HİCRET UYDURMA MI?

KUR’ANDA HİCRET YOK

İslam’da Mekke’den Medine’ye hicret kısaca şöyle anlatılır:

“Müşriklerin zulümleri yüzünden Mekke’de Müslümanlar barınamaz hâle gelmişlerdi. Bu sebeple 2′inci Akabe Bîatında Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Müslümanların Medine’ye hicretleri de kararlaştırılmıştı. Rasûlullah (s.a.s.) “Sizin hicret edeceğiniz yerin iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi…” diyerek Müslümanların Medine’ye hicretlerine izin verdi.

622 yılının ilk ayı olan Muharrem’de Medine’ye hicret başladı. Kısa zamanda, Mekke’li Müslümanların hemen hepsi Medine’ye göç etti. Yalnızca Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ali’yi Rasûlullah Mekke’de alıkoymuştu. Müşrikler göçe karşıydılar. Çünkü Medine’de de müslümanlık yayılmaya başlamıştı. Hz. Muhammed de Medine’ye gider, Müslümanların başına geçerse, Mekke’lilerin Şam ticâret yolu kapanabilirdi. Ayrıca Medine’lilerle birleşip, kuvvetlendikten sonra kendilerinden öç alabilirlerdi. O yüzden Hz. Muhammed’in Mekke’den çıkmasını istemiyorlardı. Evini kuşatıp beklemekteydiler. Ama Hz. Muhammed Hz. Ebubekir’le birlikte kaçmayı başardı. Müşrikler peşlerine düştüler. Müşriklerden kurtulmak için Sevr dağının tepesindeki mağarada 3 gün gizlendiler. Müşrikler izlerini buldu. Ancak mağaranın ağzını örümcek ağıyla kaplanmış ve önünde de bir çift güvercini görünce mağarayı kontrol etmeye gerek duymadıklarından yakalayamadılar. Böylece Hz. Muhammed ile Hz. Ebubekir Müşriklerden kurtulup Medine’ye ulaştılar. Coşku ile karşılandılar.”

Ne var ki bu hikaye Kur’an’da yer almaz. Kur’an’da çok basit hikayelere, çok küçük ayrıntılara bile yer verilmişken; bırakın bu hikayenin anlatılmasını, Mekke’den Medine’ye hicretten hiç bahsedilmemiştir.

İslam’da 622′de yapıldığı ileri sürülen hicretin önemi büyüktür.
Çünkü bu olay aynı zamanda İslam takvimi olan hicri takvimin başlangıcıdır.
Ayrıca İslam devletinin de kuruluş temellerinin atıldığı bir olaydır. Buna rağmen Kur’an’da hicretten hiç söz edilmemesi  bu olayın uydurma olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir.

Araplarda zaman daima önemli olaylarla ilişkilendirilerek açıklanırmış. Güneş tutulduğu zaman, Fil olayının olduğu yıl, ünlü kişilerin öldüğü yıl, Ficar Savaşlarının yapıldığı yıl gibi..
Hicri takvimin Halife Ömer zamanında kabul edildiği söylenir.
Bunu Yakubi Tarihi’nden, Taberi Tarihi’nden öğreniyoruz. 900′lü tarihlerde yani 10. yılda yazmışlar ve 200-250 yıl önceki dönemden bahsetmişler.
Doğruluğu şüpheli.
Örneğin kendilerinden 150 yıl önceki kuşak bu hicreti uydurmuş olsa onlara gelene kadar gerçekmiş gibi bir anlatıma dönüşmüş olabilir.

Bu Hicri takvim zaten vardı, kameri takvim olarak Araplarda kullanılmaktaydı. Ama her bölge halkı kendilerince önemli olayı takvimin başlangıcı kabul etmekteydi.
İslamcılara göre Kureyşliler de Fil Olayı’nı başlangıç alarak bu takvimi kullanıyordu.
Yine İslam’a göre Muhammed Fil olayının olduğu yıl doğmuştur. (Aslında bu da tartışmalıdır. Ebrehe’nin savaşının 555 yıllarına denk geldiğine dair kayıtlar vardır)
Fakat Ömer’in zamanında takvimin düzenlenmesini karışıklıklar olmasına bağlarlar.

Ortada peygamberlerinin doğum yılını başlangıç olarak alan bir takvim varken karışıklıklar yaşandığı iddiası hiç de inandırıcı gelmiyor.
Bundan daha ilginci ise hemen herşeyin, her olayın aktarıldığı Kur’an’da hicret gibi önemli bir olaya değinilmemiş olmasıdır.
En basit konularda bile Allah’tan emir-talimat almış gibi yazan Muhammed, bu derece önem arzeden olayda kendi inisiyatifi ile hareket ettiği düşünülemez.
Kur’an’da geçen hicret sözcüklerinin Mekke’den Medine’ye göçle ilgisi yoktur.
Hicret sözcükleri genelde iman etmek ve cihad etmekle ilişkilendirilerek kullanılmıştır.
Ve incelendiğinde “Kişinin küfür ve şirk olarak nitelenen sahip olduğu cahiliye inançlarını terketmesi” anlamında kullanıldığı görülecektir.

http://meal.ihya.org…li-ayetler.html

Hicretin aslı olan ‘Hecr ve hicran’ kavramları, insanın bedenle, dille veya kalp ile başkasından ayrılmasıdır:

Kur’an’ı Kerim’de hicret sözcüğü kullanılmamış olup, hicretin türevlerinin kullanıldığı ayetlerin anlamları ise sadece bir yerden bir yere göç etmek şeklinde değildir.

1- “…onları yatakta yalnız bırakın.” (Nisa; 4/34) âyeti, bedenle terk etmeye,
2- “Peygamber der ki: Ey Rabb’im! Kavmim bu Kur’an’ı büsbütün terk ettiler.” (Furkan; 25/30) âyeti, kalp ve dil ile terk etmeye,
3- Onların söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl’ (Müzzemmil; 73/10), ‘Kötü şeyleri terk et’ (Müddessir; 74/5), “Ey İbrahim! dedi, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım! Uzun bir zaman benden uzak dur!” (Meryem; 19/46) âyetleri de beden, kalp ve dil ile terk etmeye örnek olarak verilebilir.

Muhaceret; Daha önce tabi olduklarını  aklen ya da bedenen ve terk etmektir (Haşr, 59/8, Nisa; 4/100). Bunlara muhacir denmiştir. Muhacirlere kucak açanlara da ensar denilmiştir. Kur’an’da muhacir ve ensar sözcükleri birkaç ayette geçer ama bu Mekke’den Medine’ye göçü kanıtlamaz. Bir bölgeye değişik yerlerden gelip toplananları anlatıyor olması daha olasıdır.

Tevbe 40 ayeti hicrete delillendirilir. Hicret hikayesinde anlatılan peygamberin Ebubekir’le birlikte bir mağarada saklanması olayı, bu ayetten türetilmiştir.
Ama ayet incelendiğinde anlatıldığından farklı bir konuya değinildiği görülecektir..

İlla tensurûhu fe kad nasarahullâhu iz ahrecehullezîne keferû sâniyesneyni iz humâ fîl gâri iz yekûlu li sâhibihî lâ tahzen innallâhe meanâ, fe enzelallâhu sekînetehu aleyhi ve eyyedehu bicunûdin lem terevhâ ve ceale kelimetellezîne keferûs suflâ, ve kelimetullâhi hiyel ulyâ vallâhu azîzun hakîm

Tevbe-40. O’na sizin yardım etmeniz dışında o zaman Allah, O’na yardım etmişti. Kâfir olanlar, O’nu çıkardığı zaman ikinin ikincisi idi. İkisi mağarada iken arkadaşına şöyle demişti: “Mahzun olma! Muhakkak ki; Allah, bizimle beraber.” O zaman Allah, O’nun üzerine sekînetini indirdi.Ve O’nu göremediğiniz bir ordu ile destekledi. Kâfirlerin sözünü sufli kıldı. Ve Allah’ın sözü; O, çok yücedir. Ve Allah; Azîz’dir, Hakîm’dir.

Ayette parantezleri yani Mekke’yi vs.’yi kaldırdığımızda ortaya çıkan meal bu.
Bakalım ne deniyor:

- Kafirler iki kişiyi çıkarmışlar, ikinin ikincisi O’ymuş. (Muhammed’den bahsedildiğini düşünürsek, Muhammed 2. çıkarılanmış. Bu çıkarmak kelimesi önemli.
- Bu çıkarılan 2 kişi bir mağaradayken arkadaşına “Üzülme, Allah bizimle beraber” demiş.
- Ve Allah onlara güven ve moral vermiş. Görülmeyen orduyla, muhtemelen meleklerle desteklemiş. Kafirlerin sözünü alçaltmış.

Ayetteki “çıkarmak” sözcüğünü Mekke’den çıkarmak olarak anlamak mümkün değil. Büyük olasılıkla aralarından çıkarmak, aforoz etmek gibi anlamak gerekir.
Zaten Hicret hikayesinde de Mekke’den çıkarıldıkları değil, tersine çıkarılmak istenmedikleri anlatılır ki bunu yazının başında görmüştük. Aşağıda vereceğim linkte de hicret anlatılırken şu ifade geçer:

“Mekke müsrikleri Akabe bey’atlariyla ilgili haberi alinca Allah Rasûlünü Mekke disina çikarmamak için önlemler almaya basladilar. Bir müddet sonra peygamberimiz müslümanlarin Medine’ye hicret etmelerine izin verdi.”

http://www.enfal.de/itarih12.htm

Görüldüğü gibi Hicret masalında Mekke’den göç etmek isteyenler müslümanlar. Mekke’den çıkartmak istemeyenler ise putperestler. Ve Muhammed’in izniyle çıkıyorlar.
Ama ayette “Kafirler çıkardığı zaman” diyor.
Öyleyse ayetin hicret masalıyla ilgisi yok.

Mekke’den Medine’ye hicret mavalını Kur’an’da geçen Mekke ve Medine sözcükleriyle de ifade etmek mümkün değildir.
Çünkü Kur’an’da Mekke ve Medine diye şehirlerden bahsedilmez.
Medine sözcüğü birkaç ayette geçer ama anlamı şehir’dir ve şehir olarak çevrilmesi gerekir.
Mekke sözcüğü ise sadece Fetih 24 ayetinde geçer ve böylece surenin başındaki fetih bahsinden dolayı sanki Mekke’nin fethi anlatılıyormuş gibi yansıtılır.
Halbuki hiç ilgisi yoktur.
Ayette geçen sözcük “bi batni mekketedir ve anlamı “gizli bir yıkımla”dır.
Ali İmran 96 ayetinde geçen “Bekke” ismini ise Mekke diye meallendirirler ki yanlıştır, aldatmadır.

Ali İmran-96. Muhakkak ki, mübarek ve âlemlere hidayet vesilesi olan; elbetteki insanlar için Bekke‘de yapılmış olan ilk evdir.

Bu Bekke’nin Mekke olduğu, ilk evin de Kabe olduğu pompalanır. Öyle ki ayet tahrif edilerek meali bile o şekilde yazılır.
Muhtemelen Muhammed bu ayeti Zebur’dan duymuştur. Mezmurlar’ın 84. bölümünde Siyon’daki Tanrı’nın evinden bahsedilir ve Siyon’a giderken Beka Vadisinden geçildiği yazılır. Beka vadisi Arapçaya ve Kur’an’a Bekke olarak geçmiş olabilir.

Kur’an’da Yesrib geçer ve Yesrib’in Medine’nin önceki adı olduğu iddia edilir ama bunun da kanıtı yoktur. Mescid-i Haram’ın Kabe olduğunun kanıtının olmaması gibi..

Batılı araştırmacıların iddia ettikleri gibi Hicret uydurulmuş bir olay olabilir. Onlara göre bunun nedeni başlangıçta İslam’ın bir dinden ziyade Yahudi Mesihi bir mezhep görünümünde olması ve Emevi döneminde Hristiyanlarla yapılan polemiklerde bu eleştirinin alınmasıdır. Bilhassa Abdülmelik döneminde kendi inançlarını Hristiyanlığın haşmeti karşısında ezdirmemek ve eksikliklerini tamamlamak için çeşitli senaryolar düzenleyip geriye doğru projekte ettiklerini öne sürerler ki; tarihi kayıtlar ve kayıtsızlıklar bu iddialarını desteklemektedir. Örneğin 7. yüzyıl tarihi kayıtlarında İslam ve müslüman sözcükleri hiç geçmez. Bu Mesihi akımın mensuplarından “Haceriler” olarak bahsedilir.
Besmele, kelime-i tevhid, fatiha, hicret, Mekke, Medine, Kabe vs öğelerin sonradan oluşturulup dine katıldığı söylenir.  Muhammed’in efsaneleştirildiği, doğumundan peygamberliğine ve ölümüne kadar birçok anlatımın uydurma olduğu ileri sürülür.

İddialar konusunda daha geniş bilgi için – kitap okumayı sevenlere:

Erken İslam’a Yönelik Batılı Yaklaşımlar

Ayrıca İngilizce bilenler için:

HAGARISM

This entry was posted in Din and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

12 Responses to HİCRET UYDURMA MI?

  1. samet says:

    O kimseler ki, iman ettiler, hicret ettiler ve Allah yolunda cihada katıldılar, bir kısımları da onları barındırıp yer, yurt sahibi yaptılar ve yardıma koştular, işte bunlar hakkıyla mümin olanlardır. Bunlara bir mağfiret ve cömertçe bir rızık vardır.
    http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=8&ayet=74

    Ve onlardan önce o yurda yerleşen imana sarılanlar kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, onları öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar umduklarına erenlerdir.
    http://www.kuranmealleri.net/hasr/9

  2. lennox says:

    din bilimi baltalar ..

  3. Kenan Duman says:

    çok güzel mükemmel…..bu çalışmaların devamını beklerim…… bilimde yanılma olmaz…

  4. mümin says:

    bilimi putlaştırmış biri daha bilimde yanılma olmazmış cehaletini izhar etmekten başka birşey bilmediğin belli oluyor onun için sana cevab vermeyecem

  5. gte says:

    Mağaradaki olayın aslı şudur.Hz. Muhammed İslamı kökleştirmeye çalışırken, düşmalarıda boş durmuyordu.Hz.Muhammed’ i yok etmek için sinsice planlar yapıyorlardı.Hatta tertiplemişlerdi bile..

    Cebrail nail olup;Ya Muhammed Bu gece kafirler seni öldürmeye çalışacaklar, Ashabını topla.Yatakta seni öldürmek isteyecekler yerine, senin yolundsa canını feda edecek zat ancak Ali olduğunu bilesin, sende şu mağraya gidesin.
    Bu emre bianen Hz. peygamber ashaplarını gün ağarırken (akşam üstü) topladı ve Ey ashaplarım Allah’ ın emri üzerine bu gün hanelerinizden dışarı çıkmayasınız.Ashaplar bu emir üzerine hanelerine çekildiler…

    Hz. Muhammed yanına Hz. Ali’ yi çağırdı.Ya Ali bu gün küffar şerrinden emin olmak için benim yatağımda sen yatacaksın, bende mekkeden çıkıp mağraya gideceğim.

    Hz. Ali sevgi ve saygıyla “Ya Muhammed benim bin canım olsa, Allah’ ın emrine boyun eğerim.Hele bu emir sizin korunmanız içinse canımla boyun eğerim…Hz. Peygamber duygulandı ve Ali’ yi öperek bağrına bastı ve mağraya gitmek için yola çıktı…

    Biraz gittikten sonra gecenin karanlığında birisinin kendisini takip ettiğini anladı.Durdu ve bekledi.Gelenin ebubekir olduğunu gördü.Kendisine şunu hatırlattı.
    “Alah’ın emrini size de bildirmişken, bu emri dinlemeyip arkamdan gelmenizin anlamı nedir?
    Ebubekir Ya Resullullah senin için korku ve üzüntüye düştüm.Seni yanlız bırakmaya gönlüm razı olmadı”

    Bu hal karşısın da Cebrail nail olup Hüda Hakkı için Ebubekiri geriye gönderecek olursan küffar gelir ve sizi tutar…

    Hz.Peygamber ebubekirle birlikte mağaraya gider.Burada da anlaşılacağı gibi Hz. Muhammed Ebubekire güvendiği için mağaraya götürmedi.Hz. Muhammed’in dostu Allah arkadaşı ise Cebrail’ di.Emeviler hiçbir zaman Peygamberimize içten dost olmamıştı.Hep kuşku ile bakmışlardı…

    Hz.Peygamber ile birlikde mağaraya giren Ebubekir burada boş durmamış örümceğin kapattığı kapıdan ayağını dışarı çıkartarak müşriklerin görmesini sağlamaya çalışmıştı.Ama yılan ayağını ısırınca, isteğine nail olamamıştı….

    İşte Allah Peygamberini nasıl olurda bu zor durumda ayağını sokması için yılanı gönderir.Yılanın oraya geliş nedeni Peygamberimizi inkarcıdan ve inkarcılardan korumaktı…Böcekler ve hayvanlar da Muhammed in yanında idi.Ama emevi soyu hiç bir zaman Muhammed’ i ve onun yolunu sürenleri rahat bırakmadı…..

  6. samet says:

    kuranda namazda yok ayrıntılarıyla o zaman namazda yok deme.bir şeyin kuranda olmayışı onun olmadığını göstermez,hicreti yaşayan hiçmi insan yok.eğer herşey kuranda olsaydı 600 değil 6000sayfa olurdu ama siz insanları yoldan çıkarmak için kuranı ve bilimi kullanıyorsunuz,size ancak aptallar ve kafirler inanır

  7. samet says:

    Muhammed Öldürülmüş müydü?
    Muhammed derken Hz. ve (s.a.v.) Şart Değil
    Muhammed Efsanesi
    Muhammed ne yenilik getirdi?
    Muhammed’den Önce
    Muhammed’in Doğumu
    Muhammed’in En’leri
    Muhammed’in Eş ve Cariyeleri
    Muhammed’in Hocaları
    Muhammed’in Resimleri
    Muhammed’in Asıl İdeali
    Muhammed’in Hazin Cenaze Töreni
    Muhammed’in Savaşları
    Muhammed’in Suikast Emirleri
    siz babanızın oğlundanmı bahsediyorsunuz,bu ifadeler kesinlikle müslüman birine ait olamaz.

  8. abdullah says:

    diyorsunuz ki kuranı kerimde hicret geçmez . http://panteidar.wordpress.com/2011/12/17/islamda-cihad-kavrami/ siz kendi kendinizi tekzib ediyorsunuz farkındamısınız ? verdiğim linkte tevbe suresi 20. ayetten alıntı yapmışsınız .
    “İnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.”
    bu ayet hicret edenlerden bahsetmektedir. ayrıca yukarıda eleştirdiğiniz “çıkarılan” denmesinden kasıt . mekkeliler müslümanlara eziyet ederek , rahat vermeyerek çıkartmaya sebep olmuş olmuyorlarmı . müslümanlar neden hicret ettiler ? hatta hz. peygamber in mekkeye ithafen ben senden çıkmak istemiyorum lakin bana huzur vermiyorlar diyerek üzüntüsünü belli ettiği rivayet edilir .

    • pante says:

      Abdullah, ben bir efsaneden bahsediyorum ve bunun maval olduğunu, dayanaklardan yoksun olduğunu söylüyorum. Tevbe-20 ayetinde “hicret edin-cihat edin” denmiş olması, güvercinli-örümcekli masalı doğrulamaz. Ne Kur’an’da ne de sahih olduğuna inanılan hadislerde yoktur böyle masal. İşte sana en sahih hicret hadisi; ama ne güvercin var ne de örümcek:

      Hadis No : 5760
      Ravi: Bera İbnu’l-Azib
      Tanım: Hz. Ebu Bekr (ra), evinde babama uğradı. Ondan bir semer satın aldı. (Babam) Azib’e: “Benimle oğlunu gönder, onu evime kadar götürüversin!” dedi. Babam bana: Haydi onu götürüver!” dedi. Ben de götürüverdim. Babam onunla beraber çıktı, bedelini alacaktı. Babam, Ebu Bekr’e: “Ey Ebu Bekr! Resulullah (sa)’la (hicret ettiğin) gece ne yaptınız?” diye sordu. “Evet o gece yürüdük. Ertesi günü de öğle vaktine kadar yürüdük. Yolumuz tenha idi, hiç kimseye rastlamadık. Önümüze uzun bir kaya çıktı. Kayanın henüz güneşin değmediği bir gölgesi vardı. Yanına konakladık. Ben kayanın yanına geldim. Resulullah (sa)’ın, duldasından uyuması için elimle bir yeri düzledim. Sonra ortaya bir post yayıp: “Ey Allah’ın Resulü! (Siz biraz istirahat buyurup şurada) uyuyun, ben etrafmızı gözetlerim!” dedim. Derken yatıp uyudu, ben de çıkıp etrafını gözetlemeye başladım. Kayaya doğru sürüsüyle gelmekte olan bir çobanla karşılaştım. O da bizim gibi gölgeye sığınmak istiyordu. “Sen kimlerdensin ey delikanlı?” diye sordum. Medine veya Mekke’ den bir adama aitti. Ben tekrar: “Koyununda süt var mı?” dedim. “Evet!” dedi. “Sağar mısın?” dedim. “Tabii” dedi ve sağmak üzere bir koyun yakaladı. “Memede kıl, toz-toprak çer-çöp olabilir, bunları bir çırp!” dedim. Dediğimi yaptı, beraberindeki bir kaba bir miktar süt sağdı. Benim de yanımda Resulullah (sa) için taşıdığım bir kap vardı. İçmede, abdestte onu kullanırdı. (Sütü kendi kabıma aktararak) aleyhis*salatu vesselamın yanına geldim. Uyuyordu. Uyandırmak istemedim. Uyanıncaya kadar yanında durdum. Süte biraz su kattım, dibi serinledi. “Ey Allah’ın Resulü, buyurun için!” dedim. O içti ben de memnun ol*dum. Sonra: “Yola koyulma vakti gelmedi mi?” dedi. “Evet!” dedim. Güneşin zevalinden sonra hareket ettik. Peşimize Süraka İbnu Malik İbni Cu’şem düştü. Biz sert bir arazide yürüyorduk. “Ey Allah’ın Resulü, bize yaklaştı!” dedim. “Üzülme! Allah bizimledir!” buyurdu. Aleyhissalatu vesselam, Süraka’ya beddua etti. Derhal atının ön ayağı karnına kadar yere saplandı. Süraka: “Anladım ki, siz bana ilendiniz. Ne olur benim için dua edin. Allah için ben de takipçileri sizden geri çevireceğim!” dedi. Aleyhissalatu ves*selam dua ediverdi, adam kurtuldu ve geri döndü. Yol boyu her kime rastladı ise: “Ben size bedel burada gereken (aramayı) yaptım (kimse yok)!” dedi. Böylece her kime rastladı ise geri çevirdi. Hülasa, bize verdiği sözü tuttu.”
      Kaynak: Buhari, Menakıbu’l-Ensar 45, Lukata 11, Menakıb 25, Eşribe 12; Müslim, Zühd 75, (2009)

      • abdullah says:

        ayeti okuma zahmetinde bulunursan emir yok ayet olmuş bi olaydan bahsediyor . hicret eden diyor .
        demekki hicret gerçekleşmiş bir olaydır . kuranı kerimde geçmeside gayet sağlam dayanaktır bizim için . zikrettiğin hadis bu olayın bir bölümünü açıklar buna benzer daha açıklayıcı hadslerde vardır . ama üstün körü okursan okuduğunu anlayamazsın . eğer kuranı hz. muhammet s.a.v. yazsaydı böylesine önemli bi olayı kitabında ayrıntılarıyla birlikte yazardı geniş geniş anlatırdı değilmi seninde bahsettiğin gibi . buda bi mantıktır kuranı kerimin Allah kelamı olduğunu ispatlayan .

  9. abdullah says:

    “Kur’an’da geçen hicret sözcüklerinin Mekke’den Medine’ye göçle ilgisi yoktur.
    Hicret sözcükleri genelde iman etmek ve cihad etmekle ilişkilendirilerek kullanılmıştır.
    Ve incelendiğinde “Kişinin küfür ve şirk olarak nitelenen sahip olduğu cahiliye inançlarını terketmesi” anlamında kullanıldığı görülecektir.”

    demişsiniz . nisa suresi 97.ayeti kerimede “Melekler, kendilerine zulmettikleri bir durumda bulunurken canlarını aldıkları kimselere: Siz ne iş yapmaktaydınız? diyecekler. Onlar: Biz yer yüzünde zayıf ve güçsüzdük diye cevap verecekler. Melekler: “ALLAHIN ARZI GENİŞ DEĞİLMİYDİ , ORAYA HİCRET ETSEYDİNİZ YA ” diyecekler. İşte bunların barınakları cehennemdir. Ona gidiş de ne kötü şeydir *[Nisa :97] ” buyurulmuş .

    büyük harfle yazılan kısım hicretin manasını açıkca ortaya koymaktadır dolayısıyla yukarda iddia edilen “hicret başka manalarda kullanılır” demek gerçek dışıdır .

    gelelim diğer iddiaya kuranda hicret yok yalanına .

    haşr suresi 9. ayeti kerime “Onlardan önce yurda konmuş ve imana sarılmış olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile, ötekileri kendi nefslerine tercih ederler. Nefsinin cimriliğinden/doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”

    bu ayeti kerimede hicretin göç şeklinde olduğu anlaşılmakta , ayrıca ensarın faziletinide gözler önüne sermektedir .

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s