TURAN DURSUN’UN SİYASİ GÖRÜŞÜ

“Daha güzel bir dünyanın, daha özgürlüklü bir dünya olmadan gerçekleşemeyeceği açık. Daha özgürlüklü bir dünyanın kurulabilmesi için de tabuların yıkılması gerekli. Her türlü tabu yıkılmalı. En başta da dinlerden, “inanç”lardan kaynağını alan tabular. “Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı, en başta da kafalardaki “iman zinciri”. İman zincirine bağlı düşünce sabittir, değişmezdir. Bu ise doğanın değişken yapısına terstir. Zincirli zihin gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Dünyamızdaki her türlü olumlu gelişme, dinin ve imanınki başta olmak üzere, tabuların zincirinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. İnsan aklı, bilim, teknoloji, insan hakları alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir. Akıl ve bilim aydınlık kesimdedir. Din ve iman ise karanlık kesimde. Aklın, bilimin ölçüleri bellidir. Gözlem vardır, deney vardır, nesnellik vardır. Yolu ışıklandıran da bunlardır. Öyleyse “din”in üzerine nasıl gidilmesi gerektiği ortada ve son derece açık: Karanlığın üzerine nasıl gidilirse, “din”in üzerine de öyle gidilmelidir. Karanlıkla savaşılırken ışık gereklidir. Dinin, imanın üzerine gidilirken de…” Böyle başlıyor Turan Dursun Din Bu 1 adlı kitabının önsözüne.

Turan Dursun’un bir aydınlanma savaşçısı ve din karşıtı bir din alimi olduğunu biliyoruz. Peki ama onun siyasi görüşü neydi, hangi ideolojiye yakındı, sağcı mıydı solcu muydu, Kemalist miydi, sosyalist mi yoksa liberal mi? Türkiye’nin sorunları hakkında ne düşünüyordu? Kürt sorunu, demokrasi gibi bugün çok tartışılan konularda fikri neydi?

Elbette Turan Dursun’un da bu konularda bir fikri ve siyasi görüşü vardı. Ama onun önceliği bunlar değildi. Onun konusu dindi, dincilerdi. Yükselmekte olan gericilik ve teokrasi tehlikesiydi. O nedenle uzmanı olduğu konulara girdi, siyaseti hiç öne çıkarmadı. Ancak yaşam hikayesinden ve yazdıklarının satır aralarından onun politik çizgisini keşfetmek zor değil.

Turan Dursun ve Atatürkçülük

Politikasını gerici iktidarla dayanışma üzerine kurmuş olan günümüzün yeni İtilafçı liberalleri Turan Dursun’un yazılarından cımbızlayarak aldıkları 1-2 cümleyi çarpıtarak onun da kendileriyle aynı düşüncede olduğunu savunurlar. İşte o çarpıtılan ifadeler:

“Bir zamanlar Atatürkçü idim. Ama şimdi Atatürkçü değilim. Bunu özellikle her zaman söylüyorum. Gürbüz Tüfekçi’ye de söyledim: Bakın ben Atatürkçü filan değilim, dedim. Hiçbir şeyci değilim ben, yani falancı, filancı. Bir şeyci olmak bana terstir aslında.” (Turan Dursun Hayatını Anlatıyor, 5. basım, sayfa 51-52)

“Milliyetçiliği çok ilkel bir düşünce kabul ederim. Bağışlanır bir şey bile olmadığı düşüncesindeyim.” (Turan Dursun Hayatını Anlatıyor, 5. basım, sayfa 52)

Liberal ateist ve sözde liberal solcular, Turan Dursun’un bu sözlerini alıp yurtseverlere, ulusalcılara, Atatürkçülere “Bakın Turan Dursun sizin gibi düşünmüyor, açıkça Atatürkçü olmadığını söylüyor.” diyerek kendi işbirlikçi, teslimiyetçi ve çıkarcı zihniyetlerine Turan Dursun’u da alet etmek isterler.

Bakalım gerçekten öyle midir, Turan Dursun gerçeği nedir, ne değildir, görelim.

Turan Dursun, 12 Mart darbecilerine de, 12 Eylül cuntacılarına da tavır koymuş bir aydındır. Oğlu Abit Dursun’un “Babam Turan Dursun” kitabında bunlardan bahsedilmiştir.

“Ben Atatürkçü değilim” sözü Atatürkçü geçinen darbecilere, ABD işbirlikçilerine, rabıtacılara bir tepkidir. Bunu da kendi açıklıyor. “Din Bu 3” kitabında Ahmet Kekeç’le olan görüşmesinin son 2 sayfasında, solcu geçinenlere yanıt veriyor. Atatürkçü olmadığını söylüyor ama niye öyle söylüyor? Bakın ne diyor:

Ben “Kemalist” değilim. Hiç de olmadım. Dahası 1989’larda Kemalistlere çok ağır bir mektup yazdım. Belgesi elimdedir. Biliyor musunuz ki ben “Atatürkçü” de değilim. Olamam da… Anayasayı anayasa olmaktan çıkaran bir hükmü, “zorunlu din dersleri”ni 1982 anayasasına koyan, koydurtanlar da “Atatürkçü” olunca ben nasıl Atatürkçü olabilirim. Haa, şunu da belirtmeliyim: Atatürk, benim için gelmiş geçmiş üstün nitelikli kişilerin, devlet adamlarının başında gelir. Onun döneminde yaşayıp onunla tanışmayı çok isterdim.

Şimdi anlayabilirsiniz belki neden “Atatürkçüyüm” demediğini. Bugün “Atatürk benim için gelmiş geçmiş üstün nitelikli kişilerin, devlet adamlarının başında gelir.” diyen birisi hakkında bu liberal takımı ne düşünür acaba? İlk yapacağı Ergenekonculukla yaftalamak olacaktır.

12 Eylül’den sonra birçok Atatürkçü Turan Dursun’la benzer görüşte olmuştur.
Uğur Mumcu, Nadir Nadi, İlhan Selçuk vb.
Hepsi de Kenan Evren ve diğer cuntacılar ile cunta destekçilerine karşı;
“Siz Atatürkçü iseniz eğer ben Atatürkçü değilim.” demişlerdir. Bu ironik bir ifadedir.
Aynı Nazım Hikmet’in “Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala” demesi gibi.
Ama bir başka şiirinde “Bu vatana nasıl kıydınız?” der. Uğur Mumcu, Nadir Nadi, İlhan Selçuk gibi aydınların gerçek Atatürkçüler olduğundan kimsenin şüphesi yoktur.

Aradaki nüans farkını anlayamamak için Atatürk karşıtı olmak gerekir. Atatürkçülükten kastımız Kemalist’lik değildir. Kemalizmi bir ideoloji olarak benimseyenler var.  Turan Dursun elbette bir Kemalist değil.  Ama Atatürk hakkında; “Atatürk, benim için gelmiş geçmiş üstün nitelikli kişilerin, devlet adamlarının başında gelir.” diyen ve onun devrimlerini savunan Turan Dursun’un Atatürk karşıtı olduğu söylenebilir mi?

Kendimden örnek vereyim:

Atatürk karşıtlarının haksız iddialarına karşı çıktığımdan ve yalan-yanlış iddialar karşısında Atatürk’ü savunduğumdan dolayı Kemalist yaftası yapıştırılır. Halbuki ben kendimi Atatürkçü olarak bile tanımlamamışımdır. Bloğumda Sapkın Kemalistlik başlığı da vardır, Atatürk’ü öven yazıların yer aldığı kategori de.  Cuntacılarla gardrop Atatürkçülüğünü paylaşmayı, 1930’ların anlayışına mahkum kalmayı reddederim. Ama ne  Atatürk’ün  yaptıklarını küçümserim ne de devrimlerini eleştiririm.

İlk alıntıda “Bunu Gürbüz Tüfekçi’ye de söyledim” dediği belirtiliyor. Şimdi oğlu Abit Dursun’un kitabından Gürbüz Tüfekçi ile ilgili bir anısını aktaralım:

“Babam bazen Gürbüz Hoca’ nın ODTÜ deki Devrim Tarihi derslerine
girerdi. Bir gün dersin ortasında Gürbüz Hoca, “Atatürk’ün gerçekleştirdiği
devrimlerin beyni laikliktir” deyince dayanamıyor, alkışlıyor. Amfide
önce herkes şaşırıyor. Sonra birkaç Öğrenci babama eşlik ediyor. Üç-dört
saniye sonra amfide herkes Gürbüz Hoca’yı alkışlamaya başlıyor.”

Turan Dursun neyi alkışlıyor dersiniz?

Elbette Atatürk’ü, devrimlerini, laikliği ve laikliğin devrimlerin beyni olduğu görüşünü.

Gelelim Turan Dursun’un milliyetçilik hakkında yazdıklarına. Onun kastettiği anlamda etnik milliyetçilik elbette karşı çıkılacak bir düşüncedir. Atatürk’ün milliyetçilik tanımı yurtseverlik olarak ifade ettiğimiz çerçevededir. Bakın ne diyor Atatürk:

“Gerçi bize milliyetperver derler. Fakat biz öyle milliyetperverleriz ki, bizimle teşrik-i mesai eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların bütün milliyetlerin icabatını tanırız. Bizim milliyetperverliğimiz herhalde hodbinane ve mağrurane bir milliyetperverlik değildir.”

Atatürk’ün milliyetçilik anlayışında etnisite yoktur, vatan sevgisi vardır. Ülkesinin birliği ve bütünlüğü ile ulusunun çağdaş uygarlığa ulaşma idealidir onun milliyetçiliği. Kimliğini yitirmiş bir ümmet topluma ulusal bir nitelik kazandırma amacıyla yaptığı söylemlerin etnik ve ırkçı milliyetçilikle ilgisi yoktur. Turan Dursun’un da karşı olduğu milliyetçilik budur ve bu konuda Atatürk’le ters düşmez.

Abit Dursun’un Kitabında yazdıklarından Turan Dursun:

“O, İslam dininin en derin kaynaklarına ulaşmış, eski Arapçayı bilen, Kuran dili Arapçasını da çok iyi bilen bir aydındı. Yıllarca araştırdı, sorup sorguladı. Bütün bunlar Türkiye’deki şeriatçıları ve Atatürk düşmanlarını elbette rahatsız etti”

Şimdi de hayatının anlatıldığı yazılardan bir alıntı alalım:

Diyanette müftü olabilmek için İlkokulu dışarıdan bitirdi. İlk olarak köy imamlığı yaptı. İstanbul Çarşamba’da Üçbaş ve İsmailağa medreselerinde hocalık yaptı. 1958-1965 yılları arasında Tekirdağ, Gemerek, Türkili, Altındağ ve Sivas’ ta Müftülük yaptı. Atatürkçü ve şeriatın katı kurallarına ters davranışları nedeniyle İslamcı çevrelerde yadırgandı. Müftülükleri sırasında bu nedenlerle sürgünleri oldu. 60’lı yıllarda aydın müftü olarak kamuoyunda yankılar getirdi. Kendi deyişiyle İslama olan inancını yitirdikten sonra 1965 yılında müftülüğü bıraktı.

Türk Devrim Ocakları Kemalist bir kuruluştu. Kurucularından biri Turan Dursun’du. Bunu hem kendisi yazmış hem de oğlu. Oğlundan dinleyelim:

”Tarık Zafer Tunaya’nın başkanı olduğu Devrim Ocaklarının kurucuları arasında babam da vardı. Kemalist, aydın bir müftü olması babamın devlet katında itibar görmesine neden oluyordu…”

“İmam-hatip’in Cumhuriyet Bayramına katılmalarını sağlamıştım. Ayrıca Atatürk’ün heykeli önünde saygı duruşunda bulunmalarını gerçekleştirmiştim. ”Atatürkçü Müftü” deniyordu. İstanbulda Atlas sinemasında ‘Atatürkün ölüm yıldönümü ve anma törenine katılmıştım. Tarafıma Atatürk plaketi verilmişti…”

Bunlar Turan Dursun’un 80 öncesi Atatürkçü düşünceleri ve tavırları. 80’den sonra bu çizgisinde hiçbir değişim olmuyor. Değişen sadece “Atatürkçülük” etiketini reddetmesi. Kenan Evren gibi cuntacılarla aynı etiketi paylaşmak istememesi. İşte 80’den sonra yazdıkları:

“Atatürkçülükten sapmalar nedeniyle de gençlik öteki ideolojilerin
çarpık düşüncelerinde sığınak aramak zorunda kalmıştır. Sonunda daha
birçok nedenle birlikte, ülke insanları aşın sağ ve aşın sol akımların
oluşturduğu fraksiyonların açık duran kucağına itilmiştir. Burada birinci
sırada yer alanlar arasında Tanrı adına din İman pazarlayan “dinci”nin
“şeriatçı”nın, tarikatçının tuzağına düşürülmüştür. Türkiye’yi parçalamaya
yönelen güçler, böylece, kaderci kesimde yoğunlaşmıştır. Örneğin küçük kasabalarda, köylerde bile “imam-hatip” okulu açma yoluna gidilmiştir. Daha yükseği olan okulların sayısı da artırılmıştır. Ayrıca başka adlar altında da “din eğitim ve öğretimi” yaptırılmıştır. Hele “Kur’an kursları”, resmisi ve resmi olmayanı. Yurdumuz baştan başa bunlarla doldurulmuştur. Ayrıca yine Türkiye’mizi baştan başa saran “tarikat ağı” örümcek ağından beter durum almıştır. Atatürk ise ne demişti:
“Efendiler, ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler,
dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki
tarikat, uygarlık tarikatıdır…”

Diğer bir ifadesi:

“Atatürk un “Cumhuriyeti emanet ettiği” gençlik, ulusalcı (milli) egemenliği
benimsemiş, Turk ulusunu yüceltecek çağdaş uygarlığa bağlayacak
olan devrimlerin (inkılapların) erginliğine ulaştırmış gençliktir
Ne din uyuşturucularının etkisiyle Hasan Sabbah’ın fedaileri durumuna
getirilmiş, ne de sınıf ayrıcalıklarının tuzaklarına düşürülerek – her iki
kesimde de – ellerine silah verilip vuruşturulmuş, sonra yine aynı tuzaklara
düşme tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmış olan gençliktir.
Düşünce ve beden sağlığına özenle bakılmış, en değerli varlıklar olarak
yetiştirilmesine, gereksinimleri yerine getirilerek çalışılmış olan gençliktir
o gençlik..”

http://www.sosyalistarsiv.com/teoloji/917-abit-dursun-babam-turan-dursun.html

Aşağıdaki alıntılar da Şule Perinçek’le söyleşisinden:

….Atatürk Türkiyenin çok çok büyük bir şansı. Saydığım bir kişidir. İyi ki Atatürk diye bir kimse gelmiştir. Her birinin yüzyıllarca, ancak yüzyıllarca süren bir zamanda gerçekleştirilmesi mümkün olabilecek devrimlerin ülkemizde gerçekleştirilidiğini gördük. İyi ki bu olabildi” (Turan Dursun Hayatını Anlatıyor: Şule Perinçek – Kaynak ay. S:52)

Şu ifadelere dikkat ediniz:

“Her birinin yüzyıllarca, ancak yüzyıllarca süren bir zamanda gerçekleştirilmesi mümkün olabilecek devrimlerin…”

Hangi liberal, hangi Atatürkçülük karşıtı bunu söyleyebilir? Tersine basite alıp eleştirmekteler. Ya da “tazminattan itibaren gelen sürecin sonucu” diyerek devrimleri küçümsemekteler.

”….Dedim ki, Atatürk evrensel değerleri yakalamamış olsaydı, ben onu kazım karabekirden farklı görmezdim.”….” Atatürke çok büyük değer veririm. Atatürk, Atatürkçü değildi ki, ben Atatürkçü olayım. Atatürk hiç bir zaman Atatürkçü olmamıştır gibime geliyor.” ”….Evren’in Atatürkçü olduğu yerde ben nasıl olurum”–Aynı kaynak S:53/54

“Atatürk’e çok değer veririm”
“Atatürk, Atatürkçü değildi ki, ben Atatürkçü olayım.”

Bu ifadeleri algılayabilmek çok mu zor?!

80 öncesinde Atatürkçü olan ve “Kemalist Müftü” diye tanınan Turan Dursun, 12 Eylül’den sonra bu etiketi reddediyor. Görüş mü değiştiriyor? Hayır. Geçmişte bildiklerinin, inandıklarının yanlış olduğunu mu düşünüyor? Hayır. Günümüzün dönek liboşları gibi, 2. cumhuriyetçileri gibi bir tavır mı sergiliyor? Hayır. Peki neden reddediyor bu etiketi? Kendisi açıklıyor zaten. Siyasal İslamcıların önünü açan, din derslerini zorunlu hale getiren cuntacıların gardrop Atatürkçülüğüne tepki olarak reddediyor. Ama bu tepkisinden sonra bile yazılarında Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılığını, Atatürk’e saygısını, onun Türkiye için büyük bir şans olduğunu, büyük bir önder olduğunu defalarca belirtiyor.

Örneğin ben Atatürkle ilgili yazılarımda “ulu önder” ifadesini hiç kullanmam. Genelde Kemalistlerin hitabıdır bu. Turan Dursun, Din Bu 2 kitabının ilk bölümündeki Güneş Kültü konusunda Atatürk’ten bahsederken defalarca “Ulu önder” ifadesi kullanmıştır. Kim kalkıp da bunu bilinçsizce kullandığını söyleyebilir? Atatürk’ü seven, sayan ve onun izinde olan birisi ancak bu ifadeyi kullanır.

Amacım Turan Dursun’un Atatürkçü olduğunu kanıtlamak değil.
Her fırsatta Atatürk’ü eleştiren, başarılarını küçümseyen ve gerici iktidarın, nurcuların yanında yer alan liboş takımının Turan Dursun’u da kendi çizgilerindeymiş gibi göstererek amaçları doğrultusunda kullanma niyetlerini bozmak ve onu Atatürkçülük, ulusalcılık karşıtı gibi göstermelerinin doğru olmadığını ortaya koymak.

Turan Dursun’un Kürt sorunu konusunda düşündükleri:

”..Beni halklar ilgilendirmiyor onu baştan söyleyeyim. Ne Türk, ne Kürt ilgilendiriyor; ne falanca filanca toplum….Beni insanlığın tümü ilgilendiriyor….Kürtçülüğü bir ırkçılık çerçevesinde ele aldığımız zaman çok geri bir düşünce olarak alırım; Türkçülüğü de aldığım gibi…..Kürdistan devletinin kurulmasını istermiyim? Hayır. …Şunun için istemem:Biliyorum ki….kurulsa şeyhin, ağanın elinde onlar egemen olacaklar. O toplum gene geri kalacak. Ben orada Kürtlerin kültürlerine de önem vermiyorum. Kendi kültürlerini kullansınlar, önemli değil. …Orada yaşayan insanlar da doya doya teknolojinin getirdiği kolaylıklardan, insanlığı mutlu olduğu kesimlerden, yararlandırılmalıdır.. Bana göre bunlardan yararlandırılmayı hak etmiyorlar. Ulaşamamışlar çünkü. Birtakım fırsatlar onlara verilmemiş.” –Aynı kaynak S:55

Turan Dursun seçimlerde kime oy verdi?

Abit Dursun kitabında bunu da anlatıyor.

“Biz sıkı solcuyuz. Sincan’daki evimizde arkadaşlarımla babamın
tartışmaları olurdu. Biz sıkı solcuyuz ama babam gibi ideolojimizle
ilgili bir şey okuduğumuz yoktu. Babam sakin, yumuşak sesiyle, “Bakın
çocuklar o öyle değil” vb. söylüyor ama bizim dinlediğimiz yok.
Babam yıllar önce başlamış Marx’ı, Lenin’i, Felsefenin Temel İlkeleri’ni
okumaya.
Babam iki kez oy kullanıyor. Biri gençliğinde, 50’li yılların ortasında.
Oyunu Adnan Menderes’in partisi Demokrat Partiye veriyor. Sonra Menderes’e çok kızıyor. İkinci oyunu 20 yıl sonra kullanılıyor. Bu kez oyu Bülent Ecevit’in Cumhuriyet Halk Partisi’ne. O’na da kızıyor ve bir daha hiç kullanmıyor…”

Turan Dursun Siyasi Yelpazenin Neresindeydi?

Kesinlikle sol tarafta olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü o değişimden, gelişimden yanaydı. Sağcılıkla bağdaşan hiçbir niteliğe sahip değildi. “Beni Türk-Kürt değil, insanlığın tamamı ilgilendiriyor.” ifadesiyle enternasyonalistliğini ortaya koymuştur. Sömürüye, mirasa, tabulara karşıdır. Dolayısıyla ütopik bir sosyalist olduğu söylenebilir. Ama bu konuda açıkça belirttiği bir görüşü yoktur. Ve “Ben hiçbir şeyci değilim, ne şucuyum ne bucu.” ifadesiyle benimsediği bir ideoloji belirtmemiştir, hatta bu tür ideolojilere bağlı olmayı doğru bulmadığı bile düşünülebilir. O dinlerden özgür olduğu gibi, siyasetlerden de özgürdür. Doğrusu da budur. Ancak mücadelesi en başta dinlere ve dinci siyasetlere karşıdır. Şeriat tehlikesini daima vurgulamış ve asla liboş ateistler gibi umursamaz olmamıştır.

Serdar Kaangil

About these ads
Bu yazı Politika içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

TURAN DURSUN’UN SİYASİ GÖRÜŞÜ için 10 cevap

  1. Hüsnü Özer dedi ki:

    merhaba, sitenize bir kitap ismi araştırırken girdim sanırım.yazılarınız ilgimi çekti.bu konularla ilgili çalışmalarınız profesyonel düzeyde sanırım.hobi olmanın ötesine geçmiş gibi görünüyor.iltifat etmeye çalışmıyorum ya da eğer bilmeden bir kabalık ediyorsam beni bağışlayınız.ama sizi tanımak ve bilgi alışverişinde bulunmak isterdim.
    Saygılarımla, Hüsnü

  2. hanif dedi ki:

    Bu bir deneme yazısıdır

  3. osman dedi ki:

    tesadüfen galiba faceyle başlayan tanımayla turan dursunun kısa hayatını sonra babam turan dursunu okudum
    zaten bazı düşüncelere sahiptim .ama hayatım tanımadan önceki ve sonraki diye ikiye ayrılacağı açık.hele son zamanlardaki
    sınav ,basılmayan kitap toplama cemeat hikayeleri insana açıkça bir şeyhler oluyo dedirtiyo.tabi günaydın diyeceğinizide
    biliyorum.ne diyeyim.

  4. Geri bildirim: Aktan dursun | Irisnicolef

  5. AbraKadavra dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş, Turan dursun’u ilk Din Bu kitabıyla tanımıştım, aydınlanma şehitlerimizdendir. Atatürkçülük konusunda da gerçekten ona katılmamak mümkün değil, sanki beynimi okumuşta söylemek istediklerimi söylemiş gibi..

    * “tazminattan itibaren gelen sürecin sonucu” sanırım tanzimat olacak, yanlış anlaşılabilir.

  6. onur dedi ki:

    modernite ve onun ideolojisi olan ulusalcılık her ne kadar gerçek bir temele sahipte olsa, “sol” kapsamına giren bir durum değildir. yani feodal gericiliğe, dine felan savaş açmak aydınlanmayı savunmak her ne kadar ilerici gibi görünsede bu geçen yüzyılda kalmıştır. mdd ve ülkede milli demokratik devrimin tamamlanmadığı gibi savlarında günümüzde geçerliliği yoktur. bu nedenle bu görüşleri işçi partisi ve türksolu dergileri dışında ayrıca kısmen sip-tkp dışında savunan kimse kalmamıştır.

    ülkenin gerçek konjunktürü, faşist diktatörlük olduğuna göre mdd ve türk ulusalcılığı gibi eğilimler solu geçtik, sağ bile değil aşırı sağ ideolojiler kapsamına girer. ulusal demokratik devrimler, feodalizmin halen kalıntılarının sürdüğü yarı-feodal ve milli kimlikleri asimile edilmiş, tanınmayan kürtler gibi nadiren rastlanan halklar için devrimcidir. kürdistan, lozan anlaşması ile yirminci yüzyılın başlarında türkiye, iran, suriye ve ırak arasında ilhaka (parçalanmaya) uğratıldığı için PKK’nin devrimci ulusalcı (kürt) ve sol bir örgüt olduğunu söyleyebiliriz.

    • M. Akinci dedi ki:

      Siz bu ülkede Türk-Kürt eşitsizliğinin olduğunu düşünüyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Bu ülkede Zengin-Fakir eşitsizliği vardır. Doğudaki Kürt kökenli maraba ile batıdaki asgari ücretli işçinin hiç bir farkı yoktur. Aynı şekilde bir holdingin (Türk) yönetim kurulu başkanıyla, doğudaki (Kürt) toprak ağası Ahmet Türk’ün bir farkı yoktur. Eğer Kürtlere haksızlık yapıldığını savunuyorsanız sormak istiyorum; Türklere çok mu iyi davranılıyor? Ayrıca Türklerin tavuklarına varıncaya kadar öldüren PKK terör örgütünü Sol olarak gösteriyorsunuz ama hayatı hapislerde geçen, yoldaşlarını şehit veren gerçek solculara faşist ırkçı muamelesi yapıyorsunuz!

      Neyse bu mesajı 1 yıl önce yazmışsınız, cevabımı görüp okuyacağınızı sanmıyorum ama okurda cevap verirseniz tartışmak isterim.

  7. Phomas Taine dedi ki:

    Eli tesbihli bir Atatürk modelini Türkiyede yasayan Atatürkcüler bile yutmus olduguna göre bu isin civigi cikmis demektir…Evet Japonyadaki camiyi actirmak ve islam dininin modernlesmeye cok yatkin bir din oldugunu söylemek ve benzeri faaliyetleri var Atatürkün ama bunun ardinda yatan düsünce tarzi Atatürkünde Voltaire,Thomas Paine,Thomas Jefferson gibi DIN KAVRAMINI MODERN CAGA GECMEDEN EVVELKI DÖNEMIN TATLI BIR HATIRASI OLARAK DEGERLENDIRIP CAGDAS YASAMA UYGUN OLMAYAN HER TARAFINI MAKASLADIKTAN SONRA GERI KALAN GÜZEL KISMIYLA GECMISIMIZI KORUYUP BÖYLECE TANRI KAVRAMI OLMAZSA KENDINI ZAYIF HISSEDECEK OLAN CAHIL TURK INSANININ BASKA BIR DINDE CARE ARAYIP MILLI BIRLIK VE RUHTAN UZAKLASMASINI ENGELLEMEK olmasi Ataturku gercekten anlayanlar icin gün isigi gibi ortadadir…Ne yapsaydi yani ? O zamanin yüzde sekseni halen ortacag kafasinda yasayan turk insanina yukarida ismini yazdigim batili aydinlarin din hakkindaki düsüncelerini dolaysiz bir sekilde kürsüye cikip söyleseydi memleketi istiladan kurtarabilmek icin gerekli olan milli birligi kurabilecekmiydi acaba ?Tabii ki hayir….Bence bugün hakiki Atatürkculer yok denilecek kadar kücük bir sayiya inmis vaziyetteler…Zaten 10 Kasim 1938 sabahi saat 09.05 de hic vakit kaybetmeden baslayan Atatürk düsmanlari ve takiyecileri kafalarina koyduklarini basarmis vaziyetteler ….Atatürke gercekten inananlarin (sayet varsa) Allah yardimcilari olsun demekten baska bir caremiz kalmadi artik…Herkese gecmis olsun…

  8. Gregor Samsa dedi ki:

    Tarih kitaplarında Türkiye hiç Ortaçağ’ı yaşamadı diye okumuşuzdur, belki Avrupa kadar açıkça yaşamadık ama Ortaçağ zihniyeti kara bulutlar gibi hala bu ülkenin tepesinde. Nerede doğruları söyleyenleri görsek onları ateşe atmak için fırsat kolluyoruz adeta. Turan Dursun gibi yıllarca içinde olduğu din dünyasından kendi aklına güvenerek çıkmak ve bunu diğer insanlara öğütlemek elbette kolay değil, bu yüzden bu cesareti ve kendine güveni dolayısıyla benim için kıymetli bir insandır. Şu an milyonlarca müslüman ”okuyunca ya dinden çıkarsam” derken, böyle cesur insanların kıymetinin bilinmemesi çok üzücü…

    • bilal dedi ki:

      Süpergeci T.Dursun’un saçmalıklarından birisi de şöyledir.!

      Su ve Süpürge Metaforu,

      “Bir gün elime su dolu bir kova ve süpürge aldım. Evin duvarının karşısına geçtim ve süpürgeyi kovaya daldırıp duvara doğru silkeledim. Bunu aynı şekilde ve aynı hızda defalarca yaptım. Sonunda gördüm ki duvarda her seferinde farklı su izleri oluşuyor. Yani aynı hız ve aynı açıyla suyu atmama rağmen oluşan izler tamamen rastlantısal. Bu demek oluyor ki doğadaki herşey rastlantısal; bir düzen ve belirli bir kalıp yok”.T.Dursun’den ”

      Sanırım popüler bilim seviyesinde de olsa biraz Fizik bilen herkesin ilk görebileceği yanlış şudur.Aslında Turan Dursun, “her seferinde aynı şekilde atıyorum” dediği hareketi her seferinde farklıdır. Hızı, açısı, süpürgedeki su miktarı ve benzeri parametreler her seferinde belirli oranda farklıdır ve bu da duvardaki izlerin farklılığının nedenidir. Eğer Turan Dursun, gerçekten her seferinde aynı fiziksel şartlarda suyu atsaydı duvardaki izler aynı olacaktı.

      Bugün bilimsel bir diğer gerçek de doğada ve evrende hiç bir şeyin rastlantısal olmadığı,belirli bir devinim sonrasında bir kalıp (pattern) oluşturduğu yönünde…..

      İşte bilimsel akılcı TURAN DURSUN!

      yalnız bu akılcı adam bir şeyi akledemiyor.Süpürge kendisinin elinde.O tesadüf dediği şeyleri de aslında yapan birisi var !

      İkincisi,uyduruktan süpürgeyi duvara sallama ile oluşan şekilleri kalkıp ta zerreden seyyarelere varıncaya değin oluşan eşşsiz sanatlı varlıklarla kıyaslaması ne derece bilimseldir. Bunuda bozulmamış akla insafa havale etmek gerekir. ‘’ alıntıdır ‘’

      ATEİZMİN AMPİRİK YAKLAŞIMI (Turan Dursun Deneyi … ( Google de )
      ateizminsanlikayibidir.wordpress.com/…/ateizmin-a

      Özetle,T.Dursunun.yazdıkları,bilimsellikten uzak ve çarpıtmalarla doludur…….!!!.

      Saygılar…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s