve çözüm bulamayanlar ama hala Kur’an’ı Muhammed’in uydurmadığını düşünenler aşağıdaki soruları yanıtlamaya çalışmalıdırlar. Çünkü ana-babadan alınmış, hazıra konulmuş imanın tazelenmesi ve sorgulanması gerekir. Gördüğü yanlışlara rağmen imanında direnmek imansızlıktan daha kötüdür. Eğer Tanrıya inanıyorsanız ve bilen, gören, işiten, hesap soransa Tanrı, sahte imanları da, gerçek imanları da iyi bilmesi gerekir. Aldatılamaz, kandırılamaz. Kendisini alet ederek dünya menfaatleri elde edenlerden de, yanlışı göre göre, bile bile onların peşinden gidenlerden de hesap sormasını iyi bilir.

Müslümanlara Sorular:1- Muhammed hazretleri vahyi mi yanlış anlamıştır?
2- Ortada vahiy diye birşey yok ilham mıdır hepsi? İlhamlar da hata içerir mi diyorsunuz?
3- Yoksa Kur’an toparlanırken mi hata yapılmıştır?
4- Ya da Kur’an tahrifata mı uğramıştır? Halife Osman ayetlerle oynamış olabilir mi?
5- Yoksa Allah da hata yapabilir mi diyorsunuz?
6- Allah değil de Muhammed mi matematikten anlamıyordu?
7- Yoksa bu konudan uzak duralım, ele almayalım, bu şeytani bir sorudur mu diyorsunuz?
Şeytani bir soruya neden olan hatanın Kur’an’da ne işi var?

Serdar Kaangil

Reklamlar
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

KUR’AN’DA MATEMATİK HATASI için 83 cevap

  1. asianteory dedi ki:

    Siz bir DNA ‘nın içinde ne kadar bilgi var bilir misiniz ? Ya da bu yazının MD5 ile oluşturulmuş imzasının içinde hangi harf MATEMATİK kelimesidir ?

    Hz.Ömer kelimeyi dışarı çıkarmış işte Allah’ın izni ile, daha ne ?

    • anar dedi ki:

      Bismillah
      Farz edelim ki,vefat edenin 3 kizi,anasi,babasi ve zevceleri var.
      (Azeri tercumen Z.Bunyatov ve V.Memmedaliyevin tercumenlerine dayanarak.) Nisa suresi 11-ci ayetde dikkat edilirse evlatlari degil, “EVLADİ olursa mirasda ana ve babanin 1/6 hissesi var”-denilmekdedir. Yani 2 ve daha fazla evlat varsa, ana ve babaya miras sözkonusu degil.
      Ama Nisa suresi 12-ci ayetde”vefat edenin EVLATLARI varsa zevcelerin 1/8 hissesi var. O zaman sole olur:
      2 kizi 2/3
      ana 0
      baba 0
      zevcelere 1/8
      cevap:
      2/3+0+0+1/8=19/24
      Boylelikle miras bolgusu “1”-i asmiyor.

      • gumuskartal dedi ki:

        İslamda Miras Hukuku ve Avliyye ve Reddiyye

        İslam’ın mirasla ilgili hükümlerini düzenleyen ayetler temel olarak Nisa suresi 11 ve 12. ayetlerdir. Bu ayetlerde mirasçıların hakları belli oranlar verilmek suretiyle düzenlenir. Aşağıda bu ayetleri veriyorum:

        Nisa / 11-12 (Y. Nuri Öztürk)
        Allah size çocuklarınızla ilgili olarak şunu öneriyor: Erkek için, iki dişinin payı kadar. İkiden fazla kadın iseler ölenin bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer çocuk sadece bir kadınsa, mirasın yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığından ana-babanın her biri için altıda bir hisse olacaktır. Ölenin çocuğu yoksa ve kendisine ana-babası mirasçı olmuşsa bu durumda anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı, yapacağı vasiyetten ve borcundan arta kalanın altıda biridir. Babalarınız var, oğullarınız var. Siz bunlardan hangisinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Allah’tan gelen bir buyruğu önemseyin. Hiç kuşkusuz Allah herşeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.
        Zevcelerinizin geriye bıraktığının yarısı sizindir, eğer onların çocuğu yoksa. Eğer onların çocuğu varsa, vasiyet ettikleri ve borçları ödendikten sonra geriye bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Eğer sizin çocuğunuz yoksa bıraktığınızın dörtte biri zevcelerinizindir. Eğer sizin çocuğunuz varsa bu durumda, yaptığınız vasiyet ve borcunuz ödendikten sonra geriye kalanın sekizde biri zevcelerinizindir. Eğer miras bırakan erkek veya kadının ana-babası ve çocuğu yok da erkek kardeşi veya kız kardeşi varsa, bu kardeşlerden herbirine altıda bir düşer. Kardeşler bundan fazla ise bu takdirde onlar, yapılmış bulunan vasiyet ve borç ödendikten sonra üçte bire ortaktırlar. Kimseye zarar verilmemelidir. Allah’tan bir öneridir bu. Allah Alîm’dir, Halîm’dir.

        Bu ayetlerde verilen oranlardan yola çıkan bazıları kendi akıllarınca enteresan miras paylaşımı senaryoları üreterek İslam’a ve Kuran’a saldırmaktadırlar. Konuyu bir örnekle açıklayalım: “Bir adam ölür ve geride bir anne, bir baba, üç kız evlat ve bir de eş bırakır. Miras nasıl paylaşılacak?”. Bu örneği ortaya atan kişiler çözümü de (!) kendileri verirler: “1/6 + 1/6 + 2/3 + 1/8 = 1,125”. Yani oran 1,0 dan büyük, o halde Kuran’da matematik hatası var!

        Benzer bir duruma ilişkin ilk problem Hz. Ömer zamanında ortaya çıkmış ve sahabeler bu problemi “avliyye” dedikleri bir yöntemle çözmüşlerdir. Bu yöntemin ne olduğunu anlatacak değilim, isteyen internette yöntemle ilgili kaynak bulabilir. Ancak bu yöntem inkârcıları (ve belki de bazı inananları) ikna etmemektedir. Onlara göre bu yöntem bir hileden başka bir şey değildir. Bu yöntem ilk başlarda benim de aklıma pek yatmamış ve ciddi bir şekilde Kuran’dan şüphelenmeme neden olmuştu.

        Aslında problemin kaynağı Kuran’ın bu ayetlerinde verilen oranları “mutlak” oranlar olarak kabul etmekten kaynaklanıyor. Yani örneğin 3 kız kardeş için verilen 2/3 oranı “mutlak” bir oran farz ediliyor. İyi de gerçekten öyle mi? Bu oranlar mutlak oranlar mı, yoksa bir tür “tavan” ya da “taban” değerler mi? Bu oranların “mutlak” olmadığını iddia etsek bile, buna Kuran’dan delil getirmediğimiz takdirde kimseyi ikna edemeyeceğimiz çok açık…

        Bu amaçla öncelikle Nisa/11 ve Nisa/12 ayetlerini incelememiz gerekiyor. Bu ayetlerin sonunda yer alan ifadeler bu açıdan oldukça önemli: “ferıdatem minellah” ve “vesıyyetem minellah”. Sadece 2’şer tane Arapça kelime! Bu ifadelerden yola çıkarak bu oranların mutlak olduğu kesinlikle iddia edilemez. Ancak buna rağmen bazıları örneğin A. Yusuf Ali İngilizce mealinde “bu sabit oranlar Allah tarafından emredilmiş/belirlenmiştir” şeklinde bir çeviri yapmış. Bu 2 kelimenin neresinde “sabit oranlar” lafzını gördü bilmiyorum, ona sormak lazım! Örneğin M.H. Shakir “ferıdatem minellah” ifadesini “bu Allah’tan bir buyruk/düzenlemedir” şeklinde çevirmekle yetinmiş. Yukarıya aldığım Nisa/11-12’nin Türkçe çevirileri ise Y. Nuri Öztürk’e aittir. Bu ifadelerle ilgili bir diğer nokta da şu: Her 2 ifade de verilen oranlardan hemen sonra gelmiyor. İlk ayette araya “Babalarınız var, oğullarınız var …” diye başlayan 2 cümle giriyor, ikincisinde ise arada “Kimseye zarar verilmemelidir” şeklinde bir ifade mevcut. Şu halde “Allah’tan bir buyruk” ya da “Allah’tan bir görev” olan şey nedir? Bu oranları sabit kabul edip aynen uygulamak mı? Babalar ve oğullar ve diğer mirasçılar arasında ayırım yapmayıp adaletli bir dağılım yapılmasına izin vermek mi? Bence ikincisi! Aslında bu “emrin” ne olduğunu anlamak için bu ayetlerin devamına bakmak gerekiyor.

        Kuran’da bu oranların “sabit” ya da “mutlak” olmadığına dair delil hemen bu ayetlerin devamında mevcut… Surenin 13 ve 14. ayetleri aynen şöyle:

        Nisa / 13-14
        İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve onun resulüne itaat ederse Allah onu, altından nehirler akan cennetlere, orada sürekli kalıcılar halinde, sokar. İşte bu, en büyük başarıdır. Kim de Allah’a ve onun resulüne isyan eder, Allah’ın sınırlarını da aşarsa, Allah onu, içinde sürekli kalıcı olarak ateşe sokar. Artık onun için yere batırıcı bir azap vardır.

        “İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır” şeklinde çevrilen ifadenin Arapçası “Tilke hududu(A)llah”. Yani çeviride bir hata/kasıt yok. Hudut kelimesi Türkçe’ye de geçmiş bir kelimedir. Sınır kelimesinin ise ne anlama geldiği herkesçe malum. “Aşılmaması gereken bir nokta, bir çit, bir değer”… Yani bu oranlar sadece birer sınır ve asıl olan bu “sınır” değerlerini aşmadan onlara yaklaşmak… Dolayısıyla bu oranların “mutlak” olduğunu iddia etmenin hiçbir temeli yok…

        Şimdi sorun şu: Yukarıdaki ayetlerde geçen “emir” kelimesiyle aşağıdaki ayetlerde geçen “sınır” kelimesi birbiriyle nasıl bağdaşır? Aslında yanıt çok basit: Allah’ın emri olan şey bu sınırlara riayet etmek! Bu sınırlara riayet etmek ise onları aşmamak ve onlara mümkün olduğunca yaklaşmak ile olur. Yani “emrin” ne olduğunu anlamak için önce aşağıdaki ayetlere bakmak ve sonra dönüp “emri” buna göre değerlendirmek gerekiyor. Kısacası Allah’ın emri olan şey mirasçılar arasında ayrım yapmayarak verilen oranları birer “sınır” olarak alıp bunlara uymak! (Ama sonuçta bunların “sınır” olduğunu unutmamak şartıyla!)

        Bu “sınır” olgusunun bu şekilde ifade edilmesinin de bazı sebepleri var: Örneğin 2’den fazla kadın ise 2/3 olarak verilen oran, “en fazla 2/3” ya da “2/3’e kadar” olarak verilebilir ve böylece bunun bir üst limit olduğu açıkça ortaya konabilirdi. Ancak bu durumda neler olacağını tahmin etmek güç değil. Bu tarz bir ifadeden istifade eden birileri mirasçı 3 kıza 2/3 oranında pay vermek yerine 1/10 ya da belki hiç pay vermeyebilirdi. Dolayısıyla Nisa/11 ve 12’de “en fazla 2/3” ya da “2/3’e kadar” tarzında ifadelerin kullanılmaması anlamlıdır.

        O halde asıl olan bu oranlara mümkün olduğunca uymaya ve yaklaşmaya (!) çalışmaktır. Ancak sonuçta bunlar bir “sınırdır”. Yani mutlak oranlar değildir. Matematikteki limit kavramının buna çok benzer olduğunu bilenler bilirler. Bilmeyenler bilenlerden sorsun öğrensin!

        Bu “sınır” kavramına başka ayetlerde de rastlıyoruz. Örneğin oruçla ilgili bir ayet olan Bakara/187’de de bazı sınırlar konuyor:

        Oruç günlerinin gecesi kadınlarınızla ilişkide bulunmanız size helal edildi. Onlar sizin için bir giysi, siz de onlar için bir giysi durumundasınız. Allah nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Şimdi onlarla ilişkide bulunun, Allah’ın sizler için yazdığını isteyin ve fecrin beyaz ipliği siyah iplikten sizce seçilinceye kadar yiyin, için, sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz, mescitlerde itikaf halinde iken onlarla ilişkide bulunmayın. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır; sakın onlara yaklaşmayın! Allah böylece, sakınıp korunsunlar diye insanlara ayetlerini iyice açıklıyor

        Yukarıdaki ayette yiyip içme için ve cinsel ilişki için bazı sınırlar konulmuş. Bu ayette yiyip içmeyle ilgili sınırın “kadar” denilerek verildiğine dikkat edin. Çünkü burada “kadar” ifadesinin kullanılmasının miras ayetlerinde olduğu gibi bir risk oluşturmadığı açık…

        Bir başka ilginç nokta da Nisa suresi ayet 14 ile yukarıdaki Bakara/187’yi karşılaştırınca ortaya çıkıyor. Bakara187’de Allah’ın sınırlarına “yaklaşılmaması” emrediliyor. Oysa Nisa/14’te “aşılmaması”. Eğer Nisa/14’te de “yaklaşmayın” denseydi benim yaptığım tüm bu yorumlar geçersiz olurdu! Hele hele matematikteki limit kavramı ile kurduğumuz benzerlik tamamen geçersiz hale gelirdi. Ne dersiniz? Neden burada “yaklaşmayın” denmiyor da “aşmayın” deniyor? Şans mı? Hiç sanmam!

        Ne ilginçtir ki mirasla ilgili ayetler bize bu oranların “mutlak” olmadığı çıkarımını yaptırabilecek şekilde devam ediyor. Tabii bir inkârcıyı bu bile ikna etmeye yetmez. O bunu kelime oyunu olarak görecektir. Kuran’ın bu çıkarımı yapabilmemize imkân vermesini ise ya hiç değerlendirmeyecek ya da sadece “şans” olarak değerlendirecektir. Bunun farkındayız. Ama önemli olan bizim aklımızın huzur bulması…

        Bu “sınır” çıkarımı aynı zamanda Hz. Ömer zamanında yapılan “avliyye” uygulamasının da son derece yerinde ve makul bir yöntem olduğunu göstermektedir. Çünkü her ne kadar Kuran’da verilen oranlar bire bir elde edilmese de, konulan “sınır”lar asla aşılmamaktadır. Avliyye uygulamasında mirasçılar Kuran’da verilen oranlardan daha düşük bir pay almakta ve Kuran’ın “sınırları” bir tür “tavan (üst limit)” görevi yapmaktadır ve “sınır” (aşağıdan yukarıya) aşılmamaktadır.

        Reddiyye ise bunun tam tersi durumlarda uygulanan bir yöntemdir. Yani mirasçıların Kuran’da verilen paylarının toplamı 1,0 dan daha düşük çıkmaktadır. Bu durumda da mirastan artan kısım yine mirasçılara Kuran’daki payları ölçüsünde bölüştürülmektedir.

        Reddiyye işlemindeki paylaşım oranlarına itiraz etmek için sadece mantıkla düşünme hastalığına yakalanmış olmak ve sağduyudan yoksun olmak gerekir. İçimize sinmese de biz yine de böyleleri için de bir açıklama yapalım: Reddiyye işleminde Kuran’da verilen “sınır”lar bir tür “taban (alt limit)” görevi yapmaktadır. Sonuçta da “sınır”lar aşılmamakta (bu defa sınır yukarıdan aşağıya!), kimsenin hakkına tecavüz edilmemektedir.

        Meseleyi bir Kuran ayetiyle noktalamak istiyorum:

        Bakara / 26
        Allah bir sivrisineği, hatta üstündekini örnek vermekten sıkılmaz. İman edenler bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Kafirler ise: “Allah böyle bir örnek ile ne demek istemiş?” derler. Evet! Allah onunla bir çoğunu da şaşırtır, yine onunla bir çoğunu yola getirir. Onunla ancak fasıkları şaşırtır
        .

      • elevation dedi ki:

        Ayette mirasın diyor. Yani mirasın tamamı. Kalanı değil. Bu açıdan Avliye dediğiniz şey, kadına verilen 1/8’den arta kalanı pay ettiği için bir tür müslüman kıvırmasıdır.

        “Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisa 11)

        “Çocuklar ikiden fazla ve kız iseler ölenin bıraktığının (yani tüm mirasın) üçte ikisi onlarındır” deniyor. Ama sizin avliye hesabınızda nisa/12’de belirtilen 1/8’den arta kalanlar bu orana göre dağıtılıyor. 🙂

        “Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa, ona altıda bir düşer. Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)” (Nisa/12)

        Burada görüldüğü gibi “eğer çocuğunuz varsa (hesaba göre iki kızı var) bıraktığınızın 1/8’i karınızın deniyor. Siz bunu hesaplayıp kalanı ilk ayete göre bölmeye avliye diyorsunuz. Ama ilk ayette “ikiden fazla ve kız iseler tüm bıraktığının 2/3’ü” deniyor. Bariz hesap hatası var.

    • bilal dedi ki:

      NİSA 11-12.AYETLERDE MATEMATİK HATASI ASLA YOKTUR,TAM TERTSİNE HATA
      ÜRETİLMEYE ÇALIŞILMIŞTIR: 11.AYETTE VERİLEN ÖRNEKLERDE ÖLENİN EŞİ OLMADIĞI HALDE,EŞ DE VARMIŞ GİBİ ÖRNEK VERİLMEYE ÇALIŞILMIŞTIR: İŞTE
      HATA BUNDAN KAYNALANIYOR. YANİ HATA ÜRETİLMİŞTIR.. Ayetteki şıkları veriyo-
      rum. NİSA-11: a) فان كن نساء فوق اثنتين فلهن ثلثا ما ترك ” Eğer kadınların (ölenin kızlarının ) sayısı
      ikiden fazla ise,onlar terikenin üçte ikisini alırlar. b) وان كانت واحدة فلها النصف ” Eğer ölenin kız
      evladı tek ise,terikenin yarısını alır. c) ولابويه لكل واحد منهما السدس مما ترك ان كان له ولد ” Anne baba-
      ya gelince,ölenin çucuğu varsa,onun terikesinden her birine (anne babaya) altıda bir hisse
      verilir.d) فان لم يكن له ولد وورثه ابواه فلامه الثلث ” Eğer ölenin çocuğu yoksa ve kendisine anne ba-
      bası varis oluyorsa,ölenin annesine üçte bir hisse vardır. e) فان كان له اخوة فلامه السدس من بعد وصية يوصي بها او دين ” Şayet ölenin kardeşleri varsa,ölenin yaptığı vesiyetin ifasinden ve bor-
      cunun ödenmesinden sora annenin hissesi altıda birdir…” NOT: Bu şıkların hiç birinde
      eş geçmediği halde ( yani varis olacak eş diye bir şey yoktur) Ama buna rağmen varis ola-
      cak eş varmış gibi,bir örnek verilmeye çalışılmış ve,doğal olaraka da hata üretilmiştir…
      Verilen her bir şık ayrı ayrı değelendirilmelidir.Çünkü her bir şıkta,” Eğer şu varisler varsa,
      durum şöyle olur ” deniliyor.Ama bunlar yukarıda göz ardı edilerek,birbirlerine karıştırılmak
      suretiyle ve olmadığ halde eş de örneğe dahil edilmiştir.. İşte bundan dolayı ayette olmadı-
      ğı halde maalesef,hata üretilmiştir. NOT:Eş olduğu zaman kızların payı 2/ 3’i değil,onlara
      rakamsal olarak pay dağıtılmaz.TERİKE ne ise, 8 paye ayrılır. Bunun 1/ 8’i eşe,verilir,ge-
      ri kalan 7.dir.Bundan anneye ve babaya her birine altıda bir 1/ 6 verilir.Her birine 1.16
      eder,ikisinin toplamı 2.32 eder.Geride kalan 4.68’ın tümü de bu dafa kızlara verilir.
      Sonuç şöyle oluyor.. TOPLAM PAY: 8’dir. a) 1/ 8’i EŞE = 1
      Kalan pay: 7. bunun da, b) 1/ 6’i Anneye = 1.16
      c) 1/ 6’i Babaya = 1.16 verilir.
      Bu dağıtımdan sonra geri kalanın tümü olan 4.68 ise ,d) (4.68’i) kızlara = 4.68
      Dağıtılanın toplamı : 8, KALAN İSE : 0 ‘dır.
      Not: Eş,anne ve babanın payları verildikten sonra geri kalan rakam ne olursa olsun,hepsi
      kızlara verilir.Yani bu örnekte kızlara verilen 2/ 3’i değildir.Taksimat yapıldıktan sonra ge-
      ri kalan pay ne ise hepsi onlara verilir.Bu örnekte onlar için rakamsal bir pay yoktur..İşte
      herkes hakkını alıyor ve ortada hiç bir şey de kalmıyor.Yani Kur’an’da asla hata yoktur,
      Ama maalesef,11.ayette verilen örneğin dışına çıkılarak ölenin eşi olmadığı halde eşinin
      de varmış gib örneğe dahil edilmiştir..Halbuki,11.ayette eş yoktur ama ikiden fazla kız
      (yani üç kız ) vardır. 12.ayette ise sadece eş ve bir erkek çocuk vardır. 11.ayette bulunan
      kızlar 12.ayette yoktur. İşte Burada 11. ve 12.ayetlerdeki varisler birbirlerine karıştırılmak suretiyle yukarıda yanlış bir örnek verilmiştir.11.ayet ile 12.ayetin var saydığı varisler bir- birinden ayrı kimslerdir..Maalsef,bu yanlış örneklerle kur’an’da hata üretilmeye çalışılmış-
      tır.Ama yüce Allah’ın gönderdiği Kur’an’da asla hata yoktur..Bilerek veya bilmeyerek bura-
      da da hata üretilmiştir….Herkese saygılar………

      • MaMaLi dedi ki:

        bilal! kardeş yoksa sen cebrailmisin?ya sen çok akıllısın yada biz salağız!ayet ne diyor?erkek kadın’ın 2 katını alır!doğrumu?neden,sağa sola kıvırtıyorsunuz?bitirdiğim bir okulda matematik mühendisliği!ayetin anlamı,cısçıplak şu!kadın üçün birini alır!bununötesi berisi yok.

  2. asianteory dedi ki:

    Ayrıca ben yanlış görmüyorum siz görüyorsanız o sizin aklınızın küçüklüğündendir ?

    Matematik başlangıçta 3 sayıdan ibaretti, bugün damlanın içindeki atomun bir tanesi kadar büyüdü diye ummanı mı anlar oldu ?

    • Eldar muellim dedi ki:

      Faruh bey, ben soylediyim numunede de vefat eden kisi “eger erkek cocugum olarsa malimin ucde ikisi cocugun, ucde biri ise karimin payi olsun. Eger kiz cocugum olarsa malimin ucde biri cocugun, ucde ikisi ise karimin payi olsun” derken burada da hec de hansisa nisbetde pay bolgusu deyilmemisdir. Bu nisbet pay bolgusunun cozumunde alinir. Bunu anlamk icin “dansöz ASENA” ile deil, azacik matemtik kitablari ile ilgilenlek yeterli ola biler.

  3. ferruh dedi ki:

    120 x 2/3 = 80 çocuklara kızise 2 den fazla
    120 x 1/6 = 20 anneye
    120 x 1/6 = 20 babaya
    120 x 1/8 = 15 karısına.

    —————————-
    üçkişi lokantaya gittik
    yemek yedik hesap 25 tl geldi
    kişi başına 10 ar tl garsona verdik
    garson 5 tl geri getirdi biz parayı
    bölüşemeyip 2 tl yi garsona bahşiş olarak verdik
    1 tl aldık
    10 – 1 = 9 TL
    şimdi herkez 9 ar tl hesap ödemiş oldu
    2 tl garsona verdik 9×3 = 27 + 2 = 29
    hadi 1 tl nerede

    hesabın içinden çıkmaya niyetin yoksa
    üsteki hesap gibi 3 çıkrıp 2 toplarsın

    veya okuduğnu anlamazsın

    • Eldar muellim dedi ki:

      Fikrimi anlatmazdan once bir misal getirim.
      Tutalim ki, dunyasini deyismekde olan bir kisinin karisi hamileymis. O vesiyyet edir ki, eger erkek cocugum olarsa malimin ucde ikisi cocugun, ucde biri ise karimin payi olsun. Eger kiz cocugum olarsa malimin ucde biri cocugun, ucde ikisi ise karimin payi olsun. Kisinin vefatindan sonra onun ekiz cocugu olur, bir erkek ve bir kiz. Bu durmda miras nasil bolunmeli?
      COZUM: Busorunun cevabini size anlatmakda benim amacim, bu meselenin hellini gostermek deyil, genelde bu tur meselelerde neye dikket yetirmek gerek oldugunu anlatmaqdir.
      Daha cocuk dogmadan onun erkek be ya kiz olmasi belli olmadigi icin net mikdar bolgusu deyil pay nisbet bolgusu verilmisdir, yani erkek cocuk olarsa, onda cocukla anne arasinda 2/3: 1/3=2:1 nisbetinde, yani erkek cocuga anneden iki defa cok olmaqla bolgu aparilir, kiz cocugu oldukda ise anne ile cocuk arasinda 2/3: 1/3=2:1 nisbetinde, yani kiz cocuga anneden iki defa az olmaqla bolgu aparilir. Ekiz (bir erkek ve bir kiz) cocugu olduqda da ayni nisbetde bolgu aparilir, yani erkek cocuk, anne ve kiz cocugu paylari 2:1:1/2=4:2:1 nisbetinde olur. Bu ise o demekdir ki, miras 7 –ye bolunur (7=4+2+1) ve bundan 4 pay erkek cocuga, 2 pay anneye, bir pay ise kiz cocuguna catir.
      Yukarida da ayni turlu nisbet bolgusu aparilmalidir. Uc kiz cocugu, anne, baba, ve kari misalinda 2/3:1/6:1/6:1/8=16:4:4:3 nisbeti kulanilmalidir, yani miras 27-ye bolunur (27=16+4+4+3), sonra ise onun 16 payi, 4 payi, ikinci 4 payi ve 3 payi bulunub sahiblerine bolunur.
      Lokantada yanlış para alan kimdir ? Lokantacı ? Garson ? Müşteri ? Lokanta ornegi barede ise onu deyim ki, bu misal soz ile sasirtmadir. 27 nin uzerine neden 2-ni ekleyirsiniz, arkadas. Eger 3 kisi her biri 9 TL para vermisdirse, onda toplam 27 TL olar, bundan da 2 TL Garsona verildi 27-2 = 25 kaldi. Bu para da yemek icin odenildi. Sizin yanlisiniz toplanmis 27 TL paranin uzerine 2 TL-ni eklemekdedir.

    • savvy? dedi ki:

      gelen hesap 25 zaten sen ne diye 30 a tamamlamaya çalışıyon… hesaba 2 tl fazla para verdiğin için çıkarıcan 27-2=25 matematik gerçektir kardeş…

      • batuhan dedi ki:

        Ya arkadaşlar garsona 2 verdik, hesaba 25 verdik. Elimizde de 1*3 den 3 lira var nesi yanlış lan matematik yalan söylemez. Soruyu çözenin IQsu düşük
        Sağduyuyu bırakırsanız doğruyu yanlışı(size öğretileni) görürsünüz

  4. asianteory dedi ki:

    Lokantada yanlış para alan kimdir ?
    Lokantacı ?
    Garson ?
    Müşteri ?
    yoksa bunlardan hiçbiri değilmi ? öyleyse yalan söyleyen kimdir ? Matematik yada onu kullanan insanlar, madem matematik insanların yalan söyleyebilmesine imkan veriyor öyleyse pekde güvenilir değil. Bundan 500 sene sonra bilim bugünkünden 500 sene ileride olduğunda bulunmuş olan bir matematik kuralı, şu an bilinmiyor diye aslında yanlış mıdır ?
    Ayrıca Kur’an bir matematik kitabı değildir, içinde bu bilgilerde vardır ama aslında bir İnsan kullanım klavuzudur ve 500 sene sonra ortaya çıkacak olan bir gerçeği söylemezse nasıl kıyamete kadar geçerli olan bir Kitap olur ?

  5. ferruh dedi ki:

    Anne babanın alacağı oran:

    Onların alacağı oran hesaplanırken bir hata yapılıyor. İki durumda anne baba mirastan hak sahibi
    oluyor:

    Bir çocuğu ( veledün) ( ولدﱞ) varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan
    her biri için altıda bir, çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için
    üçte bir vardır. (4 Nisa Suresi, 11)

    Şimdi ya ölenin bir çocuğu olması gerekir ya da ölenin geride bıraktığı çocuğu olmaması gerekir.
    Burada geride bırakılanın bir çocuk ( veledün) ( ولدﱞ)ifadesine dikkat
    edilmeli.
    Bu örneğimizde ikisi de değildir. 3 tane çocuk vardır. Bu durumda anne ve babanın mirastan hak
    alması söz konusu değildir. Böyle bir durumda anne babaya bir pay verileceği ayette söylenmez.
    Açıklanan çocuksuz ve tek çocuklu olma durumlarıdır.
    Buna göre toplanırsa 2/3 +1/8=19/24 olur. Bundan sonra artan 5/24 lük hisse ise Nisa suresinin 8.
    ayetinde belirtilen kişiler arasında paylaşılır.:

    (Mirası) Bölüşme sırasında yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır olursa, onları ondan
    rızıklandırın ve onlara güzel (maruf) söz söyleyin. (4 Nisa Suresi –

  6. ferruh dedi ki:

    Üzme Canını asianteory
    Onlarınki onlara Bizimki Bize

  7. faruk dedi ki:

    ayette anne kıza göre şu kadar alacak baba kıza göre şu kadar alacak diye bir olay yokki. mirasın 2/3 ü kıza mirasın 1/6 sı anneye denmiş apaçık şekilde. kuranda kıza anneye göre şu kadar fazla gibi oran olsaydı sorun olmayacaktı. siz böyle birbirine göre oranlar koyarak kuranı değiştiriyorsunuz. çaresizlikten yapıyorsunuz bunu. dansöz ASENA gibi kıvırıyorsunuz.

  8. hakikat dedi ki:

    Kur’anda matematik hatası iddialarına cevap

    2/3 veya 9/17, 1, … bunlar rakamlardır

    Mirasın 2/3’ü dendiğinde burada sonuç 2 olabilir, 40 olabilir,… olabilirde olabilir.
    Neden? Çünkü buna göre ancak tahmin edilebilir, hesap yapılamaz!
    Miras burada sadece sosyal hayattaki bir şeyi ifade ederde ondan. Yani sözel ifade…
    Başka bir deyişle, matematiksel bir anlamı yoktur…
    Yani;
    Miras 2/3+1/6+1/6+1/8 pay edilecek. Payı burada anlarızda bu matematiksel birşey ifade etmez. Bu muallakta (havada) bir ifadedir. Bunun matematiksel bir anlam kazanması ve işlem yapılabilmesi için mirasın sayı ile ifade edilmesine ihtiyaç vardır.
    Mesela burada verilen örnekteki 120;
    120 x 2/3 = 80 çocuklara
    120 x 1/6 = 20 anneye
    120 x 1/6 = 20 babaya
    ——————————
    toplam = 120 Görüldüğü gibi mirastan eşe hiç para kalmadı.

    Eğer eş de almış olsa;
    120 x 1/8 = 15 Eşe düşen pay
    —————————-
    Toplam = 135 olacaktı.

    Bu basit cebir işlemi burada fazlaca basite alınmış.
    Herkese haksızlık yapılmış.
    Hatayı Kur’an değil hesap yapmaya çalışan yapmış!!!

    Yüzde hesabında;
    Miras 120, Satılmış’ın hissesi %20 dense başka. Burada matematiksel dayanak yeri (%) yüzde. Yani 100 diye bir rakamdan yola çıkılır.
    100’de 20 ise 120’de kaç denir hesaplanır…

    Kesir hesabında ise;
    2/3+1/6+1/6+1/8 dendiğinde burada ancak payda eşitlersin.
    Hesap yapabilmek için
    MİRAS rakamsal olarak işleme dahil edilmek zorunda. Bu örnekte
    27/24=MİRAS
    MİRAS nekadar? 120 ( kg, TL, vs.)

    2/3+1/6+1/6+1/8=120
    27/24=120
    24 x 120 / 27 olur

    Burada sonuç

    106,67’dir

    Paylaşıma gelince;

    2/3 x 106,67 = 71,11
    1/6 x 106,67 = 17,78
    1/6 x 106,67 = 17,78
    1/8 x 106,67 = 13,33
    ===============
    120,00

    Görüldüğü gibi Kur’an da hata yoktur!!!

  9. Geri bildirim: Kur’an’da Matematik Hatası | Ateist Cevap

  10. Salih dedi ki:

    Bu blog’a nasıl girdim bilmiyorum.google da bir şeyler ararken sanırım başlık dikkatimi çekti.Ben yorum yapmayacağım çünkü yukarıda açıklaması yapılmış olsa bile yazı sahibi kendi doğrularında ısrarcı.Herkes kendi inandıklarını savunuyor.Ne biz senin inancını değiştirebiliriz, ne sen bizimkini.Allah seni doğru yola koyar inşallah.

    Yazdığınız yazılardan az çok çizginiz belli.Allah affetsin sizi demekten başka bir şey söyleyemiyorum.
    Umarım doğruları kabul ettiğiniz, pişman olduğunuz gün hesap günü olmaz.

    Selametle…

  11. Arman Uncu dedi ki:

    Hesap:

  12. Arman Uncu dedi ki:

    Kuran da bir hata yok.
    Hesap şöyle:

    1/6 + 1/6 + 1/8 = 11/24 bu anne baba ve eşin payı
    neden ilk bunu hesapladık. Çünkü ayetlrde ölen kişinin sadece çocuklarının
    hepsinin kız olduğu bir durumdan bahsedilmemiş.

    O yüzden belirtilen payları toplayıp Tüm mirastan çıkarınca
    1 – 11/24 = 13/24 kızların toplam mirası bulunur. Bunu da üçe bölersen
    bir kıza mirasın 4,33/24 ü kalır.

    100 – [100(1/6 + 1/6 + 1/8)] = Kızların toplam payı
    54,166 = Kızların toplam payı
    18,05 = bir kız düşen pay

    Kuran da bir hata yok.

  13. exhorder dedi ki:

    evet, bu durumlar kuran’ın ilkokul aritmetiğini bile bilmediğini gösteriyor. 3 kızı, yaşayan anne ve babası ile bir karısı arasında miras bölüştürülemiyor. çünkü kadına verilecek sekizde birlik kısım önceki ayette unutuluyor. bu da kuran denilen kitabın muhammed’in elinden çıkma olduğunun göstergesi. zaten okuma yazma bilmeyen birisinin ilkokul aritmetiğinde hata yapması doğal.

  14. Oyan Turk Milleti !!!!Araplarin bize soktugu bu virusu oldurelim!!!! dedi ki:

    Millet bu hata ne ilkdir, ne sondur!!!!
    1.Hacc-65. Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri sizin hizmetinize sundu. Ve emriyle denizde seyredip giden gemileri de. Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o tutuyor. Gerçekten Allah insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.
    Gogun yere dushe bileceyini dushunen Muhammet(ABV ,yani Allah belasini versin:)))))))) budur ishte!!!!!
    2.Kehf-86. Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, kara bir balçıkta batıyor buldu.
    hahahaha:))))))Guneshi balchikta bulmush :)))))Abi boyle rezillik olurmu!!!!
    Bu hatalara, gulunch doguran sozlere inanmak Turk milletini geri sevk etmekden bashka bir shey yapmiyor!!!!ILIM, AZAT FIKIR—Ishte budur dogru yol!!!!TUM TURK MILLETINE OYAN DIYORUM!!! BU ISLAM ADLI VIRUSU OLDURELIM!!!!CHIKARTALIM BEZNIMIYDEN BU VIRUSU!!!!!

  15. ayhan bilen dedi ki:

    öncelikle şunu belirtmek isterimi ki eğer Allah isteseydi o sonsuz ilmiyle gerçeği bütün çıplaklığıyla peygambere anlatırdı ve o zaman da akıl sahibi herkes inanırdı imtihana gerek kalmazdı ben bir matmematikçi olarak şu yorumu yapıyorum nisa süresinin 11….e 12. ayetler beraber düşünüldüğün de binlerce ihtima(durum)l söz konusu ve eğer hepsi bir çıkarsa kur’anın kesin kes Allah kelamı olması ortaya çıkarçünkü bu olağan üstü hesap kesin olarak Allahı gösterir ozaman da herkes inanır ve imtihana gerek kalmaz bu yüzden kasti imtihan gereği olarak bazı durumlar bire eşit olmayabilir yani tam olamaya bilir ama sonuç avliye ve reddiye yöntemiyle itibari ile yine herkes ayette verilen oranda kendi payını almaktadır ne eksik nede fazla…
    dinde hata arıyorsanız merak etmeyin Allah kendi zatında ve dininde kusur varayanlara bol bol yanıltıcı delil koymuştur…

  16. ayhan bilen dedi ki:

    bir ikinci hikmeti de şudur Allah orda onalrın alabileceği hakları göz önünde tutuyor yani hesabı bire eşitlemek için uğraşmıyor şöyle bir örnek ele alalım diyelim ki varisler sadece bir kız ve bir erkek olsun erkek malın 1/2 sini aldı geriye 1/2 kaldı mı peki bunu bire eşitlemye kalkışırsak kızın da geriye kalan malın 1/2 sini alması gerekir ama kız malın 1/2 sini hak ediyor mu yani mesele burda illa bire eşitleme meselesi değildir mesele haketme meselesidir…
    bu tür şeylere kananlara diyorum ki önce islamı ön yargısız araştırın sonra bu tür sitelerdeki yazıları okuyun o zaman aşıyı önce alıp sonra enfeksiyon kapıyorsunuz bu enfeksiyon size zarar vermez ama aşı olmadan enfeksiyon kapmak insanı tehlikeye sokar….

  17. Mücahid dedi ki:

    Haha lan bu kafirler matematiği de bilmiyorlar be bakın amerikayı yeniden keşfettiğini sanan ahmaklar size bu durumun matematiğe aykırı olmadığının olmayacağının kısa ve net bir cevabı bunu ilkokul matematiğini bilen herkes anlar öyle aşırı bir cebir bilgisini bile gerek yok.

    Mesela ölen kişinin eşi, 3 kızı, anası ve babası varsa eşi 1/8, kızlar 2/3, ana babanın her biri 1/6 alır. Mesele 24’ten gelir ama payların toplamı 27 eder. Şimdi bu aptallar diyor ki 24 birimlik malın 27 birimini yani olmayan bi şeyi nasıl dağıtıcaz tanrı burda hata yapmış eheh matematik bilmiyor.Be ahmak be cahil sana orda bu tanrının emridir bütün mallarınız 24 birimden hesaplayacaksınız yada 6 birimden diye bir şey demiyor.Mal 27 parçaya ayrılır ve herkes hakkı oranında payını alır.
    misal 27/24(!) olduğunu idda ettiğiniz örneğe bakalım diyelim ortada (küsüratlı işlem size zor geliyor sanırım o yüzden tam sayı veriyorum) 54 tane altın olsun genişlet paydayı (paydayı her kişinin alacağı oranı belirlemek için yapıyoruz aynı birimden kaç misli alır sorusunun cevabını bulmak için) ne eder :

    kızların hakkı: 16/24
    Ana+Babanın hakkı: 8/24
    Eşin hakkı: 3/24

    evet demek ki kızlar söz konusu maldan 16 misli alırken ana baba 8 misli eş de 3 misli alır ne etti 27.malımız neydi?54 tane altın heee bak kendi çapında Kurana İslama dil uzatıp milletin aklını bulandırmaya çalışan kafir kızlar bu 54 altından 32 altın ana baba 16 altın eş 6 altın alır ve ortada herhangi bir mal artığı veya eksiği veya hak yenme söz konusu olmaz.

    ………..Alemlerin rabbi olan ALLAHa hamd olsun.Şüphesiz O herşeyi en iyi bilendir ve tüm eksik sıfatlardan noksandır…….

  18. Tommy dedi ki:

    Bizim Türk milletinin gereksiz şeylere fanatikliğini bilrdimdimde bu kadar ahmak ve cahillikte ısrarcı olduğunu bilmezdim acıkcası. Matematik matematiktir değişen birşeyi yoktur. Madem kuran açık seçik sana ne yapman gerektiğini anlatıyor madem sana payları böyle paylştır diyor sende dediği gibi paylaştır modern bilmi kendine alet etme ispat edeceksin birşeyleri diye. Adamlar kuran matematiğini savunmakla kalmıyor bing bang olayını ve uzay bilmininde kuranda anlatıldığını yazıyor madem öyle neden zamanında bir müslüman bunu kullanıpta birşeyler icat etmedi neden kurandaki bilmi kullanıpta insanlara yararlı şeyleri icat etmedi neden uzaya ilk müslüman çıkmayıpta neden aya cami kurmadı??? Madem bu kadar bilgi kuran vasıtasıyla müslümana hak kılındı neden peki müslüman olmayan kafirler aya gitti? neden o kafirler elektiriği buldu? neden o kafirler hala tıpta ve bilimde devrim yaratıyorda neden müslümanlar sadece izliyorlar davar gibi? Sizin yaptığınız akıl hastalığıdır. Matematik sonuç üretir, kuranı savunmak için kurgu ve efekt üretmez.

  19. exhorder dedi ki:

    güzel..

  20. ÖNDER TOSUN dedi ki:

    DİNCİLERE SORUYORUM CEVAP VERİN: MEARİÇ 4 ALLAHIN ARŞI MELEK VE RUH İÇİN 1 GÜN OLAN YER SİZİN İÇİN ORASI 50 000 YILDIR…..SECDE 5 ORASI MELEK VE RUHA 1 GÜN OLAN YER SİZE GÖRE 1000 YILDIR..? HANGİ ALLAH(?) KELAMI DOĞRU? 50 000 Mİ 1000 Mİ..??? ARADA 49 000 LIK FARK VAR….HA ŞUNUDA EKLIYEYİM ..PEYGAMBERİN SİZE GÖRE DEDİĞİ MESAFE INSANIN BİLDİĞİ HIZ OLAN YÜRÜME ,DEVE ,AT HIZI OLABILIR..ÇÜNKİ O ZAMAN OTOMOBIL YOK UÇAK YOK…O HALDE YUKARDAKI 1000 YILLIK MESAFE AT HIZI İLE EN FAZLA 600 MİLYOIN KM EDER..(AT SAATTE 70 KM GİDER ÇARPIN 24 SAAT ÇARPIN 365 GÜNLÜK YIL ÇARPIN 1000 YIL ..İŞTE KURANIN ALLAHININ MEKANINA VARDINIZ!! …YAKLAŞIK 600 MİLYON KM UZAKTA BİR YER….BİLİYORMUSUNUZ ..DUNYA GÜNEŞE 150 MİLYON KM UZAKTA..PLUTON İSE 4 İLA 7 MİLYAR KM Yİ BULAN UZAKLIKTA DIR..KURANIN ALLAHI HEM EVRENİ KURACAK GÜÇTE AMA SADECE GÜNEŞ SİSTEMİ İÇİNDE BİR YERDE OTURUYOR..CENNET VE CEHENNEM DE ORADA İSE …BURDA EVRENMİ BUYUK YOKSA ALLAHMI BUYUK SORUSU AKLA GELİR..YOKSA KURNADAKI ALLAH DUNYA DIŞI BIR UZAYLIMI KI ŞURADA JUPTER KADAR UZAKTA ARŞINI KURMUŞ??? HİÇBİR DİNDAR BU GERÇEĞİ INKAR EDEMEZ..KURANDA ANLATILAN SOYUT TANRI ASLINDA MEZOPOTAMYA METİNLERİNDE ANLATILAN UZAYLI IRKI TASVIR ETMEYE ÇALIŞIR..LAKIN ONU BİLE TASVIR EDEMEZ! NOT:SADECE EVRENDE BULUNAN MILYARLARCA GALAXIDEN SADECE BİZİM GALAXI SAMANYOLUNUN ÇAPI 100 000 IŞIK YILINDAN BUYUK HESAPLANMAKTADIR..BUNA GÖRE KURANIN ALAHI ÇOK KÜÇÜK BİR YERE SIKIŞMIŞL DEMEKTİR-HA NE DERSİNZ?

    • bilal dedi ki:

      ÖNDER TOSUN ! MEARİÇ Suresi 4.ayette Allah’ın ” Arşı ” diye bir ifade nerede geçiyor.?
      Ayetin metninden o ifadeyi gösterir misin ?. Yoksa müfteri durumuna düşersin.
      ASIL KONUMUZA GELELİM ! KUR’AN DA GEÇEN 1000 VEYA 50.000 SENE NE DE-
      MEKTİR ?
      Evet bugün 1905 ten sonra A.EİNSTEİN’in ” izafiyet teorisi ” (yani cismin hızına gö-
      re zaman farklılığı ) defalarca denenmiş ve doğru çıkmıştır. 1- İçlerinde çok hassas atom
      saatleri taşıyan uçaklar değişik yönlere doğru değişik hızlarla hareket ettirilmiş ve saatleri-
      nin kuramlarının hesaplarına yeterince uygun olarak yavaşladığı / hızlandığı gözlenmiştir.
      2- Zamandaki yavaşlamanın sadece saatte meydana gelmediğini,gerçekten yaşandığının
      kanıtı ilk olarak ” Nötrino ” ve Mümezon ” deneylerinde ortaya çıkmıştır. Güneşten dünya-
      mıza gelen ”Nötrino ve müonların ” ışık hızına çok yaklaştıkları ( yüzde 99.5 ) için ömürle-
      rinin (yaşam sürelerinin ) dünyada üretilen durağan olanlara göre çok daha uzun olduğu
      görülmektedir.” Kaynak; Albert EİNSTEİN ” İzafiyet Teorisi. ”DEMEK Kİ, 1400 sene önce
      Kur’an-ın Allah katındaki bir gün, bizim hesabımızla 1000 sene kadar da olabilir,cismin
      hızına göre 50.000 sene de olabilir,cismin hızı ışık hızına yakın ise veya aşabiliyorsa bu
      zaman süresi daha de değişebilmektedir. Bununla kur’an, ta 1400 sene önce cismin hızına
      göre farklı zaman olgusuna ( İzafiyet teorisine ) işlaret etmektedir. ” EİNSTEİN ise,bunu
      kur’an’dan 1300 sene sonra bilim dünyasına kanıtlayabilmiştir. EVET, bunu 1400 sene
      önce söyleyen kur’an,bir beşerin ( Hz.Muhammed’in ) sözü olamaz. A.EİNSTEİN’nin
      İzafiyet Teorisina göre bir örnek verelim ; MESELA: Işık hızına yakın bir süratle giden bir
      uzay gemisini,dünyada ikizi bulunan birinin kullandığı varsayalım 10 yıllık bir seyahate çı-
      kıp dünyaya geri döndüğünde,uzay gemisini kullanan ikiz,dünyada kendisini bekleyen iki-
      zinden daha genç olarak dünyaya ayak basacaktır. Uzay gemisini kullanan ikiz ışık hızına
      yakın bir süratle hareket ettiği için onun saatiyle 10 yıl, dünyadaki kardeşinin saatiyle 15-
      20 yıl olabilecektir. EVET kur’an-ın bu bilimsel ayetlerini eliştiren insanların henüz bilimden
      bile haberleri yoktur. Öyle inanıyorum ki ateistler,Kur’an-ın hakikatlerine inanmamak için
      zamanla pozitif bilimin verilerini de inkar edecekler. İşte Kur’an da cismin hareket hızına
      göre değişik zaman farklılığı belirtilmiştir. Ama Ö.Tusun,ne bunu anlayabilmiş,ne de ”İza-
      fiyet ” teorisini. 3- Allah ne yerdedir,ne de gökte. O,bir madde veya cisim değilki bir yere
      veya bir mekana sığsın.O,maddenin yaratıcısıdır,madde ötesi üstün bir güçtür.4- Kur’an da
      geçen ”Arş ” gibi kelimelerin maddi boyutu yoktur.O, Allah’ın güç,kuvvet , saltanat ve hü-
      kümranlığın ifadesidir. 5- Allah’ı, cennet ve cehennemi hangi mantığınla güneş sistemine
      yerleştirmeye çalışıyorsun ? Senin mantığın nasıl çalışıyor ? Doğrusu çok merak ediyo-
      rum! mantığınla halen Allah’a bir cisim gözü ile bakıyorsun. Allah bir cisim ve madde ol-
      saydı biz onu gözümüzle görürdük. Sen çok saçmalıyorsun. 6- ” peygamber size göre de-
      dediği mesafe….” ifadenizdeki rivayet,tamamen asılsız ve uydurmadır. hz.Peygamber böy-
      le bir söz söylememiştir. Al sana kaynak; ” قال ابن الجوزي هذه الحديث موضوع لاجل سببين
      لان في اسناده وليد ابن شول و كل احاديثه ضعيف جد
      2- اضافة المكان الي الله الخ
      ” İbn el-Cevzi, Bu rivayet iki sebepten dolayı uydurmadır,diyor. 1- İbn Abbas’tan
      bu rivayeti getiren Velid bin Şevül’ün getirdiği rivayetlerin tümü zayıftır.Ve bu kişi uydu-
      ruk rivayetleri getirmekle meşhurdur. 2- Bu uyduruk rivayete Allah’a mekan izafesi
      yapılmaktadır.Bu da kur’an ve sahih hadislere aykırıdır. Bu rivayetin içinde bile çeliş-
      ki ve ihtilaflar vardır. Bu rivayet uyduruktur. ” الفوائد المجموعة في الاحاديث الموضوعة ”
      ÖZET OLARAK:KUR’AN-I KERİM BU AYETLERLE 1400 SENE ÖNCE BUGÜNÜ-
      MÜZDEKİ EİNSTEİN’İN ” ÖZEL İZAFİYET VE GENEL İZAFİYET” TEORİSİNE VURGU YAPMIŞTIR: Fakat fizikle ciddi bir şekilde ilgilenmeyen bir çok kişi hala bu
      teorinin ne demek istediğini anlayabilmiş değillerdir.Bu ayetler arasında hiç bir çelişki
      yoktur.Kur’an tamamen bilime ışık tutan bir meşaledir. Çelişki ise,” İzafiyet ” teorisini bilmeyenlerin mantığındadır. Saygılar.

    • Serkims dedi ki:

      Ya arkadaşlarım, onun için mi Nasa elindeki mevcut teknolojiyle bu hesapları yapamıyor. İnsanoğlu görmediğini inanmamakta neden bu kadar direttiyor. Söyle bana, anan, baban olmasaydı, sen olur muydun?, İnsan kuş kadar beyniyle herşeyi bildiğini sanmaktadır. Kuran kıyamete kadar var olacak bir kitaptır, boşuna kafanızı yormayın, onu ancak okuyup, düşünen, ve hem makro hem de mikro boyutta idrak etmeye çalışan anlayabilir.
      Ama sakın dinime, Allah ıma, Peygamberlere ve Kitabıma hakaret etmeyin, yoksa mazallah, ummadığın yerden öyle bir gazaba uğrarsın ki, çaresini ancak Allah ta ve Kuran da bulacak olursun, o çareden yardım istemeye ne yüzün olur, ne de kısmetin.
      Selamlar.

      • MaMaLi dedi ki:

        Bakarsın,çakma dininin.sahte tanrısı ebabilleri üstümüze salar)))kara cahiller.

  21. Dost Ayran Yanlısı dedi ki:

    İşlem doğru da o yüzden hz Ömer avliye dene bi yöntem geliştirdi. Allah’ın hatasını örtmeye çalıştı,bu nasıl iştir? Azıcık aklı olan insan neyin ne olduğunu anlar,şu din denen şeyin insanları yönetmek için bir yöntemden fazlası olmadığını fark edebilir.

  22. ömer bülbül dedi ki:

    ilk makaleyi yazan ateiste soru:
    eğer kuran allah kelamı değil (haşa) muhammed veya başkası tarafından yazılmış ise, kur’an şeriat değil demektir. yani şu an hukuk kurallarını kurana dayandırmakla şeriata dayandırmış olmayız, öyle değil mi?…

  23. merve dedi ki:

    arkadasım cevırı yanlıs lutfen cevırılerle hesap yapmayınız kuran da hesap hatası yoktur ayrıca bu cevrıyı yapıp kım sıze yedırmısse ısıne gelmeyen yerlerı kesmıs 🙂

  24. vefa erdem dedi ki:

    Serdar Bey, her konuda sorgulayıcı olmak harika bir haslet, tebrikler fakat yanılıyorsunuz, çünkü çağdaş hukuk metinleri bile bağımsız fıkra ve bentlerden oluşur. Hatanız şu:
    11. ayet zevcenin olmadığı (kocadan önce ölmüş veya ayrılıp gitmiş olduğu) hal için tanzim edilmiş. 12. ayet ise zevcenin yaşadığı/var olduğu fakat ana babanın hayatta olmadığı hal için tanzim edilmiştir, beşinci cümle zaten açık.
    Bilinmeyen iki gerçeği unutmayınız
    Allah adil olmak zorunda değildir, kutuplarda yaşayanları kendinden haberdar etmek veya Arabistanla eşit saatlerde oruç tutmaya mecbur etmek zorunda değildir, hiçbir konuda mecburiyeti yoktur!
    Unutmayınız; farz kelimesi mutlak emir anlamına gelmiyor, etimolojisi “ev ödevi, yapılmasi çok faydalı” şeklindedir. Mesela günlük dilde “farz edelim” kullanımı bugün bile vardır. Haram kelimesi ise mutlak yasak demek değil, “yapmazsan çok iyi edersin” anlamı taşır, mesela sarayın harem dairesi “uzak dursan iyi edersin” anlamında sıfatlandırılmış. Arapça mutlak emir zaten “emr”, mutlak yasak ise “menaa”dır, mesela aşk-ı memnu (yasak aşk)
    Sevgiler.

  25. ZEUS dedi ki:

    Mearic suresi 4. Ayet: Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli (50)bin yıl olan bir (1)günde yükselir.Aşağıdaki Çözümlemeden çıkan sonuca göre Allahın katı içinde bulunduğumuz takım yıldızın da imiş.Yani Allah yer yüzünden kendi katına olan mesafeyi bilmiyormuş.Belkide Muhammed ve yanındaki kişiler matematikten anlamıyordu.
    Çözümlemesi aşağıdaki gibidir.
    DOĞRU ÇÖZÜMLEME
    1 gün deki saniye sayısı = 86,400 sn
    365 gün x 86,400=31,536,000sn. = 1 YILDA
    31,536,000 x 50,000yıl=1,576,800,000,000 sn.= 50 bin YILDA
    1,576,800,000,000 sn./ 86,400 sn.=18,250,000 kat dahafazla Işıkdanhızlı gitmiş.
    18,250,000 x 300.000ışıkhızı=5.475.000.000.­­­­­000 km Meleğin saniyedeki hızı
    5.475.000.000.000 km x 86,400(1gün)=473,040,000,000,0­­­­­00,000 km.kat ettiği mesafe.
    473,040,000,000,000,000 km./ 1 ışık yılı(10Trilyon km)=47,304 kat ettiği Işık yılı.

    • bilal dedi ki:

      ZEUS ! ” MEARİC SURESİ 4.AYETİN MEALİNİ YALNIŞ ÇEVİRİLERDEN ALMIŞSIN.
      DOĞRU ANLAMI ŞÖYLEDİR: ” تعرج الملائكة والروح اليه في يوم كان مقداره خمسين الف سنة “Melekler ve
      ruh oraya (mearic’e) miktarı 50.bin yıl olan bir günde yükselip çıkar Yani meleklerin yüksel-
      dikleri yer,Allah’ın yanı değil,Allah’ın emrinin indiği yerdir. ” Allah’ın maddi bir boyutu yok ki,
      onun makam ve yeri olsun. O,madde üstü her yerde bulunan üstün bir güç ve kuvvettir.
      Ona maddi bir yer veya mekan tahsis etmek iman esaslarına aykırıdır. O madde olmayan
      mutlak bir güç ve kudrettir.Yer ve mekandan münezzehtir. Dolayısıyla,melekler ona değil,
      ” اليه ” oraya (meleklerin emir aldıkları yerlere.) yükselirler. Tefsirlerde de aynen şöyle ge-
      çiyor. ” المعارج, مكان مصاعد الملائكة ” el mearic, mekanu suudil melaiketi ” .Mearic,Meleklerin
      yükseldikleri mekanlardır. ” Ayette geçen ” اليه ” ileyhi ” deki zamir,mearic’e raci’tir.Allah’a
      değil. Melekler,oraya tearuc ederler.Bizimle Allah arasında nasıl bir mesafe varsa,melek-
      ler ile Allah arasında da mesafe vardır. Melekler de bizim gibi Allah’ın birer yaratıklarıdır.
      DEVAM EDECEK—-!

      • bilal dedi ki:

        ZEUS ! ”..Allah’ın katı içinde bulunduğumuz takım yıldızında imiş” ifaden bir saçmalıktır.
        Çünkü,Allah yer ve mekandan münezzeh,madde üstü mutlak bir güçtür. 2- MEARİC Suresi
        4.ayette 50.000 yıl miktarı diye ifade edilen gün, bizim dünya günü değildir. Çünkü,HAC
        Suresi 47.Ayette ” مما تعدون ……” Sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”Yine SECDE
        Suresi 4.ayette. ” مما تعدون …….” Sizin saydıklarınıza göre bin yıl tutan bir günde….” ifadeleri
        bulunduğu halde, ”MEARİC Suresinde böyle bir ifade yoktur. Kalkıp da,Mearic suresindeki
        50 bin yılı, dünya günü ile kıyaslaman yalnış ve mantıksızlıktır.Çünkü orada ”مما تعدون …”
        ….Saydığınız dünya günü gibi ” bir ifade yoktur. Orada ifade edilen gün, nasıl bir gündür,?
        açıklaması olmadığından kimse bilemez.Onu dünya günü ile kıyaslaman yalnıştır.
        Yaptığın o çalışmalarla kendini boşa yormuşsun.Emeğine yazık olmuştur.! Kur’an da geçen farklı gün kelimeleri ile ”Einstein’ in ”Rölativite kuramına ” (izafiyet ) teorisine 1400
        sene önce işaret yapılmıştır. Yani haraket eden cismin hızına göre zaman farklılığına işa-
        ret vardır. 1905 yılına kadar kimse bunu bilmiyordu. 3- Bu surelerde ”tearuc ” eden,(yük-
        selenler) aynı şeyler de değildir. Bu nedenle,yükseliş süreleri de değişmektedir.
        EVET: ÖZET OLARAK; Mearic suresinde ifade edilen meleklerin yükselişleri,Allah katına
        değil,uzayda meleklerin çıktıkları bir sema (manyetik alan ) diye anlaşılır. Orası,yer ve
        mekandan münezzeh olan Allah’ın emrinin tecelli ettiği ve meleklerin emir aldıkları meka-
        nın adıdır. İşte melekler,oraya, ( mearic’e,) o mekana yükselirler. Arapça da,zamirden ön-
        ce geçen isimlerden hangisi ona yakın ise,zamir de ona raci’ olur. Mearic,bir ismi mekan-
        dır, ( meleklerin çıktıkları yerlerin adıdır ,) Allah’ lafzı da, Yüce Yaratıcının ismidir. ” اليه ”
        ” ileyhi ‘ zamirine,mearic ismi yakın olduğundan zamir ona raci’ olur.Yoksa atlama yapmış
        olursunuz. Bu da arapça dil gramerine tamamen aykırıdır. ŞÖYLE BİR ÖRNEK VERELİM:
        ” Ali’nin yanında Kemal’i de buldum ve onunla bir yere gittim.” Burada ki ”onunla” ifadesi,
        Ali için mi, yoksa Kemal için mi kullanılmıştır.? Elbette Kemal için kullanılmıştır. Kemal’i
        atlatıp,Ali’ ile bir yere gittim şeklinde bir anlamı çıkarmak ne kadar yalnış ise,burada da
        ” اليه ” zamirini,önceden gelen uzak isim olan Allah’a raci etmek de.öylece yalnıştır.
        Konu; Arapça tefsir ve bazı meallerde de bu şekilde geçiyor. Tekrar ediyorum,”Melekler
        oraya yükselirler, O’na değil. Arapça Tefsirlerin metni de aynen şöyledir. ” تعرج الملائكة والروح
        اليه ” الي مهبط امره من السماء ” Melekler ve ruh, Allah’ın emrinin indiği yere tearuc ederler.
        Arapça dil ve gramerini tam anlayan bir kimse,ayete baktığında bu şekilde anlayacaktır.
        Sizler; yalnış meal veya uyduruk rivayetlerle hep saçmalıyorsunuz.! Sapla samanı karış-
        tırıyorsunuz.! Saygılar.

  26. Benrebbiminkuluyum dedi ki:

    Kuranda hata aramak için nasıl da hevesle uğraşıyorsunuz…
    Nisa daki miras paylaşımını topladığınızda= 1,125 çıkıyormuş!!!
    125 fazlalık var-mış!!!
    Hmm… öncelikle teşekkür etmeliyim… Sayenizde kuranı bir kez daha okuyup imanımı tazelemiş oldum.
    Birinci bölümde eşin payından söz edilmiyor.
    Bu yüzden rakamların toplamı doğru çıkıyor.
    Ama kendini bilmez ateistler nereleriyle okuyor anlamıyorum.
    İşiniz gücünüz fesat çıkarmak…
    Allah bizi bu gibilerden korusun inşallah…
    İllaki kurana ispat m ıarıyorsun, önce aynaya bir bak, kendine bir bak…
    Yaratılışındaki güzellikleri gör…
    Yine de inanmıyorsan, yapacak birşey yok.

    Ve kalblerinin üzerine, Kur’ân’ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur’ân’da bir tek olarak andığın zaman da ürkerek arkalarına döner kaçarlar. (İSRA/46)

    İnkâr edenler de, kendilerine ansızın kıyamet gelinceye veya akîm (kısır) bir günün azabı gelinceye kadar, Kur’ân’dan şüphe etmekte devam edip giderler. (HAC/55)

    Müşrikler, kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair en ağır yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır”. Onlara mucizeler geldiğinde de iman etmeyeceklerini siz nerden bileceksiniz? (EN’AM/109)

    ALLAH DİLEDİĞİNE HİDAYET VERİR….

  27. lord murre dedi ki:

    enteresan olan ateistlere göre artık nasıl bi şans ise insan oluştu hadi big bang oldu insan oluştu tamamda ne tesaduf bu insan üresind iye eşidemi şansına 2si birden oluştu? e o zaman demekki bi kaç milyaryıl sonra 1 cins daha gelicek galiba ne erkek ne kadın oda hangi patlamada olcaksa:Dhadi onuda geçtim,öldük öldümüzle kaldık herşeyi boşa yaşadık yedin içtin afedersin tuvaletini yaptın ettin sövdun kavga ettin adam kestin herneyse şimdi bu iddaları bir piskopata söyledigimizi farz edelim adamda dogucak olan felsefe herkesinde aklı selim olanların bilecegi gibi lan ben manyagım bu adamlara kıl oluyorum hepsini dogrim nasıl olsa o da toprak bende sonumuz var yani banka soyam adam kesem piskopat için ne ala bi görüş ataistlik degil mi?

  28. Hilmi dedi ki:

    Kuran da hata yoktur diyen arkadaşlarım görmesi bukadar zor mu? Hata kesindir bunun en büyük kanıtı da islam miras kukukunda şartların zorlaması sonucu Avliye ve öncelik sırası gibi kuranda olmayan yöntemlerin geliştirilmek zorunda kalınmasıdır.. Hatanın en temel kanıtı zaten islam hukudur…

    Sizlerin temel hatanız kusura bakmayın ama doğmatik düşünce yapınızın etkisiyle kuranda hata olamaz ön kabulüyle bukadar net bir gerçeği bile görmeyecek kadar önyargılı olanızdır..

    Kuran hatalıdır kaynağı ilahi bile olsa sonradan insan eli değdiği kesindir.. Benim şahsi kannatim ilahi filan da değildir..

  29. seyhan dedi ki:

    arkadaşlar bu lokanta saçmalığı nedir anlayamadım bu soruyu ortaya atan salak çıkarma yapacağı yerde toplama yapıyor. lokantaya verilen 25 garsona verilen 2 adamlarda kalan 3 lirayı bölüşmüş toplamda ceplerinden çıkan 27 lira garsonla + lokantaya verilen de 27 lira. kişi başı 9 tl vermişler 9+9+9= 27

  30. Allah kulu dedi ki:

    Selam Aleykum
    oncelikle,
    Herseyin dogrusunu hakkiyla Rabbimiz bilir.
    Bunu acikca bilmek gerekir ve mu’min kisi dilinin varmayacagi seyi konusmamali. Simdi bazi ateistler bunu farkli algiliyacak ve diyicektir ki bak nasil cevabini bulamadigi icin bi takim seylerin arkasina gizlenmeye calisiyor.
    Benim amacim kimseye birsey ispatlamak degil.Ben bir ilahiyatci degilim, bir surenin Arapca’dan tam cevirisini yapipta gercek meal budur diyemem. Matematik hatasi vardir yada yoktur tartismasinda hesap yapmak degil amacim. Rabbimizin buyruklarini hatirlatmak ve nacizhane birkac ogutte bulunmak istedim. Kur’an gercekten AKILALMAZ bir mucize. Ancak notr olarak okuyup anlamak isterseniz farkli acidan bakarsiniz, on yargili okursaniz baska acidan gorursunuz. Tipki Araplarin ( Bir kismi haric ) ayetleri yorumlayip masum cana kiyabilmeleri gibi. Ama ayni ayetleri bizlerde okuyoruz ve farkli algiliyoruz. Bu nedenle akliniza takilanlar icin neden bu isin ehli insanlara danismazsiniz ? Yada neden tarihte gelmis gecmis buyuk zatlari okumazsiniz. Bu insanlar cocuklugundan baslayip son nefeslerine kadar bu ilmin icinde yogrulmuslar. Unutmayalimki Rabbim hidayeti hak edene veriyor. Tovbe kapisi herzaman herkeze aciktir. Gonulden dileyene oyle vesileler sunuyorki inanamazsiniz. Biz zerre kadar imana sahip insanlara bile oyle mucizeler veriyorki akliniz almaz. Yeterki gonul gozunuzle okuyun , anlamaya calisin. 1400 sene evvelinide gectim, peygamberleride bi kenara biraktim Allah dostu nice insanlarin ne mucizeleri var. Ve bu insanlarin kendi elinden cikmis %100 orjinal ne eserleri var. yeterki niyet olsun. Bakin neler degisecek o zaman. Oyle on yargiyla yaklasip bir surenin ne zaman, ne sekilde, hangi olaylarin ardindan indigini bilmeden cekistirip farkli anlamlar cikararak ancak kendinize yazik edersiniz ve insanlari yaniltirsiniz. Su koskoca kahinatin Bing Bang denen bir patlamayla olustuguna inanmak sacma gelmiyor insanlara ama Allah tarafindan yaratilmis olmasina inanmak nasil guc degilmi ?Yada evrim teorisi denen bir teoriyle 100 milyonlarca yilda degisimden bahsediliyor ve ara formlarda fosil bulmak icin koskoca yer yuzunde bir kemik bulup OLABiLiR demek mantikli geliyor ama 1400 sene once dunyamizi nurlandirmis, icinde ne buyuk mucizeler bildirilen Kur’anin Allah tarafindan bildirildigine inanmak mantiksiz geliyor. Ama bilseniz o Kur’an da bildirilmis. Gozleri var goremezler, kulaklari var duyamazlar diye. Hz. Muhammed’in kendi yazdigi kitap dediginiz Kur’an da bir bebegin anne rahminde olusumunu bildiren sureyi nasil olurda bir insan o devirde boyle mukemmel bildirebilir. Ultrason sayesinde daha 20 senelik bir bulusu 1400 sene evvel nasil tam anlamiyla kaleme alabilir bir insan ? Her evresini, mukemmel bi aciklikla.Bunun gibi onlarca mukemmel ornekler verebilirim. Lutfen on yargisiz okuyun ve bakin neler degisiyor hayatinizda,

    Rabbim cumlemize hidayet nasib eyle, dogru yoldan ayirma. Amin…

  31. alalala dedi ki:

    yahu bir kısım zekat filan verilir düzlenir veyapara bakiye kalan hesap ta helalleşilir, elbet kesirler olacak veyahut kuruş yokmu sanki istense – inanmamaya bahaneye bak kafirlere yermi yok sen anandan 23 babandan 23 nasıl birleşip oldun bir damlaydın onu düşün nasıl bir yaradılıştır bu ?

  32. mahmut dedi ki:

    eğer basit bir paylaşımdan on farklı anlam çıkarılıyorsa cennete yada cehenneme gitmemiz ihtimal hesabına kalıyor. çünkü ben bir anlam çıkarıyorum ama kendime göre her bir din alimi de kendine göre anlam çıkarıyor. en basit bir miras baylaşımında bu anlaşmazlıklar çıkıyorsa ve hemfikir olamıyorsak vay halimize neyi doğru neyi yanlış anladığımız bilemeyiz ki gittik yani

  33. T.Taşpınar dedi ki:

    http://www.yenimucizeler.com/index.php?topic=74.0
    HATA İDDİASININ GEÇERSİZLİĞİ VE KANITLARI
    Yukarıda bahsedilen iddianın temel noktası,ayetlerde sözü geçen oranların her halükarda ve hangi mirasçılarla beraber olurlarsa olsunlar mirasçılara verilmesi gereken minimum miras payları olarak kabul edilmesidir. Peki, Kuran-ı Kerim’in lafzından ve biraz derinlemesine incelemeyle çıkarılan anlamından bu kabulü destekleyen veriler çıkarılabilir mi? Yoksa tam tersi bir durum mu söz konusudur?
    (YUKARIDAKİ LİNKDE BU KONUNUN AYRINTILI BİR AÇIKLAMASI VARDIR VE DAHA ÖNCE DUYMADIĞINIZ GÖRÜŞLER İÇERMEKTEDİR)

  34. exhorder dedi ki:

    fena değil.

  35. hzmuho dedi ki:

    Muhocan’ın sözelci olduğu açıklığa kavuştu. Matematikte gözü yok bu çocuğun 🙂

  36. Geri bildirim: Kuran’daki bilimsel çelişkiler | Şeyh-ül Ateist

  37. Ramazan dedi ki:

    Bir işçi bir binayı 38600 dakika da yapıyorsa 38600 işçi bir binayı 1 dakika da mı yapar ? nerde kaldı orantı matematik bitmiştir benim için.

  38. Geri bildirim: BİLİMDIŞI AYETLER | BİLİMSEL FELSEFE

  39. Geri bildirim: Anonim

  40. Geri bildirim: ÇELİŞKİLER-4 | BİLİMSEL FELSEFE

  41. HuzurBilimde dedi ki:

    bu nasıl apaçık kuran anlamadım yahu. kimse ne yazdığını anlamıyor.. anlayabilenler de anlaşamıyor.. çoğu insan anlamadığı için korkup inanıyor..

    şu mantığı da aklım almıyor.. “ben inanıyorum, sen inanmıyorsun.. sen haklıysan ikimiz de bir şey kaybetmeyiz ama ben haklıysam sen çok şey kaybedersin.”

    böyle inanış mı olur yahu? bence bu cümlenin anlamı şudur : kuran, peygamberler, kitaplar, din.. hiçbiri bana da mantıklı gelmiyor ama inanayım da olaki gerçektir sonra yanmayayım cehennemde..

    bir tanrının böyle düşünen, yürekten değil de “ya gerçekse ne kaybederim ki” diye inanan birine cenneti vaat etmesi saçma sapan birşey değil mi?

    • bilal dedi ki:

      1-.Kur’an’ın bazı ayetlerinin farklı anlaşılması onu apaçık olmaktan çıkarmaz.Bu farklı anla-
      malar insandan kaynaklanıyor.Çünkü her insanın algılama kapasitesi,bilgi ve kültür düzeyi aynı değildir.Bir devletin parlementusu tarafından çıkarılan yasların bazı maddeleri de hu-
      kukçular tarafından farklı yorumlanabilmektedir.Bütün insanlardan her konuyu aynı şekilde algılamasını beklemek ise insanın doğasını bilmemek demektir.İkiz doğan iki kardeşin bile
      algılayışları,düşünebilme yetenekleri ve olaylara bakışları ayrı olabiliyor.Her kesin algılama
      ve bilgi düzeyi aynı olsaydı,farklı yorumlar ve algılamalr da olmazdı!!! Demekki,bazı ayetle-
      rin farklı anlaşılmaları kur’an’dan değil,insandan kaynaklanıyor. 2- Bazı ayetlerin farklı algı-
      lamasının sebebi de kur’an’ın orjinal metnini bilmemektir.!!! 3-” Çoğu insan anlamadığı için korkup inanıyor ”diye ileri sürdüğünüz bu iddianın hiç bir mantığı ve mesnedi yoktur.İnsan bir şeyi anlamıyorsa,doğası gereği ona inanması da mümkün olamıyor.İnsan kendi açısın-
      dan anladığına inanır,anlamadığına hiç inanmaz.! Yani bu iddianız tamamen yersiz olup,
      insanın doğasına ve mantıkına da aykırıdır. 4- Eğer biz,aklımız ve mantığımızla Allah’a
      ve ahiret gününe inanmamış olsaydık,cehennem azabından korkmamız da söz konusu
      olamazdı.Yani cehennemin varlığına inanmadan,insanın cehennemden korkması de düşü-
      nülemez.İnsan inandıktan sonra kötü işler yaparsa korkabilir.Demekki,imanı ve inancı do-
      ğuran cehennem veya azap korkusu değil,tam tersine akıl ve mantık mühakemesi sonu-
      cunda oluşan Allah ve ahiret inancı söz konusu korkuya sebep olabiliyor.!!! Yani iddianı-
      izın gerçekle hiç bir alakası yoktur.İnsan akıl ve mantığıyla önce Allah’a ve ahiret sorgusu- na inanmadan,nasıl ve neden korkacak.??? Evet,Müslüman aklın ve mantığın mühake-
      mesi sonucunda iman sahibi oluyor.Henüz varlığına inanmadan cehennemden nasıl ve
      neden korkacak.??? Demekki iman etmenin sebebi korku değildir.Çünkü bir şeyin varlı-
      ğına inanmadan ondan korkulması da söz konusu olamaz. Özetle,böyle bir iddianın ne
      mesnedi ne de mantıkı bir izahı vardır.!!! Böyle bir iddia ancak bir saçmalıktır.!!!
      =================================================================
      5- ” …Ben inanıyorum,sen inanmıyorsun..sen haklıysan ikimiz de bir şey kayıbetmeyiz,
      ama ben haklıysam sen çok şey kayıbedersin ” Bundan hareket ederek ” bence cümle-
      nin anlamı şudur:Kur’an,peygamberler,kitaplar,din..hiç biri bana mantıklı gelmiyor,ama
      inanayım da olaki gerçektir sonra yanmayayım cehennemde..” diye şeklindeki savınızın
      mantıkı bir izahı da yoktur. Muhatabıyla tartışırken böyle bir cümleyi kullanan bir insanın
      kendi inancında şüpheli olduğu için değil,bilakis böyle bir cümleyi sarf etmekle söz konu-
      su muhatabını düşünmeye sevk içindir.Şüphelendiği için bunu söylemiyor.Kendisinin tam
      inanmadığı bir şeye başkasını nasıl inandırmaya çalışır.? Eğer tam ve şüphesiz inanma-
      saydı,muhatabıyla da konunun tartışmasına girmesi söz konusu olamazdı.İnsan bir şeye
      inanmamışsa savunmasını da yapamaz.!!! 6-Elbette yürekten inanmayan bir insana Yüce
      Allah’ın cenneti vad etmesi de söz konusu değildir.!!! İman yürekten değilse,hiç bir değeri
      yoktur.Ancak yürekten olan bir iman Allah katında makbuldur.!!!!!!!!! Saygıyla.

  42. Geri bildirim: Kur’an da var olduğu söylenen çelişkiler | SERBEST BLOG

  43. Geri bildirim: 1- Evrim mi Din mi ? | livinginsolidarity

  44. mehmet dedi ki:

    ben afyondayım eger afyona yolunuz düşerse konuşuruz.ama kuran sizin düşündüğünüz gibi bir kitap değil.biraz derin düşünün derin. derinlikten kastım cemaatlerin yada tarikatların derinliği değil. ve oda burda anlatılmaz.inşallah afyon agelin muhabbet edeliim sohbet edelim..fikirlerinizi konuşalım.

  45. ismet dedi ki:

    kuranda bazi bilimsel konulardan bahseder ve kurana inananlar soyle der,kuranin yazildigi devirde bu bilgiler yoktu,demekki kuran tanri sozudur.Gercekte ,bilim sandigimizdan cokdaha eskidir,mesela dunyanin yuvarlak oldugu biliniyordu bir grup bilimadami tarafindan,bunlar hristiyanlardan korktuklari icin ,gizli toplaniyorlardi,iskenderiye kentinde.Iskenderiye eskiden bilimin merkezi idi,orada 40000 kitaplik bir kutuphane bulunuyormus.Zamaninda hristiyanlar bu kuutuphanenin bir bolumunu yakmis,sonra muslumanlar ,osman doneminde kutuphanenin tamamini yakmis,orada kurana uymayan bilgiler var demis.iste kuranda bulunan bilime biraz uyan cumlelerin kaynagi o kutuphanedir.

  46. yunuselmas dedi ki:

    Bu şekilde daha anlaşılır olacağını umuyorum, buyurun okuyun isterseniz.
    http://ynselms.wordpress.com/2013/10/11/kurana-gore-miras-paylasimi-ve-matematik/

  47. Jean Luc Picard dedi ki:

    Avliye ve reddiyeyi savunan müslüman arkadaşlara sesleniyorum;

    Allah “bunlar benim hudutlarımdır” demek yerine açık açık avliye ve reddiye bölümünü anlatan daha açık ve tartışmaya yer bırakmayan bir ayet ekleyemez miydi de 1400 yıl sonra bizim mütabık kalmamıza engel oluyor? Ki hemde hep geçmişi hemde geleceği bilirken.

    Mesela:
    Nisa 13:
    Eğer ki dağıtılacak miras mevcut mirası geçmişse yahut mirastan artma olmuş ise o vakit hududlarımı koruyarak mirası dağıtasınız. Allah büyüktür, herşeyi bilendir.

    Gibisinden bir ayet ekleyerek sorunu çözmemişte çözümü taaa halife ömer’e bırakmış?

    Benim yorumuma göre gerçekten eksik yada fazla çıkacağını bilmeden oranlar vermiş gibi duruyor.

  48. erman dedi ki:

    Yapılan hatada unutulan şey KALANI hesaplamamak!
    KESİN ÇÖZÜM : ELİMİZDE 48 ALTIN VAR. 2/3 Ü KIZLARIN YANİ 64 TANESİ KIZLAR ARADAN ÇEKİLDİ. KALAN 16 ALTININ 1/8 İ KARISININ ODA 2 YAPAR. NE KALDI 14. ANNE VE BABA TOPLAMDA 2/6 ALIR ODA TOPLAMDA 4,66.. YAPAR. GERİYE NE KALDI 9,44… BUDA YETİME YOKSULA AKRABAYA DOSTA.

  49. erman dedi ki:

    İLK satırda hata yapmışım 😀 2bölü 3 ü 32 tanedir.

  50. ugur dedi ki:

    http://www.temizfikir.com/?p=770

    MİRAS “KAVGASI”

    Kuran’daki Nisa Suresinin başında bulunan ve Miras Paylaşımı ayetleri olarak bilinen ayetler hakkında bir çatışma yaşanmaktadır. Ateistler bu ayetlerdeki oranları bazı varis “kombinasyonlarında” “Bir bilinmeyenli denklem” olarak yazarak paylaştırmak istendiğinde denklemin iki tarafının eşit çıkmadığını dolayısı ile bu ayetlerdeki “Algoritmanın” yanlış olduğunu iddia etmekte ve bunu 1. Dereceden denklem eşitliği şeklinde yazarak göstermektedirler.

    Konunun anlaşılamaması ve Ateistlerin bu savı iki adet temel tanımlama ve algı hatasının ve bunun sonucunda kendi kurguladıkları “algoritmanın” yanlış olmasından kaynaklanmaktadır. Daha açık söylemek gerekirse bu savı ortaya atanlar çok vahim bir anakronizme düşmektedirler. Bu ayetlerdeki Miras Paylaşım oranlarına bu şekilde yaklaşmak “Mimar Sinan, Selimiye camisinin projesini AutoCad 3D programı ile çizerken hesaplarken hata yapmış” demek derecesinde anakroniktir.

    Her zaman söylediğimiz gibi gerek Ehli Kitaplar ( bir din sahipleri ) gerekse Ateistler, genelde Vahiy özelde Kuran olgusuna batıl paradigmalar ve anlamlandırmalar ile yaklaştıklarından dolayı bu çelişki ve tartışmaları asla sonlanmayacaktır. Bu hayati derecede önemli hata başka bir yazının konusu olduğundan dolayı şimdilik derinine girmiyorum, ve lakin bu Miras meselesindeki durumu aşağıda izah edince bu hale iyi bir örnek olacaktır.

    Ateistlerin düştüğü yanılgının kök nedeni, müslümanların Kuran içerisindeki hukuk ile ilgili ayetlerin tüm zaman mekan ve toplumlarda her noktası ile ve her argümanı ile geçerli yani evrensel olduğu iddiasından kaynaklanmaktadır. Dolayısı ile MS 7.YY da arap toplumunun verili dünyasına inmiş ayetleri 21. YY’ın verili dünyasındaymış gibi yorumladıklarından dolayı bu vahim hatta komik durumları tartışmaktadırlar.

    I.BÜYÜK YANILGI

    Miras ayetlerindeki “algortima/ denklem uyuşmazlığı sorunu” anakronik yani muhal yani imkansız bir durumdur. Bunun birincil nedeni, insanlığın ALGORİTMA – 1. ve 2. Dereceden DENKLEM ÇÖZÜMÜ denilen imkana kavuşmasının Miladi 850 yıllarında gerçekleşmiş olmasıdır. Yani Muhammed Peygamberin ölümünden yaklaşık 200 yıl sonra. Hem de Abbasi Halifesi Me’mun döneminde Kufe Darul Hikme akademisinin rektörü olan EL-HAREZMİ ( Ebu Cafer Muhammed bin Musa d.780-ö.850 ) sayesinde.

    Tarihin gördüğü en büyük matematikçilerden olan el-HAREZMİ, ilk defa “0″ sayısını simgesel olarak matematiğin içine dahil etmiş, ondalık sayı sistemini bulmuştur. BİRİNCİ ve İKİNCİ dereceden denklemleri de cebirsel ve geometrik metotlar ile çözmenin kural ve yöntemlerini tespit ederek kurallaştırmıştır. Cebir biliminin metodolojisini ve sistematiğini ortaya koymuştur. Batı dillerindeki ALGORİTMA, LOGARİTMA, ALGEBRA tabirleri, bu konuda yazdığı şaheserinin 300 yıl sonra Latinceye çevrilerek tüm batı dünyasında Matematiğin temel eseri olarak kullanılması ile kendisinin isminden mülhemdir.

    Kısacası, Muhammed Peygamberin ölümünden ( M.632 ) yaklaşık 200 yıl sonra insanlar cebir ve algoritma ile 1. ve 2. Dereceden denklem çözümünü keşfetmiş ve öğrenmişlerdir. Yani Nisa Suresinin indiği dönemde ve 200 yıl sonrasına kadar insanlar bunları bilmemektedir. Yani ateistlerin ve ehli kitapların zannettiği gibi Muhammed Peygamber döneminde ellerine kağıt kalem alıp, 1. Dereceden kesirli denklemler yazıp matematik çözümler uygulamamaktadırlar. Bahsettiğimiz anakronizm budur.

    O dönemlerdeki tüm toplumlar “yarısı, üçte biri, üçte ikisi, altıda biri v.b.” paylaşımları SIRA İLE AYRI AYRI olarak ve SOMUT NESNEL ADETLER üzerinden gerçekleştirmektedirler. Matematik bilmeyen 6 yaşındaki çocuklarken bizim de şekerleri paylaştığımız “bir sana, bir bana, bir Ayşe’ye” metodunun temeli budur.

    II. BÜYÜK YANILGI

    Miras paylaşımı konusunda Kuran da verilen tüm payları tek bir sırada 1. Dereceden denklem halinde yazarak paylaştırma yoluna gitmek yukarıda açıkladığımız şekilde cebirsel olarak imkansız olduğu gibi, MİRAS HUKUKUNUN insanlığın dimağındaki TEMEL KANUNU ile de ayrıca çelişmektedir.

    Ölen kişinin MİRASININ ASLİ SAHİPLERİ ÇOCUKLARIDIR prensibi, tüm insanlık tarihi boyunca Miras’ın temel kanunudur. Çocukların dışındaki EŞ, ANNE, BABA gibi aile üyeleri bunlara verilecek payların da eninde sonunda ÇOCUKLARA ve ONLARIN ÇOCUKLARINA DÖNECEĞİNDEN DOLAYI sadece GEÇİCİ EMANETÇİLER olarak Miras’ın yan unsurlarıdır.

    Eski toplumlarda BÜYÜK AİLE olarak yaşayan insanlar için, “herkesin ayrı bir banka hesabı” varmış gibi düşünmek de diğer bir algı hatasıdır. O toplumlarda, tarım, hayvancılık, ticaret, ganimet v.b. tüm gelirler aile reisi olan BABANIN hesabında toplanırlar. Erkek çocuklar tüm kazançlarını aile kasasına koymak zorundadırlar. Kız çocuklar ise erken yaşlarda evlenerek gitmektedir ve o toplumlarda bir kadının tüm geçim sorumluluğu mutlaka ve mutlaka bir erkeğe ( baba, abi, oğul, eş, amca, dayı, v.b. ) aittir. Bu sebeple BABANIN öldüğünde paylaştırılan mirasının en azından bir kısmı zaten erkek çocukların kazançlarından oluşmaktadır ve her erkek mutlaka bir kadının mali sorumluluğunu taşımakta ya da taşıyacaktır ( eş, kız evlat, anne, kız kardeş v.b. ). Tüm bu nedenlerden dolayı o dönem toplumlarının örfi hukuklarında çoğunlukla miras sadece erkek çocuklar arasında pay edilegelmiştir.

    Dolayısı ile, Kuran’da vaaz edilen miras hukukunda tüm adı geçen varisleri AYNI ANDA DENKLEM HALİNE GETİREREK MİRASI PAYLAŞTIRMAK hukuken geçerli olmayan bir metottur. Yanılgının ikinci büyük sebebi budur.

    ÖRNEK

    Kuran’da vaaz edilen Miras paylaşımını, evrensel miras örfü ekseninde ve 1. Dereceden denklemler kurup çözmenin bilinmediği bir ortamda aşağıdaki örnekteki gibi gerçekleştirmek gerekir ve onlar bu şekilde yapmışlardır.

    Örneğin, Medine’de H.10 yılında bir aile babası ölmüş ve geriye 2 eşi, 2 oğlu ve 2 kızı kalmış ve toplam bıraktığı mirasın değeri 68.000 Dirhem olsun. Bu adamın bir kişiye 10.000 Dirhem borcu kalmış ve vasiyetinde arkadaşı Ömer’e de 5.000 Dirhem, yetimlere yoksullara da 5.000 Dirhem verilmesini vasiyet etmiş olsun. Şimdi Kuran’da Nisa suresinde belirlenen prensipler ışığında o andaki aile üyeleri mirası şu şekilde paylaştıracaklardır:

    Öncelikler, babalarının borcu olan 10.000 ve vasiyeti olan toplam 10.000 olmak üzere 20.000 Dirhemi gerekli yerlere ulaştıracaklardır. Geriye kalan net 48.000 Dirhemlik terekeden ÖNCE EŞLERİ 1/8 ORANINDAKİ HAKLARINI ALARAK ÇIKARLAR. Yani iki eşine 6.000′er Dirhem verilir, alır ve çıkarlar.

    İşte şimdi bu duruma gelinince kişinin ASIL NET MİRASI ORTADADIR ve 36.000 Dirhemlik bu miras artık çocuklarına aittir.

    Kızların her biri 6.000′er

    Erkeklerin her biri 12.000′er Dirhem alarak Mirası paylaşmış olurlar.

    Tüm bu işlemlerin o dönemde matematik cebir formülleri ile değil sırası ile ve somut nesnel sayma yöntemi ile yapıldığı da çok açık biçimde bilinmektedir.

    Not: Nisa suresinin başındaki ayetler Uhud Savaşında şehit düşen 70 sahabinin geride bıraktığı ve sayıları yüzleri bulan eşleri ve yetimleri hakkında Mümin Toplumun onları ve babalarının mirasını ADALET ve MERHAMET ekseninde nasıl korumaya alacaklarını ve kötü niyetlilerinin, münafıkların onların haklarına halel getirmemesi için alınacak tedbirleri düzenlemiştir, zannedildiği gibi “evlilik hukuku” ile ilgili ayetler değildirler. Konunun evlilik meselesi ile ilgili kısmı sitede bulunan http://www.temizfikir.com/?p=774 linkteki yazıdan okunabilir.

    SONUÇ

    Tüm bunlardan da açıkça görüldüğü üzere, Ateistler anakronik bir yöntem ve Miras örfi hukukuna bağlı kalmadan tüm mirasçıları aynı anda denkleme sokarak bu derin yanılgıya düşmektedirler. Başta da dediğim gibi bu durum ” Mimar Sinan, Selmiyenin projelerini AutoCad 3D programı ile çizerken hata yapmış” demeye banzemektedir. ( Kaldı ki bunu da yaparken özellikle anne-baba-kardeşler gibi yan unsurların sadece ve sadece çok özel hallerde – ölenin çocuğu olmaması ya da tek çocuklu olması v.b. – geçerli olduğuna bile dikkat etmeden hareket etmekte ve daha baştan Kuran’ın da vaaz ettiği şartları çiğneyerek işlemlere girmektedirler )

    Tam bu noktada, sorulacak önemli soru ” Peki biz bugün Miras paylaşımında ne yapacağız ” sorusudur. Bu sorunun cevabı İSLAM’da ( müslümanlık değil İslam’da ) bulunmaktadır. Yani her birimizin yaratılırken içimize kodlanmış olan ve yaş -kuru her şeyi kuşatmış olan ÜMMÜL KİTAP bu soru ve benzeri tüm koordinatlar üstü soru ve sorunlarımızın muhkem cevaplarını taşımaktadır. Kuran veya diğer vahiylerde Rabbimizin o dönemin o toplumun koordinatlarını şartlarını kullanarak bize örneklendirdiği ve temelinde:

    ADALET , ADALET ,ADALET + MERHAMET, MERHAMET, MERHAMET

    Kanununun yattığı çözüm, tüm koordinatların üstünde ve ALLAH’IN İNSANDA GÖRMEK İSTEDİĞİ DEĞERLER SİSTEMİNİ oluşturmaktadır. Yaşadığımız toplumun ve koordinatların içerisinde Miras paylaşımı da dahil tüm konularda ADALET ve MERHAMET eksenli, erdemli adamlar kadınlar olarak BİRR’e ( erdemlilikte adalette merhamette zirve sonuç ) ulaştıracak çözümü apaçık bilmekteyiz ve bizden beklenen bunu uygulamamızdır. İster bunu bir hayat nizamı yapmak isteyen tertemiz adaletle merhametle güzelliklerle yani Allah’ın KETEBE ettiği değerler sistemi ile yaşayan topluluklar olsun, isterse bunlara sırt çevirmiş halde yaşayan toplumların içinde olsun Mümin Muttakiler her koordinatta o koordinatlara hitab eden en güzel en adaletli en merhametli çözümleri hayatlarına tatbik edeceklerdir.

    Kanunlar kötüler içindir, cezalar suçu işleyenden çok gerideki potansiyel kötüleri caydırmak içindir, rakamlar, oranlar, sınırlar kötülüğe meyledenlere karşı diğerlerini korumak içindir, Allah’a gönülden bağlı, ahirete özlem duyan, Rabbin rızası, sevgisi, yakınlaştırdıklarından olması umudu, coşkusu ve duası ile tertemiz erdemli ahlaklı dürüst paylaşımcı günahsız haramsız yalansız dolansız Mümin Muttakiler olarak yaşamaya çabalayanların bunlarla bir işi yoktur, elhamdülillah.

    Selam ile.

    Temiz Fikir. 2012

    • toro dedi ki:

      Sayın Uğur,

      Öncelikle sormamız gereken kuranın tanrısı, bahsedilen hesap bulunana kadar geçecek 200 yıl içinde ortaya çıkabilecek hak ihlallerinin mağdurlarını süreç gazisi ya da eğitim zaiyatımı saymaktadır!

      Sonra madem bu durum aslında büyütülecek bir konu değil. O halde halife ömerin bu durumu çözmek için icad ettiği avliye metodu nedir? Ayrıca sırf bu hesaplama şekli üzerindeki farklı düşünceler ortaya çıkacak mezheplerin yönlerini belirlememişmidir? Örneğin ömerin avliye yöntemine şiddetle itiraz edenler vardır!

      Madem bu kadar temel kırılmalara yol açmış hesaplama tekniklerinin sonradan bulunması tasarlanmış o halde kuranda özellikle sayı verilerek yönlendirilen şahit sayıları dahil herşeyin çözümü insanlar tarafından sonradan bulunacak şekilde kurgulansaymış!

      Öte yandan herşey kurandadır denecek ama bazı çözümler sonradan insanlar tarafından bulunup kurana uygulanacak! Kusura bakmayın ama bunun adına söküğü yamamak denir!

  51. Russell dedi ki:

    Yazık insanlara daha güzel hayat sansını aldılar bizden

  52. Sencer dedi ki:

    Birinci ayette siz öldüğünüzde mirasınızı mirasçılarınıza nasıl bırakmanız gerektiği anlatılıyor bunda eşiniz yok, ikinci ayette ise eş siziniz ve mirasın size nasıl kalacağı anlatılıyor. Bakın burada düşülen hata şu: iki ayeti aynı anda ele alamıyorsunuz çünkü iki ayette de özneler(bakın bu çok önemli) farklı. Yani iyi bir Arapça bilmeden yorumda bulunmak büyük hata getirir. Ikincisi ise Hz. Ömer diyorsunuz. Ya şimdi bir ateist için eğer konu bir savı çürütmek ise Hz Ömer bile en az haşa Allah kadar büyütülebilir. Yalnız buradaki önemli nokta bir insanın hata yapmış/yapabilmiş olasılığı bir şeyi çürütmeye yetmez. Bu konuyu en ksa zamanda iyi Arapçası olan biriyle görüşeceğim. Gülünç olan ise: arkadaşlar kimse bize zorla Müslüman olun demiyor. Bizse en az sizin kadar sorgulayıp düşünüyoruz, bu din sizin düşündüğünüz kadar da “koyun sürüsüne” ulaştırılmaya çalışılan bir din değil.

  53. Asla peygamber efendimiz bunu uydurmuş olamaz. Delil 1- O yazmayı ve okumayı bilmiyordu. 2- Allah Kuran’daki ayetleri belli bir sıralama işe gönderdi. En son o sıralamaları birleştirdiler. Allah’ın hata yapma ihtimalide yok. Öte yandan ya siz dinsizsiniz. Ya da bunlar Yalan. Hz. Osman ın yanlış yaptığını düşünmüyorum. Fakat her ne olursa olsun benim Allah’a olan sevgim azalmaz. Evrene bir bakın. Her taraf mucize iken, böyle bilmediğimiz veya bizi kötü yola sürükleyecek sorular yüzünden dinsizliğe kapılmak insanlığa aykırıdır. Allah prda bambaşka birşey anlatmış olabilir. İleride , çok ileride doğruca açıklayabileceğimiz birşey. Ya da sizler küçük hatalar yapmış olabilirsiniz. Yanıltıcı sorulara inanıp dinden çıkmayalım. Küçücük bir soru ile evren kıyaslanamaz.

  54. Geri bildirim: Kuran’daki Çelişkiler 2 | Bilim Güvercini

  55. omer dedi ki:

    Elektrik Mühendisi ve İlahiyat Doçenti olan Halis Aydemir “Miras Ayetleri” Hakkında müstakil bir kitap yazdı.
    Kitaba parası yetmeyen bu siteden hesaplarını yapsın!
    Kuranda hata yoktur.

    http://www.kurandersleri.net/miras/Miras.html

  56. Turan Sır dedi ki:

    Malesef İslam tarihinde ayetler arası irtibatın koparılmasından doğan sıkıntıları her alanda görebiliriyoruz. Bunun en acı örneği Miras hukuku alanındadır. Malesef mezhepler bu konuda verdikleri yanlış hükümlerle Kur’an’ı da zan altında bırakmışlardır. Bugün, inanmaya gönlü olmayanlar, miras konusunda Kur’an’da matematik hatası olduğunu söylerler ve mezheplerdeki mevcut miras dağlımı anlaşıyına göre haklıdırlar.

    Sözü edilen bu matematik hatası nedir, bir bakalım: “Allah, evlâdınız hakkında size şunu tavsiye eder: Erkeğin payı, iki kızın payı kadardır. Kızlar, ikiden fazlaysa terekenin üçte ikisi onlarındır, kız bir taneyse yarısı onun. Bir çocuğu varsa anayla babanın her birine, terekenin altıda biri kalır. Çocuğu yok da anasıyla babası mîrasçı olursa üçte biri ananındır. Kardeşleri varsa bıraktığı maldan, vasiyeti yerine getirildikten ve borcu ödendikten sonra kalanın altıda biri anaya aittir. Babalarınızdan, oğullarınızdan hangisi, size daha faydalıdır, bilemezsiniz. Bu, Allah’tan farzdır. Şüphe yok ki Allah her şeyi bilir, hikmet sahibidir.” (4/11)

    “Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa, ona altıda bir düşer. Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)” (4/12)

    Hata iddiasında bulunanlar şu örneği veriyorlar:

    Diyelim ki evli bir çiftten kadın olan öldü, geriye; 3 kız, anne baba ve koca kaldı. Ayetlere göre taksimat yapalım:Baba =1/6 Anne= 1/6 kızlar=2/3 Koca= 1/4

    Toplyalım: 1/6 + 1/6 + 2/3 + 1/4 = 15/12

    Bu işi içinden çıkılmaz bir duruma sokan fahiş bir hatadır. Mezhepler bunu kur’an’ı daha dikkatli okuyup çözmek yerine kendi kafalarına göre yeni kat sayılar belirleyince, bu problem günümüze kadar gelmiştir.

    Oysa ki Allah, Kur’an’da hatasız bir sistem belirlemiştir. Evli bir çiftten kadının öldüğünü düşünün, bu kadının akrabaları, annesi, babası ve çocuklarıdır. Kocası akrabası değil, evlilik sözleşmesinden ötürü mirastan payı vardır. Allah bu konuyla ilgili şu hesaba katılmayan ayeti indirmiştir.

    ” Herkes için ebeveynlerini ve yakınlarını mirastan pay alacak mirasçılar olarak belirledik. Aranızda sözleşme olanlara da nasiplerini verip gönderin. İyi bilin ki Allah herşeye hakkıyla şahittir” (4/33)

    Ayette belirtilen yakınların çocuklar ve kardeşler olduğu pay dağlımı yapılan ayetlerden anlaşılıyor. Sözleşmeden kasıt evlilik sözleşmesidir. Dolayısı ile açıkça görüldüğü üzere ebeynler ve yakınlar ile eş ayrı sınıflar olarak zikredilmiştir. Ve Allah sözleşmeniz olanlara da nasini verin demiştir.Şimdi yukarıdaki soruyu tekrar yapalım:

    Kadın öldü, geriye; anne, baba, üç kız ve koca kaldı.

    Mirastan hakları şu şekildedir: Anne =1/6 Baba= 1/6 Çocuklar= 2/3 Koca= 1/4

    Nisa 33. ayette belirtildiği üzere kocaya hakkı verilip gönderilir. Yani kalan mirasin 1/4’ünü alıp ayrılır.Geriye kalan Nisa otuz 33’te de belirtildiği gibi merhumun asıl akrabaları arasında söylenen oranlarda dağıtılır:

    1/6 + 1/6 + 2/3 = 6/6 = 1 Görüldüğü gibi hiç bir hata yoktur.

    Ölen kişi erkek olursa sanouç yine değişmez, herkes problemsiz şekilde tam olarak payını alır. Kur’an’da tüm çelişki iddiaları benzer şekilde ayetlerin birbiriyleriyle olan ilişkileri koparılarak meydana getirilmeye çalışılmaktadır.
    Dipnot:**İlgili çözüm metodu prof.dr.Abdulaziz Bayındır ve ekibi tarafından ortaya konulmuştur.

    Kur’an’da tabiki çelişki yok, bütün çelişki uydurulan dinlerin- mezheplerin Kur’an ile çelişmesinden dolayı kaynaklanıyor..

  57. Turan Sır dedi ki:

    Kuran’daki Matematik Hatası İddiası Ve Bu İddianın Geçersizliği
    BU KONUYU OKUDUKTAN SONRA MATEMATİK HATASI İDDİASIYLA İLGİLİ HİÇBİR ŞÜPHENİZ KALMAYACAK VE KURAN’IN BU KONUDA DA HATASIZ OLDUĞUNU GÖRECEKSİNİZ..
    http://www.yenimucizeler.com/bunlari-biliyor-muydunuz/kurandaki-matematik-hatasi-iddiasi-ve-bu-iddianin-gecersizligi-t74.0.html
    KURAN?DAKİ MATEMATİK HATASI İDDİASI
    (İnternet üzerinde birçok sitede karşılacabileceğimiz hata iddiası aynen aşağıda alıntılanmıştır)
    [[ Nisa Suresi(4)11. Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder. (Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, ölünün bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuş ise, anasına üçte bir (düşer). Eğer ölenin kardeşleri varsa, anasına altıda bir (düşer. Bütün bu paylar ölenin) yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size, fayda bakımından daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş farzlardır (paylardır). Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
    Nisa Suresi(4)12. Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır (zevcelerinizindir). Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah’tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.
    Varsayalim ki, bir adam öldü ve geride üç kiz evlat, bir ana, bir baba ve eşini birakti.. Yukaridaki ayetlere göre miras paylaşimi şöyle olacaktir:
    Üç kiz evlata mirasin 2/3’ü, ana ve babanin her birine 1/6, karisina 1/8 kalacaktir.
    Bu durumda, matematik yapalim:
    (2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur! (1,0 olmasi gerekirdi!..)
    Bu sonuç oranların hatalı olduğunu göstermektedir çünkü mirasın %112,5 i mirasçılara dağıtılır. Böyle %100’ün üstünde bir dağıtım yapmak imkansızdır.
    Bu hatayı düzeltmek için hz. ömer “avl”, “avliye” olarak adlandırılan basit bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem allahın verdiği oranlardan yola çıkıp bir noktada ufak bir değişiklik yaparak oranların tümünü değiştiren ve toplamı %100 olacak yeni oranlar elde eden bir yöntemdir… Günümüzde islam hukuku miras konusunda bu yöntemi esas alır…
    Böylece bizim örneğimiz için yeni oranlar:
    üç kızın toplam payı= 48/81
    annenin payı= 12/81
    babanın payı= 12/81
    zevcenin payı= 9/81
    olacak şekilde değiştirilmiş olur.
    Tabi elde edilen bu oranlar ayetlerde ifade edilenlerden farklıdır. Ayetlere baktığımızda bu oranları göremeyiz. Bu oranların sadeleştirilmiş şekillerine de bakalım
    Görüldüğü gibi yeni oranlar şu şekildedir:
    üç kızın toplam payı= 1/1,6875 ……… oysa Allah 2/3 (yani 1/1,5) demişti
    babanın payı= 1/6,75 …………………… oysa Allah 1/6 demişti
    annenin payı= 1/6,75 …………………… Allah 1/6 demişti
    zevcenin payı= 1/9 ……………………… Allah 1/8 demişti
    Görüldüğü gibi ayetlerde belirtilen oranların kullanımı mümkün olmadığı için bu oranlar değiştirilir ve başka oranlar kullanılır..]]
    HATA İDDİASININ GEÇERSİZLİĞİ VE KANITLARI
    Yukarıda bahsedilen iddianın temel noktası,ayetlerde sözü geçen oranların her halükarda ve hangi mirasçılarla beraber olurlarsa olsunlar mirasçılara verilmesi gereken minimum miras payları olarak kabul edilmesidir. Peki, Kuran-ı Kerim?in lafzından ve biraz derinlemesine incelemeyle çıkarılan anlamından bu kabulü destekleyen veriler çıkarılabilir mi? Yoksa tam tersi bir durum mu söz konusudur?
    Ayetlerde geçen bir oranın, o mirasçıya verilmesi gereken minimum miktar olarak kabul edilebilmesi için, sadece, o oranın geçtiği ifadedeki mirasçıların bulunması ve bunlar dışında başka bir mirasçının bulunmaması gerekir. Örneğin; Nisa:12 deki sağ kalan hanım eşin mirasçılığıyla ilgili olarak, ?Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır? ifadesinde belirtilen mirasçılar, miras bırakan erkek eşin çocukları ve hanım eştir. Bunlar dışında başka bir mirasçı ya da mirasçıların da bunlarla birlikte bulunması halinde, verilen oranlar artık o mirasçılara verilmesi gereken minimum miktar olmayacaktır ve doğal olarak mirastan daha düşük bir oranın sahibi olabileceklerdir. Dolayısıyla da örnekte verilen 1/8 den daha düşük bir oranın hanım eşin payı olması mümkündür. Diğer,anne- baba ve kız çocuklar gibi mirasçılarla birlikte mirasçı olunan durumlarda her birinin miras payı oranı, oranlama hesabıyla hisseleri oranında azaltılacaktır.
    Peki , iddia ettiğimiz bu kriterin Kuran-ı Kerim?deki dayanağı nedir?
    Nisa 176:
    Diyanet İşleri Meali : Senden fetva istiyorlar. De ki: ?Allah, size ?kelâle? (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
    Bu konuda gösterilebilecek en önemli delil Nisa:176 ayetindeki ?Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur (yani mirasın tamamı ona kalır)? ifadesidir. Bu ayette ?kelale? olanların mirasçılarının alacakları paylar açıklanmaktadır. Kelale kelimesi ?anne-babası ve çocukları olmayan? ya da ?babası ve çocukları olmayan? şeklinde açıklanmaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz ifade de sadece ölen kız kardeşin ?erkek kardeşi? mirasçı olarak sayılmıştır. Hem de mirasın tamamına yani 1/1 ine sahip olacağı bildirilmiştir. Kelale kavramı ana-baba ve çocukların bulunmadığı bir durumu kapsar. Ancak, ölen kız kardeşin ?eşinin? mirasçı olarak bulunamayacağı anlamına gelmez. Eşinin ya da başka herhangi bir mirasçının bulunmadığı da ayrıca belirtilmez. Burada eğer ki, erkek kardeşin mirasçılığıyla ilgili ifadeden, sadece erkek kardeşin mirasçılığından bahsedildiği için, ?bir tek, erkek kardeşin bulunduğu durumda? mirasın tamamını alabileceğini kabul etmezsek, sağ kalan erkek eşin (kocanın)de miras hakkının bulunduğu bir durumda mirasın tamamının erkek kardeşe verileceğini kabul etmek zorunda kalırız. Oysa ki Nisa:12 ayetindeki ?Eğer çocukları yoksa , karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir? hükmü gereği, bulunması olası bir mirasçı olan kocanın da mirastan ½ oranında pay alma hakkı olabilecektir. . Yani, 176.ayetteki ilgili hükümden, ?sadece erkek kardeşin bulunduğu ve başka mirasçının bulunmadığı bir durumda? mirastan 1/1 pay alacağını kabul etmez isek, açık bir şekilde kendi içerisinde çelişen bir durumun ifade edilmiş olduğunu kabul etmemiz gerekecektir. Kız kardeşin miras bırakan olduğu ve erkek kardeşin mirasçı olduğu ?her durumda?, erkek kardeşin mirasın tamamını alacağını kabullenirsek, sağ kalan kocasının miras hakkını çok açık bir şekilde ihlal eden bir hükmün varlığını kabul etmemiz gerekir. Bu da mantıklı düşünceye uygun değildir. Kuran?a inananların bakış açısından bakarsak da, Kuran-ı Kerim?in böyle çelişkili bir düzenleme getirdiği sonucuna gideriz, bu da inanan kişiler için kabul edilebilir değildir?
    Aynı şekilde yine 176.ayette geçen ?Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır.? İfadesinden anlaşılacağı üzere erkek ve kız kardeşlerin bir arada mirasçı oldukları bir durumda, ?mirasın tamamını?, erkeklere kızların iki katı pay verilmesi suretiyle dağıtmak gerekecektir. Burada da bulunması mümkün olan (kelale kavramına dahil olmadığı için) bir mirasçı yani sağ kalan eş söz konusudur. Ölen kardeşin cinsiyetine göre bu mirasçı koca veya hanım eş olacak ,bu duruma göre de ½ ya da ¼ pay hakkı olabilecektir. Ancak yukarıda da açıkladığımız gibi sadece ilgili hükümde ifade edilen mirasçıları var olduğu bir durumda geçerli olan oranlar olduğunu kabul edersek böyle bir sorun da kalmayacaktır.
    İnternet üzerinden ulaşabileceğimiz bazı kaynaklarda yukarıda savunduğumuz görüşün aksi fikirler savunulmaktadır. Ancak bu fikirlerin yanlışlığı ayetlerin ve ayetlerde geçen kelimelerin biraz detaylı incelemesinden kolaylıkla anlaşılmaktadır. Bu fikirlerin önemli noktaları aşağıda aynen alıntılanmıştır
    [?Meselâ bir ayetin bir cümlesinde ?ölenin eğer çocuğu yoksa annesine şu kadar? diye geçer, diğer ayetin başka bir cümlesinde ?ölenin eğer çocuğu yoksa kocasına şu kadar? diye geçer. Pratikte eğer ölen bir kadının çocuğu yok, fakat annesi ve kocası var ise, bu somut durum için her iki cümle de aynı derecede ve doğrudan geçerli olur. Yani ?eğer çocuk yoksa anneye şu kadar? cümlesi bir tek ölenin sadece annesinin olduğu, başka kimsesinin (örneğin eşinin) olmadığı durumu düzenlemekle kalmıyor. Zaten bu mantıksız olurdu, cümle sadece ve sadece bu durumu (ölenin varis olarak yalnızca annesinin kaldığı durumu) düzenlemiş olsaydı, neden anneye sadece üçte bir versin? ?Eğer çocuk yoksa anneye şu kadar? cümlesi, ölenin çocuğunun olmadığı, fakat annesinin olduğu her durum için doğrudan geçerli (ölenin eşi olsa da, olmasa da).
    Başka bir deyişle, pratikte çıkabilecek olan durumlar (varis tabloları) tek tek bir bütün olarak tek bir ayet veya tek bir cümle bütünlüğü içerisinde ele alınmamış. Dolayısıyla ayetleri herhangi bir somut durum (varis tablosu) üzerinde uygulamak istediğimizde, üç ayeti de cümle cümle okuyacağız ve işlemekte olduğumuz somut durum (varis tablosu) için geçerli olan cümleleri tespit edeceğiz?]
    Yukarıda alıntıladığımız görüşün içerisinde koyu renkle vurgulanan kısımda ?eğer çocuk yoksa anneye şu kadar? şeklinde bahsedilen hüküm Nisa 11 dedir ve ayetteki kullanılışı burada bahsedilen şekle hiç uymaz. Ayette aslında ?çocuğu yoksa ve ebeveyni =anne-babası ona varis olmuşsa? ifadesi geçer. Yani sadece annenin mirasçı olacağı bir durum değildir. Sadece annenin payı 1/3 olarak belirtilir ancak, babanın da anne yanında mirasçı olabileceği, geri kalan 2/3 ün ise babaya kalacağı dolaylı olarak anlaşılmaktadır.
    Nisa 11 deki , ?Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır.? İfadesi de bu konu için diğer bir yönden kanıt oluşturur. Dikkat edilirse, çocukların bulunması halinde ayetlerde geçen ve bu çocukların alacağı belirtilen en yüksek oran,iki ve daha fazla kız çocuk bulunması halinde almaları gereken 2/3 lük paydır. Yukarıdaki Nisa 11 hükmünden de anne için 1/6 ve baba için 1/6 lık paylar ortaya çıkmaktadır. Burada, tek bir cümlede ifade edilen en yüksek paylar 2/3 + 1/6 + 1/6 = 3/3 etmekte ve miras eksiksiz olarak tam olarak dağıtılabilmektedir. Sonuçta, tek bir ifade de ortaya çıkan ve sadece o ifadede bahsedilen mirasçıların miras payları toplamı 1/1 i hiçbir zaman geçmemektedir. Eğer aksi olsaydı, yukarıda savunduğumuz görüşlerimizin de geçerliliği kalmayacaktı. Zira, sadece o ifadede bahsi geçen mirasçıların miras payları toplamı da 1/1 in üstünde olacaktı.
    Nisa : 12 ve Nisa: 176? daki ?Kelale? Durumunda Kardeşlerin Mirasçılığı
    Eşler arasındaki mirasçılıkta miras bırakanın ?kelale? olduğu durumdaki miras hakları Nisa 12. ayette açıklanmıştır. Kardeşlerin yanında sağ kalan eşin bulunduğu ?kelale? durumlarında kardeşlerin mirasçılığı bu ayette belirlenmiştir. Ayette ?Ve in kâne raculun yûrasu kelâleten ev imraetun? şeklindeki ifadesinde ?bir erkek veya hanımı kelale olarak miras bırakırsa? denmektedir. Yani zaten eşlerin var olduğu bir durum söz konusudur ve bilindiği üzere Nisa 12.ayette aslen eşlerin mirasçılığı düzenlenmektedir. Bu ayetteki oranlar sağ kalan eşin de bulunduğu ve kardeşlerle birlikte mirasçı oldukları durumu kapsar. Bu yönüyle Nisa 12. Ve Nisa 176?daki ?kelale? hükümleri arasında bir çelişki ve bir uyumsuzluk söz konusu değildir.

  58. Turan Sır dedi ki:

    KURANDA MİRAS PAYLAŞIM ORANLARI

    Bir arkadaşım geçengün kuranda matematik hatası olduğunu söyledi, bende inanmadım olur mu öyle şey dedim ama internette araştırdığımda da böyle şeylerle karşılaştım nedir bunlar:

    Kuranda matematik hatası var deniyor şöyleki;
    Bir adam ölür ve geriye kalan mirası kurana göre şu şekilde taksim edilmeli:

    2/3 kız kardeşler
    1/6 anne
    1/6 baba
    1/8 eş
    ______________ +
    1.25

    Görüldüğü gibi hepsini topladığımızda 1.25 çıkıyor halbuki 1 çıklmalıydı…İlk kez hz ömer döneminde karşılaşılan bu durum avl ve reddiye ile çözülmeye çalışılmış. Ama avl ve reddiye uyguladığımızda allahın oranları değişmiyor mu

    Formül:

    Paylaşım oranının birimi x olsun.

    1/4x + 1/6x + 1/6x + 1/2x = 1

    3/12x + 2/12x + 2/12x + 6/12x = 1

    13/12x = 1

    x = 12/13

    O halde…

    Mirastan kız evlat 1/2 * 12/13 = 6/13 alır;

    Kadının eşi 1/4 * 12/13 = 3/13,

    Babası 1/6 * 12/13 = 2/13.

    Annesi 1/6 * 12/13 = 2/13

    Sağlamasını yapalım: 6/13 + 3/13 + 2/13 + 2/13 = 13/13 = 1 (yani eksiği fazlası olmayan bir bütün)

    Bu formül BÜTÜN miras işlemlerinde geçerlidir.

    Verilen bir diğer cevap:

    Kur?an ayetlerinde bildirilen miras paylaşımında bir hata var mı?

    Bu iddiayı öne sürenler bir örnek verirler ve bu örnekten yola çıkarak Kur?an?da bir hata olduğunu iddia ederler. Örnek şöyledir. Bir kişi ölür. Mirasçı olarak 3 kızı, anne babası ve karısı kalır. Bunlar nasıl mirası bölüşürler?

    Ayette bildirilen oranlardan yola çıkılarak bir hesaplama yapılmakta ve toplam oranların 1.25 olduğu yani 1 den büyük olduğu iddia edilmektedir. Bu da matematiksel olarak bir hesap hatası olduğunu ortaya koyar. Fakat konu yakından incelendiğinde yapılan hesaplamada bir hata yapıldığı görülecektir.

    Bu konuyla ilgili tarafların mirastan alacakları oranlar Nisa suresinin 11 ve 12. ayetlerinde anlatılmaktadır:

    Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur. (Ölenin) Bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir, çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır. Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir’dir. (Ancak bu hükümler, ölenin) Ettiği vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Babalarınız, oğullarınız, onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah’tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. (4 Nisa Suresi – 11)

    Eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, geride bıraktıklarının yarısı sizindir. Şayet çocukları varsa, -onunla yapacakları vasiyetten ya da (ayıracakları) borçtan sonra- bu durumda bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa, geriye bıraktıklarınızdan dörtte biri onların (kadınlarınızın)dır. Eğer sizin çocuğunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın)dır. (Yine bu hükümler,) Edeceğiniz vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır. Eğer bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyette ya da (varsa) borçtan sonra- üçte bir’de -zarara uğratılmaksızın onlara ortaktırlar. (Bu size) Allah’tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, (kullara) yumuşak olandır. (4 Nisa Suresi,12)

    Çocuklar 3 kız olduğuna göre:

    Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır.(4 Nisa Suresi – 11)

    Alınan oran 2/3tür.

    Geride bir eş bıraktığına göre

    Eğer sizin çocuğunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın)dır. (4 Nisa Suresi – 12)

    Alınan oran 1/8

    Anne babanın alacağı oran:

    Onların alacağı oran hesaplanırken bir hata yapılıyor. İki durumda anne baba mirastan hak sahibi oluyor:

    Bir çocuğu ( veledün) varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir, çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır. (4 Nisa Suresi, 11)

    Şimdi ya ölenin bir çocuğu olması gerekir ya da ölenin geride bıraktığı çocuğu olmaması gerekir. Burada geride bırakılanın bir çocuk ( veledün) ifadesine dikkat edilmeli.

    Bu örneğimizde ikisi de değildir. 3 tane çocuk vardır. Bu durumda anne ve babanın mirastan hak alması söz konusu değildir. Böyle bir durumda anne babaya bir pay verileceği ayette söylenmez. Açıklanan çocuksuz ve tek çocuklu olma durumlarıdır.

    Buna göre toplanırsa 2/3 +1/8=19/24 olur. Bundan sonra artan 5/24 lük hisse ise Nisa suresinin 8. ayetinde belirtilen kişiler arasında paylaşılır.:

    (Mirası) Bölüşme sırasında yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır olursa, onları ondan rızıklandırın ve onlara güzel (maruf) söz söyleyin. (4 Nisa Suresi – 8)

    Dolayısıyla bu miras paylaşımındaki oranlarda herhangi bir hesap hatası yoktur. Yapılan hata farklı durumlar için geçerli olan oranlara göre yanlış hesap yapılmasıdır.

    Umarım yardımcı olabilmişimdir..

    Mirastan kız evlat 1/2 * 12/13 = 6/13 alır;

    Kadının eşi 1/4 * 12/13 = 3/13,

    Babası 1/6 * 12/13 = 2/13.

    Annesi 1/6 * 12/13 = 2/13

    __________________________

    ama bu seferde allahın verdiği oranları keyfi değiştirmiş olup şirke düşmezmiyiz?

    kızlara 2/3 yerine 6/13

    kadına 1/4 yerine 3/13

    babaya ve anneye 1/6 yerine 2/13 vermiş oluyoruz

  59. Geri bildirim: Kuran’daki Çelişkiler 2 | Blogum

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s