İSLAM’DA SÜT KARDEŞLİĞİ

İslâm’da evlenme engeli taşıması bakımından “doğurmak” ile “süt vermek” arasında hiçbir fark yoktur. Süt anne ile evlenmek haram olduğu gibi, süt kardeşlerle evlenmek de haramdır. Hatta torunlarına bile aralarında evlenmek haram kabul edilmiştir. İslam’da süt evliliklerindeki yasağın formülü şudur: “Emenin emzirene nefsi haramdır, emzirenin emene nesli haramdır.” Sütün miktarı kimi İslamcılara göre 1 damla da olsa kural geçerlidir. Kimilerine göre ise midesine inecek ölçüdedir. Kur’ân, kendisiyle evlenilmesi haram kılınan kadınlar arasında, “süt anneleri ve süt kız kardeşleri” de sayar.

Nisa-23. Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Hadislerde ise “Süt emmek, soy bağının haram kıldığı her şeyi haram kılar” denmiştir. Continue reading

Posted in Din | Tagged , , | 2 Yorum

ERMENİ MESELESİ – 2

SAVAŞ ÖNCESİ OLAYLAR ve İSYANLAR

Rus Harbi, Ermeni meselesinde tarihi kırılma noktasıdır ve bu savaşın ardından gelişen olaylardan sonra artık Ermeniler Osmanlı’nın gözünde Millet-i sadıka olarak görülmekten çıkmaya başlamışlardır.

Yazımızda Ermeni olaylarını çok yönlü olarak ele alacak ve konuya farklı pencerelerden bakmaya çalışacağız. Çünkü Ermeni meselesi, sadece 1915 tehcir faciası değildir. Bir soykırım olmasa da büyük acıların, trajedilerin yaşandığı bir dönemdir.  Etnik farklılıkların ve çatışmaların, dinsel, kültürel farklılık ve çatışmalarla iç içe geçtiği olaylar bütünüdür. Bağımsızlık mücadelesi verenlerle dinci, milliyetçi şovenlerin ve olayların dışında kalmak isteyen Ermeni sakinlerinin birbirine karıştığı-karıştırıldığı bir toplumsal olaydır. Yani, at izi it izine karışmıştır.  Meseleyi sadece 1915-1919 arasında yaşananlar, ya da son dönemde kasıtlı olarak 1919-1923 arası yaşananlar olarak göstermeye çalışmak; siyasidir, tek yanlıdır ve konuyu sadece azınlık Ermenilerin yok edilmesi projesi olarak sunma gayesi ve gayretidir. Bunun yanında konuya kendi milliyetçi penceresinden yaklaşarak kişileri, olayları, yaşananları çarpıtanlar ve kendi şoven anlayışlarına pay çıkarmak isteyenler de vardır. İslamcısı ayrı, yeni Osmanlıcısı ayrı, Türk milliyetçisi ayrı, Kürt milliyetçisi ayrı, Kemalisti ayrı, antiKemalisti ayrı, Ermenisi ayrı, Diasporacısı ayrı pencereden değerlendirir ve yeterince objektif değerlendirmede bulunamazlar.  Continue reading

Posted in Tarih | Tagged , , , , , | 2 Yorum

ERMENİ MESELESİ -1

ERMENİLERİN KÖKENİ ve 1071 Öncesi Ermeniler

Ermeniler, Anadolu’nun ve Kafkasya’nın kadim halklarından biridir. Tarihi kökenleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, Tarihçi Herodot; Ermeniler’i,  Trakya kökenli Frigler’in doğuya, Urartu bölgesine yönelen bir kolu olduğunu söylemiştir. Bu göç eden Frig kolu topluluğunun, Kafkas halklarıyla, Urartu ve Hurrilerle karışarak Ermeni toplumunu oluşturdukları ileri sürülür. Ancak Ermenilerin Urartu oldukları söylenemez, çünkü aynı dil ailesinden değillerdir ve gramerleri arasında hiçbir benzerlik yoktur.

Tarihte Ermenilerden ilk olarak MÖ 521 yılında 3 ayrı dilde yazılmış Pers İmparatoru Darius’un Behistun yazıtındaki “Armina” sözcüğünde rastlanır. “Ermenileri yendim” ifadesi tarihte Ermeni’lerden söz eden ilk arkeolojik kanıttır. Bu tarihte Urartular yıkılmış ve Anadolu Pers kökenli Med’lerin egemenliğine girmişti. MÖ. 3000 yıllarına ait Akad çivi yazılarında Doğu Anadolu bölgesine “Armanu” denmesi, Ermenilerin yaşadıkları coğrafyanın adını aldıkları tezini güçlendiriyor. Continue reading

Posted in Tarih | Tagged , , , , | Yorum yapın

ERMENİ MESELESİ ve UAD

BM Soykırım Tanımı ve Koşulları

Birleşmiş Milletler Kurulu’nun 1948’de karar aldığı ve 1951’de yürürlüğe koyduğu “soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılması sözleşmesi”ne göre soykırımın tanımı ve koşulları şöyle belirlenmiştir:

Ulusal, etnik,  ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen  ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden herhangi biri, soykırım suçunu oluşturur.

a- Gruba mensup olanların öldürülmesi;

b- Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;

c- Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;

d-  Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;

e- Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek; Continue reading

Posted in Politika | Tagged , , , , , | 2 Yorum

SOVYETLER BİRLİĞİ NEDEN YIKILDI?

Yaklaşık 70 yıllık bir sosyalizmin çöküş nedenlerinin sol içinde yeterince tartışılmadığı ve bundan dersler çıkarılmadığı açıkça görülüyor.

Yıkılmadan önce kimi sol gruplarca sosyal emperyalist ve sosyal faşist, kimi sol gruplarca revizyonist olarak eleştiriliyordu. Kimisi geri dönüşün yaşandığını, kimisi ise karşı devrimin çok daha önceden sinsice gerçekleştirildiğini öne sürüyordu.  Buna karşın Sovyetler Birliğinde her şeyin düzgün gittiğini savunan, iddiaların emperyalistlerin karalaması olduğunu öne süren gruplar da vardı.

Sonuç, geri dönüşün olduğunu ileri sürenleri haklı çıkardı. Continue reading

Posted in Politika | Tagged , , , , | 3 Yorum

İSLAM’DA CİHAD KAVRAMI

CİHAD ve SAVAŞ

TDK’ya göre cihad: Din uğrunda yapılan savaş.

Kur’an’da Cihad:

Nisa/ 95. Mü’minlerden, bir mazereti olmaksızın cihaddan geri kalanlar, Allah yolunda malları ve canlarıyla cihad edenlerle bir olmaz. Allah, malları ve canlarıyla cihad edenleri, evlerinde oturanlardan mertebece daha üstün kılmıştır. Gerçi hepsine Allah Cenneti vaad etti; ama cihad edenleri, pek büyük bir ödülle, oturanlara üstün kıldı.

Tevbe/ 20. İman eden, hicret eden ve Allah yolunda malları ve canlarıyla cihad edenler, Allah katında en yüksek mertebededirler. Muradına erenler de işte onlardır.

Arapçası cihad, “C-H-D” kökünden gelen bir kelime olup “zorluklara katlanma ve mücadele, güç-destek verme, gayret etme” şeklinde genelde zorlu bir çalışma ve gayreti gerektiren fiiller için kullanılır. Continue reading

Posted in Din | Tagged , , | 1 Yorum

DERSİM TEZGÂHI

VE GİZLENEN GERÇEKLER

Başbakanın özürlü Dersim açıklamasından sonra medyada Dersim olayları sıkça yeralmaya başladı. Tv’deki programlarda olsun, gazete köşe yazılarında olsun Dersim isyanı ve sonuçları ele alınıyor. En çok konuşulan da Atatürk’ün Dersim harekatı’nda sorumluluğu olup olmadığı.

Görmekteyim ki elbirliği-sözbirliği etmişçesine bir kesim hep aynı nakaratı tekrarlamaktadır.
Zırvalarını özetle belirteyim:

“Dersim bir çıban olarak görülüyordu. Amaç Dersimlileri Türkleştirmekti. Ama bunda başarılı olamayınca katliama karar verdiler.
O amaçla 1935 Tunceli Kanununu çıkardılar. 1937′de de katliam harekatına giriştiler.
Ortada bir isyan yoktu. Sanki isyan varmış gibi, isyanı bastırıyormuş gibi Dersim’i yakıp yıktılar, halkı katlettiler.
Katliamdan Atatürk’ün de haberi vardı. Bizzat “vurun!” emrini Atatürk verdi. Manevi kızı Sabiha Gökçen de uçakla Dersim’i bombalayanlar arasındaydı.
Dersim’in katliam planını Atatürk yaptı. Trabzon Atatürk evi’nde bu plan hala duvarda asılı durmaktadır.” Continue reading

Posted in Tarih | Tagged , , , , | 14 Yorum

SULTANLARIN HACCI

PADİŞAHLAR NEDEN HACCA GİTMEDİ?

 ”Benim hacca gitmem farz değil midir?” sorusu muhakkak ki birçok padişah tarafından şeyhülislamlarına sorulmuştur. Şeyhülislamların buna verdikleri cevap ise kendinden öncekilerin bu konuda yaptığına uygun bir cevaptır. Yani temayüle uyulmuştur.
Temayül kendinden önceki padişahlara haccın farz sayılmamış olması ve hiç birinin gitmemiş olmasıdır.
Bu temayülün sebebi nedir?
Osmanlı’nın kuruluş döneminde Tasavvuf’un hakim olması ve ilk padişahların ahiliğe bağlı olmasıdır. Sünniliğe Yıldırım Beyazıt’ın Zeyniyye tarikatına girmesiyle bir kapı açılmışsa da Tasavvufi görüşlerin ve Bektaşiliğin etkisi çok uzun yıllar devam etmiştir. Genç Osman’ın bu temayülü kırma girişimi ise bir Bektaşi ocağı olan Yeniçeriler tarafından önlenmiş ve bu hayatına mal olmuştur. Sonraki padişahlarda ise temayül devam etmiştir.  Continue reading

Posted in Din | Tagged , , , | Yorum yapın

MİTOLOJİ ve DİNLERDEKİ CANAVARLAR

DABBETÜL ARZ ve AGARTA

Dabbetül Arz, Neml suresi’nin 82. ayetinde geçen ve 1400 yıldır İslam araştırmacılarının, tefsircilerin, hadisçilerin ne olduğu hakkında ortak kanıda bulunamadıkları bir mahluktur.

Neml-82. “Verilen sözün gerçekleşeceği zaman, “yerden çıkan mahluk”, onların ayetlere kesin olarak inanmadıklarını söyleyecektir.

Ayetteki verilen söz, kıyamet sözüdür. “Yerden çıkan mahluk” ise “Dabbetül arz”dır. Aslında sözkonusu olan “dabbet” Neml Suresi’nde “dabbetün min el ard” دابت من ال ارض” “Arz’dan/Yer’den bir dabbe” diye yazmaktadır. “Dabbetül arz دابة ال ارض” ” Arz’ın/Yer’in Dabbesi/Dabbeti” ibaresi ise Kur’an’da Sebe Suresi, 14′te Süleyman’ın bastonunu kemiren kurt için kullanılmaktadır.

Sebe-14. “Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü cinlere değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca öldüğünü anlayabildiler. Zaten gaybı bilmiş olsalardı böyle azap içinde aşağılık bir yaşamları olmazdı.” Continue reading

Posted in Din | Tagged , , , | Yorum yapın

İSLAM’DA KADER SAFSATASI

Amentü’nün sonuncu maddesi kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmaktır.

Ancak Nisa-78’de iyiliğin de kötülüğün de Allah’tan geldiği yazılıyken, Nisa-79’da iyiliğin Allah’tan, kötülüğün ise insanın kendisinden geldiği yazılıdır.  Peşpeşe iki ayette yer alan bu çelişkinin ötesinde, kader-irade inancı  ile Allah’ın her şeyi ezelden bildiği inancı da birbiriyle çelişkilidir.

İslam’a göre Allah, ezelden ebede meydana gelecek bütün olayları en ince ayrıntılarıyla bilir. İnsanların yaşamlarındaki tüm detaylar, işleyeceği günahlar ve sevaplar, iyi ve kötü amelleri, hidayete erip ermeyeceği, cennetlik mi cehennemlik mi olduğu Allah tarafından ezelden bilinir ve tüm bunlar Levh-i Mahfuz denen Allah katındaki ana kitapta yazıldır. Continue reading

Posted in Din | Tagged , , , , , | 6 Yorum

OSMANLI’DA ŞERİAT – CUMHURİYET’TE LAİKLİK

Cumhuriyet devrimlerini küçümseme çabasında olanlar; Cumhuriyet’in Osmanlı’dan miras kaldığını söyleyebilecek derecede absürd iddialarda bulunurlar. Onlara göre devrimler olmasa bile Osmanlı ile devam edildiğinde benzer gelişmeler yine olacaktır.
Osmanlı’nın şeriate dayalı bir hukuk sisteminin olmadığını, laikliğin temellerinin Osmanlı tarafından atıldığını, cumhuriyeti kurmanın amacının halk yararına değil, devlet kutsiyetinden kaynaklandığını ileri sürerler.
Hatta bazıları öylesine uçar ki, Osmanlı meşrutiyetinin cumhuriyetten daha demokratik olduğunu dahi iddia eder. Bu sapkınlar, meydanlarında aynı kişinin heykeli olan faşist bir ülkede yaşamaktansa monarşik bir ülkede yaşamayı tercih ettiklerini söyleyebilecek kadar meczuplaşır.

Bu başlık altında Osmanlı’nın şeriate dayalı bir devlet olup olmadığını, şeriat ve adalet uygulamalarını ve cumhuriyetin getirdiği farkı ele alacağız. Continue reading

Posted in Politika | Tagged , , , , | Yorum yapın

İSLAM’IN YANLIŞ KUR’AN YORUMLARI

İslam,  uydurma hadislerin etkisiyle Kur’anın yanlış yorumlanmasından kaynaklanan bir çok safsataya sahiptir. Bu başlıkta aşağıdaki konuları ele alarak bunlardan bazılarına değineceğiz.

  •  Alemler
  • Kabir Azabı
  • Şeytan cin miydi, melek mi?
  • Cezasını çeken cennete mi gidecek?

“Alemler” kavramının çarpıtılması

“Alemlerin rabbi Allah”, “Muhammed, alemlere rahmet” sözlerini sıkça duyarız. Bu ifadeler Kur’an ayetlerinde de mevcuttur. “Alemler” sözcüğünden dünya ile birlikte dünya dışı yaşamların da kastedildiği öne sürülür.  Tabi ufocular buna dört elle sarılır ve dünya dışı uygarlıklar olduğunun Kur’an’da geçtiğini iddia ederler. Gerçekte böyle bir ifade yok. Continue reading

Posted in Din | Tagged , , , | 3 Yorum