KUR’AN’DAKİ MANTIKSAL HATALAR

Bu yazımızda Kur’an’daki mantık hatalarına değineceğiz.
Bu hataların ancak bir insan tarafından yazılan kitapta olabileceğini göstereceğiz. Eğer tanrı bir kitap yazmış ve göndermiş olsaydı; onun içinde en ufak bir çelişki olmazdı. Hiçkimse hiçbir bilimdışı, akıldışı, mantıkdışı bir ifade gösteremezdi. Gereksiz tekrarlar, gramer hataları, bir ayette söylenenin bir başka ayette tersinin söylenmesi, daha önce emrettiğini daha sonra değiştirmesi gibi örneklere kesinlikle rastlanamazdı. Ama Kur’an’da yüzlerce çelişki, yüzlerce mantıksız ayet, yüzlerce yanlış var. Belli ki bu kitap da diğerleri gibi insan ürünü. Hem de kendi döneminde bile bilinen bilgilerden habersiz, kendinden 1000 yıl önce bile bilim adamlarının keşfettiklerinden bilgisiz bir insan yazması.

Kur’an’daki mantıksız konulardan birkaç örnek:

Yahudiler “Allah’ın elçisi Meryemoğlu İsa Mesih” der mi?

Nisa 156-157.
Bir de inkârlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

Yahudilere göre İsa diye biri tarihi kayıtlarda yoktur, yaşamamıştır. Uydurma olduğunu iddia ettikleri birisi için onu kendilerinin öldürdüğünü söylemezler herhalde. Üstelik Hristiyanlığa göre İsa’yı çarmıha gererek idam eden işgalci  Romalılardır. Orada toplanmış bir grup Yahudi’ye iki idamlıktan birinin affedileceğini söyleyerek hangisini tercih ettiklerini sormaları ve o grubun da İsa’yı affetmemesi, tüm Yahudileri İsa’nın katili yapmaz. Bunu iddia eden radikal Hristiyanlar varolsa bile, Allah’ın da benzer iddiada bulunması düşünülemez.

Belli ki Muhammed, Mekke’deki radikal Hristiyanlardan “İsa Mesih’i Yahudiler öldürdü” diye duymuştur. Ve öyle bildiği için Allah’ın da böyle söylediğini kurgulamıştır.
Ama asıl değineceğimiz nokta bu değil.
Mesele ayette İsa’yı öldürmelerinin Yahudilerin ağzından ifade ediliş şekli.

İsa’ya inanmayan, onu bir peygamber ya da Mesih olarak kabul etmeyen Yahudiler hiç kalkıp da “Biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” derler mi?

Bu ayet tanrı sözü olmuş olsa; “Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih için ‘Onu biz öldürdük’ demeleri yüzünden kalplerini mühürledik” şeklinde ifade edilirdi.
Nasıl ki müslüman olmayanlar “Allah’ın resulü Hz. Muhammed (sav)” demiyorsa, sadece Muhammed diyorsa; Yahudiler de sadece isa derdi. “Allah’ın elçisi” ve “Mesih” demezlerdi.

Ama Kur’anı yazan Muhammed olduğu için bu tür mantık hatalarını bolca yapmış.     Hatasız kul olmazmış! :)

Haramları bildiren ayette iyilik emri

En’am-151. De ki: Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti.

Ayette Muhammed, Allah’ın haram kıldıklarını sayıyor tek tek.
Haram denince olumsuz cümleler gerekir.
“Yalan söyleme”, “Hak yeme”, “Öldürme”, “Anne babaya karşı gelme” gibi..
Ama daha 2. cümlede “Anne babaya iyilik edin” diyor.
Yani, haramları, yapılmaması gerekenleri sayarken, farz olanı, yapılması gerekeni yazıyor.Kur’an, tanrı kelamı olsa, böyle hata olur muydu?
“Anaya babaya iyilik edin” demez, “Anaya babaya kötülük etmeyin” derdi.

“Ben sizin üzerinizde bekçi değilim” diyen kim?

En’am suresi

103. Gözler onu göremez, O ise bütün gözleri görür; O, lütuf sahibidir, her şeyden haberlidir.

104. Rabbinizden size muhakkak ki deliller gelmiştir.Artık kim gözünü açar görürse kendi lehine, kim de hakkı görmeyip batılı seçerse kendi aleyhinedir. (De ki) “Ben sizin üzerinizde bekçi değilim.” (Ayetin Arapçasında “De ki” yok)

105. İşte biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki sana: ‘Sen ders almışsın’ desinler ve biz de bilen bir topluluğa onu açıkça göstermiş olalım.

106. Rabbinden sana vahyolunana uy. O’ndan başka tanrı yoktur. Müşriklerden yüz çevir.

107. Allah isteseydi, ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin!

104. ayette “Ben sizin bekçiniz değilim” diye yazarak gaf yapan Muhammed, sadece 3 ayet sonra Allah’ın ağzıyla “Biz seni bekçi yapmadık” diye yazıyor.

Var mı mantıklı bir açıklaması?

Domuz eti yasak ama uyuşturucu yasak değil!

Maide: 90-91. Ey inananlar, şarap, kumar, dikili taşlar, şans okları şeytân işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şeytân, şarap ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allâh’ı anmaktan ve namazdan alakoymak istiyor. Artık vazgeçecek misiniz?

Şarabı yasaklayan ve pislik olarak gören Kur’an, sigara ve uyuşturucuyu neden yasaklamamıştır? Hadi o dönemde sigara yoktu, ama esrar ve afyon çok yaygındı.

Sigara-esrar demezdi de “duman içilmesi, kafasını-vücudunu uyuşturan maddeler kullanılması haramdır” derdi. Ama denmemiş.

İnsanlar arasında yoğun kullanılıyor olmasına rağmen, Allah’ın ve Muhammed’in bundan haberi mi yoktu acaba?
Çinliler 4000 yıl önce uzun çubuklarla esrar içmeye başlamışlar.
M.Ö. 4000 yıllarında da Aşağı Mezopotamya’da yaşayan Sümerliler’in haşhaş ve kenevir yetiştirdikleri çivi yazılarından ortaya çıkarılmış. M.Ö. 2000-1500 yıllarından kaldığı sanılan Mısır’da Thebes kenti yakınlarında bulunan papirüslerde haşhaş ekimi, afyon üretimi ve afyondan yapılan ilaçlara ilişkin ayrıntılı bilgi verilmiş. Halusinojenik maddeler içeren mantarlar Aztek ve Maya uygarlıklarında, psiko-aktif bir madde olan Amanita Muscaria mantarları ise Asya kıtasındaki şaman törenlerinde kullanılmaktaydı. Kokain,Güney Amerika yerlileri tarafından, sert doğa koşullarına karşı, uzun yaya yolculuklarında açlığa ve yorğunluğa karşı bugün bile kullanılmaktadır. 3000 yıllık geçmişe sahip Hindu metinlerinde esrar kutsal bir yere oturtulmaktaydı. Afyon, Eski Roma ve Yunan uygarlıklarında, Mısır, Pers ve Hint uygarlıklarında da yaygın olarak kullanılmış. Mezopotamya bölgesinde yaşamış olan Asur ve Sümerler ile ilgili kayıtlarda, Orta Asya’da bulunan Moğol, Türk ve Sibirya bölgesinde de bu maddelerin dinsel törenlerde kullanıldığına ilişkin bilgiler bulunmaktadır. Dünyada bu kadar yaygınken Muhammed’in esrarla, uyuşturucuyla karşılaşmadığı, duymadığı düşünülemez. Yoksa uyuşturucunun zararları olduğunu mu düşünmüyordu? Şarap gibi kokmuyor ondan mı acaba? :rolleyes: Şarabı yasaklamışken, insanlık için içkiden çok daha zararlı olan uyuşturucudan söz edilmemesi önemli bir mantıksızlıktır.

Domuz etini yasaklayacaksın. Ama bugüne kadar hiçbir zararı kanıtlanmış olmayacak. Müslümanlar ve Yahudiler haricinde bütün insanlar yiyecek ve hiçbir olumsuzlukla karşılaşmayacaklar. Buna karşın insanlığın en büyük belalarından biri olan uyuşturucu, esrar, eroin-kokain hakkında bir yasak olmayacak. Böyle bir yasak mantığı olabilir mi?

Bu arada belirtelim, eskiden sara hastalığının tedavisinde de esrar kullanılırmış.
Sara nöbetleri geçirdiği rivayet edilen Muhammed hazretleri de esrar kullanmış olabilir mi acaba?

Allah’a altınlar dolusu fidye mi verilirmiş, bu nasıl mantık böyle?!!

 

Ahirette günahlarından affedilmek, inançsızlığından dolayı ceza yememek için Allah’a fidye vermeyi bir insan düşünebilir mi hiç?
Örneğin tonlarca altın vererek kurtulmak..
Böyle birşey öldükten sonra mümkün olabilir mi?
Ama Kur’an’da sanki mümkünmüş gibi örnek verilmiş:

Ali İmran-91. Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

Bu ayetin teşbih vs. diye savunulabilir bir yanı yoktur.
Neresinden bakılırsa bakılsın akıldışı, mantıkdışı, bilimdışı bir ayettir.
Ancak cahil bir insan düşünebilir ve yazabilir bunu.

Allah rüzgarı keserse gemiler yüzemezmiş!

 

Şura/ 32-33. Denizlerde yüce dağlar gibi gemilerin yürümesi de O’nun kudretinin delillerindendir.
O, dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

Lokman-31. Size varlığının delillerini göstermesi için, Allah’ın lütfuyla gemilerin denizde yüzdüğünü görmedin mi? Şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

Muhammed döneminin insanlarına gemilerden bahsedip, rüzgarın gücüyle nasıl engin sularda yol aldıkları ve bunun Allah’ın lutfu olduğunun söylenmesi etkili olabilir ve tasdik görebilir.
Ama günümüz insanına bunlar söylendiğinde gülüp geçecektir.
Çünkü artık yelkenli gemiler değil, motorlu gemiler vardır ve Allah, rüzgarı kesmiş olsa dahi gemiler yüzmeye devam eder.

Bu ayetteki mantıksızlık, gemilerin yüzmesinin Allah’ın delillerinden olduğunun söylenmesidir.
Ayrıca rüzgarı durdurmasıyla gemilerin yüzemeyeceği iddiası da Kur’an’ın evrensel olmadığının kanıtlarındandır.

Göğün yere düşmesinin mantığı nerede?

 

İslamcılar, birtakım ayetlerden yerin yuvarlak olduğu çıkarımında bulunurlar.
Bazı meal tahrifatçıları işi öyle ileri götürmüştür ki “yer” diye geçen ayetleri “yerküre” olarak çevirir.

Halbuki Kur’an’da “yer ve gök” hakkındaki ayetler açıktır.

Birkaç örnek verelim:

* Uçlarından eksiltilen döşenmiş yerin üstünde gökkubbe vardır.
* Gök de, yer de 7 kattır.
* Allah gökleri 2 günde, yeri 4 günde yaratmıştır.
* Güneş, yerin batısında kara balçıklı bir göze içine batar.
* Yıldızlar, şeytanları taşlamak için atış taneleridir.
* En yakın gök yıldızlarla donatılmıştır.
* Ay, bir ışık kaynağıdır, nurdur.
* Güneş aya yetişemez. Gece gündüzü geçemez.
* Cennetin genişliği, göklerle yer kadardır.

Şimdi Kur’an’ın bu hikmet dolu ayetlerine yeni bir ilave yapalım:

Allah, göğü tutmasa yere düşer.

Hac-65. Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri sizin hizmetinize sundu. Ve emriyle denizde seyredip giden gemileri de.
Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o tutuyor. Gerçekten Allah insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.

“Gökten düşen, yere düşer” düşüncesinde olan birinin bu ayetin dünyanın yuvarlaklığıyla-düzlüğüyle ilgisini anlaması olanaksızdır. örneğin güneşin, merkürün, Venüsün, yıldızların gökte olan herşeyin Allah’ın yasaları olmasa yere düşebileceğini mümkün gören bir insanın ayette çelişki görmesi imkansızdır. Kelimeler evrilip çevrilerek devekuşu yumurtasına döndürülebilir belki ama göğün yere düşmemesi için neyi evirecekleri meçhul.

Bunu yazan Muhammed, dünyayı göğün altında uçsuz bucaksız kara parçası olarak düşünmekteydi. Dünyanın da bir gezegen olduğunu, güneşin etrafında ve kendi etrafında döndüğünü, güneşin de bir yıldız olduğunu bilmiyordu. Ve sanıyordu ki üstte görülen o yıldızları-kandilleri, ayı ve güneşi Allah tutmasa yere düşecek. Halbuki bugün bilmekteyiz ki dünya gökte bir nokta kadar küçük kalıyor. Göğün haritasında dünya yer bulamayacak kadar minicik. Buna karşın milyarlarca galaksi ve her bir galakside dünyadan 50 kat-100 kat büyük yıldızlar ve yine milyarlarca gezegen var. Hiç bunların gökteki bir nokta kadar küçük dünyaya düşmesi düşünülebilir mi? Böyle mantıksızlığı, böyle bilimdışılığı, böyle yanlışı herşeyi bilen tanrı yapmaz. Ancak bilgisiz bir insan yapar.

Türklere fasulye yemek haram olup diğer milletlere helal olabilir mi?

Kehf-57 ve İsra 45-46 ayetleri okunduğunda görülecektir ki;
Allah, herkesin Kur’an’ı okuduğunda anlamasını istememektedir.

Kehf-57. Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.

İsra: 45-46. Biz, Kur’an okuduğun zaman, seninle ahirete inanmayanların arasına gizleyici bir örtü çekeriz.

Onu anlayamamaları için kalplerine örtüler, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Kur’an’da Rabbini tek olarak andığın zaman nefretle arkalarını dönüverirler.

Neden?

Allah, kitapları ve peygamberleri kendisine inandırmak ve insanları doğru yola çağırmak için göndermemiş midir?

Bu ve benzeri ayetlerin nedeni, Muhammed’in gururu ve bahanesidir.
Kendisine inanmayanların inanmama sebebinin, kendi inandırıcılığındaki eksiklikten değil, onların inanmasını engelleyenin Allah olduğunu öne sürmekte, topu Allah’a atmaktadır.

Örneğin, müslüman olmayanlar arasında birçok değerli, saygın, iyi insan vardır. Ama Muhammed’in peygamberliğini kabul etmemektedirler.
Yani, saflar karışıktır. Bir tarafta iyiler, diğer tarafta kötüler şeklinde değildir. Ebu Talib gibi tüm toplumdan hürmet gören bir insan karşı taraftadır.
Bir peygamber, nasıl olur da haklılığını kanıtlayamaz, en yakınındaki insanı ikna edemez? Bu nasıl izah edilebilir?

Bunu izah edemeyen Muhammed, Allah’ın kalpleri mühürlediğini, dilediğine hidayet verip dilediğine vermediğini iddia etmiştir. Halbuki gerçekten bir sınav olsaydı; tanrı hiç bu sınava müdahale eder ve birilerinin aleyhine, birilerinin de lehine ayrımcı davranır mıydı?

Örneğin, bir Yahudiyi ikna edememesinin sebeplerinden biri deve etinin yenmesinin haram olup olmadığı idi.
Allah, önceki kitaplarında deve etini haram kılmışken Muhammed’e helal olduğunu bildiriyordu.
Nedenini ise “Yahudilere haram” olarak açıklıyordu.
Yani, Allah bir ürünü bir millete haram, diğerlerine helal kılabiliyordu demek ki.

Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık.

Ali İmran-93. Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakup’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz,haydi Tevrat’ı getirip okuyun.

Mantığa bakar mısınız; “Yakup peygamber deve etini kendisine haram ettiği için tüm Yahudilere haram edildi ama o bizim için geçerli değil” deniliyor.

“Türkler fasulye yiyemez, diğerleri yiyebilir” gibi bir hüküm olabilir mi?
Böyle bir tanrı anlayışı, böyle bir mantık olabilir mi?

Zaman Mantıksızlığı

Önce Allah katındaki zamanla, dünyadaki zaman arasındaki farkı görelim:

Hac-47. (…) Muhakkak ki, Rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.

Yani arşta 1 gün geçtiğinde bizde 1000 yıl geçmiş oluyor.

Şimdi de dünyadaki işlerin Allah’a ulaşma müddetini görelim:

Secde-5. Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O’na yükselir.

Yani, dünyada yapılan bir işin, bir düzenlemenin Allah’ın bilgisine sunuluş süresi bizim zamanımızla bin yıl tutuyor.

Örneğin Japonya’daki tsunaminin bilgisi Allah’a 3011 senesinde ulaşacak demektir.
Müslümanlar ise Allah’ın herşeyden anında haberdar olduğunu sanır. :lol:

Şimdi asıl mantıksız zamana gelelim: Cebrail’in-meleklerin dünyadan Allah’a varış sürelerine:

Mearic-4. Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.

Yani, Cebrail Allah katından 2011′de yola çıkıp dünyaya vardığında, dünyadaki yıl: 52011 olacaktır. :blink:

Hadi Allah katındaki zamanı anladık diyelim.
Dünyadaki bir iş Allah’a hangi vasıtayla ulaşıyor?
Ve nasıl oluyor da 1000 yıl süre sonra varıyor?

İşlerin Allah’a ulaşmasıyla, meleklerin ulaşması arasında 49.000 yıllık büyük bir fark var.
Bunun mantıklı bir izahı var mı?
Aslında evrenin bir ucunu düşünsek, bu 50.000 yıllık süre çok çok az. Yani, melekler bir hayli hızlıymış.
Ama dünyadaki işler ve müdahaleler için bir hayli uzun zaman. Yaşanan döneme ulaşılması mümkün değil.
Demek ki Cebrail, Muhammed daha doğmadan 50.000 yıl önce yola çıkmış da ancak ulaşabilmiş, görevini bildirmek için.
İyi de Musa ile İsa arasında 1500 yıl, İsa ile muhammed arasında 600 yıl fark var.
Bu durumda herhalde Cebrail, hepsininkini toptan getirmiş ve Muhammed ölene kadar dünyadan ayrılmamış olmalı. :D

Peki ama Miraç hadisesini nereye koyacağız?
Cebrail eşliğinde Burak’la Allah katına çıkan ve tekrar dönen Muhammed’in, o geçen süre zarfında yatağının soğumadığı söylenir.
Rüyasında gitmiş olmalı. :lol:

Muhammed’e tanınan ayrıcalık

Kur’an’da mantıksızlık örnekleri o kadar çok ki, yazının daha fazla uzamaması için forumlarda yazdıklarımızın tümüne yer veremeyeceğiz. Son olarak Kur’an’daki en büyük mantıksızlığa değinelim. Hadislerde yer alan Ayşe’nin “Görüyorum ki senin rabbin yalnız senin şeyinin keyfi için koşturuyor” sözünü boşuna söylemediğini ortaya koyan ayet:

Ahzap-50. Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Ahzap-51. Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bıraktığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkıyle bilendir, halîmdir.

Muhammed’in Eşleri ve cariyeleri

Muhammed şimdi yaşayıp peygamberlik yapsaydı ve böyle bir ayetle karşınıza çıksaydı bu size mantıklı gelir miydi?
Ya da eşlerini alıp dolaşmaya çıksaydı; peşinde 10-11 tane cilbablı kadın olan bu adama inanır mıydınız?

Serdar Kaangil

This entry was posted in Din and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

671 Responses to KUR’AN’DAKİ MANTIKSAL HATALAR

  1. 63 urfa says:

    kuran ı kerim arapça yazılmıştır arapça adem peygambeden beri var olan bir dildir dolayısı ile çok geniş bir yelpazeye sahiptir kuran ayetlerinin tam olarak birebir karşılığı hiç bir dilde tam manasını taşımaz bu yüzden islam inancında ibadet sadece arapça yapılır aksi takdirde senin düşündüyün gibi mantıksızlık ortaya çıkı verir örneyin birşarkı düşün türkçe bestesi güftesi sözleri heryönüyle bunu başka birdile çevirdiyinde ne kadar uyar birbirine benzemez bile şarkıcılar uyduranakadar okadar uğraş veriyorlar ama enfazla anımsatıyor şarkıyı işte bukadar basit bir sebebivar dostum hata kuranda deyil senin ve senın gibilerinin kafasında yer alıyor…………………………………..kendine iyi davran

    • furkan says:

      Nisa 156-157.
      Bir de inkârlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler

      yav kardeşim senin mantığın aklın yerindemii dindiz.burda allah kendi yorumunu deil isanın mesih olduğuna inanların sözünü demiş orda Hz.isa ya mesih diyenler insanlar allah deil . allah senin dünyada da ahirette de belanı versin
      hepsini okumadım o yüzden yorum yapmıyorum

      • ilkay says:

        bi daha oku.

      • Yakup Deniz says:

        Be beyinsiz adam hem okumadim diyorsun hem fikir yurutmeye calisiyorsun. Zaten hep boylesiniz. Anlatilmak istenen yahudilerin Isa icin Allah’in elcisi demeyecegi, fakat kur’an’da ise yahudilerin Isa’ya Allah’in elcisiymis gibi hitap etmesi olay bu. Yahudiler Ne isa’yi ne Muhammed’i kabul ederler.

      • bilal says:

        Yakup Deniz ! ” KUR’AN’a göre de Yahudiler hz.İsa’ya peygamber olarak inanmıyorlar.Hep
        onu red edip öldürmeye çalışmışlar.Kur’an bütün bunları anlatıyor. ” وقولهم انا قتلنا لمسيح عيسي ابن مريم رسول الله الخ ” …..Biz, ”Allah’ın elçisi” Meryemoğlu Mesih İsa’yi öldürdük….” ifadeleri,
        ise ,Hz.İsa ile alay edici sözleri olup, Kur’an onların bu alay edici sözlerini nakletmiştir.
        Zaten onlar,Hz.İsa’ya inanmıyorlardı. ” قولهم — رسول الله — استهزاء منهم لااعتقاد ” …Onların hz.
        İsa için kullandıkları ” Allah’ın elçisi ” ifadesi,istihzaendir ittikaden değildir. Onlar, bunun
        gibi vasıflarla ona alay ederlerdi. Bu ayetle, onların ”Alay edici sözleri ” nakledilmiştir.
        Yoksa,kur’an hz.İsa’ya inandıkları için,Yahudilere ait olan bu sözü kullanmış değildir.
        DETAYLI BİLGİ ” Kur’an daki Mantıksal Hatalar ”bölümünde ” YAHUDİLER,ALLAH’IN
        ELÇİSİ MERYEMOĞLU MESİH ” der mi ? sorusuna yazılan cevapta bulunabilir.
        Saygılar :

    • furkan says:

      ya kardeşim demişsin sana tüm kadınları helal kıldık sen salakmısn mantıksız terbiyemide bozdun be apaçık ayet var ‘beğendiiğniz kadınlar birer ikişer 3 er ve ya 4 er alın ama malını eşit dağıtamayacaksan 1 tane al (aklımdan yazıyom bilgiler doğru ama kuran bire bir deil ) senin yazdığın gibi bir ayet yok kuranda allah belanı versin birde arapça nın çok deişik mealleri yani anlamı var doğru alamak lazım

      • ilkay says:

        sanki yaladın yuttun bütün kuranı. hem diyosun ki emin değilim hem de öyle bir ayet yok diyosun. kurandan daha tutarsızsın.

    • furkan says:

      Ahirette günahlarından affedilmek, inançsızlığından dolayı ceza yememek için Allah’a fidye vermeyi bir insan düşünebilir mi hiç?
      Örneğin tonlarca altın vererek kurtulmak..
      Böyle birşey öldükten sonra mümkün olabilir mi?
      Ama Kur’an’da sanki mümkünmüş gibi örnek verilmiş:

      Ali İmran-91. Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

      kardeşim fidye o zmanlrda cezadan kurtulmak için verilirmiş insanlara da anlamaları en kolay biçimde yazmış allah yani cezadan kurtulmak ahirette fidye kabul edilmeyecek demek istiyor a benim salak kardeşim boşu boşuna cehenneme gidecen

      • fahri says:

        sen mecazi anlam örtülü anlam ve diğer söz sanatları ile ilgili biraz bilgi öğren bence o zaman Kuran-ı Kerim i biraz daha anlayabilirsin her şeyi inanmak istediğin şekile çekmişsin ve görmek istemiyosun bence

    • furkan says:

      Nisa 156-157.
      Bir de inkârlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler
      kardeşim zaten yahudilerden bahsetmiyor hristiyanlardan abhsediyor dinzis kardeşim inş cenhennemin en derin yerine girersin

      • exceptiodoli says:

        o zamanlar hristiyan kavramı yoktu henüz. isa mesih de bir yahudiydi ve onu öldürenler yine ona inanmayan kendi insanları, yani yahudiler. ayrıca islamda BEDDUA ETMEK sana sevap kazandırıyor mu merak ettim :) kulaktan dolma bilgilerle değil, kanıtlarla çık ortalığa.

    • furkan says:

      İşlerin Allah’a ulaşmasıyla, meleklerin ulaşması arasında 49.000 yıllık büyük bir fark var.
      Bunun mantıklı bir izahı var mı?
      Aslında evrenin bir ucunu düşünsek, bu 50.000 yıllık süre çok çok az. Yani, melekler bir hayli hızlıymış.
      Ama dünyadaki işler ve müdahaleler için bir hayli uzun zaman. Yaşanan döneme ulaşılması mümkün değil.
      Demek ki Cebrail, Muhammed daha doğmadan 50.000 yıl önce yola çıkmış da ancak ulaşabilmiş, görevini bildirmek için.
      İyi de Musa ile İsa arasında 1500 yıl, İsa ile muhammed arasında 600 yıl fark var.
      Bu durumda herhalde Cebrail, hepsininkini toptan getirmiş ve Muhammed ölene kadar dünyadan ayrılmamış olmalı.

      Peki ama Miraç hadisesini nereye koyacağız?
      Cebrail eşliğinde Burak’la Allah katına çıkan ve tekrar dönen Muhammed’in, o geçen süre zarfında yatağının soğumadığı söylenir
      kardeşim melekler çok hızlıdır bir kere bunu bil vede hz muhamedi meleklerden daha hızlı olan burak götürmüştür allah katına allah katında zaman yoktur bunuda bil

      • ilkay says:

        “kardeşim melekler çok hızlıdır bir kere bunu bil”
        :) bu süpermiş.

    • furkan says:

      Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık.
      Ali İmran-93. Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakup’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz,haydi Tevrat’ı getirip okuyun.“

      Mantığa bakar mısınız; “Yakup peygamber deve etini kendisine haram ettiği için tüm Yahudilere haram edildi ama o bizim için geçerli değil” deniliyor.

      “Türkler fasulye yiyemez, diğerleri yiyebilir” gibi bir hüküm olabilir mi?

      Böyle bir tanrı anlayışı, böyle bir mantık olabilir mi
      salak kardeşim tevrattan önce diyor

    • bilal says:

      SERDAR BEY! galiba karşıt yorumları engeliyosunuz ! kaç defa yazıyorum.engelleniyor.
      Bütün çelişkiler ve mantıkasal hatalar kur’an’da değil,Kur’an-ın arapça orjinal metnini ve ”kur’an-ı
      anlama kriterlerini ”bilmeyen art niyetli kimselerin kıt algılamalarındadır.Lütfen bu kriterleri ve
      ve kur’an-ın dili olan arapçayı iyice öğrendikten sonra ayetleri yorumlayınız.Durumunuz tamamen şuna benziyor; Ayni şikayetle aynı Uz.Dr.’a giden iki hastanın
      teşhisi konulduktan sonra her iki hastada ayrı sorun olduğunun tesbiti yapılır ve onlara uygun
      ayrı ilaç yazılır.Doktorluktan anlamayan bu iki hasta,bizim şikayetimiz aynı olmasına rağmen
      neden Dr.ikimize de aynı ilacı yazmamıştır diye tepkilerini dile getirdikleri gibidir.İşte Kur’an-ın
      orjinal arapça metnini ve usulut-tefsir kriterlerini bilmeyen kimselerin durumu da bu iki hastaya
      benzer.Hukuku hukukçu,felsefeyi filozof,tabipliği doktor,ecazacılığı eczacı vs….kur’anı da tam
      arapça ve tefsir kriterlerini bilen tefsir uzmanı bilir.Bu özellikler sizde varsa bir şey diyemem.
      Ama kesin öyle bir şeyiniz yoktur.Burada size cevap yazmış değilim.Ama size yönelik defalarca
      yazdığım yazılarım engeleniyor.bu nedenle burada sadece üzüntülerimi ifade etmek istedim.
      Saygılarımla.

      • devart says:

        Sayın bilal,
        Lütfen buraya yazılan diğer yorumları, göz ucuyla da olsa okuyun. Çok ağır hakaret içeren, saçma sapan, hatta ne olduğu bile anlaşılamayan yorumlar var. Bu yorumlar yayınlanırken sizinki neden yayınlanmasın. Yaptığınız yorum, bir nedenden dolayı onaya düşmüştür. Pante’de görünce de onaylayacaktır. Buranın ne kadar özgür bir ortam olduğunun farkında değil misiniz? Yoksa kastetmek istediğiniz başka bir şey mi var?

        Hukuku hukukçu,felsefeyi filozof,tabipliği doktor,ecazacılığı eczacı vs….kur’anı da tam
        arapça ve tefsir kriterlerini bilen tefsir uzmanı bilir

        Sizin dediğiniz gibi olsaydı, tek bir meal, tek bir tefsir olması gerekirdi. Neden bir sürü tefsir ve meal var? Demek ki; Kur’an yoruma açık ve farklı şekillerde yorumlanabiliyor. Sizin dediğiniz gibi olsa, bütün mealler, noktasına virgülüne kadar aynı olmalıydı. Fakat değil. Tefsirler, tamamen aynı şeylerden, aynı şekilde bahsediyor olmalıydı. Fakat öyle değil.

        Zaten Kur’an, herkesin anlayabilmesi için apaçık indirildiğini kendi söylemiyor mu? Herkes anlayabiliyorsa; herkes anladığını yorumlayabilir, herkes Kur’an’dan, kendi yaşam tarzına ve entellektüel bakışına göre farklı anlamlar çıkarabilir. Bu çok normal ve mevcut durum da bu zaten. Herkesin kendi doğrular var. Herkesin kendi doğrularını, istediği şekilde ifade edip tartışabiliyor. Kimse buna engel olmadığına göre, burada sizi rahatsız eden nedir lütfen cevap verir misiniz?

      • pante says:

        Hangi yazın engellenmiş Bilal?
        Yazıların çoğu otomatik olarak onay görüyor zaten.
        Onay bekleyenler ise en fazla birkaç saat içinde onaylanıyor. Çünkü her dk.bloğun başında değilim.
        Ama en azından sabah akşam kontrol ediyorum.
        Ağır hakaret içeren, seviyesiz küfürler dışında her mesaj yayımlanır. Uzun alıntıları farkedersem; sadece giriş kısmını yazıp link ilave ederim ve o şekilde yayımlarım. Bunun dışında hiçbir sansür, hiçbir engelleme yoktur. Beni İslamcılarla karıştırdın herhalde. :) Saygı bizden!

      • bilal says:

        Sayın Devart ! İnancıma göre,Kişinin inancı,düşüncesi ne olursa olsun herkes insandır,
        Kimseye hakaret edilmemesi gerekir diye düşünüyorum.Size bile yönelik olsa asla tasvip etmiyo-
        rum……. ” Beni islamcılarla karıştırdın herhalde” sözünle ne demek istiyorsun?
        1-KEHF ve İSRA Süresinin ilgili ayetleriyle yazdığım cevap malesef yayımlanmadı.Biraz da
        uzun yazınca engelle karşılaşıyorum
        2-Elbette her insan Kur’an’a başvurup anlama hakkı var.Kur’an ; افلا تتفكرون افلا تعقلون ا فلا تتذكرون
        Düşünmiyor musunuz ? Aklınızı kullanmıyor musunuz ? diyerek bizi düşünmeye,beynimizi çalış-
        tırmaya davet ediyor.Tabiki herkes kur’an dan nasibini alır.Muteaddit ayetlerle kur’an,özgürce
        aklımızı ve beynimizi kullanmamızı istiyor.Benim demek istediğim şu; kur’an-ın orjinal arapça
        metnini ve tefsir kriterlerini bilmeyen bir insan, ne olursa olsun,bütün ayetlerin dört dörtlük geçek mesajını anlayamaz. Ben veya sen;bir fizik uzmanı gibi fizik ilmini,matematik uzmanı gibi
        matematiği,hukuk uzmanı gibi hukuku …vs.bilemeyiz.Bu bir geçek.Eğer siz de, kur’an-ın orjinal
        metnini ve tefsir kriterlerini bilen bir tefsir uzmanı olsaydınız,O zaman iddia ettiğiniz çelişki varmı,
        yokmu ? sağlıklı bir yorum yapabilirdiniz.Ama, malesef öyle bir durumunuz yoktur. Saygılarımla.

    • bilal says:

      SAYIN EDİTÖR ! YAZIKLAR OLSUN; SİZİN İDDİANİZİ ÇÜRÜTEN ÖNEMLİ YAZILARIMI
      ENGELLİYORSUNUZ; ŞUNU BİLİNKİ; POZİTİF BİLİM DE,AKIL VE MANTIK TA,KUR’AN
      DA HİÇ BİR ÇELİŞKİ VE MANTIKSAL HATALARIN OLMADIĞINI,KUR’AN ,BİR BEŞER
      SÖZÜ DEĞİL,EVRENİ SONSUZ İLİM VE KUDRETİYLE YARATAN ALLAH’IN KELAMI OLDUĞUNU İSPATLIYOR:FAKAT; KIT ALGILAYIŞINIZ VE MANTIĞINIZ SİZİ YALNIŞ
      YÖNLENDİRİYOR: BÜTÜN KALBIMLA;ALLAH’A DA;KUR!AN’A DA;HZ:MUHAMMED’E DE HAYKIRARAK İNANIYORUM.SAÇMA SAPAN YAZILARINIZI OKUDUKÇA İMANIM
      DAHADA GÜÇLENİYOR: ARTIK; BUNDAN SONRA SİTENİZE BAKMAK BİLE İSTEMİ-
      YORUM; ÇÜNKÜ DEFALARCA YAZDIKLARIM TARAFINIZDAN ENGELLENİYOR.
      DİYORSUNUZ Kİ,HAKARET İÇERİKLİ YAZILARI BİLE YAYINLIYORUZ.EVET; ÖYLE.
      ÇÜNKÜ O HAKARETLER SİZİ ENDİŞELENDİRMİYOR.SİZİ ENDİŞELENDİREN ŞEY, İDDİANİZİ ÇÜRÜTEN YAZILARDIR. ONUN İÇİN ENGELLİYORSUNUZ :ARTIK YETER!
      ÇÜRÜTEN YAZILARDIR.ONUN İÇİN ENGELLİYORSUNUZ:

      • pante says:

        Bilal, hiçbir yazın engellenmiş değil! Ama “yazılarım engelleniyor” diye yalan yazmaya ve böyle büyük harf kullanmaya devam ettiğinde işte o zaman yazıların engellenecektir. Bilmiş ol!

    • bilal says:

      Sayın Editör! ”ALLAH GÖĞÜ TUTMASA YERE DÜŞER”Yorumunuza Yanıt;
      HAC SÜRESİ AYET 65: ويمسك السماء ان تقع علي الارض الا باذنه الخ
      ”Allah,göğü de, (gök cisimleri) kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmekten (ve yerle çarpışmak-
      tan korur. Evet;Güneş sistemi,gezegenler,ay ve sayısız yıldızı denge ve düzen içinde tutan odur
      Astrofizik ilmine göre,bütün gök cisimleri iki güçlü denge kuvvetinin (çekim gücünün) ahengiyle
      varlıklarını sürdürüyorlar.Gök cisimleri dünyamızla çarpışmıyor.Allah’ın izni olmadan hiç biri
      ( o izin kıyamet vakti olur) yörüngesinden çıkamayacak ve dünyamızla çarpışmayacaktır.Bu dü-
      zen ve denge bozulursa ,bir yıldız veya gezegen dünya gezegeniyle çarpışırsa,o zaman dünya-
      mız şiddetli bir patlamayla toz haline gelir ve yaşam son bulur. ENBİYA SÜRESİ AYET 32 de ise,
      وجعلنا السماء سقفا محفوظا الخ ”Biz göğü (dünya üstünü) korunmuş bir tavan yaptık” diye buyurulur.
      O tavan, gözün görmediği manyetik alandır. (atmosfer tabakasıdır) Bununla;dünyamız üzerine
      düşüp,canlıların hayatını felç edecek meteorlardan (göktaşlarından) dünyamız korunmaktadır.
      Yine bu tavan, (manyetik alan) dünyamızı güneşten gelen X ve ultraviyole ışınlarından da koru-
      maktadır. İşte; 1400 sene önce Kur’an,bugünkü pozitif ilmin yeni kşfettiği bu gerçeklere,ta o za-
      man açık bir şekilde işaret etmiştir.Kur’an da geçen sema kelimesi,gök cisimleri demektir.14 asır
      evvel kur’an-ın ve bugün müsbet ilmin söylediği şey aynıdır. Kur’an,Hac süresi 65.ayetle bu ger-
      çekleri ifade etmektedir. Yani gök cisimlerini yörüngelerinde tutturan iki güçlü denge kuvveti (çe-
      kim gücü) ile Allah,gök cisimlerinin birbirleri ile çarpışmasını önlediği,manyatik alanla dünyamı-
      zı göktaşlarından ve güneşin X ve ultraviyole ışınlarından koruduğu gerçeğini ifade etmektedir.
      İşte;Kur’an semanın (göktaşlarının) dünyaya zarar verecek şekilde düşmelerini manyatik alanla
      Allah tarafından önlendiğini söylemektedir.Kur’an-ın orjinal arapça metnini bilmeyen art niyetli
      insanar,tabiiki kur’an-ın 1400 sene önce artaya koymuş olduğu bu gerçeği anlayamazlar.
      Soruyorum;Astrofiziğin bilinmediği ve bugünkü teknolojınin ürünü olan teleskop, araç ve gerçle-
      rin de icad edilmediği bir dönemde,( 1400 sene önce ) bir beşer olan Hz.Muhammed’in bu vb.
      bilimsel ayetleri kendi bilgisiyle söylemesi mümkün değildir.Yani,1400 sene önce yaşayan Hz.
      .Muhammed,dünyamız,göktaşlarından bir tavanla (atmosferla) korunduğunu nasıl söyleyebilir di,
      Demek ki,kur’an,bir beşer sözü değil, evreni,sonsuz ilim ve kudretiyle yaratan yüce Allah’ın sözü-
      dur.Fırsat buldukça,söz konusu iddialara yanıt verilecektir. saygılarımla;

      • Sami says:

        Bilal kardeşim cevabın tatmin edici olmamış. İnsanlar haddini bilmezlerse hem kendini hem de mesub olduğu meşrebini rezil ederler. Bırak bu tür konulara bu işe ömrünü harcamış alimler cevap versin. Ayetleri eyip bükerek bilimsel verilerle denkleştirmeye çalışmak çok komik oluyor.

      • bilal says:

        Sami Bey!1- Benim yazılarım seni tatmin etmeyebilir.Çünkü bir insan art niyetliyse ve gayesi gerçeği bulmak değil, sadece karşıt düşünceye saldırı ise, bu insan asla gerçeği göremez..
        Sizin karşıt görüşleriniz ve iddialarınız da beni tatmin etmiyor.O zaman sizde görüşlerinizi yaz-
        mayın olur mu böyle şey?. 2-Ben, kur’an-ın orjinal arapça metnini bildiğim için,kimsenin meal ve
        yurumuna ihtiyaç duymam. Sizin gibi kur’an dilini bilmemiş olsaydım,ben buraya yazı bile yaz-
        mazdım.Şunu iddia ediyorum;art niyetli olmayan ve kur’an-ın arjinal arapça metnini iyi anlayan, müslüman bile olmasın, tarafsız bir biilim adamı kur’an-ın kozmik ayetlerini incelediğinde,bugün- kü pozitif bilim ile kur’an, birbiri ile uyuştuğunu ve hatta kur’an pozitif bilime ışık tuttuğunu göre-
        cektir. Kur’an-ın arapça metnini bilmediğinden,bunlar sana komik gelebilir.Önce kur’an dilini öğ-
        ren ve kur’an-ı kar’an dan anla.O zaman anlatıklarım komik mi,yksa gerçek mi ? anlayacaksın.
        Ben Kur’an ayetlerini, taşımadığı bir manaya tevil etmekten Allah’a sğınırım… Şunu da diye
        bilirsin; Mademki öyledir,şuana kadar niye müslüman bilginler, bunun gereğini yapmadılar?
        — 1000 küsür sene önce bu konuların detayına girmiş olsaydılar,kim onlara inanacaktı? 1700′ li
        yıllarda yaşayan bilim adamları Galileo,Kopernik,Newton vb.nin akibetlerini her halda biliyor-
        sunuz; Bu nedenle;kozmik ayetlerle pek ilgilenmediler.Eğer bu bir hata ise,o hatayı kur’an da değil, onlarda aramalıyız. 1400 sene önce yaşamış insanlar,o günkü bilgisi ile kur’an dan payını
        alabildiği gibi,bilim ve uzay çağında yaşayan bugünkü insanlar da payını alabiliyor.. Kur’an,bu
        özelliği taşıdığı için evrensel ve son ilahi kitaptır. Herkese Saygılar;

      • Sami,yi İkna edemezsin..Çünkü o,kuranı kabul etmeyen bir beyne sahiptir.Mantığı yoktur ki,Mantıksal hareket etsin.Mantık insanlarda vardır.(El insanu hayvanu natikun=İnsan mantıklı bir hayvan(Canlı)dır..Diğer canlılarda mantık yoktur,içgüdüyle,proğramlanmış harket ederler…Boşuna kürek çekmek.

      • ilkay says:

        “Astrofizik ilmine göre,bütün gök cisimleri iki güçlü denge kuvvetinin (çekim gücünün) ahengiyle
        varlıklarını sürdürüyorlar” ….. YANLIŞ

        “Gök cisimleri dünyamızla çarpışmıyor.Allah’ın izni olmadan hiç biri
        ( o izin kıyamet vakti olur) yörüngesinden çıkamayacak ve dünyamızla çarpışmayacaktır.” ….. YANLIŞ

        “bir yıldız veya gezegen dünya gezegeniyle çarpışırsa,o zaman dünya-
        mız şiddetli bir patlamayla toz haline gelir ve yaşam son bulur” ….. YANLIŞ

        “O tavan, gözün görmediği manyetik alandır. (atmosfer tabakasıdır) Bununla;dünyamız üzerine
        düşüp,canlıların hayatını felç edecek meteorlardan (göktaşlarından) dünyamız korunmaktadır.
        Yine bu tavan, (manyetik alan) dünyamızı güneşten gelen X ve ultraviyole ışınlarından da koru-
        maktadır.” … KISMEN DOĞRU, GENELİ YANLIŞ

        “İşte;Kur’an semanın (göktaşlarının) dünyaya zarar verecek şekilde düşmelerini manyatik alanla
        Allah tarafından önlendiğini söylemektedir.Kur’an-ın orjinal arapça metnini bilmeyen art niyetli
        insanar,tabiiki kur’an-ın 1400 sene önce artaya koymuş olduğu bu gerçeği anlayamazlar.”

        KURANIN ORİJİNAL ARAPÇA METNİNİ BİLEN ART NİYETLİ BİRİ OLARAK SİZE SORUYORUM HACC SURESİ 65. AYETİN (E lem tera ennellahe sehhara leküm ma fil erdı vel fülke tecrı fil bahri bi emrih ve yümsiküs semae en tekaa alel erdı illa bi iznih innellahe bin nasi le raufür rahıym) NERESİNDE MANYETİK ALAN LAFI GEÇİYOR? DİYECEKSİNİZ Kİ ÖYLE DEMİYOR DA DEMEK İSTİYOR… O ZAMAN MEVZUNUN ARAPÇA BİLMEKLE VEYA ORİJİNAL METNİ BİLMEKLE NE ALAKASI VAR? BİLSEK TE BİLMESEK TE İSTEDİĞİNİZ GİBİ YORUMLUYORSUNUZ NASILSA.

        “Soruyorum;Astrofiziğin bilinmediği ve bugünkü teknolojınin ürünü olan teleskop, araç ve gerçle-
        rin de icad edilmediği bir dönemde,( 1400 sene önce ) bir beşer olan Hz.Muhammed’in bu vb.
        bilimsel ayetleri kendi bilgisiyle söylemesi mümkün değildir.Yani,1400 sene önce yaşayan Hz.
        .Muhammed,dünyamız,göktaşlarından bir tavanla (atmosferla) korunduğunu nasıl söyleyebilir di,”

        MUHAMMET BİRAZCIK ARİSTO VEYA PLATON OKUSAYMIŞ KEŞKE (MUHAMMET DİYE BİRİNİN YAŞADIĞINI VE KURANI ONUN YAZDIĞINI FARZEDİYORUZ). ZİRA (HANİ DİYOSUN YA 1400 SENE ÖNCE) KENDİSİNDEN 1000 SENE ÖNCE ARİSTO VE PLATON GEZEGENLER ARASINDAKİ STABİLİTEYİ DAHA GERÇEKÇİ AÇIKLAMIŞLARDIR. HATTA MUHAMMETTEN TAHMİNİ 1600 SENE ÖNCE RIGVEDA (HİNT RIGVEDASI) BİLE CART DİYE ALLAH YAPTI OLDU DEMEK YERİNE BUNU BİLİMSEL TEMELE DAYANDIRMAYA UĞRAŞMIŞLARDIR.

        BİR DE DEMİŞSİNİZ Kİ TELESKOP İCAT EDİLMEMİŞKEN MUHAMMETİN BU BİLİMSEL AYETLERİ SÖYLEMESİ MÜMKÜN OLAMAZ. TELESKOP İCAT OLDU DA KURANIN DOĞRULUĞU MU KANITLANDI? YOO! BAKTILAR TELESKOPTAN ALLAH MALLAH TUTMUYOR GEZEGENLERİ.

        P.S: KARŞISINA KISACA YANLIŞ YAZDIKLARIMIN NEDEN YANLIŞ OLDUKLARINI UZUN UZADIYA AÇIKLAMADIM. TAKILDIĞINIZ BİR YER OLURSA ONU DA YAPARIZ. ÜŞENMEYİZ. DEMİŞ YA SİZİNKİNİN KUZENİ “BANA BİR HARF ÖĞRETENİN…” :) HADİ ALLAHA EMANET OLUN

      • umut says:

        Sami. Bilal kerdeşimize demişsinki bırak bu işi alimler yapsın. Bu konuyu açan kişiye neden aynı kelimeyi söylemiyorsun onamı kalmış allahı ve peygamberini eleştirmek??? Delikanlı olun biraz. İşinize gelmeyen cevaplar oldumu nasılda yan çiziyosunuz işte sizin işinizde bu objektif olamıyorsunuz. Aslında kendinizde ne halt yediğinizi bilmiyorsunuz, bi sinek ısırığını engeleyemiyorsunuz kalmışsınız alemlerin rabbi olan allaha kafa tutuyorsunuz. 2 gram dürüst olun fazla değil.

    • bilal says:

      KUR’AN-A GÖRE 7 SEMA; Kur’an-ı Kerim 7 semadan bahseder.Bilim 200 yıldır evrenle uğraşır
      fakat,bu konuda hiç bir bilgi elde edilmemiştir.Ancak son yılların astrofizik çalımaları sonunda
      Kur’an-ın 1400 sene önce ortaya koyduğu 7 semanın (gök) varlığı hakkında kur’an la örtüşen
      ilginç bilimsel tespitler yapıldı. Önce Kur’an da 7 sema ile ilgili bir kaç ayette göz atalım.Sonra
      bunların hem bilimsel açıklamasını hem de sentezini gözden geçirelim.
      a) Mülk Süresi Ayet 3 : الذي خلق سبع سماوات طباقا
      ”O ki,yedi semayı uyumlu yaratandır”
      b) Nuh Süresi Ayet 15: الم تروا كيف خلق الله سبع سماوات طباقا
      ”Görmediniz mi ? Allah,yedi semayı nasıl birbiriyle ahenkli yaratmış.”
      Şimdi günümüz astrofiziğin uzay ve evren mekanları hakkındaki tesbitlerini gözden geçirelim.
      Günümüz bilim adamları bize evren mekanlarını şöyle tarif ediyor;
      EVREN: İçten dışa doğru farklı manyetik mekan kuşaklarını temsil eder. Bunlar; 1- En merkezi
      kuşak içinde,yıldız kümelerini bulunduran Galaksi ve Galaksi gruplarından kurulu mekan.2-Bunun
      daha dışında Kuasar’ları (yıldız doğuran tohum deposu yıldızlar) bulunduran değişik radio-man-
      yetik alan. 3- Bunun dışında merkezlerden haylı uzaklaşan dünyaları simgeleyen ayrı radio-manyetik kuşak. 4- Bunun da dışında sonsuz bir güç.Bilinmeyen sınırsızlığı temsil eden evren
      mekanları ( Evren yaratıldığından bu günümüze kadar ışıkları henüz dünyamıza uluşmamış sa-
      yısız yıldızların bulunduğu mekanlar. ) .. En içte ve gezegenlerin varsayıldığı merkeze yakın
      sistem daha kolay izlenebilir bir sistemdir.Bu sistem kendi iç yapısında üç radio-manyetik mekan
      sistemi meydana getirmektedir.Böylece yıldız ve Galaksi gruplarının bulundukları manyetik me-
      kanlar yediye ayrılır. İşte; 14 asır evvel kur’an,yedi” sema” ifadesiyle detayına girmeden bu yedi
      manyetik alana vurgu yapmıştır.. { الله اعلم } .. Zaten arapça da ”Sema” bize göre; üst, sonsuz
      uzay boşluğu ve içindeki bütün gök cisimlerini içermektedir..” Gök kubbe,” kur’an-ı bir ifade de-
      ğildir.Bu deyim,tamamen halkın kılasik kültürünü ifade eder.
      İşte biz dünyadan,ya da herhangi bir gezegenden uzaya baktığımız zaman uzay sonsuzluğuna
      doğru bizi yedi manyetik mekan sarmakta,çevirmektedir.Bunlar, dünyadan evrene bakıldığında
      1- Güneş sistemi ile birlikte temsil ettiğimiz uzay mekanı,(birinci sema),yaklaşık olarak 6,5 trilyon
      km.dir. 2-Galaksimizin temsil ettiği uzay mekanın (ikinci sema) kutru ise 30-100 bin ışık yılıdır.
      3-Galaksi grubumuzun temsil ettiği uzay mekanı (üçüncü sema). 2 milyon ışık yılıdır. 4-Galaksi
      yıldızların ortaklaşa temsil ettiği evrenin merkez radio-manyetik mekanı,( dördüncü) sema.100 milyon
      ışık yılı çapındadır. 5-Kuasar’ların temsil ettiği evren mekanı,(beşinci sema). 1 milyon uşık yılı
      mesafede. 6-Kaçan yıldızların temsil ettiği genleşen evren mekanı,(altıncı sema). 20-100 milyar
      ışık yılı mesafededir. 7- Bunun dışındaki evrenin sınırsız sonsuzluklarını temsil eden evren me-
      kanı,( yedinci sema.) dır.Bu semalara intikal için ışık hızını aşmak,maddi hüviyeti terk etmek ge-
      rekir. {الله اعلم } İşte Kur’an-ın 15 asır evvel beyan ettiği yedi kat (manyetik mekanlar) semalar…
      Özet olarak,1400 sene önce kur’an-ın beyan ettiği kozmik olayları pozitif ilim yeni açıklıyor.
      Bu da,kur’an-ın bir beşer sözünün olamayacağının açık bir delilidir. Saygılarımla.

      • bulent says:

        “Günümüz bilim adamları bize evren mekanlarını şöyle tarif ediyor”
        diyerek yazmışsınız. Nacizane konuyla ilgili bir mühendis olarak bu bilim adamlarını öğrenmek isterim. Çünkü 7 kat ne atmosferde ne de uzayda kabul ediebilir bir açıklama değildir..
        Daha düne kadar atmosfer 7 kat denirdi(islam alimlerince) üstelik bilimsel yazılarda böyle birşeyden bahsedilmediği halde.
        Örnek
        Ana Brittanica Ansiklopedisi, “atmosfer” maddesini el aldığı bölümde onu şu bölümlere ayırır:

        1. Troposfer
        2. Tropopoz
        3. Stratosfer
        4. Stratopoz
        5. Mezosfer
        6. Mezopoz
        7. Termosfer
        8. İyonosfer
        9. Homosfer
        10. Heterosfer
        11. Egzosfer

        Gene nefes almamız için gereken katmanları ayıracak olursak atmosfer şu bölümlerden meydana gelir :
        1 – Troposfer
        2 – Stratosfer
        3 – Mesosfer
        4 – Thermosfer
        5 – Exospfer
        6 – Tropopause
        7 – Stratopause
        8 – Mesopause
        9 – Exobase
        10 – Ionospfer
        11 – Exosfer
        12 – Magnetosfer
        13 – Ozon tabakası
        14 – Üst Atmosfer
        15 – Van Allen radyasyon kemeri

        Amerikan NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi Kuruluşu) atmosferi 5 katmana ayırır.
        Batı üniversiteleri de genellikle 5 katmanı kabul eder.
        Michigan Üniversitesi Atmosfer araştırma web sitesi 5 kat der
        Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü‘nün sitesinde de 5 katmanlı model yer almaktadır:
        4 Ve 6 katmanlı modeller de oldukça yaygındır.
        AMA 7 yoktur.

        Sümerlerde ve eski Mısır’da da bu konuda başarılı araştırmalar olmasına rağmen günümüz bilminin kabul ettiğine en yakın araştırmayı eski Hindistan’da yaşamış bilimci Vimana Shastra yapmıştır.
        Hem de Kuran’dan yaklaşık 1100 yıl kadar önce.
        1. Rekha patha – Shaktyavarta
        2. Mandal – Vatavarta
        3. Kaksha – Kiranavarta
        4. Shaktipatha –Shaityavarta
        5. Kendramandal – Gharshanavarta

        Pilot bir tanıdığınız varsa sorabilirsiniz kendilerine ilk öğretilen şey atmosferin kaç kat olduğudur.

        Neyse asıl konu şu siz kuranda yazanları bilime dayandırmak istiyorsanız illa birşeyler bulabilirsiniz.
        Mısır piramitleri hakkında da çözülemeyen şeyler var. Bu piramitlere tapınmamızı sanırım gerektirmiyor.
        Önemli olan çözülmüş olupta kuranda tamamen başka şeyler söylenmiş olan konular. Bir sürü çalişkili ayetler. Bunlar kuranın bir yaratıcı tarafından dile gelmediğinin kanıtıdır.
        saygılar

      • bilal says:

        Bulent Bey ! Yazdıklarımı ya okumamışsın ya da anlamamışsın; Ben yedi semanın atmosfer
        tabakasından oluştuğuna dair tek ifade kullanmamışım.Atmosfer,kaç katman olursa olsun,kur’an-
        ın anlattığı yedi sema ile hiç bir ilgisi olmadığına inanırım..Buna rağmen bana farklı sayıda at- mosfer katmanlarından söz ediyorsun. Bi de diyorsun ki,tanıdığınız bir pilot varsa atmosferin
        kaç kat olduğunu ona sorabilirsin.Tekrar anlatıklarımı oku; Öyel bir iddiam yoktur… Özet olarak,
        güneş sistemi ile birlikte temsil ettiği uzay mekanından ( birinci semadan) başlayarak………evre-
        nin sınırsız sonsuzluğunu temsil eden evren mekanından söz etmişim. Bu yedi manyetik alanı
        (semayı) bugün bize astrofizik ilmi açıklıyor.Kur’an-ın ondört asır önce yedi semadan söz etme-
        si de,bu yedi manyetik alanla uyumludur, pozitif bilimle çelişen hiç bir ayet yoktur.Kur’an-ın
        orjinal arapça metnini bilmeyen art niyetli insanlar bunu anlamazlar ve anlamak ta istemezler.
        Evet bilim,yedi sema diye bir deyim kullanmaz.Sema kelimesi arapçadır.Astrofizik ilmi ise, yazdı-
        ğım yedi farklı manyetik uzay mekanından ve bu manyetik alanlarda bulunan gök cisimlerinden
        söz ediyor.Bu da, kur’an-ın 1400 sene önce beyan ettiği ”yedi sema” kavramı ile tamamen
        örtüşüyor.Yani bilim kur’an-la çelişmez bilakis kur’an-ı teyit ediyor. Saygılarımla.

      • devart says:

        Sayın bilal
        Diyorsunuz ki: “Bu yedi manyetik alanı (semayı) bugün bize astrofizik ilmi açıklıyor”
        Hani kaynak nerede? Bu iddianızı, hangi bilimsel kaynağa göre yaptınız? Lütfen yedi manyetik alanı, katmanı, semayı vs. açıklayan bilimsel verileri de buraya yazın da diyelim ki bilal haklı, doğru söylüyor. Acaba Kur’an gerçekten bilimle çelişmiyor olabilir mi? ya da bilal gene uyduruk uyduruk yazmışsın. Yok öyle bir şey diyelim.

      • devart says:

        Sayın bilal
        Ben nerede hakaret etmişim lütfen gösterir misiniz? Ben asla öyle bir şey yapmam.

        İddianıza kanıt gösterin diyorum. Bunu nasıl yaparsınız?
        a-Kendiniz bilmsel yöntemlerle araştırma ve gözlemler yapıp ulaştığınız sonuçları paylaşırsınız.
        b-Daha önce yapılmış bilimsel çalışmaları buraya getirip yazarsınız.

        Karşılığında biz ne yaparız?
        a-Evet haklısınız deyip susarız, gerekirse özür dileyip hatamızı kabul ederiz.
        b-Sizin gösterdiğiniz bilimsel verilere karşıt olan farklı bilimsel verileri size sunarız.

        olması gereken budur sayın bilal. Eğer burada, ciddiye alınmak ve bir şeyleri kanıtlamak istiyorsanız, olaya bu şekilde yaklaşmalısınız. Akıllı, mantıklı, modern insanın yapması gereken budur. Elimde kanıt yok, bunu size ispatlayamam, fakat buna yürekten inanıyorum diyorsanız lütfen gidin bu iddiaları İslami sitelerde yapın. Eminim orada saygı görüp, beğeni toplayabilirsiniz.

        Buraya gelip daha önce defalarca yazılmış, incelenmiş ve geçerli olmadığı kanıtlanan iddialarınızı yapıştırdınız ve halen de yapmaya devam ediyorsunuz. Karşıt görüşleri araştırın demem bu yüzdendi.

        Bana diyorsunuz ya siz de karşıt görüşleri araştırın diye. Ben iddia ediyorum ki dinler hakkında bir çok müslümandan çok daha bilgiliyim. Çok daha fazla şey okudum ve araştırma yaptım. Aksi durumda burada kalkıp ahkam kesip, sizin düştüğünüz duruma düşmek istemem.

        Demişsiniz ki;

        yedi sema ile ilgili verdiğim bigiler, astrofiziğin uzay,yıldızlar,galaksiler, güneş sistemi ve bunlara ait manyetik alanları hakkındaki bilgilerle örtüşüyor.

        Hangi bilgiler? Nerede yazıyor bu bilgiler? Kim vermiş bu bilgileri? Bunlar ne kadar bilimsel?

        İddianızı halen ispat edebilmiş değilsiniz sayın bilal. Sema dediğiniz uzayın, yedi katmandan oluştuğuna dair bilimsel bir veri getiremediniz. Dolayısıyla yazdıklarınız uyduruktur.

        Daha iki gün önce kendi yazdıklarınızın uyduruk olmadığını bile kanıtlayamıyorsunuz ki Kur’an’da çelişki olmadığını nasıl kanıtlayacaksınız?

      • ilkay says:

        UÇMUŞ. KÜLLEN YALAN YANLIŞ.

      • bilal says:

        ilkay ! Maşallah kafanla her şeye ”YALNIŞ” demişsin ! Ama senin iddianı kanıtlayacak hiç
        bir bilimsel bigiyi de yazmamışsın ! Hadi bütün gök cisimleri yörüngelerinde tutturp,birbir-
        leriyle çarpışmasını önleyen ne olduğunu sen anlat ! Halen astrofizikten hiç haberin yok.
        İsaac NEWTON’un ”Etki-Tepki ” Yasasından da haberin yok. Buna rağmen sadece kafan-
        la hareket ederek her şeye yalnış demişsin. Maşallah ! Bilim üstü ” bir zatsın,daha ne diye-
        yim ! Saygılar.

    • bilal says:

      Serdar Bey ! ” Güneşin kara balçıklı bir göze içine batması”nı çok yalnış algılıyorsunuz;
      KEHF SURESİ AYET 86: حتي اذا بلغ مغرب الشمس وجدها تغرب في عين حمئة الخ
      ” Nihayet (Zülkarneyn) güneşin battığı yere varınca,onu kara bir balçıkta batar buldu”
      Bu ayete,Allah güneşin kara bir balçıkta batıyor demiyor ;Peki ne diyor ? Zülkarneyn ken-
      di bakışı ve hissi ile güneşi öyle bir yerde batar gibi görüyor..demek suretiyle bu olay,
      Kur’an da Hz.Muhammed’e vahyedilir.OLAY ŞÖYLEDİR; Zülkarneyn,batıda Atlas okya-
      nusuna,yahut Karadeniz’e kadar gitti.Orada (okyanus sahilinde ) güneşin okyanus ufkun-
      da batışını seyretti.Ancak,koca kainat içinde bu deniz,kendisine bir su gözesi kadar küçük
      geldi.Güneş,sislerle kaplı deniz ufkunda,sanki balçıklı bir su gözesine gömülür gibi batı-
      yordu. Yani burada Kur’an;Zülkarneyn’in o anki seyrettiği o tabiat manzarası karşısında
      onun kapıldığı his,duygu ve ruh haletini anlatıyor.Sİz deniz sahilinde güneşin batışını sey-
      rettiğiniz zaman sanki güneş denizin içine batar gibi görür ve hissedersiniz. Kur’an,burada
      İskender Zülkarneyn’in batıya ve doğuya egemen olduğunu ve bir gün deniz sahilinde
      güneşin batışını seyrederken bu tabiat olayı karşısında böyle bir his ve duyguya kapıldığı-
      nı ve dolayısıyla onun kıssasını bize aktarıyor..Hanı Kur’an, وجدها تغرب Zülkarneyn,güneşi
      öyle batar gibi gördü.diyor. Net ve açık bir şekilde bu ortada iken,haşa sanki” Allah, öyle
      görüyordu” algılamanız ne kadar saçmalıktır;Özet olarak Yüce Allah,Zülkarneyn’ın o ta-
      biat manzarası karşısında kapıldığı hayret,his ve duygusunu (onun hikayesini) anlatıyor.
      2- DİYORSUN Kİ, KUR’AN AYI IŞIK KAYNAĞI OLARAK GÖSTERİYOR; Kur’an-ın arapça
      orjinal metnini bilmediğin zaman büyük bir yanılgıya düşüyorsun. Konu ile ilgili bir kaç
      ayet nakledelim. ŞEMS SURESİ AYET 1-2: والشمس وضحها والقمر اذا تليها
      ”Güneşe ve aydınlığına,güneşi takip ettiğinde (yani güneşle ay arasına bir gök cismi,dün-
      ya gezegeni vs.bir engel girmediğinde de) aya ……………yemin olsunki,nefsini( kötülükler-
      den) arındıran,kurtuşa ermiştir……….. Burada, güneşin ışığından söz ediliyor,ayın ışığın- dan söz etmediği gibi, ayın güneşi takip ettiği anda Allah aya yemin ediyor.Demeki,ay güneşi gördüğü zaman güneşten ışık yansıtıyor,yoksa (onunla güneş arasına) bir engel
      girdi mi ? şu an ki güneşten aldığı ışığı da yansıtmaz. Yani ay güneşi takip ederken, bize parlak olarak görünebiliyor.
      2- FURKAN SURESİ AYET 61: تبارك الذي جعل في السماء بروجا وجعل فيها سراجا وقمرا منيرا الخ
      ” Gökte ( da) yörüngeleri var eden,onların içinde tutuşup yanan ve ışık saçan b

      gü-
      neşi oluşturan, وقمرا منيرا ve ışık yansıtan bir ayı barındıran Allah,yüceler yücesidir.”
      Buraya dikkatınızı çekmek istiyorum; Kur’an,güneş için سراج (sırac) yanıp tutuşan,ışık ya-
      yan dediği halde,Ay için منيرا (müniren) ışık yansıtan ifadesini kullanmiştır.Kur’an’a göre,
      eğer ay ışık kaynağı olsaydı,güneş için kullandığı سراج ifade onun için de aynı şeyi kulla-
      nacaktı .Halbuki güneş için kullandığı tabir,(sırac) ay için kullanmamıştır.Ay için”münir”
      ışık yansıtan tabirini kullamnmıştır. Özet olarak,arapçada سراج kendi içinde yanıp tutuşan,
      ışık yayan kaynak demektir.Bu değim,güneş için kullanılmış. Ve منير başka kaynaktan ışık
      yansıtan ve parlayan değimi de ay için kullanılmıştır.Bunları anlayabilmen için iyice arap-
      çayı öğrenmen gerekir… Evet, kesin bir dille ifade ediyorum ki kur’an’a göre;güneş bir
      ısı,ışık ve enerji kaynağıdır. Ay ise,Şems suresi ayet 2 de belirtildiği gibi güneşi takip ettiği

      • bulent says:

        Ayet der ki
        Eger kurani baska bir dilde indirseydik onlar hakli olarak `-bilmedigimiz bir dilde neden yollandi diye sorarlardi-
        Demek ki bizde hakli olarak bilmedigimiz bir dilde niye yollandi diyebiliriz.
        Cevap baska bir ayette
        Tabi kurandaki her ayete inaniyorsaniz !
        -bu kitap mekke ve cevresindekiler icin gonderilmistir.-
        ayetine de inanirsiniz
        Yani sana bana degil
        Sadece arapca bilen ortadogululara
        Saygilar

      • bilozede says:

        Bilal ne olur şu yukardaki devartın sorusuna bilim hazinenden cevap ver. Bak senin yüzünden imanımız zedelenecek….

      • bilal says:

        Sayın bulent ! Diyorsun ki,ayet derki ” Eğer kur’an-ı başka bir dilde indirseydik onlar haklı
        olarak bilmediğimiz bir dilde ne den yollandı diye sorarlardı” Demek ki bizde haklı olarak
        bilmediğimiz bir dilde (arapça) olarak niye kur’an yollandı diyebiliriz;
        Bakalım Ayet iddia ettiğin gibi midir? ..FUSSILET SURESİ AYET 44 : ولو جعلناه قرانا أعجميا لقالوا لولا فصلت اياته ءأعجمي وعربي قل هو للذين امنوا هدي وشفاء الخ
        ”Eğer biz,onu yabancı dilde bir kur’an yapsaydık,elbette şöyle diyeceklerdi; Ayetleri ayrın-
        tılı kılınmalı değil miydi ? Arab’a yabancı dilden (kitap) olur mu? /ister yabancı dilde,ister
        arapça;/ De ki ” O, inananlar için bir kılavuz ve (gönülleri için) bir şifadır.
        Şimdi burada yüce Allah onları haklı mı çıkarıyor,yoksa onların bu tutumlarını ve arapça-
        dan başka yabancı bir diile kur’an-a karşı çıkmalarını mı tenkid ediyor ?
        Bu ayeti okuduğumuzda, Allah’ın; şayet kur’an yabancı bir dilde gelmiş olsaydı, onların karşı çıkmalarını tenkid ettiğini,onlara hak vermediğini, ءأعجمي وعربي ifadesiyle
        diller arasında hiç bir ayırım ve üstünlük söz konusu olmadığına vurgu yaptığını görürüz
        قل هو للذين امنوا هدي الخ ”De ki,O,(kur’an) inananlar için bir kılavuzdur.(araplar için bir kıla-
        vuzdur demiyor). .. Kur’an-ın hiç bir ayetinde ”Ey araplar ! diye bir mesaj varmı ? kur’an
        da böyle bir şey asla gösteremezsin ; Bilakis Kur’an ; يا أيها الناس ”Ey insanlar! diye hitap ediyor.
        Bu da, kur’an-ın sadece arapları değil,bütün insanları muhatap aldığını ve mesajının evrensel olduğunu gösteriyor. Cahiliye döneminde yaşayan o ırkçı toplumun hoşuna
        gidecek ”Ey Araplar ! vb.” hiç bir ifadeyi kur’an da bulamazsın.
        Diyorsunuz ki,bilmediğimiz bir dilde niye kur’an(arapça) yollandı ? diye sormak bizim
        hakkımızdır. Herkes senin gibi iddia etse; dünyada yüzlerce konuşulan diller olduğu için
        yüzlerce farklı dil ve lehhçelerle aynı anda kur’an ve peygambelerin gelmesi gerekecekti.
        Kimse kimsenin,dilini,milliyetini ve kimliğini o zaman kabul etmesin ; olur mu böyle bir şey?
        İnsanlık, hak,hukuk,eşitlik,adalet,doğruluk,ilim evrenseldir. Bunlar hangi dilde yazılırsa ya-
        zılsın karşı çıkılmaması gerekir. Kur’an da Allah’ın, insanların huzur ve mutluluğu için
        göndermiş olduğu son ilahi hukuk ve dini bir kitaptır.Tabii ki;bu kur’an,dünya dillerinden bir dille inecektir. O günün şartları,zaman ve zemini için arapça daha uygun idi.
        .
        Elbette;Evrensel ilahi bir kitap olan kur’an-ı Kerim’in anlaşılması için arapça orjinal metnini
        bilen uzmanlar tarafından doğru bir şekilde çevirisi yapılacaktır.Bundan daha doğal bir
        şey var mı? Kur’an; Ne den benim dilimle değil diye karşı çıkmak, ırkçılığı çağrıştıran bir
        zihniyeten başka bir şey değildir. Zaten önemli olan kur’an da ki Allah’ın evrensel mesa-
        nı öğrenmektir.İstediğin çeviriden ialhi mesajı alabilirsin. Ama, tam anlamadığımız ayetler,
        (özellikle ) kozmik ayetleri,kur’an-ın arapça orjinal metnini bilen uzman bilim adamlarına
        sormamız gerekir diye düşünüyorum.
        Saygılar.

      • devart says:

        Sayın bilal
        Lütfen sorumu yanıtlayın. Neden görmezden geliyorsunuz?
        http://panteidar.wordpress.com/2011/04/15/kurandaki-mantiksal-hatalar/#comment-1628

      • bilozede says:

        Bilaaaal devart ın sorusuna araştırırsan cevap bulursun. Mutlaka bir kaç koyu yahudi veya hristiyan bilim adamının yazdığı makalelerinde bir yerlerde 7 kat sema falan geçiyordur. Onların kitaplarındada 7 kat sema geçiyor ya. Sen de bu durumdan faydalanıp hep yaptığın gibi kendi kitabına pay çıkarırsın. :D

      • bilal says:

        bulent Bey! ”Diyorsunuz ki ,Bu kitap Mekke ve çevresindekiler için indirilmiştir.Yani,bana
        ve sana değil,ortadoğulu araplar için.”
        İnanmadığın KUR’ AN-IN ŞÜRA SURESİ 7.Ayetini de kendine delil gösteriyorsun;Bu ne
        çelişki? farkında mısın? …. Önce söz konusu ayete bir göz atalım ; وكذلك اوحينا اليك قرانا
        عربيا لتنذر ام القري ومن حولها الخ
        ”Ümmül Kura (Mekke) ve çevresinde bulunanları uyarasın diye… sana arapça olarak bir
        kur’an indirdik.
        1-Bu sure, Mekke’de inenen ilk surelerdendir.Yani islamın yayılmadığı,Hz.Peygamber ve
        inanaların şiddet,baskı ve her türlü zulmu gördükleri, Peygamberliğin ana görevi olan teb-
        liğ ve uyarmanın Mekke’nın dışına çıkmasının mümkün olmadığı,Hz.Peygamber,sadece gizlilik içerisinde ve çevresinde güvendiği kişilere tebliğ görevini yapabildiği döneme rastlamaktadır..
        Böyle bir dönemde Kur’an,”Ey Muhammed! bütün dünya insanlarını hemen uyar” diye
        demenin ne anlamı var? Henüz Mekkelileri uyaramıyor,nasıl diğer milletleri uyaracak ?
        2-Bu ayette” sadece” Mekke ve çevresini uyrman için” diye bir ifade de yoktur. 3- İlk ön-
        ce Hz.Peygamberin uyarı ve tebliğ görevini yapabileceği toplum ve yer /Mekke/ hedeflen-
        miştir. Yüce Allah,önce Mekke’den başlayarak 23 sene içinde diğer coğrafı bölgelere is-
        lamıyeti yaymak suretiyle hedef kitleyi büyüterek geniş kapsamlı ayetler göndermiştir.
        .4- bir örnek verelim; Biri bize dese ki,Ben 1000 tl.yi kazanmak istiyorum,acaba ondan fazlası olan /milyonları/ kazanmak istemez mi ?.Elbette ister. Şayet dese, ben sadece
        1000 tl.yi kazanmak istiyorum.O zaman,belki milyonları kazanmak istemiyor,diye düşüne-
        bilirdik. Bu ayette de ”Sadece Mekke ve Çevresini uyarman için” diye bir ifadenin olmadı-
        ğınından, kur’an-ın evrenselliğine bir aykırılık bulunmamaktadır. 5- Eğer kur’an, toplumda
        oluşan ihtiyaçları,zamen ve zemin şartları göz önüne almadan ve 23 senede değil,top-
        tan inmiş olsaydı,”sayın dostum! bu konuda belki sana hak verirdim.Ama öyle değildir.
        6-Bir örnek daha verelim; Küçük bir öğrenci, eğitimini yapmak üzere önce ilköğretim’ine,
        sonra lise eğitimine,daha sonra lisans eğitimene başlıyor.Bu öğrenci, ilköğretimi okurken, ona lise veya üniversite müfredatını uygulayamasın,ona, onun kapasitesine uygun bir
        eğitim ve öğretim uyguluyorsun.Yoksa oana,başarılı bir eğitim vermen münkün olamaz. . İşte; Kur’an’da, yer,zaman ve toplumun uygun şartlarını göz önüne alarak yavaş yavaş hedef kitleği sonraki ayetlerle büyütmektedir. İlk olarak /Mekke’de / inen ve daha son-
        ra Medine’ ye yayılan kur’an-ın ayetleri arasında hiç tezatlık olmadığı gibi,evrenselliğine
        aykırı bir tek ifade yoktur. Özet olarak tekrar ediyorum; Sözkonusu ayete,”Sadece” Mekke ve çevresini uyarman için” diye bir ifade olmadığından,kur’an-ın evrenselliğine dair hiç bir aykırılık yoktur.
        Kur’an;önce küçük hedef kitleden başlayarak, büyük hedef kitleği amaçlamıştır. Hani
        Kur’an , وانذر عشير تك الاقربين ”Önce yakın ve çevreni uyar” demiyor mu? Burada olduğu
        gibi ilahi mesaj önce Mekke’den başlıyor,daha sonra hedef kitleği büyütüyor.Her ko-
        nuda başarılı olabilmemiz için kur’an-ın bu metodu bizim için bir ışık ve rehberdir.
        Kur’an-ın hiç mesajında, يا ايها العرب ”Ey araplar! ” diye bir ifade olmadığı gibi

        tam tersine,ياايها الناس ”Ey insanlar!”diye genel ve evrensel mesaj içeren ayetlerle doludur.Dolayısıyla,kur’an,bütün insanlara gelen ilahi son kitaptır. Saygılar.

      • devart says:

        Sayın bilal
        Israrla soruma cevap vermekten kaçıyorsunuz. Halbuki ben sizden çok basit bir şey istiyorum. İddianıza kaynak gösterin. Yoksa verecek cevabınız yok mu?
        http://panteidar.wordpress.com/2011/04/15/kurandaki-mantiksal-hatalar/#comment-1628

      • Bilo says:

        Bir Müslümanın her zaman verecek bir cevabı vardır. Bilal mutlaka bir yerlerden bulacak, kopyalayıp buraya yapıştıracak. Ballaal özellikle dindar yahudi bilim adamlarının araştırmalarında mutlaka örtüşecek bişleyler bulursun. Bilal için onlar aşağılık lanetlenmiş birer pislik olsalarda işine gelince onların emeklerini kullanmasını iyi bilir.

      • bilal says:

        Sayın devart ! yedi sema ile ilgili verdiğim bigiler, astrofiziğin uzay,yıldızlar,galaksiler, güneş sistemi ve bunlara ait manyetik alanları hakkındaki bilgilerle örtüşüyor.Astrofizik
        ilmi ”yedi sema diye” arapça bir ifadeyi kullanmaz.Bu ilim,bir bilim adamının tekelinde de-
        ğildir.Gayen gerçeği bulmak ve öğrenmek ise,söz konusu uzay ilmini oku ve araştır.
        Daha önce bir konudagörüşlerini aktardığım bilimadamlarına da hakaret yağdırdınız.
        Örnek,prof.dr. Hoyle vs ./ Ve bana,niye bilim adamalarının karşıt görüşlerine de
        bakmıyorsunuz dediniz ; Siz bilim adamlarının iddianıza karşıt olan görüşlerini aktarma ve
        ve araştırma zahmetinde bulunuyor musunuz ? ki böyle bir şeyi istiyorsunuz ?
        Saygılar.

        2-Sayın bilozede kardeşim! Bu siteyi yönetenler,ne hıristiyanlığa inanıyor nede yahudi-
        liğe inanıyor. Yahudiler de Hiristiyanlar da Allah’a inanırlar,ya bunlar ! O zaman bunlar-
        dan yahudi ve hiristiyan bilim adamlarına da inanmaları beklenmemelidir. İster inansınlar
        ister inanmasınlar.İslama göre herkese saygılı olmalıyız.. Saygılar.

      • devart says:

        Cevabımı yanlış yere yazmışım. Takip edilebilirlik açısından buraya da yazayım. Kusura bakmayınız.
        http://panteidar.wordpress.com/2011/04/15/kurandaki-mantiksal-hatalar/#comment-1672

      • bilal says:

        Sayın devart! ” 7 Sema” (Uazayda ki farklı manyatik mekanlar,paralel evrenler veya alt
        ve üst Galaksi ve yıldız kümeleri) hakkında ister inan ister inanma,söz konusu yazar ve
        kaynaklara hakaret etmemek şartıyla burada yazıyorum.Ki şunu da bilmen gerekir,Kur’an
        ın vurgu yaptığı ”7 Sema” (uzaydaki farklı manyetik alanları) tam keşfedebilmemiz için
        4 boyutlu sistemi geçip ışık hızını aşmamız gerekir,yoksa sonsuz uzay manyetik ve farklı
        alanlar hakkında kesin bir bilgiye varmamız olanaksızdır.Bugün bilim dünyamız bir kaç
        gezeginin ötesine gidememiştir.O farklı manyetik alanları geçemeyen bilim adamları neyi
        bize açıklayabilirler? Bugün hava atmosferini geçmemiş olsaydık veya ay ve bazı geze-
        genlere ayak basmamış olsaydık,atmosfar ve gezegenler hakkında detaylı bir bilgiye
        sahip olabilir midik? Asrtrofizikçilerin de elde ettikleri bazı bulgulardan hareket ederek
        arapça olan ”yedi Sema) diye bir ifade kullanmazlar.Ançak,farklı boyut ve farklı manye-
        tik alanlardan bahseedebilirler.Ki bu tanımlar,mahiyet va anlam bakımından kur’an’la ör-
        tüşüyor. Şunu da söyliyeyim; bir kaç konu dışında bütün bilim adamları aynı şeyi mi söy-
        lüyor ? ki,bizde diyelim, her şey bilim adamlarının dediği gibidir.Biri gelir,öbürünun teorisi-
        ni red ediyor kendisi başka bir teori ortaya atıyor. Evreni Yaratan yüce Allah’tan başka
        hiç bir varlık tam ve kesin olarak her şeyi bilemez.
        EVET;Yararlandığım Kaynalerı yazıyorum ister beyen ister beyenme;Bunlardan bazıları
        arapça kaynaklardır.Çevirisi var mı yok mu? bilemiyorum.
        1- قصة الائيمان بين ا لعلم والفلسفة والدين … نديم الجسر
        2- … كواشف زيوف
        3- ”Google” de ”Bilim ve yedi Gök”
        4- Dr.Haluk NURBAKI’nın Bilimsel Araştırma Eserleri.
        Evet,Bunları arştırmadan red edebilirsin;
        Ben de,Ustadınız olan DarWin’i bir bilim adamı olarak görmiyorum; Neden? Çünkü
        Yüksek Tahsil görmemiş. 16 yaşında iken, babası onu EDİNBURGA tıp tahsili için gönde-
        riyor.Fakat okumayı başaramayınca,bırakmak zorunda kalır,sonra onu rahip okuluna gön-
        deriyorlar,burada da başarısız olunca tahsil yapmayı tamamen bırakıyor.DarWinistler,ha-
        yır diyorlar,başarısızlıktan dolayı değilde,ilgi odağı başka şeylerdi,yani bitki,böcek vb.şey-
        leri incelemek idi.Öyle olsun;hem tahsilini yapabilır dı,hemde ilgi odağı olan şeyleride in-
        celeye bilirdi. Sonuç olarak yüksek tahsil görmemiş olan biri nasıl bilim adamı olabilir?
        Yine, DARWİN’i kendine ustad bilen insanlar,şunu bilsinler ki,DARWİN,ataist de-
        ğildi.Onun en meşhur ” TÜRLERİN KÖKENİ” olan eserinin son bölümünü dikkatlı oku-
        yan görecektir ki,DarWin,Yaratıcıyı inkar etmiyor.Burada şöyle diyor.”Evrim olayı,yaratıcı-
        nın maddeye koymuş olduğu evrenin yasalarındandır” ve devam ediyor.”Yaratıcının hayat
        üflediği her canlı aynı kökten geliyor. Saygilarımla.

        ..

      • devart says:

        Sayın bilal;
        Verdiğiniz kaynaklar için teşekkürler. Keşke linkleriyle beraber vermiş olsaydınız da bulmak için uğraşmasaydım. Şimdi bunları ele alalım.
        1- قصة الائيمان بين ا لعلم والفلسفة والدين … نديم الجسر
        Aslında bu bir kitap. Kitabın yazarı Muḥammad Darnīqah adlı bir kişi. Kimdir diye baktığımızda karşımıza şu sayfa çıkıyor.
        http://www.goodreads.com/author/show/3151100._
        Bu zat, bir bilim adamına pek benzemiyor. Daha çok cami imamı gibi. Yazdığı kitap hakkında herhangi bir bilgimiz de olmadığına göre bunu geçiyoruz.

        2- كواشف زيوف
        Bunun ne olduğunu bulamadım. Sanırım ne olduğunu siz de bilmiyorsunuz. Biliyorsanız yazın inceleyelim.

        3-”Google” de ”Bilim ve yedi Gök” ve 4-Dr.Haluk NURBAKI’nın Bilimsel Araştırma Eserleri
        Bu ikisi farklı modeller üzerinden aynı sonuca varmış.
        Bilim ve yedi Gök:
        http://www.yenimucizeler.com/archives.php/7-kat-gok-ve-ustumuzdeki-7-yol/25
        Dr. Haluk Nurbaki’nin Kur`an`ı Kerim`den Ayetler ve İlmi Gerçekler kitabında bahsedilen uzayın yedi katlı olduğu iddiası:
        http://www.sevde.de/islam_Ans/K/kainat.htm

        Sayın merhum Dr. Nurbaki(kendisi tıp doktoru) 1. semayı:
        Dünyamızın güneş sistemiyle birlikte bulunduğu uzay mekânı. olarak belirlemiş.
        Yeni mucizeciler ise :
        Dünya ve Ay’ın Oluşturduğu Küme
        olarak 1. semayı belirlemiş. Bunun bilim adamlarınca açıklandığını söylerken, hangi bilim adamları olduğunu her zamanki gibi(tıpkı sizin gibi) belirtmemiş. Katmanlar için herhangi bir sıralama veya ayırt edici kriter de belirtmemiş. Herhangi bir kriter olmadan, bu katmanların sayısını 200-300 veya 2-3 katman olarak alabiliriz. Bunun nasıl olacağı hayal gücümüze bağlı.

        Mucizeciler, Aralarında kütle çekimi ve bundan kaynaklanan hareket birlikteliği oluşturan gökcisimlerini birer küme olarak kabul edebiliriz demişler fakat 3-4 ve 6-7 arası bu bakış açısına uymuyor.

        Fakat bu modellerdeki en temel ve ortak problem bunlar değil. Bu modeller, daha 1. katmanda, Saffat Suresi 6. Ayet’le ters düşüyor.

        Biz en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık.

        Sayın bilal,
        Buradaki çelişkiyi bize açıklamanızı bekliyorum. Kur’an en yakın semada yıldızların olduğunu söylerken, sizin bahsettikleriniz bunun aksini söylüyor. Hangisi doğru?

    • bilal says:

      ”Allah Rüzgari Keserse Gemiler Yüzemezmiş” diye yazılan iddialara cevap;
      ŞÜRA SURESİ AYET 32 : ومن اياته الجوار في البحر كالاعلام ان يشأ يسكن الريح فيظللن رواكد علي ظهره الخ
      Meallerde şöyle geçiyor ”Denizde dağlar gibi akıp gidenler (gemiler) de onun delillerin-
      dendir” diye yazılmış. Oysa; bu ayete belirtilen geminin o dönemde insanların gördüğü
      ve rüzgar ile hareket eden yelkenli gemiler olduğu kesin anlaşılmaktadır. Zaten Kur’an-ın
      indiği dönemde motorlu gemiler yoktu.Arapçada, الجواري (akıp giden) kelimesi rüzgarla
      çalışan yelkenli gemiler için kullanılır. Günümüz teknolojinin verdiği imkanlarla ve motor
      gücü ile hareket eden gemilere الجواري değil, السفينة – الفلك denilmektedir. İşte Kur’an,bu
      ayetle rüzgarla çalışan yelkenli gemilere vurgu yapıyor.Bugünün teknolojisiyle bunun
      çelişkisi nedir.? Çelişki;sadece ayetlere yalnış meal ve yalnış yorum vermektedir.
      Yalnış meallerden hareket ederek,”Allah rüzgarı durdursaydı,gemilerin yüzemeyeceği
      ifadenizle, kur’an-ın evrensel olmadığına dair iddianız” tamamen asılsız ve geçersizdir.
      Çünkü kur’an,bu ayetle sadece الجواري (rüzgarla akıp giden yelkenli gemileri) ifade et-
      mektedir. Motor gücü ile çalışan السفينة – الفلك diye bir ifadesi yoktur.
      Belki şunu de dersiniz;Kur’an niye bugünkü teknoloji imkanlarıyla çalışan gemilere de işa-
      ret etmemiştir ? Kur’an,bir fizik,kimya,matematik,biyoloji vb.ilimler kitabı değildir.
      .Bu ilimlerin öğrenilmesini,insanın araştırıp,beyninin çalıştırmasına bağlanmıştır.
      Kur’an ‘da müteaddit ayetlerle, افلا تعقلون – افلا تتفكرون- افلا تتذكرون -افلا تتدبرون
      ”aklınızı kullanıp anlamaya çalışmaz mısınız ? Beyninizi kullanıp düşünmez misiniz? gibi
      ifadelerin mesajı geniş olup,her konuda bizleri,düşünmeye,öğrenmeye ve araştırmaya
      davet ediyor. Peki kur’an-ın hedefi nedir ? -Yüce Yaratıcının emirleri ile ittikadi ilkeleri
      bildirmek,evrensel adalet,hukuk,eşitlik,barış,huzur ve mutluluğu sağlamak,insanın sosyal
      hayatını tanzim ederek,ahlaklı,bilgili,sevgi ve saygıyı özümsemiş bir insan topluluğunu
      oluşturmak,yeryüzünde her türlü kötülüğü,zulmu,haksızlığı,sömürüyü ve insanın huzur ve
      mutluluğunu menfi yönden etkileyecek her türlü eylem,tutum ve davranışları ortadan kal-
      dırmaktır.Bu konularda kur’an,evresel kaide ve kurallar getirmştir.Kur’an-ın evrenselliği,
      teknolojiyle değil,insanlığın huzur ve mutluluğunu sağlayan evrensel hukuki kural ve ilke-
      lerledir. Yani kur’an,insanın huzur ve mutluluğunu sağlamak için gönderilen ilahi evrensel
      hukuk kitabıdır. Bütün hukuki sistemilerin amacı,teknolojiyi değil,hak,hukuk ve adaleti
      gerçekleştirmek değil midir ? Saygılarımla.
      .

    • bilal says:

      KEHF SURESİ 57.VE İSRA SURESİ 45-46.AYETLERE YAPILAN İTIRAZA CEVAP:
      Bu ayetler,Allah’ın ezeli ilminde kesin olarak iman etmeyecek olan Mekke müşriklerinin liderleri
      olan EBU CEHİL ve EBU LEHEB gibilerin hakkında inmiştir.Benim,senin ve diğer insanlar için
      değil.Yani mesajı has olup beli bir gruba yöneliktir.Bunlar,kur’an okunduğunda etkilenmemeleri
      için,kulaklarını tıkayan,kur’an dan gönül çeviren ve başkalrının da kur’an-ı dinlememeleri için
      her türlü kargaşayı çıkaran,inanalara şiddet ve baskıyı uygulayan sadist,despot,gurur ve enani-
      yetlerine kapılmış müşrik liderleridirler……….واذا قرات القران الخ ….kur’an-ı okuduğun zaman………
      ولوا علي ادبارهم الخ …”.onlar ürkerek gerisin geriye dönüyorlar.”( Hani kur’an-ı dinleseler,belki etki-
      lenirler diye) ve imandan yüz çeviriyorlar.(gönüllerini imandan çeviriyorlar).Yani bu ayetler,sade-
      ce onlara yönelik olup,psikolujik durumlarını anlatıyor. Önce kendileri inanmak,duymak,anlamak
      ve kavramak istemedikleri,kur’an-ı duymamak için kulaklarını tıkayıp tercihlerini bu yönde kullan-
      dıkları için Yüce Allah’ta onlara istekleri doğrultusunda böyle bir yasayı, اكنة ve وقرا uygulayı veri-
      yor.Onları kendi tercihleri olan duymaz,( çünkü kur’an-ı dinlememk için kulaklarını tıkıyorlardı)
      ve anlamaz hale getiriveriyor.Zaten onlarda böyle bir şey (iman etmemeyi) istiyorlardı.Bu ayet-
      ler bize şöyle bir mesaj veriyor.”Kim tercihini kur’an-ı anlama,kavrama, iman etme ve gerçeği
      bulma yönünde kullanırsa,Allah’ta ona öyle bir zemini hazırlar.Kim de kur’an-ı anlamak,kavramak
      ve gerçeği bulmak yönünde tercihini kullanmazsa,Allah’ta onun özgür iradesine uygun zemin ha-
      zırlar.İnsan özgür iradesini hangi yönde kullanırsa,Allah’ta onun özgür iradesi ve tercihini o yön-
      de okeyliyor.Kur’an-ı duymamak ve anlamamak için kulaklarını tıkayan bu tip insanlara Allah ne
      yapsın ? Direk olarak zaten kendileri,gönüllerine,اكنة engel,ve kulaklarına,وقرا perdeyi çekmişler-
      dir.Allah’ın yarattığı doğa kanunu gereği biz yaptık buyuruyor.Onlar,bu olayın gerçekleşmesine
      sebep oluyorlar. Hani,elini ateşe sokan bir insanın eli yanar.Elini sokmamış olsaydı eli yanmaz-
      dı.Vebal ve sorumluluğu,ateşi yaratan da değil,elini ateşe sokan da aramak gerekir.Allah,kimse-
      yi ne iman etmeye,ne de inkar etmeye zorluyor.İNSAN SURESİ 3.Aette Yüce Allah şöyle buyu-
      rur. انا هديناه السبيل اما شاكرا واما كفورا الخ ”Biz insana doğru yolu gösterdik,ya isteği ve özgür iradesi
      ile şükreder,iman getirir ya da nankörlük edrek iman etmez.Bunlar da kendi istek ve arzularıyla
      kulaklarını tıkayarak,gönüllerini imandan çevirerek kendilerine ekinne ve vakra yı uygulatmışlar-
      dır.İman ve inkar,insanın Allah’a olan ”Arzu halleridir”(gönül dilekçeleridir).İmanını Allah’a arz
      eden bir kulun”Arzu halini” işleme koymak suretiyle mühür vurulur.İnkarını Allah’a arz eden bir
      kulun”Gönül dilekçesini de”işleme koymak üzere onunkine de mühür vurulur.İmana gelmemeleri
      için değil,ebediyen iman etmeyecekleri için,böyle uygulamaya geçiliyor.Ateşe elini sokan da
      olduğu gibi,nasıl Allah’ı sorumlu tutamayız,burada da Allah’ı sorumlu tutamayız.Çünkü kendileri
      gönüllerine”ekinne’yi” ve kulaklarına,”vakra’yı” Çektirmişler.Her şeyi Allah yarattığına göre, doğa-
      kanunu gereği yüce Allah,biz yaptık buyuruyor.Çünkü ateşi yakacak özellikte yaratan kendisidir.
      sorumluluk elini ateşe sokana aittir.İman etmemek için kulaklarını tıkayanın da sorumluluğu ken-
      disine aittir.Onların bu durumu,Allah’ın hoşuna gitmezse de,özgür iradelerine Yüce Allah,müda-
      hele etmez.Sorumluluk tamamen kendilerine aittir.Çünkü kulaklarına ve gönüllerine perdeyi çe-
      ken bizzatihi kendileridir.Kendileri kulaklarını tıkamışlardır. Saygılar.

    • bilal says:

      Serdar Kaangil ! ” MUHAMMED’E TANINAN AYRICALIK” İDDİANIZA CEVAP ” Hz.Aişe’ye atfen
      ” Görüyorum ki……….” şeklindeki rivayet, tamamen asılsız ve uyduruktur.Neden? 1- Bu rivayet
      Buhari’de geçiyor. Fakat,İmam Buhari,bunu ”Zekeriya bin Yahya” adında bir muhaddisten riva-
      ediyor. İmam Buhari ” Hicri 194-256 yıllarında yaşadığı halde,Zekeriya bin Yahya,bu tarihten
      sonra yaşamıştır.(Vefat tarihi,Hicri 307. ) Nasıl olur da imam Buharı, henüz doğmamış birinden
      böyle bir rivayet yapabiliyor.? 2- Hz.Peygamber,hadislerin yazılmasına ve kaydedilmesine izin
      vermiyordu.Hz.Ömer’de hadis rivayetlerini engelliyor ve müslümanları kur’an’a yönlendiriyordu.
      Hadislerin tedvin ve derlemesi,peygamberimizin vafatından asırlar sonra oluyor.Buhari,Müslim ve
      hadisleri ihtiva eden diğer kitaplar, hz.Peygamberin vefatından,yaklaşık 250-300 sene sonra ya-
      zılıyor.yazılmamış ve kayda geçilmemiş bu rivayetler,nasıl bu kadar zaman korunabilir.?
      Ebu Hanife hz.”Sıkka” güvenilir ve mütevatir hadislerin sayısı 17 taneyi geçmemektedir.diyor.
      Bu nedele ;Ebu Hanife ve İmam Malik,Buhari,Müslim ve diğer kitaplarda geçen bir çok rivayetin
      peygamberimizin sünnetiyle (yaşam tarzı ile) çeliştiği gerekçesiyle amel etmemişler. . تاريخ الاسلام ” دكتور ابراهم حس ” C / 2 / Sayfa / 330/. 3-Nden,Hz.Peygamberin hiç bir sohbetin-
      den geri kalmayan hz.Ebu Bekir,hz.Ömer,hz.Osman ve diğer büyük sahabeler değilde,peygam-
      berimiz zamanında küçük yaştaki cocuklar olan İbn Abbas, İbn Ömer,Enes Bin Malik ve İbn Mesud gibi zatlar bu tür rivayetleri yapıyor.? Küçük yaştaki çocuğun rivayeti ne derece sahih
      olabilir.? Bu zatlar,peygamberimizin vefatından sonra bulüğ çağına gelmişlerdir. Ama sonra dan
      muhaddis ve alim olmuşlar. İşte,bir çok kişiler,uyduruklarını kabul ettirmek için bu zatlar adına
      bir çok şeyler yazmışlar. ÖRNEĞİN”İBN ABBAS’A İSNAT EDİLEN ” معراج ابن عباس ” gibi bir kita-
      tap.Bu kitabın İbn Abbas’la hiç ilgisi yoktur. 4- Sizin getirdiğiniz bu tür rivayetlerin hiç biri,
      ” Hadis kriterlerine ” uymamaktadır. Bu nedenle,hiç biri kabul edilemez.
      AHZAP SURESİ 50.ayetle ” يا ايها النبي انا احللنا لك الخ ”……….Gerek paygamber ve gerekse müslü-
      manlar,akrabalarından hangileri ile evlilik yapabileceğinin hükmü belirtiliyor.Siz tam tersini anlı-
      yorsunuz! Sanki ayet,”Ey muhammed! bunlarla da evlen” gibi bir yalnış hüküm çıkarıyorsunuz.
      El insaf ! Bilmiyorsanız,saldırmak maksadıyla değil,öğrenmek maksadıyla soruyu yazabilirsiniz.
      5- ” وامرأة مؤمنة ان وهبت نفسها للنبي الخ ” ………………..Ve de (evli olmayan) mü’min bir kadın,kar-
      şılıksız peygamberle evlenmek isterse, (mevcut olan peygamberin eşleri boşanmış veya vefat
      ettikleri takdirde) ve peygamber de evlenmyi arzuluyorsa,…”helal kıldık” diye buyuruluyor.
      Mevcut eşlerin dışında,51.Ayetle ” لا يحل لك النساء من بعد الخ ” gerekçe ne olursa olsun peygambe-
      re de bütün evlilik yolu kapanıyor. Bir kadın, normal haklarından biri olan mehirden kendi iste-
      ğile feragat eder ve peygamberle evlenmek isterse,buna ayrıcalık mı denir ki ? O kadar büyütü-
      yorsunuz; Bu gün seninle biri,çeyiz ve hiç bir masraf istemeden evlenirse,sen buna ne diye-
      ceksin ? Yok kabul etmem mi diyeceksin.? El insaf !. Zaten mehir,evlenen kadın için bir sos-
      güvencedir.Bazı kimseler,evlendikten beli bir süre sonra birbirinden boşanırlar.İşte,kadının fazla
      mağdur olmaması için böyle bir mehir zorunlu kılınmıştır. İnsanlara örnek olan peygamber gibi
      bir zatın ,kadınları mağdur etmesi söz konusu olamaz.Zira O, insan ve kadın haklarını herkese anlatıyor ve kendisi bizzat uyguluyordu.Bunun tersini yapması mümkün değildi.Onunla evlenen
      boşansa dahi,onun sosyal güvencesi yine peygamberimize ait idi.Bunda ne varki,yadırgıyo-
      sunuz !.DEVAM EDECEK…Saygılar.

      • bilal says:

        Serdar Kaangil !……….”.AYRICALIK” İDDİANIZA CEVABIN DEVAMI : İslamiyeten önce evlilikte
        sınırlama yoktu.Kur’an evlilik için sınırlama getirmeden önce çok evlilik yasal ve doğal olarak kar-
        şılanıyordu.Peygamberimizin bu evlilikleri,sınırlama ayeti gelmeden önce idi.Hz.peygamber iste-
        diği her hangi bir kızla evlenebildiği halde, kendinden yaşça çok büyük ve dul bir kadın olan hz.
        Hatice ile evlenip onu,nice genç ve güzel kızlara tercih etmesi,ve hz.Hatice’nin vefatından sonra
        hz.Aişe dışında evlilik yaptığı diğer bütün eşlerinin yaşları 53′ün üzerinde olması,hz.peygambe-
        rin bu evlilikleri yaşlı ve kimsesiz olan bu kimseleri korumak ve himaye içindi.Bütün bunlar hz.
        peygamberle özgür iradeleri ile velenmişlerdir.Şunu diyebilirsiniz;Onlarla nikah yapmadan yine
        onları himaye edebilirdi. Hayır,himaye edemezdi.Çünkü o zaman islam,toplumun günlünü değil,
        sadece bireylerin gönlünü feth edebilmişti.Yani henüz islam devletleşmemiş ve toplumun düzeni
        olmamıştı.Onları nerede ve nasıl himaye edecekti.? Onlarla nikah kıyılmadan,peygamber dahi
        olsa,yabancı bir kadını evinde sürekli barındırması,dinen meşru değildi. Bu nedele,hz.Peygam-
        ber,bu yaşlı ve kimsesizlerle evlenerek onların sosyal güvencesini garantı altına alıyor. Tabir caiz ise,Hz.peygamberin evi,bu yaşlı dul ve kimsesizler için bir ”DARÜL ACEZE” gibidi.
        Eviliği sınırlandıran ayet geldikten sonra,Ahzap Suresi 51.ayete de ” لايحل لك النساء من بعد ولا ان تبدل
        بهن من ازواج الخ ” Bunndan sonra,artık başka kadınlarla evlemen…………sana helal değildir.” ifade
        edildiği gibi,mevcut eşlerin dışında gerekçe ne olursa olsun,peygambere de evlilik yolu tamamen
        kapanıyor. Hatta evliliği sınırlandırma çerçevesinde mevcutlerin bir kısmının boşanması bile teş-
        vik ediliyor.Ama hiç biri,hz.Peygamberden ayrılmak istemiyor. O gün,dul ve cariyelerin fazla ol-
        ması savaş esirlerinden kaynaklanıyordu. Peygamberimizin eli altında ne bir köle,ne de bir ca-
        riye bulunuyordu. Eline geçenlerin tümünü hürriyetlerine kavuşturuyor ve bu konuda herkese
        örnek oluyordu.Evlilik yaptığı o dul ve kimsesiz kadınların bazıları cariye iken, oları hüriyetlerine
        kavuşturmadı mı? hz.Zeyd’i hemen azad etmedi mi ? Evet; hanei saadete tek bir cariye ve köle
        yoktu. İSLAM toplum düzeni olunca,( devletleşince ) de,MUHAMMED SURESİ AYET 4′te
        ” فاما منا بعد واما فداء حتي تضع الحرب اوزارها الخ ” ………Savaş ağırlığını bırkınca da,(sona erince) artık
        alınan savaş esirleri ya karşılıksız veya fidye karşılığı,( esir değiş tokuşu vb.durumlarla mutlaka)
        salı verin,özgürlüklerine kavuşturun.(köle edinmeyin) emri ile. Ve ALİ İMRAN SURESİ AYET 79.
        ‘de,”ما كان لبشر ان يؤتيه الله الكتاب و الحكم والنبوة ثم يقول للناس كونوا عبادا لي الخ ” Hiç bir insanın,Allah’ın ken-
        disine kitap,hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra.kalkıp insanlara,Allah dışından bana kul
        olun! demesi mümkün değildir.( Hiç bir kimse,başka birini kendine köle edinemez).ifadeleriyle,
        kur’an-ın egemenliğinde,savaş esirleri dahil, her türlü kölelik ve cariyelik sistemi tamamen kaldı-
        rılıp yasaklanıyor.KUR’AN,bu kölelik sistemini,tamamen 1400 sene önce yasakladığı halde,ABD,
        İngiltere ve Avrupa Ülkelerinde bu kölelik sistemi,1865 tarihinden sonra resmen yasaklanıyor.Ve
        bütün dünyada BM.Cemiyeti de bunu 1926 dan sonra resmen yasaklıyor.EVET; GÖRÜYORUZ
        Kİ ,KÖLELİK SİSTEMİNİ FİİLEN VE RESMEN 1400 SENE ÖNCE İLK YASAKLAYAN KUR’AN
        OLMUŞTUR: BUGÜN MEDENİ DEDİĞİMİZ TOPLUMLAR;YUKARIDA BELİRTİLDİĞİ GİBİ YA-
        KIN TARİHLERDE YASAKLAMIŞLAR. BU KONUDA DA KUR’AN,ÖNCÜLÜK YAPMIŞTIR:
        KUR’AN’A GÖRE,HİÇ KİMSE,KİMSYE KUL VE KÖLE OLAMAZ. SAYGILAR.

      • pante says:

        Bilal, öylesine uçuyor ve öylesine mesnetsiz atıyorsun ki seni tutabilene aşkolsun. :)
        Ama bu son yorumundaki yazdıklarına ancak Kur’an kursundaki çocuklar kanabilir.
        Bir yanıt veriyorsan, ayet ve hadisler çerçevesinde vermelisin. Yazdıklarının hiçbir gerçekliği yok.

        Muhammed, gençliğinde evlenmek istemişti ama istediği kızı vermediler, çulsuz diye. Vermeyen de amcası Ebu Talib.
        Kaynak ararsan Martin Lings’in kitabına bakabilirsin. “İstediği kızı alabilirdi” iddianı boşa çıkarıyor yani.
        Gelelim evliliklerine. Hatice ile evliliği, kendinden 15 yaş büyük kadını sevdiği için değil, zenginliğini sevdiği için olmasın!

        Ayşe dışındaki evlendiği kadınların yaşlı olduğunu ve bütün eşlerinin yaşının 53′den büyük olduğunu sana hangi yalancı dinci öğretti?
        Bu kadarına da pes doğrusu! İnsan atar da bu kadar atmaz yahu!
        Muhammed’in her yaş grubundan eşi vardı. 9, 16, 22, 25, 30, 32, 36, 38, 45, 55. Bunların her biri ile 4-5 sene evli kaldığını düşünürsek;
        hemen hemen her yaşın tadına bakmıştır diyebiliriz. Bu konuda aşağıdaki yazıya bakabilirsin:
        http://panteidar.wordpress.com/2009/11/13/fahri-alemin-zevceleri-ve-cariyeleri/

        Eğer bir itirazın varsa, tek tek inceleyelim eşlerini. Örneğin Hafsa’ya, Zeynep’e, Cüveyriye’ye, Reyhane’ye, Mariya’ya bakalım.

        Kölelik konusunda da aynı dayanaksız sallamalar. Eğer bilmiyorsan aşağıdaki linkten efendinin kölelerini-cariyelerini öğrenebilirsin:
        http://64.251.8.167/ARSIV-VI/html/t2847.html

        Gördüğün gibi sayıları 60′ı buluyor. Bunlar sadece bilinenler.
        İslam’ın kölelik anlayışı için de aşağıdaki linki tavsiye ederim:
        http://panteidar.wordpress.com/2009/10/28/islam-ve-kolecilik/

        Buna rağmen “Evet, görüyoruz ki kölelik sistemini resmen ve fiilen 1400 sene önce Kur’an kaldırmıştır” diyebilmektesin.
        Hadislerde eşinin bir köleyi azat etmesine bile bozulan “Dayınlara verirdik” diyen Muhammed mi kaldıracaktı köleliği? Güldürme..
        Sattığı kölenin kalitesini bile anlatmış mektubunda:

        “Bu vesika Addâ Hâlid Ibn-i Hevde’nin Muhammed peygamber’den bir köle veya câriye satın alması üzerine yazılmıştır. O köle veya câriyede ne hastalık, ne ayib vardır; ne kaçmak ne hilebazlık bilir; ne de günah işlemişliği vardır; ne de zinâ ve hırsizlığı vardır. Binaenaleyh bu anlaşma, bir müslümanın öbür müslümanla yaptığı alım satım anlaşmasıdır”. Sahih-i Buhari.., (Cilt VI, sh. 374 ve d. hadîs no. 970.

        Ayrıca Kur’an köleliği kaldırdığı için mi 20. yüzyılın ortalarına kadar kölecilik devam etti ve en son İslam’da kaldırıldı?
        Bırakalım dünyayı, İslam cennet için bile kölecidir. Ebedi hizmetkarlık yapacak olan genç uşaklar, vildanlar-gılmanlar cennette müslümanlara hizmetkarlık eden kölelerdir. Ve bunlar müşriklerin-gayrimüslimlerin küçük yaşta ölen çocuklarıdır.
        http://www.sorularlaislamiyet.com/article/16438/cennette-evlilik-nasil-olacaktir-cennette-verilecek-huri-ve-gilman-hakkinda-bilgi-verir-misiniz.html

        Dinler kölecidir. Tevrat, incil ve Kur’an’da kölecilik meşrulaştırılmıştır ve kamufle ederek, çarpıtılarak inkarı mümkün değildir.

        Sevgiler.

    • mumin says:

      Bu yazacagimi biliyorum yayinlamayacaksin een dogrusu inanmak ibadet etmek.. sen inanmiyorsun ya oldugun gun hesap a cekilince obur dunyanin var oldugunu gorunce iste ozaman hapi yuttun cogu insanin aklini celmeye calismaktan ve kimbilir bazi senin gibi kalpleri muhurlenmis olan insanlari tertemizken senin gibi yapmandan sen cehennemde suresiz her zaman orada yanacaksin, inanmak sana hic bisey kaybetirmez ama inanmamak sana ve senin gibilerine dusunemediginizdn cok sey kaybettirir.. sikilma sen hic olum bir gun sana da catacak ve bu gun oldugu gibi o gunde oyle konusabilecen mi onu dusun..

    • ebucehilin öğretmeni says:

      bakın bu ayetler sizden bahsediyor:::: artık anladınız değilmi ///Kehf-57. Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.

      İsra: 45-46. Biz, Kur’an okuduğun zaman, seninle ahirete inanmayanların arasına gizleyici bir örtü çekeriz.

      Onu anlayamamaları için kalplerine örtüler, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Kur’an’da Rabbini tek olarak andığın zaman nefretle arkalarını dönüverirler.

    • bilal says:

      YAHUDİLER” ALLAH’IN ELÇİSİ MERYEMOĞLU İSA MESİH” der mi ? SORUSUNA
      CEVAP : NİSA SURESİ 156-157 : ” وقولهم انا قتلنا المسيح عيسي ابن مريم رسول الله = وقولهم
      رسول الله = هذا استهزاء منهم لا اعتقاد ” Onlar’,Meryemoğlu Mesih İsa’ya,” Allah’ın elçisi” demek-,
      le alay ediyordular.Yani ” Allah’ın elçisi iddiasında bulunan Meryemoğlu Mesih İsa’yi öldürdük”
      demeleri yüzünden gazap ve zillete duçar oldular. Onlar,hz.İsa’nın peygamberliğine inanmıyordular. ” Ona, Allah’ın elçisi ” demekle,alay ederlerdi.Zaten yahudi milleti kendi
      ırkından olmayan bir peygambere inanmadıkları gibi,sürekli alay ediyordular.
      Kur’an da, onların bu alay edici sözlerini aynen naklediyor. EVET:Yahudilerin sözünde
      hz.İsa için geçen ” Allah’ın elçisi ” vasfı, onların alay etmek için yaptıkları bir nakilden
      ibarettir. Onlar,bu vasıfla ” hz.İsa’ ya alay ederlerdi. Eğer İsa,bir peygamber olsaydı, öldüremezdik,diyordular.
      . Yahudiler, bu alay edici sözü dillerine dolayıp,biz Allah’ın elçisi Meryemoğlu
      Mesih İsa’yı öldürdük diye övünürlerdi. KUR’AN’ da onların bu alay edici sözlerini bize aktarıyor.
      Yukarıda; ” İsa’ya inanmayan,onu bir peygamber ya da Mesih olarak kabul etmeyen Yahudiler hiç kalkıp da ” Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük”
      derler mi ? sorusu anlamsız ve mantıksız kalıyor. Çünkü,Yahudiler hz.İsa’ya ” Allah’ın
      elçisi” demeleri ile onunla alay ediyordular. Ona ” Allah’ın elçisi ” demeleri,inandıkları için
      değil,alay ettikleri içindir. Editör diyor ki,Hıristiyanlığa göre,İsa’yı çarmığa gererek idam eden işgalcı Romalılardır.Yahudiler sanki bir şey yapmamışlar.Olay şöyledir;Yahudiler,
      hz.İsa’yı sahtekarlık ve ihanetle suçlayarak,Romalı kudüs valisi olan ”Pontus Pilatus’a”
      şikayet ediyorlar.Ve sürekli Romalıları kışkırtarak yakalanıp idam edilmesini istiyorlar..Bunun
      üzerine isa’ diye tutuklanan kişi,Romalılar ve Yahudi din adamları tarfından çarmığa ge
      gerilerek feci bir şekilde idam ediliyor. Yani hz.İsa diye ,çarmığa gerip öldürmeyi gerçekleşti-
      ren ve buna sebep olan Yahudilerdir.Bugünkü Yahudiler takkiye yaparak biz öldürme- ,
      dik diyebilirler.Çünkü,Hıristiyanlarla sorun yaşamak istemezler. Evet,Kur’an’ın dediği doğrudur.
      Yüce Allah,Hz.İsa’yi öldürmek isteyen yahudilerin elinden kurtarmıştır.Hz.İsa’ya ihanet
      ederek bulunduğu yeri askerlere gösteren kişinin de İsa’ya benzetilerek öldürülmüştür.
      Evet: Mantık hatası; kur’an’ın mesajını anlamayan ve anlamını çarpıtmaya çalışan art
      niyetli kişilere aittir. Kur’an da,hiç bir mantıksal hata yoktur. Saygılar.

    • mete53 says:

      kardeşim ağzına bal. ne güzel anlattın

    • orion says:

      bu yukarda yazdıkların umarım espri değildir urfalı…..insan bir dili ne için öğrenir konuşmak için .eğer bir dilin diğer dilde karşılığı yoksa ve ben arapça okuduğum şeyi bilmeyip laf olsun diye konuşuyorsam o ibadetten bana bir hayır gelmez…zikirlerde bile şu kadar zikir çekin diyorlar esteğfirullah ama ne için esteğfirullah özür amaçlımı alçak gönüllülük hitabımı …yani cümle kurmadan derdini anlatmadan 33 kere ne için esteğfiullah …..ilk dilin arapça olduğu bilgisinide nerden aldıysan tamamen yanlış….arapçada çoğu dil gibi devşirme dildir…

  2. 64-İzmir says:

    İyiler ve kötüler vardır.Hem iyiler hem de kötüler gerçekleri bilmektedir.Ancak sen ne iyilerden ne de kötülerdensin.Sen kanmışlardan,gözleri görmeyen,kulakları duymayan,bilgisiz,ilimsiz kısımdansın.İşte o kısım gerçekleri hiçbir zaman görememiştir.Biraz daha etrafına bakın.Araştır.
    ZAMANI GELİNCE SENİNDE GÖZLERİN GERÇEKLERİ GÖRECEKTİR.

    • Kemal says:

      Haklısın dostum Verilen mühlet dolduğunda. Allah bu ve bunun gibilerin gözlerindeki perdeyi kaldıracak ve gerçeği gördükten sonra edecekleri tövbeyi de kabul buyurmayacaktır.

      • Kamuran says:

        sokak ortasında adam vururum tövbe ederim, komuşunun kızına tecavüz ederim tövbe ederim, millet açlıktan ölürken onlardan çaldığım paralarla oğluma gemicik alırım tövbe ederim, karımı döverim tövbe ederim, ne güzel lan bi tövbe et her şey tamam. sizinkileri etsin de benimkini etmese de olur.

    • bilal says:

      Sayın devart ! Belirttiğim” Yazar ve Eserlere” ister inanın ister inanmayın, sergilediğiniz
      hoş görülü tutumunuz nedeniyle bende size teşekkür ediyorum.Her şey medenice tartı-
      şılırsa, insanlar birbirlerini daha iyi anlayabilecektir.
      EVET; Sorduğunuz son soruyu ele alalım: SAFFAT SURESİ AYET; 6.
      انا زينا السماء الدنيا بزينة الكواكب
      ”Biz dünya semasını yıldızların süsü ile süsledik.” Bu ayet;Dr.Haluk NURBAKI’nın tanımını
      yaptığı 1.Sema olan ”En merkezi kuşak içinde yıldız kümelerini bulunduran galaksi ve ga-
      laksi gruplarından kurulu mekan” la uyumludur.Bu mekanın dünyamıza olan mesafesi an-
      cak,yıldız ışıklarıyla ölçülebilir.Güneşin ile dünyamız arasındaki mesafeyi nasıl ki,güneşten
      dünyamıza düşen ışık süresi ile öçüyor isek, Dünya semasında (1. manyetik alanda) bulunan
      galaksilerin ve yıldızların da dünya ya düşen ışık süresi ile ölçebiliriz.
      ÖRNEĞİN GÜNEŞ İLE DÜNYA MESAFESİ : Güneş ışınları aşağı yukarı 8 dk. da dünya-
      mıza ulaşır. 8 dk.x 60 sn.= 480 sn.x 300.000 km= yaklaşık 145-150 milyon km.ediyor.,
      Bilimimiz,soz konusu dünyamıza göre 1.manyetik alanda bulunan yıldızlar ile dünyamız
      arasındaki mesafeyi de ölçebilir.Sanırım,Dr.H.NURBAKI’da, bundan hareket ederek,dünya
      ile 1.semanın sonu (manyetik alanı) ile olan mesafeyi 6.5.trilyon km.bulmuştur.Buna gü-
      re; bu sema, güneş sisteminin de daha ötesine gider.
      Asıl konumuza gelelim; Saffat suresi 6.ayette yüce Allah”biz sadece.dünya semasını do-
      nattık” demiyor.Diğer farklı mekanlarda da sayız yıldız ve yıldız kümeleri vardır. BU AYET-
      LE,İnsan gözünün görebildiği galaksi ve yıldız mekanları ( 1.manyetik alan) kast edilmiştir.
      ”Biz dünya semasını yıldızlarla süsledik” demek,dünyadan bakıp görebildiğimiz mekan
      olarak değerlendirilebilir.Bu ayetle, sadece görüp kavraya bildiğimiz mekana vurgu ya-
      pılmıştır. Özet olarak,,Dr.H.NURBAKI’nın tanımını yaptığı dünya seması,bu ayetle uyumlu
      görünüyor..Yani bu tanıma göre çelişki yoktur.
      Son olarak şunu söylüyorum; Bilim dünyamız,dört boyutlu sistemden sıyırıp,ışık hızını aş-
      madan uzaydaki semalar, (farklı manyetik) alanlardan tam,kesin ve detaylı bir bilgiyi bize
      veremez..Biz; bugün bilemediğimiz,hayal edemediğimiz nice yeni bilimsel gelişmelerle
      her an karşılaşabiliriz.Şu an, keşfedip, hayal bile edemediğimiz nice bilimsel bulguları şim-
      diden inkar etmek veya olanak dışı görmek bilim ve akıl açısından izahi mümkün değildir.
      Bu farklı semalar,(farklı manyetik alanlar ) da bunlardan biri olabilir.
      1000 sene önce,hatta, 200 sene önce yaşamış olan insanlar,bugün elimizdeki
      bilim ve teknoloji ürünü olan uydu araçları ,uzaya fırlatılan roketleri,iletişim araç,gereç- leri,bigisayar vb. ürünlerin icad edilebileceğini hayal bile edemiyordular.Halbu ki bugün,
      bütün bunlar gerçekleşmiştir. Deme ki,peşinen hüküm vermemek gerekir,yoksa yeni
      bilimsel bulgu ve araştırmalar karşısında yanılabiliriz.
      -Söz konusu yazar” Nedim EL-CİSİR” imam değil,Bilimsel araştırma yapan felsefe ve hukuk uzmanıdır. Uzun süre Başsavcılık görevini de yapmıştır.Başındaki sarık ve fes onla-
      rın geleneksel kıyafetidir.Bugün Kahire Üniversitesi rektörünün başında da aynı şey
      görmen mümkündür.Neyse bu konuyu burada noktalamak istiyorum. Saygılarımla.

      • devart says:

        Sayın bilal
        Nedm El-Cisir konusundaki bilgiler için teşekkürler.

        Sormak istiyorum neden astrofizik ile uzay ile ilgili bilgilerde tıp doktoru, hukukçu, felsefeci vs. kişilerin görüşlerini paylaşıyorsunuz? Neden uzay bilimcilerin, fizikçilerin bu konuda görüşü yok?

        Sayın Nurbaki gönderdiğim linkten de görebileceğiniz üzere, ilk semayı güneş sistemi olarak belirlemiş. Demiş ki

        1. Birinci gök: dünyamızın güneş sistemiyle birlikte bulunduğu uzay mekânı.
        Güneş sistemimiz içinde, yıldızlar ve galaksiler bulunmadığından dolayı bu görüş Saffat suresi ile çelişiyor. Bu konudaki cevabınızı bekliyorum

      • bilal says:

        Sayın devart ! Diyorsunuz ki,”Güneş sistemimiz içinde yıldızlar ve galaksiler bulunmadığın-
        dan ndolayı bu görüş Saffat suresi ile çelişir”
        Bi bakalım;güneş sistemi ne dir ve güneş nerede bulunur? 1-”Güneşin kendsi de bir yıl-
        dız olup,sistemi (güneş,gezegenler,uydular,kuyruklu yıldızlar) ile birlikte 200 milyar yıldızı
        içinde bulunduran samanyolu ile birlikte aynı manyetik mekanda bulunur” Yani güneş’te,
        200 milyar yıldızı içinde bulunduran samanyolunun bulunduğu mekanda olup,dünyamıza en yakın bir yldızdır. 2-Başka bir şekilde yazayım; Güneş sistemi;yaklaşık 100 bin ışık yılı
        çapında olan ve içinde 200 milyar civarınada dev yıldızları barındıran ”Samanyolu” gök-
        adasında bulunur.Kaynak; R.Drimmel.D.N.Spergel./ 2001
        3-Yine başka bir şekilde yazmak istiyorum;”Güneş sisteminin yörüngesi” Güneş sistemi;
        sarmal bir galaksi olan samanyolunun bir parçasıdır.
        Bu bilgilere ulaşmak için;1- ”google” de:” Güneş sistemi samanyolunda bir yıldız mı” ?
        2- ”google”de: astronomi,yıldızlar,güneş sistemi. 3- ”google”de:Dünyaya en yakın yıldız
        güneş. yazdığım şekilde”google” üzerinden bu bilgilere ulaşabilirsin.
        Asıl konumuza gelelim;Madem ki,güneş sistemimizde, milyarlarca yıldızları içinde bulundu-
        ran”samanyolunun”bir parçasıdır. öyleyse; 1.Sema,sadece dünyamızdan güneş sistemi-
        ne kadar değil,bununla birlikte,200 milyar yıldızı içinde bulunduran samanyolunun bulun-
        duğu mekan da dahildir.çünkü;güneş sistemini,samayolu grubundan ayıramasın.Bu bil-
        giler Saffat suresi ile uyumludur.Yanı gözle görülebilen bütün yıldız ve kümeleri,saman-
        yolu ve güneş sistemi aynı gökadasında(1.semada) bulunur.
        = Safat sursi 6.Ayet: انا زينالسماء الدنيا بزينة الكواكب الخ
        ”Biz dünya semasını yıldızlarla donattık” denilmektedir. ,Bu ayette;Sadece dünya seması-
        nı yıldızlarla donattık” diye bir ifade bulunmadığından ,bunların ötesinde de nice sayısız
        yıldız ve yıldız kümeleri ve hatta evren yaratıldığından beri henüz ışıkları dünyamıza ulaş-
        mamış nice gök cisimleri de vardır.BİR ÖRNEK VERELİM; Ben sana,”seni seviyorum” de-
        diğimde”,senden başka hiç bir kimseyi sevmiyorum” anlamına gelmediği gibi, Saffat sure-
        sinde ”Biz dünya semasını yıldızlarla donattık” demekle,diğer mekanlara ve onların ötesi-
        ne de yıldızları yerleştirmedik,diye bir anlam çıkarılamaz.Tekrar ediyorum;Dr.H.Nurbaki,
        güneş sistemi derken,onun bağlı bulunduğu samanyolu ve aynı gökada da bulunan yıl-
        dızların uzay mekanları anlaşılır.Çünkü,her ne kadar güneş sistemi,dünyamıza yakın da
        olsa,onu smanyolu grubundan ayaramasın.Böylece samanyolu dahil,aynı gökada da bu-
        lunan bütün gök cisimleri aynı manyetik mekan da (1.semada) bulunur.Safet suresi ile
        hiç bir çelişki yoktur.Bilim dünyası,4 boyutlu sistemden sıyırıp,ışık hızıyla bu farklı manye-
        tik allanları (semaları) aşmadıkça,kesin, net ve detaylı bir bilgiye sahip olamaz.
        Size gelince; Art niyetli olup,inanmak istemediğiniz sürece,anlamaz ve inanmasınız.
        _ Nedim ELCİSİR,Hukuk ve felsefe uzmanı olduğu gibi, astrofizikle de uğraşan ve bu ko- nuda bilimsel araştırma yapan bir zatır. Araştırmacılar,bir bilim adamından daha sağlıklı
        bilgiye sahip olur.Çünkü,araştırmacı,sadece bir bilim adamının görüşüne değil,konu ile
        ilgili lehte olsun alehyte olsun bütün bilim adamlarının görüşlerine baş vurarak,sağlılı
        neticeye varır.Ama siz her halde buna da inanmak istemesiniz.Neyse lütfen bu konu-
        yu kapatalım.Ben anlatıklarımı anlattım,sizde bidiklerinizi anlattınız.İster inanın ister
        inanmayın.Kur’an,her zaman haklıdır ve haklı olamayada devam edecektir.Onda hiç
        bir çelişki de yoktur.O, evreni yaratan Yüce Allah’ın özüdur.Bu konuya son vermek
        dileğiyle; Saygılar.

        .

      • devart says:

        Sayın bilal
        Haluk Nurbaki zaten 2. gök olarak samanyolunu vermiş. Sizin gibi düşünürsek 6 gök yapar. Hatta siz tüm gök adamızı da 1. göğe dahil etmişsiniz. Böylece gök sayısı 5′e düştü. 2 tane daha sema bulup çıkarmanız lazım bir yerden.

        Ayrıca bu söyledikleriniz Haluk Nurbaki ile de çelişiyor. Dolayısıyla bu iddianızı kanıtlayacak başka kaynaklar göstermeniz gerekli.

        Bakın size, sizin yapmanız gereken daha sağlam bir savunma sunayım. Sizin gibi bir müslümanın yapması gereken açıklamayı, ateist olarak ben yapıyorum. Saffat 6 da geçen ve yıldız olarak tercüme edilen kelime, aslında kevkeb kelimesidir. Kevkeb kelimesinin anlamını tam olarak yıldız şeklinde anlamamız gerekir. Yıldız kelimesinin Arapça tam karşılığı necm kelimesidir. Kevkeb’in gök cismi, gezegen gibi bir anlamı vardır. Dolayısıyla Nurbaki’nin anlatımında ve Saffat suresinde dünya göğü veya en yakın gök olarak tercüme edebileceğimiz 1. gökteki gök cisimlerinden(el kevâkibi), güneş sistemindeki gezegenleri ve güneşimizi anlamalıyız. Burada herhangi bir çelişki yoktur. Hatta, o zamanlar güneş sistemindeki gezegenler bilinemeyeceğinden bu Saffat 6 mucizevi bir ayettir. Bu da size bir necis(boklu) bir kafirden bir mucize iddiası olarak gelsin de biraz araştırın bakalım.

        Eminim Nedm El-Cisir de kitabında mantıklı bir açıklama yapmıştır. Arapça anlayamadığım için tercümesini yapıp yazarsanız, onu da değerlendirebilirim. Fakat takdir edersiniz ki; anlayamadığım bir şeye doğrudur veya yanlıştır diyemem.

        Kur’an her zaman haklıdır diyerek varacağınız nokta İslami intihar komandolarının vardığı nokta olacaktır.

      • devart says:

        Bakalım bir müslüman da çıkıp benim yukarıdaki mucize iddiamı çürütecek mi? :)

      • murat says:

        Bilal kardeşim güzel yazmışsın.Fakat
        Bediüzzamana göre kuranı kerimin kullandığı 7-70 gibi tabirler çokluktan kinayedir.Arapların kullandığı bir deyimdir.Oldukça çok anlamına gelir
        Yani yedi kat olduğunu sayın bakın Allahın yüceliğini anlayın demiyor.
        Sayısını verseydi o zamanın insanının bu ayetten hissesi az olurdu.Bu zamanda bile bilimsel net bir delil bulmak gayet zahmetli..Kainatı ölçüp biçeceksiniz ve yedi kat diyeceksiniz.
        Bu zamanın insanının ulaşacağı ilmi bir gerçeğe işaret etmiş te olabilir elbette.
        Allah yedi tabakaya ayırdı ise yedidir.Başkası on tabakaya ayırabilir.
        Kainat hakkında en doğru söz Allahındır.Bu yedi rakamının çokluk manası daha çok manidar.Kainat her harfi içerisinde küçük yazılarla kitap sığıştırılmış büyük bir kitaptır.
        Birbiri üstünde tabaka tabaka yaratılmış ve sayısı sizce meçhul fakat oldukça çok olan alemleri ilmiyle idare eden kudreti ile vücut veren bir rabbiniz var manasına işaret ediyor.Alem sadece dünyadan ibaret değil.

    • bilal says:

      Pante ! Bana; sıkka ve sahih olmayan kaynakları gösteriyorsun; NEDEN SÖZKONUSU KAY-
      NAKLAR SAĞLIKLI DEĞİLDİR ?. 1- Hz.peygamber zamanında ve vefatından bir kaç asrın sonu-
      na kadar yazılmayan ve kayda geçirilmeyen sözüm ona hadis ve rivayetler,sağlıklı bir şekilde
      bugünümüze kadar nasıl ulaşabilir ? Bugün teknolojinin bütün araç ve gereçlerini kullanarak ve her şeyi görüntüleyerek kaydettiğimiz ve sesi duyduğumuz halde,bunların kime ait olduğunu
      kesin bilmek için kriminal laboratuarda inceleme ihtiyacını bile duyuyoruz. Peki, söylenen sözler,
      kime ait olursa olsun,yaklaşık 250 seneye kadar yazılmamış, kayda geçirilmemiş,sadece kulak-
      tan duyma ve geçmişi,250 senelik olan rivayetlere nasıl inanarız.? Bu kadar zaman, kulaktan
      duyma rivayetler nasıl sağlıklı olabilir.? Bu rivayetlerin tümüne inamak ve bunları doğru kabul
      etmek,saflık ve mantıksızlıktır.BİR ÖRNEK VEREYİM: Sayfalarınızda şöyle mantıksız bir rivayet
      yazmışsınız; Naklettiğiniz rivayet : ” Peygamber zamanında biri hırsızlık yapıyor,onu yakalayıp
      peygambere getiriyorlar.Peygamber,suçunu sormadan onu öldürün diyor.Onlar da,bu hır-
      sızlık yapmıştır diyorlar.Bunun üzerine peygamber,öyleyse elini kesin,onlarda götürüp elini ke-
      siyorlar.Yine adam ikinci dafa hırsızlık yapıyor,onu yakalayıp tekrar getiriyorlar,peygamber sor-
      madan onu öldürün diyor.Onlar hısızlık yapmıştır demeleri üzerine, gidin öbür elini de kesin di-
      yor. 3.defa,4.defa yine hırsızlık yapıyor.Bu her iki dafa da bacağını kesiyorlar.5.defa da hırsız-
      lık yapınca kol ve bacakları olmadığı için peygamberin emri ile onu öldürüp kuyuya atıyorlar
      ve kuyuyu da taşlarla dolduruyorlar. EL İNSAF! Bir insan,kolsuz,bacaksız iken bırakın yürümeyi
      ayağa bile kalkamayacak durumda olan,silindir ve bir ağaç kütüğüne benzeyen biri,5.defa
      nasıl hırsızlık yapabiliyor muş.? Ama,mantığınız, bu uyduruk ve asılsız rivayeti hiç sogulama-
      madan onaylıyor ve bunu da internet sayfasına yazabiliyorsunuz.! Çünkü böyle bir iğrençlikle hz.Peygambere iftira etmek çok hoşunuza gidiyor!. Bu mantıksız olayı yazan kitaba nasıl güve-
      nilir ? Kesin olarak, kur’an ve bir kaç mütevatir,(sahih) hadislerin dışında,hiç bir rivayet sağlık-
      lı ve doğru olarak bize ulaşmış değildir.Bu rivayetler de, ibadetle ilgili olup,icmai ümmetin uygula-
      masıyla sağlıklı olarak bize intikal etmiştir.Ebu Hanife’ye göre bunların sayısı da 17 taneyi geç-
      memektedir. Buhari,müslim,kütübü sitte ve diğer kitaplarda geçen bir çok rivayet sağlıklı olamyıp
      uyduruk rivayetlerdir.Bu nedenle,bu iki büyük alim ve müctehit,Buhari ve müslimde geçen bir
      çok rivayetle amel etmemişlerdir.Buhari, kulaktan duyma 600.000.rivayeti topluyor,kendi kanaat
      ve içtihadına göre,bunlardan da 4.500 taneyi ayıklıyor. Müslim de,aynı yöntemle 1000.000 riva-
      yeti derliyor ve onlardan da 3000 taneyi ayıklıyor.Gaybi bilmeyen bu zatlar,kendi kanaatları ile
      ayıklama yapmışlardır,başka bir durumda söz konusu olamazdı zaten.Yazılmamış ve kaydedil-
      memiş bu durumda ki rivayetler nasıl sağlıklı olabilr.? Mantıklı düşünmek lazım.DEVAM.ED….

      • pante says:

        İyi güzel de, İslam tarihi ve İslam hukuku bu hadislerden oluşuyor. Örneğin sen de kalkıp “Ayşe dışındaki tüm eşleri yaşlıydı, en küçüğü 53 yaşındaydı” diyebiliyorsun. Bu bilgiyi hangi sahih hadisten almaktasın? Bu hadisi verirsen, Buhari-Müslim gibi İslam’da kabul gören en sahih hadisçilerden daha mı sahih olduğunu kontrol edebiliriz.

      • bilal says:

        Pante ! Kaynak olarak bana gösterdiğin MARTİN LİNGS,1909 yılında doğmuş olup hayatının ço-
        ğunu hıristiyan,daha sonra sizin gibi ateist ve en son islamiyeti seçerek geçirmiştir.Müslümanlı-
        ğı da, Hindistan daki tasavvuf ehliyle tanışarak seçmiştir. Yani islamiyeti, doğru kaynak olan
        kur’an dan değil,burada ki tasavvufi akımlardan öğrenmiştir.Özellikle buradaki tarikatların çoğu,
        hindü ve büdizm kültürünün etkisi altındadırlar .İslamiyeti bunlardan öğrenmiş olmasın.!
        Neyse ;Ben peygamberimin hayatını ve sünnetini böyle kişiden mi öğrenmeli yim? Yoksa alim,
        müctehit,muttaki ve peygamberimizin zamanına yakın,tabiinleri gören Ebu Hanife ve İmam malik
        gibi zatlardan mı öğrenmeli yim.? Ebu Hanife ve İmam Malik gibi zatların yanında,islam,kur’an,
        sünnet ve siyer konusunda bu zatın ne kadar sağlıklı bilgisi olabilir.? Buhari,Müslim vb.kitaplar
        bile İslama kaynak olamazken,böyle bir kişinin eserleri,nasıl bize kaynak olur.? İslamın kayna-
        ğı, sadece kur’an ve mütevatir hadisler(ittifakla sahih hadisler) olur.Bunların dışında hiç bir kay-
        nak geçerli değildir. Peygamber eşlerinin sayısını ve yaşlarını göstermişsin; Peki iddia ettiğin
        gibi bütün bunlar genç yaşta iken,niye onlardan da çocuklar doğmamıştır ? Peygamberimiz, bir
        çok çocuğa sahip olmak istiyordu.Müşrikler arasında saygın bir konumda olan As Bin VAİL,
        hz.Peygambere ” الابتر ” soyu kesik ve çocuğu olmayan Muhammed,diye alay ediyordu.
        Bunun üzerine KEVSER SURESİ ” ان شا نئك هو الابتر ”ayeti iniyor.Her vesileyle, müslümanları
        çocuk yapmaya teşvik eden ve peygamberimize soyu kesik ve çocuksuzdur diye alay edenlere
        karşı bir çok çocuk sahibi olmak istiyordu.Ama nikahında bulunan,bu kimsesiz dulların çoğu,ço-
        cuk doğuracak yaşta bile değildi.Nasıl çocuk olur ? Biz; İslam tarihini,Peygamberimizin siyerini,
        hayatının çoğunu hıristiyan,ateist olarak geçiren,yakın zamanımızda yaşayan ve islamiyeti
        kur’an,dan değil, Hindistan’daki hurafe dolu tarikat akımlarından öğrenmiş olabilen birinden mi
        öğrenmeliyiz ? Böyle biri, islam ve hz.Muhammed’in siyeri hakkında kısa bir zamanda nasıl
        sağlıklı bir bilgye sahip olabilir.? Bırakın bu tür saçmalıkları. Buhari ve Müslim gibi eserler sağlık-
        lı bir kaynak değilse,Martin’ın eserleri mi sağlıklı olur ? Geçin bunları! mantıklı olun.Martin’in ese-
        rini öyle bir iştiyakla kaynak gösteriyorsunuz ki,sanki peygamberimiz zamanında yaşamış büyük
        bir alim,siyerci ve mühaddis bir zattır.Bu sitelerde yazdıklarınızın tümü;kaynak ne olursa olsun,
        ( Buhari,Müslim,Kütübü sitte ve diğer kaynaklar dahil,) hiç biri doğru değildir.Hepsinin gerekçe-
        sini yazdım. Yani Kur’an ve Mütevatir sünnetin dışında,hz.Peygamberin sünnet ve siyeri ile ilgili
        yazılan ve çizilen hiç bir kaynak doğru değildir.Bir de hz.Süleyman’ın yüzlerce karısı ve binlerce
        cariyesi varmış gib göstermişsiniz. El İnsaf ! hz.Süleyman, tarihten binlerce sene önce yaşamış
        ve hakkında kur’an dan başka sağlıklı bir bilgimiz olmadığı halde,tahrif edilmiş,saçmalıklarla do-
        lu tevrat’ımı kaynak gösteriyorsunuz? İşinize gelmeyince kur’an’a da,incile’de,tevrata’da inan-
        mazsınız;İşinize gelince de bunları kendinize kaynak gösteriyorsunuz. Bu çelişki değil midir.?
        Mantıklı ve insaflı olun.ÖZET olarak,yalan,dolan ve uyduruk rivayetlerle hz.Peygambere o kadar
        çok eş ve cariyeler göstermşsiniz ki,peygamberin yüzlerce çocuğu olması gerekirdi.İddinıza
        göre,hepsi genç yaşlardaydı.Neden o kadar çocukları yoktur ? Çünkü söz konusu iddialarınızın
        tümü uyduruk ve asılsızdır.Mantıklı düşünemiyorsanız,bari insaflı olun. Saygılar.

      • bilal says:

        Pante ! Bu kaynaklar da geçen her şey külliyen yalnıştır demiyorum.Çoğu ve ”Hadis Kriterlerine”
        uymayanların tümü yalnış olup doğru değildir,diyorum.Yani ben dinimi, bu kaynaklardan değil,
        sadece kur’an ve mütevatir ( ittifakla ) uygulanarak bugünümüze kadar sağlıklı olarak gelen ha-
        dislerden öğrenirim. Bunların sayısı da çok azdır.Bakınız! Buhari,Müslim vb. kaynaklarda çok
        sayıda çelişkili ,akla,mantığa uymayan rivayetler var.Peygamberin yaşam tarzına aykırılıklar var.
        Hz.peygamberin,yaşam tarzını,ahlakını,davranışını ve örnekliğini kur’an dan anlıyo-
        rum.Kaynak gösterdiğin bu eserlerden değil,bunlar hiç bir zaman sağlıklı kaynak olamaz.Gerek-
        çelerini yazdım. Siz bunların içindeki,uyduruk rivayetlerle karşımıza çıkıyorsanız,bizde,
        ”Hadis ilmi Kriterlerine ” uymak suretiyle bu kaynaklara baş vururuz.Çünkü,peygamber eşlerinin
        hiç birinin ne sayısı,ne ismi ve ne de yaşları kur’an da geçer; Haklarında ne söylenirse söylen-
        sin,hiç birine kesin ve doğru olarak bakamayız.İslam hukuku Kur’an ve sahih (mütevatir)sünneten
        oluşur.Kur’an ve sahih sünnete dayanmayan hiç bir hukuk, islam hukuku olamaz.Yanı rivayet-
        lere ve ictihada dayalı hukuk islam hukuku değildir.Bunlar, içtihadı görüşlerdir.isteyen beyenir
        isteyen beyenmez.Bu ictihatlar,islam ümmetini bağlayamaz.Bir hukukçunun,net ve açık olmayan
        bir madde hakkındaki ictihat ve görüşü ne ise,ki,karşıt hukuçuların görüşleride olabilir,bunların
        da aynen o şekilde bir ictihaten ibarettir. Yani kur’an ve sahih sünnete olmayan bir konu hakkın-
        da yapılan ictihat dinin kaynağı olamaz.O sadece bir yorumdur.Yorumlar,doğru da olabilir,yal-
        nış ta olabilir.Oysa; İslam Hukuku,kesin ve net olan ”Nassa” delile dayanır. Saygılar.

  3. emre says:

    yav birader siz şu yerinizi adresinizi bi belirtsenize çok düşünmekten kafanız bulanmış saçmalıklarla dolu satırları ard arda sıralıyosunuz sonrada insanların kafalarını yıkamaya çalışıyosunuz YAZIK SİZE… ALEVİ TOHUMLARI SİZİ BEN SİZİNLE KARŞILAŞMAK İSTERDİM BİR DE YÜZ YÜZE KONUŞSAYDIK SİZİNLE TABİ O İĞRENÇ TABİATIN İZİN VERİRSE.

    • reshad says:

      hansisa dine qul olmaq cox asandir.cetin olan oz eqidene qul olmaqdir.insan ucalmaq ucun azad olmalidir.shuursuz surette hansisa dini qebul etmek qehremanliq deyil.eksine ozge idealogiyalarina qul olmaqdan fexarat duymaqdir.Azerbaycandan Rzayev Resad

    • bilal says:

      Sayın devart! Arapça da, الكوكب ”Kevkeb” gezegen, النجم ” Yıldız” demektir. Ben de bir ara
      öyle açıklamak isterdim,fakat bana hep bilim adamlarından kaynak getir,demenle onu bile
      aklımdan çıkardı ve yazmayı bile unuttum. Yine bunu bana hatırlatmanızdan dolayı size
      çok teşekkür ederim.Sağ olun,Benim şu anki konumum fazla yazışmaya bile müsait değil-
      dir.Müsait olsaydım belki, hem كواشف زيوف ve hemde Nedim El-Cisrin söz konusu eserini
      tercüme ederdim.Fakat maalesef müsait değilim.
      Evet;Son sözünüzde, bana atfen” kur’an her zaman haklıdır” diyerek varacağınız nokta,
      islamı intihar komandolarının vardığı nokta olacaktır.Demenle, hem beni çok üzmüş ve
      hemde beni yalnış anlgılamışsınız.
      İnandığım Kur’an;her insanın özgür düşüncesine ve inancına saygı gösterilmesini ve hiç
      bir kimseye baskı ve şiddet uygulanmamasını emreder.Bunun tersini yapan ilk önce
      kur’an’a baş kaldırmış demektir. Konu ilgili bir Kaç ayet yazayım. لا اكراه في الدين
      Bakara Suresi Ayet:256: ”Dinde zorlama yoktur”
      KEHF suresi Ayet 29: وقل الحق من ربكم فمن شاء فليؤمن ومن شاء فليكفر الخ
      ”De ki,hak.(gerçek) Rabbinizdendir.Dileyen inansın,dileyen inkar etsin.”
      ĞAŞİYE Suresi Ayet:21-22: فذكر انما انت مذكر لست عليهم بمسيطر
      ”O halde öğüt ver.Çünkü sen ancak öğüt vericisin.Onların üzerinde bir zorba değilsin.
      Ve bu konu ile ilgili daha nice ayetler var.
      Yani,din adına yapılan hiç bir savaş,şiddet, baskı ve zorlama meşru değildir.
      Kur’an’da savaşla ilgili geçen bütün ayetler, tamamen savunma amaçlıdır.Söz konusu
      ayetlerin tümü, müşriklerin müslümanlara saldırılarından sonra inmiştir.Ki böyle bir
      savunma,herkesin olduğu gibi,müslümanların da doğal haklarıdır.Neyse konunun detayı-
      na girmeden burada noktayalım.Saygılarımla.

  4. serkan says:

    Arkadaş… Sen Allaha iman ediyormusun ki
    Peygamberi eleştiriyosun..
    Velevki Senin dediğin gibi kitap yalan, dolan, insan yazısı..Ben ne kaybederim o kitapta yazandan dolayı.. Eğer doğruysa SENİN KAYBETTİKLERİNİ DÜŞÜNSENE..60-70 Yıl yaşarsın..onsan sonrasını sen düşün :)

  5. nuri says:

    okadar cahilce okadar bilincsizce ve okadar safsatayla dolu seyler yazmisinki senin mantigin gercekte varmi dusunmek lazim sen allah kavramini bidefa kabullenmiyormun allahu teala yida bizim gibi zaafi olan bir isi yaparken emek harcayan hatta zorlanan ve hatta melekleride bazi seyleri yapmaya gucu yetmedigi icin kendine yardimci olarak aldi (hasa) saniyorsun bre cahil adam sen once bu buldugun ayetleri iyi oku tefsiriyle oku her alim neden tefsir olmadan meali okumak tehlikelidir der biliyormusun senin gibi itikati az hatta itikatsiz bazende kendini birseyler bildigine inandirip meale anlam vermek isteyen insanlar cikar diye soylediklerine kendinin bile inandigini sanmiyorum en komik iddianda 1000 yillik olaylarin allahu tealaya ulasma konusu hasa allah bugunku yoneticiler gibi makamina oturmus sadece gun sonu olan onemli olaylari bekliyo oylemi sen sadece buyuk bi gunah cukuruna dusmussun ve kendini tatmin etmek korkularindan kurtulmak icin boyle bi care ariyorsun acinacak haldesin ama her sey son buluyor bu dunyada ve ben hic bi gidenden bi haber alani gormedim demekki gittikleri bi yer var gidenlerin bende sana bi alimin dedigi sozu hatirlatayim cehennem halkinin hepsi iman ehlidir cehennemi gordukten sonra iman etmislerdir onemli olan gormesen etmekki icine dusmeyesin bu sozu iyi dusun eger sen hakli isen (hasa) bizim kaybedecek birseyimiz yok cunku yasak olan hersey insana ve topluma zarar ama kendine su soruyuda sor ya ben haksizsam ozaman ne yapacaksin

  6. emre says:

    Bakiyorum yorumcular pek bir alingan. Halbuki sayfada anlatilanlarin hepsi dogru. Demek ki Muslumanlar gerceklerle yuzlesmekten korkuyorlar.

    • emre says:

      “14 Asırdır kendini isbatlamış, İslam dinin tartışılacak tarafımı var?” demissiniz ama bu sayfa 14 asirlik bir yalani ifsa ediyor, degil mi? Bu nasil bir ispattir? Belki de uydurma oldugu icin tartisilacak bir yani yok…

    • Kemal says:

      Deniz içre olup denizi tanımlamak :-) )) Debelenmeyin Allah cüzî irade ile ancak böyle anlaşılabilir. İzafiyet teorisini Bilimsellik diye tarif edenler Zaman algısı Kur’an da bahsedilince ise böyle saçmalayarak 50000 falan filan diye zırvalarlar. Filin bacağından tutup fili bir sütuna benzeten körler gibisiniz…

  7. emre says:

    Guzel kardesim, Müslüman olmak gibi bir amaci oldugunu sanmiyorum. Aksine, sizin de Islamdan kurtulmaniz icin calistigi izlenimini ediniyorum. Ne dersiniz?

  8. pante says:

    Mehmet Selim Polat;
    Yazdıklarından iflah olmaz bir gerici yobaz olduğun anlaşılıyor.
    Belli ki beynin zincirli. Hoşgörü ve anlayışın zerresine, insanlığı i’sine sahip değilsin.
    Türküm demekten aciz, kendini müslümanım diye tanıtan bir zavallısın ama Türk olanı da Ermeni, Rum vs. diye yaftalayacak kadar adi bir mahluksun. İçi yayımlanmayacak derecede küfür dolu mesajlarını çöpe attım. Bunlar onay verdiklerim içlerinde en temiz olanları. Yani, sen aynı zamanda ağzı bozuk pisliğin tekisin. Sen müslüman olsan ne yazar, Türk olsan ne yazar, insan olamadıktan sonra. Bundan sonra yazdıklarında en ufak seviyesizlik yer aldığında onay vermeyeceğim. Ya adam gibi yazmasını öğreneceksin ya da layık olduğun çöplüğe gönderileceksin. Kendi çöplüğünde dilediğin gibi öter ya da havlarsın. Hadi yallah!

    • cuneyt says:

      hops273
      mehmer selim polat,
      Yukarıdaki Panteyi eleştiren daha doğrusu yazılanları okuyup yorum yapacağına,hemen küfür eden klasik beyinsiz su katılmamış cahil müslüman.Sana yazı yazmyacaktım ama bu cümlen beni çıldırttı.
      “Bir kişi müslüman değilse,O;Tuvalet pisliğidir..Ancak üzeri kapatılmalıdır..
      Yoksa pis koku gelir.”
      Beynin saman dolu saman ,sana tükürmeye değmez be …..

    • Pante..)).Gerici ve Yobaz ancak ve ancak sen olabilirsin..Ben 14 asır öncesine gidiyorum..Sen ise Taş Devrine,mağara devrine gidiyorsun,,Farkındamısın?.
      İslam Dini Dünyaya ve İnsanlığa medeniyet getirmiştir.ancak ve ancak,mantığı,aklı olanlar yararlanabilir.Çocuklar ve deliler yararlanamazlar…Malesef Beyniniz gelişmemiş,Çook okumanız ve çalışmanız gerekiyor.Türk ve Müslümanlar çalışkandır.

  9. yusuf d. says:

    islamcılar bilimsel cevap veremiyor,sadece hakaret ediyor,keşke özgür akılla düşünebilseler.ben de bulduğum bazı çelişkileri yazıyorum:1-kuranda geçen ad ve semud kavimleri arabistan yarımadasında yaşamış arap toplulukları olduğu halde yasin suresi 6. ayette arapların babalarının uyarılmadığından bahsediyor.halbuki hud ve salih peyamberler onlara gönderilmiş.bu nasıl oluyor?
    2-enam suresi 163. ayette muhammed ben müslümanların ilkiyim diyor.halbuki islam inancına göre ondan önce gelen bütün peyamberler müslümandır.bunların açıklaması var mı.sakın tefsirlere bak demesinler çünkü hiçbir tefsir açıklayamıyor.selamlar.

    • emre says:

      Sayin Polat,

      Zindik olmakla ovunuyorlardir belki? Turk olmak icin illa Musluman mi olmak lazim? Hristiyanlar ve Yahudiler pacayi yirttilar mi bari? Yirtmadilarsa hangi ulkeye ait bu insanlar? Belki onlara “pislik” diyen Muslumanlarla ayni dini paylasmamaktan gurur duyuyorlardir, degil mi?

    • yusuf d. says:

      mehmet beyin islamı ve kuranı bilmediği anlaşılıyor.mantıklı cevap veremiyor sadece hakaret ediyor.ben de gençken öyleydim.çok okuma ve araştırma sonucunda fikirlerim değişti.mehmet bey bir gayrımüslim ailede büyüseydi yine aynı şeyleri mi savunacaktı?muhammed peyamber bugün istanbulda ortaya çıksa kuran yine aynı mı olacaktı?sanmıyorum.eğer kuran anlaşılır bir kitapsa müslümanlar neden yüzlerce mezhep ve tarikata bölündü?neden din savaşlarında milyonlarca insan öldürüldü?eğer kuran herkesin anlayamayacağı bir kitapsa bize anlayamayacağımız bir kitap neden gönderildi?neden türklere de bir peyamber gönderilmedi?neden.neden.neden…

    • yusuf d. says:

      mehmet beyin islamı ve kuranı bilmediği anlaşılıyor.mantıklı cevap veremiyor sadece hakaret ediyor.ben de gençken öyleydim.çok okuma ve araştırma sonucunda fikirlerim değişti.mehmet bey bir gayrımüslim ailede büyüseydi yine aynı şeyleri mi savunacaktı?muhammed peyamber bugün istanbulda ortaya çıksa kuran yine aynı mı olacaktı?sanmıyorum.eğer kuran anlaşılır bir kitapsa müslümanlar neden yüzlerce mezhep ve tarikata bölündü?neden din savaşlarında milyonlarca insan öldürüldü?eğer kuran herkesin anlayamayacağı bir kitapsa bize anlayamayacağımız bir kitap neden gönderildi?neden türklere de bir peyamber gönderilmedi?neden.neden.neden…???????

    • Kemal says:

      İyi de Kur’an da geçen tüm kıssaların Kavimleriyle beraber Peygamberleri de yazıyor gözünü az biraz açıp :-) )) göremiyorsan insanların günahı ne ? Orada yaşayan kavimlerin helak olduklarını söylüyor zaten Kur’an. Helak olmak yok olmak demektir. Helak olanın da devamı yoktur. Yani mantık olarak YOK olan kavmin devamı olamaz Araplar öyle değil mi ? Mantıklı gençler sizi :-) )) Ayrıca bu kavimlerin Arap olduklarını kim söyledi sana ? Kendi kafandaki zann ları Allah’a ve Kur’an’a mı ithaf ediyorsun ? Sen ve senin gibilerden de bahsediyor Kur’an okursan görürsün !!! Allah hükmünü elbette tamamlayacaktır.

    • bilal says:

      yusuf de.ye CEVAP: Kur’an’a göre,Ad ve Semud kavimleri peygamberler aracılığıyla uyarılmış-
      lardır.YASİN SURESİ 6.Ayette belirtilen durum,onların durumu ile çelişmemektedir.
      KONU ŞÖYLEDİR; لتنذر قوما ما انذر اباؤهم فهم غافلون ” Burada müfessirlerin bir grubu”ما انذر ”deki”ما ”
      edatı,olumsuz edatı olarak görmüşler ve ” Ataları uyarılmamış” diye yorumda bulunmuşlardır.Bu
      durumda bile Yasin suresi 6.ayet ile Ad ve Semud kavimlerinin uyarıldığına dair ayetlerle hiç bir
      çelişki yoktur.Zira buna göre,Yasin suresi 6.ayetin anlamı şöyledir.”Kur’an-ın ilk muhatap
      kitlesi olan kureyş ve çevresindekilere yakın zamanlarda bir uyarıcı gönderilmemiş olduğuna işa-
      ret edilmektedir.( Yani hz.İsa’dan hz.Muhammed’e kadar olan 600 küsür sene fetret devrini yaşa-
      mış olan ataları kastedilmektedir.) Bu fetret devrinde yaşamış olan ataları uyarılmamışlardır.Ad
      ve Semud kavmleri,hz.İsa’dan daha çok önce yaşamış iki toplumdur.Bunlar uyarılmışlardır.Fakat
      hz.İsa’ dan hz.Muhammed’e kadar olan onların ataları uyarılmamıştır.Böylece her iki durum ara-
      sında hiç bir çelişki yoktur. İKİNCİ MUFESSİR GRUBU, ( Ki arapça dil gramerini bildiğim için
      bende bu görüşü tercih ederim) ŞÖYLE DİYORLAR; لتنذر قوما ما انذر اباؤهم الخ ”Ayetindeki ”ما ”edatı
      harfı mavsule olup,”الذي ”anlamındadır.( ”Yani ataları uyarılmış olan bir kavmi uyarman için (bu
      kur’an) indirilmiştir.Burada”ما ” nefiy edati değil,sıla edatıdır. KAYNAK: er-Razi” Yasin 5/ 6.ayet-
      lerin tefsiri.KYNAK; ez-Zemahşeri ııı.280: KAYNAK:Diyanet Tefsiri”Kur’an Yolu” ıv/425-426
      Özet olarak; her iki durumda da ayetler arasında hiç bir tezatlık yoktur.
      2.SORUNUZA CEVAP: EN’AM SURESİ 163.AYET:لاشريك له وبذلك امرت وانا اول المسلمين الح
      ”Onun ortağı yoktur.Sadece bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim” Yani bir numa-
      ralı olan müslümanlardanım,İslamiyeti hakkıyla yaşayanlardanım.Bu konuda en öndeyim. Veya
      Kur’an la gelen son din olan islam dinine şu an inananların ilkiyim.Allah’tan gelen kur’an mesajına
      inanan müslümanların ilkiyim,anlamındadır. Yani,bu son anlama göre,Kur’an-ın iniş zamanındaki
      müslümanları kastetmektedir.Öncekileri değil. Tabi ki,kur’an indiğinde,o gün ona inanan ilk
      kişi hz.peygamberdir.Bunun neresinde çelişki vardır ? Çelişki,Kur’an-ı anlamayan kıt beyin-
      lerin ürünüdür.Şu sitelerde çelişkili gibi gördüğünüz ayetlerin arasında hiç bir çelişki yoktur.
      Kur’an-ı algılayamadığınız için size öyle gelir.Durumunuz şu iki hastaya benzer; Aynı şikayetle
      iki hasta arkadaş Dr.a gidiyor.Doktor,yaptığı tahlil ve tetkik neticesinde her ikisinde ayrı hasta-
      lık nedenini teşhis ederek,her ikisine uygun değişik ilaçları yazıyor. Bunlar da eczaneye gidip
      ilaçlarını alınca, bakıyorlar ki ilaçlar değişiktir.Kendi kendine; bizim şikayetimiz ve hastalığımız
      aynı olamsına rağmen neden Dr.bize değişik ilaç yazmıştır.diye Dr.u eleştirmeleri gibidir.
      Şunu bilin ki,anlayıp,kavramadığınız ve çelişkili olarak gördüğünüz her iddianizi çürütecek ce-
      vaplar mevcuttur. Allah’ın izniyle zamanla bunu göreceksiniz. Saygılar

  10. dayı says:

    mehmet selim polat habire havlamış bu sayfada. Susmak bilmemiş. Güzel temiz ilim öğreten barışı kardeşliği savunan HOŞGÖRÜYÜ savunan dinine (!) en ufak bir eleştiriye bile tahammül edememiş, üstüne bir de kafatası zihniyetçiliği yapıyor. İşte Nihat Genç’in dediği gibi tam bir “böcek” bu adam. Bu tip adamlara istediğinizi yaptırabilirsiniz, istediğiniz safsatalara inandırabilirsiniz bunları. Bu zavallıların paralarını cebinize indirirsiniz hem de hiçbir itirazla karşılaşmadan. Sen Türksen ben Türk değilim o zaman ve Türk milleti senin gibiyse Türk milletinden de utanıyorum. İstediğini diyebilirsin bana (vatan haini, yunanlı, ateist, ermeni tohumu, rum bozması…)
    Ben de sana arap kıçı yalayan beyinsiz bir devşirme derim. Hadi allah kabul etsin.

  11. karsidevrik says:

    Mehmet bey,

    Mantiginizi anlamadim. “Kur’an 14 asırdır açıklanmıştır, açıklamaya gerek yoktur” derken neyi kastettiniz? Bir kitabin “aciklanmis” olmasi ne anlama geliyor? Aciklamayi kim yapiyor?

  12. emre says:

    Mehmet bey,

    Mantiginizi anlamadim. “Kur’an 14 asırdır açıklanmıştır, açıklamaya gerek yoktur” derken neyi kastettiniz? Bir kitabin “aciklanmis” olmasi ne anlama geliyor? Aciklamayi kim yapiyor?

    • emre..)).
      Sende Mantık varmı?..Yoksa mantık dersi alman lazım..
      Gerici ve Yobaz ancak ve ancak sen olabilirsin..Ben 14 asır öncesine gidiyorum..Sen ise Taş Devrine,mağara devrine gidiyorsun,,Farkındamısın?.
      İslam Dini Dünyaya ve İnsanlığa medeniyet getirmiştir.ancak ve ancak,mantığı,aklı olanlar yararlanabilir.Çocuklar ve deliler yararlanamazlar…Malesef Beyniniz gelişmemiş,Çook okumanız ve çalışmanız gerekiyor.Türk ve Müslümanlar çalışkandır.

  13. ahmet says:

    Rabbim Sizi ıslah eylesin diyeceğim ama anlaşılan sizde o gözü gönlü mühürlenen şahsiyetlerdensiniz. gözünüz gönlünüz mühürlenmekle kalmamış küfre ve şirk’e bulaşmışsınız, sizin için gerçekten üzüldüm. unutmayınki ebu cehil müslüman olmamıştır ama inkar da etmemiştir, yani Kur’an-ı kerim’in Allah kelamı olduğunu biliyordu ama iman etmiyordu. Yazık ne kadar gerilerde kalmışsınız ebu cehil i özlettiniz bize.
    sizin neye inandığınızı çok merak ettim, kime neye inanıyorsunuz, inanıyormusunuz, öldükten sonra ne olacağınızı düşünüyorsunuz???

  14. Adam Haklı says:

    Neden sıfırdan düşünmüyorsunuz.. Hiç bir dine mensup olmadığınızı düşünün ve size birinin dinden bahsettiğini düşünün.. Kabul edermiydiniz Yani demek istediğim müslümanlık dışında başka bir dine inanan birine müslümanlığı anlatmak neden zor.. hatayı inandığınız için yapıyorsunuz benim gibi inanmadan başlayın ve inanmamak için zorlayın kendinizi nekadar çok yanlış olan şey var..

    ÖNEMLİ NOT:
    bu arada müslüman olan kardeşler adam size kendi fikirlerini güzelce anlatmış siz adama hakaret ediyorsunuz.. yani bir dinin insanları inanmayan birine öfkeyle hakaretle kendi dininin nekadar güzel olduğunu anlatıyor ilginç dimi

    • emre says:

      Bir de Islam’i kendi iradenizle secmediginiz hatirlayin. Bunca insan durup dururken bunca din arasinda tesadufen topyekun olarak Islami secmedi ya.

    • Kemal says:

      Yahu yine aynı kirlilik: Dini düşüncelere ve kitaba hakaret dolu bir yazı yazıyorsunuz sonra bu hakaret dolu yazıya tepki duyanlara barbar muamelesi yapıyorsunuz :-) )) “Allah isteseydi herkes iman ederdi .” Buna inanan biri zaten sizinle uğraşmaz ama siz küfür ediyor sonra da medenilik taslıyorsunuz !!?? Sizin yaptıklarınızı daha önce de yapanlar vardı günümüzde de devam etmesine şaşırıyor değiliz. Ama kutsiyete küfür edersen senin kabalık ve hakaret dediğin şeylerle karşılaşman doğal olur. Müslüman dilsiz şeytan durumuna düşmemelidir. Ve bu hususta Allah’a ,Kitabına ve Peygamberine küfredene de en azından misliyle karşılık verecektir. Siz Dini, Peygamberini ve İslamı sahipsiz sandığınızdan dolayı böyle aşırılıklar yaparken Adana da kavga sırasında karşısındakinden korkarak; karşısındakine değil de Allah’a küfredenlere benziyorsunuz ! Ama yanılıyorsunuz Kur’anı ve İslamı kıyamete kadar koruyacak Allahtır ve kefil olarak Allah yeter !

    • LLLL says:

      Bir köy muhtarsız olmaz, bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz, bir harf kâtipsiz olamaz; biliyorsun.

      Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur?

      şunu bana bi açıkLa da merakımı gider..
      geLde inanma .. (:

    • Dinsizin haklı tarafı olmaz..ancak cahilin haklı tarafı olur..Bunlar cahillikleri kabul etmiyorlar..akılları varmış gibi,mantıkdan bahsediyorlar,ama mantıkları yok..zira ya deli veya mantıkları gelişmemiş.
      Sende Mantık varmı?..Yoksa mantık dersi alman lazım..
      Gerici ve Yobaz ancak ve ancak sen olabilirsin..Ben 14 asır öncesine gidiyorum..Sen ise Taş Devrine,mağara devrine gidiyorsun,,Farkındamısın?.
      İslam Dini Dünyaya ve İnsanlığa medeniyet getirmiştir.ancak ve ancak,mantığı,aklı olanlar yararlanabilir.Çocuklar ve deliler yararlanamazlar…Malesef Beyniniz gelişmemiş,Çook okumanız ve çalışmanız gerekiyor.Türk ve Müslümanlar çalışkandır.

  15. serpil says:

    bak kardeşim sen düsüncelerini paylaşabılırsın. ben sana ve yazdıklarına kızmıyorum çunku sen maalesef yuce rabbımın henüz hıdayete edırmek ıstemedıgı bır kulsun. bu nedenle o aklını sadece onun izin verdiği şekilde kullanıyorsun. sen ve senın gıbılere ( kuranı madem araştırıyorsun) bakara 18. ayette degınıyor. ama inşallah Rabbımın merhametine nail olursun..senın ıcın dua edecegım

  16. yusuf d. says:

    şimdi islam tarihine bir göz atalım:
    1-halife osman müslümanlar tarafından öldürüldü
    2-ayşe ile ali arasındaki savaşta ve ali ile muaviye arasındaki savaşlarda binlerce müslüman öldürüldü
    3-halife ali ile hariciler arasındaki savaşlarda yine binlerce müslüman öldürüldü
    4-ali oğlu hüseyin müslümanlar tarafından öldürüldü
    5-emeviler dönemindeki iç savaşlarda yine binlerce müslüman öldürüldü
    sözde bu insanlar bizzat son peyamberi görmüş ve kuranı okumuş kişilerdi.
    soru şu:kuran onu anlayan arapları bile adam edememişken türklere nasıl yol gösterecek???

    • Kemal says:

      Yahu hiç mi izan olmaz bir zihniyette ? Bakınız anlatayım: Yukarıda bahsi geçen tüm olaylar Müslümanların meselesidir İslam’In değil. Müslüman olarak yaşayan kişi tam olarak Mümin olmuş olmuyor kaldı ki melek değildir insan. Hata günah ve sevapları tartılacak ve ona göre karşılığını alacaktır herkes. Yani şu gibi bir mantık yok Müslüman=İslam=Mümin=Kur’an= Cennet denklemi sonucunda Müsüman=Sorgusuz sualsiz Cennet ve Kusursuz varlık ! İmanınızı Koruyun demezdi Allah öyle olsaydı. Yani Kelime i Tevhid ile müşerref olan direk cennetlik değildir. Kelime i Tevhide Dayalı yaşayan Mümindir ve Cennetliktir İslama göre. Yukarıda bahsi geçen olaylar Beşeridir yani ne İslamı ne de Kur’an ı bağlar. Senin mantığınla bakılacak olursa olaya :-) )) Ana okuluna başlayan herkese Prof ünvanı verilecek :-) ) Rabbiniz istemeseydi dünyada hiçbir varlık kımıldanamazdı !

  17. Ralf Zehetbuer says:

    Tüm yorumları okudum. Yazılanlar kesinlikle, Türk sosyo-düşünce yapısının aynası. Çok üzülüyorum. İnsanların nasıl bu kadar cahil bırakılmasına izin verirsiniz ve bununla grur duyarsınız. Çoğu anadilini doğru yazmayı becerememiş. İnandığı dinin kitabını okumamış, okullarda bilim namına bir şey öğrenmemiş. Çağdaş müslümanların tek başarısı 1400 yıl sonra ilk kez dünyada Kur’an yakma eylemlerini başlatmak oldu. 1400 yılda atalarımızın yaptırmadığını yaptırdılar. Dine inanıp inanmamak vicdan meselesidir, ölüm-kalım değil. Herkezin dini kendine. Küfrederek sadece küfre sebebiyet verirsiniz.

    • ayşen says:

      herkez değil, herkes yazılır.. türkçe anadiliniz mi?

      • pante says:

        Yorumunuzu bana yaptıysanız yazımda “herkez” diye bir sözcük göremedim.
        İmla hatalarına karşı bu denli hassassanız eğer önce kendi yazdıklarınıza dikkat edeceksiniz. Noktadan sonra büyük harfle başlanır ve “Türkçe” sözcüğü daima büyük harfle başlar.

      • ayşen says:

        yorumumu Ralf Zehetbuer’e yapmıştım.. ” Çoğu anadilini doğru yazmayı becerememiş. ” diye Türkçe iddiasında bulunan kendisiydi. benim böyle bir iddiam yok..

      • Ana dili türkçe olmasa ne yazar?..Hem yazılan,konuşulan Türkçe,Türkün öz dili değildir..Türkçe Osmanlı ile beraber kayboldu.Sonra Türkçeyi uyduruk hale getirdiler.

    • Kemal says:

      Medeni dünyada gerçekten cahil kalmış bir ülkeyiz lakin üzüldüğün toplumun geçmişini bir incelersen Türkleri ve Müslümanları; Bana göre 100 yıllık bile olmayan Avrupa medeniyetini incelersen de cahiliyetin vücut bulduğu bir coğrafya görürsün. Ve bu cahiliyet Haçlı seferlerini doğurmuştur. Cihat kavramı da onun karşılığıdır. Etki tepki meselesi. 1400 yıl ile başlayan saçmalığına cevap yazmayacağım zaten saçmaladığının sen de farkındasındır. Ama “Çoğu anadilini doğru yazmayı becerememiş. İnandığı dinin kitabını okumamış, okullarda bilim namına bir şey öğrenmemiş.” konusunda sonuna kadar haklısın katılıyorum….

      • Avrupa çokmu medenidir..Daha düne kadar yıkanmayı dahi bilmezdiler..Bitli avrupaydılar..sokakta,S.. ler Tamamen necis,pislik içindeler.Sarhoş,uyuşuk bir beyne sahiptirler..Hala olara medeniyeti öğretemedik..Osmanlıyı içten fitnelik yaparak parçaladılar…Birleşecağız evvel Allah yine gereken dersi verecağız o yobaz kafirlere.

  18. hatice says:

    Türkçede ben insanım italyancaya çevirldğinde şu şekilde yazılıyor ”il mio popolo” ancak bunu türkçeye çevirdiğinizde bu cümler ”bizimler” olarak çeviriliyor… Yani kuran-ı kerim de arapça yazıldığından türkçeye çevrildiğinde bu tür yanlış anlaşılmalar olur ki arapça bilip okumak anlamakk mantıklı olandır.. Peki (haşa) dediğiniz gibi kuran-ı hz. Muhammed (sav) yazmış olsa idi bundan çıkarı ne olacaktı kendisi zaten ölümlü bir kul bir insan değilmidir? ve (haşa) dediğiniz gibi kurgulanmış olsa idi böyle bir kurguyu yapan biri neden hep iyi ve güzeli yazar ve yapılmasını isterdi. Böyle bir oyunu yapan zaten şeytani fikirleri olan biri olması gerekmezmi ve şeytani biride zaten iyi ve güzeli yazamazdı öyle değil mi? Kuran da yazan her şey insanlığın iyiliği be selameti için değilmidir? alkol kumar yasaklanmışta sigara neden yasaklanmamış demişsiniz insanın kendi iradesi elinden alabilicek her şey zaten haramdır şarap vs örnektir..
    yorumda yallah yazmışsınz orada bile farkında olmadan Ey Tanrı’m demiş oldunuz. Aslında fazla söze gerek yok..İslamda zorlama yok hak dini olan islamı seçmeyenede inkar edenede illa et diye bir kaide yok peygaberimiz (sav) bizlere ışık tutmuştur bu ışığı sizler göremediyseniz ahirette ALLAH sizlere zaten gösterecektir ancak o vakit tövbe kapıları kapanmış olacaktır… Şunuda açıklayayım şöyle bir söz okumuştum başka bir yazıda (haşa) madem insan adem ile havvadan gelme neden farklı cğrafyalarda farklı insan türleri var zenci vs gibi.. Bilimden bahsediyorsunuz anck bilimle çelişen ifadeler kullanıyorsunuz. bir kısım insan topluluğu afirakada yaşamış ve afrikada güneşin yakıcılığı diğer ülkerler bir değildir milyonlarda yıl afrikada yaşayan insan soylarının artık araplık genlerine işlemştr.. insan görünümnde coğrafyanında etkisi vardır… Rabbimiz kadın erkek ayrımı yapmamştır bedenen zaten erkelerden güçsüzüz ve korunmaya yeri geldiğnde ihtiycamız var ve eşlerinizi koruyun yerine dövün diye bir şeyde olduğuna inanmak güç..Eğer ki kainatın bir yaratıcısı olmasaydı (haşa) her şey kendiliğinden nasıl olurdu? ilk insan nasıl kendi kendine oluşurdu.. hayattada bir çok örneği varki her şeyn bir başlangıcı ve bir sonu var bir şey başlayacksa insanın yaratılması gbi bu kendiliğinden olabilecek bir şey değildir. Ancak bunu yapabilen kudretinden sual olunmaz eleştirilmeye meydan verilmez biridir.. Ve Allah’u Teala’nın yaptığı bahşetmiş olduğu şeylere biz aciz aklımızla bir yere kadar yorum getirebilirz ve şüphesiz ki Rabbimiz bizlere belli bir üstünlük vermiştr yani bizler insanız bizi yaratana şükür ve hamd edeceğimize mantıksız sebebler öne sürerek insanların aklını karıştırıp onları yanlışa riyaya götüremeyiz…Kaderle igli madem kaderimizde şu yazılı o zaman yaptıklarımızdan mesul değiliz ibaresi vardı bir yazıda birde sakın geleceği bilir ona göre ceza verir demeyin denilmiş.. Evet öyledir zaten Allah geleceği geçmişi her şeyi bilir… Şöyle söyleyeyim biz insanız ve insanca düşünürüz insanlıktan öteye bir düşünce ortaya atamayız bizi yaratanın yaptıklarını sorgulamayız şüphesiz ki rabbimiz çok çok kudretli ve her şeyin en iyisini bilendir.. Bu yazıyı yazanlardan ricam şudur ki yazdıklarınızı tekrar okuyunuz ve bir de benim yazdıklarımı sonuç olarak bu dünyada hepimiz kardeşiz ve Kurana Allah’a inanmakla hiç bir şey kaybetmeyiz aksine çok şey kazanırız ki zaten dünyaya gelen her canlı Allah inancıyla doğar ve ebeveynlerinin etkisyle şekllenir.. Belkide sizler bir şeylerden korktuğunuz için ALLah’ı inkara geliyorsunuz inkar ederek ne cennet ne de cehennem bizden uzak durur sanıyorsunuz oysa rabbim kendisine sığınanları korur kollar.. inkar edenleri ise helak eder…İnsan olarak bizleri hür bırakmıştr kendinizle çok fazla çelişiyorsunuz bi tepeden tırnağa inkar ediyorsunuz bir de eleştiriyorsunuz.. Olmayan bir şey eleştiriye tabii tutulamaz ve olan ise varlığı sabit ve hakiki ise kudreti belli ise bu eleştiriyi yapmayada kimse meyil edemez…Ediyorsa zaten artık şeytan zaptına geçmiştir ve ALLAH onlardan şefatini esirgemiştir…Domuz etide haramdır bunada bir kulp takılmış zararı yokmuş dediğinize göre.. kendi dışkısını yiyen bir hayvan insan bünyesine zarar değilde ne yarar getirir… Ayrıca şu ayette yazılanlarıda mantıksız diye yargılamışsız haddinizi aşarak ”Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur”. ”Kul böle bir teklifte bulunmaz zaten denilmştr”.. insanoğlu paranın gücüne ölesine inanmış ve ölesine tapınmıştır ki o size çok şey verdğini düşündüğünz paranın sizlere sadece bu dünayda bir şeyler getrdği ve ahirette size bir fayda sağalamayacağı belirtilmştir bu ayeti böle evirip çevirip farklı anlmlara çekmenin luzumu yoktur…ve sizler hiç bir şey için geç kalmadınız takii ölünceye kadar benim size tavsiyem içinde bulunduğunuz bu durumdan sıyrılın Allah’ın teslimiyet ve ehemmiyetinde olun zira sizin haliniz nice olur düşünmek dahi istemiyorum…

    • Sadece italyancasına cevap vereyim. Sanırım Google translate kurbanı olmuşsunuz.

      Ben insanım : Io sono un essere umano.

      Io sono popolo dediğiniz : Ben toplumum. (Hatalı çeviri)

      Bizimler : I nostri (Gene hatalı çeviri)

      Google translate pek iyi bir çeviri aracı değil.

      İyi çalışmalar

  19. merve says:

    Bir müslüman olarak sizin bunları yazmakla doğru yaptığınızı düşünüyorum.. En azından sorgulamaya sevk ediyorsunuz ki sorgusuz iman olmamalıdır kanımca. Bir de bunları okuyup hemen müslümanlığın safsata olduğuna kanaat getiren biçare müslümanları ortaya çıkarıyorsunuz.. Tabi bir de ‘seni de katletmek sevaptır’ diyen islamın hoşgörüsünden nasibini ‘müslümanları(!)’…

    • cihad says:

      bence imanda sorgusuzluk olmalidir gozun eger gorunmeyeni gorseydi zaten iman ederdi sen degil sadece herkes ederdi ancak onemli olan gormedigin halde iman etmek sorgulamadigin halde iman etmek. sana cenneti ve cehennemi gosterme firsati verselerdi ne yapardin? basini secdeden kaldirirmiydin???? elbette kaldirmazdin ama o zamn yaptigin ibadetin bi anlami kalmazdi ne diyorlar “goz gordugune inanir gonul ise gozun gormediklerine….”

  20. arif tatar says:

    br iki kelimede ben edeyim bari ** okudum okuyacagımı ., kendine ey müslümanım diyenlerrrr zaten bunu demekle şirk koşuyorsunuz ebu cehilin uyduğu gibi mallarınızdanmı korktuğunuz için yoksa cennete gidememe korkusu yüzündenmi müslümanım diyorsunuz ,,,, hem bir sürü halt edip sonra tevbe ediyorsunuz allah ta bunu yito öylemi ** hadi ordan simsarlar sizi insanları düşüncelerinden ötürü domuz bağı yapar ** yada yakarak katledersiniz sonrada hadi namaza diye bir yerinizi yırtarsınız …. delikanlıysanız hadi bi insan olunda göreyim başkalarının eleştirilerini bile hazmedemiyor sunuz salyalarınız akıyo be siz muhammed as dan dahamı büyüksünüz o zat bile eleştirilere bu denli saygısızca cevap vermemiş danalarrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr hala bıraktığımız yerde otluyorsunuz bee

  21. Dr.ELM says:

    Yazının şeytanın insan aklını kullanarak yazılması (yorumların da duygularını kullanması) imanımı artırdı. Yazara bulmacam: ölmek için doğumun mantıkı ne?

  22. umit says:

    bizmillahirahmanirahim. allahın yüksek müsadesiyle kuran açıkça reddedilmedikçe kıyamet kopmaz.yazıklar olsun deccale yazıklar olsun iblis yürekli insan görünümlü mahluklara.sadak allahul azim.

  23. =tuğba= says:

    MEHMET SELİM BEY SİZİ KINIYORUM…
    NİYE DİCEKSİNİZ SAKIN UNUTMAYIN SİZ BİR MÜSLÜMANSINIZ YANİ SÖYLEDİKLERİNİZ BİR İNSANA YANİ ALLAH Ü TEALA NIN YARATTIĞI BİR VARLIĞA HİTAP EDİYOR.SÖZLERİNİZ HAKLI YADA HAKSIZ YİNEDE SİZ SÖYLEDİKLERİNİZLE BİR MÜSLÜMANI TEMSİL EDİYORSUNUZ BU KADAR DÜŞMEYE HELEDE ALLAH IN VERDİĞİ BU AKLI DÜZĞÜN KULLANMIYAN YADA KULLANMAYI BİLMİYEN BU İNSANLAR İÇİN HİÇ DEYMEZ.
    SADECE ŞUNA CEVAP VERMEK İSTERİM Kİ KUR AN DA HATA BULMAYA ÇALIŞANLAR İÇİN -HANİ MANTIK ARAYIPTA BULAMAYANLAR İÇİN – KUR AN I YA TERSTEN OKUDUNUZ YADA YANINIZDA SİZİN ZİHNİNİZİ YIKAMAYIN BİLEN -ONLARI TEBRİK ETMEK LAZIM MUHTEŞEM İŞ ÇIKARMIŞLAR(!)- İNSANLARIN EŞLİĞİNDE SANIRIM NEZARETİNDE LAFI DAHA DÜZĞÜN OLUR ONLARLA BİRLİKTE OKUMUŞSUNUZ ÇÜNKÜ BU MUHTEŞEM BİLGİLERİ KAŞIRMIŞSINIZ SİZE TAVSİYEM ADAM AKILLI ÖZELLİKLEDE ÇOK ARAŞTIRMA YAPMIŞ ARKADAŞLARA SÖYLAYEREK BİDAHA ARAŞTIRMALARINIZA EN BAŞTAN BAŞLIYARAK SİNDİRE SİNDİRE OKUMANIZDIR ÇÜNKÜ SİZİN GİBİ OLANLARIN AKLINA YA BİR ÇIRPIDA YADA SİZİN AKLINIZI YAVAŞ YAVAŞ ÇELEREK YERLEŞTİRİYOLAR BU SAÇMA ŞEYLERİ ÇÜNKÜ O FİKİRLER ZİHNİNİZE YERLEŞTİĞİN YA FARKINDA OLMUYOSUNUZ YADA OLDUK SANIP BEN BİLİNÇLİGİM BEN KENDİ ÖZGÜR İRADEMLE SEÇTİM BU YOLU DİYİP KENDİNİZİ AVUNDURUP SONRA O SİZİN BEYNİNİZİ YIKIYAN İNSANLARDAN DUYDUKLARINI GELİP BURAYA YAZIP OLE DOLANIP KENDİNİZİ KANDIRIYOSUNUZ..
    ALLAH Ü TEAL A DUAM BİZLERİ SİZİN SAPTIĞINIZI BU YOLA SAPTIRMAMASI SİZİN GİBİ İNSANLARIDA BİRAN ÖNCE BU YANLIŞ YOLDAN DÖNDÜRMESİDİR…HZ. PEYGAMBBER E(S.A.V) YARAŞIR BİR ÜMMET OLMAMIZDIR…AMİN

    • Ben müslümanım ve doğru yoldayım..Müslümanlara,müslüman olmayanlar imrenir..Hem Küçük harflerle yaz..kabalık yapma kardeşim..Bilgilerini kendine sakla,Bu şeytanlar beni kandıramazlar..Ahmak,akılsız ve mantıksızlara ançak böyle cevap verilir.
      Mantıksız,cahillere islamı öğretmek,eşkiyaya silahını teslim etmeye benzer.ancak bunlar iman ettikten sonra islam anlatılır..Hidayet Allahdandır..varsın cehenneme gitsinler..merak etmiyorum..Aslanın ceylanı yemesine üzülmüyorum.

      • benjamin says:

        Sen diyorsunki ben müslümanım,dooooooğruyum en ileriyim,müslüman olmayanlar iae cahildir,akılsızdır.
        Beyni omayan ,IQ seviyesi şempanzeden biraz ileri olan ,katıksız bir salaksın.

  24. ayşen says:

    Turan Dursun okuduğunuz anlaşılıyor da. ben çok merak ettim, kimlerin tesfirlerini okudunuz bunun yanı sıra?

    • pante says:

      Turan Dursun’u da okudum, İlhan Arsel’i de. Onlardan önce ise bol miktarda İslam alimi (Mevlana, Gazali, Erzurumlu İbrahim Hakkı, Said Nursi, Muhammed Hamidullah, H.Hilmi Işık, Seyyid Kutup vs.) okudum ve ilk olarak onlar sayesinde aydınlandım. Tefsirlere gelince; başta Elmalılı olmak üzere İbni Kesir ve Taberi tefsirlerini inceledim ve tartışmalı ayetlerde bu 3 tefsirden kıyaslama yaparım.

  25. hz ali says:

    Mehmet polat Sen önce islamiyetin baş düşmanı ebu süfyanın müslüman olması ( muaviyenin babası) açıkla sonrada kerbelayı aç oku insanlara hakaret etmeden önce bir oku

  26. tolga says:

    bre kemalist akıl KURAN da o ilgili ayette de ki’nin geçmediğini söylüyorsun ama sana birşey diyeyimmi ” lafın tamamı ancak aptallara ” denir.Kendine bir pay çıkarman dileği ile………

    • Kemal says:

      Ne alakası var Kemalistlikle ? :-) Yahu edep, yahu edep, yahu edep !

      • cihad says:

        ne diyor mehmet akif ustad “ey bir aileye bile hukmedemeyen ilerici, dort kitay ayedi iklime hukmeden ejdadinmi gerici” elbettet herkes yaptiginin karsiligini alacak kimsenin hakki kimsede kalmaz beyler dogumun oldugu hayatta olum en gercek beyler!!! hepimizin yanlisi vardir hepimizin gunahi vardir ama sonuda vardir hepimizin sen nasil dusunuyorsan dusun neden dusuncelerini “ozgurluk” catisi altinda dine yogunlastiriyorsun??? ALLAH herseyi en iyi bilendir simdiki en mukemmel bilimi birlestirseniz yinede ALLAH’in nimetlerinden 1 tanesini bile yapmaniz mumkun degildir.

  27. Bülent says:

    Okuduğunu anlayan, düşünen, araştıran bir mühendis olarak söyleyebilirimki; Kainat rastgele oluşması mümkün olamayacak kadar mükemmel bir düzene sahip. Her gün öğrendiklerimle biraz daha büyüleniyor ve her öğrendiğimle bu mükemmelliğin yaratıcısına daha büyük bir hayranlık duyuyorum. Ve yaratana olan bu inancım, müslüman ülkede doğduğumdan, yani inanarak bakmamdan değilde, bakıp görerek inanmamdan geldiği için kendimi çok şanslı hissediyorum.
    Ve YARADANA inancımdan emin olduğum kadar eminim ki; Kainatta, bu mükemmel yaratıcının kuran gibi bir kitap göndermesi kadar aptalca, onun büyüklüğünü ortadan kaldıran, mükemmelliğine hakaret eden başka hiçbirşey bulamazsınız. Bakıp göremeyen ATAİSTLER ne kadar akıldışı iseler, inanarak bakıp herşeyi kabul eden DİN YALANINA kanmış olanlarda en az onlar kadar akıldışıdırlar.
    Peki Muhammed kimdir derseniz. Yaşadığı sapkın dönemde, tıpkı diğer sözde peygamberler gibi ortamı düzeltebilmek için kendi sözlerinin dinlenmeyeceğinin bilincinde olup, bu sözler allahın sözleridir diyerek yola çıkmış. Büyük ölçüde de başarılı olmuş. Dönemide düşünecek olursak bugün bize saçma gelsede o gunku şartlar dahilinde elinden gelenin en iyisini yapmış iyi niyetli, ahlaklı bir şahsiyettir. Hani derler ya peygamber gibi adamdı İşte öyle bir adam.
    O günlerde DİN birleştiriciydi. GEREKLİYDİ. Bugün ise DİN sadece bölücü ve gerici.
    Bakın KORE ye JAPONYA’ ya değil kitaba peygambere adamlar yaratana bile inanmıyorlar. Ama insan ilişkileri dürütlük ahlak saygı sevgi onur erdem.. gibi değerlerde insan olmada bir tek müslüman ülke ellerine su dökemez.
    Birde müslüman ülkelere bakın farkı görün.
    Hiç anlayamadığım açıklayamadığım bir konu DUA olmuştur.Allah duaları kabul edermişte hatta bazı geceler 1000 katmışta falan filan bir sürü palavra .Milyarlarca müslüman dua ediyor 1400 yıldır hale bak. Adam çalışacak ömrünü işine adayacak sen dua ederek onu geçeceksin.ALLAHIN varlığına ilimine en büyük hakarettir işleri dua ile çözmeye çalışmak.
    VELHASIL dine inanıp sessizce içinde yaşayan inananlara hiç lafım olmaz çünkü zararsızdırlar. Ama bu mutlak gerçektir diyerek zorla beyin yıkayanlar sürekli ağzını bozan edepsizler varya eğer bir sorgulama sistemi varsa allah katında sanırım onlara sorulacak soru
    “sana verdiğim aklı, sana göndermediğim bir kitaba inanacak kadar nasıl aptalca kullanabildin?” olduğunda
    “eeee ama muhammed bize öyle demişti” derier
    Lafın özü Çalışalım Üretelim Saygı ve Sevgiyi kaybetmeyelim.Birazda AKILLI olabilirsek ne mutlu bize

    Saygılarımla
    B.P.

    • ebucehilin öğretmeni says:

      işte yüzyılımızın lawrens lerinden biri daha size delillerle cevap vermiyeceğim çünki sizin derdiniz ne ataistlik nede doğruyu bulmak sizler arabistanı karıştıran lawrensin yolunda giden ahmaklarsınız tek emeliniz müslümanları burda dahi bölmeye ve küfre sokmaya çalışmak size cevap yazmak bile gereksiz diğer arkadaşlarada tavsiyem sizde yazmayın kimsede yazmasın kendi bataklıklarında birbirlerini pohpohlasınlar inanmıyormusunuz çokta tııınnn herkez kendi hesabını yapsın kafirler için cehennemde yermi yok

  28. Erhan says:

    Yukarıdaki yorumcuya katılıyorum. Bravo! Allah’a inanmak için müslüman olmaya, hurafelere inanmaya gerek yok. Allah var, tek ve bu teklik bilimin ışığında aşikar ama dinler geldikleri dönemdeki toplumları düzenlemek için uydurulmuş, insanların çaresizlik ve acizlik duygularından yararlanan, bu ya da şu şekilde o dönemi düzelmtmiş ama süreleri dolmuş fenomenlerdir.

  29. karmakan says:

    allah var mı? alo alo alo…galiba hat düştü.

  30. bilgin says:

    En’am Suresi 151. ayette geçen ana babaya iyilik edin emri, eğer ana babaya kötülük etmeyin şeklinde ifade edilseydi, yetersiz kalırdı. İlke olarak sadece ana babaya değil hiç kimseye kötülük etmemek gerekir. Ana babanın konumu, diğer sıradan insanlar gibi değildir. Salt ana babaya kötülük yapmamakla kalınmamalıdır, bizatihi her kişi ana babasına iyilik yapmakla mükelleftir. Onun için ayetteki bu ifade yasaklama kifayetsiz kalacağı için emir şeklindedir. Ancak, Ayet-i Kerime’deki bu inceliği bedevi diye hor görülen 1400 yıl önceki ümmi Arap anlar da, üniversite eğitimi almış bugünün muhakemesi sorunlu ve kalp gözü kapalı olan bazıları anlamaz. Ayetin anlamına vakıf olma çabası yerine, onda açık aramaya çalışılınca, insan böyle açığa düşer.

  31. soruyorum bu yazıyı yazana öncelikle sen ilahiyat dersi aldınmı kuranı tefsir etmek için kaç yıl uğraştın.. islamiyeti araştırdınmı gerçek anlamda senin kuranı anlamak için yıllar verip sonradan bu kutsiyeti anlayıp müslüman olan kaç tane ateist filozoftan haberin varmı ve sen biz bununlla onalrın sapıklığını artırırız aytetini okudunmu yoksa atıp bir kaç kendi bimezden aldığın sözlerimi yazdın bide hangi dindensiniz siz …?? kendinize çok güveniyorsanız bide bizden bizim alimlerimizden sui zanı bırakarak islamiyeti araştırmaya cesaretiniz varmı acaba…??

  32. cihat says:

    Burada Güya Kuranda Çelişki bulacağını sanıyor ilk yazdığında diyorki Hz.isa A.s YAhudiler öldürdü diye e zaten böyle ve ahmak herif Hz. isa A.s Parisitemi yaşamış tövbe tövbe Kudüs de yaşamış Tek din islamdır Bu hep böyledir fakat senin gibi zalimler gönderilern kitabı değiştirerek tahrif ederek dına musevilik hristiyanık diyerek kandırmaya çalışmış Kuranda çelişki yazdığını idda eden ahmak şahıs bunu bilmoyorsa ben ne yapayım Sana Kuran-ı Kerimle Allahın sözü Sana nasıl tokat atıyor bak gör çelişkimiş Kuranda çelişki bulamazsın ne sen bulabilirsin nede senin ağababaların..

    Yoksa siz, gerçekten İbrahim’in, İsmail’in, İshak’ın, Yakub’un ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: “Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allah’tan kendisinde olan bir şehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.” (2/140)

    Kendisi hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah’a ortak koştuklarından dolayı küfredenlerin kalplerine korku salacağız. Onların barınma yerleri ateştir. Zalimlerin konaklama yeri ne kötüdür. (3/151

    • cihat says:

      ayrıca demişssinki eğer böyl olsaydı yahudiler gizlermiydi diye

      İsa’ya inanmayan, onu bir peygamber ya da Mesih olarak kabul etmeyen Yahudiler hiç kalkıp da “Biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” derler mi? Diye

      yazmışsın tabikide gizlerdi çünkü yahudi ve hristyanlar kıskançtır çünkü o peygamberleri ilah gibi görürler senin anlamdığın nokta şu seni üçüncü defa rezil edicem Allahın izni ile Kuranda değilde Sende mantıksal hatalrın olduğu apaçık belli. mesela sen birisin öldürdün diyelim gidipte birisne söylermisin birde bu Kendi peygamberleri diye inandıkları sadece ondan başka peygamber gelmeyecek gibi taraftarlık fanatiklik yapan bir yahudi zihniyeti gidipte hz.isayı öldürdük deyip bütün dünyaya mı haykıracak yada bunu tarih kitaplarınamı alacak.
      Onların zihniyeti şudur bunu en büyük delili HzMuhammedi İftira atarlar fakat onunda peygamber olduğunu bilirler bunu söylemelrinin tek nedeni dinlerini gideceği rant kapısı oalrak gördükleri sahte dinin gideceğini bildikleri için inanmazlar bunlar aynı senin gibi kör toplumlardır reddetmek ten başka birşey yapmaz.

      Sözlerinden dönmeleri, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve “Kalplerimiz kılıflanmıştır” demeleri sebebiyle (onları lânetledik, türlü belâlar verdik. Onların kalpleri kılıflı değildir;) tam aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur; pek azı müstesna artık iman etmezler.
      Ayrıca zekeriya A:s öldürmüşlerdir buradaki manada budur. Hz isa Kudüste yaşamıştır.

      işte dediğin ayette Allahın söylediğinin kanıtı içindeki vesveselerini bilen Allah ve dışarı vurduklarına da bilen Allahdır. içinden ne geçirdiğini dışarı ne ima ettiği söyler muahakkaki içinden diyenlerde olmuştur dışarıya karşı söleyenlerde ölmuştur çünkü peygamberler kendilerini belli eder fakat sırf fanatiklik olsun benim dinim gitmesin diye örf ve adet olarak gören bu yahudiler böyle yapmıştır buda sana 3.tokat olsun.

  33. cihat says:

    Diyorsunki Kuranda uyuşturucu geçmiyor ama sonra diyorsun

    Bu arada belirtelim, eskiden sara hastalığının tedavisinde de esrar kullanılırmış.
    diyorsun. zaten kuranda geçiyor Sarhoşluktan sonra Ne dediğinizi bilinceye kadar diyor yani uyuşturucu var fakat yaraıda olduğu için tıp alanında kullanıldığı için kasden adını söylememiş olmasın A tabi en iyisin Allah bilir fakat buda ikinci çelişkin şuanda uyuşturucu az dozda olsa ameliyalrada bazı hastalıklarda kullanılıyor.
    Fakat Kuranda Sarhoşluk olarak zaten geçiyor buda senin ikinci ahmaklığın Bu kuranda çelişki bul kafamı keserim.konuştukça batıyorsun.

    Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör-sersemdiler. (15/72)
    burda sana itaf edilmiş sen ve senin gibilere. içmeden sarhoş oluyorsunuz Zalimin ta kendisisin.

    ayrıca şu ayette
    Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız ……
    devamı uzun olduğu için yazmadım Ne dediğini bilinceye kadar demeseinden uyuşturucadan bahsettiğini görmeiyecek kadar körsen kendi sorunun sen inanmaamaya devam et varacağın yer Cehennem olacak sen bu kadar zalimliğine karşı ödül mü alacağını sanıyorsun Allah insanları imtihandan geçiriri bu dünyada neden zıt kutuplar hep var neden iyi kötü çatışması var diye biraz düşünsen anlarsınız ama kalbiniz mühürlenmiş.Sen buraya kendi kendinemi geldiğini sanıyorsun yada birisi seni buraya getirdiğinde ve böyle bir insaların biribien zulüm uyguladığı dünyada sanıyosunki başıboş bırakıldık yada Böyle bir kitabı insan yazdı bu kitabı Düşündüğün gibi Muhammed Efendimiz yazssaydı evrenin genişlediğini herşeyin iki eşden yaratıldığını dişi sivrisineğin ısırdığını daha bunun gibi mucizeleri nasıl bilecekti diye sorarlar sen ve senin gibilerin Kalbi mühürlenmiş onca nimete rağmen Allaha şükretmiyor Kitabını yalanlıyorsunuz gerçekten nankör kimselersiniz Varacağınız yer Cehennem olacak farkınızda değilsiniz .
    S

  34. cihat says:

    Gelelim bir başka ahmaklığına gökten bahsetmişsim al sana cahilliğinin kanıtı.
    sizin mantığınız ve bazı münafık din hocalarının mantığı bir kelimenin başka anlamda kullanılmayacağı insanlar bile bunu kullnıyor mesela Mısır patlattım diyorsun fakat gidip Fındık patlattım demiyorsun buda ahmaklığınızın tescilinin tescilidir eğer yiyorsa bunları yayınlarsın hala bu kadar delile mucizeye rağmen inkarcılığı sürdüryorsan varacağın yer cehennemdir.
    Allah tam açıkca bazı bilgileri yazmaz buda insanların bunu bilseydi İmtihana aykırıydı gelecekten açık açık haber verme olur mesela kuranda gidipte atom vardır demez fakat herşey iki eşden yaratılmıştır der. yada denizler biribirini ayıran engel vardır der fakat açık açık yazmazbunları insanlar ancak şimdi anlayabiliyor fakat o zaman deseydin belki haklı çıkabilirdin fakat bilim adamları imana gelirken halamı inkar ediyorsunuz.

    Ve O geri çeviren gök,

    86 Tarık Suresi 11

    Ayetin Arapça’sında geçen “rec” kelimesi geri çevirmek,döndürmek anlamlarını vermektedir.Dünya’mızdaki yaşamın oluşması için olmazsa olmaz şartlardan biri yağmurun yağmasıdır. Güneş’in ışınlarının yeryüzündeki sulara vurmasıyla buharlaşan su ne oluyor da Uzay’ın uçsuz bucaksız boşluğunda kaybolmuyor? Peygamberimiz döneminde de yağmurun sürekli yağdığını, yeryüzüne suyun sürekli döndüğünü söylemek mümkündü. Fakat suyun yeryüzüne dönüşünün sebebini gökyüzündeki çevirici özelliğe bağlayacak bilgi Peygamberimiz döneminde mevcut değildi. Atmosfer’deki ayrı tabakaların varlığı öğrenildikten sonra, bu tabakalardan biri olan Troposfer’in, su buharının uzaya kaçmasını, yeryüzündeki canlılığının yok olmasını önlediği ortaya çıktı.Bu tabaka geri döndürücü özelliğiyle su buharının yağış olarak geri dönmesine sebep olmaktadır.

    Daha önceki bölümde, gökyüzünün korunmuş olduğunu söyleyen ayeti incelerken gördüklerimizin çoğu da, gökyüzünün geri döndürücü özelliği sayesinde olmaktadır. Gökyüzü Uzay’dan gelen radyoaktif parçacıkları, radyasyonu ve zararlı ultraviyole ışınlarını Uzay’a geri yansıtarak Dünya’mızı korumaktadır. Gökyüzü böylece bir yandan Uzay’dan gelen zararlıları Uzay’a geri çevirerek, bir yandan ise Dünyamızdaki hayat için gerekli olan su buharını Dünya’ya geri çevirerek yaşamımızı devam ettirmektedir. Son asırda keşfedilen gökyüzünün bu özelliğine Kuran’da dikkat çekilmesi ne Peygamberimiz dönemindeki insanların bilgileriyle, ne de tesadüfle açıklanabilir.

    KIRILMAZ, BOZULMAZ ŞEMSİYE

    Atmosfer’in geri döndürücü özelliği olmasaydı, Dünya’daki ısının yaşam için gerekli olan aralıkta bulunması da mümkün olmazdı. Yaşam ancak çok sınırlı bir ısı aralığında mümkündür; Güneşin ısısı ve mutlak sıfır aralığındaki ısıların oluşturduğu spektrumda sadece % 1′den ufak bir aralıkta yaşam var olabilmektedir. Bu % 1′den küçük aralığın tutturulması kadar, devam ettirilmesi de önemlidir. Sıcaklıktaki ani iniş ve çıkışlar da hayatı yok edebilirdi. örneğin Dünya’da bulunduğumuz yerde sıcaklık 20° C iken bir anda ısı 100° C ye çıksaydı veya –100° C inseydi, yaşamamız imkansız olurdu. Atmosfer, geri döndürücü özellikleriyle sıcaklıktaki istikrarı sağlamakta ve insanlığa, canlılığa hizmet için yaratıldığını göstermektedir.

    Atmosfer’in % 77′si azottan, % 21′i oksijenden, % 1′i ise karbondioksit ve diğer gazlardan oluşmaktadır. Bu oranlar yeryüzündeki yaşam için mükemmel ayarlanmış oranlardır. örneğin Dünya’mızdaki oksijenin oranı % 21′den % 22′ye çıksaydı bir yıldırımın orman yangını başlatma olasılığı % 70 artacaktı. Atmosfer’deki oksijen ve azot oranları daha fazla olsaydı yaşamsal fonksiyonlar zararlı şekilde hızlanacaktı. Eğer bu oranlar daha az olsaydı yaşamsal fonksiyonlar zararlı şekilde yavaşlardı. Tüm bu oranların tutturulması Dünya’daki gerekli oluşumların arka arkaya yaratılmasıyla mümkün olmuştur. Atmosfer’deki geri döndürücü özellik bu zorunlu oluşumlardan sadece biridir. Fakat sırf bu özellik dahi olmasaydı hiçbirimiz var olamayacaktık. Elindeki şemsiyenin tesadüfen oluştuğuna kim ihtimal vermektedir? Peki gökyüzü bizi mükemmel bir şemsiye gibi korurken, aynı zamanda yeryüzündeki suyun ve havanın uzaya kaçmasını engellerken, yerine getirdiği görevleri acaba kimler tesadüflerle açıklamaktadır? Yaratıcımız var olabilmemiz için gerekli tüm şartları mükemmel bir şekilde planlamış ve bizi yaratmıştır. Daha sonra ise gönderdiği kitabı Kuran’la bu mükemmel yaratılışlara gözlerimizi çevirmiştir.

    Gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisinin arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu inkârcıların sanısıdır…

    38 Sad Suresi 27

  35. cihat says:

    Bak bir mucize daha halamı inkar ediyorsunuz halamı bu kitabı muhammed yazdı diyorsunuz Bunu demek en büyük ahmaklık olduğunu halamı göremiyorsunuz.

    Gökleri ve yeryüzünü gerçek ile yarattık. Geceyi gündüzün üzerine sarıyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor…

    39 Zümer Suresi 5

    Bu ayette “sarıyor” diye çevirdiğimiz kelimenin Arapçası “yükevviru”dur. Bu kelime Türkçe’ye de geçen “küre” kelimesi ile aynı kökten gelmektedir. Bu fiil Arapça’da yaygın olarak “başa sarık sarmayı” ifade etmek için kullanılır. Baş gibi küremsi bir yapının etrafına sarığın sarılması için kullanılan bu fiil, gecenin gündüzün üzerine sarılmasını ifade etmek için de kullanılmıştır. Ayette gecenin gündüzün etrafına sarılması ifade edilirken aynı zamanda gündüzün de gecenin üzerine sarıldığı ifade edilmektedir. Gece ile gündüzün oluşma sebebi Dünya’nın küremsi yapısıdır. Dünya’nın küremsi şekli sayesinde gecenin ve gündüzün bu şekilde yer değiştirmesi mümkün olmaktadır.

    GECEYİ GÜNDÜZÜN ÜZERİNE SARMAK

    Böylece bu ayette de Dünya’nın küremsi yapısına işaret vardır. Bu işaret “yükevviru” fiilinin yuvarlakımsı zeminlere sarılmayı ifade etmesinden dolayı oluşmaktadır.

    UZAYDAN DÜNYAYI SEYRETMEK

    Peygamberimiz yaşarken, Kuran’ın mı, Arap Yarımadası’ndaki yanlış görüşlerin mi bilimsel olarak doğru olduğu anlaşılmayacaktır. Kuran’ın ortaya koyduğu doğruların bilimsel olarak ispatı, Peygamberimiz’in vefatından 1000 yılı aşkın bir süre sonra mümkün olacaktır. Kuran kendi döneminde anlaşılmayacak, kendi dönemindeki yanlış bilgilerle zıt düşecek bilimsel izahları, kendi döneminde hiçbir avantaj sağlamayacak, bilakis dezavantaj bile oluşturacakken neden yapmaktadır? Görülüyor ki Kuran’ın amacı avantaj ve dezavantaj hesaplarının çok ötesinde “Doğruyu, ne pahasına olursa olsun doğruyu” ortaya koymaktır. Uysa da, uymasa da! Bu gerçeklerin bin yıl sonra keşfedilen bilgilerle anlaşılması ise, Kuran’ın evrenselliğini ve zamanüstülüğünü, kendi dönemine hitap ettiği gibi, Dünya’nın sonuna kadar tüm insanlara da hitap edeceğini göstermektedir.

    Gün gelip de astronotlar Uzay’a gittiklerinde, Kuran’ın bu ayetindeki ifadeye gözleriyle tanık oldular ve fotoğraflar da çektiler. Dünya’nın Güneş’e bakan yarım küresinde gündüz olurken diğer yarım kürede gece oluyordu. Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü sayesinde Dünya’nın kimi bölgelerinde gündüz, kimi bölgelerinde gece oluyordu; kimi bölgelerde gündüzdengeceye, kimi bölgelerde gecedengündüze geçiş aynı anda gerçekleşiyordu. Böylece Kuran’ın 1400 yıl önce vahiy ile açıkladığı, bir kaç yüz yıl önce matematiksel hesaplarla ve mantık yürütmelerle ortaya konulan gerçekler, duyu organlarıyla da algılanıyordu. Yani gayb (duyu organlarıyla algılanamayan) olan, artık duyu organlarıyla algılanır, görülür olmuştu.

    Kuran’ın, Dünya’nın küremsi yapısıyla ve gece gündüzün yer değiştirme tarzıyla ilgili açıklamasındaki oluşumlar, aynı zamanda yaşamımız için olmazsa olmaz şartlardır. Dünyamız eğer küre şeklinde olmasaydı, gece ile gündüz Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönüşü sayesinde bu şekilde yer değiştirmeseydi; Dünya’nın sürekli olarak ısı alan yerlerinde kavrulmadan dolayı yaşam yok olacaktı, ısı ve ışık almayan bölgede ise bitkilerin varlığı da, yaşam da mümkün olmayacaktı. Kuran’ın gözümüzü çevirdiği oluşumlar üzerinde her düşündüğümüzde; Allah’ın hem ilmini, hem kudretini, hem sanatını, hem her şeyi nasıl kusursuz planladığını, hem de Kitab’ının mucizevi yönlerini daha iyi anlıyoruz.

  36. cihat says:

    Çünkü bu kitabın Muhammed yazdı veya herhangi biris yazdı demek en büyük ahmaklık olduğunu göremiyorsunuz Peki bu Muhammed Bı kadar bilim ilmi DÜnyanın nasıl döndğünü atomu biliyorduda Denizlerin karışmadığını Evrenin geniledğini biliyorduda neyle biliyordu bunları acaba ARap çöllerinde kumun altında telesobumu vardı Yoksa Bunları ölçeceği bir cihaz bukadar ilmi vardıda neden kimseye söylemedi ben yaptım demedide yada ben yazdım demedide Bunu Alemlerin Rabbi indirdi dedi.Peki nasıl oluyorda Bu İnsana iftira atıp arap çobanı bedevi uydurma oluyor da şuanki bilim adamları bile bazılarının arap çobanı diye hakarete aldığı Efendimize ile inen bu kitabı 1400 yılsonra anca kavrayabiliyor.
    BAkın bu kitap gerçekten mucize sizin gibi ahmakların üflemeleriyle sönmez tam tersi kendini ispat eder bir güneş gibi çoğalır.

    HİÇ GÜNEŞ ÜFLEMEKLE SÖNERMİ.

    Eğer eski ümmetler in peygamberleri gibi Ölüleri dirltseydi güneşi batıdan doğursaydı ağcaı Köklerinden söküp yürütseydi(tabi bunların hepsini Allah vasıtasıyla yapılıyor) Sİzin gibi Ahmaklar büyü diyebilir kendi yaptı diyeblirdi tabi bu mucizelere ile büyü demek ahmaklıkken fakat adama sorarlar 1400 yıl önceki kitap Hakaret ettiğiniz çöl bedevisi yobaz dediğiniz buşahıs Bu kadar bilmi nsıl öğtendi diye sorarlar Birde bunları bilip Bunları ben değil Bizleri yaratan yaptı dermi işte Bu yüzden Mucize Bu kitabı ancak zalimler reddeder aklı çalışan bilme inanan insan redetmez ancak cahil hiçbir bilgisi olmayan ortaçağdaki yobaz hristiyanlar gibi kedi şeytandır deyip yada Adamını şeytan ele geçirmiş diyen zihniyetler bu kitaba inanmaz .reddetmekten başka bir halta yaramayan insanlar redder Halamı inkar ediyorsunuz Halamı bile bile kendinizi batıla şeytana tapıyorsunuz .

    Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa eremezler. (6/21)

    Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken “Bana da vahy geldi” diyen ve “Allah’ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim” diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün ‘şiddetli sarsıntıları’ sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: “Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah’a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O’nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz” (dediklerinde) bir görsen… (6/93)

    Ya da: “Kitap bize de indirilseydi, elbette onlardan daha çok doğru yolda olurduk” dememeniz (için) işte size Rabbinizden apaçık bir belge, bir hidayet ve bir rahmet gelmiştir. Allah’ın ayetlerini yalanlayandan ve (insanları) ondan alıkoyup-çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden alıkoyup-çevirenlere, bu ‘engelleme ve çevirmelerinden’ dolayı pek çetin bir azabla karşılık vereceğiz. (6/157)

  37. bülent says:

    Cihat kardeşim;
    Kainatın mükemmelliği ile ilgili söylediklerin (uslubun bir müslümana yakışmasada) çok güzel.Bazı şeyleri anlayamaman ise inanarak baktığın için gayet normal

    Muhammed Efendimiz yazssaydı, evrenin genişlediğini …..
    Amerikalı gökbilimci Edwin Hubble adında bir adam kanıtlayana kadar evrenin genişlediği bilinmiyordu.Tek bir islam alimi çıkıpta evren genişlemektedir. Böyle söyleyen bir ayet var dememişti Diyanette dahil olmak üzere tüm meallerde o tarihe kadar ayet tercümelerinde evrenin genişlemekte olduğuna ait bir anlam göremiyorduk. Şöyleydi tercümeler
    Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz.
    Nezaman hubble çalıştı uğraştı buldu kanıtladı. İslam alimleri zaten kuranda yazıyor dediler.
    Zaten hep böyledir ŞARK kurnazlığı. Başkaları bulur. Ama biz zaten biliyorduk demek.
    İstersen diyanetin ya da başkalarının eski basım meallerini bul bak. Bilimsel gerççeklerin batıllılarca bulunup, doğulularca kuranda yazıyor denerek ispatlanmaya çalışılması ne büyük çelişki. Oysa kuran allahın kelamı olsaydı meallerle oynayarak bilimsel temellere dayandırma ihtiyacı hissedilmezdi.
    Ama sakın üzülme müslümanların durumu gene iyi, sadece meallerle aynayarak işi çözüyorlar Hristiyanlar ise yılda bir iznikte toplanıp direk olarak ayeti değiştiriyorlar. (Belki daha kolay olduğundandır.)

    Herşeyin iki eşliden yaratıldığı ise başka yerde söyleme gülerler.
    Deniz atı gibi canlıları inceleyebilirsen anlarsın

    Dünyaya 100 000 lerce peygamber geldiği söylenir. Ama nedense 20 peygamber adı geçer kuranda. 20 side hz muhammetin bulunduğu bölgede yaşamıştır
    İçlerinde baba ve oğul torun ailecek peygamber olanlar vardır. Oysa her kavme 1 peygamber denir? Amerika Avrupa Avustralya peygamberleri neredeler?
    Dünyada 10 000 lerce bitki meyve var Kuranda sadece bu coğrafyadakilerden bahsedilir.
    Birçok hayvan var Ne amerikadan lama ne kutuplardan penguen nede avustralyadan kanguru sadece bu coğrafyanın hayvanları. Kutuplar dedimde aklıma geldi bir bakıverdim şimdi. Doğa olayları bile yağmurdan çölden ibaret Kar yağışından doludan sisten eser yok kuranda.
    Dünyanın herhangibir bölgesine ait bir bahis varsa kuranda arap coğrafyasında görülmeyen lütfen yazın araştırmak isterim.

    Bu kuranda çelişki bul kafamı keserim demişsiniz.Bu uslupla amacınız araştırmak öğrenmek olamaz. Kuran desede ALLAH insanlara böyle bir emir veremez. Kudretine aykırıdır.

    Bir çok bilimadamı bir yaradana inanır ve öğrandikçe yaratana daha sıkı sarılırken Dinden de uzaklaşmaktadır. Çünkü hiçbiri yazılanları bu büyük kudrete YAKIŞTIRAMAZ.
    Einstain son mektuplarında “çocukça masallar” diyor, dinler ve kitapları için.
    Siz ise
    bilim adamları imana gelirken halamı inkar ediyorsunuz.
    diyorsunuz . Kimmiş bu bilim adamları ? lütfen yazın öğrenelim.

    Demişsinki ayette de Dünya’nın küremsi yapısına işaret vardır. ….

    Madem öyle
    Nihâyet güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir gözede batar buldu.
    Nihâyet güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, güneşe karşı kendilerine siper yapmadığımız bir kavim üzerine doğar buldu.

    Bunlar kurandan ayetler Dünya tepsi gibi sanılıyor.
    Yıldızlar için görmediğimiz direkler üzerinde duruyor diyen de kuran.
    Tutmazsak düşecekmiş diyende.

    Hesap kitap bilmeyenler Kuran için o dönemde nasıl yazabilir bir insan bunu diyorlar.
    İlk ameliyat (cerrahi) MÖ kaç bin yılında yapıldı ?
    Mısır hiyorogliflerinde insanın doğumu ve aşamalarına ait tabletler MÖ kaçbin yılına ait
    Yazı MÖ kaç binde bulundu?
    Papirus MÖ kaç binde ?
    Saatın mevsimlerin takvimin bulunuşu MÖ Kaç Binli yıllar ?
    Pİ sayısı bile MÖ kaç binlerde bulundu sorsak kimse bilmez
    Ama ortaya o dönemde bunlar bilinmiyordu diye çıkacaksanız. O döneme kadar bilinenleri biliyor olmanız gerekir.
    Hala bilmediğiniz bilimsel gerçekler hakkında vaybe o dönemde nasıl bilinebilirdi. Demek allahın sözü bunlar diyebilirsiniz.
    BU SADECE SİZİN CEHALETİNİZİ GÖSTERİR.
    Bu arada kurandaki ahlakı olaylara hiç girmiyorum.
    Allah bize bir kitap gönderecek ve bize ;
    peygamberin hangi eşiyle hangi sırayla beraber olacağını bildiren ayet gönderecek
    yada evlatlık aldığı oğlu boşanınca, yani hz peygamberin, gelini ile evlenmesine izin veren ayet gönderecek
    ya da peygambere sadaka verilmesini isteyen ayet yollayacak
    sonrada bu ayetten vazgeçecek

    Sanırım Sizlerin inandığınız PEYGAMBER, inandığınız allahtan daha etkileyici.
    Bu yüzden Sizler Muhammede ve yarattığı Allaha inanıyorsunuz.
    Bense sadece ALLAHA ve yarattıklarına inanıyorum.

    Saygılarımla

  38. cihat says:

    Diyorsunki ALlah ayetleri gönderecek Sonra eşini vs bilgilerini söyleyecek diyorsun evlalık konusunda sözünden cayacak Bundan doğal ne varki herşeyi yaratan zaten ne olduğu senin bilmiyormu bu özellikleri sana verenden başka seni kim yargılayabilir senin mantığına göre yaratıcı insan gibi birşey sanıyorsunuz yada madde benzeyen birşey zaten bu kuralları kuran o insandaki herşeyi bilen o. Ayrıca bunları bildirmesinin sebelerinden biride ozamanki arap toplumu ve ayrıca bu senin cehalitini gösterir kuran bir günde ilnmedi 20 küsür yılda indi. sen ozamnki arap toplumunu bilemeyecek kadar cahilsin insanların çocuklarını sırf kız diye gömdükleri haksılığın zulmün adama öldürmenin olduğu gayri meşru ilişkilerin yaşandığı bir toplumda bunları hemen uygulamak insanın fıtratına aykırıdır.
    Zaten ahlak sahibi olmayanlar böyle ayetleri anlayamazlar çünkü Peygamber onlara bir örnektir toplumun yapısı ahlakı ancak ayetlerde bildirerek düzelir senin bu ayetleri reddetmen sevgiyi insan sevgisini yada diğer gözle görünmeyen özellklerini reddetmek gibi olur.peygamberin yaptıklarını Rabbimiz ayette bildiriyorki ona uysunlar öncüleri olsun diye.
    istese Allah zorla yaptırırdı fakat insanın nasıl bir varlık olduğu bilen Rabbimiz mesela ilk inen ayetlerde içki haramdır yada yasaklayıcı şeyler yoktur fazla yasaklardan bahsetmez.fakat islamiyet yayıldıkça haramlar belirmeye başlamıştır buda sadece senin kör olduğun için inanmadığını açıklıyor.
    Ayrıca yok mö cerrahlardan yok pi sayısından yazıdan bahsetmişsin eski bunların gelecekten haber varmesiyle ne alkası var cahil cahil neden konuşuyorsun anlamıyorum e ne palım şuanda araba bilgisayar vs var sen bana bin yıl sonra olacak bir icadı söylermisin yada herhangi bir insan söylesin evrenle ilgili dünyayla ilgili birşeyde değil birde yazdığı kitapta hepsini tamaıyla eksiksiz bilsin ne kadar cahilsiniz körü körüne reddeiyorsunuz zaten ayettede geçiyor eski insanların ne kadar bilgi li oldukları Allah ayetleriyle resmen cahilliğinizi yüzünüze vuruyor.

    Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek için yeryüzünü dolaşmıyorlar mı? öncekiler bunlardan daha çoktu, daha güçlüydüler ve yeryüzündeki eserler bakımından daha üstündüler. Ama kazandıkları şeyler kendilerine hiçbir şey sağlamadı.(Mümin suresi 82)

    1.Ben inandığım için Değil fakat sizin Bİr insana YAratıcı tarafından Kitap indirmediğini Düşündüğünüz için oluyor.Ben eğerki Bunlar olmasaydı belkide İslama inanmazdım Sandığın kadarıyla hiçbirşeye körü körüne inanmam Mantığımı Kullanırım Yargılarım Öyle karar veririm.
    2.Şark kurnazlığı gibi iftiralat atmana gerek yok Çünkü Bardağın noş tarafından bakıp bunlar da ne varki diyemezsin .Peygamberimiz okuma yazması yoktu bu kesinkez ozanki müşrikler tarafındanda biliniyordu peki okuma yazma bilmeyen birisi nasıl olurda bu kadar sayfa kitap yazıyor İŞte Allah sizin gibi inanmaynlara mucizelerle göstriyor fakat kalbiniz kör olduğu için hep yalanlama karşı gelme iftira atma vs vs şeyler yazıyorsunuz.
    Sana kaynak veriyorum ordan gir bak Düşünerek bak Bu kadar bilimsel konular nasıl oluyorda 1400 yıl önce olan bir kitapta yazıyor diye yargıla eğerki yargılamayıp redetme metodunu alırsan hiçbir zaman birşeye inanmazsın önyargıyla bir yere varamazsın.
    SEn diyorsunki sadece Allaha inanarım (zaten Allah arapça bir kelime kurana inamıyorsan TAnrı desen Daha iyi lur yada kendi taktığın bir adı söyle daha iyi olur.)
    Ayrıca Bu kadar haksızlık olan dünyada insanların nefslerine taptığı bu dünyada zalim yöneticelerin olduğu insanları katleden öldüren tecavüz eden bu dünyada hiç mümkünmüdürki O inandığın yaratıcı Bir kitap göndermesin Burası nı sen imtihan(Sınav) Yeri olarak göremezsen sadece yemek içmek yatmak eğlenmek olarak görürsen ki çoğu Ateistin yada sadeceYaratıcıya inanmasının nedeni de bu Nefslerinize hakim olamadığınız için bu şekilde düşünüyorsunuz yada rahat yaşamak varken herşeyi güzelce tatmak varken ne gerek var böyle kitaba diyerek zaten baştan önyargılı bakıp konuyu kapatıyorsunuz çünkü Allah kitabında iyi şeyler yapın bana ibadet edin içki zina kumarı daha birçok şeyi yasaklıyor adaletli davranın diyor. İnsanları kötü nefslerine karşı vesvese veren şeytana karşı uyarıyor bana itaat edin diyor O kadar nimet veriyor bu düzen hiç sapmadan milyonlarca senedir devam ediyor ve tabiki bir gün işte herkes hesaba çekiliecek o yüzden bu kitap gerçekten mucizelriyle iyiliği adaleti emretmsiyle hak kitap böyle iyiliği emreden başka kitap hangisi var dünyada diğer üç kitap bozulmuş tahrife uğramış.
    Bir Düşün Bakalım Sanan göre İNsanın en önemli özelliği nedir .Dİğer Canlılardan tamayile ayıran özelliği nedir diye sorsam Aklı dersin demi.İşte İnsanları akıllı yaratan Rabbimiz dünyada sınavdan geçeceksiniz diyor Sınavı kazanmanızın yoluda Bu Kurandır gönderdiği ELçisinin Sözleridir diyor bunda daha doğal ne varki Peki bu 4 kitaptan başka niye başka kitap yok bu bile Allahın kitaplarını gönderdiğinin en büyük delili her kitabın arsında ortalama bin sene süre var peki bu Peygamberler sahte olsa neden sadece 4 kitap var o Senin mantığınla kendine peygamberim diyen ve bu benim kitabım diyen binlerce kitap olması gerekmezmiydi ve bunlara inanan kalabalık bir insan topluluğu olması gerekmezmiydi. Eğer senin mantığınla eğer insanlar hesaba çekilmeyip toprak olucaksa yada uyarılmıyacaklarsa neden bu 4 kitabı bu zamana kadar geldi tabi biri tahrifsiz değiştirlmeden geldi neden senin düşündüğün kafanda tasrladığın tanrın tamamiyle bunları öldürmezmiydi eğer kitap yoksa neden insanları imtihan geçirip haşa ve kella bu adamları bize musallt ediyor sınav yoksa öteki hayat yoksa hesap günü yoksa niye kitapları var peki bunu snin mantığınla yazdım çok saçma olmazmıydı.
    İşte Allah insalara İrade verdi Akıl verdi Doğruyla yanlışı ayırsınlar dedi Yoksa senin kafanda tasarladığın gibi ne güzel demi YE iç yat her tülü zalimliği yap insan öldür tecavüz et hırsızlık yap sonra gel TAnrı vardır ama kitap göndermemiştir bunlar hiç mantıklımı o kadar zulüm olacak ve bir hesap günü gerçek Adalet sahibi birisi bu kadar evreni yaratan birisi bunları yapamıyacak haşa yaratıcının adaletine sığarmı tabikide sığmaz Tam tersi RAbbimiz bizi o kadar nimetler vermiş kitap gönderip iyi yoldan gidin demiş birde bunları yaprsanız cenneti vaad etmiş ama kötülük yapıp adaletsiz olanlara zalimlere insan sevgisi olmayan kalpsizlerede Hepsini Cehenneme atacağını ve oradan hiçbir zaman çıkamıyacaklarını söylemiş aslında bu onun ne kadar adletli olduğunu gösteriyor ama bu kadar uyararıcı elçilerine rağmen kitabına rağmen Reddetmeye devam edersen Cehennem size hak olur çünkü aklınız olmasa o zaman YAratıcı zalim olurdu fakat aklınız iradeniz bu kadar gerçeğe rağmen redetmek redetmek reddetmek başka birşey yapmıyorsunuz . Allah kitabıında zaten Ayetlerimiz ancak Zalimler reddeder diyor. istese bizi yaratmazdı bunada ihtiyacı yoktu herşey ona muhtaç o olmadan bir başparmağımız bile oynamaz o olmadan bu dünya bile dönmez herşey batar gider.Zaten o hep vardı Ezelden beri Ama bizler yoktuk bizi yoktan var etti bu dünyayı bize verdi önümüze herşeyi serdi en üstün varlık olarak bizi yarattı yazımı Kuran Ayetleriyle bitireyim.

    İnsan Kendi yaratılışını unuturak bize bir misal getirdi ve dedi ki:Bu çürümüş kemikleri kim diriltecek?
    De ki: Onları ilk defa yaratan diriltecektir.O,her çeşit yaratmayı hakkıyla bilendir. (Yasin 78-79)

    İnsan,başı boş bırakılacağını mı sanıyor?
    Kendisi dökülen bir meniden bir nufte değilmiydi?
    Sonra bir kan pıhtısı oldu,derken Allah onu yarattı da biçimine koydu.
    Ve ondan erkek ve dişi iki eş yarattı.
    Bunları yaratan,ölüleri diriltmeye kaadir değil mi dir?(Kıyamet Suresi 36-40)

  39. cihat says:

    Hani demiştin ya hangi bilim adamları diye hangi yabancı insanlar diye bak hala reddetmekten başka ne yapıyorsunuz anlamış değilim Halamı bu kitabı Efendimiz yazdığını idaa ediyorsunuz Amacınız inanmamksa inamayın fakat Bu kitabı bir insanın yazması imkansızın imkansızı lafı bile yanında az kalır.
    Bazı yabancı bilim admarının, düşünürlerin Kuranla ilgli Peygamberimiz ile ilgli görüşleri tabi bu bir kısmı Onun gerçekten bir insan olamıyacağını taki 1400 yıl önce yaşamısana rağmen nasıl bir Üstün kişilik olduğunu söylemektedir.
    TAbikide Bu özellikleri veren Rabbimizdir.BAzı bilim adamları sadece şahsiyetine bazıları Allahın onu insanlara gönderdiğini söylemektedirler.BAzı bilim adamlarıda Efendimizle gönderilen dine inandığı için yazmışlardır bazıları ise siyasteçi yada farklı mesleklerden , e tabi okuyan adamın hali başka oluyor yoksa reddetmekle nereye kadar gideceksiniz.:))

    “Şöyle bir göz atmakla, Hz Muhammed’in, bütün vasıflarını ve kahramanlıklarını görmek mümkündür Bunlardan bazıları Peygamberliğinin ilk günlerinde ve bazıları da peygamberliğinden sonra olmuştur Eşsiz mucizeleri gördüğüm zaman, O’nu rütbe bakımından insanların en büyüğü ve en yücesi olarak mütalaa ediyorum Hatta; insanlık O’nun bir benzerini görmemiş ve görmeyecektir de…”
    Prof Bosworth Smith (Mohammed and Mohammadanism, London 1874)

    * * *
    “İslâm medeniyetinin modern dünyaya en büyük yardımı ve hediyesi ilimdir Fakat Avrupa’yı, yeniden hayata kavuşturan şey, yalnız ilim değildir İslâm medeniyetinden gelen daha başka tesirler Avrupa hayatına ilk parlaklığını vermişti
    Avrupa’nın ilerleme hayatında İslâm kültürünün kati tesirini takip edemeyeceğimiz bir tek safha bulunmadığı gibi tesirin kendini bütün azametiyle hissettirdiği saha tabii ilimler ve ilim zihniyetidir
    Orta çağın ilk yarısında dünyanın hiçbir milleti insanlığın ilerlemesine müslümanlar kadar hizmet etmemiştir 9-12 asırlar arasında felsefe, tıb, tarih, ilahiyat, astronomi ve coğrafya mevzuunda Arapça olarak yazılan eserler herhangi bir lisanla yazılanların fevkinde idi” Prof Dr Philip Khuri Hitti
    * * *
    Bitmeyen bir hayranlık, sürekli bir saygı, Arabistan’ın bu büyük Peygamberinin hayatını ve şahsiyetini inceleyen ve nasıl öğrettiğini, nasıl yaşadığını bilen herkesin bu güçlü Peygamber için ürpertici bir saygıyla dolmaması mümkün değildir Kitabımda söyleyeceklerimin pek çoğu, çoklarının bildiği şeyler olsa da, ben onları ne zaman yeni baştan okusam, bu Arabistanlı Muallim için hep yeni bir hayranlık, yeni bir saygı duyuyorum”
    Annie Besant, (Hindistan’ın Bağımsızlık Mücadelesi Liderlerinden) (The Life and Teachings of Muhammad, Madras, 1932)
    * * *
    ’Ben şahsen Hz Muhammed’in hayranıyım’
    Sosyolog VDEratsen
    * * *
    Asrımızda çeşitli ilim adamlarının yaptıkları tecrübe ve araştırmalar göstermiştir ki, pişirmek kaydıyla soğan ve sarımsağın damar sertliğini mühim ölçüde azalmalmaktadır Ayrıca pirişilmiş sarımsağın kanda lipid (yağ) artmasına mani olduğu ve kan pıhtılaşma bozukluklarını da bir ölçüde engellediği, yüksek tansiyonlu kişilerde ise tansiyonun düşmesine yardımcı olduğu müşahede edilmiştir Nitekim ondört asır önce Efendimiz’de (sav) bir hadislerinde sarımsağın pişirilerek yenilmesini tavsiye etmiştir
    Doğrusu aranırsa Hira Dağı mağarasında meleği gördüğü günden beri geçen 20 sene dünyayı değiştirmeye kafi gelmiş Hicaz’ın kuru kumlarında yeni bir tohum filizlendirmişti; öyle bir filiz ki Arabistan’ı uyaracak, bir yandan Hindistan’a bir yandan da Bahr-i Muhite kadar uzanacaktı
    Emile Dermenghem
    * * *
    “İnsanlığın sorunlarının üst üste yığılarak nerdeyse çözülmez hal aldığı günümüzde Hz Muhammed’e her zamankinden daha fazla muhtaçiz Eğer O aramızda olsaydı bütün bunları oturup bir fincan kahve içme rahatlığı ile çözerdi”
    George Bernard Shaw ( İrlandalı dramatist, sosyalist düşünür ve 20yüzyılın önde gelen tiyatro yazarlarından)
    * * *
    “Tarihteki Yüz Büyük İnsan” adlı kitabıyla bütün dünyada yankılar uyandıran Amerikalı bilim adamı Prof Michael Hart’a kitabın ilk yayınlandığı tarihten on yıl sonra, Kahire’de çağırıldığı bir ödül töreninde, El-Ahram Gazetesi muhabirlerince sorulan; “kitabınızın yayınlanmasının üzerinden 10 yıl geçti neredeyse ‘100 ünlü Adam’ adlı kitabınızda birinci yeri Hz Muhammed’e (sav) ayırmıştınız, hâlâ bu görüşünüzde ısrarlı mısınız?” şeklindeki soruya şu cevabı vermişti:
    “Bu ünlülerin ilk listesi Bu sayı 200-300’e bile çıkarılsa Hz Muhammed’in (sav) listenin başındaki yeri sabittir
    Ben ünlüleri incelerken bazı sabit kriterler ortaya koydum Bunlardan biri de, ünlülerin insanlık tarihinde bıraktıkları geniş ve derinlemesine izlerdir Benim, ünlülerin en ünlüsü olarak Hz Muhammed’i (sav) tercihim ise, O’nun hem peygamberliği, hem de dinî ve dünyevî seviyede fevkâlâde başarılı olmasıdır İnsanlık ahlâkı, felsefî ve hukukî olarak İslâm’dan daha mükemmel bir din görmemiştir Hz Muhammed (sav)’in vefatından sonra da İslâm, dünyanın doğusunda ve batısında yayılmaya devam etti Dünyada hâlâ bir çok insan kalpleriyle ve akıllarıyla İslâm’a yöneliyor Hz Muhammed’in (sav) davet ettiği din, 14 yüzyıl önce medeniyetin ve kültür merkezlerinin dışındaki bir bölgede doğmuştu Ve zor şartlar altında yol aldı Buna rağmen İslâm, dünyanın her yönüne yol buldu Ve inanıyorum ki Hz Muhammed (sav) gibi, her yönüyle mükemmel bir insan, bir daha gelmez”
    Prof Dr Michael Hart
    * * *
    “Kral ve vezirler gibi azamet ve debdebe perdeleriyle gizlenmiş değildi Kendi hırkasını kendi yamalar, kendi ayakkabısını kendi tamir ederdi Harbe gider, ashabı ile istişare eder, emirlerini onlarla beraber verirdi
    Nasıl bir insan olduğunu her yönü ile kavminin bilmesi için böyle yaptı Ona artık, siz ne isterseniz öyle deyiniz Dünya’da taç ve ihtişam sahibi hiçbir imparatora, yamalı bir hırka içindeki bu insan kadar hürmet ve itaat edilmemiştir Yirmiüç yıllık dünya imtihanı, gerçek bir kahraman için lüzumlu bütün unsurları taşımaktadır”
    Thomas Carlyle (Meşhur İngiliz Düşünür)

    “İslamiyetten daha eski dinler, insanların ruhları üzerindeki hakimiyetlerini günden güne kaybetmekte oldukları halde, Hz Muhammed’in dini bütün kudret ve hakimiyetini muhafaza etmektedir”
    Dr Gustave le Bon (Fransız sosyolog ve amatör fizikçi)
    * * *
    Ben şunu iddia ediyorum ki, Hz Muhammed en seçkin bir kıymettir Yaradan’ın, böyle ikinci bir vücudu imkan sahasına getirmesi de ihtimalden uzaktır Seninle aynı asırda bulunamadığımdan dolayı üzgünüm Ey Muhammed…
    Prens Otto Von Bismarck (Modern Almanya’nın ilk şansölyesi -başbakanı)
    * * *
    Hz Muhammed’in (sav) insan olması itibariyle, bütün insanlık muhakkak iftihar eder Çünkü O Zât, ümmî olmasıyla beraber, onüç asır evvel öyle kanunlar ve esaslar getirmiş ki, biz Avrupalılar ikibin sene sonra onun kıymetine ve hakikatına yetişsek en mes’ud, en saadetli nesiller oluruz
    Shebol (1927 Hukuk Kongresi Başkanı)
    * * *
    Meshur Peygamberler, fâtihler arasinda târih-i hayâti; Hz Muhammed’in Târihi gibi, en ince teferruâtina kadar, en mevsuk sekilde kayd ve zapt olunan bir kimse gösterilemez
    John Davenport (Ingiliz bilgin)
    * * *
    Şişmanlık birçok hastalıkları da beraberinde getirmektedir Son araştırmalar neticesinde şişmanlarda yüksek olan kolesterol seviyesinin damar sertliğine sebep olduğu, buna bağlı olarak da damar sertliği, yüksek tansiyon, kalb yetmezliği, böbrek ve göz hasarlarının meydana geldiği tespit edilmiştir Dengeli beslenme mevzuunda ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini Yüce Rehberimiz (sav) asırlarca önce şu kutlu sözleriyle belirtmişti: ‘Çok yemek kötü bir şeydir’ ‘İnsanoğlunun midesini iyice doldurmasından daha zararlı bir şey yoktur
    Şayet gayenin büyüklüğü, vasıtaların küçüklüğü ve neticenin azameti insan dehasının üç ölçüsü ise, modern tarihin en büyük şahsiyetlerini bile Muhammed’le (sav) kıyaslamaya kim cesaret edebilir O şahsiyetlerin en meşhurları ancak maddi kuvvetler kurdular Halbuki, O (sav), orduları hukuk sistemlerini, imparatorlukları, kavimleri hanedanları ve dünyanın üçte biri üzerindeki milyonlarca insanı harekete geçirdi
    Alphonse Marie Louis de Lamartine (Fransız Tarihçisi)
    * * *
    “İnsanlar her şeyden daha fazla Muhammed’e kulak vermelidir Diğer bütün sözler, onun karşısında boş sözlerdir”
    Thomas Carlyle (Meşhur İngiliz Düşünür)
    * * *
    “Muhtelif devirlerde beşeriyeti idare etmek için Allah (cc) tarafından gönderildiği iddia olunan bütün münzel ve semâvi kitapları tam ve etrafiyle tetkik ettimse de, hiç birisinde bir hikmet ve isabet göremedim Bu kanunlar, değil bir cemiyetin, bir ev halkının saadetini bile temin edecek mahiyetten pek uzaktır Lâkin müslümanların Kur’an-ı, bu kayıttan azadedir Ben Kur’an’ı her cihetten tetkik ettim Her kelimesinde büyük hikmetler gördüm Müslümanların düşmanları bu kitabın, Muhammed’in kendi eseri olduğunu iddia ediyorlarsa da, en mükemmel ve hatta en mütekâmil bir dimağda böyle harikanın zuhurunu iddia etmek hakikatlere göz kapıyarak kin ve gareze âlet olmak manasını ifade eder ki, bu da ilim ve hikmetle kaabil-i telif değildir
    Prens Otto Von Bismarck (modern Almanya devletinin kurucusu)
    * * *
    Ellerin et ve yağ gibi maddelerle bulaşık olması hem haşere hem de mikropların üremesi için zemin teşkil eder Yüce Rehberimiz ‘ellerinde et veya yağ kokusu eseri olduğu halde yatan bir kimse bir hastalığa müptela olur veya hayvan ve haşerelerden bir zarara uğrarsa, kendisinden başkasını suçlu bulmasın’ buyurmuştur Burada haşerenin yanında hayvan tabirinin kullanılması enteresandır Hayvan, hayat sahibi yani canlı mânâsına da gelmektedir Dolayısıyla mikrop mefhumuna işaret edilmektedir
    Hz Muhammed (sav) toplu halde yapılan ibadetin o muazzam gücünü, tarihte ilk temsil edip gösteren insandır Hiç şüphe yok, ki, çok geniş mikyasta, İslâm’ın kudreti, günde beş vakit kılınan namazın kudretinden kaynaklanmaktadır
    J H Lenison, Emotion as the basis of civilisation
    * * *
    Yeni keşiflerin veyahut ilim ve irfanın yardımı ile hallolan yahut çözülmesine uğraşılan meseleler arasında bir mesele yoktur ki, İslâmiyet’in esasları ile çatışsın Kur’an-ı Kerim ve onun öğrettikleri şeyler ile fıtri kanunlar ve fenler arasında tam bir ahenk görülmektedir
    Lavazon
    * * *
    “Hz Muhammed’in doğruluğu, faaliyeti, hakikati aramadaki samimiyeti, sonsuz azmi, hiçbir vakit sarsılmayan imanı, kendisini dinlemek istemeyenlere ezelî hakikati dinletmek yolundaki sebatı, bana kalırsa bunlar O’nun, o cesur ve azimkâr Peygamber’in son peygamber olduğuna en kat’i ve en emin delillerdir”
    Dr Steingas

    “Hiç kimse Hz Muhammed’in prensiplerinden daha ileri bir adım atamaz Avrupa’ya nasip olan bütün başarılara rağmen bizim bütün kanunlarımız, İslâm medeniyetine bakarak çok ek—— Biz Avrupa milletleri, büyük medenî imkânlarımıza rağmen, Hz Muhammed’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız”
    Johann Wolfgang von Goethe (Alman Şair ve Yazar)
    * * *
    Muhammed, hürmet ve saygıya fazlasıyla lâyıktır
    Lev Nikolayeviç Tolstoy (Büyük Rus Yazar)
    * * *
    Büyük İslâm Peygamberi Yüce Yaratıcı’nın katına çıkıp onunla buluşmuştur Ben Mirac’a bütün kalbimle inanıyorum
    Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski (Meşhur Rus Yazar)

  40. bülent says:

    Evlatlık konusunda sözünden caymış demedim, öyle birşey yok. Yanlış anlamış olabilirsin.
    Fakat o konuda da muzdaribim. Sokakta müslümanım diyen 1000 kişi çevirip sorsak. Ve desek ki; evlatlık alsan ona ana baba sevgisi, bir aile, bir yuva sıcaklığı versen, islam, kuran buna nasıl bakar desek, emin ol hepsi sevaptır diyecektir. (muhtemelen sende öyle düşünüyorsundur.) Ancak islam alimlerinden hacı hocadan hiçbiri buna onay vermez bu kesinlikle yasaklanmıştır. Gerçi kuranda bu yasak yok ancak Hz Muhammet e Allahtan ayet iner ve Allah muhammede gelini ile evlenebileceğini söyler. Bu bir emirdir .Tabiki yerine gelir:) Böylece sizlerede bu yol açılır. Siz içinize sindirbilirsiniz belki ama ben, gelinimle evlecek kadar ahlaksız değilim. İslam alimleri bu duruma nasıl bir kılıf bulurlar biliyormusunuz. Evde, kurana göre, evlatlık bakmak yasaktır derler. Şimdi dini imanı bütün cumhurbaşkanımız ve başbakanıımız var başımızda .Çocuk esirgeme kurumu kendilerine bağlı. Ve bu kurumlar kimsesiz çocuklara aile bulmak için çırpınıyorlar. Yani kurana karşı geliyorlar. Üstelik sana bir garip gerçeği söyleyeyim o cahiliye diye bahsettiğin dönem hakkında söylediklerin tamamen doğru ama ne varki o dönemde bile arap toplumunda evlatlıkların eşiyle evlenmek yasaktı. Kuran bu yolu da açmış oldu.
    Ataistlere göre 9 islam alimlerine göre 13 yaşında olan bir kızla evlenmesine kuran onay verdi. 50 küsur yaşındaki peygamber 13 yaşındaki kızla . Sen kendi kızını , bu duruma düşen kızın yerine koy bakalım.
    Evet kuran 23 yılda indi zaten bir seferde inseydi herkes inanırdı 23 yılda yavaş yavaş sindire sindire öğrenerek bilgilenerek muhammet kurallarını söyledi. Tabi bazen hata da yaptı. “O rahman ve rahimdir” dedi. Allah kendisine O dermi. Bu bile kuranın muhammetin sözleri olduğunu kanıtlarken ,şimdi çevirilerde parantez içinde “de ki” eklenilip durum toparlanmaya çalışıyor.

    “Tanrı desen Daha iyi olur yada kendi taktığın bir adı söyle daha iyi olur.)” demişsin
    Bunu söylemen üzücü arapça ile ilgili bir derdim yok .Kainatı yaratana inanıyorum onada hepimiz Allah dersek sana ne gibi bir zararı var anlamadım.

    Allahın bu zalim dünyaya kitap göndermemesi mümkünmü demişsin.
    Neden kitap göndersin ki, Zaten kainat yaratanın en büyük eseridir. Ve ayet cümle demek değildir. Gördüğümüz herşey bir ayettir. Bunu gösteren allah niye birde yazılı bildirme gereği duysun.Bunun üzerine bir de kitap gönderiyorsa , kitap olmadan kendisini anlayamayanlar olacağını bildiğindenmidir?
    Burası sınav yeri diye eklemişsin. O zaman kitap belki de kopya çekmeniz içindir.

    Ateistlere ya da benim gibilere ( deist diyorlarmış benim gibilere) nefslerine hakim olamayan yiyip içen tecavüz eden öldüren ….. demişsin.

    Bu senin kabahatin değil küçüklüğümüzden beri hepimize din ile ahlak bağlantısı böyle öğretildi din olmazsa ahlakta olmaz gibi . Okulda bile din bilgisi ve ahlak dersi vardı. Önceki yazımdada yazdım Dinsiz ve allahsız koreliler Japonlar varya ahlak seviyesi en üst düzeyde olan topluluklardır .Tek bir islam ülkesi yanlarına bile yanaşamaz. Yiyip içen, yan gelip yatanlarda, çalışmayan üretmeyen toplumlarda, ne tuhaftır ki islam aleminden çıkıyor. Etrafına zarar vermiş kitaba inanmayan kaç kişi tanıdın bilemiyorum. Ama dünyaya da kendi toplumlarına da zarar verenlere bir bak, çoğu islam aleminden.

    Tabiki Önyargı öğretilenlerle bakmaktır. Bu konuya böyle bakman senin önyargından. Benim gibiler, öğretilenlerden sıyrılarak bakabilenler, önyargılı olamaz.

    Ateistleri koruma durumunda da değiim ama çalışmak üretmek doğayı ve yaşamı korumak aklını kullanmak ve çevrelerine zarar vermemek gibi felsefleri var. Yani zararsızdırlar.

    Önceki yazımdaki çok şeye cevap vermemişsin oysa bunlar benim kafama takılan sorulardı.
    Bu sorulara mantıklı cevaplar vermek yerine başka şeyler öne sürerek kuran ın allah kelamı olduğunu anlatmaya çalışmışsın. Oysa tek bir hata kuranın çökmesine neden olur diyen sizlersiniz. Benim, sizin kuranda varolan güzel şeyler hakkındaki sözlerinizi onaylamam kuranın allahın kelamı olduğunu kanıtlamaz ama sizin, sorduğum tek bir soruyu açıklyamamanız ve tek bir çelişkiyi anlatamamanız kuranın muhammet eseri olduğunu ortaya koyar.

    Yazdığın yazıda yaklaşık 15 – 20 yerde benim gibilerin cehennemlik olduğunu falan yazmışsın . Çoğu ayet bunların.. Kuranda böyle çok ayet var . Hırsızı , ahlaksızı , katili, tecavüzcüyü, en şerefsiz ve ahlaksız insanı bile, bir TÖVBE ile affeden kurandaki o çok bağışlayıcı allah , muhammede inanmayanı cehenneme atıyor.Kurtuluş YOK.
    Cehennemde yanacaksın , Dinden çıkarsın…. Hep korkutma , hep tehdit. Kuranda yüzlerce ayet var. Allah, yarattığı insanları bukadar korkuturmu? Onlara yakarım seni der mi? Hemde hertürlü şerefsizlği affeden allaha bunu nasıl yakıştırırsın. Düşünmeyi soru sormayı yasaklayacak , öğrenmek isteyenleri ateşe atacak . Bunu kainatın yaratıcısı mı yapar ? kuranın yazarı mı?
    Üstelik bukadar insanları korkutan kurandaki allah , okadar çok yemin ediyorki anlaşılır gibi değil. Yüzlerce kez “and olsun ki” diyor. Söze hep yemin ederek başlıyor. 23 yıl boyunca sürekli olarak yemin ederimki yakarım, yemin ederim ki yıkarım, deyip durması Benim Kainatı yarattığına inandığım ALLAHıma yakışmıyor.

    Bana hiçbir konuda hak vermeyebilirsin . Zaten birbiirmize zorla birşeyler kabul ettirmeye çalışmak doğru değil. Ama şu konuda bana inanabilirsin. Bizler yaratanı seven ona hayran insanlarız. Sadece bu sebeple bile hiçbirşeye kötülük etmeyiz.
    Ancak bu allah sevgisi bukadar yeminle , ateşe atmakla, korkuya dönüşür. Zaten bu yüzden kuranada Allah sevgisi yerini Allah korkusuna bırakmıştır.

    Seven insandan zarar gelmez ama yönlendirilemez de. O sevgisini istediği gibi yaşamak ister.Ona cezayla, korkuyla istediğinizi yaptıramazsınız. Bu yüzden muhammed insanın içindeki allah sevgisini almış ve yerine allah korkusunu koymuştur.
    İnsanları yönetmek için içlerine korku salmak en bilinen yoldur. Bu yolda ilerlemek içinse insanların bir miktar cahil olmaları iyidir. Bu yüzden islam aleminin durumu ortadadır.

    Gelelim verdiğin bilim adamları örneklerine. Elbette her kesimde , hertürlü düşünceye sahip insanlar vardır.
    SEED dergisinin 1000 bilim insanı üzerinde yaptığı çalışmayla başlayalım istersen.
    SEED Dergisi gelişmiş 4 ülkedeki bilim adamlarına dine bakışlarını sordu.
    ABD:
    Ateist/Agnostik 17%
    Az inançlı 6%
    İnançlı 53%
    Dindar 24%

    İngiltere:
    Ateist/Agnostik 44%
    Az inançlı 10%
    İnançlı 35%
    Dindar 11%

    Fransa:
    Ateist/Agnostik 50%
    Az inançlı 6%
    İnançlı 39%
    Dindar 5%

    Almanya:
    Ateist/Agnostik 40%
    Az inançlı 24%
    İnançlı 32%
    Dindar 4%

    Ankete katılanların mesleki dağılımı ise şöyle:

    Soyal bilimler: 24%
    Tıp: 23%
    Biyoloji/Kimya: 15%
    Mühendislik: 12%
    Fizik: 9%
    Bilgisayar: 9%
    Matematik: 8%

    Bunlar yabancı bilim adamlarının genel düşüncesi . Eğilim ne yönde görebilirsin.
    Zekâ dinden imandan ediyor

    13 Haziran 2008 – Akşam Gaztesi

    137 ülkede yapılan araştırmaya göre; zekiler Allah’a inanmıyor.

    İngiliz akademisyenlerde (Royal Society) bu oran yüzde 96.7’ye kadar çıkıyor

    Kuzey İrlanda’daki Ulster Üniversitesi, bilim ve ilahiyat dünyasını karıştıracak bir araştırmaya imza attı. Buna göre zeki insanlar, Allah’a inanmıyor. Prof. Richard Lynn, “137 ülkede araştırma yaptık. Toplumların aydın eliti içinde ateistlerin oranı, daima toplumun geri kalanına göre daha yüksek çıkıyor. Mesela İngiliz akademisyenlerin sadece yüzde 3.3’ü Allah’a inanıyor. Toplumun genelinde bu rakam yüzde 70’e çıkıyor. ABD’de 1990’larda yapılan bir araştırmada Amerikan Bilimler Akademisi üyelerinin yalnızca yüzde 7’sinin Allah’a inancı olduğunu saptanmıştı. Ayrıca, çocuklarda da inanç oranı daha yüksek. Ancak, yaşları büyüdükçe ve zekâları geliştikçe kuşkular artıyor” dedi.

    • abdullah says:

      arkadaşım kuranı kerimde cenabı Allah hz. musaya a.s. “firavuna git ve yumuşak söz söyle . zira o azdı ” buyuruyor (yaklaşık olarak mealen). hiç kimsenin kötü bi duruma düşmesini istemeyiz .

      anketlerden yola çıkarak bilim adamlarının inançsız olduklarını anlatmaya çalışmışsın . örneğin ingiltere hristiyan bir toplum . biz müslümanlara göre incil tahrif edilmiş dolayısıyla istisnalar hariç Allah kelamı olmadığı meydanda . böyle bi ortamda yetişen bu kültürü alan bilim adamlarının , öğretilen şeylerin batıl olduğuna kanaat getirmesi gayet doğal değilmi ?

      ayrıca son cümlende söylenenin gerekçesi gönüllerin kirlenip hakkı görememesi olamazmı sence ?

      diyorsunki
      “Düşünmeyi soru sormayı yasaklayacak , öğrenmek isteyenleri ateşe atacak . Bunu kainatın yaratıcısı mı yapar ?”

      burada anlamadığınız şeyi sormayın buyurulmuyor lütfen tarafsız olarak ayeti inceleyelim.
      “Ey iman sahipleri! Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın. Kur’an indirilmekte iken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onlardan vazgeçmiştir. Allah Gafûr’dur, Halîm’dir.”
      açıklandığında hoşunuza gitmeyecek şey ne olabilir ? bu konuyla örtüşen bir hadis vardır hac ibadeti her sene farzmıdır diye bi soru sorulmuştu örnek olabilir . anlatılmak istenileni anlamaya çalışalım . maide suresi 101. ayet bu ayetin tefsirinden neyin kastedidiğinide anlayabilirsin . en azından akıl akıldan üstündür belki aklına uygun gelecek bir şey okur ve ikna olursun . şahsen ben bu ayette senin anladığın gibi anlamadığınız konularda soru sormayın şeklinde anlamıyorum . bu şekildeki bir algılama kesinlikle zorlama yorumlarla kişinin inanmak istediği şeye şartlanmasıyla oluşuyor .

      yorum katarsak işin içine şeytan giriyor . buradaki bir çok anlatımda bir ayetin söylemediğini yorum katarak sanki ayet öyle söylüyormuş gibi gösterilmesi hatasına düşülmüştür .

  41. bülent says:

    Aklıma gelmişken söylemek isterim.
    Bazı çelişkili ayetler sorulduğunda , bunların hükmü kalkmıştır denilir.
    Birçok islam aliminin görüşü hükmü kalkmış ayet sayısının 150 civarında olduğudur.
    100 ayet diyende var 220 ayet diyende.
    sebep olarakta toplumdaki gelişmeyle bazı ayetlerin daha iyisi geldi derler.
    Sizde buna inanıyorsunuz ki İçki ile ilgili ayetlerin zamanla yenilendiğini yazmışsınız.
    23 yılda birkaç yüz ayetin hükmü geçersiz oluyorsa 1400 yılda kuranda geçerli ayet kalmamalıydı.
    Yada islam alemi toplumsal gelişimini tamamlamış olmalıydı ki. Saırım en mantıklısı bu
    Nede olsa islam alemi halen
    aynı yerde

    • cihad says:

      size aciyorum sadece madem tum bunlar uydurmaca hadi bakalim aklinizla bir bugday tanesi yapinda gorelim ornek almadan yada bir esyaya can verinde gorelim hani siz okumus insanlari inancsiz olarak degerlendiriyorsunuzya genellemenizde cok guzel bravo ALLAH bizi bir surecten geciriyor ve bu surec herkes icin farkli olacak sekildedir fakat islami akildan mantiktan uzak bir din gibi goruyorsaniz yaziklar olsun size islam herseyi en guzel sekilde yapmayi ogutler zina hirsizlik kufr vs bircok sey dinde gunah ve yasalardada suctur hangi ulkede yasalar dinden bagimsizdir??? kuran kiyamete kadar yol gosterici bir kitaptir ama siz cahiller (nerde okudugun yada ne oldugunun onemi yok) bunu kus kadar aklinizla yorumlarsaniz hicbir sorunun cevabi bulunmaz. hani su facebooktan yayinlanan bi video vardi ingiliz yada amerikali bilmiyorum sonucta ingilizce konsuyodu butun dinleri dener ve en uygnunu bulunca o dine gececegini soyler en sonunda islamida dener ve kura okurken bir mucize bekler fakat birsey olmaz ve ruzgar birden esince cam acilir ve tabi bu genc birsey oldugunu dusunur ve birazda korkar o esnadada gozunu kurandan ayirir haliyle ve sonra tekrar okumaya baslar ve bir ayet ile karsilasir mucizearmak yerine etrafina bak hersey birer mucize degilmidir gibi bir ayet ben aklimda kalani soyluyorum yanlssada ALLAH afettsin (ayetten bahsediyorum kisi dogru) bu adam avrupanin ve bilimijn yada diger seylerin en ust duzeyde oldugu yerden gelme biri ve sizin kici kirik universiteleriniz onlarin en basit universiteleri arasinda yer almazken egitimle kiyasliyorsaniz tum bunlari avrupadan ders alin hani herseyiyle ustunlerya bizden (sizin acinizdan) ne diyor ustad necip fazil kisakurek “verende o alanda o nedir senden gidecek???? telasini gorenler can senin zannedecek” olumun oldugu bir evrende inanmamak neyi degistirirki ??? ama inanmak cok seyi degistirr sende ozgur oldugun yerdesin yani boslukta….

  42. bülent says:

    * Edward Morgan Forster (1879-1970), İngiliz yazar
    * Warren Buffett (d. 1930), işadamı
    * Marie Curie (1867–1934), fizikçi
    * Milton Friedman (1912 – 2006), iktisatçı
    * Larry King (d.1933), gazeteci
    * Sir David Attenborough (d. 1926), İngiliz antropolog
    * Michelle Bachelet (d. 1951), Şili devlet başkanı
    * Helen Clark, Yeni Zelanda başbakanı
    * Émile Durkheim (1858-1917), Fransız sosyolog
    * Heinz Fischer (d. 1938), Avusturya cumhurbaşkanı
    * Thomas Henry Huxley (1825-1895), Agnostisizm terimini oluşturan düşünür
    * Aleksander Kwaśniewski (d. 1954), eski Polonya devlet başkanı
    * Ricardo Lagos (d. 1938), eski Şili devlet başkanı
    * Bill Maher (d. 1956), ABD’li komedyen
    * Protagoras (MÖ. 420), Yunan Sofist ve ilk büyük humanist
    * Mark Twain (1835-1910), ABD’li yazar
    * Trey Parker & Matt Stone, ABD’li komedyen ve South Park yapımcıları
    * Margaret Atwood (d. 1939), Kanadalı yazar
    * Antonio Banderas (d. 1960), İspanyol sinema oyuncusu
    * Jose Luis Rodriguez Zapatero (d. 1960), İspanya başbakanı
    * Dave Matthews (d. 1967), Güney Afrikalı müzisyen
    * Vincent Bugliosi (d. 1934), ABD’li hukukçu ve yazar
    * Clarence Darrow (1857–1938), ABD’li hukukçu
    * Alan Dershowitz (d. 1938), ABD’li hukukçu
    * Richard Dreyfuss (d. 1947), ABD’li aktör
    * Umberto Eco (d. 1932), İtalyan bilim adamı, yazar, edebiyatçı
    * Timothy Ferris (d. 1944), ABD’li yazar
    * Carrie Fisher (d. 1956), ABD’li aktris, senarist ve yazar
    * Stephen Jay Gould (1941-2002), ABD’li paleontolog, jeolog, zoolog
    * Matt Groening (d. 1954) ABD’li karikatürist, The Simpsons yapımcısı
    * Robert (Bob) James Lee Hawke (1929-), eski Avustralya başbakanı
    * David Horowitz (d. 1939), ABD’li yazar
    * Bob Hoskins (d. 1942), İngiliz aktör
    * Robert Jastrow (1925–2008), ABD’li astronom
    * Jack Kevorkian (d. 1928), ABD’li patolojist
    * Tony Kushner (d. 1956), ABD’li oyun yazarı
    * Larry Niven (d. 1938), ABD’li yazar
    * Neil Peart (d. 1952), Kanadalı müzisyen
    * Sean Penn (d. 1960), ABD’li sinema oyuncusu, yönetmen
    * Roman Polanski (d. 1933), Polonyalı yönetmen, yazar, oyuncu
    * Charles Templeton (1915-2001), eski evanjelik yazar
    * Uma Thurman (d. 1970), ABD’li oyuncu
    * Robert Anton Wilson (1932–2007), ABD’li romancı, deneme yazarı, filozof
    * Martin Scorsese (d. 1942), ABD’li yönetmen
    * Charlie Chaplin (1889-1977), İngiliz yönetmen, oyuncu ve yazar

    Bunlar Agnostikler.

  43. bülent says:

    Hiçbirşey bilmiyorlar, bilmek istemiyorlar. Şu cahillere bak, dünyaya egemen onlar.Onlardan değilsen eğer, sana kafir derler. Onlara aldırma hayyam ,yoluna devam et.
    Ömer HAYYAM

  44. bülent says:

    http://deistim.blogcu.com/deist-sozler/9111099

    deistlerin (benim gibilerin) sözlerinide burada okuyabilirsin

    Saygılarımla

  45. cihat says:

    ee banane bundan canım Sen bana Yabancı kişleri göster dedin bende gösterdim şimdi bunla ne alakası var.
    Ben sana hertürlü cevabı yazdım ama Çok Kızgın görünüyorsun NE işim var desitlerle.
    Ayrıca 23 yılda Kuran inmesiyle değişmesi mantığını nasıl kuruyorsun
    Topluma yavaş yavaş fikirler söylenir insanın yaratılışında bu böyledir.İnsanı ilgelendiren kurallar zaman ister hemen olmaz.
    Bunlar çelişki yada saçma değil
    Dediğim gibi inanmamak işinize geliyor.
    Kendin bilirsin Öldüğünde Bu hayatın yalan Öteki haytın gerçek olduğunu anlayacaksın ama geç olucak böyle gidersen eğer.
    Vaybe Tanrıya inanıyorsunuz fakat sizin tanrınızın kafası çalışmıyor herhalde onaca zulüm onca zina onca haksızlık hırsızlık olacak ve bunları sorgulamıyacak ne güzel tanrınız var sizin öyle tıpkı insanlar gibi hiçbirşeyi sorgulamıyor Ne tanrısı bu ateş tanrısı mı Su tanrısımı.:))))) :D DD
    Siz TAnrıya İnanın Biz Alemlerin Rabbi Allaha inanıyoruz O PEk merhemetli HErşeye gücü yetendir Asla Haksızlık yapmaz HErşeyi bilendir , ADaletlidir..
    Sizin TAnrınızda Bunlar yok.Tıpkı insanlar gibi Zalim ha o tanrıya tapmışsın ha insanlara ne farkı varki Bari puta tapında en azından birşeye taptık dersiniz İnanıpta Boş oturduk demessiniz. :) )

    • cihad says:

      cihat kardesim sen bunlari bosver yaa bunlarin asil beyni yikanmis ALAHIN VARLIGINI INKAR NE DEMEK YAA ??? HANGI APTAL DUSUNCE BOYLE BIRSEY SOYLERKI?? rahman suresnde diyorki “febi eyyi ala-i rabbikuma tukezziban:hakikat boyle iken rabbinizin nimetlerinden hangi birini sayarsiniz yalan” bunlar bos kafali insanlar hakaret degil bu SOZLERIM sadece ozgur dusunce :) genelde universitede dusunuyorlar boyle seyleri eee turkiye dini olmayan bir ulke hani laiklik varya muslumanligi kabulde etmiyorlar sanki muslumanlik onlari kabul ediyormus gibi.
      biz hicbir dini yalanlamadik ALLAH’in hukumleri heryerde dogrudur ancak bizim dinimizi secmeyen insanlarada saygi duyduk fakaaaaatt saygimiz saygini kadardir bilin. ne diyor ustad NECIP FAZIL KISAKUREK , Abidin Dino’ya sormuş:”Niçin inanmıyorsun?”

      Abidin Dino, kendisine kaybettiren ama başkalarına çok şey kazandıran şu cevabı vermiş:”Korkuyorum, bir kere inanırsam bir daha başımı secdeden kaldıramam diye…”

      -”Yani, siz öyle bir Allah’a inanıyor, öyle azametli, öyle merhametli bir Zat’tan bahsediyorsunuz ki, eğer öyle bir Allah varsa, değil O’na itaat etmemek veya günah işlemek, O varken başımı secdeden kaldırmaya bile haya ederim, o cesareti kendimde bulamam” diye…

  46. cihat says:

    Kur’andaki Tekrarlar…

    Kur’an’ı rasyonel prensiplerim ışığında okuduğumda problemli gördüğüm birkaç noktayı seninle paylaşmak istiyorum. Hepsini müzakere etmek birkaç haftayı alabilir.

    – Buyur, dinliyorum.

    – Birincisi, Kur’an’da çok tekrar olması dikkatimi çekti. Belirli şeyler ısrarla tekrar ediliyor. Bazen aynı şeyin gereksiz tekrar edildiğini hissettim. Bunun eğitim psikolojisi açısından gerekli olabileceğine katılıyorum. Muhtemelen, Muhammed, insanlar temel mesajları iyice bellesin diye böyle bir şey yapmıştır. Ancak gereksiz tekrarın ilahî bir kitapta olmaması gerektiğini düşünüyorum.

    – Öncelikle şunu belirteyim, Kur’an’da konuşan Hz. Muhammed (a.s.m.) değil, Âlemlerin Rabbi olan Allah’tır.

    – Senin için bu doğrudur. Ancak, ben henüz öyle bakmıyorum. Kur’an’ın içindekilere bakarak semavî kaynaklı olup olmadığını anlamaya çalışıyorum. Bana göre içinde tekrarların olması ilahî kitap olma ihtimalini zayıflatıyor.

    – Kur’an’daki tekrarlar aslında Kur’an’ın semavî olduğunun bir delilidir. Senin de söylediğin gibi önemli olan yapılan tekrarların “gereksiz” olup olmadığıdır. Bazen olur ki bir şeyin tekrarı kusur değil, zaruridir.

    – Bence Kur’an’daki bir kısım tekrarlar gereksizdir. Anladığım kadarıyla sen tam aksini düşünüyorsun. Bana bazı konuların tekrarla işlenmesinin gerekçesini açıklayabilir misin?

    – Memnuniyetle. Kanaatimce Kur’an’daki tekrarlar hakkında değerlendirme yapmak için iki noktayı göz önünde bulundurmak gerekir: Birincisi, “Kur’an nasıl bir kitaptır? Asıl gayesi nedir? İşlediği temel konular nelerdir?” gibi sorulara cevap vermeliyiz. İkincisi, Kur’an’da nelerin tekrar edildiğine bakmamız gerekir. Böylece yapılan tekrarların, Kur’an’ın temel maksadına mutabık olup olmadığına ve tekrarların gerekli olup olmadığına karar verebiliriz.

    – Söylediklerin gayet makul. Birincisinden başlayalım. Kur’an nasıl bir kitaptır?

    – Öncelikle Kur’an’ın ne olmadığını ifade etmek istiyorum. Kur’an, tarihî hikâyeleri konu eden bir tarih kitabı değildir. Kur’an, uzayı anlatan bir astronomi kitabı da değildir. Kur’an, canlıları anlatan bir biyoloji kitabı da değildir. Kur’an, bedenî hastalıkların nasıl şifa bulacağını anlatan bir tıp kitabı da değildir. Hâsılı, Kur’an ne sosyal bilimler ne de fen bilimlerindeki hiçbir kategoriye dâhil edilemez. Çünkü Kur’an’ın gayesi, varlıkların ve olayların, beşerî bilim dallarının yaptığı gibi, “nasıl” oluştuğunu anlamak ve izah etmek değildir; her şeyin “niçin” olduğunu anlatmaktır. Kur’an, bazen “nasıl” sorusuna cevap vermekle beraber, daima “niçin” sorusuna cevap verir. Bizi her şeyin gayesini ve hikmetini anlamaya davet eder.
    Kur’an, bütün Âlemlerin Rabbi olarak Allah’ın kelamıdır. Bütün varlıkların ilahı olan Allah’tan gelen bir fermandır. Her şeyin Halik’ından gelen bir hitaptır. Her şeyin Rabbinden gelen bir konuşmadır. İnsanlığa doğru yolu göstermek için verilen ezeli bir hutbedir. Kâinat Sultanı’ndan insana yapılan bir iltifattır. İsm-i Azam (Allah’ın büyük isimleri) ve Arş-ı Azam’dan (Allah’ın sınırsız hükümranlığının tecelli ettiği yer) gelen mukaddes bir kitaptır.
    Kur’an’ın en birinci meselesi kâinatı yaratan Rabbimizi bize tanıtmaktır. Allah’ın muhteşem bir saray gibi inşa ettiği bu âlemde bizi niçin misafir ettiğini izah etmektir. Bu misafirhaneden ayrılıp gittikten sonra bizi, ebedî zindanların veya daimi saadet saraylarının beklediğini haber vermektir. Rabbimizden gönderilen elçilere tabi olup onların gösterdiği doğru yolda yürüdüğümüzde ebedî saadeti bulacağımızı müjde vermektir.
    Bu anlamda, Kur’an, bize kâinat ayetlerini okuyup her bir şeyde Rabbimizi gösteren muhteşem bir “tevhit kitabı”dır. Hem dünyada hem de ahirette saadete götüren dosdoğru yola çağıran bir “davet kitabı”dır. Bizi yaratıp binlerce nimetlerle memnun eden sonsuz rahmet sahibi Rabbimize, hamd ve şükretmeyi öğreten bir “zikir kitabı”dır. Hadsiz maddî ve manevî ihtiyaçlarımızı karşılamak için âlemlerin Rabbinden nasıl talepte bulunacağımızı öğreten bir “dua kitabı”dır. İçimizdeki kötü duyguları kontrol etmeyi ve potansiyellerimizi yeşertmeyi öğreten bir “terbiye kitabı”dır.

    – Kur’an’ın saydığın bu nitelikleri tekrarlar içermesini niye gerekli kılsın ki? Örneğin, “tevhit kitabı” olmasıyla tekrarlar içermesi arasında nasıl bir alâka vardır?

    – Kanaatimce, Kur’an’ın biraz önce saydığım özeliklerini bilen biri, tekrarları kusur olarak görmez. Çünkü Kur’an’daki tekrarlar, söz konusu özelliklerin gereğidir. Eğer Kur’an’ın en temel maksatlarından birisi, belki de birincisi, Allah’ın var ve bir olduğunu anlatmaksa her bir surede, her bir sayfada, her bir satırda, hatta her bir sözde tevhit hakikatini ders vermelidir.Bu nedenle, Kur’an’da Allah’ın varlığını ve birliğini bildiren tevhit ifadeleri sıklıkla tekrar edilmiştir. Hatta sosyal ve beşerî hayatı düzenleyen ilahî prensiplerin izah edildiği surelerde bile tevhide vurgu yapılmıştır.

    – Birkaç defa, “Allah var” demesini anlıyorum, ancak yüzlerce defa aynı şeyi söylemesi gereksiz bir tekrar değil mi?

    – Bence milyonlarca defa “La ilahe illallah” derse yani “Allah’tan başka ilah yoktur” mesajını tekrar etse yine de israf olmaz. Tıpkı ıssız bir çölde, sahibini kaybetmiş, aç, susuz, takatsiz ve yarı baygın bir çocuğun “Uyan! Ben geldim. Sana su ve yiyecek getirdim” diyen şefkatli bir sesi duyması veya amansız bir hastalıktan ölmek üzere olan adamın meşhur bir doktordan “Gözünü aç, kendine gel. Sana vereceğim ilacı kullanırsan iyileşeceksin” sözünü işitmesi gibi. İşte her insan, bu misallerdeki aciz bir çocuk veya hasta bir adam gibidir. Sonsuza uzanan arzu ve emellerine rağmen bir dakika sonrasına bile yaşayacağına garantisi yoktur. Kur’an “La ilahe illallah” kelimesiyle sonsuz aciz ve sonsuz fakir olan insana, sonsuz kudret ve sonsuz nimet sahibi Rabbini bildirir, tanıttırır. İnsanı kâinattaki varlıklara dilenci olmaktan kurtarır ve şöyle mesaj verir: “Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma. Onlara tezellül edip (zillet gösterip) minnet çekme. Onlara temellûk (dalkavukluk) edip boyun eğme. Onların arkasına düşüp zahmet çekme. Onlardan korkup titreme. Çünkü Sultan-ı Kâinat birdir. Her şeyin anahtarı O’nun yanında, her şeyin dizgini O’nun elindedir. Her şey O’nun emriyle halledilir. O’nu bulsan her matlubunu (isteğini) bulursun. Hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtulursun.”

    – Senin söylediklerin, iman edenler için bir mana ifade edebilir. Benim gibi Yaratıcı’ya inanmayan biri için hiçbir ehemmiyeti yoktur.

    – Haklısın. Allah’a iman etmeyen biri için Allah’ın ebedi saadet müjdesinin hiçbir faydası yoktur. İşte Kur’an, senin gibi inanmayan insanlara, binlerce ayetiyle delil göstererek Rabbini tanıtıyor. Israrla, inatla inkârda devam edenlerin inadını kırmak için tevhit hakikatini tekrar ederek ders veriyor. Her bir şeyde tevhide delil çıkararak Allah’ın varlığını gösteriyor. Doğrusu, seninle aylardır devam eden müzakerelerimiz, Kur’an’daki tekrarların, ne kadar yerinde olduğunun en güzel delilidir.

    – Nasıl delil oluyormuş?

    – Seninle aylardır aynı konuyu müzakere ediyoruz. Allah’ın var olup olmadığını konuşuyoruz. Bir konuştuğumu bir daha söylememeye dikkat etmeme rağmen birçok defa aynı şeyleri anlattığımı fark ediyorum. Çünkü geçmişte konuştuğumuz bir konuyu, yeri gelince tekrar etmek faydalı oluyor. Aynı hakikati birçok örneklerle ifade edip akla yakınlaştırmak gerekiyor. Nasıl ki bir kişiye tevhit dersini anlatırken birçok defa tekrar lazım oluyorsa anlayışları, ilgileri ve bilgileri çok farklı olan milyarlarca kişiye tevhit dersini vermek için de tekrar lüzumludur. Elbette ki Kur’an’ın bu yolla muhataplarını ikna veya ilzam etmesi gerekiyor.
    Örneğin, Rahman Suresi’nde, birçok nimet misal olarak veriliyor ve bu misallerin arasında şu ayet zikrediliyor: “Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edersiniz?” Surede 31 defa tekrar edilen bu soruyla, Kur’an, hadsiz nimetlerin sahibini görmeyen insana ders veriyor. Kur’an önce bir kısım nimetleri misal olarak zikrediyor, sonra da “Bu nimetlerin hangi birini inkâr edersiniz?” diye soruyor. Kur’an, birkaç örnekle tam olarak ikna olmayan nankör insana, birçok örnek getirip nimetlerin sahibinin kim olduğunu kuvvetli bir şekilde ispat ediyor, gösteriyor, hatırlatıyor ve ikna yolunu takip ediyor. Âdeta inkâr edenlerin inadını kırmaya çalışıyor.

    – Tevhit konusundaki tekrarı anladık, diyelim. Cehennem temasının sürekli işlenmesi nedendir? Niye sürekli “Cehennem var” deyip tekrar ediyor?

    – Cehennem azabıyla ilgili tekrarlar da hem Allah’ın hikmetinin hem de şefkatinin gereğidir. Örneğin, çocuğunun ateşe doğru koştuğunu uzaktan gören bir anne, bir değil, belki binlerce defa evladını uyarır. Böyle yapması kusur değil, anne şefkatinin gereğidir. Âlemlerin Rabbi de ne yaptığının farkında olmayan, tıpkı misaldeki çocuk gibi, cehennem ateşine koşan insanı sürekli ikaz eder. Cüzî iradesini yanlış yerde kullanıp ebedi azaba duçar olmaması için şiddetle uyarır.

    – Anladığım kadarıyla, ehemmiyetine binaen aynı şeyler tekrar edilmiş, diyorsun. Oysa sonsuz ilim sahibi olan İlah’tan gelen bir kitap, aynı mesajı, aynı şekilde tekrar etmez. Farklı şekillerde anlatır.

    – Kur’an’da, bazı kelime ve kavramlar, pekçok tekrarla farklı yerlerde geçiyor; besmele ve kelime-i tevhit gibi. Bunlar, su hatta oksijen gibi her an ihtiyaç duyduğumuz manevî gıdalardır. Yani insan olarak sürekli muhtaç olduğumuz ilahî hakikatlerdir. Bu ihtiyaca binaen, tekrar edilmişlerdir. Ancak Hz. Musa’nın (a.s.) kıssası gibi, farklı yerlerde tekrar edilerek işlenen konular vardır ki bunlarda gerçekte bir tekrar yoktur. Aynı kıssanın farklı bir cephesi nazara sunularak başka dersler veriliyor. Doğrusu, Kur’an ayetlerindeki makam ve mana farkını nazara alınca hiçbir tekrar göremeyiz.

    – Tamam, anladım. Teşekkür ederim. Başka sorularıma geçmek istiyorum.

    bu yazı yazarın Rabbini arayan Thomas -2- isimli kitabından alınmıştır

  47. cihat says:

    Kur’an İnsanların Sözlerine Benziyor…

    Kur’an’ı okurken dikkatimi çeken başka bir mesele, beşer kelamına benzemesidir. Senin daha önce bana anlattığın gibi Kur’an’ın beşer üstü olduğunu göremedim. Hiç kimse benzerini yapamaz, demiştin. Okuyunca böyle bir olağanüstülük hissetmedim. Beşer kelamından pek farklı gelmedi bana.
    – Sen, beni yanlış anlamışsın galiba. Beşer üstü derken beşerî ifadelere hiç benzemeyen bir kitap demek istemedim. Beşer sözüne benzemekle, hiçbir beşerin benzerini yapamadığını kastetmiştim. Kur’an, insana hitap ettiği için onun anlayacağı bir üslupla mesajını aktarıyor. Teşbihte hata olmaz, çocukla sohbet ederken çocukça konuşmak gibi. Kur’an’ın hem beşer üslubuna benzemesi hem de hiçbir beşer tarafından taklit edilemez oluşu, mucizeliğini gösteriyor.
    – Kötü yazılmış bir eser demiyorum. Sadece beşer üstü yanını göremedim, diyorum. Okuduğuma pişman olmadım. Sadece ilahî konuşmadan çok, beşerî konuşmayı andırdı bana.
    – Doğru olanı da budur. Her türlü konuşmayı bilen sonsuz ilim sahibi Allah, insanın anlayacağı dilden onunla konuşuyor. Muhatabının seviyesine uygun olarak dersini veriyor. Aksi hâlde bizim mesajı anlamamız imkânsız olurdu. O da hikmete aykırı düşerdi. Çünkü Kur’an’ın gönderiliş gayesi, insanı muhatap alıp ona doğru yolu göstermektir. Hakikati ders vermektir.
    – Haklısın. Kur’an insanın anlayacağı bir üslupla mesajını vermeli. Yani insanın anlayacağı dilden konuşmalı. Ancak yine de ilahî sözler farklı olmalı. Kur’an’da bunu göremedim.
    – Birçok kişi Kur’an’ın lafzına hayran kalıyor. Kur’an meali okuyarak “Bu insan sözü olamaz” deyip Müslüman olan yüz binlerce kişi var. Buna rağmen Kur’an mealine, ilahî kelamdaki harikalığın tam yansımadığını söylemek lazım. Aslında sen Allah’ın kelamını değil, bir beşerin ilahî kelamdan anladıklarını okuyorsun. Dolayısıyla, okuduğun Kur’an mealindeki sözler beşer sözleridir. İlahî sözlerle beşerî sözler arasındaki fark, benzersiz bir sanat eseriyle, bir çocuğun yaptığı taklidî eser arasındaki fark gibidir. İstersen, bu konudaki tartışmayı Kur’an’ın tamamını okuduktan sonra yapalım.
    – Daha iyi olur. Şimdiye kadar okuduklarım çerçevesinde kesin bir yargıya varmıyorum. Kur’an’ın semavî bir kitap olduğu düşüncesiyle uyuşan ve çelişen konuları tespit etmeye çalışıyorum. Tamamını okumadan kesin bir hüküm vermeyeceğim.
    – Gayet güzel bir yaklaşım. Kur’an’ı okurken problemli gördüğün ayetleri bir tarafa not edersen daha iyi olur. Bu ayetler üzerinde ayrıntılı konuşma imkânımız olur.

  48. cihat says:

    Kur’an Değiştirilmiş Olamaz mı? Günümüze Kadar Nasıl Ulaştı?

    “Hâlâ Kur’an üzerine gereği gibi düşünemeyecekler mi? Eğer o Allah’tan başkasından gelmiş olsaydı içinde birçok tutarsızlıklar, çelişkiler bulacaklardı.”
    (Nisa Suresi, 4:82)
    Her zaman olduğu gibi, cumartesi sabahı şehrin merkezindeki göl kenarında buluştuk Thomas’la. Kısa bir hasbıhalden hemen sonra, Thomas geçen hafta sorduğu soruyu hatırlattı ve heyecanlı bir şekilde Kur’an’da bir çelişki keşfettiğini söyledi. Sohbetin ilk yarısında geçen haftaki soruyu müzakere ettikten sonra, ikinci yarısında Kur’an’daki çelişkiyle ilgili konuya geçtik:
    – Kur’an’ın mealini okurken kronolojik bir sıra takip edilmediğini fark etmiştim. Sana sorduğumda, Kur’an’ın tamamlandıktan sonra yeniden sıralandığını söylemiştin. Bu konuyu düşündüm. Sen İncil ve Tevrat’ın tahrif olduğunu, Kur’an’ın tahrif olmadığını söylüyorsun. Oysa Kur’an’ın ayetleri Allah’tan geldiği sırayla yazılmamış, sonradan Muhammed tarafından düzenlenmiş. Bence bu da bir nevi tahriftir. Kronolojik sıralama içinde Kur’an’ı anlamak farklı olur. Yeniden düzenlemek de bir nevi orijinal mesajı tahrif etmektir. Gerçi, İncil ve Tevrat’ın tahriflerine göre çok daha masumdur, denilebilir. Neticede en ufak bir değişiklik dahi ilahî mesajın tahrifi anlamına gelir ki senin dava ettiğin gibi Kur’an’ın hiç değişmediği argümanını çürütür.
    – Kur’an’ın nasıl bugünkü şeklini aldığını kısaca özetleyeyim. Kur’an, şu anki hâliyle Allah’ın ezelî ilminde hep vardı. Bir bütün olarak, bir rivayete göre Kadir Gecesi’nde, başka bir rivayete göre Berat Gecesi’nde dünya semasına indirildi. Ancak Kur’an’ın Hz. Muhammed’e (a.s.m.) indirilmesi 23 senelik bir süreçte gerçekleşti. Bir anda bütün hükümleri indirmek yerine, parça parça nazil oldu. Vahiy meleği Hz. Cebrail, her Ramazan’da bizzat Hz. Muhammed’e (a.s.m.) gelir ve Kur’an’ın tilavetini dinlerdi. Hz. Peygamber (a.s.m.) o zamana kadar inen ayetleri okur ve Hz. Cebrail de takip ederdi. Kur’an’ın tamamlandığı seneki Ramazan ayında, Hz. Peygamber (a.s.m.) tamamını iki defa okuyarak Hz. Cebrail’e sahihliğini teyit ettirmiştir.
    Kur’an bir bütün olarak Hz. Peygamber’e (a.s.m.) indirilmedi. Genellikle yaşanan bir hadisenin akabinde ilgili ayetler inmiştir. Bu da Müslümanların Kur’an’ı anlayıp tatbik etmelerini kolaylaştırmıştır. Çünkü Kur’an, geldiği kavmin birçok âdet ve kuralını değiştirerek tarihte eşi görülmemiş bir inkılap yapmıştır. Bunun için İslam’dan önce ve İslam’dan sonraki Arapların tarihini incelemek gerekir. İslam’dan önceki Ömer ile İslam’dan sonraki Ömer’i okumak bile yeterli olur. İslam, inatçı Arap toplumunun birçok kötü âdetini kaldırıp yerine yenisini yerleştirmiştir. Bu anlamda, vahşi bir toplumdan, tüm insanlığa örnek olacak medenî bir toplum çıkararak “fazilet medeniyetini” inşa etmiştir. Bu müthiş inkılabı bir gecede yapmak yerine, 23 sene boyunca adım adım gerçekleşmiştir. Gelişen olaylara paralel olarak nazil olan ayetleri, Hz. Muhammed (a.s.m.) vahiy kâtiplerine okumuş; yine Hz. Cebrail’in getirdiği mesaj dâhilinde hangi surede yer aldığını söyleyerek kayda geçirmiştir. Bütün surelerin başında Besmele varken Berae (Tevbe) Suresi’nin başında olmaması da gösterir ki Kur’an’ın tertibi tamamen semavî mesaja göre düzenlenmiştir.
    – O zamanda Arabistan’da kâğıt var mıydı? Kur’an’ın ilk nüshalarının nasıl yazıldığını merak ediyorum?
    – Biraz önce söylediğimgibi, vahiy indiğinde, Kur’an’ı yazmakla görevli kâtipler Hz. Peygamber’in (a.s.m.) huzurunda kaleme alır ve ona okuyarak doğruluğunu teyit ederlerdi. Mushaf dediğimiz, kitap şeklinde Kur’an ayetlerinin toplanması, Peygamber’in vefatından sonra ilk halife Hz. Ebu Bekir (r.a.) zamanında gerçekleşti. Ancak Hz. Peygamber (a.s.m.) zamanında Kur’an, hayvan derilerine, hurma dallarına, tahta levhalara, beyaz yassı taşlara, kâğıt parçalarına ve porselenlere yazıldı.Hz. Osman (r.a.) zamanında ise Kur’an istinsah edildi, yani çoğaltıldı ve Medine, Şam, Kufe ve Basra gibi İslam’ın merkezî yerlerine gönderildi. Daha da önemlisi, yazılı ve basılı nüshalar şeklinde olduğu gibi, dünyada emsali bulunmayan bir gelenekle, Kur’an, Hz. Peygamber (a.s.m.) zamanında başlayan hafızlık geleneği ile de tamamı insan hafızalarına yazılarak günümüze kadar ulaştı.
    – Madem Kur’an bütün insanlığa gönderilmiş; sadece o zamanki Arap toplumuna gönderilmemiş. O zaman onlara da toplu hâlde gönderilmesi gerekirdi. Adil bir Yaratıcı hiç kimseye torpil yapmaz. Bence onlara da toplu hâlde gönderilmeliydi.
    – Bunu ilk defa sen söylemiyorsun. Kur’an’dan öğrendiğimize göre Peygamber’imiz (a.s.m.) zamanında yaşayan inanmayanlar da aynı şeyi söylemişler: “İnkâr edenler, ‘Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!’ dediler. Biz Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.” (Furkan Suresi, 25:32.) Yani Kur’an’ın tedrici nazil olması, tam olarak benimseyip hayata geçirmek içindir. Her şeyin hadsiz ilmine sahip olan Rabbimiz insanların bir gecede değişemeyeceğini ve büyük değişimlerin zaman aldığını biliyordu. Bir defada bütün emir ve yasaklarını bildirmek yerine, tedrici olarak onları indirmişti.
    Örneğin, içkiyle ilgili inen ilk ayette, sarhoş iken namaza yaklaşmayın, diye emrediliyordu: “Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: ‘Onlarda hem büyük günah hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır; ama günahları yararlarından büyüktür.’” (Bakara Suresi, 2:219) “Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar… namaza yaklaşmayın.” (Nisa Suresi, 4:43) Böylelikle ilk aşamada, içki kullanımı sınırlandı. Daha sonraları, içkiyi tamamıyla yasaklayan şu ayet nazil oldu: “Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide Suresi, 5:91) Kur’an bu şekilde, “ilahî yasayla” içkiyi yasaklarken hiçbir polis gücüne dayanmadığı hâlde, bu yasağı tatbik etmiştir. Rivayetlerde, içki yasağıyla birlikte evlerdeki içki stoklarının sokaklara döküldüğü ve Medine sokaklarının içki ırmaklarına döndüğü söyleniyor.
    – Muhammed, Allah’tan gelen ayetleri kendi kafasına göre bir sıraya koymuş olamaz mı? Aksi hâlde, nazil olduğu şekliyle yazılması gerekirdi, diye düşünüyorum.
    – Öyle bir şeyin olması aklen mümkün değil. Böyle bir şey ilahî mesajın tahribi anlamına gelirdi. Oysa sonsuz ilim, sonsuz kudret ve sonsuz hikmet sahibi olan Allah, ilahî mesajını tahrip edecek birini peygamber olarak seçmezdi. Eğer Allah’ın ilim, hikmet ve kudretinin sonsuzluğuna inanıyorsak O’nun peygamber seçimi konusuda da hata yapmayacağını kabullenmemiz gerekir.
    – Senin inandığın Allah, peygamber olarak seçtiği Muhammed’in elinden özgür iradesini almış mıydı? Özgür iradesiyle, sonradan bir değişiklik yapmış olması söz konusu olamaz mı?
    – Hayır. Bu, mümkün değil. Çünkü Allah, peygamberinin özgür iradesiyle vereceği bütün kararları da “ezelî ilminde” zaten biliyor(du).
    – Haklısın, Yaratıcı’nın ilmi ezeli olunca önceden kimin ne yapacağını bilir. Bu durumda, “özgür irade”yle Allah’ın bilmesi arasında bir çelişki olmaz mı?
    – Bu kadere ilişkin bir soru. Hafızanın bir yerine kaydet. İleride bu soruya döneriz.
    – Olur. Makul bir öneri. Temel sorumu tekrar sorayım: Bence Kur’an Allah’ın kitabı olsaydı şu anki sırasına göre nazil olurdu. Yani iniş sırasıyla şu anki ayet ve sure sıralaması aynı olurdu.
    – Bence burada hâşâ Allah’a akıl vermeye kalkışıyorsun. Ben de senin söylediğinin tam tersini söylüyorum: Hikmet sahibi Rabbimiz, bir anda bütün değişimi istemek yerine, hükümlerini zamana yayarak indirmiş ve insanların tedrici olarak kendilerini değiştirmelerine fırsat vermiştir.
    – Sen, beni Allah’a akıl vermekle suçluyorsun. Aslında sen de benden pek farklı hareket etmiyorsun. Biliyorsun, biz senin inandığın anlamda bir Yaratıcı’nın varlığını Kur’an’a bakarak test etmeye çalışıyoruz. Eğer Kur’an senin inandığın Allah’ın vasıflarına uygun bir kitapsa o zaman Allah’ın varlığına da delil olmuş oluyor. Kur’an’dan hareketle, onu yazan zatı anlamaya çalışıyoruz. Bu durumda ben şöyle düşünüyorum: Eğer gerçekten bir Rab varsa ve Kur’an gibi bir kitapla kendini bize tanıtmak istediyse bu kitabı nasıl gönderirdi? Bence sonsuz adalet sahibi biri, kitabı herkese aynı sıralama dâhilinde gönderirdi.
    – Ben de sonsuz hikmetiyle olayların seyrine göre ilahî mesajı göndereceğini ve gönderdiğini söylüyorum.
    – Kim doğru söylüyor. İkimiz doğru olamayız. Ya ben doğruyum ya da sen. İkimiz de Yaratıcı’nın nasıl hareket edeceği konusunda bir görüş beyan ettik. Sen benim söylediğim haktır, diyorsun; bense kendi söylediğimin hakikat olduğunu iddia ediyorum. Nasıl çıkacağız bu işin içinden?
    – Bizim dışımızda söylediğimizi destekleyecek bir dayanak noktası bulmadığımız sürece, hangimizin hakikati söylediğini bilemeyiz. Deney ve gözlemle ispatlama imkânı olmayan bu tarz söylemleri hiçbir insan kendi noksan ilmine dayanarak ispat edemez. Bu durum hakikat arayışında bir çıkmazı ifade ediyor. Literatürde buna “yalancı paradoksu” denir. Duydun mu bu kavramı?
    – Hayır. Hiç duymadım.
    – Kısaca anlatayım bu kavramın manasını. Seninle ilk defa görüştüğümüzü varsayalım. Sen benim hakkımda hiçbir bilgiye sahip değilsin. Kendimi sana takdim ederken “Ben her zaman yalan söyleyen biriyim” dersem nasıl bir çıkarımda bulunursun?
    – Her zaman yalan söylediğini düşünürüm.
    – Doğru söyledin. “Her zaman” içinde bulunduğumuz zamanı ve biraz önceki ifadeyi dile getirdiğim zamanı da kapsar. Eğer benim söylediğim doğruysa söz konusu cümleyi söylediğimde de yalan konuşmuş olmam gerekir. Yani “Ben her zaman yalan söyleyen biriyim” ifadesi de yalan olmalı. Bu ifade yalansa aksi doğrudur. Yani ben aslında her zaman doğru söylüyorum. Ben her zaman doğru söylüyorsam, “Her zaman yalan söylüyorum” ifadesi doğru olmalı. Gördüğün gibi bir kısır döngüye girdik. Sonuçta sadece benim sözümden hareket edersen doğru mu yoksa yalan mı konuştuğumu anlayamazsın. Bir nevi paradoksal durum söz konusu.
    Aynı şey, hakikatle ilgili söylemlerimiz için de geçerli. Özellikle deney ve gözlemle kesin olarak ispatlayamadığımız konularda kimin söylediğinin doğru olduğunu bilmek zordur. Örneğin, Yaratıcı’yla ilgili her birimiz farklı bir argüman geliştirdik. Hatırlarsan sen daha önceleri şöyle bir ifade kullanmıştın: “Rasyonel bir Yaratıcı varsa iman edenleri cehenneme ve inkâr edenleri de cennete gönderir.” Ben ise tam aksini iddia etmiştim. Her birimiz de söylediklerimizin doğru olduğuna inanıyorsak kimin doğru olduğunu bilebilir miyiz?
    – Hayır, bilemeyiz. İşte bu nedenle agnostik oldum. Bana göre, hiç kimse Yaratıcı’nın olup olmadığı hakikatini bilemez.
    – Kendimizi hakikatin kaynağı olarak aldığımızda dediğin doğrudur. Yani hiç kimse kendi duyuları aracılığıyla gördüklerinin mutlak hakikat olduğunu iddia edemez. Çünkü herkesin duyularının bir sınırı vardır. Hakikati tam olarak her cihetiyle kavraması mümkün değildir. Özellikle ahirete ilişkin meselelerde insanın algıları hakikatin ölçüsü olamaz.
    – İslam’ın hakikat anlayışı nedir?
    – İslam’da hakikatin kaynağı Cenab-ı Hak’tır. Zaman ve mekânın dışında olan ve ilmi her şeyi kapsayan Zat’ın söylediği her şey, elbette hak olur. Bu sırdandır ki O’nun bir ismi Hak’tır. Dolayısıyla, O’ndan geldiğini ispatladığımız her şey hak ve hakikattir. İnsan ise sınırlı ilme sahip olduğundan; ancak sınırlı olarak hakikati bilebilir. Deney ve gözlemle ispatladığımız şeyler bile hakikat olmayabilir. Çünkü insanın algılama kapasitesi sınırlıdır. Mikroskop ve teleskop gibi âletlerle bu kapasitesini artırmasına rağmen her şeyin hakikatine nüfuz etmesi imkânsızdır. Bu nedenle semavî dayanağı olmayıp beşerden gelen hakikatler mutlak hakikat olamaz. Bu konuda Karl Popper’ın meşhur “yanlışlanma teorisinin” makul olduğunu düşünüyorum. Popper, “Her şey yanlışlanana kadar doğrudur” diyor. Bu ifade sınırlı ilim sahibi olan insandan sudur eden sınırlı hakikatler için doğrudur. Ancak ilmi her şeyin, her şeyini her an kuşatan bir Alîm-i Mutlak için böyle bir kısıtlama söz konusu olamaz. O’nun söylediği hiçbir şey, hiçbir zaman yanlışlanamaz.
    – Söylediklerine itirazım yok. Senin tarif ettiğin manada bir Yaratıcı varsa söyledikleri doğru olacaktır. Bütün mesele O’nun varlığını anlamaktır.
    – Hatırladığım kadarıyla bana yazdığın ilk mektubunda kendini “hakikat arayıcısı” olarak tarif etmiştin. Ancak Allah’ı bulmadan mutlak hakikati bulman mümkün değildir. Dolayısıyla, hakikati arayan herkes aslında Cenab-ı Hakkı arıyor.

  49. cihat says:

    Kur’an’da Allah neden kendinden “biz” diye bahsediyor?

    – Benim ilahî bir kitap için aradığım şartlardan birisi de içinde çelişki olmamasıdır. Ancak, Kur’an’da “Biz” zamirinin kullanılmasını çelişki olarak algılıyorum. Çünkü Kur’an’da, tekrarlarla verilen mesajlarda, Allah’ın bir ve benzersiz olduğu vurgulanıyor. Oysa “Biz” kullanılması kafa karıştırıyor. İlahî bir kitabın bu tarz çelişkilerden arınmış olması gerekir.
    – Nasıl kafa karıştırıyor?
    – Birden fazla ilah varmış gibi bir imaj veriyor.
    – Biraz önce Kur’an’ın takdir ettiğin meziyetleri arasında, teolojik mesajının net olmasını da saymıştın. Özellikle İncil okuyan birine Kur’an’ın Yaratıcı’yla ilgili ayetleri son derece açıktır: “Sizin ilahınız bir tek ilahtır. O’ndan başka ilah yoktur. O Rahman’dır, Rahîm’dir.” (Bakara Suresi, 2:163) “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Ben’den başka hiçbir ilah yoktur. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.” (Ta Ha Suresi, 20:14) “Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, ‘Şüphesiz, Ben’den başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse Bana ibadet edin’ diye vahyetmişizdir.” (Enbiya Suresi, 21:25)
    Hatta diyebiliriz ki Kur’an’ın en birinci meselesi Yaratıcı’nın tek (Ehad) olduğunu anlatmaktır. Her türlü ortaktan uzak olduğu gibi icraatında bile hiçbir ortağa, yardımcıya ihtiyacı olmadığını (Samed) göstermektir. Her şeyin, her an, her şeyiyle Allah’a muhtaç olduğunu ders vermektir. Dolayısıyla, Kur’an’daki “Biz” zamiri asla birden fazla yaratıcı anlamına gelmez. Kaldı ki eğer birden fazla yaratıcı olsaydı Kur’an’ın hemen her tarafında vurgulanan tek Yaratıcı ifadesine karşı çıkarlardı. En azından bir ayette, “Bu kitap bir ilahtan değil, birden fazla ilahtan gelmiştir” derdi.
    – O hâlde niye “Biz” zamiri kullanılmış?
    – Öncelikle şunu söyleyeyim, Kur’an’da sadece “Biz” zamiri değil, “Ben” zamiri de kullanılmış. Üçüncü tekil şahıs “O” da kullanılmış, ancak Yaratıcı’dan bahsederken üçüncü çoğul şahıs “Onlar” kullanılmamıştır. Eğer birden fazla Yaratıcı’dan söz etseydi “Onlar” zamirini de kullanması gerekirdi. Kısacası, Allah, Kur’an’da bizimle konuşurken bazen kendisinden “Ben”, bazen “Biz”, bazen “O” bazen de zamir kullanmadan edilgen bir yapıyla bahsetmiştir.
    – Bahsettiğin farklı kullanımla ilgili birkaç örnek verebilir misin?
    – Memnuniyetle. “Ben” zamirine örnekler: “Yalnız Ben’den korkun.” (Bakara Suresi, 2:40) “Ben, tövbe edenin tövbesini kabul ederim.” (Bakara Suresi, 2:160) Bu iki ayette de Allah doğrudan doğruya kendi zatından söz ediyor. Zatı tek olduğu için “Ben” zamirini kullanıyor. “Tövbe edildiğinde karar verici kimdir?” diye sorduğumuzda Kur’an, “Tek olan Allah’tır” diyor. Karar vericinin tek olduğunu, arada hiçbir vasıta olmadığını bildiriyor.
    Eğer birden fazla zat söz konusu olsaydı “Bizden korkun” veya “Biz tövbeleri kabul ederiz” denilirdi. Biz zamirinin kullanıldığı bazı ayetler: “Biz kâfirler için perişan edici bir azap hazırladık.” (Nisa Suresi, 4:37) “Biz Cehennemi kâfirler için bir zindan yaptık.” (İsra Suresi, 17:8) Bunun gibi ayetlerde, biz kullanılması, yapılan ilahî icraatın aracılarla gerçekleştiğine işaret ediyor. Cehennemde zebani dediğimiz azap melekleri bir vasıtadır. Cehennem ateşi dâhi azap için bir vasıtadır.
    – Ben ve biz zamirleri arasındaki bu ayrımı tam anlamadım. Bir örnek daha verebilir misin?
    – Şu ayet aradaki farkı çok net bir şekilde bize gösteriyor: “Muhakkak ki Biz, Allah’ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye Kur’an’ı sana hak ile indirdik.” (Nisa Suresi, 4:105) Ayet, hem “Biz” zamirini hem de tek bir zatı gösteren Allah lafzını beraber kullanıyor. Bir anlamda “Ben” ve “Biz” zamirleri birlikte kullanılmış. Yani ayeti şöyle de okuyabiliriz: “Benim sana gösterdiğim gibi hükmedesin, diye Biz sana hak ile Kur’an’ı indirdik.” Kur’an, Hz. Cebrail (a.s.) vasıtasıyla geldiği için “Biz” zamiriyle, ilahî icraatta vasıtanın kullanıldığına dikkat çekilirken “Ben” zamiriyle, Allah’ın icraatının vasıtasız olduğuna, Hz. Muhammed’e (a.s.m.) ilham yoluyla doğrudan doğruya hakikatleri gösterdiğine işaret ediliyor.
    – “O” zamirinin kullanımına örnek verebilir misin?
    – “O” zamiri birçok ayette geçiyor. Oysa birden fazla ilahtan söz etseydi “onlar”dan bahsetmeliydi. Özellikle Allah’ın isim ve sıfatlarından bahsedildiği ayetlerde “O” zamiri kullanılmış: “Allah, melekler ve ilim sahipleri, O’ndan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O’ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Âl-i İmran Suresi, 3:18)
    “İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. O her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O her şeye vekildir (her şeyi yöneten, görüp gözetendir).” (Enam Suresi, 6:102)
    “Eğer yüz çevirirlerse de ki: ‘Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arşın sahibidir.’” (Tevbe Suresi, 9:129)
    “Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O’ndan başka hiç ilah yoktur. O şerefli ve yüce Arşın Rabbidir.” (Müminun Suresi, 23:116)
    “O, Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. Hüküm yalnızca O’nundur. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz.” (Kasas Suresi, 28:70)
    Bunlar gibi daha onlarca ayet sıralayabilirim. Allah’tan başka hiçbir ilahın olmadığını Kur’an’ın her suresi, her sayfası, hatta her ayeti bir şekilde ders veriyor. Bütün bunlara rağmen “Kur’an’da birden fazla ilahtan söz ediliyor” şeklindeki eleştiriler hiç haklı değil.
    – Kur’an’ın tek bir ilah vurgusu yaptığına katılıyorum. Benim söylemek istediğim, tek bir ilah olduğunu söyleyip “Biz” zamirini kullanmak çelişkidir. Oysa ilahî bir kitap hiçbir çelişki içermemelidir.
    – Haklısın, ilahî bir kitap çelişki içermemeli. Çünkü sonsuz ilim sahibinden gelen bir kitapta çelişki olamaz. Kur’an da bir kitabın semaviliğini anlamak için aynı kıstası kullanmamızı istiyor: “Hâlâ Kur’an üzerine gereği gibi düşünemeyecekler mi? Eğer o Allah’tan başkasından gelmiş olsaydı içinde birçok tutarsızlıklar, çelişkiler bulacaklardı.” (Nisa Suresi, 4:82) Binlerce farklı konuyu karıştırmadan, çelişkisiz anlatan bir Kur’an’ın, ben ve biz zamirlerini birbirine karıştırması beklenemez. Kaldı ki semavî bir kitabın tüm çelişkilerden uzak olması gerektiğini söyleyen Kur’an Sahibinin böyle basit bir çelişkiyi fark etmemesi mümkün değildir. On dört asırdır milyarlarca insana ilham kaynağı olan harikulade bir kitabın yazarının bu kadar basit bir hata yapması düşünülemez. Demek ki hadsiz hikmetleri içeren Kur’an ayetlerinde bazen “Biz” zamirinin kullanılmasının bazı hikmetleri vardır.
    – Sen sadece bir hikmetini söyledin. Başka neler var?
    – Anlaşılan sana bir hikmet kâfi gelmedi. Bir tane daha paylaşayım. Bazı âlimlere göre “Biz” zamiri Allah’ın celal sıfatlarına, “Ben” zamiri ise cemal sıfatlarına dikkat çekmek için kullanılıyor. Yani Allah, “Biz” zamiriyle büyüklüğüne, azametine, heybet ve ihtişamına vurgu yapıyor. Mesela, “Kur’an’ı kesinlikle Biz indirdik, elbette onu yine Biz koruyacağız” (Hicr Suresi, 15:9) ayetinde biz manasında dört kelime geçiyor. Burada hem Cenab-ı Hakkın kibriya ve azametine hem de söz konusu icraatının ne kadar ehemmiyetli olduğuna vurgu vardır. “Müfessir Ebussuud Efendi, bu ayetin tefsirinde, ‘Biz azamet-i şanımız ve uluvv-i cenabımızla Kur’an’ı indirdik’ der. Kevser Suresi’nde geçen ‘Biz’ manasına gelen “inna”nın tefsirinde ise Fahrüddin Râzi, ‘Buradaki ‘Biz’den murat, Cenab-ı Hakkın azametini göstermektir’ der. ‘Çünkü Kevser’i Peygamber Efendimize (a.s.m.) hediye olarak veren, yerin ve göğün sahibi olan Cenab-ı Hak’tır. Hediye edilen şey de verenin büyüklüğüne göre bir kıymet ve azamet kazanır.’”Bazı âlimler ise “Biz” zamirinin söz konusu ilahî icraattaki birden fazla ilahî ismin tecellisine işaret ettiğini söylüyor.
    – Söylediklerin gayet makul. Bir itirazım yok. Ancak, başka derin meseleler var. Onlara geçelim istiyorum.

  50. bülent says:

    Kainatı yaratan ALLAH böyle saçma ayetler gönderirmi sizce?
    (bu ayet şu sebeple saçma değildir demeniz yeterli)

    Nisa (4) / 34
    Erkekler, kadınlar üzerinde hâkim dururlar, çünkü bir kere Allah birini diğerinden üstün yaratmış ve bir de erkekler mallarından harcamaktadırlar. Bunun için iyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın korumasını emrettiği şeyleri, kocalarının yokluğunda da korurlar. Serkeşlik etmelerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince; önce kendilerine nasihat edin, sonra yataklarında yalnız bırakın, yine dinlemezlerse dövün.

    Cinsiyet ayrımcılığının daha açık bir tarifi herhalde olamaz. ‘Hâkimlik’, ‘Üstünlük’, ‘İtaat’ ve ‘Dayak’… Açıklama gerektirmeyecek kadar niyeti aşikâr bir ayet.

    Maide (5) / 38
    Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ceza sisteminin bozukluğunu anlatan, şiddeti körükleyen bir diğer ayet. Hırsızın elini kesmek gibi korkunç ve geri döndürülemez bir cezayı öngörüyor. İnsana verilen değeri göz önüne seren, suçluyu ıslah edip topluma kazandırmak yerine onu tamamen işe yaramaz hale getirmeyi amaçlayan, tam ortaçağa yakışır bir ceza.

    Nisa (4) / 3
    Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.

    Dört kadına kadar çokeşliliği uygun gören, günümüzde hala bu ilkelliğin sürdürülmesine sebep olan ayet. Elbette çokeşlilik derken, bu hakkın sadece erkeklere verildiğini de belirtelim. Bir diğer dikkat çeken nokta da ‘veya cariyeler ile yetinin’ kısmı. Buradan anlaşılacağı üzere, nikâhlı dört kadından öte sınırsız sayıda cariye (alınıp satılabilen kadın köle) sahibi olmak ve onlarla ‘yetinmek’ de dinen meşru.

    Talak (65) / 4
    Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

    Boşanmanın esaslarının anlatıldığı bu ayet hayli ilginç bir detay içeriyor. ‘Henüz adet görmeyen’ kadınlardan ‘nasıl boşanılacağı’ anlatılıyor. Doğal olarak buradan şu sonuç çıkarılıyor; daha ergenliğe girmemiş kızlarla evlenilebilir ve hatta boşanılabilir! Esasen pedofili diye tabir edilen bu durumda pek şaşılacak bir şey yok, zaten yüzyıllardır İslam’ın egemen olduğu ülkelerde yaşanan bir uygulama. Kurandaki karşılığı da bu ayette kendini göstermiş.

    Ahzab (33) / 50
    Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir.

    Muhammed’in cinsel hayatı hakkında inen bu özel ayetin Türkçeye tercümesi esnasında anlamından sapan bir detay daha görüyoruz. ‘Allah’ın sana ganimet olarak verdikleri’ denilirken burada savaş esirlerinden bahsediliyor. Ailelerini savaşta kaybeden, müslümanların eline düşen, muhtemelen müslüman bile olmayan kadınlar ‘helal’ kılınıyor. Buradaki helal kılınmaktan kastedilenin ‘tecavüz’ olduğunu anlamak için herhalde hafız olmak gerekmiyor. Hala kızı, dayı kızı, teyze kızı gibi ensest olgulara ise hiç girmek istemiyoruz.

    Bakara (2) / 65
    Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik.

    Açıkcası, bilmiyoruz, görmedik ya da duymadık… Cumartesi yasağını çiğnedi diye maymuna dönüşen kavimlerin olduğu bir dünya oldukça eksantrik olsa gerek. Tabi burada iki ihtimal var. Birincisi gerçekten Tanrı’nın 1500 yıl evvel böyle işlerle (!) uğraşıyor olduğu, kavimleri maymuna dönüştürdüğü, ancak günümüzde artık bu huyundan vazgeçtiği. İkincisi ve akla yatkın olanı ise, bu saçma hikâyelerin, tıpkı diğer benzer masallar gibi insanlar tarafından uydurulduğu ve insanların bunlara inandırılıp korkutuldukları.

    Ahzab (33) / 37-38
    Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah’ın emri yerine getirilmiştir. Allah’ın kendisine farz kıldığı şeyde peygambere hiçbir vebal yoktur. Daha önce gelip geçmişlerde de Allah’ın yolu-yöntemi buydu.

    Burada da Zeynep’in hüzünlü hikâyesini görüyoruz. Zeyd; Muhammed’in evlatlığıdır. Zeynep ise Zeyd’in nikâhlı karısıdır ve Muhammed’den 20 yaş küçüktür. O dönemin geleneklerinde (şu anda olduğu gibi) evlatlık ile gerçek evlat arasında bir ayrım yoktu. Dolayısıyla evlatlığın karısı ile evlenmek de hoş görülmüyordu. Ne var ki, tam da Muhammed Zeynep’e göz koyduğu sırada, İslamiyet’in 15. yılında bu töre aniden değişti. Hatta sadece törenin değiştiğini göstermek için (!) Zeynep Muhammed’e nikâhlandı. Yoksa Muhammed’in hiçbir art niyeti yoktu. Hem zaten Allah’ın farz kıldığı şeyde peygambere vebal yoktur. (!)

    Bakara (2) / 282
    Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun.

    Açıklamaya gerek yok.

    Nisa (4) / 11
    Allah size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir.

    Şahitlik konusundaki ayrımcılığın miras konusunda da karşımıza çıkmasına ek olarak, burada tarif edilen bölüşüm matematiksel olarak da imkânsızdır. Bunu düzeltmek için sonradan hesaplamalar uydurulmuştur.

    Tevbe (9) / 28-29
    Ey iman edenler! Allah’a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.

    Şimdi bu ardışık iki ayet, önemli iki noktaya güzel biçimde parmak basıyor. Birincisi diğer dinlere saygı konusu. Sanıyoruz ilk cümle yeterince açıklayıcı. Aynı cümleyi tersinden söylersek acaba Müslümanların hoşuna gider mi? ‘Allah’a inananlar ancak bir pislikten ibarettir’ dense mesela.

    İkinci konu ise ‘İslam’ı din edinmeyenlerle cizye (haraç/vergi) verinceye kadar savaşın’ emri. Açık bir şiddet çağrısı, üstelik kendini savunma amacıyla da değil, sadece cizye için, yani sadece para için. Karşınızda barış dini İslam.

  51. bülent says:

    Kur’an Olmadan Hakikati Bulmak Mümkün müdür?
    ________________________________________
    Cevap:
    Kuranla hakikati bulmak mümkün değildir.
    Hakikatı bulduktan sonraysa kuran incil tevrat son derece komiktir.
    Ne bilimsel nede ahlaki açıdan bukadar tutarsız şeylere itibar etmenin doğurduğu sonuçlar ortadadır.
    Belki tacikistan durumu değiştirir. Cesur davrandı. 18 yaşından küçüklere camiye girmeyi yasakladı
    (aile bireylerinin vefati ve bayram namazları hariç)
    Çünkü bu yaşa kadar dikte edildimi bazı şeyler. sabit fikirden kurtulmak gerçekten zor oluyor.

    En çok Dinsizin yaşadığı ülkeler
    1 KANADA
    2 NORVEÇ
    3 FİNLANDİYA
    4 JAPONYA
    5 HOLLANDA
    6 KORE
    ….
    Birde İslam ülkelerine bakalım
    Afganistan
    Arnavutluk
    Azerbaycan
    Bahreyn
    Bangladeş
    Batı Sahra
    Benin
    B.A.E
    Bosna-Hersek
    Bruney
    Burkina Faso
    Çad
    Cezayir
    Cibuti
    Endonezya
    Eritre
    Fas
    Fildişi Sahili
    Filistin
    Gabon
    Gambiya
    Gine
    Gine Bissau
    Guyana
    Irak
    İran
    Kamerun
    Katar
    Kazakistan
    Kırgızistan
    KKTC
    Komorlar
    Kuveyt
    Libya
    Lübnan
    Makedonya
    Maldivler
    Malezya
    Mali
    Mısır
    Moritanya
    Mozambik
    Nijer
    Nijerya
    Özbekistan
    Pakistan
    Patani
    Senegal
    Sierra Leone
    Somali
    Sudan
    Surinam
    Suriye
    Suudi Arabistan
    Tacikistan
    Togo
    Tunus
    Türkiye
    Türkmenistan
    Uganda
    Umman
    Ürdün
    Yemen

    Bu ülkelerde, hangi ülkede yaşamak isterdiniz deseler
    bir kişi bile islam ülkesini seçmez.
    1400 yılda gelinen tablo budur işte
    Türkiye ve Azerbaycan genede içlerinde en iyisidir.
    Atatürkün dediği gibi
    “Gökten geldiğine inanılan kitaplarla bu ülke yönetilemez ” sözü geçerliliğini koruduğu sürece sorun olmayacaktır.

    Birde size komik birşey
    Dünyada yasak olan kadından şaraptan uzak dur denilecek
    Ama 4 kadın ve + cariyeleride alabileceksin
    İçki yasak olacak
    Ne için
    Cennette sonsuz şarap ve güzel kadınlar için

    YARADANI görememek. Hemde Vaad edilen huriler için.

    Benden bukadar Hoşçakalın
    _____________________

  52. dervişane says:

    ben kuranı kerimin uydurma olduğunu söyleyen”e” kısaca şunu söylemek isterim …kuran düşmanları her zaman olmuştur ve olacaktırda … peygamber efendimiz döneminde arapçayı en iyi bilen çok büyük şair edip olan kafir ve müşrikler vardı bunlar acaba neden kuranı kerime karşı daha iyisini yazamadılarda veya kuran ayetlerine karşı birşey diyemedilerde kalkıp savaş yolunu tuttular ki müşriklerde muhammed kafasından uyduruyor dediler ama hiç bir edipleri şairleri kuran ayetlerine karşı birşey getiremediler…..KURANDA çelişki var !diyen kuranı kerimin dediği gibi diyorum BÜTÜN FİLOZOFLARINIZI EDEBİYATÇILARINIZI ŞAİRLERİNİZİ BİLİM İLİM ADAMLARINIZI HER ELİNİZDE KİM VARSA BİDE CİNLERİNİZİ ŞEYTANLARINIZI TOPLAYIN KURANİ KERİME BENZER BİR KİTAB VEYA SURELERİNE BENZER BİR SURE VEYA AYETLERİNE BENZER BİR AYET GETİRİN HODRİ MEYDAN GETİREMESSİNİZ SANA SÖYLÜYORUM ÇELİŞKİ BULAN arapçayı ne kadar biliyorsun git arapçayı en fasih en beliğ en ince ayrıntısına kadar öğren sonra kuranı oku ve çelişki bulmaya çalış tabi bulabilirsen?????zırvaladığı için bunları yazmadım sadece kuranın bu muhteşem ayetini söylemek istedim okadar

    • cuneyt says:

      derşivane,sence çelişki var diyen karşsınıa çıksa hayatta kalırmıydı,şimdi bile hayatta kalma şansı çok değil,bak Turan Dursun bunun örneği,İlhan Arsel yurtdışında yaşamakta çareyi bulmuş.
      Bir diğer iddia ,ayetlerin benzerini getirseneze iddiası.
      Herhalde zamanın en büyük şairlerinin olduğu bir kurul var ve Kuran ile karsınıa getirilenden hangisi daha iyi bunu belirleyecekler.Böyle saçma bir savunma tarzı da ssszzzzzzzaten KUranı

      • cuneyt says:

        yazanlardan beklernirdi.
        Hala merak etmekteyim.Şu anda ve şuanda 2011 yılında dünyadaki en büyük arapça edebiyatçılarının Kuranın edebi bir mucize olduğunu söylemelerini isterdim.Ama tarafsız olarak.

  53. cihat says:

    Cahil YA bilmeden konuşur yada dayanamaz iftira atar.
    CEnnete şarap demişssin sen ya cahilsin yada işine geleni yazıyorsun.
    Şarabı anlamı (içecekek) tir
    Yani alkol değil fakat bu günümüze şarap üzümden yapılan Alköllü içecek almıştır.Cahilliğini Bir defada ha gösterdiğin için Teşekkürler. :)

    Ayrıca yazdığın toplumsal kurallarla ilgili şuan Tecavüzlerden Hırsılıklardan Hergün Cinnet Geçirme olaylarından Ahlaksızlıklara Bakarsan Kuranın Nekadar doğru bir kitap olduğu anlaşılıyor.
    Bu düzende İnsan hakları deyip mağduru değilde suçlu koruyorsa böyle insan hakkı olmaz tam tersi hakkı olana haksızlık olur.
    Şimdi biz güya Pkk lılarda insan hakı uyguluyoruz adamı srbest bırakıyorlar Mİlletvekili kılığına girmiş Teröristleri içeri atamıyorlar Neden İnsan hakları safsatasından demekki bu düzen insanı değil caniyi koruyor.
    İnsan hakkı insan olana uygulanır yoksa caniye tecavücüye değil ozaman senin yakınından birine tecavüz etseler öldürseler sen ne yaparsın şuan yazarlar aydınr bile yasalrın hafif olduğunu söylüyor hakkı savunmadığını söylüyor.
    Fakat Allah kitabında nasıl bir hakkaniyetli bir düzen kurduğunu Cahil kafalara Dang ettiriyor fakat körseler o başka.
    Şuanki yasaların ne kadar saçma olduğunu göremiyorsan ben ne diyeyim
    Hırsızı ıslah edecekmiş git ozaman katilide ıslah et Bakalım sana Ne yapıyor Kendi yapmıyacağın şeyleri İnsanlar yazmassan daha iyi olur.
    Ayrıca Kadın erkek eşit değildir zaten yapısalar olarak bile eşit değil Sen gidip BArcelonayla HAmburg eşit dersen adama gülerler Ama adaleti sağlarsın Hakkı neyse verirsin güçsüz tarafa ozaman adalet sağlanmış olur.Daha detaylı açıklam yaprdım fakat şimdilik burada keseyim.

    • cuneyt says:

      Cihat ne kadar zekisin yavrucum ,kıvırma sanatına hayran kaldım.,Şarap içki değildir.İçecektir.HAHAHa. Demekki arabistanda şarap yokmuş o zamanlar.Yada Arabistanda şaraba hassittir adını vermişlerdir.Kardeşim bunu türkçeye çevirenler niye şarap diye çevirmişler de içecek diye çevirmemişler a benim salak oğlum.

  54. cihat says:

    Avukat Abdurrahman Laç’ın Türkiye Mahkemesindeki Müdafaası. ALıntıdır (Tarihçe-i Hayat Said-i Nursi)
    Bülent kardeş bakalım Sadece Yasalrla özgülük oluyormu iyi oku anlrsın Ortalığa Hırsızı Fuhuşu alkölü Her tülü pisliği yayınca neler oluyor bir bak bakalım Ama Bunun Önceden tedbiri var fakata yasalara göre böyle ıslah edici bir tedbir yok.Sonuna kadar oku anlarsın.

    Bir Müslüman, ak saçlı, yaşlı bir Müslüman. Saçını başını ve yaşını bütün ömrü boyunca nurla ağartmış bir Müslüman. Saçı, başı, yaşı ve bütün vücudu Allah’ın nuruyla yıkanmış tertemiz ve bembeyaz bir Müslüman. Bütün ömrü boyunca in’am-ı Hak olan hayatını, Türk Milletinin salah ve hakikî saadeti için vakfetmiş; emr-i İlahî olan ruhunu feleğin hakikî mâliki Allah’a teslim edinceye kadar aynı yolda yürümeğe azmetmiş; bina-yı sübhanî olan bedenini, yalnız Allah yolunda yıpratmış olan büyük bir Müslüman, bugün “Demokrasi vardır” denilen bir gün, kalkıyor, yalnız “Allah” diyor, “Kitab” diyor, “Resul” diyor ve gençliğe “Dikkat” diyor. Der demez arkasından savcı (davayı açan savcı) yapışıyor.
            –Gel buraya… Suç işledin! diyor.
            Ve âfâkı kapkara bir zulmet kaplamıştır.
            Fakat, bakın şu asil ve necib ihtiyar Müslümana! Ne kadar sâkin ve ne kadar rahattır. Zira kesrette değil, vahdettedir. Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfüturdur. Bela zindanında safayı seyretmektedir. Cefa sofrasında vefa bulan, mazhar-ı tecelli olandır. Zira eşya hakikatlerinden haberdardır. Kesafeti letafete kalbetmiştir. Kanı çekilmiş, damarlarında kan yerine, feyz-i Hak ve nur cereyan etmektedir ve savcı (davayı açan savcı) bu Müslümanı kolundan yakalamış, hapse sürüklemektedir.

    Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr-i fâni? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın? Ne mi yaptı? Bakın savcıya (davayı açana) göre neler ve neler yaptı?
            “Gençlik Rehberi” adıyla bir kitab çıkardı.
            A- Lâikliğe aykırı hareket etti. Allah, din, iman lâikliğe aykırı olur mu? Olur. Peki başka?
            B- Devletin içtimaî, iktisadî, siyasî ve hukukî temel nizamlarını dinî esaslara uydurmak istedi. Nasıl, niçin ve ne maksadla yaptı bunları?
            C- Şahsî nüfuz temin ve tesis etmek maksadıyla.
            Peki, ya siyasî menfaat kasdı var mı acaba? Hâyır bu yok. Ehl-i vukuf da bu maksadı görmemiş. Savcı da bunu diyemiyor. Peki amma, madem ki siyasî menfaat kasdı yokmuş, bu pîr-i fâninin şahsı, cüssesi, bedeni ne ki, dünyadan ne bekliyor ki nüfuz temin etmek istesin?
            Savcı, “Ben orasını bilmem” diyor. İstiyor işte. Hem bunu böylece bilirkişiler de söylüyorlar.
            Peki, nasıl yaptı bu işleri bu Müslüman?
            A- Dini, dinî hissiyatı ve dince mukaddes tanılan şeyleri âlet etmek suretiyle.
            Nedir bu mukaddes tanılan şeyler? İslâm dini, Müslümanlık hisleri, Allah kelimesinin kalbdeki haşyeti, Kur’an, tefsir… Demek savcı bunları biliyor. Bunların mukaddesat olduğuna inanıyor.
            Peki amma, bunları bilmek, inanmak ve sonra söylemek âlet etmek midir? Evet, davayı açan savcıya göre âlet etmektir. Öyle ise savcı da bunları âlet ediyor.. hem de siyasî bir kanuna âlet ediyor.. hem de bir Müslümanı mahkûm ettirmek için âlet ediyor. Şu halde o da 163’üncü maddeye göre suç işlemiyor mu?
            “Hâyır” der savcı, ben propaganda yapmıyorum? O propaganda ve telkin yaptı. Ne dedi peki? Şunları söyledi:
            “…Bu zamanda, zındıka dalaleti İslâmiyete karşı muharebesinde nefs-i emmarenin plânıyla şeytan kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi yarım çıplak hanımlardır ki, açık bacağıyla, dehşetli bıçaklarla ehl-i imana taarruz edip saldırıyorlar. Nikâh yolunu kapamağa, fuhuş yolunu genişlettirmeye çalışarak çokların nefislerini birden esir edip, kalb ve ruhlarını kebair ile yaralıyorlar; belki o kalblerden bir kısmını öldürüyorlar.”

            Peki yalan mı bunlar? Fuhşu teşvik ve nikâhı imha eden fâhişeler güruhu inkâr mı ediliyor? Gizli ve aşikâr fuhuşla ve devlet eliyle mücadele yok mu? Ceza Kanunu, Fuhuşla Mücadele Nizamnamesi ve ahlâk zabıtası bunlarla geceli gündüzlü mücadele etmiyor mu?
            Var, var amma buna biz karışırız, Allah ne karışır? diyor savcı. Peki böyle desin. Desin amma.. kanun, zabıta ve savcı, suç işlendikten sonra işleyeni ve işleteni yakalıyor. Yani iş olup bittikten sonra, namus pâyimal olup adam öldükten sonra. Daha evvel tedbir almağa kanunen imkân yok; fakat dinen buna imkân var: Allah korkusu ve din. Bu korku sayesinde her türlü rezaletin önü alınabileceğini bildiriyor. İslâm dini bunu emrediyor. Tedbiri evvelden alın diyor. Nasıl? Nasihat edin, ikaz edin, Allah’ı tanıtın, insanın kalbinde Allah korkusu, Allah sevgisi, ateş, Cehennem, ebedî azab, ebedî saadet yer etsin, bilsin, anlasın, sevsin ve korksun; korksun ki fenalıklardan kaçsın, hem kendisi kurtulsun, hem de cem’iyet, savcı da, devlet de, hükûmet de, millet de rahat etsin. Bunun için Allah korkusunu ve sevgisini insanlara aşılayın.
            Nasıl yapalım bu işi? Söyleyin, yazın, okutun. Peki amma o zaman propaganda diyorlar. Ne olur? Bunlar Allah’ın emirleri, Kur’an-ı Azîmüşşan’ın hikmetleri değil mi? Din, sizin en tabiî hakkınız değil mi? Kim men’eder sizi bundan (Allah yolundan)? Suç diyorlar buna. Öyle mi? Allah’ın emrini okuyun:

      Meali: “Haberiniz olsun ki o küfür edip halkı Allah yolundan men’eyleyen ve hak kendilerine tebeyyün ettikten sonra Peygamber’e karşı gelenler, hiçbir zaman Allah’a zerrece bir zarar edecek değiller. O, onların amellerini heder edecektir.”

    Peki amma, dinlemezlerse? Dinleyenlere, iman edenlere tekrar edin; çünki yaptığınız iş iyidir.. insanlar için, cem’iyet için, millet için, hükûmet için, devlet için hayırlıdır; şerden, beladan koruyucudur. İman edenlere deyin ki

      Meali: “Ey bütün iman edenler! Allah’a ve Resulüne itaat edin de amellerinizi ibtal eylemeyin.”
            Buna da inanmazlarsa, deyin ki: Tehlike.. vatan ve milletiniz için tehlike; dinde, dinin propagandasında değil, dinsizliktedir. Bunu Başvekilimiz de söyledi: “Sağcılığın, memleket için tehlikeli olduğu görülmemiştir. Bugün din propagandasına mâni’ bir hal yoktur; tedbir almağa da lüzum kalmamıştır.”
            Muhterem hâkimler! Siz bilirsiniz, fakat bir kerre de davayı açan savcıya sorunuz, bakalım hâyır diyebilecek mi? Allah’ın emirleri, Kur’an-ı Azîmüşşan’ın hikmetleri gençlere anlatılmaz, bildirilmezse, propaganda suçtur diye men’edilirse; ahlâksızlık, iffetsizlik, köksüzlük, fuhuş, zina, katil suçlarının önüne geçmek yalnız ceza kanunlarıyla kabil midir? “Komünizm” gibi bütün dünyayı tehdid eden erzel âfetin, gizli ve aşikâr, seri’ ve sinsi tahribatını tamamen ne ile önlemek mümkündür?
            Muhterem vatansever, Allah’ına ve mukaddesatına bağlı necib Türk hâkimleri! Şu korkunç küfür propagandasına, körpe Müslüman Türk çocuklarının temiz ve saf dimağlarını senelerce tahrib ederek felce uğratan korkunç din düşmanlarının akıttığı zehirlere bakın.
            Ne korkunç hal ve tezadlar içindeyiz. Savcı bunu görmez, İslâm dinine ve bütün mukaddes dinlere yapılan bu korkunç taarruz ve hakareti takib etmez de, bu taarruzdan gençliğe muhafaza tedbirleri tavsiye edeni mi yakalar?
            Pek muhterem Türk Müslüman hâkimler! Siz Kur’an-ı Mübin’in Allah’ın nurunun pırıltıları ile dolu olan ve yalnız o nur-u İlahîyi aksettiren Risale-i Nur Gençlik Rehberi’nden dolayı müvekkilimi mahkûm edemezsiniz!..

    Muhterem, asil ve Müslüman Türk hâkimleri! Pek iyi bilirsiniz ki, hakikî irşad âlimleri Enbiyanın vârisleridir. Bu mübarek zâtlar da kendilerine miras kalan va’z u nasihatı, Kur’an-ı Mübin’in emirlerine göre yapmakla mükelleftirler. Vazifesini yaparken hiçbir ücret ve ivazın talibi değildirler. Vazifelerini fisebilillah yaparlar. Ancak, Allah ve Resulünün rızasına talibdirler. Son nefeslerine kadar bu mukaddes vazifeye devam ederler. Çünki bu vazife onlara Allah ve Resulünün emanetidir. Müvekkilim, bu emaneti ehline tevdi’ ediyor diye nasıl takib ve tazib edilir? Nasıl bu ihtiyar yaşında zayıf ve nahif bünyesi, inanamayacağı ağır bir teklif ile mükellef tutulur?
            – Gel zindana gir!
            Bu, en korkunç bir zulüm olur. Bu zulme mâni’ olmak vazifesi de sizlere emanet edilmiştir.
            Bütün fenalıkları, günahları, ahlâksızlığı, rezaleti, fesad ve fitneyi imha edecek nurdur…

  55. bülent says:

    Ben ne desem bir cevabınız var.
    Cevap yoksa CAHİLLER göremez deyip geçiyorsunuz.
    Ve birde kuran hakkında soru soran oldumu sapıklık ahlaksızlıkla suçluyorsunuz.
    Siz birşey dedinizmi de, ben bir cevap veriyorum.
    O zaman doğruyu bulmanın, anlamanın en güzel yolu ALLAH kelamı olduğunu iddia ettiğiniz ayetlere bakmak. Daha öncede aşağıdaki ayetleri yukarıda yazdım . Ama cevap veren olmadı.
    Bu ayetleri nasıl kabullenebildiğinizi anlatırsanız sevinirim.

    Nisa (4) / 34
    Maide (5) / 38
    Nisa (4) / 3
    Talak (65) / 4
    Ahzab (33) / 50
    Bakara (2) / 65
    Ahzab (33) / 37-38
    Bakara (2) / 282
    Nisa (4) / 11
    Tevbe (9) / 28-29

    Sakın arapça bilmeden olmaz gibi saçmalıkları tekrar etmeyin. Bunu söyleyen kuranın sadece araplara indiğini, ya da araplar ne derse tüm dünyanın buna inanması gerektiğini söylemiş olur ki. Bu kurandaki allahın, herkesin anlayacağı bir kitap yazamadığını kanıtlar.
    Yukarıdaki ayetleri bugüne kadar okumamış olabilirsiniz.(muhtemelen arapça okuduğunuz için anlamamışta olabilirsiniz.) Okurken kendinizi eşinizi kızınızı düşünerek cevaplarsanız sevinirim.
    Bir örnek vereyim. Kendinize sorun
    Evlatlığım boşandı Gelinimle evlenirmiyim?
    Kızım, evlat edinilmiş biriyle evlendi. boşanıp kayınpederiyle evlenecek . Bunu normal karşılayabilirmiyim?
    Kızım 13 yaşında, 50 kusur yaşında dini bütün bir mülümanla evlendirsem iyi olurmu?
    Karımı dövmem doğru mu?
    (Talak 65) Daha adet görmemiş kızımı kızkardeşimi evlendirmek ahlaki bir davranışmıdır?

    ………
    Bilimsel konulara girmiyorum bile yıldızların direklere asılı olduğunu, güneşin battığı yöne giderseniz çamura battığını göreceğinizi söyleyen kitap hakkında artık soru sormayı bıraktım.
    Belki ahlaki konularda cevap alabilirim.
    Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.

    • murat says:

      Bülent şu son cümlelerine baktım tamamen saçmalamışsın.Heveslerinize göre manaları kıvırıp duruyorsunuz.Allah senin iman etmeni istemiyorsa ben istermiyim
      Ben de sana soruyorum.
      Kuran diyorki ” her nefis ölümü tadacaktır”
      Sen de bütün ahalini topla,tıp uzmanlarını azmanlarını çağır ve ölmeyen bir insan ortaya koysunlar.Manası gayet açık olan bir ayet.
      Bunu yapamayacaksınız size daha basitinden
      İnsan değil de robot yap veya buna da gücünüz yetmeyecektir taş toprak koy ortaya ve deki bu ölmez
      Gayet açık ve net bir meydan okuma.Allah meydan okumuş.Hadi bakalım…

  56. dervişane says:

    bir şey daha yazmadan geçemeyecem eleştiri yapan kişi kuranın zaman kavramıyla dalga geçmiş eleştirebilirsin ama alay etmeye hakkın yok eğer alay edersen ahlaksızda olursun cahilde derler kuran ayetlerinde BOYUTLAR ARASINDAKİ ZAMAN FARKINDAN BAHS ETMİŞ MESAFEYİ ANLATMIŞ AYET AMA MELEKLERİN HIZINDAN YADA AMELLERİN ALLAHA YÜKSELME HIZINDAN BAHSETMEMİŞ Kİ ELEŞTİREBİLESİN “”CEBRAİL 50000 SENEDE ANCAK GİDERMİŞTE GELİRMİŞTE BİLGİİ VE AMELLER 3000 YILDA ALLAHA YÜKSELİRMİŞTE VS…”" EĞER HIZLARINDAN BAHS ETMİŞ OLSAYDI ELEŞTİRSEYDİN AMA HIZ VERİLMEMİŞ MESAFE VERİLMİŞ….. UYUŞTURUCUYA GELİNCE o ayeti kerimedeki maide 90 “”ya eyyuhellezine amenu innemal hemru….. diye devam ediyor hamrı içki olarak çeviren çok mealci var ama hamrın asıl manası sarhoşluk veren herşeydir bunu lugatlerden öğrenebilirsin yada tefsirlerden demek içki şarap esrar afyon sarhoşluk veren ne varsa yasaklanıyor… burdanda hiç birşey bilmeden eleştiri yaptığın ortaya çıkıyor ..peygamber efendimizin evliliklerine kafayı çok takmışsın bu örf ve adetle ilgili birşey mesala o dönemde kölelik vardı ama şimdi yok o dönemdede çok evlilik vardı ve toplumsal olarak hor görülmez di bugün dahi arabistanda 3- 4 eşle evli olanlar var ve bu doğal karşılanır türkiyenin güney ve doğusundada 2-3-4- evli olanlar var ve bu doğal karşılanır ama türkiye yasaları tek evliliğe izin veriyor vesaire gibi uzatmanın bi alemi yok çünkü ne desekte bakıp gööremeyeceksiniz ayrıca CİHAT ARKADAŞIM ÇOK GÜZEL YAZILAR YAZMIŞ ONU TEBRİK ETMEDEN GEÇEMEYECEM ALLAH KALEMİNİ KESKİN EYLESİN allah yar ve yardımcın olsun ve yazıların inanmayan arkadaşlara hidayet vesilesi olsun .. yukarda kuran hakikati ve yaşanacak ülkeler verilmiş aradaki bağlantıyı kuramadım hakikatle zenginlik ve yaşama yeri arasında ne bağlantı var açıklarsa sevinirim herhalde arkadaş hakikati konforlu yaşam olarak algılıyor olabilir bişey diyemem …..

  57. valla bende kaynatmadan fasülye konservesi olurmu merak içindeyim http://www.flexkom.com/902582 says:

    adam bişeyler zırvalamış işte. eceli geldiği zaman gözündeki perde inince anlıcak gerçekleri. aslında fazla takılmamak gerekli. islamiyet teslimiyet dinidir.

  58. Bülent says:

    Nedense bizleri bilgilendirmek yerine “göremiyorsunuz ki ” deyip geçiyorsunuz.
    Tabi yıllarca “asetonum bitmişti , serçe parmağımda oje kalmış.Namazım kabul olmuşmudur”
    tarzında sorulara muhattap kaldığınız için , aklımıza takılan bu tarz soru işaretlerini gidermenizi istediğimizde Ya ahlaksız oluyoruz ya cahil. Belki de dinlerle ilgili sorular bu seviyede kalsın kimse öğrenmesin isteniyordur.

    Ama ben öğrenmek isteyen biri olarak yinede soracağım.Mesela kuranda yazdığına göre?

    Hz Eyyüb peygamberdi Oğlu zülkifyl de peygamberdi
    HZ zekeriya peygamberdi oğlu yahya da da peygamberdi
    Hz DAvud peygamber Oğlu Süleymanda peygamberdi

    Daha ilginci
    Hz İbrahim peygamber, Oğlu hz İsmail ve diğer oğlu Hz İshak da peygamber . Hz İbrahimin torunu Hz yakup ta peygamber, Hz yakupun çocuğu da peygamber.Hz inrahimin diğer torunu mikailin oğlu
    şuayb da peygamber Şuaybın damadı Musa da peygamder Musanın kardeşi Hz Harun da peygamberdi
    Baba, Oğul, Torunlar, Torunların çocukları, Torun çocuğunun damadı, Damadın kardeşi
    hepsi peygamber
    Bu peygamberlik nasıl birşey sizce?
    Hz musa ya yardımcı olması için Yakubun da peygamber yapılmasına nasıl bakıyorsunuz?
    Denizleri yaracak ve yol açacak bir peygambere, yardımcı olacak başka bir peygamber neden gerekir ?
    Hz elyesada peygamber oda ilyasa yardımcı olmak için gönderilmiş?
    Beni aydınlatacak arkadaşlara şimdiden teşekkürler

    • mine says:

      babadan oğula geçiyor işte:) padişehlık gibi:)aile boyu bir zihinsel rahatsızlık haline tutulmuş olsa gerekler.bunun en yalın cevabı bu olabilir. cevap veremezler çünki kendileri bilmiyorlar ki… ezbere bir yol tutturmuş kör kör ilerliyorlar…

      • murat says:

        Körler görmezler.Senin görememen başkalarının göremeyeceği anlamına gelmez.Maddeyi çözememiş etten bir göz ile güneşe bakan güneşi göremez belki kör olur.Herkesin varlığını kesin olarak bildiği güneşi inkar eder.Kainatın rabbini görebilmen için eseri olan kainatı ayrıntıları ile ihata edebilecek canlı bir ruhun gözüne sahip olmak gerektirir.Rabbin seni seçkinlerden kılarsa kainatın açık görünen fakat kapalı kapılarını açar.Mümin Allahın nuru ile bakar.Ağ bağlantısı kurmuş olursun.
        Kendini göremeyen bir insanın kainatın rabbini göremedim demesi gerçeklere zarar vermez.Güneş üflemekle sönmez.

    • murat says:

      Hz musaya hz yakup yardımcı değil.Bak burada önemli bir hata ile başlamışsın.yakup dediğin o şahıs harun as. olduğunu belirterek yine de cevap veriyorum.
      Önce bir soru.
      Peki sence neden dört büyük kitap var.Dört büyük peygamber?
      ….
      Allah kuranda buyurur ki “rabbin arıya vahyetti.”
      Allah her muhatabına kabiliyeti nisbetinde anlayacağı dilden konuşur.Yarattıklarına madem ki konuşma özelliği vermiş o halde kendisi de onlarla konuşacaktır.
      İnsanlardan itaatkar memurları hükmündeki yüksek ruhlara elbette hitab edecektir.Fakat alemlerin rabbi ve insanların rabbi ünvanıyla özellikle davut,musa,isa ve hz Muhammed a.s a hitab etmiş fermanını ilan ettirmiştir.Diğerleri onların yardımcılarıdır.Öncüleridir.
      Hz musaya gelen ilk vahiyde firavnu uyarması ve mucizeleri ona göstermesi istenmiştir.Hz musa ise kardeşi harunun hitabeti daha güzel olduğu için firavn ve ahalisine vahyi tebliğ de kendisine yardımcı olmasını istemiş ve Allah duasını kabul etmiştir.Fakat dikkat et harun a.s da kitap yoktur.
      İsrail oğulları dışında yüz binlerce nebi vardır.Bir kaç kişi dışında ümmeti olmamış nebiler de vardır.Allah hz ibrahimin ve yakubun duasını kuranda zikreder ve kabul olmuşluğu da saydığın bu yüksek ruhlarla gösterilmiştir.
      meleklerden de rasuller vardır.
      Hac 75. Allah, meleklerden elçiler seçer ve insanlardan da. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.

      • bulent says:

        Harun yerine yanlislikla yakup yazmisim. Olur boyle hatalar. hatta daha fazlasi kuranda da var.

        musaya gelen ilk vahiy. “ Ben senin rabbinim ayakkabilarini cikar tuva vadisindesin “dir.
        – Kurana ya da muhammede gore -
        siz ise “Hz musaya gelen ilk vahiyde firavunu uyarması ve mucizeleri ona göstermesi istenmiştir” demıssınız. Kaynak eserınız nedır;? ( ben yanlıs bılıyorsam dogrusunu ogreneyım)

        yazdıklarınızı kurana dayayabılmek ıcın (oyle olunca dogru olacakmıs gıbı)
        yazınızın altına bırde ayet yerlestıriyorsunuz.
        meleklerden de rasuller vardır deyıp. eklemıssınız
        Hac 75. Allah, meleklerden elçiler seçer ve insanlardan da. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.
        yazmıssınız.
        OYSA
        İsra-95 De ki: Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.
        demek kı neymıs? bır ayet melekten peygamber olmaz derken baska bır ayet olur dermıs.

        Inanclara saygımız sonsuz. Allaha nasıl ıstersen oyle ınan . Kımı elcı kabul edersen et. Kıme ne?
        Ama kuranı bılımsel temellere dayandırma gayretınız, elbettekı sacma sapan goruslere cevap verme gereksınımı doguruyor Elınızı hangı ayete atsanız celıskıler cıkıyor.

      • murat says:

        Bülent …..bakış tarzın yanlış olduğu için anlaşılması basit meseleleri kendince içinden çıkılmaz ediyorsun.Bülente yazık ediyorsun.Gözünü kapayan yalnızca kendine gündüzü gece yapar.Taha suresi ayetlerini oku…
        9 – Musa’nın hikayesi sana geldi mi?
        10 – Hani o bir ateş görmüştü de, ailesine: “Yerinizde durun, benim gözüme bir ateş ilişti, belki size bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum” demişti.
        11 – Ateşe vardığı zaman şöyle çağrıldı: “Ey Musa!
        12 – “Ben şüphesiz senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar, çünkü sen kutsal bir vadi olan Tuvâ’dasın.”
        13 – “Ben seni seçtim, şimdi vahyolunacak şeyleri dinle.”
        14 – Şüphesiz ben Allah’ım, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.
        15 – Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.
        16 – Sakın kıyamete inanmayıp, kendi heva ve hevesine uyan kimse seni, ona iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun.
        17 – Ey Musa! Sağ elindeki nedir?
        18 – Musa dedi: “O benim asâm dır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda başka hacetlerim de var”
        19 – Allah: “Ey Musa! onu bırak”dedi.
        20 – Musa da onu bıraktı, bir de ne görsün! o bir yılan olmuş koşuyor.
        21 – Allah buyurdu ki: “Tut onu, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz”
        22 – “Bir de diğer bir mucize olmak üzere elini koynuna koy ki, kusursuz olarak bembeyaz çıksın.”
        23 – “Bunları sana en büyük mucizelerimizden gösterelim diye yaptık.”
        24 – “Firavun’a git, çünkü o hakikaten azdı.”
        25 – Musa dedi ki: “Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver,
        26 – İşimi kolaylaştır,
        27 – Dilimden düğümü çöz
        28 – Ki, sözümü iyi anlasınlar.
        29 – Bir de bana ailemden bir vezir ver.
        30 – Kardeşim Harun’u
        31 – Onunla arkamı kuvvetlendir.
        32 – İşimde onu bana ortak et.
        33 – Ki seni çok tesbih edelim.
        34 – Seni çok analım.
        35 – Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun.
        36 – Allah buyurdu: “Ey Musa! Dilediğin sana verildi.”
        Hz musa a.s a gelen ilk vahiy kuranda bize bildirilen kısmıyla bu ayetlerden oluşmaktadır.Devamı taha suresinden takip et.Bilemediğin meselede ahkam kesip akıl sahipleri nazarında maskara olma.Din bir uzmanlık alanıdır.Maddi ve manevi ilimlere hakim ihatalı bir bakış açısı gerektirir.

        İsra-95 De ki: Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.
        Bu ayete itirazında oldukça basit bahaneler yazmaya çalışmışsın
        Ayette belirtildiği gibi melek topluluklarına melek elçiler gönderilir.Cebrail,israfil,mikail,azrail aleyhimüsselam gibi meleklerin büyükleri vahye muhatabdırlar ve peygamberleri gibidir.Diğer melek topluluklarını himaye ederler.
        Kuran Alemlerin rabbi tarafından kulu ve elçisi olarak yeryüzünün reisi olan yüksek memuru Muhammed a.s a insanları uyarmak ve yaratılış gayelerini bildirmek maksadıyla gönderilmiş bir fermandır.İnsan ve cinleri cennet aleminde ebedi hayata ve temiz zevklere cömert ve şefkatli rabbin davetidir.
        Akıl ve deneysel uğraşılar sonucu keşfedilen gerçeklerle çelişmez.Bununla beraber sadece akıl ve bilim ile kainatın sırlarını çözmeye çalışmak tuğlalarla merdiven yaparak uzaya çıkmaya çalışanın durumu gibidir.Bütün insanlık binlerce yıllık bilgi birikimi ve teknolojisi ile bir tek sivri sinekten daha harikasını getiremez.Allah sivrisinek ve daha küçüğü ile meydan okumuş……
        Bakara26 Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.
        İnsanın ilim ve teknolojisi yaratıcısının insan beynine işlediği sanatın eseridir.İnsanlığın bütün bilimsel çalışmalarının yaratıcısının sivrisinek vücudundaki küçük bir sanatı kadar kıymeti yoktur.Taklidi mümkün değildir.

      • bulent says:

        Murat bey,
        Gozlerimin kapali oldugunu dusunuyorsunuz. bakalim oyle mi?
        yoksa sizde musluman doganlardanmısınız?

        Kurani okudugunuzda ilk hangi ayet sizi etkiledi ve
        “iste bu sozler insan urunu olamaz“ diyerek kurana inandiniz.
        Tek bir ayet soyleyebilirmisiniz.
        Saygilar

      • murat says:

        sayın bülent .. Kuranın etkileyen yönlerini sormuşsun.Bunun için öncelikle kendimize şunu soralım.Dünyanın ve kainatın etkileyici yönleri nelerdir?
        Atomlardan yıldızlara kadar yaratılmış her varlık etkileyici bir sanata sahip ve kesinlikle taklidi mümkün değil.
        Kuran kainattan ibarettir.Kainatı etkileyici buluyorsan kuran kainatın insana hitab eden programıdır.
        Kuran insan dilinde yazılmıştır.Manası kainatı ayet ve mucize olarak gösteriyor.
        İncire ,zeytine yemin olsun demiş.Şekerli bir meyve üreten fabrika hükmündeki incir ağacının programını yapmak ve incirin çekirdeğine sığıştırmak ve sonra onu milyonlarca yıl muhafaza ederek neslini günümüze ulaştırmak ne kadar mucize ise kuran o kadar mucizedir.
        Mucizeyi kuranın mürekkebinde değil manasında aramak mantıklıdır.
        İnsan gibi teknoloji sahibi mucize bir varlığı topraktan yaratmak sonra anne babalarının neslini yedikleri çok çeşitli gıdaları moleküllerine parçalayıp tekrar birleştirerek ana rahminde embriyo hücresinden büyük bir insan inşa etmek,Birtek embriyo hücresinden saç,kemik ,beyin ,kas,böbrek, nöron hücreleri gibi yüzlerce çeşide dönüştürmek ve hepsini birbirine bağlayarak konuşan birtek insana dönüştürmek nekadar yüksek bir ilmi ve her atomu görür bir gözü ve yüksek bir mucizeyi gösterdiği gibi bu hakikatları ortaya çıkaran ayetler öyle mucizedir.
        Manasını anlamayanlar için söylenişindeki uyumluluk ve asillik yine Allah kelamı olmaya yakışır en uygun tarzda ve insanlara ders vermek için insan dili tarzında olduğu anlaşılır.
        Yazılı bir metinde allahdan geldiğine dair bütün özellikler kuranda vardır.

  59. cihat says:

    1.bir yaratıcının insanları doğru yola iletmesi için elçiler göndermesi ve soyundan peygamberler çıkarmasını neresi saçma.gidipte neydüyü belirsiz soydan peygamber çıkmak senin mantığına da varsa o senin sorunun.
    2.Senin yaptığının bir benzserini ebu cehil yapmış demişki Ben Allaha inanıyorum fakat neden ben değilde Muhammed peygamber oldu demiş ben bunu hazmedemiyorum demiş yani sizin yaptığınız sadece yaratıcıya inanmak RAbliğine inamıyorsunuz(yani her getirdiği kurala inamıyorsunuz ) ne vasıflarını sıfatlarını bilirsiniz sonra dersiniz yaratıcı var ama ahiret yok yada yaratıcı var ahirette var fakat kitap yok dersiniz kıvranır durursunuz hem yaratıcı aolacak bu kadar üstün yücelr yücesi herşeyi bilen ve yaratan biris olacak sonra ahirette inancaksın fakat yarattığı dünyada zulüm uygulanan bir dünyada nefsne tapan insanların bulunduğu dünyada kurallar olmayacak böyle saçmalığa nasıl inanıyorsunuz ve yaratıcı zulüm uygulayanlardan hesap sormayacak ve iyi işler yapanada mükafat vermiyecek ya sizin inandığınız tanrınız bunları yapmaktan aciz yada insani uydurmalarla kafanıza göre tıpkı yunanlıların tanrıları gibi insan gibi birşey sanıyorsunuz adaletsiz zulüm uygulayan, anlamıyorum o aklını herşeyini yaratn Allah zaten kuralları vermiş anlaman için beyinde vermiş inanmassan kendine inanırsanda kendie azabı yada mükaaftı alacak senisn Sizin yaptığınız Rablik değil sadece eski yunanlılar gibi tanrıya inanıyorsunuz.

    Ayrıca Ahlkala lgli ayetler göndermiyecekte ne gönderecek toplulmla ilgli ayetler zaten bütün insanlığadır.
    Siz sadece nefsinize uyduğunuz için hükümleri şeytani aklınızla hükümler veriyorsunuz.
    Yok ayeti gösterek sanki kadın ile erkek eşit demeye çalışmısın Kadın ile erkek eşit değildir ama adaleti sağlarsın birisinin huyu farklıdır fıtratı farklıdır dğerinin farklıdır.
    Kadın Erkek eşitliği yoktur fakat Adelti sağlamak vardır.
    Şuan zaten hukukun yanlışlıklarla olduğunu verdiği hükümlerden ve yaygınlaşan kadın cinayetlerinden adam öldürmelrden tecavüzlerden görüyoruz eğer hukuk doğru olsaydı bunlar çok az olması gerekirdi fakat hergün farklı şeyler oluyor ve bu giderekte artmaya devam ediyor. demekki eşitlik yok hukuk adeltide sağlayamadığına göre yanlışlık olduğu kesin.

  60. Özgür Özdemir says:

    “Kur’an’ı (haşa) Hz. Muhammed (sav) yazdı” diyorsanız, neden siz de böyle bir kitap yazıp milyarları peşinizden sürüklemiyorsunuz?

    • cuneyt says:

      Senin mantığına göre hristiyan olman lazım,dünyada en çok hristiyan var.

      • Hıristiyanlık tarihi süreci içersinde iflas etmiştir.sayı itibarıyla islam ikinci sıradadır.koyun sürüsü gibi çok olmasıda önemli değildir.Bugünkü Hıristiyanlık.siyasi ve tarihi bir oluşumdur,din değildir.

  61. bülent says:

    Din aklın yokedilmesinden başka birşey olamaz. Din kesinlikle kavranamayacak olan şeylere karşı sessiz bir tapınmadır.. Bu nedenle din , insanın kendisini inanmazlığa teslim etmesidir.
    Voltaire

    Din bir yanılgıdır ve gücünü bizim içgüdüsel dürtülerimizin hemen uyum göstermesinden alır.
    Sigmund FREUD

    İnsanın alması gereken isim deist olmalıdır. İnsanın okuması gereken kutsal kitap Tanrı nın yazdığı ve mührünü bastığı Doğa kitabıdır. İnsanın sahip olması gereken tek din Tanrıya iman etmek ve iyi bir insan olmaktır
    VOLTAIRE

    Putların Kabenin istediği Kölelik
    Çanların ezanın dilediği Kölelik
    Mihraptı kiliseydi tespihti salipti
    nedir hepsinin özlediği
    KÖLELİK
    Ömer HAYYAM

    Dinler ateşböcekleri gibidir: Parlayabilmek için karanlığa ihtiyaç duyarlar
    Tüm dinlerin koşulu yaygın olan beirli bir derecede cehalettir. Ki sadece bu havada yaşayabilirler ancak
    Arthur Schopenhauer

    • Dini kendi kafana ve sapıklara göremi açıklıyorsun?.Bu açıklamaların neresi mantıksaldır.Uyduruk açıklamadır.Önemli değildir.Dini,bilhassa islam dinini kurandan,dinin kendisinden öğrende öyle tarif et.

  62. bülent says:

    “Gelişmiş toplumlar dindar oldukları için değil dine rağmen gelişmiştir.”
    Mark Twain

    “İncil öyle dediği için yüzyıllarca cadı avcılığı yapıldı. Ölen cadıların kanlarıyla hıristiyan dünyası temizlendi, kilise de bunu teşvik etti. Daha sonra birden bire cadı diye birşeyin hiç varolmadığı ve varolamayacağı anlaşıldı. İnsan bu duruma gülse mi ağlasa mı bilemiyor.”
    Mark Twain

    “Din sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır.”
    Seneca

    “Bir insanın ahlaki ve etik davranışları diğerlerini anlamasına, eğitimine ve sosyal ilişkilere dayalı olmalıdır, dini dayatmalara gerek yoktur. Zira ölümden sonra ceza korkusu veya ödül iştahı ile hareket eden kişi zavallıdır.”
    Albert Einstein

    “Din, sıradan insanları pasif ve sessiz tutmak için bulunmaz bir kaynaktır.”
    Napoleon Bonaparte

    “Olmayan birşeyle, görünmez birşey arasında çok az fark vardır.”
    Delos B. McKown

    “Dünyada bilinen tüm tanrısal inançları inceledim ve hepsi masallara ve mitolojilere dayanıyor.”
    Thomas Jefferson

    “Benim inanmadığım bir dine inananları kafir saymanın rahatlığı beni de kendi dinimi sorgulamaya götürdü.”
    Mark Twain

    “İncilin etkisi okuyan kişinin cahilliği ile doğru orantılıdır.”
    Robert G. Ingersoll

    “Böyle bir tanrı varken, şeytana ne gerek var?”
    Robert M. Price

    “Bedenden bağımsız bir ruh fikri anlamsız ve boştur.”
    Albert Einstein

    “Herşeye gücü yeten Tanrı’nın neden Şeytan’ı yaratmasına ve daha sonra da onunla mücadele edilmesine gerek var ki? Bana göre dinler çelişkilerle dolu ve benim mantığıma aykırı.”
    Gene Roddenberry

    “Kanıt gösterilmeden yapılmış bir iddiayı çürütmek için kanıta ihtiyaç yoktur.”
    Christopher Hitchens

    “Din ve mantık kadar birbiriyle çelişen başka iki şey yoktur.”
    Voltaire

    “Din benim saygı duyduğum herşeye esastan karşı çıkıyor – cesaret, açık görüşlülük, dürüstlük, adalet, ve hepsinden fazla, gerçeklere olan bağlılığım.”
    H.L. Mencken

    “Bilinmeyen bir şeyi, bilinenlerle açıklamak mantıksal yordamdır. Bilinen bir şeyi, bilinmeyenlerle açıklamak ise teolojik tuhaflıktır.”
    David Brooks

    “Öbür dünyalarla uğraşmak aramızdaki kötülükleri düzeltmez, bu dünyaya odaklanmak bize yardımcı olabilir.”
    Walt Whitman

    “Din alışkanlığı düşünmekten kaçmanın kolay yoludur.”
    Peter Ustinov

    • İncil,bugünkü incil ilahi kitap değildir.uyduruktur.

    • murat says:

      Yukarıda adını verdiğin şahıslar ilk yanlışı başlangıçta yapmışlar ve bütün dinler hakkında ortak yüzeysel geçiştirmeli bir damgalama yapmışlar.Dinler bu şahısların hoşlarına gitmediği aşikar
      Bilim adamı ve felsefeci geçinen bu şahıslar başkalarının dinini beğenmeyip kendi dinlerini yazmışlar.
      Ölüp toprak olacaklarını kabullenip dünya zevklerine aldanmışlar ve memnun olmuşlar.
      Aslanın hedefinde çayırda yayılan öküzler gibi hayata bakmışlar.
      Ölümlerine çare bulamamışlar
      Kendileri toprağa dönüştüğü gibi fikirlerini toprak ile noktalayıp zamanın rüzgarıyla savrulmuş zavallılar olmuşlar.

      Senin gibilerin bu türden kör kafalara itimat etmelerinin en önemli sebebi ellerindeki teknolojidir
      Teknoloji ise arının balı,örümceğin ağı gibi insanın genlerine kazınmış yaratılıştan gelen bir cevheridir.Yaratıcısı olan Allahın yaratma kabiliyetinin tecellisidir.
      Teknolojinin avrupada ortaya çıkması ve günümüzde çin japonya amerika gibi ülkelerden devam etmesi ve gelişmesi gösteriyor ki ;
      Nüfus yoğunluğu şehirleşmeyi zorunlu kılar.Büyük şehirlerin oluşumu toplumda iş bölümüne ve branşlaşmaya yol açar.Herkes kendi branşı olan mesleğinde uzmanlaşır.Uzmanlık eğitimi zorunlu kılar.İnsanlar ister istemez talim görmeye mecbur olur.
      Eğitim ve ticaret gelişir.Büyük şirketler ortaya çıkar ve sanayi gelişir.Sanayinin gelişmesi teknolojiyi teşvik eder.
      Bütün bu sebepler teknolojinin zorunluluktan dolayı ortaya çıktığını göstermektedir.İnsanın eğlence eğilimi çalışma eğiliminden baskındır.
      Bütün gelişmiş ülkeler kuzey yarım küre gibi soğuk iklim kuşağında yer alan şehirleşmiş ülkelerdir.
      Çinin yoğun nüfusu kendi açısından teknolojiyi zorunlu kılmıştır
      Avrupada genç nüfus tükenmesiyle teknolojisinin soyu da tükenmek üzeredir.
      Türkiye son yıllarda nüfus yoğunluğu, genç nüfus ve şehirleşmede önemli ilerleme dolayısıyla teknoloji üreten ülke olma yolundadır.
      Zıttıyla bakılırsa müslüman dünyası geniş imparatorluk arazilerinde tarım yapan bir toplum olarak yaşamış .Sıcak iklim dağınık yerleşimi teşvik etmiş ve insanları toplayıp şehirleşmeye yola açacak bir zaruret olmamıştır.Nüfus gerekli yoğunluğa ulaşmamıştır.Teknoloji köyde değil şehirde ve de sanayi sektöründe üretilir.
      Bulutlu kasvetli avrupa iklimi avrupa insanını çalışmaya teşvik etmiş , aşırı sıcak iklim müslüman dünyasını eğlenceye doğa gezisine,tarıma teşvik etmiş,eğlence iştahını ve şehveti arttırmıştır.
      Okulların yaz mevsiminde tatil olması zaruret gibi görülmekte.Her mevsim yaz olan arap ülkeleri kıyaslansın.
      Materyalizmin kökü eski yunanda demokritos gibilerle ortaya çıkmış, medeniyete katkısı görülmememiş binlerce yıl tarihten gizlenmiş ve avrupanın şehirleşme döneminde fransız ihtilalinde ortaya çıkan karmaşada ile hortlamış.Haklı olarak kilise sapık düşüncesi ile mücadele eden insanların içerisine karışarak yeşermiş ve bütün avrupanın emeğinin ürünü olan teknolojiyi sahiplenmiştir.
      Gerçekleri göremeyen taklitçi avrupa hayranları yanlış yollarının acı hatalarını önemli ölçüde tadacaklardır.Mutluluk getirmez.Çünkü fıtrat yaratılışa aykırı olanı reddeder.

  63. Mehmet says:

    Arkadaşlar ben de eskiden katı islamcıydım; ama bilimle uyuşmayan o kadar çok yönü varki. artık diğer dinlere bile daha sıcak bakar oldum. çünkü bilimsel gerçeklerle onlar gerçekten daha paralel. islamiyet resmen, eskiden puta tapınan arap halkının ortadan putlar kaldırılmış hali. hala kabe tavaf ediliyor(içinde putlar olmadığı halde), gene oruç tutuluyor, gene namaz kılınıyor(eskiden putlar önünde yapılırdı). Tek fark artık ortada putlar yok. Resmen putperestlik alınmış, tevratla harmanlanmış… zaten nötr yaklaşan da bunu farkeder. Ayrıca bu linkte de ilginç bilgiler var; Kuran irdeleniyor. http://goo.gl/16orc

  64. schuon says:

    1-yahudiler isa mesihi öldürdük demişler yahudiler zaten inanmadığından öldürüyor yahudiler ona genel halk arasındaki ismiyle -inanmasalar bile- hitap etmiş olamazlarmı?ille inanmaları mı lazım bu kelimeyi demek için?dinler tarihi kitabı yazan bir ateist -tanrı vişnu- derkeninandığı içinmi yazıyor öyle?bu bir usluptur.
    2-haramlarla ilgili ayette aynen usluptur ne alaka saçma yazmışsın onları zaten yaparsn harama girmezsin ne hatası olduğunu anlayamadım bu bir dil özelliği.edebiyat nedir bilmez misin sen?
    3-bekçi meseleside aynı 3.ayette zaten ifade tamamlanıyor ilk ifade niye gaf olsun ki arapça ile türkçesi aynımı sanıyorsun arap bunu kimin söylediğini anlıyor zaten -de ki- olmazsa olmasın gönderilen zamirden çıkmazmı sanıyorsun sonuç saçmalık.tüm ayetleri okuyunca ne nlatmaya çalışıyor kavrıyamıyor musun absürtlük bu ya.
    4-haram et konusunda domuz eti afyon felan epey zorlamışsın yorum bile saymam bunu ben ne alaka ya.onun sağlıkla ilgisimi var domuz haramsa haram pis bi hayvan dışkı yer hoş değil işte,
    şarap haram derken fiili durum nedir sarhoşluktur diğeride haramdır aklın kıyaslıyamıyormu bunu listemi versin kuran sahoşluk veren şeylerin haramlığı listesi hacmini on bin sayfa yapalım kitabın istersen genel ilke vazediyor ne kadar banal düşünmüşsün
    5-o zaman yelkenli gemi var o adam ondan anlıyor motorlu gemiye geriden okuma yaparak çürütme mantığına girmişsin nedediğine baksana sen onu mu diyor F-16 nın kanadından bahsetsin olmazsa?
    6-fasülye meselesi tevrat yahudilere indi onu konuşuyor.kuranda her kavme peygamber gelir muhammed as araplara arapça kuranla geldi millete inmesi ona hitap etmesini doğurur tarihi gerçek bu ama allahtan gelmediğini kanıtlar mı veya türk ona arap buna yahudi dini deyip allahtan gelsede inanmyorum diyebilirmi şarap esrar afyon meselesi gibi genel ilke vaaz eder cihan şumül globaldir bunlar ama ona hitap etmiş o zaman için ne absürtlüğü var bunun?
    7-zaman meselesinde metafizik alemdeki zaman onları kendin bir oku iyice dünya zamanına göre matematik kuruyon mantık kuruyon sen metfizik alemi burası dışındakini gördünmüde atıf yapıyorsun ne demek istediğini nerden biliyorsun kapalı anlamlı bunlar bende bilmiyorum sende bilemezsin müşahede edersin sonra olur konuşmaya gerek varmı?bence yok?bilim kitabı mı bu dünya bilimleriyle ilgilenmiyorki reel dünya bu dünyaya mı atıf yapıyor bilimsel tez sunup mu kanıtlıyor hakikatleri insan aklına yaklaştıracak insanların o günkü terimlerinden sembolik cümle kuruyor.F-16 meselesi.
    8-ayrıcalıkla ilgili olabilir mümkündür böyle diye allah kitabı değil mi yani nerden biliyorsun ve ne alakası var cumhurbaşkanı senden ayrıcalık değilmi bu ayrıcalığın anlamı nedir?bu mesele sipekülatiftir ‘ha bak kendini kayırıp allahı buna alet ediyor bak bak sen’diyorsan sonuna kadar kitap böyle olmalıydı ”muhammed allah gibidir onu yedirin doyurun köşklerde oturtun hergün 100 bakire sunun bilmem fil kesin o etle besleyin allah gibidir hululdür haaaa” mı yazıyor orda ayrıcalk bu dur öylemi ki.
    9-diğer iddaları cevaplanmaya değer bulmadım.

  65. mümin says:

    ateistlere istediğin kadar anlat inanmazlar çünkü şartlanmışlar işte buda ateistlerin en büyük açmazı ve çıkmazları şüphe ve huzursuzluk onun için onlara dua etmeliyiz ki ALLAH onlara hidayet versin .benim onlara bir kaç sorum olacak …öldükten sonra yok olacaklarına inanıyorlar ; peki madem bu düzen neden kurulsun insan denen varlık nerden çıktı akıl denen şey neden insan dediğimiz mahlukta var herşey yok olup gidecekse dünyadaki bu düzen neden bu kadar mükemmel ve harika,yok olacaksa israf olmuş olmuyormu insan toplumsal düzeni nasıl kurdu neden kursun böyle sosyal bir düzeni her şey yok olacaksa insan dünyaya neden bu kadar bağlı ve 1000 lerce yıl veya daha fazla hatta sonsuza kadar yaşamak istesin yani sonsuzluğa özlem duyan bir varlık olsun hem her şey yok olup gidecekse insanlar bazı olaylar ve durumlar karşısında neden ?????nefret etme, tiksinme, utanma ,çekinme, korkma ,ürperme, acıma, üzülme ,sevinme mutlu olma vs.vs vs.. hissetsin bu his neden ?yok olacak olan bir varlığın içinde olsun ,daha bunun gibi binlerce yüzlerce soru var bunlara cevap verecek bir ateist varmı varsa cevablarını bekliyorum…….ayrıca mehmet selim polata sizde hakaret ediyorsunuz sizin yazılar neden kaldırılmıyor forumdan, yoksa bu site siz ateistlerin kendilerini tatmin etme birbirini poh poflama yerimi, admin bey adaletli ol!!! ayrıca siz ateistlere göre adalet nedir??? ve neden insan adaletli olma ihtiyacı hissediyor bunları cevablayın sonra gelin kurani kerim ayetleri üzerinde mütalaa müzakere müşavere ederiz….ALLAH HİDAYET VERSİN

    • cuneyt says:

      Mümin zekana hayran kaldım,her insanın sorması gereken soruları çok güzel sormuşsun,demekki düşünebiliyorsun.Kimse burada Dünyayı seni beni ,evreni TAnrı yaratmadı demiyor.
      Senin bu sorularını daha önceden düşünen zeki insanların(peygamberler) kendi akıllarınca verdiği cevaplar , şu anki dinleri oluşturuyor.Keşke gerçekten Tanrı nın sözleri olsaydı.Ama dinlere,kitaplara uygulamalara baktığın zaman,insan eli ile çıktığı çok belli ve içinde çok hatalar var ve şu anki ahlaki anlayışımıza uymayan çok şey var.
      Bu blogun yazarı da bunları belirtmek istemiş.
      Keşke bir an için açık fikirli olsan ve karşı fikrin doğru olabileceğini anlayıp ,zincirlerini kırsan

      • murat says:

        Hata olarak sayılan şeylerin düşük seviyeli bahaneler olduğunu açıkladık yukarıda.Keşke sandığın gibi seni doğruya ulaştıracak zekaya sahip olsaydın.Keyfinize göre bir tanrı tanımlaması yapamazsınız elbette.
        Mademki Allah var ve eserleri ortadadır.Konuşan düşünen bir insan yaratıp sonra o insan türü ile öncelikle kendi konuşmaması mümkün değildir.Madem ki konuşacaktır o halde insanların anlayabileceği bir tarzda insan seviyesine tenezzül ederek konuşacaktır.
        Büyük hatip bir insan küçük çocuklar ile sohbet edeceği vakit nasıl ki seviyelerine inerek onların tarzında bir dil ile konuşur bunun gibi kuran yaratıcının insan ile insan seviyesi uygun tarzda harika bir konuşmasıdır.Konuşmasına en yakışır ifade kurandır.

      • bulent says:

        İnsan seviyesinde bir konuşma diyorsun!
        Kuran sana “bu kitabı mekke ve cevresi için gönderdim ” diyor
        Sen insan seviyesindeki bu konuşmayı anlamıyorsun.
        Sorunun kuranda olduğunu kabul etmeyeceğin ortada
        O zaman sorun sende arkadaşım.

        Neymiş efendim yaratıcı taktir görmek istermiş
        Yani sizlerin onere etmesine ihitiyaç duyacak bir tanrı.
        Bu kadar boş, bukadar saçma dayanaklar bulmaya çalışmak
        Yazık!

      • murat says:

        Yaratıcının insanların takdirine ihtiyacı olduğu çıkarımını nasıl başardın seni takdir ederler her halde.Anlatılanları tenkit bakışıyla dinleme zarar edersin.
        Yaratıcı kendi eserini elbette beğenir ve takdir eder.kendi eserini beğenen ,hayran kalan akıl sahiplerini kendisi takdir eder.Cennet ile teşvik eder.
        Gelelim mekke ve çevresindekiler şeklinde söylediğin ifadeye
        وَكَذَلِكَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لِّتُنذِرَ أُمَّ الْقُرَى وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنذِرَ يَوْمَ الْجَمْعِ لَا رَيْبَ فِيهِ فَرِيقٌ فِي الْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِي السَّعِيرِ
        Şura suresi 7
        Arapça biliyorsan burada mekke şeklinde bir kelime olmadığını sen de göreceksin.
        أُمَّ الْقُرَى olarak geçen ifade tam olarak şehirlerin anası demektir.
        Yani şehirlerin anasını ve etrafındakileri uyarasın diye arapça olarak vahyettik buyruluyor.
        1.Ayette mekke yerine şehirlerin anası denilmiş.Şehirlerin anasıdır çünkü yahudi ve hiristiyanların atası hz ibrahimin kurduğu bir şehirde meydana gelecek inkılap bütün insanlığa hitab edecektir.bu nedenle bütün şehirlerin ve medeniyetlerin anası olarak kuranın faaliyet merkezinin mekke olması takdir edilmiştir.
        2.Arapça olması özellikle mekke ve çevresinde arapça konuşan halkın kuranı anlama noktasında öncelikli muhatab olduklarına ve diğer medeniyetlerin şehirlerinde kuranın nurunu tebliğ ile vazifeli olduklarına işarettir.Diğer tüm şehirler anasından beslenmiş.Kuranın nuru dünyanın büyük bir kısmını aydınlatmış,Allah inancının kuvvet bulması ile hiristiyanlık ve yahudilik dinini takviye etmiş sönmesini engellemiştir.

  66. yasef says:

    valla bende bir ateistim. siz muslumanlarin asariz keszeriz yakariz lafindan baska bir sey duymadim. siz istediginiz her yerde inanndiginizi soyleyebiliyorsunuz . ama benim ve benim gibilerin boyle bir sansi yok. tek farkimiz ne biliyormusunuz biz sorgulariz ama her seyi sizin isiniz gayet kolay naslarla yasarsiniz kendinize bile sormaktan altiniza yaparsiniz bazi sorulari.koca tanri biz kafirlerin cezasini veremezken yada verecek kudreti yokken tanri adina bize her turlu linci yapma hakkina sahipsiniz.size tavsiyem biraz astronomi okumaniz.sadece kendi cinsel hayatini duzenleyen birinin yazdigi bana gore sacma sapan seyleri tanrinin kelami diye bana kimse yutturamaz.saygilarimla

    • yasef says:
      15/10/2011, 06:20
      __________
      Gerçekten senin beynin varmı?..Yoksa çocuksu bir şekilde işkembeden atıyorsun..
      Ne zaman tımarhaneye gideceğini düşünüyorum..
      Nerede bir akıl satılıyorsa al.
      Bulamazsan gel meccanen ben sana vereyim.
      Mantığı olmayanın,dinide olmaz.
      İslam dini aklı olanlar içindir.
      Sende akıl yok ki.
      Hayvanlar içgüdü ile hareket ederler.
      Sende içgüdü bile yok..
      Yazık,

    • LLLL says:

      dünya kafirLerin Ahiret ise inananLarındır
      Allah kafirLerin cezasını Ahirette verecek bunu öğrenmeLisin..

      Bir köy muhtarsız olmaz, bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz, bir harf kâtipsiz olamaz; biliyorsun.

      Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu Alem hâkimsiz olur?

    • TEBLİĞCİ says:

      Sen Bu kitapta yazanların saçmalığını çözemeyen biri olarak kendinde akıl varmı sanıyorsunki..

      Sen Önce Kerbelayı öğren..Muhammedin soyunu neden yokettiler onu bir araştır ..biraz zekan varsa

    • murat says:

      Koca tanrı senin cezanı elbette verecek fakat ateist olmayı kendi iradenle seçmen için iradeni korumak amacıyla sana mühlet veriyor ve durumuna insanları ve melekleri ve burada okuyanları şahit yapıyor.Sonunda seni acı bir şekilde öldürecektir ve ebediyyen dünyanın kokusunu dahi alamayacaksın ,görmek istediğinden fazlasını göreceksin.Başına geleceklerden haberin yok mu ???Hadi kendini ölümden kurtar tanrından kurtul bakalım görelim seni :)

  67. emree says:

    öbür dünya sadece insanların cezalandırılıp mükafatlandırıldığı yer değildir. sizin bu saçmalıklarınızın mı yoksa bizim savunduklarımızın mı haklı olduğunu görmek içinde vardır. siz ebu cehil tayfasındansıznz ne dessek boş……

  68. al bide burdan yak says:

    http://www.okyanusum.com/belgesel/tanrinin_zihninde.html
    bunu deneyin birde belki şunu herkes anlar sizin kavradıklarınız gördükdüklerinizle hissettıklerınızle sınırlı siz cin olmadan adam carpmaya çalışıyonuz. Kısacası ol bi Mevlana bırak sendeki seni kurtul kendi zannından eresin hakkikate! ama bu yolda kanında akar başında vurulur meydan ortada Hallacı Mansur olurum dersen..

  69. alihan says:

    Merhabalar, Mantık doktoru ve dinsel konuları iyi kötü araştırmış, fena olmayan diyelim bir Arapça seviyesine sahip bir Türk olarak kısa bir yorum yapmak istedim. Tanrı’yı ve onun kelamını anlamak belli bağlamlarda zor olabilir. Ancak daha zor olan şey; cehaletin verdiği çocukça bir cesaretle basitliği marifet gibi sunanalara laf anlatmaktır. Yukarıdaki cahilane eleştirilerin daha inceleri zaten bin yıl öncesinde de yapılıyordu ve entellektüel kültür bunlara en iyi yanıtları vermiştir. Ancak aynı cehaletler nedense durmadan gündeme taşınıyor. Bir kaç salak bulup dinden döndürebilme umudu herdaim küllenen bir kıytırık ateş olsa gerek. Ancak gerçek salaklar milleti salak sanan cahillerdir. Açıkçası değerli vaktimi düşük kalibredeki din düşmancıklarına yanıt vermek için daha fazla harcama niyetinde değilim. Selamlar.

  70. muhammed says:

    kardeşlerim bu yazılanlar hakikaten güzel felsefe olmuş bununla uğraşan kişi zekasını başka yerlere harcasa gerçekten çok yetenekli bir bilim insanı olabilirdi. Bunu yazan kişi bilmez mi ki kuran bu değil bu kuranın ancak mealidir anlamı bile değil anlamına benzeyen bir yazıdır bu kuranın yazılışı insanlar tarafından yapılmadı ama çevirisi insanlar tarafından yapıldı. kuranı orjinal dilinden okuyup gerçekten anladığın zaman o zaman görürsün onu kimin yazdığını :) )

  71. Dost Ayran Yanlısı says:

    Diyorsunuz ki Kur’an ı meallerden değil orjinalinden,arapçasından okuyup öğrenmek lazım. Ben de size şunu sorarım:
    Neden Allah denilen,her şeye gücü yettiği iddia edilen varlık Kur’an ı diğer dillere daha kolayca çevrilebilen bir dilde göndermemiş? Hem şimdi neredeyse kusursuza yakın çeviriler yapılıoyr,o koca koca felsefe kitapları,1000-2000 sayfalık kitaplar güzelce Türkçe’ye çevriliyor da Kur’an mı çevrilemiyor?
    Tabi sizin yaptığınız aksini kanıtlayamayınca konuyu dağıtmak olduğu için normal aslında. Neyse,Pante sana bu güzel yazın için teşekkür ederim.

  72. tHE uLTimaTe says:

    “Ben sizin üzerinizde bekçi değilim” diyen kim?
    En’am suresi
    103. Gözler onu göremez, O ise bütün gözleri görür; O, lütuf sahibidir, her şeyden haberlidir.
    104. Rabbinizden size muhakkak ki deliller gelmiştir.Artık kim gözünü açar görürse kendi lehine, kim de hakkı görmeyip batılı seçerse kendi aleyhinedir. (De ki) “Ben sizin üzerinizde bekçi değilim.” (Ayetin Arapçasında “De ki” yok)
    105. İşte biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki sana: ‘Sen ders almışsın’ desinler ve biz de bilen bir topluluğa onu açıkça göstermiş olalım.
    106. Rabbinden sana vahyolunana uy. O’ndan başka tanrı yoktur. Müşriklerden yüz çevir.
    107. Allah isteseydi, ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin!

    ” 104. ayette “Ben sizin bekçiniz değilim” diye yazarak gaf yapan Muhammed, sadece 3 ayet sonra Allah’ın ağzıyla “Biz seni bekçi yapmadık” diye yazıyor. ”

    burada tırnak içindeki yerde saçmalamışsin admin, kusura bakma.. Çünkü Kur’an Hz. Muhammed(s.a.v) yazmadı, Kur’anda geçen cümleler Allah’ın Peygamberimize, insanlığa söylediği sözlerdir. [ (De ki) “Ben sizin üzerinizde bekçi değilim.” ] Burada Allah, Hz. Muhammed’e (s.a.v) sesleniyor ve ona diyor ‘Ben sizin üzerinizde bekçi değilim’ de diye.. Ve ‘Biz seni onların üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin!’ burada da biz diye tamir edilen, Allah’tır. madem Allah bir tane, neden o zaman ‘biz’ diyor diyebilirsiniz;bunun nedeni de Allah’ın kibirden uzak olmasıdır.Motoru çalışmayan araba nasıl hareket edemezse; Düşünemeyen insanlar da birşey anlamaz,aydınlığa doğru yol alamazlar..Ve 2.cümlede sen diye tabir edilen ise Peygamberimizdir..

    Allah şaşıranları sapıtanları yoldan çıkanlaarı(bunların içinde ben de varsam beni de) islah etsin..

  73. TEBLİĞCİ says:

    Kuran daki mantıksal hataları,
    Allahın Kitabı olmadığının kanıtlarını,
    Gözlerine soktuğun halde bunu göremeyenler
    kendilerinde bir akıl olduğunu zannedeceklerdir.
    Allah diyor ki..
    Ne Bir Yahudi.
    Ne bir Hıristiyan.
    Ne bir müslüman
    cennetin kapısından giremeyecektir.

    Tevrat ,İncil,kuranın benim kitabım olmadığını anlayamayacak kadar zekaya sahipler cennetime giremez
    Bu kapıdan ancak akıl sahipleri geçebilir.

  74. bulent says:

    Nisa 82 Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.

    ÇELİŞKİLERDEN ÖRNEKLER

    1 Meleklerden peygamber olur mu?
    Olmaz diyen ayet

    İsra-95 De ki: Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.

    Olur diyen ayet
    Hac-75 Allah, meleklerden ve insanlardan peygamberler seçmiştir; şüphe yok ki Allah, duyar, görür.
    Fatır/1 Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah’a mahsustur.

    2 Ganimetlerin tamamı mı yoksa 1/5i mi?

    Ganimetlerin tamamı Allahın ve peygamberindir
    Enfal-1. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: Ganimetler, Allaha ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer müminler iseniz Allaha karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.

    ganimetlerin beşte biri Allahın ve peygamberindir
    Enfal-41. Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir.

    3 Önce gök mü, yoksa yer mi yaratılıp “döşendi”?

    ilk önce gök sonra yer
    Naziat/27-28-29-30 Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltti, düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı. Ondan sonra da yeri döşedi.

    ilk önce yer sonra gök
    Bakara/29 O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O, her şeyi hakkıyla bilendir.

    4 Kuran Mekke ve çevresine mi yoksa tüm insanlara mı gönderildi?

    Mekke ve çevresine diyen ayet
    Enam-92. Bu da kendisinden öncekileri doğrulayan mübarek bir kitaptır ki, beldelerin anası (Mekke) ile onun çevresindekileri uyarman için indirdik. Âhirete inananlar, ona da inanırlar; onlar, namazlarına da dikkatle devam ederler.

    Tüm insanlara diyen ayet
    Kalem-52. Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.

    5 Peygamberler eşit mi yoksa üstün olanı var mı?

    Peygamberler eşittir diyen ayetler
    Bakara-285. Peygamber de, iman edenler de Ona indirilene inandı. Hepsi de Allaha, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. Onun peygamberlerinden hiçbirinin arasında fark görmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz ey Rabbimiz, Dönüş sanadır dediler.

    Eşit değildir diyen ayetler
    Bakara-253. İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allahın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir

    6 Yer ve gök kaç günde yaratılmıştır?
    6 günde yaratılmıştır diyen ayetler
    (Araf-54)
    (Yunus-3)
    (Hud-7)
    (Furkan-59)

    8 günde yaratılmıştır diyen ayet
    (Füssilet/ 9-12)

    7 Allahın katında bir gün, bizim dünyamızda 1000 yıl mıdır? 50 000 yıl mıdır?

    1 000 yıldır diyen ayet
    Secde 5. Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde Onun nezdine çıkar.
    Hac-47. Senden çabucak azabı getirmeni istiyorlar. Allah, asla vaadinden caymaz. Doğrusu Rabbının katında bir gün; saydıklarınızdan bin yıl gibidir.

    50 000 yıldır diyen ayet
    Mearic 4. Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.

    8 Allah herşeyi bimez mi? Sayılar niye değişir?

    10 kişiye bedelsiniz diyen ayet
    Enfal-65. Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kafirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler.

    Sizde zaaf varmış 2 kişiye bedelsiniz diyen ayet
    Enfal-66. Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allahın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.“

    9 Bu ayette melekler mi konuşuyor?
    Zuhruf-11 O suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz.

    Suyu indiren Allahsa, ölü memleketi dirilten kim?
    Kuranı Allah gönderdiyse bu biz diyen kimler?

    10 Peygambere Allah önce sadaka verilmesini emretmiş
    Her şeyi bilen kurandaki Allah sadaka verilmediği görünce affetmiş

    Mücâdele 12 Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir şey konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet bir şey bulamazsanız, bilin ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Mücâdele 13 Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin Allah’a ve Resulüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Daha Kaç çelişki lazım? Ben 150 den fazla tespit ettim.

    Ama en beğendiğim ayet şu
    Enam-92. Bu da kendisinden öncekileri doğrulayan mübarek bir kitaptır ki, beldelerin anası (Mekke) ile onun çevresindekileri uyarman için indirdik.

    Burası ne mekke nede çeveresinde bir yer. Eğer kuran allahın sözü ise bu kitabın sadece mekkedekilere yolandığına inanırsınız .
    Yok ben bu ayete inanmıyorum derseniz CEHENNEM de yanarsınız.
    Yok eğer kurandakı allah “vazgeçtim bu kitap alemlere gelmiştir” diye sözünden döndü diyoranız yine cehennemliksiniz.
    Çünkü allah Ahzab/62 de Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın der
    Yani allah istediği zaman fikrini değiştirir vardır bir hikmeti diyorsanız yine cehennemliksiniz.

    Kafanızda nasıl bir yaratan tasavvur ettiğinizi bilemiyorum ama ben
    Kainatı yaratan kudretin Çölde bir Bedeviye ” Karılarınla sırayla beraber olmana gerek yok İstediğinle yatabilirsin” diyeceğine inanamam.

  75. yasin says:

    daha ilk bulgusunda aptallaşmış Allah ana ve babaya götülüğü haram kılmış demekki ve zaten öyle mevlanın rızası onların rızasına bağlı

  76. yasin says:

    Allah bunlara hidayet versin başka dünya yok yunus mere okuyun mevlana okuyun geylaniyi bestamiyi okuyun mansuru okuyun yıkılası laik şerefssizlerin çıplaklıklarını benimsemeyin

  77. mine says:

    verdiğin bilgiler çok güzel ve çok cesursun.Günümüzün her türlü gelişiminden faydalanıp, bilim ve teknoloji ile her türlü bilgiye ulaşabilen insan ne yazık ki kanıtlanmış, enine boyuna düşünülmüş tartılmış olanı değil de çocukluktan beri zihinlerine dikte edilmiş masalları yeğ tutuyorlar. Akıllarını biraz kullansalar senin yaptığın gibi o kuranı okur, biraz mantıkla acaba Tanrı böyle söylemiş olabilir mi diye düşünürlerdi.Ama tabu haline getirilen bu durum ne yazık ki bir arpa boy yol aldırmıyor insanlara. Onuda geçtim. Sorgulamıyorlar, öylece inanıyorlar da hangisi uygulamaya koyuyor? Kim bu kaidelere uyuyor?mesela savunanlardan hangisinin babası 4 eş almış? Hangisi kız kardeşini ya da kızını 3. 4. eş olarak verir birilerine?kim 9 yaşındaki kız kardeşini ya da kızını 52 yaşındaki bir adama verir? Tanrının işi gücü yok mudur ki peygamberin uçkurunu düşünüp dursun? Bu mudur Tanrının yapması gereken? Bumudur doğru evrensel yasa?1400 yıldır var, yaşanıyor diye doğru mudur? Bilim neden var o halde? İnsanlar neden araştırıp duruyorlar? Müslüman ülkelerin hali ortada değil mi?Açlık sefalet cehaletle boğuşanlar hep dini fazlaca tutup günün şartlarına uyamayanlar değil mi?Dürüstlük nerede kaldı? Ya saygı nerede? Beğenmediysen hakaret eden hitaplar kullanman gerekmez. Bir daha okumazsın bakmazsın olur biter ama zan o ki şiddet ve hakaret dolu sözlerle gerçekler susturulabilir. Ya da bu çaresizliğin açık gerçeğin karşısındaki acizliğin yansımasıdır.Ve bir şey daha var ki her fırsatta laikliğe yönelik bir taşlama mevcut. Çok sıkıyorsa bu durum şeriatın olduğu bir çok ülke var, isteyen gidebilir. Ki bu işlerine de gelmez sanırım öyle ya bir diktatörün altında din vecibelerine uygun bir yaşantı kendi yaşam tarzlarına da uymaz.Bir tek şey gerçekle sabit ki herkes yaptığının karşılığını alır.Herkes aklının götürdüğü yola dider… ama kraldan kralcı olmayın…güneşi çamurla sıvamak akıl alır değil… kuran herkese açık bir kitap ve herkes okuduğunu anlayabilir… savunmanın anlamı yok…

    • gayb`a inanan says:

      Aslinda yazmiyacaktim ama kendimi alamiyorum iste. fakat bu yazimida yazip bu siteden ayrilmayi düsünüyorum. gercek su ki, buraya “celiski” dir diye yazi yazanlar, Kur`an a inanmayanlar ve ataist ler bunlarin celiski olmadigini kendileride cok iyi biliyor, Sizlere tek tek cevap vermek imkansiz ve gereksiz. Size son söyliyecegim su. Özellikle mine ve bulent e
      Allah Kur`an da ölümümde bir uyku gibi oldugunu söyler. yani uyudugun zaman ruh geri döner ve uyanirsin. Öldügün zaman ise ruh allah katinda tutulur ve ancak mahser günü uyanirsin. Simdi insanlar uyuduklarinda rüya görürler ve sonra uyanirlar, fakat rüyanin rüya oldugunu ancak uyandiklari zaman anlarlar. Simdi soruyorum size. bu gelip gecici dünya hayatinin da bir rüya oldugunu ve uyandiginizda gözünüzü mahser gününde acmiyacaginizi kim garanti edebilir? Yani bu dünyadaki ölümüm, aslinda öbür tarafdaki gercek ve sonsuz hayata uyanmak oldugunu bir düsünün isterseniz….

    • adem says:

      gayba inanan, bende acıklama yapacaktım ,mine hanıma ve bülent beye ama yazdıkların tatmin edeci benim icin beyinleri olmayan insanlar icin ne yassanda boş en iyisi boş ver gitsin herkes yaşadığının karşılığını alır bu inancsızlar lan uğraşmak cok zor kuranı kerim onların zevklerine güre yazılsaydı inan benden senden daha cok savunurlardı kuranı kerimi onlar zevklerininden taviz vermemek icin inanmıyorlar akıllarınca cok akıllı zannediyorlar kendini bizede bi hayat felsefesini cıkarsınlar ne nerden gelmiş nereye gidecek gibi ileri gürüşleri varsa buyursun söylesinler düşünüyorumda bu cehennem buşuna yaratılmamış bu gibi insanları düşününce yaşasın kötüler icin cehennem

    • adem says:

      ha bide mine hanım senin dediğin bilim güvendiğin bilim herşeyi acıklayabiliyormu atom parcalanmaz diyen bilim yanılmadımı ve dahası cok yanılmalarını gürmedikmi bilim ben bu dünyayı gezegeni yarattım diyormu var olan şeyler özerinden acıklama yapıyor ve bilimin bu yüzyılda bulduğu coğu bilimler senin inanmadığın kuranı kerimde olan şeylerdir na bir mantığınız var doğrusu hayret ediyorum bülent bey kuranda aldığın o sürelere gelince bazı süreler kendinden sonra gelen sürelerin hükmünü yoketmiştir tabi tüm ayetlere bakıp okuduysaan güreceksindir kendi aklınca celişen bir kac süre yayınlamışşsın burda kendine yoldaş bulmak icin, bakayorumm bulmuşsunda allah sizi ıslah etsin daha ne diyeyim

  78. bulent says:

    İnananlara bir soru.
    Kuran 23 yılda indiğine göre, eğer o dönemde yaşıyor olsaydınız. Hangi ayeti duyduğunuzda evet bunu muhammed akıl edemez bu allahın kelamı olmalı der ve muhammede inanırdınız?
    Not: Ben son 2 haftada bir kez daha okudum. Tek bir ayet bulamadım. Okumamıda indirilme sırası olarak bazı kaynaklarda geçen sıralamaya göre yaptım.

    • gayb`a inanan says:

      Bulent bey. sizin kur`an a bakis aciniz, onu iki haftada okuyup bitirmenizden belli!
      öyle siir okur gibi kur`an okursaniz, yüz kez de okusaniz birsey anliyamicaniz kesin.
      Dedim ya, hangi zihniyetle okudugunuza bagli..

      • bulent says:

        2 haftada okudum demedim. Son iki hatada 1 kez daha okudum dedim.
        Ayrıca çok ağır felsefi bir kitapda değil ki kuran. Tamam kabul ediyorum, karmakarışık bir anlatımı var. Üstelik birsürü tekrar var. Bakara suresini okumanızı öneririm 74 ayetin 31 i nakarat. Hep aynı.
        Aslında şu da çok ilginç.
        Diyelim ki bu kitap ALLAHın kelamı. Ve siz bu kitaba sonuna kadar inanıyorsunuz.
        Tam 15 ayet bu kitabın insanlar için gönderildiğini, Uzun uzadıya açıklamaların olmadığını , açık bir dille yazıldığını yazıyor. Okuyanın anlayacağını yazıyor.
        Oysa sizler bunu inkar eder durumdasınız. Ayetlerde bir derinlik başka bir anlam yükleme çalışmaları sürekli devam ediyor.
        Kuran herşey açık açık yazılmıştır derken. Güneşin battığı yere gittiğinizde güneşin çamurlu bir suya battığıı görürsünüz diyor. Ama bunu kabu etmeyerek başka bir anlam aramaya çalışıyorsunuz. Yıldızlar direklerin üzerindedir yazıyor, her anlatımı ile dünyanın düz olduğu açıkça söyleniyor Ancak sizler kalkıp bir tek kelimeden yola çıkarak, evirip çevirip dünyanın yuvarlak olduğunu yazıyor işte diyorsunuz. (sizler derken inananlardan bahsediyorum.)
        Kendinizi dünyaya yeni gelmiş biri olarak düşünün . Ve biri yanınıza yanaşıp size bir kitap veriyor . Üzerinde kuran yazan bir kitap. Ve diyorki bunu allah gönderdi.
        Bu gözle okuyun Lütfen. Aksi taktirde sıradan insanlardan farkıız kalmaz.
        Kendi gözünüzle okuyun. Size öğretildiği gibi değil.
        Saygılar.

  79. bulent says:

    Mehmet Selim Polat beyefendi,
    Keskin zekası ve yorumları ile kendine ve ümmetine yakışanı yapmış,
    Allaha değilde,
    Bakara-171, Araf-179, Furkan-44, Tevbe-28, Bakara-65, Maide-60, Cuma-5, Araf-176 ayetlerinde kullarına; Domuzlar, maymunlar, köpekler,eşekler, pislikler gibi bolca sayıp söven bir kuran tanrısına inandığı için, benim neyim eksik diyerek ( imam osurursa, cemaat sıçar misali) bolca küfür etmiş.
    Halbuki soruya cevap verse(verebilse) daha az zaman harcardı.
    Bu ülkenin %99 müslüman derler hep. Memleketin ve islam aleminin neden bu halde olduğunun tipik bir kanıtıdır Mehmet bey.

  80. egi says:

    Başarılı tespitler.. Ayrıca eminim bildiğiniz gibi muhammedin safi kendi yaşantısını daha rahat hale geritebilmek için yazdığı ve ona inananların da onu kendinden üstte gördükleri, onun yapıp diğer insanların bu eylemleri yapamayışlarını sorulamadığı ayetlerde fazlasıyla yer almaktadır kuranda. Mantık hatası en başta nam-ı diğer allahın bir insan verilesi ile kandini kanıtlama çabasındadır.. Gören gözün ve düşünebilen beynin kapasitesinin %2′lik kısmını kullanıyoruz. Einstein 3′ü kullandı ve izafiyeti buldu, bir insana inanılacaksa, diğer insanlardan reel anlamda daha yüksek bir bilince sahip olan Einsten’a ve onun teorilerine inanın.

    • adem says:

      sacmaladığının farkındamısın acaba yazdıklarını tekrar bi oku sacmaladığını sende güreceksin

    • bilal says:

      egi ! Diyorsun ki,” Diğer insanlardan real anlamda daha yüksek bir bilince sahip olan
      EİNSTEİN’e ve onun teorilerine inanın ! ” EİNSTEİN, Tanrı’ya inanırdı ve eteist değildi.
      Peki sen bu konuda ona inanıyor ve ona uyuyur musun ? Onu real anlamda insanlardan
      daha yüksek bir bilince sahip olduğunu gösteriyosun.Ama kendin onun gibi Tanrı’ya inan-
      mıyorsun. Bu senin için bir çelişki değil midir ? Yoksa Einstein’i hiç okumadın mı ?

      EVET:EİNSTEİN,Yüce Yaratıcıya inanırdı. Onun bir kaç düşüncesini aktaralım:1-O evrenin
      tesadüflerle oluşamayacak kadar harika bir düzene sahip olduğuna ve evrenin üstün akıl
      sahibi bir yaratıcı tarafından yaratıldığına inanıyor.” 2- Einstein,bütün yaşamı boyunca is-
      rarla bir ateist olduğunu red etti.Bir arkadaşına, ” Tanrı’nın olmadığını söyleyen insanlar
      var,ama beni çok kızdıran şey kendi görüşlerini desteklemek için benim sözlerimi kullanı-
      yorlar ” diye yakındı. 3- Einstein,din ve bilim arasındaki ilişki ile görüşlerini bir teoloji semi-
      nerinde şöyle açıkladı ” ….Bilim, sadece gerçeği anlamak ve çok özlem duyan kişiler tara-
      fından yaratılır. işte bu hissedişin kaynağı da dinin kapsamındadır.”Bu yorumlar gazetele-
      rin birinci sayfalarında yer aldı ve vardığı esas sonuç çok meşhur oldu.” Bilim,din olmadan
      topaldır,din ise bilim olmadan kördür.” Bazı kişiler için mücizeler tanrı’nın varlığının bir is-
      patıdır. Einstein için ise mücizelerin eksikliği ilahi basireti yansıtmaktadır.Çünkü zaten dün-
      yanın anlaşılabilir olması ve kanunlarla düzenlendiğini anlamak hayret duymaya yeter ve
      mücize beklemeye gerek yoktur. KAYNAK: Walter İsaacson’un ”Einstein” isimli kitabından
      alıntıdır. Egi ! Einstein’e inanmayı bize öneriyorsun ; Haydi bakalım; önce sen ona inan ve
      onun inandığı gibi yüce Yaratıcıya inanki,bizde sana ve senin gibilere inanalım.
      Ama maalesef,sizin materyalist görüşünüzün bilimsel bir yönü yoktur,sadece ( A,PRİORİ )
      ye ( tahmin ve varsyımlara) olan bağlılığınızdır.Tanrı’nın inkari bilimsel yöntem ve kurallar-
      la mümkün değildir. Bunu söyleyen sizinden biridir. ”Harvard Ünüv.den ünlü genetikçi,
      Richard LEWONTİN ” saygılar.

  81. gayb`a inanan says:

    “KUR’AN’DAKİ MANTIKSAL HATALAR” yazisini yazan arkadasa yazimin sonunda kücük bir sorum olucak.Aslinda hepsine cavap vermek isterdim ama, rüzgara karsi üflemek istemiyorum!. Fakat kücük bir örnek vermekten de kendimi alamiyorum. Diyelim ki ben aksam eve dönerken ara sokakta annemin iki kisi tarafindan dövüldügünü görüyorum. Sence ben burda ne yapmaliyim? Kur`anin yazdigi” ana babaya iyilik edin” e mi uyayim, yoksa senin” Anne babaya karşı gelme,” yada” Anaya babaya kötülük etmeyin” derdi; yazina mi uyayim? Ben cevap vereyim istersen. Simdi Kur`anda “Anaya babaya iyilik edin” degil de, senin dedigin gibi “Anne babaya karşı gelme” diye yazmis olsaydi, benim orada annemin bana ” oglum beni kurtar” demesini beklemem lazim di ki, ona karsi gelmemis olup onu kurtarayim. öyle birsey söyliyemedigine göre, dolayisiyla karsi da gelmis olmuyorum. cekip giderim o zaman. Yada ” anaya babaya kötülük etmeyin derdi” diye yazmissin. gene ayni hesaba cikar. orada kötülük yapan annemi dövenler, ben degil:dolayisiyla gene cekip gidebilirim. Simdi sence hangisi dogru? Kur`anda yazan anaya babaya iyilik edin mi, yoksa senin dedigin “karsi gelmeyin, kötülük etmeyin derdi” dedigin mi?
    Aslinda sizin bu yazilariniz sapkinlari iyice saptiriyor, imanlilarin da imanlarini arttiriyor..
    Sayenizde kur`an a daha cok sarilir oldum.size tsk ediyorum, aynen bana mevsimlerdem yaz i sevdiren kis a tsk ettigim gibi..
    Allahin selami iman sahiblerinin üzerine olsun.

    • Yazına teşekkür ederim..Ama mantıksız,akılsız insanlara yazdığın için emeğine yazığım geliyor.Mantıksız insanlar,insanı mantıklı yapıyor..Ebucehil,ebu lehep olmasaydı..ebubekir ve hamzalarda olmazdı..Gündüzü gösteren,gecenin karanlığıdır.Bu kafirlere kızmamak lazım.yaşasın cehennem.

  82. bulent says:

    Sorun su ki
    Siz kurani allah yazdi diyerek okuyorsunuz ve buradan yola cikarak allah dediyse dogrudur diyorsunuz. Ve yazilan herseyi kabullenerek yasamayi tercih ediyorsunuz.
    Ama ya allah bunu yazmadiysa
    Ya bizlere yol gostermek icin bize akil ve vicdan verdiyse ve bunlari kullanarak allaha ulasmamizi istediyse
    Buna ragmen siz aklinizi ve vicdaninizi bir kenara koyup muhammedin sozleri ile yola ciktiysaniz
    Saygilar

    • adem says:

      bak bülent ne güzel demişsin akıl ve vidan diyorsun sen hic kuranda insanı kötüye teşvik edici bişey bulmuşmusun kuranın hic kötülük edin yazdığını gürmüşmüsün sen kuranı neden sakıncalı buluyorsunki kuran da insana iyiyi güzeli emretmiş iddaa ettiğin bir kötülük varsa kuranı kerimde buyur yaz ayeti bak bu ayet kötülüğü emretmiş de akıl vicdan bunu kabul etmiyor de biz kuranı okuyup kendi aklımız lan vicdanımızlan kıyas yapıyoruz bakıyoruz ki bir kötülük yok. zina yap hırsızlık yap argolo kelime kullan emanet hıyanet et dediklerini gürseydim vicdanım kabul etmez bu şeylere bize bunlardan uzak durmamızı emrededer ben niye kuranı rehber etmiyeyyim kendime demi bülent ateistin biri hz ali ya ali sen namaz kılıyon dua ediyon yazıktır sana zamanını heba ediyorsun dediğin gibi bir hayat yok diyor hz alinin cevabı yok sa diyor giden zamanım gider ya varsa diyor sen ne yapacaksın der sende bülent iyi düşün madem akıl vicdan diyorssun zevklerini bir kenara bırak akıl ve mantığını kullanarak düşün zevklerinle beraber düşünürsen zevklerin her zaman akıl ve mantığını köreltecektir

  83. ..... says:

    Bülent önceden olsa sana yapamdıgım hakaret kalmazdı…sorgulamak ne demek bilmezdim çünkü,sorgulamak benım lugatımda yoktu..sorma,inan felsefesıydı benımkısı,aptalca ve cahılce bır yasam..sonra hayatımı alt ust eden hıkayeler yasadım,evet o yoktu,olsaydıda bısey farketmezdı,3 sene koskoca bır bosluk ve karanlıktaydım…neden sen,ben,o,bu Tanrı değilde o Tanrı o neye göre seçilmişti,zihnimin kör kuyularına dalmıştım,anlıcan sorgulamadan benı anlayamazsın dedı!!bunu okumalısın demıyorum ama bana manasız gelen bırcok soruya ışık tutmuş bir kıtaptı bana sorgulamayı öğreten bir kıtaptı,bugun senın yazdıklarını sonuna kadar okumamı öğreten kıtaptı Burak Özdemir TANRINI DOĞUM GÜNÜ…İYİ BİR beyınsın göz gezdirmeni tavsiye ederim!!

  84. gayb`a inanan says:

    Bulent bey. benim size yada sitedeki diger karsit görüslere Allah`in dini olan Kur`an i empoze etmek gibi bir niyetim yok!.. Kur`an in bir ayetinde Allah ” isteseydik bütün insanlik iman ederdi” diye buyurmustur. Allah insan ogluna bildirmesi gerektigini bildirmis ve gerisini onlarin hür iradelerine birakmistir. Allah`in zorlama göstermedigi bir konuda, biz insanlar nasil zorlama gösterebiliriz ki? Allah Peygamberine dahi ” Kim yüz çevirirse, biz seni onlara bekçi olarak göndermedik ” diye buyurmustur. Ama insafsizcada elestirmeyelim. Elinizin altinda bir Dünya var! bununla birlikte istediginiz her türlü bilgiye ulasabilirsiniz
    Ben size “Bulent bey. sizin kur`an a bakis aciniz, onu iki haftada okuyup bitirmenizden belli! ” diye yazdim. Siz ise bana ” 2 haftada okudum demedim. Son iki haftada 1 kez daha okudum dedim.” diye cevap yazmissiniz.. Yani hem evet hem de hayir diyorsunuz.
    “Son iki haftada 1 kez daha okudum” demek, onu iki haftada okuyup bitirdim anlamina gelmez mi?
    Sizler, biz insanlarin yazdiklarini dahi dogru anliyamazken, Allah`hin kelami olan Kur`an i nasil dogru anlayacaksiniz? anlamanizida beklemiyorum zaten; bu bir..
    Ikincisi. Sizlerde en cok hosuma giden sey ise, cevaplari icinde olan sorular sormaniz:))
    Yani aradiginiz cevaplar zaten yazdiginiz sorularin icinde, tabii anlayana..
    Sizin yazdiginizdan kücük bir örnek vereyim. ” Tam 15 ayet bu kitabin insanlar için gönderildigini, Uzun uzadiya açiklamalarin olmadigini , açik bir dille yazildigini yaziyor. Okuyanin anlayacagini yaziyor. Oysa sizler bunu inkar eder durumdasiniz.” diye yazmissiniz. bunu kimsenin inkar etmeye hakki yok!. Tabii ki sizde anlamissiniz ki, kendinizce aciklar, tutarsizliklar bulup cevaplar aramissiniz. Sadece siz degil, bütün site okumus ve anlamis olacakki, elestiriler, sorular ve cevaplar havalarda ucuyor.. Öyle veya böyle sonucda herkez Allah`in kitabinda belirttigi gibi kendince birseyler anlamis..
    Simdi gelelim asil meseleye. Allah kur`an da, dinde zorlama olmadigini belirttigi gibi, inanmak konusunda da zorlama olmadigini belirtme acisindan bazi ayetlerini, okuyan kisinin kendi anlayis ve inanis kapasitesine birakmistir. Ben inanarak okur böyle anlarim, sen inanmiyarak okur öyle anlarsin. Sonucda bu dünyanin bir imtihan yeri oldugunu düsünecek olursak, okuyan kisinin Kur`an i nasil anladigi da bir imtihandir. Böylece kimin hangi zihniyetle okudugu belli oluyor.
    Dikkat edersen (ki iki hafta gibi kisa sürede olmiyacak bi`sey) ayetlerin bir kismi kesin,net ve aciktir, bazilarida üstü kapalidir(yorumu kisinin kendi zihniyetine birakmistir), bazilarida anlasilmazdir.
    Simdi sence Allah böyle bir seye neden gerek duymustur?
    Kisacasi Bulent bey, Kur`an i okumak icin okudugunuz süre icersinde onu anlama imkaniniz yoktur..

  85. devart says:

    Sayın gayba inanan
    Hani yorum yapıp gidecekstiniz. Sanırım gidemediniz. Gidersiniz elbet.
    bülent hakkında demişsiniz ki;

    Son iki haftada 1 kez daha okudum” demek, onu iki haftada okuyup bitirdim anlamina gelmez mi?

    bülent son 2 haftada bir kez daha okudum demiş. Demek ki daha önce de okumuş ve daha önceki okumalarının ne kadar sürdüğü hakkında herhangi bir bilgi yok. Belki daha önceki okumaları aylarca sürmüş. Bunu bilemezsiniz. Laf cambazlığı yapmaksa amacınız, çok daha iyisini yapabilirsiniz.
    Demişsiniz ki;

    ayetlerin bir kismi kesin,net ve aciktir, bazilarida üstü kapalidir(yorumu kisinin kendi zihniyetine birakmistir), bazilarida anlasilmazdir.

    Sizin inandığınız Allah, kendi kitabında defalarca kitabın apaçık olduğunu söylerken, siz bazı ayetlerin anlaşılmaz olduğunu iddia ediyorsunuz. Bu iddianızı neye dayanarak yaptınız? Kur’an’dan bazı ayetlerin anlaşılmaz ve ya üstü kapalı olduğuna dair bir tane ayet gösterebilir misiniz? Ayrıca üstü kapalı veya anlaşılamayan ayetlerin olması, sınav inancıyla ters düşmüyor mu?

    • gayb`a inanan says:

      Sayin bulent beyin avukati devart bey!

      Yazinizin iceriginden de anlasilacagi gibi, niyetinizin üzüm
      yemek degilde bagci yi dövmek oldugu sonucuna vardigimdan size cevap
      yazip yazmama konusunda ikilemde kalmistim.
      Ama hic cevap yazmamayi saygisizlik kabul ettigim icin bir kereye mahsuz
      ( tabi uslub`unuzu degistirmediginiz sürece ) cevap vermeyi uygun gördüm.

      Bulent bey ile yazismalarimiza dikkat ederseniz ikimizin de sadece fikirlerimizi
      savundugu ama birbirimizi hic bir sey ile (kelime oyunu, laf cambazligi) itham
      etmedigimizi görürsünüz.

      Diger yazimda da belirttigim gibi “Sizler, biz insanlarin yazdiklarini
      dahi dogru anliyamazken, Allah`in kelami olan Kur`an i nasil dogru anlayacaksiniz?”
      diye yazdigimi sizde ispatladiniz!..
      Ben “fakat bu yazimida yazip bu siteden ayrilmayi düsünüyorum.” diye yazdim, siz ise bana “Hani yorum yapip gidecekstiniz.” diye yazmissiniz.
      Ben düsünüyorum dedim, ayriliyorum demedim. Yani daha karar asamasinda
      olan bir düsünceye siz kendinizce noktayi koymussunuz bile.

      Gelelim bulent beyin “iki hafta” ve sizin “laf cambazligi” meselesine.
      bulent bey in “Ben son 2 haftada bir kez daha okudum.” cümlesinden
      sizinde belirttiginiz gibi, önceden okuduklari dahada uzun sürmüs olabilir
      düsüncesi cikacagi gibi,bunun tam aksi olan iki haftadan daha kisa sürmüstür
      düsüncesi de cikabilir. Bunun dogrulugunu ancak bulent bey in samimi itirafi
      belirler. Size gelince; bu cümleden cikabilecek iki sonucdan sadece isinize geleni yazip digerini saklamakla laf cambazligini siz yapmis oluyorsunuz, ben degil..

      Sinav inancina ters düsme meselesine gelince.Burada bahsi gecen sinav, sizin anladiginiz bicimde olan iki kere iki kac eder, pazardan aldim 10 yumurta … biciminde olsaydi, sizin de belirttiginiz gibi ters düserdi.
      Buradaki sinav, kisinin “bakalim hepsini biliyormu”düsüncesinden cok, inanc ve dogruluk sinavidir.
      Bu konuyu Sizin anliyabileceginiz sekilde biraz daha acayim isterseniz.
      Bir is yerinde calisan elemanin bütün ürünlerin fiyatini biliyormu diye tabi tutacaginiz
      imtihan sekli baska, o elemana para konusunda nasil inanir güvenirim diye tabii tutacaginiz imtihan sekli baskadir.
      Ürün konusundaki imtihan bicimi sizin anladiginiz gibidir, ama dogruluk ve güvenc konusundaki imtihan öyle olamaz. Yani siz elemani karsiniza alipda “söyle bakiim sana güvenebilirmiyim,dogrumusun?” diye soru yöneltip de, alacaginiz yanita göre davranamazsiniz; naparsiniz?
      elemanin bilemiyecegi ve anliyamiyacagi bir sekilde, kendinize uygun bir metotla
      sinar, imtihana tabii tutarsiniz.

      Sira. benden istediginiz örnek ayetlerde. Benim rüzgara karsi üflemek gibi bir niyetim yok. Niyetinizi ve zihniyetinizi degistirirseniz, Kur`an i yalnizca okumak olsun diye okumazsaniz, akliniza takilanlari ve “bu ayet ne demek istiyor acaba?” dediklerinizi, parmak uclarinizla dokundugunuz dünyada arastirma zahmeti gösterirseniz, inanin bu siteye Kur`an i karalamak icin harcadiginiz enerjiden, daha az enerji harcayarak cok sey ögrenebilirsiniz.

  86. devart says:

    Sayın gayba inanan
    Öncelikle sizin olduğu kadar, benim de istediğim konu hakkında fikrimi bildirmek, düşüncelerimi saygı ve terbiye çerçevesinde buraya yazmaya hakkım vardır. Dolayısıyla bana bülent’in avukatı olarak hitap etmeye hakkınız olmasına rağmen bu şık bir davranış değildir. Ayrıca laf çarpıtmak istiyorsanız daha yaratıcı olabilirsiniz.

    İstediğiniz zaman ayrılmak, ayrılmayı düşünmek, rüzgara karşı üfleyip üflememek sizin bileceğiniz iş. Ayrıca ister cevap verirsiniz, ister vermezsiniz bu da sizin bileceğiniz iş. Kendi adıma, açıkça ifade edeyim ki tüm bunlar beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Bana sadece ayrılmayı düşünüyorum, ayrılsam mı? Cevap versem mi vermesem mi acaba? tarzında yaklaşımlar fazlasıyla garip geldiği için Hani yorum yapıp gidecektiniz diye yazdım. Bir fikriniz, bir düşünceniz, söyleyeceğiniz söz varsa yazarsınız; konuşup tartışırız. Fakat bunun dışında yukarıdaki tarzdaki ifadeler çok anlamlı değil ve kimsenin umurunda olduğunu da düşünmüyorum. Zira sizin gibilerden burada çok var.

    Üslubumu ise, saygı ve terbiye sınırları içinde olduğu sürece sizin beğeninize göre şekillendirecek değilim. Yukarıda da yazdığım gibi ister cevap verin istemezseniz de
    cevap vermeyin.

    bülent bey’in 2 hafta meselesinde de cevabı sizBunun dogrulugunu ancak bulent bey in samimi itirafi belirler diyerek zaten vermişsiniz. Sürenin ne kadar olduğunu bilemeyeceğiniz için Kur`an i okumak icin okudugunuz süre icersinde onu anlama imkaniniz yoktur. şeklinde bir yargıya varmanız yanlış. Benim ise, anlama imkanı vardır ve ya yoktur şeklinde bir yargım yok. Ben sizin herhangi bir yargıya varmanızın yanlış olduğunu söyledim.

    Bazı ayetlerin anlamının bilinememesi ile ilgili Kur’an da herhangi bir bilgi yoktur. Aksine birçok yerde, Kur’an’ın apaçık olduğu söylenir. Sadece, Ali İmran suresi 7. ayette buna benzer bir konu var. Orada da müteşabih ayetlerin olduğu fakat bunlarla, insanların yanlış uygulamalara girmemeleri gerektiği anlatılır. Fakat siz bazı ayetlerin anlamının bilinemez olduğunu iddia ediyorsunuz ve bunu sınav meselesiyle ilişkilendiriyorsunuz. Eğer bazı ayetlerin anlamlarının bilinemez olmasını, Kur’an’ın tüm zamanlara gönderilmesiyle ve evrensel olmasıyla ilişkilendirmiş olsanız bu, nispeten tutarlı bir düşünce tarzı olabilirdi. Fakat anlamı bilinemeyen ayetlerin olmasını, bir sınava bağlamak kendi içinde çelişen ve tutarsız bir düşünce tarzıdır.

    Dünyadaki sınavı bir iş yerindeki sınava benzetebilecek kadar basit düşünüyor olmanız gerçekten şaşırtıcı. Öncelikle, o sınava girecek olanların, sınava girip girmemeyi seçme hakları olmalıdır. Allah bize öyle bir hak tanımadı. Yapacağınız sınav sonunda en fazla o kişileri işten atarsınız ve sınav parametrelerini de buna göre mümkün olduğu kadar adilane bir şekilde belirlersiniz. Peki sınav sonunda başarısız olanları işten atmakla kalmayıp, sonsuz acılar içinde cayır cayır yakacak olsanız, bunu doğrusu asla bilinemeyecek bazı kurallar koyarak mı yaparsınız? Ayrıca bu sınavda doğuştan gelen hastalıkları, suçsuz yere çekilen acıları ve doğal afetleri nereye koyuyorsunuz?

    Son olarak eğer bizim Kur’an’ı karalamaya çalıştığımızı düşünüyorsanız lütfen Allah’ın size verdiği parmaklarınızı boşuna yormayınız. Biz zaten sizin inancınıza göre yanacağız. Bırakın yanalım, neden buradan laf yetiştirmeye çalışıyorsunuz. Sizi rahatsız eden ne?

    • gayb`a inanan says:

      Be kardesim, eskilerin dedigi “Dinsizin hakkindan imansiz gelir” Atasözümüz nekadar dogruymus!.
      Yani sizinle konusmak icin imani ve saygiyi bi`kenara birakip konusmak lazim.
      Size kimse buraya yazi yazamazsiniz diye her hangi bir imada bulunmadigi gibi, bende öyle bi`sey yazmadim ve kastetmedim. Eger öyle bi`sey yazacak olsam, bana yazamazsin derim olur biter. Baska kime yazarsin, kime yazmazsin, orasi beni irgalamaz. Gereksiz yere kapris yaparak duygusallasmanin alemi yok.

      Bir önceki yazimda “kelime oyunu, laf cambazligi” gibi ithamlardan kacinmamiz gerektigini belirtmistim. Ama görüyorum ki pek nüfuz etmemis olucak ki bu yazinizda da bana “lafcarptirma” gibi sokucu sözlerlerle itham`i yinelemissiniz. Sadece yinelemekle kalmayip, cok temiz bir üslubunuz varmis gibi, ayrica bana hakvermis oldugunuz bir konuda “bu şık bir davranış değildir” gibi ögütler vererek, piskinlik yapmayin.

      Ayrica ben sizinle her hangi bir konuyuda tartistigimi da hatirlamiyorum.
      Ben bulent bey ile yazisirken ne hikmetse araya dalan sizsiniz, sonrada bana “Kendi adıma, açıkça ifade edeyim ki tüm bunlar beni zerre kadar ilgilendirmiyor” diye yazanda gene sizsiniz. Ortaligi bulandirip, gereksiz gerginlik yaratmayin.

      Benim yazdiklarimin sizi ilgilendirip ilgilendirmeyecegi konusundaki karari siz kendi hesabiniza tekil olarak verebilirsiniz. Ama “kimsenin” diye yazip, cogul kullanarak,baskalarinin hakkinda karar vererek ve onlarin avukatligina soyunarak laubalilik yapmayin.

      İnsan oglunu Hayvanlardan ayiran en büyük özelliklerden birisi olan düsüncelerini kagit üstüne aktarma özelligini siz gerektigi gibi kullanamiyorsaniz ben na`payim?. Önce öyle yazip, fircayi yedikten sonrada “garip geldiği için” gibi aciklamalarda bulunarak kivirtmayin

      Siz “Bazı ayetlerin anlamının bilinememesi ile ilgili Kur’an da herhangi bir bilgi yoktur.” diye yazmissiniz, bende “vardir” demedim; olmasida gerekmiyor zaten. Ben anlasilmayan bazi ayetler de vardir dedim,nitekim sizin yaptiginiz aciklamanin sonucuda ayni kapiya cikiyor. Ali imran suresinin 7.ayetini carptirmadan tam okursaniz,ayni sonuca varirsiniz.
      Sonucda hic kimse “ben Kur`an in her suresini her ayetini biliyorum ve anliyorum” diye bir iddiada bulunamayacagi gibi, Allah`in da “her suresini ve her ayetini anlayasiniz diye bütün Kur`an i kolaylastirdik” diye bir ayeti de yok. Yalnizca her zaman diliminde ve her dilden insanin anliyabilecegi, yanlis anlamaya meyil vermeyecegi,insanoglunu terbiye ve dogru yolu anlama icerigi tasiyan ve sadece onlardan sorguya cekilecegi temel ayetlerin bazilarinda “İşte Allah düşünüp anlayasınız diye size âyetlerini böyle açıklar.” diye buyurur. Bundan da bütün Kur`an in anlasilir olmasi lazim sonucu cikmaz. Bir kac örnek verecek olursak, isra 32 deki zina, Bakara 173 deki domuz-les-kan, Hümeze 1 deki dedikodu gibi, bunlar ve bunlarin benzeri ayetlerden sorguya cekilecektirki, bunlarda da insan oglunun anlamamistim diye kem küm etme sansi ve lüksü yoktur.
      Yoksa bu ve bu gibi sitelerde bazi densizlerin ve akilfukarasi kisilerin, sözüm ona Kur`an in mantiksizligini ve acigini belirtmek icin bulmus oldugu ayetler varya? hani, “bak bak.. gögü direkler tutuyomus!, Günes camura batiyomus!.. gibi anlayisi zaman ve kapasite isteyen ayetlerden, “”gel bakiim,söyle bana gökyüzünü kac direkle tutturmustuk?, Günesi nasil bir camura batirmistik?.. diye sorguya cekmiyecektir. Nasil bundan asirlar önce insanlar Hadid suresi 25 deki demirin dünyada olusmayip patlayan yildizlardan geldigini, Necm suresi 45-46 daki, bebegin cinsiyetindeki rolün erkekte oldugunu yada Müminun suresi 14 deki bebegin sirasiyla hangi asamalardan gectigini anlatmaya calistigini o zamanlar anlamalari imkansiz oldugu gibi, bizimde anliyamayacagi ayetler vardir ve Allah bu gibi ayetlerin ardina düsülmemesi gerektigini, sadece inanip hepsi de Rabbimizdendir, dememizi buyurmustur. İşte anlasilmayan ayetlerdeki imtihan mantigi böyle olur. Ancak zamani geldiginde anlasilir.

      Anladigini anlarsin, anlamadiginida bunda bir hikmet vardir dersin, iman edersin.

      Son söz olarak sizlerin acik ve mantiksizlik aramasi, bizlerin iman edip sizlere dogrulugunu ispat etmeye calismasi, Allah`in var oldugunu ve onun kelami olan Kur`an in dogru oldugu gercegini degistirmez. Nasil olsa kacinilmaz bir ölüm olayi var, bu er yada gec hepimize catacaktir. İşte o zaman herkez anliyacak anyayi konyayi!.
      Sizler bu fani dünyada keyfinizce ve istediginiz gibi hayati yasamak istediginizden, tekrar dirilmek ve hesaba cekilmek isinize gelmiyor!. Ve sirf bu yüzden Kur`an da aciklar ve mantiksizliklar ariyorsunuz ki, inkar edebilesiniz.
      Ne diyeyim!… yolunuz acik olsun…

      • devart says:

        Sayın gayba inanan
        İlk beş paragrafta verdiğiniz aşağıdaki tavsiyeler için teşekkür ederim.
        …duygusallasmanin alemi yok.(duygusallaşmayın)
        …piskinlik yapmayin.
        …gerginlik yaratmayin
        …laubalilik yapmayin
        …kivirtmayin
        tavsiyelerinizi dikkate alırım. Fakat bu tartışmanın esas çıkış konusuna dair herhangi bir şeye, sonu gelmeyen tavsiyeleriniz, alakasız ve çarpıtılmış çıkarımlarınız arasında rastlamadım. Ben, en son demiştim ki;

        bülent bey’in 2 hafta meselesinde de cevabı sizBunun dogrulugunu ancak bulent bey in samimi itirafi belirler diyerek zaten vermişsiniz. Sürenin ne kadar olduğunu bilemeyeceğiniz için Kur`an i okumak icin okudugunuz süre icersinde onu anlama imkaniniz yoktur. şeklinde bir yargıya varmanız yanlış. Benim ise, anlama imkanı vardır ve ya yoktur şeklinde bir yargım yok. Ben sizin herhangi bir yargıya varmanızın yanlış olduğunu söyledim.

        Buna bir cevap vermemişsiniz. Sanırım hatanızı kabul ediyorsunuz.

        Gelelim esas fırçaya. Bakalım işin sonunda kim fırça yiyecek, kim kıvırtacak.

        Öncelikle çok cesur olduğunuzu belirtmek isterim. Bir ateistle, Kur’an ayetlerini, bu platformda tartışmak için çok cesur olmalısınız. Fakat cesaretinizin kaynağının, bilgi birikiminiz olmadığı açıkça görülüyor.

        Ben Kur’an’da anlaşılamayan ayet olamayacağı, Kur’an’daki ifadelerin açık olduğunu iddia ederken siz bazı ayetlerin üstü kapalı ve bilinemez olduğunu iddia etmektesiniz. Benim kanıtlarım bunlar:

        Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.(Zuhruf/2-3)
        Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir.(Hicr/1)
        Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler hâlinde indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini doğru yola iletir.(Hacc/16)
        Bunlar Kur’an’ın, apaçık bir kitabın âyetleridir.(Neml/1)
        Bunlar apaçık Kitab’ın âyetleridir.(Kassas/2)
        Biz, o Peygamber’e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır.(Yasin/69)
        Apaçık olan Kitab’a andolsun ki(Duhan/2)
        Bunlar sadece, kitabın açık olduğu ile ilgili bulabildiklerim. Ayetlerin açık olmasıyla ilgili daha fazla ayetler var. Ayrıca;

        Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?(Kamer/17,22,32,40)
        (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.(Duhan/58)

        şeklinde, Kur’an’ın anlaşılmasının kolay olduğu ilgili ayetler de mevcut.

        Sizin iddianız ise, Kur’an’ın bazı ayetlerinin anlaşılmaz olduğu. İddianıza kanıt gösterdiğiniz ayetler sadece Ali İmran 7. ayet ve ancak bilimsel keşiflerlerle anlaşılabilecek ve eski insanlar için hiçbir şey ifade etmediğini öne sürdüğünüz, uzay, dünya ve biyoloji ilgili ayetler.

        Ali İmran Suresi 7. Ayet

        O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

        Ali İmran suresini çarpıttığımı, çarpıtmazsam Kur’an’daki ayetlerin bilinemez olduğuna işaret ettiğini söylüyorsunuz. Bakalım kim çarpıtmış? Ankara Ünv. Temel İslam Bilimleri Tefsir Bölümü doktora tezi, ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ 7.ÂYETİ BAĞLAMINDA MÜTEŞÂBİHÂTIN KAPSAMI VE YORUMU SORUNU başlıklı doktora tezi sonuç bölümünde ne denmiş?(http://acikarsiv.ankara.edu.tr/browse/4120/4598.pdf?show)

        Biz bu çalışmamızda müteşâbih kavramının aslında, insan kavrayışının ve
        tecrübesinin ötesindeki gerçeklik alanına giren metafizik konuların, mesela: Allah’ın
        varlığı, sıfatları, zaman ve sonsuzluğun kesin anlamı, ölümden sonra yeniden
        dirilme, Hesap Günü, melek, şeytan, cin, cennet ve cehennem gibi kavramların
        Kur’an’daki ifade tarzları olduğu kanaatine ulaştık

        Sizin iddia ettiğiniz tarzda bilinmezlik ile ilgili bir şey yok. Ayette bahsedilen müteşabiyet konusundaki bilinmezlik tamamen ölüm, hesap günü, ahiret, Allah’ın özellikleri vs. konularındaki bilinmezlik.

        Müteşabih kelimesinin anlamı bilinemez değil, benzeşen demektir. Ayrıca ayeti göz ucuyla bile okuyan biri doğrusunu bilemeyiz sadece iman ederiz gibi bir saçma bir anlam çıkarmaz. Ayette açıkça, müteşabih ayetlerin akıl sahibi insanlar tarafından doğru yorumlanabileceği söyleniyor. Ayet açıkça, anlamı benzeşen kelimelerden hareketle yanlış sonuçlara varmayın diyor. Örneklersem daha iyi anlaşılacaktır. Allah’ın eli ifadesini duyan bir adamın, Peki Allah’ın eli varsa kaç parmağı var veya Allah arşta oturuyor denildiği zamanMasada mı sandalyede mi oturuyor? Hiç kalkmıyor mu? diye zevzeklik yapılmasın diye indirilmiş bir ayettir. Evet anlamı hemen anlaşılamayan ayetler vardır. Fakat bunlar daha farklı delillerle ve olayın analiziyle anlaşılabilir. Tefsir bilimi ve ilahiyatçılar da tam olarak bunu yapar.

        Kur’an daki müteşabiyet olayı, anlamı bilinemeyecek ayetler için değil, aksine anlamı daha anlaşılır kılmak için vardır. Müteşabiyet, insanın anlayamacağı şeylerin sembolik anlatımdır. Ayrıca müteşabih ayetler, Kur’an’ın daha kolay akılda kalmasını ve insanların bunlar üzerinde düşünmelerini sağlar.
        http://forum.memurlar.net/konu/1363949/

        KUR’AN’DA SEMBOLİZM VE ALEGORİ
        Bu tür Kur’ânî anahtar-ibarelerin örneklerine hemen hemen sınırsız sayıda (ad infinitum) ve çok çeşitli şekillerde rastlanabilir. Fakat Kur’an’da bir tek defa geçen ve “bütün anahtar ibarelerin anahtarı” olarak tanımlanabilecek temel bir ifade yer almaktadır: Âl-i İmran’ın 7. ayetinde, Kur’an’ın “hem açık ve kesin hükümlü (âyâtun muhkemât) hem de müteşabih mesajlar (müteşâbihât)” ihtiva ettiğine dair olan ifade. İşte bu ayet, Kur’an mesajının anlaşılmasında mutlak anlamda bir anahtar görevi yapan ve onun tümünü “düşünen bir toplum için” (li-kavmin yetefekkerûn) anlaşılabilir kılan ayettir.

        Bu soruların cevabı aşikardır: bizim fiilî -fiziksel veya zihinsel tecrübelerimizden- üretilmiş ödünç-imajlar yoluyla; yahut Zemahşerînin 13:35 ile ilgili yorumundaki “kavrayışımızın ötesindeki bir şeyi, tecrübelerimizden bildiğimiz bir şey ile temsîlen göstermek suretiyle (temsîlen li-mâ ğâbe ‘annâ bi-mâ nuşâhidu). İşte, Kur’an’da kullanıldığı şekliyle müteşâbihât terimi ve kavramının gerçek anlamı budur.
        Muhammed Esed Kuran Mesajı

        Elimde daha birkaç kaynak ve argüman daha var fakat bu kadarı yeterli sanırım. Linkleri verip geçeyim.
        http://www.hikmetyurdu.net/sayilar/sayi5/30-sayi5-tamami.pdf#page=293
        http://www.kurankavramlari.com/cilt8htm/pg_0085.htm
        http://www.kurankavramlari.com/cilt8htm/pg_0030.htm

        Sonuç olarak Kur’an’da bilinmez ayetler yoktur ve Kur’an insan aklına hitap ettiğini iddia ettiği için olamaz da. Sizin anlaşılamaz dediğiniz kozmik ayetler, insanlar ibret alsınlar diye Kur’ana alınmıştır, iman-metre olsun, insanlar bilmeden inansınlar diye değil. Kur’an’ın tamamı açık ve anlaşılırdır. Aksini iddia etmek Kur’an ile çelişkiye düşmek demektir. Zaten bilinemezcilik, İslamın değil, herhangi bir dinin değil, herhangi bir bir ideolojik felsefenin değil, herhangi bir akla ve mantığa dayandığını öne süren bir düşüncenin kabul edebileceği bir düşünce tarzı değildir. Bir din olarak sen kalk, her şeye açıklama getir, her şeyi bildiğini iddia et, error verince de bunu bilemezsiniz anlayamazsınız de. Olacak iş değil. Kur’an da anlaşılamayacak ayetler olduğu iddiası, kişinin bilgisizliğinin ilanıdır.

  87. Kısmete inanan says:

    Sayın gayb`a inanan konuyu çok güzel açıklamış. Özetlemek gerekirse Kur’an da;
    1- Herkes tarafından anlaşılabilen ayetler vardır.
    2- Anlaşalımayan veya henüz anlaşılmamış ayetler vardır.Bir müslüman bunları duyduğunda anlamasa bile, imanı gereği “vardır bir hikmeti” der geçer.
    3- Bilimle çelişen anlamsız gibi görünen ayetler vardır. Göğün direklerle tutulması gibi bu ayetlerin bir gün bilim tarafından doğru olduğunun kanıtlanacacağı ümidini her müslümanın taşıması gerekir. Mesela denizde Allahu teala rüzgarı keserse gemilerin hareket edemiyeceği bir gün bilim tarafından mutlaka isbatlanacaktır. İşte bu gibi konulara inanmaya iman denir. iman cevherini taşımak her kula nasip olmaz. Bir gün sizde ölecek ve gemiler ve rüzgar ilişkisini (hanya ve konya) anlayacaksınız.
    4- Bu kısmı ben eklliyorum. Kuranda ayrıca her müslümanı ilgilendirmeyen sadece Peygamber efendimiz (SAV) ve ashabını ilgilendiren ve peygamber efendimizin kadınlarla olan ilişkileri ile ilgili ayetlerde vardır. Bu ayetler bizi ilgilendirmez. Örnek verecek olursak peygamberin ölümünden sonra bu kadınlarla evlenilmemesi gerktiği ve Peygambere helal olan kadınların çeşitliliği gibi.

  88. Simyaci says:

    Selam arkadaslar.Yurtdisina geldigimden beri dinim hakkinda düsünmeye basladim,Hemen onlara döndün diyeceksiniz hayir Türkiyede bizlere düsünmemeyi ögretiyorlar kabullenmeyi,hatta Kurani Kerimi sorgusuz,kayitsiz sartsiz kabul etmek, bir soru geldiginde hasaaa elestirme,kabul et,dinden cikarsin mazallah deniyor. Tabiki müslümanim elhamdüllilah ama ya aydinlanmak istiyorum o yüzdende sorularima yanit verirseniz cok sevinirim. Birincisi Allahim kendi yarattigi insanlari neden birbirine düsürüp düsmanlik yaratiyor. Yani simdi dünyaya gelen insanlar otomatik olarak dogduklari yerin dinini aliyorlar.Müslümanlar yurtdisinda dogsaydi müslümanligimi secerlerdi? Yada dogduklari ülkenin dininimi yahudilik, hristiyanlik,budizm. Bizim gibi onlara ögretilende onlarin dininin dogru oldugu,diger dinlerin sacma oldugu.Onlarin inandigida onlarin cennete gidecekleri ,digerlerinin degil. Bide herseyi bilen güzel allahim su Seytan melegine yani diyemezmiydi “höttt sen kimsinki, ben seninle hadi varmisin oynayacagim. Yarattigim insanlar senin tarafinimi tutacak benim tarafimimi diye iddaya girecegim” dememis. Yani niye kendi melegiyle bizim üzerimizde oyun oynuyor. Hadi bakalim kim kazanacak.Sanki kaybedecek olani baska allahmi yaratti. Ya neden tek bir peygamber gelmemis.Kadri olan güzel allahim deseydiki tamam size can verdim, yasayin güzelce.Bir tanede peygamber buyurun size öncülük etsin ki aranizda tartisma olmadan sevgiyle yasayin ,huzurla bitirin ömrünüzü yanima gelin tekrar. Sadistmiki benim güzel allahim ya alin bakalim o din dogru degil, inanmayani kes öldür, kadinlar ikinci sirada onlara mirasin hepsinide verme sakin(bu arada kadinla erkek arasindada fitne cikar) Ben dememmi kardesim niye benden fazla aliyor ya ayni anadan,ayni allahtan olmadikmi.Aman iste böyle devam ediyor sorular. Düsünmesemiydim hakkaten yani belkide haklimiki türkiyede soru sorulmamasi. Bakin burada bu sitede bile insanlar birbirini yiyorlar ayni düsünmedikleri icin güzel allahim bunu bilemezmiydi.Neyse iyi günler arkadaslar.

  89. numan says:

    Yahudiler, İlahi dinlerin hükümlerinin birbirine uygun olması gerek­tiği iddiasıyla da İslarni kabul etmiyorlardı. Bunlar, Hz. Muhammed (s.a.v.) e “Sen, İbrahim’in dininde olduğunu iddia ediyorsun. Nasıl oluyor da İbrahim’in yemediği deve etini yiyor ve içmediği deve sütünü içiyorsun?” diyorlardı. Bu âyet-i kerime nazil oldu ve onlara deve eti ve sütünün, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a ve Yakub’a helal olduğunu, fakat Yaku­b (as)’ın belli bir sebepten dolayı bu eti kendi­sine haram kıldığını, böylece bu âdetin, torunlarında da devam ettiğini beyan et­ti ve Yahudilere “Aksini iddia ediyorsanız Tevratı getirip okuyun.” dedi.Yahudilerin, zulmetmetleri ve bir çok kimseleri Allah yolundan alı­koymaları, yasakladıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle, daha önce kendilerine helal kılınan temiz şelyeleri onlara haram kıldık.” (3) âyeti ve benzerleri nazil olunca, Yahudiler bunlara kızmışlar ve kendilerine haram kılınan şeylerin, eskiden beri haram olan şeyler olduğunu ve ilk defa kendilerine haram kılınmadığını iddia etmişlerdir. İşte bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil olmuş ve iddialarında yalancı olduklarını ortaya koymuş ve kendi kitapları olan Tevrat’a başvurularak gerçeğin ortaya çıkarılacağını be­yan etmiştir

  90. numan says:

    Abdullah b. Abbas diyor ki: Yahudilerden bir topluluk Resulullah (asm)’a geldiler ve ona: “Ey Ebul Kasım, sana soracağımız bir kısım özel sorularımızı cevaplandır. Bunların cevabını Peygamber olmayan bilemez.” dediler. Sorularından biri de şu idi. “Tevrat in­meden önce Yakub’un, kendisine haram kıldığı yiyecek nedir?”

    Resulullah (asm) şu cevabı verdi:

    “Musaya Tevratı indiren Allah hakkı için söyleyin, Yakup (a.s.) ağır bir şekilde hastalınıp ve hastalığı uzun süre devam edince, Allah’ın kendisini bu hastalıktan kurtarması halinde, kendisi için en sevimli içeceği ve en se­vimli yiyeceği haram kılacağına dair Allah’a adakta bulunmamış mıydı? Onun en sevdiği yemek deve eti, en sevdiği içecek de deve sütü değil miydi? “

  91. numan says:

    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm

    İsrailoğulları Tevrat’tan önce (deve eti ve deve sütü….gibi) bazı yiyecekleri kendi kendilerine haram kılıyorlardı. Allahû Tealâ da, böyle bir şeyin (haramın) Tevrat’ta yazılı olmadığını beyan ediyor.

    Hz. Yâkub, Hz. Musa’dan çok seneler evvel yaşamıştır. Ve birtakım şeyleri Allahû Tealâ’nın emriyle kendine haram etmiş. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’e: “Onlara de ki eğer yeminlerinize sadıksanız, sözünüze sadıksanız, doğruyu söylüyorsanız, getirip Tevrat’ı okuyun, bize de ispat edin.” buyuruyor.

  92. numan says:

    bu sayfa da allahı inkara giden bir felsefe mantığı ortaya konmuş ve yazılmış bende sizlerin yazdığı gibi bende sizin anlayacağı dilden yazmak ve gerçekleri görmenizi bir an önce hak olan imana kavuşmanızı cenabı allahtan dilerim.Varın ispatı, yokun ispatından her zaman daha kolaydır. Bir elma cinsinin yeryüzünde bulunduğunu, bir tek elmayı göstermekle ispat edebiliriz. Halbuki yokluğunu iddia eden kimse bütün yeryüzünü, hatta kainatı dolaşıp, ancak ondan sonra onun yokluğunu ispat edebilir. Bu ise, imkansızlık çapında bir zorluk demektir. Öyleyse diyebiliriz ki; yok, hiçbir zaman ispat edilemez…

    Bir sarayın kapılarından 999′u açık, biri kapalı olsa, kimse o saraya girilemeyeceğini iddia edemez. İşte inkarcı, devamlı surette kapalı olan o bir tek kapıyı nazara verip onu göstermek ister. Aslında o kapı da, o inkarcı ve onun gibi olanların gözlerine çekilmiş perde sebebiyle onların ruh dünyalarına kapalıdır. Mümin için kapalı kapı yoktur. Yeter ki gözlerini yummasın!… Zaten 999′u herkese açıktır. Hem de ardına kadar…

  93. numan says:

    Leş bize göre rezildir ama domuza köpeğe şekerdir helvadır.

    Kuzgun bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

  94. numan says:

    Tarihte ne zaman iyi ile kötü birbirine karışsa, insanlar şeytanın ve nefsin iğvasına kapılıp haktan batıla sapsa, kısaca Hak Din’den ve selim fıtrattan uzaklaşsa, Cenab-ı Hak peygamberleri vasıtasıyla onları uyarmış ve dosdoğru yolu göstermiştir. İlk peygamber Hz. Âdem’den son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.s.) kadar binlerce nebi, hakikatin tercümanı ve güzel ahlâkın timsali olmuşlardır. Hâl böyleyken vahy-i ilâhî ile bir kısım insanlar hidayete erip imanda mertebeler kat’ ederken, diğer bir grup insanın ise inkârı ve nefreti ziyadeleşmiştir. Şeytanın vesvesesine kulak veren, kötülüğü ahlâk hâline getirmiş dolayısıyla da şeytanlaşmış insanlar, peygamberlerden hep rahatsız olmuşlardır. İnsanları kendi arzu ve iradeleriyle iyilik ve hayırlara sevk eden Hak Din’in tebliğini engellemeye, halkı ondan uzaklaştırmaya, yanıltmaya çalışmış, peygamberlere ve mü’minlere, iftira ve ithamdan öldürmeye kadar her türlü çirkinliği yapmaktan geri durmamışlardır. İnkârı meslek ve hayat felsefesi hâline getirenler, İslâm’ın itikadî esaslarından olduğu gibi amelî düstur ve tezahürlerinden de rahatsız olmuş, insanların dindarlıklarına kuşkuyla bakmışlardır.

  95. numan says:

    Felsefeciler, her şeyi, akıl ile anlamağa, akla uydurmağa kalkışan ve yalnız aklın beğendiğine inanan kimselerdir. Bunlar akılla bulunması mümkün olan şeylerde ba’zan doğruyu bulmuşlarsa da, aklın kavrıyamadığı, erişemediği bir çok şeylerde, yanılmış, aldanmışlardır.
    Felsefe okuyanlar bilir ki, sonra gelenler, öncekilerin yanlışlarını çıkarmış, biri diğerini beğenmemiştir. İslam Âlimleri ise birbirlerini tasdik ederek gelmişlerdir.
    Aklı olmayan deli, aklını kullanamıyan sefıh, aklı az olan ise ahmaktır.
    Yalnız akla uyup, yalnız ona güvenip, aklın ermediği şeylerde yanılan kimse felsefecidir. Aklın erdiği şeylerde ona güvenen, aklın ermediği yerlerde, Kur’ân-ı kerimin ışığı altında akla doğruyu gösteren yüksek insanlar da islâm âlimleridi

  96. numan says:

    şimdi burdan serdar kaangile sesleniyorum.senin mantığındaki kaynakların ve düşündüğün felsefede ıspatın Ontoloji mi Epistemoloji mi Aksiyoloji yemi dayanıyor bu kadar düşmanlık olmaz felsefeyi açıyorsan doğru taraftan açmanı tafsiye ederim

  97. gayb`a inanan says:

    Selam numan bey. parmaklarina saglik iyi yazmissin da, yalniz hepsine katilamiyacagim!.
    son 5 mesajin güzel olmus. Hele ” Yalnız akla uyup, yalnız ona güvenip, aklın ermediği şeylerde yanılan kimse felsefecidir.” cok hosuma gitti :)
    Diger mesajlarina gelince, hepsine degilsede coguna katilmiyorum. Yanlis anlama, Kur`an harici hic bir aciklama kesin olmadigi icin katilmiyorum. Allah yalnizca Kur`an i koruma altina aldigini belirttigi icin, katilmiyorum. Yani hadisler falan.. Ha diyeceksinki onlar olmadan nasil anlayacagiz?. Bu cümle Kur`an a ters düstügü gibi, Kur`an daki her ayeti anlamak mecburuyeti de yoktur. Acik secik olan ayetler, biz iman eden müslümanlara yeter de artar bile..

    • NUMAN says:

      HER GÖRÜŞE SAYGIM SONSUZDUR ÖNEMLİ OLAN MEDENİ BİR ŞEKİLDE BU GÜZEL ORTAMDA HERKZİN GÖRÜŞÜ SAYGI İÇERİSİNDE YAZIŞMASIDIR BUDA BİR İŞTİHATTIR GÜZELLİĞİDE BURDAN KAYNAKLANIYOR TŞKLER GAYB A İNAN

      • HER GÖRÜŞE SAYGI DUYAN,HER DİNEDE SAYGI DUYAR,HER GÖRÜŞE VE HER DİNE SAYGI GÖSTEREN,KUR’ANA SAYGISIZLIK EDER.
        ÇÜNKÜ KURAN MÜŞRİKLERE NECİS DİYOR.YANİ BOKTUR DİYOR..BOKA SAYGI GÖSTEİLMEZ.

    • SEN KUR’ANA DA İNANMIYORSUN..
      ALLAHA İTAAT EDEN PEYGAMBEREDE İTAAT EDER..YALAN YANLIŞ SÖZLERİDE HADİS DİYE YUVARLAMAZ.HADİSSİZ KURAN AÇIKLANMAZ..MÜTEVATİR VE SAHİH HADİSLERİ ANCAK KAFİRLER İNKAR EDER.

      • NUMAN says:

        mehmet bey bu nasıl görüş anlamak imkansız saygı duymak kuranamı saygısızlık oluyor bu nasıl anlayış

      • NUMAN says:

        Din hürriyeti prensibi kuranı kerimde kuvvetle teyit ve tasdik edilmiştir: (dinde zorlama yoktur, hakikat bundan böyle, yanlıştan ayrılmıştır.) . Senin rabbin isteseydi, yeryüzünde olan herkes toptan O’na inanırlardı. Mümin olmaları için insanları zorlamak senin neyine? “(De ki; gerçek rabbinizden geliyor: isteyen inansın, isteyen kafir olsun.)”(sen istediklerini doğru yola eriştirmek isteyeceksin, ama Allah istediğini eriştirir ve kimin doğru yolda olduğunu senden iyi bilir.)” bu ve benzer ayetler ışığında anlaşılmaktadır ki; İslam’da tam bir din hürriyeti vardır ve bu hususta hiçbir kimseye zerre kadar bir baskı yapılmaması gerektiği gibi aslında herkes din serbestîsine sahiptir.mehmet bey şükürler olsun müslümanım senden sadece konulara biraz katı yönünden bakma tamam kuranda müşriklere necis diyor ama o ayeti senin dediğin şekilde saygıyla bahsetmiyor tşkler

      • NUMAN says:

        İslam, aslında inanç hürriyetini sağlamak, din ve vicdanlar üzerindeki baskıları kaldırıp, insanların serbest biçimde inanmalarını temin etmek misyonu ile gelmiş bir dindir. Çünkü Allah, insanların hangisi daha iyi amel işleyecek diye imtihan etmek için ölümü ve dirimi var etmiştir. Dini baskılar, Allah’ın insanları imtihan etmesini engeller. Dünya hayatı son bulup, ahiret hayatı başladığında kişiye niçin doğruların peşinden gitmedin diye sorulduğunda, zor ve baskı altında bırakıldığını söyleyerek bir mazeret ileri sürme hakkı doğar. Bu ise, Allah’ın insanları imtihan etmek üzere dünyada kendilerine verdiği görevi tam olarak yerine getirip getirmediklerini tespit etmek için verilen fırsatın yok edilmesi demek olur

      • NUMAN says:

        Hz. Peygamber sadece toplum veya devletle ilgili konularda değil, kendi özel hayatında da gayr-i Müslimlerle ilişkiler kurmuştur. Hatta bir defa Ebu’ş Şahm adlı bir yahudiden almış olduğu 200 kilo kadar arpa karşılığında zırhını rehin bırakmıştır. (21). Yine bir gün peygamber, arkadaşlarıyla birlikte otururken yoldan geçen cenaze için ayağa kalktı. O sırada kendisine bu bir zımmi (müslümanlarla birlikte yaşayan bir gayr-i Müslim) cenazesidir denildiğinde, Hz. Muhammed şu cevabı vermiştir: “Olsun, o da bir insan değil midir?

      • NUMAN says:

        işte mehmet bey saygı .peygamber efendimizin örneklerinden bir tanesi

      • NUMAN says:

        sen benim yazılarımı okumadan bana sen kuranada inanmıyorsun hükmünü verecek mertebede değilsin sen benim hakkımda böyle bir hüküm verdini hala ısrar edersen sen şirke düşersinki haşa bunu ben istemem benim amelimi ancak yüce mevlam bilir senin gibiler benim hakkımda hüküm verme yetkisi yoktur.

  98. gayb`a inanan says:

    Hele su ” simyaci ” arkadasa bakarmisin :) Adam bir hisimla daldi, bir takim seyler saydi saydi, sonrada ” Neyse ” dedi gitti!.. Ne bu simdi? Anlayan beri gelsin:)

  99. gayb`a inanan says:

    Sayin devart bey..
    Damariniza nasil bastiysam, iyi gazlamissiniz, ve bayagi döktürmüssünüz!.. güzelde olmus ama bosa kürek sallamissiniz yazik!…
    Ali imran suresinin 7. ayeti icin örnek vermis oldugun tefsirin sonundaki cümleye dikkat edersen ” tarzları olduğu kanaatine ulaştık ” diye bitiyor. Bundan da anlasilacagi gibi, Kur`an da buna benzer, kisinin kendisine göre yorumlayacagi daha bir cok ayetler vardir. Yani, anlasilmasi yorum ve aciklama gerektiren, Sonucu ” sonucuna vardik” kanaatine ulastik ” gibi biten ayetler, benim icin dolayisiyla anlasilmazdir.

    Gelelim Kur`an in ” iki haftada okunma” meselesine. Degil Kur`an, 40-50 sayfalik tekas/tommiks bile, okumak icin okundugunda, okuyan onun ancak kaba taslak icerigini anlayabilir. Kaldi ki, burada bahsi gecen,604 sayfaya sahib,114 sure iceren ve 6666 ayet`e sahib bir Kur`an dan bahsediyoruz!. Böylesine muazzam bir kitabi, birisi cikipda ” onu iki haftada okudum ve anladim” diye bir iddiada bulunursa, birakin onu anlayip anlamistir yargisini, aklindan süphe edip def`e bile koyar oynarlar. Kaldiki sen burda böyle bir yarginin yanlis olacagindan dem vuruyorsun!..

    Daha bundan 5 hafta önce bir iddia üzerine masama birakilan arastirmalar ve testler sonucu ortaya cikan bir analiz`in sonucunu acikliyayim.
    Insan oglu okudugunun % 10 u anliyor,
    duydugunun %20 sini,
    gördügünün %30 unu,
    bir kisi tarafindan ona anlatilarak gördüklerinin de %50 sini anliyabiliyor..
    Bu test in sonuclarina bakarak, var sen anla gerisini!..

    Diyer yazdiklarini cevap a deger bulmuyorum

    • syra says:

      Bu tartışmalarda asıl sorun gözden kaçıyor. Bence asıl sorun, müslümanların 1400 senedir Allahın birliği dışında, İslam dininin hiç bir hükmünde anlaşamamsı veya uzlaşamasıdır. İslamın temeli olan namazda bile uzlaşı yoktur. Bunun bence 3 sebebi vardır.
      1- Kur anın hemen hemen tüm ayetleri, bizim TC anayasısının maddeleri gibi muallak ve her yöne çekilebilir ifadelerden oluşmasıdır.
      2- Kuran ve özellikle hadislerin ve peygamberin yaşamıyla ilgili rivayetlerin çelişkilerle dolu olmasıdır. Her anlayış için bu kaynaklarda malzeme bulunabilir.
      3- Ne Kur’an nede hadisler peygamber zamanında yazıyla kayda alınmamış veya alınsa bile korunmamış olmasıdır. Peygamberin ölümünden 200 sene sonra halk arasındaki söylentilerden toplanan dini metinlerin oluşturacağı sonuç budur. belki sayısı bile tahmin edilemeyecek kadar çok sayıda anlayışa ve fırkaya bölünmüş bir din durumuna islamı düşürmüştür.

      • NUMAN says:

        KUR-AN’IN YAZILMASI
        Cebrail (a.s) vasıtasıyla,Allah’tan gelen ayetleri Hz. Muhammed hemen ezberlerdi. Sonra Hz- Resul bu ayetleri hem ashabına yazdırır.(tahta,taş,deri,papürüs,kağıt) hem de ezberlettirirdi. Hz-Resul vefat ettiğinde bu ayetlerin hepsi yazılı ve ezberlenmiş) olarak bir arada bulunuyordu. Hz-Ebu Bekir döneminde bu Kur’an ayetleri Zeyd bin Sabit liderliğindeki hafızlar komisyonunca toplanır,yine hafızlarca denetlenir ve bir kitap haline getirilir. Sonra bu tek ilahi kitap (Kur’an) yaklaşık 30 sene bir kadına (Ümmü Selemeye) emanet edilir. Hz-Osman döneminde İslam coğrafyası genişlediği, çeşitli lehçeler ortaya çıktığı için her bölgeye gönderebilmek üzere Zeyd bin Sabit liderliğinde bir hafızlar komisyonu toplanır ve Kur’an hafızlar kontrolünde Kur’an kopyalanıp çoğaltılır. Günümüzde de ezber ve çoğaltım devam etmektedir.Kısaca Hz. Resul’dan itibaren Kur’an hem hafızlı, hem ezbere günümüze dek kesintisiz iki kaynaktan oluşmuştur.inandığımız kitabımız kuran MUALLAK DEĞİLDİR okumadan muallak demek senin yaratılışına saygısızlık ediyorsun demektir.SYRA KARDEŞİM inşallah doğru olan yolu yani islamı müslümanlığı bulur ve hidayete erersin.temennim budur .TŞKLER

      • NUMAN says:

        KUR’AN HAKKINDA BATILI AYDINLARIN BAZI SÖZLERİ
        .

        Rene Basset:’Kur’an ebedi güzelliğin ezeli ve ebedi güzelliğin ezeli vs ebedi timsalidir. Meleklerde,insanlarda o mukaddes kitabın her hangi bir ayeti ayarında tek bir cümle bile yazmaktan acizdirler.’

    • NUMAN says:

      Kaynakların ittifakla bildirdiğine göre, Hz.Ebubekir; Zeyd’e, hafızasına asla güvenmemesini, her ayet için iki delil olmak üzere, iki şahıstan yazılı nüsha aramasını emretti. Kendilerinde Kur’an’dan yazılı parça bulunan herkesin bunları Zeyd’e getirmesini şehirde ilan etti. Bu ilan,camide yapılmıştı. Hz.Ömer de, şahitlerin ellerindeki nüshaların, Hz.Peygamber tarafından kontrol edilmiş olup olmadığını yeminle tahkik ve tesvik ediyordu(Kur’an ayetlerinin bir kitapta toplanması teklifi de ilk önce Hz.Ömer’den gelmişti İŞTE SANA KAYNAK HEMDE ÇOK SAĞLAM BİR KAYNAK.KAYNAKLARDA ÇELİŞKİ VAR DİYE YAZMIŞSIN BU SANA İSPATI kardeşim

  100. devart says:

    Sayın gayba inanan
    Öncelikle bülent bey konusunda neden anlattıklarımı anlamamak konusunda direndiğinizi anlayamıyorum. Size defalardır, bülent beyin 2 haftada okudum demediğini, bülent bey’in nasıl ve ne şartlarla okuduğunu bilemeyeceğimizi söyledim. Siz de bunu bilemeyeceğimizi kabul etmişken, bülent bey hakkında nasıl bir hükme ve yargıya varabiliyorsunuz ki bu yanlış yargı üzerinden hareketle Sizler, biz insanlarin yazdiklarini dahi dogru anliyamazken, Allah`hin kelami olan Kur`an i nasil dogru anlayacaksiniz? şeklinde genellemeye varabiliyorsunuz? Yanıtlamanız gereken budur. Yoksa ben de biliyorum verimli okuma ve verimsiz okuma arasındaki farkı.

    Yazdığım yazıyla ilgili takdirleriniz için teşekkür ederim. Yeterince özen göstererek, yeterince kaynak gösterip anlatmak istediğimi belli bir temele oturtarak, akıl ve mantık çerçevesinde yazmaya çalışıyorum. Aynı incelikli düşünceyi, sizden de beklersem çok mu şey istemiş olurum? Sanırım öyle.

    Gönderdiğim doktora tezindeki sonuç kısmındaki kanaatine ulaştık ifadesine takılmanız ve buradan hareketle , Kur`an da buna benzer, kisinin kendisine göre yorumlayacagi daha bir cok ayetler vardir sonucuna ulaşmanız gerçekten facia. Öncelikle bilmelisiniz ki tez’in amacı(ve kelime anlamı da bu yönde), bir şeyi kesin olarak kanıtlamak değil; kanıtları, inceleme, gözlem ve deneyleri içeren bir raporla şahsi kanaatini açıklamaktır. Tez yazımında yöntem olarak sonuç bölümünde tezi hazırlayanın, yaptığı araştırmalar sonucunda vardığı kişisel yorumu bulunur. Daha sonra bunun sunumu ve heyet önünde savunması yapılır. Sonuç olarak tez, bilimsel bir yazıdır.

    Bir tezde yer alan bilgileri illa kabul etmek zorunda değilsiniz, yanlış ve hatalı olma ihtimali elbette vardır. Fakat bu karşı çıkmayı benim için anlaşılmazdır. Muğlak ifadeleri kabul edemem şeklinde bir yaklaşımla değil, aynı bilimsel yöntemle araştırma sonuçlarını ele alıp, yanlış ve hatalı olduklarını ortaya koyarak veya bu tarz tez, makale vs. gibi bilimsel dokümanları referans göstererek yaparsınız.

    Buna rağmen bunu kabul edemem şeklinde inatçılık yapacak olursanız sizin için yukarıda linkini gönderdiğim bir diğer makaleyi de inceleyelim. Hikmet Yurdu adında bilimsel ve hakemli bir dergide yayınlanmış, Tefsir konusunda doktora yapmış, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Güven’in bir makalesi

    Muhkem, “hkm” kökünden, hâkim ve hikmetli olmak, sağlam ve metin bir yapıda olmak anlamlarına gelir. Terim olarak da: “Kendisi ile neyin kastedildiği anlaşılabilecek derecede açık olan, nazım ve telifi itibariyle herhangi bir anlam kargaşasına yol açmayan ve tek bir anlama delalet eden” kavramlar şeklinde tarif edilir.

    Müteşâbih ise, “şibh” kelimesinden türemiş olup keyfiyet itibariyle özünün birbirine benzemesi, benzeşmek ve benzer olmak veya aralarındaki lafız veya mana yönündeki benzerlik (teşabüh) nedeniyle birbirinden ayıramadığımız şeyler anlamına gelir. Bir şeyin lafzında anlamı
    gizli olup anlaşılamayan ve birçok manalara ihtimali olup bu manalardan
    birini seçebilmek için harici bir bilgi ve delile ihtiyacı olan ve zihnin onları
    birbirinden ayırmaktan zorlandığı nasslara müteşabih denir

    Sonuç olarak, muhkem ve müteşabih kavramları, birbirinin zıddı
    olarak alınmamalıdır. Çünkü müteşâbihatta “iki veya daha fazla şeyin
    birbirine benzemesi” gibi bir karmaşıklık söz konusudur. Bu da ancak insan idrakini aşan ve dil ile anlatılması zor olan metafizik konularla ilgili olabilir.

    Göreceğiniz üzere burada da sizin bahsettiğiniz tarza bilinmeze iman etme gibi bir anlam yok. Makalenin sonuç kısmında ise;

    Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: İnsanı etkileyen çok faktörler
    vardır. Bunların başında da duygular ve din gelmektedir. Çünkü dinin
    akıl kadar duygu boyutu da vardır. Duyguları kontrol etmek ve dini anlamak için en temel unsur ise insan aklıdır. İnsan aklının ise oldukça zaafları vardır. Önemli olan, insanı bu zaaflarından kurtarmaktır. Bu da ancak aklın hayatı, evreni, insanı ve Kur’ân’ı okurken bütünselci bir bakış açısı ile bakması ve yaşadığı zaman ve mekân içerisinde boğulmaması ile mümkün olabilecektir.

    denmiş.
    Umarım bu sefer kıvırtma yoluna değil, hatanızı kabul etme yoluna gidersiniz.

    Bahsettiğiniz insanın okuduğunun %10′unu anladığı ile ilgili araştırma sonuçlarının, konu ile ilgili olduğunu düşünüyorsanız ve uyduruk bir araştırma değilse lütfen linkini verin, değerlendirelim. Bana bu araştırma sonucunun, sizin anlattığınız tarzda pek mümkün gibi gelmedi.

    • gayb`a inanan says:

      Hmmm… Anlasiliyor ki biz bu yazismalarin gidisati dogrultusunda bir yere varamiyacagiz!.
      O zaman frekanslar iyice karismadan söyle bir yeni giris yapayim.

      Sayin devart bey.

      Ikinci yazinizda “Buna bir cevap vermemissiniz” Son yazinizda da “yanitlamaniz gereken budur” diye üzerinde israrla durdugunuz konuyu, buraya sizden alinti yaparak aktariyorum.

      “Size defalardır, bülent beyin 2 haftada okudum demediğini, bülent bey’in nasıl ve ne şartlarla okuduğunu bilemeyeceğimizi söyledim. Siz de bunu bilemeyeceğimizi kabul etmişken, bülent bey hakkında nasıl bir hükme ve yargıya varabiliyorsunuz ki bu yanlış yargı üzerinden hareketle Sizler, biz insanlarin yazdiklarini dahi dogru anliyamazken, Allah`hin kelami olan Kur`an i nasil dogru anlayacaksiniz? şeklinde genellemeye varabiliyorsunuz? Yanıtlamanız gereken budur.”

      Simdi burada baska hic bir seye deginmeden bana sormak istediginiz soruyu kesin ve net bir dille yinelermisiniz?

      • devart says:

        Pekala, baştan başlayalım. Açık ve net olarak sorumu soruyorum. Fakat ben de, açık ve net bir cevap isterim.

        Kur’an’ın mucizevi bir kitap olduğunu anlayabilmemiz için hangi zihniyetle okumalıyız?

  101. NUMAN says:

    ben burda SAYRA nın yazısını okudum kendisine soruyorum ALLAHIN BİRLİĞİ DIŞINDA İSLAM DİNİ nasıl oluyor bana açıklamasını isterim.birde UZLAŞMA nın ve UZLAŞMAK anlamlarını burda yazarsa bizlerde bilgilenmiş oluruz.

    • Allahın birliğini,varlığını kabul etmeyene islam anlatılmaz..dinsize islami bilgiyi vermek,yol kesen eşkiyaya silahını teslim etmeye benzer..Kişi ya inanır veya inanmaz,serbesttir.ancak bir ölçü vardır.ona uyulur.

      • numan says:

        Birisine nasihat eder gibi konuşursak, yaptığının yanlış olduğunu bildirirsek, karşımızdakine, (Sen cahilsin, sen bu hususları bilmezsin) demiş oluruz. Böylece karşımızdakini üzmüş, kalbini kırmış oluruz. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Hiçbir insanın kalbini incitmemelidir! Kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten, küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. (c.3, m.45)

      • numan says:

        Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
        (Rabbinin yoluna hikmet ile, güzel öğütlerle çağır! Onlarla en güzel şekilde tartış!) [Nahl 125]

      • numan says:

        Ehl-i hidayet, bir vazife olarak inandığı, bulduğu, bildiği, tattığı, dolduğu, doyduğu ve onunla olgunlaştığı hakikatleri başkalarına ulaştırmalı ve onları da kurtarmalıdır. Bu, evvela insanî ve vicdanî bir borçtur. Bilen insan, mahiyetinde ve vicdanında Hakk’ın bir ihsanı olarak bulunan bu hakikati, bilmeyenlere anlatmalı ve Allah’a giden yolları onlara da açıp göstermelidir.Biz vazifemizi yapmazsak, bundan dolayı hem insanlara hem de Cenab-ı Hakk’a karşı olan sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz; dinî bir vazifeyi yapmadığımızdan ötürü de hesaba çekiliriz. Cenab-ı Hak yakamızdan tutar ve: ‘Biliyordunuz, niye bildirmediniz? Tanıyordunuz, niye tanıttırmadınız? Doğru yolu görüyordunuz, niye işaret etmediniz? Işıklara vâkıftınız, neden başkalarının dikkat nazarlarını o tarafa çekmediniz?’ der. Aynı zamanda bizler onlara karşı insanî vazifemizi yapmadığımızdan dolayı da vicdansızlık yapmış oluruz.İSLAM HERKEZE ANLATILIR ANLATILMAZ

      • numan says:

        İki alem vardır:
        İlki varlık alemi, ikincisi manâ alemi.
        Varlık alemi gündüz gibidir, olanı biteni açıkça görürsün, kendini kolayca ele verir.
        Manâ alemi ise gece gibidir, onu bulmak için mutlaka gönül ışığını yakman gerekir..
        Mevlâna (k.s)

  102. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلاَ يَقْرَبُواْ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هَـذَا وَإِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْنِيكُمُ اللّهُ مِن فَضْلِهِ إِن شَاء إِنَّ اللّهَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
    (TEVBE suresi 28. ayet) Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir (necis)pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, (biliniz ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zengin edecektir. Şüphesiz Allah iyi bilendir, hikmet sahibidir.

  103. mehmet06 says:

    ben bu sitedeki yorumları okuyunca şok oldum .bir kez daha rabbime şükrediyorum beni müslümanlardan kıldığı için .demek ki diyorum kendi kendime hidayet çok değerliymiş.baksana kafirler rabbimin bana kuranı kerimde anlattığı gibi davranıyorlar onlar sağırlar körler dilsizler.onların küfürlerini benim ise imanımı arttırıyor .aklımda ki bi sorunun cevabını buldum şükürler olsun rabbime.o soruda şu ;kafirler yaşasa yaşasa 80 yıl yaşar.80 yılda sonsuz cehennem onlara ağır değil mi derdim yani ebedi cehennem çok acı bi azap.şimdi bile korktum ,rabbim beni o kafirlerin şerrinden koru,o KAFİRLERİ NASIL BİLİYORSAN ÖYLE YAP BİZİ ONLARIN ŞERRİNDEN KORU.BİZİ CENNETİNE KOY.EN BÜYÜĞÜNÜ VER BANA CEMALİNİ GÖSTER BEN BAŞKA NE İSTERİM

  104. mehmet06 says:

    HİDAYET EN BÜYÜK NİMETMİŞ….

    Edit: Devamı silindi. Büyük harflerle yazılan iletilere yer verilmeyecektir.

  105. gayb`a inanan says:

    devart bey!.. Ikidir benden israrla cevabinizi istediginiz hatta ” tartışmanın esas çıkış konusu” diye tabir ettiginiz soru bu degil.
    Sizden aldigim alintiyi tekrar gözden kecirecek olursak, aslinda oradan bir degil iki soru cikiyor. bunlarin cevabinida size verdigim halde bu israriniza bir anlam veremedim.
    Madem öyle, konuya sizden bir alinti ile basliyayim

    “bülent bey’in 2 hafta meselesinde de cevabı sizBunun dogrulugunu ancak bulent bey in samimi itirafi belirler diyerek zaten vermişsiniz. Sürenin ne kadar olduğunu bilemeyeceğiniz için Kur`an i okumak icin okudugunuz süre icersinde onu anlama imkaniniz yoktur. şeklinde bir yargıya varmanız yanlış”

    Yukarida da belirtildigi gibi dogruluguna onay vermis oldugum “son iki hafta meselesi” degil, son iki hafta dan önceki okuduklarinin süresi belirtilmedigi icin, uzunlugu yada kisaligi hakkindaki karari ancak bulent beyin samimi itirafi belirler dedim; Son iki hafta icin degil!.
    Önceden okuduklarinin süresi muallak da kaldigi icin dolayisiyla ben süresi belirtilmis olan “son iki hafta” yi hedef alarak, bu kadar kisa süre icerisin de okunan Kur`an in, okumak icin okunmus yada göz ucuyla okunmus olacagindan dolayi onu anlama imkani yoktur dedim.
    Ve böyle bir yargiya, degil ben burayi takip eden yada tesadüfen okuyacak olan akliselim cogu kisilerin katilacagina inaniyorum.

    Eger yukaridaki konuda bir mutabakat sagladiysak, bir sonraki yazimda sizin bana yöneltmis oldugunuz diger ” Sizler, biz insanlarin yazdiklarini dahi dogru anliyamazken, Allah`hin kelami olan Kur`an i nasil dogru anlayacaksiniz? şeklinde genellemeye varabiliyorsunuz?” sorunuzu yanitlamaya calisacagim.

    • devart says:

      Sayın gayba inanan
      Gittikçe çıkmaza giriyoruz, bunun sizde farkındasınız.

      “Bir işin, en son ne kadar sürede tamamlandığına bakarak, bu işin önceki yapılmalarının süresi ve niteliği hakkında bir fikir yürütmeniz, bir yargıya vararak genelleme yapmanız doğru bir düşünce tarzı değil. ”

      İstediğiniz soruyu hazırlamadan önce, yukarıda anlattığıma benzer bir şeyler yazmayı planlıyordum. Fakat yazmadan önce, baştan beri yaptığımız yazışmaları tekrar okudum. Fakat malesef, buradaki basit mantığı birbirimize anlatabileceğimize dair bir ümit göremedim. Aynı şeyleri evirip çevirip, tekrar tekrar yazmaktansa, tümden gelimci bir yaklaşımla problemin kaynağına inmeliyiz diye düşünerek “Kur’an’ın mucizevi bir kitap olduğunu anlayabilmemiz için hangi zihniyetle okumalıyız?” sorusunu hazırladım. Eğer bu soru ve cevabı hakkında uzlaşırsak, tartıştığımız diğer meseleler de(Kur’an’da anlamı bilinemeyen ayetlerin olup olmaması da dahil) açıklığa kavuşacak diye düşünüyorum.

      Eğer cevaplamak istemiyorsanız cevaplamayın. Cevaplayacaksanız, cevabınız basit ve net olsun.

  106. can says:

    Allah Kur’an’da müteşabih ayetlerin olduğunu belirtmiştir. Allah’ın kitabında uyumsuzluk göremezsin. Ancak kendinizi kandırırsınız. Tartışmak isteyen lolactivity@hotmail.com ekleyebilir kendisini bilgide yeterli gören arkadaşları bekliyorum Allah razı olsun hepinizden.

  107. bulent says:

    “İnsanlar okuduğunun yüzde 10 unu anlarmış?”
    Bunu yazan arkadaş test sonucunu okuyunca kendini normal biri zannetmiştir. Oysa
    normal insanlar okuduklarının büyük kısmını ilk seferde anlar, anlayamadığı yer olursa tekrar ederek anlamadığını da anlar.
    Bunun için tek şart I Q seviyenizin 50 yi geçmesidir.
    Embesil değilseniz mesele yoktur.

    Eğer okuduğunuzun % 90 ını ilk seferde anlayamıyorsanız okumayı bırakmanızı tavsiye ederim.

    Çünkü Asıl mesele okuduğunuzu anlamakta da değildir. Asıl mesele anladıklarınız arasında ilişki kurabilmektir.
    Einsteine ın büyük buluşlarının arkasında yatan, aklı değil, patent ofisinde çalışırken, başta Amerika olmak üzere dünyanın her yerinden gelen fikirleri, dosyalama, tasnif etme sırasında ilişkilendirebilme zekasıdır.

    Çok basit bir soru sormuştum
    bir ayette “ kuran Mekke ve çevresindekiler için gönderilmiştir” bir başka ayette
    “Tüm insanlara yol göstermesi için gönderilmiştir” yazıyor demiştim.
    Kafası çalışan sıradan insanlar bile bu iki cümle arasında bir çelişki olduğunu anlar.
    Yok eğer anlamak istemiyorsanız bir kılıf uydurmanız lazımdır.
    “Çeviriden kaynaklı bir problem” diyemeyeceğiniz kadar da net bir ayettir.
    Ve okuduğumuzu sizin kadar anladığımızı düşünüyor olmalısınız ki çocuk kandırır gibi
    Eee işte ilk zamanlarda Allah insanları ikna etmek için öyle söyledi sonradan ise tüm dünyaya dedi gibi saçma bir açıklamayla yüzlerce çelişkili ayette olduğu gibi burada da kılıf bulmaya çalışıyorsunuz. İşin acı tarafı ard niyetli olmayıp buna gönülden inanarak yapıyor olmanız.
    Sizin anlayamadığınız kalan % 90 lık kısmı size izah edeyim.

    Her iki cümlede doğrudur. Çünkü Muhammed tüm dünyayı yaşadığı coğrafyadan ibaret sanmaktaydı. Bu sebeple kendine göre bir çelişki yoktu. ( tabi 1400 sene öncesi için yoktu.)
    Garip olan bugün bunu göremiyor olmanız.

    Görmek derken anlamaktan bahsediyorum. Anlamak için beyninizin çalışması gerekir. Kuran beyinden hiç bahsetmez kuran her yerinde bu işlerin kalple yapıldığını zanneden ayetlerle dolu.
    Yanılmıyorsam 1300 lü yıllarda kalbin sadece bir kas yığınından ibaret olduğu bilimsel olarak kanıtlandı.

    Şümdi gelelim işin sağlamasına.
    Eğer dediğiniz doğru olsaydı .yani zaman içerisinde insanların anlayışı toplumsal yaşantısı vs geliştikçe oturdukça, bilgiler, kanunlar, güne ,şartlara uyacak şekilde azar azar eklenerek değiştirilerek, bazen tamamen tersi bir kanun getirilerek, veriliyor olsaydı. Muhammed öldüğünde tüm bu gelişimin değişimin bitmiş olması gerekirdi. Ne de olsa kuran son kitap Belki sizler için gelişim 1400 sene önce bitmiştir. Bilemiyorum. Ama gerçek dünyada durum maalesef böyle değil.

    Şimdi gelelim benim savımın sağlamasına.
    Muhammed yaşadığı coğrafyanın ötesini bilmediğinden Mekke ve çevresi için gönderildi dediği kitaba, tüm insanlar için demekte sakınca görmedi
    Bakıyoruz kitaba. Bu coğrafya dışında bir bilgi varmı diye.
    ne bir insandan bahsediliyor kuranda ,
    nede bir peygamberden,
    Ne bir hayvandan ne bir bitkiden.
    Ne bir kar yağışından,
    Muhammdin yaşadığı yer dışında tek bir bilgi yok kuran denen kitapta.

    Eee hani zaman içinde veriliyordu bilgiler
    Yavaş yavaş
    Sindire sindire
    Hani ilk okul öğrencisine verilmezdi daha üst düzey bilgiler
    Zamanı gelince verilirdi?
    Ünivesitede gösterilirdi.
    O yüzden yavaş yavaş verilmişti kuranda
    Hani nerde? kuranda ne başında ne sonunda dünya ile ilgili tek bir bilgi yok.

    Her şey muhammedin etrafında olup bitmiş.

    Elhamdulillah mislümanım sözünün Türkçe tercümesinin
    “Ben anadan doğma muhammede ve kurana inanıyorum “
    demek olduğunu çok iyi biliyorum.

    Kurandaki gibi
    “Kalbimle görürüm Kalbimle anlarım”
    Beyin zaten kuranda yazmıyor dediğinizi de biliyorum.

    Kısacası bana inanmak yerine neye inanmaya devam edeceksiniz biliyorum.

    Mesela nuh peygambere inanacaksınız.
    Kocaman bir gemi yaptığına inanacaksınız.
    Her hayvandan bir çift topladığına inanacaksınız.
    Bunları gemiye bindirdiğine inanacaksınız.
    Bu nasıl bir gemidir?
    Bu dünyada kaç canlı var?
    Her birinden bir çift kaç ton olur?
    SORMAYACAKSINIZ.

    Ayın karpuz gibi ikiye ayrıldığına sonra tekrar birleştiğine inanacaksınız
    Olur mu böyle saçma şey DEMEYECEKSİNİZ.

    Musanın bastonuyla
    kızıldenizi ikiye ayırdığına inanacaksınız.
    Koskoca deniz ikiye ayrılır mı? diye SORMAYACAKSINIZ.

    Çünkü siz anadan doğma inananlarsınız.

    Bunların hepsine sorgusuz sulalsiz inanmak zorundasınız.

    Muhammedin keskin zekasının en belirgin göstergelerindendir bu
    Kuranda soru sormanızı yasaklamıştır..
    Kabullenmelisiniz.
    İtaat etmelisiniz.

    Doğuştan inançlılara selamlar
    Bülent

    Not:
    İlk okuyuşum 6 ay sürdü.
    Şimdi belli bir maksatla okurken aynı zamanı harcamam gerekmiyor.
    Kuran zor bir kitap değil aslında . Sadece düzensizliğinden kaynaklı bir karmaşası var.
    ANLAYANA

    • Senin rununda düzensizlik var,aklından zorun var.bir pisikyariye git,tavsiye ederim.

    • can says:

      Anlayana gibi laflar kullanman senin yaşını ve piskolojik rahatsızlıklar çektiğini ortaya koyuyor. Tabi ki ruhsal sıkıntıların olabilir doğal bir şey 3 tip insan vardır.Arayan bulan, arayan bulamayan ve hiç aramayıp hiç bulmaya çalışmayan ki bu insanlar mutsuz insanlardır.”Artık dileyen O’nu (Kuran’ı) düşünüp öğüt alsın.” Kur’an’da yüzlerce ayette, ‘akletmez misiniz?, düşünmez misiniz?’ gibi ayetler geçer.Neden?Çünkü düşünmenin önemini belirtiyor Allah.Düşünün evrenin yaratılışını hiç bir şeyin tesadüfler sonucu oluşamayacağını, beni düşünün diyor Allah(c.c).

      Düşünen bir Müslüman sürekli akılcı davranır ve Kur’an’ın asıl mesajını anlar.

      Düşünen ama mantıklı sonuç arayan insan içiyle çelişir ve Kur’an’ın mantığını az da olsa anlar.

      Düşünmeyen mantıklı düşünmeye çalışan insan çelişki bulduğunu söyler ve kendini tatmin eder.

      Neden Tatmin eder açıklayayım;
      Çünkü ruhsal sıkıntılar çekiyor, ve Müslümanların zaferini kaldıramıyor.Müslümanların haklı çıkmasını Allah’ın var olmasını kaldıramıyor.

      Israrla tesadüflere oynayıp sanki tesadüfen oluşmuş bir evrenden bahsetmek istiyor.

      Metaryalist bir ateist isen, metaryalizm sadece felsefik bir konudur.Ve bilimsel açıdan metaryalizme yaklaştığında faydalı sonuçlar alamazsın, neden? Çünkü bilim Big Bang (büyük patlama) teorisini destekler. Bilimsel veriler gösteriyor ki, evrenin sonu geliyor. Neden? Çünkü evren sürekli genişliyor Kur’an’ın bir ayetinde Zariyat 47
      “Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.[505]“Diyanet yeni meali.

      Genişlemek ne demektir?Neden genişleyen bir evren var?

      Çünkü Büyük Patlama’dan sonra madde hızla genişlemeye başladı ki, bu patlama şiddetli olsaydı ne Samanyolu galaksisi nede diğer galaksiler oluşurdu. Yani ilk Büyük Patlama da ince ayarlar mevcuttur. Ve yavaş olsaydı, bu sefer madde üst üste yani bir çarpışma yaşanacaktı ve yine madde yok olacaktı.

      Allah’ın yada Yaratıcının en büyük göstergesi, OZON tabakası, oksijen bizim bu dünyamızda yaşamamızı isteyen bir varlık bulunması bizi mutlu ediyor.Allah’ın varlığını bir Filden en küçük canlı bakterilere kadar anlayabilirsin.Tabi ki anlamak istiyorsan yukarı da verdiğim örnekler gibi 3 çeşit insanın olması, Allah’ın üstün gücünün tecellisindendir.Çünkü istese herkesi imana zorlayabilir. Ama hür bir düşünce sistemi ile yaratmış dünyamızı, canlıları(insanları).

      Şimdi dünyanın yok oluşuna kainatın yok oluşuna geçelim. Bilimsel verilere göre hızla genişleyen evrenimiz de, Ya Büyük Çöküş (Big Crunch) yada Büyük Donma (Big Chill) oluşacak. Yani metaryalizmi bitiren en büyük etmen, Büyük patlama teorisidir, artık teori demeye de gerek yok sanırım ya, BİR GERÇEKTİR.

      Allah “Lâ uksimu biyevmi-lkiyâme(ti)=Kıyamet gününe yemin ederim” Dünya’nın edebi olmadığını tüm semavi dinler söyler. Ona göre hazırlığınızı yapın. Bir tatile giderken nasıl hazırlıklar yapıyor insanoğlu ama Allah’ın huzuruna çıkacağını unutuyor mu?
      Ne yazık ki insanoğlu çok nankör ve çok kibirlidir. Bu dünyada edebi kalacağını sanır.

      Selam ve dua ile Allah razı olsun siz inanmayanların sayesinde bir sürü yeni bilgi elde ediyorum sevgiler saygılar. tartışmak istiyorsan “lolactivity@hotmail.com”

      • gayb`a inanan says:

        Can bey
        Lütfen bilgimizi ve enerjimizi daha bilgili ve arastirmaci olan kisilere karsi kullanalim; bulent gibilere degil!.
        bulent beyi kaale alarak yazmis olduklariniz, bulent beyin fındık kadar beynini zorlayip, motor yakmasina sebebiyet verebilir, sorumlusu siz olmayin!.

        Ayrica hani bir söz vardir “Suskunluğum asaletimdendir! Her lafa verilecek bir cevabım vardır aslında… Ama bir lafa bakarım laf mı diye bir de söyleyene bakarım adam mı diye!”
        Bu sözden yola cikarsak, bazi kisilere daha az zahiyat vermis oluruz…

  108. mehmet06 says:

    BÜLENT, tüm yazına baktım da bir tane doğru cümle kurmamışsın,kuramamışsın. zaten inancın olmadığı için normal kabul ediyorum saçmalamanı. hzdemden beri sen ve senin gibiler olmuştur her zamanda olacaktır,rabbimiz bize yüce kitabında hep inançsızların şerrinden sakınmamızı söylemiştir.kurduğun cümlelere karşılık savunma gereği bile duymuyorum.çünkü sana ne desek boş gibi.ama sadece şunu soruyorum.yarın ilahi huzura çıktığın zaman.rabbin sana Orada; ‘Rabbimiz! Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, yararlı iş işleyelim’ diye bağrışırlar. O zaman onlara şöyle deriz: ‘Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mi? Size uyarıcı da gelmişti. Artık azabı tadınız, zalimlerin yardımcısı olmaz.’ ayetinde bildirdiği üzere öğüt alacak kadar yaşatmadık mı sözüne ne cevap vereceksin

  109. gayb`a inanan says:

    devart bey
    Sizin bana yöneltmis oldugunuz “Kur’an’ın mucizevi bir kitap olduğunu anlayabilmemiz için hangi zihniyetle okumalıyız?” sorunuza, sizin bir diger kisilerle yapmis oldugunuz yazismari gözden gecirdikten, bilhassa bulent bey in son mesajina ilistirmis oldugu “Not:” u okuyup analiz ettikden sonra cevap vermenin gereksiz enerji harcama olacagini düsünüp vazgectim.

    Şöyle ki, ben ve benim gibiler, Kur`an in mucizevi kitap olduguna inanan müslümanlara, ayetleri kendi cikarlari dogrultusunda degil de, şöyle yada böyle yorumlamasi gerektigini anlatamaz iken, siz ve bulent gibilere, Kur`an in mucizevi bir kitap oldugunu şöyle yada böyle diyerek nasil anlatalim!.. Dolayisiyla vazgectim.

    Nefsini, duygu ve düsüncelerini denetlemesini bilen, enerjisini bireysel çikarlari için kullanmayan,
    ve bu derecede kendilerini denetleyebilen herkes Kur´an in mucizevi oldugunu da, ayetlerin ne demek istediginide anlar.

  110. mehmet06 says:

    Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.

    Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız. (VAKİ’A/52-53)

    Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.

    O da ne besler, ne de açlığı giderir. (ĞAŞİYE/6-7)

    Nasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı?

    Gerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık.

    O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar.

    Tomurcukları şeytanların başları gibidir. (SAFFAT/62-65)

    Gerçekten zakkum ağacı,

    Günahkârların yemeğidir.

    O pota gibi karınlarda kaynar.

    O, kızgın bir sıvının kaynaması gibidir. (DUHAN/43-46)

    Bir irinden başka yiyecek de yok. (HAKKA/36

    Edit: Bu mesajına benzer ayetler sıraladığın 12 mesajın silindi. Anlamsız şekilde ve sabote amaçlı mesajlara izin verilmeyecektir.

  111. gayb`a inanan says:

    devart bey
    Ayrica mesajlarimda önyargili davranarak size karsi yöneltmis oldugum benzetmeler ve sokucu sözlerden dolayi özür dilerim. Bu özürüde bulent beyin son mesajini okuduktan sonra size haksizlik ettigimi düsünerek verdim. bunuda belirteyim dedim

  112. bulent says:

    Ben Allah inancı olan biriyim. Bu inanca sahip olabilmek için Muhammed’e de ,yazdığı kitaba da ihtiyacım yok. Etrafınıza biraz bakarsanız, her yerin yaratıcıyı hissedebileceğiniz mucizelerle dolu olduğunu görürsünüz.
    Hiçbir yazımı okumadan, sadece kurandaki çelişkilerden birkaçını dile getirdiğim yazı ile beni ateist yapmışsınız! BRAVO
    bir arkadaş sürekli ayetler gönderiyor.
    Yanacakmışım,
    Sonsuz ateşlerde kavrulacakmışım
    Zakkum içekmişim
    Cehennemde odun olacakmışım
    Kafirlerin sonu aynıymış
    İrin içecekmişim
    …….

    İşte kurana da Muhammede de inanmamamın sebeplerinden bazılarıdır bunlar
    Bu kadar korkutarak
    Yanacaksın
    Kavrulacaksın
    gibi laflarla mı Yaratıcı kudretini gösterecek zannediyorsunuz
    Muhammed aracılığı ile korkutarak mı ikna edecek
    Kainatı yaratan kudretin bu kadar ACİZ mi zannediyorsunuz?

    İçimizdeki ALLAH sevgisi, istiyorsunuz ki ALLAH korkusu olsun.

    Siz sanırım sonsuza dek yanma korkusundan dolayı inanıyorsanız.
    Sonsuza dek hurilerle ( bayansanız Nurilerle) geçireyim diye de inanıyor olabilirsiniz.
    Bir insanın ödül yada cezayı düşünerek itaat etmesi ZAVALLILIK

    Can bey
    “Anlayana gibi laflar kullanman senin yaşını ve piskolojik rahatsızlıklar çektiğini ortaya koyuyor.” Demiş
    Evet insan zaman zaman karşısındaki insanların cehaletini görünce çığrından çıkıp, hoş olmayan kelimeler kullanabiliyor.

    Sadece “ ANLAYANA “ dedim . Pisikolojimi çözdünüz

    Peki kurandaki Yarataıcı ayetlerinde. domuz diyor, eşek diyor, hayvan diyor, pislik diyor
    Bunları ALLAHA nasıl yakıştırırsınız?

    Bir kula “ ANLAYANA “ kelimesini yakıştıramadınız

    İnandığım içimde hissettiğim o büyük kudrete bu sözleri yakıştıramıyorum ama siz yaratıcı bunları söylemiş gibi düşünebiliyorsunuz.
    Psikolojik değerlendirmeyi siz yapın da anlayalım.

    Hele birde bunca sayıp sövmeden sonra, “bu kitap yol göstericidir”,diyorsunuz ya
    İnanılır gibi değil

    Benim ,için yapacak bir şey yok ne yapsak boş diyen de var
    Ayetlerle Allahın gözüne perde koyduğu, Kalbini mühürlediği kişilerden olduğumuzu söyleyenler.
    Bu Allahın Adaleti yok mu arkadaş.
    Sizi seçkin kılmış kalbinizi gözünüzü açmış
    benim gibileri kör etmiş habere sövüyor.
    Yetmiyor size beni öldürmenizi emrediyor.
    YOK o da yetmiyor, sonsuza kadar cehennemde acılar çekiyorum.
    Pes yani. Nasıl bir fantastik senaryodur bu.

    Son yazımda saçmaladığımı söyleyen arkadaşlar
    Nedir saçma olan

    Nuh’a inanıyorsunuz, gemi yaptığına…demişim
    İnanmıyor musunuz yani?
    Musa nın kızıldenizi yardığına?
    Buna da mı inanmıyorsunuz?
    İnandığınız şeyleri yazdım.
    Siz saçma dediniz.

    Ben kuransız , Muhammedsiz Yaratana inanıyorum
    Siz Muhammedsiz kuransız İnanamıyorsunuz

    Daha öncede benzer şeyler yazmış ahlaki değerlerden de bahsetmiştim
    Mesela ahzap suresinde
    Allah peygambere “ Artık eşlerinle sırayla birlikte olmana gerek yok, gönlün hangisini istiyorsa onla birlikte olabilirsin” diyor

    Yaratıcı kuranda muhammedin Geliniyle evlenmesine de izin veriyor.

    Bunları da kabulleniyor ve yol gösterici olarak kabul ediyorsunuz

    Ne diyeyim
    Allah Akıl Fikir versin.

  113. mehmet06 says:

    bülent kainatın kendiliğinden oluştuğuna inanmak en büyük ahmaklıktır.zaten ben allaha inanmıyorum diyenlerde herzaman üstün bi güce inanmıştır.yani aklını az da olsa kullanarak kendisinden üstün bi varlığı kabul etmiştir.bu nedenle kimisi güneşe kimisi yıldızlara kimiside hepsine birden tapmıştır.bu nedenle rabbimiz ben varım sözünden çok ,benden başka ilah yok demiştir.yani ilahımızın bir tek olduğunu ondan başka bi yaratıcının olmadığını söylemiştir.la ilahe illallah.yani sen aklını azda olsa kullanıp bulmuşsun seni yaratanı.Sen insan bedenini araştırdın mı hiç.nasıl kusursuz yaratmış onu yaratan,ellerimiz ayaklarımız beynimiz kalbimiz tüm organlarımız hepsi birer tasarım harikası değil mi? peki rabbimiz bunca donanım vermiş bizlere.gözler gönüller vermiş.rabbimiz kutsal kitabinda diyor ya.size verdiğim nimetleri genellemeler yapsanız bile sayamazsınız diye.aldığın nefesten attığın adıma kadar her şeyi vermiş bizlere.buraya kadar söylediklerimi okurken itiraz ettiğin bişey yoktur.peki sana bunca nimeti veren rabbin senden teşekkür etmeni istemesi çok mu.sana herşeyi veren senden bişey isteyemez mi.o istediğini söylemek için elçi göndermesi sence mantıksız mı. söz gelimi biri sana ev araba aklının alamayacağı kadar para her şeyi sana verdi diyelim.sen ne yaparsın.bi teşekkür bile etmez misin. düşünmez misin hiç bu adam bana bunca serveti verdi acaba benden ne karşılık bekliyordur diye sormaz mısın.adam da dese ki sana onca hediyeme karşılık senden sadece teşekkür bekliyorum dese. birde dese ki yalnız sana onca malı mülkü verdim ama sen bunları düzgün kullan olur mu arabayı dikkatli sür, parayı idareli harca ,onca malı eğer benim istediğim şekilde kullanmazsan bak senin için olumsuz sonuçlar doğabilir dese o yüzden sana bu verdiklerimin hepsini en iyi şekilde kullanman için bide kitap veriyorum bu kitabı iyi oku da bunca servet en önemliside sen hepa olma çünkü ben bunca hediyeyi seni sevdiğim için veriyorum ama sende verdiğim kitaba uymazsan zarar görürsün dese sen ne yaparsın o kitabı tanımıyorum mu dersin onca hediyeye karşılık.yoksa ver bi bakıyım mı dersin.

  114. mehmet06 says:

    bülent sana biri gelse gözlerini ver sana dünyalar kadar altın elmas veriyim dese verirmisin.sence nedir bu bedenin teşekkürü. bi parmağın karşılığında ister misin bi oda dolusu altını .allah sadece bedenimizi bile vermekle o kadar çok nimet vermişki.aldığımız her nefes için bile her saniye şükretsek yetmez..sözün kısası sen o kitaba bir kere olsun ön yargısız tarafsız,acaba ne diyor diye bir bak,zaten sen allaha inanıyorsun rabine de ki rabbim beni doğruya ulaştır.sana nasıl teşekkür edecem onu bilmek istiyorum de,sana yakın olmak istiyorum de,ne cennete girmek için nede cehennemden kurtulmak için değil, sadece ama sadece senin beni sevmen için benden razı olmanı istiyorum.bunu benden esirgeme de bak işte o zaman doğru ne ise sana onu verecektir rabbinin gücüne inanıyorsan seni doğruya ulaştıracağına da inan.

  115. mehmet06 says:

    bülent ayetleri nerden bakıpta yorumluyorsun çok merak ediyorum.ben yaklaşık 20 yıldır rabbimin ayetlerini okuyorum ,öğrenmek için tefsir meal çalışıyorum senin yukarda yazdığına hiç denk gelmedim.benim kitabımın ilk sözü oku dur sende oku öğren

  116. mehmet06 says:

    : Ey Muhammed! Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye, eşini bırakma, Allah’tan sakın diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kesince onu seninle evlendirdik ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlara evlenmek konusunda mü’minlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah’ın buyruğu yerine gelecektir azhap 37

  117. mehmet06 says:

    Kur’an metnine, sahih rivayetlere ve genel ilkelere göre tespit edildiğinde olayın gerçek öyküsü şöyledir: Hz. Zeyneb Hz. Peygamber’le evlenmeyi arzu ediyordu, mehir bile istemeksizin onun eşi olmayı teklif etmişti. Yakın akraba oldukları için örtünme emri gelmeden önce Peygamberimiz Zeyneb’i sık sık görüyor ve her yönüyle tanıyordu, çekici bir kadın olmasına rağmen bu teklifi kabul etmedi. Aradan zaman geçmiş, yukarıda sözü edilen sosyal değişimin perçinlenmesine sıra gelmişti. Bu uygulama için uygun bir örnek olarak Zeyneb, pek de istekli olmamakla beraber, Resûlullah’ın tebliğ ettiği emre uydu, köle olarak Hz. Peygamber’e verildiği halde onun ve Allah’ın müstesna lütuflarına mazhar olan Hz. Zeyd ile evlendi. Bu evlilik bir yıldan biraz fazla sürdü. Sosyal değerler ve örfe dayalı duygular kısa zamanda değişmediği için Hz. Zeyneb kocasını küçük görüyor, ona karşı sert ve kırıcı davranıyordu. Zeyd’in de kafasından onu boşamak geçiyor, fakat kendilerini Peygamber evlendirdiği için bunu yapamıyordu. Bu esnada Allah Teâlâ Peygamberi’ne, Hz. Zeyneb’in boşanacağını ve kendisinin eşi olacağını bildirmişti. Çok geçmeden Zeyd, boşama niyetini açmak üzere Hz. Peygamber’e geldi, Zeyneb’den şikâyette bulundu, boşamak istediğini açıkladı. Hz. Peygamber, özel bilgisine göre değil, genel, objektif hukuk ve ahlâk kurallarına göre davranarak, bu arada halkın, özellikle münafıkların, “evlâtlığın boşadığı eş ile evlenme” konusunu kötüye kullanıp dedikodu yapmalarından da çekinerek Hz. Zeyd’e, eşini boşamamasını tavsiye etti. Buna rağmen Hz. Zeyd esini boşadı. Dul kalan Hz. Zeyneb önemli bir inkılâbın yerleşmesinde fedakârca rol aldığı için ödüllendirilmeyi hak etmişti. Allah ona dünyada bu ödülü, Peygamber eşi olma şerefine nâil kılarak vermeyi murad etti. Muradını Peygamber’ine bildirdi, o da emri yerine getirdi.

    Ayette geçen “saklama” ve “çekinme”nin mâkul açıklamaları vardır. İleride Hz. Zeyneb’in boşanacağı ve Hz. Peygamber’in eşi olacağı bilgisi, Allah’ın ona verdiği bir sırdı, nasıl olsa zamanı gelince açıklanacaktı. Bunun önceden açıklamasının birçok sakıncası da vardı. Bu sebeple “Allah’ın ileride açıklayacağı bir şeyi gizliyordun” cümlesi bir kınama değil vakıanın ifadesidir.

  118. mehmet06 says:

    Hz. Muhammed(a.s.m)’in içinde sakladığı neydi? Ayetin sibak ve siyakından öyle anlaşılıyor ki, Hz. Muhammed(a.s.m); “Allah tarafından zeynep’in kendisiyle nikahlandırılacağı” bilgisine sahipti ve bunu içinde saklıyordu.

    b. Hz. Peygamberin(a.s.m)’in bu bilgiyi içinde saklaması, Allah’ın emrine aykırı mıydı? Elbette aykırı değildi. Çünkü, Allah “kendisine mutlaka onunla evleneceksin” diye bir vahiy indirmemiştir. Bu bilgi, bir ilham, bir rüya sonucu da olabilir. Hatta bizzat Cebrail tarafından bu bilgi verilmiş olsa bile, Hz. Peygamber(a.s.m)’in bu bilgiyi bir müddet içinde saklamasının dinî, aklî, ahlakî hiçbir sakıncası yoktur. Çünkü, alınan bilgide Zeynep”le bir gün evleneceği söz konusu ise de, bu evliliğin zamanı belirtilmemiş ve “derhal evleneceksin!” gibi bir emir de söz konusu olmamıştır. Çünkü, böyle bir emrin olduğunu düşünmek, her şeyden önce Allah’a karşı bir saygısızlıktır. Henüz başkasının nikahlı karısı olan bir kadınla peygamberini evlendirmekle zorlaması anlamına gelen böyle bir emir ve hükmün varlığını düşünmek, ne dine, ne de imana sığar bir tarafı vardır

  119. mehmet06 says:

    bülent senin fantastik senaryo(haşa) dediğin kuran rabbinin katından indirilmesi sana göre imkansız mı yada tevrata baktın mı hiç kuranı kerime benzer ayetler hiç dikkatini çekmedimi.iki kitabı kıyasladın mı hiç.yoksa tevrat da mı uyduruldu.tamam tahrif edilmiş bile olsa bi müslüman tevratı okuyunca kurana benzediğini görebilir.kurana inanmayan bir yahudi diyor ki kuran yanlış.çünkü diyor dünya kuranda 6 günde yaratıldı yazıyor ama diyor tevratta da allah 6 günde yarattı fakat 7.gün dinlendi ama dinlendiği bilgisi kuranda yazmıyor diyor o yüzden kuran eksik diyor.bilmiyor ki allahın sübhan olduğunu ,bilmiyor ki allahın noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu.allahı kendi gibi aciz varlık olarak görüyor.çünkü tevrat orjinalliğini koruyamamıştır.madem kuranı inceliyorsun bir tane ayet göster rabbimizi aciz gösteren.

    (44-46) Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.

  120. bulent says:

    Tevrata baktım tabiki. Kurana benzeyen cok sey var
    Kuran tevrata benziyor diye ilahi olduğuna inanmak doğru mu sizce?
    Ben size eski mısırlıların hikayelerini anlatan bir kitap önereyim
    ÖLÜLER KİTABI

    Sakın özellikle cennet cehnnem ile ilgili yazılanları görüp
    Kurandan tevrattan kopyalayıp yazmışlar demeyin
    Kurandan da tevrattan de binlerce yıl önce yazılmış !!

    İlahi de sanmayın İNSAN ÜRÜNÜDÜR.

    Not “bunca nimeti veren rabbin senden teşekkür etmeni istemesi çok mu”
    diyerekte bir kitabın ilahi olduğuna inanamazsınız

    “Ancak ben kuran okurken şu ayetler beni o kadar etkiledi ki ”
    bunu bir insanın yazamayacağını anladım. dediğiniz tek bir ayet söylerseniz çok sevinirim.
    Sizi anlayabilmem kolaylaşır.

    Saygılar

  121. mehmet06 says:

    “Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sure getirin, eğer iddianızda doğru iseniz Allah’tan başka şahitlerinizi de çağırın. Bunu yapamazsanız -ki elbette yapamayacaksınız-, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş, inkârcılar için hazırlanmıştır.” (2:23-24)

    «Surat astı ve döndü. Kör geldi diye. Ne bilirsin, belki o arınacak. Yahut öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacak. Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmasından sana ne? Fakat koşarak sana gelen, korkarak gelmişken sen onunla ilgilenmiyorsun.» (80/Abese, 1-10)

  122. mehmet06 says:

    Mekke’de inmiştir, 42 (kırkiki) âyettir. Adını, “yüzünü ekşitti, buruşturdu” anlamına gelen ilk kelimesinden almıştır. Bu sûrenin iniş sebebiyle ilgili olarak şöyle bir hadise nakledilmiştir: Efendimiz; Velîd, Ümeyye b. Halef, Utbe b. Rabîa gibi Kureyş’in ileri gelenlerine İslâm’ı anlattığı bir sırada âmâ olan Abdullah b. Ümmü Mektum gelir ve “Yâ Resûlallah! Allah’ın sana öğrettiklerinden bana da öğret” der. O esnada Resûlullah (a. s.) cevap vermez. Çünkü Kureyş’in bu ileri gelen kimseleri, zaten kendilerine özel muamele edilmesini istiyorlardı. Efendimiz onları gücendirmek istemedi. Abdullah tekrar seslenince elinde olmayarak yüz hatları değişti. Bu esnada onlar kalkıp gittiler. Biraz sonra bu âyetler geldi. Resûlullah’ın bazı davranışlarını tenkit ve onu ikaz mahiyetinde gelen bu ve benzeri âyetler, onun hak peygamber olduğuna en büyük delildir. Zira hiç kimse kendisini bu şekilde tenkit etmez.

  123. bulent says:

    Hiçkimse kendini tenkit etmez mi?
    Hak peygamber olmasına inanmanın en büyük delili bu mu yani?

  124. bulent says:

    Allahın kanununda değişiklik olurmu?
    olabilir
    Bakara/106 Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah’ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?
    olamaz
    Fetih/23 Allah’ın öteden beri işleyip duran kanunu (budur). Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

    Sizce bu çelişki değil mi?

  125. bulent says:

    Kötülük Allahtan mı gelir?

    Allahtan gelir diyen ayet
    Nisa -78. Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: Bu Allah’tandır derler, bir kötülüğe uğrarlarsa bu, senin tarafındandır derler. De ki: Hepsi Allah’tandır. Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?

    Allahtan gelmez diyen ayet
    Nisa-79. Sana ne iyilik gelirse Allahtandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.

  126. bulent says:

    4- Müslüman olmayanlar cennete girebilir mi?
    GİREBİLİR diyen ayetlerden bir tanesi

    Bakara-62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allaha ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku ve üzüntü yoktur.

    GİREMEZ diyen ayetlerden bir tanesi

    Beyyine/6 Şüphesiz, inkâr eden kitap ehli ile Allah’a ortak koşanlar, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratıkların en kötüsüdürler.
    Ali İmran-85. Kim İslamdan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

  127. bulent says:

    İblis melek midir, cin midir?

    MELEKTİR Diyen ayetler
    Taha/116 Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de, İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.
    İsra/61 Meleklere: “Adem’e secde edin” demiştik, İblis’ten başka hepsi secde etmiş, o ise: “çamurdan yarattığına mı secde edeceğim?” demişti.
    Bakara/34 Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.
    Araf/11 And olsun ki, sizi yarattık, sonra şekil verdik, sonra meleklere, “Adem’e secde edin” dedik; İblis’ten başka hepsi secde etti, o secde edenlerden olmadı.

    CİNDİR Diyen ayet
    Kehf/50 Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!

    Burada da mı herşey normal görüüyor size?

  128. bulent says:

    Önce gök mü, yoksa yer mi yaratılıp “döşendi”?

    ilk önce gök sonra yer
    Naziat/27-28-29-30 Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltti, düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı. Ondan sonra da yeri döşedi.

    ilk önce yer sonra gök
    Bakara/29 O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O, her şeyi hakkıyla bilendir.

    Yaratan sıralamayı şaşırmazdı bence!!

    • bilal says:

      bulent ! ÖNCE GÖK MÜ,YOKSA YER Mİ YARATILIP ” DÖŞENDİ”? İDDİANIZA CEVAP:
      NAZİAT SURESİ AYET: 27-30: ” ءأنتم أشد خلقا ام السماء بنيها رفع سمكها فسويها وأغطش ليلها وأخرج ضحيها
      والارض بعد ذلك دحيها ” Sizi yaratmak mı daha güç,yoksa göğü yaratmak mı ?……” والارض بعد ذلك
      دحيها ” Ondan sonra (var olan) arzı,söbüleştirdi. (elipsoit yapıya koydu.) Arapça da ” دحيها ”
      söbüleştirdi,anlamında olup,bu kelimenin yaratmakla hiç ilgisi yoktur.Arapça da ” خلقها ” yarattı
      anlamındadır.Beyzavi tefsirinde de geçtiği gibi,” دحي ” kelimesi söbü anlamındadır. Çünkü arap-
      çada deve kuşu yumurtasına da ”دحي ” denir.yani dünya deve kuşu yumurtası gibi elipsoitir.
      Veya,” ondan sonra arzı,(güneş etrafında elipsoit bir daireye yerleştirdi.) Yani,bu ayete,dünya-
      nın yaratılışından değil,yaşam için elverişli hale getirilmesinden söz ediliyor.Bu ayete,gökten
      sonra dünyayı yarattı, diye en ufak bir işaret yoktur.
      BAKARA SURESİ 29.AYET: ” هوالذي خلق لكم ما في الارض جميعا ثم استوي الي السماء فسويهن سبع سماوات الخ
      ” O yerde ne varsa hepsini,( yaşam için gerekli olan her maddeyi ) sizin için yarattı.Sonra,
      (mevcut olan ) semaya yöneldi. Ve onu yedi sema olarak düzenledi. Bu ayetin başında,arzın
      yaratılışından değil,dünya gezegeninde yaşam için gerekli olan maddelerin yaratılışından söz
      ediyor.yani var olan dünyayı yaşınır hale getiriliyor.Ayetin son cümlesinde ”ثم استوي الي السماء
      فسويهن سبع سماوات الخ ” ….Sonra,( var olan) göğe yöneldi ve onu yedi sema (yedi manyetik alan
      olarak ) düzenledi.Bura da, göğün yaratılmasından değil,yedi sema olarak düzenlenmesinden
      söz ediliyor.”Semaye yöneldi ” ifadesi ile semanın o zaman mevcut olduğunu,ancak yedi kat-
      man ( yedi manyetik alan ) durumunda olamdığını,bu yönelmesinden sonra yedi sema olarak
      düzenlendiğini belirtiliyor.Bu BAKARA suresinin ayetinde de,ne önce dünya,ne de sonra sema-
      yaratılışından söz ediliyor.NAZİAT SURESİ 27-30 ile BAKARA SURESİ 29.AYETLER ARASIN-
      DA EN UFAK BİR ÇELİŞKİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. KUR’AN-IN MASJINI ANLAMAKTAN
      ACİZ OLANLARIN BEYNİNDE ÇELİŞKİ VARDIR.ÇÜNKÜ,KIT ALGILAYIŞA SAHİPTİRLER:
      EVET KUR’AN’A GÖRE; Bütün evren,(dünya, güneş.ve gök cisimleri ) birlikte,big bang sonucu
      olarak yratılmıştır. ENBİYA SURESİ 30.AYET,Evrenin tümü, birlikte yaratıldına vurgu yapmak-
      tadır.’ AYET ŞÖYLEDİR: ”اولم يرالذين كفروا ان السماوات والارض كانتا رتقا ففتقنهما الخ
      ” İnkar edenler,göklerle (gök cisimleri ) yer bitişik iken ( bir gaz kütlesi halinde iken) bizim,onları
      birbirinden kopardığımızı………görüp düşünmediler mi ? Bu ayete göre, önceleri evrenin bütün
      cisimleri,bir bütün halinde iken (( ”..وهي دخان ” gaz ve enerji kütlesi halide iken )) sonradan,ani ve
      şiddetli bir patlama sonucu evrenin bütün cisimleri oluşmaya başlamıştır.Yani ”Big Bang” olayı ile
      evren bugünkü duruma gelmiştir.Bu teoriyi,ilk defa ortaya koyanlar ”Lemaitre, Huble,G. Gamov,
      penzios ve Wilson,Rus kozmolog ve matematikçi Alexander Freidmann ” olarak görüyoruz.
      1400 SENE ÖNCE HEM KUR’AN-IN VE HEMDE BGÜNGÜ MÜSBET İLMİMİZİN SÖYLEDİĞİ
      ŞEY AYNIDIR: BİLİM; KUR’AN-IN 1400 SENE ÖNCE SÖYLEDİĞİNİ YENİ KEŞFEDİYOR:
      O GÜN,BİZİM GİBİ BİR BEŞER OLAN,Hz.MUHAMMED’İN KENDİLİĞİNDEN BU AYETLERİ
      SÖYLESİ ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİ. KUR’AN;EVERİN YARTAN VE HER ŞEYİ BİLEN YÜCE
      ALLAH’IN KİTABIDIR. ÖZET OLARAK; İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ BU AYETLER ARASINDA HİÇ
      BİR ÇELİŞKİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. EVRENİN BÜTÜN CİSİMLERİ BİRLİKTE OLUŞMAYA
      BAŞLMIŞTIR. KUR’AN-I KIT ALGILAYIŞINIZLA YALNIŞ YORUMLAMAYIN! SAYGILAR.

      • Syra says:

        Sayın Bilal,
        Deve kuşu yumurtası görmediğiniz belli oluyor. Aşağıdaki linkte nasıl yer yüzünün şekline benzediğini görebilirsiniz. Lütfen bu kelime oyunlarını, alakasız benzetmeleri bırakın. Şarlatanlık bu olsa gerek!
        http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/14438245.asp

      • Sami says:

        Dünya üzerinde bu kadar parantezli başka bir kitap varmıdır acaba? Bu kitap o kadar anlaşılmaz o kadar muğlak ifadelerle doludur ki, belkide ortaya çıktığından beri, birbirini tutmayan sayısız tefsir, yorum, görüş, fırka ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Parantezli kitabın anlaşılması için yazılmış kitap sayısı acaba ne kadardır? Bu yüzden ortaya çıkmış, bir kaç konu dışında hiç bir konuda anlaşamayan, nerdeyse her konuda ihtilaf halinde olan mezhepler, fırkalar, cemaatler acaba ne kadardır? Namazda bile birlik yoktur. Bu kitabın yazarı, ayetleri şiirsel yazabilmek için, kafiyeleri arka arkaya sıralayabilmelmek için, anlamın kaybolmasına göz yummuş ve insanların hiç bir zaman tam olarak anlamayacağı bir miras bırakmıştır. Bu kadar muğlak kelimelerden oluşan bir kitaptan, rahatlıkla mucize çıkarılabilirsiniz, Batılıların keşfettiği bilimsel gerçeklerle kolaylıkla denkleştirebilirsiniz. Tabi batılılar bulduktan sonra.

        Müslüman alimler bu kitabı nasıl anlar ve anlatır?
        1-Hadisi şerifler.Öncelikle hemen hadis çöplüğünden bir kaç hadis bulunur ve ayate işine geldiği gibi bir anlam verilmeye çalışılır. Hadis hazinesi de öyle geniş, öyle geniştir ki, hangi görüşten olursan ol, kendine delil, dayanak bulabilirsin. :)

        2- Parantez açma yöntemi! Bu yöntem en kolayı ve en tesirli yöntemdir. İstenilen yere parantez açılabilir, hatta parantez açmayı unutarak! araya kelime sokuşturulabilir.

        3- Bu yöntem çok iş bitiricidir. Bilindiği gibi arapça, demogojiye, hileye, manipilasyona çok açık bir dildir. adı üstünde arap dilidir. Bir kelimenin onlarca anlamı vardır. ve bunlar kullanılarak kuran dan ne mucizeler, ne mucizeler çıkarılabilir. Çok zevkli ve kolaydır. Ne gerek var uğraşıp didinip buluş, icat yapmaya. Bırakın batılılar bulsun, sonra siz hemen kutsal kitabın kelimeleri arasından bununla ilgili bir şeyler bulabilirsiniz. Batılılar bulur,sonra birileri! ahmakça bir gururla göğsünü gere gere şu çümleyi sarfeder. ” Bu bizim kitabımızda zaten vardı. biz biliyorduk. Bakın bu bir mucize” :)

      • Sami says:

        Ayrıca, mucize bulucularının yazılarına dikkat edilirse, yukarda saydığım yöntemlere ek olarak, sanki allah ile görüşmüş ve ayetin ne anlatmak istediğini öğrenmiş gibi tevazudan uzak kesin ifadeler kullanarak ayetlere anlam vermeye çalışırlar.. Örnek olarak; “Bu ayette şöyle söylemek istiyor, şu ayette şunu anlatmak istiyor, burda kasdedilen bu…vs gibi.

      • bilal says:

        Syra ! Sanki kur’an’a göre, dünya tamamen tıpa tıp deve kuşunun aynısıdır,diye yazdıklarımdan
        yalnış bir anlam çıkarmışsın ! Kur’an,dünya için ” دحها ” elipsoit olarak yerleştirdi”diyor.Yoksa
        aynen deve kuşu yumurtası gibidir değil,elipsoit olarak ona bir benzerliği vardır. Bu anlam oldu-
        ğu gibi,”دحها ” Dünya gezegenini,güneş etrafında ki hareketiyle elipsoit bir daireye (yörüngeye)
        yerleştirdi,anlamı da var.Yani, dünya güneş etrafında dönerken elipsoit bir daire çizer.
        Nediye diye,deve kuşu yumurtasını bana gösteriyorsun! Bu yalnış algılayışın çok komik olmuş-
        tur.
        Sami Bey! sizde diyorsunuz ki,kur’an-ın kullandığı cümleler pek anlaşılmıyor ; Bİz insanlar,
        kur’an-ın getirdiği itikat,ahlak,ibadet ve hukuki konularıyla mükellefiz.Bu konular, net ve açıktırlar.
        Arapçayı bilen herkes bunları rahatlıkla anlayabilir.Veya meallere bakrak yine anlayabilir.Allah, bu kunularda insanları sorumlu tutar.Yoksa, herkes mutlaka kozmik ayetleri bilmekle mükelleftir,
        diye bir kaide yoktur.Bu kozmik ayetlerin açıklanması ise, herkesin işi değil,uzman ve bilim çev-
        sinin işidir.Biz de,kur’an-ın arapça orjinal metnini bildiğimiz için,bilimsel görüşlerle karşılaştırıyo-
        ruz ve görüyoruz ki,bugünkü bilimin söylediği şey ile 1400 sene önce kur’an-ın söylediği şey,
        aynıdır. Bak iddia ediyorum;ateist olmanla birlikte,arapça dil gramerini iyice öğrendikten sonra
        kur’an-ın kozmik ayetlerini art niyetsiz incelersen,1400 sene önce inen kur’an-ın bu kozmik ayet-
        lerinin bugünkü müsbet ilimle uyumlu olduğunu,hatta bilime ışık tuttuğunu göreceksin.
        Şunu diye bilirsiniz;Bizden öncekiler,müfessirler bunları niye söylememişler ? Sadece iki ayetten
        örnek vereyim; ANKEBUT SURSİ 22.AYET: ”وما أنتم بمعجزين في الارض ولا في السماء ”
        Aynen arapça çevirisini veriyorum.” Siz ne yer yüzünde ne de gökte (Allah’ı) aciz bırakamazsı-
        nız.” Bu neyi ifade ediyor ? insan yeryüzünde yaşadığı gibi,göğede ( uzaya) çıkabilir,ama her
        iki yerde de Allah’ı aciz bırakamaz”.ifadesi ile insanın uzaya gidebileceiğine vurgu yapılıyor.
        2. YUSUF SURESİ 105.AYET: ”وكأي من اية في السماوات وفي الارض يمرون عليها وهم عنها معرضون
        Yorumsuz ve sadece arapça matninin mealini veriyor. ” Göklerde ve yerde nice (Allah’ın) belge-
        leri vardır ki,yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirip geçecekler.” يمورون ” fiili muzari olup
        ayetin indiği dönemden sonraki ki dönemleri ( yani geleceği) ifade ediyor. Bu iki ayetle insanın
        uzaya gidebileceğinin ifadesi açıktır. Ama,insanlar uzaya gitmeden önece,bu tür şeylere ne
        inanıyordu,nede ihtimal verebiliyordu.Bazı bilim adamlarının dşında yüz sene önce de durum
        böyle idi. Kur’an-ı yorumlayanlar bile,böyle bir durumun söz konusu olacağına anlam veremiyor-
        dular.Başkalara nasıl anlatacaklardı ? Eğer o gün,müfessirler,işte kur’an’a göre insan uzaya
        gidebilecek diye yorumda bulunsaydılar. (haşa,) kur’an bir hehanet ve fal kitabıdır,diyeceklerdi.
        Kur’an-ı inkar edeceklerdi. Bu durumla karşılaşmamak için,es geçip,tevillere baş vurmuşlardır..
        1500-1700 li yıllarda Ortaçağ Avrupasında yaşamış olan ,Bruno,Galile ve Newton gibi bilim
        adamları,dünyamız güneş erafında döndüğünü söyelediğnide,engizisyon mahkemelerince neye
        uğradıklarını her halde biliyorsunuz; İşte,bu nedenlerle,eski müfessirlerde,kozmik ayetlerle değil,
        itikat,ahlak,ibadet,hukuk ve kıssalarla ilgili ayatlerle ilgilenmişlerdir.Bu bir hata ise,kur’an’a değil,
        bize aittir. Kur’an,öyle evrensel bir ilahi kitaptırki,1400 sene önce yaşamış ve bugün uzay çağın-
        da yaşayan insanların kültür seviyesine göre de mesajını verebiliyor.Bilim adamının koz-
        mik ayatlerden anlayacağı ile,bilgisi hiç olmayanın anlayacağı tabii ki farklı olacaktır.
        İşte kur’an bu özellikleri ile hem evrenseldir,hemde kıyamete kadar gelip geçecek bütün
        insanlara mesaj verebilme kabiliyetine haizdir. Bu da,kur’an-ın bir beşer sözü olamayaca-
        ğının açık bir göstergesidir. saygılar.

      • bulent says:

        ”Siz ne yer yüzünde ne de gökte (Allah’ı) aciz bırakamazsınız.’
        Bu neyi ifade ediyor ? …ifadesi ile insanın uzaya gidebileceğine vurgu yapılıyor” demissiniz

        bu cumleden de bu yorumu cikartmissin ya pes yani

        Siz bana turkce herhengibir kitap adi soyleyin 50 60 yil once yazilmis olsun
        bende size onerdiginiz kitaptan 50 60 yil once bilinmeyen bilimsel gerceklere
        dair sizin yaptiginiz gibi bircok kanit gostereyim.

        Bu kafa ve mantikla bakarsan telefon faturanda bile ilahi seyler bulabilirsin

      • bilal says:

        Sami Bey ! Elbette Allah,bizim anladığımğız dünya dillerinden biri ile bize hitap edecektir.
        Müteaddit ayetlerle,”افلا يعقلون =افلا يتدبرون=” Demek suretiyle,bizi araştırmaya,anlamaya,kavra-
        maya ve düşünmeye davet etmiyor mu ? Bizde,Allah’n vermiş olduğu beynimizi kullanarak
        kur’an-ı, evreni ve fizik kurallarını anlamaya,öğrenmeye ve açıklamaya çalışmak durumundayız.
        Bununla yüce Allah,insan beynini özgürce düşünmeye ve fonksiyolarını gerçekleştirmeye davet
        ediyor. Böyle olmasaydı,bu defa diyecektiniz ki,kur’an,beynimizi ve aklı melekemizi donduruyor;
        .Biz de,düşünme,anlama ve açıklama mekekemizi kullandığımızda,kur’an-ın emrine uymuş olu-
        yoruz. Kur’an daki, itikat,ahlak,ibadet ve ilahi hukukla ilgili ayetlerin dşındaki kevni ayetleri,bilgi,
        deney ve gözlemlerimizle açıklamak durumundayız. Bu konu da,kur’an-ın net mesajına ters bir
        yorum yapmadıktan sonra hiç bir mesuliyet söz konusu değildir. Zaten biz müslümanlar olarak,
        her şeyi kesin bilen,yüce Allah olduğuna inanıyoruz. Biz insanlar, bilgi ve yorumlarımızla yanıla-
        biliriz.Kesin bilgi ise,evreni yaratan ve icat edene mahsustur.KUR’AN-IN bu kevni ayetleri yorum-
        larken,ayetin anlam taşımadığı bir durumdan hassasiyetle kaçınmaya çalışıyoruz .Çünkü biz,
        yarın ( ahirete ) Allah’a hesap verecğimize yürekten inanıyoruz.Bu nedenle,hassas davranıyo-
        ruz. ,Allah’a hesap vereceğine inanmayanlar bu konuda bize fikir vermeye hakları yoktur.
        Biz mucize bulmayı değil,kur’an-ın hakikatını anlamaya ve öğrenmeye çalışıyoruz.Zaten her şey
        bir mücizedir.En basit bir sineğin,yaratılışı bile,milyarca bilgisayarların icadından daha mucizeli-
        değil midir?.Bilim adamlarımız,bilgisayarları icat edebilirler,ama bir sivri sineği icat edemezler.
        ölünce de onu canlandıramazlar.EVREN,her şeyisi ile mucizedir.Bilgisayarın bir mücidi,üreticisi
        varsa,bu evrenin de mücit ve yaratıcısı vardır. Galiba,kur’an daki,bilimsel kozmik ayetler canını-
        zı çok sıkıyor. Çünkü bunlarla,iddialarınz çürümeye mahküm olmaktadır.Bu nedenle,”mucize
        bulucular” diye alay edici bir tavırla saldırıyorsunuz..Çünkü,bilimsel olarak,kur’an-ın bu kevni ayetlerine karşı vereceğiniz bir cevabınız yoktur.Alay eden acizliğini ifade eder.
        Bize; ayetler hakkında getirdiğiniz yalnış yorum ve yalnış çevirilere karşı,biz de kur’an-ın orjinal
        arapça mentine bakarak anlamı,şöyledir veya böyledir diye açıklama hakkımız vardır.Yoksa bu
        hakkımızı da bizden almak mı istiyorsunuz ? El insaf İ Biz,size cevap vermeyince ;Bakınız müs-
        lümanların verecekleri cevapları yoktur diyorsunuz.Ayetlerin orjinal metnine bakarak cevap verdi-
        diğimizde de,manıtıksal bir cevabınız kalmayınca bu defa alay edici uslupla saldırıyosunz.
        Çünkü gayeniz hiç bir zaman gerçeği bulmak değildir. BAKINIZ ! Yine iddia ediyorum; ateist
        olmanızla birlikte, iyice arapça dil gıramerini öğrendikten sonra, söz konusu ayetlerin orjinal met-
        ninin yorum ve açıklamasını vicdanınıza havale etmeye razıyım. O zaman hakikatları görüp kur’an-ı haklı bulacaksınız. Saygılarımla.

      • Sami says:

        Sayın Bilal,
        Müslüman olmayanların emeklerini kullanarak islam propagandası yapmak zavallılıktır, ucuzluktur, hilekarlıktır, bedavacılıktır. Bilim ve teknolojide müslümanların %1 emeği ve katkısı olsa eyvallah deriz. Hiç emek vermeden kelime oyunlarıyla, bir takım cümleleri yakıştırarak, benzeterek propaganda yapmak, zannettiğiniz gibi akletmek değildir. Yattığınız yerden kalkın da insanlık ve canlılar için bir araştırma yapın,buluş yapın.Mesela bir hastalığın tedavisi için bir çalışma, araştırma yapın. işte aklını kullanmak, özgürce düşünmek budur.Kuranın kelimelerinden anlam çıkarıp durmak özgür düşünce değildir. Müslümanlar bunu 1400 yıldır yapıorlar ve sonuç ortada. Ne yazk ki siz içinde bulunduğunuz zavallı halin farkında değilsiniz.

  129. bulent says:

    Ganimetlerin tamamı mı yoksa 1/5i mi?

    Ganimetlerin tamamı Allahın ve peygamberindir

    Enfal-1. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: Ganimetler, Allaha ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer müminler iseniz Allaha karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.

    ganimetlerin beşte biri Allahın ve peygamberindir
    Enfal-41. Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir.

    Burada bir fikir değiştirme var sanki!

    • bilal says:

      bulent !…” gökte de Allah’ı aciz bırakamazsınız ” biraz mantıklı düşünürsen,1400 sene önce
      inen bu ayetin insanın uzaya gidebileceğine işaret etmiyor mu ? Eğer insan,uzaya gideme-
      meyecek durumda olsaydı,”gökte de Allah’ı aciz bırakamazsınız ” ifadesi kullanılmayacaktı.
      1400 sene önce bir beşerin ( hz.Muhammed’in ) bu ayeti söylemesi asla mümkün değildir.
      Bu kur’an,evreni ve her şeyi,geçmiş ve geleceği bilen yüce Yaratıcının kitabıdır. Ama anlamak
      ve inanmak istemiyorsunuz. Ne diyelim ! Allah hidayet eylesin. Saygılar.

    • bilal says:

      bulent ! ” ENFAL SURSİNDE BİR FİKİR DEĞİŞTİRME VAR SANKİ ” İDDİNIZA CEVAP:
      ENFAL SURESİ 1. AYETTE; Toplanan ganimetlerin genel durumu ve nereye gireceğinin sorusu
      sorulmaktadır. Cevabı ise şöyledir; ”يسألونك عن الانفال قل الانفال لله والرسول الخ ” Sana ganimetleri soru-
      yorlar. De ki:ganimetler,Allah ve Resulüne aittir. ( topluma aittir,devletin bütçesine girecek ) Bu
      ayette,ganimetlerin tümü nereye gireceğinin hükmü sorulmakta,cevap ise,toplumun bütçesine
      ait olduğunun hükmü açıklanmaktadır. Yani taksimat yapılmadan ganimetlerin genel hükmü açık-
      lanıyor.Bütün ganimetler,toplumundur. ENFAL SURESİ 41.AYETTE İSE; Bütçede toplanan ga-
      nimetlerin beşte birinin nereye dağıtılacağının hükmü belirtiliyor. Yani bütçede toplanan ganimet-
      lerin beşte biri,peygamberin akrabalarına, ( Çünkü onlara bütçede toplanan zekatten bir pay ve-
      rilmiyordu ) yetimlere,yoksullara ve yolculara dağıtılacağının hükmü belirtilmektedir.
      1. Ayette ganimetlerin genel hükmü,41.ayette ise,beşte birinin nereye dağıtılacağının hükmü
      bulunuyor.ALLAH AŞKINA; BUNUN NERESİNDE FİKİR DEĞİŞTİRME VAR ? VEYA ÇELİŞKİ
      VAR ? Kur’an-ı hiç anlamadığınız bellidir. Lütfen saçma sapan yorumlar yapmayınız.!
      2. SORUNUZ: SALAT : EHZAP SURESİ AYET 56 : ” Allah ve melekleri peygambere salat (rah-
      met ) okuyorlar. Ey iman edenler! sizde peygambere salat ve selam getiriniz ( rahmet dileyiniz )
      Allah’ın peygambere salat getirmesi,ona rahmet etmesi ve okuması demektir.Allah, mü’minlere de
      sizde ona selat ve selam getiriniz ( ona rahmet ve esenlik dileyiniz ) demektedir. Burada yüce
      Allah,mü’minlere şöyle bir mesaj veriyor; Bir kulun Allah katında konumu ne olursa olsun,(pey-
      gamber dahil) onun duaya ihtiyacı vardır.Yüce Allah bize,ey mü’minler ! sakın, Allah peygambe-
      rini affetmiştir ve duaya ihtiyacı kalmamıştır gibi,yalnış bir firkir ve inanca kapılmayın,mesajını
      vermektedir. Bu mesajı niçin bize veriyor ? Hani hıristiyanlar,hz.İsa’yı öyle yüceltiler ki,onu da
      haşa Allah’ın oğlu ve ikinci ilah konumuna getirdiler ya ! Bununla; yüce Allah bize,peygamberi-
      nin konumu ne olursa olsun, O da sizin gibi Allah’ın bir kulu olduğunu ve sizin duanıza ihtiyac
      duyduğunun mesajını veriyor. Yüce Allah,ona daima bir kul gözü ile bakmamızı istemektedir.
      Bunda anormal bir durum mu var ? Kur’an-ın mesajını bilmeden, kıt algılayışınızla yorum yapı-
      yosunz; Bari sizi büyük bir müfessir olarak ilan edelim,olmaz mı ? Saygılar.

    • bilal says:

      Sami Bey! BİLİM VE TEKNOLOJİDE MÜSLÜMANLARIN YÜZDE BİR BİLE EMEĞİ YOKTUR Dİ-
      YORSUNUZ ! BELİDİR Kİ BİLİM TARİHİNDEN HİÇ HABERİN YOKTUR: İDDİANIZA CEVAP:
      1- 1095-1272 yıllarında İslam ülkelerine, karanlık çağını yaşayan aç ve yoksul Avrupalıların ger-
      çekleştirmiş oldukları ” Haçlı Seferlerinnin” neden ve sonuçlarını hiç araştırdın mı ?
      Arştırmasın! Bu nedenle; sadece bir kaç tanesini yazayım : NEDENLER : 1- Avrupanın içinde
      bulunduğu yoksulluk; bu durum,avrupalı insanları doğunun ( islam ülkelerinin) refah ve zenginli-
      ğine sevk etmiştir. 2-Avrupalıların doğunun zenginliklerini ele geçirmek istemesi…….vs…….
      EKONOMİK SONUÇLAR: 1- Avrupalılar,müslümanlardan dokuma,cam ve deri işleme sanatını
      öğrendiler.2- İslam ülkeleri,bu ” Haçlı Seferler ” sonucunda büyük ekonomik zara gördüler…..vs.
      TEKNİK SONUÇLAR: 1- Avrupa pusula,barut,kağıt ve matbaanın yanında müslümanlar sayesin-
      de matematikle de tanıştılar.2- İslam bilgini El-HAREZMİ’nin özellikle ”Cebir” üzerine esrleri Av-
      rupaya götürülmüş ve bu sayede Vrupalılar,ikinci dereceden denklemleri nasıl çözmeleri gör-
      müşler. KAYNAK:Runciman,Steven : Nikolas Jaspert. MÜSLÜMAN BİLİM ADAMLARININ BİLİ-
      ME BAZI KATKILARINI YAZACAĞIM: 1-İlk Kağıt fab.ni kuran İbn Fazl.2-Kızamık ve çiçek has-
      talığını keşfeden,Er-Razı.3-Mikrobu ilk tanımlayan Akşemseddin.4-Cüzzamı bulan İbn Cessar,
      5-Vebanın bulaşıcı olduğunu bulan İbni Hatip.6-Vrem mikrobunu bulan Kambur Vesim.7-Retina
      tabakasını bulan İbni Rüşd.8-Küçük kan dolaşımını bulan İbn Ennefis.9-Trigonimetreyi ilk bulan
      El-Battani.10-Tanjant,kotanjant ve kosekantı ilk bulan Ebul Vefa.11-Binom formulunu bulan Ömer
      El-Hayyan.12-İlk difransiyel kitabını yazan Sabit Bin Kurra.13-İlk usturlabı yapam Ez-Zerkalı.
      14-Dünyanın döndüğünü ilk keşfeden El-Biruni.15-Dünyanın çevresini ilk ölçen Musa.16-ilk oto-
      matik kontrol sistemleri tasarlayan A.Bin musa.17-Sibernetiği ilk kuran El-Gezeri.18-ilk optik te-
      mellerini İbn Haysem.19-Sesin fiziki açıklamasını ilk yapan El-farabi.20-Kendi zamanındaki yön-
      temle ilk uçağı yapan Ebu Firnas.21.Yer çekimini ilk bulan Er-Razı.22-Maddelerin özgül ağırlığı-
      ilk hesaplayan El-Hazini.23-Atomun parçalanabileceğini ilk bulan Cabir İbn Hayyan.24-İlk kimya
      laboratuarını kuran El-Cabir……..VS….. Sami Bey! bütün bunları,hiçe saymak çok vicdansızlık
      değil mi ? Ben Bunları yazmazdım.Ama artık Pes detittın ;
      MÜSLÜMANLRIN GERİLME SEBEPLERİ : 1- Emevilerden beri,kur’an-nı (islam hukuku) Yürür-
      lükten kaldırılması. 2- Haçlı Seferler.3-İkinci dünya savaşına kadar,neredeyse bütün islam ülke-
      lerinin emperyalist Fransa,ingiltere ve diğer ülkelerin işgali altında olması ve bunlar tarafından
      sömürülmesi.Fas’a,Tunus’a,Cezayir’e,Sudan’a,Libya’ya,Mısır’a,Ürdün’e Vs.ye gidin bakın halen
      onlar,söz konusu sömürgeci ülkelerin kültürü altındalar. Şu an bile başta S.Arabistan olmak üze-
      re halkı müslüman olan ülkelerin çoğu, resmen değilse de yine bil fiil sömürgeci güçler tarafın-
      yönetilmektedirler. Bu durumda olan ülkelerin gelişmesi,ilerlemesi mümkün değildir. TEKRAR
      EDİYORUM; EMEVİLERDEN BU YANA HİÇ BİR ÜLKEDE,KUR’AN HUKUKU ( İslam Hukuku)
      YÜRÜRLÜKTE OLMAMIŞTIR:BUGÜN BU ÜLKELERİN HİÇ BİRİNDE KUR’AN HUKUKU YOK-
      TUR. SAYDIĞIM BU KAÇ NENENLERDEN DOLAYI İSLAM ÜLKELERİ BUGÜN GERİ KALMA-
      YA MAHKÜM BIRAKILMIŞTIR. BU GERİ KALMIŞLAĞIN SEBEBİ KUR’AN VE İSLAM DEĞİL,
      BİLAKİS İSLAMIN GERÇEK ÖZÜNDEN UZAK KALIŞLARIDIR: SAYGILAR.

      • devart says:

        Sayın bilal;
        Ömer Hayyam’ı müslüman bilim adamları arasında saymanız çok manidar. Adeta sami’nin söylediklerine örnek vermiş gibi olmuşsunuz.

        Bilimin gelişmesinde, hiçbir dinin en ufak bir pozitif etkisi yoktur. Aksine çoğu zaman bilimsel gelişmeler, din adı altında baltalamıştır. Tüm bilimsel keşifler dindarların değil, aklı hür, vicdanı hürlerin esereridir.

        “Hayatta her şey için, maddiyat için, maneviyat için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim dışında mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir.”

        Madem Hayyam dediniz, Ömer Hayyam’dan da bir alıntı yapalım:

        Varlığın sırları saklı, benden;
        Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben.
        Bizimki perde arkasında dedikodu;
        Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben

      • bilal says:

        Sayın devart ! ”Diyorsunuz ki,Ömer Bin HAYYAM’I Müslüman Bilim damları arasında saymanız
        manidardır; ” .G.Ebul Feth Ömer Bin İbrahim Hayyam 1048-1131 yıllarınada İran da ya-
        şamış şair,filozof,matematikçi ve astronom olan müslüman bir bilim adamıdır. Düşüncelerinden
        dolayı her ne kadar bazı müslüman kesimlerce eleştirilmişse de o yine Allah’a,kur’an’a ve İslama
        inanan bir zattır.Getirdiği yorumlarla dinden çıkmamış müslüman bir alimdir.Bir kesimin onu eleş- mesi hiç bir şeyi ifade etmez.Onu eliştiren kesim.onun anladığı gerçeği kavramamış olabilir.Onu
        yalnış anlayanlar var olabilir.Ama o yine müslüman bir zattır. Yoruım ve düşünceleri,onu islam-
        dan çıkarmaz.Çünkü,İslama bir bütün olarak inanan bir zattır.Onun ortaya koyduğu hakikatları
        bazı kesimler anlamamış olabilirler.Bugün imam Gazali’yi de,ibni Arabiyi’de eleştiren kesim yok-
        mu ? Bu kesim,bu gibi zatları dinden çıkaramazlar.İnancımıza göre,peygamberlerden başka,hiç
        bir insan dört dörtlük Allah’ın emirlerini yerine getirmiştir diyemeyiz.Kur’an,bize özgürce düşün-
        meyi emrediyor.Müteaddid ayetlerde ” افلا يعقلون- افلا يتدبرون ” Anlamaya, düşünmeye ve beyinlerini
        kullanmaya çalışmazlar mı ? Diye ,biz insanları özgürce düşünmeye davet ediyor. İşte bu ve bu- nun gibi islam alimleri de kur’an-ın emrine uyarak özgürce düşünmüşler.Bunların düşünceleri
        başkalarınkinden değişik ise de,islama bir bütün olarak inandıktan sonra yine müslümandırlar.

        Sayın devart ! Yine diyorsunuz ki,Bilimin gelişmesinde hiç bir dinin en ufak bir pozitif etkisi yok-
        tur.Aksine çoğu zaman bilimsel gelişmeler,din adı altında baltalanmıştır. Evet bu iddiaların di-
        ğer dinler ve özellikle hıristiyanlık için geçerlidir.Orta çağ Avrupasında bilimsel görüşlerini orta-
        ya koyan bilim adamlarının kilisenin kurduğu ” engizisyon ” mahkemelerince ateşte yakıldıkları,
        idam ve Aforoz edildikleri ve bilimsel gelişmeye engeller oluşturulduğu bir gerçektir. Ama islam
        dini için böyle durumu gösreremezsin; İslam için bu iddian geçerli değildir.Engizisyon mahke-
        meleri kuran islamı bir kurum değildir.Onu kuran hıristiyanlık kurumudur.Hiç bir bilim adamı,
        islam dünyasında bilimsel görüşleri nedeni ile böyle bir cezaya çarpılmış değildir.Bilakis islamın
        ana kaynağı olan kur’an-ı Kerim,bir çok ayetlerle,okumayı,öğrenmeyi,evreni ve fizik alemini tanı-
        mayı,özgürce düşünüp kavramayı,araştırıp hakikatı bulmayı emrediyor.Kur’an,insanın beynini,
        düşünme melekesini dondurmuyor.Bilakis beynin çalışmasını, fonksiyonlarının gerçekleştirilme-
        ni teşvik ve telkin ediyor. ÖZET OLARAK: SÖZ KONUSU İDDİAN, İSLAM DİNİ İÇİN GEÇERLİ
        DEĞİLDİR. BAŞKA DİNLER İÇİN GEÇERLİ OLABİLİR. SAYGILARIMLA.

      • devart says:

        Sayın bilal;
        Beni hiç anlamamışsınız ya da yanlış anlamışsınız. Ben diyorum ki; dinlerin tamamının bilimsel düşünce üzerinde hiçbir olumlu etkisi yoktur. Aksine, gerek engizisyon mahkemeleri, gerek evrim karşıtı yaratılışçılık, gerekse matbaa ve sanayi devrimine kayıtsız kalan zihniyet bilimsel gelişmeye tarih boyunca ve halen destek yerine köstek olmuştur.

        Bu demek değildir ki, İslamiyet veya başka bir din, felsefi olarak bilime karşıdır. Hiç bir dinin veya sosyal sistemin bilime, bilimsel gelişmeye karşı olmasından söz edilemez. Siz sanıyor musunuz ki hristiyanlık(veya cuvcuv dini) bilimi ve aklı reddeder. Böyle bir şey yok ve olması mümkün değildir.

        Hiç kimsenin, İslamın bilim karşıtı karşıtı olduğu gibi bir iddiası yok. Tabi ki Müslüman bilim adamlarının bilim tarihindeki katkıları yadsınamaz. Fakat unutmayın ki; Sümer, Mısır ve Yunan medeniyetlerinin, Hristiyan, Musevi ve Hindu bilim adamlarının da katkıları en az Müslüman bilim adamları kadar çoktur. Bu da demek oluyor ki dinlerin bilimsel düşünce üzerinde herhangi bir olumlu etkisi yoktur. Bizim karşı olduğumuz ve mücadele ettiğimiz dini düşünce değil, bilimsel keşiflere karşılık ayetleri eğip bükerek, Kuranda zaten bu vardı diyen, Ömer Hayyam Müslümandı diyen, ya da Pasteur hastalık yapan mikrop teorisini ortaya koyduğunda Akşemsettin bunu zaten söylemişti diyen mantık dışı zihniyettir.

        Bilim ve dini birbirinden ayrı düşünmeniz ve değerlendirmeniz gereklidir. Aksi halde bilimsel düşünce ile dini düşüncenin birbiriyle çatışması kaçınılmazdır ve her zaman olduğu gibi kazanan bilimsel düşünce olacaktır.

      • bilal says:

        Sayın devart ! Diyorsunuz ki,”Hayatta her şey için,maddiyat için,maneviyat için en hakiki
        mürşit ilimdir….”
        Ama bakıyorum ki,siz ateistler,ilimi mürşit edinmemişsiniz ! Bunu itiraf eden sizden biridir.
        HARVARD ÜNİVERSİTESİNDEN ünlü bir genetikçi ve açık sözlü bir evrimci olan RİCHARD
        LEWONTİN şöyle diyor. ” Bizi dünyaya materyalist bir açıklama getirmeye zorlayan şey,bilimin
        yöntemleri ve kuralları değil.Aksine materyalizme olan ” A,PRİORİ” ye olan bağlılığımızdır.
        ” a,priori ” felsefi bir terim olup,hiç bir deneysel bilgiye dayanmayan varsayımlar ve tahminlerdir.
        Buna göre,bilimsel yöntem ve kurallarla ”Tanrı”yı inkar etmek mümkün değildir.Ona göre,hem
        kendisini,hem de başkalarını materyalizmi açıklamaya zorlayan sadece ”A,PRİORİ” dır.Yani
        deneysel,bilimsel bilgye dayanmayan varsayım ve tahminlerdir. EVET:GÖRÜYORUM Kİ,SİZ
        ATEİSTLRİN MÜRŞİDİ BİLİM DEĞİL,TAHMİN VE VARSAYIMLARDIR: SAYGILAR:

  130. bulent says:

    Meleklerden peygamber olur mu?
    Olur diyen ayet

    İsra-95 De ki: Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.

    Olmaz diyen ayet
    Hac-75 Allah, meleklerden ve insanlardan peygamberler seçmiştir; şüphe yok ki Allah, duyar, görür.
    Fatır/1 Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah’a mahsustur.

    Hangisi önce indi acaba?

  131. bulent says:

    Cehennemde ne yenir sizce?

    Sadece darı dikeni yenir

    Gasiye 6 Onlar için darı dikeninden başka bir yiyecek yoktur.

    Bambaşka bir şey Zakkum yenir
    Duhan/ 42-43-44. Doğrusu (cehennemde) günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

    Sadece darı dikeni? Daha sonra menü değişmiş!!

  132. bulent says:

    Peygamberler sizce eşit mi yoksa üstün olanı var mı?

    Peygamberler eşittir diyen ayetler

    Bakara-285. Peygamber de, iman edenler de Ona indirilene inandı. Hepsi de Allaha, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. Onun peygamberlerinden hiçbirinin arasında fark görmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz ey Rabbimiz, Dönüş sanadır dediler.

    Eşit değildir diyen ayetler
    Bakara-253. İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allahın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir.

    Bu da enteresan bir durum.

  133. bulent says:

    Allahın katında bir gün, bizim dünyamızda 1000 yıl mıdır? 50 000 yıl mıdır?

    1 000 yıldır diyen ayet
    Secde 5. Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde Onun nezdine çıkar.
    Hac-47. Senden çabucak azabı getirmeni istiyorlar. Allah, asla vaadinden caymaz. Doğrusu Rabbının katında bir gün; saydıklarınızdan bin yıl gibidir.

    50 000 yıldır diyen ayet
    Mearic 4. Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.

    Buda bir muammadır?

  134. bulent says:

    Aşağıdaki ayetlerde Kuranı yazanın Muhammed olduğu açıkça belli oluyor.
    Hitap eden Allah değil, Muhammed, De ki ekini unutmuş.!!!

    Hud-2. Allahdan başkasına kulluk etmeyin. Ben size Onun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.
    Şura-10. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allaha aittir. İşte bu, Rabbim Allahtır. Yalnız Ona tevekkül ettim ve ancak Ona yöneliyorum.
    Tevbe-30. Yahudiler, Uzeyir Allahın oğlu dediler, Hıristiyanlar da Mesih Allahın oğlu, dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkara sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!
    Zariyat-51 Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size Onun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.
    Enam-114. Allahtan başka bir hakem mi arayayım ki size, her muhtaç olduğunuz şeyi bildirip açıklayan kitabı, o indirmiştir. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin Rabbin tarafından gerçek olarak indirilmiş bir kitaptır; artık şüphe edenlerden olma.

    “Allah onları kahretsin” en ilginç sözdür burada!!

  135. bulent says:

    Kuranda en saçma ayet allahın peygambee salad etmesidir

    Allah ve melekleri, Muhammede salat eder mi?

    Ahzap-56. Şüphesiz Allah ve melekleri Peygambere salat ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam edin.

  136. bulent says:

    KIBLE değişikliği de en büyük çelişkilerdendir.
    Önce KUDÜS sonra KABE

  137. bulent says:

    Bu ayette melekler mi konuşuyor?
    Zuhruf-11 O suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz.

    Suyu indiren Allahsa, ölü memleketi dirilten kim?
    Kuranı Allah gönderdiyse bu biz diyen kimler?

  138. mehmet06 says:

    Ey Muhammed! De ki: “Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur’ân’ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir.” (İSRA/88)

    O bir şair sözü değildir, siz çok az inanıyorsunuz.

    Bir kâhin sözü de değildir, ne de az düşünüyorsunuz!

    O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir. (HAKKA/41-43)

    Bu Kur’ân, Allah’dan başkası tarafından uydurulamaz, lâkin kendinden önceki kitapları tasdik eder ve o kitabı (levh-i mahfuzu) ayrıntılı olarak açıklar. Onda şüphe edilecek hiç bir şey yoktur. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. (YUNUS/37)

    “Onu o (peygamber) uydurdu” mu diyorlar? De ki; “Haydi siz de onun gibi bir sûre getirin ve Allah’dan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onu da yardıma çağırın. Eğer sözünüzde sadık iseniz (bunu yapın).
    Onlara (arzularına göre) bir âyet getirmediğin zaman, derleyip toplasaydın ya derler, sen de de ki; ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyarım, işte bütünüyle bu Kur’ân, Rabbinizden gelen basiretlerdir (kalp gözünü açacak beyanlardır), iman eden bir kavim için hidayettir, rahmettir. (A’RAF/203)

  139. bulent says:

    Hani kurandaki ALLAH herşeyi bilirdi?
    Sebe-40. O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek.

    • cihad says:

      orada melekleri sahit olarak gosteriyor ALLAHIN adaletine kim soz soyleyebilirki? orada teraziler oyle hassas olacakki kimsenin hakki kimsede kalmayacak ve her sucluya iki melek sahit gosterilecek

  140. bulent says:

    Arkadaşlar siz kendinizi Allahın kulları olarak görüyorsunuz ancak
    Muhammed böyle demiyor.
    Size KULLARIM diyor.

    Zümer-10. Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allahın arzı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.

    Zümer-53 Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Muhammed, inananlara kullarım diye sesleniyor.
    Bazıları bu hatayı örtbas edebilmek için parantez içinde DE ki yazarak sözleri Allahın sözleri içinmiş gibi kamufle etmeye çalışmışlar.
    Arapçasında ise böylr birşey yok
    Arapça bilenlerin bile açıklayamadığı,
    vardır bir hikmeti deyip geçmeleri
    KÖR bir inançtan başka ne olabilir?

  141. bulent says:

    Ben sadece rahiplerin günah çıkardığını zannederdim .
    Hele birde kiliseye bağış yapıldı mı hiç günahınız kalmaz!!

    Tevbe-103. Onların mallarından, onları günahlarından arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlara huzur verecektir.

  142. bulent says:

    Sizce kuran bilimle çelişmiyor mu?
    Öyle mi zannediyorsunuz?

    Meni nereden çıkar?
    Tarık 7 (Bu su- meni) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar.
    Tıp bilmi, testislerden diyor.

    Dünya Düzmü?
    Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Âli İmran Suresi-133)

    Yerden kastedilen dünya gezegeni olduğuna göre, dünya da uzayda diğer gök cisimlerinden bir olduğuna göre gök ile yer kadar demek anlamsız bir ifadedir. Hatta bu ifadeden yerin altta, uzayın ise üstte algılandığı anlaşılmaktadır.

    Güneşin kara çamurlu bir suya batması?
    (Kehf Suresi-86) Sonunda güneşin battığı (mağrib) yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta (Garabe) buldu, yanında bir kavim gördü.
    Ayetten; dünyayı göğün altında uçsuz bucaksız bir yer olarak gören ve göz yanılmasından dolayı güneşin dünyanın batısında bir çamur gözesine battığını sanan bir yanlış bilgiye sahip olunduğu anlaşılmaktadır.

    Her canlının çift yaratıldığı ?
    Zariyat-49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.
    Her canlı çift değildir. Bakteriler, virüsler bölünerek çoğalırlar.

    Gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımın Allahın insanları korkutma ve cezalandırma aracı olduğu?
    Rad/12-13. O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. Gök gürlemesi Ona hamd ederek tespih eder. Melekler de Onun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.

    Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip gösterilmesi.?
    Miras dağıtımındaki avl yöntemi gerektiren matematik hatası?
    Ayın yarılması?
    Denizin yarılması?
    Ölünün diriltilmesi?
    ………………………

    Hala kuran ve bilim çelişmezmi diyorsunuz?

  143. mehmet06 says:

    bülent ayetlerde hiç bir çelişki yok ben o ayetlerden senin anladığını anlamıyorum bundan emin olabilirsin.sana diyecek kelime bile bulamıyorum.o kadar saçmalamışsın ki sadece bi örnek, hayır da şer de rabbimizdendir bu dünyada biz ne yaparsak karşılığını görürüz yani sen rabbimizin istediği hayatı yaşamassan seni bela ve musibetle dener ayet bunu diyor.yani hayatının geri kalanını nasıl yaşayacağın senin elinde.kendimden örnek vereyim rabbim bana güzel bi hayat vermiş,ben hayatımı onun istediği şekilde yaşarsam emirlerine uyarsam bana vermiş olduuğu nimetlere şükredersem rızkımı arttıracağını hayatımı kolaylaştıracağını ayetlerinde bildiriyor.ama bana vermiş olduğu bu canı nankörce( tıpkı senin yaptığın gibi) şükürsüzce geçirirsem rabbimde benim hayatımı hak ettiğim gibi yani sıkıntılı dar ve musibetli yapar çünkü bunu ben istemiş oluyorum ve bu anlattığımı her müslüman bilir.biz bi tokat bile yesek kimin vurduğu önemli değil biz kim vurdu niye vurdu demeyiz ben ne yaptımda rabbim beni bunla uyardı deriz ve kendimize çekidüzen veririz yani benim başıma gelen hayırda şer de rabbimdendir ama sır işte burada bu sırrada hidayet denir SIR BENİM YAPIP EDEGELDİKLERİM TOPLAMI bilmem anlatabildim mi (gerçi sana ne desek boş demek istemiyorum keşke bişey anlasan diyorum)

  144. bulent says:

    En beğendiğim ayetlerden biri de şudur

    Rahman-22 de her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiği ( tatlı ve tuzlu sudan bahsediyor)

    Tatlı suda inci ve mercan yetişmez.
    Suni olarak inci yetiştirilse bile mercan hiç yetişmez

    Belki o zaman yetişiyordu diyebilirsiniz.
    Haklısınız ne diyeyim artık?

  145. mehmet06 says:

    bülent şimdi senin ayetlerini görelim OLUR MU.bakalım ne yazabilecen.rabbimiz yüce kitabında diyor ya eğer bu söz kul sözüyse yazın bakalım buna benzer sende yaz benzer.ben rabbimin ayetlerini okurken ister inan ister inanma ama tüğlerim diken diken olur gözlerim dolar.eğer bu kuran dağa inseydi dağın parçalacağını yani biz hakkıyla kavrayım hayatımıza idrak edemiyoruz bile,.yani sana şunu söyleyim ben ömrümün sonuna kadar secde halinde bile kalsam o sözün büyüklüğünü idrak etmiş ve uygulamış olamam.ama şuna emin ol gerçektende hidayetin ne kadar önemli olduğunu anladım çünkü bu ağır ayetleri okuyupta kim iman etmez ki derdim .ama öyle değilmiş rabbim bir ayetinin daha büyüklüğünü gösterdi.hem sana şunuda söyleyim bizi sen sadece bi araya gelmiş kelimelere mi inanıyor zannediyorsun yani biz bi yerden kelime gelmiş biz onlara kuru kuruya mı inanıyoruz sence.yok öyle bişey. ayetleri istediğin kadar tekrar et rabbim eğer isterse kalbine indirir

  146. mehmet06 says:

    Biz bu Kur’ân’ı bir dağa indirseydik, Allah’ın korkusundan onu baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri düşünsünler diye insanlara veriyoruz

  147. bulent says:

    Mehmet arkadaşım
    Ben yaratıcının tam da istediği gibi yaşıyorum.
    Aklımı kullanıyor
    vicdanımın sesini dinliyorum.

    Ve sizleri kandıran kitapların ALLAH sözü olmadığını
    örneklerle anlatmaya çalışıyorum.
    Diğer kitaplardan örnek vermedim hiç
    zaten değiştirilmiştir dediğiniz için

    Saygılar

  148. mehmet06 says:

    bülent senin ki neye benziyor biliyor musun.çölde aç susuz kalmışsın.sana suyu veriyorlar fakat sen içemiyorsun çünkü rabbim ağzını kapatmış ama sende zaten o su kötü pis diyorsun

  149. mehmet06 says:

    ayrıca sen bizi sadece 6000 küsür ayete kuru kuruya yani körü körüne inamıyor mu sanıyorsun.müslüman yaşar ayetleri.

  150. bulent says:

    Mehmet senin ki neye benziyor biliyor musun çölde aç susuz kalmışsın vaha gördüğünü zannediyorsun ona doğru koşup duruyorsun sana su yok orada serap diyorum ama nafile
    İnanıyorsun!!

  151. mehmet06 says:

    peki bülent seni bunca arayışa iten ne hiç düşündün mü.icinde sıkıntının kaynağı nedir .ruhun daralmıyormu.endişen ne ayrıca.neden rabbimin ayetlerini bu kadar inceliyorsun YOKSA SEN DOĞRUYU MU ARIYORSUN.zaten aramak da zorundasın içindeki bütün olumsuz düşüncelerin geçmesini istiyorsun değil mi.beynin ruhun berrak mı.içindeki ŞÜPHE HİÇ BİTMEYECEK DEĞİL Mİ.ACABA DEMEDİN Mİ HİÇ YA DOĞRUYSA BU AYETLER ama sonrasını düşünmek istemezsin ki. rabbine inanıyorsun.o zaman söyle rabbine sana doğru yolu göstersin.son olarak şunu bil yaşını bilmiyorum ama ömrünün sonuna kadar iman etmezsen ruhunu daraltan sıkıntıyı asla ve asla çözemessin.ayrıca okurken bu satırları( ne daralması be) dediğini duyar gibiyim

  152. mehmet06 says:

    bak biz ne kadar aciziz ki bi insanı bile inandıramıyoruz.yada sen getir ayetlerini sana inanan kaç kişi çıkacak.sen de yaz deki bu allah katından de.tıpkı geçmişte çıkmış olan yalancı peygamberler gibi.bakalım kaç kişi sana iman edecek .hem benim peygamberim yaklaşık 1400 sene önce dünyaya geldi hem okuma yazma da bilmezdi.onun yaşadığı hayatla şimdiki hayatı kıyasla.bul internetten onlarca söz.ya sen ayetleri küçümsüyorsun.tebessüm sadakadır diyen bi peygamberin ümmetiyiz biz.bu iki kelime bile yeter onun büyüklüğünü anlamak için.tebessüm sadakadır sözünün kaynağını ararken islamiyetle tanışıp müslüman oluyorlar sen kalkmış konuşuyorsun.tebessüm sadakadır sozunden ne anlıyorsun söyle.kelimelerin bir araya gelmiş cümle topluluğu olmadığını anladığın gün işte o zaman ümitlen doğru yola ulaşacağına

    • gayb`a inanan says:

      Sayin mehmet06
      Allah “yunus-57 Ey insanlar! Size Rabbinizden bir ögüt, gönüllerdekine sifa, mu’minler icin bir hidayet ve rahmet gelmistir.” ve ” Maide-3 Bugün sizin üzerinizdeki nimetimi tamamladım size din olarak İslam’ı seçtim.” diye buyurumustur.
      Bizler inaniriz arastirmalarimizi o dogrultuda yapariz, inanmayanlarda o dogrultuda.
      Bu acidan bakildiginda Kur`an biz inananlara bir nimet, digerlerine bir külfettir…
      Hani diyorum fazla cabalamasan?…

      • bilal says:

        bulent ! Diyorsunuz ki,Muhammed,”KULLARIM” demiş.Senin süper zekana hayranım; İçlerinde,bilim adamları, edebiyatçiler,üniversite öğretim görevlileri,ilahiyat prof.leri ve daha nice akademisyenin bulunduğu 1.5 milyar insan (müslüman) senin gibi düşünememiş ve kur’an-ı an- layamamıştır.Çok yazık…. ! ! KONUMUZA GEÇELİM; ZÜMER SURESİ AYET 10: قل يا عبا دالذين
        امنوا ا تقوا ربكم للذين احسنوا في هذه الدنيا حسنة الخ (Resülüm ! ) Söyle; Ey inanan kullarım! Rabbinize
        karşı gelmekten sakının.Bu dünyada (insanlara) iyilik yapanlara,(ahirete) iyilik,(mükafat) vardır..
        …….”demek suretiyle yüce Allah,kendi mesajını elçisine söyletmek ve insanlara tebliğini (mesa-
        jın duyurusunu) yaptırmak üzere ayeti gönderiyor.Ayetin başında olan قل ”Söyle ”kelimesi dahil
        hepsi,Allah’ın elçiye gönderdiği mesajın metnidir.Eğer düşündüğün gibi olsa,قل هوالله احد ”Söyle;
        O Allah, birdir.” ifadeside aynı şekilde olduğu için, bu da haşa Hz.Muhammed’e ait olurdu.
        Bak sana bir ÖRNEK vereyim,iyi düşün; Bir padişah,mesajını halkına duyurtmak için,tellalın eli-
        ne şü ilanını veriyor. ” Ey vatandaşlarım! Sizinle çok önemli bir konuyu görüşmek üzere yarın sizi sarayıma beklerim.” Tellal da,sokak sokak dolaşarak,padişahın ilanıdır diyerek,”Ey vatan-
        daşlarım !……. duyurusunu yapıyor.Peki; Bu metin ”Ey vatandaşlarım !…….sence kime aittir ?
        Metin ve ilan sahibi padişah mı ? yoksa tellal mı ? Elbette padişahtır.Tellal ise, sadece padişahın
        eline vermiş olduğu mesajın tam metnini halka duyuruyor.İşte,kur’an-ın bütün ayetlerinin metni-
        de,elçiye (peygambere) ilan ettirmek,tebliğini yaptırmak üzere,Allah kendi katında hazırlıyor ve
        ona gönderiyor.O da,gelen ayetin orjinal metnini olduğu gibi ilan ediyor. yani ” Allah’a ait olan
        ” Ey kullarım ! ………ifadesi,tebliğ ve ilan etmek üzere elçiye gönderiliyor.O da metnin aynısını
        tebliğ ediyor.Bunun neresi,Hz.Muhammed’e.ait olur?. Kendisine ve kur’an’a inanmayanlardan
        hiç biri kalkıp’da,ey Muhammed ! sen bize nasıl ” Ey kullarım! diyorsun diye ittirazda bulunma-
        yacaklar mıdı ? neden öyle bir itirazda bulunmadılar ? Halbuki onlar, sizden daha fazla kur’an ve muhammed’i ortadan kaldırmak istiyorlardı.EVET;burada olduğu gibi, diğer bütün konularda da
        ileri sürdüğünüz bütün iddialarınız bilimden,akıl ve mantıktan tamamen uzaktır.Kur’an-ı bilmeyen
        ve gayesi de gerçeği bulmak olmayan bir insanın durumu şüna benzer: Bir adama, bir bardak-
        ta süt veriyorsun,o ise yok bu süt değil,ayrandır diye hep diretmesi gibidir.Bir insanın gaye ve
        arayışı gerçeği bulmak değilse,o asla gerçeği bulamaz.Bulsa dahi,hayir gerçek değildir, diye
        direnecek.Çünkü gerçeği bulmak ve inanmak istemiyor. Saygılar.

  153. bulent says:

    Ben uluorta Türkiye de bu konuları konuşamam. Ama siz heryerde konuşabilirsiniz
    Bu yüzden zaman zaman yazıyorum düşüncelerimi.
    Bunları okuyupta müslüman birinin
    aaaa! evet ya! Muhammed “kullarım” demiş hiç dikkat etmemiştim. De ki ekini niye hangi maksatla eklemişler meallere, bir araştırayım. Diyeceğini düşünmüyorum.
    Yani ben dedim diye inandığınız şeyleri sorgulayamazsınız.
    Çevrenize bakın
    Kaç müslüman tanıdığınız var Hepsi de sizin gibi müslüman doğmuşlar değil mi?
    Eğer kuran gerçekten allah kelamı olsaydı akın akın insanlar bu dini seçmezmiydi?
    Türkler nasıl müslüman olmuş bir araştırın bakalım
    Atalarınız nasıl seçmiş bu dini?
    İnanarak mı?
    Dinler nasıl yayılıyor?

    Anne baba neyse çocukta o dine meshup oluyor.

    Avrupada doğsaydınız hıristiyan olacak ve aynı şekilde savunacaktınız incili
    israilli bir ailenin çocuğu olsaydınız tevrattı kitabınız.

    İncilde der ki , allah cennet bahçesine gitmiş ademi arıyormuş
    allah seslenmiş “Adem neredesin?” diye
    adem saklanmış allah onu bulamasın diye

    bunu söylediğinizde bir yabancıya – incile inanan birine
    Nekadar saçma bir hikaye diyor. emin olun böyle
    Ama dinini sordunuzmu yine de Hıristiyanım diyor.
    Bu gelenekselleşmiş bir inanç
    Sizde ki fark aynı saçma hikayeleri fark edememeniz
    Korkmanız.
    Açık açık yazıyor
    bir ayet meleklerden peygamber olmaz diyor
    bir diğer ayet meleklerden peygamber olur diyor.
    Bu çelişlki değil mi diyorum
    Ben senin anladığın gibi anlamıyorum diyorsun
    Aklın yolu birse – sen ne anlıyorsun bundan arkadaş? demezler mi insana?

    Öğrenilerek yayılsaydı sonuna kadar haklıydınız
    ancak tüm dinler gibi müslümanlıkta üreyerek çoğalıyor
    1400 sene geçmiş çevrenize bakın
    belki evlendiyse bir alman gelinle müslüman yapılmış genç kız görmüşsünüzdür.( O da zorladır aslında ya neyse )
    şehadet getirttirilir olur biter
    o bile okumadan inanmıştır. Kocası istedi diye
    amaç inanmak deği gönülleri hoş etmektir.
    Bazende sünnet olmuş birini duyarsınız. Müslüman oldu ya ilk şarttır gibi.
    İnanın o kadar din değiştiren insan müslümanlarda da var .
    Bunlar kayda değecek sayılar değil.
    Duyduğunuz bir çok bilim adamı inanıyor müslüman oluyor masalları da çevrenizdekilerin uydurması
    Kaptan custo bunun en belirgin örneğidir.
    Adam müslüman oldu diye bas bas bağırdılar.
    Herif kendini anlatamadı islam alemine YOK ÖYLE ŞEY DİYE
    Tatlı suyla tuzlu su karışmıyormuş O buldu işte allahın kitabı olduğunun kanıtı falan bir sürü palavra. Tübitak yazdı suların karışmaması diye birşey söz konusu değil diye ama nafile
    Sonunda Kaptan öldü
    Küllerinin okyanusa atılmasını vasiyet etti!! Müslüman ya !!

    Sözün özü
    Herhangibir dine mansup olmayanlar
    Ki dünyanın büyük çoğunluğudur.3 milyar insan
    1400 yıldır kuranda allahı göremiyor
    2,5 milyar hıristiyan da islama inanmıyor
    Yahudiler zaten belli ve sayıca az
    1,5 milyar müslüman doğarak , üreyerek çoğalmaya devam ediyor.
    Sizde farkında değilsiniz ama, bunların içinde yer alan birisiniz.
    Hıristiyanlarda musevierde sizden farklı değil tabiki.

  154. bulent says:

    Zaman zaman arapça bilmediğiniz için anlamıyorsunuz diyorsunuz ya.
    Duyanda bütün arapça bilenler müslüman zannedecek

    Mısır ın nufusunun 4,3 milyonu Hristiyan
    Ve neredeyse hepsi, kuranı okuyup anlayabilecek kadar eğitimli
    Neden hiçbiri islama geçmiyor da
    onlar da da dinler babadan çocuğa geçerek yayılıyor acaba?

  155. mehmet06 says:

    bülent sen belki benden büyüksündür bilemem ben 29 yaşındayım.ben imam hatip lisesi mezunuyum.senin dediklerinin bazısını bende düşündüm .mesela bi hristiyan da kayıtsız şartsız iman ediyor, yahudide.ben orta okuldan beri dinler tarihiyle ilgileniyorum.tevratı da incilide o zamandan beri okuyorum.şunu diyecem dünya nufusunun yüzde 90 ı tapıyor bunu bil.neye taptığı önemli değil.adam koymuş önüne putu önünde tıpkı bizim namaz kılmamız gibi yatıyor kalkıyor, yani allah bize tapınma güdüsünü vermiş.o bir ihtiyaç. yani sen doğru yolu bulamazsan ya puta taparsın ya taguta.söylediklerimi anlamsız buluyorsundur ama araştır bak.yeryüzünün yüzde 90ı tapıyor.peki bu istek ne sana soruyorum biz neden tapma ihtiyacı duyuyoruz.sen allahı aramadın mı, nasıl buldun ki rabbini aramadan hiç bişey bulunmaz ki.ben allaha inanmıyorum diyen kaç kişi var araştırdın mı

  156. mehmet06 says:

    her arapça bilen müslüman olduğunu kim söyledi ki.mesele dil bilmekle alakalı mı zannediyorsun.sen ebu cehili ebu lehep duydun mu eğer olsaydı onlar müslüman olurdu ki,ebu lehep peygamberimizin amcası.amcanın bile iman etmemesi hiç bir müslümanı şaşırtmaz ki.

  157. Bir Ateist says:

    mehmet 06 demişki bizim tapma içgüdülerimiz var, aslında doğru…Dünya üzerine bakıldığı zaman birçok sosyal hayvanı birbirlerine bağlayan bazı şeyler var.Hamsiler bile hayatta kalmak için guruplar oluşturur,.İnsanda düşünen bir hayvan olduğuna göre bellibir guruba ait olmak daha güçlü olmakla eşanlamlı. Bu dnalarımızda yazılmışbir genetik özellik. Atalarımız ne demiş? Sürüden ayrılanı kurt kapar…İnanmak hayatta kalma içgüdüsüdür, kimisi ırkına tapar kimisi allahına tapar, kimisi fenerbahçeye tapar, gurup olmak daha fazla olmak daha güçlü olmak, savaşmak ve güçsüzü ezmek…Ne kadar fazlaysan o kadar güçlüsündür…Ama artık çağımız bunu destekler nitelikte değil…Evrimsel psikolojide din görevini yapmıştır artık be bitmiştir…Güçlü olmak düşünmekle eş anlamlı çağımızda , yani bilim ve teknoloji…Ne kadar akıllıysan ne kadar zeki isen o kadar güçlüsündür toplum olarak…Ama atalarımızdan bize aktarılan inanma geni gene işliyor.Bu geni insanlığa tapmak ve ulusları adına kullananlar gelişme gösteriyor..
    Din iman gibi safsatalara inananlar eskiden güçlüydüler ve bu inanç medeniyetin geişmesine tabiki yardımcı oldu ama örümcek adamın olduğuna inanan bir çocuğun psikolojisinden sıyrılamadılar, beyinleri çocukluktan aldıkları bu fantezi aleminde gelişimlerini farklı alanlarda yaptı ve hastalıklı insanların yaşadığı şizofrenik bir toplum haline getirdi…Yani dinlerin toplum ve medeniyet gelişimde artık etkileri yoktur…Bu genetik özelliğimizi insanlık ve vatana tapma adına kullanırsak iyi olur

  158. mehmet06 says:

    BİR ATEİST sen beni yanlış anlama.senin, kendini nasıl gördüğünde benim için önemli değil.sen kendini SOSYAL HAYVAN olarak görmek istersen görebilirsin.hatta maymundan bile geldim dersen benim için bi mahsur olmaz ama ben yaratılmış varlıklar içerisinde en şerefli soy olan ademoğluyum.yani ben eşrefi mahlukat soyundanım.şimdi sen o keskin kıvrak ve de üstün olan zekanı kullanıp beni altetmeye kalkacaksın.Ben cahil kalmışım beni aydınlatırmısın ateist arkadaş.beni şu konuda aydınlat lütfen..Araştırmışsındır sen, biz nasıl ve nerden bu gezegene geldik.rasgele mi oluştuk.hayvanlardan mı evrimleştik.Peki evrimleştiysek ara form(denen uyduruk)a kim denk geldi.Sen biliyorsan bilgi ver hangi sitede bakalım bilgilenelim olurmu.Ben burada bülentle de yazıştım.hadi onu bi yere kadar mahzur görürüm.
    daha açık söyleyim.Adam en azından bi YARATICININ varlığını aklıyla tesbit etmiş.tabi kitapları edememiş daha ama olsun hiç yoktan iyi diyebiliriz.ilerde inşallah kuranı kerimi ön yargısız okumaya başlayabilirse o sorunuda çözecek.AMA benim deminde bahsettim ya cahil başım almıyor Allaha inanmayanın aklını.

  159. mehmet06 says:

    ATEİSTim diyen arkadaş.sabah kalktın uykudan.peki ne oluyor uykuda hiç araştırdın mı.neden uyur uyanırız,hadi onu geç sabah kalktığında gözlerinde çapak neden oluşur.nasıl bi beden ki sabaha kadar gözleri temizliyor.sabaha kadar kalbin kaç litre kan pompaladı,böbreklerin karaciğerin sabaha kadar aralıksız vede sessiz bi makina gibi çalıştı sayısını biliyormusun.kaç kez nefes alıp verdin.idrar torbası seni sabaha kadar hiç rahatsız etmedi değil mi.etseydi gece kaç kere kalkacaktın lavaboya.yani mışıl mışıl uyudun sabaha kadar.peki sabah nasıl kalktın vücüt gece salgıladığı hormonu kesti sende uyandın değil mi.yani herşey hormonlarla açıklanabilir değilmi.Sabah baktın aaaa karnında acıkmış.demekki vücut sabaha kadar boş durmamış, yediklerini sindirmiş.yani uykuda neler olmuş neder.peki bu onlarca işlemi et ve kemik yığını nasıl yapmış cevaplarsan sevinirim ATEİST arkadaş.sabah acıktıydın ya yemek lazım.hemen bişeyleri ağzına alıp çiğnedin oda ne.ağzın tamda istediğin gibi.dişler tamda olması gerektiği yerde yani öyle bi dizilmişler ki işi kesmek olan kesiyor öğütmek olan öğütüyor.bide dil var ortada oda yediklerinin tadını alıyor.yani o dil olmasa yiyemessin tadı olmasa yediğinden bişey anlamazsın.ama hayret bi dilin tad alma hissi var o his gitse ne yapardın hayat işkenceye dönüşür değil mi.sonra kalktın çıktın evden yürümeye başladın.vücudunu nasıl istediğin şekilde kullanabiliyorsun.yürü koş aklına ne gelirse onu yapabiliyorsun.sanki sanki bu vücut senin emrine verilmiş.içerisinde sayısı binleri bulan kusursuz sistemler var.kalbin senin emrinde sen koşmaya başlıyorsun oda hızlı atmaya başlıyor.hızlanmasa vücuda oksijen yetmeyecek oksijen azlığından ölebilirsin belkide.küçük tansiyon büyük tansiyon.beyin belkide yüzlerce hormon salgılıyor bedene ayak uydurabilmek için.sonra o da ne bi diken takıldı ayağına .kanadı .korkma ufak çizik.şimdi o profesyonel vücut tamir eder orayı.hemen kan akışını durduran hücreler arkasından iğleştirici hücreler.korkma oraya vücut 18e yakın işlem yapacak.ve kısa sürede o yara tamamen kapanacak.hayret benim araba çiziliyor ama o çizik bi türlü kendi kendine kapanmıyor.arabayı insaoğlu yaptı ama kendi kendini tamir edemiyor.peki senin vücut nasıl tamir oluyor kendi kendine, sen tesadüfen oluştuğun halde… hayret ya.kaşların gözlerin veya başka bi organın burda değilde şurda olsaydı dediğin oldumu hiç ,bak bu soruma da cevep bekliyorum olur mu,hem sen bilim insanısın zekisin merak ettim havadaki bu oksijen oranı biraz fazla olsaydı ciğerlerrimiz yanarmış az olsa oksijen yetmezmiş bunu senin yakın ahbabın bilim söylüyor.peki bu oran nasıl kendi kendine oluştu bunun cevebını da bekliyorum.Ayrıca güneşin bize uzaklığı da tam olması gerektiği yerdeymiş ya uzaklaşırsa (yaz kış farkını demiyorum)daha uzaklaşırsa.yada yarın gelip bize bizi yok eder mi.yoksa durup da ters yönden doğar mı.ya ay dünyamıza düşerse,ya o koca koca yıldızlar gelip dünyamıza çarparsa biz ne yaparız arkadaş 200 milyar yıldız var diyorlar hepsi vızır vızır ya biri çarparsa ,ben endişeleniyorum yarın güneş yada ay çarparsa.bana yarın da aynı düzenin devem edeceğine garanti verebiliyormusun.ayrıca madem uzayda vede dünyada binlerce hatta milyonlarca düzen var.bu düzeni hangi element yada hormon yada….sen daha iyi bilyorsun o yüzden soruyorum cevaplarsan sevinirim ama BİLİMSEL OLARAK AÇIKLA

  160. mehmet06 says:

    Ayrıca hayvanlar alemini incelerken de nasıl inceliyorsun.büyük balık küçük balığı yutar arkadaş mı diyorsun.sürüden ayrılanı kurt kapıyormuş sana göre .güçlü güçsüzü yiyip bitiriyormuş sana göre.o zaman yavruları için yiyecek getiren onları koruyan kim .bi kuş yavrusunu kaptırmamak için dikkat dağıtıyor kendini yavrularını yemek için gelen hayvanın önüne atıyor.timsah kaplumbağa yavrusunu ağzına alıp karşıya geçiriyor.hatta bir balık ağzını açıyor küçük balıklar ağzının içini temizliyor bunu gözlerimle görmesem kimseye inanmazdım ama öyle.Senin vahşi gördüğün o doğa ,hayvanlar alemi var ya merhamet fışkırıyor o hayvanlardan.erkek penguen aylarca bişey yemeden içmeden bacaklarının üzerindeki yumurtayı koruyor vücut ağırlığının 3 de 2sini kaybetse bile korurmuş o yumurtayı.o hayvanlardaki merhamet olmasa doğa bir günde alt üst olmaz mı arkadaş.ama dur sen onların ki sadece iç güdü dersin mesele hemen hallolur.arının kendi ne kadar ki onun beyni ne kadar olsun.bi arı bile nasıl bal yapıyor.arı matematik mi biliyorda bal mumları 13 derece açılı yada 6 gen olmasının geometri bilmesiyle alakası var mı.dikkat ettiysen doğadaki tüm varlıklara hepsi dünyaya gelme sebebine uygun hareket ediyor.peki bi karıncanın bile onlarca görevi var da, tüm hayvan zekasını bi araya toplasak bi insan zekası etmiyorsa. edit -Hakaret yok-

  161. Bir Ateist says:

    Mehmet 06 anlattıkların tamamen akla ve mantığa aykırı şeyler, sanırım sen hiç belgesel falan izlemedin, annelik içgüdüsü solcanlarda bile vardır burdan yolaçıkıp solcanlar merhametlidir demek senin dünyaya bakış açını biraz olsun anlatıyor…Kafan bazı şeyleri almamış allah yarattı diyip çıkmışın doğadada merhamet olduğunu ballandıra ballandıra anlatmışın.Balinaların fokbalıklarıyla oynamalarıda sana göre merhamet veya tok bir aslanın bir ceylan yavrusuyla oynaması.Sevişiyorlar canım aslında onlar birbirlerini çok sever amaarasıra birbirlerinin yiyorda…..Doğada bir kural var aç değilsen yemezsin senin sevdiğim yücelttiğin ademoğlun ise tok olduğu halde yemek isteyen vahşi bir hayvan..Türler arasında merhamet yoktur, senin dediğin adem oğlunu tabiatın en vahşi ve yırtıcı bir hayvanı olduğunuda sana anlatmiyim…Doğadaki beslenme piramidine bak bir…Timsahın kaplumbağalara merhamet gösterdiğini falan söylemişin durmuşun, arılardan kurtlardan kuşlardan bahsetmişin…Endişeleniyormuşsun güneş ay sana çarparsa diye, belki kafamıza bir yıldız düşer birgün, ben bile hala çözemedim yağmurların niye damla damla yağdığını sonra mikailin kerametini öğrendiğimde herşey açıklığa kavuştu, meğerse damlaları teker teker mikail ayırıyomuş…Yağmuru yağdıran allah rüzgarı estiren allah, bunları öğrendiğimde aydınlandım üstadım…Yıldızları tutan allah ayı kafamıza düşmeden tutan allah, evet evet bunlar allahın mucizesi…Teşekkür ederim yazın çok açıklayıcı oldu ol deyince oluyor bir gün canı sıkılmış balıkları yaratiyim demiş sonra martıları yaratmış balıkları yesin diye karadada geykleri yaratmış heh demiş aslan yaratiimde yesin sizi sonra sıkıldım demiş insanı yaratiimde hepinizi talan etsin…

  162. Vira Vira says:

    İnsanoğlu düşünür kafası basmayınca allahın takdiri der sıyrılır, kuranda birçok ayet vardır yağmuru allahın yağdırdığının geceyle gündüzün allahın takdiri olduğunu anlatır durur ama o kitap ne hikmetse suyun buharlaşmasını yazmaz, dünyanın döndüğünü yazmaz, kaldırma kuvvetini yazmaz, newton yasalarını yazmaz, allah senelerce bir kitabı indirirde hiçmi bahsetmez şimşeğin nasıl olduğunu madem inananları yüceltmek istiyor en azından bir doğa olayını açıklasaydı, ol diyor oluyor.senelerce indirmiş durmuş hiçbirşey yok..ben yaptım oldu demiş çıkmış için içinden.Allahta bilimsel bir anlatım tarzı yoktur gayet egoist ve bencil bir tarzı vardır, hele hele allahta hiç merhamet yoktur,yarattığı ademi bile yakmak için gereken koşulları oluştrmuştur…
    Kimse yakan yıkan yılanlara yediren zehirleyen şişleyen allahın merhametinden bahsetmesin…Allah korkutucu merhametsiz psikopat egoist bir varlıktır…Ayetleriyle açıklamaya gerek yok karakterini…

    • abdullah says:

      eğer dediğin gibi olsaydı neden insanlara elçilerini göndersin ? veya neden yer yüzüne göndersin ? direk cehenneme atmazmı ? peki imtihana tutmak isteseydi sence ne yapardı ? sonuçta karşılığında bitmek bilmeyen cennet nimetleri var bu kadar kolay olmamalıydı . üstelik insanlara elçiler gönderecekti hemde varlığını ispatlayan tesadüf olmasını imkansız kılacak şekilde mucizevi doğa olaylarıyla yüzleştirecekti insanları . ve buna bağlı olarak gönderdiği kitaplarında bu olağanüstü durumlara işaret edecekti . bunun yanında bu bir imtihan olduğundan açık kapı olmalıydıki insanın cenneti kazanmasının gerekçeleri olabilmeliydi yani zorlama yorumlarla inkarıda seçebilmeliydi insan !

  163. mehmet06 says:

    VİRA VİRA sende şimdi rabbimin bi ayetinin daha ne kadar önemli ve de gerekli olduğunu hatırlattın.senin yazını okuyunca rabbimin,allahın rahmetinden ancak kafirler ümit keser ,ayetini hatırladım.hem ben sizin mantığınızı çözebilmiş değilim.rabbim neden suyun buharlaşmasından bahsetsin ki,önemli mi sence.hadi newtondan bahsetti sen doğruluğunu görsen sanki inanacakmısın ki.rabbim der ki onlar mucize bile görse inanmazlar der büyüklenirler der.yani sizin için delillerin öneminin olmadığını rabbimiz bildirir.Şuna emin ol bay ateist sizin ruh halinizi,düşünce yapınızı,olaylar karşısındaki tutumunuzu rabbimiz bize bildirdi.Yani sizin her sözünüz,düşünceniz kısacası her küfrünüz kuranın ne kadar büyük olduğunu bizlere gösteriyor,yani sizin kininiz bizimse imanımız artıyor çünkü kuranı birkez daha doğrulatıyorsunuz bundan emin olun.

  164. mehmet06 says:

    2:90 – Ne kadar çirkindir o uğruna kendilerini sattıkları şey ki; Allah’ın kullarından dilediğine kendi lütuf ve kereminden vahiy indirmesine kafa tutarak, Allah ne indirdiyse hepsini inkâr ettiler. İşte bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar. Can yakıcı azap asıl kâfirler içindir.

    2:98 – Her kim Allah’a, Allah’ın meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile Mîkâil’e düşman olursa, iyi bilsin ki, Allah da o kâfirlerin düşmanıdır.

  165. mehmet06 says:

    2:161 – Ama âyetlerimizi inkar etmiş ve kâfir olarak can vermiş olanlara gelince, işte Allah’ın laneti, meleklerin laneti ve insanların laneti hep onların üzerine olsun.

  166. mehmet06 says:

    39:32 – Allah’a karşı yalan söyleyen ve doğru kendisine geldiği zaman onu yalan sayandan daha zalim (daha haksız) kim olabilir? Kâfirlerin yeri cehennemde değil midir?

    39:59 – (Ona): “Hayır sana âyetlerim geldi de onlara yalan dedin, kibirlenmek istedin ve kâfirlerden oldun.” (denir.)

  167. mehmet06 says:

    39:71 – İnkâr edenler bölük bölük cehenneme sevkedilmektedir. Nihayet oraya vardıklarında kapıları açılır ve bekçileri onlara: “İçinizden size Rabbinizin âyetlerini okuyan, bu gününüzle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” derler. Onlar da: “Evet geldi” derler. Fakat kâfirler üzerine azab kelimesi hak oldu.

    40:6 – İşte o nankörlük eden kâfirlere Rabbinin (azab) sözü öyle hak oldu. Onlar, mutlaka cehennemliktirler.

    40:14 – O halde siz, dini Allah için halis kılarak hep O’na yalvarın. İsterse kâfirler hoşlanmasınlar

  168. mehmet06 says:

    VİRA VİRA Bak sonra çok pişman olacaksın ama iş işten geçmiş olacak.keşke dünyaya tekrar dönseydimde rabbimin ayetlerini yalanlamasaydım ona iman etseydim diyeceksin.önceleri düşünürdüm rabbim sonsuz azabı kafirlere hazırlamış bu azap çooook uzun derdim.yani en fazla 70 80 hadi 90 yıl yaşasa bi kafir,90 yılın karşılığı ebedi cehennem olması bana çok gibi gelirdi ama artık iyice anladım ki.ebedi cehennem tam hak olanmış kafirler için.insanları küfre sokmak için ne kadar çabalıyorlar.hergün kimbilir kaç kişiyi çelişkiye sokuyorlar.o yüzden rabbim sen ve senin gibi kafirlerden hepimizi korusun.hem artık daha iyi görüyorum ki rabbim bana imanı nasip etmekle bana paha biçilemez hiç bir nimetle kıyaslanamaz bi nimet vermiş.o yüzden sırf iman nimeti için ömrüm boyu şükretsem yetmez.o yüzden sizin yerinizde iyi ki olmamışım ama olmuş olsam en azından öyle üstün körü eleştirip umursamazlık yapmazdım.

  169. mehmet06 says:

    ya sizin derdiniz ne endişeniz ne ey kafirler.sizden para isteyen yok ev köş isteyen yok.her şeyi öğreniyorsunuz ya bide samimi bir şekilde kuranı inceleyin.sırf meale bakmayın tefsirden bakın.inceleyin tarafsız bir şekilde.sizin eleştirdiğiniz ayetler o kadar somut belli ki hala aklınız mı almıyor.örneğin rabbimiz biz diyor siz hemen kaç ilah var diyorsunuz.bir müslüman o ayetten onu anlamaz asla.bakın ben 29 yaşındayım.12 yaşımdan beri rabbimin ayetlerini okurum tefsir okumaya çalışırım.sizin öne sürdüğünüz çelişkilere hiç denk gelmedim.neymiş biz zamirini kullanmak çelişkiymiş,daha neler neler var.düşünün bi kere ya siz ateistler zeki varlıklarsınız madem.ya doğruysa deyin, öyle bir ihtimal size göre binde bir bile olsa bakmaz mısınız .size biri gelse binde bir ihtimalle yarın ölebilirsin dese hiç aldırış etmez misiniz ya doğru söylüyorsa demez misiniz. hiç,az da olsa endişe duymaz mısın,düşünün ,ya doğruysa deyin.sonra şöyle deyin.eğer Allah yoksa müslümanlar boşuna inanmış çalışmış çabalamış deyin ama bide işte o ama var.ama allah varsa bize sonsuz azap varsa.o ihtimali araştırın,işte size göre bu ihtimal araştırmaya değmez mi

    • gayb`a inanan says:

      mehmet06 kardesim
      yukarida sana yazmistim okumadin herhalde!
      bosa kürek cekiyorsun!..

  170. Vira Vira says:

    Mehmet 06 kardeşim bak ne güzel ayetleri yazmışın, kafirin yeri cehennemmiş, yakacakmış, lanetlenmişiz falan…Allaha bak, işigücü brakmış inanmayanı yakmakla uğraşıyor, yahu bize göründüde inanmadıkmı? Madem bütün insanları inandırmak istiyor güzel ahak istiyor iyibir toplum düzeni istiyor ayda bir kere dünyaya insin veya meleklerini indirsin insanlarla baba baba konuşsun, veya 10 senede bir insin…700 yılda birkitap göndermiş inanın demiş yoksa yakarım kuran çarpsın demiş…Dalgamı geçiyor bu allah, 1. göndermiş tutmamış, 2 göndermiş olmamış, 3. göndermiş başaramamış 4. de tutturmuş ne hikmetse…Yahu beceriksiz bu allah, 5 yaşındaki bir çocuk zekası var, Kainatı yaratma gücü olabilir süper bilimadamı olabilir ama kesinlikle karaktersiz bir varlık…insanlarla saklambaç oynamaya bayılıryor, şuan ne yapıyor acaba insanları tvde izleyip tatmin oluyordur yarattığınla, müslümanlara yapılan zulümü ufacık çocuklara yapılan tecavüzleri izliyordur açlığı sefaleti savaşları izleyip çekirdek çitliyodur… ben bu allaha inanmıyorum arkadaş…Benim hayalimdeki allah daha babacan bu ne ya faşist diktatörlere laf söylersiniz kainatın en faşisti allah(cc), egoist ve sadist,zevk alıyor yakmaktan yıkmaktan gerçi onuda görmedim daha hayatımda…yaksa yıksa en azından allah varda karaktersiz dicem ama kesinlikle olmadığı kanısındayım…

  171. AHMET says:

    Kehf-57. Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.BU AYETE DAYANARAK ATEISTEKERE FAZLA BIRSEY SOYLEMEYECEGIM AMA MADEM KI ALLAHA VE PEYGAMBERINE INANMIYORSUNUZ MADEM DUNYA VE HAYATI ALLAHIN YARATTTAGINA INANMIYORSUNUZ O ZAMAN SIZ KIMDEN GELDINIZ NICIN YASIYORSUNUZ VE NEREYE GIDIYORSUNUZ BUNU BIR DUSUNUN INSALLAH DOGRU YOLU BULURSUNUZ DOGRU YOLU BULMANIZ ICIN DUA EDECEGIM SAYGILARIM

  172. Vira Vira says:

    Birde ya varsa düşünceniz, kardeşim biz 3 kağıtçı kaypak değiliz, ya varsa diye ya tutarsa diye korkumuzdan inanacak biride değiliz, veya inanmayıp korkumuzdan inanmış gibi yapan biride değiliz…İnanmıyorsam inanmıyorum, piyasada inanmayıp inanmış görünen bir sürü 3 kağıtçı var birazda onlarla mücadele edin, allahla pazarlık meleklerle pazarlık yapan insanlar, biz iyilik yaparken melekler sevap yazsın diye yapmayız, insanlık için ekosistem için yaparız iyiliğimizi , içten pazarlıklı değiliz bir çok inanan gibi…Cennete girmek hurilerle sevişmek için iyilik yapmayız yaparken…İnsan olduğumuz için insani gereklilik toplum için yaparız bunları…karşılıksız ve çıkarsız…Ayetlerle açıklamışın durmuşun, ben iyiyim varsın cehennemde yaniyim…Size ne? Kendinize görev olarak bilmişsiniz allahı tanıtmayı, Koskoca allah bu size ne,o kendini tanıtamamışta sizemi düştü tasası?…Bir ateiste ayetlerle kanıtlama gibi bir saçmalık yapmışın, ben o kitabı 500 defa okudum, senden daha iyi bilirim tefsirini mealini…merak etme sen…Ayet okuyup herkez din değiştirseydi hristiyanların hepsi müslüman olurdu ama onlar size göre aptal ve kör bi siz akıllısınız ayrı konu…

  173. Vira Vira says:

    Birde çok önemli birşey söyliyim üstadım, bir inançsıza inanmadığı bir kitabı kesinlikle kaynak gösterme, komik oluyor…Hakikaten çok komik…

    • adem says:

      yazdıklarından belli cok sacmalayan bir insansın başı boş gezen dediğim dedik diyen yarattıkların en zavvallı insanısın sen tasanlanma islamda adaletsizlik olmaz ückağıtcılar cıkar ortaya allah herkesin icindeki mikropları bilir,bide bize dünyada yaşayış amacınızı söylermisin cok merrak ettim nasıl bir akla sahipsiniz eminim cok akıllı zannediyon kendini ama bana güre insanlar aklının %2 sini kullanır sen o ikiden den mahrumsun

      • adem says:

        yazdıklarım sana vira vira cehennemden korkan kim biz islamı ahlak terbiyesi olarak gürüyor ve uyguluyoruz. size harcadığımız zamana yazık ama ne yapalım allah sen yanındaki kulunu uyar cünkü onunn senin üstende hakkı vardır sen uyar uymadıktan sonra bırak ne yapıyorsa yapsın sizde böyle bir anlayış yok olamazda cünkü sizle regoidt insansınız sizin rahatınızı kacıracak zevkinizi köreltecek bişey dendiğinde hemen kömürürsünüz demin löpürdüğün gibi neden sizi uyardığımızı da anlamış oldun saygılarımla

  174. Ferda Yamanoğlu says:

    Mehmet 06 kardeşim,beni bilgilendirdiğin için ALLAH razı olsun.Kafirlerin , o devrin bilgisiyle yazılması mümkün olmayan(Enam-101,Enbiya-32,Yasin-36,Tekvir-1,Zümer-67),sırları 19.yüzyılda çözülebilen ayetlere rağmen Kuranı neden inkar ettiklerini merak ederdim.Akıllarını kullanmadıkları içinmi,yoksa canları istediği içinmi?Yazdığın Zümer suresi 59.Ayete göre kibirleri(canları) istediği içinmiş.Bu ayeti atlamıştım.Saygılarımla.

  175. bulent says:

    O devrin yazılmasıyla mümkün olmayan ayetler mi? Nelermiş onlar?

    Enam 101 demişsin arkadaşım
    O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. O’nun eşi olmadığı halde nasıl çocuğu olabilir! Her şeyi O yaratmıştır ve her şeyi hakkıyla bilen O’dur.

    O devirde yazılamayacak engin bir bilgi gerçekten!!! Bu mu seni hayran bırakan ayet?

    Enbiya-32 demişsin . Bakalım neymiş?
    Göğü karışıklıktan korunmuş bir tavan kıldık; oysa onlar bundaki delillerden yüz çeviriyorlar.

    Bu mu o devirde mümkün olamayacak söylenemeyecek hayret verici engin bilgi ?

    Arkadaş senin hiç tarih bilgin olmadığı belli oluyor. Ne nezaman bulundu. İnsanlar nelerle uğraşıyordu MÖ ki yıllar da bir araştır ALLAH AŞKINA

    Yasin-36 mi?
    Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah münezzehtir.

    O döneme ait olduğu kesin . Çünkü herşeyin çift yaratıldığı zannedilen bir dönem.Bu ayet yaratıcının söyleyemeyeceği kadar saçma olan bir ayet.Sen hala inan buna
    Ya da deniz atı gibi çift yaratılmayan canlıları yaratan başka bir güç mü var zannediyorsun?

    Zümer-67
    Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.

    Bu sözlere rağmen inkar edenleri merak ediyordun ha
    Sizlere birşeyler anlatırken 5 e kadar sayabilen birine çok katlı integral den bahsediyormuşum gibi hissediyorum.

    Herşeyi bir kenara bırakın bugünkü duruma bakın
    Ateistler Deistler Agnostikler Dindarlar
    Dünyaya İnsanlığa hangisinin faydası var? Hangisinin zararı var?
    Ateistleri de pek hazetmem ama dindarlar hariç hiçbirinin birbaşkasına saldırdığını, öldürdüğünü duymadım.
    Müslümanlar, musevileri de hırıstiyanları da sevmez tarih boyunca aralarında sadece kan akmıştır.Herkesin cehennemlik olduğuna inanırlar.Diğerleride müslümanlardan nefret eder.Haçlı seferleri cihadlar…
    Birde dinler arası hoşgörüden bahsedilir.YALAN olduğu defalarca kanıtlanmıştır.
    Dinde hoşgörü varmıdır?
    Şii ler sunni leri sünniler şiileri katlediyor.
    Aynı şekilde katolikler protestanlar birbirini hiç sevmez.
    Musevilerin durumu zaten malum.
    Hepsinde zorlama , hoşgörüsüzlük , kavga egemendir.
    Siz bunları göremiyorsanız. Yapacak bir şey kalmıyor.
    Akıllılar çalışıyor, üretiyor, yol alıyor. Aptallar onlara bakıyor. Bütün müslüman ülkelerde halk sefil bir hayat sürüyor. Günde 5 kez yatıp kalkıp dua ediyor.
    Allah tabiki bu duaları kabul etmiyor.

    • abdullah says:

      “Arkadaş senin hiç tarih bilgin olmadığı belli oluyor. Ne nezaman bulundu. İnsanlar nelerle uğraşıyordu MÖ ki yıllar da bir araştır ALLAH AŞKINA ” demişsiniz .

      bu söylemden size göre hz. muhammet s.a.v. bilgin bir zat olmuş olması gerekiyor öyle değilmi ? o zamanın şartlarında sıradan insanlar bu konulara vakıf olamazlardı . değilmi ?

      bunun yanında hem bilgin bir zattan bahsedip hemde kitabında o bölgede yetişen meyve türleri haricinde bir meyveden bahsetmediği için kuranı kerimin kendisini yazdığını iddia edebliyorsunuz .

      madem bilgin bi insan neden yazdığı kitabına yer yüzünün değişik bölgelerinde yetişen meyve türlerinden bahsetmesin üstelik evrensel olduğunu iddia etmiş iken , şuan siz bunu eleştiri konusu yapabiliyorunuz zira .

  176. mehmet06 says:

    VİRA VİRA beni yanlış anlamışsın.Şundan emin ol,biz korktuğumuzdan yada cehenneme düşmekten çekindiğimizden yada bize cennet vaad edildiği için inanmıyoruz.yoksa sen bizi nefsi menfaat veya kaygılar güderek mi Allah itaat ve iman ettiğimizi mi zannediyorsun.Bütün müslümanlar rızai ilahi için çabalar.biz namazımızı kılarken Allah ya varsa o zaman kabul eder demeyiz.zaten o (zan), bizi asla inanmış yapmaz bunu bil.yani hiç bir müslüman ya varsa diye şüphe bile etmez.şunu da bil zeki sosyal hayvan rabbimiz senin zannettiğin gibi gökte falan da değildir.sen herhalde gökte senden bi haber,sana karışmayan,zulme rıza gösteren birini benim sübhan olan rabbimle karıştırıyorsun.o olsa olsa senin çok çizgi filim izlediğinden olsa gerek hayali bir kahramandır süpermen gibi mesela insanlar sıkışınca gökten inip yardım eden uçan süper güçleri olan falan filan… ASLINDA yazmayım boşu boşuna diyorum ama kendimi mecbur hissediyorum

  177. mehmet06 says:

    VİRA VİRA inanmadığın bi kitaptan sana delil gösteriyorum sende buna kızıyorsun.Sen bilmiyorsun ki biz aciz kullarız.rabbimiz ayetlerini alsa elimizden biz rabbimizin varlığına kesin bir bilgiyle iman etmiş olduğumuz halde bile onu karşımızdaki ateistlere kanıtlayacak cümleleri bi araya getirmekten aciziz.bak senin hadsizce yazdığın yazını kaç müslüman kardeşim okuyor onlar sana nasıl kızıyor bi bilsen ama ellerinden bişey gelmiyor sadece ayetlerle karşılık veriyor.Çünkü rabbim söylenecek her şeyi söylemiş zaten bize sadece aktarması kalıyor.işte bu yüzden bile biz biliyoruz ki 1400 yıl önce rabbimizin katından indirilmiş ayetler hala taptaze ve kıyamete kadar da müslümanların yardımcısı hep bu ayetler olacak.Çünkü senin basit gördüğün o ayetler bizim her okuyuşumuzda üstünlüğünü iliklerimize kadar kanıtlamış rabbimizin sözleridir,

  178. mehmet06 says:

    Kehf-57. Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.Ahmet kardeşim bu ayeti göstererek kafirlere fazla söze gerek olmadığını söylemiş haklı olarak ama bende HATIRLATILIP kelimesindeki o hatırlatanlar arasında rabbimin ayetlerinde muhattap olarak hatırlatıcı zümreden olmak şerefine ulaşmaktan başka gayem yok arkadaşlar,fatih ne güzel kumandan ne güzel asker hadisine binaen fet etmedimi istanbulu arkadaşım.

  179. mehmet06 says:

    zaten bilin ki ey kafirler,biz biliriz ki rabbimiz istemedikten sonra bizim size en ufak bi faydamız ya da zararımız dokunamaz .siz hiçbir şeye karışmayan bi ilaha mı inanıyoruz zannediyorsunuz.benim rabbim istemese ben şu an bu cümleleri yazamayacağımı bütün müslümanlar bilir.Biz o istemese dua bile edemeyiz. Yani biz dua ederken biliriz ki izin verdiği için dua edebiliyoruz.Ve de istediğimizi de vereceği için bize duayı nasip ediyor.VERMEK İSTEMESEYDİ İSTEMEYİ BİLE VERMEZDİ,

  180. Ferda Yamanoğlu says:

    Haklısınız Mehmet bey ,bu vatandaşlarda anlama kapasitesi yok.Tekvir-1 de Güneşin dürülerek beyaz cüce haline gelmesi dahi umurlarında değil.Ya bizi koruyan atmosferin tavan olarak yazılması. Bunları anlamayacak kadar cahiller.

  181. Vira Vira says:

    Nerede yazıyor güneşin beyaz cüce haline geleceği? Kuranın mantıksızlığını kendi ağzınla ele verdin şimdi, tekvir suresinde güneşin dürüleceği yıldızların söneceği denizlerin kaynayacağı gebe develerin salıverileceği falan yazıyor , benim akıllı kardeşim beyaz cüce nin ne olduğunu biliyorsun ama keşke bir yıldızın beyaz cüce haline geçmeden önceki evrelerinide araştırsaydın, beyaz cüce haline geçmeden önce güneşin milyonlarca yıl süren genişlemesi olacak ve bu genişlemenin ardından miyonlarca yıl süren bir daralma…Yani güneşin dürülmesi esnasında dünya buhar haline çoktan geçecek hamile develer kuranda yazdığı gibi ne yazıkki milyarlarca yıl önceden yok olmuş olacak veya kaynayacak birdeniz olmayacak veya yürütülen dağlar…Yani o senin dediğin kıyamet seneryasundan önce dünya çoktan buharlaşmış olacak…Ama güneş ufalırken develerin buna şahit olacağını söylemek o senin beğendiğin beyaz cüceyle bilimsel olarak uyuşmuyor ve kuranın bilimsel yönden mantıksız olduğunu kendi ağzınla eleverdin bu ayetle…Kendi ağzınla kuranın bu ayetini bilimsel olarak gösterdin ya allah seni ne etsin…Bilimselliği bulaştırma kitaba allah ol deyince olur de canımı ye…Birde gökyüzünün tavan yazmasının neresi mucize?

  182. Vira Vira says:

    Kuranda tekvir 1 tamamen bilimsel olarak çürütülmüştür yani bu ayetlere bilimseldir demek bilime aykırıdır, mucize deyin allah’ın herşeye gücü yeterde yapar deyin anlarım ama işin içine beyaz cüceleri karadelikleri karıştırırsanız yukarıda söylediğim gibi kendi kendinizi ele verirsiniz…Develerin bile güneşin dürülmesine şahit olacağı bilimsel açdan malesef çok komiktir, kaldıki birçok islam alimine göre 500 yıl içinde kıyamet kopacak…Daha güneşin kırmızı dev haline geçmeye başlaması için milyarlarca yıl var…Kendi mantığınızı ve cahilliğinizi kendiniz ele vermişsiniz bize cahil demişsiniz birde…Googleda beyaz cüce der aratır insan…

    • bilal says:

      VİRA VİRA! Diyorsunuz ki,TEKVİR SURESİ bilimsel olarak çürütülmüştür;(Yani bu evren
      sonsuza dek yaşayacaktır.) Bakalım bilim adamları senin uyduruklarına ne diyorlar? Sadece
      bunu kısa yazacağım. Önce şunu düşünelim; Şu gördüğümüz evrenin ilk maddesini yaratıp,
      atomlarını reaksiyona geçiren ve evreni bugüngü mükemmel bir duruma getiren etkin ve üs-
      tün yaratıcı güç olan Allah, dilediği zamanda da bu muaazzam eserinin düzen ve nizamını
      (evrende ki bütün gök cisimlerini yörüngelerinde tutturan ve bunların yaşamasını sağlayan
      her iki güçlü denge kuvvetini) ortadan kaldırmaya da kadirdir. BİG CRUNCH (Büyük çöküş”
      ”kıyamet”.Evrenin yaratılışı,Big Bang denilen (ki,kur’an,buna 1400 sene önce işaret etmiştir)
      büyük bir patlama ile başlamıştır ve o zamandan beri evren genişlemektedir.(kur’an,buna da
      işaret ediyor) Bilim adamları,evrenin kütlesi yeterli miktara ulaştığında çekim kuvvetleri ne-
      deni ile bu genişlemenin ve bunun evrenin kendi içine çökmeye,büzülmeye başlamasına se-
      bep olacağını bildirmektedirler..>>>Büzülen evrenin de,sonunda”Big Crunch”denilen çok
      yüksek bir ısı ve sıkışma ile sonuçlanacağını ifade etmektedirler.Bu ise,bildiğimiz tüm yaşam
      şekillerinin yok olması anlamına gelmektedir. STANFORD ÜNİV.de fizik prof.olan Raneta
      KALLOSH ve Andrei LİNDE’nin bu konu ile ilgili yaptığı açıklamalar ise şöyledir.Evrenin
      akibeti küçülmeye ve yok olmaya doğru gidiyor.Gördüğümüz ve görmediğimiz her şey bir
      protondan bile küçük bir nokta şeklinde küçülecek.Sanki karadelik içindeymişsiniz gibi…ka-
      ra enerjinin en iyi tarifinin şu açıklama olduğunu bulduk.Aşama aşama negatif hale gelen bu
      kara enerji,evrenin dengesinin değişmesine sebep olacak ve büzülüp çökecek…>>>.Mark
      Schwartz”Cosmic”big crunch”could trigger an earyl demise of our universe”Stanford Report
      25 Eylül 2002” EVET 2.İddianıza gelelim,diyorsunuz ki,Develer bile güneşin dürülmesine
      şahit olacağı bilimsel açıdan komiktir.Bakalım iddia ettiğin gibi develer (canlılar) buna şahit
      olacakmı ? Yoksa sen mi,kur’an-ı yalnış algılıyor ve yorumluyorsun? EVET TEKVİR SURESİ-
      NİN ANLAMI ŞÖYLEDİR: اذا الشمس ”Ne zaman ki güneş”كورت ” dürülmeye başlayınca,(dürül-
      menin ilk alameti belirince,dürülmenin ilk safhasına,tedricen bayşlayınca) ..Ardından gelen
      diğer olaylar da aynen bu şekilde.Yani bu olaylar,aniden olup bitecek olaylar değildir.Bunu
      Bunun olduğunu nasıl biliyoruz? Arapça gramer ve dil bilgisini bilen hemen bu şekilde anlar.
      Burada,önce şart edatı olan اذا ifadesi gelmiş,daha sonra bina fail olan (öznenin yerine geçen
      الشمس kelimesi gelmiş,daha sonra yüklem (eylem) olan كورت fiili gelmiştir.Bu durum bu olay-
      ların anı değil aşama aşama olacağını bildiriyor.Ki, o zaman ilk evrede henüz hayat devam
      ediyor,insanlar da yaşıyor,develer de,diğer canlılar da yaşıyorlar. İşte bu bu belirtilen gürü-
      lünce,insan,küresel bir felakete (kıyametle) karşı karşıya olduğunu anlayacak ve o zaman
      dünya kimsenin umurunda olmayacak,dünyanın en kıymetli malı terk edilecek.( Develer,
      insanların temel gıdesı olan etçil hayvanlar için bir örnek olarak verilmiştir.) Şayet TEKVİR
      Suresindeki ayetler şu şekilde olsaydı,bu olaylar,evrelerle değil ani bir şekilde olurdu ve o za-
      man hayat şartları ortadan kalkardı.Ne insanlar,ne de diğer canlılar hayata kalırdı.
      TEKVİR SURESİ”اذا الشمس كورت ”Değilde,”اذا كورت الشمس ”şeklin de olsaydı,her şey,bir an da
      olup biterdi.İşte,Kur’an-ın orjinal arapça metninin gramer ve dil bilgisini bilmeyenler bu ha-
      talara düşüyorlar. Yani,bu olayların ilk evresinde henüz hayat devam ediyor,insanlar da,de-
      ve ve diğer canlılarda henüz yaşıyor olacaklar.Hani güneş tutulmadan önce yavaş yavaş nasıl
      sararıyor ve daha sonra tam tutuluyor ise, bu olaylar da öylece aşama aşama olacaktır.
      3-İddianız,Diyorsunuz ki,İslam alimleri,500 yıl içinde kıyamet kopacaktır,diyorlar.Kıyamet
      için tarih veren kim olursa olsun,kur’an-ın ruhuna ters düşmüştür.يسألونك عن السا عة ايان مرسيها
      فيم انت من ذكراها Nziat Suresi Ayet 42-43 bunu tamamen yalanlıyor.Bura da kendisine kur’an
      inen hz.Muhammed’bunun tarihini bilememişse,diğerleri nasıl bilirler.? Saygılar

  183. Vira Vira says:

    Kaldıki her dinin bir kıyamet seneryasu vardır, afrikalı pigmelerin dinindede vardır amazon kabilelerindede, pigmeler güneşin dünyaya düşeceğini ve tüm insanların yanacağını düşünmüştür, veya amazon piraha kabilesi, bunlarda güneşin söneceğini kıyamet olarak düşünmüştür, bütün dinlerin kıyametini yazmiyim şimdi… Her dinde kıyamet senaryosunda mutlaka güneş vardır çünki güneşin yaşam kaynağı olduğunu tabiatta yaşayan herinsan gözlemleriyle keşfetmiştir ve güneşsiz kıyamet tabik iolmaz insan mantığına göre…İslamdada dürülecek denen bir kelime kullanılmış…Ama bunu beyaz cücelere bağlayanlar cahilliklerini ve bilimsellikten uzak bir bakış açısıyla konuyu illada bilimsel olarak göstermesiyle kendilerini komik duruma düşürüyor…

  184. Vira Vira says:

    Gelelim koruyan atmosfere üstadım, ne diyor enbiya 32 de?
    Ve cealnes semae sakfen mahfuza, ve hum an âyâtihâ mu’ridûn.
    mahfûza=korunmuş muhafaza edilmiş
    Ve semayı muhafaza edilen tavan yaptık diyor…İnsanları koruyan atmosferden bahsetmiyor, allahın atmosferi koruduğunu söylüyor…Tabi semaya atmosfer dersek…Esas dini ve ayetleri çarpıtan sizlersiniz…

    • bilal says:

      ENBİYA SURESİ AYET 32.VE ATMOSFER OLAYI: وجعلنا السماء سقفا محفوظا وهم عن اياتها معرضون
      ” Biz semayı (üstünüzü) korunmş sapasağlam bir tavan yaptık….” Arapça da السماء هو ما فوقنا
      وكل ما فوقنا سماء ” üstümüz ve üstümüzde sayalan her şeye ”sema”denilir.EVET;الله اعلم Ayet,şunu
      anlatıyor ; Dünyayı saran atmosfer ve onun ötesindeki gök cisimleri bir düzen ve denge içinde
      yaratılmıştır ve bu düzen korunmaktadır.Astrofizik ilminin de dediği gibi ”evrendeki bütün geze-
      genler,yıldızalar,güneş sistemi ve gök cisimleri iki güçlü denge kuvvetinin ahengiyle varlıklarını
      sürdürüyorlar.İşte korunmuş bir tavan (atmosfer) ve elektromanyetik alanda korunmuş cisimler.
      ENBİYA SURESİ AYET 32.de belirtildiği gibi,üstümüz korunmuş bir tavan gibidir. Biraz düşünün;
      İnsanın üstü korunmuş sağlam bir tavan ise,insanın üzerine düşebilecek her türlü olumsuz
      etmenlerden (meteor yağmurundan tutun güneşin ultraviyole ışınlarına kadar) insan ve diğer
      canlılar korunmaktadır. Bizim evimizin tavanı,bizi yağmurdan,doludan,kardan,aşırı sıcak ve so-
      ğuktan koruduğu gibi,atmosfer de ( hava tabakası) bizi meteor ve ultraviyole ışınlarından koru-
      maktadır. Halen,1400 sene önce inen Kur’an-ın bu mesajını anlmamaya çalışanlar vardır.وهم عن
      ايا تها معرضون ayetin de belirttiği gibi,onlar,(inanmak istemeyenler) onun ayetlerinden (belgelerin-
      den) yüz çevirirler.Bu mükemmel fizik aleminin varlığını hala tesadüflara bağlayanlar vardır.
      Onlar,” Bir gram salisilik asit,iki milli gram asitik asit ve bir damla sülfirik asitten üretilen bir
      Aspirin tabletinin ” üretilmesini tesadüflara bağlayamazlar.Yani bir aspirin tabletinin üretilmesi
      için mutlaka bir eczacıya ( canlı,şuurlu ve bilgili bir ustaya ) ihtiyaç duyuyorlar.Peki, evrenimizi
      oluşturan atomlardan tutun, bizi yakacak veya donduracak konumda olmayan ( dünya ile güneş
      arsındaki şu anki mesafyi kastediyorum ) güneş sistemi,galaksiler,sayısızca dev yıldızlar ve ya-
      şayan bütün mevcudatın varlğını nasıl tesadüflere bağlayabilirler.Bilim de tesadüflere yer yoktur.
      Tesadüflük inancı bilgisizlik ve mantıksızlık ürünüdür.Evrenin ilk maddesini yaratan ve atomları
      reaksiyona geçirip bu mükemmel maddeyi ( fizik alemini) oluşturan üstün,şuurlu,canlı ve madde
      ötesi etkin bir güc olan Allah’tır. Bir aspirin tableti eczacıyı gösteriyorsa,bir bina banisini göste-
      riyorsa,bilgisayar mühendisini gösteriyorsa,bir kitap yazarını gesteriyorsa,bu muazzam ve mü-
      kemmel evrende, yüce Yaratıcısını,evrenin müessirini gösteriyor.
      . Özet olarak; bir çok bilim adamlarının da söy-
      ledikleri gibi,bu evreni inkar etmeden,banisini,yaratıcısını da inkar etmek mümkün değildir. Yazılmış ve basılmış bir kitabı inkar edebiliyorsan,yazarını da inkar edebilirsin.Sık sık mantık-
      sız bir soru ile karşılaşırız. O yaratıcı gücü kim yarattı? Eğer o da yaratılmışsa, zaten yaratıcı
      olamaz. O madde değildir,madde ötesi ve maddeyi oluşturan bir güçtür.Madde özeliğini taşıma-
      yan bir şeyi analiz etmemiz mümkün değildir.Bilim, deneylerle sadece maddeyi tahlil edebilir.
      O kendiliğinden var olan bir güçtür.O madde değilki varlığı başka bir sebebe bağlanmış olsun.
      ÖRENEĞİN: Dünyamız,ışığını nereden alır ? tabii ki güneşten. Ay ışığını nereden alır ? güneş-
      ten. Gezegenler ışıklarını nereden alıyorlar ? güneşten. Demeki, bunların ışık yansıtmaları gü-
      neşe bağlıdır. Peki güneş ışığını nereden alır ? yıldızlardan mı? hayır.Demk ki, güneş ışığının
      varlığı, başka bir kaynağın varlığına gerek duymaz. İşte; Madde olmayan ve maddenin özellikle-
      rini taşımayan, O etkin yaratıcı gücün varlığı da kendiliğindendir.Başka bir kaynağa gerek duy-
      maz.Yoksa,sonsuza kadar gidip (teselsülen) bir neticeye varamayız.Ve niticede bir yerde dur-
      mak zorunda kalırız.Bİr şeyi sonuçsuz bırakmak,ilmen,aklen ve mantıkan da muhaldır. Evren

  185. Ferda Yamanoğlu says:

    Atmosfer konusundaki anlayışına hayran kaldım.Tavan ne demek?Atmosfer değilmi?Atmosfer tavan olarak görev yapıp,Dünyayı zararlı ışınlardan korumuyormu?Bunu Kurandan başka yazan bir kitap varmı?Ama Zümer-59′un dediği gibi kibirli olduğun için sen bunu görmek istemiyorsun.Gerçeği pekala biliyorsun.Tekvir-1′deyse Güneşin açıkça dürüleceği yazıyor.Yüz yıl evel yaşasan ,Güneş nasıl dürülür,derdin.Ama bugün dürülmeye itiraz edemiyorsun.Ben sana dürülmenin bir şeklini anlattım.Diğer bir şeklide Güneşin bir kara delik tarafından yutulmasıdır.Samanyolunun merkezindeki kara delik pekala tüm Galaksiyi yutarak Güneşide dürebilir.Gerçeklerle aran pek iyi değil.

    • Vira Vira says:

      Kesinlikle fizik kanunlarını bilmediğiniz hatta astronomiyle uzaktan yakından alakanız olmadığını burada yine ele verdiniz, tekvin süresinde bol bol ve bağlacı kullanılıp bu dürülme olaylarına develerin bile şahit olacağı yazmıştır…Bu bilimsel olarak mümkün değildir.Karadelik tarafından yutulsakta güneş beyaz cüce olsada bu dünya yokolduktan sonra milyarlarca yıl sonra olacak şeyler….Ol derse olur derseniz saygı duyarım ama güneşin batıdan doğacağını falan bilimsellikle kanıtlamaya kalkarsanız sadece size gülerim…

    • Vira Vira says:

      Semanın bizi güneşten koruduğunu hiçbir ayet yazmaz bunu siz uyduruyorsunuz, tavan kelimesinden yola çıktınız bu cümleye çeşitli anlamlar katarak en sonunda bizi koruduğunu yazdınız? Allah ‘korur’ kelimesini bimiyormuydu? Semanın tavan olmasıda çok felsefik bir anlatım tarzı değildir, bu cümleye nasıl bu kadar bilimsellik ve felsefe katıyorsunuz anlamadım…Bu kitaba bakınca nedense kimsenin aklı ermiyor ama bilimsel bir buluş yapılınca o yazıyodu bu yazıyodu deniyor…Allah dalgamı geçiyor sizinle? Bulunmadan önce birşeyi kitaba bakarak bulsaydınız ya? Kaldıki hiçbir din bu kadar alim çıkarmamıştır hiçbir kitaba bu kadar kafa yorulmamıştır…Elektrik yazıyrdu, uçak yazıyordu, atom yazıyordu, troposfer yazıyodu falan filan…Ayrıca en yakın semada yıldızların olduğu yazıyor kuranda yani atmosferin korumasıda yalan oldu…Yahu kendi kendinizi ele vermeyin…Yıldızlar atmosferde değil işte, en yakın semada değil…Sema ve atmosfer kuranda ayrı şeyler…Önce kitabını oku sonra yaz….

  186. Vira Vira says:

    Kardeşim Hypatia’yı araştır bir, ms 300 lerde ne demiş? Nerde imiş? Sen bu cahiliye devrini baya bir aşağılamışsın…En ilkel kabileler bile güneşin söneceğini düşeceğini parçalanacağını düşünmüş ve kıyameti bu şekilde tasfir etmişler…Şimdi beyaz cüce teorsinden çıktınızda kara deliğemi girdiniz?Buradada zekanıza ve genel kültürünüze hayran kaldım, samanyolunun merkezinin karadelik olduğu bilimsel olarak kanıtlanamamış bir şeydir kaldıki karadelik olsada dünyanın yutulmasının milyarlarca yıl sonra olacağı öngörülmüştür, kaldıki tekvir suresiyle gene çelişkiye düştünüz…Karadeliği hangi ayetten çıkardınız? Güneş dürülecek hipotezinden yola çıkarak beyaz cüceye girdiniz tutmadı şimdide karadeliğemi geçtiniz? Mantığınıza hayranım…

  187. Vira Vira says:

    Kuran göklerin 7 kat olduğunu yazar, itirazım yok, en yakın semada yıldızların olduğunu yazar, tamam buda bilimsel olarak çürütülemez, olabilir, daha evren keşfedilmedi…Ama burdan yola çıkarak sema ile atmosferi karıştırırsanız kuran ile çelişirsiniz…sema atmosfer değildir kuranda hatta en yakın semanın bizim evrenimiz olması çok yüksektir….Evrenimiz dışında ne var ne yok şimdilik bilemiyoruz…Sema ve atmosferi karıştıranlar en yakın semada yıldızların olduğuna ne diyecek acaba? Ayeti göndermiyim onlar biliyordur…

  188. Ferda Yamanoğlu says:

    Cahilliğini şimdi ele verdin.Samanyoluda dahil bütün galaksilerin merkezinde yıldızları çekerek dağılmalarını engelleyen kara delikler bulunur.Bilim tarafından ispatlanmıştır.Önemli olan kıyametin nasıl kopacağı değil,ayetin Güneşin dürülmesini yazmasıdır.Ama mat olduğunu anlayınca konuyu başka taraflara çekmeye kalkıyorsun.Zaten siteniz envai çeşit yalanlarla dolu.Yazmayan ayetlerden inci,mercan çıkarmışınız.

  189. Vira Vira says:

    Kuranı ana dilinde okuyan arapların kuran okuyarak dünyanın şekli hakkındaki düşünceleri…
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/5697911.asp?m=1
    Hürriyet gazetesi yalan yazmış derseniz ingilizce bilenlere haberin asıl kaynağını verebilirim…

    • bilal says:

      VİRA VİRA ! Sanki Müslümanların Referansı”Kur’an değil,Bin Bazdir”diyerek” dünyanın dönüşü”
      hakkında onun görüşünü bize aktarıyorsun.
      BAKALIM KUR’AN NE DİYOR? 1- NEML SURESİ AYET 88: وتري الجبال تحسبها جامدة وهي تمر مر السحاب ” Sen dağları camid (statik,duran ve hareketsiz) sanırsın.Oysa onlar bulutların yürümesi
      gibi yürümektedirler.صنع الله الذي اتقن كل شئ الخ ”bu her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın sanatıdır.
      Kimisi kalkıp şunu diye bilir,ya bu olsa olsa kıyamet koptuğu zaman olur.Ayetin son cümlesi,
      ”صنع الله الذي اتقن كل شئ ”dağların (tabii olarak dünyanın) bulutlar gibi yürümesi,Allah’ın sapasağlam
      sanatıdır” bu iddiayi tamamen çürütüyor.Çünkü kıyamet kopunca,dünyada,evrende her şey yıkı- lıp yerle bir olur.Böyle bir yıkıma sapasağlam sanatı denilemez.
      2.TARIK SURESİ AYET 12: والارض ذات الصدع ”Çatlayışlı arza” veya mesafeyi kat eden arza” ye-
      min olsun ki,kur’an hak ve batılı ayıran bir sözdür.Arapça da صدع kelimesinin bir kaç anlamı
      vardır bunlardan biri çatlayış,diğeride mesafeyi kat etme anlamı. صدعت الارض – اي قطعت المسافة
      3. YASİN SURESİ AYET 40: وكل في فلك يسبحون ” hepsi,(bütün gök cisimleri) birer yörüngede yü-
      zerler” Burada sadece ay ve güneş kast edilmemiştir.Eğer sadece ikisi kast edilmiş olsaydı,
      arapçada وكلاهما veya وهما في فلك يسبحان her iksi birer yürüngede yüzerler”denilecekti.Halbuki
      وكل de,ويسبحون çoğul için kullanılıyor.İşte ayetin doğru meali şöledir.”Ay,güneş sistemi ve bütün
      gök cisimlerinin her biri bir yörüngede yüzerler. İşte bu ayetler, dünyanın camid(statik ve dura-
      ğan) olamdığını gösteriyor.YİNE 1400 SENE ÖNCE KUR’AN İNSANIN UZAYA GİDEBİLCEĞİNİ
      İŞARET EDİYOR: 1- ANKEBUT SURESİ AYET 22: وما انتم بمعجزين فيي الارض ولا في السماء
      ”Siz ne yeryüzünde,ne de gök yüzünde Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz.” Bu ne demek? Siz, yeryüzünde yaşadığınız gibi,gök yüzüne de çıkarsanız yine Allah’ı aciz bırakamazsınız. Yani
      onun yarattığı evrenin yasalarından (ölüm vb.den) kurtulamzsınız. 2.YUSUF SURESİ AYET 105: وكاي من اية في السما وات وفي الارض يمرون عليها وهم معرضون اتخ ”Göklerde ve yerde nice (Allah’ın) bel-
      geleri vardır ki,üzerlerine uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçecekler. يمرون fiili muzar’i
      olup kur’an-ın indiği dönemden sonraki zamanları ifade eder.Yani bugünün uzay çağına işaret
      ediyor.İnsanlar, uzaya gidecek,gezegenlere gidebilecek,fakat halen de Allah’ın varlığını ve bir-
      liğini gösteren ayetlerden (belgelerden )yüz çevirecekler. EVET: 1400 sene önce yaşamış olan
      bir beşer, (hz.Muhammed) bu ayetleri kendiliğinden söyleyemezdi.Bu ayetler;ezelden ebede kadar her şeyi bilen ve evreni yaratan Yüce Yaratıcı gücün (Allah’ın) sözüdür.Bir beşerin sözü
      olamaz. Kur’an da, pozitif bilimle veya mantıkla çelişen hiç bir ayet yoktur.Çelişki vardır diyen-
      ler, kur’an-ı kavramaktan çok uzaktırlar.Çelşikiyi gören kıt bir algıya sahiptir.Saygılar.

  190. Vira Vira says:

    Kardeşim senin galaksilerin merkezinde karadelikler olduğu anlayışı bir kesin olarak kanıtlanmış bir şey değildir, ben olabilir dedim ki bende samanyolunun merkezinin karadelikolduğuna inananlardanım, okursan, yanlışsın demedim…Ama o karadeliklerin güneşi yutup develerinde buna şahit olmasını nasıl açıklayacaksın? Heşeyi geçtim güneşin batıdan doğacağıda bilimselmidir sence?

    http://www-istp.gsfc.nasa.gov/stargaze/Sblkhole.htm

    http://news.discovery.com/space/our-galaxys-black-hole-has-the-munchies-111215.html

    Al sana 2 tane kafir makalesi ingilizce biliyorsan oku ama manalara anlamlar çıkarma…Nasadan bir tanesi…Samanyolunun merkezindeki karadelik ile ilgili…

  191. Vira Vira says:

    Herşeyi geçtimde kurandan yola çıktık karadeliklere geldik, kuranda karadeliklere dair en ufak bir işaret olmadığı halde beni karadelklere getirdin ve bu konuyu araştırmamla beni aydınlattığın için sağolasın, karadelikler ile ilgili son 8 ayda baya gelişme kaydedilmiş…Sayende bu bilgilere ulaşma imkanı sağladım… Güneşin batıdan doğmasınıda karadelik etkisinemi bağlayacaksın? Bunun birbilimselliği varmıdır? Yoksa allah bunu yaparken fizik kurallarını kullanmayacakmı? Herşeyde fizik kanunlarını kullanan allah bunu nasıl yapacak? Bu mümkümü? Bunu bilimsel olarak bana samimi olarak açıklarmısın? Yoksa ol deyince olacakmı?

  192. Vira Vira says:

    Ol deyince olacaksa senin mantığınla allah karadelik getirmek için neden uğraşsın, herşeyde senin mantığınla fizik kanunlarını kullanan hatta hiç üşenmeden beyaz cüceler kırmızı devler kuasarlar hatta kıyamet için taaa galaksi merkezindeki karadeliğe dünyayı yutturacak allah insanlar yaşamlarını sürdürürken nasıl güneşi batıdan doğduracak, güneşi tepemize kadar getirecek? Çekim yasalarımı değişecek? Tüm matematiği değiştirecekmi? Yoksa bu evrende bunun olması mümkünmü? Beni aydınlatırsan sevinirim…

  193. Vira Vira says:

    Supermassive black hole hypothesis diye arat üstadım, hipotez ve kanunun ne olduğunu biliyorsundur herhalde…Bilmiyorsan söyleyeyim, hipotez demek varsayım demektir, probleme konulan geçici çözüm demektir ve samanyolunun merkezinde bir kara delik olduğu çok güçlü muhtemelliği olan hipotezdir…Sen yasa diyorsun nasa bile hipotez diyor, allah ne etsin seni nasadaki bilimadamlarından daha bilgilisin ben karşında cahil bir ademoğlu tabi, harcanıyorsun aslında Türkiye’de, Benim gibi cahillere laf anlatmak güçtür…Kalbimiz mühürlü okumuyoruz araştırmıyoruz ne yapalım…

  194. Ferda Yamanoğlu says:

    Selamünaleyküm.Gerçekleri senin gibi görmek istemeyenler beni çok üzüyor.Zaman,zaman negatif enerjiler keşke yaratılmasaydı diyorum.Ama negatif enerjiler olmasa 0=+1-1 denklemi gerçekleşmeyecek ve Evrende yoktan var olamayacaktı.İnşallah negatif enerji yaymaktan kurtulur pozitif enerjiler tarafına geçersin.Çünkü negatif enerji yaymanın çok ağır bir bedeli var.ALLAH hidayet nasib etsin.

  195. Vira Vira says:

    Şüphesizki allah dileseydi herkez müslüman olurdu ama istemiyor allahın işte, birilerini yakmak için bekliyor ya sabır diyor sanırım, şuan beni görüp cehennemde yakmak ve tatmin olmak için bekliyordur , bu nasıl bir allahki sonsuz merhamet sahibi ve iyilik önderi? Hem iyi olacaksın hem kötülüğü yaratacaksın sonra çeşit çeşit tuzaklarla yarattığın ademoğlunu tongaya düşürüp cehennemde çatır çatır çatır yakacaksın…Allah satanist gibi geliyor bana….Kalbimi mühürlediğini kitabında yazmışişte, ben mühürü yemişim, şüphesizki istese herkezide inandıracağını yazmış…Ne yapalım allah bu…Yanacazda sen niye allahın avukatlığını bu kadar yapıyosunki? Ben o kadar güçlü olsam benim yalakalığımı yapan insanlara derimki sen şöyle kenara geç ben kendimi savunurum…Allahın avukatlara çokihtiyacı var üstadım ama nereden savunmaya kalksanız allahı tuttuğu yer kırılıyor…Medeni hukuğa göre allahı dava etsek müebbet yer…

    • tiref says:

      ALLAH herşeyi bilendir,örneğin senin şu dakkada ki fikrini yaşadıklarını görebildiği gibi son nefesini verene kadar ki yaşantını da görebiliyor..senin yaşıyacağın bu yaşam süresince bu fikirde olursan nasıl ki bir yer karantinaya alınmış ve girilmesi yasaksa mühürleniyorsa senin kalbinde o şekil mühürleniyor.yani yüce allah sonsuz kudretini açıklıyor burda ama ne yazık ki sen anlamıyosun…allah kimseye müdahele etmiyor tabiki de her istediğini yola getirebilir ama bu sınava ters düşen bişi o yüzden her insan ektiğini biçer…çalıştığın iş yerinin bile kuralları var, uymazsan bu kurallara kınama alırsın ,işten çıkarılırsın vb şeylere maruz kalırsın.peki bu durumda işverene gidip neden böyle yaptın diyebilirmisin? sen ALLAH’ın verdiği aklı kullanmayıp gerçeği görmüyosan,kurallarına uymuyosan verceği cezayı neden sorguluyosun?

  196. Vira Vira says:

    Testere filmindeki psikopatla karakteri aynı allahın…Kendi koyduğu kuralları var uymayanlar yakılacak şişlenecek kazıklara oturtulacak…Allah önce kendiyle yüzleşsin…

    • Allah kimseyle yüzleşmez ve hesap vermek zorunda değildir..hesap verecek sensin…Be edepsiz,ne Zırbaladığının farkındamısın?..

    • tiref says:

      hiç yeryüzüne gelmediğini düşün,anne dediğin kişinin oğlu değilsin arkadaşlarının arkadaşı değilsin hiç yaşamadın nefes almadın farzet.bu durumu istermiydin? yani gerçekten şunu diyebiliyormusun? allahım cehennem azabı varsa keşke hiç olmasaydım,şu verdiğin akıl olmasaydı nefes almasaydım annemi kardeşimi arkadaşlarımı bilmeseydim onlarda beni hiç bilmeseydi, yani hiç olmamayı göze alabiliyomusun?bunu samimi bir şekilde düşün gerçekten bir hiç olmayı göze alabiliyorsan sorgulamada haklısın derim.ama en ufak bir hissiyatla iyiki yaşıyorum diyebiliyosan o dakkadan sonra gözlerini aç ve neden bu dünyadayım bu evren neden var diye bir sorgulamaya başla…al bir kuran-ı kerim tevsirini oku ve yüceler yücesi ALLAH’ı hissedip bu dünyada ki gerçek amacını sorgula …

  197. Ferda Yamanoğlu says:

    Değerli kardeşim sana yapılan bu hakaretlere neden olduğum için özür diliyorum.Seni cahillikle suçladığım içinde özür diliyorum.Biz kimseyi kötü görmeyiz.Kötülük ararsak kendimizde ararız.Bu hakaretleri bana yapılmış say.

  198. Deniz says:

    Merhaba ben yorumların hepsini okuyamadım fakat öncelekle şunu belirteyim ki sayın Mehmet Selim Polat Bey küfür bizler gibi gerçeği aramaya çalışan, eleştirel bakabilen insanlara verebileceğiniz seviyede bir yanıt olmamakla birlikte siz ve gözümde temsil ettiğiniz sizin gibi henüz insan olamamıış homo erectusların karantina altına alınması gerektiğini düşünmekteyim.
    Konuya gelince belirttiğim gibi cevap arayışında olmak harika ama neden böyle bir konu tartışılıyor anlamıyorum tanrı vardır veya yoktur demek mümkün değildir ki buna sadece inanır veya inanmayız ve bunda da özgürüzdür. Dine inanan bir kimse için lütfen tanrının veya diğer inanışlarının önemini küçümsemeyin bu büyük bir hata olur bu o insanın yok olduğunu söylemekten farksızdır. herkeze her inanca saygı duymak gerekir.
    Ve siz dine inançlı kimseler de bize saygı duymak zorundasınız. kendi adıma söylüyorum dünyaya baktıkça düşündükçe tanrı bana mümkün görünmüyor bir türlü ona inanamıyorum bana mantıksız geliyor doğaüstü güçlere inanmıyorum tanrı onun peygamberleri emirleri bana insansi geliyor insansı bir bencillik ve emin olamadığımız ve asla olamayacağımız bir şeye bu kadar bağlanmak ölümden sorasını bu kadar düşünmek, kurmak bence çok gereksiz.
    Şimdi lütfen artık tanrının varlığını veya yokluğunu(ya da deist düşünceyi) ispatlamaya çalışmayın
    Bu tartışmaya açık bir konu değildir.

  199. Vira Vira says:

    Üstadım alınmana gerek yok, rahat ol bunu sen veya birileri söylediği için böyle olduğunu düşünmüyorum, inanana saygım sonsuz,inananları aptal olara gören biri değilim ama bende inanamıyorum işte, inanmak istememek değil istesemde inanamıyorum dinlere…Alaha yaptığım hakaretlere inananlar kızınca bende kızıyorum ama, allahın savunulmaya ihtiyacı yoktur sanımca…Öbür tarafta eğer allahta varsa suratına bunları söyliyeceğim, bundan emin ol…Allah beni sizin ellerinize atıp linç ettirmeye kalkarmı acaba veya cezasını kendimi verir? Bunu bilemem…Eğer varsa ve düşündüğüm için kalemimi kıracaksa kırsın kalemimi kessin cezamı, Kainatın beyin veren allahı beyni kullandırdığı için yakıyorsa yaksın!…Benim düşündüğüm allah insanların en ağır hakaretlerini kaldırabilecek ve bunada gülebilecek bir allahtır…Büyük filozof felsefeci bilimadamı bir allah varsa beni en iyi o anlar diye düşünüyorum…Beynimde dinlerin olmadığı kesin ama tanrının olmadığı veya olduğu kanıtlanamaz…Ama varsada çok babacandır…Bana gülüp geçeceğinden eminim…Yeterki bile bile kul hakkı yemeyelim, ekosisteme zarar vermeyelim…Gerisi teferruat…Allahın işi gücü yokta insan gibi düşünüp cehennem kazanına ateşi çoğaltın emri verecek…Yakacak yıkacak şişleyecek…Her türlü iyiliği ve kötülüğü yaratacak sonra test yapacak…Ben allahı bu kadar insani ve egoist bir varlık olarak görmüyorum…

  200. ahmet says:

    kendini zeki sanan ateiste sesleniyorum…sen türkçeye çevrilmiş olan ayetten mantık hatası çıkarıyorsun yani türkçe gibi kıt bir dilden. arapça bilseydin eğer o ayetlerde mantık hatası olmadığını görür ve böyle inkara yeltenmezdin. Allah sizi ıslah etsin.

  201. ahmet says:

    malasef ateist bir düşüncede olanlar zekidir hürdür bağımsızdır gibi yalan kelimelere aldanarak zeki olma hevesiyle ateist olan insanlar var.. bizim sizinle bir alıp veremediğimiz yok sadece sonunuzu düşününce vicdani refleks ile cevap yazıyorum.. yazık

  202. ahmet says:

    siz kendinizi çağdaş sanıyorsunuz ama sizin gibi düşünen insanlar ilk çağlardan beri var. yani sizin nesliniz yeni değil.

  203. mehmet06 says:

    VİRA VİRA son 20 yoruma baktımda hiç biri incir çekirdeğini doldurmaz.yazdığınız yazılara bi bakarmısınız arkadaşlar.vira vira demişki tekvin 1 bilimsel olarak çürütülmüş.bu neye benziyor nasıl bi mantık nasıl bi yaklaşım.vira vira sen hangi meale bakıyorsun yada şöyle soruyum sen ve sana yazanlar?ne yapıyorsunuz siz neden bahsediyorsunuz.sırf yazmak için mi yazıyorsunuz.tüm yazılarınıza bakın bide benim göndereceğim tekvin süresi meallerine bakın

  204. mehmet06 says:

    İzeş şemsu kuvviret.

    1. izâ : olduğu zaman
    2. eş şemsu : güneş
    3. kuvviret
    (tekvîr) : bürülüp dürüldü
    : (tortop olmak, sarık gibi sarılmak)

    İmam İskender Ali Mihr : Güneş bürülüp dürüldüğü zaman.
    Diyanet İşleri : Güneş, dürüldüğü zaman,
    Abdulbaki Gölpınarlı : Güneş dürülünce.
    Adem Uğur : Güneş katlanıp dürüldüğünde,
    Ahmed Hulusi : Güneş dürüldüğünde (Akıl karşılaştığı gerçeklik ile kaplanıp gücünü yitirdiğinde),
    Ahmet Tekin : Güneş katlanıp dürüldüğünde, kişi öğrenip bilecektir.
    Ahmet Varol : Güneş dürüldüğü zaman,
    Ali Bulaç : Güneş, köreltildiği zaman,
    Ali Fikri Yavuz : Güneş dürüldüğü (ve ziyası söndürüldüğü) zaman,
    Bekir Sadak : Gunes durulup isigi kalmadigi zaman;
    Celal Yıldırım : Güneş kararıp dürüldüğünde,
    Diyanet İşleri (eski) : Güneş dürülüp ışığı kalmadığı zaman;
    Diyanet Vakfi : Güneş katlanıp dürüldüğünde,
    Edip Yüksel : Güneş yuvarlandığı zaman,
    Elmalılı Hamdi Yazır : O Güneş dürüldüğü vakıt
    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O güneş dürüldüğünde,
    Elmalılı (sadeleştirilmiş – 2) : Güneş katlanıp dürüldüğünde,
    Fizilal-il Kuran : Güneş dürüldüğü zaman
    Gültekin Onan : Güneş, köreltildiği zaman,
    Hasan Basri Çantay : Güneş dürül (üb söndürül) düğü zaman,
    Hayrat Neşriyat : Güneş, tekvîr edildiği (dürüldüğü, nûru nârından ayrıldığı, ışığı giderildiği) zaman!
    İbni Kesir : Güneş dürüldüğü zaman;
    Muhammed Esed : Güneş, karanlığa gömüldüğünde,
    Ömer Nasuhi Bilmen : Güneş, dürüldüğü zaman.
    Ömer Öngüt : Güneş katlanıp dürüldüğü zaman.
    Şaban Piriş : Güneş dürüldüğü zaman..
    Suat Yıldırım

  205. mehmet06 says:

    Ve izen nucûmun kederet.

    1. ve izâ : ve olduğu zaman
    2. en nucûmu : yıldızlar
    3. inkederet : bulanıklaştı, soldu, enerjilerini tüketti, dağıldı

    İmam İskender Ali Mihr : Ve yıldızlar solduğu (enerjilerini tükettiği) zaman.
    Diyanet İşleri : Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman,
    Abdulbaki Gölpınarlı : Ve yıldızlar kararınca.
    Adem Uğur : Yıldızlar (kararıp) döküldüğünde,
    Ahmed Hulusi : Yıldızlar karardığında (Düşünme işlevi durup – fikirler ışık tutmaz olduğunda),
    Ahmet Tekin : Yıldızlar kararıp döküldüğünde, kişi öğrenip bilecektir.
    Ahmet Varol : Yıldızlar kararıp döküldüğü zaman,
    Ali Bulaç : Yıldızlar, bulanıklaşıp döküldüğü zaman,
    Ali Fikri Yavuz : Yıldızlar bulanıb düştüğü zaman.
    Bekir Sadak : Yildizlar dusup, sondugu zaman;
    Celal Yıldırım : Yıldızlar parçalanıp döküldüğünde,
    Diyanet İşleri (eski) : Yıldızlar düşüp, söndüğü zaman;
    Diyanet Vakfi : Yıldızlar (kararıp) döküldüğünde,
    Edip Yüksel : Yıldızlar sönüp düştüğü zaman,
    Elmalılı Hamdi Yazır : Ve yıldızlar bulandığı vakıt
    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : yıldızlar bulandığında,
    Elmalılı (sadeleştirilmiş – 2) : Yıldızlar bulandığında,
    Fizilal-il Kuran : Yıldızlar kararıp dağıldığı zaman
    Gültekin Onan : Yıldızlar, bulanıklaşıp döküldüğü zaman,
    Hasan Basri Çantay : Yıldızlar (kararıb) düşdüğü zaman,
    Hayrat Neşriyat : Ve yıldızlar, (karartılarak) döküldüğü zaman!
    İbni Kesir : Yıldızlar döküldüğü zaman;
    Muhammed Esed : ve yıldızlar ışıklarını yitirdiğinde,
    Ömer Nasuhi Bilmen : Ve yıldızlar döküldüğü zaman.
    Ömer Öngüt : Yıldızlar kararıp döküldüğü zaman.
    Şaban Piriş : Yıldızlar, saçılıp dağıldığı zaman..
    Suat Yıldırım : Yıldızlar yerlerinden düşüp dağıldığı zaman,
    Süleyman Ateş : Yıldızlar kararıp döküldüğü zaman,
    Tefhim-ul Kuran : Yıldızlar, bulanıklaşıp döküldüğü zaman,
    Ümit Şimşek : Yıldızlar saçıldığında,
    Yaşar Nuri Öztürk

  206. mehmet06 says:

    Ve izelcibâlu suyyiret.

    1. ve izâ : ve olduğu zaman
    2. el cibâlu : dağlar
    3. suyyiret : yürütüldü

    İmam İskender Ali Mihr : Ve dağlar yürütüldüğü zaman.
    Diyanet İşleri : Dağlar, yürütüldüğü zaman,
    Abdulbaki Gölpınarlı : Ve dağlar yürütülünce.
    Adem Uğur : Dağlar (sallanıp) yürütüldüğünde,
    Ahmed Hulusi : Dağlar yürütüldüğünde (organlar çalışmaz olduğunda),
    Ahmet Tekin : Dağlar yerinden oynatılıp yürütüldüğünde, kişi öğrenip bilecektir.
    Ahmet Varol : Dağlar yürütüldüğü zaman,
    Ali Bulaç : Dağlar, yürütüldüğü zaman,
    Ali Fikri Yavuz : Dağlar yürütüldüğü (toz duman olduğu) zaman,
    Bekir Sadak : (3-4) Dogurmasi yaklasmis develer basibos birakildigi zaman;
    Celal Yıldırım : Dağlar yerinden oynatılıp yürütüldüğünde,
    Diyanet İşleri (eski) : (3-4) Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman;
    Diyanet Vakfi : Dağlar (sallanıp) yürütüldüğünde,
    Edip Yüksel : Dağlar yürütüldüğü zaman,
    Elmalılı Hamdi Yazır : Ve dağlar yürütüldüğü vakıt
    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : dağlar yürütüldüğünde,
    Elmalılı (sadeleştirilmiş – 2) : Dağlar yürütüldüğünde,
    Fizilal-il Kuran : Dağlar sökülüp dağıldığı zaman
    Gültekin Onan : Dağlar, yürütüldüğü zaman,
    Hasan Basri Çantay : Dağlar (yer yüzünden koparılıb) yürütüldüğü zaman,
    Hayrat Neşriyat : Ve dağlar, yürütüldüğü zaman!
    İbni Kesir : Dağlar yürütüldüğü zaman;
    Muhammed Esed : dağlar kaybolup gittiğinde,
    Ömer Nasuhi Bilmen : Ve dağlar yürütüldüğü zaman.
    Ömer Öngüt : Dağlar yürütüldüğü zaman.
    Şaban Piriş : Dağlar yürütüldüğü zaman..
    Suat Yıldırım : Dağlar yürütüldüğü zaman,
    Süleyman Ateş : Dağlar yürütüldüğü zaman,
    Tefhim-ul Kuran : Dağlar, yürütüldüğü zaman,
    Ümit Şimşek : Dağlar yürütüldüğünde,
    Yaşar Nuri Öztürk : Dağlar yürütüldüğünde,

  207. mehmet06 says:

    Ve izel ışâru uttılet.

    1. ve izâ : ve olduğu zaman
    2. el ışâru : yüklü develer, kıymetli mallar, servetler, evler, saraylar
    3. uttılet : salındı, başıboş bırakıldı, terkedildi

    İmam İskender Ali Mihr : Ve yüklü develer salındığı (başıboş bırakıldığı), kıymetli dünya malları terkedildiği zaman.
    Diyanet İşleri : Gebe develer salıverildiği zaman.
    Abdulbaki Gölpınarlı : Ve dişi develer bile başı boş bırakılınca.
    Adem Uğur : Gebe develer salıverildiğinde,
    Ahmed Hulusi : Işar (en gözde develer; zenginlik ve statü nesneleri) başıboş bırakılıp terk edildiğinde (dünya değerlerinden geçildiğinde),
    Ahmet Tekin : Yavrulamak üzere olan gebe develer, kıyılmaz mallar salıverildiğinde, yağmur yüklü bulutlar işlevsiz bırakıldığında kişi öğrenip bilecektir.
    Ahmet Varol : On aylık gebe develer [1] başıboş salıverildiği zaman,
    Ali Bulaç : Gebe develer, kendi başına terkedildiği zaman,
    Ali Fikri Yavuz : Kıyılmaz (canım) mallar terkedildiği zaman,
    Bekir Sadak : (3-4) Dogurmasi yaklasmis develer basibos birakildigi zaman;
    Celal Yıldırım : Gebe olan develer (kendi haline) bırakıldığında,
    Diyanet İşleri (eski) : (3-4) Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman;
    Diyanet Vakfi : Gebe develer salıverildiğinde,
    Edip Yüksel : En değerli mallar terkedildiği zaman,
    Elmalılı Hamdi Yazır : Ve kıyılmaz mallar bırakıldığı vakıt
    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : kıyılmaz mallar bırakıldığında,
    Elmalılı (sadeleştirilmiş – 2) : Kıyılmaz mallar bırakıldığında,
    Fizilal-il Kuran : Gebeliğinin onuncu ayındaki develer kendi haline bırakıldığı zaman
    Gültekin Onan : Gebe develer, kendi başına terkedildiği zaman,
    Hasan Basri Çantay : Gebe develer (başı boş) salıverildiği zaman,
    Hayrat Neşriyat : Ve yüklü develer, başıboş bırakıldığı zaman!
    İbni Kesir : Gebe develer salıverildiği zaman;
    Muhammed Esed : ve doğurmak üzere olan dişi develer başıboş bırakıldığında,
    Ömer Nasuhi Bilmen : (4-6) Ve yüklü develer salıverildiği zaman. Vahşi hayvanlar toplanıldığı zaman. Ve denizler ateş ile dolduğu zaman.
    Ömer Öngüt : Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman.
    Şaban Piriş : On aylık gebe develer başıboş bırakıldığı zaman..
    Suat Yıldırım : Doğurmak üzere olan develer, kıyılmaz mallar terk edildiği zaman,
    Süleyman Ateş : On aylık gebe develer başı boş bırakıldığı zaman,
    Tefhim-ul Kuran : Gebe develer, kendi başına terkedildiği zaman,
    Ümit Şimşek : Gebe develer başıboş kaldığında,
    Yaşar Nuri Öztürk : O bakmaya kıyılmayan develer kendi hallerine bırakıldığında,

  208. mehmet06 says:

    Alaha yaptığım hakaretlere inananlar kızınca bende kızıyorum ama, allahın savunulmaya ihtiyacı yoktur sanımca…Öbür tarafta eğer allahta varsa suratına bunları söyliyeceğim, bundan emin ol…Allah beni sizin ellerinize atıp linç ettirmeye kalkarmı acaba veya cezasını kendimi verir? Bunu bilemem…Eğer varsa ve düşündüğüm için kalemimi kıracaksa kırsın kalemimi kessin cezamı, Kainatın beyin veren allahı beyni kullandırdığı için yakıyorsa yaksın!…Benim düşündüğüm allah insanların en ağır hakaretlerini kaldırabilecek ve bunada gülebilecek bir allahtır……BU SÖZLERİ SÖYLEYEN KİŞİNİN ÖBÜR TARAFA GİTMEDEN AZAP GÖRÜYOR Kİ ZATEN.BU CÜMLELER SÖZÜN SAHİBİNİN KIZILACAK DEĞİL ACINACAK HALDE OLDUĞUNU GÖSTERİYOR

  209. mehmet06 says:

    VİRA VİRA sen demek beynini kullandığın için allaha inanmıyorsun.yoksa kibrinden mi.yoksa nefsinden mi.nefisle kibirin bi arada olduğu yerde akıl zaten geçersizdir anlamsızdır.sen de bunu görmek zor değil ki.damlaya damlaya dağdan kesiyorsun kereste ya da alakaya maydonuz.neymiş TEKVİN 1 BİLİMSEL OLARAK ÇÜRÜTÜLMÜŞ MÜŞ.MÜŞ.ayet kıyamet gününden bir kesit ,tasvir,hani diyoruz ya betimleme gözde o anı canlandırma hepsi bu.yoksa ortada iddia ,sav varda bizim haberimiz mi yok.kuran hepimize diyor hemde yaklaşık 200e yakın ayette akledin ,beyninizi kullanın diyor,teferkür edin diyor.islam dinini her söylediğinin aksi ıspatlanan kiliseyle karıştırma.

  210. mehmet06 says:

    ya kurana nasıl bakıyoruz o neden bahsediyor biz neye bakıyoruz..bundan 100 150 yıl önce ben sana elektrikten yada tv den yada cep telefonundan bahsetseydim benim hangi sözüme inanırdın vira vira.bilim daha düne kadar anne sütünü bi şeye benzetemiyordu şimdi 6 ay illa anne sütü diyor.dün yumurta kollestrol yuvasıydı bugun mucizevi ilaç.yani daha neler neler var.hergün bi önce günü basitleştiriyor,cahilleştiriyor.bak ben eski meallere bakıyordum.orda demiri indirdik ayetinin tefsiride; nasıl kuranı kerimin inmesi insanlar için ise, demirde insanın kullanması için demiş,yani zorlamayla tefsir etmiş.yani o zaman aklın üst sınırı oymuştu.zaten 1400 yıldır yazılan tefsirleri biraz araştırın hayrete düşersiniz.şimdi tefsirlerde ise demirin 3jeolojik zamanda uzaydan dünyaya indirildiği yazıyor.o zaman da inanmayan gene inanmıyordu ama inananda gene inanır.İNANIR,allahın varlığını akılla bile bulabilir insan.yani Yaratıcı kitap bile göndermeseydi bile bizim ilahi huzurda kendimizi savunmaya hakkımız olmazdı.Size akıl verdim beni bulun diye dese ne diyecektik.

  211. mehmet06 says:

    BİRDE İNANMAK LA İNANMAMAK AYNI DÜZEYDE DEĞİLDİR.Yani inanmayan insanda hep acaba vardır.sonra zihni hemen beynine aldığı tüm bilgilerle kendine sorar, var mı yok mu ya varsa ya yoksa düşünceleri beyninde gider gelir, kendi süzgecinden geçirir eler eler eler bunalır sıkılır sonuç hep aynı kanıya varır yok der rahatlar ama aslında olmasınıda ister.çünkü daha öncede demiştim insan acizdir muhtaçtır.nasıl seveceğimiz bi eş arıyorsak.onun sözünden çıkmayacak ne derse yapacağımız bi rab de arıyoruzdur.çünkü allah bizi nasıl yemeğe suya muhtaç yarattıysa maddi olarak,manevi olarak da kendine muhtaç yaratmıştır.

  212. mehmet06 says:

    hangi inançsız istemez ki onu duyan ,derdini dinleyen,rabbi karşısındaymış gibi konuşulan bi rabbı.Ona dua edilen duayı kabul eden,ya rabbi dediğinde söyle kulum diyen rabbin olması istemeyen inançsız varmıdır, vira vira sen istemiyor musun öyle bi rabbi.her an senle birlikte olan dudaklarını bile kıpırdatmadan kelimeleri kalbinden geçirdiğin halde seni duyan,hayatın çekilmez olduğu,herşeyin ve herkesin anlamsız olduğu anlarda tek değerli şeyin o ve onula arandaki bağ olmasını isteyen yok mu.aklına bi soru takıldığında cevabını Ona sorup bi şekilde sana cevabını gösteren rab

  213. mehmet06 says:

    Adamın biri rabbini bulmuş ona yakın olmaya çalışıyormuş.Derken birgün oturduğu semtte çok yağmur yağmış,sel basmış.Adam evinde mahsur kalmış,adamın biri yanına gelmiş,Gel kardeş birazdan senin ev su ile dolar demiş.Adamda sen git Allah beni kurtarır demiş,sonra su seviyesi bel hizasına gelmiş, biri daha gelmiş gel gidelim demiş yoksa birazdan boğulacaksın.Adamda demiş ya sen git Allah beni kurtaracak .su seviyesi boyun hizasına gelmiş az sonra boğulacak olan adam gelen yardımı gene reddetmiş ve boğulmuş.Çıkmış rabbinin karşısına bağırarak! BEN SANA İNANDIM SANA GÜVENDİM BANA NEDEN YARDIM ETMEDİN.gönderdik sana 3 kere yardım gönderdik.sen 3ünüde AKLINI KULLANIP gelen yardımı alaydın demiş rabbi ona.işte sizinde o adamdan farkınız yok İNANÇ AÇI arkadaşlar.yardım illa gökten zenbille mi inecek.ne zaman o üstün aklınızı kullanacaksınız.hem merak etmeyin yardımın sınırı yok öyle 3 kere falan değil,ama son nefesten önce DE bitiyor HABERİNİZ OLSUN.ÖZELLİKLE VİRA VİRA,(vira vira sen geçen hafta ki yazımDÜNYANIN BATMASINDAN KORKTUĞUM ANLAMINI ÇIKARTMIŞSIN,İSTERSEN O YAZIMI BİR DAHA OKU(bazen çok komik oluyorsun vesselem) parmak ayı gösteriyorsa aya bakılır lütfen parmağa bakma artık

  214. mehmet06 says:

    Denizatları dış görünümleri ve son derece özel bir tasarıma sahip olan genel yapıları ile dikkat çekici canlılardır. Boyları 4 ile 30 cm arasında değişen denizatları genellikle kıyı şeridinde yosunların ve diğer bitkilerin arasında yaşarlar. Sahip oldukları koruyucu kemiksi bir zırh bu hayvanları tehlikelerden korur. Zırh o kadar sağlamdır ki, kurumuş ölü bir denizatını elinizle kırmanız neredeyse imkansızdır.
    Denizatının başı, vücuduna dik açı ile yerleştirilmiştir. Başka hiçbir balıkta bu özelliğin bir eşine rastlamak mümkün değildir. Denizatları vücutları dik olarak yüzer, başlarını yukarı ve aşağı hareket ettirebilirler. Ancak başlarını iki yanlarına doğru hareket ettiremezler. Bu özellik diğer canlılarda olsa görme açısından problem oluşturabilirdi. Ancak denizatlarının sahip oldukları özel vücut tasarımı sayesinde böyle bir problem hiç yaşanmaz. Denizatlarının gözleri birbirinden bağımsız, her yöne serbestçe hareket edebilecek ve dönerek her tarafı rahatlıkla seyredebilecek şekilde yaratılmıştır. Bu yüzden kafalarını iki yana çeviremeseler de etraflarını rahatlıkla görebilirler.
    Denizatlarının yüzmeleri de çok özel bir sistem sayesinde gerçekleşir. Yüzme keselerinde bulunan bir tür gazın miktarında gereken değişiklikleri yaparak suda rahatlıkla yükselip alçalırlar. Denizatı, eğer bu kesesi zarar görürse ve az miktar da olsa gaz kaybederse denizin dibine batar. Bu durum ise denizatı için ölüm demektir. Burada hemen dikkat çekilmesi gereken önemli bir nokta vardır. Yüzme kesesindeki gazın miktarı çok hassas ayarlanmıştır. İşte bu yüzden herhangi bir değişiklik hayvanın ölümüne neden olmaktadır. Bu hassas ayarın bize gösterdiği gerçek ise çok önemlidir. Bir denizatı ancak bu hassas ayarla yaşayabilir. Yani bir denizatı ancak bu özelliğiyle birlikte tek bir anda ortaya çıktığı için varlığını sürdürmektedir. Bu durum denizatının zaman içinde bu özellikleri kazanmasının mümkün olmadığını, yani evrimcilerin iddia ettiği gibi evrimin bir ürünü olmadığını gösterir. Evrendeki her varlık gibi onlar da bütün özellikleriyle birlikte Allah tarafından yaratılmışlardır.
    Bu canlıların en şaşırtıcı yönü ise erkek denizatının doğum yapmasıdır. Erkek denizatı karnının alt kısmında, zırh tabakasının olmadığı bölgede, geniş bir keseye ve bunun üzerinde de yarığa benzer bir açıklığa sahiptir. Dişi, yumurtalarını doğrudan bu keseye yerleştirir. Erkek ise burada biriken yumurtaları döller. Yumurtaların bırakıldığı kesenin iç kısmındaki deri bir süre sonra sünger gibi olur ve yumurtaların beslenmelerinde önemli bir rol oynayan kan damarlarıyla dolar. 1 ya da 2 ay sonra denizatının kopyaları olan yavrular keseden çıkar.21

  215. mehmet06 says:

    biri DENİZATININ TEK Mİ YARATILDIĞINDAN BAHSETMİŞTİ

  216. Vira Vira says:

    Kardeşim sen beni benden dahamı iyi bileceksin, benim kafamda öyle düşünceler yok, bunalıp sıkılmıyorum, tanrının varlığı veya yokluğuda beni ilgilendirmiyo çünki inanmıyorum ve tanrıyada ihtiyacım yok…Bir ateistle empati kurmaya çalışıyorsun ama başaramyorsun çünki ateist olmak senin mantığına aykırı..Sana bir sır vereyim bir komunist heryerin faşist olduğunu zanneder bir ırkçı herkezin etnik azınlık olduğunu zanneder, çok dindar bir hristiyan herkezin hristiyan olduğunu zanneder çok dindar bir müslüman ise herkezin müslüman olduğunu zanneder hatta papanın bile müslüman olduğuna inanan müslümanlar vardır…Buna psikolojide sanrısal bozukluk denir ve gerçekten ciddi bir hastalıktır…Yani üstadım sende sanrısal bozukluk var…

  217. mehmet06 says:

    bi ateistle empati kurmak aklımın ucundan geçmez.Çünkü bak bu çünkü çok önemli benim için.Çünkü beN NANKÖR değilim.yaratıcımı bir an olsun yok saymak en büyük edepsizliktir nankörlüktür.ayrıca ALLAHa inanmamak en büyük cahilliktir.hadi dinler beni tatmin etmiyor diyen bi arkadaş var onu az kalmış olarak görürüm ama ateiste hayret ederim.yaratıcının arz´ında yaşayıp onu yok saymak kimsenin haddine değildir.

  218. mehmet06 says:

    Sen bi arkadaşına misafir olsan sana ikram etse.yesen içsen ,yatsan uyusan evinde sonra bi teşekkürü bile çok görüp etmesen teşekkür.ne der sana hiç düşündün mü.kızmazmı içinden alınmaz mı bu hareketine.bi teşekkürü bile bana çok görüyor demez mi

  219. mehmet06 says:

    kainatı bizim hizmetimize sunmuş.herşeyi bizim için yaratmış,verdiği nimetleri burda saymaya çalışsam ömrüm yetmez.ben nasıl nankörlük ederim.nasıl yok derim.asıl onun yanında biz yokuz.Biz onun yanında yok olmak isteriz.ona nasıl yok deriz

  220. mehmet06 says:

    ayrıca sen demişsin.nerde allah diye, sana niye kendini göstersin ki,senin gibi nankör misafire.Sanki sana kendini gösterse teşekkür mü edeceksin senin vede her şeyin sahibine, aldığın nefesin sahibi kim.attığın adım için kime teşekkür edeceksin.hepsini topla bi ömür için kime sağol diyeceksin.Kaldı ki sen daha o ev sahibinden bile habersizsin var mı bu kadar cahillik allahım.onun ayetlarinden biri şimdi daha iyi indi kalbime. İndirdiği kitap o kadar büyük ki.RABBİMİZ O KADAR BÜYÜK Kİ sorduğum soruların hepsinin cevabını yaşantımda veriyor. Ben şu zamanda şu bilgi çağında dünyanın küçücük bi mahalle oldoğu zamanda inançsız insan olamaz derdim.bilim bu kadar ilerlemişken.İnsaoğlu hayatı bu denli çözmüşken.

  221. mehmet06 says:

    Hadi senin ataların demişti.ŞU ÇÜRÜMÜŞ TOPRAK OLMUŞ KEMİKLERİ KİM DİRİLTECEK. RABBİMİZ ne demiştir sence en mantıklı cevap nedir sana göre.VİRA VİRA sana soruyorum.cevap bekliyorum.biz ölüp çürüyüp toprağa karıştıktan sonra dirilme ZOR mu sence İMKANSIZ mı.

  222. mehmet06 says:

    Hadi ataların senden daha cahildi.yaşadığı evren hakkında senin bildiklerinin belkide yüzde birini bile bilmiyorlardı.Ateistler beş duyu haricine inanmadıkları için,atalarına ne desek inanmazlardı zaten.Dünya yuvarlak desek inanırlar mıydı.Yada güneş dünyadan büyük deseydik buna bile inanmazlardı küçücük derlerdi.Ama sen öylemisin.yoksa onlardan farklı mısın.

  223. mehmet06 says:

    Yani demek istediğim,ataların 5 duyusu harici herşeyi reddediyordu.yalnızca gördüğüme inanırım diyordu. sende öyle mi düşünüyorsun.Aklıma gelmişken siz ruhun varlığına nasıl bakıyorsunuz merak ettim.Yani ruhun varlığından senin haberin varmı.Hiç merak ettin mi.Biz et ve kemikten oluşuyoruz ama düşünüyoruz,hissedebiliyoruz seviyoruz,üzülüyoruz,aklediyoruz idrak ediyoruz şüphe ediyoruz.Bi şuur sahibiyiz.Hangi organımız bu ŞUUR´u taşıyor.Kalbimiz mi beynimiz mi,Beyin denen et parçası mı şuur sahibi bizdeki her şey o organın salgıladığı hormonlar mı..BEN dediğimiz zaman ,ben beyin mi ,BEN´e sahip çıkan.Yoksa bu et ve kemik yığınlarının arkasında başka biri mi var.Örneğin sende biliyorsundur.Gözümüz sadece görüntüyü alıyor.işin garip yanı ters alırmış göz görüntüyü uzatmayım O görüntü bir sürü işlemden sonra sinirlerden elektrik enerjisi gibi sinyallerle beyinde bi noktaya gidiyor.O karanlık, küçücük bölge o görüntüyü yorumlayıp bilgiyi bize sunuyor.İşte burda algılayan kim.GÖZ mü BEYİN mi yoksa RUH mu. cevap verebilir misin vira

  224. mehmet06 says:

    şu anda da önünüzdeki yazıyı okuyorsunuz.

    Dahası, görmek için hiçbir çaba harcamıyorsunuz; sadece görmek istediğiniz şeye doğru bakıyorsunuz. Gözünüze, gözün içindeki organellere, gözden beyne giden sinirlere ve beyninize “bakın, görün, şu işlemleri yapın” emri vermiyorsunuz. Tıpkı yeryüzünde yaşayan ve yaşamış milyarlarca insan gibi sadece bakıyor ve görüyorsunuz. Bir cisme odaklanıp onu net görmek için göz merceğinizin cismin uzaklığına göre alması gereken yarıçapın optik ölçümlerini, merceğe bağlı kasların çok hassas kasılma oranlarını hesaplamıyorsunuz. Yalnızca o cismi net görmek istiyorsunuz, gerisi saniyenin çok küçük bir diliminde sizin için otomatik olarak hallediliyor. Bunun ne kadar büyük bir mucize olduğu, bu kadar insan gibi belki bugüne kadar sizin de aklınıza gelmedi.

    Üstelik, böyle mükemmel bir aygıta sahip olmak için de hiçbir çabanız olmadı. Doğduğunuz anda gözlerinizi de -özel bir rahatsızlığınız yoksa- son derece kusursuz bir yapıya sahip olarak buldunuz. Büyük bir ihtimalle, “nasıl böyle bir sisteme sahip oldum, bana bu özelliği kim verdi, karşılığında benden ne istiyor?” gibi sorular sormadınız. Fakat emin olabilirsiniz ki size yukarıda belirttiğimiz özellikleri veren Yaratıcı, zamanı geldiğinde -ki o zaman sandığınızdan çok daha yakın- size bu nimetin hesabını soracak.
    Bu nimetin değerini en iyi anlayanlar da görme yeteneklerini sonradan kaybedenlerdir. Eğer bir gün gözlerinizi kaybedecek olursanız -ki bu olay ihtimal dahilindedir- o tarihten sonra geleceğe ait bütün planlarınız ikinci planda kalacak ve dünyadaki en büyük isteğiniz, gözlerinize tekrar kavuşmak olacaktır.

    Ya da yıllar boyu kör bir hayat geçirdikten sonra bir gün tıbbi bir müdahale sonucunda gözlerinizin açıldığını düşünün. Şundan kesinlikle emin olun ki, bu dünyada verilebilecek hiçbir şey sizin için bundan daha değerli olmayacak, o gün ve onu takip eden günlerde sizi hiçbir şey bu kadar sevindirip mutlu etmeyecektir.

    Eğer gözleriniz şu anda görüyorsa, ve siz de böyle büyük bir nimetin kıymetini gereği gibi takdir edip bu eşsiz nimeti size lütfedene minnettarlığınızı ifade etmiyorsanız çok büyük bir nankörlük içindesiniz demektir. İnsanların büyük bir bölümü de aynı durumdadır:

    De ki: “Sizi inşa eden (yaratan), size kulak, gözler ve gönüller veren O’dur. Ne az şükrediyorsunuz?” (Mülk Suresi, 23)

  225. mehmet06 says:

    “Kendi yaratılışını unutup, ‘bu çürümüş kemikleri kim diriltecek’, diyerek bize misal getirene de ki: ‘Onu birinci defa kim yoktan vâr etti ise, işte yine O diriltecektir”Biz ilk yaratışta acz mi gösterdik ki, ikinci yaratışta acze düşelim? Hayır, onlar yeni yaratılıştan şübhe içindedirler”
    “Bir de şöyle dediler: ‘Biz, kemik ve toz yığını olduğumuz vakit mi, gerçekten biz mi, yeni bir yaratılışla diriltileceğiz’ (Ey Resûlüm onlara) söyle; ‘İster taş, ister demir olsun, yahut gönlünüzde büyüyen (dağlar ve gökler gibi kuvvetli) herhangi bir yaratık olsun, muhakkak öldürülecek ve dirileceksiniz’ Onlar şöyle diyeceklerdir: ‘O halde, öldükten sonra bizi kim diriltip geri çevirecek?’ Sen de ki: ‘Sizi ilk defa yaratmış olan kudret sâhibi Allah diriltecek

  226. mehmet06 says:

    “Yağmur rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen O Allah’tır Nihayet bu rüzgârlar buhar ile yüklü, ağır ağır bulutları yüklendiği zaman, bakarsın ki biz, onları ölmüş (kurumuş) memleketere sevketmişizdir Böylece o bulutla, o yere su indiririz de o su ile her çeşit meyveleri çıkarırız İşte bu ölü araziden bitkileri (nebatatı) çıkardığımız gibi, ölüleri de böyle çıkaracağız (dirilteceğiz) Gerektir ki, düşünür ve ibret alırsınız” (el-A’râf, 57)
    BU AYET YETMEZ Mİ GERÇEĞİ ANLAMAYA.MADEM AKILLISINIZ ,ZEKİSİNİZ. Dirilişi özetlemiyor mu.hergün olan durum bu değil mi İMKANSIZDAN BAHSETMİYOR Kİ HER GÜN YAPTIĞI GİBİ BİR İŞ.ya arkadaş ALLAH aklımız alsın diye o kadar güzel açıklamış ki.
    Peki o cansız toprak mı çıkarıyor her çeşit yiyeceği.

  227. Vira Vira says:

    Kardeşim ben inanmıyorum diyorum sen bana diyosun allah katına çıkınca ne yapacan, yok dirilince ne yapacan…Bir çam ağacı nereye gidecekse bende oraya gideceğim diyorum sende diyorsunki öbür tarafta ne yapacan…Sende gerçekten sanrısal bozukluk var…
    Verdiği nimetmiş??? Ne nimeti o? açlık sefalet dökülen kanlar savaşlar mı? nedir o nimet? Tanrı kime ne vermiş? Kimin duasını kabul etmiş kimi dinlemiş? Hala kurtlar kuşlar böcekler havasındasın…Nimetlerden bahsediyosun…O nimetlere bu dünyada kimler sahip bençok iyi görüyorum bana nimetten insan olmaktan verdiği ekmekten bahsetme çünki o ekmeyi bulamayıp ölenlerde var, mikailine söyleyip yağmursuzluktan öldürdüğü insanlarda var…
    Bu saatten sonra senin yazdıklarını ciddiye alamıyacağım çünki gerçekten sende sanrısal bozukluk var…Dünyayı olduğu gibi göremiyorsun istediğin gibi görüyorsun yani bir şizofrenle konuşuyor gibiyim…
    Hayatında başarılar…Bol bol nimetlere ulaş…

  228. veysel says:

    Teker teker ele alınmaya değer.
    Vakit ayırabildikçe cevap yazalım, inşallah.
    Bir kısmı basit dini bilgileri bilmemekten, bir kısmı ise biraz ileri düzeyde sorular… Ama cevaplanamayacak bir şey yok.

  229. mehmet06 says:

    VİRA VİRA ben boşu boşuna sana yazı yazıyorum.ÇÜNKÜ SEN HİÇ BİRİNİ ANLAMIYORSUN.Ben neden bahsediyorum.Sen ne anlıyorsun.karşımda aklını kullanan zeki biri var bende onunla görüş alışverişi yapıyorum zannediyordum ama yanılmışım. Ben sana akli sorular soruyorum cevap istiyorum.Sana inanıyormusun inanmıyormusun diye niye soruyum.zaten ateistim diyorsun ya.Ya işine gelmiyor cevap vermiyorsun yada ANLAYAMIYORSUN basit sorularımı.Senin niye ateist olduğunu şimdi daha iyi anladım.Çünkün sende okuduğunu anlama algılama sorunu var.yazılarıma bak istersen .Sana diyorum ki inançsız bir insan aklını kullanarak ve de doğaya bakarak çok rahat bilebilir bazı şeyleri. sana mirac hadisesi sence olabilir mi DEMİYORUM.Onu zaten sen anlayamazsın. sana ruh var mıdır diyorum senin aklın ruhu kavrayabiliyor mu onu merak ettmiştim.DİRİLMEK de doğada her gün olan şey olduğu için sana akıl dairesi içerisinde olabilir mi diyorum,dirilmeye inanıyormusun DEMİYORUM Kİ

  230. mehmet06 says:

    Sen beni merak etme.bende hastalık falan yok.Ben kendimide ,Rabbimide, hayatıda çok iyi biliyorum.Ben zengin falanda değilim sürekli şükrettiğimden beni çok zengin guruhundan sanma sakın.İşçiyim işimde öyle kolay falan da değil yani hasta olsam yarın işe gidemesem aileme bakacak kimsem yok.Ama merak etme rabbim benim rızkıma kefil zaten.YANİ BENİM RIZIK ENDİŞEM DE YOK.Ben üzerime düşen görevi yapıyorum oda rızkımı sağlıyor.demişsin ya mikaile söyleyip açlıktan öldürdüğü falan filan.Asıl inançsız kafir insanların sömürdüğü ülkeler açlıkla boğuşuyor.asırlardır müslümanlar hep hor hakir görüldü batı tarafından kullanıldı.afkanistan,pakistan,çeçenistan,ırak filistin daha onlarca müslüman ülkesi, gözü dönmüş sözüm ona modern, çağdaş, medeni sömürgeci ülkeler tarafından kullanıldı savaşlarla açlık sefalet içeriside birakıldı.Sen kalkmış dünyadaki bu duzensizliğin sebebi olarak Allahı gösteriyorsun.

  231. mehmet06 says:

    yazmayım diyorum ama iftira atıyorsun yazmaya mecbur kalıyorum.kimin duasını kabul etmiş ki diyorsun.nereden biliyorsun ki bizim dualarımızın kabul olmadığını,BİLAKİS O duayı geri çevirmekten haya eder.YANİ CEVAP VERMEDİĞİ HİÇBİR DUA YOKTUR.hem düşünsene bi duamızı kabul etmeseydi biz şüphe duymazmıydık inancımız sarsılmazmıydı, peki inancımız her geçen gün nasıl artabiliyor.İSTER İNAN İSTER İNANMA SENDE ZATEN İNANMAMA HASTALIĞI VAR AMA ŞUNU BİL.ben ne istediysem rabbim fazlasıyla verdi.bunu polyannacılık falan da zannetme.

  232. mehmet06 says:

    ÇAM AĞACI gibi yanıp kül olsan daha ne istersin ki VİRA,eğer bu kafayla gidersen 1 yıl değil 1000 yıl değil 1milyon yıl değil 1milyar yıl değil sonsuza kadar duan ne olacak biliyormusun keşke çam ağacı gibi yanıp yok olsaydım diyeceksin bir daha bu acıları yaşamak istemiyorum diyeceksin. ama YOK OLMAYACAKSIN. rabbin BANA KONUŞMAYIN ARTIK DİYECEK TADIN AZABI DİYECEK YANAN DERİLERİ YENİSİYLE DEĞİŞTİRECEK ,Seni korkutma niyetim asla olmadı AMA SİZİN GELECEĞİNİZ BİZİ SİZİN ADINIZA KORKUTUYOR.KEŞKE ANLAYABİLSENİZ zaten benim bu sitede olup bişeyler yazıyo olmamın amacı da emin ol sadece bu.BİR DEFA YANIP SONRA ÇOK OLACAK olsa kafirler emin olun hiçbir müslüman size bir kelime bile yazmaya gerek duymaz çünkü bir defa acı sonsuza kadar çekilen acıyla asla kıyaslanamaz KEŞKE BİZİ ANLAYABİLSENİZ.ÇÜNKÜ ÖLDÜKTEN SONRA ARTIK YAPACAK BİŞEY KALMIYOR GERİSİ SİZE KALMIŞ

  233. hakan says:

    Hz. Ali’ye (r.a), birisi geldi.

    Adam, ölümü, tekrar dirilmeyi, ahirette hesabı, cenneti ve cehennemi inkar ediyordu.

    Hz. Ali’ye:

    - Ya Ali, siz müslümanlar ölüme ve ölüm ötesine inanıyorsunuz; biz ise inanmıyoruz. Siz cehennemden kurtulmak, cennete girmek için bir sürü ibadet ediyor, mal harcıyor, zahmete giriyorsunuz. Bu zahmet değer mi? Hem ölümden sonra tekrar dirilmenin olacağı ne malum?” diye sordu.

    Hz. Ali (r.a) adamı sükunetle dinledi, sonra ona şu cevabı verdi:

    “Evet, ölümden sonra dirilmek, hesaba çekilmek, cennete veya cehenneme girmek, ya senin dediğin gibi yoktur; ya da bizim dediğimiz gibi vardır.

    Önce senin dediğinin doğru olduğunu düşünelim. Ölümden sonra ahiret hayatı yoksa, seninle biz aynı durumdayız. Sana da yok bize de yok.

    Bu arada bizim Yüce Allah için kıldığımız namazların, yaptığımız ibadetlerin, hayır ve iyiliklerin, güzel ahlakın, verdiğimiz zekat ve sadakaların bize bir zararı olmaz.

    Ama, ya ahiret varsa, bizim dediğimiz doğru çıkarsa, senin hâlin nice olur? diye sordu.

    Adam, biraz durdu, düşündü ve sonra: “Vallahi, her iki durumda da siz kârdasınız, ahiret varsa vay bizim hâlimize! Yolunu öğret, ben de müslüman olacağım,” dedi ve müslüman oldu.

    Yani kısaca, istar inan ister inanma, bir gün bu sözümü karşında bulacaksın…..

  234. hokur says:

    Kur’anı kerimde aradığınız çelişkileri size bulduranda Allah cc. Çünkü onun bir değişmez kaidesi var. Allaha ulaşmayı dilemeyen dalalettedir ve Kur’an bu kişi için hidayet rehberi değildir. Allah cc böyle kişilere asla hidayetine ulaştırmaz. Kur’anı kerim Allaha yaklaşmak isteyenlere sırlarını açar.

    Matematikte okul birincisiydim ve tahkiki olarak incelediğim Kur’anı kerime her gün daha fazla hayran oluyorum. Kur’anı kerimin Allahtan geldiğine inanmakta bir çeşit imandır ancak kişiyi kurtarmaya yetmez. Allah cc daha ötesini istiyor. Kendisine Ruhumuzu, Vechimizi, nefsimizi ve irademizi teslim etmemizi istiyor. Bu teslimlere inanmayanda bu açık şirkte bulunan kişi ile aynı cehennemde cezalandırılacak ve bu ceza her ikisi içinde ebedi olacak.

    Allah iman etmek ve etmemekte kişileri özgür bırakmıştır.

    Bekle ve gör…..

    • Aaaa..Allaha ulaşmak için sapık iskender evrenesoğlunun aynına gidiniz..Kuranda çelişkili ayetler yoktur..kafanızda islam düşmanlığı vardır..Kuran kalbi kararan sapıkları hidayete erdirmez.İster cennete ve ister cehenneme git benim için önemli değildir.

  235. mehmet06 says:

    mehmet selim polatın yorumundan sonra merak ettim iskender evrenseloğlunu onu araştırdım.sözde ayetlerini okudum. VİRA VİRA yada BÜLENT bu sözde ayetlere okuyunda bir bakın kul nasıl saçmalıyor.Hani size demiştim ya EĞER KURANA İNANMIYORSANIZ SİZ YAZIN bi benzerini DEMİŞTİM YA.İşte hala diyorum birazdan göndereceğim saçmalıklara bakın. sizde eğer kurana kul sözü diyorsanız evrenseloğlu sizden zeki olamaz o yazdıysa sizde yazarsınız bekliyoruz sizi.

  236. mehmet06 says:

    işte evrenseloğlunun sözde ayetleri

  237. mehmet06 says:

    editör neden siliyorsun yazımı

    Edit: Büyük harfle yazdığın her mesaj silinecektir.

  238. bulent says:

    İskender Evrenesoğlu diye bir peygamber de tanıdık sayenizde. Teşekkür ederiz.
    Onbinlerce kişi peygamber olduğunu iddia etti / ediyor.
    Ben Hiçbirine inanmıyorum.
    Sizden farklı olarak, inanmadıklarımın sayısı, sizin inanmadıklarınızdan sadece 1 tane fazla

  239. mehmet06 says:

    sen bak o iskendere ,yani bir kul nasıl saçmalıyor gör.kul sözünden başka ne beklenir ki.

  240. abdullah says:

    olaya mantık ile yaklaşıyorsak ilk bahsettiğiniz ayetin yahudilerin söylemleriyle anlatıldığını nasıl çıkarıyorsunuz ? hem yahudiler arapçamı konuşuyorlardıki cenabı Allah birebir aynı ifadeleri kullansın . hiç kimse Allahın olayı yahudilerin diliyle anlattığını iddia edemez . bu ayette asıl anlatılmak istenen neden kalblerinin mühürlendiğidir ve cenabı Allah kuranı kerimde olayı en cahil insanın anlayabileceği şekilde anlatıyor .

    eğer ayet yahudilerin söylemini ifade ediyor olsa bile gerçekten Allahın rasulü olduğunun farkında olduklarınıda bildiriyor olabilir veya gerçekten Allahın rasulü olduğunun bilincindeydiler ve tevratın şeriatinden farklı bir şeriat getirdiği içinde öldürmek istemişte olabilirler . zira incil tevratın hükümlerini değiştiren bir kitaptır .bu düşünceyi kuvvetlendiren yahya a.s.ın tevrat ile değilde incil ile hükmetmek istediği için şehit edilmesidir . yahya a.s. ın öldürülüş sebebiyle alakalı en kuvvetli rivayeti budur . yahudilerin çok azgın bir toplum olduğu ve azgınlıklarından dolayı lanete uğradıkları bir çok ayette anlatılmıştır . yani Allahın peygamberini bile bile öldürebilecek potansiyele sahiptirler . nitekim farklı ayetlerde hz. peygamberin s.a.v. geleceğini ve vasıflarını yahudi alimlerinin gayet iyi bildikleri ifade edilir …

    ben ters mantık ile kuranı kerimin 1400 yıl öncesinden gelecek ile ilgili hadiselerden nasıl bahsebildiğini sorayım . örneğin rum suresinde cenabı Allah
    2-5 Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah’ındır… ayetleridir .

    kuran mucizleri.com faydalı olabilir .

  241. abdullah says:

    3. verdiğiniz örnek ayetin gelişim biçimine bakıldığında müşrüklerin inkarına cevablar verliyor . cenabı Allah kendinden bahsediyor . ve ayetleri dinleyen kişiler için olayı peygamberin anlatımına uygun kılıyor . aslına bakarsanız buda bir kuran mucizesi diyebiliriz . ayetleri dinleyen kişiler olayı peygamberin anlattığı şekilde düşündüğü için mantıksal bir hata çıkmıyor. sorun sizin mantığınızda

    101. O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. O her şeyi hakkıyla bilendir.
    102. İşte sizin Rabbiniz Allah. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. O her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir.
    103. Gözler onu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder.” O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
    104. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.

  242. abdullah says:

    eğer dediğiniz gibi cenabı Allahtan gelen bir vahiy kitabı olmasaydı 1400 yıl öncesine ait bir kitap nasıl bu bilgileri iddia edebilirdi .

    Aşağıdaki ayette yapılan benzetmede bu fiziksel gerçeğe -yüksekliğin artmasıyla göğüste meydana gelen değişime- şöyle işaret edilmektedir:

    Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam’a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir. (Enam Suresi, 125)

    http://www.kuranmucizeleri.com/bilimsel_mucizeler_85.html

  243. akgulem says:

    şarap ın kelime anlamı ingilizcedeki drink gibidir.drink ingilizcede içmek anlamına gelir;ama içki içmek anlamına da gelir su meyve suyu vs içmek anlamına da gelir.yani şaraptan kastedilen şey “içki”nin kendisidir.bütün alkollü içkiler yasaktır yani.ne yapıyoruz?araştırmadan kafamıza göre bir şeyler söylemiyoruz.

  244. adem says:

    bilal kardeşimin acıklamaları gayet tatmin edici ve mantıklı, davart ,pante ,bülent,sami sizleri ahirette gürmek isterdim sizlerin fikir ve gürüşleriniz kelimeleri carpıtarak yalan yanlış bilgilere kendinizi avutup duruyorsunuz siz kuranın mealini tam olarak anlasaydınız bu gibi soruları sorma ihitiyacı duymaydınız gerceği arayan bir ansana yol güsteririsin sizlere ise ne anlatak boş güzüküyor cünkü sizde gerceği dürme duygusu körelmiş kendi zevkinize güre hayatı yaşayıp kendi zevkiniz doğrultusunda bu doğru bu yanlış diyorsunuz sizlerin de gürdüğü gibi insanlar ölüp bir daha dünyaya gelmiyor ve ayettede dediği gibi inansızlar icin sonsuz bir azap ve işkence vardır bunu iyice düşünmenizi tavsiye ederim siz ler yok diyorsunuz ya varsa dediğiniz hic oldumu varsa biz ne yapacağız dediğiniz oldumu eğer dediğiiz gibi yoksa kaybedeceğiniz bişi olmaz bizimde kaybedeceğimiz bişi olmaz cünkü islamın şartları bizden bişi eksiltmiyor ya varsa o zaman bize bir kurtuluş yolu güzükece ya siz o zaman ne yapacaksınız gercekten düşünenizi tavsiye ederim bu dünyaya bakınca her şeyin bir gayesi amacı vardır herşey insalara hizmet icin yaratılmıştır aklı olmayan bir arabanın bile bir gayesi varken insalrın uzak mesafelerini yakın zamanda katetmsine yarar aklı olan bir insan başı boşmu yaratılmıştır sizce bir gayesi bir amacı yokmudursizce saygılarımla

  245. figen says:

    din kitaplarinin hepsi misir prensi akhenetonun yarattigi aton dininden alintidir..sehrin yagmalamansindan sonra aton dini rahipleri kacmis yoreye dagilmislardir. tevratdada incildede kurani kerimdede aton dininden alintilar vardir..neden guney amerikadan degilde 3 dinde ayni bolgeden cikti?! bu nedenledir..o donemin anayasalari gibi olan bu bilgilerle gunumuzde hala bu bilgilere inanip savunanlari heleki bide univversite egitimi almissa, hicccccc anlayamiyacagim..
    Dr joseph Murpy /die macht ihres enterbewust seins.. bu kitap neden ulkemizde insanlarin bu kadar kor gozle kurani kerime inandigini bana cok guzel acikladi..anlami su : bilinc altinin yaptirim gucu.. gunluk hayatimizda konusmalardan bazilari alt beyin (bilincalti) tarafindan suzulup aliniyor..digerleri ise tam anlamiyla bu kulaktan girip oteki kulaktan cikiyor..o suzulenlerde cocukken bize verilen bilgiler dogrultusunda olanlar..bir cocuga surekli (her dua bu tekrarlardan mevcut zaten) allah tektir hz muhammed onun elcisidir derseniz beyni bu bilgiyle yogrulur..resmen yikanir..iste sizde; yukardaki yazida, mantikla size sunulan seylere bu nedenle karsi cikmissiniz..insan akli tabiki bosuna yaratilmamistir, amaci gayesi vardir..oda iste bu celiskileri gorup gercekten dogru yolu bulmaniz icindir..yani dusuncenizi savunurken adem bey aslinda mantik, irade ve dusunce ucgenini hic kullanmadiginizi goruyorum..eminim..gunahtir hasa, aklimin ucuna bile gelmesi beni kafir yapar gibi dusunceler silsilesi beyninizin derinliklerine islenmistir..bu nedenlede bu beyin yikanmasindan kurtulmadan size mantiksizda gelse, dusunce seklinize devam edeceksiniz.
    beyin yikamsi oldukca yaygin..hz muhammedin o donemlerde eminim farkinda degildi, tesadufen yaptigi bu beyin yikamasinin gunumuze kadar gelmis olmasi uzucudur..insanlik acisindan cok uzucudur. :(

    • cihad says:

      figen dusuncelerine saygi duymuyorum cunku sen ateist birisin senin icin dinin yada hayatin bi onemi yok galiba peki bizim beynimiz yikanmis diyelim gozun gormedigi seylere ne demeli ??? onlarla konusanlarda var biliyomusun bilmiyorum ama dunyadaki butun bilimler bir araya gelipte bir bugday tanesi olusturamiyorsa orneksiz bunu yapan ilahi bir guc degilmidir ??? senin inancin sana benimki bana ama belliki beyni yikanan biri varsa oda sensin. bizim dinimiz akil dini degilmidir herseyi en guzel sekilde yapmayi ogutlemiyormu??? universiteyi 50 defa okusanda sen cahil kalmissin ama ALLAH islah etsin ne diyelim o herseyin en iyisini bilir ancaaaaaakkkkk!!!! peygamberimize dil uzatmaaa inanmiyosan inanmazsin bu sana yorum yapma ozgurlugu vermez 22. yuzyil yada 25. yuzyil olmasinin bi dusunce ozgurlugu cikardigini sanma din konusunda

    • KAAN says:

      Yanlışsın. Hemde çok yanlış. Bir kere din kitaplarının hepsi misir prensi akhenetonun yarattigi aton dininden alıntı değil, ta ilk insanların dinleriyle bile benzerlik gösterebilir. Bunun sebebini hayvanat bahçesine kıyduğumuz zebra bile çözebilir ama sizin gibi inançsız zihniyet asla çözemez.

      Nedenine gelince kainatı yaratan tek bir yaratıcı vardır. Bu yaratıcı bize yol göstermesi için indirdiği kitapta biz her kavme Peygamber yolladık bildirisiyle zaten belirtmekte.
      Dolayısıyla eski bir mısır prensinin uydurdu dediğin dinle benzerlik göstermesi gayet ve gayet normal. siz ateistler bundan ders alıp çıkarmanız gerekirken nasıl olurda bunu ALLAH ın yokluğuna delil gibi gösterebilirsiniz benim mantığım bunu kavrayamıyor.

  246. bulent says:

    Bilal bey’ tekrar soyluyorum. Gecmiste yazilmis br kitap adi verin. Ben onerdiginiz kitapta yazanlardan , o donemde bilinmesi mumkun olmayan gercekleri, tipki kuran yorumlariniz gibi ortaya cikarayim.

    Adamin biri birsey icat etmis
    Cinli Bunu hemen kopyalamam lazim demis
    Japon Bunun daha iyisini yapmam lazim demis
    Turk Ne gerek var zaten adam bulmus demis
    musluman Bu zaten Kuranda yaziyor ki demis

    Yok o kelime su manda kullanilir yok bu kelime bu manada da kullanilir diyerek kuran oyle bir hale getirdiniz ki cahiller Meydan laruse ansiklopedisi zannediyor.
    Icinde Yok Yok

    birisi kuranin ozeti diye bir kitap cikarmis yillar once
    risalei nur diye
    5000 sayfami ne
    kuran 604 sayfa ozeti 5000 sayfa
    ustelik kuran da okuyan anlar” diye yazilmis.’
    ”uzun uzadiya aciklamalar yoktur” denilmis
    ustune basa basa herkesin anlayacagi sekilde acik ve nettir
    denilmis
    Ama allahin kelami bile yetmemis!
    Islam alimleri bile anlasamamis
    .
    Kuranin allah kelami olduguna dair butun kanitlariniz ayni cumleyle basliyor
    Bu kuranda 1400 sene once yaziyordu
    Eh be kardesim 1400 senedir kafirin buldugu herseye bu yaftayi yapistiriyorsunuz da
    Kuranda yaziyordu arastirdik kanitladik dediginiz birsey olmayacakmi
    kurani 1400 senedir kafirlerin arastirmalarinin sonuclari ile mi kanitlayacaksiniz.
    madem kafirler calisip muslumanlarin goremediklerini arastirip ortaya cikariyor ve sizin inancinizin pekismesini sagliyorlar. neden onlari cehennemde yakiyorsunuz.

    Sanirim Kuran kafirleri calismaya ve ogrenmeye yonlendiriyor.
    inananlari da tembellige ve hazira konmaya itiyor.

    Hal boyle olunca, bilgi sahibi kafirleri cehennemde yakmak ,
    muslumanlari da cennet vaadi ile kandirmak zor olmuyor.

  247. Zehra says:

    104. Rabbinizden size muhakkak ki deliller gelmiştir.Artık kim gözünü açar görürse kendi lehine, kim de hakkı görmeyip batılı seçerse kendi aleyhinedir. (De ki) “Ben sizin üzerinizde bekçi değilim.” (Ayetin Arapçasında “De ki” yok)
    105. İşte biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki sana: ‘Sen ders almışsın’ desinler ve biz de bilen bir topluluğa onu açıkça göstermiş olalım.
    106. Rabbinden sana vahyolunana uy. O’ndan başka tanrı yoktur. Müşriklerden yüz çevir.
    107. Allah isteseydi, ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin!
    104. ayette “Ben sizin bekçiniz değilim” diye yazarak gaf yapan Muhammed, sadece 3 ayet sonra Allah’ın ağzıyla “Biz seni bekçi yapmadık” diye yazıyor.
    Var mı mantıklı bir açıklaması?

    Evet var. Ben burada ayetin yanlış yorumlanmış olduğunu düşünüyorum. Şöyleki söylenen ben sizin üzerinizde bekçi değilim sözünün başında ( de ki ) yazıyordur. Bu da hz muhammede söylemesi gerkeen şey emrolunmuştur.

    “Bu arada belirtelim, eskiden sara hastalığının tedavisinde de esrar kullanılırmış.
    Sara nöbetleri geçirdiği rivayet edilen Muhammed hazretleri de esrar kullanmış olabilir mi acaba?”
    Demişsiniz. Ne var ki gayet iyi bilinmektedir ki esrar sara hastalığının tedavisi değildir krizlerin hafiflemesi için kullanılır ve dinimizce narkozda dahil bu tür şeyler yasaklanmamıştır.

    “ali İmran-91. Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.”
    Burada anlatılmak istenen dünyada çok değerli olan altın ahrette geçmez. Yani dünyevi şeylerin önemi yoktur.

    “Hac-65. Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri sizin hizmetinize sundu. Ve emriyle denizde seyredip giden gemileri de.
    Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o tutuyor. Gerçekten Allah insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.”
    Burada göğün yere düşmesi fiziki kurallarla ilgilidir. Gökten tek kastır baktığımz gökyüzü değil elbette. Örneğin güneşin yerinde durmadığını düşünün birden yerinden oynasa ne olurdu? Dünya alevler içinde kalmaz mıydı? Buradaki düşüş doğru bir kavram değil midir?

    “Örneğin Japonya’daki tsunaminin bilgisi Allah’a 3011 senesinde ulaşacak demektir.
    Müslümanlar ise Allah’ın herşeyden anında haberdar olduğunu sanır. ‘’
    Buradaki zaman ifadesinin sizin anladığınız gibi olduğunu düşünmüyorum. Bize o süre 1000 yıl gibi gelecektir, ancak Allaha anıda ulaşır. Söz yanılması ^^

    “Ya da eşlerini alıp dolaşmaya çıksaydı; peşinde 10-11 tane cilbablı kadın olan bu adama inanır mıydınız?”

    Hz Muhammedin çok eşli ve cariyeli olmasını hz Muhammedin hepsiyle ilişkiye girdiği anlamına gelmez. Hz Muhammed o hanımlarla onları korumak için evlenirdi.

  248. İsmail says:

    Ne yazık sana
    Bir gün Hz. Ali’ye bir hristiyan sormuş sen bu kadar ibadet ediyorsun peki ya inandığın şey doğru değilse öyle bir din yoksa Hz. Ali senin söylediğin gibi olduğunu düşünürsek ben ne kaybederim demiş. hristiyan düşünmüş ve hiçbir şey kaybetmezsin demiş. Hz. Ali bu cevap üzerine peki ya benim dediğim gibi ise sen ne kaybedersin deyince hristiyan “Vallahi o zaman ben biterim” demiş ve Müslüman olmuş bence biraz düşün ve ona göre davran Allah sana doğru yolu göstersin.

  249. bulent says:

    Müslüman ne mi kaybeder?
    En önemli şeyini ZAMANI kaybeder
    Hür İRADESİNİ kayeder
    Kendi VİCDANINI kaybeder
    günde 5 kez namaz kılarak vaktini boşa hercar
    Sabahtan aksama dualarla zikırlerle biryere varamayağını anlamadan elinde tespih çeker.
    Cahil cühelanın elinde oyuncak olur
    Kuran gibi kadına yarım erkek değeri bile vermeyen
    cariyeliği hoş gören muhammed inancı ve aklı ile hayatını boşa harcar
    kendi aklınıda vicdanınıda muhammed teslim eder
    karısına kızına değer vermez
    onu insandan bile saymaz
    çoluğunu çocuğunu küçük yaşta kuran kursuna gönderir
    onlarında hayatını aklını fikrini çalar
    dünyada 20 milyon üzerinde canlı var ama müslüman nuhun bunlardan birer çifti için gemi yaptığına inanır.( kaba bir hesapla 4 uçak gemisi büyüklüğündedir bu)
    Musa denen kişinin kızıldenizi yardığına inanır
    Küçük yaşta beynine yerleşen inançları çocuklarına da aşılar
    Fikir beyne bir kere yerleştimi onu sorgulamaya bir daha cesaret edemez

    Kainatı yaratan o büyük kudretin
    küçülüp bir mağarada bedevinin birinin cinsel hayatını düzenleyen ayetler yolladığına inanır.
    Onu geliniyle evlenmesine de izin verdiğine inanır.
    Cariyeliği köleliği istenilen cehaleti göremez.
    Daha ne kaybetsin insan
    Aklını kullanamaz
    fikrini kullanamaz
    boşa harcanan heba olan bir hayat
    Kabullenemez de hiçbir gerçeği
    Evirir çevirir heşeyin kuranda olduğuna kendini ikna eder
    Allah denilen kudret kainatı yaratmış ama kuranda sadece bedevilerin yaşantısı vardır
    bunu bile kavrayamaz müslüman
    özgür düşünemez
    kuranda insanın en önemli organı beyinden bahsedilmez
    Belki bu yüzden beynini kullanamaz müslüman

    Çeviridendir yanlış anlamalar
    arapça bilinmediğindendir bütün hatalar
    Kafam çalışmıyor
    Benim beynim yıkanmış diyemez

    Ona göre herşeyi islam alimleri bulmuştur.
    Böyle böbürlenir

    Ailesi gibi ülkesininde islam ile yönetilmesini ister
    Göremez gidilen cehalet yolunu
    Gökten geldiğine zannedilen ayetlerle yürütülmez bir ülke der
    İİlimle bilimle ilerlemeliyiz yönetilmeli bu güzel ülke der Atatürk
    Anlamaz cahil halk
    Bu yüzden Atatürk cebinden para koyarak Elmalı hamdiye çevirttirmiştir ilk kez kuranı
    İnsanlar okusun anlasın saçmalıkları diye

    Siz hala ne kaybederim yanılıyorsam diyorsunuz.
    Yaratanın size verdiği bir ömrü HARCAMAK
    Daha ne olsun arkadaşım.

    • bilal says:

      bulent ! NAMAZ HAKKINDA YAZDIĞIN SAÇMALIKLARA BİR CEVAP : Biz müslümanlar olarak
      Namazı,Allah’ın emri olduğu için kılarız. Ama, kur’an neyi emrediyorsa,bizim onda bilmediğimiz nice yarar ve hikmetler var; NAMAZIN BİR YARARINI BURAYA AKTARIYORUM :Belki aciz bey-
      nin çalışır. İSLAMDA Kİ NAMAZ,herhangi bir jimnastik ve beden eğitimi hareketinden çok
      farklıdır.Beş vakit namazda,sünnetlerle beraber 40 tane rükü ve 80 tane secde var.Her gün kaç
      jimnastikçi bu kadar hareket yapabilir ? Namazdaki hareketler,insanı gün boyu dinç tutar,aktif
      ve aksiyoner yapar.Günde beş vakıt namaz kılmakla kültür fizik ve beden eğitimimizi yapmış olu-
      yoruz.RÜKÜ ve SECDELER,bütün organları canlandıran,kan dolaşımı için en ideal usuldur.
      RÜKÜ,sırt ve mide kaslarını güçlendirir.Mide cidarındaki yağları giderir.SECDE ise,baldır ve uy-
      luk kaslarını,bağırsak faaliyetleri ile mide cidarını güçlendirdiği gibi,kanın vücudun her tarafına
      ulaşmasında sağlıklı ve düzenli ulaştırır. NAMAZDA kol,bacak ve kafa hareket eder.Bu hareketler
      ise,bütün kaslara,eklemlere ve kemiklere ulaşır. BEŞ VAKİT NAMAZ KILMAKLA,başını günde
      80 defa yere koyup secde etmek suretiyle bu hareketi yapanın beynine kan daha hızlı ve düzen-
      li ulaşır.Beynin zar tabakası,günde 80 defa namaz kılanın, kılmayana göre daha fazla kanla bes-
      lenir.Bu da beynin daha iyi çalışmasını sağlar.Hiç bir sportif faaliyet veya egzersiz secdenin ye-
      rini tutamaz.Secde esanasında,kanın beyine akışı artıyor.RÜKÜ ve Secdede başı peş peşe öne
      eğmek,Rükü ve Secdeden kalkarken başı kaldırmak,otomatik olarak beynin kan dolaşımını dü-
      zenler ve dengede tutar.Namaz,en büyük enerji kaynağıdır.Namaz Yüce Yaratıcıya hem ibadet,
      hemde egzersiz kültür fizik hareketidir. KAYNAK:” NEWSWEEK ”derg. 07.05.2001.
      Namazda ki hareketleri düşünen herkes bunu anlar. Bulent bey! akıllı ve mantıklı ol.
      Yüce Allah’ım nasip ederse,kıt algılayışınla iddia ettiğin mantıksız sorularına zamanla cevap ve-
      rilecektir.Belki o zaman kıt algılayışlı beynin anlar Herkese Saygılar..

  250. Zehra says:

    bir yaratan olduğunu kabul eden biri nasıl o yaratanın indirdiği kurana kitaba , ve elçisine inanmaz?
    eğer bu her şeyi boşa harcamaksa madem,diğerlerinin yaptıkları neler ?
    kadına kıza verilen değer din de düşük mü ki böyle konuşuyorsunuz ?
    insanın kendi hür iradesi yok mu da başkalarının söyledikleriyle yaşasın hayatını?
    musanın kızıldenizi ikiye ayırmasının bilimsel bir açıklaması bile bulunmuşken bunu inkar etmek niye ?
    veya namaz kılarken allaha ibadet etmenin dışında vücuda resmen bir fizik çalışması gibi ne kadar yararlı geldiğini bilmeden nasıl namaza vakit kaybı diyebilirsiniz ?

  251. bulent says:

    - bir yaratan olduğunu kabul eden biri nasıl o yaratanın indirdiği kurana kitaba , ve elçisine inanmaz?

    Size yaratan inancı, kuran ile yüklendiği için şaşkın bir şekilde nasıl olur böyle birşey demeniz gayet normal. Bu incil ile yüklenseydi bugün hıristiyandınız. Ya da musevi. Yaradanın varlığı için kitap gerekmediğini anlayamamanız çok acı. Musa sonrası dünyaya geldiğiniz için şükredin yoksa alaha da inanmayacaktınız.

    - eğer bu her şeyi boşa harcamaksa madem,diğerlerinin yaptıkları neler ?
    diğerlerinden kastınız kim bilim adamlarımı, allaha ve kıtaplarıa inanmayan japonlar mı? Korelilermi? Açıkça yazın cevaplayalım.

    - kadına kıza verilen değer din de düşük mü ki böyle konuşuyorsunuz ?
    Bu soruyu soranın bir bayan olması ne yazık. Sİze yapılanların farkında bile olmamanız. Haklarınızı korumanın, sizi kurandan kurtarmak ve insan olduğunuzu anlamanızı sağlama çabasının bize düşmesi nekadar ironik bir durum.

    - insanın kendi hür iradesi yok mu da başkalarının söyledikleriyle yaşasın hayatını?
    Yazılarınızdan iradenizin kuran muhammed ve islam tarafından şekillendirildiği açıkça görünüyor.

    musanın kızıldenizi ikiye ayırmasının bilimsel bir açıklaması bile bulunmuşken bunu inkar etmek niye ?

    Neymişbu bilimsel açıklama ? Tusunamimi ? Ayın karpuz gibi bölünmesini ve sonra birleşmesini bilimsel olarak açıklayan soytarılar gibi bir açıklama mı bu?

    - namaz kılarken allaha ibadet etmenin dışında vücuda resmen bir fizik çalışması gibi ne kadar yararlı geldiğini bilmeden nasıl namaza vakit kaybı diyebilirsiniz ?

    Fizik çalışması yapmak istiyorsan, yaşına, kilona, sağlık durmuna göre, sana uygun hareketleri yaparsın. Gayet te iyi olur. Bunu kendin için yaparsın. Sağlıklı yaşamak için yaparsın.
    Herkesin aynı namazı kılması bir doktorun bütün hastalarına aynı kültür fizik hareketlerini vermasi gibidir.
    Yok ibadet içinse, örneğin cuma namazında 5 dakikalık namaz için 25 dakika vaaz dinleyerek beynin yıkanması gibi durumlarda vardır.
    İşin ortasında herkes çalışırken namaz için işi yarım bırakmak da son derece yanlıştır.
    Hele herkesin ortak kullandığı tuvalette lavaboda ayakları yıkamak tam bir bedevi görgüsüzlüğüdür.

    Not : Bir bayan olarak kuran ve kadın ile ilgili bölümleri okumanızı tavsiye ederim.
    Cariyelere nasıl davranılırdı? Nasıl paylaşılırdı.? Paya düşen cariyelere neler yapılırdı.?
    Allah (kurandaki) bu konuda neler emretmiş?
    Muhammede gelini ile evlenme izni nasıl verilmiş?
    Sizin bir konuda şahitliğiniz yetiyormu?
    Kocanız başka kadınları eş olarak alırken durumunuz nedir? vs vs

    • Zehra says:

      —Size yaratan inancı, kuran ile yüklendiği için şaşkın bir şekilde nasıl olur böyle birşey demeniz gayet normal. Bu incil ile yüklenseydi bugün hıristiyandınız. Ya da musevi. Yaradanın varlığı için kitap gerekmediğini anlayamamanız çok acı. Musa sonrası dünyaya geldiğiniz için şükredin yoksa alaha da inanmayacaktınız.
      Mazur görün, ama musa’dan önce Allah’ın varlığı bilinmiyor muydu da eğer ondan önce doğsaydım Allaha inanmayacaktım?
      Bana aşılanan sadece kuran değil. Hristiyan, ateist arkadaşlarımda var. Diğer kitaplardan kesitlerde okudum. Ancak en doğru inancın islamiyette olduğunu anlıyorum.
      - -diğerlerinden kastınız kim bilim adamlarımı, allaha ve kıtaplarıa inanmayan japonlar mı? Korelilermi? Açıkça yazın cevaplayalım.
      Diğerlerinin yaptıklarından kastım, hiç ölmeyecekmiş gibi sadece dünya için yaşayanlardır.
      Üstelik Koreli, Japon’ların allahaa inanmadığı ne malum? Annesi babası Budist ama kendi hristiyan olan bir kız tanıyorum.
      - kadına kıza verilen değer din de düşük mü ki böyle konuşuyorsunuz ?
      Bu soruyu soranın bir bayan olması ne yazık. Sİze yapılanların farkında bile olmamanız. Haklarınızı korumanın, sizi kurandan kurtarmak ve insan olduğunuzu anlamanızı sağlama çabasının bize düşmesi nekadar ironik bir durum.
      Eğer bayanlara yapılan bir haksızkık varsa açık açık söyleyin ki ben haksızlık görmüyorum. Hz Muhammed cennet anaların ayakları altındadır derken dahi kadınların önemini yeterince vurgulayamıyor mu sizce?

      - –
      Yazılarınızdan iradenizin kuran muhammed ve islam tarafından şekillendirildiği açıkça görünüyor.
      İnanın tarafsız bir şekilde bir sürü araştırma yaptım, hristiyanlık, ateistlik vb konularda. Ancak, sizce böyle bir kitap uydurulmuş mudur veya Muhammed uydurma birimidir ki ona inanmayalım ?
      Bir kötülüğünü gördüyseniz söyleyin lütfen.
      —-Neymişbu bilimsel açıklama ? Tusunamimi ? Ayın karpuz gibi bölünmesini ve sonra birleşmesini bilimsel olarak açıklayan soytarılar gibi bir açıklama mı bu?
      Sizin dediğiniz konu hakkında bir bilgim yok. ancak kızıldenizin ikiye bölünmesinin açıklaması var araştırırsanız, bulursunuz. Kızıldenizin ortadan ikiye ayrıldığı rivayet edilen yer araştırılıp bulunmuş ve orda denizin ikiye ayrılması için gerekli koşulların olduğu saptanmış. Denizin ikiye ayrıldığı yerdeki derinlik diğer kısımlara göre yok denileek kadar azmış ve bölgedeki aşırı rüzgarlar denizi ikiye ayırabilecek kadar güçlüymüş.
      —Fizik çalışması yapmak istiyorsan, yaşına, kilona, sağlık durmuna göre, sana uygun hareketleri yaparsın. Gayet te iyi olur. Bunu kendin için yaparsın. Sağlıklı yaşamak için yaparsın.
      Herkesin aynı namazı kılması bir doktorun bütün hastalarına aynı kültür fizik hareketlerini vermasi gibidir
      — ben sadece namazın yararlarından biri olarak söylemiştim bunu. Elbette bunun için namaz kılınmaz. Ama namaz kılmanın ilahi boyutunu size ne kadar anlatsam da ön yargılı olacağınızı düşünüyorum ve bu yüzden bu konu ile ilgili bir şey söylemedim.

      Yok ibadet içinse, örneğin cuma namazında 5 dakikalık namaz için 25 dakika vaaz dinleyerek beynin yıkanması gibi durumlarda vardır.
      ibadet için camiye namaz kılmaya giden biri, o vaazı kötü bir amaç olarak görmemektedir. Ve beyin yıkamasıyla alakası dahi yoktur. Sadece kişiye fikir verir. İnsanın aklı vardır. Orda otururken eğer bir yanlışlık seziyorsa arar tarar bulur. Gerekirse inancını değiştirir.

      İşin ortasında herkes çalışırken namaz için işi yarım bırakmak da son derece yanlıştır.
      herkes çalışırken namaz için işi bölmek her durumda söz konusu değildir. Örneğin bir devlet dairesinde işe ara vermek mümkün müdür ? zaruri olarak devam edilir işe, bittiğindeyse namaz kılınır.
      Hele herkesin ortak kullandığı tuvalette lavaboda ayakları yıkamak tam bir bedevi görgüsüzlüğüdür.
      Ben buna doğru bir şey demedim ve gerçekten mide bulandırıcı bir şey bu. En tiksindiğim şeylerden. Gerçek bir Müslüman, ayağını elini yıkayacağı yeri bilir. Olduğu ortam pisken nasıl temizlensin ki kişi?
      Not : Bir bayan olarak kuran ve kadın ile ilgili bölümleri okumanızı tavsiye ederim.
      Cariyelere nasıl davranılırdı? Nasıl paylaşılırdı.? Paya düşen cariyelere neler yapılırdı.?
      Allah (kurandaki) bu konuda neler emretmiş?
      Bu sorunuzu lüten aynı şekilde, daha bilgili birine sorun, sizin için daha açıklayıcı olacaktır. Ama kuranda cariyeleri paylaşın, işstediğini yapın sizindir gibi bir şey elbette yoktur.
      Muhammede gelini ile evlenme izni nasıl verilmiş?
      Doğrusu bu konuda size cevap verebilecek kadar bilgim yok. ancak bildiğim kadarıyla bu olayın asıl sebebi, evlatlıkların hçbir zaman kanla bağlı olamayacakları için, örneğin bir baba ile evlatlık kızının arasında ilişki oluşabileceğidir. Bu ilişki o anlamda değldir. Ama şöyle, mesela bir babanın kendi kızına bakışı ile evlatlık kızına bakışı arasında fark vardır.
      Bu konu hakkına bilgi sahiplerine soracağım, mantıklı bir açıklması vardır elbet.
      Sizin bir konuda şahitliğiniz yetiyormu?
      Haklısınız, yetmiyor. Ama bununda bir sebebi var her ne kadar bir bayan olarak bu durumdan hoşnutsuz olsam da, düşününce insana mantıklı gelen bir neden.

      Kocanız başka kadınları eş olarak alırken durumunuz nedir? vs vs
      Kocanın başka bir kadını eş alma durumu, kadının izni ile meydana gelen bir durumdur ki sizinde tahmin ettiğiniz gibi kadınlar buna müsamaa göstermeyeceklerdir.

      • devart says:

        Sayın Zehra,
        Erkeğin başka bir kadını eş alması durumunda diğer kadının rızasını alması gerektiği nerede yazıyor? Bunun böyle olduğuna dair kaynağınız nedir?

        Erkekler, herhangi bir onay veya rızaya gerek duymadan kadınları boşayabiliyorken, kadının boşanması karşılıklı rıza gösterme ve resmi kurum onayı ile mümkün olabilmektedir. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

        Bakara suresinde açıkça erkeklerin sizden bir seviye daha üstün olduğu söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

      • bilal says:

        Sayın devart ! Bakara suresindeki erkeklerin üstünlüğü söz konusu değildir,sizin aldığınız meal
        ve yorumların tümü yalnıştır.Oradaki,ayetin çevirisi yalnış yapıldığını ve bunun ne anlama geldi-
        ğini Allah’ın izni ile kur’an-ın arapça orjinal metninin çevirisini yapacağım. TEKRAR sana da di-
        yorum ki galiba ” KÖLELİK EVRENSEL Mİ ” iddanıza verdiğim cevabı okumamışsınız. Lütfen .
        okuyun .Tekrar aynı konuyu, Zehra bacıma sormanızın ne anlamı var ? Verdiğim cevabı,oku-
        manızı tavsiye ederim. Yaptığınız iddiaların hiç biri kur’an da yoktur. Kur’an-ın orjinal arapça
        metnini öğrenirsen,bütün bunların yalnış olduğunu göreceksin.

        NOT :! :: 20.02.2012 Tarih // SAAT:00:19.İTİBARİ İLE BULENT BEY’E YÖNELİK YAZDIĞIM YAZI İKİYE BÖLÜNMÜŞ OLUP; ÇOK AŞAĞIYA KAYMIŞTIR: ÇIKABİLMESİ İÇİN SAYFANIN SONUNA KADAR GELMENİZ GEREKMEKTEDİR: SAYGILAR.

      • Syra says:

        Bilal bey,
        Şuana kadar yapılmış tüm mealleri yok sayıp, kendi mealinizin tek doğru meal olduğunu iddia ediyorsunuz. Galiba asrın islam alimi ile karşı karşıyayız. :) Yakında mehdi falan olduğunuzu iddia ederseniz hiç şaşırmam. Bu kadar kesin konuşabilmenizin sebebi acaba nedir?
        Yukardaki mesajınızda; ” meal ve yorumların tümü yalnıştır.Oradaki,ayetin çevirisi yalnış yapıldığını ve bunun ne anlama geldiğini Allah’ın izni ile kur’an-ın arapça orjinal metninin çevirisini yapacağım.” diyorsunuz. diğer mealciler arapça orjinal metinden meal yapmıyorlar mı?

      • bilal says:

        Sayın devart ! Diyorsunuz ki, ” Erkeğin başka kadının eş alması durumunda diğer kadının rı-
        zasını alması gerektiği nerede yazıyor ? CEVAP : İslam da tek evlilik esastır.Ve hiç bir surette
        birden fazla evliği teşvik etmemiştir.Bazı zaruri durumlarda buna sadece ruhsat vermiştir. AŞA-
        ĞIDAKİ ŞARTLAR YERİNDE İSE BUNA RUHSAT VERİLİR: 1. ŞART:NİSA SURESİ AYET 3 :
        ”فان خفتم الا تعدلوا فواحدة الخ ” Eğer adil davranmaktan endişelenirseniz sadece bir tane alın.” Buraya
        dikkat etmek gerekir. 1.Bir erkek mevcut eşinin rızasını almadan ikinciye tevessül ederse,bırakın
        endişeyi,zaten baştan adaletsizlik yapmış oluyor. 2-Mevcut eşin rızasını almadan,ikinci eşle evle-
        nen bırakın endişeyi, kesin olarak adil davranamız.Çünkü ilk eş,direnecek ve sürekli olarak aile
        içinde kavga,geçimsizlik ve kaosa neden olacak.Böyle bir durumda,erkeğin adil davranması söz
        konusu bile olamaz.Yani adil davranmamak kesin değilse de,bir endişe veya bir ihtimal,bu ikinci
        evlilik yolunu tamamen kapatıyor.”فان خفتم الا تعدلوا فواحدة ” bu yasağı kesin bir dille ifade ediyor.
        Yani ilk eşin rızası alınmadan,adalet gerçekleşemeyeceği için, bu ikinci evlilik tamamen yasakla-
        nıyor.Bu şart mutlaka gerçekleşmelidir. Şunu diye bilirsiniz! yahu bu ikinci evliği yapanlar,bu
        şartı yerine getiriyorlar mı ? Hayır çoğu bu şartı yerine getirmiyor. Öyleyse, böyle bir evliliğe
        kur’an onay vermediği halde haram bir durum işlenmiş olunuyor. Şunu bilmemiz gerekirki, şu an
        hiç bir ülkede kur’an hukuku yürürlükte değildir. KUR’AN HUKUKU,yürürlükte olduğu bir yerde,
        bu şartlar gerçekleşmeden ikinci evliliğe asla müsaade edilmez.Her şeyden önce resmen bu şar-
        tın gerçekleşmesi gerekir.
        2. Şart :Mevcut eş,hasta vaya sakat olmaktan dolayı,kadınlık görevini yapamayacak durumda
        olması vb. ( yani ilişkiye giremiyecek durumda ise ) ikinci evlilik gerçekleşebilir. Bu iki şarttan
        biri yerinde değilse,ikinci evliliğe, KUR’AN HUKUKUNDA ONAY YOKTUR.Yani şuan yapılan
        bir çok evlilik kur’an’a uygun değildir.
        3- Bu ikinci şart,tamamen bir sorunun çözümüne yöneliktir.Kur’an mevcut bir sorunu çözmek
        için bu konuda ikinci evliliğe onay veriyor. BİR ÖRNEK VEREYİM : 2000 yılında,Adana’dan özel arabalarıyla evli iki eş avukat ankara’ya doğru giderken kaza yapıyorlar.Neticede erkek
        hafif yaralanıyor,fakat eşi ağır yaralanır ve sonra belden aşağı temamen felç bir durumda teker-
        lekli sandalyaya mahküm oluyor.Artık ölünceye kadar bu kadın kadınlık görevini yapamıyor.Er-
        keği de genç yaştadır,evliliğe ihtiyacı var. İkinci evliliği yapabilmesi için bu erkek,daha önce çok
        sevdiği eşini boşayıp,o sakat haliyle sokağa veya şuraya,buraya atması gerekir veya kur’an-ın
        getirdiği çözüm yoluna baş vurarak,ilk eşine eskiden sahip çıktığı gibi yine evinde barındırır,
        ona gereken ilgiyi göstrermekle birlikte ikinci evliğliğe tevessül eder. Dünya da yüzbinlerce insan
        bu duruma düşebilir.İşte kur’an,bugünkü mevcut hukuk sistemlerinin çözemediği konuya çözüm
        getirmiştir.Yoksa,kadınlık görevini yapamayan eş,ya sürekli eşini aldatacak veya evlenebil-
        mesi için eşini boşayıp sokakğa tması gerekir. Soruyorum! kur’anın getirdiği bu çözüm en
        adil çüzüm yöntemi değil midir ? Saygılar.

      • bilal says:

        Sayın devart ! Diyorsunuz ki, ”BAKARA Suresinde açıkkça erkeklerin kadınlardan bir seviye da-
        ha üstün olduğu söyleniyor.”BAKALIM ANLAMI NEDİR.? BAKARA SURESİ AYET:228:
        ”…….ولهن مثل الذى عليهن بالمعروف ” erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi,kadınların da erkek-
        ler üzerinde aynı hakları vardır.” وللرجال عليهن درجة ” Erkeklerin,kadınlara karşı bir derece (so-
        rumlukları) fazladır.” O sorumluluk ise,NİSA suresinde geçen ”وبما انفقوا من اموالهم ” cümlesinde
        geçtiği gibi,erkeklerin kadınlara mallarından infak etme zorunluluğudur. Yani evlenen erkek,
        kadının bütün maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamakla,kadının bütün sosyal güvencesini sağ-
        lamakla sorumlu tutulmaktadır.Kadın ise,erkeğin hiç bir maddi ihtiyacını krşılamak zorunda de-
        ğildir.Bu sadece kur’an hkukunda değil,neredeyse bütün dünya hukukunda durum aynıdır.
        Erkek,kadının sösyal güvencesini sağlamakla mükellef kılındığı gibi,kadın,erkeğe karşı bundan
        sorumlu tutulmamaktadır. İŞTE; Erkekğin kadın üzerindeki bir derecesi,bu sorumluluk derecesi-
        dir. Bu insanı açıdan bir üstünlük derecesi değildir.Bu, sadece erkeğin kadına karşı olan faz-
        ladan mali bir yükümlülüktür. ” ولهن مثل الذي عليهن بالمعروف ” Ayeti kerime,her iki cinsin birbirlerine
        karşı haklarının aynı olduğunu,ancak erkek bundan ziyade kadının sosyal güvencesini temin et-
        mek hususunda bir derec fazla sorumlu tutulmuştur.Hepsi bu kadar.” ابن المنذور ”لسان العرب
        Ve ”الجامع لاحكام القران ” القرطبي ”طبعة مصر ” kaynaklarda da erkeğin bir sorumluluk derecesi olarak
        ele alınmıştır. Kur’an-ın orjinal arapça metnine tam vakıf olan biri de söz konusu ayeti tam bu
        şekilde anlar. TEVBE SURESİ AYET 71: ”والمؤمنون والمؤمنات بعضهم اولياء بعض ” Mü’min erkeklerle
        mü’min kadınlar birbirlerinin velilleridir.”Birbirini yönetir ve idare edreler.Erkek te kadını,kadın
        da erkeği yönetir ve idare eder. ” يأمرون بالمعروف وينهون عن المنكر ” İyiliği emreder,kötülüğü yasak-
        larlar. Yani kur’an ve Sahih sünnet ışığında kanun ve yasalar çıkarırlar. İŞTE BU AYET; HER
        KONUDA, YÖNETİM,YASAMA,YÜRÜTME VE YARGIDA HER İKİ CİNSE DE AYNI GÖREV
        VE SORUMLULUĞU VERMEKTEDİR. BUNA RAĞMEN;ERKEK KADINDAN ÜSTÜN TUTULMUŞ-
        TUR DİYEN BİR İNSAN ZERRE KADAR KUR’AN-IN MESAJINI ANLAMAMIŞTIR:
        ERKEK VE KADIN HER İKİSİ DE ALLAH’IN KULU OLUP,İNSANI VE HUKUKİ AÇIDAN HİÇ-
        BİRİ DİĞERİNDEN ÜSTÜNLÜĞÜ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. SAYGILAR:

      • devart says:

        Sayın bilal
        Verdiğiniz cevaplar, yanıtladıklarınızdan daha fazla soruya neden oluyor bilmem farkında mısınız?

        Adalet ve eşitlikten söz edebilmek için, kuralların herkese aynı şekilde uygulanıyor olması gerekir. Adalet herkes içindir, cinsiyet, din dil, ırk, zenginlik gibi kavramlar yoktur. Ya herkesin hakkı vardır, ya da hiç kimsenin hakkı yoktur. Eğer erkeğe verilen çoklu evlilik ruhsatı, sınırsız cariyeyle olabilme hakkı kadınlara verilmiyorsa nasıl bir eşitlik ve adaletten söz edebiliriz? Bu hak ya herkeste olmalı ya da hiç kimsede olmamalı. Bunun ötesi berisi, aması, istisnası olamaz.

        Kadın erkek eşitliğinden bahsediyor dediğiniz Nisa suresinde kadınların dövülebileceği, kadının maddi olarak erkeğe bağımlı olmasından ötürü itaat etmesi gerektiği, sözünü ettiğiniz Bakara suresinde ise kadınların, erkeklerin diledikleri gibi sürecekleri tarlaları olduğu yazıyor. Bugünün ahlaki anlayışına göre ise bırakın kadınların dövülmesini, hayvanlara bile kötü muameler edilmesine tahammülümüz yok. Kadınların, her alanda erkeklerle omuz omuza olabilmeleri için, görece fizyolojik dezavantajlarını giderebilmek için, tarihsel ezilmişliklerinden kurtulabilmeleri sağlamak için pozitif ayrımcılık uyguluyoruz. Anam, bacım muhabbetleriyle olmuyor bu işler malesef. Kadınları, erkeklerin tahrik olmasından koruyabilmek adına eşya gibi üzerlerini örtmek yerine, eşlerimiz sex yapma yeteneklerini kaybettiklerinde yenilerini bulmaya çalışmak yerine, kadınları toplumda daha güçlü hale getirmek için desteklemektir kadınları koruyup gözetmek.

    • bilal says:

      bulent ! diyorsunuz ki,herkesin aynı namazı kılması bir Dr’un bütün hastalarına aynı kültür ve
      fizik haraketelerini vermesi gibidir. Önceki yazımda yazdığım gibi,namazdaki hareketler,diğer
      kültür fizik hareketlerinden çok farklıdır. Namazdaki hareketler,anı ve hızlı yapılmadığından her-
      kes için en ideal kültür fizik hareketidir.Namaz,zorunlu olmasaydı bir çok insan bu kültür fizik
      hareketini yapmayacaktı.Bugün insanların yüzde kaçı kültür fizik hareketini yapıyor ? Ama na-
      maz sayesinde yüz milyonlarca müslüman bu kültür fizik hareketini yapıyor.Zorunlu olmasaydı,
      belki bunların hiç biri günlük kültür fizik hareketini yapmazdı. Bulent sen mi onlara yaptıracaktın?
      Bir de Zehra bacıma hakaret etme! İslam; cenneti Zehra bacımın ayağı ( bayanların ayakları ) altına almıştır. ” الجنة تحت اقدام الامهاة ” Cennet, anaların ( bayanların) ayakları altındadır.Bayanlara
      haksızlık yapan,haklarını çiğneyen cennete giremez.Bayanların haklarını koruyan,onları hoşnut
      eden cennetlik olur,diyen bir peygamberin ümmetiyiz.Kur’an’a göre cinsiyet ayırımı yoktur.Kadın
      olsun erkek olsun herkes aynı seviyede tek bir Allah’ın kuludur.Herkes eşit statüye sahiptir.
      ” TEVBE SURESİ AYET 71: والمؤمنون والمؤمنات بعضهم اولياء بعض يامرون بالمعروف وينهون عن المنكر الخ
      ” Mü’min erkelerle mü’min kadınlar da birbirlerinin velileridirler.Onlar iyiliği emreder,kötülükten
      alıkoyarlar.” Dikkat et! her iki cins için ” birbirinin velileridirler” yani her iki cins te birbirlerini yö-
      netir ve idare ederler. Kadında erkeği yönetir.erkek te kadını yönetir. Bu eşitlik değil midir?
      Ayetin son cümlesi ;’ İyliği emrederler,kötülüğü alıkorlar” yani ikisi de yönetime katılarak,kur’an
      ışığında iyi şeyleri emreder ve yasalaştırır,kötü şeyleri de men eder ve yasaklar. Her iki cins de
      yönetim,idare,yürütme ve yargı faaliyetine katılırlar.Bunun tersini söyleyen, kur’an-ın ruhuna ters düşmüştür. Kur’an’a göre kadın erkek demeden herkes eşittir.
      Allah nasip ederse,İslamda kadın ve erkek şahitliği,miras hukuku ve evlilik konusuna değinece-
      ğim .O zaman anlayacaksın ki,kur’an şahitlik konusunda da,miras konusun da her iki cinsi eşit
      tutmuştur. Bulent ! galiba ” Kölelik evrensel mi ? ” diye yazdığım cevabı okumamışsın.Tekrar
      okumanı tevsiye ederim.Kölelik ve cariyeliği gösterdiğim ayetlerle kur’an,1400 sene önce ya-
      saklamış ve kökünü ortadan kaldırmaya başlamıştır. Senin medeni dediğin dünya,ABD,İngiltere
      ve diğer avrupa ülkeleri 1865 ten sonra yasaklamışlar.BM.Cemiyeti de bütün dünyada 1926 yı-
      lında resmen yasaklamıştır.Yani bunların yasaklaması,KUR’AN-ın yasakladığından 1250 küsür
      sene olmuştur.Buna rağmen sanki islamiyete kölelik,cariyelik varmış gibi mantıksız bir tutum
      içine giriyorsunuz. TEKRAR ” KÖLELİK ” hakkında yazdığım yazıyı okumanızı tavsiye ederim.
      Saygılar.

      • bilal says:

        ”ERKEKLER KADINLARA HAKİM MİDİRLER ?

        NİSA SURESİ 34. AYET: ” الرجال قوامون علي النساء الخ ” Erkekler,kadınların haklarını koruyup,
        gözetmekle sorumludurlar…. الجامع لااحكام القران الطبري1= ابن المنذور 2- ” لسان العرب بيروت ” 3 ” Bu ayeti; ”Erkekler, hakim ve yöneticidirler.” diye anlamak yalnıştır.
        Eğer,öyle olsaydı kur’an, ”قوامون ” değil,” حاكمون ” Hakimdirler,yöneticidirler.” diye bir ifade
        kullanacaktı. ”قوامون ” Kadın haklarına karşı sorumluluğun ifadesidir. ” TEVBE SURESİ 71.
        Ayette olduğu gibi,hakimlik ve yöneticilik,sadece erkeklere değil,her iki cinse verilmektek-
        dir. ” والمؤمنون والمؤمنات بعضهم اولياء بعض ” Mü’min erkeklerle mü’min kadınlar birbirlerinin veli-
        leridirler. Yani her iki cins te,birbirlerine veli ve yöneticilik görevini yaparlar.( birbirlerini yö-
        netirler.) ” يأمرون بالمعروف وينهون عن المنكر ” Bibirbirlerine iyiliği emrederler,kötülükten sakındı-
        rırlar. Bu da, yasama,yürütme ve yargısal faaliyetler demektir. Yani her iki cins te,bu
        faaliyetlere katılırlar. Bu ayetlere göre,sadece erkeklerin yöneticiliği değil,her iki cinsin de
        yöneticiliği söz konusudur. Erkeğin hakim ve yöneticiliği kur’an’a değil,zayıf ve uyduruk
        rivayetlere dayandırılmştır.Bu da dini açıdan hiç bir değer ifade etmez. Dinin kurallarını,
        uyduruk rivayetler değil,kur’an belirler.

        ” فليس في نصوص الاسلام الصريحة ما يسلب المرأة اهليتها للعمل النيا بي كتشريع ومراقبة ذا راعت ما عليها
        من الواجبات الخ ” İslamın açık naslarında,(hükümlerinde) kadının temsilciliğini,yasama ve
        yürütme faaliyetlerini kısıtlayan hiç bir hüküm yoktur. Üzerine düşen görevi yaptığı takdir-
        de her türlü faaliyete katılabilir ve temsilcilik görevini de yürütür. KAYNAK:
        المرأة بين الفقه والقانون ” دكتور مصطفي السباعي ”
        Hz.Muhammed,buyuruyor ki ; انما النساء شقائق الرجال ” Kadınlar,erkeklerin dengi ve eşidirler.”
        رواه احمد وابوداود والترمذي وغيرهم ”
        Yine Hz.Muhammed buyuruyor: ”الناس سواسية كأ سنان المشط ” Bütün insanlar,(hukuki ve insanı
        açısından ) bir tarağın dişleri gibi eşittirler.
        Bütün bunlara rağmen,cinsiyet ayırımını yapan kim olursa olsun,kur’an ve sünnete aykırı
        davranmıştır. Saygılar.

  252. bilal says:

    bulent ve devart ! ”KÖLELİK EVERENSEL Mİ? ” İDDİANIZA YÖNELİK YAZILAN CEVAP ” Kur’an daki Çe-
    lişkiler” sasyfasındadır. Galiba bakıp okumuyorsunuz! Onun için ”Kölelik ve Cariyelik” konusunu tekrar
    gündeme getiriyorsunuz ; LÜTFEN ! İLGİLİ YAZIYI OKUYUN! BİR DAHA AYNI SORUYU SORMAYIN !
    Sagılarımla.

  253. KAAN says:

    Yorumların birçoğunu okudum. Benim mantığımın götürdüğü sonuç şudur. Hiç bir ateistin ALLAH a inanmayacağı gibi, hiç bir inançlı insanda ALLAH ın olmadığına inanmayacak. Bu kıyamete kadar böyle sürüp gidecek. Herkes öldüğünde neyin ne olduğunu görecek. Ben ALLAH ın varlığına kanımın son damlasına kadar inanan bir insanım. Burada bir sürü ayetten bahsetmişsiniz. Yok şöyle defolu yok böyle defolu diye. Bana göre hiçbirinde gram hata yok. herşey mantık çerçevesinde. Size göre ise mantıklı değil.

    Benim asıl sormak istediğim şudur. Kur’an a bu kadar iftira atma çabasına neden düşüyorsunuz.
    Çabalarınız insanlar arasında bir kaos çıkarmak mı?

    Size nede Kur’an da yok şöyle yazıyor mantıksız, yok böyle yazıyor mantıksız gibi bir ikilemin içine giriyorsunuz. Diyelimki biz körüz. Asla öyle bir şey yok ama, yinede öyle olduğunu farzedelim. biz körü körüne inanıyoruz. Bu nu düzeltmek sizlere mi düştü.

    BÜLENT adındaki şahsiyet yukarıda bir insan ALLAH a inanırsa neler kaybeder diye bi ton yazı yazmış. Hepsine yanıt vermeyeceğim.Ama yazdıklarından en çok sinirlendiklerim hakkında bir iki karalama yapmadan edemeyeceğim. Demişki müslümanlar inanarak Kuran gibi kadına yarım erkek değeri bile vermeyen cariyeliği hoş gören muhammed inancı ve aklı ile hayatını boşa harcar.

    Şimdi soruyorum bu sapkına. Sen kadına ne gibi bir değer veriyorsun. Barda, konserde , okullarda orda burda yarıçıplak dolaşıpta orasını burasını seyrettirmekten zevk alan kadınlardan mahrum kalmak mı derdin, yoksa hergün başka bir kadının tadına bakma zevkinden mahrum olmakmı. Sizlerin kadına verdiği değer bu. İslam bunu zina adı altında yasaklıyormu yasaklamıyormu. Bana 4 kadın hakikatinden bahsedeceksen onun cevabı, erkeğin 4 kadın meselesinde ki sınavı bunu şahsi zevkleri doğrultusunda yapamayacak olmasıdır. Anlayacağın sapkınlık meselesine girilmeme şartı vardır ortada. Yani bu dönemde cariyelikte sizde , kadını kullanmakta sizde, herbir iftiran sizde blzzat mevcut. Müslümanlar 4 kadınla evleniyo diye dalga gecenler nedense bugün 40 karılı ve 40 kocalı oldular cıktılar.

    Kendi vicdanını kaybeder demişsin. Sen şimdi bir Müslümandan daha vicdanlı olabileceğini mi iddaa ediyorsun. İnanmayan bir insan olarak senin kötü emellerini dizginleyebilecek bir kuvvet göster parmağımı keserim. Bu dünya yı tamamen kendi istediğin şartlara uydurmak için gel buralarda milletin inancına hakaret et, ondan sonra bana vicdandan bahset. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Bu ülkenin her bireyinin sen gibi bir ateist olduğunu bir düşünsene neler olur.
    1- Ahlaki yönden yerin dibine çöker kalırız..( Hoş sayenizde ahlak denen bişey kalmadı ama olanla yetinmeye çalışıyoruz.)
    2- 60, 70, 80 ALLAH ne kadar ömür verdiyse bunu en iyi şekilde yaşamak için babasını bile satacak insanlar peydahar.( hoş oda sayenizde bol miktarda türedi)
    3- Kimsenin başka bir kimsenin inancına gram saygısı kalmaz.( ayne burda haddinize düşmediği halde Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz (s.a.v) e iftiralar attığınız gibi.)
    4- Bu ülke ALLAH korusun bi savaşa girse dış güçlerle, sen o inançsızlığınla mı vatan için canını vereceksin. Ben sana güvenipte mi savacağım dış güçlerle. İki dakikada satarsınsınız be vatanı. Bana bunun böyle olmayacağına dair en ufak bir savunmanız varmı.

    Bu ülke bu gün varsa bu inançlarıyla dalga geçtiğin insanların ataları sayesinde var.

    Bana senin gibi bir ateistin 2 dk. sonra öleceğini bile bile cephenin en ucuna gidebileceğine inandırmadığın sürece bu ülkede bir ALLAH olgusunun olması her zaman iyidir. Var yada yok. Orasını ölünce sende göreceksin bende göreceğim. O yüzden kimse kimsenin inancıyla dalga geçmesin. Benim tavsiyem ektiklerinize dikkat edin ki; biçerken elinize geçen sizi biçecek bir hasat olmasın…

    Saygılar….

    • ilkay says:

      “Bana senin gibi bir ateistin 2 dk. sonra öleceğini bile bile cephenin en ucuna gidebileceğine inandırmadığın sürece bu ülkede bir ALLAH olgusunun olması her zaman iyidir.”

      İŞTE ALLAH DENEN ŞEYİN NEDEN UYDURULDUĞUNUN EN GÜZEL AÇIKLAMASI BUDUR BENCE. TARİH BOYUNCA ALLAHA İNANMAYAN ADAMLAR İDEALLERİ İÇİN ÖLMÜŞLERDİR. İNANANLAR İSE BAŞKALARININ İDEALLERİ İÇİN…

  254. bulent says:

    Kaan bey,
    Dunyanın sadece inananlar ve inanmayanlardan olustugunu, ınananların namuslu, haysıyetlı, ınanmayanların zevke sefaya duskun, gununu gun eden ınsanlar zannetmenız hayati, dunyayi tanimayan sig dusuncenizden kaynakli ( Ki dinler bunu ister. Sizde bu kivama gelmissiniz tebrikler)

    Ahlakla Dın arasında baglantı varmı yokmu dusunun
    Sıze var dıye ogretıldı Okullarda dın ve ahlak dersı beraber verıldı….
    ( Atalarımız ıslamıyetten once ahlaksız ınsanlarmiydi diye biraz kafa yorun)

    En onemlısı de bukadar yaziniz bosa gitmis. Cunku ben ateist degilim. Yazdiklarimi nerenizle okudunuz onuda bilmiyorum.
    Kurani da ayni yerınızle okuyor olmasaydınız daha farklı dusunurdunuz.
    Ateıstlerı savunma durumunda degılım ancak
    Vatan sevgısı bambaska bırseydır.
    Ummet sevgısıne benzemez.
    Bu ıs ateıstlerle olmaz dıyorsanız Japonların vatan sevgısını biraz ogrenin derım.
    Bu ulkeyi satan , Dusmana teslim edenlerinde musluman oldugunu unutmayin

    Saygilar

    • KAAN says:

      Asla ve katiyen benim zannımın kaynağının dinle alakası yok. Burda ne kadar mantık yoluyla hareket ettiğinizi gösterdiğiniz için ben sizi tebrik ederim. Üstelik benim bahsettiğim mevzunun zannetmekle de alakası yok. Ben bunu birerbir yaşamış bir insanım. Yani kuru bir zan değil apaçık bir hakikat. Sizin fikrinizdeki insanların kişilerin inançlarına ne kadar tahammül edemediğinizi patronumun bana ALLAH ın izniyle namaz kılmaya başladığım andan itibaren ki tavırları çok iyi anlattı.

      Ben ateist değilim diyorsunuz ama…. Benim okuduğum ve size ait olan MÜSLÜMAN NEMİ KAYBEDER cümlesi ile başlayan yazınızda ateist olmasanız bile MÜSLÜMAN olmadığınız gayet ve net bir şekilde ortaya çıkıyor. Belki ateist değilde teistsindir. Bunu ben bilemem. Sizin bu yazınız insanların inançları doğrultusunda yaşamalarını ne kadar yadırgadığınızı ve kendi hayat felsefenizi baz alarak başka fikirler empoze etmeye çalıştığınızı gayet net anlatıyor.

      Hal böyle iken bana gayet ahlaki davranabildiğinizi nasıl söyleyebilirsiniz. Bana göre bu davranış dahi geyet alçakça. Burda ALLAH’ı, Kur’an’ı ve Peygamber hakkında kendi hayat felsefeniz doğrultusunda yorumlar yapmanızda ALÇAKÇA. Bu size göre ahlaki
      gelebilir ama bana nedense hiç ama hiç gelmiyor. İşte bu yüzden dünyanın senin ve seninle aynı fikirleri kafasında barındıran insanlarla dolmuş olma ihtimalini asla düşünmek dahi istemiyorum. Beni böyle düşünmeme sevk eden şey ise; bu gibi sitelerde forumlar açarak Cumhuriyet dönemi devrimleri sayesinde cahil bıraktığınız Müslümanların kafasını bulandırarak dinlerinden imanlarından etmek istemenizdir.

      Bana neden bu gibi forumlarda bu kadar Kur’an araştırması yaptığınızı farzederek bunca yazılar yazıp ALLAH’ı, Peygamber’i,İSLAM’ı ve Kur’an’ı yargılamaya kalktığınızı izah edebilirseniz size yemin ederim yukarıda şahsınıza yönelttiğim suçlamaların hepsi için özür dileyeceğim. Siz yeterki bana burda içinde bulunduğunuz durumun, kendi inandığınız değerler doğrultusuna insanları Müslümanları yönlendirmek olmadığını mantık çerçevesinde izah edin.

      Birde bana benim ALLAH korkusundan dolayı yapmadığım birçok hareketi yapmakta seni engelleyebilecek gücü yine akıl ve mantık çerçevesinde izah edersen çok sevinirim.

      Saygılar.

  255. KAAN says:

    Ayrıca Japonlar meselesinde de bir kaç söz etmek istiyorum. Japonların inançsız insan olduklarını nereden çıkardın. Bana inançsız olduklarına dair delil getirebilirmisin. Onlarında çeşit çeşit inanç, örf ve adetleri var. 2 nci Dünya Savaşında vatanı için canını seve seve veren japonların hiç bir inancı yok mu diyorsun. Eğer böyle olduğunu düşünüyorsan dayanağın nedir.

    Saygılar.

  256. KAAN says:

    Bu ülkenin satılması meselesine gelince…

    Ben şu anda okullarda bize ezberlettirilen tarih kitaplarına asla inanmıyorum. Hepsi Cumhuriyet Dönemi evlatlarının safsataları ile dolu. Biraz bağımsız araştırma yaparak ve aklını kulanarak bütün bunların birer safsatadan ibaret olduğunu sende anlarsın.

  257. bulent says:

    Bilal bey hikaye yazmış
    “…. kaza yapıyorlar… eşi ağır yaralanır…Er-keği de genç yaştadır,evliliğe ihtiyacı var.. erkek,daha önce çok sevdiği eşini boşayıp,o sakat haliyle sokağa veya şuraya,buraya atması gerekir veya kur’an-ın getirdiği çözüm yoluna baş vurarak,ilk eşine eskiden sahip çıktığı gibi yine evinde barındırır, ona gereken ilgiyi göstrermekle birlikte ikinci evliğliğe tevessül eder…İşte kur’an,bugünkü mevcut hukuk sistemlerinin çözemediği konuya çözüm getirmiştir.Yoksa,kadınlık görevini yapamayan eş,ya sürekli eşini aldatacak veya evlenebil- mesi için eşini boşayıp sokağa atması gerekir. Soruyorum! kur’anın getirdiği bu çözüm en adil çüzüm yöntemi değil midir ?”

    elbette DEĞİLDİR.
    Hele muhammedinizi aklamak için felçli bir kadını kullanmanız AHLAKSIZLIK tır
    Felç geçiren siz olsaydınız. Karınız ikinci bir erkekle evlenip aynı evde yan odada yatarken siz “tabi karımın ihtiyaçları var. Gayet normal mi derdiniz.”
    Kadında aynı şeyi düşünür. Siz kadına insan olarak bakmaz da MAL gözüyle bakarsanız anlamazsınız tabiki.
    Hiçbir kadın hiçbir şartta 2. bir kadını istemez. Hayatını birbirine adamış son nefesine kadar birbirlerine bakmış kadın da, erkekte vardır bu dünyada .Uçkurunu düşünmeden . Sabrederek. Sevgiyle. Bağlılıkla.
    Tabiki insanız . Başkasına aşıkta olabiliriz.
    Bu durumda yapılacak tek şey vardır. Her tarafı buram buram kadına mal gözüyle bakan kuran bunu size öğretemez.
    Felçli de olsa bir insandır. Yan odada başka kadınla yatmak değil çözüm ceketinizi alıp çıkmaktır. O eve verdiğiniz maddi imkanlar ne ise daha fazlasını vermek için çalışmaktır. 2. kadına para buluyorsanız bunuda yapabilirsiniz.
    …2. evliliği yapabilmesi için sokağa atması gerekirmiş… evinde barındırırmış
    Sizin zihniyetiniz bozuk arkadaş. Köpek mi bu.

    Birde utanmadan kuran kadına gereken değeri verir diyorsunuz. Neymiş efendim muhammed cennet anaların ayağı altında demiş. Kadınların değil ANA ların. Analık kutsaldır ya. MAL kadın, ana olunca insan oluyor öylemi? Yinede 2 ana nın sözü ancak bir erkeğin sözüne eş oluyor.
    Sorulunca zehra hanım “bende biliyorum ama vardır bir hikmeti diyor.”
    Bu nasıl iş gerçekten diyecek, diyemiyor. Sormak kafir yapar ya insanı. Sözüm ona Allah soru soranları cehennemlik yaptığıyla korkutmuştur ya. Hikmet aramak işlenmiş ya sizlere . Sorgulamaktan daha kolaydır bu. Kadın artık istediğiniz gibi olmuştur.

    Mal ya konuşmasına gerek görmezsiniz.
    Zehra hanıma soru soran arkadaşa “Zehra bacıma sorma bana sor” diyebilme hakkını bile kendinizde bulursunuz. Yazıklar olsun . Bu nasıl bir zihniyettir?

    Zehra hanım iyi okuyun bilal beyin yazdıklarını. Kendisi en okumuş müslümanlardandır.
    Bu sitede de en aklı başında yazılar yazmış kişidir.
    Kurandaki erkek budur. En okumuşu size bu gözle bakar.
    Öyle yetişti. Öyle büyüdü. Kuran daki gibi. Sizi insan olarak görmemesi de bu yüzden. Ona göre sizin kadınlık görevleriniz var . Başka bir işe de yaramazsınız. ” Elllerinin altındaki cariyelerden ” farksızsınız.

    ..kadını barındırır diyor. Bu aşağılanmayı hiçbir kadın hakketmez. Üstelik bu muameleyi kabullense bile.

    Cumhuriyet dönemi kadınlara öyle pozitif haklar tanıdıki.
    Kadınlara insan oldukları o kadar güzel anlatıldı ki
    Ve bunu özellikle izmirli kadınlar o kadar güzel kullandılar ki.
    1930 lu yıllarda ilk kez izmirde erkekler ” erkek haklarını koruma derneği” kurdular.
    Şimdi Yıl oldu 2012.
    Zİhniyete bak?

    • Ferda Yamanoğlu says:

      Ateistler erkeklere fazla haklar verildiğini ,bunun adaletsizlik olduğunu savunurlar.Ama erkeklerin kol gücünün ,kadınlardan fazla olmasını hiç eleştirmezler.Hatta bunu adaletsizlik olarakda görmezler.Beni aydınlatanın ellerinden öperim.Saygılarımla.

    • KAAN says:

      İslamın kadına verdiği değeri senin gibi bir cumhuriyet çocuğunun yargılaması kadar normal bişey olamaz herhalde. Cumhuriyet dediğin gibi kadına öyle pozitif haklar verdi ki; AHLAKİ YAPIMIZ temelinden sarsıldı. Kadınlar nedense daha fazla kullanılır oldu. Bir kadın evlilik öncesi 40 ayrı erkekle birlikte olabilme hakkına sahip oldu. Hz. Muhammet
      ( s.a.v) in çok evliliğini eleştiren tipler nedense bu durumu hiç yadırgamıyorlar.

      Çünkü kadınlar bu sapkınların tamda istedikleri kıvamda. Çünkü bu sapkınlara 4 kadın yetmez. Hepsi helalleri olmak zorunda. Bu yüzden İslamiyeti karalayacaklar ki; her kadın onlara mübah olsun. Her kadın onlarla yatabilecek kıvama gelsin.

      Aslında olaya objektif bakmak gerekirse İSLAM dini kadına daha fazla önem vermiştir.

      Cumhuriyet döneminden sonra çıkarılan kanunlar doğrultusunda çatırdayan aile yapılarını hiç düşündünüz mü? Nedense eskiden ailesine bir hayat boyunca bağlı olan kadınlar, cumhuriyetten sonra aile içinde yaşanan ufak bir problemden dolayı boşanma kararı alabilme gücüne sahip oldular ve yaptılarda. Birçok aile Bülent beyin bahsettiği aslında negatif olupta pozitif gibi gösterilmeye çalışılan haklar sayesinde dağıldı yıkıldı. Sonrasında ne oldu peki. Ailelerin yıkılması sonucunda ise sorunlu çocuklar evlatlar. Kadın açısından düşünürsek, bir çok boşanma kadınlar açısından hiç te hayırlı olmadı. Etraflarında ALLAH tan gram korkusu olmayan insanların tacizleri çoğunu kötü yola düşürdü. Hayat kadını artışında cumhuriyet dönemi sonrasındaki artışın üzerine kimse su dökemez. Elinizi vicdanınıza koyun ve konuşun. Gerçek anlamda ALLAH a iman etmiş herhangi bir insan bu durumdan ne derece memnun olabilir. Yeşilçam filmleri bizlere cumhuriyetin nasıl bir kadın nesli yarattığının açk delilidir. Ajda pekkanlar , hülya avşarlar, banu alkanlar, hande yenerler, sezen aksular, vs. vs bütün bu ahlaksızlar cumhuriyetin ve devrimlerinin yılmaz savunucuları değiller mi.

      Ayrıca Bülent beyin bir erkek olarak bir kadını ALLAH gibi bir yaratıcıya inanmaksızın neden bu kadar savunduğu hakkında kafamı yormadan edemedim. Çıkardığım sonuç şu.
      Bülent beyin aslında kadın haklarını savunmak gibi bir derdi yok. O “her çiçekten bal alma özgürlüne” sahip olmak istiyor. Ona 4 kadın yetmez çünkü. Daha fazlası lazım. O bir bara girip, hiç tanımadığı halde alkolü biraz fazla kaçırdığı için yaptığını bilmeyen, kendi hür iradesi ile hareket edemeyen savunmasız kadınları yatağa atma zevkinden mahrum kalmak istemeyen bir kafa yapısına sahip çünkü.

      Anlayacağınız nerede Cumhuriyet döneminin savunucusu bir insan görürseniz yukarıda yazdıklarımı aklınıza getirmeniz lazım.

      • Sami says:

        Sayın Kaan,
        Kendi sapkın ve ilkel ahlaki anlayışınızı, başka sapkınları örnek göstererek kurtarmaya çalışmanızı son derce şeytani buluyorum. Sizin gibi olmayanların yanlışları, sizin dininizi ve ahlak anlayışınızı doğrulamaz. Neden herşeyi, kendi inançlarınız da dahil ama herşeyi iyi ve kötü taraflarıyla, kusurlarıyla, sevaplarıyla objektif bir biçimde göremiyorsunuz? Çünkü derdiniz üzüm yemek değil. Ucuz bir propaganda.Lütfen mert olun ve başkalarına çamur atarak kurtulmaya çalışmayın. Dinizin kadınlarla ilgili bakış açısına getirilen eleştirilere kıvırmadan mertçe cevap verin. Lafı uzatarak başka yönlere çekmeden bu eleştirilere mantıklı bir cevap verinde göerelim. Saldırganlığınız değil, varsa mantığınız ve bilginizi kullanın lütfen.

      • Sami says:

        Siz şeriyatla yönetilen ülkelerde o saydığınız ahlaksızlıkların olmadığınımı zanediyorsunuz. Gidin biraz yaşayında görün. belkide bin katı gizlice, yer altında, kapalı kapılar ardında yaşanıyor.Baskıların insanları iki yüzlülüğe ve riyakarlığa nasıl ssürüklediğini görün. Sizin hoşunuza gitmeyen o isimler, ne olursa olsun, nasıl yaşarlarsa yaşasın dobra dobra lar. Asıl ahlaksızlık insanın iki yüzlü, içinin dışının farklı olmasıdır. Toplumlar içinde aynı şey geçerlidir. İnsanların hayatlarını ve seçimlerini kapalı kapılar ardında yaşamaya zorlamak o toplumu ahlaklı yapmaz.

    • bilal says:

      bulent Bey ! ” Şuraya buraya atması ”gerekir” diye ifadem sehven yazılmıştır.Maksadım asla
      öyle olamaz.Sehven bu şekilde yazıldığı için herkesten özür dilerim.Yazıyı yazdıktan sonra
      da kontrol etme fırsatını bulamadım. Benim demek istediğim ”.Eşi, kadınlık görevini
      yapamayacak olan böyle bir erkek, illaki evleneceğim diyorsa,ona da engel olamıyorsan,evlene-
      bilmesi için bu adam eşini boşayıp kimsesiz bırakacaksa,ikinci evlilik yolu ona açık olsun da
      böyle isnanlik dışı bir yola baş vurmasın demek suretiyle, kur’an bu soruna çözüm getirmiştir,şek-
      lindedir.Çünkü mevcut hukuk sistemlerine göre,böyle bir adam,eski eşini boşamadan,asla evle-
      mez. Evlenirse de boşamak durumunda kalır. Bu eşin boşanmaması için kur’an bir çözüm yo-
      lunu göstermiştir. Bu durm da bile Kur’an-ın bu erkeğe evlen diye bir önerisi de yoktur.
      Maalesef ! Bütün erkekler için pembe tablo çizmişsin ; Bu durumda olan erkeklerin yüzde kaçı
      düşündüğün gibi davranır ? Ya dünya dan haberin yok,ya da çok safsın ! Neredeyse,bütün
      dünya erkeklerine bu konuda masum bir gözle bakıyorsun.Bu sorun olmadığı halde,kadınlara
      yönelik şiddeti hiç görmüyor ve duymuyor musun ? Kaç tane erkek, düşlediğin o iyilik severliği,
      saygı,ve ilgiyi o yatalak eşine gösterebilir ? Sen bütün dünya erkeklerini aynı katagoriye koyu-
      yorsun. Bu durum da olan erkelerin yüzde kaçı,yatalık eşine saygı,sevgi ve alakayı gösterebilir
      diye bize bir garantı verebilir misin.? Dünya dan haberin yok.!
      2. Husus: Sana göre,hz.peygamberin sözünde ki ” Cennet anaların ayakları altındadır” ifadesi
      ile sadece” analık kutsaldır,kadınlar değil,” gibi bir algalayışın çok komiktir. Sana soruyorum !
      Babalık ta kutsal değil midir ? Hz.Peygamber,neden ” cennet ana ve babaların”ayakları altında-
      dır değilde,’ Cennet ‘anaların ayakları altındadır” şeklinde irad buyurmuştur ? Burada analık
      görevi ile birlikte kadın cinsine verilen değeri ifade etmektedir. Ama sen bunuda anlıyamazsın !
      3.Husus; Ben nerede böyle bir soruyu ”Zehra bacıma değil,bana sorun ! ” diye yazmışım ?
      Gösrterir misin ? Bilki senin güzün sana yalnış okutmuştur,Çünkü okuduklarınızla gerçeği anla-
      mak ve kavramak istemezsiniz ! Benim yazdığım.”Zehra bacıma hakaret etmeyin!!”diye şeklinde-
      dir. Gerçeği görmeyen gözünüz ”Soruyu ona değil bana sorun” şeklinde size göstermştir.
      Niye hakaret etmeyin demişim ?,Çünkü köhne zihniyetinizle,Zehra bacım şahsında,bütün müslü-
      lüman kadınlara cariye gözü ile bakmış ve bu durumdan onları kurtarmaya çalışıyormuşsunuz
      gib bir tavır sergilemişsiniz ! .Köne zihniyetinize göre müslüman kadın cariyedir ve ve cariyeliği kabullenmiştir. Akıllı ve mantıklı olun !
      4.Husus:Sen diyorsun ki,ben Allah’a inanırım, Öyleyse bu sitelerde,senin inandığın Allah’a karşı
      ateitslerce saygısızlık yapılıyor ve yüce Yaratıcı inkar ediliyor.Ne den bir gün olsun,onlara bir
      cevap vermiyor ve inandığın o Allah’ın varlığı hakkında bir yazı yazmıyosun? Senin inandığın
      O Yüce Allah’a inanan müslümanlara hep saldırıyorsun ! Senin bu durumun seni çelşkili bir du-
      ruma sokmıyor mu ?
      5.Husus : ”İki kadının sözü bir erkeğin sözü ile eşittir”,diye yazdığın o cahilce iddianıza karşı
      Yüce Rabbim nasip ederse, uygun bir zamanda cevap verilecektir. O cahilce iddian tamamen
      yalnıştır,Kur’an da hiç bir konuda erkek ve kadın ayırımı söz konusu değildir.Erkeğin konumu
      ne ise,insanı ve hukukı açıdan kadınında kounumu aynıdır. Ama siz gerçeği anlamak iste-
      mezsiniz.

      • bilal says:

        Sami Bey ! Bir yazınızda ” Şeriatle yönetilen ülkeler… ” diye ifade ettiğin ve kafanda geçirdi-
        ğin ülkelerin hiç birinde kur’an hukuku yürürlükte değildir. Sen İslam hukuku ile insanların kültürlerinden kaynaklanan ictihadı hukuku karıştırıyorsun ;Eğer kur’an hukukunu bilmiş olasay- dınız, o ülkelerin hukukuna şeriat hukuku demezdiniz. Kur’an hukukunu bilmeyen sizin gibiler,
        o ülkelerin şeriatle yönetildiğini sanıyorlar.Çok yanılıyorsunuz; Şunu kesin bir ifadeyle söyliyo-
        rum ki,hz.Peygamber ve her dört hulefai raşidin döneminden başka kur’an-ın öngördüğü hukuk
        sistemi hiç bir yerde uygulanmamış ve bugünde hiç bir yerde yürürlükte değildir. Söz konusu
        ülkelerin rejimlerine İslamı anlamdaki bir şeriat ülkesi demek,tamamen cahilliktir. Lütfen bir daha
        ”şeriatla yönetilen ülkler” diye bir ifadeyle karşımıza çıkmayın. Eğer biz, söz konusu ülkelerin islam hukukuyla yönetildiğini söyleseydik,o zaman haklı olarak, onlarda gördüğünüz ahlaksızlığı ve gayri insanı durumları bize gösterebilrdiniz. Biz onların mevcut hukuk sistemlerine,islam hu-
        demiyorsak,onlardan bize örnek getirmeyin. Bu konuda hassasiyetinizi diliyorum. Saygılar.

      • bilal says:

        ” KADININ DÖVÜLMESİ ” KONUSU HEP YALNIŞ ANLATILIYOR ! BU NEDENLE KO-
        NUYU İZAH ETMEK DURUMUNDAYIZ: NİSA SURESİ 34.AYET: ” ……والتي تخافون نشوزهن ”
        ” Nüşüzünden endişe ettiğiniz kadınlara önce öğüt veriniz.”فعظوهن ” … Nüşüz ne demektir ?
        ” Serkeşlik,sadakatsızlık,iffetsizlik,başkalarla flört etmek,gözü dışarda olmak ve netice de
        eşini aldatmaya çalışmak ) demektir.Hadi serkeşlik,başkaldırma tamam.Peki diğerleri nere-
        den çıkarıyorsunuz ? diye soruyu yöneltebilirsiniz. Benim dayanağım,”VEDA HACCINDA”
        Sevgili peygamberimizin yüzbinin üzerinde sahabiye yaptığı tarihi ”VEDA KONUŞMASI-
        DIR. ” Onun bu Veda konuşması mütevatir ve sahihtir.Peygamberimizin sahih sözleri sa-
        dece kur’an-ın açıklamasıdır. EVET : VEDA KONUŞMASINDA: Şöyle buyurur.” فاتقوالله
        في النساء فانكم اخذتموهن بامان الله واستحللتم فروجهن بكلمة الله ولكم عليهن ان لا يوطئن فروشكم احدا تكرهون فان فعلن
        ذلك فاضربوهن غير مبرح ولهن عليكم رزقوهن وكسوتهن بالمعروف الخ ” Kadın hakları konusunda Allah’tan
        korkunuz.Şüphesiz onları Allah’ın emaneti olarak yanınıza aldınız.Cinsiyet uzuvlarınızı bir-
        birinize Allah’ın kelimesiyle ( Nikah akdiyle ) helal edindiniz.Sizin onlar üzerindeki hakları-
        nız, hiç kimseyi yatağınıza almamalarıdır.( sadakatsızlık,iffetsizlik,flört ve zina gibi işlere
        tevessül etmemek. ) Eğer onlar bu iffetsizliği yaparlarsa,”فاضربوهن غير مبرح ” hiç bir yerlerine
        zarar vermeden hafifçe dövünüz.Buna rağmen örfe göre, geçimlikleri,giyim,barınak ve bü-
        tün maddi ihtiyaçları yine size aittir. Bunları vermekle mükellefsiniz. ”رواه مسلم باب الحج ”
        İşte,kadının iffetsizlik yaptığı veya yapmaya çalıştığı zaman Aile yuvasının kurtulmasına
        yönelik üç aşamalı operasyon önerilmektedir.1- Etkili bir iletişim:فعظوهن ” güzel öğüt verin”
        Erkek eşiyle karşılıklı iyi ve etkili bir iletişim,güzel konuşma,örnekler verme,ona değer ver-
        diğini ve sevdiğini hissettirme,bu yuvanın yıkılmasını istemediğini en güzel şekilde ona an-
        latma,onu düşünmeye sevk edecek sorular sorma,yaptığı hatasını kavramaya çalışma,
        varsa çocukları gündeme getirme vs.gibi öğütler .Bunlara rağmen yine devam ederse;
        ”واهجروهن في المضاجع ” Onları yataklarda yalnız bırakın. (yatak boykotu).Kırmadan,hakaret et-
        meden,aşağılamadan cinsel birliktelikten uzaklaşma gerekçesini iyi bir şekilde ona açıkla-
        ma,kendisini onun yalnış davranışlarının üzdüğünü her vesileyle hissettirme gibi yöntem-
        lere başvurma vs…Bu da fayda vermezse, aile yuvasını kurtarma amacıyla,”hiç zarar ver-
        meden hafifçe dövmek gelir.”Bununla kadın, erkeğin ciddiyetini ve kararlılığını hissederek
        belki yalnış tutumundan vaz geçer.Bu konuyla igili ”Hürriyet Gaz.15 Mart 2007 ” tarihli sa-
        yısında şöyle bir haber geçer: DEMET: Maçoluk İstiyorum:İncir cekirdeğini dolduramaya-
        kadar kavga çıktı (eşiyle) ben zor bir kadınım.OĞUZ’un tek bir isteği benden İst.da sahne-
        ye çıkmamamdı.Sonunda onun sözüne geldim.BELKİ İKİ TOKAT atsaydı otururdum.Ama
        Oğuz böyle bir şeyi hayatta yapmazdı.Boşanalım dediğimde,bağırıp, çağırsaydı ben durur-
        dum…. EVET: Kur’an-ın önerdiği aile yuvasının son kurtarma operasyonu ile,erkeğin ciddi-
        yet ve kararlığını ortaya koymakla belki nice aile yuvaları kurtarılır. Ateistlere ve müslü-
        man olmayanlara sesleniyorum ! Elinizi vicdanınıza koyun! Eşleriniz size karşı sadakat-
        sızlık yapar,başkalarla flörte geçip sizi aldatmaya çalışırlarsa,buna karşı tutumunuz ne ol-
        caktır ? ?. Bence bir çoğunuz; kur’an-ın aşamalı olarak önerdiği çözümlere baş vurmadan
        Allah korusun belki eşinizi de öldürürdünüz…Vicdanlı olun ve Kur’an’a hak verin.! Kur’an
        sadece bu durum için (sadakatsızlık,iffetsizlik,flört vb.) aile yuvasını kurtarmaya yöne-
        lik bu yönteme başvurur.Bunun dışında böyle bir şeye başvurmayı asla onaylamaz.
        KUR’AN HUKUKU YÜRÜRLÜKTE OLSAYDI,ŞU ANKİ AİLE İÇİ ŞİDDETE SON VE-
        RİLİR VE NİCE AİLE YUVASI KURTARILIRDI. BUNU EĞİTİM VE YASALARLA GER-
        ÇEKLEŞTİRECEKTİ. BU KUNUDA ATEİSTLERİ VİCDANLI VE MANTIKLI OLMAYA
        DAVET EDİYORUM: SAYGILAR.

  258. adem says:

    bilal kardeşim senden bi racam olacaktı bu, kader. konusudetaylı bir şekilde acıklayabilirmisiniz şimdiden tşkl er

    • bilal says:

      Sayın Adem Kardeşim! bende sana çok teşekkür ediyorum.Her zaman müsait olmadığım için,
      şu an değil,Rabbimiz nasip ederse,en kısa bir zamanda ”KADER” konusunu ele alacağım.
      Saygılar.

    • bilal says:

      ” İSLAMDA KADER ! ” Genel Anlamda Evrenle İlgili ”KADER ” Ezelden beri kainat ve var-
      lık alemindeki sebepleri musebbeplere bağlayan hadiselerin zaman,oluş ve niteliğini dü-
      zenleyen evrendeki Allah’ın pılan ve proğpramıdır. İnsanın inanç,eylem,tutum ve davra-
      nışlarıyla ( İnsanın sorumluluk alanıyla ) ilgili ”KADER ” ise,bir çok islam aliminin de bellir-
      ttikleri gibi,EL-HATTABİ,şöyle açıklıyor. ”قد يحسب الكثير من الناس ان معني القضاء والقدر اجبار الله العبد
      علي ما قدر وليس الامر كما يتوهمون وانما معناه الاخبار بما سيكون من اكتساب العبد وصدوره عن تقدير منه الخ
      ” Bir çok insan sanıyor ki,Kader; Allah’ın kullarını,kendi çizdiği takdirine zorlaması olayıdır.
      Kader,asla sandıkları gibi değildir. ” KADER, kulun gelecekte özgür iradesiyle pozitif veya
      negatif olarak sergileyecek tutum ve davranışları hakkında Allah’ın haber vermesidir.
      Yani, özgür irademizle meydana gelecek olan,inanç,tutum ve davranışlarımızın raporudur .
      Allah’ın ezelden bunları bilmesi ve kulun bu eylemleri,o ezeli bilgiye uygun çıkması,kulun
      özgür iradesine hiç bir tesir ve etkisi yoktur. Çünkü Allah’ın bu ezeli bilgisi ”بالوصف والكشف
      لا بالحكم ” vasıf ve keşif ile dir,hüküm ile değil. ( tesir ve karar değildir.) Yani insanlar tara-
      fından işlenen pozitif veya negatif bütün eylemler,fiiller,inanç,tutum ve davranışlar insanın
      özgür iradesinin ürünüdür.Sorumluluk alanına giren insanın hiç bir eylemine Allah’ın mü-
      dahalesi söz konusu değildir. Kim ne yapıyorsa,tamamen özgür iradesiyle yapıyor.Şa-
      yet; insanın özgür iradesi kalmamış,hataen veya kazaen olumsuz bir şey yapıyorsa,bun-
      dan sorumlu tutulmayacaktır. Allah’ın ezeli ilminde olan bu kader raporunun yazılmasına
      sebep olan özgür irademizle işlediğimiz eylemlerdir. Bu ”kader” raporu,hiç bir eylemimizi
      pozitif veya negatif yönede etkilemez.Bu kader anlayışı ile Allah sadece bize şu mesajı
      veriyor.Ey kullarım ! ”Ezelden ebede kadar olup bitenlerin tümünü ben bilirim. Ben sizi yön-
      lendirmem ve iradenize müdahale etmem” demek istiyor.” İNSANIN SORUMLU TUTUL-
      DUĞU BÜTÜN KONULARDA, KADERİNİ TAYİN EDEN İNSANIN KENDİSİDİR.ALLAH’IN
      MÜDAHALESİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. Peki;İnsan sorumlu tutulduğu alandaki kaderini
      değiştirerebilir mi ? Evet; Mademki,insanda irade var ve bu kaderini kendisi tayin ediyor,
      onu pozitif veya negatif yönde değiştirebilir. Eğer insanın elinde böyle bir yetki olmasaydı,
      yüce Allah,ne bir kitap,ne de bir peygamber gönderirdi.Zaten her şey olup bitmişti. Yüce
      Allah,kur’an-ı Kerimin bir çok ayetinde özgür irademize vurgu yapıyor. İnsan suresi 3.
      Ayette şöyle buyurur; ”انا هديناه السبيل اما شاكرا واما كفورا ” Biz ona ( insana doğru ) yolu göster-
      dik.İster şükredici olur.( inanır ) İster nankör. Başka ayette,” ولو شاء ربك لا أمن من في الارض
      كلهم جميعا الخ ” Rabbin isteseydi,yeryüzündekilerin tümü ( zorla ) iman ederlerdi.” Deme ki,
      kader olayı,insanların inanç,tutum ve davranışlarının üzerinde hiç bir etkisi yoktur.Yoksa
      şuan dünya da yaşayan insanların tümü, kader gereği kerhen de olsa iman etmeleri ge-
      rekirdi. KADER RAPORUNU ŞÖYLE BİR ÖRNEKLE BİTİRELİM: Bir astronomi uzmanı,
      yaptığı hesap sonucu ayın tutulacağını tesbit ederek önceden haber veriyor.Zamanı gelin-
      ce de ay tutuluyor.Bu uzman haber verdiği için mi tutuluyor ? Yoksa ay tutulacağı için mi
      uzman bunu önceden tesbit edip bildiriyor ? Şüphesiz ayın tutulacağı,uzmanın bunu tes-
      bit edip önceden haber vermesine sebep olmuştur. Yoksa uzman bunu haber verdiği için
      ay tutulmuş değildir. İşte İslamdaki ”KADER” de aynen bunun gibidir. Allah’ın ezeli bilgisi
      bizim irademizi ne pozitif,ne de negatif yönde etkilemez.İnanç,tutum ve davranışlarımız
      özgür irademizin ürünüdür.Yani bu konuda insan kendi kaderini kendisi tayin eder.
      onun için,insan eylem,tutum ve davranışlarından sorumludur. Saygılar.

  259. KAAN says:

    Sayın site yöneticisi, acaba neden yorumumun silindiğini sorabilir miyim?
    Nedeni verecek bi cevabınız olmayışı olabilir mi acaba???????

    • pante says:

      Sn.Kaan, site ve yazılar hakkında bir daha yalan suçlamalarda bulunmanız halinde yorumlarınıza izin verilmeyecektir.
      Eğer bir hakaret ya da yalan ya da yanlış olduğunu düşündüğünüz bir ifade varsa, onu alıntılayıp belirtmeniz gerekir.
      Ayrıca hakaretlerinize de göz yummayacağımı belirteyim. Size kalkıp yanıt vereceğimi, size zaman ayıracağımı düşünmeyin.
      Şu ayırdığım zamana bile değmeyecek kapasitesiz-düzeysiz mesajlara sahipsiniz. O nedenle kuraldışı gördüğüm iletiyi silerim.

      Bu vesileyle büyük harf yazanları tekrar uyarıyorum. O tür yorumlar da silinecektir.
      Tehditkar ifadeler kullananların, konulara odaklanmak yerine site hakkında ilgisiz ve abartılı suçlamalarda bulunanların da yorumları onaylanmayacaktır. Sanalda bile düşünce ve ifade özgürlüğünü engellemek isteyen ilkeller siteden uzak dursun, rahatsız oluyorsa girmesin.

      • KAAN says:

        Yani bu sitede insanların inançlarını yargılamak, asıllı veya asılsız karalamak gayet etik bir davranış. Ben yazılarıma bir kapasite koymadım ki kapasite göresin. Ben sizin iftiralarınıza cevap verme gereksinimide duymadım. Çünkü sizin inançsız beyinlerinizin, sadece kendi zevkleriniz ve hevalarınız doğrultusunda yaşamaya mahkum edilmek zorunda bırakılmak istenen bir toplum yaratma çabasına girmiş olduğunu düşünüyorum. Yanlışsam dediklerimi çürütün. Kişilerin inançlarına zerre kadar saygınız yok. Bana onca yazıyı bir kaç cümleyi büyük harfle yazdım diyerek sildim demek gibi bir mazaret olabilir mi? Hem kapasitesiz ve düzeysiz dediğin yazılara, verecek bir cevap bulamadığınız için “kapasitesiz ve düzeysiz ” suçlaması yaptığınızı düşünüyorum. Bu sitede benimkinden daha kapasitesiz ve düzeysiz yazılarda var. Yazılarımda sizden tek bir soruya cevap istedim. Vereceğiniz yanıt sizide korkuttuğu için yanıtlamaktan bile çekindiniz.

        Yine de adil insanlar olduğunuzu düşünmek isteyerek, son defa aynı soruları tekrar soracağım. Çünkü haktan, hukuktan, eşitlikten, inanç özgürlüğünden, saygıdan, sevgiden, evrensel düşünmekten v.s v.s kısaca hayatın tüm güzelliklerinden her fırsatta bahseden sizlersiniz. Diyelim ki ben sizlerin dediği gibi körü körünede olsa Allah’ın varlığına ve birliğine, Peygaberlere, Kur’an a, İslam a canım pahasına inanıyorum. İsteyin yada istemeyin benim gibi çokta insan var bu ülkede. Şimdi sizlerin hak- hukuk düşkünü, eşitliğe önem veren, inanç özgürlüğüne saygılı davranan, dünyadaki tüm canlıları seven , evrensel düşünen insanlar olduğunuza inanarak soruyorum.

        1-Neden bu sitede sürekli Allah’a, Peygamber’e, Kur’an a ve İslam’a, kısacası bir Müslümanın değer verdiği herşeye hakarete varacak derecede yazılar yazıyorsunuz?
        2-Neden belkide ekmek parası kazanmak için dahi harcamadığınız vakti, bizim inanç değerlerimizi karalamakla geçiriyorsunuz?
        3-Biz Müslümanlar sizin bu gayretleriniz doğrultusunda sizin gibi dinimize küfreden insanları tehdit olarak mı algılamalıyız?
        4-Bütün bunlardaki amacınız ne?

        Sizlerle, benim neden Allah’ a, Peygamber’e ve Kur’an a bu derece inandığım konusuna girmeyeceğim. Çünkü bu işin bir sonunun olmadığını hepiniz benim kadar iyi bilirsiniz.
        Tek istediğim yukarıdaki sorularıma cevap vermeniz ve beni aydınlatmanız.

        Saygılar.

      • pante says:

        1-Neden bu sitede sürekli Allah’a, Peygamber’e, Kur’an a ve İslam’a, kısacası bir Müslümanın değer verdiği herşeye hakarete varacak derecede yazılar yazıyorsunuz? (Kaan)

        —-

        Seni uyarmış ve hakaret olan ifademi göstermeni istemiştim Kaan.
        Eğer aynı tavrı sürdürmekte ısrar edip örnek veremezsen veya verdiğin örnek hakaret içermiyorsa bu tarzda yorumların silinecektir. Bu son uyarım.
        Senin gibilerin asıl istediği bu tür sitelerin olmamasıdır. Herkesin sorgusuz sualsiz biat etmesidir.
        Sen nasıl dinsizliği eleştiriyorsan, dinsizlerin de dinleri eleştirme hakkı var. Ama bu anlayış ve hoşgörüye sahip düzeyde değilsiniz.
        Dediğim gibi hoşuna gitmiyorsa, eleştirileri kabullenemiyor ve rahatsız oluyorsan girmezsin. Bu kadar basit.

      • KAAN says:

        Üstelik site hakkında ilgisiz ve abartılı suçlamalar yapmak gibi bir cümleyi nasıl kurduğunuzu anlamadım. Kurduğunuz site, internette herkesin kolayca ulaşabileceği ve özgürce yorum yapabileceği bir şekilde tasarlanmış. Savunduğunuz ideolojiyle örtüşmesi içinde, ben sitenizi eleştireceğim, sizde benim eleştirilerime yanıt vereceksiniz. Bunu yapmazsanız her fırsatta kötülediğiniz AKP den ne farkınız kalır değil mi?

  260. KAAN says:

    Bu hareketiniz kafamda sizin gibiler için düşündüğüm herşeyi kanıtlar nitelikteydi. Beni yanıltmadığınız için ve inançlı insanlardan daha sığ bir kafa yapısına sahip olduğunuzu kanıtladığınız için çok teşekkür ederim….

    • Ferda Yamanoğlu says:

      Ateistlerden sorduğum soruya bir cevap alamadım.Demekki erkeklerin yaratılış olarak kadınlardan bazı üstün özellikleri var.Şahitlik yapan bir kadınıda etkilemek daha kolay.Duygusal oldukları için önce duygusal olarak etkilersin.Olmadı,korkutursun.Bu sebeplerden iki kadının şahitliği,bir erkeğin şahitliğine eşit sayılmış.

      • pante says:

        Yazdığın zırvanın nesine yanıt versin ateistler. kalkmış demişsin ki “Neden erkeklerin kol gücünün kadınlardan daha güçlü olmasını eleştirmiyorlar”. Doğanın kanununu mu şikayet edecekler? Sen yap o şikayeti bakalım bir yanıt alabilecek misin?

        Ben yanıt vereyim kadınları aşağılamana. Şahitlikte en çok etkilenenler kadınlar değil, erkeklerdir. Yalancı şahitlik onlarda, hatır şahitliği onlarda, korkudan şahit olmama ya da tehditle yalan ifade onlarda. Bu zamana kadar 1 kadın için bunları duydumsa 10 mislini erkekler için duymuşumdur. Bugün dünyanın %90′ında kadınlarla erkeklerin şahitliği eşit oranda. Var mı kadınların şahitliğinde bir sorun? Yok. Öyleyse bunun kol gücüyle, duyguyla ilgisi yok. Kur’an’da da bunlarla değil akılla ilişkilendirilmiştir ve yorumlarda kadınların hafıza zayıflığı, dikkatsizlik vs. ileri sürülmüştür ki hiç ilgisi yoktur. Tersine kadınlar detaylara daha dikkatlidir ve olayları kolay kolay unutmazlar. Çünkü erkekler gibi akılları binbir çeşit şeyde değildir.

      • Sami says:

        Aslında Ferda hanımın ve islamın söylediklerinde doğruluk payı var. Müslüman kadının yetiştiği islam kültürünün etkisiyle zeka ve özgüven yönünden kusurlu olduğu bir gerçek. Bence müslüman kadınların şahitlikleri hiç kabul edilmemeli. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki kadınların zeka, kültür,üretkenlik, bilgi ve görgü baakımından müslüman kadınlardan fersah fersah önde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hatta müslüman erkeklere bile fark atarlar. Dünya ülkelerinin üretim istatistiklerine bakılırsa, tüm müslüman ülkelerin üretiminin toplamı, bir italya kadar yok. Müslüman kadının eğitim almada, okur yazar olmada (Kuran okumayı kasdetmiyorum), veya eğitim alsa bile mesleğinede ilerleme veya mesleğine katkıda kulunmada gelişmiş ülkelerdeki kadınlarla yarışması, hatta kıyas bile yapılması mümkün değil. Gelişmiş toplumlardaki kadın ve erkek mükemmel değil. fakat eğitilmeye, sorgulamaya, herşeyi eleştirebilmeye yatkın bireyler oldukları için sürekli kendilerini geliştiriyorlar. Evrimleşiyorlar. Müslüman toplumlarde bu maalesef yok.Özellikle araplar kullandıkları teknolojik aletleri saymazsak 1400 sene önceki insanlardan şuan çokta farklı yaşamıyorlar.
        Aslında İslam dünyasında okuma öğrenme erkekler açısından çok önemli. Fakat ilim, bilgi olarak kabul edilen yegane unsur sadece dini bilgilerden ibaret olduğu için, toplumun zihni hep dini konularla meşgul ediliyor .Kuran, hadis, tefsir gibi konularda uzmanlaşan kolayca alim, bilgin olarak kabul ediliyor ve el üstünde tutuluyor. Diğer bilim dalları öğrenilsede genel kültür amaçlı öğreniliyor veya öğretiliyor. Doktor, mühendis hatta profesor bile olsa, mesleğini sadece icra edebiliyor. Mesleğe katkı sağlama, araştırma geliştirme yapma çok düşük veya hiç yok.

  261. adem says:

    bilal kardeş müsait olduğun zaman anlatırsın, unutmassan sevinirim bide bi sorum daha olacaktı lisedeyken felesefe hocamızın dediği bir soru cok ilgimi cekmişti (haşa) allah biz insanları nicin yarattı madem bize muhtac deil bizi yaratmasının bi sebebi varmıdır yoksa dur ben bu insanları yaratayım dünyaya atayım bakayım ne yapıyorlar hocamın sözleri aynen böyleydi merak ettim ama düşündüm kendi aklımca bi sonuca varamadım aydınlatırsanız sevinirim. bu soruyu bi sitede sormamam lazımdı cünkü inancsızlarlan dolu bi site kendimi aydınlatayım derken birilerine kötülük yapmaktan cekindim size ulaşak başka site olmadığı icin mecburi burda yazıyorum sorduğum iki soruyuda detaylı bir şekilde anlatırsanız sevinirim şimdiden tşk ler .yayınlarsanız sevinirim inancsız demeklen size kötülemek deil maksadım kendi inancım gereği size kötütük yapmış olurum dediğim icin yazdım

    • Ferda Yamanoğlu says:

      Selamünaleyküm Adem.Güzel bir soru sormuşsun.Ancak bize verilen bilgi kısıtlıdır.Bunu dinde söylüyor,bilimde.Bilimin sınırları big-banga kadar gidiyor.Öncesini bilen yok.Ancak kesin olan,big-banga sebep olan güç,ALLAH.ALLAH Kuranda insanları ve cinleri ona ibadet etmeleri için yarattığını söylüyor.Sitedeki big-bangdan önce sayfasını okursan daha geniş bilgi edinebilirsin.

      • adem says:

        açıklaman için tşk edrim ferda

      • bilal says:

        Sayın Adem Kardeşim ! Ferda Bey kardeşim de,sorunuza gayet doğru ve kısa bir şekilde
        cevap vermiştir. Size de ,kendisine teşekkürlerimi arz ediyorum.
        Bu konuyu biraz da ben açmak istiyorum. ALLAH,İNSANI NİÇİN YARATTI ?
        ZARİYAT SURESİ 56.AYET: ” وما خلقت الجن والانس الا ليعبدون ” Ben cinleri ve insanları ancak
        bana kulluk etsinler diye yarattım.” buyurulmaktadır. ” ليعبدون ” kelimesi,bir çok mufessir
        alimlere göre,beni tanısınlar,inansınlar ve ibadet etsinler diye yarattım,anlamına gelir.Za-
        ten insan Allah’ı tanımadan,ona inanmadan ibadet te edemez. Demek ki,insanın yaratılış
        nedeni bu sır ve hikmetlerde saklıdır. İlk madde ve evren yok iken,bunları var eden ve
        yaratan yüce Allah vardı.Yalnızdı,başka hiç bir şey yoktu.Ve O kendisini bilecek,tanıyacak,
        ve azametini görecek,üstün zeka ve akıl sahibi bir mahluku ( insanı ) yaratmak istedi.Sa-
        ce Allah’ı bilip tanımak için değil,Allah ile muhabbet edecek bir mahluk.İşte bu şerefli mevki
        ve mertebeye layık olan insandır.Allah,alemlerin Rabbi olmasına rağmen yalnız olmak is-
        temiyor.Yarattığı insanın yaşayabilmesi için de evreni yaratıyor.Yarattığı bu muazzam ese-
        rini başkasına,gösterip temaşa ettirmek istiyor.Düşünün evren yoksa,insan yoksa,yüce
        Yaratıcı nasıl bilinecek ? Yaratmayan,var etmeyen ve buyrukları yerine getirilmeyen bir ya-
        ratıcı düşünülebilr mi ? Onun varlığının ne anlamı kalır ? İşte varlığı bilinsin,tanınsın ve
        kendisine kulluk edilsin diye üstün bir varlık olan insan yaratılıyor. İnsanın yaşayabilmesi
        için evren yaratılıyor. Bir ressam, bir heykeltıraş ve bir mücit kendi eserini başkasına gös-
        termek ve icat ettiği eserini başkasına temaşa ettirmek istemez mi ? İşte Yüce Allah’ta,
        yarattığı eserini bize göstermek,kendini bize tanıttırmak ve buyruklarını uygulatmak için
        biz insanları yaratıyor. Şunu da diyebilirsiniz ki,insan yaratılmadan,sadece melekler yara-
        tılsaydı olmaz mıydı? Hayır.Çünkü melekler metafizik bir varlık oldukları için,onları ilgilen-
        diren sadece Allah’ın yarattığı metafizik varlık ve olaylardır.Onlar,Yüce Yaratcıyı metafizik
        gözle tanır ve ona ibadet ederler. İnsan ise,fiziki ve maddi bir yapıya sahip olduğu için,
        Allah’ın yarattığı fiziki eserlerini temaşa ederek,düşünerek,inanarak ona karşı kulluk göre-
        vini ifade eder. Böylece yüce Yaratıcı,hem metafizik açıdan ,hem de maddi ve fiziki açıdan
        tanınmış ve ona ibadet edilmş olunur. ÖZET OLARAK; İNSANIN YARATILIŞ GAYESİ;
        BU HİKMETLERE BİNAEN YÜCE YARATICIYI TANIMAK VE ONA KARŞI KULLUK GÖ-
        REVİNİ İFA ETMEKTİR. SAYGILAR:

    • murat says:

      Adem kardeş Allahın insanları yaratmasının bir kaç ana sebebi var
      Birincisi kabiliyetler ortaya çıkmak ister.Kabiliyetiniz varsa kullanacaksınız.Allah isimleri denilen kabiliyetlerini tecelli ettirmek hem kendisi görmek hemde göstermek için kainatı yaratmıştır.
      İkincisi. Her sanatkar veya mühendis sanatının gereği olarak icat etmek,tasarlamak ve ince hesaplarla yaptığı sanatını görmek ve göstermekte kendine mahsus bir zevki olduğu gibi Alemlerin rabbinin sanatı ve büyük bir kitabı hükmündeki kainatı harika bir sanat olarak yaratmasında kendine mahsus yüksek kudsi bir lezzeti vardır.İnsan olarak doğru idrak edemeyiz.Fakat Bir ölçüde kıyaslayabiliyoruz.
      Üçüncüsü her sanatkar kendi kabiliyetlerinin tecellisi olan sanatını sever ve kendi eserine özenle dikkat eder.Beğenir ve sanatını takdir edenleri de sever.

      İşte alemlerin rabbi bu kainatı sıfatlarının tecellisi olarak en küçük zerresine kadar özenle yaratmaktadır.Kendi sanatını sever ve takdir edenlerin varlığını ister.
      Bunun için yaratma ölçüsü olarak icat kabiliyetine sahip akıl sahibi özgür düşünceli bir tür irade etmiştir.Sonra sanatının en harika tarzını göstererek o türü kendi kendine konuşabilen düşünebilen özgür bir iradeye sahip şekilde tasarlamış.
      Sonra kendi yarattığı insanına sevgisini göstermek için ve ona şefkatinden ve korumasından dolayı en güzel renklerde harika kokularda yiyecekler ikram etmiş ve
      sayısız hislerine çeşitli ince zevkler vererek ikramda bulunmuş.Bunun karşılığında insanların verilen nimetlere ve kabiliyetlere teşekkür ederek üzerlerindeki kabiliyetlerin geliştirlmesi ile yeşeren sanatların ortaya çıkarılmasını istemiş insanları gayrete getirecek bir imtihan yeri hazırlamıştır.
      İnsana konuşma kabiliyeti verdiği gibi kendisi de yarattığı insan ile konuşmuş.Vazifelerini ve hayat programlarını içlerinden seçtiği itaatkar güvenilir kullarına vahyetmiş.Halifei zemin ünvanını vermiş yeryüzünün madenleri ve hayvanlar ve bitkiler üzerinde tasarruf etmesine işaret olarak meleklerinin secde etmesini emretmiştir.
      İnsanlığın manevi olarak terakki ederek vahy ve ilham vasıtasıyla rabbi ile konuşması ona itaatkar bir memur olması Allahı memnun ettiği gibi maddi olarak terakki edip fen ilimleri ve teknolojik gelişmeler ile yaptığı icatlar insan beynine işlenmiş ilahi sanatı gösterdiğinden bu yönüyle de teknolojiyi ilmi teşvik etmiştir.Hz ademin meleklere üstünlüğü ilmi olarak kuranda zikredilmiştir. şimdilik bukadar
      Doğrusunu Allah bilir.

  262. bulent says:

    Ben ateistlere karsi hicbirsey yazmadim bugune kadar. Haklisiniz
    feminizmin koca bulana kadar
    kominizmin para bulana kadar
    ateizmin ucak sallanana kadar
    olduguna inanirim. Dolayisiyla ateistlerin yaradana inanmalarinin an meselesi oldugunu dusunurum.
    Ancak ateistlerden zarar gormus bir toplum yoktur dunyada . Fikir ve inanclari icin kimseyi asmak kesmek yoketmek gibi emirler de almazlar. Doga ile barisiktirlar.
    Tarih boyunca cogunlukla kanli savaslar, para, toprak, yada dinler adina yapilmistir.
    Ya baskasinin parasini ya baskasinin topragini almak icin kan dokulurken sadece dindarlar baskasinin dinini almak degil kendi dinini yaymak baska inanclari yoketmek icin kan dokmuslerdir.
    (kadin yuzunden cikan savaslar da vardir!)
    Bu siteye girenler, muhammede inanan arkadaslarin yazilarina karsilik dusuncelerini yaziyor . Eger isaci yada musacilar birseyler yazsalar onlara da cevap verilir.
    Tevrattaki sapkinliklar dan bahsedilir.
    Yaradilis bolumunde (incilde) allaha gorunmemek icin ademin cennet bahcesinde agacin arkasina saklandigi Allahin ” adem nerdesin” diye seslendigi gibi komik sacma diyaloglara da girilir.
    Ama sizler zaten bunlarin sacma oldugunu bastan kabullendiginiz icin yorumlarda yer almiyor
    Size ayni sacmaliklarin islamda da oldugunu soylemekle yetiniyoruz.
    Dinlerin insanlari nasil salaklastiracagini kendimizce anlatiyoruz. Ya da anlatamiyoruz.
    Ornegin musluman somali halki acliktan olur ama balik ve deniz urunlerinin bolca bulundugu denizlerinden birsey yemez cunku DINEN GUNAHTIR. Deniz canlilari zaten yemezler islam ysaklamistir.( Cocuklari telef olsa bile) bazilari balikta yemez.
    Sakin onlar islami yanlis uyguluyorlar demeyin. Onlarda sizler gibi yorumlayip birseylere inanan insanlar.

    • bilal says:

      bulent ! Saçmalama! İslamın deniz ürünlerinin yenilmesini yasakladığına veya günah saydığına
      dair bir ayet var mı ? Bana söz konusu ayeti gösterir misin ? Eğer göstermezsen müfteri olur-. sun. Somalı halkını,aç,yoksul bırakan,servetlerini çalıp onları sömüren ve şuan onlardaki islama
      ve kur’an’a aykırı bir inanç kültürünü aşılayan sizin köhne zihniyetinizdeki emperyalist ve sömür-
      geci güçler olduğunu halen bilmiyorsan, dünyadan hiç haberin yok demektir. O mazlum halkı
      sömüren ve servetini çalan herhalde halkı müslüman olan ülkeler değildir.Müslüman olmayanlar
      onları sömürüp bu hale getirdiler.Bi de diyorsunki,ben ateistlerden,müslüman olmayanlardan hiç
      bir zarar görmedim .Peki sadece Somalı’yı değil,bütün Afrikayı sömürüp,aç ve yoksul bırakan o savunduğun gayri müslim ülkeler değil midir ? İllaki onlardan senin de mi zarar görmen gere-
      kecek ? Gayri müslimler tarafından sömürülen yüz milyonlarca Afrika halkını görmezden mi
      geliyorsun ? Bunları sömüren kimler ?
      ŞUNU KESİN BİR İFADEYLE SÖYLÜYORUM Kİ,DİN ADINA SAVAŞAN KİM OLURSA OLSUN
      KUR’AN’A AYKIRI DAVRANMIŞTIR: ”BAKARA SURESİ AYET 256: لا اكراه في الدين ” Dinde zorla-
      ma yoktur ”Başka bir ayette: ”فمن شاء فليؤمن ومن شاء فليكفر الخ ” Dileyen ( Allah’a,) inansın,dileyen
      de inanmasın ” diyen onlarca benzer ayetler bulunduğu halde,din adına yapılan hiç bir savaşa
      kur’an onay vermez. İslama göre,savaş sadece savunma amaçlı olur.Onun dışında geregçe ne-
      olursa olsun savaş meşru değildir.Hz.Peygamber zamanında yapılan bütün savaşlar,savanma
      amaçlı savaşlardır.Müslümanlar,Mekkeli müşriklerin şiddet ve baskılarına daynanmadıklarından
      yurtlarını,ev ve barklarını bırakıp,Habeşistana, ( Etiyopya’ya) Medine’ye göç ettikleri halde,
      Mekkeli müşrikler hep Medine’ye saldırmadılar mı ? Burada müslümanlar savunmalarını yapma-
      yacaklar mı ? Saygılar.

  263. Hiç bir kitap ikiden fazla okunmaz (sadece dinsel değil hepsi). Ana’yı ilk 1980′de okumuştum, geçenlerde tekrar okumak istedim, okuyamadım. Çünkü sahneleri unutmamışım hala. En iyisi dedim, yeni bir kitap okumalı. Fakat, kutsal sayılan dört kitabı ve avesta’yı kaçar kez okudum bilmiyorum. Her okuduğumda keyif aldım, ilginç bir dünyaya daldım, okuduğum kitabın kenar boşluklarına o an aklıma gelen yorumlarımı yazdım, kimi yerde tekrarlardan sıkıldım, sıkıcı olduğunu not ettim. Ben daha ilkokula gitmezken (1966) dedemin mevlitlerini dinlerdim. Şiir gibi okurdu ve ben çarpılır, kendimden geçerdim, büyülü bir alemde gezinirdim. Ömrümde bir gün bile oruç tutmadım, namaz kılmadım. Lise yıllarına kadar böyleydi. Sonra okumaya başladım. Dedemin yarattığı o atmosferi anlamak için. Aradım. Türkçe olarak aradım. Bulamadım. Dedemle birlikte gitmişti. Kur’an, hadisler ve diğer kutsal kitaplar okudum, çoğu yerde aynı kitabı okuyorum sandım… derken, baktım ki büyümüşüm, üniversite bitirmişim, çoluğa çocuğa karışmışım. Düşünüyorum, şiir bana dedemden miras kaldı diyorum. O güzel mevlid okumalarını dinlememiş olsaydım şiir yazamazdım.
    Kutsal sayılan kitapların bu günkü hayatta karşılığını bulamayız. Bulsak bulsak, bir kaç imge bulabiliriz. Çünkü geçmişin düşünce sistemi tamamen dindir ve o dönemlerin düşünürleri de din adamlarıdır. Gazali’yi veya Nizamülmülk’ü okursanız, onlarda devlet siyasetçisi görürsünüz. Erzurum’lu İbrahim Hakkı’yı okuyan kişiyi önce bir gülme krizi tutar. Şaka sanır. Oysa kutsal kitapların içine daldığında bunun şaka olmadığını anlar. Dünyayı nasıl algılarsanız öyle açıklarsınız. Muhammed, içinde yaşadığı düzenin muhalifidir. İtilmiş ve kakılmışlara iyi gelecek şeyler geçmektedir aklından. Zekidir ve önder olma duyguları içerisindedir. Yaşadığı şüreç sınıfsal çelişkilerin zorlamaya başladığı bir süreçtir. Önce iyileştirici önlemler düşünür, Mekke’nin ileri gelenlerine yakınlaşır, ikna etmeye çalışır. İlahi bir söylem kullanmak zorundaydı. Arap toplumu, Muhammed olsa da olmasa da zaten devletli bir sürece doğru gitmek zorundaydı. (Devlet-Sınıf ilişkisine girmiyorum). Bilim bugünkü gibi gelişmiş olsaydı, Muhammed yine o dili mi kullanırdı? Verdiği örneklerde bilime (ve akıla) ters olduğu söylenen cümleleri kurar mıydı?
    Muhammed, kendi günlük siyaseti neyi gerektiriyorsa onu yaptı, o günkü birikimiyle yaptı. Başka biri de olsa benzer şeyleri yapacaktı. Burada, İlahi ile dünyevi olarak iki yön ortaya çıkıyor. Dünyevi olan, ilahi olanla yerleştirilmiştir. Yani bu göklerin (Allahın) emri olarak kanun haline getirilmiştir. Yoksa, Ebu Leheb’e beddua eden ayetleri anlamını bilmeden tekrarlayıp duran bugünkü inanç sahibi (büyük kalabalık) gerçekte neyi tekrarlamaktadır? Dinsel inanışlara bu günkü dünyamızda kaldıramayacağı yükler yüklememek gerektiği kanısındayım. Tartışırken, mitolojik bir gezinti yaptığımızı var sayarsak birbirimizden daha çok şey öğrenmiş oluruz. Bırakalım, bu inançlar inanç sahiplerinin gönlünde ruhsal bir arınma vesilesi olarak kalsın. Ona, buna veya bana başka türlü gelse de.
    Ateizm ve Din adlı siteyi ve blogunuzu yeni keşfettim. Yüzlerce dinsel sitenin yanında bunun gibi vahaların çoğalması lazım. Herkese kolay gelsin… inanç sahiplerine de.

  264. Ayrıca, insanlar incelemelerini yaparken ayetleri Mekke ve Medine olarak (geliş sırasına göre) okuyup, değerlendirmelerini de ilgili ayeti doğuran olayla bağlantılandırmaları gerektiğini düşünüyorum. Başka türlü, bilinmeyen bir zamanda bilinmeyen olaylar için söylenen bilinmeyen sözler olarak kalacaktır. Ezber değil, anlamak için böyle yapılmalı diye düşünüyorum. Herhangi bir ideolojinin kitabını olurken de, dinsel kitapları okurken de.

    • Ferda Yamanoğlu says:

      Selamünaleyküm.Ateistler buzdağının üstünde görünen kısımdır.Ateist olduklarını açıkladıkları için bu yönleriyle dürüsttürler.Ancak asıl buzdağının altındaki görünmeyen kısmı münafıklar oluşturur.En tehlikeli olanlarıysa mürşid,şeyh,din adamı kılığında olanlarıdır.Bunlar Kuran ayetlerini bile,bile yanlış tefsir ederler.Kar payı ortaklığı,faiz gibi din dışı günahlara caizdir fetvası verirler.Bakara suresi -8.ayet(İnsanlardan öyleleri vardırki ,ALLAHA ve ahiret gününe iman ettik,derler.Oysa iman etmiş,değildirler.)Bakara-9.Ayet(ALLAHI ve iman edenleri aldattıklarını zannederler.Oysa yanızca kendilerini aldatırlar.)

  265. bulent says:

    Bilal bey
    Deniz canlılarından kastım balık dışındaki hayvanlardı. Cümlem düşük olmuş olabilir.
    Doğrusu – Somali halkı dinen haram diyerek balık dışındaki deniz canlılarını yemez
    Bazı mezhepleri ise balık dahi yemez.

    Bugün mezheplerlerin alimleri aşagıdaki davranışlara göre fikir beyan ederler (genelde)
    Mâlikî mezhebi hiçbir deniz hayvanını ayırmaz hepsi yenir.
    Hanbelî mezhebi yılan balığını habis saydığı için;
    Şâfiî mezhebi kurbağa, yengeç ve timsah gibi hem denizde, hem de karada yaşayabilen hayvanların etinin yenilmesini haram olarak vasıflandırmaktadır.
    Hanefî mezhebinde balık sûretinde olmayan deniz hayvanlarının etlerini yemek haramdır. Midye, istiridye, istakoz ve yengeç gibi hayvanların yenilmesi helâl olarak kabul edilmemektedir, haram sayılmaktadır

    Kuranda yazarmı diyorsanız yazmıyor. Bende zaten kuranda yazıyor dememişim, onlarda sizin gibi bir şekilde yorumlayarak bu sonuca ulaşmışlar dedim.
    Nasıl siz yorum yaparak kuranda manyetik alanları buluyor uzay problemlerını çözüyorsunuz onun gibi

    Tabi yazsaydı ne değişirdi. Sanki yazmıyormuşta, aslında baska birşey demek istiyormuşta, biz anlayamayacak kadar kıtmışız gibi bir yaklaşımla bunun böyle yazdığı ama aslında gören gözler için altında başka birşey olduğu gibi birşeyler söyleyecektiniz.
    “bu kitap mekke ve cevresindekilere gönderilmiştir.” ayetinde olduğu gibi
    sanki yazmıyor. Yok böyle bir ayet.

    Dinde zorlama yoktur sözü bir masaldır.
    müşrikleri öldürün diyen, pislik, domuz gibi kelimelerle insanları aşağılayan
    Hele hele sen nekadar iyi, nekadar ahlaklı olursan ol, muhammede inanmıyorsan cehennmde yanacaksın diyen biri . Zorlama yapmış olmuyormu?
    Cennete gitmenin olmazsa olmaz şartı neden muhammede inanmak olsun ki?
    Bunlar hep korkutma, sindirme taktikleridir. İşte bunlar dinde zorlamadır. Baskıdır.
    O günlerde kim olsa bu argümanları kullanırdı. Buna da birşey demiyorum.Olağunüstü şartlar olağanüstü kararları gerektirebilir. Ama Bilal bey hangi yıldayız allah aşkına
    Değişmeyen gelişmeyen hiçbirşeyin olmadığını sizde biliyorsunuz.
    1400 yıl onceki kanunlara saygı duymak başka
    o kanunlarala bugün yaşamak istemek başka.

    Sömürgecilik ve savaşlar konusunda söylenecek çok birşey yok.
    İnsanın olduğu heryerde kan ve gözyaşı maalesef vardır.
    Anadoluda söylenmiş kayıtlı 1300 den fazla türkümüz vardır Neredeyse 1000 tanesi ağıttır.
    Meksikada savaşlar o kadar şiddetli ve uzun sürmüş ki harcanan merminin topun tüfeğin parasını ödemek için kaliforniya eyaletini amerikaya satmışlar.
    İspanyol fernandez denen şerefsiz Amarikaya bu taraftan girip öbür kıyıdan çıktığında binlerce kızılderiliyi katletmişti.
    Ruanda burundi arasındaki savaşlarda yılda 20 30 bin insan palayla doğranarak ölüyor.Halen de bu devam ediyor.
    Dünyanın en uzun 3. imparatorluğu osmanlınında tarih sayaları bembeyaz değil maalesef.
    2. Romada bu konuda son derece başarılıdır.
    1. sıradaki en uzun en güçlü imparatorluk Mısır İmparatorluğudur ki 20 30 yılda onbinlerce köle ile biten piramitler bile msırın durumunu ortaya koymaya yetiyor.

    Bize sıradan insanlara düşen, çalışan üreten hakkını aramasını bilen, ilimle fenle uğraşan akıllı iyi insanlar olmak, güçlü bir ülke olmaya çalışmak, kimsenin oyunlarına kanmamaktır diye düşünüyorum.
    Saygılar

    • bilal says:

      ” İKİ KADININ ŞAHİTLİĞİ GEREKLİ Mİ? ” Kur’an-ın indiği dönemden bugünümüze kadar
      genellikle kadın ev işleriyle,çocukların bakım ve terbiyesiyle meşgul olmuş,ticaret,alış veriş
      ve iş hayatıyla pek az ilgilenmiştir.Ticari faaliyete,alış verişe pek az katılan kadınların bu
      konuda şahitlik yapabilmeleri de çok nadir olabiliyordu.Bu nedenle,hakların tam korunabil-
      mesi için sadece borçlanma hukukunda,bir kadının şahitliği geçerli olmakla birlikte,bir ye-
      dek şahidin bulunması tavsiye mahiyetinde daha uygun görülmüştür.Yoksa şart değildir.
      BAKARA SURESİ 282.ayetin tümünü birlikte değerlendirdiğimizde böyle olduğunu görece-
      ğiz. ” يا أيها الذين امنوا اذا تداينتم الي اجل مسمي فاكتبوه الخ ” Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için
      birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın.Bir katip onu aranızda adaletle yazsın.Hiç bir ka-
      tip Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın.(her şey olduğu gibi) yazsın.
      Üzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazdırsın,Rabbinden korksun ve borcunu asla eksik
      yazdırmasın.Şayet borçlu sefih veye aklı zayıf veya kendisi söyleyip yazdıramayacak du-
      rumda ise,velisi adaletle yazdırsın.Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun.Eğer iki erkek
      bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile ”ان تضل احديهما فتذكر احديهمالاخري
      biri yanılırsa (veya unutursa) diğerinin ona hatırlarması için iki kadın.. Buraya dikkat edildi-
      ği zaman ”ان تضل ” şayet yanılırsa ki,bu durumda şahitlik yapamaz ”فتذكر احديهم الاخري ” diğer
      yedek şahit ona hatırlatır. Neticede doğal olarak şahitlik yapan yine de bir kadın olur.
      Yani bir kadının da şhitliği geçerlidir.Bu uzun ayetin tümünü birlikte ele aldığımızda duru-
      mun böyle olduğunu göreceğiz. ”….ذلكم اقسط عندالله واقوم للشهادة وادني الا ترتابوا ” Böyle yapmanız
      Allah nezdinde daha adaletli,şehadet için daha sağlam,şüpheye düşmemeniz için daha
      uygundur.Buraya da dikkat ettiğimizde” daha uygun,daha sağlam ” deniliyorsa,bunun iki
      kadının şahitliği zorunlu değil,tevsiye mahiyetinde olduğu anlaşılır.Çünkü daha sağlamın
      karşıtı sağlamdır.Yani bir kadın dahi şahitlik yaparsa bu geçerli olur. Sadece saydığımız
      nedenlerden dolayı,yedek birinin bulundurulması daha uygun görülmüştür. Eğer iki kadı-
      nın şahitliği zorunlu olsaydı,NİSA SURESİ 15 ve NUR SURESİ 4 ve 8.ayetlerde de böyle
      bir durum söz konusu olacaktı.Halbuki bu ayetlerde cinsiyet ayırımı yapılmadan 4 şahit
      istenmektedir.Her dördü kadın da olabilir,erkek te olabilir,bir kısmı kadın öbür kısmı erkek
      te olabilir.Hiç bir ayırım söz konusu olmamıştır. Kur’an,bire iki oranını şahitlikte nisap ola-
      rak belirlemez.ÖZET OLARAK;BİR ERKEKLE BİRLİKTE BİR KADININ ŞAHİTLİĞİ DE
      GEÇERLİDİR. SADECE SAYDIĞIMIZ NEDENLERDEN DOLAYI BORÇLANMA HUKUKU-
      DA BİR ŞAHİDİN YANINDA YEDEK BİR ŞAHİDİN BULUNDURULMASI DAHA UYGUN
      GÖRÜLMÜŞTÜR. KUR’AN-IN AYETLERİNİ CIMBIZLAMADAN BİRLİKTE ELE ALDIĞI-
      MIZDA BUNUN BÖYLE OLDUNU GÖRÜRÜZ.YANİ ERKEĞİN SÖZÜ İLE KADININ SÖ-
      ZÜ AYNIDIR. VE HER İKİ CİNS DE ALLAH KATINDA VE HUKUK ÖNÜNDE EŞİTTİR.

  266. bilal says:

    bulent Bey ! Mezhep eşittir islam değildir.Mezhepler,tamamen yorumlardır.Yorumlar din değildir.Hz.pey-
    gamberin vefatından yaklaşık 250 seneye kadar da hiç bir mezhep yoktu.O mezhepsiz döneminde yaşa-
    yanlar müslüman değil midi ? Mezhepler,islam ümmetini bağlayamaz.Söz konusu mezhebin aynı görüşü-
    nü paylaşanları ilgilendirir.Kur’an da bir şey yok, fakat mezhepte varsa,islam da bu şey vardıır,diyemez-
    sin.Eğer ifaden de islamda,deniz ürünlerini,yemek günahtır,demeseydin ben itiraz etmezdim.Kur’an,bir
    şeye açık ve net bir şekilde haramdır,demedikten sonra , mesela (domuz eti gibi. ) şu veya bu
    haramdır demek tamamen ictihadı görüşlerdir.Kur’an’a göre ona haram diyemezsin.İctihdi görüş olduğu
    için isteyen yer,isteyen yemez.İslam ve kur’an açısından hiç bir sakıncası yoktur.Kur’an-ın genel mesa-
    jına göre,tıbbı açıdan insanın sağlığına zararlı olmayan her türlü madde ve ürün helaldır.Kur’an’a inanmış
    biri olarak sana diyorumki,tıbbı açıdan zararlı olmayan her türlü deniz ürünlerini afiyetle yiyebilirsin.
    Müctehitler,İslamın temel kaynağı olan kur’an-ı Kerimde net ve açık olarak belirtilen hiç bir konuda,ictihat
    da yapmazlar ihtilafa da düşmezler. İhtilaf konuları,tamamen ictihadı görüşlerdir,eşittir islam değildir.sade-
    ce o şekilde düşünenleri bağlayabilir.İslam ümmetini bağlayamaz. Onları eleştiricek bir tutum ve davra-
    nışta da bulunamayız.Zira,kur’an ve mütevatir sünnete bulunmayan konuları kendi içtihatları ile çöz-
    meye çalışmışlar.İctihatlar,doğru da çıkabilir,yalnışta çıkabilir.Bu nedenle, hiç bir mezhep imamı,benim
    görüşüm mutlak doğrudur,diğerinki yalnıştır,diye hiç bir ifade kullanmamıştır.Benim mezhebime uyun ve-
    ya görüşümü kabul edin diye en ufak bir beyanatları da olmamıştır.Eğer Somalı halkı,balık dışında bir de-
    niz ürünü yemiyorsa,bu faturayı islama ve kur’an’a yükleyemezsin.Onların o görüşleri,ben kur’an’a bile ay-
    kırı buluyorum. Zira Kur’an; aç ve zor durumda olan bir insanın,başka helal bir gıdayı bulmadığı takdirde
    açlığını giderecek kadar,haram kıldığı domuz etine de ruhsat veriyor.Hatta zarar görmemesi için teşvik bi-
    le ediyor.Kur’an-ı Kerimde, ”الا مضطررتم ” ayeti kerime bunu ifade ediyor. Netice olarak; hiç bir zaman bir
    mezhebin görüşüne bu islamdır ve ya kur’an dır diyemezsiniz.
    2.Husus:” Bu kur’an Mekke ve çevresindekilere inmiştir”diye iddianıza karşı gereken cevap bu sayfanın ön
    kısmında verilmştir.Ama herhalde okuma zahmetin de bulunmamış veya gözden kaçırmışsın.Lütfen oraya
    bir bakın ! 3.Husus:Diyorsunuz ki,inanmayanları kur’an cehennemle korkutuyor.Ya kur’an’a inanmayan
    bir kimse,zaten kur’an-ın o ayetlerine de inanmaz.Niye korksun ki.Ahiret yoktur ve kur’an’a inanmıyorum,
    diyen bir insan korkmaması lazım.Zaten ahiret ve cehenneme inanmıyor. Dünya da bu inanç için, kur’an
    fiziki bir yaptırım getirmemiştir.Kur’an,sadece şunu söylüyor,inanan ve yararlı işler yapan,ebediyen güzel
    bir hayat yaşayacak,kendisine tebliğ geldikten sonra inanmayan ve yeryüzünde insanlara karşı her türlü
    kötülüğü yapan ise,ızdıraplı bir hayat yaşayacak. Zaten kur’an’a inanmayan da bundan hiç etkilenmez.
    Endişen hiç olmazsın. Ben cehennemden korktuğum için değil,Allah’ın varlığına akıl ve mantığımla inan-
    dığım için müslümanım.O yüce Yaratıcının varlığına inanmamış olsaydım,ahirettte hazırlayacağı müka-
    fat ve mücazat yerine de inanmazdım.Demek ki,hiçbir sağduyulu insan,cehennemden korktuğu için değil,
    Yüce Yaratıcının varlığına inandığı için müslümandır.4.Husus:Allah var ise,( ki, kesin vardır ) onun buy-
    rukları da olacaktır.Buyruklarını, kimin vasıtasıyla bize bildirecek ? Elbette elçilerle. (peygamberlerle)
    Elçilerle buyruklarını bildirmezse, biz onları anlamaz ve ona uluşma yolunu da bulamayız. Bu nedenle;
    ilk insandan başlayarak, son elçi hz.Muhammed’e kadar kendi buyruklarını bildirmek üzere elçiler gönder-
    miştir.Elçisiz olarak, sadece onun varlığına belki inanırız.Ama ona oluşma yolunu bulamayız.Onun buy-
    ruklarını elçisiz olarak anlayamayız.Bu nedenle,mutlaka elçiye de ve buyruklarını ihtiva eden kılavuza da
    ihtiyaç vardır. 5.Husus: Müşrükleri öldürün diye iddianıza karşı cevap,uygun bir zamanda Allah’ın iz-
    ni ile verilecektir. Saygılar.

    • Araştırmacı says:

      Sayın Bilal ,ticari mantığa ve Kurana aykırı olan kar payı sistemine nasıl caizdir fetvalarınında verildiğini açıklarsanız çok memnun olacağım.

      • bilal says:

        Sayın Araştırmacı ! Bu sorunuzu açık ve detaylı bir şekilde yazar mısınız ? Ne olduğunu
        tam bilelim; Saygılar.

  267. bilal says:

    PANTE ! ÖNCE SEN TURAN DURSUNUN ŞU SAÇMALIĞINA BİR ÇÖZÜM GETİR ! ONDAN
    SONRA FORUMUNU TARTIŞMAYA AÇ !
    Turan Dursun nasıl ateist oldu? onun ağzından dinleyelim! Kendisini ateist olmaya götüren düşünce
    dolu bilimsel deneyini ” Yüzyıl ” dergisi,sayı 6.da kendi ağzından şöyle anlatır.” Allah’a inanıyor-
    dum. Ancak deneyler yaptım kendi kendime. ”Su dolu kovanın içine süpürgeyi batırıp duvara sür-
    düm.” Duvarda şekiller bir rastlantı. Öyleyse neden dünyanın oluşumu da öyle olmasın ? Ona gö-
    re,duvardaki şekiller,dünyadaki düzenle aynıdır. Akıllı ve mantıklı olan hiç bir insan böyle saçmalığı
    kabul eder mi ? Bir düşünün ! güneş sistemi,gezegenler,sayısızca yıldızlar,dünyanın etrafını saran atmosfer,evrendeki düzen ve nizam ve tüm bunları kıyasladığı duvardaki şekiller !
    1- Eğer T.dursun,o süpürgeyi su kovasına batırıp duvara sürmeseydi,onun dediği o raslantı şekiller
    kendiliğinden oluşacak mıydı ? 2- O kovaya su dolduran biri veya T.Dursun olmasaydı,kovaya su
    nereden girecekti ? 3- Söz konusu süpürge birileri tarafından o şekilde oluşturulmamış olsaydı ve
    T.Dursun kendi eliyle süpürgeyi suya batırıp duvara sürmemiş olsaydı,duvardaki şekiller kendiliğin-
    oluşacak mıdı ? Bu kadar da saçmalık olur mu ? Evet ateistler için bu bilimsel bir deneydir.
    Çünkü ateizmin dayanağı bilimsellik değil,tamamen ” A,PRİORİ” dir. Bu nedemek ? Bilimsel yön-
    temler değil,tahminler ve varsyımlardır. Ateizmin bilimsellik olmadığını ”Harvard Üniv.den ünlü bir
    genetikçi ve açık sözlü bir evrimci olan ”RİCHARD LEWONTİN” şöyle bir itirafta bulunuyor. Bizi
    dünyaya materyalist bir açıklama getirmeye zorlayan şey,bilimin yöntemleri ve kuralları değil.Aksine
    materyalizme olan ” A,PRİORİ” ye bağlılığımızdır. Buna göre,bilmsel yöntem ve kurallarla ”Tanrı’yı”
    inkar etmek mümkün değildir.O na göre,hem kendisini hem de başkalarını materyalizmi açıklamaya
    zorlayan sadece ” A,PRİORİ” dir. Yani hiç bir deneysel bilgiye dayanmayan tahmin ve varsayımlar-
    dır. Doğrusu; T.Dursunun yaptığı bu deney,ülkemizdeki ateistlere bir ilham kaynağı olmuştur.
    Aman ya Rabbim ! Bu T.D. süpürgeyi suya batırıp duvara vurmakla ne kadar büyük bilimsel bir de-
    ney yapmıştır ! ! !

    -

  268. bilal says:

    T.DURSUNUN’ A CEVAP : EN’AM SURESİ 151.AYET : ” قل تعالوا اتل ما حرم ربكم عليكم الا تشركوا
    به شئا وبالوالدين احسانا الخ ” De ki, ” Gelin ! Rabbinizin size haram kıldığı şeyi söyleyeyim.Ona
    hiç bir şey ortak koşmayın. (Aksi durum olan ortak koşmak haramdır.) Ana babaya iyilik
    yapın. ( Aksi durum olan kötülük yapmak haramdır.) Yoksulluk korkusuyla çocuklalarınızı öldürmeyin. (Aksi durum olan öldürmek haramdır.) ……ve böylece devam ediyor. Görüldüğüğü üzere ayette hiç bir mantık hatası yoktur.Ve düşünülemez de.Mantık hatası
    bu inceliği anlamayanın kıt algılayışındadır. KONUYU izah etmeye devam ediyoruz ;
    ”وبالوالدين احسانا ” Ana babaya iyilik edin.” Demekle kötülkte haram kılınmış olur.Çünkü iyilik
    yapıldığı zaman zaten kötlük söz konusu değildir.Fakat ,İddia edildiği gibi,” Kötülük yapma-
    yın ” şeklinde ifade edilseydi,iyilik yapma emri olmazdı.Çünkü” kötülük yapmayın” demekle
    iyilik yapın anlamı çıkmaz. Halbuki bizden istenen hem iyilik yapmak,hem de kötülük yap-
    mamaktır.Böylece mücizevi bir tek cümleyle,hem iyilik emredilmiş,hem de kötülük haram
    kılınmıştır.Süpürkeci T.Dursun’un dediği gibi olsaydı,sadece onlara kötülük yapmak ya-
    saklanırdı.Fakat iyilkte emredilmezdi.Yani anlamı şöyle olurdu.Ana babanıza sadece kötü-
    lük yapmayın.Onlara iyilk edin bir emir ve tavsiye çıkmazdı. ” وبالوالدين احسانا ” ifadesiyle,hem
    iyilik emredilir,hem de kötülük yasaklanır. TABİR CAİZ İSE; BİR TAŞLA İKİ KUŞ VURUL-
    MUŞ OLUR. ( Yani hem iyilik emredilmiş,hem de kötülük haram kılınmıştır.) Ama T.D.nun
    aciz beyni bunu anlayacak kapasitede değil,tabi ki,Pante’nin de.
    Özet olarak bu ayet,profesyonelce beyin kapasitesi düşük olan art niyetli insanları ayıkla-
    maktadır.Çünkü bu ayet, çok derin bir düşünme biçimi ortaya çıkarmaktadır.
    Evet,mantıksal hata yoktur.Mantıksal hata bu inceliği anlayamayanlardadır. Saygılar.

    • Araştırmacı says:

      Sayın Bilal teşhisi yanlış koymuşunuz.Sorun Kuranı öğrenmemek diyorsunuz.Sorun yanlışlara dur diyecek cesur insanların olmayışı.Tüm Dünyada faizden ekonomik krizler çıktı.Vatikan dahi faizden yakınan bildiriler yayınladı.Böyle vahim bir durumu sizin umursamaz bir haliniz var.Bu sitede Kurana atılan iftiralar bile bundan daha vahim değil.Saygılarımla.

      • Araştırmacı says:

        Sayın Bilal sizi kırdıysam özür dilerim.Benim kızgınlığım tabiki size değil.Kurandaki faizle ilgili ayetler herkesin malumu.1929 A.B.D ekonomik krizi,şimdi çıkan ekonomik kriz,batan bankalar,hepsi Kuranı doğruluyor.Birde şu din adamı ve vaazcılara bakıyorum,bırakın bu konularda söz söylemeyi banka kurmuş tefecilik yapıyorlar.Sonrada bizimki faiz değil,kar payı diye yalan söylüyorlar.Bakara suresi 174.Ayet bunları bize bildirmiş.Ben bu konularda sizden destek bekliyordum.Bunu göremeyince biraz sitem ettim.Kusura bakma.Yazılarda sırasına göre çıkmıyor.Saygılarımla.

      • bilal says:

        Sayın Araştırmacı ! Bu son yazın beni tatmin etti.Eğer öyle bir şey varsa aynen sana katılı-
        yorum.Bir din adamı bunu yapamaz.Yaparsa o zaten din adamı değildir. Bırakın bir din
        adamı,Kur’an’a inanan sade bir müslüman dahi,faiz ve tefecilik yapmamalı.Ben ve sen bu
        tip istismarcılara engel olabilecek bir durumda değiliz.Bize düşen,önceki yazılarımda da
        belirttiğim gibi,bunların önünü kesmek ve bunları işlevsiz hale getirmek için,kur’an-ı bir
        biliçlenmeye toplum olarak büyük bir ihtiyaç vardır.Bizler biliçlendikçe,onlar piyasayı boş
        görecekler ve kimseyi kandıramayacaklar.Onlar,istismara müsait müşteri bulamayınca da
        hayat damarları olan faiz ve tefecilik kendiliğinden yok olacaktır. Mikrop üremesi için,müsa-
        it ortam yoksa,mikrop üremez ve yaşayamaz.Faiz ve tefecilik yapanlarda aynen bunun gi-
        bi. Kur’an-ı bilinçlenmeye şiddetle ihtiyacımız var.Yoksa bu tip insanlar meydanlarda cirit
        atmaya devam edeceklerdir. Sakın şuna dikkat edelim! Bir kesim insan veya müslüman
        bu tür şeyleri yapıyorsa,bunu kur’an’a ve islama fatura etmeyelim.KUR’AN’a göre faiz ve
        tefecilik yapan kim olursa olsa,Allah ve Resulüne isyan bayrağını çekmiş durmdalar.
        Kur’an böyle şeylere asla onay vermez.KUR’AN-I ÖĞRENEREK VA YAŞAYARAK FAİZ
        VE TEFECİLİK YAPANLARIN HAYAT DAMARLARINI KESELİM: Ayrıca bu konudaki du-
        yarlılığın için sana teşekkür ederim. Saygılarımla.

      • gayb`a inanan says:

        Slm bilal kardes
        Allah`in sözü olan ” ana babaya iyilik edin ” cümlesini ben yukarilarda uzun uzadiya bir örnek ile aciklamistim, seninki daha kisa ama, öz olmus.Cok güzel anlattin.
        Fakat su cümlene “Böylece mücizevi bir tek cümleyle,hem iyilik emredilmiş,hem de kötülük haram kılınmıştır” bir ekleme yapmak istiyorum.
        Böyle mucizevi bir cümle ile, tabiri caiz ise ” tek tas ile üc Kus” vurulmustur;1-iyilik emredilmis. 2-kötülük haram kilinmis. ve 3-imansizlara acik kapi birakilmistir.
        İşte Kur`an-in İnsan yazmasi olamayacagina cok kücük bir örnek…

      • Syra says:

        Gerçekten çok komiksiniz. Nasılda birbirinizi avutuyorsunuz. Neymiş efendim, tek taşla üç kuş vurmuş muş, imansızlara açık kapı bırak mış.. :D Bozacının şahidi şıracı….

      • gayb`a inanan says:

        Ne o Syra!… Seni güldürebildiysek ne mutlu bize!
        Geceleri rüya görüyorsun ama onun gercekmi rüyami oldugunu ancak uyandiginda anliyabiliyorsun.Bu dünyaninda bir rüya oldugunu, ancak öbürtarafda uyandiginda anliyacaksin.İşte o zaman anlarsin şiraciyi bozaciyi..

      • Syra says:

        Evet evet yine öbür taraf edebiyatı dimi :) Siz kendinizi öbür tarafla avutmaya devam edin. Size öbür tarafta hurilerinizle mutluluklar dilerim… :)

      • bilal says:

        Slm ! gayb’a inanan kardeş ! Çok doğru bir tesbitin ilavesini yapmışsın ! Ama medeniyeten
        nasibini almayıp bu sayfada insanlarla alay eden ve bu dünyada amaçsız ve mantıksız
        yaşayan diğer varlık alemi gibi düşünemeyen ”syra beyefendi,sadece acizliğini aley edici
        yazılarla ortaya koymaktadır. Zaten akıl ve mantık acizliği içinde olanlar, insanlarla aley et-
        mekten başka yapacakları bir şeyleri de yoktur. …. Niçin yaşadıklarını bile bilmezler.Bun-
        dan öte bir şey söylemeye inancım müsaade etmiyor.

      • Syra says:

        Yahu Bilal,
        Burda medeni insan rolunde takılıyorsun fakat, devlet tamamen sizin gibilerin eline geçse veya ortam müsait olsa benim gibi bir mürtedi siz çiğ çiğ yersiniz. En iyi ihtimalle koyun gibi boğazlarsınız. Canlı canlı yakmazsanız kendimi şanslı sayarım. Peygamberin ve sahabelerin mürtedlere nasıl muamele ettiği herkesin malumu…

      • Araştırmacı says:

        Syra ben sizlere en iyi cevabı big-bang öncesi sayfasında verdim.Türbanlılara nasıl davrandığınız herkesin malumu.Birde Suriyedeki gibi baas rejimi kursanız neler yaparsınız.

  269. Araştırmacı says:

    Sayın Bilal sorumu gayet açık yazdım.Cevabını siz vermeye çekiniyorsanız ben vereyim.Kuranda kar payı,faiz gibi vahşi kapitalizm sistemleri yoktur.Sad suresi 24.Ayette normal ortaklık vardır.Ortaklık şartıda ortağının dürüst olmasıdır.Kar payı sistemindeyse ortağını denetleyemezsin.Bu sistemle YİMPAŞ’da bir çok insan paralarını kaybetti.Ticari mantığa aykırı bir sistem Kurana uygun olabilirmi?

    • bilal says:

      Sayın Araştırmacı! Zaten kur’an, yoksul kesimin emeğini zengin kesime kanalize eden faiz
      ve hileye dayalı her türlü ticari faaliyeti şiddetle yasaklamaktadır.Faiz ve hilekarlık kapita-
      list sisteminin kaburgasıdır.Kur’an böyle bir sisteme asla onay vermez.Dediğin gibi ortaklık
      şartı dürüst olmasıdır.Dürüst olmayan,hile veya faize dayalı her türlü kar payı kesin olarak
      haramdır.Kur’an-ın buna karşı gösterdiği tavır,hiç bir şeye göstermemiştir.Kur’an’a göre
      faiz veya hileye dayalı ticarete bulunan kim olursa olsun Allah’a ve Resulüne isyan bayra-
      ğını açmıştır.Bundan daha kötü bir şey olamaz.
      Fakat,beni üzen taraf hemen önyargı da bulunarak sanki cevap vermekten çekiniyormu-
      şum gibi bir ifade kullanmandır. Ben Allah’a inanmış olarak, Yüce Allah’tan başka ne kim-
      seden korkarım,ne de bildiğim doğruyu söylemekten çekinirim. Bir durumun ne olduğunu
      insan bilmeden hakkında ne görüş belirte bilir,ne de fıkhı yönünü açıklayabilir. Bundan
      böyle herhangi biri hakkında önyargıda bulunmamanı rica ediyorum. Saygılar.

  270. abdullah says:

    sevgili bilal mustafaaksu82@gmail.com mail adresinden bana ulaşabilirmisiniz lütfen .

  271. Araştırmacı says:

    Sayın Bilal ,şu interneti bir araştırın.Kar payı sistemine haram diyen bir din adamı varmı?Din adına insanlar kandırılıyor.Bana kar payına haram diyen bir din adamı söylermisiniz?Ama siz bu konuları bildiğiniz halde hiç değinmemişsiniz.Abdülkadir Geylaninin internette yayınlanan Fütuhul Gayb isimli kitabını okumanızı tavsiye ederim.Kuranı menfaatleri doğrultusunda tefsir edenler hakkında neler yazıyor.?Saygılarımla.

  272. Araştırmacı says:

    Sayın Bilal,bana kar payının haram olduğuna fetva veren bir din adamı söylermisiniz?Kuran menfaatlere alet ediliyor.Abdülkadir Geylaninin Fütuhul Gayb adlı eserinde hepsi yazılmış.Saygılarımla.

    • bilal says:

      Sayın Araştırmacı ! nedir bu ” kar payın ” peşine düşmüşsün.? Bir din adamının bunun
      haram olduğuna dair bir fetvasını benden istiyorsun ! Kur’an yetmez mi sana ? Faiz veya
      hile varsa,başkasının hakkı,emeği elinden alınır veya sömürülüyorsa,adı ne olursa olsun
      kur’an onu şiddetle yasaklıyor. Böyle bir durum söz konusu ise,adı ne olursa olsun,ister ona kar peyı de; ister ticaret,hiç bir şekilde onu haram olmaktan çıkaramaz. Bi de diyor-
      sun ki,kur’an menfaatlere alet ediliyor. Eğer toplum olarak,sen,ben ve hepimiz,kur’an-ın
      mesajını öğrenmiş olsaydık,kimse kur’an veya dini değerler adına bizim inancınımızı is-
      tismar edemezdi. Suç kur’an-ın değil. Kur’an canlı bir varlık değilki,kalkıp karşılarına dikil-
      sin. Kur’an-ı onlara karşı konuşturabilmen için onu öğreneceksin. Kur’an-ı öğrenirsen
      hiç kimse,sana karşı kur’an-ı menfaatı için kullanamaz. Bu durum,kur’an-ı bilmediğimizden
      kaynaklanıyor. Kur’an-ın mesajını öğrenir ve kendine kriter edinirsen, zaten kendin karar
      vereceksin.Hiç kimseden sormaya bile ihtiyacın kalmaz. Hoşçakal.

  273. bilal says:

    Sayın Araştırmacı !Diyosunuz ki,” Sorun yalnışlara dur diyecek cesur insanların olmayışıdır.” Bu
    konuda aynen sana katılıyorum. Ama şunu bilki,o cesur insanları oluşturacak yegane faktör,eğitim-
    dir,inançtır,azım ve kararlılıktır,kur’an-ın mesajını anlamaktır. Böyle bir eğitimi görmeyen ve sarsıl-
    maz bir inanca sahip olmayan bir toplum faize dayalı vahşi kapitalist sisteminin pençesinden kurtul-
    ması mümkün değildir. Benim inandığım kur’an-ın, şiddetle yasakladığı bu vahşi faiz sistemine kar-
    şı duyarsız olmam mümkün değildir. Ama senin yazdıklarından sanki benim,faiz sistemini benimse-
    diğimi,neden üzerine gitmediğimi anlıyorım. Bana şöyle bir soru sorabilirdin.”Bazı kesimler kar payı
    adı altında faiz alıyorlar,tefecilik yapıyor.,nsanları kandırıp,emeğini sömürüyorlar,başkasının hakkını
    hukunu gasp ediyorlar.Kur’an’a göre bunlara bir meşruiyet var mı? yoksa bunlar kur’an’a aykırı
    durumlar mı” ? diye sorunuzu yazabilirdiniz.Ben de memnun olur ve sana teşekkür ederdim. Fakat,
    1-sorunuzu açık bir şekilde yazmadınız.2-Sanki korkup çekindiğim için hemen cevap yazmadım.
    3- Hem açık olmayan bir soruyu soruyorsun,hemde zikrettiğin kaynağa bakıp okumamı tavsiye
    ediyorsun.Böyle şekilde soru sorulmaz.4- Bi de yazdığım bir çok muhim konularının gündemini de-
    ğiştirmem için böyle bir konuyu gündeme getirdiğinizi anladım. 5-Üzerime yüklenmeden,müsait bir
    zamanda bu soruma bir cevap yazabilir misiniz,diye istekte bulunabilirdiniz.Fakat bu nezaket kura-
    lını maalsef sizden göremedim. Bak aynı sitede,Adem isminde biri;nezaket kuralları çerçeve-
    sinde bana iki soruyu yöneltti.Ben de ona teşekkür ettim ve müsait zamanda Allah nasip ederse
    sorunuzu yanıtlamaya çalışacağm diye yanıt verdim ve nasip olunca da kendime göre cevap yaz-
    dım .Fakat senden böyle bir nezaket kuralını görmedim.Bi de sanki,kar payı adı altında yapılan tefe- ciliği kendim savunuyor muşum gibi bir tavırda bulundun.
    İşte bu nedenlerden dolayı,kısaca da olsa sana yönelik yazı yazmaya bile isteksiz kaldım. Yazdık-
    ların nezaket kuralları çerçevesinde olsaydı,sana teşekkür edecektim.Ama maalsef öyle olmadı.
    Kesin bir ifadeyle diyorum ki; Eğer kur’an-ın masjını anlamaz ve kültür seviyemizi yükseltmezsek;
    faizciler,tefeciler,insanın emeğini sömürenler,falcılar,kahinler,cinciler,muskacılar,üfürükçüler ve sö-
    mürenlerin pençelerinden kurtulmamız da mümkün olmayacaktır Çünkü kur’an-ın bu konudaki me-
    sajını bilmeyenler,hemen bunların tuzağına düşebiliyorlar. İşte her türlü negatif durumun en büyük
    musebbibi eğitimsizliktir. Ben kur’an-ı biliyorsam,faizciler,tefeciler,medyumlar,falcılar,kahinler ve
    istismarcılar beni tuzağına düşüremezler.Ama kur’an-ı bilmiyorsam;bunların tuzağına düşme ihti-
    malım çok yöksektır.Bunların tuzağına düşenlerin çoğu eğitim ve bilgi seviyesi düşük olanlardır.
    Bir insan mevcut hukuk sistemini tam biliyrsa,o konuda kimse onu kandıramaz.Ama bilmiyorsa,
    her an kandırılmaya müsaittir.Bu sosyolojik bir gerçektir.İşte kur’an-ı da bilmeyen insan,bu sömürü-
    cü kesimin pençesine düşmeye her zaman müsaittir. Biz bunları ortadan kaldıramazsak da,kur’an-ı
    öğrenerek,eğitim ve kültür seviyemizi yükselterek bunlardan kurtulmayı başarabiliriz. Saygılar.

  274. bilal says:

    Syra ! ÖNCE SÖYLEYEYİM ; HZ:PEYGAMBER VE SAHABİLER HAKKINDA SÖYLEDİĞİNİN TÜ-
    MÜ UYDURUK VE İFTİRALARDIR: İSLAM DİNİNİN TEMEL KAYNAĞI ÖNCE KUR’AN VE DAHA
    SONRA MÜTEVATİR ( SAHİH) SÜNNETTİR: BUNUN DIŞINDA NE MEZHEPLER NE DE YORUM-
    LAR DİNİN KAYNAĞI OLAMAZ. Bakalım kur’an; mürted için nasıl bir hüküm getirmiştir ? BAKARA
    SURESİ 217.AYET: …..” ولا يزالون يقاتلونكم حتي ييردوكم عن دينكم ان استطاعوا ومن يرتد منكم عن دينه فيمت وهو كافر
    فاؤلئك حبطت اعمالهم في الدنيا والاخرة والئك اصحاب النار الح ” …Onlar eğer güçleri yeterse,sizi dininizden döndü-
    rünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim,dininden döner ve kafir olarak ölürse,
    onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider.Onlar cehennemliktirler….. Kur’an burada,
    uhrevi bir ceza hükmünü belirtiyor.Dünyevi bir ceza,bir yaptırım ( ölüm) söz konusu değildir.Eğer
    bir insan sadece dinini değiştirmekle öldürülmesi gerekmiş olsaydı,böyle önemli bir hükmü kur’an
    açık bir şekilde ortaya koyacaktı.Yine BAKARA SURESİ 256.AYETTE: ”لااكراه في الدين قد تبين الرشد
    من الغي الخ ” Dinde zorlama yoktur.Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır….İfadesi genel olup,
    mürted,müşrik,kitap ehli,inançsız ve bütün kafirleri kapsamaktadır. Kaynak: İslamda Din hürriyetinin
    Temeli.S. 72-80 // Evet; Bakara suresi 217.ayetinde mürtedin hükmü belirtilmiş ve 256.ayete ise,
    ”Din ve inanç ”konusunda hiç bir zorlamanın olamayacağının hükmü de net ve açık bir şekilde ifade
    edilmişken sırf ”Biri, din değiştirdiğinde öldürülmesi gerekir” diyen kim olursa olsun kur’an-ın mesa-
    jını anlamamıştır. EVET:Buhari kitabında geçen mürtedle ilgili rivayet,Kur’an değildir,Haberi Ahad
    olup,mütevatir bir sünnet olmadığından da dinin kaynağı olamaz.Çünkü dinin hükümleri kesin
    ”Nassa” (kesin delile ) dayalıdır.Bu rivayet mütevatir olmadığı için dini bir hüküm ifade etmez. Ama
    bu rivati kabul etsek dahi,yalnış yorumlanmaktadır. Bu rivayete göre,bir insan sadece din değiştir-
    diğinde öldürülür,diye bir hüküm çıkarmak da çok yalnıştır.Çünkü bir rivayete,”المفارق للجماعة ” mürted
    olup,islam toplumundan ayrılıp müslümanlarla savaşan cepheye iltihak eder ve silah kullanırsa,”siz-
    de böyle birini öldürün” anlamındadır.Çünkü böyle bazı kişiler,dinden dönüp,karşı muharip cephe-
    ye katıldıkları ve müslümanlara silah çektikleri halde,bazı müslümanlar tereddüde düşüyordular.Ön-
    ce bizimle olanları, biz nasıl öldürebiliriz ? diye çekiniyordular.Bu rivayeti kabul edersek,bu, sırf din değiştirenler için değil,karşı cepheye geçip,müslamanlara silah çeken mürtedler içindir.Ki o zaman
    durum tamamen böyle idi.Mürted olanlar,hemen karşı cepheye geçip,müslümanlara silah çekiyor-
    dular. Bunun tersini söylemek,kur’an’a da mütevatir ( sahih) sünnete de aykırıdır. Mezhep kaynakla-
    rında veya yorumlarda geçen bu rivayeti bu şekilde algılamak lazım.Yoksa kur’an ve sahih sünnetle
    karşı karşıya kalırız. EVET: İSLAM 1400 sne önce herkese tam din,inanç ve düşünce hüriyetini te-
    manat altına almıştır. Bunun tersini yapan müslüman da olsa,kur’an’a ve sahih sünnete aykırı bir
    tutumda bulunmuştur. ÖZET OLARAK,sırf din değiştirdi diye,ne hz.Peygamber ne de onun yolunu
    takip eden bir sahabi bir mürtedi öldürmüş değildir.Tersini söyleyen,ya uyduruk bir rivayet getiriyor
    ya da tamamen iftira atıyor. Syra Bey! Hiç korkma ! iddia ettiğin gibi devlet bizim gibilerin eline ge-
    çerse,seni ne boğazlarız ne de etini yeriz.Çünkü İslamda eti için boğazlanan canlı türleri bellidir.Biz
    ancak onları boğazlar ve etlerini yeriz.Sakın ha kendini eti yenen canlılar katagorisene koyma-
    ya çalışma,yoksa durum değişebilir……… ( Espri ) Müsterih ol ! Kur’an hukukunun yürürlükte
    olduğu yerde hiç kimse senin mürtedliğine ve inancına karışamaz.Yeterki,sende başkasınınkine
    karışma. Kur’anı-ın emrettiği gibi, kimseye zarar vermeden inancı,dini,düşüncesi,miliyeti ve ya-
    şam tarzı ne olursa olsun bütün insanlar,birlikte mutlu bir dünyada yaşamaya çalışmalıdır.
    Gerekçe ne olursa olsun,savaşlar yapılmamalı,kan dökülmemelidir.Din adına yapılan hiç bir
    savaşa kur’an asla onay vermez.Hz.Muhammed zamanında yapılan savaşların tümü savunma
    amaçlıdır.Zira malını,mülkünü ve yaşadıkları şehri (Mekke) terk edip ta uzaklara hicret eden
    müslümanlara Mekkeli müşrikler saldırıyorlar.müslümanlar da savunmasını yapaıyorlar.hepsi
    bu kadar.İslama,kur’an’a ve hz.Peygambere kimse uyduruk rivayetlerle iftira etmesinler.
    Saygılar.

    • Sami says:

      Sevgili Bilal,
      Sen islamı ve kuranı, peygamberin ashabından, 1400 yıllık islam ulemasından, mezhep imamlarından daha mı iyi anlıyorsun? Hadi ulemayı ve imamları geçtik, Peygamberin elinde yetişmiş sahbeden demi iyi anlıyorsun. Bunların hepsi kuranı yanlış anladı ve bir tek sen doğru anlıyorsun öylemi! İslamla ilgili kaynaklardaki işine gelmeyen tarafları, “bunlar sağlam değil, islamı bağlamaz” diye reddederek yok sayamazsın. Bu sitedeki yazdığın tüm yorumlardan anlaşılıyorki, sen islamı sahabeden bile daha iyi anladığını iddia ediyorsun. Aşağıdaki linkte peygamberin ashabının dinden dönme konuusnda nasıl bir anlayış içinde olduğunu, ve seninde tüm bunları nasıl da yok saydığını okuyucuların dikkkatine sunarım.

      http://panteidar.wordpress.com/2009/11/11/dinden-donus-ve-ridde-savaslari/

      • bilal says:

        Sami Bey ! Hala anlamak istemiyorsun! Hep yalan,uyduruk ve iftira dolu rivayetleri gösteri-
        yorsun. Buharinin yazdığı kur’an mı oluyur.? Hz peygamber zamanında yazılmayan hadis-
        ler ve olaylar neredeyse vafıtından yaklaşık 250 sene sonra kulaktan duyma bir şekilde ya-
        zılmışsa,bunun neresine inanılacak? Kur’an hz.Peygamber zamanında yazıldığı ve kayda
        geçirildiği halde ona inanmıyorsun.Ama yazılmayan,kaydedilmeyen uyduruk rivayetlere
        gelince hemen inanıyorsun.! Bu sizin ne kadar art niyetli olduğunu göstermeye yeter.Ga-
        yeniz doğruluğu ortaya koymak değildir. Yoksa, Zamanında yazılan ve kaydedilen kayna-
        ğa (kur’an’a ) inanır, yazılmayan ve kaydedilmeyen rivayetlere inanmamanız gerekecekti.
        İslam dininin temel kaynağı sadece kur’an ve ondan sonra gelen mütevatir sünnettir.İttifak-
        la kabul edilen hadislerdir.Bunların sayısıda çok azdır . Buhari ve diğer kütübü Sitte de geçen çok sayıda rivayet.hadis kriterlerine uymayıp,zayıf,uyduruk ve hatta kur’an la çeliş-
        mektedirler. Buhari ve diğer zatlar, gaybı mı biliyorlardi ki, yaklaşık 250 seneye kadır kayd-
        edilmeyen hadis ve rivayetlerin doğru olanı bilsinler ? Bakanız; Hadislerin çoğunu rivayet
        eden Ebu Hureyre’dir. Halbuki Ebu hureyre,hcretin 7.senesinde müslüman olmuştur.
        peygamberimiz hayata iken yaklaşık 3 sene arasıra onun sohbetinde bulanan bir kişi na-
        sıl olur da neredeyse bütün hadisleri o rivayet ediyor ? 23.sene boyunca peygamberimizden
        hiç ayrılmayan hz.Ebu Bekir,hz.Ömer,hz.Osman ve hz.Ali gibiler neredeyse hiç hadis
        rivayet etmiyorlar. Ama sadece peygamber zamanında 3 senesini geçiren biri neredeyse
        bütün hadisleri o rivayet ediyor ; Bunun mantığı var mı ? Demek ki,bir çok rivayet uydu-
        ruktur.Bu uyduruklar da tam hoşunuza gidiyor.HZ.Ömer ve hz.Ali Ebu Hureyreyi şiddetle
        tenkit ediyor ve hz.Ömer hayata iken,onun hadis rivayet etmesine müsaade etmiyordu.Şe-
        hit olduktan sonra yine Ebu Hureyre yola devam dedi. Ebu Hanife hz.de Ebu Hureyre den
        gelen hiç bir rivayeti kabul etmezdi. RİDDE OLAYIN DA EBU HUREYRE’YE İSNAD EDE-
        REK YAZDIĞIN” YAKMA OLAYI ”TAMAMEN ASILSIZDIR: EBU HUREYRE’nin kim oldu-
        ğunu ve rivayetlerinin hiç birinin doğru olamayacağını gösteren hayatını okumanızı tavsi-
        ederim. ” GOOGLE” de ” EBU HUREYRE HZ.MUSA’DAN NE İSTEDİ ? ” Yazarak onun
        kim olduğunu muteber kaynaklardan öğrenirsiniz. O Zaman rivayet ettiklerinin sağlam
        olup olmadığını vicdanınız karar verecektir. Haydi ”Google” de söz konusu Ebu Hureyre’
        yi okuyalaım. ÖZET OLARAK: MÜRTEDLE İLGİLİ GÖSTERDİĞİNİZ RİVAYETLERİN
        HİÇ BİRİ SAĞLAM VE DOĞRU DEĞİLDİR. yazdığınız bir rivayete göre hz.Peygamber
        ” Yakmayı ” emrediyor, başka bir rivayete ise ”Yakmayı yasaklıyor ” ve yakmanın sadece
        Allah’a mahsus olduğunu naklediyorsunuz. Ya bu ne çelişkidir ? Böyle bir durum olsaydı,
        hz.Peygamberin en ufak harektelerini inceleyen sahabiler,Ya Resullah ! Geçenlerde
        yakmayı yasaklayıp ve bu yakma olayı tamamen Allah’a mahsus olduğunu söyeldiğin
        halde, bugün yakmayı neden emrediyorsun demezler midi ? Halbuki sahabiler,peygamberimizden
        en ufak anormal bir durumu görmüş olsalar ,nedenini hemen sorarlardı,.Örneğin;
        ; Bir gün peygamberimz namaz kıldırıyor.Dört rekatli namazı tamamlamadan sehven
        selam veriyor. Hemen cemaattekiler,Ya Rasulallah! Sen sehven namazı tamamlamadın ?
        yoksa Allah’mı namaz kısalltmayı emretti ? diye sordular.Peygamberimiz öyle mi kıldım ?
        deyince, evet dediler.Bunun üzerine Peygamberimiz,Allah’ namazı kısaltmadı,ben sehven
        eksik kıldım,haydi yeniden kılalım,dedi. İşte sahibiler her konuda böyle hassas idiler
        böyle çelşkşli durum olsaydı,sahabiler mutlaka nedenini soracaklardı. İŞTE GETİR-
        DİĞİNİZ BU RİVAYETLERİN TÜMÜ SAĞLAM VE DOĞRU DEĞİLDİR.ÇELŞKİLİ DE
        OLSA, İŞİNİZE GELDİĞİ İÇİN BÜYÜK BİR ZEVKLE HEMEN YAZIYORSUNUZ:
        TEKRAR EBU HUREYRE’Yİ ” GOOGLE”de yazdığım şekilde yazın ve okuyun ki,Ebu
        Hureyre ve onun gibilerin naklettiklerinin ne kadar sağlıklı ve doğru olmadığını vicda-
        nınız karar vercektir. Bİ DAHA TEKRAR EDİYORUM LÜTFEN! İSLAM VE HZ:PEY-
        GAMBER HAKKINDA GETİRMEK İSTEDİĞİNİZ RİVAYETLER; KUR’AN VE SAHİH
        SÜNNETE DAYALI OSUN.YOKSA KABUL EDEMEYİZ: HEPSİ UYDURUK RİVAYET-
        LER OLUP, KABUL EDİLEMEZ.ÇÜNKÜ DİNİ KAYNAĞIMIZ SADECE KUR’AN VE
        ONDAN SONRA MÜTEVATİR SÜNNETTİR: UYDURUK VE YALAN RİVAYETLER DEĞİLDİR: SAYGILAR:

      • Sami says:

        Bilal,
        Peygamberin ve sahabenin yaşantıları ile ilgili rivayetlere işine geldiği gibi inanıyor ve kullanıyorsun. Mesela, Sahabenin kur’an ayetlerini kitap haline getirmesi ve değiştirmeden yazıp çoğaltmaları ile ilgili rivayetlere inanıyorsun, fakat sahabenin mürtedlere muamelesi ile ilgili rivayetlere uydurma hepsi deyip reddediyoysun. Peygamberin veya sahabenin aynı kaynaktan gelen kahramanlıklarını, harkulade yanlarına anlatan rivayetlere inanıyorsun, fakat insanları nasıl katledilip, karısını kızını köleleştirdiklerine inanmıyorsun.Çünkü işine gelmiyor. Şark kurnazlığı. Uydurma rivayet bahanesinin ne şekli belli, nede sınırı, tartışma sırasında seni zor durumda bıraktımı uydurma de çık..Bilal, Doğru hadisler hangileri, hangileri uydurma? sayısı kaç, nerde yazıyor? kim belirliyor bunları? Sen mi? Kaynağın sağlam olmaması , uydurma olduğunu göstermez.Doğru olma ihtimalide vardır, uydurma olma ihtimalide.peygamberin ölümünden 250 yıl sonra yazılan bu kayıtların ne kesin doğru olduğunu nede kesin uydurma olduğunu hiç kimse kanıtlayamaz veya iddia edemez. Bilal, bu anlatılanların %1 i bile doğru olsa, yapılanlar çok korkunç.
        Diyorsun ki; “HZ.Ömer ve hz.Ali Ebu Hureyreyi şiddetle
        tenkit ediyor ve hz.Ömer hayata iken,onun hadis rivayet etmesine müsaade etmiyordu.”
        Hz ömer, ebu hureyrenin hadis rivayet etmesine mani olmuş. Ebu hureyre, hadis uydursaydı, ömer veya diğer sahabeler onu tereddüt etmeden öldürürdü. Şaka mı bu! Dini tahrif etmek ve peygambere iftira tamak.
        Fakat yinede hadisler konusunda şüpheci davranman, itibar edilmez olduğunu itiraf etmen sevindirici. Bende islamdan kurtulmadan önceki, son düşünce evrelerimde, vicdanımı böyle rahatlatıyordum. Kendine dikkat et. üzüm üzüme baka baka kararır. :)

      • bilal says:

        Sami Bey! Diyorsun ki, ” Kur’an ayetlerini kitap haline getirmesi ve değiştirmeden yazıp ço-
        ğaltılması ile ilgili rivayetlere inanıyorsun.Fakat sahabenin mürtedlere muamelesi ile ilgili
        rivayetlere uydurma deyip reddediyorsun;” EVET,başta sana söyledim,dinin kaynağı sa-
        dece kur’an ve daha sonra ikinci derecede Mütevatir (ittifaklı) sünnettir. KUR’AN-ın yazıl-
        ması ve kitap haline getirilmesi mütevatirdir. (icma ve ittifakladır) Haberi ”Ahad” değildir.
        Sizin getirdiğiniz rivayetler bile bunu doğrulyor. Bu konuda itirazınız,sadece kur’an kitap
        haline getirildikten sonra değişik nesneler üzerinde yazılı olanlar neden imha edildi şeklin-
        dedir. Eğer mürtedle ilgili getirdiğin rivayetler uyduruk değilde,mütevatir olsaydı,her şeye
        rağmen ona da inanırdık. LÜTFEN ! BURAYA EBU HUREYRE İLE İLGİLİ VERDİĞİM
        SAYFAYI OKU;ONDAN SONRA ONUN RİVAYETLERİNİN NE DERECE DOĞRU VEYA
        UYDURUK OLDUĞUNU KENDİ VİCDANINLA KARAR VER: YENİ BİR SAYFA VERİYO-
        RUM: GOOGLE;de ””” EBU HUREYRE KİMDİR-1 ”” YAZ VE OKU ! LÜTFEN ELİNİ
        VİCDANINA KOY; BUNA RAĞMEN ONUN RİVAYETLERİNE İNANIYORSAN, ARTIK
        ALLAH SANA AKIL,FKİR VE VİCDAN VERSİN ! DEMEKTEN BAŞKA DİYECEĞİM KAL-
        MAZ. 2- Mütevatir hadisler hangileridir diye soruyorsun! Mütevatir hadisler,genellikle is-
        lamın şartları olan namaz,zekat,hac ve oruçla ilgili olanlardır.Bunlar,hz.Peygamberin uygu-
        layışı ve anlatımyla ,islam ümmeti tarafından uygulanarak bugünümüze kadar gelen müte-
        vatir sünnet demektir. 3- Hz.Peygamber zamanında yazılmayan ve kayd edilmeyen hadis-
        lerin kabul edilebilmesi için,”Hadis Kriterlerine ” uyması gerekir.Bu kriterlerin bazı madde-
        lerini burada tekrar etmek istiyorum. 1- Gelen rivayet,kur’an’la çelişmemesi gerekir.
        2-Kur’an,bir konuda hüküm belirtmişse,peygamberimiz o konuda asla bir hüküm ortaya ko-
        yamaz.Buna bir Örnek verelim ! Kur’an,mürtedin cezası net ve açık bir şekilde ahirette ol-
        ğunu bellirttiği halde,sırf din değiştirdiği için ”mürtedi öldürün” gibi bir ifade,hem söz konu-
        su ayetle,hem de ”لااكراه في الدين.” Din de zorlama yoktur.” ayetiyle de çelişmektedir. Zira
        Peygamber,dinde hüküm koyamaz.O, dinin hükümlerini tebliğ etmek,açıklamak ve uygula-
        makla mükelleftir.”Resul” ( elçi) kelimesi de bunu ifade ediyor. Yine Tekrar ediyorum; Şa-
        yet ”Mürtedi öldürün ” diye ifadesini doğru kabul etsek bile,sırf din değiştiren için değildir.
        din değiştirerek,muharip güce katılıp müslamanlara silah çekenler içindir.Yani yalnız dini
        değiştirmekle öldürülmesi gerekmez. Karşı muharip güce katılıp müslamanlarla sava-
        şırsa öldürülmesi söz konusu olur. Ki, o zaman hep öyle idi.Din değiştiren karşı tarafa ge-
        çip müslümanlara saldırıyordu. 3- Getirilen rivayet,akıl,mantık ve müsbet ilimle çelişmeme-
        lidir.Çelişirse,hadis değildir.4-Tarihi gerçek bir vakia ile çelişmemelidir. 5-Ravinin güvenilir
        olması gerekir. 6- Küçük günahlar için,ahirette büyük bir cezanın olduğunu söyleyen riva-
        yetler hadis değildir.7- Büyük günahları da önemsizleştiren rivayetler,”Hadis kriterlerine”
        uymadığı için hadis değildir. 8-Rivayet edilen hadisin sebebi vurudunu (niçin,nasıl ve hangi
        olay üzerine söylenmiştir.) bilmek gerekir. Bu sadece ”Hadislerin bazı ”Kriterleri”dir…..
        SAMİ BEY! ”GOOGLE,de ” EBU HUREYRE KİMDİR ? ” diye yazıp söz konusu yazıyı
        lütfen okuyun ! Onun ve onun gibilerin getirdikleri rivayetlere inanıp inanmama konusunda
        seni vicdanına havale ediyorum. Saygılar.

  275. Hüseyin Akalın says:

    tüm yorumları malesef okuyamadım ama gördümkü çok yobaz çok köreltilmiş beyin var madem kuran o kadar kutsal bir kitab dinozorlardan neden hiç bahsedilmiyor peki bugün ülkenin başında olanlar imam hatipli hoşgörü diniydi hani nerde islamın eşitliği ilk başlarda güzel dogru ayetler söylenmiş olabilir ama bu insanları kandırmak için ezici bir islam örgütü haline gelince muhammed tamamen kendi lehine ayetler uydurmuştur maden allah var niye insanlıktan öncesi var dünyada neden direk insan oğlu gelmemiştir dünyaya peki şunuda sorarım maden allah bu kadar güçlü sonsuz hikmete sahip o kadar yüce bir varlığın dünyayı yaratma süeresi neden 6 gündür de hemen deildir ozaman allah uyuşuktu gerçeğini geliyor aklıma dinin hiçbir mantıklı tarafı yoktu bilim geliştikçe insanlar gerçeği anlıyor ve toplum bizi bu derece yadırgıyor kıyamet alametlerinden 1 taneside insanlığın allaha inancını yitirmesidir iyi günler kolaygelsin

    • bilal says:

      Hüseyin Akalın ! Diyorsun ki,”Kur’an o kadar kutsal bir kitap dinazorlardan neden hiç bahs-
      etmiyor ? Böyle bir soruyu sormanla çok komik oldun. Yine bir kaç cümle yazalım;
      KUR’AN,insanlar için inmiştir.İnsanların sosyal hayatlarını eşitlik,adalet ve güzel ahlak te-
      melleri üzerine kurmak,dünyanın huzur ve düzenini sağlamak için Yüce Yaratıcıdan gelen
      ilahi bir hukuk nizamıdır. Dinazorların hayatından,onların yaşadıkları dönemden ve onların
      fiziki yapılarından söz etmek için inmemiştir. Dinazorları bilmenle insan mı olacaksın ? İn-
      sana karşı sevgi ve saygıyı mı öğreneceksin ? Huzur ve mutluluğumuz için gerekli olan
      evrensel güzel ahlaki prensipleri mi öğreneceksin ? Kur’an bir biyoloji kitabı değildir ki,canlı
      türleri inceleyip bu konuları ele alsın.O ilahi bir hukuk nizamıdır. Hukukun konusu ve alanı-
      nı bilmiyorsan,Allah sana akıl,fikir ve zeka versin demekten başka bir şey demiyeceğim.
      Bu evrenin varlığı cansız maddenin) üstün,canlı ve etkin müessir bir gücün eseri oldu-
      ğunu seni tatmin edemiyorsa,dinazorlardan söz edilince mi tatmin olacaksın? Sorular, akıl
      ve mantık çerçevesinde olmalıdır. Kur’an bütün canlı türlerinden söz ederse, öyle uzun bir
      kitap olacak ki,ilahi hukuk kitabı olmaktan çıkar ve canlıları anlatan bir bir katap haline ge-
      lir.,Onun muhatabı sadece insandır.Onun sosyal hayatını düzenlemektir. Amacı; canlı tür-
      leri anlatmak değildir. Gerçeği bulmak istiyorsan; evrenin varlığını,fizik kurllarını,evrendeki
      tasarım,düzen ve nizamı incelersen,bu evrenin bir raslantı sonucu kendiliğinden meydana
      gelemeyeceğinin kanaatına varacaksın. SENİ DÜŞÜNDÜRMEYE SEVK EDEN BİR ÖR-
      NEK VERELİM; Bir ”Aspirin” tableti,bir gr.salisilik,iki milli gr.asitik ve bir damla sülfirik asit-
      lerden üretilir.Söz konusu bir aspirin tableti,bu farklı ve değişik orandaki asitlerden üretil-
      mesi bir raslantı sonucu mu ? yoksa eczacılığı bilen,anlayan,düşünen canlı bir insan (eczacı ) tarafından mı üretilir.? Evet; Eczacı yoksa,bir aspirin tableti de kendiliğinden
      ve raslantı sonucu olarak meydana gelmesi ve üretilmesi mümkün değildir.Bir aspirin tab-
      letinin üretilebilmesi, canlı,bilinçli bir eczacıyı gerektirir de, şu kos koca cansız
      maddenin ( evrenin) varlığı ve meydana gelmesi; canlı,madde ütesi, etkin ve üstün
      bir gücün varlığını gerektirmez mi ? Düşünen gerçeği kavrar. Bilim ve teknoloji,bu kadar
      gelşmesine rağmen,bilim adamlarının cansız bir ”geni” canlandırmaktan aciz iseler,önce-
      den ilk madde kendiliğinden nasıl canlanabilmiştir ? İlk canlının oluşması için,gerekli olan
      maddeleri oluşturp,bir araya getirmeye zorlayan müessir
      güç nedir ? Hayat unsuru olan cansız ve şuursuz bu maddelerin bir raslantı sonucu ola-
      rak bir araya gelmesi mümkün olabilir mi ? Bunun aklı,mantığı ve ilmi bir izahı söz konusu
      olamaz. Canlılar; mutasyonla evrimleşen,birbirinden türeyen,rasgele gelişip,rasgele deği-
      şen bir raslantı sonucu olarak ortaya çıkabilir mi ? hangi akıl,hangi mantık ve hangi müs-
      bet ilim bunu kabul eder ? Cansız bir genden canlı bir varlık üretemezsiniz, ÖRENEĞİN;
      pişmiş ve hücreleri ölmüş bir yumurtadan canlı bir civciv üretemezsiniz! Pişmiş bir buğ-
      day tanesinden bir buğday tanesini bir daha üretemezsiniz! Peki; ilk cansız maddeden
      canlı maddeler nasıl kendiliğinden oluşabilmiştir ? Bunun ötesinde üstün bir yaratıcı güç
      olmasaydı,cansız ve şuursuz olan bu ilk madde nasıl reaksiyona geçip canlanabiliyordu ?
      Hüseyin Bey ! Bunlar seni tatmin etmezse,dinazorlar hiç de seni tatmin etmez. Akılı ve
      mantıklı davran. Düşün ! Ve ondan sonra aklınla karar ver. Saygılar.

  276. bulent says:

    Bilal bey der ki -“ kur’an Mekke ve çevresindekilere inmiştir” diye iddianıza karşı gereken cevap bu sayfanın ön kısmında verilmiştir. Ama herhalde okuma zahmetin de bulunmamış veya gözden kaçırmışsın lütfen oraya bir bakın! -

    iddia değil Ayet tir bu. İnancınıza göre Allahın sözü.
    Yazınızı elbette okudum. Sadece kendinizi tatmin edebilecek bir yazı olduğundan cevap yazmamıştım. Yazınızda bilgilerin zaman içerisinde verildiğini söylemiş, farklı seviyelerden öğrencilere farklı seviyelerde konular anlatılır…bilgiler zaman içerisinde verilir…tarzında da bir örnek vermiştiniz.

    Bahsi geçen ayet, uzayla, bilimsel konularla ilgili bir konu olsaydı, açıklamanızı ve örneğiniz kabul edilebilirdi. Cevap verilemeyen bazı ayetlerde bu argumanı kullanıyorsunuz. Oysa burada bilimsel bir bilgi yok.

    -Bu kitap herkes için gönderildi demek- İnsanların kaldıramayacağı ve anlayamayacağı kadar ağır bir bilgi mi ki böyle söylemek yerine
    -bu kitap şehirlerin anası Mekke ve çevresindekiler için gönderilmiştir- denmiş.

    Tam tersi ilk söz daha basit ve anlaşılır olurdu. Bu sebeple yorumunuz çok üstünkörü olmuş Gerçi durumu toparlayacak daha iyi bir şey de yazamazdınız.
    Üstelik size bu ayetin kanıtı olarak kurandaki her şeyin peygamber isimlerinin, hayvan, bitki vs gibi her şeyin Mekke ve çevresinden dışarı çıkmadığını da yazmıştım.
    Mademki bilgiler sırayla veriliyor. Niçin kuran tüm insanlar için gönderilmiştir denilebilecek düzeye geldiklerinde;
    Bakın şu peygamberler bu hayvanlar şöyle bitkiler böyle hava durumları da var dünyada denmeden kuran bitmiş?

    Ve üstelik sözümona bu ayet inmeden önce inen diğer başka bir ayette 7 kat döşenmiş gökten bahsediliyor( her nekadar yalan olsa da ) Uzayın döşenmesinden bahsettiğiniz bir insana
    Kapasitesi almaz daha erken diyerek “Bu kitabı bütün insanlar için indirdik” diyememek biraz komik değil mi?
    ama ben yazılarınızı severek okuyan biri olarak başka bir mazeret bulma şansız olmadığını kabul ediyorum. Tutulacak yanı yok bu ayetin

    Muhammedin söylediği bu söz ilk zamanlar için gayet normaldi.
    Daha sonra hedef büyültünce tüm insanlar için demesi hiç tuhaf değil.

    Bazı ayetlerde yazmayan şeyleri, sanki yazıyormuş gibi olmadık yorumlarla olmadık yerlere bağlıyorsunuz.
    Bazı ayetleri –arapça bilmediğinizden- diyerek sadece Arapça bilenler anlar siz onlara inanın diyorsunuz
    Ama bukadar açık bir cümle – bu kitap Mekke ve çevresindekiler için – derken sanki bunu demiyormuş ta başka bir şey diyormuş gibi yapıyorsunuz ya
    Allah iyiliğinizi versin!

  277. sufi says:

    Önce bu siteyi hazırlayan zihniyeti çok merak ettim. Bu kadar emek ve zahmete neden katlandıklarını biliyorlardır mutlaka…! Eğer bilmiyorlarsa İslâma büyük bir hizmette bulunduklarını
    söylemeliyim…
    “Düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın;
    Gündüz geceye muhtaç sende bana lazımsın!”
    Kur’anı tartışma konusu yapmak, inananları dinlerini daha iyi araştırmaya ve öğrenmeye teşvik ederek taklitten kurtarabilir. Çünkü iddia olunan ve kanıt olarak sunulan şeylerin neredeyse tamamı meal bilgisiyle yapılmaktadır. Meal ise alimlerin icmasıyla Kur’an değildir.Dolayısıyla mealden hüküm çıkarmak da doğru değildir. Ortalama her müslümanın cevap verebileceği sığlıkta sorular olup kanıtlar da mesnetsizdir.
    Dayandıkları filozoflar, kendi içlerinde çelişkili, çoğu sağlıklarında inançsızlık bunalımları ile cinnet geçirmişler,bir kısmı da intihara teşebbüs etmiştir. Bazıları da son zamanlarında inatlarından vaz geçmiştir.
    Kendileri gerçeğe muhtaç filozofların başkalarına yararlı olmaları beklenemez..
    “Zavallılara acımayınız çünkü doğa acımaz.” diyen bir insanın zavalılığını göremeyenlere bir şey söylemek gerekmez.
    Tedavülden kalkmayan bir felsefi ekol var mı bilmiyorum…Ama Semavi dinler ve insanların inanma arzusu devam ediyor…
    Sitenizi ve bir kısım hezeyanlarınızı okudum. Cevap vermek vacip olduğu için yazıyorum. Bazı müslümanlar Turan Dursunlaşırken nice Turan Dursunlar da hidayete ermektedir.
    Bir kaç mesele:
    KADER
    Alah(cc) zamanı ve mekanı yaratan ve ona hükmedendir. Kadere mahkum olan biziz O değil…
    ” Allah sizi ve fiilerinizi yaratır…” Bakınız cümlelerinize (sesler,kökler,ekler,kelime çeşitleri,cümlenin öğeleri ve muhteşem düzen…)
    Bilm Teknik Yayınları-Kaos adlı kitap “Başlangıç Şartlarına Hassas Bağlılık” konusu kadere önemli bir ışık tutar.
    HİDAYET
    “Kuran iman edenlerin imanını, inkar edenlerin küfrünü arttırır.” Yani samimiyetiniz test edilir. Allah demokratik hakkınızı engellemez.
    “Kulakların ve gözlerin mühürlenmesi” külli iradenin cüzi iradeye denk düştüğü bir andır…(Önceki konu anlaşılmışsa bunu da sezebilirsiniz…)
    MÜTEŞABİHAT
    Kuran bir edebiyat harikasıdır. Lise seviyesinde bile söz sanatları bilgisi olan bunu hissedebilir. (Ahenk konusuna ayrıca bakınız.)
    Anlatımın güçlendirilmesi için yapılan teşbih tartışılmaz. Çünkü işaret ettiği anlama bakılır.
    NESİH-MENSUH
    “Ana kitap onun katındadır dilediğini değiştirir.”Nitekim evren onun kitabıdır ve değiştiriyor.
    Değişim , olgunlaşma ve geriye döndürülme sürecini birlikte görüyoruz.
    Nesh edilmiş ayetlerin yerine gelen ayetlerin öncekilerin hükmünü kaldırdığı konusu, incelikli ve pek hikmetlidir: İlahi terbiyenin konusu içine girer…
    ARŞ
    Dünyadaki işlerin Allah’a yükselmesi 50.000 yıllık bir “gün”de olur.50 000 yılda olmaz.(Allah zamansız ve mekansızdır “gün” müteşabihtir,ayetin içinde teşbih olduğu belirtiliyor.) Gün zaman anlamında değil…Gerçekte Allah’ın maddi anlamda ulaşılmazlığı anlatılmaktadır.
    SEMA
    “Sema 7 kattır ve en alttaki yıldızlarla süslenmiştir.” Görünen evren birinci kattır anlamı çıkar. Atmosferin katlarıyla yorumlanamaz.
    (Yıldızların göründüğü evren 14.3 milyar ışık yılı mesafe ve zamandır. Allah’ın zamansızlığının en büyük delilidir. Görünen evrenin geçmişidir.Sübhanallah …)
    GEMİLER
    Gemilerin yüzmesi de durması da Allah’ın gücü ve izniyledir.Suyun kaldırma kuvveti ve
    rüzgar gücü birer sebeptir.Gelecekle ilgili motorlu gemilerden bahsetmediği için Allah’ı suçlamak nasıl bir mantık anlamak zor…
    AGNOSTİK
    Ateistlerin dili ve üslubuyla konuştuğu sürece taraftır.Kendisiyle çelişkiye düşer…
    TEKRARLAR
    Kur’andaki tekrarlar özel bir şifrelenmeye işaret ediyor olabilir. Önemli ölçüde kanıt bulundu.Ayrıca ahenk, anlamları vurgulamak,eğitimde tekrar ve başka bazı konularla ilgili açıklamaları var.Ezberlemeyi kolaylaştıran şiirsel bir yapısı var.Tekrarlar zannedildiği gibi basitleştirmiyor;teknik olarak taklit edilmeyi imkansız hale getiren simetrik bir yapısı var.Belirli seslerin tekrarına dayandığı bir matematiksel (19 sayısı ) sistem ve kelimelerin anlamlı tekrarına
    dayalı muhteşem bir yapısı var.(“Yedi gök” tabiri 7 kere geçer. “Göklerin yaratılışı (halku semavat)” ifadesi de 7 kere tekrarlanır.

    “Gün (yevm)” tekil olarak 365 kere geçerken, çoğul yani “günler (eyyam ve yevmeyn)” kelimeleri 30 defa tekrarlanır. “Ay” kelimesinin tekrar sayısı ise 12′dir

    “Bitki” ve “ağaç” kelimelerinin tekrar sayısı aynıdır: 26

    “Ceza” kelimesi 117 kere yer alırken, Kuran’ın temel ahlak özelliklerinden olan “affetmek” ifadesi, bu sayının tam 2 katı kadar yani 234 kere tekrarlanır.

    “De” kelimelerini saydığımızda çıkan sonuç 332′dir. “Dediler” kelimesini saydığımızda da aynı rakamı elde ederiz.

    “Dünya” kelimesi ve “ahiret” kelimesinin tekrarlanış sayıları da aynıdır: 115

    “Şeytan” kelimesi Kuran’da 88 kere geçer. “Melek” kelimesinin tekrar sayısı da 88′dir.

    “İman” (tamlama almadan) ve “küfür” kelimeleri Kuran boyunca 25 kere tekrarlanır.

    “Cennet” kelimesi ve “cehennem” kelimesi de aynı sayıda tekrarlanır: 77.

    “Zekat” kelimesi Kuran’da 32 kere tekrarlanırken, “bereket” kelimesinin tekrarlanış sayısı da 32′dir.

    “Yaz-sıcak” kelimeleri ile “kış-soğuk” kelimelerinin geçiş sayıları da aynıdır: 5

    “Şarap (hımr)” ve “sarhoşluk (sekere)” kelimeleri de Kuran’da aynı sayıda tekrarlanır: 6

    “Akletmek” ve “nur” kelimelerinin tekrar sayısı da aynıdır: 49

    “Dil” ve “vaaz” kelimeleri eşit sayıda -25 kere- tekrar edilir:

    “Yarar” kelimesi 50, “bozma” kelimesi de 50 kere tekrarlanır.

    “Ecir” ve “fail” kelimelerinin tekrar sayısı da aynıdır: 108

    “Sevgi” ve “itaat” kelimelerinin tekrar sayısı aynıdır: 83

    “Dönüş” ve “sonsuz” kelimeleri, eşit sayıda yer almaktadır: 28

    “Musibet” kelimesi ve “şükür” kelimesi, Kuran’da aynı sayıda geçmektedir: 75 kere

    “Güneş (şems)” ve “ışık (nur)” kelimeleri Kuran’da 33′er kez geçmektedir.

    Doğru yola ileten (Elhuda)” ve “rahmet” kelimelerinin tekrar sayısı eşittir: 79

    Kuran’da “sıkıntı” kelimesi 13 kere yer alırken, “huzur” kelimesi de 13 kere tekrarlanmaktadır.

    “Kadın” ve “erkek” kelimelerinin tekrar sayısı da aynıdır: 23
    Kadın-erkek kelimelerinin Kuran’da tekrar sayısı olan 23, aynı zamanda insan embriyosunun oluşumunda yumurta ve spermden gelen kromozom sayısıdır. İnsanın kromozom sayısı da anne ve babadan gelen 23′er kromozomun toplamı olarak 46′dır.

    Onlar hala Kuran’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkasının Katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok ayrılıklar (çelişkiler, ihtilaflar) bulacaklardı.
    (Nisa Suresi, 82)

    “İnsan” kelimesi Kuran’da 65 kere geçer; insanın yaratılış safhalarının sayısının toplamı da aynıdır:
    İNSAN

    65

    TOPRAK turabun 17

    NUTFE nutfun 12

    EMBRİYO alak 6

    BİR ÇİĞNEMLİK ET meda’a 3

    KEMİK ızamun 15

    ET lehmun 12
    Toplam 65

    Salavat kelimesi bütün Kuran’da 5 kere geçer ve Allah insanlara günde beş defa namaz kılmalarını bildirmiştir.

    “Kara” kelimesi Kuran’da 13 kere geçerken, “deniz” kelimesi 32 kere geçmektedir. Bu sayıların toplamı bize 45 sayısını verir. Eğer karaların Kuran’da bahsediliş sayısı olan 13′ü 45′e bölersek, %28,888888888889 sayısını buluruz. Denizlerin Kuran’da bahsediliş sayısı olan 32′yi 45′e böldüğümüz zaman ise, %71,111111111111 sayısını buluruz. Bu oranlar ise, gezegenimizdeki su ve kara parçalarının gerçek oranıdır.)
    (Bir bilgisayar yardımıyla siz de saydırabilirsiniz.)
    KÖLELİK VE ÇOK EŞLİLİK
    Kaldırılması için önemli çabalar gösterilmiştir.Ayet ve hadisler bu gerçeğe işaret etmektedir…Sınırsız sayıda kadınla evlilik yasaklanmış, dört sayısı şartlara bağlanmış, tek eşlilik teşvik edilmiştir. Hz. Muhammed’in (Sav) eşleri ise hürmet gereği peygamberin nikahında kalmış ayetlerin gelmesinden sonra Hz. peygamber başka evlilik yapmamıştır.
    Allah 23 yılda basamak basamak bir toplumu eğitmiş ve cahiliyeden üstün bir toplum yaratmıştır.Sübhanallah…
    Sıradan bir insan olarak bile incelense insanlığa en fazla olumlu katkıda bulunan bir insandır Hz. Muhammed(SAV).Maaşallah la havle vela kuvvete illa billah.. Selam ona ve yolunda olanlara…
    KURAN’DAKİ KONUŞMALAR
    Öne sürülen itirazlar meal bilgisiyle yapılmıştır. Hiç bir hükmü yoktur. Çoğu saçmadır.
    Örneğin Hz. İsa’yı (AS) öldürdüğünü söyleyenler yahudilerdir. (Hem de elçi olduğunu bilerek ve söyleyerek) Gerçeklerle çelişmez çünkü aynı küstah davranışlarını başka olaylarda da göstermişlerdir. (Hüküm Allah’a baş kaldıran yahudilerle ilgilidir.)
    Allah haramları sayarken “anne babaya iyilik yapın” demiştir diyerek Allah’ın (Ya da Hz. Muhammed’in ) anlatım bozukluğu yaptığını söyleyen kişi Arapça bilgisinden mahrumdur.Mefhumu muhalifiyle anlaşılmalıdır.
    NOT: Birkaç yazıdan aklımda kalanlara ortak cevap vermeye çalıştım. Gerçeği arayan insan kardeşlerime sunarım…
    BİR DİĞER NOT: Meşhur ateist ve agnostiklerin isim listesini veren kişiye:Demek ki sayılabilecek kadar az…..(Ateizmden deizme geçenlerin listesini de bir araştırsaydı bari….)

  278. why? says:

    ben de bu ülkedenin %99u gibi müslüman olarak doğup büyümüş bir üniversite öğrencisiyim. küçükken ben de her bayram namazına gider, hatta arada 1 oruç bile tutmaya çalışırdım. ama gün geçtikce farkettim ki ne namaz kıldığımda ne de oruç tuttuğumda ne kendimi ekstradan iyi hissediyor, ne de hayatımda gözle görülür olumlu katkılarını görüyordum.

    zamanla diğer dinlerle tanıştım, hıristiyanların şarabı isanın kanı diye içip, ekmeği eti diye yemeleri, kiminin ineğe kiminin puta tapması çok komik ve çocukca gelmişti ve beni biraz olsun rahatlatmıştı ”iyi bari” dedim ”benim dinim böyle değil en azından”. ama sonra dönüp baktım ki müslümanların da gayet fantastik bir dünyası varmış meğer. ay ortadan ikiye ayrırlıp birleşiyor, musa denizleri yardırıyor, nuh dünyadaki tüm hayvanlardan 2 tanesini toplayıp tahtadan bir gemiye bindirebiliyor, insanlar sırf gay oldukları için taşa dönebiliyorlar gibi… bunları bir de ufak bir tarih-coğrafya bilgisiyle yanyana koyduğumda acı gerçek gayet ortadaydı, demek ki hepsi masal.

    aklı başında hiç bir insanın inanacağı türden şeyler değil, ama nasıl oluyor da milyarlarca insan inanmış bi akıllı ben miyim diye de düşünmüyor değilim. bunu da aslında açıklamak zor değil. ailem dindar değildi, beynim hiç yıkanmadı, her zaman araştırmacı ruhluydum, ortalama bir zekaya sahibim, ortalamanın üstünde cesurum, gerçekciyim ve hepsinde önemlisi tanıdığım çoğu müslümandan dürüstüm, hem kendime hem başkalarına.

    soruyorum buradaki müslüman kardeşlerime;

    kaçınız doğduğunuzda kimliğinizde müslüman dışında bir din yazıyordu da kendiniz kuranı okuyup ben müslüman olmalıyım dediniz?

    hiç düşünmediniz mi ademle havvadan geldik dendiğinde, sonra noldu diye? onlar çocuk yaptı, tamam. diyelim erkek. sonra bir çocuk daha o da kız olsun. sonra 2 kardeş birbirleriyle mi birlikte oldu? ensest ilişkinin meşru olduğu böyle hastalıklı bir soydan gelmeyi kabul ediyorsunuz ama maymunları mı beğenmiyorsunuz?

    allah kimilerinin gönül perdelerini kapatıyormuş, belli ki benimki kapalı. bana sordu mu kardeşim belki ben açık olsun istiyodum şimdi mecbur cehenneme gidiyorum ne anladım ben bu işten sizin? ayrıcalığınız nedir ki?

    hiç üşenmedim yaklaşık 4-5 saattir tüm yorumları okudum, bir arkadaş kaderi tanımlamış, allahın müdahale etmediğini ama ne yapacağımızı bildiğini söylemiş. o zaman benim cehenneme mi cennete mi gideceğim başından belli, bunu değiştiremeyeceğime göre de benim iradem yok demektir.

    bu sorulara mantıkla bir açıklama getirebilecek bir müslüman bulamadım bugüne kadar, keşke olsa da ben de inanıp cennete gidicem diyebilsem ama yok. gelen cevapların çoğu ya ”bilmiyorum” oldu ya da hep ”allah yaptı oldu” tarzında tatmin etmeyen, yoruma açık bir kaç ayet tartışılmaz birer kanıtmış gibi gösterildi hep, tabi işlerine geldiğinde.

    sonuç olarak allahın bana verdiği aklı biraz kullanınca anladım ki allah yokmuş. tıpkı zeus gibi, ares gibi, şimdi onlara gülüp geçiyoruz belki ama zamanında onlar için-yüzünden de insanlar birbirlerini öldürmediler mi? eminim bundan yüzlerce ya da binlerce yıl sonra biz(siz) de alay konusu olacağız.

    bu arada ben size göre bir ateistim, din fikrinin ve günümüzdeki dinlerin yanlışlarını anlatmak saatlerimi alır -ki yine de eksik kalır- bu yüzden konuya giremiycem.

    saygılar…

    • bilal says:

      Vhy ? ARKADAŞIM! Bir çok insanlarımız islam dinini ana kaynağı olan KUR’AN dan değil,
      kur’an’a aykırı yalnış kültür ve yorumlardan öğrenmeye çalışıyor.Tabi ki,bunun neticesi de
      negatif olacaktır. SORDUĞUN SORULARA ALLAH’IN İZNİ İLE CEVAP VERMEYE ÇALI-
      ŞACAĞIM. 1- AYIN YARILMASI: ” اقتربت السا عة وانشق القمر الخ ” الله اعلم انشق القمر عند الله لا عندنا
      لأن كل حا دثة وكل شئ قضي عندالله في علمه وتقدره الخ ” Allah yanında (ezeli ilminde) kıyamet yaklaşıp,
      ay yarılmıştır.”Ama bizlerin yanında kıyamet kopup fiili olarak ay yarılmamıştır.Allah’ın ya-
      nında (ezeli ilmine göre ) her şey olup,bitmiştir. Ayetin anlamı bu şekildedir. Yüce Allah,
      ahiret ve kıyamet sahnelerini anlatırken ayetlerdeki fiilleri geçmiş zaman kipinde kullan-
      maktadır.”لأن محقق الوقوع كالوقوع ” Olması kesin olan bir şey,olmuş gibi değerlendirilebilir.Bu
      ifade tarzı günlük hayata da kullanılmaktadır.MESELA: Yapmaya kesin kararlı olduğumuz
      bir iş için,daha o işe başlamadan- o iş bitti veya yaptım bile- şeklinde konuşuruz. Ayetin
      anlamı; kıyamet yaklaştığında ay mutlaka yarılacaktır. (parçalanacaktır). Bu birinci ayeten
      sonra gelen ikinci ayet de bu anlamı güçlendirmektedir. 2.Ayet şöyledir.” وان يروا كل اية
      يعرضوا الخ ” Onlar bir ayet görürlerse,hemen yüz çevirirler….” Bu ayet,hem şart edatıyla,”وان ” eğer, hem de fiili muzari’ يروا ” şayet gürürlerse,”geleceğe ait fiil kipi ile geldiği için, bu olayın fiili olarak henüz vuku bulmadığını,gelecekte kıyamet koptuğunda meydana gelece-
      ğini işaret ediyor. EĞER SÖZ KONUSU AYET: ”انشق القمر واقتربت السا عة ” Ay yarıldı ve kıya-
      met yaklaştı” şeklinde olsaydı,o zaman bu olay önceden vuku bulmuştur,anlamına gelirdi.
      Ama öyle değildir.” رجح هذالقول حسن البصري وابو سعود وعثمان بن عطا والنسفي وغيرهم ”Bu görüşü, Hasan El- Basri,Ebu suud,Osman bin Ata ve imam en-Nesefi gibi büyük alimler tercih et-
      mişlerdir. Bu olay, güya hicretten 5 sene önce vuku bulmuştur. Fakat bu olayı rivayet eden
      İbn Ömer, o zaman 6 yaşında idi,Enes bin Malik ve Abdullah ibn Abbas o zaman henüz
      doğmamışlardı,Ali ibn Ebi Talip ve İbn Mesud henüz çocuk yaşlarda idi.Ve bu olayı,bulüğ
      çağına gelmiş hiç bir sahabi de rivayet etmiyor. Çocukların şahitlikleri kabul edilir mi ? Ne-
      den bulüğ çağına gelmiş bir sahabi rivayet etmiyor ? Demek ki,bazılar,kendi yorum ve gö-
      rüşlerini insanlara kabul ettirmek için bazı büyük insanlara bir şeyler dayandırıyorlar.Yok-
      sa görüşleri kabul görünmez. Bir örnek verelim: İbn Abbas’a ait olmadığı halde,piyasada
      dolaşan ”معراج ابن عباس ” Adında bir kitap bulunmaktadır.Halbuki,bu kitabın ne yakından,ne
      de uzaktan İbn Abbas’la hiç alakası yoktur. EVET;Maalesf,dinmizi ; kur’an-ı bilmeyenlerler-
      den ve uyduruk rivayetlerden öğreniyoruz. 2- Vhy Bey! O ”KADER”le ilgili yazımı lütfen
      tekrar oku ve anlamaya çalış ! Orada, İnsan özgür bir iradeye sahip olduğunu,sorumluluk
      alanında olan bütün inanç,düşünce,eylem,tutum ve davranışlarımızı belirleyen biz olduğu-
      nu,bu konuda kendi kaderimizi biz tayin ettiğimizi ve dolayısıyla bu konuda kaderimizi po-
      zitif veya negatif yönde değiştirebileceğimizi,yüce Allah’ın bu konuda özgür irademize hiç
      müdahale etmediğini,kader bir rapor niteliğinde olduğunu,eğer durum böyle olmasaydı,yü-
      ce Allah ne bir kitap,ne de bir elçi gönderirdi diye ifade etmişim. Ama sanki,bir kısmını oku-
      muş diğerine ise,hiç değinmemişsin! ! LÜTFEN DÜŞÜNEREK HEPSİNİ TEKRAR OKU !
      O zaman anlıyacaksın ki,bu konuda yüce Allah,senin iradene hiç müdahale etmez ve ken-
      di kaderini kendin tayin ediyorsun. ve kendi kaderini de pozitif veya negatif yönden değişti-
      de sensin. 3- ALLAH’IN VARLIĞIYLA İLGİLİ YAZDIĞIM YAZILARI BU SAYFALARDA BULUP OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM. 4- NUH TUFANI İLE İLGİLİ CEVABI DA
      ALLAH’IN İZNİYLE MÜSAİT BİR ZAMANDA YAZMAYA ÇALIŞACAĞIM ; SELAM
      VE SAYGILARIMLA.

      • why? says:

        bilal arkadaşım! dediğim gibi dünden beri başlıktaki istisnasız tüm yorumları okudum ve gördüm ki, buradaki sorulara cevap verme maksadıyla yorum yazan herkes sorularla alakası olmayan bir sürü gereksiz bilgiler vermiş önce bu bilgi kirliliği yaratmayı bir bırakın allah aşkına! benim sorduğum soruların hiçbirinin ne bu ayetle ”Onlar bir ayet görürlerse,hemen yüz çevirirler…” ne de ibn ömerin yaşıyla bir alakası yok. sonuç olarak ayın ortadan ikiye ayrılıp geri birleşebileceğine inanıyorsunuz anlatmak istediğim buydu. ben bunlar daha önce oldu demedim. ama dediğim gibi denizin ortadan ikiye ayrılmasına, tuzlu suyla tatlı suyun karışmamasına, gay bir kavimin tamamının üstüne ‘azap yağmurları’(!)nın yağmasına, nuhun bugünkü teknolojiyle bile mümkün olmayan gemi yapıp tüm hayvanları tek tek bulup 2şer tane doldurmasına inanıyorsunuz. bunların objektif gözle bakan biri için peri masalından hiçbir farkı yoktur.

        ama tabi ayetler işinize gelince apaçık ortada anlamları çok basit, işinize gelmeyince kavraması çok güç çok derin anlamlar içeriyor olduğu için herhangi bir ayet herhangi bir duruma uydurulabiliyor, bu da mantık çerçevesinde tartışmayı imkansız kılıyor. dünyada bugüne kadar binlerce din, yüzbinlerce peygamber türedi halen daha da türüyor. ama ne hikmetse allah eskiden gücünü ulu orta gösterip ibreti alem yaparken, artık hiç müdahale etmiyor! demek ki o zamanın insanları kayırılmış ben de birinin denizi ortadan 2ye yardığını görsem ben de secde ederim tabi ya da allaha karşı gelen birinin oracıkta öldüğünü görsem derim ki ”bu allah hakkaten varmış” ama yok, olmuyor! dinde bukadar çok açık bukadar çok yanlış bukadar çok safsata varken kimse de aksini kanıtlayamıyorken allah benden ona durduk yere inanmamı bekliyor hatta bir de tapmamı istiyorsa malesef yanılıyor, ki eğer gerçekten allah olsaydı da ona tapmamı isteseydi, bence bunu başarması hiç de zor olmazdı.

        bugün tüm islam alimleri bile ”kurandaki bazı ayetler zamanla değişmiştir” gibi bir saçmalığı kabul edip hala nasıl sorgulayamıyor, eğer bu allahın kelamı olsa düzeltme değişiklik olmaz diyemiyor, hayret doğrusu.

        yenilir yutulur cinsten olmayan o kadar çok konu var ki, nerden başlasam nası bitirsem bilemiyorum. kuranda peygamberin uçkuru için özel ayetler mi dersin, islamda zorlama yoktur dendiği halde inanmayanlara hakaretler edilip, öldürülmeleri gerektiğinin söylenmesi mi dersin daha neler neler. ama gel gör ki DİN işte, kitlelerin afyonu. sus, sorgulama, itaat et. bir toplumu yönetmek için bundan daha güzel bir araç henüz icat edilmedi, siyaset dahil!

      • bilal says:

        Vhy Bey ! 1- ” Diyorsun ki,” Bugün tüm islam alimleri ble,kur’an daki bazı ayetler zamanla
        değişmiştir” Bu iddianı kanıtlamaz ve konu ile ilgili ”Tüm islam alimlerinin görüşlerini ” bu-
        raya yazmazsan,”Dünya ifttira rekortmeni olarak tarihe geçeceksin.” Şimdiden bir jüri he-
        yeti olarak bu konuda sana 10 üstüne 10 puan veriyorum.
        2- Benim yazdıklarımı ters mı okuyorsun,yoksa bilerek mi çarpıtıyorsun.? Ben yazımla,
        kur’an dan hareket ederek ayın yarılmadığını,bu olayın kıyamet zamanı gerçekleşeceğini,
        ”Kamer suresinin ikinci ayeti de bunu güçlendirdiğini,kendisinden rivayet yapılan zatların
        o zamanda kimisi henüz doğmamış,kimisi çocuk yaşta olduğunu,bulüğ çağına gelen hiç
        bir sahabinin bunu rivayet etmediğini ve bir kaç islam alimlerinin konuyla ilgili görüşlerini
        aktardığımı ve bu olayın kur’an dan değil,uyduruk rivayetlerden kaynaklandığını net ve
        açık bir şekilde yazdığım halde, ”Bana, halen sen bu olaya inanıyorsun demen” gerçekten
        nasıl bir karaktere sahip olduğun belli oluyor. Bu da seni yine ”rekortmen” yapar.tebrik
        ederim. ”Tüm islam alimlerine yaptığın iftira ve muhatabını da anlamama konusunda ”bü-
        yük başarı göstermişsin. 3- İslam da ”kaderi” anlatırken kader,insanın özgür iradesine
        müdahale olmadığını,sorumluluk alanında olan,”İnanç,düşünce,eylem,negatif veya pozitif
        tutum ve davranışlarımızı belirleyen bizler olduğunu ve bu konuda kendi ”Kaderimizi ken-
        dimiz tayin ettiğini ve özgür irademizle bu konuda kaderini pozitif veya negatif yönde değiş-
        tirebileceğimizi ve bu nedenle de, Yüce Allah,doğru yolunu bize göstermek için kılavuz
        (kitap) ve elçiler göndediğini net ve açık bir şekilde yazdığım halde, yazımdan hareket ede-
        rek insanda ”özgür irade yoktur” demenle çok saçmalamışsın. yine tebrikler ! bundan da
        tam ”rekortmen”olarak puan almışsın. 4- İlk önce seni saldırgan ve art niyetli olmadığını
        anlamak isterdim.Fakat tam tersi olarak karşıma çıktın. Sen muhatabının yazısını okur-
        ken ya bir şey anlamıyorsun,ya da bilerek çarptırıyorsun.Bu nedenle;bundan sonra yazdık-
        larımı;muhatabını anlamaktan aciz olan veya yazısını bilerek çarpıtan birilerine yönelik
        yazmamaya özen göstereceğim. 5- Seni ateist,beni de müslüman olmaya zorlayan Allah
        değildir.Eğer zorlasaydı,şu an, sen de benim gibi bir müslüman idin. Demk ki,sen kendi
        özgür iradenle ateistliği,ben de özgür irademle müslümanlığı seçmişiz. Vicdanına danış !
        Özgür iraden olmadan seni ateist yapmaya zorlayan bir unsur var mı ? Yani sen zorlana-
        rak mı ateist oldun? yoksa kendi özgür düşünceyle mi ateist oldun ? Vicdanlı,akıllı ve man-
        tıklı düşünün. 6-İlk yazımı düşünerek tekrar oku ! ben neyi anlatmışsem,doğru teşhisini
        yap ! Ben Kur’an dan hareket ederek,söz konusu olayın olmadığını, yazdığım halde,yaz-
        dıklarımı çarpıtarak olayın gerçekleştiğne inandığımı anlatmışsın. Bravo sana! Çok gü-
        zel anlamışsın ! Bi daha okuduklarını doğru anlamaya çalışmanızı tavsiye ederim.
        Saygılarımla.

      • why? says:

        bilal bey! diğer tüm dindar mollalarda gördüğüm gibi sen de demogoji yapmayı iyi beceriyorsun ve galiba bunu yapmayı çok da seviyorsun. ayın ortadan ikiye ayrılması konusunda herhangi bir tarih belirtmediğimi, bunun geçmişte olduğunu söylemediğimi açıkca belirtmiş olmama rağmen öyle demişim gibi davranmaya devam etmekteki ısrarını anlamış değilim. bu olay kıyamet günü olacak diyorsun, bu da bu olayın gerçekleşeceğine inandığını gösteriyor, yani bu kadar çocukca bir hikayenin olabileceğine inanıyorsun benim anlatmak istediğim bu!

        kuran 23 yıl içinde muhammede download edilirken bazı ayetler çıkarılmadı mı bana bunun cevabını ver o zaman?

        allah benim cennete ve ya cehenneme gideceğimi bilmiyor mu? bilmiyorsa ona allah denmez biliyorsa da benim özgür iradem olması mantıksal olarak imkansızdır bunu her ne kadar boş laflarla aksini ispat etmeye çalışsanız da bu kadar basit bir mantıktır bu. yani ya allah beni cennete ve ya cehenneme gitmem için yaratıp dünyaya atmış oturmuş çekirdek çıtlayıp izliyor ya da ne olacağını bilmiyor bu da onun mükemmel olmadığını yani allah olmadığını gösterir.

        çok konuşup uzun uzadıya yazınca haklı gözükeceğinizi düşündüğünüz için satırlarca boş konuşup vaktimizi çalmayın biraz az öz ve net konuşun herkesin sizin kadar boş vakti yok malesef.

      • bilal says:

        HZ:NUH’UN, GEMİSİNE HAYVANLARDAN BİRER ÇİFT ALMASI OLAYI NASIL OLMUŞ-TUR ? BU KONU HEP YALNIŞ ANLATILIYOR ! İZAHINI YAPALIM ; Hz.Nuh zamanında- ki ”TUFAN” bölgesel bir olaydır.Bütün dünyayı değil,Nuh kavminin yaşadığı bölgeyi ve
        tebliği ile tanışan halkı kapsamıştır.Çünkü hikmet cihetiyle tebliğ alıp da iman etmeyen sa-
        dece kavim helak olmuştur.Dünyada yaşayan bütün insanlar ve canlılar değil. Nuh Kavmi-
        nin Lüt gölü çevresiyle Mezopotamya arasında yaşadığı bir gerçektir.Dolayısıyla,”Nuh Tu-
        fanı’nın ” da,bu bölgeyi içine alacak tarzda meydana gelmiştir.Kur’an da,azgınlık yapan ve
        ve zulmeden Nuh Kavmi boğulduğunu ifade ediyor. Bütün dünya insanları, Nuh kavmi ol-
        madığından hepsinin ve bütün canlıların helak olması ve Tufanın genel olması söz konu-
        su değildir.Yine Kur’an-ı Kerimde,”وما كنا معذبين حتي نبعث رسولا الخ ” Biz,bir elçi ( uyarıcı,tebliğ
        edici) göndermedikçe,kimseye azap verecek değiliz… O zaman hz.Nuh’un tebliğini alama-
        yan kavmının dışında hiç bir kimse Tufanla helak olmamıştır. Demek ki,Tufan bölgesel bir
        olaydır ve ondan etkilenen sadece azgın ve inanmayan kavmi olmuştur.Diğer bölgelerde
        yaşayan insan ve diğer canlılar ondan etkilenmemişler. ASIL KONUMUZA GELELİM;
        ELLERİNDEKİ EVCİL HAYVANLARDAN (davarlar,kümes hyavanları vb.) BİRER ÇİFT
        GEMİYE ALINMIŞTIR.YOKSA DÜNYADA YAŞAYAN BÜTÜN CANLILARDAN DEĞİL.
        ZATEN TUFAN BÖLGESEL OLDUĞU İÇİN,BÜTÜN HAYVANLARDAN BİRER ÇİFT
        ALINMASI DA GEREKMEZDİ. ÇÜNKÜ,BÜTÜN İNSANLAR VE HAYVANLAR TUFAN-
        DAN ETKİLENMEDİLER. PEKİ ELLERİNDEKİ EVCİL HAYVANLARDAN NEDEN BİRER
        ÇİFT ALINDI ? ÇÜNKÜ,TUFAN DURUR DURMAZ BU HAYVANLARA HEMEN İHTİYAÇ
        DUYULACAKTI. KALKIP UZAK YERLERE GİDİP SÖZ KONUSU HAYVALARI TOPLAMA
        İHTİYACINI DUYMAMAK İÇİN BUNLAR GEMİYE ALINIYOR. EVET DURUM TAMAMEN
        BUNDAN İBARETTİR. KUR’ANI ANLAMAYAN VE SALDIRAN KESİM KALKIP DA,DÜN-
        YADA 20 BİN HAYVAN TÜRÜ VAR,KÜÇÜK BİR GEMİYE HZ.NUH NASIL BU KADAR
        HAYVANLADAN BİRER ÇİFT ALMIŞTIR ? DİYE BİR SAÇMALIĞA GİRMESİNLER !
        KUR’AN-IN MESAJINI ANLAMAYAN KUR’AN’A İFTİRA ETMESİNLER ! SAYGILAR:

  279. bulent says:

    EY Inanmayanlar neler kacirdiginizin farkinda degilseniz izleyin

    • bilal says:

      bulent Bey ! Birilerinin kur’an ve mütevatir (sahih) hadisten kaynaklanmayan yorum ve dü-
      şüncelerini bize gösteriyorsun ! Sen kur’an da, cennete girenlere 2 veya 3 hüri verileceği-
      ne dair bana bir ayet bile gösterebilr misin ? 72 tane verileceğine dair bir şey istemiyorum.
      Peki; kur’an ve sahih hadis bunu söylemiyorsa,ben bu adama mı inanacağım ? Onun söy-
      ylediği 70 veya 72 hüri ne kur’an da,ne de mütevatir bir hadiste geçiyor. Hüri sayısı ile ilgi-
      li adamın getirdiği rivayetlerin tümü uyduruk ve onun gibilerin yorumlarıdır. KUR’AN,böyle
      bir sayı belirtmemişken,bunun gaybı bir bilgi olduğu malum. Gaybı ilimleri de Allah’tan baş-
      ka ( peygamberler dahil,şayet Vahiy yoluyla kendilerine bildirilmezse,) hiç bir kimse bile-
      mez. Kur’an-ı Kerim, EN’AM SURESİ 59.AYETTE: ”وعنده مفاتح الغيب لا يعلمها الا هو الخ
      ” Gaybın anahtarı Allah’ın yanındadır;onları ondan başka kimse bilemez..” A’RAF SURESİ
      AYET 188: ”قل لااملك لنفسي نفعا ولا ضرا الا مشا الله ولو كنت اعلم الغيب لااستكثرت من الخير وما مسني السؤ الخ
      ” De ki, ben Allah’ın dilediğinden başka kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek bir
      güce sahip değilim.Eğer ben gaybı bilseydim elbette daha çok yararlı şeyleri yapmak ister-
      dim ve bana hiç bir fenalık dokunmazdı…. CİN SURESİ AYET 26-27 : ” عالم الغيب فلا يظهر
      علي غيبه احدا الا من ارتضي من رسول الخ ” Allah,gaybı (görülmeyenin tümünü) bilir.Buna kimseyi
      muttali kılmaz.Ancak, ( vahiy yoluyla ) dilediği elçiyi bundan müstesna yapar.”
      İşte bu ayetlerden hareket ederek,gaybı ( cennete kime kaç tane hüri verileceği vb.durum-
      ları) Allah’tan başka kimse bilemez.Kur’an da bu böyle bir sayı belirten bir ayet ( vahiy) ol-
      madığına göre,hz.peygamber de bunu bilmemiştir.Çünkü vahiy yoluyla kendisine öğretil-
      meyen bir gaybı olayı kendisi de bilemez. Demek ki,”Cennete bir erkeğe şu kadar hüri ve-
      rileceğini anlatan rivayetlerin tümü uyduruktur. Bunu da, en çok uyduran bazı sapık tarikat
      ehlidir.Çünkü onların düşüncesine göre,iyi bir şeyi teşvik etmek için uydurma ve yalan şey-
      leri de söyleyebilirsin.Bu konuda her şeyi kendilerine mubah sayarlar. Burada gösterilen
      adam da bunlardan biri olmasın ! ÖZET OLARAK;BU ADAMIN SÖYLEDİKLERİNİN BİR
      ÇOĞU,UYDURUK RİVAYETLEDEN KAYNAKLANAN YORUM VE DÜŞÜNCELERİDİR.
      NE KUR’AN’LA,NE DE SAHİH BİR HADİSLE ALAKASI YOKTUR:
      BİZ MÜSLÜMANLARIN DİNİ KAYNAĞI SADECE KUR’AN VE ONDAN SONRA SAHİH
      SÜNNET GELİR. BUNDAN BAŞKA HİÇ BİR ŞEY BİZİ BAĞLAYAMAZ. BU ADAM NE
      KONUŞMUŞSA,ONU İLGİLENDİRİR. BİZE BÖYLE KİŞİLERİN SAÇMA SAPAN KONUŞ-
      MALARINI LÜTFEN GÖSTERMEYİN ! ÇÜNKÜ BİZ BUNU KUR’AN-I MIZA DA AYKIRI
      BULUYORUZ: SAYGILARIMLA:

  280. bulent says:

    Bilal bey yalanlarınıza ayetlerde değişiklik yaparak devam etmeniz sadece kendinizi ikna etme çabanızdan kaynaklanıyor.

    mumınun 27. ….dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al …..”

    “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift”
    sözüm ona bu allahın sözüdür diyorsunuz ardından

    “ELLERİNDEKİ EVCİL HAYVANLARDAN (davarlar,kümes hyavanları vb.)” diyorsunuz

    Deyin ki “ya arkadaş bende Açıklayamıyorum, ama inanıyorum” . Eyvallah diyelim.

    Hele hele bir efsaneyi gerçekmiş gibi kabullenebilmek için
    ” Her çift ” lafını, evcil hayvanlara bağlamanız varya
    PES

    • bilal says:

      Bulent Bey! Habire saçmalıyorsun ! lütfen akıllı ve mantıklı düşün ! Hz.Nuh, sedece kendi
      kavmine gönderilmiş ve muhatabı da onlar olmuştur. Al sana ayetler : A’RAF SURESİ
      59-64.AYETLER:” لقد ارسلنا نوحا الي قومه فقال يا قوم اعبدوا الله ما لكم من اله غيره اني اخاف عليكم عذاب يوم عظيم
      قال الملأ من قومه انا لنراك في ضلا ل مبين قال يا قوم ليس بي ضلا لة ولكن رسول من رب العالمين الخ
      ” Andolsun ki Nuh’u elçi olarak kavmine gönderdik.Dedi ki: Ey kavmim ! Allah’a kulluk edin,
      sizin ondan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben,üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum.Kavminden ileri gelenler dediler ki:Biz seni gerçekten apaçık bir sapıklık
      içinde görüyoruz.Dedi ki: Ey kavmim ! Bende herhangi bir sapıklık yoktur,fakat ben,alemle-
      rin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim………فكذبوه فأ نجيناه والذين معه في الفلك واغرقنا الذين كذبوا باياتنا الخ ” Onu yalanladılar,biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık,ayet-
      lerimizi yalanlayanları (kavmini ) da suda boğduk….”YUNUS SURESİ 71.AYET: واتل عليهم
      نبأ نوح اذ قال لقومه يا قوم الخ ” Onlara Nuh’un haberini oku : Hani o kavmine demişti ki; Ey kav-
      mim!….. HÜD SURESİ 25-46.AYETLER: ”ولقد ارسلنا نوحا الي قومه الخ ”andolsun,biz Nuh’u kav-
      mine elçi gönderdik…….Daha nice Ayetlere bakarsan Hz.Nuh,sadece kendi kavmine gön-
      derilmiş bir peygamberdir. Dikkat ederseniz, ”Biz kavmine gönderdik…..” O,Ey kavmim ! di-
      ye onlara hitap etmiştir… Buralarda” biz onu insanlara gönderdik,” O,Ey insanlar diye bir
      hitap şekli var mı? Hz.Nuh,un bütün insanlara gönderildiğini ve tebliğini bütün insanlara
      yaptığını söyleyen bir ayat gösterebilir misin ? Gösteremesen;müfteri durumuna düşersin.
      Demek ki,Boğulanlar, sadece onun kavmi olmuştur.Diğer insanlara ve diğer canlılara hiç
      bir şey olmamıştır. Dolayısıyla bütün canlıları gemiye almasına da gerek yok.Çünkü ne
      bütün insanlar,ne de bütün canlılar yok olacak değillerdi. Şurada da kimler mantıksız dav-
      vrandığı belli olmuyor mu ? Biz kur’an dan hareket ederek,Hz.Nuh,sadece yanındaki evcil
      hayvanlardan birer çift gemiye alıdığını söylüyoruz. Siz ise,mantık kuralının dışına çıkıp
      dünya da yaşayan onbinlerce hayvavan türünden birer çift gemiye aldığını iddia ediyorsu-
      nuz. Ya! hiç sizde akıl ve mantık yok mu? bir insan,(Nuh) bütün dünya canlı türünden na-
      sıl birer çift yakalayıp gemiye bindirebiliyor? Asıl akılsızlık ve mantıksızlık buna inanmak
      değil midir?.Bunu iddia ettiğiniz için mantıksızce düşündüğünüz bes belli.1-Tufan bölgesel
      olduğundan,bütün canlılardan birer çiftin alınması gerekmez.Çünkü canlı türleri yok olmaz-
      lar. 2- Böyle olsa dahi,hiç bir insanın bütün canlı türlerinden birer çifti yakalması mümkün
      değildir.Mümkün olmayan bir şeyle yüce Allah elçisini ( Nuh’u) mükellef kılmaz.3- Bu ne-
      denlerle,Yüce Allah, ”قلنا احمل فيها من كل زوجين اثنين الخ ” ….Biz Nuh’a dedi ki; ( canlı çeşitlerini-
      zin) her birinden birer çift ile (boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında,aile-
      ni ve iman edenleri gemiye yükle !. Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti.
      ÖZET OLARAK; Hz.NUH,ELLERİNDEKİ CANLI HAYVAN ÇEŞİTLERİNDEN BİRER ÇİFT
      OLARAK GEMİYE ALIR: BÜTÜN CANLI TÜRLERİ DEĞİL….. Bulent Bey ! Ben kur’an-ın
      orjinal metnini açıklıyorum. Kur’an-ın orjinal arapça metnini ana dilim gibi biliyorum.Ben
      kur’an-ı kur’an dan anlıyorum. Sen kur’an-ın orjinal arapça metnini biliyormusun ki,kur’an-ı açıklamaya ve yorum yapmaya çalışıyorsun ? Git ! sende benim gibi kur’an-ın arapça orjinal metnini öğren,ondan sonra karşıma çık ve o zaman saçma sapan iddilarını ortaya at. Tahrif edilmiş Tavratın anlattıklarını, kur’an’ın mış gibi gösterme-
      çalışma. Böyle yaparsan, yalan ve iftiraların ortaya çıkar haberin olsun.
      Madem ki,bu olay bir efsaney miş ? yani sen inamıyorsun böyle bir olaya ! öyleyse,
      neden ”her çiftin ”gemiye alındığının tartışmasını yaptırıyorsun ? Varlığına inanmadı-
      ğın bir şeyi mantıksal olarak nasıl tartışmaya açıyorsun.Sen ve senin gibiler ne kadar büyük bir çelişki ve mantıksal bir hezeyan içinde olduğunuzun farkında bile değilsiniz.
      Lütfen ! mantıklı düşünün.! Saygılar.

  281. bulent says:

    Tevrattan alıntı mı dediniz?

    Gılgamış Destanı, Mezopotamya’da ortaya çıkan tarihteki ilk yazılı destandır.
    Gılgamış Destanı’nın en önemli özelliklerinden biri , anlattığı “Tufan” öyküsüdür ki , üç büyük dinin Kutsal Kitapları’da bu destan yer alır.
    Destana konu olan kral Gılgamış M.Ö. 28.yüzyılda Mezopotamya’daki Uruk kentinde hüküm sürmüştür.
    Gılgamış Destanı, Akat ve Sümer mitolojilerinde geçer ve Akat dilinde yazılmış tabletlerden oluşur
    İlk yazılış tarihi M.Ö. 2500-3000 yılları arasında olduğu tahmin edilen destan, Sümerce 12 tane kil tablete yazılmıştır.
    İlk yazılımın dışında destan, daha sonra Babil döneminde iki kez daha yazılmıştır.
    destan şiir formatında yazılmıştır.
    Destanın Sümerce yazımının anlaşılması oldukça zordur.
    M.Ö. 1800 yıllarında Babil kralı Hammurabi (M.Ö 1792-1750)zamanında tekrar yazılan Gılgamış Destanı’nın son yazılım tarihi tam olarak bilinemese de, son ozanının, Kassitler çağında yaşamış Sin Lekke Unnini adında bir sanatçı olduğu kabul edilmektedir.

    Ben bu dilleri bilmiyorum diyorsanız arapça versiyonunu kuranda bulabilirsiniz.!
    ( Tevratta ibranicesi de vardır.)

    Bilal bey
    ” Sen kur’an-ın orjinal arapça metnini biliyormusun ki,kur’an-ı açıklamaya ve yorum yapmaya çalışıyorsun ? Git ! sende benim gibi kur’an-ın arapça orjinal metnini öğren,ondan sonra karşıma çık ” demiş

    İşin özü zaten bu. Muhammedin yarattığı kuran öyle bir tanrı yaratmış ki
    arapça bilmeyenler birşey anlayamayacak,
    yorum yapamayacak,
    hiçbir dile çevrilemeyecek bir kitap . Vay bee Kurnazlığa bakın.
    Arapça bilenler ne derse eyvallah diyeceğiz.
    Allaha bak hiçbir dile çevrilemeyen bir kitap göndermiş ve kitabında adaletten eşitlikten bahsetmiş?
    Bu saçmalıklara hala inanın siz.
    Arapların özelliği nedir yahu? Nedir bu iltimas diye sormayın

    Ya yokmu türklere gelmiş bir peygamber . Türkçe bir ilahi kitap YOK
    Anadoludan bir peygamber çıkmamış mı? ÇIKMAMIŞ
    Aslında Türkçe bir ilahi kitapta gelirdi ama
    Babadan oğula, oğuldan toruna torbaya, damada kayınpedere geçen peygamberlik müessesesinde, Muhammed zekası ile “SON peygamberim” deyip herkesin önünü tıkamış.

    Bu arada hiçbir çeviride evcil hayvan, elinin altındaki hayvan lafı geçmiyor
    bilal beyin mealinde ise durum farklı
    Ben tartışma yaratmaya da çalışmıyorum. Sadece biraz düşünün arkadaşlar diyorum.
    Nuhun 950 sene yaşadığı gibi bir efsane kuranda yer alıyor.
    950 sene dile kolay
    Herhalde canlıları toplaması için zaman kazansın diye böyle bir uyanıklık düşünülmüş
    Siz EFSANE demeyin hala
    Bu destan her toplumda farklı biçimlerde dile gelmiş ve yazılmıştır. Binlerce yıl destan olarak görülmüştür. Sadece son versiyonunda, muhammed anlatınca, müslümanlar bunun yaşandığına gerçek olduğuna inanmıştır. Ve hala inanmaya devam etmektedirle
    Yazıktır arkadaş insanları KANDIRMAYIN..

  282. Türkiyede dinsiz,sapık ve manyaklara yer yoktur.Benim elime fırsat geçse bir tanesini yaşatmam.

  283. Dinsiz,ateistleri ülkeden kovmak lazım..İslam dinini bilmeden zırbalıyorlar.

    • Araştırmacı says:

      Görüşlerinize katılmıyorum.Zıtlıklar olmasa Evrende olmazdı.Elektron olmasa atom var olabilirmiydi?

  284. Satsan says:

    Unutmayın Kuran şiirsel biçimde yazılmıştır.Ve o ahengi,tonlamayı bilmek gerekir.Bunun yanında yorumlama gücünün mükemmel olması gerekir.Tabi bu yeteneklerde dünya üzerinde çok az kişide var.Ve yanlış yorumlanması tabiki çok normal.Bir yerde okumuştum Kuranı %100 yorumlayan biri geleceği yani gelecekteki büyük olayları bilebilir diye.Neyse fazla saptırmayım Kuranda mantık hatası yok bence.Hakikatlerin gerçeği sadece çözülememiş bir şifre

  285. Rabia YILDIRIM says:

    Serdar Kaangil Bey,
    Haklısınız, kesinlikle, sizin açınızdan bakınca gerçekten çok iyi düşünmüşsünüz.Lakin önemli olanın sizin açınız olmadığını unutmuşsunuz gibime geliyor.”Mantık hatası” demişsiniz. Mantıkla okursanız evet, mantık hatasıdır.Yine bir ayrıntıyı atlamışsınız ki Kur’an- ı Kerim; mantıkla değil, kalp ve ruhla okunur. Ve tefsir insan elidir, meallerde insan elidir.Anlamak için bizzat arapçadan okumak gerekir. “Bismillahirrahmanirrahim” ile başlayıp, “ven nas (Nas suresi)” ile biten bir kitaptan bahsediyoruz.Yani Rabb ile kul arasında.O yüzden bu düşünceleriniz de sizinle O’nun arasında.. Hakk ‘ın nezdinde de haklı olmanız dualarımla.

  286. Arastirmaci says:

    BAKARA-62 Bismillâhirrahmânirrahîm
    Muhakkak ki, âmenû olanlar ve yahudi, hristiyan ve sabii olanlardan kim, Allah’a ve ahiret gününe inandı ve ıslâh edici ameller işlediyse (nefsini tezkiye etti ise ), artık onların mükâfatları Rab’lerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.

    AÇIKLAMA
    Yevm’il âhir; sonraki gündür. Sonraki gün için kıyâmet günü denebilir. ve bu, mânâlardan sadece birisidir Kur’ân-ı Kerim’de ne zaman yevm’il âhir geçse ona hep kıyâmet günü demişlerdir.

    Yevm’il âhire verilecek anlam, yevm’il evvele verilecek anlam ile şekillenir.

    Eğer yevm’il evvel, doğum günü ise yevm’il âhir, ölüm günü olur.

    Eğer yevm’il evvel, kâinatın yaratıldığı gün ise yevm’il âhir, kıyâmet günüdür.

    Eğer yevm’il evvel, mürşidin önünde diz çöküp tövbe edilen gün ise yevm’il âhir, ruhun Allah’a teslim olduğu gündür. Fizik vücut açısından fizik vücudun Allah’a teslim olduğu gündür. Nefs açısından nefsin Allah’a teslim olduğu gündür.

    Yevm’il âhir sadece kıyâmet günü değildir. Burada da Allahû Tealâ’nın yevm’il âhir kelimesiyle ifade etmek istediğinin “Allah’a ulaşmak” olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü sadece Allah’a ulaşmayı dileyenler mürşidlerine ulaşıp tövbe ederlerse nefsi ıslâh edici amel işleyebilirler. Âmenû olanlar, yevm’il âhire inananlar ve nefsi ıslâh edici ameller işleyenlerdir. Allahû Tealâ diyor ki:

    10/YÛNUS-62:
    Evliya olmanın gerçekleşebilmesi için Allah’a ulaşmayı dilemek, mürşide ulaşmak ve nefs tezkiyesine başlamak lâzımdır. Bunun sonunda hedefe ulaşmak, korkudan ve mahzun olmaktan berî olmak vardır:
    10/YÛNUS-63:
    Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.

    10/YÛNUS-64:
    Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.

    Bakara Suresinin 62. âyet-i kerimesiyle Yunus Suresinin 62, 63 ve 64. âyet-i kerimeleri arasında çok açık bir illiyet rabıtası vardır. Her ikisinde de korku ve mahzun olmak yoktur. Âmenû olanlar (ruhlarını Allah’a ulaştırmayı dileyenler) ve ruhunu Allah’a ulaştıranlar takva sahibidirler.

  287. merve says:

    “Dalalete düşenler, Kur’an’da geçmişlerin sözlerinden başka bir şey görmezlerse şaşılmaz”
    Kur’ân-ı Kerim böyle anlam zenginlikleriyle yüklü bir kitap olunca, herkesin onu hakkıyla anlayabildiğini söylemek haliyle mümkün değildir. Nitekim yüzlerce tefsir yazılmıştır, ama bu derinliklere işaret edebilen çok az sayıda tefsir vardır. Mevlânâ’nın sözleriyle: “Kur’an’ı çok tefsir etmişlerdir; ancak az kimse Kur’an’ın maksadını tefsir edebilmiştir.”

    yanı yuzyıllardır bu buyuk kıtabı okuyup her defasında cok daha farklı anlamlar cıkaran yuzyıllar sonra bıle Kuran da kı mucızelerden bahsedıp arastıran ınsanlar sızın gıbı meallerden anlam aramıyorlardır sanırım :) ayrıca yazılmıs ben namaz kıldım da ee hıc ıcım huzurla dolmadı dua edınce allah nasıl verır calısanlar ne olacak adaletsızlık degıl mı sen nerde yasıyosun ya kım dedı sana calısma yat dua oku kazanırsın dıye ne sığ basıt bır dusunce tedbırını al taktırını allaha bırak lafını duymadın galıba hayırlısını da duymadın Kuran-ı anlamadan yorumlamak sorgulamak sana mı dustu arkadasım bırak ınananlar sorgulasın ınanmıyorsan nesını sorguluyorsun bız bana sordukmu kardes nıye ınanmıyorsun dıye acmıs bı sayfa yaz Allah yaz sankı benım ınancımı sen sorgula demısım gıbı kımse cesaretsız degıl kımse salak degıl arkadasım ınanmayan ınanmıyor bu ulkede acıkca da soyluor bu ısler cesaret ısı degıl yanı ama bırak da bu kıtaba yıllarını verenler ıncelesın bu kıtabı senın gıbıler degıl olur mu Allah sızın gıbılerın anlamasına ımkan vermez ha dıyeceksın sımdı bu da haksızlık degıl mı bak onu da acıklayayım al bırını sen de yaratsaydın sen de malını ıyı tanırdın o da her kulunu ıyı tanıyıp ne yapacaklarını cok ıyı bıldıgı ıcın senın gıbılerın gonul gozu acık olsa da olmasa da degısen bısey olmayacagı ıcın nefsıne duskun seytan hılesıne her zaman musaıt oldugun ıcın sana bu ımkan tanınmaz cunku degısen bısey zaten olmayacak ama sızın gıbıler olacak kı muslumanlar daha bırlık olsun degıl mı daha cok arastırsın daha cok baglansın daha cok okusun kı daha cok anlasın her okudugunda her manasında daha cok kendınden gecsın ve ımanı daha kuvvetlensın sız de ancak zayıfları cekersınız yanınıza baska bısey olmaz Allah affetsın kı onun zaman kavramını cozmek senın de ısın degıl bu kadar mulkememlıkler yaratan bırakta ıster besbın yılda bı ıs yapsın ıster bes dakıka da o ne dılerse anında olur zaten on bıne bıne gerek yok anladın dunya zamanınla onun zamanını karsılastırmak ne sacmadır dılerse sana bın yıl gıbı yasatır ama bır bakarsın sadece 5 dk gecmıstır o buyuk yaratanın senın gıbı acız olacagını mı zannedıyorsun ayrıca kımesının senın sıtene karıstıgı yok ldusuncende ozgursun tabı kı ıstedıgın gıbı ıfade et kendını llakın bunca ınsanın ınandıgı mantıklıda buldugu bı kıtap ıcın mantık hatası konu baslıgında dersen bunca ınsanı salak yerıne koymak demek olurkı buna da bız ızın vermeyyız boyle hakaretler dogar sen de normal karsıla artık kımsenın zekasını mantıgını kucumsememekte onemlıdır degıl mı oyle dusunce ozgurlugu deyıp kacamazsın ben de yemezler yanı dusunce ozgurlugu de bı yere kadar baskalarını salak yerıne koymadan

    • CENGİZHAN says:

      NUH HANGİ IRKTANDI ZENCİMİ ÇİNLİMİ VİKİNG Mİ?
      A- Kutsal kitaplar tufan denen bir olaydan bahseder.Nuh’un her türden bir çift’i bir gemiye doldurduğunu yazarlar.Yaklaşık 2 milyonu aşkın mevcut türü ve yok olmuş milyonlarca türü nasıl bir gemiye sığdırdı.Üstelik birbirleriyle beslenen bu canlılar nasıl oldu da gemide 1 yıl süre boyunca birbirlerine saldırmadı.
      B-Nuh’un gemisinin büyüklüğü ve yapısı nasıldır? Bu kadar canlıyı alabilecek geminin büyüklüğünü bir düşünelim. Dinazorların türlerinden birer çift alsak bu günkü teknolojiyle yapılan uçak gemilerine sığdıramazdı.
      C-Eğer tufan 6500 yıl önce olduysa,Mısır uygarlığı piramitlerinde neden selbaskını izleri yoktur? Bir çok ilkel çağlardan kalma Duvar resimlerinin silinmesi gerekmezmiydi?
      D-Güney amerika’da amazon ormanlarında, ya da kuzey kutbunda yaşayan bir canlı türü, tufan bittikten sonra yasadığı yere nasıl gitmiştir?Avusturalyadaki Aborjin yerlileri Nuha benzemektemidir.
      E- Günümüze kadar bilinmeyen kıtalar Amerika ve Avustralya kıtalarındaki hayvanlar ne oldu? Oradaki insanlar nuhun çocukları olamayacaklarına göre nereden geldiler.Onları yaratan bir tanrı daha olabilir mi?
      F- Nuh hikayesi Kuran’da Hud-25 ile Hud-50 arası, Muminun-22 ile Muminun-30 arası ve Yunus-71-72-73-74 de geçer. (Gerçi başka yerlerde de sıkça söz edilir, ama bu surelerde daha geniş bir şekilde aynı hikaye tekrarlanır.) Allah neden böyle surelerin arasına karıştırmıştır bu olayı.başlangıcı bir surede .ortası başka bir surede..sonu başka bir surede..gibi.Böyle tutarsız ve anlamsız hikayenin anlatıldığı kitaplar Allahın kitabı olabilirmi?
      G-Nuh’un oğul sayısı Tevrat’a göre üç, Kuran’a göre ikidir. Tevrat’a göre bu üç oğlandan biri Avrupalıları, biri Asyalıları, biri de günahlarından dolayı kararak Afrikalıları oluşturur.İki kitapta Allahtan gelmiş olsa böyle bir yanlışlık olurmu?

      H-Tevrat’ta tufan sonrası Nuh’un şarap yapıp içip sarhoş olması gibi bazı hikâyeler de anlatılır ama Kuran’da tabii ki bunlar bulunmaz.Kuran Allahtan gelen bir kitap olsa eksiklikler olurmu?

      • murat says:

        muminun 27- Böylelikle biz ona: ‘Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Nitekim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, onun içine her ikişer çift ile, içlerinden aleyhlerine söz geçmiş onlar dışında olan aileni de alıp koy; zulmedenler konusunda bana muhatap olma, çünkü onlar boğulacaklardır’ diye vahyettik

        Bu ayeti iyi oku.Senin verdiğin sayıda balık türleri de dahil olduğunu unutmuşsun.Balık ve kuş türlerini gemiye doldurmanın anlamlı yok.
        Her türü kapsamadığı açık.
        Hz nuhun bu toplama işini tek başına veya birkaç insanla yapabildiği ayetin bu vazifeyi hz nuhun şahsına vermesiyle anlaşılır.Bir kaç insanın bütün hayvan türlerini bir araya getirmesi sence mümkün mü de gemiye nasıl sığdığını soruyorsun.
        Ayet evcil hayvanların tamamının gemiye alınmamasını yanlızca birer çift alınmasını emrediyor.
        Helak edilecek kavmin içerisinde bulunan evcil hayvanlardan birer çift ve inanan insanlar gemiye alınmıştır
        İşte senin anlayışına sahip bazı maceracı yahudi ve hiristiyanlar tüm insanlığı sel basmasını bütün yeryüzünün sel altında kalması gibi yorumlayıp efsaneleştirmiş ve çeşitli uyduruk hikayeler yazılmıştır.Doğrusu kuranın bozulmamış gerçekleridir.

        Geminin projesi vahiy iledir.Gemi yapımının Allah ve melekleri gözetiminde olduğu açıktır.Nasıl bir gemi olduğunu araştırmak gerekiyor.Kaynayan bir kazandan bahsediliyor.Buharlı bir gemi de olabilir veya su kuyularında,nehir yataklarında suyun yükselmesi olabilir.Fakat günümüzde kullanılan ileri teknoloji ürünü yakıtlı gemilere de işaret ediyor denilebilir.

        (Kamer Suresi, 11-13)Biz, bardaktan boşanırcasına akan bir su ile göğün kapılarını açtık. Yeri de coşkun kaynaklar halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı birleşti. Ve onu da tahtalar, çiviler üzerinde taşıdık.

        Yerden su fışkırması eski medeniyetlerin mekanı olan mezotopotamya bölgesinde kaya kovuklarından fışkıran kaynaklara sahip olan fırat ve dicle nehirlerinin yağmur sularının birleşmesi ile taştığına işarettir.
        Şiddetli yağış sonrası fırat ve dicle nehri veya bu ikisinden biri taşarak o bölgedeki şehirleri süpürmüştür.İnsanların kurduğu ilk şehirler bu şekilde yok olmuştur.
        Tufanın bütün yeryüzünü kapsadığına dair kuranda herhangi bir ifade yok.

        Mezopotamya Ovası’nda yapılan kazılarda, toprağın derinliklerinde 2,5 metre kalınlığında bir çamur-kil tabakasının varlığı ortaya kondu. Bu çamur-kil tabakası, büyük olasılıkla Tufan anında suların taşıdığı kil kütleleriydi ve dünyada sadece Mezopotamya Ovası’nın altında vardı.(M.Ö 3000)
        Bu paragrafı araştır.Bazı kaynaklar avrupalıların nuh tufanına dair kazılar yaptıkları ve önemli sonuçlara ulaştıklarını ifade ediyor.
        Bazı soruların çocukça geldi.Amerika yerlilerinin asya kıtası üzerinden sibiryanın batısından amerikaya geçtikleri ve asya kökenli bir ırk olduklarına dair bir çok kaynak bulabilirsin.Amerika kurulalı yaklaşık 300 yıl oldu.Kristof kolomb ve ekibinin ilkel şartlarda avrupadan koca bir okyanusu aşarak amerikayı kurmalarına ve dünyanın süper gücü olmasına inanıyorsun da sonra amerika yerlileri ve aborjinler nereden geldi diye sormuşsun.

        Bütün insan türünün aynı organlara sahip olması ,kromozom sayılarının aynı olması, aynı türün farklı renkleri olduğunu gösterir.Farklı köken iddiası gayet gülünç.
        Hz ademin topraktan yaratılması toprakta bulunan tek hücrelilerle bağlantılı da olabilir.
        Nuh peygamberin 950 sene yaşadığı ayette ifade edilmiş.Zamanla insan türü değişmiş ömrü kısaltılmış rengi değiştirilmiştir.Bütün ırkların programları hz ademin genlerinde şifrelenmiştir.Binlerce yıla bakan büyük bir proje var.
        Nuh tufanı her surede farklı bir yönüyle bahsedilir.Allah bu şekilde peygamberini övmüş ve çok yönlü bahsederek hadisenin unutulmamasını sağlamış önemli bir eğitim yöntemi uygulamıştır.
        Tevrat ve incilin orjinal nüshaları mevcut değildir.Kuranın ifadeleri kesindir.

      • Sen NUH peygamberin ırkından gelen fakat oğlu gibi iman etmeyen kafir cinsindensin.

    • CENGİZHAN says:

      BİR PEYGAMBER CARİYE VE KÖLE GANİMET ALABİLMEK İÇİN ALLAH I KULLANMALIMIDIR?

      NAHL suresi..75.ayet…Allah şunu misal getirdi: Bir yanda hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köle, diğer yanda tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz, ondan gizli, açık olarak harcayan hür bir insan, bunlar hiç eşit olur mu?

      Buna benzer Köle ve Sexkölelerine (cariyeler) nasıl davranılacağına dair başka ayetlerde vardır.Yukardaki sadece bir örnektir.

      A-Allahın Bunu Normal olarak görüp İnsanlar arasında eşitliği istememesi.adaletli davranmaması size göre doğrumudur?
      B-Allah köleciliği desteklermi? Kuran Allahın kitabımıdır?Allahın (Cariye)sex kölesi ve köle alınmasını Desteklemesini uygun buluyormusunuz?
      C-Allahın Savaş ganimeti olarak kadınların cariye(sex kölesi) olarak alınıp kulanılmasını desteklemesi size neyi anlatmaktadır.
      D-Evli bir kadının kocasının öldürülerek cariye olarak kullanılması isteği Allahın istediği bir şey olabilirmi? Olamaz sa Kuranda yeralmasını nasıl açıklarsınız?
      E-Köleler başka Allahın kullarımıdır ki Allah köle hür ayrımı yapmaktadır.
      F-Allah ve kuran neden insanların eşit olmadığını söyler ve eşit olmalarını istemez?

      • murat says:

        Cengiz yine saçmalamışsın…
        Sence kölenin durumu ile zengin hür bir insanın imkanları aynı mı?Kölelik övülmüş müdür?Köleliği ve köleleştirmeyi öven bir müslüman toplum olmuşmu dur?
        Senin bu anladığın manayı araplar osmanlılar anlayamamışlar demekki de afrikanın zencilerini toplayıp götürüp satmamışlar.
        Mahvolmuşsun sen.Cevherini çürütmüşsün.Manası gayet güzel ve çoğu insanın tereddüt etmeden anlayabileceği bu meseleyi doğru görememişsin.Durumun ciddi demektir.
        Yakında ihtiyarlayıp ölümün önüne düşeceksin.Her nefis ölümü tadacaktır ayetinden şüphe edebilir misin?
        İslam köleleştirmeyi haram etmemiş fakat köle azad etmeyi teşvik etmiş.Kölelik savaş hukukudur.Şuanda hapishaneler dolusu mahkumlar köle olarak maden ocaklarında çalıştırılsalar hem onlar için hemde toplum için ,ekonomi ve eğitim adına önemli bir atılım olur.Taklitçiliğin değeri yok.Anlatmaya çalıştığın şeyleri iyi düşün.Sex köleleri demişsin.Sex köleleri,hayat kadınları günümüz toplumunun vazgeçilmezlerindendir.Karıştırıyorsun. itiraz dilekçelerini içişleri bakanlığına kadın ve aileden sorumlu devlet bakalığına sunmanı tavsiye ederim ben de desteklerim.

      • ARKADAS KUARNI MANTIKSIZLASTIRDIKCA ELINIZ ENE GECIYOR MANTIK DEDIGINI ZKAVRAM NEDIR ınsan allah katında ımanlaranı gore ayrılır ıman edenler etmeyenler ıman edenlerde amellerıne gore ayrılır az amel edenler cok emel edenler
        bırde sadce bır ayetı okuypta anla manıtık aramayın surenın tamamı onemlıdır sızın yaptıgınız cımbızlayarak mantık aramak kur’ an da hala anlam ve mealı bılınmeyen bır suru ayet vardır bunlarıda bılmıyorsanız ben soyleyeyım alın bendende sıze bı mantıksızlık cozun cozebılırsenız bulun o ayetlerı ama nasıl bulacaksınız kıııı cunku sadce kımın tefsır ettıgını bıle bılmedıgınız meallerden mantıksızlık cıkarıyorsunuz kuran derkı benı okuyun anlayın yorumlayın test edın sonra ıman edın yanı ınanın sen hangısını yapıyorsun kuranı ogrenıdın mı anladınmı tefsır yapabılıyormusun baskasının yada kımın tefsır ettıgını bıle bılmıyorsun okudugun mealı mantıgınla konusuyorsun bu sekılde konusursan haklısın ama ogrenıpte tefsır ederde tarısırsan bılenlerle dogru yaparsın mesela anlamadıgın mantıksız gelenı suan yasayan evlıyalardan bırını gıt sor mahmut efendı hz lerıne yada gavsımız a(sanada hımmet etsın) sor adıyaman menzıle gıdıpte bılene evlıyalara sor burda kımın bılgızı yetıyor bunu once dusun sen yasar nurı ozturk gıbı zekarıya beyaz gıbı sakız cıgnemek orucu bozmaz dıyenler ıftarda karısnla sevıserek orucunu acabılırsın dıyenler gıbı lerın tefsırlerınımı okuyorsunda mantık derdıne dustun

        kardes hata yapmamk ıcın en azından kendıne bılene sor onlar senın her soruna cevap verır cunku peygamber efendımız s.a.v bıle bılmedı bı soru sorulunca kendıne cebraıl a.s a sorayım cevabını ogrenınce sana soylerım dermıs sahebelerıne sende bılene ehlıne evlıyalara sor bu kadar takıntı yaptıysan

        EDİT: Diğer mesajların büyük harfle yazıldığı için onaylanmadı.

  288. Tebliğci says:

    Biz Kuranı açıklamak değil yaşamak için tabiyiz ve bu Kitabı ıspatlama gibide bi çabamız yok.İnanmıyor olabilirsiniz ama bu İSLAM DİNİNE SÖZ SÖYLEMENİZ ANLAMINA GELMEZ !! ALLAHTAN KORKMAK LAZIM..Zira mahşer günü her şey ispatlanacak.Bu yaptığınız aslında mantıksız olan ama..neyse tartışmayalım.yoksa söylenecek çok şey var.Benim yaptığım sadece bir uyarı.Hem madem öyle, sizden ricam gücünüz yetiyorsa Kuranı değiştirmeye bi kalkışın bakalım.BU KİTABIN KORUMASI SAHİBİNE YANİ ALLAHA AİTTİR.
    ——İŞTE SİZE AYETLE DELİL MADEM GÖRMEK İSTİYOSUNUZ——
    ALİ İMRAN 7;
    O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın esasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. KALPLERİNDE BİR EĞRİLİK OLANLAR, FİTNE ÇIKARMAK ve ONUN OLMADIK YORUMLARINI YAPMAK İÇİN MÜTEŞABİH AYETLERİNİN ARDINA DÜŞER. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ANCAK AKIL SAHİPLERİ DÜŞÜNÜP ANLAR.!!
    UMULUR Kİ DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALIR VE AKIL SAHİPLERİNDEN OLURSUNUZ..
    (diğer meallendirmelerede bakabilirsiniz)

  289. ali says:

    sözüm dinsizlere,kirilmayin dini olmayana dinsiz diyoruz,bana sadece sunu aciklayain…

    Big Bang: Büyük Patlama Teorisi’ne göre evren bundan yaklaşık 15 milyar yıl önce büyük bir patlamayla oluşmaya başladı. Büyük Patlama (Big Bang) adı verilen bu patlama sonrasındaki süreçte gök adalar, yıldızlar, gezegenler ve diğer gök cisimleri meydana geldi.

    bu patlamanin nasil olustugu kendiliginden olusan bir patlama olma sansi yüzde kac,eger yüzde bir dahi ihtimal varsa,kadinla erkegin birlesmeden cocuk sahibi olma ihtimali gibi bir ihtimal olsa gerek,arti kurani kerim bize bir mesaj olarak gönderildi,ALLAH teala kendisini bize ap acik gösterse zaten buna inanc denilmezdi,mecburiyet denilebilir,ben ahirete sonsuz inanan bir insanim,inanmayanlar size göre ahiret yok yoksa , size göre konusuyorum tamam amaaaaaaaa varsa ,varsa ,varsa bunuda unutmayin lütfen…….

  290. semih says:

    makaleki baslik yani kurandaki mantiksal hatalar basligiyla tesadufen karsilastim ve tesadufen bu siteye dustum.ancak makaleyi ve söz edilen iddiayi ve daha sonra iddiaya verilen karsit yorumlari okudum.dunya uzerinde milyarlarca insan var ancak örnek verirken daha kucuk bir toplulugu sececegimki daha iyi anlayabilesiniz bakiniz etrafiniza yuzlerce insan var her biri birer insan olmasina ragmen hepsi tamamen birbirinden farkli birbirinin kopyasi degil.bir resme yagliboya bir tabloya bin kisi baksin bin ayri his verir iki his asla birbirinin aynisi olmaz bir futbol macinda herkes ayni sonucu görur ama ayni hisse kapilmaz yuz kisi ayni filmi izler yuz tane degisik yorum cikar ortaya yuz tane yuzde yuz ayni sonuc cikmaz herkes ayni kuran i kerimi dinler kimisi sarki sanir kimisi icindeki ilahiyati tadar.ALLAH a inanmak veya inanmamak bizzat Allah tarafindan özgur iradeye baglanmistir.ALLAH seytana göz yummustur mesela.kimileri kuranda mantiksal hata yoktur olamaz der ancak kuranin kendisi bunu demez zira mantik insana mahsus bir özelliktir.Kurani mantikla anlayamazsiniz ancak tavsiye ederim sizi fiziken ruhen zorlayan herhangi bir dunyevi guc olmaksizin tamamen kendi iradenizle cok degil bir kac gun boyunca mesela yalniz kalabileceginiz bir odada 5 vakit namaz kiliniz bu bes gun sonra mantiksiz buldugunuz konulari yeni bastan bir degerlendiriniz bu degerlendirmeyi yaparken gözleriniz ve beyniniz yani sira kalbinizide kullaniniz eger halen mantiksiz buluyorsaniz dua ve tövbe edip Allahtan imaninizi kuvvetlendirmesini dileyip duzenli namaza baslayiniz ondan sonra buyrun burada yeni yorumunuzu yaziniz.

  291. murat says:

    Mesih isa meselesi:
    Mesih kelimesi islam terminolojisinde hz isa ve deccal için kullanılır.Mesih isa ve mesih deccal.Deccale nasıl mesih denilebilir diyeceksiniz.İşte sorun burada.Konuyu açan serdar adlı şahıs gibi bazıları din konusunda cahil oldukları halde ahkam kesmeye kalkıyorlar.1400 yıldır binlerce araştırmacı ve ibni sina ve farabi gibi dahiler dahil dost ve düşman kuranı kerimde hata bulamadıkları halde serdarın sözü kaç para eder.
    Mesih kelimesi kaldıran anlamına gelir.Hz isa kendinden önceki peygamber hz musanın şeriatındaki bazı hükümleri kaldırdığı için mesih isa denilmiştir.Deccal ise Hz muhammedin a.s şeriatını kaldıran şahıstır.Hz isayı öldürmeye kalkan yahudiler için mesih kelimesi yahudiliğe ihanet eden anlamına gelir.

    Evet serdar saldırı tarzında yazmış.Yazdıkları sağdan soldan toplama düşünmeden serpilmiş.Kirli çamaşırları dökmüş oturun temizleyin diye.
    Müslüman kardeşlerimize açıklama anlamında yazıyorum.
    Ben sizin üzerinize vekil değilim ayetine saldırmasına da örnek olarak cevap veriyorum.Arkadaşlar gerekli açıklamaları yapmışlar zaten.

    En’am suresi

    103. Gözler onu göremez, O ise bütün gözleri görür; O, lütuf sahibidir, her şeyden haberlidir.

    104. Rabbinizden size muhakkak ki deliller gelmiştir.Artık kim gözünü açar görürse kendi lehine, kim de hakkı görmeyip batılı seçerse kendi aleyhinedir. “Ben sizin üzerinizde bekçi değilim.”

    105. İşte biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki sana: ‘Sen ders almışsın’ desinler ve biz de bilen bir topluluğa onu açıkça göstermiş olalım.

    106. Rabbinden sana vahyolunana uy. O’ndan başka tanrı yoktur. Müşriklerden yüz çevir.

    107. Allah isteseydi, ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin!

    Şimdi itiraz edilen ayet mealine bakalım 104. ayet peygamberin tebliğ sırasında söylemesi gerekli olan şeyleri peygamber söylüyormuş gibi naklediyor.Yani peygamberine onlara böyle böyle söyle diyor.Allahu tealanın izzetini yansıtan bir ayet.Kafirler muhatap alınmamış.Peygamber fermanı kafir topluluğa iletmekle vazifeli.
    İkincisi Rasulünün ağzından çıkan sözlerin Allahın fermanı olduğu ve Allahın peygamberine olan desteğine işaret manasında alemlerin rabbi olarak hitabına rasülün sözünü de ekliyor.
    107 ayette ise وَمَا جَعَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا ۖ وَمَا أَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَكِيلٍ Seni onlar üzerine koruyucu yapmadık.Sen onların vekili değilsin diyerek peygamberini ihtar ediyor.Zarara rızasıyla gidenlerin acınmaya layık olmadığını ihtar ediyor.

    Yani 104. ayette kafirlere hitap edilmiş .İzzet ve azametinden dolayı peygamberini perde yapmış.
    107. ayette ise peygamber uyarılmış.Muhatab peygamberin kendisidir.

    Bu ayetin Allahın izzet ve azametine en uygun tarzda bir hitab olduğunu kör olmayanlar görürler.
    Allah madem ki kafirleri sevmiyor o halde Allahın varlığından sıkılan bu habis insanların ayetleri anlamaları ve hidayete ermeleri engellenecektir.Bu manaya işaret olarak bir sonraki ayette
    105. İşte biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki sana: ‘Sen ders almışsın’ desinler ve biz de bilen bir topluluğa onu açıkça göstermiş olalım.
    Buyurmuş.Aynı ayetleri okuyarak kimileri saptılar kimileri hakikatı açıkça gördüler.
    Burada bu konuyu tartışmamız bile 105. ayetin mucizesidir

    (Peygamber efendimiz bilindiği gibi insanlara karşı çok şefkatlidir.taifte taşlandığı sırada isterse kabilenin helak edileceğini bildiren cebrail a.s yanında rabbine yalvararak onlar bilmiyorlar onların nesillerinden namaz kılan insanlar getir diye dua etmiştir.
    Amcası ebu talipin açıkça iman etmeden hasta yatağında can çekiştiği bir sırada iman ettiğini söylemesi için çok ısrar etmişti.İman etmeden ölünce de allah beni men edinceye kadar sana dua edeceğim buyurdu.Sonra inen ayette peygamber bu duadan men edildi.)

  292. DEİST says:

    diyorsunuz kuran arapça olduğu için yanlış çevriliyo madem öyle o zaman neden allah diğer ırklara da kendi dilinde kutsal kitap göndermemiş neden sadece araplara göndermiş allah ayrımcılık mı yapıyor? bu çelişkileri arapça dilinin gramerlerinin arkasına sığınıp açıklamaya çalışan ahmaklar bunu size diyorum!!!

    • bilal says:

      DEİST ! Diyorsun ki, ” Neden Allah diğer ırklara da kendi dilinde kutsal kitap göndermemiş,
      neden sadece araplara göndermiş ayrımcılık mı yapıyor ? 1 – Kur’an evrensel ve son kitap
      olduğu için elbette dünya dillerinden bir dille gelecek.Buna da arapça dili uygun görülmüş-
      se bunda ne var ? 2- Kur’an arapça ise,sadece araplara mı geldiğini sanıyorsun ? Bir
      bak; Kur’an-ın tek bir ayetinde ” يا ايها العرب ” Ey araplar ” diye bir mesaj ve ifade var mı ?
      Kur’an bütün ayetlerinde ”يا ايها الناس

      • bilal says:

        DEİST’E CEVABIN DEVAMI !: ” يا ايها الناس ” Ey insanlar ! diye mesajlar variliyor. Eğer sen
        de bir insan isen,kur’an-ın mesajı hem sanadır,hem de bütün insanlaradır.Yani kur’an ev-
        renseldir.Çünkü mesajın muhatabı araplar değil,bütün insanlardır. Bugün ingilizce nasıl bir
        dünya dili ise,islam dinin temel kaynağı olan kur’an-ı Kerimin dili de müslümanların ortak
        dilidir.Kutsal kitabımız olan kur’an-ı kerimin çevirisini de arapçayı tam iyi bilen tefsir uzman-
        ları yapmalıdır.Senin gibiler değil. İngilzceyi tam iyi bilmiyorsan,ingilizce bir kitabının çeviri-
        sini yapabilir misin ? 2- Bugün Türkiye’de onlarca dil ve lehçe konuşuluyor.Senin mantığı-
        na göre sadece Türkiye’ye onlarca değişik dil ve lehçelerde kur’an-ın gelmesi lazımdı.Dün-
        yada ise,yüzlerce dil ve binlerce lehçeler konuşuluyor.Yine senin mantığına göre binlerce
        değişik kur’an’ların gelmesi gerekirdi. Hekes kendi dilindeki kur’an’a inanır,diğerlerine ise
        itabar etmezdi. Hani şuan kur’an arapça olduğu için sen karşı çıkıyorsun ya ! İşte herkes
        senin gibi diğerinin kur’an-ına inanmayacaktı.Herkes senin gibi ırkçi bir zihniyetle başkası-
        nın inancını ve kutsal kitabını kabul etmeyecekti. O zaman dünyanın hali ne olurdu ?
        3- Bir hukuk uzmanı gibi hukuku biliyor musun ? Bir fizik uzmanı gibi fizik ilmini biliyor mu-
        sun ? Bir tıp uzmanı gibi tıp ilmini biliyor musun ? Kur’an-ı Kerim de insanlığın huzur ve
        mutluluğu için gönderilen ilahi bir hukuk nizamıdır.Tabi ki,bu ilahi hukuk kitabınının çevirisi-
        ni de tam lanlamıyla arapça bilen tefsir uzmanları yapacaktır.Senin gibiler değil. Sende
        arapçayı tam iyi öğrenir ve tefsir uzmanı olursan elbette kur’an-ın çevirisini ve yorumunu
        yaparsın. Ama bu kabiliyetin nerede ? Sakın bi daha hiç kimseye de ahmak deme ! Önce
        medeniyiti öğren ! İnsanlığı öğren ! !…

      • CENGİZHAN says:

        ALLAHIN ADEM ‘E ÖĞRETTİĞİ -ADEM’İN KONUŞTUĞU DİL HANGİSİDİR ?

        1-Kuranın dediği gibi ortak atamız Adem ve Havva ise Tüm insanlığın tek Dil konuşması gerekmezmiydi?
        2-Ana baba aynı ise Öyleyse Yeryüzünde neden bu kadar çok farklı dil var.
        3-Tanrının insanlığa verdiği Dil’den daha anlaşılır,daha özel bir Dil olabilir mi?
        4-Adem ve Havva nın Dil’i varken neden başka Dil kullansın?
        5-Tanrının bize armağanı bir Dil varken neden başka dillere ihtiyaç duyalım?
        6-Tanrı neden herkesin birbirini anlayamayacağı birçok Dil olmasına izin versin?

        KURANA GÖRE ADEM YARATILDIĞINDA HERŞEYİ BİLMEKTEDİR
        1-Şimdiki insanlar Ademden daha akıllılar. Ademin bilmediği bir çok şeyi biliyorlar.
        Hani Allah Ademi mükemmel yaratmıştı?
        2-Allah şimdiki insanların kullandığı teknolojileri neden vermemiş olabilir.Ademe neden uçak yapmayı,Elektiriği üretip kullanmayı ,Araba yapmayı öğretmemiştir.
        3-Kuran’a gore Adem’in çocuklarından Habil ÇİFTÇİ, Kabil koyun ÇOBANıdır. Yani ilk insan döneminde ziraat ve hayvancılık vardır. Bilim’e göre ilk insanlar AVCI ve TOPLAYICIdır (ekipdikmez). Ziraat ve hayvancılığın tarihi sadece on bin senedir.Allah kendi kullarının ne zaman ne yaptığını unuturmu? Yoksa bunu yazan kitap Allahın sözleri değimlidir?
        4- Kuran’a göre meyveler, sebzeler bugünkü özelliklerinde (Renk, tat, şekil, büyüklük vs) yaratılmışlardır. Bilim’e göre ise günümüzde bulunan sebze ve meyveler, insanlar tarafından seçildiği için, bugünkü tat, koku, renk, ve boyutlarına ulaşmışlardır. Yani günümüzde tüketilen tüm sebze ve meyveler, insanlarca geliştirilmiştir.Bu hala da devam etmektedir.
        5-Domatesi ve patatesi Amerikanın keşfinden sonra öğrendiğimiz için Bu en çok yenilen sebzelerin adı kuranda geçmez.Peygamberler patates domates gibi sebzeleri yemeden ölmüşlerdir.Allah neden böyle istemiştir?
        6-Allah adem e yazıyı öğretmemiş oda çocuklarına öğretememiş neden? Çünkü yazının ilk keşfinin tarihi bellidir.
        ALLAH YARATMIŞ OLDUĞU KULUNUN VUCUDUNU BİLEMEZMİ?
        MUHAMMED suresi-15-ayetBu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?
        A-Bilimselliğe bakarmısınız! Bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içmek.Allah suyu içtiğimizde midemiz yerine bağırsaklarımıza gittiğini sanıyormuş olamaz değilmi?Allahın vucudumuzu bilmemesini düşünemiyeceğimize göre bunu yazan kitap Allaha ait olabilir mi?
        B-Allah ın insan vucudunun nasıl olduğunu bilmemesi mümkünmüdür?Allah gibi bir yaratıcı bu kuranda yazılan gibi bir ceza mı verir.Böyle bir cazayı ilahi buluyormusunuz?
        C-Su içildikten sonra bağırsaklara değil de mideye gideceğini Allah bilemezmi?

  293. DEİST says:

    DİYORSUNUZ KURAN ANLAM ZENGİNLİKLERİYLE KİTAP SİZ BÖYLE ANLIYORSUNUZ. MADEM ÖYLE DİYORSUNUZ O ZAMAN KURAN AMACI DIŞINA ÇIKMAZ MI .KURAN DOĞRU YOLA YÖNLENDİRMEKSE HERKEZ TARAFINDAN AYNI ALGIYLA ALGILANMAZ MI TANRI HERKEZİ DOĞRU YOLA NEDEN YÖNLENDİRMEK İSTEMEMİŞ O ZAMAN . AMA KURANI YİNE DE DOĞRU YOL İÇİN GÖNDERİLMİŞ DENİYO . (ÇELİŞKİ ÜSTÜNE ÇELİŞKİ) . BÖYLE Bİ DÜŞÜNCE DOĞUYO. . MÜSLÜMANLAR KENDİNİZLE ÇELİŞMEYİN KOYUN GİBİ GÖRÜYORUM SİZİ HERŞEYE NE DENDİYSE DOGMATİK DÜŞÜNCELERLE BOYUN EĞMİŞSİNİZ ACIYORUM SİZE TANRI O İRADEYİ O AKLI SİZE DÜŞÜNMEDEN İNANIN DİYE VERMEDİ BİRAZ OBJEKTİF OLUN SONRA BURDA KONUŞUN .

    Edit: Küçük harfle yazalım…

    • Araştırmacı says:

      Deist, kendini koyun olarak görmüyorsan big-bang öncesi sayfasındaki yoktan varolmayı yazan bir yazılı kaynak göster.

  294. Nuray says:

    Gerçekten de bizim dinimizde niyet önemlidir derlerdi ya bunun ne demek oldugunu en guzel şimdi anladım….Oturup kurani okumuş bi de…Ama hangi niyetle okumuş…Söyleyecek söz bulamıyorum ya…Allah yardımcın olsun ne deyeyim.

    • CENGİZHAN says:

      ALLAHIN MUHAMMEDİN KADIN KIZ İŞLERİNE KURANDA BU KADAR YER VERMESİ MÜSLÜMANLIĞINIZI ETKİLİYORMU?

      A-(Tecrid, hadis no:1721) Karilar içinde ayricalikli olanlar:

      Bu hadisin basinda, Aise aynen söyle diyor: -”Peygamber benimle evlendi; ben o sirada 6 yasindaydim.” Muhammed ile evlendigi zaman Aise’nin 6 yasinda oldugunun Islam dünyasinda kabulu zorunlu. Çünkü bunu anlatan “hadis”, tartismasiz “saglam(sahih1553)” kabul edilir. Bu hadisi, Islam dünyasinda en saglam olarak benimsenegelmis olan Buhari’nin ve Müslim’in “e’sSahih”lerinde de buluyoruz. Aise, Muhammed’in koynuna verilmek üzere götürüldügünde, salincakta sallanip oynayan bir oyun çocuguydu. Yani Muhammed, 52 yasinda böylesine bir çocukla cinsel birlesimde bulunmustu.

      B-Muhammed Cariye’yi tutup yatırır Hafsa’ nın yatağına.Muhammed’in cariyesi ile yatması doğal. Kuran da, karılarının dışında cariyeleriyle de yatmasına olanak veriyor (bkz. Ahzab suresi, ayet 50,52) Ne var ki, cariyeyi özgür (hurre) olan bir kadının, üstelik Ömer kızı Hafsa’nın yatağında koynuna alıyor. Hafsa da çıkagelmiştir. Muhammed’ in Marya ile ilişkisini görür.
      Muhammed: “Vallahi Billahi Marya ile bir daha yatmayacağım!”
      “Hafsa! Marya’ yi kendime haram etsem de ona bir daha yaklaşmasam; bundan hoşnut olur musun? “Evet!” Muhammed hemen ant içmiştir: “Hafsa! Aramızda kalsın, bunu sakin kimseye söyleme, olmaz mi?” “Tamam!”
      Ne ki, Hafsa bu durumu Aişe’ye anlatır.(Bkz. Taberi, Camiu’l- Beyan,28/102) (Bkz.F.Razi,30/41,43) Muhammed’in, Marya’yı kendisine haram etmesi, yani bu cariyeyle bir daha yatmayacağına and içmesi üzerine yeni ayetler gelir:
      “Ey Peygamber! Karılarını hosnut edeceksin diye, Tanrı’nın sana helal kılmış olanı kendine neden haram yaparsın? Tanri bağışlayan ve acıyandır.”(Bkz. Tahrim suresi, ayet:1.
      Allah lazım olan ayeti gönderip muhammedin marya özlemini gidermiştir.

      C-Ahzap suresinin 51. Ayeti : -”(Ey Muhammed!) Onlardan (yani karilarindan) diledigini geriye birakir, diledigini öne alabilirsin…
      ” Ne demek bu? Muhammed’in, karilariyla olan cinsel iliski düzenindeki isini kolaylastiriyor. Iliskiyi siraya koyma zorunlugunu kaldiriyor. “Hangi karinla ne zaman yatmak istersen özgürsün” diyor.

      D-Muhammed’in Zeyneb’i de karilari arasina katmasinin öyküsü:
      Zeyneb Bint Cahs, Muhammed’in ogullugu Zeyd’in karisidir. Muhammed bir gün, Zeyd’i görmek için onun evine gider. Zeyd’i bulamaz, Zeyd’in karisi Zenneb’le karsilasir. Birden tutulur Zeyneb’e. Bir kadina Muhammed’in ilgi duymasi, o kadinin baska erkege -bu erkek kocasi da olsa- uygun olmaktan çikmasi ve dolayisiyla Muhammed’in olmasi gerektigi sonucunu dogurmaktadir. Iste bunun üzerine, Ahzab Suresinin 37. ayeti gelir. (Bkz. Taberi, Camiu’l- Beyân, “Ey Muhammed! Allahi’n nimet verdigi ve seninde nimetlendirdigin kimseye: “Esini birakma, Allah’tan sakin!’ diyor; Allah’in açiga vuracagi seyi içinde sakliyordun. Insanlardan çekiniyordun. Oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd, esiyle ilgisini kestiginde onu seninle evlendirdik. Ki, evlatliklari esleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda mü’minlere bir sorumluluk olmadigi bilinsin. Allah’in buyrugu yerine gelecektir.” (Ahzâb, ayet: 37.)
      E- Aise “zina” ile suçlaniyor: Muhammed: “Aise! Böyle bir suçun varsa tevbe et!” – “Aise! Senin hakkinda bana söyle söyle dedikodular geldi (Safvan’la iliski kurdugundan sözediliyor).
      ” Aise’nin “zina” etmedigine iliskin (Bkz. Nûr, ayet: 11-20. Buna göre toplam: 10 ayet. Ama tefsirlerde toplam: 18 ayet oldugu belirtilir. Bu ayetlerde, “zinayi” kanitlamak için “dört tanik göstermek gerektigi”, bu gösterilmedigi zaman iftira olacagi açiklandiktan sonra,

      1-Bir “zinanin” kanitlanmasi için “dört tanik” istemek, gerçekçi bir yaklasim midir?
      2-6 yaşında bir kızla 50 yaşında bir erkeğin evlenmesinden islamiyete ne gibi bir fayda olmuştur.
      3-Bırakın bir peygamberi herhangi bir insanın 6 yaşında bir kızla evlenmesini ahlaklı buluyormusunuz?
      4-Bir cariyeyle ilişkiye girmeyeceğim diye yemin ettikten sonra tekrar birlikte olmak için Allah tan ayet geldi demek doğru bir davranışmıdır?
      5-kadınlarla olan ilişkilerin kuranda yer almasını nasıl karşılıyorsunuz?
      6-Muhammedin kadınlarla olan ilişkilerini anlatan bir kitaba tanrıdan gelen bir kitap demek mümkünmüdür.
      7-Hadiste belirtildigine göre: Aclanogullari’nin ileri gelenlerinden Medineli Asim Ibn Adyy in ve ayni kabileden Uveymir’in “Peygamber”den bir sorulan olur: – Bir adam, karisini bir adamla zina ederken bulsa ne yapmali? Karisinin tam karni üzerinde bulsa? Eger gidip dört erkek tanik bul- maya yönelirse, zina eden adam isini bitirip gidecektir!!! Dört tanik mi aramali, yoksa..?
      8-Yani, herkes ogullugunun bosanan karisiyla rahat evlenebilsin diye Muhammed’in Zeyneb’le evlendirildigini açikliyor.Bir insanın geliniyle evlenmesi ne kadar ahlaklı bir davranıştır. ‘
      9-İnsanlara oğullarının karısıyla evlenebilmesi imkanı tanınabilmesi için.Mutlaka muhammedin geliniyle evlenmesimi gerekiyordu. Bu evlilik olmadan da soruna çözüm getirilemez miydi?
      10-Muhammedin karılarıyla yatma sırasının konusunun kuranda yer alıyor olması ne kadar mantıklıdır.Böyle konular Allahın göndermiş olduğu bir kitap ta yer alırmı?
      11-Muhammedin hangi karısıyla ne zaman yatacağının sırasıyla ilgilenmesi bir yaratacının yapacağı birşeymidir?
      12-Allahın Muhammedin yatma sırasını takip etmesini doğru buluyormusunuz?
      13-Allahın muhammedin evlilik konusuyla bu kadar yakından ilgilenmesini ve ne kadar kadın cariye eş dost akraba ve hatta ne kadar Müslüman kadın varsa muhammede serbest bırakmasını ne kadar mantıklı ve gerekli buluyorsunuz?
      14-Bu kadar kadın ve kadınlarla ilişki konusunun tanrıdan emredilenler olduğuna inanıyormusunuz?

      • bilal says:

        CENGİZHAN ! NEREDE BİR UYDURUK RİVAYET VARSA BURAYA YAPIŞTIRMIŞSIN !
        1- Hz.peygamberin ”.Cariyeyi tutup…. Vallahi,billahi Marya ile bir daha yatmayaca-
        ğım diye getirdiğin rivayet uyduruktur.Öyle bir şey olmamıştır.Buna dair ”Kaynak olarak da
        F.Razi ve Taberi C.Beyan” göstremişsin. Buhari’den tutun diğer bir çok kitaplarda aslı esa sı olmayan bir sürü uyduruk rivayetler vardır.Kendine iki kaynak göstermişsin.
        Gösterdiğin rivayetin doğru olmadığına dair onlarca kaynak gösetrebilirim. Durum senin
        anlattığın gibi asla değildir. Durumun ne olduğunu, sana onlarca kaynaktan göstereyim;
        1-” Celalluddin es-Suyuti ” لباب النقول في اسباب النزول ” Adlı eserinde Bu rivayetin zayıf ve uyduruk olduğunu söylüyor. Asıl Durum nedir ? روي الطبراني عن ابن عباس بسند صحيح الخ
        ” Tabarani İbn Abbas’tan sahih bir senetle şöyle rivayet ediyor :” Resulullah,eşi Sevda’nın
        yanında iken dayılarından kendisine gönderilen bir çeşit bal şerbetinden (meğafir) ona içi-
        riyor.Ordan da Resulullah hz.Aişe’nin yanına girdi. hz .Aişe,Ya Resulallah ! Sende bir koku buluyorum dedi, Resulullah sonra Hz.Hafsa’ya gidiyor, o da aynı şeyi söylüyor.Resulullah,kokunun Sevda’nın yanında içtiği şerbeten olduğunu ve eşlerini rahatsız ettiğini anlayınca da ” Vallahi ! bir daha o şerbetten içmem ” dedi.Çünkü içmeyenleri rahatsız ediçi bir kokusu vardı. (meğafir şerbeti) Yani hz.Peygamber, helal olan bir yiyeceği kendine haram kılıyor. Bunun üzerine Tahrim suresi iniyor. ” ياايهالنبي لم تحرم
        ما احل الله لك تبتغي مرضت ازواجك والله غفور رحيم ” Ey peygamber! eşlerinin rızasını gözeterek,
        Allah’ın sana helal ettiği şeyi ( yiyeceği) niçin kendine haram (yasak) ediyorsun ? Allah çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.” Bu rivayet doğrudur.. ” هذه الرواية هي الصحيحة
        ولها شواهد في الصحيحين ” Bu rivayetin doğruluğunu kanıtlayan deliller,buhari ve müslimde de
        mevcuttur. ” ويقول ابن العربي الصحيح هذا الخ ” İbn el-Arabi’de doğrusu şöyledir diyor.”Resulullah, (mağafir bal şerbetini) kendine haram kılmıştı.Peygamberimiz, kokusu keskin ve rahatsız edici olan bu bal çeşidinin eşlerini rahatsız ettiğini anlayınaca da,içmesini kendine haram etti.İşte bunun üzerine ”Tahrim suresi iniyor. Eğer Resulullah, bu çeşit bal şerbetini içme-
        meye devam etseydi,bunu içmeği seven bir çok insan da ynı uygulamaya geçebilirdi.İşte
        Yüce Allah,bu yasağın uygun olamdığını belirtmek üzere, ” Ey peygamber ! Allah’ın sana
        helal kıldığı bir şeyi,(yiyeceği) niye kendine haram kılıyorsun? diye ayet gönderiyor. İşte Durum tamamen bundan ibarettir.
        Cariye…. ile hiç alakası yoktur. KAYNAKLAR : 1- احكام القران ابن العربي ıv / 1833-1834
        2-لباب النقول في اسباب النزول جلاالدين السيوطي ”
        3- 435 /اسباب النزول عبد الفتاح القاضي ”
        4- 14 / 545 تفسير المنير وهب الزهيلي
        5- 11/ 117 الكبير الطبراني
        6- مجمع الزوائد الحسمي 127/ 7/
        7- 366 // اسباب النزول ” امام ابو الحسن علي بن احمد الواهبي ”
        8- روي هذا ابراهيم عن هشام بن عروة عن عائشة
        9- رواه الخسن ابن محمد عن عائشة ” البخاري ” المسلم
        10- اسباب النزول ” بدرالدين
        VE DAHA NİCE KAYNALAR BUNU BU ŞEKİLDE ANLATIYOR. CENGİZHAN BEYİN
        ANLATTIĞI RİVAYET TAMAMEN ASILSIZ VE UYDURUKTUR: VERDİĞİ KAYNAĞIN
        HİÇ ÖNEMİ YOKTUR. ÇÜNKÜ BU KİTAPLARDA ZAYIF VE UYDURUK RİVAYETLE-
        Rİ BULMAK MÜMKÜNDÜR. BUNLAR KUR’AN DEĞİLDİR. HZ.PEYGAMBER ZAMA-
        NINDA DA BUNLAR YAZILMAMIŞTIR: VAFATINDAN ASIRLAR SONRA YAZILMIŞ-
        LARDIR. BİR RİVAYETİN SAHİH OLABİLMESİ İÇİN HADİS KRİTERLERİNE UYMA-
        SI LAZIM : Cengizan’ın gösterdiği rivayetler uyduruk olduğu gibi,hadis kriterlerine de uy-
        muyor. Cengizhan beyefendi, onlarca doğru rivayetler arasında uyduruk (çürük ) ola-
        nı bulup buraya yapıştırıyor. Çünkü gayesi doğru ve gerçeği bulmak değildir.
        2- Hz.Aişe’nin 6 yaşında peygamberimizle evlendiğine dair rivayet tamamen asılsızdır.
        Doğru rivayet ise; ya 16 veya 17 yaşlarında idi.Buraya sığamayacağı için detayını yaz-
        mayacağım. 3- peygamberimizin Hz. Zeynebi görüp…….işte. bilmem ne ? rivayetin de
        tamamen uyduruktır. Peygamberimiz, bizzat Zeyneb’i ikna ederek, onu Zeyd ile evlen-
        dirdiği halde, nasıl olurda onu sonradan görüyor ve işte….bilmem ne…..? Bu kadar saç-
        malık olur mu ? Lütfen ! bırakın bu mantıksızlığı ! Getirdiğniz rivayetler doğru ve man-
        tıklı olsun ! Bu uyduruk rivayetlerle,Hz.Muhammed’i (s.a.v ) karalamaya gücünüz yet-
        mez. Sadece Allah,size basiret ve hidayet versin deriz. Saygılar.

      • murat says:

        Cengiz han… Allahın hakimiyeti devlet idaresindeki aciz insanların hakimiyetine benzemez.
        Her an bütün raiyyetini görebilir,bütün duygularını hissedebilir,Onlara şah damarından daha yakındır.Bu Allah olmanın gereğidir.Yarattığı hiçbir unsur onun basiretine perde olamaz.Yıldızlardan zerrelere kadar vasıtasız hükmedebilir.Peygamberinin peygamberlik vazifesini tanzim ettiği gibi özel hayatına da müdahale eder.İyi olana yönlendirir.Bütün hissiyatından haberdardır.
        Nasıl bir Allah ile karşı karşıya olduğunu bu ayetlerden bil.
        Enfal 24. Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.

        Evet Allah kişi ile kalbi arasına girer.Ayetlerde misalini de sen vermişsin.

        Zeynep binti Cahş meselesi ise iyi anlaşılmalı
        Hz zeynep hz peygamberin halasının kızıdır.Yani akrabasıdır.
        Zeyd r.a ise köle olarak alıp hürriyetine kavuşturduğu ve evladı olarak kabul ettiği şereflendirdiği bir şahıstır.Fakat evladı değil.Esasen peygamber bütün müminlerin babasıdır.
        Zeyd (r.a) in şerefini bu şekilde tamir etmiş ve üstelik hür bir kadın olan halasının kızı zeynep ile evlenmesini sağlamıştır.
        Halbuki zeynep şerefine düşkün bir kadındır ve üstelik hz peygamber ile evlenmek istemektedir.

        Devamını şu yazıdan takip edin :)
        Evlâtlığı Zeyd için, Hazret-i Zeynep’e dünür giden Peygamber Efendimiz, hala çocuklarına teklifini açıkladı. Ancak, bu evliliğe ne Zeynep, ne de kardeşleri sıcak bakmadılar. O zamana kadar süregelen ve adeta yazılı olmayan kanun hükmünde olan örfe aykırı bu teklifi kabullenmek kolay değildi. Diğer taraftan Peygamber Efendimizin talebini geri çevirmek, isteğine karşı gelmek veya kabul etmemek hiçbir Müslüman’ın yapacağı bir iş değildi. Hazret-i Zeynep de hiç istemediği bu evliliğe, Peygamber Efendimizi kırmamak ve teklifini reddetmemek için, rıza gösterdi ve kabul etti.

        Hazret-i Zeynep ve Hazret-i Zeyd’in evliliği arzu edilen mânâda yürümedi. Aralarında sıcak bir sevgi ve muhabbet oluşmadı. Zamanla geçimsizlikleri de arttı. Evliliklerinin uzun süre yürümeyeceğini anlayan ve kendini Hazret-i Zeynep ile denk görmeyen Zeyd, boşanma isteğini Peygamber Efendimize bildirdi. Evlenmelerini sağlayan Peygamber Efendimiz bu duruma çok üzüldü ve evliliklerini sürdürmeleri hususunda nasihatte bulundu. Eşini hoş tutmasını tembihledi. Ancak, iki cihan saadetine vesile olacak sıcak bir yuva ortamı oluşmadı ve evlilikleri boşanma ile neticelendi.

        Hazret-i Zeynep ve Hazret-i Zeyd’in evlilikleri her ne kadar boşanma ile neticelense de, çok önemli icraata vesile olmuş ve cahiliye döneminin önemli bir adeti ve anlayışı ortadan kaldırılmıştı. Daha sonra bu şahıslar yine önemli yanlış ve uygulamalara sebep olan başka bir geleneğin kaldırılmasına da konu olacaklardı. Yine o zamanki anlayışa göre; kurumlaşan evlâtlık sisteminde, evlât edinen edinilenin adeta öz babası gibi telâkki edilir ve bu şekilde hükme varılırdı. Evlâtlık öz babası yerine kendisini evlât edinenin ismiyle çağrılırdı. Oysa ki, evlâtlık ile öz evlât arasında çok büyük bir fark olup hiçbir zaman öz baba yerine ikame edilemezdi. Bu anlayış da âyet-i kerime ile ortadan kaldırıldı. Nazil olan Ahzab Sûresi’nin 4 ve 5. ayetlerinde Cenâb-ı Hakk mealen şöyle buyurdu:

        ” Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr (“Zıhâr”, bir kimsenin eşine, “Sen bana anamın sırtı gibisin” demek sûretiyle onu kendisine haram kılması demektir. http://www.diyanet.gov.tr/turkish/default.asp) yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlâtlıklarınızı da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

        Bu âyetlerin nazil olmasından sonra evlâtlıklar kendi öz babalarının ismiyle anılmaya başlandılar.
        Bir süre sonra nazil olan aynı sûrenin 37. âyetinde de söz konusu anlayışı tamamen ortadan kaldıracak emir geldi; “Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, ‘Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın.’ diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlâtlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.”……………..

        Anladığım kadarıyla; Allah sıkıntılara maruz kalan ve peygamberin hatırı için peygamberi sevdiği halde ondan vazgeçen ve sabreden zeynep r.a yı peygamberi ile nikahlayarak şereflendirmiştir.
        Hz peygamberin bakire olarak evlendiği tek kadın aişe r.a dır.Kızlarla evlenmeye elbette imkanı vardı.Kız çocukların utanç vesilesi görüldüğü ve erkekliğin gereği olarak kız çocuğunu buluğ çağına ermeden diri olarak toprağa gömen bir toplumda az bir zamanda büyük değişimler yapmıştır.Evlenmek için toprağa gömülmekten kurtarılacak kızlardan çoktu elbette.Fakat aişeden başka diğer tüm eşleri dul kadınlardır.
        Aişenin hz peygamber ile nişanlanmadan önce başka bir erkekle nişanlı olduğu hadis kaynaklarında vardır.Hz ebubekirin müslüman olması nedeniyle nişan bozulmuş ve sonra hz peygamber ile nişanlanmış.Buluğ çağına erdikten sonra evlenmişlerdir.Hz ebubekir ve aişe için büyük bir şeref olarak görülmüştür.
        Bazı rivayetlerde evliliğin 17-18 yaşlarında olduğu yazılıdır.Nişan ile evlilik farklı yaşlardadır

      • Syra says:

        Murat isimlinin yazdıkları insanlık adına utanç verici, utanç verici, utanç verici. Köleciliğin nasıl bunların iliklerine kadar işlediğinin kanıtı.

      • murat says:

        Syra….Utanç verici falan filan yazmışsın.Konuşma tarzın hiçbir şekilde düşünen bir insan kriterinde değil.Kendinden utanabilirsin.
        Allahın kölesi olmak canavar bir hayvan olmaktan üstündür.Allahın köleye ihtiyacı yoktur.Allahın kölesi memuru anlamına gelir.Bu nedenle insana halifei zemin denilmiştir.Yani yeryüzünün temsilcisi.
        Mümin olup Allaha dayanmış insan allah nazarında yeryüzünde bulunan bütün yaratıkların idarecisi olarak atanmış yüksek bir memuru konumundadır.
        Allaha kul olmak cumhurbaşkanı olmaktan üstündür.Dayanak noktan nekadar kuvvetli ise okadar üstünlük dava edebilirsin.Allaha dayanan için yer ve gök ve içindekiler birbirine yardımcı hizmetkar hükmündedir.Allahın hakimiyetine isyan eden isyancı takımı ise yer ve gök ve içindeki tüm varlıklarla mücadele içerisindedirler.Herşey onlara düşmandır.Yaşamak için öldürmeye mecbur hissederler.Kanun ve kural tanımaz canavar bir hayvan olurlar.
        Utanmaya giden yol görünmüştür sanırım..

  295. bulent says:

    Bilal bey
    DEİST ! Diyorsun ki, ……2- Kur’an arapça ise,sadece araplara mı geldiğini sanıyorsun ? Bir bak; Kur’an-ın tek bir ayetinde ” يا ايها العرب ” Ey araplar ” diye bir mesaj ve ifade var mı ?

    Evet VAR

    Enam 92
    Bu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mübarek Kitap’dır. (diyanet ve birçok eski meal )

    • bilal says:

      Bulent ! Sen Deistin Avukatı mısın ? Söz konusu ittirazına çevap verilmiştir.Bir araştır oku!
      Tekrar yazmayacağım. Her halda sana yönelik gelen yanıtları okumuyorsun! Söz konusu
      ittirazına yönelik yazılan cevabı bulup okumanı tavsiye ediyorum.

      • bulent says:

        bilal bey
        Bir ben bilirim edasıyla ” bu doğrudur. ” diyerek yazıları takip etmediğinizden olsa gerek nekadar saçma bir açıklama yaptığınıza dair cevabi yazıyı okuma zahmetine katlanmamışsınız
        okumadan fikir sahibi olmak bu olsa gerek
        Yazmanız güzel de aradabir de oksusanız derim
        saygılar

    • CENGİZHAN says:

      ALLAHIN ADEM ‘E ÖĞRETTİĞİ -ADEM’İN KONUŞTUĞU DİL HANGİSİDİR ?

      NİSA SURESİ-1 AYET..Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının.

      Tevrat,İncil ve kuran a göre Tanrı Adem ve Havva yı yarattı.
      Onlara hayat veren Tanrı birde konuşabilecekleri Dil verdi.
      Peki Adem’e hangi konuşma Dil’ini vermiş olabilir?
      Adem hangi Dil’i konuşuyordu?Bu tanrıdan gelen kutsal Dil hangisiydi?
      Bu konuda Akla uygun bir tek olasılık vardır.
      Allah Doğal olarak ilk Kutsal kitabı Adem’e öğretmiş olduğu kendi diliyle gönderecektir.
      İlk kutsal kitap Tevrat’tır.Tevrat’ın yazı Dil’i İbranicedir.

      Tanrının insanlığa verdiği Dil’den daha anlaşılır,daha özel bir Dil olabilir mi?
      İnsanlar bu Dil’den başka bir Dil bulabilmek için çaba harcarlar mı?
      Peki Tanrının Adem yoluyla göndermiş olduğu Dil’den daha muhteşem bir Dil olabilir mi?

      Tanrı Adem ve Havva yı yarattı ve çocukları oldu.
      Çoğalabilmek için birbirleriyle cinsel ilişkiye girmekten başka çare yoktu.
      Tek bir Adem le Havva yaratıldığı için bu çocukların suçu değildi.
      İnsanlığın yayılmasının kardeşle kardeşin cinselliğinden olması gibi bir tuhaf durumdan Tevrat,İncil,Kuran’ın yazdığına göre Tanrı sorumluydu.

      Adem ve Havva nın Konuştuğu Dil İbranice olunca,
      Adem ve havanın çocuklarının konuştuğu dil de mecburen İbranice olur.
      Her doğan çocuk ana ve babasından İbranice öğrenmek zorundadır.
      Her çocuk konuşmayı ailesinden,akrabalarından öğrendiğine göre.
      Tüm herkes ne kadar çoğalırsa çoğalsın aynı Dil’i konuşur.
      Eğer herkesin Atası aynıysa.Herkes Adem ile Havva dan çoğalmaysa.
      Kuran, Tevrat ve İncilin yazdığı gibi ,tüm insanların anası ile babası Adem ve Havva ise Tüm insanlar aynı Dil’i konuşmak zorundadır.

      Allah ilk kitap Tevrat’ı Ademe öğrettiği dilde İbranice gönderdiğine göre daha sonra gönderdiği Kuran’ı neden Arapça göndersin?

      Adem ve Havva nın Dil’i varken neden başka Dil kullansın?
      Tanrının bize armağanı bir Dil varken neden başka dillere ihtiyaç duyalım? Tanrı neden herkesin birbirini anlayamayacağı birçok Dil olmasına izin versin?
      Tanrı Dünyada tüm yaşayan insanların birbiriyle kolay anlaşabileceği,Kendi gönderdiği emirlerin herkes tarafından açık ve net anlaşılabileceği ADEM e öğrettiği Dil’in tek Dil olmasını sağlardı..

      Herkes normal olarak anasından babasından öğrendiği Dil’i konuşur.
      Başka çaresi yoktur.Kendisi büyüyünceye kadar bir Dil oluşturamaz.
      Tevrat ,İncil ve Kuranın dediği gibi ortak atamız Adem ve Havva ise
      Tüm insanlığın tek Dil konuşması zorunluluktur.

      Öyleyse Yeryüzünde neden bu kadar çok farklı dil var.
      Öyleyse yeryüzünde neden Zenci,Arap,Çinli,Aztek,maya,Türk var

      İşte bu durum ortak bir Atadan gelmediğimizin.
      Adem ve Havva hikayesinin bir masal olduğunun
      Tevrat ,İncil ve Kuranın Allahtan gelen kitaplar olmadığının kesin kanıtıdır.

      Eğer fikrime katılmıyor ve hayır diyorsanız.Allah kendi imalatı Dili koruyabilecek teknolojiye sahip değilmiş ve insanlar Allahın dilinden daha üstün diller oluşturabiliyorlarmış diye düşünmeye başlayacaksınız.
      Bu sizi sonucunda Allahın yok olduğu düşüncesine götürür.
      Gerçek bu.Tercih sizin.

      • murat says:

        Cengiz han yazdıklarının mantıklı bir tarafı yok.Bazı alkolik hasta dinsizlerin hezeyanlarını getirip döküyorsun milletin önüne cevap verin diye.
        Hz ademin dilinin ibranice olması ancak yahudilerin iddialarından olabilir.Ben islam kaynaklarında böyle bir ifadeye raslamadım.Dil mananın ve cisimlerin ses ile teleffuzundan oluşur.Ses değişir fakat kastedilen manalar aynıdır.
        Meyvelerden sadece elma türünü 50-60 çeşit belki daha fazla yaratan dilleri neden tek tip yaratsın?
        Otomobil firmaları sadece tek tip araç üretse eksiklik olmaz mı?
        Kabiliyete bağlı olarak çeşitlilik artar.
        İnsanların dilleri çeşitli olduğu gibi her insanın yüz hatları ses tonu farklıdır.İnsanlar sayısınca insan vardır.

        Tek yumurta ikizleri gibi dna sına kadar aynı yaratabilirdi.Nitekim örneğini vermiş.Fakat çeşitliliği allahın yaratma kabiliyeti gerektiriyor.Sınırlı bir yeryüzü sayfasında yüzbinlerce kitabını yazıyor.Aynı mürekkepten yüzbinlerce renk üretiyor.
        Bir şeyden herşeyi icat etmek ve her şeyden toplayarak bir tek şey yapmak ancak kainatın yaratıcısına mahsus taklit edilmez bir mühürdür.
        Sarısını siyahını çekik gözlüsünü ilmiyle hz ademin vücuduna istiflemiş ve aynı soydan türetmiş.Her insanın ses tonunu ayrı yarattığı gibi ırkları ve dilleri çoğaltmak onun ayetlerindendir.
        Aynı anne ve babadan birbirine zıt karakterler üretebilir.Yaratmasının sınırı yoktur.Atomlar onun emrine şevkle itaatkar askerleri gibidir.Sadece topraktan değil ışıktan,karanlık maddeden,elektrikten, sesten ve daha bilmediğimiz diğer varlıklardan yaratılmış canlı türleri vardır.Kainat canlılarla tamamen doludur.
        Tüm insanların ortak atadan gelmesi aralarında bağlayıcı kuvvetli bir kardeşlik bağı tesis etmektedir.
        Zaruret haramı helal eder.Açlıktan ölme noktasına gelen şahıs domuz eti yiyebilir.
        Müslüman olmayan beldede faiz caizdir.
        Savaşan düşmanı öldürmek caizdir ve cihattır.
        Hz ademin çocukları önemli bir zaruretten dolayı evlendiler.Allah dilediğini helal dilediğini haram kılar.
        İslam her duruma ve yaşayış tarzına göre uyarlanmış farklı mezheb görüşlerinin hepsini destekler.

        Senin topladığın bu iddianın yaratıcının yaratma kabiliyeti ile örtüşmeyeceği ve ne kadar akıldan uzak olduğu ve düşünmeden ortaya atılmış bir hezeyan olduğu ve sırf sataşma niyetine uydurulduğu…….. açıktır.

  296. felsefeci says:

    Tüm inananlara selamlar….
    Ben daha yeni gördüm yazılanları ve şunu söylemek isterim ki öncelikle:
    tüm iddialar mantıksız zira dine bilimsel felsefe açısından bakarsan başta mantıksız bir yol seçmişsindir. Örneğin puslu bir havada iki metre önünü göremeyişinin nedeni malum.eğer burada gözünü suçlarsan mantıksızlık yapmış olursun.
    Tüm dinlerin özünde inanç esastır felsefi açıdan bakılmaz biiir..
    İkincisi zamanla ilgili yorumlarınla ilgili öncelikle biraz modern fizikle ilgili araştırma yapmanı tavsiye ederim ,hoş kuran 1400 yıl önce bildirmiş amasen bilirsin , faydalı olur…
    Ne diyor modern fizik e=mc2 yani ışık hızı inananların süratine bakarmısın hiç araştırma yapmadan bu bilgiyi kullanıyormuşuzda haberimiz yokmuş elhamdülillah…
    e=mc2 yani bir cisim madde olay zaman ne dersen ışık hızına ulaşırsa enerji boyutuna geçer yani 1000 yıl 3000 bin yıl gibi zamanlar an gibi kalır bu boyutta anlamak için biraz incele derim şimdilik bu kadra diğer safsataların o kadra mantıksız ki bunun sana yetmeyeceğini bilmeme rağmen sana bir mum yaktım hadi sen biraz uğraş medeniyetini kur ampulünü icat et ve kendini aydınlat ama unutma eğer şebeke ışıkları kesikse senin ampülünün anlamı yok yani şebeke ışıkları =hidayet dilediğine verir

  297. ARTIK BENİ ÜYELİKTEN ÇIKARINIZ VE BANA BU SAPIK YAZILARI GÖNDERMEYİNİZ.

  298. felsefeci says:

    Araştırmacı diye bir arkadaşa hitap olunur.
    Allah neden herkesin anlayacağı gibi yollamamış kuranı diyor. Peki ben de sana soruyorum herkes yediği elmadan aynı tadı mı alır veya okuduğu bir romanı herkes aynı şekilde mi yorumlar herkesin yorumlaması farklıdır.
    Ben de mesela öğrencilerimi sözlü yaparken anlama kapasitesine ve yorumuna göre değerlendiriyorum. Aslında bu sitede daha yazmamayı düşünüyordum mailimde cevap gördüm bir mizah sitesinde eğlenirken meşgul ettiniz beni yine olsun burda da gülüyorum değişen birşey olmadı.
    Aslında sizin mantıksız diye itham ettiğiniz tüm iddialar tam bir totolojiden ibaret tam bir çelişkisiniz yani- MANTIKSIZSINIZ.
    Aman ha şunuda hatırlatayım bu dünya bir sınav büyük öğretmen sınav yapacak iyi hazırlan takribi 60-70 yıl sonraorda mantık arama aşk ara sevgi ara merhamet ara bağış ara rahmet ara sen bilirsin ara sıra kendini ara.

    • CENGİZHAN says:

      KURAN İNSANLAR ADEM VE HAVVA DAN ÇOĞALMIŞTIR DİYOR KATILIYORMUSUNUZ?
      A-ADEM VE HAVVA HANGİ IRKTANDI ? ZENCİMİ ?ÇİNLİMİ? ABORJİN Mİ?
      NİSA SURESİ-1 AYET..Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının

      İnsanlar Adem ve Havva dan çoğaldı
      1-Adem ve Havvanın çocukları oldu. Kardeşler birbirleriyle ilişkiye girdiler. Böyle İnsanlık Aile içi sex le çoğaldı . Kuran insanlara hakaret etmiş olmuyormu? Arap diyor ki..senin soyun iki kardeşin sex inden gelmektedir.Sen böyle bir soydansın.Bu insana hakaret değilmidir?
      2-Kardeşlerin sexiyle çoğaldık demek soyumuza hakaret edilmesi değimlidir?
      3–Adem ve Havva hikayesini yazan Kuran ın Allahtan geldiğini söylemek bir yaratıcıya hakaret etmek olmazmı?
      4-Ana baba aynı ise Öyleyse Yeryüzünde neden bu kadar çok farklı ırk var.
      Zenci,Arap,Çinli,Aztek,maya,Türk,Arap Viking var

      B-ALLAHIN ADEM ‘E ÖĞRETTİĞİ -ADEM’İN KONUŞTUĞU DİL HANGİSİDİR ?

      1-Kuranın dediği gibi ortak atamız Adem ve Havva ise Tüm insanlığın tek Dil konuşması gerekmezmiydi?
      2-Ana baba aynı ise Öyleyse Yeryüzünde neden bu kadar çok farklı dil var.
      3-Tanrının insanlığa verdiği Dil’den daha anlaşılır,daha özel bir Dil olabilir mi?
      4-Adem ve Havva nın Dil’i varken neden başka Dil kullansın?
      5-Tanrının bize armağanı bir Dil varken neden başka dillere ihtiyaç duyalım?
      6-Tanrı neden herkesin birbirini anlayamayacağı birçok Dil olmasına izin versin?

      KURANA GÖRE ADEM YARATILDIĞINDA HERŞEYİ BİLMEKTEDİR
      1-Şimdiki insanlar Ademden daha akıllılar. Ademin bilmediği bir çok şeyi biliyorlar.
      Hani Allah Ademi mükemmel yaratmıştı?
      2-Allah şimdiki insanların kullandığı teknolojileri neden vermemiş olabilir.Ademe neden uçak yapmayı,Elektiriği üretip kullanmayı ,Araba yapmayı öğretmemiştir.
      3-Kuran’a gore Adem’in çocuklarından Habil ÇİFTÇİ, Kabil koyun ÇOBANıdır. Yani ilk insan döneminde ziraat ve hayvancılık vardır. Bilim’e göre ilk insanlar AVCI ve TOPLAYICIdır (ekipdikmez). Ziraat ve hayvancılığın tarihi sadece on bin senedir.Allah kendi kullarının ne zaman ne yaptığını unuturmu? Yoksa bunu yazan kitap Allahın sözleri değimlidir?
      4- Kuran’a göre meyveler, sebzeler bugünkü özelliklerinde (Renk, tat, şekil, büyüklük vs) yaratılmışlardır. Bilim’e göre ise günümüzde bulunan sebze ve meyveler, insanlar tarafından seçildiği için, bugünkü tat, koku, renk, ve boyutlarına ulaşmışlardır. Yani günümüzde tüketilen tüm sebze ve meyveler, insanlarca geliştirilmiştir.Bu hala da devam etmektedir.
      5-Domatesi ve patatesi Amerikanın keşfinden sonra öğrendiğimiz için Bu en çok yenilen sebzelerin adı kuranda geçmez.Peygamberler patates domates gibi sebzeleri yemeden ölmüşlerdir.Allah neden böyle istemiştir?
      6-Allah adem e yazıyı öğretmemiş oda çocuklarına öğretememiş neden? Çünkü yazının ilk keşfinin tarihi bellidir.
      ALLAH YARATMIŞ OLDUĞU KULUNUN VUCUDUNU BİLEMEZMİ?
      MUHAMMED suresi-15-ayetBu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?
      A-Bilimselliğe bakarmısınız! Bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içmek.Allah suyu içtiğimizde midemiz yerine bağırsaklarımıza gittiğini sanıyormuş olamaz değilmi?Allahın vucudumuzu bilmemesini düşünemiyeceğimize göre bunu yazan kitap Allaha ait olabilir mi?
      B-Allah ın insan vucudunun nasıl olduğunu bilmemesi mümkünmüdür?Allah gibi bir yaratıcı bu kuranda yazılan gibi bir ceza mı verir.Böyle bir cazayı ilahi buluyormusunuz?
      C-Su içildikten sonra bağırsaklara değil de mideye gideceğini Allah bilemezmi?

      • murat says:

        Hz ademin dilinin ibranice olması ancak yahudilerin iddialarından olabilir.Ben islam kaynaklarında böyle bir ifadeye raslamadım.Dil mananın ve cisimlerin ses ile teleffuzundan oluşur.Ses değişir fakat kastedilen manalar aynıdır.
        Meyvelerden sadece elma türünü 50-60 çeşit belki daha fazla yaratan dilleri neden tek tip yaratsın?
        Otomobil firmaları sadece tek tip araç üretse eksiklik olmaz mı?
        Kabiliyete bağlı olarak çeşitlilik artar.
        İnsanların dilleri çeşitli olduğu gibi her insanın yüz hatları ses tonu farklıdır.İnsanlar sayısınca insan vardır.

        Tek yumurta ikizleri gibi dna sına kadar aynı yaratabilirdi.Nitekim örneğini vermiş.Fakat çeşitliliği allahın yaratma kabiliyeti gerektiriyor.Sınırlı bir yeryüzü sayfasında yüzbinlerce kitabını yazıyor.Aynı mürekkepten yüzbinlerce renk üretiyor.
        Bir şeyden herşeyi icat etmek ve her şeyden toplayarak bir tek şey yapmak ancak kainatın yaratıcısına mahsus taklit edilmez bir mühürdür.
        Sarısını siyahını çekik gözlüsünü ilmiyle hz ademin vücuduna istiflemiş ve aynı soydan türetmiş.Her insanın ses tonunu ayrı yarattığı gibi ırkları ve dilleri çoğaltmak onun ayetlerindendir.
        Aynı anne ve babadan birbirine zıt karakterler üretebilir.Yaratmasının sınırı yoktur.Atomlar onun emrine şevkle itaatkar askerleri gibidir.Sadece topraktan değil ışıktan,karanlık maddeden,elektrikten, sesten ve daha bilmediğimiz diğer varlıklardan yaratılmış canlı türleri vardır.Kainat canlılarla tamamen doludur.
        Tüm insanların ortak atadan gelmesi aralarında bağlayıcı kuvvetli bir kardeşlik bağı tesis etmektedir.
        Zaruret haramı helal eder.Açlıktan ölme noktasına gelen şahıs domuz eti yiyebilir.
        Müslüman olmayan beldede faiz caizdir.
        Savaşan düşmanı öldürmek caizdir ve cihattır.
        Hz ademin çocukları önemli bir zaruretten dolayı evlendiler.Allah dilediğini helal dilediğini haram kılar.
        İslam her duruma ve yaşayış tarzına göre uyarlanmış farklı mezheb görüşlerinin hepsini destekler.

        Senin topladığın bu iddianın yaratıcının yaratma kabiliyeti ile örtüşmeyeceği ve ne kadar akıldan uzak olduğu ve düşünmeden ortaya atılmış bir hezeyan olduğu ve sırf sataşma niyetine uydurulduğu…….. açıktır.

    • Allah Kuranı anlıyasınız diye arapça göndermiş.En güzel dildir.Senin dilini,Kargala gagalasın.Her dille kitap gönderilseydi şimdi yüzlerce dilde gönderilmiş olacaktı..Ne yazı ki,Senin gibi ahmaktan,Allah izin almadan Arapça göndermiş.Ve senden izin almadanda senin gibi ahmaklarıd ayaratmış.

  299. Aga says:

    Aga insan inan mak istegine inanir ama biraz dusun allah in vahiy yoluyla indirdigini alemlerin efendisini kotuleyerek elestirmissin bi insanin inanclari ile dalga gecilmiz bu dunyada 2 milyar muslim var sen de insallah muslim olursun o kurani ac oku ilk okudugun ayet ins. Su olur sana gosterdiklerimiz yetmedi mi.

    • CENGİZHAN says:

      Neden seni bi güzel kandırdıklarını düşünmüyorsun?Anlamak istemiyorsun?
      MUHAMMED VE DİĞER “PEYGAMBERİM” DİYENLER AMERİKA VE AVUSTRALYA KITASINI NEDEN KEŞFETMEMİŞLERDİR?

      Gök katlarını Cebrail ile bir bir aşarken sırasıyla Adem, Yusuf, Yahya ve İsa, İdris, Harun, Musa ve İbrahim peygamberleri görmüş, zaman, mekân ve cihetin olmadığını ifade ettiği katta Allah ile aracısız görüşmüştür.
      Burada birincisi Atmosferin katları kuranda yazıyor diyen ahmakların bu olaya bakarak bu atmosferin her katında bazı peygamberlerin yaşaması ve son katında Allahın yaşadığını söylemeleri konusunda akla davet ediyorum..
      Atmosfer yedi kat da değildir.
      Kimilerine göre bu yükselme fiziksel, kimilerine göre manevi, kimilerine göre hem maddi hem manevi, kimilerine göre de ne tam anlamıyla maddi ne de tam anlamıyla manevidir.Bazı İslam önde gelenleri de Burak adlı bineğin kullanılmasını Miraç’ın tamamen ruhsal bir deneyim olamayacağına kanıt olarak göstermişlerdir.
      Allahın yanına mihraca çıktım diyen peygamberin gidip gelirken Amerika yada Avustralya kıtalarını görmesi kaçınılmazdır. Müslümanlara bilgi verip Hıristiyanlardan önce Müslümanların bu kıtaları keşfetmesini sağlayabilirdi. 800 yıl sonra Hıristiyanlar bulup tüm kıtaya kendi dinlerini yaydılar.

      Hatta bu gidiş gelişte Dünya nın yuvarlak olduğunu öğrenemez mi bir peygamber?
      Uçmak çok büyük bir işmiş ve Allaha mahsus bir olaymış gibi bildirip Allahın Burak adlı bir aracı olduğunu müjdelemiştir. O dönemde Uçan araç tabiî ki ilkel çöl bedevilerinin aklını başından almıştır. Şimdi ki insanlar için tabiî ki Burak komedi.Şu anda uçaklar birçok zenginin ulaşım aracı.
      Hiç olmazsa bir dünya haritasını veremez miydi insanlığa denizciler yollarını bulabilsinler.
      Yolları bulabilmek için Allah ırmakları yarattım deyip bir haritayı esirgedi demek ki insanlıktan.
      Muhammed Amerika ve Avustralya kıtalarını bilse söyler Arap Müslümanlar Amerika ya gider ve Amerika kıtası şimdiki gibi Hıristiyan olmaz Müslüman olurdu.
      Allahın yanına Mihraç a çıkan peygamber Muhammed bu kıtaların Müslüman olmasını istemiyor muydu ?
      Bu size biraz tuhaf gelmiyor mu?

  300. CENGİZHAN says:

    12-KURANIN ALLAH IN GÖNDERDİĞİ BİR KİTAP OLMADIĞININ KANITLARI

    1-ALLAHI BİLGİSİZ DURUMUNA DÜŞÜREN BİR KİTAP ALLAHIN OLABİLİRMİ?

    1-TEVBE SURESİ 14.AYET. Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onların cezasını versin ve … Onları rezil ve rüsvan etsin, yardımıyla sizi onlara muzaffer kılsın. Ve mümin bir kavmin yüreklerini ferahlandırsın.
    Maalesef uhud savaşı kazanılamamıştır.
    Enfal-65. Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Sizden yirmi sabırlı kişi olsa, iki yüz kişiye üstün gelir. Sizden yüz kişi de kâfirlerden bin kişiye üstün gelir;
    Enfal-66. Şimdi ise Allah sizde bir zaaf bulunduğunu bildiği için, yükünüzü hafifletti. Bu durumda, sizden sabreden yüz kişi olursa, iki yüz kişiye üstün gelir. Sizden bin kişi de Allah’ın izniyle iki bin kişiyi mağlûp eder.
    Enfal-65 ayeti, Uhud Savaşından önce yazılmış olup, savaşta bozguna uğranılması üzerine, yerine Enfal-66 ayeti gönderilmiştir.

    A-Enfal 65 ve 66 ayetlerinde Allah, geleceği bilmeyen, insanlardaki zaafı göremeyen bir tanrı konumuna düşürülmüştür.
    B-Kuran daki tevbe suresine göre söylediğini yapamayan güçsüz bir Allah konumuna düşmüştür.Bunu yazan bir kitabın Allaha ait olduğunu düşünebilirmiyiz?
    B-Yarattıklarının birbirini öldürmesinden nasıl bir keyf almaktadırki Allah sürekli savaş ve öldürme istemektedir.
    C-Böyle bir Allah olabilirmi? Yada Allah böyle savaş kitabı göndermiş olabilirmi?

    2-Nuh’un oğul sayısı Tevrat’a göre üç, Kuran’a göre ikidir. Tevrat’a göre bu üç oğlandan biri Avrupalıları, biri Asyalıları, biri de günahlarından dolayı kararak Afrikalıları oluşturur. Tevrat’ta tufan sonrası Nuh’un şarap yapıp içip sarhoş olması gibi bazı hikâyeler de anlatılır ama Kuran’da tabii ki bunlar bulunmaz.

    A-Allaha ait denilen kitaplarda önceki olandaki bilgi sonrakin de Eksiktir.Nuh Konusunda ki bu yanlışlıkla Kuran Allahı unutkan ve Bilgisiz duruma düşürmemişmidir?
    B-Nuh konusu kuranda darmadağınık bir durumda karma karışıktır.Bilgiler eksiktir.Bu kitabın tanrıdan gelmesi mümkünmüdür.

    2-MATEMATİĞİ BİLMEYEN ALLAHMI MUHAMMEDMİDIR?

    Nisa suresinin miras la ilgili 4-11-12 ayetlerinde miras taksimini en basit taksimle bile yapıldığında 1 dönüm tarlayı yada bir evi bölüştürmek mümkün değildir.
    A-Allahın matematik bilmemesi mümkünmüdür?
    B-Allah mı hata yapar yoksa Allahın olmayan bir kitap mı siz karar verin.Kuranın Allahın gönderdiği bir kitap olmadığının kanıtıdır diyebilirmiyiz?
    C-Bu hesabın yanlışlığını gizlemeye çalışan bir insan kimi niçin hangi amaçla kandırmaya çalışmaktadır?

    3-KURAN AYET OLARAK 23 YILDA GELDİ İSE AYETLERDE NEDEN BU KİTAP DİYE SÖZ VARDIR?

    Kuran’ın orijinali Küçük taşlar, deri, ağaç parçası, kemik gibi çeşitli nesnelere yazılıydı. Denildi eee nerede o zaman denilince …Yakıldı dediler.Bunlar da dünyanın hiç bir tarafında yok.
    A-Neden yakıldı? kim yaktı? niye yaktı? Neredeler? bilen yok..ne ilginç değilmi?
    B-Biz Türkler kuran dan bin yıl önce Orhun yazıtlarını bırakabilmişken.kurandan gunumuze neden yazili kayit, ulasmadi?
    C-Nerede bu kemikler ceylan derileri?
    D-Neden birtane bile orijinal belge yok.. sumer tabletleri, mumyalar,papirusler gunumuze kadar ulasirken kuranin orijinal bir ayeti gunumuze ulasmadi?
    E-Muhammed kuranın Allahtan geldiğine inanacak insanlar olduğunu düşünseydi yazin daglara taslara bu kitabi demezmiydi?

    F-Muhammed öldügunde ortada kuran isimli bir kitap yoktur…23 Yılda parça parça Cebrail tarafından gece rüyasına getirildiği söylenen şeylere nasıl kitap demiştir?yoksa dememiştir de sonra birilerimi kitap diye yazmıştır?

    G-Kuranın parça parça sözde “inmesi” de açık bir şekilde üzerinde düşünülerek yazıldığını açıklıyor.
    Eğer bir yaratıcı olsa idi ve bir kitap indirseydi neden parça parça indirsin saçma geliyor ve ayrıca yeterince düşünememişler

    H-Ayet ayet 23 yılda indiği söylenen KURANın ilk ayetlerinde yer alan bu kitap sözü hiç ilginizi çekmedimi?Bu kuranın sonradan yazıldığı ve oluşturulduğunun ispatı değil mi?

    I-Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?Sözü sadece rahman suresinde peşpeşe 17 kere takrarlanmıştır.Allah böyle bir yanlışlık yaparmı? Bunu yazan bir kitabı… Allah göndermiştir demek mümkünmü?

    4-BÖYLE BİR CÜMLE ALLAHIN OLABİLİRMİ Kİ? KURAN ALLAHIN KİTABI OLSUN

    MAİDE-75… Annesi de gayet doğru bir kadındır. İkisi de yemek yerlerdi.
    Kuran a ve Allah a göre ikisinin de yemek yemesi çok önemli onların doğru insan olduklarının kanıtı.
    A-Bütün yemek yiyenler doğru insanmıdır.
    B-Doğru ve iyi olmayanlar neyle beslenmektedirler.iyiler yemek yemelerinden anlaşıldığına göre
    C-Allah böyle bir cümle kurar mı? İkisi de yemek yerlerdi

    5-KURAN’DA SEX KÖLELİĞİ VE SÜBYANCILIK VAR ..
    BU KİTABA ALLAHIN KİTABI DEMEK ALLAHA HAKARET DEĞİLMİDİR

    Kazanılan savaşta ele geçen kadınlara cariye, erkeklere de köle denir.
    Cariyelerin çoğunluğu evli, kocalari öldürülmüstür. Cariyeler Kadin sex köleleridir.
    Sadece KÖLE erkek köleler icin kullanılır.

    ENFAL-41..şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığığınıız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. O da peygambere ve ona yakınlığı olanlara, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlara aittir.

    A-Peygamber yetimlere miskinlere ve yolda kalmışlara Köle ve cariyeleri nasıl dağıtabilmektedir?
    B-Bu sureyi Allah bana vahiy etti demek Allaha hakaret değimlidir?
    C-Muhammed otomatik olarak Savaşta elde edilen köle ve Sexkölesi(cariyelerin) % 20 ini alıyor gerisi de diğerleri tarafından pay ediliyor.peygamber olan birine ganimet almak yakışan bir davranış mıdır?

    NUR SURESİ..33- Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için cariyelerinizi iffetli kalmayı arzu edip duruyorlarsa fuhşa sakın zorlamayın.

    D-Cariyelerin sahipleri cariyelerini eve gelen misafirlere ikram etmeseler sapık ilişkilerde zorlamasalar “fuhusa zorlamayın” denilir mi?
    E- “Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için cariyelerinizi fuhuşa zorlamayın” diye söylemekle pezevenklik yapmayın demektedir. Bu cümlenin anlamı bu değimlidir?

    TALAK suresi ..ayet..4 – Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdetini görmemiş bulunanlardan eğer şüphe ederseniz onların bekleme süresi üç aydır.
    F- ‘Henüz adet görmeyen’ kadınlardan ‘nasıl boşanılacağı’ anlatılmasının amacı nedir?
    G-Doğal olarak buradan şu sonuç çıkarılmazmı daha ergenliğe girmemiş kızlarla evlenilebilir ve hatta boşanılabilir?
    H-Yaratan bir gücün bedevinin cinsel sapıklıklarının Önlerini açıp azdırmak için yanıp tutuşduğunu düşünmek akıla mantığa sıgmaz.O nedenle kuran Allahın gönderdiği bir kitap değildir diyebilirmiyiz?

    6-ALLAH GEÇERLİLİĞİ KALMAYAN EMİRLER VERİRMİ? BU KURANIN İNSANLAR TARAFINDAN DÜZENLENDİĞİNİN KANITI DEĞİLMİDİR?

    A-Muhammedin cinsel hayatını düzenleyen ayetler
    B-Allahın peygamberin eşlerine hitap ettiği ayetler
    C-Muhammed zamanında yapılan savaşların taktiğin verilen ayetler.
    Bu ayetlerin normal olarak kuranda bulunmasının doğru olduğunu düşünüyor musunuz?

    7-KURAN DA YAZANLARA GÖRE ALLAH KULLARI ARASINDA IRK AYRIMI YAPIYOR .

    A- Kurana göre Allah ırk ayrımı yapmaktadır.

    BAKARA SURESİ 47..Ey İsrail oğulları! Size lütfettiğim nimetimi, sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
    AL-İ İMRAN SURESİ 33 Allah; Âdem’i, Nûh’u, İbrahim Ailesi’ni, İmran Ailesi’ni seçerek âlemlere üstün kılmıştır
    NAHL suresi..75.ayet…Allah şunu misal getirdi: Bir yanda hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köle, diğer yanda tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz, ondan gizli, açık olarak harcayan hür bir insan, bunlar hiç eşit olur mu?

    1-Kurana göre Allah Yahudileri üstün ırk olarak olarak görmektedir.Neden yahudiler
    2-Buradan Allahın yarattı dediği adem yahudiydi anlamı çıkarmak gerekmez mi?
    3-Kurana göre üstün ırk Yahudilerse Allah neden sadece Yahudi dili konuşulmasını sağlamadı?
    2-Allahın ırk ayrımı yaptığını söyleyen Böyle bir kuran Allahın kitabı olabilir mi?

    8-KURAN ALLAHIN BİR TÜRLÜ KARAR VEREMEYEN OLDUĞUNU UNUTKAN OLDUĞUNU YAZIYOR

    A-ALLAHIN UNUTARAK KARARSIZ KALMASI DİYE BİR ŞEYİ KURAN NASIL İMA EDER?

    Bir surede vasiyet iniz geçerli mirasınızı istediğiniz gibi dağıtın diyor.Diğer bir surede mirasınızı benim size söylediğim şekilde dağıtacaksınız diyor..Böyle bir hatayı Allah yapmayacağına göre kuran Allahın kitabı olabilir mi?

    Allah Kuran da bir ayette Muhammed hazretlerinin ilk müslüman olduğunu belirtir..
    Allah kuran da bir ayette Musa‘nın ilk müslüman olduğunu belirtir .
    İbrahim in de kuranda müslüman olduğunu yazar.İbrahim, Muhammed’den de, Musa’dan da önce yaşadığına göre Müslüman lığı onlardan öncedir.Kuran Böyle yazmaktadır.

    1-Allah ilk Müslüman kim karar veremez mi?
    2-sizce ilk Müslüman kimdir?
    3-Kuranda Musa ilk Müslüman der.kuran doğru söylüyorsa neden Allah Musaya kuranı değil de on emir ve Tevrat ı indirdi.
    4-Tevrat ve Museviliğin indirildiği Musa ya Müslüman diyen Kuran ne kadar inandırıcı olabilir.
    5-Bu yanlışlıkları yazan kitap Allahın kitabı olabilir mi?

    B-ALLAHIN KURANDA ÖNCEKİ KARARI HATIRLAYAMAZ DURUMUNA DÜŞÜRÜLMESİ OLMALIMI?

    Enam 146:”Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz”
    “Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık” diyor ama Yahudi inancında böyle bir şey yok. Burada çift tırnaklılar ile tek tırnaklılar arasında ayrım yapılır ve sadece çift tırnaklılar yenir. Yani Kuran ayetinde de yazıldığı gibi tüm tırnaklılar haram değil, sadece tek tırnaklılar Musevilere haram.

    A-Allah hem kuranı hemde tevratı göndermiş olduğuna göre .Allah kendi gönderdiği Tevratta ne göndermişti kuranı gönderirken neden bilmiyor?
    B-Allahın unutkan bir yaratıcı olması düşünülebilirmi? Yoksa tevrat ve kuran Allaha ait kitaplar olmadıklarımı? Hangisi doğrudur?

    9-KURANA GÖRE ALLAH KADINLARA AYRIMCILIK YAPMAKTADIR NEDENİ NEDİR?

    İslamda iki kadının şahitliğinin bir erkeğe denk sayılması(bakara-282)
    Hatta bu şahitliği yapacak akıldan yoksun olduğunun söylenmesi(bakara-282)
    Miras ta erkeğin yarısı kadar pay sahibi olması(nisa-11)
    Erkekler tarafın dan şiddet uygulanması dövülmesi emri(nisa-34)
    Kocasını birden fazla kadınla paylaşmak onursuzluğuna zorlanması(nisa-3)
    Allah’ı bırakıp dişilere tapıyorlar. Hâlbuki azgın bir şeytana tapmaktadırlar.(Nisa-117)

    A-Allah Kuranda kadına şeytan demektedir. Bu kadar öfkelendirecek ne yapmış olabilir?
    B-Şahit olacak akıldan yoksundur demektedir.Kadına aklı Allah vermemişmidir?
    C-Miras tan yarım pay almasını uygun görmektedir.Allah böyle bir insani olaya neden kendini dahil eder.Allah çocuklarına miras konusunda Ana ve babayı yetkili kıldım dese yetmezmi?
    Böyle bir şey söylemesede bir ana baba çocuklarına adil davranmazmı?
    D-Allah Kuranda Gerektiğinde dövebilirsin demektedir.Allah bu kadar ilkel olabilirmi? Bir insanın dövülmesini söyleyen Allah olabilirmi?Yoksa bunu yazan kitabın Allah la bir ilgisi yokmudur?
    E-Eşini çok kişiyle paylaşma onursuzluğuna zorlanmıştır.Bir kadının eşini başkasıyla paylaşma duygusunu Allah anlayabilmektemidir? Bu Allahın isteği olabilir mi? Yoksa bunu yazan kuran Allahın kitabı değimlidir?
    F- Allahın yarattığı kadına böyle davranmasını mantıklı buluyormusnuz?
    G-Cennette huriler olduğuna göre kadınlar cennete gitmemktedirler.kadınların cennete gitmeyeceği kadınlardan neden gizlenmektedir?
    H-Kadınlara yapılan bu ayrımcılığın muhammedin arkadaşlarının 15 yaşında evlendiği bir yaşta evde kalması sonra 25 yaşındayken 40 yaşında 5 çocuklu bir nine tarafından bana koca ol diye seçilmesinin etkisi varmıdır?

    10-KUR’AN’DAKİ ANLATIM AKSAKLIKLARI NI ALLAH NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

    Kur’an Muhammed’in,sözü söyleyeni karıştırdığı ayetlerle doludur.Kimin konuştuğu,Kur’an’ın insan mı,melek mi yoksa Tanrı sözümü olduğu belirsizdir.Elimizde gaflarla dolu bir kitap var ve ben onlardan bazılarını yazacağım:

    İsra=1:Kulu Muahmmed’i bir gece, Mescid-i Haram’dan kendisine bazı ayetlerimizi göstermek için,etrafını mübarek kıldığımız,Mescid-i Aksa’ya götüren Allah,her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir.Şüphesiz ki her şeyi işiten,her şeyi gören O’dur.

    A-Burada konuşan kimdir?Allah kimin ayetlerini göstermek için Muhammed’i Mescid-i Aksa’ya götürmüş?

    En’am=114:Allah size Kitab’ı açıklanmış olarak indirmişken, ondan başka hakem mi isteyeceğim?Kendilerine kitap verdiklerimiz bilirler ki,o tamamıyla hak olarak, Rabbinden indirilmiştir, sakın şüphelenenlerden olma.

    B-Burada konuşan kimdir? Hakemi isteyeceğim diyen kim?şüphelenen olma diyen kim?

  301. CENGİZHAN says:

    Bilal amma atıyorsun be arkadaşım söylediklerine önce kendin inanmalısın..
    İnsanları kandırdığınız yeter…gerçekler açıklanacak..
    nededi başbakan Dindar gençlik..
    Tamamen katılıyorum Akp ye..
    Bunlar öğrenilmeli artık..Yıllardır Kuran Allahın Muhammed peygamber diye yutturuldu..
    artık Kuranda ne yazdığını herkes öğrenecek emir böyle…
    Kuran ın Muhammedin karı kız işlerini Düzenlemek için yazılmış olduğunu herkes bilecek..

    MEKKE DIŞINDA YAŞAYAN BİR MÜSLÜMAN OLARAK ALLAHA KARŞI GELMİŞ OLUYORSUN
    NEDEN ALLAHA KARŞI GELİYORSUN? AMACIN NE?

    EN’AM SURESİ-92.Ayet..Bu (Kur’an), Ümmü’l-kura (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır.

    ŞURA SURESİ-7…ayet-Şehirlerin anası (olan Mekke’de) ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur’an vahyettik.

    Evet Kuran ve islamiyetin uygulama yeri bu kadardır.bunun dışında kurana uyulması kutsal kitaba göre yasaktır.Kuran da Allah Mekke ve çevresi için islamiyeti gönderdiğini bu surelerde söylemektedir.

    A-Allaha inanıyorsan neden onun kitabına ve emrine karşı geliyorsun?
    B-Mekke dışında Müslümanlığın bir amacı ve anlamı olmadığına göre :
    Mekke dışında da Müslümanların olmasını neye bağlıyorsun ?
    C-Cennete gidemeyeceğine göre Mekke dışında Müslüman olmaya devam edecek misin?
    D-Allah Müslümanlığın neden sadece bu kadar küçük bir alanda yaşanmasına izin vermiştir?

  302. DEİST says:

    İNANMIYORUM ÇÜNKÜ: tanrı neden bizden kendisi için ibadet etmemizi istesin bu kadar mükemmelliği yaratan bir tanrının biizm ibadetlerimize ne ihtiyacı var hemde istemeden dünyaya geldiğimiz dünyada.biz köle gibi sayılmaz mıyız?
    2-kuranda neden muhammedin kadınlarla ilgili ayetlerine çokça verilmiş bu zevkler dünyevi değil mi muhammedin ne işi var kuranda .
    3-kuran madem evrensel neden başka ırklara gelmeiş ve sadece araplara gelmiş diyebilirsiniz araplar çok ahlaksızlaşmaya başlamış.ama baktığımızdan uzak doğu olsun batıdaki ırklar olsun çoğu ahlaksızlık içindeydi hatta araplardan bile beterdiler belki.
    4-neden biz dünyaya müslüman olarak geliyoruz neden bizim tercih etmediğimiz halde o dinin içinde doğuyoruz müslümanlık hak diniyse müslüman bir ülkede ailede doğanların ayrıcalığı ne bu adaletsizlik değil mi.
    5-neden 1400 yıl önce ortaya atılan bu kitapa hemde tam delili yokkan bu kadar kuru kuruya bağlanabiliyoruz.ve çelişkilerle olan bu kitaba.
    6-tanrı yoktan var edense çamuru da kendisi yaratmışsa insanı nasıl çamurdan yaratıyo neden yoktan yaratmıyo. tanrı bizi çamurdan yaratmışsa dünyevi maddeler kullanılmış ama tanrı olağanüstü bu nasıl açıklanabilir.
    7-tanrı herşeyi görüyorsa kimin ne yapacağını biliyorsa neden cennet cehennem var bunları tanrı önceden zaten görüyormuş madem böyle bu imtihana ne gerek var.
    hiçbirşey nedensiz değilse bu imtihanın nedeni ne bizi yaratmasının nedeni ne (hiçbir nedeni bulamayız çünkü yok bunu tanrı bizim ona ibadet etmemiz için yaratmış diyebilirsiniz o halde tanrı insanı egoları olan bi varlık sayılmaz mı? (çelişki üsüne çelişki))
    8-biz adem peygamberden geliyormuşuz göya ve adem peygamber orada yasak elmayı yemiş göya orada dünyevi bi maddenin şi ne olağanüstü bir yerde tanrı sadece dünyada olan maddelerden mi yaratabliyormuş bu tanrının olağanüstülüğüyle çelişmez mi.
    tanrı herşeyi biliyorsa neden adem peygamberi bu şekilde sınasınki sınamay ne ihtiyaç var.
    9-neden bizden önce dinazorlar yaşamış.burda tanrının amcı ne bu akılsız varlıkları tanrı neden yaratabilir.
    10-tanrı merhametlilerin merhametliyse eğer bu vahşi işkenceleri neden yapıyor inanmayanlara.
    11-şunu bilinki 1400 yıl önce teknoloji bu kadar gelişmiş değildi ve herkez istediğini atıp tutardı ve insanlar o dönemde tam bilgili olmadıklarından dogmatik söylentilere inanmya yatkındılar çünkü bilimsel kanıtlar yoktu.muhammed de çıktı ve akıllı ya bundan yararlanıyım dedi.ve şimdi bakıyorum sanki muhammedi yakından tanımış gibi müslümanlar muhammed böyle iyiydi şöyle iyiydi diye atıp tutuyorlar ne biliyosunuz açık delil var mı kesin birşey var mı?bir şeye insan nasıl görmeden inanabilir nasıl bu kadar sabit fikirli olabilir anlamıyorum.muhammedin nasıl biri olduğunu kadına düşkünlüğünden görebilirsiniz. bir sürü kadınla ilgili ayet var sanki muhammet istediğini atar istediğini alır bu nasıl bir ayrım bu nasıl bir adaletsizlik kadınları resmen sanki hayvan gibi 1 erkeğe 3 4 kadın düşer bu ne demen yani bu kadar çağdoşı uygarlık dışı birşey olabilir mi. bakıyordum kurana belki bende bi hata var diye bi baktım ne yazıyor ayette gözlerime inanamadım ne diyor biliyor musunuz muhammed in adına tanrı muhammedin kadınlarına şunu diyor muhammed sizi eğer bıraktıysa daha imanlı daha (birşeyler diyodu hatırlayamadım) … bulduğu için sizi bıraktı.bu nedemek ya kadın bir mal mı iyisini bulunca onu bırakacaksın.bu nerden çeksen bu düşünceye gelir. şimdi müslümanlar birsürü bilmedikleri hikayeleri uyduracaklar kuranın dilinden kaynaklandığı saçmalıklarını uyduracaklar.çünkü başka birşeyleri yok.
    12-bir insan korkuyla nasıl iş yapabilir kuranda ibadet edilmezse cehenneme gideceksiniz diyor bunu cehennem korkusuyla yapmış olmaz mısın arada bir çıkar ilişkisi olmaz mı bunu yaparsam cennete bunu yaparsam cehenneme gideceğim gibi . tanrı o zaman bizi köle görüyor sevdirmeden korkutarak ibadet ettiriyor bize bir kanıt vermeden 1400 öncesine daynan sadece o indirildiği bölgeyle alakalı bilgiler içeren bir kitap ve saçmalıklar ve çelişkilerle dolu.muhammedin kendisi için uydurduğu ayetler de cabası.
    13-tanrı bu kadar olağanüstüyse bu kadar dünyevi istekeri neden ?
    14-müslüan olmayanlar cehennemde ebedi yanacaklarmış ya göya müslümanlar cennette hurilerle oynaşıp şaraplar içeceklermiş zevk ve sefa süreceklermiş ya göya… burada şu adaletsizliğe bakar mısınız adam müslüman her türlü pisliği yapıyor her türlü kötülük ondan ama müslümanlığı savunuyor ben müslümanım illaki diyo ve bir müddet bedelini ödedikten sonra cennete gidiyor .ama bir insan hristiyan olarak doğuyor ve çok güzel işler yapıyor insanlık adına ama bir tek din yüzünden cehenneme gidiyor!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! bu nasıl bir ADALET bu nasıl bir anlayış tanrı bu kadar kötü mü bu kadar adaletsiz mi müslümanların o kadar övdiği adaletlilerin adaletlisi tanrı.
    15-tanrı bu kadar sorumsuz olamaz daha teknolojinin iletişimin doğru dürüst olmadığı bir zamanda kuranı indirtmiş ve bundan ileriki senelerdeki insanların şartsız kabul etmelerini istiyor ve inanmayanları ve haklı olduğu halde bu çelişkiler gördüğü halde inanmayanları cehenneme atıyor .mantığa bakar mısınız 1400 yıl önce kuranı indiriyor(göya). ve daha tam geçmişteki tarihin nasıl olduğunu bile bilemeden bizim inanmamızı bekliyor mu tanrı bu kadar düşebilir mi!!!
    16.tanrının amacı kendisine ibadet edilmesiyse neden şimdi ortaya çıkıp bunu demiyor. hep dolaylı yollardan gönderimlerde bulunuyor.
    17 eğer tanrı şefkatliyse ve annelerden bile şefkatliyse ve bir anne oğluna oğlu ne yaptıysa bile affediyorsa tanrı neden .bu işkence mekanizmasını yaratmış.(topuz saçmalığı ateş saçmalıkları).anneden bile şefkatli olan tanrı bu işkencleri insanlara karşı yapar mı pekala.(!)
    18-diyorlar ya müslümanlar hiç böyle üslupta bir yapıt yazılamaz .şimdi sanatçılara bakalım ünlü sanatçılara onları ayıran ne üslupları değil midir üslubu dil anlatımı özgün şekilde kullanmaları ve çok güzel bir biçimde kullanmları ve hepsinin de ayrı bir yazış tarzı var.evet taklit edilebilri ama orjinali gibi güzel olmaz ünlü yazarların yapıtları. örneğin victor ,hugo balzac,aispos,ariosto.bunları da taklit edemeyiz. bu kuranın olağanüstülüğünü gösterebilir mi? sçamlaığa bakar mısınız.
    19-müslümanlar kuranla ilgili çelişkiler yakladığında diyorlar ya bu arapçanın dil bilim yüzünden grameri yüzünden . ama kuranda yol gösterici ve kuranda herşeyin açık olması gerekmez mi (diğer yaşamınla ilgili ciddi bilgiler içeriyor göya).eee o zaman gramere bağlamanın amcı ne (!) .
    20-şeytan tanrı gibi bir sonsuz kudretli bir varlığa nasıl karşı gelebilir kendisini de onun yarattığını bile bile . tanrıya nasıl saygı duymaz bu mantık ilkelerine uygun mu ama islamda bu olgu var.ve bir de şunu eklemek gerek şeytan yanacağını bile bile yine tanrıdan af dilemek yerine onunla iddiaya girebiliyo tanrı bu kadar küçük ve güçsüz mü?
    21-tanrı muhammede ayrıcalıklar veriyo bu ne demeli pek çok ayette bu geçerli . buna ne demeli bu saçma kitabı muhammedin yazdığının apaçık kanıtı da bu.
    müslümanlar artık bu dogmatik düşünceleri bırakın gözünüzü açın artık herşey ortada tüm çelişkiler ortada daha ne diyebilirim size bunlar sadece düşünsel oalrak değindiklerim kuranın türkçe mealini okuyun çelişkileri göreceksiniz .fakat objektif şekilde bende gözümü sonradan açanlardanım bir zamanlar müslümandım iyki araştırmışım doğru yolu bulduğuma eminim objektif bir şekilde değerlendirin kuranı kendi açınızdan değil. ve eminim objektif değerlendirirseniz eğer o kadar çok bulgular çelişkiler bulacaksınız ki…

  303. Burak says:

    ŞÖYLE Bİ YAZDIKLARINIZI OKUDUMDA GERÇEKTEN İÇLER ACISI..SİZ BİR MÜSLÜMAN OLARAK (TABİ MÜSLÜMANSANIZ), ALLAH IN EMİRLERİNİ VE FARZ KILDIĞI ŞEYLERİ YAPTIKTAN SONRA (NAMAZ,ORUÇ,ZEKAT vb.) ZATEN GERİSİNİN BOŞ.BUNLARI YAPARAK CENNETE GİRECEĞİMİZİN MÜJDESİNİ BİLEREK BURDA BÖYLE KENDİ ÇAPINIZDA TARTŞMALARA GİREREK HEM GÜNAHA HEMDE DİNİ BAŞKA YERLERE ÇEKİYOSUNUZ. NEFİS KURBANLARI OLMAYIN. BUNLARI SÖYLÜYORUM AMA BENDE DÖRT DÖRTLÜK HER FARZINI YAPAN Bİ İNSAN DEĞİLİM . AMA AKLIM VE FİKRİM YARADANDA GÖNLÜM NEBİ DEDİR . ELİMDEN GELDİĞİNCE HEM BU DÜNYADA DİK DURMAYA HEMDE ÖBÜR TARAFIN GEREKLERİNİ YERİNE GETİRMEYE ÇALIŞIYORUM.SİZE BENDEN Bİ TAVSİYE.. BU DİN HEPİMİZİN DEĞİL Mİ AKLIMIZ FİKRİMİZ YERİNDE DEĞİL Mİ .. DAHA NEYİN TARTIŞMASINDASINIZ BİRİLERİNİ İNANDIRMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ HERKES DİNİNİ İÇİNDE YAŞAR KİMSE KİMSEDEN ÜSTÜN DEĞİL . KURANDA YAZANLARLA İLGİLİ ÇEŞİTLİ ŞEYLER YAZMIŞSINIZ . DAHA AÇIKLANAMAYAN BİR YIĞIN AYETLER OLDUĞUNU DUYDUM BUNLARI ARAŞTIRIN ARAŞTIRMACI KİŞİLİKSENİZ EĞER. KURANIN SÖYLEDİKLERİNİ OKUMAYAN BİLMEYEN Bİ İNSAN BİLE DİNİNE SADIK Bİ AİLENİN ÇOCUĞU OLARAK DÜNYAYA GELMİŞSE ANNESİNİN BABASININ BİLDİKLERİNİ TEK TEK HATASIZ UYGULASA YİNE CENNETE KAVUŞUR ALLAH YOLUNDAN AYRILMAZ BURDAKİ KISSA YI ANLAMIŞSANIZ NE MUTLU SİZE . HAYIRLI GECELER .

    Yorumlarınızı büyük harflerle yapmayınız…

  304. CENGİZHAN says:

    KUTUP BÖLGESİNDE YAŞAYAN BİR MÜSLÜMAN CENNETE NASIL GİDEBİLİR.

    Müslümanlığın Allah tarafından sadece mekkeyle sınırlandırılmasının bir kanıtıda oruçtur. Müslümanlar Kutup bölgelerinde 6 ay gündüz 6 ay gece olunduğunu bilmedikleri için
    Ayette orucu gün ağarmasından güneşin kaybolması arasında tutulmasını emreder.

    BAKARA SURESİ 187.AYET. Sabahın beyaz ipliği , siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın.

    A-Allahın Dünyanın yuvarlak olmasını bilmemesi mümkünmüdür? Tabiî ki değildir.öyleyse bunu bu şekilde belirten bir kitabı Allahın kitabı olarak kabul edebilirmiyiz.
    B-Kuranda oruç tutma zamanı bu şekilde belirtildiğine göre kutuba yakın bölgelerde bir Müslüman olması yada yaşaması durumun da nasıl oruç tutabilir?
    C-Norveç yada İsveç gibi ülkelerde yaşayan insanlar Müslüman olsa bile Müslümanlığın oruç emrini yerine getiremeyeceklerdir.Oruç Tutamaması cennete gitmesine engelmidir?
    D- Mekke dışında oruç tutamayan Müslüman olduğu için cennete gidecekmidir?

    • Bir müslüman inkar etmedikçe,Oruç tutmaması cennete girmesine engel değildir.İbadetler,Allahın rızasını kazanmak içindir.Allah katında fazla bir önemi yoktur,Allahın insanların oruç tutmasınada fazla ihtiyacı yoktur.Namaz ise ,zikirdir,Duadır ve bir şekilde yapılmaktadır,İnkarı küfürdür.
      İnkarcı olmayanlar anlarlar.Kılarlar ve Oruçda tutarlar.Allah gücünün yetmediğini yüklemez.

      • cinali says:

        cengiz sana bir soru: allah kaldıramayacağı kadar ağır bir taş yaratabilir mi?

    • umut says:

      Peygamberimiz nasıl islamı yaşamak ve yaymak için mekkeden medineye hicret ettiyse islamı samimi bi şekilde yaşamak isteyende islamı yaşayacağı ortama hicret etsin. Bana hemen hemen şuna yakın birşey diyeceksinki “adam yerinimi değiştirsin bi oruç için” evet gerekiyorsa değiştirecek, nasılki ingilizceyi öğrenmek için başka ülkelere gidenler oluyorsa, demekki istese dinini yaşamak içinde yer değiştire bilir. benim bi komşum rusyada bi iş buldu oraya ailesiyle birlikte yerleşti ve rusyada yaşıyor şuan, ne için para için. Ozaman kusura bakma yaratanına itaat edeceksin ve gerekiyorsa yerini değiştireceksin.

  305. CENGİZHAN says:

    KURAN İNSANLAR ADEM VE HAVVA DAN ÇOĞALMIŞTIR DİYOR KATILIYORMUSUNUZ?
    A-ADEM VE HAVVA HANGİ IRKTANDI ? ZENCİMİ ?ÇİNLİMİ? ABORJİN Mİ?
    NİSA SURESİ-1 AYET..Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının

    1-Adem ve Havvanın çocukları oldu. Kardeşler birbirleriyle ilişkiye girdiler. Böyle İnsanlık Aile içi sex le çoğaldı . Kuran insanlara hakaret etmiş olmuyormu? Arap diyor ki..senin soyun iki kardeşin sex inden gelmektedir.Sen böyle bir soydansın.Bu insana hakaret değilmidir?
    2-Kardeşlerin sexiyle çoğaldık demek soyumuza hakaret edilmesi değimlidir?
    3–Adem ve Havva hikayesini yazan Kuran ın Allahtan geldiğini söylemek bir yaratıcıya hakaret etmek olmazmı?
    4-Ana baba aynı ise Öyleyse Yeryüzünde neden bu kadar çok farklı ırk var.
    Zenci,Arap,Çinli,Aztek,maya,Türk,Arap Viking var

    B-ALLAHIN ADEM ‘E ÖĞRETTİĞİ -ADEM’İN KONUŞTUĞU DİL HANGİSİDİR ?

    1-Kuranın dediği gibi ortak atamız Adem ve Havva ise Tek Dil konuşması gerekmezmiydi?
    2-Ana baba aynı ise Öyleyse Yeryüzünde neden bu kadar çok farklı dil var.
    3-Tanrının insanlığa verdiği Dil’den daha anlaşılır,daha özel bir Dil olabilir mi?
    4-Adem ve Havva nın Dil’i varken neden başka Dil kullansın?
    5-Tanrının bize armağanı bir Dil varken neden başka dillere ihtiyaç duyalım?
    6-Tanrı neden herkesin birbirini anlayamayacağı birçok Dil olmasına izin versin?

    KURANA GÖRE ADEM YARATILDIĞINDA HERŞEYİ BİLMEKTEDİR
    1-Şimdiki insanlar Ademden daha akıllılar. Ademin bilmediği bir çok şeyi biliyorlar.Nasıl?
    2-Allah şimdiki insanların kullandığı teknolojileri neden vermemiş olabilir.Ademe neden uçak yapmayı,Elektiriği üretip kullanmayı ,Araba yapmayı öğretmemiştir?
    3-Kuran’a gore Adem’in çocuklarından Habil ÇİFTÇİ, Kabil koyun ÇOBANıdır. Yani ilk insan döneminde ziraat ve hayvancılık vardır. Bilim’e göre ilk insanlar AVCI ve TOPLAYICIdır (ekipdikmez). Ziraat ve hayvancılığın tarihi sadece on bin senedir.Allah kendi kullarının ne zaman ne yaptığını unuturmu? Yoksa bunu yazan kitap Allahın sözleri değimlidir?
    4- Kuran’a göre meyveler, sebzeler bugünkü özelliklerinde (Renk, tat, şekil, büyüklük vs) yaratılmışlardır. Bilim’e göre ise günümüzde bulunan sebze ve meyveler, insanlar tarafından seçildiği için, bugünkü tat, koku, renk, ve boyutlarına ulaşmışlardır. Siz etrafınızda Daha gelişmiş karpuz , kavun kiraz yiyorsunuz.Hangisi çocukluğunuzda ki gibi?
    5-Domatesi ve patatesi Amerikanın keşfinden sonra öğrendiğimiz için Bu en çok yenilen sebzelerin adı kuranda geçmez.Peygamberler patates domates gibi sebzeleri yemeden ölmüşlerdir.Allah neden böyle istemiştir?
    6-Allah adem e yazıyı öğretmemiş oda çocuklarına öğretememiş neden? Çünkü yazının ilk keşfinin tarihi bellidir.Allahın Mükemmel insanının yazıyı bilmemesi dikkatinizi çekmedimi?
    ALLAH YARATMIŞ OLDUĞU KULUNUN VUCUDUNU BİLEMEZMİ?
    MUHAMMED suresi-15-ayetBu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?
    A-Bilimselliğe bakarmısınız! Bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içmek.Allah suyu içtiğimizde midemiz yerine bağırsaklarımıza gittiğini sanıyormuş olamaz değilmi?Allahın vucudumuzu bilmemesini düşünemiyeceğimize göre bunu yazan kitap Allaha ait olabilir mi?
    B-Allah ın insan vucudunun nasıl olduğunu bilmemesi mümkünmüdür?Allah gibi bir yaratıcı bu kuranda yazılan gibi bir ceza mı verir.Böyle bir cazayı ilahi buluyormusunuz?
    C-Su içildikten sonra bağırsaklara değil de mideye gideceğini Allah bilemezmi?

    • Adem as.senin ırkındandı.
      Yahu aptalmısın.Adem as.Toprak ırkındandı.sen ise toprağın hangi türündensin.
      çamurdan yaratıldın.ama hangi balçıktansın?.Siyahmı?,Beyazmısın?.

  306. mervece says:

    ateist bir dostla sohbett…bir anı…
    Yıllar önce Kuşadasın da bir gece, üç arkadaş oturmuş sohbet ediyorduk….denize tepeden bakılan bir yerdeydik…yıldızlardan ve batmakta olan aydan başka geceyi aydınlatan ışığımız yoktu…ayın , kızıla çalan rengiyle, dalga sesleri arasında yavaş yavaş denize doğru ilerlemesini izliyorduk… ayaklarımızı uzatmış, ellerimizde içeceklerimiz , değmeyin keyfimize durumlarındaydık … gerçekten muhteşem bir görüntü vardı karşımızda… nedense böyle zamanlarda sırları anlatmak daha bi kolay hale gelir…gece, insanı cesaretlendirir…hele de yanında güvendiği birileri varsa insanın ; dert varsa dert, aşk varsa aşık anlatılmaya başlanır, sorulma gereği bile duyulmadan…işte böyle sohbet ederken konu nasıl geldi hatırlamıyorum ama arkadaşım bana dönerek sana bir şey söyleyeceğim dedi…biraz bekledi…söylemek ve söylememek arasında gitti geldi…ve sonra ”ben ateistim”dedi… …tabi ben hiç beklemediğim bu açıklama karşısında şaşkınlıktan afallamış bir halde bir anda ona döndüm…ve

    - nasıl yani, neden?

    * dünyanın adaletli olmadığını düşünüyorum …mesela sen , eğer burada değil de başka bir ülkede doğmuş olsaydın belki de şuanda bir hristiyandın..sence bu haksızlık değil mi? adaletli değil…

    - keşke inanç senin bu bahsin kadar kolay olsaydı, öyle olsa idi sende şuanda ateist değil Müslüman olurdun…çünkü burada doğdun…keşke insanlar Allahı, gerçekten tanıyabilseler…nedense Allah ,sanki sürekli insanların önüne çukurlar, hendekler açan ; bakalım bu sınavı geçebilecek mi geçemiyecek mi diye komplolar kuran bir yaratıcı olarak anlatılıyor…oysa…mesela bak sen vazgeçmişsin ondan…bir seçim yapmışsın ve onu seçmemişsin…peki o senden vazgeçmiş mi? bir şekilde yolumuz kesişmiş, arkadaş olmuşuz senle….şimdi de burada oturmuş sana onu anlatıyorum…eminim ömrünün sonuna kadar da karşına; Onu anlatacak, hatırlatacak, düşünmeni sağlayacak sebepler çıkacak…bu bazen bir yazı, bazen bir kitap, bazen bir dost, bazen bir film ya da bir olay olacak…sen istediğin kadar kararlı ol, ona sırt çevir; O sana olan yönünü hiç çevirmeyecek…Firavuna , iyice yoldan çıkanlara, sapıklık da sınır tanımayanlara bile peygamber göndermiş, şans vermiş…hristıyanlara mıo şansı vermeyecek…Şimdi sen bana şurada doğsaydın, burada doğsaydın diyorsun…arayışiçinde olan birine sonuca ulaşması için , elmanın kafasına düşmesi kadar basit bir sebep bile yeterlidir …Allah mutlaka sebepler yaratır kullarına ulaşmak için . Bilgisinin ulaşmadığı insanlara ise zaten hesap soracak kadar zalim değildir…

    **hayatım çok zor geçti…neden ben? bu kadar zulüm var dünyada, Allah neden engel olmuyor?

    -kimin hayatı kolay? Allahın elçisi olan peygamberlerin kolay mı geçmiş? hayır…hatta onlar daha çok sıkıntı çekmişler…peygamberlerine rahatlık vermiş de , kullarına eziyet ediyor değil…deme ki ortada toleranslıbir zümre yok , burda anlaştık mı?

    * ok

    -demek ki ortada bir adaletsizlik de yok…ne bekliyorsun, bir haksızlıkla karşılaştığında hemen o kişiye Allah tarafından bir sopa indirilmesini mi? herkese akıl verilmiş…haksızlık karşısında Allah mı sorgulan malı, yoksa karşındaki “akıl” sahibi mi? ceza kime kesilmeli? dünyada zulüm var…kim yapıyor bunu…zulme engel olabilecek , iktidar sahibi güçler yok mu? yok sayılacaksa eğer; bence , bunu yapan insanları yok sayıp, onları insandan saymamak en doğrusu…peki biz bu yaşımıza kadar Allaha karşı hep doğru olanı mı yaptık? namaz mesela? kılmadığın her vakit için sopa mı yiyorsun? Hatta adaleti gereği ona inanmayan, ama özünde iyi insan olanlara bu dünyada rahatlık verir Rabbim…hesabı ahirete bırakır… şimdi sana bir şirketin yöneticiliğini veriyorlar, para var, kullanacak bilgi ve donanımın var…ama sen yanlış işler yaptın…sorumlu olan sen misin, sana görevi veren mi? o sana güvenmiş, seni yaratılanların en şereflisi olan “insan” olarak yaratmış…hiç var olmaya da bilirdin…Rabbim kullarını sevdiği için “zaman”veriyor…yanlışdan belki döneriz diye…her yanlışımızda helak edilsek ortada insan kalmazdı…

    *ben özümde iyi bir insanım, ama hayatım dediğin gibi sorunsuz değil?

    -hiçbir organ eksiklğine sahip değilsin, tatil yapabiliyorsun, aç değilsin, sokakta yatmıyorsun, yüzüne bakılmayacak çirkinlikte değilsin, işin var,akıllısın, çözüm üretecek güce sahipsin sayayım mı? uykuda bedenin uyur, ama ruhun rüyada kabusu yaşayabilir…nasıl ki 3-4 kabus gördün diye uyumakdan, vazgeçmiyorsan; yaşadığın sıkıntılar da seni hem hayattan hem yaradandan vazgeçirmemeli…hayatında bir defa bile olsun rüya görmüş biri, şuan yaşadığı hayatın gerçekliğinden nasıl emin olabilir…şuan bedeninin bir yerde uyumadığından ve bir rüyada olmadığından emin olabilir misin?

    -vayyy matrıx diyorsun yani etrafımda inançlı insanlar var…seni, beni beğenmezler…ama neler yapıyorlar…onlar cennete gidiyorsa ben kesin giderim..namaz kılmasam da olur bence…

    -güzel söyledin…”cennete gidiyorsa!” gittiklerini kim söyledi…Kuran , sence kimlere indi…ateistler için mi? hristiyanlar , Yahudiler için mi? müslümanım diyen herkes cennete öyle mi? kuranı okuyup da böyle bir anlam çıkartanın“akıl” sağlığından şüphe ederim ben…peygamber efendimiz bile uyarılır kuranda …tv de çıkan hocaları dinleyerek şekillendiriyoruz dini algımızı, yanılgımız bu.…peygamber efendimize inen ilk emir “oku “ dur, “dinle“değil…aramızda kur’an la doğru bağkurulmadığı içinde ne kur’anı anlayabiliyoruz, ne dünyayı…en önemlisi de Allahın kullarına olan sevgisini…

    ……

    çok uzun süren bir sohbetti bizimkisi…yıllar öncesinde kalmış bir geceden kesiti , neden şimdi anlattığımı düşünebilirsiniz…cübbeli hoca yüzünden…arkadaşım gibi bazı kişilerin, bu tür olaylar sonrası şöyle cümleler kurduklarını gözlemliyorum… “zaten hep bu hacı hoca takımında var böyle şeyler” …

    “şeytanın avukatı” filmini izlediniz mi bilmiyorum ama süperrrrrr bir filmdir…şeytanın ne kadar güçlü bir” oyun kurucu” olduğunu anlatır film…hangi sikletteysen oyununu da ona göre kurar… oyunda ne kadar iyileşirsen, oyunun zorluk seviyesini de o kadar yükseltir…izlemediyseniz mutlaka izleyin…hayatımızda mutlu olmamız gereken bir çok şeyle nasıl yetinemediğimizi; hırslarımızın, her şeyin en iyisine sahip olma isteğimizin bize kaybettirdiklerini, (ve özellikle beyler lafım size) güzel görünen suretlerin aslını gösteren keyifli bir fim…şeytan sadece ortam oluşturur…zaaflarımızsa sonucu belirler…

    sizi bilmem ama kendi zaaflarım korkutur beni…Allahı sevdiğim için okumalı, bilmeli, araştırmalıyım…o ayrı…bunu hepimiz yapmalıyız zaten…ama boyumu aşan günahlarım da var…Türkiyede yaşayıp da “ahh ben zina yaptım ama günah olduğunu bilmiyordum” demek , ancak cem yılmazın stand up gösterisine konu olabilir…

    günahlarımızı , günah olduğunu bile bile işliyoruz…demek ki hacı hoca dan farkımız pek yok! … benim zinaya düşme olasılığım neyse, tesettürlü bir arkadaşımınki de o kadardır…

    sözün özü; beşer, şaşar…( mervece.com)

    Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandır. (bakara suresi; 208)

    • cinali says:

      diyelim ki bir yaratıcı var. bu yaratcının allah olduğundan nasıl emin olabiliyorsun? diyelim ki bir yaratıcı var ve bu yaratıcı senin inanıp taptığın yaratcı değil ve muhammedi ve diğer bütün peygamberleri ve onların dinlerini, seni sınamak için, sana verdiği aklı, muhakeme yeteneğini layıkınca kullanıp kullanmadığını denemek için yani aklının yoluna taş koymak için yarattı. bunun hesabını nasıl vereceksin? din denen düşünmeden yutulan haplardan farksız olan, önce inanıp ondan sonra kemalini ispat etme çabası içinde olduğunuz bu hayatın hesabını size aklı veren o kim olduğu bilinemez yaratıcıya nasıl vereceksiniz? din en büyük uyuşturucudur, bir yaratıcının varlığı bilinemez ama şayet varsa kendini ispat etmek için hem düşünme yeteneğini hem de düşünmeden kabul etme gerekliliğini bir arada vermez. dahası bu yaratıcı dinlere ya da peygamberlere ihtiyaç duyacak kadar aciz ve sınırlı olamaz.

  307. bilal says:

    CENGİZHAN BEY ! ” KÖLELİK VE NAHL SURESİ 75. AYETLE ” İLGİLİ CEVAPLARIMIZI
    ” KUR’AN DAKİ ÇELİŞKİLER ” BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİN ! Lütfen söz konusu bölümü arayıp,
    bulmaya çalış. Gereken cevaplar orada verilmiştir.Bulup okumanı tavsiye ederim. Saygılar.

  308. La Tahzen says:

    Cengizhan öncelikle inanmamak gibi bir hakkın var onu kullanmak serbest. Sorduğun soruların ve içine düştüğün zihinsel çelişkilerin hepsinin ayetler ışığında (senin dediğin gibi olmadığına) dair cevapları var lakin burada inkar eden birine neyi ispat edeceksin ki ? Öncelikle saplantılarından kurtulup kur’ana teslim olman lazım aksi halde sana kim ne derse desin inkar ettikçe edersin. O nedenle “ölünce öğrenirsin ” demeyi daha uygun buluyorum.

    Doğumundan ölümüne kadar hergün yaratıcıyı inkar etsen O’ndan ne eksilir ? Allah ne kaybeder ? Ama Allah’ı kaybeden neyi kazanabilir ki ?

  309. La Tahzen says:

    Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah’ın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız? (casiye/23)
    ———–
    Yoksa sen zannediyor musun ki, onların çoğu söz dinler veya aklını çalıştırır? Onlar; en’âm[1] gibidirler; hayır, daha düşük seviyededirler.” (Furkan/43-44)

    [1] En’am Arapça’da koyun, keçi, sığır ve deveye verilen ortak addır.
    ———–
    “Belgelerimiz bütün açıklığı ile onlara gelince: “Bunlar apaçık büyüdür” dediler.

    Belgeleri içten kesin olarak anladıkları halde zalim­likten ve büyüklük taslamadan dolayı, onlara karşı inkarcılık yaptılar.” (Neml /13-14)
    ———-

  310. La Tahzen says:

    39 – Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç.

    40 – Onlar cennettedirler, sorup dururlar.

    41 – Suçluların durumunu.

    42 – “Nedir sizi Sekar’a sokan?” diye.

    43 – Suçlular der ki: “Biz namaz kılanlardan değildik.”

    44 – “Yoksula da yedirmezdik.”

    45 – “Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik.”

    46 – “Ceza gününü yalanlardık.”

    47 – “Nihayet bize ölüm gelip çattı.”

    48 – Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.

    49 – Şimdi o Kur’ân’dan yüz çevirirlerken ne mazeretleri var?

    50 – Sanki onlar ürkmüş yaban eşekleri.

    51 – Arslandan kaçmaktalar.

    52 – Hayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor.

    53 – Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar.

    54 – Hayır, hayır, O kur’ân kuşkusuz bir öğüttür.

    55 – Dileyen onu düşünür.

    56 -Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O’dur, bağışlayacak da.

    (müddesir/39-56)
    ————

  311. ahmet says:

    sayın editör: kuran ı kerimi nasıl böyle yorumlarsınız.kuranı okumadıysanız tekrar okuyun anlamadıysanız anlayana sorun. saçma sapan şeyler yazıp inançlı insanları kandırmaya çalışmayın….

  312. mervece says:

    islamda cariyelik konusunu tam manasıyla öğrenmek istiyorsanız, uzun araştırmalarım sonucu hazırladığım yazıyı okumanızı tavsiye ederim… uzun olduğu için linkini veriyorum…
    http://www.mervece.com/
    birde peygamber efendimiz as. en fazla dört kadınla evlenilceğiyle ilgili ayet inince 4 eşini boşamış, ancak onların “biz yanında bulunalım, bizi bu daireden uzaklaştırma” demelerine üzerine evde kallmalarına izin vermiş ama karı-koca ilişkisi yaşamamışlardır.
    bununla ilgi hurafelerden uzak bir kitap okumak isterseniz doç dr mehmet azimli beyin “siyeri farklı okumak” adlı kitabını okumalısınız.. okursanız, bir çok müslümanın bile inandığı hurafelerin nasıl siyer kaynaklarına girdiğine inanamayacaksınız…özellikle ateist, deist arkadaşları düşüncelere sevk edecek ve oldukça şaırtacak bir kitap olduğuna garanti ederim…

  313. ali says:

    Allah ıslah etsin sizi tek diyeceğim bu

  314. mervece says:

    ben ki sabahlara kadar internetin başındayım… onca hayat hikayesi dinledim… bu konuyla ilgili birçok video izledim… ama size yemin ederim, bu bambaşka birşey…sıradan bir müslüman olma hikayesi değil… çok enteresan… her dakikasıyla sizleri şaşırtacak, sarsacak, yeni bilgiler edinmenizi sağlayacak…

    izleyipte ” sıradan bir video” diyecek birini tanımıyorum…
    sonuna kadar izleyen kişide değişikliklelere sebep olacağına garanti ediyorum….


    http://www.youtube.com/watch?v=doL8AtLN9Aw&feature=relmfu

  315. ngn says:

    arkadaşalar boşuna yazmayın anlatmaya çalışmayın o hiç bir şey anlamaz onun arkadaşı şeytan.. ALLAH’IM bunu ve bunun gibileri çocuklarımızın karşısına çıkarmasın.. yanıcaksınız cayır cayırrr. ALLAHIM sen bizi doğru yoldan ayırma……. KURAN I KERİME DİL UZATMAK RABBİME DİL UZATMAK PEYGAMBERİMİZ MUHAMMED MUSTAFA(SAV) EFENDİMİZE DİL UZATMAK HE RABBİM SİZİ HELAK ETSİN İNŞALLAH. HADİ YAYINLA BUNUDA……………

    • cinali says:

      allah senin gibi zavallı bir faninin, teslim olmuş bir kulun, basit bir kölenin, kendisine verilmiş aklı bile kullanamayan birinin avukatlığına neden ihtiyaç duyuyor ki?

      • Kimin akılsız,zavallı olduğunu Allah daha iyi biliyor.Allaha inanmayana,kafir ve müşrik diyoruz.Müşrikler ise necistir yani tuvalet pisliğidir..Kur’ana inanmayan Allaha inanmıyor demektir.Kişi inanmayabilir.cehennemin önünü tıkamadık.anma insanları kandırmaya kimseninde hakkı yoktur.Mantığı olmayan,hayvan gibi,Mutfak ile Tuvalet arasında mekik dokuyan.Midesine doldurup,Tuvalete boşaltan,hayvanlar gibi dahi olamaz.

  316. zorbey says:

    butun yorumlari okuyamadim valla cok killatilmis cunku :D arkadasim neyse bir iki bisey solemek istedim sadece ben on yedi yasimdayim ve iki tarfatanda daha objektif bakabiliyorum konuya bi tarafta tutucular bi tarafta ateistler yada her ne iseler bilmiyorum kafasi karisik bi genc hakem olabilir :D :D herkes aslinda bazi yerlerde ayni seylerden bahsetmis evet kuranin turkcesinde mantik hatalari vardir neden arkadasim cunku arapca biri demiste ademe kadar var olan bi dil falan diyede yok o kadar degildir heralde o zaman adem nasil cocuklarina baska dil ogretcekde baska diller cikicak :D yaneyse arapca diger dillerinde kendi ozgu ozellikleri kelimeleri oldugu gibi arapcaninda kendine ozgu farkliliklari var mesela ben amerikada yasiyorum burda sarimsakli yogurt lafinin olmamasi gibi anladin mi senin verdigin nerdeyse butun ama butun yanlisliklar diye tasfir ettigin o olaylarin hepsi dilden kaynaklanan sorunlar bi su zaman olayina kafam basmadi ama onun disinda genelde cevrilirken olabilcek basit kucuk insan hatalari arkadasim bu bir bi iki yerdede cesitli kelime sanatlari yapilmis hani insanlar yapinca tanrilastirdiginiz ama tanrinin yapamicagini dusundugun su sacma seyler ve anlamada kolaylik saglanmis yada mecaz yapilmis ornegin bin dunya dolusu altini fidye versen cehennemdesin diyo yani senin beynin burda bin dunya dolusu altin gibi bir fidye olabilcegini aldida o fidyenin cehennenmde gecmicegini mi almadi sacma bole kucuk seyler degil daha buyuk kanitlarinvarsa msnim yaziyo sanirim goruyosun senle konusmak isterim cunku kafam karisik :D insallah msnim yaziyodur orda ben yine bir iki gun sonra girer bakarim cevap atarsin yazmiyosa eklerim konusabilirz tabiki istersen arkadasim :D onun disinda su an cok isim var yazidan aklimda kalanlar bunlar ya bilmiyorum ama yine takip edicem bu yaziyi daha detayli degisik seyleride baska sitelerden rahatlikla bulabilirsiniz arkadaslar bu arada admin sadece bazilarini yazmis

  317. ALLAH SEVMEZ
    http://msp1955.skyrock.com/
    Okuyunda,Mantıklı olun.

  318. Ali says:

    Yeri geldiğinde Kur’an ın insan eliyle yazıldığını söylüyorsun. Yeri geldimide Kur’an dan örnekler veriyorsun. Aslında sende kesin Allah ın varlığına inanıyorsun hatta kur’an ın bir insan tarafından yazılamıyacağınıda en radikal müslümanlardan daha iyi inanıyorsun. Sadece Allah ın Kur’an ın senden istedikleri hesabına gelmiyor. Sen Allah a inanma Ahirete de inan ma Cennet Cehenneme de inanma eğerki Cehennemin olduğunu varsayarsak sen bu halinle ölürsen cehenneme gideceksin kesin de inanmıyorsun zaten ölümden sonrasına inanmıyorsun evet ancak şunu hiç bir zaman unutma YA GERÇEKSE……

  319. bulent says:

    Murat bey,
    Epey yazı yazmışsınız ama cevap vermeken çekinmişsiniz..

    “Kuranı okurken hangi ayette işte bunu insan yazamaz. Bu Allahın kelamı olmalı” dediniz. diye sordum.
    Bulamadıysanız sorun değil “bulamadım” deyin.
    Varsa böyle bir ayet söyleyin bende öğreneyim.
    Laf kalabalığına gerek yok. Açık ve net olarak şu ayet deyin.
    Saygılar

    • murat says:

      Kuranın tamamı mucizedir.Anlatılmak isteneni yine görememişsin.Sence Allah seçtiği bir insanla konuşsa ve isteklerini diğer insanlara yaymasını emretse nasıl bir kitap çıkardı ortaya?Öncelikle bu sorunun cevabını ver.Sonra gerekiyorsa peygamberlik hakkında bildiklerini yazarsın

      • bulent says:

        Yine cevap yok. ” Beni etkiledi inanılmazdı” diyeceğin tek ayet bulamadın.
        “Öyleyse sen neye inandın?” diye sorarlar adama
        Kuranın kendisi mucizeymiş.. Sanki küt diye önüne kondu insanların.
        Arkadaşım 23 yıl sürdü bu olay. Madem bütününe bakmadan anlaşımayacak. Demek son ana kadar kimse birşey anlamadı!.

      • murat says:

        Sayın bülent.Niyetini düzeltmedikçe hiçbirşey anlayamazsın.Maddi ve kurani ayetler senin bu halinle bilmemen gereken manalar içermektedir.
        Ordunun her bir ferdini komutanlığa bağlanmak için telsizler ve çeşitli haberleşme araçları kullanılır.Fakat haberleşmenin düşman ve istenmeyen şahıslar tarafından dinlenmesini engellemek için yazılı evraklar, telsiz sinyalleri ve her türlü haberleşme şifreli olarak gönderilir. Uygun kod çözme şifresine sahip alıcılar konuşmaları dinleyebilir ve yazıları okuyup cevap verebilir.Gönderilen sinyaller uygun alıcılarda haberleşmeye ait anlamlı konuşma seslerine dönüşür ve diğerlerinde cazırtıdan başka birşey duyulmaz.
        Aynı kainata ve aynı kurana bakan insanların bir kısmının yüksek manalar görüp hayatını kuran yoluna feda etmesi,kendinde yüksek bir gaye görmesi ve bir kısım insanların kainata ve kurana bakıp anlamsız tesadüf gibi cazırtılı sesler çıkararak hem kendini hem de diğer insanları rahatsız etmesi ve kuranla ve kainatta işleyen düzen ile mücadele etmesi ve saldırgan davranışları bu nedenledir.
        İyi biliyorsun ki insanlardan bir kısmı Allahın varlığından rahatsız olurlar.Kendilerince düşmanlık ederler.Allahı hatırlatan her şeyle mücadele ederler.
        Allah ise onların niyetlerini bütünüyle ortaya çıkarmak için onların iradelerini zorlayacak ve gerçek niyetlerini gizleyecek bir açıklıkta ayetlerini göstermez.
        Sebepleri,tabiat kanunlarını ve maddeyi kendi kudret eline perde yapmıştır.Allahın izzeti ve hür iradeli olması gereken insanların sınanması büyüklüğünü gizlemeyi gerekli kılmaktadır.Bu nedenle elma gibi meyveleri gökten indirmeyip ince bir odun parçası ile uzatıp yarattıklarını rızıklandırır.Peygamberlerin varlığı da bu nedenledir.Vahiy herkese kabiliyetine göre ulaşır.
        Herkesi iman etmeye zorlayacak tarzda hakikatleri görünmeyecektir.
        Kod çözücü şifreler sadece liyakatını temiz niyeti ve duasıyla gösterenlere verilir.
        Evet Allah kainatı bir tür şifre ile yaratmış özel bir alfabeye göre kitabını yazmış.Harfleri bilmeyen kitabı okuyamaz.Düşman gizli bilgilere ulaşamaz.Düşmanca tavırlar kaydedilip cennet nimetine liyakatı olmayanlar ayıklanır.
        Kainatın ve kuranın anahtarı insanın benliğine takılmıştır.
        Kainatta ve kurandan gelen deliller ve peygamberlerin mucizeleri benlikte tasdik görürse mana açılır veya inkar edip karanlığa inkılap eder.Kafirin bütün alemi yokluktan ibarettir.

        Kuranın 23 yıl boyunca tamamlanması ve diğer ilahi dinleri kitapları da incil ve tevrat gibi uzun yıllarda tamamlanması insanlığın karakterine uygun bir yönetim ortaya çıkarmıştır.İçki ve zina birden haram edilmemiş.henüz iman etmeyen bir toplumun aklını ve niyetini ikna edip tamir etmeden önce haramların ve namaz,oruç zekat gibi ağır yükümlülüklerin emredilmesi kuranın uygulama safhasında büyük sıkıntılara yol açacaktı.
        Midesi henüz hasta olana acılı yiyecekler yedirmek doğru olmadığı gibi kuran vahşi bir toplumun midesini tamir etmiş ve yıllar içerisinde bütün insanlığa örnek olacak gayelerle ruhlarına can vermiştir.

    • necati says:

      aklıma ilk gelen:
      hadid suresi ” Demiri indirdik. Onda çetin bir sertlik ve insanlar için birtakım menfaatler vardır” bu ayeti 600 yılındaki bir insan yazamaz. hatta bu ayeti 25-30 sene önce bir bilim adamıda yazamazdı. bu Ayette yaradılış ve gezegenlerin oluşumundaki sır üstü kapalı bir şekilde ifade edilmiştir. Oldumu anlamadığınız yer varsa daha geniş açıklayalım.

      • bulent says:

        Arkadaşım aklına hadid suresi gelmiş saçmalamışsın. ( tabi CEHALETTEN)
        Aklına geleni söylemeden önce açıp okuyacakın yoksa aptal durumuna düşersin
        Ömer çelakıl gibiler senelerdir demir (hadid) suresi mucizedir. sure numarası demirin atom nuarasıyla aynıdır der durur aklına açıp okumak gelseydi demirin atom numarasının 26 hadid suresinin 57 sure olduğunu görürdün.

        Surede indirdik kelimesi yarattık, oluşturduk ya da nazil ettik anlamında da kullanılır. tarafımızdan rahmet indirdik,kuranı indirdik, yağmuru indirdik. bunlar hep enzelna kelimesiyle kullanılır.
        O yüzden bir kelimenin işinize gelen şekli ile mucizeler yaratmanıza gerek yok.
        Biraz önce bir program indirdim. Yanlış anlama uzaydan değil internetten!!

        Anlamadıysan açayım

        Aynı ayette ölçü ve kitabın da indirildiğinden bahsedilmektedir,
        gökten kitap mı düştü zannediyorsun?
        Bilme dayandırma çabalarınız olmasa din zararsızdır.
        Ama dini bilme dayama çabalarınız komikten öte sizi zavallı konumuna sokmaktan başka işe yaramaz. Birkaç islamcı sitede gördüğünüz okuduğunuz birkaç yazı ile vaybe diyebilirsiniz. Ama bilimsel olarak dayanaksız yazılara, ancak temel bilimlerden yoksun kişiler kanabilir.
        Kanmaya devam edin ya da doğruyu öğrenin.

        “Demiri indirdik. Onda çetin bir sertlik ve insanlar için birtakım menfaatler vardır”
        bu ayeti 25-30 sene önce bir bilim adamıda yazamazdı DEMİŞSİN

        Ya dalga geçiyorsun yada I Q sorunun var
        indirdik lafını herhalde anlamışsındır
        onda sertlik var lafının neresi mucizevi MÖ 2000 3000 yıllarında dünyanın birçok yerinde demir ile işlenen silahlar baltalar ve hatta MÖ 1600 lerde gem ler vs gibi bir çok alet edavat bulundu
        Özellikle de mısırda.
        Sana çok ilginç gelecek belki şok olacaksın ama söylemek zorundayım
        Bugünkü gibi, o günlerde de demir sertti!!
        Sen bunu 30 sene önce bilim adamları söyleyemezdi demişsin.
        Arkadaşım komedyenmisin?

  320. ihsan çelenk says:

    ALLAH seni yerin dibine batırsın…

    • bilal says:

      Bulent Bey ! 1- Art niyetle kur’an’ı okuyup,gayen gerçeği bulmak ve yakalamak değilse,po-
      zitif olarak etkilenemezsin.Bir insan bir şeyden etkilenmek istiyorsa,ön yargıdan uzak kalarak,konuya objektif bir şekilde yaklaşması gerekir. Ama sizde öyle bir şey yok.Gayeniz ger-
      çekleri bulmak değil bilakis,örtbas etmektir. Zaten bunun için mücadele veriyorsunuz.
      Bu durumda olanların etkilenmesi söz konusu olamaz.Neden etkilenmiyorum sorusunu
      kendine sormalısın.? Hani bir Dr.hastasına;şu ilaçları kullanırsan iyileşme ihtimalın
      yüksek olur dediği halda, hasta Dr.a, önyargıyla bakarak inanmıyor ve tavsiye edilen ilaçla-
      rı kullanmıyorsa,iyileşme ihtimalı olur mu ? 2- Kur’an’ın toptan değil 23 sene içinde inme-
      sinin sebebi,o cahiliye döneminde yaşayan toplumların insanlığa karşı negatif olan bakış
      açısını,inanç,düşünce,tutum ve davranışlarını tedrici olarak eğitmek suretiyle kaldırmak ve
      uzun bir eğitim süreciyle her konuda negatif olan toplumu pozitif duruma getirmekti.Buna
      uzun bir eğitim süreci gerekir.Bir toplumda kökleşmiş inanç,düşünce,kültür,gelenek ve gö-
      renekleri hemen yasaklarla kaldıramazsın.Söz konusu toplumu aydınlatmak ve eğitim sü-
      recinde geçirmek gerekir. İşte kur’an; toplumu bir eğitim sürecinden geçirmek ve olumlu bir
      sonuç alabilmek için toptan değil,tedrici olarak 23 sene içinde inmesi tamamlanmıştır.Yüce
      Allah dileseydi,kur’an’ın tümünü bir anda gönderebilirdi.Fakat böyle bir durum olumlu bir
      netice vermezdi. 3- Kur’an’ı okurken etkilenmiyorum diyorsun,hangi amaçla okuyorsun ki
      etkilenesin. Gayen gerçeği bulmak değil saldırmak ise,etkilenemezsin. Bak Hz.Ömer’in
      olayını anlatayım. Ömer müslüman olmadan önce hz.Muhammed’e ve kur’an’a şiddetle
      karşı çıkan ve hz.Muhammed’i kılıçtan geçirmek isteyen biri idi. müslümanlar çok azınlıkta
      olduğu ilk yıllarda hz.Muhammed evlerde gizlice inananlarla evlerde sohbet edip tebliğ ya-
      pıyordu. Bir gün Ömer kılıcını kuşanır,hz.muhammed’i öldürmek üzere yola çıkar.Yolda
      bir dostu ile karşılaşır.Dostu; ona nereye gideciğini sorunca,o da bu kılıcımla Muhammed’i
      öldürmeye diye cevap veriyor.Adam,ey Ömer ! Senin ablan ve enişten gizlice müslüman
      olmuşlar,Muhammed’en önce onların işini bitirver diyor. Ömer bunu duyar duymaz hemen
      ablasının evine dönüyör. Kapıya gelince evde kur’an sesini duyuyor. Hemen kapı çalıyor,
      ablası ve eniştesi ellerindeki kur’an sayfasını sakladıktan sonra ona kapıyı açıyorlar. Ömer,
      onların ne okuduklarını sorunca,hiç bir şey diyorlar.Ömer.o okuduklarınızı getirin yoksa
      ikinizi de öldürürüm diye tehdit ediyor.Bunun üzerine ablası, bir şartla sana gösterebiliriz,
      O kur’an sayfasına saygısızlık yapıp yırtmayacaksın,! yoksa bizi öldürsen de sana verme-
      yiz diyor. ömer de saygısızlık yapmayacağına söz verince,ablası kur’an sayfasını getirip
      eline veriyor. Ömer de,o kur’an sayfasını gözden geçirip bir kaç defa manasını düşünerek
      okumaya devam ediyor. O kur’an sayfasında gördüğü,belagat,fesahat,edebi, icaz ve hakikatları anlatma tarzından etkilenmeye başlıyor. Kendi kendine,ben Muhammed’le büyü-
      düm,onu iyice tanıyorum,bunlar onun sözü olamaz.O böyle icazli ve veciz sözleri söyleye-
      mez.Bu cümleler ona ait değildir diyerek etkilenir.Çünkü gayesi sizin gibi Hakkı örtbas de-
      ğil, bulmak idi.O gerçeği bulmaya çalışıyordu.Hemen oradan çıkıp,hz.Muhammed’in kaldı-
      ğı evinin yolunu tutuyor. O hz.Muhammed’i öldürmeye gelirken gerçeği ve hidayeti bulu-
      yor. Gayesi de Hakkı bulmak idi. Sizin gayeniz ise,gerçeği bulmak değil,ona saldırmak
      ve yok etmektir.Bu nedenle; etkilenmezsiniz. Gayeniz gerçeği ve doğruyu bulmak olsun.
      Kur’an’ın da ifade ettiği gibi ” …gerçeği ve hidayeti bulmaya çalışan,hidayeti bulur.” kim
      ne isterse,onu bulur. Aç olan,açlğını gidermek için yiyecek alırsa açlığını giderir,yoksa
      aç kalmaya devam devam edecek. Doğru ve hidayeti arayanlar hidayeti bulurlar.
      والذين جاهدوا فينا لنهيد ينهم سبلنا الخ ” …Bizim için,(bize ulaşmak için) çaba gösterenleri yolu-
      muza iletiriz.” kur’an’ın ifadesiyle de,hidayeti bulmaya çalışanlar,mutlaka hidayeti ve
      doğruyu bulacaklardır. Size ve bütün insanlara hidayet olmayı Cenab-ı Hak’tan niyaz
      ediyorum.

  321. bulent says:

    Bilal bey

    İnanmayanların, kitabı art niyetle okuduklarını düşünüyorsunuz. Oysa hiçbir kitap art niyetle
    okunmaz. Dur ben şu matematik kitabını, fizik kitabını, ya da bir romanı okuyayımda, yanlışları bulup buna inananların yüzüne çarpayım denmez.Öğrenmek isteyen kişiler, ilgili kitapta
    birşeyler bulmayı düşünen kişiler ancak okur ve değerlendirir öğrenmeye çalışırlar..

    Sabit fikirli olan kişiler ise okumadan inanmış olanlardır.Ne yazdığını bilmeden küçüklükten inanmış olanlar ( çoğunuz gib) okurken inanarak okur ve doğruyu bulabilmeleri çok zordur. Bunu çok az kişi başarabilir.

    İnanç bir kez yerleştimi çıkması kolay değidir. Diğer dinler içinde durum aynıdır. Okuyun incili tevratı nekadar komik, çocukların inanmayacağı şeyler bulacaksınz. Onlar içinde hiçmi kafası çalışan insan yok sanıyorsunuz. Ama dedik ya İNANÇ . Beyne yerleşmiş birkere .Gerçeği görebilmek çok zordur birdaha.

    Dolayısıyla kuranda yazanlarda onlara, aynı sizin o kitaplar hakkında düşündüğünüz gibi geliyor. Aslında bir fark yok. Ama tarafsız okumak gerek.
    Farzedin uzaydan geldiniz. Beni bir kiabı okurken gördünüz. Ben size ” bu kitapta kainatın yaratıcısının sözleri var” dedim. Sizde alıp okumaya başladınız.
    Şimdi söyleyin bana Hangi ayet sizi etkileyecek ve ” bukadarını insan yazamaz diyeceksiniz?
    Mesela Bakara suresini okuduğunuzda ne hissedeceksiniz?…..

    • murat says:

      Bülent sana durumunu önce izah edelim.Hz musa as. a dair kızıl denizin asasıyla yarılması ve firavnun peşinden kızıldenize inmesini bilirsin.Firavun kızıl deniz konusunda doğal bir olaydır fikriyle hz musanın peşine düşer ve inananlar kıyıya çıkınca deniz üstlerine kapanır.
      Hz peygamberin mucizelerini görenlerden bir kısmı sihir demişlerdir fakat böyle bir şey olmadı diyememişlerdir.Ayın ikiye bölünmesini görenler ebu talibin yetiminin sihri semaya da tesir etti diyebilmişlerdir.
      Gökte yıldızlarla la ilahe illallah yazsa tesadüftür göz yanılmasıdır diyerek konuşan ve üstelik akıllıca düşündüğünü iddia edenler olacaktır.
      Mobilya kaplaması için işlenen ağacın içinden kelimei tevhid arapça yazılı olarak çıkmış ve trt de bir programda tartışılırken kimileri tesadüfen olabileceğini isbat etmeye çalışmışlardı.
      Büyük şapkasından tavşan çıkaran sihirbazları keyifle izleyen aynı insanlara nokta kadar incir çekirdeğinden koskoca incir ağacını çıkarıp gözlerine soktuğu ve meyvelerini ağızlarına teperek yedirdiği halde nokta kadar hayret etmeyen tuhaf ucubeler vardır.
      Sen sonra bize sorup mucize bir ayet istiyorsun.
      Allahın izniyle kızıl denizi bölüp karşıya geçsek veya ayı ortadan bölsek takılırmısın ne bilelim.
      Herbir ayetin herbir harfinin mucizeleri var.Görebilirmisin?orası senin derdin.Senin üzerine koruyucu değiliz.
      Rum suresi 4. ayet Rum’lar pek yakın bir yerde (müşrik olan Îranlılara) mağlûb oldu; fakat onlar bu mağlûbiyetlerinden sonra, birkaç sene içinde galib geleceklerdir. Önünde de sonunda da emir Allah’ındır; o gün mü’minler de Allah’ın yardımıyla sevinecektir. dilediğine yardım eder. Çünki O, Azîzdir, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
      rumların birkaç sene içinde perslere galip geleceğini belirtmiş ve devamında ehli kitap rumların ateş peresleri mağlup etmesi olarak anlaşılan durumdan dolayı müminlerin ferahlayacağını belirtmiştir.Rumlar galip gelmeseydi ne olurdu sence.Bu kadar kesin bir ifade ve galip gelebilir dememiş.50-100 sene içinde dememiş.Birkaç yıl içerisinde kesinlikle galip geleceklerini belirtmiş.Bu mucize gayet açık ve tarih kitaplarının yazdığı bir vakıa olarak hz Ebubekirin müşriklerle 100 devesine iddiaya girdiği bir vakıadır.
      harflerin mucizeliğine dair elhadid kelimesini araştır.biraz da kendin çalış ki kıymetini bilesin

  322. asporim says:

    “Allahın emri gökten yere iner ve yerden de göğe çıkar. Bu, birgün içinde gerçekleşir. Bu bir günde, dünya günlerine göre bin yıllık bir mesafe alınır. Zira gökle yeryüzünün arasındaki mesafe beşyüz yıldır. Böylece Allanın emrinin, yeryüzüne gelip tekrar geri dönmesi, bin yıllık zamana eşittir. İşte dünya gününe göre bin yıl olan bu mesafe, tek bir günde alınır. Taberi bu izah tarzını tercih etmiştir.

  323. sevda+95 says:

    biz seni bekçi yapmadık derken :) ) onların yaptıklarn sen sorumlu değilsin..hani nasıl haz isay’ı Allah’ın oğlu diyolrsa vey Allah olark görüyorrlsa vve bunun sormlusu hz isa olmuyorsa aynenn o şeklde Allah’ın elçisi hz muhammed içinde geçerli.

  324. hk says:

    ben artık allaha ınamıyorum allah hesap hatası yaparmı lan hesap hatası var kuranda

    • bulent says:

      hesap hatasini farketmen guzel ama bu allaha inanmamani degil kuran ve yazarina inanmamani gerektirir.

    • murat says:

      Sen zaten inanmamak için bahane arıyordun.
      Allah bu şekilde çürük karakterleri ortaya çıkarır.
      Düşman gözler onu görmeye layık değildir ve göremezler.
      Deve iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler.
      Cennetin kokusu dahi onlara haramdır.Çok sevdikleri dünya hayatı kısa bir sürede ellerinden alınır.Ateşten başka bir şey verilmez layık ta değillerdir.

  325. uysal says:

    sadece şarab ve esrar arasındaki çelişki tartışılabilir.Diğer iddalar ,bilgi yoksulluğundan yazılmış ,kendini haklı çıkarma çabaları.

    • murat says:

      şarap ve esrar çelişkisi yok
      Maide 90. ayet ….Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.
      Bu ayet bazı haramlar için ölçü vermiş.Bütün haramları kuranda sayıp dökmenin edebi bir tarafı olmaz.Ölçü niteliğinde vücuda zarar verenlerden şarap zikredilmiş ve şarapı haram eden sebep ne ise benzerleri de haram kılınmıştır.Rakı da şampanyada haramdır.esrar da kokainde haramdır.Hatta bu harama istinaden sigaranın da sağlığa zarar veren sebeplerden olması sebebiyle haram olduğu günümüzde konulmuş bir hükümdür.Vücudun Allahın emaneti ve hediyesidir.Kasıtlı zarar vermek haramdır
      Kumar ve benzeri şans oyunları haramdır
      Saygı göstermek maksadıyla dikilen heykeller ve cisimler haramdır
      Fal bakma tarzı geleceğe yönelik doğa üstü güç telkin eden tahminler haramdır

      • Murat..))..Allah Muradını versin..
        Ahmak,Mantıksız,inançsız,kafirlere,Bin defa anlatsan yine inanmazlar,
        Çünkü beyin ve mantıkları yoktur..
        Bu kişi zırvalayıp duruyor.

  326. agit says:

    ALLAHım sen böylelerini hidayete erdir erdirki dogru yolu bulsunlar benim sana ve peygamberine inancım sonsuz sen bizi boyle insanlarla bir arada tutma .

  327. 242561 says:

    “Allah, göğü tutmasa yere düşer.

    Hac-65. Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri sizin hizmetinize sundu. Ve emriyle denizde seyredip giden gemileri de.
    Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o tutuyor. Gerçekten Allah insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.”

    Adamım derdin nedir? Mesaj kurulu düzeni sorgulamanı istiyor ki çapraşık ifade bulduğunu iddia eden sen mesajların tamamını anladıysan Mesajın kendi özünde bahsettiği “(Sünnetullah)Tanrının yolu”nu da anlamış olman gerekirdi. Bilime sor, teorisyenlere sor, yoğunluğu araştıran kimyacıya sor.

    • gursat25 says:

      109:1 – De ki: Ey kâfirler

      109:2 – Sizin taptıklarınıza ben tapmam.

      109:3 – Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz.

      109:4 – Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim.

      109:5 – Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.

      109:6 – Sizin dininiz size, benim dinim banadır. -Kafirun suresi.
      Hadi herkes evine.

  328. namık says:

    inanmayanlar sizden kuranda bahsediyor sizler göremessiniz duyamassınız anlayamassınız boşuna görenle duyanla anlayanla uğraşmayın…

  329. bilal says:

    242561 ! ” ALLAH,GÖĞÜ TUTMASA YERE DÜŞER ! ” BU NE DEMEK ? HAC SURESİ AYET
    65 : ” ويمسك السماء ان تقع علي الارض الخ ” Meallerde ”gök” ile ifade edilen ”Sema,” çoğul olan ”Sema-
    vat ” kelimesinin tekilidir.”Semavat gök cisimleri, ”Sema” ise,herhangi bir gök cismi demektir.Ve
    Arapçada düşmenin tam anlamı ” ان تقع ” değil. ”ان تسقط ” dır.” en taskuta” yerine,”en taka’a” ifade-
    sinin kullanılması tam düşme değil,bir arada bulunma,ona yanaşma,aynı yörüngeye girme,onunla çarpışma anlamlarına da gelir.Ayetin anlamı şöyledir.”… Semanın da (herhangi bir gök cisminin de)
    kendi iradesi olmadıkça dünya ile bir araya gelip çarpışmasından,yörüngesine girmesinden korur.”
    Evet güneş,ay,gezegenler ve bütün gök cisimlerinin her birini kendi yörüngesinde bir denge ve dü-
    zen içinde manyetik bir kuvvetle tutan evrenin yaratıcısı olan Allah’tır.Bütün gök cisimlerini yerlerin-
    de tutanan ve birbiri ile çarpışmasını önleyen kainattaki sünnetullah’tır.( evredeki yasalardır.) Bu
    denge ve düzen bozulursa,dünyanın uydusu olan ay,bir gezegen veye herhangi bir gök cisminin
    dünya gezegeni ile çarpışması veya onunla birleşmesi,dünyayı toz haline getirebilir.O zaman bütün
    yaşam koşulları ortadan kalkar ve hiç bir şey hayatta kalmaz. İşte kur’an,bunu anlatıyor. Tekrar
    ifade ediyorum,ayette; ”herhangi bir gök cisminin dünya ile bir araya gelip çarpışmasından söz edili-
    yor.” Çünkü, ”Sema ” tekil,”Semavat” ise,çoğul ifadesi olduğundan,herhangi bir gök cismi demektir.
    İşte Allah,evrene koymuş olduğu manyetik kuvvet yasasıyla,gök cisilerinin bibiri ile çarpışmasını,
    bibirinin üzerine düşmesini önler. Bu ayet, bilimle çelişmez,bilakis bilim onunla paraleldir.Biz ayetin
    Arapça orjinal metnini bilmezsek,yaptığımız yalnış yorumlar ve çeviriler nedeniyle, onu bilimle çelişir
    gibi görürüz.Kesin ve net bir şekilde şunu söyeleyebilirim ki ;bugün kur’an daki bir çok kevni
    (kozmolojik ) ayetlerin çeviri ve yorumları yalnıştır ve kur’an’ın arapaça orjinal metni ile uyuşma-
    maktadır. KUR’AN; HER ZAMAN DOĞRUYU SÖYLER: ÇÜNKÜ, O BİR BEŞER SÖZÜ DEĞİL,EV-
    RENİ YARATAN SONSUZ İLİM SAHİBİ ALLAH’IN SÖZÜDÜR. Saygılar.

  330. dr_dehilist says:

    güzel konu olmuş muhammedin yalanlarına çoğu kişi kanmış durum da ama allah katın da bir gün dünyada bin yıl etmesi pek mantıksız deil olabilir tanrı grçekten varsa büyük bir bilgi ve teknoloji sahibi olmalı umarım szin tarzınız da insanlar artar muhammeddin yalanlarına daha fazla kanmaz hele gelin birbirimize lanet okuyalım kimin dini doğruysa korkmasına gerek yok gibi çocukca mantık cahilce düşünceden başka birşey değil benim babam senin babanı döver :) bir de insanların çoğunu yakmak için yaratmış odun yaratsaymış ya :) ben de sünni kültürde yetiştim kuran ı okumaya kalkıncaya kadar temel hatalar
    1) kimin konuştuğu belli değil sürekli değişiyor
    2)sürekli tehdit ediyor insanların çoğunu yakmak için yarattık cehennemlikler vs vs bunlar ama boş sözler ne basiretsiz bir tanrı motifi
    3) tüm gidişaat muhammeddin toplumdaki koltuğunu sağlamlaştırıyor muhammed yönetim de
    4) uhut bedir bunlara savaş denio ya bi katılan nufusa bakın ya mahalle kavgasından az 10 katı kişi yenmişler yesinler 10 kişinin 100 kişiyle dövüşmesi başka(savaş denemez) 1000 kişinin 10000 kişiyle çatışması
    5)kuran maden ki doğru din okuyanlar açısından da tam olarak anlasılır ve olgun bir mantıkla yazılmalıydı

  331. Kuran-ı Kerim de hiçbir mantıksızlık yoktur.uzun uzun tüm iddialarına cevap vermeyeceğim sadece bir tanesine cevap veriyorum. Cevap vereceğim konu başlığın şu : “Haramları bildiren ayette iyilik emri”

    ilk sayılan haramın yer aldığı birinci cümle ; islam dininin temeli olan Allah’ın tek olarak görülmesi ve O’na hiçbirşeyin ortak koşulmaması, insanın varoluşunda Allah’tan sonra en önemli değere sahip Anne ve Baba ya iyilik edilmesi ile birleştirilmiş bir cümledir.Bu cümlede bir haramdan söz edilirken bir sevaptan da bahsedilmiş aynı zamanda.Bu iki ifade aynı ifadenin birleşenidirler.

    Dikkat ederseniz diğer maddelerde haram olarak sayılanların hepsi olumsuz,kötü davranışlardır.
    Bu ayette haram olan davranışların sayılacağı söylenip bir “sevap” sayılmamıştır.Aksine bir haram sayılmış ve aynı öneme sahip bir diğer konuya değinilmiştir.
    Bu kullanım türkçe dahil tüm dillerde de mevcuttur.
    Örnek : Oğlum kimseye karışma ,uslu uslu oyna

    Allah’ın ayetlerinde hiçbir mantıksızlık yoktur.Mantıksızlık Arapça yazılmış bir metni türkçe ile yorumlamaya çalışmandadır.
    umulur ki doğru yolu bulur ve Allah’ın sözlerinde mantıksızlık aramak gibi boş bir çaba içine girmekten vazgeçersin.

    ilhan BARAN
    Gazeteci-Yazar

  332. mete53 says:

    olum be salak sen anladınki de ne anlatıyorsun. dicem ama demiyorum. RABBİM doğruyu görmeyi nasip etsin sana inşaallah. diyorum.

  333. murat says:

    Bazıları cehennemi inkar ederek kendini rahatlatmaya çalışıyor.Bu yanma işinden kaçış yok.Bak astronomik hesaplar bile bunu anlatıyor.Ateşten ibaret kainatta dünyada yaşamak esasen bir mucize.
    Dünyaya büyük bir göktaşı veya kuyruklu yıldızın isabet etme olasılığı oldukça yüksektir.Bugüne kadar önemli bir çarpmanın olmaması mucize.Geçmişte dinazorların öldüğü iddia ediliyor.Kıyametin başlangıcı güneşin batıdan doğması iledir.Dünyanın batıdan doğuya doğru olan kendi etrafında dönüş hareketinin tersine dönmesine işaret eder.Bu ise kuzey kutbuna bir kuyruklu yıldızın teğet çarpmasıyla gayet mümkündür.Kuzey güney kutbu yer değiştirir ve güneş batıdan doğar.Çarpmanın etkisiyle yer kabuğu yarılır.Sarsıntı günlerce devam eder.Lav tabakanın ve gök cisminin sıcaklığı etkisiyle denizler kaynamaya başlar.Atmosfer ısınır ve herşey yanmaya başlar ve beklediğin ateşi görürsün.Dinazorların öldüğü gibi insan nesli de mahsulatı toplanıp tarihten silinir.
    Venüs gezegeni diğer gezegenlerin aksine kendi etrafında ters dönüş yapmaktadır.Bu ters dönüş hareketi göktaşı çarpmasıyla açıklanmaktadır.
    Hadisi şerifte belirtildiği üzere” küçük cehennem yerin merkezindedir”
    Zamanı gelince dünya içindeki cehennemi açar genişletir ve büyük cehenneme belki de güneşin yakın bir yörüngesine yerleştirir.Ölmüş insanlar kurumuş odunların yeşerdiği gibi diriltilip ruhları gönderilerek uykudan uyanır gibi bir birine bakışıp dururlar.Yeni dünyalarını gördüklerinde “Keşke toprak olsaydık derler”…..
    Yerkabuğu içinde lav tabakanın bulunduğunu bilip ve gökte ateş topu gibi milyarlarca yıldızı görüp cehennemi inkar etmek normal bir fikir değil.
    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
    1.Güneş dürüldüğü zaman,
    2.Yıldızlar kararıp döküldüğü zaman,
    3.Dağlar yürütüldüğü zaman,
    4.Gebe develer başıboş salıverildiği zaman,
    5.Vahşi hayvanlar biraraya toplandığı zaman,
    6.Denizler tutuşturulduğu zaman,
    7.Ruhlar birleştirildiği zaman.
    8.Diri diri gömülen kıza sorulduğu zaman:
    9.”Hangi günâhtan dolayı öldürüldü?”.
    10.Sahifeler açıldığı zaman,
    11.Gök sıyrılıp açıldığı zaman,
    12.Cehennem alevlendirildiği zaman,
    13.Cennet yaklaştırıldığı zaman,
    14.Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir.
    15.Hayır. Yemin ederim o kaybolup geri dönen (yıldız)lara,
    16.Dolaşıp yuvalarına giren gezegenlere,
    17.Kararmaya başladığı zaman geceye,
    18.Nefes almaya başladığı zaman sabaha,
    19.Muhakkak ki o (Kur’an), şerefli bir elçinin sözüdür.
    20.Kuvvet sahibi; Arşın sahibinin katında itibarlı (bir elçinin).

    2. ayette kararıp dökülen yıdızlar olarak çevrilen ifade gök taşı yağmuru veya dünyaya doğru gelen ışığını kaybetmeye başlamış bir kuyruklu yıldıza işaret etmektedir.
    Gök taşları sönmeye yüztutmuş yıldızların dürülerek yani soğumaya başladığı için büzüşerek bir süre sonra çekirdeğinde meydana gelen füzyon reaksiyonuyla patlayıp etrafa saçtığı kütlelerden ibarettir.
    Güneşin dürülmesi bizim bildiğimiz güneşin yakıtını tüketerek büzüşmesi olarak anlaşılabilir veya gezegenlerin güneşe yaklaştırılması-çarpması
    veya güneş te bir yıldızdır.Güneşe benzer bir yıldız yakıtı tükenip dürülmeye başlar süper nova patlaması ile infilak eder uzaya saçtığı gök cisimleri dünyaya gök taşı yağmuru şeklinde ulaşır.Çarpışma etkisiyle dünya kendi açısal dönüşünün tersine dönmeye başlar.Güneş batıdan doğar.
    Bu ayetleri okumak çok esrarengiz gerçekleri gözle görür gibi izleme zevki veriyor.
    Madem ki Allah var o halde güneş bomba olup patlasa kıyamet kopsa müminler hayretle rablerinin icraatını seyrederler onlara korku yoktur.
    En doğrusunu Yıldızların rabbi bilir….

  334. sinem says:

    Bir kere Kur-an’ı Kerim’deki o tekrarlar senin gibi kalın kafalı kardeşlerimizin zihni karışmasın daha iyi anlasınlar ve dinsiz olmasınlar diye…Ama biz (ve sen)(!) bunu TAM olarak anlayacak kapasitede olmadığımız içindir belki de….(Onun ne kadar kutsal ve ilahi bir kitap olduğunu anlayamıyoruz!) Çelişki iftirasına gelince:
    Yüce kitabımız aniden gökten inen bir kitap değildir.23 yılda tamamlanmıştır.Buna örnek olarak ilk başlarda yalan söyleme, sözünde durmamak haram kılındı ve bu dönemde insanlar içki içiyorlardı.Bir insanı alışkanlığından vazgeçirmek zaman ister ,aniden değiştiremezsin hiç kimseyi ,olmaz.(umarım bunu anlayacak kadar zekisindir,serdar kaangil!)sonraki yıllarda insanlar buna hazır olduğunda vahiy geldi ve içki aşamalı olarak yasaklandı .Mesela içkili halde eğer kendindeysen namaz kılabiliyordun.Sonraları bu değişti ve en sonunda tamamen yasaklandı.Ki arabistan sokaklarından günlerce şarap aktı.Eğer çelişki buysa bu çelişkileri bulmaya yarayan aklın nerde senin???(cevabını en çok merak ettiğim soru!) Bütün bunlara rağmen hakkında en hayırlısının olması için sana dua edeceğim…. Umarım (İnşallah) doğru yolu bulursun :) :) :)

  335. hatice says:

    sizin gibi ateist dinsizlerin gözleride kalpleride mühürlenmiştir RABBİMİZ tarafından o yüzden sizin gibi seytana tapan akılsızlara istedigin kadar anlat duymazlar ve anlamazlar.cahillerle girdigim her tartısmayı kaybetmişimdir diyor (mevlana)o yüzden simdi tadını cıkarın dünya sizin ama sonsuz bi yer var oda cennet veya cehennem biz müslümanlar cennette sonsuza kadar mutlu mesut yasarken siz tanrınız seytanlanla cehennemde YANACAKSINIZ BUNU AKLINIZA SOKUN YANACAKSINIZ ÇOK PİSMAN OLACAKSINIZ AMA SON PİSMANLIK NEYE YARAR YAZIK ACIYORUM SİZE CEKECEGİNİZ AZAP ÇOKK BÜYÜK ÇOOOK.AMA YİNEDE ne denirki sizin gibilere allah hidayet versin…elhamdulillah iyiki müslüman olarak dogdum ve müslüman olara ölecegım..öbr dünyada görecegiz sizi ateistler…

    • bulent says:

      Hatice hanım ne mutlu ki müslüman doğmuşsunuz!
      Ne acı ki 6 milyar insanın çocukları sizin gibi müslüman doğamıyor.
      İnandığınız yaratıcı size acayip kıyak geçmiş durumda.
      Sizce, sizi müslüman doğamayan diğer insanlardan daha doğumda ayıran, sizi ayrıcalıklı kılan nedir?
      Birde bir bayan olarak sonsuza kadar mutlu mesut yaşayacağınızı söylediğiniz cennette sizi nelerin beklediğini düşünüyorsunuz?
      Zevk alemleri, erkek genç hizmetkarlar, yılan gibi erkekler ( bunlar islam alimlerinin sözleri)
      siz bunlardan hangilerini sonsuza kadar yaşayacağını düşünüyorsunuz?
      Yoksa müslüman erkeklere hizmet mi edecekiniz? Nedir inandığınız anlatırsanız memnun olurum.
      Saygılar

      • bilal says:

        Bulent Bey ! ” Galiba saçmalamayı kendine meslek edinmişsin.! ”
        1- İslama göre, dünyaya gelen her insan Allah’ın hoşnut olduğu dinin fıtratı üzerine dünyaya gelir.
        . Ergenlik çağına kadar bütün dünya çocukları masumdur.Hepsi de cennetliktir.
        Müslüman ve ateist çocukları arasında hiç bir fark yoktur.Hepsi de Allah katında birdir ve cennetliktir. İnsandaki sorumluluk dönemi ,aklın olgunlaşması ve ergenlik çağının başlamsıyla oluşur.
        Hz.Muhammed buyuruyor.! كل مولود يولد علي الفطرة الخ ” Her doğan çocuk, fıtrat
        (Allah’ın hoşnut olduğu yaradılış ) üzerine doğar….” Yani her doğan cocuk ergenlik
        çağına kadar,fıtrat üzerinde masum olarak yaşar. Çocukluk döneminde,ne bir sorumluluk,
        ne de günahları vardır. Bu inanç başka hiç bir dinde yoktur. ÖRNEĞİN : Hıristiyanlıkta,
        hıristiyan bir aileden doğan bir çocuk bile,eğer rahip tarafından ”vaftiz” edilmezse,o hıristiyan çocuk ne hıristiyan sayılır,ne de ebedi kurtuluşu hak eder.Ve diğer dinlere göre de, ancak
        kendi çocukları kurtulurlar.Diğer din mensuplarının çocukları kurtulamazlar. Ama,ruh
        gözü kör olan art niyetli kimseler, islamın bu gerçeğini görmezden gelirler.
        2- Doğumdan hiç kimseye ayrıcalık tanınmamıştır.Hepimiz ve bütün dünya insanları fıtrat üzerine
        ( Allah’ın hoşnut olduğu din üzerine ) doğarız.Hiç bir ayırım yoktur. Akli olgunluğumuz-
        dan sonra sorumluluk başlıyor.
        Özgür irademizle sergilediğimiz pozitif ve negatif tutum ve davranışlarımızla sorum-
        lu tutuluyoruz. 3-Hatice hanım ise,doğduğu fıtrat dini üzerinde yaşamaya devam ettiği için Yüce Allah’a şükrediyor. O, sadece ben müslüman olarak doğdum .Diğer insanlar veya ateistler ise,
        küfür üzerine doğmuştur diye bir ifadesi var mı ? ki, onun sözünü çarpıtmaya çalışı- yorsun ? O,gerçek bir şeyi dile getirmiştir. Hem yüce Allah’a şükretmiş ve hem de size
        dua etmiştir.Ama nankörler anlayamazlar..
        4- Diyorsunuz ki,cennete sizi nelerin beklediğini düşünüyor musunz ? Evet. Cennet,
        Kadın ve erkek ayırımı yapılmaksızın hak edenler için ebedi mükafat yurdudur.Ne ka-
        dın erkeğe hizmet eder,ne de erkek kadına hizmet eder.Onlara bu hizmeti melekler
        takdim ederler.Çünkü cennet çalışma,ibadet etme ve insanların birbirlerine hizmet etme
        yurdu değildir. Orası,ebedi mutluluk ve en güzel hayat yurdudur.Orada her şey kişinin
        arzusuna bağlıdır. Evlenmek bile istemeyen evlnmezler.Kimse bir şeye zorlanmaz.
        Her halde sana göre kadının varlığı erkeğe hizmet içindir.İlk hıristiyanlık ve yahudilkte
        olduğu gibi bir düşüncen vardır. Yoksa,cennete kadının evlenmesi,erkeğe bir hizmet aracı olarak değerlendiremezdin. Demek ki,şuana kadar ne kadının doğasını,
        ne de erkeğin doğasını algılamış değilsin. ! Önce insanın doğasını öğren.!
        5- Cennete yılan gibi erkekleri nereden çıkardın ?
        Bu kadar saçmalık olur mu ? !. Bunu söyleyenler varsa,ancak senin gibi
        mantıksızca saçmalayanlar olabilir. Dinin temel kaynağı kur’an ve ikinci derecede
        mütevatir sünnettir. Bunların dşında söylenen hiç bir şeyin dini açıdan değeri yoktur.
        6-Haydi bakalım;Cennete kadınlar erkeklere hizmet edecekler,erkeklerin hizmetçileridir-
        ler ve,”cenneteki yılan gibi erkekler” hakkında kur’an ve sünnetten bize bilgi ver de,
        bizde senin bu tür saçmalıklarına inanalım. OK…?. Saygılar.

      • bulent says:

        Bilal bey diyor ki!! Hz.Muhammed buyurmuş !!

        ” Her doğan çocuk, fıtrat (Allah’ın hoşnut olduğu yaradılış ) üzerine doğar..” Yani her doğan çocuk ergenlik çağına kadar, fıtrat üzerinde masum olarak yaşar. Çocukluk döneminde, ne bir sorumluluk, ne de günahları vardır.

        Oysa, İslam’a göre çok küçük yaştaki (büluğa bile girmemiş) kız çocuklarıyla evlenmenin meşru olduğu, bizzat Kuran’da açık seçik bir şekilde yer almaktadır.

        Ve Muhammed Talak 4 suresini çevresindekilere söyler.

        Ey müslümanlar buluğ çağına ermemiş ( hani masum dediğiniz! hani günahsız dediğiniz!)
        kız çocuklarından boşanırken şunlara dikkat edin.
        Bak! Bak! Ergenlik çağına kadar günahları olmayan masum kızlara yapılanlara bak !

        Sonrada utanmadan Hıristiyanlıkta şöyle Musevilikte böyle de.
        Ben bunların hepsi külliyen cahil kandırmacası diyorum.
        Bilal bey “Biz şıracıyız onlar bozacı” diyor.

        Ahzap 49 a görede
        Kuran’a göre, büluğ çağına girmemiş küçük kızlarla sadece evlenmek değil, cinsel ilişkide bulunmak da (kocası için) caizdir.

        Tüm bunları biliyorsunuz da hangi cüretle bana
        “Her halde sana göre kadının varlığı erkeğe hizmet içindir” diyorsun

        Sen “Akli olgunluğumuzdan sonra sorumluluk başlıyor.” Diyorsun
        Sonrada akıl olgunluğuna ermemiş kız çocukları ile evlenmeye cinsel ilişkiye
        Evrenin yaratıcısı izin verdi. Vardır bir hikmeti diyorsun.

        Birde erkeğin kadının doğasını anlamamışsın diyorsun ya

        Sübyancılığa eyvallah de sonra baskın çıkmaya çalış
        Seni gidi kurnaz Müslüman seni!

        Öldükten sonra CENNETE giderseniz kurana göre nemi olur?
        Gılman Vildan kelimelerinin geçtiği ayetleri okursan (ki okumuşsundur) göreceksin
        cennette bile sana hizmet için çocuklar yaratılmış

        Bu dünyada da öbür dünyada da çocukları kızları köle yapan zihniyeti egemen kılmaya çalışanlara da
        Bunu kainatın yaratıcısın emriymiş gibi göstermeye çalışanlara da YAZIKLAR olsun.

      • murat says:

        Sayın bülent.Zenginin malı züğürtün çenesini yorar.Müslümanın cenneti de çene yorar hakkıyla.itirazını anlamak mümkün.Allah kız çocukları hakkında hangi hükmü verdi ise en güzel olan odur.Senin itirazında kullandığın irtica,örümcek kafa,sübyancı benzeri simgesel kelimeler maalesef kendi ahlakını yansıtmaktadır.Beyaza siyah diyen göz kördür.
        Senin sübyancı görmek istediğin şahıslar dünyada asırlar boyunca ahlak timsali olmuş bir neslin akıl hocalarıdır.
        meyvesini vermiş bir ağacın cinsi bellidir.İslamın meyvesi güzel ahlak,güven ve adalet timsali insanlardır.Bu yumurtadan tavus kuşu çıkmıştır.Sen kırık kabuklara bakıp iftira atmaya çalışıp müminin basiretinden öz kimliğini saklayamazsın.Kendi ahlakını iyi değerlendir.

      • bulent says:

        Dünya bir zamanlar DİN ile yönetiliyordu.
        Biz bugün o zamanlara KARANLIK ÇAĞ diyoruz.
        ( söyleyeni hatırlayamadım kusura bakma! )

  336. yusuf says:

    ha birde bu hususta biz namazda neden kuranı arapça okuruz orjinal haliyle biliyor musun ? anlamı mahiyeti bozulmasın diye –

    • bilal says:

      Bulent Bey ! 1- ”Diyorsun ki, İslama göre çok küçük yaştaki kız çocuklarıyla evlenmenin
      meşru olduğu,bizzat kur’an da açık seçik bir şekilde yer almaktadır.”

      Ben de diyorum ki,bu iddianla kur’an’a yaptığın iftira, ”açık ve seçik bir şekilde ortadadır.”
      Kendine delil olarak gösterdiğin AHZAP SURESİ 49.ayet külliyen seni yalanlıyor.
      Bakalım ayet nasıldır.? ” يا ايهاالذين امنوا اذا نكحتم المؤمنات ثم طلقتموهن من قبل ان تمسوهن فما لكم عليهن من عدة تعتدونها فمتعوهن وسرحوهن سراحا جميلا ” Ey iman edenler ! Mü’min kadınları nikahlayıp da,
      henüz zifafa girmeden onları boşarsanız,onları sayacağınız bir iddet süresince bekletme
      hakkınız yoktur.(başka biri ile hemen evlenebilrler.) O halde onları ( maddi bir tazminatla )
      memnun edin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın.” Bulent bey ! gösterdiğin ayet bu.!
      Bunun neresinde küçük kız çocuklarınadan söz ediliyor ? Dikkat edersen ayet,”kadınlar-
      dan ” söz ediyor. Her halde senin mantığında kadın demek,küçük yaştaki kız demektir. Ergenlik çağından sonrakilere ” kadın ” denildiğini bilmiyor musun ? Çok tuhafsın ! Arapça da küçük kız çocuklara ” صبية ”طفلة ” ve daha büyük kızlara da ” بنت ” denir .Söz konusu ayette bunlar geçiyor mu ? Geçiyorsa, bana göster !
      .2- kendine delil olarak gösterdiğin TALAK SURESİ 4.ayeti de çarpıtarak,kur’an’a iftira etmişsin. Bu ayet de seni yalanlıyor. Bakalım ayet ne diyor ?
      ” والئ يئسن من المحيض من نسائكم ان ارتبتم فعدتهن ثلاثة اشهر والئ لم يحضن واؤلات الاحمال ان يضعن حملهن الخ
      ” Kadınlarınız içinden adetten kesilmiş olanlarla,adet görmeyenler hususunda tereddüt
      ederseniz,onların bekleme süresi üç aydır.Gebe olanların bekleme süresi ise,yüklerini
      bırakmaları (doğum yapmaları ) dır. ” Buradaki ” لم يحضن ” adet görmeyenler,” küçük kız-
      larla hiç bir alakası yoktur. Kadınların bir kısmı hiç adat görmediklerini bilmiyor musun ?
      Hiç adet görmeyen bazı kadınlar vardır.Bunu küçük kızlarla ilintilendirmek saçmalıktır.
      Kur’an, ” لم يحضن ” Lem yahıdna ” yerine, ” لم يبلغن ” Lem yebluğne ” deseydi,o zaman
      senin iddian doğru olurdu. Bizim ki ise yanlış. Ama, kur’an daki bu ayet yine de senin
      iddianı yalnış çıkarıyor.Sen ayetleri çarpıtarak saçmalıyorsun. sapla samanı karıştırı-
      yorsun. Evet senin iddiaların saçmalıktan başka bir şey değildir.Kur’an’a iftira atma.!
      3- Demek ki,Hıristiyanlıktaki ”Vaftiz ” olayından da hiç haberin yoktur.Bir araştır,öyle
      bir şey var mı,yok mu ? Neden yapıyorlar ? İslam dan başka hangi dinin mensubuna
      sorarsan sor onlar, diğer din mensuplarının çocuklarına bu şansı tanımazlar. 1-İslama
      göre,ergenlik çağına gelmeyen bütün dünya çocukları masum,günahsız ve cennetlik-
      tir. 2- Akli dengesi yerinde olmayan veya akli etkileyenSon psikolojik sorunu olanların
      tümü masum,günahsız ve cennetliktir. 3- Gayri müslim bir toplumda yaşamış olan,
      inancı ve dini ne olursa olsun,eğer gerçek anlamda islamın tebliğini almamışsa,veya
      islam ona yalnış anlatılmışsa,bu da Allah’ın engin af kapsamına girer ve cehennemlik
      olmaz.Buna baktığımızda görüyoruz ki,islam tebliğini hakkıyla almayan bir çok gayri
      müslim de ahirette Allah’ın af kapsamına girerler.Böyle bir inanç ve tolerarans islam dan başka hiç bir dinde yoktur. Bu konuda delilimiz bizzat kur’an dır.
      İSRA SURESİ / 15 ”من اهتدي فانما يهتدي لنفسه ومن ضل فانما يضل عليها ولا تزر وازرة وزر اخري
      وما كنا معذبين حتي نبعث رسولا الخ ” Kim hidayet yolunu seçerse,bunu ancak kendi iyiliği için
      seçmiş olur,kim de doğruluktan saparsa,kendi zararına sapmış olur. Hiç bir günahkar,
      başkasının günah yükünü üslenmez. Biz bir elçi göndermedikçe ( insanlara mesajımızı
      hakkıyla tebliğ ettirmedikçe ) kimseye azap edecek değiliz.” Buna göre,Allah’ın mesa-
      jını hakkıyla almayan hiç bir insan azap görecek değildir. Allah’ın af kapsamına girer.
      Konu ile ilgili islam alimleri de bu ayete dayanarak şöyle diyorlar.
      من المسؤل يوم القيامة؟
      1= من لم يبلغه تبليغ الاسلام 2= من بلغه اسم الاسلام والقران ورسالة محمد ولكن لم يتمكن له من تعليم حقائق الاسلام واوصافه بل شوه له الاسلام فهذان غير مسؤلان يوم القيامة بل هما في رحمة الله
      3= ومن بلغه الاسلام مع حقائقه واصافه بلا نقصان ولم يؤمن به فهذا هو المسؤل عند الله الخ
      NOT : Kur’an dan hareket ederek,islam alimlerinin görüşlerini yukarıda açıkladığım
      için, bu metnin çevirisini yapmaya ihtiyaç duymadım.Çünkü aşağı yukarı iksi de aynıdır.
      EVET: Tekrar söyliyorum,islamda ki,bu inanç ve tolerans hiç bir dinde yoktur.

      Son olarak ” Bu dünyada da öbür dünyada da……..” diye ifade ettiğin düşüncene aynen
      bende katılıyor ve böyle bir zihniyete sahip olanları şiddetle kınıyorum.
      Burada hemfikiriz . Ve nedenle de sana teşekkür ediyorum. Saygılar.

      • bulent says:

        Diyanet İşleri Meali (Eski)
        Kadınlarınızdan ay hali görmekten kesilenler ile HENÜZ AY HALİ görmemiş olanların iddetleri hususunda şüpheye düşerseniz, bilin ki, onların iddet beklemesi üç aydır; gebe olanların iddeti, doğurmaları ile tamamlanır. Allah, buyruğuna karşı gelmekten sakınan kimseye işinde kolaylık verir.

        Diyanet İşleri Meali (Yeni)
        Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, HENÜZ âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

        Henüz adet görmeyenler demek NE DEMEK?
        Sen henüz lafını çıkar sonrada deki ya bu dediğin gibi değil.
        Diyanet yeni meallerinde ayetlere bi sürü ekleme ve çıkarma ile anlamını değiştirip kuranı kurtarmaya çalışıyor ama burada yapacak bir şeyi kalmamış olmalı ki değişiklik yapamamış.
        Bu bağlamda

        AHZAP SURESİ 49.ayet dediğin gibi
        ” Ey iman edenler ! Mü’min kadınları nikahlayıp da, henüz zifafa girmeden onları boşarsanız,onları sayacağınız bir iddet süresince bekletme hakkınız yoktur

        Yani bu kız çocukları ile cinsel ilişki kurmadan ( yani kurarsanız da – eş olarak ) sakınca yoktur.

        Süleyman Ateş: ”(Yaşlılıklarından ötürü) Adetten kesilen kadınlarınızın (bekleme süresinden) şüphe ederseniz, (bilin ki) onların bekleme süresi üç aydır. HENÜZ ADET görmeyenler de böyledir. ”

        Mevdudi, Tefhimu’l Kuran, Talak/4′ün tefsiri
        Büluğa ermediği için hayız görmeyen veya bazı nedenler dolayısıyla geç hayız gören ya da çok büyük bir istisna olup da hiç hayız görmeyen kadınlar, hayızdan kesilmiş kadınlar gibi talaktan sonra 3 ay iddet beklerler.
        Kur’an’ın bu açıklamasına göre, burada “Mudhale” (kocasıyla gerdeğe girmiş) bir kadının sözkonusu olduğuna dikkat edilmelidir. Çünkü mübaşeret olmasaydı eğer, iddet sözkonusu olmazdı. (Bkz. Ahzab: 49) Bu yüzden, henüz hayız görmeye başlamamış kızların, iddetinin beyan edilmesinden anlaşıldığına göre, bu yaştaki kızlarla evlenmek ve kocalarının kendileriyle cinsel ilişkide bulunması caizdir. Dolayısıyla Kur’an’ın caiz gördüğü bir davranışı hiçbir Müslümanın yasaklamaya hakkı yoktur.

        Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini – Kuran Dili, Talak/4′ün tefsiri
        Bunlar gerek on yedi yaşından küçük olup henüz büluğa ermemiş olduklarından dolayı hayız görmemiş olanları ve gerek büluğ yaşının en üst sınırı olan on yedi yaşını geçmiş, binaenaleyh yaş itibariyle büluğa ermiş oldukları halde âdet görmeyenleri kapsamaktadır.

        Diyanet işlerinde arapça bilen yok . Onlar bilmiyor ben biliyorum diyorsanız.
        Mealinizi kitap haline getirmenizi tavsiye ederim.
        Çünkü kuran mealleri ile sizin mealleriniz ÇOOOK farklı!

        Ama güzel olan birşey var
        EĞER bu mealler doğruysa
        siz de KURAN a benim gibi inanmıyorsunuz demektir.
        Bu meallerde bir enayilik bir çarpıklık olduğunun fakındasınız demektir.

        EĞER siz haklıysanız ve mealler yanlış ise
        bunca yıldır bu çarpık bu ahlaksız zihniyeti
        evrenin yaratıcısına layık gören 1 milyardan fazla,
        sözde müslüman güruhu
        1400 yıldır ortada dolaşıyor demektir.
        Saygılar

  337. bilal says:

    Bulent Bey ! 1- Gayet arapçanın dil ve gramerini iyi bilen biri olarak ”TALAK suresi 4. ayetin orjinal
    arapça metninde ” HENÜZ ” ifadesinin karşılığını bulamıyorum.Ayette öyle bir ifade yoktur. O ifade
    kur’an değil,çeviri yapanın yorumudur. O şekildeki çeviri,ayetin orjinalı ile çelişmektedir.
    Bak ! Söz konusu ayette ”Henüz ” ifadesinin bulabilmesi için, ” والئ لم يحضن ” değil, ”
    والئ ما زال لم يحضن ” şeklinde olması gerekirdi. ”Henüz ” kelimesinin arapça karşılığı ” ما زال ”
    dir. Halbu ki,bu ifade ayette yoktur.

    والئ لم يحضن ” hayızı görmeyenler” şeklindedir.”(adet görmeyenler ) Arapça metninde ” Henüz”
    ”ma zale” diye bir ifade varsa bana göster.. Bir çok Mealler birbirinin devamıdır. Meal yapan her kişi arapçayı bilir
    diyemem.Çünkü bir çoğu birbirinden istifade ediyorlar.Böylece yanlış bir çeviri veya yorum olmuşsa,diğerlere de aynen girmiştir .Zaten başka mealleri karıştırarak meal çıkaranların sayısı çoktur.
    Bak ! TALAK SURESİ 4. AYETTE ” Adet görmeyenler…..” Şeklindeki çeviri sadece bana ait değil-
    dir. Bunu,ben yalnız söylemiyorum.Başka ilahiyatçı hocalarımız da aynen bu şekilde çeviri yapmış-
    lardır.
    KUR’AN’I KERİM
    VE
    TÜRKÇE
    AÇIKLAMALI MEALİ :
    HAZIRLAYANLAR :
    1- Prof.Dr. Ali ÖZEK, 2- Prof.Dr.Hayrettin KAHRAMAN 3- Doç.Dr. Ali TURGUT 4- Doç.Dr.
    Mustafa ÇAĞRICI 5- Doç.Dr. İbrahim Kafi DÖNMEZ 6- Doç.Dr. Sadereddin GÜMÜŞ
    P.K.6262 Medinei Münevvere

    2- Ben canu gönülden ”KUR’AN’ A ” inanıyorum. Yalnış çeviri ve yorumlara değil.Kur’an, benim baş tacımdır.Kur’an benim ve bütün insanlığın hayat rehberidir.Kur’an,her iki cihanda huzur ve mutluluk
    kaynağımızdır. Kur’an,insanlığın huzur ve mutluğu için evreni yaratan Yüce Allah’ın son mesajıdır.
    Beni kendinle karşılaştırma ! Ben kur’an’ın orjinalına inanıyorum. Sen ise,kur’an’a değil,uydurma ,
    aslı esası olmayan ve yanlış şeylere inanıyorsun. Zaten gayeniz gerçeğin ortaya çıkmaması ve
    bu uğurda mücadele etmesidir.Yeterki gerçekler ortaya çıkmasın diye habire çalışıyorsunuz.halbuki
    akıllı ve sağduyulu olan bir insan,gerçeğin ve hakikatın ortaya çıkması için çalışır.

    3- Evet: O Mealler deki bazı çarpıklıklar kur’an değildir. O bazı yanlış çeviri ve yorumlar insana aittir.
    Allah’a ait değildir. Allah’a ait olan kur’an’ın orjinal metini ve tam karşılığı olan mealdir.
    4- Meallerin tümü yalnış değildir. Sanki öyle bir imade bulunmuşsunuz.! Bazı yerler yalnıştır. Ama,yalnış olan o bazı yerler de,iman ve islamın temel esaslarıyla alakalı olmadığı için,kişinin inancına zarar vermez. Herkes her şeyi dört dörtlük bilecek değildir.İnsanda öyle bir kabiliyet ve özellik de yoktur. Kimi doktor,kimi mühendis,kimi filozof,
    kimi ilahiyatçı,kimi…….vs……..” şeklindedir. Kişi, okuduğu ve araştırdığı bıranşı diğerlerden
    daha iyibilir. Her müslüman islam alimi veya ilahiyat prof. olmak zorunda değildir. Nasıl ki,herkes doktor veya avukat vs… olmak zorunda değilse. Saygılar.

    • Araştırmacı says:

      Bilal kardeşim,meal konusunda Hayrettin Karamanı örnek vermişin.Bu kişinin fikirlerinden uzak dur.Bu kişi faiz konusunda müslümanları yanlış bilgilendiriyor.Saygılarımla.

  338. ikilci says:

    @pante
    mübarek adamsın vesselam.
    yıllardan beridir (6 yıl olmuş) bu yazının uzun versiyonunu (kutsal kitaplardaki çelişkiler) canım sıkıldıkça (td forumdan) açar açar okurum. bilal arkadaş üzerine alınmasın ama, bu memlekette kafa kağıdına “islam” yazılanlar içinde bu kadar araştırma heveslisi adam sayılıdır. yalnızca tebrik amaçlı yazdığım bu yazıyı, bir mail adresi bulamadığım için veya (haklı olarak) paylaşmadığın için o yolla iletemedim. postun altında kirlilik yapmaktan imtina ediyordum ki önceki yorumlardan cesaret buldum. yazdığın bunca yazıda, eleştirdiğin dogmalara “mantıksız”, “saçmalık” diyerek celallenmene rağmen ne kadar ahlaklı ve erdemli biri olduğunu şimdiye kadar göstermişsin. inşaallah bundan sonra da gösterirsin. bu yazıları defalarca okumuş bir insan sana, “bütün bu çelişki iddiaları kafamda bir tane bile soru işareti bırakamadı” dese; eminim ki böyle bir kimse hakkında yapacağın yorum, “yobaz” veya “körü körüne inanan” bir insan olduğu yönünde olurdu.
    bu fakir de, bu tasnife uyan bir yobaz olarak sana şükranlarını sunar, eserlerinin devamını diler.
    herkesin kandili mübarek olsun, allah hepimize iman hidayet nasib etsin temennimdir.

  339. sefa says:

    arkadas sen ucmussun yaa okuduklarına kendın mana verıomusun gercekten ya :)

  340. hakim says:

    “Ümmetim için en çok korktuğum, dili güçlü, iki yüzlü olan kimselerdir.” (Kenzu’l-Ummal, h. No: 28969-70).
    ,—-
    “Biz cehennem için cinlerden ve insanlardan öyle kimseler yarattık ki, onların kalpleri vardır ama bu kalplerle idrak etmezler, gözleri vardır onlarla (hakikati) görmezler, kulakları vardır onlarla işitmezler (gerçekleri duymazlıktan gelirler). Hasılı onlar hayvanlar gibidir, hatta (bakış açısı ve hayat felsefesi bakımından) onlardan da şaşkındırlar. İşte asıl gâfil olan onlardır.”(Araf, 7/179).
    —-
    Hz.Ali’nin Allah’ inanmayan bir komşusu vardı.Komşusu Hz.Ali’yi Allah^’a inandığı için küçümsemeye çalışırdı.

    Günlerden bir gün,komşusu hz.Ali’yi durdurdu:

    -Ey Ali!Sen Allah’a ve ahiret gününe inanıyor,bu dünyada yaptıklarının ahirette hesabını vereceğini düşünüyorsun.Bu yüzden dünya hayatının zevklerini yaşayamıyorsunç Bir de bana bak,Allah’a ve ahiret gününe inanmadığım için öldükten sonra hesap verecegimi de düşünmüyorum.O yüzden canımın her istediğini dilediğince yapabiliyorum

    Ne dersin sen mi mutlusun,ben mi mutluyum?diye sordu.

    Hz.Ali,inançsız komşunun sözlerine güldü.

    -Komşum!Sen Allah’a ve ahiret gününe inanmıyor,Öldükten sonra dirilmeyi kabul etmiyorsun.Cenneti ve cehennemi yok sayıyorsun

    Eğer senin dediğin gibi ahiret hayatı yoksa,ölen her insan toprak olup gidecekse ben de toprak olup giderim.

    Fakat eğer benim inandığım gibi ahiret varsa,insanlar öldükten sonra dirilecek ve dünyadayken yaptıklarının hesabını verecekse işte o zaman sen ne yapacaksın?Cehennemin sonsuz azabına nasıl dayanacaksın?Bu durumda senin kaybın mı benim kaybım mı daha önemli olur

  341. SİNAN says:

    kuran mucizelerini izleyin iman edin ey filozoflar gürühu. ölümlü dünya sonra ebedi cehenneme gitmeyin. http://www.youtube.com/watch?v=o87cwPghVTw

    • bulent says:

      Sinan kardeşim
      Klavuzu Karga olanın burnu …tan çıkmazmış.
      Bu sebeple Adnan hoca videolarından vazgeçmeni tavsiye ederim.
      Videoda br sürü uydurma hikaye var. Bunları göremediysen allahın gözüne perde indirdiklerindensin demektir!!

  342. ikilci says:

    @hakim
    dostum paylaştığın menkıbe, ate çevrelerde zaten oldukça bilindiktir.
    hatta “tüccar-kafası kıssası” ismiyle literatüre de geçmiştir.
    her niyeyse her müslümanın aklına ilk bu kıssa gelir;
    ve her niyeyse çoklarının tüylerini diken diken eden bu cümleler, inanmayanlara tesir etmez.

    @pante
    hocam, kutsal kitapların kendileriyle ve birbiriyle olan çelişkilerini savladığın yazıların oldukça emek harcanmış ve oldukça kapsamlı çalışmalar. benim sana sormak istediğim, kuran’la çeliştiğini düşündüğün “hadisler”le alakalı bir tetkik yaptın mı / yapmayı düşündün mü? varsa da bu konuda yazını bulabilmiş değilim. tabi ki ilgi alanın değilse merak etmemiş olabilirsin zira misliyle geniş bir konu. bir de hadislerin “sıhhati” meselesine dokunduğu için, her tesbitine “hadis zayıftır” diyerek işin içinden çıkıp moralini bozacak, ve postun altında terör estirecek kitleyi bile hesaba katıyor olabilirsin. ama bu konuda yazmayı düşünürsen oldukça ilginç bir konu. hali hazırda bir çalışman var da ben bulamadıysam buradan cevabını rica ederim. teşekkürler.

    • pante says:

      Teşekkürler İkilci.
      Hadis konusunda yeterli gördüğüm bir yazım var. “İslamın asıl düşmanı: Hadisler
      http://panteidar.wordpress.com/2010/03/03/islamin-asil-dusmani-hadisler-ve-sunnet/
      Daha fazlasına gerek duymuyorum.
      Hadislerin belki de tamamına yakınının uydurma olduğu kesin. Denilebilir ki “madem uydurma olduğunu düşünüyorsun, neden bazen hadislerden örnek veriyorsun?”
      Zaman zaman hadislerden de örnek vermemin nedeni; İslam’ın en az ayetler kadar hadislere dayanıyor olmasıdır. Dinde bu denli yeri olan hadisleri yok saymak mümkün değil. Hadisler olmasa İslam sadece Kur’an’ı referans alıyor olsaydı, ayetlerin yorumu daha farklı olabilir ve bu kadar fazla eleştirilecek yanı olamazdı.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s