Kaynaklardan İslam öncesi hac sırasında Kabe’yi tavaf ederken çıplak tavaf yapıldığını öğreniyoruz. Bu çıplak tavafın sebebini tam olarak bilemiyoruz. İddialardan biri tavaf ederken aynı anadan doğma olmak, dünyaya ait hiçbir kirliliği taşımamak, herşeyi geride bırakmış olmak ve böylelikle günahlardan arınabilmek amacıdır.
İslam Öncesi Mekke’de Ticaret ve Hums
İslam Öncesi Kureyşliler kendilerine ekonomik olarak çıkar menfaat sağlamak amacıyla Hums müessesesini kurdular. Hums Müessesesine Kureyş dışından güçlü birkaç kabileyi dahil ettiler. Hums’a dahil olmayan kabile mensuplarına Hille denildi.
Hums kapsamına giren kabileler şunlardı: Mekke’de daha önceki dönemlerde ikamet eden ve bir süre sonra oradan çıkartılan Huzâalılar, Kureyş’in Civâr’ı olan kabilelerden Kilâb, Kâ’b, Âmir b. Sa’saa, Kelb, Kinâne.
Hums’un dışında kalan kabileler, adeta ikinci sınıf muameleye tabi tutuldular. Temîm, Mâzin, Humeys ve bazı küçük kabilelerden oluşan ve “Hille” diye isimlendirilen gruplar, Mekke’ye geldiklerinde Humsluların sahip oldukları ayrıcalıklardan mahrum bir şekilde bazı kurallara uymaya zorlandılar.
Hums’un konumuzla ilgili olan 2 kuralı şuydu:
1- Hacca gelenler dışardan yiyecek getiremezlerdi.
Dışardan yiyecek sokmak isteyenlere ““yola çıkarken Allah’ın rızkınızı vereceğine ve sizi
doyuracağına imanınız yok mu ki beraberinizde Mekke’ye yemek getiriyorsunuz?” derlerdi.
Hac süresi günlerce sürdüğünden ya dilenir ya da yiyecek satın almak zorunda kalırlardı.
2- Hacca gelenler dışardan giyecek getiremezlerdi.
Tavaf yapılırken Humslu gündelik elbiseleri ile tavaf edebilme imtiyazına sahipti.
Hilleliler ise ya Humsluların vereceği ödünç elbiseleri ya da Mekke’den parayla satın alacakları elbiselerle tavaf etmek zorunda idiler. Ödünç elbise bulamayan ve satın almak için parası olmayanlar ise ya çıplak bir şekilde tavaf etmek zorunda idi ya da beraberinde getirdiği elbise ile tavafını yapıp tamamladıktan sonra, tavaf anında giydiği elbiseyi tavaf mahallinden ayrılırken çıkarıp orada terk etmek zorunda idi. Ancak Hillelilerin beraberlerinde getirdikleri elbiselerle daha önceden haram işlemiş olabilecekleri gerekçesiyle kutsal mekana kendisiyle haram işlenilen elbiselerle girmenin uygun olmayacağı söylenirdi. Diğer taraftan daha önceden haram işlenirken giyilmemiş olsa bile kendisiyle tavaf yapılarak kutsala şahid olan elbiselerle ileride haram işlenebileceği için Hillelilerin elbiselerini tavaf sonrası Kâbe’de bırakmaları istenirdi. Yoksul insanlar için bu olanaksızdı. İstenilen türde elbise bulamayan Hilleliler çıplak tavafa zorlanırdı.
Mekkelilerin bu tür bir uygulamaya maruz bıraktıkları Hilleliler, hem yeni elbiseler alacakları için paralarını, hem de böylesi bir muameleye tabi tutulup ikinci sınıf bir konuma düştükleri için onurlarını kaybettikleri; Mekkelilerin ise daha önceki dönemlerde olmayan bu uygulamayla bol para kazandıkları söylenebilir.
Çıplak tavaftan çekinen kadınlar daha ziyade gece, erkekler ise gündüz tavafını tercih ederlerdi. Gündüz erkeklerle birlikte çıplak tavaf eden kadınlar da olurdu. çıplak tavaf esnasında Mekkeli gençlerin kötü bakışlarına maruz kalan kadınlardan bazılarının bu durumdan rahatsızlık duydukları ve bu rahatsızlıklarını ifade etmek üzere şiirler yazdıkları da rivayet edilmektedir.
Kadınlar bütün göğüslerini ve göğüslerindekileri açar ve hatta büsbütün çırılçıplak olur, ancak cinsel organına şarap üstüne sinek konmuş gibi hafif, seyrek bir bez parçası koyar, “tavaf ederken beni kim ayıplar” der ve:
“Bugün bunun birazı ya da hepsi açılır, görenlere helâl etmem.”
beytini söylerdi.
Peygamberin arkadaşlarından Cabir’in şu sözleri dönemin hac ritüllerindeki çıplaklık ve cinsellik konusunda fikir veriyor:
“Biz Mina’ya giderken zekerlerimizden meni damlıyordu”
(Buhari, Hac/81; Umre/6; Şirket/7; Muslim, hac/141; Hadis/1216; Neşe-I Menasik/77; Ibn-I Meca, menasik/77 Hadis/2980; Ahmet Ibn-I Hanbel, Müsned 3/317-366)
Çıplak tavafın Mekke’nin fethinden sonra ve veda haccından önce yasaklandığına dair Kütübüsitte’de şu hadis var:
632 – Hz. Ebu Hureyre anlatiyor: “Hz. Ebu Bekir, Resulullah tarafindan Veda haccindan onceki hacc emiri olarak tayin edildigi hacda, “Bu yildan sonra musriklere haccetmek yasaktir”, “Ciplak olarak Beytullah tavaf edilemez” diye ilan etmek uzere vazifelendirdigi bir hrubla beni de gonderdi. Ancak, bilahare Hz. Peygamber, Hz. ebu bekir’in arkasindan Hz. Ali’yi gonderdi ve Beraet suresini halka ilan etmeyi ona emretti. Hz. Ali bizimle birlikte Mina’da halka, Beraet’i ilan etti: “Bu yildan sonra hicbir musrik hacc yapamiyacak ve ciplak olarak Beytullah tavaf edilmeyecek.”
Haccın cinsellikle bir ilgisi olduğuna dair işaretler çok güçlü. Hacerülesved’in muhafazasının da kadın cinsel organına benzetilmesinde bir anlam var.
Hac – Hacer – Hacerülesved
Bu sözcükler de tesadüf değil. Hacerülesved’in kara taş anlamına geldiği iddia ediliyor. Eğer bu sözcük İslam’dan çok eski devirlere aitse hacer’in soyunu, Hacer’den gelindiğini ifade ediyor olabilir. Nitekim Araplara “Haceriler” denirdi.
Anadolu’da ki ana tanrıça Kıbele ile bağlantılı ya da ondan esinlenilmiş bir efsane olabilir.Ünlü tarihçi Herodot, milattan önce 5. yy.da şöyle der: “Afrodit’e Suriyeliler Mylitta, Araplar Alilat, Persliler ise Mitra der.” Herodot’a göre, “eski Araplar iki tanrı’ya inanırlardı. Dionysus ve Aphrodite.”
Acaba Hacer Afrodit’i mi temsil ediyordu?
Haccın cinsellikle ilgili olan bir başka ritüeli sa’y'dır.
Sa’y, Safa ve Merve tepeleri arasında koşar adım 7 kez gidip gelmektir.
Neyin nesidir diye sorduğunuzda; Hacer’in su bulabilmek için iki tepe arasında gidip gelmesini temsil ettiği söylenir.
Ama sa’y'ın İslam öncesi uygulaması farklı bir temsil içindir.
Naile ve İsaf adında iki genç Kabe’nin içinde sevişirlerken yakalanırlar. Kabe’yi kirlettiklerine hükmedilerek öldürülürler. Zamanla Naile ile İsaf hakkında yorumlar olumlu yönde değişir. Bu iki gencin anısına karşılıklı iki tepeye iki tapınak yapılır ve heykelleri dikilir. Hac ayinlerinde tavaftan sonra bu iki tepe arasında 7 kez gidilip gelinir.
Şu hadis’e de dikkat çekelim:
“Cahiliye devrinde, Ensar deniz kenarında bulunan İsaf ve Naile adlarındaki iki put için telbiye getirirlerdi. Sonra Mekke’ye gelerek Safa ile Merve arasında sa’y yaparlar, peşinden de traş olurlardı. İslâm gelince câhiliye döneminde yapmakta oldukları gibi sa’yetmekten çekindiler. Bunun üzerine; “Safa ile Merve Allah’ın şeairindendir…”âyeti nâzil oldu. (Müslim, Hac, (43) 261; Buhârî, Hac, 79)
Muhammed’in Sa’y çıplaklığı:
Habibe binti Ebi Şecra’dan rivayet edilen bir hadiste de şöyle denilmektedir: “Kureyş’ten kadınlarla birlikte Ebû Hüseyin’in ailesinin evine girdik. Rasûlüllah (s.a.s), Safa ile Merve arasında sa’y ediyordu. Biz de ona bakıyorduk. Sa’y'ın şiddetinden elbisesi beline dolanmıştı ve hatta ben dizlerini gördüğümü bile söyleyebilirim. (İbn Kudame, III, 389)
Hacerül Esved taşının İbrahim’in eşi Hacer’in cinsel organını ve doğurganlığı temsil etmesi, çıplak tavafla ve sevişen iki genç için sa’y yapılması ile bir araya getirilince Hac’cın, tavafın ve say’ın anlam ve önemi anlaşılıyor. Ulu ana’nın doğurganlık sembolüne el-yüz sürme ritüelinin de sebebi belli oluyor.
Kabe’nin çevresinde binlerce çırılçıplak insan bir yandan dönüp tavaf ediyor, Kur’an’da yazdığı gibi belki alkışlar ve ıslıklarla tempo tutuluyor, bir yandan da hep bir ağızdan şu telbiyeyi haykırıyorlardı:
“Lebbeyk allahümme lebbeyk.
La şerike leke illa şerikun huve lek.
Temlikuhu ve ma-melek”
Serdar Kaangil



Pingback: Çıplak Tavaf | Ateist Cevap
“Haceriler”
arapçada 3 çeşit h var
salla dostum salla
en sonunda damla yine düşer dona
senın akli dengen yerindemi bu bilgilerin kaynağını nerden alıyorsun ben hadis kitaplarını taradım senin örnek gösterdiyin hiç bir hadise rastlamadım hepsi deli saçması…………………………….
Salağın birisi alime derki;
-Sana keçisi minareden atlayarak intihar eden zekeriyanın kıssasını anlatayam mı?
Alim cevap verir :
- Minare değil GÖK. Atlamadı, İNDİRİLDİ. İntihar etmedi, KURBAN EDİLDİ, Senin keçi dediğin KOÇ, Zekeriya sandığın İBRAHİM.
Şimdi bu misali vererek sorayım ben sana. Senin yazının neresini düzelteyim ben.
sen ne akıllı adamsın yahu 1400 yılda bir gelenlerdensin galiba… dini inkar edenden daha tehlikeli olduğun aşikar.. umarım hidayete erer , bu sapık fikirlerinden kurtulursun.
arkadaşım.
inşallah sana “kardeşim” diyeceğim günler de gelecektir, sen iman edince…
bu yazı gerçekten bir fiyasko. bildiğin fiyasko. ama seni anlıyorum. ateizm adına bir şeyler üretebilmek, var olan kısıtlı kaynaklardan kendine ait, daha önce kimsenin farkedemediği yorumlar çıkarabilmek için yazıyorsun belki de bunları… yazıların doğaçlama. bilgi kırıntılarından kaynaklı serbest çağrışımlar şeklinde ordan oraya zıplıyorsun. yorucu olmalı. yazı bittiğinde bir doyum hissine ulaşamadığını da düşünüyorum. gerçi çıplaklık, cinsel organ falan derken bunun farkına varamamışsındır muhtemelen…
“Biz Mina’ya giderken zekerlerimizden meni damlıyordu”
bu rivayetin, islam öncesi ile zerre kadar ilgisi yoktur. önce onu belirteyim. neyle ilgili olduğunu bulmayı sana bırakıyorum.
Habibe binti Ebi Şecra’dan rivayet edilen hadise o başlık olmamış. ben buraya yazmaya ar ettiğimden başlık vermedim. ayıptır. günahtır. orda çıplaklıkla ilgili bir şey var mı. el insaf.
hacer-ül esved ile ilgili putperest ayininin kaynağını gerçekten merak ediyorum. verirsen ilgi ile okuyacağımdan emin olabilirsin.
“Bu sözcükler de tesadüf değil. Hacerülesved’in kara taş anlamına geldiği iddia ediliyor. Eğer bu sözcük İslam’dan çok eski devirlere aitse hacer’in soyunu, Hacer’den gelindiğini ifade ediyor olabilir. Nitekim Araplara “Haceriler” denirdi.”
“Hacerül Esved taşının İbrahim’in eşi Hacer’in cinsel organını ve doğurganlığı temsil etmesi…”
bunlar da yakışmamış. olsa olsa böyledir ya da at yalanı öpeyim inananı mantığıyla, bir başka benzetmeyle bilinçaltı ishalinin neticeleri sonucu ortaya çıkan uyduruk şeyler bunlar. ayıp şeyler bunlar.
biraz edep sahibi olursan hidayete erme ihtimalin olduğuna inanıyorum.
hidayet Allah’tandır.
Bu adam bu iddiasinda tek basina deyil. bu iddia hiristiyanlardan bir grupun iddiasi dir ki burda avrupada muslumanlara karsi nasil hareket edeceklerini bilmediklerinden ve saskinliklarinda böyle yalan uydururlar.
ben hiristiyanlar ile tartismaya girdigimde cevap veremedikleri yerde yukarida ki masallari anlatmaya baslarlar.
simdi iddialariniz ve yorumlarini bir ateistin agzindan ciktigi icin normal zira sizler yaratilisi hayatin sebebini kendi bakis aciniza göre degerlendiriyorsunuz.islamiyet öncesi döneme bilirsiniz cahiliye dönemi deniyor.ve islama inanan bizler bu dönemin putperestligin yogun olarak yasandigi bir dönem oldugunu biliyoruz hatta mekkelilerin hz muhammede karsi cikmalarinda bu ticari kaygilarin her seyden daha cok rol oynadigini da biliyoruz zira o dönem mekkede bulunan putlar mekke halki icin ticari gelir kaynagiydi taa ki hz muhammed onlarin degersiz birer yontu parcasi oldugunu ilan edene kadar.bugun cevrilen tarihi filimlerde bir tur tarihi kostum kullaniliyor diye o devirlerde bugun benzeri giysiler oldugunu varsayiyoruz herhalde oysa dogru durust bir giysi sadece zenginlerde olan bir seydi normalde.fakir halk daha ziyade yirtik pirtik ciplakligi örtmektense soguktan koruma gayesiyle giyiniyordu.bugun afrika ve amazonda kalmis vahsi kabilelerde halen bir ciplaklik var ve kendileri bunu normal karsiliyor yadirgamiyor cunku bugunun normlarina göre yasamiyorlar.yani peygamber öncesi eger birileri kabeyi ciplak ziyaret etmisse bu buyuk ihtimal dogrudur.ancak kadin ve erkeklerin vucudunda göstermemeleri gereken uzuvlar daha sonra emrolunmustur,ve bundan sonra kendisine musluman diyen böyle bir sey yapmamistir.