İslam, uydurma hadislerin etkisiyle Kur’anın yanlış yorumlanmasından kaynaklanan bir çok safsataya sahiptir. Bu başlıkta aşağıdaki konuları ele alarak bunlardan bazılarına değineceğiz.
- Alemler
- Kabir Azabı
- Şeytan cin miydi, melek mi?
- Cezasını çeken cennete mi gidecek?
“Alemler” kavramının çarpıtılması
“Alemlerin rabbi Allah”, “Muhammed, alemlere rahmet” sözlerini sıkça duyarız. Bu ifadeler Kur’an ayetlerinde de mevcuttur. “Alemler” sözcüğünden dünya ile birlikte dünya dışı yaşamların da kastedildiği öne sürülür. Tabi ufocular buna dört elle sarılır ve dünya dışı uygarlıklar olduğunun Kur’an’da geçtiğini iddia ederler. Gerçekte böyle bir ifade yok.
Alemler sözcüğü ile dünyadaki halklar, tüm ülkeler kastedilir. Bunu ayetlerle görelim:
Bakara-47. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve vaktiyle sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
Alemler sözcüğü evrendeki tüm uygarlıkları kastetmiş olsaydı; İsrail’in evrendeki bütün uygarlıklara üstün kılındığını anlamak gerekirdi. Halbuki ayette kastedilen dünyadaki ülkelerdir. Kaldı ki İsrail’in egemenliği Mezopatamya ve Akdeniz civarıdır ki, Ortadoğu halklarından üstünlüğü söz konusudur. O dönemin Çinlileri ile, Türkleri ile, Romalıları ile kıyaslandığında durum ne gösterir bilemeyiz. Ayetin doğruluğunu varsaydığımızda, bunun dünya milletlerini kastettiği ortadadır.
Ali İmran-33. Gerçekten Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim soyunu ve İmran soyunu âlemler üzerine seçkin kıldı.
Bu ayette de görülür ki Adem ve Nuh’la birlikte, İbrahim’in soyunun, İmran’ın soyunun alemlere seçkin kılındığı belirtilirken diğer insanlardan daha seçkin kılındıkları kastedilmektedir.
En’am-86. İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut’u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kıldık.
Artık bu ayetten sonra herhalde alemlerin, tüm evreni kastettiği düşünülmez. Açıktır ki ayette ifade edilmek istenen İsmail’in, İlyas’ın, Yunus’un, Lut’un bütün toplumlara egemen kılındığıdır. Bu ifade bile çok abartılıdır. İsmail’in bütün dünyaya ne üstünlüğü olabilir ki, ya da Lut’un, İlyas’ın, Yunus’un. Kur’an, bu isimleri anmak için böyle bir ifade kullanmış. Bir de kalkıp bu ifadenin tüm evreni kapsadığı ileri sürülebilir mi?
Kabir Azabı Mavalı
Kur’an’da kabir azabından da, Münkir ve Nekir adlı sorgu meleklerinden de bahsedilmez. Bunlar tümüyle uydurmadır.
Yasin-52. Onlar: «Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân’ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler» derler.
Saffat-20. «Eyvah bizlere! Bu o ceza günüdür.» derler.
Kabir azabı olmuş olsa; diriltilen insanların bu tür şaşkınlıkları ve “demek ki söyledikleri doğruymuş” sözleri olur muydu hiç?!
Bu ayetleri bilmelerine rağmen hala uydurma kabir azabı mavallarını sürdürmeleri hayret vericidir. Bunların kabir azabı safsatalarına kanıt olarak sürdükleri ayet şudur:
Mümin-46. Onlar sabah-akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, `Firavun’un adamlarını azabın en ağırına sokun’ denir.
Bu ayette kabir azabı kesinlikle ima edilmez. Bahsedilen cehennem azabıdır. İlk cümlede sabah-akşam ateşe sokulmalarından söz ettikten sonra 2.cümleye “kıyamet çattığı gün” ifadesiyle başlanması ilk cümlenin kıyametten öncesinden bahsettiği anlamı taşımaz. Öyle olsa bile bundan kabir azabı çıkmaz. Çıksa çıksa kıyametin kopması beklenmeden cehenneme atıldıkları manası çıkar.
Şeytan cin miydi, melek mi?
Kehf-50. Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!
Bu ayetteki “İblis ise cinlerdendi” çevirisi yanlıştır.
İslamcılar, şeytanı melekliğe yakıştırmadıkları için ve bir meleğin asla Allah’a karşı asileşmeyeceğini düşündükleri için böyle yanlış çeviriyorlar.
Açıklayalım:
Öncelikle belirtelim ki Yahudi ve Hristiyan mitolojisinde “düşen melekler” vardır. Yani, melek iken yaptığı yanlışlar ve asilikler nedeniyle meleklikten atılanlar. Bu düşen melekler, başşeytana katılmışlar ve küçük şeytanlar olarak nitelenmişlerdir.
Başşeytan, daha önce başmelek Lusifer’dır. Işıktan yaratılmıştır. Güzeller güzelidir. meleklerin başıdır ve en güçlüsüdür. İnsanın yaratılmasına bozulur. Tanrının huzuruna çıkarak tepki gösterir. Bu küstahlığından dolayı meleklikten düşürülür, ışığı alınır. Tanrıdan mühlet ister ve insanları aldatmayı üstlenir.
İslam’da biraz değişiklik yapılmış, meleklerin adem’e secde etmesi ilave edilmiş, sadece birinin (şeytanın) etmediği ve kafirlerden olduğu söylenmiştir. Sonuçta pek bir fark yoktur.
Şimdi ayete bakalım:
Kehf-50. Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs, kâne minel cinni fe feseka an emri rabbih, e fe tettehızûnehu ve zurriyyetehû evliyâe min dûnî ve hum lekum aduvv, bi’se liz zâlimîne bedelâ.
Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!
Edip Yüksel dışındaki bütün mealciler “İblis cinlerdendi” diye yazmış. Şimdi aşağıdaki ayete dikkat edelim:
Bakara-34. Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs, ebâ vestekbere ve kâne minel kâfirîn.
Hani biz meleklere «Adem’e secde ediniz» dedik de hemen secde ettiler. Yalnız iblis kaçındı, kendini büyük gördü ve kâfirlerden oldu.
Bu ayeti çelişkiye düşmemek için “kafirlerdendi” diye çeviren de var. Ama çoğunluk “kafirlerden oldu” şeklinde çevirmiş.
Kafirlerden olsa meleklerin içinde ne işi var?
İsyan ettikten sonra kafir oluyor, isyan etmeden önce kafir değil.
“Kane minel cinni” olunca “cinlerdendi”, “kane minel kafirin” olunca “kafirlerden oldu” diye çevriliyor. Yanlış, çifte standart. “Kane minel cinni” de “cinlerden oldu” diye çevrilmeli. İsyan edince cine dönüştürüldü.
Ayet zaten meleklere seslenildiğini açık açık söylüyor.
Öyle olsa “meleklere ve cinlere” denirdi. Ya da “meleklere ve İblis’e” denirdi.
“Meleklere” deniyor ve “cinlerden oldu, kafirlerden oldu” deniyor.
Yani İblis isyan edince tüm kariyeri bitiyor, rütbeleri sökülüyor, aşağılanıp mevkiden-meleklikten düşürülüyor, cine çevriliyor. (Aynı bir başka ayetteki “aşağılık maymunlara çevirdik” ifadesi gibi.)
Kehf 50 ayetinde doğru çeviri şöyle olmalıydı:
Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis rabbinin emrine uymayıp cinlerden oldu. (…)
Bu apaçık duruma rağmen uydurma hadislerle kendilerini haklı göstermeye çalışırlar. İleri sürdüklerinden biri “melekler nurdan, cinler dumansız ateşten yaratılmıştır” iddiasıdır.
Cinlerin yalın alevden yaratıldıkları Kur’an’da yazılıdır. Ama meleklerin ayrı bir materyalden, nurdan yaratıldığına dair bir ayet yoktur.
Halbuki düşünseler; melekler ölümsüzdür değil mi?!
Cinler ise ölümlüdür.
Şeytan da ölümsüzdür. Hikayeye göre Allah’tan mühlet istemiş ve kabul görmüştür.
Yani, şeytan melekti ve ölümsüzdü. Cine dönüştürüldüğünde ölümlülerden olacaktı. Ama melekî güçlerinin elinden alınmamasını istedi.
Böylece melek kariyerini kaybetti ama cinlerden farklı olarak meleksel güçlere sahip ve onlar gibi ölümsüz olarak statüsünü devam ettirdi.
Cezasını çeken cennete mi gidecek?
Yok böyle birşey! Kur’an’da cennetin de, cehennemin de ebedi olduğu, cennetlik olanın da, cehennemlik olanın da ebedi kalacağı yazılıdır. Sadece “Allah’ın diledikleri müstesna” denir. “Allah’ın diledikleri müstesna” ifadesini alıp “cehennemde günahlarının cezasını ödeyen cennete gidecek” şeklinde yansıtmak doğru değildir. Böyle yansıtıldığında bu yanlış, daha da büyütülerek “Saçının ucu gözüken 70 yıl cehennemlik” gibi absürd fetvalar verilmektedir. Kur’an’da cezasını çektikten sonra cennete gidileceğinden hiç söz edilmez. Günahlarının ve sevaplarının derecesine göre çeşit çeşit cennet ve cehennemler vardır. Hesabı görülen bunlardan birine layık görülür ve orada ebedi kalır. Bu konuda ayetler açıktır:
Hud: 105-108. O gün gelince Allah’ın izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Onların kimi bedbaht, kimi de mutludur.
Bedbaht olanlar ateştedirler. Onlar orada başka türlü soluyacak, başka türlü haykıracaklar.
Onlar orada gökler ve yer durdukça duracaklar. Ancak Rabb’inin diledikleri başka. Çünkü Rabbin dilediğini yapandır.
Mutlu olanlar ise cennettedirler. Orada gökler ve yer durdukça duracaklar, ancak Rabbinin diledikleri başka. (Bu) ardı arası kesilmeyen bir ihsan olacak.



Cennet ve Cehennem ile alakali olan şey çok mantıksız geldi bana.. iskender mihr gibi konuştunuz. onunla bir alakaniz var mı bilemem…
ama şöyle düşünün ALLAH kul hakkına karışmaz ve onun cevalini kul hakkına birakir kul hakkını kabul etmez ise diğer insan da tövbe etmezse günahkar olur.(yinede ALLAHin ne yapacağini tam olarak bilemem) ve bu adam mümin bir adam ise . 4/4 lük. sirf bir KUL HAKKI için cehennemlik mi olacaktir ?
yok Terazi kurulacak günahlar bir yerde
sevaplar bir yer tutulcak hangisi ağir basarsa o tarafa gidilecek ise kul hakkıda ne oluyor ?
ALLAH herkesin Cezasini verecektir.
Bildiğimiz gibi NAMAZ farzdır bize. Eğer NAMAZ borcunuz kalır ise Ahirette NAMAZ KILDIRILIR SİZ
günahları olanlar günahlarını çektikten sonra cennetin bir kademesine gideceklerdir.
ama…. ÖMÜR BOYU CEHENNEMDE KALACAKLARDA VARDİR.
yinede EN İYİSİNİ “ALLAH” BİLİR.
Cennet ve Cehennem’de sonsuz kalinacagina ben de kani oldum yillar once. Aksi iddiayi yalniz yahudiler dile getirmektedir ve bu hatirladigim kadariyla Kur’an’da da var. Aksini ispat etmek Din’e ters duser. Allah’in diledigini bagislamasi Cehennem’den cikarmasi degil, ilk etapta oraya sokmamasidir. Kul hakki diye birseyden Kur’an’da bahsedilmez, tartida eksiklik yapmamaktan bahsedilir buna en yakin olarak, bunu bile kul hakki diye yorumlamak cok zorlama olur. Seytan cin kisimlarindaki yorumlara aynen katiliyorum. Sizin biraz Ateist-Agnostik karisimi oldugunuzu dusunuyorum, her ne kadar benim goruslerime uymasa da birkac gundur sayfanizi ilgiyle takip ediyorum, namazdan kafasini kaldirmayan ama kitap sayfasi acmayanlardan daha degerli buluyorum.
“Alemler” konusundaki yorumlarınıza ise katılmıyorum. “Alemler” çeşit çeşit anlamlara gelebilir, Arapça kontekst içinde anlam kaymalarıyla beraber değerlendirildiğinde farklı manalara kavuşabilir.
“Alemler sözcüğü ile dünyadaki halklar, tüm ülkeler kastedilir. Bunu ayetlerle görelim:”
bu da yanlış.. buradaki alemlerden kasıt ahiret ve dünya alemleridir.
“Bakara-47. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve vaktiyle sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.”
ayetin doğru çevirisi “sizi dünya ve ahiret alemlerinde üstün kıldım” anlamındadır.
“Yasin-52. Onlar: «Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân’ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler» derler.
Saffat-20. «Eyvah bizlere! Bu o ceza günüdür.» derler.”
kabir azabı beden değil ruh üzerinde gerçekleşiyor islama göre. burada “bizi kim diriltip kaldırdı” derkende ruhun tekrar ete kemiğe bürünüp diriltilmesi sözkonusu edilir.