Forum

 

17 Responses to Forum

  1. radical leftist says:

    pante, ateistforumda mahir çayan ile alakalı bir başlık açmışsın. ama söyleyeyim, mahir’in sözlerini tamamen düz mantıkla anlamışsın. orada bahsedilen;

    “Kemalizm soldur, Milli Kurtuluşçuluktur, emperyalizme karşı bu zümrenin isyan bayrağıdır.

    “Milli Kurtuluşçu bir tutum yansıtması açısından bizler sapına kadar Atatürkçüyüz. Onun Milli Kurtuluşçuluk bayrağını, hayatımız da dahil, her şeyimizi ortaya koyarak biz dalgalandırıyoruz.”

    sözler, dikkat edersen ‘sadece ulusal kurtuluşçu bir tutum yansıtması açısından’ deniliyor.. yani kemalistlerin kurtuluş savaşı sırasındaki tutumuna değiniliyor, daha sonraki politikaları ve eylemlerine ya da atatürkçülük denen faşist ideolojiye değil.

    kaldı ki mahirler ve denizler, küçük burjuva olmayı aşamamıştır. bu nedenle 12 mart darbesinden sonra kurdukları örgütler dağılmış ve özeleştiri veren pek çok grup kemalizmin milli kurtuluşçu rolünü bile kabul etmeyerek gerçek proleter sosyalizmine geçmiştir.

    mahir, kemalistleri küçük-burjuva sol olarak görüyordu. ama aslında kendisi küçük-burjuva, kemalistlerde büyük burjuva ve toprak ağalarının ideolojisiydi. bu ölümcül hatanı düzeltmen gereğiyle.

    • pante says:

      Bu sözler Mahir Çayan’a ait midir?
      Evet.
      Benzer sözleri Deniz Gezmiş de söylemiş midir?
      Söylemiştir.
      Demek ki THKO ve THKP’nin Kemalizm hakkındaki görüşleri bunlardır.
      Sonrasında bir değişiklik yapmışlar mıdır?
      Hayır!
      78 hareketinde Kemalizm hakkında fikir değişikliği var mıdır?
      Hayır!
      Şimdi Kaypakkaya’cılar çıkıyor, Mahir’in ve Deniz’in görüşlerinin Kurtuluş Savaşı’na yönelik olduğunu söylüyor, bu görüşlerin değiştiğini iddia ediyor.
      Ortada bir hata yok. Kaypakkaya’cıların saptırması var.
      Onlar hiçbir zaman Kemalistleri faşist olarak görmediler, tersine müttefik olarak gördüler.
      Kemalistleri faşist olarak nitelendirenler, müttefik olarak görmeyenler; Mahir’leri, Deniz’leri dillerinden düşürsünler.
      Kaypakkaya ile Apo ile yetinsinler.
      Bir hata varsa o senin anlayışında var.
      Araştır bakalım; Hangi devrimci önder, hangi usta Atatürk’e ya da Kemalistlere faşist demiş?
      Lenin mi, Stalin mi, Mao mu? Fidel mi, Che mi, Nazım mı? Mahir mi, Deniz mi?
      Hiçbiri.
      Bu sapkın fikirler döneklerin liboşlaşmasından sonra sol içine sokulmuştur.
      Şovenliğin de tezahürüyle bir Atatürk ve Kemalizm düşmanlığı başlamıştır.
      Asıl düzeltilmesi gereken ölümcül hata budur!

      • optimum says:

        slm pante beni hatırlarsın biryerlerden :)
        neden mustafa kemal senin için bu kadar önemli?

      • pante says:

        Merhaba Optimum.
        Hatırlıyorum elbette. :)

        Mustafa Kemal’in benim için önemi, onun olumlu ya da olumsuz olarak hedef almış olunmasından ileri geliyor. Türkiye’de siyaseti Atatürk ve devrimlerinin eleştirisi üzerine kurmuş olan bir kesim var. Ben devrimleri kaybedilmemesi gereken kazanımlar olarak görmekteyim. O nedenle gerek gerici kesimin gerekse liberal kesimin eleştirileri karşısında Atatürk’ün ve devrimlerinin savunulması gerektiğini düşünüyorum. Ama Atatürkçüler gibi “Atam izindeyiz” şeklinde bir politika anlayışım yok. Hatta bazı konularda o dönemin yanlış ve eksiklerini eleştirebilirim.
        Buna ilaveten, yadsınamayacak ölçüde Atatürkçü bir potansiyel var. Ve kendisini Atatürkçü olarak ortaya koymasa da Atatürk’e karşı saygı ve sevgi içinde olan büyük bir kitle var. Bu kitleye ters düşmek yerine, bağımsızlık, demokrasi, ve özgürlük çizgisinde yönlendirmek gerekiyor.

        Sonuçta, geleceğe yönelik politikalar için Atatürkçülerin doğru yönlendirilmesi ve kazanılmış değerlerin kaybedilmemesi açısından Ataürk ve devrimlerinin savunulması gerekiyor.
        Yani, benim ve demokratik devrimciler açısından Atatürkçülerle bir müttefiklik söz konusu olduğu için önemli.

        Sevgiler.

    • benevolent says:

      Bir kere ”buyuk burjuva” diye bir sey yok. Bu uydurmasyon bir tabir. Burjuva sinifi ve proleterya sinifi var. Burjuvanin buyugu, orta boyu olmaz. ”Kucuk burjuva” tanimi apayri bir seydir ve bir sinif ifade etmez. Proleter bilince sahip olmayan, fakir, zengin, isci, koylu ne olursa olsun mevcut sistemde daha fazla para harcayip, daha cok tuketmek hevesinde olan herkes kucuk burjuvadir. Bu kavramin ”burjuva” kavramindan yola cikilarak turetilmesi seni yaniltmasin.

      Kemalizm fasizm olamaz cunku:

      Fasizm burjuva sinifinin ideolojisidir. Sanayi devrimiyle ortaya cikmistir. Kemalizmin uygulandigi donem, ortada dogru duzgun bir burjuva sinifi yok. Toplum sinif bilinci olmayan bir tarim toplumu. Cunku Osmanli’nin asya tipi toprak sistemi, burjuvazinin olusmasina izin vermiyordu. Kemalist devrim burokratik elitin devrimidir, burjuvazinin degil.

      Bir ulkenin korporatist olmasi onu fasist yapmaz fasist korporatizm olacagi gibi demokratik korporatizm de olabilir.

      Ayrica kemalizm doneminde uygulanan sistem korporatizm degildir. Korporatizmde korporasyonlar vardir. Fasist korporatizmde bu korporasyonlar (meslek birlikleri) dogrudan devlet baskaninin emrindendir. Kemalizmde korporasyonlar yoktu. Kemalist ekonomi siniflarin isbirligine ve devletin sinirli mudahalesine dayalidir ve solidarizmdir.

      Kemalizmin fasizm olamayacaginin bir diger sebebi de totaliter degil en fazla otoriter olmasidir. Bana gore kemalizm, ”enlightened despotism” ya da ”benevolent dictatorship” diye tabir edilen bir aydinlanma despotizmidir.
      Mustafa Kemali’in muadili de Prens Bismarck’tir, Deli Petro’dur.

  2. radical leftist says:

    arkadaşım, bilmediğin konuda ahkam kesiyorsun. ben kaypakkayacı değil, zamanında enver hoxha çizgisini izleyen bir gruba mensuptum. yazdıkların, diyalektiği bilmediğin için, mahir’in ya da deniz’in kullandığı bazı ifadeleri düz mantıkla anlamaktan ibaret. thkp-c ve thko 12 mart süreci ile dağılmıştır. yerine gelenler ise, küçük-burjuva özeleştiri yayınlayarak ‘ulusal kurtuluşçuluk’ ve ‘halkçılık’ gibi oportünist eğilimlerden sıyrılmışlardır.
    mahir’in orada bahsettiği ‘sol’ kemalistlerin ingiliz ve fransız emperyalistlerine karşı yürüttüğü kurtuluş savaşıdır. görüldüğü gibi de aynen şöyle diyor,

    “Milli Kurtuluşçu bir tutum yansıtması açısından bizler sapına kadar Atatürkçüyüz. Onun Milli Kurtuluşçuluk bayrağını, hayatımız da dahil, her şeyimizi ortaya koyarak biz dalgalandırıyoruz”

    iyi oku! ‘milli kurtuluşçu bir tutum yansıtması açısından’ denilerek başlıyor ve yine ‘milli kurtuluşçuluk bayrağı’ üzerine ikinci cümlesini devam ettiriyor. burada bahsedilen emperyalizmin ikinci işgali için gerekli olan öncü savaşa taraftar toplamak. ülkeyi ilk işgalden kemalistlerin kurtardığı, ikinci işgaldende sosyalistlerin öncü savaş yoluyla kurtaracağına değiniliyor. yoksa kemalizm ile ideolojik hiç bir ilişkileri sözkonusu değil.
    şövenizmde, kürdistan’ın sömürgeleştirilip ilhak edilmeside faşist kemalist diktatörlüğün eseridir. mahir’in küçük-burjuva rüyaları bu gerçeği değiştirmiyor..

    • pante says:

      Bilmediği konularda ahkam kesen sensin radical leftis.
      Ne Mahir ne de Deniz Kemalistlere Milli kurtuluşçu diyerek Kurtuluş Savaşını, işgale karşı milli mücadeleyi kastetmiyor.
      “Milli kurtuluşçuluk” bir ünvandır ve bu ifade 70′lerde kullanılmışsa hala geçerli olduğu belirtilmiştir. O yüzden de müttefik sayılmışlardır.
      İkinci olarak Kemalizm ve Kemalistler etiketi 1930′lu yıllardan sonra kullanılır olmuştur. Resmi olarak da ilk kez 1935′de kullanılmıştır.
      O halde Kemalizm salt Kurtuluş Savaşına indirgenerek değerlendirilemez.
      Sadece Kurtuluş Savaşına has bir nitelik, sonradan bozulmaya uğramışsa aradan geçen 50 yıldan sonra neden bozulmuş bir potansiyel müttefik olarak kabul edilsin.
      Bak iyi oku: Sizin gibi faşistlikle mi suçluyor:

      “Kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. Kemalizmin özü, emperyalizme karşı tavır alıştır. Kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır.
      Kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. Bu yüzden, Kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. Kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur.
      Ülkede, kendi solunda, emperyalizme karşı hiçbir devrimci, ulusal-radikal sınıf hareketi olmadığı, dünyada, bugünkü gibi milli kurtuluş savaşlarının destekçisi bir dünya sosyalist bloğunun olmadığı bir evrede, emperyalizme karşı, dünyada ilk muzaffer olmuş bir halk savaşını veren radikal-milliyetçiler, bu bakımdan, ülkemizin -kökeni Osmanlı alt bürokrasisinin ilericiliğine dayanan- bir orjinalitesidir. Kemalistler için ülkemizdeki, asker-sivil aydın zümrenin jakobenleri diyebiliriz.”

      Ve şimdi Kesintisiz Devrim-2′deki 1950-1971 dönemi başlığı altındaki son paragrafa dikkat:

      “Fakat özellikle 1963′den sonra, yerli ve yabancı sermayenin ülkemizde giderek merkezileşip, yoğunlaşması ve meta üretiminin ta köylere kadar girmesi ile oligarşi kademe kademe gücünü artırmış ve nihayet 1971′de küçük-burjuvazinin sağ ve orta kanadını da kendi saflarına çekerek, ordu ve bürokrasi içindeki Kemalistlerin gücüne büyük bir darbe indirmiştir.”

      Demek ki neymiş? Kastedilen sadece 1920′ler değilmiş.
      İlla bunları açıklamamız mı gerekiyor? Bu kadarını da düşünemiyor musunuz?

      Ama görüyorum ki “Mahir’in küçük burjuva rüyası” diyerek sen zaten Mahir’leri, Deniz’leri aşağılamaktasın.
      Dolayısıyla anlaşılan o ki senin niyetin Mahir’leri-Deniz’leri savunmak değil. Senin derdin Kemalizm düşmanlığı.
      Ve Kemalistlerin sosyalist devrimcilerle olan ittifakını, dayanışmasını kabullenemiyorsun.
      İstiyorsun ki Kemalizm faşizmle, Kemalistler de faşistlikle özdeşleştirilsin ve solla bağları kalmasın.
      Bunun nedeni ise şoven düşüncelerinden kaynaklanıyor.
      Biz Türk ve Kürt halklarının kardeşliğinden ve ortak mücadelesinden yanayız.
      Halkların bölünmesine ve birbirine düşürülmesine karşıyız.
      Bu da ulusalcılığımızın, ulusal demokratik devrimciliğimizin bir ilkesidir. Aynı ilkeyi Mahir’lerde-Deniz’lerde de görebilirsin.
      Şovenistliğin etkisinde olan biri elbette bunu kabullenmeyecektir. Zaten o nedenle farklı kulvardayız, farklı düşünüyoruz.

  3. radical leftist says:

    mahir’den yaptığın alıntıların hepsi, mahir’in ‘somut durumun somut analizi’ çerçevesinde yaptığı yorumlardan ibaret.o tezlere göre kurtuluş savaşından sonra küçük burjuva milliyetçisi olarak gördüğü kemalistler tarafından milli ekonomi kurulmuş, sonra emperyalizm içeriye girerek yerleştirdiği komprador tekelci burjuvazi ile bu milli ekonomiyi tasfiye etmiştir. ama çayan orada sadece küçük burjuva yorumlamasını yapmaktan öteye, kemalistlerle ideolojik ve fikri bir birliğe erişmiyor. aynı şekilde ordu içinde oligarşinin yerleşmesi ve devrimci milliyetçi dediği kemalistlerin 12 mart darbesi ile tamamen tasfiye oluşlarına dayalı tezleride bunun siyasi çıkarımından ibaret. zaten dediğim gibi mahir çayan marksist-leninist değildir, proleter sosyalizmini çarpık algılamış, genel olarak güney amerikalı küçük-burjuva köylü tabakalara hitap eden 3.dünya ülkesi sosyalizmini türkiyeye uyarlamaya çalışmıştır. oligarşi, suni denge, 3.bunalım dönemi, gizli işgal gibi tezlerin hepsi -ufak ayrıntılar dışında- regis debray (daha solda), che guevara ve fidel castro gibi kişilerin savunduğu, mahir’in de şablonculuk yaparak türkiye soluna sokmaya çalıştığı basit ilkeler.
    ama esasen gerçek marksist-leninist teze göre kemalist diktatörlük faşisttir. milli ekonomik sistemi ‘korporatizm’ denen italyan ve ispanyol faşizmlerinde uygulanan devletçilik sistemi üzerine kuruludur. gerçek anlamda akp’nin yaptığı cumhuriyetin başlangıcından beri sahte bir demokrasi altında işleyen faşist diktatörlüğün tasfiye edilip yerine batı demokrasisinin yerleştirilmesinden ibaret. bu nedenle kemalistlerin devrimciliği, ancak 68 lilerin küçük-burjuva aktivistlerinin kaleminde varolabilir. ama onlardan sonra gelen hiç bir fraksiyon (sadece tkp/ml kökenliler değil, thko kökenli tikb, tkip, tdkp, mlkp de örnek verilebilir.) çayan’ın tezlerini kabul etmez. kabul edenler arasındaki tüm örgütler 12 eylül sonrasında ya dağılmış yada dhkp-c gibi türkiye devrimine en ufak itkisi olmayan örgütlerde kendisini bulabilmiştir.

    kısacası, kemalist faşist dikta zaten hiç bir zaman sol ya da küçük-burjuva sol değildi. tam aksine aşırı sağcı, kafatascı ve faşistti. burada küçük-burjuva sol olan kemalistler değil, mahir çayan’ın kendisidir.

  4. radical leftist says:

    “Biz Türk ve Kürt halklarının kardeşliğinden ve ortak mücadelesinden yanayız.
    Halkların bölünmesine ve birbirine düşürülmesine karşıyız.”

    Lenin’in UKTH kitabından zerre bir şey okusan, ya da okuduysan bile anlayabilmiş olsan bunu yazmazsın zaten. orada Lenin bağıra bağıra, ezilen ulusun kaderini tayin hakkını tanımaksızın (yani ayrılıp devlet kurma hakkı tanınmaksızın) gerçek bir proleter enternasyonalizmi sağlanamayacağı ve ezilen ulus ile ezen ulus işçileri arasında düşmanlığı körükleyeceğini, bununda bir burjuva politikası olarak işçi sınıfının birliğini zedelemek amacıyla savunanların bulunduğunu bahsetmektedir.
    Finlandiya’nın Rusya’dan ayrılıp bağımsızlığına kavuşması ekim devrimi ile olmuştur. Ama UKTH sosyalist programda değil, demokratik programda varolabilir. Bolşevik partisinde de böyleydi. Bu nedenle bu işi burjuvazinin (o dönem kadetler) halletmesi gerektiğini , halledilmez ise bunun proleteryanın sorumluluğuna düştüğünü yinelemiştir Lenin.
    Eğer kürt ulusu, faşist kemalist dikta tarafından zorla boyunduruğa ve asimilasyona uğratıldı ve bu faşizan politika emperyalizm ile tekeller lehine uygulandıysa, kaderini tayin hakkını yani kürdistan’ın bağımsızlığını kabul etmemek, sosyalizme ihanet ve devrim düşmanlığı olarak ancak kapitalist-burjuvazinin sizin gibileri sol diye piyasaya sürüp solu lekelemeye çalışmasının ürünü olabilir.

    • pante says:

      Öncelikle belirtelim ki UKKTH emperyalist önerisidir, ABD başkanı Wilson’ın teorisidir. Sosyalistlerce de kabul görmüş, Lenin tarafından da savunulmuştur. Ama pragmatik anlamda. Yani, devrimlere ve sosyalizme yararı varsa. Amaç sömürü düzenlerine son vermekse, sosyalizmi kurmaksa, bölünmenin zarar getirebileceği, ortak mücadelenin yararı konuşulur.

      Finlandiya örneği doğrudur. Zamanlamasına dikkat yalnız. Ekim devrimiyle birlikte bağımsızlığını istiyor Finlandiya. Henüz iktidara gelmiş, dünyada ilk kez kurulmuş bir Sosyalist devlet’e karşı ilk günlerinde gelen talep kabul edilmiş. Ve başta Lenin var. Ukkth ise hala tartışılıyor. Lenin de savunucusu, tabi ki istemese de kabul edecek.

      Ama Stalin buna karşı. Nitekim 1939′da Finlandiya’dan toprak talep ediyor, bahane olarak da istediği toprakları stratejik noktalar olarak ifade ediyor. Kabul edilmeyince de saldırıyor, istila ediyor Finlandiya’yı.

      Ayrıca aynı Lenin, Polonya’nın Çarlık Rusya’dan ayrılarak bağımsız devlet kurmasına kesin olarak karşı çıkmıştı.
      Ve SSCB dahil hiçbir sosyalist ülkede ukkth uygulanmamıştır. Tersine Sovyetlerde ukkth talepleri şiddetle bastırılmıştır.

      Türkiye milli mücadele verirken olsun, cumhuriyetin kuruluşundan sonraki yıllarda olsun Lenin ve Stalin Sovyetlerin başındadır. Ve Türkiye’nin en büyük destekçisi ve müttefikidir. Hiç bir zaman da Kürt sorununu dile getirmemişler, Kürtler için ukkth’dan bahsetmemişlerdir. Çünkü Kürtleri ulustan saymamışlardır. Nitekim ulus olma özelliğinin en önemli şartlarından biri ulus bilincine sahip olmaktır ki Kürtlerde bu bilinç gelişmiş değildir. Hala feodal ilişkilerin hakim olduğu bu yapıda bir toplumun ayrı devlet olması emperyalistlere yem olması demek olur.

  5. radical leftist says:

    Bir devrimci elbette kemalizme düşman olmalıdır. tekelci kapitalist bir ideoloji olan kemalizmi hiç bir sosyalist desteklemez. 68 kuşağının buna tutumuna ise üstte değindim zaten. Gelenekle ters düşmeme adına, destek toplama adına küçük-burjuva bir girişimden ibaretti aslında.

  6. radical leftist says:

    kendinize post modernizmden çıkış aramayın boşa. şu an biraz sesiniz çıkabiliyorsa bunu bile AKP’li post modernistlere borçlusunuz. yoksa sizi üç beş sene önce sol içinde kim skleyip kaale alıyordu sanıyorsunuz. ezik büzük bir kesimdiniz, faşistler sizi he :)

  7. ateist says:

    Pante su 20 Temmuz 1931 tarih ve 1850 Sayılı Kanun’a ne diyorsun? Kanun Agri isyani ile ilgili.
    Benim gordugumu sen de goruyor musun? :)

    ”Erciş, Zilan, Ağrı dağ havalisinde vuku bulan isyanda, bunu müteakip Birinci Umumi Müfettişlik mıntıkası ve Erzincan Pülümür kazası dahilinde yapılan takip ve te’dip hareketleri münasebetiyle 20 Haziran 1930′dan 1 Kanun-ı Evvel 1930 tarihine kadar askeri kuvvetler ve devlet memurları ve bunlar ile birlikte hareket eden bekçi, korucu, milis ve ahali tarafından isyanın ve bu isyanla alakadar vak’aların tenkili emrinde gerek müstakilen ve gerekse müştereken işlenmiş ef’al ve hareket suç sayılmaz.”

    Bence Cumhuriyet doneminde yasanan bazi hukuksuzluklar Cumhuriyet’in ve Ataturk’un bize kazandirdigi onca olumlu seyi golgelemez. Keza Josip Broz Tito doneminde Bulgaristan’da, Napoleon Donemin’de Fransa’da, ya da Meiji doneminde Japonya’da pek cok hukuksuzluk yasanmistir. Bu adi gecen isimler de Ataturk gibi literaturde ”benevolent dictator” olarak gecer. Her biri ulkelerine cok buyuk ilerlemeler sagladilar. Demokrasiyle saglanamayacak kadar buyuk ilerlemeler… Normalde bir kac nesil surecek atilimlari cok kisa bir sure icinde gerceklestirdiler. Amerika’nin kurucularinin birer irkci olduklari da bilinir… Biz de toplum olarak artik Cumhuriyet doneminin caglar ustu olmadigini, donem sartlari icerisinde tipki diger ulkelerde oldugu gibi pek cok hukuk ihlali yasandigini kabul etmeliyiz. Toplumda o donemi ve Ataturk’u kutsama ve caglar ustu gorme egilimi var bence bunun da artik bir sekilde kirilmasi lazim, (o donemi asmak ve ilerlemek acisindan) ama bunun Akp doneminde olmasi ne kadar iyi oluyor ondan emin degilim.

    • pante says:

      Evet, görüyorum. İyi ki benzer kanun Dersim için çıkarılmamış. Yoksa “katliamı serbest kıldılar” diye yorumlar ve kanunu da Atatürk’e malederlerdi.
      30′lu yıllarda dünyada ve Avrupa’da demokrasiden bahsedilemez.
      En iyileri Fransa ve ABD. Avrupa’nın çoğu ülkesinde ya faşizm var ya da diktatörlük.
      ABD’de bile o dönemde siyahlar hala ayrımcılığa tabilerdi.
      Dolayısıyla Türkiye’nin saltanattan, hilafetten ve ümmet toplumundan 8-10 senede tertemiz bir şekilde kurtulması beklenemez.
      Bu kadarı bile büyük başarıdır. Aksi takdirde bunlar aşılmazdı ve devrimler gerçekleştirilemezdi.

      Günümüzde o döneme ait anlayışların ve milliyetçi sapmaların bitirilmesi bence de önemli.
      Ve bu böyle bir iktidarın dışında mümkün olamazdı zaten. O nedenle durumdan rahatsız değilim.
      Yeter ki kimilerinin zihniyetinde olan yeni Osmanlıcılık, teokrasi gibi hedeflere yönelinmesin.

  8. cem says:

    SINAV VE ADALET
    Allah ‘ın insanlara ihtiyacı yoktur.İnsanlar ve cinler nefsleri olan varlıklardır.Yeryüzünde insandan önce cinler vardı.Cinler yeryüzünde bozgunculuk yaptıklarından dolayı Şeytan komutasında melekler o yeryüzünde bozgunculuk yapan cinleri helak etmişlerdir.Bu yüzden şeytan kendinde üstünlük görmüştür.Ve bu üstünlüğü insan yaratılırken kibir olarak ortaya çıkıp ilk yaratılan insana secde etmesinin önüne geçmiştir.Hadi cinleri gören yok diyelim.İnsanlardan bahsedelim.İnsan yaratılış gereği olarak nefsleri olan varlıklardır.Ve kendilerine verilen nefs insanı diğer varlıklardan üstün yapan etkenlerden bir tanesidir.Ama adalet bakımından bakıldığında hercanlı adaletli olarak yaratılmıştır.Allah indinde en değerli varlık takvada en üstün olanıdır.Melekleri düşünürsek nefsleri olmadığından verilen emiri yaparlar.İnsanda ise nefs olduğundan verilenleri nefsine karşı gelerek yapması gerekir.Bu da oldukça güçtür.Bu sebeble meleklerin yaptığı ibadetler insanların yaptığı ibadetten üstün değildir.Dünyadaki sınav ise bütün bunları dengeleyen bir sınavdır.Ve gereklidir.Çevrenizdeki insanlara bir bakın.Herkese eşit maddiyat verilse,hiç kimsenin kimseye bir zararı dokunmaz diyebilirmiyiz.Diyemeyiz çünkü insanların çoğu açgözlüdür.Elindekiyle yetinmez ve başkasının malına salça olmaya kalkışır.Böyle insanlarla cennette yaşasan,o insanlar orayıda cehenneme çevirirler. Bu sebeble ayrılması gerekir.Siz diyeceksinizki şimdi Allah kimin cennetlik kimin cehennemlik olduğunu geçmişte bilmiyormuydu.Ne gerek var sınava direk herkesi yerine yerleştirseydi ya…Eğer böyle olsaydı.Cehenneme atılan insan demezmiydi.Bana sınav yapsaydın ben böyle kötü insan olmazdım diye.bir laf söylemezmiydi.Söylerdi.Böyle dememesi için herşey adaletli olsun diye dünyada sınavdasınız…Dünyadaki sınavda da adalet vardır.Müsülüman bir ailede doğan çocuk ile inançsız bir ailede doğan çocuk eşittir.Müslüman bir ailede doğan çoçuğun çok ibadet etmesi gerekir.Diyelim 60 yıl ömür verildi.60 yılın sonuna kadar imanını koruması gerekir.Fakat inançsız bir çocuk ise 60 yıl düşünüp 60.yılında doğruyu bulsa cenneti hakeder.Herşey dengeli anlayacağınız.

  9. puncher says:

    piştt, bişey diycem. yazacağım konu atanızla matanızla ilgili değil ama burada daha çabuk fark edilir diye buraya yazıyorum: İSLAM a bakış açnız malum. yalnız sizin gibi beyinlerin helak olmadan önce şunuda düşünmesi isterim. GÜNÜMÜZÜN en popüler oyunlarından bi tanesini ele alın. Oyunu yazan vatandaş, kullanıcının olası ihtimallerini hesaplayarak, her hareketi neticisinde oyun içinde BİR olay meydana getirir. Oyunun amacı ; savaş ise belirli görevleri yerine getirip, kazanmak yada kaybetmektir. yapılan her hareket karşısında oyun içindeki kombinasyonlar değişiyormu sürekli, bazılarında değişiyor. doğru olarak yapılması gereken hareketi yaptığında, farklı bir sonuç çıkıyor, eğer yapamazsan oyun bitiyor. doğru hareketleri yaparak ilerlediğini düşün. bir sürü kombinasyonlrdan geçerek oyunu bitirdin. ve mutlu son….
    “MUTLU SON” şartı neye bağlı, oyunun kurallarına. oyunun kurallarını sana kim söylüyor, kullanım kılavuzu nu kim belirlemiş oyun sahibi. buna uydugun takdirde oyun mutlu sonla biteceğini bile bile oyunu oynuyorsun. kadar mevzusunu böyle düşünün bence….bide ankebut süresini mealini okumanızı tavsiye ederim. ibn teymiye nin tefsiri sizin kafanızdaki yazarların mealinden bişey anlamasssınız.

  10. Kul says:

    Selam’ un Aleyküm

    Osman beye beylik kuşağı bağlayan Hacı Bektaş’ tan bir kısacık hikaye….

    Beylik kuşağı bağlanacağı sıra Hünkar bir söz alır Osman beyden
    Hünkar Der ki ” Bu kuşağı bağlayacam bağlamasına, Sen de bey olursun olmasına da olaki toplumuma karışmayasın”
    Osman Bey Der ki ” Ya Hünkar, O nasıl cüret ki bir insan padişah da olsa senin toplumuna karışır ”
    Hünkar Der ki ” Peki o zaman, ama karışırsan SENİ RUM ERİNİN SARI KARINCASINA EZDİRİRİM”

    Bu söz çok manidardır,

    Beylik kuşağı bağlanır, Beylik kurulur, Yeniçeri ocağı tütmeye başlar , yangın yeridir adeta İslam adına savaşmak, İslam Düşmanlarını zelil eden yangın yeri, Mehter marşlarında Hünkar’ ın adı anılır…

    Sizler halen Sünni üstün, alevi üstün, Türk üstün, Kürt üstün … gibi yarışlar içindesiniz. Bu tip yarışa girenler delalet içindedirler, düşmana zayıflık gösterirler.

    Bakın bu tip yarışa girenlerin akibeti ne oldu ?
    Belki de RUM ERİNİN SARI KARINCASI gelmiştir Günlerden 19 Aylardan Mayıs, yıllardan 1919… İbret alınız, bu sizler için daha hayırlıdır…

    Aleyküm Selam

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s