MUHAMMED’İN ASIL İDEALİ

İslam peygamberi Muhammed’in Kureyş putperestliğini yıkıp yeni bir din ve devlet kurmasıyla başarıya ulaştığı düşünülür. Gerçekten öyle midir?

Kurduğu din, kısa sürede Arap Yarımadasını kaplamış, daha sonrada dünyadaki en büyük dinlerden biri olmuştur. Bu anlamda başarılı olduğu söylenebilir.
Ama acaba Muhammed yola çıkarken hedeflediği bu muydu?

Yoksa daha büyük ideal peşinde miydi de bunu gerçekleştirememişti?
Ya da bu kadarını kendi dahi tahmin edemiyor muydu acaba?
Kur’an’daki ayetlerden İslam’ın tüm dinlere üstün geleceği iddia edilir.
Bu, Muhammed’in emelidir ama ömrü Arabistan’dan ötesini görmeye yetmez.
İslam Öncesi Kureyş:

Birtakım kanıtları olmasına rağmen yetersiz olmaları nedeniyle bu kanıtlara girmeden, bir komplo teorisi kurar gibi düşünerek peygamberlik ilanı öncesi Kureyş’in durumunu ele alalım:

Kureyş toplumunda hakim din putperestlikti. Kabe’de her kabilenin kendine ait bir putu vardı ve bunların toplamı 360 civarındaydı. Kabile sayılarına ve inanılırlıklarına göre putların da büyükleri, küçükleri vardı. Putların en büyüğü ve ana Tanrıça olarak niteleneni El-İlah – Allah’dı. Yaratıcı Tanrı olarak ona inanılır, dualarını kabul etmesi ve şefaat etmesi için de diğer putlara aracı olarak inanırlardı. Hübel, Lat, Uzza, Menat diğer büyük putlardı.

Kureyş’deki azınlık inançlardan ilki ve en büyüğü ise Haniflikti. İbrahim’in dinine ve tek tanrıya inanırlardı. Tanrılarına da Rahman derlerdi. İbrahim-Abraham, Rahman’ın vekili, elçisiydi.
Allah da dahil hiçbir putu kabul etmezlerdi.
Muhammed’de gençliğinde ve peygamberliğinden önceki yıllarda Hanifler içindeydi.

Musevi Araplar ve Yahudiler de Kureyş’deki bir başka güçlü dindi. Peygamberlik müessesesine sahip oluşları nedeniyle kibirli ve aşırı tutucu idiler. Hristiyanları da alaya alırlar, aşağılarlardı.

Hristiyanlar, Yahudilere nazaran daha insancıl, daha merhametli ve barış yanlısıydılar. Roma İmparatorluğundakiler kadar pagan etkisi altında değillerdi ama bir taraftan kilise, diğer taraftan kendilerini paganlıkla suçlayan Yahudiler arasında kalmışlardı.
Rahip Bahira ve Hatice’nin kuzeni Varaka anlatımları doğruysa eğer, yöredeki Hristiyanlar’da da bir peygamber beklentisi vardı.

Bunun yanında Kureyş’de az da olsa Sabiiler, ateşe tapanlar vs. mevcuttu. Ama bu inançlar da komşu ülkelerde güçlüydüler. Yemen’de Sabiilik, İran ve Irak’ta Zerdüştlük yaygındı.

Bu dinlerin arasından nasıl ve ne tür bir inançla çıkılır ve egemen olunurdu?
Amaç ne olabilirdi ve nasıl bir strateji izlenebilirdi?

Nahl/ 103. Muhakkak biliyoruz ki onlar «mutlaka onu bir beşer ta’lim ediyor» da diyorlar, ilhad etmek istedikleri kimsenin lisanı A’cemîdir, bu Kur’an ise gayet beliğ bir Arabî lisan.Carullah Zamahşeri’nin “El-Keşşaf….” adlı tefsirinde ve Muhammed bin Cerir Taberi’nin ünlü Camiu’l Beyan adlı tefsirinde ve benzeri kayıtlarda Nahl Suresi’nin 103.ayeti için şöyle deniyor:”Mekke’de Tevrat ve İncil’i çok iyi bilen Cebr-i Rumi veya Yaiş adında bir demirci köle vardı. Kimileri de adı Yesar-i Rumi idi diyorlar. Çok kitapları vardı. Ayrıca onun yanında bir kardeşi de vardı, Muhammed sık sık bunlara gidip kendilerinden bilgi alırdı. Muhammed, peygamberlikle görevlendirilince, ona muhalif olanlar, “Muhammed bu bilgileri Allah’tan değil de, adı geçen demirci köleden almış” demeye başladılar. Bunun üzerine Nahl Suresi’nin 103.ayeti indi.Bu bilginin doğru olduğunu kabul edelim.
Bu durumda Muhammed’in bir hazırlık devresi geçirdiğini söyleyebiliriz.“Lailaheillallah”

Bu, putperestlere bir el uzatmadır. “Allah’a evet, başka ilahlara hayır” diyerek.

İsra/ 110. De ki: İster Allah deyin ister Rahman, hangisini deseniz, onundur en güzel adlar.
Bu da, Haniflere bir el uzatmadır. “Adı farkeder mi, önemli olan tek Tanrıya inanmak değil mi?” diyerek.

Muhammed’in İnancı:

Muhammed gerçekten Allah’a inanıyor muydu?Yani, ona Cebrail gelmediyse, Allah’tan bir görev almadıysa; ayetleri kendi uydurduysa,
Bu durumda Allah’a inanıyor olması bir çelişki değil midir?
Yaptığından dolayı Allah’tan korkmaz mıydı?Allah’a inanmıyorsa neye inanıyordu?
Yoksa Muhammed bir ateist miydi?
O devirde hem de bir ilkel Arap kabilesinden ateist çıkması pek normal değil ama olanaksız da değil.Eğer, Muhammed’in Tanrıdan vahiy almadığını düşündüğümüzde bence şu sonuçlara ulaşırız.1- Muhammed, Tevrat’a, İncil’e, Zebur’a ve peygamberlere inanıyor olamaz.

Dolayısıyla tevrat’taki Tanrı Yahve’ye, Adem ile Havva masalına, Nuh tufanına vs. de inanıyor olamaz.

2- Kendi kavminin tanrısı olan Allah’a da inanıyor olamaz.

Çünkü, kavminin Allah’ından vahiy almadan onun hakkında görüşler sunması, onun Tevrat’ı ve İncil’i, peygamberleri gönderdiğini öne sürmesi, Adem-Havva masalını ona maletmesi inandığı Allah’a karşı gelmesi, onu çiğnemesi, onu kullanması demektir ki inanıyor olsa buna cesaret edemezdi. Bu şeytanî bir cesaret ya da delilik olurdu.

Bu durumda eğer peygamberlik ve Kur’an, Allah’tan vahiy olmayıp kendi uydurması ise, Muhammed’in Tanrıya ve dinlere inanmayan bir ateist olduğunu söyleyebiliriz.
Ya da bir deist. Tanrıya, bir yaratıcıya inanıyor olabilir ama o yaratıcının dünyayla, insanlarla ilgilendiğine inanmayabilir.

Eğer sahte bir peygamber olduğunu farzettiğimizde ateist veya deist değilse geriye tek şık kalmaktadır.
Allah’a inanan ama şizofrenik rahatsızlıkları olan biri olduğu.

Toparlarsak:

1- Muhammed, Allah tarafından gönderilmiş bir peygamberdir ve Kur’an bir vahiy kitabıdır.

2- Muhammed, Allah’a inanmakta halüsilasyonlar, illüzyonlar, sanrılar görmekte-yaşamakta, olmayan sesler duymaktadır. Megalomanik sanrı neticesinde kendisinin Allah tarafından görevlendirildiğine inanmış ve olaylar-gelişmeler-sorular-sorunlar sonrası ürettiği şiirsel sözlerin Allah tarafından gönderildiği saplantısı içinde olmuştur.

3- Muhammed bir ateisttir ama dünya nizamının din yoluyla sağlanacağına inanmış ve bunun için yeni bir din kurmuştur. Bu arada kendi narsist özelliklerini de tatmin etmeye çalışmıştır.

Bu maddelerden 1 ve 2 en çok inanırı olan maddelerdir.
Ancak ateist olduğuna inananlar, buna kanıt olarak çok sayıda eş ve cariye sahibi oluşunu ve bu konularda ayetleri kullanmasını gösterirler. Allah korkusu olanın buna cesareti olamayacağını öne sürerler.

Lat ve Uzza’ya tapmam!

Muhammed’in inancına ve idealine bir ışık tutması için Ravi’den bir rivayeti sunalım:
Bir komşusu, Muhammed’in Hatice’ye şöyle seslendiğini duymuş;

“Ey Hatice! Vallahi ben Lat ve Uzza’ya tapmam. Vallahi onlara ibadet etmem.”  Hatice de “

Hz. Hatice de “Boş ver Lat’ı, Uzzâyı Muzzâyı!” diye karşılık vermiş.       (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 362.)Bu söze neden gerek duymuştur Muhammed?
Rivayetin gerçekliğini ve peygamberlik ilanından önce mi sonra mı olduğunu bilemiyoruz.
Ama bu sözden şu çıkarımlar yapılabilir.
1- Ya Hatice, Lat ve Uzza’ya inanıyor, ibadet ediyor ve Muhammed’e de inanmadığı için sitem ediyordu.
2- Ya da Hatice, Lat ve Uzza’ya inanmıyordu. Muhammed’in bunlara ibadetini ya da bir zaafını görmüş ve tepki göstermişti.
3- Bu konu, şeytan ayetleri olarak bilinen olaydan sonra geçmiştir. Bu olayı duyan Hatice de eşine tepki göstermiş, bunun üzerine Muhammed o yanıtı vermiştir.
Muhammed, Kureyşlilerin direncini kırmak veya başta da belirttiğimiz “büyük ortak din” amacıyla Lat, Uzza ve Menat’ı şefaatçi meleklerden sayan ayetleri taviz olarak sunmuş, tepki görünce geri mi çekmişti de bu konuda Hatice ile ters düşmüştü?

Vahiy Rivayettir, ispatı yoktur!

Muhammed’in kendisine vaadedilenleri reddetmesi, Ölümü göze alıp mücadele etmesi vs. vahiy aldığının ispatı olamaz.

İdealist insanların gözünü ne servet doyurur ne makam. Onlar satın alınamaz.
Onlar, idealleri için ölümü dahi göze alırlar. Ne aileleri ne mal-mülkleri onları frenleyemez.

Ama bir idealistin serveti-makamı reddetmesi, kelle koltukta mücadele etmesi onun idealinin doğru olduğu anlamına gelmez. İdealistler dini amaçlarla ortaya çıktıkları gibi, siyasi amaçlarla, milli amaçlarla da ortaya çıkmışlardır. Faşistin de idealisti vardır, komünistin de, dincilerin de..
Bu durumda Che Guavera’yı ve komünist fikirlerini de doğru kabul etmek gerekir.
Sonuç olarak bu bir geçerli ispat şekli değildir.

İster peygamber olarak ortaya çıksın, ister enternasyonal devrimci olarak bu ortak özellikleri taşıyorlar. Tabi tarihte kumar oynar gibi bir çıkarcı girişimde bulunup da canından olanlar da yok değil.
Kürşat destanını duydunuz mu? Doğruluğuna dair kaynaktan yoksundur ama destana göre 40 Türk koca Çin sarayını basıp Çin hükümdarını kaçırmaya kalkışıyor ve bedelini canlarıyla ödüyorlar. Kimilerine göre bir delilik, kimilerine göre yiğitlik. Tarihte benzer örnekler çok. Hallac ı Mansur, etleri lime lime edilmeden önce ” Beni yanlış anlamışsınız.” diye yan çizip canını kurtarabilirdi pekala. Nitekim bunu Mevlana da görebiliyoruz. Ya da Galileo’da. Ama Mevlanalar da, Galileo’lar da gözümüzde Hallac’larla, Bruno’larla aynı değere sahip. Tek farkı, Hallac’ları, Bruno’ları, yan çizmiş olsalar ve canlarını kurtarsalardı bugün konuşmayacak, anmayacak, tanımayacaktık.

Muhammed bir Devrimci miydi?

Muhammed’in önderliği ve kendisinden sonraki halifelerin kurulan yeni din ve devleti yükseltme, genişletme mücadelesi neticesinde 1400 yıldır dünya tarihinde yer almış bir gerçeği ele alıyoruz.
Örneğin bir Bolşevik devrimi dünyayı 80 yıl etkisi altında tuttu.

Bazıları Bolşevik Devriminin önemi ile kıyasladığında İslam’ı kesinlikle bir devrim olarak görmez.
İslamcılar’ın gözünde ise Bolşevik Devrimi, İslam kadar önemsenemez, İslam’la kıyaslanamaz.

İslam dininin diğer dinlerden farkı, insanlara sadece Tanrı öğretisi ve öğütlerinde bulunmak değil, insanları Allah’ın ve Kur’an’ın hükümleri doğrultusunda yönetmektir de. Ve Kur’an hükümleri dışında bir yönetimi kabul etmez, bu tür yönetimler altında olmayı esaret olarak görür. İslam dışı yönetimlerdeki kanunları da Tağut’un kanunları olarak düşünür.

Dolayısıyla Muhammed’in idealinin sadece din değil, ideolojik bir boyutu da vardır.
Bu ideoloji bir yönetim şekli olarak birkaç ülkede uygulandığı gibi, bir çok ülkede de partiler ve örgütler vasıtasıyla iktidar olma mücadelesi verilmektedir.
Yani, Muhammed’in ideali artık çağdaş rejimlere bir alternatif olarak görülmektedir.
Bu yönüyle de ele aldığımızda Muhammed, yaşadığı dönemin bir devrim önderi sayılamaz mı?

Doğu Perinçek’in de Muhammed’i büyük bir devrimci olarak gördüğünü açıklaması gündemi sarsmıştı. Ama Doğu Perinçek bunu ilk söyleyen değildir. 80 öncesi sol gruplar arasında Muhammed’in yaptıklarının bir devrim olup olmadığı tartışılırdı. Devrim olduğu görüşünde olanlar az sayılmazdı. Eğer devrimi sadece sosyalizm amaçlı görenler olmasa büyük çoğunluk Muhammed’i devrimci olarak tanımlardı.

Muhammed’in yaptıkları hem dini, hem idari, hem de kültürel anlamda bir devrim sayılabilir. Ama sadece dönemin Arapları için ve o bölge için.
Bugünün bakışıyla kabulü zor olsa da, dönemi itibarıyla düşünüldüğünde devrim olduğu görüşü ağır basacaktır.
Dini devrimdir, çünkü halkın büyük çoğunluğunun inandığı putperest dini yıkmış, yerine tek tanrılı bir din getirmiştir. Üstelik de başka bir dini transfer etmiş değil, yeni bir din kurmuştur. Evet çoğu taklittir. Putperest adet ve ibadetlerinin çoğunu ya aynen ya da kısmen değiştirip yeniden düzenleyerek yeni dine katmış, bir kısmını da Hristiyanlık ve Musevilikten almıştır. Ama Araplar açısından yeni bir din sayılır.Bu sayede Araplar çok tanrıcı dinden kurtulmuş, monoteist bir dine sahip olmuştur.
İdari devrimdir. Çünkü bir şehir devletinden tüm Arapları içine alan milli bir devlete geçilmiştir. Kısa zaman sonra da ümmet devletine geçilecektir. Ayrıca ilkel bir cumhuriyet meclisi ile yönetilen Kureyş rejiminin yerine İmam teokrasisini getirmiştir. Sağlığında imamlığı kendisi yapmış, ölümünden sonra halifeler sürdürmüştür.

Kültürel bir devrimdir çünkü daha önce kitap yüzü görmeyen bir toplumu kitap okuyan bir toplum haline getirmiştir. Bu okuma, zamanla ilmî araştırmalara ve bu alanda eserler yaratmaya yönelmiş ve bu toplumdan bilim dallarında başarılı çalışmalar ortaya çıkmıştır. 8. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar olan bu dönem İslam’ın altın çağı – İslam’ın Rönesans çağı olarak anılmıştır.

Muhammed’in amacı Devrimdi!

Üstelik te bu devrim amacı Kur’an’da ayet olarak vardır.
Muhammed’in çağrılarına, tebliğlerine aldırmayan Kureyş yönetimi, istekleri kabul etmek bir yana baskı ve zulme başlamıştı. Haşimilerin etkisi ve amcası Ebu Talip’in koruması olmasa baskıların şiddeti çok daha aşırı olabilirdi.
Muhammed barış yoluyla iktidarın yıkılamayacağını anlamıştı. Artık tek yol devrimdi.
Ve kararını açıkladı. Tabi vahiy yöntemiyle:
Türkçe devrim sözünün Fransızca-İngilizce karşılığı revolution, arapçası, inkılab.
Bir de “qalebe” sözcüğü var ki Arapça’da “egemen olan yönetimin köklü ve şiddetli bir değişimle yıkılması” yani inkılap-devrim anlamına geliyor.

Şuara/ 227. İllellezıne amenu ve amilus salihati ve zekerullahe kesırav ventesaru mim ba’di ma zulimu ve seya’lemüllezıne zalemu eyye münkalebiy yenkalibun

İman edip güzel işler yapanlar, Allah’ı çok ananlar ve zulme uğratıldıktan sonra başarıya ulaşanlar müstesna. Zalimler, nasıl bir devrime uğrayıp baş aşağı devrileceklerini yakında bilecekler.

Mealcilerin büyük çoğunluğunun da ayeti devrim-inkılap olarak çevirdiğini aşağıda görebilirsiniz:
Diyanet İşleri: (…)   Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını anlayacaklardır.

Edip Yüksel:   (…)Zalimler, nasıl bir devrim ile devrileceklerini bileceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır:  (…) haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.

Süleyman Ateş: (…)  Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir!

Yaşar Nuri Öztürk: (…)  Zulmedenler, hangi devrime uğrayıp baş aşağı döneceklerini yakında bilecekler.

Muhammed’in Devrim Stratejisi

Devrim ayeti Mekkidir. Hicretten önce okunmuştur.
Daha ortada bir savaş yoktur. Ama Muhammed stratejisini planlamıştır.
Önce bir kurtarılmış bölge kazanacak. Burayı üs edinecek. Çete saldırılarıyla ve ayetleriyle silahlı propaganda yapacak. Daha sonra düzenli orduya geçecek ve savaşarak devrimi gerçekleştirecektir.

Nitekim kendisine daha çok inananın olduğu Medine’ye göç eder. Medine’de egemenliği ele geçirir. Azınlıkları ezer. Çevre kabilelere, Yahudilere baskınlarla güçlenir ve ordusunu oluşturur. savaşır ve sonunda Mekke’yi ele geçirir. Yönetimi devirir ve İslam devletini kurar. Tüm putları yıkar ve Kureyş toplumunu çok tanrılı dinden tek tanrılı dine geçirir.
Artık kabile yönetimi-şehir devleti yerine gerçek anlamda bir devlet vardır ve ilkel cumhuriyetin yerini teokrasi, Feodal kabileciliğin yerini ümmetçi İslam enternasyonalizmi almıştır.
Fetihlerle kısa zamanda devletin sınırları büyütülür. Bir müddet sonra 3 kıtaya yayılacak kadar genişler. Hele Mutezile döneminde akılcı-ilerici bir yönetim anlayışına kavuşur. Artık ümmi olan toplumdan felsefe, matematik, tıp alanlarında alimler yetişmektedir.
Muaviye döneminde yaşanan karşı-devrim girişimi de atlatılmış ve Türklerin de müslüman yapılmasıyla imparatorluğa dönüşecek bir aşamaya gelinmiştir.

Bu bir devrimdir. Kureyş’in bedevileri, kabileci Haşimileri-Abbasileri artık dünya devletidir.

Muhammed’in karıları, Kur’an’daki çelişkiler, hadislerdeki saçmalıklar ise bu devrimin yanında sadece yeşilliktir. Devrimi ne Atatürk’ün rakısı, ne Stalin’in votkası, ne Fidel’in purosu ne de Muhammed’in Ayşe’si-Zeynep’i devrim olmaktan çıkarabilir.
Devrimleri devrim yapan; devrim amacı/stratejisi – mücadele/savaş – yıkım/değişim – ve gelişim’dir. Bunların tümü de mevcuttur.

Ancak “Bu bir devrim olsa bile Araplara yaramıştır. İnsanlığa bir katkısı olmamıştır.” görüşüne katılırım. Hatta insanlığa yararından çok zararı olduğu tartışılması gereken bir konudur. İlerici-yenilikçi, çağına uygun ya da çağını aşan bir yanı olduğu söylenemez. Bu açıdan bir dinin ve bir devletin kuruluşu devrim sayılmayabilir. Fakat belki de insanlığı tehdit eden, batıyı korkutan yapısı nedeniyle batıdaki değişimde, reform ve rönesansların yaşanmasında, kalkınmada etkisi olmuş olabilir. Endüstri devrimi, bilim ve teknolojideki hızlı gelişime İslam tehlikesi etken olmuş olabilir. En azından bu açıdan yararı olmuş olabilir.

Serdar Kaangil

This entry was posted in Din and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

37 Responses to MUHAMMED’İN ASIL İDEALİ

  1. birkan fazlı says:

    eğer köleliği de kaldırsaydı o zaman devrim derdim ben buna

  2. canpolit says:

    çok güzel yorumlamışsınız tşk

  3. namename says:

    ee kuyuya taşı atmışsınız ama sizin dereceniz ne kaç tane kırk getirelim size :)

  4. hazal says:

    kim yazdiysa yazinisi okudum size kisaca bisey soyleyim HZ MUHAMMET MUSTAFA SEVGILI PEYGAMBERIM ALLAH askiyla yanan biriydi O TAM ANLAMIYLA GERCEK MUSLUMANDIR VEDE DUNYA VE ICINDEKI HERSEY VE HERKES ONUN ASKI ICIN YARADILMISTIR SIZLER BENIM PEYGAMBERIMIN ADINI AGZINIZA SAKIN ALMAYIN SIZLERIN INANCI SIZE AMA PEYGAMBERIME DIL UZATMAYIN AHIRET GUNU GELDINDE GORECEGIZ KIM HAKLI AYRICA HZ ISADA ALLAHIN TOVBE AHA OGLU DEYIL YANLIZCA PEYGAMBERIDIR SIZ HALA CAHILIYE DEVRINDESINIZ

  5. hazal says:

    BURADA SIZLERIN INACLARI BENI ILGILENDIRMEZ AMA DUNYA UZERINDE YASAYAN MILYONLARCA MUSLUMAN VAR BIZ NASILKI SIZLERIN DINLERINE SAYGI DUYUYORSAK SIZLERDE MUSLUMANLARA SAYGI DUYMAK ZORUNDASINIZ VE BENIM PEYGAMBERIM INSANLARIN EN SEREFLISI HER BAKIMDAN EN USTUNUDUR RABBIM O OLMASAYDI ALEMLERI YARATMAZDIM DEMISTIR ONA KIM LAF DERSE RABBIMIN AZABI UZERINDE OLSUN HERKES HADDINI BILSIN HZ MUHAMMET MUSTAFA ALEMLERIN PEYGAMBERIDIR VE PEYGAMBERLERINDE PEYGAMBERIDIR BILGINIZE

  6. hazal says:

    serdar kaangil bunu okursun umarim adini okuyan bisey sanir ama sunu bilki dinsiz sensin neye inandin belli deyil bu sacma sapan fikirlerini kendine sakla sen kimsinki PEYGAMBERIMIZE DIL uzatiyosun o aptal fikirlerini kendin gibi dinsizlere sat senin ne oldu belli deyil yaziklar olsun sana

    • erka says:

      muhammedi gördün mü?onunla beraber o şartlarda beraber mi yaşadın?nereden biliyosun?

    • karmakan says:

      tutmayın küçük enişteyi.

      • oğuzhan says:

        Peki rüyalarımızda bizlere yol gösteren Hz muhammed i nasıl inkar edeceksiniz dünyadadolaşıp sorsanız en 1000 kişi Hz muhammedi rüyasında görmüştür bu tesadüf olamaz değilmi annem amaliyat olacaktı durumu çok kötüydübize sonradan anlattı Hz muhammedi rüyasında görmüş aneme iyileşeceğini söylemiş ve annemde iyileşti şu anda durumu mükemmel çok şükür siz ateistler yüzeysel olarak düşünüyorsunuz deistler ise dahada derinine inerek düşünürler sizce hangi insan böyle insanlık için bir dava uğruna canını ortaya koyar sizce bir dava taa ms 600 yüz yıllardan bu yana kusursuz bi şekilde ilerleye bilir lütfen derinsel olarak düşünün Kuranda yanlış yoktur yorumlamada yanlış vardır inanın ben hayatımda yaşadığım olaylardan Allaha ve peygambere kesinlikle inanıyorum şüphesiz zafer muttakilerindir…

  7. munise says:

    ha gayret doğruyu bulacaksın…
    Allah kendisini anlamak için bu kadar kafa yoran birinin emeklerini boşa çıkarmayacaktır.

  8. KUBİLAY says:

    BRAVO İYİ GİDİYORSUN.SANA TAVSİYEM İKİLEMDE KALMA.BİRDE YAZINDA İSMİ GEÇEN MEVLANA’NIN DEDİĞİ GİBİ ARA İSTERSEN…BU DÜNYA DA AKILLI OLMAK GEREKİYOR.İNSAN ÖMRÜ KISA.YAŞIN BU İŞLER İÇİN YETMEYEBİLİR.
    SANA BU ÇALIŞMAN İÇİN YARDIMI OLURSA EĞER ACİZANE…
    HZ. MEVLANA DER Kİ;
    ‘-KİŞİNİN DEĞERİ NEDİR?
    -ARADIĞI ŞEYDİR!
    Eğer Sen can konağını arıyorsan,bil ki sen CANsın.
    Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan,sen bir EKMEKsin.
    Bu gizli bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen,
    anlarsın ki;aradığın ancak SEN’SİN SEN.
    SEN’İN caının içinde bir CAN var,o CAN’ı ara!
    Beden dağının içinde mücevher var,o mücevherin madenini ara!
    A yürüyüp giden sufi,gücün teterse ara,
    Ama dışarda değil aradığını kendinde ara.’

  9. ömer says:

    YAZIYI YAZAN KARDEŞ SEN ADAM OLURSUN BELKİ AMA ASLA MÜSLÜMAN OLAMASSIN

  10. DEİST says:

    peki siz müslümanlar araştırdınız mı dini nerden biliyosunuz bu anlatılanların gerçeğini nasıl böyle birşeye hiç mantıksız kuru kuruya sorgulamadan bağlanabiliyosunuz tanrı size bu aklı iradeyi neden vermiş o zaman.kurandaki çelişkileri görmeyecek kadar mantıksız mısnız dar kafalı mısnız kuran insanlara yol göstermek için gelmiş ve kuranda herşey apaçıksa herkez kurandan aynı şeyi algılar ve bu ayetlere baktığınızda çelişki üstüne çelişki yatar.kuran açık anlaşılır diyorsunuz e o zaman neden bu açık çelişkileri kuranın diline bağlıyosunuz basbaya apaçık ortada ben bir zamanlar müslümandım ve çok objektif şekilde eminim değerlendirdim ve gerçekten bu çelişkileri saçmalıkları gördüm sizde lütfen aklınızı kullanın bu dogmatik yargıları sorgulayın tanrı bu doğayı yaratacak kadar mükemmelse insanların ona tapmasıyla kendini tatmin edemez tanrı yaptıklarının karşılığını almak istemez çünkü zaten bunları tanrı yapmıştır tanrının insani egoları olamaz.Lütfen objektif olarak düşünün… siz müslümanlar çoğunuz korktuğunuz için islamın şartlarını yerine getirmeye çalışıyosunuz .tanrı korkutarak neden bizleri ibadet ettirmek istiyo neden sevdirerek değilde korkutarak … daha birçok somut deliller var . ve bu kitabın doğru olduğunu nerden biliyosunuz olağanüstü olayların olduğunu nerden biliyosunuz muhammetin peygamber olduğunu nerdne biliyosunuz bunları sadece duyumlardan öğrenebiliyosunuz başka türlü bir şekilde öğrenemiyosunuz. ben deist oldum çünkü herşeyi mantık çerçevesinde değerlendirdim mantığımla hareket ettim eğer tanrı varsa bu aklı mantığı bize verdiye düşünüp tartalım diye vermiş .ama siz müslümanlar nerden geldiğini bile bilemediğiniz sadece duyumlara dayanan olaylara kuru kuruya bağlanıyosunuz .ve bunları açıklamaya çalışıyosunuz size de saçma gelmiyor mu. ve çelişkiler apaçık ortadayken bu böyle olmaz o öyledir diyorsunuz. artık mantıklı olun lütfen herşeyi mantık çerçevesinde değerlendirin… bazı müsülman arkadaşlar demiş derinlere iniyosunuz bu konular derinlere inmeden nasıl anlaşılabilir peki size soruyorum. siz derinlere inmediğinizden kurandaki mantıksal hataları çelişkileri göremiyosunuz.tutturmuşsunuz yok efendim kuranda ne varsa doğru doğru doğru.işta açık deliller size daha ne mana çıkabilir bundan herşey apaçık ortada .tanrının kitabında dünyevi zevkler olmaz ama bakıyoruz dünyevi zevkler üzerine yazılmış birçok ayet var . tanrı oktan var ediyorsa insanın nedne yoktan var etmeyip topraktan yaratmış o zaman toprak tanrı varkende var mıymış. tanrı olağanüstüyse neden ateşten cin yaratıyo o ateşi o zaman kim yaratmış hani tanrı yoktan var edendi.adem ve meryem e değinelim şimdi adem oradaki elmayı yemiş ve tanrı onu ceza olarak dünyaya göndermiş eee bu elmayı yemeseydi eğer ademi tanrı bu dünyaya göndermeyecekmişve insanlık oluşmaaycakmış. ama birde şu varki tanrı muhammetin ruhunu ta baştan yaratmış şu çelişkiye bakar mısınız hz ademi sınamış haz adem elmayı yiyerek dünyaya geliyor insanlık çıkıyo (GÖYA)ortaya ama muhammetin ruhu çok önceden yaratılıyo … tanrı şeytanla iddiaya giriyor… şeytan cehenneme atılacağını bile bile acı çekeceğini bile bile iyiliğe yönelmiyor iyce kötülüğe saplanmaya çalışıyor tanrıyla iddiaya girerek. tanrıdan af dilemiyor tanrıya karşı geliyor tanrı o kadar kudretliyse şeytan o tanrıya nasıl karşı gelebiliyor huzurunda… tanrı herşeyi önceden görense bu sınavın anlamı ne !!! herşeyi bilen tanrı ademin elmayı yiyeceğini de bilir o halde ve ona bu elmayı yemeyeceksin demez. neden dinler arap kabilelerine geliyor sadece neden diğer ırklara gelmiyor arap kabillerinin bizden üstünlüğü ne(!)… ve kurandaki büyük çelişkiler(!)…artık bu kalıplardan kurtulun artık birşeye saplanıp kalmayın dogmatik düşüncelerle hareket etmeyin…kuranın türkçe meallaerini sorgulayarak okuyun derim ben dine inanlara ondan sonra yine de size kalmış…

  11. bilal says:

    DEİST ! 1- ”HZ.Muhammed’in ruhu Adem’den önce yaratılmıştır”diyen bir ayet veya sahih bir hadisi
    bana gösterebilirmisin ? Şunu bilki,kur’an ve sahih sünnete olmayan her şey uyduruktur,yalandır.
    Bunu söyleyen kim olursa olsun,ne kur’an-ı bilir,ne de hz.peygamberin sünnetini. Böyle bir inanışın
    yeri ne kur’an’ da,ne sünnet’te,ne de akıl ve mantıkta vardır. 2- Kur’an;insana hitap ederken tabi ki,
    onun olgusunu,zevk veya nefsani duygularını göz önünde bulundurarak ona mesajını iletecektir.Bu-
    nun yadırganacak bir tarafı var mı ? Hem insana hitap edecek,hemde insan olgusunu,onun duygu
    ve arzularını gözardı edecek değil mi ? Lütfen mantıklı düşünelim ! 3- Şeytan,Allah’ı inkar etmedi.
    O ilk insana karşı büyüklenip,kibirlenmeyi taslayarak,ilk insan şahsında bütün insanları küçük göre-
    rek,insana gereken saygıyı göstermediğnden,insan hak ve hukunu tanımadığından kovulmayı hak
    etti.Onun mücadelesi (haşa) Allah’la değil,insanladır.Bunu bu şekilde bilmenizi umuyorum. 4- Diyor-
    sun ki,mademki Allah her şeyi önceden görüyor. Neden bizi sınıyor ? Evet: Eğer dünyada beni,seni
    ve herkesi sınamadan ahirette bildiği gibi bize ceza verirse, biz ittiraz etmeyecek miyiz?Allah’ım
    ne den dünyada beni sınamadan bugün bana ceza veriyorsun.? Belki ben bu gunahları işlemezdim,
    diyerek ittirazda bulunurduk. İşte bunun için yüce Allah, bize özgür bir irade vererek,yaptığımız
    işlerle bizi sınıyor. 5- Siz, kur’an-ı anlamdan,art niyetinizle gösterdiğiniz gibi,kur’an-ın hiç bir yerin-
    de çelişki ve mantıksal hata asla yoktur.Bütün ayetler bibiriyle uyumlu ve mantıklıdır.Ayetlere çeliş-
    ki ve mantıksal hatayı siz katmaya çalışıyorsunuz. Gerçeklerin ortaya çıkmaması için,her şey sizin
    için mubahtır. Kur’an, 1400 sene önce inmesine rağmen bugünkü müsbet ilme ışık saçan bir kıla-
    vuzdur. Müsbet ilimle peraleldir. Ama bunu bilmek için art niyetli olmamak ve kur’an-ı yalnış çeviri
    ve yorumlardan değil,orjinal arapça metninden öğrenmek lazım. Eğer ben de kur’an-ın arapça or-
    jinal metnini bilmemiş olsaydım,belki beni de kandırabilirdiniz. Ama Bütün saçmalıklarınız ortaya
    çıkıyor. 6- Biz müslümanlar,doğmatik düşüncelerle hareket etmiyoruz. Çünkü inandığımız kur’an,
    bunu bize yasaklıyor.müteaddit ayetlerle taklidi bir iman ve inacı yermektedir. Bize sık sık,
    افلا تعقلون افلا تدبرون الخ ” ….Aklınızı,beyninizi kullanmayacak mısınız ? Düşünmez misin ? …Araştı-
    rıp gerçeği öğrenmeyecek misiniz ? diye hep emirler verip bizi doğmatik düşünceden men ediyor.
    Buna rağmen müslümanları doğmatik olarak değerlendirmek cahillikten başka bir şey değildir.
    Ararştırakrak bu imana sahip oldum. Bu nedenle Yüce Rabbime sonsuz şükürler olsun diyorum.
    Saygılar.

    • bilal says:

      ATEİSTLERE BİR KAÇ SORUM VAR ! 1- Bırakın bütün evreni; Sadece bir hücrenin
      inşası için gerekli olan binlerce farklı protein,tek bir tanesinin tesadüfen oluşması bile
      matematiksel olarak imkansızken nasıl meydana geldi.? 2- Hücre içindeki kompleks sis-
      temler tasadüfen nasıl meydana gelmiştir.? 3- Canlılardaki olağanüstü tasarım örnekleri
      doğal seleksiyon ile nasıl açıklanır.? 4- Cansız ve şuursuz atomlar nasıl olup ta tesadüfen
      bir araya gelerek canlı,şuurlu ve bilinçli organizmaları meydana getirmişlerdir.? 5- hiç
      bilinç sahibi olmayan atomlardan düşünen,hisseden,zevk alan,pılan yapan,üreten,icatlar
      yapan canlı insan tesadüfen nasıl olmuştur.? 6- İlk maddeye bir dış müdahale olmasaydı,
      ( yani madde üstü müessir bir Yaratıcı güç,müdahale etmeseydi.) o cansız madde,şekil ve
      boyut değiştirerek bugünkü mükemmel bir evren olarak meydana gelebilir midi.? Madde-
      nin şekil ve boyut değiştirebilmesi için,ona bir dış müdahale gerektirmez mi.? Şöyle bir
      örnek verelim; Bir bombanın üretilip patlayacak bir konuma gelebilmesi için,bir dış müda-
      haleye (insan faktörüne) ihtiyaç vardır.Yoksa kendilğinden üretilemez,söz konusu bomba,
      bir dış müdahale sonucu üretildikten sonra da,eğer ona yine bir dış müdahale söz konusu
      olmazsa,kendiliğinden patlayamaz. Evrenin ilk maddesi (atomları) tesadüfen,bir tesir edi-
      ci Güç olmadan nasıl meydana geldi.? Meydana geldikten sonra da,evrenin oluşumu
      için ilk ve büyük patlama olan ”Big Bang ” olayı kendiliğinden nasıl meydana geldi.?
      Bizim bildiğimiz gibi,patlamalar kaos yaratır. Ama,evrendeki ilk ve büyük patlama olan
      ”Big Bang ” tam tersini yapmış. ( yani kaos yerine bütün canlılar için evreni yaşanır ha-
      le ve mükemmel bir duruma getirmiştir.) Ancak, bunlar madde üstü,etkin ve üstün akıl
      sahibi Yüce bir iradenin ürünü olabilir.Bütün bunları tesadüfe bağlamak,mantığı ve
      ilmi bir izahı söz konusu olamaz. EVET:7- bir hücrenin var olabilmesi için,çok büyük bir
      bilge,son derece usta bir tasarım,büyük ve yüce bir akıl ve bilinç gereklidir.Bugün 21.
      yüzyılda sahip olunan bilgi ve teknoloji birikimi ile,zeki ve tecrübeli,bilinçli bilim adam-
      ları bir araya gelerek,raslantılara yer vermeden,istenmeyen durumları eleyerek çalışa-
      bildikleri halde,en basit bir bakteri hücresini dahi cansız maddeleri sentezleyerek üre-
      tememişlerdir. Tüm bu elverişli koşullara rağmen üretilemeyen hücre,acaba son dere-
      ce elverişsiz ve sadece tesadüflerden nasıl oluşmuştur.? 8- Her türlü teknolojiye sahip
      gelişmiş laboratuarlarda bugüne kadar,tek bir hücre üretilememişken,ilkel dünya orta-
      mında bu hücre kendi kendine tesadüfen nasıl var oldu.? İşte ateistler,bu sorulara bi-
      limsel ve mantıksal bir cevap veremezler.Zaten materyalizm,bilim ve mantık dışı bir
      felsefedir. Bunu söyleyenler yine kendileridir. Harvard Üniv.den ünlü bir genetikçi ve
      açık sözlü bir evrimci olan ”Richard Lewontin” şöyle diyor. ” Bizi dünyaya materyalist
      bir açıklama getirmeye zorlayan şey,bilimin yöntemleri ve kuralları değil,aksine
      ”a,Priori” ye olan bağlılığımızdır. Yani deneysel bilgiye dayanmayan ön yargı ve var-
      sayımlardır. Buna göre,bilimsel yöntem ve kurallarla Tanrı’yı inkar etmek mümkün de-
      ğildir. Yine ünlü bilim adamı,”Fred HOYLE” evrimci olmasına rağmen tesadüfun im-
      kansızlığı çarpıcı bir örnekle anlatır. HOYLE’nin tanımlamasına göre hücrenin rastlan-
      tılar sonucunde oluşması,”bir hurda yığınına isabet eden kasırganın savurduğu parça-
      larla tesadüfen bir Boeing 747 uçağın oluşması kadar imkansızdır.” EVET: Kullandı-
      ğınız bilgisayar vs,bir rastlantı sonucu olarak üretilemediği gibi,bu evrenin de tesadü-
      fen oluşması asla mümkün olamaz. ATEİSTLER ! Sizin yaptıklarınız sorgulama de-
      ğil,bilakis gerçekleri örtbas edip saldırmaktır. Sorgulamanın ne olduğunu bile bilmiyor-
      sunuz. İslamın ve kur’an’ın şü hükmü neden böyledir,burada yazılan doğrumu,yalnış
      mı ? diye soru surarak gerçeğin ortaya çıkmasına çalışsaydınız,bu bir sorgulama olur-
      du. Böyle bir sorgulama, hem sizin hemde herkesin tabii hakkıdır. Ama sizin yaptıkla-
      rınız sadece gerçeğin ortaya çıkmamasıdır. Bakın şuna emin olun ki,ben sizden daha
      fazla islam ve kur’an’ı sorgulamış biriyim.Ama sizin gibi saldırmak için değil,islamın
      hak bir din olup olmadığını öğrenmek içindi.Allah’a şükür gerçeği buldum. Evet; Ate-
      istlik,dünyaya,evrene ve var olan bütün mevcudata anlam vermemektir.Boş ve anlam-
      sız bir yaşam tarzıdır.Tabir caiz ise,dünyaya bir ot gibi gelip ot gibi gitmektir.
      NOT: Allah’ın varlığı hakkında ki detaylı bilgiler ”kur’an daki çelişkiler ” bölümünde aci-
      zane olarak yazdıklarımın arasında bulabilirsiniz.! Herhese saygılar.

      • Syra says:

        Sevgili Bilal,
        Madem bir hücre bile yaratıcısız var olamıyor, öyleyse tüm alemi yarattığını söylediğin allahın nasıl var oldu. Lütfen o hep vardı veya bizim aklımız ermez gibi sıradan laflarla kıvırma. O zaman bende bu alem için, canlılar için hep vardı derim. Ayrıca farzedelim ki tüm varlıklar yaratıldı. Ne malum senin allahının yarattığı, ya başka bir tanrı varsa, ya birden fazlaysa, ya kötü bir tanrıysa, veya iyi tarafları olduğu gibi kötü yanlarıda varsa, yada yalancı bir tipse, mesela birden çok tanrı varsa ve bunlar ekip halinde çalışıyorsa?

        Sen diyorsun ki madem bu alem var, mutlaka yaratılmış olmalı, o yaratan benim inandığım yaratan olmalı, benim işime gelecek şekilde bir yapısı olmalı..vs. öyle bir tanrı uydurmuşsunuz ki tüm vasıfları işinize gelecek şekilde. Koruyan,gözetleyen, merhametli, iyilik sever, sevecen, kötüleri cezalandıran, iyileri mükafatlandıra…. vs. ölüm gelince kötüler cehennneme atılacak, iyilerde sonsuza dek cennette mutlu mesut yaşayacaklar! Mutlu son :) tam da insanın işine gelecek şekilde uydurulmuş bir masal…

      • bilal says:

        Sayın Syra ! ” Diyorsun ki, madem bir hücre bile yaratıcısız var olamıyor,öyleyse tüm alemi
        yarattığını söylediğin Allah’ın nasıl var oldu ? Her halde yazdığım nota bakmadın.”Kur’an daki çelişkiler” sayfasında daha önce bölüm bölüm ”ALLAH’IN VARLIĞI ”hakkında ve yine,” Tanrı,neden bir kısmı cennete,bir kısmı de cehenneme atacak” sorunuza cevap
        mahiyetinde Sami beye yönelik ” AHİRET,HESAP,CENNET VE CEHENNEM HAYAL MI ?
        ”Kur’an daki Çelişkiler ” sayfasında yazdıklarımı lütfen bulup okumanızı tavsiye ede-
        rim. 3- Biz,maddenin kendi kendine var olamayacağını akıl,mantık ve bilimsel deney-
        lerimizle algılıyoruz. Yani maddenin özelliklerini bildiğimiz için,bunları bilimsel
        deneylerimizle anlıyoruz ki,cansız ve şuursuz madde kendi kendine var olamaz ve
        bir rastlantı sonucunda da meydana gelemez. Biz bunları,maddenin özelliğinden anla-
        dığımız için,maddeyi kim yarattı,kim icat etti ? diye sorguluyoruz. Ama;maddeyi yara-
        tan,madde üstü mutlak bir güç olan Yüce Yaratıcı madde olmadığı gibi, maddenin
        özelliklerini de taşımadığı için,maddeyi kim yarattı ? Sorusu gibi,O’nu kim yarattı? diye
        bir soru soramayız. Çünkü o madde gibi değil,maddenin özelliklerini taşımıyor ki,onu
        madde gibi deneysel süzgeçinden geçirelim. O madde değil,madde gibi değerlendiri-
        lemez. Eğer madde ise,yaratıcı olamaz,o da maddenin bir parçası olur,maddeden far-
        kı kalmaz ve dolayısıyla,madde gibi bir yaratık olur. O’ madde üstü,etkin,üstün akıl
        sahibi, mutlak Yaratıcı bir güçtür.Maddeyi yaratandır,kendisi madde değil. Şöyle bir
        Örnek verelim; Dünya ışığını nereden alıyor ? Güneşten. Ay ışığını nereden alıyor ?
        Güneşten. Diğer gezegenler ışıklarını nereden alıyorlar ? Güneşten. Güneş ışığını ne-
        reden alıyor ? O ışığını başka bir cisimden almıyor.Güneşi oluşturan hidrojen ve hel- yum gazlarında ki patla-
        malarla,ışık ve enerji üretiliyor. Demek ki güneşın ışık alması için başka bir cisme gerek
        yok.O,ışık yansıtan değil,neşredendir. Maddeyi,evreni ve güneşi bu şekilde yaratabi-
        lenin de başka birine ihtiyacı yoktur.Nasıl ki,güneşın, ışığını başka bir cisimden alması-
        na gerek yoksa,evreni yaratanın da madde olmadığından varlığı için başka bir madde-
        ye ihtiyacı yoktur. Allah yaratan olduğu,madde veya yaratılan olmadığı için Allah’tır.
        Eğer Tanrı yaratılan veya madde ise,o zaman o,Tanrı değildir.Onu yaratan ama yara-
        tılmayandır Tanrı. Her şeyin ve ilk maddenin başı ve müsebbibi tek olan Allah’tır.
        Evet.Evrenin yaratılışındaki,tasarım,kasıt ve amaç madde üstü yaratıcı bir gücün var-
        lığını gösterir.Bunu elektronlarla açıklayalım. En güçlü mikroskopların bile göremeye-
        ceği kadar küçük bir alanda dönüp duran onlarca elektron,atomun içinde çok karışık
        bir trafik yaratır.Burada dikkat çeken en önemli nokta,çekirdeği elektrik yükünden olu-
        şan bir zırh gibi kuşatan bu elektronların atomun içinde en ufak bir kazaya yol açma-
        malarıdır.Üstelik atomun içinde yaşanacak en ufak bir kaza atom için felaket olur.Ama
        böyle bir kaza asla gerçekleşmez.Tüm işleyiş mükemmel bir düzen ve kusursuz bir sis-
        tem içinde devam eder. Çekirdeğin çevresinde saniyede 1000 km.akıl almaz hızla hiç
        durmadan dönen elektronlar birbirleriyle bir kez bile çarpışmazlar.Birbirinden herhan-
        gi bir farkı bulunmayan bu elektronların farklı farklı yörüngelerinde bulunmaları son de-
        rece şaşırtıcı ve ” kasıtlı,planlı ve bilinçli bir tasarımın ürünü olduğu apaçıktır.Bunları
        tesadüfe bağlamak mümkün değildir.1-Evrenin bir başlangıcı vardır,ezeli olması imkan-
        sızdır.”Prof.dr.Sır James JEANS.” 2-Alev alev yanan güneş,pırıl pırıl parıldayan sayısız-
        ca dev yıldızlar ve çeşitli hayat sahipleriyle dolup taşan dünyamız,bütünüyle evrenin
        belli bir noktadan başladığını,muayyen bir zamanda var olduğunu açıkça göstermekte-
        dir.” Prof.Dr.Frank ALLEN ” Kanadalı fizikçi.3-Üstün bir akıl,irade ve bilinç fiziğe,kimya-
        ya ve biyolojiye müdahale etmiştir.”Fred Hoyle” 4- Bu dev evreni,düzen ve uyum için-
        de yaratan kimdir.? Sorusuna,Bir mikrobun hayatı bile bana,yaratıcı Allah’ın ispat etme-
        ye yeter. ”Luıs Pastea UP.” 5- Pozitif bilimler tarfından doğanın dev yapısı hakkında
        bize öğretilen her şey,kesin bir plan,kasıt ve düzenin hüküm sürdüğünü göstermektedir.
        Algılarımızla tanımlayabildiğimiz kadarıyla,bu düzen ancak amaçlı bir düzenleme saye-
        sinde ortaya çıkmış olabilir. ( yani doğanın düzenleyicisi ve yaratıcısı vardır.) Dolayı-
        sıyla evrenin bilinçli bir düzene sahip olduğuna dair açık kanıtlar vardır. ”Nöbel Ödüllü
        Alman Fizikçi Max PLANCK ” Ve daha nice bilim adamları……..
        6-bilimsel araştırmalarda,evrendeki fizik,kimya ve biyoloji
        kanunlarının,yerçekimi elektromanyetizma gibi temel kuvvetlerin,atomların ve element-
        lerin tümünün,insanın yaşamı için tam olmaları gereken şekilde düzenlendikleri birer
        birer bulunmuştur.Bilim adamları,bugün bu olağan üstü yaratılışa ” Anthropic Principle”
        adını vermektedir.Yani evrendeki her ayrıntı,insan yaşamını gözeten bir amaçla yara-
        tılmıştır.Evrende tasarım,amaç ve düzen varsa,tsarımcı ve düzenleyici de var demek-
        tir. Bu evren yok iken sonradan var olmuştur. O halde başlangıcı olmayan bu evren,
        madde üstü, var edici mutlak bir gücün varlığına muhtaçtır. Varlığı ve yokluğu kendin-
        den olmayan bu alemin,varlığını yokluğuna tercih eden bir mücide ihtiyaç vardır. Her
        aklı selim sahibi,aklını kullanarak esere bakıp müessirini,yaratılmışlara bakıp yaratıcı-
        sını,binaya bakıp banisini keşfedebilir.
        EVET: Şöyle mantıksız bir soru soruluyor ! 1- HER ŞEYİ ALLAH YARATTI,PEKİ
        ALLAH’I KİM YARATTI ?
        bu soruya uzun uzun cevaplar yazmak yerine şü örnekle meseleyi anlamaya
        çalışalım.Meseleyi düşünerek iyi anladığımızda sorunun cevabını bulmuş olacağız.
        — Bilgisayar içindeki bir entegre diğer entegreye soruyor : – Ben 3 voltla çalışıyorum,
        sen kaç voltla çalışıyorsun ? Diğer entegre: – Benim voltajım 2,8 diyor.
        ….İkisi beraber merak ediyorlar: ACABA BİZİ DİZAYN EDEN MÜHENDİS KAÇ VOLT
        İLE ÇALIŞIYOR ? diye. Halbuki,bilgisayar denilen sistemi yapanın,O SİSTEMİN DI-
        ŞINDA OLMASI” gerektiği gibi,dizayn ettiği sistemin kurallarıyla KENDİSİNİN BAĞLI
        OLMAMASI lazımdır. KENDİSİNİN TAMAMEN O SİSTEMİN DIŞINDA BULUNMASI
        ve O SİSTEME HÜKMEDEBİLMESİ gerekir.Öyle değil mi ? Entegrelerin aralarında
        konuşup,dizayn edicilerini de, KENDİ TABİ OLDUKLARI BİR ELEKTRİK AKIMIYLA
        ÇALIŞMA KANUNUNA tabi kılmaları mantıklı ve mümkün değildir. SİSTEMİ DİZAYN
        EDEN,SİSTEME KOYDUĞU KANUNA,KENDİSİ MAHKÜM DEĞİLDİR. EVET:Madde-
        yi ve evreni yaratan,madde ve evrenin sistemi içinde değildir. Bu nedenle madde ve
        evrenin yaratılış sistemine bağlı olamaz.Bilgisayar mühendisi bilgisayardaki sistemin
        içinde olmadığı gibi,evrenin yaratıcısı da yaratılanların sistemi içinde olamaz.Zira
        sistem koyan,dizayn eden ve yaratan kendisidir. Yaratıp dizayn edeni,yaratılanların
        sistemine dahil edemeyiz.Sistem koyan ile sistemin kendisi birbirinden farklıdır.
        Bu nedenle,yaratılanlara bakıp,Yaratanı da onların içine dahil etmemek gerekir. Eğer
        onların içinde ise,zaten kendisi de onlardan bir parça olur.Ona yaratıcı ve dizayn edici
        denilemez. EVET: Evreni yaratan,madde ve yaratıkların dışında olup,maddeye baka-
        rak bunu yaratan Allah ise,O’nu yaratan kimdir ? diye bir soru somak,aklı ve mantığı
        bir izahı yoktur. Eğer O’da madde olsaydı,böyle suruyu sormak icap ederdi. O’yaratan
        dır,yaratılan değildir ki söz konusu suruya ihtiyaç duyulsun. O’ herşeyin varlık sebebi-
        dir.Bu evren de onun varlığını zorunlu kılar. Bir eser müessirini kanıtlar.Evren de Ya-
        ratıcısını kanıtlar. Sistem koyup, dizayn edeni,sitemin konumuna getirmemek ve onunla
        karıştırmamak gerekir. Yani Yaratıcı ile yaratılanı aynı konumda değerlendirmek,ilmen,
        aklen ve mantıken mümkün değildir. Bi de ekip tanrılar dan söz ediyorsun.! Eğer aynı
        yetkilere haiz iki kaymakam bir ilçeyi,iki vali bir ili,iki başbakan bir ülkeyi,iki cumhurbaş-
        kanı bir toplumu sağlıklı yönetebiliyor ve yetki kargaşası yaşanmıyorsa,sana hak vere-
        biliriz. Ama bu asla mümkün değildir. Akıl ve mantık da buna olanak vermiyor.
        Kur’an da ” لو كان فيهما الهة الا الله لفسدتا الخ ” Şayet her ikisinde ( Yerde ve göklerde ) Allah’tan
        başka ilahların hükümranlığı olsaydı,evrende işlenen düzen ve sistem bozulurdu. Yani
        Tanrı’lar arasında yetki kargaşası söz konusu olacaktı…! Ve böyle bir durumda evren
        fonksiyonunu gerçekleştiremezdi. Syra Bey ! Bu konuda mantıklı düşünmek lazım.
        EVET: ,Akıl,mantık ve bilim evrenin Yaratıcısı vardır,birdir ve hiç bir yaratığa benze-
        meyeceğini gösteriyor.

        TEKRAR EDİYORUM ” AHİRET,HESAP,CENNET
        VE CEHENNEM HAYAL MI ? Sorusuna verilen cevabı ”Kur’an daki Çelişkiler ” bölü-
        münde bulup okumanızı tavsiye ederim. Saygılarımla.

      • Syra says:

        Sevgili Bilal,
        Sorularıma cevap vermemişsin. örneklerin alakasız. allah gibi büyük bir varlık, ister madde olsun, ister bilmediğimiz bir şey olsun. Allah nasıl var olmuştur? tesadüfen mi yoksa onuda mı bir yaratan var! ayrıca neden herşey insanların işine gelecek, hoşuna gidecek şekilde kurgulanmış? neden allah tamda işimize gelecek şekilde özelliklere sahip? neden hoşumuza gitmeyecek yanları hiç yok? neden çocuklara anlatılan masallar gibi mutlu sonla bitiyor? Neden iyiler sosuza dek mutlu mesut yaşayacaklar? Neden kusursuz özelliklere sahip olan tanrı, birden fazla olunca çatışıyor? O zaman kusurlu olmuş olmaz mı? Kusursuz sa çatışmaması gerekir. insanlar bile takım halinde çalışabilirlerken, tanrılar neden anlaşamıyorlar? Bilal, neden hiç bir soruya net cevaplar veremiyorsun ve uzun uzun yazmak zorunda kalıyorsun? Bilal, net cevap ver lütfen? net, net, net….

      • Syra says:

        “Tanrı’lar arasında yetki kargaşası söz konusu olacaktı” demişsin. Kusursuz akla sahip tanrılar neden yetki kargaşası yaşasın. akıllarını kullanıp yetkileri paylaşamazlar mı? Yoksa okadar akılları yok mu? Bilal, ayette vermişsin. Yani allahın aynısından bitane daha olsa, iki allah yetkileri paylaşacak kadar akıllı değiller mi? Ayet resmen itiraf etmiş. Allah demiş ki, benden bitane daha olsa ben onunla anlaşamam, uzlaşama, düzen bozulur demiş. Bu ayette kendisinin kusurlu olduğunu, o yüzden yanlız olmak istediğini itiraf etmiş. Bilal, net cevap ver lütfen?

      • bilal says:

        Syra Bey ! 1- Peki bir kaç Tanrı’da olsa,onları kim yaratmış demez misin ? Yine bu sorun
        devam edecek. Halbuki onları yaratan kim ise,Tanrı O olur,diğerler ise,birer yaratık olurlar.
        Aklen ve mantıken Yaratıcı bir güç olan Tanrı kendi rakibini yaratmaz. Her şeye gücü yetti-
        ği halde neden rakibini yaratsın ? Hiç bir insan bile rakibinin olmasını istemezken,her şe-
        ye gücü yeten Tanrı neden kendisine bir rakip oluştursun.! Mantıklı düşünmek lazım.
        Bu evrendeki uyum,düzen,nizam ve değişmeyen fizik kuralları,aklen ve mantıken”Bu evre-
        nin tek bir elden ( tek bi Yaratıcı güç tarafından) idare edildiğini göstermektedir. Allah kav-
        ramı, daha somut kelimelerle ifade edeyim: Allah lafzı yerine” Gott,Tanrı,İlah Hüda vb.diğer
        dillerdeki ifadeleri de kullanabilirsin.Yeterki anlam aynı olsun hiç mahsuru yoktur. EVET;
        ”ليس كمثله شئ ” Allah’ın eşi,dengi ve benzeri yoktur. Zira O,maddeden müteşekkil bir varlık
        değildir.Maddesel hacım,şekil ve boyuttan münezzehtir.Madde sistemine dahil dahil değil-
        dir.Madde özelliklerini taşımaz. O’ madde üstü,üstün zeka,akıl ve mutlak bir manevi güçtür.
        O, maddeyi var olmaya zorlayan,yaratan,yaşatan,evrendeki fizik ve metafizik kuralları-
        nı koyan ve evreni idare eden etkin manevi bir güçtür. هو القوة المدبرة ذات ارادة حرة خالقة للكون وما فيها الخ ” O’ evren ve içindekileri yaratan,evrenin bütün fizik kurallarını koyan ve bu
        kuralları idare eden,madde ötesi,”üstün bir tesir gücün” ifadesidir.Yani maddesel bir
        yönü yoktur.O’ mutlak bir güç ve tesirin ifadesidir.O’ üstün akıl , etkin ve tesir edici güç,
        madde ötesinde zaten vardı ki,maddeyi etkileyip ortaya çıkarabilsin.
        Allah, evrenin ve metafizik alemin tümünü kuşatan,hüküm süren,onu yoktan var eden
        üstün akıl ve irade sahibi mutlak bir tesirin adıdır.O’ madde üstü mutlak tesir,maddeye
        ve evrene etki yaparak meydana getirmiştir. Önceden O’ manevi ve etkin güç olmasay-
        dı,etkilenen ve ortaya çıkan madde olmazdı. Yani etkilenen ve meydana gelmeye zor-
        lanan madde varsa,onu etkileyen ve meydana getirmeye zorlayan söz konusu tesir güç
        de var demektir.Çünkü etkilenmiş olan her şey,etki yapan müessir bir failin ürünüdür.
        Tesir ve etki yapan manevi güç Allah;etkilenen ve meydana gelmeye zorlanan ise,mad-
        dedir.Biz, sadece etkilenen ve ortaya çıkan maddeyi güzümüzle görebiliyoruz.Maddeyi
        ve her şeyi etkileyen ve ortaya çıkmasına zorlayan,O’ üstün akıl sahibi ve madde üstü olan tesiri göremeyiz.Çünkü O’ bir madde değildir.Maddeyi etkileyen manevi bir Yara-
        tıcı güçtür. ( müessir bir Yaratıcı güç.) Teşbih olmasın,( Allah’ın affına sığınarak) iyi
        anlaşılabilmesi için şöyle bir ifade kullanmak isterim: Allah,maddeyi ve evreni etkileyen,
        var olmaya zorlayan,madde ötesi,üstün akıl ve irade sahibi” manevi bir etkin gücün ”
        (müessir bir enerjinin) ifadesidir. Biz onu göremeyiz.O, bir madde değildir,maddeye
        benzemez,madde de ona benzemez. Sadece anlaşın diye parantez içindeki ifadeyi
        kullandım. Evreni kuşatan ve maddeyi etkileyen O yaratıcı,üstün gücün varlığı
        kandiliğindendir.Başka bir şeye ihtiyacı yoktur. ” O,ilk ve nihai manevi müessir bir
        güçtür.” O,etkileyen,yaratan ve var edendir. O, etkilenen,yaratılan ve var edilen değildir.
        ” لا اله الا الله ” Maddeyi ve evreni etkileyen, var etmeye zorlayan ve her şeyi yaratan
        üstün güç sahibi olan Allah’tan başka bir ilah (tanrı) yoktur. ” محمد رسول الله ”
        ” Hz.Muhammed’de,onun (kulu) ve elçisidir. ” Saygılarımla.

      • Syra says:

        Bilal,
        Cevap vermemişsin yine. Resmen slogan vari cümleler kurmuşsun. Eski bir islamcı parti lideri vardı, öldü. O da senin gibiydi. Soru işine gelmedimi, cevap veriyormuş gibi yapar, alakasız ve uzun cümleler kurar, biraz kıvırır biraz da yılışır, muhatabını kanser ederdi. Verecek cevabın yoksa mertçe delikanlıca bilmiyorum de. Herşeyi bilmek zorunda değilsin. Yukardaki sorularım açık, kısa ve net. Fakat sen cevap yerine o şöyledir böyledir gibi laflar ediyorsun. Ben sana onun ne mal olduğunu sormuyorum. Kendisi gibi birisini rakip gören, çatışan bir varlık nasıl mükemmel olur? Allah ister madde olsun ister başka bir şey, nasıl var oldu? tesadüflerle mi, yoksa onuda yaratan mı var? Senin mantığına göre var olan herşey yaratılmış ise allahta yaratılmış demektir. Yok yaratılmadıysa tesadüfen meyda gelmiş olabilir mi? tüm sorularıma cevap veremiyorsan bunlara cevap ver yeter.fakat lütfen cevap ver, o şöyle mükemmel, böyle süper diyarek kıvırma.

      • bilal says:

        Syra Bey ! Sorularınz 1- Kendisi gibi birisini rakip gören,çatışan bir varlık nasıl mükemmel
        olur ? 2- Allah nasıl var oldu ? tesadüflerle mi yoksa onu da yaratan mı var ?
        1- Ben de önce soru sorarak başlamak istiyorum ! Neden illaki,Evreni yaratan Tanrı’ bir
        değil, bir kaç tane olsun ? Sen bir Tanrı’nın varlığını mümkün göremiyorsan,bir kaç tane
        Tanrı’nın varlığını hangi akıl va mantıkla mümkün görebiliyorsun ? Bu bir çelişki değil mi-
        dir ? Bir Tanrı’nın varlığını mümkün görmeyen,nice Tanrı’ların varlığını nasıl mümkün gö-
        rür.? Mantıkan bunun izahı var mı ? Biz her şeyi akıl ve mantık çerçevesinde çözmek du-
        rumundayız. Hangi insanın akıl ve mantığına danışırsan,”hiç bir akıllı varlık kendisi ile mü-
        cadele edebilecek ve onu ortadan kaldırabilecek bir rakibini karşısına dikmek istemez” di-
        yecektir. Yaratan Tanrı,Yaratılan tanrılarla mücadele etmezse de,ya onlar baş kaldırır
        ve onu ortadan kaldırmaya çalışırlarsa,buna dersin.? Haydi yaratan mükemmel ise,ya
        diğerleri için bunu söyleyebilir misin ? Başta dedim ya,her şeyi akıl ve mantığımızla çöz-
        meye çalışırız.Tarih ve sosyal bilimleri hiç okumadın mı ? Aynı ana ve babadan
        meydana gelen nice kardeşler,taht ve iktidar yüzünden birbirlerini öldürüp yok etmedi-
        ler mi ? Neden illaki,bir Tanrı değil,bir kaç Tanrı olsun.? Evren ve bütün fizik yasalarının
        yönetimi hangisinin elinde olsun ? İnananlar hangisine ibadet etsinler.? Hangisine
        evreni yaratandır desinler ? En üstün güç ve kuvvet hangisinin elinde olsun? İnananlar,
        hangisinden yardım ve medet beklesinler ? Hangisine yalvarıp dua etsinler ? Bütün
        bu ve nihai yetkiler hangisinin elinde olsun ? Doğrusu bu konudaki mantıksız soruları
        senden beklemezdim. Sen kendi mantığınla mı tanrılara yetki paylaşımı yapacaktın ?
        İşte bu sorulara mantıkı bir cevap veremezsin.! Lütfen mantıklı sorular sor.!
        Sence rakibini yaratmayan Tanrı mükemmelsiz mi olur ? Her şeye gücü yeten Tanrı
        neden başka tanrıları yaratsın ?
        Şayet Tanrı,başka tanrıları yaratırsa,yine kendisi Tanrı,diğerleri ise benim ve senin gibi birer yaratık olurlar. Tanrı olamazlar. Evrendeki düzen,nizam ve değişmeyen fizik
        kural ve yasaları, evrenin tek bir güç tarafından yaratıldığını ve tek bir elden yönetildi-
        ğini göstermektedir. Yoksa,her şeyde terslik ve kaos olabilirdi. Mantık açısından bu söylediklerim doğrudur. Ama; Senin sorduğun sorular maalesef mantıklı değildir.
        2.- Sorunuza Cevap : Sen, evrenin Yaratıcı’sını muşahhas maddenin bir parçası ola-
        rak bir insan gibi tasavvur ediyorsun.Yani yaratılmış ibir nsan gibi,fiziksel bir bedene
        sahip,iki ayaklı,iki gözlü,iki el ve iki kulaklı vs.i olan bir insan gibi mi ? O’nu,fiziksel
        bir cisim olarak değerlendirdiğin için, Her şeyi Yaratanı,her şeyin yaratıcısnı kim ya-
        rattı diye mantıksız bir soru soruyorsun. Her şeyin yaratıcısı olan Tanrı,neden yaratılan
        biri olsun. Eğer kendisi de yaratılmışsa, Tanrı ve yaratıcı olamaz. ? Benim ve senin gibi
        biri olur.” ليس كمثله شئ ” Onun eşi,benzeri ve dengi yoktur.O,hiç bir şeye benzemez.
        Maddesel bir boyutu yoktur. O,madde değildir, maddeyi yaratan ve madde ötesi,üstün
        akıl ve irade sahibi olan manevi müessir ( etkin) bir yaratıcı güçtür. Gözle görülmez,
        elle tutulmaz, Evreni kuşatan ve her yerde kendini hissetiren manevi bir müessir güç-
        tür. Maddeyi analiz ettiğin gibi,böyle bir varlığı analiz edemezsin.Çünkü,maddeyi gö-
        rüp analiz ediyorsun. Ama,onu göremediğin için analizini yapamazsın. Madde ve
        özelliklerini bildiğimiz için maddeyi kim yarattı? diye soru sormak icap eder. Analizini
        yaptığımız maddenin kendi kendini var edemeyeceğini,varsa dahi,eğer bir dış faktör
        onu etkilemzse,bulunduğu konumdan şekil ve boyut değiştiremez. İşte bu nedenle bu
        maddeyi ve evreni kim yarattı ? diye soru sormak durumundayız.Çünkü,maddenin
        özelliği kendi kendini yaratamaz. Ama,her şeyi yaratan Allah,madde değil ki,onu da
        madde gibi değerlendirelim. Madde gibi özelliklerini bilmiyoruz ki,onu kim yarattı ?
        diyelim ? O,yaratıcı müessir güç,bir yere,bir mekana sığmaz.O,evren ve bütün uzay
        boşluğunu,fizik ve ötesini kuşatan,etkileyen menevi yaratıcı bir güçtür. ÖRNEĞİN,
        Bugün modern fiziğin kabul ettiği ve evrende Allah’ın yarattığı dört temel kuvvet vardır.
        1- Yer çekimi, 2- Elektromanyetik kuvvet,3- Güçlü nükleer kuvvet,4- Zayıf nükleer
        kuvvetler. İletişim ve dengesi sayesinde evrendeki tüm fiziksel hareketler ve yapılar
        meydana gelmektedir. İşte Yüce Yaratıcı’nın evrene koymuş olduğu bu kuvvetleri na-
        sıl göremiyor,onlara şekil ve boyut veremiyorsak, bunlar nasıl var edildi? diyemiyorsak,
        evreni,her şeyi ve bu temel kuvvetleri yaratan ,madde ötesi O,manevi müessir gücü-
        nü de tahlil edemeyiz ve nasıl var oldu? diyemeyiz. Çünkü,onun mahiyet ve özelliğini
        bilmiyoruz ki,O,nun hakkında bu tür soruları soralım. Kendi kendini var edebilir bir
        özelliğe sahip olabilir . Çünkü,O,mşahhas bir cisim değildir.Evreni ve her şeyi etkileyip
        var etmeye zorlayan madde ötesi, etkin bir güçtür. O, واجب الوجود ” varlığı zorunlu,ge-
        rekli ve kendiliğindendir. Yaratılmamıştır.Zira her şeyi yaratan kendisidir. Buna bir ÖR-
        NEK verelim: 14-16 milyar sene (Big Bang’la) önce yaratılan güneş,Yaratıcının koy-
        muş olduğu sistem ve proğramla o günden bu güne kadar kendi kendini üretmiyor mu ?
        Kendi kendini var etmiyor mu ? Tabir caiz ise,kendi kendini doğurmuyor mu ? Bunu
        bu şekilde yaratan O üstün Yaratıcı gücün özelliğinde böyle durumun bulunması söz
        konusu olamaz mı ? Evet varlığı kendiliğindendir. O,mutlak Yaratıcı bir güç ise,başka
        hiç bir şeye ihtiycı yoktur. O,her şeyin ilki ve varlık sebebidir.Tabir caiz ise,(onun affına
        sığınıyorum.) Madde,evren ve her şeyi oluşturan üstün akıl ve irade sahibi,evrenin
        müessir mutlak enerjisidir. O,güç vardı ki,madde ve evren var olabilmiştir.Yoksa her
        şey bir boşluktan ibaret olacaktı. Bir ÖRNEK daha verelim. Bir kaç vagondan oluşan
        bir Treni düşünün. 5. vagonu,4. vagon, 4. vagonu, 3. vagon,3.vagonu,2.vagon,2.vagonu
        1.vagon çekiyor.Bunlar birbilerini çekiyorlar. Ya lokomatifi kim çekiyor ? İşte bunu
        sormazsınız.Çünkü,onun bulunduğu konum ile diğer vagonların konumu değişik,onun
        içindeki yakıt ve makanizma sebebiyel hem kendini,hemde diğer vagonları çekebilmek-
        tedir. İşte Yüce Allah,her şeyin ilki ve her şeyin varlık sebebidir. Teşbih olamasın,her
        şeyi etkileyen ve oluşmaya zorlayan üstün akıl ve irade sahibi mutlak bir enerjidir.
        O’nun affına sığınıyorum. (sözümün anlaşılabilmesi için bu ifadeyi kullandım. )
        Yoksa,O yaratıcı güç, ne bir şeye benzer,ne de başka bir varlık ona benzer.Onun var-
        lığı kendiliğinden olup,başka bir şeye ihtiyacı yoktur.Varlığı da tesadüfi değildir.Eğer
        onun varlığı tesadüfi olabilirse,diğer varlıkların da varlıkları tesadüfi olabilecektir.
        EVET ateistler, ! Muazzam bir şekilde kurulmuş olan ve mükemmel bir şekilde işleyen
        bu kainat fabrikasına inanıyorsunuz, Peki onu kuran ve işleten teknik mühendisin (Yara-
        tıcı’nın) varlığına
        neden inanmıyorsunuz ! ? Bu tutumunuz mantıksızlık değilmi ? Bir yazı tahtaya
        yazılmışsa, bir eser yapılmışsa, bir heykel dikilmişse, heykeltraşın varlığına inanmıyor
        musunuz. ? İster o heykeltraşı görün,ister görmeyin onun varlığına inanıyorsunuz.
        Çünkü biliyorsunuz ki,heykeltraş olmadan,heykel oluşmaz. Bu Evrenin varlığı,bir hey-
        kel gibi de mi olmaz ? Nasıl düşünüyorsunuz. ? Akılı ve mantıklı düşünün.
        Saygılar.

      • Syra says:

        Bilal, sen böyle devam et kardeşim. Müslümanlar senin gibilerden çok hoşlanırlar. Çok alkış alır, çok mürit toplarsın. Kürt sait gibi yakında risalelerin çıkar. meşhur olurusn. Sana bin kere de sorsam nafile!

    • mervece says:

      syra, bak bu sefer de sana başka bir link veriyoum…
      http://www.hakveadalet.com/ateizmde-paradigma-sorunu

  12. DEİST says:

    bilal sen anlattıklarımı iyi oku ben sana başka bişey demiyorum burda konu benim söylediklerimin dışına çıkarak bambaşka açıklamalar yapmışsın bütün bunları sende yaşamadığın için bilemezsin burada gelipte sanki önceden herşeyi görmüşsün bilmişsin gibi bilmişlik taslama bence sende benim gibisin seninde hiçbirşeyden haberin yok sadece bunları kendine göre yorumlayabilrsin ama ben objektifim çelişkiler apaçık ortada burda bunları yazmanda benim fikrimi hiç mi hiç değştiremez çünkü bunları sende cevap veremezsin verebilmen için üstün vasıflarda olman lazım olağanüstü olman lazım .ben bunları mantığıma göre söyledim senin gibi dogmatik e dayanarak deil .bir bilgiyi verici düzyazıyı herkez aynı derecede anlar bu şiir mi düzyazıki anlayamayacaksın başka anlamalr çıkaracaksın .bana birsürü yazımla alakalı birşeyler anlatmışsın .sadece bunların arkasına sığınabilrsin bunlarla savunabilirsin zaten .mantığınla irdele olayları vicdanınla ya da duygunla değil … bu yazılan çelişkilerin hiçbirine mantıklı bi cevap veremezsin çünkü sende kuranda o çelişkili yazılanlardan başka hiçbirşeyi bilmiyosun .sadece çeviri hata dersin . müslümanlık araştırmaksa ben araştırdım ve müslümanlıktan çıktım…ayrıca sen diyosun ya islamda dogmatiklik yok araştır araştırınca çelişkinin içinden çıkamazsın .kendin tutturmuşsun islam islam kuran kuran duygunla hareket et bakalım ne diyim ben sana .kuranda dogmatiklik yok diyosun ama ayetleri incelemediğinde burdan ortaya çıkıyo iyice incele bi bak ama objektif nesnel şekilde böyle saçma sapan açıklamalara sığınarak deil…kuran demiş ya hani sana göre araştrıın herşeyi öyle doğru yolu bulun ben araştrdım ve kuran ın dediği gibi kuran ı da irdeledim ve gördüm kuran ne saçmalıklar ne dünyevi zevklerle dolu olduğunu. eğer kuran dogmatik deilse neden bu kadar kural… neden bu kadar baskı…neden bu kadar saçma sapan masallar…bunları sende bilemezsin dediğim gibi hep bir noktadan açıklamaya çalışırsın çabalayıp durusun ama bunun yanıtlarını sen de bilemiyosun her insan gibi… sadece araştır kuru kuruya bağlanma dil hatasına gramer hatasına bağlama bunlar gerçekler aç gözünü iyi araştır…!!! seninle bu kadar konuşmamız yeter eğer birşey daha yazıp yazmassam zannetmeki cevap veremediğinden değil sadece bu islmdaki kurandaki çelişkilerden bıktığım için artık sölemeyecek kadar gereksiz benim için islam kuran artık banane inanan inansın bu saçma masallara bu büyük çelişkilere…

  13. adsiz says:

    insanların sosyo ekonomik seviyesi yükselmediği müddetçe, masallara inanmamaya ikna edemezsin. kültürel ve entelektüel bir birikim edinmedikleri müddetçe inanmaya devam edeceklerdir. zira, yorumlamak ve mantığı kullanmak için öncelikle argüman gerekir ki argüman olarak kurandan, dini hikayelerden başka bir şey kullanmıyorlar.. baksana “rüyamda gördüm, öyleyse var” diyor. freud’dan bi haber, bilinç altından bi haber. Yadırgamıyorum. aksine üzülüyorum. insanlar mutlu olduğu müddetçe inanışları da umurumda değil ancak, örgütleniyor ve benim yaşam alanıma nüfuz ediyorlar. zorluyor ve değiştiriyorlar. öldürüyorlar. tarihte defalarca kere gördük, hiç kimse bir saçmalığa sulh yoluyla inanmaz. ancak işkence ve savaşlarla bu altı boş inanışlar kabul ettirilir. korku kültürü ile yayılır ve toplumun tüm kesimlerini baskı çemberine alır. çünkü, eninde sonunda senin söylemlerinle onun söylemleri çatışacaktır ve ikna olmadığı taktirde, ödül alacağı beklentisiyle seni(diğerini) yok edecektir. bu nedenle, savaşarak yayılan bir inanç biçiminin de sevgi temelleri yerine, korku sistemi üzerine kurgulanmış olması pek de şaşırtıcı değildir. yadırgamıyorum. normal, her şey çok çok normal.
    “allah”ınız sizi sevmiyor. dinlerin tanrısı insanları sevmez. sevse, sıfır “günah”la doğmuş olan “yarattığını” dünyaya salıp test etmezdi. bildiğin oyun oynuyor sizle yahu.. ödül ceza sistemi var bi kere. sizse “allah” olmasa her şeyi yapardım ve bu karşılıksız kalmamalı algısındasınız. oysa ki, ben inanmayan bir insan olarak, her şeyi yapmaya kadir görmüyorum kendimi. sizce de bu şaşırtıcı değil mi? düşünsene beni (menevi olarak) yargılayacak hiç bir şey olmamasına rağmen, öldürmüyor, çalmıyor, haksızlık yapmıyorum. vicdan ve empati sahibiyim çünkü. çünkü korkmuyorum. seviyorum! seviyorsam çalmam, öldürmem.. ama senin inancına inanmadığım için beni öldürebilirsin! bunu defalarca kere yaptınız ve adım gibi eminim yine yapacaksınız. çünkü kuralların ve sınırların katı.. lütfen sizde saygı duyun, eleştirmek en doğal hakkım. küfür etmek dahi hakkım. madem ki durum budur “öteki dünya”da yanacak olan da.. hesabını verecek olan da benim. zira hesabını veremeyeceğim hiç bir şey yok. eğer “allah” varsa, emin ol önce ben onu sorguya çekicem! en basitinden, ayrımcı ve cinsiyetçi olduğu için! sevgiyi bile ölçütlere dayandırdığı için. ayrıcalıklı kullar ve bir sistem kurduğu için. “diğer dünyada” dahi hizmet eden ve edilenler olacağı için. arzu ve isteği olmayan bir varlığı bana hediye olarak verme saçmalığından bahsettiği için! umarım vardır “allah”! lütfen olsun, bana mantıklı bir açıklama yapsın ben de sonsuza dek “cehennem”de yanayım. bi çoğunuza göre, aklınızı çelmeye çalışan “şeytan”ım ben! işte bu yüzden beni bir kaşık suda boğmak istiyorsunuz. aslında boğmak istediğiniz kendi inancınızın bir parçası. aslında boğmak istediğiniz kendi inancınız.. ama yapmıyor yapamıyorsunuz, bunun yerine obsessif- kompülsif bir şekilde bana saldırıyorsunuz. normlarınıza uymuyorum. bu nedenle de anormalim! aslında garip olan sizlersiniz. bütün bu kan ve savaşların da tek nedeni o saçma dinleriniz ve hastalıklı beyinleriniz. sen olsan benim yerimde, emin ol bu kadar bile saygı duyamazdın. en kısa sürede sosyo ekonomik seviyemizin yükselmesi ve sorgulayan bir akıl dileğiyle…

    • Sami says:

      Çok güzel anlatmışsınız. Ben bu blogun sahibi olsam bu yazıyı kıskanırdım. Tüm yazılanların özeti olmuş. Fakat çocukluk çağında robot gibi yetiştirilmiş, sınırsız düşünebilme eğitimi verilmemiş insanların, sosyo ekonomik seviyelerinin yükselmesinin bu açıdan hiç faydası olacağını zannetmiyorum. Bilinç altlarına yerleştirilmiş duvarların dışına çıkabilmeleri nerdeyse imkansız. Güç ve imkanlar ellerine geçince, daha saldırgan ve zalim olacaklar. Kendileri gibi olmayanlar daha çok gözlerine batacak. Saldıracklar, dayatacaklar, yok edecekler. Sonrada tüm bu yaptıkları zalimlikleri fetih olarak gösterip böbürlenecekler.

    • klee says:

      Muhteşem bir yorum. Zihninize sağlık. İnsanlar sorgulamayı öğrense sorunlar çok azalırdı ama maalesef bu özellikle müslümanlar için pek mümkün değil :(

  14. mervece says:

    syra; aslında mesaj yazmayacaktım ama çırpınmalarına dayanamadım…
    1. neden iyi insanlar sonsuzda dek mutlu mesut yaşayacaklar demişsin? mutsuz mu yaşasınlar?
    2. aslında sorularının cevaplarını yazında “neden allah tamda işimize gelecek şekilde özelliklere sahip? neden hoşumuza gitmeyecek yanları hiç yok? ” diyerek kendin vermişsin… sen ipad a bakıp, onun mucitinin ne kadar zeki olduğunu anlıyorsan, bende alemlere bakıp yaratanın mükemmelliğini anlıyorum…
    3. sorun şu… sen ” neden allah tamda işimize gelecek şekilde özelliklere sahip? neden hoşumuza gitmeyecek yanları hiç yok” dediğin Allaha, neden inanmıyorsun… kusurları olsaydı inanacak mıydın?
    4. neyin peşindesin… katillerin mutlu mesut yaşadığı, sapıkların ödüllendirildiği bir sistem mi olmalıydı kuran da…
    5. Hakaret etmekten asla hoşlanmam, niyetim de o değil, ama ne yiyor ne içiyorsan bizede söyle de onlardan “uzak duralım”…
    mervece.com

    • zfrerb says:

      ASLINDA BAKILDIĞINDA TÜM DİNLERİN (ALLAH TARAFINDAN GÖNDERİLEN PEYGAMBERLERİN VE DİĞER DİNLERİN BUDİZM ŞİNTOİZM VS VS.)
      ASIL AMACI ÇALMA ÖLDÜRME YOK ETME HAKSIZLIK YAPMA.
      GENELDE ÖĞRETİ BU VE GÜZEL ŞEYLER, İNSANLARI TOPLUM İÇİNDE HUZURLU Bİ ŞEKİLDE YAŞAMLARINI SÜRDÜRMELERİ BİRBİRLERİNİN KİŞİSEL HAKLARINA SAYGI DUYMALARI GİBİ…. AMA BİZ İNSANLAR HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ HER ŞEYİN AŞIRISINA KAÇIP BUNLARI BİRBİRİMİZİN ÜSTÜNDE HÜKÜM KURMA GİBİ KENDİMİZE Bİ GÖREV ÇIKARIP HAYIR SENDE BENDEN OLACAKSIN DEYİP SEFERLER DÜZENLEYİP İNSAN KIYIMLARI, SAVAŞLAR,GANİMETLER VE SONUCU MADDECİLİK HANİ DİNLER MADDECİ DEĞİL RUHANİYDİ. BELKİDE DÖNGÜYÜ BOZAN DENGEYİ BOZDURAN BİZ İNSANLARIZ.
      ESAS OLAN, İNSAN TOPLUMA AYKIRI OLACAK ŞEYİ ALLAH KORKUSUNDANMI YAPMADIĞI YOKSA İNSANLIĞINA YAKIŞMADIĞI İÇİNMİ YAPMADIĞI. ALLAH KORKUSUYLA DEĞİLDE VİCDAN KORKUSUYLA YAŞASAK, ALLAHA İNANIYORSAKTA ALLAHA İBADETİMİZİ YADA ŞÜKRÜMÜZÜ YİNE YAPSAK. NEDEN HEP DERİZ “HİÇMİ ALLAH KORKUN YOK NEDEN YAPIYORSUN BUNU” ALLAHTAN KORKMASAKTA ONU SEVSEK. KORKUTARAK DEĞİLDE SEVGİYLE BİRİLERİNİ KAZANSAK. ONU YAPMAZSAN O RASI VAR YAPARSAN BURASI VAR DEMESEK ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMESEK.
      DİNİ VE SİYASETİ İNSANLAR ÇIKARDI DERLER!! Bİ BAKIMA ÖYLEMİ ACABA? SİYASET OLMASAYDI KANUNLAR YAZILMAYACAKTI KANUNLAR OLMASAYDI ADAM ÖLDÜRMENİN CEZASI YADA YAN KOMŞUNUN KARISINA TECAVÜZ ETMENİN YADA MALINI ÇALMANIN CEZASI OLMAYACAKTI, ALLAH KORKUSU OLMASAYDI BELKİDE KİMLER KİMLER NELER YAPACAKTI. DÜŞÜNÜNCE NE ACI DİMİ. AHIRIMIZDAKİ İNEK BİLE OTLAMAYA BIRAKTIĞIMIZ ZAMAN OTLADIKTAN SONRA AKŞAM EZANINDA KENDİSİNİ DÖNÜP AHIRA GİRERKEN, KAPIMIZDAKİ KÖPEĞE GÜNDE Bİ KAP YEMEK VERDİĞİMZ İÇİN TÜM GÜN KAPIMIZDA BEKÇİĞİ OLDUĞU HALDE ÖRNEKLER ÇOĞALTILABİLİR. BİZLERİ DİZGİNLEMEK İÇİN BUNLARIN OLMASI NE ACI… NE GÜZEL DEMİŞ Hz MEVLANA YARADILANI SEV YARADANDAN ÖTÜRÜ.
      SAYGILAR.

  15. mervece says:

    SYRA ; birde bir zahmet bana “tek” olmayan bir örnek ver…
    1 kar tanelerinin, hiç biri birbirne bnzemez.
    2. parmak izleri herkesin farklı.
    3. zebraların üzerindeki çizgiler
    4. kaplanların üstündeki desenler birbirinden farklı
    5. gözlerimiz, ellerimiz, ayaklarımız bile her biri diğerinden farlı…
    6 aynı yumurta ikizleri bile birbirinden farklı…
    daha çok örnek var… işte Allah bunun için mükemmel…
    Onun için Kur’an da “akıl etmezler mi” , “düşünmezler mi” gibi ifadeleri kullanıyor Rabbim.
    mervece.com

  16. mervece says:

    SYRA, ben cevap verdim sana… hala akıl etmeyecek misin?

  17. Kello says:

    Merve seni 9 yasindayken 52 yasinda azgin adama verselerdi bakayim simdi boyle konusrmuydun

  18. mervece says:

    Rivayetlerin dışında bu dediğinin doğru olduğunu “ispatlayan” bir delilin var mı? Rivayetlere bakarak islamı yorumlayamazsın… Kur’an dan böyle bir ayet var mı? Yok…
    Dedikodulara itibar edip, adam öldürmek mantıklı mıdır?
    sende bu soruma cevap ver?

    • Kello says:

      Merve cok kalin kafalisin itibar edip öne surdugun argumana bak kuran. Ne kadar zavvallisin

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s