HER YER TAKSİM! HER YER DİRENİŞ!

935182_442627299166447_309529057_n

AKP iktidarına ve onun  burnundan kıl aldırmayan başkanına karşı biriken nefret sonunda patladı. Bardağı taşıran damla Gezi Parkına AVM yapılacağı açıklamasının ardından ağaçların kesilmeye başlaması oldu. Önce çevrecilerin tepkisi ve ardından çevrecilere tüm ilerici, demokrat, devrimci kesimlerden gelen destekle direnişe dönüştü. Polisin içinden bir kesimin insafsızca ve en faşist yöntemlerle yaptığı saldırılara rağmen kararlı kitleler geri adım atmadılar ve gece gündüz büyük bir mücadele verdiler. Polis daha fazla tutunamadı, Taksim Meydanını ve Gezi Parkını  direnişçilere teslim etmek zorunda kaldı. Ancak geç kalmışlardı, direniş diğer illere de sıçradı. 

Türkiye tarihinde bu denli büyük bir direniş, bu denli isyana dönüşen ve günlerce devam eden bir mücadele ilk kez yaşanıyor. 80 öncesinde bile, 15-16 Haziran İşçi yürüyüşlerinde bile bunun gibi şanlı bir direniş yaşanmadı. Uyuduğu sanılan halk, apolitize sanılan gençlik, korktuğu-boyun eğdiği sanılan kitleler ayağa kalktı. Ve demokratik devrimin bir provasını vermiş oldu. İşte demokratik devrim böyle bir harekettir. Demokratik devrime itiraz edenler, demokratik devrimi doğru bulmayıp sosyalist devrim tezini öne sürenler şimdi daha iyi düşünmelidirler. Milli burjuvazi kalmamışmış, küçük burjuvaziyle, ulusal güçlerle ittifak olamazmış kafasında olanlar; Taksimde her kesimden insanın olduğunu görsünler. Böyle bir kıvılcım patlar ve iktidara karşı dolmuş olan halkın tüm kesimlerinden destek gelir. Yeter ki o her kesimden bir araya gelen kitleyi koruyan, organize eden, doğru yönlendiren ve sonuca götüren bir parti olsun. Olmasa bile devrim parti-örgüt beklemez, iktidarı alaşağı eder ve demokratik halk iktidarı demokrat, devrimci önderlerden oluşturulur.

Bu direniş bir devrime dönüşmeyebilir ama iktidara şiddetli bir tokat vurmuş olacaktır. İktidar bir tepki hareketinde, sanki cumhuriyet mitingleri gibi ve onlardan daha zayıf bir miting yapılıp atlatacağını sanıyordu. Böyle günlerce süren ve başbakanlığa kadar yönelen büyük bir halk hareketi beklemiyordu. Ampulleri patladı, burunları kırıldı.

Bu direniş hiç bir gruba mal edilemez. Hiçbir parti ve grup tarafından sahiplenilemez.  Direnişe burun büküp de solcu geçinenler, her zaman söylediğimiz gibi oportünistler, iktidar yalakası yavşak liboşlardır. Yaptıkları, söyledikleri insafa, izana sığmaz. Bir parça  onura sahip bir solcu, direnişe hak verir ve iktidarın tutumunu, polisin insanlık dışı saldırılarını, kimyasal silah kullanımını eleştirir, kınardı. Çıkarları için iktidarın destekçisi olan ve böyle bir günde susan ya da direnişi eleştirenler demokrasiden, özgürlükten bahsetmesinler. Faşistlere, faşizan saldırılara karşı menfaatleri gereği susanlar da en az o faşistler kadar suçludurlar. Kimileri direnişi Ergenekon’la ilişkilendirmek istedi, kimisi Kemalistlerin, Ulusalcıların hareketi olduğu iftirasını öne sürdü, kimisi ırkçı, milliyetçi diyebilecek kadar alçaldı. İşte maskeler böyle zamanda düşer, kimin ne olduğu belli olur. Bunlar demek ki 1 Mayıs için de böyle düşünüyorlar, çünkü 1 Mayıs’a da bu kesimlerin hepsi katılıyor. Amaç çamur atmak ve iktidarı korumaya çalışmaktır. Ama artık cicim ayları bitmiştir ve hiçbir şey geçmişteki gibi olmayacaktır. Korku imparatorluğu yıkılmıştır. Bundan sonra iktidar ayağını denk almazsa, kitlelerin hassasiyetlerini önemsemezse, dediğim dedik anlayışını sürdürürse daha şiddetlisi gelebilir..

Reklamlar
Bu yazı Politika, Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

25 Responses to HER YER TAKSİM! HER YER DİRENİŞ!

  1. exhorder dedi ki:

    AKP hükümetini hiç tasvip etmem ama bu Kemalistlerin iktidarda olduğu DSP-ANAP-MHP koalisyonu dönemini hatırlayın. Bilmem kaç senedir iktidara geçemiyoruz diyor CHP, sen geçmedinde senin yavruladığın DSP’nin icraatleri ortada. Hortumlanan bankalardan mı başlayayım, çöken ekonomi ve lokal ekonomik krizlere mi? 11 eylül sonrasında yeni dünya düzeni başladı. Bu nedenle heveslenmeyin, bu düzende Kemalistlere yer yok. Yeni dünya düzeni AKP gibi partilere ihtiyaç duyar.

  2. exhorder dedi ki:

    Ben sosyalist olduğum için hükümetten çok devleti düşman bellemiştirim. Bu nedenle devleti savunup hükümeti düşman belleyen ulusalcılardan, CHP’lilerden ve Ordu destekli darbe taraftarlarından farklı olmak ne kelime tersine karşıt bir düşünceye sahibimdir. Bu hükümeti düşürme çabaları önce 2007 yılında Ordu desteği ile gerçekleştirilmeye çalışıldı. 27 nisan muhtırası bunun ürünü. AKP orduyu ve ordu içinde kendisine muhalif olan askerleri tutuklayınca, bu sefer sırtlarını popülist sloganlara çevirdiler. Elde silahlı kuvvetler desteği kalmayınca, artık tabandan isyan çıkarma politikasını benimsediler. Son olaylarda bunun ürünü. Ha bu başarılı olur mu? Hiç sanmıyorum. İlki olmadıysa, bu popülist karakterine rağmen yine başarılı olmaz. Çünkü hareket yine “Darbe” temelli. Yani belli bir sınıfsal kimliği olmadığı için, ulusalcılara dayandığından ne pratik ne de moral bir başarısı olmayacak tersine önümüzdeki aylarda AKP iktidarınını iyice azgınlaşıp kök salmasına, başkanlık sistemlerine kadar kendisini palazlandıracaktır.

    Bana soracak olursanız, ulusalcılar ve CHP’liler toplumun ya da Türkiye toplumunun enfeksiyonudur. İktidarı elde etmek için her türlü yolu dener (son olaylardaki popülizmde bunun büyük bir örneği) iktidara geçerlersede ülke ekonomisini batırırlar. 90ların sonu ve 200lerin başındaki koalisyon hükümeti bunun bariz bir örneği. AKP o hükümetin pisliğini temizlemiştir. Ama sonuçta AKP’de kapitalist sistemin bir partisi, bu nedenle kemalistlere bir, AKP’lilere iki demek gerekir.

  3. HuzurBilimde dedi ki:

    birisi bişey mi dedi? bi vızıltı duydum da..

  4. exhorder dedi ki:

    Arap baharı ile Türk yazı birbirnin karşıtıdır. Hükümet Arap baharını desteklemiştir. Türk yazı Arap baharı ile bütünleştirilmeye çalışılsa da – özellikle yabancı basında- ikisi aslında taban tabana zıttır. Arap baharını durmadan eleştirenler bu Türk yazı eylemlerini organize eden ezikler eziği, sümsükler sümsüğü kılıksız ve tipsiz ayrıca akılsız Kemalistlerdir. 🙂

    Ben ikisinide desteklemedim. Arap baharı postmoderndi. Türk yazı Hipermodern (Supermodernite)

  5. Uğur dedi ki:

    Marksizmi icat edenlerin kapitalizmi var edenler zaten aynı güçlerdir. Aynı şekilde milliyetçiliği çıkartanlar da. Kapitalizmi var edenler elbette ki buna karşı çıkacak bir kesimin de olacağını bildiğinden hepsini aynı potada toplayıp daha rahat bir şekilde denetleyebilmek adına komünizmi icat ettiler. Monarşi karşıtlığı, ahlak ve etiğin reddi, küreselleşme, din ve millet karşıtlığı sözkonusu olunca yekvücut olmaları da bunu delilidir.

    Bugün dünyada emperyalizmin tek antitezi monarşidir tabii görebilene

    • Uğur dedi ki:

      O kadar Sosyalizm diyorsunuz da arkası için bir planınız var mı peki? En basitinden sizin sistemde üretim, tüketim, dağıtım nasıl olacak mesela? Yerine koyacağınızı düşündüğünüz şey en fazla yıkılmış sscb’deki devlet kapitalizmi gibi birşey olur onun ötesinde şirinler köyü misali bir dünya komünizmi veya başka birşey hayalcilikten başka birşey değildir.

      Sosyalistler monarşileri yıkmak için burjuvaziyle el ele vermesi bile dediğimi kanıtlar niteliktedir. Aynı şekilde 1. dünya savaşında tüm monarşilerin yıkılması da tesadüf değildir.

  6. Ferda Yamanoğlu dedi ki:

    Bu Ülkede Dinde dahil bütün siyasi fikirler çöktü.Din ticareti yapan çok sayıda tarikat ve cemaat var.Adamlar din kisvesi altında bankacılık yapıyor.Kar payı ortaklığı denen dolandırıcılık sistemlerinin dine uygun olduğunu savunuyor.
    Tek bir güç var.O’da menfaatçilik.
    Mevlana diyor ki, negatif güçleri küçümsemeyin.Başbakan onları biraz küçümsedi.Negatif güçleri azmettirenler,onlara karşı çıkan halkın,onlarla savaşarak bir kaç bin kişinin ölmesini çok istediler.Bu halk ,bu tuzağa düşmez.A.B.D ve Avrupalılarda negatif güçlere verdikleri destekle onların azmettiricileri olduklarını gösterdiler.
    Başbakanında,Devlet bankası,Hava Yolları gibi kuruluşları özelleştirmesi gerekiyor.Kendisi Devlete hala ticaret yaptırıyor.Darbe tehlikeside bu Ülkede hala devam ediyor.

  7. Ferda Yamanoğlu dedi ki:

    Ben bu komünistim diyenleri anlamış değilim.Çin dahi komünizmi bırakıp,piyasa ekonomisine geçti.
    Başbakanında Suriyeye karşı tavrını değiştirmesi gerekiyor.İnsanlar ona ,İstanbula su bulduğun gibi,Türkiyenin ekonomisine’de çare bul ,diye oy verdiler.Seçimlere kadar ,Suriye politikasını değiştirmezse iktidara zor gelir.
    Bu Ülkenin,Suriyeyle,İranla dalaşacak gücü yok.
    Türkiye’de hiç bir zaman darbe tehlikesi geçmez.
    Çevik Bir gibi adamlar, türban karşıtlığı,din düşmanlığı yaparak,ordumuza çok zarar verdiler.Halka karşı orduyu din düşmanı gibi gösterdiler.

    • Uğur dedi ki:

      Cumhuriyet rejimi zaten din düşmanlığı ve etnik ayrılık üzerine kurulduğundan Türkiye Cumhuriyeti’nin şu kısacık ömründe bu kadar kargaşa ve istikrarsızlık yaşamaktadır.

      Bugün Mustafa Kemal’i İngilizlerin başa getirdiği bir gerçektir. Kaldı ki İngilizler zaten isteseydi Türkiye’yi 50 defa alırdı. Bölgede Batı yanlısı, Sovyet ve İslam karşıtı tampon bir ülke istiyorlardı. İstediklerini aldılar, sonra da çekip gittiler.

      yapılması gereken ise bellidir; Bütün partiler derhal kapatılıp mensupları kovulmalı ve saltanat sistemi yeniden tesis edilmeli. Milletsel kavramlara dair ne varsa silinip imha edilmeli. İsviçre’den ve İtalya’dan alınan kanunlar atılıp yerine şeriat ve fıkıh tahsis edilmelidir.

  8. Ferda Yamanoğlu dedi ki:

    Uğur bey,artık demokrasiden dönüş olmaz.Baksana,adamlar onu dahi bize çok görüyor.Seçimle gelmiş bir hükümeti ayaklanmayla devireceklermiş.
    Ancak ,İngilterede olduğu gibi Müslümanlar içinde İslam hukuku uygulanabilir.
    Bu Ülkeyi,Suriyeye çevirmek isteyenlerin hevesi kursağında kalacak.
    Atatürkün üzerinede fazla gitmeyin.En azından bu Ülkeye Komünizmi getirmedi.Eğer,getirseydi hepimiz aç kalmıştık.

    • Uğur dedi ki:

      Seçilenlerin halkın oylarıyla iktidara gelmediğini bugün sağır sultan bile biliyor, İktidara gelen her kim olursa onu o koltuğa getirtenlere gebe olduğu müddetçe de bu böyle olacaktır. Ben boşuna mı monarşi en iyi yönetim şeklidir diyorum.

      Kaldı ki liberal demokrasi zaten İslam’a aykırı bir düzendir. İslamda demokrasi değil şura vardır. İsviçre ve İtalyan yasaları/hukuku değil fıkıh vardır.

  9. ilhan mustafaoğlu dedi ki:

    Her yer taksim her yer direniş olsun, güzel. Yanlız “pislikler” diye nitelemek, öfke ve nefretle
    anlatmak haklılığı güçlendirmez. Sonuçta blog yazılarının “bilimsel felsefe” adına güvensizliğe
    neden olur.

  10. elevation dedi ki:

    Gezi olayları, Küreselleşmenin dışladığı bütün kesimler için caziptir. Geçenlerde Milli Gazete bile olayları savunuyordu. R.T.Erdoğan’ın bittiğini iddia ediyordu. Çünkü Küreselleşme yobazlığada manidir, onu etkisizleştirir. Yobazlık varlığını sürdürebilmek için kendisi gibi ilkel bir ideoloji olan modernizm ve kemalizme ihtiyaç duyar. Aczimendilerle 28 şubatçılar birbirlerinin kankisidir. 🙂

  11. Arzu Sezen Şen dedi ki:

    taksimde olanlar çok mu güzeldi heryeri öyle yapalım sizi anlamamızı bekliyosunuz ama insan savaşları anlamaz yaşar ve sonu barıştır ne yaparsanız yapın kötülük iyiliğe dönüşmek zorundadır iyiliğin içinde yok olmaya mahkum kalacaktır taksimde olanlar kargaşadan başka bir şey değildi ve sonuç barışa giden yola mahkum kaldı körün bile görmekten kaçamadığı en büyük gerçek kötülüğün iyiye dönüşmesi……aptal iblis bile bunu bilmekte ama denge için kötülüğü simgelemekte son nokta hep iyilik işte…..

  12. emel dedi ki:

    tabiki de inşalar haklarını savuncak ama sırf parti taraftarlığı yüzünden çarşaflı kadınlara dil uzatmak nedir , ülkede olan bi tecavüz olayının ardından sanki ülkemizde düzenli bi şekilde görülüyormuş gibi tecavüzcüler dışarıda geziyor böyle insanlarsınız diyerek geneli aşşağılamak nedir , bu mu siizn dininiz diye geneli aşağılamak nedir o zaman şüphe edilmez mi bunu söyleyenlerin dininden ? ayrıca bazı arkadaşlara katılıyorum AKP gelene kadar onun gibi bu ülkeyi kim kalkındımış , yanlışları olacak elbet sütten çıkmış akkaşık değil kimse, fakat doğrular yanlışlardan fazla ..

    • Ferda Yamanoğlu dedi ki:

      A.B.D Avrupa ve İsrail,artık Mısırda olduğu gibi ,Müslüman ülkelerle olan savaşlarını kendileri yapmak yerine satın aldıkları Negatif kişi ve Güçlere yaptırıyor.Bu savaş şekli,onlara çok ucuza mal oluyor.
      Negatif Güçler aslında yoktan var olmayı gerçekleştiren(0=+1-1) kuantum denklemine göre hareket ediyor.Pozitif ve negatif arasında dengesizlik olduğu zaman,0 eşitliğini sağlamak için aralarında olaylar çıkıyor.
      Ülkenin ekonomisi,uzun süredir pozitiften yana bir durum gösteriyordu.

  13. elevation dedi ki:

    Umarım bu sefer bu yazıyı silmezsin. Çünkü bu sefer küfür yok içinde 🙂 Neyse başlayalım şu gezi parkı olaylarının anatomisini ve iç yüzünü anlatmaya. Bugüne kadar anlatmama sebebim, olayların başarısızlıkla sonuçlanması arzusunda olmamdı. Ve bu arzuma ulaştım. Düşmana can alıcı bilgi vermemek lazım ki, hata yapıp yenilgiye uğrasın.

    1 temmuz 2012’de iktidara geçen Mursi yönetimi, 1 senesini doldurduğu gün askeri darbeyle nasıl devrilebilir? Biliyoruz ki 2011 yılında Hüsnü Mübarek gösteriler sonucu istifa etmek mecburiyetinde kalmıştı. İstifa da etti zaten. Sonra yerine kurulan geçici hükümet 1 temmuz 2012 tarihine kadar işlere baktı. Ardından yapılan Mısır seçimleri ile Özgürlük ve Adalet Partisi yani Müslüman Kardeşler örgütünün kurduğu legal parti iktidara Mursi ile geçti. Müslüman kardeşlerin önerdiği aday farklıydı, ama Mursi’de sonuç olarak ÖAP’nin bir mensubudur. Önemli olan partidir, kişiler ikinci derece öneme sahip.

    Soru: Peki Mısır’da ki olaylarla Türkiye’dekiler paralellik gösteriyorsa, neden Mursi darbeyle düşürüldüğü halde Tayyip iktidarda kaldı?

    Yanıt: Çünkü Mursi Tayyip değildir. Tayyip ve AKP 2002’den beri 2007 ve 2011 seçimleriyle de herhangi bir devrim olmaksızın seçimlerle gelmiş, kemalistleri doğrudan değil, daha dolaylı araçlarla baskı altına almıştır. Bu bağlamda Tayyip gerçek bir diktatör değildir, ancak diktatörlüğe benzer bazı uygulamalarıı vardır, öyle yorumlanabilir. Bilhassa hedef aldığı kitle yani kemalistler tarafından.

    Oysa Mursi 2011’de Hüsnü Mübareğin istifası ile iktidara gelmiştir. Seçim yine vardır, ancak seçimden önce devrim vardır. Yani Hüsnü Mübarek ve yandaşlarına karşı bir darbe gerçekleştiği için ardından gelen seçimlerin konejktürel yapısı Türkiye’deki ile bir değildir. Gezi parkı olaylarının başarısızlığının en büyük etkeni bu olsa gerek.

    Soru: Gezi parkı olaylarının arkasında hangi uluslararası güçler var? AKP’nin arkasındaki güçler ne?

    Cevap: Gezi parkı olayları ABD tarafından kesinlikle desteklenmemiştir. ABD ve İsrail Hükümetin arkasındadır. Ancak İngiliz basını (The Guardian, The Economist, BBC, The Times) olayları destekleyen basının başında geliyor. Ayrıca Almanya hükümeti ve bir ihtimal Rusya, Çin ve İran’da destek vermiş olabilirler. Bu sonuncular sadece ihtimal.

    Soru: Bu olaylar neden çıktı?

    Cevap: 2005 yılı sonlarına kadar ABD’de Bush hükümeti Büyük ortadoğu projesini hayata geçirmeyi planlıyordu ancak işler öyle yürümedi. Komünizm ve Sosyalizmin basıncı ortaya çıktığından 2008’de yerine Obama geldi. Küreselleşme politikaları uygulanmaya başladı. İlk önce Ergenekon soruşturma ve davaları ile hükümete darbe yaptığı iddia edilen gazeteci ve askerler Silivri cezaevine konuldular. Kemalistler yönetimden tümden tasfiye olup, Genel Kurmay başkanlığına Işık Koşaner’in gelmesi ve İlker Başbuğ’a açılan dava neticesinde eski rejim yapay olarak baskı altında tutuluyordu.

    devam edecek..

  14. elevation dedi ki:

    Soru: Mısır’da önümüzdeki süreç içinde neler olacak?

    Cevap: Ordunun 3 temmuz 2013 darbesinden sonra Mursi iktidardan indirilsede konjonktürel yapısı 2011 devrimini taşıyor. Çünkü 1980’lerin başında iktidara geçen ve diktatör olan Hüsnü Mübarek’in 30 senelik iktidarı 2011’de devrilmiştir. Artık yönetime kim gelirse gelsin, bunun dönüşü yoktur.Mursi’ye darbe yapan, Mısır silahlı kuvvetlerinin komutanı bile Mursi tarafından atanmıştır. Yani Mübarek dönemine ait bürokratik bir kalıntı mevcut değildir. Darbeden sonra ordu komutanı Sisi teknokrat yani partiler üstü bir hükümet kuracağını söylemiştir. 2012’den 3 temmuz darbesine kadar iktidarda olan Müslüman kardeşlerdi ve Muhalefet (Mısır’ın kemalistleri) baskı altındaydı. Sisi’nin darbesi eski rejimi geri getirmekten çok Müslüman kardeşler ve Muhalefeti uzlaştırıcı, partiler ve ideolojiler üstü bir teknokrat hükümetin kurulmasıdır.

    Soru: Peki bu kurulabilir mi? Kurulsa başarılı olur mu?

    Yanıt: Çok zorlanırsa kurulabilir, ama işler yürümez. Netice olarak her ülkede bir klik egemen hale gelir, diğer klik muhalefet pozisyonu tutar. Darbe gerçekleşsede gerçek anlamda bir darbe değildir. Sadece hükümeti görevden almıştır, bu fonksiyonu vardır.

    Türkiye’de çıkan olaylarda Hükümetle Muhalefeti uzlaştırma amacı güdmüştür zaten. Bazı radikal kesimler hariç eski rejimi geri getirme amacı güden kişi sayısı azdır. Amaç ezik durumda olan ve sürekli muhalefetten başka bir silahı olmayan Muhalefeti (Kemalistleri, CHP ve İP’liler ağırlıkta) iktidarın pastasından bedava pay almaya yönlendirmekten ibaret.

    Soru: Bu Türkiye’de ne kadar başarılı oldu?

    Yanıt: Olmadı ne yazık ki. İlerleyen süreçte her şey olayların öncesindeki hale dönecektir.

  15. elevation dedi ki:

    Şu dikkatimi çekti benim facebook sayfanda. Arada şöyle bir fark var ki: Kenan Evren sandığa gitmeden önce Darbe yaptı sonra sandığa gitti. Üstelik bir sürü siyasi partiyide kapattırdı. Tayyip Erdoğan darbe felan yapmadı, doğrudan seçime gitti, sonra kendisine darbe planlayan 12 eylülcü faşist kemalistleri tutuklayıp içeri attı. Hepsi bu kadar basit. 🙂

  16. elevation dedi ki:

    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/24461529.asp

    Artık istediğiniz kadar Gezi olayı çıkarın. Tınn 🙂

  17. elevation dedi ki:

    Muzaffer Tekin, Veli Küçük, Doğu Perinçek ve Kemal Kerinçsiz Ağırlaştırılmış Müebbet yediler. Ağırlaştırılmış müebbet hiç bir üst mahkemenin bozamayacağı ve ancak rejim yıkıldığı taktirde davalının serbest kalabileceği “müebbet” türüdür. Yani bu kişiler kalan ömürlerini hapisde geçirecekler 🙂

    İlker Başbuğ’a müebbet verildi, bu belki bozulabilir. Ama bozacak bir durumun varolabilitesi yok zaten. Diğer pek çok sanıkta (İbrahim Şahin gibi) 40 küsür yıl civarı hapis yediler. Bu da müebbetten farksız zaten. 21 kişilik önemsiz grup salındı, ATO başkanı gibi örgüte kıyıdan köşeden bulaşan sempatik tiplilerde 10 küsür yıl yediler.

    Artık Kemalizm bitti, herkese geçmiş olsun.! 🙂

  18. merd dedi ki:

    Zeki mürende bizi görecekmi uğur?? İngiltere isteseydi Osmanlıyı alırdı ama Mustafa Kemal i kullanarak onu başa geçirdi.. şeriatı kaldırıp cumhuriyet ilan etmesini sağladı.. Türkiye tampon devlet yaaa kontrolü kanlı değil kansız sağladılar ne komple teorisi ama. mükemmek ni hayal gücün var uğur.. Hadi dediğin gibi yapalım laikliği ve cumhuriyeti bertaraf edelim şeriat getirelimm.. peki sonuc ne olur düşünebiliyormusun?? ülkenin yüzde 90 ı müslüman değil be kocum aralarında gayrimüslümeride var.. onları napacaz. adam şeriatla yönetilmek istemiyorum diyor.. hepsini öldürücezmi??

  19. Doğukan dedi ki:

    Gezi direnişi ilk bir haftasında gayet samimi bir ayaklanmaydi ama sonrasinda chpnin geziye atlamasi ve bir cok asiri sol orgutun parka cokmesi butun isleri tam tersine cevirdi mesela ben geziyi desteklerken birilerinin gezinin ustunden rant sagladigini gorunce elimi cektim tayyipten ne farki kaldi bu chp ve sol orgutlerin peh rantçı insanlar iste bitmek bilmiyorlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s