MUHAMMED EFSANESİ

Ayet ve hadislere göre gerek Muhammed’in kendisini gerekse İslamcıların Muhammed’i tanıtımlarından şu sonuçları elde ediyoruz.

1- Muhammed, Allah’ın yarattığı ilk nurdur. Ondan önce
hiçbir varlığı yaratmamıştır.

2- Allah, Muhammed’i yaratmasaydı kainatı da, diğer
varlıkları da yaratmazdı.

3- Muhammed, Allah’ın en sevgili kuludur.

4- Muhammed, gelmiş ve gelecek insanlar ile tüm
peygamberler içinde en şereflisi ve en yüksek ahlaka
sahip olanıdır.

5- Allah ve melekleri dahi Muhammed’e salat ve salavat
getirirler. (Ahzap-56)

6- Muhammed sünnetli olarak yaratılmıştır.

7- ( Evlatlığı Zeyd’in boşandığı karısıyla) Nikahı Allah
tarafından kıyılan tek insandır.

8- Muhammed 40 erkeğin cinsel gücüne sahiptir.

9- Diğer peygamberlerin tümü kendi kavimlerine
gönderilmiş iken o tüm alemlerin peygamberidir.

10- Muhammed, kainatın efendisidir.

11- Hesap günü en başta şefaatçi kılınandır.
(Şefaat ya Resulallah!)

12- Muhammed’e zarar veremesin diye onun şeytanı dahi
müslüman kılınmıştır. Halbuki Adem’in de diğer
peygamberlerinde şeytanları kafirdir.

13- Kayalar, taşlar, dağlar dahi onu selamlar,
başının üzerinde daima bir bulut gölge ederdi.

14- Cennete adım atacak ilk kişi o olacaktır ve o girerken
cehennem geçici olarak söndürülecektir.

15- Muhammed’e salavat edenler, onu övüp yüceltenler
cennetliktir.

16- Allah’ın esmaül hüsnası gibi Muhammed’in de 99
ismi olup birçoğu Allah’ın ismiyle aynıdır.

17- Kendisine inanmayanların bu dünyada cezaları elleri ve
ayakları çapraz kesilerek öldürülmektir. Bununla kalmaz,
kıyamete kadar kabirlerinde işkenceden geçirilirler.
Bununla da kalmaz ahirette hesaplarına dahi bakılmadan
(isterse iyi insan olup hayırlı ameller yapmış olsunlar)
aşağılanarak cehenneme atılır ve sonsuza kadar yakılırlar.
İşte kafirlerin bu dünyada ve öbür dünyada layık oldukları
son budur.

18- Muhammed, kadınların, kölelerin ve hayvanların da
hakkını gözetmiştir.Yarım akıllı eksik yaratıklar olmasına
karşın kadınlara yarım şahitlik, yarım miras hakkı vermiş,
erkeklerin kadın sayısına sınır getirmediği ve aynı anda 4
kadınla sınırlandırdığı halde, kadını tek eşle koruma
altına almıştır.

19- Muhammed, Ahzap-50′deki hala-teyze-amca-dayı kızlarını,
kendisini mehirsiz ikram eden kadınları, cariyeleri,
evlatlığının karısı Zeynep’i, 6 yaşındaki Ayşe’yi sırf
korumak, şereflendirmek için nikahlamıştır.
Boşadığı kadınlar ise korunmaya layık olmayanlardır.

Mevlana, tüm bu özellikleri nedeniyle “Ben Muhammed’in yolunun tozu dahi olamam” demiştir.

İlhan Arsel’in “Muhammed’e göre Muhammed” kitabından bir alıntı yapalım:

Muhammed, Allah’ın nûr’unu yansıtan bir varlıktır. Allah, Muhammed’in nûr’undan cennet’leri, melek’leri ve alemleri yaratmıstır.
Güyâ melekler, Muhammed’in anası Amine’ye, yarı uykuda bulunduğu bir sırada görünüp, dünyâ’nın en büyük “Resûlü”ne” hamile olduğu haberini vermişlerdir.
Güyâ o tarihten itibaren Amine dünyâ’ya peygamberlerin en sonuncusunu doğuracağına dâir gaipten sesler duyar olmustur.
Güyâ onu doğurduğu zaman kendisinden bir nûr’un ayrıldığını ve Busra kösklerinin bu nûr’la aydınlandığını görmüştür.
Güyâ Allah Muhammed’i, yeryüzündeki insanların en “yüce’si”, en “şereflisi” ve “mahşer” halkının “efendisi” olarak yaratmış ve her türlü kötülüklerden uzak kılıp iyilikler içerisinde yoğurmuştur.
Güyâ Allah ona “ulu’luk” ve “yüce’lik” anlamlarına gelen ad’ları uygun bulmuştur, ki bu ad’lar arasında “Muhammed” (yâni çok “hamd ve sena olunmuş” kimse), “Ahmed” (yâni “Herkesten çok övülen kimse”), “Mâhi” (yâni”sınırsız şekilde güçlü” kimse), “Akib” (yâni “en son gelen”) gibi olanları ve daha niceleri vardır.
Güyâ Allah Muhammed’i “fahr-ül-üdeba, fahr-ül-vüzera” (kendisiyle her bakımdan övunülecek kimse) olarak yaratmıştır. Bütün bunlardan gayri bir de güyâ Allah, tüm melekleriyle birlikte Muhammed’e salâvat getirdiğini bildirmiş, kullarına da aynı şekilde salâvat getirmelerini emretmiştir.

Güyâ Muhammed, “peygamberlik” görevine başladıktan sonra ay’ı ikiye bölmek gibi mucîzeler yanında ağaçları yürütmüş, ellerinin parmakları arasından sular fışkırtmış, göklerden yağmurlar yağdırtmış, az miktar yemeği bereketlendirip bin kişiyi besleyecek hâle getirmiştir.
Güyâ Medine mescidinde, halka hitap etmek üzere çıktığı hurma kütüğünden yapılmış minberin hüngür hüngür ağlamaya, çatlayıncaya kadar feryad’a, oküz gibi böğürmeye başlaması üzerine onu kucaklamış ve ona: “Ey kütük, istersen seni eskiden bittiğin yere götürüp dikeyim de cennet ırmaklarından kana kana iç, meyva ver ve meyvanı Allah’ın sevgili kulları yesin” demiş ve bunun üzerine hurma kütüğü, tıpkı susturulan bir çocuk gibi, iniltilerini kesmiştir.

Güyâ Muhammed, kendisini öldürmek için verilen zehir gibi şeylerden etkilenmemiştir. Güyâ kuşlar onu yalanlara karsı korumuş, yeni doğan çocuklar onu görünce konuşmuşlardır. Güyâ vücudunun teri her kese şifa olmuştur. Güyâ ayaklarını yıkadığı ve içine tükürdüğü su “kutsal”, ve ağzından ya da burnundan çıkan sümük ve balgam “temiz” ve “hoş” olduğu için taraftarları bu sudan içip onun tükürüğünü, sümüğünü ve balgamını yüzlerine, göğüslerine, derilerine sürmeyi mutluluk saymışlardır.
Güyâ abdest alıp içine tükürdüğü su ile hastalar iyileşmiştir.
Güyâ bulutlar onu her yerde takip edip gölgelikler yaratmıştır.
Güyâ “sabâ” rüzgarı başkaları için “azap” iken Muhammed için
güçlendirici nitelik taşımıştır. Güyâ karanlıkta her şeyi gören ve
uykuda her şeyi işiten, yeryüzünün bütün dillerini bilip konuşan
o olmuştur.
Güyâ Muhammed’i rü’yâsında görenler, Allah’ı görmüs olacaklardır.

Güya müslümanlardan ayrı olarak ona cennette muhteşem “Şüheda” sarayı tahsis olunmuştur. Güyâ erkek çocuğu olamadığı için Allah ona, en büyük teselli mükâfatı olmak üzere, “Kevser”i vermiştir ve “Kevser” Cennet’te, iki yanında inci’den kaplar bulunan bir ırmaktır.

Ortada efsaneleştirilmiş bir din ve devlet kurucusu vardır. Ama onun İslam dinini ve Arap İslam devletini kuran kişi olduğuna dair tek bir tarih kanıt bile yoktur. Yukarıda bahsedilenlerin tümü 9. yüzyıla aittir ve 7. yüzyıldan kalma elimizde hiçbir belge-kayıt mevcut değildir. Eldeki Kur’an’ların bile en eskisi 10. yüzyıla aittir. Yani, 570-632 yılları arasında yaşadığı anlatılan Muhammed’den 200-300 yıl sonra kaleme alınmışlardır. Örneğin ilk siyerde Muhammed doğduğunda 1 mucizeden söz edilirken, sonraki siyerlerde mucizeler giderek arttırılmış, 20 civarında mucizeye kadar yükseltilmiştir.

Ne doğum tarihi bellidir ne de ölüm tarihi. Mekke dönemi, Medine devri, Hicret, Mekke’nin fethi vb. olayların tarihi gerçekliği kanıtlanamamıştır. Bunlar Kur’an’da bile yoktur. Kur’an’da “Medine” olarak geçen sözcükler şehir anlamındadır. Mekke geçmez, Bekke geçer ve Bekke’nin bugünkü Mekke olduğunun kanıtı yoktur. Yesrib geçer ama Yesrib’in bugünkü Medine’nin eski adı olduğunun kanıtı yoktur. Fetih suresindeki fethin Mekke’nin fethi olduğu doğru değildir. Surede geçen “bi batni mekkete” “gizli bir yıkımla” demektir. Ayrıca Mekke’den Medine’ye hicret’ten de bahsedilmez.

Bütün bunların büyüyen ve yayılan Emevi devletinin Bizans ve Hristiyanlar karşısında güçlü ve haklı görünebilmek amacıyla düzenlenmiş ve geriye doğru projekte edilerek uydurulmuş olaylar olduğu öne sürülür ki bu iddiaları çürüten bir kanıt ortaya konamamıştır. Abdülmelik döneminde Hristiyanlar tarafından Yahudiliğe yakın Mesihi bir mezhep olarak görülen Haceriliğin bu dönemde İslam adı altında dinleştirildiği ve Muhammed’in de bu dinin peygamberi olarak sunulduğu, bu tarihten itibaren de efsaneleştirilerek Musa ve isa seviyesine çıkartılmaya çalışıldığı batılı araştırmacıların üzerinde birleştiği bir teoridir. Bununla da yetinilmeyip abartmalar o denli büyütülmüştür ki; Miraç olayıyla Muhammed’in önce Kudüs’e Mescid-i Aksa’ya uçurulup burada gelmiş geçmiş tüm peygamberlere imamlık yaptığı ve sonra da Burak’a binip Cebrail’le uçarak Allah’ın huzuruna çıktığı uydurulmuştur. İsra-1 ayetinin Kur’an’a sonradan sokulan ayetlerden olduğu ortadadır. Çünkü ayette geçen Mescid-i Aksa, Ömer zamanında yapılmıştır.

Serdar Kaangil

This entry was posted in Din and tagged , , , , , . Bookmark the permalink.

15 Responses to MUHAMMED EFSANESİ

  1. hakan says:

    sen kimsin bilmeden cahil cahil konusacak kadar beyninden mahrummusun sen akıl yokmu sende hiç

  2. hakan says:

    milyarlarca müslümanın peygamberine laf atma cüretini gösterip bide istenmeyen yorum die insanların yorumlarını silecek kadar korkak olma ben istesem elbet senin mail ve telini cok rahat bulurum bu yayınları adam gibi yayınla nedemk kütük öküz gibi böğürdü bumu senin inanc ve ahlakın bumu senin edeb terbiyen

    • pante says:

      İstenmeyen yorumlar sistem tarafından yayınlanmıyor. Ben de göremiyorum ne olduklarını. Engellendiklerine göre demek ki zararlı içeriğe sahipler.
      Benim onay vermediklerim sadece adi küfürler içeren yorumlardır.
      Diğer konularda tartışmak isteyenler forumlarda bana ulaşabilirler. Linkleri sağ sütunda verilmiştir.

    • pante says:

      Hakaret, küfür içeren iletiler silinir.
      Mehmet Selim Polat’ın her iletisinde küfür olduğundan iletileri siliniyor.
      Ağzını pislikten temizlediğinde yorumlarına izin verilecektir.

      Ayrıca sürekli iftira atan, kişisel suçlamalarda bulunanların mesajları da onaylanmayacaktır.

  3. hakan says:

    bğilmem kac yasa gelip ne konustugunu ne dediğini bilmeyen anlamayan bi konumda olmak acı verici birşey yaptıkların tamamen senin yorumun ne kaynak nede verin belgen var atıp tutarak kac cahili kandırabildiğini sanıosun adresimi vereyimde gel tartısalım konusalım kim haklı gör sen beni yen seninkini kabul ederim ama ben seni yenersem sende itikadını düzelteceksin varmısın ?

  4. hakan says:

    peygamerimiz kimseye sümük sürmedi balgamda sürmedi sadece bi kadın uhud savaşında karnından feci şekilde yaralanmıştı ona tükrük sürmüştür. kadınlara verilen miras ve şahitlik konusunda yaptıgın yorumlar yanlış kadınlara şahit isterken ,ki tane istendi sebeb kadınlar duygusal narin titiz varlıklar mesela cinayet şahitliğinde korkabilirler gördüm katili diyemeyebilirler sebeb bu artı miras hukukuna gelince okadar akıl mantık yoruyorsunuz bi adam ölse bir erkek bir kız cocugu olsa ikiside evlide olsa bekarda ikisinede aynı malı vermek haksızlık olur çünkü kadın çalışmak evi gecindirmek zorunda değildir erkek zorundadır kaldıki islama göre kadın ev işi bile yapmak zorunda değildir ( sünnet hükmündedir ister yapar ister yapmaz ama erkek evine bakmakla emrolunmuştur) bu sebebten kadın evli olsa kocasından bekar olsa babasından sağlar ama erkek evine bakmak zorunda bekar olsa anne babasına bakmak zorunda ama sen aynı verilsin diosun bumudur senin adil görüşün?? dierlerini es gectim buna cevap ver yeter ?

    • fingolif says:

      BUnlar çok güzen çarpıtmalar. Tamam miras olayını bir yere kadar anlayabilirim. Mantık çerçevesinde oturtmuşsunuz bunu. tebrik ederim. Lakin orda yapılan matematik hatasını hiç kimse açıklayamaz. Allah, ilkokul matematiğinden mahrum mudur?

      ayrıca şu şahitlik olayı olmamış. Farklı bir uydurma bulun. Kadının şahitliği narinliğinden ve kırılganlığından mı yarım sayılıyor? yoksa onu adam yerine koymadıklarından mı?

      O zaman bu parlak fikrinizi çıkında dünya kamuoyuna sunun. Modern mahkemelerdede kadının oy’u yarım sayılmalı, çünkü o narin ve kırılgandır diyin. Bakalım ne cevap alıyorsunuz.

      • Mehmet says:

        sayin fingolif, Hakaret ediyorsunz ve bu sizi hakli yapmiyor hatta sorunun olduguna isaret ediyor. Siz analizlerinizi avrupaya gore ameriakya yada asya ulkelerine gore verecekseniz ozaman Insan iradesi devreye girer. Insan iradesini hasa Allah iradesiyle(kanunlari ile ) kiyaslamak buyuk bir yanildir. Ayrica size ne aciklanirsa zirvalik olarak goruosunuz. Inanmayin, islamin sizlere ihtiyaci asla olmaz ama sizin imana ihityaciniz olacak elbet. Bu sebepten tartisma platformunda iseniz saygi sinirlarini bilmeniz gerekir. Aksi halde solediginiz adalet mantiginiz kabul gormez ve onay almaz.

        Ihtiyacin yok boyle bir bilgiye ama soyleyim ben , Peygameberimiz diyor ki ” Cennet Allahin izni ile annelerin ayaklari altindadir” Bunu soyleyen peygamber, soyletern Allah (c.c) simdi gelmis siz kadinin erkekten daha asagilik gorulduunu iddia ediosunuz. Bu soylemis oldugum hadisi serif en saglam sahih kaynaktan alinmistir ve butun islam alemi bunu kabul etmistir. Islamin hosgorusu ve adaleti konusunda asla supheye dusmedim ve dusmem de allahin izniyle. Hangi insanin kurdugu adalet bugune kadar devam edebildi. Hangisinin surekliligi var? rasyonalist dusunuyorsunuz. Hersey dunya degil. Uzaya inaniosunuz. Big bang teorisine de gormeden inaniosunuz. yildizin nekadar uzakta olduguna da inaniosunuz . gunesin buyuklugunu de biliosunuz. BUnlari bilim adamlari sayesinde ogreniorsunuz ve kabul ediosunuz. ha bende inaniorum Islami kabul eden insan Hak olan bilimi kabul etmek zorundadir. fakat nasil oluyor da okadar hakikatten bahseden kurani kendinize gore ceviriosunuz ve yorumluosunuz?

        Islama dusman olmayi tercih etmissiniz. Biz inananlar sadece aciklariz.
        Tekrar yineliorum Sizin Allaha ihtiyaciniz var , Allahin size ihtiyaci yok.

        Allah hidayet nasip etsin demek en dogru duadir size?

        saygilar.

    • mambracadabra says:

      Hakan Said.
      Siz yazarı tehdit edecek kadar aşağılık birisisiniz.
      Gözünüzle görmediğiniz olayları siz nasıl biliyorsunuz?
      Size anlatılanlardan di mi?

      O zaman nedne senin alternatifin doğru oluyor da yazarın ki olmuyor?

      Siz ilkönce içinizdeki nefret ve cehaletten arının.

  5. Siz Durun says:

    Burada sürekli müslümanlık üzerinden örnekler vererek egonuzu tatmin etmeye çalışıp ondan sonra da iyi niyetten bahsediyorsunuz. Sizin adaletinizde sürekli Allah ve resulüne hakaret etme becerisi mi var? Kendinizce bazı çelişkileri belirtirken küçültme sıfatları kullanmanızın amacı nedir? Bir tespit olarak duygunuzu katmadan da pekala bunu ifade edebilirsiniz. Kısaca ben sizin bir takım hesaplar taşıdığı belli olan inancınıza inanmıyorum. Ben orijinaliteye inanıyorum. Bu da sizin savunduğunuz şeylerde ne yazık ki yok. Bakın şu dünyada her şey birbirinden nasıl ayrılmış. Bir de bakıyorsunuz birileri kendilerini bir yerlere ayırıyor ondan sonra diğer insanları bir çuvalın içine hapsetmeye çalışıyor. Ben çuvalın içine hapsolmaya karşıyım.

  6. Mantıklıyım,Türbansızım, Atatürkçüyüm,Müslümanım (çok şükür) says:

    aslında sizden biraz daha saygılı olmanızı rica edicem.. çünkü sizin burada küçük gördüğünüz kişi Allah’ın elçisi, milyonlarca insanının saygı duyduğu, yolundan gittiği çok yüce bir insandır. size göre öyle olmaya bilir tabii ben buna saygı gösterebilirim.. ama aynısınıda beklerim.. bence bu tür konuları tartışmak nezaket ve incelik gerektirir.. milyonlarca insanın değerlerine bukadar rahat ve saygısızca dil uzatmanız beni çok rahatsız etti..
    Einstein “bingbang” yani evrenin büyük bir patlamayla bir anda var olduğu olayını araştırmaları sonucunda bulmuş fakat açıklamamıştı. tam bu sıralarda sizin gibi ateist olan başka bir bilim adamı büyük patlamayı buldu ve açıkladı.. hatta Einstein daha sonraları bu olayı kariyerinin en büyük hatası olarak değerlendirdi. sadece bu olayın bile bazı şeylerin varlığına kanıt olduğunu düşünüyorum..neyse ben çok uzatmak istemiyorum.. Büyük Allah’ımdan size Muhammet (s.a.v) ‘in yüzü suyu hürmetine doğru yolu göstermesini dilerim….

  7. ilgar says:

    Evet haklısınız o zamanlar Kudüs’te bugünkü gibi bir mescidin olmadığı, Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinde kendisinden “mabed” diye söz edilen binanın kalıntılarının bulunduğu doğrudur. Bu mekan Beyti Makdis olarak adlandırılırdı.Resulullah (s.a.v.)’ın ziyaret ettiği mekanın Beyti Makdis olduğu bütün ünlü müfessirler tarafından dile getirilir. Örneğin Kadı Beyzavi tefsirinde “Mescidi Aksa” ibaresi açıklanırken: “Burada kastedilen, Beyti Makdis’tir. Çünkü o zaman orada bir mescid mevcut değildi” denmektedir. Aynı ibarenin Nesefi ve Hazin tefsirinde de aynen geçtiğini görürüz. İbnu Abbas’tan rivayet edilen tefsir de bu şekildedir. Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirinde de ayette geçen “Mescidi Aksa” ibaresiyle ilgili olarak şu açıklama yapılmaktadır: “Mescidi Aksa: Kudüs’teki Beytu’l-Makdis’tir. Nitekim İsra hadisinde de: “Burak’a bindim. Beytu’l-Makdis’e vardım” diye geçmiştir. Bunun etrafı da Kudüs ve civarı demek olur.” (Burada kastedilen İsra hadisini, Buhari, Bed’u'l-Halk, 6; Müslim, İman, 259, 264; Nesai, Salat, 10; Tirmizi, Tefsir, İsra suresi tefsiri, 2, 17; Ahmed ibnu Hanbel, III/148, IV/208, V/387,392,394′te rivayet etmiştir.)
    Mescidi Aksa’nın bugünkü şeklinin inşası ise hz.ömer zamanında değil Emevi halifelerinden Abdülmelik bin Mervan zamanında başlatılmış, oğlu tarafından bitirilmiştir.Daha bir çok konuda hatalısınız,bunu ya kasıtlı bir şekilde saf zihinleri bulandırmak için yapıyorsunuz (umarım öyle değildir) ya da gerçekten bilgili olduğunu düşünen bilgisizlerdensiniz…

  8. fahriye says:

    güyalar ancak putlarınıza satılmış ruhlarınıza aittir peygamberi hakir görme cesaretini nerden alırsınız belli bari yaradana karşı cüratkarlıktan korkun kıçı kırık putlarınıza benzemez kutsallar

  9. pozitron says:

    ey arkadaş…..1,5 milyar müslime kuran neyi telkinler biliyormusun…………………….dünyada ihtimallere mahal bırakmayacak kesin bir olgu……………….ÖLÜM………..sizin ölümden sonraki hayata bi şeyiniz varmı………..şu dünya üstünde hayatımız salise bile değil……siz ana rahmindeki çocuk gibi biz hep burada kalacağız diye düşünüyorsunuz……ana rahmine göre yorum yapıyorsunuz……..

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s