HİNDUİZM

 MİLYONLARCA TANRISI OLAN MONOTEİST DİN

Hristiyanlık ve İslam’dan sonra yaklaşık bir milyara yakın inanırıyla dünyanın üçüncü büyük dini olan Hinduizm’in en yaygın olduğu ülkeler Hindistan, Nepal ve Bengladeş’tir. Hinduizm adını 19. Yüzyılda inancın kökeni olan Hindistan’dan almış olup, inanırlarına da Hindu denmiştir.

Başlıkta belirttiğimiz gibi Hinduizmde  milyonlarca tanrı vardır ama tek tanrı inancına sahiptirler. Her Hindu sadece bir tanrıya inanır. Kimisi Brahma’ya, kimisi Şiva’ya, kimisi Vishnu’ya. Çok sayıda tanrı isminin nedenini “Bilgeler tanrıyı çeşitli şekillerde adlandırmışlar” diye ifade ederler.

Milyonlarca tanrı arasından üç büyük tanrı öne çıkar ve bir anlamda teslisi-üçlemeyi oluşturur. Brahma yaratıcı, Vişnu koruyucu, Şiva ise yokedici tanrı olarak nitelenir. Ancak Hinduların geneli Brahma’ya tapınır. O nedenle Hindu dinine Brahma dini de denir, din adamları ise Brahman olarak isimlendirilmiştir. Tanrıyla evreni özdeşleştiren bir inanca sahip olduklarından Hinduizmi panteizm kökenli bir din olarak düşünebiliriz.

Hinduizm’in inanç kaynağı “Kutsal Vedalar” adlı yazılardan oluşan kitaplardır. Kitapların dili Sanksritçedir.Hinduizm’in kurucuları ve kuruluş tarihi belli olmayıp, bilinen tarihten beri vardır ve bu nedenle dünyanın en eski dini kabul edilir.  M.Ö. 3300 yıllarında Güney Asya’da hüküm süren İndus Uygarlığının dininin Hinduizm olduğu saptanmış ve arkeolojik araştırmalarda Hindu Tanrısı Şiva hakkında bulgulara rastlanmıştır.

Hinduizm dininin temelinde karma ve reenkarnasyon inancı vardır. Bu inançlar, en eski Kutsal Veda metinlerinde  açıklanmıştır.

Kutsal Vedalar

Bulunan en eski “Kutsal Vedalar” yazıları M.Ö. 1500 yıllarına aittir. Ondan öncesinde sözlü bir öğretinin olduğu sanılmaktadır. Vedalar’ın en yeni bölümleri ise M.Ö. 500 yıllarında yazılmıştır. Veda sözcüğü bilmek karşılığı olan” vid” kökünden türemiştir ve kutsal vedalar, “kutsal bilgiler” anlamındadır.

Veda’lar 4 ana başlık altında toplanır:

Samhitalar, Brahmanalar, Aranyakalar, Upanişadlar.

1) Samhitalar: İlahi, sihir, melodi ve kurban bilgisini içerir. Samhitalar dörde ayrılır:

a-) Rigveda: İlahi bilgisi. Samhitalardan en eskisi olan Rig-Veda’da doğa güçlerinin kişileştirilmesi olan Tanrılara ilahiler vardır, anlatımlar üzeri kapalı sembollerle bezenmiştir ve anlaşılmasının oldukça zor olduğu kabul edilir.  Rig-Veda’da evrenin başlangıcına ilişkin felsefi düşünceler ve hayatın anlamına dair fikirler  bulunmaktadır. 1028 ilahi on kitapta toplan­mıştır. Yaklaşık 10600 mısradan oluşan bu eser önceleri sözlü olarak biliniyordu, daha sonra yazılı hale gelmiştir. Bazı bölümleri 10 bin senelik olup Osiris efsanesinden bile eski olduğu düşünülmektedir.

b-) Atharvaveda: Büyü ve dualar bilgisi. Dini ayin ve törenlerde okunur.

c-) Samaveda: Melodi bilgisi. Kurban seromonisinde rahipler bu ilahileri okurlar.
d-) Yacurveda: Kurban bilgisi. Söz ve dulardan oluşur. Kurban seromonisinde kısık sesle okunur.

2) Brahmanalar: Düzyazı metinlerdir. Bunlara tefsir kitapları da denebi­lir. İçeriğinde ilahi bilgiler, kurbanla ilgili gözlemler, kutsal seremonilerdeki pratik ve mistik anlam ve önem’dir. Brahmanalarda dini törenlerin özellikleri ve sembolik anlamları rahip sınıfının anlayacağı bir üslupla yazılmıştır.

3) Aranyakalar: Bu metinler, azizlerin, tanrı, dünya, insanlık üzerine düşüncelerini ve eski Hint felsefesinin izlerini yansıtır. Brahmanalara ek olarak yazılmış metinlerdir. Bu derlemeler bilhassa ormanlık bölgelerde inzi­vaya çekilen rahipler için yazıldığından Orman Metinleri de denir.

4) Upanişadlar: Hinduizmin vedalarının son kısmında yer alan eklerin adıdır. Ormana çekilmiş ve münzevi bir hayat yaşayan kutsal adamların müritlerine aktardıkları, bazen de sade öğretilerden oluşmuştur. Ormana ait bilgiler ve gizli öğretiler diye de adlandırılmaktadır. Sayıları ikiyüz’den fazla olmasına karşın, içlerinde 10-15 tanesinin ezoterik olması sebebiyle, sadece gizlice öğretilmesine ve yalnız seçilmiş kişilere bahsedilmesine izin verilmiştir. Upanişad‘lar ezoterik bilgiyi bazen soru cevap şeklinde, bazen de hikayeler tarzında gayet ince bir üslûp kullanarak verir.

 Vedalar’dan örnekler:

“Kurban kesen tek hayvan insandır.”

“Bu dünyada sarfedilen gayretin hedefi bir şey öğrenmektir. Öyleyse en verimli iş, kişinin önünde duranı anlayıp bilmesidir.”

“Zaman ölümdür. Zira, fanilerin hayatını günleri ve geceleri boyunca yok etmektedir zaman.”

“Kımıldanan kişi yerinde durana hakim olur.”

“Öz ben’i bilen kederin ötesine geçer. Yüce Brahman’ı bilen kişinin Kendisi Brahman olur. Brahman’ı bilen en yükseğe ulaşır. Brahman’da olan Ölümsüzlüğe ulaşır. O bir daha geri dönmez, o bir daha geri dönmez.”

Kendini sadece yaptığın işe ver ve asla onun meyvasını  isteme. Asla bir ödül için çalışma, fakat asla yaptığın işi de bırakma. (Bhg.  II, 47)

Bir ödül için yapılmış iş, Yoga bilgeliği ile yapılmış işten çok daha aşağıdadır. Kurtuluşu aklın bilgeliğinde ara Arcuna. Bir ödül  için çalışanlar ne kadar da zavallıdır! (Bhg.  II, 49)

Zihnin hayal bataklığını geçtiği  zaman bu  dünya  ve öteki  hakkında söylenenler  ve söylenecekler seni etkilemez.  (Bhg.  II, 52)

Brahma saadetini bilen kişi artık hiçbir şeyden korkmaz. (Taittiriya Upa . II , 9)

Bilge kişi, bilgili ve kültürlü bir Brahman’a da, bir ineğe, bir file veya bir köpeğe de, hatta köpek yiyen bir kişiye de aynı gözle bakar. (Bhg. V, 18)

O, kendi ruhunun doruklarında yükselmiştir ve huzur içinde akrabalarına, yurttaşlarına, dostlarına, erdemli veya erdemsiz herkese bir bakar. (Bhg. VI, 9)

O hem hareket eder hem  etmez, O hem uzaktır  hem de yakın; herşeyin içindeki ve herşeyin dışındaki de O’dur. (Işa Upa .5 ve  B h g. XIII, 15)

 “Önce ne varlık vardı ne de yokluk, ne hava vardı ne de ötedeki gökyüzü, neydi onu saran? Neredeydi? Kimin himayesindeydi?

Ölüm de yoktu o zaman, ölümsüzlük de. Geceye ya da gündüze ait olan herhangi bir belirti yoktu, Tek olan soluk olmadan soluyordu kendi iç gücüyle, bundan başka da hiçbir şey yoktu. Karanlık vardı, her şeyi saran bir karanlık ve her şey ayrışmamış haldeki Ummandı o zaman, boşluğun sakladığı o, gayrete geldi ve var oldu. Başlangıçta ilahi aşk meydana geldi, Gönül’ün ilksel tohum hücresini oluşturdu, Rişiler gönüllerinde araştırma yaparak keşfettiler varlığın yokluktaki bağlantısını. Belli belirsiz bir çizgi varlığı gayri varlıktan kesip ayırdı…” (Rig-Veda 10:129)

Hinduizmde Karma

Hindu inancına göre ölümden sonra ruh yaşar ve dünya yaşamındaki fillerine göre bir yol izler. Ölümle birlikte maddi bedenden ayrılan ruhun önünde üç yol vardır. Bunlardan birincisi, Devayana’ya (Tanrılar alemi) giden yoldur. Bu yol, dünya hayatında nefsini yenmiş, tenasühünü tamamlamış, insanlığın zirvesine ulaşmış-tanrılaşmış ruhlar içindir ve bu ruhlar artık dünyaya dönmez ve başka bir hayata zorunlu tutulmazlar.

Pitryana (Atalar diyarı) adı verilen ikinci yola gelince; bu, emredilen dini ayin ve törenlere katılan, halk için yararlı işler yapan ve yoksullara yardım edenlerin takip edecekleri yoldur. Ruhlar yaptıkları iyi amellerin karşılıklarını  gördükten sonra yeniden yeryüzüne dönerler ve üst kastlardan bir bedene sahip olurlar.

Son olarak, bedenden ayrılan ruhlardan henüz sona eren hayatı süresince dine hiç inanmamış, dolasıyla emredilen dini ibadetlerden tamamıyla habersiz olan üçüncü sınıf ruhlar ise, Pitryana’ya gitmeksizin ölümden hemen sonra amellerine yakışan şekilde böcek, kuş veya sürüngen formunda yeniden yaşama dönmekte yani insanlıktan çıkarılmaktadır.

Hinduizmde Kast Sistemi

Hinduizmin en kötü yanı kast sistemidir. Halkın sınıflara ayrılması ve bu sınıflara göre yaşamlarının, işlerinin, evliliklerinin düzenlenmesidir. Hayatın her alanında toplumsal düzen kast sistemine göre şekillenmiştir. Toplum kast sistemine dahil olanlar ve olmayanlar olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Toplumun en alt tabakasında yer alan dokunulmazlara parya ya da dalit denir ve sistem dışı tutulurlar.  En aşağı, en sefil  insanlar olarak görülür ve hiçbir hakka sahip olamazlar.

Sisteme dahil olanlar ise 4 ana tabakaya ayrılmıştır. Bu tabakalara Varna denir.  Varnalar kendi aralarında da alt tabakalara ayrılır. Bunlara da Jati denir.

1-Brahmanlar: Bilginler ve din adamları,

2- Kshatriyalar: Yöneticiler, krallar-prensler, askerler ve üst düzey memurlar,

3- Vayşiyalar: Tüccarlar, büyük toprak sahipleri, çiftçiler

4- Şudralar: İşçiler, hizmetkarlar (eskiden köleler)

Kutsal kitapları Manu’da der ki: “Brahman saadet, kşatriya kudret, vayşiya servet ve sudra da itaati ifade eder.”

Paryalar köy ve kasabalarda oturamaz. Eşek ve köpekten başka hayvana mâlik olamaz. Ancak ölülerden kalma elbiseler giyebilir. Kendi sınıflarından kimse ile münasebet kuramaz, kimseye dokunamaz. İş için köy ve kasabalara geldiğinde geceleri dolaşamaz. Parya olduğunu gösteren bir işaret taşır. Kimsesiz ölüleri bunlar kaldırır. Paryalar Hindistan nüfusunun yaklaşık %15’ini oluştururlar.

Her Hindu kendi kastının işini yapar. Kendi kastı dışında başka bir kasttan evlilik yapamaz. Örneğin bir işçinin oğlu tüccar olamaz. Askerin kızı çiftçinin oğluyla evlenemez.    Sistemdeki bu sınıflandırmaya dinin etkisiyle büyük çoğunluk razıdır ve sınıfını kabullenmiştir. Daha üst sınıfı sonraki yaşamlarında hayal ederler. Sınıflara karşı olanlar daha ziyade sosyalistlerdir. Tabi kaynağı dinsel olan bu adetler laiklik sayesinde topluma zorla dayatılamamaktadır. Ancak toplumda kanunmuş gibi bu dinsel adetler sürdürülmektedir.

Hinduizmde Kadın

Hinduizmde tanrılar, bilgeler, din adamları hep erkeklerden oluşmuştur. Bu yüzden kadın 2. Plandadır. Evlenmede ve boşanmada söz sahibi erkektir. 1860’dan beri yasaklanmış olsa da hala 7-8 yaşlarındaki kız çocuklarının evlendirildiği görülmektedir. Evlilikte kadın, kocasına mutlak itaate zorunludur. Kocası ölen kadının başkasıyla evlenmesi en aşağılık bir davranış olarak görülür. Ortaçağda Sati geleneği denilen, kadının ölen kocasıyla birlikte yakılması adeti çok yaygındı. Mecbur tutulmasa da kocasıyla birlikte kendini yakmayan kadına iyi bakılmadığından buna mecbur kalan kadınlar gönüllü olarak yakılmayı kabullenmekteydi.

Sati geleneği, İngiliz sömürgesi olduğu dönemde 1829’da İngilizler tarafından yasaklandı. O günden beri de uygulanmamaktadır ama tek tük de olsa istisnalar vardır. Örneğin bağımsızlığına kavuştuktan bugüne kadar yani yaklaşık 65 yılda 40 civarında vakaya rastanmış ve bunların tamamı kırsal kesimde vukubulmuştur.

Hinduizmde İbadet

Hindular tapınaklara sahip olmakla birlikte toplu ibadeti pek seyrek yaparlar. İbadetleri bireyseldir ve zorunlu değildir. İbadetlerin başında dua etmek gelir. Ölüm ve doğum günlerinde kurban keserler. Kutsal metinleri okumak, güzel amellerde bulunmak, yasaklara uymak, örneğin et yememek, kurban dışında hayvan öldürmemek Hinduların ibadet sayılan davranışlarındandır. önemli dini günlerde kutsal gördükleri yerleri hac eder, tavaf yaparlar. Benores, en bilinen kutsal yerleridir. Bazıları güneşin doğuş ve batışında namaza benzeyen bir ibadet yaparlar.

Hindu Namazı

Yoga, zannedildiği gibi bir ibadet değildir. Nefsine hakim olma, enerjisini ve iradesini kontrol altında tutma ve böylelikle rahatlama, huzura ulaşma amacıyla yapılan bir meditasyon biçimidir.

Hindular ölülerini yakar ve küllerini Ganj nehrine atarlar. Ganj nehri Hindular için kutsaldır. Nehirde yıkanarak manen temizlendiklerine inanırlar. Büyük mabetlerin yanında da kutsal yıkanma için havuzlar yapılmıştır. Mabetlerdeki ibadet boru çalınmasıyla başlar.  Ayinlerde etkili bazı kelimeler kullanılır. “Om” sözcüğü en çok kullanılanıdır. Yine ayinlerde Kutsal Vedalardaki ilahiler-melodiler söylenir, kutsal metinler okunur.

Hindu Tavafı

Serdar Kaangil

 

About these ads
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

HİNDUİZM için 9 cevap

  1. Emre Koc dedi ki:

    tüm tanrılar aslında brahmanın tezahüründen başka değildir. aslında bizde brahmanın tezahürüyüz zaten. O`dur zaten. “biz” diye bir sey yok. Tanri denilen enerji lokalize oldugu zaman ortaya kendini ayristiran “egolar” cikiyor(yani biz) daha once dedigim gibi tipki bir bardagin
    ters cevrilip icindeki havanin disardakinden farklilasmaya baslamasi gibi. Baska bir deyisle Tanri denilen olgunun/enerjinin bilin kazanabilmesi icin tezahur olmustur yani Tanri “biz” denilen
    tezahurun/durumun araciligiyla bilinc kazanmis oluyor. Biz Tanri`nin kendi icine bakmasinin bir urunuyuz. Yani soruna yanit kisaca “evet biliyor.”

    • Araştırmacı dedi ki:

      Bütün dinler aslında dejenere olmuş hak dinlerden başkası değildir.Hz Adem yaratıldığından beri binlerce peygamber gelmiştir.Buda hak peygamberlerden biriydi.Ama zamanla Hrıstiyanlık gibi dejenere oldu.ALLAH inancı kayboldu.Ama nirvana ,yani Cennet inancı kaldı.Diğer dinlerde dejenere olarak melekler ALLAH sevyesine çıkarıldı.Tıpkı Hz İsanın ve Cebrailin ALLAH sevyesine çıkarıldığı gibi.

      • Araştırmacı dedi ki:

        Bütün dinler derken tabiki İslamiyeti kasdetmedim.İslamiyetten başka insanları doğru bilgilendiren bir din yok.Ama onu eleştirenler,ölçü tartıda hile yapmama,tefeciliğin yasaklanması,anne ve babaya saygı,verilen sözde durma,dürüst şahitlik yapma gibi ayetlerden hiç söz etmezler.Buda onların eleştirilerinde dürüst olmadıklarını gösterir.

  2. Emre Koc dedi ki:

    araştırmacı iyi araştır her din böyle şeyleri emreder. ama islam gibi inanmayanı öldür diyen bir din yok

    • darkness dedi ki:

      emre bey sende iyi araştır. eğer ki islamda inanmayan öldürülseydi ne ispanyada ne macaristanda nede balkanlarda bir tane insan kalmazdı. istanbul feht edildikten sonra bile halka baskı yapılamamış ibadetlerini rahatça yapabilmeleri için kiliseleri sırpların yaptıgı gibi yıkılıp tahrip edilmemiştir. belli başlı kiliseler kılıç hakkı olarak camiye çevrilmiştir. keza cumhuriyet döneminde bile birçok cami depo ve ahır olarak kulanılmıştır hesapta müslüman ülkeyiz. sultan ahmet cami kışla olarak kullanılmıştır yıllarca bunları iyi okuyup anlamak gerekmektedir. nasıl bir gençlik yetiştiridiği apaçık oradadır.

      • Araştırmacı dedi ki:

        Kurandaki öldürmeyle ilgili ayet savaş zamanıyla ilgilidir.Kuran,dinde zorlama yoktur,der.Bu ayeti neden görmezden geliyorsunuz?

  3. aylin dedi ki:

    Sayın Araştırmacı, Arabistanlı gazeteci Hamza Kaşgari var hatırladığım kadarıyla. İnfazı istenmişti. Hem Allah’ın verdiği canı Allah alır diyorlar hemde suçlu bulduklarının canını alıyorlar. Bu ne perhiz mi desek?

    • Araştırmacı dedi ki:

      Sayın Aylin yanlış uygulamalar beni ilgilendirmez.Bilgisayarı açmadan biraz önce İlhan Arseli okuyordum.Çeşit,çeşit iftiralar.Sadece Tevbe suresi 5. Ayeti almış.Ayet kafirleri öldürün diyormuş.Oysa Tevbe suresi ilk 7 Ayet savaş sırasında müslümanların nasıl davranacağını anlatır.Ateistler,Hrıstiyanlar ve diğer müslüman olmayanlar sadece cizye denen bir vergi öderler.Yani öldürme yoktur.Kurandaki gerçekler bunlardır.Saygılarımla.

  4. nizami dedi ki:

    mademki dinde zorlama yokdur o zaman neden putperestlerin putlarini kirmishdilar ??? onlarin kendileri istese musluman olurlar o putlariini kendileri kirirlar ?????

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s