FURKAN VE SUHUFLAR
İslam’ın amentüsünde Allah’ın kitaplarına iman vardır.
Ama ne hikmetse Allah’ın kitaplarının hiçbirinin orijinali ortada olmadığı gibi birçoğundan da hiç eser yoktur.
Kur’an’ın orijinalinin taş, hayvan derisi, kemik ve yaprak gibi ilkel malzemelere yazıldığı ve bunların yokolduğu iddia edilir.
Ne var ki bu ilkel orijinallerden toplanan ilk kitabın da yakıldığı rivayet edilir.
Eldeki Kur’an’ların ise kaynağının ne olduğu, neye göre yazıldığının bir dayanağı, delili yoktur.
Aynı şekilde Tevrat’ın da orijinali yoktur. Orijinalini kimin yazdığı, içeriğinin ne olduğu belirsizdir.
Asıl Tevrat’ın yitirildiği, MÖ. 500′lerde Ezra adında bir haham’ın Tevrat’ı yeniden yazdığı iddia edilir.
İncil’de durum daha da karışıktır. İsa’ya indirildiği iddia edilen bir İncil yoktur. Yüzlerce İncil hikayesi arasından 4 tanesi uygun olarak seçilip Kilise’ce onaylanmış ve kutsal kitap olarak kabul edilmiştir.
Zebur diye adlandırılan ve Davud’a indirildiği söylenen kitap ise, Musevi ve Hristiyanların peygamber olarak görmedikleri ve sadece büyük bir kral olarak kabul ettikleri Davud’a ait aşk şiirleri ve ilahilerden oluşan bir kitaptır.
Müslümanlar dört kitaba inandırılmıştır ama Kur’an’da 4 değil daha fazla kitaptan bahseder.
Tevrat diye bahsedilen Tanah adı verilen ve Hristiyanlarca Eski Ahid denen bütün kitabın ilk 5 kitabıdır. Tanah’ın tamamı ise 39 kitaptan oluşur ki bunların içinde Süleyman, Eyüp, Yunus, gibi peygamberlerin ve kralların da kitapları mevcuttur.
Ortada olmayanlardan biri de on emir levhaları’dır. Musa’ya indirildiğine inanılan bu levhalar da kayıptır. Ayrıca Kur’an’a göre kitapların haricinde kimi peygamberlere suhuflar (sayfalar) verilmiştir. Örneğin;
Ala/ 18-19. Bu, elbette önceki suhuflarda, İbrâhim ile Mûsâ’ya verilen suhuflarda da vardır.
Kur’an’da Tevrat’ın açık olarak Musa’ya verildiği yazılmaz. Tevrat geçen yerlerde hep Musa anıldığı için İslam, Tevrat’ın musa’ya verildiğini bildirir. Bu ayetteki Musa’ya verilen suhuftan, Tevrat’ın sayfaları kastedilebilir belki. Ama ayette İbrahim’e verilen suhuftan da bahseder ki; İbrahim’e ait bir suhuf da mevcut değildir, varsa o da kayıp kitaplar arasındadır.
Bunun yanında Musa’ya ve İbrahim’e verilen suhuflardan, Tevrat’taki kendilerine ait kısımlar kastediliyorsa; Bu kısımlar onların hikayelerini anlatır ki onlara verilen kitaplar olamaz.
Kur’an’dan önce Muhammed Hazretlerinin bir kitabı daha mı vardı?
Kur’an’daki bazı ayetler, daha önce yaşanmış, daha önce emredilmiş gibi ifade edilmiş.
Örneğin müslümanlara namaz şartının miraçla geldiği öne sürülür.
Miraç’ın ise Hicrete yakın bir zamanda gerçekleştiği belirtilir.
Ama Alak suresi ilk gelen surelerdendir ve içinde namazdan bahseder.
Alak/ 9-10. Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?
Eğer Alak suresi ilk surelerdense, namaz bundan önce emredilmiş olmalıdır.
Bir başka örnek Kalem suresinde geçen “Eskilerin Masalları derler” ifadesidir.
Kalem suresi de ilk yıllarda gelen surelerdendir ve o sureden önce İbrahim’in, Musa’nın vb. peygamberlerin hikayeleri anlatılmamıştır.
Kalem-15. Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları!” der.
Demek ki daha önce bu masallar anlatılmış ve Kureyşliler de burun bükmüş: “Eskilerin masalları” diyerek.
Bu durumda insan düşünmeden edemiyor. “Daha önce Kureyşlilere okunan bir başka kitap mı vardı?” diye.
Bunu destekleyen bir ayet de var üstelik:
Nisa-136. Ey iman edenler, Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba, daha önce indirdiği kitaba da iman edin! Kim Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanmazsa, pek derin bir sapıklığa saplanıp gitmiştir.
Ayete dikkat edilirse; “Daha önce indirdiği kitaba da” diyor.
“Kitaplara” deseydi, Tevrat,ı, Zebur’u ve İncil’i anlardık.
Ama tekil kullanıyor, “kitaba” diyor.
Ya ortada bir yazım hatası vardır ki bu da Allah’tan geldiğine inanılan bir kitap için bir çelişkidir. Ya da bilinçli kullanılmıştır ve Kur’an’dan önce Kureyş’e ait bir kitap daha mevcuttur.
Yoksa batılı yazarların Ur-Quran diye adlandırdıkları bir ön kitap iddiası doğru mudur?Tevrat’ta şöyle bir ayet vardır:
Çölde Sayım/ 21-14. RAB`bin Savaşları Kitabı`nda şöyle yazılıdır: Sufa topraklarında Vahev Kenti, vadiler, Arnon Vadisi, (…)
Eski Ahid’de bu adda bir kitap yoktur.
“Rab’bin Savaşları” diye bir kitaptan bahsediliyorsa bu kitaba ne olmuştur?
Kur’an’da İdris peygamber’den bahsedilir. Ve onun yüksek bir mevkiye alındığını yazar.
İdris’in adı İncil ve Tevrat’ta Hanok olarak geçer. Ezoterik metinlerde Hermes olarak biliriz onu, Terzi Hermes. İslam’a göre İdris’e 30 sayfalık bir suhuf verilmiştir. Tevrat’ta Tanrı’nın onu yanına aldığını yazar. Onun da kitabından bahsedilir.
Hanok’a ait 2 kitap bulunduğu öne sürülür. Biri Hanok’un Kitabı, diğeri Hanok’un Sırlar Kitabı.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Hanok%27un_Kitab%C4%B1
Orhan Hançerlioğlu, Yunan Kaynaklarında Hanok’un 42 kitabından bahsedildiğini ama bu değerli papiruslar kayıp olduğunu yazar.
1945′lerde bulunan Qumran ve Nag hammadi tomarları arasında Hanok’a ait bir kitabın da olduğu söylenir. Düşmüş meleklerden ve kafa karıştırıcı bilgilerden söz edildiği için Vatikan bu kitaba sıcak bakmaz.
Bir başka iddia ise Tevrat’ın %40′nın kayıp olduğu. 196 sayfalık bu kayıp kısmı bulmak için seferber olunduğu söyleniyor.
http://www.tumgazeteler.com/?a=4167611
Burak Eldem ise kayıp kitaplar konusundaki araştırmasında bu sır dolu kitapların Mason üstatların elinde olduğunu öne sürüyor. İddiasına göre bu kitapların yazarları bilge kadınlar ve kökeninde de ana tanrıça inancı var.
Müslümanlar Furkan denince Kur’an anlarlar.
Furkan’ı Kur’an’ın bir başka ismi zannederler.
Çünkü İslam’da öyle kabul edilmiş, insanlar da böyle bilgilendirilmişlerdir.
Ama yalandır, yanlıştır. İnceleyelim, görelim:
Meallere baktığınızda bazı mealcilerin “Kulu Muhammed’e Furkan’ı indiren” diye yazdığını göreceksiniz. Halbuki ayette Muhammed geçmez. Yanıltma da bu ayetle başlar.
“Furkan” sözcüğünün geçtiği bir başka sure Ali İmran’dır.
Ali İmran: 3-4. Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîl
Min kablu huden lin nâsi ve enzelel furkân, innellezîne keferû bi âyâtillâhi lehum azâbun şedîd, vallâhu azîzun zuntikâm.
Sana öncekileri doğrulayan kitabı bir hak ile parça parça indirdi. VeTevrat’la İncil’i de indirmişti. Daha önce de hidayete erdirici Furkan’ı da o indirdi. Muhakkak ki onlar, Allah’ın âyetlerini inkâr ettiler. Onlar için şiddetli azap vardır. Ve Allah Azîz’dir, intikam sahibidir.
3. ayetin ilk cümlesinde Kur’an’dan bahsedildiği belli. Çünkü “Sana kitabı peyderpey indirdi” diyor. Devamında “Tevrat ve İncil’i de indirmişti.” dedikten sonra Furkan’dan bahsediyor.
Ve “Ondan önce de, daha önce de” diyor. Yani Tevrat ve İncil’den önce.
Öyleyse şunu bir kenara yazabiliriz:
Furkan, Tevrat ve İncil’den önce indirilmiştir.
Kitaplardan bahsettiğine göre Furkan da bir kitaptır.
Acaba gerçekten öyle midir?
Şimdi Furkan’ın geçtiği diğer ayetleri görelim:
Bakara-53. Ve iz âteynâ mûsâl kitâbe vel furkâne leallekum tehtedûn
Doğru yola gelesiniz diye Musa’ya kitabı ve Furkan’ı vermiştik.
Ayette Tevrat ve İncil’den önce gelmiş olan Furkan’ın Musa’ya verildiğini okuyoruz. Musa’ya ayrıca kitap da verilmiş. Musa’ya verilen kitabı Tevrat olarak biliriz ama Kur’an’da açık olarak Tevrat’ın Musa’ya verildiği yazılı değildir.
Enbiya-48. Ve lekad âteynâ mûsâ ve hârûnel furkâne ve dıyâen ve zikren lil muttekîn
Andolsun ki biz takva sahiplerine bir ışık ve bir öğüt olsun diye Musa ve Harun’a Furkan’ı vermiştik.
Bakara-53 ve Enbiya-48 ayeti bizi, “Acaba Furkan 10 emir levhaları mı?” diye düşündürüyor.
Ama acele etmeyelim.
Bu ayet, kafamızı biraz karıştıracak.
“Kulumuza indirdiğimiz Furkan günü” ne demek?
İki ordunun karşılaşmasından ve ganimetten bahsettiğine göre kulumuz dediği Muhammed hazretleri. Demek ki Muhammed hazretlerine verilmiş bir Furkan günü var.
Öncelikle şunu belirtelim. Bundan önceki ayetlerde tek başına bir Furkan sözcüğü vardı. Bu ayette ise “Yevmel Furkanî” olarak geçiyor. Bu bir kelime benzerliği olabilir. Örneğin Kitabın adı Kurtuluş ya da zafer anlamındadır. Bir ayette de kurtuluş günü ya da zafer günü olarak geçebilir.
Bu noktada Furkan’ın kelime anlamını bulmaya çalışalım.
İslam’a göre Furkan’ın anlamı doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayıran demektir. Bu anlamla ilişkilendirilmesinin nedeni Furkan’la fark, tefrik kelimelerinin benzeşmesidir. Ama mealcilerin bu anlam vermesi doğru değildir.
Kur’an’daki bazı sözcüklerin Arapça olmadığını, Aramice, Süryanice, İbranice olduğunu biliyoruz.
Süryanice’de Furkano diye bir sözcük var ki esenlik-kurtuluş anlamına geliyor.
Bu anlam, Enfal-41′deki savaşla ilgili ayetteki furkan gününü açıklamaya yetiyor.
Öyleyse ayetteki furkan günü, zafer günü, kurtuluş günü, esenlik günü anlamındadır.
Dolayısıyla bu ayetteki furkan günü’nün, önceki ayette geçen Furkan’la ilgisi olmayabilir.
Çünkü o ayetlerde Furkan’ın bir kitap olduğu iması var. Kur’an’la, Tevrat ve İncil’le birlikte zikrediliyor.
Şimdi bir de şu ayete bakalım:
Bu durumda birkaç olasılık var.
1.si Furkan, Musa’ya ve Harun’a verilmiş olan 10 emir levhaları ya da Tevrat haricindeki bir suhuf, bir ön kitaptır.
2.si Furkan, Hem Musa ve Harun’a, hem de Muhammed’e verilmiş olan zaferdir, kurtuluştur, esenliktir.
3.sü Furkan, bazı peygamberlere ve takva sahibi müminlere verilen özel bir yetenektir. Bu yetenek duyugörü-duyu ileti gibi, sezgi gücü gibi, ileriyi görme gibi bir özellik olabilir.
1. olasılık güçlü olandır. 2.si ise zayıf olmakla birlikte ihtimal olarak yer verilmesi gerekir. Çünkü Musa ve Harun’un da kurtuluş ile, esenlik ile ilgili olarak Mısır’dan çıkışları, Firavun’dan kurtuluşları hikayesi vardır. 3.sü ise Enfal-29′la ihtimal kazanmaktadır.
Bu sonuca göre Furkan, Kur’an değildir. Kur’an’la hiç ilgisi yoktur.
Muhammed hazretlerine verilen Furkan değil, furkan günüdür, yani zafer-kurtuluş günüdür. Ve diğer iman edenlere de verilebilen özellikte birşeydir.
Ayrıca Furkan, Musa’ya ve Harun’a verilen kitap benzeri bir nesnedir ki muhtemelen 10 emir levhalarıdır. Ama eğer bir kitapsa; ortada yoktur, kayıptır.
Serdar Kaangil



yakında sende öğreneceksin serdar hazretleri.. ölüm sadece müslümanlara değil ya..
TEBRİKLER..
GERÇEĞİ GÖREBİLECEK KADAR SORGULAYABİLDİĞİN İÇİN..
TORUNLARIMIZ YÜZ YIL SONRA GERİYE BAKTIĞINDA
HERKES SALAK DEĞİLMİŞ
AKILLI OLANLAR DA VARMIŞ DİYEBİLECEKLER..
SANA BİLEMSEL BİR TEZ İLERİ SÜREREK KARŞI ÇIKAMAYIP SATAŞANLARA BİR ÇİFT SÖZÜM VAR..
GÜNAHKARSINIZ..
GÜNAH İŞLİYORSUNUZ..
TEKNOLOJİYİ KULLANMAYIN..
ARABAYI,
UÇAĞI
TELEFONU
ELEKTRİĞİ KULLANMAYIN..
GÜNAHKAR OLURSUNUZ..
BUNLAR LAZIM OLSAYDI ALLAH KURANDA YAZARDI..
MUHAMMED
ÖMER
EBU BEKİR
ALİ
BUNLARI İCAD EDERDİ..
GEREKLİ OLSAYDI BUNLAR ONLAR YÜKSEK ZEKALARIYLA BU İCATLARI YAPARLARDI
GÜNAHA GİRMEYİN
BİLGİSAYARA ELİNİZİ SÜRMEYİN
ALLAH insanlara aklı boşu boşuna vermemiştir. Senin dediğin görüşe katılmıyorum çok yanlış bir düşünce. Allah zekayı insanlar kullansın diye vermiştir. Hatta bütün melekleri ve diğer varlıkları Hz.Adem e o yüzden secde ettirmiştir(sorulan soruyu zekasını kullanıp cevapladı diye) eğer o devirde savaş vb. olaylar olmasaydı onlarda büyük ihtimal zekalarını kullanıp teknolojiyi yapabilirlerdi imkanları olsaydı… hem bunları yazmıssın o halde sen niye elini sürüyorsun? Zekanın nimetlerinden yararlanmak varken neden böyle saçma konusuyorsun ? ve de yazıyı yazan serdar Kaangil farklı bir bakış açısı güzel bir düşünce
hayat herşeyi beklemek deil hz.muhammd zamanında gerekli deilmişki allh hz.muhammede işte bunu yap dememiş furkana katılıyorum allah bize zeka vermiş neden kullanmayalım? allahın kayıp kitaplarından biri enok:(hanok)olarakta bilinir birkaç araştırma sonucu bunun rusya da bi kilise de olduğunu öğrendim içeriği meleklerle ilgili mayısta rusya ya gidip kitabı inceliycem kitap birçok roman kitabına(meleklerle ilgili kitaplara)isim olmuş(25
yaşında araştırmacıyım)
İslam dünyası gerçelerle yüzleşmeyi başardığında çağdaş bir ülke olmayı başarabilecez..
Yukarda ki yorumlardan birinde yüz yıl sonra torunlarımız herkez salak değilmiş diye yazılmış aynen katılıyorum..
Nezaman dindar kardeşlerimiz eleştirilere iftirayla, hakaretle ve silahla değil de bilgi sahibi olup fikirle karşılık verebilirse o zaman onlarda medenileşmeye başlayabilecekler.. not: 1000 yıl sürebilir..:)