Kur’an’da adam öldürenin ya da yemininden dönenlerin bir köle azat etmesi söylenir. Kölelere iyi davranılması ve yardım edilmesinden söz edilir.
Kadınlara, hayvanlara da iyi davranılmasından bahsedilmesi gibi.
Ama köleliği kaldırma emaresi olan tek bir ayet dahi yoktur. Tersine kölelik gayet doğal karşılanır. Bu nedenle İslam tarihinde hiç bir dönemde köleliğe karşı çıkılmamış, kaldırılması istenmemiş, düşünülmemiştir. Çünkü köleliğin şeriatten olduğuna inanılmıştır.
BM’in zorlamasıyla ancak 1950′lerde Suudi Arabistan’dan kaldırılabilmiştir.
Allah köleci midir? İnsanların bir kısmını kölelik kaderiyle mi yaratmıştır?
Cennetteki huri ve gılmanlar da , dünyadaki köle ve cariyelerden mi esinlenerek düşünülmüştür?
Kur’an’da insanlara Allah’a kulluk etmeleri emredilmiştir. Allah ne diyorsa, ne emrediyorsa o yapılmalıdır. Aksi takdirde azapla tehdit edilirler.
Abd, kul-köle demektir.
Köleler aynı zamanda efendilerinin kuludur.
Müslümanlar Allah’ın kulları-köleleri olduğu gibi Muhammed’in de kulları-köleleridir.
O nedenle de Muhammed onlara “Kullarım-kölelerim” der. Müslümanlar da Muhammed’e “Efendimiz” diye hitap ederler.
1.si dini açıdan yaklaşırsak Tevrat, İncil ve Kur’an’ın ilahı Allah hür ve köle sınıf ayrımını doğal mı görmekte ve kaldırılması için herhangi bir emir yöneltmemektedir?2. si politik açıdan yaklaşırsak Muhammed, köleciliğe karşı mıydı? Kaldırılmasını istiyor ama buna gücü mü yetmiyordu? Yoksa sistemden memnun muydu?
İslamcıların konuya yaklaşımı şöyle:
Köleciliğin birdenbire kaldırılması sosyal ve ekonomik birçok probleme yol açacaktı. O nedenle İslam önce kölelerin haklarını korumak, iyileştirmek ve köle azadını teşvik etmek yolunu seçti.
Konuyla ilgili olarak Hayrettin Karaman’ın makalesi aşağıda:
http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00165.htm
Buna karşın İslam’ın köleci düzenden yana olduğu ve köleciliği kesinlikle kaldırmayı düşünmediğini iddia eden İlhan Arsel’in çalışması:
Bu dünyadaki durum. Bir de cennete bakalım:
Vakıa/ 17-21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
Hiçbir ayette ya da hadiste köleliğin kaldırılacağı, kaldırılması gerektiği, doğru olmadığı yönünde bir ifade ya da işaret yoktur.
Bir köle, bedelini ödese ya da azad edilse bile kesinlikle hür olamıyor. “Mevali” denilen hür ile köle arası orta sınıfta yerini alıyor.
İlkel köleci toplum düzeninde insanların tasavvur ettikleri Tanrı, tüm insanları eşit gören bir Tanrı olabilir mi?
Bence bunu düşünse düşünse köleler düşünür. Belki onlar dahi iyi kölelerin hür olmasını, kötülerin köle olarak kalmasını isteyebilirler.
Şimdi şu ayete dikkat edelim:
Zümer-10. Kul ya ıbadillezıne amenütteku rabbeküm lillezıne ahsenu fı hazihid dünya haseneh ve erdullahi vasiah innema yüveffes sabirune ecrahüm bi ğayri hısab
De ki: “Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah’ın arz’ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.”
Dedirten Allah, müslümanlara “kullarım-kölelerim” diye seslenen Muhammed.
O nedenle de müslümanlar Muhammed’e “efendimiz” diye hitap ediyorlar.
İslam öncesi Arap toplumunda olsun, İslami dönemde olsun köleler, elleri boyunlarına demir bukağı ile zincirlenmiş olarak tutulurlarmış. O nedenle Laleli köleler denirmiş. Kaçmaması için böyle zincirlerlermiş.
Kaçmayan, sadık köle de iyi köle sayılırmış.
Muhammed’in sattığı bir köle için yazdığı mektupta kölenin bu kalitesi de belirtilir:
“Bu vesika Addâ Hâlid Ibn-i Hevde’nin Muhammed Resûlullâh’tan bir köle veya câraiye istira etmesi (satin almasi) üzerine yazılmıştır. O köle veya câriyede ne hastalık, ne ayıp vardır; ne kaçmak ne hiylebazlık bilir; ne de fisk u fücûr; zinâ ve sirkat. Binaenaleyh bu akid, bir müslümanin öbür müslümana bey’ü sırâsıdır” Sahih-i Buhari.., (Cilt VI, sh. 374 ve d. hadîs no. 970.
Mektubun Türkçe anlamı şöyle: “Bu vesika Addâ Hâlid Ibn-i Hevde’nin Muhammed peygamber’den bir köle veya câriye satın alması üzerine yazılmıştır. O köle veya câriyede ne hastalık, ne ayib vardır; ne kaçmak ne hilebazlık bilir; ne de günah işlemişliği vardır; ne de zinâ ve hırsizlığı vardır. Binaenaleyh bu anlaşma, bir müslümanın öbür müslümanla yaptığı alım satım anlaşmasıdır”.
Görülüyor ki Muhammed, köle satmak üzere yapmış olduğu andlaşmanın sağlam olmasını ve alıcı tarafindan bozulmamasını sağlamak maksadıyle, satmış olduğu kölenin hastalıksız, ayipsız, ve daha doğrusu kusursuz olduğunu belirtmeyi ihmâl etmemiştir.
Serdar Kaangil



Sanırım eksik bir bilgi var.Suudi Arabistan’ın köleliği 1950′lerde kaldırdığını yazmışsın ama vikipedi’ye göre 1962 yılında kaldırılmıştır.Buyurunuz ülkelerin köleliği kaldırdığı tarihler= http://en.wikipedia.org/wiki/Abolitionism#National_abolition_dates
Pingback: İslam ve Kölecilik | Ateist Cevap