SAİD-İ NURSİ GERÇEĞİ ve

RİSALELERDEKİ SAÇMALIKLAR

1873 yılında, Bitlis’in Hizan İlçesine bağlı Nurs Köyü’nde dünyaya gelmiştir.

İlk adı Said Kürdi’dir. Cumhuriyetten sonra risaleleri yazmaya başladığında Kürd sözcüğünden duyduğu rahatsızlık nedeniyle lakabını Nursi yapar.“Nursi” sözcüğü (nurlu olduğu için değil) doğduğu yere izafeten verilmiştir. Soyadı kanunundan sonra “Okur” soyadını alır. Yani, resmi ismi Said Okur’dur.

Said, İran’dan Bitlis’e göçetmiş Soft Mirza’nın oğludur. Altı kardeşi vardır. Biraz büyüyünce köyündeki medreseye kaydedilir.. Bu sırada henüz 9 yaşında olan Said, Medresede kavga ettiği bir arkadaşından dayak yiyince eline geçirdiği bir balta sapını arkadaşının kafasına vurup kaçmıştır. Geçimsiz  ve kavgacı bir yapıya sahip olan Said, bu nedenle medrese eğitimini tamamlayamamıştır. Daha sonra Hizan’daki medresede eğitime başlamış, oradan da kavgacılığı nedeniyle kovulmuştur. Bitlis yöresindeki hiçbir tekke ve medreseye kabul edilmeyen geçimsiz Said Nursi, bu defa Van’ın Bahçesaray ilçesindeki bir medreseye gitmiştir. Sözde oradaki talebelerin eğitim düzeyini yetersiz gören Said, Erzurum’daki Beyazıt medresesine geçmiştir. Bu medresede de sadece üç ay kadar kalabilmiştir.

Şimdi Said’in bu dönemi hakkında nurcuların ne yazdığını görelim:

“Herhangi bir kitabı eline alsa kendi kendine anlardı. 24 saat içinde ‘Cem’ul-Cevami’, ‘Şerhu’l-Mevakıf’, ‘İbnü’l-Hacer’ gibi anlaması zor kitapların 200 sahifesini –kendi kendine anlamak şartıyla- mütalaa ederdi. O derece kendini ilme vermişti ki, dış dünya ile alakasını bütün bütün kesmişti.”

Bu gerçek dışı anlatımlar Said Nursi’nin yalanlarıdır. Arapça’yı yeni öğrenmiş çocuk yaşta bir insanın böylesine ağır dilli kitapların 200 sayfasını 24 saatte ezberlemesi akıl dışıdır. Erzurum’daki eğitim sonrasında kendini din alimi gibi görmeye başlayan Said, bu kez Bağdat yollarına düşer. Orada da serseri mayın gibi dolaşıp tutunamayınca Siirt’in Tillo kasabasına gider.  Bu dönemde peygamberi rüyasında gördüğünü iddia etmiş, çevresindekiler üzerinde “ermiş” görünümü yaratmaya çalışmıştır. Sonra Mardin’e geçen Said, ilmi yetersizliğine bakmadan Mardin’deki hoca ve mollalarla tartışmaya yeltenmiş, haddini aşınca Mardin halkının tepkisiyle karşılaşmıştır. Ukalalığını sürdürünce tepkiler artmış, Mardin mutasarrufu Nadir Bey, Said’i jandarmalara tutuklatıp, halkın linç etmesinden kurtarmış ve kent dışına sürmüştür. Bu kovulma  olayıyla ilgili de nurcuların uydurduğu bir maval vardır ki ibretliktir. Kendisini şehir dışına götüren jandarmalara namaz kılacağını söyler ve kelepçelerini çözmelerini ister.  Tabi müsaade edilmez. Sözde sihirbaz Said, kelepçeleri kendi çözer ve yere atıp namazını kılar. Bunu gören jandarmalar “Artık biz senin köleniz” der ama Said kabul etmez.

Yine sözde Van valisi Hasan Paşa’nın sözde daveti üzerine Van’a gitmiştir.  Kendisine “Bediüzzaman” lakabını takması bu döneme rastlar “Zamanın Üstadı” anlamına gelen bu isim, onun gerçek ismine dönüştürülmüştür. Van’daki geçen bu döneminde Said’in 1899-1901 yılları arasında İran ihtilaline kadar Bahailerle ve İngiliz subaylarla ortak çalışmalar yaptığı iddia edilir. İran’dan kaçan Bahai şeyhi Cemaleddin Afgani’nin  İstanbul’a gitmesine ve sarayın himayesine girmesine kuryelik yaptığı, Şeyh Cemalettin Afgani’nin tetikçisi olan Kirmani’yi, İran-Türkiye sınırında karşılayıp İstanbul’a kadar ulaştırdığı, İstanbul’da bunlarla Bahaullah yolunda müşterek çalıştığı ve bu karanlık döneminden bahsedilmediği öne sürülür. İstanbul’daki bu ilk yıllarında İngiliz ve Alman istihbaratçılarınca kullanıldığı da iddialar arasındadır. Ancak bu iddialarla ilgili bir kanıt olmadığını belirtelim.

Bu şüphe çeken adam, padişah Abdülhamit tarafından izlettirilir. Said-i Kürdi, 31 Mart vak’asından önce Derviş Vahdeti ile münasebet kurmuş o zaman yayınlanan Volkan Gazetesinde çıkan yazıları ile 31 Mart vak’asını körüklemiştir. Nitekim padişah Abdülhamit, Said-i Kürdi’yi 31 Mart Vakası’nda Divan-ı Harbe verdirmiş, tutuklatarak Üsküdar/Toptaşı Cezaevi’ne kapattırmıştır. Yıldız Askeri Mahkemeleri’nde yargılanan Said Kürdi’nin mahkeme başkanı Şakir Paşa’ya verdiği tutarsız ifadelerden ötürü Fizan’a (Libya) sürülmesine karar verilmişken, mahkemenin kararıyla akıl hastanesine kapatılmıştır. Akıl hastanesine kapatılan meczup, sanki Osmanlı devletinin ona gücü yetmiyormuş gibi, istemiş olsa Abdülhamit  onu idam ettiremeyecekmiş gibi, zehirlendiğini öne sürmeye kalkışmıştır.

Yaklaşık 1 yıl tımarhanede kalan Said-i Kürdi, hastaneden çıkar çıkmaz Abdülhamit’in en güçlü muhalifi İttihat ve Terakki Cemiyeti ile temas  kurmuş, 2. Meşrutiyetin ilanından sonra önce Batum üzerinden Van’a, oradan Şam’a ve daha sonra Rumeli’ye geçmiştir.

Nurcular, Said’in deliliği konusunda da yalana başvurmuş ve doktorun “O benden bile akıllı” dediğini ileri sürmüşlerdir.

Said-i Nursi’nin aşırı asabi ve geçimsiz bir mizaca sahip olduğunu tüm talebeleri bilir.  Ayrıca sürekli bir psikolojik rahatsızlığı olduğunu kendisi itiraf ediyor.” Eskiden beri ben de merdümgirizlik (agorafobi) var” diyor. Yani panik ataklar yaşıyor, insan içine çıkamıyor, korkuyor, aşırı gerginleşiyor. Zaman zaman da melankolik haller yaşıyor. Said’in yapısında narsistlik olduğu zaten yazılarındaki büyüklenmelerden malumdur.

Rusların Doğu’ya saldırması üzerine başlayan Rus savaşına katılmış, Sibirya’da iki yıl esir kalmış, buradan kendi beyanıyla firar etmiş, Varşova-Viyana üzerinden 1918 ortalarında İstanbul’a dönmüştür. Mütareke ve Milli Mücadele günlerinde İstanbul’dadır. Rus esaretinden sonra siyasete hiç karışmayan, şeytandan kaçar gibi siyasetten kaçarak Allah’a sığındığını söyleyen Said-i Kürdi ne düşman işgallerini protesto eden mitinglere katılmış, ne milli mücadeleyi öven Hutuvat-ı Sitte dışında bir yazı yazmış ne de diğer din adamları gibi cami cami, cemaat cemaat dolaşıp müslümanları Ankara’yı desteklemeye çağırmıştır. Kurtuluş Savaşına ne maddi ne de manevi hiçbir şekilde katılmamış, Çamlıca’daki evinde kendi dertleriyle zamanını geçirmiştir. Bu dönemde Kürt Teali Cemiyeti’nin kuruluşuna katıldığı öne sürülür. Ne zaman ki 1922 de zafer kazanılmış, Ankara’nın kazandığı kesinleşmiş, o sıra İslamcı milletvekillerinin daveti üzerine Ankara’ya gitmiştir.

Mecliste milletvekillerinin arasına din-iman meselelerini sokarak fesat çıkarmaya kalkmış, vekillerin namazına, orucuna karışmış, gericiliği vekiller üzerinde etkin kılmaya çabalamıştır. Ancak Mustafa Kemal vaktinde müdahale ederek Said’e haddini bildirmiş, birkaç ay daha ortamı zorlayıp netice alamayacağını anlayınca Ankara’yı terk etmiştir. Nurcular bu konuyu da çarpıtarak Said’in Atatürk’e sert çıktığını ve “Paşa, paşa! Namaz kılmayan hâindir, hâinin hükmü merduddur.” dediği iddia edilir. Son zamanlarda ağızlarına demokratikliği sakız eden bu nurcuların anladığı demokrasi budur. İnsanları namaza zorlamanın, namaz kılmayanı hain ilan etmenin ve cezalandırmanın demokratiklikle bağdaşır bir tarafını izah edemezler.

Risalelerdeki Yalanlar

Said-i Nursi yalancı bir meczuptur. Akıldışı, bilimdışı iddiaları olan bir gerici yobazdır. Bu konuda yazdıklarından örnekler verelim:

Tevrat, Zebur ve İncil’de Muhammed’in peygamberliğine dair ayetler olduğu

 

http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Mektubat&Page=167

Tevrat’ın bir ayeti daha : Muhammed, Allah’ın Resulüdür. Mekke onun doğum yeri, Medine hicret yeri, Şam onun mülküdür. Ümmeti ise hamd edici kimselerdir.
Syf. 433

Tevrat’ın hiçbir bölümünde, Muhammed’in adı geçmediği gibi, Mekke onun doğum yeri, ifadesi de yoktur.

Bir başka yalan, yine Tevrat’tan;

Sen benim kulum ve Resulümsün, Sana Mütevekkil adını verdim.
Syf.433

Tevrat’ta böyle bir ayet de yoktur.

Gene aynı yerde sözde Tevrat’ın ayeti ;
Hazret-i İsmail’in validesi olan Hacer, evlat sahibesi olacak. Ve onun evladından öyle birisi çıkacak ki, o veledin eli, umumun fevkinde olacak ve umumun eli huşu ve itaatle ona açılacak.
Said Nursi bu ayetin Tekvin Bap 17′de olduğunu söylüyor. Tekvin Bap 17′de böyle bir ayet yok. Ancak buna benzer bir ifade Tekvin Bap 16′da 11 ve 12. ayetlerde var ;

11. Ve Rabbin meleği ona dedi : İşte sen gebesin ve bir oğul doğuracaksın ve onun adını İsmail koyacaksın çünkü Rab sana olan cefayı işitti.
12. Ve o insanlar arasında yabani adam olacaktır, onun eli herkese karşı ve herkesin eli ona karşı olacak ve bütün kardeşlerinin şarkında sakin olacaktır.

Tevrat’ın ayeti açık bir şekilde İsmail’den bahsetmekte. *Said Nursi, ayetteki İsmail adını kaldırıp onun yerine Muhammed’i düşündüren ifadeler koyuyor.

Said Efendi devam ediyor:
‘Tevrat’ın bir başka ayeti :
Beni İsrail’in kardeşleri olan Beni İsmail’den senin gibi birini göndereceğim. Ben sözümü onun ağzına koyacağım ; Benim vahyimle konuşacak. Onu kabul etmeyene azap vereceğim.’

Bu ayetin de aslı şu şekildedir:
Tesniye Bap 18
15. Allah’ın Rab senin için kardeşleriniz arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak, onu dinleyeceksin
16. Nasıl ki, Horebde toplantı gününde, bir daha Allah’ım Rabbin sesini işitmiyeyim ve artık bu büyük ateşi görmiyeyim ve ölmiyeyim diye Allah’ın Rab’den istedin.
17. Ve Rab bana dedi, Söylediklerini iyi dediler.
18. Onlar için kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım ve sözlerimi onun ağzına koyacağım ve ona emredeceğim her şeyi onlara söyliyecek.

Tevrat’taki “kardeşleri arasından” ifadesi Yahudilere için kullanmaktadır. Muhammed Yahudi olmadığına göre, hangi mantık bu söylemin Muhammed’e ait olduğunu kabul edebilir?

Said Nursi, ayette hiçbir şekilde sözü geçmediği halde salt Muhammed ile irtibatlandırabilme gayesi ile ayetin içine Yahudilerin kardeş kolu sayılan İsmaili’leri ilave ediveriyor.

Ayrıca, Tevrat’ın Tesniye Bölümü Bap 17 deki, 15. ayete baktığımız zaman,
“Mutlaka Allah’ın Rabbin seçeceği adamı üzerine kral koyacaksın, kardeşlerin arasından birini üzerine kral koyacaksın, kardeşlerinden olmayan yabancı bir adamı kendi üzerine koyamazsın.” dediğini görüyoruz. Bu ayetin hükmüne göre, Yahudiler kendi krallarını da İsmaili’lerin içinden seçmeleri gerekirdi.

Gene Bap / 17 ayet 17 şu şekilde devam eder:

“Ve yüreği sapmasın diye kendisi için karılar çoğaltmayacak, ve kendisi için fazla gümüş ve altın çoğaltmayacak.”

Bu tanımlama belki İsa’ya uymakta, ancak bilinir ki, Muhammed’in 13-15 karısı ve bir sürü cariyesi olmuştur. Ayrıca yaptığı gece baskınlarında ganimet olarak bir çok kadın, altın ve gümüş almıştır.
Said Nursi 433. sayfada devam ediyor:
‘Eşiya Peygamberin Kitabında, kırkikinci babında şu ayet vardır :
Hak Sübhanehu ahirzamanda kendinin istifa gerde ve bergüzidesi kulunu ba’s edecek ve ona Ruhu’l Emin Hazreti Cibril’i yollayıp din-i ilahisini ona talim ettirecek. Ve o dahi Ruhu’l eminin talimi vechile nasa talim eyleyecek ve beynennas hak ile hükmedecektir. O bir nurdur, halkı zulümattan çıkaracaktır. Rabbin bana kablelvuku bildirdiği şeyi ben de size bildiriyorum.- İşte bu ayet, gayet sarih bir surette, ahırzaman Peygamberi olan Muhammed Aleyhissalatü Vesselamın evsafını beyan ediyor.’

Şimdi aynı ayetin değiştirilmemiş şekline bir bakalım:

İşaya Bap / 42
1. İşte kendisine destek olduğum kulum, canımın kendisinden razı olduğu seçme kulum. Ruhumu onun üzerine koydum, milletler hakkı için meydana çıkacaktır.
2. Bağırmayacak, sesini yükseltmeyecek, ve onu sokakta işittirmeyecek.
3. Ezilmiş kamışı kırmayacak ve tüten fitili söndürmeyecek, hakkı hakikate erdirecek.
4. Ve dünyada hakkı pekiştirinceye kadar zayıflamayacak ve cesareti kırılmayacak ve adalar onun şeriatini bekleyecekler.

Her iki anlatımdaki ifadelerin birbirlerine ne kadar benzedikleri meydanda.
Ayet açıkça sesini yükseltmeyecek, sokakta işittirmeyecek, tüten fitili söndürmeyecek diyor. Oysa biliyoruz ki, Muhammed sesini yükseltmiştir, sokaklarda duyurmuştur, baskın ve savaşlarıyla bir çok ocağı söndürmüştür.

Tevrat ve Zebur’u yeterli bulmayan Said Nursi, efendisini biraz daha yüceltmek için, bu sefer de, İncil’e ayetler yerleştirmekten geri kalmıyor.
İncil’de de şöyle bir ayet vardır,
Onun demirden bir asası, yani kılıcı olacak ve onunla savaşacak. Ümmeti de onun gibi olacak.
İncil’in de hiç bir yerinde böyle bir ayet yoktur.

Aynı kitabın gene 432. sayfasında,
‘İncil’in ayeti :
-Ben gidiyorum, ta ki size Faraklit gelsin- Yani Ahmed gelsin. İncil’in ikinci ayeti : -Ben Rabbimden, hakkı batıldan fark eden bir peygamber istiyorum ki, edediyete kadar beraberinizde bulunsun- Faraklit, el-fariku beyne’l-hakkı ve batıl manasında, Peygamberin o kitaplarda ismidir.
Bu ayetin aslı ise aşağıdaki gibidir ;

Yuhanna Bap 14
15. Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz.
16. Ben de Baba’dan dileyeceğim ve O, sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhunu verecek.
17.Dünya O’nu kabul edemez. Çünkü O’nu ne görür, ne de tanır. Siz O’nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.
18. Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.

Ayette Görüldüğü gibi İsa, bir peygamberden değil, inandığı kutsal ruhtan söz etmektedir. Ancak Said Efendi, burada da ufak tefek saptırmalarla Muhammed’i, Hristiyanların Kutsal Ruh tanımlamasına uydurma gayretleri içerisindedir. Ayrıca, Said Nursi’nin Faraklit dediği Parakletos’dur ve Yunanca, Tesellici anlamındadır.

Dünyanın egemeni şeytan mı Muhammed mi?

Said Nursi gene yarım yamalak okuyup, yalan yanlış anladıklarını Mektubat adlı kitabında şöyle sürdürmektedir;

Yuhanna İncil’inin ondördüncü Bab ve yirminci ayeti şudur : -Artık sizinle çok söyleşmem, zira bu alemin reisi geliyor. Ve bende O’nun nesnesi asla yoktur!.- İşte ‘Alemin Reisi tabiri Fahr-ı Alem demektir. Fahr-ı Alem ünvanı ise, Muhammed-i Arabi Aleyhissalatü Vesselam’ın en meşhur ünvanıdır. *
Syf. 154

Öncelikle Yuhanna Bap 14 ayet 20 bu değildir. 20. Ayetin aslı aşağıdadır:

O gün anlayacaksınız ki, ben Babamdayım, siz bendesiniz, ben de sizdeyim.

Said Nursi’nin anlatmak istediği ayet, Yuhana Bap / 14′de 30. ayettir.

“Artık sizinle uzun uzun konuşmayacağım. Çünkü bu dünyanın egemeni geliyor. Onun benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur.”

Said Nursi’nin dediği şekilde kabul edelim. İncil, bu dünyanın egemeni ya da reisi demekle Muhammed’i işaret ediyor diyelim. Bir başka ayette egemen olan dışarı atıldığı zaman ne olacaktır? O zaman da Muhammed’in dışarı atılması Nurcular tarafından kabul görecek mi?

Yuhanna Bap / 12
31. Bu dünya şimdi yargılanıyor. Bu dünyanın egemeni şimdi dışarı atılacak.

Ya da Muhamed’in işlediği suçlardan dolayı yargılanmış bulunduğu kabul edilecek mi?

Yuhanna Bap / 16
11. Yargı konusunda – çünkü bu dünyanın egemeni yargılanmış bulunuyor.

Bu ayetlerde anlatılmak istenen şeytandır. Dünyanın egemeni, ya da reisi geliyor ifadelerinden kast edilen, şeytanla birlikte geldiğine inanılan kötülüklerdir.

Ama okuduğunu yarım yamalak anlayan, ya da bir çok İslamcı da görüldüğü gibi, okuduklarını arzu ettiği şekilde anlamak isteyen Said Efendi, hem kendisi çelişkiler içinde kalmış, hem de takipçilerini yanlış bilgilendirmekten öte bir şey yapmamıştır.

Bütün bu karşılaştırmalar, Said Nursi’nin yalan ve saptırmalarını açıkça göstermektedir. Bu yazılanları araştırma zahmetine katlanmayan Nurcular’da inandıkları efendileri Said Nursi’nin dediklerini aynen kabul etmektedirler.

“Burada açıkça karşılaştırılması yapılan yanlışlar ve doğrular, onları bu yanlış ve sabit inançlarından vaz geçirebilir mi?” diye sorarsak cevap kesinlikle hayır’dır. Hiçbir Said Nursi inanırı, hiç bir şekilde aklını kullanmak zahmetine katlanmayacak ve bu ispatı meydanda olan doğruları kabul etmeyecek, neye inanıyorsa ona inanmaya aynı şekilde devam edecektir. Zaten üstadları da onları böyle eğitmiştir, şimdiki ağabeyler de öyle eğitiyorlar:

“Mekke-i Mükerremede dahi-farz-ı muhal olarak-Risâle-i Nur’un aleyhinde bir îtiraz kutb-u azamdan dahi gelse, Risâle-i Nur şakirtleri sarsılmayıp, o mübarek kutb-u azamın îtirazını iltifat ve selâm sûretinde telakkî edip, teveccühünü de kazanmak için, medar-ı îtiraz noktaları o büyük üstadlarına karşı izah etmek, ellerini öpmektir.”

Kutb-u azam : velilerin velisi, alimlerin alimi, zamanın dinde en yüce öğreticisi, rehberi.

http://www.risaleinurenstitusu.org/i…hberi&Page=163

Görüldüğü gibi Said-i Nursi talebelerine kendinden çok büyük bir alim bile Risalelerin yanlış olduğunu söylese sarsılmamalarını söylüyor. “Saygını göster ama itirazını duymazdan gel” demeye getiriyor.

Kur’an’daki Ayet Sayısı Yalanı

 

http://www.risaleara.com/ara.asp?a=6666+ayet&k=4&r=5

Said-i Nursi’ye göre Kur’an’da ayet sayısı 6666 adettir. Bu da yalandır. Ayet sayısını ilginç gösterme amaçlı uydurulmuştur. Halbuki ayet sayısı 6236’dır.

Kur’an Ayetlerinin Kendisinden ve Risalelerden Bahsettiği Yalanı

 

Said-i Nursi Nur 35. ayette Allah’ın kendisinden ve risalelerinden bahsettiğini iddia eder. Özetle “Bu âyette benden ve eserimden özellikle söz edilmek istenmiştir. Benim özelliğimde bir başka kimse, kitabımın özelliğinde de bir başka kitap bulunmadığı için Allah’ın Nuruyla ancak ben ve kitabım anlatılmış olabilir.” der.

http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=SikkeiTasdikiGaybi&Page=64 ve sonraki sayfalar.

15 Yılda Okunacak Kitapları 3 Ayda Okuyup Öğrendiği , Bir Gecede Kitap Ezberlediği Yalanı

“Kitabım da bir nurdur ben de bir nurum. Çünkü ben herkesin ancak 15 yılda okuyabildiği kitapları, sadece 3 ayda okuyup öğrendim…”

http://www.sorularlarisale-inur.com/index.php?s=article&aid=15554

3 ayda değil öğrenmek, 90 kitabı okumak bile mümkün değildir. Tabi basit fasiküller değilse. Ama Said’in kastettiği 3 ayda alim seviyesine geldiğidir ki bu bir anlamda tüm alimleri küçümsemektir.

Said-i Nursi’nin Olağanüstülüğü ve Yalancı Şahitleri

http://www.risaleara.com/oku.asp?id=897&a=kuvve-i%20haf%FDza

Risaleleri Kendisinin Yazmadığı, Allah Tarafından Yazdırıldığı Yalanı

Said-i Nursi Risaleleri kendisinin yazmadığını, kendisine yazdırtıldığını, doğrudan doğruya Allah’tan ilham olduğunu ve bu nedenle bir hata içermeyeceğini iddia eder. Sürekli olarak “yazdırıldı”, “gönderildi”,  “ihtar edildi”, “izin verilmedi”, “yazdırılmadı” gibi sözcükler kullanarak Risalelerin kendi iradesi dışında yazıldığını ima eder.

Ey Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile yazıldığına şüphe yok. “Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan alınmadım, hiçbir eserden çalınmadım. Ben Rabbânî ve Kur’ânîyim. Bir lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli bir Nûr’um.” (Müdaafalar 347, Şualar 141)

Said-i Nursi, risalelerinde peygamber sünnetini savunur, en zayıf hadisleri hatta hadis kitaplarında yer almayan uydurmalara bile değer verip yazar. Ama ne o hadislere, ne de sünnete kendisi uyar. Evlenmemiş, sakal bırakmamış, cuma namazlarına gitmemiştir. Hatta İslam’ın beş şartından biri olan Hac farizesini de yerine getirmemiştir. Cuma namazlarını kılmama sebebini kendisinin Şafi olmasına ve Şafilikte Cuma namazı için 40 kişilik cemaatin şart olmasına bağlar ama bunun bir bahane olduğu ortadadır. Hapis yattığı 1-2 senede belki 40 kişilik cemaati bulamayabilirdi ama diğer zamanların tümünde bu imkan mevcuttu. Said efendi bu konuda da yalan söylemektedir. Hacca gitmemesinin yegane sebebi ise Suudilerden çekinmesidir. Said-i Nursi, Türkiye’de özgürlüğünün elinden alınmasından şikayet etmektedir ama Arabistan’da olsa kellesini alırlardı. Çünkü orada böyle şeyhlere, “Bana Allah yazdırıyor” diyenlere, etrafında cemaat toplayanlara hayat hakkı yoktur. Yazdıkları nedeniyle Türkiye’de zorunlu ikametlere tabi tutulduğu için Mustafa Kemal’i ağır dille ve iftiralarla suçlarlar. Ama destekledikleri ve methiyeler dizdikleri Menderes döneminde de zorunlu ikamete tabi tutulduğu ve Ankara’ya sokulmadığı zamanlar olmuştur. Çünkü sivri dilliydi ve yazıp konuştukları yasalara aykırıydı. İftira ve tahrik edici nitelikteydi. Buna rağmen örneğin Nazım Hikmet’e gösterilmeyen hoşgörü ona gösterilmişti.

Mehmet Akif’in Said Nursi’yi eleştiren Şiirleri

Safahat’tan:

Hani vaiz diye geçinen maskara şeyler var ya ;

Der ki bir tanesi peştahtayı yumruklayarak:
Dinle, dünya neyin üstünde duruyor hey avanak!
Yerin altında öküz var, onun altında balık;
Onun altında da bir zorlu deniz var kayalık,

Öteden Kürd atılır: Doğru mu dersin be hoca?
Ne demek doğru mu dersin? Gidi cahil amuca!
Sözlerim basma değil yazma kitaptan tekmil
Kim inanmazsa kızıl kafir olur böylece bil.

Başka bir şiirinde Mehmet Akif maskara diye nitelendirdiği Said’e şöyle çatar:

Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun..

Aşağıdaki şiirinde çok daha serttir:

Lisân-ı pâk-i Nebî’den yalanlar uyduruyor:
Sıkılmadan da “sevâb işledim” deyip duruyor!
Düşünmedin mi girerken şerîatin kanına?
Cinâyetin kalacak zanneder misin yanına?
Sevâb ümid ediyor ha! Deyin ki nâmerde:
“Sevâbı sen göreceksin huzûr-ı mahşerde!
Tepende gezdirecek ra’d-ı intikamını Hak,
Ki yıldırımları beyninde kaynayıp duracak.
Yakandan inmeyecek dest-i kahrı husrânın…
Nasıl iner ki, önünden kaçıp da nîrânın,
Civâr-ı nûr-ı nübüvvette mültecâ bulsan;
Bu türlü kurtuluş imkânı yok ya… Kurtulsan;
Şu izdihâmın elinden -ki belki bir milyar
Nüfûs-ı hâsiredir- kaçmak ihtimali mi var?
Bugün fesâdına kurban olan zavallıların
Vebâli boynuna yüklenmesin mi yoksa, yarın?
Kolay mı ümmeti idlâl edip sefîl etmek?
Kolay mı dîni hurâfât içinde inletmek?
Niçin Kitâb-ı İlâhî’yi pâyimâl ettin?
Niçin şerîati murdâr elinle kirlettin?
Çıkıp tepinmeye yok muydu başka bir sâha?
Nedir bu salladığın çifte, Kâbetu’llâh’a?
Herif! Şu millet-i mâsûmeden ne isterdin,
Ki doğru yol diye tuttun, dalâli gösterdin!”

Serdar Kaangil

About these ads
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

SAİD-İ NURSİ GERÇEĞİ ve için 278 cevap

  1. nurullah güven dedi ki:

    dediğiniz hiç bir şeye katılmıyorum çünkü yazdığınız seylerin hepsi saçma sapan şeyler.Bukadar islam dinine sadık birini nasıl eleştiriyorsunuz hala anlıyamadım. Madem bukadar bilgilisinizde onu eleştiriyorsunuz buyrun siz de o kitaplar gibi sadece bir kitap yazın.Madem sadece medreselerden kaçmış hiçbir ilim görmemiş nasıl oluyorda bukadar güzel kitaplar yazıyor ve şu anda dünyanın her tarafından okutuluyor.Ha birde hiçbir insanın ırkıyla onu kötüleyemezsiniz Allahu teala onu kürt yaratmış beni türk belkim de seni türk yaratış.Sen kendin mi kendi ırkını seçtin burada said-i kürdi diyerek ayrım yapıyorsun islamda ayrım yoktur.Allahın veli kullarına kötü söz söylemek onları yalancı çıkarmak Allahı yalancı çıkarmaktır.Allah sizi ve bizi ıslah etsin.

    • 4fdg dedi ki:

      nurculuk islamin dusmanidir cunku kurani capitiriyor son peygamber hz muhammedir son kutsal kitab kurani kerimdir ancak risalei nur guya peygamber dediginiz yada diyemediginiz said nursiymis. o bir kafirdir ancak insanlar onu bir harika haline getirdiler kutsadilar mustafa kemala yatpiklari gibi insanlar tarihi arastirsalar dinini geregi gibi bilsere goylse seyler olmaz . allahin dusmanlarini yalanci cikarmak muslumanlik gorevimizi yerine getirmektir. bu yuzden insallah hakki bulursunuz said nursinin gercek yuzunu gorursunuz bunu burda diyorum ama siz yine inanmicaksiniz okusamminiz adam dalalete oldugu acickca belli. kurtmurtmus olmasi benim ciin onemli degil ancak o bir islam dusmani islami kimliyigle islanlara yalanlar yagdiriroyr islanlarda okuyup arastirmadan inaniyorlar sonu husran.

      • LLLL dedi ki:

        sen risaLe-i nuru oku ondan sonra yorum yap..
        cahiL cahiL konuşmayın…

      • ahmet dedi ki:

        senin kafan odunlaşmış bu odunlar sadece cehennemde yanar başka söz söyleyememem sana

      • risale okumadığınız çok belli çünkü kuranın bütün hükümleri risalelerde açıkça anlatılmıştır.ki risaleler allah tarafından üstada bildirilmiştir.zaten okuyan anlar.

    • kıvanç dedi ki:

      Ulan Aptal NURullah sen il önce Türkçeyi doğru düzgün konuş gel ondan sonra Said AGA nı savunursun.Said nursi dediğin ilahlaştırdığınız Allah ın kulu varya;
      İstediği kadını kendine eşi yapar düşer kalkar, canı sıkılınca boş ol demekle onu sözde boş ederdi Uckuru ağır basıyo siz boylesine taparsınız ama!

      • serkan dedi ki:

        ben eminim ki kıvanç sen kuranı kerim okumayı dahi bilmmmeyen birisin . böyle ithamlarda bulunurken sadece sağdan soldan duyduğun şeylerle hareket ediyorsun. bu yaptıkların sana bişey kazandırmaz . allahtan başka ilah yoktur muhammed onun kulu ve elçisidir biz bunu biliriz bunu söyleriz. said nursi ise allahın ilmiyle yücelttiği nacizane kullarından biridir . allah seni doğru yola getirsin

      • exhorder dedi ki:

        Şu Türkçeyi doğru düzgün konuş gel diyene bakın, kaç tane imla hatası, anlatım bozukluğu var sayamadım.

        kendi yazısı şöyle,

        “….. NURullah sen il önce Türkçeyi doğru düzgün konuş gel ondan sonra Said AGA nı savunursun.Said nursi dediğin ilahlaştırdığınız Allah ın kulu varya;
        İstediği kadını kendine eşi yapar düşer kalkar, canı sıkılınca boş ol demekle onu sözde boş ederdi Uckuru ağır basıyo siz boylesine taparsınız ama!”

        türkçe öğren dediği adamın yazısı böyle,

        “dediğiniz hiç bir şeye katılmıyorum çünkü yazdığınız seylerin hepsi saçma sapan şeyler.Bukadar islam dinine sadık birini nasıl eleştiriyorsunuz hala anlıyamadım. Madem bukadar bilgilisinizde onu eleştiriyorsunuz buyrun siz de o kitaplar gibi sadece bir kitap yazın.Madem sadece medreselerden kaçmış hiçbir ilim görmemiş nasıl oluyorda bukadar güzel kitaplar yazıyor ve şu anda dünyanın her tarafından okutuluyor.Ha birde hiçbir insanın ırkıyla onu kötüleyemezsiniz Allahu teala onu kürt yaratmış beni türk belkim de seni türk yaratış.Sen kendin mi kendi ırkını seçtin burada said-i kürdi diyerek ayrım yapıyorsun islamda ayrım yoktur.Allahın veli kullarına kötü söz söylemek onları yalancı çıkarmak Allahı yalancı çıkarmaktır.Allah sizi ve bizi ıslah etsin.”

        bu türk ulusalcılaı, sırf saidr nursi’yi kürt olduğu için aşağılamaya çalışırlar. akıl ve zeka olarakta yeterli değil bu zavallılar. :)

      • exhorder dedi ki:

        üstteki mesajın son cümlesinde “ulusalcıların” r’si, “Saidr”‘nin sonuna kaymış, bilgisayarın klavyesinde sorun var. böyle sorunlar yapıyor. kusura bakmayın, yani imla hatası yok orada :)

      • " Yaşasın Zalimler için Cehennnem " dedi ki:

        Eğer söylediklerin yalan, yanlış ise Allah seni bu dünyada ve ahirette perişan etsin…( Tövbe Etmemek şartıyla )

      • said hep bekar hep bekar dedi ki:

        TamAm yaz ilan eleştiri yazisi düşündürücü. Ama said hic evlenmedi. Baska bir iliskisiyle ilgili kadinlarla, ne dost ne dusman dogruyu gectim bir yalan bile yok. Ve kalabaligi sevmeyen cogunluklayalniz yasayan biriydi. Tamam sevme de bu kadarda desteksiz atma:-)

    • burak ak dedi ki:

      hangi dünyanin hangi her tarafinda okutuluyormus,ben almanyadayim söyle bakalim hele..

    • ndeist dedi ki:

      siz yazılanları nerenizle okuyup anlıyor ve yorumluyor sunuz? burada yazılanlar yanlış ise, sağlamasını yapmak için; bir yanınıza kur’an-ı koyarsınız diğer yana şu sahte peygamberin (nursi) (şimdi ki hali fet.gul) kitabını koyarsınız, buraya türkçe yazdığınıza göre okuma yazmanız var. karşılaştırırsınız. ha yine de yok derseniz yıkanmış bir beyin nasıl doğum anına getirilir bilemem! allah sizi ıslah etsin. bizler ıslah olduk gerçeklerin farkındalığıyla. kölelik kur’anda vardır. maalesef allah peygamberini bir yana koymuş kullarını da inanlar-inanmayanlar, inanlar-inanan köleler-inanmayan köleler vb. şekilde sınıflara ayırmıştır. allah’ın bunu yaptığına inanmak tabii zor. ama bir insan elbet yapabilir.

    • Cemalettin dedi ki:

      Benim said nursiye olan bazı şübhelerim vardı.Bu geniş anlatımla anladım ki şübhelerim de yanılmamışım.M.Akif bir hak şairiydi eğer bu okuduğum şiiri nursi için yazmışsa ben bu şairin söylediğine inanırım.Siz bu yoruma karşı çıkıyorsun.Bütün dünyada risale-i nur okunduğunu söylüyorsun.Bizim hak kitabımız Kur’an dururken bu cemaat bir insanın yazdığı kitabımı yayıyorlar dünyaya.Allah’ım bizleri senin yolundan ayırma.AMİN.

    • farkli dedi ki:

      şimdi sizin saidniz iyi bok olsaydı zaten onuda diğerleri gibi istiklal mahkemelerinde can verirdi tamam dedğim gibi bu ülke bitik bir ülke refah seviyemiz artabilir ama Osmanlının lanetini üzerimize aldık ve bu lanet de said gibi sol sağ gibi masum halkımızı bölüp parçalıyacak ee sonuç olarakta Tanrı türkü korusun :P

    • figen dedi ki:

      Kuranı Kerim son Kitaptır Hz. Peygamberimiz son peygamberdir. Eş koşamazsınız Allah sizi ıslah etsin.

  2. selim dedi ki:

    Nurullah, yazıda Said-i Nursi diye anlatılan yerler de çok. İsmi Said-i Kürdi olduğu zamanki olaylar, o isimle anlatılmış. Yazıda ırkına yönelik bir eleştiri yok. Asıl eleştirilmesi gereken sizsiniz çünkü insanların gerçek adı kimliklerinde yazılı olandır. Bu adamın adı Said Okur. Ama ısrarla Said-i Nursi deniyor. Çünkü hem Arapçayı hem nurculuğu çağrıştırıyor. Irkçılığın, Arapçılığın daniskasını siz yapıyorsunuz.

    Yazarın eleştirilerini risalelerden kontrol ettim. Hepsi doğru. Senin bulduğun bir yanlış varsa yaz da bilelim. Yok, bu yanlışlara rağmen bu adamı savunuyorsan o da senin yanlışın.

    • kemal dedi ki:

      sonuna kadar haklısın,ben lise ve universite dahil onların evinde kaldım hemde en mütaassıbları ile,abdullah yeğin.ahmet aytimur,sungur hoca bunlardan bazıları talebeleri.o kadar inanmıştım ki ahir zamanda gelecek isa ve mehdi o olarak görüyorduk,allah korudu ve gerçek kuran yolu olan fakat onların beğenmediği ehli dünya dedikleri yola geldim çok şükür.arkadaş gerçekten güzel analiz etmiş ve aydınlatmış

    • ahmet dedi ki:

      risalede şu ayaet meali deçok dikkat çekici. allah ellet dinini anlattıracaktır. kafirler istemese de

    • serkan dedi ki:

      yani arapça olunca ne oluyor . sizce arapça kötü bir din mi. kuranı kerim arapça indirilmiştir . allahü teala da mı hata etmiş . ne güzel ki onun adı kuranı kerimle aydı dildedir.

  3. Burak Tatar dedi ki:

    “Bir fende mütehassıs ve malûmat-ı sairesini mütemmime ve medet verici etmezse, malûmat-ı perişanından bir suret-i acîbe temessül edecektir. (Said Nursi, Muhakemat, s: 24)”

    Öncelikle bu kadar yalan yanlış bilgiyle – ki kasıt olmadığını – farz ediyorum, ancak bu kadar dibe düşülebilirdi.

    Bediüzzaman ın bu eserleri ve dün yazılmış değil ki yalanlanacağını bilemesin. Bunlar 1925 yılından bu yana yaşayan şahitler huzurunda söylenmiş ve yaşanmış olaylar.

    Cahillik had safhada. Cevap verilmeli mi verilmemeli mi onu da bilmiyorum.Ancak şu kadar yazacağım:

    1)Yargılayıcı,İncil in tek bir kitap olduğu kabulu ile haraket ederek muharref incilin kısa tarihinden habersizdir.
    2) 31 Mart Vakasında halkı ayaklandırmış ise etrafta sallandırılan isyancılar mahkeme penceresinden gözükmekte idamla yargılandığı halde nasıl kurtulmuştur ?

    3)Mitinglere katılmamış Kuva-i Milliye ye destek vermemiş ise hangi başarılarından dolayı Meclise davet edilmiştir ?

    4) O yazılan şiirlerin Said Nursi’ye Mehmet Akif tarafından yazıldığı akla zarardır. İsimsiz şiirler Bediüzzaman’a atfedilmekte ve bilgi kirliliği çıkarmaya çalışılmaktadır.

    5) Hutuvat-ı Sitte “Ormancılık Haftasından” mı bahsetmektedir. Ne zaman ve kimlere yazılmış, neden İstanbul’da suikast maksadı ile Ayasofya kuşatılmıştır ?

    6) “Tükürün İngiliz Haininin yüzüne ” diye kime hitap edilmiş, hangi para ile bedava İstanbul halkına dağıtılmıştır ?

    7) Bediüzzaman ismini aşacak o dönemde hem 2. bir İslam Alimi varsa KİMDİR ? İslam milletinin içinde 30 yılda hapis ve sürgünlere maruz kalan 750 den fazla mahkeme ile “HİÇ BİR ŞEY YAPMADIĞI HALDE ” hayatı linç edilen 2. bir İslam alimi varsa KİMDİR?

    8) Sultan Abdülhamit gibi şairinden İslam Alimine karşısında TİR TİR ÜLKEYİ TİTRETEN bir Padişaha “İslama uymazsanız haydutsunuz” diyen bir adamı tımarhaneye tıkmazlarsa ne yaparlar ?

    9) Madem tımarhaneye atıldığını biliyorsunuz oradan hangi raporla ve nasıl kurtulmuştur ?

    10) Ortada dünya İslam tarihinde bir eşi benzeri olmayan ve Kuran’da var olan ancak bugüne değin HİÇBİR İSLAM ALİMİ TARAFINDAN BULUNAMAYAN gizli bir hazine, “Yazısındaki mucize” Bediüzzaman tarafından bulunup çıkartılmadı ise bunu Kur’an da gören HANGİ İSLAM ALİMİDİR?

    Eminim YARGILAYICININ bundan bile haberi bulunmamaktadır.

    11) Sözlerini Kur’an ile aynı mertebede görüyorsa Kur’anı ve Hz Peygamberi bu derece yüksek makamlara çıkaran,Kur’an ın hakikatlerini ve ayetlerini muazzam derecede izah ve İSPAT eden 2. bir İslam Alimi varsa KİMDİR?
    ve Traihçe-i hayatı nedir?

    12)Hem elde Kur’an ilimle hem de elinde silah cephede savaşmamış ise :
    a) Köşesinde ahkam kesen birisi olarak Bitliste nasıl olup ta Ruslara esir düşmüş, Kosturma da yaklaşık 2,5 sene nasıl esarette yaşamış,ve SENCE nasıl olup ta kurtulmuştur ?

    13) Bu derece cahil birisi nasıl olup, Padişah 5. Mehmet Reşat tarafından Kosova ve Üsküp’e davet edilen seçili islam alimleri arasında oralara kadar gidebilmiştir ?

    Cevap çok…Çok uzun yazabilirim.Ama şu kadarla iktifa ediyorum:

    BÜLBÜLE EMİR VAR LİSAN ÖĞREN VAKVAKTAN
    BAHSET TARİH BALIĞIN TIRMANDIĞI KAVAKTAN.

    • Ömer dedi ki:

      7. soruya cevap
      Bahsettiğiniz dönemde Seyyid Abdulhakim Arvasi, Mustafa Sabri efendi, Salahuddin İbn-i Mevlâna Süracüddin (rahmetullahi teala aleyhim ecmain) gibi zatlar vardır. Ayrıca hiç birşekilde hiçbir zaman said nursi gibi siyasete karışmayan ve de kadılığı kabul etmediği için hapse atılarak hergün kırbaçlanan, kırbaç sayısı hergün arttrılan, 100 ü bulduğunda da baygın halde iken ağzına zorla zehir verilerek öldürülen başimamımız İmam-ı Azam Ebu Hanife (rahmetullahi teala aleyh) kadar eziyet görmüşmüdür acaba? Abdulhamit Han ise koskoca devleti 30 sene yönetti. Şeriati de said nursi gibi daha hocası, seceresi belli olmayan mason abduh u selef ilan eden birisinden öğrenecek değil. sizler gibi olanlar bu gibi konularda at gözlüğü taktığınız sürece gerçekleri göremeyeceksiniz.

      11. soruya cevap
      said nursinin fıkıh bilgisi yok gibidir. fıkıh bilgisi olmayan biriside kelam ilmiyle uğraşırsa sapıtır. dediğiniz kitaplarda Kuram-ı Kerim in tam tefsiri söz konusu değildir.
      Alimlere örnek vermek gerekirse

      Zahid-ül-Kevseri:
      Kafkasyalıdır. 1951’de vefat etti. Zamanının tefsir, hadis ve fıkıh âlimi idi. Vehhabiliği reddeden Esseyf-üs-sakil kitabı ile Makalat’ı çok kıymetlidir. Her türlü sapık ve bozuk cereyanlara karşı idi. İttihatçılara âlet olan, din âlimi ve şeyh geçinen, fakat İslamiyet’ten haberi olmayan kimselere şiddetle karşı çıktı. Ama ittihatçılar ve onların yardakçılarının haksız ithâmlarına uğradı. Tutuklanması için türlü oyunların tezgahlandığını haber alması üzerine 1922’de Mısır’a gitti. İbni Teymiyye ve onun yolunda olan reformistlere karşı çıkardı. Bunun için mezhepsizler tarafından taassupla itham edilmişti. Hanefi olmasına rağmen, İmam-ı Şafii’yi çok sever idi.

      Şah Veliyyullah-ı Dehlevi:
      1762’de vefat etti. Babası, Hazret-i Ömer, annesi Hazret-i Ali soyundandır. Tefsir, hadis, kelam, tasavvuf ve Hanefi fıkıh âlimi idi. Büyük veli Mazheri Can-ı Canan hazretleri buyurdu ki:
      (Şah Veliyyullah derin hadis âlimidir. Marifet esrarının tahkikinde ve ilmin inceliklerini bildirmekte, yeni bir çığır açan doğru yolun âlimlerindendir.)

      Fevâid-ül-Behiyye kitabının sâhibi M. Abdülhay el-Lüknev ise şöyle der:
      Allahü teâlânın hücceti, hidayete kavuşanların önderi, ümmetin dayanağı, ulemânın öncüsü, enbiyânın vârisi, sünnet-i seniyyenin ihya edicisi olan Şeyhülislâm Kutbüddîn Veliyyullah bin Abdürrahim Dehlevî, ilimde deryâ misâli, fâzıl bir zâttır.

      Dört mezhebin hükümlerini delîlleri ile biliyordu. Dört mezhebin imâm ve âlimlerinin yüksekliklerini, gayet iyi anlamıştı. Çok kitap yazdı. Şiilere karşı Kurretül ayneyn fi tafdili şeyhayn ve İzale-tül hafa an hilafetil-hulefa kitapları meşhurdur. Hemeat kitabında, tasavvufu övmektedir.

      Bu zatlar gibisi saymakla bitmez. Tabi kabul etmeyenlere de tek sözümüz “paşa gönlün bilir”.

      • burak ak dedi ki:

        Turan Dursunda bir alimdir,hatta islam alimlerin en babasidir,allahidir..o(o demeye bile dilim varmazken) yüce $ehid turan dursun bilgisiyle kendini ate$e atmi$,bunun olaciginida bile bile kabul etmis ve gercekleri söylemis yazmistir.bu erkeklik mertebesine cok az deha sahiptir,giordano bruno,pir sultan abdal ve $ehitler $ehidi Seyyit Nesimi HAK benim diyerek,bütün bagnazlklara yobazliklara ölürken bile tokat atmislardir..Bugün bilime saldiran din simsarlari,yarin teknolojiyle milletin anasini …..ler

    • nihat dedi ki:

      siz hiç mevlanayı yunusu eşref oğlu rumiyi ahmet yeseviyi hacı bayram veliyi pir sultan abdalı ve daha nice islam alimlerinin hayatını okudunuzmu nurcu kardeslerim.o demden bu güne bunlar kuranı okumadılar anlatmadılar değilmi eğer okuduysanız söyleyin bunlar allah demedilermi yoksa allah ı anlamadılarmı yada hep eksikmi anlattılar.eğer saidi nursi bunların görmediği yada peygamberin eksik bıraktığı dinimi tamamladı.

    • ismail dedi ki:

      Güzel bir yazı olmuş tebrikler. bu kadar iftira dolu saçma bir makaleye cevap yazmak bile gereksizdir ama yazdığınız iyi olmuş yine de.. Hele Mehmet Akif’in Üstad hakkında yazdığı iddia edilen şiirler tam bir komedi, okuyanların zekasına hakarettir. Sen ilkokul çocuğunu mu kandırıyorsun.

      • efe dedi ki:

        ismailden aptalı yok galiba bu yorum yazanlar arasında,gerçekler acıdır boşa inkar etme,adamın yazısında risaleden alıntılar yanlışsa söyle yanlışı ,eger doğruysa sus

    • Müslüm dedi ki:

      3) Atatürk; “Hoca İngilizler, Doğu ve Güneydoğu’daki Kürt milletvekillerini İslami temaları kullanarak kışkırtıyorlar, onları ayırmak istiyorlar, ben seni bunların önüne geçesin diye çağırdım” diyor. Sonra “Ben seni birlik için çağırmışken, sen namaz kılanlarla kılmayanlar diye ayrılık çıkarıyorsun” diye eleştiriyor. Said-i Nursi bunun karşısında “Ben ayrılık getirmek için değil tam tersine, namazı teşvik etmek, sizin de bir gazi olarak, zafer kazanmış bir komutan olarak, insanları dine ve namaza teşvik etmenizi istedim” diyor. Bilgi kirliliği yapmayalım. Araştırmadan yazıyorsunuz. Nursi’nin milli mücadeleye hiçbir katkısı olmadığı gibi zararları ortadadır..

  4. selim dedi ki:

    Burak Tatar, seninde sefil bir nurcu olduğun yazdıklarından belli oluyor.
    Ben de senin yazdıklarına yanıt vereyim:

    1- Hangi İncilmiş o muharref İncil dediğin, sahtekarlığın ürünü Barnabas İncili mi? Aç onu da kontrol et bakalım, meczup üstadının dedikleri doğru mu?

    2- Meczup üstadının 31 Mart vakasında idamdan nasıl kurtulduğunu kendi yazdıklarından niye öğrenmiyorsun? İdam beklerken beraat edildiğini yazmış açıkça. Mahkemedeki ifadeleri sayesinde yırttığı besbelli.

    3- Mitinglere de katılmamış, Kuvayi Milliye’ye de destek vermemiş. Said’i Ankara’ya davet eden Atatürk değil. Meclisteki dinciler.

    4- Mehmet Akif, o şiirlerini uydurma hadislerle ucube bir din peşinde olan başta Said olmak üzere tüm gerici yobazlar için yazmıştır. Şiirin içeriğinden anlaşılmıyor mu?

    5- Hutuvat-ı Sidde de olmasa adı haine çıkardı. O yazısı ile durumu kurtarmıştır.

    6- Hutuvat-ı sidde halka dağıtılmış değildir, uydurmayın.

    7- Her alim Said gibi meczup değildir ki ortalıkta dört dönsün. Rıfat Börekçi, Şemsettin Günaltay, İsmail Hakkı İzmirli, Mehmet Akif, Elmalılı Hamdi Yazır, Hafız Yaşar Okur gibi daha birçok gerçek din alimi vardır.

    8- Abdülhamit, şairleri-aydınları tımarhaneye tıkmıyor, ya hapse atıyor ya da sürgün ediyordu. Said meczupluk ettiği için tımarhanelik oldu.

    9- Bir yıla yakın tımarhanede yatırılmış olması yeter. Bundan sonra rapormuş, doktor şöyle demişmiş martavallarının önemi yok. Kendinizi kandırmayın.

    10- Said’in bulduğu bir mucize yoktur. Meczup saçmalar, Said de saçmalamıştır.

    11- Said Meczubu, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, İbni Sina’nın, İbni Haldun’un, Biruni’nin, Farabi’nin tırnağı bile olamaz.

    12- Rus Savaşına katıldığı yazıda da belirtilmiş. Ama tek kurşun atamadan esir düşmüş. Bu Said için bir onur kaynağı değildir. Aynı Said 74 yaşında Kore harbine katılmak istemiş. Artistlik yapmış. Sen Kurtuluş Savaşı için tırnağını oynatma. Git, ABD’ye uşaklık etmek için komünist avlamaya kalk. Allah’ın yobazı!

    13- Yalan! Ayrıca İngilizlerin 5 sorusuna sadece 5 kelime ile mükemmel cevap verdiği de safsatadan başka birşey değil. Bunlara nasıl kanıyorsunuz, şaşarım aklınıza.

    Bir 2′lik de benden:

    Tilkinin şahidi kuyruğuymuş, Said Okur’un şahidi nurcu
    Said tilkiden tilki, nurcu kuyruktan kuyruk, tümü putcu.

  5. Burak Tatar dedi ki:

    Selim

    Bu kadar kızacak ne var anlamadım ki. Sen beni tanımadan “Sefil Nurcu” diyerek baştan bana hakaret ediyorsun. Bir site açmışsın.Burada kendiniz çalıp kendiniz alimcilik oynayacaksanız bu pencereyi neden açtınız. Birkaç kitap ta biz okumuşuzdur.Bırak ta ben de fikrimi söyleyeyim. Neden bana hakaret ediyorsun ?

    Aslında ilk okuduğumda şöyle esaslı bir cevap yazayım dedim. Ama artık yazarken yoruluyorum.

    Bak kardeşim:

    Bediüzzaman, 87 sene namaz kılmış, ibadet etmiş, kitap yazmış. Ben onu sadece bir müslüman olarak tanırım.Gerisi beni ilgilendirmez. Onunla olan bir meselen varsa “Ölmüş bir insanın arkasından söylediklerinden dolayı yarın huzur-u mahşerde kendisi ile hesaplaşırsın” orası beni ilgilendirmez.

    Bu adam :

    -Sosyete imamlığı yapmamış !
    -Kitaplarım satsın diye televizyon televizyon gezmemiş.
    -Karılarla sekreterlerle basılmamış ! Karısı kendini mahkemeye vermemiş. Zaten Karısı da yokmuş,sekreteri de.

    -Beğeniriz ya da beğenmeyiz. Mahkemeleri, inançları adına olmuş, inandığı gibi yaşamaya çalışmış. İsterse ulu manituya inansın ben samimiyete bakarım.

    -Uçkurunu tutamayan din alimleri gibi gazete manşetlerinden verilmemiş !

    -Porno izlerken yakalanmamış.

    -Parti kurup % 0,01 mertebesine düşenler gibi aslında “YOK” hükmünde oldukları halde ortada “pişkin pişkin dolaşıp” din alimi havaları atmamış.

    -Kitaplar yazmış.Milyonlar milyarlar satmış. Bir kuruş cebine girmemiş hayatı yoklukla geçmiş. Araştırma konusu olmuş. Meclis kütüphanesine bile kitapları solcular tarafından konulmuş.

    -Namaza oruca saygı göstermiş, onlar hakkında kitaplar yazmış. Namaz kılmayan din alimleri gibi yaptığı ile söylediği farklı bir yol çizmemiş.
    -Kendisine soru sorulduğu zaman insanları böcek yerine koyan ve azarlayan kalitesiz sözde alimler gibi olmamış,” Her soruya cevap verilir ama soru sorulmaz ” diyerek ilminin sınırını ortaya koymuş. Ben hayatımda her soruya cevap verilir diyen başka bir insan tanımadım.

    -O yazdıkların arasında memleketten kaçanlar ve “Neredesin ey adli ilahi diyerek isyan edenler de var bilerek yaz.

    ” Milyonlar” börekçinin kürekçinin arkasından koşmuyor.

    Resmi bir tefsir olan Yazır ise devlet eliyle dağıtıldığı için nisbeten bir kaç bin satmış. İstersen araştır. İstediğin bahse girerim. “Saydığın insanların hiç birinin ve saymadıklarının kitaplarının adedini topla bir yılda satılan Risalenin yarısı etmez.”

    -”Mevlana’nın” “Yunus Emre’nin” bastığı toprak olsaydık keşke.
    Diğer saydıklarına ” Gazali “, ya da ehl-i sünnet “müslüman” bile demiyor.

    O nedenle kıyası kabil değil.

    -Ben onun 31 Mart vakasından nasıl kurtulduğunu da biliyorum. Ama sen Abdülhamidin ettiği zulümlerden, ölümüne kadar kader-i ilahi tarafından burnundan fitil getirildiğini oku ya da “AĞABABALARINA” sor. Onlar iyi bilir. “Öyle bir Sultana” “KIZIL SULTAN” LAFINI “KADER NEDEN LAYIK GÖRDÜ” ONU DA ARAŞTIR da ona göre yaz. “BU SORU ÖNEMLİDİR !”

    -Kuva-i Milliyeye destek vermemiş lafı çok basit kaçmış. Daha 1 hafta önce Atatürk milli mücadele zamanında yazdığı övgü dolu mektupları yayınlandı.

    1922 tarihli özel bir mektup henüz yayınlanmış iken bunu iddia etmeniz hayli düşündürücü. Dedim ya “Malûmat-ı perişanından bir suret-i acîbe temessül etmiştir” diye tam yerine oturmuş.
    http://www.trt.net.tr/haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=a5b07ef7-3b1a-4d60-832e-19f82e356cf5

    Ben bunları sizinle tartışmak için değil, ortalığı boş bulup insanları kandıramayasınız diye yazıyorum.

    -BİR TAVSİYE : Başkalarının yazılarını kendi yazılarınız gibi yayınlamayın. Ümit Oğuztan ın yazısını onun bunun başlığı altında vermeniz de gayet ayıp !

    Said Nursi’nin bir sözü ile konuyu kapatıyorum :

    “Bana, ‘Sen şuna buna niçin sataştın? ‘ diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müdhiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, îmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeğe, îmanımı kurtarmağa koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış. Ne ehemmiyeti var? O müdhiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler! Dar görüşler!

    Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin îmanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, âhiretimi de. Seksen küsûr senelik bütün hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Bütün ömrüm harb meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harblerde, bir câni gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilâttan menedildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere mâruz kaldım. Zaman oldu ki hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim intihardan beni menetmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.

    Benim fıtratım, zillet ve hakarete tahammül etmez. İzzet ve şehamet-i İslâmiye beni bu halde bulunmaktan şiddetle meneder. Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zalim bir cebbar, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. Zulmünü, hunharlığını onun suratına çarparım. Beni zindana atar, yahut idam sehpasına götürür.. hiç ehemmiyeti yoktur. -Nitekim öyle oldu.- Bunların hepsini gördüm. Birkaç dakika daha o hunhar kumandanın kalbi, vicdanı zulümkârlığa dayanabilseydi Said bugün asılmış ve mâsumlar zümresine iltihak etmiş olacaktı.

    İşte benim bütün hayatım böyle zahmet ve meşakkatle, felâket ve musibetle geçti. Cemiyetin îmanı, saadet ve selâmeti yolunda nefsimi, dünyamı feda ettim. Helâl olsun. Onlara beddua bile etmiyorum. Çünki, bu sayede Risale-i Nur, hiç olmazsa birkaç yüzbin, yahut birkaç milyon kişinin -adedini de bilmiyorum ya, öyle diyorlar. Afyon Savcısı beşyüz bin demişti. Belki daha ziyade- îmanını kurtarmağa vesile oldu. Ölmekle yalnız kendimi kurtaracaktım, fakat hayatta kalıp da zahmet ve meşakkatlere tahammül ile bu kadar îmanın kurtulmasına hizmet ettim. Allaha bin kere hamdolsun.

    Sonra, ben cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmibeş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur’ânımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmağa razıyım: Çünki; vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.

    • fatih soytürk dedi ki:

      Ey Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile yazıldığına şüphe yok. “Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan alınmadım, hiçbir eserden çalınmadım. Ben Rabbânî ve Kur’ânîyim. Bir lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli bir Nûr’um.” (Müdaafalar 347, Şualar 141)
      bunu acıklayan ayet hadis ne varsa gönder bana … kuran da varmı risale nur diye birşey ? eğer bu doğruysa sizden başkasının imanı gitti boşa bu manaya cıkmaz mı abi ? burda esas cevap verilmesi gereken konu budur ki sizler fikirleri şahsilerştirerek kaçmaya yelteniyorsunuz . sizler eger halen daha risale nurları hatasız kabul ediyorsanız cok bir şirk içindesiniz , ki burdaki sözde hatasız oldugunu beyan ve isbat ediyor kendince sadece ve sadece bu konuya cevap verin ve bir düşünün ayetleri acıp okuyun risaleyi değil bütün sorulara cevap ondadır başka yerde aramayın..

      • ahmet dedi ki:

        bu güne kadar 350 bin tefsir yazılmış hiç birinin ismi kuranda eğer hepsine yalan veya saçma diyorsan buna da diyebilirsin tabii ki

      • fatih soytürk dedi ki:

        ahmet kardeşim; soruya cevap verebilir misiniz ?akıl fukaralığı edeceğinize, Kuranı Kerim’im dışında herşeyde eksik hata vardır bunu kabul etmemek sizin akıl fukaralığınızı gösterir sadece…

      • hezarfen dedi ki:

        bir meczup un peşinden koşan amerikan destekli başka bir meczupun kurduğu ve cemaatçilerin büyük desteğiyle her geçen gün büyüyen dershane kurs ve yurtlarınızda kaç milyon kitap sattığınızı da içine ekliyor musunuz sattığınız kitapların.

    • burak ak dedi ki:

      malliginda bu kadari olmaz,milyar kitap satmasi yazman yalanciliginza yeterince ispat kendi agzinizdan hemde..incil bile bugün 6 milyarlik dünya nüfusunda milyar sayisina ulasamamistir

    • Mehmet Ali dedi ki:

      burak tatar madem bu kadar alim dediğin bu adamı savunuyordun o zaman bidde bunları öğren
      said nursi risalede masum hırıstiyanlarında cennete gidebileceğini söyler ancak Allah c.c kuran’da inneddine indallahil islam yani allah katında tek hak din islamdır buyuruyor.
      said nursi bide dinleri bir çatıda ibrahimi dim olarak yoplayalım diyor ancak tekrardan kuranda inneddine indallahil islam ayeti bulunur ve said nursi aslında birçok ayeti yalanlar ancak sadece bu ayet dinden çıktığının kanıtıdır.

    • hezarfen dedi ki:

      Kitaplar yazmış.Milyonlar milyarlar satmış. Bir kuruş cebine girmemiş hayatı yoklukla geçmiş. Araştırma konusu olmuş. Meclis kütüphanesine bile kitapları solcular tarafından konulmuş.

      • efe dedi ki:

        “Kitaplar yazmış.Milyonlar milyarlar satmış. Bir kuruş cebine girmemiş hayatı yoklukla geçmiş. Araştırma konusu olmuş. Meclis kütüphanesine bile kitapları solcular tarafından konulmuş.”hepside yalan bu dediklerinin

  6. Burak Tatar dedi ki:

    Ha bir de “Tilkinin şahidi kuyruğuymuş, Said Okur’un şahidi nurcu
    Said tilkiden tilki, nurcu kuyruktan kuyruk, tümü putcu.” demişsiniz.Yine hakaret ederek.

    RUSYA DA KOSTURMA KAMPINDA ESARETTE YAŞADIKLARINA ŞAHİT OLAN BİR ŞAHİT GÖSTERİYORUM belki utanırsınız diye.

    http://www.kirazli.org/gulcemalsoylu.htm

  7. Geri bildirim: SAÇMALIKLAR | sehmuz adlı kullanıcının alanı

  8. katmercioglu dedi ki:

    [ISLAMIN GIZLI DUSMANLARI] BU SITENIN , gizlilik tarafi kalmadi artik her sey ayan oldu , hamdolsun . BU site ve benzerleri sayesinde binlerce gencimize gercek tehlikenin varligini isbat edebiliyoruz KAFIRLER ISTEMESEDE ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAK, Yol yakin iken tevbe edin iman edin, kabirde iman pek gecersiz..Seytanlasmis kisminiza hergun parlayan ISLAMIYET NURUNA olan cekicilik azap olarak cevap olarak yetiyor..BIZLER NURCUYUZ ;SABIRLA, MUSBET HAREKETLE ILK ONCE KENDIMIZI VE CEVREMIZI VE VATANIMIZI HATTA UMUM BESERIYETI SEYTANIN VE BENLIGIN HAKSIZ ,ASILSIZ ,ZARARLI; KIN SOHRET ,GURUR ,ISTIBDAT,YALAN VE DIGER MANEVI HASTALIKLARDAN KORUMAK VE BUNLARIN ZITTI OLAN HASLETLERIMIZI INSANI OLGUNLUKLAR MEYDANINA CUKARIP EN YUCE NOKTALARINA YUKSELTMEKTIR .BUNU YAPARKEN REHBERIMIZ MUHAMMED-I ARABI A.S.M , BAGLI OLDUGUMUZ KANUNLAR KUR’AN-I HAKIMDIR ..BU IKISINI ANLAMADA OGRETICIMIZ ,DERS KITABIMIZ RISALE-I NUR MANEVI HIZMET KUVVETIMIZ CEMAATIMIZ VE UMUM MUSLUMANLARDIR…
    ALLAH ‘A DON IMANA GEL,
    O SENI SENDEN DAHA COK DUSUNUR.
    BEDIUZZAMAN SAID NURSI

  9. sebatkarfedai dedi ki:

    [ISLAMIN GIZLI DUSMANLARI] BU SITENIN , gizlilik tarafi kalmadi artik her sey ayan oldu , hamdolsun . BU site ve benzerleri sayesinde binlerce gencimize gercek tehlikenin varligini isbat edebiliyoruz KAFIRLER ISTEMESEDE ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAK, Yol yakin iken tevbe edin iman edin, kabirde iman pek gecersiz..Seytanlasmis kisminiza hergun parlayan ISLAMIYET NURUNA olan cekicilik azap olarak cevap olarak yetiyor..BIZLER NURCUYUZ ;SABIRLA, MUSBET HAREKETLE ILK ONCE KENDIMIZI VE CEVREMIZI VE VATANIMIZI HATTA UMUM BESERIYETI SEYTANIN VE BENLIGIN HAKSIZ ,ASILSIZ ,ZARARLI; KIN SOHRET ,GURUR ,ISTIBDAT,YALAN VE DIGER MANEVI HASTALIKLARDAN KORUMAK VE BUNLARIN ZITTI OLAN HASLETLERIMIZI INSANI OLGUNLUKLAR MEYDANINA CUKARIP EN YUCE NOKTALARINA YUKSELTMEKTIR .BUNU YAPARKEN REHBERIMIZ MUHAMMED-I ARABI A.S.M , BAGLI OLDUGUMUZ KANUNLAR KUR’AN-I HAKIMDIR ..BU IKISINI ANLAMADA OGRETICIMIZ ,DERS KITABIMIZ RISALE-I NUR MANEVI HIZMET KUVVETIMIZ CEMAATIMIZ VE UMUM MUSLUMANLARDIR…
    ALLAH ‘A DON IMANA GEL,
    O SENI SENDEN DAHA COK DUSUNUR.
    BEDIUZZAMAN SAID NURSI

  10. abdulkerimkilic dedi ki:

    WORDPRESSTE OKUDUĞUM 3. YAZI ODA AJİTE ÇIKTI.NE OLCAK BU MEMLEKETİN HALİ????

  11. abdulkerimkilic dedi ki:

    İŞİNİZ GÜCÜNÜZ ONU BUNU YALANLAMAK İKİ TARAFTA AYNI ŞEYE HİZMET EDİYOR.BİR ALLAHIN KULU DA ŞUNUN FARKINA VARSIN””’!!!!!!!Bİ SÖZ VAR HANİ BİR DELİ BİR KUYUYA TAŞ ATAR………

  12. mehmet dedi ki:

    be hey said nursi nin itibarını ve risaleleri kötülemeye calışarak avanakları kandırmaya calışan zihniyet, said nursi r.a. ispatsız delilsiz iş yaptıgı hayatının hicbir safhasında gorulmemistir. Said nursi en koyu feylesoflar karsıma gelsin,kafa tutsun hepsini maglup ederim diyerek onlara meydan okurum diyerek kelle koltukta kainata da meydan okumustur. Sen ispatsız delilsiz ancak kendin gibi gözünü kapayıp kendine gece yapan enayileri kandırırsın. Risaleleri okumus gibi tahliller yaparken milet te sahiden arastırmıs okumus sanır. ispatla delille belgeyle gel, ipe sapa gelmez iddalarla yalan dolanla risalelere ve ustada sayısız kere reddiye girisimlerinde bulunulmus fakat hicbiri netice alamamıstır, imam azam ebu hanifeden bu yana gelmis gecmis hafızası bu kadar kuvvetli bir zat gorulmemistir. senin kafan incir cekirdegi kadar olamıyor, o bile dag gibi incir agacını basında tasıyor, senin kafanı ise nefsin ezmis, nefisperest olmussun gecmis olsun allah akıl fiklr versin. özetle: risalei nur aleyhine calışan aslında kendi aleyhine calışıyor demektir. Bunun ispatı risalelerde var. ispatsız delilsiz konusa adam dinlenmeye layık degildir. namaz kılmayan haindir evet, hainin hukmu merduddur, sen namaz kılmıyosan Allaha isyan ederek yasıyosun demektir. Tamammı ey kendini akıllı zanneden ahmak kafalar,hayvandan bl farkınız olacak, yoksa kemalat sizden uzak olacak ve aklı oldugu halde hayvandan daha asagı bir mertebeye duseceksiniz.

    • once kuran surekli kuran tekrar tekrar kuran dedi ki:

      Şairin hicbir halimle tartismasi karsimiza cikmaz. Uzaktan uzağa kitaplarinda gazi sorulara cevap verir. Her soruya cevap verilir soru sorulmaz, olayini ise risale dişinda bir yerde görmedim. Eğer bu hadise gerçekse ve dediği gibi herkesi ilzam ettiyse süper alim olmali. Ya da …diyecek birşey bula adim. Risaleler de allahin var ligi ve birliği ile ilgili risaleleri çok beğeni yorum. Ancak mehdi, öküz balik hikayesi, risaleye kur andan, celcelutiyeden, geylaninin mektubundan delil aramak, ilim adami rasyonel ligine ay kiri. Risalelerin üslubu çok zevklidir, o en saçma şeyleri bile çok içten ve samimi yazmistir. Said art niyetli değildi. O yazdiklarina gerçekten inaniyordu. Ve o samimiyetle yaziyordu. Bu un il ve tevrat alintilarida asil kaynaktan değil buna delil getiren başka bir kitaptan al inmiştir. Zaten kaynagi kontrol ederek değil hafizasinda ne varsa onu yazdiriyordu. Boyle hatalar bulmak çok kolay,özellikle hamile dayanan yerlerde. Benim tavsiye risalelerin allaha imanla ilgili kisimlari dişindakileri bir akin. En güzeli şeridinde muhakematta dediği gibi, kurana bakin ne okursa iz okuyun sonra basinizi kaldirin ve kurana bakin. Marksi okuyun sonra yine kurana bakin, her turlu makaleyi okuyun ama kurana bakin, dinli dinsiz okuduğunuz herşeyi kurana arz edin, o hayatiniza mihenk olsun. Mihenguniz risale değil kuran olmali, said ne kadar dahi de olsa risale beşer kelamidir, her ne kadar bana yazdiriliyor dese de,mesela şuan bana da yazdiriliyor, izni ilahi olmaz yazabilirmiydim. Mesele birşey daha yazacaktim ama men edildim, men edilmeden yazmazmiydim, bu risale 3 nukteydi. 2.siyazildi 1. Ve 3. Gazi ezbaba binaen yazdirilmadi.
      2. Nükte, yillarca risaleleri defalarca okudum, Saide sevgim, onun samimi yerine ve zekasina hayranligim o kadar çöktü ki o neddrse doğrudur nokta sina gelmiş tim. Tutar siz olan şeylere rağmen, risaleler yapilan şairi övgü, nerdeyse kuran yerine bu indi diyecek kadar, kendini uzaktan uzağa tevazu kisvesi alt inşa şairi övme, bunlar şizofrenik alem etler, her ne kadar çok sevsemde, benim kanaat im said çok zeki mutaassib bir sünni, samimi, sivri dilli, inandigi doğrular söylemekten çekinmeyen bir dava ada mi, bunlar onun her yaptigini doğru yapmaz, ünlü şairin dediği gibi ihlas la batil birşey dahi talep edilse kişi ona muvaffak olur, çokluk şiar değil, yine ustadiniza uyun ve kuran okuyun, lafzini telaffuz değil, mana sini tedebbur edin, önce metalden baslayin, sonra metalleri karsilastirin, ihtilafli yerlerde farkli alimlerin yorumlarina bakin. Hadise isnat edilen yorumlara dikkat edin. Mana yi carpitmasi kuvvetle muhtemeldir. Birkaç kaynaktan mutlaka tetkik edin, o çok hor gördüğünüz yassrnurinin mealini tavsiye ederim, ay rica size yakin bir isim ali bu laçin metaline de bakabilirsiniz, başka tavsiyede bulunacaklar da olabilir. Kuranix, kuran meali.org gibi sitelerden ayetleri kRsilastirmaniz mümkün, kurana ulaşmak isteyen için kolay. MUVAHHİD İBRAHİM in DİNİNE UYUN.

      • once kuran surekli kuran tekrar tekrar kuran dedi ki:

        Yazida iPad en kaynakli otomatik kelimeleri yerleştirmiş. Çok saçma kelimeler var mana anlasilmistir insallah:-)

  13. yunus dedi ki:

    Xweşikê Demê Seîdê Kurdî
    http://www.facebook.com/seidekurdi
    birde buraya bakın

  14. metehan dedi ki:

    risale-i nur’un islam’la ne kadar ters düştüğünü nurcuların “yıkılamaz deliller” diye gösterdikleri saçmalıkları daha iyi görmek için ABDULLAH TEKHAFIZOGLU ‘nun
    NUR RİSALELER’NE
    ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM (RİSALE-İ NUR’UN İÇYÜZÜ) kitabına bakmak yeterlidir.

  15. müslüman dedi ki:

    delillerden bahseden sevgili nurcu kardeşler ve ağabeyler: risaleleri defalarca okuyan birisi olarak şunu söyleyeyim ki resalelerde hiçbir ilmi dini felsefi delil yok.sizin risale-i nur’u eleştirenleri islam düşmanı diye tanımlanamız bile içinde bulnduğunuz şirk bataklığının en büyük kantıdır. çünkü siz ehl-i şirke göre said okur bir peygamber resailin-nur ise mukaddes bir kitap.ha bunu direk söyleyemiyorsunuz said okur (nursi) da öyle ama işaretlerle remizlerle nüktelerele bunu öyle güzel süslüyorsunuz ki inanalarınıza zaten başka kitaplara bakmak yasaklandığı için(buna kuran-ı kerim de dahil) çok güzel yutuyorlar.

  16. bir dost dedi ki:

    Said Okur bir Kürt milliyetçisidir. Amacı Kürt devleti kurmaktı. Bu zihniyete sahip olan bir Kürt’ün Said Okur’a kutsallık atfetmesi ve onun izinden gitmesi, yani nurcu olması kadar doğal bir şey olamaz. Lakin bir Türk’ün ona kutsallık atfetmesi ve onun izinden gitmesi yani nurcu olması gerçekten sorgulanacak bir durumdur.

    • bir dost dedi ki:

      Said Okur’un Risalesinden bir kaç yaparak konuya katkıda bulunmak istiyorum.

      1. “Birinci Dünya Savaşı’nda bizimle savaşmış da olsa, bir Hıristiyan ölmüşse şehit sayılır, ahirette mükâfatı vardır.” (Kastamonu Lahikası, s.45)

      2. “Ne dinden olursa olsun bir nevi şehit hükmündedir. Mükâfatı büyüktür, belki onu cehennemden kurtarır. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan ve Hz. İsa’ya mensup Hıristiyanların mazlumlarının çektikleri felaketler, onlar hakkında bir nevi şahadet denebilir.” (Kastamonu Lahikası, s.75)

      3. “Hatta o mazlumlar kâfir de olsa, ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belalara mukabil rahmet–i ilahiyenin hazinesinden öyle mükâfatları var ki, eğer perde–i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahürü rahmet görünüp, “Ya Rabbi şükür elhamdü lillah diyeceklerini bildim ve kati surette kanaat getirdim.” (Kastamonu Lahikası, s.45)

      Ne ilginç değil mi? Müslümanlarla savaşan sömürgeci Hristiyanların hatta kafirlerin şehit
      olması!!!

  17. bir dost dedi ki:

    Said Okur’un Risalesinden bir kaç alıntı yaparak konuya katkıda bulunmak istiyorum.

    1. “Birinci Dünya Savaşı’nda bizimle savaşmış da olsa, bir Hıristiyan ölmüşse şehit sayılır, ahirette mükâfatı vardır.” (Kastamonu Lahikası, s.45)

    2. “Ne dinden olursa olsun bir nevi şehit hükmündedir. Mükâfatı büyüktür, belki onu cehennemden kurtarır. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan ve Hz. İsa’ya mensup Hıristiyanların mazlumlarının çektikleri felaketler, onlar hakkında bir nevi şahadet denebilir.” (Kastamonu Lahikası, s.75)

    3. “Hatta o mazlumlar kâfir de olsa, ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belalara mukabil rahmet–i ilahiyenin hazinesinden öyle mükâfatları var ki, eğer perde–i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahürü rahmet görünüp, “Ya Rabbi şükür elhamdü lillah diyeceklerini bildim ve kati surette kanaat getirdim.” (Kastamonu Lahikası, s.45)

    Ne ilginç değil mi? Müslümanlarla savaşan sömürgeci Hristiyanların hatta kafirlerin
    de şehit olması!!!

  18. birkul dedi ki:

    said nursi allaha ortak kosmaktadir ama insanlar bunun farkinda degiller o yuzden onun pesinden gidiyorlar onlari uyarmak lazim. bilip de gunah islemesinler.

  19. asdf dedi ki:

    nurculuk risalei nuru en ust duzeyde tutuyor ve peygamberi olarak said-i nursiyi goruyor burada islami hicbir akinti yoktur ancak insalara oyle gosterilmistir. saidi nursi peygamberse allahin sozu yalanmidir son peygAMBER HZ MUHAMMED DEDIGI . iyi dusunelim insanlar arastirip sonra zaten farkina varacaklardir. ama bunu yapmayi gerek duydmuyorlar cunku zaten saidi nursi bediiuzaman hayaline kapilmislar yani onun hata yapmicagini dusunuyolar tarihimizde insanlari dalalete suruklicek pek insan olmusutr ama islami kimliklerle yapmislardir yada islami kimliksiz. islami alet edinmeyin. osmanli olsaydi boyle mi olurdu.

  20. bir dost dedi ki:

    Said Okur’u daha iyi tanımak için, Prof. Dr. Zekeriya Beyaz’ın, Sancak Yayınlarından çıkan “Kendi Belgeleriyle Said Nursi ve Nurculuk” adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim.

  21. bir dost dedi ki:

    “Nurculardan Risalelerdeki Kürtçülüğe Sansür
    En sinsi Kürtçü-bölücü akım olan Nurculuk ve Fethullahçılık o kadar iki yüzlüdür ki, Türkleri kandırabilmek için bizzat kendi Bediüzzaman’larının eserlerini tahrif etmekte, bu eserlerdeki Kürtçü ifadeleri sansürlemektedir.
    PKK’lı Kürtçüler ise Nurcuları bu açıdan eleştirmekte, tam bir Kürtçü olan Said’in gerçek ifadelerini halktan gizledikleri için Fethullahçıları kınamaktadır.
    Yine Ahmet Türk Fethullah cemaatini Kürtçülükte samimi olmamakla suçlamaktadır. Çün¬kü Nur Risalelerindeki “Kürt”, “Kürt halkı”, “Kürdistan” kelimeleri cemaat ve diğer Nur¬cular tarafından yıllarca sansür edilmiştir.
    Gerçekten de Nurcular tarafından 1960 ve 1978’de basılan ve diğer basımlara kaynaklık eden Risalelerde, Said-i Kürdi’nin defalarca kullandığı “Kürdistan” kelimeleri “vilayeti Şark”, “Kürdistan Dağları” ifadesi “şark dağları”, “Kürt” kelimesi “şarklılar”, “Kürt halkı” ifadesi ise “şark halkı” olarak değiştirilmiştir.
    Son yıllarda Kürtçü-Nurcu Med-Zehra çevresi bu değişiklikleri eski haline getirmek için çalışmaktadır.
    Bazı Kürtçüler artık Said-i Kürdi gerçeğinin Türk milletinden gizlenmesinin değil kendi kesimlerinin motivasyonu için açığa çıkarılmasını savunmaktadır.
    Fethullahçılar ise Türkleri kandırmak için hâlâ kendi “üstadlarına” sansür uygulamayı tercih etmektedir.
    Örneğin Said-i Kürdi’nin Kürtleri Türk idaresine karşı ayağa kalkmaya çağıran şu ifadelerini ele alalım:
    “Ey Asuriler ve Keyanilerin cihangirlik zamanında pişdar kahraman askerleri olan arslan Kürtler. Beş yüz senedir yattınız yeter. Artık uyanınız sabahtır…”
    Neden beş yüz sene?
    Çünkü Kürtçülere göre sözde “Kürdistan’ın” Türk hâkimiyetine geçmesi Yavuz Sultan Selim ile birliktedir ve beş yüz yıldır esaret altındadırlar.
    Oysa bakın Türk milletini kandırmak isteyen Nurcular ve Fethullahçı takiyeciler bu cümleyi nasıl sansürlemektedir:
    “Ey eski çağların cihangir Asya ordularının kahraman askerlerinin ahfâdı olan vatandaşlarım ve kardeşlerim! Beş yüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız sabahtır…”
    Elbette ki bu sansürlü haliyle beş yüz sene hitabı anlamsızlaşmaktadır. Oysa esas metinde Said-i Kürdi açıkça beş yüz yıldır esir olduğunu iddia ettiği Kürtlere seslenmekte ve ayaklanın demektedir.
    Kuran’dan bile önemli gördükleri Nur Risalelerini böylesine sansürleyen Nurcuların tek amacı saf Türk halkını kandırabilmektir.
    Onlardaki gizli ve aşırı Kürtçülük böylesine sinsi taktikleri temel almaktadır. ”
    Bkz: Ali Özsoy, Belgeleriyle Said-i Kürdi’nin Yaşamı http://www.ileri2000.org/47/saidinursi47.htm

  22. katip dedi ki:

    en bastaki yazida dedinizki 200 kitap 24 satte nasil ezberler dediniz bir Alllah dostu niye ezberleyemesin.Aziz Mahmud Hudayi Hz. evliya mertebisine ulasmadan once kadi vazifesini yapiyordu.Birgun bosanmak istiyen kadin geldi kadinin bosanmak isteme nedeni kocasinin ben Hac`ca gittim demesiydi cunku adam fakir parasizdir.Kocasi cevap verir ben gittim der sahitlerde dogrular kisiyi yani evliyayinin arkadasini cagirirlar arkadasi derki seytan bir yerden bir yere gidebiliyorsa Allah dostu niye gidemesin der ve kadi dusunur gunlerce vepisman olur evliyanin talebesi olmak ister bu duruma gore bir Allah dostu nicin ezberleyemesin unutmayin Allah isterse hersey olur bir Allah dostunu nicin kotuluyorsunuz o eger Turkleri temizlemek isteseydi coktan yapardi kurt olmasi insan icin sorunmudur cunku o Allah dostudur o ve diger evliyalar insanligin kurtlusunu istediler bizlerin bunlari konusmak yerine onlardan yararlanmaliyiz!

    • Ömer dedi ki:

      bu aktardığınız hadisede evliyanın arkadaşı dediğiniz zat Bursa da metfun bulunan Eskici Mehmet Dede dir (rahmetullahi aleyh). fakat birşeyi atlamışsınız. Aziz Mahmud Hudayi hazretleri (rahmetullahi aleyh) bu olaydan sonra hocasından (Üftade Hazretleri Rahmetullahi aleyh) gerekli tüm ilimleri 3 ayda! öğrenmemiştir. Tüm ilimleri öğrendikten sonra İstanbul a yerleşmiştir. Evliya-i Kiram her zaman keramet göstermez. Gösterdiğinde de bunu gizlemek ister. Eğer açığa çıkarsa orayı terkeder (Somuncu Baba gibi). Kerametini kendi kayda geçmez. Kitabına yazmaz. Çünkü bu kibirdir. Kibrin olduğu yerde islamiyet olmaz.

  23. bir dost dedi ki:

    Sayın Katip
    Allah yalnız müminlerin dosturdur. Dolayısıyla müminler de Allah’ın dostlarıdır. Allah dostu olmak hiç kimsenin tekelinde değildir. Kaldı ki siz bu zatların Allah dostları olduklarını nereden biliyorsunuz? Dostlarını, siz Allah’tan daha iyi mi tanıyorsunuz? Yoksa bu hususta Allah katından özel bir bilgiye mi sahipsiniz? Siz hangi tarafta yer alıyorsunuz?

  24. kaya dedi ki:

    imansız olduğun kadar ,başkalarınıda kendi tarafına çekmek istiyorsun ama bunların hepsi yalan,asıl yalanı hakikatı gördüğü zaman bu tür saçma sapan yazılar yazıyor.çünkü siyonisttir çünkü koministir, çünkü ateistir,eminim darwine inanıyorsun sen git saçmalarını araştır……………………………………………………………………………………………………………ok..-

    • efe dedi ki:

      pardon kaya sen ismailden daha malsın,itirazın varsa adam gibi söyle,gerçekler canını yakınca nasılda milleti komunist,ateist diye yaftalıyosun..yazık sana bre müşrik

  25. zafer dedi ki:

    Said Nursi ve risaleleri hakkında bu işte uzman bir yazar olan Abdullah Tekhafızoğlu’nun çalışmalarını, Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır hocanın çalışmalarını ve son olarak Tarihçi Sinan Meydan’ın çalışmalarını incelediğimde -ki okumalarım ve incelemelerim hala devam ediyor- bu Said Nursi ve risaleleri hakkında müşahade ettiğim gerçek benim için hakikaten ürkütücü ve ürperticiydi (bunu hiçbir şey veya hiçbir kimse için önyargılı olmadan ve Türkiye’de bugüne kadar hiçbir fraksiyonun adamı olmadan diyorum) . Kendi hayatından tutun da Risalelerinin ilmi yönden itikadi yönden hatta imla yönünden ve o günki şakirtlerin ruh hallerine varıncaya kadar akıl almaz hatalarla dolu -hatta bir adım daha ileri giderek- hata demenin bile hafif kalacağı ve okuyup görenin “bu kadar da olmaz” diye çok hayıflanacağı bir portre ve eser olduğunu göreceksiniz. saf ve temiz nurcu kardeşlerim için bu konuda gerçekten hüzünlüyüm. gerçekleri görmek mi istemiyorlar yoksa görmelerine izin mi verilmiyor bilmiyorum ama eminim ki şartlanmasız ve nur ortamından bağımsız olarak bakabilseler herşeyi görürler, şayet ben bir nur şakirti olsaydım bu yönde bir inceleme yapamazdım zaten önüm kesilirdi. son olarak şunu da diyelim: kişi doğru olanı kendi çabalarıyla bulup edinmekle mükelleftir. bu, Yüce Rabbimin biz kullarına böyle emridir, bunu göz ardı ederek falan lider veya şeyh vesaire kati doğrudur deyip de sorumlu tutulmuş bir fert olarak aklı, mantığı ve beynelmilel bilimi devre dışı bırakmak veya görmezden gelmek o ferdi ağır yük altına sokar. hepimiz ilk önce kendimizden sorumluyuz. yeryüzünde başka toplumları demeyeyim ama biz müslümanlar yüzyıllardır sorgulamasız lidercilik, şeyhcilik mantalitesi ve bağlılığıyla bugünlere gelmişiz ve halimiz ortada: dünyayı kasıp kavuran kapitalist bir sömürü düzeni ve sömürülen -nereye bakarsanız bakın- müslüman coğrafyalardır. bunun sebebi çok açıktır: cahil bırakılmış ve -altını çiziyorum- hurafelere gömülmüş bir din öğretisi ile yüzyıllar boyu hemhal olmuş Muhammed ümmeti… ne kadar acı… nerede dünyaya nizam, çeki- düzen verecek olan müslümanlar? dünya servetinin %90 nını eline almış kafirler-zalimler bizimle uğraşırlarken biz neyle uğraşıyoruz? biz inananları düze çıkaracak ve hatta ivmelendirecek bir tek kaynak vardır: doğru anlayıp doğru uymak şartıyla, Kur’an. neden bunu diyorum? çünkü kendisine karşı olabilecek tüm hücumlara, tüm meydan okumalara cevap verebilecek güçte olan , karşı meydan okuyabilen tek kaynaktır tek kitaptır da onun için. bunun ötesinde kaleme alınmış tüm eserlerde tüm oluşumlarda tüm kurumlarda mutlaka noksanlıklar çıkacaktır, bu, kaçınılmazdır. sözü uzatmadan ilgilenmek isteyenler ve gerçeğin peşine düşenler için linkleri aşağıya veriyorum:
    1- http://www.islah.de/menhec/men00015.pdf
    2- http://www.suleymaniyevakfi.org/said-nursi
    3- http://www.sinanmeydan.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=341:dpli- amerikanc-ve-diyalogcu-bir-huer-adam&catid=62:yazlar&Itemid=228
    4- http://www.sinanmeydan.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=368:cumhuryet-tarh-yalanlari-2-ktap-qatatuerk-ve-cumhuriyet-duemanlarna-belgeli-cevaplarq&catid=62:yazlar&Itemid=228

  26. enes dedi ki:

    sen nasıl bir insansın bu kadar yalanı nasıl bir arada toparlayabiLdin. . .

  27. enes dedi ki:

    ********* MEHMET AKİF ERSOY *********************
    “O nuru gönder ilahi, asırlar oldu yeter! / Bunaldı milletin afak’ı, bir sabah ister. “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı, / Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” Safahatta geçen bu cümlelere zaman içerisinde Risale-i Nur’larla hayat bulduğunu ifade edebiliriz.

    • bir dost dedi ki:

      Milli Mücadele yıllarında olduğu gibi günümüzde de Amerikan’ın kaptanlığını yaptığı dünya gemisinde yer alan İsevi Müslümanlar için öyledir elbette!!!

      • mezaragirenyandı dedi ki:

        bak hain dost üstümüzdeki arkadşımızın bahsettiği Mehmek Akif ersoyumuz ne güzel ifade etmiş. :D Miillet yemio yienler iste sizin çatı altında beslenmis kurtçuklardır onlarda belli söylememe gerek yok .

    • Ulu Hakan dedi ki:

      akiften alıntılar sanki akif iyi bir nane imiş gibi:) yada haşa yazdığı ayet hadis hükmündeymiş gibi… ne saçmalıyorsunuz? tam tımarhaneliksiniz.. said kendini öve öve bitirememişken şakirtlerinde buna hala devam etmesi nede şaşılacak bir durum… ömrünüz yetmez yeter daaa! birazcık ta ilmihal okuyun! kuru kuru iddalar said gibi kuru kuru yaşayıp gidiyorsunuz. Abdulhamid han hazretlerinin zalimlikle itham eden gerizekalılara da şunu diyeyim. Bırakın zalimliği meşru müdafa haklarından doğan selahiyetlerinin en ufak kısmını bile kullanmamış canına kastedenlere dahi merhametle muamele etmiştir. risaleler birer terkip ve çok kerede tekrardan başka birşey değildir! okuyun farketmez dinden çıkmazsınız! ama ilmihal de okuyun! ispatlar peşinde koşacağınıza yada önce kendinize bir ispat edin ve dinin hükümlerini yükümlülüklerinizi bi güzel öğrenin. kerametler peşinde koşmayın yada koşacaksanız da en büyük kerametin ardına düşün! saidin ardına değil! En büyük mucize kuran-ı kerim olduğuna göre en büyük kerametinde ne olabileceği izhatsiz şekilde ortaya çıkar! açıklama imiş tefsiri imiş kaynak itibari ile haşa! aynı imiş falan fistanların peşinden gitmetin! Birazcık aklı selim ile haraket ederek öz! den hakikiden ayrılmadan istikamet alın! vesselam

      وَعِبَادُ الرَّحْمَنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا

  28. asdfg dedi ki:

    Asil milleti bolmeye calisan sizlersiniz hadi yazsana sende Risale-I Nur gibi kitap

    • zafer20 dedi ki:

      Risaleler ilmi açıdan, itikadi açıdan (Kur’an ve hadisler), edebi açıdan tutarsızlıklarla dolu olmakla birlikte ne kadar okursanız okuyun buna karışan yok ancak diğer islami ve ilmi kaynaklardan da okuyun, araştırın, zira müslüman kendini geliştirebilecek her kaynağa başvurmalıdır.

      • mezaragirenyandı dedi ki:

        sen say cınım hangi kaynaklardan başvuracağımızı. aslında ben sana kendini arayan adam kitabını tavsiye ediorm sana sende bana tavsiye et hadi. ee demişkende göbekli catlak zeko yada azgın teke yaşo hoca dışındakileri duymak isterim ee ona göre cvp ver yani :D

  29. bir dost dedi ki:

    Sizin ve benzerlerinizin hayat bulduğu ve övündüğü – İslam ve Kur’an dışı- inancı gayet açık bir şekilde ifşa eden Merhum Mehmet Akif Ersoy’un Safahat adlı büyük eserinden bir kaç iktibas da ben yapmak istiyorum.

    Süleymaniye Kürsüsünden:

    ÇÜNKÜ BİZ BİLMİYORUZ DİNİ. EVET, BİLSEYDİK,
    ÇARE YOK GÖSTERMEZDİK BU KADAR SERSEMLİK.
    “Böyle gördük dedemizden!” diye izmihlâli
    Boylayan bir sürü milletlerin olsun hâli,
    İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de!
    Yoksa bir maksad aranmaz mı bu ayetlerde?
    Lâfzı muhkem yalınız, anlaşılan, Kur’an’ın:
    Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz mananın:
    Ya açar Nazm-ı Celil´in, bakarız yaprağına;
    Yâhud üfler geçeriz bir ölünün toprağına.
    İNMEMİŞTİR HELE KUR’AN, BUNU HAKKIYLA BİLİN,
    NE MEZARLIKTA OKUNMAK NE DE FAL BAKMAK İÇİN!

    ***
    İŞTE FAS, İŞTE TUNUS, İŞTE CEZAYİR GİTTİ! İŞTE İRAN’I DA TAKSİM EDİYORLAR ŞİMDİ.
    Bu da gayetle tabii, koşanındır meydan;
    Yaşamak hakkını kuvvetliye vermiş Yaradan.
    Müslüman, fırka belâsıyla zebun bir kavmi,
    Medenî Avrupa üç lokma edip yutmaz mı?
    EY CEMAAT, YETER ALLAH İÇİN OLSUN, UYANIN…
    SESİ PEK MÜTHİŞ ÖTER SONRA KULAKLARDA ÇANIN!
    ARZI OYNATTI YERİNDEN YIKILIRKEN İRAN…
    BELKİ BİR KIL BİLE ÜRPERMEDİ SİZDEN, BU NE KAN!
    HİÇ SIKILMAZ MISINIZ HAZRET-İ PEYGAMBERDEN
    Ki uzaklardaki bir mümini incitse diken
    Kala-i patinde duyaymış o musibetten acı?
    SİZDEN ELBETTE OLUR RÛH-İ NEBÎ DAVACI. .

    ***
    MÜTEFEKKİRLERİNİZ DİNİ DE HİÇ ANLAMAMIŞ;
    RÛH-İ İSLÎM’I TELAKKİLERİ GAYET YANLIŞ.
    Sanıyorlar ki: Terakkiye tahammül edemez;
    Asrın âsâr-ı kemâliyle tekâmül edemez.
    Bilmiyorlar ki. Ulûmun ezelî dâyesidir,
    Beşerin bir gün olup yükselecek pâyesidir.
    Mündemic sîne-i sâfında bütün insanlık…
    Bunu teslim eder insafı olanlar azıcık.
    Müslüman unsuru gayet mütedennî, doğru,
    Şu kadar var ki değildir bu, onun mahzûru.
    “MÜSLÜMANLIK” DENİLEN RÛH-İ İLÂHÎ, ARASAK,
    “MÜSLÜMANIZ” DİYEN İNSAN YIĞININDAN NE UZAK!
    Dini tetkik edeceksek, dönelim haydi geri;
    Alalım neşet-i İslâm’a yakın bir devri:

    ***

    VÂİZ KÜRSÜDE

    BUGÜN YATIP DURUYORSUN AYAKLAR ALTINDA?
    “Kadermiş!” Öyle mi? Hâşâ, bu söz değil doğru:
    Belanı istedin, Allah da verdi… Doğrusu bu.
    Talep nasılsa, tabi’i, netice öyle çıkar,
    Meşiyyetin sana zulmetme ihtimali mi var?
    ÇALIŞ DEDİKÇE ŞERİAT, ÇALIŞMADIN, DURDUN
    ONUN HESABINA BİRÇOK HURAFE UYDURDUN
    SONUNDA BİR DE TEVEKKÜL SOKUŞTURUP ARAYA
    ZAVALLI DİNİ ÇEVİRDİN ONUNLA MASKARAYA!”

    ***

    HATIRALAR
    “Kim Müslümanların derdini kendine mâl etmezse onlardan değildir.”
    MÜSLÜMANLIK NERDE, BİZDEN GEÇMİŞ İNSANLIK BİLE…
    ÂLEM ALDATMAKSA MAKSAT, ALDANAN YOK, NAFİLE!
    KAÇ HAKİKÎ MÜSLÜMA GÖRDÜMSE: HEP MAKBERDEDİR;
    MÜSLÜMANLIK, BİLMEM AMMA, GALİBA GÖKLERDEDİR!

    “Müslümanlık, huy güzelliğinden, akıl parlaklığından ibârettir.”
    MÜPTEZEL BİRÇOK MERASİM: İNHİNALAR, YATMALAR, ŞAKLABANLIKLAR, RİYALAR, MUTTASIL ALDATMALAR;
    Fırka, milliyet, lisan namıyla daim ayrılık;
    En samimi kimseler beyninde en ciddî açık;
    ENSEDEN ARSLAN KESİLMEK, CEPHEDEN YALTAK KEDİ… Müslümanlık bizden evvel böyle zillet görmedi!

    Safahat’ta geçen bu dizeler, kutsal kitabınız -Risale-i Nur- da ne kadar da hayat bulmuş!?

    • zafer20 dedi ki:

      bugünü, müslümanların dünya kamuoyu önünde düştükleri bu acınaklı hali, müslümanlığı kimseye bırakmayan hurafeci takımın zulüm karşısındaki bu vurdumduymaz tavrını eşsiz dizelerle gözler önüne seren merhum Mehmet Akif’e Yüce Rabbi rahmet etsin…

  30. Ömer dedi ki:

    herşeyden önce said nursi nin silsile-i aliyye den herhangi bir zata bağlı olmadığını biliyoruz. dinimizde nakil esastır akıl değil. Nakleden aziz akleden zelil olur. bir dini konu hakkında kaynak belirtilmez ise söylenilen sözde küfre bile düşülebilir. tabi burada kaynağında sağlam olması gerekmekte. risalei nur da ise kaynaklar verilmiş fakat kaynakların sağlamlığı konusunda gariplikler var. bir yandan İmam-ı Rabbani hazretlerinden bahsetmiş (ki bahsettiği yerde de kendini büyük göstermeye çalışıyor) bir yandan da İbn-i Kesir,Afgani, Abduh gibi hocasının belli olmadığı sapık kişileri kaynak göstermekte(Afgani ve Abduh un Fransız mason locasına kayıtlı olduğu belgelidir) uludağ dan gelen suya lağım suyunu karıştırmak gibi birşey bu. bunu içermisiniz?
    Ayrıca Abdulhamit han 30 küsür yıl boyunca devleti ayakta tutmasını direkt olarak kendisine bağlı olan Yıldız istihbarat teşkilatı ile sağlamıştır. o zamanı araştırırsanız birçok masonun devleti, yıkmak için elinden geleni yaptığını göreceksiniz. Bunlardan birisi Afganidir. kendisi mason uşağıdır. Abdulhamit han bu zattan maskara diye bahsetmektedir. Bu adamı İstanbula çağırdıktan sonra sapık fikirlerini yaymayı engellemek için İstanbul dışına çıkartmayarak büyük bir fitneyi engelledi. zaten istanbul da öldü.said nursiyi savunanlar abdulhamit han ı daima kötülerler. “kızıl sultan” derler ama bu sözü ingilizlerin vede masonların yaydığını bilmezler. bu nasıl müslümanlıktır? said nursiyi tımarhaneye göndermeden önce abdulhamit han hiç mi istihbarat yapmadı? afgani gibi garabet içeren fikirlerini düzeltmediğinden akıl hastanesine gönderildi. ayrıca abdulhamit han şeriate uyardı. sünnete uygun sakal da bırakmıştır. said nursi de böyle bir şey göremiyoruz. ama yine de körü körüne said nursi yi savunanlar olacaktır. dünyanın heryerine yayılması da onun doğru olduğunu göstermez. herkes boğaz köprüsünden atlasa bu doğru olduğunu mu gösterir. kitaplarını okuduğunuzda bol bol tevil yaptığı ve de gaybdan bolca haberler verdiği bir gerçek. Hadis-i şerif lerin hemen hemen hepsini tevil etmekte. bu ne demektir. haşa peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselam elma demiş ama siz armut anlayın demektir haşa. böyle bir insan nasıl olurda sadık müslüman olabilir. kaldı ki yaklaşık 15 asırdır hiç mi alim gelmemiş de sadece said nursi mi büyük alim! olmuş. said nursi bir İmam-ı Azam ın bir ahmet bedevi veya İmam-ı Rabbani nin (rahmetullahi teala aleyhim ecmain) tırnağı bile olamaz. Bir islam alimi zamanının akli ve nakli ilimlerini bilmek zorundadır. Matematik, kimya, fizik, anatomi vs, ve fıkıh, tefsir, hadis ilimlerinde orta dercede değil en iyi derecede bilmek zorundadır. ve dahası da nakli ilimlerin alt kollarında da söz sahibi olması için çok dirsek çürütmesi lazımdır. bu işler 3 ayda veya kalbe gelen ilham ile olacak işler değildir. Allah-ü Teala nın adet-i ilahisi çalışana vermesidir. öyle olmasaydı japonlar bizden üstün olmazlardı. yine de bu söylediklerimi nurcuların kabul edeceğini zannetmiyorum. herkes birgün toprağın altına girecektir. nurculara tek söyleyeceğim şey Peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselam ın kendisine inanmayanlara söylediği sözdür “Sizin dininiz size benim dinim bana”.

  31. Ferda Yamanoğlu dedi ki:

    Değerli müslüman arkadaşlar,bu ülkede Kuranda yeri olmayan ,kar payı denen sistemlerle ALLAH kullanılarak insanlar dolandırıldı.Birine paranı emanet ediyorsun,adam kazanırsa sana pay veriyor,kaybederse paranda gidiyor.Adam sana kar ettim dermi?İki çoban kardeşin ortaklığını anlatan ayette,ortağın güvenilir değilse normal ortaklık dahi yapma diyor,Kuran.Birazda bu konuları eleştirelim.Saygılarımla.

  32. bir dost dedi ki:

    İnsanoğlunu yeryüzünde yaratılan tüm varlıklardan üstün kılan en önemli unsur akıldır. İnsanoğlu kendine bahşedilen aklı kullandığı sürece yeryüzündeki diğer varlıklardan üstündür. Bu bağlamda, İslam Dini’nde nakil değil, akıl esastır. Geleneksel dinde ise, tam aksine akıl değil, nakil esastır. Kur’an-ı Kerim’de aklın/aklı işletmenin önemine vurgu yapan birçok ayet vardır.

    Örneğin:

    — (Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çokça hayır verilmiştir. Ve bunu ancak akıl sahipleri anlar. (2/Bakara, 269)

    — De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve ben size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana vahyolunana uyuyorum. Gören ile görmeyen hiç bir olur mu? Hâlâ düşünmüyor musunuz?” (6/En’am, 50)

    — Ve kavmi onunla tartışmaya girdi. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı girişiyorsunuz? O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması müstesna. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünmüyor musunuz?” (6/En’am, 80)

    — Ve bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Düşünen bir toplum için ayetleri ayrı ayrı açıkladık. (6/En’am, 126)

    — Muhakkak ki sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri yaratan altı günde yaratan, sonra da arşa hükmeden, işleri düzene koyan/takdir eden Allah’tır. O’nun izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, sizin Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O’na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz? (10/Yûnus, 3)

    — Yaratan, yaratmayan gibi midir? Hiç düşünmüyor musunuz? (16/Nahl, 17)

    — Onlar hâlâ sözü düşünmediler mi? Yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? (23/ Mü’minun, 68)

    — “Allah’ındır” diyecekler. De ki: “Hâlâ düşünmeyecek misiniz?” (23/Mü’minun, 85)

    — (Bu Kur’an) Ayetleri üzerinde iyiden iyiye düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.(38/Sâd, 29)

    — O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için. (Furkan Suresi, 62)

    — Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. Sizin O’nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz? (Secde Suresi, 4)

    — De ki: “Size bir tek öğüt veriyorum: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kıyam etmeniz, sonra düşünmeniz. Sizin sahibiniz (veya arkadaşınız olan Peygamber)de hiçbir delilik yoktur. O, yalnızca sizi, şiddetli bir azabın öncesinde uyarandır.” (Sebe Suresi, 46)

    — O, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. İçten (Allah’a) yönelenden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Mü’min Suresi, 13)

    — Hâlâ Kur’ân’ı(n anlamını) düşünmüyorlar mı? Yoksa kalbler(inin) üzerinde kilitleri mi var? (47/Muhammed, 24)

    — Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (54/Kamer, 17)

    — Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (54/Kamer, 22)

    — Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (54/Kamer, 32)

    — Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (54/Kamer, 40)

    — Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki, ama ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)? (2/Bakara Suresi, 170)

    — Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.(7/Araf, 179)

    — Şüphesiz ki, Allah katında canlıların en kötüsü, akıllarını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir. (8/Enfâl Suresi, 22)

    — Allah’ın izni olmadıkça, hiç kimse iman edemez. O, Aklını kullanmayanları pislik içinde bırakır!(10/Yûnus, 100)

    — Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar. (25/Furkan Suresi, 44)

    — Tevrat’la yükümlü tutulup da sonra onu taşıyamayanların durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini yalanlayan topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.(62/Cuma, 5)

    Sonuç itibarı ile; Kur’an’a göre aklını işletmeyen/akıl sahibi olmayan bir insan yeryüzündeki varlıkların en alt katogorisinde yer almaktadır.

    • Ömer dedi ki:

      Hala neyi savunuyorsunuz kendiniz de bilmiyorsunuz. insanın aklının da sınırı vardır. Nasıl namaz kılacağınızı akılla bulamazsınız. orucun hangi hallerde bozulacağını akılla anlayamazsınız. Bunlar hadis-i şerif lerde açıklanır. Kaldı ki İslamiyet in başvuru kaynağı Kur’an-ı Kerim, hadis-i şerif ler, icma (alimlerin birliği) ve kıyas tır. akli ilimler nakli ilimlere yardımcı olur. onun içindir ki bir islam aliminin akli ilimleri iyi derecede bilmesi şarttır. ne gariptir ki sizin gibiler herşeyi akılla çözebileceğini zanneder. ayet-i kerime meallerini burada yazarak aklınızca cevap verdiğinizi zannediyorsunuz. Bu gibi yerlerde Kur’an-ı Kerim öne sürülerek cevap yazılmaz, Kur’an-ı Kerim e saygıdandır. Ehl-i Sünnet alimlerinin bu konularla ilgili yığınla yazmış olduğu eser varken sadece Kur’an-ı Kerim i öne sürmek tehlikeli bir yaklaşımdır. Kur’an-ı Kerim müslümanların anayasasıdır. Kur’an-ı Kerim den de kendi aklınca mana çıkaran da alimlerin söz birliğiyle küfre düşer. Tabi bu söylediklerim sizin için ne kadar geçerli o size bağlı.

  33. bir dost dedi ki:

    Kur’an’dan bihaber Müslüman kardeş! İslam Dini’nin tek kaynağı Kur’an’dır. Ahkam kesmeden önce Kur’an’ı tebeddül ederek okuduğunuzda, Kur’an’ın kendisini mübin ve ayrıntılı şekilde açıklanmış bir kitap olarak tanımladığını müşahede edeceksiniz. Sizin için apaçık bir delil, bir öğüt, bir uyarı, bir hatırlatma olacağına inanıyorsanız -ki sanmıyorum- “Kur’an’ın apaçık ve ayrıntılı bir kitap” olduğuna ve “düşünmeye/akletmeye” dair vurgu yaptığı ayetlerin sadece meallerini değil, orjinallerini de yazabilirim. Şunu da bir anekdot olarak aklınızın bir köşesine yazın; Kur’an’dan üstün görüp, daha çok itibar ettiğiniz “kutsal hadis kitapları”nızda yer alan hadislerin büyük çoğunluğu Hz. Peygamber’e ait değildir, UYDURMADIR. Ve bu hadisler Hz. Peygamber’in vefatından yaklaşık olarak yüz elli, ikiyüz yıl sonra yazılmıştır. Kutsallık atfettiğiniz alimlerinize gelince; aralarında dünyanın “Nun” adında bir balığın sırtında olduğunu, dünyanın dönmediğini, dünyanın döndüğünü söyleyenin kafir olduğunu ve katlinin vacip olduğunu söyleyenler vardır. Ya siz dünyanın döndüğüne inanıyor musunuz? İslam dünyası yüzyıllardır neden ayaklar altında sürünüyor? Bu nu hiç düşündünüz mü?

    • zafer20 dedi ki:

      bir dost, sana çok teşekkürler… biz de bu açıklamayı tasdik ediyoruz. Yüce Rabbim, kullarına doğru yolu göstersin ve hak olanı öğretsin…

  34. Ömer dedi ki:

    bir dost
    Sizin İbn-i Teymiye ci olduğunuz gayet açık. Bu zatın hocası da İbn-i Kesir dir. her ikisinin de sapıklıkları bellidir. Dinimizde edep herşeyden önce gelir. Bir kere Kur’an- Kerim e sadece “Kur’an” denmez, saygıdandır. Peygamberimizin (aleyhissalatü vesselam) ismi yazıldığında veya kastedilğinde saygı belirten ifadeleri kullanmak gerekir. Bunlar edeptendir. Size ehl-i sünnet yolunu açıkladım. ister kabul edersiniz ister etmezsiniz. İstediğiniz gibi inanabilirsiniz. İstediğinizi söyleyebilirsiniz. Ben dinimi silsile-i aliyye denilen zatların kitaplarından öğreniyorum. Bu silsilenin en başında Peygamber efendimiz (aleyhissalatü vesselam) vardır. İkinci zat ise Ebu Bekr-i Sıddık tır (radıyallahü anh). Ve bu yol bozulmadan yaklaşık 15 asırdır bu zamana kadar gelmiştir. Sizin son yazınıza elbette etraflıca cevap verebilirdim. Fakat bunun sonu yok. Size ayıracak vaktim de yok. Sonuçta herkes toprağın altına girecek. Allah-ü Teala siz ve ben dahil tüm müslümanlara son nefeste iman selameti versin. Son sözüm şudur ki sizin dininiz size benim dinim bana.

  35. Ferda Yamanoğlu dedi ki:

    Sayın Ömer ben bir yangın var diyorum,sen vaktim yok diyorsun.Ben diyorumki Kuranı Kerimle insanlar dolandırılıyor.Senin gıkın dahi çıkmıyor.Bana şu kar payı ortaklığını izah edermisin?

  36. Ömer dedi ki:

    Sayın Ferda
    Sizin Kur’an-ı Kerim den kaynak gösterdiğiniz ayet-i kerime de de belirtildiği gibi ortağınıza güvenmiyorsanız ortaklık yapmazsınız olur biter. Sonuçta finans kuruluşuda banka gibidir. banka faiz der finans kuruluşu kar payı der. Kim olursa olsun dini öne sürerek siyaset yapan, kurban bağışı adı altında para toplayan, yolsuzluk yapan nasıl olurda savunulabilir. Allah-ü Teala bu dünyanın başlangıcından kıyamete kadar altına değer vermiştir. En basitinden paranızı altın yapar, kasa kirası ödeyerek de güvence altına alıp rahat uyursunuz. Böylelikle paranızda kıymetinden birşey kaybetmez.

  37. zafer20 dedi ki:

    Ömer bu senin son söylediğine Yüce Allah Kur’anında “kenz” der bu da bugünün dünya sömürü düzeninin yaptığının ta kendisidir: parayı, malı üstüste yığma hastalığı… bir müslüman asla böyle yapamaz, elindekini en güzel şekilde değerlendirir, ister daha çok üretim için yatırıma dönüştürür isterse de infak eder her ikisinde de Allah’ın rızasını alır. selamlar…

  38. Ömer dedi ki:

    Sayın zafer20
    ben üstüste yığmaktan bahsetmedim ki. parasını banka veya finans kurumlarında değerlendirmek isteyenlere sadece kendi görüşümü söyledim. Ama sizin de dediğiniz gibi eğer imkanı varsa şartlarda müsait ise tabiiki ticaret yapmak bir zanaat ile uğraşıp para kazanmak en doğru yoldur kanımca. size de selamlar.

  39. Ferda Yamanoğlu dedi ki:

    Sayın Ömer ben sizden ,dini kullanarak insanlar dolandıranlara karşı okkalı bir eleştiri bekliyordum.Faizcilik yapanlar ALLAH ve Resulüne savaş açmış gibidir,diyor Bakara suresi.Beni hayal kırıklığına uğrattınız.

  40. bir dost dedi ki:

    Kur’an’ın gerçeklerini dile getiren müminleri her platformda Abduhçu, İbni Teymiyeci vs. gibi klişeleşmiş sıfatlarla yaftalamak “Gelenek Dincileri”nin bir stratejisidir. Kendini mümin olarak tanımlayan bir kimseye şucu, bucu vs. olmak yaraşmadığı gibi böyle bir kabul de son derece tehlikeli ve yanlıştır. Ben böyle kimselerden ve böyle bir anlayıştan tamamen uzağım. Kur’an’a göre yaşayan, Kur’an’a göre konuşan kısacası söylemlerinin ve eylemlerinin dayanağı Kur’an olanlara saygı duyarım ve onları sonuna kadar desteklerim. Ama onun huzurunda kendimi, tahta oturmuş bir hükümdarın önünde duran dilenci gibi görmem. Onu, Allah ile aramda aracı olarak kabul etmem. Ondan yardım dilemem. Onun herşeyi kuşattığına ve herşeyde tasarruf sahibi olduğuna inanmam. Ona karşı ölü yıkayıcısının eli altındaki ceset gibi olmam. Asla onun kölesi olmam ve asla aklımı, ruhumu ve bedenimi ona teslim etmem. İşte benim Müslümanlık anlayışım budur.

    Ayrıca şu meşhur silsile-i aliyye’niz de bulunan İbn Arabi, Beyazıd Bistami, Hallac-ı Mansur, Abdulkadir Geylani gibi zatların eserlerini iyice tetkik etmenizi öneririm.

  41. bir dost dedi ki:

    “Allah-ü Teala bu dünyanın başlangıcından kıyamete kadar altına değer vermiştir. En basitinden paranızı altın yapar, kasa kirası ödeyerek de güvence altına alıp rahat uyursunuz.” Söylemine cevaben:

    9 TEVBE SÛRESİ
    34. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. ALTIN VE GÜMÜŞÜ BİRİKTİRİP GİZLEYEREK ONLARI ALLAH YOLUNDA HARCAMAYANLARI ELEM DOLU BİR AZAPLA MÜJDELE.

    16-NAHL SÛRESİ
    71. Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. ÜSTÜN KILINANLAR RIZIKLARINI ELLERİNİN ALTINDAKİLERE VERMEZLER Kİ RIZIKTA HEP EŞİT OLSUNLAR. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?

    59-HAŞR SÛRESİ
    7. Allah’ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O MALLAR, İÇİNİZDEN YALNIZ ZENGİNLER ARASINDA DOLAŞAN BİR SERVET (VE GÜÇ) HALİNE GELMESİN DİYE (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı çetindir.

    89- FECR SÛRESİ
    17. Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.
    18. Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
    19. HARAM HELÂL DEMEDEN MİRASI ALABİLDİĞİNE YİYORSUNUZ.
    20. MALI DA PEK ÇOK SEVİYORSUNUZ.

    92- LEYL SÛRESİ
    11. CEHENNEME YUVARLANDIĞI ZAMAN, MALI ONA FAYDA VERMEZ.
    12. ŞÜPHESİZ BİZE DÜŞEN SADECE DOĞRU YOLU GÖSTERMEKTİR.
    13. Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.
    14. Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.
    15,16. O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.
    17,18. TEMİZLENMEK İÇİN MALINI HAYRA VEREN MUTTAKÎ KİMSE O ATEŞTEN UZAK TUTULACAKTIR.

    100- ÂDİYÂT SÛRESİ
    8. Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır.

    102- TEKÂSÜR SÛRESİ
    1,2. Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı.
    8. Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz?

    107- MÂ’ÛN SÛRESİ
    1. Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!
    2,3. İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.
    4. YAZIKLAR OLSUN O NAMAZ KILANLARA Kİ,
    5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
    6. ONLAR (NAMAZLARIYLA) GÖSTERİŞ YAPARLAR.
    7. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.

    • zafer20 dedi ki:

      emeğine sağlık bir dost! böylece Yüce Allah’ımızın kenzcilere nasıl bir savaş açtığını da burada belirtmiş oldunuz…

  42. Ömer dedi ki:

    bir dost
    birincisi size sadece dua edebilirim. sizin yolunuz farklı bir yoldur. benim yolum farklı. sizin gibiler büyüklere dil uzatır. ben sizinle daha fazla münakaşa yapamam. Aklınızca bana üstün gelmeye çalışıp egonuzu tatmin edeceksiniz. Sizin yazdıklarınızın hepsinin cevabı var. fakat daha önce de dediğim gibi bunun sonu yok. çünkü akl-ı selim birisi değilsiniz.
    ikincisi ise altın konusunda. ben altın biriktirin demedim. sadece banka veya finans kurumu yerine illaki yatırım aracı kullanarak paranızı değerlendirecekseniz altın ile değerlendirin dedim. kaldı ki nisab miktarına ulaştığınızda da zekatını vermek de farzdır. yoksa elbette ki her zaman için ticaret veya üretim yapmak en iyisidir. dediğimi anlamadan cevap vermeniz garip olmuş.

    Sayın Ferda Yamanoğlu
    Faizcileri burada eleştirmemin ne bana ne de onlara faydası var. ama sonuçta etme-bulma dünyasında yaşıyoruz. foyalarıda meydana çıkıyor zaten. dini kullanarak cebini dolduran insanlar hayvanlardan da aşağıdadır. elbette cezalarını bu dünyada ve ahirette çekerler.

  43. bir dost dedi ki:

    Sayın Ömer
    Ben size Allah’ın Kitabı’na sımsıkı sarılmanızı tavsiye ediyorum. Bu karşın siz ise, büyüklerinizin kitaplarına sarılmakta israr ediyorusunuz! Bu bağlamda yollarımızın ayrı olduğu bir gerçektir. Çok ilginçtir ki; her ikimizde Müslüman olduğumuzu beyan ediyoruz. Bu da demektir ki; ikimizden biri doğruyu söylemiyor. “YEVMİD DÎNE” de görüşmek üzere… Hoşcakalın.

  44. mezaragirenyandı dedi ki:

    yazık yazık yazık vallahi yazık burdakilerin yarası yozlaşmış bir dost gibi kişiler var vallahi. neseki ılımlı islam die bir şey yok bunu biliorsunuz hepiniz, fakat sizler islami hafifletmek gibi amacınız var ama buraya takılıp yorum yapan nurcu kardeşlerim uğraşmayın zaten bu dengesizlerin soyu tükenmekte yüzde yirmibeşi biliosunuz chpnin oy oranı. bizim düşünceleremizle oynamak adına kurulmuştur bu wordpress sitesi neyse bu içeriği sallayanların yazanların o tüm kişileri Allah Islah etsin. said türklüğü övmüş iken siz soyadına bakan dangalaklarsınız ben nurcuyum o kitapta öyle şeyler geçmemekte siz gidin göbekli çakma prof. zeko hocayı okuyun siz anlamassınız nasılsa lisanımızdan risaliyeden.

  45. Ferda Yamanoğlu dedi ki:

    Kardeşim sen eğer bu adamları eleştirmem diyorsan ateistleri hiç eleştirme.Hiç olmazsa onlar dini kullanmıyorlar.Cüppelisinden ,Oktarına kadar hepsi kar payının caiz olduğunu söylüyor.Sen paranı vereceksin,adam kar ederse sana pay verecek.Adam hiç kar ettim dermi?Bu iki cümleyi dahi söylemekten acizsin.Kuranda iki çoban kardeşin ortaklığını oku.Ortağın güvenilir değilse kardeşinle dahi ortaklık yapma der,Kuran.Ancak normal iş ortaklığı vardır.Ben bunları egomu tatmin için yazmıyorum.ALLAH rızası için yazıyorum.Özür dilemezsen Ahirette senden davacı olacağım.

  46. bir dost dedi ki:

    Ilımlı İslam; SSBC’nin dağılmasının hemen akabinde, sizin biricik dostunuz olan ABD’nin “Radikal İslam” projesi yerine “Dinlerarası Diyoloğ Projesi” , yani Müslümanları Hristiyanlaştırma Projesi ile birlikte hayata geçirdiği, sizinde misyonunuzun bir parçası olan veya bu misyonun bir parçası olduğunuz bir projedir. Sonuçta ya cehaletinizden ya da takiyyeci modunda çalışmanızdan olsa gerek, hemen de “Ilımlı İslam” denilen birşey yok” diyebilyorsunuz! Demek “Ilımlı İslam” denilen bir şey yok! Ilımlı İslamcı ve Dinlerarası Diyalogcu Nurcu kardeş. Acab Hocaefendiniz bu konuda senin gibi mi düşünüyor? Bunu anlamanız için Merhum Mehmet Oruç’un “Dinlerarası Diyalog Tuzağı ve Dinde Reform” adlı kitabından yaptığım alıntıları dikkatli bir şekilde okuyun, gerekirse ağabeylerinize veya ablalarınıza bu konuyu sorun lütfen.

    “Redemptoris Missio (Kurtarıcı Misyon) isimli genelgesinde aynen şöyle diyordu: “Dinlerarası diyalog, Kilise’nin bütün insanları Kilise’ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır… Bu misyon aslında Mesih’i ve İncil’i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir.””

    1964 yılında 2. Vatikan Konsilinde kurulan ‘Hıristiyan Olmayanlar Sekretaryası’nın 1973 yılında, sekreterlik görevine getirilen Pietro Rossano, Sekretarya’nın yayın organı Bulletin’deki bir yazısında şunu belirtiyordu: “Diyalogdan söz ettiğimizde, açıktır ki bu faaliyeti, Kilise şartları çerçevesinde misyoner ve İncil’i öğreten bir cemaat olarak yapıyoruz. Kilise’nin bütün faaliyetleri, üzerinde taşıdığı şeyleri yani Mesih’in sevgisini ve Mesih’in sözlerini nakletmeye yöneliktir. Bu sebeple diyalog, Kilise’nin İncil’i yayma amaçlı misyonunun çerçevesi içinde yer alır.”

    Pietro Rossano, ayrıca diyaloğun şartlar gereği ortaya çıktığını, İseviliği ilk yayan Havarilerin metodu olduğunu şöyle ifade etmektedir:
    “Kilisenin henüz bulunmadığı yerlerde tesis edilmesi için yapılan bir faaliyet olarak anlaşılan misyon, artık diyalog olmadan başarıya ulaşamaz.”
    Bkz: Mehmet Oruç, Dinlerarası Diyalog Tuzağı ve Dinde Reform, Arısanat Yayınevi, 3.Baskı, s. 19-20.

    * * *
    “1984 yılından beri “Hıristiyan Olmayanlar Sekretaryası”nın başkanlığını yapan Kardinal Francis Arinze ise, geçmişten bugüne gelinen noktayı anlatırken bunun Kilisenin bir misyonu olduğunu ifade etmektedir: “Papa VI. Paul’ün vizyonu gerçekleşmektedir. Çünkü dinlerarası diyalog, Kilise misyonunun normal bir parçası olarak görülmektedir” (Bulletin, 59/XX – 2, 1985, 124).

    Papa’yı ziyaretinde Fethullah Gülen de bu konuyu vurgulamıştır:

    “Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz.” (F. Gülen’in Papa’ya mektubundan, Zaman,10.2.1998)

    Nihai hedeflerini de Papa II. Paul’un 2000 yılı mesajında şöyle bildiriyordu: “Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya’yı Hıristiyanlaştıralım.”

    Müslümanlar cephesinde ise; “Dinlerarası diyaloğun kararlı bir destekçisi ve teşvikçisi”nin Sayın Fethullah Gülen olduğu, Hocaefendi’nin onursal başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yayını “Küresel Barışa Doğru” kitabında bildirilmektedir. Yine aynı kitaba göre, Fethullah Hoca’nın, Papa II. Paul ile görüşmesinden önce bu diyaloğu daha önce başlatan üstadı Saidi Nursi’dir. Bediüzzaman Saidi Nursi’nin, bu konuda, Papa XII. Pier ile yazışma yaptığı, 1950’li yıllarda Fener semtinde ikamet etmesinin, Rum Patrik Atenagoras ile de yapılan diyaloğu kolaylaştırdığı aynı kitapta ifade edilmektedir. Dinlerarası diyaloğun lüzumu ile ilgili Hocaefendi’nin yayınlanmış pek çok makalesi ve kitabı var. (Mesela, “Hoşgörü ve Diyalog İklimi” kitabı tamamen bu konu ile ilgilidir.)

    (…)

    23/24.10.2003 tarihleri arasında; ülkemizde, bölücü faaliyetlerde bulunduğu iddiası ile kapatma davası açılan Alman Konrad Adenauer vakfının, Armada otelinde düzenlediği, “Türkiye ve Avrupa’da Din, Devlet ve Toplum- Dinlerarası Barışçı bir Ortak Yaşam için Olanaklar ve Engeller” konulu konferansa katıldım.

    Bu toplantıda “Dinlerarası Diyalog” projesinin önde gelen temsilcilerinden Prof. Dr. Niyazi Öktem yaptığı konuşmada bu projeye kimlerin destek verdiğini şöyle dile getirdi:

    “80’li yıllarda başlattığımız “Dinlerarası Diyalog” projesinde hayli mesafe aldık. Bu konuda bize en büyük desteği Diyanet verdi. Sayın Başkanın gün boyu aramızda bulunması bunun en güzel ispatıdır. Sivil kuruluşlardan ise destek, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ndan geldi. Vakfın onursal başkası Fethullah Gülen Hoca bize büyük destek verdi. Bütün bunların üstünde, Diyalog konusunun Türkiye’de ki mimarı, öncüsü Prof. Dr. Mehmet Aydın’dır. Her birine huzurunuzda teşekkür ediyorum.”” Bkz: A.g.e., s. 20-22.

    * * *

    “Bunu sağlamak için de, “Benim dinim son dindir, diğerleri yanlıştır” inancından vazgeçirmeği prensip edindiler. Dinlerarası diyaloğun mimarlarından M. Watt, “Modern Dünyada İslam Vahyi” adlı çalışmasında bunu açıkça yazmaktadır.

    Watt’a göre diyaloğun şartı “Benim dinim son dindir” inancından vazgeçmektir: “Dinlerin karşılaştırılması, yani üstünlük ve aşağılık açısından herhangi bir değerlendirmeye gitmemektir. Objektif anlamda geçerli olmadığı için gerçek diyalog anlayışı, bu çeşit karşılaştırmalardan vazgeçmeyi icab ettirir. Taraflardan biri “Benim dinim son dindir” derse bu olmaz; çünkü buradaki “son” kelimesi diğer dinlerden üstün olma veya diğer dinleri geçersiz kılma anlamlarına gelir. Bunun için, benim dinim diğerlerinkinden daha üstündür inancının terk edilmesi gerekir.””
    Bkz: A.g.e., s. 22-24.

    * * *

    “Dinimiz, İslamiyet’in son din olduğunu, diğerlerinin geçersiz olduğunu, onlarla dostluk kurulamayacağını bildiriyor. Diyalogcular ise, dostluktan da öte, diğer dinleri kendine yakın görmeği tasavvufta bir makam olarak telakki ediyorlar. Prof. Dr. Mehmet Aydın bunu bakınız nasıl ifade ediyor: “Bir sufinin, bütün dinleri birbirine yakın seviyede görmesi, zaten bu tevhid, vahdet makamıdır.” (II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri, s. 342)” Bkz: A.g.e., s. 28.

    * * *

    “Muhammed aleyhisselama inanmak imanın şartı değil mi?

    2- Bazıları, “Üç dinden herhangi bir dine inanmak yeterlidir. Mühim olan kelime-i tevhid inancıdır. Hz. Muhammed’i kabul ve tasdik etmek ise şart olmayıp bir kemal mertebesidir” diyor. Bazıları da “Ehli kitap ile amentüde ittifak halindeyiz.” İddiasında bulunuyor. (Ahmet Şahin, Zaman- 17.4.2000)

    Nitekim, Fethullah Gülen de şöyle diyor: “Kur’an-ı kerim, Kitap ehline çağrıda bulunulurken, “Ey kitap ehli! Aramızda müşterek olan bir kelimeyi gelin.” Nedir o kelime? “Allahtan başkasına ibadet yapmayalım”. Allaha kul olan başkasına kul olmaktan kurtulur. İşte gelin, sizinle bu mevzu üzerinde birleşip bütünleşelim. Kur’an devamla, “Allahı bırakıp da, bazılarımız bazılarımızı Rab edinmesin” diyor. Dikkat edin, bu mesajda, “Muhammedün Rasûlüllah” yok.” diyor. (Hoşgörü ve Diyalog İklimi. s.241)
    Fasıldan Fasıla kitabında da, “Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. Hatta kelime-i tevhidin ikinci bölümünü, yani ‘Muhammed Allah’ın resulüdür’ kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır…” demektedirler. (Küresel Barışa Doğru-131)” Bkz: A.g.e. s. 30-31.

    * * *

    “10 yıldır barış ve diyalog yolunda yürüdüklerini belirten Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak ise salondakilere seslenerek, “Siz olmasaydınız bu yollarda yürüyemezdik, biz bu diyalog denizinin içinde yaşayıp orada ölmek istiyoruz.” sözleri ile salondan büyük alkış aldı. (Zaman, 28.10.2003)” Bkz: A.g.e. s. 39-40.

    * * *

    “Hıristiyan teoloji uzmanı Aytunç Altındal’ın açıkladığına göre Papa, dünyadan iki kişiyi gizli kardinal tayin etti. Bu gizli kardinaller başka bir dinin mensuplarından seçildi. Yapılan araştırmaya göre, bu gizli kardinallerden birisi İslam dünyasında “alim” olarak bilinen birisidir. Bu gizli kardinal, mensup olduğu dinin veya mezhebin batıl olduğunu, gerçek dinin Hıristiyanlığın Katolik yorumu olduğunu ilan eder ve bağlılarıyla birlikte bu dine geçer. (7 Mart 1998, Akit)” Bkz: A.g.e., s. 59.

  47. mezaragirenyandı dedi ki:

    seni seni cahil seniii zeko hocayla görüşmeye devam et cınım sen yada yetmedi yaşar nuri hocayla ders alır ara sırada sevişirsin :D zaten konuşmaların tamamen tipik laik kişileri andırıo dini kullanmakmış tövbeestagfurullah ya… ha davacı olmak istiosan bir an önce lafını geri al yoksa bu vebali kaldırımazsın sana söyleyim. ben hakiki bir mümin değilim ama sizden çok şey gördüm sizin gibilerin konuşması düşüncesi ortada hepsi oy sonuçlarıda ortada cınım ama üzülmeni istimiorum birde kopyla yapıştır yapmayı bırak, eline git kendin al gazetiyii tamam mı cınım kendin gör gerçekleri…. yazık valla yazık yazmamam gerekirken siz Rabbini tanımayan bir çeşit ateismi, laikmi, keMAlcımı, mahalle karısımı ne idiyseniz artık işinize bakın bu tür yazılarla ya oyuna gelmeyin yada uğraşmayın millet yemio hani uyuo dediğiniz millet aslında onlar gün geçtikce ayağa kalkıo İnşallah sizin korkulu rüyaniz şeriat da gelecek. hadi son lafımda Allah hidayete erdirsin seni ve sizin gibi durumda olanlara

  48. mezaragirenyandı dedi ki:

    Kar zarar sistemi üzerine çalışan müesseseleri dinimiz ticari müessese saydığı için helaldir. Para yatırılır ve kar payı olarak verilen kısım da helaldir. Buralardan alınan krediler de caizdir. Devletin bu kuruluşları hukuki olarak koruma altına alması ise daha güzel olmuştur. İnşallah su-i istimalleri ve mağduriyetleri önlemeye vesile olur.

    yalanlarla yaşama :D
    seni seni cahil seniii zeko hocayla görüşmeye devam et cınım sen yada yetmedi yaşar nuri hocayla ders alır ara sırada sevişirsin şu caiz olayıda resmen saçmalık öyle bir şey zaten konuşmaların tamamen tipik laik kişileri andırıo dini kullanmakmış tövbeestagfurullah ya… ha davacı olmak istiosan bir an önce lafını geri al yoksa bu vebali kaldırımazsın sana söyleyim. ben hakiki bir mümin değilim ama sizden çok şey gördüm sizin gibilerin konuşması düşüncesi ortada hepsi oy sonuçlarıda ortada cınım ama üzülmeni istimiorum birde kopyla yapıştır yapmayı bırak, eline git kendin al gazetiyii tamam mı cınım kendin gör gerçekleri…. yazık valla yazık yazmamam gerekirken siz Rabbini tanımayan bir çeşit ateismi, laikmi, keMAlcımı, mahalle karısımı ne idiyseniz artık işinize bakın bu tür yazılarla ya oyuna gelmeyin yada uğraşmayın millet yemio hani uyuo dediğiniz millet aslında onlar gün geçtikce ayağa kalkıo İnşallah sizin korkulu rüyaniz şeriat da gelecek. hadi son lafımda Allah hidayete erdirsin seni ve sizin gibi durumda olanlara

  49. bir dost dedi ki:

    Tartışmalarda ve fikir teatilerinde, karşı tarafın fikirlerini tasvip etmediğiniz durumlar karşısında bile ahlakî değerlere ve etik davranış ilkelerine yakışır ifadeler kullanmak, bu gibi ortamların daha nezih ve daha seviyesi olmasını sağlar. Aksi halde o ortamın bayağılaşması ve seviyesizleşmesi kaçınılmazdır. Zaten bu hal, o şahsın yobazlığının, cehaletinin ve ahlaksızlığının bir göstergesidir.
    Aynı seviyeye inmemek adına Mevlana’nın güzel ve bir o kadar da manidar sözleri ile konuyu sonlardırmak istiyorum.

    “Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.”

    “Cehalet insanı çirkinleştirir.
    Suskunluğum asaletimdendir.
    Her lafa verilecek cevabım vardır.
    Lakin lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım adam mı diye.”

  50. mezaragirenyandı dedi ki:

    sen kendi seviyene bak, sen cehennemin birinci katında bulcaksın kendini inşallah. hem müslümanmış gibi hemde kuranda bazı bilgileri yoksa sayarak yada yanlış öğrenerek milletin doğru yerine yalan yanlış bilgileri farkında olmasanda bile onların hakkını almakla çok büyük yükün içine girmiş bulunmaktasın seni cahil seni. Hz.Mevlana dan alıntı yapıpta cevap verme hıyar.seni sviyesiz moron.

  51. bir dost dedi ki:

    Salyalarına temizle…

    • mezaragirenyandı dedi ki:

      Lan kafir noldu 25′lik noldu diecek lafın mı kalmadı diecektinde alıntı yapcam gene die vazmıgeçtin bok böceği.

  52. zafer20 dedi ki:

    gördüğümüz kadarıyla “bir dost” ne hıyarlık yapmış, ne de seviyesini düşürmüş! cehennemlik olup olmayacağına, kaçıncı katında olacağına sen mi karar verdin? hangi cemaatten olursa olsun, bir müslüman için bunu yazmak olur mu? bak yazdıkların kayıtlara geçti. bu, kişiye sorumluluk yükler değil mi? “mezaragirenyandı” burada kıyameti koparmak yerine sen de karşı görüşlerini bu köşeye konuk olanlar için ilmii bir metodla yazsan da biz de bu konu hakkında bilmediğimiz varsa aydınlansak! bakarsın sonra ikna oluruz, olmaz mı?

  53. meliha karaçam dedi ki:

    böyle önemli bir şahsiyeti karalamaya çalışmak iğrenç bişey.bediüzzaman hazretleri islama ve türlüğe ömrünü adamış çok nadir bir insandır ve türk milleti bu insana çok şey borçludur ve gün gelecek herkes ama herkes bunu çok iyi anlayacak boşuna uğraşmayın bu allah dostunu karalamaya allah izin vermez. başaramazsınız.

    • gyr dedi ki:

      çok haklısın kardeşim amacları islamı yıpratmaktır bunların, ne olacak bu şaçmalıklarda misyonerlerin işi

    • hezarfen dedi ki:

      ne içiyorsan bana da gönderir misin! kafam senin kadar güzel ve hoş görsün her şeyi..

  54. mezaragirenyandı dedi ki:

    zafer bey seninde ondan bir farkın yok ona söylediklerim aynen senin içinde geçerli cınım. ben neden admini göremiorum sizmisiniz yoksa :D:D:D ne ikna olcaksın kardeşim al eline Kuran oku tabi anlayabilmek lazım bir yandanda hocalarla görüşmen gerekcek Ahh ahhh cumhuruet döneminde alimler astırılamasydı, yeşilcamda hocalar üfürükçü die gösterilmeseydi bugün benden bile üstün olacaktınız neyse ki Allah bu kadar akıl vermis size. hadi ben kaçar. silivrideki dostlarınıza da selllam olsun :D ha bu arada risaliye nuru okuyun demiorum anlayamazsınız pek çok bilmediğiniz kelimeler var ondan tavsiye etmem herkeze ona göre az önce sana ettiğim için de kusra bakma cınım beynin basmazz.

    • zafer20 dedi ki:

      benim bildiğim “nurcu” böyle değildir ama sen herhalde kusurlu versiyonusun bak, kendini geliştirebilmen için başka eserlere de gözatmalısın, sadece risale okuyorsun desek ama bakıyorum senin, risalelerden de anladığın birşey yok. risaleler; edebi olarak da, imla olarak da, itikadi olarak da hatalarla hatta daha da ötesi saçmalıklarla dolu olsa da senin gibi saldırgan şakirt yetiştirmez .bizim dediğimiz; okunsun ama sadece buna bağlı kalınmasın. dünyalar kadar islami kaynak var bir o kadar da ilim sahibi zevat var ve Yüce Rabbim Kur’anda kaç defa aklınızı kullanın, size birşey söylenirse doğrusunu araştırın buyuruyorken doğruları ortaya koymada nasıl sadece risalelerle sınırlı kalınır, bu anlaşılır şey değil! son olarak şunu da diyelim: sadece risaleleri referans alarak kendini geliştirmiş müslüman tipi, bugün dünyada ortaya konulması gereken bir müslüman tipi değildir, -elbette biz asr-ı saadet müslümanı olduğumuzu falan söyleyemiyoruz ama- asr-ı saadet müslüman tipi hiç değildir. biz doğru olanı bulabilmek için bize verilen akılla ulaşabildiğimiz tüm imkanları kullanmak, onları en iyi şekilde değerlendirmek zorundayız. alim de olsalar, insanlar yanılabilirler ama gerçek yanılgı da bu yanılabilen -alim de olsalar- bu insanları yanılmaz kabul etmek ve gözü kapalı peşlerine takılmaktır. VVVVVYaradanımız işte bunu yasaklıyor. risaleleri okuyorsan sana bir de risaleleri ilmen çürüten kaynak vereyim hem mukayese ede ede okursun: http://www.islah.de/menhec/men00015.pdf

      • mezaragirenyandı dedi ki:

        yawrucum hak kitap kurandır. herkez risaliyenurun önemini bilir taki sizin gibi saçmalık diyen salaklar bilmez… bende okumadım hepsini çnkü bende zor anlıorum siz anlamayınca size tabi saçma gelir asıl kabahat size açıklama yapanlarda onlarda tahminen konuşurlar sende onlara uydun bokunu çıkardın. said nursi alimden daha büyük bir hocadır. etknik kökeni beni ilgilendirmez sizin gibi ırkçı değilim ben siz gidin çakma göbekli prof. zekoyla qonuşş :D olm buraya kadar ben sana diyim artık burada sizin tipik kemalistçi efendi atatürk için herşeyi yaparsınız savınırsız edersiniz kaşınırsınız ee ozmn cınım sen bugün Allah için naptın sadece bunu konuştun başkada hiçbibok yapmadn dimi. ha ben nurcu ha sofi ha ismailoğlu ha iskerden cemaatinden ne fark eder cemaat aramızda sadece siyasi düşünce farklı olur Asla başka bir düşünce farklı olmaz, van için 60 millyon nasıl toplanıo sanıon gel sende aramıza katıl garip ol. başkada yazmam artık haydi Allah’a emanetsiz bir an önce aklınız başınıza gelir inşAllah

  55. azrail dedi ki:

    RİSALE-İ NURU OKUYORUM AMA TAM ANLAYAMIYORUM ?

    Risale-i Nurları okumaya başladıklarını, ama bazı kelimeleri anlayamadıkları için okumayı bıraktıklarını ifade eden kardeşlerime ;

    - Kat’î ve çok tecrübelerle anlaşılmış ki, imanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkikî yapmanın en kısa ve en kolay yolu Risale-i Nur’dadır. Evet onbeş sene yerine, onbeş haftada Risale-i Nur o yolu kestirir, iman-ı hakikîye îsal eder.

    - Dünyaya ait bir ilmi anlamak için bile, aylarca yıllarca eğitim aldığımız halde ki ( faydası sadece dünyaya aittir ) Ebedi hayatımıza en lüzumlu ilim olan İMAN İLMİNİ öğrenmek için ne kadar mücadele etmemiz gerektiğini siz düşünün !

    - Bu eserlerde geçen ve şimdiki nesle yabancı gelen temel kelimeler bin kadardır. Bir aylık bir çalışmayla bunlara aşina olmak mümkündür. Bunu bırakıp kolaya yönelmek kahramanlık değildir. Unutmamak gerekir ki, “Zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”

    - Risalelerin kelimelerine yabancı kalanlar, lügat kullanarak bu eksiklerini tamamlayabilirler. İsterlerse de lügatli olarak basılan nüshalardan okuyabilirler. Bu, onların tercihine kalmış bir durumdur. Mühim olan anlamak ve istifade etmektir.

    - Bulunduğunuz yerlere yakın yerler de bulunun Risale-i Nur Sohbetlerinin yapıldığı yerlere gittiğiniz de, orada bulunan Nur Talebeleri sizin okurken anlayamadığınız yerleri kendilerine sorduğunuz da büyük bir zevk ile size yardımcı olacaklardır.

    - Benim tavsiyem mutlaka ama mutlaka Risale-i Nuru en az bir kere düz olarak okumak ve üslubuna aşina olmaktır. Zaten sizler de bir kere bitirdikten sonra alışacak ve ne kadar harika bir Kur’an Tefsiri olduğuna karar verecek ve en ufak bir zaman bulduğunuz da bu eserleri okumaya çalışacaksınız.

    saidi kötülüyen zatlar sizin için değildi bu yazım, bu yazı sadece kafası karışmışlar içindir burda takılıp gören olursa die ve görenler içinde şunu söyleyeyim sizde yazımı paylaşarak kendinize sevap işlemiş olursunuz.

  56. misafir dedi ki:

    Objektif Yaklaşım:

    Risalelere bir şey diyemem. Yani içinde çok güzel noktalar var, eleştirilen kısımlar da da büyük ihtimal Said Nursi yanlış anlaşılmıştır.

    Ancak bulunduğu dönemin en büyük alimi olmadığı kesin. Yukarda bi kardeşimiz yazmış büyük alimleri.

    Diğer konu ise Said Nursi’nin 2.Abdülhamid’e karşı yaptığı yanlış kesinlikle küçümsenemez. Kimse bu konuda üstadı savunmasın. Kendisi bile sonradan pişman olmuş ve Abdülhamid’in torunundan helallik dilemiştir.

  57. azrail dedi ki:

    bende senin son sözünü katılayorum. ama sende söyle bana türklerin müslümanlık tamemen elden gitmesin die okadar uğraş verip ve o kadar davalarla meşgul olup bu zmana yaymayı başarabilen alim var mı varsa söyle

  58. gyr dedi ki:

    misyonerlerin islamın büyümseni önlemek için sözde said-i nursi efendinin hakkında saçlamadığı bir gerçektir, said nursinin yazdıklarını hepsini okusaydı şimdi böyle konuşmazdı sözde said-i nursiyi karalayan şahış? islamı bilmeyen said-ı nursiyi nerden bilsin

  59. serdargöktürk dedi ki:

    yaradanım ALLAH’tır
    peygamberim HZ. MUHAMMED’dir
    kitabım KURAN-I KERİM
    haricinde hiçbişeye inanmam…
    ama anlamadığım bi nokta var risalei nur kuranın özeti die anlatıldı bize nurcu abiler tarafından…
    Abdulkadir Geylaniye veya Hacı Bayramı Veliye nasip olmayan bu özet nasıl olurda said nursiye nasip olur??? veya risalesinde yazdığı gibi alemlere gönderilen HZ.Muhammedin aynası olarak nasıl kendini görür…? hamdolsun Kuran-ı Kerim den başka bir kitaba ihtiyacımız yoktur inancımız için… ve öyle şifrelerle dolu ebcet hesapları gerektiren bi yanıda yoktur…gayet açık ve nettir herkesin anlayabilmesi için…

  60. BOZKURT dedi ki:

    RİSALE-İ NUR’UN EBCED-CİFR YOLUYLA KUR’ANI KERİM ÂYETLERİ’Nİ TAHRİF (BOZMA-GERÇEK MÂNÂSINDAN KAYDIRMA) ETMESİ

    Hurafe Merkezli Nurculuk Dininin Başucu Kitabı Risale-i Nur’un Ebced-Cifr Yoluyla Kur’an-ı Kerim Ayetlerini Tahrif (bozma) Etmesi

    Said Nursi; büyücü ve sihirbazların (Hurafecilerin) kullandığı ve hiçbir doğruluğu olmayan, hayal mahsulü ve yalan olan ebced-cifir hesaplarını kullanarak, Kuran’ı Kerim’in 33 ayetini (kendisini ve kitaplarını kutsallaştırmak için) saptırmış ve tahrif etmiş midir?

    “Kimi Yahudiler kelimeleri yerlerinden tahrif ederler (yerleşik anlamlarından kaydırırlar), bunu dillerini bükerek ve dine saldırarak yaparlar.” (Nisa 4/46)

    “Yazık o kimselere ki kendi elleriyle Kitap yazarlar; sonra « Bu, Allah katındandır.» derler ki, karşılığında az bir bedel alsınlar. Yazık o, kendi elleriyle yazdıklarından dolayı onlara! Yazık onunla kazandıklarına! (Bakara2/79)

    Devamı: http://www.deuforum.com/printer_friendly_posts.asp?TID=16707

    “Mürşidi Kâmil olmayanın mürşidi Şeytandır…”
    Selamun Aleykum.

  61. Cengiz dedi ki:

    Merhaba bu kadar yersiz iftiralar her dönem de olacaktır.M.Kemal ATATÜRK ‘e hala bir sürü iftira vardır.Said Nursi yi eleştirenlere tek diyecek sözüm sizde onun kadar okuyun o kitapları siz yazın insanlar aydınlansın çamur at izi kalsın bu kadarınada pes doğrusu.Ben Said NURSİ yi hiç sevmezdim uzun bir süre bir islami konuda araştırma yaptım vardığım sonuç Said NURSİ nin ulaştığı sonuçtur.Ha ben konunun ne olduğunu desem beni de kafir ve mürkep ile suçlarsınız siz gidin ilk önce okuyun ondan sonra eleştirin başka bir şey söyleme gereği duymuyorum…

  62. İzzet dedi ki:

    Hazret-i Bediuzzaman “Mühim ve büyük her bir umur-u hayriyenin çok muzır mani’leri olur.” demektedir elbette sizin gibiler de olacakki ebu bekir gibi elmas ruhlularla Ebu cehil gibi kömür ruhlular birbitrinden bu şekilde ayrılacaklar.
    bediüzzaman gibi bir insan başka bir memlekette olsa insanlar bizin böyle bir dahimiz var diye gurur duyardı.
    Yapılan eleştirileri okudum ..bunları yazan zat hep tevrat ve incille ilgili konularda hatalar bulduğunu iddia etmiş. Yahudilik ve hristiyanlık hususundaki uzmanlığınızın yanında Birazda islami konuda araştırma yapsanızda saygı nedir-islam büyüklerine nasıl hitap edilir-İslam peygamberinden Nasıl bahsedilir öğrenseniz iyi olur. Aşağıdaki ifadeler sizin yukarıda yazdıklarınızdan iki bölüm.
    —Tevrat ve Zebur’u yeterli bulmayan Said Nursi, efendisini biraz daha yüceltmek için, bu sefer de, İncil’e ayetler yerleştirmekten geri kalmıyor.
    —Ancak Said Efendi, burada da ufak tefek saptırmalarla Muhammed’i, Hristiyanların Kutsal Ruh tanımlamasına uydurma gayretleri içerisindedir
    ————————————————————————–
    Senin Said Nursinin efendisi Dediğin islam peygamberi HZ Muhammetdir.
    Muhammet diye yazdığında senin asker arkadaşın değil Allahın Son peygamberi Hz muhammettir.
    Evet bu iki satır bile sizin gerçek niyetinizi ortaya çıkarmaktadır.
    6666 ayet herkesin aklında kalsın diye söylenen bir sözdür. Besmele ayet midir değilmidir surelerin başına teberrüken mi konulmuştur. İslam uleması arasında konuşulan bu konu bile toplam ayet sayısını farklı kılmaktadır. bu herkesin bildiği bir konudur.
    Bu kadar yanlış bilgi ve yorumlar yapan şahısların sözleri , neffasati fil-ukad tarzındadır.
    130 Parçadan oluşan 6000 sayfalık eser yazan Bediüzzaman Said Nursi ye saygılar sunarım. Mevlam bizi ondan ve onun gibi insanlardan dünyada ve ahirette ayırmasın.

  63. jun8 dedi ki:

    Her şeyi geçtim. İsteyen istediğinin peşinden gitmekte özgür. Fakat beni en çok üzen, ne zaman Nurcu kardeşlerimle manevi sohbetler yapsak verdikleri bütün örnekler Risalelerden.. Yahu bir ayet örnekleyin bir hadis örnekleyin. Eğer sizin İslam binanız Risale ve Said Okur üzerine kuruluysa Allah yardımcınız olsun. Temeli Kuran ve Sünnet olmayan bir islam binası sizi ahiret hayatında muhafaza edemez. Öte yandan ”Kuran-ı Kerim’i anlama hususunda en büyük kaynak” diyorsunuz ya şu Risalelere…Yunus’un bir kaç şiiri binlerce Risale’ye bedel. Bu adamı bu kadar kutsallaştırmak, adeta haşa Peygamber yerine koymak şirktir. Bu adamın edeple, imanla ilgili çok güzel açıklamaları var. Okursun alacağını alırsın geçersin. Kendinizi buna adayıp işi siyasileştirmenin hiç bir manası yok. Özellikle Fettullah Gülen denen sahtekarın Vatikan’da yaptıklarını gözlerimle gördükten sonra, Nur cemaatinin dini değil siyasi olduğundan çok emin oldum. Vebal aldırmama, menzile gidene kadar her pisliği mübah sayma.. Merak etmeyin içinizde çok kaldım. Özellikle bu menzile kadar her şeyin mübah sayılması hadisesini çok iyi bilirim. Devlet kadroları bizimle dolana kadar KPSS’de sorular çalınabilir. Biz İslam’a hizmet ediyoruz. Günah değil. Bunun değil müslümanlıkla insanlıkla bile bağdaşır yanı yok. Bir çoğunuz temiz, güzel kardeşlerimizsiniz. Allah’a varmanın binlerce, milyonlarca yolu var. Bırakın şu ne olduğu belli olmayan yolu!..

    • allaha varmak için boş durmak yerine said nursi gibi hocaefendi gibi önemli şahsiyetlerin esrlerini okuyup anlamak boynumuzun borcudur.onların esrleri zaten kurandaki şeyleri anlatıyor.e be gafil jun8

  64. itiraz dedi ki:

    Said Nursi asrı tedavi edebilecek çapta birisidir. Ekmel ül ulemadır. Bazı kardeşlerimiz menfi şeyler yazmışlar, bunlar doğru değildir. Hele hele başka hususlarla ilgili olarak indirilmiş ayeti kerimelerin meallerini hiç bir ilminiz olmaksızın islam alimlerini kötülemek için kullanmak tehlikelidir. Ayet şu anlama gelir diye bilip bilmeden konuştuğunuzda söylediğiniz doğru değilse yapılan hareket insanı küfre= kafirliğe götürebilir. İsabet etse bile bilmeden konuştuğunuz için günah olur, ayrıcada Allah’ın muttaki salih kullarının etini yemeyin gıybetlerini etmeyin. Had bilmek lazım.

  65. ibrahim mert bahar dedi ki:

    risale okuyup birşey anlamayan köre gerektir iri camlı bi gözlük içinde bir çok tılsım olan risalelerdeki tılsımı çözen adam Allah ın sevdiği kulları arasına girer unutmaki ademoğlu senide Allah yarattı onun yolunda canını vermeye hazır onlarca kez zehirlenmeye uğraşılmış isyanlara papuç bırakmamış bir adama laf edersen Allah senin hakkında gerekeni yapar onun adaletine sual olmaz EYVALLAH…

  66. fatih dedi ki:

    bediüzaman yalan söylüyoda sizler doğruyu söylüyorsunuz ölemi allah akıl fikir versin bunları yazanlara tevrat hakkında yazdıklarınız doğru değildir bu güne kadar değişmeden gelen tek ilahi kitap kuran dır tevrat incil zebur bunlar hepsi zamanın papazları hahamları kendi yaşam biçimlerine göre düzeltmeler yapmıştır yani saidi nürsinin yalan sölediğini ispatlayabilmeniz için öncelikle onun kadar çok düşünüp okumanız ve akabinde yazmanız ve eserler çıkarmanız lazım burda bir din adamını kötölemek kaldıkı vefatından sonra bile kabrinde rahat bırakılmayan bir ilim adamını kötölemek hiç birinizin haddine olamaz.

  67. gerçekler yadsınamaz dedi ki:

    s.a nurcu arkadaşlara bir soru :

    Gaybı Allahtan Başkası Bilebilir mi ? Mesela Hz Ali. Bana bunun cevabını verin evet bilebilir derseniz ayete karşı gelirsiniz hayır bilemez derseniz said nursinin ne kadar hayal ürünü şeylerle uğraştığını anlarsınız . Kendi yazdığı kitabı “pardon ( ona bir şekilde gökten gelen) risale nuru kuranla bir tutmak kuranı inkar etmektedir.
    ” ON SEKİZİNCİ LEM’A
    haber veriyor. Çünkü, meşhur olan karn kırk sene değil o zaman istilahınca ağleb-i ömür olan altmış seneden ibarettir. Çünkü bir devir altmış senede değişir. Bu suretle İmam-ı Ali’nin (r.a.) hicretten otuz sene sonra Kûfe’de yazdığı bu Ercüze’deki dokuz defa altmış, otuza ilâve edilse beş yüz yetmiş oluyor ki, Cengiz’in ve Hülâgu’nun hücum ve tahribat zamanıdır. Sonra Hazret-i Cebrail’in, Âlâ Nebiyyina ve Aleyhisselatü Vesselam huzur-u Nebevîde getirip Hz. Ali’ye Sekine namıyla bir sahifede yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali’nin (r.a.) kucağına düşmüş. Hz. Ali diyor: “Ben Cebrail’in şahsını yalnız alâimü’s-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sahifeyi aldım, bu isimleri içinde buldum” diyerek bu İsm-i Âzamdan bahs ile bazı hadisatı zikirden sonra tahdis-i nimet suretinde diyor ki:

    فَكُلُّ مَعْنًى مِنْ عُلُومٍ فَاخِرَةٍ - مِنْ مَبْدَإِ الدُّنْيَا لِيَوْمِ اْلاٰخِرَةِ

    قَدْ صَارَ كَشْفًا عِنْدَنَا عَيَانًا - وَكُلُّ ذِى شَكٍّ غَدَا مُهَانًا

    yani “Evvel-i dünyadan kıyamete kadar ulum ve esrar-ı mühimme bize meşhud derecesinde inkişaf etmiş, kim ne isterse sorsun, sözümüze şüphe edenler zelil olur.” Sonra yine İsm-i Âzam içinde bulunan o altı Esma-i Hüsna’dan bahsedip birdenbire aynen Gavs-ı Geylanî’nin ihbar-ı gaybisi gibi Hülâgu asrından bu asrımıza bakıyor. İkinci bir keramet-i gaybiyeyi izhar ediyor. Ve diyor ki:

    اَحْرُفُ عُجْمٍ سُطِّرَتْ تَسْطِيرَا (HAŞİYE) بِتَّ بِهَا اْلاَمِيرُ وَالْفَقِيرَا

    1- HZ PEYGAMBER EFENDİMİZE BİLE YAZILI OLARAK HABER GELMEMİŞTİR…
    2- MADEM HZ ALİNİN BU KADAR PAYGAMBERLERE TANINAN CEBRAİLLE HABER VERİLME LÜTFUNA SAHİP OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOSUNDA NEDEN 1 TANE YAZINDA HZ PEYGAMBER EFENDİMİZ VEFAT ETTİĞİNDE HZ ALİYE EMİRÜL MÜMİNLİK VERİLMELİYDİ DEMEDİN….
    3- HZ ALİNİN “Ben Cebrail’in şahsını yalnız alâimü’s-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sahifeyi aldım, bu isimleri içinde buldum” DEDİĞİNİ KİMDEN RİVAYET EDİYOR YOKSA KENDİSİNİ BİZZAT GÖRDÜĞÜNÜ MÜ İDDAA EDİYOR ?
    4- İYİ OKUYUN “Sonra Hazret-i Cebrail’in, Âlâ Nebiyyina ve Aleyhisselatü Vesselam huzur-u Nebevîde getirip Hz. Ali’ye Sekine namıyla bir sahifede yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali’nin (r.a.) kucağına düşmüş.” HZ PEYGAMBER EFENDİMİZ DURURKEN ONUN BULUNDUĞU BİR ORTAMDA CEBRAİL GAİPTEN HABERLERİ HZ ALİYE VERMİŞ??? SİZ PEYGAMBERE İMAN ETMİYOR MUSUNUZ ???

    DAHA BUNLARI FAZLASIYLA ARTIRABİLİRİM ÇOK FAZLASIYLA HATTA BİR ÖRNEK DAHA ;
    BEN ÇOCUKKEN VE BÜYÜDÜĞÜMDE BİRŞEYİM KAYBOLDUMU YA GAUS SANA BİR FATİHA BANA YARDIM ET DERDİM VE KAYBETTİM ŞEYİ BULURDUM BU BELKİDE BİN DEFA BAŞIMA GELMİŞTİR DİYOR ÖZET OLARAK…. OKUYACAKLARINIZ KURAN AYETLERİDİR DİKKAT!!!

    Bismillahirrahmanirrahim.

    Elhamdü lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel müstâkim. Sırâtellezîne en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.

    “« Hamd, âlemlerin Rabbi, merhametli olan, merhamet eden ve Din Günü’nün sahibi olan Allah’a mahsustur. (Allahım!)
    Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların, sapmayanların yoluna eriştir. »”
    “”Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.””
    arkadaşlar şaka yapmıyorum kendinize gelin ALLAH hepimizi hidayete erdirsin, bilmeyerek ve bilerek işlediğimiz günahları affetsin kuşkusuz o merhamet ve hikmet sahibidir.

    • gerçekler yadsınamaz dedi ki:

      O bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz. Ancak seçtiği elçiye açar. Çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler salar. Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır * [Cin 26, 27, 28]

      BUNU DA OKUYUN GAYİPTEN HZ ALİYE HABER GELMİŞTİR DİYENLER SİZCE HZ ALİ ELÇİMİDİR ??????????

  68. isimsiz dedi ki:

    sizin bu gibi laflarla eleştirmeye çalıştığınız adamın hayatı boyunca 1metrekare toprağı olmamıştır asılsız şeylerle itham ettiğiniz adamın muhatabıda siz değilsiniz zaten hayatı boyunca bizim gibi islama hizmet etmiş bir ecdadın torunlarını dinsiz felsefeden korumaya çalışmıştır asayı musayı açıp okuyun dinsizliğin belini kırmıştır ”bizim düşmanımız cehalet zaruret ve ihtilaftır bu üç düşmana karşı sanat marifet ve ittifak silahı ile cihad edeceğiz” diyen biridir lütfen biraz daha araştırıp okuyun ayrıca ”ben tarafsızım” deyipte bu adamı yerden yere vuranlar tarafsız olmadıklarını yaptıkları çok ağır eleştirilerle belli ediyorlar ve şu anki okullarda okuyupta o kitapları tarafsız eleştirmeniz mümkün değil milliyetçiliğin yanlış olduğunu Peygamber Efendimiz (s.a.v.) veda hutbesinde belirtmiştir bizim büyük bir islam birliğine ihtiyacımız vardır milliyetçilik fikrini fransız ihtilali ile dünyaya masonlar soktular bu adamın İslam birliğinden başka bir amacı yoktur şeyh sait isyanınında karşısındadır.

  69. Süleyman dedi ki:

    “Cevab-ül ahmak-is sükût” kaidesince böylelere karşı cevab, sükûttur. Fakat bazı ahmakların arkasında bedbaht gafiller de bulunduğundan deriz ki: Ey bîçareler! Bu dünya bir misafirhanedir. Madem ölüm var, kabre girilecek. Bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. Bir defa top tüfenk denilse, bin defa Allah Allah demek lâzımgelir.

    Şualar ( 439 )
    Bediüzzaman Said Nursi(r.a)
    Allah sonumuzu hayr etsin…..

  70. ksk dedi ki:

    Sevgili Admin.
    Said Okur’un nasıl bir düzenbaz olduğunu, Risalelerin yalan dolan boş laf kalabalığı ile dolu birer paçavra olduğunu gayet net bir şekilde, delilleriyle birlikte sunmuşsun.
    Yanlız şu var ki bu Nurcu şakirt tayfa, çift haneli iq seviyesinde, kafası fazla çalışmayan, küçük yaşlardan itibaren sorgulamayıp biat etmeye programlanmış cyborglar olduklarından , Said-i Okur mezardan kalkıp “Yazdıklarımın hepsi götümden sallamadır inanmayın lan boşa” dese bile bu adamlar ikna olmazlar.

  71. Memduh Karbaçov dedi ki:

    MEHMET ÂKİF ve SÂİD NURSİ

    Sâid Nursiʼye hiciv yazmış Âkifʼim güya
    Onları birbirine, düşürmek boş bir rüya

    Şiirin muhâtabı, ayân beyân ortada
    Sâid saklı değil ki sondaki üç noktada

    Kitâb-ı İlâhîyi üstâd payimâl etmez
    Âkif bu şenaati, asla ona mal etmez

    Sâidʼim hiç etmedi, Şeriatimi murdâr
    Onu yere atarak kirletense bir serdâr

    Kutsal Kâbetuʼllâha çifte sallamaz Üstâd
    Ki bu ilâhî mekân, ümmete bâki bünyâd

    Secdeye giden bir baş kıbleye tükürür mü?
    Kabe örtüsüne de salyayla sümkürür mü?

    Hele hele de ,,Sâidˮ yapar mı böyle bir şey
    Buna tenezzül eden birkaç tane dinsiz bey

    Başından sarığını dahi çıkaramadın
    Yılan gibi dilini yutup hıçkıramadın

    Tenine dokunanlar geberdi gitti dostum
    Bir Fatiha yerine hepsine lanet kustum

    Şâir Âkifʼi düşman edemezsin Sâidʼe
    İkisi gökten inmiş, nûrla dolu mâide

    Biz bir budun etini yeriz siz de kemiği
    Yüzünüzde âşikâr, kelbin jesti mimiği

    Bu iki sofrada balık, yeriz siz de kılçığı
    Ekmeğe bal süreriz, siz de sulu balçığı

    Nûr deryâsından çıkmış balıklar göze şâfi
    Onu Hakkʼa açmaya, ,,Asay-ı Musaˮ kâfi

    Risâleler deryâdır, Safahat dev dalgası
    Ortak noktalarıysa bir hakikat kavgası

    Beyninizi çürütmüş düşmanlık ve dinsizlik
    Gerçeği teşviş etmek vicdanen bir densizlik

    Bu muhteşem şiiri ,,Üstâdaˮ yamama hiç
    Yamayanın başına durmaz iner bu çekiç

    SAFAHATʼIN dilini, anlamadığı açık
    Aralarına fitne sokmak istiyor kancık

    Bu dava adamları devdir her düşüncede
    Koca bir ömür geçti sürgünle işkencede

    Ne kadar da çok kansız varmış vatanda şaştım
    Bunlarla gece gündüz ,,kalemleˮ çok savaştım

    Sen rahat uyu Âkif! Yüce kalemin bende
    Ruhun, düşüncen ve elemin bu bedende

  72. La Tahzen dedi ki:

    Risalelere hatasız gözüyle bakmak KUR’AN-a , Said Nursi’ye hatasız gözüyle bakmak ALLAH’a iftira olur ! Dikkat edelim .

    Said Nursinin emeğini-çabasını-mücadelesini de göz ardı etmek o’na haksızlık olur. Bunu da inar edemeyiz.

    Kur’ana vakıf olmadan risale okumak risklidir zira akıl ve şahsiyeti risaleler inşa ederse kur’an 2.planda kalır, önce kur’anla hayat bulmalı sonra yan eserler okunmalıdır. Eğri doğru,hak batıl ancak böyle anlaşılır. Evinize gelen öğrencilere kur’an ayetleri okuyunuz kur’anla tanıştırınız kur’anla şahsiyet kazandırınız sonra ne okursa okusunlar risalelerden cin ali serisine kadar…aksi halde vebale girersiniz kardeşler !

  73. ngn dedi ki:

    Abdülmecid Efendi (Bediüzzaman’ın naaşını yıkayan zat) Abdülkadir Badıllı anlatıyor:

    Hazret-i Üstad’ın mübarek cenazesini yıkamak şerefine nail olmuş olan Molla Abdülhamid Efendi, aslen Erzurum’lu olup, Birinci Cihan Harbinde muhaceretle Urfa’ya gelmiş. İlk geldiğinde çok genç imiş. Memleketteki medrese tahsili yarıda kalmış. Urfa’ya geldikten sonra, Urfa’lı meşhur Buluntu Abdurrahman Hocadan tahsilini tamamlamıştır. Bu zat Urfa da herkesçe sevilen ve hürmet edilen ehl-i takva muhterem bir âlimdi. Molla Abdülhamid Efendi, Hazret-i Üstad’a çok muhabbet besliyen ve Üstad’ın Urfa’daki talebelerine şefkatle kucak açan ve himaye eden bir zattı. Sağlığında Üstad Hazretlerine birçok Arapça mektuplar yazdı. Kendisi Cizreli meşhur Şeyh Seyda hazretlerinin halifesi iken, Hazret-i Üstadın Risale-i Nur mesleğini benimsedi ve yalnız Hazret-i Üstad’ın vird edindiği dualarını okuyordu. Hazret-i Üstad’ın Urfa’ya gelişi ve vefatıyla ilgili rü’yası ve hatırası da şöyledir: (Molla Abdülhamid bu rü’yasını birçok defalar, hatta her görüştüğümüzde bize anlatırdı.)

    “Ben her sene Ramazanın yirmisinden sonra bir cami de i’tikafa girerdim. O sene yine Kadıoğlu camiinde i’tikafda idim. Hazret-i Üstad’ın Urfa’ya geldiği günde bana haber verdiler. Fakat ben i’tikafta olduğum için, şafiî mezhebinde “çok zarurî bir sebeb bulunmazsa i’tikafdan çıkılmaz” diye çıkma fetvası olmadığı için, çıkamadım. Amma çok üzgündüm. Birinci günü öyle geçti. İkinci gün kuşluk vakti oldu. Ben Üstadı görmeye ve ziyaret etmeye çok çırpınıyor ve can atıyorum. Fakat itikafdan da çıkamıyorum. İki rek’at Duha namazını kıldım ve biraz yattım. Rüyamda Üstadı gördüm kendisine: “Seyda, ben i’tikafdayım, çıkamadım, ziyaretinize gelemedim” dedim. Üstad mütebessim bir çehre ile bana Arapça olarak: “Fihi vechün” dedi. Başka bir şey demedi. Bunun Türkçesi: “Bir yolu, bir fetvası vardır” demektir. Uyandım, düşündüm; rü’ya olduğu için, rü’ya ile şer’î meseleler noktasından amel edilmediği için, yine çıkmaya cesaret edemedim. Hem Üstad Urfada çok kalacak zannediyorduk. O gün de çıkamadım ve akşam oldu. O gecenin sabahında Üstad’ın talebeleri gelip beni aldılar. Üstad’ın yanına götürdüler. Fakat eyvah Üstad’ı vefat etmiş buldum. Üstad’ın talebeleri vefatından şüphelenerek gelip bana haber vermişlerdi. Tabii artık gittiğimde her şey bitmişti.

    Doğu Vilayetlerinin ünlü alimi Şeyh Abdurrahman-ı Tağî Hazretleri: Abdülkadir Badıllı, bu zatla alakalı şu hatırayı yazmaktadır: Nurşin köyü bahsi münasebetiyle; Seyda lâkabıyla meşhur Şeyh Abdurrahman-ı Tağî (K.S.) Hazretleriyle, Bediüzzamanın küçüklüğünde cereyan etmiş manidar bir hatırasını nakletmeden geçemiyoruz. Şöyle ki: D. Bekir Hazro ilçesinden olup, uzun zaman Urfa’da merkez vaizliği yapmış, halen hayatta (1996da vefat etti) Molla Derviş Efendi şöyle bir hatırayı anlattı. Bu hatırayı da, Hazret namıyla ma’ruf, Şeyh Abdurrahman-ı Taği’nin oğlu Muhammed Ziyaüddin Efendi’nin yeğeni Şeyh Mâsum’dan işitmiş. (Bu hatırayı ben ayrıca Şarklı birkaç âlimden de duymuşumdur.):

    Bediüzzaman Hazretleri henüz küçük bir talebe iken, Nurşin köyüne birkaç kez geldiği gibi, bir defasında yine Nurşin’e gelmekte iken, Seyda Hazretlerinin âniden divangâhından kalkarak, Nurşin köprüsüne dogru yürüdüğünü görürler. Bazı halifeleri de Seydanın arkasına düşerler. Görürler ki, uzaktan bir çocuk geliyor. Seyda Hazretlerinin o çocuğa doğru yürüdüğünü görürler. Sonra Seyda o çocuğun yanına gidip, elinden tutar, köye getirir. Beraber divana gelirler. Ve Seyda emreder: Divanda kimse kalmasın. Seyda Hazretleri küçük Said ile uzun müddet yalnız kalırlar. Bazıları anahtar deliğinden bakmaya cesaret eder, görürler ki; Seyda Hazretleri diz çökmüş, gözleri yumuk, murakabe halinde… Küçük Said ise, ayakta sapsarı kesilmiş, elpençe durur vaziyettedir. Sonra Seyda Hazretleri kapıları açar, talebeler divana gelirler. Seyda Hazretleri cemaate der ki: Merak ettiğinizi biliyorum. Meseleyi anlatayım: Cenab-ı Hak bu çocuğa ilim merhalelerini tayyettirdiği gibi maneviyatı da ona öyle tayy buyurmuştur der.

    Türkiye’yi ziyaretlerinde Bediüzzaman ile görüşen Pakistan Maarif Nâzır Vekili Seyyid Ali Ekber Şah: Emirdağ Lahikasındaki bir mektupa kendisinden şöyle bahsedilmektedir:

    Geçen sene Türkiye’yi ziyarete gelen Pakistan’lı bir vekil, kırk-elli üniversite talebesine:

    “Kardeşlerim, ben âlem-i İslâm’da aradığımı Türkiye’de buldum. Bediüzzaman yalnız sizin değil, o bütün âlem-i İslâm’ındır. Ve yakın bir zamanda bütün İslâm âlemi onu anlayacaktır. Siz bu Nur eserlerine dikkatle bakın. Ben bunu doksan milyon İslâmlar içinde neşredeceğim.

    Benim âlem-i İslâm hakkında pekçok endişelerim ve Üstad’a pekçok soracaklarım vardı. Bir saat kadar yanında yalnız onu dinlemekle bütün endişelerim zâil olup, bütün suallerime cevab aldıktan sonra şimdi Pakistan’a âlem-i İslâm’ın mukadderatı hakkında büyük müjdelerle gidiyorum.”

    Gönenli Mehmed (Öğütçü) Efendi Bediüzzaman hakkında bazı görüşleri şöyledir: “Üstad baştan aşağıya fevkalâde bir insandı. Baştan aşağı mükemmel, mine’l-bâb ilel-mihrâb… “Hareketleri, kıyafeti, garib ve misilsizdi. Eskiden beri bu zata fevkalâde hürmetim vardı. Eserlerini okuyor, vecizelerini ezberlemeye çalışıyordum. Gittikçe iştiyakım artıyordu. Tanıdıklara devamlı olarak soruyordum… “Bizim eskiden edebiyat, Arabiye hocamız İhsan Bey vardı. O zata ‘Nasıl bir zattır?’ diye Üstadı sormuştum. ‘Vallahi kardeşim, benim anlayabildiğim kadarıyla bu zat İbnü’l-vakittir’ dedi. Allah şefaatine nail eylesin. Hayatımın kıymetli yâdigârı olarak saklıyorum onunla görüşebildiğim zamanları…” Şahin Yılmaz Hocaefendi, merhum Gönenli Mehmed Efendi ile alakalı şu anısını anlattılar. Bir zaman, Allah Rahmet eylesin Taceddin Durmuş hocayla Sultanahmet Camiine gitmiştik. Gönenli Mehmed Efendi oranın imamı idi. Kendisine Üstadı sordum. Şöyle cevap verdi; Hayatta en makbul amelim bu zatı tanımak biliyorum…….

    BUNLAR BİLGİ OLARAK YETERMİ SİZE DAHADA VARDA SİZ ÖNCE BUNLARI BİR OKUYUN… SEN KİM OLUYOSUNDA BÖYLE BÜYÜK BİR ZAATA LAF SÖYLÜYOSUN.. ZAMANINDAN BU GÜNE KADAR BÜYÜK ÜLEMALAR BİLE BUNLARI SÖYLER İKEN SEN KİMSİN.. GİDECEĞİN YER TOPRAĞIN ALTI HERKES GİBİ ORADA KURTARMAZ SENİ ANAN BABAN HİÇ KİMSE. ONA GÖRE YOKSA CEHENNEMİN ODUNLARI ZATEN GÜNAHKAR İNSANLAR KORMA TÜKENMEZ……..

    • kello dedi ki:

      sizi gidi yobaz mahluklar sizi

      • Ulu Hakan dedi ki:

        ölmüş gitmiş delide olabilir velide kimileri ajan falanda diyor ama geçelim.

        hayatı debelenmeden başka bir şekilde geçmemiş bu yönü ile bana dabbetul arz ı dahi çağrıştırır

        geçelim ve gelelim ki Kuran- kerim var! sünneti seniye var ee risalelerde var ama? yahu geçelim diyorum. ölmüş gitmiş işte hesabı Hz. Allah ile…

  74. sinan taycan dedi ki:

    yazıyı yazan kişin kişinin Peygamber efendimizden bahsederken ki saygısız ve suçlayıcı tavrından dolayı rahatsız olduğumu belirtmek isterim.
    Kuran’ı okuyan biri olarak İncil’de de peygamberimişzin geleceğinden bahsedilmiştir ve adı Ahmed olarak geçmiştir.
    Said-i Nursi lakabını kullanarak sömürü yapan ve evet kitaplarında zaman zaman kendini tutamayarak Kuran’ın ve Peygamberimizin üstünede olduğunu ima eden bu akıl hastasının hala elüstünde tutulmasının sebebi ülkemizde canlı tutulmak istenen DİN kavgalarının ve ATATÜRK düşmanlığının devamlılığının sağlanmasıdır.
    son olarak yazıyı yazan kişinin peygamberimize karşı saygısız tavrının beni rahatsız ettiğini tekrar belirtmek istiyorum !!!!!!!!

    • mühendis dedi ki:

      Çok haklısınız. Yazının doğruluğuna katılmakla beraber Peygamberimiz Efendimiz (S.A.V.)’den bahsedilme şekli çok yanlış. Neredeyse hiçbir saygı içerici sözcük bulunmamakta. O yüzden tekrar ediyorum yazının büyük bir çoğunluğuna katılmakla beraber o kısımlardan son derece rahatsız oldum !!

  75. nötrino dedi ki:

    valla ben şunu yazayım bu said nursi gibi allahın şarlatan küstah şerefsiz insanları kesinlikle beni saçma sapan bir süre oyaladı amman siz KANMAYIN ARKADAŞLAR YAV TÜRKLER NE GÜNLERE KALDI ARKADAŞ İŞLERİ GÜÇLERİ ÇIKAR PARA PUL BUNU HALA ANLAMIYOR MUSUNUZ BUNLARIN YAPTIKLARI İSLAMİYETE DOĞRUDAN BİR HAKARETTİR ÇÜNKÜ KENDİ ÇIKARLARI UĞRUNA BAŞKALARINI KULLANMAYA ÇALIŞIYORLAR DEDİKLERİNİN HEPSİ SAFSATA İNANMAYALIM

    • işiniz gücünüz ırkçılık zaten niyetiniz anlaşıldı.allah sizi ıslah etsin.asıl küstahda sizsiniz said nursi eskiden nasıl iftiralara ve hakaretlere maruz kaldıysa aynı şey günümüzde de yapılıyor.ama onların sonu hiçte iyi olmadı.allahtan buldular.allah görüp gözetendir.yolundaki kulunu hiç bir zaman zayi etmez ve yalnız bırakmaz

  76. nötrino dedi ki:

    YAV ARKADAŞLAR DOĞRU DOĞRU DA KISA VE NET BELİRTMEK GEREKİRSE BU NURCULAR VE BENZERLERİ BAŞ BELALARI VE HAYAL GÜÇLERİ DE PEK GENİŞ ALLAH ISLAH ETSİN :D

  77. Gerçekler dedi ki:

    O YAZDIGIN TEVRAT VE İNCİLDEKİ SÖZLER DEĞİSTİRİLMİŞİ PEKİ ÖZLERİNDE NE DİYOR TIPKISININ AYNISI RİSALEYİ OKURSANIZ ANLARSIN RİSALENİN TEK KELİME BİLE OKUMADAN YORUM YAPMAK DİVANELİKTİR MEHMET AKİF ERSOY NE DİYOR Shekspeare tolstoy hepsi saidi nursinin talebesi olabilirler

    • sinan taycan dedi ki:

      Gerçekler diye nickname koyuyorsunuz ama gerçeklerden bi-habersiniz. Risalelerin bir kısmını okudum ve vaktimi boşa harcadığımı fark ettim. Aklın ve ilmin yolu bir tek KURAN’dır. Onu önce bi okuyun da sonra zaten Rİsaleleri okumazsınız bile !!!!

  78. ozge dedi ki:

    zekeriya beyazın yazısını okuyan arkadaşa sesleniyorum…zararlı olan 4 beyaz içindedir.
    1. beyaz un,2. beyaz şeker ,3.beyaz tuz,4.beyaz zekeriya beyaz.ilk üçü candan eder 4. ise dinden eder. çok takılma o adama :)

    • Ulu Hakan dedi ki:

      yok öyle bir kayıt güzelim gerçi ben o gri herifi hiç sevmem ama ölçülü alırsan o beyazlar zararlı olmaz hatta gereklilerdir de.. gri istege bağlı ama dediğim gibi ben o mendeburu hiç sevmem ihtiyaç duyanlar tepe tepe ama ölçüyü kaçırmadan kullansın

  79. Urfa'dan Genç Talebe dedi ki:

    Kuran’ı Kerim i sanki okusanız bir şey anlayacaksınız..Kuran’ı Kerim Arapça yazılmış bu 1 Kuran’ı Kerim’de bahsedilen bazı olaylar eskiden yaşanmış olaylar bu 2. Peki sen Yunus (a.s) bahseden sureyi okuduğunda ne anlaıyorsun merak ediyorum… O surede Hz. Yunus (a.s) denizde balık o yutmuştur…Ya sonra peki sende balığın karnına gireceksin bundan anladığını söyle.. Risale-i Nur O olayların bize bakan tarafını anlatıyor… Bizim bu durumda Hz.Yunus(as)’ın durumundan daha kötü bir durumda olduğumuzu anlamak istersen RİSALE-İ NUR oku bence… Madem Kuran’ı Kerim anlayabiliyorum diyorsunuz bu Kuran’ı Kerim’e hakaret olur…Çünkü Kuran’ı Kerim hangi devirde yorumlanmışsa sanki o devire hitap ediyormuş gibidir..Sen Kuran’ı Kerim’i küçümsemiş olursun…Ki bizim buradan bunları sizinle tartışmamız bile yanlış.İmani konular böyle tartışılmaz…

    • Ulu Hakan dedi ki:

      peki risalede mi her devre hitap ediyor kuzum? Said in edebe aykırılığı dahi yeter risalesini övmek için kullandığı cümleler ….edepsiz bir alim alim mi zalim mi yada en iyi ihtimalle deli mi veli mi saidin ağzı ile konuşmam icap edecek olursa Devir şakirtlik devri değil kuzum

  80. Urfa'dan Genç Talebe dedi ki:

    Vee bir cevap daha Risale-i Nur’a ön yargıda bulunanlar ya hiç okumamışlardır ya da gerçekleri görecek kadar kördürler…

    • Araştırmacı dedi ki:

      Mehmet Şevki Eygi diyorki,benim tanıdığım eski nurcular bankanın önünden dahi geçmezdi.Şimdi katılım bankacılığı adı altında tefecilik yapıyorlar.Faiz en büyük günahlardan biridir.1929 A.B.D ekonomik krizi, şimdiki Avrupa krizi banka denen baş belalarından çıktı.Bakara suresi 275.Ayet faizcilik yapanların ebedi Cehennemlik olduğunu yazar.279.Ayetse faizcilik yapanların ALLAH ve Resulüne savaş açtığını yazar.Asya karta uygulanan %30′luk faiz,faiz değilde kar payımı?

      • Ferda Yamanoğlu dedi ki:

        Dini konularda bir çok soruyu cevaplayan Bilal bey bu soruya neden cevap vermez?

  81. eegk dedi ki:

    Buraya yazı yazan arkadaşın bu yazıyı belirli bir amaç doğrultusunda yazdığı üslubundan anlaşılmaktadır. Bu kitapları okumuş biri olarak şunu açık ve net söylüyorum ki yazıyı yazan arkadaş bu kitapları okumamış. Çünkü verdiği örneklerden doğru olan kısmı hatalı olan kısımların gölgesinde kalmış. Onu da geçin bu iş öyle bir paragraf yazı ile anlaşılmaz. Yazarın o paragrafın öncesinde yada sonrasında ne yazdığını bilmeden yorum yapmak hitap ettiğiniz kesimi yanlış yönlendirecektir. Kitap ve yazar hakkında tabi ki yorum yapın, düşüncelerinizi bildirin fakat üsluba dikkat! Ve özellikle de o kitabın okurlarını kat’iyen yargılamaya hakkınız yok.
    Cemaatlere gelecek olursak, onların tabi ki birçok yanlışları olabilir ama bu olay kesinlikle yazarı ve yazdıklarını bağlamaz. Zaten eser ortadadır. Cemaatlere bakarak yazar hakkında yorum yapılmamalı.
    Arkadaşlar toplumlar içinde farklı düşüncelerde insanlar elbette olacaktır. Önemli olan karşılıklı saygı içerinde insanlığın gerektirdiği tarzda yaşamaktır. Hiç kimseyi okuduğu kitaplar yüzünden yargılayamazsınız. Yazar arkadaşımız bu noktada bahsedilen kitapları okuyan kişiler hakkında çok yanlış bir üslup kullanmıştır. Ve bu bakış açısıyla olaya yaklaşırsak toplum düzenine zarar verecek şekilde yazılmış bir yazıdır ve elbette bazı kesimleri çok rahatsız edecektir. Kitaplardaki bilgiler kendine yanlış geliyor olabilir ama bunu sadece bildirmeli, hakaret derecesine varacak kadar yazarı, eseri ve okuyucularını ithaf etmemelidir.
    Eğer yaşadığımız toprakların kıymetinin farkındaysak karşılıklı olarak saygı çerçevesinde yaşamak zorundayız. Onu da geçin tüm dünya üzerindeki insanlar olarak saygı çok önemli bir kavram.
    Ben şahsen sadece bir okuyucu ve farklı düşüncelerde birçok eseri de okuyan biri olarak, yazılan yazılar farklı amaç ve doğrultularda farklı kişilere hizmet etse bile ortayı konulmuş ve özellikle de böyle geniş çaplı eserlere saygı duyuyorum. Okuduklarım düşüncelerimi destekliyor olabilir olmaya da bilir fakat şu bir gerçek ki her okunulan eser insana mutlaka katkı sağlıyor. Tüm eserlere objektif yaklaşmaya çalışılarak kendimizi en iyi şekilde geliştirmeliyiz. Özellikle de kendi görüşlerimiz dışına çıkan eserleri de okumaya özen göstermeliyiz. Bunun sonucunda karşımızdaki insanların nasıl düşündüğünü anlarız ve gene nihai sonuç olarak karşımızdakilere ve tüm insanlığa saygı göstermeye başlarız… Saygılarımla…

    • Araştırmacı dedi ki:

      Kuran ayetlerine uyun demek,kötü niyetlimi olmaktır?Zanla hareket etmek dinimize ters düşmezmi?Ben,bu Asya karta uygulanan yüksek faizi izah et diyorum,sen beni kötü niyetle suçluyorsun.Özür dilemezsen ahirette senden davacı olacağım.Benim eleştirim cemaatleri yanlış yönlendiren kişileredir.Saf ve temiz cemaat kardeşlerime saygı ve sevgi duymuşumdur.Saygılarımla.

  82. eegk dedi ki:

    Beyefendi ben sizin yazınıza cevap olarak yazmadım. En üstte yer alan bir eser hakkında yazılan yazı hakkındaki yorumlarımı bildirdim…

    • Araştırmacı dedi ki:

      Selamünaleyküm.Seni yanlış anladığım için özür dilerim.Müslümanların faizden kaçmasının en iyi yolu bir devlet bankasına altın hesabı açması.Çünkü başka çareleri yok.Evde altın saklamak ve altın almak riskli.Piyasada epeyce sahte altın var.Nahl suresi 115.Ayet darda kaldığınız zaman haddi aşmamak koşuluyla domuz yiyebilirsiniz diyor.Ancak Devletinde inananlara saygı gösterip ,altın hesaplarının faizde değil,kendi ihtiyaçlarında kullanılacağına dair güvence vermesi gerekiyor.Mehmet Şevket Eygi gibi dürüst yazarlarında bu konuları ,yazılarıyla gündeme taşıması gerekiyor.Saygılarımla.

      • emrah dedi ki:

        bunu yazanların dinle alakası olmayan şahsiyetler olduğu kesin.eğer birazcık allah a inancları olmuş olsa butun hayatı nı allah ın dinine adamış bir insana böyle bedbaht ça çamur atmazlardı.bunlara sorsan biz sizden daha çok allaha inanıyoruz derler halbukı inanç gerekliliklerini yerine getirmekle tamam olur. ama bunlar bedbahtça şeytanla yarışırlar

      • Araştırmacı dedi ki:

        eegk senin İslam ve Risalei nur anlayışın ,haksızlıklar karşısında susmanımı söylüyor?

  83. Sofi Tasavvuf dedi ki:

    When I initially commented I appear to have clicked on the -Notify me when new comments are added- checkbox and now each time a comment is added I receive 4 emails with the same comment. Is there a means you are able to remove me from that service? Cheers!

  84. rıdvan dedi ki:

    hayatta en büyük cahillik insanların bilmediği konu hakkında konuşmasıdır…ben her türlü ırkçılığa karşıyım,sırf kürt diye bir insan karartılamaz,saidi kürdi değilde türk said olsaydı ozaman başınıza taç yapardınız…gerçek muhakkak kabirde ve mahşerde belli olacaktır işte ozaman kim deliymiş ortaya çıkacak,bir tane saidi kürdi gibi kitap yazın ondan sonra konuşun..ALLAH KİMSENİN KALBİNİ MÜHÜRLETMESİN,KİMSEYİ HAK YOLUNDAN SAPTIRMASIN….İSLAMDA TÜRK,KÜRT,ARAP HEPSİ KARDEŞTİR İSLAM EVRENSEL BİR DİNDİR.BİR İSLAM ALİMİNE IRKÇILIK YAPIP İSLAM AHLAKINA SAYGISIZLIK YAPMAYIN LÜTFEN…SİZİN DOĞRULARINIZ SİZE,BİZİM DOĞRULARIMIZ BİZE…MEHMET EMİN YURDAKULUN BIRAKIN KABE MÜSLÜMANLARIN OLSUN,BİZE KABE OLARAK ANIT KABİR YETER DEDİĞİ GÜNLERİ ÇOK ÇABUK UNUTUYORSUNUZ….ACABA KİMMİŞ KİMİ İLAHLAŞTIRIP TAPAN DÜŞÜNÜN…

  85. rıdvan dedi ki:

    yorumum yanlış anlaşılmasın,benim eleştirim ulu öndere değil,onun ilke ve inklaplarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışan sahte ulu önder sevenleredir.ben saidi nursinin ulu öndere hakaret ettiğine inanmıyorum,ulu önderinde saidi nursiyi kendine ve rejime düşman gördüğünü,,unutulmasınki saidi nusi doğu cephesinde ruslara ve ermenilere karşı mücadele etti ulu önderde batıda yunanlara karşı savştı..kendilerini milli mücadeleye adamız bu iki güzel insan nasıl bir birine ters olur anlayamadım…her zaman dış güçler ve başka zihniyete hizmet eden insanlar böyle güzel insanları bir birine düşman göstermiştir…

  86. serkan dedi ki:

    bu devirde başsız kalanın başı şeytandır arkadaşlar said nurs,i büyük bir islam alimidir şimdi ise sizin nurcu diye dalga geçtiğiniz kişiler sadece kuran öğretmek allahı tanıtmak öğretmek için uğraşmaktadır . risale i nur kuranı kerimin dünya üzerindeki en çok okunan ve en büyük açıklamasıdır.

  87. bohemay dedi ki:

    Kimse kimseyi küfre varan ağır sözlerle itham etmesin. Hiç kimse aynı şeylere inanmak zorunda değil. Allah’ın Resulü insanlara sadece ” en güzel şekilde” tebliğ etti. Ama kimseye inanmadığı için küfretmedi. Nezaket, incelik ve olgunluk mü’minin temel karekterini temsil eder.

  88. Dost Meclisi dedi ki:

    Bir ruh hastası için bu kadar yorum aslında ne kadar odun kafalı ve aptal bir güruh olduğumuzun resmidir. Üzgünüm…

    • serkan dedi ki:

      böyle giderse haha çok üzülürsün sen . tanımadan bilmeden boş boş konuşmayın . sağdan soldan dolma bilgilerle saçma sapan konuşmayın

    • Ulu Hakan dedi ki:

      pili tükendi galiba
      Saidin hali dinimizden çok ruhban hiristiyan keşişlerinin haline daha uygundur var mı itirazı olan

      sait kendini dev aynasında görmüş ruhban keşiş yada hint gurularının halleri ile hallenip bazı olağanüstülüklerlede oyalanıp durmuştur. İmamı rabbaninin eserlerini okuyun biraz gerçek abit zait mütefekkir Allah dostları ile tanışma vaktiniz gelmedi mi hala?

  89. ali dedi ki:

    said nursi asırlık imamların sonuncusudur peygamber efendimizin mucizeleri vardır ve said nursininde kerametleri vardır mesela tutukluyorlar askerler giderken üstad namaz kılmalıyım vakit geçecek der ve askerler izin vermiz bunu üzerine elindeki kelepçeler tuz olur gider
    sonra üstad risalelerinde eski said demiştir çünkü o zamanlar biraz siyasetle uğraşmıştır ve bunun yanlış olduğunu anlayan üstad eski sait ve yeni said demiştir hatta bi sözü vardır min şerri siyaset die seni akılsız herif sen yakında peygamber efendimizede inanmazsın arkadaşlar bakın bu adama inamyın risale kuranın tevsiridir ve diyanet işleride bunu doğrular zaten inanmayan da sonu cehennme yakındır bugün risale e inanmayanlar yakında kurana inanmaz bence sen git namaza başla doğru yolu bul gidişin gidiş değil

    • Ulu Hakan dedi ki:

      risale de risale şükür kuran-ı kerimide arada zikretmişsin! ama yinede risaleye bağlamışsın işi ciddiyetsiz müslüman seni! risaleye inanmayan haşa kuran-ı kerime de inanmaz kaydını nasıl koyabiliyorsun ahmak cahil yada münafıkmısın yada nesin daha iyi sen bilirsin yapman gereken şey tövbe et ve kelime şehadetitni yenilemektir bir an önce!

  90. taksim otelleri dedi ki:

    Dinle kandırılamak bizim toplumda alışılagelmiş bişey.

  91. dost dedi ki:

    şeker var mı var çaya atarsan ne olur yok olur. şekerin var olup olmadığını nasıl anlarsın tatarsan anlarsın acele etmeyin ölüm den sonra neler var neler yok tadınca anlayacaksınız ama geç kalmış olacaksınız önce şekeri anlayalım bilmediğimiz şeylere yorum yapmayın ALLAH BİZE KURAN İNDİRMİŞ araştırın derim ŞEKER ORDA üstat kuran dan konuşmuştur.karıştırmayalım

  92. AYKUT dedi ki:

    http://www.ensonhaber.com/dosyalar/bediuzzaman_soy_agaci-(1).pdf

    onca yoruma gerek var mı işte size said-i nursi’nin belgelerle kim olduğu eğer bu konu gerçekten sizler için önemliyse 35 yıllık bir araştırmaya en azından saygı duyup bir okuyun kafanıza takılan yerleride tekrardan araştırmanızı tavsiye ederim..

    • Ulu Hakan dedi ki:

      35 yıl boş işlere vakit harcanmış bide maharetmiş gibi övünülüyor

      neyin ispatı bu? dikkat edin! hep bir ispat peşinde koşmalar koşuşturmacalar var!

      Yazık cahil müslümanlık nede müsait oluyor her şeye

  93. said nursi vahabilik için gelmiş kendini büyük gösteren gereksizin tekidir. İslamda büyüklenmek yoktur, büyüklenmek şeytandandır, şeytanın adem (a.s) secde etmeyip büyüklendiği gibi aynısı değişen bişey yoktur.

    • AKAR ugur dedi ki:

      Ahmet kardes uslubuna dikkat et, gereklimi gereksizmi zaman sana gosterirde bu sozunu unuttugun bir zaman karsina cikar haddini asma. Geri donub demedim de diyemessin seytan sana soylettiriyor. Anlatsan da anlasak neymis bu vehhabilik icin gelmis meselesi.EDEB , EDEB , Genclerde edeb altindan tac gibidir.Gencliginde bu taci basindan arasirada olsa cikarma cunku ileride genclik bitecek sana senin elinde kalanda onu nasil ve nerde harcadigin olacak omrun varsa ihtiyarlikta bu sermayeden gelen manevi gellirlerden kullanacaksin..Bir seye asiri dusmanlik onun muhabbetine de sebeb olabilir. Buyuklenmek iftirasini atamiyacagimiz fazileti ile yani gencliginde ve ihtiyarliginda Allah korkusu ile omrunu Islami tam manasi ile yasamis bir muslumana yaptigin yakistirmalar la YARIN AHIRETTE YUZ GOZ OLACAKSIN, ALLAH Senin bu yazdiklarini silmiyecek , bizlerde sahid olduk.Sana iyi mahkemeler.MUSLUMAN SUI ZANLA IFTIRA ATMAZ.ISTERSEN YUZBIN VAKIT NAMAZ KIL HEPSINI BASKASININ DEFTERINE YAZDIRAN IFLAS ETMIS BIRI OLARAK MEZARA GIRERSIN.HAZAR ET.NEFSIMIZ BIZE YETER.

    • exhorder dedi ki:

      bu müslümanlar arasında ne tipler türedi lan :) beş on sene önce Said Nursi’yi eleştirmek ölüm sebebi iken, günümüzde yandaşları kendisine küfrediyor. :)

    • exhorder dedi ki:

      İkinci olarak siz, Mezhep, Tarikat ve Cemaat sınıflamasını bilmiyorsunuz.
      Said Nursi’nin mezhebi Sünnilik (Ehl-i sünnet) Tarikatı Nurculuktur. Nurculuk bir tarikat olarka aynı zamanda kendi içinde Nur Cemaati, Fetullah Gülen Cemaati gibi alt cemaatlere ayrılır. Bunların hepsi Nur tarikatına bağlıdır.

      Yani İslam dinine göre Said Nursi kendini büyük felan göstermiyor, İmam Gazali, İmam Rabbani ve diğer din bilginleri ne ise Said Nursi’de o dur. Fetullah Gülen onun öğrencisidir. Şeytan dediğiniz varlık ise islama göre Allah’a karşı çıkan ve İnsana ilk yaratıldığında secde etmeyip “Ben ondan üstünüm” diyen bir varlıktır.

    • SÜLEYMAN dedi ki:

      Ahmet Gümüştekin efendi(!) Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri her daim kendisi için “Ben basit bir bedeviyim ( çöl adamı) ben kimimki? derdi…
      Doğrudur iblisin en sevdiği günah kibirdir . Allah(c.c) katında büyüklenmek yanlıştır ama kabullenilmesi gereken bir gerçekte şudurki Allah katında mertebe kavramıda vardır. Üstadın Allah(c.c) katındaki mertebesini, kendilerini bir yerden bir yere götürmek için görevlendirilmiş muhafızların namaz kılması üzre kelepçesini açmamasıyla beraber kelepçenin kendiliğinden çözülmesiyle görüyoruz . Sen fikri bünyedeki bir zat bu hadiseyi ” yok canım daha neler ! yalan yahu külliyen yalan diye yorumlar.(dikkat edersen senin söyleyeceğini düşündüğüm tırnak içerisindeki cümlenin baş harfi küçük CÜMLENİN MANASI KÜÇÜK OLUNCA BAŞ HARFİ BÜYÜK OLMUŞ NEYE YARAR)
      Üstad Hazretleri bu oay karşısında şaşkına dönen korkudan dilini yutmak üzre olan “Biz bu ana kadar senin muhafızındık artık senin hizmetkarınızız ” diyen askerlere”Korkmayın bu benim kerametim değil olsa olsa namazın kerametidir.” diyecek kadar alçak gönüllüdür. (Bu hadiseyi askerler anlatıp yayınca talbeleri ısrarla sorarlar üstada ve üstad askerlere verdiği cevabın aynısını soranlarada verir “Olsa olsa namazın kerametidir ” diye.
      Üstadın sen gibi bu kadar sevmeyeni var iken yalan olsaydı çoktan çıkardı kokusu . Bir polis memuru bir kağıda Bediüzzamanın hizmetkarı bakkaldan ona rakı aldı diye uydurma bir zabıt yazarda kimseye altına imza atırtamaz . En son yolda sarhoş bir adam görür ve ikna etmeye çalışır adam “Tövbeler olsun. Böyle bir yalanı kim imzalar. Sokmayın adamı günaha!” diyerek, bu çirkin iftiraya ortak olmayı reddeder.
      Ne o dönemde nede ölümünün üzreinden elli küsür yıl geçmiş olmasına rağmen üstadı kimse karalayamadı En ufak bir yanlşını bulamadı Dönemin Hükümeti baş edemedi Rus komutan nikola nikoloviç baş edemedi cizreyi titreten miran aşireti reisi mustafa paşa hidayete geldide namaz kıldı hatta ve hatta ilkokul sıralarında insan üstü bir varlık olduğuna inandığımız mustafa kemal baş edemedi Bu künyeler üstadı alt edememişler ise sen ve bu altına yorumlar yazdığımız yazıyı yazan(risalelerdeki saçmalıklar)şahıs boşa kürek çekmektesiniz .

      Üstad büyüklenmedi ama o kadar büyük bir zattır ki eserleri tüm dünyaya yayıldı .

      ÜSTADI KARALAMAYA ÇALIŞMA EY EFENDİ! ALLAH DOSTLARIYLAUĞRAŞILMAZ O POLİSE NE OLMUŞ BİLİYORMUSUN? ARAŞTIR İSTERSEN SANA BİR GOOGLE KADAR YAKIN

      Siz saçmalarsınız biz üstadın fahri talebeleri saçmalıklarınızı böyle bir bir çürütürüz

      YA RABİİ CENNETTE ÖNCE EFENDİMİZ MUHEMMEDÜL EMİN in (s. a . v.) SONRA SENİN BİZE GÖNDERDİĞİN AYETLERİ BİZE BİR BİR TESFİR EDEN ÜSTADIMIZIN HİZMETKARI OLAYIM CENNET HAYATI YAŞAMİYİM ARKALARINDA NAMAZ KILAYIM ABDEST ALIRKEN MÜBAREK ELLERİNE SU DÖKEYİM BASTIKLARI YERLERİ ÖPEYİM KOKULARINI ALAYIM ÇEKEYİM İÇİME CİGERLERİMİN EN ÜCRALARINA (amin)

  94. Müspet dedi ki:

    İstismar-ı Diniyyenin bir bab-ı Muhteremi Said-i Nursi Hazretleri ve tayfayı tabakatı.

  95. disa dedi ki:

    neden

  96. herkesi tekfir edelim dedi ki:

    bu memleketi çok seviyorum benim bildiğim eger bi insanı eleştiriyosansa o adamdan dahaüstün olacanki o adamı eleştire bilesin egerki bi bilgin yoksa hele bide islamdan bi habersen salla bu memlekette arkandan onlarca insan gelir bu memlekette insanlara islamı ögretebilecek adamları asan lar bu gün sizlerin bu halini ayak ayak üst üste atıp zevkten sigaralarını yakmışlar bile islamı bilmeyen kur anı bile hiç okumamış insanlar bile çıkıp bu memlekette kur an hakında yorum yapabilyosa hele bide benim gibi degilde biraz da dilbazsa degmeyin keyfime zamanın müceddidine lafmı atanlar şeyh sait kıyamına kürt isyanımı derler şehit seyyit kutuba kafirmi derler yok falan islami cemaat bunu yaptı yok diger tarikat şunu yapmış yeteeeer artık kafanız almıyomu la ben bile ilkokul mezunuyum bu memlekette islamı yogetmek için sen bu cusun sen sucu diyip bizleri böldüler zaten bunuda yaptıktan sonra dahada başka bişi yapmalarına gerek bile kalmadı artık kendimizi kardeş olarak gördüklerimizi yemege başladık hele bi altını atın çamura eger deger kaybetmişse bu gerizekalaı adamın internette indirdiği bi kaç boşkelimeden farksız olan bu yazıya hala cevap yazıyonuz alın mememet akiftende bi kaç mısrada benden ..Hani, milliyetin İslâm idi… Kavmiyet ne!
    Sarılıp sımsıkı dursaydın ya milliyetine.
    “Arnavut” ne demek? Var mı şeraitte yeri?
    Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri,
    Arap’ın Türk’e; Laz’ın, Çerkez’e yahut Kürd’e;
    Acem’in Çinli’ye rüçhânı mı varmış? Nerde!
    Müslümanlıkta anasır mı olurmuş? Ne gezer!
    Fikri kavmiyeti tel’in ediyor Peygamber.
    En büyük düşmanıdır Ruh-u Nebi tefrikanın;
    Adı batsın onu İslâm’a sokan kaltabanın!
    Şu senin akıbetin bin bu kadar yıl evvel,
    Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel?

    Ne Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü!
    Dinle Peygamberin ilâhî sözünü.
    ………
    Medeniyet size çoktan beridir diş biliyor;
    Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.M .AKİF.ERSOY

    • Ulu Hakan dedi ki:

      şu akiften artık alıntılar yapmayınız! çünkü dengesiz biri. Bir yerde Allahım ne de hikmetlisin diyor diger yerde bu mu adalet el insaf et haşa yanlış yapıyorsun demeye getiriyor..

      Balı sidikle sulandırıp şerbetliyor bir nevi sizde buyurunuz alın ve için diyorsunuz yine bir nevi

  97. Serkan dedi ki:

    Son derece işe yarar bilgiler hocam çok sağolun.

  98. ucuz saat dedi ki:

    bilgi teşekkürler.

  99. evet ben de okudum risaleyi nuru garib valla bu kadar uydurma var ve insanlar buna inanıyorlar ya yazik sizin ilminize… sadece önem verdiğiniz tek şey çevsen uydurması bu şia uyduruğudur uhuddan gelmiş zırhı cebrail çıkar demiş falan filen bana hak kitabında bir hadis gösterin o gün cebrail emretti 2 tane zırh giydi üstüne ve müslim hadisidir : Bir peygamber zırh giydikden sonra kendisi ile duşman arasında allah hüküm vermedikçe o zırh çıkmaz….. çevşen korur ise hak nebi neden yaralandı dişi neden kırıldı 70 şehit neden verildi hamza R:A hind tarafından parça parça edildi…………

    • Ulu Hakan dedi ki:

      uydurma olduğu doğrudur zira hiçbir ehli sünnet kaynağında ve hiç bir şekilde gevşene rastlanmaz ama şia da bol miktarda kaynaklar mevcuttur. kaldı ki bu orta yolu tutan ehli sünnet itikatımızın delillendirdiği bir dua olsa idi bizde kıymet verir ve yukarıdaki salt mantık soruları ile sorgulamazdık da
      şia da kaynak olarak kabul edilemez mi? işine geldiğini al işine gelmediğini alma durumu ortaya çıkar din düşmanlarına bir fırsat daha verilmiş olunur o zaman

    • emin misiniz risaleyi okuduğunuza çünkü sizin gibi bir şeyleri kavrayamayan insanlar risaleyi idrak edemezde.hem diyorsunuz ki neden cevşen korur dediniz ama hak nebinin dişi kırıldı vesayir ama galiba sınav dünyasında olduğumuzun ve cennetin ucuz cehennemin lüzumsuz olduğunu anlayamamışsınız.ki allahın sizden daha iyi bildiğinide anlamamışsınız yazık size

  100. aalaca dedi ki:

    bilglernizn doğrulugundan emin olmanız gerekiyo önce bediüzzaman kelimesi zamanının en güzeli anlamına gelir. insanları karlamak için uğrasmayın lütfen zindandan cıkıp cumaya gitmeye vakti mi oldu ayrıca nur cemaatini o kurmadı kendisi nakşıbend tarikatına mensuptu..

    • müspet dedi ki:

      Nur cemaatini o kurmadıysa kim kurdu? Risale-i nurların üçte biri nur cemaatini övmekle geçiyor. Tabi risaleler yazdırıldığı için Allah kurmuş oluyor cemaati.

  101. efe dedi ki:

    Delikanlı gençliğinin verdiği heyecanla ne yazdığını kendide okumadan habire sallamış . En başta geçen bi cümle var zaten ondan sonrasını okuyamadım” 24 saat içinde ‘Cem’ul-Cevami’, ‘Şerhu’l-Mevakıf’, ‘İbnü’l-Hacer’ gibi anlaması zor kitapların 200 sahifesini –kendi kendine anlamak şartıyla- mütalaa ederdi. ” delikanlı gözü kararmış hoca bu cümle ezber yapmak anlamına gelmiyor heralde. Birde bi sonraki cümlede niyet okuma yapmışsınız da onda da tutturamamışsınız kimseye rüyasında peygamberi gördüğü için ermiş gözüyle bakılmıyor

  102. HattaB dedi ki:

    Allah cümlemizi doğru yoldan saptırmasın ! said nursi kafirdir diyen kafir ; kürt olduğu için mi kafirdir ? yahudilerden ne farkın var senin ? eminim ki şu anda said nursi türk olsaydı onu babanız yapardınız

    • pante dedi ki:

      Zekan da süpermiş senin! Peki Fetullah’a da karşı çıkıyoruz, Cübbeli’ye de, onlar da mı Kürt?
      Ne kadar gerici, yobaz, din taciri varsa hepsini aynı şekilde eleştiriyoruz,
      ister Türk olsun, ister Arap, ister İtalyan, Yunan.
      Ama belli ki senin bir gocuntun var. Yoksa Kürtçülüğünden mi?!

  103. gokhan dedi ki:

    Karinca yla konusan bir delinin kitabinimi okuyacam ben ?
    3 kursun isabet edipte gebermeyen bir seytan ami inanacam ben ?
    Ve yukarda daha cok yazilmis seyler allah bu deliye inananlara akil versin vallaha billaha eminim bu said-i kürdi sizden daha akillidir…

  104. josefislam dedi ki:

    peki islam dininde üksek tuttugunuz nursi nin evli olmadıgı ve fotografta acıkca görülüğü gibi sünnet olan bi sakalı olmadıgını nasıl acıklıyacaksınız . islamda yüksek bi mertebedeysen sakal-ı sünnet in olur ayrıca evli olan kişi dininin yarısını tamamlamıştır ama nursi evli bile değil :S hai bunuda acıklayın

  105. bulent dedi ki:

    Ulan bilgisiz ulan utanmaz tevratida incilide iyi biliyorsan bir hak kitabin dort ayriyazimi olur mu yani kurani inkar mi edeceksin sen degil senin gibilerin yedi ceddi gelse ona zarar veremez cunki onun sahibi Allah madem said nursi yalancidir madem yalan soyleyen bir meczubtur o zaman neden senelerce hapislere atildi senin o cok sevdigin kisi tarafindan neden yazdigi yalanlar mahkemeler tarafindan iaee edildi turkiye cumhuriyenin mahkemeleri ankarada verilen karari tanimayp ayni kitabi diyarbakirda bir daha dava etmis vanda bir daha dava etmis ve bin defa beraat edilip yazdiklari suc unsuru yok diye iade edilmis asil meczup olan sensin asil yalanci sensin yazdigin seylerin hepsi yalan sen islama muariz birisin gucunuz yetmeyince cebr ile yikmaya yalanlarinizla akillari bulandiriyorsunuz eger dedigin gibi bir adam olsaydi bu insan ankarada bir makam kapardi surgun yada hapis yasamazdi yalan yyayan agzin kitlenir insaallah elin buza doner arkadaslar nur ceaatine gidin yada gitmeyin yeterki ahirzamanin kotuluklerinden kendinizi muhafaza edin iste bu tip insanlar kendilerinin yaninda sizleri gormek istedikleri icin boyle yalanlarla sizlri bu gibi yerlerden uzak tutmak istiyorlar cagdaslik eger aciklik sacikliksa mehmet akifin dedigi gibi “eger medeniyet acmaksa bedeni hayvanlar bizden daha meddeni”nur ceaatinde buna muhalif bir sey soyleniyorsa gel parmagini gozume sok ancak simdi ki nesilin bir kismi anarsizme dalmissa bunu devletin cagdaslastirma politikasinda aramak gerekir milli kiyafet adi altida dayatilan sabkanin aslinda avrupalilatrin oldugunu ve bagnsz yahudiler tarafinda dini simge oldugunu goruyoruz bunun neresi milli kiyafet bizim mili kiyafetimiz olmadigi kesin utanmadan yalanlarla insanlari kandirmaya calisiyorsun said nursi ye molla said ismini de bediuzzaman ismini takanda o zamanin alimleridir.kendi degil hep konustugu gibi yasamistir sen ve senin gibilerin yaptigi gibi kivraklik yapmamistir basucunda kuranla uyuyup raki sofralarinda devlet idare etmemistir kuani okuyan ve anlaya bilirki icki haramdir o zaman o kuran orada munafiklik ve halki kandirmak icin duruyor demektir acik sozluluk ve bildigi dogruyu soylemek eger gecimsizlikse evet said nursi gecimsizdi ama sizin ve sizin umeranizla gecinemiyordu nurculuk islami carpitmiyor ayrica siz nurculugu carpitiyorsunuz dini istediginiz gibi yasamak icin degistirmeye calisiyorsunuz ayni tevrat ve incilde oldugu gibi zaten sizin gibilerin islamla isi olmaz cunki munafiklar musluman degildir bu sahsin yalanlarina inananlarlarda ayni durumdadir said nursi hicbir zaman seyhlik ve ben davasi gutmemistir.muddei iddasini ispatla yukumludur aksi taktirde mufterisindir.ve bun yalanlari yazan ve buna inanipta yorum yazanlar iddanizi ispata cagiriyorum ispat edemez iseniz iftiracisinizdir.yalanlari yazan kisi ispat edemez ise o zaman bakisiniz degisecekmi hayir neen munafik oldugunuz icin tevrat ve incili bu kadar iyi biliyosun peki kurani iyi okudun mu saidi nursini kitaplarinda kac tane ayetin tefsirini yaptigini biliyor musun kitaplarinda insanlari iman hakikatlerine kuran vasitasiyle davet ettigini niye soylemiyorsun senin derdin risaleler yada said nursi degil onlarin uzerinden kuranin muteberligini sarmak ve din dusmanligi yapmak ayrica said aga diyen ahmak said nursi hic evlenmemistir ve senin atan gibi her gittigi yerde kendine bir kadin bulmamistir.afganistan ve pakistan endonezyada cihat var diye toplanan ve turkiyeye gele parayi alip isbankasini kurup yuzde yirmibes hissesini kendine alanlar gibi degildir o miletin arazisini gaspedip sonra uretme ciftliklerini tekrar millete bagislamadi miletin malini tekrar millete bagislayan kahramana inanalar gozunuzu acin sen gozunu kapattin diye gece olmadi uyan ey gafil bu yalanlara inanacak kadar ahmak olamazsin ahmaksanda var derdine yan

  106. SÜLEYMAN dedi ki:

    üstad müceddit tir … fotoğrafik hafızası vardır gördüğü sayfanın fotoğrafını çeker ve aklına kaydeder . süleyman demirel gibi namazssız niyazsız bir adamda dahi dk da 8000 kelime okuma özelliği varken üstadın bu fonksiyonuna şaşırmamak gerek . ordinaryus profesör olmuş bir zat üstadın eserlerini okuduktan sonra bomboş bir hayat yaşamışım bu güne kadar demiş(ki bu adam bir akademisyenin gelebileceği zirve noktalarındadır) BU KARALAMA POLİTİKALARINIZI BAŞKA İŞLERDE YAPIN ALLAH DOSTU KİMSELERİ KARALAMANIN VEBALİ BÜYÜKTÜR…

    • Ulu Hakan dedi ki:

      artık övmeyi bırakınız kardeşlerim risaleler zaten bunlar ile dolu. Hem gerçek meziyet bunlar değil ki demirel hem bu meziyetlerde saiti üçe beşe ona katlasa idi ne olurdu bunu hiç düşündünüz mü yani niye delil peşinde ve zorlamasında hissediyorsunuz kendinizi?

      • TAYLAN dedi ki:

        GÖZÜNÜ KAPAMAYLA GÜNEŞ YOK DİYEMEZSİN SANA YOKTUR O AMA HAKİKATTE VARDIR HAK OLANDA BUDUR SAİD NURSİ BİR MÜCEDDİ-İ DİNDİR.VESSELAM

  107. SÜLEYMAN dedi ki:

    (http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?atype=radikaldetayv3&articleid=1065548&categoryid=77) bu adresteki haberi okumasını rıca ederim üstadı karalayan arkadaştan ( haberle ilgili ksa bir özet:1 dakikada 11 bin 725 kelime okudu
    Gaziantep’te 10 yaşındaki Tarık Yiğit’in, noter huzurunda, tüm kelimelerin fotokopi makinası gibi bir anda göz tarafından görülüp, beyin tarafından algılanması olan ‘hızlı okuma tekniği’ ile 1 dakikada 11 bin 725 kelime okuduğu açıklandı.Hataylı 4’ncü sınıf öğrencisi Tarık Yiğit, geçen yıl sınıf öğretmeni babası Hasan Basri Yiğit ile birlikte uzman eğitimci Selahattin Yaylamaz’ın Okuma Okulu Eğitim Akademisi’nde düzenlenen hızlı okuma ve algılama teknikleri eğitimine katıldı. Dakikada 125 kelime ile hızlı okumaya başladığı belirtilen Yiğit, 30 saatlik bir eğitimin ardından dakikada 750 sözcüğe ulaştı. 1 ay sonra tekrar eğitimlere katılan Yiğit buradan da 1500 kelimeye çıktı. Zaman zaman yapılan eğitimlerle seviyesini yükselten öğrenci, 10 bin kelimeye kadar ulaştı. 15- 20 bin kelimenin sınırlarını da zorlayan Yiğit, daha sonra Hatay’da 16 bin öğrencinin girdiği sınavda 100 soruyu 20 dakikada eksiksiz olarak doğru cevaplandırarak birinci oldu.
    ’BU ÇOCUĞUN GELECEĞİ ÇOK PARLAK’ (HABERİN EN CAN ALICI NOKTASI BU OLSA GEREK OKUMAKLA KALMIYOR OKUDUĞUNU ANLIYOR )
    Tarık Yiğit’i kırdığı rekordan dolayı kutlayan Uzman Eğitimci Selahattin Yaylamaz şunları söyledi:

    “Tarık okuyor, anlatıyor, sorduklarımıza çok net cevaplar verebiliyordu. Fakat bunun bir sınavla tescillenmesi gerekiyordu. Hatay’da kendi düzeyindeki 16 bin öğrencinin girdiği tespit sınavında 100 soruyu 20 dakikada tamamlayıp eksiksiz birinci oldu. Bu da bizi çok heyecanlandırdı. Tekrardan okuma çalışması yaptık, ölçüm yaptık. En son dakikada yaklaşık 12 bin kelime okudu. Hem de çok net anlıyor ve biliyor. Bu da bizim için gurur vesilesi. Türkiye ’ye armağan olsun. Dünyada şu ana kadar bilinen rekor 13 yaşında iken 6 bin kelime okuyan Amerikalı Mariel Aragon. Tarık, dünyanın en hızlı okuyan öğrencisi oldu. Bu çocuğun geleceği çok parlak. Ülkemize kazandırmamız gerekiyor.” )

    ÜSTADIN MEDRESELERDEKİ KAVGACILIĞININ SEBEBİ AŞAĞIDA NET OLARAK AÇIKLANMIŞTIR ALLAHIN KELAMIDIR … MEDRESELER ALIŞIK DEĞİLDİR İTİRAZCI DOĞRU BİLDİĞİNİ BAĞIRA ÇAĞIRA SÖYLEYEN KİMSELERE. BU SÜRTÜŞMELER DİR ÜSTADI KAVGAYA İTEN BİR BAKIN HELE SIRADAN BİR ŞEY İÇİN KAVGA ETMİŞMİDİR ?? ÜSTADIN O KÜÇÜK YAŞTA Kİ HAKİMİYETİ BİRİKİMİ DİĞER MÜDERİSLERİN İZETLERİNE AĞIR GELMİŞ OLSA GEREK

    Câbir RA’dan Tayâlisî Rh.A rivayet etmiş ki Peygamber SAS şöyle buyuruyor:

    RE. 491/6 (Lâ yenbağî lil-àlimi en yesküte alâ ilmihî, ve lâ yenbağî lil-câhili en yesküte alâ cehlihî, kàlellàhu teàlâ: Fes’elû ehlez-zikri in küntüm lâ ta’lemûn.)

    Bu hadis-i şerif bizler için, sizler için, hepimiz için çok önemli bir çalışmayı gösteriyor. Hayatımızda neyi yapmamız gerektiğini gösteriyor. Çok önemli, her zaman için geçerli, hepimiz için geçerli. Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz:

    (Lâ yenbağî lil-àlimi en yesküte alâ ilmihî) “Alime bilgisine rağmen susmak gerekmez, yakışmaz, uygun düşmez, caiz olmaz.” Yâni biliyorsa susması doğru olmaz; konuşsun, bilgiyi öğretsin! Bilgiyi saklamasın, bildiği halde susmasın! Yanlışını gördüğü halde kenarda durmasın! Yanlışını, hatasını o işleyen kimseye söylesin, ilmini ortaya koysun ve yanlışlık düzelsin.

    Bu alimlerin vazifesi… Alimler bildiğini Allah için dosdoğru söyleyecek. Eğmeden, bükmeden, korkmadan, yılmadan… Çünkü cihadın en üstünü, zalim idarecinin karşısında durup hak sözü söylemek, çekinmemek, korkmamaktır

    BU KARDEŞİMİZ İLİM EHLİ OLSUN YA RABBİ(amin) BU KARDEŞİMİZ EHL İ İMAN OLSUN YA RABBİ(amin) BU KARDEŞİMİZ YENİ BEDİÜZZAMAN OLSUN OLSUN DA HAKKı TANIMAYAN LARA GEREK İLMİYLE GEREK XANÇERİYLE ALLAHI TANITSIN(amin)

  108. hakikat dedi ki:

    öncelikle kalbleri kilitli olan nurcular Allahü teala size hidayet versin. küfür üzeresiniz ama haberiniz yok. peygamber efendimiz veda hutbesinde islamiyyet kemale erdi buyurduklarında tek bir kişi ağladı o da Ebu Bekir Sıddık radıyallahü anh efendimiz idi. niye ağlıyosun buyurduklarında: bir duvarcı ustası düşünün bir duvar örme işi verilse bir müddet sonra o görevini bitirse tamamlasa o bir daha durur mu gider dedi.işte Peygamber efendimizin getirdiği dini islam kemale ermekle tamamlandı demek. bundan sonra ahırete gitmesi yakındır buyurdular. benim konuştuğum nasibsiz bir nurcu ise islamiyyet tamamlanmadı diyr böyle öğretmişler. maide suresinin 3. ayetinin bir tefsirine bak bre nasibsiz. resmen böyle söylemekle o nsaibsiz nurcu peygamber efendimizin bildirdiğini Allahü tealanın maide suresi 3. ayeti kerimesinde bildirdiğini inkar ediyor da anlamaıyor kafa basmıyor. yine nsaibsizler konuştuğumuzla hazret-i mehdinin insan suretinde gelmiyeceğini hristiyanlarla birleşilerek bir seyler birseyler olacak demişti. o nasibsiz her halde ahır zemanda gelecek olan hazret-i mehdinin medinedeki imamın( dini islama bozmaya çalıştığı için) kafasını keseceğini inkar ediyor. nasibsiz nurculara söylüyorum. siz herhalde risalelerin orjianilinde aziz kürt milletine itafen yazısından habersizsinz herhalde!!! yine orjinal baskıda olup sonra kaldırılan bir yerden bahsedeyim. said-i nursi denilen kişi bir odaya girmiş raflarda imam-ı Rabbani müceddidi elfi sani ahmed faruki serhendi kuddise sirruh hazretlerinin kitabı olan mektubat kitabını aldın baktım bu biçim kitapmış deyip ayağımın altına attım demesini ve yine büyük islam alimlerininden imam-ı gazali hazretlerinin kitabını aldım baktım bu ne biçim kitapmış deyip ayaklarımın altına attım deyişlerinden habersizsiniz herhalde. imam-ı Rabbani hazretleri kimdir söyliyeyim mi? nübüvvet yolunun büyüklerinden altın silsile denilen çom büyük zatlardandır. peygamber efendimiz bu mübarek zatın geleceğini 1000 yıl önce sıla ismiyle müjdelemiş ve övmüştür. bre nasibsizler bir düşünün.!!!!!! o mübarek zatların kitablarını ayaklarımın altına attığım diyen sahsiyet ahırette peygamber efendimizi karşısında görünce ne yapacak merak ediyorum. Allahü teala sizin gibi nasibsiz nurculara hidayet versin başka bir sey demiyorum. yine bir akrabamla konuştum. o da nurcu. diyoki kıyametin kopması çok yakınmış bak bak. sitelerinde de gördüö önce 100 yıl diyodu sonra 300 yıla çıkarmışlar :)))) peygamber efendimizin vekilleri olan ehl-i sünnet alimleri kıyamet ne zaman kopacağı ile ilgili buyurdularki: kıyamet hicri 3.bin yıldan itibaren kopacak buyurdular. şu biz hicri 2. bin yılın içindeyiz 1434. daha yaklaşık 500 yıldan fazla var. insanları nasıl kandırıyorlar bre nasibsizler. yine bu said-i nursi o devirde bir mübarek zata gelir. bir tefsir yazmak istiyorum ne dersiniz diye. o mübarek zatta önceki tefsirlerin neyi varda sen tefsir yazıyosyn der. biz yazdığın o tefsiri alır atarız buyurmuşlar asla onay vermemişler .fakat bu nurcu dinlememiş o mübarek zatı. o mübarek zatta kimdir? nübüvvet yolunun büyüklerinden Seyyid Abdülhakim Arvasi kuddise sirruh hazretleridir. saidi nursinin peşinde gidenler milyonlardır belki ama çok olmak doğru yolda olmak anlamına gelmez. imam-ı rabbani hazretlerini tanıyan azdır düşmanı pek çoktur. seyyid abdülhakim arvasi hazretlerini tanıyan azdır. ehl-i sünnet alimlerinin nakil esaslı kitaplarını tanıyan azdır. bu devirde birine tabi olmak istersen bazı şeylere dikkat edilmesi gerekir. tabi olduğu kişinin hocasının silsilesi peygamber efendimize dayanması gerekiyor. hocasından icazetname alması hocasının elini öpmesi duasını alması gerekiyor. bunlar yok ise o kişiyi at gitsin bid’at ehlininin tekidir. said-i nurside bunlar var mı yokkk. hee saidi nursinin selefim dediği mason abduh, efgani ibni teymiye gibi mezhepsizler var. bütün ehli sünnet alimleri bunların mezhepsiz sapık olduğunu kitaplarında ispatlarıyla bildirmiştir. abduhunda mısır mason locasına üye olduğu belgeleriyler mevcuttur. o mezhepsizler hak yol olan kurtuluş yolu olan ehl-i sünnet vel cemaat yoluna saldırıyorlar. ne kdar saldırısa saldırsınlar Allahü teala kıyamete kadar dini islamı koruyacağına söz verdi. ehl-i sünnet vel cemaat olan müminler kıyamete kadar da var olacak ne kdar az da olsa. ve Hazreti- Mehdi geldiğinde de onun askerleri olacak.

  109. hakikat dedi ki:

    hee bir de zamanında tarihçi bir nurcu varmış kutb-i medar sultan 2.abdülhamid hana çok muhabbeti varmış. sürekli araştırırmış o mübareğin hayatını. bir gün saidi nursinin abdülhamid hanla ilgili yazdıklarını okumuş ve demiş ki: abdülhamid hanla ilgili bunları söyleyen kişi müslüman olamaz deyip ayrılmış onlardan. abdülhamid han hazretleri peygamber efendimizin vekili idi. sultan abdülhamid han hazretlerinin tahtan indirlimesi ile ilgili: İmam-ı Rabbani hazretlerinin torunlarından, son devir İslam büyüklerinden Ebül Hasen Zeydi, 1974′te Hindistan’da basılan “Faruki Makamatı Ahyar” kitabında şunu anlatmaktadır: Babam, Peygamber Efendimizi rü’yada görmüş. Çok üzüntülü imiş. Üzüntülerinin sebebini sorduğunda da Efendimiz, “Türkler, benim halifemi bugün makamından ayırdılar. Bunun cezasını çok acı çekeceklerdir” buyurdu. düşün bre nsaibsiz nurcular!!!!!!!! ya bilerek ya da bilmeyerek peygamber efendimize sallallahü aleyhi ve sellem , bildirdiklerine, iki cihan sultanının övdüklerine sevdiklerine düşmanlık ediyosunuz saidi nursinin yolunda gittikçe. hangisi ??????

    • Ulu Hakan dedi ki:

      pişman olduğuna dair rivayetlerde var… bu kısma o kadar takılmaya gerek yok ama madem harkulade ve alleme bir zatı muhteremmiş neden bu denli vahşet bir cinayet içinde olabilmiş! evet cinayet! bu allame denilen zamanlar ötesi denilen yere göğe sığdıralamayan bir kimseden sadır olmuşsa bunun adı en iyi ihtimalle cinayet olur yoksa katliam da dense yeridir. ömrü hayatı hatalar peşinde koşmakla geçmiş alimleri mağlup etme sevdasıyla yanıp tutuşmuş en cahil insanların ardına düşmüş özellikle siyasette ey allame senin ne işin var ittihatçılarla bu mu bediüzamanlığın? eski saitmiş övündüğün kısımlarda ve şakirtlerinin de öyle… eski yeni demiyorsun dediğim gibi her zaman geçiniz.

  110. SÜLEYMAN dedi ki:

    Merhaba hakikat rumuz lu ağabey veya abla…

    Üstad kuran-ı kerim i insanlar anlasınlar diye tesfir etmiş ömrü hayatı boyunca bu dava için mücadele etmiştir . Şimdiki nurcu efendilerin üstadla hiç bir alakası yoktur . Onlar sadece üstadın risalelerini okumaktadırlar okutturmaktadırlar . üstad hayatı boyunca dünya lezzetlerinden bir gıdım tatmamıştır.(kendi ifadelerinde geçer bu) Şex Sait isyan etmek üzereyken Üstadında desteğini istemiş ,sende kürtsün , seninde ciddi büyüklükte bir kitlen var bana yardım et destek ol Şex Sait i isyana sürükleyen haklı gerekçeler olmasına rağmen, kürt olmasına rağmen .Şex Sait e gönderdiği mektupta .

    “Yaptığınız mücadele, kardeşi kardeşe öldürtmektir ve neticesizdir. Çünkü Tükr Kürt birdir, kardeştir.Türk Milleti bin senedir İslamiyete bayraktarlık etmiştir. Dini uğrunda milyonlarca şehit vermiştir. Binaenaleyh, kahraman ve fedakâr İslâm müdafilerinin torunlarına kılıç çekilmez ve ben de çekmem!” Demiştir .

    (Üstada Marmara bölgesi ulemaları alimleri şimdiki ismiyle entellektüelleri Said-i Kurdi yani Kürt Sait derlermiş .Yiğit namıyla anılır . Tabi o dönem türk/kürt meselesi yok imiş . Bu mesele kızışmaya başlayınca sırf bu saçma hadiselerde o şerefli namı kullanılmasın yanlış anlaşılmalara sebep olmasın, kendisiyle ilgili bir ö nyargı oluşmasın diye adını Said-i Nursi olarak değiştirmiş soyadı kanunundan sonada Sait Okur olmuş)

    Mustafa Kemalin Üstadın kitlesinden birikim inden faydalanmak için ona yaptığı dünyevi hiç bir teklifi kabul etmemiştir . (maaş ,mevki, köşk) Mustafa Kemale avrupanın sanayisinin teknolojisinini ülkemize getirilmesi nin en büyük hizmet medeniyetinin getirilmesinin ise islamiyete en büyük ihanet olacağını söyleiştir. Gelgelelim şimdiki Nurculara
    KORKARIM ÜSTADIN SÖZDE VARİSLERİNİN KAFASI FISK İLE PEK HAŞİR NEŞİR . ZİRA İBLİSİN EN SEVDİĞİ GÜNAHTIR KİBİR ÜSTAD DÜNYAYI DÜNYALIKLARI İMANINA SATARAK AHİRETİ İÇİN ALMIŞTIR TEDBİR BUNLAR DÜNYA İÇİN İMANLARRINI SATMIŞTIR BİRBİR …

    Üstad ın tek davası Kuran-ı Kerim di hiçbir siyasi oluşumun içerisinde yer almadı(euzübillahimineşşeytane ve siyasete racim üstadın kelamıdır) hiç bir kim senin onu, ismini kullanmasına müsade etmedi .

    Hakikat rumuzlu mübarek ağabey/abla , yazdıklarınızda ,kaygılarınızda ,şikayetlerinizde haklılık payınız önemsenmeyecek kadar çok . Fakat şimdiki risaleyi nur okuyan çevrelere bakıp Üstadı değerlendirmeniz şimdiki kemalistlere bakıp Mustafa Kemali değerlendirmenize benzer

    Üstad ın bıraktığı miras çok büyük bir miras hakikatlerin bir bir yazıldığı risale-i nurlar bu güne kadar milliyetçilik vasıfları ağır basan kimselerce sansürlü yazıldı.

    Şu an için mensup olduğum bir cemaat yok ama kendime yakın hissetiğim ve en yakın zamanda aralarına karışacağım sosyal çevre zehra vakfıdır(menfaat gözetmeyen tek vakıf )

    Çocuk evin aynasıdır demiş atalar yıllar önce . siz üstadın çocukları oldduğunu iddia eden kimselere bakıp üstadı değerlendirmişsiniz anladığım kadarıyla. mübarek hakikat ağabey/abla üstadın kimliğini hala en layıkıyla taşımaya çalışan çocukları izlemlediğim kadarıyla zehracılardır

    Hakikat ağabey/abla ellerinizden öperim dua ,hürmet ve selamet ile …

  111. SÜLEYMAN dedi ki:

    Eklemeyi unuttuğum şey KIYAMETİN NE ZAMAN KOPACAĞINI YALNIZCA ALLAH(C.C) BİLİR. BİZ SADECE ALAMETLERİNİ BİLİRİZ OLANLARI VE OLMAYANLARI .ALAMETLER GERÇEKLEŞİNCE HEMEN KOPACAĞINA DAİR BİR İBAREDE YOKTUR NE ALLAH(c.c) IN KELAMINDA NEDE EFENDİMİZ MUHEMMEDUL EMİN (s.a.v.) İN KELAMINDA . EFENDİMİZ BİRŞEY DEMEMİŞ İS EHLİ SÜNNET ALİMLERDE KİM OLUYOR?(kıyamet hususundaki tahminleri münasebetiyle)

  112. şaşkın dedi ki:

    merhabalar yazılanları okudum ve çok şaşırdım sümme haşa hepimiz Müslümanız senin dinin benim dinim kavgası yapıyoruz ve gelinen noktada şöyle bir tespitte bulunmak istiyorum geçenlerde istanbula gittim şişli camisinde akşam namazı kılmaya girdim o tarihi mekanda gördüklerime inanamadım namaz bitiminde imamada söyledim insanlar camiye giriyor elinde ayakkabıları sallaya sallaya ta en öne geliyor be mübarek o ayakkabının altındaki pislikler caminin içine dökülüyor ve ben secde edip alnımı koyucam bir kişi değil iki kişi değil ben bu kültürü yıllar önce mahalle camisinde almıştım ayakkabının altı yere gelmeyecek şekilde camiye girmeyi müezzin kamet başlamadan anons ediyor ayaktakinler otursun diye bir sürü insan hiç oralı değil birde dönüm müezzine ters ters bakıyorlar kamet biterken en ön ikinci sıradaki birisinin telefonu çalıyor adam açıyor telefonu başlıyor konuşmaya farz bitti biter bitmez arkadan iki genç başladılar kavgaya sen namazda şöyle yaptın ben böyle yaptım işi ileriye götürdüler ve birbirlerine saldırmaya başladılar cemaat araya girdi karga tulumba caminin dışına çıkardılar evet tam istenen kıvama geldik Amerika İsrail İngiltere tam böyle Müslüman istemiyormu televizyon kanallarına bakıyorsun insanın metabolizması karışıyor ve ben şuna inandım beni bir yaratan var allahuekber deyip huzuruna vardığımda rabbimle arama hiç ama hiç kimseyi sok muyacağım çünkü gelinen noktada iş şirazesinden çıktı diye düşünüyorum anlatırken mangalda kül bırakmayan yaşarken şeytanın bile yetişemediği bu parçalanmaya sebeb olanları rabbime havale ediyorum yazık çok yazık ????????

  113. stalin dedi ki:

    saidi kürdi +fetoş+tayyoş bakalım daha kaç peygamber çıkar bu topraklardan bu cahil ümmet!! ile.
    saidi kürdi dediğiniz adam vatan haininden başka bişey değildir

    • Ulu Hakan dedi ki:

      doğru, ama imana saldırmadan! kendi kafirlik sınırlarında da kalarak…. anladıysan şimdi dediğini dedin zaten artık bas git

  114. MUSTAFA dedi ki:

    CENNET UCUZ DEĞİL CEHENNEM LÜZUMSUZ DEĞİL..BÖYLE YALAN VE İFTİRALARLA SAİD NURSİ’Yİ ANCAK KALBİ ÖLMÜŞ VE RİSALEİ NUR OKUMAMAMIŞ KİŞİLERİ BALKİ KANDIRABİLİRSİNİZ…

    • kadir dedi ki:

      risale i nur rabbanidir. allah tarafından yazdırılmıştır. diyen bir insanı ve onun kitabı risalei nuru yüce allah benden uzaklaştırsın. sizlerler ne kadar cahilsiniz. hiç düşünmezmisiniz. gözünüz kararmış. şirkin tam ortasına düşmüşsünüz.

      • TAYLAN dedi ki:

        1 ALLAH TARAFINDAN YAZILMIŞTIR YORUMU SEN KENDİN YAPTIN. İKİNCİSİ وَعِندَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لاَ يَعْلَمُهَا إِلاَّ هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلاَّ يَعْلَمُهَا وَلاَ حَبَّةٍ فِي ظُلُمَاتِ الأَرْضِ وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍ إِلاَّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ MEALİ:Ve gaybın anahtarları, onun yanındadır. Onu O’ndan başkası bilmez.Ve denizde ve karada ne varsa bilir. O bilmeksizin, bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıkları içinde hiçbir yaş ve kuru bir dane yoktur ki, “Kitab-ı Mübîn”de bulunmasın.
        (ENAM 59) SIRRINCA ALLAH TÜM OLAN BİTENDEN HABERDAR YANİ İLMİHALDEN HABERDAR RİSALE-İ NURDAN HABERDAR…GİBİ ÇOOOK KİTAPTAN HABERDAR RABBANİDEKİ BİR YÖNDE BU

  115. xeyas dedi ki:

    risale-i nur meydandadır itiraz eden varsa. risale-i nurdan daha iyi bir eser yazsınlar risale-i bırakıp onları okuyalım

    • Ulu Hakan dedi ki:

      ilmihal oku bilmen ilmihali mesela
      Sana yarın saitin kitabınıda sormayacaklar ayrıca ne bu meydan okumalar

  116. kadir dedi ki:

    sevgili nurcu kardeşlerim. öncelikle kendiniz gibi olmayan insanları islam dışına itmeniz ne kadar büyük bir yanlışın içine girdiğinizin göstergesidir. ben bir müslüman olarak sizin yolunuzu şiddetle reddediyorum. said nursinin peşinden giderek kendinizi diğer insanlardan soyutluyosunuz. kendiniz gibi olmayanı neredeyse kafir göreceksiniz. beni yaratan yüce allahın zamanında nefes alabiliyosam ve aldığım her soluğa şükredebiliyosam. ve rabbimin sözleri olan kuranı kerim varsa benim hiçbirşeye ihtyacım yoktur. kuranı kerim ve onun muhatabı hz. peygamber varken siz risai nur ve onun muhattabı said nursinin mi peşinden gidiyosunuz. biz insanlar ancak ve ancak kuranı kerime tabi olduğumuzda kardeş olabiliriz. şimdi siz nurculardan olmayanları ne olarak görüyorsunuz farkındamısınız. farkındalık yaratarak ayrı bir tarikat ve inanç sistemi kurduğunuzumu zannediyorsunuz. saidi nursi rasalei nurun allahın izni ile yazıldığını söylüyor. bu kainatta yapılan her iş doğru veya yanlış hepsi zaten allahın izniyledir. çünkü insan nefsi iki yönlüdür. said nurside bir insan olduğuna göre onun sözlerinin hatalı olma ihtimalini hiç göz önünde bulundurmuyormusunuz. yoksa said nursiye yüce allahtan vahiy geldiğinemi inanıyorsunuz. farkındamısınız toplantılarınizda sürekli risalei nur üzerinden dersler veriyorsunuz. ama bir kere bile toplantılarınıza katılanlara kuranı kerimi öğretmiyosunuz. bu kadar gafil olamazsınız. insanları kurana değilde risalei nura yönlendiriyorsunuz öyle mi? yüce allah sizleri islamdan ve kurandan ayırmasın…. said nursi iyi bir insan olabilir. iyi bir müslüman olabilir. çok cefa çekmiş olabilir. veya çekmemiş olabilir. her ne olursa olsun onun yaptıkları onu ilgilendirir. biz onun peşinden gitmeye mükellef değiliz. bizim kuranı kerimimiz var. biz ancak ona uyarak doğruyu bulabiliriz ve kardeş olabiliriz. nurculuk, süleymancılık, v.s. islamda yeri yoktur. tek şeriat yüce allahın sözleridir(kurandır). eğer said nursi gerçekten dosdoğru bir müslüman idiyse ki bunu yanlız allah bilir. allah mekanını cennet etsin…

    • kadir dedi ki:

      sayın evalation siz ne dediğinizin farkında değilsiniz. sizin dininiz siyaset olmuş. öylesine körleşmişsinizki sizden olmayanı insan yerine bile koymuyosunuz. kominizmin ve sosyalizmin temeli olan “güçlü güçsüzü ezer, güçsüzler ve aciler yok olmaya mahkumdur” felsefesini nede güzel taşıyosunuz. işte siz bu kadar canisiniz. allah sizin gibi zalimlerden bizleri korusun. allahsız kitapsız olmak işte böyle bişe. siz bu felsefede yeni dünya düzenini bekleye durun. sizin felsefeniz komünizm uğruna yakıp yıkmak sizden olmayanları küçük görmektir. siz kendinizi çok akıllı sanıyosunuz. ve size yakışır bir şekilde başkalarına hakaret ediyosunuz. merak etmeyin ben bir müslüman olarak sizin seviyenize düşmeyeceğim.
      sovyet rusyada dinsiz imansız komünistlerin lenin ve stalin zamanında yaptıkları, çinde türk müslümanlara yapılanlar ve ülke içinde hrıstiyan olsun müslüman olsun dini özgürlüklerin yasaklanması sizin ne olduğunuzu açık açık ortaya koyuyor.

      benim felsefemde ise ılımlı islam diye bişe yoktur. islam; kuranı kerim nasılsa öyledir. tarikatçılığa ve bölücülüğe bizim dinimizde yer yoktur. tabi siz komünist olarak bunları anlayamazsınız. zaten anlasanız muhattabı olmadığınız yazıya cevap yazmazsınız. siz önce sizin gibi düşünmeyenlere saygı göstermeyi öğrenin ve seviye çerçevesinde yazın. gerçi allahsız kitapsız bir insana ne kadar anlatabilirsin….

      • pante dedi ki:

        Elevation-Exhorder’a boşa zahmet edip mesaj yazmayın. Vaktinize emeğinize yazık olur.
        Çünkü gördüğüm her yorumunu sileceğim artık. Küfürlerine, hakaretlerine, ırkçılığına,
        trollüğüne, tahrikkar ifadelerine tahammül kalmadı artık.

  117. kadir dedi ki:

    sayın pante duyarlılığınız iiçin teşekkür ederim

  118. ensar dedi ki:

    hey cahiller saidi nursi bu ölke ugruna defalarca askeriye başında komutalık yapmış zattır ne hadinize böle böyle konuşmaya terbiyesizler gerçekleri söylemek işinize gelmiyor kuyruk acınız var belliki allah sizi islah etsin başka birşey demiyorum

    • kadir dedi ki:

      ben kuranı kerimin ışığına inanırım. hz. peygamberin yoluna inanırım. ona layık bir ümmet olmayı hedeflerim. hayatımı kuranın ışığına adayan bir kişi olarak bunların dışında başka kimsenin peşinden gitmem. kendimi bir insanın(said nursi) kucağına atıpta kendimi ona esir etmem. allahın kıyamet günü bunu benden soracağından korkarım. kuranı kerim dışında allah katından inan bir kitap yoktur. bunu iddia edenide allaha havale ediyorum.
      kimin cahil olup olmadığını allah bilir…

      • ahmet dedi ki:

        kimse burada kuranın dışında allah katından inen bi kitap var demiyor. zaten risale-i nur bi tefsir kitabı . kimse size al bunu zorla oku da demiyor. zaten buraya yorum yapanların kaçı okumuş çok merak ettim . okuyan okusun istifade etsin okumayan da başka tefsir kitabı bulsun okusun.

  119. kadir dedi ki:

    Ey Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile yazıldığına şüphe yok. “Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan alınmadım, hiçbir eserden çalınmadım. Ben Rabbânî ve Kur’ânîyim. Bir lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli bir Nûr’um.” (Müdaafalar 347, Şualar 141)

    Kimse kuranın allah katından indiğini söylemiyorda fakat said nursi söylüyor. madem size göre risalei nur allah katından inmemiş. o zaman Ya sait nursi yalan söylüyor, yada siz. böyle bir çelişki ve tutarsızlık ancak bu kadar olur. işin diğer bir entresan tarafı risalei nur günümüz türkçesine çevrilmesine izin verilmiyor. buna izin vermeyenler kuranın günümüz türkçesine çevrilmesine nasıl izin veriyorlar. demekki risalei nur nurculara göre kurandan daha üstün bir kitaptır.

    • TAYLAN dedi ki:

      EY CAHİL EY KENDİNİ BİLMEZ SEN RİSALE-İ NURA NE KADAR VAKIFSINDA BU ELEŞTİRİLERİ YAPIYORSUN ÖYLE KARALAMAK KOLAY TABİİ BİRDE KUR ANI TÜRKÇEYE ÇEVİRME İZNİNİ VEREN M.KEMAL O ZAMANIN CUMHURU GİT ONUN YANDAŞLARINA SOR

  120. Excellent article. I absolutely love this site. Thanks!

  121. Mehmet Oğuzhan Özoğlu dedi ki:

    Giriş

    Said Nursi, Bitlis’in Nurs köyünde dünyaya gelmiştir. Bundan dolayı Nursi soy ismini kullanmış ve ama daha sonra Kur’an-ı Kerim’den bazı delillerin olduğunu söyleyerek hem kendi ismini ve soy ismini hem de yazdığı kitapların ismini adeta bir keramete yormuştur. Oysa yazdığı eserlerin adını kendisi vermiştir. Bunda ilahi bir mucize aramak boşunadır. Kaldı ki Nurs köyünde dünyaya gelen herkes Nursi’dir. Yani Nursi soyadını alabilir, bunu lakap olarak kullanabilir. Nursi olmanın hiçbir kerameti yoktur. Nurs köyünde doğmanın kişiye hiçbir ayrıcalık kazandıracağı düşünülemez.

    Ayrıca Said Nursi, Risale-i Nur’u insanların muhtaç olduğu bir ilim kitabı olarak görmektedir.

    Bu acip asırda ehl-i iman, Risale-i Nûr’a ve ehl-i fen ve mektep muallimleri ya şiddetle muhtaç oldukları gibi; hafızlar ve hocalar dahi a şiddetle muhtaçtırlar. (Asa-yı Musa’nın başına düşülen not ya da yeni baskılarda Mukaddemat)

    Asa-yı Musa kitabının başına düşülün Said Nursi imzalı notta insanların ne derece kendi kitaplarına ve dolayısıyla kendisine muhtaç olduklarını söylemektedir. Aslında böyle bir ihtiyaç söz konusu değildir. Nitekim Risale-i Nur neşredilmeden seneler önce çok büyük ilim adamları yetişmişti. Bu asırda da Risale okumadan yetişen çok büyük ilim adamları var. Gene aynı cümlede “ehl-i fen” dediği insanların da bu kitaba muhtaç olduğunu söylemektedir. Oysa yazdığı Risalelerin fenni hiçbir yönü yoktur.

    Elcevap: Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak okuyan; bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir. Eğer anlamasa da, madem Risale-i Nur Şakirtlerinin bir şahs-ı manevi’si var, şüphesiz o şahs-ı manevi, bu zamanın bir âlimidir. (Nur Meyveleri adlı risale, sayfa 66-67)

    Burada da görüldüğü gibi Risale-i Nur anlaşılıp anlaşılmaması hiç önemli değildir. Önemli olan onu okumaktır. Zaten onu okuyanların bir “şahs-ı manevisi” mevcuttur. Hatta bu iddia bazen başını alamaz ve daha ilerilere kadar gider.

    (Ayrıca bahsedilen şahsı manevi Said Nursi’nin kendisidir. Bunu da risalede geçen ifadeleri bir araya getirince anlıyoruz. Bunu adeta bir şifre gibi risale’nin içerisine serpiştirmiştir.)

    Eski medreselerde beş on seneye mukabil İnşallah nur medreseleri beş on haftada aynı neticeyi temin edecek ve yirmi senedir ediyor. (Sikke-i Tasdiki Gaybî, Leyle-i Kadirde İhtar Edilen Bir Mesele-i Mühimme, sayfa 8)

    Bu olayın yaşanması/yaşanabilmesi gerçekten bir mucize gerektirir. Çünkü eski usul medreselerden 1000 yıl boyunca âlimler yetişmiş, üstelik Said Nursi de eski usul medreselerde yetişmiş. O medreselerin beş on senelik derslerini beş on haftada vereceğini, hem de aynı neticeyi alacağını söylemesi akıl alır cinsten değildir. Said Nursi’nin beş on haftalık dersleri hiçbir öğrenciyi İbn-i Sina ile aynı neticeye ulaştıramaz. Ama nur şakirtleri o kadar ileriye giderler ki hem kendilerinin hem de üstatlarının İbn-i Sina’yı geçtiklerini söylemekten çekinmezler.

    Kaldı ki Risale-i Nur’un hemen her yerinde hem Risalelerin göklere çıkarıldığı hem de Said Nursi’ye inanılmayacak kadar mucizevî bir gözle bakıldığı görülmektedir.

    Asr-ı saadettekiler hariç İslam âlemi böyle büyük bir âlim yetiştirmemiştir. (Ankara Üniversitesi, Risale-i Nur hakkında verilen konferanstan aldığımız bir parça)

    Bu büyütmeleri Said Nursi’nin kendisi de yapar. Kendisinin bazı mucizevî yönlerinin olduğunu iddia eder. Allah’ın peygamberlere verdiği güç ve kuvveti ve bir takım mucizeleri kendisinin de gösterdiğini söylemekten çekinmez. Mesela Zülfikâr adlı risalede kendini peygamber yerine koyarak hayvanların Risale-i Nur’a hayran kaldıklarını yazar. Bu tamamen akıl almaz bir olaydır ve bir hayvanın yazılmış bir kitaba hayran kalması kişinin kendisini büyüklemesinden başka hiçbir şey değildir.

    Sayfa 4’te yazdıklarına bakılırsa her asra bir müceddid gönderiliyormuş ve bu asrın müceddidi Said Nursi’nin kendisiymiş. Bundan dolayı ki Said Nursi, Isparta’ya gidince yazın hiç yağmayacak kadar yağmur yağmış ve her yere bereket gelmiş. Bunun sebebi ise Said Nursi’ye yazdırılan Risalelere Allah’ın bir ikramıymış. Barla’ya gidince de aynı şeyle karşılaşmış. Bu yağmurların bir benzeri 93 yılında da yağmış. 93 yılıysa Said Nursi’nin doğduğu yıldır. Hatta bunlar da yetmez, bazen daha ileri ifadeler kullanılır. Örneğin, dışarıdan gelip, risaleleri yazacak öğrencilerin talepleri reddedilince kuraklık başlamış.

    Hatta çekirgeler ve arılar ve serçe kuşu gibi bir kısım hayvanat daha senin bu sözün ve nurların okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizaplarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkiyâp olduklarını başlarını başlarımıza çarpmakla güya bize anlatmak istemeleri ne kadar gariptir. Ezcümle Sav’da iki çekirge ve Emirdağ’ında iki güvercin ve iki kuş ve İnebolu’da iki acayip kuş ve Isparta’da ve Sav’da bülbül ve hüthüt bu kerameti gösterdiler. (Zülfikârın Hatimesi, sayfa 87)

    Zülfikârın ikinci makamında (sayfa 100’de) Said Nursi’nin yüzüne asla sinek konmadığı yazıyor. Said Nursi de bunu Zühretü-n-Nur’da (sayfa 56) aynen doğruluyor.

    Risale-i Nur’un kahramanlarından Hüsrev Efendi, Mustafa isimli bir şahsın Üstadın yanına giderken sürgülü kapının O’nun ile konuştuğunu ve hem Said Nursi’nin hem de yanındakilerin adeta nurani varlıklar olduğu yazıyor. Sürgülü kapının “ben sana açılacağım” deyip kendiliğinden açıldığını ve Said Nursi’nin de bunu doğruladığı kaynaklarda geçiyor.

    Kur’an ayetlerinin kendisine manen bazı şeyler söylediğini, manen evrende başka irtibatlarının olduğu da başka bir hadisedir. Bununla ilgili en çağrıcı örnek Sikke-i Tasdik-i Gaybî de bir ayetin kendisine manen bir mesaj vermesidir. (Sayfa 64-65)

    Yine Said Nursi’nin etrafındakilerle yaşadığı bir hadise de kâtiplerine yazı yazdırırken siyah mürekkebin kırmızıya dönüştüğü ve “Silsile-i kerametin bir ucunu ve tereşühunu gösterdi.” dediği olaydır. Güneş’in bile bazen Nurcuların emrine verildiği Zülfikârın Hatimesi’nde en çok ilgi çekenlerden biridir. Miraç’tan bahsederken akıl almaz hadiseler söylüyor. Oysa Kur’an-ı Kerim bunların hiçbirini bize bildirmiyor. Said Nursi, Kur’an’da bildirilmeyen, akıl almaz hadiseleri gerçek bir dinmiş gibi bildiriyor.

    Demek Risale-i Nur’a gelen musibet, şakirtlerini kerametkârâne ikaz ediyordu. (Sikke-i Tasdik-i Gaybî, sayfa 27)

    Böylece Said Nursi’nin etrafındakiler de ehl-i keramet olarak telakki ediliyor. Bazen Risale-i Nur’a akıl almayacak mucizeler yükleniyor. Mesela Anadolu’nun İkinci Dünya Savaşı’nda harp meydanı olmamasını Risale-i Nur’a bağlıyor. (Sikke-i Tasdik-i Gaybî, sayfa 53)

    Şualar isimli eserinde (sayfa 695) bir olay anlatılıyor ve Said Nursi bu olayın içerisinden Risale-i Nur’a keramet biçiyor.

    Ne yazdığımı Emin’e gösterdim; hayretle dedi:“Bu hem Sabri’nin hem Risale-i Nur’un kerametidir.”

    Gene şu anda Mektubat eserinin sonuna ilave edilen Bu mektup, on iki sene evvel yazılmış ve Sikke-i Tasdik-i Gaybî mecmuasında derç edilmiş bir mektuptan bir parçadır başlığında olan mektupta Said Nursi, baştan aşağı kendini ve risalelerini anlatıp övmektedir. Hatta bu asırda, Türkiye’de Kur’an’ı ve imanı risalelerin koruduğunu, risalelerinden olmasa inkılâplar ve infilaklar karşısında müslümanların bu şekilde muhafız olamayacaklarını söylemekten geri durmuyor. Gene aynı mektuptan bir bölümde, yazdıklarının kendi kalbine ihtar edildiğini söylüyor. Bazen de Risale-i Nur’a mehdiyet atfediliyor. Sikke-i Tasdik-i Gaybî’nin 9. sayfasında, ümmetin beklediği bir zatın geleceğini, bu zatın üç vazifesinin olduğunu, o zatın Risale-i Nur’u bir programı olarak neşr ve tatbik edeceğini yazıyor. Yazının sonunda sıra isim kısmına gelince, şimdiye kadar yazdıkları kendisine üstün bir güç tarafından bildiriliyormuş gibi cevap verip o zatın isminin nurlara yazılmasının münasip görülmediğini vurguluyor.

    Bununla da kalmayan Molla Said, Nur şakirtlerine cennet vaat etmekten de hiç çekinmiyor.

    Risale-i Nur dairesi içine girenler tehlikede olan imanlarını kurtarıyor ve imanla kabre giriyorlar ve cennete gidecekler diye müjde veriliyorlar.
    …(birkaç sayfa sonra)
    Risale-i Nur şakirdleri imanla kabre girecekler, imansız ölmezler. (Birinci Şua)

    Bu sözün haşiyesinde de bunun semavi bir haber olduğunu, Allah’tan bir müjde olduğunu iddia ediyor.

    Bu asrı medeniyede Kur’an-ı Kerim’in hakiki tefsiri olan risale-i nur eserlerini ihda etti. (Nurun İlk Kapısı, sayfa 185)
    Bu hüccetler ve tabiratın bu kelimat ve teşabihatın arşı Âzamdan indiği muhakkaktır. (Zülfikârın Hatimesi, sayfa 5)

    Görüldüğü gibi Said Nursi, yazdığı eserlerin kendisine ilahi bir güç ile -vahiy ile- yazdırıldığı iddiasındadır. İşârâtü’l İ’caz isimli eserinde, Risale-i Nur, Kur’an’ın bu asırda en yüksek ve en kutsi bir tefsiridir. Hakikatleri semavidir, Kur’ani’dir, o halde Kur’an okundukça o da okunacaktır. Risale-i Nur mücevherât-ı Kur’aniye hakikatlerinin sezgisidir. şeklinde bir ifade kullanıyor ve kendi kitaplarının da vahye dayandığını söylüyor. Daha da ileriye giden Said Nursi, Risalelerin, Nur Meyveleri isimli bölümünde “Bunları ben yazmıyorum, bunlar bana yazdırılıyor.” cümlesini kullanıyor.

    Asa’yı Musa adlı kitabında Said Nursi, kitabında yazılanların değişmeyen gerçekler olduğunu yazması da ayrı bir soru işaretidir. Zira elli yıldan beri bir sürü yayınevi risale bastırmış ve basılan iki risaleden biri ötekini tutmamaktadır. Kaldı ki değişmeden kalan tek kitap Allah’ın kelamı olan Kur’an’dır.

    Bütün bunları söyleyen birinin haklı olarak bu kitabı okumayı ibadet olarak söylemesi de doğal olacaktır ki Risale-i Nur’u okumanın ibadet derecesine yükseltildiği de çok açık ifadelerle sabitlenmiştir.

    Risale-i Nur’un hizmeti oldukça dünyada iken cennete davet etseler Kur’an-ı Kerim’e hizmet etmek gibi büyük bir şerefi terk edip böyle mukaddes bir vazifenin, böyle ulvî bir saadetin dünyada olduğunu anlayarak şimdi o hizmeti bırakıp gitmek istemeyeceksiniz. (Risale-i Nur Nedir? Sayfa 6-7)

    Bunun gibi birçok ifade Risalelerin çeşitli yerlerinde geçmektedir. Said Nursi, kendisine adeta peygamberlik yüklemektedir. Risale-i Nur’un yazma tarihini 23 sene olarak gösterip Kur’an’ın da 23 sene de nazil olmasıyla arasında bir bağ kurmaktadır. (Bakınız, Barla Hayatı)

    O tevafuk remzeder ki: Bu asırda Resail-in Nur denilen otuzüç aded Söz ve otuzüç aded Mektub ve otuzbir aded Lem’alar, bu zamanda, Kitab-ı Mübin’deki âyetlerin âyetleridir. Yani, hakaikının alâmetleridir ve hak ve hakikat oldugunun bürhanlarıdır. Ve o âyetlerdeki hakaik-i imaniyenin gayet kuvvetli hüccetleridir. (Şualar, Sayfa 708)

    Bizler neyin hak neyin batıl olduğunu anlamak için Kur’an’a müracaat ederken Said Nursi yukarıdaki cümleleriyle de Kur’an’ın hak mı batıl mı olduğunu Risalelerine sunmaktadır. Said Nursi referans olarak Kur’an’ı değil kendi risalelerini göstermektedir. “Risaleler bir meseleye yanlış bakıyorsa Kur’an’da bakmak zorundadır, yoksa Kur’an batıldır” gibi bir fikre sahip olduğunu açıkça beyan etmektedir.

    Asa-yı Musa’nın birinci kısmından önce yazdığı yazıda, İmam-ı Ali’nin Celcelûtiye’de Risale-i Nur’u ve risalelerin son risalesini dahi ve bismihi asa musa bihi zzulmetuncelet fıkrasıyla haber verdiğini ileri sürmektedir. Aynı yazıda, Ayetü’l Kübra’yı en son sandıklarını ama sanki yeni bir işaret bulup tekrar yazmaya başladıklarını da unutturmamıştır.

    Zülfikârın Hatimesi’nde “Bu Hizb-i Nur’un benim şahsıma ait pek büyük bir kerameti var.” diyor ve kitabını adını bizzat Hz. Ali’nin verdiğini de peşi sıra zikrediyor.

    Hülâsa: Amel ve ahlâk bakımından ve sünnet-i Nebeviyeye (A.S.M.) ittiba ve temessük cihetinden ümmet-i Muhammed’e (A.S.M.) tam bir hüsn-ü misal olurlar ve nümune-i iktida teskil ederler. Bunların Kitabullah’ın tefsiri ve ahkâm-ı diniyenin izahı ve zamanın fehmine ve mertebe-i ilmine göre tarz-ı tevcihi sadedinde yazdıkları eserler, kendi tilka-yı nefislerinin ve kariha-i ulviyelerinin mahsulü değildir, kendi zekâ ve irfanlarının neticesi değildir. Bunlar, doğrudan doğruya menba-i vahy olan Zât-ı Pâk-i Risalet’in (A.S.M.) manevî ilham ve telkinatıdır. (Şualar. Sayfa 669)

    Buradaki tilka-i nefsinden uydurma sözlerin olmayışını hem kendisi hem de kendisi gibi olan müceddidleri için söylemekte ve Kur’an’da geçen bir ayete de atıf yapmaktadır. Allah, peygamberin söylediği sözlerin, O’nun tilka-i nefsinden uydurma olmadığını, kendi katından VAHİY ile olduğunu bildirmektedir.

    Risale-i Nur’un vahiyle yazdırıldığını söyleyen Said Nursi, içerisindeki çelişkilerinden de bihaberdir. Mesela Mesneviyi Nuriye’de hutbenin Arapça olması gerektiğini altını çizerek vurgulamış ve çok şiddetli bir Arapça savunması yapmıştır. Kuran-ı Kerim arpçadır, Türkçeye çevirmek de yanlıştır sonucunu çıkaran risaleler yayımlamış ve öte taraftan Risalelerin, Kur’an’ı Kerim’in bir meali olduğunu da söylemekten çekinmemiştir.

    Kur’an’ın mantığına uymayan, sünnetullah kaidelerine uymayan ebced hesabını da Risale-i Nur’da görmek mümkündür. Risale-i Nur’un yazım tarihi, telif tarihi, tekemmül tarihi Ayete’l Kürsî’nin ebcediyle delillendirilmiştir. Üstelik bu deliller de ebced hesabına değil, bu hesabın Said Nursi’ye ihtar edilmesine bağlanmıştır. Said Nursi yapmış olduğu ebced hesabının dahi kendisine ihtar edildiğini savunmaktadır. (Bakınız, Asa-yı Musa, sayfa 81)

    Gene Asa-yı Musa’da 76. sayfadaki Hatime’de Felak Suresi’ne dair bir işaretin kendisine bildirildiğini ilan eder. Bunun üzerine ayetlerin ebcedini yapıp risaleler hakkında tarihler bulur ve bunda bir mucize olduğunu –hem kendisi için hem de şakirtleri için- iddia eder.

    Şualar isimli eserinin Birinci Şua’sunda ayeti’-Nur’un Risale-i Nur’a işaret ettiğini uzunca anlatır. Başka ayetlerle de bu kanıyı desteklemeye çalışır. Elektriğin ve Risale-i Nur’un Kur’an’da üstü kapalı olarak geçtiğini ve Risale-i Nur’un manevi bir elektrik olduğunu iddia etmekten de sakınmaz. (Şualar, Birinci Şua, sayfa 689) hemen ardından cifrin çok doğru olduğunu ve yapmış olduğu cifr hesabının hakikati belirlemek üzere yapıldığını bir hadis-i şerife dayandırıp ihtar başlığı altında ıspatlamaya çalışır. Oysa ebced ve cifr usullerinin dinimizin düşünceleriyle paralellik gösteren hiçbir yanı yoktur.

    Saidü’n-Nursi dahi meyyit hükmünde idi. Risaletü’n-Nur ile ihya edildi, onunla hayat buldu. (Şualar, Birinci Şua, sayfa 693)

    Bu ve buna benzer sözlerle Risale-i Nur’un kendisine ilhamla yazdırıldığının üstünde ısrarla durur.

    … ayetinin kuvvetli işaretini hem teyid hem letafetlendiren üç münasebet birden Ramazan’da kalbime geldi. Kat’i bir kanaat verdi ki, “meyten” kelimesine tam münasip Said’dir. (Şualar, sayfa 694)

    Görüldüğü gibi Said Nursi kalbine gelmesini sürekli okuruna sunar. Sikke-i Tasdik-i Gaybî isimli eserde birçok ayetin ebcedi Risale-i Nur’a ve Said Nursi’ye bağlanmıştır. Tılsımlar ve Maidetül-Kur’an ise bunun sayısız örnekleriyle doludur. Birinci Şua da hakeza neredeyse tamamen bunun üzerine yazılmış gibidir. En ilginç olanı; Ya Eyyuhel Müzemmil ayetinden Kürdî anlamının çıkarılmasıdır. Said Nursi, Tılsımlarda bu ayeti tamamen kendine yönelik olarak yorumlamıştır. Böyle bir tefsir anlayışı İslam Akaidinde de, İslam geleneğinde de mevcut değildir.

    Resâili’n-Nur baştan başa ism-i Hakîm ve Rahîm’in mazharı olduğundan bu üç âyetin âhirleri ism-i Hakîm ile ve gelecek yirmibeşinci dahi Rahmân ve Rahîm ile bağlamaları münasebet-i mâneviyeyi cidden kuvvetlendiriyor. (Şualar 709)

    Mektubat kitabının 383. sayfasında, İmam-ı Rabbani’nin Mektubat kitabının Bediüzzaman’a işaret ettiğini ve burada kastedilen Bediüzzaman’ın da kendisinden başka biri olamayacağını dolaylı yollarla ifade etmiştir.

    Bazen bazı rüyalar da Said Nursi için olmazsa olmazlar arasındadır. Hatta rüyayı gören de çok önemli değildir. Sikke-i Tasdik-i Gaybi isimli eserin 21. sayfasında Sadakatte meşhur olan Barlalı Süleyman’ın Vazife-i Sadakatını tamamiyle yapan Isparta Süleymanı Rüşdü’nün Bir Fıkrasıdır başlığı altında yazılanlar tamamen rüyalardan ibarettir. En göze çarpanı ise Hz. Ebu Bekir’in, hutbeden Yirmidokuzuncu Söz’e atıfta bulunmasıdır.

    Risale-i Nur sâkirdlerinden Rıza görüyor: Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm, camide Hazret-i Ebu Bekir-is-Sıddîk Radıyallahü Anha emrediyor: “Çık hutbe oku” Ebu Bekir-is-Sıddîk koşarak minberin en yukarı basamağına kadar çıkar, hutbe okur. Hutbe içinde cemaate der ki: “Bu söylediğim hakikatlerin izahatı “Yirmidokuzuncu Söz” dedir..”

    Sikke-i Tasdik-i Gaybî eserinin Sekizinci Şuası’nda ÜÇÜNCÜ BİR KERAMET-İ ALEVİYE şeklinde başlayıp Hz. Ali’nin hem bu risaleyi isimlendirdiğini hem de haber verdiğini yazıyor. Arka sayfaları da tamamen bu şekilde doldurup risalelerin bir kerametle yazıldığını ve kayıtsız şartsız risalelere teslim olunması gerektiği okuyuculara tembih ediliyor.

    Bid’at ve hurafelerin din gibi gösterildiği risalelerde bunlardan kat kat daha fazla sapkınlığa rastlamak mümkündür. Teyemmüm ayetindeki “saidan” kelimesinden yola çıkıp bunu Said ismiyle özdeşleştirmesi Mektubat’ta ebced hesaplarının tutmayışı sonucunda “matematikte bu kadar küçük sayıların pek büyük önemi yoktur” gibi izahatta bulunması elbette gülünçtür. Kaldı ki yaptığı cifrin ve ebcedin dahi usulünü bulamamış, bir ayette şeddeyi sayarken başka ayette “tarihlerin tam çıkmaması sebebiyle” şeddeleri saymaması ve kendiyle alakalı bir tarihi çıkarmak için adeta matematiğe ve mantığa karşı mücadele göstermesi gülünçten de ötedir, üzücüdür.

    Bu sözlerin hiçbirinin dayanağı bulunmamaktadır. Hz. Ali ölmüştür. Şu an hayatta olduğuna dair bir kanıt sormak bile gülünçtür. Hz. Ali’nin kalkıp da bir kitaptan bahsetmesi, bir kitabı isimlendirmesi olacak iş değildir. Tamamen hayal ürünüdür. Hz. Ali, yaşadığı dönemde de böyle bir haberi veremez. Çünkü gaybı yalnızca Allah bilir. Başkasının onu bilme yetkisi yoktur. Eğer birine gayb bildirilecekse bu ancak vahiy ile mümkün olur ki vahiy yolu da peygamberimizden sonra kesilmiştir. Said Nursi’nin veya bir başkasının vahiy alma olasılığı yoktur. Buna Nurcu denilen insanlar vahiy diyemedikleri için ilham veya ikram demektedirler. Oysa ilham veya ikram dedikleri bu olgunun vahiyle olan hiçbir farkını sayamamışlardır. Her şeyi vahiyle aynıdır, yalnızca adı ilhamdır şeklinde bir savunmaya girişmişlerdir ve bunun hiçbir haklı ve makul gerekçesi yoktur. Son elçi bizim peygamberimizdir. Allah dinini kemale erdirmiştir. Kalkıp da bir mehdi veya bir müceddid beklemek boşunadır. Allah’ın ilmi yalnızca 1400 sene öncesini değil şimdiyi de kapsamaktadır ve Allah’ın ilmi tüm evreni kuşatmıştır. Bu ilmi bırakıp da nurlardan bir “nur” beklemek Allah’a iftira atmaktan başka hiçbir şey değildir.

    Kaldı ki bu yazılanların da üzerine biraz düşünülürse yazılanlara neredeyse tamamen inanılmasının imkânsız olduğu görülecektir. Mesela Hanımlar Rehberi’nde Said Nursi’nin arabayla dolaşırken bir yaşındaki bebeklerin dahi Said Nursi’nin manevi varlığını hissettiklerini ve koşarak elini öptüklerini yazar. Buna hangi akıl inanabilir? Peygamberin dahi başına gelmemiş bir olay Said Nursi’nin nasıl başına gelebilir? Bunun anlatılma amacı nedir? İnsanlar bunu niçin bilmek zorundadır? Bunların her biri ayrı bir merak konusu olmuştur ve olmaya da devam edecektir.

    (Devamı var… Şimdilik bunu okumanızı istiyorum. Devamını sonra tartışırız…)

  122. Yedinci Boyut dedi ki:

    Cok guldurdunuz beni. Sozlerinizdeki tutarsizliga kendiniz bile inanmiyorsunuz eminim.Anlattiginiz karakterde bir insan bu eserleri yazabilir mi? Ya ahmak-ul humakadan tahammuk etmis sarhos ahmaklarsiniz ki bunu onlar bile kabul edemez. Bu durumda ancak dinsizlik komitesine hizmet eden, cehenneme hizla yuvarlanan tas yiginlari olabilirsiniz.

  123. İmam-ı Azam yolu dedi ki:

    Said Efendi keşke Uydurma kitabında gelecekteki müritlerine birazda Vatan ve millet sevgisinden bahsetseydi. Keşke ABD nin kölesi, köpeği olmamalarından bahsetseydi. Keşke milyarlarca dolar servet biriktirmenin günah ve haram olduğundan bahsetseydi. Keşke Dünyanın neresinde bir müslüman katledilse sessiz kalmayın deseydi. Keşke ABD nin Irakta katlettiği müslümanlara sessiz kalan şeytanlardan da bahsetseydi. Artık insanlar Risale-i nur gibi bitpazarı hikayelerine pek inanmıyor. veya göründüğü gibi büyük çıkarlar etrafında kümeleştirilerek inadı görünüyorlar. İnandı görünürkende ABD nin kölesi olmakta, onur ve diğer değerlerden vazgeçmekte sakınca görmüyorlar. Kuarandan başka hiç bir bilgiye ve kitaba gerek yoktur. Hadis ve sünnet diye topluma yalan yalnış sunulan bilgilerde islama zara vermekten başka bir işe yaramıyor. TEK REHBER ,kaynak KURANdır.

    • sahret dedi ki:

      Kardeş, nasıl ki okul sınıfındaki herkes dersi aynı mikytarda anlamaz herkez kabiliyeti mikratında anlar o zaman öğrenmen kişinin kabiliyetine göre anlatmayı dener ki herkez bir şeyler anlasın! Bunun gibi herkes Kur’an ‘ı hakkıyla kendi aklıyla anlayamayabilir, eksik kalabilir ki bir çok kişinin dinden çıkması, günahlara sapması bundandır öyle ki; ilahiyat fakültesinde tefsir yapan öğretim üyesi bile ayetlerde var herkes yanlış yorumluyor aslında evrim geçirerek insan bu haline gelmiştir diyor! Sende böyle anlayanlardan mısın yoksa adamın aklı yok mu neden anlayamıyor ki???? yok sa kaynak olarak Kur’an neden yetmiyor o adama????

      • yasir dedi ki:

        Sahret DEMİŞ Kİ————–ALINTI—————-aslında evrim geçirerek insan bu haline gelmiştir diyor! Sende böyle anlayanlardan mısın yoksa adamın aklı yok mu neden anlayamıyor ki???? yok sa kaynak olarak Kur’an neden yetmiyor o adama????—————ALINTI——————

        Sizi uyarmak için içinizden bir adam vasıtasıyla Rabbinizden size bir zikir (kitap) gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki O sizi, Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı. O halde Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” 7 / A’RÂF – 69

        Araf süresinde, Nuh kavminden sonra kalan ümmetin üstünlüğünden söz edilmekte, büyük ihtimal Nuh tufanında bir tesviye söz konusu…En iyisini Allah bilir.

        ‘Hâlbuki, O, sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.’ 71 / NÛH – 14
        Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir. 71 / NÛH – 17

        Yine Nuh suresi ile insanlığın oluşumuna vurğu yapılmakta.

        Kuranda yerler-gökler ve her şeyin belirli aşamalarla-evrelerle yaratıldığı apaçık yazmaktadır…Bunun aksini idda etmek Allahın sünnetine karşı gelmek,tanımamak demektir.Dünyadaki her şey evrelerle-evrimle yaratılmıştır ve dünyadaki-arzdaki her şeyin atası ortaktır, her şey su ve topraktan yaratılmıştır…Bunların hepsini her şeye güçü yeten ilmiyle yaratmış-kuşatmış tek yaratıcı olan Allah yapmıştır.

  124. İmam-ı Azam yolu dedi ki:

    Kafanızı fazla yormayın Said-i Nursi’nin kim olduğunu, bigisi, çapı ahlakı neydi Diyanet işleri Başkanı eski danışmanı Ali Akından dinleyin anlarsınız. Aliakın bilgisi, müktesabatı ile bir derya. İzleyelim.

    • sahret dedi ki:

      Bu adam daha konuşmasını bile bilmiyor kaldı ki derya olsun anladığım kadarı ile sizlerin meselesi hoşlaf meselesi vesselam

  125. 3260096 dedi ki:

    sız din ile uğraşacağınıza bı bakın atatürkün mal varlığı ne kadarmış bi cumhurbaşkanının bu kadar malı nerden nasıl sağladığını araştırın

    • AbdullahAbdal dedi ki:

      Atatürk osmanlı padişahları gibi Tüm devlete mi sahip olsaydı diyorsunuz.
      Atatürk Türklere bir vatan verdi..Biz ona verdiysek bile çok az vermişizdir..
      Siz gitsenize kendi milletinizin yanına Arapistana..hadi peygamberiniz ve sahabeleriniz gibi deve binmeye

  126. necmettin artun dedi ki:

    yazınızdaki hitabınızdan olayların çoğunun yalan olduğu bariz açık ortadaş şu islamcı lafınıza takıldım ben .islamı mı satıyoruz biz ? islamcıda ne demek ? Atatürk ü ilahlaştıran nesildensin sende .. said nursi ne evliyadır ne ermiştir. islami yönü cok ağır basan bi kişilik ve inandığı yolda çile cekmiş bir insandır .karalama kampanyalarınız cemaati ne geriye götürecektir nede en ufak zedeleyecektir.

    • efe dedi ki:

      necmo gerçekler canını yakınca nasılda milleti atatürkçü,komunist vs. diye suçluyosunuz ama:D:D,yazıya hiçbir itirazun yok boş boş suçluyosun milleti,sizin cemaatiniz zaten bu müşriklikleri benimseyerek cehennemin dibine gidecektir

  127. Agnostik dedi ki:

    Heyhat! Duruma bakar mısınız?hayret etmemek elde değil.,kendini sözde Müslüman addedenler,peygamberlerini savunmazken “yeni” peygamberleri said kürdiyi nasılda savunuyorlar..
    Eyvah ki ne eyvah! tarih bunları da yazıyo sayın pante görelim de şaşkınlığımız 1 kat daha atsın.. iyi ki artık Müslüman değilim..zaten şu durumu görseydim (ki yine de dinden çıkmamda nur cemaatinin etkisi çok fazladır),şu an şuracıkta bir daha dönmemecesine uzaklaşırdım islamiyetten usul usul..boşuna dememiş Mehmet akif yeni din kurmuşsun diye.. neo-peygamberleri said kürdiyi şuracıkta savunanları görünce adamcağızın ne kadar haklı olduğunu gördüm.yazık çok yazık…

  128. REALIST dedi ki:

    AHİRETTE İZLEYECEĞİMİZ ÇOK ŞEYLER VAR. ELHAMDÜLİLLAH IYIKİ AHİRET VAR.

  129. selim şerif dedi ki:

    Harika bir yazı olmuş,bir tek önemsiz hata var o da Afgani’nin Bahai olduğu iddiası doğru değil.Onun dışında yazılan her şey doğru.

  130. ÜMMETÇİ dedi ki:

    ey benim değerli din kardeşlerimsaid şöyle bu öyle dmeyin adamın ne yaptığı kendini ilgilendirir bir hatası varsa ALLAH onu azabıyla mahvetsin ha eğer iyilik yapmış ise ALLAH ondan razı olsun yalnız ben onun hazırladığı tesbihatlardaki kendnde ALLAH tan rıza dilemesini istmesi yanlışş!! hem KUR’AN bizzat böbürlenenin şeytandan yana olduğunu imaa ediyor risale-i nur talebesi kardeşlerim beni aydınlatabilirmi. madem ALLAH ona KUR’AN ı anlama yetenegi vermiş neden bize vermesinki yeterki isteyelim ben bunun kanısındayım hem camilerin yıkılmasına müsade etmeyen Atatürk hakkındada talebelerin ileri geri konusmları yanlışşş ALLAH KUR’AN ADINA YANLIŞ CÜMLE DEYİP ALLAH IN KİTABINDAN ÇOK BAŞKA KİTABI OKUYANA AZAP ÇEKTİRSİNN…….

    • toro dedi ki:

      Arkadaşlar,
      Yazılı metin yani Kuran tartışmalarımızın genelinde hepimizin referans gösterdiği bir kitap.
      Ama daha öncede bahsini ettiğimiz ve sorguladığımız gibi tebliğ edicisi ya da sözcüsü hayattayken yazılı bir kitap haline getirilmemiştir! Bu işlem peygamberden sonra ve peygamberden geriye kalan devletin yönetimine gelen başkaları tarafından yapılmıştır! Arkadaşlarımız bu işlemin peygamberin ölümünden sonrasına kalmasını vahiyin peygamberin ölümüne kadar devam etmesiyle açıklar! Ama ben aramızdaki ”ama” farkını kendi açımdan açıklamak istiyorum!
      Hz.Muhammed sadece peygamber değil aynı zamanda kuralları süreç içinde konulan din devletininde en tepedeki yöneticisi idi! Bu minvalde O na biat eden diğer kabilelerden devlet adına zekat (vergi) alıyor ve devletin devamını temin ediyordu! O devleti ya da kendisine biat edenleri tanrı adına tanrının sözleriyle yönettiğini iddia ediyor yani yönetme gücünün KAYNAĞI olarak tanrıyı gösteriyordu! O yaşadığı ve Peygamberliğine biat edildiği sürece sorun yoktu! O’nun önemsemediğii ama ondan sonrası için yönetime geçmeyi düşünenlerin önemsemek zorunda kaldığı sorun ölümünden hemen sonra ortaya çıktı!
      Devletin başına Peygamberden sonra geçen Ebubekir in yönetme gücünün kaynağı neydi! İşte bu sorgulamayı yapan ve Ebubekirin başında olduğu devlete biat etmek istemeyen kabileler ardı ardına ayaklandı ve zekatlarını (vergi) göndermeyeceklerini bildirdiler. Bu ayaklanma daha sonra Ebubekir tarafından oldukça kanlı bir şekilde bastırıldı! Bu vaka islam tarihinde Ridde Olayları a da savaşları diye adlandırılır!
      İşte bu olaylar sonucunda, Ebubekir in ardıdan halife olacak yani devleti yönetecek olan Ömer in yönetme gücünün kaynağını göstermek zorunda kalabileceğini ve Ebubekire verilen tepkilerin kendisine de yönelebileceğini düşündüğünden Ebubekirin itirazlarına rağmen ısrarla neden Kuranı kitaplaştırmak istediğini açıkladığını düşünüyorum! Hz.Muhammed in hayattayken kitap haline getirtmediği ve kitap haline getirilmesini vasiyet etmediği Kuran arkasından gelenlerin yönetme güçlerinin kaynağı olarak gösterilmek üzere yazılı hale getirilmiş yani devletin anayasası yapılmıştır!
      Şuan da bile dünyanın her yerinde seçimler ve seçimlerle iktidara gelen hükümetler bütün yönetme güçlerini yazılı anayasalardan alırlar!

      O tarihte peygamberin şahsında topladığı ve kaynağını tanrıdan aldığını iddia ettiği
      yönetme gücü kendisinin ölümüyle nihayetlemiş ve arkasından gelenler kendi yönetme güçlerini veya haklarını dayandıracakları yeni bir kaynak aramışlardır! Peygamberin veya kuranın kendisinin bile söylemediği kitaba dönüştürme eylemini yapmalarının nedeni işte bu kaynak arayışıdır!

      • FikirVarAmaBilgiYok dedi ki:

        Toro haklısın, Tanrı adına iş yapanlar kendilerine kaynak aramıştır, Insanları tanrı denen bir karmaşa, tanımsızlık ile yıllarca sömürmüşleridir. Tanrı kelimesi eski türklerde yerleşik olan gök tanrı inancından gelir. Aslen Tengri olan kelime, Tan yeri tanımının zaman içinde değişmesi ile Tengri olarak anılmıştır. ALLAH(CC) TANRIDIR, AMA TANRI ALLAH(CC) OLAMAZ…! Tanrı tanımı müsvettir, korkak ağızlıların Allah(cc) diyememesinden mütevelli sarfedilir…

        Bu bastaki konuya da cevap olacaktır insaallah. Kur’an-ı Kerim 114 Sure, 6666 Ayet olarak tebliğ edilmiştir. 22 yıl 2 ay ve 22 gün de tamamlanmıştır. Vahyin gelişi Resulullah(sav)ın ölümüne dek sürmemiştir. Ayetler; kemik, kağıt, deri v.b şeyler üzerine yazılmış, Hz Ebubekir döneminde bir araya getirilmiş, Hz Osman döneminde ise bu gün mevcut olan sıralamaya göre Musaf olarak çoğaltılmıştır. Şayet, bir ayet eksik veya bir kelime fazladan yazılmış olsa idi, emin ol o gün mevcut bulunan tüm gayri müslimler bunu belgeler bu güne dek tasırlardı. Kur’an-ı Kerim geldiğinde alenen meydan okundu; Varsa ayetlerimizin bir benzerini yazacak, haydin cağırın ediplerinizi ve şairlerinizi de yazsınlar.. Yazabilselerdi yazar ve rezil ederlerdi.. Sen hiç denk geldin mi yazılmış olana? Ben görmedim.. Yazabilselerdi, ciddiye almazlardı, Resulullkah(sav)ı öldürmek istemezlerdi..

        Nasıl bir bakış açısı, gayri müslimden zekat alındığını savunabilir ki? Zekat müslümana farz olan, kişinin malının kırkta birini, ihtiyaç sahibinin bizaat kendisine taktim etmesi ile gerçekleşen bir ibadettir. Birine verdiğiniz borc parayı, kişi harcamışsa, sizde borcunuzdan feragat edip zekata sayıyorum bile diyemiyorsunuz. Zira zekatta ihtiyac sahibinin verilen zekattan verildiği anda istifade edebilmesi esastır. Ve zekat verenin bizzat iletmesi, ya da vekille iletmesi gerekir. Zekat sadece müslümana farz bir ibadettir.

        Bir elma bile teadüfen olusamıyor. TESADÜF kelimesinin bile tesadüfen yan yana doğru harflerlle gelme olasılığı 1,300,000,000 gibi bir rakamda 1 ise, hesaba oturun. İnsan bedeni 3,5 milyar harfin kodlanması ile mümkün.. 7 harfli tesadüf kelimesi için gereken olasılıktan hesapla.. Hadi insanı bırakalım, elma tesadüfen olusacak olsa, tesadüfen bahar oluşmalı, tesadüfen 2 hidrojen 1 oksijen bir araya gelip su olmalı, tesadüfen toprak, minareller oluşmalı. Tesadüfen güğneş oluşmalı ve yeri sabit olmalıi, ısısı ayarlanmalı. Tesadüfen dünya oluşmalı, hızı sabitlenmeli.. Tesadüfen atmosfer, ozonosfer v.s. oluşmalı, zararlı ışınları emmeli, güneş ışığını d vitaminine cevirmeli, karbonmonoksit ve diger zararlı gazları geri cevirmeli.. Daha da sayayım mı? Kısacası tesadüfen galaksimiz, güneş sistemi, ve kainat oluşmalı.. Bir elma için Kainat seferber oluyor, cansız, suursuz ve akılsız atomlardan olusan bir yapı akıllı ve canlı insan oluyor.. Ve sen kalkıp, birileri yalkan söyledi mi diyorsun? Hani, ölülere yasin okuyunuz, denir ya, o ölüler toprağın altında yatanlar değildir, yaşayan ölülerdir.. Tesadüften kasıt doğar diyen ölüler..

  131. alahın bir kulu dedi ki:

    allah c.c isterse 200 sayfa 200000 dahi ezberlenir

  132. levent dedi ki:

    Cemmatin içindenim. Fakat said nursi ye karşı hiçbir bilgim yok. Üstad’ın mezarı bile belli değil. Üstad böyle istedi insanlar onu putlaştırmasın diye mezarının yerinin belli olmasını bile istemedi. Cematte üstaddan bahs edilmiyor bile, tek gerçek kuran, risale-i nur sadece tefsir cihetinde bir kitaptır. İftira ise 7 büyük günahtan biridir. Dilini tutan kurtulur.

  133. said dedi ki:

    ilk cümleniz yalan ilk cümleniz. Eğer eserlerini okumuş olsaydınız Said nursinln kürtlüğünden rahatsızlık duymadığını anlardınız.

  134. FikirVarAmaBilgiYok dedi ki:

    Mevzu din olunca, insan avam lisanı ile sual ediyor ise; akla yatkın mı, nasıl mümkün? diye.. Sormak lazım gelir kendilerine, Allah(cc)ı gormeden iman ettik, Resulullah(sav) ve diger 124000 peygamber ve evliyaya da.. Meleklere de iman ettim, cennet ve cehenneme de.. Bunlardan hiç birini zahiren görmedim, manen delil ve işaretler dışında.. Akla yatkınlık arayana sual etmek gerek; gece gördüğün kabustan, gözlerin kapalı olduğu, dokunmadığın ve işitmediğin halde korkman neden? Sevgi ve nefret sözcüğünü nasil tasnif ve tarif edebiliyorsun ki, icazet aldım diyen birinden akla yatkın ve kanıtlanabilir delil bekliyorsun? Tevrat nüshalarında bunca tahribat ve bir çok nüshada çelişkiler varken (hele hele ibrahim as ile Allah(cc) arasında geçen güreş meselesi tam ürperti) örnek verdiğin şey tevrat değil, başkalaşmış, deforme olmuş ve insan fikrinin öne cıkaran yazılardır. Allah(cc) tevrat bozulmadan neden baska bir kitap ve kurallar yollasın ki? Allah(cc)ın kanun ve nizamları sabittir ve bu durumda, Zebur, Tevrat ve İncil Kur’an-ı Kerim ile aynı beyanlarda bulunması gerekirdi.
    Said-i Nursi bir çok defa kürt olduğunu beyan eder, çekinmez bu durumdan. Ve fakat, asıl meselesi iman esaslarıdır ve bununla meşkul olmuştur. Hz isa, nasıralı olmanın faydalarını anlatmadığı gibi, Hz Muıhammde Kureyşlileri üstün tutmadığı gibi, Said-i Nursinin de iman yolunda ön plana Kürtlük meselesini koymaması garip olmasa gerek..?
    Zekası ile ilgili şüpheye gelince.. Dediğinde haklı olduğunu düşünsek, yalan söylüyor desek, kandırıyor desek; bunca eseri kim yazdı? Neden eserlerinde iman esaslarını anlattı? Neden fuhsiyat ve küfriyatı methetmedi? Hayatı zindanlarda geçmiş, dünya malına dair hiç bir şeye sahip olmamış birinin çıkarı ne idi? Evlenecek kadar hür mü yaşadı da evlenmedi? Evlenmedi ve zina mı yaptı ki, evlilik ona kesinlikle farz idi? (bkz: evlilik kimlere ve neden farz olur, şartları nelerdir?) Cuma namazı ile ilgili hükümler nelerdir diye düşündünüz mü? Cuma namazı ne tür bir ibadettir, ne gibi durumlarda terki mübahtır?
    bütün konularda haklı ol, her sözün doğru olsun diyelim.. Peki, ne yapmalıyız? Yanlışları gördüğüne göre, bize doğru yolu göster, telafisini söyle ve akıl eleğini kullanmayı öğret dese biri, ne gibi bir faiden olacak diye düşündün mü? Nelerden vazgecerek yarar saglayabileceksin?

  135. Gokhan dedi ki:

    Sen Einstein’in resimini koymussun ya en yukariya. peki onun hayat hikayesini biliyomusun? cocuklugunu? git cocuklugunu oku okullardan nasil kovuldugnuu gorursun. soylediklerinle celisiyorsun madem anlattigin gibi Said Nursi cahil biri, neden hala tum dunyada en az 40 dile cevrilmis seklindde okunuyor!!! suanda bile onun ogrencileri yasiyor onun yaninda olan ogrencileri! hepsi 80nin ustunde oldugu halde seni bile ezecek durumdalar akillariyla! bidusun boyle bi adamin talebeleri boyle ise ve halen ona sadik iseler, sen artik Said Nursi’nin nasil biri oldugunu hayal et diyecem ama sende hayal edecek kapasite de yok. soyledklerin icinde hep celiskiler biribirleryle kafa kafaya carpisiyor.

    • toro dedi ki:

      Sayın Gökhan,
      Hani bir atasözü vardır kuyuya atılan taşla ilgili! Kaç kişi çıkaramıyordu? Ama siz zaten yazmışsınız kaç kişi olduğunu değilmi?

      Bu arada tanrı zamanın başından beri insanlara neler yapmış, neler söylemiş, kimlerle neleri göndermiş ama yinede insanların kula kulluk yapmasını engelleyememiş! Bahsettiğiniz kişiyle beraber hacca gitsenin ondan farklımı giyinirdiniz ya da onun kabeye dokunmaya sizden daha fazla hakkı olurmuydu?

      İnsan kendini bilmedikten sonra neylesin tanrı ona! Tanrı bana inan beni dinle diyor size göre ama siz başkasını dinlemek ve ona itaat etmekte bir beis görmüyorsunuz! Yolunuz açık olsun…

    • rammsteinn dedi ki:

      gökhan
      bir şehir efsanesinin peşinden gidiyorsun. tıpkı aya çıkan astronotun ezan sesi duyması gibi.
      ben de duymuştum. einstein okuldan atılmıştır.sebebi geri zekalı zannedilmişir.
      oysa devir internet devri giriyorsun wiki ye.hikayeleri doğru olarak okuyorsun. şimdi gir wikiden eistein ın hayat hikayesini oku desem üşenirsin. onun için ben sana ihtiyacın olacak bilgiyi kopyalayıp yapıştırıyorum.

      WİKİ
      Einstein okula başladıktan sonra okuldaki sıkı disiplinden ve ezberci anlayıştan rahatsız olmaya başlamıştı.[6] Ama okul ile hoşnutsuzluğuna rağmen yüksek notlar alıyordu. Birinci sınıfı atlamıştı ve çoğu dönemde sınıfında birinci olmuştu.

  136. Sevgi dedi ki:

    O begenmedigin Einsteinin beyni yarim asirdan fazladir ki, korunuyor. Said-i Nursinin beyni nerede acaba? Yoksa curumus mu?

  137. matrixx dedi ki:

    Allah(c.c) hamd olsun ki, “Ölüm,Cehennem ve Cennet” yaratılmış..

  138. toro dedi ki:

    Dostlar,

    Türkiye de neler oluyor izliyormusuz? Kendine islamın temsilcileriyiz diyenlerin ağızlarından çıkanların ağırlığında ezilen vicdanları görebiliyormusunuz? Bunca ayrıştırmanın gerisinde neler yaptıklarını, neleri götürdüklerini farkedebiliyormusunuz? İş çıkara gelip dayandığında cemaatlerin birbirlerine neler söyleyip yapabildiklerini izliyormusunuz, daha neler yapabileceklerini düşünebiliyormusunuz?

    Ölünün askasından bile siyaset yapabilen bu siyasetle birbirlerinden yer kapma telaşına düşen müslümanlar! Dünyanın her yerinde perde arkasında din ile yapılan siyasetler!

    Ben müslüman, hristiyan,yahudi,budist,ateist,deist aramıyorum değerli dostlar! Ben elini kalbinin üzerine koyduğunda beynine mesaj giden İNSAN arıyorum! VİCDAN arıyorum! Vicdanı olmayan, gözünden başkaları için bir damla yaş düşmeyen insan müslüman,hristiyan,yahudi,budist,ateist,deist olsa ne yazar!

    İşte oturup film seyreder gibi seyrediyoruz. İnsanoğu öyle büyük bir öfke yaratmış ki kendi neslini tehdit ediyor! Aynı tanrı için birbirlerine öfke kusan dinler, aynı tanrı için aynı dinin içinde mesken tutmuş farklı yolların yolcularının birbirlerinin ölülerinin arkasından tükürmeleri!

    Biz neyiz, nereye gidiyoruz? Tanrım bu mudur senin dileğin? Seni bilmek için birbirimizi boğazlamalı, ölülerimizin üzerinde tepinmelimiyiz? Benim tanrım eğer sende bunu istiyorsan benden, benim tanrım olamazsın! İnanmam sana, güvenmem! Senin de istediğin buysa beni sana inanmak için korkutabileceğin hiçbir şeyin yok şimdiden söyleyeyim!

    Ben yarattığı insanların kendisi için birbirini boğazlamasını, birbirinin çocuklarını öldürmesini sağlayan bir düzenin mucidi olan tanrıya inanmam! Eğer sende böyle bir tanrıysan beni listenden sil! Olmaz olsun bana vereceğin herneyse!

    Bir çocuk sahibiyim! Bana bir çocuk verip beni evlat sevgisiye doldurup sonra bana beni evladından daha fazla seveceksin diyemezsin! Eğer sen de böyle bir tanrı isen çıkart beni sana inananların listesinden!

    Senin cezan bana vız gelir!

    ”Ahlak, size ne söylenirse söylensin doğru olanı; din, doğru ne olursa olsun, size söyleneni yapmaktır.”

    ”İnsanın laneti, ve neredeyse yaşadığı tüm trajedilerin sebebi, onun muazzam, inanılmaza inanabilme kapasitesidir.” – John Stuart Mill

  139. yasir dedi ki:

    Ah Toro…Ahhh.
    Kavram karğaşaları ve yanılğılar içerisinde yapılmış doğru tespitler.

    İslam ve Müslim, Arapça ‘’SLM’’ köklerinden türeyen kelimler olup, Allahın emir ve yasaklarına teslim olmak demektir…
    Allah, Adaleti-yardımlaşmayı ve bütün iyilikleri kesin kes emreder, çalmayı-zinayı-faizi-zulmü-haksız yere can almayı,şirki ve bütük kötülükleri yasaklar…Allah ile bu ahidi için sözleşenler, bunları yapmak için söz verip bu yola teslimolanlar, Müslümanlardır yok bunlara uymayıp, bunların tersini yapanlarda gayrimüslimdir…

    Şimdi bu teslimiyet kelimesinin her dilde karşılığını çıkaralım ve Alahın emir ve yasaklarına riayet edenlere o isimlerle hitap edelim, olayın nekadar değişeceğini herkes fark edecekler…
    Kardeşlerim, zulüm yapan-çalan-zina yapan-haksız yere can alan-faiz yiyen, Allha şirk koşan ve bunlara destek olanlar kesin kes Allah katında Müslüman değildir…
    Allah Kuranda özellikle buyuyruyorki her dönemde inananların ve akıl edenlerin, yani müslümlerin hep azınlıkta olduğunun altını çizmekte…
    Dünyada bilmem kaç milyar Müslüman var acaba bu rakamın kaçta kaçı söz de Müslüman, yüzde kaçı öz de Müslüman…Bu rakamın %1 Allahın ilke ve inkilaplarını, emir ve yasaklarını hayatının ve yaşamının her alanında uyğuluyor mu acaba…

    Allah, Tevrat ve Kuranda İbrahimi insanların atası yapacağını söylemekte, dikkat edein Müslümanların değil İnsanların atası-imamı yapacağını söylüyor…Neden acaba Müslüman değilde İnsanlar denilmekte çünkü Allahın ilke ve inkilaplarını, emir ve yasaklarını benimeyen bireyler insan vasıflarında yani teslimeyet gösterenler ‘’NAS’’ sıfatında olmaktadırlar ve halkın gözündede, hakkın katındada İnsan ve müslümandırlar…Allahın ilke ve inkilaplarına, emir ve yasaklarına uymayan ve karşı gelenler ise isterse en akıllı bilim adamı-devlet adamı-iş adamı da olsa bunlar esfeli safilindir Allah katındada, halkın gözündede insan bile değildirler lakin günümüzde gerçek manada insanlar az olduğundan şeref ekmek bulamazken şerefsiz ekmekte bulur-itibarda görür…

    Allah katında İslamdan başka din yok diyen rab, işte bunu vurğuluyor…Çünkü İslam Adalet-yardımlaşma-barış milletidir,Allah çalmanın-haksızlığın-zulmün-zinanın-faizin olmadığı, bunların dışlandığı bir birey ve bireyler topluluğu-milleti inşa etmek istemektedir.

    Amaaa, bunların tam ayrımını yapamayanlar hala önüne gelen herkezi Müslüman sanıp saldırmaya devam eder…
    Ne diyelim…

    • toro dedi ki:

      Sayın Yasir,

      Anlattıklarının hepsi hikaye! Hepsi temenni! Realiteden uzak beklenti!

      Canım arkadaşım! Söyle bana Bütün kitapların tanrısı (zebur,tevrat,incil,kuran) neden kuranı gönderdi? Son şansmı? Son gönderilen kitap son şans mı oluyor! Peki ne oldu? Sonuç nedir? Ne düzeldi? Bana islamiyetten önceki dünya ile islaiyetten sonraki dünya arasındaki farkları bir anlatsana!

      Anlat görelim! Hala savaşmıyorlarmı birbirleriyle? Üstelik kuranla beraber uğrına savaşacak bir kitapları daha olmuş! Yani savaşın tarafı da artmış! Birbirleriniz siz biz diye ayırmıyorlarmı? Hangi müslüman ya da hangi yahudi(hristiyan, budist vb.) kendi ölüsüne ağladı gibi diğerinin ölüsünede ağlıyor? Ya da hangisi kendisi için istediğini diğeri içinde istiyor?

      Bana son dinin son olarak insanlığa ne kattığını dünya tarihinin geçmş 1400 yılından örneklerle anlat lütfen! Ne vermiş insanlığa, ne getirmişr?

      Din olmazsa ahlak olur! Ahlak dinin yap dediğini değil doğru olanı yaptırır! Eğer biz insanlar doğru olanı tarıdan öğrenmek zorundaysak yazıklar olsun evrende kapladığımız yere! Bir insan nasıl olurda iyiyi bilemezde, bilmek için tanrının kendisine haberci göstermesine ihtiyacı olur!

      Tanrı olmasa cennete yerleştirilmezdi, şeytan olmasa o meyveyi yemezdi, şeytan perşinden gelmese kötülük olmazdı!

      Bırak bunları kardeşim! Babayağı kötüyüz! Evrende bilebildiğimiz türler içinde en kötüsü biziz! Ama o kadar pişkiniz ki kötülüğümüzü şeytan adında ki başka bir yaratılmışa(!) yüklüyoruz! O olmazsa biz kötülük yapmayacağız! Bunlar masal!

      Bunlar miras! Sen türksen eğer senin ataların mekkeye medineye giderek bulmadı bu inancı! Mekkedekilerin medinedekilerin ataları ellerinde kılıçla gelip ezberlettiler atalarına bu inancı! Sen şimdi sana doğumunla kuran indirilmiş misali atalarının sana mirasını mutlak doğru diye anlatmaya çalışıyorsun! Sen müslüman doğarken, ugandada bir bebek 8 aylıkken susuzluktan öleceği bir dünyaya doğuyor! Sen daha neyin derdindesin! 8 aylıkken susuzluktan ölecek bir beek için senin inancının ne anlamı var! Ya da 8 aylık bebeğini susuzluktan kaybeden aile için senin anlattıklarının ne faydası var!

      Din öyle birşeydir ki, senin evladına duyduğun sevgiyi bile kıskanır! Çünkü bir gün gelip evladının canını almanı istediğinde bu sevginin seni durdurmasını istemez! Yönetemez o zaman seni, kullanamaz!

      Bırakacaksın bana, aslında şöyleydi, böyleydi, böyle olmalıydı da şöyle oldu tekerlemelerini!

      Sonucu göremiyormuyuz! Körmüyüz biz! Düya ne halde, kim kimi ne için boğazlyor ya da boğazlamaya hazır bekliyor bilmiyormuyuz!

      Snin anlatığın dinin yolcuları bile aynı tanrıya inandıkları halde ona doğru yürürken giydikleri ayakkabılarının rengi farklı diye birbirini öldürmüyormu? Neymiş, tanrı buu istememiş!
      Yahu kim nasıl bilebilir tanrı neyi istemiş! Senin gerçek müslüman değiller dediklerinde hayır tanrı böyle istemiş diyor! O zaman bende kendime dünyanın en hızlı koşan adamıyım diyeyim! Ben deyince öylemi oluyor!

      ”çünkü İslam Adalet-yardımlaşma-barış milletidir,Allah çalmanın-haksızlığın-zulmün-zinanın-faizin olmadığı, bunların dışlandığı bir birey ve bireyler topluluğu-milleti inşa etmek istemektedir.”

      Ne güzel bende böyle bir dünya isterim! Ama hani nerede o dünya? Yine mi başaramamış üstelik birde savaşalım diye yeni bir cephe açmış!

      Yasir, dostum,
      Yanlış adamla polemiğe girme! Ben senin anlattıklarını 14 yaşımdan sonra geride bıraktım! Bak sen yanında tanrıyla kürsüye çıkıp onu kendine şahit gösteremediğin noktada tanrının doğrusu budur iddiasında bulunamazsın! O zaman bende kendime ben peygamberim derim! Tanrımı da sana göstermem, sadece ben görürüm! O zaman ne farkın kalır benden! Gösteremeyeceğimiz tanrılarımız adına birbirimizle mi
      savaşacağız yani!

      Evet öyle yapalım!

      İşte söylüyorum ben peygamberim! Hadi benim peygamber olmadığımı kanıtla da göreyim! Tut getir tanrımı sor bakalım ben onun peygamberimiyim, değilmiyim! Aksini ispatlayamazsan ben seni tanrım adına lanetleyeyim, sana birde ölümünden sonra acı çekeceğin bir yer tarif edeyeyim gör gününü olurmu?

      Ya da bana inan ve peygamberlik işimi yürütmek için tutacağım ofisin kirası için bana zekat ver! Olurmu, razımısın? Bak 1400 sene öncesinin değil senin kendi zamanın bir hediyesiyim sana!Taze taze, istemezmisin?

      Kenine iyi bak dostum, seni severim o yüzden sana farklı takılırım!

  140. yasir dedi ki:

     ‘’Anlattıklarının hepsi hikaye! Hepsi temenni! Realiteden uzak beklenti!
    Canım arkadaşım! Söyle bana Bütün kitapların tanrısı (zebur,tevrat,incil,kuran) neden kuranı gönderdi? Son şansmı? Son gönderilen kitap son şans mı oluyor! Peki ne oldu? Sonuç nedir? Ne düzeldi? Bana islamiyetten önceki dünya ile islaiyetten sonraki dünya arasındaki farkları bir anlatsana!’’

    Ah Toro…Ahhh.
    Sen islamiyetin Kuran ve Allahın Resulü Muhammet ile başladığını sanıp-söylemekle, olayın çok gerisinde olduğunuda itiraf etmiş oluyorsun.
    İslamiyet, Ruh ile başlamıştır, ruh ise bilği dir.
    Allah insana Ruh ile Zikri’de vermiştir, zikir ise Allahın İlke ve inkilapları, emir ve yasaklarıdır…Adem-Nuh-İbrahim-Musa-İsa ve Muhammet peygamberlerin Tebliğleri ve Risaletleri hep aynı ilke ve inkilapları tazelemiştir, Allahın sünnetinde bir değişim göremesin.

    O: “Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin” diye dinden Nuh’a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Tanrı, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir. 42 / ŞÛRÂ – 13

    İşte düşünen-konuşan-ilmedin-maddeye müdahale edebilen canlı türü insanın eşrefi mahlukat olabilmesi Allahın emir ve yasaklarına, ilke ve inkilaplarına uymasıyla orantılıdır…Yoksa o insan Adem öncesi kan döken çıplak gezen insandan bir farkı olmayan, esfeli safilindir.
    Hiç süpesizki Allahın değişmez zikrinin başında Adalet gelir.

    7:29 – De ki: “Rabbim bana adaleti emretti.

    6:115 – Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır.

    4:58 – Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.

    4:135 – Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    16:90 – Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.

    60:8 – Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever.

    Adaletli olacaksın –Anne, Baba ve uzak yakın akraba komşuya yardım edeceksin, zekat vereceksin– Allaha yönelerek yalnız ondan isteyecek ve ona ibadet edeceksin, Allaha salat ve salah ta bulanacaksın– İyilik yapacaksın, iyiliği emredip, kötülükten sakındıracaksın—Sabrı tavsiye edeceksin—azimle ve sabırla çalışacak ve helalinden kazanacaksın, Her şeyin temiz(helal) ve kalitelisini, zararlı olanını değil faydalı ve yararlı olanını yemeye-içmeye-giymeye çalışacaksın—Senin gibi Allaha teslim olmuş, Allahın ilke ve inkilaplarını, emir ve yasaklarını yerine getiren insanlarla birlik olup destekleşeceksin.Bunları yapacak ve yapılmasını yayğınlaştırmak için çalışacaksın.
    Kesinlikle Çalmayacaksın—Kesinlikle Zina yapmayacaksın—Kesinlikle ölçü ve tartıda adaletsizlik yapmayacaksın, bu ölçü ve tartıyı sadece manav ve marketlerdeki sanmayın, ilim adamı, üreten sanayi gurpları, inşaat sektörü, ilaç sanayi vs her dalın ve üretimin kendine has kalite standartları vardır, bunların altına düşmayeceksin—Kesinlikle Faiz yameyecek ve yedirmeyeceksin—Kesinlikle Yalan söylemeyeceksin—Kesinlikle Zulüm yapmayacaksın—Kesinlikle Alkol ve kumardan uzak duracaksın—Kesinlikle İsraf yapmayacaksın—Kesinlikle Pintiliğini ve Cimriliğini yenmeye çalışacaksın—Kesinlikle haddi ve hududu aşmayacaksın, azğınlaşmayacaksın…

    İşte bunlar Allahın zikirleri-öğütleridir, bunların hepsini Güneşin her gün doğuş ve batış zikir-tekrarları veya ay’ın her ay hilal veya dolunay oluş zikir-tekrarları gibi hayatımızda-yaşamımızda zikirler-tekrarlar haline getirdiğimizde yani yapılması gerekenleri periyodik tekrarlar halinde yapıp, yapılmaması gerekenleride hiç yapmadığımızda ve bu yolda çalıştığımızda, önce bireylerin sonrada toplumun nasıl düzeldiğini göreceğiz…Allahın istediği bu kalite standartlarını yakalamış bir toplum bu dünyadada ahirettede kurtuluşa ermiş deemktir bu toplumda herkez yaşamak ister çünkü bu kalite standartlarında olan bir toplumda her kezin canı-malı-namusu ve her şeyi güvence altındadır…
    Allahın bizlerde görmek istediği kalite standartlarını yakalayan kişi ve toplum eşrefi mahlukat yani kutsallığa ulaşmıştır, bu kalite standartlarına ulaşamayan ve aksini yapan kişi ve toplumlar ise aşşaların aşşalığı olan esfeli safilindir yani insan bile değildir…

    Tabi bu gerçekler bir çokları için masaldır.

    • yasir dedi ki:

      İşte Allahın dini, kendinden başka olmayan barış-huzur-adalaet ve güven dini, milleti ibrahim budur…

      Bu ilke ve inkilapların, emir ve yasakların, kalite standartlarının dışında bir öğreti ve telkinlerde bulunanları dostlar-veliler-öncüler-şehler-tarikatlar-cemaatler-atalar edinler ve bunlar için Allahın kalite standartları dışına çıkanlar, Allahın ilke ve inkilaplarını ciğneyenler, Allahın emir ve yasaklarına uymayanlar, şirke girip Allaha, emir ve yasaklarına ortak koşmuştur…

      Kendi aklının- nefsinin istek ve arzuları, heves ve hevaları, geçici zevkleri için, misal karı-kız uğruna, zenğinlik uğruna,ev-araba uğruna, vs dünyalıklar için Allahın Kalite standartlarından çıkanlar, ilke ve inkilaplarını çiğneyenlar, emir ve yasaklarına uymayanlar Allaha ortak ve şirk koşmuş olup Aklını ve nefsini ilah edinmiş ve kendine teslim olmuş olur, Allah ise insanların kendine-nefsine-aklına değil Allaha teslim olmalarını istemektedir…

      İşte her ne durumda olursak olalım, birileri için, kendimiz için dünyalık için, Patron-amir-memur-kral-padişah vs kim olursa olsun Allahın kalite standartları, ilke ve inkilapları-emir ve yasakları dışındaki söylemlerine-öğreti-telkin ve emirlerine uymayıp karşı çıkılmalı ve onlara karşı Allah yolunda mücadele edilmelidir…

      Allahın tevhid dini budur.

      • yasir dedi ki:

        Bütün Toplumlar, ırkçılık ve kavmiyetçilik yapmadan Allahın istediği kalite standartlarını, emir ve yasaklarını, ilke ve inkilaplarını yakalamaya çalışıp yakalar ve kendinden sonraki nesillerini-çoçuklarını bu şekilde yetiştirip Allahı tek Rab edindiğinde Dünyada Barış-huzur-İslam hakim olacaktır…

        Nonteistlerin akılları karışıktır, değişik düşüncelere savrulup giderler agnostik,deist veya ateist vsvss…

        Ateister ”la ilahe” ilah yok derler, bundanda emin değildirler, emin olduklarını savunsalar bile…akıl ve Bilimi bir yaratıcının olmadığını kanıtlamak için kullanırlar lakin düştükleri komik durumun farkında olmazlar ve Allahın bütün ilmini desadüflere dayandırırlar…

        Allaha teslim olmuş, Allahın istediği standartları yakalamaya calışan veya yakalamış olanlar, Allahın ilke ve inkilaplarına uyanlar, Allahın emir ve yasaklarına riayet edenler yani müslim olanlar, ırçılık-kavmiyetçilik-milliyetçilik yapmadan Milleti ibrahime tabi olanlar ise önce ”la ilahe” ilah yok derler, sonra ”İllallah” derler Allah tan başka derler…Yani ”ilah yoktur Allahtan başka” İşte bu gerçek müslümanlar ise akıl ve bilimi Allahın varlığı için kullanırlar.Yani evrendeki hiç bir şeyin, hiç bir yasanın bir tesadüf değil biliçli ve akıllı bir tasarım olduğunu ve bu düzenin bir düzenleyicinin eseri olduğunu savunurlar.

        Herkez veya her toplum çoçuklarını bu şekilde yetiştirdiğinde tek dinin Allahın dini İslam olduğunu ve herkezin bu fıtrat üzerine yaratıldığını anlayacaklardır.

        Kuranda geçen, Yahuda veya nasıra kelimeleri ile Kitap ehli olanları karıştırmayalım…

        Allah yahudiyalilişmiş israil oğluları veya diğerleri ile, nasıralılaşmış toplumlarla dost ve veli olmayı yasaklarken, kitap ehli olanlar ile evlenmeyi ve aynı sofradan yemeyi helal kılmıştır…Çünkü bizlerde kitap ehli olarak bütün kitap ehli olanlar, milliyetçilik-kavmiyetçilik yapmadan Milleti İbrahim olduklarında-olduğumuzda ve Allahın kalite satandartlarında olup şirk koşmadıklarında-koşmadığımızda Dininde, milletinde bir olduğunu hepimiz anlayacağız.

        İsta o zaman Ademin-nuhun-ibrahim-Musa-İsa’nında Allaha teslim olmuş-Teslimiyet göstermiş yani arapça mü(te)-slim olduğunu anlayacağız.

      • yasir dedi ki:

        Bu Stabdartların içinde, Allahtan başka kimseden korkmayacaksın, Kıssasa Kıssas yapacaksın, kıssasta fayda vardır hemen kişinin kendi yapması anlaşılmasın Allahın hükümleri ile hükmeden devlet kurumları yapmalıdır, misal cana can-dişe diş-göze göz, saldırıya misliyle ve aynı cezayı vermek, Bir can karşılığı olmadan haksız yere can almıyacaksın, kıssas ve can alma hususlarında af etmek Allaha daha yakındır af eden olmaya çalışıp af etmeyi bilip öğreneceksin…

        Zaten bu satandartlardaki toplumlarda bu gibi suçlar olmıycağından bu tarz ceza ve uyğulamalarada gerek kalmıyacaktır…

        Bu standartlara ulaşan toplumda kimse aç kalmaz, aç olmayan biride hırsızlık yapıyorsa heleki bu standartlara ulaşmış bir toplumda yapıyorsa zaten o hırsız kalitesiz-defolu bir insan olup elinin kesilmesini hak etmiştir…Bu syandartlara ulaşmış bir toplumda suç oranı nerdeyse sıfırlardadır sebebsiz yere birinin canını alan katil kişi zaten kalitesi bozuk-defoludur bu katil can almanın karşılığı olarak suçunu canıyla ödemelidir…Tabiki bunlar Allahın kalite standartlarına ulaşmış devlet kurumları tarafından adaletle muhakeme edilip öyle uyğulanmalıdır.

    • rammsteinn dedi ki:

      gerçek olan ne acaba?
      cinler,periler,şeytanlar,melekler,konuşan karıncalar,dabbe,nuh masalı,büyü,nazar vs vs
      ve kuran mucizelerimiz.

      asıl mucizeyi J. R. R. Tolkien yazmıştır.(yüzüklerin efendisi kitabının yazarı)
      filmini seyredenler bilir. ağaçlar konuşur savaşır vs. bugün bilimadamları baktılar ki bitkiler birbiriyle iletişim halinde. herşeyden mucizeler çıkarılan kitaptan çok daha mucizevi bir olay. 50 seneden önce bu yazar bunu fantezi dünyasından esinlenerek mi yazdı,yoksa ilahi bir mucize mi var acaba? yoksa bu yazar da mı tanrının bir elçisi? kulağa ne kadar saçma geliyor değilmi? inanmak istedikten sonra yüzüklerin efendisi, semavi dinlerdeki masallardan,cinlerden,perilerden vs vs çok daha mantıklı ve mucizevi.
      durmak yok inanmaya devam…

      dünya üzerinde kaç tane din var? öldürmeyi,hırsızlığı,çalmayı,yalan söylemeyi vs serbest bırakan…?

      dünya üzerinde kaç tane din var? kadınlarınızı dövün,diğer dinlerdekilerle dost olmayın,inanmayanları nerede bulursanız öldürün diyen,herşeyin üzerine yemin eden,basit matematiksel paylaşımı yanlış hesaplayan,inanmak istemeyenlere hakaretler savuran,dinden çıkanları öldürün diyen vs vs

      said nursi 600 sayfalık kitabı 6,000 sayfa ile anlatmaya çalıştı. onun yazdıklarını anlamak içinse sanırım 60,000 sayfalık tercüme yazılması gerekir.
      tanrımız böyle anlaşılmaz bir kitapla sanırım ya bizimle dalga geçiyor,yada birileri bizimle dalga geçiyor…

      • yasir dedi ki:

        Sakinleş Şampiyon!

        Bunlar sadece senin şahsi-nefsi, hezeyan-kin-kibir-ön yağı ve aklını kullanamamandan kaynaklanan komedilerindir…

        Senin anlatıklarının bir ksımı evrensel değerler ve insan haklarındada var olan kıssasa kıssas, nefsi müdafaa’dır, bunlar senin eksiklerin başkalarına maal etme…

        Diğer anlattıkların ise tamamen nakil ve hadis dini uyduranların seni etkilemeleri ve kandırmaları sonucu bastırdığın duyğularını eline geçen en ufak fırsdatta su üstüne çıkarmandır, asıl olan bunu yapmak değil göz-kulak-kalp ile işlevini kazanan ve gelişimini sürdüren kafa denin şeyin içinde var olduğu söylenen cevizi andıran beyinciğini kullanmandır veya kullanmaya çalışmandır.

        Benim yukarıda yazdığı Allahın kalite standartları Muhkem-açık ayetlerdir tek anlamlıdır, bunlar kitabın ana kımını ”Ümmül Kitabı” oluşturur bir mü(te)slim bunlardan sorumlu ve yükümlüdür…Bunlar eski kitap ve peygamberlerin tebliğilerindede aynıdır, bunları toplasan kitabın belkide %10′luk kısmını oluştururlar…

        Diğer kısım ise Müteşabihtir yani yoruma açık ve çift anlamlıdır.Bir müslim bunlardan sorumlu ve yükümlü değildir ilim sahipleri ise hepsi Allahtan deyip iman ederler…Bir müslim müteşabih ayetlerden yani peygamber kıssaları ve çift anlatımlı ayetlerden sadece ders çıkarmak ve öğüt almakla yükümlüdürler…
        Yani iyi-salih bir müslim Muhkem ayetlere uyuyor, Allahın istediği kalite satandartlarını yakalamaya çalışıyor, ilke ve inkilaplara, emir ve yasaklara uyuyor ise bu kişinin müteşabih ayetleri şirk ve fitne konusu yapmamak şartıyla farklı veya gerçeğinde anlatıldığından yanlış anlaması bu müslimin amel ve iyi işlerini boşa çıkarmaz…

        Yani süleymanın cinlerini senin düşündüğünü tahmin ettiğim ”hayalet kespır” gibi düşünen salih bir müslime, Allah ahirette yahu süleymanın Cinleri senin düşündüğün gibi değil onlar Süleymana verilmiş üstün bilğelik ve kimsede olmayan ama ona verilen üsütün bilğelik ile üstün yetenekleri ile insanlara ve hayvanlara hükmedebilme sanatıdır, bu yanlış anlamandan dolayı senin bütün iyi amellerin boşa gitti seni cehenneme atacağınımı sanıyorsun…Tabiki hüküm Allahındır kimin nereye gideceğini en iyi o bilir, ama senin gibilerinin akıbeti pek aydınlık görünmüyor, Allah sonunu hayırlı etsin.

        Konuşan Karıncalar, Karınca vadisinde yaşayanlara karınca denilir, yani bosnda yaşayanlara boşnak, Fransada yaşayanlara fransız vsvsvs, yani halkların bir çoğu yaşadığı yere ismini verirken bir çoğuda yaşadığı yerden ismini alırlar…Allah bu ayetlerin yoruma açık çift anlamlı Müteşabih yani teşbih santıyla anlatıldığı bildirip aslını Allahtan başkasının bilemeyeceğini söyleyip senin gibilerin bunların peşine düşeceğini ve fitne çıkarmaya çalışacağını bildirmektedir…Yani bu karıncaları o karınca vadisinde yaşayan İnsanlar olarakta düşünebilirsin veya gerçekten hayvan karınca olarakta düşünebilirsin, önemli olan bu kıssadan çıkarman gereken derslerdir…

        Misal, bir devlet adamı karıncayı dahi incitmiycek adalet ve yönetim biçimi uyğulamalıdır, toplumlar karınclar gibi çalışkan-üretken ve birlik içinde olmalıdırlar, karıncalara emir veren bir dişi olduğundan kadınların toplum ve sosyal hayatta, iş ve yönetimdede söz sahibi olabilecekleri ve olmaları gibi çok farklı çıkarımlar yapılmalıdır….

        Sana tavsiyen fazlı karbonitrat ağırlıklı beslenme, beslenmeni denğeli tut gece yatmadan 2-3 saat önce fazla yağlı-tatlı ve hamur işi yiyeceklerden uzak dur…Aslında gün boyu bunları fazla tüketme, herkes için iyi olur…

        Diğer hususlarda ise kendinde olduğunu düşündüğün cevizimsi et parçasını kullan veya kullanma…Kendin bilirsin Şampiyon.

    • toro dedi ki:

      Sayın Yasir,

      Bak benimle inandırıldığın şeyler üzerinden tartışmaya girme! Aylardır birşey ler yazıp çiziyorum sana! Fakat her defasında beni abondone edecek ve o kadar da değil şeklinde tepki verdiğim acayiplikte cevaplar vermeye devam ediyorsun!

      Öncelikle şöyle yapalım;

      Kendini akıllı olarak tanımlıyorsun değilmi, evet dediğini varsayarak soruyorum,

      Eğer senin akıllı olma halinini sayısal olarak kodlasak ve 3 desek sence evreni yarattığına inandığın tanrının akıl kodu kaç olurdu?

      Hayır şu yüzden soruyorum,

      Tanrı görmesi için göz verdiği insanların görmedikleri bir şeyi (Peygamberlerin meleklerden vahiy alması) görmüş gibi davranmalarını isteyecek zekada bir varlıkmıdır? Eğer öyle ise ve bu tanrısal isteği sizin akıl kodunuza göre değelendirmenizi istesem, yani kıyaslasanız bu tanrısal isteğin sayısal değeri kaç olurdu?

      Bunu düşünün ardından da aşağıdaki ayeti bir kaç defa okuyarak,

      ”Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” İsra,36

      aşağıdaki atasözü ile ne denilmeye çalışıldığını anlamaya çalışın!

      ”Ele verir talkımı,kendi yutar salkımı”

      • yasir dedi ki:

        OOooo Torocum, Kusura bakma mesajını yeni farkettim :)

        Seni bu kadar sinirli görmek açıkcası beni üzdü…

        Benim bunlara inandırıldığım kanısı sende nasıl oluştu, acaba bu senin kendi ruh halini bir şekilde dışa vurum olma olasılığı olabilir mi? Hani halk arasında ”kişi kendinden bilir işi” söylemi gibi…
        Benim bu dine inandırıldığım kanısına varıp, bana bunları söylerken seninde savuduğun bütün şeylerin sana inandırıldığını benim düşüneceğimi düşünmüyormusun…

        Fikir okuman beni etkiledi…
        Bana bir soru soruyor ve cavabını varsayımla cevaplayıp yazını bunun üstüne inşaa ediyorsun, seni tebrik ediyorum…Benim şuan zihnimde beliren senin bütün inançların ve hayat felsefenin bu doğrultuda olduğu kanısıdır…Yani tamamen zan ve kanılara dayandığıdır…Senin benim için düşündüğün zanlar va kanıların halbuki senin içinde geçerli olduğu gerçeğinide ortaya çıkarıyorsun…

        Sen savunduğun ve inandığın her şeyden ne kadar eminsin? Yani Kulağın, gözün ve kalbin bu inançlarından ve savunduklarından ne kadar emin?
        Peşine düştüğüne göre kulağın-gözlerin ve kalbin mutmain olmular ve beynini bu yönde kodlamışlar…

        Benim eminliği Yukarıdaki mesajlarda yazılı, Allahın ilke ve inkilapları, emir ve yasakları, Allahın bir kişide insan olabilimesi için koyduğu kalite standartları belli bunlar benim Alllahtan ve dininden emin kılıyor…

        Bunların dışında kendilerine yeni din uydurmuş, hadis ve nakilçilerin dinlerinden yaptığın gözlemler ile bana geldiğinde senin ne kadar yanlış içinde olduğundan dahada emin olmaktan başka bir şey yapmamış oluyorsun…

        Unutmaki benim inandığın yaradan seninde yaradanın…
        O seninde her şeyini güvence altına alıp senin sahip olduğun her şeyi sana verende odur…

        Allah, din husûsunda sizinle savaşmayan ve sizi, ülkenizden çıkarmayanlara iyilik etmenizi, onlara karşı insafla, adâletle muâmelede bulunmanızı nehyetmez; şüphe yok ki Allah, adâletle muâmele edenleri sever.60 / MUMTEHİNE – 8

        Allah kimseyi kendisine inanmaya zorlamıyor, bazı kurallara uymaları halinde onların canlarını-mallarını-namuslarını dahi koruma altına almaktadır…Tabiki dini saptıranların uyğulamaları farklı olabilir, onların yaptıkları ile bizlere gelmeyin.

  141. rammsteinn dedi ki:

    ben hezeyan-kin-kibir-ön yargı ile aklımı kullanamıyorum. halbuki masallara,süleymanın cinlerine,büyülere,nazara,tanrının inanmayan kavmin üzerine çekirge kurbağa göndermesine,meleklere,hurilere inansam çok aklı selim bir insan olacağım.
    peygamberin miraçta esnasında,meleklerin yazdığı kalemlerin çıkarttığı cızırtılara inansam hiç sorun yok.
    Levh-i Mahfûz a inansam çok akıllı birisi olacağım.
    bu kadar hayal ürününe inanmanın tek sebebi cehennem korkusu.

    benim inandığım bilimdir.
    bilim adamları çıksın desin ki “evrim teorisi çökmüştür,yaratıcı ancak bir tanrı olabilir”
    ben o zaman bu masallarda doğruluk payı ararım.
    insanlar artık içi boş hikayelerden çok bilim adamlarının dediklerine bakıyor. bu yüzden dinlerden kopuş oranında büyük artış var.
    etrafınıza baktığınızda herkesi dindar olarak gördüğünüz için,dünyadaki herkesi de öyle zannediyorsunuz. işim gereği bir çok milletten insanla sohbet ediyorum. çoğunun ortak kanısı,bilimin dini ezmesi. dinin elinde hiçbir somut kanıt yok. sadece “inanırsan cennet,inanmazsan cehennem” mantığı var. inanmayanları kibir,hezeyan,önyargı ile atfetmek sadece sizin önyargılarınızdır. evrimi savunan bilimadamlarına kibirli,önyargılı,hezeyana kapılmış nasıl dersiniz?
    bilim yükselişte,din düşüşte. bu ivmenin hızı gittikçe artmakta.
    şu anda yunan mitolojisine nasıl gülüp geçiyorsak,ilerde semavi dinlerede öyle bakacağız. bu yüzyıllar alsa da olacak olan budur.

    önyargı deyince aklıma geldi.
    ülkemizde anne süt bankası kuruldu. burada süt veren kadınların sütleri dini inançlarına göre ayrılıyor. sebeb “ateist kadının sütünü içen çocuk ateist olur” inancı. bu önyargı kime ait?
    eğer bilim anne sütünden dini inancın çocuğa geçtiğini ispat etsin,ben burada bütün yazdıklarımdan dolayı özür diler,ne kadar aptal olduğumu söylerim.
    cevabınız şu olacak
    -evet bende anne sütünün dini inanca göre ayrılmasını tasvip etmiyorum

    kime söylesem bu cevabı alıyorum. ama herkes içinden çocuğunun ateist bir kadının sütünü almasını hazmedemiyor. çünkü korkuyor.

    • yasir dedi ki:

      Hey Ahbab, sana olan tavsiyelerime uymanı öneririm…Çünkü düşünce sistemin karma karışık, beslenmenle alakalı olabileceğini düşünüyorum.

      ‘’peygamberin miraçta esnasında,meleklerin yazdığı kalemlerin çıkarttığı cızırtılara inansam hiç sorun yok.’’

      Yukarıda söylediğin Kuranın neresinde geçiyor? Çok merak ettim, bir dahaki mesajında ayet ismiyle senden istiyorum…Nakil ve hadislerin içine dalarsan böyle her tarafa edersin sonra toparlayamassında…

      ‘’benim inandığım bilimdir.
      bilim adamları çıksın desin ki “evrim teorisi çökmüştür,yaratıcı ancak bir tanrı olabilir”—‘’

      Hey şampiyon, bu inandığın bilim Allahın bilimi olmasın, çünkü Allah ilmi ile her şeyi kuşatmıştır.

      İnnemâ ilâhukumullâhullezî lâ ilâhe illâ hûv(huve), vesia kulle şey’in ilmâ(ilmen).
      Sizin İlâhınız sadece Allah’tır ki, O’ndan başka İlâh yoktur. İlim (ilmi) ile herşeyi kaplamıştır (kuşatmıştır). 20 / TAHA – 98

      Ah be, Başkan ne olacak senin bu halin…Sen bilimi ve evrimi Allahın yokluğunu ispat için kullanırken, Allah ise insanlara her şeyi evrelerle-evrilerek-dönüştürerek yarattığını ve varlığının delillerinin ilim ile yaratılışta-yerde-gökte yaratılmış her şeyde görüleceğini ve yaratılan her şeyin ilim ile evrelerle yaraıldığını ve bunların hepsinide Allahın varlığının delilleri olduğunu söylerken seni bu halde görmek içimi acıtıyor…Allah yoktan varedendir, insan yoktu su+toprktan içindeki elementlerden yaratmaya başladı ve son şeklini verdi, sonra ona ruh-bilği-ilim verdi.

      ‘’evrimi savunan bilimadamlarına kibirli,önyargılı,hezeyana kapılmış nasıl dersiniz?’’
      Hey dostum, yine patoslama duvara dosluyorsun senin bir stop düğmen veya fren mekanizman yok mu?
      Bilimi ve evrimi kim küçümsemiş…Bilakis Kuranda Bilime ve evrime karşı bir ayet getir ben senden özür dileyeyim, bilakis Kuranda Evrimi destekler ayetler mevcuttur, lakin Kuran bunun derinlemesine girmez ve bunu iman esası yapmaz bunu insanların ilmine bırakır ama kuranda yerler ve gökler dahi 6 evrede yaratıldığı, insanın yaratılmasınada su+topraktan başlandığı söylenerek merhalelerden geçerek şekillendiğine vurğu yapılır…Sizin hezeyanlarınız sadece ilimi ve bilimi tekelinize alıp Allahın yokluğu için kullanmaktır ve bu tam bir saçmalıktır halbuki ilim ve bilim tam aksine Allahın varlığının en büyük delillerindendir…Allahın ve Kuranın karşı çıkmadığına ben neden karşı çıkayın, buna karşı çıkmak Allahın sünnetine karşı çıkmaktır…

      Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. 17 / İSRÂ – 36

      Allah Kuranda isra 36’da çok güzel demiştir…Şimdi evrim varsa veya yoksa ikiside Allahın ilmi ve izni iledir…Yeterki bunu şirk veya fitne boyutuna getirlmemelidir…Şidiki zamanda evrim neredeyse İmanın temeli haline getirlmiş durumdadır, halbuki bu yanlış bir mantıktır…Evrime karşı çıkanlar tamamen bilmediklerinden karşı çıkıyorlar, yani senin düşünce sisteminin tam aksi olan kişilerdir…
      Şunu kesin söyleyebilirim ki Allah her şeyi evrelerle-dönüştürerek yaratmıştır ama bunun detaylarını ben değil bu bilim ile uğraşan bilim adamları araştırıp açıklamalıdır…

      Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı. 50 / KAF – 38

      Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istiva eden O’dur. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni ve ona çıkanı bilir. Her nerede iseniz, O sizinle beraberdir, Allah, yaptıklarınızı görendir. Hadîd / 4

      Hâlbuki, O, sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.’ 71 / NÛH – 14

      Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. 24 / NÛR – 45

      Sizi bir tek kişiden yarattı, sonra ondan da eşini halketti ve sizin için davarlardan erkekli dişili, sekiz tane çift mahlûk meydana getirdi; sizi, analarınızın karınlarında ve üç karanlık içinde yaratıştan yaratışa düşürür; işte budur Rabbiniz ki onundur saltanat ve tedbîr; yoktur ondan başka tapacak, ondan nereye dönmedesiniz? 39 / ZUMER – 6

      Süt Anneliğine gelince, Kuran bir kişinin kim ile evlenilebilineceğini ve evlenelemiyeceğini açıkça yazmıştır, süt kardeşler evlenemezler…Bunun ise bilimsel açıklamasıda çok mantıklıdır, gelişmekte olan çoçukların bütün besini anne sütü ile çoçuğu aktarılır bu aktarımlarla birlikte hepsi bir paket olarak bazı istnmeyen kalıtsallıklarda aktarılabilir bunu düşünce ve inanç sistemi olarak değilde ırsilik veya hatalıklar gibi düşünülebilir…İnanç ve düşünce sistemleri tamamen zmanla şekillendiğinden Müslüman bir babanaın çoçuğu ateist veya ateis bir babanın çoçuğu Müslüman olabilir, veya bir kişi hayatının belirli evrelerini değişik düşünce ve inan sistemleri içerisinde değişkenlik göstererek yaşayabilir, bunlar tamamen zamanla kişinin yaşamı-çevresi-ailesi-düşünceleri ile değişiklik gösterebilir…
      Veyahut bu süt olayı kişinin tamamen kişsel tercihide diyebiliriz…Seçenekler varsa insanı kısıtlamak bize düşmez…Seçenekler varsa bırak isteyen istediği süt neyi seçsin ister ate, ister müslüm, ister Hindu..

      Ayrıca ben bir nonteist olsan seninle aynı safta olmak bana kayğı verir, senin inanmış halinde nakil ve hadis dini uydurup Allahın dininden uzaklaşan kişiler gibi olurdun.
      Bnece sen öncelikle İslam ile değil kendinle-önyarğıların ile savaşıp kazanman gerekir sonrası Allah kerim.

      • 1okuyucu dedi ki:

        Sn. Yasir;

        “”””Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. 17 / İSRÂ – 36””””

        hakkında kesin bilgi sahibi olmadığım şeyin peşine düşmezsem, acaba o şey hakkında kesin bilgiye nasıl ulaşabilirim?

        zor bir soru olmasa gerek.

        Saygılarımla.

      • yasir dedi ki:

        Sayın Okuyucu, Bu ayet hakkında kesin bilğinin olmadığı şeyleri araştırma-ilim etme demiyor…

        Sen bu ayetten bunu çıkardıysan sana bunu açıklamakta fayda vermiyceğini düşünüyorum…

        Bu ayet, kesin emin olmadığın bilği-söylem veya teoriyi hemen kabul edip arkasına düşüp savunma veya hemen red edip karşısına geçipte muhalefet olma demek istiyor…Araştır-ilim et ondan sonra emin olup ardına-peşine düş savun veya karşısına geç muhalefet ol demek istiyor…

        İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. –3 / ÂLİ İMRÂN – 66

        İnsanlardan öylesi de var ki bilgisi olmadığı halde Allah hakkında münakaşaya girişir ve her azgın Şeytanın peşine düşer.–Hac / 3

    • Gencer dedi ki:

      Sayın Rammsteinn sizi bilemem ama benim fikrim;

      Bir Bilim adamı çıkıp Tanrı var dese de bu kitaplara masallara inanmam mümkün değil.Tanrı var olabilir ancak Dünya üzerinde hiç bir varlık buna şahit olmamıştır.1400 – 2000 yıl önce yeryüzünden neredeyse ayrılmayan kitap üstüne kitap uçan melekler gönderen Tanrı ne oldu da 1400 yıldır ortalıkta görünmedi,kimseye görünmedi.Tanrı var veya yok (ayrıca ben olduğuna inanıyorum) ama bu Kitaplar hep mürit toplayıp siyasi ve askeri güç oluşturma çabasından başka bir şey değildir.(Şahsi kanaatim ve okuduğumda duyumsadığım hislere istinaden bu şekilde olduğuna inanıyorum) Kuran’ı okurken yazarın arkasında toplanmasını istediği topluluğu nasılda kendi çıkarları üzerine yönlendirdiğini açık seçik anlıyorum.Kuran’da insanları bir çıkar altında bir araya toplama çabası var,ikna olmayanların canlarına ve mallarına kasıt var,inananların bu çıkar doğrultusunda hedeften ayrılmaması için korkutma var,cinsel kazanım sağlama zaten neredeyse ilk sıraya yerleşmiş durumda,hep derler ya subyan çocuklarla evlenmekte neyin nesi diye? aldığımız cevap hep şu şekilde olurdu o zaman savaş vardı (sanki 1400 yıldır savaş yok!) yetim kalanları peygamber himayesine alıyordu.İşte onu ancak benim külahıma anlatırlar her biri diğerinin küçük yaştaki kızlarını almış,yetmemiş evlatlığının karısını boşatıp çocuğu Romalıların üstüne ölüme göndermiş karısı Zeynep’i almış yani bunlardamı size göre caiz oluyor , hiç kimsenin göremeyeceği tanrı’ya nikah kıydırmış bu nikah işi ise tam bomba.Cebrail’i niye başka hiç kimse görememiş ne vardı yani bir kaç kişiyi daha bu kitaplar için şahit tutsalardı ya.Yada Ebubekir,Ömer,Osman ve Ali’yede görünseydi ya Cebrail.Bir heyet oluşturmak çok mu zordu Ol dediğinde oluveren Allah için.
      Ol deyince oluverir betimlemesinide acayip saçma buluyorum.Bir örnek var mı bu konuda?
      İnsanın sözde çamurdan yaratılması da; yok kan verdik kandan et oluşturduk o etin içine kemik giydirdik gibi zor ve zahmetli süreçten bahsedilirken neresi ol deyince olmuş.

      Aşırı saçmalık ve bu saçmalıklara inanan İnsanlık yazık çok yazık.

      Saygılarımla

      • yasir dedi ki:

        İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? 21 / ENBİYÂ – 30

  142. 1okuyucu dedi ki:

    Sn. yasir;

    göklerle yer zaten bitişiktir, maddeye şeklini veren boşluktur, bir su bardağını, su bardağı olarak görmemizi sağlayan su bardağını içinden ve dışından kuşatan boşluktur, dolayısıyla maddeyle boşluk bitişiktir,

    bu nedenle, göklerle yer bitişiktir, ve ayrılmaları söz konusu değildir.
    saygılarımla.

    • yasir dedi ki:

      Okuyucu dostum, Bu ayetler müteşahih oldukları için farklı anlam ve yorum yapanlarda olabilir, olacaktır…
      Benim bu ayetten anladığım dünyayı saran atmosferin oluşmadan önceki haline bir atıf vardır…Anlatılmak istenen budur diye düşünüyorum.

  143. 1okuyucu dedi ki:

    Sn. Yasir;

    bahsettiğin atmosfer için de isteyerek veya istemeyerek gelin dendiğine göre,
    daha önceden atmosfer ile yeryüzünün bitişik olmalarından söz edilemez.

    Saygılarımla.

    • yasir dedi ki:

      Sayın okuyucu, aslında biraz düşünseniz anlamaya başlıycaksınız kanısındayım, lakin amacınız anlamak değilse bilemem…

      Yerler ile göklerin bitişik olduğunu vurğularken acaba dünyayı saran bir tabakanın oluşmamış zamanlarını kastetmiş olma olsılığını düşünmüyormusun…Atmosferi oluşturan duman-gazlar nerden gelmekte acaba,bunlar bilinçsiz tesadüfü olarak mı bu düzene girdiler…Bu manyetik sahalarda muhafaza edilen gazların hepsi desadüfü bir şekilde oralara yerleştiği ve o düzeni aldığı söylemek bilim ile çelişmezmi.

      • 1okuyucu dedi ki:

        Sn. yasir;

        Kuranın tanrısı, yerle gök bitişikken onları ayırdığından söz ediyor, dünyayı saran bir atmosfer tabakasının oluşmamış olmadığı zamanlarda bile yerle gök’ün ayrılması söz konusu olamaz, dolayısıyla her halükarda yerle gök’ün (maddeyle boşluğun) ayrılması kesinlikle söz konusu olamaz, kaldıki madde katı haldeyken bile içinde boşluğu barındırır,

        ayrıca, bazı din adamları öne sürdükleri iddialarda, tanrının “isteyerek veya istemeyerek gelin” emriyle ilgili yorumlarında, dünya ile atmosferin kimyasal özellikleri nedeniyle bir araya gelmesinin kimya bilimine aykırı bir durum olduğunu öne sürerek, aslında dünya ile atmosferin istemeyerek bir araya geldiklerini ispatlama gayreti içine girdiklerinin farkına varamamışlardır,

        yani din alimleri! bu iddia ile, dünya ile atmosferin istemeyerek bir araya geldiklerini ama tanrının gazabından korktukları için “isteyerek geldik” diyerek tanrıya yalan söylediklerini farkına varmadan ispatlamış oluyorlar?

        zaten tanrının “isteyerek veya istemeyerek gelin” sözünün de bir anlamı yoktur, tanrı “gelin” diyerek, onların isteyip istememelerini dikkate bile almamıştır, yalan söylediklerini anlamış olsa da engin merhameti nedeniyle onları affetmiş olabilir, yada zaten şeytanla papaz oldum, birde dünyayla papaz olmayayım diye düşünmüş olabilir?

        tesadüfen olabilir mi? soruna şöyle cevap vereyim, Kuranın tanrısı, atalarının dinini savunanların, en çirkin özelliklere sahip olduklarını, yaptığı benzetmelerle onları aşağılık birer mahluk olarak göstermesi karşısında bizde ayni muameleye maruz kalmamak için atalarımızın dinini terk ettik, tanrı bize yeter dedik ve evrenin tanrısına yöneldik,

        “”””Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. 17 / İSRÂ – 36””””

        “””hakkında kesin bilgi sahibi olmadığım şeyin peşine düşmezsem, acaba o şey hakkında kesin bilgiye nasıl ulaşabilirim?”””

        bu sorumu pas geçmişsin, o nedenle tekrar soruyorum,

        saygılarımla.

      • yasir dedi ki:

        Sayın akuyucu, sizin sorunuza aklımın erdiği kadar cevap vermeye calıştım ama sizin gözünüzden kaçmış…
        Aşşağıda tarihi ile birlikte verdiğim cevabın aynısını kopyalıyorum.

        Ayrıca, isteyerek veya istemeyerek gelin kelimesine takılma…Çünkü sonuçta Allah ben irade ettiysen meydana geleceksiniz, buyruğa-yörüngeye gireceksiniz görevlerinizi yapacaksınız anlamı çıkmaktadır…Nitekimde Dünya veya güneş sistemi feleklerinde-yörüngelerinde ve atmosferde katman katman-tabaka tabaka görevlerini yapmaktadırlar, bunların hepsini canlılar veya bikilerin iradesi ile oluştuğu söylenemez.

        ”20/03/2014, 15:50
        Sayın Okuyucu, Bu ayet hakkında kesin bilğinin olmadığı şeyleri araştırma-ilim etme demiyor…

        Sen bu ayetten bunu çıkardıysan sana bunu açıklamakta fayda vermiyceğini düşünüyorum…

        Bu ayet, kesin emin olmadığın bilği-söylem veya teoriyi hemen kabul edip arkasına düşüp savunma veya hemen red edip karşısına geçipte muhalefet olma demek istiyor…Araştır-ilim et ondan sonra emin olup ardına-peşine düş savun veya karşısına geç muhalefet ol demek istiyor…

        İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. –3 / ÂLİ İMRÂN – 66

        İnsanlardan öylesi de var ki bilgisi olmadığı halde Allah hakkında münakaşaya girişir ve her azgın Şeytanın peşine düşer.–Hac / 3

  144. Gencer dedi ki:

    Göklerle yer bitişikken mi? Buda neyin nesi? Gök katı birşeymişmi ki yerle bitişik olabilsin.?Resmen komedi ötesi.Zannedersem gökteki mavilik Kuran yazarlarına bir tuval gibi geldi katı bir şey zannediyorlardı.Buradan çıkacak tek sonuç budur.Gök bir düzlem değil ki yukarıya kaldırılıp görünmeyen direklerle sabit hale gelsin.Kuran’daki Allah gök veya tüm atmosferi oluşturan metaların gazdan olduğunu bilmiyor du galiba? Ayrıca bir sudan meydana getirdik söylemi de Ol deyince Olur sözünün karşılığı değil.Ol Deyince Olur diyorsan ne suya ne çamura ihtiyacın olmaması gerekiyor.Kaldı ki hadi suya (meni) ihtiyacın oldu iyide ol deyince neden 9 ayda oluyor.Neden bu detayları atlıyorsunuz.İşinize gelen ayetleri müteşabih,mecaz gibi savunuyorsunuz işinize gelenide burada gerçekten bunu demiştir gibi savunuyorsunuz.Apaçık denen bir kitapta neden yüzlerce soru çıkıyor? Ol deyince Olur sözünün karşılığına lütfen kesin ve net anında oluşan bir örnek verebilecekmisiniz.?

    • yasir dedi ki:

      Gencer bey, bu yazdıklarınız sizin içinde bulunmuş olduğunuz vahim durumun bir tablosudur…

      İlk önce atmosferin ne olduğunu ve ne işe yaradığını, atmosfer olmassa dünyanın durumunu bir öğrenmeye calışın…

      Ayrıca Dünyayı saran atmosferin katmanlar-tabakalar halinde düzenlendiğini ve bu tabaka veya içinde yemek yediğin ”tabak” kelimesinin arapçadan diline geldiğini öğrenmeye başlamalısın…

      Kuranda Direksin tavandan kasıt senin yaşadığın dünyayı dış etkenlerden koruyan atmosfer için kullanılması çok saçma olmasa gerek…Oturduğun evin tavanı seni nasıl muhafza ediyor ise atmosferde dünyadaki bütün canlı, cansız her şeyi muhafaza ediyor ve yaşamları için gerekli olan oksijen ve yer çekimini düzenliyor, bir farkla ki senin oturduğun evin tavanı direklerle ayakta dururken gökyüzündeki tavan direksiz-dayanaksız dünyanın etrafını katmanlar-tabakalar halinde sarmış durumdadır…Tabiki bunları anlayabilenler içindir…

      Gökyüzünü, korunmakta olan bir tavan yaptık, onlarsa hâlâ delillerinden yüz çevirmedeler.21 / ENBİYÂ – 32

      Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.31 / LOKMÂN – 10

      Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.13 / RA’D – 2

      Ellezî halaka seb’a semâvâtin tibâkâ(tibâkan), mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut(tefâvutin), ferciıl basara hel terâ min futûr(futûrin). 67 / MULK – 3
      O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun? 67 / MULK – 3

      Mülk 3′te geçen ”tibâkâ” kelimesi bizimde kullandığımız tabak veya Tabaka kelimesidir…

      Ol deme olayını anlayışın ise tam bir komedi…Sen bundan bunu anlıyorsan senin cevrenin sana bir şeyler anlatmaları için baya zorlandıklarını tahmin etmek zor değil…Burada Allah bir şeyin olmasını isterse, dilerse, irade ederse ona emir vermesi yeter ve işlem-işleyiş başlar yani oluşum-yaratılış başlar sonunda Allahın istediği-irade ettiği oluşur-yaratılış gerçeklesir…

      Yahu İlk yaraılışta sudandır, şimdiki ana rahmine yerleşen menide sıvı-sulu bir maddedir…Senin kafanın içinde taşıdığın cevizimsi et parçasının devreleri karışmış durumda…

      Kardeşim siz her şeyi çoçukken izlediğiniz cizğifilim lerdeki gibi sanıyor ve anlıyorsanız bu sizin sorununuz ve ayıbınız…

      Gerçi bunları yazmanın bir faydası olmıycağını düşünüp içimizdeki arzuyu dışa vurmaktayız….Allah insana anlayış-kavrayış nasip etmedikten sonra kişiye ne anlatsan ne yazsan boş…

      Kişiye, Ali dersin, o veli anlar, veli dersin, Deli anlar, tamam Deli dersin, ne Keli der…

      • Gencer dedi ki:

        Bak arkadaşım gazdan oluşan bir kütleyi düz bir şeymiş gibi tasavvur edemezsin.Tavan dediğin şey bir düzlemden ibarettir.Atmosfer gazlardan oluşan bir kütledir.Kuran’da yazılmış olan bu yazıları Tanrı’yla bağdaştırmanız Tanrı’nın bir çok şeyi ifade etmede ne kadar yanlışa düştüğünün göstergesi olur.Ben de geçen seneye kadar bu kitapların ilahi olduğunu düşünürdüm ancak sizler kadar sıkı sıkıya değildi düşüncem,zaten araştırmazdım da.Ne zaman ki bir arkadaşın sosyal medyadaki söylemlerini irdelemeye başladım önce Turan Dursun olayını öğrendim katledilen Sayın Dursun’un yazılarını tespitlerini inceledim ve gerçekten bu konularda araştırma yapmaya başladım.Sorgulanamaz yorumlanamaz denen Kuran’ı sorgulamaya ve yorumlamaya başladım.Muhammed’in günlüğü olarak tutulduğuna ve bu günlükle bir sürü insanın kandırıldığına kanaat getirdim.Atamızın 1937 meclis açılış konuşmasını izledim ve orada ”PRENSİPLERİMİZİ GÖKTEN GELDİĞİ SANILAN KİTAPLARDAN ALMIYORUZ” dediğini ve Atatürk gibi müthiş bir bilgi ve tecrübe sahibi birisinin bu söylemde ne kadar dikkatli olabileceğini düşündüm.
        Atatürk’ünde ilahi kitaplara inanmadığını anladım.
        Kuran geldiğinden beri dünya’da ne düzeldi açlık mı bitti?Afrika’da bir Akbaba tarafından ölmesi beklenen çocuğun manzarası karşısında Cebrail (Gabriel) neden kanadını bile kıpırdatmadı?Afrika’da milyonlarca Bebek açlıktan ölmeye devam ediyor.Neden?? Bir bebeğin Müslümanlıkla ne alakası olabilir.15-20 civarında haçlı seferleri oldu ve bu seferlerde milyonlarca masum insan öldü.Neredeydi Cebrail ve Melek ordusu? Bu Cebrail Hıristiyanların Yahudilerinde Cebraili yada Gabrieli değil mi? Hitler binlerce Yahudiyi masum günahsız sadece yahudi olduğu için ölmeye mahkum olan insanları öldürürken neredeydi Cebrail ve Melek ordusu yoksa Hitler daha mı güçlüydü Cebrail’den.2 tane Dünya savaşı geçirdi bu Dünya bu savaşlarda ölen Milyonlarca insanın suçsuz yere üzerlerine bombalar atılmasını Allah sadece seyretti mi?
        Bosna’da yaşanan insanlık suçunu Allah sadece seyretti mi ? Irak’ta ABD askerleri Müslüman insanları öldürürken Allah sadece seyretti mi?
        Aç susuz evsiz kalan milyonlarca insanın feryadını neden duymadı Allah?Yani ne kılıf arayacaksınız bu sorulara oralarda günahkar insanlar mı yaşıyor diyeceksiniz ?Yoksa Kurunun yanında Yaş’ta yanarmı diyeceksiniz.?Size göre en büyük günahkarlar neden Dünya üzerinde en refah ülkelerde ve huzur içinde yaşıyorlar.?
        Kalkıp sadece ayetler üzerinden tüm bu sorulara cevap veremezsiniz.?
        Benim isyanım resmin tamamını göremeyenleredir.Kuran’a inanmamayı Tanrı veya Yaratana inanmamakla bir tutamazsınız.Ortada insanların elleriyle yazdığı bir kaç kitap var değil mi?Dikkat et İnsanların elleriyle yazdığı diyorum.Bu ayetler yazılı olarak kaynağından gelemezmiydi.?Birisi (Gabriel) 50.000 yılda dünyaya yolculuk yapıp o kadar zahmete katlanıp bir insanın kulağına fısıldayacağına ayetleri yazılı evrak olarak getiremezmiydi?
        Ol deyince Olur denilen şeylere birdenbire ortaya çıkıveren bir kitap eklenemezmiydi.Ol deyince Kuran neden 23 Yılda oldu.Ol deyince anında olan bir örnek gösteremezsiniz.Bu mümkün değil çünkü.İnsanın yaradılış masalına bakın mesela ayetlerde açıkça çamurdan etten sonra pıhtıdan sonra kemik giydirmekten falan filan bahsediyor.Ol deyince ne olmuş.Sudan yarattık diyorsunda o suda durup dururkenmi ortaya çıkıyor.Neden 9 ayda çocuk oluşuyor neden ol deyince değil.Ağaçmı ol deyince olmuş dikiyorsun seneler sonra ağaç oluyor.Dünyamı ol deyince olmuş?

        Sıkıcı olabilir biraz uzun yazdım ama tek tük şeylere takılıp cevap vermeyin verebiliyorsanız yukarıda sorduğum her şeye cevap verin.

        Saygılarımla.

  145. yasir dedi ki:

    “Çalış dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun;
    Onun hesabına birçok hurafe uydurdun.
    Sonunda bir de “tevekkül” sokuşturup araya,
    Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya.”
    (Fatih Kürsüsü, 4. kitap)

    “Hayır, hayal ile yoktur benim alış verişim;
    İnan ki her ne söylemişsem görüp de söylemişim,
    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek;
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.”
    Fatih Kürsüsü, 4. Kitap

    Müslümanlık Nerede! (M.AKİF ERSOY)

    Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile…
    Adem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile!
    Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir;
    Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir;
    Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan…
    Hey sıkılmaz, ağlamazsan, bari gülmekten utan!…

    Nebiye atf ile binlerce herze (HADİS) uydurdun.
    Yıktın da dini mübini(Apaçık din yerine) yeni bir din kurdun.
    Doğrudan doğruya Kuran’dan alarak ilhamı.
    Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı.

    ibret olmaz bize hergün okuruz ezberde
    yoksa bir maksat aranmaz mı ayetlerde?

    lafz-ı muhkem yalnız anlaşılan kuran’ın
    çünkü hiç kimse farkında değil mananın

    ya açar bakarız nazm-ı celilin yaprağına
    yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına

    indirilmemiştir kuran hakkıyla bilin
    ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için!

  146. 1okuyucu dedi ki:

    Sn. Yasir;

    “hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme” sözü, o şeyin peşinden gitme anlamına değil, araştırma, öğrenme anlamına gelir, hakkında kesin bilgi sahibi olmadığım bir şeyi ancak peşinden giderek, yani araştırarak, inceleyerek, elde ettiğim donelere göre değerlendirerek öğrenebilirim,

    hakkında kesin bilgiye ulaşamadığım hiçbir şeye itibar etmem, ispatı mümkün olmayan peygamberlik müessesesine, ispatlanmamış teorilere hiç itibar etmem, o nedenle kesinliği bilinmeyen şeylerin arkasından gitmem, körü körüne savunmam, sadece realitede olagelen olayların sonuçlarına bakarak yorum yaparım, örneğin; dinin sebep olduğu felaketler gibi,

    ayrıca, kesin olarak bildiğim tek şey var, o da sonsuz boşluğun asla yok edilemeyeceğidir, hani şu evreni içten ve dıştan kuşatan, içerisine trilyonlarca daha evren doldurulsa, tüm evrenlerin toplamının sonsuz boşluk (sınır koyulamayan) içersinde sonsuz boşluğa kıyasla büyüklüklerinin önemsenmeyeceği kadar sonsuz olan bir büyüklük,

    ben sonsuz boşluğu maddeyle doldurarak yok etmeye çalıştım ama dipsiz kuyu misali bir türlü sonsuz boşluk şurada bitiyor diyebileceğim bir sınır bulamadım, sen istersen sonsuz boşluğu yok etmeyi dene ama dikkat et kafayı sıyırmayasın.

    sonsuz boşluğun ve tanrının yoktan var olmadığı bir ortamda maddenin yoktan var olduğu düşüncesi bana anlamsız geliyor, maddenin var olmadığı bir sonsuz boşlukta tanrının varlığının ne anlamı olabilir ki? bak, bilmediğim bir şeyin peşinden giderek cevabını belki sen bilirsin diyerek bir soru soruyorum,

    ayrıca, “işte siz böyle kimselersiniz” sözü pek şık olmamış!

    kafamızdaki sorulara belki bir cevap buluruz diye herkes gibi bizde her şeyi okuyoruz, okuduklarımızı kendi mantığımıza göre yorumluyoruz, kimse kimseye kendi yorumunu düşüncesini dayatmıyor, zaten internetin yaygınlaşmasıyla yeni yeni kurulan siteler, bizim çok önceden okuduklarımızdan başka bir şeyler sunmuyorlar bize, sadece bir konuyla ilgili benzer kaynaklara ulaşmamıza olanak sağlıyorlar, kitap karıştırma derdinden kurtarıyorlar, örneğin; Kurandaki savaş ayetlerine veya yaratılış ayetlerine arama motorları vasıtasıyla anında ulaşabiliyoruz veya ayni konudaki farklı söylemleri bir arada görmemizi sağlayarak kolayca yorumlamamıza aracı oluyorlar, daha doğrusu internet ortamı gerçek alemde mahalle baskısı nedeniyle konuşulamayan her şeyi sanal alemde konuşmamıza olanak sağlıyor, üstelik “katli vaciptir” tehdidinde bulunmadan,

    saygılarımla.

    • yasir dedi ki:

      İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. –3 / ÂLİ İMRÂN – 66

      Sayın Okuyucu, Allah gerçekleri söylemekten çekinmez…Bu yukarıdaki bir ayettir, benim sözü değil.

      Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.17 / İSRÂ – 36

      ——“hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme” sözü, o şeyin peşinden gitme anlamına değil, araştırma, öğrenme anlamına gelir,”——

      İsra 36′dan bunu anlaman dolayısıyla aslında sana bunu anlatmanın pek fayda etmiyceğini belirtmiştim…

      İnsanlardan öylesi de var ki bilgisi olmadığı halde Allah hakkında münakaşaya girişir ve her azgın Şeytanın peşine düşer.–Hac / 3

      Senin müslüman olmuş halini hayal ediyorum, hadis ve nakilcilerin yaptığı araştırmayan eski söylem-nakil ve hadislerin peşine takılıp Kuranı bir kenara koyan bir tip çıkıyor önüme bu yüzden senin nonteist olman içimi ferahlatıyor klasik araştırmayan her sözün peşine takılan klasik türk-nonteist profili…Tabiki araştırmacı bir mü(te)slim olmanı isterim, iyi temennilerimi bu şekilde sunabilirim.

      Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.49 / HUCURÂT – 6

      Yine belirmek istiyorum, özellikle kesin bir bilğimizin olmadığı, emin olmadığımız düşünce-inanç-teori-bilğinin peşiye düşmemizi istemyen Allah Hucurat süresinde kesin bilğiye ulaşmak ve emin olmamız için bizleri araştırmaya teşvik etmekte, bunu yapmazsak sonunda pişman olacağımızı bizlere belirtmekte…

      Allah Kuranda her şeyi açıklamış, bilhassa kendisinin varlığının delillerini anlamamız için bizleri araştırmaya yerlerdeki-göklerdeki ayetleri-yaratılışları incelememizi araştırmamızı istiyor.

      41/37- Gece, gündüz, güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah’a secde edin.4 4

      41/39- Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz o, her şeye gücü hakkıyla yetendir.

      42/29- Gökleri, yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması, O’nun varlığının delillerindendir. O, dilediği zaman, onları bir araya getirmeye de gücü yetendir.

      30/22- Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır

      30/25- Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı, bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz.

      41/53- Varlığımızın delillerini, (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi?

      Şimdi ben bu kadar ayet neden yazdım? bende bilmiyorum…

      Hani bir aralar fonemen vardı, çoçuğunun dediği gibi, Anlayamassın…

      Kendine iyi davran, terli terli su içme.

      • 1okuyucu dedi ki:

        Yasir;

        bu mesajını yeni fark ettim, o nedenle gecikmeli olarak cevap veriyorum.

        bilgim olmayan bir konuda konuşmak gibi bir adetim yoktur, ama şunu biliyorum ki İslâm aleminde hadisler, başvurulacak kaynaklar arasında Kurandan sonra ilk sırada yer alır,

        Kuran ve hadisler hakkında yeterince bilgi sahibi olan biriyim ama güvenirliği test edilmemiş hadislerin doğruluğu iddia edilemeyeceği için hadislerle ilgili bir iddiada bulunmam, çünki tüm topluma hitaben söylenmemiş sözlerin şahitleri ancak şıracıyla bozacı olur ama yaşanmış olaylarla ilgili bir çok tanık bulmak mümkün, öyle olmasaydı Muhammedin peygamberlik süresince yaşadığı olayları anlatan kıssalar da ciddiye alınmazdı, yani peygamberin yaşamından aktarılan kesitleri doğru kabul etmekle birlikte hadislerin doğruluğunu kabul etmesek te olur, kaldı ki Muhammedin hayatı Müslümanların penceresinden anlatılmıştır (subjektif) , yani peygamberin hayatı bile kuşkuyla yaklaşılacak bir durumdur,

        o nedenle ben Kuranla ilgili eleştiriler getiriyorum, çünki Kuranı hadisler gibi inkâr etme şansınız yok, yani Kuran konusunda kaçarınız yok ama hadislerden örnek vermeye kalkışsaydım, mirac hadisinin nasıl bir tanrı figürü çizdiğini anlatırdım ki eğer utanmaları varsa İslâm alemi o hadisi külliyen reddederlerdi,

        ne ben Müslüman olabilirim, nede sen teist olabilirsin, çünki kişilik sahibi olabilmenin temel kurallarından biri tutarlı olabilmektir, yani olduğun gibi görünebilmektir, yani kaypak olmamak, çıkarlarının peşinden sağa sola savrulmamak gibi?

        ben evrenin tanrısına inanıyorum, sen sana anlatılan tanrıya inanıyorsun, tanrı konusunda araştırma yapmana bile gerek yok çünki sana anlatılanı zaten kabul etmişsin, o nedenle tanrı hakkında başka bir şey bilmene gerek yok ama sonsuz boşluk hakkında bir düşüncen vardır, çünki sonsuz boşluğu hiç düşünmediğini söyleyemezsin,

        ayetleri neden yazdığını bilmediğini söylüyorsun, herhalde o sırada terli terli su içtin, yani o ayetleri terli olduğun bir sırada su içerken yazmış olabilirsin.

      • yasir dedi ki:

        Okuyucu, İsra 36′nın senin anladığın gibi olmadığını anladığını mesajından varsayarak bir gelişmenin olduğunu sezmekteyim…Bir gelişme var…

        Ayrıca bizim inandığımız ve senin inandığın tanrı sen kabul etmesende aynı tanrıdır, bir gün bunuda anlayacaksın…Çünkü başka rab yok…Tek o var ve o seninde benimde, evrenin ve herşeylerin tek yaradanı ve tek rabbıdır…

        Sen tamamen eski rivayet-hadis-nakil ve nonteistlerin sana aşıladıklarıyla konuşuyorsun…Arınmak istiyorsan geçmişi unut, bil ama eskiyle amel edip hayatını karartma yani herkezin yaptığı kendinedir…

        Allahın zikri, ademden beri değişmemiştir, Allah insanlara onurlu-şerefli-erdemli-haysiyetli-bir varlık yani insan olabilmesi için gerekli olan kalite standartlarını kuranda ve daha önceki zikirlerinde açıklamıştır…
        Allahın insanda görmek istediği kalite standartlarını ve Allahın ilke ve inkilaplarını, Allahın emir ve yasaklarını yapabiliyorsan eşrefi mahlukatsındır, lakin allahın kalite standartlarının, Allahın ilke ve inkilaplarının, Allahın emir ve yasaklarının karşısında ve bunlara karşı işler yapanlar esfeli safilindir yani aşşaların aşşasıdır, kaypaktır-şerefsizdir-adi bir varlıktır-fabrikalarda kalite kontrolden geçemeyem kalitesiz ve defolu mallar statüsündedir, yani kalitesiz ve defolu bir insandır…

        ALLAHIN KALİTE STANDARTLARI…
        ALLAHIN İLKE VE İNKİLAPLARI…
        ALLAHIN EMİR VE YASAKLARI…
        AŞŞADA YAZILANLARDIR.
        Allahı tek rab ve ilah edineceksin—Resullerine, meleklerine, kitaplarına ve Ahirete inanacaksın– Adaletli olacaksın –Anne, Baba ve uzak yakın akraba komşuya yardım edeceksin, zekat vereceksin–Yetim,öksüz ve mazlumun hakkını koruyacak ve yardım edeceksin- Allaha yönelerek yalnız ondan isteyecek ve ona ibadet edeceksin, Allaha salat ve salah ta bulanacaksın– İyilik yapacaksın, iyiliği emredip, kötülükten sakındıracaksın—Sabrı tavsiye edeceksin ve kendinde sabırlı olacaksın—azimle ve sabırla çalışacak ve helalinden kazanacaksın, Her şeyin temiz(helal) ve kalitelisini, zararlı olanını değil faydalı ve yararlı olanını yemeye-içmeye-giymeye çalışacaksın—Senin gibi Allaha teslim olmuş, Allahın ilke ve inkilaplarını, emir ve yasaklarını yerine getiren insanlarla birlik olup destekleşeceksin– sesinde ve yürüyüşünde ağır ve vakar olup orta hal tutaçaksın, alçak gönüllü ve mütevazi olacaksın –Kinini, nefretini yeneceksin, nefsinin aşırı istek-arzu ve heveslerini uymayacaksın, bastırmaya çalışacaksın—Boş şeyler, batılla karşılaştığında ve Cahiller söz söylediğinde selam deyip kötülüğü iyilikle savacaksın ve onlardan yüz çevireceksin–Allah yolunda, Allah ile birlikte canın-malın ile mücadele vereceksin-Tövbe edeip işlemiş olduğun günaha bir daha dalmayacaksın—Her zaman hayır dualar edeceksin—Allahtan başka hiçbir şeyden korkmayacaksın–Bunları yapacak ve yapılmasını yayğınlaştırmak için çalışacaksın.

        Allaha Şirk Koşmayacaksın-Irkçılık yapmayacaksın-Karşılıksız haksız yere can almayacksın-Kıssasa Kıssas yapacaksın, yaparkende haddi aşmayacaksın-Kibirlenmeyeceksin, böbürlenmeyeceksin –Kesinlikle Çalmayacaksın—Kesinlikle Zina yapmayacaksın—Kesinlikle ölçü ve tartıda adaletsizlik yapmayacaksın, bu ölçü ve tartıyı sadece manav ve marketlerdeki sanmayın, ilim adamı, üreten sanayi gurpları, inşaat sektörü, ilaç sanayi vs her dalın ve üretimin kendine has kalite standartları vardır, bunların altına düşmayeceksin—Kesinlikle Faiz yameyecek ve yedirmeyeceksin—Kesinlikle yalancı şahitlik yapmayacaksın–Kesinlikle Yalan söylemeyeceksin—Kesinlikle Zulüm yapmayacaksın –Zulüme ve zalimlere destek olmayacaksın—Kesinlikle Alkol ve kumardan uzak duracaksın—Kesinlikle İsraf yapmayacaksın—Kesinlikle Pintiliğini ve Cimriliğini yenmeye çalışacaksın—Kesinlikle haddi ve hududu aşmayacaksın, azğınlaşmayacaksın…

        İşte Allahın ümmül kitap dediği zikirler, insanın uyması gerektiği zikir-tekrarlar bunlardır…İşte insan yukurıdaki kalite standartlarını-ilke ve inkilapları-emir ve yasakları hayatının her alanında istikrarlı bir şekilde uyğular zikir-tekrarlar yani rapor tekrarları haline getir ise insanın bu dünya ve ahiret kitabıda düzğün bir rapor halinde çıkar…Bunlara uymaz ve rapor tekrarları bozuk ve istikrarsız olursa kitabın 1 sayfası tam 20 sayfası boş çıkar va böyle bir kitabı kimse beyenmez-istemez ve okumaz…İşte kitabın tam ve istikrarlı olması ve güzel olması için yukarıdaki ilke ve inkilaplara-emir ve yasaklara uymak ve Allahın kalite standartlarını yakalayıp istikrarlı bir şekilde hayatımıza rapor tekrarları halinde yaymamız şarttır.

        Allahın kalite standartlarını yakalamış bir insan eşrefi mahlukattır- ahseni takvimdir, kalitesiz 200 değil 2 bin insana her yönden maddi manevi üstündür ve üstün gelir…

        Bunlara uyanlar sıratı mustakim yani Allah yolundadırlar, mü(te)slim’dir ve bütün güzel-doğru yollar Allahın yoludur, bütün çirkin-yanlış yollar insanın-nefsini-şeytanın yoludur…

        Bir insan bunlara uymuyorsa kendisinin müslüman olduğunu idda etsede namazda kılsa bu kişi mü(te)slim değildir…

        Arınmak isteyenler işte bunlara uysun bunlar muhkem ayetlerdir, müteşabihlere çift manalı ayetlere takılanlar fitne ve şirk çıkaranlar hüsrana uğrayacaklardır…

        Allâh, sözün en güzelini; müteşabih (benzetme yollu), mesanî (aynı cümlede veya kelimede iki ayrı işareti vererek ikili anlatımla) bir bilgiyi (tafsilâtlı) indirdi. . . Rablerinden haşyet eden kimselerin Ondan derileri (tüyleri) ürperir. . . Sonra bedeni ve şuuru Allâh zikrine yumuşar (kabule müsait hâle gelir). . . İşte bu Allâh’ın hidâyetidir ki onunla dilediğini hakikate erdirir! Allâh kimi saptırırsa ona hidâyet edecek yoktur.39 / ZUMER – 23

        O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir(teşbih benzetmeli). Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.3 / ÂLİ İMRÂN – 7

        İnsanların tutması gereken yol bu yoldur…Kuranda bir çok şey müteşabih yani teşbih sanatıyla anlatılmıştır…Bir kısım insan bu müteşabihlere olduğu gibi inanır, bir kısım ise çifte manaları ile düşünür, bir diğer kısım kendini en akıllı sanan kısım ise ben bu fantastik hikayelere inanma der ve üçünçü kısım hüsrana uğrayanlardan olur…

        Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da da, “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.21 / ENBİYÂ – 105

        Allah kuranda açıkladığı kalite standartlarını yakalayanlar salih-iyi-kaliteli kullardır her şeye varis olaçak olanlar bunlardır, yani Allah çok akıllı- çok güçlü- çok kuvvetli demiyor, çok akıllı-ilim sahibi, çok güçlü-kuvvetli olan biri yukarıdaki kalite standartlarını yakalayamadıktan sonra bu kişi ve topluluktan ne dünyaya ne insanlığa zaradan başka bir şey gelmez ançak zulüm-savaş-kan ve göz yaşı getirirler…

  147. Gencer dedi ki:

    Nahl 63′te Kim Kimin üzerine yemin ediyor.

    İmam İskender Ali Mihr:Allah’a yemin olsun ki; senden önceki ümmetlere (resûller) göndermiştik. Fakat şeytan, onlara amellerini süslü gösterdi. Artık o gün, onların dostu, o (şeytan) olacaktır. Onlar için elîm azap vardır.
    Diyanet İşleri : Allah’a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
    Abdulbaki Gölpınarlı : Andolsun Allah’a ki senden önce de ümmetlere peygamberler göndermiştik de Şeytan, onların yaptıkları şeyleri bezemiş, hoş göstermişti onlara ve o, bugün de dostudur onların ve onlara elemli bir azap var.
    Adem Uğur : Allah’a andolsun, senden önceki ümmetlere de (peygamberler) göndermişizdir. Fakat şeytan onlara işlerini süslü gösterdi de (iman etmediler). işte o, bugün onların velisidir. Ve onlar için elem verici bir azap vardır.
    Ahmed Hulusi : Tallahi. . . Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de irsâl ettik de, şeytan onlara yaptıklarını süsledi (Rasûllerin bildirdiklerini inkâr ettiler)! O (şeytan – vehim) bugün (de) onların velîsidir. . . Onlar için acı bir azap vardır.
    Ahmet Tekin : Allah’a andolsun, senden önceki milletlere de özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberler gönderdik. Şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar, şeytanî güçler onlara, amellerini süsleyip güzel gösterdi de, iman etmediler. İşte o, bugün kâfirlerin velisidir, dostudur. Onlara can yakıp inleten müthiş bir azap vardır.
    Ahmet Varol : Allah’a andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ancak şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Bugün de onların dostu odur ve onlara acıklı bir azap vardır.
    Ali Bulaç : Andolsun Allah’a, senden önceki ümmetlere de (elçiler) gönderdik, fakat şeytan onlara yapıp ettiklerini süslü göstermiştir; bugün de onların velisi odur ve onlar için acı bir azab vardır.
    Ali Fikri Yavuz : Allah’a yemin olsun ki, biz, senden önce bir çok ümmetlere Peygamberler gönderdik de Şeytan, onlara, amellerini bezeyip güzel gösterdi. Bugün de o Şeytan, kâfirlerin dostudur (senden önceki peygamberler tekzip edildikleri gibi, şimdi seni de tekzip ediyorlar.) Onlara çok acıklı bir azap var.
    Bekir Sadak : Allah’a and olsun ki, senden onceki ummetlere peygamberler gonderdik. seytan yaptiklarini onlara hep guzel gosterdi. Bugun de dostlari odur. Onlara can yakici azap vardir.

  148. rammsteinn dedi ki:

    gerçeklerden bahsetmişken
    buda din gerçeklerimiz

    Türkiye’de kaç okul var?
    67 bin…
    Kaç hastane var?
    1220…
    Kaç sağlık ocağı var:
    6 bin 300…
    Peki kaç cami var?
    85 bin…
    Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.
    Peki kaç kilise var?
    270…
    Kaç cemevi var?
    100.
    * * *
    Türkiye’de kaç doktor var?
    77 bin…
    Peki kaç din görevlisi var?
    90 bin…
    Türkiye’de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.
    Eğitim-Sen’e göre Türkiye’nin 200 bin öğretmen açığı var.
    * * *
    Türkiye’de kaç kütüphane var?
    1435…
    Almanya’da kaç kütüphane var?
    11 bin…
    Türkiye’nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var?
    13…
    Kaç kentte kuran kursu var?
    81…
    Bu kursların toplam sayısı kaç?
    3852…
    * * *
    Türkiye’de 1 opera derneği var; 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.
    Peki kaç tane “cami yaptırma derneği” var?
    35 bin…
    * * *
    İçişleri Bakanlığı’nın bütçesi ne kadar?
    783 trilyon…
    Ulaştırma Bakanlığı’nın?
    678 trilyon…
    Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın?
    677 trilyon…
    Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın?
    632 trilyon…
    Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın?
    280 trilyon…
    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın?
    249 trilyon…
    Çevre ve Orman Bakanlığı’nın?
    404 trilyon…
    Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi ne kadar?
    1.3 katrilyon…
    8 bakanlığın bütçesi kadar…
    22 üniversitenin toplam bütçesine denk…
    * * *
    Bir ülke, Diyanet’e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor ve bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa, doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa, hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa, o ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi …?

    Can Dündar

  149. faruk dedi ki:

    Risalei Nuru okumadigin her halinden belli. Eger okusaniz Said Nursi tamamiyle Allahi Kurani ve Pergamberimize övgüler yagdirir. Kendinden aciz Said diye bahseder. Mehmet Akiften iyi bir şekilde bahseder. Eger kendini peygamber risaleiyide Kuran yerine koysa bu kadar övgüyle onlardan bahsedermi ? Önce eline bütün kulliyati alir okursun ondan sonra gelir burda milletin aklini karistirmaya çalışırsin. Fetullah Gulenin cemaati ile risalei nurlari karistirnayin. Onlar risalei sadelestirdiler. Okuyucular cemaatine gitmenizi oneririm. Risalei Nurlari en iyi onlar tanitiyorlar. Allah ıslah eylesin seni kardeşim ne diyeyim

  150. Geri bildirim: Said nursinin Mezhebi Hakkında Reddiye Armağanı | kafkasyildizi (Bilgi Bahcesi)

  151. 1okuyucu dedi ki:

    Yasir;

    Yeryüzünde HAKSIZ yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.7 / A’RÂF – 146

    kusura bakma ama benim tasavvur ettiğim tanrının Kuranın tanrısıyla uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok,

    biz büyüklük taslamaya kalkmasak ta, var sen HAKLI yere büyüklük taslayanlardan ol, var sen Kuranı sorgulayanların kalp gözünün kapalı olduğu için Kuranı anlamadıklarını SAN, öyle “sende ümit var” gibi bilgiçlik te taslamaya kalkma, ben bana toplum tarafından dayatılan dini reddedeli neredeyse kırk yıldan fazla oluyor,

    hani atalarımız derlerya “sen giderken ben geliyordum” diye….

    sana tavsiyem, burada veya diğer bölümlerde açıklanan düşüncelere ön yargılı olarak değil, objektif olarak yaklaşmayı dene, belki o zaman dinden çıkarım korkusuyla kendine bile itiraf etmekten kaçındığın bazı soruların cevabını görebilirsin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s