DİNLERDE KADININ YERİ

irangİnsanlık tarihinde anaerkil dönem hariç kadın, daima cins ayrımcılığına uğramış ve sürekli ezilmiştir. Yeni bir 8 Mart dünya emekçi kadınlar gününü idrak ettiğimiz şu günlerde bile hala dünyada kadınlar birçok ülkede ezilmekte ve şiddete maruz kalmaktadır. Son yüzyıla kadar kadın genel olarak insani hakların çoğundan yoksundu. Seçme ve seçilme hakkını en demokratik ülkelerde bile 20.yüzyılda elde edebildi. Eğitim, eş seçme ve boşanma, miras, iş hayatı haklarından negatif ayrımcılığa tabi tutulan, dayak, taciz, tecavüz ve cinayete uğrayan kadınların bu durumu tarihte sınıfların ve erkek egemenliğinin oluşumuyla başladı.

Ayrımcılık dinlerdeki olumsuz inanç ve hükümlerle meşruluk kazanarak giderek arttı. Köleci toplumla ve tek tanrılı dinlerle birlikte kadın ezilen, sömürülen bir meta haline geldi. Çok tanrılı dinlerde tanrıça ve kraliçe konumunu koruyan kadın, tek tanrılı dinlere geçişte tanrıların erkekleştirilmesiyle bu konumunu da kaybetti. İslam öncesi Türklerde ve Araplarda hükümdar bile olabilen kadınlar, İslam’la birlikte yönetici olmaktan mahrum edildi. Kadına şeytan gözüyle bakıldı, eksik akıllı ve özürlü olarak nitelendi. Hayvanlarla benzeştirildi, erkeğin kadından üstünlüğü vurgulandı, erkeğin yarısı haklara layık görüldü.

Mitolojilerin bazılarında da kadınların her türlü kötülüğün kaynağı ve sebebi olduğu ifadelerine rastlarız. Hemen her mitolojik efsane erkek bakışıyla yazılmış ve kadınlara ayrımcı bir tutum takınılmıştır. Bununla beraber kadın tanrıçaların olduğu, kadınların övülerek yüceltildiği mitler de vardır. Eski Yunan’da tanrı Zeus’un insanların başına bela olsun diye kadını yarattığına ve kadının Pandora’nın kutusunu açarak tüm kötülükleri dünyaya yaydığına inanılırdı. Yahudi Mitolojisine göre Lilith, Adem’le birlikte yaratılan ilk kadındır ve Adem’in eşidir. Ama Adem’le anlaşamaz, sürekli tartışır, çekişir. Adem’e tabi olmayı reddeder. Ve dünyaya kovulur. Cinlerin kralı şeytan Şamael’le tanışır. Onunla beraber olur. Artık Lilith’in adı “Dişi şeytan” dır ve kadın şeytana dönüşmüştür. Ademoğullarının düşmanı ve bebeklerin katili olmuştur.

İSLAM’DA KADIN
İslamiyetin kadınlara yeni haklar sağladığı, kız çocuklarının diri diri gömüldüğü konumdan korunan ve saygı gören konuma yükseltildiği ileri sürülür. Kız çocuklarının öldürüldüğü ya da diri diri gömüldüğü iddiası birkaç örnek dışında söz konusu değildir. Bunun nedeninin de cins ayrımından değil, yoksulluktan olduğu Kur’an’da belirtilir.

Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. (İsra suresi 31)

Erkeğin değil de kız çocuğunun tercih edilerek öldürülme sebebiyse, savaşlar nedeniyle azalan erkek nüfusuydu. Bunun dışında İslam’daki gibi bir ayrım yoktu. Kadınlar istedikleri eşle evlenebiliyordu. Boşanma hakkına sahipti. İş hayatında yer alabiliyor, ticaret yapabiliyordu. Yöneticilik yapması için bir engel yoktu. Sadece İslam’da anlatılan örnekleri vermek bile bunu anlayabilmeye yeterlidir. Örneğin Süleyman peygamber kıssasındaki Saba melikesi Belkıs bir hükümdardı. Lat, Uzza ve Menat Allah’ın kızları olmakla şereflendirilmişti. Muhammed peygamberin eşi Hatice zengin bir tüccardı. Kureyş’in liderlerinin eşleri etkin konumdaydı ki bunların başında Ebu Sufyan’ın eşi, Halife Muaviye’nin annesi Hind gelmektedir. İslam öncesinde kadına verilen değer ve önem, o dönemden kalan yegane şiirler olan “Yedi Askı” şiirlerinden de anlaşılmaktadır.

AYETLERDE KADIN
Öncelikle belirtelim ki Kur’an erkekleri muhatap alır ve onlara hitap eder. Sadece istisna olarak birkaç ayetinde kadınlara seslenilmiştir. Diğer tüm ayetlerinde “siz” diyerek erkekler kastedilmiştir. İslam’da ve Kur’an’da kadın-erkek eşitliği kabul görmez. Erkek üstündür ve kadına hakimdir. Erkeğin dediği olur ve kocasına itaatsiz olan kadına lanet edilir, cehennemlik olarak nitelenir. Aşağıdaki ayetler, İslam’da kadının erkek karşısındaki farkını ve konumunu ortaya koymaktadır.

“Allah’ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar; gönülden boyun eğerler ve Allah’ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara önce öğüt verin. Uslanmazlarsa, kendilerini yataklarında yalnız bırakın. Yine dinlemezlerse dövün. Size itaat ettikleri takdirde incitmeye bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.” (Nisa suresi 34)

“Miras konusunda, Allah çocuklarınız hakkında şöyle emreder: Erkeğin hakkı, kadının hissesinin iki mislidir” (Nisa suresi 11)

“Erkeklerinizden iki kişiyi de tanık tutun. Eğer iki erkek yoksa rızanızlabir erkek ve iki kadın gerekir. Bu kadınlardan biri unutursa ötekisi ona hatırlatsın diyedir”. (Bakara suresi 282)

Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın.” (Bakara suresi 223)

“Eğer erkek, karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz.” (Bakara suresi 230)

“Ey peygamber, kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerine doğru boşayın ve iddeti de sayın.” (Talak 1)

“Eğer yetimlerin haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız, size helal edilen kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın ve eğer bu takdirde adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir kadın ile veya sahibi bulunduğunuz cariye ile yetinin. Bu, azmamanız, haksızlık yapmamanız için daha elverişlidir.” (Nisa suresi 3)

HADİSLERDE KADIN
Hz. Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim.”
Tirmizi, Rada’ 10, (1159).

Hadis: 5338 – Resulullah kadınların aklen ve dinen eksik olduğunu şu sözlerle açıkladı: “Aklı noksan tabiri, iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk olmasını ifade eder. Dinlerinin eksik olması tâbiri de onların (hayız dönemlerinde) günlerce namaz kılmamalarını, Ramazan ayında oruç tutmamalarını ifade eder.” (Buhârî, Hayz 6, Zekât 44, İman 21, Nikâh 88)

“Uğursuzluk; kadında, evde ve attadır.” (Buhârî, Nikâh 17; Müslim, Tıb 116).

“İşlerini bir kadına bırakan topluluk asla felah bulamaz.” (Buhârî, Meğâzî, 82)

“Yönetimini kadına teslim eden bir toplum iflah olmaz.” (Tirmizî, Fiten, 75)

MUSEVİLİKTE KADIN
Ortadoğu toplumlarında 2. sınıf olarak görülen kadınlarla ilgili olumsuz yasa ve aşağılamalar Yahudilerin kutsal kitabı olan Tevrat ve Talmud’da da mevcuttur. İnsanın yaratılışının anlatıldığı daha ilk ayetlerde kadının erkeğin hizmetkarı-yardımcısı olarak yaratıldığı ifade edilmiştir.

“Sonra, ‘Adem’in yalnız kalması iyi değil’ dedi, ‘Ona uygun bir yardımcı yaratacağım. Adem bütün evcil ve yabanıl hayvanlara, gökte uçan kuşlara ad koydu. Ama kendisi için uygun bir Yardımcı bulunmadı. Adem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın Yaratarak onu Adem’e getirdi.” (Yaratılış, 2: 10-22)

“Rab Tanrı, kadına ‘Çocuk doğururken sana çok acı çektireceğim’ dedi. ‘Ağrı çekerek doğum yapacaksın. Kocana istek duyacaksın, seni o yönetecek.” (Yaratılış, 3: 16)

“Eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak” (Tevrat, Mısır’dan Çıkış, 21:7)

“İsrail halkına de ki, ‘Bir kadın hamile kalıp erkek çocuk doğurursa, âdet gördüğü günlerde olduğu gibi yedi gün kirli sayılacaktır. (…) Ancak, kız çocuk doğurursa, âdet gördüğü günler gibi iki hafta kirli sayılacaktır.” (Levililer, 12: 2-5)

“Eğer bir adam evlendiği kadında yakışıksız bir şey bulur, bundan ötürü ondan hoşlanmaz, boşanma belgesi yazıp ona verir ve onu evinden kovarsa, kadın adamın evinden ayrıldıktan sonra başka biriyle evlenirse, ikinci kocası da ondan hoşlanmaz, boşanma belgesi yazıp verir, onu evinden kovarsa ya da ikinci adam ölürse, kadını boşayan ilk kocası onunla yeniden evlenemez. Çünkü kadın kirlenmiştir. Bu RAB’bin gözünde iğrençtir. Tanrınız RAB’bin mülk olarak size vereceği ülkeyi günaha sürüklemeyin.” (Yasanın Tekrarı, 24: 1-4)

“Bir adam bir kadın alır, yattıktan sonra ondan hoşlanmazsa, ona suç yükler, adını kötüler, ‘Bu kadınla evlendim ama onunla yatınca erden olmadığını gördüm’ derse, kadının annesiyle babası kızlarının erden olduğuna ilişkin kanıtı alıp kapıda görevli kent ileri gelenlerine getirecekler. Kadının babası ileri gelenlere, ‘Kızımı bu adamla evlendirdim ama o kızımdan hoşlanmıyor’ diyecek, ‘Şimdi kızımı suçluyor, onun erden olmadığını söylüyor. İşte kızımın erden olduğunun kanıtı!’ Sonra anne-baba kızlarının erden olduğunu kanıtlayan yatak çarşafını ileri gelenlerin önüne serip gösterecekler.

Kent ileri gelenleri de adamı cezalandıracaklar. Ceza olarak ondan yüz gümüş alıp kadının babasına verecekler. Çünkü adam İsrailli bir erden kızın adını kötülemiştir. Kadın adamın karısı kalacak ve adam yaşamı boyunca onu boşayamayacaktır. “Ancak bu sav doğruysa, kızın erden olduğuna ilişkin bir kanıt bulunamazsa, kızı baba evinin kapısına çıkaracaklar. Kent halkı taşlayarak kızı öldürecek. Babasının evindeyken fuhuş yapmakla İsrail’de iğrençlik yapmıştır. Aranızdaki kötülüğü içinizden atacaksınız.” (Yasanın Tekrarı, 22: 13-21)

“Kadınların ve köpeklerin iki adam arasından geçmesi ya da 2 adamın kadın ve köpeklerin arasından geçmesi yasaktır.” (Talmud, Pesahim, 111 a)

“Her erkeğin günde bir defa şu üç konuda şükür duasını dile getirmesi gerekir: Tanrı’nın kendisini İsrailoğlu’na mensup kıldığı, kadın olarak yaratmadığı ve kendisini cahillerden yapmadığı için.” (Talmud, Menahot, 43b.)

HRİSTİYANLIKTA KADIN
İncil’de İsa ile ilgili anlatımlarda İsa’nın kadınlara genelde olumlu yaklaştığı görülür. Recmedilmek istenen bir kadının hayatını kurtarıp yanına alması da takdirle karşılanır. Ancak İncil’in ilave kitaplarında ve bilhassa Pavlus metinlerinde kadınların aşağılandığı görülür. Hristiyanlık tarihi kadınlara yapılan katliamlarla doludur. İtaatsiz görülen, toplum ve din kurallarına karşı çıkan kadınlar cadılıkla suçlanarak cadı avları yapılmış, onbinlerce kadın 16. Ve 17. yüzyılda yakılarak ya da linç edilerek katledilmiştir.

“Kadın başını açarsa, saçını kestirsin. Ama kadının saçını kestirmesi ya da tıraş etmesi ayıpsa, başını örtsün. Erkek başını örtmemeli; o, Tanrı’nın benzeri ve yüceliğidir. Kadın da erkeğin yüceliğidir. Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratıldı. Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı.” İncil, 1.Korintililer 11:5-10)

“Her erkeğin başı Mesih, kadının başı erkek, Mesih’in başı da Tanrı’dır.” (İncil, 1. Korintliler 11:3)

“Kadınlar toplantılarınızda sessiz kalsın. Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa’nın da belirttiği gibi, uysal olsunlar. Öğrenmek istedikleri bir şey varsa, evde kocalarına sorsunlar. Çünkü kadının toplantı sırasında konuşması ayıptır.” (İncil, 1. Korintliler 14:34-35)

BUDİZM’DE KADIN
Budizmde Ortadoğu kökenli dinlere nazaran uygulamada kadın–erkek eşitsizliği pek yoktur. Budist tapınaklarında kadınlarla erkekler bir arada ibadet edebilmekte; manastırlarda erkeklerle birlikte kadın din görevlileri de yetiştirilmektedir. Ancak Budist metinlerde de kadının aşağılandığı, hatta diğer dinlerden çok daha katı şekilde suçlandığı görülür.

“Kadınlar, zavallı yaratıklar..Kadınlar nankördür, haindir.. (…) Bütün kadınlar aşağılıktır.”(Tipitaka, Khuddaka Nikaya, Kunala Jataka)

“-Efendi Gautama, neden kadınlar önemli işlerimizde rol almıyor, neden yabancı yerlere gönderilmiyor?
-Ananda, çünkü kadınlar irfan sahibi değillerdir, çünkü kadınlar aptaldır, çünkü kadınlar öfkelidir, çünkü kadınlar kıskançtır, çünkü kadınlar aç gözlüdür..” (Tipitaka, Anguttara Nikaya 2, bölüm 8 VPTS)

“Ey keşişler, zehirli yılanların özellikleri: nefret doludurlar ve hınç sahibidirler, zehirlidirler, Zor ortamlarda bulunurlar ve dostluğu engellerler Ey keşişler, aynı şekilde kadınların özellikleri: Nefret ve hınçla doludurlar, dostlukları engellerler, bu kadınların zehiridir. Çoğu zaman iftira atarlar.” (Tipitaka, Anguttara Nikaya 3:23)

HİNDUİZM’DE KADIN
Hinduizmde tanrılar, bilgeler, din adamları hep erkeklerden oluşmuştur. Bu yüzden kadın 2. Plandadır. Evlenmede ve boşanmada söz sahibi erkektir. 1860’dan beri yasaklanmış olsa da hala 7-8 yaşlarındaki kız çocuklarının evlendirildiği görülmektedir. Evlilikte kadın, kocasına mutlak itaate zorunludur. Kocası ölen kadının başkasıyla evlenmesi en aşağılık bir davranış olarak görülür. Ortaçağda Sati geleneği denilen, kadının ölen kocasıyla birlikte yakılması adeti çok yaygındı. Mecbur tutulmamakla birlikte kocasıyla birlikte kendini yakmayan kadına iyi bakılmadığından gönüllü olarak yakılmayı kabullenmek zorunda kalmaktaydılar.

Sati geleneği, İngiliz sömürgesi olduğu dönemde 1829’da İngilizler tarafından yasaklandı. O günden beri de uygulanmamaktadır ama tek tük de olsa istisnalar vardır. Örneğin bağımsızlığına kavuştuktan bugüne kadar yani yaklaşık 65 yılda 40 civarında vakaya rastanmış ve bunların tamamı kırsal kesimde meydana gelmiştir. Hindu metinlerinde kadınları öven sözlere rastlandığı gibi aşağılayan ifadeler de vardır.

“Bir kadının aklı,yüksek disiplini kaldıramaz, kadının aklı zayıftır.” (Rig Veda, 8.33.17)

“Kadınlardan daha günahkar başka bir yaratık yoktur; kadın, yakan bir ateştir, kadın bıçağın keskin yüzüdür, kadın bir ilüzyondur, bir zehirdir, bir ateştir, bir yılandır.” (Mahabharatta 13:40)

Jainizm, Taoizm vb. dinlerde de kadın alçaltılmıştır. Sonuç olarak her dinde kadın, erkeğe göre alt statüde yer almış ve hakları erkeğe nazaran düşük tutulmuştur. Genelde kadın erkeğin namusu olarak görülür. Erkeğin başka kadınlara sahip olması normal karşılanırken, kadın için bu kesinlikle düşünülmez. Kadınları koruyucu bir takım söylemler ise aynı hayvanlara eziyet edilmemesi, kölelere iyi davranılması gibidir. Ne var ki bunlar cinsel ayrımcılığı ortadan kaldırmamış, tersine bu tür ifadelerin yer alması ayrımcılığı körüklemiş, kadını erkeğe mahkum kılmıştır. Mitoloji ve dinlerdeki cinsel ayrımcılık atasözlerine de yansımıştır.

- Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin.
– Kadının saçı uzun aklı kısadır.
– Erkeğin elinin kiri, kadının yüz karasıdır.
– Kızını dövmeyen dizini döver, vb…

Halbuki kötü kadınlar olduğu gibi, kötü erkekler de vardır. Karakteristik özellikleri bozuk kadınlar kadar, erkekler de olabilir. Erkekler fiziksel olarak kadınlardan güçlüdür ama akıl, yetenek, girişimcilik, iş hayatı vb. konularda kadınları küçümsemek doğru değildir. Binlerce yıl boyunca pasifize edilen, ezilen, hor görülüp sindirilmiş olanlar erkekler olsaydı; herhalde onlar da birçok yönden geri kalırlardı. Oysa dünya yaşamı ne kadınsız olabilir, ne de erkeksiz. Kadınların emeği, katkısı olmadan insanlığın ilerlemesi, gelişmesi kesinlikle düşünülemez. Kadınların kesin olarak cinsel ayrımcılıktan kurtuluşu, ezilen halkların kurtuluşuyla mümkündür. Sömürü düzenleri devam ettiği müddetçe erkekler de kadınları sömürmeye ve ezmeye devam edecektir.

Kadınlar olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kadınlar kurtulmaz!

Serdar Kaan Korkmazgil

About these ads
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

DİNLERDE KADININ YERİ için 10 cevap

  1. Uğur dedi ki:

    Erkek kadından üstündür çünkü medeniyetleri kuran, çağ açıp çağ kapayan, fikir üreten, icat bulanlar hep erkeklerdir ve öyle de olacaktır. Tıpkı resimde görüldüğü gibi;

    http://haber.mynet.com/tablodaki-103-unlu-isim-kim-420547-dunya/

    “Kadınlara erkekler kadar hak verilmedi ki” diyenler; günümüzde batı dünyası veriyor da ne oluyor? Niye aralarından bir steve jobs veya bill gates gibi devrim niteliğinde buluşlara imza atan bir kadın çıkmıyor?

    • nizami dedi ki:

      hhey kisi kadindan ustun diyorsun ama senide bir kadin doqurdu .. fikir ureten icat bulanlar hep erkeklerdir cunku kadinlar fiziksel cehetden zayif olduklari icin onlara hak verilmiyorduuu eyer bir kisi birkac kadin almasi doqruysa o zaman neden tanri ademi yaratirkan ona bir kadin olarak havva yi yaratti dushundunmu hic ???? daha cabuk artim olmasi icin 10 kadin 20 kadinda yarata bilirdi ama bir tane yaratti … bir kisi 4 kadin seve bilirmi sence ???? eyer seve bilirse bir kadinda 4 kisi seve bilir ama gercek olan o ki gercek sevgide sadece 1 kadin 1 kishi var …. bati dunyasi veriyor da ne oluyor diyorsan bati dunyasinin kadinlari ila erkekleri arasinda bir fark yok bu oluyor anladinmi shimdii …. eyer bir kishi 4 kadin aliyorsa hangi kadin sevdiyi erkeyin kocasinin 4 kadini olmasini ister ??? bu onu gosteriyor kii kadinlarin duyqusu yokk onlar bunu kaldira bilir o zaman kandinlar oyle yaratilsaydiki duyqulari olmasaydii bir hayvan gibi dimi kocalari 4 kadin alincada kotuluk uzuntu hissleri duymazdilar …….. bir kisi neden 4 kadin alsin diyince boyle bir cevap veriliyor 1ci kadinin raziliqi olmadan ikinciyi alamaz peki bu hak kadinlara neden verilmediki birinci kocasi razi olursa ikincisi ilede evlensin??? o zaman boyle bir cevap var eyer o kadinin cocuqu olursa hangi kisiden olduqu bilinmez kisinin mali mulku hangi cocuqa brakacaqini bilmez ama bakarsaniz shimdiki zamanada dna testi var dimi cocuqun hangi kisinin olduqu kolayca biline bilir birde boyle diyor bir hoca .. tanri ne guzel dushunmush eyer benim kadinim hastalanirsa ve ben onunla cinsel iliskiye giremiyorsam ikinci bir kari aliyorum ne ben eziyyet cekmiyorum nede o hasta kadinimi atmiyorum peki bir kadinin kocasii yataklara dusherse kadin onunla cinsel iliskiye giremezse ne yapsin??? e tabi o kadinn o sabirli olmali sabr etmeli kadinlarin duyqularina hisslerine onem verilmiyorki …ama kadinlarin da duyqulari var bunu anlayin anlamak istemiyorsanizda anlamayin ben anliyorum o bana yetiyor … karqalar otmeye bashlayinca bulbuller susar …

      • nizami dedi ki:

        ne kadar insanlar koylerde yinede varki kiz cocuklarini okula brakmiyor erkek cocuklarini birakiyor kecmishdede oyleydi kiz cocuklari okumuyordu onlara izin verilmiyordu sadece cinsel iliski icin yaratilmish bir yaratik gibi goruluyordu ama okumalari icin izin verilseydii onlarda yaratici olurdular shimdi izin veriliyor ve goruyoruz da kizlarin erkeklerden bir farki olmadiqini her bir kadin kendisi bir erkek gibi aileyi yonete bilir calisara para kazanip dolandira bilir aslinda gecmishten erkeklerin coqu hep ac gozlu olmushlar 1 kadin diyilde 4 kadin alsinlar diye savashiyorlar yaaa oldunmu 1 kadin sana yetmiyormu kecmishde 300 500 kadin aliyorlarmish ne bu koyun surusumu besliyorsun yaa neden anlamiyorsunuzz

  2. popejoan dedi ki:

    Kardes sen bilmiyorsan biz ne yapalim. Marie Curie 2 kez nobel odulu almis ilk ve tek insan ve kadindir, radyoaktiviteyi bulmustur. Ada Lovelace tarihteki ilk bilgisayar programcisidir. Georgia Okeefe eserleri Picasso’yla esdeger tutulur.Jane Austen modern romanin kurucularindandir. Grace Hopper bilgisayar bilimlerinde cok onemli bir yere sahiptir, matematik doktorasi vardir, ingilizce-diger diller sozluklerini programlayan yazilimi kendisi gelistirmistir. ornekler daha uzatilabilir, bu kadinlarin erkekler kadar one cikmamasi henuz modern dunyada kadin erkek esitliginin uzerinden 100 yil dahi gecmemesidir. Gunumuzde yasayan en yuksek IQ’ya sahip iki kisi kadindir. Kadin vucudu erkek vucudundan daha ustundur. Kadinin ortalama omru ve aci esigi daha yuksektir, multitasking programli beyne sahiptir. Eskiden kas gucu ve kadinin dogurganligi dinlerle de desteklenerek kadini 2. plana itmistir ve bu tamamen toplumsaldir. Dogaya, hayvanlara bakarsaniz disi-erkek arasinda herhangi bir ustunluk olmadigini gorursunuz. Ogrenin oyle ahkam kesin haydi bakalim

  3. minemiski dedi ki:

    Reblogged this on mine miski.

  4. ilayda mutlu dedi ki:

    Eğer bir erkek bir kadını dışlıyorsa onunla evlenmeye ne hakkı vardır (birde gecmişte 500 kadınla evlenen var saymıyorum bile) bence bizi şeytan değil nimet olarak görmeleri lazim zira yanlizlik sadece Allaha mahsustur (yüce rabbim inşallah bunu eşlerini döven kocalar okur)

  5. deist dedi ki:

    İnsanlık tarihi incelendiğinde anaerkil dönemin sona ermesiyle birlikte kadınların uğradığı hakaretler ve bunlardan kurtulmak için gösterdikleri çabalar bize erkeklerin ne kadar cahil varlıklar olduğunu en iyi şekilde göstermektedir. Hem bugün hem de geçmişte yaşanan kaos, savaşlar, ölümler vs hep erkeklerin o bitmek bilmez hırsından kaynaklanmıştır. Zira doğada dişil ve eril olmak üzere iki tür güç vardır. Dişil güç iyilik, güzellik, huzur, sevgi gibi kavramları ifade ederken; eril güç saldırganlık, hırs, kaba kuvvet gibi kavramları ifade etmektedir. Anaerkil dönemde dünya dişil gücün etkisinde olduğu için kıyım olmamıştır. Hala devam eden ataerkil dönemde ise tam tersi söz konusu olmaktadır. Ancak asıl kötü olan kadının bugün bile, hatta “modern” olarak adlandırılan toplumlarda da, gerçek anlamda hak ettiği sosyal konuma ulaşamamış olması ve bu konuma ulaşmaya çalışırken farkında olmadan eril gücün etkisi altına girerek erkek gibi davranmaya başlamasıdır. Bu nedenle bugün “erkek gibi” kadınları çok fazla görmekteyiz. Kadın içindeki dişil enerjiyi istediği şekilde dışa yansıtamadıkça, kadın gibi davranamadıkça, kadın gibi davrandığında “şımarık, hafif” gibi damgalar yediği sürece bu durum değişmeyecektir. Oysa erkekler bilmezler ki bir kadın ne kadar çok kadın olabilirse onlar da o kadar çok erkek olacaklar ve mutlu olacaklardır. Sonuçta her iki cinsiyet de birbiri için yaratılmıştır. Kimse diğeri için yaratılmamıştır. Kadın anadır, eştir, kardeştir. Bulunduğu ortama güzellik, neşe, ışık getirir. Sevgili erkekler artık bırakın kadınlarla uğraşmayı. Bırakın kadın enerjisinden korkmayı. Barışın kadınlarla. Barışın ki hem dünya hem insanlık mutlu ve huzurlu olsun.

  6. MaMaLi dedi ki:

    Hayret!orjinal bilal bu konuda,orjinal metinlerden,örneklemeler yapmamış;yadırgadım))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s