İslam tarihinin yüz akları olduğu gibi yüz karaları da vardır. Yunus Emre, Mevlana gibi kişiler yüz akları olarak müslümanların sürekli dilindeyken Yezid, Muaviye gibileri de yüz karaları olarak dilden, gönülden uzaktırlar. Bu yazımızda yüz karaları olanları ele alacağız. İslam’ın kurucusundan sonraki 4 halife içinde en çok eleştirilen Ömer ve Osman’ı bu değerlendirme dışında tutup diğer İslam’a kötü etkisi olan tarihi kişileri gözden geçireceğiz. Bunların bazıları dinciler tarafından kamufle edilir, iyi tarafları öne çıkarılarak olumsuz yanları görmezden gelinir. Bu konuda ilk örnek 5. halife Muaviye’dir.
ERKEN İSLAM DÖNEMİNİN YÜZ KARALARI
MUAVİYE
Muaviye, Emevi sülalesinden Kureyş lideri Ebu Süfyan’ın oğludur. Annesi, müslümanların gözünde büyük cengaver olan Hamza’yı öldürttükten sonra ciğerini yiyeceğine yemin etmiş ve bunu gerçekleştirmiş olan meşhur Hind adlı kadındır. Ne var ki bu kadın daha sonra İslam peygamberinin kayınvalidesi olmuş ve oğlu da, torunu da, torununun oğlu da halife olup İslam’ın başına geçmiştir.
Ömer döneminde Şam valisi yapılan Muaviye, aynı sülaleden olan Osman’ın zamanında palazlanmış, topraklarını ve nüfuzunu genişletmişti. Kendisine sadık askerlerden oluşturduğu güçlü Suriye ordusu sayesinde iktidarını güçlendirmiş, adeta devlet içinde devlet olmuştu. Ali’nin halifeliğine biat etmemiş, Osman’ın öldürülmesinden Ali’yi suçlayıp cephe alarak İslam’daki en büyük bölünmeye ve iç savaşa neden olmuştu. Sıffin Savaşı ve hakem hilesi ile hilafeti gaspedip saltanatını kurmuştu. Bu kanlı bir saltanattı. Çünkü en büyük icraati, Ali’nin aleyhinde iftira kampanyaları yürütüp, sevenleri üzerinde zulüm uygulamaktı. Irak’ta Ali yanlısı yüzlerce insan öldürüldü. Binlercesi üzerinde baskı n oluşturuldu.
Muaviye’nin İslam’a en büyük kötülüğü ise ölümünden önce kendisinden daha zalim olan oğlu Yezid’i halife tayin etmesidir.
YEZİD
Yüz karaları içinde 1. sırayı kimseye kaptırmayan Yezid, İslam liderleri arasında en zalim ve en baskıcı olanıdır. Döneminde Kerbela katliamıyla ehlibeytin, Harra katliamıyla sahabenin kökünü kuruttuğu öne sürülür. Yezid’den öylesine nefret edilmiştir ki ismi hakaret ve küfür olarak kullanılagelmiştir. Çocuklara Yezid ismi verilmemiş, Ebu Yezid Bayezit’e dönüştürülerek Yezid’in babası anlamında Muaviye kastedilmiştir. Muaviye döneminde başlayan Türk topraklarına saldırılar Yezid döneminde yağma ve talana dönüşmüştür.
HACCAC
Adı Haccac-ı zalim olarak tanınacak derecede acımasız bir katliamcıdır. Emevi İslam devletinin ırak valisidir. Halife Abdülmelik kendisine biat etmeyen Abdullah bin Zübeyr sorununu ortadan kaldırma görevini Haccac’a verir. Mekke’yi kuşatan Haccac, şehri ve Kabe’yi mancınıkla topa tutar. Müslümanları hunharca kılıçtan geçirir. Abdullah’ın kafasını kesip Suriye’ye gönderir. Haram ayda haram kılınan bir bölgede kan dökmekten, Allah’ın evini taşa tutmaktan ve Kabe’nin içine sığınan insanları bile katletmekten çekinmeyen Haccac’ın kan dökücülüğü bununla kalmaz. Türklere olan saldırı ve katliamlar onun zamanında yoğunlaşır. Horasan’ı defalarca kez yakıp yıkar, talan ettirir.
KUTEYBE
Horasan alındıktan sonra Halife Abdülmelik’in Horasan valisi yaptığı Kuteybe bin Müslim Türk katili olarak ün yapmıştır. Tarihte onun kadar Türk katliamı yapan, onun kadar Türkleri köle pazarlarında sattıran biri olmamıştır. Talkan ve Curcan katliamlarında 80 binden fazla Türk kesilmiştir. Türklerin kesik kafalı gövdeleri kilometrelerce yol boyunca ağaçlara asılarak sallandırılmıştır. 10 bin’den fazla küçük yaşta kız vçocuğu ve kadın köle yapılmış, cariye olarak pazarlanmıştır.
Harzemli ünlü Türk bilgini Biruni, Harzem’deki uygarlığın yok edilişini şu şekilde anlatır.
“Kuteybe, her çareye baş vurarak Harzemlilerin yazılı dilini bilenleri, geleneklerini koruyanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylece herşey karanlıklara gömüldü. İslam Harzemlilerin içine girerken, onların tarihi hakkında bilinenleri artık öğrenme olanağı bırakmadı.”
Katliamların başı olan Horasan valisi Kuteybe’ nin Türkler için şu sözleri ibret vericidir;
“Vallahi eğer benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar zaman kalmış olsa (Türkler için) derim ki;
Uktülühü.. Uktülühü.. Uktülühü… ( Hepsini öldürün.. hepsini öldürün.. hepsini öldürün..)”
Emevi halife ve valilerinin geneli aynıdır. İçlerinde methi yapılacak tek kişi yoktur. Emevileri diğer bir Arap aşireti olan Abbasiler yıkar ve başa Muhammed’in amcasının soyundan gelen Ebul Abbas geçer.
EBUL ABBAS
90 yıl süren Emevi iktidarı yıkıldıktan sonra büyük bir kin ve intikam duygusuyla hareket eden halife Ebul Abbas acımasız yöntemlerle Emevi soykırımı başlatır. Nerede Emevi varsa öldürülür. Ya da hileli metotlar uygulanır. Ziyafetler tertip edilip davete katılanlar hunharca katledilir. Bunlar yapılırken Emevilerin yaptığı zulümler sebep olarak gösterilir ama Ebul Abbas ve Abbasilerin zulmünün Emevilerinkinden aşağı kalır yanı yoktur. Katliamlarda özellikle amcaları başroldedir.
Bu intikam duygusu ve zulmün vardığı nokta ölmüş halifelerin mezarlarının kazılmasına kadar varır. Emevi halifelerinin cesetlerin yakılır ve hatta dışarı çıkarılıp asılarak teşhir edilir. Abbâsîlerin bu kıyım hareketi çoğunlukla Emevîlere karşı yapılmışsa da, bunların dışında Abbâsî ihtilal hareketinde üstün görevler almış komutanlar ve amca çocukları olan Ali oğulları da nasiplerini almışlardır. Kendisine cömert anlamına da gelen Es-Seffah lakabını takan Ebul Abbas’a korkunç katliamları nedeniyle Es-Seffah lakabı kan dökücü anlamında kullanılmıştır.
EL-MANSUR
Ebul Abbas’tan sonra halifeliğe amcası Mansur geçer. Emevi soykırımının başta gelen katillerinden olan Mansur’un ilk işi, o dönemin büyük komutanı, Emevi iktidarına karşı yapılan ihtilalin örgütleyicisi ve lideri, halk kahramanı Ebu Müslim Horasani’yi hile ile davet edip katlettirmek olur. Aşırı cimriliği ve zalimliği ile ün salmıştır. Onun zamanında da Ali sevenler büyük zulüm görmüş ve katliamlara maruz kalmışlardır. Şiiler, Mansur’un öldürdüklerinin kafalarından müze yaptığını iddia ederler. İmam Cafer-i Sadık onun döneminde defalarca hapse atılmış ve zehirlenerek öldürülmüştür.
Mansur’un zulmüne uğrayanlardan biri de Hanefi mezhebinin kurucusu Ebu Hanife’dir. Mansur tarafından hapse atılıp işkence gördükten sonra zehirlenerek öldürülmüştür.
Buraya kadar ele aldıklarımız Erken İslam döneminin yüz karalarıydı. Devamındaki halifeler de bu anlatılanlara benzer niteliktedir. Yazının uzamaması için tümünü ele alamıyoruz. Bunlar içinde yüz akı olarak sunulacak bir isim bulmak olanaksızdır. Gerçi gerici dincilerimizin önemli bir kesimi bu yüz karalıklarını görmezden gelme ve iyi taraflarını öne çıkarma pişkinliği içindedir. Öyle ki bu yüz karalarının çoğunun isimlerini telaffuz ederken başına Hz. koymaktan ve radiyallahü anhü demekten de sıkılmazlar.
YAKIN TARİHİMİZİN YÜZ KARALARI
MUHAMMED BİN ABDÜLVAHHAB
18. yüzyılda yaşamış olup Vahhabiliğin kurucusudur. İbni Teymiyye’nin görüşlerinin katı uygulaması olan ve aşırı Hanbeli akımı olarak da nitelen Vahhabilerin yaptıkları da Emevilerden aşağı kalır değildir. Onlar da başta Şiiler olmak üzere birçok kesime katliam düzenlediler. İbni Abdülvahhab, müslümanların şirk içinde olduklarını, şirk yapanların can ve mallarının kendisine inananların tasarrufunda olduğu fetvasını vererek katliamların emrini vermiş oldu. bu fetva sonucu kazanacakları ganimetlerin hesabıyla kendisine katılımlar sağladı ve ganşmet uğruna katledilenlerin sayısı da sürekli arttı. İngiliz ajanı da olduğu iddia edilen İbni Abdülvahhab Osmanlıya karşı Vahhabi İsyanlarının da başlatıcısı oldu.
V. MURAT
Osmanlı padişahları ve halifeleri içinde en az süre ile tahtta kalanıdır. Abdülhamit’le kardeş olup, Abdülaziz’in tahttan indirilmesiyle başa geçirilmiştir. Padişahlığı 3 ay sürmüş, akli dengesinin bozulduğu gerekçesiyle saltanatına son verilmiştir. Edebiyata ve şiire çok ilgiliydi. Piyano çalar, batı stilinde besteler yapardı. Mason olarak bilinir. Şehzadeliği sırasında 27 yaşındayken masonluğa kabul olunmuş ve Proodos locasında tekris edilmiş. İslam açısından yüz karalığı ve rezaleti düşünebiliyor musunuz? Koskoca Osmanlı İmparatorluğunun taht varisi, İslam halifesi olacak olan şehzade, gözleri bağlı ve boğazına kılıö dayanmış olarak masonlar önünde diz çöküp yemin ediyor.
ERZURUMLU İBRAHİM HAKKI
Gelenekçi gericiler tarafından büyük ehli sünnet alimi, büyük evliya olarak tanıtılan Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın en büyük eseri olan Marifetname, gelenekçi olmayan İslamcılar tarafından Rezaletname olarak adlandırılır. Eserinden bir paragraf:
Melekleri Korkutan Yakut Gözlü Yılan
Bütün bu saf saf olan meleklerin ötesinde bir büyük yılan vardır. Arşı azamı başı kuyruğunun üzerine gelmek üzere çevrelemiştir. Başı beyaz inciden, bedeni sarı altından ve gözleri kırmızı yakuttan yaratılmıştır. Her bir tüyünün dibinde bir meleğin tespih ettiği yüz bin kanadı vardır. Bu sarı yılanın tespihinin sesi diğer bütün meleklerin tespih seslerini bastırarak onlara korku verir. Ağzını açtığı zaman gökleri ve yeri bir lokma etmesi mümkündür. Eğer o büyük yılana ilham olunmasa idi, onun sesinin heybetinden bütün mahluklar helak olurdu.
ŞEYH ABDÜLAZİZ BİN BAZ
Suudi Arabistan’ın baş müftülerinden olan bu şeyhin bilim karşısında düştüğü rezalete sebep olan fetvası şöyle:
Tarih: 1975
Kaynak: “Dünya’nın Sakin Güneş’in Hareketli Olduğuna ve Gezegenlere Çıkmanın İmkansızlığına Dair Akli ve Hissi Deliller”adlı kitabı.
Kim dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ederse küfür ve delalete düşmüş olur. Çünkü bu iddia hem Allah’ın, hem Kuran’ın, hem Peygamber’in reddidir. Bunu iddia eden kişi tövbeye davet edilir. Ederse ne ala! Aksi takdirde kafir ve dinden dönmüş bir kişi olarak öldürülür ve malı da Müslümanlar’ın hazinesine katılır.
Eğer ileri sürdükleri gibi Dünya dönüyor olsaydı ülkeler, dağlar, ağaçlar, nehirler, denizler bir kararda kalmazdı. İnsanlar batıdaki ülkelerin doğuya, doğudaki ülkelerin batıya kaydığını görürlerdi. Kıble’nin yeri değişir, insanlar kıbleyi tayin edemezlerdi. Velhasıl bu iddia sayması uzun sürecek birçok nedenden dolayı batıldır.”
Son yüzyılda yüz karaları öylesine çoğaldı ki, bunların tümünü ele almak için kitap yazmak gerekir. Günümüzün diğer yüz karalarını ise zaman zaman tartışıyoruz. Bunların başında İslami terör örgütlerinin liderleri geliyor. Tabi ayrıca mucize şarlatanları da var. Said-i Nursi, Humeyni, Taliban, Usame Bin Ladin, Fetullah, Motorcu Adnan, Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz, Hüseyin Ölmez ve Cüppeli gibi gündemimizde sıkça yer almış isimler içinde yüz karası çok ama yüz akının var olup olmadığına varın siz karar verin.
Ayrıca yazıda ismi geçenlerin dışında, yer verilmesi gerektiğini düşündüğünüz kişileri ve yüz karalık sebebini de yazarak yorumlarınızla katkıda bulunabilirsiniz.
Serdar Kaangil
Kaynakça:
- Ibnul Esîr, el Kamilu’tTarih,
- Taberi, Tarih-i Taberi
- İslamda Siyasî Ve İtikadî Mezhepler Tarihî Prof. Muhammed Ebu Zehra
- Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetname
- Bahriye Üçok, İslam Tarihi, Emeviler ve Abbasiler




yazar haricileri,selçukluları,osmanlıları ve günümüzde din adına cinayet işleyen örgütleri yazmayı unutmuş.hepsi birbirinden beter.
UYDURMA HADİSLER …. İSLAMIN KARA BOYASI !
İslam’ı, Siyasi çıkarı için kullanmak isteyen İlk Siyasiler, Bu Yolun temelini attılar. –Sahabeden başlayarak- bazı “Ravilere” bunun işçiliğini yaptırdılar. İslam Alimleri; -İslam’a, gerçekten bağlı olan bazıları da dahil- Hadis ilmi açısından (Senetlerin sağlamlığı, Ravilerin güvenirliği, … vs. vs) göre, İnce eleyip-Sık dokuyarak(?) sahihlerini seçtiler… Sahih Hadis kitapları ile bizlere kadar ulaştırdılar… Fakat, “Kuran’a-Akla uygun mu?” bu soru; cesaret edilip sorulamadan. Bu günlere gelindi…
Ve Bizde gereğini yapıp, tepe-tepe kullanıyoruz.
Nasıl mı…?
Devamı için:
http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?TID=912
BAZI ÖNEMLİ HADİS UYDURUCULARI
Peygamberimiz’in hadisleri, eğer Kuran-ı Kerim gibi dinin te-mel bir kaynağı ve her Müslüman’ın bilmesi ve uyması gereken bir esas olsaydı, Peygamber’imiz kendinden sonrakilere ulaşması için sahabeden bunların hem yazılmasını, hem ezberlenmesini isterdi. Peygamberimiz’in bunu istemek bir yana, hadislerin yazımı-nı yasakladığını daha önceki bölümlerde gördük.
Devamı için:
http://www.kurandakidin.net/bolumler/12bazionemlihadis.htm#atinkandir
DİNE SOKULAN İLAVELERİN, HADİSLERİN UYDURULMA SEBEPLERİ
http://www.kurandakidin.net/bolumler/05dinesokulanilaveler.htm
ARAP MİLLİYETÇİLİĞİ VE TÜRKLER HAKKINDAKİ UYDURMALAR
Bundan önceki bölümde de gördüğümüz gibi dürüstlük, din adına mücadele, üstün ahlak, ibadetlerde titizlik, Allah’ı çok anma gibi Kuran’daki sünnetler bizleri bağlayan yegane sünnetlerdir. Oysa Emeviler ve Abbasiler sarık, cübbe, sakal, yerde elle yemek, kadınların haklarını kısıtlayan uygulamalar gibi Kuran’da yer almayan birçok konuyu Peygamber sünneti diye ibadet gibi halka yutturmuşlardır. Bu yutturmacanın en önemli sebeplerinden biri Araplar’ın örf, adet, kadına bakış açılarını dinselleştirerek Arap olmayan Müslümanlar’ı da Araplaştırmaktı. Eğer ki bu örf ve adetler dinsel kisveye sokulup kitlelere sunulmuş olmasaydı kimse Arapların örf ve adetlerini benimsemeyecekti. Fakat kitlelere Arap örf ve adeti başlığında değil de Peygamber sünneti, sevap kazanmanın yolu, İslam’ın şartı tipi başlıklarla sunulan bu örfler Arap olmayan milletlerin Araplaştırılmasını sağlamıştır. Bugün Türkiye’deki birçok cemaatin hatta milliyetçi geçinen çevrelerin bu örf ve adetleri Araplar’dan bile daha şiddetle savunması Arap milliyetçiliğinin bu taktiklerinde ne kadar başarılı olduğunu göstermektedir. Abbasi döneminde kaleme alınan Buhari, Müslim gibi Ehli-Sünnetin benimsediği hadis kitapları, yine aynı dönemde kurulup, yayılan Hanefi, Şafi , Maliki, Hanbeli gibi mezhepler Arap milliyetçiliğini kitlelere sünnet ve sevap nitelendirmeleriyle yutturmuşlardır. Emevi ve Abbasi döneminin bu eserlerinde ve mezheplerinde dinin nasıl Araplaştırıldığının, Kuran’ın önüne nasıl ciltlerle eserler konduğunun izahlarını bundan önceki bölümlerde yaptık. Ne yazık ki kitleler, mezheplerin Kuran’da geçmeyen binlerce izahı, nasıl din diye yutturduklarının ve bu yutturmaların büyük bir kısmının nasıl Arap örf ve adetlerinin dinselleşmesi olduğunun farkında değillerdir.
ARAPÇANIN KUTSALLAŞTIRILMASI
Halkların yıllarca cahil kalmasının ve bu oyunların farkedilmemesinin en önemli sebeplerinden biri Kuran’ın Türkçe’ye ve diğer dillere tercüme edilmesinin yasaklanmasıdır. Böylece din Araplar’ın ve Arapça bilen küçük bir azınlığın tekelinde kalmıştır. Halka Kuran yerine ilmihal kitaplarındaki din öğretilmiş, halk da ilmihal kitaplarında okuduğu bilgilerin birçoğunun Kuran’da yer almadığını tespit edemediğinden, gerekli çıkarım ve eleştirileri yapamamıştır. Ayrıca mezhepten ayrılanlara da despotça ceza uygulamaları konmuş, böylece tahrif edilmiş ve Araplaştırılmış İslam korumaya alınmıştır. Hıristiyanlığın Ortaçağ’da İncil’in Latince’den başka dile çevrilemeyeceğini savunan, dinini mezhepçi papazların ellerine teslim eden zihniyetiyle, Kuran’ı Türkçe’ye ve diğer dillere çevirttirmeyen, böylece dini mezhep imamlarının tekelinde tutan zihniyet tamamen aynıdır. Kuran’da namazın ve diğer hiçbir ibadetin Arapça yapılması şeklinde bir emir verilmemişken, kişilerin anladıkları dilde Allah’a yönelip daha fazla yakınlaşmasını engelleyen hep Arap milliyetçiliğinin etkisiyle türemiş, mezhepçi Ehli Sünnet anlayışıdır. Bunlar Arapça’nın cennet dili olduğu ve kutsal olduğu şeklinde uydurma hadislerle diğer milletleri sömürüde en önemli unsur olan dil hakimiyetini kurmaya çalışmış ve büyük oranda başarılı olmuşlardır. Kuran’da her Peygamber’in kendi milletinin dilinde onlara din getirdiği ve hitap ettiği söylenir. Yani Kuran’da adı geçen ve geçmeyen (Kuran’ın kendisi birçok Peygamber’den bahsetmediğini söylüyor.) birçok Peygamber vardır. Bunların herbiri kendi kavminin diliyle din getirmiştir. Bu dillerden hiçbirinin diğerine göre kutsallığı yoktur. Kuran böyle bir üstünlüğe onay vermez. Arapça’nın Cennet’in yazı ve konuşma dili olduğu Kuran’ın değil, uydurma hadislerin bir izahıdır.
ARAP OLMAYANLARLA EVLENMEK
Mezhepçi Arap’lar Arap olmayanlara “mevali” adını takmışlardır. İkinci sınıf gözüken bu sınıfın Arap’larla evlenmemesi gerektiği şeklinde izahlar yapanlar, bu şekilde hadis uyduranlar bile olmuştur:
Arap’lar Arap’ların eşitidir. Mevali de Mevali’nin. Ey Mevali, içinizde Arap’lar ile evlenmiş olanlar suç işlemiş olurlar, kötü yapmış olurlar.
Muttaki 8/24-28- Lewis Çevirisi
Ey Arap kendinden olanla ve kendi denginle evlen ve yapacağın çocukların safiyeti bakımından dikkatli ol ve asla zenci ile evlenme. Çünkü zenciler çarpık yaratık olduklarından onlarla evlenenlerin çocukları sakat ve çarpık doğar.
Muttaki 8/24-28- Lewis Çevirisi
Bizim asıl göstermek istediğimiz hadislerin ve mezheplerin kısacası Kuran dışı tüm dini kaynak ve izahların güvenilir olmadıklarıdır. Kuran Allah kelamıdır ve biz onun her kelimesini, her hükmünü savunur ve uygulamaya çalışırız. Eğer hadisler dinin kaynağı olsalardı onların da her kelimesine, her hükmüne sahip çıkmak gerekirdi. Kişilerin keyfince beğenip aldığı, keyfince beğenmeyip attığı bir kaynak nasıl dinin kaynağı olabilir? Arapçı anlayışın dine soktuğu bu uydurmalardan kurtulmanın yolu da kitabın başından beri anlatmaya çalıştığımız şekilde sadece Kuran’dan dini öğrenip, Kuran’ı din konusunda yeterli ve eksiksiz bilmektir. Bunun aksine hareket dinimizin ırkçı, Türk’ü kötüleyen bir din olarak görülmesine sebep olacaktır. Bu uydurmaların kökenindeki uydurma hadislerden ikisi şöyledir:
TÜRKLER HAKKINDA UYDURULAN HADİSLER
Dünyadaki dört şehir cehennem şehridir: İstanbul, Antakya, Tabarriye ve Sana.
Suyuti-Lealil Masnua 1/458
Size ilişmedikçe siz de Türkler’e ilişmeyiniz. Çünkü severlerse sizi soyarlar. Sevmezlerse sizi gebertirler.
Suyuti-Lealil Masnua 1/440
Yıllarca aynı dinin mensubu olmalarına rağmen Türkler ve Araplar bu tarz uydurmalar ve gereksiz kışkırtmalar yüzünden birbirlerine düşman olmuşlardır. Bu düşmanlıktan her iki taraf zarar görmüş, fakat Fransızlar ve İngilizler gibi İslam topraklarında menfaat arayanlar bu durumdan istifade etmişlerdir. Napolyon Arap milliyetçiliğini kullanarak, hatta kendini İslam dostu, Türkler’i İslam düşmanı göstererek, İslam topraklarına girmiş, Mısır gibi topraklarda bu planıyla ayakta kalabilmiştir. İngilizler de yıllarca Arap-Türk düşmanlığını, Osmanlı’yı bölmek ve petrol gibi stratejik kaynaklara hükmedebilmek için kullanmışlardır. Türklerin içinde de bu manasız düşmanlığı “Arap köpek” , “Ne Şam’ın şekeri, ne Arabın yüzü” tarzında deyimlerle kışkırtanlar elbette olmuştur. Fakat işin korkunç yanı şudur ki, Araplardaki Türk karşıtı sözler, Peygamber’e fatura edilerek hadis başlığı altında dinselleştirilmiştir. Aslında cahil fakat etiketi alim olan birçok Türk din adamıysa tüm bu hadislerle beraber Arapçı İslam anlayışına Araplar’dan bile daha şiddetle sahip çıkmışlardır. Arapçı İslam anlayışının Türkler hakkında uydurduğu en meşhur hadislerse Türkler’i felaket kaynağı sayan Yecuc-Mecuc olarak gösteren hadislerdir.
“Küçük gözlü, kırmızı yüzlü ve suratları kalın deriden yapılmış kalkanlara benzer Türkler’e (Yecuc- Mecuc’e) karşı savaşlar yapmadıkça hüküm günü gelmiş olmayacaktır.”
Buhari-K. Cihad 95,96; Müslim K. Fitan 63,64-66
ARAPÇI, KAVMİYETÇİ DİN ANLAYIŞI
Hayvani, vahşi, medeniyetsiz bir yaratık şeklinde tarif edilen Yecuc-Mecuc’un kim olduğu hakkında ayrılıklar çıkmıştır. Fakat gelenekçilerin tek hadisini inkar eden kafir olur dedikleri Buhari ayrıca Taberi, Bağdadi, Belhi, Beyzavi, NeseŞ, Nüveyri, İbni Kesir gibi gelenekçilerin itibar ettiği kişiler hatta Asım Efendi ve Ahteri Mustafa Efendi gibi gelenekçilerin alim ve muteber bildiği bazı Türkler Yecuc-Mecuc’un Türkler olduğunu savunanlardır. Hadislerde Yecuc-Mecuc’un Hz. Adem’in rüyasında gördükleri sonucu akan spermlerden oluştukları tipi saçma açıklamalara da yer verilir. Tüm bu anlattıklarımız Arap milliyetçiliğinin gelenek ve görenekleri dinselleştirme, Arapça’yı kutsallaştırma, Arap soyunu kutsallaştırıp ırkçılığa yol açmasının yanında, kendileri haricindeki milletlere ve örnekte gördüğümüz gibi Türkler’e ilişkin hadis uydurarak, Türkler hakkındaki olumsuz kanaatleri de dinselleştirme yoluna gittiklerini göstermektedir. İnsanların en hayırlısının Araplar olduğuna dair hadisler de uydurulmuştur.(Bakın İbni Arrak, Tenzihuz Şeria fil Merfua 2-36) Fakat unutulmamalıdır ki Peygamberimiz’e karşın, büyük din düşmanları Ebu Lehep, Ebu Cehil de Arap’tır. Kuran’da da Peygamber’in etrafındaki birçok kişinin savaştan kaçışı, ikiyüzlülüğü, iman etmeden iman ettik demeleri, küfür ve nifakta şiddetleri anlatılır ki bunlar da Arap’tır. Kuran’ın mesajına göre insanlar takvalarına, dindeki titizliklerine göre, Allah’a karşı sevgi ve saygılarına göre üstünlük kazanırlar. Irkçı ve politik kaygılarla uydurulan hadisler ve oluşturulan mezhepler Kuran’ın saf, arı mesajına ilaveler olarak dine sokulmuşlardır. Dini mantıksız, zor, ırkçı, Arapçı, çelişkili gösteren bu safsatalardan kurtulmanın yegane yöntemi Kuran dışındaki tüm dini kaynakları çöpe atıp, din konusundaki tekeli bir tek Kuran’a teslim etmektir.
BUNLAR KURAN’DA = DİN’DE YOK
1-Kuran’ın tek başına yetersiz olduğu iddiası
2-Hadislerin dinin kaynağı olması
3-Mezhep alimlerinin fetvalarıyla helal haram belirlenmesi
4-Mezhep çıkarımlarına göre dini uygulamaların yapılması
5-Mezhepleri dinle eşitlemek
6-Kuran’ı musiki kitabı gibi anlamadan okumak
7-Kuran’ı ölüler için okunan bir kitaba çevirmek
8-Peygamber’in hadislerle Kuran dışı hükümler oluşturması
9-Tüm canlıların Peygamberimiz sayesinde yaratılmış olması
10-Peygamberler’i yarıştırma, Peygamberimiz’i en üstün Peygamber ilan etmek
11-Peygamberimiz’in, Peygamberlik öncesi hayatını bile taklide kalkmak
12-Kuran eksiktir, detaylar başka kitaplardadır demek
13-Bazı kimseleri evliya kabul edip Cennetlik ilan etmek ve mezarlarında anormal saygı gösterileri yapmak
14-Tarikat şeyhlerini ilahlaştırmak
15-Tarikatlardaki rabıta gibi uygulamalar
16-Bir tek Sünniler’in veya bir tek Şiiler’in Cennetlik olduğunu iddia etmek
17-Yahudi ve Hıristiyanlar’ın hepsini Cehennemlik ilan etmek
18-Dine Arap geleneklerini sokmak
19-Şahsi görüşlerine uydurmak için dini reformla değiştirmeye kalkışmak
20-Kuran dışında Peygamber’in sünneti başlığıyla ayrı hükümler oluşturmak
21-Çoğunluğun her zaman doğru olduğunu savunmak
22-Mezheplerin tarihsel sürecini mezheplerin doğruluğuna delil saymak
23-Hanefilik diye bir mezhep
24-Şafilik diye bir mezhep
25-Hanbelilik diye bir mezhep
26-Malikilik diye bir mezhep
27-Caferilik diye bir mezhep
28-Sünnilik, Şiilik veya herhangi başlıklı bir mezhep
29-Maturudiye, Eşariye veya itikadi herhangi bir mezhep
30-Mecelle diye bir kaynak
31-Aklı inkar etmek, taklitçiliği üstün tutmak
32-Bilim düşmanlığı
33-Sanat düşmanlığı
34-Buhari diye bir hadis kitabına uymak
35-Müslim diye bir hadis kitabına uymak
36-Kütübü Sitte veya başka hadis kitaplarına uymak
37-Peygamberimiz’in dışında dinimizin kutsal kişileri
38-Sahabelerin (Peygamberimiz’i gören herhangi bir Müslüman) hangisine uyarsak uyalım doğruya erişeceğimiz iddiası
39-Başörtüsü takmak
40-Peçe takmak
41-Haremlik-selamlık uygulaması
42-Kadının tek başına seyahat edememesi
43-Kadının, erkeğin tüm vücudu irinle kaplı olsa, o vücudu yalayarak temizlese, yine de erkeğin hakkını ödeyemeyeceği düşüncesi
44-Allah’tan başkasına secde edilseydi, kadının kocasına secde etmesinin gerekeceği iddiası
45-Kadının yönetici, devlet başkanı olamayacağı
46-Kadının yöneticileri seçme hakkının olmadığı
47-Kadının sesinin erkek tarafından duyulmaması gerektiği
48-Kadının Cuma namazını kılmaması
49-Kadının aybaşılıyken namaz kılmaması, oruç tutmaması, Kuran okumaması, camiye girmemesi
50-Kadınları çarşaf, pardesü gibi üniformalarla örtmek
51-Kadınla erkeğin el sıkışma yasağı
52-Kadının kalktığı yere soğumadan oturulamayacağı
53-Kadının kapalı bir yerde, erkekle baş başa kalmasının haram olması
54-Kadının, köpek ve domuzla beraber namazı bozan unsurlardan olması
55-Kadınların çoğunun Cehennemlik olması
56-Kadınların şerli olması
57-Kadınların eksik akıllı olması
58-Kadınlara evde hapisvari hayat yaşatmak
59-Kadınların kocası dışında erkeklerin duyacağı koku sıkmasının haram olduğu
60-Kadınların makyaj yapamayacağı
61-Kadının kocasına her işte itaatinin farzlaştırılması
62-Kadının kocasının cinsel çağrısına her seferinde cevap vermesinin mecburi olması
63-Şahitlikte, bir erkek eşittir iki kadın ilkesinin uygulanması
64-Kadının ailesinden izin almadan evlenmesinin yasaklanması
65-Zina edenin taşlanarak öldürülmesi
66-Zina ayetinin bir keçinin yemesiyle yok olduğu
67-Maymunların bile zina edenleri öldürdüğüne dair izahlar
68-Erkeklerin altın takmasının haram olması
69-Erkeklerin ipekli giysiler giymesinin haram olması
70-Yemekte altın, gümüş takımların kullanılmasının yasak oluşu
71-Heykel yasağı
72-Resim yasağı
73-Satrancın yasak oluşu
74-Müzik enstrümanları ve müzik ile ilgili yasaklar
75-Midye, karides gibi deniz ürünlerinin haramlaştırılması
76-At, eşek, vahşi hayvan etlerinin haramlaştırılması
77-Böbrek ve koç yumurtasının mekruh sınıfına sokulup, yenmesinin çirkin gösterilmesi
78-Sigaranın mekruh olması veya haramlaştırılması
79-Mekruh diye haramlardan ayrı yasaklar listesi ve üç mekruh eşittir bir haram izahı
80-Cinsel ilişkinin örtü altında olmasının gerekliliği
81-Eşlerin cinsel ilişki esnasında bile birbirlerinin cinsel organlarına bakamayacağı
82-Mastürbasyonun yasaklanması
83-Doğum kontrolünün yasaklanması
84-Yıkanırken bile kişinin cinsel organının açıkta olmaması gerektiği, meleklerden utanması gerektiği, peştemalle yıkanmak gerektiği
85-Erkeklerin sünnet olması
86-Kadınların sünnet olması
87-Sakal bırakmanın sevaplığı
88-Sakal kesmenin haram olması
89-Saçları ortadan ayırmada sünnet sevabı arama
90-Saçları yağlamanın sevaplığı
91-Saçlara, sakala kına yakmanın sevaplığı
92-Erkeklerin sürme çekmesinin sevaplığı
93-Yüzü koyun yatmanın şeytan işi olması
94-Yer yatağında yatmak
95-Sağ ayakla evden çıkmak, eve girmek, yatağa girmek
96-Sol ayakla tuvalet gibi pis yerlere girmek
97-Tuvalet temizliğinin suyla olmasını farzlaştırmak
98-Oturarak küçük tuvalet yapmak
99-Tuvaletin kıbleye karşı yapılmasının haram olması
100-Sol elle yenenleri şeytanın yemesi
101-Sarık sarmak
102-Misvak kullanmak
103-Cübbe giymek
104-Entari giymek
105-Şalvar giymek
106-Beyaz, yeşil, siyah renkli giysilerde sevap aramak
107-Sarı, kırmızı renkler giymemek
108-Hurma, kabak gibi yiyeceklerde sünnet sevabı aramak
109-Yemeği yer sofrasında yemek
110-Yemeği aynı kaptan yemek
111-Elle, üç parmakla yemek
112-Suyu üç yudumda içmek
113-Suyu oturarak içmek
114-Yemeğin bitiminde parmakları yalayarak temizlemede sünnet sevabı aramak
115-Alkollü koku sürmemek
116-Kolonya kullanmamak
117-Kara köpekleri öldürmek
118-Köpekleri eve sokmayı yasaklamak
119-Geceleri aynaları kapamak
120-Kuran’la veya Kuran’sız büyü yapmak
121-Muska yazmak, taşımak
122-Kuran’ı üfürük kitabı gibi kullanmak
123-Islık çalmanın şeytan işi olması
124-Tahtaya vurmaktan, nazar boncuğundan hayır beklemek
125-Falcıları, cincileri dindar hoca sanmak
126-Ramazan ve Kurban bayramları
127-Merdiven altından geçmemek, kara kediyi, kara köpeği uğursuz saymak, kurşun dökmek
128-Çamaşırı belli günlerde yıkamanın, cinsel ilişkiye belli günlerde girmenin gerekliliğini iddia etmek
129-Mevlit
130-Ölünün 7., 40., 52. günlerinde törenler yapmak
131-Kabir azabı ile ilgili hikayeler, kabir azabının kendisi
132-Sırat köprüsünün kıldan ince olduğu, kesilen kurban üzerinde sıratın geçileceği izahları
133-Üzerine idrar sıçratanın en çok kabir azabı çekecek kişi olması
134-Ölünün yerine oruç tutmak
135-Ölünün yerine Hacca gitmek, birisini göndermek
136-Ölünün arkasından ağlayınca ölüye azap olması
137-Kıyametin saati hakkında açıklamalar
138-Mehdi
139-Deccal
140-Dabbenin fil kulaklı, hınzır gözlü, öküz başlı olduğu
141-İsa’nın yeniden yeryüzüne geleceği
142-Yecüc ve Mecüc’ün Türkler olması
143-Irkçılık, Arap ırkını üstün görmek
144-Yecüc ve Mecüc’ün yerin altında bir karışlık adamlar olması
145-Kuran’da belirtilmeyen namaz vakitlerini farzlaştırmak
146-Kuran’da geçmeyen rekat sayılarını farzlaştırmak
147-Namazın yalnız Arapça kılınması gerektiğini iddia etmek
148-Namazı kadının kıldıramaması
149-Rüku ve secdede hep aynı şeyleri söylemenin gerekliliği
150-Fatiha Suresi’ni her rekatta okumayı farzlaştırmak
151-Namazdaki son oturuşu farzlaştırmak
152-Namazın farzı, sünneti, vacibi gibi ayrımlar listesi
153-Namazda el bağlama şeklini, ayakların kaç santim araklıklarla duracağını belirlemek
154-Orucu kasten bozanın iki ay kesintisiz oruç tutması gerektiğini söylemek
155-Teravih namazı, bayram namazı
156-Haccı birkaç güne sıkıştırıp insanları perişan etmek
157-Hacda şeytan taşlamak
158-Kurban bayramında kurban kesmek
159-Belli haramların Hacdan sonra başladığı düşüncesi
160-Zemzem suyunda, okunmuş şeker, tuz gibi maddelerde sevap aramak
161-Zekata 1/40’lık ölçü getirmek
162-Deveye, koyuna tarım ürünlerinin her birine ayrı ayrı zekat ölçüsü getirme
163-Abdesti, tuvaleti yapma dışında başka şeylerin de bozduğu iddiası
164-Boy abdestini cinsel ilişki dışında başka şeylerin bozduğu iddiası
165-Abdestin sırasını farzlaştırma
166-Abdestte ve boy abdestinde ağız burun çalkalamayı farzlaştırma
167-Abdestte ayağın topuklarla beraber yıkanması gerektiği
168-Boy abdestinde önce sağ, sonra sol tarafa üçer defa su dökmek gibi teferruatlar getirmek
169-Abdestin, boy abdestinin namaz dışında Kuran okumak için de mecbur tutulması
170-Boy abdestsiz atılan her adımda günah olması
171-Diş dolgusu olanların abdest ve boy abdestinin geçersiz olması
172-Dövmesi olanların abdestinin ve boy abdestinin geçersiz olması
173-Deprem ve selde ölenlerin şehit olması
174-Karın ağrısından ölenlerin şehit olması
175-Dünya’nın öküz ve balık üstünde olduğu
176-Depremin bu balığın sallanması sonucu olduğu
177-Ay’a gidilemeyeceği
178-Güneş’in batışının, Güneş’in secde etmek için kaybolması olarak açıklanması
179-Güneş ve Ay tutulmalarının, Güneş ve Ay’ın kulplu arabalarla çekilmeleri olarak tanımlanması
180-Boğa, aslan, kartal suretinde meleklerin var olduğu iddiası
181-Cebrail’in 600 kanadına ilişkin açıklamalar
182-Allah’ın Cennette baldırını açması
183-Allah’ın Peygamber’in sırtına dokunması
184-Allah’ın özel günlerde yeryüzüne inip, insanlarla tokalaşması
185-Allah’ın Peygamber’le sıkı bir pazarlık sonucu namazı elli vakitten, beş vakite indirmeye razı olduğu
186-Halifelik müessesesi
187-Saltanat, halkın siyasi otoriteye kullaştırılması
188-Cami imamı, müezzini gibi sınışar
189-Arap dilini Cennet dili, harflerini Cennet harfi diyerek kutsallaştırmak
190-Darül harp iddiasıyla terör yapmak
191-Darül harp iddiasıyla kendi dışındakileri soymak,haklarını çiğnemek
192-Namaz kılmayanı öldürmek veya dövmek
193-Orucu zorla tutturma, tutmayanı dövme
194-Makyajlı açık kadınları dövmek, makyajı yasaklamak
195-Müslümanlığı bırakanları öldürmek
196-Mezhebini değiştirenlere, bırakanlara sopa cezası uygulamak
197-Sırf ganimet için fetihlere kalkışmak
198-İçki içenleri dövmek
199-Baskıyla dini yaşatmak
200-Dinimize İslam dışında şeriat gibi, mezhep isimleri gibi isimler takmak
iyi güzel demişsin de zaten bunlar yoksa müslüman olmanızın da bir anlamı yok. yoksa allah yakar sizi.
Neden Halife Ömer ve Osmani elestiri disinda biraktiniz. Peygamberin ölümünden sonra nice kanlar dökmüs insanlar. Hadi adaletli olun da onlara da yazinizda yer verin. Aksi halde ciddiye alinamaz yazdiklariniz,
acikca müslüman olan cogu kisiler. Okadar arastirmam sonucu sorunu ISlamda buluyorum. Islami düsünceden kendini özgürlestiren insani ve özgür oluyor ve arastirmada basarili oluyor. Korkusu olmuyor cünkü. Yanlis anlasilmasin. Tanri inanci ile Islami karistirmayin, Tanri her zaman vardi Islam ise olusu bile ispatlanamayan bir kargasa. Islami düsüncenin pratik uygulayacilari, suan yönetimimizde de varya, ist sorun burada. Islamci düsünceyle Hitler düsüncesinin cok yakinligi var. Ikiside kendi gibi olmayanlara fasistce bir yaklasim icinde, örnegi Iran, örnegi Afganistan, örnegi Pakistanin bir bölümü, örnegi Suudi Arabistan örnegi AKPnin muhalefetlere despotca yaklasimi .. Muhalefeti istemeyen bir Demokrasi olabilir mi?. Olur islamda olur cünkü Islam demokrasi istemiyor. Sagolsun Türkler islami biraz insani yorumluyorlarda bu sekilde az cok insanca yasayabiliyoruz.
öncelikle hepinize teşekgur ederim saygılarımla .önce insan olmalıyız. insanları bir ülkede yakmamalıyız. kuranı iyi okumalıyız. gelen yazmış giden yazmıs gelen çarpıtmış giden çarpıtmış . emeviler zamanında kerbela gerçek işlamile . rus karması toplama ortadoks hint putperes sözde islam denen sermayenin ve kılıcın ve hayın yobaz korkak vahşi arapların peygamger efendşüimizin soyunu katlettikden sonda uydurulan kuranla hiç,de alakası olmayan hindistanın inancının bir kısmını araştrırsanız görürsunuz. benim güzel kardeşlerim .hepimizim inancı tam ama ilk önce oku oku . dunyanın neresinde olursa olsun ehlibeyt kitapları oku onlar tarafsızdır. oncelikle kuranı oku belki birkac yıl annayamayacaksın ız okudukca neler öreneceksiniz eniyi hazineyi göreceksiniz.ozaman ben cahilim diye bilceksiniz. aynı yazıy süreki okuyun farklı farklı yerlerde okuyun ozman yalınız olmadıgınızı. onun bunun hadisleri ,sünun bunun fetvaları ile uyutulduk korktulduk. bu topraklarda yaşayan millatimize revamı bizbunu hak etmiyoruz. rusları dini oyunlarına ,avrupanın kışkıtmalarına.arapların putperesliklerine.şimde,de israilin kurdugu sözde kürt ama gerçekte yahudi devleti kuruluyor. kiliseler artrılıyor.türkiyedeki osmanlı cılarda ne yapıyor kutluyor.hangi nmesep inannc sahibi olursa olsun saygı duymak gerek hızlı bir degişimede hayır demek lazım. kerbelada iman hüseyin yezite itoluite canı pahasına dini cin hayır dedi sisde hayır deyin bence. herşeye evet evet dersen içeri giren çok olur osmanlıda olduğu gibi . osmanlı 100 yıl gercekten türk hahimiyetinde kalmıştır. ondansonra ruslar rahat bırakmamış. hangi osmanlı hanedanlarına deginmeyecegim. tarihe herşey kayıtlıdır.kuranın neresinde yazıyor insan yakınca cennete gitmek.kuranın neresinde yazıyor safları sıkıtut. neresinde yazıyor. binlerce yayacagın şeyler . kardeşlerim önce insana saygı sevgi ilebaşlar. sizlere bir örnek vereyim pepimiz aynı sınıftayız ilkokuldayıa alfabeyi yeni yeni sökmeye çakışıyoruz varsayakım kardeşlerim. sınıfa öğretmen gelmedi herkez kendince okumaya başladı herkesin aynı konuda farklı farklı anlamlar çıkardı .birde bu çocuklar tartıştılarmı. oldumu sana farklı düşünce ..yani farklı mesepler. şimdi pygamber efendimiz .bize iki hak emanet etmedimi birikuran biri ehli beytim demedimi . kuranı natık kimdir. kuranı enson noktasına kadar bilen kim. hz ali değilmi önce elinizi vicdanınıza koyun ,sonra aklınıza sorun, dahasonra heryerde kuranı okuyun bakın ki bu kutsal kitabanız kine nerede ne anlatıyor kime ne övutu veriyor. ben cahilin derisen birgün işte özaman kendini tamamen tanımış olursun.uz hepiniz iyiniyetli ama bilinçsiz .saf temiz kardeşlersiniz. kendinize iyi bakın ülkenin hertüllü tehlikelerden koruyacak dostlara ihtiyacı var.
pardon bu kadar altta yorum yapmışlar dinde olmayan şeyler falan filan diye,, soruyorum kendilerine, acaba siz müslüman mısınız?
pardon, benmi yanlis anliyorum?
Yusuf Bilge bey, dinde olmayan seyleri siralanmissin. Öyle ortaya bisey atmakla olmaz, dinin temel unsurlarini yalanliyorsun. Basörtü takmak dan bahsediyorsun, gerek olmadigindan. Neye dayanarak bunlari yazma hakkini buldun cok merak ediyorum?!
Insanlari burda yanlis yönlendirmene hakkin yok!
Arkadaşıma Katılıyorum ne alaka bu yazılanlar. Ben bunu yazanın dininden Şüphe eder oldum. Kimse inanmasın burdaki yazılara bakarak. Allah Korusun Dinden Çıkarsınız.
sallayarak din olmaz. işiniz gücünüz ya inkar ya tekfir.
bütün dinler kahrolsun.
Alperen arkadas önce Türkce,yi güzel kullan ondan sonra tarih ögren Osmanli 100 yil degil 600 yil Türk egemenligindeydi, sonradan ruslar girmis nedemek, rus karilarini 15. yüzyildan sonra hareme alinmasi ruslarin osmanliyi mi yönetmesi mi oluyor, yapma arkadas tam tersine o bölgede söz sahibi olmak icin yapilan politik evliliklerdir, bu cahillik ne, resmi dili Osmanli Türkcesi iken Osmanli’nin rusca, mi oluyor, bu ne densizlik.
Emevilere gelince kökenleri siyah derili hindu topluluklarina dayanan farslar’la akraba bir topluluk olan arap toplumudur, Emevilerin islam inanci ise, Ruslar degil, daha Ruslar nerede, Emeviler Moskovo’yi Kremlini alalim diye ugrasmiyor,ayrica Kremlin 15. yüzyildan sonra yapilmistir, Bizans ile Italyan etkisi olan bir yapidir, Ruslarin etkisi ise daha cok 15. yüzyildan sonra olur, nedenide mecburyettir, Ortodoks kilisesi Kremline kayar, cünkü en eski ortodoks kilisesi Istanbulda’dir oda 1453′de Türklerce ele gecirilmis olmasi etkisidir, Ruslar Kril abece’sine bile Bulgarlar’dan almislardir, biraz tarih ögren, Dogu Roma (Bizans) Ortodoks, (Istanbul’da Dogu Roma’nin baskentidir) kültürü etkisi Araplar’da farslar’da 4. yüzyil ile 7. yüzyil arasinda olmustur, Araplarin yeri Mekke, Medine topraklaridir, Dogu Roma ise bu bölgeyi nerdeyse icinde hapseder, bir nevi Bizansin gümrük gecisi altindadirlar, Islamiyetle bu araplar bizansin verdigi artiklar ile bir devlet yüzü görmeye calismislardir o yüzden peygamber’den beri istanbul’un alinmasi istenilmis, ayrica hadisler ortaya atilmisir. emeviler basta Türk askerlerinin gücünü kullanmistir, cogunlugu türk askeri olan ordu lar kullanilmistir, cünkü araplar düzenli ordu bilmezlerdi, ayrica berberilerin etkisi ile ispanya’ya gidebilmislerdir, gemi’nin ne oldugunu nece yönlendirilecegini bilmeyen araplar, Kuzey Afrika’nin yerlileri Orta dogu Akdeniz KIyilarina dek uzanan Berberileri kullanmislardir Bizans bugün kü Irak, Iran’in belli bir kisimi, Suriye, Lübnan, bütün Akdeniz kiyilari elindeydi, Dogu Roma’nin harita (cizelge)’sine bakarsaniz nerdeyse osmanli’nin 15. yüzyil dönemi haritasi ile aynidir, 16. yüzyildan sonra ise üc kita’yi ele almis Osmanli Bizansin bile yapamadigini yapmistir, Osmanli,nin yikilsinin en büyük nedeni devsirme, dönmelerdir, özellikle 17. yüzyildan sonra Ruslar, degil Fransizlar daha sonra hindilizlerin(ingilizlerin) kiskirtmalari ile devsirilmis Osmanli pasalari ile yardimcilarinin ayaklanma durumunu gelmesidir.
günümüz şarlatanlarından biri daha ömer kelakıl kepazesi