KUR’ANDAKİ ÇELİŞKİLER

Kur’an’ın hemen her suresinde bir çelişki bulmak mümkündür.
Uzun surelerde ise onlarca çelişkiye rastlanabilir.
Çelişkiler; bir ayette söylenenin başka bir ayette değiştirildiği, farklı ya da tersinin söylendiği tutarsızlıklardan, ayetlerdeki akıldışı, mantıkdışı, bilimdışı yanlışlardan, Tevrat ve İncil’e uymayan hatalı hükümlerden ve bilgilerden oluşur.

Bu çelişkilerin tümünü listelemek çok zor.
O kadar çok çelişki ve çelişki iddiası var ki, sayfa sayfa listelere sığmaz.
O yüzden çok önemli olanlarını listelemeye çalışalım:

Nisa-82. “Hala Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.”

Bazı islamcılar, 1-2 çelişkinin olabileceğini öne sürüyorlar. Çünkü Nisa-82’de “birçok çelişki” yazıyormuş. “Bir çelişki” ya da “birkaç çelişki” demiyormuş.
“Allah kelamı” olduğuna inanılan bir kitapta tek bir çelişki dahi olmaması gerekir.
Ama bir ya da birkaç değil, yüzlerce çelişki mevcut Kur’an’da.
Bunlar izahı; yapılamayan, izahı; müteşabih-mecazi diye yapılan, izahı; çarpıtılan ve ikna edici olmayan, izahı; Arapça’nın iyi bilinmemesine ve meallerin yanlışlığına bağlanan, izahı; Kur’an’a önyargı ile yaklaşılması olarak yapılabilen ve izahı; bilimsel olmayan, evrensel olmayan, insani olmayan çelişkilerdir.

Bu çelişkiler, 1-2 mealciye değil, adı İslamcılar tarafından öne çıkartılmış 15-20 mealcinin mealleri ve Arapçası dikkate alınarak ortaya konmuştur.
Madem ki bu kitap tüm insanlık için gelmiştir, öyleyse çevirilerinin kolayca yapılabileceği ve dünyanın her toplumundan insanların kolayca anlayabileceği bir şekilde yazılmış olması gerekmez miydi? İzah edilemeyen yanlarını Arapça’nın zorluğuna ve Kureyş Arapçasının bugün yeterince iyi bilinmemesine, içindeki Aramca ve Süryanice sözcüklerin başka anlamlar taşıyabileceğine bağlamak bile bir çelişki değil midir?
Bu çelişkilerin birçoğu, inançlı müslümanların Kur’an’ı okumasıyla bulunmuştur.
Ki bunların çoğu zamanında din adamıydı ve “Kral çıplak!” diyebildiler.
Gayrimüslimlerin de rastladığı çelişkiler vardır elbette. Ki bunun tarihi Muhammed dönemine, ayetlerin ilk okunduğu döneme kadar gider. Hatta Kur’an’a bile yansımıştır bu çelişki itirazları. Ama büyük çoğunluğunu ortaya çıkaranlar müslümanlardır.
Bu çelişkiler nedeniyle vahyin, dinin, peygamberliğin bir uydurma olduğunu görmüştür o müslümanlar. Yani sonuçta, bir ön yargıyla yaklaşımdan söz edilemez.

Müteşabihliğe gelince;
Allah’ın insanlara açıklamak istemediği, gizli bir konuda müteşabihlikten bahsedilebilir. Örneğin, ruh konusunu detaylı açıklamayabilir. Ya da “dabbet-ül arz” ile ilgili fazla bilgi vermeyebilir. İnsanların aklının ermeyeceği, bilgilerinin çok yetersiz kalacağı bir konuda bilimsel detaylara inmeyerek mecazi örnekler verilebilir.
Hatta Mekke döneminde gelen ayetlerde, putperest baskısı nedeniyle açık açık putperest inancına aykırı söylemlerde bulunulamayacak olması da müteşabihliği gerektirebilir.
Ama çelişkilerin birçoğuna “müteşabih” demek nerdeyse, çelişkilerden sıyrılmanın bir yöntemi olmuştur.

A- Kur’an’ın Kendi İçindeki Dinî Çelişkiler:

1- Hesap gününde Allah’tan başkası şefaat edebilir mi?

Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.

Edebilir/ Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.

Edebilir diyen diğer Ayetler: Zuhruf-86,
Edemez diyen diğer ayetler:  Enam-51, Bakara-123, Secde-4, İnfitar-19

2- Kötülük Allah’tan mı gelir?

Nisa -78. Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: “Bu Allah’tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa “Bu, senin tarafındandır” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır”. Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?

Nisa-79. Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.

3- Müslüman olmayanlar cennete gidebilir mi?

Gidebilir/ Bakara-62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku ve üzüntü yoktur. (Ayrıca Maide-69 )
Gidemez/ Ali İmran-85. Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. (Ayrıca tevbe-30)

4- Cennetin genişliği ne kadardır?

Göklerle yer kadar/ Ali İmran -133. Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.
Gökle yer kadar/ Hadid-21. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

5- İlk müslüman kimdir?

Enam-163’e göre Muhammed.
Araf-143’e göre Musa.
Ali İmran-67’ye göre İbrahim.

6- Kur’an’daki Gaflar: (Allah’a ait olmadığı açık olan Ayetler)

Hud-2. Allah’dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O’nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.

Şura-10. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum.

Tevbe-30. Yahudiler, “Uzeyir Allah’ın oğlu” dediler, Hıristiyanlar da “Mesih Allah’ın oğlu”, dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkara sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!

Zariyat-51. Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O’nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.

En’am-104. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.

En’am-114. Allah’tan başka bir hakem mi arayayım ki size, her muhtaç olduğunuz şeyi bildirip açıklayan kitabı, o indirmiştir. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin Rabbin tarafından gerçek olarak indirilmiş bir kitaptır; artık şüphe edenlerden olma.

Bu ayetlerden Kur’an’ı yazanın Muhammed olduğu açıkça belli oluyor. Hitap eden Allah değil, Muhammed. Belli ki gaf yapmış, “De ki” ekini unutmuş.

7- İblis melek midir, cin midir?

Bakara-34’e göre melek, Kehf-50’ye göre ise cindir.

Bakara-34. Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.

Kehf-50. Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!

8- İslam’da Vasiyet geçerli midir?

Bakara-180’de ölümü yaklaşanlar için vasiyet etmek şart koşulmuşken, Nisa/ 11-12 ayetleriyle vasiyetin bir hükmü
kalmamış, miras taksimi zorunlu kılınmıştır.

Bakara-180. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.

Ayete ilaveten, Muhammed’in Veda Hutbesinde şöyle dediği yazılıdır:

“Mirasçı için ayrıca vasiyet etmeye gerek yoktur.”

9- Allah’ın katına olan mesafe-zaman çelişkisi:

Secde 5. Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O’nun nezdine çıkar.

Mearic 4. Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.
Bu çelişkiye bir de Allah katındaki zaman çelişkisini ekleyelim:

Hac-47. Senden çabucak azabı getirmeni istiyorlar. Allah, asla vaadinden caymaz. Doğrusu Rabbının katında bir gün; saydıklarınızdan bin yıl gibidir.

10- Allah herşeyi bilir mi?

Gaybı bilen yalnızca Allah’tır” ayetlerine rağmen Enfal/ 65-66 da Allah’ın bir müslümanın kaç düşmana bedel olduğunu ancak savaştan sonra bilebildiği anlaşılıyor.

Enfal-65. Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kafirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler.

Enfal-66. Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah’ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.

11- Evlilikte Peygambere tanınan ayrıcalık:

Ahzap-50. Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikah etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

12- Allah ve melekleri, Muhammed’e salat eder mi?

Ahzap-56. “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salat ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam edin.”
ayetinde Allah’ın peygambere salat ettiği ifadesi büyük çelişkidir.

Salat = Namaz, dua

Bu ayetteki salat’ın namaz anlamına gelmediğini, destek anlamı taşıdığını öne sürenler de vardır. Bu da apaçık olduğu söylenen ayetler üzerinde bırakın sıradan insanları, İslam alimlerinin dahi anlaşamadığını gösterir.

13- Allah gönderdiği kanunları, hükümleri değiştirir mi?

Bakara-106. “Herhangi bir Ayet’in hukmunu yururlukten kaldirir veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini getiririz. Allah’in herseye gucunun yettigini bilmezmisin? “

Hac-52. Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Nahl-101. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

Rad-39. Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.

Aşağıdaki ayetlerde ise farklı söylenir;

Fatır-43. “… Hayır! sen Allah’ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın kanununda asla bir döneklik bulamazsın. “

Feth-23. “… Allah kanununda hicbir degişiklik bulamazsınız. “

14- Tanrı’nın kitabı düzensiz, karmaşık olabilir mi?

Kur’an’ın genelinde konu karmaşası ve uyumsuzluk vardır. Bir konudan bir başka konuya atlanır. Örneğin Bakara suresinde boşanma konusu işlenirken aniden namaz kılma ve usülleri anlatılmaya başlanır. Ardından tekrar hukuk konularına dönülür.
(Bakara/ 237-238-239)

Birçok surede aynı anlatımlar tekrarlanır. Bu durum Kur’an ayetlerinin karışık ve düzensiz toplandığını gösterir ki Allah’ın koruması altında olan bir kitabın böyle düzensiz olması bir çelişkidir.

15- Edison, Einstein, Ebu Talip vb. ebedi cehennemlik mi?

Ali İmran-115. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.

Bakara-217. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.

Tevbe-17. Allah’a ortak koşanların, inkarlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedi kalacaklardır.

Müslümanların yaptığı zerre kadar işler karşılıksız kalmayacakken, inanmayanların bütün amelleri boşa gidecek ve sonsuza kadar cehennemde işkence görecekmiş. Tanrı böyle haksızlık yapar mı?

16- Şüphesi, çelişkisi olanın soru sorması yasak!

Maide-101. Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

Maide-102. Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu.

Allah’ın soru sorma yasağı koyması kadar saçma bir hareket olabilir mi? Böyle bir saçmalığı, sorular karşısında kendine güvenemeyen insan yapar.

17- Kur’an apaçık anlaşılır bir kitap mı?

Şuara-195’te Muhammed, “uyarıcılardan olabilsin diye” Kur’an’ın “apaçık bir dille” indirildiği; Zuhruf/ 2-3 ‘te daha açık olarak, ” Apaçık Kitaba yemin olsun ki şüphesiz biz O’nun düşünüp anlayasınız diye ” indirildiği;
Fussilet-44’te Kur’an ayetlerinin uzun açıklamalı olmadığı;
Yusuf-12’de Kur’an’ın, herkesçe “okunup anlaşılması için” indirildiği; Duhan-58 ‘de, herkese öğüt alsınlar diye kolaylaştırıldığı söylenir.

Ancak Kur’an anlaşılmaz bir yığın ayetle ve kavramla doludur. Anlaşılabilmesi için eski Kureyş Arapçasının, hadislerin, peygamberin ayrıntılı hayatının, dönem tarihinin iyi bilinmesi gerekir. Orucun kaç gün olduğu, namazın kaç vakit olduğu bile açıkça belirtilmemiştir.

18- Kıble, İslam’ın ilk yıllarında neden Kudüs’tü?

Müslümanlar kıble olarak önce Kudüs’ü sonra Kabeyi seçmişlerdir.
Bu durum Bakara/ 142-145 ayetlerinde açıklanır.

Bakara-142. İnsanlardan bazı beyinsizler; «Onları daha önce yöneldikleri kıbleden çeviren sebep nedir?» diyecekler. De ki; «Doğu da Batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir.»

Kıble değişikliği bir çelişkidir ve Yahudilerle yaşanan çekişme neticesinde çıkmıştır.
Halbuki madem önceki toplumların ve peygamberlerin de namaz kıldığı iddia edilir, öyleyse onların kıblesi neyse yine o olmalı ve hiçbir şartta değişmemeliydi.

19- Ganimetlerin tamamı mı yoksa 1/5’i mi?

Enfal-1.’de “ganimetler Allah’ın ve peygamberindir” denirken,
Enfal-41’de “ganimetlerin beşte biri Allah’ın ve peygamberindir” denir.

Enfal-1. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”

Enfal-41. Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. (…)

20- Peygamberler eşit mi yoksa üstün olanı var mı?

Bakara-285 ‘te Peygamberler arasında fark olmadığı söylenirken, aynı surenin 253. ayetinde; “İşte bu peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık..” denir.

Bakara-285. Peygamber de, iman edenler de O’na indirilene inandı. Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. “O’nun peygamberlerinden hiçbirinin arasında fark görmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz ey Rabbimiz, Dönüş sana’dır” dediler.

Bakara-253. İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. (…)

21- Kur’an Mekke ve çevresine mi yoksa tüm insanlara mı?

Enam-92. Bu da kendisinden öncekileri doğrulayan mübarek bir kitaptır ki, beldelerin anası (Mekke) ile onun çevresindekileri uyarman için indirdik. Âhirete inananlar, ona da inanırlar; onlar, namazlarına da dikkatle devam ederler.

Kalem-52. Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.

22- Cehennemde kapışma?!

Alak/ 15-18. And olsun ki onu perçeminden, yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz. O zaman taraftarlarını çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.

Ayet, Ebu Cehil için söylenmiş. Güçsüz bir insanın “Allah benden yana” demesine benziyor. Yani insan sözü.

23- Hitap çelişkisi: ( Ben, Biz, O, Allah)

Kur’an’da ayetlerin çoğunda Allah 3. şahıs, bazılarında 1.şahıstır. Kimi ayetlerde çoğul “biz” ifadesi, kimilerinde ise tekil ifade mevcuttur. Örneğin Hac/ 34-35 de şahıs zamirinde tam 6 kez değişiklik yapılır. Allah’tan hitap bir kitapta hep aynı zamir kullanılmalıydı.

24- Bu ayette melekler mi konuşuyor?

Zuhruf-11’de de ilginç bir kurgu vardır:
“O suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz”.
Suyu indiren Allahsa, ölü memleketi dirilten kim?
Kur’an’ı Allah gönderdiyse bu “biz” diyen kimler?

25- Allah mı şair? Muhammed mi?

79 ayetlik Rahman suresinin 31 ayeti aynıdır. ” Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz” ayeti sürekli tekrarlanmıştır. Benzer tekrarlara başka surelerde de rastlanır. Bu acaba Muhammed’in mi yoksa Allah’ın mı edebi özelliği, keyfiyetidir?

26- Kıyametin saatini Allah bilmiyor mu?

Füssilet-47. Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi ona (Allah’a) havale edilir.
Anlaşılan melekler Allah’tan daha iyi biliyor herşeyi.

27- Allah kimin neye taptığını bilmiyor mu?

Sebe-40. O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek.
41. (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.”

28- Allah insan gibi yemin eder mi?

Naziat suresi de şöyle başlar: “(1) Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun, (2) Canları kolaylıkla alanlara and olsun, (3) Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun, (4-5) Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun “.

Ayrıca Kur’an Allah’ın yeminleri ile doludur. Arapların çok yemin ettiği özelliği bilinir de Allah’ın bu kadar çok yemin etmesi anlaşılmaz. Yoksa bu yeminler Muhammed’in yeminleri midir?

29- Allah küfreder mi?

Enam-108’de “Allah’tan başkasına tapanlara sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah’a söverler.” denmesine rağmen;

Bakara-171, Araf-179, Furkan-44, Tevbe-28, Bakara-65, Maide-60, Cuma-5, Araf-176 da farklı inançlardakilere hayvan, eşek, köpek, domuz, pislik, maymun diye sövülmüştür.

30- Büyüyünce hayırsız evlat olacağı sanılan çocuğun öldürülmesi:

Kehf-80. ” Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkara sürüklemesinden korktuk.”

Hiçbir suçu olmayan bir çocuğu, ilerde anne-babasına karşı kötü davranma ihtimali nedeniyle öldürmek ne derece haklı bir gerekçedir?
Sanki bütün hayırlı anne-babaların hayırsız çocukları öldürülüyormuş gibi aktarılan bu maval doğru mudur?

31- Muhammed’in onca eşine ilaveten evlatlığının eşiyle evlenmesi:

Ahzap-37′ de hoşlandığı evlatlığının karısı Zeynep’le evlenebilmesi için, ahlaki bir adet olan evlatlığın öz evlat gibi görülmesi kuralının kaldırılması etik açıdan yanlış değil midir?

32- Allah’ın velisi var mı yok mu?

İsra-111. Ve de ki: “Övgü, allah’adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zillettten ötürü de bir veliside yoktur.” O’nu alabildiğine Yücelt.
Yunus-62. Uyan! Allah velilerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar!

33- Yaratan mı? Yaratanlar mı?

İhlas-1. De ki; O Allah bir tektir.

Saffat-125. Yaratanların en iyisini bırakıp da Ba’l’e mi taparsınız?

Yaratanların en iyisi Allah’sa diğer yaratanlar kim?

34- Allah yardıma muhtaç mıdır?

İhlas-2. Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir )

Muhammed-7. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz.

35- Yer ve gök kaç günde yaratılmıştır?

6 günde : (Araf-54) (Yunus-3) (Hud-7) (Furkan-59)
8 günde : (Füssilet/ 9-12)

36- Kölelik evrensel mi?

Nahl-75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

Kur’an’daki ayetler evrensel ise; İnsanlar arasında ayrım, köleliğin kaldırılmamış olması yanlış değil midir? Bu durumda kölelik kıyamete kadar meşrulaştırılmış olmuyor mu?

37- Kur’an’da neden sadece İsrail’e gönderilen peygamberler var?

tema 4

 Kur’an’da bildirilen peygamberlerin neredeyse tamamının Yahudi olması, her kavme peygamber gönderildiği belirtilmesine rağmen başka milletlerden tek örneğin olmaması nasıl açıklanabilir? “

Neden peygamberler hep aynı soydan?

124.000 peygamber” bir hadis uydurması olsa bile, peygamberlerin İbrahim’in soyundan olduğu iddiası büyük bir çelişkidir. Demek ki İbrahim’in soyundan olmayanlara peygamberlik verilmemiştir. İngilizler, Fransızlar, Japonlar, Türkler, Ruslar, Kızılderililer, zenciler  İbrahim soyundan olmadığına göre her millete peygamberlik verildiği iddiası doğru olamaz. Olsaydı, bir tanesinin bile izi olmaz mıydı? Halbuki tümü Ortadoğu’dan ve Sami kökenli. Demek ki hepsi Sami uydurması..

38- Musevilere “Yahudi” denmesi:

Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık.

Kur’an’da Musevilerden Yahudi diye bahsediliyor. Halbuki o dönemde Yahudi olduğu halde Hristiyan olanlar çok. Madem ki “Hristiyan” yani “İsacı” diyor, “Musevi” yani “Musacı” da denebilirdi. Bu genelleme yanlıştır. Günümüzde de Yahudi olanlar içinde ateisti, dinsizi, Hristiyanı, müslümanı, Budisti vardır.

Ayrıca bir millete bir gıdanın yasaklanıp, diğer milletlere serbest bırakılmasının mantığı olabilir mi?
Örneğin “Türklere balık yemeyi yasakladık” dense bu kabul edilebilir mi?

39. İnananlar Muhammed’in kulu mu?

Zümer-10. Kul ya ıbadillezıne amenütteku rabbeküm lillezıne ahsenu fı hazihid dünya haseneh ve erdullahi vasiah innema yüveffes sabirune ecrahüm bi ğayri hısab

Ayet, “De ki ey inanan kullarım” ile başlıyor.

De ki: ‘Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah’ın arz’ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.’

Muhammed, inananlara “kullarım” diye sesleniyor. Bazı meal tahrifatçıları bu hatayı kamufle edebilmek için mealin başın “Bizim adımıza de ki” ya da “tarafımdan söyle” gibi ilaveler yapmışlar. Halbuki Arapçasında bunlar yok. Bazıları da “Kullarım” değil, “kullar” olarak çevirmiş.

Eğer Kur’an’ı Allah gönderseydi ayette Allah’ın “de ki” demeyip direk kendisinin söylemesi gerekirdi. Ya da “İnanan kullarıma de ki” şeklinde olmalıydı.

Aynı ifadeyi Zümer-53’de de görmekteyiz:

Zümer-53. De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

40- “Günah Çıkarma” Kur’an’da da var!

Tevbe-102. Onlardan (Münafıklardan) bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
103. Onların mallarından, onları günahlarından arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlara huzur verecektir. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

41- Meleklerden peygamber olur mu?

Muhammed’e inanmayanlar ” Elçi olarak bize bir melek gelmelsi gerekmez miydi” derler. Buna şu yanıt verilir:

İsra-95. De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.”

Mantıklı. Dünyada insanlar yaşadığına göre melekten peygamber olmaz.
Gelgelelim meğer öyle değilmiş. İsra-95’de melekten peygamber olamayacağı söylenirken;
Bakın aşağıdaki ayette ne diyor:

Hac-75. Allah, meleklerden ve insanlardan peygamberler seçmiştir; şüphe yok ki Allah, duyar, görür.

42- Cehennemde sadece ne yenir? Zakkum mu? Darı dikeni mi? Yoksa kanlı irin mi?

Duhan/ 42-43-44. Doğrusu (cehennemde) günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

Gasiye suresi 6. ayeti öyle demez.

Leyse lehüm ta’amün illa min dariy’ın.

Onlar için darı dikeninden başka bir yiyecek yoktur.

Hakka-36. Ve lâ taâmun illâ min gıslîn

“Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur.”

Zakkum ağacı ile darı dikeni çok farklı bitkiler olduğuna ve kanlı irinle de eş anlamlı olmadıklarına  göre ayetler arasında çelişki mevcuttur.

43. Dünya oyun ve eğlence yeri mi?

Duhan 38. Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.

Enbiya 16. Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

Enam 32. Dünya hayatı, oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah’tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız?

Muhammed 36. Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden bütün mallarınızı harcamanızı da istemez.

Duhan ve Enbiya suresinde dünyayı oyun ve eğlence olsun diye yaratmadığını söyleyen Allah, diğer iki surede tersine dünyanın oyun ve eğlence yeri olduğunu söylüyor. Bu, açıklanabilir bir çelişki değildir. Belli ki Muhammed’in zaman içinde fikri değişmiş ama daha önce ne yazdığını unutmuştur. Allah olsaydı, unutmaz ve böyle bir çelişkiye sebep olmazdı.

44. Bebeğin sütten kesilme süresi kaça ay?

Lokman 14. Gerçi biz insana, anasına ve babasına itaati de tavsiye ettik. Anası onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. Onun sütten ayrılması da iki yıl içindedir. (Biz insana): «Bana, anana ve babana şükret» diye de tavsiye ettik. Dönüş, ancak banadır.

Ahkaf 15. Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.”

Parantez içinde belirtilenlerle hamilelik döneminin katıldığını kabul ettiğimizde toplamda 30 değil, 33 ay yapar. Hamilelik 9 ay + Emzirme 24 ay = 33 ay. —- Allah 3 ay eksik mi söylemiştir, yoksa Allah2ın sözlüğünde “yaklaşık” sözcüğü mü yoktur acaba?!

45. Önce Yer mi düzenlendi yoksa Gök mü?

Fussilet ve Bakara suresindeki ayetlere göre önce yer sonra gök.

Fussilet (9-10). De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.” O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.

Fussilet (11-12). Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler. Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk.İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.

Bakara 29. O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Gelgelelim Naziat suresinde durum tam tersidir:

Naziat (27-29). Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.

Naziat (30-33). Ondan sonra da yerküreyi döşedi. Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere, yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.

Bundan daha büyük bir çelişki olur mu? Allah, göğü mü önce düzenlediğini, yoksa yeri mi önce düzenlediğini birbirine karıştırır, bir ayette yer, başka ayette gök der mi? Böyle bir karışıklığı bir tanrı değil, bir insan yapar ancak..

46. Allah insanların inanmasını mı ister inanmamasını mı?

İsra 45-46. Kur’an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur’an’da sadece Rabbinin birliğini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.

Meryem 83. Görmedin mi, biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar.

Bir insanın başlangıçta bir fikre, bir ideolojiye, bir dine inanmaması, ölene kadar inanmayacağı anlamına gelmez. Örneğin Muhammed’e de Mekke döneminde 300-400 kişi inanmış, diğerleri inanmamıştı. Ama 10 yıl sonra zorla ya da kendi isteğiyle onbinlerce insan inanmış oldu. Ömer bile ilk sıralar inanmamış hatta Muhammed’i öldürmeyi kafasına koymuştu. Halid Bin Velid Kureyşlilerin komutanıydı, Bedir ve Uhud Savaşlarında az müslüman öldürmemişti. Yani, en büyük düşmanlardan, Kur’an tabiriyle en büyük kafirlerden biriydi. Ama hudeybiye anlaşmasından sonra müslüman olmuştu. Ebu Süfyan, karısı ve hamza’nın ciğerini yiyen Hind, oğlu Muaviye, Hamza’yı öldüren ve ciğerini söken Vahşi ve daha bir yığın kafir, sonradan müslüman olmuşlardı. Ama ayetlere göre Allah, inanmayanların üzerine şeytanları gönderip kışkırtıyor ve onları daha fazla günaha, daha fazla kötülüğe zorluyor. Kur’an’ı anlamamaları için engeller koyuyor. Mantıklı olduğu söylenebilir mi?

B- KUR’AN’DAKİ BİLİMSEL ÇELİŞKİLER

1- Tarık Suresi 7. ayet:

(Bu su- meni) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar.

Tıp, testislerden diyor.

2- Cennetin genişliği göklerle yer kadar mı?

Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Âli İmran Suresi-133)

Yer’den kastedilen dünya gezegeni olduğuna göre, dünya da uzayda diğer gök cisimlerinden bir olduğuna göre “gök ile yer kadar” demek anlamsız bir ifadedir. Hatta bu ifadeden yerin altta, uzayın ise üstte algılandığı anlaşılmaktadır.

3- Dünyanın 4 günde, göklerin ise 2 günde yaratılmış olması: (Füssilet/11-12)

9. De ki: “Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir.

10. Hem ona üstünden ağır baskılar (dağlar) yaptı, onda bereketler meydana getirdi ve onda azıklarını dört gün içinde araştıranlar için bir düzeyde takdir buyurdu.

11. Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: “İkiniz de ister istemez gelin!” dedi. İkisi de: “isteye isteye geldik.” dediler.

12. Böylece onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu ve her gökte (bulunan meleklere) işlerine ait emrini vahyetti. Dünya gökyüzünü kandillerle donattık ve koruduk, işte bu, hep o çok güçlü ve herşeyi bilenin takdiridir.

4- Yerin göklerden önce yaratılmış-düzenlenmiş olması: Füssilet/10-12

5- Miras dağıtımındaki avl yöntemi gerektiren matematik hatası. (Nisa/10-12)

http://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/kuranda-matematik-hatasi/

6- Güneşin kara çamurlu bir suya batması.

Sonunda güneşin battığı (mağrib) yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta (Garabe) buldu, yanında bir kavim gördü. (Kehf Suresi-86)

Ayetten; dünyayı göğün altında uçsuz bucaksız bir yer olarak gören ve göz yanılmasından dolayı güneşin dünyanın batısında bir çamur gözesine battığını sanan bir yanlış bilgiye sahip olunduğu anlaşılmaktadır.

7- Ortadoğuda yetişen Hurma, üzüm gibi meyvalardan bahsedilip batıda yetişenlerden hiç bahsedilmemesi.

Kur’an’da genelde tüm konular Ortadoğu’ya, Arabistan’a özgüdür. Örneğin yağmurdan, rüzgardan bahsedilir ama kardan, doludan, buzdan bahsedilmez. Hayvanlardan ve bitkilerden bahislerde de böyledir. Batıya özgü meyvalar hiç geçmez.

8- Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip gösterilmesi.

Duygular, düşünceler, inançlar kalbin mi beynin mi fonksiyonları? Bakara/97-260-283, Kehf-28, Şuara-195

9- Ay’ın yarılması:

Kamer-1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

10- Gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımın Allah’ın insanları korkutma ve cezalandırma aracı olduğu:

Rad/12-13. O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir.
Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.

11- Her canlının çift yaratıldığı:

Zariyat-49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.

Her canlı çift değildir. Bakteriler, virüsler bölünerek çoğalırlar.

12- Rahman-14. Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı:

Halbuki benzer bir hayvanın dna’sı üzerinde yapacağı değişiklikle insanı yaratması daha bilimsel olmaz mıydı?

13- Kısasa Kısas:

Bakara-178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir.

Kısas’ın çağdaş hukukta geçerliliği olabilir mi?
Bu ayetle Kur’an’ın evrenselliğinden bahsedilebilir mi?

14- Denizin yarılması, ölünün diriltilmesi gibi bilim dışı sözde mucizeler.

15- Hayvanların 8 çift olması:

Zümer-6. Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah’tır. Hükümranlık O’nundur, O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O’nu bırakıp başkasına yönelirsiniz?

Sekiz çift hayvan az değil mi? Hangileri acaba? At, eşek, deve, koyun, keçi, öküz-inek, tavuk-horoz, hindi, ördek, tavşan, kuş, balık, kedi, köpek, balarısı…
Aşağıdaki ayetlerde açıklanıyor hangileri olduğu:

Enam-143. Sekiz çift yarattı: Bir çift koyun, bir çift keçi. (…)
Enam-144. Deveden bir çift sığırdan da. (…)

16- Yıldızların şeytanlar için atış tanesi olduğu:

Mülk-5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.

Kandille kastedilen yıldız. Ama sanki yıldızın ne olduğu bilinmiyor. Boyutları küçük sanılıyor. Hatta göktaşı ile karıştırılıyor. Güneş ile yıldızlar farklı düşünülüyor. Koca yıldız, belki de dünyanın yüzlerce misli büyüklüğünde, ama ayette şeytanlara atış tanesi olarak yapıldığını söylüyor. Sadece tek başına “yıldızların düşmesi” ifadesi bile yıldız’ın ne olduğunu bilenler için dinlerin uydurma olduğunu kanıtlamaya yeterlidir. Çünkü Tevrat, incil ve Kur’an’da aynı büyük yanlışa düşülmüştür.

17- Savaşçı Melekler:

Al’i İmran/124-125. İnananlara: “Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?” diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle yardım edecektir.

Savaşta müslümanlara melek ordusuyla destek veriliyormuş. Bugünlerde çok ihtiyaç var bu melek ordusuna ama Allah’tan tık yok, umursamıyor sanki..
Melek ordusu bilimdışı değil mi? Allah onun yerine müslümanları güçlü kılmış olsa daha doğru olmaz mı?
165. (Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud’da) kendi başınıza geldiği için mi “Bu nasıl oluyor!” dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter.

Galip gelinen savaşta melekler var, mağlup olunanda neden yardımcı olmamışlar acaba?
Galibiyet meleklerden, mağlubiyet insanların hatasından mı?

18- Ay’ın nur olduğu:

Yunus-5. O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay’ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz.

Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor.

19- Bir gecenin bir ömre bedel olması:

Kadir-3. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır!

Sadece bir gece, bin aydan yani yaklaşık bir ömürden nasıl daha hayırlı olabilir?

20- Tatlı suda inci ve mercan yetiştiği:

Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel olduğunu yazan ayetlerde denizlerden birinin suyunun içilebilen tatlı su olduğu, diğerinin acı ve tuzlu su olduğu yazılıdır. Rahman-22’de her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiğini yazar. Halbuki tatlı suda inci ve mercan yetişmez. Suni olarak inci yetiştirilse bile mercan hiç yetişmez.

21- Göğün, yıldızların yere düşmesi:

Bilindiği gibi, dünya evrende bir toz tanesi kadar küçük bir gök cismi ve güneşin bir uydusu. Ama Kur’an’a sanki dünya altta, bütün yıldızlar üstteymiş ve Allah tutmasa yere düşermiş şeklinde yansıtılmış. Bu da Kur’an yazarının bilimsiz şartlarda yetişen bir insan olduğunu gösteriyor.

Hac 65. Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.

22- Dünyanın düz olduğu:

Kur’an’ın yer ve gök ayetlerindeki ifadelerinden yeri uçsuz bucaksız düz bir alan, göğü ise yerin üzerinde bir kubbe olarak düşündüğü net olarak anlaşılır. Örneğin “Cennetin genişliği göklerle yer kadardır” ifadesi, yerin bir gök cismi olmadığının sanıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Sanki bir uçta yer diğer uçta 7. gök varmış gibi düşünülmektedir. Ayrıca Fussilet suresinde yerin ayrı göğün ayrı yaratıldığı ifadeleri de bunu göstermektedir.

Bundan çok daha net olarak Şems suresi 6. ayetinde düzlenmiş olan yere yemin edilir. Ancak bu ayet mealciler tarafından tahrif edilerek yayılıp döşenmiş olarak çevrilmiştir.

Şems 6. Vel ardı ve mâ tahâhâ.  — Ve yere ve onu düzleyene.

taha düzlemek demektir, tahiv kökünden düzgün sözcüğünden gelir. Elmalılı tefsirinde belirtilmiştir. Haznevi tefsirinde de 6- Yer´e ve onu düzeltene, şeklinde çevrilmiştir.

C- KUR’AN İLE TEVRAT ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER

1- İbrahim’in babasının adı; Tevrat’a göre Tarah, Kur’an’a göre Azer.

2- İbrahim’in kurban etmek istediği oğlu; Tevrat’a göre İshak, Kur’an’a göre İsmail.

3- İsmail Tevrat’a göre peygamber değil, Kur’an’a gore peygamber.

4- Süleyman; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber.

5- Davud; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber.

6- Cennette Havva’yı aldatan Tevrat’ta yılan, Kur’an’da şeytan.

7- Tufan Tevrat’a göre tüm dünyaya, Kur’ana göre sadece Nuh’un kavmine.

8- Nuh’un gemisi; Tevrat’a göre Ararat dağına, Kur’an’a göre Cudi dağına.

9- Haman; Tevrat’ta Pers kralının yardımcısı, Kur’ana göre firavunun taş ustası.

10- Tanrının adı; Tevrat’ta YHWH, Kur’an’da Allah.

11- Tevrat’a göre insan, tanrının suretinde yaratılmıştır. Yani tanrı, insanın en mükemmel halidir. Ama Kur’an’a göre Allah’ın eşi-benzeri yoktur.

12- Putlara tapmadığı için ateşe atılan; Tevrat’ta 3 Yahudi, Kur’an’da İbrahim.

13- İmran; Tevrat’a göre Musa’nın babası, Kur’an’a göre İsa’nın dedesi.

14- Savaşa giderken, dizlerinin üzerine çökerek su içen askerlerin komutanı Tevrat’a göre Gideon, Kur’an’a göre Talut.

15- Deve eti Tevrat’ta haram, Kur’an’da helal.

Yahudiler Muhammed’e gelip;
” Sen İbrahim’in tevhid dinini getirdiğini söylüyorsun ama o senin gibi deve eti yemezdi, çünkü haramdı.” derler.
Bunun üzerine gelen ayette şöyle der:

Ali İmran-93. Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.”

Tevrat’ı okuduğumuzda devenin yasak edilmiş olduğunu görmekteyiz:

Levililer/ 11:4-24. Ancak geviş getiren ve çatal tırnaklı olan hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılır.

Bu durumda deve daha sonra temiz ve eti yenebilir hale evrimleştirilip mi helal kılınmıştır?
Yoksa zaten temiz ve helaldi de Tevrat mı tahrif edilmiştir?
Sebebi Kur’an’da belirtilir:

Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.

Dünya halklarından sadece Yahudilere konan bir yasakmış!!

D- KUR’AN İLE İNCİL ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER

1- İsa bebekken, İncil’e göre mucize göstermemiş, Kur’an’a göre göstermiştir. Konuşmuş ve peygamber olduğunu söylemiştir.

2- İsa, İncil’e göre çarmıha gerilmiştir. Kur’an’a göre çarmıha gerilen İsa değil, İsa’ya benzeyen başka biridir.

3- Kur’an’a göre İncil’de Ahmet’den bahseder, İncil’de Ahmet ismi geçmez.

4- Şeytan, İncil’e göre melek, Kur’an’a göre cindir.

5- Şeytan, İncil’e göre Tanrı ile aynı mertebeye ulaşmak istediği için, Kur’an’a göre ise Adem’e secde etmediği için lanetlenmiştir.

6- İncil’e göre iyilikler Tanrıdan kötülük şeytandan, Kur’an’a göre hayır da şer de Allah’tandır.

7- İncil’de bir aziz olarak geçen Yahya’nın babası Zekeriya, Kur’an’da peygamber olarak geçer. Buna karşın Tevrat’taki Zekeriya peygamberden hiç bahsedilmez.
Yani Kur’an’da Meryem’ler karıştırıldığı gibi, Zekeriya’lar da karıştırılmıştır.

Çelişkilerle ilgili diğer konu başlıkları:

Kur’an Allah Kelamı mı?  http://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-1/

Hükümsüz Ayetler  http://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-2/

Hangisi Doğru?   http://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-3/

Bilimdışı Ayetler   http://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-4/

Kitaplararası Tutarsızlıklar     http://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-5/

 

Serdar Kaangil

About these ads
Bu yazı Din içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

KUR’ANDAKİ ÇELİŞKİLER için 2.003 cevap

  1. onur dedi ki:

    Çelişki mi? İlk verdiğiniz örnekte çelişki yoktur. Şefaat örneği. zira “şefaat edilemez” diyen ayet, “insanlar birbirlerine yardım etmek isterler ama artık bu imkan yoktur” demektir. “şefaat edilir” diyen ayet ise, ancak Allah irade ettiğinde bunun gerçekleşeceğini vurgular. bunun neresi çelişki allah aşkına?

    Edilemez diyen ayette, insanların kendi iradelerinin kredisinin bittiği kast edilir. Edilir diyen ayette ise, ancak Allah’ın izniyle bu şefaat hakkı verilir, demektir.

    Kötülük örneğine gelince, bir mahkemede idam kararı Hakimden gelir değil mi? ama hakim bunu kafasına göre yapmaz, adam suç işlediği için bu kararı verir. Örneğimiz üzerinden benzetme yapalım: İdam, adamın başına kendi suçu yüzünden geldi. Ama karar, hakimden çıktı. ayetlerde de benzeri bir şey kast edilir. kötülük nefsinizden gelir denilirken, “kötülüğü siz yaptıklarınızla hak edersiniz” demek istenir. “kötülük de iyilik de allahtandır” denilirken ise, hakettiğiniz karşılıkların yaratılması kast edilir. “haketme” anlamında kuldan gelir, “yaratma” anlamında allahtan gelir. zira iyi de kötü de yaratılmadan var olamaz. Yani burada da çelişki falan yoktur.

    3. çelişki de çelişki falan değil. zira orada yahudi ve hristiyan denirken onların amellerinden de bahsedilir ki o amellleri itibariyle onlar zaten müslümandırlar. Yani nüfus cüzdanları hristiyan yazar ama benlikleri, amelleri müslümandır. çelişki falan yok.

    şimdilik bu kadar yazabileceğim, ama lütfen şu çelişki dediklerinizin üzerinden iyice düşünün insan kardeşlerim…

    • berk çakan dedi ki:

      dediklerine bakalım.2.ci ayette çelişki yok demişsin. peki o zman neden kötülük nefisten denior da iilik allahtan denio.ona da nefisten densin.
      3.cührıstiyan hristiyandır.yagudi yahudiddir.müsülman müslümandır.ayrı şeylerdir.senin dediine göre3 büyük din die bişeyin olmaması lşazım.ayrietenmadem hepsi müslüğman nie müslümanklar dedmemişte yahudsi ve hristiyan die ayırmış

      • FERHAT dedi ki:

        berk kardeş nefsin nasıl bir şey oldugunu arastır yahudı ismini hrıstıyanlık ısmını ve muslumanlık ismini arastır olaya celişki bulacam dıye değil öğrenmek ıcın bı bak

      • berk cakan dedi ki:

        2.ci ayette çelişki cümle yapısından kaynaklı mantıki deil.

      • berk cakan dedi ki:

        yahudimusanın dinine
        hristyan isanın dinine
        müslüman ise muhasmmedinm dinine inanan yada yönelen anlamına gelir

      • berk cakan dedi ki:

        3.cü ayette allah ve ahrte inanan denmiş.hriıstiyab ve yahudi buna zaten inanır bunu müslümanlıkla alşaksaı yoktur.islamın şartı altıdır yani çelişki açıktır

      • eray dedi ki:

        ?

      • bilal dedi ki:

        KÖTÜLÜK ALLAH’TAN MI ? SORUYA CEVAP : NİSA SURESİ AYET 78-79.
        ……….وان تصبهم حسنة يقولوا هذه من عندالله وان تصبهم سيئة يقولوا هذه من عندك قل كل من عندالله فمال هؤلاء القوم لايكادون يفقهون حديثا ما اصبك من حسنة فمن الله وما اصابك من سيئة فمن نفسك
        ” …….Kendilerine bir iyilik dokunsa derler,başlarına bir kötülük gelince de
        derler. de. Bu kavme ne oluyor ki bir türlü laf anlamı-
        yorlar. Sana gelen iyilik Allah’tandır.Başına gelen kötülük ise nefsindendir…….
        Bu iki ayet arasında çelişki varmış gibi iddia ediliyor. Bakalım çelişki varmı yokmu?
        78.ayete من عندالله ( min indillahi) kelimesi ile denildiği halde,79.ayete ise,sadece من (min)
        kelimesi kullanılmıştır. عند ile من arasında fark vardır. 78.ayete,قل كل من عندالله de ki,tümü
        Allah tarafındandır.Yani her şey doğa kanunu gereği Allah’tandır.Zira, doğa kanunu yara-
        tan Allah olduğu için, dolaylı olarak her şey Allah’tan olur.Bu ayete iyilik ve kötülüğün
        geliş şekli ile anlatılmıştır. 79.ayete ise,فمن نفسك -فمن الله ifadesi ile iyilik ve kötülük kimin ta-
        rafından değilde,nedeni konu edilmiştir. Bu ayetlerin yerine doğru mealleri verilmiş kelimeleri koyduğumuzda var gibi görünen çelişkinin yok olduğu görülecektir.Örneğin
        bir insan, elini ateşe soksa eli yanar.Elinin yanması,Allah’ın yarattığı kanunlar gereğidir.
        devam edecek,,,,,,,,,,,,,

      • mervece dedi ki:

        bunların hiç birisi çelişki değil… önyargısız olarak araştıran bilir ki bunların hepsinin bir cevabı var… çoğuda arapça bilgisi olunmadığı için yapılan yanlış anlam vermelerden kaynaklanmış… ayrıca 17 madde de sizin bahsettiğiniz gibi kuran “Ancak Kur’an anlaşılmaz bir yığın ayetle ve kavramla doludur. Anlaşılabilmesi için eski Kureyş Arapçasının, hadislerin, peygamberin ayrıntılı hayatının, dönem tarihinin iyi bilinmesi gerekir. Orucun kaç gün olduğu, namazın kaç vakit olduğu bile açıkça belirtilmemiştir.” ise, siz ANLAMADIĞINIZI kabul ettiğiniz Kuran dan bu sonuçlara nasıl ulaşabildiniz?
        siz, kendinizinde söylediği şeyleri doğru kaynakları araştırmadan, kelimelerin doğru anlamını bilmeden hükümler çıkarmışsınız… buda sizi dini bilen birisi için komik duruma düşürmüş…
        belki bu video size biraz yardımcı olur… tabi ki ön yargılı değil iseniz… http://www.youtube.com/watch?v=qQLwmGYGKPw&feature=fvsr

      • orion dedi ki:

        peki merve ben sana bir soru sorayım:::din hz ibrahimle başlarken dinlerin temelinde yahudilikte siyonizm- hristiyanlıkta misyonerlik –müslümanlıkta neden cihad var bunun müslüman olmakla ne alakası var..yani kendi düşüncelerinin doğru olduğunu başkalarına niye empoze etmek durumundasın…..ticari kaygıya sebebmi yoksa din çok büyük bir siyasi araç olduğundanmı….yine diyorum daha öncede söyledim neden kuranda tanrı kelimesi geçmemesine rağmen meallerde tanrı deniyor…putlar sahipler ilahlar edindiler de ama niye tanrı..tanrı inancında yaradanın birliği kabul ediliyor.. nedense incilde geçen ayet başları bab gökteki baba değilde yahudilerin yahovası değilde türklerin tanrısı .belki namaz kılmıyorlar oruç tutmuyorlar ama cengizhan yasaları denen birşey var ve türk kızları giyim tarzlarıylada gayet makuldüler orta asyada…artık bu iş sektör olmuş yani kendimi bir devlet dairesine atayımda gerisini boşver gibi::::o yüzdende dinlerin macburiyetini ve allahın varlığını ispat etmek zorundalar::::::herşeyin bir yaradıcısı vardır elbet müslüman kendisine nasiat etmeyi ve kendi özünü kurtmarma yolunu değilde hep başkalarını kurtarmaya çalışıyorsa bir sorun vardır…yani şimdi hem allahın herşeye gücü yeter de hemde ezilmiş toplumun gücünü alana kadar makul ayetler yaz…hem ilk ayetlerde ganimetin çoğunu allah ve kendine ayır halk galyana gelincede ganimetin beşte biri allahın ve peygamberin de:::::herşeye gücü yeten allah ayetlerindenmi taviz veriyor görülüyorki müslümanlık adına savaşa katılanlar imandan ziyade ganimet derdinde::::sen video ile örnek vermissin bende sana vereyim çağrı filminde peygamberin amcası müslümanlığı kabul etmememesine rağmen filmde müslüman olarak gösteriliyor…..zaten bütün sorun burda tarih çarpıtılabiliyor….o yüzden kuranın allahın sözü olduğunu iddaa ettikleri için elimizde değişmediği iddaa edilien kurandan başka delil yok ….ben şimdi gideceğim kureyş kabilesinin arapçasını öğrenecem..kendi diline baksana zaman içinde bu kadar değişkenlik göstermişken ve unutulmuş kelimeler varken..dediklerin mantıklı değil sen amin diyorsun ama okunuşunun emin olduğunu bilmezsin….amin amine emin emine..yahudilerde amen diyor aynı şey eskinin babel şehri günümüzde babil olmuş abraham ibrahim olmuş ::::babel güzel bir örenktir incilde ayetler bab diye başlar el ise el lahın eli….anadoluda birde al yabancı anlamında kullanılır::::o bize el oldu ::::elin ilahı bize nasıl tanrı olduysa….çok örnek verebiilirim kelimelerin değişkenlik göstermesine…..azerilerde çakmak haber anlamındadır …..pezefenk demek patron demek değişkenliği görüyorsun iki dilde türkçe olmasına rağmen…….mesela farscada veli evliya dost anlamında arapçada alim…..yine söylüyorum kurandaki bilimsel likleri alt üst eden maya takvimidir ve tarih çok eskidir.. islamdan önce kudüs babil iskenderiye semerkant bağdat ilim şehrileridir..ve de hiçte cahil değillerdir….şu söz çok eskidir ilim çinde dahi olsa gidip alın….bu söz çinin uzaklığına sebebde söylenmiş olabilir…çinlilerin cahil olduklarına sebeb değil……

      • kemal dedi ki:

        müslümanlık hrıstiyanlık yahudilik bir isimdir.ama sadece isimlerden ibaret bir şey deyil çünkü söz konusu olan insan.isim tek başına deyil amacına uyup uymamakla anlam kazanır.müslümanlık iyi denirse kürtaj yapmak yani insan haytına kastetmek yani katliyama doğru demek.Hrıstıyanlıkt ayahudilikte ateistlikte ne sayabilirseniz ne isim koya bilirseniz koyun doğru olanı yapmatıkça yanlıştır.Allaha inanmayanda doğru birşeyler yapmak gibi derdi olmayandır.adı ne olursa olsun

      • norak norak dedi ki:

        bızım ıtıkadımıza gore herseyı yaratan Alla teala hz. dır ancak bıze verılmıs olan ve hırette hesaba cekılmemıze neden olan ve kurandakı ıfadesıyle kotulugu emreden nefıs emmare yanı kotulugu emreden nefıs adı ustunde kotulugu emredıyor ve belllı bı zamana kadar hur bırakılmıs sonucta ıstedıgı verılıyor kotuluk dılıyo ve yaratılıyo..kjesınlıkle ıyılıgı dılemıyo burası cok onemlı.takı nefıs ıyılıgı dılıcek kıvama gelene kadar bu boyle devam eder ıyılıgı dıleme yanı mutmaın olma Allahtan razı olma halı ıle oluyor bu durumda nefıs dırek ıyılıgı ıstıyo kesınlıkle kotulugu bırakıyo yanı Allahla tatmın olmus oluyo Allahın sevgısıyle yok olmus fena bulmus oluyokı ıyılıgı ıstıyo GUZEL KARDESIM KURANI DOGRU ANLAMAK ISTIYOSAN TASAVVUFU OGRENMEN GEREKIYO TASAVVUF ISLAMI EN DOGRU YASAMA METODUDUR VE KURUCUSU RESULULLAH EFENDIMIZIN SADIK ARKADASI HZ EBU BEKR DIR BILGISIZ CAHIL ONYARGILI OLARAK KURANA BAKARSAN HIC BISE ANLAMAZSUN AMMA ALTYAPIN OLURSA HIC CELISKI OLMADIGINI ANLARSIN BU KURAN BASIT INSANLARIN ANLAYACAGI KADAR BASIT BIR KITAP DEIL.IMANLA BAKANIN CEHALETLE BAKANIN CEHLINI ARTIRIR…GUZEL KARDESIM ONYARGIYI KIR ANLAMAK ISTIYOSAN TASAVVUF BUYUKLERININ GUZIDE ESERLERNI KARISTIR DIREK KURANI YORUMLAMAYA KALKMA ALLAH HIDAYET VERSIN BIZEDE DUACI KILSIN VESSELAM

    • bilal dedi ki:

      KÖLELİK EVRENSEL Mİ ? Burada ileri sürülen iddiaya göre;insanlar arasında ayırım yapılmış
      ve kölelik kaldırılmamış,kıyamete kadar sanki meşrulaştırılmıştır.
      1-Ayırım yapılmıştır diye iddia eden ,NAHL SURESİ 75.Ayetin Meal ve yorumunu yalnış yapmış-
      tır. وضرب الله مثلا عبدا مملوكا الخ doğrusu şöyledir ”Allah,hiç bir şeye gücü yetmeyen,baş-
      kasısının malı olmuş bir köle ile kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak (yoksulla-
      ra,işsizlere,muhtaç kesime ve toplumun yararına) harcayan bir kimseyi misal verir.Bunlar icra-
      at ve topluma yararlı olma açısından bir mi? ”Yani burada ki eşitsizlik köle veya hür olan şahıs-
      larda ve onların insanı ve hukuki statülerinde değil,icraatlarındadır.(yani ikisinin insanlara yönelik
      bir çok icraat ve yararlı işlerde aynı şeyi sergileyebilir mi ?.) Hayır.Hür, varlıklı ve hayırsever
      olan bir insan,topluma yönelik bir çok faydalı icraata bulunabildiği halde,yoksul veya köle olup,
      hiç bir şeyisi olmayan aynı yararlı icraata bulunamaz.Burada kur’an,bizi çalışmaya,varlıklı olma-
      ya ve topluma yönelik faydalı işler /harcama/ yapmaya teşfik ediyor.Zaten ayete köle karşılığı
      olan ”hür” kelimesi de geçmiyor.Bu ayet,insanlar arasındaki ayırımı değil,birileri tarafından ya-
      pılabilen ve diğerleri tarafından yapılamayan faydalı işlere vurgu yapmaktadır.Yani her ikisinden
      aynı şey beklenilemez.Çünkü hür,hayırsever ve varlıklı olmayan bir kimse,toplumun yoksullarına
      ne nasıl yardım edebilir? Kur’an-ı yalnış yere yorumlamaya hiç kimsenin hakkı yoktur.
      2-Köleliği meşrulaştırma konusu; Kur’an-ın indiği dönemde kölelik,kronikleşmiş toplumsal insanlık
      dışı bir olgu idi.Kur’an,bu insanlık dışı olguyu,her vesileyle kaldırmaya ve konuya değinmeye ça-
      lışırken sanki meşrulaştırıyormuş gibi algılamak,kur’an’a en iftiradır.Kur’an,önce kökleşmiş köle-
      lik zihniyetini kafalardan silmeye ve ortadan kaldırmaya yönelik uygun zaman ve zemin oluştur-
      maya çalışıyor,daha sonra yasaklıyor.Çünkü henüz hürriyet ve özgürlüğü özümsememiş bir top-
      lumdan köleliği yasaklarla kaldırmak mümkün değildi,Bu nedenle,kur’an,önce beyinlerde,inanç
      ve kültürlerde inkılap yaparak,uygun zaman ve zemini gelince de yasaklıyor.Sadece kölelik ko-
      nusunda değil,diğer bütün konularda da aynı metodu uyguluyor. Kur’an,Kölelik olgusuna karşı
      çıkarak,ortadan kaldırmak için,önce bazı yaptırımlar uyguluyor. Şayet,kölelik varsa,uygulanan
      yaptırımlar; 1-Hataen bir insanı öldürmek, 2-Zihar fidyesi,3-Yemin fidyesi,4-Ramazan ayında
      oruçlu iken cinsel ilişkiye girmek gibi sucların cezası bir köleyi hürriyetine kavuşturmaktır.Ve da-
      ha nice teşfiklerle kur’an köleliği kaldırıyor ve son olarak inen ayetlerle tamamen yasaklıyor.
      EVET YASAKLAYAN AYETLER: Muhammed Suresi Ayet 4: ……….فاما منا بعد واما فداء حتي تضع الحرب اوزارها الخ ……….”Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda /savaşa zorlandığınızda/.sizde
      boyunlarını vurun…… ve esir alın.Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye/esir değiş
      tokuşu vb/ ile esirleri serbest bırakın. İşte bu ayet,esirleri köle edinmeyi kesin bir dili yasaklıyor
      Eesirin mutlaka serbest bırakılması gerekir. KÖLELİĞİ YASAKLAYAN ALİ İMRAN SURESİ
      AYET 79: ما كان لبشر ان ياتيه الكتاب والحكم والنبوة ثم يقول للناس كونوا عبادا لي من دون الله الخ
      Hiç bir insanın,Allah’ın kendisine kitap,hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp)
      insanlara;Allah’dışında bana kul,(köle) olun demeye (ve böyle bir şeyi yapmaya ) hakkı yok-
      tur….Bu ayet; Her ne kadar Hz.İsa’ olayı üzerine inmişse de mesajı genel ve evrenseldir.
      Bu ayetler 1400 sene önce köleliği yasaklarken, medeni dediğimiz dünyamızda ABD’de,İn-
      giltere de,diğer Avrupa ülkelerinde kölelik 1865 tarihinden sonra yasaklanıyor.BM.Cemiyeti-
      de 1926 de bütün dünyada yasaklıyor. EVET; 1400 sene önce köleliği yasaklayan kur’an
      mı takdir edil meli ? yoksa 100-150 sene önce yasaklayan mı ? Evet; Kur’an-a göre bütün
      insanlar hür doğar ve hür yaşayacaktır.Bunun dışında söylenen her söz kur’an’a dayanma-
      maktadır.Ve kur’an-ın ruhuna aykırıdır.İslam Köleliği,uygun zaman ve zemin ortamında ta-
      mamen kaldırmıştır.Diğer toplumlarda olduğu gibi,bazı müslüman toplumlarda da bu tür nen-
      fi şeyler olmuşsa da tamamen kur’an’a aykırı bir durumdur.Zira Mekke toplumunda,kur’an-ın
      indiği andan itibaren zenci olan Bilal’i habeş,Selmanı farisi,Suheybi rumi,Zeyd vb.nice köle-
      ler hüriyyetlerine kavuşturulma dımı? Bunlar,Kur’an-ın gelmesiyle hürriyetlerine kavuştular.
      Buna rağmen kalkıp da /haşa/ kur’an,köleliği meşrulaştırıyor ve insanlar arasında ayırım
      yapıyor diyenden daha cahil biri olamaz…….Saygılar.

      • cn dedi ki:

        yalnış değil yanlış,sen önce kendini düzelt sonra başkasına akıl ver

      • Gürkan dedi ki:

        Henüz özümsemediği halde bir çok şeyi (örneğin içki içmek) kaldırabiliyor ama köleliğe gelince sonraki yıllarda yasaklanmasını bile önermiyor… At gözlüklerinizi çok beğendim, nereden aldınız? :)

      • murat dedi ki:

        Bilal dostum, yorumlarını takip ettiğim kadarıyla olayları maalesef çarpıtarak, takla attırarak, zorlama mana çıkartarak anlatıyorsun.
        1- diyerek yazmışsın, özetle, Allah hür ile köle arasında ayırım yapmamış, icraatları açısından değerlendirmiş. Yoksullara, düşkünlere, işsizlere yardım gibi demişsin. Burda da Allah dünya malına kıymet veriyor gözükmekte, takvaca üstünlük ayetine zıttır. Kölenin köle doğması o kişinin tercihi değil.
        2- diye dediğin bölümde ise Araplarda kölelik bir kast sistemi gibidir. köle ailenin çocuğu da köledir. Bir kısmı köle pazarlarından alınır, borcunu ödeyemeyen kişi kendini yada çocuğunu köle olarak satabilir, yada savaşlardan esir alınan bazı insanlar köle yapılır ki burda başka ayrıntı da var. oda; mesela Mekke dışından bir kabile ile savaşılırsa onlardan esir alınanlar köle yapılabilir, ama kendi aralarında savaşsınlar diyelim ebu süfyan ile ebu cehil savaşsın ebu süfyan ebu cehili esir alsın burda ebu cehil köle yapılmaz esir olur ve esir muamelesi görür.
        Muhammed suresi 4. ayet de buna örnektir. müşriklerle yapılan savaştan alınan kureyş ileri gelenleri ile ilgili savaş esiri muamelesidir. kölelik sistemi ile ilgisi yoktur.
        İmran 79unda isa ile alakalı olduğu ve arap kültürünün ürünü olan kölelik sistemi ile uzaktan yakından alakası olmadığını sen belirtmişsin zaten.

        müşrikken köle olanlar Müslüman olduklarında da kölelik statüleri devam eder, bir kısmı köle kalmış bir kısmı azad edilmiş. mesela zeyd, köleyken muhammed onu sevdiğinden azad etmiş ama maria kadın köle(cariye) o köle olarak kalmış.

        Ayrıca medine döneminde medine etrafındaki Yahudi ve diğer kabileler ile kervanlara yapılan gazve, seriyye adındaki baskınlarda elde edilen esirlerin çoğunluğu köle olarak kullanılmıştır.

        iş yoğunluğum nedeniyle fırsatım yok ama fırsat buldukça diğer yorumlarına da cevap yazacağım…

      • AVNİ dedi ki:

        Sn bilal
        Geçmişte kalmış bir konu ama bir kaç kelam etmek istedim.
        Kardeşim islamda savaş sonrası ganimetler içindeki esirlerden ne yapılır, ( aşağıdaki üç maddeyi http://islamekonomisi.org/islam-acisindan-ganimet-tutsaklar/ sitesinden aldım.
        I- Tutsak ya affedilip serbest bıra­kılır.
        II- Ya da fidye karşılığında salıverilir.
        III-Ya da köleleştirilir.

        esirlere yapılabilirlik acısından köleleştirmeyi en sona koymuş, güzelde yapmış.
        Şimdi kuranda köle, cariyelerle ilgili ayetler varmı var, bunlarla ilgili hukukda var, zina yaparlarsa hür kadına göre yarısı, mahremiyet gibi ) .
        Cariyene zevcen gibi yaklaşabilirmisin, evlenmeden ilişkiyede girebilirsin. ( 70:30 )
        Peygamberin hediye edilmiş cariyeleride vardı, cariyeden çoçuğuda olmuş, cariyemizin ünvanida ümmül veleddi.

        İyi bir devletsen esir hukukun olur, canı malı korumak zorundasındır, Ama bir esiri köle diye isimlendirirsen işin rengi burda kaçar kardeşim. Hukuk koyarsan bunu yasalaştırırsın, istersen çağına göre en adaletli hukuk olsun fart etmez. Köle köledir kardeşim.
        Köleliği kaldırdımı islam malesef peygamber bile Veda hutbesinde “Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah’in ,meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin demiştir.
        Kölelere özgürlük dememiştir….
        Aynı hütbede “Azasi kesik siyahî bir köle basinıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah’in kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz.demiştir ama yine bir köleyi örnek vermiştir .Zaten burda ifade edilende şartları yerine getirdikten sonra amirinize kesin itaat edin demektir. Çoğulcu demokrasiyi de kaldırdı gider ayak.
        Saygılarımla..

    • bilal dedi ki:

      HER CANLININ ÇİFT YARATILDIĞI KONUNUN CEVABI; ZARİYAT SURESİ AYET 49: 1-
      ومن كل شئ خلقنا زوجين الخ ”Her şeyden çift yarattık”. Her şey erkek ve dişi yarattık demiyor.Zira
      arapçada زوج (zevc) dişi veya erkek anlamında değil,çift.grup,sınıf,zıt kutup gibi anlamları taşı-
      maktadır. Arapçada dişi için,انثي /erkek için, ذكر deyimleri kullanılır.Burada ise زوجين kullanılmış-
      tır.Dişi ve erkekle hiç alakası yoktur.LEYL SURESİ AYET 3’te وما خلق الذكر والانثي …….”erkeği ve
      dişiyi yaratana ….ifadesi geçtiği gibi,erkeğe ذكر ,dişiye,انثي denmektedir.
      2- Deniliyor ki,her canlı çift (erkek-dişi) değildir.bakteriler,virüsler bölünerek çoğalırlar. EVET,
      kur’an burada” her şeyden çift yarattık” demek suretiyle,genel bir ifade kullanmıştır.Ve o ifadede
      dişi veya erkek olarak hiç bir işaret’te yoktur. Bakalım bilim nediyor ? Bakteriler,eşeyli ve
      eşeysiz olmak üzere iki şekilde çoğalırlar. 1- Eşeyli Üreme,(kanjugasyon.) Bazı bakteriler,kalıtım
      maddesinin bir kısmını aynı türden diğer bir bakteriye aktarabilirler.Yani iki ayrı cins hücrenin
      birleşmesiyle bu olay sağlanır.Bu tür üreme tarzına alglerde,protozolarda ve mantarlarda rastla-
      nır.Verici hücreler ile alıcı hücreler bölünerek çoğalırlar. 2- Eşeysiz Üreme ise;Bakteriler ikiye
      bölünerek /tomurcuklanmak ve sporlanmak/ suretiyle çoğalırlar. Bilimin söylediği bu durum,
      Kur’an’la tam uyumludur. Baktetrilerin üreme şekli iki grupta olduğunun gerçeği,Kur’an’daki
      زوجين kelimesiyle tamamen örtüşmektedir.Bakteriler de eşeyli ve eşeysiz üreme şeklinin de,
      ”birinde ikiye bölünme,diğerinde ise,alıcı ve verici hücreleri birleştirmek suretiyle gerçekleşir.
      İşte,bakterilerde ki,çift (iki) şekildeki üreme,”Kur’an-ın ”her şeyden çift yarattık” ifadesinin tam
      bilimsel izahidır. EVET;Madde dahil,her şey çift, grup,sınıf,zıt kutupludur. Elektrikte artı-eksi yük,
      kanda;pozitif-negatif grup,maddenin temeli olan atomlarda pozitif ve negatif elektronlar,cisimler
      arasında itme ve çekme kuvveti………vs..
      1400 sene önce bunları söyleyen sadece bu ayet,kur’an-ın bir beşer sözü olmadığının açık
      bir göstergesidir.Bilimle,mantıkla çelişir diyen,kur’an-ı anlamamıştır.Hiç bir yorum ve meale bak-
      maksızın kur’an-ı orjinal arapça metnine bakarak öğrenmek durumdayız.Yoksa kur’an-ın her ko-
      nuda (özellikle kozmik olaylarla ilgili ) gerçek mesajını anlamakta güçlük çekeriz.İşte o zaman kıt bilgi ve algılarımızla kur’an’da bilim veya mantıkla tezatlık varmış gibi büyük bir yanılgıya düşeriz
      KUR’AN-ın, sadece arapça orjinal metnine bakan ve arapçaya tam vakıf olan tarafsız bir bi-
      lim adamı, kur’an-ın bütün ayetleri,pozitif ilmimizle örtüştüğünü ve kur’an,1400 sene önce yaşa-
      mış olan bir beşerin ( Hz.Muhammed’in) sözü olamayacağına kesin kanaat getirecektir.Tekrarlı-
      yorum;kur’an’da bilimle veya birbirleriyle çelişen hiç bir ayet yoktur.Biz,kur’an-ı, tam kavrayama-dığımız ve bir bütün olarak değil,cımbızlama suretiyle ele aldığımız için bize öyle gelir.
      NOT: Bakterilerin üreme şekli,” google” de. ”Bakterilerde üreme nasıl olur”? bkz. Saygılar.

      • appalousa dedi ki:

        canım kardeşim bilal … ateistlere verdiğin bütün cevapları dikkatle takip ettim. bu konuda baya akedemik alt yapın olduğu belli ama işine gelene cevap vermişsin (verebildiklerine yada laf dolaştırabildiklerine) ben fazla dolaştırmadan sana bir soru sormak isterim. din tarafını boşver çok fazla akedemik olmasına da gerek yok düz yalın sade rica edeyim.. ahzab surei 37- 38 ayetler indikten sonra kabedeki inanmıyanların kendine göre ayet indiriyor diye dedikodulardan sonra inen 50 ayeti bana açıklarmısın
        birde rivayete gore Zeyd eşinden boşandıktan sonra cok fazla askeri deneyimi olmamasına rağmen 3.000 kişilik müslüman ordusunun başına kumandan tayin edilip 10.000 kişilik haçlı ordusuna karşı nasıl yada ne mantıkla savaşa gönderilip 3.000 kişiyle birlikte telef oldu rivayete olmasada ahzab ayetlerine bir açıklama bekliyorum .. şimdiden teşekürler e postama atarsan sevinirim appalousa@hotmail.com

      • bilal dedi ki:

        appalousa kardeşim ! Önce gösterdiğin alaka için ben de teşekkür ederim.
        1- AHZAP SURESİ 50.AYETİN KISACA AÇIKLANMASI ;
        ” Kur’an daki Mantıksal Hatalar ” bölümünde ”Serdar Kaangil’e cevaben ”Hz.Muhammed’e
        Tanınan Ayrıcalık” adında iki bülümde yazılmıştır.Bi orayı bulup okumanızı tavsiye ederim.
        Ama kısa yazmışım. Gerekitiğinde zamanım olursa,belki daha detaylı yazabilirim. Ama
        şuan çok yoğunum.Her zaman bilgisayar başına geçemiyorum.
        2- Diyorsun ki,Savaş deneyimi olmayan Zeyd, eşinden boşandıktan sonra 3000 kişilik bir
        orduya komandan olup 10.000 kişilik ”Haçlı Ordusuna” gönderilip hepsi telef oluyor.
        1- Buradaki yalnışlar; Bu ordu haçlı ordusu değildi,haçlı Seferleri, 1095- 1300 yılları arasın-
        da olmuştur.Yani hz.Peygamberden asırlar sonra haçlı orduları olmuştur.Bu Savaş”MUTE”
        savaşıdır.Bizanslılarla yapılmıştır. Savaşın Sebbebi: İslama davet mektubunu götüren
        müslümanların elçisi,”Şurah bin AMR,Gassaniler tarafından öldürülüyor. Halbuki hiç bir din
        ve hukukta elçiler öldürülemez. Elçilerin öldürülmesi savaş nedeni olur.Ama bunlar,müs-
        lümanların elçisini öldürüyorlar. Bunun üzerine hz.Peygamber de 3000 kişilik bir orduyu
        hazırlayıp gönderiyor. Hz.Zeyd’i de komutan tayin ediyor. Hz.Zeyd,deneyimsiz değildi,da-
        ha önce,Bedir’de,Hendek’te ve Uhut’da kahramanca savaşmıştı. Ve şu ”SERİYELERE’DE”
        Kumutanlık yapmış bir zattir. 1-KAREDE,2-CEMÜM,3-el-İYS, 4- et-TARAFA,5- HİSMA,
        6- ÜMMÜL-KİRFA. da . Bu kadar savaşa katılan ve 6 seriyede komutanlık yapan bir zat
        nasıl deneyimsiz olur. 2. En büyük yanlışlık da,bu 3000 kişilik ordunun telef olmasına da-
        ir iddiadır. Bu muta savaşında sadece 15 Müslüman şehit olmuştur. KAYNAK : SİYRE,
        4: 30 : TABAKAT 3/ 407 ” Evet Düşman ordusu hayli fazla idi,müslümanlar böyle bü-
        yük bir ordu ile karşılaşabileceklerini tahmin etmiyordular. İlk başta müslümanlar geri çekil-
        meyi de aralarında tartıştılar,ama sonunda yine savaşa karar verildi. Ama komutanlık
        Halid Bin Velid’in eline geçince,bu büyük düşman ordusuna karşı daha fazla zayiat verme-
        mek için geri çekilmeyi uygun gördü. Yani savaşta sadece 15.Müslüman şehit oluyor. Hep-
        sinin telef olduğunun iddiası nereden çıkarılıyor ? LÜTFEN ! AHZAP SURESİ 50.AYE-
        TİN KISACA YAPTIĞIM AÇIKLAMASINI ” KUR’AN DAKİ MANTIKSAL HATALAR ” bölü-
        münde bulmaya çalışın. ” …..HZ.Muhammed’e Tanınan Ayrıcalık ” adlı yazılarımda.
        3- Bi de işine gelene cevap vermişsin demen de yalnıştır. Fırsat buldukça cevap ver-
        meye çalışıyorum. Mesela ” AHZAP SURESİ 50.Ayetini de açıkladığım halde görme-
        miş olabilirsin.Ama peşin hüküm vermemek gerkir. Saygılar.

    • bilal dedi ki:

      ”Kalbin Beyin Fonksiyonlarına Sahip Gösterilmesi” İddiasına Cevap: KUR ‘AN-ı Kerimde geçen
      ”KALP” kelimesi,bedenin her tarafına kan pompalayan organ değildir (yani yürek değildir.) Bura-
      da geçen bu kelime ”gönül” demektir.Bir iki ayeten örenek verelim;BAKARA SURESİ 26.AYET;
      …….HZ.İbrahim, ولكن ليطمئن قلبي ”benim gönlüm tatmin olsun diye” cevap veriyor. HZ.İbrahim,
      ”Bedenimin her yerine kan pompalayan organım (yüreğim) tatmin olsun”diye cevap vermesi
      mümkün mü? Çünkü bir olayla tatmin olan gönüldür,yürek için böyle ifade kullanılamaz. Yürek,
      (kan pompalayan organ).rahatsız ise, maddi tedavilerle iyileşebilir,tamin olamaz. 2.Örnek:
      ŞÜARA SURESİ 88-89.AYETLER: يوم لا ينفع مال ولا بنون الا من اتي الله بقلب سليم ”O gün,(ahiret) ne mal
      fayda verir ne evlat,ancak Allah’a arınmış bir gönülle gelenler.(o günde fayda bulur).Burada da
      maddi kalp,(yürek) asla anlaşılmamaktadır. ALAK SURESİ: 14-15-16.AYETLER:Beynin fonksi-
      yonuna işaret ediyor. كلا لئن لم ينته لنسفعا بااناصية ناصية كاذبة خا طئة ”Hayır hayır,o bu tutumundan vaz-
      geçmezse,alnından (beyninden) yakalarız.O yalancı ve hata işleyen bir alın.(beyin)………
      İşte bu ayet;”hareketlerin motivasyonu,planlama öngörüşü ve başlatılması, alın loblarının ön kıs-
      mında olan ön alın bölgesinde (cerebrum) korteksinin bir bölgesine” işaret ediyor.Yani beyine.
      KAYNAK: Essentials Of Anatomy And Physicology. EVET: Beyin kapalı bir mekanda(kafa-
      tası içinde) kör bir ortamda bulunur.Eğer insandaki gönül,irade,göz,kulak ve duyu organları,gör-
      düklerini,duyduklarını,hissetiklerini sinir sistemleri aracılığıyla beynin hücrelerine ulaştırmak
      üzere sinyal göndermez ve beyin hücrelerini uyarmazlarsa,uyarılmayan beyin neyi ve nasıl dü-
      şünecek ? Uyrılmadığı için de fonksiyonunu gerçekleştiremez.Yani beyini uyaran ve reaksiyo-
      na geçiren duyu organlarıdır.Bunlar, ”beyini uyaran sinyalizasyon mekanizmasıdır” Bu meka-
      nizma,gönül,irade,görme,duyma ve hissetme duyularıdır.Bir düşünün! Bir insan kör,sağır ve
      vücudu hiç bir şey hissetmeyecek durumada,duyu organları işlevini yitimiş olarak dünyaya ge-
      lirse, onun beyini ne kadar sağlam olursa olsun,duyu organlarından sinyal almadığı ve uyarılma-
      dığı için fonksiyonlarını yerine getiremez.İşte bunun için kur’an,ولهم قلوب لا يفقهون بها ولهم اعين
      لايبصرون بها ولهم اذان لايسمعون بها الخ الاعراف 179
      ”gönülleri,istek ve iradeleri vardır.Fakat anlama vesilesini yapmazlar.(Gören) gözleri vardır.Fakat
      onları gerçeği görme vesilesini yapmazlar. (İşiten )kulakları vardır.Fakat,onları gerçeği duyma
      vesilesini yapmazlar.”diyerek kur’an,beyini uyaran,reaksiyona geçiren,plan yapmaya ve düşün-
      meye zorlayan duyu organlarının fonksiyonlarına yönelmektedir.Yani duyu organlarımızı kullan-
      mak suretiyle beyinimizin uyarılmasını ve fonksiyonlarını gerçekleştirmemizi istemektedir.Çünkü
      bu duyu organlarımız harekete geçmezse,beyin uyarılmaz ve fonksiyonlarını geçekleştiremez.
      Bunun için kur’an,beyini uyaran mekanizmayı harekete geçirmeye çalışıyor ve sık sık beyinin
      uyarılması ve fonksiyonunu geçekleştirmesi için beyini uyaran mekanizmaya yöneliyor.
      Bu durmu ile KUR’AN;bilimle çelişmediğiği gibi,tam aksine bilime ışık tutan ve bilimi gerçek
      kimliğine kavuşturan bir kılavuzdur.

      2. ALLAH’YARDIMA MUHTAÇMI ? İddiasına Cevap;MUHAMMED SURESİ 7.AYET:
      ان تنصروا الله ينصركم ”Allah’ın (dinine) yardım ederseniz,Allah’ta size yardım edecek

      .

      • 58ajimz dedi ki:

        Burada ان تنصروا الله ينصركم Allah dini kabul ederseniz size yardımcı olur diyor. Kaldı ki tefsirlerde ki çevirinin kendisi yanlış, kim yaratana iman ederse yaratan ona yardım eder demekte. Dolayısıyla soru düşer. Bilal’in açıklaması da doğru değil malesef.

    • bilal dedi ki:

      Serdar Kaangil ! 5.Sorunuz”İlk Müslüman Kimdir”? İddianize CEVAP: EN’AM SURESİ 163. AYET: لاشريك له وبذلك امرت وانا اول المسلمين الخ ”Onun (Allah’ın) ortağı yoktur.Ben sadece bununla
      emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim.” Anlamı şöyledir. Ben bir numaralı müslümanlarda-
      nım,müslümanlığı hakkıyla yaşayanlardanım,bu konuda en öndeyim. Veya,son din islamın kitabı
      olan kur’an-ı Kerime inananların ilkiyim.Çünkü Mekke’de islam dini ile ilgili inen kur’an-ı kerime
      ilk önce hz.Peygamber inanmıştır.Yani kur’an-ın indiği dönemindeki müslümanların ilkiyim.Hz.
      İbrahim,hz.Musa ve diğerlerinin her biri de kendi dönemine göre ilk müslümanlardandır.
      Bunların arasında çelişki varmış gibi görmek, kur’an-ın mesajını anlamamaktan kaynaklanıyor.
      Hiç bir çelişki yoktur. 10.SORUNUZA GELELİM: ”Allah’ her şey bilir mi ” ? ENFAL SURESİ
      66.AYET: Aldığın mealin çevirisi yalnıştır ” Allah bildi” ifadesi tamamen yalnış olup,anlamı şöyle-
      dir.” الان خفف الله عنكم وعلم ان فيكم ضعفا الح ” Şimdi ise Allah,yükünüzü hafifletti.Çünkü o içinizde zaaf
      bulunduğunu biliyordu”.Bildi çevirisini yapanlar,gramer olarak arapça dilini bilmemiş ve hataen
      yazmıştır. Arapça da ” و ” harfı,bazen atıf için gelir,bazı yerlerde ise,Hal için gelir… Burada”
      وعلم ”fiili üzerideki”و ” hal için olup,anlamı ” Allah,içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu.”Şeklinde-
      dir.Bu ise, iddia etiğiniz gibi değildir ve böylece hiç bir çelişkide yoktur.KAYNAK:تفسير الطبري
      23.SORUNUZ;HİTAP ÇELİŞKİSİ: Kur’an-ı Kerimin itikadı konularında,yüce Allah,”انا ” اني ” Ben,
      ifadesini kullanırken,yaptığı icraatlarda ise,” انا ” hemze esreli ve ”نا ” harfı şedeli,ve”نحن ” Biz
      zamirleri kullanmıştır.ÖRNEK,” انا خلقنا الانسان ”Biz insanı yarattık…”انا هديناه السبيل ”Şüphesiz biz ona
      (insana doğro yolu) gösterdik.” gibi icraatlarda biz zamiri kullanılmıştır.Biz ifadesi,Allah’ın aza-
      met ve yüceliğini gösterir.Hani bir ülkenin yöneticisi,halkına icraatını anlatırken,ben yaptım de-
      miyor,biz yaptık diyor.Biz veya siz ifadesi,her dilde olduğu gibi,arapçada da,illaki çokluk ifade
      etmez.Bu ifadeler,tevazu ve azameti belirtir.Allah’ın kendi icraatlarında kullandığı” Biz” gibi ifade-
      lerle,bize saygı ve nezaket kurallarını öğretmeye yöneliktir. ÖZET OLARAK,bu ifadeler arasında
      hiç bir tezatlık yoktur. Tezatlık; dillerdeki saygı ve nezaket kurallarına ait ifadeleri bilmeyenlere
      mahsustur. 34.SORUNUZ; ALLAH,YARDIMA MUHTAÇ MI? MUHAMMED SURESİ 7.AYET:
      ” ان تنصروا الله ينصركم الخ ” Anlamı, ” Allah’ın ( dinine ) yardım ederseniz,Allah’da size yardım ede-
      cek. Allah,ın bize ihtiyacı olamaz,her şey onun eseri. Allah,bununla bizden kendi dinine iman ve
      yardım etmeyi istiyor. Bu konuda bizi,imtihan ediyor. İsterse, O,zorla da olsa,kendi dinini herke-
      se kabul ettirebilir ve egemen kılar. Fakat,insanın özgür iradesine müdahale etmez. ” Çelişki
      söz konusu değildir. Saygılarımla.

    • bilal dedi ki:

      Serdar Kaangil’ ! 27.SORUNUZ; ALLAH’ KİMİN NE YAPTIĞINI BİLMİYOR MU?
      CEVAP: SEBE SURESİ 40.AYET: ويوم يحشرهم جميعا ثم يقول للملئكة أهؤلاء أياكم كانوا يعبدون الح
      ” O gün Allah onların hepsini toplayacak ve meleklere soracak:Bunlar mıydı size tapmakta olanlar?” Melekler şöyle cevap verecekler:Haşa,sen yüceler yücesisin! Bizim velimiz onlar değil,
      sensin….”diyecekler.Söz konusu müşrikler,melekleri Allah’a ortak koşuyorlardı; dolayısıyla
      meleklerin buradaki beyanı onların asla kendilerine tapmadıkları değil,buna razı olmadıklarıdır.
      Allah kıyamet gününde sadece meleklerden değil,insanlardan da soru soracaktır.Hz.İsa’dan da
      MAİDE SURESİ 116.AYET:واذ قال الله يا عيسي ابن مريم ءأنت قلت للناس اتخذوني وأمي الهين من دون الله الخ
      ” Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara,<< Beni ve anamı,Allah'tan başka iki ilah bilin << diye
      sen mi dedin,buyurduğu zaman o << Haşa! Seni tenzih ederim….'' diyecektir. KIYAMET GÜNÜ,
      herkes sorguya çekilir.Bu sorgu;Yüce Allah'ın müşriklerin yaptıklarını bimediği için değil,O her
      şeyi bilir.Ama o gün mahkeme günüdür.Tabii ki,Allah herşeyi bildiği halde,daveli ve daveci olan
      herkesi sorguya çekeçektir.Çünkü mahkeme kurmanın gereği budur.Kimse sorgusuz,sualsız in-
      faz edilemez.İşte bu nedele yüce Allah,meleklerin ve kendilerine tapanların savunmalarını almak
      suretiyle hepsini sorguya çekecektir. Dünyada iken,meleklere tapan bazı insan gruplarının kıya-
      met gününde '' belki taptığımız melekler bize şefaat ederler,faydaları olur ve kurtuluruz'' diye dün-
      yada ki inanışlarını orada da taşırlar. ( zaten bunun için meleklere tapmışlardı.) Onlar,o gün me-
      leklerden bir umut bekliyorlar. Allah'ta, onların gözleri önünde meleklere soru sorarak,bu konuda kendilerine şefaat edemeyeceklerini ve bunların yaptıklarınadan asla razı olmadıklarının itirafıla- rını alacaktır.İşte,o zaman taptıkları meleklerin hiç birinden fayda görmeyeceklerini anlarlar.
      Değil ki Allah onların meleklere taptıklarını bilmiyor.Eğer bunu bilmemiş olsaydı,bu konuda onları
      sorguya çekmezdi.Mahkeme gereği,yüce Allah her iki tarfına da soru sorarak savunmalarını alı-
      yor. Dünya yargı sisteminde de,delillerle birlikte suç dosyası hakimin elinde bulunsa bile,sanıkla-
      rı,daveli ve davecileri sorguya çekmez mi ? İşte yüce Allah'da,her şeyi bildiği halde,sorgusuz,su-
      alsız hüküm vermez.O gün, ( kıyamet günü ) mahkeme-i kübradır.Hakimi mutlak ta yüce Allah'tır.
      Kimseye haksızlık edilmeyecektir. Allah kimin ne yaptığını bilmiyor mu.? diye soru sormak,
      ne kadar komiktir ? Böyle bir sorunun sorulması,kıt bir algılayışın ürünü olasa gerek.Saygılar.

    • bilal dedi ki:

      Serdar Kaangil ! 28.SORUNUZ: ALLAH İNSAN GİBİ YEMİN EDER Mİ ? CEVAP: Yüce Allah, yarattığı kendi eseriyle yemin edebilir.Kendi eseriyle yaptığı yemin kendi zatına yemin etmiş olur
      Peki, eserleriyle neden yemin ediyor? Bu yeminlerle,bu eserlerin gözardı edilmemesi,bunla-
      rın hakkında bilimsel araştırmaların yapılıp,bunlardan insanın nasıl daha çok yararlanabileceği,
      bu nesnelerde ki yaratılış gaye ve hikmetini ve dolayısıyla bunları vareden yüce etkin yaratıcı
      gücü bulmamız hususunda onlara dikkatımızı çekmek istemektedir.Esere bakıp,müessirini,bina-
      ya bakıp banisini bulma hususunda dikkatımızı çektiği gibi..Allah bir şeye yemin ederken,sadece
      inandırmak için değil,o varlığın önem ve kıymetine dikkatımızı çekmek içindir.Çünkü bu varlıklar
      olmasaydı,hayat ta olmazdı.Bugün güneş,ay,yıldızlar,dünya ve dünya nimetleri olmasaydı,biz
      yaşayacak mıdık? Yemin her zaman bir şeyi teyit etmek için değil,bazen de kendisi için yemin
      edilen şeyin kıymet ve önemine işaret etmek ve dinleyenlerin o şeye karşı dikkatları çekmek
      içindir. 2.Neden ? Yemin olgusu insanın doğasında vardır.Hukuki açıdan da,mahkemelerde
      şahit veya kanıt yoksa,yemine başvurulur. Bugün,halk tarafından seçilen bütün liderler ve tem-
      lsilciler yemin ederek görevlerine başlıyorlar. Yüce Allah’da, vahiy göndermekle insanlarla bir
      iletişim halinde olduğu için,onların doğasına uygun hitap eder. Özet olarak,Allah insanlara bazı şeyleri anlayabilecekleri dil ile doğasına uygun bir şekilde iletişim kurar.İnsanın doğasında ye-
      minin önemi her zaman var olmuştur. Allah’ın kendi eserleriyle yaptığı yeminlerinde, sanatlı ve
      hikmetli yaradışına dikkat çekmek ve onlardaki manalardan gafil insanı ikaz edip ayıltmak için-
      dir.Allah bu nesnelere yeminle,bizleri akıl ve mantık çerçevesinde düşünüp,bilimsel araştırma
      yapmak suretiyle bunlardan daha fazla yararlanmaya ve bu konuya dikkatımızı çekmek ister.
      1. SORU TARIK SURESİ 7.AYET: te yapılan itiraza CEVAP: Evet,meniyi üreten tes-
      tisler,aslında bel ile kaburga kemiği arasında oluşmakta,daha sonra torbalara inmektedir.Bu ko-
      nuda en ufak şüphe yoktur.Testis,erkek üreme organlarındandır.Ve iki tanedir.Bir torbada bulu-
      nur ve erkek üreme hormonu testesteron ve üreme hücresi olan spermi üretir. Netice olarak me-
      niyi üreten testisler, bel ve kaburga kemiği arasında olşur.Yani menin asıl menşei yine bel ve
      kaburga kemiği arası olur.Meniyi üreten testisler torbaya indikten sonra meniyi üretip tam kıva-
      mına getirirler.Kur’an,bir şeye vurgu yaparken onun asıl kaynağına işaret eder.
      Söz konusu ayetin bir manası da şöyle olabilir: فلينظر الانسان مم خلق خلق من ماء دافق يخرج من بين الصلب والترائب ” İnsan neden yaratıldığına bir baksın ! Atılan bir sudan (meniden) yaratıldı. O in-
      san,( yani cenin) bel ile göğüs kafesi arasından çıkar.” يخرج ” fiilinin zamiri,meniye değil,insana
      (cenine ) raci’tir. Her iki durumda da, TARIK SURESİNİN BU AYETİ,tıp ilmi ile asla çelişmemek-
      tedir.Bilakis kur’an-ın 1400 sene önce söylediği şeyi,bilim yeni keşfediyor.Kur’an-ın diğer ayet-
      leri olduğu gibi,bu ayet’te,bir beşer ( hz.Muhammed ) sözü olamaz. Bu ayet,1400 seneden beri
      bilime ışık tutar. KUR’AN-ın hiç bir ayeti,kesin olarak bilinen pozitif bilimle çelişmez. Çelişki, kıt algılayışın ürünüdür. Saygılar.

    • bilal dedi ki:

      Serdar Kaangil ! ALLAH:KÜFREDER Mİ ? 29.SORUNUZA CEVAP : Bu soruda zikrettiğiniz hiç
      bir ayette yüce Allah,kimseye hayvandır dememiştir.Bazı insanların kötü tutum ve davranışlarıyla
      benzetmede bulunmuştur. Yanı insan dışındaki bu canlı varlıklar,nasıl akıl ve mantıkla düşünemi-
      yorlar,hakkı ve gerçeyi bulamıyorlar.Bazı insanlar da hakkı ve gerçeği bulmak için akıl va mantı-
      ğını kullanıp düşünmüyorlar,sağduyulu davranmıyorlar,yeryüzünde her türlü kötülüğü yapmak-
      tan geri çekinmezler,acımasızca nice masum insanları öldürmekten,katliam yapmaktan,insan
      hak ve hukukunu çiğnemekten vaz geçmezler.Sergiledikleri bu gayri insanı tutum va davranışla-
      rıyla söz konusa hayvanlara bir benzetme var.Ki böyle kimseler,bu nitelemeyi hak ediyorlar.Bir
      insan,öldükten sonra ben yok olup toz toprak olacağım,dünyada yaptıklarımla kimseye ve yüce
      Allah’a hesap vermeyeceğim diyorsa;bu insan nasıl olursa olsun,dünyada kendi çıkar ve ego-
      sundan başka birşey düşünmez.Böyle düşünen bir çok insan kendini, her türlü kötülüğü yapmak- tan alıkoyamazlar. Ben kendimi düşünüyorum,eğer haşa,Allah inancını,ölümden sonraki hesap
      inancını taşımamış olsaydım,Şu ana kadar bir çok insanın malını yemiştim,bir çok kötülük yap-
      mış olabilrdim.Yerde bulduğum paraları,yemeyip sahibine teslim ettirmişim,şu ana kadar hiç kim-
      seye kötülüğüm dokunmamıştır.Bütün bunları,Allah ve ahiret inancına borçluyum.Beni insan
      yapan egom değil,islam inancıdır. EVET:Soruyorum size,şu an dünyada insanlara kötülük ya-
      yapan,insanları acımasızca öldüren,katliam yapan,insan hak ve hukukunu çiğneyen,savaşları
      çıkaran,nice insanlara yaşama hakkını tanımayan,insan haysiyet ve onurunu ayaklar altına alan
      nice insan bulunmuyor mu? Bunlar, söz konusu hayvanlardan daha beter,insan kılığında daha
      zararlı bir canavar değil mi ? bunlar bu nitelemeyi hak etmiyor mu ? 2.Dünya harbında Japonya
      ya atom bombasını atıp bir anda 270 bin insanın ölümüne ve milyonlarca insanın sakat kalması-
      na sebep olanlar….vb,……..bu hayvanlardan daha beter değil mi ? İşte Kur’an,akılı,sağduyulu,
      vicdanlı ve her yönü ile insancıl davranmayan,insanlara her türlü kötülğü reva gören,egosu ile
      davranıp,kimseye hesap vermeyi düşünmeyen bu tip insanları,tutum ve davranışlarıyla bu tür
      canlı varlıklara benzetmiştir.İnsanı özelliklerini yitiren kimselerin gayri insanı tutum ve davranış-
      ları nedeniyle hayvanlardan daha beter ve daha canavar olduğu bir gerçektir.Çünkü,bu tip insan-
      ların çevreye verdikleri zararları, hiç bir yırtıcı canavar veremez. ÖZET olarak kur’an,kötü,za-
      rarlı ve insanı özelliklerini yitiren kimselere bu tür niteliği haklı olarak yakıştırmıştır.Biz de cinayet
      işleyene,katil ve cani diyoruz.Hırsızlık yapana,hırsız diyoruz.Zulüm yapana zalim diyoruz.Yalan
      söyleyene yalancı diyoruz.Kötülük yapana,iğrenç ve kötü diyoruz.Onlara bu tür nitelemeleri ya-
      kıştırmakla da,kendimizi haklı buluyoruz değil mi ? İŞTE kur’an,gayri insanı tutum ve davranışla-
      rı sergileyen böyle insanları, tutum ve davranışları nedeniyle söz konusu canlı varlıklara benzet-
      miştir. Bunda ne hakaret var ? Ki, bunlar bu nitelemeyi hakediyorlar. Mikroba mirkrop denir.çün-
      kü öldürür.Mikrobun görev ve işlevini yapan insan kılığındaki canlı varlıkta mikroptur.O bu nite-
      lemeyi hak eder. Saygılarımla.

    • bilal dedi ki:

      Serdar Kaangil ! ALLAH GÖNDERDİĞİ KANUNLARI,HÜKÜMLERİ DEĞİŞTİRİR Mİ? 13.SORU-
      NUZA CAVAP: BAKARA SURESİ 106.AYET, HAC SURESİ 52.AYET,NAHL SURESİ 101.Ayet-
      lerde sözedilen değişiklik, ayetlerde olabilir.Yani hüküm, muamelat ve hukuksal alanda bir toplum için inen ayetlerin bir kısmı,daha sonra gelen başka bir toplumun ihtiyac ve maslahatına binaen
      değiştirilebilir. İnsanların maslahatına ve ihtiyaçlarına göre,Allah’ın bir lütfu olarak muamelatlarda
      değişiklik gerçekleşir.Bu durum,bir doktorun hastasına,tedavinin seyri boyunca bir ilaç vermiş-
      ken,değiştirip başka bir ilaç vemesine benzer.Bu değişiklik, yerel ve bölgesel hükümlerde olur.
      FATIR SURESİ 43,FETH SURESİ 23.AYETLERDE İSE,”KOZMOS,EVREN VE FİZİK KANUNLA-
      RINDA DEĞİŞİKLİK OLMAZ;denilmektedir. Muamelat,yerel ve bölgesel hükümler ayrı,kozmos
      kanunları ayrıdır.
      .Birincisinde maslahata binaen değişiklik yapılır.Bütün dünya toplumları,ihtiyacın gidişatına
      göre sürekli anayasalarında değişikliğe gitmek zorunda kalırlar. 1924 ten bu yana ülkemiz,bir
      kaç defa anayasa ve kanunlarda değişiklik yapmadı mı ? Diğer dünya ülkeleri de öyle değil mi ?
      Diğer yandan Allah,yarattığı kozmos ve evrenin fizik kanunlarında değişiklik yapmaz. Değişik
      konuları ele alan bu ayetlerin neresinde çelişki var,Allah aşkına ? Algılayışı kıt olan, kur’an’da
      geçen ” Ayet ve Kanun” ifadelerini birbirine karıştırarak çelişki bulmaya çalışır. Allah,islah ve
      hidayet eylesin. 14.SORUNUZDA,Tanrı’nın kitabı düzensiz ve karmaşık olabilir mi ? Diyorsunuz
      : KUR’AN;toptan değil,23 sene içinde toplumun sorun ve ihtiyaçlarına göre inmiştir.Nerede bir sorun doğar veya ihtiyaç duyulsaydı, hemen ona yönelik çözüm getiren,yanıt veren bir veya
      bir kaç ayet inmeye başlıyordu.Yani bir konu ile ilgili bütün ayetler,peşpeşe inmiyordu.toplumda
      oluşan ihtiyaca göre ayetler iniyordu.Kur’an,sadece hukuki bir kitap değilki,aynı konuyu işleyen
      ayetler bir arada olsun. Aynı zamanda O bir hidayettir,bir rehberdir,yol göstericidir,bir öğüttür,
      bir müjde kaynağıdır,huzur ve mutluluk yolunu gösteren bir kılavuz ve meşaledir. Bir insan,
      kur’an’dan sadece bir sureyi okurken,bir kaç konu ile karşılaşır ve o konular hakkında bilgi sa-
      hibi olur.Bu özelliği ile okuyucusuna bıkkınlık vermez.Eğer bir surenin tamamı aynı konuyu işle-
      miş olsaydı,okuyucuya bıkkınlık verebilirdi. Hani bir insanın sofrasında tek bir yemek çeşidinin
      bulunması ayrı, yanında değişik yiyecek,sebze ve meyvelerin bulunması ayrıdır.Kur’an-ın bu
      özelliği, okuyucusuna,büyük haz ve zevk verir.Tersi olsaydı bıkkınlık verebilirdi. Buna düzensiz
      ve karmaşık demek,kur’an-ın ruhunu ve mesajını anlamamak demektir. Kur’an,bu özelliği ile gö-
      nüllere,sükünet,huzur ve mutluluk verir. Bu şekliyle kur’an,gönülleri feth ederken en etkili yöntem
      kullanmaktadır. Sygılarımla.

      • ateist dedi ki:

        Allah herşeyi bilen herşeyin üstündeyse nasıl yanlışlık yapar? herşeyi görüyor biliyorsa kaderi bile?? bir kitap yollıcaksa bu net ve acık olmalıki herkes inansın değil mi??

      • Umut dedi ki:

        Ateist olup burada Kuran ayetlerini araştırarak doğru yolu bulmaya çalışan Müslüman adayı arkadaşım; İçki içmek haram değilken birden haram edilmedi, “adabıyla için” dendi daha sonra adaba uygun içilmeyince “bak gördün mü beceremedin komple yasaklıyorum dendi”, yani Allah zaten bunu beceremeyeceklerini bilmiyor değildi, yaşattı ve sonra akla uygun hale getirip yasakladı,kurandan önceki kitapları incelediğinde Cumartesi günü alışverişi yasakladığını görebilirsin bunun dışında sana örnek olarak; Rasulullah (s.a.s), Tevrat’ı tasdik edici bir kitapla gönderildiğini söylediği zaman yahudiler hemen şöyle dediler: “Sen hem Tevrat’ı tasdik edici ve İbrahim’in dini üzere olduğunu iddia ediyorsun hem de deve etini yiyor ve sütünü içiyorsun. Halbuki bunlar İbrahim’in dininde haram kılınmıştı. Sen haram olan bu şeyleri kendine helal kılarak İbrahim’in dinine muhalefet ettiğin halde nasıl olur da İbrahim’e en yakın kişi olabilirsin? Senin bu iddian doğru değildir.”

        Allah (c.c), yahudilerin insanları Rasulullah (s.a.s) hakkında şüpheye düşürmek için ortaya attıkları bu iddiaya şöyle cevap verdi:

        “Yakub’un kendi nefsine haram kıldığı ve İsrail oğullarının işlediği günahlardan dolayı Allah’ın onları cezalandırarak terbiye etmek için haram kıldığı hariç bütün temiz yiyecekler İsrailoğullarına ve onlardan önce yaşamış olan İbrahim’e helal idi. Bu, Tevrat’ın Musa (a.s)’a inmesinden önce olmuştu.” Fakat Allah (c.c), işledikleri günahlar sebebiyle ceza olarak İsrail oğullarına bazı nimetleri Tevratta haram kıldı. Bu haramlar İsa (a.s) gelinceye kadar devam etmiştir.

        Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

        “Yahudilere, zulmettiklerinden dolayı kendilerine helal kılınmış olan bazı temiz nimetleri haram kıldık.” (Nisa: 160) Artık şunu idrak etmek lazım, Allah imtihan ediyor, yoksa melekler gibi seni rüku da beni secdede durdurmaya gücü yeter, özgür bırakmış, istersen İnan cennete git, istersen inkar et cehennemin dibine git, evrende ki ihtişamın yanında kendini bi kıyasla bakalım, belki düşünenlerden olursun, toz bile değiliz, bir tutam kumdan 1 tane zayi olsa fark edemezsin işte o 1 zerre kadar cürmümüz var evrende o da belki, imtihan olmasaydık yukarıdan bir ses gelir secde edin yoksa yakarım derdi, Allah herkesi ıslah etsin, başta beni..

    • bilal dedi ki:

      40.İDDİAYA CEVAP: ”GÜNAH ÇIKARMA KUR’AN DA DA VAR ! :
      TEVBE SURESİ 103.AYET: ” خذ من اموالهم صدقة تطهرهم وتزكيهم بها وصل عليهم الخ
      ” Onların mallarından sadaka ( Zekat ) al;bununla onları temizlersin,onları arıtıp yüceltirsin.
      Ve onlar için dua et….. Kur’an’a göre sadaka veya zekat vermek mali bir ibadettir.Siz bunu
      kilisenin günah çıkarmak için hıristiyanlardan aldığı bağışa benzetiyorsunuz.Evet,kilise bu-
      nu kendine alıyor. Ama islamda,halktan alınan sadaka (zekat ) ne camiye geçer ne de
      hz.Muhammed’e. Çünkü kur’an,hz.Muhammed ve ailesine sadaka ve zekatı haram kıl-
      mıtır. hz.Muhammed,islam devleti başkanı adına,sadaka ve zekatı toplayarak toplumun
      yoksul kesimine dağıtmakla yükmlüdür. İslamda toplanan sadaka ve zekatların nereye da-
      ğıtılacağını Tevbe Suresi 60.ayetinde şöyle emrediliyor. ” انما الصدقات للفقراء والمسا كين الح
      ” Sadakalar (zekatlar) Allah’tan bir farz olarak ancak,yoksullara,düşkünlere…….mahsustur”
      Ve islamda sadaka (zekat) vermek,islam dininin temel esaslarındandır. Kur’an da geçen
      ”Sadaka” ifadesi tamamen zekat için kullanılır.Ama dilmizde ayrı kullanılıyor.Kur’an da,on-
      ların mallarından sadaka al,zekat al demektir. İslama göre ister günahkar,ister peygamber
      olsun varlıklı ise,malının sadakasını ( zekatını) alıp,yoksullara vs.vermek zorundadır.
      Kur’an hukuku yürürlükte ise,devlet bunu bir vergi gibi toplar,bununla yoksul ve işsizler için
      bir sosyal güvenlik sistemini oluşturur. Kur’an,bu sosyal güvenlik sistemini 1400 sene önce
      kurmuşken ,Avrupa böyle bir sistemi yeni kurmuştur.( ikinci dünya savaşından sonra) ,
      ” islamda sadaka (zakat ) alınmasını gerektiren günah işlemek değil,varlıklı olmak bu-
      nu gerektirir. Ve toplanan sadaka (zekat ) ile işsiz ve yoksulların sosyal güvenlik sistemi
      oluşturulur. Söz konusu sadaka kelimesinin tümü kur’an da zekat anlamındadır. Tabii ki,
      Serdar bey,bunu anlayamaz. İsalamda alınan sadaka ve zekat,kilisenin ”Günah Çıkarmak
      için aldığı bağışla” karıştırılmaması gerekir.
      41. İDDİAYA CEVAP: MELEKLERDEN PEYGAMBER OLUR MU ? İSRA SURESİ
      95.AYET: ” قل لوكان في الارض ملا ئكة الخ ” Şunu söyle: Eğer yeryüzünde yerleşmiş gezip dola-
      şan melekler olsaydı,elbette resul (elçi ) olarak bir melek gönderirdik. ”kur’an da geçen
      ” ملكا رسولا ” Elçi bir melek” ifadesi yalnış çevirilerle ” peygamber olarak bir melek” diye geçmiştir.Bu tamamen yalnış bir çeviridir. Peygamber kelimesi kur’an-ın kullandığı bir ifade
      değildir.Bu kelime farsça olup anlamı,izinde gidilen önder ve rehber demektir.Eilçi anlamı-
      na asla gelmez. Serdar kaangil diyor ki,İsra suresi 95.ayette melekten (yanlış çeviri ile)
      peygamber olamayacağı söylenirken; Bakın aşağıda ayette ne diyor ? HAC SURESİ 75.
      AYET: ” الله يصطفي من الملائكة رسلا ومن الناس الخ ” Allah meleklerden de elçiler seçer,insanlardan
      da… Burada da Serdar kaangil, yine yalnış bir çeviriden ” eilçiler ” ifadesi yerine peygam-
      berler ifadesini kullanmıştır. Yukarıda da belirttiğim gibi,peygamber ve elçi kelimeleri birbi-
      rinden farklıdır.Bu her iki aytte de ”Rusul ” kelimesi elçiler demektir.Asla peygamber anla-
      mına gelmez.Yukarıda peygamber kelimesinin anlamı ne olduğunu belirttim. EVET: HZ.
      Muhammed,hz.İsa,hz.Musa vs.İnsanlar için elçidirler. Hz.Cebrail adında ki melek te bunlar
      için Allah’tan elçidir. Yani insanlardan seçilen elçiler olduğu gibi,bunlara Allah’tan Vahiy
      getiren melek te direk Allah’ın elçisidir.Çünkü Vahiy getiren melek,Allah ile insanlardan
      seçilen elçiler arasnda elçilik görevini yapar. Bu ayetler arasında hiç bir çelişki ve mantık-
      sal hata asla söz konusu değildir. Bu çelişkiler tamamen yalnış meal ve çevirilerden
      kaynaklanıyor. Aynen o meal yanımda da vardır.Bu yalnış meali,” S.Arabistan
      Tebliğ ve irşad bakanlığına bağlı bir vakıf yapmıştır. Kur’an-ın arapça orjinal metnini
      tam bildiğim için bir çok yerinde yalnış çevirilerin olduğunu görüyorum. serdar Kaangil
      bunu neredn bilecek ?

    • bilal dedi ki:

      Serdar Kaangil ! MÜLK SURESİ 4.AYETTE ”YILDIZLARIN ŞEYTANLAR İÇİN ATIŞ TA-
      NESİ OLDUĞUNA DAİR ” YAZMIŞ OLDUĞUN ÇEVİRİ YALNIŞTIR: Önce tam arapça
      tefsir metnini yazıyorum,sonra da açıklamasını.” ولقد زينا السماء الدنيا} القربي الي الارض { بمصابيح
      {وجعلناها رجوما = مراجم = للشياطين = ” ve cealnaha” zamiri,السماء ” ye raci’tir.مصابيح ” ye raci’ değildir. Eğer zamir ona raci’ olsaydı,وجعلناها ” değil,وجعلناهن ” şeklinde olması gerekirdi.
      Tam arapça dil gıramerini bilmekle bunlar anlaşılır.Yoksa yalnış çeviri yapılır.” O zaman
      الله اعلم ” Anlamı şöyledir. ” Andolsun ki biz, dünya semasını kandillerle donattık.Ve onu (dünya semasını ) şeytanların (melekler tarafından) atışlandığı yer yaptık.” Rucumen”
      kelimesi arapça da ”atış yapılan yer” demektir. Atış taneleri değil. Yani ”dev yıldızların şeytanlar için atış taneleri yaptık,” ifadesi tamamen yalnıştır. Onlar,yıldızlar tarafından
      değil,manevi güç olan melekler tarafından atışlanırlar. Ve Saffat suresindeki ayetler de
      bunun bu şekilde olduğunu gösteriyor. Orada ” ويقذفون من كل جانب ”….Her traftan atışlanırlar.
      ………” ………فاتبعه شهاب ثاقب الخ ” …Onu da, ( şeytanı) delip geçen bir kıvılcım takip eder.
      Yani yaıldızlar,şeytanlar için atış taneleri değil. Yıldızları atış taneleri olarak değerlendir-
      mek, kur’an’ın orjinal arapça metnine tamamen aykırıdır.Böyle bir iddia çok yalnıştır.
      الله اعلم Ayetin özeti şöyledir. ” Dünyaya en yakın sema,şeytanların atışlandığı yer yapıldı.
      Oraya yükselen şeytanlar,melekler tarfından atış altına alınır ve kovulurlar.” Biz de,ışın-
      ların elementlerinden yaratılan melekleri göremediğimiz gibi,onların şeytanları atışlama
      olayını da göremeyiz.Çünkü bütün bunlar metafizik olaylardır. Şunu bilinki,Kur’an da hiç
      bir mantıksal hata yoktur. Bu tür hatalar,yalnış çevirilerden kaynaklanıyor.Arapça yı tam
      bilmeyenler,böyle yalnış çeviri yapıyorlar.Ben de arapçayı bilmemiş olsaydım,buna karşı
      bir şey diyemezdim.Ve aynen” Serdar Kaangil” gibi anlayacaktım.! Çelişki ve mantıksal
      hata kur’an dan değil,bizden kaynaklanıyor. Kesinlikle kur’an da mantıksal hata da yok,
      çelişki de yoktur. Kur’an’ın arapça metnini bilen biri olarak, bunu içtenlikle söylüyorum.
      Arapçayı tam iyi bilen herhangi biri de aynen bu şekilde biliyor. Saygılar.

      • Sami dedi ki:

        Demek istiyorsun ki Bilal, Dünyadaki gelmiş geçmiş tüm islam ulemasından bile ben arapçayı daha iyi biliyorum. Her mesajında özellikle vurguluyorsun. Sen arapçayı çok iyi biliyormuşsuuun. Tüm alimler ayeti atış tanesi anlıyor, fakat hepsi yanlış ve sen doğrusunu söylüyorsun.
        Atışlanmak! :)
        Farz edelim ki atışlandığı yer olsun. Ne demek se! Atış yapılan yer herhalde. Şeytanlarla bilim kurgu filimlerindeki gibi atış yaparak savaşan allahu teala hazretleri, acaba acziyetinden mi şeytanlarla ateş etmek zorunda kalıyor. neden ateş ediyor.
        Veya allah yıldızları atış tanesi olarak kullanamaz mı? O kadar büyük değil mi? Yıldızlar ve gezegenler kütle oalarak ağır mı gelir sizin allahınıza? Yani ayeti boyle çevirmenin den anladık ki, sen allahının yıldızları atış tanesi olarak kullanabilecek kadar büyük olduğuna inanamıyorsun. Hani şeytanlarıa ahiret gününe kadar mühlet vermiş ti? Azab etmeyecek ti? Atışlanarak azap etmiş oluyor! Bilal allah yer yüzünde atışlanabiliyor mu? :)

      • bilal dedi ki:

        Sami Bey ! 1- MÜLK SURESİ 5.ayetle ilgili yazdığım tefsir metni bana ait değildir.Arapça
        tefsirlerinde de öyle geçiyor. NOT: Konu ile ilgili ilk yazımda Mülk suresi 5.ayet yerine
        sehven 4.ayet yazılmıştır, konu;5.Ayette geçiyor,düzeltiyorum.! 2- Hiç bir zaman herkes-
        ten daha iyi arapça bilirim diye bir ifadem var mı ? Benim yazdığım şöyledir.” Arapça bilen
        biri olarak ayetin orjinal metnini böyle anlıyorum demişim.Arapça yazılı olan tefsirlerden de
        öyle anlaşılıyor.Arapça tefsirlerinde ” وجعلناها ” daki zamir,مصابيح ” a’ değil,” سماء ” e’ ye raci’
        olduğu anlaşılıyor. Yani ” Mesabih ” atış taneleri olarak geçmiyor.Bu ifade sadece çeviri-
        lerde geçiyor. Ayetin arapça metnine göre,” وجعلناها رجوما { اي مراجم ” الله اعلم ” Yani ..Biz
        dünya semasını ‘…….’kulak hırsızı yapmaya çalışan ”şeytanların atışlandığı ve kovulup,
        atıldıkları mekan yaptık. Böyle metafizik olaylar da,Allah’ın emri ile melekler tarfından
        gerçekleşiyor. Yıldız kütleleriyle değil. 3- Şeytanların atışlanıp,gökten kovulduklarının nedenini, söz konusu ”Saffat” suresinden öğrenebilirsin. 4- Hani şeytanlara ahiret gününe
        kadar mühlet verilmişti diyorsun.! Evet öyledir. Bu ” rucum” olayı ile,onlar ölüp yok olmu-
        yorlar.Sadece ”…kulak hırsızı olmaktan…” engellenip,kovuluyorlar. 5- Diyorsun ki Allah,
        acaba acziyetinden mi şeytanlarla ateş etmek zorunda kalıyor. ? Bir kere yazdığın cümle
        yalnış. Senin yazdığın bu cumleye göre,”haşa Allah ile şeytanlar birbirlerine ateş adiyorlar.
        Böyle bir durumu nereden çıkarıyorsun.? Ayetlerde öyle bir şey yoktur.
        Burada manevi güç olan melekler tarafından şeytanlar ateş altına alınıp,kovulurlar.Şeytan-
        lar hiç bir şey yapamıyorlar.Sadece engellemelerle karşılaşırlar. Şeytanların bu şekilde ki
        engellenmeleri,Allah’ın acziyetinden değil, O’nun her şeyi evrende yaratmış olduğu yasa-
        larla (fizik veya metafizik kurallarıyla) yürüttüğünü göstermektedir. Allah dilerse,yarattığı
        fizik kurallarının dışına da çıkıp, olayları gerçekleştirebilir.(buna ilahi mücize diyoruz.) Şöyle bir örnek verelim; Fizik kuralları gereği acıktığın zaman,yemek yemeden açlığını gidre-
        mezsin. Ama; fizik kurallarını koyan Yüce Allah dilediğinde,sen yemek yemezsen de aç-
        lığını giderebilir. Fakat,evrende yarattığı kurallarla hareket eder. (bazen peygamberlere
        göstermiş olduğu mücizeler müstesna) Bu nedenle; …..kulak hırsızlığı yapan şeytan-
        ların da,” Allah’ın evrende yarattığı yasalarla engellenmeleri sağlanmaktadır. Yoksa
        Yüce Allah dilerse,değişik şekilde de onlara engel olabilir. Bu evreni yaratan Allah,hiç
        bir hususta aciz değildir.Her şeyin varlık sebebi olan yüce Allah,nasıl aciz olabilir.?
        6- Allah dilerse,yıldızları da atış tanesini yapabilir.” Ayetlerin arapça orjinal metninden anlışılan odur ki,yıldızlar atış taneleri değildir.(الله اعلم ). Melekler ve şeytanlar metafizik varlıklar oldukları için,meleklerin atış taneleri de metafizik materyallardır.Çünkü melek-
        ler, kendi metafizik özelliklerine uygun materyalleri kullanırlar. Onun için, metafizik bir
        olay olan bu durumu maddi gözümüzle göremeyiz.Gaybı ve metafizik olayları maddi
        gözümüzle görmek mümkün değildir. Saygılar.

      • Sami dedi ki:

        Bilal,
        Alemleri yarattığı iddia edilen allah denilen varlığın, kendine ait bir şeyi, birilerine ateş ederek ve ateş ettirerek korumaya çalışması, ancak ufku dar bir insanın uydurduğu masalda olabilir.
        Bu atışlanma dediğin şey dünya semasında oluyorsa, demek ki maddi alemde oluyor demektir. Dünya, sema, uzay gibi şeyler maddi alemin, yani yaşadığımız boyutun birer parçasıdır. Manevi alem diye başka bir boyut varsa, bunu gökyüzünde olduğunu düşünmekte ilkel insanların tasavvuru olabilir. İlkel insanlar gökyüzünü hep tanrıların, meleklerin yaşadığı yer olarak düşünmüşlerdir. Allah ister atışlama(Türkçede böyle bir kelime yok) dedğin şeyi semada yapsın, ister yıldızları atış tanesi olarak kullansın, ikiside ilkel insanların saçmalıklarıdır. Bunlar insanların zamanlarının israf olmasına sebep olan, çocuklara bile anlatılmayacak safsatalardır.
        Bak yahudi bilim insanları, kanseri %90 oranında tedavi eden bir ilaç geliştirdiler. O insanlar böyle şeylerle uğraşırken, senin atışlama taneleriyle uğraşman gerçekten çok ibretlik.

      • bilal dedi ki:

        Sami ! ” 1-Diyorsun ki,yahudi bilim insanları kanseri %90 oranında geliştirdiği….onlar böy-
        le şeylerle uğraşırken senin atışlama taneleriyle uğraşman çok ibretlik.! EVET: ben de
        sana soruyorum ! Bu siteyi açan, islamın mukaddes değerlerine saldıran,saçmalıklarla
        dolduran ve yukarıda ” Yıldız kütleleri şaytanlar için atış taneleri olarak değerlendiren ve
        ve bu saçmalıkları burada yazıp manşet yapan sizler değilmisiniz ? Bunlarla niye uğra-
        şıyorsunuz demen yerine,biz niçin müslümanların inançlarına saldırıyoruz demek gerek-
        mez midi ? O zaman bizde burada bir şey yazmazdık. Yani siz saçma sapan yazılarla
        bizim mukaddes değerlerimize saldıracaksınız.Biz de tabii hakkımızı kullanarak saçmalıklarınızı ortaya çıkardığımızda da,
        yahudi bilim insanından örnek getirerek cevap verme hakkımıza
        ittiraz ediyorsunuz. Siz mantıksızca dini değerlemize saldırın,biz de kuzu kuzu sizi dinle-
        yelim değil mi ? Öyle mi olmamızı istiyorsunz. ? Haydi bu siteyi tamamen kaldırın, yerine
        bilimsel çalışmalara yer verin,biz buna çok seviniriz.Kimse kimsenin inancına karışmasın,
        saldırmasın.Siz ateistliğinize,biz de müslümanlığımıza devam edelim.Bu dünya da birlikte
        insan olarak hep kardeşçe yaşayalım.Ok…? Ama siz buna yoksunuz ! 2- Eğer bu konuyu
        kur’an’a saldırmak maksadıyla,yukarıda ”Serdar Beyefendiniz ” mantıksızca manşet
        yapmamış olsaydı,ben buna hiç değinmezdim. Zaten söz konusu olay tamamen metafizik
        bir durumdur.Bizim tahlil edecemeyeceğimiz bir duruma müdehale etmek anlamsızdır.
        Ama konuyu tartışmaya açan yine sizlersiniz.Biz cevap verince de,….örnek getirerek,bizim bu durumumuzu bir ibretlik olarak değerlendirirseniz,asıl ibretlik ve tuhaflık sizde olur. Değer-
        lerimize mantıksızca saldırırsanız,bize de cevap verme hakkımız doğuyor. 3- Sana göre,
        şu evrenin içinde bulunduğu uzay boşluğu madde mi ? Başka bir deyişle,bütün gök cisim-
        leri içinde barındıran uzay boşluğu madde mi ? Evet: Bu uzay boşluğunda madde olduğu
        gibi anti maddeler de var. İki fiziki alem var. a) Birincisi bildiğimiz,içinde yaşadığımız orta-
        mı oluşturan,gözlerimizle gördüğümüz,ellerimizle dokunduğumuz fizik alemi.Bu aleme in-
        sanların cismin bölünebilenen küçük parçası olarak bildiği atomlar da dahildir. b) İkincisi-
        nin de,atomun da altında daha küçük parçacıklar oluşturuyor. ”Atom altı parçacıklar” deni-
        len bunlar,Kuark’lar,Nötrino’lar ve düşünce enerjisini oluşturan Foton’lardan meydana geli-
        yor ki,fizik kurallarının geçerli olmadığı bu aleme FİZİK ÖTESİ(metafizik) denilir.”Kuantum”
        fiziği işte bunları konu olarak ele alıyor. Atom dahil,atoma kadar FİZİKİ ALEM’e insan bilgi-
        si büyük ölçüde ulaşabilmiş.Ve bu aleme hükmedebiliyor.Ama meteafizik aleme ise,insan
        ilk adımı atmış durumda.İşte bu aleme insan bilgisi ve beyni hükmedemiyor.Bu alemin ol-
        guları ve sonuçları büyük ölçüde ”belirsizlik” sınırları içinde.Bir sistematiği yok.ÖRNEK
        olarak insan düşüncesini oluşturan enerji parçacıkları olan fotonlar aynı anda binlerce kilometre ötede ve yine aynı anda her yerde etkili olabiliyor. İŞTE,insan için fizik ku-
        rallar ile açıklanamayan ”mucizeler ” Zaman boyutu,Cinler,Melekler gibi varlıklar,kav-
        ramlar ve paralel evrenler bu alem kapsımı içindedir. Modern bilimsel yaklaşımlar,pa-
        ralel evrenlerin varlığına,hatta gerekliliğine dikkat çekiyor.Bu konuda ilk kapıyı açan
        kişinin Albert Einstein olduğu biliniyor. İşte bütün ilahi dinler bunların varlğından söz
        ediyor. Evet ışınların elementlerinden yaratılan melekler,cinler vb.varlıklar,hem fizik
        aleminde,hemde metafizik alemde yaşayabilir ve dolaşabilirler. Nasıl ki,güneş ışınları
        yaklaşık yüz elli milyon kilometre mesafeyi katedip bize ve diğer gezegenlere ulaşabili-
        yorsa,aynı ışınlardan yaratılan melekler de Allah’ın kendilerine vermiş olduğu güçle dünyamıza,diğer gezegenlere,göklere,uzay boşluğunun her yerine,fizik , fizik ötesi
        aleme,paralel evrenlere ve her yere gidebilirler. Sana göre,melekler,fizik aleminde ya-
        şayamıyorlar,göklerde,fizik aleminde ne işleri var ? diye saçmalıyorsun. Işınlardan
        kurulu olan melekler,hem fizik alemini,hem de metafizik alemini gezip dolaşabilirler.
        4- Sami bey ! Söz ettiğin yahudi bilim insanları,Allah’a,ahirete,iyilik ve güzellik sembo-
        lu olan meleklere,cinlere ,kötülük sembolu olan şeytanlara,cennet ve cehenneme ina-
        nırlar.Einstein,Galile,Newton,Kepler,Prof.Fred Hoyle,Davies P., Prof.Roger Penrose,
        Luıs Pasteaup ve daha sayamayacağım bilim adamlarının hiç biri, Darwin dahil,ate-
        ist değildiler. Ya siz ? 5- Halen anlamıyorsun ! Allah hiç bir konuda aciz değil,evereni
        yaratan hiç bir şeye karşı aciz olamaz. Diyorsun ki,Allah acizmidir ki şeytanları melek-
        ler vasıtasıyla engelliyor ve kovuyor. ? Elbette Allah aciz değildir.Ama; fizik ve metafi-
        zik kuralları koymuştur. Koymuş olduğu kurallarla yaratır,yaşatır ve idare eder. İşte
        Yüce Allah’da,iyilik ve güzellik sembolu olan meleklerle,kötülük sembolu olan şeytan-
        ların söz konusu faaliyetlerini engelliyor. Yani Yüce Allah,evrende ve fizik aleminde
        yaratmış olduğu ”sünnetullah” dediğimiz yasalarla her şeyi icra ediyor. Tabir caiz ise,
        ” Allah kurallıdır.” yarattığı yasa ve kurallarla hareket ediyor. Evrendeki canlı ya da
        cansız, madde ve anti maddeyi etkileyen değişmez kurallar koymuştur. O koymuş
        olduğu kural ve yasalarla hareket ediyor. Melek ve şeytanların mücadelesi de bu ya-
        sa ve kurallar kapsamındadır.” فلن تجد لسنة الله تبديلا ولن تجد لسنة الله تحويلا الخ ”…..Allah’ın
        evren ve içindekiler için koymuş olduğu yasalarda (kurallarda) asla bir değişme bu-
        lamazsın,Allah’ın (evren için koymuş olduğu) kanunda kesinlilke bir sapma da bula-
        mazsın.” Evet ayetin ifadesi ile Yüce Allah,fizik ve ötesi için koymuş olduğu yasa ve kurallarla hareket ediyor.Bunun için de,melekler,cinler vs.her şey dahildir.Onların da
        hal ve hareketleri,şeytanlarla mücadeleleri bu yasalar çerçevesinde cereyan ediyor.
        Lütfen ! İnancımıza, mantıksızca ve saçma sapan sözlerle saldırmayın. Yoksa,bize de
        cevap verme hakkımız doğuyor.. ” Bununla uğraşman ibretliktir,”..demen saçmalıktır.
        Çünkü konuyu açtıran ve mantıksızca saldıran sizsiniz.Mantıksızca başlık atmamış
        olsaydınız,bu konuya asla girmeyecektim. O ittirazı kendinize yapmalısınız.! Siz,man-
        tıksızca saldırın biz de susalım oldu mu ?….! Lütfen ! bu konuyu kapatalım:

      • Sami dedi ki:

        Bilal,
        Cevap verirken veya bir şey yazarken gereksiz yere uzun uzun yazmak marifet değildir. Hatta hiç hoş değildir.
        Sığ düşünce yapısına sahip insanlar, kendilerine bir konuyu izah etmek için verilen örneğin anlamını göremez ve ayrıntılarına takılarak vaktin israf olmasına sebep olur. Sen de aynen böylesin. Sen hiç bir şeyi genel olarak göremeyen birisin. Uzun uzun yazmanın sebebide budur.
        Bizim bunlarla uğraşmamızın sebebi, sizin gibilerin, bizim gibilere inançlarımız yüzünden tarihte ve şimdi hep zulmetmesidir. Hatta sizin inançlarınızın insanlığa, ve kendi inananlarına bile zarar vermesidir. İnsanların cennet hayaliyle ömürlerini israf etmesidir.
        Neymş efendim; Şeytanlar kulak hırsızı oluyormuş, melekler onlara ateş ediyormuş, bunlar semadaymış, allahın kanunuymuş… vs Üstelik, bunları okuyan ve gönülden inananların bile hiç biri tam olarak ne dendiğini anlamıyor. Bu kitaba ömrünü adayanlar bile farklı, farklı anlamlar çıkarıyor.
        Maddi alem, manevi alem anlayışınada hayran kaldım. Bilal sen kendi inançlarını, düşmanlarının sana doğru olarak sunduğu bilgilerle anlamaya çalışıyorsun. Ya bize bilim olarak sunulan bu bilgiler yalan veya yanlışsa. Neden peşinen, hiç şüphe etmeden bunların doğru olduğunu kabul edip ayetleri bunlara uydurmaya çalışıyorsun? Çünkü sen bilinç altında düşmanlarının hayranısın!

      • bilal dedi ki:

        Sami Bey ! ”AHİRET;HESAP,CENNET VE CEHENNEM HAYAL MI”? BU KONUYU AKIL,
        MANTIK VE VİCDANI YÖNDEN ELE ALALIM; 1- Meşru bir hukuk devleti düşünün.Vatan-
        daşlarının büyük bir çoğunluğu meşru yasalara uyuyur,meşru devletin otoritesini kabul edi-
        yor,vatandaşlık görevini hakkıyla yerine getiriytor,meşru yasalar çerçevesinde halkın hu-
        zur ve düzeni için çalışıyor.Her konuda tutum ve davranışları legal ve pozitiftir.Kimsenin,
        canına,malına,ırz ve haysiyetine dokunmaz.öldürmez,cinayet işlemez,gasp yapmaz, soygun
        ve hırsızlık yapmaz.Çevreyi kirletmez,insan haklarına saygı gösterir,kimsenin özel hayatını
        araştırmaz ve sorunsuz,iyi,ameli salih yapan birerer fert olarak yaşamaya devam ederler.
        Her konuda iyi bir vatandaş olmaya özen gösterir. Diğer yandan,yaşadığı devletin meşru
        hukuk yasalarını tanımaz,her türlü illegal işler yapar,,öldürür,cinayet şler,gasp,hırsızlık ve
        soygunculuk yapar,nice masum insanların canına kıyar,her türlü gayri meşru işleri yap-
        maktan çekinmez ,kendine her şey mubah sayar,bir suç makinesi gibi çalışır,toplumun
        huzur ve düzenini bozar ve her konuda tutum ve davranışları negatif olan böyle insanları
        aynı katagoriye ve aynı kefeye koymak sizce aklı,mantığı ve vicdanı bir izahı var mı ?
        Her iki gurubu aynı şekildemi değerlendirelim.? Yoksa iyilere mükafat,suçlulara ceza ver-
        mek mi gerekir.? Kısacası;iyi vatandaş yaptığı bir çok iyiliğin karşılğı bu danyada alamıyor.
        Öldüren,cinayet işleyen,toplumun huzur ve düzenini bozan,hele katliam yapan nice zalim,
        diktatör ve despotlar da bu dünyada cezasız kalıyorlar. Eğer iyilere nihai bir ödül, (cennet,)
        kötülere,cani ve diktatörlere de ceza (cehennem) yoksa,en büyük adaletsizlik işte o zaman
        olur. Bu nedenle akli selim,mantık,vicdan ve adalet denilen kavram; ödül yeri olan cennet , ve ceza yeri olan cehennemin varlığını gerektirir. Yani,
        zalimler,caniler,katliam yapanlar ve diktatörler cezasız; iyiler,adil davrananlar ve toplumun
        huzur ve düzeni için çalışanlar da ödülsüz kalmamaları gerekir.. İşte bunun için,hesap,ahi-
        ret,ödül yeri olan cennet ve kötülere ceza olarak cehennem vardır. Yoksa dünyada
        yapılan bir çok iyilikler karşılıksız,ödülsüz kalır. Bir çok kötülükler de cezasız kalır.
        Bir iki örnek daha verelim; 1- 2.Dünya savaşında Japonya’ya atom bombasını atıp,bir
        anda 275.000 masum insanı öldüren ve milyonlarca masum insanı sakat bırakan o
        zamanki,ABD.yetkilileri bu dünya da hak ettikleri cezayı gördüler mi ? hayır.2- 11 Eylül
        2001 yılında ABD.ki ikiz kuleleri havaya uçuran ve üçbine yakın masum insanın
        ölümüne sebep verenler,( ki,bunu yapanlar tartışılır) ama kim olursa olsun,dünya da
        hak ettikleri cezayı buldular mı ? 3- Geçen sene Norveç’te 77 masum insanı öldüren
        kişinin,mahkeme de sorulan soruya pişman misin? karşılığına verdiği cevapta, hayır piş-
        man değilim,daha fazla öldüremediğime üzgünüm diye ifade veren ve Norveç yasalarına
        göre de, bu caniye en fazla 21 sene hapis verilebilir.(ki orası, bir cezaevi değil,adeta
        dünya cenneti gibi bir yer,her törlü konforlu hayata sahiptir,;suçsuzlar bile öyle bir yerde
        yaşamak isterler.) .Peki; bu ırkçı ve cani hak ettiği cezayı dünya da bulacak mı? 4-
        İnsanları köle edinip,ezen, sömüren firavnlar,Nemrudlar,karunlar,diktatörler ve daha ni-
        celeri bu dünya da hak ettikleri cezayı bulmuşlar mı ? İşte iyiler için cennet ve bu kötü-
        ler için cehennem gerekir. Sami Bey ! Bu evreni yaratan,madde üstü etkin bir güç olan
        Yüce Allah,elbette iyilik yapanları ödülsüz,insanları öldürüp sömürenleri de cezasız bı-
        rakmayacatır.Ahiret,cennet ve cehennem adalet için vardır.Allah adildir.Herkesin hakkı-
        nı verecektir.İyiler ödülsüz,caniler de cezasız kalmayacaktır. Sen, şu an bu metafizik
        alem olan ahireti,cennet ve cehennemi hayal görüyorsun.! Yüz-ikiyüz sene önce, bü-
        tün insanlar ve bilim adamları,bugünkü elimizdeki teknoloji ürünü olan her türlü araç
        ve gereçleri bir hayal olarak görüyordular. Ama bugün o hayalların tümü gerçekleşmiş-
        tir.Ve daha nice hayallar da gerçeleşecektir. Sen,Ahiret alemini de hayal görüyorsun,
        şu an metafizik bir konumda olan o ahiret hayatını da,evreni Yaratan Yüce etkin Güç,
        ( Allah,) dilediği zaman onu da, maddesel anlamda yaratmaya muktadirdir. Hayal
        dedğin o alem bir gün mutlaka gerçeleşecektir.” اذا وقعت الواقعة ليس لوقعتها كاذبة خفضة رافعة
        ” O büyük felaket( kıyamet ) koptuğu zaman,ki onun oluşunu yalanlayacak hiç bir kim-
        se yoktur. O,alçaltıcı ( önceden inkar edenler,suç işleyenler ve kötü olan insanları alçal-
        tacak) ve yükselticidir.( o günde iyi insanların konumlarını da yükselttir.ödül almaları için
        bir mekan olur.) VAKİA SURESİ: 1.2.ve 3.Ayetler. Sami Bey! her an ölebiliriz.O,ebedi
        hayatımızı bir kaç gecici nefsimizin arzu ve istekleri için heba etmeyelim. Senin kullan-
        dığın bilgisayar kendilğinden üretilememişse, şu evren de,kendiliğinden oluşmamıştır.O
        tesadüf eseri değildir. Eğer kullandığın bilgisayar,bir tesadüf eseri olabiliyorsa,evren de
        bir tesadüf eseri olabilir. Seni akli seliminle,evrenin Yaratıcısına iman etmeye davet edi-
        yorum.ölüm ötesinde,ebedi istirap çekmeni istemiyorum. Bakınız hz.Muhammed,ne
        diyor !. لا يؤمن احدكم حتي يحب لااخيه ما يحب لنفسه ” Sizden biri,kendisine istediğini,diğer kar-
        deşleri (insanlar) için istemedikçe,gerçek anlmada iman etmiş olamaz.. Bu vesileyle,
        hepinizin,bütün insanlığın iyiliğini,ebedi huzur ve mutluluğunu istemek durumdayız.
        Saygılarımla.

      • sorgucuyuz dedi ki:

        Bilal arkadaşım,
        Bütün bu anlatılan olayları metafizik olarak görüyorsan mantıksal hata yok demen gayet doğal. Manıksal hata olmayıncada çelişki yoktur zaten. Sorgulamayan zihniyetlerin düz mantığı bu olsa gerek.

    • Ferda Yamanoğlu dedi ki:

      Biraz evvel H.Z Muhammedin düz Dünyası adlı videonuzu izledim.Ayetlerin hepsi yeri yaydı genişletti ifadesini kullanıyor.Yani yeri düzletti denen bir çeviri gerçek dışı.
      Dünya ilk yaratıldığı zamanlarda Pangea denen tek bir kıtadan oluşuyordu.Bu kıta parçalanarak Dünyanın her tarafına yayılıp genişledi.
      Asıl gerçek budur.

      • pante dedi ki:

        O kıtanın parçalanması, göğün-evrenin düzenlenmesinden önce mi oldu sonra mı? (Füssilet 9-12)
        O parçalanma yaklaşık 250 milyon yıl önce oldu. Halbuki Kur’an’a göre yerin yayılıp döşenmesi, 6 gün içinde ve evrenin düzenlenmesinden önce yapıldı. Demek ki sana göre evren 250 milyon yıldan daha yakın zamanda düzenlendi. Öyleyse ölen yıldızlar neyin nesi? Gerçek dışı olan sizin bu uydurma, yakıştırma iddialarınızdır.

      • Ferda Yamanoğlu dedi ki:

        Fussilet suresinde Evren yaratıldıktan sonra Dünyanın yaratılışı anlatılır.Göktende kasıt ,Dünyanın atmosferi ve onun katlarıdır.Kıtaların yayılıp,genişlemesi hakkında zaman verilmemiştir.Ayrıca hangi mealde yeri düzletti,yazıyor?Zamanda izafidir.Bir ayette ,ALLAH’ın katındaki bir günün,Dünyadaki 1000 yıla eşit olduğu yazar.

      • oguz_han dedi ki:

        Ferda hanım;Allah gönderdiği ayetlerde dünyanın bu tek kıtadan parçalanarak kıtalara ayrıldığını belirtemez miydi?

      • orion dedi ki:

        coğrafya kitabımı bu lenyn : )…ferda hanım bu konuda haklı kölelik sadece dinle alakalı bir durum değil yani cumhuriyeti yaşıyoruz demokrasi var ama sorun çözülmüş değil….kölelik konusunda yine birşeylerin kölesi olabiliyoruz sistemlere sebeb…

    • bilal dedi ki:

      ” PEYGAMBERLİK SADECE HZ.İBRAHİM’İN SOYUNA MI VERİLMİŞTİR ??? 1-
      ANKEBUT-27: ووهبنا له اسحاق ويعقوب ” Biz ona,İshak ve Yakub’u bahşettik. وجعلنا في ذريته النبوة
      والكتاب الخ, peygamberlik ve kitabı onun soyundan gelenlere de verdik…” Bakıyorum ki
      ayetin metninde olan ”…gelenlere de ( buradaki ” de ” ) ifadesi mealde yoktur.!!!
      Buradaki ” de ” ifadesi ile diğer kavim ve milletlere peygamberlik verildiği gibi,hz.İbrahim’in
      soyundan gelenlere de verilmiştir diye açıkça vurgu yapılmıştır.Yani peygamberlik sadece
      hz.İbrahim’in soyuna verilmiş değildir.!!! Yukarıda küçük bir meal hatası ile kasıtlı olarak
      konunuya yalnış yorum yapılmıştır.!!! 2- Eğer söz konusu ayette ” …Biz,sadece onun soyundan gelenlere peygamberlik verdik veya onlara has ettik ” diye şeklinde bir ifade
      bulunsaydı,o zaman peygamberlik sadece onun soyundan gelenlere verilmiş olurdu.Ama
      öyle bir ifade asla söz konusu değildir.!!! MESELA: ” Ben,seni seviyorum ” dememle sen-
      den başka hiç bir kimseyi sevmem anlamına geliyor mu ??? Hayır.!!! İşte söz konusu
      ayetin verdiği mesaj da aynen böyledir.Buradan hiç kimse ” peygamberlik ” görevi sadece
      hz.İbrahim’in soyundan gelenlere verilmiştir diye iddiade bulunamaz.!!! Böyle saçma bir
      iddiade bulunmak ayetin mesajını hiç anlamamak demektir.!!! 3- Hz.Adem’e de peygam- berlik verilmişti.! Peki hz.Adem de,hz.İbrahim’in soyundan mı gelmişti.? Bu yalnış iddiaye
      göre hz.Adem de hz.İbrahim’in soyundan gelmiş olması lazımdır.Öyle midir ???
      ÖZETLE,peygamberler ne sadece İsrailoğullarına gönderilmiş,ne de bu görev sadece
      hz.İbrahim’in soyuna verilmiştir.!!! Her topluma ve her kavma kendilerinden peyğamberler
      gönderilmiştir.Tebliğ almayanlar veya peygambersiz kalanlar ise sorumlu olmadıkları gibi
      ebediyen de kurtulacaklardır.!!! Yani her ayette olduğu gibi,burada da hiç bir sorun yok-
      tur.Ama maalsef,kasıtlı olarak sorun üretilmeye çalışılmaktadır.!!!!!!!!!!!!!!!! Saygılarımla.

    • bilal dedi ki:

      41-MELEKLERDEN PEYGAMBER OLUR MU ” ? İDDİAYA CEVAP: İSRA-95: قل لو كان
      في الارض ملائكة الخ ” Onlara de ki: ”Eğer yeryüzünde melekler yerleşip dolaşsalardı o zaman
      biz onlara melek elçi gönderirdik.” Burada vahiy mesajını direk almayan insan topluluğuna
      (peygamberler dışına) meleklerden elçi gönderilmeyeceğine vurgu yapılmıştır.Meleklerden
      elçi seçilmez değil,peygamber olmayan insanlar için melekten elçi gönderilmez deniliyor.!!!
      Yani meleklerden elçi seçilebilir fakat,peygamberler dışında olanlara gönderilmez.!!!
      HAC-75: الله يصطفي من الملائكة رسلا ومن الناس الخ ” Allah,meleklerden de insanlardan da elçiler seçer ” Yani direk vahyin muhatabı olan peygemeberlere meleklerden elçi seçer.Pey-
      gamber olmayan insanlalara da insanlardan elçi seçer.. İki çeşit elçi vardır. a) Melekler-
      den peygamberlere elçi eseçilir.Örneğin vahiy getiren melek.gibi. b) İnsan kitlelerine ise,
      insanlardan elçi seçilir. MELEK elçi peyegemberlere,İNSAN elçi ise,insanlara gönderilir.
      ” Meleklereden peygamber” diye ifade etmek de uygun değildir.Peygamberin karşılığı,
      ” NEBİ, ” elçinin karşılığı ise, ” Resuldur.” Oysa her iki ayette de ”Resul ” yani elçi ifadesi
      geçmektedir.. ÖZETLE,bu her iki ayette zerre kadar tezatlık,tutarsızlık yoktur,bilakis tam tersine uyum vardır.!!!
      =================================================================
      42- ” CEHENNEMDE SADECE NE YENİR …..” ? CEVAP: DUHAN-43-44: ان شجرة الزقوم
      طعام الاثيم ” Doğrusu günahkarların (günaha dalan müşriklerin) yiyeceği zakkum ağacıdır.”
      a) Burada zakkum ağacı günaha devam eden müşrikler için söz konusdur. ” الاثيم ” ifadesi
      sürekli günah işleyen müşrikler için kullanılmıştır.Bu yiyecek sadece onlaradır.!!!
      GAŞİYE : 1-2-3-4-5-6: هل اتاك حديث الغاشية = الي = ليس لهم طعام الا من ضريع الخ ” Her şeyi bürüyüp kuşatacak olanın (kıyametin) haberi sana gelmedi mi? O gün bir takım yüzler eğilmiş,zille-
      te düşmüştür. (dünyada) çalışmış,fakat boşuna yorulmuştur.(Çünkü yaptığı işler Allah için
      değil,riya ve gösteriş içindir) ……………..” Ayet-6: ليس لهم طعام الا من ضريع ” Onların dari’den
      başka yiyecekleri yoktur” b) Bu ayetle de dünyada iken Allah için değil,riya ve gösteriş için
      amel yapanların yiyecek türü belirtiliyor.Bunlara da sadece dari’y dikeni vardır,deniliyor.!!!
      HAKKA-33-34-35-36:انه كان لايؤمن بالله العظيم ولا يحض علي طعام المسكين == الي == ولا طعام الا من غسلين
      ” Çünkü yüce Allah’a inanmıyordu. O yoksulu yedirip doyurmayı teşvik etmezdi.( fakire
      yardım etmezdi.) Bugün burada (ahirette,ona yardım edecek ) bir yakını yoktur.İrinden
      başka yiyeceği de yoktur.” Burada,yüce Allah’a inamayan ve yoksulu doyurup onlara yar-
      dım etmeyen kimselerin yiyeceklerine vurgu yapılmıştır. Dikkat edilirse,cehennemde şu ve-
      ya bu yiyecekten başkası yoktur denilmiyor.!!! Suçları farklı olanların farklı şeyleri yiyecek
      lerine vurgu yapılmaktadır. ” Çünkü cehennemin derceleri farklıdır. ” Kurtubi’de şöyle ge-
      çiyor: النار دركات فمنهم من طعامه الزقوم ومنهم من طعا مه الغسلين ومنهم من طعامه الضريع الخ ” Suçlulara
      göre cehennemin dereceleri farklıdır.Herkes suçuna göre daha hafif veya şidettli yerde
      cezasını çeker.İşte derecesi farklı olan cehennemin yiyecekleri de birbirinden farklı olur.
      Bulunduğu derceye göre,kimisinin yiyeceği sadece zakkum,kimisinin dariy,kimisinin de
      irindir. İşte ayetler bunları anlatıyor.Zerre kadar çelişki ve tutarsızlık söz konusu değildir.

    • bilal dedi ki:

      33: YARATAN MI ? YARATANLAR MI ? ” İDDİASINA CEVAP: SAFFAT-123:وان الياس لمن
      المرسلين اذ قال لقومه الا تتقون اتدعون بعلا وتذرون احسن الخالقين الخ ” İlyas da şüphesiz elçilerdendi.Hani
      o halkına şöyle demişti.Siz hala şirkten ve günahlardan sakınmayacak mısınız ? Sizin de,
      gelip geçmiş atalarınızın da Rabbi olan Allah’ı,O yaratanların mükemmelini bırakıp hala
      Ba’l (adlı puta ) mı tapmaya devam edeceksiniz…” 1- ”Yaratanların en mükemmelini ” di-
      ye burada söyleyen hz.İlyas’tır..kur’an’ burada onun tevhit mücadelesini anlatıyor. 2-Yara-
      tanların en güzeli ve mükemmeli,takdir,tasvir ve şekil verenlerin en mükemmeli… 3- Allah,
      her şeyi yoktan mükemmel bir şekilde yaratır, insanın da,Allah’ın kendisine verdiği güç ve kabiliyet sayesinde yaratır ve icad eder,ama Allah gibi yoktan varatıp var edemez..”Arala-
      İarındaki fark budur.İşte bu nedenle ” Allah,yaratanların en güzeli ve mükemmelidir ” de- nilmektedir.. 43-DÜNYA OYUN VE EĞLENCE YERİ Mİ ? İDDİASINA CEVAP:DUHAN-38:
      وما خلقنا السماوات والارض وما بينهما لاعبين ” Biz,gökleri,yeri ve ikisinin arasındaki bütün varlıkları
      oyun eğlence olsun diye yaratmadık” ENBİYA-16:وما خلقنا السماء والارض وما بينهما لاعبين ” Biz,gö-
      ğü,yeri ve arasındakileri oyun eğlence olsun diye yaratmadık…. a) Dikkat edilirse,bu iki
      ayette gök cisimleri,yer ve bütün varlıkların ( evrenin ) yaratılışı konu edinilmiştir..Yani EV-
      REN ve bütün varlıklar Allah tarafından oyun ve eğlence olsun diye yaratılmamıştır…
      DUHAN-39.ayette ise,evrenin yaratılış gayesi şöyle anlatılıyor. ” ما خلقناهما الا بالحق الخ ” Evet,
      onları, (gökleri,yeri ve her şeyi,) hak ve hikmetle,ciddi maksat ve gayelerle yarattık .Ama
      onların (insanların ) pek çoğu bunu bilmezler..” İşte bu iki ayette evren,bir oyun eğlence olsun değil,hak,hikmet ve bir gaye için yaratılğı anlatılmaktadır.. Yani evrenin yaratılışı ko-
      nu edinilmiştir….. b) EN’AM-13: وما الحياة الدنيا الا لعب ولهو ولدار الاخرة خير للذين يتقون الخ ” Dünya
      hayatı ( bu geçici hayat ) bir oyun ve oyalanmadan başka nedir ki ! Elbette ahiret yurdu
      ( oradaki ebedi ve güzel hayat) fenalık ve kötülüklerden sakınanlar için daha hayırlıdır.Ha-
      la akıllanmayacak mısınız ? MUHAMMED-36: انما الحياة الدنيا لعب ولهو وان تؤمنوا وتتقوا الخ ” Dün-
      ya hayatı (buradaki geçici hayat ) sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir.Eğer siz iman
      eder ve kötülüklerden sakınırsanız,hem sizin mükafatlarınızı verir,hem de dünyada bütün
      mallarınızı da infak etmenizi istemez..” ÖZETLE, 1-DUHAN-38 ve ENBİYA-16.ayetlerde
      konu edinilen EVRENİN yaratılışıdır.Bu iki yerde evren,oyun ve eğlence olsun diye yara- tılmadığının hükmü vardır… 2- EN’AM-13 ve MUHAMMED-36.ayetlerde ise,konu edinilen evren ve içindekilerin yaratılışı değil,sadece dünya üzerindeki insanın geçeci hayatıdır….
      Bu nedenle hemen ayetin devamında ”.. Ahiret yurdu ( onun ebedi hayatı ) kötülüklerden
      sakınanlar için daha hayırlıdır.” ifadesi gelmiştir…Evrenin (maddenin) yaratılışı ile insanın
      dünya üzerindeki geçici hayatı ayrı şeylerdir.. EN’AM-13 ve MUHAMMED-36.ayetlerde kö- tülüklerden sakınanalar için ahiret hayatı,dünyanın düşük ve geçici hayatından daha ha-yırlı olduğunun vurgusu yapılmıştır.Çünkü dünya hayatı,ahiret hayatına göre çok kısa olup boş ve bir eğlence gibidir.. DUHAN-38.ve ENBİYA-16. ayetlerin konusu evrenin yaratılışı,
      EN’AM-13 – MUHAMMED-36.ayetlerin konusu ise,yaratılışı değil,dünyanın geçici hayatıdır.
      Bu iki konu birbirinden tamamen ayrıdır…Peki,bunun neresinde çelişki vardır.? Saygılar..

    • feka dedi ki:

      bak kardeşim çelişkili denilen ayeti akıl kılıfına sokup bakın mantıklı diyebilmişsin , fakat anlamadığınız yada korkarak kaçtığınız ve aslında asıl çelişki olan şeyi görümüyorsunuz ..bu çelişki denilen ve senin açıklamaya çalıştıklarını bir insan deseydi, bizde çelişki deseydik ,sende açıklasaydın .şöyle diyebilirdik evet hatalı yaılmış ama mantıklı oldu sen deyince ..ama bunu allah ın yazdığını söylüyorsun ya ,işte allahın yazdığı bir şeyde biz bu yanlış ,hatalı ,yada hatalı gibi görünen bile bir cümle bulamamalıydık .böyle olmalıydı ..ama bakıyorum ki bu güzel çalışmalara ve çoğuna açtım netten kuran meallerine baktım .ve evet bunlar ciddi çelişkilerdir dedim . hepsine mantıklı bir cevap bulsan bile ,böyle olmamalıydı çok daha açık ,anlaşılır kimsenin şüphelenemeyeceği gibi olmalıydı .. böyle olmadığı içindir ki yüzlerce çelişki bulunabiliyor 1400 sene önceki bize göre çok daha az bilgisi olan bir insan derlediği ve yazdığı için bunca saçma geliyor . ..

  2. Onur dedi ki:

    EN BÜYÜK ÇELİŞKİ:

    18. çelişkide Ay2ın nur olmasına laf edilmiş. Karderşim bunun neresinde çelişki var? nur demek, bembeyaz ışık demektir. Ay da zaten böyledir. Ay’ın ışığını güneşten alması ya da almaması, yani ne alaka anlamadım?

    Bir de denmiş ki, ölünün dirilmesi, denizin yarılması, bilimdışıdır. Kardeşim, zaten ateistler ve materyalistler için EN BÜYÜK ÇELİŞKİ, kur’an’ın inmesidir, yani bizzat Kur’an’ın kendisidir, peygamberdir, vahiydir, tanrıdır, ölümden sonra yaşamdır. O nedenle boşu boşuna ayet ayet çelişki aramayın. siz zaten topyekün inanmıyorsunuz. (Zaten çelişki diye getirilen ayetlerde de çelişki falan da yok, yüzeysel anlam farklılıkları)

    • bilal dedi ki:

      ”Kötülük Allah’tan mı ? İddiaya karşı yukarıda yazılan cevabın devamı: Allah’ın koyduğu doğa
      kanunları gereği açısından her şey Allah’tandır. Elini ateşe sokmak,sağlığa zararlı maddeleri
      kullanmak veya tehlikelere atılmak gibi sorumluluk taşıyan olumsuz tutum ve davranışlar sebebiyle
      başa gelen kötülükler insanın kendisindendir.Çünkü söz konusu tehlikelere atılmasaydı kötü sonuçlarla karşılaşmazdı. İşte;78. ayet;Allah’ın yarattığı doğa kanunları gereği, قل كل من عند الله
      her şey Allah tarafındandır. Tehlikelere atılmak veya olumsuz tutum ve davranışlarda bulunmak
      suretiyle sorumluluk taşıyan kötü şeylerin müsebbibi ise,insanın kendisidir.Bu nedenle 79.ayete,
      فمن نفسك ifadesi kullanılmıştır.Çünkü bu durumda onu tehlikeye sokan Allah değil,kendisidir.Ve
      böylece kötülüklere sebep olan insanın nefsi ile yalnış tutum ve davranışlarıdır. Yukarıda geçen
      bir yazıda,”berk çakan” adlı bir yorumcu şöyle diyor.Neden”kötülük nefisten,iyilikte Allah’tan” di-
      ye ayete geçiyor? Evet nefis; bencilik,enaniyet ve her türlü menfi tutum ve davranışların kay-
      ğıdır. Mesela,Meleklerde nefis,bencilik ve gurur olmadığından Allah’ın emrine itiraz etmeden
      ilk insan olan Hz.Adem şahsında bütün insanlara saygı gösterdiler.Şeytan da,nefsini değil,Yüce
      Allah tarafından kendisine verildiği akıl yeteneğini kullanmış olsaydı,itirazda bulunmayacak ve
      dolayısıyla cezayı hak etmeyecekti.O nefsinin isteği doğrultusunda hareket ederek,insana
      üstünlük tasladığından başına kötülük geldi. İşte,doğa kanunları gereği her şey Allah’tandır.
      Fakat kötülüğün yaratılmasına vesile olan insanın kendisidir.Bu nedenle;aklın ürünü olan iyilikler
      Allah’a, nefsinin ürünü olan kötülkler de nefse isnat edilmiştir. Dolayısıyla,ayetlerde
      hiç bir çelişki yoktur.Çelişki, kur’an-ın arapça orjinal metnini bilmeyen art niyetli insanların kafa-
      sındadır.Çünkü gayeleri gerçeği bulmak değildir. Yukarıda konu ile ilgili kısa bir açıklama yapan
      ”Onur” kardeşim de güzel bir yazı yazmıştır.Allah kendisinden razı olsun. Saygılar.

    • bilal dedi ki:

      NOT; Yazdığım ilk yazıda Ayetin meali eksik yazılmıştır.Nisa suresi Ayet 78; Dğrusu şöyeldir;
      ……….Kendilerine bir iyilik dokunsa bu Allah’tandır derler,başlarına bir kötülük gelince de bu
      sendendir derler…. (düzeltme)

    • Umut dedi ki:

      Kardeşim; Askere gidince teğmenin karşısına geçip bu böyle olmaz komutanım böyle olmalı diyemiyorlar, çünkü adam anında yapıştıracak ağzının ortasına, ne de olsa karşılarında boyutları belirli, rütbe sahibi biri var :))) “Allah olsaydı görürdük” diyip havayı görmeden havanın varlığına inanmak çelişkisi nasıl birşeydir? Aslında Atmosfer’de ” var olduğu varsayılan” bir şey değil mi? Var mı? Biri gösterse de görsek dimi? Burnu olmayan birine koklat koku alsın, gözü olmayan görsün, sağır olan işitsin! sende Allah’ı algılayacak organ yoksa algılayamazsın!!! Bir Kafirun okuyacaksın ardından da;
      1. ulâike : işte onlar
      2. ellezîne : onlar, o kimseler ki
      3. tabe allâhu : Allah mühürledi, tabetti
      4. alâ kulûbi-him : onların kalplerinin üzerini, kalplerini
      5. ve sem’ı-him : ve onların işitme hassaları
      6. ve ebsâri-him : ve onların görme hassaları
      7. ve ulâike : ve işte onlar
      8. hum el gâfilûne : onlar gâfil olanlardır

    • feka dedi ki:

      1400 sene öncesinin arabı ayın güneşin ışığını yansıttığını bilmiyordu .ve onu nur ( bembeyaz ışık ) diye nitelendirmesinde bir gariplik yok . ama ayı yaratan allah yazsaydı bunu ,nur yansıtan diyebilirdi mesela ..nur demek yerine .. böyle yüzlerce şeyin tamamen o zamanın arabın gözlerine kulaklarına yaşayışlarına kültürlerine göre söylenmesi .günümzde aklı başında insan için çelişkiden yada eskilerin masalı olmaktan ileri bişey değildir .materyalistler için en büyük çelişki kuranın inmesi değil .kuranın hiç inmemiş ,bir insan yada insanlar tarafından yazılmış olmasına rağmen inmiş gibi anlatılmasıdır .

  3. toprak2012 dedi ki:

    sizin bu yazdıklarınızdan islamı anlamadığınız anlaşılıyor. ateistlikten öte bilim le akılla henüz anlayamadığınız konuları çelişki deyip geçtiğiniz anlaşılıyor . arapçayı bilmeden dil konusunda ahkam kesdiğiniz anlaşılıyor diğer kitaplara kuranın bakışını bilmideğiniz de görülüyor . oysa sizin gibi ebu cehiller vardı onlar mucize istiyorlardı gösterilince gene inanmıyorlardı iman biraz da nasip meselesi demekki .sizin yazdıklarınızı yorumlamakta yanlış ama size belki faydası olur diye yazıyorum

    • kemal dedi ki:

      iman zor değil iman etmek için arayışa girenlere.rabbim her kuluna işitme görme ve duymayı vermiştir.sen sen görmek istersen ne duymak istersen ona göre yol alırsın.amma varırsın amma varanazsınsen sadece yola koyulursun.yani derdin ne ise ona merhem olacak şeyler arasın.derdi doğruyu aramak olan insan doğruyu bulur ve rabbimde ona yardım eder.doğruyu aramak gibi derdi olyana ise dağlar yürüse,güneş kararsa yinede doğruyu göremez.tur dağı üstlerine kaldırılan israil oğulları gibi.

  4. Kenan dedi ki:

    Yani göz göre göre bu çelişkileri kabul etmeyenlere şaşıyorum. Bir ayette x olan bir emir diğer bir ayette y oluyor. Kaldıki emirleri veren de kim belli değil. Açın gözlerinizi biraz inanmak için ilk önce sorgulamanız lazım , sorgulamadan inanılan şeylerde zaten körü körüne inanılan şeylerdir.

    • uğur dedi ki:

      kenan said bak islama hakkaret etme kimse etmesin baktınız hiç bir hata yok gidip sallama şeyler yazmayın ALLAH size öbür dünyada bunların hesabını alır akıllı olun müslüman olun sizi ALLAH a havale ediyorum ALLAH sizi nasıl biliyorsa öyle yapsın bak adam akıllı bilimsel ayet yazıyorum kafanın bir tarafına sokun…. KARANLIĞINYARATILMASI

      “Görmediler mi, Biz geceyi onda sükun bulmaları için, gündüzü de aydınlık(la görsünler) diye yarattık. Şüphesiz, iman eden bir kavim için bunda ayetler vardır.” (Neml Suresi, 86)

      Dikkat edilirse ayette gecenin özel olarak yaratıldığı bildirilmektedir. Bundan kısa bir süre öncesine kadar bilim adamları evrendeki yıldız sayısını ve ürettikleri ışığı hesapladıklarında evrenin aslında sürekli aydınlık olması gerektiği sonucuna varmışlar ve karanlığın sebebini anlayamamışlardı. Bu konu ancak karadeliklerin keşfiyle açıklığa kavuştu. Çünkü evrenin her yerine dağılmış olan karadelikler, sahip oldukları korkunç çekim alanlarıyla yıldızların ürettiği ışınları büyük ölçüde yutmakta ve karanlığa sebep olmaktadırlar. Bir başka deyişle, karanlık özel olarak üretilmekte yani “yaratılmaktadır”.

      GERİ DÖNDÜREN GÖK

      Kuran-ı Kerim’de, Tarık Suresi’nin 11. ayetinde gökyüzünün “geri döndürücü” özelliğinden şöyle bahsedilir:

      Dönüşlü olan göğe andolsun. (Tarık Suresi, 11)

      Kuran meallerinde “dönüşlü” olarak tercüme edilen “rec’i” kelimesi, “geri çeviren” ya da “geri döndüren” anlamlarına gelmektedir.

      Bilindiği gibi Dünya’yı çevreleyen atmosfer pek çok katmandan oluşur. Her katmanın, canlılığın yararına yönelik önemli bir görevi vardır. İncelendiği zaman her tabakanın kendisine ulaşan madde ya da ışınları uzaya ya da yeryüzüne geri döndürme özelliklerinin olduğu anlaşılmıştır. Burada atmosfer katmanlarının geri döndürme özelliğini birkaç örnekle inceleyelim.

      Örneğin 13 ile 15 km yükseklikteki Troposfer tabakası, yeryüzünden yükselen su buharının yoğunlaşıp yağış olarak yere geri dönmesini sağlar. 25 km yükseklikteki Stratosferin alt tabakası olan Ozonosfer, uzaydan gelen radyasyon ve zararlı ultraviyole ışınlarını yansıtarak, yeryüzüne ulaşamadan uzaya geri dönmelerini sağlar. İyonosfer tabakası da yeryüzünden yayınlanan radyo dalgalarını bir uydu gibi yeryüzünün farklı bölgelerine geri yansıtarak, telsiz konuşmalarının, radyo ve televizyon yayınlarının uzak mesafelerden izlenebilmesini sağlar. Manyetosfer tabakası ise, Güneş’ten ve diğer yıldızlardan yayılan zararlı radyoaktif parçacıkları, yeryüzüne ulaşmadan uzaya geri döndürür.

      Gökyüzü tabakalarının henüz yakın bir geçmişte keşfedilen bu özelliğinin yüzyıllar öncesinden Kuran’da belirtilmesi, Kuran’ın Allah’ın sözü olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır.

      GÜNEŞ

      …Güneş’e, Ay’a ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O’nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir. (Araf Suresi, 54)
      Dünya’dan 150 milyon km. uzakta olmasına rağmen, Güneş bizim için gerekli olan enerjiyi kesintisiz olarak ulaştırır.

      Bu dev enerjili gök cisminde hidrojen atomları devamlı olarak helyuma çevrilmektedir. Her saniye 616 milyar ton hidrojen, 612 milyon ton helyuma çevrilmektedir. Bu esnada dışarı salınan enerji 500 milyon hidrojen bombasının patlamasına denktir.

      Dünya’da hayat Güneş’ten gelen enerjiyle sağlanır. Yeryüzündeki dengenin devamı ve canlılık için gereken enerjinin %99 ‘u Güneş’ten sağlanır. Söz konusu enerjinin yarısı gözle görünür ve ışık olarak alınır. Geriye kalan enerjinin büyük bir kısmı gözle görülmeyen, ama sıcaklık biçiminde ortaya çıkan kızıl ötesi ışınlardır.

      Güneş’in bir özelliği de çan gibi genleşip salınmasıdır. Bu olay her beş dakikada bir tekrarlanmakta Güneş’in yüzeyi bu sırada saatte 1080 km. hızla, 3 km. kadar bize doğru ilerleyip sonra geri dönmektedir.

      Güneş, Samanyolu’nu oluşturan 200 milyar yıldızdan biridir. Dünya’dan 325.500 defa büyük olmasına rağmen, evrendeki küçük yıldızlardan sayılmaktadır. Çapı 125 bin ışık yılı olan Samanyolu’nun merkezine 30 bin ışık yılı uzaklıktadır. (1 ışık yılı= 9.460.800.000.000 km.)

      GÜNEŞ’İN YOLCULUĞU

      “Güneş de, kendisi için (tesbit edilmiş) olan bir müstakarra (karar yerine) doğru akıp gitmektedir. Bu üstün ve güçlü olan, bilenin takdiridir.” (Yasin Suresi, 38)

      Astronomların hesaplarına göre Güneş, içinde bulunduğu galaksinin hareketi nedeniyle, Solar Apex adı verilen bir yörünge boyunca Vega Yıldızı’na doğru saatte 720.000 km.’lik bir hızla yolculuk etmektedir. (Bu, kaba bir hesapla Güneş’in günde 720.000×24=17.280.000 km. yol katettiğini gösterir. Tabi ona bağlı olan Dünyamızın da…)

      YEDİ KAT GÖK

      “Allah yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı.” (Talak Suresi, 12)

      Dünya atmosferinin yapısı, Kuran’ın işaret ettiği gibi, başlıca yedi bölümden meydana gelir. Atmosferde katları birbirinde ayıran yüzeyler bulunmaktadır. Encyclopedia Americana’nın (9/188) verdiği bilgiye göre, sıcaklığa bağlı olarak yerden itibaren şu katlar sıralanır.

      1.Kat Troposfer: Kalınlığı kutuplarda 8 km. ekvatorda 17 km’ye kadar ulaşır. Bu kat bulutların büyük bir bölümünü kapsar. Sıcaklık yükseltiye bağlı olarak kilometrede 6.5°C azalır. Bu katmanın Tropopoz diye adlandırılan ve hızlı hava akımlarının olduğu kısımda sıcaklık -57°C’de sabit kalır.

      2.Kat Stratosfer: 50 km yüksekliğe ulaşır. Burada mor ötesi ışınlar soğurulduğu için ısı açığa çıkar ve sıcaklık 0°C’ye kadar yükselir. Bu soğurma sırasında ısının yanında Dünya için hayati önem taşıyan ozon tabakası da ortaya çıkar.

      3.Kat Mezosfer: Yüksekliği 85. km’ye kadar çıkar. Burada sıcaklık -100 C’ye iner.

      4.Kat Termosfer: Sıcaklık giderek yavaşlayan bir tempoda artar.

      5.Kat İyonosfer: Bu bölgedeki gazlar iyon halinde bulunur. Radyo dalgalarının İyonosfer tarafından tekrar Dünya’ya gönderilmesi sayesinde yeryüzündeki iletişim sağlanır.

      6.Kat Ekzosfer: 500 ila 1000. km’nin ötesinde, özellikleri tamamen Güneş’in etkinliklerine göre değişen tabakadır.

      7.Kat Manyetosfer: Burası Dünya’nın manyetik alanın kapladığı büyük bir boşluğu andıran alandır. Enerji yüklü atom altı parçacıklar Van Allen Kuşakları olarak adlandırılan bölgelerde tutulur.

      Aynı kaynakta sayıldığı üzere yer kabuğunun katmanları da 7 bölümden oluşur:

      1.Kat Litosfer(su)

      2.Kat Litosfer(kara)

      3.Kat Astenosfer

      4.Kat Üst manto

      5.Kat Alt manto

      6.Kat Dış çekirdek

      7.Kat İç çekirdek

      DÜNYA’NIN YUVARLAKLIĞI

      Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor. (Zümer Suresi, 5)

      Kuran’ın evreni tanıtan ayetlerinde kullanılan ifadeler oldukça dikkat çekicidir. Üstteki ayette “sarıp örtmek” olarak tercüme edilen Arapça kelime “tekvir”dir. Bu kelimenin Türkçe karşılığı, “yuvarlak birşeyin üzerine bir cisim sarmak”tır. (Örneğin Arapça sözlüklerde “başa sarık sarma” gibi yuvarlak cisimleri içeren fiiller için bu kelime kullanılır). Ayette, gecenin ve gündüzün birbirlerinin üzerlerini sarıp-örtmeleri (tekvir etmeleri) konusunda verilen bilgi, aynı zamanda Dünya’nın biçimi konusunda kesin bir bilgi içermektedir. Ancak ve ancak Dünya’nın yuvarlak olması durumunda bu ayette ifade edilen fiil gerçekleşebilir. Yani 7. yüzyılda indirilen Kuran’da Dünya’nın yuvarlak olduğuna işaret edilmiştir.

      Unutmamak gerekir ki, o dönemdeki astronomi anlayışı Dünya’yı daha farklı algılıyordu. O dönemde Dünya’nın düz bir satıh olduğu düşünülüyordu ve tüm bilimsel hesap ve açıklamalar da buna göre yapılıyordu. Kuran’da ise o zamanın yanlış bilgileri ile ilgili hiçbir ifadeye rastlamayız. Aksine Kuran ayetleri bize henüz bu yüzyılda öğrendiğimiz bilgileri vermektedir. Kuran Allah’ın sözü olduğu için evreni tarif ederken olabilecek en doğru kelimeler kullanılmıştır.

      DAĞLARIN DEPREMLERİ ENGELLEMESİ

      “O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi…” (Lokman Suresi, 10)

      “Biz, yeryüzünü bir döşek kılmadık mı? Dağları da birer kazık?” (Nebe Suresi, 6-7)

      Jeolojik bulgular sonucunda dağlar hakkında edinilen bilgiler Kuran ayetleriyle tam bir paralellik içindedir. Dağların en önemli özelliklerinden birisi birbirine yaklaşarak sıkışan yer tabakalarının birleşim noktalarında yükselmeleri ve bu tabakaları sabitlemeleridir. Bu özellikleriyle dağlar tahtaları birarada tutan çivilere benzetilebilir.

      Bunun yanında dağların yerkabuğunda yaptığı basınç, Dünya’nın merkezindeki mağma hareketlerinin etkisinin yeryüzüne ulaşarak yerkabuğunu parçalamasına engel olur.

      Evrendeki bütün temel parçacıkların antimadde kopyaları vardır. Antimaddeler aynı kütleye sahiplerdir, fakat zıt yükler taşırlar. Bu nedenle madde ve antimadde temasa geçtiklerinde enerjiye dönüşerek yok olurlar.
      YARATILIŞTAKİ ÇİFTLER

      “Yerin bitirmekte olduklarından, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) yücedir.” (Yasin Suresi, 36)

      Erkeklik dişilik, “çift” kavramının bir karşılığı olmakla birlikte, ayette bahsedilen “bilmedikleri nice şeylerden” ifadesi daha geniş bir anlam içermektedir. Nitekim maddenin çiftler halinde yaratıldığını ortaya koyan İngiliz bilim adamı Paul Dirac, 1933 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı. “Parité” adı verilen bu buluş, maddenin anti madde denilen bir çifti olduğunu ortaya koymuştur. Anti-madde, maddenin tersi özellikler taşır. Örneğin maddenin tersine anti-maddenin elektronları artı, protonları da eksi yüklüdür.

      DENİZLERİN BİRBİRİNE KARIŞMAMASI

      Akdeniz’de ve Atlas Okyanusu’nda büyük dalgalar, güçlü akıntılar ve gel-gitler vardır. Akdeniz’in suyu, Cebelitarık Boğazı’nda Atlas Okyanusu ile karşılaşır. Ama bu karşılaşma sonucu kendi sıcaklık, tuzluluk ve yoğunluk özellikleri değişmez. Çünkü iki deniz arasında görülmeyen bir sınır vardır.
      “Birbirleriyle kavuşup karşılaşmak üzere iki denizi salıverdi. İkisi arasında bir engel (berzah) vardır; birbirlerinin sınırı geçmezler.” (Rahman Suresi, 19-20)

      Yukarıdaki ayette, bilinen iki su kütlesinin birbirleriyle karşılaşıp birleştiği fakat bir engel sebebiyle karışmadıkları vurgulanmaktadır. Bu nasıl olabilir? Normalde beklenen iki denizin birbirleriyle karşılaştığında sularının karışarak hem tuzluluk oranlarının hem de ısılarının eşitlenmeye doğru gitmesidir. Oysa olay böyle olmamaktadır. Örneğin Akdeniz ve Atlas Okyanusu, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu birbirleriyle görsel olarak birleşseler de suları birbirine karışmamaktadır. Bunun sebebi aralarındaki bir engeldir. Bu engel ise “yüzey gerilimi” olarak bilinen kuvvettir.

      DEMİRDEKİ İKİ ŞİFRE

      Demir, Kuran’da dikkat çekilen elementlerden biridir. Kuran’ın “Hadid”, yani “Demir” adlı suresinde Allah şöyle buyurmaktadır:

      …Ve kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri de indirdik… (Hadid Suresi, 25)

      Ayette, demir için özel olarak kullanılan “enzelna” yani “indirme” kelimesi, mecazi olarak insanların hizmetine verilme anlamında düşünülebilir. Fakat kelimenin, yağmur ve güneş ışınları için kullanılan “gökten fiziksel olarak indirme” şeklindeki gerçek anlamı dikkate alındığında, ayetin çok önemli bir bilimsel mucize içerdiği görülmektedir. Çünkü modern astronomik bulgular, Dünya’daki demir madeninin dış uzaydaki dev yıldızlardan geldiğini ortaya koymuştur.

      Sadece Dünya’daki değil, tüm Güneş Sistemi’ndeki demir dış uzaydan elde edilmiştir. Çünkü Güneş’in sıcaklığı demir elementinin meydana gelmesine yeterli değildir. Demir ancak Güneş’ten çok daha büyük yıldızlarda, birkaç yüz milyon dereceye varan sıcaklıklarda oluşabilmektedir. Nova veya Süpernova olarak adlandırılan bu yıldızlardaki demir miktarı belli bir oranı geçince, artık yıldız bunu taşıyamaz ve patlar. Bu patlama sonucu, içinde demir bulunan gök taşları uzaya dağılır ve bir gök cisminin çekimine yakalanıp çarpana kadar boşlukta dolaşır.

      Bilimsel bir kaynakta bu konu ile ilgili olarak şu bilgiler yer almaktadır:

      Daha yaşlı Süpernova olaylarını gösteren deliller de vardır: Deniz tabanında biriken demir-60 yaklaşık 5 milyon yıl önce Güneş’ten 90 ışık yılı uzaklıkta meydana gelen bir Süpernova patlamasının delili olarak yorumlanmıştır. Süpernova patlamasında oluşan demir-60, 1.5 milyon yıl yarılanma ömrü olan radyoaktif bir izotoptur. Dünya’nın yeraltı katmanlarında bulunan demir-60 izotopu yakın uzayda bulunan elementlerin nükleosenaaa geçirip, önce Dünya atmosferine oradan da yeraltı katmanlarına saplanması sonucu oluşmuştur. (Linkleri Üyelerimiz Görebilir. UslanmaM Üyeliği İçin Tıklayın)

      Tüm bunlardan anlaşılacağı gibi demir madeni Dünya’da oluşmamış, gök taşları vasıtasıyla Süpernovalardan taşınarak, ayette Allah’ın bildirdiği gibi “Dünya’ya indirilmiştir”. Bu bilginin Kuran’ın indirilmiş olduğu 7. yüzyılda bilimsel olarak tespit edilemeyeceği ise açıktır. Ancak bu gerçek, herşeyi sonsuz bilgisiyle kuşatan Allah’ın sözü olan Kuran’da yer almaktadır.

      Bunun yanı sıra içinde demirden bahsedilen Hadid Suresi’nin 25. ayeti oldukça ilginç iki matematiksel şifre içermektedir: “El-Hadid” Kuran’ın 57. suresidir. “El-hadid” kelimesinin Arapçadaki sayısal değeri, yani ebcedi hesaplandığında karşımıza çıkan rakam da aynıdır: “57”. Sadece “hadid” kelimesinin sayısal değeri 26’dır. 26 sayısı ise demirin atom numarasıdır.

      • Naturelist dedi ki:

        Ugur Kardesim bak nede güzel Harun Yahya Sarlatanindan alip yapistirmissin! sen bir anda herseyi evreni aciklayip cözmüssün nobel ödülüne layiksin? kaldiki bunu bilim adamlari hala bir teoridir söylüyor, vede gelecekte daha baska teoriller ortaya atilabilir baska buluslar yapilabilir.. ee sizde ozaman efendim o öyle degilde bu sekildedir diyeceksiniz nasil olsa hersey kuranda yaziliymis. Apacik ve her kulun anlayabilecegi belirtilen kuran neden hadis kitaplarina gerek duyulmustur? 10 bin sene sonra dünya halini kuran,dan kesfedipte bizlere simdiden anlatirsan rahatliyacagiz . Ha birde su var, nedense bilimi dine alet ediyorsunuz kurani bilim kitabiymis gibi göstermeye cabaliyorsunuz, senin müslüman ülkeleri bilimde teknolojide demokraside diger alanlarda geri kalmistir yada kactane bilimadamlari ödüller kazanmistir? ne yazik,ki hala orta cagdan kalma yöneltilen ülkeler var tabiiki dünyada 240 bin cami,den bunun 2/3 yani Türkiyede 80 bin cami okul 67 bin vede hastane sayisi 12oo ? (bin ikiyüz) olursa gelisirmi böyle bir ülke? sonucu,da solugumuzu yabanci ülkelerde aliriz ve daha coook alacagiz Almanya, Fransa, Hollanda, Amerika, vs. konsolosluklarinda vize almak icin kuyruklara girecegiz! benim vatanimda bunlarin tersi olsaydi simdi bizler su an gurbette olmayacaktik artik istenmeyen millet olduk cünkü davranisimizla yaptiklarimizla adamlari biktirdik? pekii bunlar gercek degilmi? ama sizler bunlari görmek istemessiniz hala ortacaga heveslenip dönmek istersiniz. Sayenizde,de gelisirmi böyle bir ülke.. hayir tabiiki gelismez okul sayisi ne zam cami sayisini ona katlar ozaman o ülke gelisir derim. Iste dinin getirdigi zararlar,dan bir örnegi ne zaman uyanacagiz!

      • Fikret dedi ki:

        bunlar hepsi palavra gercek olan muhammedin bütün hayati üc seye bagliydi PARA KADIN VE YEMEK ha unutmayalim birde kiz cocuklari cok ama cok severdi umarim anlarsiniz.

    • eray dedi ki:

      kardeşim bizim dinimiz mantık dini degil oldugunu biliyorum neden dersen
      peygamber lerin ALLAH suhan tela tarafından nasıl gönderildigi ap acık
      dusun fıraun nemrut nuh kavvımı cok buyuk hukumdar deve cobanına
      tabı olacak neresi mantıklı namazın bır gecede 5 vakıt farz olunusu bır cok örnek vere bilirim
      bırde su ornegı söyleyelim kişi 1 kılo uzumle eve gitsin kışi 1 sarap la
      eve gitsin 1 sevap digeri gunah ikisininde ham mattesi üzüm

      selamun elykum

  5. bekir dedi ki:

    az kafa yorsan anlardın neyin neolduğunu çelişki çelişki hiçbirinde çelişki felan yok ben bile okudumda gülüyorum sanmaki hirbirini anlamıyorum yazdıklarının hepsine verecek bir cvbım var bu cvplarda en kısa süre içerisinde blog olarak geri dönecektir sen kur-an okumaya devam et çelişki diye belirtiklerini araştırmaya devam et birgün okuya okuya iman edeceksin zaten

    • uğur dedi ki:

      çok güzel demişsin azına sağlık

    • ateist dedi ki:

      muhammed istediği karıyı almış kuranda belirtiyo bunlarıda sizde alın maem karınız izin verirse :DD dağa cıkıp cıkıp yazmış ne istiyosa oh ne lüks :D Allah ona helal kılmış yaaa, cennet var ama napcakki karı kızı muhammed dimi, niye almış ki hepsinii, nasıl olsa cennette var hayali cennette :D

    • Fikret dedi ki:

      BOK IMAN EDECEGIM senin ahmedine iman etmektense ben cehenemi seve seve secerim ahmed bey hepinizi kazikladi.

  6. namename dedi ki:

    Allah hidayete erdirsin demekten başka bişey bulamıyorum. Kuran ilmi böyle 3-5 tane ayeti okuyup kendi kafana göre yorumlamakla edinilecek bir ilim değildir. çelişki dediğiniz her ayetin altına tefsirlerden de örnekler koyunda yine aynı şeyler çıkarsa ortaya düşüncenizde ısrar edersiniz. Kuran hakkında bilgisiz oluşunuz çelişkilerinizden ortaya çıkıyor.

    • ateist dedi ki:

      sizin yobazlıgınızdan, kuranı arapca okuyp bi halt sanıyosunuz, ne ögretiyo he? hepsi yanlış takvimi bile yanlış hatalı, Allah yanlış yaparmı? kusursuz yarattıgı kullarına karşı böle saçma bi kitap verirmi, o zman Allaha göre kadınlar kinci şahıs erkek istediği kadar evlenir, 9-10 yaşındaki kızla bile evlenmek caizdir , bırakın yaa bu 1500 sene önceki muhammedin kendi yazdıgı kuranı,

      • Umut dedi ki:

        Bi gözlerini kapat da hayal et düşün ki Allah söyle bakalım ateist bir daha söyle dedi!!! Allah Seni ıslah etsin inşallah Allah kalbine doğruyu göstersin

  7. noname dedi ki:

    şu yorumları okuyorum da ne güldüm be :D Apaçık kitapta neler yazmış neler! Koskoca allah yemin ediyor, lanet ediyor, önce ben hata yapmam diyor sonra gerekirse değiştirirm diyor.. diyor da diyor.Buna kim inanır? Cehil müslümler inanır :D

    • uğur dedi ki:

      sen kim oluyorsunda müslümanlarla dalga geçip gülüyorsun çabuk bütün müslümanlardan özürdile özürdilemezsen yürek varsa numaranı yaz ben sana o zaman gülücem ALLH seni bildiği gibi yapsın sen kim oluyorsunda kuranı adam akıllı okumadan dalga geçiyosun kafir müşrik tam sopalıksın dua et ALLAHa biz müslümanız telefonunu yazmayı un
      utma….

      • Naturelist dedi ki:

        Sizler iste böylesiniz bir türlü gercekleri göremeyipte birde tehditler savurursunuz kimse kimseye sopaliktir diyemez! ama olsa olsa ancak senin gibi örümcek kafali dinciler söyler. Sen kendini orta cagda,mi sandin Allahin kulu! beynini yika kurtul pisliklerden, varligi olmayan bir Tanri icin sizler insanlari katledersiniz! senin gibileri kafirdir aslinda yanlis yola gidip Kabe,deki Tas putlara tapanlar sizlersiniz! islamdan önce nasilsa simdide aynisi degisen birsey yok. Tarih oku anlarsin, zaten araplarin nasil türkleri katlederek genclerini köle, karilarini kizlarini cariye alarak senin anlayacagin dilde istedigi gibi kullanilabilir! Allahin ganimeti demislerdir ve Türklere zulümler yaparak müslümanlastirilmistir. Araplar senin gelmisini gecmisini ……….r sen hala daha önünü göremeyecek kadar körsün! uyan kardesim uyan!! su araplarin ne iyiligini gördük. Cok hevesleniyorsunsa cekip irana arabistana afganistana pakistana gidebilirsin ülke coook yeterki sen iste, senin gibi niyeti bozuk olanlara ihtiyacimiz yok! Türkiyeyi sizler bu hale getiriyorsunuz! Insanlarin degerini varligi olmayan bir Tas Put (Hacerü’l-Esved) Tanriyla üstün tutuyorsunuz yazik sizlere.

      • ateist dedi ki:

        edit Allahın yazdıgını ne bilion kuranı?? bende o devirde olsam cıkardım dağa bende yazardım ne var, ondan kaç sene önce medeniyeti keşfetmiş toplumlar var, bu kadar geri kafalı değillerdi bee, arabistanın cariyelik kıoşullarına göremi yaşıcaz, Allah bunumu reva görüyo kullarına?

      • Fikret dedi ki:

        siz bir hiyara tapiyorsunuz o hiyarda ne vardir anlamadim gitti

  8. calvuss dedi ki:

    Hiç kimse anasından ateist doğmuyor.Açın gözlerinizi yada at gözlüklerini çıkarın.Şu kuranı korkularınızı bir kenara bırakarak sorgulayarak bir okuyun.Bu kadarmı korkuyorsunuz cehenneme gitmekten.
    Yok olup gitmek fikri çok mu canınızı sıkıyor.
    Gerçeğin ne kadarına dayanabileceksiniz.

    • FERHAT dedi ki:

      sen olaya kör gözlerınle bakmasan varsa saglam bı delılın göster mesela kutsal kitap Kuran gibi yoksada bos bos konusup mılletın canını sıkmayın. Burda söylenen sözler sızın gıbılerın kurtulusu ıcın yok olup gıdecegıne ınanıyorsan kendını bıyolajık bı yaratık olarak göruyorsan hıç yasama dunyanın cefasını cekmeye ne gerek var vallahada bıllahada sızın gıb emın olsam bı dakka durmam atarım kendımı yasamam ne gerek var bu dunyada çile cekmeye

      • tommy dedi ki:

        Delili senin delilin anlamadınmı daha? Adamcağız bizede kitap geldi işte burda yazıyor demiyorki. Senin açından inanman için sana gelen kitap gibi birşeymi lazım inanman için adamın yazdıklarına veya savunduklarına? Bilimsel olarak kör olmak görememektir adam yazı yazdığına göre görüyor kör değil demektir. Zira sende kör değilsin bu bağlamda. Neden mistik bir görebilmeden bahsediyorsun? adam kör göremedi inanamadı da seninmi sadece gözün açık ta görüyorsun ak koyun kara koyunu? Komik adamlarsınız ya. Savunucaksın diye birşeyleri kendini maymun etme bence bilimsel yaklaş olaya daha çok kazanırsın tezinde.

    • Naturelist dedi ki:

      Bunlarin at gözlüklerini cikartsak dürbün,de versek yinede göremezler, cünkü beyin diye bir organ var, o organa körlük virusu yerlestimi ozaman göremezler!
      Pekii bu nezaman oluyor; Tarikatlar,da Camiler,de kücük cocuklarin beynine tecavüz ediliyor!
      Bakiniz Türkiye Tarikatlari: http://www.arsiv.lekolin.com/modules.php?name=News&file=article&sid=791

  9. hokabas dedi ki:

    bir şeyi yapmak çok zor ama tahrip etmek çok kolaydır. Ayrıca yüzeysel bakış gerçeği göremez. Kur’an 23 yılda peyder pey indirilmiştir. Bir anda komple kitap halinde inmemiştir. Sizin Kur’an’ı tam anlayabilmeniz için siyer okumanız gerekir. Hangi olay sonrası hangi hikmete binaen ayetler inmiştir ona bakmanız lazım. Ayrıca din de ilim gerektiren bir konudur. Siz ilköğretim 1. sınıf matematik dersini görüp daha sonra üniversitedeki yüksek matematik derslerini incelemeye çalışırsanız yapılan işlemlere hiç akıl sır erdiremez ve bu derste çok çelişkiler mevcut dersiniz. Ama kafanıza takılan soruyu işin uzmanına götürdüğünüz takdirde size çok tatmin edici cevaplar verecektir. O yüzden sadece mealden yola çıkarak sonuca varmanız mümkün değildir. Bu hususta hakikaten samimi iseniz tefsir okuyun. Meal sadece tercümedir dini konularda ihtisas yapmış insanlara yukarıda sözüm ona çelişkileri sorduğunuzda aslında her birinin çok mantıklı olduğunu göreceksiniz. ama tek isteğim samimi olmanızdır…

    • berk çakan dedi ki:

      kuranı öle kolay anlıamazsınız demişsin.ama kuranın insanlar anlasın die çok kolay bir dille gönderildii sölemior kurandada

      • berk çakan dedi ki:

        işin uzmanı cevaabı demişsin.işin uzmanlarının onlarca telvizyon programında kiytlendiini gördüm

    • Özgür dedi ki:

      İlköğretim 1. sınıftada üniversitede de 2+2=4 eder. Bir de bu yönüyle bak bakalım. Hadi şunu da mantıklı olarak açıkla bakayım: Kuranda Kölelik niye sonlandırılmıyor ve Hz.Muhammed’e özellikle kadın konusunda niye kısıtlama yok?

  10. SENFONY dedi ki:

    BU ÇALIŞMAYI YAPAN KİŞİYİ TEBRİK EDİYORUM. ÇOK ÖENMLİ TESBİTLERDE BULUNMUŞ. YORUM YAPANLARA GELİNCE HEMEN SAVUNMAYA GİRİŞMİŞLER . BUDA DOĞAL Bİ PSİKOLOJİ. SONUÇTA GÜVEN DUYDUKLARI KUTSAL DEĞERLERİNİN YIKILMASINDAN KORKUYORLAR
    BENCE KORKMASINLAR EN GÜZEL ÖĞÜTLERİ ALIP İYİ İNSAN OLMAYA ÇALIŞALIM VARSIN CENNET OLSUN YADA OLMASIN ..MADEMKİ ALLAH BİZİM MUTLU OLMAMIZI İSTİYOR KENDİMİZİ VEDE TÜM İNSANLIĞI MUTLU EDECEK TÜM SEBEPLERDE BİRLEŞELİM..

    • uğur dedi ki:

      sus sen ne savunmaya geçmesi yorumumuz gerçek şeylerden ibaret kuran yıkılmadı yıkılmayacaktır ALLAHın izniyle siz veya bazı yahudilerin kitabları değişti içindekiler bir kuran değişmeyecek değişmedide sizin halinize yazık yazık….

    • ateist dedi ki:

      bunlar cennette onlara vaad edilen ıramaklarından şarap akan ve göğüsleri yeni filizlenmiş kızların hayaliyle böylelerr: DDDDD

      • deist dedi ki:

        haklısın ya bu yok olmamanın ebediyen yaşamak isteğinin verdiği korku yada insanları hükmetme isteği ve egosuyla yapılan eylemler uğur ne savunmaya geçicen derken bile savunma yapıyorsun fakat bunu sen dahi bilmiyorsun sonrada gelmişsin burda çelişkiler yoktur diyorsun sen daha kendi savunmandan habersizsin çelişkileri nasıl görmeyi umut ediyorsun bende buna şaşırıyorum

    • feka dedi ki:

      yüzde yüz katılıyorum sana ..gayet güzel çalışma olmuş ..iyliğin sebebi gökten gelen kitaplar değildir ..iyilik içimizde…

  11. fkdmr dedi ki:

    Müslüman kardeşlerime tavsiyem izzetinizi muhafaza ediniz. Bu savunmacı tavırdan biran önce vazgeçiniz.

    Herşeyi sorgulayan ateistler (!), daha kendi bilinçaltlarında ki “kusursuz Tanrı” inancıyla yüzleşmeden, Müslümanlara “Allah yok” vurgusu yapıyorlar.

    Önce siz aklınızı kullanın ve kendinizi bir sorgulayın:

    “Kur’an’da çelişki vardır” diyen bir ateist, şunu demiş olur: Kusursuz Tanrı vardır !!!

    Yani der ki; Kur’anda birçok çelişki var (haşa !), matematik hataları, bilimsel hatalar var. Kuranı Muhammed (Hz. Muhammed s.a.v.) yazmıştır. Falan filan..

    Yani, “Eğer gerçekten Kuranı Tanrı (Allah) göndermiş olsaydı, bu hatalar olmazdı” der…

    İstese de istemese de; “Kusursuz Tanrı” inancı ateistlerin bilinçaltlarında vardır.

    Bu yüzden önce siz kendinizi sorgulayın, ondan sonra bir Müslümanın karşısına geçip, “çelişki” dediğiniz şeylerin açıklamasını dinleyin..

    Selam Aklını Kullananlara Olsun…

    • bbs dedi ki:

      ee bu durumda adam diyelim ateist felan değil de kurandaki bu çelişkileri gördü ve kusursuz tanrıya inanıyor senin dediğin gibi… ne olcak söyler misin yeni bir din mi arayacak kusursuz tanrnın kurduğu yada bu verdiğin vevap neyi yantlıyo sence.. hem ateist dahi OLSA kusursuz tanrı düşüncesi “ben tanrı olsam” varsayımna dayanyor olacak.. yani bu varsayım bile muhammedin kuranda çizdiği tanrı portresinden daha tanrısal geliyorsa eğer ona kusursuz tanrı o kişinin salt aklıdır zaten… SELAM AKLINI GERÇEKTEN KULLANABİLENLERE OLSUN

      • arya dedi ki:

        katılıyorum sana.Eğer bir tanrı bir yerde (yusuf 92) ”ben merhametlilerin en merhametlisiyim” diyor başka bir yerde(secde 13) ”Biz dilesek herkese hidayet verirdik, fakat cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracağıma dair benden söz çıkmıştır.” diyorsa…eğer ben yalnızca insan olarak tüm insanlara acıyor ateist budist müslüman fark etmeden herkesi sevip saygı duyabiliyorsam ve onları affedip cehenneme atamayacak kadar merhametliysem kusura bakmasın kimse ama bu tanrıda bir problem vardır.

    • ateist dedi ki:

      biz Allahın varlığına inanıyoruz ama edit peygamberlere inanmıyıoruz anladınmı bu yüzden kuranada inanmıyoruz, muhammed tarafından yazılmış bir şey, çok belli aşikar, allah böyle hatalarla dolu bir kitap yollamaz! böyle saçma ayetler göndermezz

      • pante dedi ki:

        NOT: Kur’an’daki Çelişkiler yazısında Bilimsel Çelişkiler alt başlığına 21. madde ilave edilmiştir.
        21. madde “dünyanın düz olduğu” maddesidir. Tartışmalı bir ayetle şems 6 ile ilgilidir. Bilginize..

      • bilal dedi ki:

        ŞEMS 6. AYETTE GÖRE DÜNYA DÜZ MÜ.? 1- Arapçada kesin olarak düz anlamında
        kullanılan kelime ” بسط ” ifadesidir.Dünya hakkında kur’an’ın hiç bir yerinde böyle bir ifade
        bulamıyorum ! 2- ŞEMS-6: والارض وما طحيها ” şekilndedir .Yani ” والارض وما بسطها ” şeklinde
        değildir. Bu şekilde olsaydı ” Arzı döşeyen ” anlamında olurdu.Ama ayet öyle değildir.
        عن ابن عمرو وعن ابن عباس = طحيها = اي قسمها = Kurtubi,c/ 10 / s./ 320 // İbn Amr ve İbn Abbas,
        ” TAHAHA,” yani ” Arza ve onu kıtalara,coğrafi bölgelere ayırana.. ” şeklinde tefsir yapmış-
        lardır. Ve doğrusu da budur.Çünkü ” بسطها ” ile ” طحيها ” bibirinden ayrıdır. ”Besataha”
        döşedi.”Tahaha ” ise ” Arzı farklı konumlara böldü,” دحيها ” Arzı söbülleştirdi.!!! EVET,
        birbirinden farklı olan bu kelimelerin de,farklı anlamlar taşımaktadırlar.!!! =
        Bu kelimeleri yan yana yazalım: طحي = بسط = دحي = Birbirinden farklı olan bu kelimelerin
        anlamı nasıl aynı olur.??? Gözle görüldüğü gibi,her biri diğerinden farklıdır.!!!
        EVET;kur’an’da ”Arz ” için ” بسط ” döşedi,düz yaptı ” diye hiç bir ifade bulamıyorum.!!!
        Zaten bir çok ayette ”Dağlardan ” söz ediliyor,dağlar varsa,dünyanın düz olması da müm-
        kün değildir.Buna rağmen,dünyanın düz olduğunu söyleyen kur’an’ı bilmiyor demektir.!!!
        İşte bütün sorunlar yanlış meal ve yorumlardan kaynaklanıyor. Saygılarımla.

      • elevation dedi ki:

        “Dünya hakkında kur’an’ın hiç bir yerinde böyle bir ifade
        bulamıyorum !”

        Ayette dünyanın düzlüğünden bahsetmesi için illa ki “düz” kelimesini kullanması mı gerekiyor? :) Muhammed döneminde dünyanın yuvarlaklığı sözkonusu bile değildiki düzlüğe bir alternatif olsunda ayette “düzdür” desin. Zaten herkes düz zannediyordu :)

        SEMS 6. Yere ve onu yapıp döşeyene,

        Yerin yayılması nasıl bir şey sana göre? yaymak mesela. :)

      • bilal dedi ki:

        elevation ! Yalnış meallerle cevap veriyorsunuz. !!! Haydi sen de benim gibi kur’an’ı orji-
        nalından açıkla !!! Varsa öyle bir kabilkiyetini göster.!!! Şems suresi 6.ayette geçen fiil kipi-
        nin mazi,muzari,ismi fail,ismi mef’ul,masdar,ismi mekan ,ef’alu tafdil vb.çekimlerini hemen
        yap ve acilen bana gönder.!!! Bunları yapabiliyorsan,belki ittaraz etme hakkın olabilir.!!!
        Ben kur’an’ın orjinalını açıklıyorum,hem de sahabe ve büyük islam alimi ibn ABBAS ve
        AMR gibi zatların tefsirlerini yazıyorum.Sen ise,birbrinden kopya almış yalnış mealleri gös-
        teriyorsun.Kura’an’ın orjinal dilini öğren ve hiç bir yalnış meale bağlanmadan ayetleri öğre-
        nerek kendin açıkla.!!! KUR’AN’IN Orjinalı varken,başkalarının yalnış meallerine ne gerek
        vardır. ??? Ben kur’an’ın orjinalinden hareket ediyorum,siz ise yalnış meallerden.!!! İnsa-
        nın elinde bir konunun orjinalı varsa başka mercilere baş vurması mantıklı mıdır.???
        Bir şeyin orjinalı yoksa,o zaman başka kaynaklara baş vurulur.! Fakat orjinal kaynağa
        rağmen,başka kaynaklara baş vurmak,mantıken saçmalıktır. Maalesf, sizler hep böyle
        yapıyorsunuz.!!! Çünkü,yegane silahiniz yalnış meal ve yorumlardır.Bunlar olmayınca
        ne ile saldıracaksınız.!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

      • pante dedi ki:

        Bilal, Kur’an’ın orijinali neymiş yahu?
        Kur’an’ın orijinali yoktur. Eldeki Kur’an’lar 1925’de Kahire Kur’an’ına göre düzenlenmiştir.
        “Arapça’da düz kelimesi şudur ve Kur’an’da bu geçmiyor” mantığıyla hareket edersen; senin desteklediğin
        birçok ayet de o mantıkla çürütülür. Örneğin “geniş kelimesi Arapça’da واسع’dır. Zariyet 47’de
        böyle bir kelime yoktur” denir, kalırsın. Taha kelimesinin tahiv kelimesinden türetildiğini
        ve düzlemek, düzgünlemek anlamına geldiğini ta Taberi’den itibaren yazmışlar ve tek bir kişi
        bugüne kadar itiraz etmemiş. Arap hoca çıkıyor ve taha kelimesini göstererek hala dünyanın
        düz olduğu iddiasında bulunuyorsa sen neyi yalanlıyorsun?

        Fiil çekimlerini bilmekle Arapça’yı çok iyi bildiğini mi sanıyorsun. Sanki o mealciler, tefsirciler
        bilmiyor muydu bunları? Sen Elevation’a “Gel biliyorsan, göster” diyerek manüpilasyon yapacağına, git de
        o mealcilere, tefsircilere söyle, onlarla yarış eğer bir üstünlüğün varsa. İtirazını onlara yap. Ayrıca
        ister İbni Abbas demiş olsun ister Amr, “o kelimelerle arzı coğrafi bölgelere ayırdı” anlamı çıkmaz. Ne alakası
        var taha’nın bölmekle, ayırmakla. Yaymak olarak da çevirsen, döşemek olarak da çevirsen bu kavramlar neticede
        düzlemenin kamufle edilmiş olanlarıdır. Kur’an’da neden öyleyse bir tane dahi dünyanın yuvarlak olduğuna, bir gök
        cismi olduğuna,güneşin etrafında döndüğüne, bir gezegen olduğuna dair ayet yok. Halbuki Muhammed’den 1000 sene önce bile
        bu bilgilere erişilmişti. Hatta dünyanın yarıçapı bile hesaplanmıştı. Bu sorulara vereceğin cevap: “Araplar
        cahildi, bu bilgiler karşısında şaşırırlardı, bunları anlayamazlardı” benzeri izah olacaktır. Evrensel
        dediğiniz kitap cahil bedevilere göre mi yazılmış? Ama diğer yandan çeşit çeşit cennet, cehennem isimleri
        verilir, yıldızların şeytanları taşlamak için yaratıldığı yazılır, yerden dabbe çıkacağı mavalları söylenir.
        Çünkü cahil bedeviler bunlardan anlar. “Cennetin genişliği göklerle yer arası kadardır” ne demek? bir uçta gökler
        bir uçta yer olacak ki böyle bir genişlikten söz edilebilsin. Bu ayet bile yerin, dünyanın nasıl tahayyül edildiğini
        açık ve net olarak gösteriyor. Tahrif edilebilecek bir yanı da yok, müteşabih denecek yanı da.

        Hiç boşuna tahrifata çabalama. Şems 6 açıkça Kur’an yazarının dünyanın düz olduğunu düşündüğünü gösteren bir ayettir.
        Hatta Muhammed’in kafasıyla evren-gök bile düzdür. Çünkü kıyamette dürülmesinden söz eder. Dürülmek ancak düz nesneler içindir.
        Düz kağıdı dürerek tomar haline getirirsiniz. Balon gibi bir küre dürülmez, sündürülür, çökertilir. Kaldı ki “Allah
        izin verene kadar yere düşmemesi için göğü tutuyor” ayeti bütün iddialarınızı çürütür. Göğün yere düşmesi ne demek
        yahu? Gök ne, yer ne? “Gök evrendir” diyen sizsiniz ve evrenin yere düşmesinden söz ediyor Kur’an.

      • elevation dedi ki:

        ha yani şunlar yanlış çeviriyor, bir sen uyanıksın öyle mi :)

        Arapça Metin
        وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا

        Türkçe Transcript (*)
        Vel-ardi vemâ tahâhâ

        Abdülbaki Gölpınarlı Meali
        Ve yere ve onu döşeyene.

        Ali Bulaç Meali
        Yere ve onu yayıp döşeyene,

        Abdullah Parlıyan meali
        yeryüzünü ve onu döşeyene veya onun uçsuz bucaksız genişliğine,

        Ahmet Varol Meali
        Yere ve onu yayana,

        Ahmet Tekin Meali
        Andolsun yeryüzüne ve Allahın, yeryüzünü düzenlediği ölçüye, plana, hesaba!

        Ali Fikri Yavuz Meali
        Arza ve onu döşeyene,

        Bayraktar Bayraklı Meali
        1,2,3,4,5,6,7,8. Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki, [762][763] *

        Cemal Külünkoğlu Meali
        Yeryüzüne ve onu yayıp döşeyene,

        Diyanet İşleri Meali (Eski)
        Yere ve onu yayana,

        Diyanet İşleri Meali (Yeni)
        Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,

        Diyanet Vakfı Meali
        Yere ve onu yapıp döşeyene,

        Edip Yüksel Meali
        Yere ve onu yuvarlayıp döşeyene,

        Elmalılı Hamdi Yazır Meali
        Yere ve onu döşeyene,

        Elmalılı Meali (Orjinal)
        Ve yere ve onu döşeyene

        Hasan Basri Çantay Meali
        yere ve onu yayıb döşeyene,

        Hayrat Neşriyat Meali
        Hem yere ve onu döşeyene!

        Kadri Çelik Meali
        Ve yere ve onu yayıp döşeyen kudrete.

        Ömer Nasuhi Bilmen Meali
        Ve yere ve onu yayıp döşeyene.

        Muhammed Esed Meali
        ve yeryüzünü, onun (uçsuz bucaksız) genişliğini!

        Suat Yıldırım Meali
        Yer ve onu yayıp döşeyen,

        Süleyman Ateş Meali
        Yere ve onu yuvarlayıp döşeyene andolsun.

        Şaban Piriş Meali
        Yere ve onu yayana.

        Ümit Şimşek Meali
        Ve yeryüzüne ve onu yayıp döşeyene,

        Yaşar Nuri Öztürk Meali
        Yere ve onu döşeyene.

        Yusuf Ali (English)
        By the Earth and its (wide) expanse:

        M. Pickthall (English)
        And the earth and Him who spread it,

        Bunların hepsi zaten arapça hakkında bilgisi olmayan kişiler, bir Bilal çok bilgili bu hususta. :) Aptal mısın nesin sen yahu :) Benim bu konuyu tartışmak için Arapça bilmeme ne gerek var. Zaten bilenlerden aktarıyoruz mealleri.

      • elevation dedi ki:

        Bir siteden alıntıladığım üstteki mealler arasında sadece Edip Yüksel ve Süleyman Ateş “Yuvarladı” diye çevirmişler. Malumunuz bu iki kişide Reformist diye adlandırılan gruba giren sözümona müslümanlar. İslamı modernleştirme adına olsa gerek, ayette olmayan yuvarladıyı yaydının yerine kullanmışlar. Rahatsız olmuşlar ki, diğer meallerin arasında sırıtıyor çevirileri :)

      • bilal dedi ki:

        Gösterdiğin mealciler ” İBN ABBAS’TAN ” daha mi iyi bilirler ??? İbn Abbas hem sahabe
        hem de en büyük alimlerdendir. Bu gösterdiğin mealler ise,birbirlerinin kopyası gibdir.
        Mantıklı olalım ! Neden farklı kelimeler olan ” طحي == بسط == دحي == Hepsi aynı anlamda
        olsun ??? Çünkü arapçaya tam vakıf olmayan biri öyle çevirmiş ya,hepsi de ona bakarak aynen devam etmiştir.!!! İBN ABBAS islam aleminde en muteber sahabe ve alimdir. Fa-
        kat ne yazık ki,melacilerimizin bu konudaki ibn Abbas’ın görüşünden haberleri yoktur.!!!
        El Cami’u li Ahkamil Kur’an c/ 10 / s./ 320 de İbn Abbas ve Ebi Amr’ın konu ile ilgili ayetin
        açıklamalarına yer verilmiştir.!!! Beni yalnış mealler değil,kur’an’ın orjinalı ilgilendirir. San-
        ki söz konusu meallerden haberim yoktur diye bana gösteriyorsunuz.!!! Bu mealcilerin İbn
        Abbas’ın konuyla ilgil tefsirinden haberleri olsaydı belki böyle yapmazlardı. Hz.Peygamber
        zamanında yaşayan büyük sahabe ve alim İBN ABBAS’DA MI REFORMİSTİ:??? EBİ
        AMR’DE Mİ REFORMİSTİ ??? Bu görüş sadece bana ait değildir.!!! Ben de ayetin orjinal
        metnini büyük alim ve sahabe olan İBN ABBAS gibi anlıyor ve doğrusu da bu dur diyo-
        rum.!!! Bunun uyanıklıkla ne alakası verdır.? Arapçaya tam vakıf olan bir insanın,bu farklı
        kelimelerin aynı anlamda olmadığını bilir.!!! Ben,arapça bildiğim için ayetin orjinalına bakı-
        yorum,sen ise orjinalına değil,yalnış meallere bakıyorsun,hangimiz aptal.???
        Ayetin orjinal dilini bilen mi yoksa bilmeyen mi ??? Ayetleri orjinalından açıklayan mı,
        yoksa bunu bilmeyip de yalnış meallereden istifade eden mi ? Bir kaynağın orjinalı varsa
        ona mı baş vurulur,yoksa hakkında yapılan yanlış meal ve yorumlara mı ???

      • elevation dedi ki:

        Tefsirle konunun ne ilgisi var. Meale bak sen, doğrudan kelime kelime çevrimine. Tefsir ayetleri yorumlamaya dayanan uyduruk bir şey. Ayette açıkça yayıldığından, döşendiğinden felan bahsediyor.

        Mevzu arapça-türkçe çevirisi değil, arapçanın latin alfabesi kullanmaması. Bu nedenle sorun oluyor.

      • Gürkan dedi ki:

        O zaman “ateist” değil “deist” olsan gerek.

  12. Mustafa dedi ki:

    Arkadaşımız yukarda Enam-163,Araf-143 ve Ali imran-67 den ilk müslümanlar olarak çelişki var demiş ( kusursuz) Kur’an için. Fakat müslüman teslim olmuş demektir. Hanif dininde ilk müslüman Hz. İbrahim İslamda Resulluhtır(sav). Her peygamber belli bir zümreye gönderilmiştir. Müslüman kelimesi genel isimdir. Her peygamber belli bir zümrenin ilk müslümanıdır.
    Üzülüyorum size…

    • berk çakan dedi ki:

      o zaman nie her dinden inanışa müslüman denmior da hrıstiyana hrıstıyn denior.

      • FERHAT dedi ki:

        illa çarpıtacan demi müslümanlık genel bir isimdir diyor ama sen ordakı anlam yerıne bır yer bulsamda saptırsam nıyetındesın nıyet neyse ona göre yasar ılk önce bır nıyetı duzelt öyle tartısmaya gir

      • berk cakan dedi ki:

        tamam işte müslümanlık genel olarak yönelmeyse nie sadece islama inananlara denior da dier dini inanışlara da müslüman denmior

      • Umut dedi ki:

        Allah’ın dini İslam dır Hıristiyan’lık Musevilik Müslümanlık birer şeriat olup İslamın son ve kati şeriat’ı Müslümanlıktır yani diğerleride İslam dinidir tabi Allah katında

    • Fikret dedi ki:

      yok yok üzülme ibrahim muhammedten önce binlerce sene vardi ve odami müsülmandi yahu sizde hicmi akil diye bir sey yoktur insan bukadarde aptal olabilirmi.

  13. Mustafa dedi ki:

    Araf-54 Yunus-3 Hud-7 Furkan-59 evrenin yaratılması 6 günde meydana gelmiş der Yüce Allah. Sizin dediğiniz Fussilet9/12 ayetine biraz dikkat et sayın kardeşim sana ilk bakışta 8 gibi gelsede İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin dedi, onlar da isteyerek buyruğuna geldik dediler” sözünden yerin yaratılışı sürerken göklerin de yaratıldığı anlaşılır. Böyle kusursuz bi kitapta kusur aramak çok yanlış.

  14. Sançar dedi ki:

    Ben samimi bir müslümanım..Burada yazılan -sözde- çelişkilerin bir çoğunun cevabını verebilirim..Ama önemli olan inanmayanlara da saygı göstermek..Konuyu inceleyen kişi meseleye ciddi yaklaşmış..Hakarete başvurmamış..bu sebeple yazı gerçekten ilgi çekici..
    Ama anlayamadığım; Ey

  15. Sançar dedi ki:

    Ama anlayamadığım; Ey Ateistler.. eğer Tanrı yoksa gerçekten,bu yaygara niye?? neden bu kadar emekle siteler kuruyor,kitaplar yazıyorsunuz?? Diyelim ki budistler 2 sene sonra kaplanların dünyayı yok edeceğine inansınlar,,herhangi bir müslüman endişeye kapılır mı?? kitaplar yazıp bu olayın gerçekleşemeyeceğini anlatır mı..hayır..ciddiye bile almaz..çünkü budizmin hakikat olmadığına dair İNANCI vardır..Eğer sizde tanrının olmadığına dair bir İNANÇ taşıyorsanız bırakın bu hurafeci(!) Müslümanlarla uğraşmayı..kendi işinize bakın..Gerçek ateistler,,ateist olduklarını söylemeye dahi lüzum duymazlar..Siz ise Allah yoktur derken bile Allahın varlğını isbatlıyorsunuz..
    Arkadaşlar lütfen samimi olun:
    Ateist misiniz yani Tanrıya inanmıyor musunuz..
    Yoksa Tanrı ya olan DÜŞMANlığınız yüzünden mi Tanrı yoktur diyorsunuz??
    Saygılar

    • Neo dedi ki:

      Neden yaygara kopmasın? Bu bir hayatta kalış meselesi haline gelmiştir. Adam allahın adaını alıpta kendini sağda solda bombayla patlatıyorsa eger can güvenliğin tehlikede demektir. Önce can sonra canan. Önce benim selametim sonra allah gelir. Ben burdayım yaşıyorum varım görülüyorum gerçeğim ama o nerede? Masallarda…

      • Seyyid dedi ki:

        onu görseydin bu inkarcılığın olurmu sanıyordun? Güzel kardesim dünyada bir sürü cahil ve müslüman olan adam var. Daha ayın dünyanın uydusu olduğundan haberdar olmayan bir sürü insan var. Bomba patlatanlarda aslın kendisinden haberi olmayan ve tamamen dolduruşa gelmiş insanlar topluluğudur. Suçsuz bir insanı öldürmek ve intihar etmenin hükmü kuranda apaçık ortadır. Müslümanlık hakkında bir eleştiride bulunacaksan eğer bunu kitabın üzerinden yapmaya çalış. Bunu unutma ki kardeş, gönülden Allaha bağlı olan bir müslüman tüm kötülüklerden uzak olur.

    • arya dedi ki:

      budist örneğine itiraz ediyorum.mesela madem evrim yok neden müslümanlar evrimin yokluğunu açıklamak için bu kadar didiniyorlar?

      • Seyyid dedi ki:

        Peki cennet ve cehennemdekilerdemi sizce evrimle oluştu? Şu anda evrimmi geçiriyorlar?

    • dinle.hele dedi ki:

      Sorunun Allah dusmanligi oldugunu dusunmuyorum. İnanmayan biri icin Tepegozlere dusman olmak da anlamli degil. Yine hic kimsenin Ilyada destanina bu denli organize karsi durduguna rastlamadim.
      Birileri eline Ilyada destanını ya da Hamurabi kanunlarını alsa ve Dunyayı bununla yonetmeye kalksa baska.
      Saygılar

  16. mustafa dedi ki:

    Kuranda çelişki falan yok siz dangalak dangalak kafanıza göre kendi egolarınıza göre yorumlarsanız sonuç isteğinize gör çıkar.siz ne sinizki kuran gibi değerli bir kitaba tutatsızlık lar var diyecek kadar kendinizi bi halt sanıyorsunuz.ALLAH ŞÜPHESİZ HERŞEYİ GÖRÜP BİLDİĞİ GİBİ SİZİNDE CEZANIZI VE GAZABINIZI ELBETTE VERECEKTİR…

  17. kfdsjhds dedi ki:

    ınanclı bı ınsan olarak bu yazıyı okuyup cok etkılendım ve ateis olan kişiye acaba yok olma duygusu acı vermıyor mu ben bunu cok merak edıyorum [gercekten merak edıyorum yanı yok olma bı sey dusunememe ) bu konu da benım soylemek ıstedıgım tek sey benım ınandıklarım boş ise en fazla 70 yılımı harcadım bosuna ya değilse _?

  18. oktay dedi ki:

    gerçek bir ateist olarak diyebilirim ki;
    çelişli olarak ifade edilenlerin yarısı doğru olmakla beraber diğer yarısında çelişki yoktur.
    biraz fazla didiklenerek çelişki olmayan kısımlarda çelişki gibi gösterilmiş. sorulursa hangileri olduğunu söylerim.

    • taha dedi ki:

      sana yemin ederim dikkatlice okursanız araştırızsanız bir tane bile çelişki olmadığını görürsünüz

  19. hacer dedi ki:

    bukadar sacmalıgı ahmaklıgı zırvalamayı yazarken hıcmı dusunmedınız nekadar acız ve zavallısınız ahmaksınız kuranı sadece maddı cıkarlarınız dogrultusunda kullanmaktan onun ne kadar mucızevı bır kıtap oldugunu anlayamamıssınız BUNUN YANINDA O MUCIZE SAHIS OLAN SEVGILI MUHAMMED MUSTAFA(SAV)MI anlamanızı asla beklemıyorum tabııkı hepınıze sıddetle lanet edıyorum ALLAH ve ınanmadıgınız o azaplı gunle karsılastıgınızda sızınle yuz yuze gelmeyı o azapla kıvranırken sızı gormeyı cok ıstıyorum ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAK…….

    • Oya dedi ki:

      Sende belli başlı islamdan nefret etme nedenleri haline gelmişsin. Eger Senin gibi lanet eden düşmanlık güden biri müslümansa ben bu gezegenden degilim heralde. Madem inanıyorsun doğru yoldasın Cennete gideceksin peki neden bu kadar yaygara koparıyorsun lanet ediyorsun aşağılıyorsun ? Azabı belkide sen şu an dünyada çekiyorsun öte tarafa ne gerek kalmışki sana…

  20. ceyda dedi ki:

    öncelikle çelişkiler(sözde) denerek verilen örneklerin çoğu kelime benzerliklerinden kaynaklanan fakat cümle içersinde bakıldığında anlam farklılıkları olan şeylerdir. buna yazıyı hazırlayan arkadaşımız ganimet olarak verdiği örnek gözterilebilir. ayetlerin genelindeki anlama bakıldığında tüm taşlar yerine oturur. bakmak isteyip istememektir önemli olan. aynı zamanda hitap anlamında bazı kafa karıştırıcı durumlar yaşanabilir bu Kur’an’ın anlatımına ne kadar yaklaşırsanız o kdr kaybolur. kesin ve yoruma açık ayetler mevcuttur fakat salih bir bilinçle yaklaşıldığı zman Kur’an içindeki sırları size açmaya başlayacaktır ancak. Alimlerin ayetlere farklı yorumlar getirebilmesi kişinin ayetleri okurken sahip olduğu derinlikle alakalıdır. ve mükemmel bir kitapta bu derece yanlış değerlendirme yapabilmek her yiğidin harcı değildir. çok uğraşılmış emek verilmiş doğrusu..
    inanmıyorum diyerek Allahın size vermiş olduğu sorumluluklardan kurtulma yoluna gitmek elbette en kolayıdır.
    yazıyı hazırlayan arkadaşın Kur’an ilmine ne derece vakıf olduğu tartışılır. ki olmadığı ortadadır.
    Allah hidayete erdirsin ki kaybedenlerden olmayın.
    Amin..

  21. Veli Kaynak dedi ki:

    ben şundan bahsedicem allah bu kadar buyuk guc olarak bahsedılır islamda ve butun dinlerde hemen hemen ogrenmek istedigim şey şudur; Mademki allah bu kadar buyuk güçtür neden bir cok din ortaya atma geregı duyuyor ve din savasları cıkıyor ınsanlar bırbırını olduruyor neden yalnzca 1 tane deıl egerkı dersenz bana ılk ınsanlık ıle sımdıkı arassında fark war
    degısen ınsanlıga gore dın gonderdıyse son din islam olması cok sacma gelecekde ınsanlar yıne degısıcek we bıze atese tapmak nasıl sacma gelıyorsa onlarada islam sacma gelıp gulucekler we ınsanları ozamanda koyun gıbı yonetebılmek ıcın ortaya bır guc buyuk bır yalan atmaları gerekıcek buda yine din uzerıne olucakdır. Ben 15 yasımda ezan okudum 15 yasıma kadar kuran kurslarına gıttım suan yasım 21 we 18 yasımdan berı ınanmıyorum bu nasıl oldu okuyarak bısıyler elde ederek ustune koyarak ve burdan da soylmek ıstedıgım sudur arkdasların bazısı bukadar acık ve net bı sekılde onune koyulan ornegı hala ret etmesıdır bana cok komık gelen bır durumdur bu :) wlkynk@hotmail.com din ve allah uzerıne sabaha kadar konusabılırım onun ıcın bu adresı eklemenız yeterlı olucakdır.

    • FERHAT dedi ki:

      VARSA DAHA İYİSİNİ YAZABİLECEK YAZSIN YÜCE ALLAH MEYDAN OKUYOR. AMA SİZİN ÖNUNUZDE AYDA İKİYE BÖLÜNSE MEZARDAN İNSANDA DİRİLSE SİZ İMANA GELMESSİNİZ. HER ŞEY BİR TESADÜF SİZE GÖRE BİLİMİN TEMELLERİ O ÇELİŞKİLİ DEDIGINIZ KUTSAL KİTAPLA ATILDI. BİLİMSE BİLİM İÇİNDE BİNLERCE MUCİZE VAR. İSLAM DİNİNİN KURAN VEYA PEYGAMBER EFENDIMIZIN(SAV)İNSANLIK İÇİN YAPTIGI İYİLİKLERİ GÖRMEZDEN DAHA NE KADAR GELECEKSINIZ.KİMİ SATANİS OLUR ÖBURU ATEİST OLUR.ATEİSTLİK RAHAT TABİ ÖZGÜRÜM DİYORSUNUZ. AMA BUYUK YANILGI RUH BEDEN KAFESINDEN AYRILACAK ÖLUM BİR YOK OLUŞ DEĞİLDİR. ATEİSTLERİN EN BUYUK HEDEFİ İSLAMDIR. ÇÜNKÜ İSLAM BOZULMAMIŞ TEK DİNDİR. ŞEYTANINDA EN BUYUK HEDEFİ İSLAMDIR. İSLAM İNSANLAR İÇİN BİR KURTULUŞ ŞEYTAN İÇİN BİR REZİL OLMA KORKUSUDUR. SAFINIZI IYI SEÇİN MANTIKLI DÜŞÜNÜN ÇÜNKÜ ÇOK GEÇ OLABILIR.

      • Ahmet dedi ki:

        Ay bölünürse gelecem ben imana rahat ol :D
        Dünya geneli istatistik araştırması mı yaptın da ateistlerin en büyük hedefi islamdır diyip üstüne islamı yüceltiyosun :D edit

    • fatih dedi ki:

      sevgili arkadaşım seni ve senin gibi birçok insanı inkara sürükleyen bilgisizlik ve ön yargılarınızdır.ilk olarak Allah neden bir çok din göndermiştir.yüce yaratıcı insanın varoluşundan kıyamete kadar varoluş gerçeğini ve bu gerçeğin gereklerini açıklamak üzere yine insan olan peygamberlerini görevlendirmiştir.bir çok din göndermesi söylemine gelince yüce yaratıcı kimi peygamberlerine sahifeler şeklinde kimi peygamberlerine kitap şeklinde emir ve yasaklarını tebliğ etmiştir.fakat bu nicelik bir farklılık olsun diye değil aynı gerçeklerin dile getirilmesi içindir ki anladığım kadarıyla insan kaynaklı felsefi akım ve inanç sistemlerinide bu katagoriye koymuşsun.bunları ekseriyetinin böyle bir iddiası yoktur tüm peygamberler itikadi olarak Allahın varlığı birliği yaratılış gerçeği,ahiret ve hesap, kainat ,canlıllar ve canlılar arasındaki insanın konumu hususunda aynı gerçekleri dile getirmişlerdir.fakat burada yorum yapan islam karşıtı arkadaşlar bundanda bihaberdir.bazı yorumlarda referans alınıp yazılan bilgiler tahrif olmuş incil ve tevrattan alınmıştır ki aslınada inanırız..tevratın ve incilin tahrif olduğuda tarihi bir gerçektir(bakınız iznik konsülü)zaten kuran,ın bize telkin ettiği Allahın varlığı birligi kudreti zati ve subuti sıfatları insanın var olma sebebleri yaratan karşısındaki sorumlulukları kainatın yaratılışındaki muhteşem güzellik hesap gibi geçekler(tabiiki burada dile getirmediğim gerçekler)aklımın bana telkin ettkleridir.

  22. anorian dedi ki:

    tabiki başka din çıkartacak öyle olmasa iyi ile kötü nasıl ayırt edilecek. edilecek ki cennete ve cehenneme koyulacaklar ahiret günü belli olacak.allah bizi sınıyor.biz dünyaya sınav için getirildik.ruhlarımız daha bizler yaratılmadan allahu tailaya söz vermiştir ki sözünden çıkmayacz diyerek.işte buradan sonra allahımızın bizi sınaması söz konusu olmuştur.dünyaya getirildik ve ölene kadar sınanıyoruz.yemin ediyorum siz inanmayanlar kıyamet günü nasıl o azap içinde kavrulacaksınız.diyeceksinizki allahım keşke sözünden çıkmasaydık keşke sana iman etseydik KEŞKE BİZE BİR ŞANS VERSENDE 1 AN OLSUN DURMADAN SANA İBADET ETSEK İMAN ETSEK DİYE YALVARACAKSINIZ EY İNANMAYANLAR.O GÜN GELDİĞİNDE YEMİN EDERİM BUNLARI HARFİ HARFİNE DİYECEKSİNİZ.KIYAMETTEN SONRA HESAP BAŞLAR.EY İNANMAYANLAR ONDAN SONRA EBEDİ CEHENNEM AZABINI ÇEKECEKSİNİZ.O KORKUNÇ ATEŞİN İÇİNDE YANARKEN SUSUYACAKSINIZ CEHENNEMDEKİ MAHLUKLAR SİZE SU YERİNE ZIKKIM DENİLEN CEHENNEM ATEŞİNDEN OLUŞAN SU MAHİYETİNDE BİR İÇECEK VERECEKLER.HER İÇİŞİNİZDE ACI ÇEKİP SUSUYACAKSINIZ EY İNANMAYANLAR SİZE SESLENİYORUM.EN AZINDAN NAMAZ KILMIYACAKSANIZ EŞHEDÜENLAİLAHE İLLALLAH VE EŞHEDÜENLE MUHAMMEDEN AHDÜHÜ VE RESULÜH DİYEREK ÖLÜN.

  23. nur dedi ki:

    okudum ve okudukça dehşete düştüm Allah’ın varlığının,birliğinin delilleri bu kadar aşikarken bu kadar çaba bu kadar gayret ne die…kulluk vazifesi mi nefislerinize ağır gelen…en küçük böcekte bile bulabilirsin cvbı..Hangi profesör (haşa) yoktan bi böcek yaratabilir??onun içine o kadar cihazat yerleştirebilir??yada hangi biriniz??hepiniz bir olsanız bi sinek kanadını bile halkedemezsiniz.çünkü acizsiniz..kendinize bi bakın!tabiat mı yarattı bizi!!kendi kendimize mi olduk yoksa!!bediüzzaman hazretlerinin verdiği güzel bi misal;(kendi anlatımımla yazıyorum)bi ilaç yapımını düşünün bi kavanoz var ve bi rüzgar esiyor 1.3mg birinden …..5.8mg.birinden 3.2mgbirinden…birleşip bi ilaç oluşuyo kim inanır böle şaçma bi tesadüfe..(anca akıl göz kör olanlar)aynen öylede bu kainatta bulunan hiç bir şey tesadüfi ve başı boş değildir…bu kadar muntazam yaratılmış olan insan 60-70 senelik ömür için mi yaratılmış…inşallah kalpleri ve gözleri mühürlenmiş olanlardan olmayıp GAFLET UYKUSUndan uyanırsınız..RABBİM HİDAYET NASİB EYLESİN…

    • berk çakan dedi ki:

      yoktan canılı yaratıldı güzelim

      • lc1d18 dedi ki:

        Kim yarattı? SİZ değil mi? Bu şartlar bu şartlar bu şartlar… bi kaç malzeme 150 kV elektrik. Hadi canım sende değil 150 kV 1 kV bile insanı öldürmeye yeterlidir.
        Kim yarattı?

  24. muhammet fatih akçay dedi ki:

    Arkadaşlar bu kişi Allahtan ve onun Kuran’ından anlamadığı anlam farklılıklarını çelişki diye koymuş. Allah da zaten peygamberimize bazı insalara hidayet erdiremeyeceğini söylemişti. bu kişiyi düşündüklerinden dolayı suçlayamayız. Allah hidayet vermeyince olmuyor. Allah hidayet nasip eylesin demekten başka bir şey diyemiycem

    • berk çakan dedi ki:

      her şeyui llaaha bağlıyacaına cevap ver

      • Mehmet Oğuzhan Özoğlu dedi ki:

        ben cevap verebilirim. hangisine isterseniz. “ahlak” ve “akıl” çerçevesinde olmak kaydıyla. ben tüm inançlara tarafsız olarak yaklaşıyorum. ama şu yukarıda ki kuran tercümeleri beni güldürdü doğrusu. arapça açısından çok yanlış tercümeler var ve bunlar çelişki gibi görünüyor ve aslında evet, çelişkili…. bu tercümeler gerçekten çelişkili…

      • Serap Emre dedi ki:

        belki bazıları kötülük için yaratıldı belki…herşeyi mükemel olsaydı dünyanın bi anlamı kalmazdı…farkındamısınız bazıları iglik yapmamkla cezalandırlmış dünyada…..yasaklı meyvadan sahte insan sahte meyvadanda yalan dünya olur…bi samimiyet testini bile geçemeyen insan oglunun dünyayla cezalandırldıgından bi haber olması yazık…yaradılış amcın olabilecegin en iyi insan olmak….ve insanın ALLAHı içindedir.. en güzel din vijdandır…ne olursan ol ama önce insan ol…..herşey insanın emrine verilmiş…ama kendine mana arayan tek mahlukat insandır…..beni kendi suretinden yaratan deger veren ve sadece yol arkadşım o ve zaman ben öldügüm saman dirilecegim…..

    • Umut dedi ki:

      Aslında buradaki inançlı arkadaşların ortak fikri diğerlerini kurtarmaktır bu da bence fıtrattır, yanmasınlar azab görmesinler diye çırpınıp duruyoruz işte, bize ne demek basit olsada bir an tereddüt etmeden belki bir ayda birkaç kişi kurtulur ümidi neyse o zaman şöyle diyelim;

      Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adı ile.
      De ki: Ey kâfirler, Sizin taptıklarınıza ben tapmam. Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz. Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

  25. Mantık dedi ki:

    Benim sadece Tanrı inancı olanlara bir soru olacak.Hep konularında bahsederken ve bir çok ayettede bu şekilde beelirtilmiştir.Dünya ve dünya dışı düzen muazzam bir şekilde kusursuz yaratılmıştır.Yani bukadar mükemmel bir şeyin elbette bir yaratıcısı olması gerekir diye düşünüyorsunuz doğal olarak.Tamam kabul ediyorum sözlerinizi Bu kadaaaarr kusursuz bir düzeni bir yaratan vardır çünkü mantık el vermiyor kendiliğinden oluşmasına.Şimdi soruma geçiyorum Madem evren ve dünya yapısı kusursuz ve onu tanrı yarattı peki Bunlardanda kusursuz mükemmel varlık olan TANRIYI KİM YARATTI? (şimdi bana o yaratılmadı zaten vardı gibi bir düz mantıkla yanaşmayın lütfen unutmayın sözünüzü her mükemmel şeyin arkasında bir yaratıcı var??)

    • Anorian dedi ki:

      Allah doğurulmamış ve yaratılmamıştır.Bu konuda allah beni düşünmenize sizlerin aklı ufku zekası fikri yetmez diyor.ve siz inanmayanlar her sözün arkasına sığınıpta dini bir kolundan tartışmak sorular ile aşağılamak ve kendi özünüzdede inanmadığınız şey olan herşeyin tesadüfen yaratılmış olması terimini kullanmayı çok iyi biliyorsunuz.ama bu bilgileriniz size ahirette yaramayacaktır.o kadar gaflet fenalık ve azgınlıklar içerilerindesiniz ki çok yazık.ALLAH ISLAH EYLESİN.

      • FERHAT dedi ki:

        hem senın sordugun sorunun sorunun cevabı olsa onu yaratanı kım yarattı bu sorunun cevabı bitmeyecektır bu soru sılsıle halınde devam edecektır. bu soru seytan vesvesesidir. hem dusunsene ne kadar mantıksız.

      • berk cakan dedi ki:

        işte bu yüzd3en pekçöok konuyu fazla kurfcalamamak iyidir

    • ramazan dedi ki:

      bu soruyu kimsenin cevaplayabileceğini sanmıyorum ama saptırabilirler

    • blacksmoke dedi ki:

      tanrıyı kim yarattı diyorsunuz da, size kalırsa da kainatı tesadüfler yarattı, peki o tesadüfleri kim yarattı onuda tesadüfler yarattı dersen bu aynen şuna benzetirim. “eski zamanda bilim adamı dünya yuvarlaktır demiş, yaşlı bir kadında hayır dünya düz tepsi gibidir altında kaplumbağa vardır, bilim adamı gülmüş peki onun altında ne var. kadın da onun altındada ve devamlı üst üste kaplumbağalar var demiş.

    • lc1d18 dedi ki:

      Bu nedensellik nereye kadar gider? Dünyanın en yüksek tepesinden(everest tepesi) daha yüksek tepesi neresidir? Tanrıyı kim yarattı sorusu sorulmadan önce buna cevap aranmalıdır!
      Buyrun kısır döngüye. İnsan kimden geldi? Primatlardan!(Ağırlıksız, kütlesiz, hacimsiz bi akıl nasıl olmuş orasıda muamma!) primatlar nerden geldi şundan, şu kimden geldi, şunlardan. Şunlar kimden geldi? Bakteriden.
      Bakteri kimden geldi(Bazıları köpük evrenlerden yada paralel evrenlerden geldiğini söylüyor. Buna burda rastladım. İlk bakteri yaratıldıMIŞ!)? İşte onu şimdi insanlar yaratmış.
      İnsanlar kimden geldi?

    • abdullah dedi ki:

      evreninin kusursuz ve muhteşem bir düzen ile yaratıldığının farkına varabildiysen onun tesadüf eseri olamayacağınıda anlamış olmalısın ki bu varsayımla hareket etmişsin . bunu bilen bi insan , yaratanın daha önce yaratılmamış mutlak yaratıcı olduğunu anlayabilir . çünkü önce kelimesi geçmiş zamanı ifade ederki zamanıda yaratanın mutlak yaratıcı olduğu anlaşılır .

    • Ferda Yamanoğlu dedi ki:

      TANRIYI KİM YARATTI?
      Doğru bir soru.Bu sorunun cevabı Big-bang’da saklı.
      Big-bang iki şey kanıtladı.Birincisi,Evrenin bir başlangıcı olduğu,yani yaratıldığı.
      İkincisiyse,bilimin acizliğini itiraf edip,Big-bang öncesine geçemediği.
      Yani TANRIYI KİM YARATTI,sorusuna cevap vermek için Big-bang öncesine geçmemiz gerekiyor.

    • iman dedi ki:

      Mükemmel olan zaten yaratıcının varlığıdır!
      Mutlak varlık!

      Başka her şey mahluk yani sonradan yaratılmış.
      mahluk ile arasında hiç bir bağlantı benzerlik vs kurulamaz!
      senin bedenin sana, zamanın sana, görmen, duyman, ihtiyaç halinde olman vs sanadır!
      Yaratıcı ile bunlar arasınsa hiç bir münasebet yoktur.
      Anlaşılamaz! kavranamaz! ama anlaşılmazlığı çok kolay anlaşılabilir!
      Kavranılamazlığıda öyle… hemde çok kolay…
      Sonsuzluğa bak mesela

      Anlayamazsın açıklayamazsın ama kabul edersin işte dinin de özü şehadetin anlamı budur. kabul edersin daha da doğrusu kabul etmek zorunda kalırsın akıl buna mecburdur.
      Sonsuzluğu düşünen akıl kapasiteli olduğunu hemen anlar yani kendi kapasitesini sınırını anlar sonsuzluğu inkar edemeyeceğini ama aynı zaman da da anlayıp açıklayamayacağınıda anlar.

      Meselede zaten bu değilmidir?
      Mecburiyet vardır mecburiyet!!
      iman etme mecburiyeti, müslümanlığı kast etmiyorum o sonraki iş peygamber gelir tebliğ eder vs
      ama
      aklın imanı denilen bir iman, bir teslimiyet, kabul ediş.. inkara kalkışmanın aklın kendisini de inkar etmesi demek olan bir iman/mecburiyet

      salim bir kafa ile düşünün. kormayın devreleri falan yakmazsınız:) Göreceksiniz ki kendi aklınız sizi mecbur etmeye kalkışacak benlik ise tabi inkara devam edecektir. Kendisinin tanrısı yine kendisi olacaktır! Benlik bundan asla vaz geçmek istemez – ama bize verilen hedef benliğimizi aklımızın ve nakil yolu ile gelen inanç yardımı ile benliği/nefs i iman ettirmektir.

      selametle…

  26. inançsız dedi ki:

    beş vakit namazımı kılıyordum bir olay sonrasında yaradanın olmadığını olsaydı kullarının bu hale gelmesine müsaade etmiyeceğini düşündüm 28 yaşımda allahın var olduğuna inanmayı bıraktım, o günden sonra hiç bir psikolojik sorunum kalmadı şu an 50 yaşımdayım çok mutlu bir hayatım var çocuklarımda ateist, geçen bunalımlı 28 yıla acıyorum..

    • FERHAT dedi ki:

      düşünmeyi ve sorgulamayı bıraktın kolay olanı seçtin oysa dunyada ınsan dusunmelı dusunmeyeceksek bır hayvan gıbı yasayacaksak mutlulugumuzda bır hayvan kadar olur her basımıza gelen olaydan sonra dinsizligi sececeksek nıye yasıoruz kı. bu hayatta kutsal bısey yoksa tapılacak bır sey yoksa var olup yok olmak ıcın gelıp gıdıyorsak nıye yasıyoruz. ne için yasıyoruz sadece ev araba mulk içinmı dunyada bellı maddı sermaye bırakıp gitmek içinmi.bence o 28 yılına acıma sen dua et belkı ordan bır sey cıkarda senın ıcın umut olur Allah merhametlıdır affedıcıdır

      • berk cakan dedi ki:

        bu konuda dourru sölüosun ama şu var ki ilaqhi bir gücün var olup olmadıı senin yaptıın gibi matıkla çıkarılmaz

    • bilal dedi ki:

      Sayın İnançsız ! Eğer dediğin doğru ise, sen 28 yaşına kadar insanların dertleriyle ilgile-
      niyordun.İnsanların başına gelen maddi ve manevi sıkıntıları kendi başına geldiğini ade-
      diyordun. Dünyadaki haksızlıklar ve insanların başına gelen sıkıntılar seni rahatsız edi-
      yor ve insanları düşünebiliyordun. Yani insanca düşünüyor ve insanı meziyetleri benliğin-
      de taşıyordun. Zaten erdemli insan kendini düşündüğü gibi,bütün insanları da düşünür.
      Kur’an-ı Kerim’in Haşr Suresi 9. Ayetinde Medine’li Ensarların insanı özellikleri şöyle övül-
      mektedir.”……..ويؤثرون علي انفسهم ولو كان بهم خصاصة الخ ” …….Onlar,(Medine halkı ) kendilerine
      göç edip gelenleri (aç ve yoksul Mekkeli muhacirleri ) severler ve onlarla mallarını paylaş-
      tıklarınadan dolayı içlerinden bir rahatsızlık hissetmezler.Kendileri zarurat içinde bulunsa-
      lar bile onları kendilerine tercih ederler.” Evet : 28 yaşına kadar belki bu tür insanı özellik-
      re sahip idin,onları düşünüp,dertleriyle dertleniyor idin. Bu nedenle,kendini mutsuz hisse-
      diyor olabilirsin. Ama bu tür özellikler insanı erdemliklerdir. Eğer bir insan başkaları değil,
      sadece kendini ve midesini düşünüyorsa,artık o bütün insanı özelliklerini yitirmiş demek-
      tir. Şu an anlıyorum ki,ateist olmanla,o eski insanı meziyetlerini yitirmiş,hiç kimsenin so-
      run ve sıkıntısı seni ilgilendirmez ve sadece kendini düşünen bir varlık olarak yaşıyorsun.
      Yani bugün insanların başına gelen maddi ve manevi sıkıntılar eskisi gibi seni rahatsız
      etmiyor,kimseyi düşünmiyorsun,kimse senin umurunda bile değil,diğer canlı varlık alemi
      gibi düşünüyorsun. Bu nedenle,insanların başına gelen sıkıntılar karşısında duyarsız ka-
      larak kendini mutlu hissedebiliyorsun. Demek ki,insanca düşünmeyi bırakmışsın. Bugün
      sağlıklı düşünemeyen ve aklı dengesini yitiren hangi insana sorsan,o farkına varmadan
      mutlu olduğunu sana sezdirecektir.çünkü olayları sağduyusuyla çözemez. Başkaları dü-
      şünmeyanlar de bunlara benzerler. Şunu bilki, dünya imtihan sahasıdır. dünya cennet
      değildir.İnsanın inancı,düşüncesi ve yaşam tarzı ne olursa olsun,dünyada bir takım sıkın-
      tılarla insan karşı karşıyadır. Yüce Allah dünyayı çok güzel, temiz ve yaşanır bir hal-
      de yaratmıştır.İnsanlar Allah’ın emrine uyarak birbirlerine sıkıntı ve sorun yaratmazlarsa,
      güzel bir hayat yaşayacakları kesindir.Yüce Allah,kimsenin özgür iradesine müdahale et-
      mediği gibi onu bir şeyi yapmaya da zorlamaz.O, insanı özgür iradesiyle bu dünyada imti-
      han etmektedir. Onun emrine uygun yaşayıp,kimseye zarar vermeyene mükafat verecek-
      tir. O’na güvenip inanmayan ve yeryüzünde insanlara kötülük yapanlara da dilerse ceza
      verecektir. İyiler ile kötüleri bir kefede tutmak,adalet anlayışıyla bağdaşmadığı gibi,vicdanı
      ve mantığı bir yönü de yoktur.
      Evet; Bu gördüğümüz mükemmel evren (bu fizik alemi) bir raslantı ve tesadüf sonucu olarak
      meydana gelmesi mümkün değildir. Bu büyük eser (evren) mimarsiz,yaratıcısz,banisiz
      düşünülemez. Basit bir aspirin tableti kendiliğinden üretilemiyorsa, gece kondu bir ev ken-
      diliğinden oluşamıyorsa,bilgisayarın teknik mühendisi olmadan kendiliğinden üretilemiyor-
      sa,uçsuz bucaksız bu fizik alemi kendiliğinden nasıl oluşabilmiştir.? Evrenin ilk maddesini
      yaratıp,atomları reaksiyona geçiren ve evreni bugünkü duruma getiren,madde üstü bir
      müessir güç olmasaydı,ne evrenin ilk maddesi,ne de evreni oluşturan atomlar oluşurdu.
      Bugün her şey bir uzay boşluğundan ibaret olacaktı. Eğer kullandığımız bilgisayar, bir te-
      sadüf eseri olarak icad edildiğini ve teknik mühendisine ihtiyaç duyulmadan üretildiğini bize kanıtlayabilseniz,biz de, bu evren (haşa) bir tesadüf sonucu olarak ortaya
      çıkmıştır deriz. Evreni inkar etmeden,mimar ve yaratıcısını da inkar etmek mümkün
      değildir. Zira her eserin bir müessiri,her binanın bir banisi vardır. Bunun tersini düşün-
      mek ne bilimle,ne de akıl ve mantıkla bağdaşır. Ateistlik; bilimselliğin yöntem ve kuralların-
      dan yoksundur.Ateistlik; varsayım ve tahminlere dayalı olup,akıl ve mantığı bir gerek-
      çesi yoktur. O,tamamen (a,Priori ) felsefesine dayalıdır. Selamlar .

      • eyup dedi ki:

        inançlı olup din uğruna çaprazlama kol kesmektense inançsız olup kesmemeyi yeğlerim…öle videolar varki paylaşmaya içim elvermiyor….izleyenin ikinci kez izleyebileceğini sanmıyorum

      • eyup dedi ki:

        bu videoda izleyeceğin allah inancı olan bir çocuğun deistlere tanrının varlığını kanıtlamaya çalışırken aslında kendi sorduğu sorulara yine kendisinin cevap veriyor olması düşündüdürücü..http://www.youtube.com/watch?NR=1&feature=endscreen&v=q1lg10VhXUc ayrıyeten kuranın arapçasında tanrı veya tengri ismi geçmemesine rağmen meallerde kendilerine tanrılar edindiler demek başkası allah demiyor diye onun tanrısını küçümsemek ve hor görmek ne anlama geliyor tanrı veya tengri diyen insanda yaradıcının bir olduğunu söylüyor…işte bu durumda o insan senin allahına inanmamakla bir fazla dini reddetmiş oluyor….

        http://kuran.mollacami.com/ayetler.php?asn=2426 <<<<<<bu linkte ayet kendilerine izzet ve kuvvet kaynağı olsunlar diye birtakım düzme tanrılar edindiler…ayetin arapçasında tanrı varmı ..tabiki yok …nasılki ben varlığı bir olan yaradıcıya tanrı diyorsam ve varlık onundur diyorsam sende allah için aynı şeyi kastediyorsun….ama bu meallerle benim tengri bildiğim yüce tuttuğum ismi sen düzme tanrılar maelinde kullanırsan kendine düşman yaratırsın benim allahım senin tanrından büyük dmiş olursun…bu hristiyanlar içinde geçerli bir durum…..

        ali anlamına bak aliheten ilahlar dese sorun yok bir ilahı çok ilah görmek tabiki birlik makamına ters… hatta ve hatta aliheten derken kendilerine sahipler edindiler tapmak için en doğru çeviri olmalı……..ben yaradanın ismine kendi lehçemle bir isim yakıştırsam ramu desem allah demiyorum diye beni kafirlikle şuçlama hakkını kendinde bulmamalısın….çünkü bende bir olana inanıyorum…dilim arapça değil diye sen bunu bana dayatamazsın dilini öğremek zorunda değilim..

      • bilal dedi ki:

        HIRSIZA VERİLEN CEZA : Önleyici ve caydırıcı bir ceza olarak hırsız elinin kesilmesi,isla-
        ma göre hangi zemin ve şartlarda uygulanır ? İslamın öngördüğü adil ve kapsamlı ” Sos-
        yal Güvenlik ” proğramını bimeden aleyhte yapılan bütün yorumlar,haksızlık ve vicdansız-
        lıktır. KUR’AN VE İSLAMA GÖRE KONUN ANALİZİNİ YAPALIM : 1- Kur’an hukukunun
        yürürlükte olduğu toplumlarda genel,kapsamlı ve adil bir ” Sosyal Güvenlik ” proğramının
        uygulanması ve sosyal düzenlemelerin yapılması öngörülmektedir. Buna göre,her erkeğin,
        kadının ve çocuğun, (a) yeterli yicek ve giyecek, (b) yeterli barınak, (c) eğitimde fırsat ve
        imkan eşitliği,ve (d ) sağlık ve hastalık esnasında bedeva tıbbi bakım sahibi olduğu bir idari yapı ve proğram amaçlanmaktadır. Böyle bir yapının gereği,toplumun her üyesine,çalış-
        ma çağında ve sağlıklı iken üretken ve kazançlı iş sahibi olma hakkının; hastalık,dulluk,zo-
        runlu işsizlik,yaşlılık vaya küçüklükten doğan imkansızlık hallerinde ise,İslam hukuknun
        yürürlükte olduğu devlet tarafından bunlara yeterli beslenme,barınak,sağlık,eğitim vb.im-
        kanların sağlanmasıdır. İslam: kapsamlı ve adil bir sosyal güvenlik sisteminin oluşturulma-
        ması için 1400 seneden beri ” Zekat ” müessesini zorunlu hale getirerek,bunu islamın te-
        mel esaslardan birini saymıştır.Bütün varlıklı insanlardan,işverenlerden,ticari gelirlerden,
        sanayı ve zirai ürünlerinden ve yerüstü bütün kaynaklardan zekat zorunlu olarak çıkarılır.
        Ayrıca bütün yeraltı kaynaklarından ( petrol,doğalgaz,demir,çelik,altın,gümüş vs.) bunla-
        rın da ” beşte biri zekat ” olarak islam devleti tarafından toplatılır ve bununla herkesi kap-
        sayacak ” Sosyal Güvenlik proğramını” uygular. Yani herkese aş ve iş sahibi olma olanağı
        sağlanır. Kur’an; Herkesin malca eşit olmaya doğru gittiği,işsiz,aç ve zor durumda olmadı-
        ğı toplumun herkesiminin karnının doyduğu hatta zengin ile fakir arasındaki farkın bugün-
        kü gibi uçurum olmadığı aynileştiği bir ortam hedeflemekte ve öngörmektedir. Kur’an-ın ön-
        gördüğü sistemde fakir ve zengin arasındaki hem fırsat eşitliği,hem de ekonomik farklılık
        minimum düzeydedir.Yani hırsızlık için hiç bir sebep yoktur.Kur’anın uyguladığı sosyal gü-
        venlik proğramı ve öngördüğü ekonomik sistemiyle hırsızlık için bütün sebepler ortadan
        kaldırıldıktan sonra,bu ceza uygulanır.Kur’an-ın öngördüğü böyle bir sistem yoksa veya
        uygulanmıyorsa,hırsızın elinin kesilmesi kur’an’a taban tabana zıt ve aykırıdır. Hz.Ömer,
        kıtlık ve ekonomik krizlerin meydana geldiği dönemlerde hırsızlık yapanlara,hatta çalıştığı
        halde yeteri kadar ücret almayanlara bu cezayı uygulamamıştır. Ve ” İnsanların karnını doyurmadan onlardan kanunlara uymayı istemeyiz ” demiştir. Buna göre,tam anlamıyla
        sosyal güvenliği olmayan veya çalıştığı halde açlık veya yoksulluk sınırı altında olan bir
        insana bu ceza uygulanmaz.Çünkü çalıştığı halde yeteri kadar ücret almayıp hırsızlık ya-
        pana İslam Halifesi Hz.Ömer,ceza vermediği gibi,iş vereni suçlu bulup işçinin tekrar hırsız-
        lık yapması halinde hırsızlık yapan işçiye değil,ona yeteri kadar ücret vermeyen iş verene
        uygun bir ceza vereceğinin söylemesi,bu konuda bize örnektir. EVET : Şubat 2012 tari-
        hinde Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyunun yaptığı araştırmaya göre,4 kişilik açlık
        sınırı 973 TL. Yoksulluk sınırı ise 3.171.TL.dir. Hz.Ömer, çalıştığı halde yoksulluk sınırı
        altında ücret alan işçiye ceza vermeyişi,kur’an-ın en doğru uygulama şeklidir. Bundan ha-
        reket ederek,tam anlamıyla sosyal güvenlik sisteminin uygulanmadığı,hırsızlık yapan
        kişinin yoksulluk sınırı üzerinde bir geliri veya ücreti olmadığı durumda bu cezanın uy-
        gulanması başta kur’an-ı Kerime aykırı bir durumdur. Örneğin; bugün halkını aç,işsiz
        ve güvenlik sisteminden yoksun bırakan ve ülkenin bütün servetini gaspedip zimmetine
        geçiren bir kıralın, bu cezayi işsiz ve yoksul halkına uygulaması başta kur’an’a ve
        islam hukukuna taban tabana zıt ve aykırıdır. Kur’an’a göre yoksul halkın eli değil,
        halkın servetini çalıp gaspeden söz konusu kralın elinin kesilmesi gerekir. ÖZET
        OLARAK; Bu cezanın uygulanabilmesi için,kur’an-ın öngördüğü genel,kapsayıcı ve
        adil bir sosyal güvenlik sistemin uygulanması ve en az herkesin yoksulluk sınırı üstünde
        bir gelire veya ücrete sahip olduğu bir zemin ve ortamın bulunması gerekmektedir.
        Böyle bir ortam oluşmadan,bu cezayı uygulamak başta kur’an’a aykırıdır. Hırsızlık
        sebeplerinin tümü ortadan kaldırıldıktan sonra bu ceza uygulanır. Biraz Vicdanlı dav-
        ranalım; 30-40 sene çalışmış bir işçimiz veya memurumuz emekli olduğu gün aldığı
        ikramiye ve emeklilik tazminatını hırsız beyefendilere kaptırdığını duymayanlarımız
        yoktur. Bu hırsızı yakaladığımızda birkaç sene hapiste yatıralım ve tekrar serbest bıra-
        kalım. Bu kişi tekrar hırsızlık yapmayacak mı? Çalışanın ve zar zor geçinen eş ve ço-
        cuklarının bütün emeğini bir çırpıda çalan hırsıza ödül mi verelim ? Yoksa, kur’an’a gö-
        re genel ve adil bir sosyal güvenlik sistemini oluşturduktan sonra,bir gecede köşeyi
        dönmek isteyen hırsıza bu cazayı mı verelim ? Vicdanlı ve sağduyulu olan her insan,
        kur’an-ın öngördüğü bu ceza sistemini hak, adil ve yerinde bulur. Kur’an-ın öngördüğü
        sosyal güvenlik proğramının ve hukuki sisteminin yürürlükte olmadığı bu zamanımızda
        adeta hırsızlar toplumunda yaşıyoruz. Keşke hırsızlar sadece mal ve servetimizi çal-
        saydılar. Ama hırsızlık olayı ile,nice mağdur durumda olan insanlar,hırsız tarafandan
        öldürülüp,yaralandığı ve sakat kaldığı de bir gerçektir. Mağdur ve malı çalınan insan
        hırsız tarafından öldürüldüğü halde,hırsızı mı savunalım ?
        EVET: DÜNYANIN HUZUR VE MUTLULUĞU İÇİN; KUR’AN-IN ÖNGÖRDÜĞÜ
        GENEL VE ADİL BİR SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN OLUŞMASI VE KUR’AN-IN
        EVRENSEL HUKUK SİSTEMİNE GEÇİLMESİ BİR ZARURATTİR: SAYGILAR:

      • eyup dedi ki:

        iyi güzel anlatmıssın ama rusya kominizmide halkına bunları vaadetmemişmiydi…sistemlerim mükemmelliği her insanı tatmin etmiyor ne yazıkki sistem insanların tekelinde mükemmele veya rezalete sürükleniyor..rusya kominizmindede eşitlik ön palandaydı ama bu kadar zengin rus milyarderi nasıl türedi hayret…araplar petrol zengini bazı ülkelerde ise bu esitliği sağlaman mümkün değil ne petrolleri var nede sanayileri…ayrıyeten bugün çoğu arap ülkesi islami görüş ile yönetilirken bu ayaklanmaların sebebi ne arap baharında…..para güç demek ama paraya yön veren insanlar ve yatırımcılar nüfusu çok olan bölgelere yatırım yapmayı tercih ediyor ucuza işci çalıştırmak vergiyi az vermek yatırımcının öncelikli hedefi…üretemeyen toplumların başına atatürkün geçnliğe hitabesi ders niteliğindedir…bağımlı olmaktan kendini kurtaramazsın ve kaleleri bir bir teslim edersin….neden devlet içinde devletçilik oynuyoruz bu ülke insanı neden 30 parçaya bölündü sanıyorsun zihinler neden paramparça eğer bir devletin toplumu birden fazla görüş ve fikir gruplarına bölünmüsse sebebi vardır….toplumun gücünü linç etmek demektir bu …eğerki bugün benzine zam geldi 50 milyon insan bir aylığına anahtarı kontağa sokmasın bakalım o benzin fiyatı öle fırlayacakmı ama bukadar bölük pörçük bir anlayış ile sizi biz kurtarırız masalı ile çocuk kandırılır….din dediğimiz olgu ile devlet yönetmek …bazı arap zihniyetliler derki islam olmasaydı osmanlı olmazdı bende diyorumki islamı osmanlı devralmasaydı islam 800 lerde biterdi….yani başı kapalı olmak kara çarşaflara bürünmek dinimi kurtaracak devletimi adam edecek bugün belki kara çarşaflar altında evlere fuhuş yapmaya giden bir dünya kadın vardır…istisnayi kişileri bundan ayrı tutarım ama iyi niyeti su istimal etmek çok zor bir durum değil..senin islam anlayısın hz ömerle sınırlı kalabilir. devlet yönetiminde herkesmi hz ömer islam zamanında devlet malını çarçur etmiş insanlar hz ömer zamanındada mevcut…heleki osmanlı viyana kapılarını zorlarken osmanlı devleti içindeki ayaklanmalar niyeydi şah ismail islamı daha iyi yöneteceği düşüncesi ilemi anadoluda gizli gizli şiir edebiyatı ile propaganda yaptırıp toplumu osmanlı ahalisi ve devletine karşı kıskırtıyordu….insan oğlu çiğ süt enmiştir insanın nankörlüğünü esitliklemi çözeceğini sanıyorsun…eşitlik olsaydı hayvanlar arasında olur birbirilerini yemezlerdi bazı insanların nefsi arzuları doymak bilmiyor….aslanlar otla doysa eşitliğe inanırım veya heryere eşit yağmur yağsa eşitliğe inanırım …sen dünya toplumunu din ile eşitleyemezsin herkes sevdiğiyle evlenmiyor buda eşitsizliktir….ve en enteresan yönüde diyelimki islam dini dünyaya hakim oldu sınav dediğiniz durumun dünyada bir hükmümü kalır…kurandaa altından ırmaklar akan cennet bahçeleri savaşla ele geçirilecek güzel beldeleremi işaret ediyor veya ganimet yoluyla elde edilen hatunlaramı….bilal güzel düşüncelerin var ama bundan 5 veya 6 sene evvel bende çok güzel dini savunan yorumlar yapabiliyordum hatta bir ufoloji sitesinden kovuldum görüşlerim kuranla irtibatlı olduğu için tasavvuf yönümde kuvvetlidir..bugüne kadar kimsenin elinde ufolara ait kesin bir delil yokken ortalık ufo kaynıyor neden inandırmak istiyorlar buna getirisi olduğu için ve merak uyandırmak için yoksa uzay için milyarlarca dolar harcaanıyor bu bütçe sağlanması lazım…bilim deneylerine ayrılan paralar hep devlet bütçeleriyle..halkın parası…..ben neden bir yaradıcıya inanmıyayım ama bir ayetin yetersizliği allahın sözleri olamaz bende blogta herne varsa çelişki denilen kendimce bir değerlendirme yapıyorum…kimseyede kızmamak lazım herkesin anlayışı bilgisi kadardır…

      • Syra dedi ki:

        Bilal,
        Farzedelim ki, eli kesilen kişinin masum olduğu ortaya çıktı. Bu kesilmiş eli allahu teala hazretleri geri ide edebiliyor mu? Bu duruma islamın bir çözümü var mı?

  27. Anorian dedi ki:

    Allahın kuranda belirttiği gibi ben inanmayanlara kulluk vazifesini yapmayanlara dünya da rahatlığa erdirip her istediklerini vericem ama ahiret günü geldiğinde onların hepsinin teker teker hesabını verecekler demiştir.işte üsste inançsız arkadaşın yazdığı gibi örneklerini görüyoruz.sadece gülüyorum o yazılanlara.AHİRET GÜNÜDE HATIRLATIRLAR BU YAZDIKLARINIZI SİZE.BAKALIM PİŞMANLIK FAYDA VERİCEKMİ O ZANMANDA.SADECE DENİLECEK BİR SÖZ ALAH ISLAH EDER İNŞALLAH.

    • bilal dedi ki:

      Sayın Syra ! Gayet mantıklı bir soru sormuşsunuz ! ” Hangi durumda el kesilmez.?.
      Kısaca bunun izahını yaptıktan sonra kanaatımca sorunun cevabı kendiliğinden çözülmüş
      olacaktır. 1- Herkesi kapsayan adil bir sosyal güvencesinin bulunmaması ve en az yok-
      sulluk sınırı üzerinde bir ücret veya geliri olmaması halinde el kesilmez. 2- Malı çalınan
      kşişinin, hırsızı affetmesi veya cezanın uygulanmasını istememesi halinde el kesilmez.Bu
      durumda hırsızın ekonomik durumu önemli değildir.Bu hırsız zenginde olsa eli kesilmez.
      Ve öyle inanıyorum ki,yakalanan hırsız mal sahibine affedilmesi için yalvarırsa,hiç bir vic-
      dan buna dayanmaz ve mutlaka hırsızı affedecektir.
      3- Hırsızlık olayı mutlka en az iki şahidin şahitliği veya bugünkü yanılma payı sıfır durumda
      olan bir kamera ile tesbit edilmemişse,el kesilmez. Zaten hırsızlık olayında öyle iki şahidi
      bulmak neredeyse imkansızdır. 4- Çalınan mal korunan bir yerde değilse,(kapı kilitli ve pencereler kapalı değilse.) el kesilmez. Yani pencere veya kapı açık ise,el kesilmez.çünkü
      ev sahibinin ihmalı söz konusudur.Eğer kapı veya pencereleri açık bırakmamış olsaydı,
      belki hırsızlık olayı gerçekleşmezdi. 5- Çalınan mal en az bir dinar ( 28 gr.altın veya değe-
      rinde) değilse el kesilmez.6- Ekonomik kriz veya işsizlik varsa zaten bu ceza askıya alınır.
      7- Hırsız tevbe eder,pişman olur ve durumunu düzeltmeye çalışırsa,eli kesilmez.
      MAİDE SURESİ 39.AYET : ” فمن تاب من بعد ظلمه واصلح فان الله يتوب عليه ان الله غفور رحيم الخ
      ” Kim bu haksızlıktan ( hırsızlıktan ) sonra tevbe eder ve durumunu düzeltmeye çalışırsa, Allah tevbesini kabul eder. ( günahını siler ve cezadan kurtarır) Zira; Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir. ” تفسير القرطوبي ” .. Öyle inanıyorumki yakalanan herhangi bir hırsız,elinin
      kesilmemesi için bu tevbe yöntemine başvurur.Neredeyse,islam hukukunda hırsız elinin
      kesilmesi olanaksız hale gelir.Bu cezanın yürürlükte olması,sadece caydırıcı ve öneleyici
      bir durum oluşturmak içindir.Amaç el kesmek değil,hırsızlığı önlemektir.
      8- Hırsız bulüğ çağına gelmemişse,hiç bir surette ceza verilmez. 9- Hırsızın akli dengesi
      tam yerinde değilse veya psikolojik bir durumu vs.varsa,hiç bir surtte bu ceza verilmez.
      10- Hırsızlık yaptığına dair yüzde yüz elimizde bir delil veya kanıt yoksa el kesilmez.
      Çünkü Hz.Peygamber devleti yönetenlere şöyle talimat vermiştir.” أدرؤا الحدود بالشبهات الخ
      ” Had ve cezaları şüphelerle düşürünüz.Eğer mücrimin bir çıkış yolu varsa salı veriniz.
      Zira devleti yönetenlerin bağışlamada yapacakları hata,hata edip de ceza vermesinde
      yapacak olduğu hatadan daha hayırlıdır.” diyerek çok titiz davranılmasının ve hatta yüzde
      bir suçlunun masumiyet şüphesi varsa bu cezanın uygulanmaması gerekir.En ufak, yüzde
      bir bile masumiyetine dair bir kanaat veya şüphe varsa,bu ceza düşer.
      İŞTE: BU ŞARTLARI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURDUĞUMUZ ZAMAN HIRSIZ ELİNİN
      KESİLMESİ NEREDEYSE OLANAKSIZLAŞIR. SELAMLAR.

      • Syra dedi ki:

        “herhangi bir hırsız,elinin
        kesilmemesi için bu tevbe yöntemine başvurur.Neredeyse,islam hukukunda hırsız elinin
        kesilmesi olanaksız hale gelir.Bu cezanın yürürlükte olması,sadece caydırıcı ve öneleyici” demişsin.

        Yahu böyle caydırıcılık mı olur. Kendi kendinizle çelişiyorsunuz. Hırsızlığı yap, sonra ben tövbe ediyorum de kurtul. Ya mağdur olan ne olacak. Bu resmen hırsızlığı teşvik etmek olur. Bilal, bakıyorum formundasın. bu seferde inanılmaz salladın… :)

      • eyup dedi ki:

        33. Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.
        34. Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Artık Allah’ın çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olduğunu bilin.
        35. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, ona yaklaşmaya vesile arayın ve onun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.
        36. Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
        37. Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.
        38. Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
        39. Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
        40. Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. O dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.
        41. Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. ______________________________
        bu ayetler üzerinde tartışacak olsak cihad fikrini savunmuyanlarda islama karşı düsman konumunda ve hırsızın elleri kesilirken ayet 38 in sonunda allah mutlak güç sahibi ve hüküm hikmet sahibidir diyor…..mutlak güç sahibi olan allah 40ıncı ayettede ..O dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. cihada karşı çıkmak el kesimine davetiye çıkarır veya dinciler müslüman olmayan ülkelerde cihad anlayışı ile hareket ediyor ve içten fetih anlayısı ile hareket edip sonra hükümlerime uymuyorsun diye haklı konuma geçmiş oluyor…allah ve resulüne itaatsizlik araplara anladık ama ozamanda yeryüzü sadece arap yarım adasından ibaret değildi…araplar devlet bile değillerken birçok devlet yönetimindeki ülkelere tehdit var cihad anlayısı ile….ayet 36 da ahirette fidye örneği bile çok komik sanki insanları bu dünyada iken korkutup islam düşmanı olarak yakalananları kendi niyetleriyle fidye vermeye davetiye çıkarmak demek…ölen insan nasıl mal mülk sahibi olabilir krallar bile bu ülkeyi veya bu dünyayı ben yönetiyorum ama dünya benimdir dememiştir…yani el kesme sadece hırsızlık için geçerli bir durum değil…

      • eyup dedi ki:

        sanki cihadı biz anlayamadık….başkalarının hak ve hukukunu gözetmeyen bir anlayışı kim benimser…kuran nabza göre serbet verir niyemi ..dinde zorlama yoktur…ama cihad vardır….bu kadar tezat bir anlayışa halen daha yaradıcıdan inmiş gözüyle bakmak insanın akli yetersizliğidir…http://www.msxlabs.org/forum/muslumanlik-islamiyet/9169-cihad-nedir.html din kayıtsız sartsız allahın oluncaya kadar savaşın…..hem bir hristiyanın mabedine gittiğinde sizinle bizim aramızda bir çizgi kadar fark var deyin…arkadan cihada teşvik edin..türkçe meallerde arapçada tanrı geçmemesine karşın neden türklerin tanrısı ön planda düzme tanrı….sahte ilahlar kavramına yehova veya kurandan önce incil tevratta zeburda geçen isimlerde değilde….türklerin bir bildiği tanrısı…..

      • bilal dedi ki:

        Syra Bey ! 1-Tevbe bir kere olur. İkinci defa hırsızlık yaparsa tevbesi kabul edilmez.Çünkü
        inandırıcılığını yitirmiş oluyor.Hırsız bunu bilse, bi daha hırsızlık yapmaz. Yani bu bir nevi
        pişmanlık yasası gibidir. İkinci defa onun sözüne itibar edilmez.Kendi durumunu düzeltme-
        si lazım.Yani bi daha hırsızlığa teşebbüs etmemesi gerekir.
        .2- Şunu önceki yazıma ileve etmeyi unuttum. ” Şayet eli kesilen suçsuz çıkarsa,zaten
        kesilmiş olan el atılmaz korunma altına alınır. Tıbben dikilmesi mümkünse tekrar dikilir.
        Eğer kesilen el işlevini yitirmiş bir şeye yaramıyorsa da ölen başka bir insanın elini ona
        nakledebiliriz. Böylece en azında mağduriyetini asgariye indirmiş oluruz. Ama islam huku-
        ku tam manasıyla uygulandığında böyle bir hatanın söz konusu bile olamayacağını düşü-
        nüyorum. 3- Çalınan mal da sahibine iade edilecektir. Saygılar.

      • Syra dedi ki:

        Bilal,
        İnanılmazsın, süpersin, muhteşemsin. :)
        Bu fikirlerini ateist forumda veya turandursun.com un forumda da yazsana. Orda daha etkili olur bence. Burda yorumlar aşırı derecede yığıldı ve içinden çıkılamaz hal aldı. Bu kadar yorumu kimsenin ukuyacağını zannnetmiyorum. Bence forumda yazsan emeğin, çaban boşa gitmez.

      • bilal dedi ki:

        ” ALLAH’A VE RESULÜNE SAVAŞ AÇMAK… ? ” MAİDE SURESİ 33.AYET:
        Kur’an-ı Kerim de ” Allah’a Karşı savaş ” Topluma ve toplumun hak düzenine karşı savaş
        demektir. ( zaten kimse Allah’la savaşamaz.) Ayette geçen ”Allah ve Resulüne..” Yani topluma karşı savaş ve yeryüzünde bozgunculuk” şeklinde ifade edilen suç; terör,eşkiya,kan dökme,yol kesme,yağmalama,silahli organize suç örgütleri,mafya ve masum insanları öl-
        me gibi toplumun huzur ve sükünunu bozmaya yönelik silahli örgütsel eylemlerdir.
        İslam; bir insanın haksız yere öldürülmesini bütün insanların öldürülmesi gibi telakki ede-
        rek öldürme olayını<>saymış,silahli eşkıyalığı ve silahli organize suç ör-
        gütlüğü de,halkın huzur ve sükünunu kaçırdığı için topluma karşı ( Allah ve resulüne karşı)
        işlenmiş büyük bir suç olarak görmüş ve karşılığında ağır cezalar koymuştur.Maide Suresi
        32. ”……….من قتل نفسا بغير نفس فكانما قتل الناس جميعا ومن احياها فكانما احيا الناس جميعا الخ ……..”
        ” …….Kim,bir cana vaya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın ( haksız
        yere ) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün
        insanları kurtarmış gibi olur. Bu nedenle,topluma karşı silahlanıp,halk içinde terör estiren,
        nice masum insanları öldürmeye çalışan,halkın huzur ve düzenini bozup silahli eylemler-
        de bulunacak olan silahli organize çete unsurlarına karşı islam ağır mueyyideler getirmişse,
        bunlara mı acınacak ? bunlara karşı ağır mueyyideler yoksa,topluma karşı eşkiyalık yapan
        mafya ve organize silahli örgütleri ile nasıl mücadele edilecek ? Toplumun huzur ve düze-
        nini bozup nice insanları öldüren bu çete mensuplarına ağır ceza vermeyelim de, aramız-
        da yaşayıp,ölüm makinesi gibi çalışıp masum insanları öldürmeye mi devam etsinler ?
        Bunlar tarafından öldürülüp toprak altında çürüyenlere yenileri mi eklesinler ? Bunlar,
        halkın huzur ve düzenini bozup yeni eylemlere mi devam etsinler ? Bunlar tarafından öl-
        dürülenlerin cesetleri toprak altında çürürken öldürülen ve mağdur aileleri değil de,bu ca-
        nılarımı savunalım.? EVET: bakıyorum ki,islamın bu canılara karşı getirmiş olduğu ce-
        zai mueyyideler,sürekli ateistler tarafından eleştirilmekte ve adeta sanki onların haklarını
        savunmaktadırlar.Bunlar tarafından öldürülen ve cesetleri toprak altında çürüyen insan-
        ların ve yakın mağdurlarının haklarından hiç bahsedilmemektedir.Yani cani ve katillerin
        hakları savunuluyor,öldürülen ve mağdur olanların hakları hiç savunulmuyor. İşte ateistli-
        ğin vicdan ve mantığı böyle ! Cani ve katilleri savunayım derken,ama öldürülen ve mağdur olan-
        ları hiç savunmuyorlar. Bunları geçici olarak hapse atmakla bu iş hal olmaz. Bunlar hapis-
        te de olsalar dışardakileri yönlendirirler.Hapisten çıktıktan sonra da ölüm makinesi gibi yine
        çalışırlar. Ateistler ! Bunlar tarafından öldürülen ve mağdur olanları değil,cani ve katilleri
        savunmaya ve islamın bunlara karşı getirmiş olduğu cezai mueyyidelleri eleştirmeye de-
        vam edin. İnsanlık; katil ve canilere acımak değil,öldürülen ve mağdur olanların haklarını
        korumaktır. Ama ateistler bunun tersini yapıyorlar. Allah onları islah etsin.
        EVET TEKRAR SORUYORUM ! Bunların halka ve masum insanlara yaptıkları vahşet de-
        ğil de,bunlara verilen ceza mı vahşet ? Bu canilere karşı kur’an-ın getirmiş olduğu cezai
        mueyyidelerden dolayı, kur’an-ı eleştirmek değil,milyarlarca defa kutlamak gerekir.
        Kur’an,insanın hayatına yönelik her türlü tecavüz ve saldırıyı şiddetele reddeder.Bunu önlemek
        için de ağır mueyyideler getirir.Çünkü bundan başka daha etkili bir yöntem bulunmamaktadır. EVET ayet devam ediyor.”الا الذين تابوا ان تقدروا عليهم الخ ” ….Ancak,
        siz kendileri yenip ele geçirmeden teslim olup tevbe edenler müstesna:….Yani onlara
        ceza verilmeyecektir. KUR’AN; HALK VE TOPLUMUN HUZUR VE DÜZENİ İÇİN
        BU CEZAİ MUEYYİDELERİ GETİRMİŞTİR: BENİM VE BÜTÜN İNSALARIN HUZUR
        VE DÜZENİ İÇİN UĞRAŞAN KUR’AN-I, MİLYARLACA DEFA KUTLUYORUM:
        Saygılar.

      • Fikret dedi ki:

        yahu senin kuraninda bir yerde diyoki öldür obur yerde diyorki öldürme BIR KARAR VERSIN ÖLDÜREYIMMI ÖLDÜRMIYEYIMMI anlamadim gitti

  28. berk çakan dedi ki:

    müslimler bize hikaye anlatmayın.tamam bakın ben deistim ve buna rağmanm kabuıl ediorum ki bazı ayetler çelişkisiz verilmiş fakat çelişkşili olanlar da var.

  29. berk çakan dedi ki:

    tam tersi iddanız varsa bu ve kuran çelişkileri ile alakalı dier forum bölümlerine yanlış anlaşılma ve cevaplarınızı yazın

  30. berk çakan dedi ki:

    arkadaşlar bu arkadaş karşımıza pek çok çelişki koymuş.taam yanlış olanı vardır da hepsimi yanlışltır.

  31. fiona novemder dedi ki:

    Bana sadece “Tanrı’nın Tanrısını” gösterin, kanıtlayın, onun neden yaratıldığını, nasıl yaratıldığını, onu kimin yarattığını kanıtlayın bende iman edeyim:) ayrıca çelişkiler bunlarlada sınırlı değil daha bi bu kadar ve hatta daha da fazla çelişki var Kuranda…

    • Abdurrahman dedi ki:

      senin bu söylediğin: kendi yaptığın masaların tahtadan olduğu halde, bu tahta masaların bir araya gelerek bizi yapan acaba nasıl bir tahtadır demesi gibi oldu. Varlıklar hakkında aynı cinsden olanlara aynı hükümler uygulanır, kendi cinsimizden olmayan Allah için onu kim doğurmuştur sorusu sorulamaz, çünkü doğum denilen olayı tasarlayanın illaki doğurması gerekmez, yada zamanı var edenin zamanı vardır denilmez, kâinat baştan sonra onun sanatı olan bir saraysa bu saray onu sadece tanıtır, onun isim ve sıfatlarına işaret eder ancak tam olarak O’nu göstermez, çünkü kâinat O olmadığı gibi, O’nun cinsindende değildir. Şimdi şöyle demek istiyorsun Kainatta zaman var ona zamanı kim koydu, kainatta doğum ölüm var, onu doğuran ve öldüren kimdir. Yapılan yapana benzemez.

      Kur’anda çelişki yoktur, burada yazılanlar farklı surelerde farklı mana akışından döküp alınmışdır, farklı resimlerden koparma gibi olmuş, kardeş o resimde ne anlatıldığı önemlidir. Bir her cümle için 4 şeye bakılır yoksa her cümleyi aynıdır diye düşünmek hatadır.

      1-Kim demiş?
      2-Kime demiş?
      3-Niçin demiş?
      4-Nezaman demiş?

      Ayrıca 18.de aya nur ifadesi kullanılması tam yerindedir, fakat 18.de yorum yapan arkadaş cehaletini ortaya koymuş. Nur başka bir kaynaktan gelen ışığın yansıması demekdir. Mesela lamba ışıkdır, ona kaynak olması itibariyle nur denmez, ışık denir, ziya denir. Fakat o lambaya bir ayna tutsak ve aynadaki parıltıya bakarak lambaya bak, ışığa bak diyemeyiz, orada o ışık nur olur. Bana inanmayan ilm-i lugat alimlerinin eserlerine bakabilirler.

      Saygılar.

      • berk çakan dedi ki:

        eğer tanrının yaratılmaması mümkünse evrenin ve insanın da yaratılmaması mümkündür.

      • berk çakan dedi ki:

        ayrıca şunu söylemeliyim.
        2005 yılında amerikalı bir gurup bilim adamı yaptıkları çalışmalarla yoktan yaşayan bir hücre var etmeyi başardılar.şimdi senin masa sandalye mantığınla baklıldığında evet masayı yapan masalarla aynı şekilde yapılmamış.işlenmemiş yontulmamıştır.bu anlamda verdiğin örnek doğru.
        fakat benim verdiğim ve senin verdiğin örneğin şöyle bir noktası var.evet insan thta gib yapılmadı ve hücre gibi labratuvarda da üretilmedi ama biz de sperm ve yumurta hücresinin birleşmesiyle oluştukı.yani bir şey yaratmak yaratılamaz olmak anlamına gelmez.

      • eyup dedi ki:

        çok laf kalabalığı yapmaya gerek yok nur arapça ışık ise türkçe ..anlam aynı…yani ışık var diye maddenin kendisini inkarmı edelim madde olmasa ışık olmaz…madde yanacakki ışık ortaya çıksın….

    • bilal dedi ki:

      ALLAH’IN VARLIĞI! 1- Bilimsel araştırmalarda evrendeki fizik ,kimya ve biyoloji kanunlarının,yer-çekimi,elektromanyetizma gibi temel kuvvetlerin,atomların ve elementlerin yapılarının tümünün,
      insanın yaşamı için tam olmaları gereken şekilde düzenlendikleri birer birer bulunmuştur.Bilim adamları,bugün olağan üstü yaratılışa ”Anthropic Principle” adını vermektedir.Yani evrendeki her
      ayrıntı,insan yaşamını gözeten bir amaçla yaratılmıştır.Evrendeki tabiat düzeni ve ekosistem in-
      sanın lehine hareket eder.Evrendeki canlı veya cansız bütün maddeleri etkileyen değişmez kurallar vardır.İşte bu değişmez kurallar,evreninde içinde barındırdığı canlılar gibi,kusursuz bir tasarımla yaratıldığını gösteren delillerdir.Bu tasarım,bu amaç,tasarımcı müessir bir gücün
      (Allah’ın) varlığını gösterir.Böyle tasarım ve amaç olmasaydı,evrendeki sistem olmazdı ve hiç bir canlı yaşayamazdı.Evrendeki düzeni sağlayan tüm bu fizik yasaları ve değişmez kuralları koyan
      ancak, canlı,şuurlu ve üstün akıl sahibi madde üstü güçlü bir varlık (Allah) olabilir.
      Konu ile ilgili bazı bilim adamlarının görüşlerini aktarmak istiyorum. 1-Yıldızların içinde meyda-
      na getirdikleri sonuçlar göz önüne alındığında nükleer fiziğin kanunları kasıtlı olarak tasarlanmış-
      tır.PROF.FRED HOYLE: 2-Bildiğimiz gibi patlamalar maddeyi dağıtır ve düzensizleştirir.Oysa
      ”Big Bang” ta bunun tam tersi meydana gelmiştir.DAVIES P.İngiliz Astrofizikçi. 3- Evrendeki fizik
      kanunları çok bir dehanın ürünü gibi görünüyor. PROF.ROGER PENROSE. 4- Üstün bir akıl,fizi- ğe,kimyaye ve biyolojiye müdahale etmiştir.PROF.FRED HOYLE. 5-Bu dev evreni,düzen ve uyum içinde yaratan,yaşatan kimdir.? Bir mikrobun hayatı bile bana,Allah’ı ispat etmeye yeter.
      LUIS P.UP.
      Evrenin ilk maddesine,müessir güç müdahale etmemiş olsaydı,hep yerinde ve aynı konumda kalacaktı.Halbuki ilk madde değişe değişe bugünkü duruma gelmiştir.Bu mükemmel duruma ge-
      len cansız,şuursuz madde, bir dış müdahalenin sonucudur.O dış müdahaleci madde ötesinde
      olan,maddenin oluşum ve değişmesine sebep olan etkin bir güçtür.(Allah’tır).. Sistem daha fazla
      müsade etmediği için bu konuyu bölüm bölüm yazacağım.Saygılarımla.

      • bilal dedi ki:

        ALLAH’IN VARLIĞI: 1. BÖLÜMÜN DEVAMI!. Hep lehimize değişiklik gösteren cansız,şuursuz maddenin varlığı,bizi düşünen ve cansız maddeyi lehimize çeviren madde üstü etkin yaratcı bir
        gücün (Allah’ın) varlığını göstermektedir.Konu ile ilgili iki örnek verelim: 1-Güneş sistemi ile dün-
        ya gezegenimiz arasındaki mesafe yaklaşık 150 milyon km.dir.Eğer ikisi arasındaki mesafe şim-
        dikinden biraz yakın olsaydı,güneş dünyamızı yakar ve kül ederdi.Eğer mesafe biraz daha uzak
        olsaydı,dünya üzerinde yaşam olamayacak derecede dondurucu olurdu,ve her iki durumda da yaşam olmazdı.Soruyorum;lehimize olan bu oranı helyum ve hidrojen gazından oluşan cansız,
        şuursuz bu enerji kütlesi mi bizi düşündü? Yoksa bu oran rastlantı sonucu mu ? ki diğer her iki
        durum da olabilirdi.niye öyle olmadı da sadece lehimize oldu? Yoksa yaşamamız için aralarındaki mevcut oranı bizi düşünen ve o güneş sistemini ilk durumundan bugünkü duruma getiren etkin,canlı,şuurlu,madde ötesi bir güç mü var? Elbette var.Yoksa,güneş sistemi bize daha
        yakın veya daha uzak ta olabilirdi ve o zaman hiç birimiz yaşayamazdı.
        2- Havada ki oksijen oranı yüzde yirmi birlerde bulunuyor.Yaşam için de bu oran gerekir,fazlası-
        da,azı da bizim ve bütün canlıların aleyhine olurdu.Yani oksijen oranı şuan ki durumdan daha
        çok yüksek olsaydı,bir şimşeğin çakmasıyla dünyamızı saracak büyük bir yangınla karşılaşırdık.
        Hava da ki oksijen oranı şuan ki mevcut orandan daha çok düşük olsaydı,yeteri kadar oksijen
        alamadığımızdan hiç birimiz yaşayamazdı.Soruyorum;ormanlar ve oksijen mi bizi düşündü ? Yoksa şuurlu,etkin bir güç(Allah mı) bizi düşündü ? Daha fazla uzatmayayım.A den Z ye kadar
        evren deki bütün fizik kurallarının lehimize işlenmesi,bu evreni yaratan,yaşatan ve bu fizik kural-
        larını yerleştiren,üstün akıl sahibi etkin bir gücün (Allah’ın) varlığının delilidir
        Fırsat buldukça Allah’ın izni ile bu konuya bölüm bölüm devam edeceğim.Herkese saygılar.

        ı

      • devart dedi ki:

        Sayın bilal
        Öncelikle sağdan soldan copy paste yaparak bir yere varamazsınız. Siz kur’an’ı, kendi fikirlerinizle, kendi düşüncelerinizle savunmaktan aciz misiniz? Tabi ki diğer kaynaklardan yararlanacaksınız, tabi ki oralardan alıntı yapmanız gerektiğinde kaynağını gösterip alıntı yapacaksınız. Fakat kendi yorumunuzu ve özgün fikirlerinizi katmadan, başka yerlerde yazılanları aynen getirip buraya yapıştırmak ancak sizin bağnazlığınızın kanıtı olabilir.

        Evrende mükemmel bir dengeden söz edemeyiz. Evrende sizin mükemmel denge diye adlandırdığınız şeyler aslında bitmek tükenmek bilmeyen kaoslar ve devasa bir rastlantısallık sonucudur. (http://www.phil.metu.edu.tr/ahmet-inam/kargasa.htm) Sizin bunu mükemmel bir denge olarak algılamanız tamamen baktığınız perspektif ile alakalıdır. Bunu şöyle düşünürseniz daha iyi anlayabilirsiniz:
        İnsanların koşuşturduğu, araçların karmakarışık trafik için yollarını bulmaya çalıştığı son derece kalabalık ve büyük bir caddenin çok küçük bir köşesine, bir anlığına bir iğne deliğinden baktığınızı düşünün. Göreceğiniz düzen, gerçekten çok farklı olacaktır. İşte insan da yüz milyarlarca galaksiye, kendi küçücük dünyasından ve evrenin yaşı ile kıyaslandığında bir an olarak varsayılabiliecek zaman aralığından bakarken bu yanılsamayı yaşar.

        İnsanın düştüğü diğer bir yanılsama da, gözlemlediği bu göreceli düzenin kendisi için kendisi için uygun hale geldiğidir. İnsan böylesine mükemmel bir dünyanın mükemmel şartlarda, ancak ve ancak insanın rahat edebilmesi için var olabileceğini düşünür. Fakat aslında işin gerçeği bu şartlar sağlandığı için bizim var olduğumuzdur. Yani aslında dünya ve evren bizim için tasarlanmış değildir. Biz, bu göreceli düzen sonucu var olmuş bulunmaktayız. Eğer bu düzen böyle olmasaydı biz de olmayacaktık. Belki de daha farklı yaşam formları olarak ortaya çıkacaktık. Belki de evrenin bir yerinde başka yaşam formları vardır. Belki de biz olmasaydık, yaşam evrenin hiçbir yerinde görülmeyecekti. Bu ihtimalleri bilemeyiz. Fakat hiçbir ihtimal evrendeki bu düzenin tamamen insanın yaşayabilmesi için bilinçli olarak bir yaratıcı tarafından ayarlandığı iddiası kadar temelsiz değildir.

        Evren ve dünyanın kaotik düzeni, tamamen rastlantısal olarak oluşmuştur. Bu rastlantıların oluşması için gerekli çokluk ve zaman mevcuttur. Bunu, tanrının işi olarak düşünmemizi gerektirecek hiç bir kanıt yoktur.

        Fakat varsayalım ki bunu tanrı yaptı. Bu düzeni sağlayan tanrının, sizin inandığınız Allah olduğunu nereden biliyorsunuz? Bu düzen başka bir tanrının da işi olabilir. Neden İslam tanrısı Allah yaratmış olsun ki, sizin kanıtlarınız neler? Böyle düşünmenizin sebebi, kur’anda böyle yazıyor diye olabilir mi? Kur’an Allah’ı, Allah ta kur’anı doğruluyor öyle mi? Sizce burada bir tuhaflık yok mu?

    • kamil dedi ki:

      o zaman sende bana sonsuz sayıyı göster

  32. cıkcıkcık dedi ki:

    lan çelişki diye zaman ayırıp yazdığınız bilgiye bak ilkokul bebeleri bile tassak gecer bu yazıyla bide bilimsel kişilik olarak geçinirler osursam daha yaralı bilgiler çıkar çelişkiymiş cıkcıkcık :)

    • bilal dedi ki:

      ALLAH’IN VARLIĞI! 2.BÖLÜMÜN DEVAMI; MADDE EZELİ Mİ?. Yaratılmış bütün varlıklar gibi,
      maddenin bir başlangıcı vardır.Bu gerçeği bize hem maddenin temel bileşenlerinin özellikleri,
      hem yapılan bilimsel araştırmalar açıkça bildirmektedir.Değişen bir varlıktaki değişimin gerçekle-
      şebilmesi için bir dış etki gerekir.Bunun sonucunda da tepki oluşur.Bu duruma ”Olay” adı verilir.
      Maddenin değişimi de bir olaydır;dolayısıyla bir dış etkenin varlığını gerektirir.Evet o dış etken,
      kendisi başlangıçsız,değişmeyen ve güçlü bir varlığın gerektiği ortadadır.O da hiç kuşkusuz ki,
      maddenin oluş ve değişimin müsebbibi olan Allah’tır.
      Eğer madde ezeli ise elektronların hareket hali için,iki durum söz konusudur.”Elektronlar ya du- ruyordu sonradan herekete başladı” veya ”ezelden beri hareket halindeydi.” Elektronların”baş- langıçta durdukları sonradan harekete başladıkları”iddia edilemez.Çünkü elektronlar,başlangıçta
      duruyor iydiseler;çekirdek tarafından(zıt kutuplu oldukları için)çekilirler.çekirdek tarafından çeki-
      len elektronların tekrar serbest klıp,kendi yörüngelerinde dönmeleri mümkün değildir.Elektronları
      çekirdek tarafından çekilmiş bir atomun hacmi,yaklaşık çekirdeğinin hacmi kadar olacaktı.Bu du-ruma göre dünyamızın ağırlığı aynı olmakla beraber,hacmi bir futbol topundan daha büyük olma-
      yacaktı.Elektronlar serbest olmadığından hiç bir kimyevi reaksiyonun meydana gelmeside düşü-
      nülemez.Dolayısıyla ”hayatan” da bahsedilemez. ”Eğer elektronlar ezelden beri hareket halinde
      olsalardı,termodinamiğin ikinci kanununa göre kainattaki sıcaklık eşit seviyeye şimdiye kadar çoktan gelmiş olmalıydı.Yani madde ezeli olsaydı hayat çoktan son bulurdu. Isı ve ışık kaynağı-
      mız olan güneşte her saniye 564 milyon ton hidrojen helyuma dönüşür.bu reaksiyon sonucu küt-
      lesinden 4 milyon ton kaybeder,buna göre güneşimiz şimdiye kadar çoktan kütlesini kaybedip
      sönmüş olacaktı.Oyleyse madde ezeli değildir.Ezeli değilse onu bir yaratan vardır… DEVAM
      EDECEKTİR.Allah’ın izni ile..Başka bir günde buluşmak dileğiyle.

      • devart dedi ki:

        2. Bölüm copy paste’e devam :)
        Keşke yapıştırdıklarınızın ne anlama geldiğini biraz merak edip araştırsanız.

        Elektronlar başlangıçtan beri dönseydi her şeyin sıcaklığı aynı olacaktı tamamen demek zırva. Termodinamiğin ikinci yasasını düşünürken birbirleriyle tamamen etkileşim içinde ve dış etkenlerden bağımsız maddeler ele alınır. Uzaydaki maddeler birbirleriyle etkileşim halinde değildir. Aralarında çok muazzam miktarlarda boşluk vardır. Ayrıca evrende dış etkenlerden(yıldızlar, kozmik radyasyon ve patlamalar vs.) etkilenmeyecek bir yer bulmak imkansızdır. Bu söylediğiniz dünyanın her yeri neden aynı sıcaklıkta değil demek kadar saçmadır.

        Güneşin kütlesi 1.989.100.000.000.000.000.000.000.000.000 kg’dır.(http://nssdc.gsfc.nasa.gov/planetary/factsheet/sunfact.html). Güneş saniyede 4 milyon ton kütle kaybederek, şu ana kadar kütlesinden, 100 dünya kütlesi kadar maddeyi enerjiye çevirmiştir.(http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCne%C5%9F#Ya.C5.9Fam_.C3.A7evrimi). Güneşin kütlesi dünyanın 333.000 katı olduğuna göre bu güneşin toplam kütlesi için devede kulak bile değildir.

        Paste ettiğiniz gibi madde ezeli değildir. Maddenin kaynağı konusunda elimizdeki en kabul edilen teori big bang teorisidir. Big Bang önceki madde ve zamanın varlığından söz edilemez. Fakat big bang maddenin ortaya çıkışını sizden biraz farklı şekilde açıklamaktadır. Merak ediyorsanız Curiosity Belgeselini seyredebilirsiniz(http://www.youtube.com/watch?v=CCWOeSc5oA0)

        Fakat “Oyleyse madde ezeli değildir.Ezeli değilse onu bir yaratan vardır… ” demek Yaratıcı ezeli midir? Yaratanı kim yarattı? sorusunu beraberinde getirir. Bir varlığın varlığını, daha karmaşık bir varlıkla açıkladığınız sürece bu paradokstan kurtulamazsınız. Olması gereken bir varlığın kökenini, karmaşığa doğru değil basite doğru açıklamaktır. Kaldı ki tasarım eseri olan bir varlığın, tasarım eseri olup olmadığını anlayabilmek ve tasarım eseri olduğunu iddia edebilmek için, tasarım eseri olmayan bir varlıkla karşılaştırmanız gerekir.

    • bilal dedi ki:

      Sayın devart ! 2- Yazılarımda anlatığım her şey,evrenin fizik kuralları ve kozmik olaylarla ilgilidir.
      İnsanın yarattığı kaos ve onun negatif tutum ve davranışlarıyla ne alakası var ?.İnsan, özgür iradesiyle yarattığı kaosu,evrenin fizik kuralı mı oluyor ? doğrusu senin bu şekildeki algılaman çok tuhaftır;
      2-Evrenin oluşumu ve bütün fizik kurallarını bir tesadüf ve rastlantı sonucu olarak değerlendiri-
      yorsun; Bende, senden bir soruya yanıt vermeni bekliyeceğim. 1- Boş olan bir arsa üzerine kendiliğinden veya rastlantı sonucu bir binanın veya bir gece kondunun meydana geldiğini bana kanıtla.
      . 2- Bir Aspirin tableti; Bir gram salisilik asit,iki milli gram asitik asit ve bir damla sülfirik asitten oluştuğunu biliyoruz.Bir Aspirin tabletnin üretilmesi için gerekli olan bu orandaki asitlerin kendiliğinden veya bir rastlantı sonucu olarak (eczacı olmadan) meydana geldiğini bana kanıtlar-
      san söz veriyorum, gözle gördüğümüz şu büyük evrenin,fizik aleminin de kendiliğinden veya bir rastlantı sonucu olarak meydana geldiğine senin gibi inanacağım. Bir gece kondunun veya
      basit küçük bir Aspirin tabletinin üretilmesi, bir usta veya bir eczacıyı gerektiriyor ise; koskoca şu büyük evrenin de meydana gelmesi,canlı,şuurlu ve üstün bir mücidin varlığını gerektirmekte-
      dir. sen her şeyi rastlantı sonucuna bağlıyorsun,her halde senin kullandığın bilgisayarında rast-
      lantı sonucu olarak maydana gelmiştir
      3-Allah kavramı,Tanrı kavramından farklı olarak,her şeyi yaratan,yaşatan ve hakkıyla tapılan yü-
      ce varlık demektir.Tanrı kavramına sahta tanrılar da girebilir.Mesela;Budha’ büdistlere göre
      tanrıdır,çünkü ona tapıyorlar.Halbuki,Budha’ benim ve senin gibi bir beşer idi.Budha,sahte bir
      tanrı’dır.Budha,tanrılık iddiasında da bulunmamıştır.Bunun için ben tanrı yerine Allah kavramını
      kullanıyorum.Eğer gerçekten inanıyorsan,kendi dilinde Allah kavramı yerine Tanrı kavramını da
      kullanabilirsin,bunu bu şekilde anlamanı umuyorum. Saygılarımla.

      • devart dedi ki:

        Sayın Bilal,
        Öncelikle bir önceki gönderimde evrendeki kargaşa ile ilgili gönderdiğim linki hatalı yazmışım. Aceleyle yanlış bir linki kopyalayarak kaynak göstermişim. Doğrusu http://www.yazarport.com/read.aspx?yazino=18702 şeklinde olacaktı. Sanırım İnsan kaynaklı karmaşadan bahsettiğimi bu yüzden düşündünüz. Fakat gönderimin devamının bu şekilde olmadığını sizin de görmüş olmanız gerekli.

        Benim de anlattıklarım kozmik düzensizlikle ilgili. Evrende herhangi bir düzen olmadığıdır. Herhangi bir düzen varsa bile, bilinçli bir varlık tarafından meydana getirilmemiştir. Varsayalım ki bilinçli bir varlık tarafından oluşturulan bir düzen var. Bu düzenin sizin inandığınız Allah tarafından oluşturulduğuna dair hiçbir kanıt yok.

        Sayın bilal
        Olaylara tamamen tek yönlü bakıyorsunuz. Karşıt görüşler ne diyor hiç araştırıp bakmamışsınız. Sizin meşhur Prof. Fred Hoyle’un, klasik hurdalıktaki Boeing analojisi kendinize göre değiştirip burada sanki yeni bir şeymiş gibi yazıyorsunuz. Küçük bir araştırmayla buna dair cevapları bulabilirsiniz. Mesela;

        http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=23056306

        fred hoyle’un buradaki hatası, örneklemi hurdalık skalasında düşünüp, süreyi kısa tutmasıdır. skalayı dünya boyutunda genişletir, yeterince uzun bir süre verirseniz, bir boeing 747 “oluşmaması” ihtimali 0’dır. zira bir boeing 747 zaten oluşmuştur. hatta 1 tane değil binlerce boeing 747 var dünyada; yeterli malzeme (dünya) ve ayıklayıcı bir fırtına (doğal seçilim) ile binlerce boeing 747 oluşmuştur

        Size “Madde Ezeli Mi?” yazınıza da cevap olarak yazdım fakat onay bekliyor durumunda kaldı. (Aspirin örneğini de William Paley’in Saat Ustası Analojisinden değiştirip buraya getirmişsiniz.) Zaten karmaşık bir varlığı daha karmaşık bir varlıkla açıklamanız sizi kısır döngüye sürükler. Evren gibi kompleks bir yapının kendi başına var olamayacağını söylüyorsunuz. Fakat onu yarattığını söylediğiniz Allah çok daha karmaşık olmasına rağmen o nasıl kendi başına var olabiliyor? Lütfen bunu açıklayın ve bu iddianıza ait kanıtlarınız varsa ortaya koyun. Varlıkları daha karmaşık bir varlığın tasarımı olarak açıklamak yerine her varlığı daha basite indirgeyerek açıklama yoluna gitmeniz daha sağlıklı olacaktır.

      • bilal dedi ki:

        ALLAH’IN VARLIĞI 3.BÖLÜM;Sayın devart! 1-Diyorsun ki,Allah (evrenden ) daha çok karmaşık olmasına rağmen O nasıl kendi başına var olabilir.? Allah’ın bir tek olması,yüz milyarlarca ga-
        laksilerden,sayısız yıldız,gezegen ve güneş sisteminden daha karmaşık diğildir.(Yani bir nesne-
        nin var olması) milyarlaca nesnelerin var olmasından daha karmaşık ve zor olamaz. 2- mademki
        evreni Allah yarattı,öyleyse Allah’ı kim yarattı? diyorsun; Eğer evreni yaratan Allah’da,madde gibi
        cansız,şuursuz,tek başına, kendi kendine hareket edememe gibi eksik sıfatlara haiz olsaydı,o zaman onuda kim yarattı? diye soru sorma hakkımız olurdu.Biz bilimsel olarak sadece maddenin
        tahlilini yapabiliriz.Madde olmayan ve maddenin özellikleri taşımayan madde ötesi bir varlığı(yaratıcıyı) tahlil etmemiz mümkün değildir. Mademki,kendi kendine var olma niteliğine haiz
        olmayan büyük bir evren (büyük eser) vardır, öyleyse onu üreten,var eden ve ilk elementlerini
        reaksiyona geçiren,veya reaksiyona geçebilecek konumda yaratan üstün bir etkin güç’te vardır.
        O gücün varlığını duyu organlarımızla veya ilmimizle tahlil edemeyiz.Çünkü O madde değil,ilim
        ancak maddenin analizini yapabilir.O etkin üstün güç ancak,ilmin kaynağı olan akıl ve mantık alanına girer.Şu koskaca evrenın varlığı;akıl ve mantığımı yürütmekle beni,O büyük mücidin var-
        lığına götürür.Söz konusu mücidin mahiyetini,maddenin ki bilemediğim için madde hakkında
        sorduğum soruları,onun hakkında soramam. Evet,maddenin ilk çekirdeğindeki atomları üretip
        reaksiyona geçiren ve neticesinde bugünkü evrini oluşturan atomlardan ayrı müessir bir müda- haleci gücün varlığını gerektirir.Yoksa cansız,bilinçsiz ilk madde, kendi yerinde sayacak ve ilk
        konumundan daha büyük ve mükemmel bir konuma gelmesi mümkün olmayacaktı.
        EVET; Allah yaratan olduğu,yaratılan olmadığı için Allah’tır.Eğer biri yaratılan ise,o zaman tanrı
        değildir.Her şeyin bşı ve müsebbibi tek olan Allah’tır.Şöyle bir örnek verelim;
        4 – 3 – 2- 1 – 0 = 4’ün var olaması için 3’e, 3’ün var olması için 2’ye, 2’nin varol-
        ması için 1’e ihtiyaç vardır. 1-olmadan 2, 2-olmadan 3, 3-olmadan 4 olmazdı.Fakat 1’in olması
        için o’a (sıfır) ihtiyaç yoktur.Çünkü sıfır,hiç,yok ve boşluktur.boştan,hiçten 1 olmaz.O halde her
        şeyin başı (1) dir. 1’den 2, 2’den 3, 3’ten 4 çıkmıştır. BİR ÖRNEK DAHA VERELİM; Masanın
        üzerinde bulunan bir kitap,bir süre sonra masa üzerinde olmayıp,kitaplık rafında bulduğumuz-
        da, aklımıza şü fikir gelir.Bu cansız maddeyi (kitabı) masadan kaldırıp rafa yerleştiren bir insan olmalı.Çünkü o maddenin (kitabın) özelliği kendi kendine haraket edememe durumu var..Bunun için, kim onu rafa koydu diye düşünme hakkımız vardır. Birde, ( A ) masada oturan bir adam,
        bir süre sonra (B) masada oturuyor ise,kim onu,A masadan kaldırıp,B masasına otturtu deye
        bir soru somaya gerek duymayız.Çünkü,adam, kendi kendine hareket edip,yerini, masasını de-
        ğiştirebilir özel ve kabiliyete haizdir. İşte;madde ve tanrı’nın konumu da böyle.Madde cansız,bi-
        linçsiz ve kendi kendine hareket edememe durumu olduğu için kim maddeyi icat etti,diye soru
        sorma hakkımız doğuyor.Şayet,Tanrı’da madde olup,maddenin özelliklerini taşımış olsaydı,onu
        da kim var etti diye soru sorma hakkımız doğardı.Özet olarak,ya şü evreni,fizik alemini,kendimizi
        ve her şeyi inkar edip,var olan bu varlık aleminin bir hayal olduğunu,dolayısıyla onu var eden hiç bir müessir gücün olmadığına inanır,vaya bu evren mademki vardır,öyleyse onu icad edende vardır diye inanmak durumunda kalırız. Yani,evreni yaratanı inkar etmek,evreni inkar
        etmekle mümkündür. Evet; her eser müessirini,her cihaz mücidini gösterir.Evrende yaratıcısını
        gösterir. Saygılarımla.

      • devart dedi ki:

        Sayın bilal
        Demişsiniz ki;

        Allah’ın bir tek olması,yüz milyarlarca ga-
        laksilerden,sayısız yıldız,gezegen ve güneş sisteminden daha karmaşık diğildir.

        Yüzmilyarlarca galaksiyi ve bunların yanında tüm evreni yarattığını iddia attiğiniz varlık, pek tabi ki bunları yaratabilmesi için, bunlardan daha karmaşık olmalıdır. Yüzlerce tablo yapmış bir ressamın yaptığı resimlerden daha komplex bir yapıda olması beklenir. Aksi durumda bunları yapmış olduğunu iddia etmeniz doğru olmaz. Mantık bunu gerektirir. Ayrıca sizin bu dediğiniz, siz daha iyi bilirsiniz ama küfre girer ve inanışınıza göre büyük günahtır(Bu konuda siz daha doğrusunu bilirsiniz. Bu küfür değilse lütfen düzeltin). Dolayısıyla halen evreni tanrı yarattı, daha evrenden karmaşık olan tanrıyı kim yarattı sorumu cevaplamamış durumdasınız.

        Demişsiniz ki;

        O gücün varlığını duyu organlarımızla veya ilmimizle tahlil edemeyiz.Çünkü O madde değil,ilim ancak maddenin analizini yapabilir.O etkin üstün güç ancak,ilmin kaynağı olan akıl ve mantık alanına girer.Şu koskaca evrenın varlığı;akıl ve mantığımı yürütmekle beni,O büyük mücidin varlığına götürür

        madem evrenin yaratıcısını beş duyumuzla algılayamıyoruz, madem o bildiğimiz maddeden oluşmuyor, demek ki bunun elle tutulur bir kanıtı yok varsa bile sizin demenize göre biz zaten bunu algılamayız. O halde şöyle demeniz daha doğru olmaz mı? “Evrenin bir yaratıcısı olabilir, fakat olmayabilir de bunu tam olarak bilmemiz imkansız.” Yani basitçe henüz bilmiyorum diyebilirsiniz. Bilmediğiniz şeyleri, doğa üstü güçlere bağlayıp açıklamak doğru bir yaklaşım değil. Her şeyi bilmek zorunda değilsiniz. Her şeyi bilmek zorunda değiliz. Kendi doğrularımızı yaşadığımız çağa ve çevreye göre kendimiz keşfedebiliriz. Sadece basitçe bilmiyorum demekle başlayın, Bilmiyorum diyerek zihninizi özgür bırakabilirsiniz.

        4 – 3 – 2- 1 – 0 = 4′ün var olaması için 3′e, 3′ün var olması için 2′ye, 2′nin varolması için 1′e ihtiyaç vardır. 1-olmadan 2, 2-olmadan 3, 3-olmadan 4 olmazdı.Fakat 1′in olması için o’a (sıfır) ihtiyaç yoktur

        Bahsettiğim belgeseli izlememişsiniz. O belgeselde maddenin nasıl yokluktan var olabileceği açıklanıyor. Yani sizin söylediğiniz 1’in başlangıç olması şart değil. Pozitif sayıları dikkate alıyorsunuz da negatif sayıları neden göz ardı ediyorsunuz. +1 ve -1 bir arada sıfırı verir. Sıfır ise sizin söylediğiniz gibi hiçliktir. Fakat bir şekilde -1(anti madde)’i +1(madde)’den ayırabilirseniz 1’i sıfırdan elde edebilirsiniz. Burada bir şekilde kısmına tanrıyı koyabilirsiniz. Fakat tanrı yerine quantum mekaniğini de koyabilirsiniz. Lütfen önceki linkte gönderdiğim belgeseli izleyin ve fikirlerinizi paylaşın.

        Son olarak demişsiniz ki;

        her cihaz mücidini gösterir.Evrende yaratıcısını
        gösterir

        bu mantıkla, bir cihaz kusurluysa bu da yaratıcısının kusurlu olduğunu gösterir. Evren ve içindekiler kusurludur(Mesela ben :) ). Bu da yaratıcısının kusurlu olduğu anlamına gelir mi diyorsunuz? (Beni kusurlu yarattıysa bu tanrının kusurudur mu??)
        Saygılar…

    • devart dedi ki:

      Sayın bilal;
      Ayrıca şunu eklemeliyim:
      Evrenin bir yaratıcının tasarımı olduğunu iddia ediyorsunuz. Tasarım nedir? Neden bazı şeylere tasarım diyoruz? Tasarımla, tasarım olmayanı nasıl ayırt edebiliriz?

      Mesela bir manzara resmini ele alalım. Bu resmin, bir ressamın tasarımı olduğuna, sanırım itiraz etmezsiniz. Peki bu resmin, tasarım sonucu olduğunu nereden anladık?

      Resmi, tasarım ürünü olmayan şekliyle karşılaştırarak resmin tasarlanmış mı yoksa kendi kendine, doğal olarak var olduğunu anlayabiliriz. Resme baktık, resim son derece güzel olarak doğayı tasfir etmiş. Fakat bu resim,ressam tarafından tasarlanmıştır. Çünkü manzaranın kendisine bakarak resmin tasarlanmış olup olmadığını anlayabiliyoruz. Peki baktığımız doğal olarak bulunamayan bir şey olsaydı ne olacaktı? Mesela bir yürüyen merdivenin, doğal olarak bulunabildiği başka bir şekli yoktur. Yürüyen merdivene bakıyor olsaydık, yürüyen merdivenin bir tasarım ürünü olduğu rahatlıkla söyleyebilecektik.

      Şimdi bu bilgilerle, evrenin tanrının bir tasarımı, bir cihazı olduğunu ele alalım. Biraz düşünün. Yukarıdaki paragrafı tekrar okuyun. Sanırım evrenin tasarım ürünü olmasının iddia etmenin anlamsız olduğunu anladınız.

      Bence antropik ilkenin konusu olan, çoklu evren hipotezinin de çıkış noktası burası aslında.

      • bilal dedi ki:

        ALLAH’IN VARLIĞI!4.BÖLÜM! Evrenin hassas bir denge,plan,proğram,kasıt ve bilinçli bir
        düzen içinde oluşması bir tasarımdır.Yani cansız ve şuursuz maddenin, bugünkü durumda olması,canlı,şuurlu,güçlü,madde ötesi etkin bir gücün plan,proğam ve tasarımıdır.
        1- Sadece bir”Hücrenin”var olabilmesi için ; Çok büyük bir bilge,son derece usta bir tasarım,
        büyük ve yüce bir akıl ve bilinç gereklidir.Bugün 21.yüzyılda sahip olunan bilgi ve teknoloji
        birikimi ile ,zeki ve tecrübeli,bilinçli bilim adamları bir araya gelerek,rastlantılara yer verme-
        den,istenmeyen durumları eleyerek çalışabildikleri halde,en basit bir bakteri hücresini dahi
        ”cansız maddeleri sentezleyerek”üretememişlerdir.Tüm bu elverişli koşullara rağmen üretile-
        meyen hücre acaba son derece elverişsiz ve sadece tesadüflerden nasıl oluşmuştur.? SORU 2-
        Her türlü teknolojiye sahip gelişmiş laboratuarlarda bugüne kadar, tek bir hücre üretileme-
        mişken,ilkel dünya ortamında bu hücre kendi kendine tesadüfen nasıl var oldu?
        3-Bir hücrenin inşası için gerekli olan binlerce farklı protein,tek bir tanesinin tesadüfen oluş-
        ması bile matematiksel olarak imkansızken nasıl meydana geldi? 4-Hücre içindeki kompleks
        sistemler tesadüfen nasıl medana gelmiştir.? 5-Cansız ve bilinçsiz atomlar nasıl olup ta,bir araya gelerek,canlı ve şuurlu organizmaları meydana getirmişlerdir? 6-Hiç canlı ve bilinç sahibi olmayan atomlardan,canlı,şuurlu, düşünen,hisseden,zevk alan,üreten,icatlar yapan insan
        nasıl oluşmuştur.?
        Bütün canlılar,milyarlarca hücrenin başbaşa vermesinden teşekkül eden milyonlarca doku-
        nun belirli bir düzenle bir araya gelmesiyle vücut bulmaktadır. (onları bir araya getirmeye
        zorlayan veya reaksiyona geçebilecek duruma getiren etmen nedir?)
        Canlıların en küçük yapı taşı olan tek hücre proteini bile 400 ”Aminoasit”en hasıl olmuş-tur.Bunların her birisi de 4 ve 5 temel elementen ve her elementinde belirli sayıda bir araya gelmiş proton ve nötronlardan teşekkül ettiği birlikte düşünülürse, her biri bir sanat
        harikası olan canlıların rastgele meydana gelebileceklerini söylemek bir hezeyandır.
        20.yüz yılın ilim sahasında evrenin başlangıcı olduğu,ezeli olmadığı ve ebedi olamayacağını ispatlayan pek çok ilmi deliller, ”Enerji Değişimi Kanunu”(entropi) dahil,
        inkarcıların temel felsefesi olan materyalizmi çürütmüştür.
        ” A,PRİORİ ” ! Bu felsefi terim,hiç bir deneysel bilgiye dayanmayan bir ön varsayımı
        ifade eder. Harvard Üniversitesinden ünlü bir genetikçi ve açık sözlü bir evrimci olan
        Richard LEWONTİN,şöyle diyor.Bizi dünyaya materyalist bir açıklama getirmeye zor-
        layan şey,bilimin yöntemleri ve kuralları değil.Aksine materyalizme olan ”a,priori” bağlılı-
        ğımız nedeniyledir. Buna göre,bilimsel yöntem ve kurallarla Tanrı’yı inkar etmek mümkün
        değildir. Ona göre,hem kendisini hem de başkalarını,materyalizmi açıklamaya zorlayan
        sadece”a,priori” yani deneysel bilgiye dayanmayan varsayımlardır.
        Önceki yazımda belirttiğim bir örneği,burada da belirtmek istiyorum; Bir Aspirin tableti,
        bir gram salisilik asitten,iki milli gram asitik asitten ve bir damla sülfirik asitten üretilir.
        Bu değişik oranda farklı asitlerin bir araya gelip,bir aspirin tabletinin oluşması için canlı, bilgili,bilinçli bir eczacıya (ustaya,üreticiye) ihtiyaç duyuyorsa,ilk maddenin oluşumu ve
        bugünkü evrenin ortaya çıkması için üstün akıl ve etkin bir yaratıcı güce (ustaya) ihti-
        yaç duyulmaz mı? Eğer basit bir aspirin tableti kendiliğinden veya tesadüfen üretilemi-yorsa,şu evrenin ilk maddesi ve bugünkü evrenin oluşması da kendiliğinden veya tesadü-
        fen oluşması da mümkün olamaz. Öyleyse,
        varlığı ve yokluğu kendinden olmayan bu alemin varlığını, yokluğuna tercih eden akılı,
        canlı,madde ötesi, etkin,üstün bir yaratıcı güce ihtiyaç vardır. En çok sorulan sorulardan
        bir tanesi de,mademki bu evren Tanrı tarafından yaratılmıştır.O zaman Tanrı’yı kim yarattı ? diye mantıksız bir soru ile karşılaşıyoruz.Çünkü bu sorunun sonu gelmez ve böy-
        lece teselsülen bir sonuca varılamaz .İlk madde ve evreni yaratan O etkin güç,madde ol-madığı gibi, maddenin özelliğini de taşımıyor.Biz ancak maddenin özelliğine bakarak ken-
        di kendine var edilemeyceğini anladığımız için maddeyi var eden bir yaratıcı güce inanıyo-
        ruz.Maddeyi yaratan O üstün güç için bunu düşünemeyiz.Çünkü O, madde değildir. yara-
        tandır,yaratılan değildir.Cansız ve şuursuz şu evrenin varlığı,O’nun varlığının kanıtıdır.
        Ancak;O’nu inkar etmek,evreni (bu muazzam ve harika sanat eserini) inkar etmekle müm-
        kündür.Evrenin,inkari mümkün olmadığı gibi,bu eserin müessirini de inkar etmek müm-
        kün değildir.
        Bundan önceki yazımda; ”Bir masada olan kitabın (maddenin ) bir süre sonra kitaplık ra-fında bulunması ve A masasında oturan bir adamın,bir süre sonra B masasında oturma-sı” ile ilgili getirdiğim örneği dikkatlıca okunması gerekir.
        Buna şöyle bir örnek daha ilave edelim; Soru 1- Dünyamız ışığını nereden almaktadır?
        -Güneşten. 2-Ay ışığını nereden almaktadır? -Güneşten. 3-Diğer gezegenler ışıklarını
        nereden almaktadırlar ? Güneşten. Peki güneş ışığını nereden almaktadır ? Başka yıldız-
        lardan almamaktadır.Bizatihi kendisi ışık neşredici durumdadır.Dmek ki;bütün gezegen-
        lerin ışığını güneşten alması,güneşin ışığını başka bir yerden almasını gerektirmiyor.
        Aynen bu misal gibi,Allah’ın bütün varlıkları yaratmış olması,yaratılmasnı gerektirme-
        mektedir.O,hiç bir şeye ve maddeye benzemez.O, ilk maddeyi oluşturan ve evreni yarat-
        mak için maddenin atomlarını reaksiyona geçiren yüce ve etkin bir güçtür.
        Son olarak,yaratılış hakkında Amerikalı Astrofizikçi olan Hugh ROŞŞ’un szünü aktarmak
        istiyorum. ”Yaşayan organizmaların kompleks ve düzenli konfigurasyonun tek açıklaması,
        akıllı ve üstün bir yaratıcının şahsen bunu oluşturmasıdır.” diyor.”The Fıngerprint Of God”
        Evet;Her akli selim sahibi,aklını kullanarak esere bakıp müessirini,binaya bakıp banisini,
        yaratılmışlara bakıp yaratıcısını keşfedebilir.Her kese Saygılar.

        e

  33. Sunuş
    Değerli Dostum Serdar bey;
    Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki sana çok çok teşekkür ederim. Kuranda çelişkiler diye yazmış olduğunuz ayetleri ve konuları ben şahsen günlerce uğraşsam hepsini bir arada bulamazdım. Hayli zamanımı alırdı. Benim için bu konu ve ayetler aydınlatıcı oldu. Değerli Dostum! Dünyada iki tür inanç vardır. Bildiğiniz gibi Biri Fiziki. Biri Fizik ve fizik ötesi. Önemli olan nasıl inanmak istediğinizdir. Ben illaki gördüğümü inanırım gördüğümün dışında bir varlık yok diyorsanız. O sizin bileceğiniz iştir. Bunda bile inkâr vardır. Siz de biliyorsunuz ki hayatımızda ve evrende görünmeyenler de vardır. Neyse sizin gibi birinci şıkka inananlar sadece varlığı inanırlar, kendilerini merkeze alıp, ataist diye adlandırılırlar. İkincı şıktakiler ise Tek Allah’a (yaratıcıya), kendilerini kul merkeze de Allah’a koyarlar. Bir üçüncü şık vardır ki, Biraz ateist biraz dindar, biraz kapitalist biraz inanan, biraz ondan biraz bundan velhasıl Tanrısı para olanlar vardır. İşte toplumda bunlar çoğunluktadır. Para için yapmayacağı yoktur. Bunların çoğunluğu da toplumda genelde dindar geçinirler. Kabe’yi görünce ağlarlar davulu görünce oynarlar. Şu anda toplumun çektiği bu karakterde olan karaktersizlerin yüzündendir. Sizin de Kurana ciddi olarak yaklaşamamanızın gerekçesi de bu tür kalpazanların yüzündendir. Önemli olan sadece bir şeye inanmak değil o inancın gereklerini yerine getirmektir. Peki O gerekçelerde hata varsa İşte o zaman o ilmi enine boyuna detaylı olarak incelemektir. Özüne vakıf olmaktır. Bunu neden söylüyorum. Sizin Kuranı gerçekten Arapçasını vakıf olarak incelemeyip, sağdan soldan alıntı yapıp, etrafınızdaki gelenekçi Müslümanları krıter yapıp, öylece eleştirmenizdir. Eğer siz gerçekten Kuranı Arapça orjinaliyle anlamaya çalışsanız ben inanıyorumki bu günkü edinmiş olduğunuz kanaat ve düşüncelerinizden vaz geçeceksiniz. Sadece İhlas Suresinin birinci ayetini anlamaya çalışmanız bile Allah’a ve Kurana inanmanıza yetecektir. Kuranı anlayamayıp onlarda çelişki varmış gibi algılamamız, bizim gerçeği bilmememizden, anlayamadığımızdan kaynaklanıyor. Allah İhla suresinde kendisini tarif ederken Birin karşılığı VAHİD olması gerekirken EHAD kelimesini kullanıyor. Bu kadar seçiciliği ancak gerçek var olan ve kendini kendisi tarif eden yapar. Bütün mealleri inceleyin seçici yaratan olduğu için %99 u çuvallamıştır. Adam “bir” ile “tek”i aynı zannediyor. Allah özellikle EHAD ‘i seçmiş ki kendisinde eksi şer olmadığını bildirmek için. Çünkü Ehad de artı vardır eksi yoktur bu Allah’a özeldir. Bir “vahid” kullara aittir. Çünkü birin hem artısı hem de eksisi vardır. O nedenle Kul davranışlarında tamamen özgürdür. Kul istemeyince o kötü fiil yaratılmaz. Allah hep pozitiftir. İyi güzel olanları hep yaratır. O günün şartlarında bu kadar bilimsel olan bir konuyu Hz. Muhammed’in bilmesi mümkün değil. Çünkü Vahidin (birin) eksiyi de kapsadığı daha 18. yüzyılda belirlenmiştir.
    Neyse Konuyu daha fazla uzatmayayım. Ben senin çelişkili olarak belirttiğim konularla ilgili görüş ve düşüncelerimi yazının yanında yeşil renkle belirtmeye çalıştım umarım aydınlanırsın. Benimle irtibata geçmek istersen email ‘im kasimgokbel@mynet.com dur. Sağlıcakla kal.
    Gelelim Şimdi Sorularının cevaplarına
    Değerli Dostum, Kuranın Bütün ayetlerinin herkes tarafından anlaşılması gerekmez mi diye itirazda bulunuyorsun. Böyle mantıksız bir soru görmedim. Bu itiraz bilenin değil bilmeyenin itirazıdır. Eğer Kuran herkes tarafından hemencecik anlaşılacaksa Onun alemlere ve bütün insanlara öğüt olmasının, dünyaya imtihan için gelmemizin ne anlamı var. Böyle bir Kuran bırakın Allah kelamı olmayı İlkokul mezunu bir çocuğun yazdığı bir kitap olur ki, böyle bir mantıktan kesinlikle söylüyorum ki yine Allah’a sığınırım. Yahu bugün bile bir üniversite sınavında her zekâ, akıl ve eğitim gurubunun yapabileceği çeşitlilikte sorular sorulur ve buna göre sınav yapılırken gelmiş ve gelecek bütün insanların sınava tabi tutulacak bir hayat kitabının bu bayağılıkta olmasını nasıl istersin El İnsaf !!!
    A- Kur’an’ın Kendi İçindeki Dinî Çelişkiler:

    1- Hesap gününde Allah’tan başkası şefaat edebilir mi?
    Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.
    Burada İsrail oğullarına bir tehdit ve korkutma var onun için istisnalar dile getirilmemiş. “Devlet bu politikayı devam ettirirse çiftçi diye bir şey kalmayacak.” Ta anlatılmak istenende olduğu gibi. Bu ifadeden “O” çiftçi kalacak, yahut çiftçilik “O” olacak anlamı çıkmaz. Varlığını sürdüren istisnailer olacaktır anlamını da içinde barındırır.
    Edebilir/ Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.
    Bu ayet de yukarıdaki ayette bahsedilenlerin istisnasıdır.
    Edebilir diyen diğer Ayetler: Enam-51, İnfitar/ 18-19
    Edemez diyen diğer ayetler: Bakara-123, Zuhruf-86, Secde-4
    2- Kötülük Allah’tan mı gelir?
    Nisa -78. Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: “Bu Allah’tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa “Bu, senin tarafındandır” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır”. Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?
    Bu ayette anlatılmak istenen olayın yaratılmasıdır.
    Nisa-79. Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahit olarak Allah yeter.
    Bu ayetteki anlatılmak istenen ise kötülüğün sebebidir. Çünkü bir olayda sebebi kul kendisi oluşturur. Yaratmayı da Allah yapar. Kul her zaman sebeplerden sorumludur. Sonuçlardan değil. Çünkü sonuç kaderdir.
    Hiçbir zaman İhlas Suresinin birinci ayetinde de belirtildiği gibi “O Allah “EHAD (TEK)” TIR. şer (kötülük) Allahtan gelmez gelmez. Ondan her zaman iyilik sadır olur. Kul kötülüğü ister ama Allah istemeye istemeye de olsa yaratır. İyilikleri ise kul ister istemez hemen yaratır. Amentüde belirtilen gelenekçi Müslümanların ifade ettiği gibi “HAYIR VE ŞER ALLAH’TAN GELİR” değil, doğrusu “HAYRI VE ŞERRİ ALLAH YARATIR” olacaktır. Bilgilerin anlaşılmayan tarafı burasıdır.
    3- Müslüman olmayanlar cennete gidebilir mi?
    Gidebilir/ Bakara-62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku ve üzüntü yoktur. (Ayrıca Maide-69 )
    Bu ayeti Kerimede Allah Kuran gelmezden önceki Allah’a inananlardan (hanif olanlardan) Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve sabiilerden kim iyi işler yapıp ve Ahiret gününe inanmışlarsa onların Allah katında mükafatlarının olduğu ve onların mahzun da olmayacaklarından bahsediyor. Yoksa Kuran geldikten ve Allah din olarak kesin kez İslamın yayılmasını sağladıktan sonra değil.

    Gidemez/ Ali İmran-85. Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. (Ayrıca tevbe-30)
    5- İlk müslüman kimdir?
    Enam-163′e göre Muhammed. Adem yaratılmadan önce ilk Müslüman
    Araf-143′e göre Musa. Kendi kavimlerinde ilk Müslüman
    Ali İmran-67′ye göre İbrahim. Kendi kavimlerinde İlk Müslümandır. Kişinin bilmemesi onun öyle olduğu anlamına gelmez.
    7- İblis melek midir, cin midir?
    Bakara-34′e göre melek, Kehf-50′ye göre ise cindir.
    Doğrusu İblis Melekti.
    Bakara-34. Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.
    Kehf-50. Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise (cinlerdendi) (cinlerden oldu) da Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!
    8- İslam’da Vasiyet geçerli midir?
    (Evet, vasiyet geçerlidir. En fazla 1/3 tür
    Bakara-180′de ölümü yaklaşanlar için vasiyet etmek şart koşulmuşken, Evet herkesin yanında vasiyet bulundurması gerklidir. Nisa/ 11-12 ayetleriyle vasiyetin bir hükmü
    kalmamış, miras taksimi zorunlu kılınmıştır.
    Bu ayette vasiyet ve borç yerine getirildikten sonra kalan miras varislerindir.
    Bakara-180. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.
    Ayete ilaveten, Muhammed’in Veda Hutbesinde şöyle dediği yazılıdır:
    “Mirasçı için ayrıca vasiyet etmeye gerek yoktur.”
    Elbette mirasçı için vasiyete ihtiyaç yoktur. Zaten o vasidir. Vasiyet ise diğer akrabalar içindir.

    10- Allah herşeyi bilir mi?

    Gaybı bilen yalnızca Allah’tır” ayetlerine rağmen Enfal/ 65-66 da Allah’ın bir Müslüman’ın kaç düşmana bedel olduğunu ancak savaştan sonra bilebildiği anlaşılıyor.
    Enfal-65. Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa iki yüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kâfirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler.
    Enfal-66. Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa iki yüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah’ın izniyle iki bin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.
    Cevap: Aynı ayetin nüzulü yani inmesi devam ediyor. Müslümanlar savaşa girmiş değil. Müslümanların itirazına binaen bu ayeti kerime 65. ayeti kerimeden sonra geliyor. Sorumluluk ve güç hafifletiliyor. Ayetin iniş nedenini siz bilmediğiniz için çelişki varmış gibi algılıyorsunuz.
    11- Evlilikte Peygambere tanınan ayrıcalık:
    Ahzap-50. Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikah etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
    Hz. Peygamber, Allah’ın Müminlere en son olarak dörde kadar evlenmeyi cevaz verdikten sonra bütün hanımlarını boşanmaları için serbest bırakmış, hiç biri boşanmak istememiştir. Bu hadiseden sonra Hz. Muhammed(sav) sadece en fazla dört hanımıyla ilişki kurmuştur. Diğerleri Onun koruması ve himayesi altında bulunmuşlardır.
    12- Allah ve melekleri, Muhammed’e salat eder mi?
    Ahzap-56. “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salat(yardım) ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat(yardım) edin, selam edin.”
    ayetinde Allah’ın peygambere salat ettiği ifadesi büyük çelişkidir.
    Bana göre çelişki yok
    Salat = Namaz, dua, yönelme yardım, destekleme, koruyup kollama vs.’dir
    Bu ayetteki salat’ın namaz anlamına gelmediğini, destek anlamı taşıdığını öne sürenler de vardır. Bu da apaçık olduğu söylenen ayetler üzerinde bırakın sıradan insanları, İslam alimlerinin dahi anlaşamadığını gösterir.
    13- Allah gönderdiği kanunları, hükümleri değiştirir mi?
    Bakara-106. “Herhangi bir Ayet’in hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya benzerini getiririz. Allah’ın her şeye gücünün yettiğini bilmez misin? “
    Hac-52. Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    Nahl-101. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.
    Rad-39. Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.
    Aşağıdaki ayetlerde ise farklı söylenir;
    Fatır-43. “… Hayır! sen Allah’ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın kanununda asla bir döneklik bulamazsın. “
    Feth-23. “… Allah kanununda hiçbir değişiklik bulamazsınız.
    “ Buradaki Allah’ın kanunundan maksat kainatın (kozmosun) yaratılmasında ve mevcuun çalışmasında, hareketinde. Yani dini terimle Sünnetüllah’ta bir değişiklik bulamassın demektir. Yerel ve bölgesel kanunlardan değil. Senin anlayışında kıtlık var.
    14- Tanrı’nın kitabı düzensiz, karmaşık olabilir mi?

    Kur’an’ın genelinde konu karmaşası ve uyumsuzluk vardır. Bir konudan bir başka konuya atlanır. Örneğin Bakara suresinde boşanma konusu işlenirken aniden namaz kılma ve usülleri anlatılmaya başlanır. Ardından tekrar hukuk konularına dönülür.
    Yine burada senin anlayışında ve geleneksel Müslüman anlayışında olduğu gibi yine kıtlık var. Çünkü: Kur’an senin anladığın gibi beşeri bir kitap değil. Aynı insan hayatı gibi. İnsanın hayatını anlatan bir kitaptır. İnsan hayatında bir düzen var mı ki sen Kurân’da düzen istiyorsun. O senin hayatına endeksli. Çünkü senin bireysel özgürlüğün var. Eğer senin istediğin gibi bir kitap olsaydı sen o hayatı yaşayamazdın. Senin için hayat fıtri değil, cebri olurdu. O zaman senin varlığının bir anlamı olmazdı. Çünkü sen programlanmış bir robot olurdun.
    (Bakara/ 237-238-239)
    Birçok surede aynı anlatımlar tekrarlanır. Bu durum Kur’an ayetlerinin karışık ve düzensiz toplandığını gösterir ki Allah’ın koruması altında olan bir kitabın böyle düzensiz olması bir çelişkidir.
    15- Edison, Einstein, Ebu Talip vb. ebedi cehennemlik mi?
    Ali İmran-115. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.
    Bakara-217. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.
    Tevbe-17. Allah’a ortak koşanların, inkarlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedi kalacaklardır.
    Müslümanların yaptığı zerre kadar işler karşılıksız kalmayacakken, inanmayanların bütün amelleri boşa gidecek ve sonsuza kadar cehennemde işkence görecekmiş. (Yanacak) Tanrı böyle haksızlık yapar mı?
    Yapmaz. Yalnız bu bir haksızlık değil bilakis adalettir. Beşeri bir sistemde bile Devlet kendi kural ve kaidelerini yerine getirmeyen isyankar P.K.K.’lıları ne kadar musamaha gösteriyorsa, Allah da o kadar gösterir. Onların Devlete karşı isyankar, fakat insanlara karşı son derece insancıl davranışlarda bulunmaları, iyi insan olmaları bir anlam ifade eder mi? Etmez. Ama buna rağmen devletin bütün emir ve yasaklarını harfiyen yerine getiren Fakat insanlara ve devlete hiç faydası yok insanlara karşı son derece sert ve haşin olduğu halde, devlet böyle bir vatandaşına ceza verir mi? Elbette vermez. Çünkü devletin yanında iyi bir vatandaştır. Aynen bunun gibi. Önemli olan önce Allah’ın var ve bir olduğunu tanımaktır. Aynen vatandaşlıkta; önce “Devletin varlığını, birliğini ve bölünmez bütünlüğünü tanımak” olduğu gibi.

    16- Şüphesi, çelişkisi olanın soru sorması yasak!
    Maide-101. Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
    Maide-102. Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu.
    Allah’ın soru sorma yasağı koyması çok anlamsızdır, acayiptir.
    Bu ayetteki soru sormadan maksat, bireyin yalnız başına peygamberden öğrenmek istediği değil toplum içinde sorulan ve genele hitap eden sorulardır.
    Soru sormanın yasaklığı da kulun kendi iyiliği içindir. Bireysel olarak kula Allah’ın ve peygamberin vermiş olduğu lütuf, müsamaha toplum içinde açıklandığında, adalet yerine getirileceğinden, kulun kendine verilen o lütuftan, o ayrıcalıktan da olur. Zaten bu ayet de Sahabenin hac seferinde inzal olmuştur. Sahabe Peygambere Haccın her sene olup olmayacağını sormuştur. Ömürde bir defa olması daha uygun olan haccın sürekli her sene mi her sene mi? diye soru sorma sonucu, evet her sene dense ayette belirtildiği gibi Allah’ın lütfü olan o kolay hac yapma şekli zorlaşırdı.
    17- Kur’an apaçık anlaşılır bir kitap mı?
    Şuara-195′te Muhammed, “uyarıcılardan olabilsin diye” Kur’an’ın “apaçık bir dille” indirildiği; Zuhruf/ 2-3 ‘te daha açık olarak, ” Apaçık Kitaba yemin olsun ki şüphesiz biz O’nun düşünüp anlayasınız diye ” indirildiği;
    Fussilet-44′te Kur’an ayetlerinin uzun açıklamalı olmadığı;
    Yusuf-12′de Kur’an’ın, herkesçe “okunup anlaşılması için” indirildiği; Duhan-58 ‘de, herkese öğüt alsınlar diye kolaylaştırıldığı söylenir.
    Ancak Kur’an anlaşılmaz bir yığın ayetle ve kavramla doludur. Anlaşılabilmesi için eski Kureyş Arapçasının, hadislerin, peygamberin ayrıntılı hayatının, dönem tarihinin iyi bilinmesi gerekir. Orucun kaç gün olduğu, namazın kaç vakit olduğu bile açıkça belirtilmemiştir.
    Zaten sen istediğin cevabı kendin vermişsin. Kıtlık Kur’anda değil, senin ve bizim geleneksel ve yerleşik din anlayışımızda. Bizler kendimizi Kurana uyduracağımıza, Kuranı kendimize uydurmaya kalkıyoruz da ondan. Aynen Yahudilerin ve Hıristiyanların kitaplarını yaptıkları gibi. Hâlbuki Kuran toplum önünde değişmeyi değil bilakis toplumu değiştirmek için Hz. Muhammed(sav)’in önderliğinde bütün insanlara rehber olmak için Allah tarafından inzal olmuştur. Sizler hem diyalektik materyalizme inanıyorsunuz. Buna rağmen Kurandan durağanlık bekliyorsunuz. Bu kendi içinizde bir çelişkidir. Kurandan herkes anladığını anlayacaktır. Gerçekten O Asrı Saadetten kıyamete kadar hükmünü sürdürecek apaçık herkesin anladığı kadar anlayacağı bir kitaptır. Sen hiç kitap yazdın mı bilmiyorum. Ama insanın yazdığı kitap bırakın kıyamete kadar hükmünü ve doğruluğunu sürdürmeye, daha bir gün bile geçmeden keşke şurayı şöyle yazsaydım diye eksiklik ve ya pişmanlık duyar. Yani insanın yazdığı kitap değişmezliğini bir gün bile sürdüremez. Hal böyleyken bu itirazları yapmak Kuranı art niyetli ve inkârcı bir gözle bakmaktan başka bir şey değildir.
    18- Kıble, İslam’ın ilk yıllarında neden Kudüs’tü?
    Kitap Ehli olan Yahudi ve Hıristiyanları İslam’a ısındırmak için.
    Müslümanlar kıble olarak önce Kudüs’ü sonra Kabeyi seçmişlerdir.
    Bu durum Bakara/ 142-145 ayetlerinde açıklanır.
    Bakara-142. İnsanlardan bazı beyinsizler; «Onları daha önce yöneldikleri kıbleden çeviren sebep nedir?» diyecekler. De ki; «Doğu da Batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir.»
    Kıble değişikliği bir çelişkidir ve Yahudilerle yaşanan çekişme neticesinde çıkmıştır.
    Halbuki madem önceki toplumların ve peygamberlerin de namaz kıldığı iddia edilir, öyleyse onların kıblesi neyse yine o olmalı ve hiçbir şartta değişmemeliydi.
    Yukarıdaki cevaba artı olarak önceki kitap ve peygamberler bir kabileye yahut bir bölgeye iniyordu. Onların kıbleleri değişkendi. Kuran ise bütün insanlığa ve aleme inzal edilip sorumlu tutulduğundan Dünyanın altın oranı olan 1.618 sayısının tesbit edildiği Kabe’den başka yer olamazdı. Aksi akla aykırı oludu.
    19- Ganimetlerin tamamı mı yoksa 1/5′i mi?
    Enfal-1.’de “ganimetler Allah’ın ve peygamberindir” denirken,
    Enfal-41′de “ganimetlerin beşte biri Allah’ın ve peygamberindir” denir.
    Enfal-1. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”
    Enfal-41. Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. (…)
    Burada sapla samanı birbirine karıştırmayalım. Ganimetlerin tamamı savaş yapılmadan barış halinde iken ele geçen ganimetlere aittir. 1/5 ise bizzat savaş yapılıp kazanıldıktan sonra ele geçen ganimetlerin taksimi içindir. Birinde askerlerin emeği var diğerinde ise askerlerin emeği olmadığından ganimetlerin tamamı Bey tül mal olan hazineye aittir.

    20- Peygamberler eşit mi yoksa üstün olanı var mı?

    Bakara-285 ‘te Peygamberler arasında fark olmadığı söylenirken, aynı surenin 253. ayetinde; “İşte bu peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık..” denir.
    Bakara-285. Peygamber de, iman edenler de O’na indirilene inandı. Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. “O’nun peygamberlerinden hiçbirinin arasında fark görmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz ey Rabbimiz, Dönüş sana’dır” dediler.
    Bakara-253. İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. (…)
    Burada da konuyu tam anlayamamışsın bilerek veya bilmeyerek. Anlayışın kıt. Çünkü Bakara 285. Ayette Allah Müminlerin durumunu bildiriyor. Yani Müminler Resulleri arasında ayrım gözetmezler hepsine birden inanırlar manasında. İnananlar Rasül ve nebilerin hepsini bilmediklerinden hepsine eşit gözle bakmaları gerekiyor. 253. ayette ise, Allah kendisinin yarattığı resullerine hangi şekilde yarattığı ve hangi gözle baktığından bahsediyor. Demek ki kendi yanında Resulleri eşit değilmiş. Bundan doğal ne var. Sen Gelenekçi Müslümanların inandığını mı eleştiriyorsun Yoksa olması gereken İslâmı mı önce buna karar ver. Bunun yanında mantık olarak kendilerine kitap ve sahife verilen Resullerle, bu kitap verilen Resullerin şeriatlarıyla(kurallarıyla) sorumlu tutulan Nebilerin arsında zaten fark mutlaka vardır. Tabii ki bizim gelenekçi Müslümanlar bu farkı bilmediklerinden ve hepsine İranlıların fars dili olan Peygamber kelimesini kullandıklarından aradaki farkı kavrayamıyorlar. Sen de bu farkı bilmediğinden güya kuranda (haşa) bir yanlışlık buluyorsun. Ne diyelim Allah ıslah eylesin.
    21- Kur’an Mekke ve çevresine mi yoksa tüm insanlara mı?
    Enam-92. Bu da kendisinden öncekileri doğrulayan mübarek bir kitaptır ki, beldelerin anası (Mekke) ile onun çevresindekileri uyarman için indirdik. Âhirete inananlar, ona da inanırlar; onlar, namazlarına da dikkatle devam ederler.
    Kalem-52. Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.
    Kurandaki ayetin aslında Mekke diye bir yer tarifi yok. Dikkat edilirse Mekke parantez içindedir. O tercüme eden mütercimin anladığıdır. Ancak öyle bile anlasak, bunda bir yanlışlık yok. Merkez Mekke’dir. Çünkü 1/618 Dünyanın Altın oranıyla sabitlenen ve içinde kebenin bulunduğu merkez Mekke sayılır o halde Deniz dalgası gibi genişleyerek bütün alemlere Allah’ın hükmü (kuralı) öğüdü yayılır.
    22- Cehennemde kapışma?!

    Alak/ 15-18. And olsun ki onu perçeminden, yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz. O zaman taraftarlarını çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.
    Ayet, Ebu Cehil için söylenmiş. Güçsüz bir insanın “Allah benden yana” demesine benziyor. Yani insan sözü.
    23- Hitap çelişkisi: ( Ben, Biz, O, Allah)
    Kur’an’da ayetlerin çoğunda Allah 3. şahıs, bazılarında 1.şahıstır. Kimi ayetlerde çoğul “biz” ifadesi, kimilerinde ise tekil ifade mevcuttur. Örneğin Hac/ 34-35 de şahıs zamirinde tam 6 kez değişiklik yapılır. Allah’tan hitap bir kitapta hep aynı zamir kullanılmalıydı.
    Allah bile tek olduğu halde ben demekten hayâ edip ifadelerinde biz diyor. Bundan Allah’ın değil bizim utanmamız, benden bize terfi etmemiz gerekir.
    24- Bu ayette melekler mi konuşuyor?
    Zuhruf-11′de de ilginç bir kurgu vardır:
    “O suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla (suyla) ölü memleketi diriltiriz”.
    O dediği Allah’ın kendisi Biz dediği de kendisidir. Çünkü Allah “Ben’liği” ene’yi şeytana verdiği için kendisinden hiç bir zaman “Ben” diye hitap etmez. Benlik İblis ve İnsana mahsustur. Eksi durum sadece bu iki mahlûkta mevcuttur. Allah’ın “EHAD” sıfatı gereği kendisinde Ben’e (Eneye) eşdeğer olan (-) eksilik yoktur. Sadece O’nda “EHAD” sıfatı gereği (+) artı değerler, yani iyilik ve ihsan mevcuttur. Bu nedenle Kendisinden hiçbir zaman Ene=Ben diye söz etmez. Allah’ın Bu özelliğine kriter alan Ben de genelde konuşmalarımda hep biz diye cümle kurmaya özen gösteririm.

    Suyu indiren Allah’sa, ölü memleketi dirilten kim?
    Kur’an’ı Allah gönderdiyse bu “biz” diyen kimler?

    25- Allah mı şair? Muhammed mi?
    79 ayetlik Rahman suresinin 31 ayeti aynıdır. ” Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz” ayeti sürekli tekrarlanmıştır. Benzer tekrarlara başka surelerde de rastlanır. Bu acaba Muhammed’in mi yoksa Allah’ın mı edebi özelliği, keyfiyetidir?
    Allah’ın Özelliği
    26- Kıyametin saatini Allah bilmiyor mu?
    Füssilet-47. Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi ona
    (Allah’a aittir) olacak (Allah’a) havale edilir. Çeviri yanlış
    Anlaşılan melekler Allah’tan daha iyi biliyor her şeyi.
    Burada Allah kendisinden hayâ ederek “Ben” yerine “O” zamirini kullanıyor bunun meleklerle alakası yok.
    27- Allah kimin neye taptığını bilmiyor mu?

    Sebe-40. O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? Diyecek. Ne var bunda. Bunun neresi yanlış. Allah ceza vereceği kişileri bir de taptıklarına teyit ettiriyor. Son derece doğal.
    41. (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.”
    28- Allah insan gibi yemin eder mi?
    Naziat suresi de şöyle başlar: “(1) Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun, (2) Canları kolaylıkla alanlara and olsun, (3) Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun, (4-5) Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun “.
    Birde senin yemin etmeyen Tanrını görelim. Benim Allah’ım beni ikna etmek için çokça yemin ediyor. Ben de O and içtiği ve vurgu yaptığı nesnelere inceleyerek onlar hakkında daha çok bilgi edinerek tefekkür ediyorum. Bundan muzdarip değilim.
    Ayrıca Kur’an Allah’ın yeminleri ile doludur. Arapların çok yemin ettiği özelliği bilinir de Allah’ın bu kadar çok yemin etmesi anlaşılmaz. Yoksa bu yeminler Muhammed’in yeminleri midir?
    29 – Allah küfreder mi?

    Enam-108′de “Allah’tan başkasına tapanlara sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah’a söverler.” denmesine rağmen;
    Burada müminlere Allah kendisine hakaret edilmemesi için “hakarete sebep olmayın” diye uyarıda bulunuyor. Müşrikler hakaret ederlerse siz de dayanamayıp cevap verirsiniz. Aranızda nizah çıkar, almak istediğiniz tebliğin sonucunu ulaşamazsınız diye uyarıda bulunuyor. Bu uyarı son derece isabetli. Aşağıda sıralanan ayetlerde ise Allah kendisi hakaret ediyor. Karşısında kendisine cevap verecek Tanrı yok ki. Varsa o da versin bundan doğal ne var. Valla. O’na niye böyle diyorsun bu sana yakışıyor mu? Deme hakkını kendimde göremiyorum Yaratıcı O. Patron O. Ben de patron olursam (haşa) söz. Niye müşrik, kafir, ve Yahudilere hakaret ediyorsun diye sebebini sorar, öğrenir sana söylerim.
    Bakara-171, Araf-179, Furkan-44, Tevbe-28, Bakara-65, Maide-60, Cuma-5, Araf-176 da farklı inançlardakilere hayvan, eşek, köpek, domuz, pislik, maymun diye sövülmüştür.
    30- Büyüyünce hayırsız evlat olacağı sanılan çocuğun öldürülmesi:

    Kehf-80. ” Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkara sürüklemesinden korktuk.”
    Hiçbir suçu olmayan bir çocuğu, ilerde anne-babasına karşı kötü davranma ihtimali nedeniyle öldürmek ne derece haklı bir gerekçedir?
    Sanki bütün hayırlı anne-babaların hayırsız çocukları öldürülüyormuş gibi aktarılan bu maval doğru mudur?
    Bunda da yanılıyorsun. Bir ileriki ayette “Bunları ben kendi isteğime, görüşüme göre yapmadım” diye çocuğun niçin öldürüldüğü belirtiliyor. Zaten dünyadaki sosyal olaylar böyle cereyan ediyor. Sebep sonuç ilişkisine, devinime, diyalektiğe dayanarak her şey ilerliyor, hareket ediyor. Biz bilmiyoruz ki? En olumlusunu söyleyeyim. Bundan bir yıl önce benim Kurandaki (hâşâ) çelişkili yazıma Kasım Ceylan Arslan cevap verecek desen sana kahinlikle delilikle suçlarlardı. Ama görüyorsun senin bilmediğin halde ben bugün senin yazına cevap veriyorum. Ayette belirtilen olayda, Allah yanında kulun her şeyi bilmeye çalışmasının sonucunda ne gibi olayların olacağının ve her şeyde mantık aramanın yanlış olduğunun yanlış olduğu vurgulanmak isteniyor. Zira sen! Bu gibi soruları sormamalısın. Çünkü sen inancın gereği, tekâmülcüsün. Anlatılan olaydaki çocuğun öldürülmesini de evrenin yanında bir karıncanın ezilmesi gibi düşünmen lazım. Öyle değil mi?
    31- Muhammed’in onca eşine ilaveten evlatlığının eşiyle evlenmesi:

    Ahzap-37′ de hoşlandığı evlatlığının karısı Zeynep’le evlenebilmesi için, ahlaki bir adet olan evlatlığın öz evlat gibi görülmesi kuralının kaldırılması etik açıdan yanlış değil midir?
    Hayır. Yanlış değildir. Son derece isabetlidir. Allah bir yanlış töreyi sadece Resulleriyle kaldırabilir. Ayrıca Bir ev ortamında Bir peygamberin içinden sevdiği (Allah öyle söylüyor) -ki bu bile Kuranın peygamber kelamı değil, Allah kelamı olduğuna delildir.- kişiyle beraber olması Resullük sıfatına halel getirir. Bu mantıklı bir davranıştır. Zaten azatlısı Zeyd’le de Zeynep istemeyerek evlenmiştir. Buradan hem bir kıza sevmediği kişiyle evlendirilmemesi kuralı çıkar.

    32- Allah’ın velisi var mı yok mu?
    İsra-111. Ve de ki: “Övgü, allah’adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zillettten ötürü de bir veliside yoktur.” O’nu alabildiğine Yücelt.
    Yunus-62. Uyan! Allah velilerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar!
    Ayeti kerimede İlk hitap UYAN değil, iyi bilin ki, veya unutmayın ki’dir. O nedenle ayetin bir önceki ve sonraki hitap ve siyakına bakıldığında Allah müminlerden bahsetmektedir. Onların hepsini birden teselli mahiyetinde Evliyâe=Dostum demektedir. Bunda bir çelişki yoktur.

    33- Yaratan mı? Yaratanlar mı?

    İhlas-1. De ki; O Allah bir tektir.
    Saffat-125. Yaratanların en iyisini bırakıp da Ba’l’e mi taparsınız?
    Yaratanların en iyisi Allah’sa diğer yaratanlar kim?
    Ayetin manası şudur. “En güzel (iyi) yaratcıyı (yaratanı) bırakıp ta Ba’le mi taparsınız” Onun için bunda bir çelişki yoktur. “Yaratanların” sözcüğü mütercimler tarafından Türkçedeki bilinen, daha güçlü vurguyu yapmak için çoğul gösterilmiş yoksa kelimenin manası “yaratıcı” dır.
    34- Allah yardıma muhtaç mıdır?
    İhlas-2. Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir )
    Muhammed-7. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz.
    Burada Sünnetüllah, yani tabiat kanunları denilen şeylerden bahsediyor. O’nun irade buyurup evreni ve dünyayı yaratarak insanların yaşam yeri yaptığı dünya ve onun menzilinde bulunanlara insana verdiği cüzi irade ile sahip çıkıp Allah’ın yaratmasında olumsuz sebepler değil de olumlu sebepler oluşturursanız O da size olumlu yaratarak yardımcı olur demektedir. Yani Türkçedeki “Ne kadar ekmek o kadar köfte.”
    35- Yer ve gök kaç günde yaratılmıştır?
    6 günde : (Araf-54) (Yunus-3) (Hud-7) (Furkan-59)
    8 günde : (Füssilet/ 9-12)
    Doğrusu burada ne çelişkisi var anlamadım Fussilet 9-12 de Allah 9. ayette yeri iki günde yarattığını, 10. ayette yerde insanların rızkını dört günde tamamladığını, ki konumuzla bağlantılı değil sonra iki günde göğü yarattığını, iki günde de yer ile göğü düzene koyduğunu bildiriyor. Toplam yer ve göğün altı günde yaratılması ve düzene konması sağlanmış oluyor. Bunun neresi çelişki?

    36- Kölelik evrensel mi?

    Nahl-75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
    Kur’an’daki ayetler evrensel ise; İnsanlar arasında ayrım, köleliğin kaldırılmamış olması yanlış değil midir? Bu durumda kölelik kıyamete kadar meşrulaştırılmış olmuyor mu?
    Evet köle yahut işçi,- işveren evrenseldir. Kıyamet kopuncaya kadar bir çalışan(işçi) bir de çalıştıran(patron) olacaktır. Bunun aksi mümkün değildir sünnetüllah’a Yani kozmosun kanunlarına aynı zamanda diyalektik materyalizme de aykırı değildir. Bu durum, işçi-işveren evrensel olmazsa, dünyada insan olmanın ne anlamı olur ki. O zaman dünyadaki düzen atasözümüzde olduğu gibi “Sen ağa ben ağa, ineği kim sağa” olur ki, kaos olur. Eğer sizler bunu bilmiyorsanız vay halinize.
    37- Kur’an’da neden sadece İsrail’e gönderilen peygamberler var?
    Kur’an’da bildirilen peygamberlerin nerdeyse tamamının Yahudi olması, her kavme peygamber gönderildiği belirtilmesine rağmen başka milletlerden tek örneğin olmaması nasıl açıklanabilir?
    Sizin belirttiğiniz gibi Kuran’da geçen bütün peygamberler İsrail Oğullarına değil Bütün Orta doğuya gelmiştir. Bunların Kuran’da bildirilenlerin sayısı 25 tir. İsrail Oğullarına sadece Hz. Yakup’un 12 oğlu ve bunların soyunda 10 tanesi Peygamber, Hz. Yakup’un lakabı da İsrail olduğundan İsrail Oğullarının da dünyaya çok bağlı ve genelde isyankar olduklarından Allah Kuran’da hep İsrail Oğullarından bahsediyor gibi anlaşılmaktadır. Bu bir. İkincisi.
    Peygamberimizden önce bilinen dünya Avrasya’dır. Afrika’nın çok büyük bölümü ve içleri henüz insan ayağı basılmamıştı. Amerika, Okyanusya, Antartika, ve Avustralya henüz keşfedilmemişti. Kuzey Rusya ve İngiltere, İsveç, Norveç gibi ülkelere henüz insan ayağı basmamış veya yeni ulaşıyorlardı. Peygamberimiz (sav) zamanında üç büyük dünya devleti vardı. Roma, İran ve Çin. Medeniyetleri de çok gelişmiş değildi. Tarih düzgün olarak MÖ 2000 yılına kadar gitmektedir. Bu nedenle İnsanların çok olduğu bölge ve Medeniyetlerin Beşiği Orta doğudur. Bundan dolayı da Allah insan fıtratını ve insanın irşadını esas aldığı için insanlığın dünyaya en çok bağlı olan ve dünya için en fazla fitne ve fesada meyleden Benî İsrail’in peygamberlerini örnek olarak göstermiştir. Bu da irşat için yeterlidir.
    38- Musevilere “Yahudi” denmesi:
    Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık.
    Kur’an’da Musevilerden Yahudi diye bahsediliyor. Halbuki o dönemde Yahudi olduğu halde Hristiyan olanlar çok. Madem ki “Hristiyan” yani “İsacı” diyor, “Musevi” yani “Musacı” da denebilirdi. Bu genelleme yanlıştır. Günümüzde de Yahudi olanlar içinde ateisti, dinsizi, Hristiyanı, müslümanı, Budist’i vardır.
    Sizin dediğiniz tamamen doğrudur. Yalnız yanıldığınız bir husus var. Kendilerine peygamber gelen İsrail Oğulların dan bazı kavimler Yahuda adlı bir buzağıya taptıkları için kendilerine Yahudi diye adlandırıyorlar. Ondan sonra Irkı millet kavramı yerine din milleti veya tabisi kavramı yerleşiyor. Bunun yanında, Yahudi ismini Allah verdiği için değil, Kendilerine Tevrat verilen Müslümanlar, sonra kendilerine Yahudi dedikleri için Allah öyle hitap ediyor. Onlar kendilerine Musevi deselerdi Allah da onlara Musevi diye hitap edecekti. Çünkü Allah yanında bütün peygamberlerin getirdiği din sadece İslam’dır.
    Ayrıca bir millete bir gıdanın yasaklanıp, diğer milletlere serbest bırakılmasının mantığı olabilir mi?
    Örneğin “Türklere balık yemeyi yasakladık” dense bu kabul edilebilir mi?
    Yahudilere Tırnaklı hayvanların sığır ve koyun hariç hepsine haram kılınmasının nedeni; “Saldırganlıkları sebebiyle onlara ceza olarak yaptık, yoksa aslında bunların hepsi kendilerine haram değildi. Bir zamanlar bıldırcın etleriyle beslenmişlerdi. Sonra saldırganlık ve zulümleri; peygamberleri öldürme, faiz alma, hak yolundan engelleme, haram yeme, helâlı haram, haramı helal sayma gibi saldırganlıklarından dolayıdır. Bu özelliklerinden dolayı birçok temiz rızıklardan mahrum edildiler. “Yahudileri yaptıkları zulümden, çok kimseyi Allah yolundan çevirmelerinden dolayı, kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara yasakladık.” (Nisâ, 4/160. Ayeti bu durumu teyit etmektedir. Hâlbuki Bu sayılan hayvanlar İsrail Oğullarına helal idi. Niye olmasın? Allah Bu dünyadaki dini be Müslümanlık olarak kabul ediyorum. Müslüman ol bu yasaklar ortadan kalksın Allah’a niye bunu böyle yaptın diye soru sorma hakkımız yok ki ancak bunun nedeni nedir diye sorabiliriz. Niye yaptın diye sormak istiyorsak; Onun karsısına çıkar ben de bir dünya yaratıyorum, yeni bir insan türü yaratırsın Allah’ın haram koyduğunu helal sayarsın olur biter. Sorun kendiliğinden ortadan kalkar. Böyle bir gücümüz olmadığına göre !!!! Mevcutla yetinmek zorundayız.

    41- Meleklerden peygamber olur mu?
    Muhammed’e inanmayanlar ” Elçi olarak bize bir melek gelmesi gerekmez miydi” derler. Buna şu yanıt verilir:
    İsra-95. De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.”
    Mantıklı. Dünyada insanlar yaşadığına göre melekten peygamber olmaz.
    Gelgelelim meğer öyle değilmiş. İsra-95′de melekten peygamber olamayacağı söylenirken;
    Bakın aşağıdaki ayette ne diyor:
    Hac-75. Allah, meleklerden ve insanlardan peygamberler seçmiştir; şüphe yok ki Allah, duyar, görür.
    Buradaki anlam Meleklerin başına melek Resul, İnsanların başına da İnsan Resul seçmiştir. Ne var bunda. Zaten realite de böyle değil mi?
    42- Cehennemde sadece ne yenir? Zakkum mu? Darı dikeni mi?
    Duhan/ 42-43-44. Doğrusu (cehennemde) günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.
    Gasiye suresi 6. ayeti öyle demez.
    Leyse lehüm ta’amün illa min dariy’ın.
    Onlar için darı dikeninden başka bir yiyecek yoktur.
    Zakkum ağacı ile darı dikeni çok farklı bitkiler olduğuna göre ayetler arasında çelişki mevcuttur.
    Size göre illaki birisi mi olması gerekiyor. Yedi tane cehennem var. Her cehennemin yiyeceği içeceği farklıdır. Bu ayetlerde cehennem adı söylemiyor ki.

    B- KUR’AN’DAKİ BİLİMSEL ÇELİŞKİLER

    1- Tarık Suresi 7. ayet:
    (Bu su- meni) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar.
    Tıp, testislerden diyor.
    Yanlış. Dostum siz 1990 lı yılların genetik biliminin bulunduğu yerde takılıp kalmışınız. Benim ki ise daha iki yıllık. Hatta iki aylık. Bilim Ayetteki gibi açıklıyor. Bilindiği gibi İnsan vücudunda 23 çift 46 kromozom bulunmaktadır. Bu kromozomların 23 cüsü Y erkeklik 24 cüsü ise dişilik iki adet X kromozomlarıdır. Yani bunlardan erkekte XY, dişilerde X kromozomu bulunmaktadır. Artık çağımız bilimiyle de hangi hastalıkların hangi genlerin bozulmasıyla meydana geldiği 24. kromozoma kadar tespit edilmiştir. İnşallah bilim ilerledikçe 46. kromozomun hepsinden de hangi hastalıkların oluştuğu tespit edilecektir. İşte bu kromozomlar DNA ların bulunduğu genlerden oluşur. Bu genler de genelde plazmaların içinde bulunmaktadır. İşte sıkı dur. Bu insanı oluşturan yapı taşlarının sitoplâzmanın Yani kök hücrenin bulunduğu yer de aynen ayette belirtildiği gibi iki bel ile iki göğüs kafesinin birleştiği yerdir. Kök hücre nakilleri bu yerlerden alınarak yapılır. İnsan vücudunda en sağlam ana kaynağı DNA buradadır. Yani İnsanın ana maddesinin spermlerinin yani bütün insanın oluştuğu kaynak, ayetin belirlediği yerdir. Bilgilerini yenilesen iyi edersin.
    3- Dünyanın 4 günde, göklerin ise 2 günde yaratılmış olması: (Füssilet/11-12)

    9. De ki: “Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir. 41/9
    İki günde yer yaratılıyor.
    10. Hem ona üstünden ağır baskılar (dağlar) yaptı, onda bereketler meydana getirdi ve onda azıklarını dört gün içinde araştıranlar için bir düzeyde takdir buyurdu.
    Yer için dört günde düzen ve rızık temin ediliyor.
    11. Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: “İkiniz de ister istemez gelin!” dedi. İkisi de: “isteye isteye geldik.” dediler.
    12. Böylece onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu ve her gökte (bulunan meleklere) işlerine ait emrini vahyetti. Dünya gökyüzünü kandillerle donattık ve koruduk, işte bu, hep o çok güçlü ve herşeyi bilenin takdiridir.
    Yedi gök de iki günde düzene konuyor.
    4- Yerin göklerden önce yaratılmış-düzenlenmiş olması: Füssilet/10-12
    Doğru Duman halindeki gök elbette yerden sonra düzenlenir.
    8- Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip gösterilmesi.
    Duygular, düşünceler, inançlar kalbin mi beynin mi fonksiyonları? Bakara/97-260-283, Kehf-28, Şuara-195 Vallahi İnsanı ben yaratmadım Haşa ben bir insan yaratırsam bu soruyu rahat cevap veririm. Fakat duyguların kalpten geçtiğini biliyorum. Çünkü onu yaşadım. Kalpten bir şey akıveriyor. Sonra onu seviyorsun.
    9- Ay’ın yarılması:
    Kamer-1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
    Allah yanında kıyamet yaklaştı Ay yarılmıştır. Ama Bizlerin yani insanoğlunun zamanında yanında kıyamet kopup ay yarılmamıştır. Allah yanında her şey olup bitmiştir. Daha başka oluşumlar yaratmalar devam etmektedir.
    10- Gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımın Allah’ın insanları korkutma ve cezalandırma aracı olduğu:

    Rad/12-13. O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir.
    Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.
    11- Her canlının çift yaratıldığı:
    Zariyat-49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.
    Her canlı çift değildir. Bakteriler, virüsler bölünerek çoğalırlar.
    Buradaki mana sadece erkek ve dişi değildir. Bütün canlıların erkek ve dişisinin olması yanında bir de aynısının ikili yaratıldığı vurgulanır. Yani senin bir aynın(benzerin) da var olduğunu delalet eder. Fakat bunu Atalarının dininden olanlara anlatamazsın. Ne yapalım bu da bizim handikapımız.

    • 58ajimz dedi ki:

      Tarık 7 de yazılan surede geçen açık ve net bir şekilde “meni” anlamındadır. Ve meninin omurilik ve kaburga arasından geldiği sanılmaktadır. Oysa ki bahsettiğiniz kromozomlar vücudumuzun içinde ki tüm hücrelerde DNA sarmalını oluşturan 23*2 kromozomlar bulunmaktadır. (Bu kromozomlardan Y kromozomu 24. de değildir.)

      Bahsettiğiniz kök hücre çocuk oluşumunu sağlayan meniyi oluşturmaz, Burada “sitoplazma” kavramını da çok yanlış kullanmışsınız. Sitoplazma her hücrede bulunur, plazma sıvı demektir, sitoplazma da hücre sıvısı demektir ve adan z’ye her canlı hücremizde bulunmaktadır. Belkemiğine girmeye gerek yoktur.

      Yine bahsettiğiniz şey kemik iliği tedavis gerektiren lösemi hastalığının tedavisinde kullanılan löositler başkasından alınarak hastanın kanına verilir. Burada meni ile alakalı hiçbirşey yoktur. Varsa’da bilim bundan haberdar değildir. Biz 1900 lerde kalmışız siz 3000 yılının tıp teknolojisine eriştiniz sanırım. Biz daha bilmiyoruz.

      Yani bu surede ki çelişki 2014 yılı teknolojisi ile en somut şekilde varlığını korumaktadır.

      • bilal dedi ki:

        Sn.58ajimz,

        TARIK-7.AYET:

        TARIK-7.ayet bilimle asla çelişmez.Zira bir çok mealde 7.ayetin meali maalesef hatalıdır.Yani bunlara göre meni omurilik ve kaburga arasından geldiği sanılmaktadır. Halbuki bu ayete menin çıktığı yere değil,insanın (bebeğin) çıktığı yere vurgu yapılmıştır.‘’الله اعلم ‘’

        7. AYETİN DOĞRU MEALİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİR: ‘’الله اعلم ‘’

        5-8) İnsan neden yaratıldığına bir baksın! O,atılan bir sudan yaratıldı.O,(insan,bebek) bel ile göğüs kafesi arasından çıkar.İşte Allah (başlangıçta bu şekilde yarattığı) insanı tekrar yaratmaya da kadirdir.’’ şeklindedir. { الله اعلم }

        Yani ‘’يخرج ‘’ yahrucu ‘’ fiilindeki zamir,meniye değil,söz konusu insana (bebeğe) racitir. Oradan meninin değil,insanın (bebeğin) çıktığına vurgu yapılıyor..Zira bu ayetlerdeki bütün zamirler yaratılışı konu edinen insana racitir.Buradaki ayetler,insanın yartılışını konu edinmiştir,menin ne olduğunu,nereden çıktığını değil..!!! Konu hep insandır,meni değil.İşte maalesef,bir çok mealde insan kelimesine raci olan ‘’يخرج ‘’ yahrucu’’daki ‘’ O ‘’ zamiri meniye raci olduğu sanılmıştır.! Ama öyle değildir.. Aşağıdaki arapça tefsir metninde de ‘’yahrucu’’daki zamirin meniye değil,insana (bebeğe) raci olduğu anlatılıyor…Çünkü dilin kural ve kaidesine göre zamirler,yakın olana değil,konu edinenen,anlatılan nesneye raci olur.Burada da konu edinen insanın yaratılışıdır.Zira bu ayete bize menin ne olduğu nereden çıktığı anlatılmıyor.!!!

        ايات سورة الطارق
        قوله تعالى ( فَلْيَنْظُرِ الْإِنْسَانُ مِمَّ خُلِقَ (5) خُلِقَ مِنْ مَاءٍ دَافِقٍ (6) يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَائِبِ (7) إِنَّهُ عَلَى رَجْعِهِ لَقَادِرٌ (8) يَوْمَ تُبْلَى السَّرَائِرُ (9) فَمَا لَهُ مِنْ قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ (10)
        يرجع الضمير في كل واحدة من الايات للانسان ( لقاعده الضمائر التي تقول : عودة الضمير للمحدث عنه اولى من عوده للاقرب ) والمحدث عنه في ايات سورة الطارق وايات سورة عبس هو (الانسان)
        1 – خُلِقَ مِنْ مَاءٍ دَافِقٍ (6) – المحدث عنه ( الانسان ) وكذلك سائر الايات التالية
        2- يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَائِبِ (7) – يخرج ( الانسان ) – اشارة للام والولاده
        3 – إِنَّهُ عَلَى رَجْعِهِ لَقَادِرٌ (8) – قدرة الله علي ارجاعه ( الانسان ) بغير ام ولا اب الخ

        Bu nedenle ‘’Yani bu surede ki çelişki 2014 yılı teknolojisi ile en somut şekilde varlığını korumaktadır ‘’ şeklindeki yorumunuzun hiç bir anlamı ve kanıtı yoktur…!!!!!!!!

        Özetle,Kur’an’ı kerimin hiç bir ayetinde asla bir çelişki söz konusu değildir,çelişki gibi görülen yerler kur’an’dan değil,hatalı meal ve yorumlardan kaynaklanmaktadır….

        Saygılarımla..

      • 1okuyucu dedi ki:

        Bilâl;

        Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın. (Tarık-5)

        Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı. (Tarık-6)

        Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar. (Tarık-7)

        Şüphesiz Allah’ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter. (Tarık-8)

        5-8) İnsan neden yaratıldığına bir baksın! O,atılan bir sudan yaratıldı.O,(insan,bebek) bel ile göğüs kafesi arasından çıkar.İşte Allah (başlangıçta bu şekilde yarattığı) insanı tekrar yaratmaya da kadirdir.’’ Şeklindedir

        5-8) İnsan neden yaratıldığına bir baksın! O,atılan bir sudan yaratıldı.O,bel ile göğüs kafesi arasından çıkar.İşte Allah insanı tekrar yaratmaya da kadirdir.’’ (buda parantezsiz hali)

        ayetler, insanın neyden yaratıldığından bahsettikten sonra o şeyin nereden çıktığına vurgu yapıyor,

        o atılan bir sudan yaratıldı dendiğinde yaratılanın bebek olduğunu anlarız ama o suyun ne olduğunu anlayabilmemiz için o suyun nereden geldiğini bilmemiz gerekir,

        o nedenle, tarık-6 bebeğin sudan yaratıldığını, tarık-7 o suyun nereden geldiğini açıklıyor,

        ayrıca neredeyse tüm tercümanlar tarık-7’nin meniden bahsettiğini söylüyor,

        bu durumda Arapça bilmeyen biri sana mı itibar eder? yoksa diyanetin onay verdiği tercümanlara mı? istersen bu soruyu kendine bir sor, ondan sonra doğrusunu ben bilirim iddiasında bulun,

        yada Arabın sıvayıp batırdığı mekânı nasıl temizlerim düşüncesiyle hayali deterjanlar aramaktan vaz geç.

      • toro dedi ki:

        Sayın Bilal,

        Yine içihat yaratacabileceğiniz bir ayet bulmuşsunuz! Ne kadar şanslısınız değilmi, Kuranda içtihat yaratacabileceğiniz ve sizin ortaya çıkıp düzeltmenizi bekleyen ne kadar çok ayet varmış! İsla tarihi boşa geçen yanlış anlaşılmalarla dolu 1400 yıllı tarihine şuan ağlıyordur bence! Nerelerdeydiniz neden bu kadar geç kaldınız?

        Bakın siz hem dil hemde dönem olarak kurana, indirilişine en yakın ve dahi indirlişine tanıklık eden sahabelerden daha hakimsiniz belli. Mesela siz ayetle ilgili aşağıdaki tartışmayı bir anda çözmüşe benziyorsunuz!

        ”'”Kadının göğüs kemiği” diye tercüme edilen “Teraib” kelimesinden neyin kasdedildiği hakkında farklı görüşler zikredilmiştir.

        Abdullah b. Abbas, İkrime, Said b. Cübeyr ve İbn-i Zeyd’e göre “Teraib” kadının göğsünde gerdanlığın geldiği yerdir.

        Mücahid’e göre ise “Teraib”den maksat, kadının iki omuzu iie göğsü ara­sıdır. Yani iki memenin üst tarafıdır.

        Dehhak, Süfyan es-Sevri ve ((Abdullah b. Abbas’tan nakledilen diğer bir görüşe göre “Teraib”den maksat, erkeğin elleri, ayaklan ve gözleridir. Buna gö­re âyetin manası “O dökülen su, erkeğin beli ile elleri, ayaklan ve gözlerinin arasından çıkar.” demektir.)))

        Katade’ye göre “Teraib”den maksat, erkeğin göğsüdür. Buna göre âyetin manası “O dökülen su erkeğin beli ile göğsü arasından çıkar.” demektir.

        Said b. Cübeyr’e göre ise “teraib”den maksat, belin alt kısmında bulunan kaburgalardır.

        Ma’mer b. Ebi Habibe göre ise “TeraibMen maksat, kalbin öz suyudur.

        Taberi “Teraib^en maksadm, kadının göğsünden, gerdanlığın üzerine geldiği yer olduğunu söyleyen görüşü tercih etmiş ve Araplann bu kelimeden burayı anladıklarını şiirlerle ispatlamaya çalışmıştır.”’ TABERİ TEFSİRİNDEN ALINMIŞTIR

        Sanırım aralarından Abdullah B.Abbas ın görüşlerine özel bir hayranlığınız vardı! Önce o ne diyor bir bakmanızı öneririm! Sizin için özel olarak parantez içine alınmıştır.

        Tabi ben bu tartışmaların tamamen dışındayım! Bana göre Tarık 6 ayeti tamamen yanlıştır, mantık dışıdır! Şöyle ki insan,

        ”Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.” Tarık,6

        yaratılmamıştır!

        İnsan;

        ”Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.” Hicr,26

        ”kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan” yaratılmıştır!

        Bunu şeytan da tasdikler;

        ”İblis dedi ki: “Ben, KURU BİR ÇAMURDAN, ŞEKİLLENMİŞ BALÇIKTAN yarattığın insan için saygı ile eğilemem.”Hicr,33

        İlk başta meni transferi yapacak bir erkek ya da size göre çocuğu göğsünde taşıyacak bir dişi olmadığına göre, ilk neyin var edildiğine bakmamız gerekir! İlk defa var edilen erkektir ve bu erkeğin varoluşunda fışkıran ya da fışkırmayan herhangi bir şey yoktur! Adem in dişisine meni tranferi yapabilecek hale ancak yasak meyvayı yediğinde geldiğini düşündüğümüzde zaten insanın fışkıran ya da fışkırmayan bir sudan yaratılmadığını görmüş oluruz! Yaratılış çamurdan olmuştur ve bitmiştir! Sonraki süreç çoğalmadır ve çoğalan varlıklar zaten varedildikleri vücudun doğal seleksiyonunu icra etmişlerdir!

        Madem insan ”özgür iradelidir” diyorsunuz o halde kendi menisini dişisine transfer etme iradesinin de Adem de olduğunu düşünmelisiniz! Bu durumda meni transferi bir yaratılmışın ”özgür iradesine” bağlandığından yani tanrının gücü edilgen hale geldiğinden tanrının meni yoluyla bir yaratmadan bahsedemeyeceğini de bilmek zorundasınız! Yaratma eylemi yarattığı canlının özgür iradesine bağlı olan bir tanrı düşünülebilirmi?

        Aslında bunları yazmama hiç gerek yoktu! Çünkü bahsedilen ilk insan meniden değil çamurdan yaratıldı ve onlar aralarında erkeğin menisini dişisine trasfer etmesiyle çoğaldılar!Buna göre ilk insan değil 3. insan meniden oluşmuştur! Numarasından da anlaşılacağı üzere o ilk insan değildir!

      • 1okuyucu dedi ki:

        toro;

        “”””Adem in dişisine meni tranferi yapabilecek hale ancak yasak meyvayı yediğinde geldiğini düşündüğümüzde””””

        Adem yasak meyveyi yediğinde meni transferi yapacak hale geldiyse, yasak meyveyi yemeden önce meni transferi yapacak bir üreme sistemine sahip değil miydi?

        yani Ademle Havva, yasak meyveyi yemeden önce insan neslinin çoğalmasına yarayacak üreme sistemlerine sahip değil miydi?

        yanlış anladıysam, anlayacağım şekilde anlat,

        eğer bir kadınla bir erkek, insan neslinin çoğalması için yaratılmadıysa, ne için yaratıldı?
        Ademle Havva yasak meyveyi yiyerek hangi suçu işlediler?

        umarım cevaplarsın, bende bu sayede Ademle Havvanın suç işleyip işlemediklerini öğrenmiş olurum.

        daha doğrusu şu uydurulmuş yasak meyve martavalıyla ilgili olarak senin ne düşündüğünü öğrenmek istiyorum.

      • bilal dedi ki:

        Sn.1okuyucu,

        ‘’ Bilâl;

        Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın. (Tarık-5)
        Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı. (Tarık-6)
        Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar. (Tarık-7)
        Şüphesiz Allah’ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter. (Tarık-8)
        ‘’ sizin gösterdiğiniz meal’’

        Bu defa da sizin gösterdiğiniz meal şeklinden ayetleri teker teker yazalım.!!!

        ‘’ Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın. (Tarık-5)

        ‘’ Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı. (Tarık-6)

        ‘’ O insan,(bebek) bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar. (Tarık-7)

        ‘’ Şüphesiz Allah’ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter. (Tarık-8)

        a) Arpçada suyun ismi ‘’الماء ‘’ dır.7.ayetin arapça metninde ‘’الماء ‘’ su ) kelimesini bana gösterebilir misiniz.? ki,‘’Bu su,bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar”‘diyorsunuz? Ayetin arapça metninde ‘’Bu su..’’ ifadesi nerede geçiyor.? Bakınız 7.ayete ‘’ Bu su.. ‘’ diye hiç bir ifade yoktur.Sadece ‘’يخرج ‘’ yahrucu’’ fiilinde gizli zamir olan ‘’O ‘’ vardır.O,zamirin de konu edinen insana racitir…… Ayrıca‘’ Bu….‘’ şeklindeki zamir de yanlıştır..Çünkü arapçada ‘’Bu ‘’zamirin karşlığı ” هذا ‘’ haza ‘’ dır.Oysa zamiri mevsul olan ‘’هذا ‘’ haza’’ açıktan gelir.Yani fiil kiplerinde gizli gelmez.Fiillerde gizli zamir olan‘’هو ‘’ huve’’ O ‘’zamiri gelir.Bu nedenle 7.ayetin anlamı‘’ O insan,bel ile göğüs kafesi arasından çıkar….’’ şeklindedir. Yani 7.ayete ‘’ Bu su…’’ ifadesi hiç geçmez. !!!

        b) Eğer göstrediğniz meal doğru olsaydı,ayetin arapça metni şöyle olması gerekirdi ….

        ‘’يخرج هذا الماء من بين الصلب والترائب ‘’ yahrucu hazel maü min beynis sulbi vet teraibi ‘’ Bu su,bel ile göğüs kafesi arasından çıkar…’’ Halbuki 7.ayet hiç de böyle değildir……..

        Ayet şöyledir. ‘’يخرج من بين الصلب والترائب ‘’ yahrucu min beynis sulbi vet teraibi ‘’ O insan,bel ile göğüs kafesi arasından çıkar…’’ şeklindedir…

        Ayrıca bilmediğiniz bir dilden yapılan çevirilerin (veya meallerin) hangisi doğru,hangisi yanlştır diye nasıl iddia edebiliyorsunuz.??? İnsan böyle bir değerlendirmeği yapabilmesi için çevirsi yapılan söz konusu dili çok iyi bilmesi gerekir ki,doğru veya yanlış çeviriyi anlayabilsin.! Peki,siz kur’an’ın arapça dilini bilmiyorsanız,benim göstrediğim çevirinin veya mealin yanlış,ötekiler ise doğrudur,diye nasıl söyleyebiliyorsunuz.???
        Siz,önce kur’an’ın arapça dilini öğrenin,ondan sonra hangi çeviri veya meal doğru,hangisi yanlıştır diyebilirsiniz.!!!

        Yine aşağıdaki arapça metininde de diğer bazı ayetlerden gösterilen örneklerle Tarık-7. ayetin anlamı aynen anlattığımız gibidir…!!!!!!! Yani ‘’يخرج ‘’ yahrucu ‘’ fiilindeki gizli zamir olan ‘’ O ‘’ ifadesi insana racitir.. ‘’ O insan (bebek) bel ile göğüs kafesi arasından çıkar.) şeklindedir…

        وَاللّهُ أَخْرَجَكُم مّن بُطُونِ أُمّهَاتِكُمْ لاَ تَعْلَمُونَ شَيْئاً﴾ النحل 78, وقوله تعالى: ﴿وَنُقِر فِي الأرْحَامِ مَا نَشَآءُ إِلَىَ أَجَلٍ مّسَمّى ثُمّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلاً﴾ الحج 5, وقوله تعالى: ﴿هُوَ الّذِي خَلَقَكُمْ مّن تُرَابٍ ثُمّ مِن نّطْفَةٍ ثُمّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمّ يُخْرِجُكُمْ طِفْلاً﴾ غافر 67, وكما ترى يرد فعل (الإخراج) متعلقاً بالإنسان في مواضع كثيرة بينما لم يرد ولا مرة واحدة متعلقاً بالمني, وهكذا تتآزر الشواهد العديدة مؤكدةً على تعلق فعل (الإخراج) في القرآن بالإنسان لا المني

        Özetle,arapçayı bilmiyorsanız,şu çevri veya meal doğru,diğeri yanlıştır diyemezsiniz, çünkü bunu anlayabilmeniz için arapçayı çok iyi bilmeniz gerekir.!!!

        Saygılarımla…

      • 1okuyucu dedi ki:

        Bilâl;

        bilmediğim dille ilgili çevirilerin doğruluğu veya yanlışlığı benim sorunum değil ama biri çıkıp tüm çeviriler hatalıdır, doğrusunu ben bilirim diye bir iddiada bulunursa onu kesinlikle ciddiye almam,

        bana desen, benim şu mealden anladığım budur, kendi görüşündür derim saygı duyarım ama konuya tüm çevirmenler Arapçayı bilmiyor, bir tek ben biliyorum iddiasıyla yaklaşırsan seni hiç ama hiç ciddiye almam,

        sen, koskoca diyanetin Kuran tercümesinde Araplardan teyid almadığını düşünebilir misin?

        tanrının gönderdiği iddia edilen bir kitap tercüme edilecekte, tereddüde düşülen yerlerde Araplara sorulmayacak öylemi?

        “””””Özetle,arapçayı bilmiyorsanız,şu çevri veya meal doğru,diğeri yanlıştır diyemezsiniz, çünkü bunu anlayabilmeniz için arapçayı çok iyi bilmeniz gerekir.!!!””””

        bu durumda, çevirilerin doğru olup olmadığını anlayabilmek için Arapça öğrenmeye çalışan biri, Arapçayı öğrendikten sonra çevirilere bakma gereği duymayacaktır, çünki Arapça olarak okuduğu metni aynı zamanda Türkçe veya kendi konuşma diline çevirebilecektir,

        aslında bunu diyanet niye düşünememiş, “ey Türk halkı! her ne kadar Kuranı anlayabilmeniz için, uzmanlarımızın Arap dili bilgisine güvenerek yaptırdığımız tercümelerin, hatalı olma olasılığına karşılık, hepiniz Arapçayı kendiniz öğrenerek Kuranı anlamaya çalışın” dememiş,

        ama burada bir sorun var, Kuran gibi, üzerinde titizlikle davranılarak tercüme edilmesi gereken bir kitabı, Arapça bilgilerine güvenerek tercüme edenlerin, üstelik bu işi amaç edinenlerin bile yanlış çeviri yaptıklarından söz edilebiliyorsa,

        bu demektir ki, benim gibi saf köylü çocuğu, Arapçayı su gibi öğrense bile, aynı bu işe yıllarını vermiş tefsirciler gibi yanlış çeviri yapması mümkün gözüküyor,

        bu durumda Araplardan başka hiç kimse Kurana tam vakıf olamaz, yani Arap olmayanlar su gibi Arapça öğrense bile Kuranı anlayamadan geçip öte tarafa giderler,

        o zaman bu dini başka toplumlara anlatmanın ne anlamı var ki, nasıl olsa Arapça bilmedikleri için anlayamayacaklar, üstelik Arapça bilmedikleri için tercümanların Arapça bilgisine de itibar etmeyecekler,

        tanrının bir kitap gönderdiğini söyleyeceksiniz, bu kitabın evrensel olduğunu söyleyeceksiniz ama bu kitabın anlaşılabilmesi için Arapça bilmeyi şart koşacaksınız, üstelik yabancı dil bildiği için tercümanlık yapanlara da itibar edilmeyeceğini söyleyeceksiniz, ilada herkesin Arapça bilmesini şart koşacaksınız,

        sence Kuranın tanrısı, Kuranı gönderirken, bu kitabı anlamak isteyen mutlaka Arapça öğrensin, tercümanların çevirilerine bile itibar etmesin, düşüncesiyle mi bu kitabı göndermiştir?

        evrensel olduğunu söylediğin kitabın diğer dillere çevrilemeyeceğini, çevrilse bile hatalı çeviriler olacağını, Ancak belli bir ırkın diliyle anlaşılabileceğini söylemen, bu kitabı sadece belli bir ırkın anlayabileceği anlamına gelir,

        bunu anlamı da, o dini aynı Yahudiler gibi, yerel bir din olarak görmek, yada İslâmiyeti kabul eden diğer toplumlara Arap dilini öğrenmeyi şart koşarak Arap millîyetçiliği yapmaktır,

        sen Arap millîyetçisi misin? yoksa Arap…. mı? açıklasanda bilsek,

        ayrıca, çok biliyorsan çık meydana, hatalı meal tartışmalarını Kuran tefsircileriyle yap,
        yap ki İslâm aleminde keşfedilesin, yap ki İslâm aleminin senin gibi bir değere sahip olduğundan haberi olsun,

        burada bize ahkâm kesmekle vakit kaybederek İslâm alemini senin gibi bilgili birinden mahrum etme, köşelerde yok olup gitme, çık ortaya hodri meydan de,

        bizim gözden kaçırdığımız ayrıntıları toro çok güzel yakalamış,
        engin bilginle toroya cevap verirsen bizi senin gibi birinden feyz alma şansından mahrum bırakmamış olursun.

      • toro dedi ki:

        Sayın Bilal,

        Her zaman dediğim gibi işinize geleni görmek, gelmeyeni ise görmemek konusunda oldukça mahirsiniz! Mesajı gönderdiğiniz saat itibariyle benim yorumumu görmemeniz imkansız.Demek ki seçicisiniz, hemde ne güzel seçicisiniz!

        Öncelikle şu Adem in ilk insan olmadığı, dünya da ondan önce var edilenlere halife gönderildiği ve çocuklarının onlarla çiftleşerek çoğaldığı iddianızı yeniden gözden geçirelim! Bakın sizin dilini çok iyi bildiğiniz (ama dili bilmek yetmez, dilin ne ifade ettiğini de anlamak gereklidir) Kuran size ne diyor;

        ”O, SİZİ BİR TEK CANDAN YARATANDIR. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır.” Enam,98

        Sanırım yanına aşağıdaki ayetleri de koyduğumuzda,

        ”Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti.” Hicr,28-29

        Dünyada yaşaması için var edilen İLK insanın kim olduğu konusunda bir şüphe kalmıyor!

        Sonrasında bir önceki yazımdan alıntı yaparak konuyu başka bir noktaya getirmek istiyorum!

        İlk başta meni transferi yapacak bir erkek ya da size göre çocuğu göğsünde taşıyacak bir dişi olmadığına göre, ilk neyin var edildiğine bakmamız gerekir! İlk defa var edilen erkektir ve bu erkeğin varoluşunda fışkıran ya da fışkırmayan herhangi bir şey yoktur! Adem in dişisine meni transferi yapabilecek hale ancak yasak meyvayı yediğinde geldiğini düşündüğümüzde zaten insanın fışkıran ya da fışkırmayan bir sudan yaratılmadığını da görmüş oluruz! Yaratılış çamurdan olmuştur ve bitmiştir! Sonraki süreç çoğalmadır ve çoğalan varlıklar zaten varedildikleri vücudun doğal seleksiyonunu icra etmişlerdir!

        Madem insan ”özgür iradelidir” diyorsunuz o halde kendi menisini dişisine transfer etme iradesinin de Adem de olduğunu düşünmelisiniz! Bu durumda meni transferi bir yaratılmışın ”özgür iradesine” bağlandığından yani tanrının gücü edilgen hale geldiğinden tanrının meni yoluyla bir yaratmadan bahsedemeyeceğini de bilmek zorundasınız! Yaratma eylemi yarattığı canlının özgür iradesine bağlı olan bir tanrı düşünülebilirmi?

        Aslında bunları yazmama hiç gerek yoktu! Çünkü bahsedilen ilk insan meniden değil çamurdan yaratıldı ve onlar aralarında erkeğin menisini dişisine trasfer etmesiyle çoğaldılar!Buna göre ilk insan değil 3. insan meniden oluşmuştur! Numarasından da anlaşılacağı üzere o ilk insan değildir.

        Sonuç itibariyle Tarık 6 da ifade edilenler bir tanrı söylemi olamayacak kadar bilgisizce ve mantıksızca kurgulanmıştır!

      • bilal dedi ki:

        Sn.Toro,

        Sayın Bilal,

        1-Her zaman dediğim gibi işinize geleni görmek, gelmeyeni ise görmemek konusunda oldukça mahirsiniz! Mesajı gönderdiğiniz saat itibariyle benim yorumumu görmemeniz imkansız.Demek ki seçicisiniz, hemde ne güzel seçicisiniz!
        ‘’ sizden alıntı’’

        Evet,doğrudur sizin de yorumunuzu görmüştüm,ama ikinize cevap verecek kadar zamanım müsait değildi,bu yüzden sizin yorumunuza daha sonra cevap vermeyi düşünüyordum,ben her zaman fırsat bulamıyorum,eğer cevap vermedisem,ya hiç bakmamışım,ya da fırsat bulamamışımdır….Kesinlikle düşündüğünüz gibi değildir.!!!

        2-”O, SİZİ BİR TEK CANDAN YARATANDIR. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır.” Enam,98

        Sanırım yanına aşağıdaki ayetleri de koyduğumuzda,

        ”Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti.” Hicr,28-29
        Dünyada yaşaması için var edilen İLK insanın kim olduğu konusunda bir şüphe kalmıyor! ‘’ sizden alıntı ‘’

        Cevap: Adem,diğer ilkel insanlardan değil,o onlardan farklı olarak yaratılmıştır,Adem ve ondan türeyen nesil ilahi mesajın muhatabı olmuşlardır.Bu nedenle bu ilahi mesaja muhatap olan Adem ve ondan türeyen insanlardır,o ilkel insanlar ise ilahi mesajın muhatabı olmadıkları gibi sorumlu da tutulmamışlardır. Yani bunlar Adem’den önce de var idiler,ilahi mesajın muhatabı olan bizler isek o ilkel insanlardan değiliz.Biz onlardan farklı olarak yaratılmış olan Adem’in nesliyiz.Ayrıca Hicr-28-29.ayetlerinde de ilk insanın hz.Adem olduğuna air bir işaret de yoktur.Adem halife seçilen ve sorumlu kılınan ilk yaratıktır,biz de bu halife kılanan ve ilahi mesaja karşı sorumlu tutulan Adem’den türedik. Zira 28-29. ayetlerde yüce Allah meleklere ben yeryüzünde ilk insanı yaratcağım demiyor, burada halife olacak ilk insanı yaratıyor.Yani Adem halife seçilen ve ilahi mesajın muhatabına mazhar olan ilk insandır…!!!! O diğer türden farklı yaratılmıştır,işte Hicr-28-29.ayetlerde bu özellikte olan ilk insanın yaratılışından söz ediliyor. Ayrıca burada bu halife özelliğine sahip olmayan diğer türlerden söz edilmiyor.Fakat diğer bazı ayetlerde Adem’in halifeliğinden söz edildiğinden,ondan önceki bu ilkel insanların varlıkları da anlaşılıyor…

        Özetle,Adem diğer ilkel insanlar yerine halife seçilen,ilahi mesaja muhatap olan ve onlardan farklı yaratılan ilk insandır.Yani halifeliği ve sorumluluğu açısından yaratılan ilk insandır.İşte bütün ayetlerde ilahi mesajların muhatabı da bu özellikte yaratılan ilk insanın neslidir…. ‘’الله اعلم ‘’

        Bu nedenle ‘’ Dünyada yaşaması için var edilen İLK insanın kim olduğu konusunda bir şüphe kalmıyor.’ şeklindeki yorumunuzun da bir anlamı kalmıyor. !!!!! Çünkü,Adem halife ve ilahi mesajlara muhatap olan ve bu özellikte yaratılan ilk insandır,o bu yönüyle yaratılan ilk insandır,yoksa ondan önce bu özellikte olmayan insan türü var idi,ama onlar ilahi mesajlara muhatap olmadıkları gibi,sorumlu da tutulmadılar….
        İşte biz insanlar bu ilahi mesajın muhatabı olan ve halifelik özelliğiyle ilk yaratılan Adem’in nesliyiz…

        Zaten ”O, SİZİ BİR TEK CANDAN YARATANDIR. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var..’ şeklindeki ayete de halife seçilen ve ilahi mesaja karşı sorumlu tutulan bu insanın nesli muhatap alınmıştır.Yani biz,halife seçilen ve ilahi masaja mazhar olan bu ilk insanın nesliyiz.Burada bu özellikte yaratılmayan diğer ilkel insan türü muhatap alınmamıştır… ‘’الله اعلم ‘’
        ————————————————————–

        3-Tabi ben bu tartışmaların tamamen dışındayım! Bana göre Tarık 6 ayeti tamamen yanlıştır, mantık dışıdır! Şöyle ki insan,Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.” Tarık-6:
        insan yaratılmamıştır!

        ”Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan,şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.” Hicr,26
        ”kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan” yaratılmıştır!
        Bunu şeytan da tasdikler;
        ”İblis dedi ki: “Ben, KURU BİR ÇAMURDAN, ŞEKİLLENMİŞ BALÇIKTAN yarattığın insan için saygı ile eğilemem.”Hicr,33
        İlk başta meni transferi yapacak bir erkek ya da size göre çocuğu göğsünde taşıyacak bir dişi olmadığına göre, ilk neyin var edildiğine bakmamız gerekir! İlk defa var edilen erkektir ve bu erkeğin varoluşunda fışkıran ya da fışkırmayan herhangi bir şey yoktur! Adem in dişisine meni tranferi yapabilecek hale ancak yasak meyvayı yediğinde geldiğini düşündüğümüzde zaten insanın fışkıran ya da fışkırmayan bir sudan yaratılmadığını görmüş oluruz! Yaratılış çamurdan olmuştur ve bitmiştir! Sonraki süreç çoğalmadır ve çoğalan varlıklar zaten varedildikleri vücudun doğal seleksiyonunu icra etmiştir.!. ”Önceki yorumunuzdan alıntı ‘’

        a) Tarık 6.ayete insanın eşeyli yaratılışına vurgu yapılmıştır.Yani burada ilk insanın yaratılışı söz konusu değildir,çünkü ilk insan eşeysiz yaratılmıştır.Burada ise eşeyli yaratılan insanlar söz konusudur.Yani Tarık-6.ayete Adem’in yaratılışı söz konusu değildir.

        b) Hicr-26.ayete ise,eşeysiz yaratılan ilk insan söz konusudur.Yani Adem’in yaratılışı! Ama siz bilmeden farklı yaratılışlara vurgu yapan ayetleri birbirlerine karıştırmşsınız, İşte bu nedenle kafanız da karışık..!!!

        Özetle,Tarık-6.ayete Adem’in nesline,Hicr-26.ayete ise,eşeysiz yaratılan Adem’e vurgu yapılmıştır..Zira iki farklı yaratılış söz konusudur,biri ilk insanın eşeysiz yaratıılış,diğeri de sonraki insanların eşeyli yaratılışları…!!!

        ” Hicr-26.ayete‘’Andolsun.’’şeklinde bir yemin de yoktur,burada‘’Muhakkak’’ifadesi vardır..
        Adem’in dişisine meni tranferi yapabilecek hale ancak yasak meyvayı yediğinde geldiğini düşündüğümüzde zaten insanın fışkıran ya da fışkırmayan bir sudan yaratılmadığını görmüş oluruz! Yaratılış çamurdan olmuştur ve bitmiştir!
        ‘’sizden alıntı’’

        Evet,anlayabilmeniz için tekrar söylüyorum, iki farklı yaratılış vardır…!!!!!!!!!

        a) Eşeysiz ilk insanın (Adem ve eşinin) yaratılışı,( toprak ve içindeki kimyevi maddelerden yaratılışı)

        b) Eşeyli insanın yaratılışı,(işte burada fışkıran meniden yaratılış söz konusudur…)

        4- Madem insan ”özgür iradelidir” diyorsunuz o halde kendi menisini dişisine transfer etme iradesinin de Adem de olduğunu düşünmelisiniz! Bu durumda meni transferi bir yaratılmışın ”özgür iradesine” bağlandığından yani tanrının gücü edilgen hale geldiğinden tanrının meni yoluyla bir yaratmadan bahsedemeyeceğini de bilmek zorundasınız! Yaratma eylemi yarattığı canlının özgür iradesine bağlı olan bir tanrı düşünülebilirmi? ‘’ sizden alıntı ‘’

        Evet,insan ‘’ özgür iradelidir’’

        a) Bu iradeyi ona veren yüce Allah’tır.

        b) İnsanın yüce Allah’ın kendisine vermiş olduğu bu iradeyi kullandığında,Allah’ın yaratılış için koymuş olduğu kanun devreye girerek insanın yaratılışı gerçekleşmiş oluyor.

        c) Bu iradeyi veren ve yaratılış kanununu koyan yüce Allah olduğundan,yaratanda kendisi oluyor. Çünkü, yüce Allah söz konusu iradeyi vememiş olup,yaratılış kanununu da oluşturmamış olsaydı,insanın yaratılışı da gerçekleşemezdi.İşte bu nedenle yaratan yüce Allah oluyor..Çünkü,yaratma eylemi yüce Allah’ın yaratmış olduğu sisteme göre gerçekleşmektedir.!!!!!!!!

        Bu nedenle tanrının gücü edilgen hale geldiğini söylemek mantıksızlıktır.Zira yüce Allah ilk insanı menisiz,sonraki insanları da meni transferi sistemiyle yaratıyor…Her iki durumda yüce Allah’ın farklı yaratılış sistemi devreye giriyor,her iki farklıyaratılış sistemini oluşturan yüce Allah olduğundan,her iki durumda da yaratan yine yüce Allah oluyor.!!! Yani yaratma eylemi ile ilgili iddianız mantıksız ve anlamsız kalmaktadır.

        5-Aslında bunları yazmama hiç gerek yoktu! Çünkü bahsedilen ilk insan meniden değil çamurdan yaratıldı ve onlar aralarında erkeğin menisini dişisine trasfer etmesiyle çoğaldılar!Buna göre ilk insan değil 3. insan meniden oluşmuştur! Numarasından da anlaşılacağı üzere o ilk insan değildir! ‘’ sizden alıntı ‘’

        Yukarıdaki yorumunuzu dikkatlice okuyan her kes,buradaki açıklamalarınız arasında bir tutarsızlık olduğunu görecektir..Zira şöyle diyorsunuz.’’ Çünkü bahsedilen ilk insan meniden değil çamurdan yaratıldı ve onlar aralarında erkeğin menisini dişisine trasfer etmesiyle çoğaldılar! ‘’ daha sonra da‘’ Buna göre ilk insan değil 3. insan meniden oluşmuştur.’’ diyorsunuz.!!!

        Halbuki,’’ buna göre,2.insan meniden oluşmuştur,’’demeniz gerekirdi.Ama siz 2.insanı atlayarak,3.insan meniden oluşmuştur,demişsiniz Bu nedenle açıklamlarınız arasında bile tutarsızlık vardır…
        .
        a) Adem halife ve sorumlu olarak yaratılan ilk insandır,
        b) Adem’in eşiyle birleşmesi neticesinde (yani erkek menisinin dişisine transferiyle)
        2.nesil yaratılıyor.Bu nedenle 2.insan meniden oluşmuştur,demeniz gerekirdi.Ama siz,2.insanı adeta yok sayarak 3.insan meniden oluşmuştur,demişsinizdir..

        Saygılarımla….

      • 1okuyucu dedi ki:

        Bilâl;

        Hani Rabbin meleklere demişti ki: “Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım.” “Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!”Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler. Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı. (hicr 28-29-30-31)

        Hani biz meleklere : Âdem’e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu. (bakara-34)

        “”””Adem,diğer ilkel insanlardan değil,o onlardan farklı olarak yaratılmıştır,”””

        madem Ademden önceki neslin ilkel insan, Ademin onlardan farklı bir insan olduğunu söylüyorsun, aralarındaki farkın ne olduğunu söylemek zorundasın, bunu açıklamadan farklı olduklarını iddia edemezsin,

        eğer Adem ilk insan değilse, Ademin ilk insandan türediğini söylemek zorundasın, yani Ademin meniden yaratıldığı söylemek zorundasın, cinsel aktivitenin ürünü olan bir varlığında cinsel aktiviteye sahip bir varlık olduğunu söylemek zorundasın, yani cennetteyken cinselliğin ne olduğunu bildiğini söylemek zorundasın,

        hem Ademden önce ilkel insanların olduğundan bahsedeceksin, hemde bizim Ademin neslinden olduğunu söyleyeceksin, peki bu ilkel insanlar kimin atası oluyor?

        hicr 28-29 ilk insanın yaratılışından bahsetmiyorsa, ilk insanın neyden yaratıldığını açıklamak zorundasın, çamurdan mı? meniden mi? sudan mı? havadan mı?

        ben söyledim oldu demekle olmuyor bu işler, yaratılıştan bahseden ayetlerin ilk insanın yaratılış hikâyesini anlatmadığını söylemek, bir defa yaratılış hikayesinin mantığına aykırı,

        aklını biraz çalıştıran herkes yaratılış kıssasında ilk insanın anlatılması gerektiğini düşünür,
        dolayısıyla yukarıdaki ayetlerden ilk insanın Adem olduğu anlaşılıyor,

        ayrıca ilk insanın lider olmasından doğal bir şey olamaz, çünki kendisinden çoğalanlar, bir şeyler öğrenebilmek için onun öğretmenliğine ihtiyaç duyacaklardır, yani ilk insan zorunlu olarak lider konumunda olacaktır, dolayısıyla ilk insanın aynı zamanda halife olacağı açıktır,

        2 farklı yaratılış( tür) iddiasında devam edeceksen, ya ilk insanın şeklini, neyden yaratıldığı anlatacaksın, yada başka masallar uydurmayı deneyeceksin,

        çünki 2 farklı tür dediğinde, insanın başka bir türün evrimleşmesi sonucu ortaya çıktığını söylemiş olursun, medeni türün insan olduğunu anlarızda, ilkel türün ne olduğunu ancak evrimcilere sorarak öğrenebiliriz,

        sırf çoğalmanın ensest şekilde olmadığını savunabilmek için tehlikeli sularda yüzdüğünün farkında bile değilsin,

        ayrıca 2 demişken, 2. insan Havvadır, çünki 3. insanın meydana gelmesi için 2 insana gerek vardır,

        not; mesajı göndereceğim sırada toronun cevabını gördüm, toronun mesajını okumadan bu mesajı gönderiyorum, benzer şeyler varsa, okuyunca öğreneceğim.

      • toro dedi ki:

        Sayın Bilal,

        Size gerçekten teşekkür etmek istiyorum. Zira sayenizde neye inanmamam konusunda verdiğim kararın ne kadar isabetli olduğunu bana verdiğiniz her cevaptan sonra daha da iyi anlıyorum! Kusura bakmayın ben normal hayatımda da dobra bir insanım. Lafı eğip bükmeyi sevmem ve inandığım şeyi doğrudan söylerim!

        Bu nedenle size de aynı şekilde davranacağım! Son yazınız da bir kez daha gördüm ki siz hayallerinize inanıyorsunuz ve bu uğurda somut veya soyut hiçbir doneye de sahip değilsiniz! Zira siz işi öyle abartmışsınız ki size sadece ”kitap” desem siz bana o kitabın kapağının ne renk olduğunu söyleyecek şekilde hayaller kurmaya ve bu kurmacalara öncelikle kendinizi inandırıp sonra inandıklarınızın doğru olduğu savıyla inandığınız kendi hayallerinize başkalarını da inandırmaya çalışmaya meyillenmişsiniz!

        Kusura bakmayın ama gerçekler acıdır!

        Şimdi gelelim konumuza, sizden alıntılar yaparak cevap vereceğim!

        ”Ayrıca Hicr-28-29.ayetlerinde de ilk insanın hz.Adem olduğuna air bir işaret de yoktur.”

        Evet elinizde olana değilde, hayallerinize dayandırırsanız mantığınızı, o ayette Adem’i olsada göremezsiniz!

        Şimdi Ayeti tekrar buraya alalım;

        ”Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti.” Hicr,28-29

        sonrada sizin takıldığız ayeti;

        ”Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir HALİFE yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.” Bakara,30

        Şimdi Sayın Bilal ”Hani, Rabbin meleklere” her defasında (size göre ilkel insan ve Adem için) farklı bir yaratmayı mı haber veriyor?

        Bak senin ”ilkel insanın” yaratılışıyla ilgili dediğin Hicr,28-29 da tanrın meleklere;

        ”Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” diyor!

        Senin mantığını baz alırsak hem ilkel insanın hemde Adem in yaratılışında aynı süreç işlemiş ve şeytan iki süreçte de aynı tepkiyi vermiş demektir. Çünkü Hicr suresi şöyle devam eder;

        ”Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler.” Hicr,30
        ”Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı.”Hicr,31

        Bu durumda Şeytan, size göre Adem den önceki ilkel insanın yaratılış sürecinde tanrısına itaat etmemiş! Sonra Adem yaratılırken yine aynı şeyi yapmış yani yine itaat etmemiş! Anlıyoruz ki tanrı katında da tarih tekerrürden ibaret! Ve şeytan tanrısına itaat etmemeyi alışkanlık haline getiren anormal bir varlık!

        Yukarıda ki durum itibariyle yazınızın geride kalan kısmına da cevap yazmamın abesle iştigal olacağını sanırım (umarım) anlamışsınızdır!

        Ama bir noktayı geçemeyeceğim,

        Görüyorum ki kuran daki kadınlara bakıştaki ikincileştirme saçmalığı size de sirayet etmiş! Zira Havva nın 2.insan olduğunu ve meniden yaratılmadığını bilmiyormuş gibi davranmayı yeğliyorsunuz!Durun size onu hatırlatayım;

        ”Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve EŞİN cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”

        ”Bunun üzerine onlar (Âdem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple AYIP YERLERİ kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.”

        Bir hatırlatma daha,

        EŞEYSİZ üremede canlı döllenme olmadan kendi KOPYASINI oluşturur! Yani kalıtsal anlamda bir çeşitlilik söz konusu değildir! Canlı bu üremeyi KENDİ KENDİNE mitoz bölünme yoluyla yapar! Ama biz tanrının YARATMA eyleminden bahsediyoruz! EŞEYSİZ üreyen varlık kendini aynen kopyaladığından üreme şekli EŞEYLİ ye yani iki canlının kendi ortak özelliklerini birleştirme yoluyla (örneğin insan) çoğaldığı şekle dönüşmez! Bunun istisnası bazı su sporlarıdır ki bunlarda mikroskobik canllardır! Ayrıca EŞEYSİZ üremenin yani CİNSİYETSİZ üremenin bitkisel canlılara has bir üreme şekli olduğunuda unutmayalım! Yani EŞEYSİZ üreyen varlıkta ilk başta olmayan bir uzuv (mesela erkeklik organı) sonrasında da olmaz! Bu durumda size göre ademden önce ve eşeysiz olarak üreyen ilk insan cinsiyetsiz olmalı ve o şekilde çoğalmalıydı! Bakın size EŞEYSİZ üreyen canlılardan örnek vereyim;

        Bakteriler, algler, mantarlar,protozoonlar, süngerler, sölentereler, bryzoonlar ve tunikatlar gibi bir hücreli ve basit yapılı çok hücreli hayvansal organizmalar!

        Sonrada darwincilere kızıyorsunuz! Adem in çocuklarının çiftleştiği ilkel canlılar yukarıdakiler miydi?

        Gidin mitoz bölünme nedir bir araştırın kendi tanrınız aşkına! Sonra gözünüzün önüne MİTOZ bölünen bir insan getirmeye çalışın, yani kendini kopyalayan!

        Lütfen yazmadan önce araştırın da beni yormayın!

      • toro dedi ki:

        Sayın Bilal,

        Son yazdığım yazıya bir ek yapmak istiyorum.

        Biliyorsunuz ki kuran da ayetlerin bir kuran sırası birde indiriliş sırası olduğu söylenir! Bu itibarla Bakara suresi, Hicr suresinden sonra indirilmiş olarak görülür. Şimdi bakınız,

        ”Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.” Bakara,34

        ”Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” DEMİŞTİK de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler,”

        Olmuş bir olayı anlatıyor ve olayın açıkça ADEM le alakalı olduğunu söylüyor!

        Şimdi Bakaradan önce indirildiği söylenen Hicr suresine geri dönelim;

        ”Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. ONU DÜZENLEYİP İÇİNE RUHUMDAN ÜFLEDİĞİM ZAMAN, ONUN İÇİN HEMEN SAYGI İLE EĞİLİN” demişti.” Hicr,28-29

        ”Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler.” Hicr,30
        ”Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı.”Hicr,31

        Bu ayetlere rağmen hala ADEM den önce yaratılan insanlar vardı hayalinizi dillendirmeye devam edeceksiniz unutmayın, bu durumda 2 kere isyan etmiş şeytan ve ADEM’e üflenmeyip sizin ilkel dediğiniz insana üflenen tanrı ruhu içinde bir hayal şekillendirmek zorunda kalacaksınız! Bu konudaki maharetiniz düşünüldüğünde zorlanacağınızı pek sanmıyorum! Yine de ben üzerime düşeni yapmış ve tanrınız hayal gücünüze zeval vermesin demiş olayım!

        Kolay gelsin!

      • bilal dedi ki:

        Sn.Toro,

        1-‘’ Senin mantığını baz alırsak hem ilkel insanın hemde Adem in yaratılışında aynı süreç işlemiş ve şeytan iki süreçte de aynı tepkiyi vermiş demektir. Çünkü Hicr suresi şöyle devam eder;
        ”Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler.” Hicr,30
        ”Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı.”Hicr,31
        Bu durumda Şeytan, size göre Adem den önceki ilkel insanın yaratılış sürecinde tanrısına itaat etmemiş! Sonra Adem yaratılırken yine aynı şeyi yapmış yani yine itaat etmemiş! Anlıyoruz ki tanrı katında da tarih tekerrürden ibaret! Ve şeytan tanrısına itaat etmemeyi alışkanlık haline getiren anormal bir varlık! ‘’ sizden alıntı’’

        Daha önce de söylediğim gibi gerçekten okuduklarınızı anlamıyorsunuz. !!!

        Bana hitaben demişsiniz ki ‘’ Senin mantığını baz alırsak hem ilkel insanın hemde Adem in yaratılışında aynı süreç işlemiş ve şeytan iki süreçte de aynı tepkiyi vermiş demektir..’’
        Peki,yazdıklarımın neresinden ‘’ hem ilkel insanın,hem de Adem’in yaratılışında aynı süreç işlemiş ve şeytan iki süreçte de aynı tepkiyi vermiştir ’’ gibi çapık bir mantık çakarıyorsunuz.? Böyle bir şey düşünüyorsanız,kusura bakmayın benim mantıkımda böyle bir şey yok,siz önce okuduklarınızı doğru algılamaya çalışın.!

        Benim mantıkıma göre durum hiç de öyle değil.Banim mantıkıma göre,ilahi emirlere karşı sorumlu olabilecek Adem ve onun nesli yok iken,yüce Allah diğer cenli türleri gibi bir insan türünü de yaratmıştı,ama bunlar ne halife yapılmış,ne ilahi emirlere karşi sorumlu tutulmuş ne de Adem’e verilen değer kendilerine verilmişti.Yani ilahi mesajlara karşı sorumluluk açısından diğer canlı türlerinden farkları yoktu.Adem’e verilen değer onlara verilmediği için bunların yaratılışı hakkında meleklere bilgi verilmediği gibi,meleklerden onlara saygı gösterilmesi de istenmemiştir.Herhalde size göre bunlar da tıpkı Adem gibi halife yapılmış ve ilahi mesajlara muhatap kılınmışlardır,yani Adem’e verilen özellikler onlara da verilmişti İşte siz burada yanılıyorsunuz..Onların konumu ayrı,Adem’in konumu ayrıdır.Bu nedenle Onlara meleklerin saygı gösterilmesi istenmemiştir.Çünkü,Adem’e verilen özellikler onlara verilmemişti,onlar Adem gibi ne halife yapılmış,ne de ilahi mesajlara karşı yükümlü tutulmuşlardı..Bunların ilahi mesajlara karşı sorumluluk açısından diğer canlı türlerinden hiç farkları yoktu,bu nedenle şeytan ve meleklerin bu ilkel insanlara saygı göstermelerini
        gerektirecek bir durum söz konusu olmamıştır..!!!

        Ayrıca mademki benim mantığımından söz etmişsiniz,öyleyse ben de mantığımından hareket ederek daha iyi anlayabilmeniz ümidiyle konunun özetini aşağıya alıyorum !!!

        a) Adem’den önce ilahi mesajlara muhatap olmayan,halife yapılmayan ve sorumluluk açısından ilahi mesajlara karşı diğer canlı türlerinden farklı olmayan ilkel bir insan türü yaşıyordu…(yaratılmıştı)

        b) Yüce Allah bunların yerine geçecek,halife olacak,ilahi mesajlara karşı sorumlu tutulacak ve özellikle kendisine değer verilecek bir insanı oluşturmak istiyor.Bu durumu da meleklere bildiriyor,melekler de söz konusu ilkel insan türünün yaptıkları karışıklıkları gördüklerinden dolayı,yeni yaratılacak insan dahil kim olursa olsun yer yüzünde karışıklık yapacaklarını sanıyorlar…!!!

        c) İşte ilahi irade sorumlu tutulmayan ve ilahi mesaja muhatap kılınmayan bu ilkel insan türünün yerine geçecek,onların halefi olacak ve kendisine değer verilecek Adem’i toprak ve içindeki kimyevi maddelerden yaratıyor.Ve Yüce Allah’ bu özellikte yarattığı bu diğerli varlık olan Adem’e meleklerin saygıyla eğilmelerini istiyor. !!!

        d) İlahi mesaja muhatap kılınmayan ve sorumlu tutulmayan önceki ilkel insan türü için bu durum söz konusu değildi,buna gerek de yoktu,çünkü Adem’e verilen özellikler bunlara verilmemişti,bu nedenle melekler tarafından bunlara saygı gösterilmesini gerektirecek bir durum da söz konusu olmamıştır…!!! ‘’الله اعلم ‘’

        İşte sevgili Toro,galiba okuduklarınızı dikkatli okumuyorsunuz,bu nedenle benim mantıkım üzerinde yanlış yorum yapmışsınız..!!!!

        2- Bu durumda Şeytan, size göre Adem den önceki ilkel insanın yaratılış sürecinde tanrısına itaat etmemiş! Sonra Adem yaratılırken yine aynı şeyi yapmış yani yine itaat etmemiş! ‘’ sizden alıntı ‘’

        İşte, ‘’Bu durumda Şeytan,size göre Adem’den önceki ilkel insanın yaratılış sürecinde tanrısına itaat etmemiş,sonra Adem yaratılırken yine aynı şeyi yapmış,yani yine itaat etmemiş ‘’ gibi şeklindeki mesnetsiz,yanlış ve anlamsız yorumunuzu da görünce gerçekten okuduklarınızı doğru algılamadıklarınızı anlamış oldum…

        3- Bak senin ”ilkel insanın” yaratılışıyla ilgili dediğin Hicr,28-29 da tanrın meleklere; ”Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” diyor! ‘’ sizden alıntı ‘’

        Ben nerede,Hicr,28-29.ayetleri ‘’ilkel insanın ‘’ yaratılşıyla ilgili olduğunu söylemiş veya ima etmişim.??? Veya neye dayanarak Hicr,28-29.ayetlerle belirtilen saygı aynı zamanda ilkel insanlar İçin de söz konusu olduğunu iddia ediyorsunuz? Lütfen,okuduklarınızı doğru anlamaya çalışın!

        4- Ama bir noktayı geçemeyeceğim,

        Görüyorum ki kuran daki kadınlara bakıştaki ikincileştirme saçmalığı size de sirayet etmiş! Zira Havva nın 2.insan olduğunu ve meniden yaratılmadığını bilmiyormuş gibi davranmayı yeğliyorsunuz! ‘’ sizden alıntı ‘’

        Ayrıca neye dayanarak Adem’in eşi (Havva) meniden yaratıldığını iddia ediyorsunuz,???Kur’an’da buna dair en ufak bir işaret var mı??? Demek size göre hz.Adem’in eşi de meniden yartılmış,öyle mi ??? Neye dayanarak bunu söylüyorsunuz.? bakınız,kur’an’da Adem’in eşi de neden yaratıldığı açıkça anlatılıyor.!!!

        ADEM’İN EŞİ (HAVVA ) NEDEN YARATILMIŞTIR ???

        NİSA-1: Ey insanlar,sizi tek bir candan yaratan ve o canın eşini de aynı özünden yaratıp ikisinden de çok sayıda erkek ve kadın türeten Rabbinize karşı gelmekten sakının……’’ deniliyor.!

        a) Yani Adem neden yaratılmışsa,onun eşi de aynı özden yaratılmıştır..’’ buna rağmen hangi mantıkla Adem’in eşi MENİDEN yaratılmıştır diyorsunuz ???

        b) Açıkça ayetin doğru mealinden de anlaşıldığı gibi ‘’ kuran’da kadın ikinci sınıf yapılmamış,bilakis erkek ve kadının aynı özden yaratıldıklarına vurgu yapılmıştır.Ayetin doğru mealine göre erkek neden yaratılmışsa,kadın da aynı özden yaratılmıştır.!!! Bu nedenle kur’an’ın erkek ve kadına bakışı aynıdır.Zira ikisi de aynı özden yaratılmıştır.!

        Saygılarımla..

      • bilal dedi ki:

        Sn.1okuyucu,

        1-madem Ademden önceki neslin ilkel insan, Ademin onlardan farklı bir insan olduğunu söylüyorsun, aralarındaki farkın ne olduğunu söylemek zorundasın, bunu açıklamadan farklı olduklarını iddia edemezsin ‘’ sizden alıntı ‘’

        a) Adem,ilahi mesajın muhatabı olarak sorumlu bir insan olup,öncekilere de halife kılınışı nedeniyle farklı bir insan konumunda olmuştur.Bu nedenle Adem ve onun nesline çok değer verilmiştir.

        b) Ondan önceki ilkel insanlar ilahi msajlara muhatap kılınmadıkları gibi sorumlu da tutulmamışlardır. Bu nedenle bunlar ilahi mesajlara muhatap olmayan ve sorumlu kılınmayan diğer canlı türleri gibi bir konumda olmuşlardır…
        İşte Adem’i onlardan farklı kılan ilahi mesajın muhtabı olarak,sorumlu bir insan konumuna getirilişidir.
        Adem ;”nefs”inin hakikatını bilecek ve gereğini yaşayacak bir kapasite ile yaratıldığı için öncekilerin yerine”halife” olmuştur.

        2- eğer Adem ilk insan değilse, Ademin ilk insandan türediğini söylemek zorundasın, yani Ademin meniden yaratıldığı söylemek zorundasın, cinsel aktivitenin ürünü olan bir varlığında cinsel aktiviteye sahip bir varlık olduğunu söylemek zorundasın, yani cennetteyken cinselliğin ne olduğunu bildiğini söylemek zorundasın ‘’ sizden alıntı ‘’

        Adem,ilahi mesajın muhatabı olmayan ve diğer canlı türleri gibi sorumlu tutulmayan ilkel insan türünden olmadığına inanıyorum..Ayrıca ondan önceki ilkel insanların sireti diğer canlı türlerinden farklı değildi…
        Yani bunlar,birbirlerine her türlü zararı verebiliyor; kan döküp,fesat çıkarıyorlardı!.. Yaşamları yalnızca hayvansal düzeyde olup,yeme-içme, çiftleşme,olabildiğince her şeye sahip olma gibi son derece sınırlı bir şekilde devam ediyordu…

        İşte ilahi irade bu ilkel insan türünden farklı bir sirete sahip olacak sorumlu bir insanı (Adem’i) toprak ve içindeki kimyevi maddelerden yaratıyor,ona ruh üfleyip değerli bir varlık konumuna getirdikten sonra da meleklerden ona saygıyla eğilmelerini istiyor.Yani Adem insanı sirete yaşamayan ve ilahi mesajın muhatabı kılınmayan bu ilkel insan türünden olmadığını düşünüyorum.Özetle,Adem bu yönüyle ilk insandır,yaratılış yönüyle değil. -. ‘’الله اعلم ‘’

        hicr 28-29 ilk insanın yaratılışından bahsetmiyorsa, ilk insanın neyden yaratıldığını açıklamak zorundasın, çamurdan mı? meniden mi? sudan mı? havadan mı?
        ‘’ sizden alıntı’’

        3-Adem dahil bütün canlı türleri neden yaratılmışlarsa,ilkel insanlar da aynı şeyden yaratılmıştır…!!!

        4.aklını biraz çalıştıran herkes yaratılış kıssasında ilk insanın anlatılması gerektiğini düşünür,
        dolayısıyla yukarıdaki ayetlerden ilk insanın Adem olduğu anlaşılıyor ‘’ sizden alıntı’’

        Evet,yaratılış kıssasında insanı ve ilahi mesajın sorumluluğunu taşıyabilecek konumda olan insanın yaratılışından söz ediliyor,bu yaratılış kıssasında,ilahi mesajlara muhatap kılınmayan,sorumluluk taşımayan ve hayvansal düzeyde yaşayan ilkel insan türünden söz edilmiyor. Çünkü,bunlar ilahi mesaja muhtap kılınıp sorumlu tutulmadıkları için diğer canlı türlerinden farkları yoktu.Bu nedenle yaratılış kıssasından bunlardan söz edilmemiştir.Zira ilgili ayete de Adem’in fiziki yartaılışından ziyade onun bulunduğu konuma vurgu yapılmıştır…

        5- ayrıca ilk insanın lider olmasından doğal bir şey olamaz, çünki kendisinden çoğalanlar, bir şeyler öğrenebilmek için onun öğretmenliğine ihtiyaç duyacaklardır, yani ilk insan zorunlu olarak lider konumunda olacaktır, dolayısıyla ilk insanın aynı zamanda halife olacağı açıktır, ‘’sizden alıntı ‘’

        İlkel insan türü lider olabilecek kapasitede yaratılmamıştı ve ona diğer canlı türlerinden pek farklı bir özellik de verilmemişti,yani ilahi mesajın muhatabı olmamış ve sorumluluk yükünü de taşamamıştı.Bu nedenle lider konumuna gelmesi söz konusu değildi…’’الله اعلم ‘’

        6-çünki 2 farklı tür dediğinde,insanın başka bir türün evrimleşmesi sonucu ortaya çıktığını
        söylemiş olursun, medeni türün insan olduğunu anlarızda, ilkel türün ne olduğunu ancak evrimcilere sorarak öğrenebiliriz ‘’ sizden alıntı’’

        Adem diğer ilkel insan türünden türemediğinden onun evrimleştiğini söyleyemeyiz.Zaten yaratılışıyla mükemmel bir insan kounumuna getirilmiştir..Yani insan başka bir türden evrimleşmemiştir diye düşünüyorum.İki farklı yaratılıştan da evrimleşme olduğunun anlamı çıkmaz.Zira Adem ilkel insan türünden türememiştir ki,bir evrimleşme olduğunu düşünelim.

        7- ayrıca 2 demişken, 2. insan Havvadır, çünki 3. insanın meydana gelmesi için 2 insana gerek vardır ‘’ sizden alıntı’’

        Adem’in yaratılış konumu ne ise Havva’nın da aynıdır.Yani ikisinin yaratılışı aynı özdendir. Ben bu yönüyle Havva‘yı da Adem gibi 1.insan olarak göstermişim.Çünkü ikisi de eşeysiz olarak yaratılmış olup konumları aynıdır…!!!

        Saygılarımla…

      • toro dedi ki:

        Sayın Bilal,

        Geldiğiniz noktayı anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Zira artık kendi sözlerinize de muhalefet etmeye, kendi sözlerinizi de rakip görmeye başladınız!İpin ucunu kaçırıp kendi yarattığınız hayalleri doğrulamaya çabalar hale geldiniz!

        Öncelikle bazı sözlerinizi sizinle tekrar paylaşmak isterim;

        –Adem,diğer İLKEL İNSANLARDAN değil,o onlardan farklı olarak yaratılmıştır.

        –o İLKEL İNSANLAR ise ilahi mesajın muhatabı olmadıkları gibi sorumlu da tutulmamışlardır.

        –Yani bunlar Adem’den önce de var idiler,ilahi mesajın muhatabı olan bizler isek o İLKEL İNSANLARDAN değiliz.

        –Adem diğer İLKEL İNSANLAR yerine halife seçilen,ilahi mesaja muhatap olan ve onlardan farklı yaratılan ilk insandır.

        –yoksa ondan önce bu özellikte olmayan İNSAN TÜRÜ var idi,ama onlar ilahi mesajlara muhatap olmadıkları gibi,sorumlu da tutulmadılar.

        –Burada bu özellikte yaratılmayan diğer İLKEL İNSAN türü muhatap alınmamıştır

        –BENİM mantıkıma göre durum hiç de öyle değil.Banim mantıkıma göre,ilahi emirlere karşı sorumlu olabilecek Adem ve onun nesli yok iken,yüce Allah diğer cenli türleri GİBİ BİRİ NSAN TÜRÜNÜDE de yaratmıştı,

        –Adem’e verilen değer ONLARA verilmediği için bunların yaratılışı hakkında meleklere bilgi verilmediği gibi,meleklerden onlara saygı gösterilmesi de İSTENMEMİŞTİR.

        –ONLARIN konumu ayrı,Adem’in konumu ayrıdır.Bu nedenle ONLARA meleklerin saygı gösterilmesi İSTENMEMİŞTİR.Çünkü,Adem’e verilen özellikler ONLARA verilmemişti.

        –Adem’den önce ilahi mesajlara muhatap olmayan,halife yapılmayan ve sorumluluk açısından ilahi mesajlara karşı diğer canlı türlerinden farklı olmayan İLKEL İNSAN türü YAŞIYORDU…(yaratılmıştı)

        –Yüce Allah bunların yerine geçecek,halife olacak,ilahi mesajlara karşı sorumlu tutulacak ve özellikle kendisine değer verilecek bir insanı oluşturmak istiyor.Bu durumu da meleklere bildiriyor,melekler de söz konusu İLKEL İNSAN türünün yaptıkları karışıklıkları GÖRDÜKLERİNDEN dolayı,yeni yaratılacak insan dahil kim olursa olsun yer yüzünde karışıklık yapacaklarını SANIYORLAR…!!!

        –İlahi mesaja muhatap kılınmayan ve sorumlu tutulmayan önceki İLKEL İNSAN türü için bu durum söz konusu değildi,buna gerek de yoktu,çünkü Adem’e verilen özellikler bunlara VERİLMEMİŞTİ,bu nedenle melekler tarafından bunlara saygı gösterilmesini gerektirecek bir durum da söz konusu OLMAMIŞTIR…!!

        –Adem,ilahi mesajın muhatabı olmayan ve diğer canlı türleri gibi sorumlu tutulmayan İLKEL İNSAN türünden olmadığına İNANIYORUM.
        Ayrıca ondan önceki İLKEL İNSANLARIN -SİRETİ- diğer canlı türlerinden farklı değildi…

        –Yani bunlar,birbirlerine her türlü zararı verebiliyor; kan döküp,fesat çıkarıyorlardı!.. Yaşamları yalnızca HAYVANSAL düzeyde olup,yeme-içme, çiftleşme,olabildiğince her şeye sahip olma gibi son derece SINIRLI bir şekilde devam ediyordu…

        –Yani Adem insanı sirete yaşamayan ve ilahi mesajın muhatabı kılınmayan bu İLKEL İNSAN türünden olmadığını DÜŞÜNÜYORUM.Özetle,Adem bu yönüyle ilk insandır,yaratılış yönüyle değil.

        –Evet,yaratılış kıssasında insanı ve ilahi mesajın sorumluluğunu taşıyabilecek konumda olan insanın yaratılışından söz ediliyor,bu yaratılış kıssasında,ilahi mesajlara muhatap kılınmayan,sorumluluk taşımayan ve HAYVANSAL düzeyde yaşayan İLKEL İNSAN türünden söz edilmiyor.

        –İLKEL İNSAN türü lider olabilecek kapasitede yaratılmamıştı ve ona DİĞER CANLI TÜRLERİNDEN PEK FARKLI BİR ÖZELLİK DE VERİLMEMİŞTİ.

        –Adem diğer İLKEL İNSAN türünden türemediğinden onun evrimleştiğini söyleyemeyiz.Zaten yaratılışıyla MÜKEMMEL bir insan kounumuna getirilmiştir..Yani insan başka bir türden evrimleşmemiştir diye DÜŞÜNÜYORUM.İki farklı yaratılıştan da evrimleşme olduğunun ANLAMI ÇIKMAZ.Zira Adem İLKEL İNSAN türünden türememiştir ki,bir evrimleşme olduğunu düşünelim.

        Evet Sayın Bilal, yukarıda adem den önce yaşadığını iddia ettiğiniz İLKEL İNSANLARI, onların fotoğraflarını gözümüzün önüne getirebileceğimiz şekilde tanımlamışsınız! Sanırım yazdıklarınızı okuyanlar gözlerini kapattıklarında o HAYVANSAL DÜZEYDE YAŞAYAN insan türünü zihinlerinde canlandırabilecektir!

        Şimdi öncelikle bizimle İNANIYORUM,DÜŞÜNÜYORUM diye ifade ederek tarif ettiğiniz o HAYVANSAL DÜZEYDE YAŞAYAN İLKEL İNSAN TÜRÜNÜN fotoğrafını Kuranın hangi ayetinde ya da ayetlerinde gördüğünüzü de paylaşın lütfen.

        Daha sonra ise sizinle ”yaratılışıyla MÜKEMMEL bir insan kounumuna getirilmiştir” diye tarif ettiğiniz Adem’in çocuklarının yine sizin tabirinizle ”Yaşamları yalnızca HAYVANSAL düzeyde olup,yeme-içme, çiftleşme,” den ibaret o insanlarla hangi mide ile çiftleşebildiklerini tartışalım! Tabi önce genelde bitkilere has olan EŞEYSİZ üreme ile ortaya çıkarıldığını iddia ettiğiniz bu varlıklarla EŞEYLİ üreyen diğerlerinin (Adem in nesli) nasıl çiftleşebildiklerini de açıklamalısınız!

        Yazdıklarınızı anlamadığım konusuna gelince. Bakın önce aynaya bakın, sonra beni eleştirin. Hiç yorum yapmayacağım sadece bana hitaben yazdığınız bir metni bazı yerlerini büyük harfle yazarak buraya kopyalayacağım;

        ******Görüyorum ki kuran daki kadınlara bakıştaki ikincileştirme saçmalığı size de sirayet etmiş! Zira Havva nın 2.insan olduğunu ve meniden YARATILMADIĞINI bilmiyormuş gibi davranmayı yeğliyorsunuz! ‘’ sizden alıntı ‘’Benden almışsınız!!!

        Ayrıca neye dayanarak Adem’in eşi (Havva) meniden YARATILDIĞINI iddia ediyorsunuz,???Kur’an’da buna dair en ufak bir işaret var mı??? Demek size göre hz.Adem’in eşi de meniden yartılmış,öyle mi ??? Neye dayanarak bunu söylüyorsunuz.? bakınız,kur’an’da Adem’in eşi de neden yaratıldığı açıkça anlatılıyor.!!!

        ADEM’İN EŞİ (HAVVA ) NEDEN YARATILMIŞTIR ???
        NİSA-1: Ey insanlar,sizi tek bir candan yaratan ve o canın eşini de aynı özünden yaratıp ikisinden de çok sayıda erkek ve kadın türeten Rabbinize karşı gelmekten sakının……’’ deniliyor.!
        a) Yani Adem neden yaratılmışsa,onun eşi de aynı özden yaratılmıştır..’’ buna rağmen hangi mantıkla Adem’in eşi MENİDEN yaratılmıştır diyorsunuz ???************************************

        Dedim ya kolay gelsin!

  34. n.ateist dedi ki:

    kuran’da çelişki aramak en az bunda mucize aramak kadar boş iş gibi geliyor bana. elbetteki hata yapmayan bir tanrının/allahın sözünden çıkan şeyde çelişik ya da bilim dışı ayet ve ifadeler bulunmamalıdır. bulunursa bu ilgili ifade ve ayetin insan elinden çıktığını gösterir. bu da sözkonusu dinin kutsal olmadığı anlamına gelerek dinsizliğe destek sağlar.
    ama “mucize iddialarının” esprili ve mizahi şekilde çürütülmesinin dışında kutsal kabul edilen kitapların eleştirilmemesi gerekecek kadar değersiz-önemsiz olduğunu düşünüyorum.

  35. ramazan dedi ki:

    arkadaşlar ben taraf tutmuyorum arkadaş araştırma yapmış ve şu şu şekilde yanlışlıklar var demiş. yani maddeler halinde belirtmiş bunları. fakat savunmalara bakıyorum hep Allah ıslah eylesin şeklinde. varmı yokmu? bu siteyi inceleyenler ya ateist yada müslüman. bu kişi ikisinin ortasında biriyse inanın ateist olur. burada birsürü ayet belirtilmiş biri kontrol ettimi. yada bu belirtmiş olduğun şu ayet orjinalinde şöyle fakat din düşmanı çevirici olan x tarafından bu şekilde tercüme edilmiş niye denmiyor.

  36. kaancan dedi ki:

    birbiriyle gerçekten buyuk tutarsızlıklar ve çelişkiler gösteren ayetlerin muslumanlar tarafından binbir kılıfla çelişki yokmuş gibi gösterilmeye çalışılmasına akıl fikir ermiyo….allah muslumanları ıslah etsin…işleri zor herseye bir kılıf uydurmak her doğruya bir yalan bulmak insan psikolojısını zorlar…yıkar…atar be

  37. kaancan dedi ki:

    adam tek başına kral çıplak diye bağırıyo…inananmıyorum böylesine kendini kandırma hevesi olan başka bir millet varmı?
    sitedeki islamcıların yazıları cem yılmazdan daha kaliteli…birisi çelişkimi var nerde ben niye görmüyorum falan yazmış bir diğeri…adamın ayet tefsir ve hadis kaynakları göstererek ciddi bir çalışmayla yaptığı araştırmaya sen yanlış bilion demiş yaaa…ŞAKA GİBİSİNİZ valla şaka gibisiniz ciddi bir çalışmanız yoksa yazmayın musluman kardeşlerim komik oluyonuz yapmayın etmeyin!

  38. saliha dedi ki:

    gerçekten bende meallerde eksikler olduğuna inanıyorum.Kabeyi görünce ağlayan davulu görünce oynayan insanların:) zeka seviyesi kısıtlı insanların dini yorumlamaya çalışmasından dolayı insanlar ihtilafa düşüyor. bu yüzden arapça öğrenmeyi düşünüyorum. ve kesinlikle kuranı anlamak için belli bir ilim seviyesinde olmak gerek. öylesine bi okuyupta aaa bunda çelişki var diyecek kadar kimse kendinde özgüven görmesin derim araştırmadan arapça bilmeden en azından böyle bişey nasıl söyleyebilirki??
    o meali yapanın zekasından anlayışından çokmu emin??
    eğer öğrenmek istiyorsa sırf muhalif olmak için birşey söylemiyorsa şayet o zaman daha derin bi araştırma yapması gerekirdi. madem meal almış bi yerlerden tefsirde alsaymış :D ama gerek görmemiş bay alim tefsirini kendi yapmış çelişki damgasını vurmuş ve enter:D:D

    sözün özü ‘oku’ dur ilk emir boşuna değil.. çünkü Rahmanın hiçbir işi boş ve yararsız değildir.

    ve hadiste diyorya ‘ilmin yarısı soru sormaktır.’ soru sormak ama nasıl?? perdesiz bir akıl ve hür bir vicdana sahip olmalısın doğrunun peşindeysen. baştan şartlı kabullerin önyargıların olmamalı aklının önüne isteklerini amaçlarını basamak yaparsan gittiğin yerde başladığın nokta gibi saçma sapan olur.

    soru sormaya samimi önyargısız ve şartlı başlamayacaksın azizim. yoksa böyle çuvallarsın..

    Allah’a emanet olun..

    selametle…

  39. bora dedi ki:

    Sizce evrenin tesadüfen meydana gelmesi mantıklı mıdır? İnsanoğlunun yaradılış gayesi nedir? sorgulayınız.
    Kuran-ı Kerimde en ufak bir çelişki yoktur.

  40. tolga sarı dedi ki:

    23.06.2010 tarihinde Kasım Aslan Ceylan tarafından verilen cevaplar çelişki olarak lanse edilen iddiaları çürütmüştür. Teşekkür ederim Kasım Aslan.

  41. Hasan dedi ki:

    KUR’ANDA 1 TANE ÇELİŞKİ YOKTUR ÇELİŞKİLERİ SİZLER ÇIKARIYORSUNUZ ALLAH SİZLERİ ISLAH ETSİN

    • arya dedi ki:

      diyelim ki söylediğin gibi çelişki yok.peki apaçık bir kitap olan (Neml 1) Kuran’ın insanların kafasını karıştırması da mı çelişki değil? bazı arkadaşların dediği gibi kendi anladığımıza güvenmemeli tefsir okumalıysak nerde hani apaçıklık? neden tefsirler var?

  42. muzzyy dedi ki:

    Ben kesin ama kesin allahada kuranı kerime de inanmıyorum.
    Eğer allah olsaydı Bizden utanır bu gezegeni yok ederdi.
    Dünya Üzerindeki bütün savasların %80 i dini görüşlerden ve içindeki çelişkilerden türemistir.Dİnin ve varolmayan alahı bir araç gibi kullanan kişiler bir çok kişiyi katledip yoketmişlerdir Dİn birleştirici bi öge değil tam tersine ayrımclık yaratır
    müslümanlar hiristiyanlararı hiristiyanlar müslümanları sevmezler.şöyle düşünün islamiyetin başladi yer farzedilen iran da zina yaptı diye potrağa gömülüp öldürülen kadınlar yada savaşa hazırlanırken allah allah demeler vesaire vs…
    Benim fikrimce 1000 yıl sonra insanlar mantklı olanı anlıyacak ve ne müslümanlıga nede hrstiyanlıga herhangi bir inanç kalmıyacak ve yokolacaklardır.
    İŞte ozam doğru yolu bulacagız

  43. berk çakan dedi ki:

    açıkçası kasım ceylan bwy çok uzun bir yazı yazmış ve iddiaların %90ına cevap vermiş.fakat şu var ki önemli olan cevap vermek değil verilen cevabın cevap niteliğinde olması.
    örneğin 3.çelişkiye verilen cevaba gelelim.
    ‘yahudi ve hristiyan cennete gidebilir denilen ayetteislam gelmeden önceiyi işler yapan yahudilerden bahsedliyor aslında.bütün yahudilerden bahsedilmiyor.’diye cevap verilmiş
    peki ayete bakalım bakalım ayet n ed diyor’kıyamet gününe kadar iyi işler yapmış yahudiler hristiyanlar ve sabiiler allahın katındadır.onlar için hüzün yoktur.’
    yani ayet ne diyor.iyi müslüman ve hristiyanlar cenet gider.kasım arkadaşımızın söylediği gib islamiyet öncesinde yaşamış yahudiler ve islamniyet sonrası yaşamış yahudiler diye bir ayrım yapılmamış.kısacası çelişkiye cevap diye yazılan şey çelişkiye cevap falan değil.çelişki iddiasına cevap verebilmelk için kafasına göre kelime ekleyip çıkartmış.
    ilk 3 maddeyi okudum ve gözüme bu çarptı.dah gemiş bir analiz yapmak isterdim fakt zamanım yok.size söyleyeceğim bir şeyi okurken lütfen dikkatli okuyun.saygılarımla.

  44. berk çakan dedi ki:

    ayrıca tarık suresinde yazdığı cevapta şu anda ilgimi çekti.nerden örendi bu bilgileri merka ettim.

    • gülşah dedi ki:

      Sayın evrimleşmiş, kendi kendine yaratılmış arkadaşım, acaba sevgi kavramının , acımak kavramının, nereden geldiğini, ruhun ne olduğunu, ki inanıyorsan en ufaktan en basitinden bir anneliği anlatabilirmisin Allaha inanmak için delil arayorsun ya Sevgi duygusu hüküm sürmüşse sende zaten onu sevgide bulursun. ne olursun bir anlat…. sevgi acımak ve bunu gibi duygular nasıl evrimleşmiş bunlarda yokmu dersin o zaman senin sevgiyle atmadımı kalbin derim ha yok atmamışsa çok ayrı bir boyutta konuşulur senle ama az da olsa kalbin bir çocuğa dahi sızlamışsa o sızlamanın evrimini anlatsana bi kalbi anlat tarif tesvir edebiliyorsan kelamullaha geç ha sahi Rabbim seni hidayete mazhar etsin İslam demek, müslüman demek sana dahi dua etmekdir e daha ne olsun peki sana karşı duyulan bu hidayete ermeni temenni etme hissi nerden çıktı ya his nedir anlat

      • arya dedi ki:

        bütün bu duygular yalnızca hipotalamusun çevresel etmenlere karşı ürettiği nörohormonların vücudumuzda yarattığı etkidir.ruhsallıkla bir ilgisi yoktur.örneğin depresyona giren kişilere verilen antidepresanlarda etkin madde serotonin insanlarda mutluluk duygusu oluşturur ve tedaviyi sağlar.sence duygular bu kadar soyut şeylerse bir kimyasal nasıl onları etkileyebilir? durum böyleyken bu maddelerin evrimleşmesi kanıtlanabilir ama bu bana düşmez.
        söylemek isterim ben de eskiden ateistlere dua ederdim her gece..ama onlara ”dahi” dua olarak görmezdim bunu gerçekten acıyarak ve onları severek ederdim.sonrasında ne oldu biliyormusun benim bile acıdığım sevdiğim insanları sonsuza kadar cehenneme atacak olan merhametlilerin merhametlisi(!) benim için bitti.inandıklarımın koca birer yalan oldğunu gördüm.yıllar boyunca küçümseyip dalga geçtiğim Darwin’i hiç anlamadığımı fark ettim Türlerin kökenini alıp okudum.Önyargılarımı yıkmayı öğrendim.Şimdi müslüman,hristiyan,yahudi,budist,putperest,ateist her türlüsünden insanı sevebiliyorum.çünkü hepimiz insanız ve hiçbirimiz ufak hatalarımızdan dolayı sonsuz ateşi hak etmiyoruz.

  45. berk çakan dedi ki:

    okuduğum spermin testiste üretildiğini söyleyen pek çok tıbbbi interent sitesi var.o yüzden sordum.

  46. Sayın berk Çakan. Siz Bakara 62’de bildirilen ayetin nuzul sebebini bilmiyorsun o nedenle benim kafadan uydurduğumu zannediyorsunuz. Halbuki ayetin nuzul sebebinde yani ayetin iniş nedeni, Selman-ı Farisinin Medineye gelmeden önceki namaz kılıp oruç tutan Hz. Muhammede inanan ve kendileriyle birlikte bulunduğu farklı dinlere mensup arkadaşlarının durumunun sorulmasıdır. ve ayet bu soruya cevaptır.
    ayrıca spermlerin testiste üretilmediğ. orasının depo olduğunu dört ay önce kardeşimin Ankara’da Miltuplu Miyolem denilen kanser tedevisi için yapılan kök hücre nakli sırasında öğrendim bilgilerine.

  47. Sayın berk bir ayrıntıyı unutmuşum yukarda sizin belirttiğiniz gibi ayette Kıyamet gününe kadar demiyor “Kıyamet gününe inananlar” diyor ayetin orjinalinden iyi okuyun.

  48. berk çakan dedi ki:

    peki ayetin nuzul sebebinin bu olduğunu nereden öürendin acaba sorabilir miyim.

  49. berk çakan dedi ki:

    ayrıca bir şey daha.
    ayetlerin bir tanesinde yahudilerden hristiyanlardan iyi iş yapanların ve ahirete inananların(bu bölümüaşağıya yazarken yanlış yazmışım :))cennete gideceği söylenmiş .öteki ayette ise buna inananlar cennete yalnızca müslümanların gidebileceği söylenmiş.ve eğer gerçekten ayetin iniş amacı senin dediğin gibimuhammed ile birlikte namaz kılan ibadet meden yahudilere ne olacağını anlatmak için inmişse ayetingönderilmişse (
    bu olay ayette de aynı şekilde yazılmalı yani isalm öncesi dönemde yaşamış olan müslümnalar cennete gidecekler)şeklinde belirtilmesi gerekir.
    kli böyle belirtilmese bile yahudiler ve hristiyanların cennete gieremeyeceğini söyleyen bir tanrının varlığı düşünülemez.

    • cihat dedi ki:

      z1.aten bunu yazmasına gerek yoktur çünkü Kuranın gelmesiyle Hükümler bellidir yeni bir kitabın gelmesiyle eski kitaba inansanda cehenneme gidersin. ayrıca Allah ayetlerde belirtmiş mantığın almıyorsa ben neyapayım anlatılan olayda Hz. musanın kıssası verilmiş yani ozamnki toplumdan bahsettiğini çocuğa sorsam anla fakat sizin gibi cımbızcılarda önceki ayete bakmadan Allaha iftira atar sonrada milleti sanki böyle ianndırmaya çalışırsınız bak bakalım bu ayetlerden ne anlıyorsun.

      60. Musa (çölde) kavmi için su istemişti de biz ona: Değneğinle taşa vur! demiştik. Derhal (taştan) oniki kaynak fışkırdı. Her bölük, içeceği kaynağı bildi. (Onlara:) Allah’ın rızkından yeyin, için, sakın yeryüzünde bozgunculuk etmeyin, dedik.

      61. Hani siz (verilen nimetlere karşılık): Ey Musa! Bir tek yemekle yetinemeyiz; bizim için Rabbine dua et de yerin bitirdiği şeylerden; sebzesinden, hıyarından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından bize çıkarsın, dediniz. Musa ise: Daha iyiyi daha kötü ile değiştirmek mi istiyorsunuz? O halde şehre inin. Zira istedikleriniz sizin için orada var, dedi. İşte (bu hadiseden sonra) üzerlerine aşağılık ve yoksulluk damgası vuruldu. Allah’ın gazabına uğradılar. Bu musibetler (onların başına), Allah’ın âyetlerini inkâra devam etmeleri, haksız olarak peygamberleri öldürmeleri sebebiyle geldi. Bunların hepsi, sadece isyanları ve taşkınlıkları sebebiyledir.

      62. Şüphesiz iman edenler; yani yahudilerden, hıristiyanlardan ve sâbiîlerden Allah’a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur. Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir.

      Burda O zamnaki Yhudi ve hristyianlardan bahsettiğini söylemesine gerek yok zaten Musa Kıssasını vererek ozamanki yahudilerden olduğunu kanıtlıyor şimdi diyeceksinki orada hristiyanlardanda bahsediyor zaten bu ayetin amacı önceki ümmetlerin inanlarının kurtulacağından da bahsetmiş

  50. berk çakan dedi ki:

    sperm konusunu da ben biraz daha derin araştırayım.

    • efe dedi ki:

      hay senin aklına ben kök hücre teknolojisinde genetik doktorası yapan biriyim.testislerde mezenşimal sperm hücreleri işlenir ve sperm halini alır asıl sperm kaynakları kuranda belirtilen yerdir.oradan testislere gelip olgunlaşır bilginize….

      • Prof. Dr. dedi ki:

        Sallama Efe. Ufak atta civcivler yesin. Senin gibi yalancıları çok gördük. Meninin Kur’an’daki gibi omurga ve kaburga arasından geldiğine dair bir kanıt olsaydı eğer dinciler dünyayı ayağa kaldırırdı. Bu iddianla ilgili tek bir bilimsel makale gösterebiliyor musun? Gösteremiyorsan rezil etme kendini…

  51. semih dedi ki:

    Ben bu iddalara sadece guldum gectim,

    caresizligin bir ifadesi olarak algiladim

    inanalarda yormasin kendini haybeye ;)

  52. Oki dedi ki:

    Emeğiniz için teşekkür ederiz. Lakin Müslüman kardeşleride çok üzmemek lazım insan öle pat diye dinden çıkamıyor. O öyle görmüş tabuları yıkmak zordur.

  53. volkan dedi ki:

    benim anlamadığım, madem bu din sizi aydınlığa ulaştırıyor neden hepinizin ağzı çöplük gibi küfür ve hakaret dolu?

  54. serdar dedi ki:

    saatlerce araştırdım okudum..Allaha şükür bütün vesveseleri parçaladım hakikati buldum.Allah birdir onun kulu ve elçisi h.z. muhammed dir.sizler büyük yanılgı içindesiniz.kuranda çelişki yok.ama sayenizde bilgilendim imanım güçlendi derecesi yükseldi.bilgilendim.

  55. Prof. Dr. dedi ki:

    Aferin sana Serdar. Demek yılların imanını, beynine kazınmış İslam’ını birkaç saatlik araştırmayla doğrulayıverdin. Seni kutlarım. Sen Allah’ın ve efendinin seçkin kullarından olmalısın. Cennetin nimetleri seni bekliyor, huriler şimdiden senin listene girmek için yarışıyorlardır herhalde. Bize de sonsuza dek yanmak ve zakkumla darı yeyip irin içmek düşüyor. Çünkü hangi sureye baksak çelişkilerle, akıldışı ve bilime ters ayetlerle karşılaşıyoruz. Demek ki senin Allah’ın bizi cehenneme yakıt olalım diye yaratmış. :)

    • serdar dedi ki:

      internet kafaları karıştırıp inanan insanların dahi fikrini bulandırabilir.bende insanım.gayet tabii okuyoruz,öğreniyoruz,soruyoruz,sürekli bilgi tazeliyoruz.benim imanım artıyor her soruda her soruya her cevapda…size farklı olabilir.vesveseli bir insan internette bu tip sitelere girerse içinden çıkılmaz değilsede buhranlara girebilir,girmeyebilirde,arada kalabilir.nihayet doğrulara ulaşıp,vesveseyi üzerinden berteraf eder.

  56. Evren dedi ki:

    Ya Kardeşim Siz Bu Atesitlerle Uğraşmayın :) Çünkü Cigi Diye Biri Evrim Teori Değil Yasadır Diyor :) Böle Mantıksız Böyle Matematikten Haberi Olmayan Çünkü Evrime Göre Evren Durağandır Genişlemez E Öyleyse Adamın Aklına Şu Gelir Güneşin Sonsuz Enerjisimi Var?Adam Zırvalayıp Yok Olmuyan Bişi Yoktur Bilim İlgilenmez Diyor :) E Kardeşim Kanıt Kanıt Diye Yırtınıyosun Söle Bakalım Evrimin Sıradan Ossuruktan bir Teori Değilde Yasa Olduğunu? Kanıt Göster Kanıt Gösteremiyorsan Senin Bu Dar Düdük Kafanla Yargılaman Ne Kadar Doğru? Ömründe Kitap Okumamış Biri Can Sıkıntısından Kitap Okuyo Buda Kuran Oluyo Vay Arkadaş Şöle Yanlış Böle Yanlış :) E Kardeşim Sorarlar Adama Sen Ne Kadar Doğrusun Diye? Evrenseli Şunu Bunu Bırak Sen Hollandada Her Türlü Haltı Yap İnsanlıktan Şundan Bundan Bahset Sonra Dine Yüklen:) Bizim Türkiyede Bir Söz Var Ossuruktan Teyyare Selam Söle O Yare :) Şimdi Sen Kıt Aklınla Tutup Tanrıyı Nasıl Yargılarsın Daha Doğrusu Bi Tarafını Yırtarak Bilim Diyip Matematiği Nasıl Bilmezsin Demezlermi Adama? Angutca Düşünüp Ya Kardeşim Yoktan Varolmaz Diyip Ya Kardeşim Sonsuza Kadar Gitsek Sonsuzda BİR Yaratıcı Olduğunu Görürüz Bunuda Hangi Bilim Gelirse Gelsin Yapamaz Sonsuzu İnsan Aklı Tasavvur Edemez Tutup Delice Aklın Yetmediğini İstemek Ne Kadar Doğru …

  57. Oyan Turk Milleti !!!!Araplarin bize soktugu bu virusu oldurelim!!!! dedi ki:

    HEY TURK MİLLETİ!!!!SİZE AZERBAYCANDAN KUCAK DOLU SELAMLAR!!!!! İSLAM ADLİ VİRUSU HEP BİRLİKDE TEMİZLİYELİM KAFALARDAN!!!! BU KAHPE ARAPLARİN BİZE BULASDİRDİGİ VİRUSU(AİDS BUNUN YANİNDA DUYUNE GEDESİ:)) SOKUP ATALİM!!!!! BİZDE MESHHUR BİR SHAİR VARDİ BABA PUNHAN BAKİN NE DEMİSH-
    – Besher gelen asra roketle gedir, bizimkiler motosikletle gedir!!!!
    ABI DUSHUN BU MOTOSIKLETINIZDEN!!!!!ISLAM BIR HASTALIK!!!! BAK BIR TURK MILLETINI SEVEN BIRISI OLARAK SOYLUYORUM!!!!BILIM, ELM—-BUDUR DOGRU YOL!!!!! VICDANIMA AND OLSUN BU ISLAM, DIN HEPSI PALAVRA!!!!!! HEY TURK MILLETI HADI OYAN!!!! DUNYA ,TURKLERI BEKLIYOR!!!! AMERIKA BEKLE BIZI—- GELIYORUZ!!!!!

    • rose dedi ki:

      HAH Bİ SEN EKSİKTİN.HEPSİ DELİ BEŞİKTEKİDE KAFA SALLIYOR!Azerii, kapat çeneni hastasın sen git kafanı topla dağılmış biraz.

  58. bir okur dedi ki:

    bu konuya olgunlukla objektif olarak yaklaşmak ve bu sayfalarda yer alan çelişkili olarak değerlendiren bakış açılarının bir çoğunun bilimsel açıklamlarını okumak anlamak isteyenler için iki web adresi belirtmek istiyorum. Dilerim değerlendirilir. Her şeye rağmen “ben bilirim” tavrını yenebilen, aydınlanma uğruna “ben bilirim”ciliğini ayaklar altına alabilecek kadar gerçek meraklılarına bu adreslerin ilaç olacağı kanaatindeyim…

    http://www.ahmedhulusi.org
    http://www.birdusunyansimasi.com

  59. b-ilim dedi ki:

    Konuyu 5 duyu seviyesinde değerlendirerek bir türlü anlayamayan, Tanrı-kul dualizmi içinde Kur’an’ı anlamaya çalışıp da bu dualizmdeki tanrısını Allah ismiyle anlatılmış olan zanneder. Halbuki Allah’ın herhangi bir dualizmi kabul etmeyen tekillik vasfı vardır ki İHLAS suresinde AHAD olarak dillenmiştir. Reddetme ve böyle değildir demek özellikle tasavvuf ehli tarafından çeşitli mecazlarla anlatılan konuyu görmezden gelerek N’olamaz N’olamaz diye tartışmak bilim ahlakını zedeleyen gerçeğe açık bakış açılarını perdeleyen bir tutumdur. Konuyu reddetmek üzere değil yalnızca anlamak üzere satırların başına oturan gerçek bilgi taliplilerine inanıyorum ki bir yol açılacaktır.

  60. eray dedi ki:

    bizim dinimiz mantık dini olmadıgını bılıyorum

    • Tommy dedi ki:

      O yüzdenmi mantıklı olmayan askerlik yapıyoruz? Bu aynı zmanada bizim mantıksızca hayatımızı yaşamaya çalıştığımız anlamına mı geliyor? Oyalıyormuyuz kendimizi? Var olmanın dayanılmaz utancı içerisindeyiz sana göre o zaman..

  61. guladersim dedi ki:

    KESİİİİİN OKUUUUU….!!!! PLEASE

    ARKADAŞLARA ŞUN SÖYLEMEK İSTERİM..yazılanlar gerek yorumsal gereksel mealin tam olarak yansıtılamamasından kaynaklanan pürüzlerdir ve hiç bir çelişki yoktur ..bende birşey sandim yyahu:)) 2.Sİ EĞER BİR ŞÜPENİZ VAR DİYELİM AYETLER YANLIŞ YORUMLANA BİLİR AMA KURANIN BİLİMSEL MUCİZELERİ (ana rahmindeki karanlık evreler , gök ve yerin katmanları , dünyanın yaratılışı vb..) kesinlik hükmü taşır ve YORUMA KAPALIDIR ..BUNLAR BİLE KURANIN ALLAHIN SÖZÜ OLDUĞUNUN İSPATIDIR …..inanın belkide burdaki arkadaşların toplamı kadar araştırma yapmışımdır..bende eski bir hristiyandım tek din islam arkadaşlar…hiiiç şüpeniz olmasın

    • erci dedi ki:

      Bütün yorumları okudum.kral kimileri için hala çıplak sanırım.)

    • Tommy dedi ki:

      bahsettiğin ana rahmindeki karanlık evreler , gök ve yerin katmanları , dünyanın yaratılışı vb gibi mucizeler artık çocuk oyuncağı olmuştur insan entellektüeli için ne mucizesinden bahsediyorsun acaba? artık anen ve babanın dışında dölleme ve embriyo oluşturuluyor tüp bebek yapılıyor hani nerde mucize?

  62. hasan dedi ki:

    varlık yoktur.

  63. metehan dedi ki:

    arkadaş bunların hiç biri çelişki değil bazılarını kafana göre yorumlamışsın bazılarını sallamışsın bazılarıda tercüme farklılıkları yani arapçanın biraz içine girmen lazım tam kavraman için kelime köklerine :)) OH BE İNANCIM KAT kat artTI OAKADAR ÇABALAMIŞ Bİ ÇELİŞKİ BULALMAMIŞ:D:D YAHU EN BASİTİNDEN ÖLE AKLIMA GELDİ SİPERM DEMİŞSİN ARKADAŞ siper testesteronda üretilir ama vucudun hertarafını dolaşır hani iliklerden başlar yolculuk ;) hepsine cvp verirdimde neyse KARDEŞLER HERKESİN GÖNLÜ RAHAT OLSUN TEK DİN İSLAM … açın bakalım incili bilimsel ne var bildiğin roman okurken uykum geldi benim şahsen

  64. ömer dedi ki:

    ?Arapça bilmeden, herhangi bir (sağlıksız) mealden hareketle Kuran hakkında yorum yapılmaz
    ?Müslüman olmayan, zaten Kuran’ı anlamaktan âcizdir, kalbi körelmişdir. Bu yüzden çelişki olmayan yerde çelişki görür
    ?Çelişkili veya anlaşılmaz gibi duran ayetler varsa da, bu, bizim aklımızın ve bilgimizin sınırlı olmasından kaynaklanmaktadır
    ?Ateistler, özel olarak çelişki bulma gaye ve gayretiyle ayetleri somut bağlamlarından kopartıyor, farklı konuları işleyen ayetleri cımbızlayarak yanyana getiriyor, Kuran’ın bütünlüğünü gözetmiyorlar. Bu ise entelektüel samimiyetsizliktir

    eğer gerçekten aklında sorular varsa ve bunları yanıtlayamıyorsan bunu oku rahatlıyacaksın.
    ama yok ben sadece sizi de kendim gibi sapık yapmak istiyorum dersen umarım cehennemde fazla sıcaktan bunalmazsın :D( http://www.dinelestirisi.com/islam-elestirisi/kurandaki-tezat-ve-celiskiler/ )

  65. cihat dedi ki:

    Çeliki olmadığının ispatını yapalım Kuranda BÖlümler VArdır her birinde başka başka olaylar anlatılır Aralarda uyarılır Cenneten bahsede Cehennemden bahseder Örnekler veriri SEn gidip bir ayetten konusuna bakmadan neyi kime deiğine bakmadan cımbız fgibi alıp bir baka bölümümn ayetinden Cımbız gibi seçersen çelişki olduğunu zannedersiniz.fakat bu kendilirinizn uydurduğu düşünceden başka birşey değildir çünkü bir hata ararki inamayayım bulduğu ayetide hata sanar fakat bu kitapta hiçbir hata yoktur Kurandan cımbız gibi ayet seçersen ve bir başka ayet göstererek sanki çelişki varmış gibi olur.

    Bu mesela bir roman yazan bir kişinin başka romanın bölümünden alıntı yaparak ilk yazdığı romanla karrşılaştıması gibi saçma birşeydir orada anlatılan olayla ile başka ayette anlatılan olayla verilen nasihatlar farklılık gösteriri kişi yer zaman farklılıkları olur . bunuda ahmak ateistlerin düşündğü gibi çelişki sanar
    SEn gdip tarih kitabında osmnlının yaşam biçimiyle perslerin yaşam biçimin tarihini araştırıp bu iki konuda çelişki vardır demniz kadar saçma olur. Kuran Bölüm bölüm olup farklı metodlardan insanları uyarır.Bri ayette hiç bir şey eksik bırakmadık denilir. bir ayette Halamı akılsızlık ediyorsunuz denilir. bir ayettede Akıl dediğiniz cahiliye devri Allahtan başka bu kitaba kim hükmedebilir denilir. şimdi ateist mantığına göre Cımbız gibi o eytten bir seçip başka ayeten seçip düz bakarsak nasıl çelişkiler çıkıyor bir görelim.

    50- Yoksa istedikleri cahiliye düzeni midir? Kesin inançlılara göre Allah’ın düzeninden, Allah’ın verdiği hükümden daha iyisi düşünülebilir mi hiç?(Maide) Burda Akıl dediğiniz Cahiliye düzenir diyor Allahdan başka kim Hüküm verebilir. diyor.

    Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız? (Bakara /44)
    Başak ayettede sanki çeliki oluşuyor bir yerde akıl deiğiniz cahliye dönemidir diyor bir bir yede akıllnmıyacakmısınız diyor ateist mantığına göre bu çelişki.

    Bunun için de: “Ona (cesede, kestiğiniz ineğin) bir parçasıyla vurun” demiştik. Böylece, Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir; ki akıllanasınız. (2/73)

    Mesela bu ayettlerde Bir yerde Aklınızı kullanın bir yerde akıl dediğinz cahiliye devridir diyor Ateist mantığına göre Cahil mantığına göre buda çelişkidir demi . Birde Şu şekilde bakalım.Önceki ayetlere bakmadan ne anlamda söylediğini anlamak çoğu ayetde çelişki var sanarsınız bu yüzden bakmadan imkansızdır ateist mantığı fgibi cımbızla ayet seçerek kafana göre yorum yapamazsın.
    Birde önceki ayetlerden tasdik ederek bakalım Kuranda Çelişki oluyormu Bütün Ateistler baksın.
    HAtta Şüphesi olan Müslümanlarda baksın.Bu ayetler demin 50. ayeten önceki ayetlerdir.

    48- Sana da daha önceki kutsal kitabı onaylayıcı ve içeriğini koruyucu olan bu hak kitabı indirdik. Buna göre onların arasında Allah’ın indirdiği ayetlere göre hüküm ver, sana gelen gerçekten saparak onların keyfi arzularına uyma.

    Her ümmet için ayrı bir şeriat, ayrı bir ana yol belirledik. Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat belirlediği yolda sizleri denemeyi diledi. Buna göre hayırlı işlerde yarışınız. Çünkü hepiniz Allah’a döneceksiniz ve O anlaşmazlığa düştüğünüz meselelerin içyüzünü size haber verecektir.

    49- O halde onların arasında Allah’ın indirdiği ayetlere göre hüküm ver, onların keyfi arzularına uyma, onların seni Allah’ın indirdiği hükümlerin bir kısmından bile şaşırtmalarından sakın, eğer sana sırt çevirirlerse bil ki, Allah, günahlarının bazısı yüzünden onları cezalandırmak istiyor. Kuşku yok ki, insanların çoğu fasıktır.

    50- Yoksa istedikleri cahiliye düzeni midir? Kesin inançlılara göre Allah’ın düzeninden, Allah’ın verdiği hükümden daha iyisi düşünülebilir mi hiç?

    Burdaki akıldan kasıtı önceki ayetlere bakmadan anlayamassın diyorki Ancak kitabı Allahın elçisi Yorumlar diyor Akılla mantıkla çözemezsiniz diyor Akıl ile çözeceğini sananlar CAhiliye dönemidir diyor. Şimdi ateistler diyecekki önceki ayette Peygambere çöz diyor diğer ayette Ancak hüküm Allahındır diyor. Buranın açılması şu Zaten diğer ayette peygamber düşüncesi benim düşüncemdir diyor 50.ayettede Benden başka kise hüküm veremez diyor burada herhangi bir çelişki olduğunu yazacak ahmak bir atesit varsa söylesin.

    Bence çelişki Kuranda değil sizin gibi düşünenlerde Çelişki değiniz şeylerin hepsinin mantığı var önceki ayetlere bakarsanız görürsünüz yada aynı ayetde çelişki var diyorsanız yazın söyleyelim kuran mana ve üslupları bazen bir topluma bazen bütün insanlığa bazen bir meleğe söyler ve bunları çelişki gibi yazarsanız bütününe bakmadan bir ayet ordan birayet burdan cımbızlayarak çözemessiziniz sanırsınıki bu kitap çelişkilerle dolu, ama hala inanmıyorsanız kendi sorununuz.

    82. Hâla Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.

  66. cihat dedi ki:

    diyelimki Kurana inanmıyorsunuz Allahı nasıl inkar ediyorsunuz Bunları Ateistlerin düşüncesine göre yazdım Allaha inanmayan birisi sorgulasın .mesela Herkes dünyaya baksın içindeki ağaçlara meyvelere hatta güneşe aya yıldızlara baksın şimdi ben bu dünyaya isteyerek mi geldim. HAyır peki onca güneş ay bana nasıl hizmet ediyor bu güneşin ayın aklımı var bana hizmet ediyor beni ısndıryor zamanı gelince batıp tıpkı benim vücuduma göre ayarlanmış gibi 8-10 saat sonra tekrar doğuyor sonra yine batıyor hep bu hizmeti bana şaşmadan devam ettriyor gece lamba görevi görüyor , ağaçlar bana meyve veriyor oksijen salımını fazlalştırarak bana hizmet ediyor inek gelip bana süt veriyor sonra onu kesip etinden faydalanıyorum resmen bana çalışıyor peki bu kadar şey eşşekmide onca şeyi bana veriyor hiçmi aklı yok bana hizmet ediyor bu ağaçlar eşşekmi de güneş eşşekmide bana hizmet ediyor yoksa bunlar çok akıllımıda bana karşımı çıkıyor fakat insan olarak ben ne meyve veririm ne dünyayı ıstabilirim nede oksijene olanak sağlarım ne etin birşeye yarar atsan atılmam satsan satılmam odun gibi yaşarım doğayı tüketmekten başka ne işe yararım bu kadar şey niye bana hizmet ediyor ya insan olarak biz çok eşşeğiz yada bu kadar hizmeti yapan güneş ay yeryüzü denizler balıklar ağaçlar eşşeklik yapıyor peki bunların bu kadar gücü varda neden bizi yakmıyor isyan etmiyor inek gelip sütümü vermem demiyor karşı çıkmıyor işte bunların hepsini bize veren onca nimeti önümüze süren herşeyi yaratan RAbBimiz veriyor bunun karşılığındada ne sırtında şu yükü taşı diyor sadece benden af dile tövbe et diyor hata yapsanda seni affederim diyor onca nimete karşı teşekkür niyetine bana namaz kıl diyor beni bolca an diyor. Dediğim gibi Ateistlerin mantığına göre Ya Ateistler Çok eşşeklik yapıyor yada bu mizan kendi kendine bize hizmet ederek eşşeklik yapıyor .

  67. iman dedi ki:

    Yorumları o kadar okudum, birkaç yazı dışında iki tarafta vardır yoktur dışında sidik yarıştırmaktan başka birşey yazmamış. Keşke oturduğunuz yerden biraz kalkıp, verilen örnekler hakkında araştırma yapsaydınız. Ama tabi o işin zor tarafı.Kimse uğraşmamış.
    Ben yazıyı bigisayarıma aldım, verilen bütün ayetleri, sureleri ile bir bütün olarak bir daha okumaya karar verdim. Konu devam ederse birkaç haftaya bende yorumlarımı yazabilirim.
    Belki garip gelecek ama bu vesile ile beni biraz daha Kuran okumaya teşfik ettiği için arkadaşa da teşekkür ederim.

  68. aristo dedi ki:

    kısır çekişmedir gidiyor ben şunu söylüyorum kuran çelişkili diyorlar e?? o zaman allah yok! nerden biliyorsunuz allahın varlığı kurana incilemi endeksli kuran öyle incil böyle diye bir tanrı niye olmasın?yok efendim canlılar evrimleşmiştir e?? o zaman tanrı yok! nerden biliyorsun arkadaş?yani evrimleşmek tanrının olmadığını kanıtlar mı?adem havva yok diyelim bu onu savunan düşüncenin aleyhinedir tanrının aleyhine değildir.ben görme işitme özellikle biyokimyasal süreçlerdeki tasarımı hayretle karşılıyorum darwin beni bu konuda hiç tatmin etmedi diğerleri hariç.açıkça bilinçli bir şey tanrı de başka bir ilke de güç de bunu yapmış tasarlamış arkadaş.siz dinler öyle böyle diye bunu nasıl göremez ve inkarcı olursunuz.onlar cennet elden gitti hırsıyla saldırıyor bunlar zaten cennet yok, yok olacam nasılsa dünyadaki keyfim elden gitti diye burdan uçuyor üstlerine arkadaşlar insanın öyle veya böyle bir ahlak duygusu yok mu salt hayvan mıyız? tecavüze uğramak üzere olan küçük bir kızı kim kurtarmaz trafik kazasında can çekişen yolculara hanginiz müdahale etmez biz ahlak sahibiyiz çünkü görme işitme sistemlerimizi tasarlayan veya onları evrimleştiren bilinçli şey herneyse bizi zihinsel olarak ahlaklı bir yapıya büründürmüş.herkese din evrensel ahlak normlarıdır çünkü avustralya yerliside ABD’deki beyazda can çekişen yaralıyı kurtarmak için tecavüze uğrayan çocuğu kurtarmak için gözünü bile kırpmadan harekete geçer burdaki ateistlerde müslümanlarda aynı şeyi yapar ama inançları farklıydı değil mi?zaten müslüman hristiyan hindu allah melek tanrı isa vişnu veda melek cin ahiret iyilik kötülük mükafat gibi şeylere bunlar doğru diye değil doğuştan sahip olduğu ahlak yasasına uydurduğu için inanırlar burdaki ateist muhammedin çok karısı olduğunu söylerken bu günün ölçüsünde ahlaki olmadığı için zaten ona inanmıyor veya el kesme recm felan inanmıyor, kendi vicdanı böyle diyor yoksa allahın olmadığı ispatlayamaz ama oda müslüman gibi insan haklarına mesela modern batının iyileştirmelerine inanıyor çünkü vicdanı öyle diyor iyi olan o çünkü müslümanlar islamın yardım-hayr-iyilik,sevgi gibi veya hristiyan veya başkası bu kavramlarına sempati duydukları için inanıyor kötü yönlerine örneğin bu hadis uydurma şu aslında yok diyor kendiside çünkü vicdan insan türünde tek ortak olan şeydir ve onu insana görme işitme gibi sistemleri yaratan veya evrimleştirerek koyan hangisi olduğunu bilmiyorum ama mutlaka bunları yaptığına emin olduğum şey koymuştu tanrı veya allah veya ne dersen de ona asıl olan odur ve bunları biz buyüzden güzel veya kötü görüyoruz Ahiret var mı bilmiyorum ama insan dünyada tanrıya inanarak sevdiği bir şarkıyı söylerken ona dua ettiğini düşünse bile mutlu oluyor camiye kiliseye gitmene gerek yok bunun için dinin olumsuzluklarından bu gücü yitirmeyin çünkü gerçek olan anlamlı olan sadece bu ve içimize koyduğu evrensel ahlak yasasıdır

    • Kafir dedi ki:

      Düşüncelerinin çoğuna katılıyorum. Sorun şu, eğer Allah varsa, onun ahlak anlayışı, benim ve benim gibilerin ahlak anlayışına uymuyor. El kesmek, recm, vs. gibi kurallar, yasaklar, cezalar, cennet ve cehennem gibi kavramları benim vicdanım kabul etmiyor. Sonuc olarak ister istemez islama karşı oluyorum ve Allah tarafından sonsuz azaba mahkum ediliyorum.

      Yani kendime göre en doğru olanı yapıyorum ve cezalandırılıyorum. Bu bana göre adaletsizlik. Ama Allah’a göre gayet adil.

  69. aristo dedi ki:

    tanrıyı kim yarattı diyen arkadaş şu önermeleri takip et 2+2=4 kadar mantıklı olduğunu göreceksin bunların;
    1-tanrı kavramın kendisi gereği zorunlu olarak en mükemmel varlıktır
    2-en mükemmel olan zorunlu olarak var olmalıdır
    3-çünkü var olmak en mükemmel olmanın zorunlu bir sonucudur
    4-zira var olmayan zorunlu olarak en mükemmel olamaz
    5-tanrı en mükemmel varlık oladuğu için zorunlu olarak vardır

    • cihat dedi ki:

      aristo mantıkçı kardeş soruların dolaylı yoldan doğru fakat Allah C.C ise var olmaz o herzaman diridir tek güç ve kudret sahibi odur gerçi insanların uydurma olarak düşündüğü tanrıdan bahsettiysen o kesin varolmuştur.:)

  70. cihat dedi ki:

    bana ozaman yokluğun tanımını yapın herşeyi biliyorsunuz ya ateistler bunuda bilir.
    fakat Yokluğun tanımı yok(hatta tanımı yok derken bile yokluğun var olduğunu söyledim. :) bazen insan beynimiz bu şeyleri idrak edemez inanır yada inanmazsın.
    çünkü yokuğun tanımı yaparsan var olduğunu anlarsın yani işin içinden çıkamssaın.
    İşte Allahda İnsanları yokluktan yaratmıştır.
    Fakat bunu insan beyni yada yaraytıklarından hiçbiri anlayamaz.
    Bizler sadece maddeyiz bütün evrendeki herşeyin boyutu var yada görüntüsü fakat Yaratıcı akılla anlayamayacak kadar karışık bir konudr.
    Fakat görmediğimiz halde onu yaratıklayla görüyoruz.
    Tabi kör değilse.

  71. Murat dedi ki:

    Yine dönüyoruz , dolaşıyoruz ve Hz. Adem’den buyana insanlığın en büyük sınavına geliyoruz.İman edecek miyiz , etmeyecek miyiz ?Benim inancım bana , senin inançsızlığın sana…..Herkeze çok selamlar..

  72. Mr.Komi dedi ki:

    İnananlara da inanmayanlara da selamlar,

    Bir yaratıcının varlığı bence hiç bir bilimsel gerçekle ve mantıkla inkâr edilemez. Bugünkü mantığımız hiç bir şeyin yoktan var olamayacağını söyler, bizler var olduğumuza göre bir başlangıç, bir yaratılmanın bir güç tarafından yapılması şarttır, o zaman o gücün adına ne derseniz deyin (Tanrı) vardır. Bununla birlikte maalesef bütün dini kitaplar (inanlardan özür dileyerek) bana saçma geliyor, böyle bir yüce varlığın bu kadar basit işlerle uğraşacağını, öldürmeyi meşru kılan, kaç kadınla beraber olabileceğimizi, mallarımızı nasıl paylaşacağımız söyleyen böyle kitapları göndereceğine inanmakta güçlük çekiyorum.

    Hiçbir dine inanmamama rağmen ben birçok Müslüman’dan veya Hristiyan’dan veya Yahudi’den daha insan olduğuma inanıyorum. İnançlarım uğranı kimseye zarar vermiyorum, cennete gideceğim diye göğsüme bomba bağlayıp çoluk çocuk öldürmüyorum (böyle gideceksem de gitmek istemiyorum), kul hakkı yemiyorum, güçsüze eziyet etmiyorum, yemeğimi inanç ayırt etmeden herkesle paylaşıyorum sadece insan oldukları için, din uğruna savaşlara katılmıyorum, tek bir eşim var, zina ettiği için kimseyi taşlamıyorum bunu bir ilkellik olarak algılıyorum, yani ben bir inanandan daha insanım ve bunlar yaptığım halde bir dine inanmadığım için cehenneme gideceksem ortada bir yanlışlık var derim ve yukardakilerini yapanlar (yanlış anlaşılmasın sadece Müslüman’lardan bahsetmiyorum) cennete gideceklerine inanıyorlarsa gerçekten ama gerçekten bir yanlışlık var derim.

    Saygılarımı iletiyorum.

    • Esma dedi ki:

      Yazik ki kuranda celiskili olduguna inananlara siz ne buyuk bi nimetden bilgi kaynagindan fydalanamamissiniz. Vucudta oyle bir yer vardir ki karardigi zaman hersey biter o kalptir. Sizin kalpleriniz kararmis arkadasim. Rabbim hepinize hidayet versin insallah islah etsin. Bu dine bu kitaba inanmanin huzurunu ferahini yasayp oyle imanla gocersiniz umarim. B gbi dusunen arladaslarma gelince Allah sizden bin kere razi olsun biz bilioruz ki Allah tektir ve muhammed s.a.v onun kulu ve elcisidir. Kurani kerim son kitaptir degistirilmemistir degistirilemez. Allaha emanet…

    • cihat dedi ki:

      1.Cennete gideceğim diye göğsüme bomba bağlamıyorum diyorsun zaten o dediğin şahıs müslüman olsa hak dinde olsa bunu yapmaz zaten o insan müslümanlıktan çıkmıştır.
      Çünkü İslam dininde çoluk çoğucu günahsız yere öldürmek hatta kafiri hristiyan yahudiyi yada ataesiti haksız yere sadece dini böyle olduğu için öldürmek çok büyük günahtır
      Zaten asıl bunları münafıktır çünkü islamı kendi siyasi güçlerine ve paralırana karı kıza haşa alet ediyorlar. Tıpkı hristyanların Tanrı bize güç verdi bütün insanları ezip yokedelim yada yahudi siyonistlerin tanrı bizi üsün ırk yaratttı bütün insanlar bizim hizmetçimizdir diye söyleyip isitismar ettikleri gibi.

      Sorarım sizlere bu dediğiniz güya müslüman olan insaların bu çoluğu çocuğu masum insaları öldürenlerle yahudilerin hristiyanların ne farkı var.
      sadece savaş anında öldürülür oda çoluk cocuk yaşlı ve kadınlar ve savaşmayanlar zaten bu şahıslar kendini müslüman sanan bomba bağlayan ağzından Allahuekber(Allah büyüktür ekberdir)bu şekilde yapıp söyleyen cehenneme büyük ihtimalle gider.

      2.Tanrıya inanıyorum diyorsun Kurallara karışmaycağını söylüyorsun ve Senin tasarladığın Yaratıcı seni niye yarattı hangi sebeple yarattı herşeyin bir sebebi varken senin yaratılma gayen neydi niye bukadar kısa ömür ve hastalılar mutsuzluklar olan bir ömür verdi verdi neden her zaman mevsimler her yıl sapmadan ve güneşin hatta kainatın evreleri yörüngelerinden sapmadan işlevenin devam ettiriyor Acaba Tanrı diye söylediğin Yani yaratıcının bukadar işleve ihtiyacamı var yada senin duana ihtiyacımı var tek muhtaç olmayan odur bizler ve bütün canlılar muhakkak birşeye muhtaç zaten herşeyide muhtaçlık şeklinde yaratmış ve bize göstermiş. ayrıca hem tanrıya inanıp hemde bizi başıboş bıraktı demesi kadar kusura bakma ama ahmakça birşey olmaz eğerki beni zulümle dolu bir dünya yaratıp beni buraya gönderdiyse iyi kötü çatışması insanlık varolduğundan beri varsa muhakkak bir kitap bir bilgi bir uyarıcı göndermesi gerekir buda Kurandır incildir tevrattır zeburdur (tabi diğer 3 kitabında aslında hak kiap olduğu fakat şuan tahrif edildiği için kullanılamaz durumda zaten tahrif edilmeseydide Kuran indiği için hükümleri geçerli olmuyacaktı.)

  73. sevim dedi ki:

    6.SORUYA CEVAP : ” söz konusu iddiaya delil gösterilen şey ayette “bu kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır.” denildikten sonra (buraya dikkat edin) direkt hz. peygamberimiz sallalahu aleyhi vesellemim ağzından “şüphesiz ben size o’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.” buyurulmuş olmasıdır.
    müddeilere göre böylelikle ayetin akışından kur’an-ı kerim’i hz. muhammed sallallahu aleyhi vesellemin yazdığı manası çıkmaktadır.

    emin olun iyi kötü arapça bilen birisi olarak söylüyorum bir arap böyle bir şeyin iddia edildiğini duysa güler.
    çünkü yukarda ayeti kerimeyi aktarırken buraya dikkat edin dediğim kısma bir (de ki) taktir edilmektedir.
    peki niçin direkt yazılmıyor da taktir ediliyor, bunun sebebi hikmeti ne?
    bunun sebebi hikmeti şu ki; arapça da bir cümlenin akışından cümlenin bir yerinde bir fiilin olduğu zaten ayan beyan ortada ise bu fiil orada bir daha kullanılmayabilir. bu da ifadenin icazının delilidir. bu tür kullanımlara arapçada sık rastlanmaktadır.

    bu tür kullanımlara arapçada sık rastlanıldığı gibi türkçede de rastlanılmaktadır.
    mesela birine soruyorsunuz.
    -nereye? (tabi ki nereye gidiyorsun manasında. bilmem bunu “nereye sıçıyorsun” anlayanlar var mı? sözlükte bu potansiyele sahip olanların varlığına
    inanıyorum)
    cevap veriyor_
    -eve (bu da tabi ki eve gidiyorum manasında. artık bunu da eve sıçıyorum anlayan yoktur her halde?)
    işte burası da tam tamına meselenin kırk karakter sınırı sebebiyle “papaz efendi akşam akşam gerginlik çıkarma” diye bakınız veremediğim yeridir bilesiniz.” ALINTIDIR .. ALLAH ONDAN RAZI OLSUN

  74. Ferda Yamanoğlu dedi ki:

    Sayın Editör sitenizden hiç olmazsa Nisa 78-79 ayetlerin çeliştiğini kaldırın.Çünkü kendi ,kendinizi yalancı durumuna düşürüyorsunuz.Nisa-78 iyilik ve kötülüğün ALLAH tarafından yaratıldığını,(Yasin-36 ‘ya göre) 79 ise kötülüğün insanlar tarafından işlendiğini belirtiyor.

    • pante dedi ki:

      Çelişki olmaz olur mu!

      Nisa-78. Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa “Bu Allah’tan” derler; başlarına bir kötülük gelince de “Bu senden” derler. “Hepsi Allah’tandır” de. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar!

      Nisa-79. Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; şahit olarak da Allah yeter.

      İlk ayette “hepsi Allah”tandır” denmişken, sonraki ayette “iyilik Allah’tan, kötülük insanın kendinden” deniyor.
      Bu açık ve net çelişkidir.
      “Kötülüğün insanlar tarafından işlendiğini” diyerek asıl sen yalan söylemektesin.
      Ben ayet nasılsa öyle okuyorum. Kelimeleri değiştirmeyin.

      • cihat dedi ki:

        Orada nefsten bahsediyor İnsandan değil nefsi kontrol edip etmemek senin elinde yoksa Allah sana kötülük yap demiyor
        Bencede kaldırsan iyi olur daha nefs ile insanı ayıramayacak kadar bilgin yok. Tekrara söylüyorum Nefs insanın en önemli bir yapısıdır Her nefis ölümü tadacaktır ayetinide önüme çelişki diye koyma önceden söylüyorum ki çelişki deme diye sizin çelişki dediklerinizin hepsinin açıklaması var hala gelmiş çelişki arıyorsunuz muhakkaki hepimiz ölüceğiz o zaman sınavımız bitecek iyi de olsan kötü olsan dirileceksin istediğin kadar inkar et sen çelişki de kafanı kuma sok fakat dirileceksin bu konuyu anlattım çünkü Allah sana irade vermiş sende nefsine uyuyorsun yani bir seçim yapıyorsun yani Allah sana kötülük yapmıyor sen Tıpkı Ayetteki gibi Nefsini orataya çıkartıp kötülüğe yöneliyorsun umarım anlamışsındır.

      • Sada dedi ki:

        Bilgilerin hepsi de yanlış. Burada ilk ayette, “sendendir” derken karşısına aldıkları bir insandan bahsediyorlar, “Tümü Allah’tandır” diyerek İyiliğinde kötülüğünde Allahtan geldiği yazılmış. Buraya kadar tamam. Sonraki ayette ise “Kötülük insandan gelir” denilmiyor “Kötülük insanın nefsinden kendisine uğrar, yani ne kötülük size uğrarsa nefsinizden dolayıdır” deniliyor. Evet kötülük fenalık bize Yaratıcıdan geliyor ancak; nefsimizin sonuçları olarak geliyor. Ayette de anlamak isteyenler için bu açıklanmış. Ama sizin gibi insanlar anlamak değil hata aramakla meşgul oldukları için bunu anlayamazlar. Nitekim Allah cc. sizin bunları anlamayacağınızı açıkça bir çok ayetinde bildirmiştir. Sizin kalpleriniz mühürlüdür. Ölünce bunlarında hesabını vereceksiniz. (:

      • pante dedi ki:

        Bayağı bir uğraşmışsın kıvırabilmek için. Ama başaramamışsın.
        Sen o kıvrak izahınla kendini kandırırsın ancak.
        Kalp mühürlü olsa hiç birşey olmaz, çünkü kalp sadece bir kan pompasıdır.
        Ama senin beyninin zincirli olduğu çok açık..

  75. ŞİRPENÇE dedi ki:

    Kötülüğü yaratmak kötülük değil kötülüğü istemek kötülüktür. Kötülüğü yaratan elbette Allah’tır. Ancak kötülüğün işlenmesine razı değildir. Bu bir çelişki midir. hayır değildir. Allah kendisinin inkar edilmesine de razı değildir ama kendisini inkar eden insanlara izin verir. Tabiki bu durum sadece dinya hayatı süresince geçerlidir. Allah mühlet verir ama asla ihmal etmez. Kötülüğü isteyen insan özgür olabilmesi ve yaptıklarından hesap verebilmesi için kötülüğün yaratılması gerekir. Burada Allah kötülüğü yaratmadığında insana müdahele etmiş olur. İnsan istemeseydi zaten Allah yaratmayacaktı ki. Bu sebeple ayetler arasında çelişki yoktur. İnsan kendi anlayış kıtlığını kabul etmez de Allah’a iftira atar. bu da nefsin gurur ve kibrindendir.

  76. Ferda Yamanoğlu dedi ki:

    Sayın Editör sizlerin birkaç kalem darbesiyle yıkılacağınızı hiç tahmin etmiyordum.Kuranda mucize yoktur, sayfanızdaki sorumu halen bekliyorum.İsterseniz hatırlatayım.İşte cümleniz.(Kuran bildi,dediğiniz yoktan varedilme en eski pagan dinlerinde bile mevcut.Tahrif edildiğini iddia ettiğiniz Tevrattada mevcut.)Hangimizin yalancı olduğuna ,bu cevabınızdan sonra okuyucu karar verecek.Kötülüklerin ve günahların neden yaratıldığını öğrenmek istiyorsanız,Şeytanın cinsiyeti sayfanızdaki yazımı okuyabilirsiniz.

    • pante dedi ki:

      En bilinen konularda kaynak isteyerek ya da google’dan rahatlıkla ulaşabileceğin kaynakları yokmuş gibi yapıp sorarak mı beni yıkmış oldun. :)
      Saçmalamaya devam ediyorsun.
      Çoğu yazında bana hitap ederek burada tartışmaya çekmeye çalışıyorsun.
      Bloğumda tartışmaya vakit ayırabilsem, herhalde reytingi ikiye, üçe katlanırdı. Burası forum değil, blog. Kendine, bilgisine-fikrine güvenen foruma gelir, tartışırız.
      Buradan ikide birde çamur atmak maharet değil.
      Tahminimce sen forumda başa çıkamayıp ezikliğini buradan laf atarak telafi etmeye çalışan birisin. Değilim diyorsan ve kendine güveniyorsan gel ateist foruma, başlıklarımdan uygun olanını bul ve tartış. Burada benden yanıt bekleme.

  77. Dost Ayran Yanlısı dedi ki:

    Büyük ihtimalle bu kadar sene cennet ve sonsuz hayat fikrine alıştırıldığı için insanlar inançlarından bir türlü vazgeçemiyor. Tabi bir de “ya varsa?” korkusu. Buna da çok gülüyorum. “Ya varsa?”
    Ya Sauron varsa?
    Ya Darth Vader varsa?
    Ya Shinigamiler varsa?
    Ya Randall Flagg varsa?
    Ya Zeus varsa?
    Ya Ra varsa?
    Ya Uçan Spagetti Canavarı varsa?
    Demem o ki,eğer bir şeys sırf bir kitapta/dizide vs. geçtiği için ondan korkmamız ve olma ihtimaline karşı hazırlık yapmamız gerekiyorsa,sorarım size ya şu yukarıda saydıklarım varsa?
    Ayrıca Tevrat bildiğin insan yazımıdır. M.Ö. 1600’lü yıllarda hahamlar tarafından yazılmaya başlanmış,M.Ö.400’lü yıllarda tamamlanmıştır,ortada kutsallık falan yok.
    İsa? Büyük ihtimalle hiç yaşamadı bile…

    • gayb`a inanan dedi ki:

      Dost Ayran Yanlısı…
      Ksr bakmada, sen bu akilla degil kur`an-i, teksas tommiks i bile anliyamazsin!..
      Senin yukarida saydiklarin olsa ne olur, olmasa ne olur?.
      Önce sen bir parmagini mumun alevine tut, ondan sonra bir daha düsün bakalim, “ya varsa” yi “ya yoksa” yi..

  78. n.ateist dedi ki:

    güzel..

  79. bilal dedi ki:

    Sayın Editör! KUR’AN da birbiri ile çelişen hiç bir ayet yoktur.Bunu bilmen için Kur’an-ı anlama
    ”Kriterlerini” bilmen gerekir; Kısaca onlara değinmek istiyorum. 1- Ayetin sebebi nüzülünü, 2-Söz konusu ayet,hangi olay üzerine ve hangi şartlada indiğini. 3- Ayetin mesajı,genel mi, has mı olduğunu, 4-Kur’an-ın toptan değil,23 sene içinde toplumun sorun ve ihtiyaçlarına göre indiğini. 6- O zaman ki toplmun
    sosyo ve ekonomik durumunu .5- Ayetleri cımbızlayarak değil,toptan ele alınmasını bileceksin.6-Ve her şeyden önce,şunun,bunun yorum ve mealine değil,kur’an-ın arapça orjinal metnine baş vuracaksın; Kur’anın arapça orjinal metnini bimediğin gibi,Kur’anı anlama kriterlerinden de hiç haberin yoktur.
    Hukukçular,bir anayasanın sağlıklı analizini yapabilmeleri için,hemen hemen kur’an için saydığım bütün bu kriterleri göz önünde bulunduruyorlar.Yoksa sağlıklı bir analiz söz konusu olamaz. Kur’an da;insanlığın
    huzur ve mutluluğu için gönderilen ilahi bir hukuk nizamıdır.Kur’an dan cımbızlamayı bırakarak,Kur’an-ın
    orjinal dilini ve söz konusu kur’anı anlama kriterlerini öğrenmeye çalışalım.O zaman Kur’an-ın geçek mesajını ve çelişkilerin olmadığını görürüz.
    Bu konuyu sadece iki ayetle açıklamak istiyorum; 1- NİSA SÜRESİ,AYET 43 = يا ايها الذين امنوا لاتقربوا الصلوة وانتم سكاري حتي تعلمواماتقولون الح ن Ey iman edenler! Siz sarhoş iken ,ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın….
    2-MAİDE SÜRESİ AYET:90 = يا ايها الذين امنوا انما الخمر والميسر والانصاب والازلام رجس من عمل الشيطان فاجتنبوه لعلكم تفلحون
    .Ey iman edemler! (aklı örten,uyuşturan) içki (ve benzeri şeyler), kumar,dikili taşlar,(putlar) ve fal okları
    ancak şeytan işi birer pisliktir.Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz…..
    NİSA süresindeki ayete baktığın zaman,içki içmenin yasak olmadığını,ancak içkili ve sarhoş iken nama- zın kılınmasının yasak olduğunu anlarsın; Yani bu ayate,içkinin yasak olduğuna dair bir işaret yoktur.
    MAİDE süresindeki ayete baktığımız da, hemen içkinin ” فاجتنبوه
    sözü ile içkinin yasaklandığını görürüz. Yukarıda yazdığım ”Kur’an-ı doğru anlama kriterlerini”bilmeyen bir insan,bu ayetlere baktığında, birisinde sanki içki içmeye cevaz veriliyor,diğerinde ise yasaklanıyor diye
    bir algıya sahip oluyor. Halbuki NİSA süresi,Hicreten hemen sonra,Maide süresi de 6 yıl sonra inmiştir.
    NİSA süresinin indiği dönem, içkinin su gibi tüketildği,Allah,kur’an ve islam inancının toplumun sosyal hayatına henüz yansımadığı,inanç ve kültürel bakımından toplumun henüz tam olgunlaşmadığı,yasak için zaman ve zeminin müsait olmadığı bir dönem olduğunu görüyörüz.
    MAİDE süresinin indiği dönem ise; Olgunlaşan iman, müslümanlara ” Keşke bu bu pislik ve zararlı maddelerin de yasaklansaydı” diye dedirten bir döneme rastlanır.Yani yasak için zemin ve zamanın uygun olduğu bir dönemdir. KUR’AN;önce inananları eğitiyor,uygun zaman ve zemini geleince de,sosyal hayatı ilgilendiren kaide ve kuralları koyuyor…İşte ”Kur’an-ı anlama Kriterlerini” bilen bir insan,hem burada, hemde diğer ayetlerde hiç bir çelişkinin olmadığını,bilakis,kur’an-ın kullandığı eğitsel metodunun, bütün yasa koyucu ve eğitimcilere,ışık tutan bir rehber olduğunu görecektir.
    Saygılarımla;

  80. hilal dedi ki:

    İNANMAYAN ARKADAŞLAR (VEYA ÇELİŞKİ VAR DEYİP İNANMAK İSTEMEYEN ARKADAŞLAR) ÖLÜMÜ DİLEYİN O ZAMAN …. SİZLER ZANNEDİYORSUNUZ Kİ “BUNLARI OKUYANLAR FİKRİNİ DİNİNİ DEĞİŞTİRİR..”. SİZ NASIL BİR CEHALET İÇİNDESİNİZ… MADEM İNANMIYORSUN YALANLIYORSUN BU AYETLERİ O ZAMAN SÖYLE .. SEN KİMSİN NERDEN GELDİN NASIL OLDUN NASIL KONUŞABİLİYORSUN NASIL YEMEK YİYORSUN NASIL AYAKTA DURABİLİYORSUN…???? HADİ ANLAT BANA BUNLARI NASIL NEFES ALIYORSUN..? MADEM İNANMIYORSUN ÖLÜMÜ DİLE …. MADEM DÜŞÜNCELERİNİZ BU YAŞAMINIZIN BİTMESİNİ İSTEYİN… BUNA CESARETİNİZ VAR MI SADECE “ÖLMEYİ DİLEMEYE” CESARETİNİZ VARSA…..!!!!

    • arya dedi ki:

      inanmayanlar neden ölmeyi dilesinler ki asıl inananlar ölmeyi dilemeli sonuçta ölünce cennete gideceklerine inanan onlar.inanmayanlar için hayat anlamsız ve boş olsa da ellerine geçmiş bir fırsat.ölünce zaten yok olacaklarına göre bu fırsatı değerlendirmeli hayatın zevklerinden faydalanmalılar.
      ayrıca nerden geldin nasıl oldun gibi soruların cevaplarını bilmiyoruz.ama bu bilmeyeceğimiz anlamına gelmiyor.bilim denen bir olay var ve öğrenmeye çalışıyoruz.
      unutmayın ki yüzyıllar önce insanlar güneş tutulmasını görüp açıklayamayınca bunu tanrılarına bağlamışlardı.sonrasında bu cevapla tatmin olmayıp araştıran bir insan olayın nedenini çözdü.bu durum hala böyle devam ediyor bilemediğimiz cevapları tanrıya bağlayarak araştırma yükünden ve merak duygumuzdan kurtuluyoruz.koca evrende küçücük gezegenin küçücük yaratıkları olarak kendimizi yüceltiyor ve ölüm gerçeğini kabullenemeyip ben sonsuza kadar yaşayacağım mantığıyla hareket ediyoruz.her şey tamam da neden kendi düşüncemizi paylaşmayan insanlara meydan okumayı bu kadar çok seviyor neden o çok merhametli tanrının bu küçücük savunmasız insanı sonsuz ateşle cezalandırılacağına inanıyoruz?bu ego neden?

  81. M. Kamil Ergenekon dedi ki:

    Eğer yanlış tercüme ederseniz çelişki görürsünüz. Çelişki Kuran’da değil tercümededir. Çelişki olarak ileri sürülenlerin tümü gerçek dışıdır. Tercüme hatasıdır. Kuran’da hiçbir çelişki yoktur.
    Tevrat ve İncil ile olan çelişkiler! ise, metinlerin orijinal olup olmamasına bağlı bir konudur. Tevrat veya İncil’in orijinal hali bulunabilse herhangi bir çelişki olmadığı görülür.
    Yine de herkesin inancı kendinedir. İnanç tartışılmaz. İnanca saygı gösterilmesi gerekir. Herkesin inancı kendisine göre doğrudur. Size göre en mantıksız gelen bir inanç başkası için çok doğru ve önemli olabilir. Bir başkasının size göre yanlış inanca sahip olması, sizin için bir kayba neden olmaz. Asıl kayıp inanca müdahale ve tartışma başlayınca ortaya çıkar ve sonuçta tarafların hepsi zararlı çıkar. En azından kırıcı-incitici olunur. İnanç ayrılıklarını içten hoşgörü ve gülümseme ile karşılayıp o konuda susar ve karşılıklı olarak saygılı durursak en doğrusunu yapmış oluruz diye düşünüyorum.

  82. hilal dedi ki:

    BİR MÜSLÜMANIN GÖREVİ DOĞRUYU HAKK’I AKTARMAKTIR. GEREKİRSE DÜŞÜNCESİ ONU KÖTÜ ANLAŞILMAZ HATTA DIŞLANMIŞ BİRİ OLARAK YAPSADA HAKK UĞRUNA SAVUNMASINI YAPMALIDIR.MÜSLÜMANIN ÜZERİNDE BİR SORUMLULUKTUR BU… TAMAM HERKESİN DÜŞÜNCESİ İNANIŞI FARKLIDIR;BU KONU BENİM SORUMLUĞUMDA DEĞİL.. AMA BUNUN YANLIŞ OLDUĞUNU SÖYLEMEYİ ÜZERİMDE BİR SORUMLULUK OLARAK GÖRÜYORUM. BUNDAN KENDİNE PAY BİÇİCEK OLAN ZATEN GÖRÜR . LAKİN ANLAMAK İSTEMEYENE DE BU ‘BAKAR KÖRLÜK’ OLUR. BEN GÖREVİMİ ÜZERİMDEKİ HAKKI İLETTİM. GERİSİ ALLAHIN TAKDİRİNE KALMIŞ … O DİLEDİĞİNİN GÖZLERİNİ AÇAR KALPLERİNİ AYDINLATIR. DİLEDİĞİNİ DE KÖR EDER KALBİNİ KARANLIKTA BIRAKIR. BİZ BELKİ KARANLIKTA KALMIŞLARA BİR VESİLEYİZDİR; AYDINLIĞA ÇIKMALARI İÇİN.

  83. gukkll dedi ki:

    dine inanmanın en temel sebebi insanların ölümlü olmaları ve hakikati aramalarıdır.kişi çok temel soruları sorar ve cevaplar.zaten dünyada yuzde yuz ispatlı iman olamaz.olsaydı imtihan olmaz ve herkes cennete girerdi.kurandaki algılanamayan gerçeklikler de bir imtihandır.Allah dilediğini ayetleriyle de saptırır.önemli olan şu .bu kadar çelişkiyi bulup ateist ya da kafir olabilirsin.önemli değil.eğer bu şekilde huzurun varsa.ama namaz kılan ve dini bilenlerin milyonda biri bile sapmaz.çünkü allahı içinde duymuş ve namazda ve ibadette huzuru yakalamıştır ve derinliğine bilemediği şey için kuranı reddetmez müslümanlar.çünkü kalbi allahla mutmaindir,günahkar olabilir,cevapsız soruları olabilir ama öksüz değildir, kalbinde rabbi vardır.bu yazıları yazanın da inşallah allahı kalbinde bulması vuku bulacaktır.maşallah çok araştırmacı ve bilgili bir kimse..keşke iman etse de kendi tezlerini kendi çürütse:)

  84. eyup dedi ki:

    burdaki asıl konu yaradıcının varlığı veya yokluğu değil…bütün dini kitapların aslında insan ürünü olmasının açıklığa kavuşması yönünden doğru bilgiler. bu siteyi hazırlayan arakadaşa sonsuz saygılar.el islam öncesi yunan yazısında bulunan hatta latincede var olan belirteçtir el+lah olarak yazarsam el yardımcı fiildir lah ise yaradıcıya atfedilmiş isim el ayrıyeten the gibide vazife görür….el yardımcı fiil olarak dir dır takısı verir bize. kuranda hiç bir zaman ellah yazısını bir bütün olarak görünmez cümle içinde bölünür herzaman…şimdi sizlere bir soru madem dört kutsal kitapta haktan geldi neden hakkın ismi bütün dinlerde farklı herşey değişir ama onun birliği gibi ismide bir olmalı dağişmemeli…şimdi bazıları diyecekki onun 99 tane ismi vardır.99 olan ismi değil sıfatlarıdır…isim nesnel varlıklara takılır ve elle tutabildiğin gözle görebildiğin birşeydir.sıfatlar ise zihinde yaratılır elle tutulmaz gözle görülmez..şimdi isim elle tutulup gözle görülen birşeyse yaradıcının ismi olamaz…çünkü zamandan ve mekandan münezzeh bir kavramdam bahsediyoruz..ama onun yanı sıra hernereye baksanız o oradadır diyor kuran…onun gücü ve rahmeti herşeyi kuşatmıştır..demek oluyorki ateş toprak su …ateş maddeyi şekilledirir toprak mekan olur su ise hayat tır…allahın hakkı üç denildiğinde bunlar geliyor aklıma ..bedenden bağımsız ruh boştur bir şey ifade etmez ..ruh ise akla takabül eder…akıl ise en yüksek mertebededir bedende..adem ve havva arıyorsanız eğer tabiatın kendisini adem ve havva olarak kabul edebilrsiniz çünkü insan tekamül ede ede ortaya çıkıp vucut bulmuştur tekamül olgunlaşmadır bizler gökteki bir cennetten gelmedik bu dünyada var olduk şeytanada inanmam benim gözümde iyi insan kötü insan cahil insan bilge insan kavramı vardır ..seytanları dinler var etmiştir.aynı bilgişayarlar için nasıl virüs yarattıysak insanlık içinde şeytanlar yarattık ..yaradıcı ne demişti::::ben bir gizli hazine idim bilinmeyi istedim..işte o hazine bilgidir bilgi ışığında aydınlanma ve o hazine gözünüzün taaa önündedir..ama siz doğa üstü güçlerden medet umdurulmaya o kadar alıştırılmısınızki..sizleri anca peygamberler teselli eder…merakınızı onlar giderir…siz din masallarıyla uyumaya devam edin uyutanlar çoktan uzayın yolunu tuttu……dünya nüfusu çoğaldıkça insanlara peygamber yaratırlar çünkü büyük kitleyi başka türlü zapdedemezsin o büyük kitle yoksullukla boğuşuyor çünkü ..eskiden ise oratlıkta gezen beyinsizlieri güdenlere peygamber demişler..evrende yeni yeni gezegenler var olurken bazıları yok oluyor güneş sistemimizin yok olması evrenin yok olması anlamına gelmiyor evren bir döngü içinde durmadan bazı galaksileri yok ediyor bazılarınıda yeniden yapma aşamasına giriyor..evrende makro alemlerden mikro alemlere indirgenen hayat atom altı parçacıklarınıda bize üç olarak veriyor..insan çıplak gözle üç şeyi şeçebilir güneş ay ve dünyanın kendisi kainatın kendisi koşkoca bir kitapken insan bu kainatın nüshası olmuşken sizler halen din kitaplarında kalmış ve yaradıcıya yakıştırılmış isimlerin etkisinden kurtulamamıssınız…ve benim allahım senin tanrından büyük der gibi çocukluğunuzu yaşıyorsunuz..benim genel kanaatim artık bu insan ürünü kitaplardan zamanımıza dönseniz iyi olur..eskinin yasa niteliğindeki kitapları günümüzde kimse gökten inme ve doğma veya inak lar olarak millete yutturmaya kalkmasın..hristiyanlar derki isa bütün insanlığın günahları için çarmıha gerildi.müslümanlar diyorki alemler muhammedin yüzü suyu hürmetine yaratıldı..musa ateşle konuştu konuşan rabbiydi…sizler sıradan insanlar kendinizi asalak böcekler olarak görüyorsunuz..o sahsiyetleri o kadar kutsallaştırdınızki….okulllu kız talabelerin tarkan tarkan derkenki o şalya sümük naraları aklıma geliyor ne diyeyim.bırakın isteyen istediği gibi yaşasın ama bizde her türk evladı gibi inmelerin değil ilmin ışığında insanları aydınlatmaya devam edeceğiz.biliyoruzki insanlık yaşadığı tecrübelerden yola çıkarak geleceğe ışık tutmuştur…

  85. eyup dedi ki:

    el+lah hakkında biraz açıklama yapalım..el hamdü lillehi rabb il alemin..hamd alemlerin rabbi lah içindir….el (dir) (hamdü şükür sıfat) (lil için ) (leh i<<< tanrı ismi) (rabb <<tanrı ismi ) il alemin-alemler ::::bu cümlede ikitane yaradıcı ismi vardır…şimdi herkes dieyebilirki ne olmuş yani ::::ne olacak çelişki olmuş allah bir deyip iki isim yakıştırmak olmaz..ra çünkü eski mısırda güneş tanrısı bu cümlede rab olarak geçiyor. rab ve el+lah bir cümle içinde allahın ismini iki gösteriyor yoksa biz şöylemi anlayalım biri ismi diğeri soy ismimi.. ins el lah bizim okuma tarzımızla inşallah şimdi hecelere bölelim inş el lah burdada el ortada ve bize verdiği (ın) yani el il ıl ül ul araya gelirse kelimede in ın ün un oluyor inşellahın anlamı lah ın izni..ins in bir anlamıda insan topluluğu demek birde arapçada bir kelimeye 7 veya ondan fazla anlam yüklüyorlarki bu hiçbir dil lugatında yoktur… rabb il alemin …alem tekil alemin çoğul ..aleminden önce il var alemlerin rabbi oluyor..in ın ün un lar kelimelerin sonuna gelince kelimeyi çoğul yapıyor istisnalar hariç…mesela veli tekil evliya çoğul bir kişiye evliya denmez bir kişiye veli denir birden fazlaysa evliya denir..zaten al ilah bize birşeyi gösterir..al kırmızı demektir ilah ise tapınılan şey kırmızı ilah olarak güneşe tapanlar anlamı çıkıyor…….gerçekten şu el hamdü lillehi rabbil alemin cümlesinde bile düşünenler için çok büyük çelişki vardır.. hamd alemlerim rabbi lah içindir…alemlerin bir rabbi var ve rabbin üstündede bir el lah var….halen çelişki yoktur diyorsanız gerçekten arapçası olan bir insana danışın..birde türkçe meallar gerçeği yansıtmıyor diyorlar veya yetersiz kalıyor kelimelerin karşılığı yokmuş türkçede…kuran bize şunuda söylüyor o herkesin anlayabileceği bir dilde indirildi arapça olarak alın size bir çelişki daha..önyargısından kurtulup kuranı tarafsız bir gözle okursanız bu çelişkileri ve tutarsızlıkları farkedersiniz….insanlara putperest diyen allah yine insanları taş tapınaklara taptırıyor yahudiler süleyman mabedine dönüyor siz ise kabeye dönüyorsunuz veya seytan diyede taştan dikili taşlara taş atmak şeytan taşlamak oluyor…..nefis öle birşeydirki onu çok sıkarsanız psikolojik sorunlar yaşarsınız onu çok serbest bırakırsanız insanlıktan çıkarsanız..yani bir orta yol bulmak lazım buna artık……

    • bilal dedi ki:

      Eyup ! kıt beyninle çok saçmalıyorsun ! Al sana arapçayı bilen biri.Çelişki ayette değil,se-
      nin mantıksızlığındadır.”الحمد لله رب العالمين ” Hamd, alemlerin (bütün varlıkların) murebbisi
      olan Allah’a mahsustur. Bunun neresinde bir çelişki var ? ” ALLAH” kelimesi özel isimdir.
      ”Rab” ise onun sıfatıdır. Sıfatla özel ismi karıştırıyorsun. ÖRNEĞİN: Prof.Dr.A.Fattah
      ETTEBARE dediğimizde, Prof.Dr. onun kariyeri olur. Özel ismi ise; A.Fettah Ettebare’dır.
      Kişinin kariyeri ile özel ismini karıştırıp,bu adamın ismi,prof.dur,doktordur, A.fettah Etteba-
      re’dir gibi mantıksız sonuçları ortaya çıkarıyorsun ? Arapça da,önce özel isim geçer.
      Daha sonra da onun kariyer ve özellikleri geçer. Yani Türkçenin tersi. İşte burada da
      önce özel isim olan ”Allah ”kelimesi geçiyor.Daha sonra da Allah’ın sıfatı olan ”Rab” keli-
      mesi geçiyor.Hangi kafayla çelşki buluyorsun? O dediğin çelişki,senin kıt beyninin ürünü-
      dür. Bi de diyorsun ki, arapçayı bilen birine danışın ! İşte ben Arapçayı gayet iyibilen
      biriyim .Bana göre; bu ayette öyle bir icaz vardır ki,ne senin aklın ve ne de kıt beynin kav-
      rayabilir.Arapçayı bilen biri olarak, sadece senin saçmalıklarını buluyorum. Özel ismi ve
      sıfatları birbirine karıştıran ve böylece mantıksız düşünen biri ile ilk defa karşılaşıyorum.
      Yok efendim iki isim varmış ? Özel isim ile sıfatı karıştırıyorsun! ( sapla samanı ) Akıllı ve mantıklı düşün ! Bi deha böyle mantıksız şeyleri yazma ! Yoksa çok komik olursun.

      • eyup dedi ki:

        öncelikle kıt beyinli dediğin için o senin sıfatsal özelliklerinin dışa vurumu olmuş egoist gibi kendini beğnemiş herneyse selam arkadaşım konuya dönelim::::: Allah,
        er-Rahmân, er-Rahîm,
        el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm,
        el-Mü’min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr,
        el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri’, el-Musavvir, el-Gaffâr,
        el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd,
        el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi’, el-Basîr,
        el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr,
        eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl,
        el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi’, el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd,
        el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy,
        el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy,
        el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir,
        el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli,
        el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf,
        Mâlikü’l-Mülk, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi’,
        el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni’, ed-Dârr, en-Nâfi’,
        en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî’, el-Bâkî,
        el-Vâris, er-Reşîd,
        es-Sabûr.

        allahın sıfatlarını zati ve subuti olarak iki gruba ayırıyorsunuz eğer rab sıfat ise yukardan bana o sıfatı bul bulamıyacağına eminim….ve allah özel isim dedin rab ise onun sıfatı dedin şimdi tam tersi olduğunu şu ayetle gör çünkü bu din ibarhimin dinidir din ise millet demektir ..ibrahimin milletine uy :::::Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.” şimdi eyup özel bir isimdir ve öznedir cümleyi tamamalamak için fiil ve sıfata ihtiyaç duyar daha sonrada yer ve zamana::: ayrıyeten sandalye özel isim taburede özel isim ikiside oturmak için kullanılır….allah ile rab da yaradıcının ismidir sıfat değildir…..arapçayla kafa karıştırmayın sıfatları sayıyorum sana türkçe olarak güzel çirkin iyi kötü mutlu mutsuz vesaire sıfatlar beyinde yaratılır elle tutulmaz gözle görülmez fiil ise ise eylemdir hareket içerir yürümek koşmak hoplamak bir fiil eylemdir…. özel isimler ise maddesel varlıklara verilir gözle görebildiğin ve tutabildiğin herşey özel isimdir… ayrıyeten mevla hüda da yaradıcıya atfedilen isimlerdir yahüdanın yahudi asıllı muhterem bir zat olduğunu tarihin sayfalarını karıştırırsan bulursun..hiç bir kula allahın isimlerini takmak doğru değil bildiğin gibi…aslında hz ibrahim allah kelimesini bilmiyordu o rab diyordu işin doğrusu bu….neyse daha fazla komik olmadan ve konuyu saptırmadan bir ara paragraf açıp devam edeyim::::::: Yüce Allah’ın güzel isimlerinden biri. Sözlükte “Rabb” kelimesi mâlik, yaratıcı, sâhip, bir şeyi ıslâh eden, terbiye eden, efendi anlamlarını ifade etmektedir.

        İbnul-Enbârî’ye göre Rabblık, yani bir şeyin Rabbi olmak üç mânâya gelir:

        1. Mâlik olmak; yani tasarrufu, kudreti altında bulunan her şeyin yegane sahibi ve idarecisi olmak. İşte sadece o Rabb, bütün onların sahibi, yöneticisi ve istediği gibi, ilmine ve iradesine uygun olarak tasarrufta bulunandır.

        2. Kendine itaat edilecek, boyun eğilecek efendi anlamım da ifade eden Rabb, Kur’an-ı Kerim’deki “Mevlâ” kelimesiyle eş anlamlıdır. Yine o Rabb, kendisine itaat edilecek, emirlerine uyulup, yasaklarından uzak durulacak yegâne, tek efendi anlamına da gelir.

        3. Rabb; ıslâh eden, arıtıp, saflaştırıp, olgunlaştıran anlamındadır. Yani o Rabb, her şeyi düzelten, sivrilikleri, çıkıntıları tesviye eden, tam bir şekilde halden hale geçirerek düzenleyen, terbiye edendir. Bilindiği gibi Rabb kelimesinin asıl mânâlarından biri de “terbiye eden” anlamıdır.

        Burada zikredilen bu üç mânâdan kolayca anlaşılmıştır ki; Rabb kelimesi Allah Teâlâ için kullanılmaktadır. Ancak Arap dilinde isim tamlaması şeklinde (izafet terkibi olarak) insan için de kullanılmıştır. Meselâ; “evin sahibi”, “devenin sahibi” gibi anlamlarda da kullanıldığı görülmektedir.

        Kur’an-ı Kerim’de ise “rabbim, rabbın, rabbimiz, rabbınız…” gibi iyelik zamirlerine bitişik olarak da kullanılmıştır. Meselâ; ilk nazil olan ayetlerde; Ey Muhammed, yaratan Rabbinin adıyla oku!… Kalemle öğreten Rabbin kerem sahibidir”.

        “Rabbimiz, eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme!. ” (el-Bakara, 2/285) buyurulur.

        Bilindiği üzere bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bununla beraber bu ayetlerde geçen Rabb kelimeleri doğrudan doğruya yüce Allah’a işaret etmektedir.

        er-Rabb, Allahu Teâlâ demektir. O, her şeyin rabbi, mâliki, sâhibi, efendisi, ıslâh edeni, varlıkların ihtiyaçlarını tekeffül edeni yani görüp gözeteni, ihtiyaçlarını karşılayanıdır. İşte bu anlamlarda “Rabb”, Allah Teâlâ’dan başkası için kullanılmaz. Bu kullanım şeklini daha iyi anlayabilmek için Kur’an-ı Kerim’den örnekler vererek birbirini destekleyen bu mânâları şöylece sıralayabiliriz:

        l. Hz. İbrahim (a.s), milletine Şuarâ süresinin 77-80. ayetlerinde şöyle diyordu: “İşte o taptıklarınız benim düşmanımdır. Fakat sadece âlemlerin Rabbı dostumdur. O Rabb ki, beni yaratan ve doğru yola eriştirendir. Beni yediren de içiren de Odur. Hasta olduğumda bana şifayı O verir. Beni öldürecek ve diriltecek O’dur”.

        De ki; Allah her şeyin rabbi iken O’ndan başka bir rabb mı arayayım? Herkesin kazandığı kendisinedir. Kimse başkasının yükünü taşıyamaz: sonunda dönüşünüz Rabbinizedir, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir” (el-En’am, 6/164).

        “O, doğunun ve batının Rabbidir. Ondan başka Tanrı yoktur, öyleyse O’nu vekil tut” (el-Müzzemmil, 73/9).

        Görüldüğü gibi bu ayetlerde geçen Rabb lafızları Allahu Teâlâ’nın ismi olup Allah lafzı yerine kullanılmıştır. Terbiye eden, kefil olan, vekil olan, ihtiyaçları gideren, yetiştiren, yaratan, kanun ve hüküm koyan yegane kişi şâri, murâkabe eden, her şeyin sahibi ve maliki olan Allahu Teâlâ anlamında kullanılmıştır.

        2. “…O sizin Rabbinizdir, O’na döneceksiniz” (Hud, 11/34);

        “…Hiç kimse diğerinin günahını yüklenmez, sonunda dönüşünüz Rabbinizedir…” (ez-Zümer, 39/47);

        ” De ki, Rabbiniz sonunda hepinizi toplar, sonra aramızda adaletle hükmeder…” (es-Sebe’, 34/26).

        Bu ayetlerde de “rabb”, etrafında toplanılacak mümtaz varlık anlamındadır. Zira lugatta “rabb” kelimesi “Toplum içinde kutup sayılacak ve etrafında toplanılacak mümtaz kişi” anlamına da gelmektedir.

        3. “…Allah’ı bırakıp da birbirimizi (kimimiz kimimizi) rabbler edinmeyelim” (Âl-i İmran, 3/64).

        “Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih’i Rableri olarak kabul ettiler. Halbuki bir tek Tanrı’dan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka tanrı yoktur. Allah koştukları eşlerden münezzehtir” (et-Tevbe, 9/31).

        Bu iki ayette geçen rabb kelimelerinin çoğulu olan “erbâb” lafızları, toplulukların ve milletlerin önder ve rehber edindikleri kimselere işaret etmektedir. İnsanlar bu önderlerin emirlerine uyarlar, yasaklarından kaçınırlar ve onların koydukları kural ve kaidelere de uyarlar; onların hiç bir delile dayanmaksızın ileri sürdükleri helâl ve haram gibi değerlendirmelerini de kabul ederler. İşte Yüce Allah, onların gerçek mânâda rabb olmayıp diğer insanlar gibi âciz birer insan olduklarını haber veriyor.

        4. ” … Yusuf’a elçi gelince; “Efendine dön, kadınlar niçin ellerini kesmişlerdi, bir sor! Doğrusu Rabbin onların düzenini (fendini) bilir” (Yusuf 12/50).

        Bu ayetin hemen baş tarafında geçen “rabb” kelimesiyle, Mısırlılara hitaben Mısır azizi-efendisi kasdedilmiştir. Çünkü Mısırlılar onun otoritesine, üstün özelliklerine ve değerine inanıyorlar, emir ve yasak koymaya yetkili olduğunu kabul ediyorlardı. İşte bu bakımdan ayette geçen “Rabbine dön!” lafızları, “Efendine dön!” anlamındadır. Ancak emir ve yasak koyma yetkisine sahip olan sadece Alemlerin Rabbidir. Ama helal ve haram koyucu olarak Cenab-ı Allah’tan başkasını tanıyan ve kabul edenler bu kanun koyucuları rabb edinmişler demektir.

        5. “Eğer yerle gökte Allah’tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah, onların vasıflandırdıklarından münezzehtir” (el-Enbiyâ, 21 /22);

        “Yedi göğün de Rabbi, yüce Arşın da Rabbi kimdir?” (el-Mü’minun, 23/86).

        Bu ve benzeri ayetlerde de “rabb” lafızları, sâhib, mâlik anlamlarında kullanılmıştır.

        İşte bütün bu örneklerden ve açıklamalardan anlaşılıyor ki, “er-Rabb” tabiri Yüce Allah’ın güzel isimlerinin en fazla anlam ifade edenlerinden biridir. Bu isim, birbirini destekleyip kuvvetlendiren en az beş ayrı mânâya işaret etmektedir. Böylece Cenab-ı Hakk’ın isimleri ve bu isimlerin ifade ettiği anlamlar daha iyi anlaşılmaktadır ve buna bağlı olarak kişilerin Allah’a olan inançları da o nisbette kuvvetlenip şüphe ve tereddütlerden temizlenmekte ve arınmaktadır…………………………………………..şimdi soruyorum el hamdü lillehi rabbil alemin ::::hamd alemlerin rabbi rab içindir veya rabbinedir…………….hamd alemlerin allahı lahadır da hatalı bir cümle yapısı içermiyormu

        eğerki biliyorsan fiilden hariç birde durum belirten hallerde yardımcı fiiller vardır…yardımcı fiiler durum belirtir eylem ve hareket yoktur..örnek bu bir masadır durum belirttim el hamdü lillehi rabbil alemin de sıfat ile durum belirtiyor şükür yaradıcıyadır burda fiili bir eylem yok (( hamd sıfat rab ise yaradıcı ismidir özel isim ) ……fiili eylemler ise zaman kalıbı içine girer koşmak bir fiildir eylem içerir….yani el yardımcı fiildir bize verdiği önündeki kelimeye göre şekillenir el+lah hem yardımcı fiil hem özel isimdir….şunu kabul etmek gerekir hz ibrahim kıssalarında ayetlere el+lah ileve edilmiştir….zaten bütün dini kitaplar geçmiş hayat yaşantılarından kıssalardır yeni peygamberler için altındada devlet kurma idaali hep olmuştur bazıları başarmış bazzıları başaramamıştır..insana insanı satmak din ise zaten demokratik yönetim sistemleride birer dindir…hukuk önünde sorgulanmakla mükellefiz

      • bilal dedi ki:

        Eyup Bey ! Diyorsun ki sandalye ve tabura özel isimdir.Eğer öyle olsaydı,ben burada baş-
        harflarını büyük harfla yazmam gerekecekti. Yani Sandalye ve Tabure şeklinde yazmam
        söz konusu olurdu. Ama öyle değildir.Bu ikiside cins isimdir.Özel isim değildir.Kime sorsan
        sor,hangi kitaba bakarsan bak.Kendi yalnışlığını burada gürürsün. 2. Husus, zaten ”Rab”
        keliimesinin,ev sahibi,melik,aziz vb.kişiler için de kullanıldığını kendin belirtmişsin.Demek
        ki,”Rab”kelimesi,Allah,için kullanıldığı gibi,ev sahibi,melik,aziz,hükümdar, mürebbi,yetişti-
        rici ve benzeri kariyer sahibi insanlar için de kullanılır. O zaman,bu kelime özel isim değil-
        dir.Bir niteliği belirten bir sıfat (yani cins isimdir.) Allah ise,sadece özel isimdir. Konu-
        muna göre birine Rab denilebildiği halde,Allah denilemez. ÖRNEĞİN: ” رب البيت ” Rabbul
        beyti, (ev sahibi ) ” رب المال ” Rabbul mali, (mal sahibi ) diye bilirsin. Bu da, ”Rab” kelime-
        sinin cins bir isim olduğunu göstermektedir. Özel bir isim değildir.Nitelik belirten
        bir sıfat,yani cins isimdir. TEKRAR EDİYORUM ; ”الحمد لله رب العالمين ” Hamd,alemlerin (bütün
        varlıkların ) mürebbisi (yetiştiricisi,hakimi,sahibi vs ) olan Allah’a mahsustur. Allah aşkına,
        bunun neresinde çelişki vardır? Allah kelimesi özel isimdir. Rab kelimesi ise,nitelik belirten
        bir sıfattır. Senin mantığınla ”بسم الله الرحمن الرحيم ” de, ayni duruma düşer. Çünkü,Allah keli-
        mesinden sonra ” er-Rahman,er-Rahim ” sıfatlarıda gelmiştir.Buna ne dersin?Lütfen bilme-
        diğin şeyleri karıştırma. Sandalye ve taburaya özel isimdir diyen birine,artık diyecek bir şe-
        yim yoktur. Konuyu, bu sayfayı okuyanların değerlenmesine sunuyorum. Ayrıca,”kıt..” diye
        kullandığım sözcük için özür diliyorum.söylemem gerekirdi.Ama insan bazı durumlarda
        kendine hakim olamıyor. Çünkü,”الحمد لله رب العالمين ” ifadesinde çelişki bulmanın,ne aklen,
        ne de mantıken bir izahi vardır.Arapça dil ve gramerini bilen biri,bu iddiana baktığında çok
        komik bulacaktır. Bak ! tanrı,rab,farsça olan hüda,gibi kelimeler,Allah için kullanılsa dahi,
        bunlar Allah’ın özel ismi değildir. Çünkü,Rabbul beyti, (yani evin sahibi, ) tanrı,ilah ve farsça da hüda gibi, her dildeki benzeri ifadeler her din mensubunca tapılan nesneye
        denilir. Yani,büdistler,Budha’ya tanrı,rab ve ilah veya benzeri ifadeler kullanabilrler.Ama
        Budha’ya Allah,diyemezler. O zaman arapça da Allah kelimesİ,sadece everni yaratanın
        özel ismidir.Demek ki,biz ”Rab” kellimesini Allah için kullanabildiğimiz gibi,ev sahibi,mal,
        mülk sahib,için,” رب العمل ” iş sahibi kişiler için de kullanabiliriz. BAK;YUSUF SURESİ 23.
        Ayette hz.Yusuf Zuleyha dan kurtulmaya çalışırken onun kocası için nasıl bir ifade kullanı-
        yor. قال معاذ الله انه ربي احسن مثواي ” Allah’a sığınırım.Zira kocanız benim rabbimdir. (sahibim,
        yetiştiricim,efendimdir) Bana çok güzel davrandı. ( ben ona nasıl ihanet edebilirim ?) diye,
        Zulyha’nın kocasına ”rabbim” demiştir. Demek ki,Rab kelimesi,arapça da Allah’ın özel ismi
        değil,nitelik belirten bir ismi sıfattır. Ama sen bunları nereden bileceksin ? Bu ifadeler,Aynı
        surenin 41 ve 42.ayetlerde de kullanılmıştır. Eğer,Rab kelimesi de Allah’ın özel bir ismi ol-
        saydı. Hz.Yusuf,Zuleyha’nın kocasına bu ifadeleri kullanmazdı. Kur’an da,İsmu fail kipi ile gelen ”el-Melik ve ismu mastar olan ”rab” ( sahip) kelimesi anlamdaş oldukları için
        saydığın 99 sıfatlar arasında kur’an mufessirleri yazmamışlar.Eğer onlarla birlikte ya-
        zılmış olsaydı,anlmadaş olan iki sıfatın ” tekrarı” söz konusu olurdu.” el-Melik” iffedesi,
        ”rab” kelimesinin anlamını taşığıdığı için,burada alimler,bunu onların içinde yazmamış-
        lar. Bak ! NAS SURESİNDE, Rab,Melik,İlah kelimeleri aynı katagoride yazılmıştır.
        Demek ki,bu kelimeler,Allah’ın özel isimleri değil,sadece nitelik belirten ismi sıfatlardır.
        Ama dostum ! Sen bunları kavrayamasın ! Lütfen saçma sapan sözleri yazma ! Selam
        ve saygılarımla.

      • eyup dedi ki:

        bey demene gerek yok bey olamadık burada benim amacım milleti dininden soğutmak değil ama hür iradem doğrultusunda fikirlerimi sunabilirim bu kimseyi bağlamaz zaten burda benim yazım ile kimseninde inandığı şeyden döneceğini sanman yazıları tarafsız olarakta okumaya çalışıyorum kasıt olmadığı sürece inançlı olsun inaçsız olsun okuyorum::::sandalye tabureden veya koltuktan kastım insana verdiği sonuç hepsini oturmak için kullanırsın..isimler farklı ama hizmeti belli.veya yaptığı vazife ..özel isim olması şart değil sonuçta isim….yazdıklarının hepsinede cevap vermicem kendince haklıda olabilirsin.sana en son olarakta meryem suresinin linkini yollucam orda en çok rab kelimesinin kullanıldığını görürsün rabbul beytten kastın allahın evi eğerki o coğrafyanın insanı bu ismi ikinci plana atmıssa bu benim günahım değil…şimdi ellahın ismini bizim allah diye okumamıza hiçbir ilahiyatçı karşı değil sanırım..99 uz zati sıfatta er ve es hariç el baştadır al bari al baki gibi bir okunuş söz konusu değil….şimdi el+lah lafzının yardımcı fiil ve isim olduğu konusunda bir süphen yok sanırım.. durum belirten hallerde kullanılır el bize dir dır dur dür anlamı verir….esmaül hüsnadaki 99 zati sıfatta isim değildir fiil ve sıfat tamlamasıdır..mesela.. herşeyi en güzel haliyle yaradan burada güzel sıfat yaratmak ise fiildir kök fiiller elyleme tabidir hareket vardır eylem içerir…..sevmek ve hissetmekte fiil ama bu fiiller eylemsiz hareketsiz fiillerdir bunlarda beyinde yaratılır kök fiiller mek mak alır herzaman… mesela adalet sıfat merhameti bol olan hep sıfat fiil hali itibari iledir….varlık olan madde ve nesneye esyaya isimleri vermişiz zaten ben vazoya veya ağaca rabbim demem ama bunlar görünen elle tutulan isme sahip nesneden ibarettir vede isimdirler ister büyük harfle yaz ister küçük ……………şimdi gelelim bir ayetle örneğe el ve lah el yadımcı fiil lah ise isim dedik ve durum belirten haller için:::::::::birde zaman kalıbına giren cümle yapısında el olmadığı halde mealler allah diyor:::örnek ayetin tamamını yazmıcam:::::::::Mâ kâne lillâhi en yettehıze min veledin subhâneh::::lillehi den el anlamı çıkarmı ::hem ortalıkta el yok hemde türkçe mealler bize allah olarak aktarılıyor lillâhiden allah anlamı çıkmaz çıksa çıksa lâh için veya bir harfin yerini değiştirerek bu şekilde yazarak mekân el illah anlamı çıkar ki buda demek oluyorki el ilah bizim telefuzumuzla allah değil el illahmış….ben arapça bilmiyorum tecvid kurallarıyla kuran okuyabilirim öğrenmek istedim arapçayı ama net üzerinden faydalı bir site bulamadım lakin bilenlerede bakıyorum iyikide öğrenmemişim diyorum…çünkü inancın dille bir alakası yok….buyrun bakın bize kuranı öğretenlerin daha zaman kiplerinden bile habeleri yok sadece kelimeleri bütün bütün öğrenmişler bize din öğretiyorlar gerçektende arapçayla bitse bu dil amenna dört semavi dil grubuna hakim olmak lazım..http://kuran.mollacami.com/ayetler.php?asn=2380 bunun yanında meryem suresinide yolluyorum link olarak..http://www.bilx.net/form/sureler/meryem-suresi-latin-okunusu-ve-turkce-meali/…. herzaman diyorum ben haklı olmayabilirim ama fikirlerimi sunarım…senin bana sunduğun cevaplar ise beni tatmin etmedi onuda söylemeliyim…

      • eyup dedi ki:

        Çünkü,Rabbul beyti, (yani evin sahibi, ) tanrı,ilah ve farsça da hüda gibi, her dildeki benzeri ifadeler her din mensubunca tapılan nesneye denilir. Yani,büdistler,Budha’ya tanrı,rab ve ilah veya benzeri ifadeler kullanabilrler.Ama Budha’ya Allah,diyemezler. O zaman arapça da Allah kelimesİ,sadece everni yaratanın özel ismidir.Demek ki,biz ”Rab” kellimesini Allah için kullanabildiğimiz gibi,ev sahibi,mal, mülk sahib,için,” رب العمل ” iş sahibi kişiler için de kullanabiliriz.

        bu senin yazıdan bir bölüm ::burada ilahı yaradanın ismi saymadağın gibi türetilen tanrılar ismi arasına koymussun…….bu yollucam ayetede bak

        Vettehazû min dûnillâhi âliheten li yekûnû lehum ızzâ(ızzen)
        Onlar kendileri için bir izzet (ve kuvvet kaynağı) olsunlar diye Allahdan başka (düzme) Tanrılar edindiler.::::::::::::::::::::::::::::dun illâhi (( anlamı allahtan başka ….çoğul olarakta ilahlar için aliheten kullanılmış…..budistler budaya ilah diyebilir sakıncalı türetilen tanrı kavramı…ama ayet içindeki el yardımcı fiili olmadığı halde illahi den nasıl allah anlamı çıkıyor anlamadım…ilah işte gayet net görünüyor aslında eli il yapan dun deki mecburiyet yani el bukelemun gibi şekilden şekile giriyor aynı ingilizcedeki to gibi….ama .. ilahın el ilah olduğunu değiştirmiyor ilah ellah ellah ilah …aslında siyah beyazdır beyazda sizyah sadece birbirlerine zıt düştükleri için renk farkı oluşturuyorlar….http://kuran.mollacami.com/ayetler.php?asn=2426 daha fazla detay için buna bakarsın ayetler ilgili ::: senin yukardaki tabirinle ilah düzmece tanrılar kavramında ama kuran tam tersini söylüyor

  86. NUMAN dedi ki:

    bakara suresinin 62 ayetini doğru yazarsanız doğru anlaşılır sizler ayetlerde kendinize gööre noksan yazarsınız insanları yanıltmaya yönlendiriyorsunuz ayetin yani bakare suresini 62 ayetinin doğrusunu yazayımda sizde bilgilenin.62- Şüphesiz, iman edenler(le) Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiiler(den kim) Allah’a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah Katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır..doğru olan bu ayet arkadaşlar

  87. Ya yoksa ? Ya varsa ? dedi ki:

    Arkadaşlar yorumların ve iddiaların tamamına yakınını okudum.İnancımı şimdilik söylemeceğim.Öncelikle ben yapım gereği neredeyse her şeye mizahi bakabilen biriyim.Benim kafama takılan şey de şu : 2812 yılında öyle bir teknoloji bulunmuş ki ; insanlığın geçmişteki yaşantısı merak edilmiş ve yapay bir dünya oluşturulmuş,ve hepimiz o büyük deneydeki denekleriz.Yani aslında hiç var olmadık.Bilenler bilir Jim carrey’nin başrol olarak oynadığı ”Truman show” adlı film söylediğim ütopyaya çok benzer bir yapıdır.Ya da öldüğümüzde bir bakıyoruz ki aslında bu yaşadıklarımızın hepsi birer rüyaymış.Uyanıyoruz.İçinizden ”bilim kurgu filmleri üretme leyn bize” diyebilirsiniz.Ne de güzel söylersiniz.Fakat öldükten sonra bir de bakıyoruz ki aslında……(burdan sonrasını ateist arkadaşlar okumasın,ölümden sonra dünya yoktu ya oğlum ) yine yıl 3653’de öyle bir teknoloji olmuş ki hepimiz ”EA Games”in en yeni oyunun birer karakteriymişiz.Hatta oyunun adı da ”Real Sims play” olsun.(Beni oynayan şımarık çocuk burda beni olayı ifşa ettiğim için kapatıyor).Şaka bir yana hiç bir şeyin kesinliği belli değilken , neyi ispat etmeye çalışıyoruz.Hepimiz belli kurallar içinde yaşatılan , yada yaşatılmaya zorlatılan birer sistem mağduru değilmiyiz.Zaten dünya tarafından(ABD,RUSYA vs.) oynanan oyunlar içindeki denekler değilmiyiz hepimiz.Hiçbir şey kesin değilken bence bir orta şekerli Türk kahvesi yapalım kendimize ve sorgulamayı bırakalım herşeyi o an.İç sesimiz ne diyorsa ona uyalım.Şimdi inancımı söyleceğim : Ben müslüman sayılan fakat hiç bir gereğini neredeyse yapmayan , fakat Allah inancı kesin olan biriyim.Yani Allah derken dindeki Allahtan bahsetmiyorum.Bir yaratıcıya inanıyorum.Bu olayların sebepsiz olamayacağına inanıyorum.Ve eğer hangi düşünceye sahip olursak olalım eğer iyi bir çocuk olursak belki şirinleri bile göreceğmize inanıyorum (!).

    • arya dedi ki:

      =) ben çok eğlendim yazını okurken.yazdığın bütün olasılıklar dinlerin gerçek olmasından daha mantıklı biliyor musun?en azından bir çelişki yok.en azından hem ben merhametlilerin en merhametlisiyim deyip hem de bana inanmayanları sonsuza kadar yakarım diyen bir tanrı yok (bunu 10 yere yazdım herhalde ama içime dokunuyor resmen),(benden bile merhametsiz tanrı..)(bana kötü deyip de kötülük edeceksen ey tanrı benden ne farkın kalır ) Ömer Hayyam’a da bağladım güzel oldu :) ne diyordum evet bizimle oynayan psikopat bir çocuk bundan daha mantıklı ya da denek olmamız ya da kendi biliçaltımızın yarattıkları içinde kaybomamız hatta matrix bile daha gerçekçi.
      eklemek istiyorum müslüman olduğun söylenemez tam bir deistsin sen.:)

      • eyup dedi ki:

        kendi inancımı kendi içimde yarattım sanırım bilmiyorum hangi katagorideyim ama uyumadan önce şu duayı okumaya çalışıyorum herzaman::::ey mevcudatın sahibi karanlık ve zaman ey varlığımın sebebi toprak su ve ateş hak ile beni insan ve akil mertebesine ulaştırdığınız için size sükürler olsun merhametinizi ve rahmetinizi üzerimden ve sevdiklerimden eksik etmeyin ey varlığımın sebebi ilahlarım toprak ateş su nasılki yerzünde tabiatı ve rüzgarı var edip uzayın dış etkilerinden koruyup muhafaza ediyorsanız beni ve sevdiklerimide öyle koruyup muhafaza edin nefes olup dua ile geldim size dua ilede yalvardım….inançsız olmaktan evladır ( insan hak nefs ) üçkeninde orta hal üzerine yaratılmışız bu melekelerle beni var eden unsurlara ögelere sükür vazifemiz ve yukarda saydıklarımın üzerimde hakları var rüzgar nefes gibidir…insan alemde birdir…dünyanın merkezinde yanan mağma maddeyi gaz katmanları halinde volkanlardan dışarı savarak atmosferi oluşturur uzayın ve güneşin yaydığı ışığı sağa sola yayarak kendi katmanlarının altındada havayı yani rüzgarı yaratır maddesi sudur…neyse fazla kafa şişirmiyeyim…

      • bilal dedi ki:

        Eyup ! Seni yaratan su,toprak ve ateş değil,bunlar senin ilahın olamaz. Bunlar senin ham
        maddendir.Bunlardan oluşturulmş ve yaratılmışsın.Bu maddeleri yaratan müessir ve etkin
        güç ne ise,senide onlardan yaratan güç (ilah ) aynıdır. Yaratıcı olan Allah’a teşekkür ve
        dua edersin.Maddeye,suya ,toprağa ve ateşe değil.Seni bunlardan yaratan yüce Yaratıcı-
        ya yalvarmalısın. Birileri sana hayat unsuru olan,ekmek,su vb.maddeleri verirse,ekmeğe,
        suya vb.maddelere mi teşekkür edeceksin,yoksa bunları sana verene mi teşekkür ede-
        ceksin ? Seni bu maddelerden oluşturan ve yaratan Allah’a teşekkür et. Sen bunlara te-
        şekkür ederken,bu cansız maddeler ne seni duyarlar,ne de sana yardım edebilirler. Bir bi-
        nanın ham maddesi,tuğla,çimento,harç,demir vb.malzemelerdir.Ama binayı yapan bunlar
        değil.Binayı bu malzemelerden oluşturan insan faktörudur. Seni de yaratan toprak,su,ateş
        vb.maddeler değil,seni bunlardan yaratan ayrı bir yaratıcı güç (Allah) vardır.Ona yönel,ona
        teşekkür et ve dua et. Yalnış yer ve adrese yönelme ! yoksa yolunu şaşırır ve boş yere gi-
        dersin. Selamlar.

      • eyup dedi ki:

        bilal diyorsunki ….Yaratıcı olan Allah’a teşekkür ve dua edersin.Maddeye,suya ,toprağa ve ateşe değil.::::::::ama gidipte taşlardan medet umanlar yine sizsiniz kabenin etrafında 7 tur atınca günahlarınız afolunuyor….eğer birşeyleri bilmek istiyorsan herzaman kendiinden yola çık…….kendini bilen rabbinide bilir…insan alemde birdir….nasılki benim vahdeti vucudumun yardımcısı ellerim ise..elden gayrısıda bütünümdür varlığımın kendisidir.. varlığa hükmeden akildir….aklından işaret parmağını oynatmayı dile ve oynat ışık hızından daha hızlı bir zaman dilimi içinde emir yerine ulaşmış olacaktır….şimdi benim bir aciz aklım çoğu sorunların ve soruların altından kalkamaz ama birmilyon aklı bir araya toplarsan çare bulabilirsin…el elden üstün olduğu gibi akılda akıldan üstündür…..duamı edeyim allahım beni yok et dememle ne yok oluyorum var et dememle ne var oluyorum…bu dünyada herşey insanın insana zulmü veya insanın insana iyi temennisi ile vuku buluyor…ve hayat ona göre şekilleniyor… bana ne kıble lazım nede tapılacak taştan bir ev ..şimdi diyeceksinki yaradıcıya inanıp veya inanmıyormusun …cevap olarak insanlara inanıp inanmadığım kadar diyeceğim…geçen yotubede bir video izledim bir kız cep teliyle kayıt yapmış kuranın yapraklarını 4 er beşer yırtıyor küfürün biri bin para sayfaları bitirinceye kadar söğdü en son olarakta yırttım bakın dedi ve halen insanım maymun olmadım eğer maymun olursam ben size kayıt yapıp yollarım dedi…bu tartışmalar senle veya bir başkasıyla sınırlı değil tatmin edici cevaplar çok kısıtlı bu dini bilenler bile tartışma içinde kendi aralarında .kuranı baz alanlar islam alimlerini zerduşlukla itham ediyorlar tarikata ve tassavvufa yönelmiş olanlar ise hadisleri ve başındaki seyhlerinin görüşlerini makul buluyorlar…mesela youtubeye gir abdullaziz bayındır ve emin ışık hocanın tartışmalarını izle …benim fikirlerim bana kalsın boşver konu konuyu açıyor kısa bir yazı ilede açıklığa kavuşmuyor bu konular…ben anlayacağımı anladım…http://www.youtube.com/watch?v=f7wTzaZVB0g&feature=g-vrec&context=G234ea3fRVAAAAAAAAAA :::::::sanırım senle daha öncede yazıştık kafam çok dağınık o yüzden bu konulara tam odaklanamıyorum benide ilgilendirmiyor..ama insanlar dinle ilgili okadar hurefe ve batıla meylettirilmişki…gerçekçilikten çok hayalperest ve beklenti içinde bir hayat sürüyor…mesela kenzul ars duası var yanlış hatırlamıyorsam o duayı şu kadar okuyanın bütün sıkıntıları istekleri kabul olunur diyede büyük bir iddaa varki….ne desem bilemiyorum bir insan bir sene o duayı okur ve dünyanın en zengin adamı olmak istiyorum der veya hayatı boyunca kavuşamıyacağı bir şey diler sonra olmaz…alsana bir anda allah düşmanı çıkıverir karşına…

      • bilal dedi ki:

        Eyup ! Hiç bir müslüman Kabe’ye tapmaz,ondan medet ummaz ve yardım beklemez. Ora-
        da yapılan bütün ibadetler,zikir ve dualar evreni yaratan Allah’a dır.Hiç bir müslüman Ka-
        benin ismini bile ağzına almaz. Toplu halde tavaf yapılırken herkes bir ağızdan ”لبيك اللهم
        لبيك لبيك لاشريك لك لبيك ان الحمد والنعمة لك والملك لاشريك لك ” Allah’ım ! davetine isteyerek uydum,
        emrine amadeyim.Eşin ve ortağın yoktur.Sana yöneldim, hamd senin,nimet senin,mülk de
        senindir.Eşin ve ortağın yoktur.” diyerek herkes Allah’a yalvarır,ona yönelir,ona dua eder.
        Hiç kimse ne Kabe’ye yalvarıyor ne de ismini ağzına alıyor. Kabe ise, dünya müslü-
        manlarının toplanma,buluşma,tanışma,dayanışma ve toplu halde ibadet etme merkezi ve
        semböludur. Hacca giden bütün müslümanların toplu halde Allah’a ibadet yaptıkları toplan-
        ma ve buluşma mekanıdır. Bütün dünya müslümanlarını bir araya getiren,buluşturan ve
        kaynaştıran bir yerin olması gerekir. o’da Kabe’dir. Dünyamız ,gezegenler ve güneş sistemindeki bütün uydular nasıl güneş etrafında dolanıp varlıklarını sürdürüyor ve dünyayının
        yaşanır hale gelmesine sebep oluyorlarsa, Kabe’de tolplu halde Allah için yapılan tavaf ve ibadetler de müslümanlara,bir şevk,heyecan, coşku,huzur ve mutluluk veriyor. ÖZET
        OLARAK: Kabe’de herkes,Allah’a ibadet eder,hiç kimse,taştan olan Kabe’ye ne ibadet
        eder,ne de medet umar,orada Kabe isminin bile ağızlarına almazlar.Kabe,sadece buluşma,
        birlikte ibadet etme,tanışma,dayanışma ve kaynaşma mekanı ve semböludur.Dünya müs-
        lümanları bir araya getiren bir merkezdir. Dünyanın neresinde olursa olsun bu birlik,bera-
        berlik,dayanışma ve kaynaşmayı sağlamak amacıyla her müslüman birlik ve beraberlik
        simgesi olan kabeye yönelerek yalnız evreni yaratan yüce Allah’a yönelir ve ona ibadet eder.Namazın her rakatında, ” اياك نعبد واياك نستعين ” Allah’ım ! yalnız sana kulluk eder ve
        yalnız senden yardım dileriz.” demek suretiyle her yerde müslüman yalnız Allah’a karşı
        kuluk görevini yerine getirir.
        2- İslamın temel kaynağı olan kur’an-ı Kerim ve hz.Muhammed’in sünnetinde ne tarikat
        var,ne de şeyhlik var. Bunlar bizi ilgilendirmez.Bizi ilgilendiren sadece kur’an ve peygam-
        berimizin sahih (mütevatir) sünnetidir.Bunların yalnışlıklarını kur’an’a ve islama mal ede-
        mezsin.Çünkü kur’an öyle bir müesseseye onay vermediği gibi,kul ile Allah arasına vasite-
        koymayı da şiddetle red ediyor. Kur’an ve İslamı bilmeyenler bunların tuzaklarına düşebi-
        liyorlar.Kur’an ve islamı iyi bilen biri bunlara itibar etmez. Doğrularına doğru,yalnışlarına da
        yalnış der ve onlara değil,kurân ve sahih sünnete bağlanır. Bunlar üzerinde islama saldır-
        maya hiç kimsenin hakkı yoktur.
        3-”Kenzul Arş”taki söylemlerin hiç biri ne kur’an’da ne de hz.Muhammed’in sünnetinde var.
        O tür söylemlerin tümü yalnış ve uydurmalardır,hiç biri doğru değildir. Tabi ki,kur’an-ı bil-
        yen cahil insanlar bunun doğru olduğuna inanırlar. İslamı; kur’an ve sahih sünneten öğre-
        nen bir insan,o tür söylemleri bir saçmalık olarak görüyor. Elbette her konuda bir müslü-
        man yüce yaratıcıya dua eder,yardım ve istekte bulunur.Ama şu duayı şu kadar okusan
        şöyle olacaksın,böyle olacaksın demek ,Allah’ın hüküm ve yetkisine müdahale edip,onun adına karar vermektir. Kişinin yaptığı duanın kabul olup,olmayacağı Allah’a aittir.Hiç kimse
        Allah adına konuşup,şöyle veya böyle olacak diye bir iddiade bulunamaz. Eğer sizler de,
        kur’an-ı doğru bir şekilde bilmiş olsaydınız,bu vb.kitaplardaki,saçmalıklara inanmaz ve
        bunları gündeme bile getirmezdiniz. Selamlar.

      • eyup dedi ki:

        inandığın yolda ilerle bana anlattıkların benim bilmediğim konular değil…. ama konyadada bir mevlana celaleddin rumimiz olsa kötümü olur fikirlerini yaşatsak orayı merkez yapsak yine yaradan için bir toplanma mekanı olsa ülkeye döviz girse mesela toplanan paralar ihtiyaç sahiplerine yardım olsa hatta geniş bir meydan yapıp kabede ne yapılıyorsa aynısı yapılsa en önemli olan kabeye gitmek isteyipte gidemeyenler var maddi yetersizlikten dolayı bunlar bu vesile ile hac vazifelerini icra etseler yurt içinde…. bunda ne yanlış var olayın sosyo ekonomik boyutunu göz ardı etmemek lazım ..zaten mantıklı düşündüğün zaman allahın evi diye birşey olamaz batıda onun doğuda secdeye varman içinde kıble gerekmez…ben yinede bütün dini kitapların ve kutsal metinlerin insan ürünü olduğunu düşünüyorum..insanlar dini ritüel ve kuralları namazı orucu veya ibadete yönelik hernevarsa allah için ve allaha yaptığını düşünüyor ve sanıyor ve cennet cehennmem korkusu ile yaşıyor …işte dine inananların en büyük yanılgısı bu…insan her ne yaparsa kendine yapar ve kendi iyiliği içindir ….insanlar eğer dünyadaki bütün atasözlerini toplayıp bir kitap haline getirseler ve o kitaba kurana verdikleri değeri ve saygıyı gösterseler ve o hal üzerine yaşamaya çalışıp o sözlerden kendilerine ve çevresindekilere paye çıkarsalar dünya belki çok daha güzel bir yer olabilir…birkaç kızıl dereli ata sözü… Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak ulu ruh’un kelimeleri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez: çam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır……::::Toprak İnsana Değil,
        İnsan Toprağa Aittir……….ömer hayyamda şöyle diyor ::::zaman ustanın eli çabuktur kafana vura vura sanada öğretiir….

    • gamze dedi ki:

      son kısım en komigiydi şirinler:)))

  88. eyup dedi ki:

    üst yorumdaki arkadaşa cevaben ewet hepizimiz kendi zamanımızdaki sistemlere mağdur bırakılmış topluluklarız..bunu inkar edenler dünyadan bihaber çünkü::amerikanın bizim dilimizde iki kısaltması vardır…usa ve abd ikiside amerika birleşik devletlerinin kısaltılmışıdır…bakın şimdi bunlar tesadüfmü::::musa kelimesinden m harfini alın ve peygamberin babası olan abdullah kelimesinide hecelere bölün abd.ul.lah::: <<<lahın abdesi rivayet ve hadislere göz atarsanız bu hadisler kuranda olmamakla beraber uydur uygulamaya sok tarzında işlev görür.buda dini tarikatlar yoluyla devreye girer.aralarındaki kutsal ittifak ayan beyan ortadadır ama birbilerinden zıtmışlar gibi görünürler..bunların içinde mehdi mesih deccal yecüc mecüc uygulamaya sokulmaya çalışılan zımbırtılardır ve kutsal kitapların içinideki bilgiler bilim ilerledikçe dini kitaplara yama seklinde devam eder..bir zamanlar bilimle tamamen ayrı görünen dinler bilimin önünü kesmek için hep tanrı kavramlarının arkasına sığındılar ve hristiyanlarda dahil olmak üzere galatadan uçan bir adamı allaha şık koştu deyip astıracak kadar insan hayatlarına mal olmuşlardır..hristiyan kliselerinde bilim adamlarını görevlerinden azlettirecek kadar bilgisiz din adamları mevcuttu..insanlar insan eliyle yaratılan kaderden tamamen habersizler veya başrolde olamadığımız için toplumun çoğunluğu figuran olarak karın tokluğuna bu sisteme mecbur bırakılıyorlar…dinler insanları sindirmek için güzel bir araçtır çünkü müslümanlık insanları bu dünyadan soyutlamıyormu eğer gerçek bir müslüman isen tam anlamıyla herşeyin en azına tamah ettiriyorlar büyük kitleyi ama işin iç yüzünü bilen insanlar kuranla değil asıl aklını kullanarak biryerlere geliyor..:::halktan alıp halka vermek haktan alıp halka vermek değildir..:::bu aslı görevi demokratik devlet anlayışıda yapıyor kominizimde yapıyor..hem bir defa bir insan yasalara karşı sorumluluk taşıyorşa hesabınıda hukuk önünde veriyor..ama dinlere göre hem bu dünyada hem ahirette insan bir cennet ve cehennem korkusu şuçuyla ayrıyeten yargılanıyor..bana göre dini oteriter yapı günümüz devlet yasa ve hukukunun eski modeli hatta demode olmuş yapısıdır. bir insan diri diri yakılacak kadar ve elleri ayakları kesilecek kadar katı bir yasa anlayışına sahip…bir insan şuç işleyebilir ama cezası el kesmekse bu insanın rızkını sen veremiyeceğine göre bu insanı bu dünyada tamamen yaşarken öldürmendir..hangi tanrının veya allahın vicdanı bu kadar katı olabilir..zaten kutsal kitaplardaki cennet cehennem tamamen bu dünyada uygulanmış tarihe kara bir leke gibi yapışıp kalmış son kitapta o eski insanlık ayıplarını örtmek için ahir hayatı olarak son kitaba yamamış cennet cehennem denilen ahiret hayatı ortaya çıkmış..varlığıda yokluğuda süpheli..birgün bilim öyle bir noktaya gelecekki beni bugün uyutup bitkisel hayata sokun 200 sene sonra uyandırın dediklerinde…herkeşin beynindeki soru işaretlerinide merak etmiyor değilim…bizler kul olarak üzerimizde melek kavramlarının emanetlerini taşıyoruz…can ateş ezrail toprak cebrail su mikail sevgi muhabbet bana göre nefes israfil karanlığın kendisi uzayın karanlığı bunlar benim fikrim dir inanmak zorunda değilsiniz bu melek kavramlarına..isra fil neden uzayın karanlığı dedim çünkü fravundan kaçışın adına israill oğulları isra el gece yürüyüşü demişler kurandada isra suresi mekkeden küdüse gece intikal edildiği için gece yürüyüşü denmiş…kuranda yine iblisin atası candı diyor.bu can insanda olan can tabiki melekler insanların beyninde faklı kavramlar yaratmıştır peri vari…ama işin aslı hiçte öyle değil melekler hep gözümüzün önündedir aslında..işte insanı var eden ateş toprak su hava evrenin kendisi insana bir vucut giydirmiştir ve akıl ortaya çıkmıştır.hespsinin üzerimizde ki emaneti geri alındığında veya işlevini bitirdiğinde madde aleminden göçümüz başlıyor tabi günümüzde bunlara elementlerde diyebilirsiniz…toprakla bulut arasındaki elektirik yükünün ortaya çıkması ..insanın da güneş sistemi etrafındaki dünya ile aynı yapıya sahip olması tesadüf olamaz…o yüzden bilimi doğru algılayıp bunca insanı körü körüne cennet cehennem inancı ile avutmayın bilimide kötü amaçlara kullandığın zaman elbette iyi sonuçlar doğuracağını sanmıyorum…belkide cennet cehennem kavramından çok daaha büyük felaketlere yol açabilir..maddeyi kullanmayı öğrenen insan oğluna kendi iç tabiatı kötü olduktan sonra bırak kuranı..ölümsüzlük nimetide versen kar etmez..

  89. mehmet06 dedi ki:

    yakında kesin bir bilgiyle bileceksiniz hiç merak etmeyin. allah o kadar büyük ki bakın bunca nankörlüğünüze rağmen bunca imansızlığınıza rağmen sizi rızıklandırıyor size nefes aldırıyor hala.

  90. Aylin dedi ki:

    İslamı anlamak için öncelikle ruh lazım yani gönül lazım.Sonrası,fen denilen temel bilimler ve astrolojiden anlamak lazım.Bunlardan öte Arap’çayı çok iyi bilmek gerekir.Eğer bunların hiçbiri sende yoksa ,senden rica ediyorum dostum insanların kafasını karıştırma lütfen.Bizler beşeriz şaşarız.Odayı boyamak için öncelikle bilgi ve malzeme lazım.

  91. MÜSLİM dedi ki:

    Bilal kardeşim ve uğur adlı kardeş ve diğer arkadaşlar gayet net bi şekilde açıklamışllar sizin saçma saan komplo teosilerinizi siz ateistler hepmi aynısınız yani hep düz mantık yüzeysel düşünme olayı az aklınızı kullanın (allah pisliği akıllarını kulanmayanların üzerine yağdırır)100 ayet
    derinsel düşünün ve sadece eleştirmişsiniz ama hiç düşünmedinzmi o bilimsel gerçekleri haşa bir insan yazsa bile 1400 yıl önceden böyle bilimsel açıklamalar zaten metnin en üstünde sağ üst köşedeki resimde ne olduğunuz gayet açık bir şekilde ortada okuyan arkadaşlar lütfen en başta evinizde varsa sağlam bir meal alın elinize sonra okumaya başlayın çünkü arkadaşlar meallleri ayetleri yarım yamalak yazmış siztamamen okuyun ve önceki sonraki ayetleride okuyunki bilgiyi tamamen ele alın zaten o resme baktınızmı o elleri kelepçeleyen yıldızı gördünüzmü sion yıldızını bunların ne olduğunu gayett anlarsınız ŞÜPHESİZ ZAFER MUTTAKİLERİNDİR!!!!

  92. sufi dedi ki:

    Kur’anda çelişki ararken kendi çelişkilerinizi ortaya saçmışsınız.
    Aslının bozulduğunu ehli kitabın bile kabul ettiği Tevrat ve İncil’den alıntılarla karşılaştırma yapmışsınız…
    Kur’anı meal üzerinden eleştirmeye kalkmışsınız. Bu işi de becerememişsiniz…Bazı ayetleri karıştırıp yanlış yorumlamışsınız.. Hangi yanlışınızı düzelteceğimi bilmiyorum. Kuranı bilerek çarpıtmıyorsanız, büyük bir cehalet var demektir…
    İnsanın yaratılışına neden olan organlar bele yakın bir bölgede yer alır.(Kadın-erkek)
    ( Cennetin büyüklüğünden sana ne, zaten seni ilgilendirmiyor demek geliyor içimden….)Büyüklükten kinayedir…(Her kese yeteceğine işaret ediliyor,siz edebiyat okumadınız mı?)
    Allah’ın izniyle şefaat vardır.
    Allah ve melekler dua eder mi? Eder .( Dua: İyi dilek ve temennide bulunmaktır…)
    Allah’ın ulaşılmazlığı mesafe bildiren ayetlerle anlatılmıştır.(Elli bin yılda-insan için-)
    En iyisi siz en yakındaki bir müftüye gidip sorun .(Eğer samimi iseniz…!!!!)Hem bir şeyler öğrenmiş olursunuz…
    Ya da nefsini çıkart aradan, geriye kalsın Yaradan…..

  93. eyup dedi ki:

    ya bu yorumlar benim e mailime niye geliyor anlamıyorum…benimmi cevap vermem gerekiyor : )) bu blogun sahibi ben değilim…. madem bana geliyor ben cevap vereyim bari:::::::::::çelişki veya tutarsızlık kuranda meleklerin allah katına yükselmesi insan hesabına göre ellibin yıl ama melek o mesafeyi çok kısa sürede çıkabilir…şunuda unutmamak gerekirki o size şah damarınızdan daha yakındır…yakın dese mesafe koyarım ama daha yakın olan şey zaten benim varğlığımın ışığı olduğunu gösterir..o yüzden ellibin yıllık hesap biçmenin bir anlamı yok..beni ilgilendirmiyor…kuranda yine yer ile gök mesafesi cennet genişliği şaçma..çünkü cennet denildiğinde insanların aklına her tür meyve göğüsleri tomurcuklaşmış huriler ve insanın dilediği herşeyin olacağı bir yer geliyor..genişliği değil……sizin melek kavramlarınız kurana göre görünmeyen nurdan yaratılmış varlıklar bana göre ise toprak su ateş görünen varlıklardır..aslında onların boyut değiştirdiği bir kesin ..ateşin özünden yaratılmış olan cin veya canların madde boyutuna geçmiş hali insandır..maddeden soyutlanmış hali cindir…..nefsiini aradan çıkar diyorsun bende sana diyorumki nefsine zulmetme nefsine zulmeden nefsi ile çatışmaya düşer buda psikoljik açıdan iyi sonuçlar doğurmaz alim allah yanarsın ..nefis varlığımızın temelidir….birde allahın ulaşılmazlığını mesafe bildiren ayetlerle anlatıldığını söylüyorsun..madem ulaşılmaz neden davet var….mademki melekler allah katına ulaşabiliyor insan hepsine halife kılınmadımı benim meleklerrden üstün olduğum kuranlada tescilli değilmi…madem böyle posta güvercini gibi allah ile insan arasında gidip gelen vahiy meleklerinden üstün yanım var.her düşünür bugün allahtan vahiy aldığını iddaa etseydi dünya peygamberden geçilmezdi…..ömer hayyamdan güzel bir sözle kapatayım konuyu ..bugün aklın var birşey bildiğin yok yarın akılsız neyi bileceksin….

  94. merve dedi ki:

    bilim dediğin ne sürekli değişmiyor mu gelısmıyor mu mantık dediğin ne degısmez mı bugun kendı ıcsel duygularınla mantıklı buldugun seyın yarın baska olgularla bırlestıgınde mantıksız bulmayacagnın garantısı var mı sureklı degısen olgularla kesın hukumler vermek ne kadar mantıksızlıktır ıcınden kendıne sorar mısın yarın bılım tanrıyı ıspatladık dese aa kusura bakmayın mantıgıma yattı gercekten mı dıyeceksın o zaman sınav neresınde kalır kı

  95. merve dedi ki:

    pekı sızın yaptıgınız ne hanı cocuklar babalarıyla bılmem ne yarıstırır derler ya o misal bır evlat dunyaya getırırsın genclık cagına gelır gorur herseyı tanımaya baslar sureklı babasından daha ıyı bıldıgını ıddıa eder babası da ona hep der kı benım yasıma geldıgınde benım yasadıklarımı yasadıgında anlarsın der nıtekım cocuk onun yasına gelır az cok onun gıbı yasar ne haklıymıs babam der degıl mı hepımız oyle degılmıyız sızın yaptıgınız da budur Allah olmadan (hasa) yaratıcılık oynamak ondan daha ıyı bıldıgını daha akıllı oldugunu onun olmadıgını savunmak senınle ne ayet ne kıtap tartısmam zaten Kıtabın koruyucusu mevcut tarıhten kımlerı gorduk boyle dusunup sonu ne hale gelen lakın dıyorsunuz ya dın toplumları bıaraya getırmek ıcın cıkarılmıs seylerdır ee madem neden dort ılahı dın var neden besıncısı yok dıye sorarım neden madem bır kıtap yazmak bu kadar kolay sızde yazın ılahı kıtap dıyıp mılyonları arkanızdan suruklemıyorsunuz dıye sorarım pekı yazsanız da kım sıze ınanır dıye sorarım demek kı burda baska bır guc var baska bırsey var bunu kabul etmek gerekmez mı dıye sorarım

    • eyup dedi ki:

      merve sen kimin konusuna yorum yaptın yaptığın yorumlar benim emailime geliyor..benimmi cevaplamam gerekiyor…veya kime karşılık yazıyorsan isim belirtki kime cevap verdiğini bilip takip edelim….

  96. Ahmet dedi ki:

    ŞARTLI REFLEKS GÖSTEREN SORGULAMA YETENEĞİ EKSİK CAHİL MÜMİN KARDEŞLERİMLE İNANÇ SAHİBİ OLMAMAYI YADA KUŞ KADAR…
    (…) edit
    EĞER SİTEYİ TAKİP EDENLER BU YAZIMA ZAHMET EDİP FİKİRSEL KATKIDA BULUNURSA BÜYÜK RESMİ HERKESİ TATMİN EDECEK ŞEKLİYLE ÇİZME İMKANI BULACAĞIM.HEPİMİZİN FARKLI FİKİRLERE İHTİYACI OLDUĞUNA İNANIYOR VE KATKINIZI BEKLİYORUM…..SAYGILARIMLA

    Edit: Büyük(!) resmi küçük harflerle çizmeyi öğreneceksin önce. Aksi takdirde mesajların yayımlanmayacak…

  97. ali dedi ki:

    İnanmadığınız şeylerle ne kadar da çok meşgul oluyorsunuz. İnsan olmayan bir şeyin yokluğunu,saçmalığını ispatlamaya çalışmaz ki! Kendinizle çelişiyorsunuz. İnanmak zorunda değilsiniz. Ne kadar boş işlerle uğraşıyorsunuz. İnancınız ne ise onun güzelliklerini,faydalarını anlatın bizler de sizin gibi inanalım. Eleştirmek çok kolay ve saçmadır. Önemli olan üretmek ve faydalı olmaktır.

  98. eyup dedi ki:

    bu yollayacağım linktede allah kelimesinin kökeni üzerinde güzel yorumlar var…aslında bizim tanrı diye tapındıklarımız hep zamanın içinde yaşamış kişilik ve sahsiyetler olduğu…..mesela adem havva seytan veya satan üçlemesindede ben üç sahsiyetinde insan olduğuna inanıyorum…iyiliği temsil eden ve kötülüğü temsil eden….sitede la hecesinin dişi tanrıçalara verilmiş isim olduğu söyleniyor…siteyi yolluyorum http://www.ateistforum.org/index.php?showtopic=34302

  99. exellanss dedi ki:

    3- Müslüman olmayanlar cennete gidebilir mi?

    Burada bu insanlardan hangisi Allahın dinini bilip ona inanır ve taparsa cennete gider denmiştir, yani no çelişki ;)

    5- İlk müslüman kimdir?

    Enam-163′e göre Muhammed.
    Araf-143′e göre Musa.
    Ali İmran-67′ye göre İbrahim.

    Burada herkes kendi dönemindeki ilk müslümandır demek istiyor ama siz yanlış anlama uzmanı olduğunuz için normaldir :)

    7- İblis melek midir, cin midir?

    Çarpıtmışsın akıllı geçinen atolar :)) orijinali budur iyi oku ;)

    (Meleklere, Âdem’e secde edin demiştik. İblis’ten başka hepsi secde etmişti. O, cinlerden idi. Rabbinin emrinin dışına çıktı. Ey insanoğulları! Siz Beni bırakıp onu ve soyunu dost mu ediniyorsunuz? Halbuki onlar size düşmandır. Kendilerine yazık edenler için bu ne kötü mübadeledir, takastır)

    • eyup dedi ki:

      ya bu iblis sakın insan olmasın pek yabancı gelmedide…birde hep şu cümleyi merak eder dururum…cin olmadan adam çarpmak….cin çarpmaz ama dikkat edin uyanık adem soyu çarpabilir …..

  100. CENGİZHAN dedi ki:

    KURAN İNSANLAR ADEM VE HAVVA DAN ÇOĞALMIŞTIR DİYOR KATILIYORMUSUNUZ?
    A-ADEM VE HAVVA HANGİ IRKTANDI ? ZENCİMİ ?ÇİNLİMİ? ABORJİN Mİ?
    NİSA SURESİ-1 AYET..Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının

    İnsanlar Adem ve Havva dan çoğaldı
    1-Adem ve Havvanın çocukları oldu. Kardeşler birbirleriyle ilişkiye girdiler. Böyle İnsanlık Aile içi sex le çoğaldı . Kuran insanlara hakaret etmiş olmuyormu? Arap diyor ki..senin soyun iki kardeşin sex inden gelmektedir.Sen böyle bir soydansın.Bu insana hakaret değilmidir?
    2-Kardeşlerin sexiyle çoğaldık demek soyumuza hakaret edilmesi değimlidir?
    3–Adem ve Havva hikayesini yazan Kuran ın Allahtan geldiğini söylemek bir yaratıcıya hakaret etmek olmazmı?
    4-Ana baba aynı ise Öyleyse Yeryüzünde neden bu kadar çok farklı ırk var.
    Zenci,Arap,Çinli,Aztek,maya,Türk,Arap Viking var

    B-ALLAHIN ADEM ‘E ÖĞRETTİĞİ -ADEM’İN KONUŞTUĞU DİL HANGİSİDİR ?

    1-Kuranın dediği gibi ortak atamız Adem ve Havva ise Tüm insanlığın tek Dil konuşması gerekmezmiydi?
    2-Ana baba aynı ise Öyleyse Yeryüzünde neden bu kadar çok farklı dil var.
    3-Tanrının insanlığa verdiği Dil’den daha anlaşılır,daha özel bir Dil olabilir mi?
    4-Adem ve Havva nın Dil’i varken neden başka Dil kullansın?
    5-Tanrının bize armağanı bir Dil varken neden başka dillere ihtiyaç duyalım?
    6-Tanrı neden herkesin birbirini anlayamayacağı birçok Dil olmasına izin versin?

    KURANA GÖRE ADEM YARATILDIĞINDA HERŞEYİ BİLMEKTEDİR
    1-Şimdiki insanlar Ademden daha akıllılar. Ademin bilmediği bir çok şeyi biliyorlar.
    Hani Allah Ademi mükemmel yaratmıştı?
    2-Allah şimdiki insanların kullandığı teknolojileri neden vermemiş olabilir.Ademe neden uçak yapmayı,Elektiriği üretip kullanmayı ,Araba yapmayı öğretmemiştir.
    3-Kuran’a gore Adem’in çocuklarından Habil ÇİFTÇİ, Kabil koyun ÇOBANıdır. Yani ilk insan döneminde ziraat ve hayvancılık vardır. Bilim’e göre ilk insanlar AVCI ve TOPLAYICIdır (ekipdikmez). Ziraat ve hayvancılığın tarihi sadece on bin senedir.Allah kendi kullarının ne zaman ne yaptığını unuturmu? Yoksa bunu yazan kitap Allahın sözleri değimlidir?
    4- Kuran’a göre meyveler, sebzeler bugünkü özelliklerinde (Renk, tat, şekil, büyüklük vs) yaratılmışlardır. Bilim’e göre ise günümüzde bulunan sebze ve meyveler, insanlar tarafından seçildiği için, bugünkü tat, koku, renk, ve boyutlarına ulaşmışlardır. Yani günümüzde tüketilen tüm sebze ve meyveler, insanlarca geliştirilmiştir.Bu hala da devam etmektedir.
    5-Domatesi ve patatesi Amerikanın keşfinden sonra öğrendiğimiz için Bu en çok yenilen sebzelerin adı kuranda geçmez.Peygamberler patates domates gibi sebzeleri yemeden ölmüşlerdir.Allah neden böyle istemiştir?
    6-Allah adem e yazıyı öğretmemiş oda çocuklarına öğretememiş neden? Çünkü yazının ilk keşfinin tarihi bellidir.
    ALLAH YARATMIŞ OLDUĞU KULUNUN VUCUDUNU BİLEMEZMİ?
    MUHAMMED suresi-15-ayetBu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?
    A-Bilimselliğe bakarmısınız! Bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içmek.Allah suyu içtiğimizde midemiz yerine bağırsaklarımıza gittiğini sanıyormuş olamaz değilmi?Allahın vucudumuzu bilmemesini düşünemiyeceğimize göre bunu yazan kitap Allaha ait olabilir mi?
    B-Allah ın insan vucudunun nasıl olduğunu bilmemesi mümkünmüdür?Allah gibi bir yaratıcı bu kuranda yazılan gibi bir ceza mı verir.Böyle bir cazayı ilahi buluyormusunuz?
    C-Su içildikten sonra bağırsaklara değil de mideye gideceğini Allah bilemezmi?

    İNCİL TEVRAT VE KURAN TÜRKLERE KÜFRETMEKTEDİR

    AHZAB SURESİ..AYET..50 – Ey peygamber! Biz bilhas sa sana şunları helâl kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikâh etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    Nisa Suresi..ayet.23 – Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız,
    -anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur-
    öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikah altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka.10 Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    Yukardaki ayetleri akuduğumuz zaman Kuranda Allahın bazı cinsel ilişkileri Ahlaksız,Anlamsız ,Aşağılık ve şerefsizlik olarak gördüğü için yasakladığını görmekteyiz..

    Yani Allah Burada diyorki :
    Sex yapacaksanız insan gibi yapın,
    Aşağılık olmayın,sapık olmayın,şerefsiz olmayın diyor..

    Allah böyle şey söylemez (Muhammed söylüyor vahiy diye)Yalnız bu aşağılık ve şerefsizlik olan sex leri peygamberin yapmasına izin veriyorum diyor..(azhab suresi 50 ayeti koymamın nedeni bu)

    Yani Muhammed diyorki Böyle ağalık bayağılık adilik kokan insan ahlakına sığmayan sex i Allah sadece Muhammed peygamberiniz yapabilir diye bana izin verdi diyor (vahiy geldi diyor)

    Bunun Dışında bunu yapanları aşağılık adi şerefsizler olarak görüyor ve yasaklıyor Nisa suresi 23 te..

    Şimdi Akraba larla sex yapmayı yasaklayan Allah..
    Kardeşlerin sex ini serbest bırakırmı?

    Allah kardeşle kardeşin sex yapmasını serbest bırakır diyen kaç Müslüman var el kaldırsın ve cevap yazsın..

    Neymiş Allaha göre de kardeşle kardeşin sex yapması adi bir şerefsizlikmiş..

    Ben kuranın Allahtan gelen bir kitap olduğuna inanmıyorum..
    O nedenle Adem ve Havva hikayesi Allaha ait değildir diyorum.

    Çünkü Allah Akrabalarla yapılan evlilikleri bile şerefsizlik olarak insanlık dışı sex olarak gördüğüne göre..

    Kardeşle kardeşin sex yaparak insanlığın çoğalmasına izin vermezdi.

    Yani üçer beşer yaratırdı.
    Çünkü Allah bilim bilir ve kardeşin kardeşle sex inden sakat bir soy türeyeceğini bilir..

    O nedenle kardeşle kardeşin sex inden çoğaldın sözünü duyan
    Şerefli herhangi bir insan soyuna küfredildiğini anlar.

    Yani sen Ademle Havva dan türedin demek insanın Soyuna küfretmek demektir..

    Yani Sana bunu söyleyen senin soyuna küfreder.
    Kim söylüyor?
    Allahla hiçbir alakası olmadığına emin olduğum Muhammed
    Allahla hiçbir alakasının olmadığını kesinlikle bildiğimiz kuran..

    Evrim sana böyle bişey söylemiyor ki Küfretsin..
    Evrime göre ortak atadan olmadığımızın kanıtı
    Zenci ,Çinli, Viking,aztek,aborjin,pigme,Türk olmamızdır.

    Sana kim söylüyorsa Sen Adem ve Havva nın Çocuklarından.
    Kardeşle kardeşin sex yapmasıyla üredin ve çoğaldın kim diyorsa o küfreder..

    İstediğin kadar anlamazlığa gel.Elin Arabı bunu söylemiştir.

    Adem ve Havva dan Türedik.. Adem baba Havva Anadan çoğaldık.O ikisinin çocukları evlendiler.Sonra insanlar çoğaldı diye söyleyen.
    Kardeşle kardeşin Cinsel birleşmesi sonucu Çoğaldık diyen Kutsal kitaplar.
    Bize Özellikle sen böyle bir ilişkiden çoğaldın derken Küfür etmektedirler.

    Bir Türk’e Sen kardeşle kardeşin cinsel birleşmesinden meydana geldin demekten daha kötü küfür ne olabilir ki?

    Müslümanların peygamberi Muhammed Türklere bunu söylemektedir.
    Araplar a yenildikten ve atalarımızı zorla Müslümanlaştırıldıktan sonra maalesef Müslümanların küfürlerine cevap veremedik..

    Biz Türkler bunu Anlamadığımız içinmi? Yoksa Sineye çektiğimiz için mi?
    Bu söylenen küfüre itiraz etmedik ve Müslümanız demeye devam ettik..
    Ve hala cevap verememekteyiz..

    Ey Türk kardeşim Kuranda Yazdığı Gibi
    Muhammedin söylediği gibi.
    Kardeşle kardeşin cinsel ilişkisinden çoğaldığını kabul ediyormusun?

    Ediyorsan mesele yok.

    Allah Demiyor bunu demezde .çünkü o akraba sex ini onaylamıyor.
    Türke Diyor ki Arap..
    Ademle Havva dan Çoğaldın?

    Bu ne demek Bir Türke?
    Senin Soyun Nereden geliyor biliyormusun diyor arap..
    Adem le havva nın Çocukları..
    Yani İki Kardeş Birbiriyle Aga nigi…
    Senin Soyun işte bu acayip ilişkiden çoğaldı..

    Arap diyorki Türke..
    Sen Adem le havva dan Türedin…
    Sen iki kardeşin sex inin ürünüsün …
    Diyor..
    Kuran Böyle diyor….

    Arabın..
    Adem havva dan oluştuk dediği zaman
    soyuna sopuna ecdadına küfür ettiğini
    Anlayabilecek kaç zeki insan yaşıyor ..Saybakalım.

    • bilal dedi ki:

      CENGİZHAN ! LÜTFEN BİLİMİ,MANTIKSIZLIĞINA ALET ETME ! 1- Dyorsun ki,bilime gö-
      re bugünkü meyvelerin tat,koku,renk ve boyutları insanlar tarfından şekillenmiştir.( sana
      göre karpuza,elmaya,portakala,muza,hurmaya,uzuma vs., boyut,renk ,tat ve kokuyu veren
      insandır.) Bu ne saçmalık ? Sen de bir insan olmasına göre, bunlara bu özellikleri veren bi-
      ride sen olmalısın değil mi ? Bak bilim ne diyor ? Tad alma duyumuz tadı,görme duyu-
      muz rengi,koklama duyumuz kokuyu deşifre eder. Bu meyvelere bu özellikleri veren sen,
      ben ve insanlar değildir.Biz sadece bu özellikleri deşifre ediyoruz.Eğer söz konusu rganla-
      rımız olmasaydı,bunların bu özelliklerini de deşifre edemezdik.Kur’an ve bilim aynı şeyi
      söylüyor.Senin mantığında yalnışlık var.Bari bilimi yalnış mantığına alet etme.! 2- Diyor-
      sun ki,bu günkü insanlar hz.Adem’den daha akıllıdır.Bugün insanlar teknolojiye sahip,ama Hz.
      Adem, bugünkü teknolojiyi bilmiyordu. Sana soruyorum ! Teknoloji bilgileri hz.Adem’e ver-
      mek mi gerekirdi ? Evreni yaratan Yüce Allah,insanı teknoloji için mi yaratmış.? Yoksa
      başka bir amaç için mi ? araştır ve öğren. Senin mantığınla Kepler,Newton,Kopernik,Galile
      vb.bilim adamları da bugünkü insanlar gibi akıllı değillerdir.Çünkü onlar da ne uçak,ne tv.,
      ne bilgisayar,ne telefon,ne de bugünkü uydu araç ve gereçleri icat etmiş değillerdir.Onların
      zamanında bunların hiç biri yoktu.Onlar sadece bilimsel teori ve görüşleri ortaya atmaya
      çalışıyordular.Bugünkü teknoloji araç ve gereçleri onlar üretmediler. Allah’ın evrendeki ya-
      sa gereği insan araştırma,gözlem ve deneyler yaparak teknolojinin araç ve gereçlerini icat
      edebilir.Teknoloji,soyut bir aklın ürünü değil,bilimsel gözlem,deney ve araştırma yapma-
      nın ürünüdür. Bundan hareket ederek,bugünkü teknolojinin araç ve gereçlerini sen de icat
      etmediğin için, senin de aklın eksik olur. Yine senin kıt mantığınla,bugün dünyada 7 milyar
      insandan sadece teknolojiyi geliştiren belli bir kesim olan teknik bilim adamları akıllı,diğerleri
      ise,hepsinin akılları eksiktir. Bravo sana ! Ne güzel bir tespitin var ! 3-Senin saçmalıkların-
      dan biri de, Muhammed suresi 15.Ayete atıfta bulunarak ” Bu cennetliklerin durumu,
      ,ateşte temeli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içmek,”
      Allah suyu içtiğimizde midemiz yerine bağırsaklarımıza gittiğini sanıyormuş olamaz değil
      mi ? diyorsun ;
      ” وسقوا ماء حميما فقطع امعائهم الخ ”… yeryüzünde her türlü zulmü ve kötülüğü yapan, insan-
      ları sömürüp haklarını yiyen ve evrenin yaratıcısını tanımayan cehennem ehli despotlar,
      kendi istekleri ile o kaynar suyu içmeyecekler, ”وسقوا ” onlara zorla bol bol içirilecek ki,mi-
      delerine sığmayacak,mideyi taşıyıp bütün bağırsaklarını bile parça parça edecek. Burada
      anlatılan içirilen kaynar suyun nereye girdiği değil,yaptığı dehşet,felaket , korkunç azap
      ve ceza şeklidir. Evren ve insanı yaratan Yüce Allah,mideyi bilmez de,Cengizhan Beye-
      fendi bilir değil mi ? Bravo sana ! Şu ana kadar biz de mideyi bilmezdik, sayenizden öğ-
      rendik. 4- Kur’an,botanik ilmini öğretmek için mi gelmştir ki,bize patates,domates vb.bütün
      bitki,sebze ve meyvelerden bahsetsin ? Bunlardan da bahsetseydi,diğerlerinden neden
      bahsetmiyor ? diyecektin. Yeryüzünde yüzbinlerce bitki,meyve ve sebze türleri vardır.Hep-
      sinden kur’an söz etseydi,nasıl bir kitap haline geleceğini artık sen düşün. Kur’an, insanla-
      rın huzur ve mutluluğu için,insanların sosyal hayatını tanzim eden ilahi bir hukuk nizamıdır. Hukukun alanı, nedir onu öğrenmeye çalışki,bi daha saçma sapan sözleri
      buraya yazmayasın.!

      • blonde dedi ki:

        çok teşekkür ederiz,bunların karşısında bize güç verdiğiniz için bilgilerinizle

    • FFF dedi ki:

      ŞİMDİ SEN AHZAB SURESİ..AYET..50 İİNANMIYORSUN YANLIS DİYORSUN Nisa Suresi..ayet.23 İNANIP PEYGAMBERİMİZİ KÖTÜLÜYORSUN BİDE İNSANLARA SESLENİP KÜFÜR EDİLDİGİNİ SÖLÜYORSUN İNANMADIGIN KUR AN I KERİM İN Bİ SÜRESİNE İNAIP Bİ SÜRESİNE İNANMIYORSUN BİDE SÖYLE BÖYLE YORUM YAPIYORSUN İNANMADIGIN KİTABİ AGZINA ALIP KİRLETME HEM İNANMADIGIN KİTABİN NEYİNE DAYANARAK BURDA YORUM YAPIYORSUN KUR ANI KERİM YORUMA AÇIK OLMASI İDİ PEYGAMBERLER GÖNDERİLMEZDİ SADECE KİTAP GELİRDİ TABİ BUNUN ARAPÇADAN TÜRKÇEYE ÇEVRİLİRKEN BAZI KELİMELERİN TÜRKÇEDE GERÇEK ANLAMLARINI YİTİRMESİ İLE SİZİN GİBİ İNANÇSİZ İNSANLARDA ŞÜPHE OLUSTURUYOR ALAH IN KİTABINI BİRDE ARAPÇA BİR ŞEKİLDE ANLAYARAK OKU TÜRKÇE MEALİ İLE DEGİL YERİN VE GÖĞÜN YARATICI ALLAH İSTEDİGİNE HARAM I HELAL KILAR İSTEDİGİNE HARAM BIRAKIR SİZ NEYİN KAVGASINI YAPIYORSUNUZ SİZİN Kİ KISKANÇLIKTAN BASKA BİR SEY DEGİL KICIKIRIK İŞYERİNİZDE BİLE PATRONLARINIZA KÖLELİK YAPARKEN KİŞİYE GÖRE ŞARTLAR DEĞİŞİRKEN İTARAZ EDEMİYORSNUZDA ÇIKMIŞ HERŞEYİN SAHİBİ ALLAH A MI İTRAZ EDİYORSUNUZ SİZDEN İSTENEN 5 ŞART NASIL İŞYERİNİZDE SİZDEN İSTENİLENİ YAPIP KARSILIGINDA MAASINI BEKLİYORSAN SENDEN İSTENİLENİ YAP VE AHİRETİ BEKLE YADA ALTERNATİF ÇOK İNEKLEREDE TAPA BİLİRSİN

      • ÖMER dedi ki:

        efe As selamün aleyküm ey gidi mübarek adı gibi EFE rabbim seni her daim marifetu ve muhabbetun dan uzak tutmasın senin gibi efelerden ki razı olsun sen ne güzel konuşmuşsun öyle okudum öylesine yoldan geçen bilgisiz cahil olsam bu yazını okusam Adam olurdum o derece hoşnut oldum yazından Maşallah baraka Allahu fil hayr KArdeşim taktir ederim seni rabbimde böylesine senin gibilerindende her zaman hoşnuttur Emin ol inşallah :)

    • ÖMER dedi ki:

      sen henüz yaratılmamış bir insan oğlunun babasının sülalesinin o zaman nerden geldiğini biliceksin düşün yer yüzü kuruldu arşa çıkarıldı biz neydik ruhtuk değilmi yokmuyduk vardık ne yoktu bedenlerimiz yoktu peki bu ruhlara nasıl yer yüzüne getirelecekti tabikide bir yaradılışla öyle değilmi buda buda hz adem a.s babamızın ilk insanın yaradılışı ile gerçekleşiyor ilk insan adem babamız ise geri gelen soy yada insanlar başka kişilerdenmi geldiler diyorsun o zaman diyelim öyle oldu hadi başka yerlerden geldin o zaman buda bir imtihan demekki sizin yapıcakmı yapmıcakmı inanacakmı inanmıcakmı diye elçiler yollayıp yolalr gösterdi sen mi allahı tealayı haşa imtihan edeceksin yoksa imtihana tabi olan senmi olacaksın şurrunu zihnini açta az tefekkür et ihlaslı ol takva sahibi olki rabbinden sakınarak ilim öğren egonu benliğini tanrılaştırmış vaziyette atalarım diye geldiğin yerlerinde kaynakları var sen kimsin demekki sende bir rahatsızlık var ne kendini ne ilmini ne de gerçekleri görüp ayırt edebilecek bir tecruben olmuş burada buda senin ilimsizliğinden kaynaklanıyor hak olan rab katında islam iken o kadar kaynakları var iken sen neyi neyle münakaşaya sokarsın azına aldığın cümleleri kulakların duysa emin ol rabbinden ayetlerinde buyurduğu gibi ölümü isterdin madem kendine güveniyorsun inancına güveniyorsun Rabbinden Ölümünü istermisin şimdi ne dersin buna madem öyle sonsuzluğu iste arşı alemi rabbinden sen neyle neyi sınıyırsun neyle neyi pekiştiriyorsunda tartıya koyuyorsun senin okuduğun mektep yada geldiğin ecdadın madem başka ecdat madem bizden değilsin o zaman sana tek bir söz var zaten sen sana yetersinde o zaman ecdadın seni kurtarmaya gelecektir emin ol buna sen bu kafatla gidersen bu aşşağalama değil senin gibi adama az bile aslında yanımda olsan böyle konuşsan emin ol bir Osmanlı tokadır yerdin yüzünede tükürürdüm senin elhamdülillah sen nasıl bir kulsun böyle üzüldüm saan yazık snein gibi olan bilmeyen bildikleriylede kendi çağtıran saptıran bozgunluk yapan sonrada onda bunda kusur arayan zavallı mahlukat seni allahu teala buyuruyorki benim öyle kulalrım vardırki hayvanalrdan bile alçaklardır sen alçak değil bir çöp yığını bile olamazsın bu kafayla bu düşüncelerle bu kelamlarla bu zihinle bu şuurla bu anlatışlarınla firavun bile senden daha üstün bu kelimelerinden sonra nasıl anlarsan beni şimdi ;) ?

    • ÖMER dedi ki:

      sen henüz yaratılmamış bir insan oğlunun babasının sülalesinin o zaman nerden geldiğini biliceksin düşün yer yüzü kuruldu arşa çıkarıldı biz neydik ruhtuk değilmi yokmuyduk vardık ne yoktu bedenlerimiz yoktu peki bu ruhlara nasıl yer yüzüne getirelecekti tabikide bir yaradılışla öyle değilmi buda buda hz adem a.s babamızın ilk insanın yaradılışı ile gerçekleşiyor ilk insan adem babamız ise geri gelen soy yada insanlar başka kişilerdenmi geldiler diyorsun o zaman diyelim öyle oldu hadi başka yerlerden geldin o zaman buda bir imtihan demekki sizin yapıcakmı yapmıcakmı inanacakmı inanmıcakmı diye elçiler yollayıp yolalr gösterdi sen mi allahı tealayı haşa imtihan edeceksin yoksa imtihana tabi olan senmi olacaksın şurrunu zihnini açta az tefekkür et ihlaslı ol takva sahibi olki rabbinden sakınarak ilim öğren egonu benliğini tanrılaştırmış vaziyette atalarım diye geldiğin yerlerinde kaynakları var sen kimsin demekki sende bir rahatsızlık var ne kendini ne ilmini ne de gerçekleri görüp ayırt edebilecek bir tecruben olmuş burada buda senin ilimsizliğinden kaynaklanıyor hak olan rab katında islam iken o kadar kaynakları var iken sen neyi neyle münakaşaya sokarsın azına aldığın cümleleri kulakların duysa emin ol rabbinden ayetlerinde buyurduğu gibi ölümü isterdin madem kendine güveniyorsun inancına güveniyorsun Rabbinden Ölümünü istermisin şimdi ne dersin buna madem öyle sonsuzluğu iste arşı alemi rabbinden sen neyle neyi sınıyırsun neyle neyi pekiştiriyorsunda tartıya koyuyorsun senin okuduğun mektep yada geldiğin ecdadın madem başka ecdat madem bizden değilsin o zaman sana tek bir söz var zaten sen sana yetersinde o zaman ecdadın seni kurtarmaya gelecektir emin ol buna sen bu kafatla gidersen bu aşşağalama değil senin gibi adama az bile aslında yanımda olsan böyle konuşsan emin ol bir Osmanlı tokadır yerdin yüzünede tükürürdüm senin elhamdülillah sen nasıl bir kulsun böyle üzüldüm saan yazık snein gibi olan bilmeyen bildikleriylede kendi çağtıran saptıran bozgunluk yapan sonrada onda bunda kusur arayan zavallı mahlukat seni allahu teala buyuruyorki benim öyle kulalrım vardırki hayvanalrdan bile alçaklardır sen alçak değil bir çöp yığını bile olamazsın bu kafayla bu düşüncelerle bu kelamlarla bu zihinle bu şuurla bu anlatışlarınla firavun bile senden daha üstün bu kelimelerinden sonra nasıl anlarsan beni şimdi..;)

  101. exellanss dedi ki:

    32- Allah’ın velisi var mı yok mu?

    İsra-111. Ve de ki: “Övgü, allah’adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zillettten ötürü de bir veliside yoktur.” O’nu alabildiğine Yücelt.
    Yunus-62. Uyan! Allah velilerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar!

    Komik çocuk burada dini alimlerden bahsetmekte şeyh, alim, veli v.s. :))

    • eyup dedi ki:

      tabi arapçada bir kelimelere veya isimlere birden fazla anlam yüklersen açıkları kapatırsın millet anlamıyor nasıl olsa arapçayı……şimdi senin velilerin anan ve baban …velinin çoğulu evliya ..annenın ve babanın üstünde evliyalara sahip değilsin ….allahın ana ve babası zaten yok veli ve evliyayı dost anlamında farasiler kullanıyor…farşça bir kelimedir çünkü….oysa araplarla göre cennet dili arapça iran farasilerine göre cennet dili farsca….bunun bile kavgasını etmişler…

  102. DEİST dedi ki:

    peki siz müslümanlar araştırdınız mı dini nerden biliyosunuz bu anlatılanların gerçeğini nasıl böyle birşeye hiç mantıksız kuru kuruya sorgulamadan bağlanabiliyosunuz tanrı size bu aklı iradeyi neden vermiş o zaman.kurandaki çelişkileri görmeyecek kadar mantıksız mısnız dar kafalı mısnız kuran insanlara yol göstermek için gelmiş ve kuranda herşey apaçıksa herkez kurandan aynı şeyi algılar ve bu ayetlere baktığınızda çelişki üstüne çelişki yatar.kuran açık anlaşılır diyorsunuz e o zaman neden bu açık çelişkileri kuranın diline bağlıyosunuz basbaya apaçık ortada ben bir zamanlar müslümandım ve çok objektif şekilde eminim değerlendirdim ve gerçekten bu çelişkileri saçmalıkları gördüm sizde lütfen aklınızı kullanın bu dogmatik yargıları sorgulayın tanrı bu doğayı yaratacak kadar mükemmelse insanların ona tapmasıyla kendini tatmin edemez tanrı yaptıklarının karşılığını almak istemez çünkü zaten bunları tanrı yapmıştır tanrının insani egoları olamaz.Lütfen objektif olarak düşünün… siz müslümanlar çoğunuz korktuğunuz için islamın şartlarını yerine getirmeye çalışıyosunuz .tanrı korkutarak neden bizleri ibadet ettirmek istiyo neden sevdirerek değilde korkutarak … daha birçok somut deliller var . ve bu kitabın doğru olduğunu nerden biliyosunuz olağanüstü olayların olduğunu nerden biliyosunuz muhammetin peygamber olduğunu nerdne biliyosunuz bunları sadece duyumlardan öğrenebiliyosunuz başka türlü bir şekilde öğrenemiyosunuz. ben deist oldum çünkü herşeyi mantık çerçevesinde değerlendirdim mantığımla hareket ettim eğer tanrı varsa bu aklı mantığı bize verdiye düşünüp tartalım diye vermiş .ama siz müslümanlar nerden geldiğini bile bilemediğiniz sadece duyumlara dayanan olaylara kuru kuruya bağlanıyosunuz .ve bunları açıklamaya çalışıyosunuz size de saçma gelmiyor mu. ve çelişkiler apaçık ortadayken bu böyle olmaz o öyledir diyorsunuz. artık mantıklı olun lütfen herşeyi mantık çerçevesinde değerlendirin… bazı müsülman arkadaşlar demiş derinlere iniyosunuz bu konular derinlere inmeden nasıl anlaşılabilir peki size soruyorum. siz derinlere inmediğinizden kurandaki mantıksal hataları çelişkileri göremiyosunuz.tutturmuşsunuz yok efendim kuranda ne varsa doğru doğru doğru.işta açık deliller size daha ne mana çıkabilir bundan herşey apaçık ortada .tanrının kitabında dünyevi zevkler olmaz ama bakıyoruz dünyevi zevkler üzerine yazılmış birçok ayet var . tanrı oktan var ediyorsa insanın nedne yoktan var etmeyip topraktan yaratmış o zaman toprak tanrı varkende var mıymış. tanrı olağanüstüyse neden ateşten cin yaratıyo o ateşi o zaman kim yaratmış hani tanrı yoktan var edendi.adem ve meryem e değinelim şimdi adem oradaki elmayı yemiş ve tanrı onu ceza olarak dünyaya göndermiş eee bu elmayı yemeseydi eğer ademi tanrı bu dünyaya göndermeyecekmişve insanlık oluşmaaycakmış. ama birde şu varki tanrı muhammetin ruhunu ta baştan yaratmış şu çelişkiye bakar mısınız hz ademi sınamış haz adem elmayı yiyerek dünyaya geliyor insanlık çıkıyo (GÖYA)ortaya ama muhammetin ruhu çok önceden yaratılıyo … tanrı şeytanla iddiaya giriyor… şeytan cehenneme atılacağını bile bile acı çekeceğini bile bile iyiliğe yönelmiyor iyce kötülüğe saplanmaya çalışıyor tanrıyla iddiaya girerek. tanrıdan af dilemiyor tanrıya karşı geliyor tanrı o kadar kudretliyse şeytan o tanrıya nasıl karşı gelebiliyor huzurunda… tanrı herşeyi önceden görense bu sınavın anlamı ne !!! herşeyi bilen tanrı ademin elmayı yiyeceğini de bilir o halde ve ona bu elmayı yemeyeceksin demez. neden dinler arap kabilelerine geliyor sadece neden diğer ırklara gelmiyor arap kabillerinin bizden üstünlüğü ne(!)… ve kurandaki büyük çelişkiler(!)…artık bu kalıplardan kurtulun artık birşeye saplanıp kalmayın dogmatik düşüncelerle hareket etmeyin…kuranın türkçe meallerini sorgulayarak okuyun derim ben dine inanlara ondan sonra yine de size kalmış…

  103. orion dedi ki:

    peki bu çelişki ve tezat denilen mevzular tevrat ve incildede mevcut kuranda olduğunuda iddaa ediyorsunuz deist düşünenler…..şimdi kuranın bize ahiret mavalı hep varsayımlar üzerine delile dayanan kanıtları ise mucizeler 1400 asır öncesinde kalmış…eğerki deistlerin iddaaları doğruysa ve kuran allah kitabı değilde geçmişin anayasa kitabı ise aldatılıyoruz demektir …bu durum neden yargıya intigal etmiyor..eğer deist kardeşlerin iddaaları bu kadar somut ve kesinse bunu yargı önünde ispat edebilirler. türkiye anayasası ve hukuku eğer kanıtlarınızı inandırıcı bulursa devlet içinde devlet hükmü içerdiği için bütün dinleri yasaklayabilir ülkede….eğerki gerçekten dinlerin insan ürünü doğmatik düşünceler olduğunu kanıtlarsanız insanları aldatmak şuçtur….beni en çok düşündüren ayetlerden biride şudur..::::biz bir topluma elçi ( peygamber ) göndermek istediğimizde o beldeye kıtlık ve darlık veririz…….ayrıyeten isra 16 ıncı ayetindede ülke yöneticilerini ve ileri gelen ele başlarını azgınlığa sevkededriz o belde tamamen yok olur diyor. http://kuran.mollacami.com/ayetler.php?asn=2142 ::::Biz bir toplumu kavmi yok etmek istediğimiz zaman onun ileri gelen varlıklılarının orada kötülük yapmasına izin veririz. Böylece o topluma verilmiş söz gerçekleşir ve onu yerle bir ederiz.:<<<<<<<<bu ayette toplum lafı genel kullanılıyor yani toplum içinde bütün insanların kötü olamıyacağı gibi yöneticilere sebeb halkıda helak oluyor…….kutsal kitaplarda allah korku felsefesi ile psikolojik baskı uyguluyor aslında allah nefret ediyor cezalandırıyor cehennme atıyor cennet vaad ediyor ama kulu sevmiyor kitaplarında..kula merhamet duydusu var ama merhamet sevgi değil merhamet acıma duygusudur…buda insanların direkt olarak günahkar damgası yemiş olduklarını düşündürüyor……yani kutsal metinler kitaplar anayasa ve devlet olgusu içinde bir şuç içermez çünkü devlet kurduk buda kuralları içeren kitabımız dersin işine gelmiyorsa yolun açık olsun başka ülkeye ama vaade dayanan bir olgu içinde gerçekliğini ispat edemediğin vaadlerle beni aldatıyorsan bu şuçdur…yahudilierin cennetten arsa satması ne kadar saçmaysa diğer vaadlerde aynı……………..bunun yanında extra düşüncesi olan varsa cevap yazsın bana deist olanlar….yazıyı fazla uzatmak istemedim ben…kısa olsun öz olsun

    • bilal dedi ki:

      Orion kardeşim ! ” Beni en çok düşündüren” diye yazdığın her iki ayetin meali yalnıştır.
      1- ”…………Yüce Allah hiç bir kimseyi azgınlığa sevk etmez……. 2- …..Biz bir toplumu yok
      etmek istediğimiz zaman onların ileri gelen varlıklılarının orada kötülük yapmasına izin
      veririz…” şeklinde ki meal de yalnıştır. Ayetlerin orjinal arapça metninden çevirisini yapa-
      lım ; İSRA SURESİ 15-16.AYETLER : ” من اهتدي فانما يهتدي لنفسه ومن ضل فانما يضل عليها ”
      ” Kim hidayet olmak isterse,bunu kendi lehine yapmış olur,kim de doğruluıktan sapmak
      isterse,bunu kendi aleyhine yapmış olur. Bu ayette dikkat edildiğinde,hidayette girmek
      veya doğruluktan sapmak insanın istek ve iradesine bağlı olduğu anlaşılır. ” ولا تزر وازرة
      وزر اخري ” Hiç bir günahkar (suçlu) başkasının günah (suç) yükünü üslenmez. ” وما كنا
      معذبين حتي نبعث رسولا ” Biz bir elçi, (buyruklarımızı duyuran ve tebliğ eden ) göndermedilçe,
      (kimseye) azap edecek değiliz. (Bir topluma tebliğ ve uyarı gitmeden azap verilmez.)
      ” واذا أرد نا أن نهلك قرية ” Biz, (halkı azgın olan) bir kasabayı helak etmek istediğimizde,”
      أمرنا مترفيها ” O kasabanın azgın ve şımarık varlıklılarına (azgınlıklarından dönmeleri için)
      emir veririz. ” ففسقوا فيها ” Buna rağmen onlar, emirlerimize uymayıp kötülükleri işlerler.
      ” فحق عليها القول ” Böylece o kasaba,helake mustahak olur ; فدمرناها تدميرا ” biz de orayı darma-
      dağın ederiz.” Bu ayetleri dikkatlıca okuduğumuz zaman görürüz ki,Allah kimseyi azgınlığa
      sevk etmez ve kimsenin kötülük yapmasına da onay vermez. EVET:Kendini hidayete erdi-
      ren ,kendini saptıran veya kendini azaba uğratan ve buna sebep olan bizzat insandır. Kim
      neyi isterse veya neyi yaparsa onun karşılığını alacaktır.
      2- ..Biz bir topluma elçi göndermek istediğimizde,o beldeye kıtlık ve darlık veririz…” şeklin-
      deki çeviri tamamen yalnıştır. EN’AM SURESİ 42.AYET : ” ولقد ارسلنا الي امم من قبلك ” Andosun
      ki,( tebliğ ve uyarılarımızı yapmak üzere) senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik.
      فاخذناهم با لبأ ساء والضراء ” Onları ( boyun eğmediklerinden dolayı) darlık ve sıkıntılara uğrattık.
      ” لعلهم يتضرعون ”Böylece belki yalvarır ve buyruklarımızı yerine getirirler.” İşte değerli karde-
      şim ! Kur’an-ın çevirisi arapça orjinal metninden doğru ve düzgün yapıldığında hiç bir so-
      run ortaya çıkmaz. Bir çok sorun ayetin yalnış çevirisinden kaynaklanıyor. Özet olarak;
      Buradaki yalnışlık size ait olmadığını düşünüyorum.Bu tür hatalar yalnış çevirilerden kay-
      lanıyor. Bunu anlamak için de arapçayı çok iyi bilmek gerekir. Saygılarımla.

      • orion dedi ki:

        dinlere göre dünyadaki bütün felaketler insanların azgınlıklarıyla bağlantılı…ben ise tam tersini düşünüyorum insan oğlu yokken bile yeryüzünde doğal afetler depremler volkanik patlamalar tabiat olaylarıdır ve dünyanın var oluşundan beri cereyan eden bir durumdur…evren ve yeryüzü durağan değildir çünkü …yani o yolladığım sitede 20 den fazla kuran meali var hepsi yanlış yorumlayıp senmi doğru yorumluyorsun…sen bana şu ayetin tam türkçe karşılığını yaz bakalım bende sana bu ayet hakkında düşüncelerimi söylüyeyim…..meariç 4 .تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ Ta’rucul melâiketu ver rûhu ileyhi fî yevmin kâne mikdaruhu hamsîne elfe senetin)………..

      • blonde dedi ki:

        bilal seninle tanışmam lazım özel msj at bana ,kafamı kurcalayan bir kaç sorular var:(((

  104. DEİST dedi ki:

    orion sence bir islam ülkesinde bu yargıya taşınabilir mi bunu şikayet edenleri müslüman yobazlar ne yapar düşünebiliyo musun senin daha baştan bu düşüncen saçma sapan birşey .devletin başındakiler buna göz yumar mı hatta hapse attırırlar… ya da göya dinci geçinenler tehditler küfürler savurur deistlerin hayatına mal olur ayrıca o senin yazdıkların o çağda kafirlerle savaş hali olduğundan ve muhammedin daha inandırıcı olmasını istediğini için uydurduğu hikayeler … artık açın gözünüzü düşünün bi tanrı neden teknolojinin olmadığı 1400 asır önceki ilkel bir kitapla yargılasın bizi…artık kurana objektif bakın kuranın gramerinde ya da yazımında aramayın ( bile başlı başına kusurken)…ayrıca eğer islam doğru olsaydı başka bir dine mensup olan ve araştıran kişilerin de kuranı okuduktan sonra kuranı seçmeleri gerekmez mi … iyi düşünün objektif olun artık …müslümanlar kimse bilmedikleri bilgilerle burda bilmişlik taslamasın kuranın diline bağlamasın herşeyi kuran bilgiverici kitapsa herşey apaçık ortada olur zaten dolambaçlı anlatmaz … BİRAZ MANTIKLI OLUN.ARAŞTIRIN OBJEKTİF DÜŞÜNÜN… YETER ARTIK NE DİYİM GİDİN TÜM SİTELERİ ARAŞTIRIN KENDİ DİNİNİZE GÖRE HERŞEYİ YORUMLAMAYIN UNUTMAYIN 1400 ASIR ÖNCEKİLERİ SİZDE BİLEMEZSİNİZ…

    • orion dedi ki:

      arkadaşım anladım ama sen benim yazımı samimi okumammısın sanırım..halen bütün siteleri dolas araştır diyorsun ben burda tek kuran değil bütün semavi dinlerin genis platformda masaya yatırılması gerektiğini düşünüyorum..geçmis tarih hertürlü çarpıtılabilir doğru o yüzden tarih okumak bile yeterli olmayabiliyor…zaten ortadaki karışıklıklar bunun sonucu her ne söylense inanabiliyoruz….biz dini kitapların içindeki ayetlerden yola çıkarak bu kitapların insan ürünü olduğunu kanıtlayabilirsek ve mantık çerçevesinde değerlendirirsek bir sonuca ulaşabiliriz..enine boyuna konu çok detay istiyor bugün dinlerden kurtulursun başına daha büyük musibetler ve yeni yeni kurumlarda çıkabilir mesela mexsikada birisi peygamberliğini ilan etti incili yere bırakıyor ve müridlerinin kitabın üstünden geçmesini istiyor geçmek isteyenler güya zangır zangır titriyorlar çapılıyorlar kısa süreliğine…..illiminati diye bir örgüt var ..dahada sayabiliriz …mesela benim babam beş vakit namaz kılan bir insan ben daha önce hiçbirşekilde ateist platformlarda dolaşmadan kurandaki mesajı ve altındaki amacı diğer dinlerle bağlantı ve ittifakını kendi bilgilerim doğrultusunda sezinledim ve altında idoolojik bir kavram olduğunu anladım….ama bugün dinlerden soyutlarız kendimizi geleceğin bize getirisi ne olur…dinler olmaz anayasa öle bir düzenlenirki yere tükürseniz veya karşı cinsinize bir laf atmış olsanız şuça girer yani demokratik yasayı öle bir sıkarlarki dinleri arar hale gelirsiniz…..burda maksaat insanı yüceltmekse biz yücelteceğiz alçaltacaksada biz alçaltacağız bu genel bir durumdur…….yukardaki yorumda ben boşunamı ayet ile örnek verdim:::::

      Biz bir toplumu kavmi yok etmek istediğimiz zaman onun ileri gelen varlıklılarının orada kötülük yapmasına izin veririz. Böylece o topluma verilmiş söz gerçekleşir ve onu yerle bir ederiz.:

      bu ayet allahtan değil diyelim bu ayet paraya ve bilgiye yön veren gruplar tarafındanda yazılmış olabilir…….şimdi bir toplum haddinden fazla refaha israfa bolluğa ve manevi duyguların artık en alt kademeye vurduğu bir anda sen bana deistlikten bahsedemezsin…hatta insanlıktan hiç bahsedemezsin….etme bulma dünyası olur …sen bir deist olarak istersen tanrılığını ilan et eğer para ederse …hakta bizden doğar haksızlıkta ben dini kitapların tanrısına allahına inanmıyorum ama beni var eden unsurların ve tabiatın hakkaniyetine inanıyorum….birşeyleri anlayabilmemiz için bin dörtyüz senede dinsiz ve dinlerden ari bir şekilde yaşamak gerekir…..sen bırak şimdi beni vururlar öldürürler keserler sen bu yobazları bilmezsin diyerek…..insan olarak ilkel çağlarıda yaşadığımıza inanıyorum hani şu doğada büyük balık küçük balığı yer hikayesi veya baskın türlerin hayatta kalabileceği veya zayıf türlerin yok edilmesi gibi…..elinizde dinler kalktığı zaman bir manifostonuz varmı insanlığa yol göstercek bana onu söyleyin……ben açık yüreklilikle söylüyorum ben dini kitapların hiç birinede inanmıyorum…

      emin dededen inciler dökeyim size bir erkek dört kadın alabilir kadın sayısı fazladır çoğu ülkelerde dört kadından doğan çocukların babası birdir…….diyelimki bir kadın dört erkek aldı ve bir kadın çocuğunu doğurduğunda dört erkekten hangisinin babası olduğunu nasıl bilecek…..bugün dünyada fuhuşa yönelmiş kadınlar veya kızlar 4 üncü beşinci kadınınız olsa fenamı olur….tabi herkes fahişeliğinden mennunsa diyecekde birşey yok nasıl olsa webcam fahişeliği almış başını gidiyor insanlar birbirinden iyicie uzaklaşıyor neme lazım din diyorsanız bu daha iyi günleriniz…….yani bu konuya dinleri yok etme olarak yaklaşırsanız önce analiz yapmak gerekir getirisi götürüsü hesaplanır öngörü şart biz nasıl yapıcı olabiliyorsak insan olarak yıkıcıda olabiliyoruz….

  105. impala dedi ki:

    Asıl çelişki adem ve havvanın cenneten atılıp koca bir insan soyuna kitaplar gönderip tahrif edilmelerine izin vererek kocaman bir insan ırkını anlamı olmayan bir inanç kaosuna sokup mangal için odun toplamaya çalışmasıdır.
    Kaldı ki bir yasak meyve insanoğlunun akıbetini böyle sonlandırıyorsa gerçekten vahimdir Allahın adaletinden bahsetmek.

    Şeytan Adem ve Havva medenice aralarında çözselerdi canım problemlerini.

    Okumanız fazla vaktinizi almayacak 2 link aynı siteden baş kısmı okursanız anlayacaksınız getireceğiniz kaynaklarını verimsizliğini.
    Konumuz Adem nerede yaratıldı:
    Link 1 : http://www.sorularlaislamiyet.com/article/16097/seytan-cennetten-kovuldugu-halde-nasil-hz-adem-e-yasak-meyveyi-yemesi-icin-vesvese-vermistir.html
    Link 2 : http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/7114/hz-adem-cennette-mi-yaratilmistir.html
    1. linkte adem cennete yaratıldı
    2. sinde ise dünyada diyor.
    Tabi bu yorumları yazanlar kuranı yalayıp yutmuş insanlar ne ilginçtir ki onlar bile kuranı bile tam anlayamamışken biz napalım.

  106. mervece dedi ki:

    Bundan iki sene öncesinde çok sevdiğim bir ablamla masmavi bir denizin kıyısına oturmuş, çaylarımızı yudumluyorduk. Burnumuzda yosun kokusuyla karışan çayın kokusu, yüzümüzde henüz batmaya başlayan güneşin kızıllığı, kulağımızda kıyıya sakince vuran taşların sesiyle huzurlu bir aleme dalmıştık…

    Gördüğüm manzara o kadar güzeldi ki “Kim bilir cennet nasıldır” cümlesi ister istemez döküldü dilimden… Ablam: “düşünsene, bulunduğumuz bu yerin aşağısında, magma tabakası var… Ama Rabbimin rahmeti o kadar büyük ki, yerkabuğu gibi bir rahmetle onu kapatmış hatta rahmetinin üzerine rahmet yaratmış… Denizler, ağaçlar, ormanlar donatmış o kabuğun üzerine”

    Çok etkilenmiştim… Bir an için gözümde dünyayı canlandırmaya çalıştım… İlk defa yerkabuğunun nasıl bir mucize olduğunun farkına vardım…

    Öyle bir kabuk ki, ne altında yanan alevi söndürecek, ne de üzerinde yetişenleri yakacak…Hem ateşte erimeyecek; hem de denizlerin, okyanusların sularını magmaya sızdırmayacak…hatta suyun birikmesini sağlayacak…

    Tıpkı birbirine açılan denizlerin sularının birbirine karışmaması gibi… “İki denizi salmıştır, birbirleriyle birleşiyorlar. Aralarında bir engel vardır, birbirlerinin sınırını aşmıyorlar.” ( Rahman Suresi, 19-20)

    Ateşin üstüne yaratılan cennette dolaşıyoruz… Üstelik ayaklarımız yanmadan…

    İbadetlerimizi yapmakta kusur ederken biz, kusursuz bir dünya da yaşatılıyoruz…

    Bunca lütfüne rağmen zalimmiş gibi anlatılır yaradan…oyle bilinir kimilerince…Özellikle çocuklara, ateşi yaratan olarak anlatılır, güneşi yaratan olarak anlatılmaz…İkisi de ısı yayar… Ancak biri rahmettir, diğeri azap…

    Allah sevgisiyle ısıtılacağına, ateşlerde yanma korkusuyla soğutulur yürekler…Çocuklar büyür, yetişkin olurlar…Korkuları ibadetten lezzet almalarına imkân vermez… Allah’a dost olmak nasıldır anlayamazlar…

    Kimisi o kadar çok korkar ki onu hatırlamak bile istemez…Yaradan bu kadar kötü olamaz, olmamalı der ve inançsızlığı seçer…Allah’ın, kullarını ateşten korumak için vesileler yarattığını göremez…

    Şah damarından yakın dostluğunun farkına varamaz…

    Rabbinin her gün volkanları, yanardağları harekete geçirdiğini sanır…

    Oysa her gün doğan güneştir…Ve bu dünyada bile rahmeti, azabının üstündedir…(mervece.com)

    “Eğer Allah’ın üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, azabınızı çarçabuk verirdi. Gerçekten Allah Rauf’dur, Rahim’dir.” (Nur, 20)

    ”Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir.” (Bakara, 143)

    ”Muhakkak Rabbiniz Rauf’dur, Rahimdir” (Bakara, 207)

  107. mervece dedi ki:

    1- Evren’i kuvvetimizle kurduk, muhakkak ki onu genişletmekteyiz.

    Zariyat Suresi’ndeki bu ayetin dikkat çektiği husus, binlerce yıldır felsefe ve bilim tarihinde hararetle tartışılmış, düşünce tarihinin çok önemli bir konusu hakkındadır. “Evren sınırsızca sonsuz mudur? Yoksa Evren’in bir yerde sınırları var mıdır?” şeklindeki sorulara felsefe ve bilim adamlarının üç yaklaşım gösterdiğini söyleyebilirim. Aristoteles’in de içinde olduğu birinci grup, Evren’in sabit sınırları olduğunu savunmuştur.Newton’un da içinde olduğu ikinci grup, Evren’in sınırsızca sonsuz olduğunu ifade etmiştir. Kant’ın da içinde olduğu üçüncü grup, aklın bu konudaki ikilemi çözemeyeceğini söyleyerek agnostik bir tutum benimsemiştir. Birçok kişinin çözülemez bir problem olarak gördüğü bu meselede, 1920’li yıllarda, Einstein’ın formüllerinden hareketle ve birbirlerinden bağımsız olarak Georges Lemaitre ve Alexander Friedmann’ın, teorik olarak, evrenin genişlemesi gerektiğini ortaya koymaları bir dönüm noktası oldu. Bundan kısa bir süre sonra Hubble’ın teleskop gözlemleriyle, bu olgu, gözlemsel olarak da doğrulandı. Bundan sonra yapılan tüm gözlem ve bulgular da bu olguyu destekledi.

    Aristoteles’in sandığı gibi Evren’in sabit sınırları olmadığı gibi, Newton’un sandığı gibi sınırsız-sonsuz bir Evren’de de bulunmadığımızı; Evren’in genişleyen-dinamik sınırları olduğunu, 1920’li yıllardan önce tek ifade eden kaynak Kur’an’dır. Evren’e dışarıdan bakabilecek bir göze sahip olsaydık, belki de ilk söyleyeceğimiz şeylerden biri Evren’in sürekli genişlediği olurdu. Hz. Muhammed’in astrofizikçi olduğunu ve çöle çok donanımlı bir teleskop sakladığını, evrenin genişlediğini bu şekilde bulduğunu veya rastgele bir ifadeyle evrenin genişlediğinin söylenebilecek olduğunu; iddia edebilecek biri olduğunu sanmıyorum!

    Bu örnek ışığında, sıkça sorulan bir soruya da cevap vermeye çalışacağım. Soru şu şekildedir: “Kur’an’da modern bilimlerle keşfedilen birçok olgudan madem önceden bahsedilmiştir, peki neden Müslümanlar bu keşifleri yapmıyorlar?” Bu soruyu soranların bilimsel keşiflerin ve bilimsel metodolojinin doğasından habersiz olduklarını söyleyebilirim. Kur’an’daki doğrudan ifadelere karşın; bilim, nedensel ilişkileri açığa çıkartarak, ayrıca birçok zaman keşfedilen araçların da yardımıyla, yeni olgulara, var olan bu basamaklardan yükselerek erişir. Kur’an’ın birkaç kelimeyle ifade ettiği bir hakikate, bilimsel yöntemlerle ulaşmak için, birçok zaman yüzlerce hatta binlerce yıllık bilimsel birikimi kullanmak gerekmiştir. Örneğin Evren’in genişlemesinin bulunması için; öncelikle Einstein’ın formüllerini oluşturabileceği alt yapı, bunun üzerine Einstein’ın formülleri, Doppler Etkisi gibi teleskop gözlemlerinde kullanılan diğer bilimsel bilgiler, optikteki gelişmelerle teleskopun icadı ve geliştirilmesi, ayrıca yüz milyonlarca dolara denk bir bütçenin ayrılarak Hubble Teleskopu’nun inşası gibi birçok basamağın aşılması gerekmiştir… Birçok zaman basamaklar aşılırken -evrenin genişlediğinin bulunmasında olduğu gibi- hiç umulmayan sonuçlarla karşılaşılır. Bilimin metodolojisi ve doğası, bilimsel metodolojiyle basamakların aşılmasını gerektirir. Olguları gözlemlemek, matematiksel formüller geliştirmek ve sistemli birleştirmeler gerçekleştirmek; bilimin gereğidir. Kur’an, doğrudan ifadeler kullanırken, söylediği olguya bilimsel ulaşım için formüller ve teleskop gibi araçlar sunmaz.Bu yüzden Kur’an okuyanların, Kur’an’da işaret edilen olguları, bilimsel metotla neden bulamadıklarıyla ilgili soru; bilimin metodolojisinin doğasını ve Kur’an’ın doğrudan üslubunu göz önünde bulundur(a)mamaktan kaynaklanmaktadır. “Evren’in genişlemesi” ile ilgili ayeti değerlendirirken yaptığım bu açıklama; modern bilimlerle Kur’an arasındaki ilişkiyle ilgili diğer birçok örnek için de geçerlidir.

    2- İnkârcılar, Evren ve yer birbirleriyle bitişikken onları ayırdığımızı, ayrıca her canlıyı sudan yarattığımızı görmüyorlar mı? Yine de onlar inanmayacaklar mı?

    Newton’la beraber insanlık ilk defa detaylı bilimsel bir kozmoloji (evrenbilim) bilgisine 17. yüzyılda sahip oldu. Fakat bilimsel bir kozmogoni (evrendoğum) görüşüne insanlık ilk defa olarak ancak 1920’li yıllarda kavuştu. Lemaitre ve Friedmann’ın genişleyen evren modeli, zihinsel olarak geriye sarıldığında, “yerin ve göğün bitişik olduğu” bir durum karşımıza çıkar. Zamanla, Evren’in, “her şeyin bitişik olduğu” durumla başlangıcını tarif eden bu model, Big Bang (Büyük Patlama) ismi ile ünlü oldu. Bu modele karşı tüm itirazlar, bilimsel delillerle cevaplandı. Evren’in başlangıcındaki evrelerden kalan radyasyonun bulunmasından, bu modelin mikro dünyayla ilgili oluşumların açıklamasını en güzel şekilde sunmasına kadar sayısız delil bunların içindedir.

    Enbiya Suresi’nin 30. ayetinde, “her şeyin bitişik iken ayrıldığı” söylenerek, Big Bang teorisiyle ortaya konan evren modeline işaret edilmektedir. Felsefe ve bilimin en temel ilgi alanlarından biri olan bu konuyla ilgili, Kuran’dan önceki hiçbir kaynakta, böylesine açık bir açıklamaya rastlanamaz. Bu kadar önemli bir konuda, böylesine açık bir işaretin; rastgele bir söylemeyle, bir tesadüfle veya Hz. Muhammed’in “şahsi kabiliyeti” ile olduğunu söylemek hiç de akılcı değildir. Üstelik bu ayetin hikmeti, Kur’an’ın vahyinden ancak 1300’den fazla sene sonra anlaşılmıştır; Peygamber’in döneminde böylesi bir iddianın inkârcıların alay konusu olmuş olması bile muhtemeldir. Peygamber’in, böylesi bir bilgiyi, kendi yaşadığı dönemde bilmesi mümkün değildir, ama bu mümkün olsaydı bile, inkârcıların iddia ettiği gibi “kendi menfaatleri için din uyduran” bir insanın, kendi yaşadığı dönemde aleyhinde bir durum oluşturacak bir iddiada bulunması mantıklı değildir. Fakat ne pahasına olursa olsun doğruyu açıklayan Allah’ın, Kur’an’ı vahyettiği anlaşılınca, böylesi bir sorun kalmaz.

    Bu ayetin işaret ettiği evren modeli, ateistlerin “Evren/madde ezelidir ve her şeyin tek kaynağıdır” iddiasına, bilimsel ve felsefi temellendirmeyle cevap verilmesine olanak sunmaktadır. Sonuçta, Kur’an ayetlerinde ortaya çıkan olağanüstülüklerin/mucizelerin hiçbiri; sadece ve sadece, bir olağanüstülük gözüksün, insanların bilmediği bir şey söylensin, günü gelince bunun değeri anlaşılsın ve bir mucize olsun diye değildir. Kur’an’ın 1400 yıl önce işaret ettiği hususların, modern bilimlerin ışığıyla değerinin anlaşılmasıyla bir “mucize” oluşmaktadır; fakat ayetin vahyediliş amacı, bundan muhakkak daha fazlasıdır, ayetlerle Allah’ın gözümüzü çevirdiği olgular ve onlardan alınacak dersler ile çıkarılacak sonuçlar da, yani ayetin içeriği de önemlidir. Kur’an’da var olan “olağanüstülükler”in hepsi içerikleri önemli ayetlerde tezahür etmektedir.

    3- Bir de gaz halinde bulunan Evren’e yöneldi, ona ve yeryüzüne “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de “İsteyerek geldik” dediler.

    Kur’an’dan, Evren’in ve Dünyamızın, şu anki haline dönüşmeden önce bir “gaz evresi” geçirdiğini anlıyoruz. Evren, başlangıcın ilk aşamalarında, çoğunluk maddesi hidrojen ve helyum atomlarından oluşan bir “gaz evresi” geçirmiştir. Diğer atomlar, başlangıçtaki bu gazların çekim gücü etkisiyle sıkışması sonucu oluşan yıldızların içindeki süreçlerle oluşmuştur. Çıplak gözle evrene bakan 1400 yıl öncesinin herhangi bir gözlemcisinin, evrenin geçmişinde bir “gaz evresi” olduğunu bilebilmesine olanak olmadığı gibi ancak 20. yüzyılda keşfedilmiş böylesine önemli bir bilimsel gerçeğin, tesadüfen söylenmiş olmasına da olanak yoktur.

    1- Modern bilimin karşımıza çıkardığı evren tablosuyla tüm maddenin atomlardan, atomların ise daha küçük parçacıklardan oluştuğunu öğrendik. Mikro-fiziğin en önemli bilgilerinden biri bu parçacıkların çiftler halinde ortaya çıktığıdır. Ünlü fizikçi Paul Dirac, bu konudaki çalışmalarından ötürü 1933 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü almıştır. Elektrona karşı pozitron, protona karşı anti-proton, nötrona karşı anti-nötron mevcuttur. Maddenin daha küçük parçacıkları da eşler halinde vardırlar; “up” kuarka karşı “down”, “charm” kuarka karşı “strange”, “top” kuarka karşı “bottom” bulunmaktadır…Sonuçta evrendeki tüm maddi varlıklar, eşler halinde var olan parçacıklardan oluşmaktadır. Bunlar tüm maddi varlığı oluşturdukları için maddi varlığın “hepsi eşler halinde” vardır, demektir. Bu bilgiye sahip olarak Kur’an’a bakıp, Kur’an’da şu ayetleri okuduğumuzda; evrenin bu çok temel bilgisiyle Kur’ani uyumu keşfederiz:

    Yeryüzünün bitirdiklerinden, kendi benliklerinden ve daha bilmediklerinden hepsini eşler halinde yaratan çok yücedir.

    Düşünüp, ibret alabilmeniz için her şeyi çiftler halinde yarattık.

    2- 20. yüzyılın en önemli bilimsel keşiflerinden birinin Einstein’ın izafiyet teorisi olduğu herkesin kabulüdür.Bu teoriyle, değişik çekim alanlarında ve hızlarda, zamanın akışında farklılık yaşanacağı; zamanın, evrendeki kütle ve hızlardan bağımsız bir varlık olmadığı, fakat bağımlı ve “izafi” olduğu anlaşılmıştır. Bu bulgunun, bilimsel açıdan olduğu kadar felsefe ve teoloji alanları açısından da önemli sonuçları vardır.Bu bilgiye sahip olarak Kur’an’ı okuduğumuz ve Kur’an’da “bir gün”ün bin yıla veya elli bin yıla denk olabileceğine dair ayetlere rastladığımızda, modern bilimin bu çok önemli bulgusuyla Kur’an ayetleri arasındaki paralelliğe tanık oluruz:

    Gökten yere bütün işleri idare eder. Sonra onlar, sizin saymakta olduğunuz bin yıla denk bir günde O’na yükselir.

    Melekler ve Ruh, süresi elli bin yıla denk olan bir günde oraya yükselir.

    Modern Evren tablosu, Evren’in, birbirlerinden farklı dönemlerdeki aşamaların geçilmesiyle oluştuğunu göstermektedir. Birçok Kur’an tefsirinde de “gün (yevm)” kelimesinin “uzun zaman dilimleri” anlamını taşıdığı ifade edilmiştir; yukarıdaki ayetler de bu anlamı tasdik etmektedir. Modern bilimsel bilgilerimizle Kur’an okuduğumuzda, “altı günde yaratılış”tan bahseden Kur’an ayetlerinin “altı devirde/aşamada yaratma”ya karşılık geldiğini; tefsirlerde daha önce ifade edilmiş bu anlamın, diğer yorumlardan daha kabul edilir olduğunu anlıyoruz. Sonuçta bilimsel-Kur’ani-teoloji farklı tefsirlerden seçim yapmamızda kullanılabilecek bir yöntemdir.

    3- Evrensel fenomenlerin en ilginçlerinden bir kısmı, bazı büyük yıldızların ömürlerinin sonunda Karadelik veya Pulsar (bir Nötron Yıldızı türü) gibi yapılara dönüşmelerinde açığa çıkar. İlk Pulsar 1967 yılında keşfedildi; Jocelyn Bell düzenli ve hızlı vuruşlar (pulses) formunda yayılan radyasyonu keşfedince, başta bunun uzaylıların yaydığı sinyaller olduğu zannedildi. Pulsarlar’ın sahip olduğu ilginç özellikler gerçekten de insan idrakini zorlayacak niteliktedir. Dünya’mızın 24 saatte kendi etrafında dönmesine karşılık bir Pulsar, bir saniyede kendi etrafında defalarca döner. Güneş’ten büyük yıldızlar Pulsar’a dönüştüklerinde, Dünya’daki bir şehir kadar bir büyüklüğe sıkışacak şekilde küçülürler. Pulsar’ın bir kaşık maddesi yüz milyonlarca ton ağırlığa denk gelmektedir. Pulsarlar ile ilgili bu ilginç bilgilere sahip olarak Kur’an’ı okuyan Mustafa Mlivo, şu ayetlerde işaret edilenin Pulsar olduğuna kanaat getirdi:

    1- Evren’e ve Tarık’a andolsun

    2- Tarığın ne olduğunu kavrayabilir misin?

    3- O delici yıldızdır.

    Mlivo, yukarıdaki ayette bahsedilen özelliklere en uygun gök cisminin Pulsar olduğunu, başka bilinen hiçbir gök cisminin bu özellikleri karşılamadığını söyler: Öncelikle “Tarık”, “vurmak” anlamına gelmektedir. (Yolcular yürürken ayaklarını yere “vurduğu” için bu kelime “yol” anlamında da kullanılır.) Gök cisimlerinde “vuruş yapmak” özelliğiyle ön plana “Pulsar” çıkar; nitekim bu gök cismi ismini, nabız atışı gibi düzenli vuruşlar (pulses) şeklinde algılanan radyasyon yaymasından almıştır. “Tarık” ile “Pulsar” arasında hem isimsel, hem de “Tarık” isminin ifade ettiği özelliğin “Pulsar”da bulunmasından kaynaklanan özelliksel bir paralellik vardır. “Pulsar” bir yıldız olup, üçüncü ayetteki yıldız olma özelliğini karşılar. Pulsarlar’ın yaydığı güçlü radyasyon ve X ışınları; üçüncü ayette geçen “delici” olma özelliğini de karşılar. Ayrıca gerçekten de Pulsarlar’ın sahip olduğu değindiğimiz özellikleri (dönüş hızı ve ağırlığı gibi), ikinci ayette dikkat çekildiği gibi, insan kavrayışını zorlamaktadır. Bence, Mlivo, modern bilimlerin bilgisi kullanılarak yapılan Kur’an yorumlamaları için iyi bir örnek sunmuştur. Elbette böyle yorumlar yaparken, bizim, hem Kur’an yorumlarımızın, hem de bilimsel bilgilerimizin hatalı olma ihtimalini hep göz önünde bulundurmalı ve bıkmadan sürekli kontroller gerçekleştirmeliyiz. Nitekim bu tarz yaklaşımlar, tarih boyunca tefsirlerde yakıştırılan farklı yorumları tekrar değerlendirmemize olanak sunarak; tefsirleri kontrol ve gözden geçirme faaliyetinde bize yardımcı olacaktır. Elbette yapılan yeni yorumlarımız ve gözden geçirmelerimiz de, aynı şekilde kontrol ve gözden geçirmelere tabi tutulmalıdır.

    …………………….

    Alıntılar alarak yayımladığım makalenin tamamı ve hatta devamı aşağıdaki linkte…

    http://www.canertaslaman.com/2011/10/kur%E2%80%99ani-bilimsel-teoloji-bilimsel-kur%E2%80%99ani-teoloji-ve-kur%E2%80%99ani-ahenksel-teoloji/

    • orion dedi ki:

      bu saydıkların madem kuranda var niye bu buluşları hep yahudi ve hristiyan bilim adamları buluyor atom mesela kuranda yok …kuranda çok şey var ama olmayan daha çok örnek mayalar. kuran hep mezopotamya kültüründen esinlenmiş anlatımlarda ve kıssalarda….mesela arapçanın kaynağı bellidir sümerlere kadar gidersin….orkun alfabesi milattan önce 5000 lere dayanır ve sağdan sola yazılır tek hece uslubü ile…türkler ve çinliler yazıyı biliyorken mısırlılar tablet yazısı kullanıyordu…mekadon iskenderide unutmayın mezepotamya tarihinde izleri büyüktür hindistana kadar babili yurt edinmiştir…bunlar hep islamdan önceki tarihlerdir ve avrupa medeniyet olarak çok daha ilerdeydi bilgiyede çok önem verirlerdi…mesela kurandaki çoğu bilgiler aslında yahudilerde mevcuttu ama bilgi herkese verilmiyordu dünyanın en büyük kütüphaneleri bağdat ve ikenderiyedeydi yanlış hatırlamıyorsam ama moğol baskınlarında talan edilmiş….zaten o yüzden yahudiler türkleri yecuc ve mecuc diye adlandırmışlardır…talancı topluluk diye…yahudilerin alfabedeki alef harfi arapçadaki elif harfidir hatta ibranice alfabenin yarısı ile okunuşu aynıdır arapça alfabenin..yazılış farklı ama okunuş aynı ayrıyeten latin alfabesindede bir el vardır..şurası bir kesinki yunanistan ve anadolun akdeniz ve ege kıyıları medeniyetken mekke köy bile değildi milattan önce bu tarihler….demek istediğim bundan 1400 asır önce bir insan okuma yazma bilmese bile kulağı ile belli bir yaşa kadar birçok şey duymuş olabilir duydukları şeyler ise hep mezopotamya tarihi ile alakalı kulaktan kulağa aktarılan hayat hikayeleri ve rivayetlerdir..son peygamberin mekke dışınada seyehatları malum bilinen birşey 40 yaşındada peygamberliğini ilan etti…dedemde okuma yazma bilmezdi ama geçmişi anlatmaya bir başladımı eskiden tv de yok radyoda dinle dinleyebildiğin kadar….hikaye çoktu:::::::::::evet bir mağma var ve volkanlardan dışarı saldığı gazlar atmoferi oluşturuyor ve o gazlar sayesinde suyun buharından var olan hava hidrojen artı oksizen yer çekiminede zemin hazırlıyor…yani ateş ve suyun yaptığı şeylere bak şekilden şekile girerek ve bize mekan olan toprak her yediğimiz rızkı temin ediyor şimdi ben giderde taştan yapılmış kabeyemi taparım diyesim geliyor toprağa secde et su ile temizlen güneşe sükret… hani cehennem ateştirya o iblis ateşten yaratılmış ve adem olan insana secde etmemişti yalanı varya bakın merkezde ateş mağma ve yine 11 gezegen ateş olan güneşin etrafında dönüyor…hepsini çekim alanına almış……bizler hepimiz ateşin özünden yaratılmış cinleriz madde boyutu halimiz insandır ve gelir geçeriz bu alemden insan olana kadar durmadan belkide kimbilir…yada dünya benzeri alemlere akıyoruz durmadan yeniden vucut bulmak için son denen bir olgu yok kıyamet yok….demeyinki bana şu an şu saat evrenin bir başka galaksisinde kainatında gaz katmatları yeni bir dünya var etmiyor….şimdiye kadar kaç dünya tükettik kimbilir

      • bilal dedi ki:

        ORİON ! ” ATOM KUR’AN DA YOK ….” DİYORSUN ! BAKALIM İDDİAN DOĞRUMU,YAL-
        NIŞ MI ? KUR’AN,1400 sene önce sadece atoma değil,atomdan daha küçük element-
        lere (elektron,nötron,proton vs.) de işaret ediyor.Konu ile ilgili sadece bir ayet buraya ya-
        zıyorum. Zaten kur’an’ın bir çok yerinde zerre (atom) diye ifade ediliyor. 1- SEBE’ SURE-
        Sİ 3.AYET: ”…..لايعزب عنه مثقال ذرة في السماوات ولا في الارض ولا اصغر من ذلك ولا اكبر الا في كتاب مبين ”
        ”….Göklerde ve yerde zerre (atom) miktarı hiç bir şey ondan (Allah’tan) gizli kalmaz.Bun-
        dan (atomdan) daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz,apaçık kitaptadır. Burada kur’an,
        ” ولا اصغر من ذلك ”..Atomdan daha küçüğü” ifadesiyle elektron,nötron,proton vs.ye işaret et-
        mektedir. 1932 yılına kadar bilim dünyasınca” atom bölünemez,parçalanamaz ve atomdan
        daha küçük bir element bulunamaz,”görüşü hakim idi. Taki,1932 yılında bilim adamı olan
        ” James CHADWİCK ” bu görüşün yalnış olduğunu,atomlardan daha küçük elementlerin
        de bulunduğunu bilim dünyasına kanıtlayıncaya kadar hep böyle devam etti. EVET:
        KUR’AN,1400 sene önce sadece zerre (atom) den değil,1932 yılına kadar bilinmeyen ve
        bilim adamlarınca varlığı kabul edilmeyen atomlardan, daha küçük elementlerden de söz
        etmiştir. 2- KUR’AN,1400 sene önce insanların uzaya gidebileceğine işaret ediyor.
        ANKEBUT SURSİ 22.AYET: ” وما انتم بمعجزين في الارض ولا في السماء الخ ”…Siz (ey insanlar! ) ne
        yeryüzünde,(dünya gezegeninde) ne de gökte (uzayda) Allah’ı aciz bırakamazsınız.” Burada,
        ” yeryüzünde de,gökte de….” ifadsi,insanoğlu yer yüzünde kaldığı,dolaşıp yürüdüğü gibi,
        uzayada gidip dolaşabileceğinin işareti vardır.2.ayet: Yusuf Suresi 105: وكاين من اية في السماوات
        وفي الارض يمرون عليها وهم عنها معرضون الخ ” Göklerde ve yerde Allah’ın nice belgeleri vardır ki,
        onlardan yüz çevirerek,üzerinden geçecekler. ” Arapçada ” يمرون ” fiili muzari’ olup,ayetin
        indiği zamandan sonrayı ifade ediyor.MESELA : مر ” fiili mazi olup geçti demek.” يمر ” fiili
        muzari’ olup,şu andan itibaren geçiyor,veya geçecek.demektir.” مرا ” mastar (kök) olup
        geçmek demektir. EVET. kur’an-ın indiği tarihten sonraki zamanlarda insanlar, uzaydaki
        Allah’ın belgeleri olan gök cisimleri üzerinden geçecekleri halde,yine söz konusu belge-
        leri,(gök cisimleri ) Allah’ın birer belgesi olarak nazari itabara almayacaklar,yüz çevirecek-
        ler. diye ifade edilmektedir. Konu ile ilgili 3.Ayet: İNŞİKAK SURESİ 16-19 : ” فلا اقسم بالشفق
        واليل وما وسق والقمر اذا اتسق لتركبن طبقا عن طبق ” Hayır ! Şafağa,geceye ve onda basan karan-
        lığa,dolunay olmuş aya yemin ederim ki,”لتركبن طبقا عن طبق ” katmandan katmana (uzayın
        katmanlarına) bineceksiniz. Her ne kadar meallerde,” haldan hale geçersiniz” diye ayetin
        çevirisi yapılmaışsa da,kur’an’ın metin ve lafızlarıyla uyuşmuyor. MESELA: Kur’an’ın her
        yerinde geçen ” طبق ” TABAK” kelimesi,göğün (uzay) katmanları (manyetik alanları) anla-
        mındadır. ÖRNEĞİN: 1-Mülk suresi 3.Ayet. ” الذي خلق سبع سماوات طباقا ”…O ki,birbiri ile uyumlu
        7 gök katmanı (manyatik alanı) yaratmıştır. 2- ” لتركبن ” Elbette ”Bineceksiniz ! ” ifedesi de
        bu anlamı güçlendiriyor.Çünkü söz konusu ayette ”haldan hale geçersiniz ” diye bir ifade
        yoktur. ” katmandan katmana bineceksiniz ” ifadesi vardır. ”haldan hale ”tamamen bir yo-
        rumdur.Kur’an’ın arapça metni ile uyuşmamaktadır. Şunu kesin bir dille ifade ediyo-
        rum ki, eski yorum ve meallere bağlı kalmadan arapçayı tam iyi bilen ve objektif davranan
        bir insan,(müslüman bile değilse) söz konusu ayeti incelediğinde,bu ayetin gök (uzay) katmanından söz ettiğini anlayacaktır. Konu ile ilgil 4.Ayet : Rahman suresi 33.Ayet:
        ” ………..” فا نفذوا لاتنفذون الا بسلطان ” Ey cin ve insan toplulukları ! Göklerin ve yerin çerçe-
        vesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin.Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilir-
        siniz…. Ayetin bu son cümlesi, ” …ancak büyük bir güçle çıkabilirsiniz ” ifadesi, bugün-
        kü teknoloji ürünü olan maddi güç , araç ve gereçlerle çıkabilirsiniz anlamı vardır.
        Fakat Ankebut suresi 22.ayette belirtildiği gibi,yine insanlar Allah’ı aciz bırakamaz.
        (….ölüm vs.lerden…) kurtulamaz. EVET : 1400 sene önce yaşamış olan bir beşerin,
        (Hz.Muhammed’in ) bunları kendiliğinden söylemesi mümkün değildir. KUR’AN,evreni
        yaratan, geçmiş ve geleceği aynı şekilde bilen Yüce Allah’ın sözüdür. 5- Müslüman
        Bilim Adamlarının Bilime yaptıkları katkkılarını öğrenmek istiyorsan lütfen,GOOGLE.de
        ” Müslüman Bilim Adamlarının Bilinmeyen İlkleri ” Adlı adrese girip,bu konuda müslü-
        man Bilim Adamlarının Bilime katkılarını öğrenmeni tavsiye ederim. Her şeyi, yahudi
        ve hıristiyan bilim adamlarına mal etmek,bilim tarihini bilmemektir. Lütfen ! söz konusu
        adrese girip arıştırın ! EVET : KUR’AN’IN DAHA NİCE BİLİMSEL KOZMOLOJİK
        AYETLERİ VARDIR. Ancak bugün bunları yazabildim.Yüce Rabbim nasip ederse,za-
        manla onlara da değineceğim. Saygılar.

      • orion dedi ki:

        gök birdefa uzay değildir gökten kasıt yağmur bulutlarının çıktığı mesafe olabilir ewet bugün birçok müslüman bilim adamı sayabiliriz ama saydıkların dinden ziyade bilimi ön planda tuttukları için ve evrim tekamül tezini destekledikleri için hepsi birkenara yitildi… erzurumlu ibrahim hakkı hazretleri onun kitabi marifetnamesi amerikan üniversitelerinde okutuldu kaynak gösterildi…ama bilime yönelmiş olan alimleri din hep ikinci plana attı işlerine gelince iyi müslüman dediler gelmeyince kötü.. bunlar hep tekamüll evrimini savundukları için müslüman denilsede tekamül tezlerine sebeb reddedilmiş olanlardır çünkü tek kuranla yetinmediler ve bu müslümanlar açık yüreklilikle insanın maymundan hasıl olduğunu söyleyebildiler .. ..bilim tezlerini duyunca sözde gerçek müslümanlar onların kitaplarını tavsiye bile etmezler işlerine gelmeyen konular dine aykırı düşüyor diye ….zerre dedin bilime yön veren müslümanlık olmadığı için bugün hep yabancı lugatlarla bilim öğretiliyor proton nötron elektron gibi bunların türkçe karşılığı yok zerreden kasıt karıncada olabilir..eğer bilime sen yön verebilseydin dünya nötron proton elekron yerine senin bulduklarını telafuz ederdi…. ölüme çare yok dedin sen nasıl kuran okuyorsun lokman hekimdendemi haberin yok…mesela ben senden meariç dördün çevirisinide istedim yollamadın halen daha allahın bize elli bin yıllık mesafede olduğunu kabul ediyormusun sen ………gerçi deist düşünenlerde bu ayeti yanlış anlamışlar .ammavelakin onun gücü kudreti herşeyi çepeçevre kusatmışken ellibinyıllık mesafede neyin nesi…sen hep kuranı örnek gösteriyorsun…bak şimdi sana katmanların 7 kat olduğunu nasıl ispatlıyacağım iki ayakların üstündesin iki dizini koy yere dört iki ellerini koy yere altı alnını secdeye koy ettimi yedi..gök ve yer kaç katmanmış 7 diyor insan.. arzdan yani yer yüzünden mağmaya kadarda 7 sayarsın…. kimden yola çıktım kendimden ve insandan insan madde aleminden manaya yönelir…en azından deyiş dinleyin bunları bilmiyorsanız bile..özlem özdilden::::

        Kainatın Aynasıyım
        Mademki Ben Bir İnsanım
        Hakkın Varlık Deryasıyım
        Mademki Ben Bir İnsanım

        İnsan Hakta Hak İnsanda
        Ne Ararsan Var İnsanda
        Çok Marifet Var İnsanda
        Mademki Ben Bir İnsanım

        Tevratı Yazabilirim
        İncili Dizebilirim
        Kuranı Sezebilirim
        Madem Ki Ben Bir İnsanım

        Bunca Temenni Dilekler
        Vız Gelir Çarkı Felekler
        Bana Eğilsin Melekler
        Mademki Ben Bir İnsanım

        Daimiyim Harap Benim
        Ayaklara Turap Benim
        Aşk Ehline Şarap Benim
        Mademki Ben Bir İnsanım

        ..ibrahim hakkı darwinden önce yaşamıştır ve kendinden öncekiler gibi bilime yöneldiği için yok sayılıyorlar …
        aşağıdaki yazı alıntıdır islam alimleri ve evrim yazarsanız detaylı yazılar bulabilirsiniz google da::::::::
        İslam tarihinde bu konuda ilk görüş sahibi Cahiz’dir (ölümü Hicri 225). Göç ve çevreden dolayı hayvanların yaşantılarında meydana gelen değişikliklere işaret eden ilk hayvan bilimci idi. Cahiz’in bu nazariyesi ‘Safa Kardeşler’ (İhvan-ı Safa) denilen bir grup tarafından yayıldı. Ancak insanın kaynağıyla ilgili modern teoriyi her yönüyle anlatıp bize aktaran ilk Müslüman düşünür İbn-i Miskveyh (ölümü Hicri 421) idi.

        Evrim teorisinin kurucusu Darwin’den (1809-1882) yaklaşık bir asır önce Anadolu’da yaşamış olan Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri (1703-1772), canlı yaşamın tâbi olduğu “evrimi”, Marifetnâme isimli eserinde bakın nasıl anlatıyor…
        ( Dileğim, başlığım altında ‘fanatizm’ kokan tartışmaların yaşanmaması…
        Darwin’in, ‘İnsan maymundan gelmiştir’ şeklinde bir söylemi olmadığı halde, evrim teorisi denince aklına ‘maymun&insan’ ikileminden başka birşey gelmeyen kısıtlı ve yüzeysel bilgiye sahip ‘ Evrim teorisi mi , töbe haşa ! ‘ şeklinde yaklaşan arkadaşlar ile; ‘İslam’ ismiyle işaret edilmiş sistem ve düzeni OKUyamamış ( İkra! ), bu yüzden de ‘ilme’ dahil olamamış, İslam hakkındaki düşünceleri, toplumun sunduğu ‘müslümanlık’ şartlandırmaları ve birey müslümanlığında tıkalı kalan arkadaşlar lütfen uzak dursun…
        Buyrun asırlar öncesinden dillenen gerçek )
        “Hak Teala’nın emir ve tesiri ile felekler ve yıldızlar hareket edip, dört unsuru istihale (evrim) ile birbirine karıştırıp yoğurmuşlardır. Böylece, önce madenler, sonra bitkiler, daha sonra hayvanlar meydana gelmiştir. Hayvan kemalini bulduğunda insan zahir olmuştur. Bu bileşik cisimlerin dört mertebesi arasında yani maden, bitki, hayvan ve insan arasında aracı bileşik cisimler de vardır. Madenler ile bitkiler arasında vasıta ve geçit olan mercandır… Bitkiler ile hayvanlar arasında geçit hurma ağacıdır. Çünkü o bitki olmasına rağmen hayvan gibi erkeğine yakın olmadıkça (döllenme olmayıp) neticesi hurma olmaz. Hayvanlar ile insanlar arasında geçit olanların en açığı maymundur. Çünkü bütün organları, kıl ve kuyruğundan başka dışı ve içi insana benzer. Mercan, hurma ağacı ve maymun gibi maden, bitki, hayvan ve insan arasında geçit olanların varlıklarındaki hikmet, her birinin kendi mertebesi aşağısından son yükseklik derecesine ulaşması, varlıklardaki mertebelerin o silsile yoluyla tertip edilmesi ve insanlık mertebesinde nihayet bulmasıdır. Zamanın devretmesinin tamamlayıcısı ve cihan varlıklarının özü insanın var olmasıdır. Yedi yüksek babanın (felekler) ve dört aşağı ananın (anasır-ı erba’a) ve üç bileşik cisimlerin (mevalid-i selase) neticelerinin özü insan bedenidir. Belki iki cihandan sebep ve gaye, ancak hazret-i insandır…
        Bu şerefli vücudun yükselişinin başlangıcı madenler olmuştur. En önce kaygan çamurdur, sonra taş mertebelerine yükselmiştir, sonra kıymetli cevherler mertebesine vasıl olmuştur… o mertebeden de yükselerek tohumsuz biten bitkiler mertebesine varmıştır. Sonra tohum ile biten bitkiler mertebesine, oradan ağaç şeklini alıp hurma ağacına kadar varmıştır. Hurma mertebesinden hayvanların mertebelerine yükselip nice seneler o mertebede ömür sürmüştür. Oradan fiil ve şekil bakımından insana benzeyen yarı insan (nesnas) ve maymun mertebesini bulup daha da yükselerek insan şekline gelmiştir.” (Marifetname, Bedir Yayınevi, s.57-60)

        İbrahim Hakkı’dan önce Mevlana da tekámül nazariyesinden söz etmiştir. Şöyle der: ‘Maden ve taş ülkelerinde yaşadım! Sonra hayvanlarla yerde, havada ve deryalarda saatlerce dolaştım. Ve insanlık mertebesine yükseldim.’

        ….nesnas denen maymun türü farkındaysan kuranda nas suresi vardır ve hannas ta geçer insanlar demektir ..hindistan kültüründen ve asya kültüründen çok şey aldığınızı kabul edin …..yine kuranda maun suresi var maun hindistanda bir ağaç türüdür…

      • Syra dedi ki:

        Bilal,
        Dedem kızdığı zaman, sizde zerre kadar akıl yok derdi. Mübarek adam demekki aslında atoma işaret ediyormuşta anlamıyormuşuz. Bilal, ufkumuzu açıyorsun, süpersin… :)

      • orion dedi ki:

        syra deden kötüye kullanmasınlar diye zerrenin atom olduğunu açıklamamıştır : ))….
        sunu birkere deneyin size garanti veriyorum açık havada gündüz vakti havaya bakın sırt üstü yatarak boş boş gözünüzü dolaştırın sağa sola gözle gürünmez denen eloktron parcacıklarını göreceksiniz sayamıycağınız kadar….beyaz noktacıklar halinde sanki kar yağıyormuş gibi bir gözlem olacak….

  108. bilal dedi ki:

    ORİON BEY ! ”MEARİC SURESİNDE GEÇEN 50.000 SENELİK MESAFE ” NE DMEKTİR ?
    1- MEARİC SURESİ 1- 4.AYETLER: ” سأل سائل بعذاب واقع للكافرين ليس له دافع من الله ذي المعارج { مصاعد الملائكة وهي السماوات } تعرج الملائكة والروح اليه { الي مهبط امره من السماء } في يوم كان مقداره خمسين الف سسنة الخ
    ” Birısi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah katından inkarcılara olan ve hiç kimsenin savama-
    yacağı azabı istedi.” تعرج الملائكة والروح ” Melekler ve ruh (Cebrail ) ” اليه ” Oraya,( mearice,Allah’ın
    emrinin indiği yere,o derece ve mertebelere) miktarı elli bin sene olan bir günde yükselip çıkar. Tam
    arapça tefsirlerinden de alınan bu alıntıya göre, ” Melekler ve Cebrail, Allah’ın yanına değil,Allah’ın
    emrinin indiği mekana,mertebelere,derecelere (mearice) yükselirler. Zaten yüce Allah’ın maddi bir
    boyutu yoktur ki,onun kaldığı yer de olsun. Tekrar ediyorum,” تعرج اليه ” O mearice ( Onun emrinin
    indiği mekana melekler ve Cebrail yükselirler.) Allah’ın yanına yükselmeleri söz konusu değildir.Biz
    insanlar (kullar) ile Allah arasında nasılki bir mesafe varsa,meleklerin konumuna göre,Allah ile on-
    lar arasında da bir mesafe vardır. ” Demk ki,bizimle Allah arasındaki mesafe 50.000 senelik ışık
    hızı ile olan bir mesafe de değildir. Çünkü melekler,Allah’ın yanına değil,O,nun emirlerini aldıkları mekana yükselirler.Mufessirlere göre de o mekan semadır.Ama hangi sema ise,oda belli değildir.
    Böyle bir şey de bilemeyiz. Melekler ışınlardan yaratıldığına göre,hızları ışık hızıyla orantılı olabilir.
    Artık melekler ve Cebrail’in yükseldikleri ”Mearic” (emir aldıkları mekana) elli bin ışık yılı da diyebi-
    lirsiniz. 2- KUR’N’DA GEÇEN ” ELLİ BİN VEYA BİN SENE ” kelimeleri neyi ifade ediyor ? ” الله اعلم ” Şöyledir. ” HAREKET EDEN CİSMİN HIZINA GÖRE ZAMANIN FARKLILAŞMASINA İŞARET
    EDİYOR: EVET : KUR ‘AN ; EİNSTEİN’den 1300 sene önce ” Rölativite ” İzafiyet”kuramına işaret
    etmektedir. Bu izafiyet kuramına göre,zaman sabit bir ölçü değildir.Cismin hızına bağlı olarak uza-
    yıp kısalır. KUR’AN’ın; ” Bir günü 50.000 yıl ve yine ” Bir günü 1000 yıl” olarak farklı zaman birim-
    lerinden söz etmesi, Einstein’in 1905 ‘te ortaya attığı ve bugün bilimsel olarak kabul edilmiş olan
    ”İzafiyet Kuramına ” işarettir. Bu kuramı bir örnele açıklayalım: MESELA,ışık hızına yakın bir sür-
    atle giden bir uzay gemisini,dünyada ikizi bulunan birinin kullandığı varsayalım. 10 yıllık bir seyaha-
    te çıkıp dünyaya geri döndüğünde,uzay gemisini kullanan ikiz,dünyada kendisini bekleyen ikizinden
    daha genç olarak dünyaya ayak basacaktır. Uzay gemisini kullanan ikiz ışık hızına yakın bir süratle
    hareket ettiği için onun saatiyle 10 yıl, dünyadaki kardeşinin saatiyle 15-20 yıl fark olacaktır.
    EVET: 1400 sene önce yaşamış olan bir beşerin ( Hz.Muhammed’in) bu ayetleri kendiliğinden söy-lemesi asla mümkün değildir. KUR’AN; Ancak evreni yaratan,geçmiş ve geleceği bilen Yüce bir
    Yaratıcı’nın sözü olabilir. 3- Lokman Hakim’e atıfta bulunarak” ölüme çare vardır,” diye iddanı
    kanatlayan kur’an dan bir ayeti bana gösterir misin ? EVET: Yüce Allah,”ona hikmeti verdik, ” bu-
    yuruyor. Hikmet,ölüme çare değildir.O derin bir bilgidir.Allah,diğer peygamberlere de ”Nübüvvet ya-
    nında hikmeti de vermiştir. Ve hiç biri ölüme çare bulamamıştır.Çare olsaydı,önce Hekim LOKMAN,
    kendini ölümden kurtaracaktı. Eğer siz ölüme bir çare bulabilseniz,bütün insanlar adına sana son-
    suz şükranlarımı arz edeceğim.Ve biz insanlar sana sonsuza dek minnettar kalacağız. OK….!
    Yüce Rabbim izin verirse,diğer konulara başka zamanda değineceğiz. Saygılar.

    • orion dedi ki:

      sağolasın ağzına sağlık sayende bilgilenmişte oluyoruz:::ayrıyeten ateyleri tek tek okumakta insanın yanlış anlamasına vesile oluyor::::meariç için allahın emrinin indiği yer diyorsun yani meleklerin yükseldikleri yer…. allah için zaten mekan ve zaman kavramı yok…
      ibni abbas ve erzurumlu ibrahim hakkı hz leri ise meariç ateşin özüdür diyor…hatta cinlerin bu ateşten yaratıldığı ve meariç ve meariçe olarak işim aldıklarını söylüyorlar..sendende meleklerin yükseldiği yer olarak duydum meariç kelimesini oysa benim bildiğim güneşin özüdür meariç….ayrıyeten izafiyet teorisi dediğin konu uzaya giden ışık hızında hareket ederse daha az yaşlanacak olayına denemeden karar vermemek lazım….insan bünyesi standarttır uzaydada uyuma hissi duyacaktır insan belki dünyadaki ikizinden daha çok şeyi görme ve yaşama şansı bulacaktır hızlı hareket ettiği için ama insan uzayda daha farklı şartlar altında düyadaki ikizinden daha erken ömürde tüketebilir yerçekimsiz ortama sebeb…bazı asronotların boylarının uzadığını duymuştum yerçekimi olmadığı için….einstaynın izafiyet teoriside demode oldu şimdi daha farklı teorilerde atılıyor ortaya..hatta bana göre zaman diye birşey yoktur evrende zaman sadece madde yoğunlaştığı zaman varlığını hissetirir atomlarına bölünen her madde titreşimler halindedir. ve uzayda tireşimler halinde olan başı boş atom altı parçacıkları için zaman dilimi tayin etmek olası gözükmüyor…bugün bir rakamının önüne 6 milyar insan bir sıfır atsa hatta bu devir daym ederek döngü içinde tekrarlansa evrenin ne kadar geniş olduğuna dair kimse bir fikir edinemez…belki evrenlerden öte evrenler var…nebileyim işte belkide varlık hep vardı çünkü yokluktan birşey varolmaz…rahmetinin ve büyüklüğünün sınırları olmayan allah bu ucu bucağı olmayan koskoca evrende bizleri sırf cennet cehennem korkusuyla var etmesi aklıma pek uygun gelmiyor..şu kainatımız içinde koskoca günes sistemi ve dünya sahilde bir kum tanesi bile değil heleki biz hiçbirşeyiz kainat söyle dursun kaç kainat var bu evren içinde ve denildiği gibi birde paralel evrenler tezi doğru çıkarsa…işte şu sonuç çıkıyor 1000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000 bunun sonu gelmez her sıfır bir yıldız bir gezegen::::ayrıyeten dediğim gibi kuranda detay yoktur lokman içinde fazla detaya girilmemiş..ve hz süleyman içinde aynı şey geçerli hz davutun en küçük oğludur hz süleyman 11 veya 12 kardeşler ve tathtı hz süleyman çok zeki olduğu için babası davuttan devralmıştır…soru yarışmasını kazanarak…kuranda varmı bu konu yoktur sanırım

    • orion dedi ki:

      Birısi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah katından inkarcılara olan ve hiç kimsenin savama-
      yacağı azabı istedi

      Melekler ve ruh (Cebrail ) Oraya,( mearice,Allah’ın emrinin indiği yere,o derece ve mertebelere) miktarı elli bin sene olan bir günde yükselip çıkar. Tam arapça tefsirlerinden de alınan bu alıntıya göre, ” Melekler ve Cebrail, Allah’ın yanına değil,Allah’ın
      emrinin indiği mekana,mertebelere,derecelere (mearice) yükselirler. Zaten yüce Allah’ın maddi bir
      boyutu yoktur ki,onun kaldığı yer de olsun. Tekrar ediyorum, O mearice ( Onun emrinin
      indiği mekana melekler ve Cebrail yükselirler.) Allah’ın yanına yükselmeleri söz konusu değildir.

      yukarda ne diyor ayet birisinin o azabı istediğini ve meariç in güneşin yani ateşin özü olduğunu doğruluyor….azab ateş ile edilecek kurana göre lakin anlamadığım meariç dörtte ileyhinin anlamı ona demek —– ona yükselir burda tercüme hatasıda yok …neden oraya değilde ona yükselir ..çünkü o onun ona tabirleri kuranda sıkça kullanılmış ve kastettiği allah tır bunlardan…………….. çoğu yerde……birde hemen yanı başımızda güneş varken o azab neden 50000 bin senelik mesafede….meariç miraç kelimesinin çoğuluymuşda aynı zamanda….ama yükselişlerin sahibi yükselme sahibinin yolları olarak niye söylenmiş:::::birden dörde kadar O mearice ( Onun emrinin
      indiği mekana diye birşey yok::::::::::::::::: meariç 3 te ise arapça bilmememe rağmen çeviriyi ben yapayın sana 20 mealcide doğru çevirmemiş çünkü sendeki tefsirde meal değil insan katkılı tefsir meali yani kişilerin anlamasına göre değişkenlik gösteriyor:

      Minallâhi zîl meâric <<<<<< meariçin sahibi allahtan ….4 ise

      Ta'rucul melâiketu ver rûhu ileyhi fî yevmin kâne mikdaruhu hamsîne elfe senetin)
      yine ben çeviriyorum sana 4 dü

      melekler ve ruh miktarı ellibin sene olan günler içinde ona yükselir ::::::::::::burda fi geçmiş zaman ve yevmin günler çoğul kullanılmış……..ayetlerin sade hallerine bakıyorum birde meal ve tefsirlere bakıyorummmm siz anlamazsınız biz size anlatıyoruz der gibi tefsirciler milletle dalga geçiyor….zaten bir ile ikiyide yazmama gerek yok :::::::biri o azabı istemiş ve onu önleyecek bir güç yok denmiş:::::::::::::::::::::::::::::meariç miraç ise miraç bir yer yüksek makam ama niye oraya denmemişte ileyhi ona denmiş..garip ::::sen miraç kelimesinden yola çıkarak allahın emirlerinin indiği yer diyorsun hani orada peygamberle allah arasında elli vakit namazın beşe düşürüldüğü yer değilmi gerçi peygamber allahı gördümü görmedimide tartışma konusuydu…..yani cebrail son peygamberi emir aldığı yere kadar götürmüş miraça madem madde boyutlu birşey değil allah oraya kadar çıkmasına ne gerek vardı son peygamberin….yani felsefeye kaçıpta dini alaya aldığımı düşünme ama düşünmüyorum desem yalan olur aslı nedir bu işin … meariç 1 de bir zat allahtan gelecek olan azabı istiyor miraç ve meariç azab yeri değilse melekler ve ruh ona miktarı ellibin yıl olan günler içinde ona yükselir ….ama insan hesabı veya dünya hesabı da yapılmamış ayetlerde……. ve dörtde taruc fiili kullanılıyor :::::3 te neden meariç kullanılıyor yükselme konusunda miracın çoğuluymuş…….taruc veya meariç ikiside yükselmek fiili olarak kullanılmış ama azab varsa bence meariç ateşin özü olabilir daha mantıklı:::::mealere baktığın zaman dünya hesabı ile sizce hesabı ellibin sene diye yazıyorlar ama asıl orjinlerinde bunlar yok sonra tefsir giriyor devreye millet kafasına göre yorumlamaya başlıyor ayetleri:::::milletedede deniyorki siz anlamazsınız çeviriden ötürü falan oluyor filan oluyor…..

  109. mervece dedi ki:

    bunların hiç birisi çelişki değil… önyargısız olarak araştıran bilir ki bunların hepsinin bir cevabı var… çoğuda arapça bilgisi olunmadığı için yapılan yanlış anlam vermelerden kaynaklanmış… ayrıca 17 madde de sizin bahsettiğiniz gibi kuran “Ancak Kur’an anlaşılmaz bir yığın ayetle ve kavramla doludur. Anlaşılabilmesi için eski Kureyş Arapçasının, hadislerin, peygamberin ayrıntılı hayatının, dönem tarihinin iyi bilinmesi gerekir. Orucun kaç gün olduğu, namazın kaç vakit olduğu bile açıkça belirtilmemiştir.” ise, siz ANLAMADIĞINIZI kabul ettiğiniz Kuran dan bu sonuçlara nasıl ulaşabildiniz?
    siz, kendinizinde söylediği şeyleri doğru kaynakları araştırmadan, kelimelerin doğru anlamını bilmeden hükümler çıkarmışsınız… buda sizi dini bilen birisi için komik duruma düşürmüş…
    belki bu video size biraz yardımcı olur… tabi ki ön yargılı değil iseniz… http://www.youtube.com/watch?v=qQLwmGYGKPw&feature=fvsr

    • mervece dedi ki:

      ayrıca “Orucun kaç gün olduğu, namazın kaç vakit olduğu bile açıkça belirtilmemiştir” diyorsunuz… kuranı anlamadığınız buradan da belli… namaz, oruç peygamber efendimzle başlayan ibadetler değilki…islamiyet öncesi çıplak tavaf yapıldığını sizde söylüyorsunuz…. neden… hiç peygamber efendimize “namazı nasıl kılacağız ” diye soran biri var mı? yok…çünkü ibrahim as. dan gelen bir din var.. ama incil gibi tahrip edilmiş… Zaten bilinen ibadetlerin kuran neden anlatsın ki…
      benimde yazılarımı yayımladığım bir sitem var, daha öncede belirtmştim. mervece.com… burada ateist ve deist kişileri incitmemeye özellikle dikkat ediyorum… sizden de aynı nezaketi göstermenizi rica ediyorum…
      işte namazın daha önceki ümmetler de de olduğu ile ilgili ayetler.

      İbrahim as.
      “Ey Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını senin Beyt-i Haram’ın (Kâbe) yanında, ekin bitmez bir vâdiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılsınlar diye (böyle yaptım). Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler!”
      “Ey Rabbim! beni ve soyumdan gelecekleri, namazı dosdoğru kılanlar eyle! Ey Rabbimiz! Duâmı kabul et!”(İbrahim, 14/37 ve 40).
      İbrahim, Lut, İshak ve Yakub peygamberlerle ilgili şöyle buyruluyor:
      “Onları, emirlerimiz doğrultusunda insanlara doğru yolu gösteren önderler yaptık ve onlara, hayırlı işler yapmayı, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar, yalnız bize ibâdet eden kullardı.”(Enbiya, 21/73).
      “İsmail ailesine ve çevresine namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbi katında hoşnutluk kazanmış bir kimseydi.”(Meryem, 19/55).
      Hz. Lokman
      “Yavrucuğum, namazını kıl, iyiliği emret ve kötülükten sakındır.”(Lokman, 31/17).
      “Onlar dediler ki: “Ey Şuâyb! Atalarımızın taptığı şeyleri (putları) bırakmamızı, yahut mallarımızda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi, sana namazın mı emrediyor? Gerçekten sen çok yumuşak huylu çok akıllısın.”(Hud, 11/87).
      “Musa ve kardeşine: “Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın. Evlerinizi namaz kılınacak yerler yapınız. Namazı dosdoğru kılın.” Ayrıca Musa’ya: “Müminleri müjdele!” diye vahyettik.”(Yunus, 10/87).
      “Ey İsrailoğulları!… Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükua gidenlerle birlikte rükua varın.”(Bakara, 2/40-43).
      “Ey Meryem! Rabbine gönülden ibâdet et! Secdeye kapan ve rükû’ edenlerle beraber rükû’ et!”(Al-i İmran, 3/43).
      “İsa, şöyle dedi: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum, o bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım o beni mübârek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe bana namazı ve zekâtı emretti.”(Meryem, 19/30-31).
      (http://www.sorularlaislamiyet.com/article/14763/namazin-peygambelerden-bugune-gelisi-diger-peygamberler-ve-ummetleri-de-namaz-kilar-miydi.html

      • orion dedi ki:

        islam öncesi taaf herkesin yine kabeyi kutsal sayıp kendi putlarını kabenin içine ve etrafına koymaları ve ilahlaştırıp senelik ziyaret etmeleriyle alakalı altında yine ticari amaç var mekkeliler için ve yemenden bile ziyaret edenler oluyormuş islam öncesi kabeyi…ozamanda kabenin kutsal ve allahın evi olduğuna inandırmışlar…arap yarım adası ve mısır harici hiçbiryerde peygamberlik teziyle ortaya çıkan başka bir topluluk yok…yani insanlık sanki tek bu bölgelerdeymiş gibi peygamber silsilesi hep birbirine uzaktan akraba abrahamın karısı sara çocuk doğuramayınca kuma olarak haceri alır ibrahime.. hacerden ismail olur ve onları çöl ortasında bırakır sarada çocuk doğurmuş ama bu bırakma işi sara çocuk doğurduktan sonra kıskançlık olmasın diyemi bilemem ama hacerin çok zorluk çektiği muhakkak ismail susuz kaldığında bir sağa bir sola kosturması su bulmak için hacıların tatbik ettiği şey…hac vazifesinde…..israiloğulları neden sünnet olur firavun onların köle olduğunun anlaşılması içinmi yaptırmıştır…..yani allah diyoruz hac vazifesinde bile insani geleneklerle ibadet şekilleri mevcut mesela hacerül esved taşını öpmeye çalışmak….

        sitene göz atmaya çalışırım ama bugün değil benim işim ne deistlik nede dinleri savunmak bu önyargısız olduğumun en büyük kanıtıdır…..daha evveliyatımda böle sitelere denk gelmiş olsaydım direkt kuranı ve islamı savunuyor olacaktım ama ben orta yollu olmayı kendi irademle şeçtim……gerçekten önyargı insanı bilmediği konularda bile haklı çıkmaya çalışmaktan başka biryere götürmez….iman etmek basit olan şey çünkü düşününden çok iman eden var düşünmekse farklı bir konudur….aslında çoğu kişiyede cevap vermek istememe rağmen klavyede yavaş olduğum için bir konu üzerinde beynimdeki düşüncelerde kopukluklar oluşuyor ve tam olarak bildiklerimi aktaramıyorum ve yazıya dökemiyorum….benim için büyük bir sorun

  110. mervece dedi ki:

    öncelikle bu sitede yazdığım yorumlar kimi zaman neden arada çıkıyor anlayabilmiş değilim?
    ORION bey; sizin sorularınıza cvap vermek gerekirse öncelikle sitemden islamda cariyelik, ve burada da savaşla ilgili konuyu okumanızı rica edeceğim… diğer dinlerl ilgili mevzuda bu sitede yayınlamış olduğum başka bir videoyu izlemenizi (sitemde de ilk sayfa da şuanda) izlemenizi rica edeceğim… hakikaten doğruları öğrenmekse niyetiniz ve ön uyargılı değil iseniz sizde değişikliklere sebep olacağına garanti ediyorum… bu kadar da iddialıyım… çünkü hiç bir kalp mühürlenmemiştir… ölüm anına kadar “rahmete” bütün alpler açıktır… yoksa Allah neden firavuna bile peygamber göndersin ki? kader olayının yanlış anlaşılmasının bir sonucu… dediğim gibi siz dediklerimi izleyin… yoksa vereceğim cevapları anlayamazsınız… sitemi vurgulamam sizi rahatsız etmesin… satacak değilim… çok şükür ihtiyacımda yok… sitede sadece adım belli.. diğer hiçbir bilgim yok… ne faceboo ne twitter hesabım var… amacım sadece bilgilerimi paylaşmak… herhangi bir şey satmıyorum… yanlış anlaşılmalara sebep vermemesi için belirtmek istedim…
    mervece.com.. yazımı ve videoyu izleyin… o zaman bütün sorularınıza zaten cevap bulacaksınız… ama gene anlamaz iseniz, anlamadığınız noktaları belirtin… bu sefer sizi daha da şaşırtacak başka bilgileri paylaşayım…

    • orion dedi ki:

      siteni buldum…ama deist düşünenlerin felsefe ile çok güzel düşünceleri var yani benim aradığım fikirlerin üstünlüğü ve dinlerin birbirlerine olan üstünlüğü değil videonun birine baktın senin desitlerde çok video var…..bu dinlerin insan ürünümü yoksa gerçekten yaradanın insanlara sözümü olduğuydu….sana bi hikaye yolluyayım felsefe üzerine..birde hayatın anlamı vardı bulursam onuda yollarım.

      Çocukluklarından beri birbirlerini tanıyan, biri fizik, biri kimya, biri biyoloji profesörü üç arkadaş, kamp kurmaya karar vermişler. Böylece bol bol konuşmaya ve tartışmaya vakit bulmayı amaçlıyorlarmış.
      Haftasonu gelip çatınca, anlaştıkları gibi şehir dışındaki geniş bir ormana gidip kamp kurmuşlar. Sonra, hava kararmadan şöyle bir yürüyüş amacıyla dolaşmaya çıkmışlar. Konuşmaya daldıkları için de çok uzaklaşmışlar. Dönmeye karar vermişler; ama bir türlü kamp kurdukları yeri bulamamışlar. Hava da iyice karamaya ve soğumaya başlamış. Umutsuzca oradan oraya orman içinde yürürken, bir kulübeye rastlamışlar. Hemen kapısını çalmışlar, orta yaşlı bir adam açmış kapıyı. Başlarına gelenleri anlatmış bizim profesörler, adam da onları içeri almış, sıcak bir şeyler içsinler, içleri ısınsın diye. Adam kulübenin diğer odasına doğru gözden kaybolmuş. Üç profesör oturma odası gibi gözüken büyük alana girmişler. Köşede duran büyük koltuğa yan yana oturmuşlar.
      Odadaki her şey sıradanmış, bir şey hariç: Soba.
      Soba, olması gerektiği gibi odanın ortasında duruyor, hemen üstünde, dumanı dışarıya veren boru, hiç kıvrılmadan doğruca tavandaki bir delikten de dışarı çıkıyormuş. Garip olan, sobanın yerden bir metre kadar yukarıda, oraya sonradan konduğu belli olan birkaç taşın üzerinde duruyor olmasıymış. Uzun süre bunu inceleyen fizik profesörü, “İlginç!” demiş yüksek sesle, sıcaktan uyuklamaya başlayan diğer iki arkadaşını sıçratarak.
      “Ne o ilginç olan?” demiş biyoloji profesörü.
      “Baksana şuraya,” diye devam etmiş düşünceli bir şekilde, arkadaşına sobayı göstererek. “Soba neredeyse bir metre kadar yerden yukarıda duruyor.”
      “Eee?” demiş kimya profesörü. “Ne olmuş yani?” Pek ilgilenmiş gibi gözükmüş.
      “Sence neden?” diye sormuş fizik profesörü.
      Bir an öylece arkadaşına bakmış biyoloji profesörü, ardından çenesindeki kısa sakallarını sıvazlayarak sobaya bakmış. “Evin altındaki değişik formlarda yaşayan organizmaların, birbirleriyle olan ‘mutualist’ yaşamınının dengesini fazla ısıyla bozmamak için, sobayı öyle yukarı koymuş,” demiş bir iki dakika sonra.
      “Hmm,” demiş fizik profesörü. “Bence, sobayı bu şekilde yukarı koyarak, ısının farklı yerlere farklı dalgalarla yayılmasını sağlamış, böylece ısının düzenli dağılmasını sağlamış.”
      “Elbette, bu olabilir,” diye tartışmaya katılmış kimya profesörü. “Ama bence bunun nedeni daha farklı. Sobayı böyle yukarıya koyarak, ısı ‘konveksiyonu’ sağlamış.
      Üç profesör başlamışlar ateşli bir tartışmaya. Yüzlerce fikir üretmişler, her seferinde biraz daha ileri gidip, daha değişik çözümler getirmişler bu sobanın konumuna.
      Aradan on dakika kadar geçmiş, tartışmanın doruk noktasına ulaştığı bir anda, elinde bir tepsi, tepsi üzerinde üç tane dumanı tüten bardakla, ev sahibi içeri girmiş. Onun girdiğini gören fizik profesörü, hemen ayağa fırlamış.
      “Söyle bana dostum!” diye bağırmış. “Sobayı yerden bu kadar yukarı koymanın nedeni…” Başlamış kendi ürettiği fikirleri bir bir adama söylemeye. Daha bitiremeden, biyoloji profesörü fırlamış ayağa. “Hayır hayır, onlar değil bunun nedeni. Esas …” O da başlamış şaşkınlıkla profesörlere bakan adama kendi fikirlerini anlatmaya. Derken kimya profesörü de aralarına katılmış.
      Yaklaşık beş dakika sonra, “Eee dostum, bir cevap ver. Hangimiz haklı?” demiş fizikçi olan merak içinde. Üç arkadaş da merakla adama bakmaya başlamış.
      Adam bir süre, tek kaşı kalkık öylece diğerlerine bakmış.
      “Doğrusunu söylemek gerekirse,” demiş bir süre sonra. “Dediklerinizden hiçbir şey anlamadım, ama sobanın neden öyle yukarıda durduğunu merak ediyorsanız…” Bir an durmuş ve sonra devam etmiş. “Boru kısa gelmişti de…”

      burdan çıkan sonuç felsefeden ve bilimden anlamıyan bir insanın cevabı en doğru şekilde sade olarak vermesiydi….müslümanım demekle müslüman olunmuyor biri bir diğerinin hakkında senin kalbin mühürlüdür gibi bir laf söylerse alçak gönüllü olki toprağa yalaştıkça hakkın huzurunda olduğunu unutmazsın….ve şu toprak ayaklar altında olan toprak her her yediğin nimetin rahmi ve anasıdır….her ne kadar horlansada insan elinden senden nimetini esirgemez….bütün güzel duygular alçak gönüllülükten gelir başı kaf dağı gibi yüce olanlardan değil..adem olan insan kendi ile çatışma halindedir…ilahları değil kendini tanıma aşamasındadır ya kendini tanıyacak yada nefsiyle çatışacak…nefis en büyük puttur hak yolunda hak ise sıfattır insanı doğru yoldan ayırmayacak olan sıfat……bir yanım ateşten yaratılmış bir diğer yanım sudan hak olan topraktan ayrılma….belki iki cihandan kasıt insandır…..insan olabilme vasfı

    • bilal dedi ki:

      Orion ! Diyorsun ki,” Arap yarım adası ve Mısır harıcı hiç bir yerde peygamberlik teziyle
      ortaya çıkan başka bir topluluk yok…… Buna tez demen de, senin bir saçmalığındır.
      ”Lokman HEKİM, ölüme çara bulmuştur ve ölüme çare vardır” diyen sizin gibi birine ne diyelim !
      1- Bakalım; Peygamberleri ve Allah’tan getirdkleri Hak davalarını anlatan kur’an, bu konuda ne diyor ? FATIR SURESİ 24.AYET: ” انا ارسلناك بالحق بشيرا ونذيرا
      وان من أمة الا خلا فيها نذير الخ ” Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik.Her
      millet için mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmuştur.” YUNUS SURESİ 47.AYET :
      ” ولكل امة رسول الخ ” Her ümmet için (gönderilen bir elçi ) vardır..” Bu ayetlere göre, dünyanın her yerinde yaşamış olan bütün insan toplumlarına elçiler gönderilmiştir. Sadece arap
      yarım adasına değil. NİSA SURESİ 164.AYET: ” ورسلا قد قصصناهم عليك ورسلا لم نقصصهم عليك الخ
      ” (Resulüm ! ) Bir kısım elçileri sana daha önce ( bu ayetin nüzülünden önce) anlattık,bir
      kısmını ise sana anlatmadık. EVET: Kur’an-ı Kerimde sadece 25 peygamberin isimi ve hak
      davaları geçiyor. Daha nice peygamberler varki,kur’an onlardan bahsetmemiştir.Kur’an da,
      kendilerinden söz edilen veya edilmeyen peygamberlerin dünyanın diğer bölgelerine gön-
      rilmediklerine dair bir delil ve kanıt var mı ? Kim bunu iddia edebilir.? Böyle bir İddia varsa,
      müddei iddiasını kanıtlamak durumundadır.Yoksa yalancı ve müfteri olur. Çünkü Kur’an’a
      göre, her topluma peygamberler gönderilmiştir.Ama kur’an,bir çoğunun tevhid mücadele-
      sinin anlatmamıştır. 2- Yine bakıyoruz ki,Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen bir çok peygamber
      ismi arapça bir isim değildir.Bunların isimlerini araştırırsanız böyle olduğunu görürsünüz.
      Yine Kur’an’ı Kerim İBRAHİM SURESİ 4.Ayette baktığımız zaman,yüce Allah her peygam-
      beri kavminin diliyle gönderdiğini görüyoruz. ”وما ارسلنا من رسول الا بلسان قومه ليبين لهم الخ
      ” ( Emirlerimizi ) onlara iyice açıklasın diye her elçiyi kavminin diliyle gönderdik.. Bu da
      gösteriyor ki,gönderilen her elçi arap olmadığı gibi,sadece arap yarım adasına da gön-
      derilmemişlerdir. Yüce Allah her yere ve topluma elçi göndermiştir. Fetret devri geçire-renler veya tebliğ almayanlar kıyamet gününde zaten sorumlu tutulmayacaklar. EVET:
      Hz.Muhammed’in risaleti son ve evrensel olduğundan,elbette son ilahi evrensel mesaj da,
      dünya dillerinden bir dille gelecektir.O’da arapça dili uygun görülmüştür. Bunu yadırga- yanlar,ırkçi ve köhne bir zihniyeten kendini kurtaramamıştır. SEBE’ SURESİ 28.AYET:
      ” وما ارسلناك الا كافة للناس بشيرا ونذيرا الخ ” Biz, ancak seni bütün insanlara müjdeleyici ve uya-
      rıcı olarak gönderdik.” ayetiyle Hz.Muhammed, bütün insanlara Allah tarafından evrensel
      bir din ve risaletle gönderildiği belirtilmektedir. EVET: Kur’an; peygamberlerin hak dava ve
      mücadelelerini bize anlatıyor.Peygamberlerin ırk ve milliyetleri önemli değil,önemli olan in-
      sanlığın huzur ve mutluluğu için Yüce Allah’tan getirdikleri hakikat mesajlarıdır. ÖZET
      OLARAK,PEYGAMBERLER SADECE ARAP YARIM ADASINA GÖNDERİLMİŞTİR İDDİ-
      ASININ ASLI VE ESASI YOKTUR.BÖYLE BİR DÜŞÜNCEYİ KUR’AN REDDETMEKTE-
      DİR: BÖYLE BİR İDDİA YALAN VE İFTİRADAN BAŞKASI DEĞİLDİR. 3- Önceki yazında,
      ”Yevm” kelimesine ,günler (çuğul ) ifadesini kullanman da yalnıştır. ”Yevm” müfret olup,
      gün demektir. Çoğulu ” Eyyam ” gelir. 4- ”Tarucu ” fiili muzari’ olup,yükselirler demektir.
      ” Mearic ” ise fiil değil,ismi mekandır. ” Mearic” meleklerin emir almaları için yükseldikleri mekanlardır. Allah’ın yanı değil. Arapçayı bilmediğin için bu kelimeleri çok-
      karıştırıyorsun. ” تعرج اليه ” Melek ve ruh oraya yükselirler. ( Ona yükselirler.) ifadesi
      arapça dil gramerine aykırıdır. Bir zamirden önce, iki isim geçerse,cümlenin siyakına
      göre zamir hangisine yakınsa,ona raci’olur. MESELA:Ayette geçen ”Allah” kelimesi de
      bir isimdir. ” Mearic’te” ismi mekandır. Çıkılan mekanlar demektir. Ve ayette”Zil Mea-
      rici kelimesi ” اليه ” İleyhi deki zamire daha yakındır.O zaman, ”İleyhi ” deki zamir, ken-
      disine yakın olan isme ”Mearce” raci’tir. ” Yanı oraya yükselirler ” Ben arapça bilen bi-
      ri olarak böyle anlıyorum.Bir çok ”Tefsirler de ” bu şekilde söylüyor. Diyanet eski iş.,
      Diyanet vakfı,Ömer nasuhi BİLMEN,Celal YILDIRIM,Ali Fikri YAVUZ,Adem UĞUR,
      Bekir SADAK,Ömer ÖNGÜT ve A.Baki GÜLPINAR gibi kur’an çevirisini yapanlar da
      aynen böyle söylüyorlar. 4- Bi de diyorsun ki,mademki Allah’ın maddi boyutu ve yeri
      yoktur,Neden Hz.Muhammed Miraca çıkmıştır ? Onun çıkışı Allah’ın zatını görmek
      için değil,zaten kimse maddi gözü ile Allah’ı göremezki ! Çıkış Sebebini bizzat olayı
      anlatan kur’an dan öğrenelim. Tabi ki ”İsra ve mirac ” birbiri ile bağlantılıdır. İSRA SU-
      RESİ AYET 1: ”……….. لنريه من اياتنا الخ ……….” Bir gece, kendisine ayetlerimiziden bir kıs-
      mını gösterelim diye kulunu …………….” İsara ve mirac da, Yüce Alalh,Hz.Muhammed’e
      bir kısım ayetlerini göstermek için bu yolculuğu ona gerçekleştiriyor. O ayetler nelerdir ?
      Melekeler alemi,ruh alemi,ahiret alemi ,temsili cennet ve cehennemi,Allah’ın kudret ve
      azameti,peygamberlerin ervahları ile buluşma vb…..İşte bunlar için, bu olay gerçekleş- tirilmiştir. Yüce Allah.bunların içinde değil,O,bunların yaratıcısıdır. bunların dışındadır.
      Saygılar.

      • orion dedi ki:

        ya bilal artık sana cevap veresim gelmiyor.başı okuyunca stop dedim zaten boş zamanım olursa okurum yazını..kısa olarakta
        madem her ümmete gelmiş say isimleri
        zülkarney dışında….. mısır arap yarım adası mezepotamya dışından bir tane sayamıyacaksın asyadan bana bir tane isim say avrupadan bana bir tane isim oku……..büyüksün düyeceğim sana ben burda kuran yoktur demiyorum..kuran var lakin hep o civarda ki olaylardan kıssa verilmiş .
        türkleri kim gog ve magog diye lanse etti yahudiler kuranda ondan arakladağı bilgileri yecüc mecüc diye zülkarneyn ayetlerinde geçiyor…..yahudilerde gog ve magog kurandaki yecüc mecüc kavmi yecüc çinlilerden ufak tefek insanlar mecüc ise moğollar ve bunlardan kastedilen türklerdir….yahudilerin tevratında zülkarneynde herkimse araya set çeken şahış…

        zülkarneyn dışında bana bir tane isim say zaten yahudilere gelen peygamberler silsilesi birbirine alayı akraba ibrahimden sonra ..hatta son peygamberin dedesi ismail hz ibrahimin oğlu.
        kuran her ümmete peygamber yolladık diyor sen bana bir tane örnek göster sana saydıklarımın dışında…….ve mısır arap yarım adası ve ırak suriye o bölgler olmasın…ibrahim zaten nemrudun zulmünden kaçmıştır……eğer bir ara yazını okursam cevaplarım…..biz şaçmayız bir sen doğrusun daha lafa girerken bile haklıymısın gibi bir edan var .. tez nedir kardeşim iddaa değilmi o zamanda bile kendisinin peygamber olduğunu iddaaa ettiğinde bu da öncekilerin masalları denilmemişmi inanmayanlar için şimdi ben peygaberim desem kim inanır…kendi amcası bile inanmama hürriyetini kullanmış….arkadaş colombiya nere arap yarım adası nere mayaların tarihine baksan üç islam tarihi eder birtane vatandaş geçmişte peygamberlik iddaasında bulunmamış hep hz ibrahim soyu ve kim olduğu bilinmeyen zülkarneyn…ha şu var konfüçyus mesela çok büyük düşünür sözleride osuruktan sözler değil..ama ben peygamberim dememiş…kuranda detay yoktur dedim sen yine lokman hekim diyorsun..böyle zatlara değinmiş kuran ama detay yok hayatları hakkında……………….insanları aldatmam arkadaş ben cin kelimesinin çoğul kullanımı can ….hacı bektasi veli ne diyor gelin canlar bir olalım….cinleri insandan ayrı görmüyor….oysa bilmeyenler cinleri insandan ayrı birşey zannediyor… alevide değilim hatta bazı aleviler gibi insanın tanrılaştırılmasınada karşıyım…sen miraç nedir biliyormusun adem ile temeli atılan bu dinin ibrahim ile gençliğini yaşayıp son peygamber ile aklıselim olup son bulmasıdır…yani insanın nizamı yönden kural koyabilme yeteneğinin ortaya çıkması….kuranın mucize olduğuna inanıyorum artık herkelimeyi cümle içinde el çabukluğu ve ilizyonla veya birden fazla anlam vererek kapatabiliyorsunuz dedim ya ben arapça bilmiyorum 20 mealciye git söyle onları bana değil hatta ben deist sitelerin hep kuranın hizmetinde olanların açtığını düşünüyorum milletin sayesinde kurandaki açıkları kapatıyorsunuz belkide bu şekilde …hepiniz bir yol tutturmuş gidiyosunuz …madem bu kadar çok biliyorsunuz o mealcilere kim izin veriyor diyanet değilmii….

  111. mervece dedi ki:

    buda nında bir peygamber olduğu, ama daha sonradan yahudilik ve hristiyanlık gibi çarpıtıldığı söyleniyor.. zaten budist rahiplerin ibadet hareketlerine baktığınızda namaza benzediğiniz görürsünüz… tespih, zikir, öğretiler…bunların hepsi bir kaynaktan çıkmadır ama ne yazık ki sonradan çarpıtılmıştır..
    orıon, sana dediğim videoyu izlesen aslında bütün sorularına cevap bulacaksın ama sanırım izleyince İMANA gelmekten korkuyorsun…

    • orion dedi ki:

      parayla imanın kimde olduğu belli olmaz…sen benim ilk yazılarımı bile anlayarak okumamıssın meariçten kasıt yıldızlarda olabilir güneş veya güneşten daha büyük güneşler de öyle cehennem tellallığı yapıyorsunuz etimiz ne butumuz ne alsana ahmet hulisiden http://galaxia.blogcu.com/cehennem-gunes-mi/4165050…..kuranı okuyupta hep farklılaşma gösteren insanlar….siz zaten el ilahınızın yerine kitaptan yola çıkarak hüküm veriyorsunuz size göre inanmayanların kalpleri mühürlü …ama ateistte aşık olabiliyor ve sevgiye inanıp iman edebiliyor iman nedir inanmak değilmi ama namaz kılmıyorsan inanmıs sayılmıyoruz size göre……

      bir haftadır hastayım gribal enfeksiyon o yüzden şu an bir an evvel iyileşmeye bakıyorum..
      askeriyede bile şu tartışma vardı niye allaha değilde tanrımıza hamd olsun diyoruz…………ikisinide deme söyle de:::::::::::::devletimize hamd olsun milletimiz var olsun …afiyet olsun bitti….devlet halkın malıdır toplum devletin aynasıdır…insanları robotlaştırmak zorunda değilsiniz ..yazılacak çok sey var ama gereksiz toplumun bilgi kapasitesi arttıkça ve uzay devri başladığında bu dinlerin hepsi rafa kalkmış olacak…..insan kendisindeki büyüklüğün farkına varacak hayatın bir ömür yat kalk alnını secdeye koy olmadığını anlayacak insanlık aslında bütün bu sorunları sosyal dengenin bozukluğundan ötürü olduğunu kavrayacak…

      • bilal dedi ki:

        Orion Bey ! Önce geçmiş olsun diyorum. 1- ” KALPLERİN MÜHÜRLENMESİ KONUSUNA
        DEĞİNELİM ;Bi kere şunu sana hatırlatmak istiyorum;Kur’an’ı Kerim’in tam arapça orjinal
        metninin doğru manasını size açıklamak istediğimizde buna değil,yalnış yorum ve mealle-
        re inanıyorsunuz. Lütfen! Tam arapça dil gramerini öğerenirseniz,bir çok ayetlerinin çeviri-
        sinde ne kadar yalnışların olduğunu göreceksiniz.EVET: BAKARA SURESİ 6-7.AYETLER:
        Önce ayet ve tefsirinin arapça metnini yazıyorum; { ان الذين كفروا } Gerçek şu ki,kafir olanları
        ” كابي جهل وابي لهب ونحوهما ” Ebu Cehil,Ebu Leheb vb.müşrik liderleri ” سواء عليهم أأنذرتهم أم لم}
        تنذرهم لا يؤمنون } ” ister onları (Ebu Cehil,Ebu Leheb vb.) uyar, ister uyarma! onlar için birdir.
        İman etmezler. ” لعلم الله منهم ذلك ” Çünkü Allah,onların iman etmeyeceklerini biliyordu. ” ختم الله
        علي قلوبهم وعلي سمعهم ” Allah’da kalplerini ve kulaklarını mühürledi..(iman etmediklerinden ötü-
        rü) Bu ayetin mealini birlikte verelim.” gerçek şu ki,kafir olanları ( Ebu Cehil,Ebu Leheb vb.
        malum bazı bamüşrik lederlerini ) ister uyar,ister uyarma ! onlar için birdir.İmana asla gel-
        mezler. Allah’da,kalplerini ve kulaklarını mühürledi. 1- Bu malum grup,kafir olup asla iman
        etmeyeceklerinden ötürü kalpları mühürleniyor.İman etmek veya etmemek kişinin arzuha-
        lidir.Kim Allah’a hangi tür arzuhalini takdim ederse, (iman veya küfür ) Allah’da, söz konusu
        ”Arzuhali” işleme koymak üzere mühürler.Yani bu mühür,iman etmemenin sonucudur.Buraya
        dikkat edilirse,bu malum grup iman etmiyorlar ve hiç de etmeyecekler.İman konusunda bu
        negatif tutumlarından sonra,mühür olayı gerçekleşmeye başlıyor. Yani özgür iradeleriyle
        iman etmeyi ve sonucu olan mühürlenmeyi kendileri istiyorlar.Yüce Allah’da, kimseyi zorla
        imana getiremeyeceğinden,onların isteklerini gerçekleştiriyor. Özet olarak,onlar kendi kalp-
        larını mühületiyorlar. Kim ne isterse,karşısında onu bulur. Örneğin; acıkmış olan bir insan
        yemek yediğinde,doyma olayıla karşılaşır,yemeyen ve karnını doyurmak istemeyen de
        açlık olayıla karşılaşır. Bu da aynen öyle. 2- Bu ayet has olup, sadece bu zikredilen kişiler
        içindir.Çünkü,”سواء عليهم أأ نذرتهم ام لم تنذرهم لا يؤمنون ” (….Resulüm ! ) onları uyarsan da,uyarma-
        san da birdir.İman etmezler. Bu ayetin muhatabı peygamberimiz zamanında yaşayıp onun-
        la muhatap olan bu azgın gruptur. Yani Ebu Cehil,Ebu Leheb vb.dir.Bu nedenle; bugün
        hayata olan hiç bir insana kalbı mühürlenmiştir,denilemez. Bu ifade kur’an’ın mesajı ile
        bağdaşmaz. 3- ANKEBUT SURESİ 69.AYET: ” والذين جاهدوا فينا لنهدينهم سبلنا الخ ” Bizim uğru-
        muza çaba gösterenleri,elbette yollarımıza hidayet ederiz. Demk ki,çaba gösterip hidayet
        olmak isteyenler,hidayeti bulurlar. Hidayeti istemeyenler de tersini bulurlar. Hidayet ve
        delalet, insanın istek ve iradesine bağlıdır.Hangisi için çaba gösterirse,onunla karşılaşır.
        Hiç kimseye haksızlık yapılmaz.Hidayet ve delaletin müsebbibi insanın kendisidir.
        4- Diyorsun ki,..size göre namaz kılmayan inançlı sayılmıyor . Namaz kılmamak ayrı bir
        şey,inanmamak ayri bir şeydir.İslamın inanç esaslarına ve namazın farzıyetine inandıktan
        sonra istersen hiç namaz kılma ! sen yine inançlısın. İnandıktan sonra,hiç bir ibadet yapmasan da,
        yine inançlısın. İbadetsizlik insanı inaçsız yapmaz,sadece günahkar yapabilir.
        İslamın temel esaslarına inandıktan sonra Allah’a karşı hiç bir ibadet yapmayana da,Allah
        mutlaka ceza verecektir de diyemeyiz. Yüce Allah,merhametinin gereği istediğinde hakkın-
        dan vaz geçebilir. Sadece kul hakkından vaz geçmez.Kul hakkını af etmek,hak sahibinin
        elindedir.Yüce Allah affetme yetkisini hak sahibine vermiştir. 4- Irak’ta 100 milyon insan yaşıyor diyorsun,bunu hangi kaynaktan aldın.Irak’ın nüfusu 30 milyonu geçmiyor.Bu-
        nu araştır. 5- Ahmet Hulusi’den gösterdiğin bir çok rivayet hadis değildir. Uyduruk ri-
        vayetlerdir. Meryem Suresi 71.Ayetin mealide yalnış verilmiştir.” içinizden oraya uğ-
        ramayacak hiç bir kimse yoktur.Şeklinde yalnıştır.Herkes cehenneme girmez. Ayetin
        anlamı” herkes cehennemin yanına uğrayıp,içini seyredecek,içindeki olayları izleme
        fırsatını bulacak.Yoksa cehenneme girip azap görecek değil.İnsanlar cehennemdeki
        olayları seyredince,cennete olan iştiyakı daha çok artacak. 6- Ebu Hureyre’den ce-
        hennemle ilgili ” Ya Rabbi! kısımlarım birbirini yedi…….” rivayet, külliyen uyduruktur.
        7- Hz. İsa’nın gelişi ile ilgili bütün rivayetler,sahih ve doğru değildir. Bak bunları kafam-
        dan söylemiyor. Muhakkıkyn islam alimleri ve muhaddisler söylüyor. Kur’an’a göre hz.İsa,
        vefat etmiştir.Bi daha dünyaya da gelmeyecek.Bu rivayetler” Hadis Kriterlerine”
        uymuyor. Hadisler hz.Peygamber zamanında yazılmamış,kaydedilmemiş ve Peygam-
        berimiz de hadislerin yazılmasına izin vermiyordu. Vefatından yaklaşık 250 sene son-
        ra kulaktan duyma şeklinde bunlar yazılmaya başlanmıştır. Bu şekildeki rivayetler ne
        derece doğru olur,artık siz düşünün. Mütevatir ve sahih hadislerin sayısı çok azdır.
        Bu nedenle ” Hadis kriterlerine uymayan bu tip rivayetler ” zayıf ve uyduruk rivayetler-
        dir. Söz konusu zat,rivayetleri araştırmadan açıklamaya çalışmış. Evet : Bilim hakkında
        bilgi sahibi olduğu anlaşılıyor,fakat hadis konusunda öyle görülmüyor. 8- İslama göre;
        hiç bir kimsenin başı zorla kapatılamaz,kimseye zorla ibadet yaptırılamaz ve hiç kimse
        iman etmeye zorlanamaz.Bütün bunlar inanç ve gönül işidir. ” BAKARA SURESİ AYET
        256. ” لااكراه في الدين ” Dinde zorlama yoktur ” ifadesi, her konuda ki zorlamayı reddediyor.
        Kur’an varken, İran’dan,Suudi’ den bu tür şeyleri bize gösterme.! Mukaddes İslam
        Dinin Temel Kaynağı Kur’an’ı Kerimdir. İran ve Suudi yönetimi değildir. O tür şeyler
        onlara aittir.Kur’an’a değil. Tabi ki,kur’an’ı bilmeyen sapla samanı karıştırır.
        Size tekrar geçmiş olsun diyorum !

      • orion dedi ki:

        saolasın ırak yazdığımı yolladıktan sonra farkettim ..alta da iran dediğim için anlarsın diye ikinci bir yorum yollama gereği duymadım iranda 100 milyona yakın nüfus var…..ahmet hulisi eski bir gazeteci ve çok uzunca bir zaman amerikada yaşamış kuran ve arapça dili üzerinde çalışmış…

    • bilal dedi ki:

      Orion Bey ! Sana gelen yazıyı okumadan niye cevap yazıyorsun ? Yoksa, mervece kar-
      deşimin dediği gibi ”videoyu izleyince” veya yazıları okuyunca İMANA gelmekten mi kor-
      kuyorsun ? 1- EVET: Kur’an’ın amacı; Peygamberlerin gönderildikleri bölgeyi,söz konusu
      toplumun milliyetini değil,onların Yüce Allah’tan alıp,insanlığı ilgilendiren hak dava ve
      ilahi mesajın hakikatını aktarmaktır.Allah tarafından gönderilip de, ismi ve hak davasının
      mücadelesi kur’an da geçmeyen nice peygamberler nerelere gönderilmiş olabilir ? Kur’an
      da Yüce Allah ”Her toplum için mutlaka bir uyarıcı elçi bulunmuştur ” Fatır Suresi 24 //….
      ” Her ümmet için ( gönderilen) bir elçi vardır. Yunus suresi 47 // ayetleri ile, bölge ve top-
      lumun ismini zikretmeksizin dünyanın her yerinde yaşayan insan topluluklarına mutlaka
      Allah tarafından elçiler gönderilmiştir, İfadesi kesindir. Her ” toplum için elçi bulunmuştur”.
      ifadesiyle,Avrupa da,Asya da,Afrika da ve diğer kıtalarda yaşayan bütün toplumlara elçile-
      rin gönderildiklerine vurgu yapılmaktadır. Kur’an’ın bu ayatlarini gözardı eden sizin gibilere
      soruyorum.! Mademki,peygamberlerin gönderilişini kur’an dan anlıyorsunuz,peki; kur’an da
      isim verilmeksizin bütün toplumlara ”elçiler gönderilmiştir ” diyen yukarıdaki ayetlere niye
      inanmıyorsunuz.? İşinize gelince bazı ayetleri kendinize kaynak gösteriyorsunuz,işinize
      gelmeyince de ayetleri gözardı ediyorsunuz ! Bu bu bir çelişki değil mi? Kur’an da,her top-
      luma elçiler gönderilmiştir ifadesi ile,dünyanın hangi kıtasında insanlar yaşıyorsa,onların
      içinden mutlaka Yüce Allah’ın buyruklarını tebliğ eden bir elçi bulunmuştur,ifadesi vardır.
      1- Kesin bilmemekle birlikte,Mervece kardeşimin de bellirttiği gibi Budda’ nin bile bir pey-
      gamber olma ihtimalı vardır. MESELA : İlahi dinlerin özünde bulunan şu hakikat ilkeleri,
      Budda’nın temel felsefesidir.O,bir konuşmasında şöyle diyor.1-Arzulara adanmış bir hayat;
      yani arzu-isteklerin ve şehevi duyguların tatminine vakfedilmiş bir ömür.Bu insanı alçaltıcı,
      duyusal,adi,sıkıntı verici ve yararsız bir hayattır. 2- Riyazet ve mücahedeye adanmış bir
      hayattır ki,bu da acı verici,sıkıntılı ve yararsızdır. Kardeşlerim! ben bu iki aşırılığı terk ede-
      rek orta yolun bilgisine ulaştım.Bu yol ki hikmete götürür……..işte bu sekiz dilimli asıl yol-
      dur.” O da doğru iman,doğru amaç,doğru konuşma doğru davranış, ( ameli salih) doğru
      meslek, /iş / samimi çaba,doğru murakabe ve doğru tefekkür basamaklarından oluşur.
      ”Budda’nın Sarnath’daki ilk Vaazı ” Dhamma-kakka Pravettana sutta” .. xı.146-155

      2- Mö.551’de Çin’in Tsou şehrinde dünyaya gelen konfüçyüs,kendisini şöyle tanımla-
      maktadır. 15 yaşında kendimi öğrenmeye verdim.Otuz yaşında irademe sahip olabildim.
      kırk yaşında şüphelerden uzaklaştım. Elli yaşında ” GÖK ”ün emrini öğrendim… Gök,
      göğün hükümdarı,Tanrı demek. ”Konfüçyüs’ün konuşmaları, s. 23-24 ” Buna baktığımız
      da görüyoruz ki ”Gök ”ün emrini öğrendim ” ifedesine göre Tanrı’dan emir ve meaj aldığı
      gibi algılanır. Bir peygamber gibi. NOT : BUNLARI ANLATIRKEN SAKIN HA ! BEN
      BUNLARA PEYGAMBERDİRLER DEMİYORUM VE ÖYLE İNANCIM DA YOKTUR. KUR’ANI
      KERİM’DE PEYGAMBER OLARAK İSMİ GEÇMEYEN HİÇ BİR KİMSYE PEYGAMBER
      DİYEMEM. Ancak;Yüce Allah,her topluma peygamber gönderdiğine göre,(الله اعلم ) bunlar
      da kur’an’ın anlatmadığı peygamberler grubundan olma ihtimali olabilir diyorum. Tabi ki
      Hiristiyanlık ve Yahudilik nasıl bozulmuşsa,bunlar daha çok bozulmuştur.Budda,hiç bir
      zaman kendini tanrı ilan etmemiştir.Ama aşiri sevenleri zamanla ona tapmaya baş-
      lamışlardır. 3- Mecusi kaynaklarına göre,Zerdüşt,30 yaşındayken ibadet amacıyla ne-
      hirden su alıp çıkarken anıdan kıyıda Tanrı’nın meleği kendisine gelmiştir.Melek ona
      bu ilk krşılaşmada ilk vahiyleri iletmiştir…Zerdüşt, yaşadığı dönemin çoktanrıcılığına
      karşı tektanrı inancına dayalı bir öğretiyi insanlara yaymakla görevli olan bir elçi olarak
      faaliyetlerine başlamıştır..İşte buna göre,Zerdüşt’ de bir peygamberdir.Ama bunların
      öğretileri zamanla bozulmuş ve sonradan ona inanan mecusiler ateşe tapmaya başla-
      mışlar.Orion Bey ! iki de bir kalkıp,peygamberler sadece arap yarım adası ve Mısır’a
      gönderildiğini,daha sonra ki yazıda mezopotamya’yı da ileve ederek başka yerlere
      gönderilmediğinin saçmalığından vaz geç.! Gördüğün gibi,Kur’an’a göre dünyada ya-
      şayan bütün toplumlara elçiler gönderilmiştir.Ama isim zikretmeden,Avrupa,Asya,Uzak doğu,Afrika ve diğer kıtalarda yaşayan insanlar da söz konusu toplumlara dahildir.
      Zaten Yüce Allah bir topluma elçi (tebliğci ) göndermedikçe,onları sorumlu tutmaz.
      Ama; Kur’an’a göre her topluma elçi gönderilmiştir. Bunu böyle bil ! Bu konuda kur’an’ın
      mesajı net ve açıktır.Toplumun ve yaşadığı bölgenin ismine gerek yoktur. Çünkü bütün
      insan toplumlarına elçilerin gönderildiği kesindir. Bu konuyu kur’an’a rağmen bulandır-
      maya hakkın yoktur.Kur’an her topluma elçi gönderilmiştir diyor,ilakki,neden o toplumla-
      rın isimleri de yoktur demenin anlamı var mı ? Kur’an,dünya da olup bitenlerin tümüne
      değinirse,öyle uzun bir kitap olurki,kimse okuyamaz ve ezberleyemez hale gelir.
      Kur’an,her şeyin detayına girmek yerine,genel kural ve kaideleri getirir. 4- Bi de diyor-
      sun ki,Diyanet diğer kur’an çevirilerine niye izin veriyor.? Bak! bu da gösteriyor ki,is-
      lama göre kimsenin aklına ve düşüncesine pranga vurulamaz.Her insan özgürce dü-
      şünme ve yorum yapma özgürlüğüne sahiptir.Zaten kur’an müteaddit ayetlerde insanı
      düşünmeye,aklını kullanmaya ve araştırmaya davet eder.Bir insanın yorumu,toplumu
      bağlayamaz.Yapılan yorum sahibini ilgilendirir.İsteyen o yoruma inanır,isteyen inanmaz.
      .Hepsi bu kadar. İslam; insanın aklına,düşüncesine ve özgür iradesine değer verir.

      • orion dedi ki:

        Hepsi bu kadar. İslam; insanın aklına,düşüncesine ve özgür iradesine değer veriyor ölemi:::şükredelimki laiik ve demokratik bir ülkede yaşıyoruz……budanın öğretileri vardır ama paygemaberlik iddaası yoktur….asyada bunlara bilge gözüyle bakılır korkut dede de bunlardan biridir….madem her topluma peygamber geldi isimleri zikredilmemiş olsa bile hiçbir peygamber başka topluma kendi dinini dayatmamış madem her dilde her topluma uyarıcalar gelmiş sen niye bana arapça olan bu dini diretiyorsun….iman tek sizin dininizle bağlantılı birşeymi…doğayı sevmek insanı sevmek saygıyı öğrenmek insan olma kapsitesine ulaşmak yetmiyormu bize illa putperest inançlardan kalma madde temeline eğilip kalkmaklamı inanç oluyor…hz süleymana peygamber diyorsun oysa sebe melikesine sebeb hayata küsmüstür son dönemlerinde kendini içikiye verdiği söylenir….kendi zamanında peygamber değil kraldır ama islama göre peygamber…zülkarneyninde büyük iskender olma ihtimali var…oda bir kraldı ordusu ile mekodonyadan çin sedlerine kadar sefer düzenlemiştir…..tarihte bunlar peygamberim dememişler deseler bir kaynak olurdu davutun zeburu olduğu söylenir ama öle bir kitap varmı ve davutun oğlu hz süleyman ne yani bunlar allahın şeçilmiş kullarımı babadan oğula peygamberlik geçiyor…senin baban peygamberdi ya süleyman sendemi peygamber ol demiş…görülüyorki hilafet usulu babadan oğula geçen peygamberlik sistemini var ve bu peygamberlik allahtan değil direk kuldan kula şeçilme ile devam ediyor…süleymanın başındaki heyet sebe melikesi ile olmasına karşı çıktığı için hz süleymada aşık olduğu için son dönemlerinde hayattan kopmuş bir şekilde vefat etmiştir….sebe melikesi afrika kökenli zenci olduğu için evlenmesine izin verilmemiştir…vaybe peygambere bak daha başındaki heyete söz geçiremiyor….bana izlettirecen videoların bir önemi yokki siz bunca senedir islam ve kuran ile yönetilmiş geri toplumlara bakın yeterli…arap ülkelerindeki gelişmiş olan ülkelerin petrolleri olmasa yatırımcının iştahı kabarmasa oralara yatırım yapmasa halen daha avrupa ülkelerinden 100 sene geride olurlardı….bu kafayla….güya müslüman ülkeyiz dünyanın en pahalı benzinini kullanıyoruz…venezuellada jip deposunu 2.50 tl iki nokta elli kuruşa depo dolduruyorlar…sen gelmissin bana iman etmekten korkuyorsun diyorsun..bu toplumun islam uğruna çektiği eziyetleri fazlasıyla yeterli görüyorum ve türk milletini bilime fenne ve toplumun yüzde yüzünün üniversite menzunu okumuş geçlik olması temennisi ile kapatıyorum…artık miiletin kendisini siyaset uğruna din tüccarlarındanda koruması gerektiğini düşünüyorum kimse kimsenin ne başı açık diye neden başı kapalı diye birbirini yargıladığını düşünmüyorum…arabistan koşullarında çöldeki toz ve kum fırtınalarına sebeb giyim tarzının dinle hiç bir bağlantısı yok…….olaya henüz siyasi bilimler açısındanda bakmadım….arkadaş senin elinde anahtarmı varki benim kalbimin mührünü açıyorsun veya beni imansızlıkla sorguluyorsun…insan olan sözün doğrusunu kendi özüne söyler..yazını okumuştum ben senin dün hemde bu hasta halimle aslındaa bugün ırakta 100 milyona yakın insan var ve bir araştırma yapıp sormak lazım türkiye koşullarındamı yaşamak istersin iran koşullarındamı türkiyekilerede aynı soru sorulsun…..ben iran tarafından daha fazla insanın türkiyede yaşamak istediğini düşünüyorum….çünkü çoğu kapalı olmak istemiyor ama devletinin yasası bu….sıkıyorsa aç…..birde türkiyeye bak kendi iradem doğrultusundayım isteyen kapanıyor isteyen serbest giyim tarzını benimsiyor….

      • orion dedi ki:

        budayada güzel örnekler vermissin ….gök tengri veya tanrı işte::::::::: kuran meallerindede tanrı geçmemesine sebeb meallerde tanrı düzmece tanrılar kapsamına sokmuştum bir yazında hatırlarsan…meryem zamanında rab ibrahim zamanında rab mısır kökenli ra kelimesinden türemiş eski dilde ra güneştir…demek istediğim birzamanlar yarı bilinçli hayvanlardık ee insan evrimini tamamladıkça kendini tanıyacaktır…

  112. mervece dedi ki:

    SİTE YÖNETİCİSİNİN VE ORION BEYİN GERÇEK KİMLİĞİNİ VE AMAÇLARINI AÇIKLIYORUM… flaş, flaş…

    inanın yazdıklarınızı anlamaya çalışıyorum ama kendinden bağımsız bir çok konuyu öyle alakasızca birbirine bağlıyorsunuz ki, gayri ihtiyarı amacınızın ne olduğunu merak ediyorum…

    peygamber efendimize karşı olanlar, inanmadıkları için değil, ticari rantlarını kaybetmekten korktuları için inanmadılar…

    acaba bu sitede birbirimizle sanki elimizde saz varmışda karşılıklı atışıyormuş gibi davranılmamız sağlanılarak, siteye RAYTİNG sağlanması gibi bir kaygı mı düşünülmektedir?
    orıon , site yöneticisinin başka bir TAKMA ADI olabilir mi? bu siteyi rayting kaygısıyla mı yaptı?
    belki de site yöneticisi bu site sayesinde kendi arkadaş grubunda,( sitedeki hits lerin artmasıyla ) bir KARİZMA kazanmayı, EGOSUNU tatmin etmeyi amaçlıyor?
    bu karizma sayesinde de aslında elde yeteneğine sahip olamadığı BAYAN ARKADAŞLARI daha kolay elde edecek…
    bu sonuçları nerden mi çıkartıyorum? siz kuran ı okuyup O sonuçlara nasıl varıyorsanız, ben de aynısını yaptım…
    sizin düşünce kavramınıza göre “AKLIMI” kullandım…
    sanırım site yöneticisi, ne dediğini anla-ma-mam için kalbimİ MÜHÜRLEDİ? eğer onu yanlış anladıysam da bunun tek sebebi O… yazılarını bana sorsaydı, NASIL YAZMASI GEREKTİĞİNİ söylerdim… tıpkı kendisinin,kur’an- kerim in kendi düşünce tarzına göre nasıl olması gerektiğini birbirinden alakasız sözlerle anlatmaya çalışması gibi…

    • Sami dedi ki:

      Sayın Mervece,
      Aklınızı kullanmaya devam edin. Hiç bir sınır koymadan, özgürce kullanın. Sonuç ne olursa olsun, ne düşünürseniz düşünün, sizin aklınızın ürünü olsun. Aklınızı kalıplara sokmaya çalışanlara, etrafına sınır çizmeye çalışanlara aldırmayın. Kemale ermenin tek yolu, samimi olmak ve aklen ve ruhen özgürleşmektir. Hayatınızda duyduğunuz gördüğünüz ne varsa eleştirin, sorgulayın, şüphe duyun. Tanrınızı veya kutsadıklarınızı da eleştirin. Tanrınız bu büyük alemi yaratacak kadar büyük ve yüce bir varlıksa, kendisinden hesaba katılmayacak kadar küçük olan yarattıklarının, yani sizin ve bizim kendisini eleştirmesinden gocunmaz, kızmaz, alınmaz.

      • orion dedi ki:

        yani musa ile hızır kıssasındaki çocuğun anasına babasına zararı dokunacak düşüncesi ile çocuğu öldürmesi gibi dünyada ne zalimler ne zalim krallar peyda olmuş onları öldürme sen git çocuğu öldür bir kötü kralın zulmü büyük bir kitleyedir onlara gücü yetmemiş anasına babasına zararı dokunacak diye çocuğu öldürmüş..herşeyin evvelini ahirini bilen allah çocuğu kobay olarak kullanmış..madem zararı dokunacaktı niye yarattın veya niye salih evlat vermedin hemde anası babasıda iman sahibi ….

    • orion dedi ki:

      hahaha merve benim bir rant kaygım yok duvardada ikitane asılı sazım var müsait bir zaman uğra atışalım..ayrıyeten orion benim ..site yöneticisini tanımam yukardaki yorumlarda eyup olan benim orion nickini hani kazara babamdaa giriyor bazen dökümandan benim ismimi görür düşüncesi ile değiştirdim gördüğün gibi ateist bir aileden olsam yapmazdım böle birşey aile içinde bile problem oluyor bu konular..babam üzülmesin diye nick değiştirdim.
      ayrıyeten putperestlerin o zaman ticari kaygısı olmuştur şimdilik o kaygı sizde sanırım..hem kabeye akan paralar hemde kapalı giyim sektörü modaya ayak uydurdukça olur böyle kaygılar..normaldir
      –bende söyle düşündüm site yöneticisi kurana değer veren bir insan deistleri yola getirmek için deist görünüyor…hani senin sitenede yazdım atatürkün gençliğe hitabesi konusu a partisi a olmayabilir b partiside b olmayabilir…kaleyi içerden fethetmek için…mailde çok yorum var birde onlara bakayım sanırım onlarda sizin yorumlarınız teker teker gelin üstüme iki kişi çullanmayın birde yazılarınız çok uzun oluyor bu kadar yormayın kendinizi…… benden yaşça büyükmüsün küçükmüsün bilemediğimden merve diyorum umarım yanlış anlamazsın

      • mervece dedi ki:

        orıon, okuduklarını yanlış anlıyorsun senin problemin bu bence… ben sizin, kuran a karşı eleştirilerinizin ne kadar sağlıklı olduğunu anlatmaya çalıştım ama onu da anlamışsınız…
        ayrıca ben kapalı değilim… bir de ne olur şunu da anlayın artık… yanlış yanlış yapanı bağlar… banae kapalıların, hacıların hocaların yaptıklarından… önemli olan kuran buna nasıl bakıyor… maun suresini okuyun bir , oradaki hitap namaz kılanlara… kuran sadece ateistleri cezalandıracağını mı söylüyor sanıyorsunuz..

      • orion dedi ki:

        birşeyi yanlış anladığım yok sen bireysel konuşuyorsun konulara bakış açında öle ..ben ise konulara genel bakıyorum…….hani kemal sunalın filminde o niye benden fazla alıyor konusu varya ikimizde aynı çalıştık maaşları dağıtan o sendikalı diyor kemal sunalda bende harranlıyım….la get başımdan gibi….siz bir kişi müslüman olmuş onun reklamını yapıyorsunuz iranda yaşayan kadınlar ise neyin kavgasında… genç bayanın şaçlarının kakülü dışarı çıkmış diye elinde zop kadın polis kapattırmaya çalışıyor….genç kadında karşı koyuyor …

      • mervece dedi ki:

        hızır as musa as daki çocuğun ölmesi meselesi; dünya imtihan dünyası… kuran da buyuruyor Allah, sizi canlarınızla imtihan edeceğim diye… bu olayı anlayabilmeniz için “yazılarımdan Allah insanları neden imtihan ediyor” onu okuyun…
        bu kıssadaki diğer olaylarda hep salih insanların başına geliyor…
        bu kıssa ile anlatlıanlardan biri de Allaha inanan salih insanların başın gelen her şeyde mutlaka bir hayır vardır…
        sizin sıkıntınız allahın ilmine güvennemekten kaynaklanıyor… bu kıssada Allahın ilmine güvenilmesi gerektiğini salih insanlara anlatıyor…
        zalim kralları gücü yetmemiş gitmiş onu öldürmüş diyorsunuz… haşa…
        siz neden eyüp adını kullanmıyorsanız, durumunuz ailenizi üzüyor.. salih bir insanın başına gelebilecek en kötü durumdur evladının Allaha inanmaması… Allah o kıssadaki anne babaya kıyamamış… şimdi diyeceksiniz benim anne babama nasıl kıyıyor… anne babanız salih insanlar ve siz hala yaşıyor iseniz, sizin inançlı olmanız için hala “ümit” var demektir…

      • orion dedi ki:

        benim iki tane çocuğum var diyelim birinin eline tevratı versem diğerine kuranı ..bunlar ilerde birbirleri ile muhakkak tartışacaklar…saf insanların inanması zor birşey değilki o yüzden ufaklıktan beyinlere bu bilgiler aktarılıyor ve doğrunun bu olduğu söyleniyor….yani tevratın bugünkü hükümlerini biz müslümanlar kabul etmiyoruzz…bugün baktığında o kitabın inananı okuyanı halen mevcut ve senin dinini kabul etmiyor…hatta ve hatta isa bir insan olmasına rağmen bunca hristiyan isanın tanrının oğlu olduğu bilgisine halen inanabiliyor..sen yahudiyi örnek gösteriyorsun kuranın ingilizceye çevirisinden bir hristiyan çocuk bir dünya çelişki olduğunu söyleyebiliyor hadi türkçe yetersiz ingilizcedemi yetersiz olduğundan bu çelişkilerin önüne geçilmiyor…keşke bulabilsemde o çocuğun sitesini yollasam sana o çocuk kafasındaki sorulara cevap bulmak için müslümanlığı araştırmış samimi olarak… ben ise bu konuyu umursamıyorum zaten kuranı anlayın demiyorlar türkiyede arapça okusanız bile sevabı var diyorlar..oysa kuran okuyan bir insan idoolojik bir deha bile olabilir …şu söze benzer durum::::::seytan iken aziz pederi oynadın dondiego….artık yolun sonuna geldik …kara kitap beyaz kitap cennet veya cehenneme gerek yok bu iki kitapla dünya toplumunu kara kitapla bozup cehennem hayatına beyaz kitapla kendinize kul köle edip cennet vaadine inandırabilirsiniz….ama peygamber yaratmak zorundasınız mehdi mesih mesela tutmadı ama yakında yine gündeme gelebilir…..

  113. DEniz dedi ki:

    Kardesim (orion) allah senden razi olsun.uzun zaman olmustu kuran i kerimi okumayali.Senin yazini gorunce boyle bi icten sarildim okudukc okuyasim her cumlesinde her manasinda kaybolasim geldi.Vardir elbet bir hikmeti senin bu yazinin kim bilir ben gibi kac kisi daha acip o mubarek satirlari okumustur..kisacA hayirlara vesile oldun kardesim, allahta seni hayirli insNlR yolunda eylesin ins.

  114. mervece dedi ki:

    sami bey tekrar merhaba;
    amsterdam a gittiğim gezide rehber bize şunu söylemişti… bilirsiniz, hollanda özgürlüklerin sınırsız olduğu bir ülke…”uyuşturucu ve sınırsız cinsel ilişki buradaki gençleri o kadar etkisi altına aldı ki, ülke yönetimi bundan rahatsız oluyor… ama sınırsızlıklarıyla ünlü bu ülkeye, halkın da tepkisini düşünerek yasak getiremiyorlar, onun için kilislere ağırlık vererek dini telkinlerle gençleri kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmaya çaışıyorlar.”
    bu sitede ne ben , ne bilal, ne ferda kardeşim elleriyle gözlerini sımsıkı bağlamış ve açmamaya inat etmiş birine güneşi anlatamazyız… sabahlara kadar okuyan araştıran birisiyim.. bütün dinlerle ilgili bilgi sahibiyim… ayrıca gezerek de gözlemleyen biriyim… benim dinimle ilgili bir korkum olmadığı için araştırmaktan korkmuyorum..,
    ama sitemdeki videoyu özellikle izlenmesini rica etmeme rağmen, sonuna kadar izlememiş birinin yazdıklarını da “ön yargılı bulduğum için” önemseyemem…
    siz bana şu videoyu izle deseniz ben onu her dakikasına kadar izlerim… ama sizin buna cesaretiniz yok ne yazık ki…

    • Sami dedi ki:

      Yasaklayarak, baskı altına alarak ahlaklı bir toplum yaratamazsınız. İnsanları ve toplumu riyakarlaştırırsınız. Özellikle cinsellikle ilgili yasak ve baskılar, dayatmalar, hiç bir işe yaramadığı gibi, aksine insanların bu duygularını körükler.Kapalı kapılar arkasında çok daha fazlasının yapılmasına sebep olur. Cinsel duygular dengesizleşmeye başlar.Toplum, iki yüzlü ve riyakar bir yapıya bürünür. Hiç kimseyi gerçek manada tanıyamazsınız. Topluma şekil vermeye çalışanlar, ‘ ne kadar ahlaklı bir toplumumuz var’ diye kendi kendini kandırır. Özellikle sosyal hayatta kadın ve erkeği birbirinden ayırmak, insanlığa yapılabilecek en büyük kötülüktür.

    • Sami dedi ki:

      Ayrıca alıntı yapmak, video eklemek yerine, tamamen sizin aklınızın ürünü olan fikirlerinizle inançlarınızı savunmanızı tavsiye ederim.

  115. mervece dedi ki:

    güzel bir kaçış yolu açıklaması olmuş…hollanda ve amerika da bazı eyaletlei gezmenizi isterim…”Yasaklayarak, baskı altına alarak ahlaklı bir toplum yaratamazsınız” açıklamanızı gidin lütfen birde yerinde görün… gündüz aleni sokak ortasında yapılanlara şahit olun… gencecik bedenlerin uyuşturucu batağında ne hale geldiklerini görün?
    yasakların olmadığı yerde doğrularda yanlışlarda birbirine karışır… siz çocuğunuzu uyuşturucunun, eşcinsel ilişkilerin serbest olduğu bir okula mı gönderirsiniz, yoksa yasak olduğu bir okula mı?
    hırsızlık yasak ve bana cazip gelmiyor,… sizin yazdığınız cümle, ateistlerin oluşturduğu bir düşünce tarzıdır..
    ayrıca video da “bir papazın müslüman oluşuyla” ilgili… bir papazın her dakikasında insanı sarsan tespitlerini yazıya dökmektense izlemenizin daha faydalı olacağını düşünüyorum…
    yoksa mervece.com da kendime ait aklımın ürünü bir sürüyü yazıyı okuyabilirsiniz…

    • Sami dedi ki:

      Demek Hollandalılar, Amerikalılar uyuşturucu müptelalığı yüzünden kırılıyormuş ha. Vah vah vaah… Onlar ahlaksız olunca, sizin gibiler de ahlaklı olmuş oluyor tabi! Sizden biri yanlış yaparsa kişisel hata oluyor, karşı taraftan yapan olursa genel. :)
      Size çok ahlaklı dindarlarınızla mutluluklar dilerim…

      • mervece dedi ki:

        sizden iyi bir siyasetçi olur, sami bey…ülkemizde içkinin de en çok konyada içildiği söylenir, ama içki sektöründe çalışan bir arkadaşımın verdiği bilgilere göre durum farklı…içknin en çok içildiği illerin adını versem, bu sefer farklı bir tartışma konusu başlar…
        siz lütfen amsterdam a olsun bir gidin…hatta bir çocuğunuz, eşiniz varsa onlarla gidin…
        ne demek istediğimi o zaman anlarsınız…
        olay dindar- dinsiz mevzusu değil, yasaklı-yasaksız mevzusu…
        kavram karmaşası yaşıyorsunuz orıon bey gibi…

      • orion dedi ki:

        söz geldi haktan söyledim
        öyle bir yar sevdimki mervecan keşke öleydim
        senin dünya dediğin nedirki
        bir yari koy önüme birde cennet cehennem
        hangisinin zulmü ödülü daha büyükmüş göreydim

        sevdim geçtim bu dünya telaşından
        herşey yazılmış lehfe taa en başından
        sen üzme kendini herşey olacağına varıyor
        herkes konuşuyor konuşmayan nasiat alıyor cananından
        başı boşmu sandın sen kulları iyilikde kötülükte yaradanından
        :::::::::::::::::::::::::::::
        nefsin çok büyük hileleri vardır bir an seni vezirde eder rezilde
        insanın nefsinden yana karşı konulamaz bir doyumsuzluğu vardır ve bu doyumsuzluk haksızlıklarıda beraberinde getirir insanoğlu için…ve bu dünya cennet yurdu yanında yetersizliklerle doludur onun içinidirki insan hak nefis üçgeninde bocalayıp dururuz.

        burda sami nin yazılarını çok beğeniyorum akıllı……ikinizinde nasiat alması ümidi ile bu sözlerimden
        yukardaki sözler ordan burdan çalıntı değildir ..şiiri senin için yazdım merve şiirden sonraki yazıdanda ikinizde bir ders çıkarın…

        nice iyi insanlar gördüm yoldan çıkmışlar
        nice kötü huylu insan tanıdım hakkı bulmuşlar
        bu canın hamuru yedi iklimdir unutmayın
        bugün nasiat veren yarın nasiat alabilir
        o yüzden nefsinize yan çıkmayın
        birgün olurda sizi gerçeten sınamak isterse
        ben ettim nefsim sen etme demeyide ihmal etmeyin

        allah nefse soruyor sen kimsin ben kimim
        nefis sen bensin bende senim diyor
        bunu böyle düşünmeyin…
        nefsime soruyorum sen kimsin ben kimim
        nefs ben senim sende bensin diyor
        eğer nefsine hakim olamıyorsan nefs
        doğru söylüyor lakin nefsin isteklerini
        kısıtlayıp nefse hükmedebiliyorsan
        iste nefsinin rabbi sensin …….bireysel düşünceden genel düşünce kapsamına geçmek

  116. mervece dedi ki:

    ayrıca başka bir konu altında sizinle Allah neden kendine inanmayanları cehennemde yakıyor anlamıyorum demiştiniz… üstteki yorumunuzla bunun sebebini siz açıklamış oldunuz…
    sitemde hıcal uluç un bir yazısını paylaştım… benim düşünceme göre, haksızlığa seyirci kalmakta haksızlığı yaomakla aynı…
    ataistlerin düşünce tarzı, bir çok haksızlığa, yasağa göz yumuyor… yapanı hoş karşılıyor… hıncal uluç un yazısını okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız…
    kısacadenildiği gibi; cennet UCUZ, cehennem LÜZUMSUZ değil…

  117. mervece dedi ki:

    orıon, son kez yazıyorum… videoyu izle güzel kardeşim… bütün sorularına cevap bulacaksın inşallah…
    paylaşımların için teşekkür ederim.. her daim sizin için dua edeceğim…kal sağlıkla…

    • orion dedi ki:

      gönüller bir olsun yeterki. dinler sadece bir araçtır…aslında senle bir şiirimi paylaşmak isterdim burada paylaşmak istemiyorum….o şiir biraz tasavvuf kokuyor sakıncalı buluyorum….ama içimden geldi..onun yerine bunu paylaşcam senle… şiirler paylaşılmazsa neye yarar demi::::
      bu şiir için sana birde demo müzik link yollayacağım hem dinle hem oku ::::::eğer bu şiirimi okuyupta emeğe saygı gösterenler bu şiirimi parça parça edip orda burda kullanmazsalar minnettar kalırım:::::

      benim yüreğimsin
      doğarsın büyürsün ve tabiki her insan gibi
      ömründe bir kez olsun sevilmesende seversin
      aslında sen şu ölümlü fani dünyada yüreğim için
      ellerimle ulaşamadığım kalbimdeki bir dileksin
      benim bildiğim ama başkalarının bilmediği
      milyonlarca sayısız kişiden her hangi birisin

      ben sanki hayellerimde kendime bir ilah yarattım
      sen ise benden uzak bu sevgiden habersizsin
      sana sarılmak gelsede içimden her karşılaştığımızda
      aklımdan neler geçtiğini duymazsın bilmezsin
      gözlerime bakıp hiçbirşey olmamış gibi yanımdan
      gökyüzündeki yıldızlar gibi uzaklara savrulup gidersin

      dualarmı kabul edilir isyanlarmı aşk mahkemesinde
      bilmiyorum sevgilim sen beni nasıl önemsersin
      var olabilirmiyim bende senin düşüncelerinde
      bu esaretin bu büyünün düğümünü çözermisin
      göz yaşı olup dökülürmüyüm senin gözlerinde
      yoksa sen beni kendi kaderimemi terkedersin

      ben hergün görüyorum etrafımdaki farklı güzellikleri
      ama benim görmüş olduğum hiçbirşey sen değilsin
      beni sana böylesine bağlayan bu duygu nedir
      bilemiyorum belkide insan kılığına girmiş bir meleksin
      seni bana kimse anlatamaz hislerimi tarif edemez
      cigerlerime çektiğim aldığım nefes kadar önemlisin

      senin sıcaklığından uzak olmak korkutuyor beni
      benim için sen seni en son gördüğüm yerdesin
      sen olmadan en güzel anlar bile anlamsız geliyor
      kulaklarımda çınlıyor hala muhtaç olduğum sesin
      hüzünlerim mutluluğum bedenimde ayrılmaz parçam
      kalbimin sayfalarına yazdığım aşk kelimesinin harflerisin

      kaç kalem tükettim sana yazdığım sevda defterinde
      yüreğimdeki hislerin ne olduğunu anlayabilirmisin
      her anımda her saatimde uykularımda bile sen varsın
      sende beni benim sevdiğim gibi birgün severmisin
      unutmak gerçekten zor aklımdan çıkaramıyorum seni
      beni aşkınla günden güne yok ettiğini farkedermisin

      eğer değiştirebiliyorsan hemen değiştir şu düzeni
      çünkü benim için sen hayatımdaki herşeye değersin
      aşk aslında kendi kimliğini bulabilmek için bir kapı
      ışığını yansıttığında çaresiz içinde kaybolup gidersin
      bütün kötülüklerden ve savaşlardan uzak kalırsın
      gözlerin kamaşır onunla birlikte kendi aslına dönersin

      ruhumuz havadaki bulutlar gibi diri ve tek vücut
      ama yere çekilirken herzaman zerre zerre düşersin
      toprak kendinde her varlığı her yaradılışı farklı büyütür
      seni gözlerimde büyüttüğüm gibi bunu bilirsin
      işte ben seni öylesine çok seviyorum ve istiyorum
      sen bazıları için herhangi biri ama benim yüreğimsin

      • mervece dedi ki:

        yüreğine sağlık, kardeşim… gerçekten çok beğendim… notere tasdik etmeden, paylaşma bbir daha bence…emek hırsızı çok ne yazık ki… şiirlerini yayınladığın bir site açmalısın…

  118. mervece dedi ki:

    ayrıca, olurda bir site ya da blog açarsan, beni sitemden haberdar et… okumak isterim…

    • orion dedi ki:

      korkum şiirlerimi çalacaklar diye değil merve kalıbını bozmasınlar yeter…..niye istifade etmesinler bak bu yollayacaklarım hep bana ait sözler::::şu canıda dinlemeyi ihmal etme çok güzel sesi var…..

      insanın nefsinden yana karşı konulamaz bir doyumsuzluğu vardır ve bu doyumsuzluk haksızlıklarıda beraberinde getirir insanoğlu için…ve bu dünya cennet yurdu yanında yetersizliklerle doludur onun içinidrki insan hak nefis üçgeninde bocalayıp dururuz.

      güzel huylar ve yüce değerler
      alçak gönüllülük ve
      tevazu ile meydana çıkar..

      aşk bedenen yaşadıkların değil ruhen hissetiklerindir.aşk ile söylenmiş sözler muhakkak ki gönül süzgecinden geçmiştir.

      kötü olan alışkanlıklar çabuk elde edilir ama güzel olan şeyler zamanla kalıcı olur

      nefsinden veya dünya güzelliklerinden feragat etmek insan için daha hayırlıdır

      ben insan aşkını yüreğimde kaldıramadım
      sen hak aşkını yüreğinde taşımak istiyorsun
      ben sevdiğime tarifi misal bulamadım
      sen allah aşkını tarif etmekten bahsediyorsun

      aşk insanlara bazen bir ceza
      bazen ise bir mükafat
      bazende sonunu kestiremediğin
      uzunca bir yoldur
      seni bekleyen biri vardır belki ucunda
      sen durma devam et
      nasıl olsa her yaradılmış
      birgün kendi aslına çekilmeye
      mecburdur bu yolun sonunda..

      ilimde üstünlük dünya için
      amelde üstünlük ahir içindir..
      ilimmi amelmi dersen
      her ikiside insanı yüceltmek
      ve kesfetmek için derim……..

      insan alemde birdir
      alem insan içindir
      kanma sen nefsin oyunlarına
      hepimizin sonu bir avuç toprak
      kabir vede ahirdir

      maddesi su ruhu bulut özü yine bir

      kimi bulutlar gökyüzünde bembeyazdır
      kimileri kapkara siz o kapkara olanlar gibi olmayınki
      tekrar aşağılara düşmeyesiniz

      hakkı yüceltmek kula özgü değildir
      kul sadace şaşadan gösrerişten uzak
      onun ilmiyle kendi benliğini olgunlaştırır
      insanı insan olduğu için sevebilmek
      engüzel dindir çünkü aslımız nur cismimiz topraktır..
      insanın en büyük düşmanı nefsidir
      ammavelakin insan en büyük gücüde
      onun ışığından alır.
      eğer onu doğru kullanmayı öğrenirsen
      aşamıyacağın yol yoktur..

      eğer gereğinden çok konuşursan
      seytanın fitnelerindendir
      eğer yerince konuşursan
      söyleyen sen olsanda söyleten haktır

      aşk ile girmiş olduğun şavaşta
      hakkın sana vermiş olduğu
      değeride ölçersin…

  119. mervece dedi ki:

    bende sana bu şarkıyı gönderiyorum kardeşim… sözlerine dikkat…

    Yok mudur senin senden başka bir şey bildiğin
    Demin kırılıp ağladığına değecek hiçbir şey yoktu
    “Bağladın gözünü ellerinle bağladın,”
    unuttun “dününü”
    Sanki o ellerini tutacak hiç kimse yoktu
    Harcama “kinini” harcama “sevgini”
    Bırak “başka şeylere” kalsın

    Hayat bir susamak “haddinden fazla” içtin,
    “Boğuldum” diye dert yanma
    “-Bakıp gör arada- , bakılmaktan ziyade”
    Yeter dur şurada
    “Haramlardan helale”, gidip gelmeyi “aşk” sanma
    Zorlama gücünü -kollama öcünü-
    Çek gitsin acını bir dem kalsın

    “Sebebini bilmeden değerini görmeden yaşıyor musun?”
    “Hayat mülk değil alınıp satılmaz biliyor musun? ”

    Seni kırmadan kalbinden arınmadan
    Günahını almadan git ne olursun.

    ——-
    bu siteye son mesajımdı bu… artık girmeyeceğim… Rabbim herkesin yar ve yardımcısı olsun inşallah…