KUR’AN’DA OLMAYANLAR LİSTESİ

En’am-59. Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O, yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.

Özellikle Nurcular, ayetteki “Yaş ve kuru ne varsa herşey kitapta vardır.” sözünden yola çıkarak Kur’an’da herşeyin olduğu iddiasını müslümanlara pompalarlar.
İncelemeyen, sorgulamayan insanlar da “Kur’an’da herşey var” diye inanır.

Bakalım öyle mi?

Aşağıda listelenenlerin hiçbiri Kur’an’da yok. Bir kısmı İncil ve Tevrat’ta da yok.

1- Mikroplar, bakteriler, virüsler, bulaşıcı hastalıklar..
2- Elementler, atomlar
3- Atmosfer, hava, mevsimler, yaz-kış-bahar yok.
4- Kar, dolu, buz, don, kırağı, sis,
5- Galaksiler, gezegenler
6- Dünyanın küresel bir gezegen olduğu,
7- Dünyanın kendi ve güneşin etrafında döndüğü,
8- Ay’ın dünyanın uydusu olduğu ve etrafında döndüğü,
9- Ay ve güneş tutulmaları,
10- Şimşek, yıldırım ve gök gürültüsünün sebepleri,
11- Kalpten çok bahsedilir de beyinden hiç bahsedilmez.
12- Sabun vb. temizlik maddeleri,
13- Kürtaj ya da doğum kontrolünün yasak olduğu,
14- Gelişmeden, üretimden, uygarlıktan bahis yok.
15- Hastalık var ama ilaçtan hiç bahis yok, doktor yok.
16- Dinozorlar, mamutlar ve diğer nesli tükenen hayvanlar yok.
17- En büyük keşif olan tekerlek yok.
18- Kur’an’dan binlerce sene önce kullanılan tekerlekli at arabaları yok.
19- Lale yok, gül yok. Kur’an’da doğanın süsü çiçeğin ç’si yok.
20- Doğanın olmazsa olmazı orman yok, ormanların korunması yok.
21- Sevgi yok, aşk yok.
22- Sanat yok.
23- Kur’an’da tarih yok.
24- Yanardağ, volkanik patlama yok.
25- Piramitler ve diğer dünya harikaları yok.
26- Fındık, fıstık, ceviz vs. yiyecekler.
27- Karpuz, kavun, portakal, mandalina, limon ve daha birçok meyva yok.
28- 5 vakit namaz, teravih namazı, bayram namazı yok.
29- Sünnet, (Kuran’da yok-Tevrat ve İncil’de var)
30- Kabir azabı, Münkir-Nekir melekleri,
31- Sırat Köprüsü,
32- Recm, (Kur’an’da yok- Tevrat’ta var)
33- Ramazan ve kurban bayramları,
34- Mevlit, ilahi, müzik, resim, heykel, sanat yok.
35- Havva, Ali, Amine, Abdullah, Ömer, Ebubekir yok. Zeyd ve Ebu Leheb var.
36- Türkler, başka milletlerden peygamberler,
37- Uzayda yaşam,
38- Mehdi, deccal,
39- Azrail yok. Ölüm meleği var.
40- Muhammed’in ilk yaratılan ruh olduğu,
41- Satranç, tavla vs. oyunların günah olduğu,
42- Tarikatlar, mezhepler, şeyhler, muritler,
43- Başka dinlerden olanların ebedi cehennemlik olduğu,
44- Türban, Çarşaf, peçe, saçın görünmesinin günah olduğu,
45- Kadından yönetici, devlet başkanı vs. olamayacağı yok.
46- Adet zamanı kadına namazın, orucun yasak olduğu,
47- Cuma namazlarının erkekler için olduğu,
48- Evde dahi başı açık namaz kılınamayacağı,
49- Erkeklere altın yüzük vb. takının yasak olduğu,
50- Midye, karidesi istakoz gibi deniz ürünlerinin yasak olduğu,
51- Mastrubasyonun yasak olduğu,
52- Sakal bırakmanın sevap, kesmenin günah olduğu,
53- Ölünün ardından 7’si, 40’ı, 52’si, senesi mevlitleri,
54- Hac’da şeytan taşlamak,
55- İncil veya Tevrat’ın tahrif edildiğinden bahis yok.
56- Cennet dilinin Arapça olduğu yok.
57- Allah’ın 99 tane Arap ismi olduğunu yazmıyor.
58- Namazda ne okunacağı bilgisi yok.
59- Kul hakkı,
60- Kıyametin ne zaman kopacağı ve alametleri yok.
61- İrade yok. Cüz’isi de yok, özgürü de.
62- Ezan yok, müezzin-imam yok.
63. Tespih çekmek yok.

Muhammed hazretlerinin yaşı sayısınca bir liste. Birçoğunun Kur’an’da olmaması çok ilginç ve düşündürücü.
Kur’an’da herşeyin olduğu iddiası gerçek olmadığı gibi, dinde uygulananların yarısından çoğu da Kur’an’da yok. Zaten Kur’an’da her şey olsaydı, hadis uydurmalarına da gerek olmazdı.
Serdar Kaangil

Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

KUR’AN’DA OLMAYANLAR LİSTESİ için 190 cevap

  1. Geri bildirim: Kur’an’da Olmayanlar Listesi | Ateist Cevap

    • esra dedi ki:

      Sen kuranda olmayan şeylerden bahsetmişsin ama hiç olanlara baktınmı?İnsanların topraktan yaratılışı,göğün yedi kat oluşu,muhteşem edebiliği,çelişkisizliği,tevrat ve incilde yazmayan bir sürü mucizevi ayet var ama sen okuduysan bile bir şüphe ile okumuşsun anlattıklarından anlaşılıyor.Bir de kalpten bahsediliyor beyinden behsedilimiyor demişsin.Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz; O yalancı, günahkar olan alnından.

      (Alak Suresi, 15-16)

      Yukarıdaki ayetlerde geçen “yalancı, günahkar olan alın” tanımlaması son derece dikkat çekicidir. Çünkü son yıllarda yapılan araştırmalar, kafatasının ön alın bölgesinde, beynin bazı faaliyetleri yöneten bölümünün bulunduğunu göstermiştir. 1400 yıl önce Kuran’da dikkat çekilen bu bölge ve görevi hakkındaki bilgilere günümüz bilim adamları ancak son 60 yıl içinde açıklama getirilebilmişlerdir. Kafatasının içine, başın ön kısmına bakıldığında beynin ön alın bölgesi görülecektir. Bu bölgenin fonksiyonları hakkında fizyoloji dalında yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen bilgiler Essentials of Anatomy and Physiology isimli kitapta şu şekilde geçmektedir:

      “Hareketlerin motivasyonu, planlama öngörüşü ve başlatılması alın loblarının ön kısmı olan ön alın bölgesinde (cerebrum) gerçekleşir. Burası çağırışım (birlik) korteksinin bir bölgesidir�

      Kitapta bu bölge ile ilgili ayrıca şu ifadeler yer almaktadır:

      “Hareketle olan ilgisiyle beraber, ön alın bölgesinin aynı zamanda saldırganlığın da fonksiyonel merkezi olduğu düşünülmektedir�

      Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, beynin ön alın bölgesi, planlama, motivasyon ve iyi veya kötü hareketlerin başlatılması, yalan veya doğrunun söylenmesi ile ilgili faaliyetlerin tümünü yürütmektedir. Görüldüğü gibi Alak Suresi’nde geçen “yalancı günahkar olan alın” ifadesi ile yukarıdaki tanımlama büyük bir paralellik göstermektedir. Bilim adamlarının son altmış yıl içinde keşfettikleri bu gibi bilimsel gerçekler Kuran ayetlerinde asırlarca önce Allah tarafından insanlara haber verilmiştir.Kalp mecazi olarak kullanılmıştır.

      • SERKAN dedi ki:

        Esra hanim: Tebrik ediyorum sizi, Serdar arkadas bir gaflet icinde belliki biryerden alintiyi yayinlamis,tek bir ayet ile tum Kur-an’i kerim i yorumladigina gore gunumuze dek gelmis en iyi alim diyelim:) cok buyuk bir sorumluluk kuran hakkin da yazi yazmak,o yuzden arkadasin yorumuna yorum yappmak kolay geldi bana! Hasaa peygamberimiz bile yorum yapmayip Allah in izni olmadan konusmamistir KURAN ayetleri hakkinda,,neye hacet biz kullar yorum yapariz bu cahilligimiz ile,

      • uygar dedi ki:

        Çelişkilerle dolu bir kitaba nasıl bu kadar rahatlıkla çelişkisiz diyebiliyorsunuz? Bunun tek bir açıklaması olabilir: Kuran okumamışsınız. Utanmadan sıkılmadan iddia ediyorum, siz Kuran’ı baştan sona, sistematik bir biçimde incelememişsiniz. İnceleseydiniz içinde çelişkiler olduğunu görürdünüz. Size sadece bir adet örnek vereceğim: Nisa 78 ve 79’u okuyun. Cahillerin daha cesur oldukları bilimsel olarak ispatlanmıştır. Birinden duydunuz, çelişki yokmuş diye, her yerde söylüyorsunuz. Kendiniz inceleyip, gerçekten çelişkisiz olduğunu teyit ettiniz mi? Ben ettim, çelişki dolu.

      • conmech dedi ki:

        esra hanım, mucizeci arkadaşların en çok şu yanını seviyorum.
        “Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz; O yalancı, günahkar olan alnından.”
        Bunun üzerinden “aslında demek istiyor ki şöyle şöyle” diye ince detaylardan mucize çıkaran bir siteyi kopyalayıp yapıştırmışsınız ama o ayete şöyle bir bakıp “her şeyi yaratan tanrının kitabında “birini perçeminden tutup sürüklemek” olması kadar saçma bir olay olabilir mi” diye düşündünüz mü? Bu tanrının yazacağı başka şeyler yok mu sürekli orada yaşayan üç beş zavallı kavimle kapışıyor? Geri kalan her şeyi de şifreli olarak yazıyor. Siz kendi söylediğinize inanıyor musnuz?

      • Gerçeğin peşinde dedi ki:

        Serkan kardeş!
        Senin diğer yazılarda da yaptığın yorumlarını takip ediyorum da sen de benim gibi müslümanlığın m sinden anlamayan tiplerdensin. Esra hanıma yalaklanacağına biraz büyü. Çocuk gibi yorum yapma. Müslüman olgun insandır, cahil değildir. Toro diye bir arkadaş sana defalarca anlatmaya çalıştı dinini öğren de gel diye ama sen hep ezberlediğin saçmalıkları zırvaladın. Kusura bakma biraz kırıcı olduysam. Ben de müslümanım elhamdülilah ama öğrenmem gereken daha çoooook şey varmış bu forumdan anladığım kadarıyla. En azından araştırıp öğreninceye kadar oturup susup dinlemesini öğren ki akıllı sansınlar. Veya en azından yazarken yazım hatalarını düzeltirsen daha karizmatik bir müslüman olursun diye temenni ediyorum. Ateist veya Deist olan bazı arkadaşlar çok iyisiniz çok akıllısınız zehir gibisiniz. Sizlerin yorumlarınızı okudukça dinimi daha iyi öğrenmek istiyorum. Müslümanlığı savunan bazı arkadaşlar bu sizin için de geçerli. Kuran mealini birkaç sure haricinde tamamen okuyup bitirmişliğim yok ama inşallah yapıcam. Sizden Allah razı olsun veya size göre her neyse teşekkür ederim!

  2. eyeportal dedi ki:

    bir insanın hala kuranda yazanlara inanması bence ya korkaklığından yada beynini kullanamamasından kaynaklanır.sadece korktukları için her söylenene eyvallah diyolar ya cehennem sizi bukadarmı korkutuyo ya biraz silkinin de insan oldugunuzu bir beyniniz olduğunu fark edin ya kul olmaya bukadarda düşkün olmayın ya.

    • Reprezant dedi ki:

      Sana o beyin dediğin organı ‘Her ne kadar kullanmasanda…’ verenin varlığını ve gönderdiği kitabı alıp içinde gerçekten ne var ne yok bir bakmış olsan böyle saçmalamazdın…

    • Reprezant dedi ki:

      Lüzumsuz yorum ve çıkarımlar yapmayacak kadar ve doğrusunu tek kaynaktan araştıracak kadar baktığımdan emin ol… Herkese de tavsiyem gördükleriniz ve duyduklarınız peşinde koşmaktansa üşenmeyip OKUyun…

  3. doğru dedi ki:

    yukarıya bu yorumu yapan veya bu denemeyi yazan arkadaşa sormak istiyorum kendileri zat-ı muhteremleri KURANI KERİMİ kaç kere meali ile hatmetmiş ki böylesne pervasızca konuşuyor atıp tutuyor sanırım kendini bir halt zanneden divane gruptan

  4. müslüman dedi ki:

    Hz. Ali Efendimize ahirete inanmayan birisi: “Siz boşuna ibadet edip kendinizi yoruyorsunuz. Çünkü ahiret yok;” der.

    Hz. Ali’nin cevabı şöyledir: “Varsayım olarak ahiretin olmayacağını düşünelim. Biz ibadet ediyoruz. Fakat bunda bizim hiçbir kaybımız yok. Çünkü ibadetlerin insan üzerinde hiçbir zararı yok. Hatta tam tersine faydası var. Bu açıdan bizim hiçbir kaybımız olmayacaktır. Fakat ya ahiret varsa, o zaman zararda olan kim acaba?”

    • Ahmet dedi ki:

      Bu mentaliteyi benimseyen herkes şu anda AKP’ye oy vermekte..

      • vah vah vah dedi ki:

        ya ahiret varsa diye inanan arkadaşlar, ya tamamen farklı bir şey varsa ne moh yiyeceksiniz?
        neye niçin inandığınızı iyi bilmeniz gerekir. inançda da bilgiye pek yer olmadığına göre, herkesin işi biraz yaş demektir :)))

        bir de, yazana saldırmak yerine, yazılanlara karşı tezlerinizi duysak diyorum? adamın hiç olmazsa bir tezi var. yanlış da olabilir, doğru da… sizin hiçbi haltınız yok, yapabildiğiniz tek şey saldırmak. vay halinize…

    • orbudi03 dedi ki:

      Peki ya doğru olan İslam değil de Hristiyanlıksa, bıdizm ise, yahudilik ise vs..

  5. ehhtiyar dedi ki:

    http://www.kuranca.com adresini ziyaret et.Ne var ne yok görürsün.Kuran’da her şey var ama bakmasını bilen.Bakıpta görmesini bilene.Görüpte anlamasını bilene

    • Ahmet dedi ki:



      Ömer çelakıl denen adam, programında bu görüntülere yer verip allahın mucizesi diyen birisidir.

      • gereksiz dedi ki:

        ömer çelakıl şaklabanı 2006 yılında çok büyük bir felaket geliyor demişti. ve bunu kur-an’da okuduğunu belirtmişti. felaket de büyük okyanusa büyük bir göktaşının düşeceği, her yeri tsunamilerin vuracağı idi.

        dün gibi hatırlıyorum, fatih altaylı “o zaman 2006 yılında yüksek yerlere çıkalım” demişti.

        kur-an’da yazıyordur yazmıyordur ayrı, ama o şaklaban yanıldı neticede. Biz de hala televizyon programı yaptırıp onu seyrediyor ve para kazandırıyoruz.

        eğer dininiz islamsa, Allah’a inanıyorsanız, size emredileni yapın ve AKLINIZI kullanın.

        doğruyu yanlışı gerizekalı değilseniz ayırt edersiniz.

  6. ehhtiyar dedi ki:

    DEMİRDEKİ SIR

    Demir, Kuran’da dikkat çekilen elementlerden biridir. Kuran’ın “Hadid”, yani “Demir” adlı suresinde şöyle buyrulur:

    … Ve kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri de indirdik… (Hadid Suresi, 25)

    Kelimenin, yağmur ve güneş ışınları için kullanılan “gökten fiziksel olarak indirme” şeklindeki gerçek anlamı dikkate alındığında, ayetin çok önemli bir bilimsel mucize içerdiği görülmektedir. Çünkü modern astronomik bulgular, Dünya’daki demir madeninin dış uzaydaki dev yıldızlardan geldiğini ortaya koymuştur.
    Sadece Dünya’daki değil, tüm Güneş Sistemi’ndeki demir, dış uzaydan elde edilmiştir. Çünkü Güneş’in sıcaklığı demir elementinin meydana gelmesi için yeterli değildir. Güneş’in 6000 0C’lık bir yüzey ısısı ve 20 milyon 0C’lik bir çekirdek ısısı vardır. Demir ancak Güneş’ten çok daha büyük yıldızlarda, birkaç yüz milyon dereceye varan sıcaklıklarda oluşabilmektedir. Nova veya Süpernova olarak adlandırılan bu yıldızlardaki demir miktarı belli bir oranı geçince, artık yıldız bunu taşıyamaz ve patlar. Demirin uzaya dağılması işte bu patlamalar sonucunda mümkün olur.

    KAYNAK:http://www.kuranca.com

    • gereksiz dedi ki:

      dünyadaki bütün elementler dış uzaydan geldi zaten….

      bir dini kitabı bilim ile çakıştırmaya çalışmak en büyük hatadır. zira yeni anlaşılmış bir olayı kitapta yazan bir ayete uydurmak kolaydır. ama olay anlaşılmadan önce yazılan anlaşılıyor mudur bunu incelemek lazım.

      yine de en iyisi, bu aptalca mukayeseyi ve kur-an’da her bilimsel olayı aramak yanlıştır. sayfa sayısı belli bir kitaba ne kadar bilgi sığdırabilirsiniz? sığdıramazsınız, sığdıramayınca da her ayetin her kelimesini her harfini her olayda farklı anlamlara çekersiniz.

      böyle olunca din kitabı da farklı amaçlara hizmet eder hale gelir.

      demir tabi ki özel bir element. platinyum değil mi? ya uranyumun yıkıcılığı? demir kur-an’da geçer tabi, çünkü dönemin en önemli madeni. Eminim şimdi olsa plutonyum ve uranyum geçerdi🙂

      yapmayın. bu tartışmanız saçmalıktan öte bir şey değil…

      • gereksiz dedi ki:

        pardon, süpernovaları iyi araştır uyduruk bilim araştırıcısı arkadaşım. patlamasının sebebi demir değildir.

        demirin sırrı süpernovalarda bilr değişime uğramaması, daha ağır elementler oluşturmamasıdır.

    • MaMaLi dedi ki:

      Kardeş!demir,kuran dan önceki,kitaplarda yazıyor adamı güldürmeyin ne olur))takılmışsınız tek kitaba yazıyorda,yazıyor diyorsunuz))bu kadar cahillik gerçekden fazla))

  7. insan dedi ki:

    bu konu insanlığın her zaman tartışmaya devam edeceği bir konu olacak, 1 milyar yıl geçse bile. Şu kuranda yazıyır bu yazmıyor tartışması çok doğru olmaz, lakin olay sadece kitaptan ibaret değil teorik artı pratik olarak peygamberler gönderilmiştir. Yaşam milyonlarca kitaba bile sığmayak bir olay. Aslında çok detaylı araştırmayınca herşeyin kabataslak rasgele ve kötü olduğu sonucunu çıkarıyoruz bu sadece dinen değil herşeyde böyledir. ama olayları detaylı inceleyip iyi araştırma yaptığımızda aslında ne kadar kusursuz olduğunun farkına varıyoruz. Bu yazıyı yazan arkadaşa hiç bir öfkem yok çünkü bende aynı yolan geçtim.
    insanoğlu gerçeği merak ediyorsa yapması gereken aslında basit, düşünme yeteneğini kullanarak kuran-ı kerimin ilk kelimesi olan oku eylemini gerçekleştirmesi ve yorumlaması. Sağlıcakla kalın.

    • erkan dedi ki:

      ya arkadas orada kur an da olmayıpta sanki kuran yetmezmis gibi uydurma seyleri ayetle bir tutan ve bunları bir bütün halinde kitaba yamalamaya çalısan sünnet diye ırksal ve töresel arabi ve araplarada yahudiler ve diğer milletlerden geçmis dogmalara körü körüne baglanan insanlara cevap verilmis yahudiler mesih gelcek der isevi assaga kalmaz bizde mehdi deriz bunların bütünü allahın sözünün aksinedir alahın kitabinda da söyledigi biz bu kitapta hiç bir eksik bırakmadık : eee nerde diğerleri???

      • Erol dedi ki:

        Arkadaşım sen önce Türkçe’yi, noktalama işaretlerini, dil bilgisini öğren. Devlet size 8 yıl zorunlu eğitim veriyor. Daha konuştuğun dili öğrenememişsin. Size harcanan emeğe yazık be kardeşim.

      • Sezai dedi ki:

        Evet arkadaş, hiç mi yazı yazmadın daha önce?

  8. yasir dedi ki:

    allah yardımcın olsun inanmadın o kitaba hergün binlerce insan iman ediyo bi akıllı sen varsın kendi dunyanda madem bunları dengeleyen bir varlık yok diye inanıyosun sana şöyle diim muslumanların sevgilisi rasulullah s.a.s mihraca gökyuzune çıktında 7 kat cehennem oldunu görmuş en beterinde ise ataistlerin azap gördunü görmuş çunku bence benım yorumum bukadar mucizeyi görüpde hala tesaduf oldunu zanneden biri başkayeri haketmiyo hırıstıyan kabullenemıyo yahudi kibirlenıyo munafık kurnazlık yapıyo sahtekar onlardan beter ama ataist bence afedersin ama aklı yok

  9. yns dedi ki:

    sen neysen bahsediyorsunki.Bu kelimeler birebir yok tabiki.Bu kelimeleri,nesneleri,eylemleri kuranda birebir göremezsiniz.Bunun yerine onları niteleyen kavramlar kullanılmış.Bende çok şeyler aradım ama tam okumadan sonuca varılmıyor.

  10. Oğuzhan dedi ki:

    Hiç Kur’anı okuyan yokki herkes Hadis-i Şerif peşinde…Kur’an’da Allah insanların kendisine nasıl iman edecekleri hususunda hiç eksik bir bilgi vermemiştir.Kur’an bilimsel bir kitap değil nasıl iyi tam bir Müslüman olarak yaşanır,Rabbimize nasıl kul oluruz bu gibi konuları açıklayan eksiksiz kitaptır.Burada Kur’an’da yok denilen şeylerin çoğu gerçekliği kesin olmayan Hadislere bağlı..Artık Hadis’e göre değil Kur’an’a göre yaşayalım…

    • MaMaLi dedi ki:

      Kuaran 604 sayfa,114 sure,6236 ayet dir;ayetler, ikiye ayrılır,mekki ve medeni diye,mekkede inen sure sayısı 85,medine’de inen sure sayısı 29,39 senedir,okuyoruz,tommiks,teksas,zagor,ten-ten’in içindeki konular kurandan daha ciddi.

  11. Berat dedi ki:

    Bu makale ile kuranda olmayanları dine sokmaya çalışmanızın yanı sıra, olanları da yok göstermeyi mi hedeflediniz? Öyle ise gayet başarılı bir yazı.
    İSRÂ – 46
    KEHF – 57

  12. murat kokucu dedi ki:

    kuran da şu vardır yada yoktur demek için bir araştırma yapılmış olması gerekirki bu arkadaş ordan alıntı yapmış büyük ihtimalle, ancak dogru bir tesbit yapmış yazdıklarının büyük çogunlugu hiç geçmiyor ör. recm cezası hiç geçmiyor, ama tevrattan birileri ithal etmiş ,sırat köprüsüde hiç geçmez , ama kuran öncesi bir dini kitap olan avesta dan oda ıthal edilmiş arkadaşlar yazının maksadını ben iyi niyet olarak algıladım zira kuran hiç degişmemiştir diye övünen biz müslümanlar bir yıgın ilaveyi sokmuşuz dine tüm dünya recm den dolayı barbarlıkla suçlarken müslümanları anlatamamışız bunun bizim degil tevrat ehlinin inancı oldugunu

    • exhorder dedi ki:

      Olsun sizin Kuranınızda Recm olmasa bile Zina yapan kişilere 100er sopa vurulması gerektiğini söyler. Yani gerici karakterini sürdürür.

      Nur/2.Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.

      Şu da ek:

      4:15 – Kadınlarınızdan zina edenlere karşı, içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar, şahitlik yaparlarsa, bu kadınları, ölüm alıp götürünceye kadar veya Allah onlara bir çıkış yolu açıncaya kadar evlerde hapsedin.

      Bu bile gericidir bana göre. Yani size ne elalemin zina yapıp yapmasındanki kendinizi maydonoz edip yüz sopa vuruyorsunuz. Kadınların zina yaptığına dair 4 şahit olunca ölene kadar eve hapsetme cezası da cabası.

      Hem ayetlerde bulunduğu ama keçi tarafından yendiği iddia edilir Recmin. Hadislerde de mevcuttur.

      Ahanda Muhammed’in recm uyguladığının hadis kaynaklarından bir örneği,

      http://www.mumsema.com/hadisler-bolumu/59455-recm-konusu-hadisleri.html

      Çarpıcı bir hadis,

      “Cenab-ı Allah Muhammed (s.a.s)’i hak ile göndermiş ve O’na Kitab’ı indirmiştir. Recm ayeti de O’na indirilen ayetlerden idi. Biz bu ayeti okuduk, ezberledik ve anladık. Resulullah (s.a.s) recmi uyguladı, ondan sonra biz de uyguladık”. Korkarım, zaman geçince birileri çıkıp “Biz Allah’ın kitabında recmi bulamıyoruz” der ve Allah’ın indirdiği bir farzı terkederek sapıklığa düşerler. Şüphesiz recm, Allah’ın kitabında, evli olmak, şahit, gebelik veya ikrar bulunmak şartıyla, zina eden kimse aleyhine bir haktır” (Müslim, Hudûd, 15).

      • bilal dedi ki:

        1-Peki,evlenirken size sadık kalarak aldatmayacağına dair söz veren ve sizinle hayat
        yuvasını kuran eşiniz sonra şayet sizi aldatırsa buna vereceğiniz tepki ne olacaktır.??? Vicdanınız ne diyorsa lütfen onu söyleyin !!! Buna razı mı olacaksınız??? Bunu hoş mu karşılayacaksınız??? Yoksa.cezanın verilmesini mi isteyeceksiniz ??? 2-Bu defa siz
        eşinizi aldatırsanız bu durum onun için de aynen geçerlidir.! Çünkü NUR -2.ayet bu ce- zanın uygulanmasında erkek ile kadın arsında hiç ayırım yapmıyor.Bu ceza her iki cins
        için aynıdır.! 3-Bu yüz sopa vurulunca mutedil olacak.Vuruşlar tam değil yarım olacak, yani fazla acıtmyacak ve zarar veren yerlere de vurulmayacak,sadece bir el kullanıla-
        rak koltuk altı açılmayacak şekilde olacak.Yani vuruşlar çok hafif olacak, وبه قال الجمهور ‘ ‘
        Cumhuri ulema bu konuda muttefiktirler.Bu ise çok hafif bir ceza olur.!!! 4- Kur’an,bu
        cezanın uygulanabilmesi için dört kişinin şahitliğini şart koşuyorsa,ancak bu fuhuşu
        alenen yapanlara ceza uygulanabilir.! Bu işi açıktan yapmayanlar için dört şahit nasıl
        bulunabilecek,böyle bir şey mümkün mü ? 5-Üç şahit bile mahkemede şahitlik eder de,
        dördüncüsü yoksa,bu her üç şahit müfteri konumuna düşerek bu defa zina ve fuhuş
        sanıklarına değil,tam tersine müfteri konumuna düşen üç şahide KAZF ( iftira) cezası
        olan 80 cop vurulacaktır.6-Tevbe edip durumunu düzeltenlere ceza uygulanmayacaktır.
        7-İşte görülüyor ki,zina ve fuhuş cezasının uygulanabilmesi için öngürülen şartların ye-
        rine getirilebilmesi çok zordur.Ancak alenen fuhuş yapılırsa ispatı mümkün olabilir.yok- sa mümkün olamaz.!!!.7-Bu tür cezanın uygulanması hapis yatmaktan daha hafif ve daha caydırıcıdır…!!!!
        ==============================================================
        ” RECM ” le ilgili hz.Ömer’e isnat edilen rivayetin tamamı uydurmadır.! Neden uydur-
        madır. ??? a) İlk defa kur’an’ın derlenmesini ve bir kitap haline getirilmesinin fikrini hz.Ebu Bekir’e kabul ettiren, kur’an’ı derleyen ve bir kitap haline getiren komisyona
        yardım eden hz.Ömer ne den ”RECM” ayetini kur’an’a yazdırmadı.??? b) Yazılmayın-
        ca da ne den itiraz etmedi??? c) Halbuki bu derleme işi onun israrı üzerine olmuştur.
        d) Hz.Ebu Bekir’den iki küsür sene sonra kendisi halife oluyor,halifelik makamı ve bütün
        yetkiler 12 yıl boyunca elinde iken,ne den söz konusu” RECM” ayetini kur’an’a yerleş-
        medi.??? e) Nice vahiy katipleri ve kur’an hafızları varken bunu sadece hz.ömer mi bilecekti.? Bunun mantıkı izahı var mı ??? O cesur ve korkusuz insan,makam,yetki ve
        bütün imkanatlar elinde iken,böyle bir ayetin eksik olduğunu bildiği halde,bunu kur’an’a
        yerleştirmeyip ve bunun için canı pahasına mücadele vermeden ölünce Yüce Allah’a
        hesap vereceğini bilmez midi.??? Böyle bir şey olsaydı bu uğurda canını bile verirdi.!!!
        Özetle recm’le gili rivayet tamamen uyduruk ve yalandır.!!! En büyük iftiradır.!!!
        ================================================================
        RECM olayı Yahudilikte vardır,BKZ: ( Tesniye ,22 / 22-24 . Levililer, 19/ 20,20 /10-14 ve
        21 / 9. ) Hz.peygamber zamanında Medine de Yahudilik hukukuna göre bu ceza yahu-
        dilerin isteği üzerine iki yahudiye uygulanmıştır.Hz.peygamber Medine’ye hicret ettikten
        sonra buradaki yahudiler ve diğer inanç mensuplarıyla bir antlaşma yapıyor.Bu antlaş-
        maya göre,yahudilere yahudi hukuku,müslümanlara islam hukuku,diğerlere de mensup
        oldukları dinin hukuku uygulanacaktır.Buna Medine Site Devleti Hukuku denir.İşte ger-
        çek demokrası örneği.!!! Burada Yahudi hukukuna göre iki yahudiye bu ceza uygulan- mıştır.Yani bu uygulama islama göre değil. ZATEN NUR-2.ayette ki,net ve kesin hüküm
        RECM olayına asla olanak tanımamaktadır.Recm hükmünü kur’an değil de,hz.peygam-
        ber mi koyacak.? onun için böyle yetki var mıdı.??? BKZ.KUR’AN’DA YÜCE ALLAH
        ولو تقول علينا بعض الاقاويل لاخذناه باليمين ” Eğer (Muhammed) söylemediğimiz bir şeyi adımıza uydurursa,onu şiddetle yakalayıp yok edeceğiz.” buyurmaktadır.Hz.peygamberin dinin
        hiç bir hükmünü koymaya yetkili değildi,hüküm ve dinin kurallarını koyan ve bu yetkiye sahip olan ancak Yüce Allah’tır.Bir beşer olarak bizim konumuz ne ise,hz.peygambe-
        rin konumu da aynıdır.Kendisine verilen elçilik görevi gereği,sadece kur’an’ı tebliğ
        eder,açıklar ve uygular. ” وما علي الرسول الا البلاغ ” Elçiye ancak tebliğ etmek düşer. ” bu-
        yurulmaktadır. Öztele islama göre recm diye bir olay yoktur.Kim bunu uyguluyorsa
        kur’an’a aykırı hareket etmiş olur.!!!!!!!!!!!!
        =======================================================
        Aman ya Rabbim ! bir keçi RECM ayetini yiyecek te,Vahyi katipleri ve nice kur’an ha-
        fızları bunu bilmeyecektir,! Vahiy katibi olmayan sadece hz.Aişe mi bunu bilecek.???
        Öyle mi ??? Böyle bir ayet olsaydı,diğer vahiy katipleri ve kur’an hafızlarının yanında da
        bu ayet bulunmayacak mıdı.??? Böyle bir durum olsaydı,hz.Aişe,kur’an’ı derleyen ve
        halife olan babasına (hz.Ebu Bekir’e ) durumu söylemeyecek midi.??? Neden babasına
        durumu söylemedi.??? Çünkü bu olay asla olmamıştır.!!! Bu tür saçma rivayetler tama-
        men uydurma,yalan ve iftiradır.!!! Bu olayın mantıkı bir izahı da yoktur. Doğrusu,bu tür
        mantık dışı saçma sapan olaylara inanların aklınde şüphe edilir.! Biraz mantıklı düşü- nen hiç bir insan böyle saçma sapan olaylara asla itibar etmez.!!!!!!!!!!!!!!!!!
        ========================================================
        DÜNYANIN HUZUR VE RVRENSEL BARIŞININ YEGANE KAYNAĞI KUR’AN’I KERİMDİR .!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

      • exhorder dedi ki:

        Bilal,

        “1-Peki,evlenirken size sadık kalarak aldatmayacağına dair söz veren ve sizinle hayat
        yuvasını kuran eşiniz sonra şayet sizi aldatırsa buna vereceğiniz tepki ne olacaktır.???”

        100 sopa ayetleri Bekarlarıda kapsıyor ama. Hatta eğer Recm ayeti ve hadisleri doğru ise sadece bekarları kapsıyor demektir. Evli olanlara doğrudan recm uygulanır çünkü. Benim kişisel görüşüme gelince, karımdan boşanırım olur biter. Neden öldüreyim yada fiziksel bir zarar vereyim ona?

        “Bu işi açıktan yapmayanlar için dört şahit nasıl
        bulunabilecek,böyle bir şey mümkün mü ?”

        Aleni fuhuş yapmak mümkün mü?🙂 Diyelim evde saklanarak yapıyorlar bu işi. O dönem evleri zaten tek katlı, pencereden bir kişi bunları görür, sonra gider 3 kişi daha toplar onlara da seyrettirir. Al sana 4 şahitli zina vukuatı.

        “İlk defa kur’an’ın derlenmesini ve bir kitap haline getirilmesinin fikrini hz.Ebu Bekir’e kabul ettiren, kur’an’ı derleyen ve bir kitap haline getiren komisyona
        yardım eden hz.Ömer ne den ”RECM” ayetini kur’an’a yazdırmadı.???”

        Bu ayete ait sayfaları keçi yiyince ya da başka bir şekilde kaybolunca derlenirken Kurana sokulmamıştır. Sonra akla gelir “Böyle bir ayet vardı” diye. Ama iş işten geçtiği için bir daha hiç eklenmez. Hadis olarak kalır.

        “Hz.Ebu Bekir’den iki küsür sene sonra kendisi halife oluyor,halifelik makamı ve bütün
        yetkiler 12 yıl boyunca elinde iken,ne den söz konusu” RECM” ayetini kur’an’a yerleş-
        medi.???”

        Kuran ikinci derlemeden sonra bir üçüncü derlemeye uğramasın diye herhalde. Kuranı değiştirmemek için.

        “ZATEN NUR-2.ayette ki,net ve kesin hüküm
        RECM olayına asla olanak tanımamaktadır.”

        Nur suresinde bahsedilen ayet, Bekarlara yüz sopa vurmayı emreder. Evli olup zina yapanlar recmedilip öldürülürler. Hadiste ne diyor,

        ‘Şüphesiz recm, Allah’ın kitabında, evli olmak, şahit, gebelik veya ikrar bulunmak şartıyla, zina eden kimse aleyhine bir haktır’

        Neymiş, Evli olmak gerekiyormuş.

        ” Böyle bir ayet olsaydı,diğer vahiy katipleri ve kur’an hafızlarının yanında da
        bu ayet bulunmayacak mıdı.???”

        Kuran derlenirken sadece 4 tane vahiy katibi hayattaydı. Geri kalanı Ebu bekir dönemindeki savaşlarda ölmüştü. Hem sadece Vahiy katibi değil, etraftaki yazmalardanda ayet derlenmişti. Haliyle bu ayetin unutulması sonra hatırlanması ya da keçinin yediği iddiası tatminkardır.

  13. bilal dedi ki:

    1- ” Karım beni aldatırsa boşanırım olur biter…” diyorsunuz.! Peki çocuklarınız varsa,boşanma ola-
    yı hem ikinizi,hem de çocuklarınızı menfi yönden etkilemeyecek mi,? Bu çocukların hali ne olacak ?
    Bunların günahı ne? Bu durumda boşanma en kötü ve en son baş vurulacak durumdur.! İşte bu du-
    rumla karşılaşılmamak veya bunu asgariye indirmek için kur’an,önleyici ve caydırıcı bir ceza olarak
    kırbaçlamayı öngörmiştür.!!! 2-Fuhuş ve zina yapanlara recmı uygulayanlar kur’an’a göre katil olur-
    lar.Çünkü,zina ölüm cezasını gerekrirmez.!!! 3- ” Neden öldüreyim.. ” diye ifade etmeniz zaten kur’an’a uygundur.Kur’an’da öldürmeye karşıdır. 4- ”..Ya da neden fiziksel bir zarar vereyim ona,”
    diyorsunuz.! Zaten kur’an’a göre de ona fiziksel bir zarar verilmeyecektir,hiç bir yerine zarar ver-
    meden sadece biraz canını acıtacak.yani vuruşlar hafif ve yarım olacak.Zarar vermeyen yerlere
    hafif vuruşlar uygulanacak.!!! 5- Zina ve fuhuş yapanlar samimiyetle tevbe edip,durumlarını düzel-
    tirlerse,bu cezanın uygulanması askıya alınır.!!!
    ==================================================================
    6-Evde saklanarak bu işi yapanlar pencereleri açık bırakıp,insanlar gelsinler bizi görsünler mi diye-
    cekler.? Saklanarak bu işi yapanlar bu tedbiri de alırlar,pencereyi açık bırakmazlar,birileri gelip on-
    ları pencereden izleyecek ve gidip ortalıktan 3 kişiyi toplayıp haydi geliin şu eve bakalım,burada ga-
    yri meşru ilişkiye giren iki şahsı görelim de ondan sonra mahkemeye gidip şahitlik yapalım diyecek-
    ler değili mi.??? Doğrusu bu şekilde düşünmekle komik oluyorsunuz.!!! Saklanarak bu işi yapan-
    lar elbette tedbirlerini de alırlar. Bu adam film seyrettirmek için gidip sokaktan üç kişiyi toplayacak değil mi ??? Çok komik !!!!!!!!!!!!!
    =====================================================================
    7-Bu keçi olayı safsatası,söz konusu uyduruk rivayete göre,hz.peygamberin cenazesi henüz yer-
    de iken olmuştur.Yani bu uyduruk olay ilk derlemeden öncedir.Bu nedenle İş işten geçmemişti. Bu safsataya inanların aklınde şüphe edilir.Keçi yemiş,hz.Aişe dışında hiç kimsenin yanında da bu ayet yokmuş veya varken akıllı keçiniz ev ev dolaşarak kimin yanında bu ayet varsa her halde hep-
    sini yemiştir.!!! Acaba bu keçi de ateist mi di.? Onun için bugünkü ateistler keçiye inanıyorlar.!!!!!!! Ya biraz mantıklı olun,hangi mantık,hangi akıl böyle bir safsataya inanır.??? Hani size göre ateizm
    mantıksaldır,bilimseldir.Böyle bir safsataya inanmak mantıksal mı olur,bilimsel mi olur.??????
    Demekki,materyalizm mantıksal ve bilimsel değildir.Mantıklı düşünen hiç bir insan böyle bir safsata-
    ya asla en ufak bir ihtimal bile veremez.!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
    ==================================================================
    8-” Kur’an ikinci derlemeden sonra bir üçüncü derlemeye uğramasın diye her halde.Kur’an’ı değiş-
    tirmemek için hz.Ömer recm ayetini sokmamıştır,”demektesiniz.! Bu ifadenizle hz.ömer’in yaşadığı dönemi de bilmediğinizi,hz.Ömer ile hz.Osman dönemlerini birbirlerine karıştırdığınızı gösteriyor.!!!
    .Hz.Ömer ikinci derlemden sonra mı ( hz.Osman’dan sonra mı) halife olmuşturki,” üçüncü derleme
    olmasın ” diye ifade etmişsiniz.!!! Hz.Ömer bunu yapsaydı ikinci derleme olurdu,üçüncü değil.Gali-
    .ba sana göre hz.Osman,hz.Ömer’den önce halife olmuştur.!!! İşte saçmalıklar ortada,!!! Ateistler,
    mantıklı düşünmüyorlar,mantık dışı da olsa iddialara,uyduruklara ve safsatalara inanırlar.!!!!
    Çünkü mantık dışı,safsata ve uyduruk rivayetler işlerine geliyor,bunlar yoksa ne ile saldıracaklar.?

    • exhorder dedi ki:

      Sıralarını karıştırmam durumu değiştirmez. Ömer ilk derlemeye yeni ayet sokmak istememiştir. Osman derlemesi zaten aslında derleme değil, ilk derlemeye bakılarak onun çoğaltılmasından ibaret bir kanonizasyon işlemi. Kuranın oluşturulması aslında Ebu bekir dönemindedir. Etraftan ayetlerin toplandığı ilk girişim budur. Recm ayetide unutulunca, Kurana yeni bir ayet eklememek için bununla ilgili olanları görmezden gelmiştir Ömer.

      Tek bir yerde yazılı olmadığını nereden biliyorsunda keçinin yediği savını çürüttüğünü öne sürüyorsun? Bundan yola çıkıp koca materyalist felsefeyi çürütmende gülünç olmuş.🙂

      Recm ile ilgili olarak, evli olanların illa çocuk sahibi olması gerekmiyor. Oysa Recm ayet ya da rivayetlerinden anlaşıldığı kadarıyla çocuğu olsun olmasın bütün evlilere uygulanıyor bu. Kısırlara uygulanmasın o zaman bu ceza.🙂 Aranan tek şart Evlilik.

      Hem çocukların velayetide ya anne ya babaya verilmektedir duruma göre. Medeni hukuk, İslam hukuğundan üstündür.

      Dört şahit meselesinde bir örnek verdim. Örneğin İran’da hazırlıksız yakalanan Eşcinselleri ya da Zina yapanları idam ediyorlar 4 şahitle. Suudi Arabistan’da bu olduğu gibi uygulamada. Demek ki varmış böyle bir şey. İslam ülkelerinde çokça uygulaması mevcuttur.

    • MaMaLi dedi ki:

      Bilal kardeş!Desene,senin peygamber,halifeler,sahabe,özellikle,torun hasan 400 hatun boşamış))bunları zina dan eşşek sudan gelenceye dek döveceksin))neymiş,imam ,nikahlı onlar zina sayılmazmış))10 larca kadını becermek,basit bir nikah,hilesi ile yasallaşacak zina dan muaf olacak öylemi))buna din değil DİNGİL denir!!!

  14. exhorder dedi ki:

    Arkadaş Recm ile ilgili Kuranın 4 şahitlik iddiasının mantıksızlığından dem vuruyor ve şunları diyor,

    “Kur’an,bu
    cezanın uygulanabilmesi için dört kişinin şahitliğini şart koşuyorsa,ancak bu fuhuşu
    alenen yapanlara ceza uygulanabilir.! Bu işi açıktan yapmayanlar için dört şahit nasıl
    bulunabilecek,böyle bir şey mümkün mü ? 5-Üç şahit bile mahkemede şahitlik eder de,
    dördüncüsü yoksa,bu her üç şahit müfteri konumuna düşerek bu defa zina ve fuhuş
    sanıklarına değil,tam tersine müfteri konumuna düşen üç şahide KAZF ( iftira) cezası
    olan 80 cop vurulacaktır”

    Ama aynı Kuran kadınların zinası içinde 4 şahit istiyor.

    Nur/4: Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir.

    Nisa/24:Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın).

    Yani bu arkadaşa göre Kuran mantıksız konuşuyor 4 şahit isterken. Üstteki ayetlerin aynısı Recm ayeti içinde geçerlidir.

    • bilal dedi ki:

      1-Mademki hz.Ömer recm ayetine inanırdı ne den ilk derlemeye sokmak istememiştir.?
      Söylermisiniz ??? İnsan bir şeye inanırsa ve elinde fırsat varsa onu yapmaz mı ??? Man-
      tıklı düşünmek lazım ! ” İlk derlemeye sokmak istememiştir.”diye verdiğiniz cevap da hem mesnetsiz,hem de mantıksızdır. 2-Kur’an’da recm yok ki,şuna veya buna uygulansın diye-
      lim.Bunun yerinde kırbaçlama var.Kur’an da recm olmadığı halde zorla bunu kur’an’a sok-
      mak istiyorsunuz. İnandığımız kur’an’da öyle bir ayet varsa bize kur’an’dan gösterin.!!!!!!!
      3-Çocukların velayeti kime verilirse verilsin,çocuk ya babadan veya anneden kopuk kala-
      caktır,bundan da hem çouklar,hem de onlardan kopuk kalan anne veya baba menfi yön-
      den mutlaka etkilenecektir.!!! 4- Örnek verdiğin İran ve Suudi Arabistan’da kur’an hukuku
      olsaydı başta kur’an’da olmayan RECM cezası olmayacaktı.Kur’an’da olmayan bir şeyi
      (recm) kur’an’a mal etmek,kur’an’a iftiradır.Kur’an bu uygulamdan sorumlu değildir.Çünkü
      kur’an’da böyle bir ceza yoktur.!!! 5-KUR’AN,ZİNANIN İSPATI İÇİN DÖRT ŞAHİDİN BU-
      LUNDURULMASINI ZORUNLU KILMIŞSA,BUNUN SEBEBİ İNSANLARA İFTİRA YAPIL- MASINI ÖNLEMEK ÇİNDİR. İŞTE HUKUK ÇİĞNENMESİN VE HİÇ KİMSEYE İFTİRADA BULUNULMASIN DİYE KUR’AN, MANTIKLI,ADİL VE MEDENİ HUKUK İLKELERİNİ GETİRMİŞTİR: 6- ” Yani bu arkadaşa göre kur’an….konuşuyor. ” şeklindeki
      ifadeniz çok saçma ve mantıksız bir ifadedir.Bize göre kur’an’ın her ayeti çok mantıklıdır,
      kur’an’da zerre kadar mantıksızlık yoktur.Ama siz kur’an’da zorla mantıksızlığı üretmeye
      çalışıyorsunuz.Fakat kur’an’ın orjinal metni sizin bu saçma sapan ve mantıksız olan çaba-
      larınızı her daima boşa çıkarıyor.!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! EN ÜSTÜN,ADİL VE MEDENİ HUKUK KUR’AN HUKUKUDUR.KUR’AN’IN MESAJI,EVRENSEL ADALETİ,DÜNYANIN
      HUZUR VE BARŞINI ŞAĞLAMAYA YÖNELİKTİR. DÜNYANIN HUZUR VE BARIŞINI
      SAĞLAYABİLEN YEGANE KAYNAK KUR’AN’I KERİM’DİR:!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

      • MaMaLi dedi ki:

        Bilal senin bahsettiğin kuran!sadece sana mahsus herhalde!))tutturmuşsun orjinal kuran diye,yahu en eski kuran 8 yz ait,arada kayıp 250 yıla yakın bir zaman dilimi var hangi,orjinalden bahsediyorsun arkadaş!

  15. Elevation dedi ki:

    Yahu birader, yazdıkça komik duruma düşüyorsun,

    “Çocukların velayeti kime verilirse verilsin,çocuk ya babadan veya anneden kopuk kala-
    caktır,bundan da hem çouklar,hem de onlardan kopuk kalan anne veya baba menfi yön-
    den mutlaka etkilenecektir.!!! ”

    Recm edelim o zaman. Çocuk anasız babasız kalsın. Boşanmaktan daha iyi bir çözüm🙂

    “4- Örnek verdiğin İran ve Suudi Arabistan’da kur’an hukuku
    olsaydı başta kur’an’da olmayan RECM cezası olmayacaktı”

    İslamiyetin doğduğu topraklarda yaşayan adeta milli kimliği ile bütünleşmiş olan bu dini milyonlarca Arap yanlış bilecek, bizim kıçık kırık yazarımız Bilal doğru. buna da bir smiley atıyorum alınma, bu alışkanlık değil, hakikaten güldürüyorsun insanı🙂

    “5-KUR’AN,ZİNANIN İSPATI İÇİN DÖRT ŞAHİDİN BU-
    LUNDURULMASINI ZORUNLU KILMIŞSA,BUNUN SEBEBİ İNSANLARA İFTİRA YAPIL- MASINI ÖNLEMEK ÇİNDİR. İŞTE HUKUK ÇİĞNENMESİN VE HİÇ KİMSEYE İFTİRADA BULUNULMASIN DİYE KUR’AN, MANTIKLI,ADİL VE MEDENİ HUKUK İLKELERİNİ GETİRMİŞTİR”

    Hayır olayın aslı İfk olayına dayanır. Aişe’nin çölde başka birisiyle zina yaptığı söylentileri dolaşınca, bunun ispatının olanaksız hale gelmesi için Muhammed “Zina için 4 şahit gerekir” demiştir. Sonra bu efsanevi hüküm, diğer ayetlere yayılarak efsaneleşmiştir.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0fk_Olay%C4%B1

    O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır. (Nur: 11)

    …Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leriniz hakkında iyi zan besleyip de, “Bu apaçık bir iftiradır” deseydiniz ya! Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Madem ki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir… (Nur: 12-13)

    Son ayetlerde bahsolunur ilk olarak Dört şahitten görülebileceği gibi. Yani Muhammed bunu bile uçkurunu sağlama alma amacıyla uydurmuştur. Bir smiley daha🙂

    “EN ÜSTÜN,ADİL VE MEDENİ HUKUK KUR’AN HUKUKUDUR.KUR’AN’IN MESAJI,EVRENSEL ADALETİ,DÜNYANIN
    HUZUR VE BARŞINI ŞAĞLAMAYA YÖNELİKTİR. DÜNYANIN HUZUR VE BARIŞINI
    SAĞLAYABİLEN YEGANE KAYNAK KUR’AN’I KERİM’DİR:”

    Tabi canım ne demezsin, İslam kafa kesip, falakaya yatırmayla, Yerin gökten önce yaratıldığını öne sürmeyle çok çağdaş, medeni bir dindir hiç sormayın. Bugün Türkiye dışında kalan Şeriatla yönetilen ülkelerin halini görüyoruz, ne durumda olduklarını. Dinden dönen İrtidat vakalarında uçan kellelerin, zina yapıldığında gövdenin yarısı kuma gömülüp taşlanan kadın ve erkeklerin.. Daha artırılabilir. Kelle uçurma moda oldu şu aralar, eskiden Recm efsaneydi. Şimdi azaldı.

    • Elevation dedi ki:

      İfk olayı ile ilgili düzeltme: 4 şahit vukuatı önceden Nisa suresinde yasalaştırılmış zaten. Bu olaya Muhammed’in verdiği örnek. Ama yine de zina için 4 şahit istenir, ne koşul olursa olsun. Bu da absurttur zaten. Bilal’in üstte kıvırmasının nedeni bundandır.

      • bilal dedi ki:

        Bence komik duruma düşen sizsiniz.! Çünkü defalarca anlattıklarımı anlamamış gibisi- siniz. Mesela: ” Recm edelim o zaman..” diye kullandığınız ifade bunun açık bir göster- gesidir. Sanki ben recm’ı savunuyorum.!!! Ben,zina yapanlara recm uygulansın diyor-
        muyum ? bu olayın kur’an’da ve Yüce Allah’ın gönderdiği hak din olan islamda olmadı-
        ğını ve kur’an’a göre recm uygulayanlar katil olduklarını defalarca söylediğimiz halde
        verceğiniz mantıklı bir cevabınız kalmayınca,” recm edelim o zaman….” diye demeye
        başladınız .Kur’an’da olmayan recm olayını siz kur’an’a zorla sokma çabasındasınız. Sizinle recmi uygulayanlar ararsında hiç bir fark kalmamıştır.Çünkü recm olayını savu-
        nanalar ile sizler aynı çabayı gösteriyorsunuz.Kur’an’da olmayan bu recm olayını
        aynen onlar gibi kur’an’a sokmak istiyorsunuz.En iyisi size de,” recmı savunan ateistler”
        diyelim.Bununla recm olayına meşru zemin oluşturma konumuna düşüyorsunuz.Öbjek-
        tif ve mantıklı olsaydınız bize köstek değil destek olacaktınız! Bu durumunuzla artık siz
        de resmen recmi savunmuş oluyorsunuz ! Ama bilinizki KUR’AN,bu saçma sapan çaba-
        nızı hep boşa çıkaracaktır.!!!!!!!!!!!!!!
        ===============================================================
        İslamın doğduğu toprakta yaşayan…ve…” Birader,Mantıklı düşün ! Müslümanların dini kaynağı araplar mı,kral mı, yoksa Yüce Allah’ın göndrediği KUR’AN’MI ? Kur’an elimiz-
        de iken,krala ve araplara mı bakacağız,! İnandığımız kur’an’da recm olayı var mı ???
        Bize dinimizi öğretecek olan araplar mı??? Kralın islam ve kur’an’la ne alakası var.???
        Yüce Allah’ın gönderdiği Kur’an hukuku Suudi de uygulansaydı,orada ne kral yaşayabi- bilirdi, ne de monarşi rejimi.!!! Sen araplara ve krala değil kur’an’a bak.!!!!!!!!!!!!!!!
        ============================================================
        Bunun yanlış manlışı yok,! KUR’AN NET VE KESİNDİR.BU RECM OLAYI KUR’AN’DA
        YOKTUR: Kur’an’da bu olay net olmasaydı,belki yanlış anlaşılma olabilirdi,ama öyle bir
        şey yoktur,konu net ve kesindir.!!! Bu olayı zorla kur’an’a sokmaya çalışmayın.!!!!!!!!!!!!!!!
        ============================================================
        NİSA-15.ile NUR-4:ayetlerin inişi ” dört şahidin bulundurulması ile ilgili ayetler” İFK ”ola-
        yından önce gerçekleşmiştir.Yani bu ayetler daha önce inip,söz konusu ”İFK” olayıla
        alakası yoktur.Bura da olayları bibirine karıştırmışsınız.Sonradan yapmış olduğunuz
        düzeltme bile maalsef,sizi söz konusu hatadan kurtaramamıştır.!!!
        =============================================================
        ” Tabii canım ne demezsin,islam kafa k…….” diye İfade etmeniz de mesnetsiniz,saçma
        sapan bir ifadedir.İslam bir insanın öldürülmesini,bütün insanların öldürülmesi gibi bü-
        yük bir süç olarak saymaktadır.” Asil,tarih boyunca kelleri uçuran sizin ateistlik zihniye-
        tiniz olmuştur.Eski Rusya’da komünizm devrimi gerçekleşince 20 milyon insanın kellesi
        gitmedi mki ? Çin’de komünizm devrimi (mao dönemi) gerçekleşince on milyonlarca
        insanın kellesi gitmedi mi.??? Buraları yöneten ateizm zihniyeti değil midi ?????????
        =============================================================
        Bizde cumhuriyet kurulduktan sonra, bir kaç jandarma köye gidip,köy meydanında köylüleri falakaya yatırıp süründürmüyorlar mıdı?bir jandarma köye gidince affedersiniz
        zevalı köylülerin sırtına binmiyor mudu.??? Bunu yaptıran sizin ateistlik zihniyeti değil
        midi. ??? Bir karakol komatanı bir general kadar yetkiye sahip değil midi? Kendisine bağlı bulunan bölgeyi adeta demir yumrukla yönetmiyor mudu.??? Her ne kadar buna karşı çıksanız da,sizhniyet yine ateistlik zihniyetidi.Çünkü o zihniyet kur’an’ı yasaklıyor-
        du,o zihniyet camileri yasaklıyordu,o zihniyet,inançları,özgür ifadeleri,dilleri,kültürleri,
        farklı ırkları yasaklıyordu.İşte ateistlik ve faşistlik zihniyeti.!!! Ateistlik zihniyeti ile faşistlik
        zihniyeti arasında hiç fark yoktur,biri ırkları,dilleri ve kültürleri yok ediyor,diğeri de inanç-
        ları ve farklı düşünceleri yok ediyor.!!! Tarih bu tür olaylarla doludur,sağa ve sola hiç
        kıvırmayın.!!! Atestlik zinniyeti,bırakın insanlara inançlarını yaşamaya,insanların kılık
        kıyafetine bile müsaade etmeyen despot,çağdışı ve faşist bir zihniyettir !!! Ateizm zihni- yetinde hala bu desputluk vardır.!!! Ateistlere tam yetki verilirse,onlar gibi düşünmeyen
        inançlı insanlara yaşama hakkını bile tanımayacaklardır.!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
        ========================================================= a)
        KUR’AN şeratiyle (hukuyla ) yönetilen tek bir ülke yoktur.Örnek gösterdiğiniz ülkelerde
        kur’an şeriati (hukuku) değil,onların kültürel şeriatidir.Bu ise islam ve kur’an şeriati değil-
        dir. b) Dinden dönenlerin cezası kur’an’a göre,sadece ahirettedir,dünyevi bir ceza yok-
        tur.Ancak mürted olup,islama karşı silahlanır ve saldırırsa ona ceza vardır.yani inancını
        değiştirdiği için dünyada onun için bir ceza yoktur.Bu konu defalarca kur’an’dan göste-
        rilen ayetlerle daha önce ifade edildiği için,konuyu uzatmaya gerek yoktur.Kuma gö-
        mülme ve recm olayını kur’an’a ve yüce Allah’ın gönderdiği islama mal edemezsiniz,
        varsa kunuyla ilgili ayeti gösteriniz.!!! Niye gösteremiyorsunuz.???
        d ) Kur’an’a göre,yer gökten önce yaratılmış değildir.Hepsi birlikte yaratılmaya başla-
        mıştır.!!! Biz bunu kur’an’ın orjinal metninden anlıyoruz,siz ise,kur’an’a yapılan yanlış
        yorumları kur’an’a mal ediyorsunuz.Kur’an’ı orjinalından öğrenin.Yorumlar insan ürünü-
        dür.Kur’an değildir.Doğru ve isabetli de çıkabilir,yanlış da.!!! Öyleyse Kur’an’ı direk
        KUR’AN’dan öğrenin,ona göre değerlendirin. Kur’an’ın orjinal metni varken,neden orji-
        nal metnine değil,yanlış yorumlara itibar ediyorsunuz.??? Çünkü kur’an doğru anlaşı-
        lırsa,kullandığınız silah kalmayacak.Ne ile saldıracaksınız.??? Gökler,yer ve bütün
        evren birlikte oluştuğuna dair ilgili ayetler defalarca açıklanmıştır.Ama gayeniz gerçek-
        lerle buluşmak değildir,öbjektif davranmıyorsunuz.hep art niyetlisinz.Bu nedenle ger- çekleri kabul etmeniz egonuzla ters düşüyor.Kabullenemezsiniz.? Sizin için,aklın,man-
        tıkın ve gerçeğin önemi yoktur.!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

  16. Elevation dedi ki:

    Ben recmi islamın bir parçası olarak görüyor ve İslamda dahil tüm dinleri ve tanrı düşüncesini reddediyorum. Dolayısıyla. Recmi savunan ateist diye bir şey yoktur. Recmi savunan gerçek müslümanlar vardır, bir de buna -dinlere- karşı çıkan ateistler ile dini kurtarmak için kıvıran senin gibi reformistler vardır.

    Kimse Kurana zorla bir şey sokmuyor. Mevcut Kuranda recm zaten yok. Ama kaybolan bir recm ayeti sözkonusu. Rivayetler ise en büyük kanıtı.

    Yani İslam ülkelerindeki onlarca arap din uleması islamı yanlış bilecek, bir tek blog yorumcusu olan sen ve senin gibi idiotlar mı bunu kavramış olacaklar. Adamların bir bildiği var ki, bu recm ve benzeri şiddete dayalı cezalandırma metodlarını benimsemişler. Dilersen buraya Kelle kesme videoları felan asabilirim. Allahu ekber nidaları eşliğinde. Hemde yakın tarihte gerçekleşmiş.

    Hem sadece Hanbeli Araplardan Suudiler değil, İranlı şiiler ve diğer Arap gruplarda bunları uyguluyor. Türkiye’de sözkonusu değil. Çünkü Türkiye şeriat ülkesi değil, olamazda zaten. Ne laik, ne şeriat, ikisinin arasında uzlaştırıcı bir eklektik anayasası var.

    “Eski Rusya’da komünizm devrimi gerçekleşince 20 milyon insanın kellesi
    gitmedi mki ? Çin’de komünizm devrimi (mao dönemi) gerçekleşince on milyonlarca
    insanın kellesi gitmedi mi.???”

    Bunlar kişi kişi yani belli bir kişiyi tek tek inancından dolayı hedef alan vukuatlar değil. Kitlesel, İç savaş ve Siyasal sebeplerle ortaya çıkmış, karşıt gücün saldırıları (emperyalizm) nedeniyle karşı koyma, karşı-devrimi engelleme politikası neticesiyle gerçekleşen askeri stratejilerdir. Elma ile Armut karşılaştırılmaz. Ben çıkıp Muhammed neden Savaşlarda müşrikleri öldürdü demiyorum. Kuranın çağ dışı ayetlerini gösteriyorum.

    Cumhuriyet döneminde yapılanları git panteye anlat. Onun kadar Kemalizmi savunan kimse yok. Kemalizm modernizmle özdeşleştiği, Finans Kapitalin terör aygıtı haline geldiği için zamanla Faşist bir ideoloji haline gelmiştir. Soykırım ve savaş suçlarının nedeni budur. Komünizm ile bu bir tutulamaz. Tersine taban tabana zıttır bu iki ideoloji. Ayrıca Cumhuriyet dönemi boyunca katliam yapanlar daima Türk-İslam sentezcisi senin gibi idiot faşistler olmuştur. MHP ve Alparslan Türkeş’in itleri, 1970li yıllarda materyalist ve bilimsel sosyalist anlayışa karşı devrimcilere, solculara ve komünistlere yönelik türlü faşist terör eylemlerine girişmiştir. TİT, TÜŞKO, Komando Kampları vb. türevi illegal Ülkü Ocaklarında legal örgütlenen Türkçü ve İslamcı faşist köpeklerin yaptığı katliam olaylarını buraya yazsam sonu gelmez. Sadece başka inançlara değil, diğer islam mezheplerine Alevilere, Çorum K.Maraş ve Sivas olaylarındaki Oteli ve içindeki insanları yakma eylemleride cabası. İBDA-C Hizbullah, Hizb-utahrir gibi ortaçağdan kalma ilkel organizmaların kurduğu dinci örgütlerde bunun enternasyonal yobaz sürümü. Bu Türkiye’de böyle elbette, Dünyada El-Kaide, 9/11 saldırıları, Müslüman Kardeşler ve Hamas gibi terörist gruplara değinmiyorum bile.

    Fussilet Suresinde yer gökten önce yaratılıyor. Başka ayetlerde başka şekilde. Ne demişler, Çok konuşan boş konuşur.

    • bilal dedi ki:

      Biz kur’an’a inanıyoruz,bahsettiğin örgütler bizi ilgilendirmez,herkesten önce onların
      yaptıkları kur’an’a taban tabana zıttır.Ben sana kur’an’ı gösteriyom,sen bana neyi göste-
      riyorsun.??? Kur’an onların yaptıklarına onay veriyor mu ? Kur’an recme onay veriyor
      mu.? Peki kur’an’ın onay vermediği bir durum söz konusu olunca,bunun üzerinden nasıl
      kur’an’a saldırıyorsun ? kur’an da olmayan şeyleri nasıl kur’an’a mal ediyorsun.??? İstedi-
      ğin kadar bu grupları eleştir,ama kur’an’ı değil.Çünkü,hiç bir yanlışa kur’an onay vermez.
      .SSB’de komünizm (ateizm zihniyeti ) hakim iken,buna ittiraz edenlerin kellesi gitmiyor mudu.? Komünist partı dışında başka partılara yaşamı hakkı tanınyor mudu???
      Demir perdeyle yönetilmiyor rmudu.? Muhalefete yaşama hakkı var mıdı.? Bütün bunlar devrim sonrasında olmadı mı ? SSB.dağılıncaya kadar da devam etmedi mi ??? Kema-
      lizm zihniyeti de aynen sizdeki ateizm zihniyetidir.Zihniyet aynıdır.Zihniyetin milliyeti yok- tur.??? SSB.de uygulanan şiddet,baskı ve desputluğun örneğinin de kemalizm zihniyeti
      için adeta ilham kaynağı oldu.!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
      ========================================================
      FUSSİLET suresinde yer gökten önce yaratılmıştır diye tek bir ifade yoktur.Arapçada
      tertibi zaman için ” بعد ” kelimesi gelir.Böyle bir kelime söz konusu ayette yoktur.Oradaki
      ” ثم ” harfı atıf olup,zaman değil,beyan tertibini ifade ediyor.Konuyu daha önce kaynaklar-
      la gösterdim. İsterseniz konuyla ilgili daha önce yazılana bakınız. ! Aynı konuyu tekrar
      etmek istemiyorum.Gayeniz doğrularla buluşmak olmadığından defalarca yazılsa bile yine
      sizde aynı egonun mantıkı devam edecektir.!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
      .

  17. Ate Adam dedi ki:

    Keçiler, vahiy katipleri falan filan boş laflar bunlar. Herşeye kadir Allah, tartışma yaratmayacak biçimde bir kitap neden gönderemedi ? Örneğin 5000 sene önce Mısır’ da taşa kazınmış hiyeroglifler gibi bir şey düşünemedi mi ? Değişmiş, silinmiş, keçiler yemişe kesin çözüm…

    • karaca dedi ki:

      Keçiler, vahiy katipleri falan filan boş laflar bunlar. Herşeye kadir Allah, tartışma yaratmayacak biçimde bir kitap neden gönderemedi ? Örneğin 5000 sene önce Mısır’ da taşa kazınmış hiyeroglifler gibi bir şey düşünemedi mi ? Değişmiş, silinmiş, keçiler yemişe kesin çözüm…
      Ate Adam sizden alıntı,
      Yanına da sizin bahsettiğiniz gibi tarih vermeliydi saati de unutmamalıydı,hatta hangi kalemle yazıldığı nı bile bildirmeliydi şunu da ekleyebilirdik taşamı yoksa kilden tabletlere yazmalıydı,sonra herkesin görebileceği yerde olmalıydı,bunu amerikalı bile görmeliydi hatta hindistanda yaşayan bile görebilmeliydi,demekki aklına gelmemiş mısır da taşa kazınmış hiyeroglifler gibi yazıp insanlara vermek
      aslında sen bunları bile görmüş olsan gözüne kaksalardı inanacağını hiç sanmıyorum
      çünkü sende Yüce yaratıcımızı reddetme isteği var bundan kurtulamazsın
      sizin aklınız olduğu yerde sayıyor daha da yazma gereği duymuyorum,
      ama şunu size tavsiye ederim,bilinizki
      Yüce yaratıcımız bizlere verdiği akıldan mutlaka sorguya çekecektir.sizde dersiniz
      bana taşlara yazılmış sizi anlatan bir hiyeroglif yoktu bundan dolayı ben sizi bilmedim
      o zaman ben sana akıl vermedim mi diyecek aklın konuşacak yüce yaratıcımızın huzurunda evet diyecek yarabbi ben sana inanması için gereken bütün verileri ben gözle kulakla herşeyimle ona verdim ama o bunları görmezden geldi.
      nefsine yenik düştü yarabbi benim suçum yoktur diyecek bakalım allahın gazabından nefsin kurtulabilecekmi
      tıpkı isa peygambere sorduğu gibi
      ne demişti hatırlamıyorsunuz bile ama hatırlatmakta fayda var,
      ey isa insanlara sen mi benim oğlum olduğunu söyledin de insanlar seni benim oğlum olarak andılar der
      isa peygamber ne dedi dersiniz
      yarabbi ben insanların içlerinde bulunduğum zaman zarfında böyle bir şey asla söylemedim ama ben ahiret hayatına kavuştuktan sonra içlerinde değildim bu söylediğini insanlar kendileri uydurmuş bundan ben münezehim der
      şüphesizki ben böyle bir şey demiş olsaydım sen bunu bilirdin der
      allah zaten isanın doğru söylediğini bilir,
      burda amaç Hz isayı allahın oğlu olarak kabul edenlere düşüncelerinin ne kadar yanlış olduğunu ifade etmek içindir.
      siz allahın ayetleri taşa yazılmış ve insan oğluna verilmiş olsa bile inanmazsınız
      ama inanç sahipleri,Allahın varlığına birliğine kesinkes inanırlar asla şüphe ve tereddüt geçirmezler şüphe ve tereddüt gecirenlerin imanlarını tekrar düşünmeleri sorgulamaları gerekir.

  18. yasir dedi ki:

    Kuran belki her şeyden bahsetmiyor lakin Her şeyin özünden bahsettiği kesin,,, düşünen akıl eden, yok mu? acaba…
    Torak-su-(oksijen)-hava-ateş-ışık-Güneş(hidrojen), vsvsvs…
    İlim-ahlak-doğruluk-sapkın inançlardan sakınmak, vsvsvs…….
    Altın-gümüş-bakır-demir-taşlar vsvsvs….

    RAD–17 –O, gökten su indirdi de vâdiler kendi hacimlerince sel olup aktı. Bu sel, üste çıkan bir köpüğü yüklenip götürdü. Süs veya (diğer) eşya yapmak isteyerek ateşte erittikleri şeylerden de buna benzer köpük olur. İşte Allah hak ile bâtıla böyle misal verir. Köpük atılıp gider. İnsanlara fayda veren şeye gelince, o yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle misaller getirir.

    • rammsteinn dedi ki:

      o devirde yaşayan herhangi bir sığır çobanına kalem verseniz o da taş toprak güneş ay demir altın yazardı.


      “…Şüphe yok ki çekinenlere bir kurtuluş ve kutluluk, murada eriş yeri var; bahçeler, üzümler ve memeleri yeni sertleşmiş yaşıt kızlar. Ve dopdolu kadeh. Ne boş bir söz duyarlar orda, ne birbirlerini yalanlama…” (Nebe’ Suresi, ayet 31 -34).(43)

      “…Biz onları, iri (güzel) gözlü hurilerle eşlendireceğiz. (Cennette) onlara, iştahlarının çektiği meyve ve etlerden dilediklerince vereceğiz alabildiğine. Ve onlar orada kadeh tokuşturacaklar. İçinde boş ve günah olmayan biçimiyle… Ve ‘gılman’ (oğlanlar) onlara hizmet sunacak. Sedeflerinde saklı inci gibidirler (oğlanlar)…” (Tür Suresi, ayet 19-20, 22-24).(46)

      “Andolsun ki, ‘Muhammed’e elbette bir insan öğretiyor’ dediklerini biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancıdır, Kur’an ise fasih Arapçadır” (Nahl Suresi, ayet 103).

      burada sanki el-ilah yemin etmese kimse inanmayacak.

      ama en büyük çelişki budur.

      “Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini Islama açar; kimi de saptırmak isterse kalbini iyice daraltır… “ (Enam Suresi, ayet 125.)

  19. kerim kuran dedi ki:

    Oradaki apaçik kitaptan kasit kuran i kerim i anliyorsan yanlisin var cunku apaçik kitap dedigi levhi mahfuz dur .yoksa ayette yas kuru hersey KURAN da bulunur demez.tefsir calis ..

    • CİHAN dedi ki:

      insanoğlu o kadar ayarsız ve plansız bir canlı ki dünya üzerinde sadece var olduğu tarihten beri hep birileri liderler veya peygamberler onların hayatlarına bir düzen tablo oluşturmaya çalışmışlar. Ama hala da bir şey değişmemiş .medeniyetin daha tek dişini yakalayabilmişiz. 32 dişine gelinirse o zaman ne din ne para ne bayrak ne devlet ………..biçok şeye ihtiyaç kalmayacak. tabi o zamana kadar herşey sular altında kalmazsa..onun için sadece güzelce yaşayın cahil kalmayın içinde oldumuz dünya o kadarda ciddiye alınacak bişey değil. maluzları okutun yanlı yapyayın.onları altın bilezik verin.insan olana hiç bişey gerekmez. DİN seçmek bile bir ayrımcılıktır. HOŞÇAKALIN…..

  20. hatice dedi ki:

    bunu yazan kur’an a hiç mi bakmamış beyinsizler düşünebilirmi sence insan kalbiyle mi düşünür beyniyle mi hiç düşünmezmisiniz diye baslayan kac tane ayet var ayrıca kuran bir kanun kitabı o saydıkların senin bilmem kaçbin maddelik anayasanda yok 6666 ayette mi olacak ayrıca ayetler insanın yasayıp yasayabileceği bütğn olayları kapsııyo azıcık akıl yürütenlerde insan olabilmeyi başarabiliyo

  21. Müslim dedi ki:

    Burada her şeyi içeren kitap “Levh-i mahfuz”dur. Kuran’da birkaç kez geçer.
    Bilgisayarda program yazarken, bir oyun tasarlarken her şeyin kodunu yazmış olmaya benzetebiliriz. Ya da bir filmin içindeki her şeyin yazıldığı kapsamlı bir senaryo.
    Alemdeki her şey, yere düşen yaprak, esen rüzgar, yerin derinliklerine giren, göğe yükselen her şeyin yazılı olduğu bir kitaptır bu.
    ve Allah bunların tek bir tanesinden bile habersiz değildir. O her şeyi işiten, gören, bilen, her şeyden hakkıyla haberdar olandır. Hiçbir şey ona gizli kalmaz.

  22. hülya dedi ki:

    63 maddelik kuran da olmayanlar listesine bakan her kişi cahiliyeti hemen anlar. İnsan bile bitkileri sayarken herbirini tek tek mi sayıyor yoksa bir grup altında mı topluyor. Ayrıca kuran sağlık için zeytin bal gibi birçok maddelerden bahsetmiş. bu şahıslar hiç açıp da kuran’ı okumadan oraya efendimizin yaşıyla maddeler koymuş ve dalga geçmiştir. Sinirlenmek o kişiye kahkaha attırmaktır. Zaten bu kişide akıl olsa der ki: madem allah yok ve herşeyi doğa yarattı “ÖYLEYSE ŞİMDİ NİYE YARATMIYOR.” HADİ İLK İNSAN GİBİ ŞİMDİDE İNSANLAR KENDİ KENDİNE OLUŞSUN. NEDEN ZATEN YARATILMIŞIN HARİCİNDE YENİ BİRŞEY YOKTAN VAROLMUYOR.İNSAN YARATILMIŞ ŞEYLERDEN YENİ BİR TÜR YARATMAYA KALKTIĞINDA NE OLUYOR. GENLERİ BOZUK VE SAĞLIĞA ZARAR VERİYOR DEĞİLMİ? DOĞA DA YENİ BİRŞEY YARATAMADIĞI GİBİ İNSAN YAPISI OLAN CANLI VE BİTKİLERE MÜDAHALE İLE OLUŞTURULAN YENİ TÜRLER DE DOĞAYA AYKIRI Kİ BOZUKLUKLAR YAPIYOR.
    YAZIK Kİ İNSANA KURANDA BAHSEDİLDİĞİ GİBİ “OKU” EMRİNİ BİLE UYGULAMAZ VE “HİÇ AKIL ALMAZ”.

  23. sami dedi ki:

    Yukarıda arkadaşın biri insanların sevgilisi Miraca çıkmışta cehennemin 7 kat olduğunu görmüş diye yazıyor.Herşeyi görmüşte birtek dünyanın yuvarlak olduğunu görmemiş.

  24. Cenk dedi ki:

    kuranda olmayan asıl madde tanrı! biride demiş ki “kuran öyle yazılmaz böyle yazılı” vah vah! ne yapacaksın nasıl yazıldığı? kuran işte, her şey bitti yazılması mı kaldı?

    O kadar yazılmış çizilmiş, kurana yazacak bir şeyde kalmamış, kuran birde kendine özel bir tanrı oluşturmuş dikkat ettiniz mi? özel değişik bir şey yani o kadar değişik ki resmen yokum ben diyor, ulaşmam mümkün değil! “olmamışş, yapılmamışşş hööööö”… o kadar belirsiz ki yok resmen kuran bunları yazıyor.

    kuran çok basit bir kitap ilk ayetinden belli. Yalvarmalar yakarmalar! kopuk cümleler, çocukça ifadeler, ateşte yakma cızbız, tanrı birde savaşları yazdırmış. tanrı onu dedi, tanrı bunu dedi. kadın önemli, bol bol al filan? kadınlarla nasıl yatılır filan! ne bu erkek yaşam kitabımı? herif kızartma tarifi veriyor bizimkiler insanı yakma ile karıştırmış… sos nerede? tarifi eksik almışsın birde ahkam kesiyorsun. komedi skeci gibi.

    Bırakın şimdi bu işleri geçekçi olun biraz. nereden geldiği belli olmayan bir tanrı yukarıda bir yaşam kurmuş, sonra birine kızmış hepimizi buraya atmış sonrada sınava tabi tutmuş; yakarım sizi diyen korkak bir varlıktan mı bahsediyorsunuz? korkmasa karşımıza çıkar hani 10000 yıldır yüzünü görmedik!

    Sümer kavmini yaratan, 3-4 tane canlının dünya üzerindeki hakimiyetinden kalan, önemli bilgiler ne hallere çevrilmiş. tevratta ve incilde ciddi bilgiler var sümerlerin kayıtlarını çok iyi destekliyor.

    Tüm kitaplar sümerlerden insanlığa kalan, yazılı bilgiler ile doludur.

    tanrı gönderdi diye kitaplarda yazan bütün hikayeler milim milim sümer kayıtlarının orjinallerinde mevcut, tabi bu zamana gelene kadar bu bilgiler bayağı çorba edilmiş.

    Ordan burdan sayı ilizyonları ile kandırma mucizeler çıkaracağınıza, bu hafta loto sonucunu verinde insanlar desin ki kuran bir şey verdi bir işe yarasın.

  25. Ahmet dedi ki:

    Uydurun yalanları uydurun zor geldi dimi namaz kılmak oruç tutmak hacca gitmek. Siz anca kendinizi kandirin ama hepinizin icinde bi korku var acaba cidden varmıdır diye. Ama bilmiyosunuzki bu kadar galaksi bu evren hicbir amac ugruna var olmadi dimi bu duzen güneş sisteminin kusursuzca calismasi filen zaten kendiliginden oldu insan bi atomdan oluştu sans eseri yani dimi bak bak görürsün oyle siz mal gibi inanin yabanci ülkelerin sozlerine kandirin kendinizi ama unutmayin ki ileride it gibi yalvaricaksiniz ve cok pisman olucaksiniz ama is isten geçmiş olucak

  26. toro dedi ki:

    Sayın Ahmet,

    ”Uydurun yalanları uydurun” diyorsunuz! Afedersiniz ama, kim neyi uyduruyor anlamamıza yardım etmelisiniz! ”Tanrı benimle konuşuyor ve bana, size iletmemi istediği sözleri veriyor” dediği iddia edilen bir kişiyi hiç görmemiş hatta onun yaşadığı söylenen tarihe 1400 yıl uzaklıkta konumlanmış olan siz mi karar veriyorsunuz neyin ”yalan” olduğuna?

    Öte yandan madem siz inandığınız için, inancınız hakkında söylenen ve sizin katılmadığınız her söz ”yalan”! Yani söylenenler siz öyle söylediğinz için otomatikman ”yalan” oluyor! Yani siz bir şeye ”yalan” derseniz o ”yalan” dır! Bu durumda aynı şekilde size ”yalan” söylüyorsun diyen birine karşı kendinizi nasıl savunacaksınız?

    Öyle ya, eğer gerçeklik her bireyin ikrarına bağlı olacaksa bu durumda her birey iddiasında haklı olacaktır! Bu durumda hem siz hemde eleştirdikleriniz iddialarında haklı olmalıdır!

    Yani siz, size söylenenlere ya da üzerinize alındığınız sözlere ”yalan” diyerek aslında o sözleri doğrulamış oldunuz! Çünkü benim kişisel ikrarım ya da insanların ikrarları ifa edildikleri anda doğru kabul edilmelidir şeklinde bir içtihat yarattınız!

    Ne yaparsınız işte, insanın dili belası!

    Geçmiş olsun!

  27. karaca dedi ki:

    İlginç düşünce şekli tanrı yada allah yok demek bunu herkes iddia edemez,edebilmesi için elinde kesin kanıtları olmalı,kanıtlarının sonucunda bir yargıya varmalı iddia ettiği kesin olmalı kesin olanada herkes inanmalı, bilmeli,tanrı yada allahın olmadığına dair söylemde kalmamalı,iddiasının geçerli olabilmesi için hiç bir şeyin maddi manevi olmaması, gerekmezmi,o zaman dersinki ateistler allaha inanmayanlar doğru söylüyor, yaratıcı yoktur olsaydı maddi ve manevi her şey olurdu dersin
    ateistlerin ve inanmayanların iddiaları güme gitmezdi. gerçeği iddia ederlerdi.

    Sadece kendi düşünce tarzına göre allah yada tanrı yoktur diyor,ama emin değil şüphe ve tereddüt içerisinde kendi kendine ya varsa ve bu alemleri yarattıysa diyor,o zaman hata etmiş olurum diyor ilginç aymazlığın ta kendisi,gözlerini açıp yeryüzüne şöyle bir baktığında işi çözemiyor ardındaki gücü anlıyamıyor göremiyor,ilginçki ilginç,
    tanrı yada allah inancını insanlar kendileri uydurmuş kendileri yaratmış kendileri inanmış diyor
    hiç insanların uydurduğu bir şeye inanılırmı diyor,tam olarak kendisi de bilmiyor varmı yokmu
    varlığından emin değil,kendi kendine ya varsa diyor,yokluğundan da tam emin değil ya yoksa diyor,her ikisini de kabul etmekte sıkıntı çekiyor,boşu boşuna iddiada bulunuyor
    akarsuda tersine kürek çekmek gibi, olduğu yerde sayıyor,
    ezel ve ebedi bilmiyor başı ve sonu olmayanı,zamanı kendi yaşıyla sınırlandırmış,merkezi kendisi sanıyor,kabuğunu kıramıyor dışarı çıkamıyor,canlıların bir ömürleri olduğunu tam olarak kavrıyamıyor,kimisine doğduktan sonra var olduktan sonra bir saat ömür tanınmış kimisine de uzun ömür tanınmış bunu anlıyamıyor bunu yapanı görmezden geliyor,

    yukardaki pasajlar kuranda yoktur bunları yazmamıştır diye kendine eğlence bulmuş onunla mutlu oluyor tanrı yada allah olsaydı kuranda kendisinden indirilmiş olsaydı mutlaka yukardakilerde olurdu diyor,boşuna nefes tüketiyor,
    sınırlı gücü ile sınırsız olanı anladığını sanıyor,bu alemi kulaklarıyla gözleriyle elleriyle,beş duyu organı ile anlayacağını kavrayacağını sanıyor tek derdi bu anlamak,sonsuz bilgiyi sınırlı olan kendisinin anlayacağını sanıyor ilginç ki ilginç,
    her şeyi bilebileceğini zandediyor tıpkı iğnenin deliğinden bakıpta duyupta görüpte,alemleri anladığını bildiğini ispat ettiğini iddia etmek gibi, iğnenin deliğinden ne görebilirse ne duyabilirse
    alemleri gördüğü şeyler zandediyor,
    bilmiyorki rahmet üzere yaratıldığını,değer kıymet verildiğini,

    hep iddiada kalıyor ispatlayamıyor tıpkı inanların allah vardır tektir birdir ondan başka ilah yoktur biz yalnızca ona inanır ondan yardım dileriz deyip görmedikleri allaha inanmalarına benziyor,
    garip bir durum,
    aklının kendisini kandırması,kendisine hoş geliyor,
    insan olarak yaratıldığına şükretmiyor,belli de değil belki de şükrediyor,

    yaratmaya gücü yetene hamdolsun,yaratmaya devam edene hamd olsun,yarattığı şeyleri halden hale sokana hamdolsun,yarattıklarının rızkını temin edene hamdolsun,yarattıklarını en güzel şekilde yaratana hamd olsun,
    allah yarattıklarının iftiralarından,uzaktır o gerçek ve var olandır,
    onun varlığı her şeyi kaplamıştır,HAMD ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAHA MAHSUSTUR.
    Başkasına hamd etmek insana yakışmaz.

    • rammsteinn dedi ki:

      karaca
      yazdıklarınıza bakıyorum da düşünce tarzı olarak aramızda uçurumlar olduğunu görüyorum.
      inanmayan birisi kanıtlasın diyorsunuz;
      peki siz bana zeusun olmadığını kanıtlayabilir misiniz? yada dünyada inanılan binlerce tanrının yokluğunu ispat edebilirmisiniz?
      ya da “kafamın üstünde görünmez bir ejderha var” desem bunun olmadığını ispatlayabilir misiniz?
      inanmayanlar emin değil diyorsunuz;
      ben emin olmasam sonsuza kadar yanma riskini göze alabilir miyim? kuşkucu olsam inanmaya devam ederim eksik gedik ibadetlerle ölsem bile içimden derim ki “nasıl olsa cezamı çektikten sonra cennette memeleri yeni çıkmış 72 huriyle günümü gün ederim” diye düşünürüm.
      peki nasıl oluyorda emin olabiliyorum.
      ben diyorum ki “eğer bir yaratıcı olsaydı seçtiği ve gönderdiği peygamberin cinsel hayatını düzenlemek yerine ilk olarak köleliği yasaklardı”
      köleliği hiçbir din yasaklamadı. tıpkı allahında yasaklamadığı gibi.
      her müslümanın yaptığı gibi islamın köleliği yasakladığını savunmaya kalkmayın çünkü inanın çok komik duruma düşüyorsunuz. tıpkı “peygamberimiz ayı yardı” gibi. veya “peygamberimiz bir katırla gökyüzünde allah ile buluştu namaz pazarlığı yaptı” gibi.

      ben kuranda kuantum mekaniğini aramıyorum veya atomaltı parçaçıklarını.
      benim istediğim kuranda insancıl emirler.
      bir tanrı eğer
      “bana inanmayanlarla savaşın”
      “savaş sonrası köleleri satın cariyelerle istediğiniz kadarıyla cima edin”
      “peygamber istediği kadınla istediği gece birlikte olabilir. herşey ona zorluk olmaması için”
      “o güneşin battığı yere varınca güneşi çamura batmış olarak buldu”
      diyorsa bu tanrıya nasıl inanabilirim?
      bir tanrı olabilir. ama o tanrı sizin inandığınız allah değil. zerre kadar şüphe duysam allaha inanırdım. hayatımın büyük bölümünü bende sizin gibi inanarak geçirdim. namaz kıldım oruç tuttum. ama bu yaptıklarımı putperestlerinde yaptığını görünce hayal kırıklığına uğradım açtım kuranı okudum. baktım ki ibadetlere harcadığım zamanımı kaybetmişim. dinin insanlığa hiçbir faydası yok. aksine zararı var. bknz:terör.

      • bir kul dedi ki:

      • Bi Yabancı dedi ki:

        Sayın Bir Kul :

        İslam’ın ana vatanı Orta Doğu bataklığını terk etmek zorunda kalıp, Avrupa sınırlarına göçmüş, yerleştikleri yerde özgürlüğe ve çok kültürlülüğe önem vermiş, filozof yetiştirmiş, bilimle uğraşmış Müslümanların tarihi devletini kendinize referans almanız çok hoş olmuş.

        Sevgili dindarlar, Endülüs devleti üzerinden mastürbasyon yapmayı bırakın, anlamıyor musunuz, İslamla yaşadıkları için değil, İslam kültüründen uzak kaldıkları için, batı kültürüyle etkileşime girdiği için bu devlet, bu kadar gelişti. Buna mukabil; Müslüman bilim adamları, filozoflar Müslüman oldukları için değil, Müslüman olmalarına rağmen dehaları sayesinde tarihte yer alabildiler. (Kim bilir beli de farklı bir kimlik ve dinde dünyaya gelseydiler, daha fazla ses getireceklerdi.)
        Bakın aynı şekilde, Osmanlıcılık mastürbasyonu da yapıyorsunuz, yine beyhude bir uğraş peşindesiniz, Türkler sadece Müslüman olduklarında değil, önceden de büyük devlet kurup, yıkıyorlardı,İslam onlar için sadece bir motif.

        Velev ki tarihte Müslüman kimlikleriyle gerçekten çağın ilerisinde işler yapmış insanların oluşturduğu bir İslam devleti olsun ne çıkar ? Tarihe büyüteçle bakıyorsunuz ve ancak o şekilde lehinize bir şeyler bulabiliyorsunuz yazık çok yazık!!!

      • karaca dedi ki:

        yine ilginç bir cevab vermissin

        o zaman şöyle yapalım,mademki allah yaratıcı yok,yok olan bir şeyde herhangi bir şey var edemez mademki böyle bir güç yok,o zaman işimiz kolay,
        olup olmadığının ispatı çok kolay nasılmı
        şimdi hepimizin bildiği buğdaydan örnek verelim,
        buğdayın var oluş sebebi, aniden yok oldu gitti,buğday bundan sonra var mıdır yok mudur.var olabilir tekrar diyorsan bunu hangi güç sağlayabilir.varmı böyle bildiğin güç
        buğdayın var oluş sebebi tamamen ortadan kalktığına göre,buğday denilen bilinmeyen nesne kendi kendine tekrar var olabilirmi,bence sebeb ortadan kalktığı için buğday denilen nesne tekrar vucud bulması imkansızdır. bileşenleri için gerekli olan sebeb ortadan kalmıştır ve buğday yoktur.
        bu tarihten itibaren buğday anılarda kalmış zamanla da unutulacaktır.
        burada neyi görüyoruz buğdayın bir var olma sebebi bir nedeni varki var olabiliyor
        diğer bütün nesneler için de geçerlidir her birisinin var oluş nedeni sebebi vardır
        bunları biz tam olarak bilemiyoruz. ancak var oluş sebebinden dolayı var olmuş olan buğdayı yiyerek tüketiyoruz,demekki sebeb ihtiyaç hasıl olduğu için var edilmiş,
        gördüğün veya göreceğin her madde bitki hayvan,bütün varlıklar arkalarına baktığınızda mutlaka bir var oluş sebebleri vardır sebebsiz yere yaratılmaları mümkün değil,
        zaten sebeb neden hikmet dediğimiz olay yoksa var olan bir şey de yoktur.
        anlıyoruz ki herşey bir sebebten veya birkaç sebebten nedenden dolayı yaratılmıştır.
        o halde insanın da bir yaratılış bir var oluş sebebi olmalı öyleya herşeyin var olma sebebi var insanın da olmalı,sebebsiz nedensiz insan var olamazki
        mademki bu sebebi biz kendimiz yapamıyoruz yapamadığımıza göre var edemiyoruz buna gücümüz yetmiyor,o halde yine başa dönüyoruz insan bir veya birkaç sebeble yaratılmıştır
        sebeblerinde bir amacı olduğu muhakkak,
        insandaki bu amaç ne olabilir,iyi güzel sebebler istediği için her türlü donanımla yaratılıyorsun bunun bir amacı olmalı,hemde akıl dediğimiz güçle donatılmışız,
        aslında yaratan yüce rabbimiz insanın yaratılışındaki sebebleri tek tek kaldırmış olsa
        insan diye bir şey kalmaz,
        insanın yaratılışındaki sebeb,amaç yaratıcısı tarafından şunlar şeklinde sıralanabilir tabiki bu benim görüşüm,
        1-kendisini bir yaratan gücün olduğunun idrakine varması
        2-ondan başka yaratmaya gücü yetenin olmadığının bilincine varması
        3-böyle bir güce azami ölçüde sadakatla bağlanması gerektiği bilincine varması
        4-yeryüzüne sevgiyi,yaratması gerektiğinin bilincine varması
        5-yeryüzünü imar etmesi gerektiği bilincine
        6-var oluş sebeblerinin neler olduğunu bilmesine en azından anlamaya çalışması gerekmezmi
        7-yine böyle bir bilinç verilmiş,bilgileri hafızasında tutabilen insanın neler yaptığının sorgulanabileceği bilincine varması gerekmezmi,
        8-kurandaki bütün ayetler süreler insana bu bilincin bu sebebin öğretilmesi için değilmi

      • toro dedi ki:

        Sayın karaca,

        Bana öyle bir varlık söyleyin ki, kendi kendini YARATMIŞ olsun! Sonra o varlık, kendi kendini YARATAMAYAN bütün varlıkların tanrısı olsun!

        Ayrıca buğday hikayenizde hoşuma gitti! Bu hikayeyi izninizle Zeus’a uyarlamak isterim.

        Hani bir zamanların en kudretli tanrısı olarak milyonlarca inanırı olan ve dünyanın en kudretli imparatorluklarının (neredeyse bilinen eski dünyanın tamamını, Zeus’a inanların imparatorluğu yönetiyordu) sırtını dayayıp gittikleri her yere tapınaklarını yaptığı, sonra yavaş yavaş hayallerde kalan! Peki bu tanrı hangi NEDEN dahilinde GERÇEKTEN ya da insanların zihninde HAYALEN var edilmiş? Çünkü sizin ”nedensiz yaratılamama” öngörünüze göre, bu dünyadan Zeus geçmesinin bir nedeni olmalı!

        Son soru, bir insanın Zeus adında bir tanrıya inanarak ona tapması, her yere tapınağını yapması ve onun kurallarına(!) göre yaşamaya çalışması ile,
        başka bir insanın başka bir tanrıya tapması, her yere tapınağını yapması ve onun kurallarına(!) göre yaşamaya çalışması arasında ne fark var?

        Mantık olarak hangisinin tanrısı ya da inancı diğerinin tanrısı ya da inancından üstün?

      • Bi Yabancı dedi ki:

        Sayın Toro

        “özgür iraden nerede?” diye sordu ihtiyar. “beyninin bir parçası mı, yoksa bedeninin dışından kaynaklanıp bir şekilde davranışlarını mı kontrol ediyor?”
        “birkaç dakika önce bu sorunun yanıtını bildiğimi söylerdim. fakat siz bazı varsayımlarımdan şüphe etmeme sebep oluyorsunuz. ”
        “şüphe etmek iyidir,” dedi. “fakat söyle bana, özgür iradenin nereden geldiğini düşünüyorsun? ”
        “beynimden geldiğini söyleyeceğim. yani beynimin bir işlevi olduğunu. daha iyi bir yanıtım yok.”
        “beynin bazı açılardan bir makine gibi öyle değil mi? ” diye sordu.
        bu hileli bir soru gibi göründü, bu yüzden biraz kıpırdandım. “beyin tam olarak bir makine gibi değil.”
        “beyin, hepsi de fizik yasalarına uyan hücrelerden, sinir hücrelerinden, kimyasallardan, geçiş yollarından ve elektriksel aktiviteden oluşur. beyninin bir parçası, belirli bir şekilde uyarıldığında, dilediğince tepki verebilir miydi? yoksa her zaman belirli bir şekilde mi tepki verirdi? ”
        “bunu test etmenin bir yolu yok. kimse bilemez.”
        “yani sadece test edilmiş şeyleri bilebileceğimize mi inanıyorsun?” diye sordu.
        “öyle demiyorum.”
        “o zaman bir şey söylemiyorsun, değil mi?”
        sanki öyleydi.
        “peki, özgür irade nerededir?” diye sordu yeniden.
        “ruhu kapsıyor olmalı.” daha iyi bir yanıtım yoktu.
        “ruh mu? peki ruh nerededir?”
        “hiçbir yerde değildir. sadece vardır.”
        “yani sana göre ruh, doğada fiziksel bir biçimde değil” dedi.
        “sanırım hayır. aksi takdirde biri büyük olasılıkla fiziksel kanıtını bulurdu ,” dedim.
        “yani fiziksel olmayan ruhun, fiziksel olan beyni etkilediğine mi inanıyorsun? ”
        “hiç bu şekilde düşünmemiştim fakat sanırım inandığım bu.”
        “ruhun, araba veya saat gibi diğer fiziksel şeyleri de etkilediğine inanıyor musun? ”
        “hayır, bence ruh sadece beyni etkiliyor. ” altından kalkamayacağım bir iddiada bulunmuştum.
        “ruhun diğer insanların beyinlerini de etkiliyor mu, ya da hangi beynin sana ait olduğunu biliyor mu?”
        “ruhum, hangi beynin bana ait olduğunu biliyor olmalı, aksi takdirde diğer ruhlar tarafından etkilenirdim ve özgür iradem olmazdı.”
        durdu. “sana göre, ruhun beyninle, beynin olmayan diğer her şey arasındaki farkı biliyor. ve bu konuda hiç yanılmıyor. bu, ruhunun tıpkı bir makine gibi, bir yapıya ve kurallara sahip olduğu anlamına gelir.”
        “böyle olmalı,” diye onayladım.
        “eğer ruh özgür iradenin kaynağıysa, o zaman alternatifleri tartmalı ve kararlar vermeli.”
        “bu onun işi.”
        “fakat bu beynin yaptığı şey. beynin yapabildiği işi yapması için neden ruha ihtiyaç duyasın?”
        “belki ruhun özgür iradesi var ve beynin yok.” dedim. “ya da ruh beynin özgür iradeye sahip olmasını sağlıyor. veya ruh beyinden daha zeki ya da daha ahlaklı. bilmiyorum.” mümkün olan her noktaya değinmeye çalıştım.
        “ruhun hareketleri kurallar tarafından kontrol edilmiyorsa, bu ruhun rastgele hareket ettiğini gösterir. diğer tarafta, ruhun kurallar tarafından yönetiliyorsa ve karşılığında da seni yönetiyorsa, o zaman özgür iraden yok. programlanmışsın. bunun bir arası yok; hayatın ya tesadüfi ya da önceden belirlenmiş. hangisi?”
        hayatım üzerinde hiçbir kontrolüm olmadığına inanmaya hazır değildim. “belki tanrı ruhumu yönetiyor,” dedim.
        “eğer tanrı ruhunu, ruhun da beynini yönetiyorsa, sen tanrı’nın kuklasından daha fazlası değilsin. bu durumda da özgür iraden varmış sayılmaz, değil mi? ”
        tekrar denedim. “belki tanrı ruhumu bir şekilde belirli bir yöne doğru yönlendiriyor fakat hangi adımları atacağımı düşünmek bana kalmış.”
        “sanki tanrı sana bir tür zeka testi vermiş gibi konuşuyorsun. doğru seçimler yaparsan, ruhuna iyi şeyler olur. demek istediğin bu mu?”
        “mesele zeka değil, ahlak” dedim.
        “ahlak? ”
        “evet ahlak. ” ne olduğunu bilmesem de iyi bir noktaya değindiğimi hissettim.
        “ahlaki kararlar verirken beynin de işin içinde mi, yoksa bu kararlar bedeninin dışında başka bir yerden mi geliyor? ” diye sordu.
        sızlandım.

        Bir kitaptan alınmış yukarıdaki diyaloğa katkıda bulunmak ister misiniz Sayın Toro ?

      • toro dedi ki:

        Sayın Bi Yabancı,

        Alıntıladığınız metinde geçen diyalog, insanoğlunun ne kadar komik (acımasızlığı bir yana) bir varlık olduğunu da gösterir.

        Öncelikle ”ruh” diye bahsedilen kavram, insanın kendi vücudunu yöneten ve sonradan ”beyin” adını vereceği bir organının olduğunu bilmediği zamanlarda icat edilmiştir. Burada amaç kendisine dair bir soruya cevap verebilmektir. Aynen, beyin ve işlevlerinden habersiz yaşadığı o dönemler boyunca sırf en çok onun varlığını hissediyor diye ”kalbini” vücudunu ve tüm hareketlerini yöneten ana organ sanması gibi!

        Yani biz şuan bir boşluğu doldursun ya da bir soruya cevap olabilsin diye icad edilmiş ve bilimsel temeli olmayan bir kavramı, test edilmiş, işlevi kısmen anlaşılmış bir organın (beyin) durumuyla mukayese ediyoruz!

        Yani kalbi yönetici sanıp bütün algılarımıza bu şekilde yerleştirdikten sonra aslında beynin ana organ olduğunu kabullenmekte zorlanmamıza benzeyen durum burada da karşımıza çıkıyor!

        Bana göre ruh, insanların kendilerini belli bir dönemden sonra oluşturdukları kalıp neticesinde bir yaratıcı hayaline bağlamalarının ve o yaratıcının kendilerine dokunuşunu tasvir etmeye çalışmalarının sonucu ortaya çıkmış bir kavramdır! Ruh kavramını bütün lügatlardan çıkarın, insanı bir yaratıcıya bağlayamazsınız! Çünkü o inanılan tanrıların insanlara dokunduğu (ruh vererek) düşüncesini ortadan kaldırmış olursunuz! Bu nedenle ruh insanın kendini bir yaratıcıya bağlamak için icad ettiği bir kavramdır!

        Beyin ise doğumundan ölümüne kadar topladığı verileri karşılaştığı her durum için seçenekler üretmek için kullanır. Bir zaman sonra sürekli karşılaşılan durum için kullanılan seçenek sabitlenir ve adına alışkanlık dediğimiz tavırlara dönüşür! Yani ezberlenmiş eylem haline gelir. Aslında siz üzerine düşünmüyorsunuzdur, beyin sizin hayat çizginizde karşılaştığınız durumlara göre oluşan tavrınıza (uzmanlıklarınız, zevkleriniz, tepkileriniz, hayat görüşünüz) uygun seçenekleri otomatik olarak eyleme dönüştürmeye başlamıştır! Mesela benim kalemimden çıkan bu satırlar benim yaşam çizgim boyunca yürüdüğüm ya da yürümek zorunda kaldığım (nerede, nasıl ve hangi şartların içine doğacağıma karar veremediğim için) yolda edindiğim deneyimlerin sonucu beynimde oluşan tavrın bir yansıması! Aslında ben bunları düşünmüyorum, sadece ortaya çıkan duruma kendi tavrıyla tepki vermeye çalışan beynimin hareketine şahit oluyorsunuz!

        Şimdi izninizle olaya başka bir açıdan bakalım!

        Diyelim ki, dünyada sadece aşağıda sayacağım canlılar yaşıyor olsun;

        Aslan, köpek, at, serçe, arı, fare, maymun, yunus balığı.

        Bunları zekalarına (tabi ki zeka kavramı varlıkların size göre durumlarının tahmini bir yansıması olacaktır) göre sıraya koymanızı isteseydim, sıralayabilirmiydiniz ya da sıralamakta zorlanırmıydınız?

        Bakın şimdi yukarıdaki canlı sayısını arttırmak istiyorum;

        Aslan, köpek, at, serçe, arı, fare, maymun, yunus balığı, insan.

        ?

      • Bi Yabancı dedi ki:

        Sayın Toro :

        ”Aslan, köpek, at, serçe, arı, fare, maymun, yunus balığı insan” şeklinde rast gele sıraladığınız canlıları en zekiden başlayarak sıralamak benim için hiç kolay değil.
        Zeka hayatta kalabilmeyi becerebilme yeteneğinin değişik biçimlerde ortaya çıkışıdır.Bu soruyu bana sorarken neyi hedeflediniz bilmiyorum ama yazacaklarım sizi şaşırtmayacak ya da konuyla ilgili herhangi bir noktaya sizin itiraz edeceğiniz(!) bir şekilde parmak basmayacağımı düşünüyorum.
        Bir canlı kendi çerçevesinde ihtiyaç duyduğu ve gereksinim hissettiği kadar gelişir.Kendi ortamına en iyi uyumu sağladığı an bu uyumla birlikte mutlu mesut yaşamaya devam eder.Zekası kendi uyum sağladığı ortamın tüm gereksinimini karşılıyorsa o yaratık kendi ortamının en zeki yaratığıdır. Avlanır, beslenir, ürer, saklanır. Bir solucan bile kendi ortamı içinde ele alındığında son derece zekice davranır.Eğer yaşayabiliyorsa, beslenebiliyorsa, üreyebiliyorsa, kımıl kımıl dolaşabiliyorsa kendi ortamını tahlil etmiş, çözmüş demektir, ondan iyisi yoktur. Biz bir solucandan alet kullanmasını mı bekleyeceğiz ona zeki demek için?
        Ancak bahsini ettiğiniz türleri su dolu kocaman bir akvaryuma yalın halde bırakalım.Sizce yunus balığı dışında hangi canlı hayatta kalmayı başarabilirdi? Günün birinde bir su birikintisinde boğulabileceği ihtimaline karşı yüzmeyi öğrenebilecek şekilde evrilen insana neden fareden daha zekidir demeyelim ? Tamam bir marifet olmasa da daha zekidir (!)
        Farklı açıyı görebildim fakat bu açıdan size yönelik alıntıladığım yazıdaki konuya nasıl temas ettiğimizi anlayamadım. Konu özgür iradeydi.

        _……Aslında ben bunları düşünmüyorum, sadece ortaya çıkan duruma kendi tavrıyla tepki vermeye çalışan beynimin hareketine şahit oluyorsunuz! Sizden Alıntı!!!!

        Yoksa siz evrene hakim olan fizik yasalarından bağımsız hareket edemediğinizi mi düşünüyorsunuz ?Öncelikle basit bir örnekle başlayalım. Obsesif kompülsif bozukluktan muzdarip bir insanı yaptığı saçma hareketlerden dolayı sorumlu tutmayız.Çünkü bu hareketler beynin bir bölgesindeki dejenerasyonun sonucu olarak karşımıza çıkar. Davranışları yüzde yüz bilinçli de olsa özgür bir seçim sonucu oluştuğunu söylememiz mümkün değil.Zira biliyoruz ki bu hastalar aşırı davranışlarından kurtulmak isterler.
        Psikolojik olarak sağlıklı bir insanda da durum çok farklı değil aslında.Burada yazı yazarken aniden acıkıyorum ve midemin beynime ilettiği bilgi yüzünden yazıyı yarıda kesip buz dolabından bir elma almaya gidiyorum.Midemin beynime ilettiği bilgiden benim elmayı ısırmama kadar geçen süredeki bütün davranışlarım bir nedensellik içinde akıyor.
        Burada klasik bir yaklaşıma değinmeden geçmeyelim.”İstesem başka türlü de yapabilirdim” öyleyse seçimim ve iradem özgürdür. ”İstesem başka türlü yapabilirdim” aslında “şartlar değişik olsaydı başka türlü yapabilirdim” demektir.Ve “başka türlü yapabilirdim” olgusunu test etmek ile davranışın istemli olup olmadığını test etmek birbirinin aynı. Bu yüzden bu iki argümanı birbirine destek amacıyla kullanmak bizi kısır döngüden başka bir yere götürmüyor.
        Tabi bilim ne diyor derseniz, çok ilginç şeyler söylüyor derim.Yapılan bazı deneylerde denek insanların basit eylemlerin kararlarını almadan mili saniyeler önce beyinlerindeki bazı nöronların ateşlendiği kanıtlandı.Ama bu sefer de Kuantum Belirsizliği ortaya çıktı. Hipoteze göre, “istemli” olarak verdiğimiz kararlarda bilinç altı kararı oluşturmadan mili saniyeler önce nedensellik zincirinin kırıldığı bir nokta var ve bu noktada bilinç altının nedensellikten bağımsız karar oluşturmasına neden olan bir durum var.Peki bu kırılma hangi koşullar altında gerçekleşiyor?Her sabah Çaya iki şeker atarken gerçekleşmiyor da, alacağımız berenin rengini seçerken mi gerçekleşiyor?Ve bu nedenselliği kıran durumun bizim isteklerimiz, beğenilerimiz, inançlarımızla olan bağlantısı nasıl kuruluyor?

        Sanırım şüphe etmeyi bir an bile bırakmamak gerekiyor! Hatta size bir itirafta bulunayım mı ? Belki şaşıracaksınız ama bazen Tanrının insanlarla iletişim kurduğu ihtimalini gündeme getirebiliyorum.

        Eşcinsellere saygı duyun diyen insanların Pedofililere ya da Nekrofililere neden saygı duymayıp en ağır yaptırımlarla cezalandırılmalarını istemelerinin mantığını açıklayın. Ortalık iyice karıştı herkes alaca danayı arıyor fakat sürü gitmiş kimsenin haberi yok tamam alaca danayı bulalım bulalım da sürü gitmiş alaca dana sürünün içinde(!)

        Sürçü Lisan yaptıysam affola…

      • toro dedi ki:

        Sayın Bi Yabancı,

        Öncelikle okumaktan büyük zevk aldığım yorumunuz için teşekkür ederim.

        Evet, yazdıklarınızın çoğuna bir itirazım olmadığını biliyorsunuz çünkü bunlar benim yıllardır dile getirdiğim ya da dile getirmeye çalıştığım şeyler.

        Zeka konusunda canlıları sınıflayamayacağımız doğrudur. Bu nedenle insanın algısında yerleşmiş genel bakış açısına göre bir sıralama yapmaya çalışmanızı ”(tabi ki zeka kavramı varlıkların size göre durumlarının tahmini bir yansıması olacaktır)” diyerek sağlamaya çalıştım.

        Burada önemli olan daima bir ”en” iyinin ortaya çıkacağı ve en tepeye oturacağı. İnsanın olmadığı listede mutlaka bir ”en” iyi çıkıp en tepeye oturacaktır ve besin zincirini domine edecektir.Örneğin belki insanlarında olduğu bir dönemde dinozorların bu ”en” i temsil etmesi gibi. Bunun ruh ile ilgisi yok. Yani demem o ki önce icad edilmiş kavramları (ruh) konu dışına itelim ki münazarada gereksiz kalabalık etmesinler!

        Özgür irade konusuna gelince! Sevgili dostum size daha da ileriye giderek cevap vereyim! Var etme gücüne sahip oldukları varsayılan ve tarih boyunca adları anılan hiç bir tanrı figürününde özgür iradesi yoktu! Sürekli söylüyorum, var olmak (bizim evrenimizin şartlarına göre) kendi kendine kendine olabilecek bir şey değildir. Yani her varlık var olurken bir etkiye maruz kalmıştır ve bu etki onun özgür iradesinin dışında ortaya çıkmıştır.

        Evren başlangıcını bilmediğimiz çok uzunca bir zaman önce başladığı yolculuğu boyunca belli ritüeller oluşturmuş olmalı. Ama biz bu ritüellerin geneli kapsayan bir sabit kurallar (evren yasaları) silsilesine dönüştüğünü ve evrenimizin sürgitinin bu sabit kurallara göre devam ettiğini söyleyemeyiz. Çünkü sadece bizim türümüzün big bang e göre hesaplanmış evren zamanı içinde kapladığı zaman hiçliğe yakındır. Bunu daha iyi anlamak için bir alıntı yapayım;

        ”Evrenin yaşı hakkında farklı görüşler bulunmaktaysa da bunlar yapılan gözlemler sonucunda 13.5 – 14 milyar yıl arasında değişen tahminlerdir, daha fazlasını ya da eksiğini söyleyen bilim insanı pek çıkmaz. Her ne kadar insanlığın en eski ataları 7-8 milyon yıl öncesine kadar görülebilse de, bizim türümüz olan Homo Sapiens son 250 bin yıldır varlığını sürdürmektedir. Evrenin tarihi ile karşılaştırıldığı zaman ne kadar küçük bir zaman diliminde var olduğumuz daha kolay anlaşılabilir. Bilim insanları bu durumu açıklamak için, ”evrenin şimdiye kadar var olan tarihini 24 saate sığdırsaydık insan gece 23:59:59’da ortaya çıkmıştır, yani bir saniyedir burada bulunmaktadır” açıklamasını yaparlar.” alıntıdır.

        http://odatv.com/dindarlarin-tanri-dedigi-sey-karanlik-enerji-mi-2604161200.html

        Yani bu hayallerin ötesindeki zaman dilimi içerisinde kapladığımız 1 saniye (insanın akli evrimini düşünürsniz bunun yaklaşık 240.000 yılınıda düşmeliyiz diye düşünürüm, yani aslında 1 saniye bile değil) içinde yaptığımız gözleme dayanarak ”evrenin sabit yasaları” vardır demek benim için kolay değildir.

        Öte yandan, genelden kesite yani dünya ya dönersek, özgür iradenin ne olduğunuda iyice tanımlamamız gerekir. Bence hiç kimsenin ya da hiç bir canlının ”özgür iradesi” yoktur, herkesin ya da her canlının sadece ”iradesi” vardır!

        Size sunulan ya da etrafınızı donatan seçeneklerden birini seçiyorsunuz, ürettiğiniz diğer seçeneklerde kaynağını zaten var olan seçeneklerden alıyor. O halde siz sadece etrafınızda var olanlardan o anki haleti ruhiyenize uygun olanı seçme ”iradesine” sahipsiniz! Bu iradenin aynı zamanda ”özgür” olabilmesi mümkün mü? Var olmaya ya da yok olmaya karar veremeyen, var olduğu çevrenin koşullarına (yerçekimi) fiziken direnemeyen ya da o koşuları reddederek, o koşulları tamamen yok ederek kendi koşullarını yaratamayan canlıların iradeleri nasıl ”özgür” olabilir? Sakın ha iradeyi sadece karar verme olarak düşünmeyin! Her karar öncelikle nöronlarda başlayan bir hareket, bir eylemdir! Yani her düşünce aynı zamanda belli şekilde vücut bulan bir organizmadır!

        Tekrar etmekte fayda görüyorum. İnsan veya canlıların tümü, etraflarındaki şartlardan türemiş seçenleklere angaje olarak türlerine özgü ortak hareketler geliştirirler! Sizinde dediğiniz gibi, aslında canlı ben karar verdim dediği andan önce beyni bir karar vermiştir! Yani canlı, her eyleminde mikro düzeyde bir geçmişe yolculuk yaşayıp geleceğini şekillendirmektedir!

        Düşünün araba kullanırken, yemek yerken, televizyon ya da film seyrederken (bunların hepsi bir eylem) yani durum akarken araba kullandığınızı, yemek yediğiniz, televizyon ya da film seyrettiğinizimi düşünürsünüz yoksa eylemlerinizin sonucunda akan zamanda istemsizce sürüklenirmisiniz?

        Biraz düşününce yaptığınız her eylemin otomatikleşen bir düzenin tezahüründen öte olmadığı ortaya çıkar! Bizim hayatlarımız bilgisayarların hayatlarıyla aynıdır! Bilgisayarların eylemleri tuşlara depolanmıştır ve hangi tuş çalışırsa o eylem ortaya çıkar! Aynen bizim beynimizin koşullara (deneyimlediği ya da kendisine öğretilen) tepki verebilmek için depoladığı deneyimleri gerektiğinde ortaya çıkarması gibi!

        Kendisine doğru koşan bir yabani hayvanı algılayan beyin ”kaç” tuşuna basar ve bu komut mikro düzeyde bir zaman sonra hareket olarak ortaya çıkar! Yani genelde insan kaçmaya başlar!

        Tanrı konusuna gelince! Kapladığımız zaman evrenin genel kabul görmüş zamanı içinde zorlasanız 1 saniye! Ve bu evreni ya da zamanı yarattığı söylenecek bir tanrı bu 1 saniyelik zaman diliminin yani içinde olanların yani içinde hareket eden mikro ve makro düzeydeki her varlığın farkıdan mı?

        Evrenin kendisi bile farkında değil!

        Biz çok zekiyiz, yüzmeyi bir şekilde uçabilmeyi ve başka bir sürü şeyi yapabilmeyi hada birşeyi başka birşeye çevirebilmeyi başardık! Peki şuan karaciğerimiz ya da pankreasımız ne yapıyor, ne durumda farkedebiliyormuyuz?

        Daha ilginç bir soru sorayım. Organlarımızın ne durumda olduğunu beynimizin bilmeme imkanı var mı? Peki neden bize onların ne durumda olduğunu rapor ederek (düzenli) bizim birşeylere hazırlıklı olmamızı sağlamıyor? Ya da neden beynimize bütün organlardan gelen veriler (mesala kanserli organ) beynimizde bizim anlayacağımız şekilde belirmiyor? Yani neden bir anda ”karaciğerim kanser olmuş” diyemiyoruz?

        Özgür irade!

        Biraz dağılmış olabilirim, kusura bakmayın.

      • Bi Yabancı dedi ki:

        Sayın Toro :

        Midemizin olduğu bölgede ağrı var diyebiliyoruz fakat bu ağrının sebebi kanserdir diyemiyoruz (!) Sizce durum tam olarak böyle mi ? Bir Obsesif olarak sizi temin ederim ki benim vücudumun herhangi bir yerinde oluşan ağrıya beynimin tepkisi hiç de iyimser olmuyor. Çoğunluk stres kaynaklı derken ben yeni başlamış bir tümörün ayak seslerine kendimi inandırabiliyorum. Tabi olayı tanı koymak noktasında düşünmedim.

        Neden Tanrıya ve yarattıklarına boyutlar curcunası şeklinde bakıyorsunuz ? 15 milyar yıllık süreç ve 250 bin yıllık süreç Tanrı için ne ifade ediyor ? Süreci(Zaman) kim yarattı ? Bizim beynimiz için şekillenen olgulara Tanrının bakış açısının insanınkine benzer olacağını ima etmek ne derece doğru? Atom altı partiküllerle yıldız arasındaki boyutsal farklılık Tanrının çalışma sistemi içerisinde anlamlı mı ? Sütlü lapanın toprakla etkileşiminden oluşan bakteriler ile bebek arasındaki boyutsal ve zekasal farkı Tanrı ile insan arasındaki farkla özdeşleştirmek doğru mu ?

        Tanrı da dahil hiç bir varlık kendi yaptığı yapının içinde öngörmediği bir gelişmeyle karşılaşmaz.Bu nasıl olabilir bir düşünsenize materyaller belli materyallerin birbirleriyle etkileşiminden çıkacak sonuçlar belli ama Tanrı bu sonuçların bazılarından habersiz. O halde gerçek Tanrıyı arayalım. Niye mi illaki en pik noktayı arıyorum ? Çünkü benim beynimin çalışma sistemi bu. Tatmin olmak olamayınca rahatsız olmak ve hep aramak!!!

        Özgür iradeye birde hukuksal açıdan bakmak ister misiniz ? Hukuk bakımından özgür iradenin var olmadığını kabul etmek devrimsel bir etki yaratır.Böyle olursa, suçu işlemek yönünde bir iradesi olmadığı şeklinde bir savunma yapan şüpheliye karşı ne denebilir ki? Sonuçta herkes bir bakıma “suça itilmiş” olacaktır.Böyle bir durumda ne yapılabilir?Belki de şu an anki adalet anlayışımıza aykırı olarak suç işleyen kişilerin yalnızca topluma geri kazandırılmaları yönünde yaptırımlar söz konusu olacaktır.Aslında Batı Avrupa’da hapishane şartlarının iyileşmesiyle vs zaten bu noktaya gittiğimizi de söyleyebiliriz.

        Dilediğimi yapmakta serbestim peki dilediğimi dilemekte serbest miyim ? Daha basit bir hale getirecek olursak; özgür iradeye sahip olduğuna inananları saça, saçların olduğu yeri de bir insanın kafasına benzetecek olursak; her ne kadar saçlar rüzagarda bir o yana bir bu yana savruluyor gibi görünse de; aslında tamamen kafaya bağlıdırlar ve o kafayı omuzlarında taşıyan insanın gittiği yere doğru gidiyorlardır.Sağa doğru veya sola doğru savrulma seçenekleri varmış gibi görünüyordur ancak kafaya bağlı oldukları için ve kafa insana bağı olduğu için insan nereye doğru gidiyorsa o yöne doğru gitmeye yükümlüdürler.

        Örnekleri artırayım : vücuda verilen kimyasallar ile iradede değişiklikler mümkün kılınabiliyor.Örneğin alkol, uyuşturucu ya da antidepresan alan ya da sert hormonal değişiklikleri olan birinin halet-i ruhiyesindeki anormallikleri biliyoruz.Bu da bize iradenin bu içinde bulunduğumuz sistemin fizik şartlarına göre değişebildiğini, yani ikinci bir sistem olmadığını gösteriyor.

      • toro dedi ki:

        Sayın Bi Yabancı,

        Bizim algıladığımız ya da algılamaya uğraştığımız ya da algılamış gibi resmettiğimiz şekilde bir tanrı figürünün var olması bence mantıksız! Unutmayınız ki tanrı ile ilgili olarak yeşeren ve kültürlere yerleşen tüm tanrı tasfirleri tanrıyı görmeden, bilmeden yapılmıştır. Bizde mevcut kültürleri sorgularken (bize önemsemese yani bize ilişmeseler problem yok), o kültürlerde resmedilmiş tanrı figürlerinden yola çıkırak yorum yapmak zorunda kalıyoruz, mecburen!

        Fakat ne kadar ileri gidersek gidelim, düşüncelerimizde açılan matruşkaların sonu gelmiyor, gelemiyor. Çünkü ”hiç” kavramı ”var” olan biri tarafından kolay anlaşılabilir bir olgu değil.

        Bizde ne yapıyoruz kendimizin yapamadığı, kendimizin hakim olamadığı, kendiğimizin mücadele edemedeği her şeye hakim birilerinin olmasını düşlüyoruz. Buda insanı tanrı denen olguya götürüyor! Tanrıyı ortaya çıkaran her şey bizim düşüncelerimizde şekilleniyor! Onunla alakalı tüm senaryonun ilham kaynağı yine kendimiz oluyoruz!

        Biz savaşıyorsak tanrılarda savaşıyor, devasa evler hayal ediyorsak tanrıların devasa sarayları ortaya çıkıyor, içimizden geçen her şeye evet denmesini dolayısıyla içimizden geçen herşeyi engellenmeden yapmayı planlıyorsak bu seferde her derdimizi çözmeye amade bir tanrı ortaya çıkıyor!

        O nedenle konuşan konuşturulan tanrı figürleri bana anlamlı gelmiyor! Çünkü tanrıyı yaratan biziz! Sözde, onun isteklerini yaparak bu dünyada yapmayı istediklerimizi yapabilmenin yolunu bulanda biziz!

        Daha önce yine yazdım! İnsan türünü anlamak için ona dünyanın dışından bakmak gerekir! Bakalım ki nasıl sömürüp yok ederek ve sadece kendi varlığını devam ettirecek şekilde çoğalarak dünyaya bir virüs gibi ihtiva ettiğini görebilelim!

        Evreni bir insan vücudu olarak düşünün! Dünyayıda karaciğerinde bulunan bir hücre! İşte insanlar o hücrenin içinde hiçde planlanmayan bir biçimde sömürerek ilerliyorlar. Dünyadaki yani hücredeki mevcut düzeni zorluyor dolayısıyla bozuyorlar! Bu bir süre sonra evren dediğimiz vücutta bir ağrıya sebep olurmu olmaz mı? Peki diyelim ki evrende doktora gidiyor. Karaciğerin röntgenini çeken doktor normal şekilde görünmekten uzaklaşan o hücreyi gördüğünde evrene ne diyecek?

        Biz vücudumuzda gördüğümüz, başkalaşarak kendi türünü yemeye, sömürmeye başlayan (kanser olan) hücrelerimize ne diyorsak onu!

        Bakın insanlar benim bu söylediklerimi binlerce yıl önce de görmüşler. O kadar çoğalmış ve yayılmışlarki, bu yayılmışlık bugüne göre önemsenmeyecek noktada olmasına rağmen bunun paylaşma sorununa yol açacağını düşünmüş, birbirleriyle sırf bu yüzden savaşmış ve tanrılarının (enlil) onları sırf kalabalıklaşıp sesleri onu rahatsız edecek noktaya geldiği için yok etmek istediğine (sümerlerdeki tufan) inanmışlar!

        İşte bu inanışlar onları aslında denendiklerini ve karşılığında ödül ya da ceza alacaklarını düşünmeye zorlamış! Yani kendi kendilerinin özgür(!) iradelerine by-pass yapmışlar.!

        Binlerce yıl önce kendilerini, kendilerinin çoğalmasından ötürü yok etmeye karar veren bir tanrının elinden, kendilerini seven(!) başka bir tanrının kurtardığına inanabilmiş insanların, şimdi de hiç görmedikleri, gördüm diyeni bile göremedikleri birinin bahsettiği iddia edilen tanrıya inanmaları zor değil!

        Sadece zaman geçtikçe inanılması zor gelen hikayeleri geliştirerek daha inanılır hale sokmaya çalışıyoruz!

        Bu nedenle özgür irade dediğimiz şey aradan tanrı hikayelerindeki tanrılar çıkarılarak tartışılmalı. Esasen bunu yaptığımızda kimsenin özgür irade nedir demeye ihtiyacıda kalmayacak! Dolayısıyla tartışılacak bir şey de!

        Daha önce bir yazımda ”hayalet uzuv” sendromundan bahsetmiştim. Beyin eksilmiş uzuvdan haberdar olmadığı(beyinde uzuvla ilgili son bilgi uzuv kaybedildiği anda kaydedlmiş) için ona sinyal göndermeye çalışıyor ama yanıt alamıyor. Ama ne hikmetse olmayan uzuv ağrıyor ya da kaşınıyor! Peki bu arada ”ruh” dediğimiz şey ne yapıyor? Kış uykusunamı yatmış? Olmayan uzuv nasıl ağrır ya da kaşınır, insan bütün algılarını yöneten bir ruha sahipse?
        Sonra birgün, bir doktor ve şans eseri, beynin eksik uzva sinyal gönderen lobunu bir ayna yardımıyla kandırırsam ne olur diye düşünüyor? Deniyor da! Sonuç beynin o lobu ”ruh” hala uykudayken uzvun hala orada olduğuna ama kendisine sinyal göndermediğine inanarak kendi bağlantısınıda kesiyor! Sonuç bu sendroma sahip hastalarının genelini intihara meyilli hale getiren bu sorun kandırmacayla çözülüveriyor!

        Özgür irade ya da ruh, birbiriyle savaştırılmaya çalışan iki farklı hikayeden ibaret!

      • Bi Yabancı dedi ki:

        Sayın Toro :

        Anlaşıldı sizinle ters düşemeyeceğiz :)) 1okuyucuyu özledim :)) Tabi bu işin esprisi.

        Muhakkak tahmin ediyorsunuzdur yine de söyleyeyim yazılarınızda vurguladığınız konuları araştıran birisiyim mesela o profesörün hayalet uzuv sendromunu anlattığı videoyu izledim bir de kitabı var Beyindeki Hayaletler diye fakat yaşadığım şehirde bulamıyorum internetten sipariş edeceğim her neyse….

        Bir süre burada olmayacağım ama yazacaklarınızı da zevkle okuyacağımdan emin olabilirsiniz. Gitmeden farklı konuda kendimce bir şeyler karalamak istiyorum.

        Olası bir Tanrının evreni yaratma sebebi ihtiyaç olmamalıdır; haz-doyum,acı-üzüntü insanlara ait kavramlardır.Evrenin yaratılmasının tek sebebi gereklilik olmasıdır, yani gerekli olmasa, yaratılmazdı. Nokta mı patladı da olduk, çünkü patlamaması mümkün değildi, gerekliydi.Tanrı mı yarattı, cevap evet ise nedeni gerekli olmasıydı.Neden gerekli olduğunun cevabını bulsak, biz de kendimize küçük evrenler yaratmak için işe koyulurduk.Şöyle de bir şey var beyin bizim anlayabileceğimiz kadar basit olsa biz onu anlayamayacak kadar aptal olurduk.
        Haklısınız!!! Zira şundan bin yıl önce denilseydi ki “Şu tabak masanın üzerinde, masa evin zeminin üzerinde, evin zemini dünyanın üzerinde, dünya da öyle boşlukta duruyor” ateist amcalar fırlar meydana olur mu canım öyle şey onun da bir şeyin üzerinde durması lazım, mantık bunu emreder falan derdi, dünya boşlukta duruyor diyeni de cahillikle suçlarlardı.Demek ki neymiş bir noktada tüm parametreler anlamını yitiriyor başka bir doğrular boyutuna geçilebiliyormuş.O yüzden şu koca evrende görece olarak nokta kadar bir kısmı bile tam çözememişken bu kısıtlı bilgiyle tanrı hakkında mantık yürütmek cahil(sözüm meclisten dışarı) cesareti olsa gerek.

      • toro dedi ki:

        Sayın Bi Yabancı,

        ”Anlaşıldı sizinle ters düşemeyeceğiz”sizden alıntı

        Ben aynı hikayede iki kere aynı rolü oynamam!

        ”Olası bir Tanrının evreni yaratma sebebi ihtiyaç olmamalıdır; haz-doyum,acı-üzüntü insanlara ait kavramlardır.Evrenin yaratılmasının tek sebebi gereklilik olmasıdır, yani gerekli olmasa, yaratılmazdı.” sizden alıntı

        Yukarıdaki sözlerinizede kısmen katıldığımı ifade etmeliyim. Bu nedenledir ki bilinmeyen olası bir tanrıyı değilde, sözde bilinen ve bizim gibi davranan dünyevi tanrıları sorguluyoruz! Bize verilenlerin (inanç akımlarıyla) aslında tanrının veremeyeceği ya da vermeyeceği şeyler olduğunu söylemeye uğraşıyoruz!

        Katılmadığım nokta ise evrenin yaratılma sebebinin ithiyaç değilde gereklilik olduğuna dair vurgunuzdur! Yani insani olan haz-doyum,acı-üzüntü duyguları nezdinde gelişen şartların ihtiyaç kavramı içinde insanileşeceğini ve tanrısal olmaktan çıkacağını öngörürken diğer yanda bir zorunluluğu bir yönlendirmeyi ifade eden gereklilik fiilini ise tanrısal yapmaya çabalıyorsunuz! Yani insanların kendilerine özgü olarak içini doldurduğu iki kavramı birbirine zıt olacak şekilde insani ve tanrısal olarak sınıflandırıp kendinizce bir soruya cevap vermeye çalışıyorsunuz!

        Unutmayınız gereklilik de bir ihtiyacın tezahürüdür! Neden gereklidir? Hangi ihtiyaç evrenin yaratılmasını gerekli kılmıştır?

        ”Şöyle de bir şey var beyin bizim anlayabileceğimiz kadar basit olsa biz onu anlayamayacak kadar aptal olurduk.” sizden alıntı

        Tabi ki anlayamayız. Canlılar sadece karşılarındaki durumu kendilerinden bağımsız şekilde irdeler, gözlemler ve üzerine düşünerek çözümleyebilir! Ama bir canlı bunu kendi beynine yapmaya çalıştığında bu kendini kendi kuyruğundan başlayarak yemeye başlayan yılanın durumuna benzer! Kendi beyninizi kendi beyninizle çözmeye çalışmak yani beyninizin tamamına yine beyninizle hakim olmaya çabalamak anlamlı değildir! Kendi kendinizi yok edersiniz!
        Ben bunun nedenini, bizim evrende değilde dünyada varolduğumuz doğa koşullarının sonuçlarına bağlıyorum! Sürekli popüle olan canlı döngüsü içinde popüle olmaya programlanmış bir canlı türünün popüle olmaya yönlendirilmiş doğal programını bozması onun kendi varlığına sebeb olan ortamı reddetmesi anlamına gelecektir. O zaman bağlanacağı hiç bir şey kalmaz ve bitkisel hayata geçer. Doğa kendi programına aykırı davranan birimini diğer birimlere sirayet etmesi için kapatmaya çalışacaktır. Aksi halde yok olur ya da herşeyi farklı şekilde yeniden denemek yani başa dönmek zorunda kalır.

        ”Zira şundan bin yıl önce denilseydi ki “Şu tabak masanın üzerinde, masa evin zeminin üzerinde, evin zemini dünyanın üzerinde, dünya da öyle boşlukta duruyor” ateist amcalar fırlar meydana olur mu canım öyle şey onun da bir şeyin üzerinde durması lazım, mantık bunu emreder falan derdi, dünya boşlukta duruyor diyeni de cahillikle suçlarlardı.” sizden alıntı

        Burada ki ateist vurgusunun gereksiz olduğunu düşünüyorum. Örneğin başka ve inanırı bir hayli fazla olan bir inanışa göre de dünya bir hayvanın boynuzları üstünde duruyordu! Bu inancın dışında durarak başka inançlara kapılan diğerleride otomatikman bu tasviri reddetmiş oldular. Onlarda mı ateist? Bir şeylere itiraz edebilmek için herhangi bir şey olmaya ya da herhangi bir şey olarak anılmaya gerek var mı?

        Burada bana ateist tanımını (ateist olmadığımı biliyorsunuz) yeniden yaptırmayın! Ateizm herhangi bir tanrıyı özel olarak ya da bütün tanrıları genel olarak RET eden bir akım değildir! Ateizmde zaten tanrı kavramı yoktur! Tanrı ya da tanrılarla ilgilenmez. Ama karşısına tanrısal kavramları koyarsanız sanki tanrı ya da tanrılarla çarpışıyormuş gibi bir algı yaratmış olursunuz! Teist tanrılı bir evrene, ateist ise sadece evrene inanır!

        Evet sizde haklısınız!!! Ama bence eksiksiniz! Bir noktada değil her noktada parametreler anlamını yitiriyor! Çünkü hiç bir noktada hiç birşey doğru ya da hiçbir noktada hiçbirşey yanlış değildir! Yani her noktada herşey hem doğru hemde yanlıştır! Onları sınıflandıran onlara bakan gözlerin sahipleridir!

        Şöyle söyleyeyim. Bir teist hem doğrudur hemde yanılış. Onun karşısına ne koyarsanız koyun oda hem doğrudur hemde yanlış! Ha siz doğruyu ve yanlışı insan türünün kişisel ihtiyaçlarına göre yoğrulmuş sınıflandırmalarda ararsanız iş bir anda değişiverir!

        Evrenin hiç bir anı ya da noktası bir doğrunun ya da bir yanlışın yansıması değildir. Evren doğrularla, yanlışlarla, gerekliliklerle ya da ihtiyaçlarla ilgilenmez, evren sadece vardır! En azından bizim tarafımızdan bizi kapsayan bir yapıya don biçilemez!

        Dolayısıyla sadece bilinen şeylerle ilgili mantık yürütebilirsiniz, bilinmeyenler için ise sadece tahmin yürütürsünüz! Benim hiç, bir tanrı resmi çizdiğimi yani zaten resmi çizilmiş olanların dışında bir tanrı portresine vurgu yaptığımı hatırlıyormusunuz?

        Çünkü bilmediğim bir şeyi tanımlayamam olsa olsa tahmin etmeye çabalarım ya da çırpınırım!

        Arayı uzatmayalım…

      • Bi Yabancı dedi ki:

        Sayın Toro :

        Açıkçası ortada bir gerçek var her ikimizde bir Tanrının olabileceği ihtimalini düşünüyoruz ve o Tanrının evrene hareket kabiliyeti kazandırdığını söylüyoruz. Şayet evrene hareket kabiliyeti kazandırdığı anda Tanrı bir maşa değilse bu eylem alelade gerçekleşmiş olamaz.Düşünsenize… ilk başta bir nokta olsun ve sonra bu nokta patlasın.Enerjiye dönüşsün.Enerji yayılım göstersin.Enerji maddeye dönüşsün.Madde soğumaya başlasın. Madde yaşam boyutu kazansın.Kozmik arka plan genişlesin.Fosil ışıma evreni titretsin.İlk nükleosentez oluşsun.Galaksiler evrilsin.Notrinolar ayrılsın.Kozmik şişme gerçekleşsin.Galaksiler madde olsun.Yıldız sistemleri oluşsun.Küçük meteoritler atmosfer edinsin ve atmosferi olan bir gezegende milyonlarca yıllık bir süreç sonrası basit yaşam formlarından karmaşık yaşam formlarına evrilen bir canlının ürünü olan Ateizm : ”Ateizm; yaratıcı ve müdahaleci bir tanrıyı kabul eden teizmden,[6] yaratıcı ancak müdahaleci olmayan bir tanrıyı kabul eden deizmden,[7] her şeyi kapsayan içkin bir tanrı[8] veya evrenin ya da doğanın Tanrı ile aynı olduğunu savunan panteizmden[9] ve Tanrı’nın hem evrenin kendisi hem de evrenin ötesinde (aşkın) olduğunu savunan panenteizmden; ayrıca, Tanrı’nın varlığı ve yokluğu konusundaki soruları “cevaplandırılamaz” diyerek cevapsız bırakan agnostizmden; Tanrı’yı, “kesin olarak” reddetmesiyle ayrılır ALINTI”
        Madde ve zaman boyutunda sıkışmış beyinlerin az biraz düşününce her şeyi bildiğini sanıp kibirlenmesinden dolayı; “ben idrak edemiyorsam o zaman yoktur” diye baktıkları olaya tanrı diyoruz ve benim itirazım buna! Yoksa her inanca saygı duyuyorum ve eleştirdiğim insani sistemlere mensup olan arkadaşlarım var.

        Şu gereklilik olayında size hak vermemem mümkün değil O yüzden bir düzeltme yapayım: Tanrı evreni yarattı derken bir zaman varsayılıyor.Yani önce kendisi var olmuş, bir süre sonra da evreni yaratmış.Tanrı için böyle bir zaman düşünülebilir mi? Evrenden “öncesi” vardır da demek oluyor bu.Oysa Tanrı için tanım gereği önce veya sonra (kısaca zaman) olamaz. Eeee ???

        Son olarak Sayın Toro aslında beni şüphelendiren şey, zamanın böylesine sonsuz olamayacağı konusu.Elbet bunun bir başı ve bir sonu var.Dünya mesela;4.5 milyar yıldır burada.Peki ya biz insanlar?Sadece 200 bin yıldır dünya üzerindeyiz.Ya bizden önce?
        Canlıların olmadığı dönemler,Mikro organizmalı dönemler,canlıların oluşması,canlıların yaşamaya başladığı dönemler,yaratıklar, dinozorlar, buzul çağları vs. dönemleri ve en son biz. yani dünyanın en yeni ve en son misafirleri.Bu yaşlı dünyada çok yeniyiz. Doğmadan önce neydik? Ölünce ne olacak?Bunlara dair bile en ufak fikrimiz yok.
        Sadece deneniyoruz sanki bu dünya üzerinde.Hayatımız, aşklarımız, mutluluklarımız,
        doğmamız, büyümemiz, ağlamamız, ölmemiz,hastalıklarımız, egolarımız, hazlarımız…
        Sanki dinozorlar gibi birden insan ırkı da yok olacak ve yepyeni bir ırk sahip olacak dünyaya gibi geliyor bana hep.Tabi ki bir farkla,bizim gibi olmayacaklar.Bizim saçma sapan deneyimlerimizle mükemmele daha da yaklaşacaklar.Daha kolay ifade edeyim,
        dünya bir toplu ulaşım aracıymış gibi düşünün. 20 kilometre geriden yola çıktı.Bizden önce 29 durakta durdu ve kalktı.Biz insanlar ise bu otobüse 30. durakta bindik.Bizden önce bu otobüse binen insanlar, inen insanlar vardı ve hiçbirini görmedik.Haklarında sadece tahminlerimiz var ve bindiklerine, indiklerine dair kanıtlar.Ama neler yaşadılar, otobüste ne düşündüler, ne hissettiler, nelere hasta oldular, nasıl aşık oldular bilmiyoruz.
        Belki milyar yıl sonra dünya bunu başaracak,mükemmel bir ırk yaratacak.Ama emin olun,
        o mükemmel ırk bizler değiliz.çünkü bizler mükemmel değiliz.

        13 yaşındaydım köy evinde dedemin sürekli oturduğu bir köşe var bir gece rüyamda dedemin oturduğu köşenin daha doğrusu o köşede sırtını yasladığı duvarın bulanık simsiyah bir sel yüzünden yıkıldığını dedeminde o kapkara su akıntısının içinde gözden kaybolduğunu gördüm rüyamı bir büyüğüme anlattığımda deden ölecek dedi ve bir hafta sonra öldü. Muhammed’e İsa’ya Musa’ya vs vs inanmadığınız gibi bana da inanmıyor musunuz ?

      • toro dedi ki:

        Sayın Bi Yabancı,

        ”13 yaşındaydım köy evinde dedemin sürekli oturduğu bir köşe var bir gece rüyamda dedemin oturduğu köşenin daha doğrusu o köşede sırtını yasladığı duvarın bulanık simsiyah bir sel yüzünden yıkıldığını dedeminde o kapkara su akıntısının içinde gözden kaybolduğunu gördüm rüyamı bir büyüğüme anlattığımda deden ölecek dedi ve bir hafta sonra öldü. Muhammed’e İsa’ya Musa’ya vs vs inanmadığınız gibi bana da inanmıyor musunuz ?” sizden alıntı

        Burada önemli olan size inanmam ya da inanmamam değil! Konuya yine döneceğim ama öncelikle bu coğrafyada ki dominant inanca göre anlattığınız anıyı değerlendirmek isterim.

        Öncelike dominant inancın dominant tanrısına göre ”geleceği ancak o görebilir ya da bilebilir”! Bu durumda hem siz onun gibi geleceği gördünüz hemde olayı anlattığınız büyüğünüz onun gibi geleceği bildi! Bu durumda siz ve büyüğünüzde, benliğinizde tanrısal yetenekler taşıdığınıza göre tanrı olmalısınız!

        Ya da geleceği görmek ya da bilmek bu kadar basitse, yani insan bunu yapabiliyorsa tanrıyı (anlatılan) bu denli abartmanın mantığı varmı?

        Şimdi söz verdiğim noktaya geri döneyim.

        Biri, diğerine ”bana inan” diyorsa bunu kendini rahatlatmak diğeri ise isteğin sahibini rahatlatmak için yapıyordur! Çünkü inanmak (dünyevi ilişkilerde) kendi kendine yapılacak bir eylem değildir! Sonuç itibariyle inanan kişi, bildiğinden değil karşıdakinin rahatlama (birinin kendisinin söylediğine koşulsuz inandığını bilme hissi) isteğini tatmin etmek için inanmıştır! Kendi görmediği, bilmediği,duymadığı yani hiç algılamadığı bir durumu gıyabında doğrulama yoluna gitmiştir.

        Şöyle gözünüzün önüne getirin. Bir baba ya da anne çocuğunun kendi yaptıklarını yapmasını, kendi düşündüklerini düşünmesini, kendi inandıklarına inanmasını istermi, istemezmi? Bunu arkadaşlar arasındaki ilişkilerede uyarlayabiliriz.

        Anne ya da babanın çocuklarının sizin inandıklarınıza ya da söylediklerinize inanmıyorum dediği anı bir gözünüzün önüne getirin! O burukluğu ve çöküntüyü yaşamaya çalışın! Tabi bunu yaparken çocuğun bunu yaptığında karşısında gördüğü hayalkırıklığını kendi içinde nasıl yaşayacağınıda düşünün!

        İşte insanlar genelde birbirlerine bu duyguyu yaşatmamak adına birbirlerine inanıyor görünürler! Ama bir insan,bir birey olarak kendimize dürüst davranmak istiyorsak öncelikle içimizde yaşadığımız gerçekleri göz ardı edip onları yok saymadan yani dürüstçe yani kendimizden yola çıkarak insanın aslında ne olduğunu ve ne yaptığını söyleyebilmeliyiz!

        Herkes kendi iç dünyasından yola çıkarak düşünmeye ve değerlendirme yapmaya başladığında o kocaman ve sahte birbirine inanma ya da birbirini inandırmaya çalışma ve böylece toplu halde tatmin olma durumu sona erecek ve yalın gerçekler ortaya çıkacaktır.

        İşte bu bedenle eğer mutlu olacaksınız hikayenize inanayım, böylece anlatacağınız diğer bütün hikayelere de baştan inanmayı taahhüt etmiş olayım. Öyle ya sırf siz söylüyorsanız diye size inanırsam sonrasında da sırf siz söylüyorsunuz diye söylediğiniz herşeye inanmalıyım!

        Birde şu sınanma isteğini ve yanlı veya yansız herşeyin eninde sonunda bu sınanma olgusuna dayandırılmasını anlayamıyorum.

        Hem tanrı diyorsunuz hemde sınıyor diyorsunuz! Hem tanrı hemde sınama (yani sonucunu GÖREBİLMEK için bir şeyi ya da birilerini deneme) kelimesi aynı cümlede nasıl kullanılabilir anlayabilmem mümkün değil! Sınayan tanrı nasıl olabilir ya da herşeyi biliyorsa neyi sınar diye sormadan!

        Yani tanrıyı oluşturmak için çoğu kez sorulması gerekne sorular sorulmaz. İşte tanrıları tanrı yapan da bu sorulmayan sorulardır!

      • Bi Yabancı dedi ki:

        Sayın Toro :

        Bakınız doğaya ve doğadaki canlıların hepsine bakış açımız aynı.Tanrı, insan gibi özel(!) bir varlığı tasarlarken(!), aslanda ki, sincapta ki, zebrada ki vücut yapısını bire bir kopyalamış(!) neredeyse.Kan dolaşım sisteminin, üreme sisteminin, boşaltım sisteminin temel olarak bütün omurgalılarda neredeyse aynı prensipte.Hepimiz hücrelerden oluşuyoruz. Sözün özü; eşek gibi, köpek gibi tuvalet ihtiyacı giderip, aynı prensiple ürüyoruz.Tanrı istese insanı diğer hayvanlardan farklı olarak, terlemeyen, sperm üretmeyen, hiçbir atık üretme ihtiyacı hissetmeyen bir metabolizma ile yaratamaz mıydı ?Tanrı, insan gibi uhrevi(!) bir canlıyı yaratırken(!) neden bu kadar biyolojik sebep sonuç ilişkisine, ortaklığa ve detaya bağlı kalıyor? Dolayısıyla Sayın Toro insana Tanrısının en kıymetlisi gözüyle bakmayı kısa süre önce bıraktım…

        Diğer yandan ben sadece fiziğin ötesinde olabilecek şeylerin varlığına ve en çok kabul görmüş bilimsel teorilerin bunları açıklamak noktasında oldukça yetersiz kalabileceği gerçeğine temas etmek istedim.

        Ben; Ey evrim, ”Tanrı var mı yok mu söyle!” diye haykırıyor değilim. Bu soruların muhatabı o teori de değil. Fakat o teorinin bu soruları dahi anlamsız kılacak kadar kritik bir öneme sahip olduğunu savunanlara itiraz etmekten hiç vazgeçmeyeceğim.Ama bunu yaparken elbette ki çamurdan yaratılışı bilimsel görenlerle az önce itiraz edeceğim grubu aynı kategoride değerlendirmeyeceğim.

        Şu anda İslama yapılan popüler eleştirilerden olan kuranda peygambere ait kişisel meseleler var, hesap hataları var veya kuranda sadece çöl habitatına ait bilgiler var vs. o yüzden kuran insan yazımıdır savını bir düşünelim.Bu sav sadece İslamı çürütür.Bir yaratıcının yokluğunu kanıtlamaz. İslam yanlış tamam ama belki Gök Tanrı inancı gerçek.Yok ama böyle düşünmek çok yorucu, içinden çıkılmaz.Biz her şeye hep siyah- beyaz bakalım. Fakat milyonlarca renk var(!) Mesala evrim teorisi doğru bile olsa bu bir yaratıcının yokluğuna kanıt olamaz.Belki bir yaratıcı var ve canlıları evrim düzenine göre yarattı. Kim bilebilir?

        Sakın beni yanlış anlamayın amacım yarışmak değil yenmek yenilmek değil öğrenmek…

      • toro dedi ki:

        Sayın Bi Yabancı,

        ”Şu anda İslama yapılan popüler eleştirilerden olan kuranda peygambere ait kişisel meseleler var, hesap hataları var veya kuranda sadece çöl habitatına ait bilgiler var vs. o yüzden kuran insan yazımıdır savını bir düşünelim.Bu sav sadece İslamı çürütür.Bir yaratıcının yokluğunu kanıtlamaz. İslam yanlış tamam ama belki Gök Tanrı inancı gerçek.Yok ama böyle düşünmek çok yorucu, içinden çıkılmaz.Biz her şeye hep siyah- beyaz bakalım. Fakat milyonlarca renk var(!) Mesala evrim teorisi doğru bile olsa bu bir yaratıcının yokluğuna kanıt olamaz.Belki bir yaratıcı var ve canlıları evrim düzenine göre yarattı. Kim bilebilir?” sizden alıntı

        Siz nasıl bir yaratıcının VAR olmasını istiyorsunuz? Kendinizi bir yaratıcı portresi çizmek zorunda hissediyor musunuz, hissediyorsanız bu portre için VAR olan figürlerden mi esinleniyorsunuz?

        Bakın bunlar sadece inanç değiller. Bunlar yeşerdikleri coğrafyalarda yaşayan insanların hayatlarının her anına dolayısıyla algılarının tamamına işlemiş ve kültür haline gelmiş akımlardır!
        Hepside inandığınız anda var olurlar! İnanmadığınız hiç bir inanç fiilen var olamaz. Aynı zamanda kişiseldirlerde. Her birey kendi inancını ona inanarak VAR eder! Sonra bu VAR edenler buluşur ve VAR ettiklerini beraber VAR etmenin şartlarını hazırlarlar!

        Yani onun ya da bunun tanrısı doğru tanrı olabilir düşüncesinin altında yatan şey bu etkileşimlerdir!

        Bakın doğduğunuz anda bir adaya tek başınıza bırakıldığınızı ve ölmeden belli bir yaşa ulaşabildiğinizi düşünelim. Dış dünyadan uzaktasınız hatta size öğretecek kimse olmadığı ve de ihtiyacınız da olmadığı için bir lisanınızda yok! Bu durumda bana söyleyin, hangi tanrının doğru tanrı olduğuna dair bir düşüncenin girdabına kapılırmıydınız?

        Şimdi bunu yapıyorsunuz çünkü biliyorsunuz, okuyorsunuz ve görüyorsunuz ki bu dünyadan peşinden VAR olduğuna inanarak gidilen binlerce tanrı gelip geçmiş! İşte bu noktada ACABA bunlardan birisi gerçek tanrı olabilirmi diye sormaktan daha doğal birşey olamaz.

        Ama bu durumda gerçek tanrı kendini üzerinlerinde isimler (tanrı isimleri) yazılı bir sürü kutunun içine mi sakladı sorusu akla geliyor? Doğru kutuyu açana ”beeeeeee” demek içinmi bekliyor?

        Belkiler her yerde var. Dediğim gibi evrenin her noktası hem doğrudur hem yanlış! Yani her noktanın en az 2 cevabı ya da durumu vardır!

        Bu arada hepimizin amacı öğrenmek!

      • Bi Yabancı dedi ki:

        Sayın Toro :

        Kesinlikle yaratıcısı olmayan bir evreni hayal edemiyorum. Kafamda çizdiğim yaratıcı portresi ise ister istemez bu güne kadar tahayyül edilen Tanrı figürlerinden etkileniyor.

        Berber müşterisine Tanrı olsaydı dünyada bu kadar acı olmazdı diyor. Traşı biten müşteri de ileride saçı sakalı birbirine karışmış bir evsizi gösterip eğer bu ülkede bir berber olsaydı bu adam bu halde olmazdı, demiş.Berber de ”Ben varım ya bu ülkede en azından, bana gelseydi, bu halde gezmezdi” der. Demek ki olay varlık yokluk değil, olayı algılama ve teveccüh etme meselesidir.Eğer gerçeğe ve vaat edilen kurtuluşa ulaşanlardan oluşan bir insanlık alemi edinebilseydik o zaman bir kurtuluş yolundan bahsedebilirdik.Demek ki hala böyle bir yolun varlığını kavrayamadık ve de bu kavramın müsebbibini suçlamaya devam ediyoruz.E her zaman yaptığımız gibi kendi avukatlığımıza soyunduk yine.Anlayış geliştirip evrilip varlık işini kotarabilseydik, suçlu arama tembelliği ve acizliğine ihtiyaç duymazdık.Aynalar olmadan kendimizi göremiyoruz; hayatımızın yansıması olan bir Tanrı kavramı ya da dünya görüşümüz tamamen bize aittir, bizim kendi imkanlarımızla inşa ettiğimiz olgulardır.Yarım yamalak ya da ilmek ilmek özenle işlediğimiz eksiklerimizi gidermeye çalıştığımız bir inşaat! Arabesk yaşayan ve de hayatındaki sorunlarla baş edecek bilgi, görgü ve tecrübeye sahip olmayan birinin Tanrısıyla farkındalığı olan ve kendi yaptıklarının sonuçlarıyla her daim yüzleştiğini bilenin Tanrısı elbette bir olmayacaktır.O kadar pislik var dünyada, çöplüğe döndü tabiri caizse.Biz ne yapıyoruz hala başkalarını suçluyoruz.Biz yapmasak bile susarak ortak olmuyor muyuz bu pisliğe.Herkes kendi kapısının önünü temizlese, sokaklar pırıl pırıl olur.Bunu yaygınlaştıralım, herkes ulaşabildiği, gördüğü haksızlığı kendi başına gelmiş gibi görüp ortadan kaldırmak için çabalasa ve bu çığ gibi büyüyen bir harekete dönse ne istismar edilen çocuklar, ne ölen gencecik bedenler, ne yolsuzluklar ne hapishaneler olur.Şapka düşer kel görünür sizin anlayacağınız.

        Kaynakları son derece kıt bir dünyada beyni, dolayısıyla duyguları aç gözlülüğe şiddetle evrilen bir canlı türünden bahsediyoruz.

        Diyeceğim o ki inancın bu denli kaotik hale getirilmesi; kurumsallaştırılması, kurallara bağlanması, türlü türlü ritüellerle süslenmesi, sıradan insanların anlamayacağı ilan edilerek inançla insan arasına elçiler konulması, o çok kişisel olma özelliğinden arındırılıp yaşamın mekanik işleyişi içine sokulması, insanları inançlarına göre sınıflandırmanın neredeyse gelenek sayılması Tanrının hiç bir canlıyla kontak kurmadığının en sağlam kanıtlarıdır.

        Eh artık benim sorunumun ne olduğunu anlamışsınızdır. Niye böyle diyorum biliyor musunuz çünkü ben henüz anlayamadım. Belki dışarıdan bakan birisi anlar diye düşündüm. Bu arada planlarımda ufak bir değişiklik oldu o yüzden bir süre ara vereceğim dedikten sonra bunun gereğini yapamadım. Sizden de hızlı cevap gelince bende karşılık vermek istedim.

        Şimdi işte bir süre ara veriyorum ama tabi ki sizin yazılarınızı siz buraya yazdıkça okuyacağım.

        Son olarak Sayın Toro sizden Türkiye’nin son 15 yılında yaşanan siyasi gelişmeler hakkında Türkiye’de ki inançlarla ve bilimle ilintili olacak şekilde bir şeyler karalamanızı isteyebilir miyim? Tabi ki konu siyaset olduğu için isteğimi rahatça geri çevirebilirsiniz zira ne alınırım ne gücenirim.

        Görüşmek Üzere

  28. karaca dedi ki:

    Sayın hocam burda yaratıcının isimlerinin zamanla, insanlar arasında değişmesinin bir sıkıntısı yok
    o zamanki insanlar yaratıcıya zeus demişler daha sonra gelenler farklı isimle anmışlar, çindekiler farklı isim takmış olabilirler bunun ne mahsuru var,biz allah olarak biliyoruz diğerleri,zeus vs isimlerle bilebilirler,burda görmen gereken şu
    hangi zamanda olursa olsun,insanlar yaşadıkları dönemlerde inandıkları yaratıcıları vardır.bilinmesi gereken bu,aynı coğrafyada olmalarına rağmen,farklı farklı isimle,anılmalarına rağmen insanların inandıkları bu gün biz rab diyoruz rabbi vardır,
    değişik zamanlarda değişik isimler alması öyle anılması sizi yanıltmasın,
    onlarda tek yaratıcıya inanıyorlardı veya ben öyle olduğunu sanıyorum
    şimdi burada bir sıkıntı yok o zamanlar rabbimize öyle hitabediyorlarmış bu zamanda allah diyoruz
    bakın geçmiş zamanlarda kuranda verilen bilgilere göre peygamberleri vasıtasıyla kendini nasıl tanıttığını bilmiyoruz geçmiş kavimlere indirilen veya söylenen bilgileri sözleri hiç bilmiyoruz
    ne amaçla ne maksatla,hangi bilgiler verildi bunu bilemiyoruz bilmemiz de mümkün değil ancak yine kurandaki satır aralarından bazılarının niteliğini manasını anlamaya calışıyoruz,
    bu yeterlimi geçmiş kavimlere indirilen peygamberleri vasıtasıyla bilgileri öğrenmemize
    hayır yeterli değil ancak bunun böyle olduğuna inanırız gözümüzle gördükmü hayır görmedik.
    diyeceksinki gözünle görmediğine kulağınla duymadığına niye itibar ediyorsun
    bunun cevabı çok basit yeryüzünü gez dolaş insanlar ne medeniyetler kurmuşlar izleri kalıntıları
    daha ayakta yok olanları hesaba katmıyorum bile şimdi bunları gördükten sonra duyduktan sonra
    insan demezmiki,kuran doğru söylüyor geçmişte pek çok kavimler olduğundan bahsediyor bu bilgi kuranda var,mademki kuranda var ve izleri delilleri de ortada o halde nasıl inanmaz nasıl red edersiniz.
    Diğer konu hiç bir varlık ALLAHtan başka kendi kendini yaratmaya gücü yetmez burada anlaşılması gereken yanlış olmasın allah da kendi kendini yaratmış gibi bir mana anlaşılmasın
    bakın kendini tarif ederken o neler diyor tekrar bakalım kendi kendini yarattığı tezi tamamen ortadan kalkar
    o yaratılmamıştır
    doğurmamıştır
    coğalmamıştır,
    eşi benzeri yoktur
    onun gücü herşeye yeter
    sonsuz ilim sahibidir
    sonsuz hikmet sahibidir.
    ezeldir başı yoktur
    ebeddir sonu yoktur.
    şimdi bunları görmezden gelerek,kendi kendini yaratmıştır fikrine sahib çıkacağız bu mümkün değil
    bakın benim size söylemek istediğim,bir iki konu şöylece sıralanabilir
    bazıları biz allahı niye görmüyoruz diyor veya niye temas edemiyoruz diyor veya bu kadar pislik işler varken niçin müdahale etmiyor vs vs şeyler söyleyebiliyorlar
    bunun izah tarzı aşağıdaki gibidir
    eşi benzeri yoktur cümlesi durumu tamamen aydınlatır.
    o bizim bildiğimiz veya bilmediğimiz hiç bir şeye benzemez
    sonsuz kudret sahibidir cümlesinde yukardaki sözlerin geçerli olup olmadğı aranmalıdır.
    onun yaratmaya gücü yetiyor yarattığına da nizam verebiliyor kaderini çizebiliyor
    yani bir ağacın devamlı olarak ağaç kalması gibi,bir hayvanın hayvan olarak kalması gibi
    burada bir fark var o da insandaki durumdur.
    insana akıl vermesi işi değiştiriyor,aklıyla görmesi yorumlaması,ıcra etmesi,vs vs konularda insanı yetkili kılıyor bu nedemektir.insan aklıyla yaratıcınısı düşünerek sonsuz hikmet sahibi olduğunu anlıyor,anlayabiliyor,
    şimdi böyle bir varlık bir yaratıcı karşısında yoktur demek uygun düşermi
    ha siz kuranı kabul etmiyor peygamberinde peygamber olduğuna inanmıyorsunuz
    bu sizin seceneğiniz,
    kabul etmemek başkadır kurandaki bilgileri anlamak başkadır.
    kuran yaratılış hakkında bilgiler veriyor kimin yarattığı hakkında bilgiler veriyor,
    yaratıcının nitelikleri özellikleri hakkında bilgi veriyor bunu hangi kaynaktan araştırırsan araştır
    bu bilgileri bulamazsın yani bilmen gerekeni söylüyor
    binlerce profesör bir araya gelse yaratılışı açıkla nasıl oldu da varlıklar insanlar oluştu var oldu desen bin tanesi de bin parcaya bölünür bin tane farklı cevap alırsın
    bin tanesi de doğru cevabı veremez
    doğru cevabı bakın kuran nasıl tak diye anında veriyor
    o insanı yaratmayı, diledi onu çamurdan yarattı,ona kendinden ruh (akıl) üfledi(verdi)
    demesi bütün soruların cevabını açıklamıyor mu sayın hocam

    bin tane profesörün veremediği cevabı tak diye veriyor
    şimdi ben sana sorarım bu mu yanlış olan.

    • toro dedi ki:

      Sayın karaca,

      Sevgili dostum, her zaman ki gibi çelişkilerle, birbirini taşıması mümkün olmayan önermelerle dolu bir yazı yazmışsınız. Üstelik yazılarınızı ne kadar uzun tutarsanız çelişkilerinizi de o denli içinden çıkılmaz hale getiriyorsunuz.

      Baştan başlayalım;

      Öncelikle sizin inanıyorum dediğiniz tanrınız(!) kendisinden başka bir tanrıyı dolayısıyla başka isimlerle anılan ve tapılan tanrıları toptan reddedip, ismi ve cismiyle sadece kendisinin olduğunu söylüyor ise sizin ”tanrıların adı bizim için farketmez” minvalindeki yanıtınız pek sağlıklı olmaz! Üstelikte bu yanıtı çok tanrılı bir inancın, diğerleriyle (tanrılarla) savaşarak en tepesine kurulan ve kral tanrı haline gelen (inanıldığı şekliyle) Zeus üzerinden kurguluyorsanız!
      Karar vermelisiniz;

      Sorulara vermeniz gereken(!) yanıtlar sizi rahatlatacak olanlar arasından mı seçilmeli yoksa inandığınızı söylediğiniz tanrınızın zaten size ilettiği iddia edilen yanıtlarıyla mı yetinmelisiniz?
      Görünüşe göre onun yanıtlarıyla yetinmek niyetinde değilsiniz! Çünkü o Mersin’e siz ise tersine gidiyorsunuz!

      Gelelim diğer konuya;

      ”Diğer konu hiç bir varlık ALLAHtan başka kendi kendini yaratmaya gücü yetmez burada anlaşılması gereken yanlış olmasın allah da kendi kendini yaratmış gibi bir mana anlaşılmasın
      bakın kendini tarif ederken o neler diyor tekrar bakalım kendi kendini yarattığı tezi tamamen ortadan kalkar
      o yaratılmamıştır
      doğurmamıştır
      coğalmamıştır,
      eşi benzeri yoktur
      onun gücü herşeye yeter
      sonsuz ilim sahibidir
      sonsuz hikmet sahibidir.
      ezeldir başı yoktur
      ebeddir sonu yoktur.” sizden alıntı

      Yukarıda benim sizden sizin de inandığınız kitaptan, tanrının sözleridir kaydıyla bana ilettiğiniz yorumunuz var!

      Bakın yukarıdaki söylemlerin hepsi boştur. Bunu daha öncede yazdım! Hiç bir varlık, hiç karşılaşmadığı bir şey ile karşılaşmayacağını iddia edemez!

      Örneğin 40. maçından da yenilgisiz ayrılan bir boksörün ”ben yenilmezim” demesi ile henüz ölümü deneyimlememiş (var olan herşey yok olur, bu onun sözü) bir varlığın ben ölümsüzüm demesi arasında bir fark yoktur. Üstelik ikisinede bu sözü söyleten kibirleridir!

      Kendi kendini yaratamayan dolayısıyla var olduğu anda nasıl var olduğunu bilemeden kendini algılamaya başlayan bir varlığın ezeli ya da ebedi olma iddiası anlamlı değildir. Bu kavram insanın tanrısı olacak varlığın, insandan daha güçlü olması gerektiğine vurguda bulunmak için icat edilmiştir. Ölümsüz olmayan yani insan gibi ölebilen bir tanrının gücü önünde neden eğilelim değil mi?

      Şöyle düşünün, bir çayırın ortasında tek başınayken uyanıyorsunuz! Etrafınızda size benzeyen başka bir varlık yok! Bulunduğunuz yerin geçmişi ile ilgili bir bilgiye sahip değilsiniz. Siz ilk defa az önce gözlerinizi açarak bulunduğunuz mekanı algılamaya başladınız! Peki aradan bir süre geçip bir şeyler yapabilmeye başladığınızda kendinizi ”ezeli” olarak tanımlamanız mantıklımıdır! Algıda belki evet, çünkü ne siz uyanana kadar zamanı tutan ve size zamanı ileten biri vardı ne de nasıl ve nerede var olduğunuzu söyleyen biri!

      Peki siz ölmeden ya da ölümün soluğunu ensenizde hissetmeden ölümü bilebilirmisiniz? Hiç ölümü tatmayan ya da ölümü tadanları gözlemlemeyen bir varlığın ben hiç ölmeyeceğim demesi mantıklımıdır?

      Dolayısıyla kendi kendini yaratamayan bunu iddia bile edemeyen bir varlığın yani o farkında olmadan var olan bir varlığın yine o farkında olmadan ölmeyeceğini iddia etmesi mantık dışıdır. Hem bunu kendisine yakıştıramasa bile kendiside aynen böyle söyler. Ona göre hiç kimse var edilmeden var olamaz!

      Eğer tanrıyım iddiasında bulunan varlık kendi yaşamının yarattıklarının yaşamlarıyla kıyaslanmayacak kadar uzun bir zamana yayıldığını söylese yani ezeli ve ebedi olma iddiası yerine bu önermeyi kullansa ben ona biraz daha fazla kulak kabartabilirdim. Ama henüz ölmediği için ölmeyeceğini iddia eden tanrılara inanması biraz güç!

      Şimdi o çayırın ortasında ansızın uyanan size geri dönelim ve soralım, ”Ey çayırın ortasında tek başına uyanan ve çevresinde kendisinden 1 tane daha olmayan varlık, sen ne zaman doğdun ve ne zaman öleceksin”?

      Bana verebileceğiniz bir cevabınız var mı? Yoksa varlığınızın size vediği sarhoşluk ve kibrin etkisiyle bana ”ezeli ve ebedi” olduğunuzu mu iddia edeceksiniz?

      Bu durumda hadi ispatla bakalım!

      Yeter ki hiç ispatyamayacağın şeyleri ilerde ispatlayacakmış gibi yaparak benim algılarımı küçümseme!

      Unutma sevgili dostum, topu topu 1-2 saat yaşayan mavi sineğe, ben ölümsüzüm dersen sana inanabilir. Çünkü ömrü senin ölümüne şahit olup iddianın doğruluğunu test etmeye yeterli olmayacaktır. Ama bu senin ölümsüz olduğun anlamına da gelmeyecektir.

      Farkındaysanız konuştuklarımızın tamamı sizin görüp,bilip, şahit olduğunuz değil birilerinin görüp, bilip, şahit olduğuna inandığınız şeylerle alakalı! Yani benimle kendi algılarınızla değil başkalarının algıladıklarıyla münazara yapıyorsunuz! Size ait olmayan, siz sahiplenesiniz diye size öğretilen!

      • kul dedi ki:

        Sayın toro
        25/04/2016, 16:35 bu tarihli yazına cevap
        —-Hiç bir varlık, hiç karşılaşmadığı bir şey ile karşılaşmayacağını iddia edemez! DEMİŞSİNİZ

        EVET BİR OLAN YARATICI HARİÇ

        (((Hiç bir varlık, hiç karşılaşmadığı bir şey ile karşılaşmayacağını iddia edemez!)))

        bu söz akıllı varlıklar olan bizler için doğrudur size katılıyorum bu noktada yani öldükten sonra tekrardan dirilmeyeceğini vede vaad edilen cennet ve cehennemle karşılaşmayacağını iddia edemez çünkü bunlar vaat edilmiştir söylenmiştir tastiklenmiştir ben yoktum babam yoktu babamın babası yoktu vs vs vs en son olan başlangıctaki yoktan yaratılan atamız adem ve eşi havva annemiz var oldu ve yoktan bir hayat var edildi buradan çıkan sonuç aklı başında olanlar için ise tekrardan bir yaratıcı tarafından diriltilmek olmayacak şey değil hatta olma olasılığı aynen hiç yokken nasıl yokluktan var edilmişsek bu seferde ölmüş olan bizler artık varlığı var oldugu belli olan fakat ölmüş olan biz canlıların tekrardan varlık sahnesine çıkması gayet normaldir akıl bunu anlar ve kavrar ikna olur mantığı yatar aksine mantıksız olduğunu olmayacağını iddia etmek akıl ve mantık dışıdır çünkü birinci durum cok daha zor olan birdurum oldugundan ikinci durum ise artık ispatlanmış gerçekleşmiş ondan sonrası cok cok daha kolay daha mantıklı daha akla yatkın akıl ve mantığın asla reddedemeyeceği bir gerçek olarak önümüzde duruyor cennet ve cehennemle hiçbir aklı başında olan akıllı olan bizler vaad edilen cennet ve de cehennemle hiç karşılaşmayacağını iddia edemez

        Örneğin 40. maçından da yenilgisiz ayrılan bir boksörün ”ben yenilmezim” demesi ile henüz ölümü deneyimlememiş (var olan herşey yok olur, bu onun sözü) bir varlığın ben ölümsüzüm demesi arasında bir fark yoktur.DEMİŞSİNİZ

        bu kıyaslamanız mantıksızlıktır aciz kulla aciz olmayan tek olan yaratııcı olan bir olan hiçbir şeye benzemeyen eşi ve benzeri olmayan yaratıcıyı aciz bir kulla ölümü kıyaslaman olacak iş değildir madde olan insanla madde olmayan tek olan bir yaratıcıyı kıyaslamaya kalkmak mantığın anlayacağı bir şey değildir bu nasıl mantıkki şekillendiremediği ölçemediği gözlemleyemediği fakat kesinlikle var olduğunu bildiği bir olan yaratıcıyı bir beşer olan kulla kıyaslama yaparak yada yaptığını sanması oda yetmezmiş gibi kibir ve ukalaca söz sarfetmesi

        (((örnek sözün*** Yeter ki hiç ispatyamayacağın şeyleri ilerde ispatlayacakmış gibi yaparak benim algılarımı küçümseme!***DEMENİZDİR))))

        kendisini yaratıcıdan daha üstün gördüğünü yani kendisininde bir yaratıcı olduğunu iddia etmesi fakat bunun farkında olmadan yapması halada farkına varmaması akıl tutulmasından başka bir şey değildir.
        Üstelik ikisinede bu sözü söyleten kibirleridir! DEMİŞSİNİZ

        örnek verdiğin beşer için doğrudur tek olan yaratıcı için sarfettigin söz ise mantık hatasıdır kibirdir hadini bilmezliktir vs vs

        Kendi kendini yaratamayan DEMİŞSİNİZ
        “Allah vardı, onunla birlikte hiç bir şey yoktu.”
        İşte bunlar, Allah’ın âyetleridir. Bunları sana gerçek olarak okuyoruz. Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? Casiye 6.ayet

        10. Sure (Yûnus Suresi), 68. Ayet
        “Allah bir çocuk edindi” dediler. O, bundan uzaktır. O her bakımdan sınırsız zengindir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?

        dolayısıyla var olduğu anda nasıl var olduğunu bilemeden kendini algılamaya başlayan bir varlığın ezeli ya da ebedi olma iddiası anlamlı değildir.DEMİŞSİNİZ

        şu kendin söyleyip kendin kararvermen mantığına nasıl uyuyor mantıksız söz sarfet sonrada mantıklı degilde bir yaratıcı kendisini ancak kendisi bizlere o kıt yetersiz olan aklımıza aklımızın alacağı seviyede tarif ediyor

        23. Sure (Mü’minûn Suresi), 91. Ayet
        Allah hiçbir çocuk edinmemiştir. Onunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. Öyle olsaydı her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.

        Bu kavram insanın tanrısı olacak varlığın, insandan daha güçlü olması gerektiğine vurguda bulunmak için icat edilmiştir. DEMİŞSİNİZ

        bu sözünüzün anlamı sen kendini yaratın kendini yaratan sensin demektir yani bir yaratıcıyı red ediyorsun resmen fakat şu kainatın nasıl bilinçsiz ken bilinçli insan yaratığını iddia edebiliyorsun sen demek istiyorsunki bilinçsizlikten bilinçsiz kainattan bilinç cıktı fakat bu bilincin bilinci bilinçsizlikten ilimsizlikten tesadüfen bilinçli akıllı bir varlık var oldu vs vs vs bir yaratıcı olmadan hiçbir şey hiçbir şekilde hiçlikten varlığa çıkamaz var olamaz örnek şu kainattan maddeden faydalanmadan bir şey çıkartsın şu bilinçli insan hadi insanın bilgili olanı olan bilim adamları bir şey yapsınlar buna cevap verebilirsen akıl ve mantıkla somut bir örnekle işte ozaman haklı sen olursun işte akıllı varlıklar olan biz insan oglu var olan varlıktaki şu madde dışında maddeden oluşmuş ve olabilecek şeyler hariç yokluktan birşey üretemezken nasıl olurda şu kainatın bir tek yaratıcısının olamaycagını iddia edebilir aklım almıyor kainatı kainatın kendisi yaratamayacagı ilmen fikren aklen mantıken kesinken nasıl olurda kainat gibi bilinçsiz şuursuz vs v s şey bünyesinden bilincli insan yaratır yahu bu durumu bizzat bilinçli olan insanın kendisi yapamıyor hiç bir şey kullanmadan sadece topraktan bir insan var etsin bak bilinc var akıl var mantık var şuur var ilim var teknoloji var vs vs ona ragmen yapamıyor demekki mutlak olarak bir tek olan eşi ve benzeri olmayan dogurtmamış ve dogurulmamış olan tüm acizliklerden eksik olan herşeyin sahibi olan yüceler yücesi olan VARLIGI KENDİNDEN OLAN TEK OLAN RABBİMİZ VAR ALLAH HIMIZ VAR

        Ölümsüz olmayan yani insan gibi ölebilen bir tanrının gücü önünde neden eğilelim değil mi?DEMİŞSİNİZ
        işte insanı ilah zanneden mantık nefsini konuşturmuşsun

        Şöyle düşünün, bir çayırın ortasında tek başınayken uyanıyorsunuz! Etrafınızda size benzeyen başka bir varlık yok! Bulunduğunuz yerin geçmişi ile ilgili bir bilgiye sahip değilsiniz. Siz ilk defa az önce gözlerinizi açarak bulunduğunuz mekanı algılamaya başladınız! Peki aradan bir süre geçip bir şeyler yapabilmeye başladığınızda kendinizi ”ezeli” olarak tanımlamanız mantıklımıdır!DEMİŞSİNİZ

        Bunu sen sen söylüyorsun söylediğin şey tabikide mantıklı değildir mantıklı söz söylemezsen nasıl mantıklı olsun

        Peki siz ölmeden ya da ölümün soluğunu ensenizde hissetmeden ölümü bilebilirmisiniz? DEMİŞSİNİZ

        Tabikide insan oglu ölümü tatmadan ölümü bilemez bu insan oglu için gayet normaldir
        Hiç ölümü tatmayan ya da ölümü tadanları gözlemlemeyen bir varlığın ben hiç ölmeyeceğim demesi mantıklımıdır?DEMİŞSİNİZ

        insansa bunu diyen matıklı değildir sana göre bunu diyen insan olduğu için evet mantıklı değildir

        Dolayısıyla kendi kendini yaratamayan bunu iddia bile edemeyen bir varlığın yani o farkında olmadan var olan bir varlığın yine o farkında olmadan ölmeyeceğini iddia etmesi mantık dışıdır.DEMİŞSİNİZ

        Evet bu varlık insan oglu olduğu için sana göre doğrudur mantık dışıdır fakat ezeli ve ebedi olan yüce allah tek yaratıcı olduğundan kendisini nasıl tarif ediyorsa biz inanalar güvenenler kainattaki güç ve kuvvetini görenler tabikide ne dedi ise güveneceğiz ve inanacağız beni tek olan bir yaratıcı yarattığına akıl ve mantığım ikna etmişse işte orada sorgu biter kainattaki gücüne bakar delillerini görür iddia ettiklerinede güvenirim aklım bana derki bu akıl ve mantık ve şuur ve bilinç i kim vermişse beni mutlaka muhatap alır beni, bilgilendirir benim aklım bana sorumluluk yüklemek için verilmiş olduğunu bana ikan ederek derki mutlaka beni var aden yaratıcı benim kılavuzumuda bana göndermiştir kullanma kılavuzsuz hiçbir şey üretilmiyorsa hele hele bu da akıllı olan bir insansa atom bombası yapacak kabiliyete donatmışsa kendisini yok etmesi bi yana insan oglunuda vekainatada cok büyük zararlar verebilme kabiliyetin de ise mutlaka ve mutlaka bir kullanma kılavuzu göndermelider çünkü 1 akıl 2 bilinç 3 şuur 4 nefis 5 kin 6 nefret 7 hırs 8 erdem 9 onur 10 guru 11 şeref 12 haya vs vs gibi donanımları hangi ölçüde neye göre kime göre vs vs ölçülü bir şekilde adaletli ve hakkaniyetli olarak davrana bilmem için mutlaka ve mutlaka bir rehber bir kılavuz olmalı bunu aksini düşünmek olacak iş değildir
        Hem bunu kendisine yakıştıramasa bile kendiside aynen böyle söyler. Ona göre hiç kimse var edilmeden var olamaz!DEMİŞSİNİZ
        demogoji yapıyorsunuz aklınız size oyun oynuyor hevanızı konuşturmuşsunuz

        Eğer tanrıyım iddiasında bulunan varlık kendi yaşamının yarattıklarının yaşamlarıyla kıyaslanmayacak kadar uzun bir zamana yayıldığını söylese yani ezeli ve ebedi olma iddiası yerine bu önermeyi kullansa ben ona biraz daha fazla kulak kabartabilirdim. DEMİŞSİNİZ işte yine bir kişi yaratıcı olmayan bir kişi tarifi yapmışsınız heva ve hevesinizi konuşturyorsunuz
        Ama henüz ölmediği için ölmeyeceğini iddia eden tanrılara inanması biraz güç! DEMİŞSİNİZ
        yine bir insan olarak görüyor olduğunuzdan ölümü yakıştırmışsınız bende bir insan olarak görse idim size katılırdım

        Şimdi o çayırın ortasında ansızın uyanan size geri dönelim ve soralım, DEMİŞSİNİZ
        CAYIRDA GÖRDÜGÜNÜZ ZATEN İNSANDIR
        ”Ey çayırın ortasında tek başına uyanan ve çevresinde kendisinden 1 tane daha olmayan varlık, sen ne zaman doğdun ve ne zaman öleceksin”?DEMİŞSİNİZ
        ben 1969da dogdum benim parmağımdaki şase numarası olara bir kişi olduğumdan ikinci bir kişi olmadığından benim kimliğimde 2. Bir kişi olmadığından benim dışımda başka 1 tane hada ben yok sadece ben varım kimlik olarak fakat ne zanman öleceğimi beni yaratan bilir

        Bana verebileceğiniz bir cevabınız var mı? DEMİŞSİNİZ

        Yoksa varlığınızın size vediği sarhoşluk ve kibrin etkisiyle bana ”ezeli ve ebedi” olduğunuzu mu iddia edeceksiniz?DEMİŞSİNİZ

        Bu durumda hadi ispatla bakalım!DEMİŞSİNİZ

        Yeter ki hiç ispatyamayacağın şeyleri ilerde ispatlayacakmış gibi yaparak benim algılarımı küçümseme!DEMİŞSİNİZ
        ” Evvel O’ dur, Âhir O, Zahir O’ dur, Bâtın O ! O her şeyi hakkıyla bilir. ” ( 57/ 3 )
        Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki arşın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan uzaktır.ENBİYA 22.AYET

        Allah, kendisinden başka ilah olmayan, mutlak diri, hayatın ve varlığın kaynağı ve dayanağıdır; ne gaflet basar O’nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde olan her bir şey O’nundur: O’nun izni olmaksızın katında şefaat edecek olan kimmiş bakayım? O, kullarının önünde-açıkta olan şeyleri de, ardında-gizli olan şeyleri de bilir; oysa onlar, O dilemedikçe O’nun ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O’nun sonsuz kudret ve otoritesi gökleri ve yeri kaplamıştır; üstelik onları görüp gözetmek O’na güç gelmez: zira yüce ve azametli olan yalnızca Bakara Suresi 255. Ayeti
        Dinde zorlama yoktur. Artık doğru, yanlıştan ayrılmıştır. O halde tâğûtu/insanı Allah’tan uzaklaştıran her şeyi inkâr edip Allah’a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam kulpa tutunmuşlardır. Zira, Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.BAKARA 256.AYET

        Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz, onlar ise sorguya çekileceklerdir.ENBİYA 23.AYET

        Yoksa O’ndan başka birtakım tanrılar mı edindiler? De ki: “Haydi delillerinizi getiriniz! İşte, benimle beraber olanların kitabı ve benden öncekilerin kitabı. Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler. ENBİYA 24.AYET
        Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona “Benden başka ilâh yoktur, o halde bana kulluk ediniz” diye vahyetmiş olmayalım. ENBİYA 25.AYET
        Hanginizin daha güzel/iyi amel yapacağınızı denemek için yoklukla varlığı yaratan, O’dur. O mutlak galiptir; affedicidir. MÜLK 2.AYET
        ” Allah’a kavuşmayı umanlara gelince, şu bir gerçek ki, Allah’ın belirlediği vakit mutlaka gelecektir. O, Semî’dir, Alîm’dir. ” ( 28 / 5 )

        Unutma sevgili dostum, topu topu 1-2 saat yaşayan mavi sineğe, ben ölümsüzüm dersen sana inanabilir. DEMİŞSİNİZ
        Çünkü ömrü senin ölümüne şahit olup iddianın doğruluğunu test etmeye yeterli olmayacaktır. DEMİŞSİNİZ
        Ama bu senin ölümsüz olduğun anlamına da gelmeyecektir.DEMİŞSİNİZ

        BUNA NASIL KARAR VEREBİLDİN KENDİNDEN YOLA CIKARAK TEK OLAN YARATICIYI KENDİN GİBİ ÖZELLİKLERE SAHİP OLDUGUNU SANDIGINDAN BÖYLE DÜŞŞÜNDÜGÜNDEN BU MANTIKLA BAKTIGIMIZDA KARŞIMIZDA OLAN KİŞİ ZATEN BİR BEŞER OLDUGUNDAN GAYET DOGRU BİR AKIL YÜRÜTME OLDUGUNDAN AKIL VE MANTIGA AYKIRI DEGİLDİR SEVGİLİ TORO CÜNKÜ

        “Allah’a benzer hiç bir şey yoktur, o her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”(Şura, 42/11)
        Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki arşın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan uzaktır.ENBİYA 22.AYET

        Allah, kendisinden başka ilah olmayan, mutlak diri, hayatın ve varlığın kaynağı ve dayanağıdır; ne gaflet basar O’nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde olan her bir şey O’nundur: O’nun izni olmaksızın katında şefaat edecek olan kimmiş bakayım? O, kullarının önünde-açıkta olan şeyleri de, ardında-gizli olan şeyleri de bilir; oysa onlar, O dilemedikçe O’nun ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O’nun sonsuz kudret ve otoritesi gökleri ve yeri kaplamıştır; üstelik onları görüp gözetmek O’na güç gelmez: zira yüce ve azametli olan yalnızca O’dur. Bakara Suresi 255. Ayeti

        23. Sure (Mü’minûn Suresi), 91. Ayet
        Allah hiçbir çocuk edinmemiştir. Onunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. Öyle olsaydı her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
        SAYGILARIMLA

      • toro dedi ki:

        Sayın kul,

        Sevgili dostum, benimle ezberlediklerin ya da ezberletilenler üzerinden konuştuğunuz sürece bir yere (benim nezdimde) varmanız mümkün değildir!

        Bakın sizin bir ”İNANCINIZ” var! Bu durumda, doğal olarak inancınızın sizdeki iz düşümüne yani inancınızın kendi manifestosuna göre düşünecek yani hareket edeceksiniz!

        Benim herhangi bir DİN inancım var mı?

        Dolayısıyla ben seçenekleri, inandığı şeyin kurallarının düşünmesine ya da hareket etmesine izin verdiği kadar düşünen ya da hareket eden biri değilim! Bu durumda benim için SORGULANAMAYACAK bir şey yoktur. Öncelikle bunu bir kenara yazalım!

        Çünkü aramızdaki en önemli fark bu! İNANMIŞ için İNANDIĞI şeyden başkası YOKTUR! Eğer olsaydı ona İNANMIŞ değilde İNANMIŞ GİBİ DAVRANAN dememiz gerekirdi!

        Bu durumda siz benimle neyi tartışıyorsunuz? Sizin benimle tartışabilmeniz için verdiğim argümanlara karşı hareket edebileceğiniz yani kendi argümanlarınızı oluşturableceğiniz bir durumun içinde olmanız gerekir! Bana verdikleriniz sizin KENDİ aldıklarınız mı yoksa size VERİLENLER mi?

        Evet, ben diyorum ki;

        Hiç bir varlık, hiç karşılaşmadığı bir şey ile karşılaşmayacağını iddia edemez!

        Sizde diyorsunuz ki EDEBİLİR, çünkü ben öyle İNANDIM!

        Bunun adı tartışma değil! Çünkü bu mantıklı değil!

        Düşünün, ben size burada uçan spagetti canavarı adında bir tanrıya inandığımı söylesem ve siz ne derseniz deyin onun var olduğunu iddia etmeye devam etsem bana karşı ne yapabilirdiniz? Hangi argümanınız benim uçan spagetti canavarının var olduğuna inanmış beynimi yolundan çevirebilir? Ama tabi ki asıl soru bu değil!

        Ben uçan spagetti canavarını sırf inanarak VAR ettim mi, etmedim mi? AynI, sırf inanarak ZEUS’u, BA’AL’i, İŞTHAR’ı, ENLİL VE ENKİ’yi, THOR’u VAR edenler gibi!

        Eğer siz yukarıdakiler YOK tur diyorsanız, aynı argümanlarla kendi tanrınızın VAR olduğunu iddia etmenizden ötürü sizin tanrınızda YOKTUR! Onlara yani milyonlarca insanın kendi argümanlarıyla inanmış olduğu tanrılara YOK diyorsanız kendi argümanlarınızla inandığınız bir tanrının VAR olduğunu da dayatamazsınız!

        İşin özü siz var dediğiniz için sizin tanrınız VAR oluyorsa ben var dediğim için uçan spagetti canavarı ve diğerleri inandığı için ZEUS’ta VAR olur!

        Şimdi size kısa cevaplar verelim!

        Yenilgisiz boksör ile herhangi bir tanrıyı aynı cümlede kullanmış olmama;

        ”bu kıyaslamanız mantıksızlıktır aciz kulla aciz olmayan tek olan yaratııcı olan bir olan hiçbir şeye benzemeyen eşi ve benzeri olmayan yaratıcıyı aciz bir kulla ölümü kıyaslaman olacak iş değildir madde olan insanla madde olmayan tek olan bir yaratıcıyı kıyaslamaya kalkmak mantığın anlayacağı bir şey değildir bu nasıl mantıkki şekillendiremediği ölçemediği gözlemleyemediği fakat kesinlikle var olduğunu bildiği bir olan yaratıcıyı bir beşer olan kulla kıyaslama yaparak yada yaptığını sanması oda yetmezmiş gibi kibir ve ukalaca söz sarfetmesi” sizden alıntı

        demişsiniz…

        Yani benimle onca zaman boyunca yaptığınız münazaralarda verdiğiniz ve tanrınızın varlığını kanıtlamaya çalıştığınız insansı örneklemelerin tamamına da ”MANTIKSIZDI” diyorsunuz! Bunu bir itiraf olarak alıp kenara koyuyorum! Aynı zamanda tanrısının varlığını kanıtlamak için insansı örnekler vermekten öte eylemler üretemeyen birisinin aynı taş kendisine geldiği zaman feveran etmeye başlamasını da ibret alınacak bir durum olarak not ediyorum!

        “Allah VARDI, onunla birlikte hiç bir şey yoktu.” sizden alıntı

        Ne diyorsunuz, “Allah VARDI”! VAR ya da VARDI diyorsanız NASIL sorusundan kaçamazsınız! Tanrınız kendisine inanmasını istediklerine, ”ben olmadan siz var OLAMAZDINIZ” diyecek yani kendi kendine VAR olmanın imkansızlığından yola çıkarak kendisine inanılmasını bekleyecek sonra çıkıp ben VAR OLMADIM hep VARDIM diyecek ve NASIL sorusuna cevap veremeyecek(!)!
        Eğer bir tanrı yukarıdaki soruya cevap veremiyorsa nasıl VAR olduğunu bilmiyor ama nasıl VAR olduğuna dair sorulara cavap verememe durumununda tanrı olma halini yaralayacağından endişe ediyor demektir!

        Tanrı dediğinizin argümanları size dayattığı argümanlarla çelişiyorsa o tanrı değildir, ya da öyle bir tanrı yoktur!

        Bana tanrının sözleridir dediklerinizle gelmeyin! Bana o sözlerin bir tanrıya ait olduğunu kanıtlayamadığınız sürece onlar sadece sözdür! Sadece kendinizin inandığı sözleri benimle yaptığınız münazarada kanıt olarak gösteremezsiniz! Bunu anlayabilmeniz için kaç kez daha yazmalıyım?

        ”Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. Bu konuda elinizde hiçbir DELİL de yoktur. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?” sizden alıntı

        Gülmelimiyim, ZEUS, BA’AL, İŞTHAR, ENLİL VE ENKİ, THOR ve yüzlercesi de evreni ve sizi BEN YARATTIM dediklerine İNANILDIĞI için tanrı olarak kabul edildiler! Bu durumda evreni ve bizi Zeus değilde Thor yaratmış, Ba’al değilde, İşthar yaratmış ya da onlar değilde benim tnarım yaratmış demenizi sağlayacak DELİL nedir? Önce kendi delilinizi yani dünyayı başka tanrıların değilde sizin tanrınızın yarattığını kanıtlayacak delillleri (her tanrının tanrılığını ilan etmek üzere söylediği sözleri değil) gösterinde sizin elinizi görelim!

        Belki de gülmeliyim! Gerçekten çayırın ortasında ansızın uyanan varlığın kendine ebedi ve ezeli dese bile hangi varlığın durumunu anlatmak için kullanılan bir ironi olduğunu anlamadınız değil mi?

        Demek ki siz kendinizi, size kendi dilinizde söylenenleri anlayacak şekilde değilde size kendi dilinizde söylenmemiş sözlerin sizin dilinize çevrilmiş hallerini anlayacak şekilde yetiştirdiniz!

        Bu durumda cüretimi bağışlayın ben sizin yanınıza bile yanaşamayacak kadar aşağılarda kalmışım!

  29. Bi Yabancı dedi ki:

    Sevgili Müslümanlar :

    Kadir-i mutlak olanın alim-i mutlak da olduğunu var sayarsak (-bu ikisinin bir arada olmaması nasıl bir şey olurdu acaba?) böyle bir varlıkta bilmek ile belirlemek arasındaki ilişkinin biz insanlardakine benzemeyeceği aşikardır.Bizler, sınırları ve işleyişi Tanrı tarafından belirlenmiş olduğu iddia edilen bir evren içerisinde, bilsek de geleceğini belirleyemeyeceğimiz yahut geleceğini belirlesek de ne olduğunu bilemeyeceğimiz sayısız olaya sebebiyet veriyoruz.Ama her şeye gücü yeten ve her şeyi bilen bir Tanrı, tanımı gereği böyle bir yetersizlikten münezzehtir. Tanrı, bildiği şeylerin doğal sebebi, kaynağı değil midir ? Tanrının bilişi pasif bir gözlemin ya da simülasyonun ürünü olmadığına göre, bilmek ile belirlemek arasındaki insani ayrım Tanrıda yok olur.
    Dolayısıyla “Güneşin doğacağını bilmen onun doğuşuna etki ettiğin anlamına gelmez” şeklinde bir cevap vermeyin.Evet, biz cüz-i iradeliler(!) için güneşin doğuşunu etkilemek imkansız; peki bu mantığı güneşi yaratan kişiye kadar esnetmek saçma değil mi?

  30. kul dedi ki:

    Sayın toro
    26/04/2016, 08:11 tarih ve satli yazına
    Sayın Bi Yabancı,- diye başlayan bu yazına cevap
    Alıntıladığınız metinde geçen diyalog, insanoğlunun ne kadar komik (acımasızlığı bir yana) bir varlık olduğunu da gösterir. DEMİŞSİNİZ
    Öncelikle ”ruh” diye bahsedilen kavram, insanın kendi vücudunu yöneten ve sonradan ”beyin” adını vereceği bir organının olduğunu bilmediği zamanlarda icat edilmiştir. DEMİŞSİNİZ
    Yani biz şuan bir boşluğu doldursun ya da bir soruya cevap olabilsin diye icad edilmiş ve bilimsel temeli olmayan bir kavramı, test edilmiş, işlevi kısmen anlaşılmış bir organın (beyin) durumuyla mukayese ediyoruz! DEMİŞSİNİZ
    Bana göre ruh, insanların kendilerini belli bir dönemden sonra oluşturdukları kalıp neticesinde bir yaratıcı hayaline bağlamalarının ve o yaratıcının kendilerine dokunuşunu tasvir etmeye çalışmalarının sonucu ortaya çıkmış bir kavramdır! Ruh kavramını bütün lügatlardan çıkarın, insanı bir yaratıcıya bağlayamazsınız! Çünkü o inanılan tanrıların insanlara dokunduğu (ruh vererek) düşüncesini ortadan kaldırmış olursunuz! Bu nedenle ruh insanın kendini bir yaratıcıya bağlamak için icad ettiği bir kavramdır!DEMİŞSİNİZ
    Beyin ise doğumundan ölümüne kadar topladığı verileri karşılaştığı her durum için seçenekler üretmek için kullanır. Bir zaman sonra sürekli karşılaşılan durum için kullanılan seçenek sabitlenir ve adına alışkanlık dediğimiz tavırlara dönüşür! Yani ezberlenmiş eylem haline gelir. Aslında siz üzerine düşünmüyorsunuzdur, beyin sizin hayat çizginizde karşılaştığınız durumlara göre oluşan tavrınıza (uzmanlıklarınız, zevkleriniz, tepkileriniz, hayat görüşünüz) uygun seçenekleri otomatik olarak eyleme dönüştürmeye başlamıştır! Mesela benim kalemimden çıkan bu satırlar benim yaşam çizgim boyunca yürüdüğüm ya da yürümek zorunda kaldığım (nerede, nasıl ve hangi şartların içine doğacağıma karar veremediğim için) yolda edindiğim deneyimlerin sonucu beynimde oluşan tavrın bir yansıması! Aslında ben bunları düşünmüyorum, sadece ortaya çıkan duruma kendi tavrıyla tepki vermeye çalışan beynimin hareketine şahit oluyorsunuz!DEMİŞSİNİZ
    İnanın sallıyorsunuz nedenine gelince İLK İNSANDAN BUYANA YARATICIMIZ ATAMIZ OLAN ADEMİ BİLGİYLE DONATTIGINI BİLGİLENDİRDİGİNİ SÖYLÜYOR
    ***ÖRNEK AYET*** “Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!”HİÇİR 29.AYET ****** Allah, Hz. Âdem Aleyhisselâma bütün isimleri öğretti. Sonra eşyayı meleklere gösterip: “- Eğer (her şeyin iç yüzünü bilen) sâdıklarsanız bunların isimlerini bana haber verin.” buyurdu. BAKARA 31.AYET ****
    aslında buna cevabı Bİ YABANININ VERMESİ GEREKİR ÇÜNKİ BİLGİSAYAR KONUSUNDA YANILMIYORSAM BİLGİSİ VAR toro insan oglu bilgisayardan kendisini tanımlasa YANİ ANLAMAYA CALIŞSA şu kanaati edinir bilir anlar kavrar ve ikna olur derki evet ruh varmış ve dogruymuş der tabiî ki akleden ve kavrayanlar vede gercegin peşinde olanlar için gecerlidir bu dediklerim sayın toro
    İNSAN VE BİLGİSAYAR DONANIMLARI BAZI ÖRNEKLER
    BİLGİSAYARIN CANI ELEKTİRİKTİR BİLGİSAYARDA RUHUN KARŞILIGI İŞLETİM SİSTEMİDİR BİLGİSAYARDA GÖZÜN GÖREVİ KAMERADIR BİLGİ SAYARDA MONİTÖRÜN GÖREVİ İNSANIN BEYNİNDEKİ GÖRÜNTÜ MERKEZİ DİR VS VS VS YANİ SONUÇ OLARAK HEP ARKADAKİ KİŞİ İNSANDA RUH ARABADA İNSAN BİLGİSAYAR KARŞISINDAKİ KİŞİ İNSAN FAKAT KENDİSİ BEDEN OLARAK TEK BAŞINA HİÇ BİR ŞEY İFADE ETMİYOR RUH OLMAZ İSE YA BİTKİSEL HAYAT YA FELÇLİ DURUM YADA KOMADIR VS VS VS
    1 BEDENİ YANİ KENDİSİ
    2 GÖZ dışarıdan gelen foton ışınlarını sinirler aracılıgıyla beyindeki görme merkezi olan yere gelir peki burada gören kimdir insan oglu gözüyle bizzat görmez bir aractır sinirlerde bir aractır beyindeki görme merkezide bir aractır bunların hiç birisi bizzat görenin kendisi degildir yani insan gördüğü şeyi görüyorum dediginde gözleriyle göremez gözün görevi aldıgı sinyallari vs vs vs odaklayarak bilgiyi sinirler aracılıgıyla görme merkezine yollar fotograf makinasıının yaptıgı gibi yapar deklanşöre bastıgında nesneden gelen ışıgı hapsederek ekrandaki filme yansıtarak ekrana ışıgı yani görüntünün kendisini aynen resmederek kaydeder bu kaydetme işleminde fotogragf makinesindeki cam degildir görüntüyü gören o cam nesneden gelen fotonları işlemler sonrasında hapsederek o nesneyi bire bir resmederek filme görüntüler fakat o görüntüyü gören fotografın ekranına bakan kişidir gören yani kamerada nesneyi bizzat kendisi görmez nesneden gelen foton ışınlarını alarak kablolar aracılıgıyla görme merkezi olan ekrana getirir ve ekrandaki görüntüden haberiolmaz kamerenın yine kameredaki ekrana bakan kişi görür işte insan oglu görme işlemini bu mantık bu sistem gibidir yani göz baktıgı nesneye odaklanması için insanda bir ruh olmalıki sese kokuya duyarlı olan merak eden görmek isteyen bedendeki o ruh hedefe yönlendirerek merak ettigi o şeye odaklanarak duyular aracılıgıyla sinirlere ve kasları harekete geçirerek vucudu ve başı hareket ettirerek gözüde hedefe odaklayarak o nesneyi görmek için gözüyle görmek için o yöne cevirerek o nesneden yansıyanfoton ışıklarının görme merkezine gelmesini saglayarak görmek istedigi o şey ne ise ekrana gelmesini saglayarak gelen o şeyin o nesnenin görüntüsünü o görme merkezinde görür göz burada sadece aractır görmez bilmez sadece görevini ifa eder sinirlerde bir araçtır ekranda bir aractır ekrandaki görüntüde bir nesnenin görüntüsüdür şimdi bukadar yetersiz bir kişi olarak kabiliyetim oranında cok eksiklerim olmasına ragmen gayet anlaşılır birşekilde anlattım yani amaca gelirsek gayeye gelirsek insan bedeni sesi dokunmayı görmeyi acıyı bilinçli birşekilde algılıyorsa bunun sebebi ruhtur örnek ameliyat esnasında verilen narkoz dan dolayı bilinç geçici olarak devre dışı kalır işte ancak bu yolla insanlar ameliyat edile bilirler acı hissedilmez neden cünki sistem durdurulmuştur sistem işlememektedir ne ses ne dokunma nede görme vs v sv olmaz nedenide ruhla beden arasındaki sistem durdurulmuştur gecici olarak felç edilmiştir yada bitkisel hayata giren kişiyide örnek vere biliriz vs vs şimdi buna ragmen bu net ortama ragmen hemde 2016 da olmamıza ragmen sen hala ruh denen şeyin bir uydurma oldugunu hiç çekinmeden hiç sorgulamadan uydurmadır diye bileceksin işte senin durumun sen daha kendi durumunu kavrayamamış anlayamamış sın sonrada ben her şeyi sorgularım diyorsun sen daha bırak her şeyi kendini sorgulayamamışsın anlayamamışsn kavrayamamışsın kalkmış yaratıcıyı sorguladıgını bu sorgulama snucu onunda ölümlü olacagını annladıgını kavradıgını vs vs iddia edip kendini kandırıyorsun bir kişi kendisini anlayamamışsa sorgulayamamışsa rabbisini sorguladıgını sonuc olarakta degerledirme sonucu vs vs vs güvenemeyecegi inanamayacagı kanaatine vardıgını söyleyerek hem kendisini hemde başkalarını yanıltan fakat cok güzel aklettigini iddia eden birisi oldugunu fikreden birisi oldugunu sonuc olarak bir yaratıcıya inanma ihtiyacına gerek duymayan sonuc olarakta hesap olamayacagını cennetin ve cehennem diye bir şeye inanmasına gerek olmadıgına kararverdigini söylüyor vs vs vs
    Sayın toro ilk önce kendinizi özelliklede ruh ve insan ve göz ve kulak ve burun olayını cok iyi kavrayın anlayın farkına varın ondan sonra cok şeyin degişecegine kaniyim egerki nefsinizi konuşturmazsanız bilgiler in getirdigi noktadan bakarak gercektende dogruların verdigi konu üzerinden bakarak akıl ve mantıgın getiirdigi yerden konuşursanız mutlaka bakış acınızın degişecegine inanıyorum buna inanmamın sebebide bilgiye eger dogru birşekilde ulaşarak saglamasını yaparak bilginin söyledigi şeyi gördükten sonra asla ve asla bilginin tersine konuşmanız mümkin olamaz yineliyorum egerki nefsinizin kölesi degilseniz nefsinize hükmedebiliyorsanız heva ve hevesinize degilde aklın ve mantıgın getirdigi yerden konuşursanız mutlaka bir şeyler degişecektir
    sayın toro size vahiyle ilgili olarak vahiy diye bir şey olabilirmi olamazmı kabiliyetim ölçüsünde yarım yamalakta olsa anlatmayı düşünüyorum yani bir yaratıcı bir kula bir insana gercektende vahyedermi vahyedebilirmi insan düşünüyorum derken düşündüğü bilgiler nereden geliyor kaynağı ne vs vs vs bilgisayardan yola cıkarak kapasitem ölçüsünde nasıl olabilir akıl ve mantık bu bilgiyi anlarsa vahiy konusunuda anlar ve kavrar ikna olur redetmez karşı çıkmaz asla olamaz demez tereddüt etmez vs vs vs peşinen reddedemez ŞİMDİ bir bilgisayara kaç çeşit bilgi yükleyebiliriz yani vahyederiz örnek
    not bi yabancı daha iyi anlatır
    dos ortamında vahyederiz siyah ekranın olduğu zaman
    2 cd verisi ile vahyederiz
    3 flaş bellek yoluyla vahyederiz
    4 blutut yoluyla vahyederiz
    5 internet yolıuyla vahyederiz
    6 ses yoluyla seslenerek vahyederiz
    Not bi yabancı ne demek istediğimi anlamıştır ben anlatamadıysam ona sor yani bilgisayar kapalıyken bile harddiske bilgiyi vahyeder insan dos ekranındada vahyeder kaydeder vs vs sv işte sana bir olan yaratıcımız vahydermi edemezmi ufkun açılsın akıl ve mantığın anlasın anlarda zaten yeterki konuyu bilen birisinden öğren vede isterse insan bilgisayar kapaşı iken yada dos ekranındayken var olan bilgileri siler isterse hepsiniisterse bir kısmını vs vs vs
    bir bilgisayar gördünmü insan oglu nasıl bilgi yi harddiske vahyedebiliyor buradan yola çıkarsak yüceler yücesi olan rabbimiz yaratıcımız var edicimiz seçtiği kullarına nasıl vahyedemez direk kalbine ilka eder direk aklına ilka eder vahyeder direk hafızasına yazar vahyederek ilham yoluyla rüya yoluyla dilediği yollardan istediği elçilerine isterse hiç aklın zorlanmadan anlayacagı birşekilde vahyeder bu konu asla akıl ve mantığa aykırı değildir nettir somuttur gerçektir olmama olasılığı diye birşekilde akıl reddetmez zorlanmaz tereddütte kalmaz hemen anlar ve kavrar bunu anlamayacak bir insan oglu olacağını sanmıyorum bir şartla nefsinin kölesi olanlar hariçtir buda gayet normaldir nefsini konuşturuşa bir insan gerçeği değil heva ve hevesinin istediği şeyi söyler nefsin bu özel durumundan dolayıdır nefsin yaratılışı gereği böyle davranır nefsini kullanan kişiler eger öğrendiği halde kavradığı halde bildigi halde anladıgı halde bu vahiy konusunu reddediyorsa sorun tercih hakkını özgür iradesinden dolayı yapıyor demektir yani bilerek ve isteyerek anladıgı kavradıgı halde reddediyor demektir işte bu kişilere şu ayetler ne güzel cevap veriyor anlatıyor

    Şu zamanı da hatırlayınız ki, siz “Ey Mûsâ! Allah’ı apaçık görünceye kadar sana asla iman etmeyeceğiz!” demiştiniz de, göre göre sizi yıldırım çarpmıştı. Bakara 55.ayet
    Âyetlerimiz onlara okunduğu zaman dediler ki: “İşittik; istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.”ENFAL 31.AYET
    Hani yine onlar, “Allahımız! Eğer bu kitap senin katından gelen gerçek ise, gökten üzerimize taş yağdır veya bize elem verici bir azap ver!” demişlerdi. ENFAL 32.AYET
    (Ey Rasûlüm, o kâfirlere) de ki: “- Allah’dan başka ibadet ettiklerinizi bana bildirin; yerde olan şeylerden hangisini yarattıklarını bana gösterin. Yoksa onların göklerde bir ortaklığı mı var, (gökleri Allah ile beraber mi yarattılar)? Haydin bana bu Kur’an’dan önce bir kitab, yahud ilimden bir eser getirin, eğer (söylediklerinizde) doğru iseniz.” AHKAF 4.AYET
    3:29 – De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.
    4:170 – Ey insanlar, Resul size, Rabbi’nizden hakkı (gerçeği) getirdi. Kendi yararınıza olarak ona inanın. Eğer inkâr ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Allah bilendir, hikmet sahibidir.
    4:153 – Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Musa’ya açık bir delil (yetki) verdik.
    Muhakkak ki biz, bu Kur’ân’da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan vazgeçmedi. İSRA 89.AYET
    Onlar, “Sen” dediler, “Bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.” İSRA 90.AYET
    “Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.” İSRA 91.AYET
    “Yahut, iddia ettiğin gibi üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya Allah’ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin.” İSRA 92.AYET
    “Ya da altından bir evin olmalı veya göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece göğe çıktığına da asla inanmayız.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir peygamberim. İSRA 93.AYET
    Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların buna inanmalarını sırf, “Allah, peygamber olarak bir beşer mi gönderdi?” demeleri engellemiştir. İSRA 94.AYET
    Şunu söyle: “Eğer yeryüzünde yerleşmiş, gezip dolaşanlar melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik.” . İSRA 95.AYET
    De ki: “Benimle sizin aranızda gerçek şâhit olarak Allah yeterlidir. Zira O, kullarını bilip görmektedir.” . İSRA 96.AYET
    Allah kimi doğru yola iletirse, işte doğru yolu bulan odur; kimi de şaşırtırsa, artık onlara Allah’tan başka dost bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşr ederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer, ateşi sönmeye yüz tutunca onun alevini arttıracağımız cehennemdir. İSRA 97.AYET
    NOT Sayın toro ayetleri vermemin sebebi bu yazıyı sadece sana yazmıyor olmamdır yani sadece sen okumayacaksın bi ihtimal bir kişi daha okuyacak oda belki tamda gerçek dininden haberi olmayan bir kişi olacak sadece sana yazmıyorum benim gerçek amacım kurandan bi haber kulaktan duyma uydurma dini yaşayan fakat farkında olmayan uydurulmuş dinini yaşayarak gerçek dini yaşadığını sanarak indirilmiş olan gerçek kitabının farkına varamamış olan Müslümanların farkına varması içindir sen zaten inanmadığından etkilenmezsin seni bağlamaz seni korkutmaz senin için yok hükmünde olan bu ayetler seni kanımca etkilememeli bu yüzden sana bu delillerle gelsemde niyetim gerçeğin peşinde olanlaradır gerçekten arayış içinde olanlaradır bana bunlarla gelme diyorsunuz ya işte sebebini şimdi anlamışsınızdır buna benzer bir açıklamam olmuştu hatırlarsınız ben yinede ihtiyaç duydugumda yazazcagım ilgili ayetleri sayın toro siz gale almayınız yok hükmündedir zaten sizin için siz kendiniz benimsemediğiniz sürece inanmadığınız sürece ikna olmadığınız sürece size ve sizin gibi düşünenlerin bu ayetlerden etkilenmesi olacak şey değildir etkileseydi zaten etkileneceğinizden inanırdınız etkilenenkişiler dir zaten inanalar ikna olanlar vs vs vs
    Yazının bir yerinde dayatmadan bahsetmişsin asla böyle bir niyetle yazmış değilim ayetleri dayatma kesinlikle tepkiyi getirir ters tepki yapar ayetler dayatmak için değildir ayetler inanalar için kendisini savunmak içindir arayış içinde olanlara arayışlarına sorularına tereddütlerinin ortadan kalkmasına aklın ystışmasını saglarlar hak kitapların dışında kendisini düşüncelerini delilsiz belgesiz ispatsız vs vs vs hiç kimse somut olarak savunamaz savunduğunu sanır savunması afaki olur vs vs vs bir kişide bilgi varsa o bilgiyede güveniyorsa sağlam olduğuna kesin olarak akıl ve mantığıyla ikna olmuşsa karşısındaki kişi bilgi sahibini bilgiye dayalı olmayan düiüncelerle bilgiisini gecersiz kılamaz fikrini çürütemez ne söylerse söylesin afakidir zandan öteye geçemez vs vs vs
    SAYGILARIMLA

    • toro dedi ki:

      Sayın kul,

      Sizin neye ve nasıl inandığınız beni ilgilendirmiyor! Bu nedenle;

      ”İLK İNSANDAN BUYANA YARATICIMIZ ATAMIZ OLAN ADEMİ BİLGİYLE DONATTIGINI BİLGİLENDİRDİGİNİ ((SÖYLÜYOR))” sizden alıntı

      Size kim, ne SÖYLEMİŞ se derdinizi ona anlatın, bana değil!

      Ben bana SÖYLENEN ve o SÖYLÜYOR denilen her şeye inansaydım evin yolunu bulamazdım. Siz bu şekilde de evinizin yolunu bulabiliyorsanız mutlu olmalısınız!

      Farkındamısınız, sizin tanrınızın uçan spagetti canavarı ya da Zeus olmamasını sağlayan şey sizin benim SÖYLEDİĞİME değilde başkasının SÖYLEDİĞİNE inanmanız! Ne kadar da zor vede mantıklı bir seçim yaptığınız görülüyor! Birinin değilde, kendisine yakın gördüğü başka birinin SÖYLEDİĞİNE inanmak ve mutlak gerçeklik budur diye tezahürat yapmak!

      Peki dostum, yaptığı şey sadece birinin SÖYLEDİĞİNE inanmak olan biri beni nasıl eleştirebilir?

      SÖYLENENİN doğru olduğuna inandığı anda SÖYLENEN tüm diğer sözlerinde doğru olduğuna inanmayı kabul eden biri, beni nasıl doğruyu söylememekle eleştirebilir? Sanki bana, kendine SÖYLENİLENİ değilde kendi SÖYLEDİĞİNİ iletiyormuş gibi!

      Ben size kendi algılarımla biriktirdiğim kendime ait bilgilerimle oluşmuş düşüncelerimi söylerken yani kendim olurken, siz bana birisinin söylediğini söyleyen başka birilerinden aldığınız söylemleri iletiyorsunuz!

      Dönüp ne yapmaya çalıştığınızı ya da benimle bu tartışmayı yapması gerekenin kim olduğunu düşünmek ya da anlamaya çalışmak yerine papağan gibi sadece duyduklarınızı iletmeye çalışıyorsunuz!

      Ben bu münazaraları burada birçok kişi ile yaptım, takip ettiniz! En son sizin inancınız üzerine kitaplar yazmış birisi ile yaptık. Hatırlayın, bana doğrudan bir tek şey yazamadan çekip gitmek zorunda kaldı! Çünkü o sizden farklı olarak ona ne dediğimi ona ne gösterdiğimi anlamıştı. Benim tarafımdan bakan birinin kendi tarafından gönderilen mesajlara verilen tepkilerle mücadele edemeyeceğini çözmüştü. O yüzden sadece kendisine itiraz etmeyecekler arasında tutunabilir ve inandırıcı görünebilirdi!

      Benim işimde esasen budur! Dünyayı sizden farklı olarak algılama yönüne evrilmişim ve ne aldığımın farkında olmaya çabalamışım, çabalıyorum. Sizinle yaptığım tek şey ise söylediklerinizin ya da başkalarından alarak bana ilettiklerinzin aynadan nasıl yansıdığını göstermeye çalışmak! Çünkü kendinizin aksine aynayı kandırmanız mümkün değildir. O size sadece sizden yansıyanı gösterir!

      Bu nedenle benimle bu münazaralara girmekten haz aldığınızı ve arada sırada gerçeğin söylenenden farklı olabileceğini duymaya ihtiyaç duyduğunuzu düşünmeye başlıyorum!

      Yoksa sadece SÖYLENENE inanan birisi, SÖYLENENE değilde sadece kendi algılarına güveneceğini söyleyen birisi ile neden yarışmaya çalışsın?

      Size tavsiyem gidin, sizin gibi başkasının SÖYLEDİĞİNE inanarak başka bir dinin ya da tanrının takipçisi olmuş birileri ile inancınızı ya da tanrınızı yarıştırın. Yani kendinizi sizin gibi davranan birileri ile kıyaslayın!

      • kul dedi ki:

        Sayın toro
        28/04/2016, 09:39 BU TARİHLİ YAZINA CEVAP

        Ben bana SÖYLENEN ve o SÖYLÜYOR denilen her şeye inansaydım evin yolunu bulamazdım. Siz bu şekilde de evinizin yolunu bulabiliyorsanız mutlu olmalısınız!DEMİŞSİNİZ

        DOGRU SÖYLÜYORSUNUZ SİZE KATILIYORUM sizin gibi her söylenene inansaydım EVİN YOLUNU BULAMAZDIM 100 LERCE HATTA 1000 LERCE YADA DAHA FAZLA İNANÇ İÇİNDE TEK TUTARLI OLAN HİÇ BİR KİTAPLA KARŞILAŞTIRILAMAYACAK BOY ÖLÇÜLEMEYECEK KİTAB sayesinde buluyorum

        Farkındamısınız, sizin tanrınızın uçan spagetti canavarı ya da Zeus olmamasını sağlayan şey sizin benim SÖYLEDİĞİME değilde başkasının SÖYLEDİĞİNE inanmanız! Ne kadar da zor vede mantıklı bir seçim yaptığınız görülüyor! Birinin değilde, kendisine yakın gördüğü başka birinin SÖYLEDİĞİNE inanmak ve mutlak gerçeklik budur diye tezahürat yapmak!DEMİŞSİNİZ

        1 toprak
        2 su
        3 agac
        Toprakta hiçbir meyvenin tadı yoktur yani toprak tatsızdır lezzet bakımından
        Su da hiçbir meyve ağacının tatları yoktur yani su da tatsızdır lezzet bakımından
        Ağaç da tat yoktur lezzet bakımından yani agaç da tatsızdır lezzet bakımından
        Peki sorarım sana bu tatlar nereden gelmektedir nasıl oluşmaktadır nasıl var oluyorlar örnek elma heryerde nasıl aynı tadı kotluyor oluşturuyor nereden elde ediyor ve o yetmiyor hiç karıştırmadan tereddütsüz hep aynı meyvede aynı tatlar bu nasıl oluyor kendi iç dünyamda soruyorum ve her yere bakıyorum kurandan başka hiçbir şey bu konuda ufuk acıcı tatmin edici soruyu cevaplayan hiçbir kitap yok yokyok bunun gibi ciddi konularda tatmin edici aklı ikna edecek yatıştıracak kuran dışında (((hiç))) bir kitap yok gösterirmisiniz 1 tane örnek vere bilirmisiniz bu kitab ciddi sorulara ciddi bir şekilde yatıştırıcı inandırıcı güven veren güvendiren bir şekilde başka bir yere yönlendirmeden diyorki beni oku kainatı incele benden başka sorular karşısında sorulara ikna edici başka bir kitap araştır bak bakalım bulabilecekmisin kesinlikle bulamayacaksın diyor

        Peki dostum, yaptığı şey sadece birinin SÖYLEDİĞİNE inanmak olan biri beni nasıl eleştirebilir?DEMİŞSİNİZ

        O birinin söylediği şey dediğin kitap ın dışında bana bir kitap göster o kitabın karşısında durabilen sorulara cevap veren ikna eden yatıştıran tatmiin eden aaa yanılmışım dedirtecek bir kitap getir o zaman değerlendiririm
        O BİRİ DEDİGİN ŞAHSIN SÖYLEDİKLERİ YANİ AYETLERİ İLKELİ VE TUTARLI DENGELİ HAKKI VE ADALETİ Vs VS VS SÖYLÜYOR VE HİÇ BİR KİTAP YOK KARŞISINDA VE O KİTAPTA MEYDAN OKUYOR İDDİADA BULUNUYOR VE İNSAN OGLUNUN İÇ DÜNYASINDAKİ TÜM DEGERLERİNE HİTAP EDİYOR İKNA EDİYOR HUZUR VERİYOR SÖYLEDİKLERİ VE İÇ DÜNYAMIZDAKİ SORULARI KARŞILIYOR VS VSVS BİR KİTAP GETİR O SAYDIGIN İLAHLARIN İDDİALARI ORTALIKTA YOK YAPTIRIMLARI YOK YOK YOK YOK VS VSVS

        SÖYLENENİN doğru olduğuna inandığı anda SÖYLENEN tüm diğer sözlerinde doğru olduğuna inanmayı kabul eden biri, beni nasıl doğruyu söylememekle eleştirebilir? Sanki bana, kendine SÖYLENİLENİ değilde kendi SÖYLEDİĞİNİ iletiyormuş gibi!DEMİŞSİNİZ

        FİKİRLERİNİZ HİÇ BİR SOMUT AKLI YATIŞTIRICI VE İKNA EDİCİ OLMADIGINDAN DOLAYI
        ÖRNEK
        ŞU HERONLAR VARYA İNSANSIZ HAVADA UCAN UCAK KUŞLAR KESİNLİKLE VE KESİNLİKLE TESADÜFİ DEGİLKEN ŞANSADA DAYALI OLUŞMAMIŞKEN SEBEBSİZ VE AMACSIZ EVRİMLEŞMEDEN BİLİNÇLİ VE AMACINA UYGUN OLARAK BİR ŞAHIS TARAFINDAN TASARLANARAK DAHA ORTADA YOKKEN AMACINI VE KABİLİYETİNİ VAR OLMADAN ÖNCE PLANLANARAK TASARLANARAK HER BİR ŞEYİ BELİRLENEREK EN UFAK BİR PARCASI ATLANMADAN BELİRLENEREK ŞEMASI CIKARTILARAK YAPILAN VE YAPILDIKTAN SONRADA AMACI DOGRULTUSUNDA HAREKET EDEN FAKAT BU HAREKET ESNASINDA İÇİNDE BİR İNSAN OLMADAN YADA BİR KOBAY MAYMUN OLMADAN KUMANDA İLE ARKA PLANDA YERDEN YÖNLENDİRİLE BİLEN HAVAYA KALDIRILARAK YÜZLERCE KLOMETRE ÖTELERE UCURULARAK HEDEFİNi GÖRÜNTÜLEYEBİLİYOR VE GERİ GETİRİLE BİLİYOR HAVADA YOLCULUK ESNASINDA İÇİNDE HİÇ BİR İNSAN OLMAMASINA RAGMEN O HERONLARDAN ETRAFINA BAKARAK GÖZLEM YAPABİLİYOR BUNU YAPAN İNSAN BU GERCEK ORTADAYKEN HELEDE 1 TOPLU İFNE BİLE USTASIZ VAR OLAMAZKEN TESADÜFİ BİLE ŞU ANAKADAR OLUMMAMIŞKEN OLUŞAMIYORKEN OLUŞMASIDA ASLA MÜMKİN DEGİLKEN BU İGNE BİLE BİR ŞEYLER SONUCU BİLİNÇİN VE ŞUURUN VE BİLGİNİN SONUCUNDA BİR İRADE SONUCU VAR EDİLEBİLİYORKEN ANCAK OLUŞA BİLİYORKEN BEN NASIL OLURDA AKLA VE MANTIGA AYKIRI FİKİRLERLE HİÇ AKLA VE MANTIGA HİTAP EDEMEYEN SOMUT DELİLLER TEZLERE DAYALI OLMAYAN FİKİR SAHİPLERİNE İNANABİLİRİM VS VS VS TABİKİDE EN TUTARLI TEK TUTARLI AKIL VE MANTIGA DAYALI BİLGİ GÖSTEREN ÖRNEKLER VEREN KİŞİ VE BİR KİTABA BU YOLLARI BENİMSEYEN ŞEYLERİ MUHATAP ALMAYA KARAR VERİR GÜVENİR İNANIRIM AKIL BUNU SÖYLER BUNU KABUL EDER AKIL ASLA AFAKİ ŞEYLERE TESADÜFE ŞANSA YER VERMEZ BİLGİYE DELİLE AKIL VE MANTIKLI ŞEYLERE DEGER VERİR VE İNANIR GÜVENİR ARKASINDAN GİDER VS VS VS

        Ben size kendi algılarımla biriktirdiğim kendime ait bilgilerimle oluşmuş düşüncelerimi söylerken yani kendim olurken, siz bana birisinin söylediğini söyleyen başka birilerinden aldığınız söylemleri iletiyorsunuz! DEMİŞSİNİZ

        EGER O BİLGİLER TUTARLI İSE KİMSEDE TUTARSIZLIGINI İSPATLAYAMIYORKEN BEN UCUK KACIK İSPATLANAMAYAN AFAKİ BİLGİLERLE KENDİM OLAMAYIP BAŞKALARINIDA BU NE SAÇMALIK DEDİRTECEGİME DOGRU OLAN CÜRÜTÜLEMEYEN GECERSİZ LEŞTİRİLEMEYEN ALTERNETİF BİLE SUNULAMAYAN BİLGİYE DAYALI BİLGİ SUNULAMIYORKEN CÜRÜTÜLEMEMİŞ BİLGİLER DURURKEN NİYE KENDİM OLMAYA KALKAYIM DOGRU BİLGİYLE HAREKET EDERSEM İŞTE O ZAMAN KENDİM OLURUM KENDİME GÜVEN GELİR CESARETLENİRİM GÜVENİRİM BU GÜVEN SAYESİDEDE BAŞKALARINADA HİÇ CEKİNMEDEN SUNARIM İSTERSE İKNA OLUR İNANIR İSTERSE İKNA OLAMZ İNANMAZ VS VS VS
        Dönüp ne yapmaya çalıştığınızı ya da benimle bu tartışmayı yapması gerekenin kim olduğunu düşünmek ya da anlamaya çalışmak yerine papağan gibi sadece duyduklarınızı iletmeye çalışıyorsunuz! DEMİŞSİNİZ

        BUNA HANGİ KESİN DELİLLERİNİZLE HANGİ BİLGİYE DAYALI HANGİ SOMUT FİKİRLER ORTAYA KOYARAK KARAR VEREBİLDİNİZ PAPAGANLAR BİLİNSİZDİR ÖGRETİLENİ HİÇ DÜŞÜNMEDEN BİLİNÇSİZCE BIRAK DOGRU YANLIŞ DEGERLENDİRMESİNİ BUNUN BİLE FARKINDA OLMAYAN BİR KUŞTUR PEKİ SANA SORARIM MADEM BU KANIDASINIZ BU BİLGİLER AFAKİ DİYORSUNUZ BUNLAR ASLA DOGRU OLAMAZLAR DİYORSUNUZ BU KANIYI İSPATLAYABİLİRSENİZ CÜRÜTEBİLİRSENİZ GECERSİZ LEŞTİRE BİLİRSENİZ BOŞ SÖZLER OLDUGUNU İNANDIRABİLİRSENİZ BU ŞU ANLAMA GELİR BENİM FİKİRLERİM DOGRUDUR DEMEK OLUR İŞTE SİZE FIRSAT O BİRİLERİNİN SÖZLERİ DEDİGİNİZ HİÇ DÜŞÜNÜLMEDEN HESAPLANMADAN SORGULANMADAN BİLGİYE DAYALI OLMAYAN BU SÖZLERİ PAPAGAN GİİBİ TEKRARLAMANIZ SİZİN NEKADAR BİLİNÇSİZ FİKİRSİZ OLDUGUNUZU ORTAYA KOYUYOR DİYORSANIZ İŞTE SİZE BİR FIRSAT HAYDİ SİZİN PAPAGAN GİBİ SÖZLER SARF ETMEDİGİNİZİ BİLİNÇLİ SÖZLER SARF ETTİGİNİZİ SİZİN FİKİRLERİNİZİN DOGRU OLDUGUNU O BİRİLERİNİN BİLGİLERİNİN BOŞ VE ASILSIZ OLDUGUNU İSPATLAYINIZ EGER İSPATLAYAMAZSANIZ CÜRÜTEMEZSENİZ GECERSİZ KILAMAZSANIZ OZAMAN PAPAGAN GİBİ TEKRARLADIGIMIZI SÖYLEDİGİNİZSÖZLERİNİZDEN DOLAYI BİZLERDEN ÖZÜR DİLİYEREK BÜKEMEDİGİNİZ BİLEGİ ÖPMENİZ GEREKMEZMİ KENDİNİZ OLDUGUNU SÖYLEDİGİNİZ O SÖZLERİNİZE O FİKİRLERİNİZ OTAMATİKMAN GECERSİZLEŞMEZMİ CÜRÜMEZMİ AFAKİ SÖZLER OLMAZMI O PAPAGAN MİSALİ SÖZLER OLMAZMI VS VS VS KENDİNİZ BU DURUMU NASIL KOTARACAKSINIZ

        DOGRU BİLGİ NEREDe OLURSA OLSUN İSTERSE YANLIŞ KİŞİDE OLSUN DOGRUYU SAVUNANLAR NEREDE BULURLARSA BULSUNLAR DOGRU BİLGİ YİTİGİN MALIDIR DOGRUYU YAYMAK İÇİN ALIR PAYLAŞIR YAYAR BUNA KENDİSİNE AİTMİŞ GİBİ DAVRANARAK SÖYLER VE YAYAR İNSAN GÜVENMEDİGİ EMİN OLMADIGI BİLGİYE SAHİPLENMEZ BUNA NASIL İKNA OLDUGUMA GELİNCE BU KİTAP 1400 SENE ÖNCE DEN BUYANA MEYDAN OKUYARAK BU ZAMANAKADAR İDDİASINI İSPATLAMIŞ ŞUANA KADAR DA HİÇ KİMSE O İDDİASINI GECERSİZLEŞTİREMEMİŞ BUNA AKLIBAŞINDA HERKESTE ŞAHİTKEN BEN NASIL OLURDA BU KİTABA GÜVENMEM İNANMAM ÖYLE GÖRÜLÜYORKİ KİMSEDE CÜRÜTEMEYECEK İSPATIDA 1400 SENEDİR KARŞISINA HİÇ BİR KİTAP CIKARTILAMAMIŞ HEP ŞİDDETLE KARŞIİIK VERİLMİŞ BASTIRMAK VE YAYILMASINI ÖNLEMEK İÇİN DOGRU OLAN BİLGİYİ İNSANLARA ULAŞTIRMAYI YAYMAYI SAGLAYANLARA KARŞI SAVUNANLARAKARŞI MÜCADELE VERİLMİŞ BASTIRILMAK İSTENMİŞ YAYILMASINI ÖNELMEK İSTEMİŞLER BAŞARILI OLAMAMIŞLAR VS VS VS HALADA KARŞISINA ERDEMLİ BİRŞEKİLDE MERTCE CIKAMIYORLAR HERYERDEN HERTARAFTAN TÜM KURNAZLIKLARIYLA SALDIRARAK MÜCADELE VERMELERİNE RAGMEN HALA ORTADA HİÇ BİR SOMUT ŞEY YOK YOK YOK TORO NEDİYORSUN ŞİMDİ NASIL CEVAPLAMAYI DÜŞŞÜNÜYORSUN NEGİBİ BİR MAZERET LE AMA LAKİN FAKATLA BAŞLAYARAK NE SÖYLEYEBİLECEKSİN MERAKLA BEKLİYORUM BEN TAHMİN EDEYİM BU KİTABIN ALLAHTAN OLDUGUNA DAİR İSPATLA YAMAMIŞ MİSALİ SÖZLER FAKAT BUNDAN ÖNCE YAPILMASI GEREKEN

        BU KİTABIN SÖYLEDİGİ ŞU SÖZ ÇOK ÖNEMLİ ******* Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getiriniz. SAFFAT 157.AYET ***

        İŞTE ERDEMLİ İNSAN ONURLU İNSAN BİLGİ KARŞISINDA YİNE BİLGİYLE O BİLGİYE CEVAP VERİR CEVAPLAR KENDİSİNE GÜVENİYORSA EDİNDİGİ BİLGİYE DAYALI OLARAK O BİLGİSİYLE KENDİSİ OLUYORSA İŞTE OZAMAN AFAKİ SÖZLER ASLA KULLANMADAN KAÇAMAK GÜREŞMEDEN MEYDAN OKUMAYA BİLGİYLE CEVAP VEREREK BİLGİSİNİ KONUŞTURARAK GECERSİZ KILARSA İŞTE O KİŞİL VE KİŞİLER DİR HAKLI OLAN YOK EGER BİLGİYE KARŞI BİLGİDEN KORKARAK BİLGİ KARŞISINDA ACİZ KALDIGINDAN GECERSİZDE KILAMAYACAGINI ANLADIGINDAN İLK OLARAK YAPACAGI ŞEY O KİTABIN ALLAHTAN OLDUGUNU İSPATLAYAMAMIŞ VS VS VS GİBİ SÖZLER SARFEDEREK BU YOLLARA BAŞ VURUYORSA ORTAYA CIKAN SONUC ALLAH IN VAHYETTİGİ KİTAP HAK VE GERCEK OLDUGU ORTAYA CIKAR BİLGİYE DAYALI OLMAYAN SÖZLER BİLGİYE DAYALI OLAN SÖZLER KARŞISINDA DAİMA ACİZKALIRLAR ACİZ KALANLARDA DAİMA KACAK GÜREŞİRLER YA MİNDERİ BEGENMEZLER YA HAKEMİ YADA KURALLARI YADA VS VS VS CÜNKİ ER MEYDANINA CIKAN KİŞİ YA BİLGİSİNİ KONUŞTURACAK YADA HAKSIZ GÜÇÜNÜ YADA MIZIKCILIK YAPACAK YALNIZ BEN SİZİN ASLA BİLGİSİZ BİR ŞEKİLDE BİLGİ DURURKEN BİLGİ DIŞINDA MÜCADELE ETMEYECEGİNİZE İNANIYORUM VS VS SV

        Ben bu münazaraları burada birçok kişi ile yaptım, takip ettiniz! En son sizin inancınız üzerine kitaplar yazmış birisi ile yaptık. Hatırlayın, bana doğrudan bir tek şey yazamadan çekip gitmek zorunda kaldı! DEMİŞSİNİZ

        çekip gitmedi site sahibi engelledi hepinize tek başına cevap veriyordu istersen panteye sor hatta engellendiğine dair pantenin sitede acıklamasıda var yani gitmedi engellendi eger kendinize güveniyorsanız engellemeyi kaldırın ve o kişiye cagrıda bulunun haber verinde bakalım gitmişmi yoksa engellenmişmi ha bu arada panteden hiç ses çıkmıyor

        Çünkü o sizden farklı olarak ona ne dediğimi ona ne gösterdiğimi anlamıştı. Benim tarafımdan bakan birinin kendi tarafından gönderilen mesajlara verilen tepkilerle mücadele edemeyeceğini çözmüştü. O yüzden sadece kendisine itiraz etmeyecekler arasında tutunabilir ve inandırıcı görünebilirdi!DEMİŞSİNİZ

        İSTERSEN PANTEYE SOR EGER PANTE CEVAPLAMAZSA BEN BULUR GÖSTERİRİM YAHU BEŞİNİZE BİRDEN CEVAP YAZIYORDU 1 KİŞİYYE KARŞI BEŞKİŞİ HATTA PANTEDEN BİR İZİN İSTEYEREK ACIKLAMA YAPMASI GEREKTİGİNİ SÖYLEDİ VE PANTEDE ACIKLAMASINI SON KEZ SİTEYE KOYDU SEN BU KISIMLARI HERHALDE UNUTTUN ŞİMDİ BELKİ HATIRLAMIŞSINDIR HALADA HATIRLAYAMIYORSAN PANTE SANA HATIRLATIR

        Benim işimde esasen budur! Dünyayı sizden farklı olarak algılama yönüne evrilmişim ve ne aldığımın farkında olmaya çabalamışım, çabalıyorum. Sizinle yaptığım tek şey ise söylediklerinizin ya da başkalarından alarak bana ilettiklerinzin aynadan nasıl yansıdığını göstermeye çalışmak! Çünkü kendinizin aksine aynayı kandırmanız mümkün değildir. O size sadece sizden yansıyanı gösterir! DEMİŞSİNİZ

        EVET AYNANIN KARŞISINA KİM ÇIKARSA CIKSIN CIKAN KİŞİYİ AYNA YANSITIR OLDUGU GİBİ YANSITIR CARPITMADAN YANSITIR FAKAT SİZ AYNA OLMADIGINIZDAN AYNA GİBİ TARAFSIZ SAF OLARAK YANSITAMIYORSUNUZ İDEOLOJİNİZ PENCERESİNDEN YANSITTIGINIZDAN YANSITTIGINIZI SANDIGINIZ ŞEY DOGRU OLARAK YANSITMA YAPAMIYOR ACI OLARAK DOGRU ACIDAN RESMEDEMEDİGİNİZ İÇİN KIRILMALAR OLUŞTUGUNDAN YANSIYAN ŞEYİN YANSITAN KİŞİ OLDUGUNDAN KİŞİ ASLINDA KENDİSİNİ YANSITIYOR SANIRIM
        *******************************************
        Ben size kendi algılarımla biriktirdiğim kendime ait bilgilerimle oluşmuş düşüncelerimi söylerken yani kendim olurken, DEMİŞSİNİZ

        YAHU BU SİZE AİT DEDİGİNİZ BİLGİLERİN HİÇ BİRİSİ SİZE AİTDEGİLKİ SİZDEN ÖNCEDE BİNLERCE MİLYONLARCA KİŞİ AYNI SAVLARI HATTA DAHA FAZLASIYLA SİZE AİT DEDİGİNİZ GÜŞÜNCELERİ SÖYLEDİLER VE GÖÇÜP GİTTİLER SİZLERDEN VE BİZLERDEN SONRAKİ KİŞİLERDE BANA AİT DÜŞÜNCELERİM DİYEREK AYNEN SİZİN YAPTIGINIZ GİBİ SAVUNACAK KIYAMETE KADAR BU BÖYLE DEVAM EDECEK DOG RU BİLGİ VE YANLIŞ BİLGİ HANGİSİ OLURSA OLSUN KİMSEYE AİT DEGİLLER BENİMSENİP YAŞANIR VE GÖÇER GİDERİZ O BİLGİLER KALIR BİZDEN SONRAKİLERDE O BİLGİLERİ İDOOLOJİSİNE GÖRE BENİMSER VE BENİMSEMEZ İŞTE OLAY BUKADAR BASİT DÜNYAYI TERCİH EDENLER YANİ HAYATININ BU DÜNYADAN İBARET OLARAK GÖRENLERİN TERCİH ETTİGİ İDEOLOJİK FELSEFİ SAVLAR BİLGİLER BELLİ HEM DÜNYASINI HEMDE AİRETİNİ TERCİH EDENLERİN DE İDEOLOJİK FELSEFİ BİLGİLERİ VE DEGERLERİ BELLİDİR VS VSVS

        siz bana birisinin söylediğini söyleyen başka birilerinden aldığınız söylemleri iletiyorsunuz! DEMİŞSİNİZ

        peki siz size ait olduğunu sandığınız bilgileri sizin düşüncelerinizmi sanıyorsunuz sıfır kilometre bilgiler öylemi sizden önce hiç kimse bilmiyordu öylemi ilk siz gün ışığına çıkardınız öylemi yapmayın birdaha düşünün bence sizmi ürettiniz o bildiginizi söylediğiniz bilgiler gerçekten sizemi ait bence bi düşünün derim ölçün biçin araştırın bakalım sizemi ait SİZDEN ÖNCEDE BİNLERCESİ MİLYONLARCASI SİZİN GİBİ SAVLARI SAVUNDU YAŞADI GÖCÜP GİTTİ VS VS VS
        **************************************
        Bir toplu iğnenin bile mutlaka tasarımcısı ve yapıcısı olması gerekirken, tüm evrenin Dünya’nın, insanların, sistemlerin, sanatın ve katrilyonlarca detayın bir sahibinin olmadığını iddia etmek akla savaş açmaktır.

        Kuran ayetleri her zaman düşünmeyi ve akletmeyi emreder. Ayrıca bilim dallarına dikkat çekerek insanların doğadaki delilleri araştırması emredilir.

        ZOOLOJİ

        Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı? [Ğaşiye Suresi (88/17]

        GÖK BİLİMLERİ

        Göğe (bakmıyorlar mı), nasıl yükseltildi? [Ğaşiye Suresi (88/18]

        Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun hiç bir çatlağı yok. [Kaf Suresi (50/6]

        OROJENİ

        Dağlara (bakmıyorlar mı); nasıl oturtulup-kuruldu? [Ğaşiye Suresi (88 /19]

        JEOLOJİ

        Yere (bakmıyorlar mı); nasıl yayılıp-döşendi? [Ğaşiye Suresi (88 /20]

        ARKEOLOJİ

        Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler…[Rûm Suresi (30/9]

        ANATOMİ

        İnsan bir baksın, hangi şeyden yaratıldı? [Târık Suresi (86/5]

        PALEONTOLOJİ

        De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığına bir bakın, sonra Allah ahiret yaratmasını (veya son yaratmayı) da inşa edip yaratacaktır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir. [Ankebût Suresi (29/20]
        OKADAR COKKİ FAZLA YER KAPLAMASIN DİYE BU KADAR ÖRNEK BİLGİ ŞİMDİLİK YETER SANIRIM
        SAYGILARIMLA

      • toro dedi ki:

        Sayın kul,

        ”DOGRU SÖYLÜYORSUNUZ SİZE KATILIYORUM sizin gibi her söylenene inansaydım EVİN YOLUNU BULAMAZDIM 100 LERCE HATTA 1000 LERCE YADA DAHA FAZLA İNANÇ İÇİNDE TEK TUTARLI OLAN HİÇ BİR KİTAPLA KARŞILAŞTIRILAMAYACAK BOY ÖLÇÜLEMEYECEK KİTAB sayesinde buluyorum” sizden alıntı

        Yukarıdaki yorumdan anladığıma göre siz elinizdeki kitabı ve onun tanrısını dünya üzerinde halen mevcut olan ya da geçmişte kalan bütün kitap ve tanrılarla bir bir karşılaştırıp, hepsini kendi içinde satır satır değerlendirip mukayese ettikten sonra dediniz ki, dünya üzerinde gelip geçen binlerce tanrı ve inanç içerisinde en doğrusu şans eseri(!) benimde içine doğduğum bu inanç ve dolayısıyla onun tanrısıdır, öyle mi?

        Eğer bunu yapmadıysanız o ”100 LERCE HATTA 1000 LERCE YADA DAHA FAZLA İNANÇ İÇİNDE” şeklinde kurulan cümleniz nezdinde size hangi sıfatı layık görmeliyiz?

        Dolayısıyla yazınızın geri kalanındaki benim defalarca cevapladığım sırf sizi bağlayan yinelemelerinize yeniden değinmek, yanıtlamak anlamsızdır!

        Sırf kendi inancını koruyup kendini yukarı konumlandırmak adına yapmadığı şeyi yapmış ya da yapıyormuş gibi gösteren ve bunu bir övüntü olarak sunan (kendi sıfatınıza kendiniz karar verin) bir arkadaşa fazladan bir kaç satır daha karalamak bana zuldür!

      • toro dedi ki:

        Sayın kul,

        Sanırım kimden bahsettiğimi anlayamadınız! Sizin de bir kaç kere karşılıklı (onu eleştirerek) yazıştığınız ama bana doğrudan tek bir yazı yazamadan giden arkadaş, hani fizikçi olan! Hani güzel ahlaktan (tanrısından aldığı) dem vurup ilk sıkıştığı anda ağzını bozan buna karşılık kendisine verilen cevabın akabinde kurtuluşu ayrılmakta gören!

        Farkettiyseniz o duruma düşmesine rağmen onu sizinle yan yana koyup (bu kez) ona iltifat ediyorum! Çünkü o yazmış bulunduğu şeylerin nereye gittiğini ya da devam ettirirse nereye gidebileceğini anlamış, sonucunda kendini ve inandığı için kendine kutsal olan inancını zor duruma düşürme kaygısıyla ortamdan uzaklaşıvermişti!

        Yaptığı ilk şey ne kadar affedilmez ise durumunu değerlendirerek (kendini içine düşürdüğü) verdiği son kararda o kadar isabetliydi!

        Eğer o arkadaşın (gerçek ad ve soyadını kullanıyordu ama ben şuan hatırlamıyorum) bana(!) hitaben bir cevabı olduysa size zahmet olacak, buluverinde bende görebileyim!

  31. kul dedi ki:

    Sayın toro
    28/04/2016, 08:39 bu tarihli yazına cevap

    Bizim algıladığımız ya da algılamaya uğraştığımız ya da algılamış gibi resmettiğimiz şekilde bir tanrı figürünün var olması bence mantıksız! DEMİŞSİNİZ

    bencede mantıksızdır bu kosmasun tek yaratıcısı vardır ve kainattaki var olan hiçbir şeye benzemez

    Allah O Allah’tır ki, kendinden başka hiçbir ilâh yoktur. O Hayy ve Kayyum’dur. (Ezelî ve ebedî hayat ile bâkidir. Zât ve kemâl sıfatları ile her şeye hâkim olup, bütün varlıklar O’nunla kâimdir). Ali imran 2.ayet

    ” Evvel O’ dur, Âhir O, Zahir O’ dur, Bâtın O ! O her şeyi hakkıyla bilir. ” ( 57/ 3 )

    Unutmayınız ki tanrı ile ilgili olarak yeşeren ve kültürlere yerleşen tüm tanrı tasfirleri tanrıyı görmeden, bilmeden yapılmıştır. DEMİŞSİNİZ bu açıklamandan ne anlamalıyız
    Bizde mevcut kültürleri sorgularken (bize önemsemese yani bize ilişmeseler problem yok), o kültürlerde resmedilmiş tanrı figürlerinden yola çıkırak yorum yapmak zorunda kalıyoruz, mecburen!DEMİŞSİNİZ

    hiç kimse insanın aklına hakareti kabul etmez bir yazında olası bir tanrı de bir yazında tanrıyı kim yarattı de sonrada ben ateist değilim de yahu artık kendi adına karar ver sen ateistmisin degilmisin değilsen tanrının var olduğunu acık acık kabul ettiğini yazılarında hissettir yada yazılarındaki kainata atfettiğin yaratıcılığı acık olarak kabul et

    soru
    seni Ve kainatı yada şu kosmosu kimyarattı
    yada bir yaratıcı varmı
    yada kainatın bir yaratıcısı varmı
    yada kainatın kendisimidir kendisini yaratan

    yani kainatın kendisi ilahmıdır
    eger aklına güveniyorsan net bir şekilde söyle yoksa ben ateist değilim demekle olmaz ateistliği şiddetle reddediyorsun fakat ne hikmetse net olarak ilkeli olarak düşünceni net olarak ortaya koyamıyorsun bunda çekinecek bir şeyyokki bu durumun karşıtarafı zor duruma sokuyor senin dışında bu sitede kimse düşüncesini inanışını neye inandığını neye inanmadığını neyi reddettiğini söylüyor açıkça ben söyledim demekle olmuyor söylemlerin kesinlikle karşı tarafta şu izlenimi ortaya çıkartıyor bu kişi her halde ateist eger yanlış anlamışsam hem sözünle hemde yazdığın yazılarında da hissettir inanışını sözünle ateist değilim dyorsun yazılarından çıkan sonuç ise bu kişi herhalde ateisttir düşüncesi hasıl oluyor bu durum bizlerden değil senin duruşundan kaynaklanıyor işte bu yüzden kendini kendin tanıttığından bu duruma cok daha dikkatli bir şekilde önemle özen gösterki bizleride zor duruma sokma

    Fakat ne kadar ileri gidersek gidelim, düşüncelerimizde açılan matruşkaların sonu gelmiyor, gelemiyor. Çünkü ”hiç” kavramı ”var” olan biri tarafından kolay anlaşılabilir bir olgu değil.DEMİŞSİNİZ
    Niye matruşkalarda ennihayetinde bitiyor 5 ve 7 den sonra bitiyor devasa bir matrulkada yapsan ennihayetinde başı ve sonu olup bitiyor

    Bizde ne yapıyoruz kendimizin yapamadığı, kendimizin hakim olamadığı, kendiğimizin mücadele edemedeği her şeye hakim birilerinin olmasını düşlüyoruz. Buda insanı tanrı denen olguya götürüyor! DEMİŞSİNİZ
    Tanrıyı ortaya çıkaran her şey bizim düşüncelerimizde şekilleniyor! Onunla alakalı tüm senaryonun ilham kaynağı yine kendimiz oluyoruz!DEMİŞSİNİZ

    Biz savaşıyorsak tanrılarda savaşıyor, devasa evler hayal ediyorsak tanrıların devasa sarayları ortaya çıkıyor, içimizden geçen her şeye evet denmesini dolayısıyla içimizden geçen herşeyi engellenmeden yapmayı planlıyorsak bu seferde her derdimizi çözmeye amade bir tanrı ortaya çıkıyor! DEMİŞSİNİZ

    O nedenle konuşan konuşturulan tanrı figürleri bana anlamlı gelmiyor! DEMİŞSİNİZ

    Çünkü tanrıyı yaratan biziz!DEMİŞSİNİZ
    işte sana bu yazın bu cümlen ne anlama geliyor bi izah edermisin tanrı bizi ve kainatı yaratan dır fakat sen diyorsunki insanlardır tanrıyı hayalinde var eden oluşturan hayel tanrı diyorsun şimdi bu nedemek izah edrmisiniz

    Bu nedenle özgür irade dediğimiz şey aradan tanrı hikayelerindeki tanrılar çıkarılarak tartışılmalı. DEMİŞSİNİZ
    İşte tüm tartışmalar fikirler tanrı var tanrı yok üzerine herşeyi tanrı yarattı diyenler kainat ezelden beri vardı sonsuzakadar var olacak hiç yok olmayacak diyenler sen budurumda hangi katogoridesin

    Ne oldu tartışmalar zaten bir yaratıcı üzerine iken fikirler hep bu fikirler çerçevesinde olmazsa olmaz olan yaratıcıyı tartışmalardan çıkaralım diyorsun bu ne anlama geliyor işte bu durumun acık bir şekilde düşüncenin ne olduğunu ortaya acık birşekilde ayan beyan anlaşılır olarak ortada duruyor yazılarınız da mücadeleniz yok üzerine fakat bi yabancının yorumundaki ateist kelimesine itiraz ediyorsunuz

    Daha önce bir yazımda ”hayalet uzuv” sendromundan bahsetmiştim. Beyin eksilmiş uzuvdan haberdar olmadığı(beyinde uzuvla ilgili son bilgi uzuv kaybedildiği anda kaydedlmiş) için ona sinyal göndermeye çalışıyor ama yanıt alamıyor. Ama ne hikmetse olmayan uzuv ağrıyor ya da kaşınıyor! Peki bu arada ”ruh” dediğimiz şey ne yapıyor? Kış uykusunamı yatmış? Olmayan uzuv nasıl ağrır ya da kaşınır, insan bütün algılarını yöneten bir ruha sahipse?DEMİŞSİNİZ

    YAZININ İÇERİGİ CELİŞKİLİ
    Şöyleki (((( *** Beyin eksilmiş uzuvdan haberdar olmadığı(beyinde uzuvla ilgili son bilgi uzuv kaybedildiği anda kaydedlmiş) için ona sinyal göndermeye çalışıyor ama yanıt alamıyor. Ama ne hikmetse olmayan uzuv ağrıyor ya da kaşınıyor!***))) olmayan uzuv nasıl olurda ağrır nasıl olurda kaşınır bu tezat durumu nasıl düzelteceksiniz ((( ben izah edeyim bunu anlamayacak nevar kişi kabullenemiyor psikolojisi bozulmuş vs vs vs deprasyona girmiş şokta vs v sv vs
    Sonra birgün, bir doktor ve şans eseri, beynin eksik uzva sinyal gönderen lobunu bir ayna yardımıyla kandırırsam ne olur diye düşünüyor? Deniyor da! Sonuç beynin o lobu ”ruh” hala uykudayken uzvun hala orada olduğuna ama kendisine sinyal göndermediğine inanarak kendi bağlantısınıda kesiyor! Sonuç bu sendroma sahip hastalarının genelini intihara meyilli hale getiren bu sorun kandırmacayla çözülüveriyor! DEMİŞSİNİZ

    YİNE PSİKOLOJİK BİRŞEKİLDE DAVRANIYOR
    şöyleki ortada kaybedilmiş uzuv varken uzvu kaybeden kişinin olmayan uzvu ağıyor ve kaşınıyorken ki kabullenememe durumu halisinasyon ve aynayla kandırma sonucu zaten kabullenemeyen uzvunu kaybeden kişi bu seferde kendisini psikolojik olarak aynayabaktıgında gördüğü o uzvunun yerinde olduğuna kendisini inandırıyor yine psikolojik olarak verdiği tepki sonucu karşısında yine kendisi sorunu geçici olarak teselli ediyor bir yerekadar bunun neresi çelişkili kişi kendisi kendisine sorun yaratıyor sonrada o sorunu yine geçici olarak kaldırıyor yani kişi her iki durumuda gerçek olarak biliyor ortada kandırma felan yok çelişki yok ruhun verdiği tepki şok tepkisi kabullenememe vs vs vs

    HERKES İNANCINI ÖZGÜRCE SÖYLEYEBİLMELİ CEKİNMEMELİ NEYE İNANDIGINI NEYE İNANMADIGINI ÜÇÜNCÜ BİR ŞIK YOKTUR

    SORU
    BİR YARATICI VARMI
    SORU
    BİR YARATICI SİZCE YOKMU

    BEN KESİNLİKLE TEK YARATICIMIZ VAR DİYORUM

    PEKİ SEN BUNCA FİKİR EDİNMENE VE BU FİKİRLERİNİ SAVUNMANA KARŞILIK
    1 AKIL VE MANTIGININ SANA SÖYLEDİGİ NE

    2 YADA NEFSİNİN SANA FISILDADIGI NE

    SAYIN TORO ŞÖYLE BİR ŞEY ASLA YOKTUR

    3 OLASI BİR TANRI

    İKİ SECENEKTEN BİRİSİNİ DEMEK ZOR BİRŞEYMİ

    SAYGILARIMLA

    • toro dedi ki:

      Sayın kul,

      Huylu huyundan vazgeçmez denir ya, işte bu söz sizin gibilerin durumlarını anlatmak için söylenmiştir.

      Kendinize yazılan yazıya yanıt vermek yerine başkasına yazılan ve sizin hiç bir şekilde ulaşamayacağınızın görüldüğü bir düzeyde yapılan bir münazaraya bodoslama dalarak kendinizi göstermeye uğraşıyorsunuz! İnancı bile başkaları tarafından düşünülen şeylerere ve o şeylere inanma durumuna bağlı olan yani inancını ancak başkalarından duyduklarıyla savunabilen biri, kendi fikirleriyle birbirleriyle münazara yapan diğerlerine katılabileceğini sanıyor.

      Söylemeliyim ki durumunuz büyüklerin arkasında kaldığı için önde olanları göremeyen ve zıplayarak olaya şahit olmaya çalışan çocukların durumuna benziyor!

      Öncelikle bir çok kez tavsiye ettiğim üzere, okuduğunuzu hemde kendi dilinizde okuduğunuzu anlayabilmeniz lazım!

      Burada onlarca defa yazdım. Ben hareketi başlatan bir tanrının (hareketi başlattığı için tanrı diyorum, bizi bilerek yaratıp sınava soktuğunu düşündüğüm için değil) olabileceğine ama ne onun tapılmak gibi bir kaygısı olduğuna nede bizim ona tapmamız gerektiğine inanmıyorum!

      O yüzden özellikle ne yazdığıma dikkat ediyor ve bilinen, anlatılan ya da varlığına inanılan tanrılar diyerek çizgimi açıkça çiziyorum!

      Ama bir kaç yazı önce size yine yazdığım üzere, kendisine ana diliyle doğrudan söyleneni ya da yazılanı anlamak yerine kendini kendi dilinde söylenmeyen ve yazılmayanların kendi diline çevrilerek söylenenlerine ve yazılanlarına inanmaya yönlendirmiş biri olarak benim yazdıklarımımı algılayabilmeniz zor oluyor!

      Üstüne üstlük arsızsınız da! Hem anlamıyor hemde anlamadığınız yazılar üzerinden yorumlar üreterek kendinize fayda sağlamaya çalışıyorsunuz!

      ” Evvel O’ dur, Âhir O, Zahir O’ dur, Bâtın O ! O her şeyi hakkıyla bilir. ” ( 57/ 3 ) sizden alıntı

      Dostum madem ‘her şeyi biliyor” sizin onun bilmediğiniz bir şeyi yapmanıza, onun bilmediği bir geleceğe ya da eyleme yürümenize ve onun bilmediği bir sona ulaşmanıza ihtimal var mı?

      Şayet ”her şeyi biliyorsa” sizin doğduğunuz anda, ölümünüze kadar neler yapacağınızı yani onun kıstaslarına göre en başından cennet ya da cehenneme mi gideceğinizi de biliyor olması gerekir! Bir tanrı, bildiği şeylerin bildiği gibi gerçekleşen sonuclarını ödül ya da ceza yoluyla değerlendireceğini nasıl söyleyebilir? Siz doğduğunuzda tanrınız tarafından bilinen sonunuzu yani onun ta en baştan görerek bildiği şeyi kendi iradenizle nasıl değiştirebilirsiniz? Eğer değiştirebiliyorsanız yani o meşhur özgür iradenizi devreye sokabiliyorsanız tanrınızın en başta gördüğü yani bildiği şeyimi değiştiriyorsunuz? Hem tanrı her şeyi bilir ve görür cümlesine hemde o tanrının bildiği ve gördüğü şeyleri değiştirebileceğinize (meşhur özgür iradenizle) inanmak nasıl bir durumdur ben bilmiyorum. Çünkü ben buna inanamıyorum!

      İşte bu yüzden ben sadece bilinen tanrıları, onların bilinen ve bizzat onlar tarafından söylendiğine inanılan sözleri üzerinden yorumluyorum!

      Sizin, beni ve sizi yarattığına inandığınız tanrı(!) sözlerine, beni değilde sizi inandırabiliyor diye yani siz bunlara inanabildiğiniz halde ben inanmıyorum diye başımı taşlara mı vurmalıyım?

      Yoksa siz, o enler üstü en tanrınızın neden beni değilde sizi inandırabildiğini mi sorgulamalısınız?

      Yok yok siz aklınızı böyle komplike sorularla karıştırmayın suçu doğrudan, tanrınız(!) tarafından kendisine hizmet etmek için yaratılan, dolayısıyla yapılanları sorgulama hakkı ve yeteneği olmadığı halde tanrısının yaptıklarını sorgulayıp, tanrısına meydan okuyarak insanları tanrıdan uzaklaştırmaya çabaladığına inanabildiğiniz o pek güçlü varlığa yükleyin!

      Bakın sizi bütün soru ve sorgulamalardan nasılda kurtarıverdim! Hadi iyisiniz iyi, sevildiğinizi bilin!

  32. kul dedi ki:

    Sayın rammsteinn VE DİGER MERAK EDENLER İÇİN

    HİLAL TV DE CUMARTESİ SAAT 11:00 DA

    ÇOCUKLARIN EVLENDİRİLMESİ

    CARİYELİK VE KÖLELLİK

    BİRDE KURAN IN MEALLERİNDEKİ CEVİRİ HATALARI VS VS VS

    MUTLAKA SEYRETMENİ TAVSİYE EDİYORUM

    DEVAMLI SEZENİŞTE BULUNDUGUN KONUYU KAÇIRMAMANI İSTEDİİGİMDEN HABER VEREYİM DEDİM İŞTE ANLATILMIYOR DEDİGİN KONULAR ACIKLANACAK

    SAYGILARIMLA

  33. karaca dedi ki:

    Doğmadan önce neydik? Ölünce ne olacak?Bunlara dair bile en ufak fikrimiz yok.

    diye bir arkadaşımız,gerçeği söylemiş,bilmiyor bilemiyor bilmeye müktedir değil bilmesi de mümkün değil,kafasında en ufak bir hayal bile,düşünce bile yok sonuç bilemiyor

    diğer taraftan bu sorunun cevabını yaratıcıya inanlar bilirler basittir cevabı anlaşılır net bir ifade ile anlatılmıştır allah bize bu konuda bilgi vermiştir.

    derki yüce rabbimiz

    bütün ruhları yarattığında onlara,” Ben sizin rabbiniz değilmiyim ruhlarda cevap verir evet yarabbi sen bizim rabbimizsin bizleri yaratan sensin”
    Bu tanımla bizleri kimin yarattığını biliriz doğmadan önce yaratıldığımızı biliriz,ancak sıramız geldiğinde dünyaya geldiğimizi biliriz

    ölünce ne olacak diye sorar arkadaşımız ve ekler bunlara dair hiç bir bilgimiz yok der

    Allaha inanlar bunu da bilir kendi adı gibi,bilirler
    Allah bu soruyuda cevapsız muallakta bırakmamıştır.
    cevabını her yaratıcıya inanan bilir
    allah yine bu konuda öldükten sonra ne olacağını bildirmiştir.

    insan yeryüzündeki yaşamında ne yaptıysa karşılığı eksiksiz ödenecektir.
    yüce allah iki kavram üzerinde duruyor ya CENNET ya Cehennem.
    sonsuz bir yaşam yeri sonsuz nimetler, sonsuz elem azap,acı tasa
    sonuçta biz biliyoruz bu sorunun cevabını
    Allahın rahmeti sonsuzdur o kendisine yaklaşanları bilir görür,onlara kolaylıklar nasip eder
    kendine zulmetmek isteyenleri de engellemez serbest bırakır.

    • Bi Yabancı dedi ki:

      Sayın Karaca :

      bütün ruhları yarattığında onlara,” Ben sizin rabbiniz değilmiyim ruhlarda cevap verir evet yarabbi sen bizim rabbimizsin bizleri yaratan sensin”
      Bu tanımla bizleri kimin yarattığını biliriz doğmadan önce yaratıldığımızı biliriz,ancak sıramız geldiğinde dünyaya geldiğimizi biliriz Sizden Alıntı !!!

      :))

      ölünce ne olacak diye sorar arkadaşımız ve ekler bunlara dair hiç bir bilgimiz yok der
      Allaha inanlar bunu da bilir kendi adı gibi,bilirler
      Allah bu soruyuda cevapsız muallakta bırakmamıştır.
      cevabını her yaratıcıya inanan bilir
      allah yine bu konuda öldükten sonra ne olacağını bildirmiştir. Sizden Alıntı !!!

      :))

      sonsuz bir yaşam yeri sonsuz nimetler, sonsuz elem azap,acı tasa
      sonuçta biz biliyoruz bu sorunun cevabını Sizden Alıntı !!!

      :))

      Bilmekle inanmak arasındaki farkın ayrımında olmayan birisine gülmek bile fazladan bir efordur ama buna değer!

      :))

      • karaca dedi ki:

        bilmekten kastınız gözünüzle gördüğünüz bir gerçekse bu bunu hissetmekse,bu mümkün değildir,bunu kimse ispatlayamaz, söz konusu olan ahiret hayatı, nereden geldik meselesiyse bunu kimse ispatlayamaz,ispatlamayada kimsenin gücü yetmez,
        yüryüzünde bu konuyu ispat edecek adam doğmamıştır ve doğmayacaktır
        peki mevcut omalan nedir,mevcut olan kurandır tek kaynak budur ya inanırsın yada inanmazsın kimsenin ispat etme gibi bir yükümlüğü yoktur,ancak inanır inanmak bilmek değildir bilmekle inanmayı karıştırmayalım,karıştırılmaması gerekir. peşinden şunu da ekleyeyim gördüğü bildiği hissettiği halde inanmayanların haddi hesabı bunu nereye koyacaksın hangi profile yerleştireceksin var mı bunun bir çözümü,cevap yok
        ama şunu belirtmeden geçemeyeceğim,

        dünya kurulduğundan bu tarafa,pekçok tür gelmiş geçmiş sırası gelen göçmüş gitmiş sırası gelen yeniden hayat bulmuş,peki en son yaratılacak olan nedir diye soracak olsam bunun cevabını verebilirmisin veremezsin çünkü bilmiyorsun bilmen de mümkün değil
        peki bunları yaratan biliyormu pekala biliyor bütün yarattıklarını bildiği gibi bundan sonra da yaratacaklarını bilir ve sırası geldiğinde yaratır.
        bilmek konusu evet bilmek konusu söz ondan açılmışken devam edelim
        bir tencere yemek yaparsın nasıl yaptığını bilirsin bunda anlaşılmayacak bir durum yok
        ya hiç yemek olayını tanımayan bir kimseye yemek tarifini yaptığında bilmiş mi olur sadece inanır yada inanmaz, bilmek farklı inanmak iman etmek farklıdır.
        inanmak derken
        deli saçması her söze inanılmayacağını sende bilirsin
        ancak burada sizleri yanıltan koskoca bir kanıt var bunu değerlendiremiyor göremiyorsunuz,düşünmüyorsunuz,koskoca alem nasıl yaratılmıştır bunu bir yaratan varmıdır bunları yaratan beni de yaratmış olabilirmi şayet beni de yarattıysa bana hangi donamımları verdi hangi ihtiyaçlarım için neler yarattı,diye kendine sormuyorsun
        insanı halden hale sokarak en son şeklini vereni niye görmezden geliyorsun bar mı bunu yapabilecek teknoloji,bırak halden hale sokmayı bir sperm üretebilirmi insan labaratuvar ortamında olsun veya başka yerde olsun insana bu mekanizma verilmiş farkında değil
        insan mademki bir şey yaratmaya gücü yetmiyor o halde başka bir güç tarafından dizayn edilmiş yaratılmıştır,peki yaratan kim ne özellikleri var bu üstün gücün
        mademki her şeyi planlayabiliyor yerli yerine koyabiliyor. bir aksaklık yok,yapılan işler tıkır tıkır işliyor o halde kim bu yaratıcı
        yine kurana dönüyoruz kimlik tanımı orada yapılıyor yüce yaratıcının
        “o sonsuz kudret sahibidir,ilmiyle herşeyi kuşatmıştır,dilediğine ol der,dilediğini yok eder,kimseye hesap vermez,doğmamıştır doğurmamıştır,yaratılan hiç bir şey ona benzemez,ona hiç bir şey denk değildir,o hesap gününün sahibidir,dilediğine dilediği kadar rızık veren odur,yaptığı yapacağı hiç bir şeyden sorumlu tutulamaz,o yoktan var edendir,var ettiklerini de yok edecek olan odur” şimdi istersen bu tanımların her birisini kendi kafanda yorumla,anımsa ne demek,bu nasıl olabilir,gördüklerini bildiklerini bu tanımlarla karşılaştır,uyuyormu uymuyormu kendin cevap ver bir yerde takılacakmısın
        takılmazsın sorduğun gördüğün her şey yukardaki tanımlarda mevcut olduğunu göreceksin bunun aksinin olamayacağına kanat getireceksin
        işte inanmak budur,inanmasan bile değiştirmeye gücün yetmez yeniden dizayn edemezsin her şey yerli yerine oturmuştur.
        peki bu bilgiler olmasaydı yani kuran indirilmemiş olsaydı
        ne düşünecektin ne yapacaktın onun rahmetinden sana verilmiş hiç bir şey olmasaydı ne yapacaktın,etrafa bakıp bunun nasıl gerçekleşti hakkında en ufak bir bilgin olmayacaktı
        affedersin hayvanlar gibi yiyip içip hayat sürecektik.
        bir farkımız kalmayacaktı.
        nasıl yaratıldığına dair kendisine herhangi bir bilgi verilmemiş insanın yapacağı buydu.
        eğer değildir diyorsan kendi yaratılışını araştırmak zorunda kalacaktı.belki bir takım bilgilere ulaşacaktı ama emin değil sadece düşüncede kalacaktı hiç bir zaman yüzde yüz emin olamayacaktı nasıl yaratıldığını görmek için,
        taki ne zamana kadar,alemin nasıl yaratıldığını,kendisinin neden niçin,ne zaman,hangi sebebten yaratıldığı konusunda kendisine bir bilgi verilesiye kadar hiç bir şey bilmeyecekti.
        yüce rabbimiz insandaki bu ihtiyacı bildiği için insan hakkında bilmesi gerekenleri tek tek sıralıyor
        “Senin atan ademi topraktan yarattım,yeryüzüne halife vekil,dizayn eden,bana inanan beni çokca anacak olanı yarattım beni düşünecek yorumlayacak,benim büyüklüğümü sonsuzluğumu hissedecek anlayacak olan ademi yarattım der yüce rabbimiz ”
        kurana göre bilirsin melekler hemen itiraz ederler ” biz seni tesbih etmiyormuyuz”
        diye itirazda bulunurlar ancak bilmedikleri bir konu vardır.
        Yüce rabbimiz topraktan yarattığı ademe kendi ruhundan kendinden bir şey katar
        meleklere nasip etmediğini bu basit topraktan yaratılmış,adama,ademe,verir bunu yapar
        kıymetli olan budur yoksa aslanın benden ne farkı var bir köpeğin benden ne farkı var o da canlı bende canlıyım o da yiyor içiyor çiftleşiyor,hayatını sürüyor,Ancak hiç bir şeye nasip etmediği bende var yani insanda,rabbimiz kendinden bir şeyler katıyor buna da
        ruh diyor ve ruhumuz itibarıyla allahın bir parçasıyız,
        ondan geldik ona döneceğiz yaptıklarımızdan sorumluyuz başı boş değiliz bizi takip edenleri görmemiz gerekmez,görsek zaten hiç kötülüğe bulaşmayız,ancak her yaptığımızı her ettiğimizi yazanlar kayıt altına tutanlar var biri sağımızda biri solumuzda. öldüğümüzde
        tuttukları bu kaydı hak sahibine verecekler kimse itiraz edemeyecek kayıt senin kayıtın
        değişiklik,olmayacak değiştirmek için dünyaları vermek isteyeceksin ancak bir harfinde değişiklik olmayacak geriye dönüş artık olmayacak,defterin kapanmıştır ne eksilme ne ilave olmayacak,ancak kendisine şefaat yetkisi verilmiş olanlar allahtan dilekte bulunacaklar şefaat etmek için ama yine allah dilerse şefaatçiler şefaat dileğinde bulunabilirler,
        dönecek olursak,bilmek ve ınanmak konusuna ben bunları bilmiyorum ama
        yüce rabbimiz tarafından biz insanlara indirilen bu kutsal kitap ta aynen böyle diyor böyle bilgi veriyor,kimin ispat edebilme kanıt getirebilme olanağı imkanı var bu mümkün mü tabik i mümkün değil ispatlanamaz bilinemez kanıtlanamaz,
        buna peygamberlerin bile gücü yetmez,
        ancak INANIRSIN yada İNANMAZSIN
        inanmak için pek çok veri var hepsi birbirinden farklı hepsi bir birinden değerli
        insan bunları göremiyorsa bundan sonra işi allaha kalmış
        dilerse af eder dilerse zelil,
        af etse kim hesap sorabilecek,zelil etse kim hesap sorabilecek var mı böyle bir güce sahip olan
        hepimiz onun rahmeti içerisindeyiz
        SİZLERE tavsiyem şudur ki,kuranı masal kitabı olarak yorumlamaktan,peygamberin peygamberliğini kabul etmemekten çekinin
        tekrar kuranı gözden geçirin,orada yaratılan bu alemlerin,hangi güç tarafından yaratıldığının bilgisini bulacaksınız
        islam kabile dini değildir içeriği itibarıyla evrensel, bütün akıl sahiplerine hitab edimiş yoldur,ondaki bilgileri başka hiç bir kaynakta bulamazsın
        varmı böyle bir bilgi bildiğiniz gördüğünüz veya ispat edebileceğiniz bir kaynak
        hangi kaynak ” o doğmamıştır,doğurmamıştır,ilmiyle her şeyi kuşatmıştır dilediğine ol der oldurur, sonsuz kudret sahibi, o yoktan var etmiştir vs vs ” varmı böyle bir bilgi elinizde
        herşeyin cevabını veren varsa açıklayın bizde okuyalım bilelim
        en büyük bu konularda KURANI KERİMDİR.
        Bu sebebten dolayı eşi ve benzeri yoktur kuranın,bütün insanlar bir araya gelse kuranın benzerini yazamazlar,yazmaları mümkün değil çünkü neden
        neyin ne olduğunu bilmezler ve yazacakları bu kitaba bu bilgileri de koyamazlar işte bundan dolayı,yazılması mümkün değildir.
        içerdiği bilgileri hiç bir insan,hiç bir canlı bilemez vakıf olamaz,bilmediği bir şeyi de kendi yazdığı kitaba ekleyemez
        ekleyebilmesi için yüce bir bilgi sahibi olması,kainatı bilmesi,yaratılışı bilmesi,yaratanı bilmesi,gerekir bu ta mümkün olmadığına göre yazılması imkansızdır.
        kalkmış kurana masal kitabı diyorsunuz,
        madem kuran masal kitabı o halde siz yazın bir kitap,alemler ve insanlık neden nasıl hangi sebeble kim tarafından var edilmiş,var edenin amaçları niyetini açıklayın
        varmı böyle bir bilginiz, olsa olsa uyduruktan,aslı astarı,olmayan hiç bir soruya cevap veremeyen bir kitap yazarsınız bu da masal kitabı olmaktan öteye geçemez.
        tamam kurana itiraz edebilirsiniz,itirazlarınızda haklı olabilirsiniz
        ama ben bir soru sorduğumda bunun cevabını verebilmelisiniz,
        size bu alemleri kim yarattı dediğimde ne cevap vereceksiniz
        muhtemelen ben bilmiyorum belki sarı çizmeli memet ağa yaratmıştır mı diyeceksiniz.?
        Boşu boşuna,kurana itiraz peygambere itiraz yaratıcımıza itiraz ona itiraz buna itiraz
        insanın ömrü hep itirazla geçerse ne büyük kayıp,

    • toro dedi ki:

      Sayın karaca,

      ”derki yüce rabbimiz

      bütün ruhları yarattığında onlara,” Ben sizin rabbiniz değilmiyim ruhlarda cevap verir evet yarabbi sen bizim rabbimizsin bizleri yaratan sensin”
      Bu tanımla bizleri kimin yarattığını biliriz doğmadan önce yaratıldığımızı biliriz,ancak sıramız geldiğinde dünyaya geldiğimizi biliriz” sizden alıntı

      Doğrusu ilgiyle okudum!

      Peki bu yaratıldıkları anda kendilerini yaratan tanrıyı TANIYAN ya da BİLEN bu pek bilgili ruhlar bir bedene yüklenip(!) dünyaya salındıklarında o yaratıldıkları anda TANIYIP, BİLDİKLERİ tanrıyı nasıl unuturlar? Ya da tanrınız önce kendini bilmelerini sağlayıp sonra unutturarak tekrar hatırlayıp hatırlamayacaklarını mı görmek ister?

      Öte yandan madem ruhlar yaratıldıkları anda kendilerini yaratanı biliyor ve tanıyorlar o halde bu tanrının(!) tarihin belirli zamanlarında ortaya çıkıp ”sizi yaratan benim” diyerek inandırmaya çalıştıkları bizim bedenlerimiz midir?

      Yani ruhlarımız tanrıyı tanıyıp biliyorda o ruhlarımızın ihtiva ettiği bedenimizi yöneten beynimizin ürünü olan aklımız tanıyıp bilemiyor mu?

      Ya da madem bizi yaratan(!) tanrı kendini dünyada bize yeniden tanıtıp bildirmek zorunda kalacak o halde neden en başta ruhlarımızın kendini tanıyıp tanımadıklarını bilmeye ihtiyaç duyuyor?

      ”Sıranız geldiğinde herşeyi biliyorsunuz” ama birileri, belirli zamanlarda gelip hiç birşey bilmediğiniz iddiasıyla size, sizin zaten bildiğinizi iddia ettiğiniz tanrılarınızı yeniden anlatmaya ve sizi ona çağırmaya ya da yönlendirmeye mi ihtiyaç duyuyor?

      Bakın yazdığınız 2 cümleye sorulacak sorular en az yukarıdakiler kadardır. İsterseniz soru sayısını arttırayım.

      • Bi Yabancı dedi ki:

        Sayın Toro :

        Niye böyle yapıyorsunuz ya :))

      • karaca dedi ki:

        neyin cevabını istiyorsun sayın toro

        ruhları yarattıktan sonra sizleri yaratan benim demesinin ne sakıncası var
        yaratılmış olan ruh kendisini kimin yarattığını nereden bilecek tabiki kendilerine
        bu bilgi veriliyor sizleri yaratan benim diye bunun anlaşılmayan yönü nedir
        ben sana aynı soruyu sorsam
        sen cevap bile veremiyorsun,seni kim yarattı diye soruyorum ruhunu kim yarattı diye soruyorum cevap ver biliyorsan,
        ben orada olmuş olan bir olaydan bahsediyorum siz kalmış başka bir konuya başka bir yöne çekiyorsunuz,benim iddiam ınancım budur
        varsa bir bilgin sende açıkla nereden nasıl neden dolayı var oldun
        biliyormusun yoksa bilmiş mi oluyorsun şöyle böyle diyerek
        ben bilmiyorum,inanıyorum bunu yüce rabbimiz böyle diyorsa böyle olmuştur diyerek
        bana ispatlayamacağım konu hakkında soru sorman ne kadar ilginç
        hatırlayamazsın tabi her şeyi hatırlayacağını mı sanıyorsun
        bilmen için gereken bilgiler kapatılmış ta olabilir ama kuran bunun böyle olduğunu açıkça böyle izah ediyor
        ben sana soruyorum sen cevap bile veremiyorsun
        zaten konu da bir arkadaşın öldükten sonra ne olacak sorusu ve doğmadan önce neydik hiç bilmiyoruz demesiyle başladı
        bende yukardaki bilgiyi verdim benim inancıma göre bu böyledir diye.
        senin ise verebilecek basit bir cevabın bile yok
        sadece varsın nasıl var oldun en ufak bir fikrin bile olduğunu sanmıyorum

  34. karaca dedi ki:

    sayın toro
    eğer sende ruhların varlığını kabul ediyorsan
    dönüp dolaşıp kabul etmediğin allahın bilgilerine sarılıyorsun
    sana bu bilgiyi veren kim ilk önce bana onu söyle.

    • toro dedi ki:

      Sayın karaca,

      ”ruhları yarattıktan sonra sizleri yaratan benim demesinin ne sakıncası var
      yaratılmış olan ruh kendisini kimin yarattığını nereden bilecek tabiki kendilerine
      bu bilgi veriliyor sizleri yaratan benim diye bunun anlaşılmayan yönü nedir” sizden alıntı

      Gülermisin, ağlarmısın…

      Demek bir sorunu çözebilmek ya da bir soruyu cevaplayabilmek için herhangi bir dine inanıp o dinin tanrısını da doğru kabul ettiğinizde herşey bir anda ANLAŞILIR oluyor!

      İyi de belki yüzlerce kere sordum, herşeyi anlamanızı sağlayan şey nasıl oluyorda SİZİN inandığınız din oluyor? Mesela neden Budizm ya da Hinduizm değil, siz onlara inanmıyorsunuz diye mi?

      Bana ”seni kim yarattı sorusunu cevapla” diyorsunuz.

      Ne yapayım, sırf size cevap verebileyim diye bir tanrı hikayesi uydurmalı ya da zaten var olan tanrılardan birini seçip onun hikayesiyle mi size karşılık vermeliyim?

      Bu nasıl bir anlamsız, anlayışsızlıktır! Siz sorunun cevabını biliyorsunuz çünkü bir tanrıya inanıyorsunuz öylemi?

      Peki o halde şu sözler nasıl oluyorda tarafınızdan yazıya dökülebiliyor;

      ”bana İSPATLAYAMAYACAĞIM konu hakkında soru sorman ne kadar ilginç”

      Bakın olayın özü yukarıda! İSPATLAYAMAZSINIZ! Bende size onlarca kere bende İSPATLAYAMAM dedim! Ama siz İSPATLAYAMAYACAĞINIZI söylediğiniz şeyin aynı zamanda GERÇEK olduğunu iddia ediyor bütün kurguyu bunun üzerinden yazıyorsunuz! Ben size herhangi bir zamanda GERÇEK budur ya da şudur dedim mi?

      Ben sadece özneye soru sorarım. Ha o sorulara cevap veremiyorsanız bana GERÇEK şudur dolayısyla herşey benim söylediğim gibidir yaklaşımıyla gelemezsiniz!

      İspatlayamadığınız şey nasıl GERÇEK olur? Çocuk mu var karşınızda!

      Demek BASİT bir cevap için bir dine biat etmeliyim! Sırf BASİT bir cevap verebilmek için! Kusura bakmayın, orada durun! Hiç birşey o kadar BASİT değil! Ben hiçbirşeyi bu kadar basite indirgeyerek cevaplamaya dolayısıyla önemsizleştirmeye çalışmam!

      Evet ben varım! Ama varlığım hakkında sadece kendimin inanacağı hikayeler uydurmuyor ya da başkalarının hikayelerini şartsız, koşulsuz gerçek olarak kabul edip başkasına bu seninde gerçeğindir bencilliğini dayatmıyorum!

      Yüz defa yazdım! Sırf şuan inandığınız dinin mensunu bir ailenin, dolayısıyla da toplumun içine doğdunuz diye o inanç kesinlikle GERÇEK olandır diyemezsiniz! Ha bunu dersiniz, sonrada çıkıp inancınızın tanrısının adaletinden bahseder ama başkasının niye sizin gibi, sizin inancınıza mensup bir ailenin çocuğu olarak değilde bir hinduistin çocuğu olarak dünyaya gelebildiğini yani sizin nasıl olupta kollandığınızı açıklayamazsınız!

      Ama yok sınavdayız değil mi! Peki bu nasıl bir sınav ki birinin sınavda kullanmak için kalemi varken diğerinin yok? Kalemi olmayan önündeki sınav kağıdını nasıl karalayacak?

      O kadar açık ki, bundan 2000 sene önce girit adasında giritli bir ana-babanın çocuğu olarak doğsaydınız Zeus’a inanacak onun haricindekilerin adını bile anmayacaktınız! Şimdi çıkıp bana seçilmiş, en kutsal inanca ilintilenmiş en gerçek tanrı yolcusu edasıyla poz atmayın!

      Yeter ama önce okuduğunuzu anlamayı öğrenin! Daha bir kaç yazı önce RUH diye birşey yoktur yazmışım! Akabinde hala aşağıdaki gülünesi satırlarınıza muhatap oluyorum;

      ”eğer sende ruhların varlığını kabul ediyorsan
      dönüp dolaşıp kabul etmediğin allahın bilgilerine sarılıyorsun
      sana bu bilgiyi veren kim ilk önce bana onu söyle.” sizden alıntı

      Şakamısınız siz?

      Ama yukarıda yazdıklarım bir yana, asıl sebeb belli değilmi? Gerçektir, mutlaktır, doğrudur, kesindir dediğiniz özneye sorulan birkaç soruya cevap verememenin benliğinizde kopardığı fırtınanın hezayana dönüşmüş halini yazıya döküyorsunuz!

      Ama ben yinede cevabınızı merak ediyorum!

      Peki bu yaratıldıkları anda kendilerini yaratan tanrıyı TANIYAN ya da BİLEN bu pek bilgili ruhlar bir bedene yüklenip(!) dünyaya salındıklarında o yaratıldıkları anda TANIYIP, BİLDİKLERİ tanrıyı nasıl unuturlar? Ya da tanrınız önce kendini bilmelerini sağlayıp sonra unutturarak tekrar hatırlayıp hatırlamayacaklarını mı görmek ister?

      Madem ruhlarımız kendierini yaratan tanrıya bu kadar aşina o halde bu ruhlarımız nasıl oluyorda Zeus’a, İşthar’a, Odin’e, Enlil’e, Ba’al’e, Şiva’ya, Manitu’ya ve daha binlercesine tapıyorlar! Üstelik sadece sizin tanrınızın gerçek olduğunu varsayarsak demek ki diğerlerini uydurup tapıyorlar!

      Bu nasıl bir tanrısını tanıyıp bilmektir ki, mesela dünyayı öküzün boynuzlarına yerleştirdiğini düşündükleri bir tanrıya tapabiliyorlar!

      Bana bakın, Yüzüklerin Efendisi romanın yazarı Tolkien, eğer kendisine peygamber deyip yazdığı kitabında tanrı tarafından kendisine yazdırıldığını ve tanrısının insanlara binlerce yıl önce olanları haber vermek yoluyla ders vermeye çalıştığını ve insanları kendisine doğru yönelmeye çağırdığını söyleseydi ne olurdu?

      Eğer hikayeler ya da masallar sırf inandığımız için hikaye ya da masal değilde GERÇEK oluyorsa bende inanayım da yüzüklerin efendisi tanrı tarafından yazdırılan bir kitap oluversin!

      İnce çizgiyi size nasıl anlatacağım! İnanırsanız GERÇEKTİR (sizin için) inanmazsınız GERÇEK (sizin için) değildir!

      İnanan inanmayana, senin inanmadığın ama benim inandığım şey seninde gerçeğindir diyebiliyorsa yanarsınız! Bu durumda size inandığım öyle şeyler söylerim ki sırf ben inandığım için onlar sizin de gerçeğiniz oluverir!

      Sınırınızı bilin!

      • karaca dedi ki:

        sayın toro

        sorunuz aşağıdaki gibidir. sizden alıntı
        Peki bu yaratıldıkları anda kendilerini yaratan tanrıyı TANIYAN ya da BİLEN bu pek bilgili ruhlar bir bedene yüklenip(!) dünyaya salındıklarında o yaratıldıkları anda TANIYIP, BİLDİKLERİ tanrıyı nasıl unuturlar? Ya da tanrınız önce kendini bilmelerini sağlayıp sonra unutturarak tekrar hatırlayıp hatırlamayacaklarını mı görmek ister?
        benim bildiğim kuranda gördüğüm şudur:rabbimiz perdeden bahseder yani niteliği,ne olduğunu bilemediğimiz engel.duvar,aşılması imkansız,aşılmasını insanın bu dünyada yapamayacağı bir engel kısaca perde olarak izah edeyim,bu perde her insanda vardır ve engelleyici olarak durumunu devam ettirir,bu perdeden dolayı ruhlar bu söz verdikleri tespih ettikleri,ya rabbi bizleri yaratan sensin dedikleri verdikleri sözü hatırlamaz,perde o alemde gerçekleşmiş olan bu sözün hatırlanmasını engeller,bu sebebten dolayı görüşümüz anlayışımız bilmemiz, engellenmiş olabilir,ben de kendi kendime çok defalar sormuşumdur bizleri yaratan rabbimiz bizlere sorduğunda,sizleri yaratan benim dediğinde bizlerin verdiği evet yarabbi bizleri yaratan sensin sen bizim mevlamızsın dediğimizi ben de hatırlayamıyorum benim bunu hatırlayayamamı kuran şöyle izah ediyor önünüzde perde vardır diyerek ve bu perdeyi aşmam yani bu sözü hatırlamam mümkün değil
        ama kurana göre böyle bir söz vermiş ve bizleri yaradanın Allah olduğunu söylemişiz ve tasdik etmişiz buraya kadar bu böyle
        diğer konu:
        geçmiş zamanda yaşayan insanların inandıkları taptıkları ZEUS vs tanrı olarak kabul ettikleri her şeyi yüce rabbimiz ahirette kıyametten sonra önlerine çıkaracak isnat ettikleri veya kabul ettikleri tanrı yada yaratıcı olarak kabul ettikleri putları her şeyi önlerine çıkaracak ve onlara soracak sizler mi tanrı olduğunuzu söyledinizde bu insanlar beni bıraktı sizlere inandı sizleri rableri olarak bildi diyecek,putlardan ZEUS vs şeyler dile gelecek ve diyecekler”yarabbi mutlaka böyle bir şeyi bizim söylemediğimizi zorlamadığımızı
        fiziki güç kullanmadığımızı veya bizim kendimize bile hayrımız olmadığını bilirsin biz asla bu insanlara böyle bir şey söylemedik onlar kendileri icad ettiler ve öylece inandılar bunda bizim sucumuz günahımız yoktur diyecekler,ve bu tür şeylerin hepsi kafirlerin önlerinden uzaklaşıp kaybolacak,
        o zaman insan belki sorabilir “Yarabbi sizden bize bir uyarıcı bir ikaz edici gerçeği söyleyen peygamberler gelmedi doğrudur bizler senin yerine bu uydurduğumuz şeylere taptık diyecekler demeleri muhtemel tabiki konuşabilirlerse tabiki izin verilirse,o zaman rabbimiz ey insan hiç düşünmedinmi ben sana akıl fikir vermiştim mukayese etmedin aklını kullanıpta seni benim yarattığımı nasıl bilemedin nasıl anlayamadın diye soracaktır
        mutlaka herkesin verebileceği vereceği bir cevabı olacaktır tabiki yüce rabbimiz müsade ederse mazeretini kabul ederse
        ama ya şu soruyu sorarsa :soracağını da tahmin ediyorum ben sizlere doğru yolu benim yolumu izah eden gösteren peygamberler uyarıcılar ikaz ediciler göndermedim mi
        diyecektir demelidir,
        insan ne diyecek evet yarabbi sen bizlere peygamberler gönderdin bizleri ikaz ettin ama biz kulak asmadık duymazdan geldik nefsimize uyduk diyecekler.
        Allahın sıfatlarını ben saymayacağım,.benim bildiğim inandığım atomların zerresini bile idare eden kontrol eden var eden dizayn eden odur varlığı ile her şeyi kaplamıştır.
        o bir canlı,o bir cansız,o bir görünen,o bir temas edilen,o bir kontak kurulan,herhangi bir şekli olan değildir,
        ifade aynen şöyle o yarattığı hiç bir şeye benzemez eşi ve benzeri yoktur dengi de yoktur.
        bu durumda allahı bir insana bir meleğe bir cisme bir enerjiye,bir maddeye,bilinen veya bilinmeyen bir nesneye benzetmek doğru olmaz,
        o vardır ve ezeldir,ebeddir zaten bu sözler onu izah etmeye yeterde artar bile
        kimsenin allahın varlığını ispat etmeye veya yok etmeye gücü yetmez ancak inanır
        kurandaki ayetleri istesen tekrar tekrar oku ne demek istediğini anlamaya çalış
        o zaman kurandaki gerçeği çok rahat görebilme imkanı vardır. bazıları gibi masal kitabı olarak yorumlamak doğru değildir bu kuranı hiç okumadıkları anlamadıkları yorumlayamadıkları,anlamak istemedikleri manasına gelir. yanlış
        kuran akıllara hitap etmiştir, maddi olana değıil kuran bir taşa hitap edebilirmi edemez
        ama aklı olana hitap eder düşünmesini ister insanda düşündükten sonra gerçeği bulur.
        ve inanır.
        dünya dediğimiz bu yer bizlere verdiği karbonu tuzu,bütün kimyasallarını kendisine ait olduğu için bir gün geri alacaktır.
        geriye sen ben yani allahın verdiği ruhumuz kalacaktır taki sonsuza kadar
        uyduruk sebeblerden dolayı kimse ahiret hayatındaki yaşamını kaybetmek istemez hele
        hele bütün gerçekleri gözler önüne seren kuran gibi bir kitabın ne söylediğine bakmayarak kulak ardı ederek görmezden gelerek buna sırt dönmek en büyük kayıptır. bizler kaya kavuğundan çıkmadık hepimizi bir doğuran var bizleri büyütüp besleyen var,rızkımızı yaratan var buğdayımızı ekmeğimizi,sütümüzü yoğurdumuzu yiyeceklerimizi var eden var, yoktur demek abesle iştigal olur
        bizlere kendi ruhundan can, ruh veren var bu da yüce rabbimiz yüce allahtır.
        kuranı dikkatle tekrar incele bak inkar edenlere neler söylüyor hangi ikazları yapıyor
        insanın kendini mal yerine koymasını tasvip ediyormu etmiyor mu yoksa düşünmesini mi istiyor,akıl etmesini mi istiyor yorumlamasını mı istiyor bunları görmen gerekir.
        belki var edilen her şeyi anlamak ister insan ama bu mümkün değildir insanın kapasitesi bellidir kapasitesinin mümkün değil dışına çıkamaz ancak maksimum şekilde kullanabilir böyle olmasına rağmen yüce rabbimizin yarattığı sayısı belli olmayan birbirinden farklı alemleri anlaması mümktün değildir. hücrenin yapısı bir alemdir. nasıl çalıştığını ancak izah edebilirsin ama gerçekte nasıl bu olayın gerçekleştiğini bilemezsin bu bir alemdir.insan bunu kavrayabiliyormu,kavrayamıyor peki neden Kapasitesi buna musaid değil
        ben hücreden örnek verdim ya bir karınca o da kendi başına bir alem değilmi
        sistemi olan,sistemlerinin hepsinin bir bütünlük içerisinde çalıştığı bir karınca bunu anlamak mümkün mü değil.
        işte siz bunu kavramanız lazım alemleri var eden yaratan halden hale geçiren yüce allahtır yani her şeyi yaratan rabbimizdir bu niteliklerdeki bir yüce yaratıcı hafife alınabilirmi
        insan günahkar olabilir,allahın istemediği tasvip etmediği işleri yapabilir bunun af edilmesi veya edilmemesi allaha kalmış o bilir
        ya kendisini inkar edenleri onları af edebilirmi etmesi mümkün değil
        insana her türlü nimeti verecek ondan sonra insan inkar edecek bu yenilir yutulur bir lokma değildir.hele hele akıl verilmiş insan tarafından bu yapılırsa.
        aklı olmayan zaten allahı bilmez, varlığını anlayamaz,ne fıtratta yaratılmışsa o hal üzerine hayanıtını devam ettirir. onun bir sorumluluğu yoktur
        ama ya insan düşünüp taşınabileceği bir aklı olan insan, ya bunu yaparsa yaratıcısını inkar ederse rabbimiz bunu hoş karşılarmı zaten kendisi de bize bilgi veriyor eş koşanları kendisinden başkasını ilah olarak edinenleri af etmeyeceğini açıkça beyan ediyor.
        bakın ben şöyle düşünüyorum her ne kadar da dinimin emrettiği bütün herşeyi yapamazsamda bana yaratıcımın özelliklerini sıfatların bildiren anımsatan onun varlığını bizlere bildiren ulaştıran bu hususta eksik bırakmayan kurana inandığım için ne kadar şanslı olduğumu düşünürüm,
        ya kurandan mahrum olanlar ya bu bilgilere ulaşamayanlar onlar bence şanslı değiller.

        .

      • toro dedi ki:

        Sayın karaca,

        Doğrusu yazınızı okuduğumda kafam bir hayli karıştı! Zeus veya diğer tanrı olduğuna inanılanlar var mı, yok mu?

        ”geçmiş zamanda yaşayan insanların inandıkları taptıkları ZEUS vs tanrı olarak kabul ettikleri her şeyi yüce rabbimiz ahirette kıyametten sonra önlerine çıkaracak isnat ettikleri veya kabul ettikleri tanrı yada yaratıcı olarak kabul ettikleri putları her şeyi önlerine çıkaracak ve onlara soracak sizler mi tanrı olduğunuzu söyledinizde bu insanlar beni bıraktı sizlere inandı sizleri rableri olarak bildi diyecek,putlardan ZEUS vs DİLE GELECEK VE DİYECEKLER ”yarabbi mutlaka böyle bir şeyi bizim söylemediğimizi zorlamadığımızı
        fiziki güç kullanmadığımızı veya bizim kendimize bile hayrımız olmadığını bilirsin biz asla bu insanlara böyle bir şey söylemedik onlar kendileri icad ettiler ve öylece inandılar bunda bizim sucumuz günahımız yoktur diyecekler,ve bu tür şeylerin hepsi kafirlerin önlerinden uzaklaşıp kaybolacak,”

        Yani insanların tanrı olduklarına inandığı ama sizin VAR OLMADIKLARINI iddia ettiğiniz Zeus ve diğerleri, o VAR OLMAYANLAR ”DİLE GELECEK” üstüne birde kendilerini dile getirene;

        ”YARABBİ mutlaka böyle bir şeyi bizim söylemediğimizi zorlamadığımızı
        fiziki güç kullanmadığımızı veya bizim kendimize bile hayrımız olmadığını BİLİRSİN biz asla bu insanlara böyle bir şey SÖYLEMEDİK onlar kendileri icad ettiler ve öylece inandılar bunda bizim sucumuz günahımız yoktur DİYECEKLER” sizden alıntı

        diyecekler öyle mi?

        Karar verin Zeus ve diğerleri var mı yok mu? Yani siz ve tanrınız(!), olmadıklarını, olmadıkları içinde onlara ibadet edilmesini günah saydıkları tanrıların(!) var olmadıklarını onları var edip konuşturarak mı kanıtlıyorsunuz?
        Zaten olmayan şeyi oldurup sonra zaten onların varlığına inananlara ”bakın aslında onlar yoktu” demek nasıl bir dehanın ürünüdür anlamaya uğraşıyorum!

        Ama şanslısınız ki ben sizi uzun süredir tanıyor ve ne yapmaya uğraştığınızı anlıyorum. Fakat dikkatli olun, bu yazdıklarınızı okuyan ve sizin inancınızdan olmayan birilerinin size;

        ”bu yazı OLSA OLSA koca karı hikayelerinden adamların boş zamanlarında oturupta tütün üflediklerinde birbirlerine UYDURDUKLARI bir yalan olmalı aslı astarı olmayan hikayeleri demekki onlarda birbirlerine anlatmışlar aradan zaman geçtikten sonra GERÇEKMİŞ GİBİ yayılmış gitmiş efsane MİT olarak kalmış yukardaki hikayenin hiç bi mantığı varmı yazan adamda YAMAN ADAMMIŞ uydurdukca uydurmuş düşündükçe düşünmüş yorumladıkca yorumlamış bilemediği konularda atmış taşı havaya kuranla en ufak bir benzerliği yok olsa olsa deli saçması boş zamanında insanların birbirlerine söylediği yalandan başka bir şey değil.”

        deme ihtimalleri var!

  35. kul dedi ki:

    Sayın toro dedi ki:
    01/05/2016, 15:21 BU TARİHLİ YAZINA CEVAP

    Burada onlarca defa yazdım. Ben hareketi başlatan bir tanrının (hareketi başlattığı için tanrı diyorum, DEMİŞSİNİZ

    EYVALLAH YANİ BİR YARATICI TANRI VAR DİYORSUNUZ

    bizi bilerek yaratıp sınava soktuğunu düşündüğüm için değil) olabileceğine ama ne onun tapılmak gibi bir kaygısı olduğuna nede bizim ona tapmamız gerektiğine inanmıyorum! DEMİŞSİNİZ

    PEKİ BU KANIYA HANGİ SOMUT DELİLLER İLE DÜŞÜNÜP AKLEDİP DEGERLENDİRDİNİZDE KARAR VERDİNİZ BİZLERDE O BİLGİLERİ GÖRE BİLİRMİYİZ SAYIN TORO

    O yüzden özellikle ne yazdığıma dikkat ediyor ve bilinen, anlatılan ya da varlığına inanılan tanrılar diyerek çizgimi açıkça çiziyorum! DEMİŞSİNİZ

    PEKİ KURAN IN YARATICISIYLA SİZİN ALGILADIGINIZ TANRINIZIN ARASINDAKİ EN BELİRGİN AYIRT EDİLDİGİ ÖZELLİKLERİ NELERDİR SİZCE SİZİN ALGILADIGINIZ TANRI NASIL BİR GÜCE SAHİP SİZCE O TANRI İNSAN DENEN VARLIKLA Bİ ŞEKİLDE İLGİLENİYORMU VS VS VS

    ” Evvel O’ dur, Âhir O, Zahir O’ dur, Bâtın O ! O her şeyi hakkıyla bilir. ” ( 57/ 3 ) sizden alıntı

    Dostum madem ‘her şeyi biliyor” sizin onun bilmediğiniz bir şeyi yapmanıza, onun bilmediği bir geleceğe ya da eyleme yürümenize ve onun bilmediği bir sona ulaşmanıza ihtimal var mı? DEMİŞSİNİZ

    KENDİ KELAMI OLAN AYETİ YAZAYIM

    Ne zaman sen bir iş yapsan, ne zaman Kur’ân’dan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüzde şahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre miktarı bir şey Rabbinden gizli kalabilir! Bundan daha küçüğü de daha büyüğü de apaçık bir kitapta kayıtlıdır. YUNUS 61.AYET
    Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilemez. O, karada ve denizde ne varsa bilir. O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır. ENAM 59.AYET
    Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli değildir.ALİ İMRAN 5.AYET
    Allah onların kalplerindekini bilir. Onlara aldırma, onları aydınlat, ve kişiliklerini etkileyecek güzel sözler söyle. NİSA Suresi 63. Ayet
    RAD Suresi 10. AyetSözü ister gizleyin, ister açıklayın, ister gecenin karanlığında saklanın, ister gündüzün ortaya çıkın O’nun için birdir.
    İBRAHİM Suresi 46. AyetOnlar planlarını yaptılar, halbuki planları Allah’ın kontrolündeydi. Planları dağları yerinden oyanatacak kadar olsa bile..
    TA-HA Suresi 7. Ayet(Niyetini) Sözle açıklasan da (açıklamasan da) O, gizliyi ve gizlinin gizlisini bilir.

    Şayet ”her şeyi biliyorsa” sizin doğduğunuz anda, ölümünüze kadar neler yapacağınızı yani onun kıstaslarına göre en başından cennet ya da cehenneme mi gideceğinizi de biliyor olması gerekir!DEMİŞSİNİZ

    Bir tanrı, bildiği şeylerin bildiği gibi gerçekleşen sonuclarını ödül ya da ceza yoluyla değerlendireceğini nasıl söyleyebilir?DEMİŞSİNİZ

    Siz doğduğunuzda tanrınız tarafından bilinen sonunuzu yani onun ta en baştan görerek bildiği şeyi kendi iradenizle nasıl değiştirebilirsiniz? Eğer değiştirebiliyorsanız yani o meşhur özgür iradenizi devreye sokabiliyorsanız tanrınızın en başta gördüğü yani bildiği şeyimi değiştiriyorsunuz? Hem tanrı her şeyi bilir ve görür cümlesine hemde o tanrının bildiği ve gördüğü şeyleri değiştirebileceğinize (meşhur özgür iradenizle) inanmak nasıl bir durumdur ben bilmiyorum. Çünkü ben buna inanamıyorum!DEMİŞSİNİZ

    SEBE Suresi 3. Ayet İnkarcılar, “Saat, hiç bir vakit gerçekleşmeyecek,” dediler. De ki, “Kesinlikle, Rabbime andolsun size gelecektir. O, geleceği Bilendir. Göklerde ve yerde bir atom ağırlığı O’ndan gizli kalmaz. İster ondan küçük olsun, yahut büyük olsun… Hepsi apaçık bir kitaptadır.
    KAF Suresi 16. Ayet İnsanı biz yarattık ve onun kendi kendine neyi fısıldadığını iyi biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.
    MÜCADELE Suresi 6. Ayet Gün gelir Allah onları topluca diriltir ve sonra yapmış olduklarını kendilerine haber verir. Onlar, unuttukları halde Allah onları saymıştır. Allah her şeye tanıktır.
    MÜCADELE Suresi 7. Ayet Allah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini anlamaz mısın? Üç kişi gizli konuşsa, mutlaka O onların dördüncüsüdür. Beş kişi olsalar, mutlaka O onların altıncısıdır. İster bundan az veya çok ve nerede olursa olsunlar, O onlarla beraberdir. Sonra diriliş gününde onlara yaptıklarını haber verir. Allah her şeyi Bilendir.
    TEĞABÜN Suresi 4. Ayet Göklerde ve yerde olanları bilir; sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Allah gizli düşüncelerinizi çok iyi bilir.
    MÜLK Suresi 14. Ayet Hiç Yaratan yarattığını bilmez mi? O, Latiftir, Haberdardır.

    KASAS Suresi 69. Ayet Çünkü Rabbin, onların açığa vurduklarını bildiği gibi göğüslerinin gizlediklerini de bilir
    Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (İNSAN/30)

    İşte bu yüzden ben sadece bilinen tanrıları, onların bilinen ve bizzat onlar tarafından söylendiğine inanılan sözleri üzerinden yorumluyorum!DEMİŞSİNİZ

    PEKİ SİZİN VAR DEDİGİNİZ TANRIYLA BİZLERİN DE DEDİGİ BİR TEK YARATIICI VARDIR KAİNATIN YARATICISI TEKTİR DEDİGİMİZDE SİZİN TANRINIZ HANGİ VASIFLARDADIR NOT KİM DERSE DESİN KAİNATIN TEK BİR YARATICISI VARDIR YANLIŞLIKLAR KİŞİLERİN YANLISIDIR VS VS VS

    Sizin, beni ve sizi yarattığına inandığınız tanrı(!) sözlerine, beni değilde sizi inandırabiliyor diye yani siz bunlara inanabildiğiniz halde ben inanmıyorum diye başımı taşlara mı vurmalıyım?DEMİŞSİNİZ

    HAYIR ASLA BUNA GEREK YOKTUR OLAMAZDA DÜŞÜNMEK VE DÜİÜNDÜGÜ GİBİ YAŞAMAK HÜR İRADENİN ÖZGÜRLÜGÜNÜN SECME HAKKININ TERCİH HAKKININ SANA AİT OLDUGU İÇİN ZATEN BÖYLE BİRŞEY YAPMAK OLANAKSIZDIR ZATEN 2 ŞIKTAN BİRİNİ DEGERLENDİRME SONNUCUNDA ŞU ANKİ DÜŞÜNCENİZİ TERCİH ETTİGİNİZDEN YANİ SECTİGİNİZDEN DOLAYI YAŞAM HAKKINIZDA SİZİN KENDİ ENDOGAL HAKKINIZ OLDUGUNDAN SİZİN DIŞINIZDA SİZE DİKTE EDEBİLEÇEK HİÇ KİMSE YOKTUR İŞTE ÖZGÜR İRADE İSTESENİZ SEÇİMİNİZİ HİÇ ZORLANMADAN İRADENİZİ KULLANARAK HİÇ ZORLANMADAN DEGİŞTİRE BİLİRSİNİZ BUNU HERKES BENLİGİNDE ÇOK NET BİRŞEKİLDE BİLİYOR O YÜZDEN ((((:-HİÇ ))) BİR ŞEKİLDE DİRİLECEGİNE YADA BİR YARATICININ İMTİHAN EDECEGİNE YADA SORUMLU TUTACAGINA YADA BİR KİTAP GÖNDEREREK İMTİHAN EDECEGİNE AKIL VE ŞUURUYLA VE BİLİNÇİYLE HAYATI DEGERLENDİRDİGİNDE BU MİNVALDE BÖYLE BİRŞEYLERİN OLAMAYACAGINA KENDİSİNİ İNANDIRDIGINDAN DOLAYI TERCİH HAKKI OLAN İNANMAMA GÜVENMEME İTİBAR DAHİ ETMEME VE BİR DÜŞÜNME SONUCU BİR İDEOLOJİYİ BENİMSEYEREK O FİKİRLER ÜZERİNE ÖZGÜR İRADESİ SONUCU SECTİGİ KABUL ETTİGİ SİYASİ SECİMİNİ HAYATININ SONUNA KADAR YAŞAMAYI TERCİH ETTİGİNDEN BÖYLE BİR SECİM SONUCUDA YAŞAMI VE YAŞADIKLARININ SONUCUNU İYİ YADA KÖTÜ BİR MUHASEBESİNİN OLAMAYACAGINI BU YAŞADIGI HAYATIN YAŞADIKLARIYLA BERABER KENDİSİYLE SON BULUP BİTECEGİNDEN BUNA KANAAT GETİRDİGİNDEN KAFASINI TAŞLARA VURMASINA ZATEN GEREK YOKTUR OLAMAZDA SACMA SAPAN OLUR ANCAK ŞU ŞEKİLDE Bİ İHTİMAL GERİDE KALAN HAYATININ BİR ZAMAN DİLİMİNDE AKLI BAŞINA GELDİGİNDE İŞİN FARKINA VARDIGINDA OLAYI ANLADIGINDA GERCEKLERİ KAVRADIGINDA YANİ PİŞMAN OLDUGUNDA İŞTE O ZAMAN MECAZİ OLARAK KAFANI YERDEN YERE VURMAK İSTEYECEKSİN İÇİN İÇİNİ YİYECEK COK RAHATSIZ OLACAKSIN FAKAT BUNA RAGMEN YİNEDE KAFANI YERDEN YERE VURMANA GEREK OLMAYACAK GEREK DUYMAYACAKSIN ACIP KURAN I OKUDUGUNDA AYETLERDE YARATICININ ÇOK MERHAMETLİ OLDUGUNU AFFININ COK BÜYÜK OLDUGUNU SAMİMİ BİRŞEKİLDE PİŞMAN OLDUYSAN TEVBE ETTİYSEN EDERSEN BUNDAN SONRAKİ HAYATIN GERİ KALANLARINIDA GERİ DÖNMEMEK ÜZERE SABIRLA YAŞARSAN GÜNAHLARINIDA AFFECEGİNİ SÖYLEYEN BİR YARATICININ VAR OLDUGUNU ANLAYACAKSIN YANİ EGER İŞİN FARKINA VARMADAN HAYATINI BU FİKİRLE SON BULURSA İŞTE OZAMAN YATTIGINYERDEN KALDIRILDIGINDA ŞUNU DEDİGİN AN ALLAH IN VAAT ETTİGİ ŞEY DOGRUYMUŞ DEDİGİN GÜN ÇEŞKE KAFAMI TAŞLARA VURSAYDIMDA AKLIM BAŞIMA GELSEYDİ VS VS VS DİYECEKSİN YANİ MAHŞER GÜNÜ O SÖZÜNÜ MUTLAKA SÖYLEYECEKSİN SAYIN TORO SAKINA PİŞMAN OLDUGUNUZDA TAŞLARA DEGİL AKLINIZI KURANA YÖNELTİNİZ
    SAYGILARIMLA

    • toro dedi ki:

      Sayın kul,

      ”PEKİ BU KANIYA HANGİ SOMUT DELİLLER İLE DÜŞÜNÜP AKLEDİP DEGERLENDİRDİNİZDE KARAR VERDİNİZ BİZLERDE O BİLGİLERİ GÖRE BİLİRMİYİZ SAYIN TORO”sizden alıntı

      Siz kendi inancınıza hangi SOMUT deliller ile düşünüp akledip değerlendirerek karar verdiyseniz bende aynı şekilde yaptım!

      Bu arada SOMUT derken size mi yani dünyada siz dahil 1,5 milyar insana mı somut yoksa geriye kalan 6,5 milyar insana da somut mu?

      ”PEKİ KURAN IN YARATICISIYLA SİZİN ALGILADIGINIZ TANRINIZIN ARASINDAKİ EN BELİRGİN AYIRT EDİLDİGİ ÖZELLİKLERİ NELERDİR SİZCE SİZİN ALGILADIGINIZ TANRI NASIL BİR GÜCE SAHİP SİZCE O TANRI İNSAN DENEN VARLIKLA Bİ ŞEKİLDE İLGİLENİYORMU VS VS VS ” sizden alıntı

      Dostum, biz sizinle ilk defamı karşılaşıyoruz. Yazdıklarımı ilk defa mı okuyorsunuz? Ben bunları daha önce siz dahil herkese yazmadım mı?

      Benden nasıl bir hikaye yazmamı bekliyorsunuz? Sizinkine benzerse tatmin olacakmısınız?

      Yazınızın geri kalanı benim zaten size sorduğum sorulara dayanak olan yani o soruların ortaya çıkmasını sağlayan ve sizin tanrıdandır dediğiniz sözlerin yine yeniden paylaşılmasından ibaret! Sorduğum soruların ne kadar haklı olduğunu göstermek adına bana yardımcı olup sorularımın dayanaklarınıda göz önüne getirdiğiniz için teşekkür ederim!

      Kendi tarihinde bile var oluşu, kendisini getirdiği söylenen kişinin hayatta olduğu zamana denk gelmeyen yani kendi kendini bile tasdik edip dayanaklandıramayan bir metini, sırf siz bunları görmezden gelip ona tanrıdandır diye inanıyorsunuz diye münazaramızda kendinize kanıt göstermeniz beni bağlamaz!

      Yazdığınız şeyler bende, birinin başka birini istediği kıvama getirmek için kullandığı sıradan söylemlerden başka bir his uyandırmıyor!

      Üstelik ben he babam, deyip babamın bana verdiği herşeyi de gerçek kabul etmiyorum! Aklımın ön kabulü yoktur, öz kabulü vardır!

      Üstelik ben ne yaptığının nasıl yaşadığının da farkında olan bir insanım! Özelikle bu konularda hele de kendimi kanıtlamak ya da bir tartışmada galip getirmek uğruna YALAN söyleyecek veya üretecek bir insan da değilim!

      O nedenle ne herhangi bir inancın ne de herhangi bir inancın tanrısının tezahüratını yapmaya gerek de duymuyorum ihtiyaçta!

      Dostum, kendisinden emin olmayan insanlar kendilerini kamufle etmek için biryerlere ya da birşeylere sığınırlar! Bu onların, aslında kendileri tarafından bilinen ”ne olduklarının” başkaları tarafından da bilinmesinin önlenmesini sağlamaya yönelik eylemlerdir. Bu tip insanlar özde KENDİLERİNİ doğruya götüreceğini iddia ettikleri eğilimleri başkalarına dayatarak aslında kendi sonlarından duydukları endişeyi baskılamaya çalışırlar! Sonucunda inancına inanmaktan çok inancının lafazanlığını yapan insanlar ortaya çıkıverir!

      İçleri rahat olmadığı halde rahatmış gibi görünmeye çalışan aslında sorguladıkları herşeyi başkalarının nezdinde yok etmeye çalışarak kendi buhranlarından kurtulmaya çalışırlar!Aile yapıları ve içinde yaşadıkları toplumun tepkilerinden ödleri patlayan, bu yüzden kendi özgür düşüncelerini üretmeye cesaret etmek yerine pısmayı ve var olana biat ederek dışlanma korkusunu yaşamamayı tercih ederler! Bu korku o kadar yoğundur ki, bu korkuyu yaşayanlar kendileri gibi olmadığı için toplum tarafından afaroz eilmiş olanlara ilk taşı atmak için sıraya girer bu sayede kendilerinin yani içlerindeki problemli yapının görünür olmasını engellemeye çalışırlar!
      Bu korku bazen öyle bir hınca dönüşür ki, kendilerinin yapamadığını yapabilenler birer düşman haline geliverir!

      Korkunun yoldaşı biattır!

  36. kul dedi ki:

    Sayın Toro
    Eğer bunu yapmadıysanız o ”100 LERCE HATTA 1000 LERCE YADA DAHA FAZLA İNANÇ İÇİNDE” şeklinde kurulan cümleniz nezdinde size hangi sıfatı layık görmeliyiz? DEMİŞSİNİZ

    inanın bana size samimiyetimle söylüyorum eger tek olan yaratıcıya ait yaratıcının bir kitabı olsaydı mutlaka ve mutlaka kesinlikle şu anda googe amcaya sordugumuzda kuran kitabı gibi bir kitapla şereflenirdim ve acıp ayetlerini okurdum okuyor olurdum fakat ben bulamıyorum ne kadar yazdımsa karşıma cıkan bir kitap olmuyor eger siz cıkartabilirseniz adersini veriniz size hemen degerlendirme yapayım sadece 1 saat yeterlidir zaten olsaydı mutlaka ve mutlaka internet te o kitaplar yada kitap olurdu inananı oldugu gibi inanmayanıda olurdu fakat ben kuran gibi iddia eden meydan okuyan hatta ve hatta dogru sözlülerden iseniz kitabınızı getirin diye bir ayet oldugunu okdugumda tam bir şok oldum bana bir kitap getir kendisine güvenen aynen bu ayet gibi dogru sözlülerden iseniz kitabınızı getiriniz diyen şu ana kadar bir kitap bilmiyorum benim kıstasım bu ayettir bu ölcü dür ben böyle bir kitap ne duyfum nede okudum nede biliyorum eger sen biliyorsan bana haber ver sana şerefimle söylüyorum o kitabı okuyacagım degerlendirecegim eger böyle bir kitap yoksa kötü sıfatları yakıştırma niyetleri döner sizi bulur yakıştıkmalarınız sizin kendi nize döner sözünüz size ait oldugundan kötü niyetli yakıltırma niyetleri sahibinindir diyorum ben bu kitabımı baz aldıgımdan gercek bir kitabın mutlaka bu sözü söyleyebilecek ve söyledigi sözünü koruya bilecek bir kitabı olmalı buda mutlaka 1400 sene öncesine dayanmalı yada cok daha geriyegiden zaman dilminden olmalı ilk insandan adres gösteren ayetleri olmalı vs vs vs eger tanrı ise kitabı olmalı ve o kitabı meydan okuya bilmeli iddiası olmalı akla ve mantıga ve akıldan gecen tüm soruların karşılıgı olan ayetler olmalı ve celişki içermemeli vs vs vs
    Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getiriniz. saffat 157.ayet
    ********************************************************

    Eğer bunu yapmadıysanız o ”100 LERCE HATTA 1000 LERCE YADA DAHA FAZLA İNANÇ İÇİNDE” şeklinde kurulan cümleniz nezdinde size hangi sıfatı layık görmeliyiz? DEMİŞSİNİZ

    kıyaslama yapacagım bir kitab yoktur satırsatır kıyaslama olmaz sacmalık olur nedenine gelinçe
    arıyorum bulamıyorum olmayan bir kitabı nasıl satır satır kıyaslayabilirim inanın olsyadı coktan kıyaslama yapmaybaşlamıştım
    Kur’ân’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız. HİÇR 9.AYET
    BAK KİTABIN SAHİBİ SÖZÜNÜN DE SAHİBİ AYETİNİNDE SAHİBİ KİTABININDA SAHİBİ VS VS VS İŞTE ANÇAK BÖYLE BİR KİTAP BİR YARATICIYA AİT OLUR VARSA BÖYLE BİR KİTAP GÖSTER BEN KENDİME GÜVENİYORUM BİR KİTAP DÜŞÜN SAHİBİ TANRI İSE ŞU ANDA BU ZAMANDA DA OLMALIIDIR OLAMAMIŞSA OLAMIYORSA NE KİTABI VARDIR NEDE KENDİSİ KENDİSİNİN VARLIGI SÖZLERİNİNDE VARLIGI OLURDU VE SÖZLERİNİ VAAT ETTİGİ GİBİDE KORUR VE BİZLERİNDE MUŞAADE ETMESİNİ GÖRMESİNİ DUYMASI İÇİN BU ZAMANAKADAR VE İNSANLIK VAR OLDUGU MÜTDETCEDE KORUYABİLMESİ GEREKİRDİ

    SAYIN TORO LÜTFEN BİLİYORSANIZ BANA BİLDİRİNİZ BENİ O TANRININ KİTABINDAN MAHRUM ETMEYİNİZ SİZE İNANIYORUM SİZ BANA BU KONUDA YARDIMCI OLACAKSINIZ SİZE İNANIYORUM YADA İNANMAK İSTİYORUM
    saygılarımla

    • toro dedi ki:

      Sayın kul,

      ”inanın bana size samimiyetimle söylüyorum eger tek olan yaratıcıya ait yaratıcının bir kitabı olsaydı mutlaka ve mutlaka kesinlikle şu anda GOOGE amcaya sordugumuzda kuran kitabı gibi bir kitapla şereflenirdim” sizden alıntı

      Sanırım size şuan ki inancınızı getirip sizi şereflendiren de aynı amca ki, şimdi o amcaya, varsa başkası onuda bana getir göreyim diyorsunuz! Bu amca kendine peygamber diyenlerin sonuncusundan da sonra gelen gizli peygambermidir, üstelik sipariş usülümü çalışmaktadır da size yeni bir kitap getirmeye çalışıp sizi yeniden şereflendirmeye çalışsın?

      Olayı birde tersinden düşünün! Bir hintli, bir budist, bir deist, bir ateist, bir şintoist, bir panteist ve daha yüzlerce dinin, inancın ve eğilimin peşinden gidenler, o amcaya bana kitap getir dediklerinde o amca onların hepsine sizin GERÇEK olandır dediğiniz kitabı götürmüyor mu?

      Peki siz, size gelenin kimden geldiğini ŞIP diye anlayabiliyor, hissedebiliyor, dolayısıyla inanmaya başlayabiliyorsunuzda onlar bunları yapamıyor mu? Siz onlardan daha mı özelsiniz ki onların aksine önünüze gelenin ne olduğunu ŞIP diye anlayabiliyorsunuz?

      ”100 LERCE HATTA 1000 LERCE” inancı 1 saat içinde elinizdeki ile kıyaslayabileceğinizi söylemek ya da buna İNANMAK, neye nasıl inandığınız konusunda da bize referans olabilir!

      “Ses fiil demektir, kelam da yaradılış. Yer kelam ile yaratıldı. Kelam 7 rakamı oluşturularak geldi.(…)
      O devirdeki varlıklar şekilsizdi. Konuşmasını bilmiyorlardı. Daha Güneş görünmüyordu.(…)
      İlahlar 4 ncü çağın ilk insanlarını yoğurarak oluşturdular. 4 ncü Çağın ataları olarak önce 4 erkek yaptılar, sonra erkekler uyurken kelam yoluyla onlara 4 kadın yaptılar.”

      Bakın yukarıda ki metnin ve anlatım şeklinin sizinkinden ne farkı var! Eğer inanırsanız yukarıdaki sizin gerçeğiniz olabilir! Herşey inanmakla başlar! Bütün algılarınız yeniden şekillenir!

      Farkındaysanız yine birileri ol (kelam yoluyla) diyor ve birşeyler oluyor!

      Bakın devam edelim;

      ”Bu atalar ilahlara benzer olark yapılmışlardı, benzerleriydi, mükemmeldiler.
      Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.
      Bilgi ve bildiklerini dağlara, taşlara, doğaya yansıttılar.
      İlahlarla aynı dili konuşuyorlar ve birbirleriyle mükemmel biçimde anlaşıyorlardı.
      Sonunda her şeyi bildiler ve yer ve göğün dört köşesini, dört yönünü incelediler.”

      Gördüğünüz gibi onlarda göğü 4 köşe düşünmüşler!

      Ayrıca bu adını henüz vermediğim inanca göre ölenlerin cennete gidebilmeleri için bir ırmağı geçmeleri gerekir! İşte bu ölenlerin bu ırmağı hiç yardım almadan geçip cennete ulaşabilmeleri içinde ”şehit” olmaları gerekirdi.

      Hikaye tanıdık geliyormu?

      Şimdi o kitaptan bir pasaj daha paylaşalım;

      “Zaman çeşitli bölümlere ayrılmıştır. Birinci zaman Kaplan Güneşi zamanıdır. Bundan sonra büyük Rüzgarın Güneşi daha sonra Ateşli Gök Güneşi zamanları geçmiştir. Bir de şimdiki zaman vardır. Şimdiki zaman dünyanın sonuna kadar devam edecektir. Ve işte üçüncü zaman insanları tanrılar tarafından ölüme mahkuma edildiler. ((((((Ve büyük bir ateş zehir taş yağmuru göklerden yağdı. Ateşten daha sıcak rüzgarlar insanlığı mahvetti. İnsanların önce tırnakları döküldü derileri soyuldu gözleri kör oldu etleri çürüyüp dağıldı.))))) Bu felaketten korunmak için insanlar mısır yığınları gibi evlerde üst üste yığılıp saklandılar. Fakat öldüren rüzgar her yere erişti. Hepsini eritti. Mağaralara saklanmak isteyenler mağaraları erimiş buldular. Ağaçlara bulunan avcılardan bile pek çoğu zehirlendi çoğunun vücutlarında büyük yaralar açıldı.”

      Bu hikayenin başka bir bölümdeki anlatılışı ise şöyle;

      “Güneşten 10.000 defa daha kuvvetli olan korkunç ateş şehirleri mahvetti. Bu ateş insanların saçlarını ve tırnaklarını döktü. Duvarlarda yalnız gölgeleri kaldı. Kuşların tüyleri beyazlaştı. Bu ateşten kurtulmak için askerler kendilerini nehirlere attılar. Sağ kalanlar yaşayabilmek için eşyalarını nehirde yıkadılar. Bunlar birdenbire değiştiler maymunlaşıp ormanlara çekildiler.

      Üçüncü zaman insanlarından maymunlardan başka yaratık kalmadı. Derler ki maymunlar insanlardan türediler o yüzden insanlara çok benzerler.”

      Özellikle maymun vurgusuna dikkat! Bu da size tanıdık gelmeli.

      Gördüğünüz gibi herkesin inanmak için kendi hikayesi var! Ama bu hikayeler sırf onlar inanıyor diye gerçek olmak zorunda değil!

      Şimdi yukarıda yazılı metinlerin bir benzerini (birbirlerine binlerce kilometre uzaktaki çoğrafyalarda) alıntılayalım;

      “Bu bilinmeyen bir silahtır; Demirden bir şimşek… Ölümün büyük habercisi… VRİŞNİ ve ANDAKA ırklarını bir anda mahvetti. Yanan cesetler tanınmaz hale gelmişlerdi. Birkaç saat içinde yiyecek maddeleri çürüdü zehirlendi. Ve işte KUKRA uçan bir VİMANA’dan üçlü şehir üzerine uzayın kuvvetini içinde taşıyan ölüm taşını attı. On bin güneşe bedel dumanla karışık bir ateş gök yüzüne yükseldi. Vimana gökteydi. Fakat aşağıda üçlü şehirden iz kalmamıştı.”

      Yeter ki inanmak isteyin mutlaka inanacak birşeyler bulursunuz!

      Bu inançları ve kitaplarının adlarını vermiyorum onuda siz bulun!

      • toro dedi ki:

        Sayın kul,

        Özellikle alıntı yaptığım kitaptaki yaratılış hikayesini paylaşmayı attlamışım. Onu vermezsem yazım eksik kalırdı. Buyrun aşağıda bulabilirsiniz;

        “Başlangıçta sonsuz karanlığın içinde yalnızca yukarıda gökyüzü, aşağıda deniz vardı. Hareket edecek ya da gürültü yapacak hiçbir şey olmadığı için sakin ve sessizdiler. Yeryüzü henüz sulardan yükselmemişti. Otlar ve ağaçlar, taşlar, mağaralar ve koyaklar, kuşlar ve balıklar, yengeçler, hayvanlar ve insanlar daha yaratılmamıştı. Kükreyecek ya da gürleyecek hiçbir şey yoktu, çünkü yalnızca yukarıda boş gökyüzü ve aşağıda sakin deniz vardı.

        “Suyun içinde yeşil ve mavi tüylerin altına yaratıcılar gizlenmişti. Bu büyük düşünürler suyun içinde sessizce konuştular. Evrende gecenin sonsuz karanlığında yalnızdılar. Birlikte ne olacağına karar verdiler. Birlikte yeryüzünün sulardan ne zaman yükseleceğini, ilk insanin ve tüm diğer canlı türlerinin ne zaman doğacağını, bu canlı varlıkların yaşamak için ne yiyeceklerini ve şafağın dünyayı soluk ışık seline ilk ne zaman boğacağını kararlaştırdılar” Evet, yaratıcılar dünya yaşamını yaratmayı kararlaştırdılar. Sonra da yaratılış başladı:

        ((((“Yaratıcılar, “Boşluk dolsun! Deniz çekilsin ve yeryüzü ortaya çıksın ! Dünya, uyan ! Böyle olsun !”)))))) Ve yeryüzünü yarattılar. Yaratıcılar yaptı bunu.” O uçsuz bucaksız, sessiz ve durgun deniz birden canlandı! Denizden dağlar yükseldi ve toprak ortaya çıktı. Vadiler, ovalar oluştu. Topraktan da ağaçlar çıktılar. Sonra da dağlar delindi ve buralardan tatlı sular akmaya başladı. Yaratıcılar çok sevinçlilerdi. Yarattıkları toprağın üzerine çıktılar. Ancak etraflarını biraz dolaştıktan sonra: ”Yaratıcılar sordular, “Yarattığımız ağaçların altında yalnızca sessizlik mi olsun istiyoruz? Vahşi hayvanlar, kuşlar ve yılanlar yaratalım. Böyle olsun!” dediler. Sonra tasarılarını hayata geçirdiler. Geyikler yarattılar, geyikler çayırlarda, otlaklarda, nehir kıyılarında yaşadılar. Kuşlar yarattılar, kuşlar ağaçların dallarında yuva yapıp neşeyle şarkılar söylediler. Ancak gene istedikleri şeyler vardı: ((((((( “Konusun, seslenin ve bağırın, her biriniz yapabildiğiniz kadar. Bizim adimizi söyleyin, bizi övün ve bizi sevin.” )))))))

        Fakat kuşlar ve hayvanlar bunu yapamazlardı. Çığlık atabilir, tıslayabilir ve ötebilirlerdi ancak yaratıcıların adlarını söylemezlerdi! (((((Bunun üzerine yaratıcılar yeni bir yaratık yapmaya karar verdiler. Bu yeni yaratık, yaratıcısını bilecek, onun adını söyleyecek, ona tapacak ve onu sevecekti. Diğer bütün yaratıklardan üstün olacaktı ve hayvanları kesip onların derilerinden, etlerinden yararlanabilecekti.)))))) (((((Çamurlu toprağa şekil verdiler, ona hayat üflediler: “…

        fakat bu malzeme çok yumuşaktı. Hareketsiz ve zayıf bir yaratık oldu meydana gelen. Konuşabiliyordu ama hiç kimse dediklerine anlam veremiyordu.” Yaratıcılar bu “çamur-adam”dan hoşlanmamışlardı. Onu yokettiler. Sonra yeni yaratıkları tahtadan oymayı denediler. Gerekçeleri tahtanın sağlam ve dayanıklı olmasıydı. Sonra, bu yaratığa hayat üflemeden, nasıl bir şey olacağını bilmeden başkalarını da yaptılar. Bu yaratıkları canlandırdı yaratıcılar ve seyretmeye koyuldular: ”Tahtadan canlılar yasadı ve çoğaldılar, ama hiç kimse dediklerine anlam veremiyordu ve ((((içlerinde, yüzlerinde ruh, elleri ve ayaklarında kuvvet yoktu))))). Ciltleri sari ve kuruydu, altında besleyecek kan dolaşmıyordu. Dört ayakları üzerinde anlamsızca dolaştılar ve yaratıcılarını düşünmediler.” Ne yazık ki bu “tahta-adamlar”, iki ayakları üzerinde yürüme yeteneğini bilmelerine rağman, hayvanları taklit ede ede dört ayaklı yaratıklara dönüşmüşlerdi. Yabanıl ve kaba olmuşlardı ve yaratıcılarını tanımak istemiyorlardı. Konuşmuyorlardı. ” Sonra, “Tahtadan yapılmış yaratıklar yasayıp çoğalmak için yeterince iyi değil” diye bağırdı yaratıcılar.

        Ve bu tahtadan yaratıkları yok etmeye karar verdiler. ((((Gökte özsuyundan büyük bir sel oluşturdular ve yeryüzüne döktüler. Yeryüzü karanlıkla örtüldü ve aralıksız bir kara yağmur yağdı.))))Güçsüz kalınca, düşmanları tahta yaratıklara saldırdılar. Büyük küçük hayvanlar onlara saldırdı. Sopalar ve taslar, tabaklar ve çömlekler onlara saldırdı. Aç bıraktıkları ve eziyet ettikleri köpekler simdi dişleriyle yüzlerini parçaladılar. Öğütmek için kullandıkları taslar simdi onları öğüttüler. Ocak ateşi üzerinde yaktıkları kap kacaklar simdi yüzlerini yaktılar. Bir kartal üzerlerine geldi ve gözlerini oydu. Bir yarasa üzerilerine geldi ve kafalarını kopardı. Bir Jaguar üzerlerine atladı ve kemiklerini kırıp dağıttı.” Umutsuzca yaşamları için savaşan tahta yaratıklar evlerinin çatılarına tırmanmaya çalıştılar ama evler yıkıldılar ve onları yere attılar. Dallarında güvenliğe kavuşmak için ağaçlara tırmanmaya çalıştılar ama ağaçlar onları salladılar ve yere attılar. Mağaralara girmeye çalıştılar ((((ama mağaralar kapandılar ve onlara sığınak olmayı reddettiler.)))

        Birkaçı dışında tahta yaratıkların tümü yokolmuştu. Diğerleri şekilsiz yüzler ve çeneleriyle sağ kaldılar ve onların soyundan gelenlere ”maymun” adı verildi. Daha sonra yaratıcılar mısır unundan “un-adamlar” yapmaya giriştiler: “Böylece dört İlk Ata yaratıldı. Yaratıcılar gövdelerini mısır unundan yaptılar. Öğütülmüş sarı ve beyaz mısırdan içecekler yaptılar ve bunlar yeni yaratıklarına kas ve et oldu ve bunlarla birlikte güç vermek için onları beslediler. Ve Yaratıcılar memnun oldular. ” Biz düşündük ve tasarladık” dediler “ve yarattığımız kusursuz oldu!” “ Bu dört İlk Ata insan gibi görünüyor ve konuşuyordu. Çekici, akıllı ve bilgeydiler. Çok uzakları görebiliyorlardı. Dağlar ve vadiler, ormanlar ve çayırlar, okyanuslar ve göller, ayaklarının altındaki yeryüzü ve başlarının üstündeki gökyüzü onlara doğalarını açtılar.

        Dört İlk Ata dünyada görülecek herşeyi gördüklerinde, gördüklerinin değerini anladılar ve yaratıcılarına teşekkür ettiler: “Bizi yaratıp sekil verdiğiniz için size teşekkür ederiz” dediler. “Bize verdiğiniz görme, duyma, konuşma, düşünme ve yürüme yetenekleri için size teşekkür ederiz. Büyük ve küçük, uzak ve yakın herşeyi görebiliyoruz. Herşeyi biliyoruz ve size teşekkür ediyoruz!” Ancak yaratıcılar gene memnun değillerdi. Onların çok bilge olmalarından hoşlanmadılar. Onların da kendileri gibi tanrı olabilme ihtimalini düşünüp korkuya kapıldılar. Çözüm yolunu da buldular: “Gözlerine sis üflediler ki yalnızca yakınlarında olanları görsünler.” Sonra, bilgeliklerini kaybeden İlk Atalar üzüldüler. Tanrılar onları seviyordu, ancak onların iyiliği –ya da kendi çıkarları- için insanın bilgeliğini yoketmişlerdi.

        İlk Ataların üzüntülerini azaltmak için onlara eşleri yarattılar, yani kadını. Daha sonra da: ”Yaratıcılar İlk Atalar ve Analara benzeyen birçok insan daha yaptılar. İnsanlar karanlıkta yasayıp çoğalıyorlardı, çünkü Yaratıcılar daha ne güneşi, ne ayı, ne de yıldızları, herhangi bir ışık biçimi yaratmışlardı. Hem açık hem koyu tenli, hem varlıklı hem yoksul ve farklı diller konuşan çok sayıda insan doğuda birarada yaşıyordu.” İnsanlar, karanlığın sıkıcı olduğunu anladıklarında tanrılara yalvardılar. Onlardan ışığı yaratmalarını istediler. Bunu üzerine tanrılar güneşi, ayı, şafağı, yıldızları yarattılar: ”…

        Güneş sulardan yükseldi ve altın ısınlarını yeryüzüne saçtı. Büyük ve küçük hayvanlar koyakların serin gölgesinde ve nehir kıyılarında ayağa kalktılar ve doğan güneşe yüzlerini döndüler. Jaguar ve puma kükredi ve yılan tısladı. Kuşlar kanatlarını açtılar ve şarkı söylemeye başladılar. İnsanlar tütsüler yakan ve kurbanlar sunan rahiplerin çevresinde dans ettiler. Çünkü Yaratıcılar dünyayı ışıkla aydınlatmışlardı ve kusursuzdu.”

  37. kul dedi ki:

    Sayın toro
    şu rammsteinn e kötü sözler yakıştıran fizikçiyimi kast ediyorsunuz eger o ise
    inanın iş cok zor şirk içinde kuran ı tam olarak okudugunu sanmıyorum kitabım dedigi litabıyla zaten ters düşüyordu somut olarak ters düşüyordu vs vs vs eger o kişiyi kast ediyorsanız
    saygılarımla

  38. kul dedi ki:

    Sayın toro
    bu sitedeki açıklamalar sizi tatmin edecekmi ikna edebilecekmi
    AKIL VE MANTIKLA BAKMAK OKUMAK VE ANLAMAK TIR ÖNEMLİ OLAN
    nefsini dinlersen sorular hiç bitmeden mantık dışı sorular tğkenmeden devam eder gidir vs vs vs

    http://suffagah.com/allahi-kim-yaratti-sorusunun-yanlisligi-hakkinda-5-ilmi-arguman

    http://suffagah.com/allahi-kim-yaratti

    ***************************************************
    verdigim adres içinden kısa bir alıntı
    Akaid bilgileri bu gibi sualleri anlamsız bularak şöyle derler:

    Bir an için bu suali soranlarla birlikte olalım ve “Allah’ı kim yarattı?” diyenlere bir başkası diyelim. Peki onu kim yarattı? bir başkası. Bu üçüncüyü kim yarattı? bir başkası. Bundan sonra… nihayet en sonunda başlangıcı ve yaratıcısı olmayan bir ilahın varlığını düşünmemiz gerekecektir. Bu da zatı ilahi olan Allah’tır. Yukarıdaki suali ne kadar uzatırsak uzatalım, hepsinde de bir taratan bir yaratılan ortaya çıkacaktır. Yani en sonunda bir yaratan ve yaratılan olması gerekecektir. Çünkü en sonunda ulaştığımız yaratıcıyı bir başkasının yaratmasına imkan olmayacaktır.

    saygılarımla

    • toro dedi ki:

      Sayın kul,

      Bakın benim kadar açık olun, net yazın yazacaklarınızı! Diyorsunuz ki:

      ”AKIL VE MANTIKLA BAKMAK OKUMAK VE ANLAMAK TIR ÖNEMLİ OLAN” sizden alıntı

      Yukarıdaki yorumunuzdan yola çıkarsak ben AKILSIZ ve MANTIKSIZ siz ise AKILLI ve MANTIKLI sınıfına giriyorsunuz öyle mi?

      Yani ben AKILSIZ ve MANTIKSIZ olmam dolayısıyla OKUYAMIYOR okusam bile ANLAYAMIYORUM, siz ise AKILLI ve MANTIKLI bir adam olmanız hasebiyle OKUYABİLİYOR, üstelik okuduklarınızı da ANLAYABİLİYORSUNUZ!

      Dolayısıyla ben bu güne kadar foto sentez yapan bitkiler gibi yaşarken siz sürekli kendinizi geliştirip AKIL ve MANTIĞIN nirvanasına ulaştınız!

      Bakın hala benimle bir başkasınından aldığınız anektodları kullanarak münazara yapmaya çalışıyorsunuz:

      ”Bir an için bu suali soranlarla birlikte olalım ve “Allah’ı kim yarattı?” diyenlere bir başkası diyelim. Peki onu kim yarattı? bir başkası. Bu üçüncüyü kim yarattı? bir başkası. Bundan sonra… NİHAYET en sonunda başlangıcı ve yaratıcısı olmayan bir ilahın varlığını DÜŞÜNMEMİZ GEREKECEKTİR. Bu da zatı ilahi olan Allah’tır. Yukarıdaki suali ne kadar uzatırsak uzatalım, hepsinde de bir taratan bir yaratılan ortaya çıkacaktır. Yani en sonunda bir yaratan ve yaratılan olması gerekecektir. Çünkü en sonunda ulaştığımız yaratıcıyı bir başkasının yaratmasına imkan olmayacaktır.” sizden sizinde başkasından yaptığınız alıntı

      ”NİHAYET en sonunda başlangıcı ve yaratıcısı olmayan bir ilahın varlığını DÜŞÜNMEMİZ” GEREKECEKMİŞ!

      Yazar kendi kendinine düşünmüş ama NİHAYET diyerek herkes adına karar vermiş! Sanki dünyada tanrının ya da tanrıların varlığını sorgulayanların varlığını sorguladıkları tanrı kendi inandığı tanrısı! Kimse Zeus’u, Enki’yi, Odin’i, İşthar’ı, Şiva’yı ve diğerlerini sorgulamadı, sorgulamıyor, herkes sadece onun (tabi ki sizinde) tanrısını sorguluyormuş gibi varsayıp cevapları zaten kendisi inandığı için GERÇEK varsaydığı inancına göre vermeye çabalıyor!

      Sayın kul bakın sizin durumunuz yani yapabilecekleriniz ve söyleyebilecekleriniz ortada! Olmuyor!

      Binlerce yıllık insanlık tarihinde sadece bir inanç ve onun tanrısı (sizinde inandığınız) yaşasaydı yani tarih boyunca insanlar sadece o inancı ve tanrısını konuşsalardı işiniz daha kolay, savunmanız daha mantıklı olabilirdi! Ama tarih boyunca gelip geçen binlerce inanç ve tanrının içinden, sırf içine doğdunuz kültürün tanrısı diye size öğretilmiş olanı doğru saymanız, açık şekilde bencilliğin dik alasıdır!

  39. kul dedi ki:

    Sayın Toro
    05/05/2016, 09:03 BU TARŞHLİ YAZINA CEVAP

    Yazar kendi kendinine düşünmüş ama NİHAYET diyerek herkes adına karar vermiş! Sanki dünyada tanrının ya da tanrıların varlığını sorgulayanların varlığını sorguladıkları tanrı kendi inandığı tanrısı! Kimse Zeus’u, Enki’yi, Odin’i, İşthar’ı, Şiva’yı ve diğerlerini sorgulamadı, sorgulamıyor, herkes sadece onun (tabi ki sizinde) tanrısını sorguluyormuş gibi varsayıp cevapları zaten kendisi inandığı için GERÇEK varsaydığı inancına göre vermeye çabalıyor! DEMİŞSİNİZ

    Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki arşın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan uzaktır. ENBİYA 72.AYET

    Allah çocuk edinmemiştir; O’nunla beraber hiçbir tanrı yoktur. Öyle olsaydı her tanrı, kendi yarattığını sevk ve idare eder, onlardan biri diğerine üstün gelmeye çalışırdı. Allah, müşriklerin yakıştırdıkları sıfatlardan uzaktır. MÜMİNUN 91.AYET

    Yoksa (iddialarınızı doğrulayacak) açık bir deliliniz mi var?SAFFAT 156.AYET

    (((Dogru sozlulerden iseniz, (((KİTABINIZI))) getirin bakalim))). SAFFAT 157.AYET

    Bir de O’nunla görünmez ve ruhani varlıklar arasında bir soy bağı vehmettiler, oysa bu görünmez ve ruhani varlıklar da bilirler ki, onlar kesinlikle yargılanacaklar.SAFFAT 158.AYET

    Yüceler yücesi olan Allah, onların her türlü tasavvur ve tanımlarının çok çok ötesindedir.SAFFAT 159.AYET

    ŞİMDİ O SAYDIGIN TANRILAR KENDİSİNİ NASIL SAVUNUYORLAR O TANRILARINI İSİMLENDİREN İNANIRLARI O TANRILARIN ONLARA VERDİGİ BİLGİLERİ EGER DOGRU SÖZLÜLERDEN İSELER GETİRSİNLER KİTABLARINI

    İŞTE BURASI İSPAT EDEMEDİKLERİ YERDİR HİÇ BİR SOMUT VERİLERİ YOKTUR DELİLLERİ YOKTUR İKNA EDİCİ VE İNANDIRICI DEGİLLERDİR TAAKİ İSPATLAYANAKADAR ASLINDA ONLARDA MUTLAK OLARAK BİR YARATICININ VAR OLDUGUNU BİLİYORLAR İŞTE BU YÜZDEN BİR TANRIYA İNANMA İHTİYACI HASIL OLUYOR FAKAT GEL GÖRKİ ELLERİNDE KENDİ TANRILARINDAN GELEN BİR BELGE OLDUGUNA DAİİR HİÇ BİR BELGE OLARAK KİTABI YOKTUR
    ******************************************************************

    NOT toro sen okudugunu cok iyi anlayan birisin yanlız anladıgını özgür iraden den dolayı tercih hakkını felsefen dogrultusunda kullandıgından yani yaşam biçimini desteklemek ve onu savunmak için böyle karar veriyorsun diyorum nefsinin arzusunu konuşturudgundan kaynaklanıyor ben bu kanaate vardım nedenine gelince
    örnek ayetler aynı zamandada sizlere bir soru getirin delilinizi o saydıgınız ilahların sözlerini vs vs vs
    Yoksa (iddialarınızı doğrulayacak) açık bir deliliniz mi var?SAFFAT 156.AYET

    (((Dogru sozlulerden iseniz, (((KİTABINIZI))) getirin bakalim))). SAFFAT 157.AYET

    SAYGILARIMLA

    • toro dedi ki:

      Sayın kul,

      Sizden gelen yanıtlarla, size hitaben yazılanları nasıl ”akıl ve mantıkla bakarak okuduğunuza” şahit oluyoruz!

      Üstelik bir de benim anladıklarımı ”nefsimin arzularına” göre değerlendirdiğimi söylüyorsunuz! Bakın iddia ediyorsunuz demiyorum, söylüyorsunuz! Yani o meşhur aklınız ve mantığınız başka bir insanın beyninin içini bile okuyabilecek düzeye erişmiş!

      Kendinizi haklı çıkarmak için beni şekillendirmeye çalışıyor beni sokacağınız şekille da kendi tarafınızı doğrulatmaya çalışıyorsunuz!Merak etmeyin,ben sizin psikolojinizi çok iyi anlıyorum!

      Neyse konuyu fazla uzatmayacağım. Bakın benimle sürekli, kendini ispatlamaya çalışan ve sizin tanrı olduğunu iddia ettiğiniz görünmez varlığın sözleri olduğunu iddia ettiğiniz meydan okumaları paylaşıyorsunuz!

      Düşünüyorsunuz ki meydan okuyan, meydan okuduğu anda kazanmıştır!

      Bakın o sözleri bir daha alt alta yazalım;

      ”’Yoksa (iddialarınızı doğrulayacak) açık bir deliliniz mi var?SAFFAT 156.AYET
      (((Dogru sozlulerden iseniz, (((KİTABINIZI))) getirin bakalim))). SAFFAT 157.AYET” sizden alıntı

      Dedim ya konuyu uzatmayacağım!

      Şimdi siz bana, yukarıda paylaştığınız ve kendine ”KİTAP” diyen ve yol gösterici(!) olduğu iddia edilen metnin, yukarıdaki sözcükler indiği ve muhataplarına okunduğu anda bildiğimiz KİTAP olduğunu, muhataplarının karşısında KİTAP olarak durduğunu, yani birileri kitap getirdiğinde onun yanına koyup mukayese edilebilecek durumda olduğunu kanıtlayın, sizin inancınıza geçip sizden daha iyisini yapacağıma söz veriyorum!

      Görelim bakalım bana kitap getirin diyenin, bana kitap getirin dediği anda bir KİTABI varmıymış!

      Bakın eğer bana bunu kanıtlayamazsanız lafı eğip, uzatıp benim nefsime falan getirmeye kalkmayın! Nefsi cenneti arzulayan ve cehennemden korkan sizsiniz! Sizin nefisten anladığınız öbür dünyayı kaybetmemek için kendinizi bu dünyada baskılamak! İyide kardeşim benim öteki dünyada cennete ulaşma ya da cehenneme gidebileceğim kaygısıyla oluşan bir korkunun esiri olma şeklinde gelişen bir durumum olmadığı halde, nasıl olurda siz değilde ben nefsim ile hareket ediyor olurum?

      Asıl nefis ile hareket eden sizsiniz! Kendi inandığınız şeyin yanlış olma ihtimalini bertaraf etmek ve nefsinizin zarar görmesini engellemek adına başkasını nefsiyle harekete etmekle itham eden sizsiniz!

      Evet şimdi, iki parağraf önce yaptığım meydan okumaya yanıt vermenizi bekliyorum! O surenin o ayeti indiği anda içindeki meydan okumaya cevap vermek adına birileri elinde bir KİTAP ile çıkagelse ve getirdiği o KİTABI bir masanın üstüne koysaydı, onun yanına koyulabilecek bir KİTAP var mıydı, yok muydu?

      • kul dedi ki:

        Sayın toro
        06/05/2016, 08:56 BU TARİHLİ YAZINA CEVAP 1.
        —Nefsi cenneti arzulayan ve cehennemden korkan sizsiniz! Sizin nefisten anladığınız öbür dünyayı kaybetmemek için kendinizi bu dünyada baskılamak! …..DEMİŞSİNİZ

        (((DOGRUDUR ))) EVVET TESPİTİN AYNENBENİM SENİN İÇİN YAPTIGIM GİBİ ARADAKİ FARKI ACIKLARMISIN BENİM TESPİTİMDE SENİNKİNDEN FARKSIZDIR

        1 YARATICINININ AYETLERİ OLDUGUNA AKIL VE MANTIGIM TASTİK ETTİGİNDEN
        2 VAADLERDEN BİRİNİ SEÇMEK BİZ İNSANLARIN ÖZGÜR İRADESİNE BIRAKTIRINI SÖYLEDİGİNDEN TERCİH HAKKINIZ SONUCU ÖDÜLÜNÜZÜN SEÇİMİNİDE KENDİNİZ BELİRLEYECEKSİNİZ DİYOR
        3 ASLA 3. BİRŞIKKIN OLMAYACAGINIDA ANLADIGIMDAN
        4 BEN BU DURUMDA AKLIMIN VE MANTIGIMIN VE ŞUURUMUN VE BİLİNCİMİN BANA VERDİGİ GÜVENLE ÖDÜLÜN İYİ OLAN KISMI OLAN CENNET NİMETLERİNİ TERCİH EDİYORUM ((( YANİ SİZ HAKLISINIZ))) İŞTE KİŞİ HER HALUKARDA NEFSİNİN ARZULARINA VE İSTEKLERİNE GÖRE DÜŞÜNCESİ VE YAŞAM BİCİİMİ YANİ FELSEFESİ NE İSE ONA GÖRE DEGERLENDİRİR VE KARARINI VE TERCİHİNİ YAPAR BU ESNADA İŞ DÖNÜP DOLAŞIP NEFSE DAYANIR BU TÜM İNSANLAR İÇİN BÖYLEDİR İSTİSNASIZ

        NOT PATRON İŞCİ MİDSLİ GİBİ TEŞBİH BENZETME BAK CEVRENE HERKES BİR MENFAAT KARŞILIGINDA CALIŞIYOR HEP MENFEAT VS VS VS

        MENFEAT 2 KISMA AYRILIR
        1 HAK EDEREK VE HAKKINI VEREREK
        2 HAK ETMEDİGİ HALDE HAKKI VE ADALETİ CİGNEYEREK MENFAATİ HAKSIZ BİRŞEKİLDE ELDE ETMEK BU DÜNYADA GECERLİ OLAN İMTİHAN GEREGİ BUNU YAPA BİLİYORLAR
        FAKAT MAHŞER GÜNÜ İŞ DEGİŞECEK

        Biliniz ki dünya hayatı gerçekte oyun, eğlence, süs, aranızda soy sopla övünme, mal ve çocukların çokluğu ile böbürlenmeden ibarettir. Onun durumu, bitirdiği bitkilerin çiftçileri hayran bıraktığı bir yağmur gibidir. Ardından o bitkiler kurur, sen onları sapsarı olmuş görürsün. Sonra bunlar çerçöpe dönüşürler. Âhirette şiddetli bir azap ile, Allah’ın bağışlaması ve rızası vardır. Dünya hayatı geçici ve yanıltıcı bir şeyden başkası değildir. Hadid-20

        Bu dünya hayatı oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Şüphesiz âhiret yurdu ise, çok uzun süreli yaşanacak yerdir. Keşke bilseler! ankebut 64

        Hanginizin daha güzel/iyi amel yapacağınızı denemek için yoklukla varlığı yaratan, O’dur. O mutlak galiptir; affedicidir. (Mülk-2)

        Kim bu geçici dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz, sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız. İsra-18

        Kim de âhireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları kabul edilir. İsra-19

        Hepsine, bunlara da ötekilere de Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir. İsra-20
        Baksana, biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışız! Elbette ki âhiret, derece ve üstünlük farkları bakımından daha büyüktür. İsra -21)

        Doğrusu, mallarınızın ve çocuklarınızın sizin için bir sınav olduğunu, büyük ödülün Allah’ın katında bulunduğunu biliniz! Enfal-28

        ”Ey müminler mallarınız ve çocuklarınız sizi Allahı anmaktan alıkoymasın.Kim? bunu yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanlardır.((Münafıkun-9)

        ”Ey insanlar Allahın vaadi gerçektir.Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Ve

        aldatıcı(şeytan,nefis) Allahın affına güvendirerek sizi aldatmasın. (Fatır-5)
        ”Derken depdebesi içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler ne olurdu. dediler karuna verilen şu servet gibi bizimde malı…mız olsaydı. o hakikat büyük bir bahtiyarlıktır. Kendilerine ilim verilenlerde şöyle dediler. Yazıklar olsun size Allahın sevabı iman ve iyi amel işleyenler için daha hayırlıdır. Bunada sabredenler kavuşturulur.(Kasa-79-80)

        ” Kafirlere dünya hayatı cazip görünmekte ve busebeple iman edenlerle alay etmektedirler.Halbuki Allahtan sakınanlar Kıyamet günü onların çok üstündedirler. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.(Bakara-212)

        SAYGILARIMLA

      • kul dedi ki:

        Sayın toro
        06/05/2016, 08:56 bu tarihli yazınıza cevap 2

        Neyse konuyu fazla uzatmayacağım. Bakın benimle sürekli, kendini ispatlamaya çalışan ve sizin tanrı olduğunu iddia ettiğiniz görünmez varlığın sözleri olduğunu iddia ettiğiniz meydan okumaları paylaşıyorsunuz!DEMİŞSİNİZ

        Düşünüyorsunuz ki meydan okuyan, meydan okuduğu anda kazanmıştır! DEMİŞSİNİZ

        Bakın o sözleri bir daha alt alta yazalım; DEMİŞSİNİZ

        ”’Yoksa (iddialarınızı doğrulayacak) açık bir deliliniz mi var?SAFFAT 156.AYET
        (((Dogru sozlulerden iseniz, (((KİTABINIZI))) getirin bakalim))). SAFFAT 157.AYET” BENDEN alıntı

        Dedim ya konuyu uzatmayacağım! DEMİŞSİNİZ

        Şimdi siz bana, yukarıda paylaştığınız ve kendine ”KİTAP” diyen ve yol gösterici(!) olduğu iddia edilen metnin, yukarıdaki sözcükler indiği ve muhataplarına okunduğu anda bildiğimiz KİTAP olduğunu, muhataplarının karşısında KİTAP olarak durduğunu. yani birileri kitap getirdiğinde onun yanına koyup mukayese edilebilecek durumda olduğunu kanıtlayın, sizin inancınıza geçip sizden daha iyisini yapacağıma söz veriyorum! DEMİŞSİNİZ

        Görelim bakalım bana kitap getirin diyenin, bana kitap getirin dediği anda bir KİTABI varmıymış! SEMİŞSİNİZ
        ******************************************
        Kitap
        1.
        basılı ya da el yazılı kâğıt yaprakların ciltli ya da ciltsiz olarak bir araya getirilmiş biçimi.
        2.
        basımevinde basılıp kapak geçirilmiş kâğıt yapraklardan oluşan ve okumakta yararlanılan nesne.
        *********************************************
        NOT KİTAP 3 SAYFADANDA OLUR 5 SAYFADANDA OLUR 50 SAYFADANDA OLUR 100 SAYFADANDA OLUR VS VS SV 1000 SAYFADANDA OLUR

        ŞİMDİ GELELİM SAFFAT SÜRESİ 37. SÜREDİR

        YANİ BUDA DEMEK OLUYORKİ SAFFAT SÜRESİNİN O AYETLERİ İNDİGİNDEDE KİTAPTI KİTAPTIR KABUL EDİP ETMEMEK KİŞİNİN KENDİ SORUNUDUR BİZLERİN DEGİL

        ŞİMDİ KİTAP OLDUGUNA DAİR AYETLER

        KURAN PEYGAMBERİMİZ TARAFINDAN BİZZAT YAZDIRILMIŞTIR

        (1-6) Tûr’a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

        Yüce Allah`ın peygamberlerine gönderdiği vahyin yazılmasıyla meydana gelmiştir.

        “Sana okuyacağız ve sen Allah’ın izni ile unutmayacaksın.”(A’la, 87/6)

        Tur Süresi 2. ayet:

        Ve Satırlaştırılmış Kitaba

        Bu ayette de Kuran’ın satırlaştırılmış/kitaplaştırılmış olduğu çok açıktır…
        Nun Suresi 1: Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki
        Tur 1-3 Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba
        Bu ayetlere ne diyeceğiz.
        Kuran’ın peygamber zamanında özenle yazılmış olduğuna dair diğer bir örnek, Kur’an’dan mealen:

        – Hayır, o ayetler bir mesajdırlar. (80/11)
        – İsteyen onları idrak eder. (80/12)
        – Onlar, değerli sayfalardadır. (80/13)
        – Yüksek ve temiz sayfalarda. (80/14)

        *******************************************************

        2:280 – Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın. Ve bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz eğer bilirseniz sizin için, daha hayırlıdır.

        2:282 – Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah’ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah’dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah’dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilir.

        2:283 – Şayet siz sefer üzere olur bir kâtip de bulamazsanız, o vakit alınmış bir rehin belge yerine geçer. Yok eğer birbirinize güveniyorsanız kendisine güvenilen adam Rabbi olan Allah’dan korksun da üzerindeki emaneti ödesin. Bir de şahitliğinizi inkâr edip gizlemeyin, onu kim inkâr ederse mutlaka onun kalbi vebal içindedir. Her ne yaparsanız Allah onu bilir.

        BAK BU AYETLER NE ANLAM İFADE EDİYOR PEYGAMBRİNİZ BELİRLEDİGİ YAZICI KATİPLERE İNEN AYETLERİ DERİ ÜZERİNE SATIRSATIR YAZDIRIYOR DEMEK TİR YANİ 3 SAYFAYI GECTİKTEN SONRA ARTIK O DERİ ÜZERİNE YAZILI AYETLER KİTAP OLARAK SÖYLENEBİLİR İLAVE YAPILSADA YAPILMASADA KİTAPTIR İSTER KABUL ET İSTERSEN ETME BAKALIM NE DİYECEKSİN

        KEMKÜM ETMEDEN ACIKLADIM KENDİ SEVİYEMCE

        ******************************************************

        Elif, Lâm, Râ. Bu Kur’ân öyle büyük bir kitaptır ki, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa, her şeye galip ve hamde lâyık olan Allah’ın yoluna çıkarman için onu sana indirdik. (İBRAHİM/1)

        Ona ne önünden, ne de ardından batıl gelemez. O hüküm ve hikmet sahibi, öğülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir. (FUSSİLET/42)

        Bu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır.(ZUMER/1)

        Bu Kur’ân, kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir. (İBRAHİM/52)-

        Ancak Allah’tan korkan kimse için bir öğüt olarak (indirdik.) (TAHA/3)

        Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun âyetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar. (SAD/29)

        Allah’ın koruması altındadır

        Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir. (EN’AM/115)

        Hiç şüphe yok ki, Kur’ân’ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız. (HİCR/9)

        Açık ve anlaşılırdır

        (Ey Muhammed!) Biz Kur’ân’ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah’tan korkup sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de korkutasın. (MERYEM/97)

        Allah, size Kitab’ı (Kur’ân’ı) açıklanmış olarak indirdiği halde, ondan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Kur’ân’ın, gerçekten Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma. (EN’AM/114)

        SAYGILARIMLA

      • toro dedi ki:

        Sayın kul,

        ”(((DOGRUDUR ))) EVVET TESPİTİN AYNENBENİM SENİN İÇİN YAPTIGIM GİBİ ARADAKİ FARKI ACIKLARMISIN BENİM TESPİTİMDE SENİNKİNDEN FARKSIZDIR” sizden alıntı

        Ben yeterince açıkladığımı düşünüyorumda sizin anlayabilmeniz için yeterinceden çok daha fazlasına ihtiyaç duyduğunuz aşikar!

        Siz nasıl olurda basit bir menfaat ilişkisine hapsettiğiniz inancınız ile yoğurduğunuz varlığınızın, benim herhangi bir menfaat ilişkisine dayandırmadan devam ettirmeye çabaladığım varlığımla aynı durumda olduğunu iddia edersiniz?

        Patron, işçi ilişkiside durumu anlatmanıza çok yardım etmiş!

        Peki dostum patron işçiye o menfaati hiç vaat etmese ya da artık sana o menfaati vaat etmiyorum dese, o işçi o PATRON için çalışmaya devam edermi?

        Yani bir insan inanma halinin nedenini ancak bu kadar açık anlatabilirdi, tebrik ederim!

        Bunun menfaat gözetmeksizin yapılabileni yok mudur?

      • toro dedi ki:

        Sayın kul,

        Çabanızı hele de çabanızın birşeyleri kanıtlayabildiğine olan inancınıza saygı duyuyorum. Ama neden kendinizi yoruyorsunuz? Çünkü yoruldukça kendi iddialarınızı baltalayan sizi zora sokacak söylemlerle dönüşler yapıyorsunuz!

        Dostum size yazdığımı ya da yazdıklarımı anlamamak için bilgisayarınızdan 2 metre uzağa gidip o mesafeden mi okuyorsunuz?

        Benimle paylaştığınız surenin ne zaman indiğine bakmak aklınıza gelmedimi hiç? Paylaştığınız sure Mekki yani mekkede indirilmiş! Yani ortada henüz hicret yok, namaz yok, yahudilerle alakalı çoğu söylem yok, birçok yasak ve emir yok!

        Ne yani size göre kendine kitap diyen kitap(!) hicretten sonra indirilecekler olmadanda mı kitap?

        Bakın anlamadıysanız örneklendireyim! Kitap dediğiniz şey en sonunda inecekle beraber kitap olur! Peki ilerde 114 sayfa olması planlanan bir kitap henüz 56. sayfadayken kendine kitap diyebilir mi? Kendine 56.sayfada kitap diyorsun ama henüz 58 sayfa ortada yok! O zaman elinde kitapla gelecekler kendi ellerindeki kitabı henüz kitap olmamış yani henüz tamamlanmamış ve hatta yazılmadığı halde kendine kitap diyebilen bir şey ile nasıl karşılaştıracaklar?

        ”Kitap
        1.
        basılı ya da el yazılı kâğıt yaprakların ciltli ya da ciltsiz olarak bir araya getirilmiş biçimi.
        2.
        basımevinde basılıp kapak geçirilmiş kâğıt yapraklardan oluşan ve okumakta yararlanılan nesne.” sizden alıntı

        Yukarıdaki sizin kendinizi haklı göstermek için paylaştığınız sözlük alıntısı!

        Peki dostum o halde sorayım size,

        Saffat suresinin o meydan okuması okunduğunda çıkagelecek birinin masaya koyduğu kitabın yanına konulabilecek

        ”basılı ya da el yazılı KAĞIT YAPRAKLARIN’ dan oluşan ”ciltli ya da ciltsiz olarak BİR ARAYA GETİRİLMİŞ” yani hicretten sonraki medine döneminde inecek sureleride içinde barındıran bİr KİTAP var mıydı, yok muydu?

        Sanırım 2. anlamını sormaya gerek bile yok!

        Şimdi size açıkça soruyor ve lafı dolandırmadan cevap vemenizi istiyorum!

        Sizin varsa kendisini bir başka kitapla mukayese etmek isteyen kitabınız(!) henüz 56. surede mi kitaptır, yoksa diğer 58 sure gelip 114 sureye tamamlandığında mı kitap olacaktır?

  40. karaca dedi ki:

    “Başlangıçta sonsuz karanlığın içinde yalnızca yukarıda gökyüzü, aşağıda deniz vardı. Hareket edecek ya da gürültü yapacak hiçbir şey olmadığı için sakin ve sessizdiler. Yeryüzü henüz sulardan yükselmemişti. Otlar ve ağaçlar, taşlar, mağaralar ve koyaklar, kuşlar ve balıklar, yengeçler, hayvanlar ve insanlar daha yaratılmamıştı. Kükreyecek ya da gürleyecek hiçbir şey yoktu, çünkü yalnızca yukarıda boş gökyüzü ve aşağıda sakin deniz vardı.

    “Suyun içinde yeşil ve mavi tüylerin altına yaratıcılar gizlenmişti. Bu büyük düşünürler suyun içinde sessizce konuştular. Evrende gecenin sonsuz karanlığında yalnızdılar. Birlikte ne olacağına karar verdiler. Birlikte yeryüzünün sulardan ne zaman yükseleceğini, ilk insanin ve tüm diğer canlı türlerinin ne zaman doğacağını, bu canlı varlıkların yaşamak için ne yiyeceklerini ve şafağın dünyayı soluk ışık seline ilk ne zaman boğacağını kararlaştırdılar” Evet, yaratıcılar dünya yaşamını yaratmayı kararlaştırdılar. Sonra da yaratılış başladı:

    ((((“Yaratıcılar, “Boşluk dolsun! Deniz çekilsin ve yeryüzü ortaya çıksın ! Dünya, uyan ! Böyle olsun !”)))))) Ve yeryüzünü yarattılar. Yaratıcılar yaptı bunu.” O uçsuz bucaksız, sessiz ve durgun deniz birden canlandı! Denizden dağlar yükseldi ve toprak ortaya çıktı. Vadiler, ovalar oluştu. Topraktan da ağaçlar çıktılar. Sonra da dağlar delindi ve buralardan tatlı sular akmaya başladı. Yaratıcılar çok sevinçlilerdi. Yarattıkları toprağın üzerine çıktılar. Ancak etraflarını biraz dolaştıktan sonra: ”Yaratıcılar sordular, “Yarattığımız ağaçların altında yalnızca sessizlik mi olsun istiyoruz? Vahşi hayvanlar, kuşlar ve yılanlar yaratalım. Böyle olsun!” dediler. Sonra tasarılarını hayata geçirdiler. Geyikler yarattılar, geyikler çayırlarda, otlaklarda, nehir kıyılarında yaşadılar. Kuşlar yarattılar, kuşlar ağaçların dallarında yuva yapıp neşeyle şarkılar söylediler. Ancak gene istedikleri şeyler vardı: ((((((( “Konusun, seslenin ve bağırın, her biriniz yapabildiğiniz kadar. Bizim adimizi söyleyin, bizi övün ve bizi sevin.” )))))))

    Fakat kuşlar ve hayvanlar bunu yapamazlardı. Çığlık atabilir, tıslayabilir ve ötebilirlerdi ancak yaratıcıların adlarını söylemezlerdi! (((((Bunun üzerine yaratıcılar yeni bir yaratık yapmaya karar verdiler. Bu yeni yaratık, yaratıcısını bilecek, onun adını söyleyecek, ona tapacak ve onu sevecekti. Diğer bütün yaratıklardan üstün olacaktı ve hayvanları kesip onların derilerinden, etlerinden yararlanabilecekti.)))))) (((((Çamurlu toprağa şekil verdiler, ona hayat üflediler: “…

    fakat bu malzeme çok yumuşaktı. Hareketsiz ve zayıf bir yaratık oldu meydana gelen. Konuşabiliyordu ama hiç kimse dediklerine anlam veremiyordu.” Yaratıcılar bu “çamur-adam”dan hoşlanmamışlardı. Onu yokettiler. Sonra yeni yaratıkları tahtadan oymayı denediler. Gerekçeleri tahtanın sağlam ve dayanıklı olmasıydı. Sonra, bu yaratığa hayat üflemeden, nasıl bir şey olacağını bilmeden başkalarını da yaptılar. Bu yaratıkları canlandırdı yaratıcılar ve seyretmeye koyuldular: ”Tahtadan canlılar yasadı ve çoğaldılar, ama hiç kimse dediklerine anlam veremiyordu ve ((((içlerinde, yüzlerinde ruh, elleri ve ayaklarında kuvvet yoktu))))). Ciltleri sari ve kuruydu, altında besleyecek kan dolaşmıyordu. Dört ayakları üzerinde anlamsızca dolaştılar ve yaratıcılarını düşünmediler.” Ne yazık ki bu “tahta-adamlar”, iki ayakları üzerinde yürüme yeteneğini bilmelerine rağman, hayvanları taklit ede ede dört ayaklı yaratıklara dönüşmüşlerdi. Yabanıl ve kaba olmuşlardı ve yaratıcılarını tanımak istemiyorlardı. Konuşmuyorlardı. ” Sonra, “Tahtadan yapılmış yaratıklar yasayıp çoğalmak için yeterince iyi değil” diye bağırdı yaratıcılar.

    Ve bu tahtadan yaratıkları yok etmeye karar verdiler. ((((Gökte özsuyundan büyük bir sel oluşturdular ve yeryüzüne döktüler. Yeryüzü karanlıkla örtüldü ve aralıksız bir kara yağmur yağdı.))))Güçsüz kalınca, düşmanları tahta yaratıklara saldırdılar. Büyük küçük hayvanlar onlara saldırdı. Sopalar ve taslar, tabaklar ve çömlekler onlara saldırdı. Aç bıraktıkları ve eziyet ettikleri köpekler simdi dişleriyle yüzlerini parçaladılar. Öğütmek için kullandıkları taslar simdi onları öğüttüler. Ocak ateşi üzerinde yaktıkları kap kacaklar simdi yüzlerini yaktılar. Bir kartal üzerlerine geldi ve gözlerini oydu. Bir yarasa üzerilerine geldi ve kafalarını kopardı. Bir Jaguar üzerlerine atladı ve kemiklerini kırıp dağıttı.” Umutsuzca yaşamları için savaşan tahta yaratıklar evlerinin çatılarına tırmanmaya çalıştılar ama evler yıkıldılar ve onları yere attılar. Dallarında güvenliğe kavuşmak için ağaçlara tırmanmaya çalıştılar ama ağaçlar onları salladılar ve yere attılar. Mağaralara girmeye çalıştılar ((((ama mağaralar kapandılar ve onlara sığınak olmayı reddettiler.)))

    Birkaçı dışında tahta yaratıkların tümü yokolmuştu. Diğerleri şekilsiz yüzler ve çeneleriyle sağ kaldılar ve onların soyundan gelenlere ”maymun” adı verildi. Daha sonra yaratıcılar mısır unundan “un-adamlar” yapmaya giriştiler: “Böylece dört İlk Ata yaratıldı. Yaratıcılar gövdelerini mısır unundan yaptılar. Öğütülmüş sarı ve beyaz mısırdan içecekler yaptılar ve bunlar yeni yaratıklarına kas ve et oldu ve bunlarla birlikte güç vermek için onları beslediler. Ve Yaratıcılar memnun oldular. ” Biz düşündük ve tasarladık” dediler “ve yarattığımız kusursuz oldu!” “ Bu dört İlk Ata insan gibi görünüyor ve konuşuyordu. Çekici, akıllı ve bilgeydiler. Çok uzakları görebiliyorlardı. Dağlar ve vadiler, ormanlar ve çayırlar, okyanuslar ve göller, ayaklarının altındaki yeryüzü ve başlarının üstündeki gökyüzü onlara doğalarını açtılar.

    Dört İlk Ata dünyada görülecek herşeyi gördüklerinde, gördüklerinin değerini anladılar ve yaratıcılarına teşekkür ettiler: “Bizi yaratıp sekil verdiğiniz için size teşekkür ederiz” dediler. “Bize verdiğiniz görme, duyma, konuşma, düşünme ve yürüme yetenekleri için size teşekkür ederiz. Büyük ve küçük, uzak ve yakın herşeyi görebiliyoruz. Herşeyi biliyoruz ve size teşekkür ediyoruz!” Ancak yaratıcılar gene memnun değillerdi. Onların çok bilge olmalarından hoşlanmadılar. Onların da kendileri gibi tanrı olabilme ihtimalini düşünüp korkuya kapıldılar. Çözüm yolunu da buldular: “Gözlerine sis üflediler ki yalnızca yakınlarında olanları görsünler.” Sonra, bilgeliklerini kaybeden İlk Atalar üzüldüler. Tanrılar onları seviyordu, ancak onların iyiliği –ya da kendi çıkarları- için insanın bilgeliğini yoketmişlerdi.

    İlk Ataların üzüntülerini azaltmak için onlara eşleri yarattılar, yani kadını. Daha sonra da: ”Yaratıcılar İlk Atalar ve Analara benzeyen birçok insan daha yaptılar. İnsanlar karanlıkta yasayıp çoğalıyorlardı, çünkü Yaratıcılar daha ne güneşi, ne ayı, ne de yıldızları, herhangi bir ışık biçimi yaratmışlardı. Hem açık hem koyu tenli, hem varlıklı hem yoksul ve farklı diller konuşan çok sayıda insan doğuda birarada yaşıyordu.” İnsanlar, karanlığın sıkıcı olduğunu anladıklarında tanrılara yalvardılar. Onlardan ışığı yaratmalarını istediler. Bunu üzerine tanrılar güneşi, ayı, şafağı, yıldızları yarattılar: ”…

    Güneş sulardan yükseldi ve altın ısınlarını yeryüzüne saçtı. Büyük ve küçük hayvanlar koyakların serin gölgesinde ve nehir kıyılarında ayağa kalktılar ve doğan güneşe yüzlerini döndüler. Jaguar ve puma kükredi ve yılan tısladı. Kuşlar kanatlarını açtılar ve şarkı söylemeye başladılar. İnsanlar tütsüler yakan ve kurbanlar sunan rahiplerin çevresinde dans ettiler. Çünkü Yaratıcılar dünyayı ışıkla aydınlatmışlardı ve kusursuzdu.”

    alıntısını yaptığım bu yazı olsa olsa koca karı hikayelerinden adamların boş zamanlarında oturupta tütün üflediklerinde birbirlerine uydurdukları bir yalan olmalı aslı astarı olmayan hikayeleri demekki onlarda birbirlerine anlatmışlar aradan zaman geçtikten sonra gerçekmiş gibi yayılmış gitmiş efsane mit olarak kalmış yukardaki hikayenin hiç bi mantığı varmı yazan adamda yaman adammış uydurdukca uydurmuş düşündükçe düşünmüş yorumladıkca yorumlamış bilemediği konularda atmış taşı havaya kuranla en ufak bir benzerliği yok olsa olsa deli saçması boş zamanında insanların birbirlerine söylediği yalandan başka bir şey değil.

    • toro dedi ki:

      Sayın karaca,

      ”alıntısını yaptığım bu yazı OLSA OLSA koca karı hikayelerinden adamların boş zamanlarında oturupta tütün üflediklerinde birbirlerine UYDURDUKLARI bir yalan olmalı aslı astarı olmayan hikayeleri demekki onlarda birbirlerine anlatmışlar aradan zaman geçtikten sonra GERÇEKMİŞ GİBİ yayılmış gitmiş efsane MİT olarak kalmış yukardaki hikayenin hiç bi mantığı varmı yazan adamda YAMAN ADAMMIŞ uydurdukca uydurmuş düşündükçe düşünmüş yorumladıkca yorumlamış bilemediği konularda atmış taşı havaya kuranla en ufak bir benzerliği yok olsa olsa deli saçması boş zamanında insanların birbirlerine söylediği yalandan başka bir şey değil.” sizden alıntı

      Hah işte bende bunu demeye çalışıyor sizinde bir gün anlayacağınızı umuyordum. Budistler, Şintoistler, Sihistler, Zeusa inanalar, Odine, Enlil ve işthara inananlar ve diğerleride aynısını sizin için söylüyorlar!

      Hadi şöyle beraberce ortaya geçip bireysel olarak birbirinize haklılığınızı KANITLAMAYA çalışın da bizde oturduğumuz yerden sizi seyredip hanginizin KAZANABİLDİĞİNİ yani haklılığını KANITLAYABİLDİĞİNİ görelim! Bu noktada sizin veya onların KESİNLİKLE KANITLAYABİLDİĞİ inançlarınız ”boş zamanlarında oturupta tütün üflediklerinde birbirlerine UYDURDUKLARI bir yalan olmalı” yorumunuzdan münezzeh olsun!

      • karaca dedi ki:

        toro
        ben bu tartışma içerisine niye gireyimki
        o adam haklı olduğunu insanlık ve tarihi hakkında bildiklerini inandıklarını söyleyecektir
        söylediklerine bakarım ne diyor bu adam diye uyduruktan hikaye anlatıyorsa,ni diye adama inanayım,yaratılış hakkında bilgisi nedir kainatın yaratılışı hakkında bilgisi nedir
        ona bu bilgileri kim vermiş ona bakarım eğer söyledikleri uygulamaları,tak bir yaratıcıya dayanıyorsa onunla benim aramda bir fark yoktur aynı şeyleri savunuyoruz inanıyoruz demektir. kalkıpta bana ineğin kutsal olduğunu ona tapılması gerektiği gibi buna benzer bir ifade kullanıyorsa kafadan kontak olduğu kanatine varırım
        söylediği ifade ettiği bilgilerin kaynağını sorarım tabiki o da bana yaratılış hakkında bilgilerimi soracak kimin yarattığı hakkında bilgileri soracak ben de izah ederim
        eğer ortak bir noktada tek bir yaratıcı fikrinde buluşabiliyorsak bunda problem olmaz
        tutupta insanın maymundan geldiğini savunuyorsa veya buna benzer ifadeler kullanıyorsa
        o adamla oturupta neyi konuşacağım,ha söylediklerinin bir mantığı olurda bunu ifade edebiliyorsa o insanla niçin oturup boş zamanımızda tütün üfleyerek hoş sohbete girebiliriz fena olmazdı.

      • toro dedi ki:

        Sayın karaca,

        ”o adam haklı olduğunu insanlık ve tarihi hakkında bildiklerini inandıklarını söyleyecektir
        söylediklerine bakarım ne diyor bu adam diye uyduruktan hikaye anlatıyorsa,ni diye adama inanayım,yaratılış hakkında bilgisi nedir kainatın yaratılışı hakkında bilgisi nedir
        ona bu bilgileri kim vermiş ona bakarım eğer söyledikleri uygulamaları,tak bir yaratıcıya dayanıyorsa onunla benim aramda bir fark yoktur aynı şeyleri savunuyoruz inanıyoruz demektir. kalkıpta bana ineğin kutsal olduğunu ona tapılması gerektiği gibi buna benzer bir ifade kullanıyorsa kafadan kontak olduğu kanatine varırım” sizden alıntı

        Sayın karaca, bir insan ya da bir grup insan ya da milyonlarca insan ya da yüz milyonlarca insan ”ineğin kutsal” olduğuna NASIL inanır? Dayakla mı, ölüm korkusuylamı, nasıl?

        Peki bir insan ineğin kutsal olduğuna inanan bir insanın inancını o adamın kendi iç dünyasına göre değilde kendi iç dünyasına ve inancına göre değerlendiriyor ve HAYRET ederek o adama ”kafadan kontak” diyorsa, ineğin kutsallığına inanan o adamda ineğin kutsal olduğuna İNANMAYANLARA HAYRET edip ”kafadan kontak” demiyor mudur?

        Merak ediyorum o iki kişiden hangisi kafadan kontak olmadığını kanıtlayabilir?

        Adamın size söyleyeceklerinin sizin inancınızı doğrulamasını bekleyecek aksi halde söylenenlere saçma diyeceksiniz! Sanki karşınızdaki adamda sizin söyleyeceklerinizi kendi inancına göre değerlendirip saçma demeyecekmiş gibi?

        Kendinizi öyle yüceltmiş öyle pohpohlamışsınız ki kendinizden başka hiçbirşeyi gördüğünüz, duyduğunuz ve anlamaya çalıştığınız yok!

  41. kul dedi ki:

    hilal tv decanlı saat 11:00 de
    cocuk evliliklerinin islamlaşması
    şu anda canlı olarak anlatılıyor

    • kul dedi ki:

      Sayın rammsteinn

      REŞİT OLMAYAN COCUKLARIN EVLENDİRİLMESİ DOGRUMUDUR

      YETİMLERİN EVLENME CAGI

      Yetimleri, evlenme çağına gelinceye kadar gözetleyin; ama eğer aklen olgunlaştıklarını tesbit ederseniz, mallarını kendilerine geri verin! Büyüyüverecekler diye mallarını alelacele ve saçıp-savurarak yemeye kalkmayın: İhtiyacı olmayan kimse tenezzül etmesin, muhtaç olan da münasip bir biçimde yararlansın! Mallarını kendilerine iade ettiğinizde, onlar adına şahitler bulundurun! Hesap sorucu olarak Allah yeter. NİSA 6.AYET
      Kadınlarınıza mehirlerini, gönül rızasıyla karşılık beklemeksizin verin! Ve fakat, kendi rızalarıyla bir kısmını size bırakırlarsa, onu da afiyetle yiyin! NİSA 4.AYET

      Yetimleri evlenme çağına gelene kadar deneyin onlarda olgunlaşma rüşt görürseniz mallarını kendilerine verin nisa süresi 6.ayeti
      Hakimiyetiniz altında olan savaş esirleri dışındaki kocalı kadınları nikahlamanızda haramdır.allah ın size farz kıldığı budur namuslu yaşamanız ve zinadan kaçınmanız şartıyla bunların dışındaki kadınlarla evlenmeniz helal kılındı ki mallarınız karşılığında bunlara talip olasınız. Bunlardan hangilerinden nikahla yararlanırsanız mehirlerini dilediğiniz miktarda veriniz. Mehri belirledikten sonra gönül rızasıyla uyuşmanızın bir günahı yoktur. Allah bilir doğru kararlar verir NİSA 24. AYET

      NİSA 6. AYETTE evlenme çagı ifadesiyle ergenlik cağından bahsedilirken henüz bu çaga ulaşmamış küçük yaştaki çocuklar nasıl evlendirilebilir nisa süresi 24.ayete göre her erkek evleneceği kadına mehir vermek zorundadır nisa 6.ayete göre ise kişinin malını kullanabilmesi için reşit olması yani ergin olması şarttır aynı şart mehri alacak ve o konuda eşiyle pazarlık yapacak kadın içinde gereklidir.

      Ayetler böyle olduğu halde henüz bu caga ulaşmamış çocuklar nasıl evlendirilebilir mehirlerini verirr iffetli olur gizli dost tutmazsınız iffetli mümin kadınlarla kendilerine kitap verilmiş olanların iffetleri size helaldir bunlardan kim imanını örterse yaptıkları boşa gider ahirette kaybedenlere karışır MAİDE SÜRESİ 5.AYET

      Zina eden erkek ancak zina eden veya müşrik olan bir kadınla evlenen bilir zina eden kadınlada ancak zina eden veya müşrik olan bir erkek evlenenbilir. Bunlar müminlere haram kılınmıştır. NUR SÜRESİ 6.AYET

      Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanlarlar hakkında şüpheye düşerseniz iddetleri üç aydır adet görmeyenlerde öyledir hamile olanların bekleme süreleri yapacakları doğumla biter kim allah tan çekinerek kendini korursa allah onun işini kolaylaştırır. TALAK SÜRESİ 4.AYET

      Maide süresi 5. Ayete göre evlenecek kadın ve erkeğin namuslarını korumuş olmaları erkeğinde gizli veya acık zina yapmaması şarttır henüz erginlik cağına girmemiş biri için bu şartlar koşula bilirmi

      nur süresi 3.ayete göre evlenecek kadın ve erkekte olmazsa olmaz şartlardan biride zina etmmiş olmalarıdır bir çocuk nasıl zina etme eyleminin konusu olabilir

      kadınların adet düzensizliği veya adet görmeme durumları olağan birşeyken iddet gören kadınları sınıflandıran talak süresinin 4. Ayetindeki adet görmeyenler ifadesi nasıl olurda henüz adet görmemiş olan kız çocukları olarak anlaşıla bilir buda yetmiyormuş gibi erginlik çağına girmemiş bir kızla ilişkiye girmeye nasıl delil gösterile bilir

      NİSA 26. AYET Allah, size (hükümlerini) açıklamak, size, sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

      NİSA 27. AYET Allah, sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.

      NİSA 28. AYET Allah sizden (yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.

      Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım? Halbuki size kitabı açık olarak indiren O’dur. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, Kur’ân’ın gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma! ENAM 114.AYET

  42. karaca dedi ki:

    sayın toro

    yani sen diyorsunki kuranda yazılanlar,aslı astarı olmayan olsa olsa kocakarı hikayeleri insanların boş zamanlarında tütün üflüyerek uydurdukları yazdıkları şeylerdir, ve kurana inanmayan bir kimse bunun böyle olduğunu söyler öylemi?
    doğrudur söyleyebilir bu onun kendi görüşü kendi insiyatifidir onun dünya görüşüdür.
    ancak:
    bunu söyleyecek adam kör olmalı, sağır olmalı,dünya hayatıyla uzaktan yakından ilgisi ve alakası olmamalı,böyle bir kimse ancak böyle bir isnadda bulunabilir
    adam görmemiştir duymamıştır neyin ne olduğunu bilemez buna diyecek söz yok
    bu isnadı yapacak adamın kuranı kerimi okumadığı,okumuşsa bile anlamadığı,anlamışsa bile,boş verdiği anlaşılır.
    peki öylemi? bu insanın düşüncesi doğrumu inceleyim.
    kuranın neresinde bir teslik neresinde,abes,neresinde düzensizlik var,hadi diyelim koca karı hikayesi koca karı hikayesi olabilmesi için birbiriyle çelişen ters düşen pek çok şeyin olması gerekmezmi.gerekir,
    verdiği bilgilere bakıyorsun,yaradılış hakkında bilgi veriyor,verdiği bilgilere bakıyorsun insan aklına hitap ediyor,verdiği bilgilere bakıyorsun insan hayatını düzene sokmaya çalışıyor verdiği bilgilere bakıyorsun,geçmişte düzensizlik yapanların başlarına neler geldiğini yazıyor,verdiği bilgilere bakıyorsun,yaratan tarafından her şeyin düzen nizam içerisinde uyum içerisinde yaratıldığını yazıyor (görebiliyormusun etrafına baktığında her hangi bir düzensizlik) verdiği bilgilere bakıyorsun her şeyin yoktan var edildiğini yazıyor,verdiği bilgilere bakıyorsun insanın dünya hayatında uyması gereken kuralları kaideleri yazıyor,verdiği bilgilere bakıyorsun sadakatı,sevgiyi dürüst ve düzenli olmayı tembih ediyor tavsiye ediyor,verdiği bilgilere bakıyorsun insanın ,neden, nasıl, niçin,hangi sebeble yaratıldığını yazıyor, verdiği bilgilere bakıyorsun insanın sonunun ne olacağı yazıyor,
    verdiği bilgilere bakıyorsun insanın ne kadar kiymetli yaratıldığı bilgileri yazıyor,bu kiymeti taşıyamayanların derecelerinin ne kadar aşağılara çekildiği yazıyor,verdiği bilgilere bakıyorsun insanın yeryüzünde büyük bir imtihandan geçtiğini yazıyor,verdiği bilgilere bakıyorsun bütün yaratılanların kendi çapında alem olduğunu yazıyor,(alemleri tek tek açıklamayacağım her şey bir alemdir.) ve en önemlisi bunların hepsinin tek bir ilah tek bir yaratıcı tarafından yapıldığını yazıyor
    kurana bakıyorsun insanların geçmişte yaratıcılarını bırakıp kendi uydurdukları putlara tanrı yerine koydukları şeylere tapmaya başladıklarını görüyorsun,ve bunun için kendilerine yazık ettikleri bunun için zelillikle karşılaşakları bilgilerini buluyorsun,kurana bakıyorsun bilen anlayan düşünen insanlarla mal gibi olan insanların bir olmayacağı bilgisine ulaşıyorsun,kurana bakıyorsun insanlığa her yönden zarar verecek olan içki kumar fuhuş,yalan, hak yeme zalimlik,tembellik,yalan yere şahidlik,yapmanın ne kadar tehlikeli allah tarafından hoş karşılanmadığı bilgisini buluyorsun,
    insanlığa zarar verecek bütün işlerden uzak durulması gerektiğini bildiriyor tavsiye ediyor.kurana bakıyorsun ahiret hayatı hakkında bilgi veriyor,kurana bakıyorsun insanları buna neyin süreklediği bilgisini buluyorsun nefis dediğimiz şey olduğunu haber veriyor,kurana bakıyorsun kısmende olsa kainat hakkında bilgi veriyor,kurana bakıyorsun,geçmişte olmuş olan olaylardan insanların ders alması için örnekler misaller veriyor,
    Bu liste uzatılıp gidebilir yine de kuranın bahsettiği şeyler tam olarak verilmiş sayılamaz.

    şimdi sormak isterim
    diyorsunki kurana da koca karı hikayeleri olarak uydurulmuş insanların boş zamanlarında yazdıkları bir uydurdukları kitaptır veya bunun böyle olduğunu iddia edebilirler,
    haklı olabilirsin insanlar böyle bir isnadda bulunabilirler,
    Ama bu iddiayı yapabilmeleri için kuranda hiç bir içerik bulunmamalı,saçma sapan sözler olmalı dereden tepeden söz etmeli,akılla mantıkla bağdaşmamalı,verdiği bilgiler bir birleriyle çelişmeli bir bilgi bir yerde savunulurken diğer başka bir yerde yerden yere vurulmalı,hiç bir yerde hiç bir tutarlılığı,kararlılığı olmamalı,her tarafı uyduruktan teyyare selam söyleyin o yare misali olmalı
    insanlar arasında ayrım yapmalı,bu ayrımı şöyle yapıyor kafirler ve iman sahipleri olarak bu da kuranın, allahın hakkıdır.ta ki ne zamana kadar insanların sapıtıpta allahı bırakıp uydurdukları şeylere inanmaya,tapmaya başladıklarında bu ayrımı yapıyor haklıdır ve hakkıdır.
    kuranın her türlü pisliği yapan bir insanla,bu pislik işleri yapmayan bir insanı bir tutacağı söylenebilirmi mümkün değil söylenemez, bu ayrımı yapmalı yapması da gerekir kuranın hakkıdır.
    bunu sen de yaparsın bu da senin hakkındır hakkından vaz geçebilirmisin pisik yapan bir insanla doğru dürüst bir insanı bir tutabilirmisin bu misal verilebilir örnek olarak
    kuranda bu var hiç inanla inanmayanı bir tutabilirmi tutamaz bu mantık doğru değildir herşeye hak ettiği şekilde hitap eder.kafirse kafir der iman sahibi ise ınananlar der
    bunun yanlış olan bir tarafı yok
    kuran tabiki taraf tutacak kafir olanlarla olmayanları bir mi tutacak bu mümkün değil.
    bu mantık doğru olsa herkes bir olur ayrım gözetilmezdi.
    kurana koca karı hikayeleri mit,aslı astarı yoktur diyenlerin bu içeriklere bakması gerekmezmi
    kurana koca karı hikayeleri mit aslı astarı yoktur diyenlerin,kendisini ilgilendiren herhangi bir ayet bir bilgi olmadığını bulmaları tespit etmeleri gerekmezmi her bir ayet bütün insanlığı ilgilendirdiğini neden insan anlamaz bunu anlıyamıyorum.
    kuran bana var ötekine yok değildir ötekine de var bana da var velhasıl bütün insanlık için vardır bütün insanlığa hitap etmiştir.
    bazıları diyorlarki japonyadaki insan bilmem neredeki insan ne yapsın onların inançları farklı dinleri yolları farklı bu onların sorunu oralarda yaşayan insanların sorunu
    kendi yaratılışlarını,ne olduklarını nereden gelip nereye gideceklerini merak etmemişlerse veya etmişlerse doğru dürüst cevap bulamayıpta ordan oraya savrulmuşlarsa sorun onları sorunudur.
    adama sormazlarmı hakikaten sen kimsin nerden geldin nereye gidiyorsun seni yaratan kimdir diye sorduğunda,kem küm demekten ziyade bu konularda doğru bilgiyi veren kaynak nedir diye merak edip araştırmaları gerekmezmi eğer bu araştırmayı yapmış olsalardı boşlukta durmaz kurana inanırlar kurandaki bilgilerin gerçek doğru bilgiler olduğunu anlamaları uzun sürmezdi.
    demekki adamlar hakikaten merak etmemişler inceleme gereği duymamışlar böyle bir bilginin ihtiyacı içerisinde olmamışlar bu sorun onların kendi sorunlarıdır insan olarak arayan buluyor.
    diğer bir konu:
    zeustan şurdan burdan örnekler vermiştim.
    insanların uydurupta taptıkları şeyler hakkında bunlara putlar da dahil. veya ilah yerine koydukları her şey dahil bu ister cisim ister manevi bir şey olsun fark etmez niteliği veya hindistanlıların ineği kutsallık izafe etmeleri de aynıdır allahı bırakıpta onun yerine koydukları her şey olarak kısaca adlandırılabilir.

    doğrudur yüce rabbimiz bunların hepsini tek tek insanların karşısına çıkaracak ve aynen bu ifadeyi kullanarak bunlar mı size sizin ilahınız olduğunu söylediler diye insanlara soracaktır.
    rabbimiz bunları dile getirecek insanların anlayacağı hale sokacaktır. bunu yapmak onun için zor değildir, bunu yapıp yapmayacağını nereden anlıyoruz “onun gücü her şeye yeter sonsuz kudret sahibi sonsuz ilim sahibidir”sözünden anlıyoruz bunu yapar yapmaya gücü yeter, yapacaktır.
    karıncaya böceğe hayat veren onu var eden ona bir sistem kuran rabbimiz putları da konuşturacaktır,dile getittirecektir, bu onun için kolaydır.
    puttan kasıt illaki insanların kendi yaptıkları şeyler ve ona inanmaları olarak bakılmamalı
    allahı bırakarak insanın her türlü icad ettiği her şey onun putudur. para da bunlardan biridir paranın emrine girmek putculuğun vasıflarındandır.niteliğindendir.

    şimdi dur tekrar düşünelim
    bizler insanız yer yüzüne dağılmışız her birimizde akıl var, düşünmeyecekmiyiz bu aklı bize vereni görmeyecekmiyiz onu anmayacakmıyız yüceliğini görmezden mi geleceğiz. insanı bu hale koyabiliyorsa bu nasıl mümkün olabilir anlamayacakmıyız onun sonsuz kudret sahibi olduğunu,
    bunu yapabiliyorsa bizim bilmediğimiz anlayamadığımız birlerce alemi cenneti cehennemi her şeyi yaratabileceğini niçin anlıyamıyoruz buna niçin akıl erdiremeyip görmezden geliyoruz indirdiği insalık için kitapları yalan,yok,masal kitabı olarak yorumluyoruz
    insanlar kendi yaptıklarından mesuldur günü geldiğinde yaptıkları her bir şey kendilerine haber verilecektir,şüphesizki beni yaratmaya gücü yeten bunları benim karşıma çıkarmaya da gücü yeter.
    öyle kuran masal kitabıdır allah yoktur demek eskilerin uydurduğu şeyler demek insanın kendisini anlamaması demektir demekki insan kendini anlıyamıyor yorumlayamıyor demektir
    allah bundan hoşnut olmaz hoşnut olması da beklenmemeli .
    size şöyle bir misal vereyim bakın onun gücünü anlamak bakımından belki size bir yol gösterir bir fikir verir.
    toprağa gark olmuşlardan ne kimseler vardır bilenleri ananları hatırlayanları yoktur kimse bilmez nasıl yaşadılar nelerle uğraştılar ne zaman gark olduklarını bilen yoktur bilinemez anılamaz kim oldukları hiç belli değildir.

    ancak onları yaratan güç rabbimiz yüce allah
    onları bilir kim olduklarını bilir niteliklerini bilir onları silmez defterden onları yer yüzünde hatırlayan bilen olmazsa bile rabbimiz onları bilir hatırlar,hemde taptaze, çünkü o sonsuz ilim sahibidir onun kudreti sonsuzdur,o dilediğine ol diyendir
    pek çok yerde pek çok insan türlü türlü mitler üretmiş olmalarına bu ürettiği tabiri caiz ise tütün içerek boş zamanlarında uydurdukları masallara kulak asmamak gerekir.
    asolan allahın bizlere bildirdikleridir bunun ötesi hikayedir.

    • toro dedi ki:

      Sayın karaca,

      Neden zaten defalarca cevap verdiğim yorum ve sorularınıza yeniden ve defalarca daha yanıt yazmak zorunda kalıyorum? Siz size bir defa söylenileni anlayamıyor ya da size söyleneni bir süre sonra unutuyor musunuz? Bu nedenle mi, sizin kutsal saydığınız metinin içinde konuştuğu varsayılan tanrı da size aynı şeyleri defalarca yineliyor? O’ da(!) söylenileni bir defada anlayamayacağınızın farkında mı?

      Bakın bana yazdığınıza;

      ”diyorsunki kurana da koca karı hikayeleri olarak uydurulmuş insanların boş zamanlarında yazdıkları bir uydurdukları kitaptır veya bunun böyle olduğunu iddia edebilirler,” sizden alıntı

      Halbuki bunu ben demiyorum, sizinle yaptığımız münazaraya muhatap olupta zaten sizin inandıklarınıza inanmayanlarda demiyor! Bunu söyleyen bizzat sizsiniz!

      Eğer iki ayrı inancın peşinden giden iki kişiden biri, diğerine sadece söz ile, ne görsel nede manen kendi İNANDIĞININ(bakın bilmekten bahsetmiyorum) doğru olduğunu kanıtlayamadığı halde ” senin inancın kocakarı uydurmasıdır” diyorsa diğerinede aynı şekilde karşılık verme hakkını verir!

      Yani sizin derdiniz diğerlerinin inandıklarının ”kocakarı uydurması” olduğunu İDDİA etmek değil kendi inandığınızın ”kocakarı uydurması” olmadığını İSPAT etmek olmalıdır! Ama bu İSPATI zaten bu iddiya inanmış ya da inandırılmış olana yani kendinize değil karşınızdakine yapacaksınız!

      Bakın ispatlayamıyorsunuz ki, inandıramıyorsunuz!

      Şimdi bir grup insan dünyanın ve evrenin dört köşe, bir grup insanda dünyanın düz(!) evreninde 7 kat olduğuna inanıyor?

      Şimdi dünyanın ve evrenin dört köşe olduğuna inananlar bu iddilarını sizin nezdinizde kanıtlayabildi mi? Peki siz kendi iddialarınızı onların nezdinde kanıtlayabildiniz mi?

      Peki bu durumda iddialarınızı birbirinize kanıtlayamayacağınızı anladığınız için mi, birbirinizin inancına ”kocakarı uydurması” diyerek hala birşey KANITLAYAMADIĞINız GERÇEĞİNİN üstünü örtmeye çalışıyorsunuz?

      Bakın asıl GERÇEK bu! Sizin gibi inanmamış, dolayısıyla dünyaya sizin inandığınız gibi bakmayanlara hiç bir şey kanıtlayamıyorsunuz! Kanıtlayamadığınız içinde onların inançlarını aşağılayarak kendi inancınızı yukarıda tutmaya çabalıyorsunuz!

      Öte yandan sizinki hariç dünyadan gelip geçen ve şuan hala hüküm süren bütün inançlara MANTIK ve AKIL DIŞI demeniz başka bir durumu daha ortaya çıkarıyor! Demek ki genele baktığımızda birşeye İNANMAK için o şeyin MANTIKLI veya AKILLA açıklanabilir olması gerekmiyormuş! Aksi halde insanlar neden, hangi kafayla MANTIKSIZ ve AKILDIŞI inançların peşinden gitsin, kendilerini o inançların tanrılarına kurban etsin ya da o tanrılara kurban kessin?

      Yani sizden öncekilerin inanma halleri AKIL ve MANTIĞIN gereği değilse, yani onlar inanırken AKIL ve MANTIKLARINI kullanmamış ya da kullanmaya gerek duymamışlarsa, siz çıkıp biz AKIL ve MANTIK gereği İNANDIK iddiasında bulunamazsınız!

      Bu yazdıklarımı bana tekrar yazdıracakmısınız, aynı soruya yeniden muhatap olacakmıyım?

  43. kul dedi ki:

    toro

    ne diyor bu kişi

  44. karaca dedi ki:

    toro mademki sen iddia etmiyorsun,ben sözümü geri alıyorum sözüm kuranı red edenleredir.
    dünya milletleri arasında hakikaten kuranın öğretilerine,benzer şekilde inanan varsa başım gözüm üzerinedir. aklın yolu birdir,ama merak ettiğim şu,biliyorsan cevapla bilmiyorsan örnekler ver
    yeryüzündeki pek çok insan pek çok dine mensup insanlar var bunların kaynakları nedir,
    her hangi bir kimsenin herhangi bir yerde herhangi bir zamanda oturupta düşünerek yazdığı şeyler din olamaz olması mümkün değil beşerin yaptığı hiç bir birşey allahın gönderdiğinin yanında örnek bile gösterilemez,varsa kuranla bir benzerliği yine kaynağını sormak isterim
    varsa ahiret hakkında bilgileri inandıkları bir şey onlara kaynağını sormak isterim kaynaksız atalarından kalan öğretilere inanıpta bu dindir demek benim işime gelmez inanmamda
    varmı böyle bildiğin bir din adamlar neye inanıyorlar yaratılış hakkında neler söylüyorlar biliyorsan
    söylediklerini akıl süzgecinden geçirelim,
    yani islam dinindeki gerçekleri kabul etmeyecek kendi uydurdukları dine veya atalarından kalan dine gerçek diyecekler kaynakları yok yazılı metinleri yok varsa bile keşişlerin şunların bunların çok eski peygamberlerin öğretilerini kayıt altına almış olabilecekleri ve yüzyıllardır sakladığı metinlerdir.
    okumak lazım içeriğine bakmak lazım kuranla çelişiyormu çelişmiyormu buna bakmak lazım
    kuranla çelişmeyen her din allahın önceki peygamberleri vasıtasıyla insanlığa gönderdiği dinin öğretileri,ve bunları saklanmış halleri olabilir buna itiraz etmem,
    o kimseler bana diyeceklerki senin kuranın geçerli değil benim dinim geçerli
    desinler mademki bu iddalarında haklılar ben de o kimselere sorarım
    bir arkadaş yeyüzüne insanlığı kim yarattı kim var etti buna cevap ver
    bu alemi bu kainatı kim yarattı bana cevap ver,insanı sadece etten kemikten mi görüyor yoksa bir ruhu olduğuna inanıyormu inanıyorsa bu bilginin kaynağı nedir bunu sorarım sormak istediğim pek çok şey vardır ve sıralar giderim o kimselerin anlattığı kuranla bağdaşıyorsa sorun yok o dinde allahtan indirilmiştir bizim bilmediğimiz bir peygambere bilmediğimiz bir topluluğa bilmediğimiz bir zamanda bunda sıkıntı yok
    bak şimdi toro adam hz isayı allahın oğlu olarak yorumlayacak ve ben o insana senin dinin bunumu emrediyor diye soracağım bunu kendileri uyduruyorlar dinlerinde böyle bir ayet böyle bir bilgi yok. varsa kaynak göstersinler kitaplarının neresinde hangi bölümünde bu bilgi var ve insanlara söylenmiş gösteremezler çünkü yok ama inanırlar atalarından kalan bu sahte bilgiye inanırlar ve bu kimseler banamı diyecek senin dinin islam geçersizdir diye olacak işmi bu
    hindistanda adamlar ineği kutsal sayıyorlar hadi desem ki atalarına verilmiş bir kitaptan dolayı adamlar buna inanıyorlar ve böyle davranıyorlar peygamberleri böyle söylemiş böyle yazılmış ama toro yok böyle bir şey kaynakları yok varsa bile kaynakları kim tarafından hangi amaçla yazıldığı belli değil sarı cizmeli memet ağa,adamlar körü körüne böyle yapıyorlar işine geliyor besbelli
    sonra da buna inanç diyorlar olacak işmi insan insan olmaktan biraz utanır.
    tabiki bu adamla ben neyi konuşacağım allahı bilmiyorki bilse zaten gidipte ineğe tapmaz veya kutsalık izafe etmez bu adamların dini ile gidipte islamı bir tutmak akıl işimi
    biri diyecek hz isaya allahın oğlu öteki gidecek ineğe tapacak uyduruktan teyyare
    ama bizim dinimiz öyle değil toro kimin nerede ne zaman nasıl yaratıldığını ne amaçla ne hikmetle yaratıldığını yazar insanının sonunu yazar toru kainatın dünyanın sonunu yazar toro,
    allahtan başkasına inanılmayacağını yazar,buhu yapanların hüsrana uğradığını bildirir.
    mühim olan bunlar değil mi bu makalenin aslında içeriği kuranda bunlar şunlar neden yok diye soruyor ama bilmiyorki kuran insanlığın en büyük sorusuna cevap vermiştir yaratılışa kimsenin bilemeyeceği yaratılışa kim tarafından neden yaratıldığı sorusunun cevabını vermiştir bu cevap bütün soruların anası değilmidir. başı değilmidir.
    dünyadaki insanlar farklı farklı dinlere inanıyorlarmış inansınlar bence sakıncası yok inandıkları bu dinler yaratılışın başlangıcı hakkında bilgi veriyorlarmı vermiyorlarmı ben ona bakarım
    eğer söylediklerinde o yok bu yok ise ben o adamlarla neyi tartışayım neresini gerçek kabul edeyim,ben tekrarlamakta fayda görüyorum yuce allah indirdiği kuranda bakın hangi bilgileri vermiş insanlığın hiç bir zaman ulaşamayacağı bilgilerden ulaşması da mümkün değil olan bilgilerden hangilerini vermiş sıralayayım var mı bu bilgiler senin bahsettiğin dinlere inananların dininde kültüründe mirasında kitaplarında velhasıl hangi kaynağa inanıyorlarsa bulsunlar bana izah etsinler
    yüce allah herşeyi ol diyerek yoktan var ettiği bilgisi hangi kitapta var hangi kültürde var
    yüce allah insanı çamurdan yarattığı var ettiği bilgisi hangi kitapta hangi kültürde var
    yüce allahın insanın bu dünyaya imtihan için gönderildiği bilgisi hangi kitapta var hangi kültürde var
    rızıklar konusunda diğer dinlerdeki kitaplar bilgiler nelerdir kimin yarattığı hakkında bilgi veriyorlarmı
    velhasıl kuranda belirtilen bütün insanlığı ilgilendiren bilgiler hangi dinde hangi kültürde var
    varsa bile kaynakları nedir bu kaynak nereden nasıl gelmiştir bunları izah etmeleri lazımki
    ben diyeyim bu adamların dini hak dindir allahın daha önceki peygamberlere göndermiş olduğu bir dindir. diyeyim varmı dinlerinde iddia edebilecekleri bir bilgi varsa oturup konuşurum
    o yok bu yok atalarından kalan uygulamalar din diye inanmışlar
    şimdi ben onların dinini gerçek din olarak kabul edeceğim öylemi bu mümkün değil
    tabiki uyduruk din hepsinin inandığı içeriği yok aslı yok,varsa zaten çoktan insanlık içerisinde yayılır giderdi.
    islam dinin neden bu kadar coğrafyayada yayıldığını sanıyorsun
    içeriği itibarıyla yayıldı insanlığın sorduğu sorulara cevap verdiği için yayıldı
    insan kendi kendine sormuyormu beni kim yarattı nasıl var oldum diye,soruyor
    cevap e cevap nerede kim verebiliyor bu cevabı kimse veremeyor ya kim cevap veriyor
    Kuranı kerim bu sorunun cevabını veriyor toro insanlar bundan dolayı kurana islama allaha inanıyorlar hiç bir zorlama olmadan tamamen akla hitap ettiği için tamamen gönüllere hitap ettiği için
    benim de sana anlatamadığım buydu sen kuranı okumuyorsun,okuyarsan bile ne söylediğini anlamıyorsun anlamış gibi yapıyorsun yada mantığına ters gibi geliyor değil mümkün değil mantığa akla ters değil benim kanatim sen okuduğunu anlamıyorsun toro anlamış olsan çoktan yaratıcının varlığını birliğini kabul etmiş ona inanmış onun söylediklerine kulak asardın
    senin kuranda arayıpta bulamadığın nedir.
    yaratılışın hakkında hiç bir yerde hiç bir kimsede yeryüzünde hiç bir kaynakta olmayan bilgileri veriyor bumu senin anlayamadığın
    kimin yarattığı hakkında da bilgi veriyor
    yaratıcının niteliklerini de anlatıyor bu hangi kaynakta hangi kütüphanede hangi bilim adamında var bana izah etmelisin bu bilgi kurana kendiliğinden mi girmiştir.
    neyse konuyu daha uzatmayacağım hak din allanın dinidir,o da islamdır
    islam insanlığı yüceltmiştir insanlığı karanlıktan kurtarmıştır insana yeni ufuklar açmıştır insanlığı uyuduğu derin uykudan uyandırmıştır,insanlığın gerçeği sadece gerceği görmesini sağlamıştır.
    hiç bir zorlama olmadan sadece akla hitap ederek insanı düşünmeye sevk etmiştir.
    derin uykudan uyananlar gerçeği görmüşlerdir insan nedir ne değildir kararını vermişlerdir.

    • bi yabancı dedi ki:

      Sayın Karaca :

      Karışmayacaktım ama demirden cehaletiniz karşısında Mıknatısa döndüm.

      Yahu siz ne saçmalıyorsunuz! Yok bilmem yoktan var etme bilgisi nerde var, çamurdan yaratılış bilgisi nerede var, imtihan için bu dünyada olduğumuz bilgisi Nerede var vs vs.
      Arkadaşım bu bilgilerin doğruluğunu hangi ara kanıtladınız da bu bilgileri vermeyen bütün inançları saçmalık olarak o inanç mensuplarını da saçmalıklara inanan sizin tabirinizle “mal” olarak görüyorsunuz?
      Siz Türkçe bilmiyor musunuz ?
      Muhatabınız bir Hristiyan değil bir Musevi de değil bir şintoist yada hinduist değil muhatabınız Tanrıya inanan benim ve heceliyorum
      Sizin o bilgi diye sunduğunuz şeyler bana göre MA-SAL EF-SA-NE Hİ-KA-YE

      Yazılarınızın birinde de kuranın her ayetinin her insana hitap ettiğini söylediniz Tahrim suresi ilk 6 âyet,Muhammedin evinde rahatsız edildiğini anlatan ayetler,Muhammed’in Zeydin karısını yani evlatlığının karısını yani gelinini iç etme sürecini anlatan ayetler, diğer müminlere değil de yalnızca sana özgü şeklinde başlayıp Muhamede kadın konusunda tolerans sunan ayetler ve daha nicesi nasıl oluyor da bütün insanlara tek tek hitap ediyor hele bi anlatıverin!

      Bakın her insan bir değildir belki bir başkası üslubundan ödün vermez cevapları fazlasıyla yeterlidir ve o şekilde yetinir ama ben gerektiğinde ağzınızın payını en ağır sokak jargonuyla veririm! Siz kimsiniz ki sizden olmayan milyonlarca insanı kafadan kontak ve mal olarak görüyorsunuz aynaya baktığınızda malı tanır mısınız?

      Ha bu arada insan maymundan gelmedi maymunla ortak atadan geldi tıpkı portakalla limonun ortak atadan gelmesi gibi ya da kurt ile Köpeğin. .. O yüzden şimdiki portakallar da limon olmuyor. Bu bilgiyi nerden mi öğrendim?
      Şu an bu sayfada yazmanızı sağlayan cihazı işletim sistemini interneti başınız ağrıdığında sarıldığınız ilaçları şekeriniz düştüğünde muhtaç olduğunuz insülini hacca gitmek için gerek duyduğunuz uçağı icat edenler söyledi bana!
      Onlara inanmıyor musunuz ! O halde defolun gidin size o bilinmez bilgileri veren kuran adlı kitapla kendinize bir dünya kurun! Kurulmuş dünyada BİZ ÇAMURDAN YARATILDIK NEREDE VAR BU BİLGİ GİBİ gibi ipe sapa gelmez söylemlerle ahkam kesmeyin!

      Dua (!) edin telefondan yazıyorum pcde olsaydım size bunun yüz katını vermekten bir an bile tereddüt etmezdim.

      • karaca dedi ki:

        bi yabancı

        Onlara inanmıyor musunuz ! O halde defolun gidin size o bilinmez bilgileri veren kuran adlı kitapla kendinize bir dünya kurun! Kurulmuş dünyada BİZ ÇAMURDAN YARATILDIK NEREDE VAR BU BİLGİ GİBİ gibi ipe sapa gelmez söylemlerle ahkam kesmeyin!

        sizden alıntı
        defolup gitmek evet defolup gitmek demekki benim gitmem için siz icazet göstereceksiniz isteyeceksiniz,ve bende defolup gideceğim öylemi bu kadar kabalık görmemiştim
        insan 7 sinde neyse 70 inde de aynıdır boşuna dememişler can çıkar huy çıkmaz diye
        kardeş bana baksana sen burada kimse kimseyi kovamaz ,gitmek isteyen kendi rızasıyla basıp çekip gider bu senin içinde geçerli.
        ha unutmadan nasıl tepki verirsen aynısını bulursun nezaketse nezaket veya daha başkası tercih senin benim için sıkıntı yok.

        diğer konu:
        evet kuran bütün insanlığa hitap etmiştir hatta gözü kör düşünmekten aciz olanlara da hitap etmiştir belki olmayan akıllarını çalıştırırlar diye,
        yine kuranda böylelerinde akıl olmadığını defalarca tekrar eden, bu tanım bazılarına şak diye uyuyor,örnekleri ortada,

        diğer konu:
        peygamberin peygamber olduğun kimse ispat edemez bu mümkün değil,
        ancak eldeki verilere bakılır,veriler yeterli ve kafi ise doğru olduğuna kanat getirilir ve inanılır,
        bazıları için hiç bir veri bilgi kaynak önemli değildir onlar gözü dönmüşcesine kör bir inatla
        red ederler ne yaparsın bu davranış biçiminden kurtulmaları mümkün değil,
        ha mal konusuna gelince:
        gerçekleri görmeyen her düşüncesiz insan bu tanımın içerisindedir.
        yada düşündüğünü sanarak olduğu yerde sayan insanlar içinde bu tanım şak diye uyar
        böylelerini yüce allah islah etsin. temennimiz odur.

    • toro dedi ki:

      Sayın karaca,

      Bakın bir insan için inanmak eylemi ne kadar basittir bir örnekle anlatayım!

      ”Attis, Eski Anadolu (Frigya) tanrılarından biri. Efsanelere göre Adonis kadar güzeldi bu yüzden Anadolu tanrılarının anası Kybele ona gönül verdi. Ondan hayat boyu kendisine sadık kalma sözü almıştı ancak Attis Sakarya Nehri’nin perisi Sagaratis’e gönül verdi. Kybele buna çok öfkelendi ve peri kızının hayatının bağlı olduğu ağacı keserek Attis’i de delirtti.”
      https://tr.wikipedia.org/wiki/Attis

      Hikayenin devamında Attis, tanrıçayı cazalandırmak için o ağacın dibine cinsel organını keserek bırakır. Daha sonra bu bir inanç haline gelir ve tapınaklar yapılır. Tapınakta belirli aşamaları geçip baş rahip olanlarda aynen Attis gibi cinsel organlarını keserek kendilerini hadım ederler. İşte FANATİK (fanaticos) kelimesinin kökeni buraya dayanır!

      Şimdi siz tanrıları ya da inançları uğruna erkeklik organlarını bile feda edebilen, dini ayinlerinde vücutlarını keserek kendi kanlarını ya da doğrudan kendi canlarını tanrılarına sunan insanların inanma haline kafadan kontaklık ya da saçmalık diyemezsiniz! Aynı onlar gibi bir tanrıya ve onun öğretilerine inanan bir birey olarak onları eleştiremezsiniz!

      Üstelik dünya üzerinden gelip geçen bütün inançların tanrısı ve tanrıları vardır! Dolayısıyla tanrının olduğu her yerde insanlara, nasıl yaratıldıkları ya da neden yaratıldıkları ve kendilerini yaratan tanrıların onlardan ne beklediği de anlatılır. İnsanlar zaten kendilerine anlatılan bu hikayelere İNANDIKLARI için o inancın takipçisi olurlar, aynı sizin gibi.

      Dolayısıyla ortada kendilerine anlatılanlara inanarak tatmin olan ve varlıklarıyla alakalı sorulara cevap verildiğini düşünerek inanan insanlar vardır.

      Bu durumda siz kendilerine verilmiş cevaplarla tatmin olmuş diğerlerine, o cevaplarla tatmin olamazsınız deme hakkına sahip değilsiniz! Onlara, bunlarla tatmin olamazsınız diyemezsiniz!

      Aynı sizin gibi aldıklarını, üstelikte arayıp bulduklarını değil doğrudan ailelerinden aldıklarını gerçek sayarak inanan diğerlerini kınayamazsınız!

      ”atalarından kalan öğretilere inanıpta bu dindir demek benim işime gelmez” sizden alıntı

      Hele şu bütün dünyayı gezmiş dolaşmış, insanların neye ve neden inandıklarını kendilerinden dinlemiş ve öğrendiklerinin tamamını birbiririyle mukayese ettikten sonra en doğru olanı bulmuş edasıyla yazdığınız yazılar var ya, içler acısı!

      Yüzlerce defa yazdım! İnandığınıza inanıyor olmanızın en önemli sebebi ailenizinde ona inanıyor olması! Yani nasıl bu toplumun bir ferdi olarak yetiştirildiyseniz aynı zamanda bu inancın ferdi olasınız diye de yetiştirildiniz! Yani sizden farklı bir yola girdikleri için eleştirdiklerinizle aynı durumdasınız!

      Bunun ”uykudan uyanmakla” falan alakası yoktur!

      ”………. insanlığı YÜCELTMİŞTİR insanlığı karanlıktan kurtarmıştır insana yeni ufuklar açmıştır insanlığı uyuduğu derin uykudan uyandırmıştır,insanlığın gerçeği sadece gerceği görmesini sağlamıştır.” sizden alıntı

      Daha önce defalarca yazdım, içki ve kumara açıkça ”şeytan işi pislikler” diyebilen, nelerin yapılması ya da yapılmaması gerektiğini doğrudan inanırlarına söyleyebilen ama o YÜCELTİLMİŞ insanların çoğunu varsılların KÖLE si olarak kabul edip onlara doğrudan KÖLE diye hitap eden ve KÖLELİK (insanın insanı alınıp satılabilen ve istenildiği gibi kullanabilen bir meta haline getirmesi) en aşağılık eylemdir ve yasaktır diyemeyen bir inanç için ”insanı yüceltmiştir” demek açıkça fanaticos’luktur!

      Dostum sizin inandığınız ve tanrıdır dediğiniz figür ”KÖLE” tabirini kullanıyor mu, kullanmıyor mu? Yani insanların içine düşürüldüğü en aşağılık durum bir tanrı tarafından bizzat ismi anılarak tanınıyor mu, tanınmıyor mu?

      Sizin insanı yüceltmekten anladığınızla, benim anladığım arasında dağlar kadar fark var!

      Bu durumda siz insanların bir kısmına KÖLE diye hitap eden bir tanrıyı mantıklı bulabilirsiniz, ama bazılarıda mantıksız bulur! İnsanın maymunla beraber anılmasına tahammül edemiyorsunuz ama evcilleştirilmiş maymunlarla aynı şekilde bir yaşama zorlanan kölelerin durumu umrunuzda değil!

      Sayın karaca, bir önceki yazımda size sorduğum soruların hiçbirine cevap vermiş değilsiniz! Kanıtlayabildiğiniz hiçbir şey yok! Sadece neden inandığınızı ve sizin inandığınızın nasıl diğerlerinden farklı ve en doğrusu olduğunu anlatmaya çabalamışsınız! Sanki herhangi bir inancın inanırı, neye nasıl inandığını ve kendi inancının en doğru inanç olduğu iddiasını aynen sizin gibi savunmazmış gibi!

      Unutmadan;

      ”yani islam dinindeki gerçekleri kabul etmeyecek kendi uydurdukları dine veya atalarından kalan dine gerçek diyecekler kaynakları yok yazılı metinleri yok varsa bile KEŞİŞLERİN şunların bunların çok eski peygamberlerin öğretilerini kayıt altına almış olabilecekleri ve yüzyıllardır sakladığı metinlerdir.” sizden alıntı

      Kaç kere hatırlatmam gerekiyor sizinki de(!) beni şu kurallarla şu zamanda, iki kapak arasına yerleştirerek kitaplaştırın demediği halde ve üstelik kendisinin indirilmesine(!) aracılık ettiği iddia edilen kişi hayatta değilken, sizin dinin KEŞİŞLERİ(!) tarafından toparlanıp SAKLANMADI MI?

      ”adam hz isayı allahın oğlu olarak yorumlayacak ve ben o insana senin dinin bunumu emrediyor diye soracağım” sizden alıntı

      Sizde kendine peygamberim diyenin evine gelenlere ”rahatsız oldum” diyemediği için milyarlarca güneşi yarattığına inanılan bir tanrının devreye girerek insanları uyardığına, ve insanları uyarmakla görevlendirilmiş bir faninin sanki asıl işi insanlara tanrısının çağrısını ulaştırmak değilmiş gibi dünyevi zevklere gark olduğuna ve bu yüzden bizzat tanrısı tarafından kadınlarla nikahlandırıldığına inanmıyor musunuz?

      Bu noktada insanları, kendisini tanrısına ve onun yoluna adamak ve sadece görevine odaklanmak için en önemli dünyeviliğinden yani erkeklik organından vazgeçen bir adamın inancının değilde, sizin inancınızın doğru olduğuna nasıl inandırabilirsiniz?

      İlahi!

      • kul dedi ki:

        Sayın toro
        09/05/2016, 10:08 bu tarihli yazına cevap

        Daha önce defalarca yazdım, içki ve kumara açıkça ”şeytan işi pislikler” diyebilen, nelerin yapılması ya da yapılmaması gerektiğini doğrudan inanırlarına söyleyebilen ama o YÜCELTİLMİŞ insanların çoğunu varsılların KÖLE si olarak kabul edip onlara doğrudan KÖLE diye hitap eden ve KÖLELİK (insanın insanı alınıp satılabilen ve istenildiği gibi kullanabilen bir meta haline getirmesi) en aşağılık eylemdir ve yasaktır diyemeyen bir inanç için ”insanı yüceltmiştir” demek açıkça fanaticos’luktur! DEMİŞSİNİZ

        Dostum sizin inandığınız ve tanrıdır dediğiniz figür ”KÖLE” tabirini kullanıyor mu, kullanmıyor mu? Yani insanların içine düşürüldüğü en aşağılık durum bir tanrı tarafından bizzat ismi anılarak tanınıyor mu, tanınmıyor mu?DEMİŞSİNİZ

        Sizin insanı yüceltmekten anladığınızla, benim anladığım arasında dağlar kadar fark var!DEMİŞSİNİZ

        Bu durumda siz insanların bir kısmına KÖLE diye hitap eden bir tanrıyı mantıklı bulabilirsiniz, ama bazılarıda mantıksız bulur! İnsanın maymunla beraber anılmasına tahammül edemiyorsunuz ama evcilleştirilmiş maymunlarla aynı şekilde bir yaşama zorlanan kölelerin durumu umrunuzda değil!DEMİŞSİNİZ
        *************************************************************************
        sık sık Kuran’ın köleliği yasaklamadığı ve hatta kölelikle ilgili ayetleri de delil göstererek bu durumu meşrulaştırdığına yönelik eleştiriler görüyoruz.Peki durum gerçekten de Kuran muhaliflerinin düşündüğü gibi midir?… Bunu inceleyelim.

        Köleliği kesinlikle yasaklayan Kuran , insanların kendi aralarında üstünlük ve derecelendirme kıstasını da takva olarak belirler.Buna göre insanlar ırk , renk veya başka bir özelliklerinden dolayı değil yalnızca erdem / takvalarına göre değerlendirileceklerdir.
        Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. Allah yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. Allah bilendir, haberdardır……. (Hucurat Suresi, 13)
        **************************************************************************************

        Kuranda kölelikle ilgili veya bu durumdaki insanlarla ilgili ayetleri tek tek incelediğimizde Allah’ın Kuran kanalıyla müminlere köleliği asla meşru göstermediğini çok net görürüz. Aşağıda konuyla alakalı ayetleri sıralayıp da açıkladığımızda bu durum çok daha net anlaşılacak. Bu yerleşmiş algının oluşma nedeni üzerinde durmak gerekiyor tabi. Çünkü kuranda asla mazur görülmeyen ama bir şekilde yakın zamanımıza kadar çok medeni (!) ülkelerde dahi yaşanmış bu insanlık dışı uygulama nasıl oldu da şu veya bu yoğunlukta İslam pratiğinin içinde kendisine yaşam alanı buldu?
        Bu sorunun cevabını da yine Kuran dışı kaynakların Kuran’a öncelenerek Arap Ortodoks ekollerinin egemenliğini ilan etmelerinde bulabiliriz. Bu sitede açıklanan bir çok yanlış uygulamada ve anlaşılmada olduğu gibi, bu durum da gerçeğin kendisi tam da bunun tersi olmasına rağmen, sanki Kuran köleliğe en azından karşı çıkmıyor algısının yerleşmesine meydan vermiştir.
        Kuran ahlakı daha en başta tüm put/tağut/efendi egemenliğine karşı bir duruştur. İnsanları yaratılış gayesinde olduğu gibi, fıtrata uygun ve şerefli yaşamaya yönelten ve toplumda sevgi, merhamet ve barış öngören Kuran’ın köleliği mazur görmesi zaten düşünülemez…Şimdi içinde kölelikle ilgili konuların geçtiği ayetleri inceleyelim.
        Bu ayetlerin en fazla Kuran muhalifleri tarafından kullanılmaya çalışanı nahl suresi 75. ayetidir…Bu ayetin iki ayrı mealde açıklaması şöyledir :
        Edip Yüksel : Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, sahiplenilmiş bir köle ile kendi tarafımızdan güzelce rızıklandırdığımız, o rızıktan gizli ve açık yardım için harcayan kişiyi örnek olarak verir. Bu ikisi hiç bir olur mu? Övgü Allah’adır, ancak çokları bilmezler.
        Yaşar Nuri Öztürk : Allah şöyle bir örnekleme yaptı: Hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının eşyası durumunda bir kul/köle ile bizden bir güzel rızıkla rızıklandırdığımız ve ondan gizli açık dağıtan bir kişi. Bunlar aynı olur mu?! Bütün övgüler Allah’adır ama onların çokları bilmiyorlar.
        Görüldüğü gibi, ayet çok açıktır ve hiçbir kelimesinde ne köleliği meşru görür ne de bu anlamda yanlış anlamaya açık bir durum vardır. Kuran muhaliflerinin anlamadığı mantık hatası şudur. Kuranın herhangi bir konudan bahsediyor olması o konuyu meşrulaştırmaz. Hatta Kuran her durum ve ihtimalde Müslüman olmayanların elindeki köleler için çeşitli imkanların oluşturulması için müminleri teşvik eder.
        Ve yine sıkça getirilen “Bakara suresi 221. Ayeti ele alalım;”
        Ve müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikâhlamayın. İman etmiş bir câriye -o [müşrik kadın], sizin çok hoşunuza gitmiş olsa da- müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikâhlamayın; iman etmiş bir erkek köle -o [müşrik erkek], sizin çok hoşunuza gitmiş olsa da- müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise Kendi bilgisi ile cennete ve mağfirete çağırır. O, öğüt alıp düşünürler diye insanlara Âyetlerini ortaya koyar. (Bakara 221. Ayet)
        Ayete bakıp, “iman etmiş bir cariye” cümlesinden yola çıkarak, cariyeliğin ve köleliğin meşru olduğunu iddia eden tonlarca yazı okudum. Büyük bir hata yapıldığını, ayetin metnini yazınca anlayacağız:
        Köleler efendilerden hayırlı
        Ayette geçen “eme cariye ve abd/köle” ifadeleri “ve bağlacı” ile “müşrikatun” ve ”müşrikiyn” ifadelerine bağlanır. Kıyas bahis konusu olduğunda, bu “cariye ve kölelerin” müşriklerin elindeki cariye ve köleler olduğu ortaya çıkar. Esasında doğru ifade şöyle olmalıdır;
        Müşrik kadınlara nazaran “ellerindeki cariye ve kölelerden” iman etmiş bulunan “esirler” çok daha hayırlıdır…
        Köleliği meşru saymak şöyle dursun, tümüyle “müşriklerin elindeki köleleri, efendilerinden çok daha hayırlı sayan bu ayet” çoğu ateist platformda, köleliği meşrulaştıran ayet olarak lanse ediliyor. Bu konuda yine iki ayrı meal verelim.
        Edip Yüksel : İnanmadıkça, ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. İnanan bir hizmetçi kadın ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır; ondan hoşlansanız bile. Ortak koşan erkeklerle, inanıncaya kadar kızlarınızı evlendirmeyin. İnanan bir hizmetçi erkek ortak koşandan daha hayırlıdır, hoşlansanız bile… Onlar, ateşe çağırıyor. Allah ise cennete ve bağışlanmaya çağırır ve öğüt almaları için ayetlerini halka açıklar.
        Yaşar Nuri Öztürk : Müşrik kadınlarla, onlar iman edinceye kadar evlenmeyin. Özgürlüğünden yoksun inanmış bir kadın, müşrik bir kadından – müşrik kadın sizin hoşunuza gitse de – çok daha hayırlıdır. Müşrik erkeklerle de onlar iman edinceye kadar nikâhlanmayın. İnanmış bir köle, müşrik bir erkekten – o hoşunuza gitse de – çok daha hayırlıdır. Bu müşrikler sizleri ateşe çağırır. Allah ise sizi, izniyle cennete ve affa çağırır. Ve ayetlerini insanlara açık açık bildirir ki, düşünüp öğüt alabilsinler.
        Çok açıkça görüldüğü gibi bu ayetlerde de asla köleliği meşrulaştıran veya Kuran muhaliflerinin zannettkleri gibi göz yuman bir ifade yoktur. Ayette evlilik öncesi müminler için eş seçme kıstasları kıyas yapılarak anlatılmaktadır…
        Allah yüce kuranında elçi olarak insanlığa örnek olarak gönderdiği elçisine bile asla kendisine diğer insanları kul/köle yapmamasını emretmişken, kuranda köleliğin olduğunu söylemek gerçek bir akıl tutulmasıdır.
        Ali İmran 79 ayeti…
        ALLAH’ın kendisine kitap, bilgelik ve peygamberlik verdiği hiç bir insan, ‘ALLAH’tan sonra bana da kulluk ediniz,’ diye halkı kendisine çağırmaz. Aksine, ‘Öğrenip öğrettiğiniz kitap gereğince kendisini Rabbine adayan kullar olun,’ der
        Yani ayette ifade edildiği gibi peygamber de dahil hiç kimsenin köleliğin lafını bile edemeyeceğini emreden bir metinde köleliği meşru gören anlamlar çıkacağını sanmak büyük yanlış olur.
        Köleliği kesinlikle yasaklayan Kuran , insanların kendi aralarında üstünlük ve derecelendirme kıstasını da takva olarak belirler.Buna göre insanlar ırk , renk veya başka bir özelliklerinden dolayı değil yalnızca erdem / takvalarına göre değerlendirileceklerdir.
        Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. Allah yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. Allah bilendir, haberdardır……. (Hucurat Suresi, 13)
        Konuyla alakalı olarak kölelik durumunun Kuran’da olduğuyla ilgili algının en önemli nedenlerinden biri de hep şikayet edilen Arap Ortadoğu kültürün etkisidir. Bu gerici ve yobaz ekolün etkisinde kalan meal yazarları Kuran’ın orjinalinde olmayan bazı kelimeleri köle veya cariye olarak değiştirmişler ve çok vahim hatalara meydan vermişlerdir. Kuran’ı merkeze alarak olaylara ve diğer kaynaklara bakacaklarına , bu çok zayıf ve hatalı kaynaklarda olanı Kuran’a yerleştirmişlerdir….Kuran’da çocuk yaşta kızlarla evlenme olmaması veya Kuran’da kadın dövmenin olmaması konularında olduğu gibi…Bu tarz yanlışların en mühimlerinden biri de aşağıda meallendirilen Nur suresi 32.ayetidir…
        Yaşar Nuri Öztürk : İçinizden bekârları/dulları, bir de erkek hizmetçilerinizden ve halayıklarınızdan durumu uygun olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfundan zenginleştirir. Allah Vâsi’dir, Alîm’dir.
        Edip Yüksel : Bekarlarınızı, erdemli kadın ve erkek hizmetçilerinizi evlendiriniz; eğer yoksul iseler, Allah onları kendi lütfundan zengin edecektir. Allah Cömerttir, Bilendir
        Bu ayette de orijinal metinde olmayan köle ve cariye kelimeleri eklenerek yanlışa düşülmüştür… Kısaca söylemek gerekirse Kuran, insanlar arasında efendi – köle ilişkisini asla maruz ve meşru görmez. Tüm insanlık ancak ve ancak Allah’a abd (kul) dur. İnsanlar arasında efendi – köle ayrımı asla olamaz. Kuran, mümin olmayan toplum veya insanların kölelerini bile özgürleştirmek anlamında müminleri cesaretlendirir ve teşvik eder…Beled suresi 12. ve 13. ayet…
        Sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir? Özgürlüğü zincirlenenin bağını çözmektir o.
        Yüzlerinizi doğu veya batı yönüne çevirmeniz iyilik değil. İyiler o kimseler ki ALLAH’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere inanırlar; akrabalara, yetimlere, muhtaçlara, yolda kalmışlara, dilencilere ve köleleri özgürlüğe kavuşturmaya seve seve para yardımında bulunurlar; namazı gözetir, zekatı verir, sözleştikleri vakit sözlerinde dururlar; zorluğa, sıkıntıya ve zulme karşı direnirler. İşte doğru olanlar onlardır, erdemli olanlar da onlardır. (Bakara Suresi, 177)
        MUHAMMED 4 İnkâr edenlerle savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarını vurunuz. Onları yendiğinizde de sıkıca bağlayınız. Savaş sona erdiğinde ya bir lütuf olarak karşılıksız ya da fidye alarak salıveriniz. Allah dileseydi onlara galip gelirdi. Fakat kiminizi kiminizle denemek için böyle yaptı. Allah yolunda öldürülenlerin yaptıkları hiçbir ameli Allah asla boşa çıkarmayacaktır.
        3:66 Siz, hadi bilginiz olan şey üzerine münakaşa eden kimselersiniz. Ya bilginiz olmayan şey üzerine niçin münakaşa ediyorsunuz? Halbuki Allah bilir, siz bilmezsiniz.

      • karaca dedi ki:

        Sayın toro

        kölelik meselesi evet bu kölelik meselesine toptan kuranın gözüyle bakalım ve nerede hata yapıldığını anlamaya çalışalım konunun özü bakın aşağıdaki gibi değilmidir.

        her türlü pisliğin döndüğü,cahiliye döneminde,indirilen kuran,ihtiva ettiği bilgiler neticesinde o pisliğe dur demiştir.yani kısaca insanı ikaz ederek içinde bulunduğu,pislikten kurtulmasını istemiştir. aslolan budur.
        hem yapılan pisliklerden kurtulmasını isteyecek hemde köleliğe icazet verecek öylemi
        kuranın amacı zaten insanın yüceltmek insanı hak ettiği yüceliğe yükseltmektir. bu onun görevi amaçlarından bir tanesi de insanı yüceltmektir
        böyle bir görevi olan kuranın nasıl olurda köleliğe yol verdiğini düşünürsünüz sayın toro
        gerçekten allaha inanan kimse hiç köleliği kabul edebilirmi kabul etmesi mümkün değil ve etmezde kuranın istediği budur,saf ve temiz bir duyguyla yaratıcısına bağlanmak,
        gerçekten allaha inanmak ve uygulamaları yapmaktır.
        hem allaha inanacaksınız hemde köleliği kabul edeceksiniz ve bu uygulamayı yürüteceksiniz bu kuranın mantığına tamamen ters böyle bir uygulama içerisende olanlar gerçekten iman etmiş sayılmazlar bunu kuran defaatlerce bahseder ikaz eder.
        şimdi gelelim kölelik niçin terk edilmemiş
        kuran kölelik müessesini kökten red etmiştir burası net bir biçimde anlaşılır.
        köleliği insanlar devam ettirdilerse bunda kuranın sucu olabilirmi, olmamalı olamazda
        sorumlu olan kişinin kendisidir kuran sorumlu tutulamaz bu mantık dışı,
        şimdi sen kurana inandıklarını söyleyen kişilerin aynı zamanda kölelik müesseni çalıştırdıklarında bu uygulamayı kurana yüklemen doğru olamaz olması mümkün değil
        eğer köleliği kuran savunuyor diye söylemde bulunursan kuranı anlamamışın öylesine inanıyorsun demektir. bu hikayedir. ötesi yoktur.
        kuranın mantığıyla baktığında köleliği şiddetle red eder.

        insan mantığı da bunu söyler
        derki insan:
        insanlığı sereflendirmek için gönderilmiş bir kitap,kölelik gibi insanı bu şereften uzak tutacak olan kölelik müessesini savunması mümkün değildir
        demeli ve bu düşünce geçerli olan düşüncedir.
        işin garip tarafı şu :
        insanları yaratan yüce rabbimiz bir takım insanları bir takım insanlara köle olarak tutulmalarını isteyecek savunacak,
        bu mümkün değil
        rabbimiz kuran vasıtasıyla insanlığı onurlandırmış ayağa kalkmasını istemiş hak ettiği şerefli makama ulaşmasını istemiştir,kaldıkı şerefsizliğin bir başka şekli olan köleliği allah savunacak kabul edecek,bu kuranın mantığına ters bunu iddia etmek kurana yapılacak en büyük saygısızlıktır dolayısıyla,rabbimize yapılacak saygısızlıktır.
        toro kuranın mantığını anlamaya çalışın
        pek çok ayetinde akıl sahiplerine seslenir
        “düşünüp tutasınız diye sizlere öğüt verir tavsiyede bulunur”
        köleliği Kuran kökten tamamen red etmiştir. kurana allaha inananlar bunun böyle olduğunu bilirler.
        insanın insana köle olmasını kuran tasvip edecek öylemi bu mümkün değil.
        kuran mantığı ile baktığınızda pek çok şeyi şiddetle red ettiği gibi bunu da red eder.
        düşünüp tutasınız diye sizlere öğüt vermekten misal vermekten çekinmez der kuran
        her şey bunda gizlidir anahtar mantık budur.

      • toro dedi ki:

        Sayın karaca,

        Sayın kul’a yazdığım yanıtın aynısını sizinlede paylamakta bir sakınca görmüyorum!

        Benim ne demek istediğimi çok iyi, çok net anladınız ama kendinize benim haklı olduğumu söyleyecek cesaretiniz yok!

        Bakın size sorularını benim kadar açık ve net soran başka biriyle karşılaşma ve onunla bir münazaraya girişme şansınız pek yok! Çünkü normal insanlar için tahammül sınırlarının dışındasınız!

        Ama size bu şekilde yaklaşmam ve tahammül göstermeme karşın aynı netliği ve açıklığı sizden göremiyorum!

        Sevgili dostum ben sizinle, sizin inancınıza göre domuz eti yemenin ya da falcılığın YASAK olup olmadığını tartışıyormuyum?

        ”Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size HARAM kılındı.” Maide,3-Diyanet

        Bakın bunlara sizin inancınızın en temel kaynağı HARAM yani GÜNAH diyor! Yavaş yavaş bırakın ya da yavaş yavaş vazgeçin yada şuan da beslediklerinizi bazı durumlarda salıverin diyor mu?

        Kesin ve net!

        Peki size başka bir soru sorayım! Sizin inancınıza göre günah sayıldığına inandığınız içki, falcılık, domuz yeme ve kölecilik ya da kölelik ten hangisi ancak 1962 yılında kaldırılabilinmiştir?

        Sevgili dostum, dünyanın neredeyse tamamında karlı bir iş olan kölecilik (sadece sizin inancınızın doğduğu topraklara özgü değil) ancak 1900’lü yılların başından itibaren ciddiyetle sorgulanmaya ve yer yer kaldırılmaya başlanmıştır! Yani 1900’lü yılların başına kadar sizin inancınızda olanların yanı sıra diğer dünya insanlarının çoğuda köleliği ya da sizin inancınızda olanların köleciliğini sorgulamazdı! Çünkü o zamanın şartları başkaydı ve insanlar kölelik sistemini yani insanların alınıp satılabilen birer mal olarak pazarlanmasını normal görüyorlardı!

        Ama gün geldi, dünya değişti. İnsanların birbirlerine bakış açıları değişti ve bu sistem devam ettirilebilir olmaktan çıktı! Ayaklanmalar oldu, savaşlar yapıldı köleliğin kaldırılması için! Buna en önemli örnek Amerikada’ki Kuzey-Güney savaşıdır. Yani oradaki kölelik genel olarak dini tandanslara dayandırılmasa bile kaldırılabilmesi ya da vazgeçilebilmesi sancılı bir süreçten sonra gerçekleşmiştir.

        Yani özellikle sanayi devrimiyle beraber gelişen ve toplumsal yapısı değişen topraklarda 1950’li yıllara gelindiğinde kölecilikten gene olarak vazgeçilmişti!

        Peki siz neden kendinize sormuyorsunuz?! İçki, falcılık ve domuz yeme ile ilgili ayetler indiği anda bunlardan vazgeçilmiş ve toplum bunları devam ettirenlere tepki göstermeye başlamışta kölecelik dediğimiz eylemin kaldırılması neden 1962 yılına kalmış?

        Bakın herkes çok iyi biliyor ki sizin kitabınız köleliği kaldırmıyor! Tabiki özellikle kölelerin yardımı sayesinde kazanılan savaşlar ve düşürülen şehirlerin hatrına onlara iyileştirmeler öngörüyor ama onların köle olma halini top yekün kaldırmıyor!

        Bugün yapıla şey, şimdiki dünya düzeninde (eskiden değildi) aşağılık bir düzen olarak görülen kölelik sistemin ve ona olan tepkinin sizin inancınıza zarar verme ihtimalini bertaraf etmek için ortadaki ayetleri 100 yıl önce yorumladığından farklı şekilde yorumlayarak kendini kurtarmaya çalışmaktır! Muhtemelen bundan 200 yıl önce köleliği devam ettiren toplumlara ”bakın bu düzenden bizim kitabımızda bizim tanrımız tarafından söz ediliyor” diye bahsederken yani övünülürken şimdi ise bu durumun inananları zora düşürmesi engelenmeye çalışılıyor!

        Bu çok acıdır!

        ”Adam öldürürseniz ya da sözünüzü tutmazsanız köle azad edin” Ya da ”köleleriniz özgür kalmak isterlerse bedel versinler” yani kendilerini sahiplerinden SATIN alsınlar!

        Dostum sizin inancınıza göre yalan söylemek ve adam öldürmek yasak değilmi? Bu durumda da bu inancın peşinden gidenlerin adam öldürmemesi ve yalan söylememesi gerekir. Dolayısıyla adam öldürmeyen ve yalan söylemeyen ya da sözünü tutmayanın köle azad etmesi gibi bir derdi de olmaz! Yani işler planlandığı gibi gittiğinde yani insanlar inandıkları tanrılarının kendilerinden istediği şeyleri yaptığında ortada adam öldüren ya da sözünü tutmayan insan kalmayacaktır. Dolayısıyla köle azad edilmesini gerektirecek bir durumda olmayacaktır!

        Peki dostum, adam öldüren ya da sözünü tutmayan kişi sıradan bir insan yani yoksul bir insan ise,onu ölümden ya da tutulmamış sözünden dolayı cezalandırılmaktan kurtaracak birşey varmı? Yani bu arkadaş olmayan kölesini azad ederek bu günahların kefaretini ödeyebilirmi? Tabi ki hayır!

        Görüyorsunuz ya sevgili dostum, her düzen güçlüleri korur onların düzenden görecekleri zararı minimize eder!

        Yani köle sahibi adam öldürüp, sözünü tutmadığında köle azad edecek ve kurtulacak ama yoksul kişi aynı suçlar için ceza çekecek, canından olabilecektir!

        Bu nedenle eğer yoksulsanız yani köleniz yoksa, adam öldürürken ya da verdiğiniz sözden dönmeyi düşünürken varsıl ve köle sahibi birine göre daha fazla dikatli olmalısınız!

        Uzun lafın kısası! Köle edilmiş ve üzerine değer biçlmiş bir insanı azad ederek köle sabinin malından yani parasından eksiltme yapmayı amaçlayan bu kefalet uygulamalarını köleliğin kaldırıldığına yormak, üstelikte bunu günümüz dünya koşullarında köleliğe duyulan antipatiden etkilenmemek adına yapmak dürüstlük değildir! Ayrıca tanrısının direktiflerine günümüz dünyasında oluşmuş antipatilere göre yön vermek yani tanrısının söylemlerini şartlara göre yeniden dizayn etmeye çalışmaktır!

        Sonrada bizim inandığımız tanrı muhtaç değildir, ihtiyaç sahibi değildir dersiniz!

        Sayenizde ne dediğini anlatamamış, ne dediği ancak 1400 yıl geçtikten sonra anlaşılabilen üstelikde onun getirdiği inancın dışında olanların zorlamasıyla anlaşabilen bir tanrı olup çıkıyor!

        Dostlarım, kölelik S.Arabistan ve Yemen de ancak 1962 yılında ve Birleşmiş Milletlerin baskısıyla kaldırıldı! Sormak hakımız değilmi, BM banane deseydi ve kölelik o topraklarda kalkmamış olsaydı, bugün benimle kölelik bizim inancımıza göre yasak edilmiştir iddiasıyla münazara yapabilirmiydiniz!

        Üstelik bugünün dünyasında muhafazakarlığa dönüş yapmak isteyen yani eskiden yaşadığı gibi yaşamak istiyerek silahlı eylem yapanların da inandığı kitaptan aldıkları feyze göre kölelik bir haktır ve kullanılmalıdır! Dönün başınızı size kılıçla ulaştırılan inancın doğduğu topraklara bakın, gidin onlara sorun, bakalım kölelik bizim inancımıza göre söylendiği anda bırakılmış, terkedilmiş bir günah ya da yasaklanmış bir eylemdir diyecebilecek kaç kişi bulabiliyorsunuz!

        İnancınızın tepkilere göre değiştirmeyin! Dürüst olup inandığınızın ya da inanmak zorunda olduğunuzun arkasında durun!

  45. kul dedi ki:

    AKIL GÖZÜYLE GÖRMEK İŞTE BUDUR YANLIŞ OLAN İSE MADDE OLAN GÖZLE AKLI KONUŞTURMAKTIR

    • kul dedi ki:

      Sayın toro
      konu köle konusuna cevap

      http://www.bing.com/videos/search?q=kuranda+k%C3%B6lelik&qpvt=kuranda+k%C3%B6lelik&view=detail&mid=2EB6E555E453B92034672EB6E555E453B9203467&FORM=VRDGAR

      http://www.bing.com/videos/search?q=kuranda+k%C3%B6lelik&qpvt=kuranda+k%C3%B6lelik&view=detail&mid=09A5367D274EAF322CC809A5367D274EAF322CC8&rvsmid=2EB6E555E453B92034672EB6E555E453B9203467&fsscr=0&FORM=VDQVAP

      KÖLELİK
      ENFAL 8/ 67 Yeryüzünde ağır basıncaya kadar, hiçbir peygambere esir sahibi olmak yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz; halbuki Allah sizin için âhireti istiyor. Allah güçlüdür; hikmet sahibidir.
      ENFAL 8/ 68 Allah tarafından önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldığınız fidyeden ötürü size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.
      MUHAMMED 47/4 İnkâr edenlerle savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarını vurunuz. Onları yendiğinizde de sıkıca bağlayınız. Savaş sona erdiğinde ya bir lütuf olarak karşılıksız ya da fidye alarak salıveriniz. Allah dileseydi onlara galip gelirdi. Fakat kiminizi kiminizle denemek için böyle yaptı. Allah yolunda öldürülenlerin yaptıkları hiçbir ameli Allah asla boşa çıkarmayacaktır
      NUR 24/33 Evlenmeye imkanı olmayanlar ise, Allah kendilerini lütfu ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden, hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul ediniz. Onlara, Allah’ın size verdiği maldan veriniz. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, özellikle iffetli olmak isteyen genç kızlarınızı fuhşa zorlamayınız. Kim onları buna zorlarsa, Allah, hiç şüphesiz zorlayanı değil, zorlanan kadınları bağışlar; merhamet eder.
      2:177 – Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitabave bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve ESİRLERİ kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.
      2:177ESİRLERİ kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler.
      2:221 – Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlar.
      2:221 – Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır.
      2:221 – Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır.
      4:92 – Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).

      4:92 – Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır.
      4:92 – Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir.
      4:92 – Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir.
      5:89 – Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da birKÖLEazad etmektir. Verecek bir şey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar ki, şükredesiniz.
      5:89 – Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir KÖLE azad etmektir.
      9:60 – Sadakalar ancak şunlar içindir: Fakirler, yoksullar, o işte çalışan görevliler, müellefe-i kulûb (kalbleri İslâm’a ısındırılacaklar), KÖLELER, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar. Allah tarafından böyle farz kılındı. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
      24:32 – Aranızdaki bekarları, KÖLELERİNİZDEN ve CARİYELERİNİZDEN iyi davranışta olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.
      58:3 – Kadınlardan zıhâr ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin, karılarıyla temas etmeden önce bir KÖLEYİ HÜRRİYETİNE kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen budur. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.
      90:12 – Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir?
      90:13 – KÖLE azat etmek,

      • toro dedi ki:

        Sayın kul,

        Benim ne demek istediğimi çok iyi, çok net anladınız ama kendinize benim haklı olduğumu söyleyecek cesaretiniz yok!

        Bakın size sorularını benim kadar açık ve net soran başka biriyle karşılaşma ve onunla bir münazaraya girişme şansınız pek yok! Çünkü normal insanlar için tahammül sınırlarının dışındasınız!

        Ama size bu şekilde yaklaşmam ve tahammül göstermeme karşın aynı netliği ve açıklığı sizden göremiyorum!

        Sevgili dostum ben sizinle, sizin inancınıza göre domuz eti yemenin ya da falcılığın YASAK olup olmadığını tartışıyormuyum?

        ”Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size HARAM kılındı.” Maide,3-Diyanet

        Bakın bunlara sizin inancınızın en temel kaynağı HARAM yani GÜNAH diyor! Yavaş yavaş bırakın ya da yavaş yavaş vazgeçin yada şuan da beslediklerinizi bazı durumlarda salıverin diyor mu?

        Kesin ve net!

        Peki size başka bir soru sorayım! Sizin inancınıza göre günah sayıldığına inandığınız içki, falcılık, domuz yeme ve kölecilik ya da kölelik ten hangisi ancak 1962 yılında kaldırılabilinmiştir?

        Sevgili dostum, dünyanın neredeyse tamamında karlı bir iş olan kölecilik (sadece sizin inancınızın doğduğu topraklara özgü değil) ancak 1900’lü yılların başından itibaren ciddiyetle sorgulanmaya ve yer yer kaldırılmaya başlanmıştır! Yani 1900’lü yılların başına kadar sizin inancınızda olanların yanı sıra diğer dünya insanlarının çoğuda köleliği ya da sizin inancınızda olanların köleciliğini sorgulamazdı! Çünkü o zamanın şartları başkaydı ve insanlar kölelik sistemini yani insanların alınıp satılabilen birer mal olarak pazarlanmasını normal görüyorlardı!

        Ama gün geldi, dünya değişti. İnsanların birbirlerine bakış açıları değişti ve bu sistem devam ettirilebilir olmaktan çıktı! Ayaklanmalar oldu, savaşlar yapıldı köleliğin kaldırılması için! Buna en önemli örnek Amerikada’ki Kuzey-Güney savaşıdır. Yani oradaki kölelik genel olarak dini tandanslara dayandırılmasa bile kaldırılabilmesi ya da vazgeçilebilmesi sancılı bir süreçten sonra gerçekleşmiştir.

        Yani özellikle sanayi devrimiyle beraber gelişen ve toplumsal yapısı değişen topraklarda 1950’li yıllara gelindiğinde kölecilikten gene olarak vazgeçilmişti!

        Peki siz neden kendinize sormuyorsunuz?! İçki, falcılık ve domuz yeme ile ilgili ayetler indiği anda bunlardan vazgeçilmiş ve toplum bunları devam ettirenlere tepki göstermeye başlamışta kölecelik dediğimiz eylemin kaldırılması neden 1962 yılına kalmış?

        Bakın herkes çok iyi biliyor ki sizin kitabınız köleliği kaldırmıyor! Tabiki özellikle kölelerin yardımı sayesinde kazanılan savaşlar ve düşürülen şehirlerin hatrına onlara iyileştirmeler öngörüyor ama onların köle olma halini top yekün kaldırmıyor!

        Bugün yapıla şey, şimdiki dünya düzeninde (eskiden değildi) aşağılık bir düzen olarak görülen kölelik sistemin ve ona olan tepkinin sizin inancınıza zarar verme ihtimalini bertaraf etmek için ortadaki ayetleri 100 yıl önce yorumladığından farklı şekilde yorumlayarak kendini kurtarmaya çalışmaktır! Muhtemelen bundan 200 yıl önce köleliği devam ettiren toplumlara ”bakın bu düzenden bizim kitabımızda bizim tanrımız tarafından söz ediliyor” diye bahsederken yani övünülürken şimdi ise bu durumun inananları zora düşürmesi engelenmeye çalışılıyor!

        Bu çok acıdır!

        ”Adam öldürürseniz ya da sözünüzü tutmazsanız köle azad edin” Ya da ”köleleriniz özgür kalmak isterlerse bedel versinler” yani kendilerini sahiplerinden SATIN alsınlar!

        Dostum sizin inancınıza göre yalan söylemek ve adam öldürmek yasak değilmi? Bu durumda da bu inancın peşinden gidenlerin adam öldürmemesi ve yalan söylememesi gerekir. Dolayısıyla adam öldürmeyen ve yalan söylemeyen ya da sözünü tutmayanın köle azad etmesi gibi bir derdi de olmaz! Yani işler planlandığı gibi gittiğinde yani insanlar inandıkları tanrılarının kendilerinden istediği şeyleri yaptığında ortada adam öldüren ya da sözünü tutmayan insan kalmayacaktır. Dolayısıyla köle azad edilmesini gerektirecek bir durumda olmayacaktır!

        Peki dostum, adam öldüren ya da sözünü tutmayan kişi sıradan bir insan yani yoksul bir insan ise,onu ölümden ya da tutulmamış sözünden dolayı cezalandırılmaktan kurtaracak birşey varmı? Yani bu arkadaş olmayan kölesini azad ederek bu günahların kefaretini ödeyebilirmi? Tabi ki hayır!

        Görüyorsunuz ya sevgili dostum, her düzen güçlüleri korur onların düzenden görecekleri zararı minimize eder!

        Yani köle sahibi adam öldürüp, sözünü tutmadığında köle azad edecek ve kurtulacak ama yoksul kişi aynı suçlar için ceza çekecek, canından olabilecektir!

        Bu nedenle eğer yoksulsanız yani köleniz yoksa, adam öldürürken ya da verdiğiniz sözden dönmeyi düşünürken varsıl ve köle sahibi birine göre daha fazla dikatli olmalısınız!

        Uzun lafın kısası! Köle edilmiş ve üzerine değer biçlmiş bir insanı azad ederek köle sabinin malından yani parasından eksiltme yapmayı amaçlayan bu kefalet uygulamalarını köleliğin kaldırıldığına yormak, üstelikte bunu günümüz dünya koşullarında köleliğe duyulan antipatiden etkilenmemek adına yapmak dürüstlük değildir! Ayrıca tanrısının direktiflerine günümüz dünyasında oluşmuş antipatilere göre yön vermek yani tanrısının söylemlerini şartlara göre yeniden dizayn etmeye çalışmaktır!

        Sonrada bizim inandığımız tanrı muhtaç değildir, ihtiyaç sahibi değildir dersiniz!

        Sayenizde ne dediğini anlatamamış, ne dediği ancak 1400 yıl geçtikten sonra anlaşılabilen üstelikde onun getirdiği inancın dışında olanların zorlamasıyla anlaşabilen bir tanrı olup çıkıyor!

        Dostlarım, kölelik S.Arabistan ve Yemen de ancak 1962 yılında ve Birleşmiş Milletlerin baskısıyla kaldırıldı! Sormak hakımız değilmi, BM banane deseydi ve kölelik o topraklarda kalkmamış olsaydı, bugün benimle kölelik bizim inancımıza göre yasak edilmiştir iddiasıyla münazara yapabilirmiydiniz!

        Üstelik bugünün dünyasında muhafazakarlığa dönüş yapmak isteyen yani eskiden yaşadığı gibi yaşamak istiyerek silahlı eylem yapanların da inandığı kitaptan aldıkları feyze göre kölelik bir haktır ve kullanılmalıdır! Dönün başınızı size kılıçla ulaştırılan inancın doğduğu topraklara bakın, gidin onlara sorun, bakalım kölelik bizim inancımıza göre söylendiği anda bırakılmış, terkedilmiş bir günah ya da yasaklanmış bir eylemdir diyecebilecek kaç kişi bulabiliyorsunuz!

        İnancınızın tepkilere göre değiştirmeyin! Dürüst olup inandığınızın ya da inanmak zorunda olduğunuzun arkasında durun!

      • toro dedi ki:

        Sayın kul,

        Bakın hala aşağıdaki teklifime vereceğiniz cevabı bekliyorum;

        Şimdi siz bana, yukarıda paylaştığınız ve kendine ”KİTAP” diyen ve yol gösterici(!) olduğu iddia edilen metnin, yukarıdaki sözcükler indiği ve muhataplarına okunduğu anda bildiğimiz KİTAP olduğunu, muhataplarının karşısında KİTAP olarak durduğunu, yani birileri kitap getirdiğinde onun yanına koyup mukayese edilebilecek durumda olduğunu kanıtlayın, sizin inancınıza geçip sizden daha iyisini yapacağıma söz veriyorum!

        Cevap verecek misiniz, vermeyecek misiniz?

        Bakın eğer bunu benim yerime başkası yapsın, o cevap versin, o münazara yapsın derseniz onada varım! Dünya üzerinde bu konudaki en donanımlı kişi kimse, o dahil hepsine kendi adınıza vekalalet verebilirsiniz! Varsa böyle birileri gelsin onlar kanıtlasınlar!

  46. kul dedi ki:

    Ateistlerin anlamsız sorularına cevaplar!

    http://www.yeniakit.com.tr/haber/ateistlerin-anlamsiz-sorularina-cevaplar-171997.html

    CEVAPLAR

    Sorulara sırayla cevap verelim:

    1- “Melek, cin, şeytan gibi varlıkları göremiyoruz. Görülmeyen şey yoktur” sözü, çok basit, çok yanlış, ilme [bilime] de aykırı olan ilkel bir sözdür. Bir şeyin yokluğunu ispat etmedikçe, o şeye yok demek bilimsel değildir. Bir evin arkasında üç kişi var dense, biz görmediğimiz için hemen yok dememiz ilmî [bilimsel] olmaz. Ateistlerin, en azından, “Göremediğimiz için yok da, var da diyemeyiz” demeleri gerekirdi. Bir kalemde, “Görülmeyen şey yoktur” demek, art niyetin, ateistliğin ürünüdür.

    İkinci bir husus, göz tek başına her zaman bir ölçü olabilir mi? Göz neleri görür, neleri göremez? Görünüşe aldanmamalı. Akıl, çok zaman gözün yanlışını çıkarır. Gözle pencereden Güneş’e bakınca, Güneş, bir tepsi kadar görülür. Fakat akıl, Güneş’in Dünya’dan büyük olduğunu söylüyor. Gözümüzün aldandığı açıktır. Meleğe, şeytana, cine, nazara inanmayan, elbette, “Ben gözümüzün gördüğüne inanırım. Güneş, top kadar küçüktür” diyemez. Diyemediğine göre, göz her zaman ölçü olamaz. Görmediği şeye yok diyemez.

    Gözle görülmeyen şeylerin yok olduğunu söylemek, akla değil, his uzuvlarına [duyu organlarına] tâbi olmak demektir. Hayvanlar duyu organlarına tâbi olur, insanlar ise, akla uyar. İnsanların duyu organları, hayvanlarınkinden daha geridedir. Köpek çok kuvvetli koku alır. İnsan, bu kadar koku alamaz. Gecenin zifiri karanlığında yarasa gibi hareket edemez, kedinin gördüğü gibi karanlıkta göremez.

    Mıknatısın manyetik gücünü gözümüzle göremiyoruz. Fakat demiri çekmesinden mıknatısta bir güç olduğunu anlıyoruz. Kumanda âletiyle, TV’yi veya arabayı açıp kapatıyoruz. Kumanda âletinde gözümüzle görmediğimiz bir güç, bu işleri yapıyor. O hâlde, hisse değil, akla değer vermek lazımdır.

    Lazer ışınlarıyla çeşitli ameliyatlar yapılıyor, demir kesiliyor. Bu ışınları, manyetik dalgaları gözümüzle göremiyoruz. Göremediğimiz için bunlara yok demek akla, ilme uygun değildir.

    Bir teldeki elektrik akımını gözümüzle göremiyoruz. Fakat yaptığı işlerden, mesela elimizi dokunduğumuz zaman, bizi çarpmasından, içinde cereyan olduğunu anlıyoruz. Gözle görmediğimiz için cereyanı inkâr etmek mi gerekir?

    Yer çekimini de gözümüzle göremeyiz. Fakat cisimlerin havaya doğru değil de, yere doğru düşmesinden yerde bir çekim kuvvetinin olduğunu anlıyoruz. Karanlıkta göremediğimiz gibi, çok kuvvetli ışıkta da göremeyiz.

    İnsandaki ruh yani can denilen bir varlığı da göremiyoruz. Ancak insanları ayakta tutup hareket etmesini sağladığı için onun varlığını anlıyoruz. Ölünce, “Canı çıktı” diyoruz.

    İyiyi kötüden ve hakkı bâtıldan ayıran insana akıllı diyoruz. Hâlbuki aklı da göremiyoruz. Görülemeyen şeyi inkâr etmek, ilme aykırı bir sapıklıktır…..

    BİR BÖLÜMÜNÜ ALINTILADIM

    yukarıdaki adreste tamamı vardır

    birde en övündükleri ilime ragmen bilime ragmen yapmıyorlarmı gülsemmi aglasammı ,içler acısı

    • rammsteinn dedi ki:

      bilim ispat üzerine kuruludur.
      karadelikler 10 sene öncesşne kadar einstein ın ortaya attığı bir teaori idi. bilim ispatladı.
      atomların varlığı binlerce senedir konuşulurdu. ispatlanması yani mikroskop altında görülmesi yani ispatlanması 20 sene olmadı.
      bilim der ki “ispat varsa vardır yoksa yoktur”

      şeytan cin büyü sihir melek gibi hayal ürünlerinin bilimde yeri yoktur. bir çok dindar biliminsanı bu hayalürünlerini ispat etmeye çalışmış ama başarılı olamamıştır.

      akit gibi yobaz bir gazete ve sıradan müslümanın söylediği şu.
      yerçekimini göremiyoruz ama var. o zaman meleklerde var.
      mıknatısın çekim gücünü göremiyoruz ama var o zaman cinlerde var
      elektriği göremiyoruz ama var o zaman büyü de var.

      saçmalığa bilimi karıştırmayın.
      eğer karıştırırsanız işin içinden herkes rahatça herşeyi kanıtlar.
      kokuyu göremiyoruz ama var o zaman zeus ta var.
      sesi göremiyoruz ama var o zaman ejdarhalarda var.

      ruh ile yapılan bir araştırma dindar kesim tarafından bilinir. araştırmaya göre insan ölünce vücut ağırlığı 21 gram azalıyor. o zaman bu ruhun ağırlığıdır. senelerce din propagandası olarak kullanılan bu bilimsel araştırma biraz didklenince bunun ruh ile ilgili olmadığı ortaya çıktı.
      bugüne kadar dinlerin ortaya attığı hayal ürünü ne varsa hiçbiri bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. müslüman da der ki “kanıtlanırsa din olmaz herkes inanır”
      nabza göre şerbet bu olsa gerek.

      • kul dedi ki:

        rammsteinn
        11/05/2016, 08:53 BU TARİHLİ YAZINA CEVAP
        akit gibi yobaz bir gazete ve sıradan müslümanın söylediği şu.
        yerçekimini göremiyoruz ama var. DEMİŞSİNİZ

        YOBAZ KELİMESİNİ OKUYUNCA AKLIMA BU KELİME İLE İLGİLİ BİR YAZI GELDİ

        DİNCİ VE DİN DÜŞMANI YOBAZLIK

        Kuran okunan vahiy olarak, Yaratıcımızın din adına bizden istediklerinin, ulaştırdığı mesajların toplamıdır. Kuran zamanın değişimiyle oluşacak yeni durumlara da uygun olacak Allah ın vahyidir. Değişim kaçınılmazdır, ama yeni oluşan şartlara cevap vermek Allahin kitabının mucizesidir. Bu mucizevi durum İslam’ın reforma ihtiyaç hissetmemesini sağlar. Fakat iki zümre, dine karşı çıkan din düşmanı yobazı ve uydurulmuş dini bir türlü bırakmak istemeyen dinci yobazın güçleri bu uydurulmuş dine bağlıdır.Dinci yobaz sıkı sıkıya uydurmalarına sarılırken, diğeri işte dininiz budur diyerek prim yapmaya, içinden çıkılmaz sistemi gösterip, insanları dinden kaçırmaya çalışır. Dinci yobaz da kendi dışındakileri cehennemlik ilan ederek uydurmalarına daha çok sarılır. GÖRÜLDÜGÜ GİBİ BU İKİ ZÜMRENİN DE SERMAYESİ AYNI AMA KULLANIMLARI FARKLIDIR .Bu yüzden Kuran’a giderek dinin düzenlenmesinden en çok bu iki grup rahatsız olur.Din düşmanı yobaz, dine saldıracak materyalleri elinden alındığı için bozulacaktır.Dinci yobaz ise geleneğe dönüştürülmüş yapısı elinden alındığı için kızacak ve aforozlama, cehennemlik ilan etme mekanizmalarına sarılacaktır………..

    • toro dedi ki:

      Sayın kul,

      Dünyadaki insanlar kısım kısımdır! Bazıları kendilerine verilen ya da çevrelerinden aldıklarıyla yetinmez ve daha fazlasını arar. Bulmak için çabalar.

      Bazıları ise kendilerine verilen ya da etraflarından aldıklarıyle yetinip fazlasına gerek duymazlar. Dolayısıyla hayatları aldıkları ve yetindikleriyle oluşan ezberlerin devam ettirilmesinden ibarettir.

      Bakın sizi bu tip insanlara örnek vermekte bir beis görmüyorum, neden mi? Bakalım;

      ”1- “Melek, cin, şeytan gibi varlıkları göremiyoruz. Görülmeyen şey yoktur” sözü, çok basit, çok yanlış, ilme [bilime] de aykırı olan ilkel bir sözdür. Bir şeyin yokluğunu ispat etmedikçe, o şeye yok demek bilimsel değildir. Bir evin arkasında üç kişi var dense, biz görmediğimiz için hemen yok dememiz ilmî [bilimsel] olmaz. Ateistlerin, en azından, “Göremediğimiz için yok da, var da diyemeyiz” demeleri gerekirdi. Bir kalemde, “Görülmeyen şey yoktur” demek, art niyetin, ateistliğin ürünüdür.” sizden alıntı

      Bu durumda sevgili dostum dünyadan gelip geçmiş tüm dinler ve onların tanrılarıda VAR demektir!
      Yani VAR olduklarına inanılması üzerine tanrı olarak tapılan ve inanç olarak takip edilen herşey de yoklukları ispat edilemedikleri içive sırf birileri onlardan BAHSETTİĞİ için VAR olmalıdır!

      Yani ben size çıkıp ”spagetti canavarı” adında bir tanrıdan bahsetsem, siz onun YOKLUĞUNU ispat edemeyeceğiniz için ”spagetti canavarı” adında bir tanrı VAR olacaktır.

      Sevgili dostum sırf falanca soruya cavap veriyorum diye yazılan yorumları sırf cevap verdiği iddiasına güvenip kendi akıl süzgecinizden geçirmeden paylaşırsanız fayda yerine zarar elde edersiniz!

      Bakın son kez söylüyorum. Yukarıdaki yorumun mantığına göre eğer sırf göremiyoruz diye ” melek, cin ve şeytan” yok olamaz yani onlar yoktur diyemiyorsak, sırf siz göremiyor ya da varlıklarına inanmıyorsunuz diye Zeus, Odin, Şiva, İşthar vb. de yok diyemezsiniz!

      Bu durumda dünya üzerindeki 8 milyar insan ayrı ayrı bir tanrı adından bahsetse sırf ”göremediğimize yani yokluğunu ispat edemediğimiz şeye yoktur diyemeyiz” düsturuna göre tam 8 milyar tane tanrımız olur!

      Yazınızın geri kalanını balık baştan kokar misali okumuyorum!

      Ama hala size başka bir yazıda sorduğum sorunun yanıtını bekliyorum! Hadi, beni sizin inancın bir mensubu yapmak ve belkide bu sayede öbür dünyada büyük bir ödül almak istemiyor musunuz? Nede olsa alma-verme dünyası!

  47. karaca dedi ki:

    Topraktan, çamurdan,toprağın özünden,topraktaki kimyasallardan meteryallerden yaratıldığımızın kanıtı aşağıdaki satırlar değilmidir.
    biri diyorki
    insanın topraktan çamurdan yaratıldığını yazan bildiren kuran hikayedir
    e peki hikaye diyelim,

    o halde
    insan topraktan çamurdan,toprağın özünden yaratılmamışsa hangi metaryelden yaratılmıştır var olmuştur,insanlar öldüğünde toprak kendisine ait olanı alıyor insandaki her türlü elementi kimyasal maddeyi toprak geri alıyor,çünkü kendisi verdi bu metaryalleri bu bileşenleri,
    ve öldüğümüzde gerisin geri toprak kendine ait olanı istiyor ve alıyor.
    buraya kadar tamam anlaşılmayan ve ya ispat edilmeyen bir konu yok ispat isteniyorsa
    ölmüş olanların mezarlarını açın bakın insandan eser kalmamış iskeleti kalmıştır zamanla toprak onu da yok edecektir çünkü kendisi vermiştir.
    bu olay topraktan yaratıldığımızın ispatı değilmidir yada kuranın bildirdiği rabbiniz sizi topraktan yarattı ayetini açıklamazmı
    özellikle unutmadan bu olayı da kuran bildirmiştir kuranın dışında topraktan yaratıldığımızı bildiren
    bilgi kaynağı varmıdır. varsa açın okuyalım insan uzayda yaratılmıştır diye bir kaynak varsa bu güne kadar niye ortaya çıkmamış,veya çıkmışta insanın neden yaratıldığını bildiren başka kaynaklarda varsa onları da ortaya dökün,veya kimin tarafından yaratıldığını bildiren kaynaklar varsa onu da ortaya sürün onu da okuyalım,
    öyle ya ben topraktan yaratılmışsam bunun bir bilgi kaynağı olmalı insan topraktan yaratılmıştır diye bilgi veren kuranı kabul etmiyor,bu bilgileri veren şahsa ( peygambere) tanımı ayne şu
    kendisine peygamber diyen tanım bu,
    kendisine peygamberim diyen nereden bulmuş bu insanın topraktan yaratıldığı hemde yaratıcı allah tarafından yaratıldığı bilgisini bu bilgiye nereden ulaşmış acaba kendisine kulağına birilerimi fısıldamış öyleya adam bir iddiada bulunuyor insan topraktan allah tarafından yaratılmış diye
    deli olan söyleyemez bu iddiayı,insan hiç bir bilgiye sahip olmadığı böyle bir bilgiyi böyle bir iddiayı nasıl ortaya sürebilir demezlermi adama sen delimisin sen nereden biliyorsun insanın topraktan yaratıldığını iddia ediyorsun diye sormazlarmı
    buraya kadar tamam
    peki insan topraktan yaratılmadı ise o halde nereden getirildi bileşenleri kim getirdi,nasıl şekle soktu. madem ki topraktan yaratılmadık o halde dünyaya ait değiliz,bildiğiniz başka bir kaynak mı var,sakın bu başka bir gezegendeki meteryaller olabilirmi belki de eğer topraktan yaratıldığımıza inanmıyorsanız ve bu bilgiyi insana veren kurana inanmıyorsanız insanın bileşenlerinin dünyada olmadığını ispat etmelisiniz öyleya topraktan yaratılmadık bizleri bir yaratan yok bizlere bu bilgiyi veren bir kaynak yok mademki kurandaki bilgiler de hikaye.
    o halde sağlam bilgi kaynağınız neresidir ben soruyorum insan nerde yaratılmıştır ve bunu kim yapmıştır
    mademki tek bir allah yok ve hepsi hikaye,öyle ya tanrı diye bir şey yok diyorsunuz.
    hadi bu bilmecenin cevabını araştırın durun
    bulamadınız değilmi mecbur kaldınız insan topraktan yaratıldığı bilgisine yani kurandaki bilgiye döndünüz dolaştınız sarılmak zorunda kaldınız,
    hadi kurandaki topraktan yaratıldınız bilgisine sarılmadınız o halde insan neden yaratılmıştır elementleri nereden gelmiştir. ve bunu getiren kimdir. kurandaki bilgiyi kabul etmiyorsunuz
    e ben bilmem mi diyeceksiniz.
    e sen bilmiyorsan kuran biliyor diyorum,buna da inanmıyorsun.
    bir karar ver kuran mı gerçeği söylüyor senmi
    sen söylüyorsan insan nereden gelmiştir kim yaratmıştır bunun cevabını bilmelisin ,yoksa izah edebileceğin bir kaynağın yokmu
    madem kurana inanmıyorsun mutlaka senin de bildiğin bir kaynağın olmalı o kaynağa inanmalısın onun öyle olduğuna doğruları söylediğini adın gibi bilmelisin
    cevap yok ben bilmiyorum ise
    o zaman adamı tefe koyarlar
    o halde nasıl isnat edebiliyorsun tanrı yoktur,demeyi o halde nasıl isnat edebiliyorsun kendisine peygamberim diyenin sözleri diye o halde nasıl isnat edebiliyorsun kuran hikayedir diye isnatta bulunuyorsun. hadi cevap ver
    gayet basit bir soru sordum insan ne bileşenden meydana gelmiştir.
    kaynağın yok
    yani bilemiyorsun öylemi
    işi biraz daha zorlaştıralım
    öldün gittin,toprak kendisine ait olanı aldı geriye bir şey kalmadı,peki ruhun evet ruhun seni sevk eden bir aklın var,bir ruhun var ona ne oldu o nerde.
    buna küllen cevap veremezsin çünkü tanrı yı kabul etmiyorsun. kuranı kabul etmiyorsun peygamberi kabul etmiyorsun
    ben cevap vereyim seni zorda bırakmayalım.
    çünkü cevap veremezsin bilmiyorsun ve tanrı yoktur diyorsun.
    bak dostum bizleri yüce rabbimiz yarattığında “sizleri yaratan benim dedi. ruhlarımız evet yarabbi bizleri yaratan sensin dedi. ”
    Yani: rabbimiz kendi ruhundan bizlere ruh vermiştir özellikleri itibarıyla rabbimizi andırır. görünmez dokunulmaz,varlığı ispat edilemez ama var olduğunu biliriz
    rabbimiz demezmiki bir ayetinde doğrusu insanı en güzel şekilde yarattık onu kendimize benzettik diye
    al sana insandaki ruh
    durumu itibarıyla rabbimize benzemezmi
    göremezsin dokunamazsın,varlığını ispat edemezsin ama varlığını kabul edersin.
    diyorki aklı evveller allahın varlığını ispat et
    bende diyorumki allanın sana verdiği ruhun varlığın ispat et var mı yokmu
    var diyorsan ruhun varlığını kabul ediyorsun var diyorsan allahın kendisinden bizlere verdiği ve kendimize benzettiğimiz allahın varlığını kabul ediyorsun demektir.
    ha ruh yoktur diyorsan o başka mesele
    ruhun yoksa allah ta sana ruhundan bir şey katmamıştır.

    • karaca dedi ki:

      yine aynı konuya devam edelim
      evet ruhun varlığını öz olarak da düşüncenin varlığını kabul ediyorsun ama varlığını
      ispat edemiyorsun
      iyide varlığını ispat edemediğin bir şey sizin tanımınızla yoktur diyorsunuz.
      aklı ispat edemiyorsun ruhu ispat edemiyorsun,düşünceyi ispat edemiyorsun
      bakın arkadaşlar,bedenimizi bize toprak vermiştir ve günü geldiğinde toprak bize verdiğini geri alacaktır yani topraktan geldik toprağa gideceğiz meşhur söz
      doğrudur ve toprak bunu yapacaktır.
      beden işini hallettik aslında halledemedik niye halledemedik
      durup dururken toprak bize bir insan bileşenlerini vermez,
      bunu topraktan isteyecek biri olmalı ey toprak ey çamur senden ben şu şu bileşenleri alıyorum bununla ben bir insan yapacağım insan var edeceğim diye emreder ve toprak ta buna boyun eğer ve bunu isteyene istediği malzemeleri verir.
      isteyen kim RABBİMİZ YÜce ALLLAH
      veren kim toprak
      hadi verdi insanın bütün bileşenlerini toprak buyur al dedi ve
      isteyen de bunları aldı. e ne yapacak bunları
      amacına uygun olarak insanı yaratacak hani şu hikaye dediğiniz kurandaki bilgiler
      ne demişti kuran bize insanı rabbin topraktan yarattı
      e bunu kim söylemiş kuran,kuran kime indirilmiş Hz. Peygambere ,kim indirmiş
      yüce Allah
      bu bilgiyi nereye koymuş rabbimiz Kurana
      bunun dışında insanın neden yaratıldığını var edildiğini bildiren kaynak varmı
      ben bilmiyorum bilen varsa yazsın.
      ve sen diyorsunki kuran hikayedir masaldır. tanrı yoktur diyorsun
      böyle bir kaynağı gözden kaçırıyorsun
      sırf bir inat uğruna bu bilgileri görmezden geliyorsun
      hani düşünüyordun yorumluyordun karar veriyordun
      e sen kuranı kabul etmiyorsun kuranın peygamberine diyorsunki kendisine peygamberim diyen ispat edilemiş bir konu diyorsun
      bunu söylüyormusun söylemiyormusun söylüyorsan kuranın gerçek olduğunu.kabul etmiyorsun etmek istemiyorsun ve red ediyorsun,
      tamam güzel red edebilirsin sana bu bilgileri vereni.
      e insanın var oluşunu temel yapısını topraktan olduğuna karar veriyorsan ve bunun böyle olduğunu düşünüyorsan sana bu bilgiyi kim verdi bunu izah etmelisin
      öyleya sen varsın ve hayattasın senin ilk atan adem ise ölmüş gitmiş sen ondan türemişsin o topraktan yaratıldı ise sen neyin devamısın bütün bileşenlerin toprağın elementleri değilmi.
      evet diyorsan topraktan yaratıldığını kabul ediyorsun kemü kümü bırak.
      gelelim en zor olanınına hani senin kabul etmediğine
      insanın topraktan yaratıldığını kabul ediyorsunda bu bilgiyi 1400 kusur yıl önce peygamberi vasıtasıyla kurana yazan kaynağa niye inanmıyorsun
      kuran bunu biliyor ve insana neden yaratıldığını bildiriyor.
      hatta ruhunun nasıl verildiğini de yazıyor
      demezmiki rabbimiz biz insanı topraktan yarattık kendi ruhumuzdan da verdik transfer ettik diye
      der bu bilgi açık net ve sarihtir.
      hani kuran hikaye idi.
      allah yoktu.
      sen böyle kabul ediyorsun
      o halde senin kaynağın nedir bana izah etmelisin mademki kabul etmiyorsun
      yalan hikaye masal diyorsun
      senin gerçek olan kaynağını da dinleyelim
      sen izah et biz de okuyalım
      öyleya kuran sana göre kaynak değildir oradaki bilgiler masaldır ve aslı yoktur diyorsun
      kuranı indireni de zaten tanımıyorsun.
      peygambere kendisine peygamberim diyen diyorsun.
      tanrı diye kavramı insanlar kendileri yaratmış diyorsun.
      bu bilgileri sana veren kaynağı tanımıyorsun
      şimdi sıra sende sen izah et bizlere insan nasıl var olmuştur
      at atabildiğin kadar ama mantıklı olsun.
      hatta kaynakta göstermelisin iddian muhkem olsun.

      sıra düşünceye ruha geldimi orada kalıyorsun bir adım ileri gitmek yok ama ruh
      aklın var olduğunu kabul ediyorsun.
      aklın nasıl var oldu bunu izah edemiyorsun
      ben izah ediyorum bana inanmıyorsun
      bana değil rabbimize inanmıyorsun
      ne demişti rabbimiz insanı yarattıktan sonra kendi ruhundan ruh üflemiştir transfer etmiştir yerleştirmiştir.oluşturmuştur
      bu şekilde indirdiği kuranda bu bilgileri veren allah sana göre yok niye yok
      ispat edilemediği için yok öylemi
      adama sormazlarmı hiç allah kendinden kattığı ruhu
      göremediğine göre varlığını ispat edemediğine göre varlığını kabul ettiğine göre
      hiç seni yaratan rabbini görebilirmisin varlığını ispat edebilirmisin
      ruhunu görebiliyorsan rabbini de görebilirsin
      neyse konu uzar gider
      şimdi tanrı yoktur diyenler otursunlar ciddi ciddi kızmadan bağırmadan insan gibi
      düşününerek bu soruların cevabını bulsunlar bulmaya çalışsınlar ve iddia ettiklerinin doğruluk derecesinin mümkün olup olmadığını tekrar düşünmelerinin vakti gelmedi mi
      onun demesiyle bunun demesiyle insanların hal ve davranış şekilleri ile islamı bağdaştımanın islama yapılmış en büyük haksızlık olduğunu anlamayacaklarmı.

      • rammsteinn dedi ki:

        karaca
        saçmalık üstüne saçmalık bir yazı çıkarmışsın tebrik ederim.
        ne demişsin sırayla gidelim
        -topraktan geldik toprağa gideceğiz. diyorsun
        dindarların en büyük sorunu bilimi takip etmemeleri. zira takip etmiş olsanız insan beynini bilinciyle birlikte tıpkı bilgisayar gibi elektronik bir ortama aktarılacağını bilirdiniz. saçma mı geldi? beyin elektrikle çalışır. ve pc işlemcisine benzer. çok çok ilerde insan evladı beynini pc ortamına aktarıp ölümsüzlüğe ulaşacak.

        diyorsun ki
        -bir ruhun var ona ne oldu o nerde?
        bende sana soruyorum ruh nerede? hadi buyur göster.

        diyorsun ki
        -topraktan yaratıldık. bilimin yaratılış teorisi safsata
        şöyle bir belgesel serisi var “Through the Wormhole”
        bu seride bilimin nereden nereye geldiğini görürsünüz.öyle bir seviyeye gelindi ki artık labaratuarda canlı bir hücre oluşturulabiliyor. yapay bir dna sarmalı ile yaşayan hücre çevresine tepki verebiliyor. kendisi gibi diğer hücreler ile etkileşime geçebiliyor. hatta ve hatta öğrenme yeteneği var. bu hücre tamamen insan yapımı. o hücreye göre artık tanrı onu yaratan biliminsanı. hemen şunu diyeceksiniz “bu canlı düşünmüyor bilinci yok sadece robot” çok doğru dersiniz bundan 10-20 sene önce dindarlar şöyle derdi “bir sinek kanadı yaratamıyor insan ama allah dünyayı yarattı”
        şu anda üç boyutlu yazıcılar ile deri yapılıyor. ama asıl yapılmak istenen birebir organlar. ilerde birisi ileri seviyede akciğer kanseri olduğunda ölmek için gün saymayacak. 1 damla kan verip bikaç saat içerisinde makine aynı dna ya sahip bir akciğer yapacak.belki de aynı gün içerisinde anne karnından çıkmış gibi yepisyeni bir akciğer ile hastaneden çıkacağız.
        bilim senin hayatını 200 seneye çıkardığında gene şunu diyeceksiniz “ama hala ruh yaratamadılar”
        bilim demiyor ki “biz tanrıya rakibiz”

        bilim senin ömrünü iki katına çıkarırken,uzaktaki sevdiklerinle görüntülü konuşurken,deve ile aylarca sürecek yolculuğu uçakla bir saatte giderken onu hiç kötülemiyorsunuz. ama ne zaman bilim “hayatın oluşması için tanrıya gerek yok” dediğinde domuz görmüş müslüman gibi saldırıya geçiyorsunuz.
        uzayda ordan oraya savrulan meteorlarda hayatın yapı taşları olan karbonların amino asit gibi bileşenler sizin için hiçbirşey ifade etmiyor.tıpkı bilgisayarınızdaki harddiskin nasıl çalıştığı sizi ilgilendirmediği gibi.

        ilkokul seviyesindeki felsefelerle allahın varlığını ispat etmeye çalışmak gerçekten komik oluyor.
        aklımızı göremiyoruz o zaman allah var
        kokuyu göremiyoruz o zaman melekler var.
        aynı mantık ile devam edeyim
        radyo dalgalarını göremiyoruz o zaman ejderhalar var
        yerçekimini göremiyoruz o zaman zeusta var.

        din;
        allah ademi çamurdan yarattı. onun kaburgasından havvayı yarattı. çocukları ensest ilişkilerle ürediler.

        bilim;
        hayat için uygun elementler uygun koşullarda oluşabilir. labaratuar ortamında gerçekleşen deneyler bunun olduğunu gösteriyor.

        bilim bana herzaman gerçekleri sundu. bilim bana hiçbir zaman kanıtsız birşey sunmadı.
        bilim size aynı allah gibi cennette hurileri vaat etseydi belki o zaman size çekici gelebilirdi.

    • bi yabancı dedi ki:

      Sayın Karaca :

      Siz sizin gerçeklerinizi gerçekten saymayanlara mal deme hakkını kendinizde görüyorsunuz ama o mal dediginiz insanlardan aynı seviyede karşılık görünce nezaket sazını teneke çalar gibi çalıyorsunuz! Ne ala memleket!

      Diğer yandan defolun direktifim bu sayfaya has değildi yazınızda vurguladığınız bizde şu bilgi var bizde bu bilgi var siz neyi biliyorsunuz vs vs tarzında ifadelerinize istinaden bilgilerinizi gerçekten saymadığımı ifade ettim ! Kendi gerçeklerimi dile getirip o hiç begenmediğiniz mal ve kafadan kontak olarak değerlendirdiğiniz yığınların kurduğu dünyadan (internet ilaç sanayii otomotiv uçak vb.vb.) defolup gitmenizi önerdim!

      Özetle biz çamurdan yaratıldık bilgisine sahibiz siz mallar ve kafadan kontaklar ne biliyorsunuz diye hitap ettiğin kitle senin bu hitabı edebileceğin internet ortamını sağlayabilmeyi biliyor…. aman ya kime ne anlatıyorum ki ben…

      Bir daha bu sayfada yazmaya niyetim yok sizin gibi insanların yobazlığı laftan anlamazlığı ve kısmen aynı duyguları aynı dünya görüşü paylaştığım insanların onlara yaklastığım samimiyetin yarısıyla bana yaklaşmaması en önemli etkenler. Sizler yazdığımı anlamıyorsunuz diğerleri tenezzül edip cevap vermiyor alıngan adamım ben.

      Hadi bana eyvallah siz Çalın oynayın hep birlikte…

      • toro dedi ki:

        Sayın bi yabancı,

        Son yazınızı aşağıdaki şekilde bitirmiştiniz;

        ”Şimdi işte bir süre ara veriyorum ama tabi ki sizin yazılarınızı siz buraya yazdıkça okuyacağım.

        Son olarak Sayın Toro sizden Türkiye’nin son 15 yılında yaşanan siyasi gelişmeler hakkında Türkiye’de ki inançlarla ve bilimle ilintili olacak şekilde bir şeyler karalamanızı isteyebilir miyim? Tabi ki konu siyaset olduğu için isteğimi rahatça geri çevirebilirsiniz zira ne alınırım ne gücenirim.

        Görüşmek Üzere” sizden alıntı

        ”bir süre ara veriyorsunuz” daha önce ara vereceğinizi söylemiş ama ben hemen yanıt yazınca yazmaya devam etmiştiniz! Son yazınızda ise ”şimdi” ara veriyorum diyerek bu sefer gerçekten ara vereceğinizi vurguladınız! Yani okuyacak ama yazmayacaktınız!

        Üstelik üzerine münazara yaptığımız konuda da birbirimizle tartışmıyor farklı noktalardan birbirimizi tasdik eden yorumlar yapıyorduk, yani o konuda devam edecek bir ey yoktu.

        Yazınızın sonunda istediğiniz şeye gelince! Siyaset yazmamı istediniz! Uzun süredir siyaset yazmıyor, siyaset tartışmıyorum. Bu konudan sıkıldım!

        Üstelik bu konuyu yazma isteğinizi reddetmemi anlayışla karşılayacağınızı söyleyen de sizsiniz!

        Bakınız benim aklımda olmayan yani niyetlenmediğim bir şeyi yapmamı rica edip, yapmadığımda da bana gücenmeyeceğinizi peşinen söyleyerek beni bu konuya öyle ya da böyle cevap vermeye yönlendirmiş oluyorsunuz! Konunun içinde ben yokum, dolayısıyla sizin bu yönde yazdıklarınıza NEZAKET gereği cevap vermemem daha uygun olurdu!

        Bende cevap vermedim!

        Şimdi bu noktada benim sizi gücendirmeyi isteyip istemediğimide ölçebileceğiniz bir emrivakiye ben alınmıyorumda siz benden cevap gelmemesine mi alınıyorsunuz?

        Dostum ben sizin payınızı, burada muhatap olduğum diğerlerine, sizinle yaptığımız münazaraların niteliğini örnek göstermek suretiyle verirken yani sizinle yaptığımız münazaraların önemli olduğunu ve benim bu münazaraları önemsediğimi belirtmişken, başkasına hitaben yazdığınız ”kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” minvalindeki serzenişle bana göndermede bulunmanız şık olmamış!

      • bi yabancı dedi ki:

        Sayın Toro ara verdim ve geri döndüm münazara ve söyleşi karışımı tadında ilerleyen sohbetimizde en son yazıyı ben yazdım ve ne kadar da hemfikir olsak da cevap verilmeye müsait bir yazıyla noktaladım!
        Evet son paragrafta eğilmenizi istediğim konuya eğilmemenizin benim için sorun olmadığını zaten belirttim ve o konuda bir sitemim yok fakat bu ikinci kez en son benim cevap bekler tarzda yazdığım ve karşılık alamadığım söyleşi oldu tabi insan ister istemez bi refleks gösteriyor. Bu bir hesap sorma değil basit bir refleks.

        Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla minvalinde bir yazı yazdım doğru ama bu yazı ismiyle başladığım şahsı daha çok hedef alıyordu size yönelik direk refleks göstermememin sebebi ise tepkinizen çekiniyor olmamdı.

        Şıklığa gelirsek bana göre de sizin yaptığınız pek şık değildi. İki seferdir havada kalan cevap verilesi yorumlarımdan sonra bunu düşünmek zorundayım.

        Bakın ben sizi çok sevdim burdaki resmiyetten ziyade yazılarınız duruşunuz dünya görüşünüz donanımınız ve zekanız hoşuma gitti ve sizin yazılarınıza ayrı bir ilgi gösterdim. Reelde de sizin gibi bir arkadaşım olmasını isterdim. Bunu burayı sadece okuyan arkadaşlarımla da paylaştım. O yüzden bazen sitem etme hakkını kendimde görüyorum.

        Sonuç itibariyle ben gider bir daha bu sayfada asla yazmayacağım. Ve bu kesin olarak son yazımdı. Sizin gibi birisini az da olsa tanıdığım için memnunum sizi tebrik ediyorum.
        Hayatta başarılar ve mutluluklar…

      • bi yabancı dedi ki:

        Sayın Toro
        _ekleme_

        Son olarak Sayın Toro sizden Türkiye’nin son 15 yılında yaşanan siyasi gelişmeler hakkında Türkiye’de ki inançlarla ve bilimle ilintili olacak şekilde bir şeyler karalamanızı isteyebilir miyim? Benden Alıntı

        Bu da emrivaki dediginiz kısım

      • toro dedi ki:

        Sayın bi yabancı,

        Sanırım bu sayfalarda yaptığım münazaralarda, en son yazı yazan yani en son yazdığına cevap alamayan kişilerin başında geldiğimin farkındasınızdır! Sonuç itibariyle fikir yarıştırdığım ve birşeyler paylaştığım ama hayatımda yer tutmayan yüz yüze görüşmediğim insanlarla yapıyorum bunu! Bu nedenle yazılarım havada kalsa da alınganlık yapmıyorum çünkü anlamlı değil.

        Bu nedenle bu alınganlığınızın nedenini anlamakta zorlanıyorum! Sonuç itibariyle münakaşa etmiş değiliz! Siz gayet açıksözlü hatta söylemek istediğini ima yoluylada rahatlıkla söyleyebilen hatta bu konuda iyi bir tarzı olan bir arkadaşsınız!

        Bana , bu münazaraya devam edelim, sizden cevap beliyorum şeklinde kurgulanmış cümlelerle seslenebilecekken ya da konuya yine siz ekleme yaparak benim katılmamı bekleyebilecekken bu iş yine nasıl buralara geldi anlamış değilim!

        Neyse yapacak birşey yok. Merak etmeyim benim de muhtemelen bu sayfalardaki son demlerim. Son birkaç yazıdan sonra belki bir süre belki tamamen yazmayı bırakacağım.

        Size hayatınızda başarılar dilerim.

    • toro dedi ki:

      Sayın karaca,

      ”Topraktan, çamurdan,toprağın özünden,topraktaki kimyasallardan meteryallerden yaratıldığımızın kanıtı aşağıdaki satırlar değilmidir.
      biri diyorki
      insanın topraktan çamurdan yaratıldığını yazan bildiren kuran hikayedir
      e peki hikaye diyelim,” sizden alıntı

      İyide dostum, öncede söyledim bu anlatıma hikaye diyen sizsiniz!

      Bakın sizinle paylaştığım maya inancı Popol Vuh’a görede insanlar çamurdan yaratılmıştır! Sümer inancının temelide insanın çamurdan yaratıldığını benimser! Nerdeyse dünyanın tamamında ortaya çıkmış bütün inançlar ilk yaratılışı çamura bağlar! Ama siz bunların geçtiği başka inançlara hikaye diyor, bunların geçtiği kendi inancınıza ise gerçek diyorsunuz!

      E tutarlı davranmayı düstur edindiğinizde hikaye dediğinizin her yerde hikaye olması gerekmiyormu?

      Peki bu anlatımlar neden kıtaların ayırdığı toplumlarda bile benzerlik gösterdi? Çünkü bu insanlar kendi elleriyle en kolay çamura şekil verilebildiğini deneyimlemiş ve öngörülerinide buna göre yapmışlardır! Yani eliyle çamuru yoğurup, kolayca çanak çömlek ya da kendilerine göre tanrı putları yapabilen insanların, kendilerinin de işlenmesi zor kayadan ya da ağaçtan (bazı inançlarda vardır) değilde çamurdan yaratıldıklarını düşünmelerinden daha doğal ne olabilir?

      Sonuç itibariyle aklındaki soruya cevap verecek, bir şekilde verecek!

      Bakın size de çok açık bir soru sordum! Kendi erkeklik organını ya da doğrudan canını tanrısına adayarak bunlardan vazgeçen bir insanın inandığını ve GERÇEK olduğunu iddia ettiği TANRISININ gerçek olmadığını ispat edebilirmisiniz!

      Ya da bu inancın hikaye olduğunu? Şimdi size yeniden soruyorum, bu insan yani erkeklik organını ya da canını tanrısına sunan bu insan tanrısını ya da onun habercilerini görmüş müdür, görmemiş midir?

      Öyle ya, eğer bir insan erkeklik organından ve canından vazgeçebilecek kadar inançlı ise bir şekilde bir şeylere şahit olmuş, yani inancının doğruluğundan yani erkeklik organının ve canının BOŞA gitmeyeceğinden emin olmuştur! Aksi halde bir insan bunlardan neden vazgeçer?

      Evet söyleyin lütfen, bu arkadaşları erkeklik organları ve canlarını feda edecek kadar İNANDIRAN şey nedir?

      Sonrasında sizi İNANDIRAN şeyin ne olduğuna tekrar bakalım!

      Varmısınız?

  48. karaca dedi ki:

    kendi cinsel uzuvlarını kesipte bunu inançları uğrunda yaptıklarını söyleyenlere bir iki çift lafım sözüm vardır.
    bunların uğraştıkları,konular şeytan işi pisliklerdir,
    gerçekten allaha kurana tabi olanların elinin tersiyle itecekleri durumdur.
    bunun yorumu olsa olsa iblise biat etmek olabilir iblisin tam isteyipte bulamadığı bir uygulama
    yarın onlara sorar yüce allah ,size kim söyledi cinsel uzuvlarınızı kestiniz üstelik bunu benim adıma yaptınız.benden böyle bir sözmü aldınız diyecektir,bu uygulamayı yapın insanların ne diyeceklerini doğrusu merak ediyorum.
    derseki ey kullarım iblisin size telkininden uzak durun demedim mi diye sorduğunda,ne diyecekler
    ey rabbimiz bizim bundan haberimiz yoktu evet bizi iblis kandırdı demeleri kuvvetle muhtemel
    yine muhtemelen iblis hemen oradan zıplayacak yarabbi sende bilirsin ben sana bir söz vermiştim taki kıyamete kadar bana müsade ettin,kullarını senin yolundan ben saptıracağım onlara senin doğru yolunda türlü türlü tuzaklar kuracağım ben onları zorlamadım sadece verdiğim söze istinaden onlara telkin ettim onlarda uydular,bunda benim günahım yoktur. ben sana verdiğim sözün gereğini yaptım onlarda benim sözüme uydular dediğinde aynen durum iblisin dediği gibi ortaya çıkar iblise kulak vermek,
    allah yine insanlara sorar ey kullarım ben size düşünüp taşınmanız için akıl vermedim mi sizlere
    peygamberler göndermedim mi sizin bu yaptığınız nedir. niçin peygamberlere kulak vermediniz niçin benden inene riayet etmediniz dediğinde
    inkar edenlerin orda olmasını isterdim. muhtemelen inkar edenlere de sorulacak bu soru.
    sen değerli olarak yaratıldın ve sen yine kendi isteğinle bu değeri aşağılara iblise uyarak çektin
    o halde sen aşağılardan aşağılıksın dediğinde kim kurtaracak bu insanları
    o halde yine benim rahmetimden uzaklaşmış olarak girin cehenneme dediğinde kim kurtaracak bu insanlara
    var sayım olarak bakabilirsiniz
    ama benim nazarı dikkatimde varsayım değildir. bunu kuran bizlere bildiriyor ister inanın ister inanmayın,
    inananların ve inanmayanların işi bundan sonra allaha kalmıştır o ne hüküm verecek bilinmez
    dilerse azad eder dilerse azab.
    yine aynı konulara dönüyoruz,
    ama inanlar için gerçek budur.
    yüce allah insanlara cinsel uzuvlarınızı bana inancınızı göstermek için kesin diye telkinde bulunmaz
    bu telkini yapan olsa olsa iblisin telkini olmalı
    diyeceğim budur.

    • toro dedi ki:

      Sayın karaca,

      O baltanız var ya, hani sürekli taşa vurduğunuz, yazık o baltaya kırıldı kırılacak!

      Dostum hani o uğruna erkeklik organlarının feda edildiği tanrı Attis Kadim Frigya medeniyetinin tanrılarındandı. Frigler ise M.Ö. 12 ve 7 yüzyıllar arasında Anadolu’da hüküm sürdüler! Yani sizin onlarında onunla sorgulanacağını söylediğiniz inancınızın ortaya çıkmasından taaa 1700 yıl önce Frigyalılar Attis için tapınaklar yapıyor ve dediğim ritüeli uyguluyorlardı!

      Hani diyorsunuz ya,

      ”ama benim nazarı dikkatimde varsayım değildir. bunu kuran bizlere bildiriyor İSTER İNANIN İSTER İNAMAYIN,” sizden alıntı

      durum bu kadar basit. Dışarıdan bakan birisi olarak benim nazarımda, sizin inanma haliniz ile Attis’e inananların inanma hali arasında hiç bir fark yoktur.

      Adamlar inandıkları tanrının gerçekliğine vurgu yapmak yani onun gerçek olduğunu ispat etmek için erkekliklerinden ve hayatlarından vazgeçecek siz de bu yaptıklarını 1700 yıl sonra ortaya çıkacak bir inanca göre ”şeytan işi pisliklerdir” şeklinde açıklamaya yelteneceksiniz! Komik oluyor!

      Farzedin ki zamanda yolculuk yaptım ve size değilde kendi inancının dolayısıyla da tanrısının GERÇEK tanrı olduğunu iddia eden bir Frigyalı’ya,

      ”senin tanrının GERÇEK tanrı olduğunu ispatlayabilirmisin” diye sordum! Oda buna karşılık erkeklik organını keserak ağacın dibine attı ve büyük bir olasılıkla kan kaybından veya enfeksiyondan hayatını kaybetme riskini de almış oldu!

      Şimdi sizin kuru sözlerinizmi daha etkili bir İNANDIRMA sağlar yoksa o Frigyalı’nın yaptığımı?

      Ha yok ben bahsettiğim tanrıyı bizzat gördüm, ama elim kolum bağlı onu gördüğümü kanıtlayamıyorum diyorsanız iş değişir! Bu durumda sanırım sizde ödüllendirileceğinizden yani öldükten sonra bahsettiğiniz tanrı ile karşılaşacağınızdan emin olarak herhangi bir uzvunuzu ya da canınız feda edebilirsiniz!

      İşte o zaman o Frigyalı ile sizin durumunuz arasında karar vermem (hanginiz inandığı tanrıyı gördü, hanginiz o tanrıdan hayatı pahasına emin) güçleşir!

      Varsa bir gördüğünüz ya da bir bildiğiniz, caf caflı cümleler ya da sizin temennileriniz olmaktan öteye gitmeyen söylemler yerine onları kullanınız!

      Aksi halde yaptığınız, bir inanca inandığında o inancın mutlak doğru olduğunu söylemekten başka şansı olmayan diğer milyarlarca insandan bir farkınız olmayacaktır!

      Onlarda sözlerden başka birşey gösteremiyordu, sizde gösteremiyorsunuz!

  49. karaca dedi ki:

    sayın toro

    o halde niye uğraşıyoruzki,herkes bildiğini yapsın kim doğru biliyorsa,doğru bildiği mutlaka karşısına çıkacaktır
    ben hayali konuşuyorsam,ben kaybederim yok başkaları hayali konuşuyorsa onlar kaybeder,
    bundan ötesi zaten hikayedir kim neye inanırsa inansın buna kimsenin karıştığı yok,bana kalırsa ben doğru söylüyorum onlara kalırsa onlar doğruyu söylüyorlar,onlar benim inancımı yok sayar bende onların inancını yok sayarım olur biter,
    günü geldiğinde insan yaptıklarının hesabını tek tek vermeye başladığında bu işler belli olur,
    bana düşen inandığım yaratanı savunmak diğerine düşen de kendi inancını savunmak
    bana göre cinsel uzuvlarını inançları uğruna kesmek yanlış
    onlara göre doğru olabilir bana teklif etseler böyle bir şeyi ben yapmam
    bunun yasak olduğunu bilirim öteki adam için yasak yoksa beni de ilgilendirmez
    hani demem oki
    akıl var mantık var akla mantığa uymayan hiç birşey inanç olarak yorumlanabilmesi takip edilmesi uygulanması aklın mantığın kabul ettiği bir şey olurda ha dersin adam haklı yaptığı akla mantığa uyuyor varsın yapsın dersin
    yapılan işlem akla mantığa uygun değil ondan dolayı ben iblisin işi pislik işler diye izahta bulunmuştum yoksa beni ne ilgilendirir isterse gider taşa tapar bu onun bileceği iş
    her neyse herkes doğru bildiği yolda yürümeye devam mademki kimse kimsenin işine karışmıyor
    bunların yaptıkları da öyle olsun, doğru biliyorlarsa uygulasınlar
    herkesin yaptığı kendine dir onların yaptığının bana bir faydası yok benim yaptığımın onlara bir faydası yok
    sonuçta İŞ GİTTİĞİ yere kadar gider
    problem yok
    nasılki ben seni tenkit edebiliyorsam sen de beni tenkit edebiliyorsun
    belki sen haklısın belki ben
    sen haklı olduğunu ispat etmeye çalışıyorsun ben benim haklı olduğumu ispat etmeye çalışıyorum.
    sonuçta bir yere varamıyoruz o halde bırak insanlar inandığı gibi yaşasın
    kim neye taparsa tapsın zerre kadar umurumda değil
    kabul edemediğim nokta Akıl sahibi insanların bu tür akla ziyan işlere bulaşmaları
    akılsızlıklarını veya akıllarını kullanmamalarıdır
    her neyse problem yok.

    • toro dedi ki:

      Sayın karaca,

      Diyorsunuz ki;

      ”o halde niye uğraşıyoruzki,herkes bildiğini yapsın kim doğru biliyorsa,doğru bildiği mutlaka karşısına çıkacaktır” sizden alıntı

      Ben de diyorum ki;

      Ha şunu bileydiniz!

      Ama bu lafı söyledikten sonra çıkıp o insanlara, senin ki yanlış benim ki doğru dayatması yapmayın! Sizin de çok güzel ifade ettiğiniz üzere, neyin doğru olduğunu ancak ”karşınıza çıktığında” bileceksiniz! O ana kadar ise sadece inanacaksınız!

  50. kul dedi ki:

    toro
    12/05/2016, 10:20bu tarihli yazına cevap

    ”Adam öldürürseniz ya da sözünüzü tutmazsanız köle azad edin” Ya da ”köleleriniz özgür kalmak isterlerse bedel versinler” yani kendilerini sahiplerinden SATIN alsınlar!

    Dostum sizin inancınıza göre yalan söylemek ve adam öldürmek yasak değilmi? DEMİŞSİNİZ

    Bu durumda da bu inancın peşinden gidenlerin adam öldürmemesi ve yalan söylememesi gerekir. Dolayısıyla adam öldürmeyen ve yalan söylemeyen ya da sözünü tutmayanın köle azad etmesi gibi bir derdi de olmaz! Yani işler planlandığı gibi gittiğinde yani insanlar inandıkları tanrılarının kendilerinden istediği şeyleri yaptığında ortada adam öldüren ya da sözünü tutmayan insan kalmayacaktır.DEMİŞSİNİZ

    Dolayısıyla köle azad edilmesini gerektirecek bir durumda olmayacaktır!DEMİŞSİNİZ

    Peki dostum, adam öldüren ya da sözünü tutmayan kişi sıradan bir insan yani yoksul bir insan ise,onu ölümden ya da tutulmamış sözünden dolayı cezalandırılmaktan kurtaracak birşey varmı? Yani bu arkadaş olmayan kölesini azad ederek bu günahların kefaretini ödeyebilirmi? Tabi ki hayır! DEMİŞSİNİZ

    **************************************
    Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. BAKARA 85.AYET

    Âhirete karşılık dünya hayatını tercih eden bu kişilerin azapları hafifletilmeyecek ve kendilerine yardım da edilmeyecektir. BAKARA 86.AYET
    ************************************
    Yanlışlık olması dışında, bir mümin bir mümini öldüremez. Yanlışlıkla bir mümini öldürenin, mümin bir köle âzat etmesi ve ölenin ailesine de bir diyet vermesi gerekir. Eğer ölenin ailesi bağışlar, diyetten vazgeçerlerse başka! Öldürülen mümin, düşmanınız olan bir topluluktan ise öldürenin mümin bir köle âzat etmesı gerekir. Eğer öldüren kişi, sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine bir diyet verecek ve mümin bir köle âzat edecektir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay kesintisiz oruç tutması gerekir. Allah bilendir; işini yerli yerince yapandır. NİSA 92.AYET

    Her kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası, içinde süreli kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. NİSA 93.AYET

    ******************************************
    Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun kefâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek ya da bir köle âzat etmektir. Bunları bulamayan kişi üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde, yeminlerinizin kefâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz MAİDE 89.AYET

    ***************************************
    Görüyorsunuz ya sevgili dostum, her düzen güçlüleri korur onların düzenden görecekleri zararı minimize eder!DEMİŞSİNİZ

    Yani köle sahibi adam öldürüp, sözünü tutmadığında köle azad edecek ve kurtulacak ama yoksul kişi aynı suçlar için ceza çekecek, canından olabilecektir!
    Bu nedenle eğer yoksulsanız yani köleniz yoksa, adam öldürürken ya da verdiğiniz sözden dönmeyi düşünürken varsıl ve köle sahibi birine göre daha fazla dikatli olmalısınız! DEMİŞSİNİZ

    Uzun lafın kısası! Köle edilmiş ve üzerine değer biçlmiş bir insanı azad ederek köle sabinin malından yani parasından eksiltme yapmayı amaçlayan bu kefalet uygulamalarını köleliğin kaldırıldığına yormak, üstelikte bunu günümüz dünya koşullarında köleliğe duyulan antipatiden etkilenmemek adına yapmak dürüstlük değildir!DEMİŞSİNİZ

    Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Allah, ikinizin konuşmasını işitmektedir. Çünkü Allah her şeyi işitendir; her şeyi görendir. MÜÇADİLE 1.AYET
    Sizden zıhar yapanlar/hanımlarını annelerine benzetenler bilmelidirler ki, o hanımlar onların anaları değillerdir. Onların anaları, ancak kendilerini doğuran kadınlardır. Onlar çirkin ve yalan bir söz söylüyorlar. Bununla beraber Allah affedicidir; bağışlayıcıdır. MÜÇADİLE 2.AYET

    Hanımlarından zıhar ile ayrılmak isteyip sonra söylediklerinden dönenlerin hanımlarıyla cinsel ilişkide bulunmadan önce bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen budur. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. MÜÇADİLE 3.AYET

    Köle azad etmeye imkân bulamayan kişi, hanımıyla cinsel ilişkide bulunmadan önce kesintisiz iki ay oruç tutsun. Buna da gücü yetmezse, altmış fakiri doyursun. Bu hafifletme, Allah’a ve Peygamber’ine inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah’ın hükümleridir. Kâfirler için acı bir azap vardır. MÜÇADİLE 4.AYET

    Âyetleri apaçık indirmemize rağmen Allah’a ve Peygamber’ine karşı çıkanlar, kendilerinden öncekilerin aşağılandıkları gibi aşağılanacaklardır. Sözlerimizi inkâr edenler için alçaltıcı bir azap vardır. MÜÇADİLE 5.AYET

    Allah, onların hepsini dirilttiği gün, kendilerine yaptıklarını haber verecektir. Onlar unutsa da, Allah onları sayıp dökecektir. Allah her şeye şahittir. MÜÇADİLE 6.AYET

    Göklerde ve yerde olan biten her şeyi Allah’ın bildiğinden haberin yok mu? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O’dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O’dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunursa bulunsunlar, mutlaka Allah onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir. MÜÇADİLE 7.AYET

    ************************************************

    *********************
    Dostlarım, kölelik S.Arabistan ve Yemen de ancak 1962 yılında ve Birleşmiş Milletlerin baskısıyla kaldırıldı! Sormak hakımız değilmi, BM banane deseydi ve kölelik o topraklarda kalkmamış olsaydı, bugün benimle kölelik bizim inancımıza göre yasak edilmiştir iddiasıyla münazara yapabilirmiydiniz!DEMİŞSİNİZ

    HİÇ ÇEKİNMEDEN KEM KÜM YAPMADAN AYETLERİ VERDİM İSTER İKNA OL İSTERSEN OLMA BU SENİN BİLECEGİN BİR İŞTİR AKLIN VAR MANTIGIN VAR VİJADANIN VAR VS VS SV
    BU AYETLERİ ELBET BAŞKALARIDA OKUYACAK

    Ayrıca tanrısının direktiflerine günümüz dünyasında oluşmuş antipatilere göre yön vermek yani tanrısının söylemlerini şartlara göre yeniden dizayn etmeye çalışmaktır! DEMİŞSİNİZ

    KURAN ORTADA AKIL VE MANTIK ORTADA ŞUUR VE BİLİNÇ ORTADA

    BU DURUMUN SENİN ACİZLİGİNİ İFLAS ETTİGİNİ ZORLA OLMAYAN ŞEYLERİ KURAN DA VAR OLARAK KABUL ETMEMİZİ İSTEMESİ ARZULAMASI NE ACI ATALAR YANLIŞ YAPTI DİYE O YANLIŞI BİZLER VE KURAN NİYE KABUL ETSİN SEN NİYE RAHATSIZ OLUYORSUN YAPANLAR ORTADA KURAN ORTADA SADECE KURAN DİYENLER ORTADA GERCEKLER ORTADA KURAN ORTADA AYETLER ORTADA FAKAT İDDİALARINIZI SOMUT OLARAK İŞTE BURADA DİYE İŞTE DİYEREK GÖSTEREMİYORSUNUZ BUDURUMUNUZ AYAN BEYAN BİRŞEKİLDE GÖRÜLÜYOR NE DİYE BİLİRİM SABRETMEKTEN BAŞKA TAVSİYEDEN BAŞKA

    BİR KAÇ TANE ÖRNEK

    İnancınızın tepkilere göre değiştirmeyin! Dürüst olup inandığınızın ya da inanmak zorunda olduğunuzun arkasında durun!DEMİŞSİNİZ
    İNANIN BANA ASLA TEPKİLERE GÖRE YANİ NABZA GÖRE ŞERBET VERMİYORUZ SADECE KUR AN DİYENLER
    ÖRNEK KURANDA OLMAYANLAR VARMIŞ GİBİ İDDİA EDEREK UYDURANLAR VE O YANLIŞLARA BAKARAK KURAN I VE GERCEKTEN SAMİMİ BİRŞEKİLDE KURAN I OKUYUP İNÇELEYİP BUNLAR ASLA KURANDA YOKTUR DİYENLERE YANLIŞLAR ÜZERİNDEN SİZİN TABİRİNİZLE ****** İnancınızın tepkilere göre değiştirmeyin! Dürüst olup inandığınızın ya da inanmak zorunda olduğunuzun arkasında durun!DEMENİZ

    İŞTE İKİ ZÜMREDE GERCEKTE OLMAYAN FAKAT VARMIŞ GİBİ HEP OLMAYAN KONULAR ÜZERİNDEN İNATLA ISRARLA BİLİNÇLİ BİRŞEKİLDE VAR OLDUGUNU SÖYLEYEREK MÜCADELE ETMESİ ASLINDA BU KURAN IN KESİNLİKLE VE KESİNLİKLE BİR YARATICIYA AİT OLDUGUNU ANLADIGI ANLAMINA GELİR ÇÜNKİ ISRARLA BU YANLIŞLAR VARMIŞ GİBİ HEP OLMAYAN ŞEYLER ÜZERİNDEN MÜCADELE ETMENİZ ISRARLA GERCEKLERİ CARPITMANIZ VS VS VS PSİKOLOJİNİZİ ORTAYA CIKARTIYOR ŞİMDİ VARDENİLEN ASLINDA ASLA OLMAYAN SÖZDE KURANDA YANİ İSLAMDA ASLA OLMAYAN YALAN UYDURULAN LAR
    1 RECMEDME
    2 DİNDDEN DÖNENİ ÖLDÜRME
    3 İPEK ELBİSE GİYMEK HARAM
    4 MİDYE HARAM
    5 ERKEKLER ALTIN TAKMAZ
    6 MÜZİK DİNLEMEK HARAM
    7 RESİM YAPMAK HARAM
    8 namaz kılmayanın cezalandırılması
    9 COCUKLARIN EVLENDİRİLMESİ VS VS VS GİBİ SACMA SAPAN KURANDA ASLA OLMAYAN ŞEYLERLE İNADINA VARMIŞ GİBİ OLMADIGINIDA BİLDİGİNİZ HALDE YAPIYORSUNUZ BU DURUM NE ACI ÖYLE ACI Kİ ŞU DURUMUNUZ BİLE YETERLİDİR SİZLERİN KURAN KARŞISINDA ACİZ KALDIGINIZIN GÖSTERGESİDİR BAK ARKADAŞIM YADA ABİM NİYE KURANDAN BAŞKA BİR DİN KURAN IN KARŞISINA KİTAP SAHİBİ BİR DİN VE O DİNİN İNANIRLARI CIKAMAZ HEP BAŞKALARI ÖRNEK SEN VE ATEİSTLER CIKAR VS VS SV

    • toro dedi ki:

      Sayın kul,

      Bakın hala bekliyorum, hala bana iddianızı kanıtlayıp beni yanınıza çekeceğiniz anın gelmesini bekliyorum. Sorduğum soruya cevap verecekmisiniz?

      Üstelik beni doğrulamaya da devam ediyorsunuz! Bakın, sözde benim söylemlerimi ekarte etmek adına paylaştığınız ilk söylevi aşağıya alalım;

      ”Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz KİTABIN bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. BAKARA 85.AYET” sizden alıntı

      Hangi kitabın? Bakara Büyük Göç’ün 1 ve 2. yıllında okundu inanırlarına! Yani o okunup bitirildiğinde henüz 27 tane sure henüz inmemişti (281.ayeti hariç). Bir çok yasak ve birçok değişiklk henüz yapılmamıştı! Mesela;

      8 Enfâl
      3 Âl-i İmrân
      33 Ahzâb
      60 Mümtehine
      4 Nisâ
      99 Zilzâl
      57 Hadîd
      47 Muhammed
      13 Ra’d
      55 Rahmân
      76 İnsan
      65 Talâk
      98 Beyyine
      59 Haşr
      24 Nûr
      22 Hac
      63 Münâfikûn
      58 Mücâdele
      49 Hucurât
      66 Tahrîm
      64 Teğâbun
      61 Saff
      62 Cum’a
      48 Fetih
      5 Mâide
      9 Tevbe
      110 Nasr

      Yukarıdaki sureler henüz ortada yoktur! Onlara bir bakın hatta bakmayın da benim gibi yapıp içlerinde ne olduğunu görmek için okuyun! Bakalım bunlar olmadan yani sadece Bakara insanlara okunduğunda ve tabiki sizin paylaştığınız sözlüğe göre henüz düzenli materyallere yazılıp iki cilt arasına konulmaya hazır halde olmayan bir söylev kendine KİTAP diyebilir miymiş görelim!

      ”YANLIŞLIK olması dışında, bir mümin bir mümini öldüremez. Yanlışlıkla bir mümini öldürenin, mümin bir köle âzat etmesi ve ölenin ailesine de bir diyet vermesi gerekir. Eğer ölenin ailesi bağışlar, diyetten vazgeçerlerse başka! Öldürülen mümin, düşmanınız olan bir topluluktan ise öldürenin mümin bir köle âzat etmesı gerekir. Eğer öldüren kişi, sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine bir diyet verecek ve mümin bir köle âzat edecektir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay kesintisiz oruç tutması gerekir. Allah bilendir; işini yerli yerince yapandır. NİSA 92.AYET” sizden alıntı

      Bu mudur yani? Yahu ben bunların herbiri için sayfalarca yazı yazdım. Neden cevabını sayfalar dolusu kelimeyle vermiş olduğum söylemleri pişirip, pişirip buraya taşıyorsunuz?

      ”KURAN ORTADA AKIL VE MANTIK ORTADA ŞUUR VE BİLİNÇ ORTADA” sizden alıntı

      Nasıl ortada dostum? Nerede ortada? Yahu bu nasıl bir bencilliktir! Sizin okunurken de kitaptı diye iddia ettiğiniz metin gerçekten sayfalara yazılıp iki cilt arasına konulup muhafaza edilmeye başlandığında her isteyen başına gidip acaba bunun içinde ne yazıyor diye bakabiliyor muydu? Ne zannediyorsunuz siz, o söylemler indiğinde bütün dünyada bütün insanlara okunuyor muydu? Bencilliğiniz ve algınız o kadar ileri gitmiş ki elinizde kolayca tutabilip istediğiniz gibi okuyup taşıyabildiğiniz o kitabın ilk yazıldığı anda da elde tutulup taşınabildiğini, kolayca okunabildiğini zannediyorsunuz? Yorumlarınızın tamamı bu algı üzerine şekilleniyor!

      Dostum matbaanın icadından yada icad edilen matbanın o topraklara ne zaman getirildiğinden yani o at arabasına yüklenmeden taşınması mümkün olmayan kitabın ilk defa ne zaman elde taşınabilir baskılarının yapılıp insanların evlerine girmeye başladığından haberiniz varmı?

      Ne sanıyorsunuz o nun tarihi sizin 47 yıllık hayatınız kadar mı?

      Yeter ama, tartışmanın ve münazaranında bir üslubu bir vicdanı vardır! Ağzınıza gelen her tezahüratı, münazara malzemesi yapamazsınız! Evet sizin şuan icra ettiğiniz şey tezahürat yapmak!

      Bilgi yok, araştırmayı çeşitlendirmek yok, izan yok!

      Şimdi gelelim son izansızlığınıza ;

      ”BAK ARKADAŞIM YADA ABİM NİYE KURANDAN BAŞKA BİR DİN KURAN IN KARŞISINA KİTAP SAHİBİ BİR DİN VE O DİNİN İNANIRLARI CIKAMAZ HEP BAŞKALARI ÖRNEK SEN VE ATEİSTLER CIKAR VS VS SV” sizden alıntı

      Arkadaşım bir insan nasıl bu kadar bilgisiz ya da cahil (üzgünüm) olabilir?

      Yahu sizin inancın mensupları ilk andan başlayarak yüzlerce yıl boyunca başka dinlere inananlarla savaşıp birbirlerinin binlercesini öldürmedi mi? O haçlı savaşları neydi? Yahudiler sizden neden nefret ediyor? Hadi onu bırakın sizin inancın inanırları aralarında bile anlaşamayıp mezheplere ve tarikatlara ayrılarak birbirlerinin binlercesini katletmiyormu, hala? Aynı dine inananlar birbirlerinin karşısına çıkıp birbirlerine öyle değil böyle anlamalı böyle inanmalısın diyor sonra olay kavgaya dönüp birbirini öldürmeye kadar uzanıyor! Sonra sizin gibi geçmişinden ve bugününden bihaber arkadaşlar suçlayacak başka birilerini arıyor!

      Biraz dürüst olun, o adını dilden düşürmediğiniz vicdanınız biraz işe yarasın! Yahu siz bulaşmasanız hiçbir dine ya da tanrıya inanmayan insanların sizinle ne işi olur? Onların öyle bir dertleri yok ki? Ellerinde ateistlik ya da deistlik ya da panteistlik ya da vs. kitapları yok, içinde herhangi bir dine ya da tanrıya inananlarla bulduğunuz yerde tartışın, üzerlerine gidin, aranızda yaşamalarını imkansız hale getirin, bağlayın, öldürün, sürün diyen!

      Var mı?

      Bakın bu işi uzatmaya gerek yok! Madem haklısınız kanıtlayın sizden beklediğim şeyi! Yoksa iddianızı sadece tezahürat yaparak bize dayatmaktan vazgeçin! Madem inanıyorsunuz gerçekliğine, bizden size ne? Gidin kendi halinizde yaşayın, inancınızı alma verme dünyanızı?

      • toro dedi ki:

        Sayın kul,

        Hala bir KANITLAMA bekliyorum. Bakın kanıtlayamadığınız ya da kanıtlayamacağınızı düşündüğünüz için geri çekildiğiniz andan itibaren, kanıtlayamadığınız ya da kanıtlayamayacağınızı düşündüğünüz için geri çekildiğiniz konuyla alakalı herhanbi bir yorum ya da paylaşım yapamazsınız!

        Paylaştığınız linklere de göz atma fırsatı buldum ve anladım ki, nasıl tezahürat yapılacağını onlardan öğrenmişsiniz!

  51. kul dedi ki:

    Satın rammsteinn ve merak edenler
    güzel bir örnek

    • rammsteinn dedi ki:

      hanım kızımızın hikayesine devam edelim.
      inançlı çocuk doğunca kendini kurana verir “inanmayanı nerede bulursanız öldürün” ayetiyle inançsız kardeşini ve yüzlerce inanmayanı canlı bomba olarak patlatarak hep beraber ölürler.
      alternatif devam
      anne ekonomik sıkıntıdan dolayı çocuklarını evlatlık verir. hindistanlı aileye verilen çocuk keşiş olur. diğer çocuk şaman bir aileye verilir. o da şaman olarak hayatına devam eder.
      başka güzel bir hikaye daha
      adamın biri çok kötü bir müslümanmış. öldürmüş tecavüz etmiş hertürlü pisliği yapmış. öldükten sonra allahın huzuruna çıkmış herkes bu kişinin cehenneme gideceğini zannederken allah demiş ki “sen zamanında bir kuşa yem atmışsın bu içindeki iyiliği gösterir seni cennete alıyorum”
      herkes şok. adam cennette hurileriyle sabahlar olmasın moduna girmiş.

      eğer güzel hikayeler istiyorsanız en güzel hikayeler yunan mitolojosinde. zeus afrodit hades dizi tadında

  52. bir kul dedi ki:

    rammsteinn

    19/05/2016, 09:12 bu tarihli yazına cevap

    nekadar aciz bir anlatım yapmışsınız içinizdeki şiddeti nefreti kini vs vs vs kusmuşsunuz çiddi olarak cevap vereceginiz fikir yürüteceginize yada cürütmeye kalkacagına hurafe dini uydurulmuş dinin savunucularını gercek dinde asla olmayan olması muhtemel bile olamayacak fitne gibi şiddet gibi törör vs vs vs şeyleri kuran a ve sadece kuran diyenlere yaftalamaya kalkmanız sizin zordurumdan kurtulmak için birşeyler karalamışsınız yanlız camur izi elinizde kalmış

    • rammsteinn dedi ki:

      ben terörü islama yaftalamaya çalışmıyorum. islam zaten terörün içinde yani yaftalanacak bir durum yok ortada.
      kabullenemeyen müslümanı anlarım. ama kalkıpta “onlar yanlış anlıyor kuranı” demek saçmalık ötesidir.
      en büyük terör örgütü olan işit lideri bagdadi. adam kuran profösorü. kuran üniversitesinden mezun. anadili arapça. şimdi bu kişi kuranı nasıl yanlış anlıyor? bunu iddia eden kişi mesela sayın kul size soruyorum arapça kaç kelime biliyorsunuz?
      onlar yanlış anlıyor demek ne demek?
      arabistan. 60-70 sene önce sayın kul arabistanda “dünya yuvarlak” deseydin kurana ters düştüğün için mürted olur idam edilirdin.
      “kuranda dünya devekuşu yumurtasına benzetilmiştir” diyerek işin içinden çıkarak şunu diyorsunuz
      1300 sene boyunca hiçbir arap ya o ayeti okumadı. ya da okudu anlamadı. okuyup anlamaması zaten gene bir çelişkidir. öyle ya allah “kuran apaçıktır” der. hemde defalarca.hadi diyelim ki allah apaçık “dünya yumurtaya benzer” dedi. araplar dahil hiçbir insan anlamadı.herkez ayetlere bakarak dünya düzdür anlamını çıkardı. bu sefer başka bir çelişki var. allah geleceği biliyor. defteri kebir var. allah bu yumurtalı ayeti yazdırırken geleceğe baksa insanların yanlış anlayabileceğini görürdü. hadi diyelim ki unutkanlıktan ayeti yazdırdı geleceğe bakmadı. ama bu seferde insanların kaderini allah yazdıysa “dünya yuvarlaktır” dediği için öldürülen birisinin kaderini de mi görmedi? üstelik aynı konu köleliğe çevirirsek dünyada belki de yüzmilyonlarca insan 1300 sene boyunca yanlış anlaşılan ayetler yüzünden esir hayatı yaşadı.
      diyelim ki ben bir zenci olarak 100 sene önce yaşadım. hemde müslüman olarak. öbür tarafta allahın huzuruna çıktığımda allaha isyan ederim derim ki
      ey allah efendi sen kurana kölelik yasaktır yazdırsaydın bende insan gibi yaşardım
      allah der ki -ben yazdım ama insanlar anlamadı
      bende derim ki “sen benim kaderimi yazdıysan nasıl olurda benim köle olarak doğup öleceğimi bilmezsin?”
      allah der ki “unutmuşum kusura bakma
      bende derim ki “ben müslümansam sana hakkımı helal etmiyorum.”
      allaha olan hakkımı helal etmezsem islamda bug oluşur.

      sen gene suçu kabahati avrupaya at. doğru ya hep gavurlar müslümanı gaza getirip biribirine düşürüyor. hep yahudi oyunları bunlar hep amerika oyunları.

      yahu muhammet ölür ölmez kavgaya tutuşurken kim karıştır dı müslümanları? kavga etmekten adamın cesedi koktu.

      hadi diyelim ki gavurlar müslümanları karıştırıyor. yahu sizin zekanız kıt mı?
      1300 sene kuranı yanlış anlaşıldıysa bu tez doğru olabilir. 1300 sene boyunca yazılan hiçbir tefsirde ne dünyanın yuvarlak olduğu yazılıdır. ne de köleliğin yasak olduğu.
      islam aleminin ciddi bir zeka sorunu olabilir.

  53. bir kul dedi ki:

    rammsteinn
    20/05/2016, 14:43
    ben terörü islama yaftalamaya çalışmıyorum. islam zaten terörün içinde yani yaftalanacak bir durum yok ortada.
    kabullenemeyen müslümanı anlarım. ama kalkıpta “onlar yanlış anlıyor kuranı” demek saçmalık ötesidir.
    en büyük terör örgütü olan işit lideri bagdadi. adam kuran profösorü. kuran üniversitesinden mezun. anadili arapça. şimdi bu kişi kuranı nasıl yanlış anlıyor? bunu iddia eden kişi mesela sayın kul size soruyorum DEMİŞSİNİZ

    http://www.yeniakit.com.tr/haber/daesi-kim-ne-zaman-nasil-ve-nerede-kurdu-152639.html

    • rammsteinn dedi ki:

      müslümana göre islami terör örgütleri
      El Kaide: yahudiler kurdu
      boko el haram: siyonistlerin işi
      işit: amerikan oyunu
      el-aksa şehitleri tugayı: budistlerin kumpası
      ansar el-islam: şamanların işi
      hamas: çinlilerin oyunu
      hizbu nüsra: japonların işi

      görüldüğü üzere tüm islami terör örgütleri heeep başkaların işi. islamda hiçbir sorun yok. kuranı ve islamı karalamaya çalışanların oyunları bunlar
      öylemi peki?
      hadi diyelim ki ben islamı karalamak için bir terör örgütü kurmak istiyorum. internette propaganda yapıyorum. kime? tabii ki müslümanlara. diyorum ki islam için savaşmalıyız. peki benim bu progandam işe yarar mı? kesinlikle yarar. anında binlerce kişi destek olur. işi biraz daha ilerletebilirsem onbinlerce teröristi peşime takarım. peki kim takılır peşime? tabii ki müslümanlar. yani tüm terör örgütlerine katılanlar destekleyenler müslümandır.
      kuranda ki şiddet dolu ayetler insanları her zaman gaza getirmeye müsaittir.
      hadi diyelim ki islami terör örgütleri müslüman değil. sırf eğlence olsun sırf canilik için insan öldürüyorlar.
      hemen deneyebiliriz.
      başka bir terör örgütü kurmayı deneyelim. mesela kuranda sapkın iğren hayvan olarak tasvir edilen ateistler. ben ateist bir terör örgütü kurmak istiyorum mesela. başlıyorum progandaya. yapacağım propaganda sonucu eğer binlerce ateist kafa keser insan yakar kadınları köle olarak satmaya başlarsa derim ki “ateistler gerçekten teröristmiş” kimse diyemez “bunlar ateizmi yanlış anlıyor. onlar gerçek ateist değil”
      diyeceksiniz ki “dünyada zaten fazla ateist yok”
      dünyadaki ateist sayısı müslüman sayısına yaklaşıktır. ama 1 tane bile ateist terör örgütü yoktur.
      buna da cevap hazır. denir ki “geçen ay şu ülkede ateist müslümanı öldürdü”
      yani şu denmek ister.
      hergün islam adına binlerce insan öldürülür. hiç sorun yok.
      senede 1-2 ateist müslümanı öldürür. müslümanlar deliye döner.
      çifte standart bizim gibi müslüman ülkelerin sorunudur.

      atalarımız ne güzel demiş. iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır.
      1,3 milyar müslüman 1-2 milyonluk müslüman teröristi susturamıyor. bırak susturmayı onlara destek veriyor. mesele bizim ülkemiz. binlerce tır gönderildi suriyeye. güya içinde bisküvi var. inanmış farzedelim. yiyecek malzemesine kimse bir şey demez. ama bir gün durdurulan tırın içinden silahlar çıkıyor. üstelik bu bizim devletin resmi tırı. devlet babamız diyor ki “silah yoktu tırın içinde.yiyecek malzemesi vardı” aptal vatandaşı oynamaya devam ediyoruz. tamam diyorum.tırların içinde silah olan fotoğraflar fotomontaj. doğru ya benim devletim bir terör örgütüne silah gönderecek kadar küçülemez. aradan zaman geçer. fotoğrafı çeken kişiye devlet dava açar. mahkeme der ki “devletin gizli kalması geren sırlarını ortaya çıkarmaktan fotoğrafları çeken kişi suçlu bulunmuştur” aptal vatandaşı oynamayı artık bırakıyorum. çünkü dünyanın en gerizekalı birisi bile şu olayda nelerin döndüğünü anlar. ama gene de anlamıyorsunuz gene de anlamıyorsunuz. bu ülkenin en tepesinde ki kişi çıkıp dese ki “işite silahları ben gönderdim.destek oldum. ama sonra dostluk bozuldu. şimdi gönderdiğim silahları bize yönelttiler”
      bu lafın üstüne benim vatandaşım ne der?
      büyü yapılmış. cin girmiş içine. hristiyanlar papaz büyüsü yapmış. yoksa bizim devlet büyüğümüz asla böyle birşey yapmaz.
      öyle ya. bizim devletimiz asla terör örgütüne destek olmaz. hiç olmaz. islam ülkelerinin hiçbirinde teröre destek yoktur.
      masallara devam

      • bir kul dedi ki:

        rammsteinn
        22/05/2016, 10:49 BU TARİHLİ YAZINA CEVAP

        İMAM ŞAFİYE SORDULAR FİTNE ZAMANI HAKKI TANITANI NASIL ANLARIZ DEDİKİ DÜŞMAN OKUNU TAKİP EDİN O SİZİ HAK EHLİNE GÖTÜRÜR

        AKLIN YOU BİRDİR SEN İSTEDİGİN KADAR CARPIT ELLERİNDEKİ ARACLARIN HEPSİ O ADRESİ GÖSTERİYOR DELİLLERİN HEPSİNİ GÖRMMEK İSTEYENLER GÖRÜYOR TÖRÖRÜN TEK CIKARI VARDIR MENFAAT KİM KİRALARSA ONA CALIŞIR NİYE ORTADOGUDALAR NİYE HEP PETROL YERLERİ NİYE SURİYEYİ BU DURUMDAN KURTARMIYORLAR SÜRÜMCEMEDE BIRAKIYORLAR İSTESELER 1 HAFTADA OLAYI KÖKTEN CÖZERLER IRAKTA YAPTIKLARI ŞER GİBİ CÜNKİ İŞLERİNE GELMİYOR BUNU SENDE DAHİL HERKES TÖRÖRÜN MANTARGİBİ CIKMASINI SAGLAYANLARIN KİMLER OLDUGUNU ÇOK İYİ TAHMİN EDE BİLİYOR
        İNSANLAR İKİYE AYRILIR İNSANLIK DİYENLERLE İNSANLIGI KATLEDENLER

        Onlar bir kötülük işlediklerinde, “Babalarımızı bu kötülük üzerinde bulduk. Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Allah kötülüğü emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”ARAF 28.AYET

        NOT KURANDA ASLA ATEİSTTEN BAHSETMEZ İNKARCILARDAN BAHSEDER
        ALLAH I İDRAK EDEMEYEN AKIL YOKTURDA ONDAN

  54. karaca dedi ki:

    genel olarak:.
    internette ilhan yılmam diye bir şahsin yayınladığı videolara bir göz gezdirin,
    bakın insanlık tarihi hakkında bu şahıs çeşitli bilgileri yayınlıyor,
    bunlar arasında milyonlarca yıl öncesine ait olanları,yüzbinlerce yıl öncesine ait olanları
    mısır piramitleri,ve dünyadaki diğer pıramitleri,yeraltı şehirlerini, Mu ve atlantis adlı iki kitanın yok oluşunu bu kıta üzerinde yaşayanlardan bilgiler veriyor,hatta dünya dışı varlıkların dünyayı nasıl ziyaret ettikleri,ilkel kabile insanlarının atalarından öğrendiği bilgileri kuşaklar arası aktarımlarını,
    vs pek çok konuyu bu arkadaş işliyor, pek çoğuda henüz netlik kazanmamış konular mevcut
    insanlık tarihi veya insanlıktan önceki tarihleri de işliyor bu arkadaş,izleyin ve genel bir değerlendirme için sizinde mutlaka bu bilgilere soracağınız sorular olacaktır,
    bunları incelerken tek bir pencereden bakmamalı hepsini bir bütün de birleştirmeli yani dünya tarihinin çok eskilere dayandığı insanlık tarihinin çok yeni olduğu gibi bilgilere ulaşılabilinir
    200 bin ile son 30 bin senelik zaman dilimini işlemiş,modern insan denen bu gün ki yapıdaki insanın ortaya çıkışının son 30 binli yıllara dayandığını daha öncesinde modern denilen bu günkü insanın ortaya çıkmadığını bildiriyor bu arkadaş,200 bin ile son 30 yıl öncesinide bu arkadaş elinden geldiğince işlemeye çalışmış
    bilinen islam tarihi 1400 kusur yıldır yani zaman diliminde hiç olarak ifade edilebilir
    bunun 200-300 bin yıl öncesi karşısında ıslamın 1400 yıl önce yeşermesinin pek fazla
    insanlık tarihi hakkında bilgi veremediği kolayca anlaşılabiliyor,
    hiç bir şekilde ön yargılı olmadan bu videoları izleyin
    bu arkadaşın söyledikleri yayınladıkları hakkında ben düşünüyorum ve niçin böyle olmasın gibi bir soruyu da kendi kendime soruyorum.
    isterseniz inceleyin bir bakın.

  55. karaca dedi ki:

    Ayrıca şunu belirtmekte de fayda görüyorum,
    bilgisayarın tarihi daha çok yeni icad olduğu tarihten bu güne kadar bilgisayar olayı inanılmaz bir hizda ilerledi ve bu ilerleyişi de durmayacak gibi bundan 50 sonra yapılacak olan bilgisayarların neleri bilebileceği,hangi sırları açıklayabileceği,pek çok sorulan soruya kanıtlarıyla cevap verebileceğin ben düşünüyorum insan zekası bu yapay ürünün,insan gibi kısıtlamaları yok,insan belli hertzlerin altındaki veya üstündeki sesleri duyması imkansızdır bilgisayar için böyle bir kısıtlama söz konusu değildir.,yine görmek dna yapısını çözmek veya yeni bir dna yapmak bilgisayarın yapabileceği sıradan işler haline gelebilecektir. insanlığın sorduğu pek çok soruyu ayna gibi karşımıza bu aletler çıkaracaktır insanın ulaşamadığı her noktaya bu bilgisayarlar ulaşabilecektir,insana bu konuda ihtiyaç duyduklarını verebilecektir,çünkü üzerlerinde hiç bir kısıtlama yok hiç bir sınırı yok,ilerledikçe ilerliyor ama insan öyle değildir bundan yüz sene sonra da insan belli sesleri kulağıyla işitebilecek belli sesleri işitemeyecektir,insan sez gelimi saatte 5 km yol gidebiliyorsa bu 6 km ye çıkmayacaktır ama bilgisayar için böyle bir kısıtlama olmadığından insan oğluna bilgisayarla her türlü desteği sunabileceklerdir.muhtemelen bütün hastalıkların çarelerini ilaçlarını,kainatın yapısını bu şimdilik emekleme devrinde olan bu bebek bilgisayarlar büyüdüklerinde neler yapabilecek bunları tahmin etmek bile zor,insanlığın yaratılışını anlamakta bilgisayarlar veya geçmişini anlamakta bu aletler sonsuz bilgiler sunabilecektir.

  56. karaca dedi ki:

    İlahi bir dini olmayan neye inandıkları belli olmayan bir toplum,
    buyrun izleyin bunların inandıkları bir yaratıcı gücü olabilirmi var diyorsanız
    düştükleri bu hal nedir. allahsız bir toplum ateizmin örneklerinden biri.

    inançsız bir toplumun eninde sonunda gideceği nokta ar yok namus yok.

    • toro dedi ki:

      Sayın karaca,

      Kendi toplumunuzun beklentilerine göre şekillendirilmiş dünya görüşünüze göre tezahürat yapmayın! Her toplum kendi şartlarına ve ihtiyaçlarına göre bir yaşam biçimi geliştirir ve yaşar! Aynen lisan gibi!

      Şimdi dostum, başka bir bahsi konuşalım. Sizin paylaştığınız videnun yüklü olduğu platformda başka videolarda var! Mesela aşağıdaki;

      Şimdi, bir tanrının bilinçli olarak insanı yaratıp ona irade ve akıl verdiğine, diğer canlıları ise insanların yaşadığı dünyada, insanların hizmeti ve yararı için iradesiz ve akılsız olarak yarattığına inanan ya da inanmak isteyenlere sorumdur;

      İradesi ve aklı olmayan yani sırf yeryüzü düzenini ve çeşitliliğini sağlamak için var edilen, dolayısıyla varlıkları çiftleşerek üremek üzerine kurgulanmış diğer canlıların, eşcinsel eylemlerde bulunmasını nasıl açıklıyorsunuz?

      Tamam insanda irade(!) var ve bu irade onu doğru ile yanlış ya da günah ila sevap kavramlarının içini dolduracak eylemlere yönlendiriyor! Dolayısıyla videodaki eylemleri yapacak insanın özgür iradesi(!) ile yanlışa ya da günaha yöneldiğini iddia edebilirsiniz! Bu durumda irade sahibi olmayıp sırf fıtratlarının gereğini yapmaları için var olmaları beklenen diğer canlıların bu eğilimlerini nasıl açıklamalıyız!

      Yani irade sahibi olmayan varlıklar, nasıl olurda doğalarına aykırı eylemleri ifa edebilirler?

      Şimdi deniyor ki, evren mükemmel bir uyum ya da düzende yaratılmış (evrenin tamamını bilmeden ve evren tarihin tamamına şahitlik etmeden bunu nasıl biliyoruz o başka konu) dolayısıyla dünya da bu mükemmel uyumun bir parçası! Bu durumda ben merak ediyorum, eşcinsel eğilimler gösteren varlıkları bu uyumun ya da mükemmel dizaynın neresine koymalıyız?

      • karaca dedi ki:

        sayın toro
        örnek olarak hayvanların videolarını vermişsiniz, sanki düşünen bir akılları var gibi
        olay burada karıştırılmış ya benim söylemek istediğimi anlamadınız yada bütün yaratıklar aynıdır gibi bir mana çıkıyor eğer böyle bir mana çıkarıyorsanız buna karşı çıkarım
        insan farklı yaratılmıştır üstün yaratılmıştır akıl sahibi olarak yaratılmıştır,zaten bu özelliği nedeniyle sorumludur. hayvanın aklı olmadığından bir sorumluluğu yoktur.
        ama insanın aklından dolayı sorumluluğu vardır,burada bu farkı görmeniz gerekirdi.
        ben bu örneklemenize şiddetle karşı çıkıyorum,
        afrikanın veya dünyanın başka yerlerinde bu tarzda yaşayan insanların ilahi bir dini olmuş olsa idi bu şekilde hareket etmezlerdi,kendilerini hayvanların yaptığı gibi duruma düşürmüşler,
        peki ilahi bir dinleri olsaydı ne olurdu.
        yaratıcı tarafından kendilerine kısıtlamalar getirilecekti ar haya,namus eş evlat, gibi dünya hayatıyla ilgili bütün bilinen kavramlarda düzenleme,riayet,insanı hayvanlardan ayıran bütün düzenlemeler getirelecekti ve insan buna ya uyar yada uymazdı,şimdi örneği verilen insanların hiç bir inancı yok,yaptıklarının ne olduğunu bildiklerini sanmıyorum kaldıki bunu kendi inançlarıyla bağdaştıracaklar bu mümkün değil,
        hakikaten ilahi bir dine inanmış olsalardı bu yaptıklarının yasak olduğunu günah olduğunu ilahi dini kendilerine indiren bildiren tarafından verilecekti,ve bu emirleri uygulamak durumunda kalıp bu rezilliklerine son vereceklerdi.
        allah insanın kendini hayvan yerine koyup bu şekilde ortalıkta gezinmesini istemez bunu tasvip etmemiştir ar ve haya kavramlarını insanın beynine yerleştirmiştir bunlarda böyle bir kavramın olduğunu görebiliyormusun
        peki müslümanlarda veya ilahi dine inanan diğer toplumlarda allahın emirlerine uyan insanların yapabilecekleri bir uygulamamadır kesinlikle değildir ve şiddetle red edilir.
        peki neden red eder,kendisini yaratan rabbi tarafından bu tür hal ve hareketler yasaklanmıştır. inanıyorsa uymak durumundadır ve inandığını istenileni uygular,
        ve böylece hayvanlara has davranışlardan uzaklaşır. böylece kendi kültürünü kendi yaşamını oluşturur.
        bunların allah bilinci yok,var sa bile allahın ne istediğinden hangi kural ve yasaklara uyması gerektiğinden haberi yok hayvanlara has davranışları yapıyorlar
        yazımın başında da dedim ya,yüce rabbimiz koyduğu kurla ve kaidelerle insanı hayvanlardan ayırmıştır bu ayrımı insanların da görmesini istemiş insanları sürekli uyarmış ikaz etmiştir size yakışan bu değil budur diye,bunun anlaşılmayacak bir yönü yok
        tabiki bu toplum inançsız bir toplum,
        kısaca inancı olmayan toplumların genel adı ateizim değilmidir.
        ateizimde inancı kabul etmiyor şiddetle iman sahiplerini karşısına almıyormu
        ileri sürdüğü pek çok ipe sapa gelmez şeylerle insanların akıllarını karıştırmaya yeltenmiyormu yukardaki video inançsız bir toplumun ne hale düştüklerinin açık bir örneğidir.
        iyi valla hayvana has hal ve hareketlere gir ondan sonra bu insanların inancı var de
        allah insanın bu şekilde rezilliklere düşmesini tasvip etmez şiddetle karşı çıkar
        eğer onlarda allaha inanmış olsalardı bu duruma düşmeyecekleri kesindi. allahın ayetleri açık ve nettir,insanı hayvan gibi düşünmekten alıkoymuştur.
        insana insan olduğunu hatırlatır uyması uygulaması gereken kuralları davranışları hatırlatır.
        esenlikler dilerim.

      • karaca dedi ki:

        sayın toro

        Tamam insanda irade(!) var ve bu irade onu doğru ile yanlış ya da günah ila sevap kavramlarının içini dolduracak eylemlere yönlendiriyor! Dolayısıyla videodaki eylemleri yapacak insanın özgür iradesi(!) ile yanlışa ya da günaha yöneldiğini iddia edebilirsiniz! Bu durumda irade sahibi olmayıp sırf fıtratlarının gereğini yapmaları için var olmaları beklenen diğer canlıların bu eğilimlerini nasıl açıklamalıyız!

        sizden alıntı

        toro hayvanların böyle bir yükümlülükleri yok onu da nereden çıkarıyorsun sen tutmuş
        özel şekilde yaratılan hayvanlarla insanları aynı kefeye koyuyorsun
        hayvanın böyle bir sorumluluğu olabilirmi olması mümkün değil hayır anlamadığım şu hayvanın aklı yok fikri yok ne bilir ne yaptığını,fıtratı gereği nasıl yaratılmışsa öyle hareket eder gider eğer onlar içinde rabbimiz bir kısıtlama koymuş olsaydı bunu takip etmek görmek çok kolay olurdu hiç tespit edilemediğine göre bu davranış biçimi onların doğasında vardır hepsi için bunu söylemek pek mümkün değil ama yinede hayvanların yaratılış fıtratları aynıdır akılsız fikirsiz olarak yeryüzüne yaratıcı tarafından gönderilmişlerdir.
        yani toro insanı da bu katagoriye sokmak isteyenlere bir iki cevap vermek gerekmezmi.
        al sana bir örnek

        zorla olmadıktan sonra hangi hayvan oruç denilen uygulamayı yapar bu mümkünmü
        bunu yapabilecek olan sadece akıldır iradedir. neye göre yapar bu uygulamayı inandığı dinin emirlerinde böyle bir uygulama varsa buna uyar ve uygular
        hadi şimdi hayvanla bu insanı aynı kefeye koy biri ilahi emre uyuyor ve oruç tutuyor
        hayvan böyle bir şeyi ne biliyor ne tanıyor o hayvana oruç tut desen ne yazar oruç tutma desen ne yazar
        emir inananların uyuyabilecekleri bir şeydir. ve yüce allah tarafından bu emir indirilmişse
        içeriği şudur budur demeden uymak gerekir. afrikadaki kabileler ilahi bir dinden haberleri yok onlar için hayat vur patlasın çal oynasın olmalı,
        adamda yaradılış bilinci olmadığı belli eğer bunu sormuş olsaydı zaten kaynağa yani kurana ulaşmış olurdu. ulaştığı bu kaynağa yani kurana baktığında yaptığının yanlış olduğunu anlaması zor olmayacaktı. tabiki inanırsa kuranda yazılanlar nefislerine zor gelmezse kabul ederse bu cıplaklıktan kurtulacaklardı.
        insanı insan yapan hayvani duygulardan kurtulmak değilmidir,tarihin hangi devrine bakarsanız bakın eğer ilahi bir kaynakları yoksa böyle bir bildirim kendilerine gelmemişse pek çoğu azıtmış sapıtmıştır. kimisi insan kesmiş kimisi bilmem ne yapmış kimisi güneşe tapmış kimisi bir şeyler yapmış yoldan çıkmış
        şükretmek gerekirki 1400 yıl önce kuran insanlara bir güneş gibi ışıldamış
        insanları bulundukları karanlıklardan aydınlığa çıkartan yol olmuş,
        insanı insan yapan değerler kuranda hep yazılı uyduktan sonra bunun ne olduğu gün gibi ortaya çıkıyor
        arkadaşın biri yazmışta yazmış yok bilmem nerede külotsüz gezmek yasakmış,
        bilmem nerede hayvanlarla ilişkiye geçmek serbestmiş gibi yazılar yazmış
        ya ben anlatmayı bilmiyorum yada anlamak istemiyor bunları yazan
        ben diyorum ilahi bir dinleri yoksa adamın yaptığı kendi nefsine arzusuna uymak bunun dışına çıkamaz nefsi ne emrediyorsa onu yapar diyorum tutuyor bana uydurdukları nefislerinin dinlerinin emirlerine uyan insanların yaptıklarından örnekler veriyor bende diyorumki yahu bunların hiç biri yaratıcıya inanmıyorlar onun emirlerini duymamışlar uygulayamıyorlar diyorum bu seferde bunu kabul etmiyor.
        bana tutmuş kızlıkla ilgili örnek veriyor iğrençliktir diye
        hoppala buyur burdan yak,yahu sen kabul etmiyorsun iğrenç buluyorsun diye insanlar önüne gelene hadi gel geç mi diyecek,
        bende onun söylediklerine mana veremiyorum,bu adam ne yapmak istiyor diye
        onun yaptıklarını söylemlerini aynı kefeye koyuyorum
        ona sen iğrençlik yapıyorsun demiyorum
        o rahatlıkla kalkıyor benim dinimin emrettiği bir yolu iğrençlik olarak yorumluyor
        olur ona uyalım,
        valla hiç te uymam kusura bakmasın uyacaksa o bana uysun
        bizlerin kitabında böyle bir şey yokki nasıl iğrenç bulalım
        hadi deseki inandığımız kitab namus diye bir şey yok istediğiniz gibi istediğinizle birlikte olabilirsiniz sizin için bunda sakınca yok o zaman derimki bana bu lafı söyleyen doğru söyluyor onun söylediği benim kitabımda da var tamam o zaman sıkıntı yok
        ama gel gelelim bakıyorum bakıyorum böyle bir kavram bulamıyorum.
        olsa öyle bir şey tamam kabul edilebilir ama yok bilakis namusunuzu koruyun diye emir var
        e sen olsan ne yaparsın ilahi dine mi uyarsın yoksa kendi nefsinin arzularına uyarak namusu kızlık zarı olarak görüp bunu iğrençlikle yorumlayanın lafına mı uyarsın
        bir tarafta ilahi bir din diğer tarafta ne yaptığından haberi olmayan bir beşer. her fırsatta ilahi dini yargılıyor tenkit ediyor,işine gelmiyor onun lafına mı uyarsın,ha şunu da söyleyeyim bu tür insanlar piyasada pek çok ganimet gibi,her tarafı sarmışlar,
        çık çakabilirsen işin içinden

      • toro dedi ki:

        Sayın karaca,

        Sadece size öğretilenlerle ya da içinde yaşadığınız toplumun geleneklerine göre ilerler, öğretilenlere yenilerini eklemezseniz kendi hayallerinizin yansımalarını herkesin gerçeği olarak görmeye başlarsınız!

        Öncelikle eşcinsel hayvanlarla alakalı sorgumu tam olarak kavrayamadığınızı görüyorum.

        Sizin iddianız evren ve içindekilerin tamamını sizin tanrınızın yarattığı ve DÜZENLEDİĞİ değilmidir? Bu durumda bende soruyorum, iradeleri ve akıllarının olmadığını iddia ettiğiniz hayvanların içine eşcinsel eğilimleri KİM koydu? Sizin gibi inananların temel görüşü hayvanların verilen görevi ifa ettiği insanların ise sınandığı değilmidir? Öyleyse verilen (dünyanın, insanın hayatını idame ettirmeye adanmış düzeni içinde) görevi yapmaya programlı olan varlıklara nasıl olurda fıtratlarına aykırı eğilimler gösterebilirler?

        Ha bu durum tanrısı tarafından salt kendisine hizmet için yaratılan bir varlığın birden bire yaratılma gayesini aşan bir amacın peşine düşerek tanrısına, cehenneme girme pahasına isyan etmesi gibi bir şeyse, yani bu da size göre NORMAL ve OLAĞAN bir durumsa, bunu sizin kaleminizden okumak doğrusu hoşuma gider!

        Çünkü insanlardaki inanma halinin şiddetinin nelere kadir olduğunu deneyimlemeyi önemsiyorum!

        Şimdi gelelim yazımın başında değindiğim üzere bilgi sahibi ya da tam bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma halinizin size söylettiklerini herkesin gerçeği sanmanıza!

        Dostum öncelikle şu kadınlara özel zar la ilgil takıntınızı anlamış değilim! Bana söylermisiniz sizin tanrınızın habercisi olduğuna inandığınız kişinin evliliklerinin kaçı sizdeki bu takıntıya göre yapılmıştı? Onun yaptığı kaç evlilikte, namus kavramına istinaden bu beklenti (zar) öncelik olarak gözetilmişti? Kaç tane eş sizin kriterlerinize göre namuslu(!) idi?

        Öncelikle kimin peşinden gittiğinizin farkında değilsiniz!

        Öte yandan bilgisizlik ve araştırma yoksunluğu sizin başka bir gerçekliğe daha ulaşmanızı ya da algılamanızı engelliyor!

        Sevgili dostum, araştırmalara göre dünyaya gelen her 1000 (bin) kadından 1’i (bir) Hymen’i (kızlık zarı) olmadan dünyaya gelir ve yine dünyaya gelen bütün kadınların ilk cinsel deneyimlerinin yarıya yakınında kanama görülmez!

        Şimdi kabaca bir hesaplama yapalım! Sadece sizin tarafın sayısını alalım! Diyelim ki sizin gibi inanan 1,5 Milyar insan var! Bunların yarıdan fazksı kadındır ama biz yarısı diyelim. Yani sizin tarafta ve sizin gibi inanan tam 750 Milyon kadın var. Bu durumda yani bunların 1/1000’i yukarıda verdiğim istatistiğe göre doğuyorsa, sizin kriterinize göre yaklaşık 750 Bin kadın hemde sizin inandığınız tanrı tarafından namussuz olarak yaratılmış demektir!

        Şimdi bunun üzerine oturun ve tekrar düşünün namus nedir ar nedir?

    • rammsteinn dedi ki:

      karaca
      Xingu kabilesi görüntüleri seni ve senin gibi dindarları oldukça mutlu etmiştir. öyle ya bunlar çıplak,ahlaksız ar namus gibi kavramların olmadığı bir yer. allahın olmadığı bir kabile işte böyle ahlaksız olur.
      hemen irdeleyelim. ahlak nedir? namus nedir?
      bana göre ahlak kurallarını toplum belirler. yaşadığın toplumun çoğunluğu neyi yapıyorsa o ahlaklı olandır. örnek olarak değişik ülkelerdeki ahlak kuralları
      -Tayland’da külotsuz sokağa çıkmak suç.
      -Avustralya’da bir erkek sarhoşsa, kangurularla ilişkiye girebilir. Ama sarhoş değilse bu suç sayılıyor.
      -Lübnan’da erkekler, hayvanlarla dişi olduğu sürece cinsel ilişkide bulunabilir. Erkek hayvanla ilişki suç, cezası da idam
      örnek çok. esas nokta bana göre şu. bir insan bir diğerine zarar vermiyorsa ahlaki olarak bir sorun yoktur. bende evin için çıplak gezerim. eğer perdeyi kapatmazsam başka birisi bundan rahatsız olursa o zaman ahlaksızlık yapmış olurum.
      diğer mesele namus;
      namusu kadının bacaklarının arasındaki bir zara bağlamak iğrençliktir. namus bir insanın yalan söylememesi dürüst olmasıdır. ama bizim gibi saçma ülkelerde kadının zarı varsa namusludur. zar yoksa namus yoktur.

      Xingu kabilesi ile yola devam edelim. kabilenin nüfusu 3bin miş. allahın ve islamın müdahale etmediği bir ülke ahlaksızlık abidesi olarak müslümanlara “ne güzel dinimiz var” dedirtiyor. birde islamın giremediği başka ülkelere bakalım.
      herhangi bir tanrıya inanma oranları
      Almanya %44
      Letonya %38
      Birleşik Krallık %37
      Belçika %37
      Bulgaristan %36
      Finlandiya %33
      Slovenya %32
      Danimarka %28
      Hollanda %28
      Fransa %27
      Estonya %18
      İsveç %18
      Çek Cumhuriyeti %16
      izlandada genç nüfusun evrime inanma oranı %100
      bu oranlar hersene artıyor çünkü yeni nesilde tanrıya inanma oranı sıfıra yakın.
      oranlar sadece avrupa ülkeleri. bir yorum yapmama gerek yok. zira yorumu bu allahsız ülkelere canları pahasına girmeye çalışan müslümanlar yapıyor.
      zamanında avusturya başbakanı ne güzel demişti
      “islam ülkeleri bizi ahlaksız olarak görüyor ama ülkemizde yaşamak için hertürlü yöntemi deniyorlar”
      seneler sonra dünya yaşanamaz bir hale geldiğinde bu ahlaksız ar namus kavramı olmayan ülkelerin vatandaşları başka gezegenlerde yaşamaya teknolojileri sayesinde devam edecekler. ama çok namuslu çok ahlaklı çok güzel dinleri sayesinde güzelce ölüp cennete gidecekler.
      islam ülkelerini bir kıtaya koysak tamamen diğer ülkelerden izole etsek 50 yıl sonra savaşmaktan tek dindar kalmazdı.
      islam ne kadarda güzel.

      • karaca dedi ki:

        namusu kadının bacaklarının arasındaki bir zara bağlamak iğrençliktir.

        ramstein senden alıntı

        senin için normal olabilir yol geçen hanı gibi,
        ama bizim kitabımızda böyle bir şey yazmaz aksine namusunuza sahip çıkın der.
        bizde bizim dinimizin emrettiğine uyarız.
        başkaları kendi akıllarının emrine uyar bu bizi ilgilendirmez.
        bizler bize bu konuda ne yapmamız gerektiğinin bildiren ilahi dine bakarız
        allah bunu bize yasak haram kılmıştır vardır bir bildiği.
        sen böyle düşünüyorsan senin de vardır bir bildiğin.

  57. karaca dedi ki:

    ramstein

    bana neyi anlatıyorsun neyin iddiasını yapıyorsun
    örneklerini verdiğin bütün toplumlar,allah inancından uzak yaşamış allahın kuralını emirlerini tanımayan ülkeler ilahi bir dinleri yok bunların kendi bildiklerini kendileri uyguluyorlar,ondan sonra da uydurdukları bu dine kendileri de inanıyor olmalılar,
    islamda hayvanlarla ilişki kurmak haramdır yasaktır men edilmiştir inanan buna uyar inanmayan uymamışsa bana ne bana bunu kültür diye yutturamazsın,
    o insanlar kendilerini hayvan yerine koymuşlarsa yarın kendilerini aynı türden muamele ile karşılık verilir,bu açık net ve belirgin şekilde kuranda vardır ister uygularsın ister uygulamazsın, bu insanların sorunu
    başka mesele bizler bu tür davranışlardan uzak tutarız kendimizi allah böyle bir şeyi bize haram kılmıştır,al sana kültür kendi kültürlerini kendileri oluşturmuşlar içerisinde ne ararsan var,
    sözün doğru, islamda kendi kültürünü ilahi dinine göre oluşturmuştur.bundan da gocunmaz insan olduğunun farkına varmıştır.rabbine pislikten kurtardığı doğru yolu gösterdiğinden dolayı şükreder.
    bu onun yoludur.
    hem sen niye hemen oradan atılıyorsunki ben bir iddiada bulundum bunların ilahi bir dinleri olsa idi bulundukları bu durumdan kurtulurlardı böyle hareket etmezlerdi diye,sen niye alınıyorsunki.
    sen demiyormusun ki allah yoktur,islam dini yalan dolan diyen,
    benim bu kabileler için söylediğim söz seni niye rahatsız ettiki.inançsız bir toplumun uygulayacağı hal ve hareketlerdir bunlar dedim ne var bunda ispat istiyorsan bak bu tür videolara,
    hiç birinin ilahi bir dininin olmadığını göreceksin hani seninde kabul etmediğin ilahi din
    evet ilahi dine inanmayanlarının ne duruma düştüklerini izlediğin videoda görmüş olmalısın
    ha diyorsanki ben bunlarla ne alakam var bunların uzaktan yakından ilgim alakam yoktur
    benim kültürüm böyle bir şeyi kabul etmez ben bulunduğum ülkedeki kültüre göre yaşarım
    eğer böyle düşünüyorsan ben de sana şunu hatırlatırım bulunduğun toplumun kültürün hamurunu yoğuran ilahi dindir. sen kabul etsende etmesende sen de ilahi dinlerin yoğurduğu kültürün içerisindesin ve buna göre yaşıyorsun,bunu lamı cimi yok,
    ben inanmıyorum diye işin için den çıkamazsın inanmıyorsun ama yaşadığın toplumun kültürünü kim yoğurmuş ona bakmalısın,kurallarını kaidelerini nereden almış ona bakmalısın
    o zaman toplumu neyin şekillendirdiğini hamurun ne olduğunu göreceksin
    sen islam toplumu içerisinde yaşayacaksın islam kültürü ile yoğrulmuş bu toplum içerisinde yaşayacaksın islamın koyduğu kurallar çerçevesinde yaşayacaksın bunlara uyacaksın on dan sonra yaşadığın bu toplumun hamurunu yoğuran ilahi din inanışlarına karşı çıkacaksın
    sahi sormak isterim kendinle ve savunduklarınla çelişmiyormusun
    seni bu hale getiren hangi kültür hangi hamur bana söylermisin
    islam kültürü islam hamurunun içerisinde yaşayacaksın onun koyduğu kurallara davranışlara göre hareket edeceksin ondan sonra da ilahi dinin varlığını kabul etmeyeceksin
    o zaman sen derinlemesine düşünemiyorsun demektir.
    içerisinde yaşadığı kültürün nasıl şekillendiğini bilmeyeceksin bu kurallara göre yaşayacaksın ondan sonra itiraz edeceksin.

    • rammsteinn dedi ki:

      karaca
      din mi ahlakı şekillendirir?
      yoksa ahlak mı dini şekillendirir?
      bunu felsefeciler yıllardır konuşur. neyin neyden etkilendiğini bırakalım bunun sonuçlarına bakalım.
      dinsiz toplumlar mı ahlaklı? dindar toplumlar mı ahlaklı?
      bu soruya bir müslümanın vereceği cevap belli. “xingu kabilesi sapkın arsız namussuz bir şekilde yaşıyorlar.onlar dinsiz olduğuna göre dinsiz insanlar ahlaksızdır”
      propaganda şu. dinsiz toplum ahlaksız toplumdur. bunun ispatı için ilkel şekilde yaşayan birkaçbinlik nüfusu olan bir toplumu örnek gösteriyorsunuz. bende avrupadaki dinsiz ülkelerin oranlarını verdim. ama görüyorum ki kafanız hala xingu kabilesinde.
      olaya başka yönden bakalım. eğer sizin dediğiniz gibi dindar olan ülkeler ahlaklı ise nasıl oluyorda özellikle islami ülkelerde en iğrenç suçlar işleniyor?
      önünde internet var. istatistiklere bak
      ülkelere göre porno izleme oranları
      çocuklarla evlilik
      çocuklara tecavüz (pedofili)
      hayvanlarla cinsel ilişki
      akraba evlilikleri
      kadınların satılması
      aklına gelen en iğrenç suçların oranlarında en tepelerde islami ülkelerde görürsün

      birazda devletlerin yolsuzluklarına bakalım.
      devlet kademesi en temiz ülkeler
      Danimarka
      Finlandiya
      Yeni Zelanda
      İsveç
      Singapur
      İsviçre
      Avustralya
      Norveç
      kanada
      Hollanda

      en temiz 20 ülke arasında müslümanlar yok.
      en çok yolsuzluk olan ülkelerin çoğunluğu islami ülkeler.

      ama hala 3bin nufüslu xingu kabilesi cıscıbaldak dolaşıyor. dinsiz toplum ahlaksız toplumdur.

      2005 yılında Greg Paul, dinin olumsuz etkilerine ilişkin bir rapor hazırladı.
      Çalışmanın sonucunda, inanç düzeyinin yüksek, ibadetin yoğun olduğu ülkelerde cinayet, çocuklarda ve gençlerde görülen ölümler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, ergenlerde hamilelik ve çocuk aldırmanın daha sık görüldüğü ortaya çıktı.

      ama xingu kabilesi namussuz ahlaksız onlar dinsiz . dinsiz adam ahlaksız olur.

      ahlak olan yerde huzur olur derler. islam güzel ahlaktır derler. bakalım kim ne kadar huzurlu
      en huzurlu ülkeler
      İzlanda
      Danimarka
      Yeni Zelanda
      Avusturya
      İsviçre
      Japonya
      Finlandiya
      Kanada
      İsveç
      Belçika

      ama vidosunu izlediğimiz xingu kabilesi dinsiz bir toplum. onlar çok ahlaksız. o zaman dinsiz toplum ahlaksız olur.
      ee artık pes

      hep düşünmüşümdür. dünyada ilkel şekilde yaşayan insanlar neden bu şekilde kaldı? bir toplum teknolojide müthiş ilerlerken diğer toplum bunun binlerce sene gerisinde kalmış. ama neden?
      syn toro sence neden?
      karaca sana sormuyorum çünkü senin vereceğin cevap belli. dinsiz toplum olduğu için der geçersin:))

      • toro dedi ki:

        Sayın rammsteinn,

        Diyorsunuz ki;

        ‘’hep düşünmüşümdür. dünyada ilkel şekilde yaşayan insanlar neden bu şekilde kaldı? bir toplum teknolojide müthiş ilerlerken diğer toplum bunun binlerce sene gerisinde kalmış. ama neden?’’ sizden alıntı.

        Eğer o videoda bahsedilen kabileden bahsediyorsak yanıtım gayet açık! Çünkü yaşamak ya da hayatta kalmak için bizim kullanmaya mecbur hale getirildiğimiz teknolojimize onlar hiç bir zaman ihtiyaç duymadı!

        Yani arabaları, uçakları, ateşli silahları, gemileri, bilgisayarları,borsaları, paraları yoktu ama bunlar onların avlanması, evlenmesi, çocuk sahibi olması ve bunları yaparak yaşlanmasına engel değildi!

        Üstelik muhtemelen onların İNANDIĞI kendi tanrılarıda onlara, bugün yaşadıkları gibi yaşamalarını öğütlemişti! Dolayısıyla şimdiki yaşam şekilleri onların doğru olduğuna inandıkları dolayısıyla, doğru olduğundan emin oldukları için devam ettirdikleri yaşam şeklidir!

        Üstüne, eğer sayın karaca zahmet edip yanlarına bir tercümanla gitse, ona muhtemelen en doğru inanç ve dolayısıyla inançlarına göre şekillenmesi gereken yaşam şeklinin de kendilerinin ki olduğunu iddia edeceklerdir. Tıpkı sayın karacanın kendi yolu için iddia ettikleriyle aynı şekilde!
        Ama ben sayın karacaya güveniyorum. Orada ,hemde TERCÜMAN vasıtasıyla onlara, kendi inançlarının yanlış onunkinin ise doğru olduğunu ispat edecek ve onları hiç zorlanmadan kendi inandığına inandırabilecektir! Tıpkı kendisi gibi!

        Sayın rammsteinn,

        İlkel ile Modern arasındaki ayrımı belirleyen en büyük etken bence teknolojidir! Ama teknoloji aynı zamanda normal insanların öngörülerini ya da farklılıklarını törpüleyerek onları tek tip haline getirmiş ve farklı arayışlara yönelmelerini de engellemiştir.

        Bundan binlerce yıl önce insan ırkının mensupları birey olarak çok daha fazla arayış içindeyken, yani varlığını, sebeblerini, içinde yaşadığı mekanın evrendeki yerini daha fazla sorgularken ve bu sorguyu hayatta kalabilmek için gerekli olan öngörülere ulaşmak için yaparken şimdi düşünmeden, sorgulamadan, aramadan parayı kullanarak doğrudan yaşayabilmektedir. Dolayısıyla sorgu bittiği için alışkanlıklar değişmeden ya da sorgulanmadan mutlak gerçeklik olarak yaşanmaya devam etmektedir.

        Geriye dönüp baktığınızda ve bugünün teknolojik ekipmanlarına ve onların yerine hesaplama yapabilecek bilgisayarlara sahip olmayanların binlerce yıl önce yaptığı gözlem ve hesaplamaları ve üzerine yaptıkları yorumları düşündüğünüzde, onların akıl modernitesinin bizim çok daha ötemizde olduğunu görüverirsiniz! Dolayısıyla bizden bu kadar ilerde olan kadim toplulukların yanlış bizim ise doğru yoldan gittiğimizi iddia etmek bana göre gerçeklerle alay etmek demektir.

        Bakın eğer bu dünya 1000 sene daha paganist yaşasaydı yani insanlar sürekli yeni buluntulara göre dizayn edilen tanrılara geçiş yapmaya devam etse ve birbirlerine bu kadar bağımlı bir hayat sürmeye başlamasa idi şimdi belkide samanyolunun bir yerlerine yerleşecek teknolojiye ulaşmış olabilirdik.

        Bu davranış tarzını onayladığımı iddia etmiyorum (inanç konusunda) ama özellikle Zeus’a inananların yaptığı gözlem ve hesaplamalara göre şekillendirilmiş düşünce miraslarına şahit oldukça bizden çok daha ileride ve özgür olduklarınıda görmüş oluyorum.

        Bunlara , Hint medeniyetini, maya ve aztekleri ve mısır medeniyetinide eklediğimizde bu konudaki düşüncelerim iyice pekişmiş oluyor!

        Bir onların tanrıları için yaptıkları devasa tapınaklardaki mimari beceriye bakın sonra dönün birde doğru olduklarını iddia edenlerin yaptıkları yapılara bakın! Sanırım aradaki farkı ayrıca dillendirmeye gerek yok.

  58. karaca dedi ki:

    kuranda olmayanlar,
    geçmişte yaşamış bir kavim edepsizlikte sınır tanımayanlar,şimdi onlardan eser yaptıkları bu heykeller,kalmış,buradaki makalenin başlığı KURANDA OLMAYANLAR
    şeklindeydi,
    aşağıya bende birtane video youtubeden ekliyorum
    tabiki bu da kuranda yok. olması da düşünülemez
    insanların düştükleri hale bakın ilahi dinleri olsaydı acaba böyle bir şeyi yaparlarmıydı.
    şimdi onları hatırlayan bilen yok,yaptıkları defterlerinde yazılı,kaydı tutuldu.günü gelince yüzlerine okunacak,onların işi allaha kalmış
    kurana göre durumları kötü.

    • toro dedi ki:

      Sayın karaca,

      Sanırım o ilahi dininizin kaynağı olduğuna inandığınız tanrınızın yarattığı 750.000 (yaklaşık) namussuz kadın pek ilginizi çekmedi!

      Paylaştığınız videoya gelince. Demek ki yaşadıklarını bire bir resmeden ya da heykellerle şekle büründürenler yani yaptıklarını inkar etmeyenler namussuz ama kölelik düzeni içinde yüzlerce kölesi ile yaşadığı her türlü fanteziyi sırf resimlemeyip heykellerle betimlemeyenler namuslu!

      Yani size göre insanların yaptıkları değilde yaptıklarını bilinir hale getirmeleri namussuzluk!

      Bakın siz bırakın bir insan olarak bir erkek olarak bile kendinizin farkında değilsiniz! Kendinizi şartlara ve durumlara göre resmedip yapabileceklerinizin neler olabileceğiyle yüzleşemiyorsunuz!

      Aklınıza yüzlerce kadın, erkek ve çocuk kölesi olan bir adamın sahibi olduğu bu kölelere neler(!) yapabileceği gelmiyor!

      Çünkü şekilciliğe inandırılmışsınız, bu sayede özü atlamanız sağlanmış!

      Dünya da olanlar sizin inanmaya eğitildiğiniz öğretilere göre doğru ya da yanlış olarak kategorize edilemez! Doğrular ve yanlışlar toplumların üzerinde uzlaştıkları sonuçlardır ve hiç bir toplum kendi yaşamlarını idame ettirirken konsensüs sağladıkları sonuçlar üzerinden eleştirilemez (buna izin verecek adımlar atmadıkları sürece)! Bu durumda eleştirenlerde eleştirdikleri tarafından eleştirilmeye başlarlar!

      Neyse, ben hala şu namussuz(!) yaratılan 750.000 (yaklaşık) kadın hakkındaki yorumlarınızı merak etmekteyim! Varsa(!) inandığınız kitapta bir cevap, benden esirgemeyin!

  59. karaca dedi ki:

    sayın toro

    siz islam dinini kabul ediyor fakat içeriğini mi kabul etmiyorsunuz anlıyamadım,
    bana göre kısa ve öz olarak açıklayayım bunun dışı yok
    ilahi dinlerde her türlü sapkınlığı hor görme,dışlama,men etme,günah olduğunu bildirme,ikaz,sonuçları hakkında vaatler vardır,
    buraya kadar dinde olanları saydım
    bundan sonra sayacaklarım insanları ilgilendiren konulardır şimdi bir konuda anlaşalım
    siz insanların yaptıklarına mı tepkilisiniz yoksa ilahi dinlerin içeriklerine mi tepkiniz tam olarak ortaya koyun
    yazılarınızda,kah islama kah yaratıcıya kah insanlara tepki veriyorsunuz
    hepsine birden nasıl tepki veriyorsunuz anlıyamadım gitti
    bakın ben ilahi dinlerde böyle bir şey yoktur her türlü azgınlıktan ve sapkınlıktan insanları uzak tutmayı men etmeyi amaç etmiştir diyorum siz farklı bir şey söylüyorsunuz
    insanların yaptıkları dini nasıl bağlar bunu bir türlü anlamıyorum din dindir insanın yaptığı,insanın kendi davranışları,insanı bağlar dini nasıl bağlar nasıl bir bağlantı kuruyorsun anlamakta zorluk çekiyorum,bana kalırsa siz dini insan olarak yorumluyorsunuz insanların yaptığı her şeyi götürüp dine bağlıyorsunuz yani,
    insanların kusurlarını dinle bağdaştırıyorsunuz
    böyle yaptığınızda dini de töhmet altında bırakıyorsunuz sormak istediğim dinin ne kusuru olabilir
    insanlar uymuyorlarsa din bundan sorumlu tutulabilirmi,
    bana kalırsa sizin yanılgınız insanla dini karıştırmak
    din başkadır insan başkadır din insanların yaşam tarzlarını düzenleme yapmak ister tabiki insan uyarsa, uymak isterse kabul ederse,
    eğer kabul etmese dinin yapacağı bir şey yoktur, dinin vaadi ancak ikaz etmektir. din sadece bunu yapar,
    şimdi gelelim senin fikirlerine
    ben yukardaki videoda verdiğim mesaj gayet açık ve netti ilahi bir dinleri olsaydı tek yaratıcıya inanmış olsalardı yaratıcılarının emri doğrultusunda bu pislikleri yapmazdı diyorum siz bana farklı bir şey söylüyorsunuz.
    beni şekilciliğe dalmakla itham etmişsiniz
    yok böyle bir şey,ben dinde verilmek istenene bakarım,insanı nereden alıyor nereye koyuyor buna bakarım,
    gördüklerim insana insan olma şerefini verdiğidir hayvanlardan ayırdığıdır,insanın bir amaç doğrultusunda yaratıldığıdır,sürekli ikaz ve öğüt vererek insanın kendisini aşağılardan aşağıya çekmesini önlemek ister,bunun için yeterli donanımı olduğunu bildirir,
    kısaca insanın ne olduğunu tarif eder.kısaca ne olmaması gerektiğini bildirir.
    şimdi, insan hakkında bu kadar değerli bilgiler varken,bunu görmemezlikten gelmek,kime ne kazanç sağlar, insan ilahi dinlerde tarif edilmiştir.insan nedir ne değildir bu açıkca bellidir.
    insan kendini hayvan yerine koyuyorsa yukardaki videoda olduğu gibi hayvani davranışları
    benimsiyorsa kusur kimdedir insandamı dindemi
    bana diyemezsinki din yeteri kadar insanlara izahatta bulunmamıştır.
    açın bakın kuranı her satırı bu izahatlarla doludur.
    daha ne yapmasını bekliyoruz,insanın ihtiyaç duyduğu bilgiler varken
    siz bana videodaki görüntüleri kültürle filan olabileceği gibi fikri vermeye çalışıyorsunuz
    olacağı budur insan kendi nefsine kendi yaşam tarzına göre kültür kurarsa,bunun adına da medeniyet kültür ahlak yaşam tarzı derse pek çok sapkınlıkların önüne geçmek mümkün değil
    yazılarınızdan anladığım bunun normal olduğu yaşam tarzı olarak vermişsiniz
    bana kalırsa normal değil,şiddetle red ediyorum böyle bir yaşam tarzını böyle yaşamak tıpkı hayvanlara mahsus şekilde benim yaşam tarzım inancım benim kültürüm,bunu kabul etmez bu allaha inanlara yasak kılınmıştır dikkat edin,herkes allaha inandığını söyleyebilir söylemek serbest
    ama ya icraat icraaatı yapanlar allaha gerçekten iman etmiş inanmış kişilerdir
    dünyadaki 750.000 kişi yani islama inandığını söyleyen kadınlardan, kişilerden bahsetmişsiniz
    anladığım bu oldu yani islam toplumunda ki kadınları kast etmişsiniz
    bak dostum,inanan her yerde inanır,inanmayan her yerde inanmaz insanların davranışları ile söylemleri birbirini tutmayabilir bu insanların sorumluluğunda olan bir konudur.kadınların köle gibi satıldığı toplumlarda,islam kadını yüceltmiş hak ettiği değeri vermiştir tabi bu anlayana
    anlamayan için fark eden bir şey olmaz olması da düşünülemez,onun için kadına ne gözle bakıyorsa kadın onun gözünde öyledir,sen bu kimseye gidipte kadına hak ettiği değeri verdiğini söyleyemezsin ben de söyleyemem,
    tekrar etmekte fayda var,insanların yaptıkları seni yanıltmasın
    içerik istiyorsan kuranı tekrar oku,tekrar yorumla,insana bakış açısını tekrar incele insanın tarifini yaparken nasıl tarif ettiğine bak,
    kuranın yaptığı tariflere bu günkü veya geçmişte yaşamış insanların uyup uymadığını kontrol et
    ondan sonra insanın ne olduğunu anlayabileceksin.

    • toro dedi ki:

      Sayın karaca,

      Diyorsunuz ki;

      ”ilahi dinlerde her türlü sapkınlığı hor görme,dışlama,men etme,günah olduğunu bildirme,ikaz,sonuçları hakkında vaatler vardır,” sizden alıntı

      Öncelikle onların İLAHİ olduğunu nereden biliyorsunuz? Kendi ailesinin inancını ve onun uzantılarını DOĞRU kabul edip diğerlerinin inançlarını ise mitolojik hikaye olarak kategorize etmek ve onların peşinden gidenleri ayıplamak nasıl bir bencilliğin tezahürüdür anlamaya çalışıyorum!

      Temel hatanız bu, kendi doğrunuzu her fırsatta başkalarının doğrularının üzerine koymaya ve kendi inandıklarınızı başkasının inançlarından üstün görüp onları incitmeye başlıyorsunuz! Yani inandığınız doğruları kendinize saklayıp, kendi istikbaliniz için salt onun peşinden gitmeyi değilde onu başkasınında doğrusu yapmaya uğraşıyorsunuz! İtiraz geldiğinde yani insanlar aynen sizin yaptığınız gibi kendi doğrularını size karşı korumaya başladığında bu seferde feveran edip inancınıza saygı duyulmadığını iddia ediyorsunuz! Ne ala memleket!

      Aramızdaki fark şu! Ben dünya üzerinde insanların doğru kabul edip inanmayı seçtiği her inanca saygı duyarım! Onları anlayışla karşılar neyi nasıl yaptıklarına ya da neye nasıl inandıklarına takılmam! Buna hakkım da yok, haddim de! Her insan özelliklede sizin sürekli tezahüratını yaptığınız ”özgür irade” sahibi her insan ne uğruna yaşayıp ne uğruna öleceğine kendi karar verir!

      Ama siz ,inandığınız için sizin üstünüze gerilen brandayı sizin gibi inanmayan ya da başka şeylere inananların üzerine doğru genişletmeye ya da onları o brandanın altına doğru çekmeye çabaladığınız anda onlara saygı duymayı bırakıp onların doğrularına saldırmaya başladığınızı idrak edemiyorsunuz!

      Sizin üzerinize vazifemidir, sizin gibi olmayan insanları ayıplamak ya da aşağılamak! Sizde kim oluyorsunuz?

      Bu arada henüz anlayamadığınızı gördüğüm için açıklık getireyim. Benim için sizin inancınız öncelikli değildir! Benim için diğer bütün inançlar neyse sizin inancınızda odur! Aynı seviyededir, aynı kulvardadır! Ama benimle aynı dili konuşan insanların geneli bu inanca dahil olduğundan ve dolayısıyla bu inanç benim yanımda durmayı yani beni olduğum gibi kabullenip sadece kendine yoğunlaşmayı beceremediğinden ben de kendi doğrularımı korumak amacıyla ilk önce ona itiraz ediyorum. Ama karşıma diğer hangi inancı ve inanırını getirirseniz getirin bana kendini dayattığı anda aynı argümanlarla onlara da itiraz ederim. Yani siz veya sizin inancınız benim için diğerlerinden ve onların inançlarından daha özel değilsiniz!

      Dini töhmet altında bırakanlar o töhmeti sağlayacak eylemleri o dinin içinde iken yapanlardır! Ama görüyorum ki size göre o inancın içinde iken yanlış eylemler yapanlar değilde dışarıda olanların o eylemleri eleştirmesi dini töhmet altında bırakıyormuş! Yani birileri o yanlış eylemleri eleştirmediğinde o eylemler devam etse bile din töhmet altında kalmayacak!

      Peki bu durumda siz nasıl oluyorda o videodaki örneklemeler üzerinden bir toplumu ayıplayıp, hakaret etmek suretiyle TÖHMET altında bırakıyorsunuz! Siz önce dönüp kendinize bakın!
      Size gelince saygısızlık sizin yapınca hak! Ne ala memleket 2!

      ”insanlar uymuyorlarsa din bundan sorumlu tutulabilirmi,” sizden alıntı

      İşiniz gücünüz bahane üretmek! İlahi diyorsunuz, tanrı diyorsunuz, en güçlü diyorsunuz ama onun yaptığını iddia ettiğiniz ama yanlış sonuçların ortaya çıkmasını sağlayan her eylem içinde kendinizi yani insanı suçluyorsunuz! Bu kendine verdiği acıdan zevk duymaya başlamaktır.

      Burada yüzlerce sayfa konuştuk. Eğer iddianız, hitabın ya da çağrının tanrı tarafından tüm insanlara yapıldığıysa o tüm insanlardan her biri kendisine yapılan çağrıyı nasıl anlıyorsa o çağrı odur! Nasıl bir mantık tanrının herkese aynı çağrıyı yaptığını ama çoğunluğun bu çağrıyı anlaması için azınlığın onlara yardım etmesini istediğine inanır? Bunun nasıl bir küçümseme (azınlığın yaptığının), nasıl bir aşağılama olduğunu anlamak bu kadar zor mu?

      Yani tanrınız(!) size diyor ki hepinizi eşit yaratmama ve hepinize kişiye özel değilde ortak bir çağrı göndermeme rağmen çoğunluğunuzun aklı, zekası, mantığı (yine tanrının(!) onlara verdiği) bu çağrıyı yardım almadan anlayamaz, algılayamaz, bilemez, göremez!

      Evet gerçekten tanrı için, üstelikte kendi yarattığı, yani herşeylerini kendi dizayn ettiği insanların tamamı eşitmiş! Yani bazıları akıllı bazıları ise aptal değilmiş! Ya da akıllı olmaları tanrılarının onları akıllı yaratmasından aptal olmaları ise kendilerindenmiş!

      Sanırım şeytan da tanrısına itiraz edebilecek ve onun yarattığı(!) diğer canlıları tanrısının yolundan döndürebilecek stratejiler geliştiremeyecek kadar APTAL yaratıldığı halde aniden ve kendi kendine AKILLANMIŞTI! Yani tanrısı tarafından sırf kendisine hizmet edecek şekilde yaratılan bir varlığın tanrısının dizaynına ters bir şekilde hizmet etmek yerine, rekabet etmeye KARAR VEREBİLMESİ sadece kendisinin SUÇUDUR, öyle mi! Onun kusurlu yaratılmış olması mümkün değildir, öyle mi?

      Şekilcisiniz tabi, hemde en daniskasından! Kendinizin tarafında yapılan herşeyin sadece yapanları bağladığını, inancınıza doğrudan zarar vermediğini aksine sizin tarafınızda yapılan bu eylemlerin sizin tarafınızda olmayanlar tarafından eleştirilmesinin sizin inancınızı incittiğini söyleyen sonra sizin inancınızdan olmayanların yaptıklarını eleştirme ve kategorize ederek onları yaftalama hakkını kendinde bulan siz değilmisiniz?

      Hayvani davranışlar! Neymiş bunlar! Yahu bir insan nasıl olurda bu kadar kibirli olabilir! Yahu bir erkek olarak içinizde kaynayanların, fantezilerinizin ve bunların yatak odasındaki hareketlerinize nasıl yansıdığının farkında değilmisiniz? Yatak odasında yapılan şeyin ya da o yapılanların aslında nasıl yapılması gerektiğine ışık tutacak yani insanların birbirleriyle nasıl çiftleşeceğine dair yönlendirmeleri ithiva eden bir ilahi talimatnameniz var mı? Cidden merak ediyorum, insanlar birbirleriyle nasıl sevişmeli bunun kuralları sizin inandığınız tanrıya göre nelerdir? Mesela o eylem, seslimi olmalı sessizmi, ayaktamı olmalı, yoksa yataktamı, düzmü olmalı ters mi? Birbirlerini ağzından öpmelilermi, öpmemelilermi, birbirlerinin nerelerine dokunmalı nerelerine dokunmamalılar!

      Cidden merak ediyorum, çiftleşmeye karar veren iki insan ile çiftleşmeye karan veren iki hayvan arasında gerçekleşen çiftleşme eylemin neresinde eylem insanca neresinde hayvanca oluyor?

      Bakın bu ciddi bir soru, hemen açın kitabınızı ve bana kitabınızın neresinde insanların nasıl çiftleşeceklerini (yatakodalarında) düzenleyen kuralların bulunduğu(!) mısraları gösterin!
      Gösterin ki bende diyeyim ki sayın karacanın bir çiftleşme eylemini yaftalamasınını sağlayacak tanrısal kuralları var!

      Bakın dostum, size sizden bir mısra! Siz bu mısranın sadece kendine elçi diyene (bence sadece ona) değilde bütün insanlara gönderildiğini iddia ediyorsunuz!

      ”Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana HELAL KILDIK. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” Ahzab,50-Diyanet

      Şimdi bana söylermisinizi büyük harfle yazdığım yükleme gelene kadar sayılan akrabaların çocukları ile evlenmek bu mısradan önce de serbestmidir, değilmidir? Helalin tersi nedir?

      Merak ettiğim şu, eğer bir toplumda akrabaların birbiriyle evlenmesi hoş görülmüyor ve izin verilmiyorsa bu akrabalar birbirlerine, geleneksel bakış açısına isyan etmek pahasına evlenilecek dolayısıyla cinsel birliktelik yaşayabilecek gözle bakabilirler mi?

      Şimdi bu durumda sizin o videodakiler size bizim inancımızda akrabaların birbiriyle evlenmesi dolayısıyla ciflteşmesi ayıptır, mantıksızdır ve sağlıksızdır o yüzdende bize göre siz ………. eylemler yapan insanlarsınız derse ne olacak? Ne diyeceksiniz, benim size varlığını kanıtlayamayacağım tanrım bu evlenme şeklini bize helal kıldı ise sorun yoktur diyeceksniz! Peki siz onlarında size aynı şeyi söyleme haklarını neden gaspediyorsunuz, hangi kanıtlanmış hakla?

      Yine tezahürat yapıyorsunuz. Kadına hakkı verilmiş?

      Dostum erkekler, kadınlara göre daha mı dayanıksızdır? Mesela bir erkeğin ter bezleri kadının ter bezlerinden dahamı sorunludur? Yani günümüzde kısa kollu tişörtle önde yürüyen bir erkeğin bedeni, arkasından gelen eşinin bedeninden daha mı zayıftır ki o hararet yapmamak için açılırken eşi tam tersine kapanır?

      Ya da iş mala mülke dayandığında en düşük payı dayatmakmıdır hakkını vermek? Ya da 1 erkek sözüne ulaşabilmek için 2 kadın sözüne ihtiyaç duymakmıdır en iyi hak? Bu kadınlara verilen haklar kadına göre mi onları yüceltmektir erkeğe göre mi?

      Bana ne yapmam konusunda tavsiye verebilecek durumda olduğunuza da inanmanız hazindir!

      Şimdi gelelim şu 750.000 kadın mevzuna! Sanırım bana yazdığınız yazıya istinaden yazdığım cevabi yazıyı okumadınız, yani bir şey yazdınız ama karşılık yazılmışmı bakmaya tenezzül etmediniz! Yoksa benim neyi ima ettiğimi anlamakta bu kadar zorlanmazdınız!

      ”ondan sonra insanın ne olduğunu anlayabileceksin.” sizden alıntı

      Sizce ben sizinle veya başkalarıyla bu münazaraları niye yapıyorum, zevk olsun diye ya da boş zamanımı doldurmak adına mı?

      Yoksa zaten olduğum varlığın (insan) ruh halini ve o ruh halinin onu nerelere sürükleyebileceğini yine onun farklı tezahürleri üzerinden görmeye ya da anlamayamı çalışıyorum?

      Tabi ki ikincisi ve teşekkür ederim, bunun için bana ne kadar yardımcı olduğunuzu bilemezsiniz!

  60. karaca dedi ki:

    videodaki insanların uyduruktan tanrıları,demekki bu konuda hiç bir fikri yokmuş insanlara ikaz etmemiş etse bile kendi duymamış
    insanlar kendi dinlerini kendileri böyle uydurursa sonuç kaçınılmaz olarak böyle noktalara varacaktır bu kesin olarak böyledir.
    dinini kendin kur ondan sonra her türlü sapkınlığı yap işte insan böyle aşağılardan aşağıya düşer,.

    • pamuk1kale dedi ki:

      Dinini kendin kur ondan sonra her türlü sapkınlığı yap işte insan böyle aşağılardan aşağıya düşer.Sizden alıntı
      Sayın karaca, hadin sizle sapkınlık yapalım,tepe tepe kullanacağımız köleler edinelim! 2000 dolar koyun cebinize,yukarıda söylediğiniz gibi dini kendi kurup her türlü sapkınlığı yapanların yanına gidelim,şanslı günümüzde olursak Allah allah nidalarıyla kafada kesebiliriz belki,hatta kestiğimiz kafayla birbirimize penaltıda atabiliriz! Aynaya bakmayan,empati becerisi sıfır…neyse burada bırakmakta yarar var,komedi gibisiniz siz !

      • karaca dedi ki:

        sayın pamuk1kale

        Bana öyle geliyorki siz insanlarla dini karıştırıyorsunuz din başkadır, insanların davranışları başkadır bu ayrımı doğrusu niye yapamıyorsunuz anlıyamadım,insanların yaptığını din gibi göstermeniz hiç doğru değil adam katilse katildir bunun lamı cimi yok.
        komedi diye benzetmede bulunmuşsunuz
        ben size benzetme yapmıyorum ama benzetecek şeyler ararsam çok şey bulabilirim.
        her birisini de yakıştırırım,bunda problem yok.
        sen katiller sürüsü ile dini karıştırmışsın bu büyük yanılgı olur sonrada böyle düşünürsün.
        neyi neye koyacağına ilk önce karar ver ondan sonra dinle bunu bağdaştır.
        aynadan bahsediyorsun aynaya defalarca baktık,baktık her seferinde de senin gördüklerini görmedik ya ayna yalan söylüyor ya siz
        ayna yalan söylemeyeceğine göre siz yalan söylüyorsunuz,gibi
        aslında siz aynaya bakmaya devam edin,gözünüzdeki gözlüğü varsa çıkarın sadece
        cıplak gözle aynaya bakın kendinizi göreceksiniz gördüklerinizi anlama becerisini kazan
        KÖLE edinmeyi insanlar yapar din yapmaz
        bu şekilde düşünmeniz büyük hata
        din insanlar için vardır uyarsa uyar uymazsa uymaz
        bu iki kavramı anlıyamıyorsunuz takıldığın nokta burası
        insanların yaptığını din gibi gösteriyorsun
        din zulmü emretmez, zülmü insanlar emreder.
        ne kadar basit değilmi anlamadıysan tekrar yazayım
        din zülmü emretmez,zülmü insanlar yapar insanlar emreder.
        Yaratıcımız yüce allahla bağlantısı yoktur sen bunu anlıyamamışsın
        sen nerede gördün allahın insanları köle olarak tutun dediğini
        varmı böyle bir ispatın, görgün, kanıtın, bilgin,
        bana düşüncesiz insanların yaptığını örnek olarak verme kanıt diye sunma,
        elbetteki onlarda yaptıklarından sorumludur kim ne haksız iş yapmışsa
        karşılığını bulacaktır.
        sen dini ne sanıyorsun insanların yaptıkları ile tanımlanabileceğini sınırlanabileceğini mi sanıyorsun.
        öyle bir şey kolaycılık olur,herkes yaptıklarından sorumludur.
        yüce allah insanları yaratacak sonrada birbirinizin kellesini kesin diyecek
        olur, başka başka eklemek istediğin bir şey varmı
        bu allaha yakışmaz sen bunu anlamıyorsun.
        daha ne diyebilirimki.

      • pamuk1kale dedi ki:

        Sayın karaca,
        köle edinenler,köle pazarlayanlar neye dayanarak yapıyorlar bu ticareti? Kendi kafalarından uydurdum gittim diyerek değildir zanlımca.Kaynakları ne bana söyler misiniz? Bu kadar mezhep savaşlarının kaynağı ne? 7 yaşındaki çocukla evlenebilirin kaynağı? Kadınları aşağılamanın kaynağı nedir? Hırsızlık yapanın kolunu kesmenin kaynağı ne? O kadar çok soru var ki…Bunların beslendiği kaynağı benden iyi biliyorsunda hurileri kaybetmekten mi korkuyorsun? Kadehi şarap akan ırmaklara sallayamamaktan mı korkuyorsun? Aynaya kendin olarak değil müslüman dünyası olarak bak bakayım ne görüyorsun ?

      • karaca dedi ki:

        sayın pamuk1kale

        köle edinenler bu işin içinde olanlar bunu neye göre yapıyor.diye sormuşsunuz
        tek sebebi açık net değilmi bu herkes, tarafından rahatça görülebilecek bir sebeb değilmi
        Cevap :menfat temin etmek, evet tek sebeb, maddi kazanç elde etmek
        Günümüzde bu olayın farklı boyutları devam etmiyormu
        menfat temin etme dinle uzaktan yakından bir ilişiği, bağlantısı yoktur
        insanların uydurduğu,uyguladığı yaptığı uygulamalardır
        siz kölelik olayına takılmışsınız
        bu gün kölelik kavramının pek çok çeşid ve türünü günümüzde görmek mümkün değilmi
        çaresizliğin olduğu yerde herşey olur insanlığı bitiren tüketen,
        allahtan korkmayanlarda bu çaresizliği kendi menfeatleri doğrultusunda kullanırlar
        yüce allah çaresizliğe çare bulunmasını isterken
        tacirlerin yaptığı sakın seni yanıltmasın
        güzel bir örnek,akrabaya yetime,düşküne,ihtiyaç sahiplerine,derdi olana,
        yüce rabbimiz yardımda bulunmamızı adeletli olmamızı ster kolaylıklar göstermemizi ister
        sayın pamuk1kale bana izah etmelisiniz yukardaki tarif nerede neyi anlatıyor
        bahsedilen kölelik neyi nerede nasıl anlatıyor hiç ikisinin birbiriyle benzerliği varmı
        sakın insanların yaptığını dinle bağdaştırmayın ilişki kurmayın bu büyük yanılgı olur,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s