Jeologların edindiği kapsamlı ve geniş bilimsel kanıtlara dayanarak, dünya’nın yaşının yaklaşık 4,567 milyar yıl (4,567×109 yıl) olduğuna karar verilmiştir.
Bakalım dinlere göre dünya ve insanlığın yaşı kaç?
Kitab-ı Mukaddes’ten dünyanın ve insanlığın yaşı çıkarılabiliyor. Nuh’a kadar olan sıralama verilmiş. Nuh’tan Adem’e kadar olan süre de kuşaklardan tahmini olarak ortaya çıkarılabiliyor.
Tevrat’ta yazılı olan bu tarihlere Kur’an’da itiraz edilmediğine göre, Tevrat tasdik edildiğine göre Kur’an’da bu süreci kabul ediyor demektir.
Nitekim hadislerde de bu yönde bilgiler mevcut.
Adem’den kıyamete kadar dünyanın ve insanlığın ömrü 7000 yıldır.
Kenzu’l-Ummal, h.no: 16459.
Tezkiretu’l-Mevduat, I/223.
Sahavî, el-Makasıdu’l-hasene (Deylemi’den naklen), I/693, h.no: 1243.
Munavî Feyzu’l-Kadir, III/547; h.no: 4278 (Deylemi’den naklen).
Bayezid Bistamî, Miftahu’l-Cifr adlı eserinde, Sabiler ve diğer üç semavî dinin mensuplarının dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğunda ittifak ettiklerini, söyler. (a.g.e.)
Hadise göre Muhammed “Ben insanlığın ikindi vaktinde geldim.” diyor.
Diğer bir hadisinde ise “Benim ümmetimin ömrü 1500 seneyi pek geçmeyecek.” demiş.
Muhammed’den günümüze yaklaşık 1430 sene geçmiş zaten.
Yani İslam’a göre Kıyamete 60-70 yıl var.
Bu konuda Museviler kesin tarih dahi verirler:
Adem ve Havva’nın dünyaya geliş tarihi M.Ö. 3761′dir.
http://www.sevivon.com/tarih/tarih.asp
Musevilere göre kıyametin tarihi 7000-3761 = 3239 olur.
Yani 3239 – 2008 = 1231 yıl sonra.
Bir kesin tarihte Nurculardan:
Said Nursi, dünyanın yaşının 7000 sene olduğunu yazar. Hatta bunu ayet sayısı ile ilişkilendirir. 6236 ayet sayısı Said Nursi’ye göre 6666’dır. 7000 seneden fetret devri çıkarıldığında 6666 sene kalırmış.
Said Nursi’ye göre, Risale-i Nur’un hizmeti hicri 1542’ye kadar sürecek, 1545’de ise kıyamet kopacaktır. (Kastamonu Lahikası sa.33)
Kur’an’da ne zaman kopacağını yalnızca Allah’ın bildiği söylenen kıyametin tarihini Said Nursi de bilmekte, ne hikmetse.
Hicri 1545 2120 yılına denk geliyor. Demek ki insanlığın yaşı M.S. 2120 yıl, M.Ö. ise 4880 yılmış. Yani Nurculara göre kıyamete 111 yıl kaldı.
Serdar Kaangil



Ben buna inanirim,
Kur’an’da ne zaman kopacağını yalnızca Allah’ın bildiği.
hadislere gelince
Adem’den kıyamete kadar dünyanın ve insanlığın ömrü 7000 yıldır.
yanilmiyorsam eskiden,yillari degisik sayilirdi,hatta 1 aya,bugun 1 senesine esit diyorlamis,sumerler.(12×30)7000 olabilir yani,bunu tam bilemeyiz bundan dolayi genede bir tek Allah bilir iste.
rasullulah(s.a.v)“Benim ümmetimin ömrü 1500 seneyi pek geçmeyecek.” demiş.
burda da belirtildigi gibi,ummet ten bahsediliyor,kiyametten degil,belki de ummetin ummet olarak adlandirlmasinin sonu olabilir,veya fitne fesat girdiginden,gorus ve fikir ayriligindan….ummet tek ummet olmayacak…sia ve sunni…
her ne olursa olsun gununu saatini,dakkasini de hiç bir yerde belirtilmedigine gore,kimse ben kiyametin en zaman kopacagini biliyorum,demedi ve diyemez de.
Kur’an ta apaçik belirtildigi gibi bunu bir tek Allah(c.c)bilir.
Pingback: Dinlere Göre Dünyanın ve İnsanlığın Yaşı | Ateist Cevap
hazreri Muhamet 124bin Beygaberinde Peygameri oldugunu söylemistir Hadisler gecmekte.En basitz örnek her yila bir Peygamber düsse 124bin sene gecmesi gerek. lakin her 1000senede bir Peygamber gönderildigi varsimla 124milyon senelik insanin varligi Söz konusu olmakta ise 7000bin sene Cenabi hakkin katida bir gün kac sene olarak hesaplanir? 7000 seneyide Cenabi Hakkin kationdaki Orantida hesaplanirsa ortalam olarak 124milyon sene Makul bir Rakkam olarak ortaya cikmakta.
Efendimizden (sav) evvelki peygamberler kendi kavimlerine gönderilmiştir. Bu nedenle aynı anda dünya üzerinde birden fazla peygamber yer almıştır. Hz. Yakup’ un (as) oğlu Hz. Yusuf’ la (as) beraber yaşamış olması veya Hz. Musa (as) ile kardeşi Hz. Harun’ un (as) aynı anda yaşaması gibi. Bir de böyle hesaplarsak…
Hadiste geçen 7000 sene insanlık tarihini belirtiyor.İnsanlığın ölümü ile dünyanın da harap olacağı kıyametin kopacağı belirtilmiş.Halbu ki sen dünyanın yaşının 7000 sene olduğu yorumunu çıkarmışsın hadisi anlayamamışsın.İkincisi insanlığın yaşı için 7000 sene rakamı makul bir rakamdır.Neden? çünkü bilme göre 200 000 yıl dediğin gerçek olsaydı şu anda yeryüzü trilyonlarca insanla dolması gerekiyordu.Halbuki tarihi şehirler ve kalıntıları ortadadır.Teknolojinin tarihi bellidir.Bu gün 7 milyar nüfusa dayanmış 100 yıl sonra bu artışla kaç milyar olacağı da belli.Zamanı geriye doğru alırsan insanlığın yaşı için yüzbinlerden bahsetmek makul değil.en azından her taraf şehir kalıntıları ile dolu olmalı idi.
Diğer soru bilim neden 200 000 yıl gibi bir rakama ulaşıyor.Kullanılan ölçüm tekniklerinin doğruluğunu test etme imkanımız yok.Mesela karbon 14 tekniği ile fosil yaşı tayininde 20-30 bin yıldan fazla ölçüm yapılamıyor ve bir çok varsayıma dayanıyor.Atmosferdeki CO2 gazında bulunan radyo aktif karbon izotobunun bozunma miktarı tarih boyunca sabit kabul edilerek hesaplamalar yapılmış.Fakat geçmiş zamanlarda bu oranın değişik olduğu sonradan anlaşılmıştır.Mısırda firavun mezarlarında ve bir çok buluntuda yapılan deneyler 2000-3000 yıllık nispeten yakın tarih için doğru sonuçlar vermiş.Fakat karanlık tarih olan 5-10000 yıl ve ötesini doğrulayacak kanıt yoktur.Yöntemi bulan şahıs bu yanlışları sonradan farketmiştir.Ölçümlerin kesinlik ifade etmediği belirtilmiştir
Amino asit resamuzasyonu yönteminde ise 100 000 yıllık tahminle yapılabilir fakat dış etkenlerden etkilendiği için ihtiyatlı olunması tavsiye edilmiş yine kesin sonuç yok
Uranyum 238 izotobunun yarılanma ömrü yaklaşık 4.46 milyar yıl ve buna göre dünyanın yaşı söylenmiş bazı kaynaklar 5 milyar yıldan bahsediyor hatırladığım kadarıyla.Fakat yer yüzünde bulunan uranyum yataklarının dağınık değil de toplu halde bulundukları düşünülürse uranyum demir gibi bir çok maden yatağının asıl kaynağı dünyaya çarpan gök taşlarıdır.O halde verilen yaş gök taşlarına ait de olabilir .Çünkü dünyanın kendi hamurundan olan ağır elementler yar kabuğu henüz oluşmadandünyanın merkezine çökmüş olmalıdır.Yerkürenin çekirdeği demir-nikel gibi ağır elementlerden meydana gelir.Yani bu teknikte de kesin sonuç yoktur.
Diğerlerini kıyaslayın
Yer kabuğundaki demirirn kaynağı da dünyanın kendisi olamaz.Ağır olan merkeze çöker .Kabuk üztünde kalması anormalliktir.Yani gökten inmedir.Göktaşları ile gelen demir maden yatakları şeklinde kümelenmişitir.
Kuranda demiri indirdik ifadesi var.Demiri yerde yarattık demiyor indirdik diyor.Allah yarattığını en iyi bilendir elbette.Bu indirme mecazi olarak nimet olduğuna işaret olur.Fakat asıl manası da garip bir şekilde doğrudur.Gerçekten de göktaşları cins olarak üç sınıfa ayrılmış
1.taşsı olanlar.(aerolit)Silisyum aluminyum ağırlıklı
2.demirli göktaşlar(siderolit).İçeriği Demir nikel ağırlıklıdır
3.Demirli-taşsı olanlar.Yine demir ve silisyum,aluminyum gibi elementler içerir
Dünyanın yaşı ise dini kaynaklarda ben raslamadım.Fakat göklerin ve yerin altı günde yaratıldığı kuranda yazar.Altı gün dünyanın günü ile değil elbette.Zaman evreyi ifade ediyor.Yani 6 safhada yaratıldı anlamında.
Bu safhalar
1.saf enerji
2. Kuarklar,leptonlar ve gluonlar denilen atom altı parçacıklar
3.Kuarklar birleşerek protonu yani hidrojen çekirdeğini ve bir süre sonra ilk atom olan hidrojen atomunu meydana getirir
4.Hidrojenler birleşerek dev yıldızları meydan getirir
5.Yıldızların süper nova patlamasıyla saçılan gaz bulutları(nebulalar) meydana gelir
6. Nebulalar kütle çekim etkisi ile dönüş hareketi yaparak hafif elementler olan hidrojen ve helyum merkezde, ağır olan elementler dış tarafta toplanacak şekilde merkezde güneşler dış yörüngelerde gezegenler meydana gelir.
Yani
1. enerji safhası
2.Kuarklar ve leptonlar,gluonlar safhası
3.Proton ve nötronlar safhası
4.Atomlar safhası
5 İlk meydana gelen kısa ömürlü dev yıldızlar( H , He ve çok az miktarda Li atomu içerir)
6 Güneş sistemleri( 100 den fazla çeşit atom türü içerir canlılığa elverişlidir)
Kuranda geçen altı gün safhalarını şimdilik böyle izah edebiliriz fakat doğrusunu Allah bilir.
süper yorum yapmıssın kardeş ellerine sağlık kafamda bu konuda bir çok soru vardı hepsnin cevabını verdin
Merhaba arkadaşlar, Murat arkadaşa katılıyorum. benim de eskilerde kafa yorduğum ve araştırdığım bir konudur denk geldim yazamadan geçemiyeceğim.
Dünya böyle bilimsel jeolojiksel hesapların söylediği gibi milyarlarca yıl yaşlı değil. Hoş ben fosillerin varlığına da inanmıyorum. Noktasal net bir tarih tabiki bilemeyiz ama 7000- 7500 civar yaşındadır. Fazlası ile iki ile çarpsak bile 15 bin olsun bunu geçmez öyle milyarlar felan hikayedir.
Ben bunları bilimsel hipotez bile saymam. Bir diğer dikkat çekmek istediğim konu ise zaman ve mekan Allahın katında farklıdır, bu algı ile alakalı bir şeydir. Peygamberde bu dünyada yaşadı bu dünya için Allahın koyduğu kanunlar vardır bel ki başka dünyalarda vardır bunu bilemiyoruz. ama bu dünyada son Peygamber yaşamıştır ve insanlar ile peygamberde Allahın koyduğu kanununa göre sistemine göre yaşamıştır. saat zaman ise insanların ortak noktada buluşmak için ortak kabülleridir. bu kabülün içinde bile bazen zaman geçmez bazense aynı periyoddaki zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız buda bir gerçektir. Ruhun ruhaniyeti ile alakalıdır gönüldür derin mevzudur bunlara girmiyeceğim. Peygammberin 3 sn (dünyadaki kabüle göre ) 7 kat arşa çıkma mucizesini nasıl açıklayabiliriz ki. Bu jeologlar doğru dürüş matemetaik bilmez milyarlarca yıl olmaliki ancak oluşsun fikrini mantıkla üretirler bir dağın volkanik tekno patlaması ile oluşup aşınmadan şekillendiğini kıtaların oluştuğunu ancak milyarlaca yılda olabileceğine vururlar çünkü rüzgar ve su gibi aşınma ile ancak o kadar yıl gereklidir ve bunada bir karbon teknigi denen uydurma bir yöntemi dayandırırlar hesapta kanıt. de ondan ama hiç kimse olaya şu persfektiften bakmaz bende bunu anlamam. Dünya bing bang büyük patlama kanıtlandı biz zaten biliyorduk
büyük patlamaya göre ise düşünün bir basit bombanın patlamasının ne kadar kısa bir sürede oluştuğunu dünya gezegenler galaxy güneş sistemi oluşum için etkinin büyüklüğü açık ve net etki ve patlama büyükse zaman kısadır ?? ilk oluşum çok kısa bir zamanda oluşmuş olması bilimsel bir gerçek. micronmu, nano sn mi belkide bizim zaman alğımızın alt sınırı bile bunu algılayamayacak kadar az olmalı ki bu kadar büyük bir oluşum çıksın . Zaten Kuranda Allah dünyayı 6 günde yarattım diyor. ama bu gün kavramı işte net değil zaman olarak .Zaman içinde zaman mekan içinde mekan kavramı var Allahın sıfatlrında, bir atom parçasından bu kadar sistem oluşturan Allahın Siz ce milyarlarca yıla ihtiyacı varmıdır ? bu da dahada farklı bir bakış açısı olsun sizlere hadi Allaha emanet olun faza kafaya takıpta çizmeyin. Yazan çizen birileri var nede olsa
Sayın Murat ve Burhan Karadere
Demişsiniz ki; hadislerde belirtilen insanlık tarihinin geçmişinin 7000 yıl civarı olması makuldür.
Bilim, bunun 200.000 yıl önceye gittiğini söylemekte. Siz, bilimsel verileri kabul etmeyip, hadis kitaplarının ve dini metinlerin doğru olduğunu kabul ediyorsunuz. Önce, bu iddianızı desteklemek için öne sürdüğünüz argümanlarınızı sıralayalım:
1- İnsanın ortaya çıkması, 200.000 yıl önce olsaydı, yeryüzü trilyonlarca insanla dolması gerekiyordu.
2-Fosil yaşlarının belirlenmesinde kullanılan karbon-14 yöntemi, doğru sonuç vermemektedir.
3-Uranyum-238 yöntemi, uranyum ve demir gibi madenlerin dünya dışından geldiği için güvenli değildir.
Şimdi bu argümanları teker teker inceleyelim:
1-Eğer popülasyon artışları, doğru orantılı şekilde artıyor olsaydı dediğiniz doğru olabilirdi. Fakat popülasyon artışı, daima parabolik olarak gerçekleşir.(http://cokus.files.wordpress.com/2009/05/worldpopgr1.jpg) Dolayısıyla bu argüman geçerli değildir.
2-Fosil yaşlarının belirlenmesinde sadece C14 testi uygulanmaz. Kullanılan birçok yaşlandırma tekniği vardır.(http://w3.balikesir.edu.tr/~curebal/ders/kuvaterner/mehmet_guzel.pptx). Fosil yaşlarının tespiti için en geçerli yol radyometrik tarihlemedir.(http://evrimianlamak.org/e/Evrim_101Y:Radyometrik_tarihleme)
Fakat hangi teknik kullanılırsa kullanılsın, bilimsel olarak insanın ortaya çıkışı, sizin hadislerinizde yer aldığı gibi 7000, 10000 gibi yıllar değil, çok çok daha eskilere, 200.000 yıl kadar gerilere gitmektedir. Dolayısıyla bu argümanınız da geçerli değildir.
3-Uranyum ve demir gibi metallerin sadece meteor olarak dünyaya düştüğü ve dünya dışı kaynaklı olduğu iddiası gerçek dışıdır. Dünya ortaya çıktığında, ortamda bol miktarda demir olup ta Dünya’da olmaması söz konusu olamaz. Dünyanın her katmanında demir, bileşik ve cehver halinde bulunmaktadır. Toprağa kırmızı rengi sağlayan demir ve bileşikleridir(http://www.kktob.org/int02/istpersonel/topragimizi%20taniyalim.htm). Demir, ağırlıklı olarak Dünya Çekirdeği’nde bulunur. Çekirdekte bulunan demir, tektonik ve volkanik hareketlerle yeryüzüne çıkmaktadır. Dolayısıyla bu argüman da hatalıdır.
Sayın murat
Daha sonra da Dünyanın oluşum evrelerini sıralamışsınız ve bunu fussilet suresi 9-12. ayetlerine dayanarak yapıyorsunuz. Bu oluşum evreleriyle, aşağıdaki ayetleri nasıl bağdaştırdınız anlamak mümkün değil.
Ayrıca bu 6 evreyi neye göre belirlediniz? Bu 6 evre hangi bilimsel kaynakta, aynı bu şekilde 6 evre olarak tanımlanmış. Bu evreleri, isterseniz 5 veya 7 olarak ta belirleyebilirsiniz. Bilimsel keşifleri ve gerçekleri, kutsal metinlere uydurmak için manipüle etmek, kendinizi rahatlatmak dışında size ne kazandırıyor?
Dünyanın kendi etrafında dönüşüyle 24 saat yani 1 gün oluşur
Bu noktada vurgulanması gereken bir nokta da Arapça’da “yevm” ( يوم ) (gün) kelimesinin dönem, devir gibi anlamlarının da olduğudur
Dünyanın Güneş etrafındaki bir devrini tamamlaması 365,26 gün
Merkür kendi etrafında dönüşünü tamamlaması 58,65 gün
Merkürün Güneş etrafındaki bir devrini tamamlaması 87,97 gün
Venüsün kendi etrafında dönüşünü tamamlaması 243,01 gün
Venüsün Güneş etrafındaki bir devrini tamamlaması 224,7 gün
Marsın kendi etrafında dönüşünü tamamlaması 24 saat 37 dk
Marsın Güneş etrafındaki bir devrini tamamlaması 686,98 gün
Jüpiter kendi etrafında dönüşünü tamamlaması 9 saat 56 dk
Jüpiterin Güneş etrafındaki bir devrini tamamlaması 11,86 yıl
Saturn Kendi etrafında dönüşünü tamamlaması 10 saat 40 dk
Saturn Güneş etrafındaki bir devrini tamamlaması 29,46 yıl
Diğer gezegenler de var onları yazmayacağım
Hele bide galaksilerin kendi etrafında dönüşü ve birbirleri etrafında dönmesi var, bu devirini kaç gün de kaç yevm de tamamlıyor?
vurgulanması gereken bir nokta da Arapça’da “yevm” ( يوم ) (gün) kelimesinin dönem, devir gibi anlamlarının da olduğudur
Buraya dikkat edin Yevm (dönem,devir,Gün)
saat,zaman ve gün ise insanların bu dünya için ortak noktada buluşmak için ortak kabülleridir. Yüce Yaratıcı ALLAH AZZE VE CELLE’nin yevm Kavramını biz tam anlamıyla anlayamayız
Einstein’ın görelilik teorisi ile beraber, o zamana kadar mutlak ve değişmez kabul edilen zaman kavramı yerle bir olmuş ve zamanın da göreli bir kavram olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum daha sonra yapılan testlerle etkileri gözlenerek ispatlanmıştır.
Zaman iki şeyden etkilenir: Hız ve Kütle Çekimi. Bir cisim hızlandıkça, özellikle de bu hız ışık hızına yakınsa, zaman onun için daha yavaş akmaya başlar. Aynı zamanda büyük kütlelere sahip cisimlerin yakınında da (örneğin güneş) zaman daha yavaş akar.
Kuranda zamanın bu iki etki nedeniyle daha yavaş akmasına işaret eden ayetler vardır. Zamanın hız ile birlikte daha yavaş aktığına işaret eden ayetler şunlardır:
Mearic/4
Melekler ve Ruh (Cebrail), süresi elli bin yıl tutan bir günde ona yükselip çıkarlar.
Secde/5
Gökten yere (yukarıdan aşağıya) kadar bütün işleri o düzenleyip yönetir, sonra da sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O’na yükselir.
Bu ayetlerde “yükselme” (yani hız) sırasında zamanın daha yavaş akmasına açık bir referans vardır.
Zamanın kütle çekiminden etkilendiğine işaret eden ayet ise şudur:
Hacc/47
Bir de senden acele azap istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katında bir gün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir.
Allah zamandan ve mekandan münezzehtir unutulmamalı Bu ayette Rabbi’nin katında denilerek Allah nezdinde işaret edilen yerde (büyük kütlesinden dolayı) zamanın daha yavaş aktığına açık bir gönderme vardır,
Bu ayette Rabbinin Katı diye işaret edilen yer neresidir? Bunu da bir Kuran ayetiyle açıklığa kavuşturalım:
Enam/127
Rablerinin katında “Selam yurdu” onlarındır. Bütün yapacakları işlerde kendilerinin velisi de O’dur.
Yukarıdaki ayetten anlaşılacağı üzere 1 günü 1000 yıla eşit olan yer cennettir.
Burada ilginç bir problem ortaya çıkmaktadır: Kuran göklerin, yerin ve aralarındakilerin 6 günde yaratıldığını söyler. Bu ifadeden hareketle bu sürenin 6000 yıla eşit olduğu mu anlaşılmalıdır? Üstelik bilim evrenin yaşı olarak 13,5 Milyar yılı verip duruyorken!
Bunun cevabı yine Kuran’da mevcuttur. Kuran Rabbi’nin katı olarak cenneti niteler, ancak bunun dışında bir şeyin varlığından daha bahseder: Allah’ın arşı! Arş Kuran’da aşağıdaki ayetlerde görüleceği üzere “büyüklüğü” önemle vurgulanan bir yerdir:
Tevbe/129
Eğer aldırmazlarsa de ki: “Bana Allah yeter! O’ndan başka ilah yoktur! Ben O’na dayanmaktayım ve O, o büyük Arş’ın sahibidir!”
Muminun/86
Sor onlara, de ki: “Kimdir o yedi kat göklerin Rabbi ve o büyük Arşın sahibi?”
Kuran, bir de “büyük” arş olduğu bilgisini boşuna vermiyor. Bu bilgi bize zamanın çok daha yavaş aktığı bir yer olduğunu söylüyor:
büyük patlamaya göre ise düşünün bir basit bombanın patlamasının ne kadar kısa bir sürede oluştuğunu dünya gezegenler galaxy güneş sistemi oluşum için etkinin büyüklüğü açık ve net etki ve patlama büyükse zaman kısadır ?? ilk oluşum çok kısa bir zamanda oluşmuş olması bilimsel bir gerçek. micronmu, nano sn mi belkide bizim zaman alğımızın alt sınırı bile bunu algılayamayacak kadar az olmalı ki bu kadar büyük bir oluşum çıksın . Zaten Kuranda Allah dünyayı 6 günde yarattım diyor. ama bu gün kavramı işte net değil zaman olarak .Zaman içinde zaman mekan içinde mekan kavramı var Allahın sıfatlrında, bir atom parçasından bu kadar sistem oluşturan Allahın Siz ce milyarlarca yıla ihtiyacı varmıdır ?
Burhan KARADERE says: doğruda söylemiş
büyük patlamaya göre ise düşünün bir basit bombanın patlamasının ne kadar kısa bir sürede oluştuğunu dünya gezegenler galaxy güneş sistemi oluşum için etkinin büyüklüğü açık ve net etki ve patlama büyükse zaman kısadır ?? ilk oluşum çok kısa bir zamanda oluşmuş olması bilimsel bir gerçek. micronmu, nano sn mi belkide bizim zaman alğımızın alt sınırı bile bunu algılayamayacak kadar az olmalı ki bu kadar büyük bir oluşum çıksın . Zaten Kuranda Allah dünyayı 6 günde yarattım diyor. ama bu gün kavramı işte net değil zaman olarak .Zaman içinde zaman mekan içinde mekan kavramı var Allahın sıfatlrında, bir atom parçasından bu kadar sistem oluşturan Allahın Siz ce milyarlarca yıla ihtiyacı varmıdır ? bu da dahada farklı bir bakış açısı olsun sizlere
Sayın Huzur İslam da
Bahsettiğiniz Mearic ve Secde surelerinde geçen ya’rucu ve ta’rucu kelimeleri, uruc kelimesinin kökünden geliyor.(Mir’ac ta bu kökten gelmekte) Bu kelime yükselmek, yukarı çıkmak, özüne dönmek anlamında. Uruc kelimesinin hiç bir anlamı hız ile ilgili değil. Bu yüzden, bu ayetlerin, zamanın göreceliği teorisine bir atıf olduğunu söyleyemeyiz. Eğer zamanın göreceliği teorisi, hız-zaman ilişkisi ile değil de, yükseklik veya dünyadan uzaklık- zaman ilişkisi üzerine olsaydı söylediğiniz geçerli olabilirdi. Fakat bu durumda herzamanki gib zorlama olur.
Ayrıca İslam dışında, daha eski inanç sistemlerinde de zaman kavramının varlıklar arasında farklılık göstermesi ile ilgili kaynaklara rastlamak mümkün. Mesela İncil’de
Ayrıca Hint MitolojisindeHint Mitolojisinde ise bütün herşeyin yaratıcısı olarak Tanrı Brahma
gösterilir ve bir Brahma günü ve gecesinin 8.640.000.000 yıl olduğu
söylenir ki buna 1 Kalpa adı verilir. 1 Kalpa 2000 Mahâyuga’dır. 1
Mahâyuga ise 4.320.000 yıldan oluşur.(http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/1254/14393.pdf)
Sanırım bu o kadar da mucizevi bir olay değil ya da Huzur Budizm de mi acaba?
Sizce Allah’ın evreni yaratması için milyarlaca yıla ihtiyacı var mı? diye sormuşsunuz. Bu, çok anlamlı bir soru değil. İslam inancına göre Allah, evrendeki tecellisini, Sünnetullah aracılığıyla gerçekleştirir. Yani bildiğimiz evrende olaylar ol dedi oldu şeklinde değil, değişmez fizik kurallarına göre gerçekleşir.(Azhab 62, Fatr 43, Feth 23,İsra 77). Dolayısıyla eğer Sünnetullah kavramının ne olduğunu biliyorsanız, Sizce Allah’ın evreni yaratması için milyarlaca yıla ihtiyacı var mı? sorusu İslami olarak çok anlamlı olmadığını anlarsınız. Bunun yerine Allah’ın bir şeyler yaratmaya ihtiyacı mı var? diye sormak daha anlamlı. Bu da size farklı bir bakış açısı olsun.
Ayetin birinde 50 000 birinde 1000 yıl demiş. Sayın Huzur islamda burdan Einstein’ın görelilik teorisine çıkarım yapıyor. Hahahhaaaa… Gerçekten çok zavallı bir durum. Birileri çalışıp didinecek ve bilim üretecek. Göbeğini kaşıyarak yatmaktan başka bişey yapmayanlarda “aaa bu zaten bizim kitabımızda vardı” diye üste çıkmaya çalışacak. Bu durum aşağılık kompleksinin ve ezikliğin bir yansıması. Madem bukadar maharetli bu kitabınız, ayetlerden bilim dünyasının hiç bilmediği bir buluş yapın ve bunu kanıtlayında görelim. Yoksa siz….
deniz: sizce yaratan yok, tabiki ayetlerde yok, dinde yok.siz sadece bilimsel çalışmalara inanıyorsunuz.saygı duymak isterim size ama gel görki islam, peygamberimiz,ayetler ve diğer peygamberler, yine yaratılmış olan bütün canlı cansız mahlukatlar mücizevi duruş ve görünüşleri ile bir yaratıcıyı işaret ediyorlar.bilim vardır ve ayetlerle pekiştirilince mükemmelleşiyor.size bir sorum var, demek dünya yaşı sizce sadece bilimle açıklanacaksa, sizce tabiki kıyamet de yoktur.sizce sonsuzluk bu fani dünyaya hastır, öyleyse söylermisiniz bu hayat bir gün sorgulanmayacaksa yani kıyamet ve ahiret yoksa bu dünya hayatının anlamı nedir, nereye kadar ve nasıl devam edecek.
Deniz Bey ! Senin ”Bilim Tarihinden ” hiç haberin yoktur.Bilimsel olan her şeyi,gayri müs-
limlere mal ediyorsun. Google” de verceğim adrese gir ! Müslüman Bilim adamlarının bi-
limsel keşiflerini gözlerinle gör ! Her şeyi,müslüman olmayanlara mal etme !
GOOGLE’DE ŞU ADRESE GİRMENİ TAVSİYE EDERİM : ” MÜSLÜMAN BİLİM ADAM-
LARININ BİLİNMEYEN İLKLERİ ”yazarak konuyu oku! O zaman bilim tarihinden ne kadar
bihaber olduğunu anlayacaksın. Şunu bilki,1500-1700 yıllarında Ortaçağ Avrupasında,bi-
limsel görüşlerini ortaya atan bilim adamları ”Aforoz edip,onları canlı canlı ateşte yakan
”KİLİSE” olmuştur. İslam dünyasında öyle bir olayı gösteremezsin. Kur’an,ilahi bir hukuk
sistemidir.Hukukun alan ve sahası fizik,kimya,matematik,tıp,biyoloji vb.ilimler değildir. Hukuk; insanlığın huzur ve mutluluğu için,evrensel eşitlik ve adalet ilkesini ortaya koyarak,
insanlığın sosyal yönünü tanzim eden bir kanundur. Kur’an-ın Amacı da,insanları her ko-
nuda huzur ve mutluluğa kavuşturmaktır. Ama bununla birlikte Kur’an’da bulunan ”kozmik
ayetler” tamamen bilime ışık tutan en büyük kılavuzdur. Biz müslümanlar,daha önceden
kur’an-ın bu ayetlerinin gereğini yerine getirmemişsek,vebal bizimdir, Kur’an-ın değil.
Bu Sayfada Sana sadece tek bir bilimsel ayet aktarayım ! 1932 yılına kadar bütün dünya
bilim adamlarınaca,” atom” en küçük nesne olup,ondan daha küçük bir nesnenin olmadığı
ve ”atom” o kadar küçüktür ki,bölünemez ve parçalanamaz,görüşü hakim idi.
Bu konuyu, 1400 sene önce inen kur’an da tahlil edelim; SEBE’ SURESİ AYET 3:
…..” لا يعزب عنه مثقال ذ رة في السماوات ولا في الارض ولا اصغر من ذلك ولا اكبر الا في كتاب مبين
” Ne göklerde,ne de yerde zerre (atom) ağırlığınca hiç bir şey ondan (Allah’tan) gizli değil-
dir.Bundan (atomdan) daha küçüğü de,daha büyüğü de,istisnasız olarak hepsi muhakkak
apaçık ( Allah) katında bir kitapta yazılıdır.( Levhul mahfuz da)
” Şimdi dikkat edin ! Ayette geçen ” اصغر من ذلك” Zerreden (atomdan) ” daha küçük” nes-
ler,neyi ifade ediyor ? Bunlar ; proton,nötron,elektron vs. değil midir.? kur’an,bunlara tek
bir cümleyle işleret ederek,atomlardan daha küçük nesnelerin olduğunu ifade ediyor.
Halbuki bunlar,1932 yılına kadar,bilimsel olarak,ne biliniyordu,ne de kabul ediliyordu.
Taki ilk defa,kur’an-ın söyeldiği bu durumu,1932 yılında bilim adamı olan”James Chadwick’
kanıtlıyor. SORUYORUM SİZE !. 1400 SENE ÖNCE BİZİM GİBİ BİR BEŞER OLAN HZ.
MUHAMMED,BÖYLE BİR AYETİ SÖYLEYEBİLİR MİDİ ? ASLA ! : DEMEK Kİ; KUR’AN,
EVERENİ YARATAN VE EZELDEN EBEDE KADAR HER ŞEYİ BİLEN ALLAH’IN KİTABI-
DIR. ;TEK BAŞINA BU AYET BİLE;KUR’AN-IN ALLAH KİTABI OLDUĞUNUN KANITLA-
MASI AÇISINDAN YETERLİDİR. Deniz Bey ! Söz konusu Adrese girip,müslüman bilim
adamlarının bilime yaptıkları katkılarını lütfen oku ! Saygılarımla.
Syra Bey ! İnsanlarla dalga geçmeyi bırakın ! Bu ayetlerde kur’an ve bilim konuşuyor.
Ben ve hayallarım değil. Kur’an-ın hakikatını görünce de, alay edici bir şekilde hayal gü-
cümüzden söz edersiniz ! Kur’an indiği dönemde müşrikler,kur’an hakikatları karşısın-
da aciz kalınca da, ” وان يروا اية يعرضوا ويقولوا سحر مستمر الخ ” Onlar bir ayet ( mucize,hakikat )
görürlerse,hemen yüz çevirirler ve bu : Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür.(sihir)
derler. ” Bugün bu söz geçerliliğini yitirdiği için,sizde kur’an hakikatları karşısında aciz ka-
lınca, ”Bu,eskiden beri devam edegelen bir büyüdür.” yerine,bu bir hayaldır diyeceksiniz.
Zaten ateizmin bilimsel hiç bir yönü yoktur. O, tamamen ” A,Priori ”ye dayalı bir felsefedir.
Bunu itiraf eden sizden biri,” HARWARD ÜNİ. ” den ünlü bir genetikçi ve açık sözlü bir ev-
rimci olan ” RİCHARD LEWONTİN ” dir. O,aynen şöyle söylüyor. ” Bizi dünyaya materya-
list bir açıklama getirmeye zorlayan şey,biilmin yöntemleri ve kuralları değil,aksine mater-
lizme olan ” a,priori ” ile bağlılığımızdır.” Buna göre,bilimsel yöntem ve kurallarla ”Tanrı”yı
inkar etmek mümkün değildir. Ona göre,hem kendisini hemde başkalarını materyalizmi
açıklamaya zorlayan sadece ”a,Priori” dir. Yani hiç bir deneysel bilgiye dayanmayan,bi-
limsel yöntem ve kurallara başvurmadan ileri sürülen varsayımlardır,hayallardır.
Artık: hayalcı kimler olduğunu,sizden biri bunu ittiraf ediyor. Kur’an-ı, direk kur’an dan
anlamaya ve öğrenmeye çalışırsanız,bu hakikatları göreceksiniz. Lütfen bu sitenin gayesi,
gerçekleri ortaya çıkarmak olsun.Başka bir şey istemiyoruz. Saygılarımla.
Bilal,
Kesinlikle dalga geçmiyorum. Yorumlama şeklin eğlenceli geliyor. Aynen devam et.
Hep arapçanın iyi olduğunu vurguluyorsun fakat Türkçen çok kötü. Geliştirsen senin için iyi olur. Selamlar…
PANTE ! 1- FAKİR Mİ,… ? 2- FEDEK ARAZİSİ,…. 3- 60 KÖLE VE 20 CARİYE,…….
4- GANİMETLERİN 1/ 5′i ,…. 5- 100 DEVENİN KESİMİ,….. 6- DUHA SURESİ,…. VE
7- ” ..EY KULLARIM ! ….BU İDDİALARINIZA YÖNELİK YAZDIĞIM CEVAPLARA NE OL-
DU ? NEDEN SİLİNDİ ? BU MU ANLAYŞINIZ ? BU BİR ACZİYET İFADESİ DEĞİL Mİ ?
BU YAZILARIMI HİÇ BULAMIYORUM ! Bunlarda size yönelik hiç bir hakaret’te yoktu.
2- SYRA BEY ! Senin yazdıklarında hiç mi hata yok ? ” Hayal gücümle ” ilgili yazdığın
4 satırda 2 tane imla hatanız da var. Biz burada bunları konuşmuyoruz. Burada yazılıp
çizilenlerin çoğunda da hatalar var.Ama bunlar önemli değil. Önemli olan gerçeklerin or-
taya çıkmasıdır. Ama gayeniz bu değildir. Yazılarım da sana eğlenceli gelsin, önemi yok.
Selamlar.
Silinen bir mesajın yok Bilal!
İyi bak!
Yine başladın “mesajlarım siliniyor” yalanına…
Sayın Pante ! Özür dilerim. Yazılarım silinmediği için de teşekkür ederim. Her nedense
defalarca aradığım halde bulamıyordum. Saygılar.
devart ….Bilmeniz gereken önemli bir kural var. Bilmin temelinde şüphecilik esastır.Bilme göre kesin doğru yoktur.Bu gün doğru olarak bildiğiniz bazı bilimsel veriler yeni tespitler sonucu değişebilir.Bu mantık bilmin metodolojisinde kanun olarak kabul edilmiştir.Önceleri atom içi dolu bir küredir diyen avrupalı bilim adamları daha sonraları 20 ci yüzyıla doğru içi boştur ve parçalanabilir diye değiştirmişlerdir.Aklı başında olan insan, bilim adamı diye lanse edilen şahısların da bir insan olduklarını ve görüşlerine dogmatik olarak araştırmadan kesinlik görmeden inanılmaması gerektiğini bilir.Falanca fosil bilimci bulduğu kemiğin yaşını analiz eder ve 190 bin yıl olabilir der.Bu olabilir sözü cahil insanlar tarafından kesin gibi kabul edilir.Daha önce de belirttiğim gibi fosil yaşı tayin yöntemleri teoridir bir kısmı hipotezdir.Kesinlik ifade etmez.Yer kabuğundaki madenler hakkında bazı şahısların görüşlerini yüzde yüz gerçekmiş gibi yazıp kendini bilimci sanman hatanın başlangıcı.İnsan madde hakkındaki bilgilerin bin de birine ulaşamamıştır denilebilir.Kainatın milyarlarca yıl ötesi hakkında konuşurken doğrulama payının nekadar düşük olduğu bilinmeli.
Yer kabuğuna milyarlarca yıldır iri göktaşlarının çarptığı bilimsel olarak ve mantıksal olarak gerçektir.Gök taşının bileşimini analiz etmek zor bir şey değil.Ben kimyacıyım arkadaşım.Fakat şu cu bucu olmak kainatın sırrını çözmeye yetmez.70-80 senelik ömre sahip insancık milyarlar yaşında kainat hakkında konuşurken haddini bilmeli.Kainat hakkında en doğru söz yaratıcısına ait olanıdır.
Kuranda geçen veya hadislerde geçen gün tabirleri aşamalara işarettir. Zaman birimi olmadığı açıktır.Çünkü zamanın izafi olduğu eskiden beri bilinen bir fikir ve ayetlerde izafiyet ifade eden manalar var.Bazı yerde bir gün ellibin yıldır buyurmuş.Kainatın yaşını Allah bilir.İnsanın akıl gözüne deliller yarattı ise insan da bu konuda fikir sahibi olabilir.Ayette altı gün demiş. Bu günleri ne kadar anlarsan anla.Önemli olan zaman değil kainatın geçirdiği aşamalardır.Allahın peygamberine isnat edilen söze göre insanlığın dünyadaki ömrü 7000 bin yıl olacaktır.Maymunların kemiklerine ilkel insan fosili deyip insanlık yaşı belirlemek başından hatalıdır.Bulunan kemik kırıntılarının neye ait ve kimin maharetiyle çıktığı dahi şüphelidir.Nedense 190 bin yıllık fosil bulanlar bu insana benzeyenlere ait duvar ev veya giyisi gibi şeyler bulamazlar.Çünkü bulunan şeyler insan değil benzerleridir.Bunu da evrime kanıt yaparlar tabi.Evrimin de evireni çevireni olmalıdır.Mükemmel şekilde tasarlanmış hayvan ve insani vücutların kendi kendine gelişebileceğini iddia etmek cahilliktir veya aptallıktır hakaret anlamında söylemiyorum fakat gerçekleri görmek için durumu iyi bilmek lazım.
Bir çok eski dinde kuranın hakikatlerine benzer cümleler bulmak ise çoğu dinlerin ilahi kaynaklı olduğuna ve zamanla bozulduğuna işarettir.Dinlerin temeli hz ademden başlar elbette.
Fussilet suresinin ayetleri ise mucizedir.
9. De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.”
10. O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.
11. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.
12. Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.
Dünya için iki evre ve dört evre tabiri var.
Göklerin yaratılmasına dair iki aşama ifadesi var
Bu ayetler insana fen bilgisi astronomi dersi vermek için değildir.
Kainat bazı aşamalardan geçerek hayata hazırlanmıştır.Hayatı yaratan ancak kainatı safhalardan safhalara yoğuran biçimlendiren zat olabilir manasını veriyor.İşaret edilenleri incelemek ise insanın ödevidir.
11. ayette ise sonra duman halindeki göğün biçimlendirilmesine işaret ediyor.iki aşamada 7 tabaka olarak düzenlenen gök dünya atmosferine işaret ediyor.Diğer bir manası ise yıldızların ve diğer gök cisimlerinden bazı kısmının önceleri duman halinde olduğu ve ikinci aşamada bu dumanın yıldızlar ve gezegenleri oluşturacak şekilde biçimlendirildiğine işaret ediyor.Gerçekten de dünyanın yaşının yıldızların bir çoğundan daha fazla olduğu tahmin edilmektedir.Dünyanın güneşten yaşlı olduğuna dair de görüşler vardır.Son tespitlere göre güneş ve diğer gezegenler süper nova ile patlamış büyük bir yıldızın kısaca toz ve dumandan ibaret nebula bulutunun kütle çekimi etkisi ile dönmesiyle meydana gelmiştir.Ağır elementler dış kısma savrularak gezegenleri meydana getirirken hidrojen ve helyum gibi hafif ve gaz niteliğinde olan elementler merkezde güneşi meydana getirmiştir.Diğer bir ayette altı gün yani altı aşamalı bir yaratma ifade edilmiştir
Kasdedilen safhalar ne olursa olsun Allah göğü, samanyolu galaksisini duman halindeki bir maddeden mesela hidrojen gazından yaratmış ve ilmiyle hikmetiyle biçimlendirerek hayata elverişli hale getirmiştir denilebilir.Toz ve dumanın, ölüm saçan lav tabakalarının gül gibi harika kokuda nazik çiçeklere ve tatlı meyvelere dönüştürülmesi ve nazik organlara sahip gözleri kulakları bulunan hayvani varlıklara çevrilmesi apaçık bir ayet iken bazı insanlar göremezler çünkü görmek istemedikleri için kainattan gelen bütün delilleri içlerindeki kör benliklerinde söndürürler.Allah onların kalplerini mühürlemiştir.
Ayette E= mc2 niye yazmamış demek yanlış bir başlangıçtır.Bu formüller ve bazı uzunluk ve zaman birimleri insana ait bir görevdir.Kuran incelemeye teşvik eder ödevini yapmak insanın vazifesidir.
Kuran Allahın şanına yakışır tarzda bir hitaptır.Astronomi veya tarih veya herhangi bir kitap değildir.Yalnızca belli bir ilmi birikimi olan zümreye değil tüm insanların seviyesine göre bir hitaptır.Herkes kabiliyetine göre istifade edecek manalar bulur.
En yakın göğün kandillerle süslenmesi ve korunmuş olması ise geceleri gökyüzünü zifiri bir karanlık içinde görmek istemeyenlere olan nimetine işarettir denilebilir.
Korunmuş olması ise güneşten gelen uv ve x ışınları ve kozmik parçacıkların zararlı etkisinden korunması için ozon tabakasına işarettir.
Ve dahası gök taşlarının yanarak tükenmesi ve yer yüzüne zarar vermemesi için bazı önemli sistemler kurulduğuna işarettir.
Neticede Allah kainatı örneksiz olarak yaratandır.İlmi ile kaderi bir program çizmiş ve kudreti ile vücut giydirmiştir.Kainatın yani maddenin özü Allahın kudretinden ,nurundan gelmiştir ve ona dönecektir.
İnsan kainatın yaratılışında şahit tutulmamış.Kuranda ifade edildiği gibi insan yaratılanların çoğuna üstün kılınmıştır.Daha üstünü de var anlamına geliyor.İnsanlığın ömrü kainatta küçük bir köşede çok küçük bir süreyi fakat önemli amaçları olan bir yaratma sürecine sahne olmuştur.Yaratılıştan gaye hayat ve hayatın gayesi akıl sahibi varlıkları yaratmaktır.Aklın gayesi ise rabbine muhatap olmak onu tanımak ve sanatını takdir edip hayran kalmaktır..
Bu gayesini yerine getiren gelişimini tamamlayan insani ruhlar dünyadan daha güzel cennet alemine davet edilecektir.Vazifesinden geri kalmış ve kendini yaratana karşı düşmanca tavırlara girmiş nankörlerin elinden dünya hayatı alınacak ki alıyor ve çör çöp veya haşerat çeşidinden canlı muamelesi görmek üzere cehennemde kalacaklardır.Cehennem ise hadiste belirtildiği gibi “küçük cehennem dünyanın merkezindedir”.Zamanı gelince yer kabuğunu yırtacak ve genişleyecektir.İnsanların aşık olduğu bu güzel dünya kalmayacaktır.
Bu ayetlerin işaret ettiği yüksek manalar tükenmez ve kıyamete kadar yazılmaya devam edecektir.Gaybı ancak Allah bilir.Biz de her insan gibi şahsi görüşlerimizi kainattan bulduğumuz delillerle sunmaya çalışırız..Allah seçtiği kuluna doğru yolları açar.
Sayın murat
Öncelikle cevabınız için teşekkür ederim. Söylediklerinize verilecek cevabım elbette var. Fakat bu blog’taki yorumlar artık içinden çıkılamayacak karmaşada bir hal almaya başladı. Abuk subuk insanlar gelip, flood şeklinde yorumlarla burayı kullanılmaz hale getiriyorlar. Şahsen artık yorum yazacaksam, sadece içeriği geliştirme adına yorum yapmaya karar verdim.
Bir önerim var. Eğer söylediklerine güveniyorsanız, bunu herkese açık başka bir forumda tartışabiliriz. Bunu sizin seçeceğiniz bir forumda veya benim seçeceğim bir forumda yapabiliriz. İsterseniz bu tartışma herkese açık veya sadece ikimiz arasında olabilir.
devart arkadaşım araştırıp gerçeklere ulaşma azmi insanın yaratılışında var.Yazdıklarımla yardımcı olabildim se çok mutluyum.Aslında imana dair konuları tartışma tarzında değil de araştırma öğrenme tarzında konuşmak gerekiyor.Tartışma egoların kavgası biçiminde gerçekleri görmeye engel oluyor.Neticede insanlar olarak aynı kaderi paylaşıyoruz ve nereden geldik nereye gidiyoruz gibi önemli cevaplar arıyoruz.
Işık şiddeti insan gözü sınırını aşarsa artık görünmez.Bu yüzden yeryüzünü aydınlatan ve her parlak şeyde ışıltısı görünen güneşi çıplak gözle görmek imkansızdır.Allah yaptığı işlerle ve madde üzerindeki hakimiyetiyle güneşten daha parlak göründüğü halde her alanı kapsayan bir fiil sahibini idrak etmek zorlaşıyor.Alışılmış bir durum gibi algılanarak çoğu harika olaylara karşı insan bakışı körleşiyor.Güneşi göremeyen ve tanımayanlar gördükleri her parlak şeyin içerisinde küçük bir güneş olduğunu zannederler.Milyarlar yıl yanan ve gezegenleri etrafında döndürebilir bir çekim gücüne sahip güneşin parlak bir ayna veya damlacık içerisine sığışması imkansızdır.Bu nedenle kuranda sürekli olarak görünüşte alışılmış olaylara dikkat çekilerek insanlar uyarılmıştır.Bir ayette Allah sivri sineği ve daha küçüğünü delil olarak getirmekten çekinmez buyurmuş.Alışılmışlık olarak basit görülen bir sivrisineği kainatın rabbinin delili olarak sunuyor.Bazı insanlar ayıkıyor ve hayretlerini ifade ederken bazıları da anlatılmak istenen bir sinek mi gibi sıkıntılı alaylı tavırları ile bildiği yola gidiyor.Teknolojinin gelişmesi ile sivrisineğin vücut programını tasarlayan aklın atomlara ve maddeye dair her türlü bilgiye sahip olduğunu ve atomların canlıları meydana getirmek için tasarlanmış küçük yedek parçacıklar şeklinde icat edildiğini görebiliyoruz.Demir elementi hemoglobin molekülünün çalışması için gerekli özelliklere sahiptir.İyot elementi tiroit hormonu yapısında özel bir amaçla kullanılmıştır.Karbon ve hidrojen ve azot atomları önemli görevler için üretilmiş küçük parçacıklardır.Sadece bir tanesi eksik olsa veya farklı bir özelliğe sahip olsa biyolojik hayat olmazdı.Atomları yaratabilen güç atomların kaynağı olan yıldızlara hükmedebilen bir kudret olmalıdır.Yani sivrisineğin rabbi yıldızların ve tüm kainatın rabbidir.Kuranın bu mucizevi ayetlerinin işaret ettiği manaları görüp secde etmek vazifemizdir.
“De ki: Ortak koştuklarınızdan hakka iletecek olan var mı? De ki: ‘Hakka Allah iletir.’ Öyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktir; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl (böyle yanlış) hükmediyorsunuz? Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan (ilimden) hiçbir seyin yerini tutmaz. Allah onların yapmakta olduklarını pek iyi bilendir.” (10/35, 36)
Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiç bir şeyi sağlayamaz. Şühesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir. (YUNUS SURESİ / 36)
Ve bilinki ALLAH yoktur diyenler sadece bir zan içindeler …Asla ıspat edemeyecekleri bir zan ve ölüm gelip götürdüğünde tam tersini görecekler
robinksk arkadaşım.Her dayandığın şey öleceğin ana kadar seni avutabilir.Bu saçma teorilerin içerisinde tek doğru olanın insanın ölümü tatması olacak.Anladığım kadarıyla şimdilik hayatın eğlenceli geçiyor ve Allahın var olup olmadığı seni ilgilendirmiyor.Fakat kesin olan şu yani şimdilik idare ediyorsun.İleride sen de yüksek ihtimal içindeki ölümsüzlük arzusuna yenik düşeceksin ve seni kurtaracak herşeye hükmü geçer bir güç sahibini arayacaksın.Eğlence de maalesef bir yere kadar.Dostlar sevgililer bıraktığı acılarla birer birer göçüp gidiyorlar.Hawking çözebiliyorsa kendini mutlu edecek şeyler arasın.Kelin ilacı olsa başına sürer.Geçen ay çözemediği en zor problemin kadınlar olduğunu söylemişti.Aciz bir adam.Allah zor bir şekilde imtihan etmiş ve şu durumda kaybedecek gibi.
Evrenin yoktan var olabilmesi için hiçbir şeye ihtiyacı yok demek hayali bir safsata.İnsan hayatı için nasıl ki yeme içme ve enerji kaynağı olabilecek gıdalar gerekiyorsa bu kainatın vücut bulabilmesi için yıldızları güneşleri milyarlarca yıldır yandıracak bir enerji kaynağına ihtiyaç var.Düzenli ve ölçülü planlı programlı bir oluşum için maddenin özüne hükmeden ve herşeyi bilen akıl sahibi bir iradeye ihtiyaç var.Madde ve canlılar üzerindeki kusursuz sanat için büyük bir sanat anlayışına sahip bir ruha ihtiyaç var.İnsan ve hayvanlardaki sevgi,üzülme espiri öfke ,nefret gibi tavırlar atomlar ve elektronların hareketi ile açıklanamaz.Harika bir tavus kuşu veya güzel bir insan atom yığını veya et yığını gibi yorumlanamaz.Madde denilen hamur üzerinde yüksek bir ruhun eseri görünüyor.Bülbülün güllerin,yıldızların parlaması,insanların duygu yüklü davranışlarının kaynağı yaratıcısının yüksek ruhu olmalıdır.Kainatın kaynağı ölü bir madde değil.Bütün canlıları canlandıran canlı(hay), maddenin ve canlı vücutların programını ilmi ile tanzim eden ilim sahibi(alim) ve varlığa vücut verebilecek sonsuz enerji ve kudret sahibi olan kâdiri külli şey in varlığı kainatın varlığından daha kesin ve görünür durumdadır.Bediüzzamanın bir sözü var.”Güneş üflemekle sönmez” der.İnsanlar sayısınca dünya vardır.Üfleyerek kendi dünyanın güneşini söndürebilirsin fakat gökteki güneşi söndürdüm dersen akıl sahibi olan insanlar yanında değerin kalmaz.
Mühendisler ve sanatkar insanlar kendi yaptığı sanatını sever ve kusursuz görmek isterler.Tabiri caiz ise Allah ta kendi sanatını sever ve özellikle dikkat ederek harika bir şekilde taklidi imkansız yaratır.Sanatının en harikası olan akıl ve irade sahibi olarak yarattığı insanları sever.İnsanlardan yaratılış gayesine uygun hareket edenleri sever.İnsanların özgür iradelerini korumak için zorunluluktan dolayı rabbini seven bir insan yerine hür iradesi ile rabbinin varlığını arzulayan ve sanatını takdir eden ve ona dost olan bir insan nesli olarak yaratmak imtihanı gerekli kılar.Ebucehillerin varlığı Ebubekirlerin kıymetini arttırmış.Her şeyin sahibi olarak en güzel tarzda yarattığı insan denilen tür içerisinde çürümemiş ve istenilen ölçüde olgunlaşmış fertleri çürükler içerisinden ayırarak hasılatı toplar ve daha yüksek amaçlar için yeni bir alem yaratır.En doğrusunu Allah bilir.Bize düşen kuranını anlamak için çaba sarfetmek ve onun iradesine uygun,Allahın ahlakıyla ahlaklanmış insanlar olmaktır.Kişi sevdiğiyle beraberdir.
murat bey yorumlarınızı severek okudum. bu konuda bilgili olduğunuz gayet açık. benim gibi cahil ve bilgisiz kalmışlara önerebileceğiniz kitaplar var mı?
arkadaşlar siz o zaman dedenizin maymun oldugunada inanırsınız
Mesele özetle şudur. şimdi arkadaşlar Kurana inanlar ve inamayanlar olarak iki bakış açısı var gibi. herkeze saygımız var inanmak kişi bağlar, kuran akıl ve bilmin almadığı bir şeyi söylemez zaten söylerse bende inanmam. bir bunu ilk bileceksiniz. zaten ilk ayet okudur oku burda düz metin kitap oku değil bir ayetin bir den fazla manası vardır buda tevsir konusudur buna girmicem (deirin mevzu) zaten oku dan araştır manasıda çıkar, insan oğlu bilmi bulacak burda sanki biz bilimi kabül etmiyoruz gibi ima etmeye çalışıyor bazı arkadaşlar, yanlış burda. benim çıkış noktam kurandır neden kurandır, bir içat edilen cihazı en iyi kim bilir örnek bir çamaşır makinesini üreten fimra kişi mühendis neyse en iyi o bilmezmi ? her ortamda nasıl davranacağını nerelerde hata vereceğini içindeki parçaların ömrünü, ve kullanım kılavuzunu en iyi kim yazar. kullanım kılavuzunu hiçe sayıp kendi anlamaya çalışmasıda vardır tıp bizim genetik türklerdeki sorunumuz gibi okumadan deneme yanılma ile ben bilirim bakış açısı buda bizim en kötü zafımızdır biz türklerin
iste dünyanında bir yaratıcısı var ve yaratıcı aynı örnekteki gibi basitce son kullanım kitabını göndermiştir. bu sebepten neden bu kitap varken deneme yanılma yontemleri ile dogruyu bulmaya çalışalım ki bu aptallıktan başka bir şey değildir. bende bu kitaba inan olarak bilime bu kitapla giderim ve bilimde en sevdiğim şeydir ama bir sürü yanlış hiptez kanıtlanmamış tezler vardır karbon yönetmi gibi en doğru bilim matematik iken bile bir sürü çıkmazlarımızda kabülleirmiz yokmu bütün bilimlerde matematikle yapılıyor. alahın yarttığı matematigin yüzde kaçını bulduk ???? dünya evren canlılar o kadar komleks ve mükemmel yaratılmışki bunu anlamayan adam bana bilimle gelirse acırım vay haline….
insan oglu bilimde ilerlemiş ise sadece bir sivri sinek robot yapsın sineğin tüm özellikleirni yapsın kan ile beslensin saatlerce uçsun yada bir makine yapın ot vereyim bana süt versin ????
Allahın varlığına,kanıtına basit bir örnek . Allahı gökte aramam baktığım her yerde onun eseri var her yerde onu görüyorum!!!
simdi siza çok basit bi bakış açısı ile bile bu 200 bin milyar ne yıl hikayenize bir tesbit ulen 1900 yıl ile 2000 yılı dünya tarihininde 100 yıllık bir dönemde dünya ne kadar kirlendi doğal kaynakları nekadar yok oldu petrol rezerveleri tükenmek üzere… buda tüm insanlığın pisliği yok etmesi insanlarda 200 milyon yıl once olsalar yine aynı insanlarsa 200 milyon yıla değil 10000 yılda dünyayı yok etmezlermiydi ozaman sürekli dünya yenileniyor mu? yeniden mi yaratılıyor bana biri bu dünyadaki 200 milyon yıldaki insaların dünyayı yok etmesindeki hammadleri bitirmesindeki 200 milyon yıllık süreci anlatsın inanayım ….
nerden bakarsan bakınız çürüktür bu tezler çünkü çıkış noktası çok basit başkalaşım aşınma denilen şey ile hesaplamalarda bir kıtanın oluşması için 200 milyar yılda su çarpa çarba ancak yok eder bu olsa olsa aşınma ile olmuştur 200 milyon yıl eskidir bu kadar basit tir sizin hipotezler.
Allahın 200 milyar yıla ihtiyacı yok . bir kere zaman kavramı Allahın katında yok zaman içinde zaman 1 sn bizim için alğı sınırımız daha altını aglılayamayız ama Allahın alğılama sınırı yok alt limit üst limiti yok. kocaman dünyayı evreni 6 günde yaratan bir Allahın sözü ile açıktıır ama 6 gün kavramı belkide 6 sn yede olabilir bukadar bilim sistemi insan oğlu , canlıların tümündeki sistem dengeler dev ğsa atomik sistematik yapılar kafayı yetirten bilimsel dengeler sistemler hepsi 6 gün
milyarlarca canlının yaratılışı sacede 6 gün
gerçek mucize budur .
size soruyorum son kez 200 milyar yılda dünyadaki maddlerin oluşmunu kanitliyorsunuz . insan üzerindeki dna lardeki sistem kaç milyar tirilyon kat trilyon yilda oluştu bu atomlardaki sistemler .
böyle örneklem yöntemler le kanıtlanamaz zaten tüm bilim admaları büyük patlamayı kabül ediyor . patlamdan dolayı o patlamaki nasıl bir enerji açığa çıkıyor araştırın bakalım bu hızdaki patlamada herşey çok hızlı gelişebilir . mütüş bir hız varki ortada büyük bir patlama var bu patlamayı biz alğılayamayız bile biz insanların alt ve üst sınırları vardır. belli sesleri altını ve üstünü duyamazyız bir karıncayı konuşurken duyamıyoruz ….
burda son kurandan bugüne tarihimiz belli ilk günee yine düğer kitaplarla gittiğimizde ualştığımız dünyanın kurluş yılı okadar abartı bir yıla tekabül etmez . bunu detaylıca diger kitaplar dinler kavimlerin ömürleri ile fazlası fazlası ile hesaplasakta 15 bin yıldan fazla yaşlı değildir dünya …..
6 gün için bazı ayetler :
Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a1 kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. (araf 54)
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a2 kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O’nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçı olamaz. İşte o, Rabbiniz Allah’tır. O halde O’na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz? (yunus 3)
O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş’ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkarcılar “Mutlaka bu apaçık bir büyüdür” derler. (hud 7)
Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a4 kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor! (furkan 59)
Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a kurulandır. Sizin için ondan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? (secde 4)
Hawking denilen adamın gerçek dünyası çıktı yorumsuzca okuyun bilim işi gönül işidir böyle
adamlardan insanlığa, dünya ya faydamı gelir
http://www.haberturk.com/dunya/haber/719946-hawkingin-en-buyuk-tutkusu
bize hep birini sunarlar bak bu adam bilim adamı bu adam çok zeki bizde ağzımız açık inanırız ben kaynağa çok önem veririm Hawking de tanımam ama bana yaptığı bilimsel açıklamalar inandırıcı gelmiyor. Hep haberlerden vardır amerikalı bilim adamı ??? bu bir tesadüfmüdür nrde türk bilim adamları nerde japon bilim admaları nerde alman bilim adamları ????
Türkiyede bu işe gönül vermiş birini örnek vereyim http://tr.wikipedia.org/wiki/Oktay_Sinano%C4%9Flu bu yazıyı şu sebeple yazdım bazı arkadaşlar sürekli amerikanın sunduğu sözüm ona büyük adamların üzerinden kendli beyinleirni çalıştırmadan araştırmadan ezbere konuşuyorlar bizim en büyük sorunumuzda bu kulaktan duyma akıl ile ilerleme. Rahmetli annanelerimizin bir lafı var sokma akıl ile yedi adım gidersin
burda karıştırılmaması gereken bir konuda bu demek değilki hiç bir bilim adamına inanmayın ama kaynağı araştırın körü körüne inanmayın, Sorgulayın ! yıllardır elektiriği bulan adam hani edisondu ne oldu şimdi gerçek ortaya çıktı Testla nın buluşlarını çaldığı kanıtlandı ???? batı bilmi kendi içinde üç kağıtlardan ibaret. Buldukları icatları kimsenin bilmediği bişeyi söylemez bu adamlar aptallar mı bunları bir düşünün allaha emanet olun.
Size 3 sorum olucak.
1) Kuzey yarım kürede devamlı gündüz, güney yarım kürede devamlı gece veya Güney yarım kürede devamlı gündüz, Kuzey yarım kürede devamlı gece iken bir müslüman NASIL ORUÇ TUTAR??? islam dini tüm dünyadaki insanlar içinmi yoksa sadece belli bir kesim içinmi dünyaya indi?
2) Allahın SAYISININ BELLİ OLDUĞU MELEKLERİ var. Ta ki son meleği dünyaya inana kadar (yani onu sınayana kadar) insanlık devam edicek ve kıyamet kopucak doğrumudur? (benim bildiğim böyle yanlışım varsa düzeltin) e ozman Bilim adamları diyor 200.bin yıl Müslümanlar diyor 7.bin yıl hadi ikisinin arasıda olmasın 10bin yıl olsun. Kuran ineli 1.500 Yıl oluyor e 8.500 yıldır inen melekler (dünyaya gelen insanlar) neyle idam edilecek? onlara şunu yap bunu yapma denmediki?
3) Kardeşin kardeşe güvenmediği bir dünyada sizce 1 insanın çıkıpta bu kitaba inanın inanmazsanız cehheneme gideceksin demesi bizimde o 1 insanın lafına inanmak zorunda olmamız (söylediği doğru veya yanlış bununla sınanıcaksak eğer) bu hakmı, adaletmi sizce! kaç milyar insanı 1 veya 1 kaç kişinin vasıtasıyla mı sınıyor?
Mantık çerçevesinde her türlü yoruma açığım…
asdilk adlı üyenin sorusuna cevaplar
1.Yolculukta farz namazlar 4 rekattan 2 rekata indirilerek kılınır.Hastalar oturarak namaz kılabilir bunu da yapamayan göz işareti ile namaz kılar.Su bulamayan abdestini temiz bir toprak ile ellerine yüzüne sürerek alabilir.Yani Allahın dininde kolaylık var.İbadetler şartlara göre değişir.
Oruç ta böyle.Gece gündüz kavramının olmadığı yerler için farklı uygulamalar var.Sibiryada bulunan birisi sibirya ile aynı meridyendeki yakın bir kuzey yarım küre ülkesinin iftar saatine uygun olarak ibadet edebilir.
Hadisi şerifte “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır” buyuruyor hz peygamber.
Önemli olan ibadet için gösterilen samimi gayrettir.Allahın insanların ibadetine ihtiyacı yok.Fakat insanların bir birine karşı tahakkümlerini engellemek adına her vakit rablerine secde ederek Allaha bağlılıklarını ilan etmeye ihtiyaçları var.Allaha kul olan daha hiçbir kimsenin boyunduruğu altına girmez.Allaha secde eden gönülden bağlı insanların yoğun olduğu toplumlarda da hiçbir kimse haddini aşarak insanlara köle muamelesi yapmaya cesaret gösteremez.İbadetin gayelerinden sadece birisi bukadar önemli neticeler içeriyor.
2.Meleklerin sayısının belli olduğuna dair dini kaynaklarda herhangi bir ifade görmedim.Eski yahudi mitolojisine karışmış uydurma hikayeler de olabilir.
Allahın yaratma sıfatı var.Yaratma kabiliyetini görmek ve göstermek ister.Bu nedenle Allahın yaratma işinde tam olarak idrak edemeyeceğimiz kendine mahsus kudsi bir lezzeti vardır.Yaratma sıfatı yaratma işinin devamını gerektirir.Her baharda ölmüş olan yeri tekrar diriltir.Kainatın her noktasını dikkatle yaratır,kendine mahsus bir ayar ve taklit edilemez bir düzen verir.Meleklerin yaratılması meselesini de sayı ile sınırlamak doğru değildir.
Lokman suresi 27. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İnsanların peygamber görmemişlerinin akıbetlerinin ne olacağı meselesi daha önce islam ulemasınca konuşulmuş ve önemli açıklamalar yapılmış bir mesele.
İmamı eşari,maturudi ve bediüzzamanın bu konuda ayet ve hadislere istinaden önemli görüşleri var.
Peygamber gönderilmeyen kavimlere azab edilmeyeceğine dair ayetler var.Azab edilmez fakat cennetin hayat tabakasının en düşüğü veya arasat denilen cennet ile cehennem ortası sanki dünya benzeri bir hayatın onlara verileceğini ifade edenler var.Şuanda tam hatılamıyorum imamı maturudi veya eşariden birisi onların tekrar diriltilmeyeceğini ifade etmiştir.
Bediüzzamana göre savaşlarda sıkıntı çekerek ölen gayri müslimlerin buluğ çağına ermemiş çocukları ehli cennettir.
Masum ihtiyarlar,kadınlar ve insanların mutluluğuna barışa hizmet eden diğer masum insanlar ise çektiği sıkıntılara sabredip isyan etmeyerek Allaha bağlılıkları ile cehennemden kurtulurlar.Cennete girerler dememiş fakat cehennemden kurtulacaklarını söylemiş.
Görüldüğü gibi allahın cennet ve cehenneme koyacağı insanlar için kimse kesin bir bilgiye sahip olamaz.Çünkü bir ömür boyu ibadet eden insan kendisine verilen göz kulak gibi organların şükrünü yerine getirmiş sayılamaz.Allah dilediğine cennet aleminin yollarını kolaylaştırır.Genel olarak ifade edilirse bu zamanda farzları yerine getiren ve büyük günahları terkeden ve Allahın kuranına peygamberine gönülden bağlanarak tasdik eden kurtulur.Allah adildir merhemetlidir ve cömerttir.Kuru topraktan nimetlerini aktardığı gibi kendine muhabbetle bağlı kullarını başı boş bırakmaz.Ebedi misafirhanesine davet eder.
3.Bu insanın sözüne inanın değil.Kuranın davası ve imanın birinci şartı Allaha imandır.İmanın diğer şartları olan Peygamberine, kitaplarına, meleklerine ,yeniden dirilmeye,iyilikler ve kötülükler dahil herşeyi Allahın yarattığına inanmak ise Allaha imanın gereğidir.Allaha iman eden diğerlerini kabul etmeye mecburdur.
Peygamberini insanlar içinden liyakatlı bir fert olarak seçmiş mucizeler ile parlatmış.Canlı bir ferman yapmış.Ona itaati emretmiş.Muhammet a.s canlı bir kurandır denilebilir.Kuranın hedef insan modeli odur.
Mucize ise fiziksel,kimyasal ve biyolojik kanunların kainata hükmeden kanun koyucu tarafından yüksek bir memurunu tasdik etmek amacıyla değiştirilmesidir.
Devlet töreni ile karşılanan bir yüksek bir memura yapılan törenler takılan nişanlar onun memurluğunun devlet adına tasdik edilmesi demektir.
Mucizeleri görüp itaat etmemek hükümdara isyandır.
Bizler ise o peygamberin hayatını ve hayatının gayesini görerek davasında yalan ihtimali olmadığını herhangibir menfat gayesi olmadığını açıkça bildiğimiz halde onu kabul etmemek olamaz.Peygambere iman etmemenin iki sebebi olabilir.
Birisi ona bildiği halde kasıtlı olarak iman etmemektir.
Diğeri ise bilmemiştir duymamıştır veya yanlış anlatılmıştır iman etmez.
Diğer dünya insanlarına Allahın peygamberi hakkıyla anlatıldı da kasıtlı olarak iman etmedilerse cehennemden uzak olamazlar.Bilmemiş duymamış olanlar durumuna göre değerlendirilir.
Huzurarayan adlı arkadaşa….
Değerli kardeşim Allahı bilmek ilmini Bediüzzamanın kitaplarından talim edebilirsin.(lemalar,sözler,mektubat)
Fen ilimleri nasıl ki uzmanlık alanı ise Allahı bilmek ilmi fen ilimlerinden daha yüksektir ve peygamberler ,alimler bu ilmin uzmanlarıdır.Gece karanlıkta ay güneşi görür ve güneşten aldığını kabiliyetine göre bize yansıtır.Vasıtalar yansıtıcı görevi görerek bizi aydınlatıyor fakat ay gibi yükselip gecenin karanlığında vasıtasız olarak güneşi görmedikçe maksada ulaşmış sayılamayız.
Fizik kimya biyoloji gibi Allahın kanunlarının ince ayarlarını göstermeye yarayan bilgiler de kullanabilenler için Allahın madde üzerinde ki ayetlerini gösteren teleskop veya mikroskop gibidir.
Madde de bir ayna görevi görmekte.
Allahın insan ile konuşması kuran iledir.Sonra peygamberi ile sonra madde üzerindeki kitap şeklinde yazılmış eserleri olan yarattıkları ile sonra marifetullah nuru ile desteklediği peygamberlerin varisleri olan alimler iledir denilebilir.
Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.Çoğu insanın rabbini tanımaya çalışmak gayretini göstermekten aciz kaldığı şu ahir zamanda insanın varlığının nedenini,kainattaki intizamın sahibini merak etmek öğrenmeye çalışmak Allah katında makbul bir duadır.Allah yaratılış gayesi hükmüne uyarak kabiliyetlerini geliştiren ilim tahsili yapan rabbini tanımak isteyenlere yolunu kolaylaştırır.Tabi ki bir şey kolay elde edilse insan nazarında kıymeti az olur.Allah sakınanlarla beraberdir ayetinin işareti ile Allaha yaklaşmanın en önemli basamağı Allahın ahlakını kabullenmektir.Hz peygamber Allahın ahlakıyla ahlaklanınız buyuruyor.Allahın ahlakı peygamberinin ahlakıdır.Hz Aişe r.a ın tabirince onun ahlakı kuran idi.
Allah kulundan kendi uğrunda samimiyetinin ölçüsü olabilecek bir fedakarlık istiyor.Haramdan uzak durmak ve rabbinin ikramı olan helal nimetlere kanaat etmek samimiyetin ölçüsüdür.Allahı tanımak adına sıkıntı çekerek vakit ayırıp kitaplar okumak önemli bir fedakarlıktır.Allah dilerse ilmini de nimetini de aktarır.Önemli olan layık olmak ve nimetin teşekkürünü yerine getirebilmek.
Bediüzzaman yazdığı kitaplarda kuranın Allaha iman,ahiret inancı, yeniden dirilmek ,peygamberlik hakikatı ,yaratılışa dair ayetler,kader meselesi gibi ayetlerini kuranın mantığına kendi fikrini katmadan izah ettiğini yazmış ve yazdığı kitaplardaki bütün şerefin kurana ait olduğunu yani kendisinin tercüman olduğunu yazmış.Hatalar varsa kendisine ait olduğunu belki bilmeden kendi fikrini karıştırmış olabileceğini belirtmiş.
Gayemiz kuran ve büyük bir kuran olan kainat kitabını anlamak olmalıdır.Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.
kıyamet hesabından konu nerelere gelmiş şaşırdım doğrusu.
kan guruplarını araştırın insanın yaratılışı için. A ve B den türeyen
diğer kan guruplarını göreceksiniz (Hz Adem ve Havva) gerçeği.
maymunların kan guruplarını araştırın B kan gurubunun kesinlikle maymunlarda bulunmadığı gerçeği.
ırklara bakın. 3 saf ırk göreceksiniz zenci, sarışın ve çekik gözlü.
Hz Nuh’un 3 oğlunun farklı bölgelere gitmesi.
Y kromozomunun devamlı kısalması gerçeğini iyi anlayın,
insanın dünyadaki yaşamının sonuna yaklaştığını haber veren bir fitilli bomba gibi.
Yaratıcı kitabı aracılığıyla bilimi emreder. Bilimde Yüce yaratıcıyı her daim teyit eder.
Burada dini kitaplarda yazılanların bilimsel olduğunu iddia eden arkadaşları hayretle okudum. Nostradamus geldi aklıma. Adam bir şeyler saçmalamış, sonrasında insanlar olayları eğip bükerek, zorlayarak Nostradamus’a atfetmişler. Kimse de bir olay olmadan önce “Durun, Nostradamus böyle söyledi, şu olacak dememiş, diyememiş.” Aynı şekilde hiçbir bilimsel veri çıkmadan, yani bilim insanları gecesini gündüzüne katarak bir şeyler üretmeden dini kitaplardan “bilim” üretilmemiş. Varsa, buyurun üretin. Dini kitaplardan hastalıklara çare bulun. Atomu parçalayın. Uzay gemisi yapın. Ben bir hekimim, bilimsel gelişmeleri de takip ediyorum. En azından kendi branşımda. Hiçbir makalenin referans kısmında “Tanrı” veya “Kutsal kitap” gibi bir şey görmedim. Aynı şekilde “araştırmaya başlamadan önce bu kutsal kitaptaki bilimsel verilerden faydalandık” diyeni de görmedim. İnançlara saygım var, ama inançla bilim kesişmez. Asla. Çünkü bilim kanıta dayalıdır. Din ise inanca. Yani birinin bittiği yerde diğeri başar. Ortak paydaya girmezler. Aksi takdirde din bilim olur, bilimse din. Şaşırmayın..
selam arkadaşlar.böyle gereksiz tartışmalara girerek günaha girmeyelim.peygamber efendimizin dahi bilmediği kıyameti bu nurcular bilim adamları nerden biliyor.Allah bunun tarihini verecek olsaydı peygamberine verirdi.bu tür boş şeyleri araştırmak yerine allah ın rızasını kazanmaya bakalım değil mi.