KUR’AN’DA MUCİZE YOKTUR

EVRENİN GENİŞLEMESİ

Zariyat-47, Evrenin Genişlediğini Yazmaz!

Önce konuyla ilgili olarak Kitab-ı Mukaddes’ten bir örnek vereyim:

Yeşeya 51:13
Sizi yaratan, gökleri geren, Dünyanın temellerini atan RAB`bi Nasıl olur da unutursunuz? Sizi yok etmeye hazırlanan zalimin öfkesinden Neden gün boyu yılıp duruyorsunuz? Hani nerede zalimin gazabı?

Buradaki “geren” sözcüğünün anlamı çekerek genişletmektir.
Aslında ayetin doğru çevirisi germekte olandır. Yani ayet şöylede çevrilebilir:

Sizi yaratan, gökleri germekte, genişletmekte olan, dünyanın temellerini atan Rabbi nasıl olur da unutursunuz? (…)

Benzer ayet de Yeşeya 40:22′dir:

Gökkubbenin üstünde oturan RAB`dir, Yeryüzünde yaşayanlarsa çekirge gibidir. Gökleri perde gibi geren, Oturmak için çadır gibi kuran O`dur.

Buradan yola çıkarak Kur’an’dan 1400 yıl önce, günümüzden 2800 yıl önce evrenin genişletildiği mucizesini Eski Ahid’de görmekteyiz.

Demek ki bir mucizeden söz etmek gerekiyorsa taklidine değil, aslına bakmak gerekir.

Şimdi gelelim Zariyat-47′ye..

“Musiun” sözcüğünün Kur’an’da başka bir örneği yoktur.
Dolayısıyla kıyas imkanı da yoktur.
Tahminle hareket edilir.
“Vus’a” yani geniş anlamına gelen sözcüğün “vasiun”‘a yani kuşatan, kapsayan, genişlik veren halinin çoğulu olarak tahmin edilir.
Ne demektir vasiun’un çoğulu?
Genişleten değil de genişletenler mi?
Allah’ın mütevaziliği yani..
Bazı ayetlerde “Biz” der ya mütevaziliğinden.

Musiun’un Vasiun’un çoğulu olduğunun kanıtı yoktur.
Arapça’da ise Allah’ın sıfatlarından biri olarak rızk veren anlamında kullanılır.
Yine Arapça’da kötülük yapan anlamına da geldiği söylenir.

Bu tahmini kabul edelim. Hiçbir kanıtı olmamasına rağmen farzedelim ki musiun kelimesi vasiun’un çoğulu olsun.

Musiun kelimesinden önce gelen le takısı “daha çok”, “çok fazla”, “daha fazlasına da” “daha da” anlamlarına gelir.

Musiun fiili if’al babındandır.
Genişleten, genişletmekte olan, genişletici anlamına gelmesi için istifal babından olması gerekirdi.
İf’al babından olduğu için “Biz daha fazlasına da kurabilirdik” “İstesek daha büyüğünü, daha genişini de yapardık” anlamı oluşturacak şekilde “Biz çok vus’a malikiz” , “Biz herşeye kaadiriz”, “Daha büyüğüne de gücümüz yeter” şeklinde meallendirilmiş.

Tabi mucizeciler, kelimelerden, sayılardan medet umanlar ve bilim yeni bir şey ortaya attığında hemen “Kur’an’da bunu nereye uydurabiliriz” çabasında olanlar ayeti çarpıtıp “genişletmekteyiz” haline getirmişler.

Genişletmekteyiz, genişleticiyiz anlamında olması için;
“ve nahnu lehu mustevziun” denmesi gerekirdi.

Demek ki;

1- Kur’an’dan 1400 sene önce Eski Ahid’de göğün gerildiği, genişletildiği yazıyormuş zaten.
2- Musiun kelimesinin vasiun’un çoğulu olduğuna dair hiçbir kanıt yokmuş. Kur’an’da başka musiun’da yokmuş. Dolayısıyla geniş kökünden türediği bir tahminden ibaretmiş.
3- Tahminin doğru olduğunu varsaysak dahi fiil if’al babından olduğu için genişleten, genişletmekte olan anlamına gelmezmiş. “Genişlik sahibi” , kudretli” ,
“Daha genişine de kaadir” anlamına gelirmiş.

Gelelim 48. ayetle bağlantısına:

47- Ves semae beneynaha bi eydiv ve inna le musiun
48- Vel erda feraşnaha fe nı’mel mahidun

Göğü ellerimizle biz kurduk, daha fazlasına da kaadiriz.
Yeri de biz yayıp-döşedik, ne kadar becerikliyiz.

Bu iki ayet birbiriyle bağlantılıdır. Birçok yer-gök ayetinde olduğu gibi.
Birbirinden kopuk ele alındığı takdirde yanlış meale sebep olur.

48. ayeti “Biz ne güzel döşeriz” “Biz ne güzel döşeyiciyiz” ya da “Biz ne güzel düzenleyiciyiz” şeklinde de çevirebilirsiniz ama Türkçesine en uygun olanı yukardaki gibidir.

47. ayetten göğün genişletilmeye devam edildiği anlamını çıkarıyorlarsa eğer, 48′den de yerin döşetilmeye devam edildiği anlamını çıkarman lazım.

Aslında bu iki ayette bir mucize yok. Tersine çelişki var. Ayetin dünyayı uzayda bir gök cismi olarak algılamadığı, uçsuz bucaksız dümdüz bir yer ve üzerinde de gök olarak algıladığı belli oluyor. Dünya-yer ile ile ilgili diğer ayetlere bakıldığında da bu görülecektir. Yeri gökle eşdeğer ölçülerde gören bir Kur’an vardır karşımızda. Yaratılışları dahi aynı sürede gerçekleşmiştir. 2 günde yer yaratılmış, 2 günde gök. Hatta 2 günde yerin yayılıp-döşenmesine harcanmıştır. Yani evrenin 2 misli zamanı dünyanın yaratılması almıştır. “Ol” demek varken! Bunun hiç akılla, mantıkla ilgisi var mıdır? Milyarlarca galaksiyi, Katrilyonlarca güneşi, ketrilyonlarca gezegeni 2 günde yaratacaksın ama basit bir gezegeni de 2 günde yaratacaksın. Yani okyanusu 2 günde yaratacaksın, bir çakıl tanesini de 2 günde yaratacaksın.
Tabi Kur’an, dünyayı okyanusta bir çakıl tanesi olarak görmediği için, dünyayı da gök kadar geniş, büyük gördüğü için her ikisini de aynı zamanda yaratmış oluyor.

Zariyat-47′den evrenin genişlemesi ile ilgili zorlama mucize çıkarmakla uğraşmak yerine, Fussilet 10-12′deki çelişkileri halletmeye çalışsınlar. Mucize mealcileri kelimelerle oynayıp, tahrif etmeye alıştı nasıl olsa, önce göze batan bilime ters ayetleri düzeltmeye çalışsınlar da düzenbazlıktaki ustalıklarını görelim. Ama kolay değil..

Ayette geçen “bieydin” kelimesini kudretimizle diye çevirip el’in mecazi anlamda kullanıldığını el diyerek kudret denmek istendiğini yazarlar. Yanlış.

Kur’an’ın hiçbir yerinde Allah’ın elinin, yüzünün, gözünün mecazi olduğu söylenmemiştir. Allah’ın eli de, yüzü de, gözleri de, ayakları da, baldırları da vardır.

Tevrat’ta insanın Allah’ın suretinde yaratıldığını yazar.
Kur’an’da Tevrat’ı tasdikler, bunu reddetmez.
Allah’ın uzuvlarından, duygu ve düşüncelerinden bahseder ki hepsi insan biçimlidir.

Yeri 2 günde, göğü 2 günde yaratan Allah, isterse bir eline yeri, bir eline göğü alabilir. Bu dahi gökle yerin aynı ölçülerde görüldüğünün kanıtıdır.

Zümer-67. Allah’ı gereği gibi bilemediler. Halbuki kıyamet günü yer, tamamen O’nun avucu içindedir, gökler de sağ elinde dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.

Allah’ın sağ eliyle bürüp dürdüğü gökler, sol elinin avucunda ise dünya. Tasvir müthiş!
Bu arada cennet-cehennem de dürülüyor tabi.
“Evreni bürüp dürmeye ne gerek var, sadece dünyada kıyamet olup yaşamı sona erdirse ya!” diyebilirsiniz.
Ama dünyadan başka bir mekan düşünülmemiş ki!
herşey dünya için. Güneş, ay ve kandiller (yıldızlar)
Milyarlarca Galaksiyi, güneşin bir yıldız olduğunu, evrende güneş gibi 70 sextilyon yıldız olduğunu nereden bilsin Muhammed Hazretleri?

Son olarak ne İslam’ın, ne Kur’an’ın ne de Muhammed’in hiçbir mucizeye sahip olmadığını bizzat Kur’an ayetiyle kanıtlayalım:

İsra-59. Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir.

İKİ DENİZİN BİRBİRİNE KAVUŞMASI
En büyük mucize evren ve yaşamdır.
Peygamber mucizeleri ise sadece rivayettir.
Kur’an’da bir mucize olmadığı ise çoğu İslam alimince dahi açıklanmıştır. Kur’an’ın kendisinin bir mucize olduğuna inanılır. İçeriği içinde mucize iddiasında bulunulmaz. Mucizeci İslam propagandacıları ise her ayeti çarpıtarak mucize kaşifliğine soyunur ve çarpıtılmış, tahrif edilmiş ayet yorumlarını mucize olarak sunarlar. Bunun en bariz örneği 7 kat gök tabiriyle atmosferin 7 tabakasının anlatıldığı mucizesi iddiasıdır. Halbuki Kur’an, en yakın göğün yıldızlarla donatıldığını yazar. Bunu bile bile bu iddialarını sürdürürler.

Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel, bir sınır çizgisi olduğu ifadelerinde de kesinlikle mucize yoktur.
Bu ayetler tamamen mecazidir. Eğer bu ayetleri mecazi anlamıyla alınmayıp, okunulan anlamıyla alınması halinde mucize değil çelişki ortaya çıkar.
Çünkü ayetlerde biri tatlı, biri tuzlu olan iki derya ifadesiyle bir nehirle bir denizin birleşmesi kastedilmektedir. Örneğin Nil nehrinin Akdeniz’e dökülmesi gibi. Nil’de bir deniz gibidir.

Furkan-53. Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O’dur.

Rahman-19-22. İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar.
İkisinden de inci ve mercan çıkar.

Ayetlerde tatlı suyu olan denizle, hararetlerin giderildiği yazılıdır. Tuzlu suyu olan denizin ise acı olduğu. Ama her ikisinde de inci ve mercanların olduğu.
İnci ve mercanlar tuzlu su ürünleridir. Eğer ayetler bu anlamıyla alındığında tatlı suda da inci ve mercan olması bir çelişkidir. Hadi tatlı suda inci yetiştirildiğini çıkalım ama mercan kesinlikle tatlı suda yetişmez.
Öte yandan ayetlerin 2-3 türde mecazi açıklamaları mevcuttur. Bunlar gök denizi ile arz denizi şeklindeki açıklamalar, maddi alemle ruhani alem, iman sahipleri ile iman etmeyenler şeklindeki açıklamalardır.
İmanlılar denizi ile imansızlar denizi birbirine salınmış ve karıştırılmıştır. İmanlılar denizi tatlıdır. O, yüreklerinize serinlik verir.
İmansızlar denizi ise acıdır. Onda zulüm ve adaletsizlik vardır. Birbiri içinde yaşarlar ama aralarında görünmez bir sınır, bir engel vardır, onları birbirinden farklı kılan.
Her ikisi içinde de inci ve mercan vardır. Yani imansızlar içinde de, imanlılar içinde de çok büyük değerler, cevherler bulunur.

Ayetlerin Cebelitarıkla, Akdeniz ve Atlas okyanusuyla kesinlikle ilgisi yoktur. Öyle olsa birisi çok tuzlu, diğeri daha az tuzlu iki deniz denilirdi. Halbuki birinin içilmesinden, harareti söndürmesinden bahsediliyor. Bu durumda iki deniz değil, bir nehir ile bir denizin birbirine karışması ele alınmalıdır. Bu yapıldığında ise inci ve mercan çelişki oluşturur.
Kaptan Cousto’nun bu ayetler sayesinde Müslüman olduğu ise büyük bir yalandır. Hristiyan olarak yaşamış, Hristiyan töreni ile gömülmüştür.

Ayrıca tatlı su ile tuzlu suyun birbirine karışmaması ilk kez Kur’an’da belirtilen bir bilgi değildir. Muhammed’den yaklaşık 500 yıl önce yaşamış Gaius Plinius Secundus bu konuya yazdığı “Naturalis Historia” adlı eserde yer vermiştir.

DEMİRİN İNDİRİLMESİ
Mucizeciler, demirin dünyada oluşan bir element değil, göktaşlarıyla uzaydan dünyaya transfer edilen bir maden olduğunu iddia ederler. Hadid suresindeki “demirin indirilmesi”ni bu konuda mucize olarak nitelerler.
Bilimsel olarak ne kadar izah edilirse edilsin amaç “müslümana müslümanlık propagandası” olduğundan iddialarından vazgeçmezler.
Şimdi bu konudaki şarlatanlığı kanıtlayalım:

Hadid/ 25. Lekad erselna rusulena bilbeyyinati ve enzelna me’ahumulkitabe velmiyzane liyekumennasu bilkıstı ve enzelnelhadiyde fiyhi be’sun şediydun ve menafi’u linnasi ve liya’lemallahu men yensuruhu ve rusulehu bilğaybi innallahe kaviyyun ‘aziyzun.

Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah’ın, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.

“Enzelna” nın indirmek olduğu, “verdik” ya da “yarattık” değil de “indirdik” ibaresinin mucize olduğu, çünkü demirin dünya dışı bir oluşum olduğu iddia edilir.

Aşağıdaki ayette de enzelna yani “indirdik” der.

Araf/ 26. Ya benı ademe kad enzelna aleyküm libasey yüvarı sev’atiküm ve rışev ve libasüt takva zalike hayr zalike min ayatillahi leallehüm yezzekkerun

Ama burada indirilen giysidir.

“Ey Âdem’in evlatları! Bakın size edep yerlerinizi örteceğiniz giysi, süsleneceğiniz elbise indirdik. Fakat unutmayın ki en güzel elbise, takvâ elbisesidir.İşte bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Olur ki insanlar düşünür de ders alırlar”.

Bu da giysi mucizesi herhalde!
Ayetin sonunda “ders alırlar” diyorsa da bunlar ders almaz, sıkılmadan hala mucize diye tutturup giderler..

SAYISAL MUCİZE İDDİALARI

Kur’an’da “gün” sözcüğünün 365 kez, “günler” sözcüğünün 30 kez, ay sözcüğünün ise 12 kez geçtiği iddia edilerek bunun büyük bir mucize olduğu söylenir. Varsayalım ki bu iddia doğrudur, bu mucize olabilir mi? Bunun mucize olabilmesi için Kur’an’ın yazıldığı dönemde bu takvim bilgisine sahip olunmaması gerekir. Halbuki bu dönemden 7 yüzyıl önce Jülien takvimi biliniyordu.M.Ö. 45 yılında İmparator  Sezar mevsimlere uygun düşen iyi bir takvimi İskenderiyeli gök bilimci “Sosigenes” e hazırlattı. Sosigenes, ay takvimini bırakarak yerine 365.25 gün uzunluğundaki güneş yılını temel aldı. Hazırladığı takvimde yıl 365 gün ve 12 aydı.

Bu takvim bilindiğine göre,bir kitapta 365 gün ve 12 ay sözcüğüne yer verilmesi pek de zor olmasa gerek. Üstelik bol miktarda cümle tekrarlarının olduğu bir kitapta bu iş çok daha basittir. Ama Kameri takvimin kullanıldığı bir toplumda böyle bir sayısal oyunun neden  miladi takvim üzerinden yapıldığını sormak gerekir. Fakat ortada böyle bir durum yoktur.  İddia edildiği gibi gün sözcüğü 365 kez değil çok daha fazla geçer.

Kur’an’da gün sözcüğünün karşılığı “yevm”, günler “eyyam” ve ay ise “şehr” olarak geçer. Böyle bir sayısal oyuna girişenin   yevm sözcüğüne 365 kez, eyyam sözcüğüne 30 kez, şehr sözcüğüne ise tam 12 kez yer vermesi gerekirdi. Gelgelelim yevm sözcüğü 448 kez, eyyam sözcüğü 27 kez ve şehr sözcüğü ise 14 kez geçmektedir.

448 adeti 365′e, 27 adeti 30′a ve 14 adeti 12′ye denk düşürmek için kolları sıvayanlar şu mantıkla hareket ederler:

Yevm sözcüğünün ek içermeyen yalın hallerini aldıkları gerekçesiyle hareket ederler. Ama aynı ayette bugün anlamına gelen “felyevme” sözcüğünü alırken, yine bugün anlamına gelen “yevmihim” sözcüğünü almazlar. (Bkz. Araf-51) Benzer şekilde “o gün” anlamındaki “yevmeizin” ve gününüz anlamındaki yevmiküm, yavmahum gibi sözcükler de alınmayarak 365 tutturulmaya çalışılır. Bir başka tezat ise Bakara 259. Ayette gün kelimesi 2 kez geçer. Biri birgün anlamındaki “yevmen”, diğeri “günün bir kısmı anlamındaki “badayevm”. İkisi de listeye alınıyor. Halbuki bu mantıkla tam günler alınmalıydı. Eğer 1 sözcük fazlalığı olsaydı; bu mantıkla “günün bir kısmı” anlamındaki sözcük tam gün değil diyerek çıkarılırdı herhalde.

30 günü tutturabilmek için ise “2 gün” anlamındaki “yevmeyni” sözcükleri çoğul kabul edilir. Halbuki Arapça’da 2′den sonraki sayılar çoğul kabul edilir.  Ayrıca 27 +3′deki 27′nin kameri aya tekabül eden gün sayısı olduğu iddia edilerek farklı bir mucizeye işaret edilmek istenir ki bu da yanlıştır. Ay takviminde yıl 354 gündür ve bir ay 29-30 güne tekabül eder.

12 ay konusunda ise tekil sözcüklerin alındığı mantığıyla “iki ay” anlamındaki “şehreyni” ve “3 ay” anlamındaki “eşhur” sözcükleri listeye alınmaz. Buna karşın Kadir suresinde geçen “bin ay” sözcüğünün, Tevbe suresi 36. ayetindeki “12 ay”ın ve Ahkaf suresi 15. ayetindeki “30 ay”ın tekil kabul edilerek listeye alınması büyük bir tutarsızlıktır.

Muhammed’in bir mucize gösteremediğini İsra-59 ayeti ile ortaya koymuştuk. Mucize ısrarları devam edince bu defa mucize verilmeyeceği şöyle ifade edilir:

Enam-35. Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi, o halde sakın cahillerden olma!

 

 

Serdar Kaangil

This entry was posted in Din and tagged , , , , , , . Bookmark the permalink.

42 Responses to KUR’AN’DA MUCİZE YOKTUR

  1. hannibal says:

    çevirilerin yanlış. dolayısıyla kuranı da yanlış yorumluyorsun.

  2. coşkun says:

    ben şahsen böle aptal bir yaklaşım görmedim rabbin dağları altına çevirseydi bu bir mucize mi olurdu Rabbinin en büyük mucizesi Kuran değil mi ? senin var olman değil mi bir damla sudan aratılman değil mi tekrar dirilecek olman mucize değil mi peygamber efendimize geçmişteki olaylar bildiriliyor bunlar mucize değil mi çok saçma sen kuranı kendine göre yorumlamışsın

  3. hasan says:

    mucize görmek istiyorsan geç aynanın karşısına nasıl tasarlandığına bak .üzerindeki tasarıyı göremediysen şayet evindeki çamaşır makinasına bak ve o makinada bir tasarı olup olmadığını gözlemle kendi kendine tasarlanmış olabilirmi? bunları bir düşün o çamaşır makinasındaki tasarıyıda göremediysen şayet bunu kim yapmış olabilir diye bir sor bakalım.bir çamaşır makinasını bile tasarlamak planlayıp hizmete sunmak için bir insanın kaç yıl mühendislik okuması gerekir bunun için bir akıl gerekmezmi yani bir çamaşır makinasının yapılmasında bir akıla ihtiyaç varda ?muhteşem bir şekilde tasarlanan insanın bir planlayıcısı olmazmı ?çokça söylenen bir şey var.”insanı tabiat yarattı”diye bu cansız akılsız atomlarmı ? şimdide putları kaldırıp yerine atomlarıımı koydunuz. bu akılsız atomların kendine bile hayırı yok.dahada anlamadıysan … ozaman çamaşır makinasınıda tabiat yaratmıştır .yağmur yağmış, şimşek çakmış, rüzgarlar esmiş nasıl olmuşsa olmuş bir çamaşır makinası fabrikası kurulmuş kendi kendine tesadüfen ve kendikendine o fabrika çamaşır makinaları üretmiş işe bak birde elektikli olmsınıda düşünüvermiş bu arada … putçu müşrikler bile böylesi bir safsataya inanmazdı herhalde…

  4. RoNaLdo...! says:

    aganın simdi yanlış düşünclere kapılblürsnüz ;) mucize bzm yaratlmamızdır. aklınızı başınıza alıp iiiice bi düşnn aklı oln bir insn her şyin en doğrusunu bilen kuran-ı kerim-e başvurur. kuranda bildiğinz üzere aytler hadsler vardır bu ayt ve hdisler en doğru şeyi açıklar. o yzden sizin tartışmamnız aptllktır…

  5. deist says:

    kardeşimiz çok doğru yazmış. ayna önüne geçip baktığınızda insanın yaratılışı ve ya yaranması mucize ola bilir ama bunun muhammet ve kuranla hiç alakası yok, adam bunu izah etmiş ve çok güzel etmiş,eline diline sağlık!

  6. Ferda Yamanoğlu says:

    Sayın deist madem biliyorsun ,şu sorularıda cevapla?Big-bangın ispatladığı yoktan varolmayı Kuran o devirde nasıl bildi?(Enam-101)Yerin ve göğün katlar halinde yaratılması,arının programalanması(Nahl 68-69),Göğün bizi koruyan bir tavan olarak yaratılması(Enbiya-32),Güneşin dürülmesi(Tekvir-1) (Kara delikler bu yüzyılda ispatlandı).Bunlarında cevabını verki ben senin bilgili olduğunu anlıyayım.İki denizin karışmasına gelince.Furkan suresinde inci,mercandan bahsetmiyor.Amazon nehrinde yoğunlukları , renkleri ve tatlar farklı ırmaklar ,birleştikten sonra karışmadan kilometrelerce akmaktadırlar.Rahman 19-22 ayetlerse tuzlu iki denizden bahsediyor.İnci ve mercanlar bu denizlerden çıkıyor.(Golfistrim)Baltayı yine taşa çarptınız.

  7. Ferda Yamanoğlu says:

    Sayın Editör görüyorumki yazdıklarıma bir cevabınız yok.Ama hiç olmazsa nasıl olupta Kuranın yıldızlarında dürüleceğini yazdığını izah edin?Ama cevabınız Hz Muhammedin bunu Yunanlılardan duyduğu yada tahmin ettiği gibi saçma bir cevap olmasın.

    • pante says:

      Sayın Ferda, Ben her mesaja yanıt vermiyorum. Hele böylesi zırva iddialarla hiç uğraşmıyorum. Burayı bir tartışma alanı olarak kullanmaya kalkışırsam herkese yanıt yetiştiremem. Ama bilginize-fikrinize güveniyorsunuz, gelir forumlarda örneğin Ateistforumda tartışırsınız.

      Yazmışken yanıt vereyim: Kur’an’ın bildiği birşey yok. “Kur’an bildi” dediğiniz yoktan varedilme en eski pagan dinlerde bile mevcut. Tahrif edildiğini iddia ettiğiniz Tevrat’ta da mevcut. Ayrıca yoktan hiç birşey varolmaz. Bilimsel kanundur bu. Bir varlık kesinlikle ancak başka bir varlıktan oluşabilir. Yoktan varolmuş hiçbir örnek gösteremezsiniz. Muhakkak o başka birşeyden türemiş, oluşmuştur. Zaten Kur’an’da “yoktan yarattı” denmez.

      Yerin ve göğün katları diye birşey yok. Atmosfer tabakaları ve yer tabakaları var. Bu 7 gök, 7 yer uydurmaları da çok tanrıcı dinlerden gelmedir ve bilime uymaz. Örneğin Kur’an’da en yakın gökte yıldızların olduğunu yazar. Atmosferde yıldız olur mu? HY gibi mucizeciler bunu anlamaktan acizler mi? Atmosferin en üst tabakasının yere uzaklığı yaklaşık 10 bin kilometre iken, en yakın yıldız olan güneşin dünyaya uzaklığı 150 milyon kilometredir. Bu açık gerçeğe rağmen evreni, güneşi, yıldızları bilmeyen insanları göz göre göre aldatmaya devam ediyorlar.

      Arının programlanması falan hikaye. Arıcılık Muhammed’den binlerce yıl öncesinden beri yapılmaktaydı. Arının dişisi de, erkeği de, kraliçesi de bilinmekteydi. Tevrat’ta bile yazar.
      Karadelikler iddiası ise çok komik. Yıldızları göktaşı zanneden ve dünyaya düşmesi gibi bilimdışı bir saçmalıktan sözeden dinler karadeliği nereden bilecek?

      Dünyayı ve evreni benzer büyüklükte zanneden, yeri uçsuz bucaksız bir döşek olarak, göğü ise yerin üzerinde bir tavan sanan dinlerin en büyük açığı bunlardır. Ama bunu görebilmek için biraz olsun astronomi bilmek gerekir. Gök bir tavan değil, dünya gökte çok küçük bir zerre gibidir. Yıldızlardan binlerce misli küçüktür. O yüzden yıldızların yere düşmesinden bahsetmek ancak bir cehaletin ürünü olabilir. Yerden göğe bakan cahil bir insan ne görüp anlamışsa Kur’an’da da onlar yazılmıştır.
      Yıldızların dürülmesi de öyle. Kilim toplar gibi ayın-güneşin yıldızların dürüp toplanmasından bahsedilemez. Dünyaya en fazla bir kuyruklu yıldız çarpabilir ya da genişleyen evren milyarlarca yıl sonra çökebilir. Bu da “kıyamet yakın” iddialarının aksine bir öngörüdür.
      Siz koca dünyayı şeytan taşlamak için yaratılmış bir taş gibi düşünebilir misiniz? Yıldızların en küçüğü bile dünyadan binlerce misli büyüktür ama Kur’an, yıldızların şeytan taşlamak için yaratıldığını yazmaktadır. Bunu okuyan bir insanın Kur’an’ın bir insan uydurması olduğunu derhal anlaması gerekir. Ki bunun gibi onlarca bilimdışı, akıldışı, mantıkdışı bilgiler, çelişkiler mevcuttur.

      “Muhammed’den önce” adlı yazımı okursanız göreceksiniz ki Muhammed’den 1000 yıl önce Muhammed’in bilmediği neler varmış. Örneğin “beyin” Kur’an’dan çok önce bilinir ama Kur’an’ın yazarları beyini bilmez. Beyin fonksiyonlarını kalbe malederler. Bu işleri kalp yapıyor sanmışlardır. Kur’an’ın neden açıkça dünyanın evrende diğer gezegenler gibi bir gök cismi olduğunu ve güneşin etrafında döndüğünü yazamadığını sorduğumuzda, senin gibi inananlar o devirde insanların bundan anlamayacakları zırvasını öne sürerler. Halbuki Muhammed’den asırlarca öncesinden beri bunlar bilinen ilimlerdi. Ama Araplar cahildi ve duymamışlardı. Ayrıca bu mazeret hiç geçerli değil, çünkü Kur’an’da insanların o zaman anlayamayacakları hatta bugün bile anlamadıkları çok şey var.

  8. Ferda Yamanoğlu says:

    Sayın Pante malesef bilimin ve gerçeğin peşinde değilsiniz.Üstelik birde Big-bangı inkar ediyorsunuz.Ama bilmeden ALLAHIN varlığını ispatlamışınız.İşte cümleniz.(Bir varlık kesinlikle başka bir varlıktan oluşabilir)Big-bang ALLAHIN ol emriyle meydana gelmiştir.Ama kara deliklerle ilgili hala bir cevabınız yok.Vereceğinizide tahmin etmiyorum.Demokratlığınız içinde teşekkür ederim.Ateistlerin bizlerinde fikirlerine yer vermelerinede şaşırıyorum.Saygılarımla.

    • pante says:

      Yakıştırma yapmaya, bana ait olmayan fikirleri bana maletmeye çalışıyorsunuz.
      Big bang’i inkar etmiş değilim. Yazımda öyle bir ifade yok.
      Karadeliklere ise cevabımı yazmıştım. Kur’an’da karadelik, akdelik yoktur. Tümü şarlatanların uydurmasıdır. Zeytine, dağa yemin ettirtilen Allah, yıldızların yerine de yemin ettirilmiştir. Yıldızların yeri karadelik anlamına gelmez.
      Yıldızları göktaşı zanneden, şeytanları taşlamak için yaratılmış sanan, karadeliği nerden bilsin? :)

      Allah’ın değil, tanrının varlığı için bir tezdir o yazdığım. Ama ispat değildir. Tanrı bir inançtır, ne varlığı ne de yokluğu kanıtlanamaz.
      Elbette varlık varlıktan çıkar ve ilk varlık Tanrı’dır bana göre. Sen beni herhalde ateist sanmaktasın.
      Ulu manitu seni affetsin. :)

  9. Ferda Yamanoğlu says:

    Sayın Pante ateist olmadığınıza göre gerçeğin yarısını yakalamışınız.Demekki tamamen mantıksız biri değilsiniz.Yoktan varolmanın Kurandan önce Tevratta yazdığını belirtmişsiniz.Hangi ayette yazıyor?Tekvir suresi 1. ayeti (Güneş dürüldüğü zaman )der.Kara delikler bulunmadan önce birçok kişi bu ayetede saçma demişti.Yıldızların dürülebileceği kimsenin aklına gelmiyordu.Ama kara delikler eşittir dürülen yıldızlardır.Peki bunlar hangi yazılı kaynakta geçiyor?Şeytanların taşlanmasına gelince.Enerjiden yaratılan ve cinlerden olan şeytanlar Kurandan önce ışık hızıyla göğe yükselerek geleceğe ait bazı bilgiler alabiliyorlardı.Bildiğiniz gibi zaman izafidir.Işık hızına yakın süratlerde zamanın ötesine geçilebilir.Cinler enerjiden yaratıldıkları için ışık hızına yakın süratlerde yolculuk yapabilirler.Bu hünerlerini kullanarak geleceğe ait bilgiler alıyorlardı.Bunlara atılanlarsa yıldız değil ,göktaşlarının oluşturduğu kuyruklu yıldızlardır.Tevratta yazan yoktan varolmayı ayet numarasıyla beraber bekliyorum.Saygılarımla.

  10. Mehmetnm says:

    Sayin Ferda Hanim. Sizin yogun cabalarinizin farkindayim. Ama gercek olan bir sey var ki o da insanlarin asla onyargilarina yikamayacak olmalaridir. Kaldiki dinden bahsediyoruz. Islamdan bahsediyoruz. “Inanci olmayan insanlar” aslinda inanclilardir. Hicbirseye inanmamak da bir inanc meselesi. Ateizm. Ferda hanim, siz ne yaparsaniz yapin yaptiklariniza inanmak istemedikten sonra yazdiginiz herseye kulp bulacaklardir. Biz Allaha inananlar biliriz ki ancak ve ancak hidayet Allahtandir. Ve inanmayanlarin gozleri kordur kulaklari sagirdir. Ben yurtdisinda yasiyorum ve multi kulturun en cok oldugu bir ulkedeyim. Onca farkli din ve ateizm var. Gercek su ki herkes inanmak istedigi sekilde inaniyor. Kimse kimseyi ikna edemez. Bizler de ateizme inanan insanlari ikna edemeyiz nasil ki onlar bizi ikna edemeyecekleri gibi. Birde su varki Kurani kerimi elestirmek ve ona tamamen inanmamak insani dinden cikarir. Bu konuda hassas olmayan insanlar farkinda olmalidir ki iman etmiyorlardir.
    Gercek su ki sayin editor size saygi duymadan cevap yazmaktadir. zirlavadaginizi dusunuyor ve iman ettigimiz peygamerimizi sokak arkadasi gibi tanimliyor ve sarlatanlar die tarif ediyor.

    Ben islami, Kurani aciklama geregi duymuyorum. Cunku onyargili olan ve saygi duymayan insanlara ne anlatsaniz kulp bulurlar ve sizi rahatsiz ederler. Anlamiorum bu sitenin amaci insanlari kendinelerince dogruya mi yoneltmek yoksa ateizme yeni uyeler mi saglamak?
    Insanlarin kafalarini bulandirmaya calisiyorlar.
    Kuran da mucize aramaya gerek yok. Evet Peygamerimizden sonra mucize sona ermistir. Ama sunu unutmamak gerekirki, Kuran da gercek, hakikat yazmaktadir. Bunlara mucize denmez. Bunlar hakikattir. Bilim ancak son yillarda embriyonun ilk 6 safhasini cok gelismis mikroskoplarla acilklayabilmistir ki Kuran da Allah bunu muazzam bir sekilde 1450 yil once belirtmistir.

    Ferda hanim zahmetlernizden dolayi size tesekkur ederim. Cok guzel yorumlar yapiyorsunuz. lakin size nacizane tavsiyem, saygi duymuyorlarsa size siz muhattam bile olmayin. Biz muslumanlar dogruyu hakikati soylemek ile gorevliyiz. gorevimizi yapip gerisini onlara birakmak gerekir.

    Eger Kuranin kusursuz oldugundan ve hic bir sekilde bozulmadigindan ve ancak ve ancak Allah, tek kudret tarafindan yazildigindan emin olmak ve ikna olmak isterlerse bu konuda sanirim ferda hanimin da paylasacagi ve benim de paylasacagim cok fazla kaynak,hakikat vardir.

    saygilar dilerim.

  11. Mehmetnm says:

  12. Ferda Yamanoğlu says:

    Selamünaleyküm.Dostum ben bayan değilim.Yazınızı biraz önce okudum.Gördüğün gibi bunlar aynı zamanda yalancı.Yoktan varolmanın Kurandan önce bilindiğini söylüyorlar,ama yazılı kaynak gösteremiyorlar.Ama benim asıl korkum kar payı ortaklığ adı altında insanlar dolandıran din fetvacıları.Aynı zamanda tefecilikde yapıyorlar.Biliyorsunki (Tefecilik yapanlar ALLAH ve Resuluyle savaşmış gibidir.)diyor ,bakara suresi.Saygılarımla.

  13. Mehmetnm says:

    Aleykumselam. Oncelikle hakkinizi helal edin.Sizden Ozur dilerim yanlis anlamamdan dolayi.. Solediklerinizde cok haklisiniz. Ne diyelim Bizlerden dogrulari soylemek gerekir. Gerisi Ilahi takdir.

    Saygilar dilerim.

  14. Ferda Yamanoğlu says:

    Selamünaleyküm.Bende bir hakkınız yokki helal edeyim.Saygılarımla.

  15. Ferda Yamanoğlu says:

    Sayın Editör, şimdi sen verdiğin sitede kaynakmı gösterdin?Enam-101′de yazan yoktan varolma Tevratın hangi ayetinde yazıyor?Pagan dinlerin hangi yazılı kaynağında var?Yine sen kendi,kendini yalanlamışın.

    • pante says:

      Enam-101′de yoktan yaratma yoktur. Yaratma vardır. “Yoktan varetme” şeklindeki mealler yanlıştır. Ayette “yoktan” kelimesi geçmez, mealcilerin uydurmasıdır. Geçseydi saçma olurdu zaten. Hiçbirşey yoktan varedilmez. Herşey bir başka şeyden oluşur. Var mı kaynağı olmayan, kökeni olmayan bir örnek? Bulamazsın çünkü bilime terstir.
      Ayrıca varsayalım ki yoktan varetme olsun. Ne farkeder? Verdiğim linkteki yaratma senaryoları yoktan varetme değil mi? Onlar da yarattıklarını söylüyor işte. Daha ne olsun..İlave olarak belirteyim. Kur’an’ın da, Tevrat’ın da yaratılış hikayelerinde büyük çelişki vardır. Evreni yaratmadan önce heryerin sularla kaplı olduğu yazılıdır. Kur’an’a göre Allah’ın arşı sular üzerindedir.

      Hud-11. Gökleri ve yeri altı günde (evrede) yaratan O’dur. (Bunları yaratırken) Arş (kudret tahtı) su üzerinde idi. (Kainatta sudan baska birşey yoktu. Allah bu kainatı yarattı) ki hanginizin daha güzel iş yaptığınızı denesin…

      Halbuki bilmekteyiz ki su atomlardan-moleküllerden oluşmuştur. Evrenden, big bangten önce atomların varolması olanaksızdır. Siz hala “yoktan varetme” diye sayıklayın.

  16. Ferda Yamanoğlu says:

    Sayın Editör google’dan Kuran meallerini kıyaslaya bir bakın.Bediu kelimesi yoktan varetmedir.Ben yoktan varetme derken atom ve atom altı parçacıkların yaratılmasını kasdediyorum.Elbette büyük patlamadan önce ona neden olan o büyük güç,yani ALLAH vardı.Zaten ateistlerde bunu çok iyi bildiği için bir çoğu big-banga dahi karşı çıkıyor.Çoklu Evren gibi ipe,sapa gelmez uydurma teorilerle big-bangı saptırmaya çalışıyorlar.Big-bangın ispatladığı başka bir şeyde bilimin sınırlarıdır.Bilim big-bang öncesine geçemiyor.Kuranda size verilen bilgi sınırlıdır,der.Rabbinin arşı su üzerindeyki,derken Kuran big-bang sonrasını kasteder.Bildiğiniz gibi göktaşlarında bol miktarda su vardır.Dünyadaki sularda gök taşlarıyla oluşmuştur.Demekki uzayda bol miktarda su vardı.Ama sizin niyetiniz üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu için yine itiraz edeceksiniz.

  17. pante says:

    Bediu kelimesi yaratmadır. Yoktan yaratma uydurmadır ama öyle bile olsa farketmez.
    Ayrıca ayeti iyi oku. “Gökleri yaratırken arşı sular üzerindeydi” der. Sen kalkmış göktaşlarından bahsediyorsun. Komik olma! Tevrat’ın 2. ayetinde de yeri-göğü yaratmadan önce ” Tanrı`nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.” der. Ne tesadüf değil mi? İyisi mi sen big bange inanma. Efendinin yazdığıyla hiç uyuşmuyor. :)

  18. crow says:

    senin tabirin ile yoktan var olmayan birşey varken yok olur mu?
    senin bilmin ne diyor buna?

  19. pante says:

    Termodinamiğin 1. Kanunu: “Enerji yoktan varedilemez ve yokedilemez”.

  20. crow says:

    ozaman dünya sonsuzdur.ve hiç yok olmayacaktır.
    güldürme beni

  21. crow says:

    ayrıca senin enerji diye tabirin ettiğin şeyi biz herşeyi yaratan allah diyoruz.
    ben sana şunu söyleyeyim hala fırsatın var.
    Yazdıkların herşeyde hep inanmamak için yola çıkmışşın bire kere de inamak için yola çık
    gel sen mantığını kullanan biri olarak herşeyi sorgulayan biri olarak
    sana verilecek bu ömrü sonsuzluğa değişme bence
    yine mantık kullanarak diyorum.
    eğer sen haklıysan benim ölümden sonra kaybedeğim hiç birşey yok
    eğer ben haklıysam senin ölümden sonra kaybedeceğin çok şey var.

    ( maide 44 ) Âyetlerimi az bir menfaat karşılığında satmayın.

    Eğer mantığını kullanan biri isen bence bunu düşünürsün.

    mantık asla yanılmaz mantık sigara nın zararlı oluğunu bilir ama nefis içmek o zevki tatmak ister.
    bunun seçimi sana kalmıştır.

  22. crow says:

    senin termo dinamiğin de allahın varlığını bilmeden kabul etmiş allah yoktan var olmamıştır yok da edilemez

  23. Ferda Yamanoğlu says:

    Bu sayfada site kurucularının gerçekleri nasıl saptırdıklarını açık ve net olarak gördük.Önce Enam-101′deki yoktan varolmanın daha önce bilindiğini söylediler.Ama verdikleri sitede böyle bir şey yazmıyordu.Yani açıkça kıvırdılar.Burdan ekmek yiyemeyeceklerini anlayıncada ayetin mealine itiraz ettiler.Beyler şimdi okuyucu sizin diğer yazdıklarınıza nasıl inansın?Siz en iyisi bu sitenin kapısına kilit vurun.Saygılarımla.

  24. Ferda Yamanoğlu says:

    Yazımı bir kaç cümle eksik bırakmışım.Sayın Pante hala enerjinin yoktan var edilemeyeceğini söylüyorsun.Ama enerjinin yani atom altı parçacıkların big-bang sonrasında yaratıldığını söylüyor,bilim.Sonunda bunuda yaptınız.Bilimide inkar ettiniz.Mevlana diyorki,zıt çiftler aslında aynı işi yapıyor. İkimizde aynı işi yapıyoruz.Sizin negatif enerji yayan görüşleriniz sayesinde gerçek ortaya çıktı.

  25. devart says:

    Sayın Ferda;
    Enam 101′de geçen Bedîu’s-Semâvâti ve’l-Ard ifadesi(http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/DiniBilgilerDetay.aspx?ID=446), Enam suresindeki 100 ve 101. ayet ile düşünüldüğünde, yoktan var etme değil de eşsiz ve benzeri olmayan şekilde yaratmayı anlatıyor şeklinde düşünmeliyiz. Şöyle ki;

    Diyanet Meali
    Enam 100:
    Bir de cinleri Allah’a bir takım ortaklar yaptılar. Oysa onları o yarattı. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır, yücedir.
    Enam 101:
    O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O’nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. O her şeyi hakkıyla bilendir.

    Bu iki ayetin anlamının birbirini tamamlaması ve anlam bütünlüğü açısından Bedî’ kelimesini;
    “Allah’ın çocukları olduğunu söylüyorlar. Fakat Allah, gökleri ve yeri eşi benzeri görülmemiş şekilde yarattı. Dolayısıyla ona denk kimse yok ve çocukları olamaz”
    şeklinde düşünürsek, anlam gayet güzel oturuyor. Fakat;
    “Allah’ın çocukları olduğunu söylüyorlar. Fakat Allah, gökleri ve yeri yoktan var etti. Dolayısıyla ona denk kimse yok ve çocukları olamaz”
    şeklinde alırsak sanki biraz anlam bozukluğu oluyor. Yani Allah’ın çocuklarının olup olmamasıyla, gökleri yoktan var etmesinin ne alakası var değil mi?

    Bedîu’s-Semâvâti ve’l-Ard ifadesi Kur’anda iki surede geçiyor. Birincisi, yukarıdaki Enam 101. Diğeri ise Bakara 117

    Diyanet Meali
    Bakara 116:
    “Allah, çocuk edindi” dediler. O, bundan uzaktır. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. Hepsi O’na boyun eğmiştir.
    Bakara 117:
    O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.

    görebileceğiniz gibi Bakara’da da tamamen aynı durum söz konusu. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

  26. Ferda Yamanoğlu says:

    Sayın Devart ayet gayet mantıklı.Açık ve net olarak big-bangı yazıyor.Big-bang’ta yoktan var olmayı ıspatlamadımı?O ‘nun çocuklarının olduğunu söyleyenler(Hrıstiyanlar gibi) büyüklüğünü anlamayanlardır,diyor ayet.Ama big-bangın kendi,kendine olduğunu söylemeniz çok mantıksız.Üstelik diğer yazılarınızda yoktan var olmayı zıt çiftlerin gerçekleştirdiğini söylüyorsunuz.Haklısınız zıt çiftler Evrenin enerjisini sıfırlıyorlar.Mevlanada aynı şeyi söylüyor,Mesnevide.Biraz daha düşünürseniz big-banga ALLAHIN neden olduğunu anlarsınız.Saygılarımla.

  27. devart says:

    Sayın Ferda;
    Her iki surenin her iki ayetinin de neresinin Big-Bang ile ile ilgili olduğunu anlamadım. Lütfen daha açıklayıcı olun. Ben fikrimi, yeterince açık olarak ifade ettiğimi düşünüyorum. Aynı özeni sizden de bekliyor olmam sanırım çok abes bir istek olmaz. Ayetler nasıl açık ve net olarak big-bang’ten bahsediyor lütfen açıklar mısınız?

    Mevlana’nın ontolojik görüşü hakkında çok fazla bilgi sahibi değilim. Fakat Mevlana, zıt çiftlerin birbirini sıfırladığı görüşüne, tasavvuf felsefesi yoluyla varmış olabilir. Fakat tamamen farklı birşey de söylüyor olabilir. Bu konuda herhangi bir iddiam yok. Fakat Aristoteles’in atomun varlığına ait görüşlerini, yaptığı doğal gözlemler sonucu ortaya koyması, ayrıca MÖ 1. yüzyılda, Marcus Terentius Varro diye birinin, mikro organizmalar hakkında fikir üretmesi gibi örnekler, antik Yunan tanrılarının varlığını ve doğruluğunu kanıtlamaz. Aynı şekilde Mevlana’nın zıt çiftler görüşü, Mevlana’nın açık fikirli, ileri görüşlü ve çok zeki birisi olması dışında herhangi bir tanrıyı kanıtlamaz.

    Maddenin kaynağını zıt çiftlerden oluşan, mutlak hiçlik olarak kabul edersek ve doğada bir şeyin nedensiz ve kendiliğinden hareketini gözlemlersek, varacağımız sonuç maddenin kendi kendine nedensiz olarak var olabileceğidir. Ayrıca ben kesin olarak madde kendi kendine oluşmuştur demiyorum. Maddenin nasıl oluştuğunu ve karakteristiğini henüz bilmiyoruz. Fakat bilim, bu oluşum için bir tanrıya ihtiyaç yoktur diyor. Siz ihtiyaç vardır diyorsunuz ve bunu inançlarınıza ve sezgilerinize bağlıyorsunuz, ben ise ihtiyaç yoktur diyorum ve bunu bilimsel düşünceye bağlıyorum. Siz kendi görüşünüzü, doğruluğu kanıtlanmamış, asla kanıtlanamayacak ve doğruluğu çok tartışmalı olan Kutsal Kitaba dayandırırken ben, görüşümü kuantum mekaniğine dayandırıyorum. Burada mantıksız olan görüş sizce benimki, bence ise sizinki.
    Saygılarımla

    PS:
    Ayetlerdeki Bedî’ kelimesi ile vardığım son görüş; Bedîu’s-Semâvâti kelimesinin, tıpkı Bediüzzaman(http://tr.wikipedia.org/wiki/Bedi%C3%BCzzaman ) kelimesinde olduğu gibi bir anlamı olduğu. Yani herhangi bir yaratma işinden bile söz etmiyor. Fakat bundan emin olamıyorum. Dolayısıyla bu tespit hatalı olabilir. Arapça konusunda daha bilgili birisi bunu doğrular ya da yanlışlarsa çok sevinirim

  28. Ferda Yamanoğlu says:

    Sayın Devart yazmıştım ama anlamamışsınız.Madde ve enerji big-bangla beraber yoktan var edildi.Ayette her şeyin yoktan var olduğunu yazıyor.Sitedeki Mevlanadan seçmeler sayfasını okursanız zıt çiftler hakkında bilgi alabilirsiniz.Bilim big-bang öncesine geçemiyorki ALLAH konusunda bir fikir üretsin

  29. devart says:

    Sayın Ferda,
    Anlayamadığımı söylüyorsunuz. Anlayamadığım nokta şu:
    Madde ve enerjiyi farklı olarak düşünemeyiz. İzafiyet teorisine göre, E=mc2 formülüne göre aslında ikisi aynı şeydir. Madde, big-bang öncesinde, sizin de kabul ettiğiniz gibi zıt çifti ile beraber bulunuyor. Bunu -1+1=0 şeklinde de düşünebilirsiniz. Yani big bang öncesi madde yok. Buraya kadar hemfikiriz. Ayrıldığımız nokta, maddenin yokluktan oluşabilmesi için siz Allah’ı zorunlu varlık olarak kabul ediyorsunuz. Bilim ise buna gerek olmadığını söylüyor. Bilim, buna gerek olmadığını söylerken kuantum fiziğinin prensipleriyle ilk hareketin oluşmasını açıklamaya çalışıyor(ve ya açıklamaya çalışıyor). Siz ise bunu Kur’an’ın 2 ayetinde geçen ve anlamı tartışmalı olan bir kelimenin anlamından çıkarıyorsunuz. Ben, bunu hiç anlamıyorum işte.

    Mevlana hakkında yazıları müsait bir zamanda okurum teşekkürler.

    Bilim big-bang öncesine geçemiyorki ALLAH konusunda bir fikir üretsin

    Bilim Allah konusunda fikir üretmeye çalışmıyor. Aslında bilim hiçbir konuda fikir üretmeye çalışmıyor. Fikir üretmeye çalışan bizleriz.

    Saygılarımla

  30. Ferda Yamanoğlu says:

    0=+1-1 ,ateizm var olmasaydı inançda var olamazdı.Saygılarımla.

  31. devart says:

    Sayın Ferda;
    Yukarıdaki yazıda ateizm +1 mi yoksa -1 mi? :)

  32. Ferda Yamanoğlu says:

    Sayın devart malesef -1.Fakat -1′de düzenin temsilcisi.-1 olmadan yoktan var olma mümkün olmuyor.Ama -1′in yanında yer almanın insanlar için bedeli çok ağır oluyor.Yukardaki yazıda Pantenin nasıl açıkça yalan söylediğine bir bakın.Kıyamet sonrası herkes yaptığıyla yargılanacak.

    • pante says:

      Ferda, “yalan” diye nitelendirdiğin bölüm-ifade neresiyse net olarak göster ve kanıtla ki kontrol edeyim. Yanlışlık varsa, haklıysan düzeltirim.
      Ama amacın çamur atmaksa, senin gibileri çok gördük. Asıl yalancıların da senin gibiler arasından çıktığını çok iyi biliriz. İnternet dinci yalanlarıyla, sahtekarlıklarıyla kaynıyor. Mealler tahrifatlarla dolu, mucize yalanları ve şarlatanlıkları ortada. Herkesi kendiniz mi sanıyorsunuz? :)

  33. Ferda Yamanoğlu says:

    Pante ben sana iftira atmıyorum.Artık alay ettiğini düşünüyorum.Verdiğin sitede yoktan var olmayı yazan tek bir cümle yok.Var dediğin kaynaktaki cümleyi şuraya bir yazarmısın?

    • pante says:

      Alay ettiğim yok! Tabi ki o yaratılış efsanelerinde “yoktan yarattı” diye bir ifade yok. Ama başka bir şeyden yarattığını yazan bir ifade de yok. Dolayısıyla yoktan yaratmanın kastedildiği açık olarak ortada. Ama bir şeyden yaratmışsa onu yazıyor zaten. Örneğin “sudan yarattı” deniyor. Ayrıca Kur’an’da da “yoktan yaratma” ifadesi olmadığını belirtmiştim. “Yoktan” kelimesi mealcilerin uydurmasıdır. Tutturmuşsun bediu kelimesinin yoktan yaratma anlamına geldiğini. “Örneği olmayan yaratma” farklı, “yoktan yaratma” farklı anlamlardır. Yani, “herhangi bir şeyi taklit etmeden, kopya yapmadan, örnek almadan yaratmıştır” anlamında. Ee, sanki verdiğim linkteki efsanelerdeki tanrılar başka şeyleri örnek alarak mı yeri-göğü yaratmışlar?! Takılmışsın bir kelimeye, bir de kalkıp yalanla, alayla suçluyorsun. Kaldı ki haksızsın.

  34. Tarkan says:

    Bilim (nedense) beğenilmeyen gavur olarak kabül edilen üzerlerine cihad emirleri verilen ve yok edilmek istenen BATI sayesinde doğmuştur, keşfedilmiştir. Islamcılar ise Bilimin zaten kuran da vardolduğunu iddia ederler. Bununlada kalmaz Bilimin her dönemde ürettiğini Islam evlat edinir ama ismini kendi koyar. Adı; “Kuran. Cinsiyeti; Kutsal. Kaynak; Allah vb vb döngülerle sürer gider. Bing-Bang sadece teoridir. Ispatlanmış bir gerçeklik değildir. Bilim bunu teori olarak sunar ve teoriler kanıtlanıncaya kadar hasas kuramlardır. Neden sorusuna yaklaşılan cevaplar tezidir. Ama bir kanun veya reel bir şey değildir. Bunu bile islamcılar yama olarak aldılar sonunda maalesef kocaman yırtıklarında barındırdıkları cevapsızlığı gidermek, cevapsızlığın vermiş olduğu kahrı azaltmak ve inandıklarından bir anlam çıkarmak, bir kurtuluş bulmak için. Ama ne yazık ki Kuran’ın iddia edildiği gibi bilim olduğunun, insanlara rehber olduğunun hiç bir önemi yoktur. Çünkü insan düşünüpte bakınca tarihe bilim kuranda madem vardı da biliniyorduda neden 1400 sene geçmesine rağmen bir arap veya her hangi bir Müslüman şu ana kadar bile bilimle bulunan bir icata bir devrime sahip değildir.? Bulamazsınız. Verilecek isimlerde Mezopotamyada yaşayan müslüman olmayan diğer kategorisine girebilecek kişiler ve isimlerdir. Tek yaptıkları düşünce evrimiydi ki biri çıktı Orta asyada 4000 Sene evvelinde biler olan Allah ismini Kabe ismini ve bilinen Pagan geleneklerini modifiye edip Ben Peygamberim dedi ve talan bolluğu böyle başladı. Neden dünya tarihinde Mucitlerin %70′i yahudi %30′u Hristiyan veya dinsizlerdir? Neden Kuran sadece sembolik kahraman olarak orada cilalanıp durur asırlarca? Action speaks out louder than the word. ;)

  35. insan says:

    Haddime düşmeyerek birkaç sözde ben söylemek istedim.
    Sürekli ateist diye islama karşı inanç savaşı fikir ve düşünce savaşı ilan etmiş olan homo sapiens arkadaşlarımız. Bugün felsefe, Bilim kanun ve hatta siyasi görüşlerinizin kökeni inançlar sistemidir. Toplumlar en eski tarihden beri tarihçiler tarafından da ıspatlanan inançlar sistemiyle yönetilmiştir. Bugün yunan mitolojisi olmasaydı belki aristo platon sokrates vs. olmaz, Hristiyanlık olmasaydı kant, hegel, kaufman, marx olmaz, aklınıza gelebilecek ne bir felsefe ne bir kitap bugünü aydınlatamazdı yani evrimi savunan bütün homo sapiensler maymun olarak kalmak zorunda olurlardı insani hiç bir olguyu düşünce ve yeti olarak sahiplenemezdi. sizin amacınızı anlamış değilim islam yok diye haykırıp islamın çalıntı olduğunu pagan geleneklerinden çin öğretisinden hristiyanlık ve yahudi alıntılarından olduğunu söyleyip duruyor ve dini yok etmeye çalışıyorsunuz.
    bence bırakın insanlar ahlaki bir toplum olma yolunda yürürken önlerine taş koymayın insani değerler yükselirken düşürüp maymuna çevirmeyin. Devam edelim bu gün bilimle varlığını red ettiğiniz din yok ve bende olmayan birşeye inanmaya devam ediyorum. ve gün aşırı şunları yapıyorum
    * günde 5 kere en az uzuvlarımı yıkıyorum kirli ellerimi temizleyip ayakkabımın içinde havasız olan ayaklarımı serinleterek kan dolaşımını arttırıyorum.
    * Evliyim ve karım hariç hiç kimseye bakmamaya çalışıyorum
    * Peygamberimin yani inandığım fikrin size göre öncüsü uydurukçu haşa ahmedin dişlerinizi misvakla temizleyin emriyle diş sağlığımı fırsat buldukça korumaya gayret ediyorum
    * Yalandan ve yalan söylemekden kaçınıyorum.
    * Hırsızlık yapmamaya kimsenin malına göz dikmemeye çalışıyorum
    * Erkeğim diyip gelen geçen kıza komşumun karısına yan gözle bakmıyorum
    * temizliğime önem veriyorum
    * Hergün namaz kılarak vücudumun sağlığını koruyorum
    * yılda 1 ay miğdemi belli saatlerde yemeyerek periz yapıp rahatlatıyorum
    * zekatımı vererek benden muhtaçlara yardım etmeye çalışıyorum
    daha bir çok örnek sunabilirim başlıcaları bunlar sanırım
    bunların ateistlere marksistlere nasıl bir zararı var dünyaya ve toplumlara nasıl bir zararı var kültür mü tolstoydan tutun jack londona dostoyevskiden tutun steinback e kadar bir çok yazarın kitabını okudum hala okuyorum mesleğim çağın en gelişmiş mesleği grafik tasarım, resim çizmeyi seviyorum ve illa bir ideoloji savunmak biryere kendimi koymak istiyorsam da islamı yaşıyorum sizin hangi felsefeciniz ve ya siyasi önderiniz bilimi sanatı sağlığı bireysel ve toplumsal ahlakı uzayı doğayı aile içi merhameti hepsini içine alan yazan kitap getirdi marksın kapitalindemi yazıyor yoksa aristonun kitabındamı yoksa nichenin böyle buyurdu zerdüşündemi vs ki benim liderim ve önderim bana zararlı tek birşey öğretmiyorki öğretmedide amacım gayem ne olmalı varsayalım dinler yok ne geçecek elinize neyi aydınlatacaksınız sanıyormusunuz ki dinin var olmadığını söyleyince hepiniz evrim geçirmiş olacaksıınız. şimdi ben insan olmak yolunda tüm gayretimle giderken siz tutup dinin olmadığını ve kişisel ahlakın ve toplumsal ahlakın ilahi değil bireysel homo sapiens in kurduğunu söyleyip beni maymun etmek istiyorsunuz. öle farz edersek buyrun ben maymun olarak sizin karınıza cinsel istek duyarak ki hayvanların çoğunda çok eşlilik var ilişki kurmak istiyorum amacımda sadece yemek eşleşmek olan bu dünyada güçlünün ayakta kalması ve hayvansal güdülerimle tüm beşeri kanunlara hayır diyorum ki sosyolojik ve bilimsel olarak bu böyle olmalı sizi öldürüp etinizide yemeliyim ama diyorsunuzki ne saçmalıyor bu adam ben saçmalamıyorum hayvansal iç güdülerimle ahiretin olmadığını düşünerek bir cezada almıyacaksam eşlerinizle ilişki kurmak onları elde etmek için sizi öldürmek etinizi yemek krallığımı kendi bölgemde ilan etmek istiyorum :) bırakın bilimin temellerinden birşey çıkarıp durma çabasını cevap verin bana bu dünyada nasıl olduda hiç birşey yokken birşeyler olu verdi evrimmi güldürmeyin beni darwinin bir ada üstünde kurguladığı ve varsayım olarak sunduğu tezlerimi savunucam kanunlar adlar konuldu milyarlarca yıldır neden hiç bir hayvanın ahlaki kuralları ve düşünce yetileri gelişmedi pardon sizin gelişmişti değilmi :=) size şunu diyeyim ki gerçekten ahiret yoksa ve ben ceza almıyacaksam ki sizde almıyacaksanız neden hala insan olmaya çalışalım ki kaosu yaşamak varken halbuki tüm yasalar kanunlar dinlerden kurulmadır. o zaman dinlerse kanun ve ahlakn temeli kendinizle çelişmeyin teorinizle çelişmeyin ve hayvanca yaşamaya davet ediyorum tekrar ediyorum kanunlar ve ahlak uydurma dinlerin öğretisi ve getirisidir.

  36. furkan says:

    arkadaşlar islamiyet hiçbir zaman bilime cihat edin demedi üstüne islamiyet yayıldığı dönemde avrupada ortacağ yaşanıyordu skolastik düşünce hakimdi ve ortadoğu müthiş bir gelişim içindeydi…. lakin gel gör ki kimi eller islamiyeti kötü tanıtmaya başladı bunun başında muaviye zihniyetli kişilerdi..islamiyet bilimin faydalı kısmını sadece almak istiyor …ki bilimin aynı zamanda japonyada ne kadar can aldığını herkes biliyor..işte bakara suresi 17.ayet ; Onların (münafıkların) durumu, (karanlık gecede) bir ateş yakan kimse misalidir. O ateş yanıp da etrafını aydınlattığı anda Allah, hemen onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; (artık hiçbir şeyi) görmezler…burda allah (cc) ateşten kastı bilimdir çünkü insanlar artık bilime tapar hale gelmişler amad iç çamaşırını giymeyi unutur ama telefonunu asla bir yerde unutmaz günlerimiz pc başlarında geçiyor artık evde sohbet ortamı kalmamış tv izleniyor artık buda insanların bilimi kötüye kullandıklarını gösteriyor bunu yapanların içinde bende varım burda yazılanlar ise felsefe yapmaya çalışan birilerinin sözleri madem felsefe istiyorlar farabiyi araştırlar ne bilim ibni sinayı araştırsınlar…… size birşeyler söylemek istiyorum nuh yaklışık 900 sene yaşadı dini tebliğ ettiği için insanlar onu öyle bir dövüyorlardı ki kessin bu sefer öldü diyorlardı ama nuh yine ayağı kalkar kalkmaz dini tebliğ ediyordu, buna rağmen o allaha dua ederken bunlar bilmiyor allahım sen onları affet diyordu…….kulun dünyada geçirdiği her an o büyük günde muhakeme edildiği zaman ona yalan diyen dil olmayacak allah hidayet nasip etsin………… (furkan suresi 13.) ; Elleri boyunlarına bağlanıp o ateşe atılacakları vakit orada hemen yok olmayı dileyecekler…..

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s