SAİD-İ NURSİ GERÇEĞİ ve

RİSALELERDEKİ SAÇMALIKLAR

1873 yılında, Bitlis’in Hizan İlçesine bağlı Nurs Köyü’nde dünyaya gelmiştir.

İlk adı Said Kürdi’dir. Cumhuriyetten sonra risaleleri yazmaya başladığında Kürd sözcüğünden duyduğu rahatsızlık nedeniyle lakabını Nursi yapar.“Nursi” sözcüğü (nurlu olduğu için değil) doğduğu yere izafeten verilmiştir. Soyadı kanunundan sonra “Okur” soyadını alır. Yani, resmi ismi Said Okur’dur.

Said, İran’dan Bitlis’e göçetmiş Soft Mirza’nın oğludur. Altı kardeşi vardır. Biraz büyüyünce köyündeki medreseye kaydedilir.. Bu sırada henüz 9 yaşında olan Said, Medresede kavga ettiği bir arkadaşından dayak yiyince eline geçirdiği bir balta sapını arkadaşının kafasına vurup kaçmıştır. Geçimsiz  ve kavgacı bir yapıya sahip olan Said, bu nedenle medrese eğitimini tamamlayamamıştır. Daha sonra Hizan’daki medresede eğitime başlamış, oradan da kavgacılığı nedeniyle kovulmuştur. Bitlis yöresindeki hiçbir tekke ve medreseye kabul edilmeyen geçimsiz Said Nursi, bu defa Van’ın Bahçesaray ilçesindeki bir medreseye gitmiştir. Sözde oradaki talebelerin eğitim düzeyini yetersiz gören Said, Erzurum’daki Beyazıt medresesine geçmiştir. Bu medresede de sadece üç ay kadar kalabilmiştir.

Şimdi Said’in bu dönemi hakkında nurcuların ne yazdığını görelim:

“Herhangi bir kitabı eline alsa kendi kendine anlardı. 24 saat içinde ‘Cem’ul-Cevami’, ‘Şerhu’l-Mevakıf’, ‘İbnü’l-Hacer’ gibi anlaması zor kitapların 200 sahifesini –kendi kendine anlamak şartıyla- mütalaa ederdi. O derece kendini ilme vermişti ki, dış dünya ile alakasını bütün bütün kesmişti.”

Bu gerçek dışı anlatımlar Said Nursi’nin yalanlarıdır. Arapça’yı yeni öğrenmiş çocuk yaşta bir insanın böylesine ağır dilli kitapların 200 sayfasını 24 saatte ezberlemesi akıl dışıdır. Erzurum’daki eğitim sonrasında kendini din alimi gibi görmeye başlayan Said, bu kez Bağdat yollarına düşer. Orada da serseri mayın gibi dolaşıp tutunamayınca Siirt’in Tillo kasabasına gider.  Bu dönemde peygamberi rüyasında gördüğünü iddia etmiş, çevresindekiler üzerinde “ermiş” görünümü yaratmaya çalışmıştır. Sonra Mardin’e geçen Said, ilmi yetersizliğine bakmadan Mardin’deki hoca ve mollalarla tartışmaya yeltenmiş, haddini aşınca Mardin halkının tepkisiyle karşılaşmıştır. Ukalalığını sürdürünce tepkiler artmış, Mardin mutasarrufu Nadir Bey, Said’i jandarmalara tutuklatıp, halkın linç etmesinden kurtarmış ve kent dışına sürmüştür. Bu kovulma  olayıyla ilgili de nurcuların uydurduğu bir maval vardır ki ibretliktir. Kendisini şehir dışına götüren jandarmalara namaz kılacağını söyler ve kelepçelerini çözmelerini ister.  Tabi müsaade edilmez. Sözde sihirbaz Said, kelepçeleri kendi çözer ve yere atıp namazını kılar. Bunu gören jandarmalar “Artık biz senin köleniz” der ama Said kabul etmez.

Yine sözde Van valisi Hasan Paşa’nın sözde daveti üzerine Van’a gitmiştir.  Kendisine “Bediüzzaman” lakabını takması bu döneme rastlar “Zamanın Üstadı” anlamına gelen bu isim, onun gerçek ismine dönüştürülmüştür. Van’daki geçen bu döneminde Said’in 1899-1901 yılları arasında İran ihtilaline kadar Bahailerle ve İngiliz subaylarla ortak çalışmalar yaptığı iddia edilir. İran’dan kaçan Bahai şeyhi Cemaleddin Afgani’nin  İstanbul’a gitmesine ve sarayın himayesine girmesine kuryelik yaptığı, Şeyh Cemalettin Afgani’nin tetikçisi olan Kirmani’yi, İran-Türkiye sınırında karşılayıp İstanbul’a kadar ulaştırdığı, İstanbul’da bunlarla Bahaullah yolunda müşterek çalıştığı ve bu karanlık döneminden bahsedilmediği öne sürülür. İstanbul’daki bu ilk yıllarında İngiliz ve Alman istihbaratçılarınca kullanıldığı da iddialar arasındadır. Ancak bu iddialarla ilgili bir kanıt olmadığını belirtelim.

Bu şüphe çeken adam, padişah Abdülhamit tarafından izlettirilir. Said-i Kürdi, 31 Mart vak’asından önce Derviş Vahdeti ile münasebet kurmuş o zaman yayınlanan Volkan Gazetesinde çıkan yazıları ile 31 Mart vak’asını körüklemiştir. Nitekim padişah Abdülhamit, Said-i Kürdi’yi 31 Mart Vakası’nda Divan-ı Harbe verdirmiş, tutuklatarak Üsküdar/Toptaşı Cezaevi’ne kapattırmıştır. Yıldız Askeri Mahkemeleri’nde yargılanan Said Kürdi’nin mahkeme başkanı Şakir Paşa’ya verdiği tutarsız ifadelerden ötürü Fizan’a (Libya) sürülmesine karar verilmişken, mahkemenin kararıyla akıl hastanesine kapatılmıştır. Akıl hastanesine kapatılan meczup, sanki Osmanlı devletinin ona gücü yetmiyormuş gibi, istemiş olsa Abdülhamit  onu idam ettiremeyecekmiş gibi, zehirlendiğini öne sürmeye kalkışmıştır.

Yaklaşık 1 yıl tımarhanede kalan Said-i Kürdi, hastaneden çıkar çıkmaz Abdülhamit’in en güçlü muhalifi İttihat ve Terakki Cemiyeti ile temas  kurmuş, 2. Meşrutiyetin ilanından sonra önce Batum üzerinden Van’a, oradan Şam’a ve daha sonra Rumeli’ye geçmiştir.

Nurcular, Said’in deliliği konusunda da yalana başvurmuş ve doktorun “O benden bile akıllı” dediğini ileri sürmüşlerdir.

Said-i Nursi’nin aşırı asabi ve geçimsiz bir mizaca sahip olduğunu tüm talebeleri bilir.  Ayrıca sürekli bir psikolojik rahatsızlığı olduğunu kendisi itiraf ediyor.” Eskiden beri ben de merdümgirizlik (agorafobi) var” diyor. Yani panik ataklar yaşıyor, insan içine çıkamıyor, korkuyor, aşırı gerginleşiyor. Zaman zaman da melankolik haller yaşıyor. Said’in yapısında narsistlik olduğu zaten yazılarındaki büyüklenmelerden malumdur.

Rusların Doğu’ya saldırması üzerine başlayan Rus savaşına katılmış, Sibirya’da iki yıl esir kalmış, buradan kendi beyanıyla firar etmiş, Varşova-Viyana üzerinden 1918 ortalarında İstanbul’a dönmüştür. Mütareke ve Milli Mücadele günlerinde İstanbul’dadır. Rus esaretinden sonra siyasete hiç karışmayan, şeytandan kaçar gibi siyasetten kaçarak Allah’a sığındığını söyleyen Said-i Kürdi ne düşman işgallerini protesto eden mitinglere katılmış, ne milli mücadeleyi öven Hutuvat-ı Sitte dışında bir yazı yazmış ne de diğer din adamları gibi cami cami, cemaat cemaat dolaşıp müslümanları Ankara’yı desteklemeye çağırmıştır. Kurtuluş Savaşına ne maddi ne de manevi hiçbir şekilde katılmamış, Çamlıca’daki evinde kendi dertleriyle zamanını geçirmiştir. Bu dönemde Kürt Teali Cemiyeti’nin kuruluşuna katıldığı öne sürülür. Ne zaman ki 1922 de zafer kazanılmış, Ankara’nın kazandığı kesinleşmiş, o sıra İslamcı milletvekillerinin daveti üzerine Ankara’ya gitmiştir.

Mecliste milletvekillerinin arasına din-iman meselelerini sokarak fesat çıkarmaya kalkmış, vekillerin namazına, orucuna karışmış, gericiliği vekiller üzerinde etkin kılmaya çabalamıştır. Ancak Mustafa Kemal vaktinde müdahale ederek Said’e haddini bildirmiş, birkaç ay daha ortamı zorlayıp netice alamayacağını anlayınca Ankara’yı terk etmiştir. Nurcular bu konuyu da çarpıtarak Said’in Atatürk’e sert çıktığını ve “Paşa, paşa! Namaz kılmayan hâindir, hâinin hükmü merduddur.” dediği iddia edilir. Son zamanlarda ağızlarına demokratikliği sakız eden bu nurcuların anladığı demokrasi budur. İnsanları namaza zorlamanın, namaz kılmayanı hain ilan etmenin ve cezalandırmanın demokratiklikle bağdaşır bir tarafını izah edemezler.

Risalelerdeki Yalanlar

Said-i Nursi yalancı bir meczuptur. Akıldışı, bilimdışı iddiaları olan bir gerici yobazdır. Bu konuda yazdıklarından örnekler verelim:

Tevrat, Zebur ve İncil’de Muhammed’in peygamberliğine dair ayetler olduğu

http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Mektubat&Page=167

Tevrat’ın bir ayeti daha : Muhammed, Allah’ın Resulüdür. Mekke onun doğum yeri, Medine hicret yeri, Şam onun mülküdür. Ümmeti ise hamd edici kimselerdir.
Syf. 433

Tevrat’ın hiçbir bölümünde, Muhammed’in adı geçmediği gibi, Mekke onun doğum yeri, ifadesi de yoktur.

Bir başka yalan, yine Tevrat’tan;

Sen benim kulum ve Resulümsün, Sana Mütevekkil adını verdim.
Syf.433

Tevrat’ta böyle bir ayet de yoktur.

Gene aynı yerde sözde Tevrat’ın ayeti ;
Hazret-i İsmail’in validesi olan Hacer, evlat sahibesi olacak. Ve onun evladından öyle birisi çıkacak ki, o veledin eli, umumun fevkinde olacak ve umumun eli huşu ve itaatle ona açılacak.
Said Nursi bu ayetin Tekvin Bap 17′de olduğunu söylüyor. Tekvin Bap 17′de böyle bir ayet yok. Ancak buna benzer bir ifade Tekvin Bap 16′da 11 ve 12. ayetlerde var ;

11. Ve Rabbin meleği ona dedi : İşte sen gebesin ve bir oğul doğuracaksın ve onun adını İsmail koyacaksın çünkü Rab sana olan cefayı işitti.
12. Ve o insanlar arasında yabani adam olacaktır, onun eli herkese karşı ve herkesin eli ona karşı olacak ve bütün kardeşlerinin şarkında sakin olacaktır.

Tevrat’ın ayeti açık bir şekilde İsmail’den bahsetmekte. *Said Nursi, ayetteki İsmail adını kaldırıp onun yerine Muhammed’i düşündüren ifadeler koyuyor.

Said Efendi devam ediyor:
‘Tevrat’ın bir başka ayeti :
Beni İsrail’in kardeşleri olan Beni İsmail’den senin gibi birini göndereceğim. Ben sözümü onun ağzına koyacağım ; Benim vahyimle konuşacak. Onu kabul etmeyene azap vereceğim.’

Bu ayetin de aslı şu şekildedir:
Tesniye Bap 18
15. Allah’ın Rab senin için kardeşleriniz arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak, onu dinleyeceksin
16. Nasıl ki, Horebde toplantı gününde, bir daha Allah’ım Rabbin sesini işitmiyeyim ve artık bu büyük ateşi görmiyeyim ve ölmiyeyim diye Allah’ın Rab’den istedin.
17. Ve Rab bana dedi, Söylediklerini iyi dediler.
18. Onlar için kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım ve sözlerimi onun ağzına koyacağım ve ona emredeceğim her şeyi onlara söyliyecek.

Tevrat’taki “kardeşleri arasından” ifadesi Yahudilere için kullanmaktadır. Muhammed Yahudi olmadığına göre, hangi mantık bu söylemin Muhammed’e ait olduğunu kabul edebilir?

Said Nursi, ayette hiçbir şekilde sözü geçmediği halde salt Muhammed ile irtibatlandırabilme gayesi ile ayetin içine Yahudilerin kardeş kolu sayılan İsmaili’leri ilave ediveriyor.

Ayrıca, Tevrat’ın Tesniye Bölümü Bap 17 deki, 15. ayete baktığımız zaman,
“Mutlaka Allah’ın Rabbin seçeceği adamı üzerine kral koyacaksın, kardeşlerin arasından birini üzerine kral koyacaksın, kardeşlerinden olmayan yabancı bir adamı kendi üzerine koyamazsın.” dediğini görüyoruz. Bu ayetin hükmüne göre, Yahudiler kendi krallarını da İsmaili’lerin içinden seçmeleri gerekirdi.

Gene Bap / 17 ayet 17 şu şekilde devam eder:

“Ve yüreği sapmasın diye kendisi için karılar çoğaltmayacak, ve kendisi için fazla gümüş ve altın çoğaltmayacak.”

Bu tanımlama belki İsa’ya uymakta, ancak bilinir ki, Muhammed’in 13-15 karısı ve bir sürü cariyesi olmuştur. Ayrıca yaptığı gece baskınlarında ganimet olarak bir çok kadın, altın ve gümüş almıştır.
Said Nursi 433. sayfada devam ediyor:
‘Eşiya Peygamberin Kitabında, kırkikinci babında şu ayet vardır :
Hak Sübhanehu ahirzamanda kendinin istifa gerde ve bergüzidesi kulunu ba’s edecek ve ona Ruhu’l Emin Hazreti Cibril’i yollayıp din-i ilahisini ona talim ettirecek. Ve o dahi Ruhu’l eminin talimi vechile nasa talim eyleyecek ve beynennas hak ile hükmedecektir. O bir nurdur, halkı zulümattan çıkaracaktır. Rabbin bana kablelvuku bildirdiği şeyi ben de size bildiriyorum.- İşte bu ayet, gayet sarih bir surette, ahırzaman Peygamberi olan Muhammed Aleyhissalatü Vesselamın evsafını beyan ediyor.’

Şimdi aynı ayetin değiştirilmemiş şekline bir bakalım:

İşaya Bap / 42
1. İşte kendisine destek olduğum kulum, canımın kendisinden razı olduğu seçme kulum. Ruhumu onun üzerine koydum, milletler hakkı için meydana çıkacaktır.
2. Bağırmayacak, sesini yükseltmeyecek, ve onu sokakta işittirmeyecek.
3. Ezilmiş kamışı kırmayacak ve tüten fitili söndürmeyecek, hakkı hakikate erdirecek.
4. Ve dünyada hakkı pekiştirinceye kadar zayıflamayacak ve cesareti kırılmayacak ve adalar onun şeriatini bekleyecekler.

Her iki anlatımdaki ifadelerin birbirlerine ne kadar benzedikleri meydanda.
Ayet açıkça sesini yükseltmeyecek, sokakta işittirmeyecek, tüten fitili söndürmeyecek diyor. Oysa biliyoruz ki, Muhammed sesini yükseltmiştir, sokaklarda duyurmuştur, baskın ve savaşlarıyla bir çok ocağı söndürmüştür.

Tevrat ve Zebur’u yeterli bulmayan Said Nursi, efendisini biraz daha yüceltmek için, bu sefer de, İncil’e ayetler yerleştirmekten geri kalmıyor.
İncil’de de şöyle bir ayet vardır,
Onun demirden bir asası, yani kılıcı olacak ve onunla savaşacak. Ümmeti de onun gibi olacak.
İncil’in de hiç bir yerinde böyle bir ayet yoktur.

Aynı kitabın gene 432. sayfasında,
‘İncil’in ayeti :
-Ben gidiyorum, ta ki size Faraklit gelsin- Yani Ahmed gelsin. İncil’in ikinci ayeti : -Ben Rabbimden, hakkı batıldan fark eden bir peygamber istiyorum ki, edediyete kadar beraberinizde bulunsun- Faraklit, el-fariku beyne’l-hakkı ve batıl manasında, Peygamberin o kitaplarda ismidir.
Bu ayetin aslı ise aşağıdaki gibidir ;

Yuhanna Bap 14
15. Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz.
16. Ben de Baba’dan dileyeceğim ve O, sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhunu verecek.
17.Dünya O’nu kabul edemez. Çünkü O’nu ne görür, ne de tanır. Siz O’nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.
18. Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.

Ayette Görüldüğü gibi İsa, bir peygamberden değil, inandığı kutsal ruhtan söz etmektedir. Ancak Said Efendi, burada da ufak tefek saptırmalarla Muhammed’i, Hristiyanların Kutsal Ruh tanımlamasına uydurma gayretleri içerisindedir. Ayrıca, Said Nursi’nin Faraklit dediği Parakletos’dur ve Yunanca, Tesellici anlamındadır.

Dünyanın egemeni şeytan mı Muhammed mi?

Said Nursi gene yarım yamalak okuyup, yalan yanlış anladıklarını Mektubat adlı kitabında şöyle sürdürmektedir;

Yuhanna İncil’inin ondördüncü Bab ve yirminci ayeti şudur : -Artık sizinle çok söyleşmem, zira bu alemin reisi geliyor. Ve bende O’nun nesnesi asla yoktur!.- İşte ‘Alemin Reisi tabiri Fahr-ı Alem demektir. Fahr-ı Alem ünvanı ise, Muhammed-i Arabi Aleyhissalatü Vesselam’ın en meşhur ünvanıdır. *
Syf. 154

Öncelikle Yuhanna Bap 14 ayet 20 bu değildir. 20. Ayetin aslı aşağıdadır:

O gün anlayacaksınız ki, ben Babamdayım, siz bendesiniz, ben de sizdeyim.

Said Nursi’nin anlatmak istediği ayet, Yuhana Bap / 14′de 30. ayettir.

“Artık sizinle uzun uzun konuşmayacağım. Çünkü bu dünyanın egemeni geliyor. Onun benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur.”

Said Nursi’nin dediği şekilde kabul edelim. İncil, bu dünyanın egemeni ya da reisi demekle Muhammed’i işaret ediyor diyelim. Bir başka ayette egemen olan dışarı atıldığı zaman ne olacaktır? O zaman da Muhammed’in dışarı atılması Nurcular tarafından kabul görecek mi?

Yuhanna Bap / 12
31. Bu dünya şimdi yargılanıyor. Bu dünyanın egemeni şimdi dışarı atılacak.

Ya da Muhamed’in işlediği suçlardan dolayı yargılanmış bulunduğu kabul edilecek mi?

Yuhanna Bap / 16
11. Yargı konusunda – çünkü bu dünyanın egemeni yargılanmış bulunuyor.

Bu ayetlerde anlatılmak istenen şeytandır. Dünyanın egemeni, ya da reisi geliyor ifadelerinden kast edilen, şeytanla birlikte geldiğine inanılan kötülüklerdir.

Ama okuduğunu yarım yamalak anlayan, ya da bir çok İslamcı da görüldüğü gibi, okuduklarını arzu ettiği şekilde anlamak isteyen Said Efendi, hem kendisi çelişkiler içinde kalmış, hem de takipçilerini yanlış bilgilendirmekten öte bir şey yapmamıştır.

Bütün bu karşılaştırmalar, Said Nursi’nin yalan ve saptırmalarını açıkça göstermektedir. Bu yazılanları araştırma zahmetine katlanmayan Nurcular’da inandıkları efendileri Said Nursi’nin dediklerini aynen kabul etmektedirler.

“Burada açıkça karşılaştırılması yapılan yanlışlar ve doğrular, onları bu yanlış ve sabit inançlarından vaz geçirebilir mi?” diye sorarsak cevap kesinlikle hayır’dır. Hiçbir Said Nursi inanırı, hiç bir şekilde aklını kullanmak zahmetine katlanmayacak ve bu ispatı meydanda olan doğruları kabul etmeyecek, neye inanıyorsa ona inanmaya aynı şekilde devam edecektir. Zaten üstadları da onları böyle eğitmiştir, şimdiki ağabeyler de öyle eğitiyorlar:

“Mekke-i Mükerremede dahi-farz-ı muhal olarak-Risâle-i Nur’un aleyhinde bir îtiraz kutb-u azamdan dahi gelse, Risâle-i Nur şakirtleri sarsılmayıp, o mübarek kutb-u azamın îtirazını iltifat ve selâm sûretinde telakkî edip, teveccühünü de kazanmak için, medar-ı îtiraz noktaları o büyük üstadlarına karşı izah etmek, ellerini öpmektir.”

Kutb-u azam : velilerin velisi, alimlerin alimi, zamanın dinde en yüce öğreticisi, rehberi.

http://www.risaleinurenstitusu.org/i…hberi&Page=163

Görüldüğü gibi Said-i Nursi talebelerine kendinden çok büyük bir alim bile Risalelerin yanlış olduğunu söylese sarsılmamalarını söylüyor. “Saygını göster ama itirazını duymazdan gel” demeye getiriyor.

Kur’an’daki Ayet Sayısı Yalanı

http://www.risaleara.com/ara.asp?a=6666+ayet&k=4&r=5

Said-i Nursi’ye göre Kur’an’da ayet sayısı 6666 adettir. Bu da yalandır. Ayet sayısını ilginç gösterme amaçlı uydurulmuştur. Halbuki ayet sayısı 6236’dır.

Kur’an Ayetlerinin Kendisinden ve Risalelerden Bahsettiği Yalanı

Said-i Nursi Nur 35. ayette Allah’ın kendisinden ve risalelerinden bahsettiğini iddia eder. Özetle “Bu âyette benden ve eserimden özellikle söz edilmek istenmiştir. Benim özelliğimde bir başka kimse, kitabımın özelliğinde de bir başka kitap bulunmadığı için Allah’ın Nuruyla ancak ben ve kitabım anlatılmış olabilir.” der.

http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=SikkeiTasdikiGaybi&Page=64 ve sonraki sayfalar.

15 Yılda Okunacak Kitapları 3 Ayda Okuyup Öğrendiği , Bir Gecede Kitap Ezberlediği Yalanı

“Kitabım da bir nurdur ben de bir nurum. Çünkü ben herkesin ancak 15 yılda okuyabildiği kitapları, sadece 3 ayda okuyup öğrendim…”

http://www.sorularlarisale-inur.com/index.php?s=article&aid=15554

3 ayda değil öğrenmek, 90 kitabı okumak bile mümkün değildir. Tabi basit fasiküller değilse. Ama Said’in kastettiği 3 ayda alim seviyesine geldiğidir ki bu bir anlamda tüm alimleri küçümsemektir.

Said-i Nursi’nin Olağanüstülüğü ve Yalancı Şahitleri

http://www.risaleara.com/oku.asp?id=897&a=kuvve-i%20haf%FDza

Risaleleri Kendisinin Yazmadığı, Allah Tarafından Yazdırıldığı Yalanı

Said-i Nursi Risaleleri kendisinin yazmadığını, kendisine yazdırtıldığını, doğrudan doğruya Allah’tan ilham olduğunu ve bu nedenle bir hata içermeyeceğini iddia eder. Sürekli olarak “yazdırıldı”, “gönderildi”,  “ihtar edildi”, “izin verilmedi”, “yazdırılmadı” gibi sözcükler kullanarak Risalelerin kendi iradesi dışında yazıldığını ima eder.

Ey Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile yazıldığına şüphe yok. “Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan alınmadım, hiçbir eserden çalınmadım. Ben Rabbânî ve Kur’ânîyim. Bir lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli bir Nûr’um.” (Müdaafalar 347, Şualar 141)

Said-i Nursi, risalelerinde peygamber sünnetini savunur, en zayıf hadisleri hatta hadis kitaplarında yer almayan uydurmalara bile değer verip yazar. Ama ne o hadislere, ne de sünnete kendisi uyar. Evlenmemiş, sakal bırakmamış, cuma namazlarına gitmemiştir. Hatta İslam’ın beş şartından biri olan Hac farizesini de yerine getirmemiştir. Cuma namazlarını kılmama sebebini kendisinin Şafi olmasına ve Şafilikte Cuma namazı için 40 kişilik cemaatin şart olmasına bağlar ama bunun bir bahane olduğu ortadadır. Hapis yattığı 1-2 senede belki 40 kişilik cemaati bulamayabilirdi ama diğer zamanların tümünde bu imkan mevcuttu. Said efendi bu konuda da yalan söylemektedir. Hacca gitmemesinin yegane sebebi ise Suudilerden çekinmesidir. Said-i Nursi, Türkiye’de özgürlüğünün elinden alınmasından şikayet etmektedir ama Arabistan’da olsa kellesini alırlardı. Çünkü orada böyle şeyhlere, “Bana Allah yazdırıyor” diyenlere, etrafında cemaat toplayanlara hayat hakkı yoktur. Yazdıkları nedeniyle Türkiye’de zorunlu ikametlere tabi tutulduğu için Mustafa Kemal’i ağır dille ve iftiralarla suçlarlar. Ama destekledikleri ve methiyeler dizdikleri Menderes döneminde de zorunlu ikamete tabi tutulduğu ve Ankara’ya sokulmadığı zamanlar olmuştur. Çünkü sivri dilliydi ve yazıp konuştukları yasalara aykırıydı. İftira ve tahrik edici nitelikteydi. Buna rağmen örneğin Nazım Hikmet’e gösterilmeyen hoşgörü ona gösterilmişti.

Mehmet Akif’in Said Nursi’yi eleştiren Şiirleri

Safahat’tan:

Hani vaiz diye geçinen maskara şeyler var ya ;

Der ki bir tanesi peştahtayı yumruklayarak:
Dinle, dünya neyin üstünde duruyor hey avanak!
Yerin altında öküz var, onun altında balık;
Onun altında da bir zorlu deniz var kayalık,

Öteden Kürd atılır: Doğru mu dersin be hoca?
Ne demek doğru mu dersin? Gidi cahil amuca!
Sözlerim basma değil yazma kitaptan tekmil
Kim inanmazsa kızıl kafir olur böylece bil.

Başka bir şiirinde Mehmet Akif maskara diye nitelendirdiği Said’e şöyle çatar:

Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun..

Aşağıdaki şiirinde çok daha serttir:

Lisân-ı pâk-i Nebî’den yalanlar uyduruyor:
Sıkılmadan da “sevâb işledim” deyip duruyor!
Düşünmedin mi girerken şerîatin kanına?
Cinâyetin kalacak zanneder misin yanına?
Sevâb ümid ediyor ha! Deyin ki nâmerde:
“Sevâbı sen göreceksin huzûr-ı mahşerde!
Tepende gezdirecek ra’d-ı intikamını Hak,
Ki yıldırımları beyninde kaynayıp duracak.
Yakandan inmeyecek dest-i kahrı husrânın…
Nasıl iner ki, önünden kaçıp da nîrânın,
Civâr-ı nûr-ı nübüvvette mültecâ bulsan;
Bu türlü kurtuluş imkânı yok ya… Kurtulsan;
Şu izdihâmın elinden -ki belki bir milyar
Nüfûs-ı hâsiredir- kaçmak ihtimali mi var?
Bugün fesâdına kurban olan zavallıların
Vebâli boynuna yüklenmesin mi yoksa, yarın?
Kolay mı ümmeti idlâl edip sefîl etmek?
Kolay mı dîni hurâfât içinde inletmek?
Niçin Kitâb-ı İlâhî’yi pâyimâl ettin?
Niçin şerîati murdâr elinle kirlettin?
Çıkıp tepinmeye yok muydu başka bir sâha?
Nedir bu salladığın çifte, Kâbetu’llâh’a?
Herif! Şu millet-i mâsûmeden ne isterdin,
Ki doğru yol diye tuttun, dalâli gösterdin!”

Serdar Kaangil

This entry was posted in Din and tagged , , , . Bookmark the permalink.

119 Responses to SAİD-İ NURSİ GERÇEĞİ ve

  1. nurullah güven says:

    dediğiniz hiç bir şeye katılmıyorum çünkü yazdığınız seylerin hepsi saçma sapan şeyler.Bukadar islam dinine sadık birini nasıl eleştiriyorsunuz hala anlıyamadım. Madem bukadar bilgilisinizde onu eleştiriyorsunuz buyrun siz de o kitaplar gibi sadece bir kitap yazın.Madem sadece medreselerden kaçmış hiçbir ilim görmemiş nasıl oluyorda bukadar güzel kitaplar yazıyor ve şu anda dünyanın her tarafından okutuluyor.Ha birde hiçbir insanın ırkıyla onu kötüleyemezsiniz Allahu teala onu kürt yaratmış beni türk belkim de seni türk yaratış.Sen kendin mi kendi ırkını seçtin burada said-i kürdi diyerek ayrım yapıyorsun islamda ayrım yoktur.Allahın veli kullarına kötü söz söylemek onları yalancı çıkarmak Allahı yalancı çıkarmaktır.Allah sizi ve bizi ıslah etsin.

    • 4fdg says:

      nurculuk islamin dusmanidir cunku kurani capitiriyor son peygamber hz muhammedir son kutsal kitab kurani kerimdir ancak risalei nur guya peygamber dediginiz yada diyemediginiz said nursiymis. o bir kafirdir ancak insanlar onu bir harika haline getirdiler kutsadilar mustafa kemala yatpiklari gibi insanlar tarihi arastirsalar dinini geregi gibi bilsere goylse seyler olmaz . allahin dusmanlarini yalanci cikarmak muslumanlik gorevimizi yerine getirmektir. bu yuzden insallah hakki bulursunuz said nursinin gercek yuzunu gorursunuz bunu burda diyorum ama siz yine inanmicaksiniz okusamminiz adam dalalete oldugu acickca belli. kurtmurtmus olmasi benim ciin onemli degil ancak o bir islam dusmani islami kimliyigle islanlara yalanlar yagdiriroyr islanlarda okuyup arastirmadan inaniyorlar sonu husran.

      • LLLL says:

        sen risaLe-i nuru oku ondan sonra yorum yap..
        cahiL cahiL konuşmayın…

      • ahmet says:

        senin kafan odunlaşmış bu odunlar sadece cehennemde yanar başka söz söyleyememem sana

    • kıvanç says:

      Ulan Aptal NURullah sen il önce Türkçeyi doğru düzgün konuş gel ondan sonra Said AGA nı savunursun.Said nursi dediğin ilahlaştırdığınız Allah ın kulu varya;
      İstediği kadını kendine eşi yapar düşer kalkar, canı sıkılınca boş ol demekle onu sözde boş ederdi Uckuru ağır basıyo siz boylesine taparsınız ama!

    • burak ak says:

      hangi dünyanin hangi her tarafinda okutuluyormus,ben almanyadayim söyle bakalim hele..

  2. selim says:

    Nurullah, yazıda Said-i Nursi diye anlatılan yerler de çok. İsmi Said-i Kürdi olduğu zamanki olaylar, o isimle anlatılmış. Yazıda ırkına yönelik bir eleştiri yok. Asıl eleştirilmesi gereken sizsiniz çünkü insanların gerçek adı kimliklerinde yazılı olandır. Bu adamın adı Said Okur. Ama ısrarla Said-i Nursi deniyor. Çünkü hem Arapçayı hem nurculuğu çağrıştırıyor. Irkçılığın, Arapçılığın daniskasını siz yapıyorsunuz.

    Yazarın eleştirilerini risalelerden kontrol ettim. Hepsi doğru. Senin bulduğun bir yanlış varsa yaz da bilelim. Yok, bu yanlışlara rağmen bu adamı savunuyorsan o da senin yanlışın.

    • kemal says:

      sonuna kadar haklısın,ben lise ve universite dahil onların evinde kaldım hemde en mütaassıbları ile,abdullah yeğin.ahmet aytimur,sungur hoca bunlardan bazıları talebeleri.o kadar inanmıştım ki ahir zamanda gelecek isa ve mehdi o olarak görüyorduk,allah korudu ve gerçek kuran yolu olan fakat onların beğenmediği ehli dünya dedikleri yola geldim çok şükür.arkadaş gerçekten güzel analiz etmiş ve aydınlatmış

    • ahmet says:

      risalede şu ayaet meali deçok dikkat çekici. allah ellet dinini anlattıracaktır. kafirler istemese de

  3. Burak Tatar says:

    “Bir fende mütehassıs ve malûmat-ı sairesini mütemmime ve medet verici etmezse, malûmat-ı perişanından bir suret-i acîbe temessül edecektir. (Said Nursi, Muhakemat, s: 24)”

    Öncelikle bu kadar yalan yanlış bilgiyle – ki kasıt olmadığını – farz ediyorum, ancak bu kadar dibe düşülebilirdi.

    Bediüzzaman ın bu eserleri ve dün yazılmış değil ki yalanlanacağını bilemesin. Bunlar 1925 yılından bu yana yaşayan şahitler huzurunda söylenmiş ve yaşanmış olaylar.

    Cahillik had safhada. Cevap verilmeli mi verilmemeli mi onu da bilmiyorum.Ancak şu kadar yazacağım:

    1)Yargılayıcı,İncil in tek bir kitap olduğu kabulu ile haraket ederek muharref incilin kısa tarihinden habersizdir.
    2) 31 Mart Vakasında halkı ayaklandırmış ise etrafta sallandırılan isyancılar mahkeme penceresinden gözükmekte idamla yargılandığı halde nasıl kurtulmuştur ?

    3)Mitinglere katılmamış Kuva-i Milliye ye destek vermemiş ise hangi başarılarından dolayı Meclise davet edilmiştir ?

    4) O yazılan şiirlerin Said Nursi’ye Mehmet Akif tarafından yazıldığı akla zarardır. İsimsiz şiirler Bediüzzaman’a atfedilmekte ve bilgi kirliliği çıkarmaya çalışılmaktadır.

    5) Hutuvat-ı Sitte “Ormancılık Haftasından” mı bahsetmektedir. Ne zaman ve kimlere yazılmış, neden İstanbul’da suikast maksadı ile Ayasofya kuşatılmıştır ?

    6) “Tükürün İngiliz Haininin yüzüne ” diye kime hitap edilmiş, hangi para ile bedava İstanbul halkına dağıtılmıştır ?

    7) Bediüzzaman ismini aşacak o dönemde hem 2. bir İslam Alimi varsa KİMDİR ? İslam milletinin içinde 30 yılda hapis ve sürgünlere maruz kalan 750 den fazla mahkeme ile “HİÇ BİR ŞEY YAPMADIĞI HALDE ” hayatı linç edilen 2. bir İslam alimi varsa KİMDİR?

    8) Sultan Abdülhamit gibi şairinden İslam Alimine karşısında TİR TİR ÜLKEYİ TİTRETEN bir Padişaha “İslama uymazsanız haydutsunuz” diyen bir adamı tımarhaneye tıkmazlarsa ne yaparlar ?

    9) Madem tımarhaneye atıldığını biliyorsunuz oradan hangi raporla ve nasıl kurtulmuştur ?

    10) Ortada dünya İslam tarihinde bir eşi benzeri olmayan ve Kuran’da var olan ancak bugüne değin HİÇBİR İSLAM ALİMİ TARAFINDAN BULUNAMAYAN gizli bir hazine, “Yazısındaki mucize” Bediüzzaman tarafından bulunup çıkartılmadı ise bunu Kur’an da gören HANGİ İSLAM ALİMİDİR?

    Eminim YARGILAYICININ bundan bile haberi bulunmamaktadır.

    11) Sözlerini Kur’an ile aynı mertebede görüyorsa Kur’anı ve Hz Peygamberi bu derece yüksek makamlara çıkaran,Kur’an ın hakikatlerini ve ayetlerini muazzam derecede izah ve İSPAT eden 2. bir İslam Alimi varsa KİMDİR?
    ve Traihçe-i hayatı nedir?

    12)Hem elde Kur’an ilimle hem de elinde silah cephede savaşmamış ise :
    a) Köşesinde ahkam kesen birisi olarak Bitliste nasıl olup ta Ruslara esir düşmüş, Kosturma da yaklaşık 2,5 sene nasıl esarette yaşamış,ve SENCE nasıl olup ta kurtulmuştur ?

    13) Bu derece cahil birisi nasıl olup, Padişah 5. Mehmet Reşat tarafından Kosova ve Üsküp’e davet edilen seçili islam alimleri arasında oralara kadar gidebilmiştir ?

    Cevap çok…Çok uzun yazabilirim.Ama şu kadarla iktifa ediyorum:

    BÜLBÜLE EMİR VAR LİSAN ÖĞREN VAKVAKTAN
    BAHSET TARİH BALIĞIN TIRMANDIĞI KAVAKTAN.

    • Ömer says:

      7. soruya cevap
      Bahsettiğiniz dönemde Seyyid Abdulhakim Arvasi, Mustafa Sabri efendi, Salahuddin İbn-i Mevlâna Süracüddin (rahmetullahi teala aleyhim ecmain) gibi zatlar vardır. Ayrıca hiç birşekilde hiçbir zaman said nursi gibi siyasete karışmayan ve de kadılığı kabul etmediği için hapse atılarak hergün kırbaçlanan, kırbaç sayısı hergün arttrılan, 100 ü bulduğunda da baygın halde iken ağzına zorla zehir verilerek öldürülen başimamımız İmam-ı Azam Ebu Hanife (rahmetullahi teala aleyh) kadar eziyet görmüşmüdür acaba? Abdulhamit Han ise koskoca devleti 30 sene yönetti. Şeriati de said nursi gibi daha hocası, seceresi belli olmayan mason abduh u selef ilan eden birisinden öğrenecek değil. sizler gibi olanlar bu gibi konularda at gözlüğü taktığınız sürece gerçekleri göremeyeceksiniz.

      11. soruya cevap
      said nursinin fıkıh bilgisi yok gibidir. fıkıh bilgisi olmayan biriside kelam ilmiyle uğraşırsa sapıtır. dediğiniz kitaplarda Kuram-ı Kerim in tam tefsiri söz konusu değildir.
      Alimlere örnek vermek gerekirse

      Zahid-ül-Kevseri:
      Kafkasyalıdır. 1951’de vefat etti. Zamanının tefsir, hadis ve fıkıh âlimi idi. Vehhabiliği reddeden Esseyf-üs-sakil kitabı ile Makalat’ı çok kıymetlidir. Her türlü sapık ve bozuk cereyanlara karşı idi. İttihatçılara âlet olan, din âlimi ve şeyh geçinen, fakat İslamiyet’ten haberi olmayan kimselere şiddetle karşı çıktı. Ama ittihatçılar ve onların yardakçılarının haksız ithâmlarına uğradı. Tutuklanması için türlü oyunların tezgahlandığını haber alması üzerine 1922’de Mısır’a gitti. İbni Teymiyye ve onun yolunda olan reformistlere karşı çıkardı. Bunun için mezhepsizler tarafından taassupla itham edilmişti. Hanefi olmasına rağmen, İmam-ı Şafii’yi çok sever idi.

      Şah Veliyyullah-ı Dehlevi:
      1762’de vefat etti. Babası, Hazret-i Ömer, annesi Hazret-i Ali soyundandır. Tefsir, hadis, kelam, tasavvuf ve Hanefi fıkıh âlimi idi. Büyük veli Mazheri Can-ı Canan hazretleri buyurdu ki:
      (Şah Veliyyullah derin hadis âlimidir. Marifet esrarının tahkikinde ve ilmin inceliklerini bildirmekte, yeni bir çığır açan doğru yolun âlimlerindendir.)

      Fevâid-ül-Behiyye kitabının sâhibi M. Abdülhay el-Lüknev ise şöyle der:
      Allahü teâlânın hücceti, hidayete kavuşanların önderi, ümmetin dayanağı, ulemânın öncüsü, enbiyânın vârisi, sünnet-i seniyyenin ihya edicisi olan Şeyhülislâm Kutbüddîn Veliyyullah bin Abdürrahim Dehlevî, ilimde deryâ misâli, fâzıl bir zâttır.

      Dört mezhebin hükümlerini delîlleri ile biliyordu. Dört mezhebin imâm ve âlimlerinin yüksekliklerini, gayet iyi anlamıştı. Çok kitap yazdı. Şiilere karşı Kurretül ayneyn fi tafdili şeyhayn ve İzale-tül hafa an hilafetil-hulefa kitapları meşhurdur. Hemeat kitabında, tasavvufu övmektedir.

      Bu zatlar gibisi saymakla bitmez. Tabi kabul etmeyenlere de tek sözümüz “paşa gönlün bilir”.

      • burak ak says:

        Turan Dursunda bir alimdir,hatta islam alimlerin en babasidir,allahidir..o(o demeye bile dilim varmazken) yüce $ehid turan dursun bilgisiyle kendini ate$e atmi$,bunun olaciginida bile bile kabul etmis ve gercekleri söylemis yazmistir.bu erkeklik mertebesine cok az deha sahiptir,giordano bruno,pir sultan abdal ve $ehitler $ehidi Seyyit Nesimi HAK benim diyerek,bütün bagnazlklara yobazliklara ölürken bile tokat atmislardir..Bugün bilime saldiran din simsarlari,yarin teknolojiyle milletin anasini …..ler

  4. selim says:

    Burak Tatar, seninde sefil bir nurcu olduğun yazdıklarından belli oluyor.
    Ben de senin yazdıklarına yanıt vereyim:

    1- Hangi İncilmiş o muharref İncil dediğin, sahtekarlığın ürünü Barnabas İncili mi? Aç onu da kontrol et bakalım, meczup üstadının dedikleri doğru mu?

    2- Meczup üstadının 31 Mart vakasında idamdan nasıl kurtulduğunu kendi yazdıklarından niye öğrenmiyorsun? İdam beklerken beraat edildiğini yazmış açıkça. Mahkemedeki ifadeleri sayesinde yırttığı besbelli.

    3- Mitinglere de katılmamış, Kuvayi Milliye’ye de destek vermemiş. Said’i Ankara’ya davet eden Atatürk değil. Meclisteki dinciler.

    4- Mehmet Akif, o şiirlerini uydurma hadislerle ucube bir din peşinde olan başta Said olmak üzere tüm gerici yobazlar için yazmıştır. Şiirin içeriğinden anlaşılmıyor mu?

    5- Hutuvat-ı Sidde de olmasa adı haine çıkardı. O yazısı ile durumu kurtarmıştır.

    6- Hutuvat-ı sidde halka dağıtılmış değildir, uydurmayın.

    7- Her alim Said gibi meczup değildir ki ortalıkta dört dönsün. Rıfat Börekçi, Şemsettin Günaltay, İsmail Hakkı İzmirli, Mehmet Akif, Elmalılı Hamdi Yazır, Hafız Yaşar Okur gibi daha birçok gerçek din alimi vardır.

    8- Abdülhamit, şairleri-aydınları tımarhaneye tıkmıyor, ya hapse atıyor ya da sürgün ediyordu. Said meczupluk ettiği için tımarhanelik oldu.

    9- Bir yıla yakın tımarhanede yatırılmış olması yeter. Bundan sonra rapormuş, doktor şöyle demişmiş martavallarının önemi yok. Kendinizi kandırmayın.

    10- Said’in bulduğu bir mucize yoktur. Meczup saçmalar, Said de saçmalamıştır.

    11- Said Meczubu, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, İbni Sina’nın, İbni Haldun’un, Biruni’nin, Farabi’nin tırnağı bile olamaz.

    12- Rus Savaşına katıldığı yazıda da belirtilmiş. Ama tek kurşun atamadan esir düşmüş. Bu Said için bir onur kaynağı değildir. Aynı Said 74 yaşında Kore harbine katılmak istemiş. Artistlik yapmış. Sen Kurtuluş Savaşı için tırnağını oynatma. Git, ABD’ye uşaklık etmek için komünist avlamaya kalk. Allah’ın yobazı!

    13- Yalan! Ayrıca İngilizlerin 5 sorusuna sadece 5 kelime ile mükemmel cevap verdiği de safsatadan başka birşey değil. Bunlara nasıl kanıyorsunuz, şaşarım aklınıza.

    Bir 2′lik de benden:

    Tilkinin şahidi kuyruğuymuş, Said Okur’un şahidi nurcu
    Said tilkiden tilki, nurcu kuyruktan kuyruk, tümü putcu.

  5. Burak Tatar says:

    Selim

    Bu kadar kızacak ne var anlamadım ki. Sen beni tanımadan “Sefil Nurcu” diyerek baştan bana hakaret ediyorsun. Bir site açmışsın.Burada kendiniz çalıp kendiniz alimcilik oynayacaksanız bu pencereyi neden açtınız. Birkaç kitap ta biz okumuşuzdur.Bırak ta ben de fikrimi söyleyeyim. Neden bana hakaret ediyorsun ?

    Aslında ilk okuduğumda şöyle esaslı bir cevap yazayım dedim. Ama artık yazarken yoruluyorum.

    Bak kardeşim:

    Bediüzzaman, 87 sene namaz kılmış, ibadet etmiş, kitap yazmış. Ben onu sadece bir müslüman olarak tanırım.Gerisi beni ilgilendirmez. Onunla olan bir meselen varsa “Ölmüş bir insanın arkasından söylediklerinden dolayı yarın huzur-u mahşerde kendisi ile hesaplaşırsın” orası beni ilgilendirmez.

    Bu adam :

    -Sosyete imamlığı yapmamış !
    -Kitaplarım satsın diye televizyon televizyon gezmemiş.
    -Karılarla sekreterlerle basılmamış ! Karısı kendini mahkemeye vermemiş. Zaten Karısı da yokmuş,sekreteri de.

    -Beğeniriz ya da beğenmeyiz. Mahkemeleri, inançları adına olmuş, inandığı gibi yaşamaya çalışmış. İsterse ulu manituya inansın ben samimiyete bakarım.

    -Uçkurunu tutamayan din alimleri gibi gazete manşetlerinden verilmemiş !

    -Porno izlerken yakalanmamış.

    -Parti kurup % 0,01 mertebesine düşenler gibi aslında “YOK” hükmünde oldukları halde ortada “pişkin pişkin dolaşıp” din alimi havaları atmamış.

    -Kitaplar yazmış.Milyonlar milyarlar satmış. Bir kuruş cebine girmemiş hayatı yoklukla geçmiş. Araştırma konusu olmuş. Meclis kütüphanesine bile kitapları solcular tarafından konulmuş.

    -Namaza oruca saygı göstermiş, onlar hakkında kitaplar yazmış. Namaz kılmayan din alimleri gibi yaptığı ile söylediği farklı bir yol çizmemiş.
    -Kendisine soru sorulduğu zaman insanları böcek yerine koyan ve azarlayan kalitesiz sözde alimler gibi olmamış,” Her soruya cevap verilir ama soru sorulmaz ” diyerek ilminin sınırını ortaya koymuş. Ben hayatımda her soruya cevap verilir diyen başka bir insan tanımadım.

    -O yazdıkların arasında memleketten kaçanlar ve “Neredesin ey adli ilahi diyerek isyan edenler de var bilerek yaz.

    ” Milyonlar” börekçinin kürekçinin arkasından koşmuyor.

    Resmi bir tefsir olan Yazır ise devlet eliyle dağıtıldığı için nisbeten bir kaç bin satmış. İstersen araştır. İstediğin bahse girerim. “Saydığın insanların hiç birinin ve saymadıklarının kitaplarının adedini topla bir yılda satılan Risalenin yarısı etmez.”

    -”Mevlana’nın” “Yunus Emre’nin” bastığı toprak olsaydık keşke.
    Diğer saydıklarına ” Gazali “, ya da ehl-i sünnet “müslüman” bile demiyor.

    O nedenle kıyası kabil değil.

    -Ben onun 31 Mart vakasından nasıl kurtulduğunu da biliyorum. Ama sen Abdülhamidin ettiği zulümlerden, ölümüne kadar kader-i ilahi tarafından burnundan fitil getirildiğini oku ya da “AĞABABALARINA” sor. Onlar iyi bilir. “Öyle bir Sultana” “KIZIL SULTAN” LAFINI “KADER NEDEN LAYIK GÖRDÜ” ONU DA ARAŞTIR da ona göre yaz. “BU SORU ÖNEMLİDİR !”

    -Kuva-i Milliyeye destek vermemiş lafı çok basit kaçmış. Daha 1 hafta önce Atatürk milli mücadele zamanında yazdığı övgü dolu mektupları yayınlandı.

    1922 tarihli özel bir mektup henüz yayınlanmış iken bunu iddia etmeniz hayli düşündürücü. Dedim ya “Malûmat-ı perişanından bir suret-i acîbe temessül etmiştir” diye tam yerine oturmuş.
    http://www.trt.net.tr/haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=a5b07ef7-3b1a-4d60-832e-19f82e356cf5

    Ben bunları sizinle tartışmak için değil, ortalığı boş bulup insanları kandıramayasınız diye yazıyorum.

    -BİR TAVSİYE : Başkalarının yazılarını kendi yazılarınız gibi yayınlamayın. Ümit Oğuztan ın yazısını onun bunun başlığı altında vermeniz de gayet ayıp !

    Said Nursi’nin bir sözü ile konuyu kapatıyorum :

    “Bana, ‘Sen şuna buna niçin sataştın? ‘ diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müdhiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, îmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeğe, îmanımı kurtarmağa koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış. Ne ehemmiyeti var? O müdhiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler! Dar görüşler!

    Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin îmanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, âhiretimi de. Seksen küsûr senelik bütün hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Bütün ömrüm harb meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harblerde, bir câni gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilâttan menedildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere mâruz kaldım. Zaman oldu ki hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim intihardan beni menetmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.

    Benim fıtratım, zillet ve hakarete tahammül etmez. İzzet ve şehamet-i İslâmiye beni bu halde bulunmaktan şiddetle meneder. Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zalim bir cebbar, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. Zulmünü, hunharlığını onun suratına çarparım. Beni zindana atar, yahut idam sehpasına götürür.. hiç ehemmiyeti yoktur. -Nitekim öyle oldu.- Bunların hepsini gördüm. Birkaç dakika daha o hunhar kumandanın kalbi, vicdanı zulümkârlığa dayanabilseydi Said bugün asılmış ve mâsumlar zümresine iltihak etmiş olacaktı.

    İşte benim bütün hayatım böyle zahmet ve meşakkatle, felâket ve musibetle geçti. Cemiyetin îmanı, saadet ve selâmeti yolunda nefsimi, dünyamı feda ettim. Helâl olsun. Onlara beddua bile etmiyorum. Çünki, bu sayede Risale-i Nur, hiç olmazsa birkaç yüzbin, yahut birkaç milyon kişinin -adedini de bilmiyorum ya, öyle diyorlar. Afyon Savcısı beşyüz bin demişti. Belki daha ziyade- îmanını kurtarmağa vesile oldu. Ölmekle yalnız kendimi kurtaracaktım, fakat hayatta kalıp da zahmet ve meşakkatlere tahammül ile bu kadar îmanın kurtulmasına hizmet ettim. Allaha bin kere hamdolsun.

    Sonra, ben cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmibeş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur’ânımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmağa razıyım: Çünki; vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.

    • Ey Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile yazıldığına şüphe yok. “Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan alınmadım, hiçbir eserden çalınmadım. Ben Rabbânî ve Kur’ânîyim. Bir lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli bir Nûr’um.” (Müdaafalar 347, Şualar 141)
      bunu acıklayan ayet hadis ne varsa gönder bana … kuran da varmı risale nur diye birşey ? eğer bu doğruysa sizden başkasının imanı gitti boşa bu manaya cıkmaz mı abi ? burda esas cevap verilmesi gereken konu budur ki sizler fikirleri şahsilerştirerek kaçmaya yelteniyorsunuz . sizler eger halen daha risale nurları hatasız kabul ediyorsanız cok bir şirk içindesiniz , ki burdaki sözde hatasız oldugunu beyan ve isbat ediyor kendince sadece ve sadece bu konuya cevap verin ve bir düşünün ayetleri acıp okuyun risaleyi değil bütün sorulara cevap ondadır başka yerde aramayın..

      • ahmet says:

        bu güne kadar 350 bin tefsir yazılmış hiç birinin ismi kuranda eğer hepsine yalan veya saçma diyorsan buna da diyebilirsin tabii ki

      • ahmet kardeşim; soruya cevap verebilir misiniz ?akıl fukaralığı edeceğinize, Kuranı Kerim’im dışında herşeyde eksik hata vardır bunu kabul etmemek sizin akıl fukaralığınızı gösterir sadece…

    • burak ak says:

      malliginda bu kadari olmaz,milyar kitap satmasi yazman yalanciliginza yeterince ispat kendi agzinizdan hemde..incil bile bugün 6 milyarlik dünya nüfusunda milyar sayisina ulasamamistir

  6. Burak Tatar says:

    Ha bir de “Tilkinin şahidi kuyruğuymuş, Said Okur’un şahidi nurcu
    Said tilkiden tilki, nurcu kuyruktan kuyruk, tümü putcu.” demişsiniz.Yine hakaret ederek.

    RUSYA DA KOSTURMA KAMPINDA ESARETTE YAŞADIKLARINA ŞAHİT OLAN BİR ŞAHİT GÖSTERİYORUM belki utanırsınız diye.

    http://www.kirazli.org/gulcemalsoylu.htm

  7. Pingback: SAÇMALIKLAR | sehmuz adlı kullanıcının alanı

  8. katmercioglu says:

    [ISLAMIN GIZLI DUSMANLARI] BU SITENIN , gizlilik tarafi kalmadi artik her sey ayan oldu , hamdolsun . BU site ve benzerleri sayesinde binlerce gencimize gercek tehlikenin varligini isbat edebiliyoruz KAFIRLER ISTEMESEDE ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAK, Yol yakin iken tevbe edin iman edin, kabirde iman pek gecersiz..Seytanlasmis kisminiza hergun parlayan ISLAMIYET NURUNA olan cekicilik azap olarak cevap olarak yetiyor..BIZLER NURCUYUZ ;SABIRLA, MUSBET HAREKETLE ILK ONCE KENDIMIZI VE CEVREMIZI VE VATANIMIZI HATTA UMUM BESERIYETI SEYTANIN VE BENLIGIN HAKSIZ ,ASILSIZ ,ZARARLI; KIN SOHRET ,GURUR ,ISTIBDAT,YALAN VE DIGER MANEVI HASTALIKLARDAN KORUMAK VE BUNLARIN ZITTI OLAN HASLETLERIMIZI INSANI OLGUNLUKLAR MEYDANINA CUKARIP EN YUCE NOKTALARINA YUKSELTMEKTIR .BUNU YAPARKEN REHBERIMIZ MUHAMMED-I ARABI A.S.M , BAGLI OLDUGUMUZ KANUNLAR KUR’AN-I HAKIMDIR ..BU IKISINI ANLAMADA OGRETICIMIZ ,DERS KITABIMIZ RISALE-I NUR MANEVI HIZMET KUVVETIMIZ CEMAATIMIZ VE UMUM MUSLUMANLARDIR…
    ALLAH ‘A DON IMANA GEL,
    O SENI SENDEN DAHA COK DUSUNUR.
    BEDIUZZAMAN SAID NURSI

  9. sebatkarfedai says:

    [ISLAMIN GIZLI DUSMANLARI] BU SITENIN , gizlilik tarafi kalmadi artik her sey ayan oldu , hamdolsun . BU site ve benzerleri sayesinde binlerce gencimize gercek tehlikenin varligini isbat edebiliyoruz KAFIRLER ISTEMESEDE ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAK, Yol yakin iken tevbe edin iman edin, kabirde iman pek gecersiz..Seytanlasmis kisminiza hergun parlayan ISLAMIYET NURUNA olan cekicilik azap olarak cevap olarak yetiyor..BIZLER NURCUYUZ ;SABIRLA, MUSBET HAREKETLE ILK ONCE KENDIMIZI VE CEVREMIZI VE VATANIMIZI HATTA UMUM BESERIYETI SEYTANIN VE BENLIGIN HAKSIZ ,ASILSIZ ,ZARARLI; KIN SOHRET ,GURUR ,ISTIBDAT,YALAN VE DIGER MANEVI HASTALIKLARDAN KORUMAK VE BUNLARIN ZITTI OLAN HASLETLERIMIZI INSANI OLGUNLUKLAR MEYDANINA CUKARIP EN YUCE NOKTALARINA YUKSELTMEKTIR .BUNU YAPARKEN REHBERIMIZ MUHAMMED-I ARABI A.S.M , BAGLI OLDUGUMUZ KANUNLAR KUR’AN-I HAKIMDIR ..BU IKISINI ANLAMADA OGRETICIMIZ ,DERS KITABIMIZ RISALE-I NUR MANEVI HIZMET KUVVETIMIZ CEMAATIMIZ VE UMUM MUSLUMANLARDIR…
    ALLAH ‘A DON IMANA GEL,
    O SENI SENDEN DAHA COK DUSUNUR.
    BEDIUZZAMAN SAID NURSI

  10. WORDPRESSTE OKUDUĞUM 3. YAZI ODA AJİTE ÇIKTI.NE OLCAK BU MEMLEKETİN HALİ????

  11. İŞİNİZ GÜCÜNÜZ ONU BUNU YALANLAMAK İKİ TARAFTA AYNI ŞEYE HİZMET EDİYOR.BİR ALLAHIN KULU DA ŞUNUN FARKINA VARSIN””’!!!!!!!Bİ SÖZ VAR HANİ BİR DELİ BİR KUYUYA TAŞ ATAR………

  12. mehmet says:

    be hey said nursi nin itibarını ve risaleleri kötülemeye calışarak avanakları kandırmaya calışan zihniyet, said nursi r.a. ispatsız delilsiz iş yaptıgı hayatının hicbir safhasında gorulmemistir. Said nursi en koyu feylesoflar karsıma gelsin,kafa tutsun hepsini maglup ederim diyerek onlara meydan okurum diyerek kelle koltukta kainata da meydan okumustur. Sen ispatsız delilsiz ancak kendin gibi gözünü kapayıp kendine gece yapan enayileri kandırırsın. Risaleleri okumus gibi tahliller yaparken milet te sahiden arastırmıs okumus sanır. ispatla delille belgeyle gel, ipe sapa gelmez iddalarla yalan dolanla risalelere ve ustada sayısız kere reddiye girisimlerinde bulunulmus fakat hicbiri netice alamamıstır, imam azam ebu hanifeden bu yana gelmis gecmis hafızası bu kadar kuvvetli bir zat gorulmemistir. senin kafan incir cekirdegi kadar olamıyor, o bile dag gibi incir agacını basında tasıyor, senin kafanı ise nefsin ezmis, nefisperest olmussun gecmis olsun allah akıl fiklr versin. özetle: risalei nur aleyhine calışan aslında kendi aleyhine calışıyor demektir. Bunun ispatı risalelerde var. ispatsız delilsiz konusa adam dinlenmeye layık degildir. namaz kılmayan haindir evet, hainin hukmu merduddur, sen namaz kılmıyosan Allaha isyan ederek yasıyosun demektir. Tamammı ey kendini akıllı zanneden ahmak kafalar,hayvandan bl farkınız olacak, yoksa kemalat sizden uzak olacak ve aklı oldugu halde hayvandan daha asagı bir mertebeye duseceksiniz.

  13. yunus says:

    Xweşikê Demê Seîdê Kurdî
    http://www.facebook.com/seidekurdi
    birde buraya bakın

  14. metehan says:

    risale-i nur’un islam’la ne kadar ters düştüğünü nurcuların “yıkılamaz deliller” diye gösterdikleri saçmalıkları daha iyi görmek için ABDULLAH TEKHAFIZOGLU ‘nun
    NUR RİSALELER’NE
    ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM (RİSALE-İ NUR’UN İÇYÜZÜ) kitabına bakmak yeterlidir.

  15. müslüman says:

    delillerden bahseden sevgili nurcu kardeşler ve ağabeyler: risaleleri defalarca okuyan birisi olarak şunu söyleyeyim ki resalelerde hiçbir ilmi dini felsefi delil yok.sizin risale-i nur’u eleştirenleri islam düşmanı diye tanımlanamız bile içinde bulnduğunuz şirk bataklığının en büyük kantıdır. çünkü siz ehl-i şirke göre said okur bir peygamber resailin-nur ise mukaddes bir kitap.ha bunu direk söyleyemiyorsunuz said okur (nursi) da öyle ama işaretlerle remizlerle nüktelerele bunu öyle güzel süslüyorsunuz ki inanalarınıza zaten başka kitaplara bakmak yasaklandığı için(buna kuran-ı kerim de dahil) çok güzel yutuyorlar.

  16. bir dost says:

    Said Okur bir Kürt milliyetçisidir. Amacı Kürt devleti kurmaktı. Bu zihniyete sahip olan bir Kürt’ün Said Okur’a kutsallık atfetmesi ve onun izinden gitmesi, yani nurcu olması kadar doğal bir şey olamaz. Lakin bir Türk’ün ona kutsallık atfetmesi ve onun izinden gitmesi yani nurcu olması gerçekten sorgulanacak bir durumdur.

    • bir dost says:

      Said Okur’un Risalesinden bir kaç yaparak konuya katkıda bulunmak istiyorum.

      1. “Birinci Dünya Savaşı’nda bizimle savaşmış da olsa, bir Hıristiyan ölmüşse şehit sayılır, ahirette mükâfatı vardır.” (Kastamonu Lahikası, s.45)

      2. “Ne dinden olursa olsun bir nevi şehit hükmündedir. Mükâfatı büyüktür, belki onu cehennemden kurtarır. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan ve Hz. İsa’ya mensup Hıristiyanların mazlumlarının çektikleri felaketler, onlar hakkında bir nevi şahadet denebilir.” (Kastamonu Lahikası, s.75)

      3. “Hatta o mazlumlar kâfir de olsa, ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belalara mukabil rahmet–i ilahiyenin hazinesinden öyle mükâfatları var ki, eğer perde–i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahürü rahmet görünüp, “Ya Rabbi şükür elhamdü lillah diyeceklerini bildim ve kati surette kanaat getirdim.” (Kastamonu Lahikası, s.45)

      Ne ilginç değil mi? Müslümanlarla savaşan sömürgeci Hristiyanların hatta kafirlerin şehit
      olması!!!

  17. bir dost says:

    Said Okur’un Risalesinden bir kaç alıntı yaparak konuya katkıda bulunmak istiyorum.

    1. “Birinci Dünya Savaşı’nda bizimle savaşmış da olsa, bir Hıristiyan ölmüşse şehit sayılır, ahirette mükâfatı vardır.” (Kastamonu Lahikası, s.45)

    2. “Ne dinden olursa olsun bir nevi şehit hükmündedir. Mükâfatı büyüktür, belki onu cehennemden kurtarır. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan ve Hz. İsa’ya mensup Hıristiyanların mazlumlarının çektikleri felaketler, onlar hakkında bir nevi şahadet denebilir.” (Kastamonu Lahikası, s.75)

    3. “Hatta o mazlumlar kâfir de olsa, ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belalara mukabil rahmet–i ilahiyenin hazinesinden öyle mükâfatları var ki, eğer perde–i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahürü rahmet görünüp, “Ya Rabbi şükür elhamdü lillah diyeceklerini bildim ve kati surette kanaat getirdim.” (Kastamonu Lahikası, s.45)

    Ne ilginç değil mi? Müslümanlarla savaşan sömürgeci Hristiyanların hatta kafirlerin
    de şehit olması!!!

  18. birkul says:

    said nursi allaha ortak kosmaktadir ama insanlar bunun farkinda degiller o yuzden onun pesinden gidiyorlar onlari uyarmak lazim. bilip de gunah islemesinler.

  19. asdf says:

    nurculuk risalei nuru en ust duzeyde tutuyor ve peygamberi olarak said-i nursiyi goruyor burada islami hicbir akinti yoktur ancak insalara oyle gosterilmistir. saidi nursi peygamberse allahin sozu yalanmidir son peygAMBER HZ MUHAMMED DEDIGI . iyi dusunelim insanlar arastirip sonra zaten farkina varacaklardir. ama bunu yapmayi gerek duydmuyorlar cunku zaten saidi nursi bediiuzaman hayaline kapilmislar yani onun hata yapmicagini dusunuyolar tarihimizde insanlari dalalete suruklicek pek insan olmusutr ama islami kimliklerle yapmislardir yada islami kimliksiz. islami alet edinmeyin. osmanli olsaydi boyle mi olurdu.

  20. bir dost says:

    Said Okur’u daha iyi tanımak için, Prof. Dr. Zekeriya Beyaz’ın, Sancak Yayınlarından çıkan “Kendi Belgeleriyle Said Nursi ve Nurculuk” adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim.

  21. bir dost says:

    “Nurculardan Risalelerdeki Kürtçülüğe Sansür
    En sinsi Kürtçü-bölücü akım olan Nurculuk ve Fethullahçılık o kadar iki yüzlüdür ki, Türkleri kandırabilmek için bizzat kendi Bediüzzaman’larının eserlerini tahrif etmekte, bu eserlerdeki Kürtçü ifadeleri sansürlemektedir.
    PKK’lı Kürtçüler ise Nurcuları bu açıdan eleştirmekte, tam bir Kürtçü olan Said’in gerçek ifadelerini halktan gizledikleri için Fethullahçıları kınamaktadır.
    Yine Ahmet Türk Fethullah cemaatini Kürtçülükte samimi olmamakla suçlamaktadır. Çün¬kü Nur Risalelerindeki “Kürt”, “Kürt halkı”, “Kürdistan” kelimeleri cemaat ve diğer Nur¬cular tarafından yıllarca sansür edilmiştir.
    Gerçekten de Nurcular tarafından 1960 ve 1978’de basılan ve diğer basımlara kaynaklık eden Risalelerde, Said-i Kürdi’nin defalarca kullandığı “Kürdistan” kelimeleri “vilayeti Şark”, “Kürdistan Dağları” ifadesi “şark dağları”, “Kürt” kelimesi “şarklılar”, “Kürt halkı” ifadesi ise “şark halkı” olarak değiştirilmiştir.
    Son yıllarda Kürtçü-Nurcu Med-Zehra çevresi bu değişiklikleri eski haline getirmek için çalışmaktadır.
    Bazı Kürtçüler artık Said-i Kürdi gerçeğinin Türk milletinden gizlenmesinin değil kendi kesimlerinin motivasyonu için açığa çıkarılmasını savunmaktadır.
    Fethullahçılar ise Türkleri kandırmak için hâlâ kendi “üstadlarına” sansür uygulamayı tercih etmektedir.
    Örneğin Said-i Kürdi’nin Kürtleri Türk idaresine karşı ayağa kalkmaya çağıran şu ifadelerini ele alalım:
    “Ey Asuriler ve Keyanilerin cihangirlik zamanında pişdar kahraman askerleri olan arslan Kürtler. Beş yüz senedir yattınız yeter. Artık uyanınız sabahtır…”
    Neden beş yüz sene?
    Çünkü Kürtçülere göre sözde “Kürdistan’ın” Türk hâkimiyetine geçmesi Yavuz Sultan Selim ile birliktedir ve beş yüz yıldır esaret altındadırlar.
    Oysa bakın Türk milletini kandırmak isteyen Nurcular ve Fethullahçı takiyeciler bu cümleyi nasıl sansürlemektedir:
    “Ey eski çağların cihangir Asya ordularının kahraman askerlerinin ahfâdı olan vatandaşlarım ve kardeşlerim! Beş yüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız sabahtır…”
    Elbette ki bu sansürlü haliyle beş yüz sene hitabı anlamsızlaşmaktadır. Oysa esas metinde Said-i Kürdi açıkça beş yüz yıldır esir olduğunu iddia ettiği Kürtlere seslenmekte ve ayaklanın demektedir.
    Kuran’dan bile önemli gördükleri Nur Risalelerini böylesine sansürleyen Nurcuların tek amacı saf Türk halkını kandırabilmektir.
    Onlardaki gizli ve aşırı Kürtçülük böylesine sinsi taktikleri temel almaktadır. ”
    Bkz: Ali Özsoy, Belgeleriyle Said-i Kürdi’nin Yaşamı http://www.ileri2000.org/47/saidinursi47.htm

  22. katip says:

    en bastaki yazida dedinizki 200 kitap 24 satte nasil ezberler dediniz bir Alllah dostu niye ezberleyemesin.Aziz Mahmud Hudayi Hz. evliya mertebisine ulasmadan once kadi vazifesini yapiyordu.Birgun bosanmak istiyen kadin geldi kadinin bosanmak isteme nedeni kocasinin ben Hac`ca gittim demesiydi cunku adam fakir parasizdir.Kocasi cevap verir ben gittim der sahitlerde dogrular kisiyi yani evliyayinin arkadasini cagirirlar arkadasi derki seytan bir yerden bir yere gidebiliyorsa Allah dostu niye gidemesin der ve kadi dusunur gunlerce vepisman olur evliyanin talebesi olmak ister bu duruma gore bir Allah dostu nicin ezberleyemesin unutmayin Allah isterse hersey olur bir Allah dostunu nicin kotuluyorsunuz o eger Turkleri temizlemek isteseydi coktan yapardi kurt olmasi insan icin sorunmudur cunku o Allah dostudur o ve diger evliyalar insanligin kurtlusunu istediler bizlerin bunlari konusmak yerine onlardan yararlanmaliyiz!

    • Ömer says:

      bu aktardığınız hadisede evliyanın arkadaşı dediğiniz zat Bursa da metfun bulunan Eskici Mehmet Dede dir (rahmetullahi aleyh). fakat birşeyi atlamışsınız. Aziz Mahmud Hudayi hazretleri (rahmetullahi aleyh) bu olaydan sonra hocasından (Üftade Hazretleri Rahmetullahi aleyh) gerekli tüm ilimleri 3 ayda! öğrenmemiştir. Tüm ilimleri öğrendikten sonra İstanbul a yerleşmiştir. Evliya-i Kiram her zaman keramet göstermez. Gösterdiğinde de bunu gizlemek ister. Eğer açığa çıkarsa orayı terkeder (Somuncu Baba gibi). Kerametini kendi kayda geçmez. Kitabına yazmaz. Çünkü bu kibirdir. Kibrin olduğu yerde islamiyet olmaz.

  23. bir dost says:

    Sayın Katip
    Allah yalnız müminlerin dosturdur. Dolayısıyla müminler de Allah’ın dostlarıdır. Allah dostu olmak hiç kimsenin tekelinde değildir. Kaldı ki siz bu zatların Allah dostları olduklarını nereden biliyorsunuz? Dostlarını, siz Allah’tan daha iyi mi tanıyorsunuz? Yoksa bu hususta Allah katından özel bir bilgiye mi sahipsiniz? Siz hangi tarafta yer alıyorsunuz?

  24. kaya says:

    imansız olduğun kadar ,başkalarınıda kendi tarafına çekmek istiyorsun ama bunların hepsi yalan,asıl yalanı hakikatı gördüğü zaman bu tür saçma sapan yazılar yazıyor.çünkü siyonisttir çünkü koministir, çünkü ateistir,eminim darwine inanıyorsun sen git saçmalarını araştır……………………………………………………………………………………………………………ok..-

  25. zafer says:

    Said Nursi ve risaleleri hakkında bu işte uzman bir yazar olan Abdullah Tekhafızoğlu’nun çalışmalarını, Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır hocanın çalışmalarını ve son olarak Tarihçi Sinan Meydan’ın çalışmalarını incelediğimde -ki okumalarım ve incelemelerim hala devam ediyor- bu Said Nursi ve risaleleri hakkında müşahade ettiğim gerçek benim için hakikaten ürkütücü ve ürperticiydi (bunu hiçbir şey veya hiçbir kimse için önyargılı olmadan ve Türkiye’de bugüne kadar hiçbir fraksiyonun adamı olmadan diyorum) . Kendi hayatından tutun da Risalelerinin ilmi yönden itikadi yönden hatta imla yönünden ve o günki şakirtlerin ruh hallerine varıncaya kadar akıl almaz hatalarla dolu -hatta bir adım daha ileri giderek- hata demenin bile hafif kalacağı ve okuyup görenin “bu kadar da olmaz” diye çok hayıflanacağı bir portre ve eser olduğunu göreceksiniz. saf ve temiz nurcu kardeşlerim için bu konuda gerçekten hüzünlüyüm. gerçekleri görmek mi istemiyorlar yoksa görmelerine izin mi verilmiyor bilmiyorum ama eminim ki şartlanmasız ve nur ortamından bağımsız olarak bakabilseler herşeyi görürler, şayet ben bir nur şakirti olsaydım bu yönde bir inceleme yapamazdım zaten önüm kesilirdi. son olarak şunu da diyelim: kişi doğru olanı kendi çabalarıyla bulup edinmekle mükelleftir. bu, Yüce Rabbimin biz kullarına böyle emridir, bunu göz ardı ederek falan lider veya şeyh vesaire kati doğrudur deyip de sorumlu tutulmuş bir fert olarak aklı, mantığı ve beynelmilel bilimi devre dışı bırakmak veya görmezden gelmek o ferdi ağır yük altına sokar. hepimiz ilk önce kendimizden sorumluyuz. yeryüzünde başka toplumları demeyeyim ama biz müslümanlar yüzyıllardır sorgulamasız lidercilik, şeyhcilik mantalitesi ve bağlılığıyla bugünlere gelmişiz ve halimiz ortada: dünyayı kasıp kavuran kapitalist bir sömürü düzeni ve sömürülen -nereye bakarsanız bakın- müslüman coğrafyalardır. bunun sebebi çok açıktır: cahil bırakılmış ve -altını çiziyorum- hurafelere gömülmüş bir din öğretisi ile yüzyıllar boyu hemhal olmuş Muhammed ümmeti… ne kadar acı… nerede dünyaya nizam, çeki- düzen verecek olan müslümanlar? dünya servetinin %90 nını eline almış kafirler-zalimler bizimle uğraşırlarken biz neyle uğraşıyoruz? biz inananları düze çıkaracak ve hatta ivmelendirecek bir tek kaynak vardır: doğru anlayıp doğru uymak şartıyla, Kur’an. neden bunu diyorum? çünkü kendisine karşı olabilecek tüm hücumlara, tüm meydan okumalara cevap verebilecek güçte olan , karşı meydan okuyabilen tek kaynaktır tek kitaptır da onun için. bunun ötesinde kaleme alınmış tüm eserlerde tüm oluşumlarda tüm kurumlarda mutlaka noksanlıklar çıkacaktır, bu, kaçınılmazdır. sözü uzatmadan ilgilenmek isteyenler ve gerçeğin peşine düşenler için linkleri aşağıya veriyorum:
    1- http://www.islah.de/menhec/men00015.pdf
    2- http://www.suleymaniyevakfi.org/said-nursi
    3- http://www.sinanmeydan.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=341:dpli- amerikanc-ve-diyalogcu-bir-huer-adam&catid=62:yazlar&Itemid=228
    4- http://www.sinanmeydan.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=368:cumhuryet-tarh-yalanlari-2-ktap-qatatuerk-ve-cumhuriyet-duemanlarna-belgeli-cevaplarq&catid=62:yazlar&Itemid=228

  26. enes says:

    sen nasıl bir insansın bu kadar yalanı nasıl bir arada toparlayabiLdin. . .

  27. enes says:

    ********* MEHMET AKİF ERSOY *********************
    “O nuru gönder ilahi, asırlar oldu yeter! / Bunaldı milletin afak’ı, bir sabah ister. “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı, / Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” Safahatta geçen bu cümlelere zaman içerisinde Risale-i Nur’larla hayat bulduğunu ifade edebiliriz.

    • bir dost says:

      Milli Mücadele yıllarında olduğu gibi günümüzde de Amerikan’ın kaptanlığını yaptığı dünya gemisinde yer alan İsevi Müslümanlar için öyledir elbette!!!

      • mezaragirenyandı says:

        bak hain dost üstümüzdeki arkadşımızın bahsettiği Mehmek Akif ersoyumuz ne güzel ifade etmiş. :D Miillet yemio yienler iste sizin çatı altında beslenmis kurtçuklardır onlarda belli söylememe gerek yok .

  28. asdfg says:

    Asil milleti bolmeye calisan sizlersiniz hadi yazsana sende Risale-I Nur gibi kitap

    • zafer20 says:

      Risaleler ilmi açıdan, itikadi açıdan (Kur’an ve hadisler), edebi açıdan tutarsızlıklarla dolu olmakla birlikte ne kadar okursanız okuyun buna karışan yok ancak diğer islami ve ilmi kaynaklardan da okuyun, araştırın, zira müslüman kendini geliştirebilecek her kaynağa başvurmalıdır.

      • mezaragirenyandı says:

        sen say cınım hangi kaynaklardan başvuracağımızı. aslında ben sana kendini arayan adam kitabını tavsiye ediorm sana sende bana tavsiye et hadi. ee demişkende göbekli catlak zeko yada azgın teke yaşo hoca dışındakileri duymak isterim ee ona göre cvp ver yani :D

  29. bir dost says:

    Sizin ve benzerlerinizin hayat bulduğu ve övündüğü – İslam ve Kur’an dışı- inancı gayet açık bir şekilde ifşa eden Merhum Mehmet Akif Ersoy’un Safahat adlı büyük eserinden bir kaç iktibas da ben yapmak istiyorum.

    Süleymaniye Kürsüsünden:

    ÇÜNKÜ BİZ BİLMİYORUZ DİNİ. EVET, BİLSEYDİK,
    ÇARE YOK GÖSTERMEZDİK BU KADAR SERSEMLİK.
    “Böyle gördük dedemizden!” diye izmihlâli
    Boylayan bir sürü milletlerin olsun hâli,
    İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de!
    Yoksa bir maksad aranmaz mı bu ayetlerde?
    Lâfzı muhkem yalınız, anlaşılan, Kur’an’ın:
    Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz mananın:
    Ya açar Nazm-ı Celil´in, bakarız yaprağına;
    Yâhud üfler geçeriz bir ölünün toprağına.
    İNMEMİŞTİR HELE KUR’AN, BUNU HAKKIYLA BİLİN,
    NE MEZARLIKTA OKUNMAK NE DE FAL BAKMAK İÇİN!

    ***
    İŞTE FAS, İŞTE TUNUS, İŞTE CEZAYİR GİTTİ! İŞTE İRAN’I DA TAKSİM EDİYORLAR ŞİMDİ.
    Bu da gayetle tabii, koşanındır meydan;
    Yaşamak hakkını kuvvetliye vermiş Yaradan.
    Müslüman, fırka belâsıyla zebun bir kavmi,
    Medenî Avrupa üç lokma edip yutmaz mı?
    EY CEMAAT, YETER ALLAH İÇİN OLSUN, UYANIN…
    SESİ PEK MÜTHİŞ ÖTER SONRA KULAKLARDA ÇANIN!
    ARZI OYNATTI YERİNDEN YIKILIRKEN İRAN…
    BELKİ BİR KIL BİLE ÜRPERMEDİ SİZDEN, BU NE KAN!
    HİÇ SIKILMAZ MISINIZ HAZRET-İ PEYGAMBERDEN
    Ki uzaklardaki bir mümini incitse diken
    Kala-i patinde duyaymış o musibetten acı?
    SİZDEN ELBETTE OLUR RÛH-İ NEBÎ DAVACI. .

    ***
    MÜTEFEKKİRLERİNİZ DİNİ DE HİÇ ANLAMAMIŞ;
    RÛH-İ İSLÎM’I TELAKKİLERİ GAYET YANLIŞ.
    Sanıyorlar ki: Terakkiye tahammül edemez;
    Asrın âsâr-ı kemâliyle tekâmül edemez.
    Bilmiyorlar ki. Ulûmun ezelî dâyesidir,
    Beşerin bir gün olup yükselecek pâyesidir.
    Mündemic sîne-i sâfında bütün insanlık…
    Bunu teslim eder insafı olanlar azıcık.
    Müslüman unsuru gayet mütedennî, doğru,
    Şu kadar var ki değildir bu, onun mahzûru.
    “MÜSLÜMANLIK” DENİLEN RÛH-İ İLÂHÎ, ARASAK,
    “MÜSLÜMANIZ” DİYEN İNSAN YIĞININDAN NE UZAK!
    Dini tetkik edeceksek, dönelim haydi geri;
    Alalım neşet-i İslâm’a yakın bir devri:

    ***

    VÂİZ KÜRSÜDE

    BUGÜN YATIP DURUYORSUN AYAKLAR ALTINDA?
    “Kadermiş!” Öyle mi? Hâşâ, bu söz değil doğru:
    Belanı istedin, Allah da verdi… Doğrusu bu.
    Talep nasılsa, tabi’i, netice öyle çıkar,
    Meşiyyetin sana zulmetme ihtimali mi var?
    ÇALIŞ DEDİKÇE ŞERİAT, ÇALIŞMADIN, DURDUN
    ONUN HESABINA BİRÇOK HURAFE UYDURDUN
    SONUNDA BİR DE TEVEKKÜL SOKUŞTURUP ARAYA
    ZAVALLI DİNİ ÇEVİRDİN ONUNLA MASKARAYA!”

    ***

    HATIRALAR
    “Kim Müslümanların derdini kendine mâl etmezse onlardan değildir.”
    MÜSLÜMANLIK NERDE, BİZDEN GEÇMİŞ İNSANLIK BİLE…
    ÂLEM ALDATMAKSA MAKSAT, ALDANAN YOK, NAFİLE!
    KAÇ HAKİKÎ MÜSLÜMA GÖRDÜMSE: HEP MAKBERDEDİR;
    MÜSLÜMANLIK, BİLMEM AMMA, GALİBA GÖKLERDEDİR!

    “Müslümanlık, huy güzelliğinden, akıl parlaklığından ibârettir.”
    MÜPTEZEL BİRÇOK MERASİM: İNHİNALAR, YATMALAR, ŞAKLABANLIKLAR, RİYALAR, MUTTASIL ALDATMALAR;
    Fırka, milliyet, lisan namıyla daim ayrılık;
    En samimi kimseler beyninde en ciddî açık;
    ENSEDEN ARSLAN KESİLMEK, CEPHEDEN YALTAK KEDİ… Müslümanlık bizden evvel böyle zillet görmedi!

    Safahat’ta geçen bu dizeler, kutsal kitabınız -Risale-i Nur- da ne kadar da hayat bulmuş!?

    • zafer20 says:

      bugünü, müslümanların dünya kamuoyu önünde düştükleri bu acınaklı hali, müslümanlığı kimseye bırakmayan hurafeci takımın zulüm karşısındaki bu vurdumduymaz tavrını eşsiz dizelerle gözler önüne seren merhum Mehmet Akif’e Yüce Rabbi rahmet etsin…

  30. Ömer says:

    herşeyden önce said nursi nin silsile-i aliyye den herhangi bir zata bağlı olmadığını biliyoruz. dinimizde nakil esastır akıl değil. Nakleden aziz akleden zelil olur. bir dini konu hakkında kaynak belirtilmez ise söylenilen sözde küfre bile düşülebilir. tabi burada kaynağında sağlam olması gerekmekte. risalei nur da ise kaynaklar verilmiş fakat kaynakların sağlamlığı konusunda gariplikler var. bir yandan İmam-ı Rabbani hazretlerinden bahsetmiş (ki bahsettiği yerde de kendini büyük göstermeye çalışıyor) bir yandan da İbn-i Kesir,Afgani, Abduh gibi hocasının belli olmadığı sapık kişileri kaynak göstermekte(Afgani ve Abduh un Fransız mason locasına kayıtlı olduğu belgelidir) uludağ dan gelen suya lağım suyunu karıştırmak gibi birşey bu. bunu içermisiniz?
    Ayrıca Abdulhamit han 30 küsür yıl boyunca devleti ayakta tutmasını direkt olarak kendisine bağlı olan Yıldız istihbarat teşkilatı ile sağlamıştır. o zamanı araştırırsanız birçok masonun devleti, yıkmak için elinden geleni yaptığını göreceksiniz. Bunlardan birisi Afganidir. kendisi mason uşağıdır. Abdulhamit han bu zattan maskara diye bahsetmektedir. Bu adamı İstanbula çağırdıktan sonra sapık fikirlerini yaymayı engellemek için İstanbul dışına çıkartmayarak büyük bir fitneyi engelledi. zaten istanbul da öldü.said nursiyi savunanlar abdulhamit han ı daima kötülerler. “kızıl sultan” derler ama bu sözü ingilizlerin vede masonların yaydığını bilmezler. bu nasıl müslümanlıktır? said nursiyi tımarhaneye göndermeden önce abdulhamit han hiç mi istihbarat yapmadı? afgani gibi garabet içeren fikirlerini düzeltmediğinden akıl hastanesine gönderildi. ayrıca abdulhamit han şeriate uyardı. sünnete uygun sakal da bırakmıştır. said nursi de böyle bir şey göremiyoruz. ama yine de körü körüne said nursi yi savunanlar olacaktır. dünyanın heryerine yayılması da onun doğru olduğunu göstermez. herkes boğaz köprüsünden atlasa bu doğru olduğunu mu gösterir. kitaplarını okuduğunuzda bol bol tevil yaptığı ve de gaybdan bolca haberler verdiği bir gerçek. Hadis-i şerif lerin hemen hemen hepsini tevil etmekte. bu ne demektir. haşa peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselam elma demiş ama siz armut anlayın demektir haşa. böyle bir insan nasıl olurda sadık müslüman olabilir. kaldı ki yaklaşık 15 asırdır hiç mi alim gelmemiş de sadece said nursi mi büyük alim! olmuş. said nursi bir İmam-ı Azam ın bir ahmet bedevi veya İmam-ı Rabbani nin (rahmetullahi teala aleyhim ecmain) tırnağı bile olamaz. Bir islam alimi zamanının akli ve nakli ilimlerini bilmek zorundadır. Matematik, kimya, fizik, anatomi vs, ve fıkıh, tefsir, hadis ilimlerinde orta dercede değil en iyi derecede bilmek zorundadır. ve dahası da nakli ilimlerin alt kollarında da söz sahibi olması için çok dirsek çürütmesi lazımdır. bu işler 3 ayda veya kalbe gelen ilham ile olacak işler değildir. Allah-ü Teala nın adet-i ilahisi çalışana vermesidir. öyle olmasaydı japonlar bizden üstün olmazlardı. yine de bu söylediklerimi nurcuların kabul edeceğini zannetmiyorum. herkes birgün toprağın altına girecektir. nurculara tek söyleyeceğim şey Peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselam ın kendisine inanmayanlara söylediği sözdür “Sizin dininiz size benim dinim bana”.

  31. Ferda Yamanoğlu says:

    Değerli müslüman arkadaşlar,bu ülkede Kuranda yeri olmayan ,kar payı denen sistemlerle ALLAH kullanılarak insanlar dolandırıldı.Birine paranı emanet ediyorsun,adam kazanırsa sana pay veriyor,kaybederse paranda gidiyor.Adam sana kar ettim dermi?İki çoban kardeşin ortaklığını anlatan ayette,ortağın güvenilir değilse normal ortaklık dahi yapma diyor,Kuran.Birazda bu konuları eleştirelim.Saygılarımla.

  32. bir dost says:

    İnsanoğlunu yeryüzünde yaratılan tüm varlıklardan üstün kılan en önemli unsur akıldır. İnsanoğlu kendine bahşedilen aklı kullandığı sürece yeryüzündeki diğer varlıklardan üstündür. Bu bağlamda, İslam Dini’nde nakil değil, akıl esastır. Geleneksel dinde ise, tam aksine akıl değil, nakil esastır. Kur’an-ı Kerim’de aklın/aklı işletmenin önemine vurgu yapan birçok ayet vardır.

    Örneğin:

    — (Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çokça hayır verilmiştir. Ve bunu ancak akıl sahipleri anlar. (2/Bakara, 269)

    — De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve ben size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana vahyolunana uyuyorum. Gören ile görmeyen hiç bir olur mu? Hâlâ düşünmüyor musunuz?” (6/En’am, 50)

    — Ve kavmi onunla tartışmaya girdi. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı girişiyorsunuz? O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması müstesna. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünmüyor musunuz?” (6/En’am, 80)

    — Ve bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Düşünen bir toplum için ayetleri ayrı ayrı açıkladık. (6/En’am, 126)

    — Muhakkak ki sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri yaratan altı günde yaratan, sonra da arşa hükmeden, işleri düzene koyan/takdir eden Allah’tır. O’nun izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, sizin Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O’na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz? (10/Yûnus, 3)

    — Yaratan, yaratmayan gibi midir? Hiç düşünmüyor musunuz? (16/Nahl, 17)

    — Onlar hâlâ sözü düşünmediler mi? Yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? (23/ Mü’minun, 68)

    — “Allah’ındır” diyecekler. De ki: “Hâlâ düşünmeyecek misiniz?” (23/Mü’minun, 85)

    — (Bu Kur’an) Ayetleri üzerinde iyiden iyiye düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.(38/Sâd, 29)

    — O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için. (Furkan Suresi, 62)

    — Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. Sizin O’nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz? (Secde Suresi, 4)

    — De ki: “Size bir tek öğüt veriyorum: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kıyam etmeniz, sonra düşünmeniz. Sizin sahibiniz (veya arkadaşınız olan Peygamber)de hiçbir delilik yoktur. O, yalnızca sizi, şiddetli bir azabın öncesinde uyarandır.” (Sebe Suresi, 46)

    — O, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. İçten (Allah’a) yönelenden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Mü’min Suresi, 13)

    — Hâlâ Kur’ân’ı(n anlamını) düşünmüyorlar mı? Yoksa kalbler(inin) üzerinde kilitleri mi var? (47/Muhammed, 24)

    — Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (54/Kamer, 17)

    — Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (54/Kamer, 22)

    — Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (54/Kamer, 32)

    — Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (54/Kamer, 40)

    — Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki, ama ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)? (2/Bakara Suresi, 170)

    — Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.(7/Araf, 179)

    — Şüphesiz ki, Allah katında canlıların en kötüsü, akıllarını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir. (8/Enfâl Suresi, 22)

    — Allah’ın izni olmadıkça, hiç kimse iman edemez. O, Aklını kullanmayanları pislik içinde bırakır!(10/Yûnus, 100)

    — Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar. (25/Furkan Suresi, 44)

    — Tevrat’la yükümlü tutulup da sonra onu taşıyamayanların durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini yalanlayan topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.(62/Cuma, 5)

    Sonuç itibarı ile; Kur’an’a göre aklını işletmeyen/akıl sahibi olmayan bir insan yeryüzündeki varlıkların en alt katogorisinde yer almaktadır.

    • Ömer says:

      Hala neyi savunuyorsunuz kendiniz de bilmiyorsunuz. insanın aklının da sınırı vardır. Nasıl namaz kılacağınızı akılla bulamazsınız. orucun hangi hallerde bozulacağını akılla anlayamazsınız. Bunlar hadis-i şerif lerde açıklanır. Kaldı ki İslamiyet in başvuru kaynağı Kur’an-ı Kerim, hadis-i şerif ler, icma (alimlerin birliği) ve kıyas tır. akli ilimler nakli ilimlere yardımcı olur. onun içindir ki bir islam aliminin akli ilimleri iyi derecede bilmesi şarttır. ne gariptir ki sizin gibiler herşeyi akılla çözebileceğini zanneder. ayet-i kerime meallerini burada yazarak aklınızca cevap verdiğinizi zannediyorsunuz. Bu gibi yerlerde Kur’an-ı Kerim öne sürülerek cevap yazılmaz, Kur’an-ı Kerim e saygıdandır. Ehl-i Sünnet alimlerinin bu konularla ilgili yığınla yazmış olduğu eser varken sadece Kur’an-ı Kerim i öne sürmek tehlikeli bir yaklaşımdır. Kur’an-ı Kerim müslümanların anayasasıdır. Kur’an-ı Kerim den de kendi aklınca mana çıkaran da alimlerin söz birliğiyle küfre düşer. Tabi bu söylediklerim sizin için ne kadar geçerli o size bağlı.

  33. bir dost says:

    Kur’an’dan bihaber Müslüman kardeş! İslam Dini’nin tek kaynağı Kur’an’dır. Ahkam kesmeden önce Kur’an’ı tebeddül ederek okuduğunuzda, Kur’an’ın kendisini mübin ve ayrıntılı şekilde açıklanmış bir kitap olarak tanımladığını müşahede edeceksiniz. Sizin için apaçık bir delil, bir öğüt, bir uyarı, bir hatırlatma olacağına inanıyorsanız -ki sanmıyorum- “Kur’an’ın apaçık ve ayrıntılı bir kitap” olduğuna ve “düşünmeye/akletmeye” dair vurgu yaptığı ayetlerin sadece meallerini değil, orjinallerini de yazabilirim. Şunu da bir anekdot olarak aklınızın bir köşesine yazın; Kur’an’dan üstün görüp, daha çok itibar ettiğiniz “kutsal hadis kitapları”nızda yer alan hadislerin büyük çoğunluğu Hz. Peygamber’e ait değildir, UYDURMADIR. Ve bu hadisler Hz. Peygamber’in vefatından yaklaşık olarak yüz elli, ikiyüz yıl sonra yazılmıştır. Kutsallık atfettiğiniz alimlerinize gelince; aralarında dünyanın “Nun” adında bir balığın sırtında olduğunu, dünyanın dönmediğini, dünyanın döndüğünü söyleyenin kafir olduğunu ve katlinin vacip olduğunu söyleyenler vardır. Ya siz dünyanın döndüğüne inanıyor musunuz? İslam dünyası yüzyıllardır neden ayaklar altında sürünüyor? Bu nu hiç düşündünüz mü?

    • zafer20 says:

      bir dost, sana çok teşekkürler… biz de bu açıklamayı tasdik ediyoruz. Yüce Rabbim, kullarına doğru yolu göstersin ve hak olanı öğretsin…

  34. Ömer says:

    bir dost
    Sizin İbn-i Teymiye ci olduğunuz gayet açık. Bu zatın hocası da İbn-i Kesir dir. her ikisinin de sapıklıkları bellidir. Dinimizde edep herşeyden önce gelir. Bir kere Kur’an- Kerim e sadece “Kur’an” denmez, saygıdandır. Peygamberimizin (aleyhissalatü vesselam) ismi yazıldığında veya kastedilğinde saygı belirten ifadeleri kullanmak gerekir. Bunlar edeptendir. Size ehl-i sünnet yolunu açıkladım. ister kabul edersiniz ister etmezsiniz. İstediğiniz gibi inanabilirsiniz. İstediğinizi söyleyebilirsiniz. Ben dinimi silsile-i aliyye denilen zatların kitaplarından öğreniyorum. Bu silsilenin en başında Peygamber efendimiz (aleyhissalatü vesselam) vardır. İkinci zat ise Ebu Bekr-i Sıddık tır (radıyallahü anh). Ve bu yol bozulmadan yaklaşık 15 asırdır bu zamana kadar gelmiştir. Sizin son yazınıza elbette etraflıca cevap verebilirdim. Fakat bunun sonu yok. Size ayıracak vaktim de yok. Sonuçta herkes toprağın altına girecek. Allah-ü Teala siz ve ben dahil tüm müslümanlara son nefeste iman selameti versin. Son sözüm şudur ki sizin dininiz size benim dinim bana.

  35. Ferda Yamanoğlu says:

    Sayın Ömer ben bir yangın var diyorum,sen vaktim yok diyorsun.Ben diyorumki Kuranı Kerimle insanlar dolandırılıyor.Senin gıkın dahi çıkmıyor.Bana şu kar payı ortaklığını izah edermisin?

  36. Ömer says:

    Sayın Ferda
    Sizin Kur’an-ı Kerim den kaynak gösterdiğiniz ayet-i kerime de de belirtildiği gibi ortağınıza güvenmiyorsanız ortaklık yapmazsınız olur biter. Sonuçta finans kuruluşuda banka gibidir. banka faiz der finans kuruluşu kar payı der. Kim olursa olsun dini öne sürerek siyaset yapan, kurban bağışı adı altında para toplayan, yolsuzluk yapan nasıl olurda savunulabilir. Allah-ü Teala bu dünyanın başlangıcından kıyamete kadar altına değer vermiştir. En basitinden paranızı altın yapar, kasa kirası ödeyerek de güvence altına alıp rahat uyursunuz. Böylelikle paranızda kıymetinden birşey kaybetmez.

  37. zafer20 says:

    Ömer bu senin son söylediğine Yüce Allah Kur’anında “kenz” der bu da bugünün dünya sömürü düzeninin yaptığının ta kendisidir: parayı, malı üstüste yığma hastalığı… bir müslüman asla böyle yapamaz, elindekini en güzel şekilde değerlendirir, ister daha çok üretim için yatırıma dönüştürür isterse de infak eder her ikisinde de Allah’ın rızasını alır. selamlar…

  38. Ömer says:

    Sayın zafer20
    ben üstüste yığmaktan bahsetmedim ki. parasını banka veya finans kurumlarında değerlendirmek isteyenlere sadece kendi görüşümü söyledim. Ama sizin de dediğiniz gibi eğer imkanı varsa şartlarda müsait ise tabiiki ticaret yapmak bir zanaat ile uğraşıp para kazanmak en doğru yoldur kanımca. size de selamlar.

  39. Ferda Yamanoğlu says:

    Sayın Ömer ben sizden ,dini kullanarak insanlar dolandıranlara karşı okkalı bir eleştiri bekliyordum.Faizcilik yapanlar ALLAH ve Resulüne savaş açmış gibidir,diyor Bakara suresi.Beni hayal kırıklığına uğrattınız.

  40. bir dost says:

    Kur’an’ın gerçeklerini dile getiren müminleri her platformda Abduhçu, İbni Teymiyeci vs. gibi klişeleşmiş sıfatlarla yaftalamak “Gelenek Dincileri”nin bir stratejisidir. Kendini mümin olarak tanımlayan bir kimseye şucu, bucu vs. olmak yaraşmadığı gibi böyle bir kabul de son derece tehlikeli ve yanlıştır. Ben böyle kimselerden ve böyle bir anlayıştan tamamen uzağım. Kur’an’a göre yaşayan, Kur’an’a göre konuşan kısacası söylemlerinin ve eylemlerinin dayanağı Kur’an olanlara saygı duyarım ve onları sonuna kadar desteklerim. Ama onun huzurunda kendimi, tahta oturmuş bir hükümdarın önünde duran dilenci gibi görmem. Onu, Allah ile aramda aracı olarak kabul etmem. Ondan yardım dilemem. Onun herşeyi kuşattığına ve herşeyde tasarruf sahibi olduğuna inanmam. Ona karşı ölü yıkayıcısının eli altındaki ceset gibi olmam. Asla onun kölesi olmam ve asla aklımı, ruhumu ve bedenimi ona teslim etmem. İşte benim Müslümanlık anlayışım budur.

    Ayrıca şu meşhur silsile-i aliyye’niz de bulunan İbn Arabi, Beyazıd Bistami, Hallac-ı Mansur, Abdulkadir Geylani gibi zatların eserlerini iyice tetkik etmenizi öneririm.

  41. bir dost says:

    “Allah-ü Teala bu dünyanın başlangıcından kıyamete kadar altına değer vermiştir. En basitinden paranızı altın yapar, kasa kirası ödeyerek de güvence altına alıp rahat uyursunuz.” Söylemine cevaben:

    9 TEVBE SÛRESİ
    34. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. ALTIN VE GÜMÜŞÜ BİRİKTİRİP GİZLEYEREK ONLARI ALLAH YOLUNDA HARCAMAYANLARI ELEM DOLU BİR AZAPLA MÜJDELE.

    16-NAHL SÛRESİ
    71. Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. ÜSTÜN KILINANLAR RIZIKLARINI ELLERİNİN ALTINDAKİLERE VERMEZLER Kİ RIZIKTA HEP EŞİT OLSUNLAR. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?

    59-HAŞR SÛRESİ
    7. Allah’ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O MALLAR, İÇİNİZDEN YALNIZ ZENGİNLER ARASINDA DOLAŞAN BİR SERVET (VE GÜÇ) HALİNE GELMESİN DİYE (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı çetindir.

    89- FECR SÛRESİ
    17. Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.
    18. Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
    19. HARAM HELÂL DEMEDEN MİRASI ALABİLDİĞİNE YİYORSUNUZ.
    20. MALI DA PEK ÇOK SEVİYORSUNUZ.

    92- LEYL SÛRESİ
    11. CEHENNEME YUVARLANDIĞI ZAMAN, MALI ONA FAYDA VERMEZ.
    12. ŞÜPHESİZ BİZE DÜŞEN SADECE DOĞRU YOLU GÖSTERMEKTİR.
    13. Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.
    14. Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.
    15,16. O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.
    17,18. TEMİZLENMEK İÇİN MALINI HAYRA VEREN MUTTAKÎ KİMSE O ATEŞTEN UZAK TUTULACAKTIR.

    100- ÂDİYÂT SÛRESİ
    8. Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır.

    102- TEKÂSÜR SÛRESİ
    1,2. Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı.
    8. Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz?

    107- MÂ’ÛN SÛRESİ
    1. Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!
    2,3. İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.
    4. YAZIKLAR OLSUN O NAMAZ KILANLARA Kİ,
    5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
    6. ONLAR (NAMAZLARIYLA) GÖSTERİŞ YAPARLAR.
    7. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.

    • zafer20 says:

      emeğine sağlık bir dost! böylece Yüce Allah’ımızın kenzcilere nasıl bir savaş açtığını da burada belirtmiş oldunuz…

  42. Ömer says:

    bir dost
    birincisi size sadece dua edebilirim. sizin yolunuz farklı bir yoldur. benim yolum farklı. sizin gibiler büyüklere dil uzatır. ben sizinle daha fazla münakaşa yapamam. Aklınızca bana üstün gelmeye çalışıp egonuzu tatmin edeceksiniz. Sizin yazdıklarınızın hepsinin cevabı var. fakat daha önce de dediğim gibi bunun sonu yok. çünkü akl-ı selim birisi değilsiniz.
    ikincisi ise altın konusunda. ben altın biriktirin demedim. sadece banka veya finans kurumu yerine illaki yatırım aracı kullanarak paranızı değerlendirecekseniz altın ile değerlendirin dedim. kaldı ki nisab miktarına ulaştığınızda da zekatını vermek de farzdır. yoksa elbette ki her zaman için ticaret veya üretim yapmak en iyisidir. dediğimi anlamadan cevap vermeniz garip olmuş.

    Sayın Ferda Yamanoğlu
    Faizcileri burada eleştirmemin ne bana ne de onlara faydası var. ama sonuçta etme-bulma dünyasında yaşıyoruz. foyalarıda meydana çıkıyor zaten. dini kullanarak cebini dolduran insanlar hayvanlardan da aşağıdadır. elbette cezalarını bu dünyada ve ahirette çekerler.

  43. bir dost says:

    Sayın Ömer
    Ben size Allah’ın Kitabı’na sımsıkı sarılmanızı tavsiye ediyorum. Bu karşın siz ise, büyüklerinizin kitaplarına sarılmakta israr ediyorusunuz! Bu bağlamda yollarımızın ayrı olduğu bir gerçektir. Çok ilginçtir ki; her ikimizde Müslüman olduğumuzu beyan ediyoruz. Bu da demektir ki; ikimizden biri doğruyu söylemiyor. “YEVMİD DÎNE” de görüşmek üzere… Hoşcakalın.

  44. mezaragirenyandı says:

    yazık yazık yazık vallahi yazık burdakilerin yarası yozlaşmış bir dost gibi kişiler var vallahi. neseki ılımlı islam die bir şey yok bunu biliorsunuz hepiniz, fakat sizler islami hafifletmek gibi amacınız var ama buraya takılıp yorum yapan nurcu kardeşlerim uğraşmayın zaten bu dengesizlerin soyu tükenmekte yüzde yirmibeşi biliosunuz chpnin oy oranı. bizim düşünceleremizle oynamak adına kurulmuştur bu wordpress sitesi neyse bu içeriği sallayanların yazanların o tüm kişileri Allah Islah etsin. said türklüğü övmüş iken siz soyadına bakan dangalaklarsınız ben nurcuyum o kitapta öyle şeyler geçmemekte siz gidin göbekli çakma prof. zeko hocayı okuyun siz anlamassınız nasılsa lisanımızdan risaliyeden.

  45. Ferda Yamanoğlu says:

    Kardeşim sen eğer bu adamları eleştirmem diyorsan ateistleri hiç eleştirme.Hiç olmazsa onlar dini kullanmıyorlar.Cüppelisinden ,Oktarına kadar hepsi kar payının caiz olduğunu söylüyor.Sen paranı vereceksin,adam kar ederse sana pay verecek.Adam hiç kar ettim dermi?Bu iki cümleyi dahi söylemekten acizsin.Kuranda iki çoban kardeşin ortaklığını oku.Ortağın güvenilir değilse kardeşinle dahi ortaklık yapma der,Kuran.Ancak normal iş ortaklığı vardır.Ben bunları egomu tatmin için yazmıyorum.ALLAH rızası için yazıyorum.Özür dilemezsen Ahirette senden davacı olacağım.

  46. bir dost says:

    Ilımlı İslam; SSBC’nin dağılmasının hemen akabinde, sizin biricik dostunuz olan ABD’nin “Radikal İslam” projesi yerine “Dinlerarası Diyoloğ Projesi” , yani Müslümanları Hristiyanlaştırma Projesi ile birlikte hayata geçirdiği, sizinde misyonunuzun bir parçası olan veya bu misyonun bir parçası olduğunuz bir projedir. Sonuçta ya cehaletinizden ya da takiyyeci modunda çalışmanızdan olsa gerek, hemen de “Ilımlı İslam” denilen birşey yok” diyebilyorsunuz! Demek “Ilımlı İslam” denilen bir şey yok! Ilımlı İslamcı ve Dinlerarası Diyalogcu Nurcu kardeş. Acab Hocaefendiniz bu konuda senin gibi mi düşünüyor? Bunu anlamanız için Merhum Mehmet Oruç’un “Dinlerarası Diyalog Tuzağı ve Dinde Reform” adlı kitabından yaptığım alıntıları dikkatli bir şekilde okuyun, gerekirse ağabeylerinize veya ablalarınıza bu konuyu sorun lütfen.

    “Redemptoris Missio (Kurtarıcı Misyon) isimli genelgesinde aynen şöyle diyordu: “Dinlerarası diyalog, Kilise’nin bütün insanları Kilise’ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır… Bu misyon aslında Mesih’i ve İncil’i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir.””

    1964 yılında 2. Vatikan Konsilinde kurulan ‘Hıristiyan Olmayanlar Sekretaryası’nın 1973 yılında, sekreterlik görevine getirilen Pietro Rossano, Sekretarya’nın yayın organı Bulletin’deki bir yazısında şunu belirtiyordu: “Diyalogdan söz ettiğimizde, açıktır ki bu faaliyeti, Kilise şartları çerçevesinde misyoner ve İncil’i öğreten bir cemaat olarak yapıyoruz. Kilise’nin bütün faaliyetleri, üzerinde taşıdığı şeyleri yani Mesih’in sevgisini ve Mesih’in sözlerini nakletmeye yöneliktir. Bu sebeple diyalog, Kilise’nin İncil’i yayma amaçlı misyonunun çerçevesi içinde yer alır.”

    Pietro Rossano, ayrıca diyaloğun şartlar gereği ortaya çıktığını, İseviliği ilk yayan Havarilerin metodu olduğunu şöyle ifade etmektedir:
    “Kilisenin henüz bulunmadığı yerlerde tesis edilmesi için yapılan bir faaliyet olarak anlaşılan misyon, artık diyalog olmadan başarıya ulaşamaz.”
    Bkz: Mehmet Oruç, Dinlerarası Diyalog Tuzağı ve Dinde Reform, Arısanat Yayınevi, 3.Baskı, s. 19-20.

    * * *
    “1984 yılından beri “Hıristiyan Olmayanlar Sekretaryası”nın başkanlığını yapan Kardinal Francis Arinze ise, geçmişten bugüne gelinen noktayı anlatırken bunun Kilisenin bir misyonu olduğunu ifade etmektedir: “Papa VI. Paul’ün vizyonu gerçekleşmektedir. Çünkü dinlerarası diyalog, Kilise misyonunun normal bir parçası olarak görülmektedir” (Bulletin, 59/XX – 2, 1985, 124).

    Papa’yı ziyaretinde Fethullah Gülen de bu konuyu vurgulamıştır:

    “Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz.” (F. Gülen’in Papa’ya mektubundan, Zaman,10.2.1998)

    Nihai hedeflerini de Papa II. Paul’un 2000 yılı mesajında şöyle bildiriyordu: “Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya’yı Hıristiyanlaştıralım.”

    Müslümanlar cephesinde ise; “Dinlerarası diyaloğun kararlı bir destekçisi ve teşvikçisi”nin Sayın Fethullah Gülen olduğu, Hocaefendi’nin onursal başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yayını “Küresel Barışa Doğru” kitabında bildirilmektedir. Yine aynı kitaba göre, Fethullah Hoca’nın, Papa II. Paul ile görüşmesinden önce bu diyaloğu daha önce başlatan üstadı Saidi Nursi’dir. Bediüzzaman Saidi Nursi’nin, bu konuda, Papa XII. Pier ile yazışma yaptığı, 1950’li yıllarda Fener semtinde ikamet etmesinin, Rum Patrik Atenagoras ile de yapılan diyaloğu kolaylaştırdığı aynı kitapta ifade edilmektedir. Dinlerarası diyaloğun lüzumu ile ilgili Hocaefendi’nin yayınlanmış pek çok makalesi ve kitabı var. (Mesela, “Hoşgörü ve Diyalog İklimi” kitabı tamamen bu konu ile ilgilidir.)

    (…)

    23/24.10.2003 tarihleri arasında; ülkemizde, bölücü faaliyetlerde bulunduğu iddiası ile kapatma davası açılan Alman Konrad Adenauer vakfının, Armada otelinde düzenlediği, “Türkiye ve Avrupa’da Din, Devlet ve Toplum- Dinlerarası Barışçı bir Ortak Yaşam için Olanaklar ve Engeller” konulu konferansa katıldım.

    Bu toplantıda “Dinlerarası Diyalog” projesinin önde gelen temsilcilerinden Prof. Dr. Niyazi Öktem yaptığı konuşmada bu projeye kimlerin destek verdiğini şöyle dile getirdi:

    “80’li yıllarda başlattığımız “Dinlerarası Diyalog” projesinde hayli mesafe aldık. Bu konuda bize en büyük desteği Diyanet verdi. Sayın Başkanın gün boyu aramızda bulunması bunun en güzel ispatıdır. Sivil kuruluşlardan ise destek, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ndan geldi. Vakfın onursal başkası Fethullah Gülen Hoca bize büyük destek verdi. Bütün bunların üstünde, Diyalog konusunun Türkiye’de ki mimarı, öncüsü Prof. Dr. Mehmet Aydın’dır. Her birine huzurunuzda teşekkür ediyorum.”” Bkz: A.g.e., s. 20-22.

    * * *

    “Bunu sağlamak için de, “Benim dinim son dindir, diğerleri yanlıştır” inancından vazgeçirmeği prensip edindiler. Dinlerarası diyaloğun mimarlarından M. Watt, “Modern Dünyada İslam Vahyi” adlı çalışmasında bunu açıkça yazmaktadır.

    Watt’a göre diyaloğun şartı “Benim dinim son dindir” inancından vazgeçmektir: “Dinlerin karşılaştırılması, yani üstünlük ve aşağılık açısından herhangi bir değerlendirmeye gitmemektir. Objektif anlamda geçerli olmadığı için gerçek diyalog anlayışı, bu çeşit karşılaştırmalardan vazgeçmeyi icab ettirir. Taraflardan biri “Benim dinim son dindir” derse bu olmaz; çünkü buradaki “son” kelimesi diğer dinlerden üstün olma veya diğer dinleri geçersiz kılma anlamlarına gelir. Bunun için, benim dinim diğerlerinkinden daha üstündür inancının terk edilmesi gerekir.”"
    Bkz: A.g.e., s. 22-24.

    * * *

    “Dinimiz, İslamiyet’in son din olduğunu, diğerlerinin geçersiz olduğunu, onlarla dostluk kurulamayacağını bildiriyor. Diyalogcular ise, dostluktan da öte, diğer dinleri kendine yakın görmeği tasavvufta bir makam olarak telakki ediyorlar. Prof. Dr. Mehmet Aydın bunu bakınız nasıl ifade ediyor: “Bir sufinin, bütün dinleri birbirine yakın seviyede görmesi, zaten bu tevhid, vahdet makamıdır.” (II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri, s. 342)” Bkz: A.g.e., s. 28.

    * * *

    “Muhammed aleyhisselama inanmak imanın şartı değil mi?

    2- Bazıları, “Üç dinden herhangi bir dine inanmak yeterlidir. Mühim olan kelime-i tevhid inancıdır. Hz. Muhammed’i kabul ve tasdik etmek ise şart olmayıp bir kemal mertebesidir” diyor. Bazıları da “Ehli kitap ile amentüde ittifak halindeyiz.” İddiasında bulunuyor. (Ahmet Şahin, Zaman- 17.4.2000)

    Nitekim, Fethullah Gülen de şöyle diyor: “Kur’an-ı kerim, Kitap ehline çağrıda bulunulurken, “Ey kitap ehli! Aramızda müşterek olan bir kelimeyi gelin.” Nedir o kelime? “Allahtan başkasına ibadet yapmayalım”. Allaha kul olan başkasına kul olmaktan kurtulur. İşte gelin, sizinle bu mevzu üzerinde birleşip bütünleşelim. Kur’an devamla, “Allahı bırakıp da, bazılarımız bazılarımızı Rab edinmesin” diyor. Dikkat edin, bu mesajda, “Muhammedün Rasûlüllah” yok.” diyor. (Hoşgörü ve Diyalog İklimi. s.241)
    Fasıldan Fasıla kitabında da, “Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. Hatta kelime-i tevhidin ikinci bölümünü, yani ‘Muhammed Allah’ın resulüdür’ kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır…” demektedirler. (Küresel Barışa Doğru-131)” Bkz: A.g.e. s. 30-31.

    * * *

    “10 yıldır barış ve diyalog yolunda yürüdüklerini belirten Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak ise salondakilere seslenerek, “Siz olmasaydınız bu yollarda yürüyemezdik, biz bu diyalog denizinin içinde yaşayıp orada ölmek istiyoruz.” sözleri ile salondan büyük alkış aldı. (Zaman, 28.10.2003)” Bkz: A.g.e. s. 39-40.

    * * *

    “Hıristiyan teoloji uzmanı Aytunç Altındal’ın açıkladığına göre Papa, dünyadan iki kişiyi gizli kardinal tayin etti. Bu gizli kardinaller başka bir dinin mensuplarından seçildi. Yapılan araştırmaya göre, bu gizli kardinallerden birisi İslam dünyasında “alim” olarak bilinen birisidir. Bu gizli kardinal, mensup olduğu dinin veya mezhebin batıl olduğunu, gerçek dinin Hıristiyanlığın Katolik yorumu olduğunu ilan eder ve bağlılarıyla birlikte bu dine geçer. (7 Mart 1998, Akit)” Bkz: A.g.e., s. 59.

  47. mezaragirenyandı says:

    seni seni cahil seniii zeko hocayla görüşmeye devam et cınım sen yada yetmedi yaşar nuri hocayla ders alır ara sırada sevişirsin :D zaten konuşmaların tamamen tipik laik kişileri andırıo dini kullanmakmış tövbeestagfurullah ya… ha davacı olmak istiosan bir an önce lafını geri al yoksa bu vebali kaldırımazsın sana söyleyim. ben hakiki bir mümin değilim ama sizden çok şey gördüm sizin gibilerin konuşması düşüncesi ortada hepsi oy sonuçlarıda ortada cınım ama üzülmeni istimiorum birde kopyla yapıştır yapmayı bırak, eline git kendin al gazetiyii tamam mı cınım kendin gör gerçekleri…. yazık valla yazık yazmamam gerekirken siz Rabbini tanımayan bir çeşit ateismi, laikmi, keMAlcımı, mahalle karısımı ne idiyseniz artık işinize bakın bu tür yazılarla ya oyuna gelmeyin yada uğraşmayın millet yemio hani uyuo dediğiniz millet aslında onlar gün geçtikce ayağa kalkıo İnşallah sizin korkulu rüyaniz şeriat da gelecek. hadi son lafımda Allah hidayete erdirsin seni ve sizin gibi durumda olanlara

  48. mezaragirenyandı says:

    Kar zarar sistemi üzerine çalışan müesseseleri dinimiz ticari müessese saydığı için helaldir. Para yatırılır ve kar payı olarak verilen kısım da helaldir. Buralardan alınan krediler de caizdir. Devletin bu kuruluşları hukuki olarak koruma altına alması ise daha güzel olmuştur. İnşallah su-i istimalleri ve mağduriyetleri önlemeye vesile olur.

    yalanlarla yaşama :D
    seni seni cahil seniii zeko hocayla görüşmeye devam et cınım sen yada yetmedi yaşar nuri hocayla ders alır ara sırada sevişirsin şu caiz olayıda resmen saçmalık öyle bir şey zaten konuşmaların tamamen tipik laik kişileri andırıo dini kullanmakmış tövbeestagfurullah ya… ha davacı olmak istiosan bir an önce lafını geri al yoksa bu vebali kaldırımazsın sana söyleyim. ben hakiki bir mümin değilim ama sizden çok şey gördüm sizin gibilerin konuşması düşüncesi ortada hepsi oy sonuçlarıda ortada cınım ama üzülmeni istimiorum birde kopyla yapıştır yapmayı bırak, eline git kendin al gazetiyii tamam mı cınım kendin gör gerçekleri…. yazık valla yazık yazmamam gerekirken siz Rabbini tanımayan bir çeşit ateismi, laikmi, keMAlcımı, mahalle karısımı ne idiyseniz artık işinize bakın bu tür yazılarla ya oyuna gelmeyin yada uğraşmayın millet yemio hani uyuo dediğiniz millet aslında onlar gün geçtikce ayağa kalkıo İnşallah sizin korkulu rüyaniz şeriat da gelecek. hadi son lafımda Allah hidayete erdirsin seni ve sizin gibi durumda olanlara

  49. bir dost says:

    Tartışmalarda ve fikir teatilerinde, karşı tarafın fikirlerini tasvip etmediğiniz durumlar karşısında bile ahlakî değerlere ve etik davranış ilkelerine yakışır ifadeler kullanmak, bu gibi ortamların daha nezih ve daha seviyesi olmasını sağlar. Aksi halde o ortamın bayağılaşması ve seviyesizleşmesi kaçınılmazdır. Zaten bu hal, o şahsın yobazlığının, cehaletinin ve ahlaksızlığının bir göstergesidir.
    Aynı seviyeye inmemek adına Mevlana’nın güzel ve bir o kadar da manidar sözleri ile konuyu sonlardırmak istiyorum.

    “Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.”

    “Cehalet insanı çirkinleştirir.
    Suskunluğum asaletimdendir.
    Her lafa verilecek cevabım vardır.
    Lakin lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım adam mı diye.”

  50. mezaragirenyandı says:

    sen kendi seviyene bak, sen cehennemin birinci katında bulcaksın kendini inşallah. hem müslümanmış gibi hemde kuranda bazı bilgileri yoksa sayarak yada yanlış öğrenerek milletin doğru yerine yalan yanlış bilgileri farkında olmasanda bile onların hakkını almakla çok büyük yükün içine girmiş bulunmaktasın seni cahil seni. Hz.Mevlana dan alıntı yapıpta cevap verme hıyar.seni sviyesiz moron.

  51. bir dost says:

    Salyalarına temizle…

    • mezaragirenyandı says:

      Lan kafir noldu 25′lik noldu diecek lafın mı kalmadı diecektinde alıntı yapcam gene die vazmıgeçtin bok böceği.

  52. zafer20 says:

    gördüğümüz kadarıyla “bir dost” ne hıyarlık yapmış, ne de seviyesini düşürmüş! cehennemlik olup olmayacağına, kaçıncı katında olacağına sen mi karar verdin? hangi cemaatten olursa olsun, bir müslüman için bunu yazmak olur mu? bak yazdıkların kayıtlara geçti. bu, kişiye sorumluluk yükler değil mi? “mezaragirenyandı” burada kıyameti koparmak yerine sen de karşı görüşlerini bu köşeye konuk olanlar için ilmii bir metodla yazsan da biz de bu konu hakkında bilmediğimiz varsa aydınlansak! bakarsın sonra ikna oluruz, olmaz mı?

  53. meliha karaçam says:

    böyle önemli bir şahsiyeti karalamaya çalışmak iğrenç bişey.bediüzzaman hazretleri islama ve türlüğe ömrünü adamış çok nadir bir insandır ve türk milleti bu insana çok şey borçludur ve gün gelecek herkes ama herkes bunu çok iyi anlayacak boşuna uğraşmayın bu allah dostunu karalamaya allah izin vermez. başaramazsınız.

    • gyr says:

      çok haklısın kardeşim amacları islamı yıpratmaktır bunların, ne olacak bu şaçmalıklarda misyonerlerin işi

  54. mezaragirenyandı says:

    zafer bey seninde ondan bir farkın yok ona söylediklerim aynen senin içinde geçerli cınım. ben neden admini göremiorum sizmisiniz yoksa :D :D:D ne ikna olcaksın kardeşim al eline Kuran oku tabi anlayabilmek lazım bir yandanda hocalarla görüşmen gerekcek Ahh ahhh cumhuruet döneminde alimler astırılamasydı, yeşilcamda hocalar üfürükçü die gösterilmeseydi bugün benden bile üstün olacaktınız neyse ki Allah bu kadar akıl vermis size. hadi ben kaçar. silivrideki dostlarınıza da selllam olsun :D ha bu arada risaliye nuru okuyun demiorum anlayamazsınız pek çok bilmediğiniz kelimeler var ondan tavsiye etmem herkeze ona göre az önce sana ettiğim için de kusra bakma cınım beynin basmazz.

    • zafer20 says:

      benim bildiğim “nurcu” böyle değildir ama sen herhalde kusurlu versiyonusun bak, kendini geliştirebilmen için başka eserlere de gözatmalısın, sadece risale okuyorsun desek ama bakıyorum senin, risalelerden de anladığın birşey yok. risaleler; edebi olarak da, imla olarak da, itikadi olarak da hatalarla hatta daha da ötesi saçmalıklarla dolu olsa da senin gibi saldırgan şakirt yetiştirmez .bizim dediğimiz; okunsun ama sadece buna bağlı kalınmasın. dünyalar kadar islami kaynak var bir o kadar da ilim sahibi zevat var ve Yüce Rabbim Kur’anda kaç defa aklınızı kullanın, size birşey söylenirse doğrusunu araştırın buyuruyorken doğruları ortaya koymada nasıl sadece risalelerle sınırlı kalınır, bu anlaşılır şey değil! son olarak şunu da diyelim: sadece risaleleri referans alarak kendini geliştirmiş müslüman tipi, bugün dünyada ortaya konulması gereken bir müslüman tipi değildir, -elbette biz asr-ı saadet müslümanı olduğumuzu falan söyleyemiyoruz ama- asr-ı saadet müslüman tipi hiç değildir. biz doğru olanı bulabilmek için bize verilen akılla ulaşabildiğimiz tüm imkanları kullanmak, onları en iyi şekilde değerlendirmek zorundayız. alim de olsalar, insanlar yanılabilirler ama gerçek yanılgı da bu yanılabilen -alim de olsalar- bu insanları yanılmaz kabul etmek ve gözü kapalı peşlerine takılmaktır. VVVVVYaradanımız işte bunu yasaklıyor. risaleleri okuyorsan sana bir de risaleleri ilmen çürüten kaynak vereyim hem mukayese ede ede okursun: http://www.islah.de/menhec/men00015.pdf

      • mezaragirenyandı says:

        yawrucum hak kitap kurandır. herkez risaliyenurun önemini bilir taki sizin gibi saçmalık diyen salaklar bilmez… bende okumadım hepsini çnkü bende zor anlıorum siz anlamayınca size tabi saçma gelir asıl kabahat size açıklama yapanlarda onlarda tahminen konuşurlar sende onlara uydun bokunu çıkardın. said nursi alimden daha büyük bir hocadır. etknik kökeni beni ilgilendirmez sizin gibi ırkçı değilim ben siz gidin çakma göbekli prof. zekoyla qonuşş :D olm buraya kadar ben sana diyim artık burada sizin tipik kemalistçi efendi atatürk için herşeyi yaparsınız savınırsız edersiniz kaşınırsınız ee ozmn cınım sen bugün Allah için naptın sadece bunu konuştun başkada hiçbibok yapmadn dimi. ha ben nurcu ha sofi ha ismailoğlu ha iskerden cemaatinden ne fark eder cemaat aramızda sadece siyasi düşünce farklı olur Asla başka bir düşünce farklı olmaz, van için 60 millyon nasıl toplanıo sanıon gel sende aramıza katıl garip ol. başkada yazmam artık haydi Allah’a emanetsiz bir an önce aklınız başınıza gelir inşAllah

  55. azrail says:

    RİSALE-İ NURU OKUYORUM AMA TAM ANLAYAMIYORUM ?

    Risale-i Nurları okumaya başladıklarını, ama bazı kelimeleri anlayamadıkları için okumayı bıraktıklarını ifade eden kardeşlerime ;

    - Kat’î ve çok tecrübelerle anlaşılmış ki, imanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkikî yapmanın en kısa ve en kolay yolu Risale-i Nur’dadır. Evet onbeş sene yerine, onbeş haftada Risale-i Nur o yolu kestirir, iman-ı hakikîye îsal eder.

    - Dünyaya ait bir ilmi anlamak için bile, aylarca yıllarca eğitim aldığımız halde ki ( faydası sadece dünyaya aittir ) Ebedi hayatımıza en lüzumlu ilim olan İMAN İLMİNİ öğrenmek için ne kadar mücadele etmemiz gerektiğini siz düşünün !

    - Bu eserlerde geçen ve şimdiki nesle yabancı gelen temel kelimeler bin kadardır. Bir aylık bir çalışmayla bunlara aşina olmak mümkündür. Bunu bırakıp kolaya yönelmek kahramanlık değildir. Unutmamak gerekir ki, “Zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”

    - Risalelerin kelimelerine yabancı kalanlar, lügat kullanarak bu eksiklerini tamamlayabilirler. İsterlerse de lügatli olarak basılan nüshalardan okuyabilirler. Bu, onların tercihine kalmış bir durumdur. Mühim olan anlamak ve istifade etmektir.

    - Bulunduğunuz yerlere yakın yerler de bulunun Risale-i Nur Sohbetlerinin yapıldığı yerlere gittiğiniz de, orada bulunan Nur Talebeleri sizin okurken anlayamadığınız yerleri kendilerine sorduğunuz da büyük bir zevk ile size yardımcı olacaklardır.

    - Benim tavsiyem mutlaka ama mutlaka Risale-i Nuru en az bir kere düz olarak okumak ve üslubuna aşina olmaktır. Zaten sizler de bir kere bitirdikten sonra alışacak ve ne kadar harika bir Kur’an Tefsiri olduğuna karar verecek ve en ufak bir zaman bulduğunuz da bu eserleri okumaya çalışacaksınız.

    saidi kötülüyen zatlar sizin için değildi bu yazım, bu yazı sadece kafası karışmışlar içindir burda takılıp gören olursa die ve görenler içinde şunu söyleyeyim sizde yazımı paylaşarak kendinize sevap işlemiş olursunuz.

  56. misafir says:

    Objektif Yaklaşım:

    Risalelere bir şey diyemem. Yani içinde çok güzel noktalar var, eleştirilen kısımlar da da büyük ihtimal Said Nursi yanlış anlaşılmıştır.

    Ancak bulunduğu dönemin en büyük alimi olmadığı kesin. Yukarda bi kardeşimiz yazmış büyük alimleri.

    Diğer konu ise Said Nursi’nin 2.Abdülhamid’e karşı yaptığı yanlış kesinlikle küçümsenemez. Kimse bu konuda üstadı savunmasın. Kendisi bile sonradan pişman olmuş ve Abdülhamid’in torunundan helallik dilemiştir.

  57. azrail says:

    bende senin son sözünü katılayorum. ama sende söyle bana türklerin müslümanlık tamemen elden gitmesin die okadar uğraş verip ve o kadar davalarla meşgul olup bu zmana yaymayı başarabilen alim var mı varsa söyle

  58. gyr says:

    misyonerlerin islamın büyümseni önlemek için sözde said-i nursi efendinin hakkında saçlamadığı bir gerçektir, said nursinin yazdıklarını hepsini okusaydı şimdi böyle konuşmazdı sözde said-i nursiyi karalayan şahış? islamı bilmeyen said-ı nursiyi nerden bilsin

  59. serdargöktürk says:

    yaradanım ALLAH’tır
    peygamberim HZ. MUHAMMED’dir
    kitabım KURAN-I KERİM
    haricinde hiçbişeye inanmam…
    ama anlamadığım bi nokta var risalei nur kuranın özeti die anlatıldı bize nurcu abiler tarafından…
    Abdulkadir Geylaniye veya Hacı Bayramı Veliye nasip olmayan bu özet nasıl olurda said nursiye nasip olur??? veya risalesinde yazdığı gibi alemlere gönderilen HZ.Muhammedin aynası olarak nasıl kendini görür…? hamdolsun Kuran-ı Kerim den başka bir kitaba ihtiyacımız yoktur inancımız için… ve öyle şifrelerle dolu ebcet hesapları gerektiren bi yanıda yoktur…gayet açık ve nettir herkesin anlayabilmesi için…

  60. BOZKURT says:

    RİSALE-İ NUR’UN EBCED-CİFR YOLUYLA KUR’ANI KERİM ÂYETLERİ’Nİ TAHRİF (BOZMA-GERÇEK MÂNÂSINDAN KAYDIRMA) ETMESİ

    Hurafe Merkezli Nurculuk Dininin Başucu Kitabı Risale-i Nur’un Ebced-Cifr Yoluyla Kur’an-ı Kerim Ayetlerini Tahrif (bozma) Etmesi

    Said Nursi; büyücü ve sihirbazların (Hurafecilerin) kullandığı ve hiçbir doğruluğu olmayan, hayal mahsulü ve yalan olan ebced-cifir hesaplarını kullanarak, Kuran’ı Kerim’in 33 ayetini (kendisini ve kitaplarını kutsallaştırmak için) saptırmış ve tahrif etmiş midir?

    “Kimi Yahudiler kelimeleri yerlerinden tahrif ederler (yerleşik anlamlarından kaydırırlar), bunu dillerini bükerek ve dine saldırarak yaparlar.” (Nisa 4/46)

    “Yazık o kimselere ki kendi elleriyle Kitap yazarlar; sonra « Bu, Allah katındandır.» derler ki, karşılığında az bir bedel alsınlar. Yazık o, kendi elleriyle yazdıklarından dolayı onlara! Yazık onunla kazandıklarına! (Bakara2/79)

    Devamı: http://www.deuforum.com/printer_friendly_posts.asp?TID=16707

    “Mürşidi Kâmil olmayanın mürşidi Şeytandır…”
    Selamun Aleykum.

  61. Cengiz says:

    Merhaba bu kadar yersiz iftiralar her dönem de olacaktır.M.Kemal ATATÜRK ‘e hala bir sürü iftira vardır.Said Nursi yi eleştirenlere tek diyecek sözüm sizde onun kadar okuyun o kitapları siz yazın insanlar aydınlansın çamur at izi kalsın bu kadarınada pes doğrusu.Ben Said NURSİ yi hiç sevmezdim uzun bir süre bir islami konuda araştırma yaptım vardığım sonuç Said NURSİ nin ulaştığı sonuçtur.Ha ben konunun ne olduğunu desem beni de kafir ve mürkep ile suçlarsınız siz gidin ilk önce okuyun ondan sonra eleştirin başka bir şey söyleme gereği duymuyorum…

  62. İzzet says:

    Hazret-i Bediuzzaman “Mühim ve büyük her bir umur-u hayriyenin çok muzır mani’leri olur.” demektedir elbette sizin gibiler de olacakki ebu bekir gibi elmas ruhlularla Ebu cehil gibi kömür ruhlular birbitrinden bu şekilde ayrılacaklar.
    bediüzzaman gibi bir insan başka bir memlekette olsa insanlar bizin böyle bir dahimiz var diye gurur duyardı.
    Yapılan eleştirileri okudum ..bunları yazan zat hep tevrat ve incille ilgili konularda hatalar bulduğunu iddia etmiş. Yahudilik ve hristiyanlık hususundaki uzmanlığınızın yanında Birazda islami konuda araştırma yapsanızda saygı nedir-islam büyüklerine nasıl hitap edilir-İslam peygamberinden Nasıl bahsedilir öğrenseniz iyi olur. Aşağıdaki ifadeler sizin yukarıda yazdıklarınızdan iki bölüm.
    —Tevrat ve Zebur’u yeterli bulmayan Said Nursi, efendisini biraz daha yüceltmek için, bu sefer de, İncil’e ayetler yerleştirmekten geri kalmıyor.
    —Ancak Said Efendi, burada da ufak tefek saptırmalarla Muhammed’i, Hristiyanların Kutsal Ruh tanımlamasına uydurma gayretleri içerisindedir
    ————————————————————————–
    Senin Said Nursinin efendisi Dediğin islam peygamberi HZ Muhammetdir.
    Muhammet diye yazdığında senin asker arkadaşın değil Allahın Son peygamberi Hz muhammettir.
    Evet bu iki satır bile sizin gerçek niyetinizi ortaya çıkarmaktadır.
    6666 ayet herkesin aklında kalsın diye söylenen bir sözdür. Besmele ayet midir değilmidir surelerin başına teberrüken mi konulmuştur. İslam uleması arasında konuşulan bu konu bile toplam ayet sayısını farklı kılmaktadır. bu herkesin bildiği bir konudur.
    Bu kadar yanlış bilgi ve yorumlar yapan şahısların sözleri , neffasati fil-ukad tarzındadır.
    130 Parçadan oluşan 6000 sayfalık eser yazan Bediüzzaman Said Nursi ye saygılar sunarım. Mevlam bizi ondan ve onun gibi insanlardan dünyada ve ahirette ayırmasın.

  63. jun8 says:

    Her şeyi geçtim. İsteyen istediğinin peşinden gitmekte özgür. Fakat beni en çok üzen, ne zaman Nurcu kardeşlerimle manevi sohbetler yapsak verdikleri bütün örnekler Risalelerden.. Yahu bir ayet örnekleyin bir hadis örnekleyin. Eğer sizin İslam binanız Risale ve Said Okur üzerine kuruluysa Allah yardımcınız olsun. Temeli Kuran ve Sünnet olmayan bir islam binası sizi ahiret hayatında muhafaza edemez. Öte yandan ”Kuran-ı Kerim’i anlama hususunda en büyük kaynak” diyorsunuz ya şu Risalelere…Yunus’un bir kaç şiiri binlerce Risale’ye bedel. Bu adamı bu kadar kutsallaştırmak, adeta haşa Peygamber yerine koymak şirktir. Bu adamın edeple, imanla ilgili çok güzel açıklamaları var. Okursun alacağını alırsın geçersin. Kendinizi buna adayıp işi siyasileştirmenin hiç bir manası yok. Özellikle Fettullah Gülen denen sahtekarın Vatikan’da yaptıklarını gözlerimle gördükten sonra, Nur cemaatinin dini değil siyasi olduğundan çok emin oldum. Vebal aldırmama, menzile gidene kadar her pisliği mübah sayma.. Merak etmeyin içinizde çok kaldım. Özellikle bu menzile kadar her şeyin mübah sayılması hadisesini çok iyi bilirim. Devlet kadroları bizimle dolana kadar KPSS’de sorular çalınabilir. Biz İslam’a hizmet ediyoruz. Günah değil. Bunun değil müslümanlıkla insanlıkla bile bağdaşır yanı yok. Bir çoğunuz temiz, güzel kardeşlerimizsiniz. Allah’a varmanın binlerce, milyonlarca yolu var. Bırakın şu ne olduğu belli olmayan yolu!..

  64. itiraz says:

    Said Nursi asrı tedavi edebilecek çapta birisidir. Ekmel ül ulemadır. Bazı kardeşlerimiz menfi şeyler yazmışlar, bunlar doğru değildir. Hele hele başka hususlarla ilgili olarak indirilmiş ayeti kerimelerin meallerini hiç bir ilminiz olmaksızın islam alimlerini kötülemek için kullanmak tehlikelidir. Ayet şu anlama gelir diye bilip bilmeden konuştuğunuzda söylediğiniz doğru değilse yapılan hareket insanı küfre= kafirliğe götürebilir. İsabet etse bile bilmeden konuştuğunuz için günah olur, ayrıcada Allah’ın muttaki salih kullarının etini yemeyin gıybetlerini etmeyin. Had bilmek lazım.

  65. ibrahim mert bahar says:

    risale okuyup birşey anlamayan köre gerektir iri camlı bi gözlük içinde bir çok tılsım olan risalelerdeki tılsımı çözen adam Allah ın sevdiği kulları arasına girer unutmaki ademoğlu senide Allah yarattı onun yolunda canını vermeye hazır onlarca kez zehirlenmeye uğraşılmış isyanlara papuç bırakmamış bir adama laf edersen Allah senin hakkında gerekeni yapar onun adaletine sual olmaz EYVALLAH…

  66. fatih says:

    bediüzaman yalan söylüyoda sizler doğruyu söylüyorsunuz ölemi allah akıl fikir versin bunları yazanlara tevrat hakkında yazdıklarınız doğru değildir bu güne kadar değişmeden gelen tek ilahi kitap kuran dır tevrat incil zebur bunlar hepsi zamanın papazları hahamları kendi yaşam biçimlerine göre düzeltmeler yapmıştır yani saidi nürsinin yalan sölediğini ispatlayabilmeniz için öncelikle onun kadar çok düşünüp okumanız ve akabinde yazmanız ve eserler çıkarmanız lazım burda bir din adamını kötölemek kaldıkı vefatından sonra bile kabrinde rahat bırakılmayan bir ilim adamını kötölemek hiç birinizin haddine olamaz.

  67. gerçekler yadsınamaz says:

    s.a nurcu arkadaşlara bir soru :

    Gaybı Allahtan Başkası Bilebilir mi ? Mesela Hz Ali. Bana bunun cevabını verin evet bilebilir derseniz ayete karşı gelirsiniz hayır bilemez derseniz said nursinin ne kadar hayal ürünü şeylerle uğraştığını anlarsınız . Kendi yazdığı kitabı “pardon ( ona bir şekilde gökten gelen) risale nuru kuranla bir tutmak kuranı inkar etmektedir.
    ” ON SEKİZİNCİ LEM’A
    haber veriyor. Çünkü, meşhur olan karn kırk sene değil o zaman istilahınca ağleb-i ömür olan altmış seneden ibarettir. Çünkü bir devir altmış senede değişir. Bu suretle İmam-ı Ali’nin (r.a.) hicretten otuz sene sonra Kûfe’de yazdığı bu Ercüze’deki dokuz defa altmış, otuza ilâve edilse beş yüz yetmiş oluyor ki, Cengiz’in ve Hülâgu’nun hücum ve tahribat zamanıdır. Sonra Hazret-i Cebrail’in, Âlâ Nebiyyina ve Aleyhisselatü Vesselam huzur-u Nebevîde getirip Hz. Ali’ye Sekine namıyla bir sahifede yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali’nin (r.a.) kucağına düşmüş. Hz. Ali diyor: “Ben Cebrail’in şahsını yalnız alâimü’s-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sahifeyi aldım, bu isimleri içinde buldum” diyerek bu İsm-i Âzamdan bahs ile bazı hadisatı zikirden sonra tahdis-i nimet suretinde diyor ki:

    فَكُلُّ مَعْنًى مِنْ عُلُومٍ فَاخِرَةٍ - مِنْ مَبْدَإِ الدُّنْيَا لِيَوْمِ اْلاٰخِرَةِ

    قَدْ صَارَ كَشْفًا عِنْدَنَا عَيَانًا - وَكُلُّ ذِى شَكٍّ غَدَا مُهَانًا

    yani “Evvel-i dünyadan kıyamete kadar ulum ve esrar-ı mühimme bize meşhud derecesinde inkişaf etmiş, kim ne isterse sorsun, sözümüze şüphe edenler zelil olur.” Sonra yine İsm-i Âzam içinde bulunan o altı Esma-i Hüsna’dan bahsedip birdenbire aynen Gavs-ı Geylanî’nin ihbar-ı gaybisi gibi Hülâgu asrından bu asrımıza bakıyor. İkinci bir keramet-i gaybiyeyi izhar ediyor. Ve diyor ki:

    اَحْرُفُ عُجْمٍ سُطِّرَتْ تَسْطِيرَا (HAŞİYE) بِتَّ بِهَا اْلاَمِيرُ وَالْفَقِيرَا

    1- HZ PEYGAMBER EFENDİMİZE BİLE YAZILI OLARAK HABER GELMEMİŞTİR…
    2- MADEM HZ ALİNİN BU KADAR PAYGAMBERLERE TANINAN CEBRAİLLE HABER VERİLME LÜTFUNA SAHİP OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOSUNDA NEDEN 1 TANE YAZINDA HZ PEYGAMBER EFENDİMİZ VEFAT ETTİĞİNDE HZ ALİYE EMİRÜL MÜMİNLİK VERİLMELİYDİ DEMEDİN….
    3- HZ ALİNİN “Ben Cebrail’in şahsını yalnız alâimü’s-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sahifeyi aldım, bu isimleri içinde buldum” DEDİĞİNİ KİMDEN RİVAYET EDİYOR YOKSA KENDİSİNİ BİZZAT GÖRDÜĞÜNÜ MÜ İDDAA EDİYOR ?
    4- İYİ OKUYUN “Sonra Hazret-i Cebrail’in, Âlâ Nebiyyina ve Aleyhisselatü Vesselam huzur-u Nebevîde getirip Hz. Ali’ye Sekine namıyla bir sahifede yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali’nin (r.a.) kucağına düşmüş.” HZ PEYGAMBER EFENDİMİZ DURURKEN ONUN BULUNDUĞU BİR ORTAMDA CEBRAİL GAİPTEN HABERLERİ HZ ALİYE VERMİŞ??? SİZ PEYGAMBERE İMAN ETMİYOR MUSUNUZ ???

    DAHA BUNLARI FAZLASIYLA ARTIRABİLİRİM ÇOK FAZLASIYLA HATTA BİR ÖRNEK DAHA ;
    BEN ÇOCUKKEN VE BÜYÜDÜĞÜMDE BİRŞEYİM KAYBOLDUMU YA GAUS SANA BİR FATİHA BANA YARDIM ET DERDİM VE KAYBETTİM ŞEYİ BULURDUM BU BELKİDE BİN DEFA BAŞIMA GELMİŞTİR DİYOR ÖZET OLARAK…. OKUYACAKLARINIZ KURAN AYETLERİDİR DİKKAT!!!

    Bismillahirrahmanirrahim.

    Elhamdü lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel müstâkim. Sırâtellezîne en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.

    “« Hamd, âlemlerin Rabbi, merhametli olan, merhamet eden ve Din Günü’nün sahibi olan Allah’a mahsustur. (Allahım!)
    Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların, sapmayanların yoluna eriştir. »”
    “”Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.”"
    arkadaşlar şaka yapmıyorum kendinize gelin ALLAH hepimizi hidayete erdirsin, bilmeyerek ve bilerek işlediğimiz günahları affetsin kuşkusuz o merhamet ve hikmet sahibidir.

    • gerçekler yadsınamaz says:

      O bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz. Ancak seçtiği elçiye açar. Çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler salar. Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır * [Cin 26, 27, 28]

      BUNU DA OKUYUN GAYİPTEN HZ ALİYE HABER GELMİŞTİR DİYENLER SİZCE HZ ALİ ELÇİMİDİR ??????????

  68. isimsiz says:

    sizin bu gibi laflarla eleştirmeye çalıştığınız adamın hayatı boyunca 1metrekare toprağı olmamıştır asılsız şeylerle itham ettiğiniz adamın muhatabıda siz değilsiniz zaten hayatı boyunca bizim gibi islama hizmet etmiş bir ecdadın torunlarını dinsiz felsefeden korumaya çalışmıştır asayı musayı açıp okuyun dinsizliğin belini kırmıştır ”bizim düşmanımız cehalet zaruret ve ihtilaftır bu üç düşmana karşı sanat marifet ve ittifak silahı ile cihad edeceğiz” diyen biridir lütfen biraz daha araştırıp okuyun ayrıca ”ben tarafsızım” deyipte bu adamı yerden yere vuranlar tarafsız olmadıklarını yaptıkları çok ağır eleştirilerle belli ediyorlar ve şu anki okullarda okuyupta o kitapları tarafsız eleştirmeniz mümkün değil milliyetçiliğin yanlış olduğunu Peygamber Efendimiz (s.a.v.) veda hutbesinde belirtmiştir bizim büyük bir islam birliğine ihtiyacımız vardır milliyetçilik fikrini fransız ihtilali ile dünyaya masonlar soktular bu adamın İslam birliğinden başka bir amacı yoktur şeyh sait isyanınında karşısındadır.

  69. Süleyman says:

    “Cevab-ül ahmak-is sükût” kaidesince böylelere karşı cevab, sükûttur. Fakat bazı ahmakların arkasında bedbaht gafiller de bulunduğundan deriz ki: Ey bîçareler! Bu dünya bir misafirhanedir. Madem ölüm var, kabre girilecek. Bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. Bir defa top tüfenk denilse, bin defa Allah Allah demek lâzımgelir.

    Şualar ( 439 )
    Bediüzzaman Said Nursi(r.a)
    Allah sonumuzu hayr etsin…..

  70. ksk says:

    Sevgili Admin.
    Said Okur’un nasıl bir düzenbaz olduğunu, Risalelerin yalan dolan boş laf kalabalığı ile dolu birer paçavra olduğunu gayet net bir şekilde, delilleriyle birlikte sunmuşsun.
    Yanlız şu var ki bu Nurcu şakirt tayfa, çift haneli iq seviyesinde, kafası fazla çalışmayan, küçük yaşlardan itibaren sorgulamayıp biat etmeye programlanmış cyborglar olduklarından , Said-i Okur mezardan kalkıp “Yazdıklarımın hepsi götümden sallamadır inanmayın lan boşa” dese bile bu adamlar ikna olmazlar.

  71. Memduh Karbaçov says:

    MEHMET ÂKİF ve SÂİD NURSİ

    Sâid Nursiʼye hiciv yazmış Âkifʼim güya
    Onları birbirine, düşürmek boş bir rüya

    Şiirin muhâtabı, ayân beyân ortada
    Sâid saklı değil ki sondaki üç noktada

    Kitâb-ı İlâhîyi üstâd payimâl etmez
    Âkif bu şenaati, asla ona mal etmez

    Sâidʼim hiç etmedi, Şeriatimi murdâr
    Onu yere atarak kirletense bir serdâr

    Kutsal Kâbetuʼllâha çifte sallamaz Üstâd
    Ki bu ilâhî mekân, ümmete bâki bünyâd

    Secdeye giden bir baş kıbleye tükürür mü?
    Kabe örtüsüne de salyayla sümkürür mü?

    Hele hele de ,,Sâidˮ yapar mı böyle bir şey
    Buna tenezzül eden birkaç tane dinsiz bey

    Başından sarığını dahi çıkaramadın
    Yılan gibi dilini yutup hıçkıramadın

    Tenine dokunanlar geberdi gitti dostum
    Bir Fatiha yerine hepsine lanet kustum

    Şâir Âkifʼi düşman edemezsin Sâidʼe
    İkisi gökten inmiş, nûrla dolu mâide

    Biz bir budun etini yeriz siz de kemiği
    Yüzünüzde âşikâr, kelbin jesti mimiği

    Bu iki sofrada balık, yeriz siz de kılçığı
    Ekmeğe bal süreriz, siz de sulu balçığı

    Nûr deryâsından çıkmış balıklar göze şâfi
    Onu Hakkʼa açmaya, ,,Asay-ı Musaˮ kâfi

    Risâleler deryâdır, Safahat dev dalgası
    Ortak noktalarıysa bir hakikat kavgası

    Beyninizi çürütmüş düşmanlık ve dinsizlik
    Gerçeği teşviş etmek vicdanen bir densizlik

    Bu muhteşem şiiri ,,Üstâdaˮ yamama hiç
    Yamayanın başına durmaz iner bu çekiç

    SAFAHATʼIN dilini, anlamadığı açık
    Aralarına fitne sokmak istiyor kancık

    Bu dava adamları devdir her düşüncede
    Koca bir ömür geçti sürgünle işkencede

    Ne kadar da çok kansız varmış vatanda şaştım
    Bunlarla gece gündüz ,,kalemleˮ çok savaştım

    Sen rahat uyu Âkif! Yüce kalemin bende
    Ruhun, düşüncen ve elemin bu bedende

  72. La Tahzen says:

    Risalelere hatasız gözüyle bakmak KUR’AN-a , Said Nursi’ye hatasız gözüyle bakmak ALLAH’a iftira olur ! Dikkat edelim .

    Said Nursinin emeğini-çabasını-mücadelesini de göz ardı etmek o’na haksızlık olur. Bunu da inar edemeyiz.

    Kur’ana vakıf olmadan risale okumak risklidir zira akıl ve şahsiyeti risaleler inşa ederse kur’an 2.planda kalır, önce kur’anla hayat bulmalı sonra yan eserler okunmalıdır. Eğri doğru,hak batıl ancak böyle anlaşılır. Evinize gelen öğrencilere kur’an ayetleri okuyunuz kur’anla tanıştırınız kur’anla şahsiyet kazandırınız sonra ne okursa okusunlar risalelerden cin ali serisine kadar…aksi halde vebale girersiniz kardeşler !

  73. ngn says:

    Abdülmecid Efendi (Bediüzzaman’ın naaşını yıkayan zat) Abdülkadir Badıllı anlatıyor:

    Hazret-i Üstad’ın mübarek cenazesini yıkamak şerefine nail olmuş olan Molla Abdülhamid Efendi, aslen Erzurum’lu olup, Birinci Cihan Harbinde muhaceretle Urfa’ya gelmiş. İlk geldiğinde çok genç imiş. Memleketteki medrese tahsili yarıda kalmış. Urfa’ya geldikten sonra, Urfa’lı meşhur Buluntu Abdurrahman Hocadan tahsilini tamamlamıştır. Bu zat Urfa da herkesçe sevilen ve hürmet edilen ehl-i takva muhterem bir âlimdi. Molla Abdülhamid Efendi, Hazret-i Üstad’a çok muhabbet besliyen ve Üstad’ın Urfa’daki talebelerine şefkatle kucak açan ve himaye eden bir zattı. Sağlığında Üstad Hazretlerine birçok Arapça mektuplar yazdı. Kendisi Cizreli meşhur Şeyh Seyda hazretlerinin halifesi iken, Hazret-i Üstadın Risale-i Nur mesleğini benimsedi ve yalnız Hazret-i Üstad’ın vird edindiği dualarını okuyordu. Hazret-i Üstad’ın Urfa’ya gelişi ve vefatıyla ilgili rü’yası ve hatırası da şöyledir: (Molla Abdülhamid bu rü’yasını birçok defalar, hatta her görüştüğümüzde bize anlatırdı.)

    “Ben her sene Ramazanın yirmisinden sonra bir cami de i’tikafa girerdim. O sene yine Kadıoğlu camiinde i’tikafda idim. Hazret-i Üstad’ın Urfa’ya geldiği günde bana haber verdiler. Fakat ben i’tikafta olduğum için, şafiî mezhebinde “çok zarurî bir sebeb bulunmazsa i’tikafdan çıkılmaz” diye çıkma fetvası olmadığı için, çıkamadım. Amma çok üzgündüm. Birinci günü öyle geçti. İkinci gün kuşluk vakti oldu. Ben Üstadı görmeye ve ziyaret etmeye çok çırpınıyor ve can atıyorum. Fakat itikafdan da çıkamıyorum. İki rek’at Duha namazını kıldım ve biraz yattım. Rüyamda Üstadı gördüm kendisine: “Seyda, ben i’tikafdayım, çıkamadım, ziyaretinize gelemedim” dedim. Üstad mütebessim bir çehre ile bana Arapça olarak: “Fihi vechün” dedi. Başka bir şey demedi. Bunun Türkçesi: “Bir yolu, bir fetvası vardır” demektir. Uyandım, düşündüm; rü’ya olduğu için, rü’ya ile şer’î meseleler noktasından amel edilmediği için, yine çıkmaya cesaret edemedim. Hem Üstad Urfada çok kalacak zannediyorduk. O gün de çıkamadım ve akşam oldu. O gecenin sabahında Üstad’ın talebeleri gelip beni aldılar. Üstad’ın yanına götürdüler. Fakat eyvah Üstad’ı vefat etmiş buldum. Üstad’ın talebeleri vefatından şüphelenerek gelip bana haber vermişlerdi. Tabii artık gittiğimde her şey bitmişti.

    Doğu Vilayetlerinin ünlü alimi Şeyh Abdurrahman-ı Tağî Hazretleri: Abdülkadir Badıllı, bu zatla alakalı şu hatırayı yazmaktadır: Nurşin köyü bahsi münasebetiyle; Seyda lâkabıyla meşhur Şeyh Abdurrahman-ı Tağî (K.S.) Hazretleriyle, Bediüzzamanın küçüklüğünde cereyan etmiş manidar bir hatırasını nakletmeden geçemiyoruz. Şöyle ki: D. Bekir Hazro ilçesinden olup, uzun zaman Urfa’da merkez vaizliği yapmış, halen hayatta (1996da vefat etti) Molla Derviş Efendi şöyle bir hatırayı anlattı. Bu hatırayı da, Hazret namıyla ma’ruf, Şeyh Abdurrahman-ı Taği’nin oğlu Muhammed Ziyaüddin Efendi’nin yeğeni Şeyh Mâsum’dan işitmiş. (Bu hatırayı ben ayrıca Şarklı birkaç âlimden de duymuşumdur.):

    Bediüzzaman Hazretleri henüz küçük bir talebe iken, Nurşin köyüne birkaç kez geldiği gibi, bir defasında yine Nurşin’e gelmekte iken, Seyda Hazretlerinin âniden divangâhından kalkarak, Nurşin köprüsüne dogru yürüdüğünü görürler. Bazı halifeleri de Seydanın arkasına düşerler. Görürler ki, uzaktan bir çocuk geliyor. Seyda Hazretlerinin o çocuğa doğru yürüdüğünü görürler. Sonra Seyda o çocuğun yanına gidip, elinden tutar, köye getirir. Beraber divana gelirler. Ve Seyda emreder: Divanda kimse kalmasın. Seyda Hazretleri küçük Said ile uzun müddet yalnız kalırlar. Bazıları anahtar deliğinden bakmaya cesaret eder, görürler ki; Seyda Hazretleri diz çökmüş, gözleri yumuk, murakabe halinde… Küçük Said ise, ayakta sapsarı kesilmiş, elpençe durur vaziyettedir. Sonra Seyda Hazretleri kapıları açar, talebeler divana gelirler. Seyda Hazretleri cemaate der ki: Merak ettiğinizi biliyorum. Meseleyi anlatayım: Cenab-ı Hak bu çocuğa ilim merhalelerini tayyettirdiği gibi maneviyatı da ona öyle tayy buyurmuştur der.

    Türkiye’yi ziyaretlerinde Bediüzzaman ile görüşen Pakistan Maarif Nâzır Vekili Seyyid Ali Ekber Şah: Emirdağ Lahikasındaki bir mektupa kendisinden şöyle bahsedilmektedir:

    Geçen sene Türkiye’yi ziyarete gelen Pakistan’lı bir vekil, kırk-elli üniversite talebesine:

    “Kardeşlerim, ben âlem-i İslâm’da aradığımı Türkiye’de buldum. Bediüzzaman yalnız sizin değil, o bütün âlem-i İslâm’ındır. Ve yakın bir zamanda bütün İslâm âlemi onu anlayacaktır. Siz bu Nur eserlerine dikkatle bakın. Ben bunu doksan milyon İslâmlar içinde neşredeceğim.

    Benim âlem-i İslâm hakkında pekçok endişelerim ve Üstad’a pekçok soracaklarım vardı. Bir saat kadar yanında yalnız onu dinlemekle bütün endişelerim zâil olup, bütün suallerime cevab aldıktan sonra şimdi Pakistan’a âlem-i İslâm’ın mukadderatı hakkında büyük müjdelerle gidiyorum.”

    Gönenli Mehmed (Öğütçü) Efendi Bediüzzaman hakkında bazı görüşleri şöyledir: “Üstad baştan aşağıya fevkalâde bir insandı. Baştan aşağı mükemmel, mine’l-bâb ilel-mihrâb… “Hareketleri, kıyafeti, garib ve misilsizdi. Eskiden beri bu zata fevkalâde hürmetim vardı. Eserlerini okuyor, vecizelerini ezberlemeye çalışıyordum. Gittikçe iştiyakım artıyordu. Tanıdıklara devamlı olarak soruyordum… “Bizim eskiden edebiyat, Arabiye hocamız İhsan Bey vardı. O zata ‘Nasıl bir zattır?’ diye Üstadı sormuştum. ‘Vallahi kardeşim, benim anlayabildiğim kadarıyla bu zat İbnü’l-vakittir’ dedi. Allah şefaatine nail eylesin. Hayatımın kıymetli yâdigârı olarak saklıyorum onunla görüşebildiğim zamanları…” Şahin Yılmaz Hocaefendi, merhum Gönenli Mehmed Efendi ile alakalı şu anısını anlattılar. Bir zaman, Allah Rahmet eylesin Taceddin Durmuş hocayla Sultanahmet Camiine gitmiştik. Gönenli Mehmed Efendi oranın imamı idi. Kendisine Üstadı sordum. Şöyle cevap verdi; Hayatta en makbul amelim bu zatı tanımak biliyorum…….

    BUNLAR BİLGİ OLARAK YETERMİ SİZE DAHADA VARDA SİZ ÖNCE BUNLARI BİR OKUYUN… SEN KİM OLUYOSUNDA BÖYLE BÜYÜK BİR ZAATA LAF SÖYLÜYOSUN.. ZAMANINDAN BU GÜNE KADAR BÜYÜK ÜLEMALAR BİLE BUNLARI SÖYLER İKEN SEN KİMSİN.. GİDECEĞİN YER TOPRAĞIN ALTI HERKES GİBİ ORADA KURTARMAZ SENİ ANAN BABAN HİÇ KİMSE. ONA GÖRE YOKSA CEHENNEMİN ODUNLARI ZATEN GÜNAHKAR İNSANLAR KORMA TÜKENMEZ……..

  74. sinan taycan says:

    yazıyı yazan kişin kişinin Peygamber efendimizden bahsederken ki saygısız ve suçlayıcı tavrından dolayı rahatsız olduğumu belirtmek isterim.
    Kuran’ı okuyan biri olarak İncil’de de peygamberimişzin geleceğinden bahsedilmiştir ve adı Ahmed olarak geçmiştir.
    Said-i Nursi lakabını kullanarak sömürü yapan ve evet kitaplarında zaman zaman kendini tutamayarak Kuran’ın ve Peygamberimizin üstünede olduğunu ima eden bu akıl hastasının hala elüstünde tutulmasının sebebi ülkemizde canlı tutulmak istenen DİN kavgalarının ve ATATÜRK düşmanlığının devamlılığının sağlanmasıdır.
    son olarak yazıyı yazan kişinin peygamberimize karşı saygısız tavrının beni rahatsız ettiğini tekrar belirtmek istiyorum !!!!!!!!

  75. nötrino says:

    valla ben şunu yazayım bu said nursi gibi allahın şarlatan küstah şerefsiz insanları kesinlikle beni saçma sapan bir süre oyaladı amman siz KANMAYIN ARKADAŞLAR YAV TÜRKLER NE GÜNLERE KALDI ARKADAŞ İŞLERİ GÜÇLERİ ÇIKAR PARA PUL BUNU HALA ANLAMIYOR MUSUNUZ BUNLARIN YAPTIKLARI İSLAMİYETE DOĞRUDAN BİR HAKARETTİR ÇÜNKÜ KENDİ ÇIKARLARI UĞRUNA BAŞKALARINI KULLANMAYA ÇALIŞIYORLAR DEDİKLERİNİN HEPSİ SAFSATA İNANMAYALIM

  76. nötrino says:

    YAV ARKADAŞLAR DOĞRU DOĞRU DA KISA VE NET BELİRTMEK GEREKİRSE BU NURCULAR VE BENZERLERİ BAŞ BELALARI VE HAYAL GÜÇLERİ DE PEK GENİŞ ALLAH ISLAH ETSİN :D

  77. Gerçekler says:

    O YAZDIGIN TEVRAT VE İNCİLDEKİ SÖZLER DEĞİSTİRİLMİŞİ PEKİ ÖZLERİNDE NE DİYOR TIPKISININ AYNISI RİSALEYİ OKURSANIZ ANLARSIN RİSALENİN TEK KELİME BİLE OKUMADAN YORUM YAPMAK DİVANELİKTİR MEHMET AKİF ERSOY NE DİYOR Shekspeare tolstoy hepsi saidi nursinin talebesi olabilirler

    • sinan taycan says:

      Gerçekler diye nickname koyuyorsunuz ama gerçeklerden bi-habersiniz. Risalelerin bir kısmını okudum ve vaktimi boşa harcadığımı fark ettim. Aklın ve ilmin yolu bir tek KURAN’dır. Onu önce bi okuyun da sonra zaten Rİsaleleri okumazsınız bile !!!!

  78. ozge says:

    zekeriya beyazın yazısını okuyan arkadaşa sesleniyorum…zararlı olan 4 beyaz içindedir.
    1. beyaz un,2. beyaz şeker ,3.beyaz tuz,4.beyaz zekeriya beyaz.ilk üçü candan eder 4. ise dinden eder. çok takılma o adama :)

  79. Urfa'dan Genç Talebe says:

    Kuran’ı Kerim i sanki okusanız bir şey anlayacaksınız..Kuran’ı Kerim Arapça yazılmış bu 1 Kuran’ı Kerim’de bahsedilen bazı olaylar eskiden yaşanmış olaylar bu 2. Peki sen Yunus (a.s) bahseden sureyi okuduğunda ne anlaıyorsun merak ediyorum… O surede Hz. Yunus (a.s) denizde balık o yutmuştur…Ya sonra peki sende balığın karnına gireceksin bundan anladığını söyle.. Risale-i Nur O olayların bize bakan tarafını anlatıyor… Bizim bu durumda Hz.Yunus(as)’ın durumundan daha kötü bir durumda olduğumuzu anlamak istersen RİSALE-İ NUR oku bence… Madem Kuran’ı Kerim anlayabiliyorum diyorsunuz bu Kuran’ı Kerim’e hakaret olur…Çünkü Kuran’ı Kerim hangi devirde yorumlanmışsa sanki o devire hitap ediyormuş gibidir..Sen Kuran’ı Kerim’i küçümsemiş olursun…Ki bizim buradan bunları sizinle tartışmamız bile yanlış.İmani konular böyle tartışılmaz…

  80. Urfa'dan Genç Talebe says:

    Vee bir cevap daha Risale-i Nur’a ön yargıda bulunanlar ya hiç okumamışlardır ya da gerçekleri görecek kadar kördürler…

    • Araştırmacı says:

      Mehmet Şevki Eygi diyorki,benim tanıdığım eski nurcular bankanın önünden dahi geçmezdi.Şimdi katılım bankacılığı adı altında tefecilik yapıyorlar.Faiz en büyük günahlardan biridir.1929 A.B.D ekonomik krizi, şimdiki Avrupa krizi banka denen baş belalarından çıktı.Bakara suresi 275.Ayet faizcilik yapanların ebedi Cehennemlik olduğunu yazar.279.Ayetse faizcilik yapanların ALLAH ve Resulüne savaş açtığını yazar.Asya karta uygulanan %30′luk faiz,faiz değilde kar payımı?

  81. eegk says:

    Buraya yazı yazan arkadaşın bu yazıyı belirli bir amaç doğrultusunda yazdığı üslubundan anlaşılmaktadır. Bu kitapları okumuş biri olarak şunu açık ve net söylüyorum ki yazıyı yazan arkadaş bu kitapları okumamış. Çünkü verdiği örneklerden doğru olan kısmı hatalı olan kısımların gölgesinde kalmış. Onu da geçin bu iş öyle bir paragraf yazı ile anlaşılmaz. Yazarın o paragrafın öncesinde yada sonrasında ne yazdığını bilmeden yorum yapmak hitap ettiğiniz kesimi yanlış yönlendirecektir. Kitap ve yazar hakkında tabi ki yorum yapın, düşüncelerinizi bildirin fakat üsluba dikkat! Ve özellikle de o kitabın okurlarını kat’iyen yargılamaya hakkınız yok.
    Cemaatlere gelecek olursak, onların tabi ki birçok yanlışları olabilir ama bu olay kesinlikle yazarı ve yazdıklarını bağlamaz. Zaten eser ortadadır. Cemaatlere bakarak yazar hakkında yorum yapılmamalı.
    Arkadaşlar toplumlar içinde farklı düşüncelerde insanlar elbette olacaktır. Önemli olan karşılıklı saygı içerinde insanlığın gerektirdiği tarzda yaşamaktır. Hiç kimseyi okuduğu kitaplar yüzünden yargılayamazsınız. Yazar arkadaşımız bu noktada bahsedilen kitapları okuyan kişiler hakkında çok yanlış bir üslup kullanmıştır. Ve bu bakış açısıyla olaya yaklaşırsak toplum düzenine zarar verecek şekilde yazılmış bir yazıdır ve elbette bazı kesimleri çok rahatsız edecektir. Kitaplardaki bilgiler kendine yanlış geliyor olabilir ama bunu sadece bildirmeli, hakaret derecesine varacak kadar yazarı, eseri ve okuyucularını ithaf etmemelidir.
    Eğer yaşadığımız toprakların kıymetinin farkındaysak karşılıklı olarak saygı çerçevesinde yaşamak zorundayız. Onu da geçin tüm dünya üzerindeki insanlar olarak saygı çok önemli bir kavram.
    Ben şahsen sadece bir okuyucu ve farklı düşüncelerde birçok eseri de okuyan biri olarak, yazılan yazılar farklı amaç ve doğrultularda farklı kişilere hizmet etse bile ortayı konulmuş ve özellikle de böyle geniş çaplı eserlere saygı duyuyorum. Okuduklarım düşüncelerimi destekliyor olabilir olmaya da bilir fakat şu bir gerçek ki her okunulan eser insana mutlaka katkı sağlıyor. Tüm eserlere objektif yaklaşmaya çalışılarak kendimizi en iyi şekilde geliştirmeliyiz. Özellikle de kendi görüşlerimiz dışına çıkan eserleri de okumaya özen göstermeliyiz. Bunun sonucunda karşımızdaki insanların nasıl düşündüğünü anlarız ve gene nihai sonuç olarak karşımızdakilere ve tüm insanlığa saygı göstermeye başlarız… Saygılarımla…

    • Araştırmacı says:

      Kuran ayetlerine uyun demek,kötü niyetlimi olmaktır?Zanla hareket etmek dinimize ters düşmezmi?Ben,bu Asya karta uygulanan yüksek faizi izah et diyorum,sen beni kötü niyetle suçluyorsun.Özür dilemezsen ahirette senden davacı olacağım.Benim eleştirim cemaatleri yanlış yönlendiren kişileredir.Saf ve temiz cemaat kardeşlerime saygı ve sevgi duymuşumdur.Saygılarımla.

  82. eegk says:

    Beyefendi ben sizin yazınıza cevap olarak yazmadım. En üstte yer alan bir eser hakkında yazılan yazı hakkındaki yorumlarımı bildirdim…

    • Araştırmacı says:

      Selamünaleyküm.Seni yanlış anladığım için özür dilerim.Müslümanların faizden kaçmasının en iyi yolu bir devlet bankasına altın hesabı açması.Çünkü başka çareleri yok.Evde altın saklamak ve altın almak riskli.Piyasada epeyce sahte altın var.Nahl suresi 115.Ayet darda kaldığınız zaman haddi aşmamak koşuluyla domuz yiyebilirsiniz diyor.Ancak Devletinde inananlara saygı gösterip ,altın hesaplarının faizde değil,kendi ihtiyaçlarında kullanılacağına dair güvence vermesi gerekiyor.Mehmet Şevket Eygi gibi dürüst yazarlarında bu konuları ,yazılarıyla gündeme taşıması gerekiyor.Saygılarımla.

      • emrah says:

        bunu yazanların dinle alakası olmayan şahsiyetler olduğu kesin.eğer birazcık allah a inancları olmuş olsa butun hayatı nı allah ın dinine adamış bir insana böyle bedbaht ça çamur atmazlardı.bunlara sorsan biz sizden daha çok allaha inanıyoruz derler halbukı inanç gerekliliklerini yerine getirmekle tamam olur. ama bunlar bedbahtça şeytanla yarışırlar

  83. When I initially commented I appear to have clicked on the -Notify me when new comments are added- checkbox and now each time a comment is added I receive 4 emails with the same comment. Is there a means you are able to remove me from that service? Cheers!

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s