FATİH HRİSTİYAN MIYDI?

GALATA’DA KATOLİKLİK

Fatih Sultan Mehmet 29 Mart 1432′de Edirne’de doğdu.                    Babası Sultan İkinci Murat, annesi Hüma Hatun’dur.                       Fatih’in hayatı anlatılırken  karşılaştığımız ilk cümle genelde budur.          Ama doğru değildir. Kaynaklar bize Fatih’in annesinin Mara Despina adlı bir Sırp prensesi olduğunu gösteriyor. Tarihçilerin kutbu Halil İnalcık bu tartışmalara son noktayı koymuş ve Fatih’in annesinin Hristiyan olduğunu vurgulamıştır. (Emine Çaykara, Tarihçilerin Kutbu: Halil İnalcık Kitabı, s. 459)

Fatih, ölümünden sonra Selanik’teki bir manastır’ı annesinin anısına satın alarak armağan ediyor. Bu konuda Topkapı Sarayı arşivinde saklı olan 1463 tarihli bir fermanı da var:

“(…) anam Despina hatun mahrusai Selanik’te küçük ayasofiye dimekle meşhur olan manastırı ber vechi şer’i şerif satun almuş, bu üzre şer’i mektubu dahi varmış. (…)”

Fatih’in annesi gibi kendi eşleri de Hristiyandır. Rum Zaganos paşanın kızı Kornelya, Anna, Helen, Alexias, Tamara gibi toplam 17 Hristiyan kadını Fatih Sultan Mehmet’in hanımları olarak kayıtlara geçmiştir. Resmi olarak 7 karısı olduğu yazılır. Türk hanımları da vardır ama sayısı 4′ü geçmez. Bunlardan Sitti Mukrime Hatun Fatih’le evlendiğinde henüz daha 11 yaşındadır.

Peki ya Fatih’in kendisi Müslüman mıydı?

Sürekli namaz kılıp, oruç tuttuğuna dair bir kanıt var mı?

Ama kilise ayinlerine katıldığı bilgisine sahibiz.

Araştırmacı yazar John Freely, Fatih’in dindar olmadığını ama arada sırada yalnız başına çıkıp Galata’da St. Pietro Kilisesi’ne gidip ayinleri izlediğini, komünyon ekmeğinden yediğini yazıyor. Freely’nin görüşü Fatih’in ne Müslüman ne de Hristiyan olduğu yönünde.

Bugün örneğin Prens Charles ya da Obama cuma namazlarına gidiyor olsa müslümanlar ne düşünürdü acaba? “Merakından gidiyordur” demezlerdi herhalde. Müslüman olduklarının delili olarak sunar, propagandasını yaparlardı.

Ama Fatih kiliseye gidince Hristiyan olduğu düşünülmez. Bu noktada Fatih’in İstanbul’u fethettiğinde Ayasofya’da namaz kılması ve Ayasofya’yı camiye çevirmesi müslümanlığına bir kanıtmış gibi düşünülebilir. Ama değildir. Çünkü Fatih o sıra 21 yaşında bir delikanlıdır ve padişahlığın gereğini yapmıştır.

Bu, ölene kadar müslüman kaldığının kanıtı değildir. 29 yıl daha yaşamıştır ve bu süre içinde Aristo’dan başlayarak tüm filozofları okumuş, felsefeyle ilgilenmiş, Hristiyanlık dahil diğer dinleri incelemiştir. Bu süreç içinde düşüncelerinde, dünya görüşünde, inançlarında değişim yaşamış olabilir. Bir kitap bile insanı değiştirebiliyor, yüzlerce yabancı eser Fatih’i neden değiştiremesin?

Örneğin “peygamberin vahiy katibiydi” diyerek bir adamın müslümanlığı kanıtlanamaz. O vahiy katiplerinden öyleleri vardır ki daha sonra dinden dönmüştür.

Turan Dursun’un 30-40 yaşındaki haline bakıp “müslümandı” denilemez. 50 yaşında müslümanlığından eser kalmamıştır.

Tersi örnek verecek olursak 80 yaşındaki Flew’in değil, 81 yaşındaki Flew’in inancı geçerlidir artık.

Ama Fatih, bir değişim yaşamış olsa bile bunu açığa vuramaz, çevresine açıklayamazdı. Kesinlikle kellesinden olurdu. Çünkü padişah öncelikle devlet-i aliyye ve İslam’a bağlılığı ile tahtını koruyabilirdi. Padişah olmak, başkan olmak herşeye hakim olmak, her istediğini yapmak demek değildir. Onların da aşamayacağı kırmızı çizgiler vardır ve din konusu en hassas, en tehlikeli konudur. Ne çevresine, ne millete izah edemez. Milletin dinini de değiştiremez. Duyulduğunda “Vay kafir! Vurun kellesini!” denerek ayaklanılır.

Fatih’in Şiiri

Fatih’in bir şiiri var ki Hristiyan olduğunu düşünmemek olanaksız.

İşte Fatih’in Avni mahlasıyla “Galata’da Katoliklik” üstüne yazdığı gazellerden biri:

Bağlamaz firdevse gönlünü Kalata’yı gören

Servi anmaz onda ol serv-i dilârâyı gören

Bir firengî şîveli İsayî gördüm onda kim

Lebleri dirisidür der idi İsâ’yı gören

Akl u fehmin dîn ü îmânın nice zabt eylesün

Kâfir olur hey müselmânlar o tersâyı gören

Kevser’i anmaz ol içdiği mey-i nâbı içen

Mescide varmaz o varduğı kilisâyı gören

Bir Frengi kafir olduğunu bilürdi Avniya

Belün ü boynunda zünnari çelipayı gören.

Bu beyitlerin günümüz Türkçesine çevirisini inceleyelim:

Bağlamaz Firdevs’e gönlini Galata’yı gören (Galata’yı gören, gönlünü cennetin en gizemli bahçesine bile bağlamaz)

Servi anmaz anda ol servi dilarayı gören (Gönül güzeli bir sevgiliyi Galata’nın kendisinde gören, anmaz bir daha selvi boylu bir başka sevgiliyi)

Bir firengi şivelu İsa’yı gördüm anda kim (Galata’nın kimliğinde bir Hıristiyan dilli İsa gördüm ki)

Lebleri dirisidür diridi İsa’yı gören (Dudakları kutsal bir tapınak olur, İsa’nın insanlık dünyasını gören)

Akl-ü fehmin din-ü imanın nice zapt eylesün (Dinle imanın akıl ve anlayışını sıkı tutmak gerekir)

Kâfir olur hey müsemmanlar o tersayı gören (Yoksa ey Müslümanlar, o kiliseyi gören olabilir kâfir hemen)

Kevseri anmaz ol içdügi mey-i nabi içen (Galata’nın içtiği katıksız şarabı içen, cennetteki Kevser şarabını bile anmaz olur)

Mescide varmaz o vardığı kilisayı gören (Orada karşılaştığı kiliseyi gören de bir daha gitmez mescide falan)

Bir frengi kâfir olduğunu bilürdi Avniya (Fatih’in mahlası) (Avniya  bilirdi senin bir kâfir Hıristiyan olduğunu)

Belün ü boynunda zünnari çelipayı gören (Belinde keşiş kuşağını, boynunda haçını gören)

***

Fatih Sultan Mehmed’in “Avnî” mahlası ile yazdığı ve bir kısmı bugüne ulaşabilen şiirleri, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Muhammed Nur Doğan tarafından yeniden tertip edilerek, Fatih Divanı ve Şerhi adıyla Eminönü Belediyesi tarafından İstanbul’un fethinin 551. yıldönümü vesilesiyle 2004 yılında yayımlandı. Kültür tarihimizin önemli simalarından Ali Emirî Efendi tarafından bulunan ve Fatih Millet Kütüphanesi 305 numarada kayıtlı olan yazma esas alınarak hazırlanmıştır.

Fatih’in bu gazelini inkar edemeyenler çare olarak gazeldeki sözleri çarpıtarak, mecazi anlamları var diyerek, “bilürdü” sözcüğünü ”zannederdi” diye açıklayarak durumu daha doğrusu Fatih’in Müslümanlığını” kurtarmaya çalışırlar. İlaveten bu şiirin mecazi olduğu, Fatih’in de padişahların çoğu gibi oğlancı olduğu ve bu şiiri bir oğlan sevgilisi için yazdığı iddialar arasındadır.

FATİH’İN KAHRAMANLARI

Fatih’in tarihteki gözde kahramanları ve önderleri kimlerdi acaba? Attila mı, Cengiz Han mı yoksa Alparslan mı? Ya da daha İslamcı takılarak Selahaddin Eyyubi’yi mi önemsemiştir dersiniz? Bunların hiçbiri değil.

Bizanslı entellektüel “Gregorios Phrantezes açıklamış: Büyük İskender, Roma İmparatoru Augustus, Bizans İmparatoru I. Konstantinos ve Theodosios Fatih’in en sevdiği kahramanlar. (F. Babinger, “Fatih Sultan Mehmet ve İtalya,” s. 138)

Fatih sürekli olarak Yunan yazar Plutarkhos’u (İS 50-125) okur ve bu tarihçinin yaşam öykülerini anlattığı Büyük İskender ve Roma İmparatoru Sezar’ın büyük fetihlerine hayranlık duyarmış. Bunlar normal görülebilir belki ama bütün bunlar biraraya getirildiğinde güçlü kanıta dönüşebilir.

Devam edelim:

FATİH’İN GİZLİ ODASINDA SAKLADIKLARI

Venedikli Franceskian rahibi Francesco Suriano’dan öğrendiğimize göre Fatih aynı zamanda Bizans’tan kalmış Hıristiyanların önemli kutsal eşyalarını da topluyor bunları özel odasında saklıyordu. Bunların içinde en önemlisi Meryem Ana’nın resmi olan ikona ve devamlı ateş yanan altın meşale idi. Fatih Venedikli ressam Gentille Bellini’yi bizzat bu odaya götürerek ona bu kutsal eşyaları göstermiş hatta ondan kucağında yeni doğmuş İsa’yı tutan Meryam Ana resmini yapmasını istemişti.

Fatih’in oğlu II Beyazit babasından kalan ve içinde 24 tane Meryem Ana ile yüzlerce Bizans Aziz’inin resmi bulunan İkonaları ve diğer kutsal objelerin 1489 yılında bir envanterini çıkartarak Fransa kıralına satmayı teklif ettiği öne sürülür. (Caroline Campbell / Alan Chong; Bellini and East -National Gallery, London 2005 s,111-)

Fatih’in kardeş katili olduğu, üstelik de bunu yasalaştırdığını da burada ilave edelim. Müslümanlıkta değil kardeş katlinin yerinin olmasını, herhangi bir müslümanı öldürenin dahi kafir sayılarak ebedi cehennemlik olduğu hükmü vardır.

Milli eğitim bakanlığı İslam tarihi ans. c.7 lad-mes II. Mehmed maddesi yazarı Halil İnalcık: “karındaşlarını nizam-ı alem için katletmek munasiptir kanunu koyarkende hakimiyetin bölünmezliğini temini ve ileride devleti taht kavğalarından korumayı düşünüyordu.” sayfa33 (Erol Özbilgen “Bütün yönleriyle Osmanlı- adab-ı Osmaniye” İz yay.say.92)

” Her kimesneye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizam-ı alem için katletmesi münasiptir. Ekser ülema dahi tecviz etmiştir. onunla amil olalar.”

Taht için kardeş katlini mübah gören inanç İslam olabilir mi?

Şimdi soralım:

İslam’da mumyalama var mıdır?
Firavunlar gibi mumyalanmak caiz midir?

Fatih’in Ölümü ve Cenazesi

Yıl 1481.

Fatih, Anadolu yakasında konuşlanan ordusuna katılır. Hedefin hangi ülke olduğu bilinmemektedir. Tahminler Memlükler üzerinedir.

Ve Üsküdar’dan Gebze’ye doğru yola çıkılır. Ancak Hünkar çayırına gelindiğinde Fatih rahatsızlanır. Doktorların tedavisi fayda etmez ve Fatih ölür.

Fatih öldürüldü mü?

Bu ani ölümün sebebi hala tartışma konusudur ve kesin olarak bilinmemektedir. Kimileri ölümü gut hastalığına bağlar, kimileri ise zehirlenerek öldürüldüğünü öne sürer. Gut hastalığı, romatizmal bir eklem hastalığı olup genelde ayak başparmağı civarının şiddetli ağrı ile birlikte kızarıklı şişmesidir ki kısa zamanda ölüme neden olacak bir hastalık değildir. Fatih’in zehirlenerek öldürüldüğünü iddia edenler için, dönemin tarihçisi Aşık Paşazade’ye ait olduğu söylenen şiir bir dayanak teşkil eder.

İşte Âşık Paşazade’nin şiirindeki o beyitler:

“Tabipler şerbeti kim verdi Hân`e

O Hân içti şerâbı kâne kâne

Ciğerin doğradı şerbet o Hân`un

Hemin dem zari itti yâne yâne

Didi: “Niçün bana kıydı tabipler?”

Boyadılar ciğeri canı kâne

İsabet itmedi tabip şerâbı

Tımarları kamu vardı ziyâne

Tabipler Hân`a çok taksirlik itti

Budur doğru kavil düşme gümâne!”

Fatih’in cenazesi tam 19 gün sonra defnedildi

Fatih’in hayatta iki oğlu vardı. 34 yaşındaki büyük oğlu Amasya’da, 23 yaşındaki küçük oğlu Konya’da vali idi.
Veziriazam derhal iki şehzadeye de ulaklar göndererek babalarının vefat ettiğini ve acele İstanbul’a gelmeleri gerektiğini haber verdi.
İstanbul’a erken gelen şehzade tahta çıkacaktı.
Fatih’in cesedi vakit kaybettirilmeden İstanbul’a geçirildi ve Topkapı Sarayı’nda ıssız, ışıksız bir mekana adeta terk edildi.
Evlatları taht için birbirlerini yerken, Fatih’in cesedi adeta çürümeye terk edilmişti.
Topkapı Sarayı’nda, sıcak mayıs günlerinde elbiseleri içinde bırakıldığı için sultanın cesedi kokmaya başladı.
Ceset tamamen çürümeden Baltacılar Kethüdası Kasım ve iki hekim elbiseleri soyduktan sonra iç organlarını çıkarttılar ve daha sonra cesedi ilaçlayarak kefenleyip, defnettiler.
Şehzade Bayezid, padişah ilan edildikten hemen sonra, yani Fatih’in ölümünden 19 gün sonra, cenazeyi Fatih Sultan Mehmet kendi adına yaptırdığı camiinin avlusuna defnetti.

Tarihçi Erhan Afyoncu

Bu ilaçlamanın adı tarih kitaplarında “tahnit” olarak geçer.

İsmail Hakkı Uzunçarşılı, 1975 yılında Türk Tarih Kurumu’nun çıkarttığı hacimli üç aylık “Belleten” dergisinde Topkapı Sarayı Arşivlerine dayandırarak Fatih Sultan Mehmed’in ölümünü anlatıyor.

“…Fatih Sultan Mehmed’in gasl edilmesi de elemli olmuştur. Yazın sıcağında on günden ziyade elbisesi ile kapalı kalan ceset koktuğundan yanına kimse gidememiş Baltacılar Kethüdası Kasım ile ânın usta dediği tahnit memuru ölüyü beraber soyup dahili ağşasını (iç organlarını) çıkarmak sûretiyle mumyaladıktan sonra kefenlenmiştir ve sonra da merasimle defnedilmiştir.”

Uzunçarşılı, Fatih’in defin işlemini anlattığı yukarıdaki paragrafa düştüğü dipnotla daha da şaşırtıyor bizi ve hiç de dolaylı bir anlatım yolu seçmiyor;

Osmanlı padişahlarından Osman Gazi, Murat Hüdâvendigâr, Yıldırım Bayezid, Çelebi Sultan Mehmed, İkinci Murad’ın cesetleri muhtelif sebeblerle mumyalıdır. Emir Süleyman Çelebi ile Musa Çelebi ve Kanuni Sultan Süleyman’ın cesetleri de mumyalıdır.”

Tahnit mumya demek

Tahnit: Ölüyü bozulmaması için belirli formül dahilinde ilâçlama, iç organlarını çıkarma, ilâçlayarak çabuk bozulmayacak hale getirme.

“Bir diğer adı mumya olan tahnit, insan ruhunun ölümden sonra da hayatını sürdürdüğü inancına dayanmaktadır. Tahnit hemen bütün eski dinlerde, özellikle Mısır dinlerinde uygulanmıştır. (…)

 

İslâm dini açısından tahnitin hiçbir değeri ve önemi yoktur. Bunların da ötesinde İslâm, cesedin tahnitini ve yakılmasını yasakladığı gibi, ölüm hadisesinin kesinleştiği anlaşıldıktan sonra gömme işleminin geciktirilmesine bile izin vermez. İslâm’a göre insan topraktan yaratılmıştır, öldükten sonra toprağa gömülecek, toprakla bütünleşecek ve yine toprak olacaktır. http://www.sevde.de/islam_Ans/T/23.htm

Görüyoruz ki tahnit mumyalama demektir ve İslam’da yeri yoktur, yasaktır.
Ayrıca ölümün gerçekleştiği belirlendikten sonra cesedin defninin geciktirilmesine de İslam’da izin verilmez.

Fatih’in büyük sırrı:

Reşat Ekrem Koçu tarafından anlatılan bir hadise, Yahya Kemal’in Fatih’in hayatıyla ilgili her şeyi çok merak ettiğini ve araştırdığını göstermektedir:

Sultan II. Abdülhamid devrinde, bir yıl, Fatih civarından geçen ana suyolları patlar ve evlerin bodrumlarını su basar.
Tam o günlerde Fatih Sultan Mehmed, semt halkından birkaç kişinin rüyasına girerek ‘Boğuluyorum, beni kurtarın!’ diye yardım istemiştir.
Bu rüyalar halk arasında yayılarak kahvehane sohbetlerinin ana konularından biri haline gelir ve hafiyeler vasıtasıyla II. Abdülhamid’in kulağına kadar gider.
Telaşa kapılarak büyük ceddinin kabrini gizlice açtırmaya karar veren vehimli padişah, bu iş için Fatih İtfaiye kumandanı Mehmed Paşa’yı -gördüklerini kimseye söylemeyeceğine yemin ettirdikten sonra- görevlendirir.

Hemen işe koyulan Paşa, türbede sandukayı kaldırtıp kabri kazdırır. Üç metre kadar derine inildiği halde Fatih’in cesedine rastlanmaz.

Nihayet karşılarına bir demir kapak çıkar; kapağı kaldırınca bir taş merdiven görür, aşağı inerler.
Şahit oldukları manzara hayret vericidir: Geniş bir mahzenin ortasında büyük bir mermer, onun üstünde de bir tabut.
Tabut açılınca, büyük hükümdarın mumyalanmış cesediyle karşılaşırlar. Ceset hiç bozulmamıştır, hatta yüzündeki tazeliği aynen korumaktadır.

Durum padişaha arz edilir. Mehmed Paşa, padişahın sıkı tenbihlerine rağmen, bu müthiş sırrı bir süre sonra dayanamayıp yakın dostu Mehmed Şerif Paşa’ya anlatacaktır.
O da Yahya Kemal’e…

Peki Fatih’in tabutunun olduğu bu mahzenin aynı zamanda İstanbul’un kurucusu Roma imparator’u Konstantin’in mezarının da olduğu Havariyun kilisesinin yeri olduğunu biliyor musunuz?
Ya Fatih’in vasiyeti’nin Konstantin’le aynı yere gömülmek olduğunu…
Vasiyetinin yerine getirildiğini ama Fatih cami kamuflajı ile bu sırrın gizlendiğini düşündüğümüzde komplo teorisi kurmuş olmayız herhalde…

SONUÇ:

İstanbul’u fethederek Roma İmparatorluğunu tahtını ele geçiren Fatih, Roma’nın yeni imparatoruydu ve Roma adı Osmanlı olmuştu artık. Ama topyekün bir İslam imparatorluğu imiş gibi yansıtmak ve Fatih’i de bir İslam mücahidiymiş gibi göstermek bir İslamcı propagandasıdır. Annesinin ve eşlerinin Türk ve müslümanmış gibi gösterilme çabası da bundandır.

Bu yazımızla siyasal İslamcıların simgesi haline gelmiş, sürekli İslami yanlarını pompaladıkları Fatih’in gerçekte öyle olmadığını göstermeye çalışıyoruz.

Gerçekten müslüman mıydı, hristiyan mıydı, dinsiz miydi onu ne ben, ne de bir başkası bilebilir. Ama onu bir İslam mücahidi, dini bütün bir müslüman olarak sunanların yalan söylediğini kanıtlıyabiliyoruz. Fatih’in özel hayatıyla ilgili belgeler bize onun sofu düzeyinde ve gerici nitelikte bir İslamcı olduğunu göstermiyor.

Fatih, Eski Yunan’a hayranlık duyuyor. Eski Yunanca’yı öğreniyor. Eski Yunanca kitapları okuyor.

Fatih, resime, güzel sanatlara, edebiyata, şiire, müziğe düşkün. Bu yanıyla İslam’daki çoğu yasağı deliyor.

Fatih, dönemin en ünlü ressamlarını, Bellini’yi çağırıyor resimler yaptırıyor. Kendi portresini de. İslam’da gayrimüslim kadınla evlenmek o kadını müslüman yapma şartıyla mümkünken; Fatih’in annesi ve eşleri Hristiyanlığını sürdürüyor.

Fatih, annesinin anısına Selanik’te bir manastır satın alıyor. Fatih, kilise ayinlerine katılıyor.

Fatih, özel odasında Hristiyan eserlerini, ikonlarını bulunduruyor.

Fatih, Hristiyanlığı ve kiliseyi metheden şiir yazıyor. Fatih, şarabı övüyor, büyük olasılıkla o da içiyor. Fatih, İslam’da olmayan, İslam hukukuna ters kanunlar çıkarıyor ve uyguluyor.

Ve Fatih, Roma imparatoru Konstantin ile aynı yere gömülmeyi vasiyet ediyor. Ve yine görüyoruz ki birkaçı hariç padişahların tümü firavunlar gibi mumyalanıyor. Fatih ve Kanuni de dahil.

Elbette Osmanlı, Fatih’ten 4. Murat’a kadar dünyanın bir süper devleti, en büyük imparatorluğu. Fatih olsun Kanuni olsun tarihin en önemli simalarından ve büyük devlet adamları. Ama kesinlikle siyasal İslam’ın kullanabileceği türden kişilikler değil.

Türklükleri de, İslamcılıkları da maval.

Buna rağmen ecdadımız olduğu doğrudur. Atalarımızı onlar yönetti, onlar yaşattı ya da öldürdü, onlar sevdi ya da üzdü, onlar kalkındırdı ya da ezdi-sömürdü. Savaşları, barışları, düğünleri, bayramları sarayla birlikte yaşadık. Onlarca neslimiz padişahlarla ve sarayla doğdu-yaşadı-öldü. Örneğin dedemin dedesi sarayda ahçıbaşıymış. O dönemdeki ailemiz sarayla yatıp sarayla kalkıyordu ve yaşamları hep oraya bağlı olarak geçiyordu muhakkak. Acı-tatlı ne anıları vardı kimbilir.

Ama bunlar tarihin gerçeklerini sorgulamamızı engellememeli. Şişirilmiş efsaneler yerine gerçekleri bilmemizde hiçbir sakınca yok. Dünyanın gözünde ecdadımız içki içtiği için, resim yaptığı için, Hristiyan annesi ve eşleri olduğu için, haremi olduğu için vb sebeplerden dolayı alçalmaz. Siyasal İslamcıların rahatsızlığı; pompaladıkları yalanların ortaya çıkması ve kendi siyasetlerine zarar gelmesindendir. Çünkü çıkarları için dini kullandıkları gibi tarihi ve Osmanlı’yı da kullanıyorlar. Gerçeklerin açıklanması onların kirli amaçlarını baltalyor. Baltalamaya da devam edecek!

Serdar Kaangil

This entry was posted in Tarih and tagged , , , . Bookmark the permalink.

15 Responses to FATİH HRİSTİYAN MIYDI?

  1. Pingback: Fatih Hristiyan mıydı? | Ateist Cevap

  2. hakan says:

    Yoksa ey Müslümanlar, o kiliseyi gören olabilir kâfir hemen)

    Bu beyit fatihin hıristiyan olmadığını alenen söylüyor zaten fazla kafa yormaya gerek yok.

  3. Sultan II.İbrahim says:

    Bunlar kesinlikle yalan,belgelerlen ıspatlanamamış bir iddadır! Fatih Sultan Mehmet ki peygamber övgüsü almış bir halifedir! Ayrıca kardeş katili konusuna gelince elbette kötü birşey dir ama buna politik açıdan bakmak gerekir..Yani Devlet Saltanatlan yönetiliyor ve ülke tek bir kişinin sorumluluğunda! O 8aylık bebek ne kadar zararsız gözüksede mutlaka 10-15 sene sonra büyük bir tehdit olacaktır! O yüzden kimse şüpheye düşmesin o apaçık bir müslümandır! Birisini Kafir olarak tanıtacaksanız o da Mustafa Kemal xxxxdir!

    • mehmet yalçın says:

      Atatürk’e saldırma sebepsiz
      Sen anandan yine çıkardım ama
      Baban kimdi bilemezdin şerefsiz!

    • Erdal Kalcı says:

      Halifelik I. Selimden ( Fatih’in torunu) sonra Osmanlı’ya geçmiştir. Fatih halife değildir.

  4. ercan says:

    sultan 2. ibraaam sana sadece gülüyorum

  5. İSFENDİYAR BEY says:

    AL SANA FATİHİ SAHİPLENMEYE ÇALIŞAN BİR HIRİSTİYAN DAHA,AMA O KADAR KOLAY DEĞİL BİZ MİLLET OLARAK BİLİYORUZ FATİHİN KİM OLDUĞUNU,SENİN KIÇINI YIRTMAN NAFİLE.BİZ ADAMIN NE KADAR MÜSLÜMAN VE ADAM OLDUĞUNU YAPTIĞI İŞLERDEN ANLAYACAK KADAR İLERİ ZEKALI AMA SENİN GİBİ ANGUSLARIN YAZISINI OKUYACAK KADARDA GERİ ZEKALIYIZ NE YAZIKKİ.KASTAMONUDA AZDAVAY DİYE BİR İLÇE VAR GİT ORAYA SOR BAKALIM SANA SÖYLERLER FATİH NERELİ DİYE.AMA ONLARIN ELİNDEN SENİ KİM KURTARACAK BİLEMEM TABİ.

  6. İzzet Mumcu says:

    İslamcı yobazların maskeleri tek tek düşecek. Eşyanın tabiatı…

  7. KT says:

    yok böyle bi şey ya… kim hristyan..Atamız FATİH mi? Peh…saçma…Adamlar bizim gibi mi…onlar ki neye niçin inandıklarını bilen insanlar…Onların dinleri sorgulanamaz ki…(siz beyağı sövmüşsünüz, sözde ecdadınızla gurur duyuyorsunuz…) Fatih çocukluğunda dahi din konusunda ufak bir yalpalama dahi yaşamamışken siz kalkıp adamı kafir yapmışsınız ya….be nedir yahu!!! adam din uğruna padişahlığı bile bırakmaya kalkmışta AK ŞEMŞEDDİN engellemiş…yoksa Fatih padişahlığı bırakıp hocasının yanında talebe olmak isteyen bir ATAMIZDIR…şayet bir kaç şerefisz çıkar Fatih resim yaptı yaptı, gazel yazarak şarabı övdü,özel bi yerde hristiyanlığa ait bir odası vardı….TAMAM BU ADAM HRİSTİYAn!!!!….NASIL Bİ ŞAÇMALIKTIR BU YA…. sanat dine aykırı değildir 1…Faih neymiş şarapı övmüş…LAn adam gazel yazmış diyoz tabi şarabı övecek..zaten gazelin amacı ne …sanat işte….gazelde şarap övülür…gerçek anlamda mı övmüş ,mecazi mi…adam gazel şairi…2…neymiş özelbir odası varmış..içinde meryem ana varmış….HRistiyan…yürü git lan…tamam böle bi şey var …bu eşyaların bulunduğu bi odsı varmış doğru ama nerenizden diyosunuz hristiyan diye…KESİNLİKLE HRİSTİYAN DEĞİLDİ….bu odayı bellini’yede göstermiş..ama bellini dahi bunu görüp onun gerçek müslüman olduğuna kanaat getiriyo siz çıkıp iftira atıyosunuz adama….adam empati kurmak istemiştir belki…adam cihad aşkıyla yanıp tutuşuyo …hedefi islamiyeti yaymak…nasıl daha iyi millete islamiyeti benimsetebileceğini bulabilmek için böyle yapmıştır…onları anlamak için….GREÇİ SİZ ANLAR MISINIZ BİLMEM AMA İNSANLAR İÇİN BİRBİRLERİNİ ANLAMAK ÖNEMLİDİR…..eminim ki bir yerlerde bunların açıklanmasını sağlayan veraklar vardır…LAKİN FATİH’ İ TARİHTEN YOK ETMEYE ÇALIŞAN ŞAHISLAR İÇ YADA DIŞ GÜÇLER TARAFINDAN BU BELGELER YOK NE ALAMETSE ARTIK…BÖYLE SAÇMALIKLARLA FATİH’ BİZZZAT GURUR DUYDUĞUMUZ ATAMIZI TARİHTEN YALAN DOLANLA KAZIMAYA ÇALIŞANLAR VAR…Kİ BU ÇABA FATİH SON NEFESİNİ VERDİKTEN SONRA BAŞLAYARAK GÜNÜMÜZDE DAHİ BU ÇABA İÇİNDE OLANLAR HİÇTE AZ DEĞİLLER…ÖLE OLMASA fatihten kalan belgeler neden diğer padişahlardan kalan belgelerden az…halbu ki onu zamanında saraya giren sebze ve meyvelerin, reçellerin dahi gramajların akadar kayıtları varken ne HİKMETTE ARTIK 2. murattan bile daha az belke var GÜN YÜZÜNDE OLAN::::ki bunların çoğuda yunanistan ve amerikada….BİZDE OLMASI GEREKİRKEN…..Hani nerde belgeler…. ki açıp bakalım…Bİ KERE FATİH İN ÇOCUKKLUK ÇİZİM DEFTERİ TOPKAPI İKEN FATİH İN YAPTIRDIĞI NAKKAŞHANEDEN, NAKKAŞLARDAN, İÇERİSİNDEKİ SANAT ESERLERİNDE, VE HATTA NAKKAŞHANENİN NERDE OLDUĞUNDAN HİÇ BİR BİLGİNİN OLMAMASI GARİP DEĞİL Mİ SİZCEDE…. ya adamın çocukken peygamber sevgisine mashar olmak için çizdiği çizimler dursun ama kendi dönemine ait belgeler meçhul…akıl mantık alıyor mu ya….millet ecdadınıza sahip çıkın ..YOKSA YAKINDA SAHİP ÇIKACAĞINIZ BİR ECDADINIZ OLMAYACAK… eğer bir kafir ya da vatan haini arıyorsanız o kadar geriye gitmenize gerek yok…yakın tarihte bulursunuz aradığınızı…..

  8. kabahan says:

    isfandiyar beye aynen katılıyorum tek fark ben yazıyı okumadım, istediğiniz kadar yırtın kıçınızı

  9. Kiona says:

    Yazdıklarının cogu dogru fakat belgelendırmen gerekır.Burada o kadar çok gerizekalı var ki bazı şeyleri idrak etmeleri oldukça güç.Araştırmadan yoksun,beyni yıkanmış bu aptal sürülerine istediğin kadar anlat anlama yetileri yok olduğu için salak salak konuşurlar.

  10. sad says:

    təşəkkür edəriz bu doğru bilgiyə görə.

  11. KT says:

    belgelendirmek mi….işte bu zor millet adına….belgeler kim bilir nerde..hangi alçakların elinde…hatta bu belgelerin büyük bir çoğunluğunun ülkemizde olmadığı da aşikar bir gerçek..hem türkiyede olsa belgeler ne olacak ki verirler mi sanıyorsun içimizdeki hainler…verilse bile ..ancak kendi menfaatleri doğrultusunda bir kısmı..o da yalan dolan karışık bi halde….Vel Hasıl millet kanıta ihtiyaç duymadan kendi inançları, düşünceleri,fikirleri doğrultusunda ( tabi bu konuda ecdadını ve yaptıklarını doğru bir şekilde idrak etmeleri gerekir..) bir kanıya varmalı ve sahip çıkmalı şamlı ecdadına…….kanıtlansaydı eğer bilirdi herkes herşeyi terettütsüz,, marifet kanıtlanmışlara inanmak değil, onu herkes yapar..asıl marifet gizlenenleri bilmek,, sezmek…milletin her bir ferdi kanıta ihtiyaç duymadan can-u gönülden inansa tarihindeki gizlenmiş gerçeklere…bi anlamı kalmazdı zaten kalanan belgelerin… ve böylede olmalı..’ama’sız, terettüdsüz inanmalıyız ki edadımızın şanına (yaşantımızda örnekte almalıyız onları), ki fitne fesat sokamasın hainler aramıza………

    • Sami says:

      Demek gizlenenleri bilmek, ve sezmek gerekiyor. Kendi sezgilerimize mi inanmamızı öneririsiniz, yoksa sizin şeytani sezgilerinize mi! Gizlenmiş gerçekler, bebek katili ecdadınızın ne kadar insan üstü olduğunu anlatıyor değil mi? ve bunu en iyi siz seziyorsunuz! :) Putlarınızı çok dahiyane bi şekilde pazarlıyorsunuz. tebrikler….

      • KT says:

        Nasıl size göre bizim düşüncelerimiz şeytani geliyorsa, bize de sizin gibilerin sözü şeytani geliyor. Olabilir.. insanın düşünceleri yetişme şeklinden ve çevresindekilerin etkisiyle yönlenir. Lakin düşünceler ne kadar farklı olsa da gerçek birdir ve değişmez. İster kabul edin ister etmeyin. Seçimde özgürsünüz..kimsenin başkalrını düşüncelerine karışma hakkı yoktur.ama şu bi gerçek ki siz ne kadar sevemesenizde milletimizde hala atalarına herşeyiyle bağlı yiğitler bulunmaktadır.. azınlıktada olsalar. her şeye rağmen;.ne kadar aramıza nifak tohumları ekip, atalarımızdan uzaklaktırış batılılaştırmaya çalışsalarda, bizleri bizleri birbirimize düşürmüş olsalar da…her şeye rağmen bunların bilincinde olanlar var şükür ki…
        bir öğrenmişsiniz bebek katiliydi, şuydu buydu…Evlad araştırdınız mı kı olanları, olayları derinlemesine, nedenlerini, amaçlarını,..öyle olmasaydı neler olabilirdi..değerlendirme yapıldıktan sonra bir karara varılabilir ancak..çünkü bizlerin şer bildiklerinde hayır; hayır bildiklerimizde de şer olabilir.. kararları neye dayanarak aldıklarını bilmeliyizki gerçekten şer bir iş mi yoksa hayır bir iş yaptıklarını bilelim….hem dediğiniz gibi olsa beşer şaşmaz mı hiç….bir çok tarihçi bu olayları araştırıp, değerlendirip devlat bekası için doğru bir karar dedikten sonra, kulaktan dolma bilgilere sahip olanlara pek düşmez..siz ki; şanlı bir tarihe sahip olduğunuz için şükredeceğinize, bilmeden nankörce karalıyorsunuz geçmişinizi ve atalarınzı …. devam edin bakalım……

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s